Archives Şubat 2023

METEOROLOJİ UYARDI! YAĞMUR BEKLENİYOR…

Meteoroloji Dairesi, cuma ve cumartesi yer yer hafif yağmur beklendiğini açıkladı.

Dairenin yarından 1 Mart’a kadar olan döneme ilişkin hava tahmin raporuna göre, hava genellikle bulutlu, cuma gününden cumartesi gününe kadar hafif yağmurlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı önceleri 18-21 derece, diğer günlerde ise 22-25 derece dolaylarında olacak.

Rüzgar ise genellikle Kuzey ve Batı yönlerden orta  kuvvette esecek.

TC DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI DUYURDU…

TC Dışişleri Bakanlığı, merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan depremlerin ardından dış temsilcilikler eşgüdümüyle Türkiye’ye ulaştırılan ayni yardımlara ilişkin son verileri paylaştı.

Bakanlık, Twitter hesabından ayni yardımların yer aldığı grafikli bir paylaşım yaptı.

Buna göre, deprem bölgelerinde 19 ülke 22 sahra hastanesi kurarken, şu ana kadar 90 bin 15 çadır, 167 yaşam konteyneri ve 999 mobil hijyen ünitesi Türkiye’ye getirildi.

Ayni yardımlar kapsamında ise 1 milyon 344 bin 234 battaniye, 196 bin 538 uyku tulumu, 74 bin 750 yatak, 26 bin 622 jeneratör, 5 bin 722 ton giyecek, 3 bin 65 ton hijyen tıbbi malzemesi ve 5 bin 678 ton gıda Türkiye’ye ulaştı.

BRENT PETROLÜN VARİL FİYATI 80,72 DOLAR

Brent petrolün varili uluslararası piyasalarda 80,72 dolardan işlem görüyor.

Dün 83,25 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 80,60 dolar seviyesinde tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.29 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,14 artarak 80,72 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 74,11 dolardan alıcı buldu.

Fiyatlardaki kısıtlı yükselişte, Rusya’nın gelecek dönemde petrol arzını azaltabileceğine yönelik haberler etkili oldu.

Uluslararası basında yer alan haberlere göre, Rusya, martta batı limanlarından petrol ihracatını şubata göre yüzde 25’e kadar azaltmayı planlıyor.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, 13 Şubat’ta yaptığı açıklamada, martta petrol üretimini günlük 500 bin varil azaltacaklarını açıklamıştı.

ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz artışlarına beklenenden daha uzun süre devam edebileceği ve bunun da petrol talebini olumsuz etkileyebileceği endişeleri fiyatlardaki yükselişi kısıtlıyor.

Fed’in dün açıklanan son toplantısına ait tutanaklar, neredeyse tüm Fed yetkililerinin faiz oranının 25 baz puan artırılmasında hemfikir olduğunu, birkaç yetkilinin ise 50 baz puanlık faiz artışını desteklediğini ortaya koydu.

Öte yandan, Amerikan Petrol Enstitüsü, ülkenin ham petrol stoklarında geçen hafta önceki haftaya göre yaklaşık 9 milyon 895 bin varil artış tahmin edildiğini açıkladı. Piyasa beklentisi stokların 1 milyon 233 bin varil artacağı yönündeydi.



Stoklarda beklenenden yüksek artış öngörüsü, dünyanın en büyük petrol tüketicisi ülkede talebin düşük seyrettiği algısıyla fiyatları aşağı yönlü baskılıyor.

ABD Enerji Enformasyon İdaresinin resmi stok verileri bugün açıklanacak.

Brent petrolde teknik olarak 80,94 ile 81,11 dolar aralığının direnç, 80,68 ile 80,59 dolar aralığının ise destek bölgesi olarak izlenebileceği belirtiliyor.

22 ŞUBAT 2023/ NÖBETÇİ ECZANELER…

Ülke genelinde nöbetçi eczaneler listesi..

LEFKOŞA BÖLGESİ:

ECEGÜL ECZANESİ

22.02.2023 (Çarşamba)

08:00 – 00:00

(0392) 225 58 47

Şht.Kemal Ünal Cad. N0:118 /B Metropol Yolu Taşkınköy Lefkoşa

***

HAZAL REİS ECZANESİ

22.02.2023 (Çarşamba)

08:00 – 00:00

(0392) 228 65 05

İplik Pazarı Lefkoşa

***

SEZER ECZANESİ

22.02.2023 (Çarşamba)

08:00 – 00:00

(0392) 223 70 88

79/B Gz.Hasan Tahsin Cad.Kermiya Ortaköy Kermiya

GİRNE BÖLGESİ:

AYDIN LİFE ECZANESİ

22.02.2023 (Çarşamba)

08:00 – 00:00

(0392) 815 73 50

Kurtuluş Cad. Minimal Plaza N0:6 Doğanköy (Bellapais yolunda

***

NAZIM VARIŞ ECZANESİ

22.02.2023 (Çarşamba)

08:00 – 00:00

(0392) 821 30 88

Karaoğlanoğlu Cad. Yayla Mah. No:149 Alsancak Girne

***

ÖZGE ÖZÇINAR ECZANESİ

22.02.2023 (Çarşamba)

08:00 – 00:00

(0392) 815 90 90

Mete Adanır Cad. Cyprus Pools Apt. N0:28 C Girne

MAĞUSA BÖLGESİ:

ASYA TEKBIYIK ECZANESİ

22.02.2023 (Çarşamba)

08:00 – 00:00

(0533) 835 54 22 – (0392) 365 13 38

İsmet İnönü Bulvarı Hasipoğlu Residance B Blok N0:3 Gazimağusa

***

ECE ECZANESİ

22.02.2023 (Çarşamba)

08:00 – 00:00

(0392) 366 38 46

Mustafa Kemal Bulvarı, Özel Yaşam Hastanesi yanı, Gazimağusa

GÜZELYURT BÖLGESİ:

ERİN ECZANESİ

22.02.2023 (Çarşamba)

08:00 – 00:00

(0392) 714 70 52

Kutlu Adalı Bulvarı N0:41 Lemar Dük.Güzelyurt

LEFKE BÖLGESİ:

ENVER POLİLİ ECZANESİ

22.02.2023 (Çarşamba)

08:00 – 22:00 (22:00 – 00:00 On-Call)

(0392) 727 76 46

Şht.Mehmet Salahi Sok. Doğancı Life Sitesi LAÜ YOLU

İSKELE BÖLGESİ:

MEHMET İLBAN ECZANESİ

22.02.2023 (Çarşamba)

08:00 – 22:00

(0533) 834 82 51

Atatürk Cad. Ada Karanfil Sok. No: 9D, Harup Fabrikası karşısı, Boğaz, İskele

TATAR: DEPREM ANA GÜNDEMİMİZ

Cumhurbaşkanı Tatar, Stewart ile görüşmesinin ardından basına konuştu

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Rum lider Nikos Hristodulidis ile yarın yapacağı toplantının esas amacının bir tanışma, bir görüşme ve ileride yapılacak birtakım görüşmelere alt yapı hazırlığı yapmak ve teknik komitelerin daha fazla faydalı olabilmesi için iki liderin arasında diyalog kurulması olduğunu” söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Hristodulidis ile yarın yapacağı toplantıda Kıbrıs’ta olası bir deprem durumunda iki taraf arasında nasıl iş birliği ve bunun hazırlıklarının nasıl yapılabileceği konusunda öneride bulunacağını da açıkladı.

Cumhurbaşkanı Tatar, bugün BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Kıbrıs’taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Colin Stewart’la görüşmesinin ardından basına açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanlığında yaklaşık bir saat süren Tatar-Stewart görüşmesinde, Cumhurbaşkanı Tatar’ın Özel Temsilcisi Ergün Olgun ile müzakere heyetinden Güven Yaratıcı Önlemler ve İki Taraflı Teknik Komiteler Koordinatörü Güneş Onar, Hukuk İşleri Danışmanı Sülen Karabacak, Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Özel Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, Mütercim Tercüman Özlem İnce ve Dış Basın Sorumlusu Kerem Haser de hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kanadalı diplomat Stewart’ın, Rum Yönetimi başkanlığına seçilen Nikos Hristodulidis ile yarın yapacakları gayriresmi buluşmanın hazırlıkları kapsamında kendisini ziyaret ettiğini belirterek, Stewart’ın dün de Rum lider Hristodulidis ile bir araya geldiğini hatırlattı.

-Tanışma toplantısı 

Tatar, görüşmede, Stewart ile Kıbrıs meselesinin özünü, gelinen aşamada Kıbrıs Türk tarafının beklentilerini detayları ile konuştuklarını ifade ederek, yarınki toplantının bir “tanışma toplantısı” olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle konuştu:

“Genel anlayış; yarınki toplantının genel anlamda bir tanışma toplantısı olabileceğidir. Burada, Birleşmiş Milletler’in aracılığıyla Kıbrıs’ta ileride yapılabilecek görüşmelerde herkesin hazırlıklı olabilmesi için bir tanışma, bir görüşme…”

Tatar ayrıca, yarınki toplantıda, şu anda farklı teknik komitelerde yürütülmekte olan günlük temasların ve mevcut iş birliklerinin ilerletilmesi konusunun ele alınabileceğini belirtti.

-“Deprem ana gündemimiz”

Tatar, konuşmasına şöyle devam etti:

“Stewart’ın Türkiye’de yaşanan deprem nedeniyle geçmiş olsun dileklerini iletmesi üzerine, şu anda bizim depremle meşgul olduğumuzu, büyük bir felaket yaşadığımızı, Adıyaman’da o büyük depremde yavrularımızı kaybettiğimizi ve son iki haftadır Kıbrıs Türkü’nün bu yası yaşadığını, çok büyük bir üzüntü olduğunu, yavrularımızın adını yaşatmak için şu anda çalışmalar yürütüldüğünü, çok sayıda insanımızın hem Adıyaman’da hem diğer deprem bölgelerinde hayatlarını kaybettiğini, 1974 sonrası buraya gelip yerleşmiş kardeşlerimizin çok sayıda akrabasının hayatlarını yitirdiğini aktardık. Dolayısıyla deprem ana gündemimiz.”

-“Yarınki buluşma daha önceden kararlaştırılmıştı. Bu görüşmeye yarın katılacağız”

Yarınki buluşmanın daha önceden kararlaştırıldığını belirten Tatar, “Bu görüşmeye yarın katılacağız” diyerek, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesiyle ancak Kıbrıs’ta resmi müzakerelere başlanabileceğini yineledi ve bunu yarınki buluşmada da söyleyeceğini Stewart’a ifade ettiğini bildirdi.

-“Teknik komitelerde, çeşitli konularda iş birlikleri hem bizlerin hem de Güney Kıbrıs’taki Rumların menfaatinedir”

Cumhurbaşkanı Tatar, teknik komitelere verdiği önemi yineleyerek, geçen ay, Gazimağusa’da 16 yaşındaki Zehie Helin Reessur cinayetinin ardından Suç ve Suça İlişkin Teknik Komitenin eş başkanı Salih Doratlı’nın ilgili cinayet zanlısının tutuklanarak iade edilmesi talebinde bulunduğunu ve bu girişimin ardından ilgili şahsın iki saat içerisinde tutuklanarak ve iade edildiğini hatırlattı. Tatar, “Tüm bu teknik komitelerde, çeşitli konularda iş birlikleri hem bizlerin hem de Güney Kıbrıs’taki Rumların menfaatinedir” dedi.

– “Bu küçük adada deprem konusunda iş birliğinin olabilmesi fevkalade önemli”

Tatar, Stewart ile yapılan görüşmede deprem konusunun gündeme geldiğini belirterek, bugünkü görüşmede Stewart’a da yarın bu konuyu gündeme getireceklerini ve Kıbrıs’ta olası deprem durumunda iki taraf arasında nasıl iş birliği yapılabilir konusunda Kıbrıs Türk tarafının önerisi olacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar şöyle konuştu:

“Türkiye’de depremlerin Hatay’a kadar gelmesi, ileride bu depremlerin burada da olabileceği yönünde uzman görüşleri var. Bunu herkesin bilmesi lazım. BM ile bunu da paylaştım. Biz son iki haftadır burada her gün depremi konuşuyoruz. Kıbrıs bir deprem bölgesindedir. Belki şiddetli bir deprem olmaz ama netice itibarıyla hazırlıklı olmamız gerekiyor. Dolayısıyla, Kıbrıs adasında, bu küçük adada, böylesi bir iş birliğinin olabilmesinin fevkalade önemli olduğunu ifade ettim. Bizim, Adıyaman’daki ekiplerimizin başarılı çalışmalarından bahsettim, orada altı gün, enkaz altındaki çocuklarımızı kurtarmak için gösterilen o çabayı bir kez daha takdir ettiğimizi ifade ettim. Bizim ekiplerimizin, uzmanlarımızın tecrübeli ve donanımlı olduğunu, her konuda iş birliği yapabileceğimizi ifade ettim. Eminim ki, Güney Kıbrıs’ta da böyle bir durumda acil ekiplerin nasıl hareket edebileceği, arama-kurtarma çalışmaları konusunda düşünceler vardır. Dolayısıyla, ben her zaman diyalogdan yanayım, her zaman karşı tarafla iletişimde olunması gerektiğine inanıyorum.”

-“Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü”

Cumhurbaşkanı Tatar, “Benim siyasetimi zaten herkes biliyor; iki devletin iş birliği ile ancak Kıbrıs’ta bir anlaşma olabileceğini ve Kuzey’deki devletin mutlaka egemen olması gerektiğini… Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü… Bu noktalarda bir anlayış gelişirse ve kabul edilirse o zaman resmi müzakerelere geçebiliriz” diye devam etti.

“Yarınki toplantının esas amacı bir tanışma, bir görüşme ve ileride yapılacak birtakım görüşmelere belki alt yapı hazırlığı yapmak, ama esas itibarıyla bu teknik komitelerin de çalışabilmesi, daha fazla faydalı olabilmesi için iki lider arasında diyaloğun kurulması” diyen Tatar, “BM’ye ifade ettiğim gibi, yarınki görüşmede deprem konusunda iş birliği nasıl yapılabilir, bunun hazırlıkları nasıl olabilir, bu konuda bir önerim olacaktır” dedi.

OLAĞANÜSTÜ TOPLANTI GERÇEKLEŞTİ

Deprem bölgesinde yaşayan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde öğrenim gören üniversite öğrencilerine yönelik alternatifli eğitim modelleri ve destek konularının ele alındığı olağanüstü toplantı Başbakan Ünal Üstel başkanlığında Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Maliye Bakanı Alişan Şan, YÖDAK Başkanı Turgay Avcı ve KKTC’de eğitim veren 21 üniversitenin rektörlerinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıda felaket bölgesinde yaşayan, birinci derecede yakınlarını, ailelerini, evlerini ve gelir kapılarını yitirmiş öğrencilere destek olabilmek için alınabilecek kararlar görüşüldü.

Deprem bölgesinde yaşayan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üniversitelerinde öğrenim gören Öğrencilere Özel Deprem Destek Paketi’nin yarın yapılacak son hazırlıkların ardından açıklanacağı duyuruldu.

100 TSK MENSUBU HAYATINI KAYBETTİ

Savunma Bakanı Hulusi Akar, Maraş depremlerde toplam 100 TSK mensubunun hayatını kaybettiğini, bir üsteğmen ve bir astsubaya ise halen ulaşılamadığını söyledi.

Maraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde 6 Şubat günü meydana gelen ve 11 ilde yıkıma neden olup 42 binden fazla can kaybına yol açan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor.

Çalışmaları Hatay’ın Serinyol ilçesindeki 8. Komando Tugay Komutanlığı’nda takip eden Savunma Bakanı Hulusi Akar, depremlerde toplam 100 TSK mensubunun hayatını kaybettiğini açıkladı.

Habertürk’ten Fevzi Çakır’ın sorularını yanıtlayan Akar, “Toplam 100 arkadaşımızın hayatını kaybettiğini öğrendim. 66 arkadaşımız yaralı. Çoğu taburcu oldu. Bir üsteğmen ve bir astsubayımıza halen ulaşılamadı. DNA testleri dahil, akrabaları ile görüşmeler dahil iki silah arkadaşımıza ulaşmanın gayreti içindeyiz. Acılarımız karıştı. Bir taraftan silah arkadaşlarımızın durumları ile ilgilenirken bize düşen görevler de var. Acılarını bırakıp ailesinden kayıp olanlar dahil arama kurtarma faaliyetlerinde vatandaşlara yardımcı olmak için katkıda bulundular” diye konuştu.

‘GEMİLER VE AMBULANS UÇAKLAR 4.30’DAN SONRA HAZIRDI’

Askerin devreye geç girdiğine yönelik eleştirilerin maksatlı olduğunu kaydeden Akar, 4.30’daki “Hazır ol” emrinin ardından gemilerin, ambulans uçakların hazır hale getirildiğini söyleyerek şöyle devam etti: “Buradaki silahlı kuvvetlerimiz ilk andan itibaren depremle mücadeleye katıldığını herkesin görmesi lazım. Kendi ajandaları için bazı gerçekleri görmezden geliyorlar. Çok önemli katkılar sağladık. Sadece personel katkısı değil. Büyük gemilerimizle Batı’dan İskenderun’a doğru büyük iş makinaları ve teknik personelin gelmesi sağlandı. Bunlarla birlikte gemilerle hastalarımızı Mersin’e tahliye etmek mümkün oldu. 65 uçak, 70 helikopterle, ihtiyaca göre İHA’ları uçurmak suretiyle faaliyetlerimizi yoğunlaştırdık. Şu ana kadar hava filosu çok önemli. 5294 sorti yapıldı. Herkes görevinin başında.”

CUMA VE CUMARTESİ YER YER YAĞMUR BEKLENİYOR

Meteoroloji Dairesi, cuma ve cumartesi yer yer hafif yağmur beklendiğini açıkladı.

Dairenin yarından 1 Mart’a kadar olan döneme ilişkin hava tahmin raporuna göre, hava genellikle bulutlu, cuma gününden cumartesi gününe kadar hafif yağmurlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı önceleri 18-21 derece, diğer günlerde ise 22-25 derece dolaylarında olacak.

Rüzgar ise genellikle Kuzey ve Batı yönlerden orta  kuvvette esecek.

AD-HOC KOMİTE İLK TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ

Cumhuriyet Meclisi, Doğal Afet ve Depremle İlgili Mevzuatın Düzenlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel (AD-HOC) Komite bugün UBP Milletvekili Komite Başkanı Özdemir Berova başkanlığında ilk toplantısını yaptı.

Meclis’ten yapılan yazılı açıklamaya göre, Doğal Afet ve Depremle İlgili Mevzuatın Düzenlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel (AD-HOC) Komite, gündeminde bulunan davetlileri dinledi.

Komite toplantısına davetli olarak katılan Maliye Bakanlığı, Başsavcılık, Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği, Kıbrıs Türk Ticaret Odası, Kıbrıs Türk Sanayi Odası, Dev-İş, KTAMS, HÜR-İŞ, KAMUSEN, KTÖS, KTOEÖS, TÜRKSEN, GÜÇ-SEN, KOOP-SEN, VERGİ-SEN, TIP-İŞ, MALİYE-SEN, DAÜ BİR-SEN, ÇAĞ-SEN, TEL-SEN, Yerbilim Mühendisleri Odası, Çevre Platformu (Yeşil Barış Hareketi)’ndan yetkililer katılarak konu ile ilgili görüşlerde bulundu.

UBP Milletvekili Özdemir Berova başkanlığındaki toplantıya CTP Milletvekili Komite Başkan Vekili Fikri Toros, Komite üyeleri YDP Milletvekili Talip Atalay, CTP Milletvekili Devrim Barçın, UBP Milletvekili Ahmet Savaşan, DP Milletvekili Hasan Tosunoğlu ve UBP Milletvekili Emrah Yeşilırmak katıldı. Komite toplantısında ayrıca, UBP Milletvekili Hasan Küçük, CTP Milletvekili Erkut Şahali, Bağımsız Milletvekilleri Ayşegül Baybars ve Jele Refik Rogers de yer aldı.

TOPLANTILAR DEVAM EDİYOR…

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar başkanlığında KKTC’nin deprem başta olmak üzere her türlü doğal afete karşı hazır olmasına yönelik teknik uzman, bürokrat ve akademisyenlerle başlattığı toplantılar devam ediyor.

Cumhurbaşkanlığı’nda bugün gerçekleştirilen toplantıda, KKTC’de bulunan binaların mevcut durum değerlendirmesi ve alınması gereken tedbirler görüşüldü.

Devletimizin tüm kurumlarıyla, bilimin ışığında teknolojiyi ve dünyayı daha da yakından takip ederek, her olasılığa hazır, her koşulda aktif, hızlı ve sistemli sahip olduğu çalışma mekanizmasını daha da ileri noktalara taşımasının gerekliliğine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, alanında uzman kişilerin görüşleri doğrultusunda, olası afetlerin riskini asgariye indirecek adımların atılmasına yönelik Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlenen toplantıların önemine dikkat çekti.

“Cumhurbaşkanlığı’nda uzmanlarla gerçekleştirdiğimiz toplantılar, afet risklerinin azaltılması, toplumun afet ve acil durumlarla ilgili farkındalığının artırılarak doğru davranış biçimlerinin geliştirilmesine yöneliktir” diye konuşan Cumhurbaşkanı Tatar, insanımızın can ve mal güvenliğiyle ilgili atılacak olan her türlü siyasi adımın destekçisi olacağını vurgulayarak, hükümetin ve sivil toplum örgütlerinin ortak akıl çerçevesinde bir araya gelerek bilim ışığında üretilecek tedbiri kararların önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Tatar, hükümetin de bu konuda büyük bir kararlılıkla hareket ettiğini ifade etti.

KKTC sınırları içinde bulunan istisnasız tüm binalara ve binaların bulundukları zeminlere gerekli testler yapılıp, güvenli olmayan binaların en kısa sürede tespit edilerek kısa vadeli tedbirlere öncelik verilmesi gerektiği ifade edilen toplantıda, konunun uzmanı teknik kişiler, oda başkan ve yöneticileri ve akademisyenlerle yürütülen toplantıların çok daha geniş katılımlarla sürdürülerek bir yol haritası belirlenmesinin önemine dikkat çekildi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın başkanlığındaki toplantıda Cumhurbaşkanlığı Daire Müdürü Doç. Dr. Serkan İlseven, Cumhurbaşkanlığı Deprem Komitesi Başkanı ve Yerbilim Uzmanı Prof. Dr. Cavit Atalar, Cumhurbaşkanı Danışmanı Mesut Genç, Cumhurbaşkanlığı Mimarı Özgün Olguner, Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu Sorumlusu Çağıl Günalp, Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili, Şehir Planlama Dairesi Müdürü Türkmen Yiğitcan ve Akademisyen Cemil Atakara yer aldı.

İNDİRİMLİ BİLET OLACAK

Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, kişisel sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, depremzede öğrenciler için indirimli bilet olacağını duyurdu.

Arıklı’nın açıklaması şu şekilde:
“Bilindiği gibi Hükümetimiz deprem felaketine uğrayan 10 ilden ülkemiz üniversitelerinde okuyan yaklaşık 10.000 civarındaki öğrencinin öğrenimlerine devam edebilmeleri için, bir dizi çalışmalar yapmaktadır.
Bu doğrultuda Türkiyede yaptığımız görüşmeler sonunda THY, Depremzede Öğrencilerin Kıbrısa ulaşımı için özel bir paket hazırlamıştır.
THY, 23 Şubat-10 Mart tarihleri arasında KKTC ye gelecek Depremzede öğrenciler için İstanbul, Ankara, Antalya ve Adana’yı ulaşım merkezi olarak tespit etmiştir.
Buna göre, Depremzede öğrenciler bulundukları ilden Ankara, İstanbul, Antalya ve Adana’ya ücretsiz, ilk 3 Merkezden Ercan’ a 881 TL ‘ye, Adana’dan ise 571 TL ye gelebileceklerdir.
Benzer bir uygulamanın Pegasus Havayolları tarafından da yapılması için firma yetkilileri ile görüşülmüştür.
Depremzede öğrencilerimize saygı ile duyurulur…”

“1990’LARIN SONUNDA DENİZ KUMUNDAN VAZGEÇİLDİ”

İnşaat Yüksek mühendisi Hüdaverdi Tozan Kıbrıs’taki binaların durumuyla ilgili “1990’ların sonunda hazır beton sanayinin gelmesiyle deniz kumundan vazgeçildi, kontrollü beton kullanılmaya başlandı. Binalar bir standart doğrultusunda inşa edilmeye başlandı” ifadelerini kullandı.

BRT 1 kanalındaki Manşet+ programına konuk olan inşaat yüksek mühendisi Hüdaverdi Tozan deprem gündemine dair yapılan binaların ne kadar dayanıklı olduğu, bu süreçlerin nasıl yönetildiği ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

İnşaat yüksek mühendisi Hüdaverdi Tozan, bina yapılacağı zamanki uyulması gereken prosedürleri anlattı:

“Bir bina yapmaya karar verdiğiniz zaman profesyonel bir grupla çalışmayı tercih ediyorsunuz. Sonrasında sizin taleplerinize göre bina oluşturuluyor. Oluşturulan bina sizin estetik talepleriniz ve ihtiyaçlarınız çerçevesinde   İnşaat mühendisi o binanın yasal mevzuatını da dikkate alarak yapıyı tasarlıyor. Elektrik ve mekanik olarak da hizmet alındıktan sonra bina vize aşamasına gelindiğinde Kıbrıs Türk Mimar Mühendisler Odası’ndan vize alınıyor. Vize, şartnameye göre hazırlanılan projenin teknik olarak yönetmeliklere uyulup uyulmadığını kontrol eden bir prosedürdür.”

“1990’ların sonunda hazır beton sanayinin gelmesiyle deniz kumundan vazgeçildi, kontrollü beton kullanılmaya başlandı. Beton kalitesi istediğimiz değerlerde elde edilmeye ve bir standart doğrultusunda inşa edilmeye başlandı.” Hüdaverdi Tozan, 1990’ların sonundan itibaren beton sanayisinin Kıbrıs’a gelmesiyle beton kalitesinin arttığını ve yapılan binaların bir standart doğrultusunda yapılmaya başlandığını söyledi.

“Doğru Mimari, doğru mühendislik”

Tozan, “doğru mimari, doğru mühendislik, doğru müteahhitlik” diyerek gelişen yazılımlar ve beton sanayisinin de destekleriyle iyi bir sonuç alınabilineceğini, kontrol aşamasının atlanmaması gerektiği, eğer atlanırsa sıkıntılar çıkabileceği konusunun altını çizdi.

“Eğer siz doğru mühendislik yaptırdıysanız, yönetmelikler tasarımcıya doğru yolları gösteriyor”

Tozan, yönetmeliklerin tasarımcıya doğru yolu gösterdiğini ve “Kıbrıs Deprem Bölgelerinde Yapılan Binalar Hakkında Yönetmelik” adında yasallaştırılan bir yönetmeliğin olduğunu söyledi. Yeni yapı stoğunun da bu yönetmeliğe ve deprem farkındalığıyla hazırlandığını ifade etti.

“Proje hazırladığınız zaman vize bürosu işi doğru yapmanız konusunda size yardımcı olur. Değiştirilmesi gereken tek sıkıntı kontrol sıkıntısıdır.”

Tozan, projeler hazırladığınızda vize bürosunun doğru iş yapılması konusunda yardımcı olduğunu ama geliştirilmesi gereken konuların kontrol mekanizması ve belediyelerin imar bölümlerinin geliştirilmesi olduğunu söyledi.

Kaynak: Kıbrıs Türk Haber

BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL GAZİMAĞUSA TÜRK MAARİF KOLEJİ’Nİ ZİYARET ETTİ

Başbakan Ünal Üstel beraberinde bakanlar ve bir heyetle birlikte, 25 öğrencisini ve 4 eğitmenini kaybeden Gazimağusa Türk Maarif Koleji’ni ziyaret etti. Ziyarette, hayatını kaybeden çocukların aileleri de hazır bulundu.

Ziyaret sırasında yaşamını yitiren çocukların aileleri ile özel bir de toplantı gerçekleştiren Ünal Üstel, ailelere süreçlerle alakalı bilgi verirken, çocuklarının isimlerini taşıyacak projelerle ilgili ailelerin görüşlerini aldı.

Başbakan Ünal Üstel ailelerle katıldığı toplantıda şunları söyledi:

“Türkiye’de yaşanan asrın deprem felaketi bizim için asrın acısına dönüşmüştür. Kıbrıs Türk tarihi böyle bir acıyı ne yaşamış ne görmüştür.

Acılarınız, acılarımızdır. Evlatlarınızın yasını sadece siz değil tüm halkımız da tutuyor.

 

Adıyaman’a olabildiğince çok sayıda evladımıza ulaşmak için gittik ama maalesef olmadı.Kelimelerin yetersiz kaldığı, tarifsiz kederler yaşadınız, yaşadık, hala yaşıyoruz.

Kıbrıs Türk Halkı hala daha ortak acıları ve ortak sevinçleri birlikte yaşıyor. Yürekten hiddesiyor. İnsanlarımız zor süreçlerde bir birlerine kenetlenebiliyor.

Devlet denen şey bir gün hepimize lazım olabilir. O yüzden bu devleti, ihtiyaç duyduğumuzda yanımızda durabilsin diye olabildiğince güçlendirmeliyiz ve ayakta tutmalıyız.

Şimdi çok farklı ve çok önemli işlerimiz var.

Bunlardan birincisi,

Ülkemizi, olası böyle büyük felaketlere hazır hale getirmek ve bunların bir daha yaşamamayı sağlamak.

Diğer yandan; şampiyon meleklerimizi asla unutturmayacak gerekli girişimleri yapmak ve cezalıların mutlaka cezalarını çekmesini sağlamak.”

 

Üstel bununla alakalı olarak; şampiyon meleklerin görev şehidi ilan edildiğini de hatırlatarak, “Şehitlik düzenlemelerini de yapacağız.

 

Şampiyon meleklerimizin adını Türkiye’de kurulacak Kıbrıs Köyüne de isimlerini vereceğiz.

Bugün burada sizlerin de huzurunda şampiyon meleklerimizin adını taşıyacak bir spor salonu yaptırmak için çalışmalarımızı başlatıyoruz.

Sizin uygun gördüğünüz yere onları asla unutturmayacak anıtlarını da yapacağız. Belediye başkanımız zaten burada ve 3 farklı yer önerisinde bulundu. Ailelerimiz de bu konuda bir karar üretince onun da yapımına başlıyoruz.

Belediye başkanımız ve diğer bölgelerde oturan insanlarımızın bağlı bulunduğu belediyeler, çocuklarınızın isimlerini sokak veya caddelere de verecekler.

Depremde ailelerini kaybeden çocuklarımızın eğitimlerinin yarım kalmaması için de gerekli adımları da attık atıyoruz.

Henüz açıklamadığımız, ve buradan açıklayacağım 2 konu daha var.

6 Şubat’ı deprem farkındalığını artırmak ve çocuklarımızın acısını tutmak için bir yas günü olarak ediyoruz.

Başbakanlığımız ve voleybol federasyonu görüşmeleri başladı. Her yıl geleneksel olarak düzenlenecek, Başbakanlık Şampiyon Melekler Turnuvası’nı da müsabaka takvimine aldırıyoruz.

Çocuklarımıza mezar olan bu hatalı yapıları yapanlardan gerekli hesabın sorulması için hükümet olarak tüm girişimleri yaptık. Süreci hem biz hem de mecliste kurulan komitemiz takip ediyor.

Sizlere buradan açıkça söz veriyorum. Biz bu konuda elimizden gelen her şeyi yapacağız. Asla bundan kuşkunuz olmasın. Bu işin peşini de bırakmayacağız. Bu işin peşini bırakanın halk da peşini bırakır. Bu çocukların arkasında devletleri var. Şampiyon melekler artık sadece sizlerin değil bu ülkenin her bir ferdinin de evlatlarıdır. Bizimle birlikte hareket etmeye devam edin.

Bu vesile ile bir kez daha şampiyon meleklerimize Allah’tan rahmet, size de başsağlığı diliyorum. Ülkemizin başı sağolsun. Unutmayacağız, unutturmayacağız, onların yaşamlarını ellerinden alanların hesabını da soracağız” ifadelerini de kullandı.

Ünal Üstel’in konuşmasından sonra söz alan ailelerin tamamı, deprem süreci boyunca ailalalerin yanında duran hükümete ve bakanlara ve başbakana ayrı ayrı teşekkürlerini sundular.

Ailelerin toplantıda üzerinde en çok durdukları 4 madde ise şunlar oldu;

1. Çocukların eğitime devam ettikleri okulların depreme dayanıklılık testleri hemen yapılsın.

2. Yargı süreçleri yakından izlensin ve sonuca ulaştırılsın.

3. Çocukların isimlerini taşıyacak eserlerle ilgili olarak aileleri görüşleri doğrultusunda hareket edilsin.

4. Deprem süreci içerisinde devlet yetkililerinin haricinde yayın yapan halkı yanıltan, ailelerin derin bunalım yaşamasına ve psikolojik sarsıntı geçirmesine neden olan sosyal medya postlarını atan sözde kişilere yönelik devlet adli soruşturma başlatılsın.

Başbakan Ünal Üstel Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nde açılan taziye defterine “Sizleri asla unutmayacağız” cümlesini yazdı ve taziye defterini imzaladı.

“GÖNYELİ-ALAYKÖY’DE ÇAM KESE BÖCEĞİ İLE MÜCADELE BAŞARIYLA TAMAMLANDI”

Ülkemizin bu yıl hemen her köşesinde istila şeklinde görülen çam kese böceğine karşı Gönyeli-Alayköy Belediyesi tarafından biyolojik ve mekanik çam kese böceği mücadelesi gerçekleştirildi. Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu’nun direktifleriyle ilk kez bu sene gerçekleştirilen mücadele programı, çevreye zararsız biyolojik larvasitlerle hayata geçirildi. Gerçekleştirilen mücadele yönteminin başarı ile sonuçlandığı da kaydedildi.

Çam Kese Böceği ile Mücadele Neden Önemlidir? Çam kese böceğinin tüylerindeki alerjik proteinler, insanlarda ve hayvanlarda ciddi alerjik reaksiyonlara yol açabilmektedir. Gözlerde şişlik, ciltte dermatit, lenflerin şişmesi gibi alerjik reaksiyonlara hatta anaflaktik şok gibi ciddi sonuçlara neden olabilir. Bunun yanında evcil hayvanlarda da ölümcül sonuçlar doğurabilir. İnsan ve hayvan sağlığına etkilerinin yanında ağaçlarda ciddi derecede hasara neden olur ve dumansız yangın olarak adlandırılır.

Amcaoğlu: Halkımızın sağlığı her şeyden önce gelir Gönyeli Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, hem Gönyeli-Alayköy’ün önemli yeşil alanlarının korunması, hem de halkın ve evcil hayvanların korunması amacı ile gerçekleştirilen biyolojik mücadele programının başarı ile tamamlandığını açıkladı. Halk sağlığının her şeyden önce geldiğini ifade eden Amcaoğlu, gerçekleştirilen programla halk sağlığının korunması için çam kese böceği ile mücadelede bilimin ışığında gerekli önlemlerin alındığını belirtti. Yüzlerce ağaç ilaçlandı Gönyeli Alayköy Belediyesi’nden yapılan açıklamada gerçekleştirilen biyolojik mücadele programında Gönyeli’nin önemli yeşil alanları olan Cumhuriyet Parkı, Gönyeli Kent Parkı, Yusuf Yönlüer Rekreasyon Alanı ve yol kenarlarında yaklaşık 950 çam ağacının ilaçlandığı kaydedildi. Bu mücadele programında çam kese böceği mücadelesinde kullanım için uygun, çevreye, insanlara ve hayvanlara zarar vermeyen biyolojik ürün kullanıldığı da aktarıldı

. Açıklamada Biyolojik Mücadele Programı öncesi Gönyeli’nin yeşil alanlarında belediye yetkilileri tarafından gözlem tespit çalışması yapılarak riskli noktaların belirlendiği ve bu alanlarda uygun damlacıklar üreterek bunları uzun boylu ağaçlara da ulaştırabilen ekipmanlar kullanıldığı kaydedildi. Mücadele programında doğa ve insan sağlığı için güvenli, dünyada ve ülkemizde çam kese böceği mücadelesinde etkinliği kanıtlanmış ve çevreye, insana zararı olmayan biyolojik ürün kullanıldığı ifade edilirken, mücadele programının ardından belediye yetkilileri tarafından gerçekleştirilen incelemelerde mücadele programının başarı ile sonuçlandığını tespit edildi. Gönyeli-Alayköy Belediyesinden yapılan açıklamada, Alo 186 şikayet hattından gelen talepler ve şikayetler doğrultusunda evlere de mücadele kapsamında müdahale edildiği kaydedildi.

 

GÜRPINAR: YANGIN MERDİVENİ YÜKSEK KATLI BİNALARDA MUTLAKA OLMALI

Kahramanmaraş merkezli 2 depremde hasar gören birçok binanın yıkılması ancak yangın merdivenlerinin ayakta kalması akıllara ‘yangın merdiveninin deprem anındaki önemini’ getirdi…

İtfaiye Müdürü Ramadan Gürpınar, deprem anında yangın merdiveninin önemini anlattı.

“YANGIN MERDİVENİ OLMAYAN YÜKSEK KATLI BİNALARA ONAY ÇIKMIYOR”

Binalarda yangın merdiveni olması gerektiğini özellikle vurgulayan Gürpınar, yüksek katlı binalarda yangın merdiveni olmaması halinde onay çıkmayacağını belirtti.

“OKULLAR, YURTLAR, OTELLER GİBİ YÜKSEK KATLI BİNALARDA YANGIN MERDİVENLERİ MEVCUTTUR”

Gürpınar okullarda, otellerde ve yurttlar gibi özel amaçlara hizmet eden geniş binalarda yangın merdivenlerinin mevcut olduğunu ifade etti.

Öte yandan ise uzmanlar yangın merdivenlerinin 3 temel görevini şu şekilde sıraladı:

1.) Yangın esnasında güvenli şekilde kaçışı sağlamak,

2.) Doğal afetlerde veya diğer acil durumlarda güvenli kaçışı sağlamak,

3.) Tahliyeyi kolaylaştırarak müdahale ekiplerine zaman kazandırmak.

Kaynak: Kıbrıs Postası

TAÇOY: BİNALARIMIZ SAĞLAM

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasan Taçoy, KTV ekranlarında yayınlanan Haluk Yerli’nin hazırlayıp sunduğu ‘Sabah Sabah’ programına konuk olarak, soruları yanıtladı.

Türkiye’de yaşanan depremin ciddi bir farkındalık yarattığını ve çalışmaların ivedi bir şekilde başladığını ifade eden Bakan Taçoy, mecliste kurulan 3 komitenin bunun için ciddi bir adım teşkil ettiğini belirtti. Korozyona uğramış binalar ile ilgili çalışma yürüttüklerini aktaran Bakan Taçoy, bu adımların atılabilmesi için her şeyden önce önceliğin finansal kaynak olduğunu ve bunun sağlanması içinde hükümet kanadı olarak mecliste çalışmalar yürüttüklerini aktardı.

“KIBRIS’IN BELLİ BAŞLI YERLERİ DEPREM BÖLGESİ OLARAK NİTELENDİRİLİR”

Kıbrıs bölgesinin de deprem bölgesi olarak nitelendirilebileceğinin belirten Taçoy, “Kıbrıs adasında belli başlı yerler deprem bölgesi olarak nitelendirilir. Baktığınızda haritalara nerelerde deprem olabiliri görebilirsiniz. Daha çokta adanın Güney Batısı tarafında ve Güney Doğusu tarafında riskler görebiliriz. Kıbrıs ilk kez deprem yaşamadı. 1950’li yıllarda Baf bölgesinde bizim bildiğimiz yaşanmıştı. Burada 6.7, 6.4, 5.5’i gördük şimdiye kadar ama çok şükür bir şey olmadı. Ancak bu demek değildir ki tedbiri elden bırakacağız, tedbirli olmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“BİNALARIMIZ SAĞLAM”

Finansal gücün her konuda etkili olduğu gibi deprem meselesinde de ciddi bir etkiye sahip olduğunu ifade eden Taçoy, “Depremin ne götürüp ne getireceğini bilerek yaşayacağız ve şuna güveneceğiz binalarımız sağlam. Korozyona uğramış binalar var mıdır? Muhakkak ki vardır ve bunlar için bir çalışma da lazımdır. Bunlar yapılabilir ama bunlar için finansal güç lazımdır. Türkiye bu konuda bir kapı açmıştı ve kentsel dönüşüm altında bir uygulamaya geçti ve bu yapılar depreme dayanıklı olarak isimlendirildiler” dedi.

“MECLİSTE KURULAN KOMİTELERİMİZ CİDDİ BİR ADIM”

Finansal kaynağı bulma hususunun mecliste tüm paydaşlarla konuşulacağını aktaran Taçoy, “Mecliste kurulan komitelerimiz korozyona uğrayan binalarımızın takibi, bu süreçte hukuksal davaların takibi ve Türkiye’de yaşanan depreme bir merhem olması için ciddi bir adım. KKTC içerisinde yapılması gereken korozyona uğramış veya kentsel dönüşüme gidilecekse nasıl gidileceği noktasında, okullarda ne olması gerektiğini bir yapı düşünüldü ve bunun üzerine kurulan meclis komitesi çalışacak. Bunlar mecliste konuşulacak, maaşlardan kesinti olacak maaşlardan veya nereden kesinti olacaksa oralardan kesinti yapılarak bu işler tamamlanacak” ifadelerine yer verdi.

BİNALARIN MEVCUT DURUMLARI DEĞERLENDİRİLDİ

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar başkanlığında KKTC’nin deprem başta olmak üzere her türlü doğal afete karşı hazır olmasına yönelik teknik uzman, bürokrat ve akademisyenlerle başlattığı toplantılar devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar başkanlığında KKTC’nin deprem başta olmak üzere her türlü doğal afete karşı hazır olmasına yönelik teknik uzman, bürokrat ve akademisyenlerle başlattığı toplantılar devam ediyor. Cumhurbaşkanlığı’nda bugün gerçekleştirilen toplantıda, KKTC’de bulunan binaların mevcut durum değerlendirmesi ve alınması gereken tedbirler görüşüldü.

Devletimizin tüm kurumlarıyla, bilimin ışığında teknolojiyi ve dünyayı daha da yakından takip ederek, her olasılığa hazır, her koşulda aktif, hızlı ve sistemli sahip olduğu çalışma mekanizmasını daha da ileri noktalara taşımasının gerekliliğine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, alanında uzman kişilerin görüşleri doğrultusunda, olası afetlerin riskini asgariye indirecek adımların atılmasına yönelik Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlenen toplantıların önemine dikkat çekti.

“Cumhurbaşkanlığı’nda uzmanlarla gerçekleştirdiğimiz toplantılar, afet risklerinin azaltılması, toplumun afet ve acil durumlarla ilgili farkındalığının artırılarak doğru davranış biçimlerinin geliştirilmesine yöneliktir” diye konuşan Cumhurbaşkanı Tatar, insanımızın can ve mal güvenliğiyle ilgili atılacak olan her türlü siyasi adımın destekçisi olacağını vurgulayarak, hükümetin ve sivil toplum örgütlerinin ortak akıl çerçevesinde bir araya gelerek bilim ışığında üretilecek tedbiri kararların önemli olduğunun altını çizdi. Cumhurbaşkanı Tatar, hükümetin de bu konuda büyük bir kararlılıkla hareket ettiğini ifade etti. KKTC sınırları içinde bulunan istisnasız tüm binalara ve binaların bulundukları zeminlere gerekli testler yapılıp, güvenli olmayan binaların en kısa sürede tespit edilerek kısa vadeli tedbirlere öncelik verilmesi gerektiği ifade edilen toplantıda, konunun uzmanı teknik kişiler, oda başkan ve yöneticileri ve akademisyenlerle yürütülen toplantıların çok daha geniş katılımlarla sürdürülerek bir yol haritası belirlenmesinin önemine dikkat çekildi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın başkanlığındaki toplantıda Cumhurbaşkanlığı Daire Müdürü Doç. Dr. Serkan İlseven, Cumhurbaşkanlığı Deprem Komitesi Başkanı ve Yerbilim Uzmanı Prof. Dr. Cavit Atalar, Cumhurbaşkanı Danışmanı Mesut Genç, Cumhurbaşkanlığı Mimarı Özgün Olguner, Cumhurbaşkanlığı Basın Bürosu Sorumlusu Çağıl Günalp, Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili, Şehir Planlama Dairesi Müdürü Türkmen Yiğitcan ve Akademisyen Cemil Atakara yer aldı.

“KIBRIS TÜRKÜ İMKANLARI DAHİLİNDE ANA VATANININ YANINDA DURMUŞTUR”

İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler, olaylar yerine olgulara göre hareket ederek ortak akılla geleceğe yönelik adımlar atılması gerektiğini belirtti.

İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler, Hakikat Web TV’de yayınlanan “Günaydın Hakikat” programına katılarak gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Öztürkler, 6 Şubat 2023 tarihinmde Türkiye Cumhuriyetinde gerçekleşen büyük deprem felaketi nedeni ile İçişleri Bakanlığı olarak aldıkları kararları ve süreci değerlendirdi.

Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem sonrası yaşanan yıkımlarda hayatını kaybeden insanlarımıza Allah’tan rahmet, acılı ailelere ve milletimize bir kez daha baş sağlığı dileyen Öztürkler, yaşanan felaketin boyutlarının çok büyük olduğunu, bu süreçte bakanlık olarak ilk andan itibaren önemli kararlar aldıklarını belirtti.

Yaşanan büyük deprem felaketinde mağduriyet yaşayan, ailelerini kaybeden ve KKTC’de yakınları olan depremzedelerin KKTC’ye giriş-çıkışları ve muhaceret işlemlerinde kolaylık sağlayan 90 gün süreli özel bir genelge yayımladıklarını ifade eden Öztürkler, “F-Depremin yaşandığı 11 ilden ülkemize giriş yapacak, kimlik, pasaport gibi evrakları yıkım altında kalmış depremzedelerin TC Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüklerinden alacakları resmi evrakla ülkemize girişlerinin sağlanması adına bu olağanüstü koşullar için geçerli özel bir genelge yayımladık” dedi.

Başbakanlık Koordinasyon Merkezi altında depremzedeler için sağlık hizmetleri, sosyal yardım almalarını sağlamak amacıyla da organizasyon sağlandığını açıklayan Bakan Öztürkler, ilk anda hızlı adım atmak adına yasa gücünde kararnamelerin çıkartıldığı ve amacın okullarımızın sağlamlaştırılması, kontrollerinin yapılması, sivil savunmanın güçlendirilmesi, bundan sonraki adımların planlı ve koordineli atılması, belli bir gelir üzerindeki çalışanlardan yüzde 1-2 arası kesinti ile başlayan ve üst düzey yönetici bakanlar, milletvekillerden yüzde 5 oranında bir kesinti ile deprem fonu yaratmak olduğunu belirtti.

“OLAYLARA GÖRE DEĞİL, OLGULARA GÖRE HAREKET ETMELİYİZ”

Öztürkler, “Olaylar yerine olgulara göre hareket ederek ortak akılla geleceğe yönelik adımlar atmak çok değerlidir. Bu amaçla hareket ediyoruz. Toplumsal bir konsensüsle hareket edilmesi adına mecliste yaptığımız uzun görüşmeler, istişareler sonrasında yasa gücünde kararnameler yerine üç önemli komite kurmasına karar verildi” dedi.

“KIBRIS TÜRKÜ İMKANLARI DAHİLİNDE ANA VATANININ YANINDA DURMUŞTUR”

Hükümet olarak Başbakanlık Koordinasyon Merkezi, Cumhuriyet Meclisimiz ve halkımız ilk andan itibaren Anavatanımızda yaşanan büyük deprem felaketi sonrası güzel bir dayanışma örneği göstermiş, hızlıca yaraların sarılması için imkanlar dahilinde katkı konmuştur diyen Öztürkler, “Kıbrıs Türkü’nün imkanları dahilinde ana vatanının yanında durduğunun altını çizdi.

“YABANCILARIN TAŞINMAZ MAL ALIMLARINDA TÜZÜKTE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLE İLK KEZ TOPLUMSAL İHTİYAÇLARA YÖNELİK ÖNEMLİ KALEMLER YARATILDI”

Olaylara göre değil, olgulara göre hareket edilmesinin önemine vurgu yapan Bakan Öztürkler, Yabancıların Taşınmaz Mal alımlarında alınan harçların %6’dan % 12 ye çıkartıldığını ve burada yapılan tüzüksel değişiklikle de geleceği planlayacak fonlar oluşturduklarını belirtti.

Öztürkler, “Eski tüzükte vatandaşla yabancılardan alınan tapu harçları aynı orandaydı. Bunun dünyada çok örneğine rastlayamazsınız. Bu hususta hem vatandaşlarımıza sosyal konut yapımı için ilk kez ayrı bir fon ayrıldı. Hem de Taşınmaz Mal Komisyonuna fon yaratılması konusunda mecliste de ana muhalefet milletvekili sayın Fikri Toros’un defatle gündeme getirdiği bu hususta da ilk kez bir adım atıldı. Satış Sözleşmelerinden de ilk anda %6’lık bir oranda harç alınacak ve Tapu Devir işlemleri sırasında da geriye kalan kısmı alınarak ayrılan fonlara aktarılacaktır” dedi.

Kendi vatandaşlarımıza sosyal konut yapımı için ilk kez yapılan tüzüksel değişiklikle bir fon yaratıldığına özellikle dikkat çeken Öztürkler, “Burada gençlerimizin yuva sahibi yapabilmek için önemli bir planlamanın zeminini yaratarak, kendi imkanlarımızla planlama yapılmasının önünü açıyoruz. Ayrıca yaşanan deprem felaketinin yaralarının sarılmasına katkı sağlayacak depremzedeler için kullanılacak bir kalem de ayrıldı. Gelecekte yaşanacak hadiselere hazır olunması, sağlıklı planlama yapılabilmesi adına olaylara göre değil, neden sonuç ilişkisi üzerine hareket edilmesi gerekmektedir. Bilimsel çerçevede hareket tarzımızı geliştirmeliyiz” şeklinde konuştu.

“DEPREMZEDELER İÇİN TÜM SAĞLIK MERKEZLERİNDE VE HASTANELERDE SAĞLIK HİZMETLERİ VERİLMEKTEDİR”

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan  açıklama şu şekilde;

“Depremzedelere ada genelindeki tüm sağlık merkezlerinde ve hastanelerde sağlık hizmetleri verilmektedir.

Bunlara ek olarak Lefkoşa Dr.Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde depremzedeler için “Depremzede Poliklinik Hizmetleri “devreye girmiştir.

Hizmet almak isteyen depremzedeler hafta arası mesai saatleri içerisinde Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ve bakanlığa bağlı ada genelinde tüm sağlık merkezlerimize başvurabilirler.”

KIBRIS’IN KUZEYİNDEKİ SORUNLU ZEMİNLER…

YDÜ Üniversitesi akademisyeni Yerbilimci Prof. Dr. Salih Saner, “Paniğe gerek yok. Kuzey’deki yıkıcılık derinlik nedeniyle azalıyor” dedi.

Yerbilimci Prof. Dr. Salih Saner, Kuzey Kıbrıs’taki depreme dayanıklı zeminleri bölge bölge açıkladı…

Hatay’da dün akşam gerçekleşen deprem sonrası Yerbilimci Prof. Dr. Naci Görür’ün “Kıbrıs’ta deprem” uyarısı KKTC’de endişe yarattı.

Bir gazeteye açıklamalarda bulunan  YDÜ Üniversitesi akademisyeni Yerbilimci Prof. Dr. Salih Saner ise “paniğe gerek yok” dedi.

“KKTC BİRİNCİ DERECE DEPREM KUŞAĞINDA DEĞİLDİR”

Ada’nın kuzeyinin birinci derecede deprem bölgesi olmadığına dikkat çeken Saner, “Hatay’dan güneybatıya uzanan fay, Limasol’un güneyine gidiyor. Doğudan Kıbrıs’ın 200 kilometre uzağındadır. Bu fay oynarsa Kıbrıs’ta hissedilir. Şiddetli ise yıkım da yapabilir. Tsunami riski oluşturur” dedi.

Limasol’un birinci deprem kuşağında en fazla riskli alan olduğuna dikkati çeken Saner, “Birinci derecede deprem kuşaklarından bir tanesi Kıbrıs’ın doğusundan 200 km denizin içerisinden geçiyor ve dönüp Limasol’un 50 km güneyine gidiyor.  Yani KKTC’ye 100 km mesafede. Kuzey Kıbrıs birinci derecede deprem bölgesi değildir” dedi.

“100 km kısa bir mesafe değil mi?” sorusunu da yanıtlayan Prof. Dr. Saner şöyle devam etti:

“Bir şeyi karıştırmamız lazım. KKTC’de bir deprem odağı yok. Depremleri hissettik.  Ama ‘birinci deprem kuşağıdır’ gibi bir şey diyemeyiz. Depremin odak noktasının olduğu yerler söz konusu. Büyük fayın kırıldığı noktalar önemli. Nerelerde hissedildiyse oraları birinci derece yapamazsınız.

Kahramanmaraş’ta kırılan ikinci fay hattı, Limasol’dan 50 km uzakta. Ancak adanın kuzeyi sarı şerittedir. Yani uzak noktadadır.

Kırmızı şerit Kıbrıs’ın birinci derecede riskli bölgelerini gösteriyor…

KUZEY’DEKİ YIKICILIK DERİNLİK NEDENİYLE AZALIYOR…

“Burada sadece mesafe değil, deprem derinliği de önemlidir. Limasol’da bir levha var. Bir de Afrika levhası var. Bu ikisi yan yana gelmiş, Afrika levhası aşağıya doğru gitmiştir. Trodos’un altından, KKTC’nin altına uzanıyor bu fay. KKTC’nin altındaki uzantısı da 50 km kadar derindedir. Bu dalgalar kalın bir taş yığınından geçip gelecek. Dolayısıyla yıkıcılığı zayıflayacak. Yıkıcı depremler 5, 10, 15 km derinlerdedir.”

TARİHTE ADADAKİ BÜYÜK DEPREMLER

“Tarihe baktığımızda 7’nin üzerinde az sayıda deprem olduğunu görüyoruz” diyen Saner, bu depremlerin de Baf, Limasol ve Kıbrıs ile Suriye arasındaki noktada meydana geldiklerinin altını çizdi.

Saner, “11 Mayıs 1222’de 7 ile 7.5 şiddetinde Limasol ve Baf hattı üzerinde denizde bir deprem meydana gelmiştir. Hatta bu tsunami de yapmıştır. Eylül 1953’te Baf’ta 6.5 şiddetinde; 9 Ekim 1996’da Baf açıklarında 6.8 şiddetinde; 11 Ocak 2022’de de 6.6 şiddetinde yine Baf açıklarında oldu” dedi.

 

“KIBRIS’TAKİ EVLER, TÜRKİYE’DEKİ GİBİ DEĞİL”

Yapı güvenliği ve zemine dikkati çeken Prof. Dr. Saner şöyle devam etti:

“Deprem dalgası alüvyon sahalara gelince şiddetini artırıyor. Risk haritası yaparken bunlar da gözetiliyor. Zemin önemli ancak bunun yanı sıra binaların yapı güvenliği de önem kazanıyor.  Panik yapmasınlar. Problemlerimizi ele alalım. Selleri, yangınları ele alalım, depremleri çalışalım.

Teselli bulduğum şey Türkiye’deki gibi değil Kıbrıs’taki evler. Genellikle herkes kendi evini yapar ve mühendisin verdiği kurala uyar. Ancak ticari yapılan evler hakkında benim bir yorumum yok.”

KIBRIS’IN KUZEYİNDEKİ SORUNLU ZEMİNLER…

“Kıbrıs’ın kuzeyinde depreme dayanıklı zemin hangi bölgelerdedir?” sorusunu da yanıtlayan Prof. Dr. Saner şunları kaydetti:

İskele bölgesi Mağusa’ya doğru bir miktar sahil şeridi ile Lefkoşa’nın şehir olarak oturduğu yer alüvyon üzerindedir.

Lefkoşa’dan Girne’ye giderken jeolojik formasyon başladığı yerler sağlamdır. Alsancak’ta oturanlar depremleri hissetmedi. Lefkoşa ve Mağusa’da olanlar depremi çok hissediyor. Bunun nedeni alüvyonda zemindir.

Malatya ile Ilgaz’a çıkarken dağlara kadar olan bölge heyelan yapmaya müsait killi formasyondadır. Buralarda heyelan riski vardır.

Girne sahil şeridi alüvyon değildir. Bu düzlük sağlam kayadır. Kayma riski de yoktur. Girne’den Karpaz’a kadar sahil şeridi kireç formasyonundadır ve deprem dalgalarını büyütmez.

Güzelyurt’a doğru giderken Koruçam burnuna kadar sağlam formasyon yer yer var. Ancak Akdeniz’e doğru killi formasyon ve alüvyon bulunuyor.

Güzelyurt sahil şeridi alüvyondur. Ancak tepelerde sağlam kireç taşı formasyonu var. Lefke’nin arakasında Trodos’un taşları var. Bunlar volkanik lavdır ve sağlam zemindir. Kuzey sahil şeridi Girne’den Kapraz’a sağlam formasyon zemindedir.”

“BİZLERE GÖREV DÜŞÜYOR…”

Prof. Dr Saner, son olarak “Özellikle yer çekimi ivmesi ölçümleri ile deneştirme, her ilçenin yer yapısı ve lokal durumlar gözetilerek değerlendirilmesi,  alüvyon sahaların haritalanması, dayanımsız yapıların belirlenmesi, hastane ve okulların durumlarının araştırılması vs. vs. Kısacası gazete haberlerinin ötesinde bizlere görevler düşüyor” dedi.

Kaynak: Kıbrıslı Gazetesi

 

OĞUZ VADİLİLİ’DEN DEPREM UYARISI!

Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili, kuzeye eğimli ters fay hattında meydana gelecek bir depremin adamızın doğu kıyılarına yakın bir yerde olacağını söyledi.

Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, adamıza kadar uzanan fay hatları ile ilgili bilgi verdi. Vadilili, Antakya’da yaşanan 6,4 büyüklüğündeki depremin, Akdeniz içinde yer alan Latakya Fay Zonunun stres yükünü artırdığını ve bunun bilim insanları tarafından net bir şekilde izlenebildiğini söyledi. Bu fayın kuzeye eğimli ters fay karakterinde olduğunu belirten Oğuz Vadilili, “Fay hattında meydana gelecek bir depremin episantırı (Odak noktasına en yakın olan nokta) muhtemelen adamızın doğu kıyılarına yakın bir yerde olacaktır.

Tekrar söylüyorum bu fayın kırılacağı beklenen bir gelişmedir. Fakat zaman verebilmemiz mümkün değildir” dedi.

Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili’nin paylaşımı şöyle:

ERTUĞRULOĞLU: BENİM İÇİN YOK HÜKMÜNDE OLANLARIN, SÖYLEDİKLERİ DE YOK HÜKMÜNDEDİR”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye’deki deprem sonrası Güney Kıbrıs’tan gelen yardım malzemelerini kabul etmediği yönündeki iddialara yanıt verdi; “Benim için yok hükmünde olanların, kendileri gibi söyledikleri de yazdıkları da yaptıkları da yok hükmündedir” dedi.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Türkiye’de 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen deprem felaketi sonrası “Dışişleri Bakanlığı’nın Güney Kıbrıs’tan gelen yardım malzemelerini kabul etmediği ve zorluk çıkardığı” yönündeki iddialara yazılı açıklama yaparak yanıt verdi.

Tahsin Ertuğruloğlu, sözde Rum yardımları konusundaki gerçeği kamuoyuna açıklamış olmasına rağmen, belli bir kesimin hezeyan içinde, sanki yardımları kendi engellemiş gibi şahsını ve Dışişleri Bakanlığı’nınhedef alarak, kamuoyuna kasıtlı olarak asılsız paylaşımlar yaymaya devam ettiğini belirtti.

Her fırsatta içlerindeki ideolojik saplantılarını ortaya çıkararak kendisine saldırmayı marifet sayanları kamuoyunun takdirine bıraktığını ifade eden Ertuğruloğlu, “Bu ülke bizimdir, rum tarafına peşkeş çekmeye çalışanların değil” dedi.

Tahsin Ertuğruloğlu, “Benim için yok hükmünde olanların, kendileri gibi söyledikleri de yazdıkları da yaptıkları da yok hükmündedir. Benimle aynı ülkede yaşamak mecburiyetinde değiller; kendilerini burada zorla tutmuyoruz, daha mutlu olacakları bir ülkeye gidebilirler” diye konuştu.

Tahsin Ertuğruloğlu’nun açıklamasının tam metni şu şekilde:

Ana vatan Türkiye’de 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerdeki kayıplarımızın acısını hepimiz yüreğimizde taşıyoruz.

Bir üredir şahsımı hedef alan seviyesiz, gerçekleri çarptıran terbiyesiz ve hadsiz saldırılara karşı devlet ciddiyeti anlayışımla tepkisiz kalmamın artık bir zafiyet olarak algılanması noktasında aşağıdaki açıklamayı yapmak kaçınılmaz olmuştur;

8 Şubat’ta, Rum Dışişleri Bakanlığı Basın Sözcüsü Dimitris Dimitriou, Twitter hesabından şu açıklamayı yapmıştı: ‘Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye’ye arama kurtarma ekibi gönderilmesi yönündeki teklifin, Türkiye tarafından kabul edildiği konusunda az önce Avrupa Sivil Koruma Mekanizması tarafından bilgilendirildi.’

Bu açıklamanın doğruluğu hakkında Ankara Dışişleri ile yapılan temasta, Ankara’nın böyle bir karar almadığı saptanmıştır.

Bu durum üzerine, Bakanlığımız tarafından 8 Şubat’ta, Rum Dışişleri Bakanlığı Basın Sözcüsünün söz konusu açıklamasının gerçeği yansıtmadığına dair kamuoyuna bir açıklama yapılmış ve “Rum tarafı böylesine insancıl bir konuyu bile istismar ederek kendi lehine siyasi manipülasyon yapmaya devam etmektedir. Rum tarafınca yapılan bu yöndeki yalan yanlış açıklamalara itibar edilmemesi hususunu kamuoyunun bilgisine getiririz” denilmiştir.

Yine 8 Şubat’ta, Rum tarafının sözde yardımlarının tarafımdan engellendiği iddialarıyla ilgili Yenidüzen gazetesinin sorusu üzerine, muhabire, ‘Türkiye’ye gitmesi öngörülmeyen malzemeyi biz niye alalım’ diye söylemiştim.

Ancak konu tamamen çarpıtılarak ve profesyonel bir dezenformasyon uygulamaya sokularak, olay sanki ‘Türkiye kabul etti de Tahsin Ertuğruloğlu bunu engelliyor’ meselesiymiş gibi işlenerek çok çirkin bir kampanya başlatılmış, insanlığı tartışılan kişiler bana insanlık dersi vermeye kalkışmıştır.

Bu acılı süreçte, depremde kaybettiğimiz canlarımızın hesabını sormak için hükümetimizin kararı uyarınca, hukuk mücadelemizi de hızlıca başlattık ve Dışişleri Bakanlığı olarak gerekli girişimleri yaptık. Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçisi Sayın Metin Feyzioğlu 12 Şubat’ta yaptığı ve basında da yer alan açıklamasında, Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, öğrencilerimiz ile öğretmenleri ve ailelerinin enkazı altında can verdiği İsias Otel ile ilgili ceza soruşturmasının, KKTC Dışişleri Bakanlığının girişimleri sonucu başladığını duyurmuştur. Sayın Büyükelçi Feyzioğlu açıklamasında, ‘KKTC Hükümetinin aldığı karar uyarınca KKTC Dışişleri Bakanlığı, Lefkoşa Büyükelçiliğimiz kanalıyla Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na başvurarak yetkili makamların soruşturma açması konusunda girişimde bulunulmasını istemişti. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığımız da derhal Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazarak gereğini talep etmişti. Ceza soruşturması açılmıştır. Enkazdan numuneler alınmıştır. Adli süreç başlamıştır” ifadelerine yer vermiştir.

Dışişleri Bakanlığımız, 14 Şubat’ta yaptığı yazılı açıklamada ise Bakanlığımız ile Ankara Büyükelçiliğimiz koordinasyonunda Türkiye’deki misyonlarımız tarafından ilk deprem anından itibaren koordine edilen çalışmalar hakkında kamuoyuna detaylı bilgi verilmiş ve ‘Genç yaştaki öğrencilerimiz, velileri ve öğretmenlerimiz ile tüm vatandaşlarımıza, ayrıca bu elim felakette yaşamını yitiren Türkiye Cumhuriyeti’ndeki tüm kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaslı ailelerine, Kıbrıs Türk Halkına ve tüm Türk Ulusuna başsağlığı dileriz” denilmiştir.

Gerçek durum bu iken, ideolojik saplantılarından kurtulamayıp gerçeği görmemekte ve anlamamakta ısrar edenler, siyasi çıkarlar uğruna, yaşadığımız derin acıları istismara kalkışmıştır. Sözde Rum yardımları konusundaki gerçeği kamuoyuna açıklamış olmamıza rağmen, belli bir kesim hezeyan içinde, sanki yardımları ben engellemişim gibi şahsımı ve Dışişleri Bakanlığımızı hedef alarak, kamuoyuna kasıtlı olarak asılsız paylaşımlar yaymaya devam etmiştir.

Kişilik haklarıma ağır hakaret içeren ve itibar suikastı yapılan art niyetli asılsız açıklamalara, kayıplarımıza olan saygımdan, devlet ciddiyeti anlayışımdan ve derin acımızdan dolayı sessiz kaldım. Her fırsatta içlerindeki ideolojik saplantılarını ortaya çıkararak bana saldırmayı marifet sayanları kamuoyumuzun takdirine bırakıyorum.

Türk milletinin yüz karası olanlar, benimle ‘utanç duyduklarını’ ifade ediyorlarmış; çok üzüldüm!!! Bunlar, şahsımla ilgili olumlu bir şey söyleseler üzülürüm, kahrolurum. Benim için yok hükmünde olanların, kendileri gibi söyledikleri de yazdıkları da yaptıkları da yok hükmündedir. Benimle aynı ülkede yaşamak mecburiyetinde değiller; kendilerini burada zorla tutmuyoruz, daha mutlu olacakları bir ülkeye gidebilirler. Çünkü, bu ülke yani Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), bu ülkeyi savunanların, bu ülkeye hizmet edenlerin, Türk ulusuna hizmet edenlerin ülkesidir. Bu ülke bizimdir, Rum’a peşkeş çekmeye çalışanların değil.

Bir kez daha, yüreğimize gömdüğümüz canlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve halkımıza başsağlığı ve sabır dilerim.”

“HATAY’DA ARAMA KURTARMANIN DEVAM ETTİĞİ 2-3 BİNA KALDI”

Türkiye Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, deprem bölgesindeki çalışmalarla ilgili İsmail Saymaz’a bilgi verdi, cenaze defin işlemlerinin bir kaç güne kadar tamamlanacağını belirtti.

Türkiye Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, depremde en çok zorlandıkları ilin Hatay olduğunu, burada arama kurtarma faaliyetinin devam ettiği birkaç bina kaldığını söyledi. Salgın hastalık riski olmadığını belirten Koca, cenazelerin kimlik saptama ve defin işlemlerine ilişkin de bilgi verdi. Halk TV yazarı İsmail Saymaz’a konuşan Koca, ALO 184 hattının depremzedelere sağlık yardımı için kullanılacağını açıkladı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın İsmail Saymaz’a yaptığı açıklamalar şöyle:

“Bütün bu soruları halihazırda Hatay’da bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya sordum. Koca, Hatay’da arama kurtarma faaliyeti süren iki üç binanın kaldığını, 51 bin 200 yaralının deprem bölgeleri dışına gönderildiğini, salgın hastalık riskinin olmadığını, Alo 184 hattının deprem mağdurlarının sağlık hizmeti için seferber edileceğini ve yastan ötürü sakal kesmediğini söyledi.

Önceki günkü depremde İskenderun Devlet ve Mustafa Kemal Üniversitesi hastaneleri hasar gördü. Şu an Hatay’da hiçbir hastane kullanılamıyor mu?

Tam öyle değil. Şöyle: İskenderun Devlet Hastanesi’nin hasar tespiti yapıldı. Kullanılabilir raporu çıktı. Üçüncü-dördüncü deprem yaşanmış olması çalışanlar ve hastalar açısından panik havası oluşturuyor. O nedenle hasar tespiti yapılıncaya kadar hastaların güvenli bir ortama naklini planladık. İskenderun’daki hastalarımızı izolatörlerin yapıldığı Dörtyol Devlet Hastanesi’ne aldık.

Üniversitede ise acil ve ana binayı kullanıyorduk. Hafif hasarlı binaydı. Hastaları Dörtyol ve Adana’ya naklettik. Oranın da kullanılabilir raporu çıktı. Birkaç gün içinde servisleri kullanır hale getireceğiz. İkisinde de sahra hastanemiz olduğu için acil hastalara ilk müdahaleler yapılmaya devam edildi.

Burada bir problem yok mu? Yeni hastaneler kullanılamaz hale geldi, eskiler yıkıldı.

Yenilerden yıkılan yok. Hafif hasarlı, yeniler. Hafiften kastımız ne; taşıyıcı sistemde sorun yok ama duvarda çatlaklar var. Bunlar olabilir. Önemli olan, ana taşıyıcıda sorun olmaması.

Eskiler?

Devlet Hastanesi 40 yıllık bina. Yeni yönetmelikle yapılmayan binalar. Kamunun da özelin de vatandaşın da bu tip binaları oldukça fazla. Mesela Ankara’da Sami Ulus ve Dışkapı hastaneleri var. Onların yerine 600’er yataklı hastane planlıyoruz. Eski binalar olduğu için yıkıp yapmak gerekiyor. Bunu genelleştirmek lazım.

Yaralıların ne kadarı hangi illere dağıldı?

İl dışına naklettiğimiz hasta sayısı ne kadar, biliyor musunuz? 51 bin 200’ü geçti. Böyle bir operasyon olamaz. Hatay’dan Adana’ya karayoluyla, İskenderun’dan da ağırlıklı Mersin’e… İskenderun’a naklettiğimiz hasta sayısı 7 bini, Adana’ya 6 bini buldu. Ağırlıklı Adana, Mersin, Ankara ve İstanbul şeklinde. Havadan 2 bin, karayoluyla 48 bin 800’e yakın. Deniz yoluyla İskenderun’dan Mersin’e 327 hasta nakledildi.

Hala enkazdan sağ çıkma ya da ceset olma ihtimali var mı?

Şu an ceset olmadığından emin olunca arama kurtarma faaliyetleri sonlandırılıyor. Arama kurtarmanın devam ettiği Hatay’da iki-üç bina gibi kaldı. Birkaç gün içinde bitmiş olur.

Kayıplardan söz ediliyor. ‘Ya enkazda bulunmadı ya çıkarıldı ama nereye götürüldüğü belli değil’ deniyor.

Hatay’da cesetleri ikinci günden itibaren mezarlığa götürdük. Orada savcılık ve Adli Tıp uzmanları soğutucu tırlar bulundurarak, cesetleri üç güne kadar bekleterek, gelen birisi olmazsa, resimleri dahil olmak üzere arşivlendi, numara verilerek defnedildi. Kimlik tespiti yapılamayan var. 500 küsur… DNA örnekleri alınıyor. Bu biraz zaman alıyor. Nereye nasıl defnedildiği biliniyor. Hangi noktadan ceset geldi, o bilgiyi de işlemeye çalıştık.

Bazı yurttaşlar ise ‘Ceset torbası bulamadık, cenazemizi battaniyeye sardık ve kendimiz gömdük’ diyor.

İlk gün için söylüyorum, kimi köyüne götürmek zorunda kaldı. Hangi imkanı bulabildiyse öyle götüren olmuştur. Burada 250’ye yakın cenaze arabası görev aldı. Hem dolaşıldı hem de enkaz çalışması yapılan yerlere konmaya çalışıldı. Ciddi bir sıkıntı yoktu ceset torbası açısından. Hatta kefenlenme noktasında ceset torbasını beyaz yapın dedik.

UMKE’de ilk iki gün organizasyon bozukluğu olduğu ifade ediliyor.

İlk gelen UMKE ekibi oldu, biliyorsunuz. Birçok ilden gelmiş oldular. Hatay’daki en büyük sorun, hastanelerin kullanılamamasıydı. UMKE, enkaz varsa orada bulunur. Bu sefer hastalara hastane bahçesinde hizmet ettiler. Bunun getirdiği bir organizasyon bozukluğu olduysa bir şey diyemem.

Salgın hastalık riski var mı?

Şu an yok. Salgın olursa Hatay’da olabilir. Hatay’da havalar bir-bir buçuk ay sonra ısınacak. Tedbirleri yoğunlaştırıyoruz. Ne yapmak gerekiyor? Bir, güvenilir suyun sağlanması. İki, güvenilir gıdanın sağlanması. Üç, hijyenik WC’lerin sağlanması. Çöp dahil olmak üzere ilaçlamanın yaygın yapılması.

Şimdi çeşmeler oluşturuluyor 200 noktada. İçilmesi anlamında değil, temizlik anlamında. Duş kabinleri oluşturuluyor. Çöp yaygın toplanıyor. İlaçlama yaygın yapılıyor. Kireçleme dahil… Bu tedbirleri ne kadar yoğunlaştırabilirsek salgını o kadar önlemiş oluruz. Çeşme ve ana kaynakta yaygın klorlama ve mikrobiyolojik analiz yapılıyor. Bir sorun yok.

Seyyar tuvalet ihtiyacı had safhada.

Her geçen gün sayı arttırılıyor. Hatay’da insanlar çadırlı toplu alana gelmeyi tercih etmiyor. Bulunduğu noktada çadırını istiyor. Tekil çadırlar çok olursa hijyeni sağlamak kolay olmuyor.

Temiz ve sıcak suya erişimde sorunlar olduğu söyleniyor.

Doğru. Şebeke suyunun bu safhada yalnızca temizlikte kullanılmasını söylüyoruz.

İlaç ve doktora erişim bakımından sorun var mı?

Çadır ve konteynır kentlerde sağlık hizmeti veriyoruz. Artı, üç-dört kat nüfus köylere kaydı. Oralarda 100 araçla her gün tarıyoruz köyleri. Tararken ilaç, hijyen seti, dezenfektan, hasta ve çocuk bezi dağıtıyoruz. Ayrıca 75 yaş üstü vatandaşı, evde bakım alan yaşlıları ve kronik hastaların bir kısmını bulunduğu yere giderek, taramadan geçiriyoruz.

Covid’te Alo 184 hattımız vardı. İnsanların ilaç ve sağlık sorunu varsa, o hattı arayabilmesini sağlamak üzere, altyapısı bitti, bugün yarın devreye sokacağız.

Alo Deprem Hattı mı olacak?

Deprem Sağlık Hattı gibi bir isim olabilir.

Yurttaşlar arayacaklar…

Arayacaklar. ‘Şu noktadayım, şu ilacıma erişemedim’ diyecek. Kim sağlık hizmeti veriyorsa o arkadaşların ya da seyyar aracın muayene etmesini ve ilaç vermesini sağlamak istiyoruz.

En zorlandığınız il hangisi oldu?

Hatay! Depremin etkisinin en fazla görüldüğü il, Hatay. Hatay diğer iller kadar diyebiliriz. Antakya, Defne ve Kırıkhan’da 700 bin nüfustan bahsediyoruz. Binaların yüzde 63 – 64’ü ya çökük veya ağır hasarlı. Girilebilecek bina yok. Binaların üçte ikisinin kullanılmaz olması nedeniyle diğer illere göre iki üç kat fazla. Fakat operasyon ve müdahale zorluğu anlamında belki 10, belki 15 kat daha fazla.

Sakallarınızı niye kesmediniz?

(Bir süre susuyor) Nasıl ifade edeyim, bilemiyorum. Doğrusu, hissiyatım şu: 10 binlerce canımızı kaybetmişiz. Şu an, yıkılmış bir hastanemizin ve altında kalan sağlık çalışanlarımızın olduğu, 400’ü geçen hekim ve sağlık çalışanımızın hayatını kaybettiği bir felaketten bahsediyoruz. Arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Defin işlemi bitmiş değil. Yasımız devam ediyor. Anadolu’da cenaze sahibi definden sonra sakalını keser. Benim, doğrusu arama kurtarma faaliyetleri bitmeden kesmek içimden gelmiyor, kesemedim.

Diğer bakanlarla söz birliği yapmadınız değil mi? Onlar da kesmedi.

Hiçbir şekilde aramızda konuşmadık. İki dakikada kesersiniz. Zaman bulunabilirdi. Ben kesemedim arama kurtarma işlemleri bitmeden.

Bekleyeceksiniz, öyle anlıyorum.

Biter inşallah. Bitmek üzere. Definler de yakında biter.

Vade öngörüyor musunuz?

Birkaç gün sonra.”

TÖRE, BİLGEHAN’A ALLAH’TAN RAHMET, YAKINLARINA BAŞSAĞLIĞI DİLEDİ

Meclis Başkanı Zorlu Töre, yaşamını yitiren Orhan Zihni Bilgehan’a Allah’tan rahmet, yaslı ailesi ve tüm sevenlerine başsağlığı diledi.

Meclis Başkanı Zorlu Töre’nin yayımladığı taziye mesajı şöyle; “Ömrünü Kıbrıs Türk halkına bilhassa hukuk ve siyaset alanlarında adamış, Türk Cemaat Meclisi üyeliği, Yüksek Mahkeme yargıçlığı, Yüksek Adliye Kurul üyeliği, milletvekilliği ve bakanlık görevlerinde bulunmuş, UBP Genel Sekreterlik görevini yürütmüş, mesleki tecrübesi, bilgeliği ve nezaketi ile toplumda büyük saygınlık kazanmış değerli insan Orhan Zihni Bilgehan’ın vefatını büyük bir üzüntü içerisinde öğrenmiş bulunmaktayım. Merhuma Allah’tan rahmet, yaslı ailesi ve tüm sevenlerine başsağlığı dilerim.”

ÖNEMLİ GÖRÜŞME! TATAR VE STEWART BİR ARAYA GELDİ

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Kıbrıs’taki BM Barış Gücü (UNFICYP) Misyon Şefi Colin Stewart’ı kabul etti.

Colin Stewart, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Rum Yönetimi başkanlığına yeni seçilen Nikos Hristodulidis’in yarınki gayriresmi buluşması öncesinde bugün Cumhurbaşkanı Tatar’ı ziyaret etti.

Tatar-Stewart görüşmesi, saat 10.30’da başladı. Stewart’ı Cumhurbaşkanlığı’na gelişindeCumhurbaşkanı Tatar’ın özel temsilcisi Ergün Olgun karşıladı.

Kanadalı diplomat Stewart, liderlerin yarınki gayriresmi buluşmasının hazırlığı kapsamında dün de Hristodulidis’i ofisinde ziyaret etmişti.

Tatar ve Hristodulidis, yarın saat 11.00’de, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Stewart’ın ara bölgedeki ikametgahında ilk kez bir araya gelecek.

Yarınki gayriresmi liderler buluşması, Güney’de yapılan Kıbrıs Rum Yönetimi başkanlık seçimlerini kazanan Hristodulidis’in resmen görevi devralmasın öncesinde yer alacak.

Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler, 15 Şubat’ta Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Stewart’ın Tatar ve Hristodulidis arasında bir görüşmeye imkân yaratmaya hazır olduğunu ifade etmişti.

“GÖNYELİ-ALAYKÖY BELEDİYESİ YAPI DENETİMİNE BAŞLIYOR”

Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, Gönyeli-Alayköy’de afetlere yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü belirti.
Amcaoğlu’nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
📌Gönyeli-Alayköy Belediyesi yapı denetimine başlıyor
📌Gönyeli-Alayköy Belediyesi, 1 Mayıs 2023 itibarı ile Yapı Denetim Sistemini uygulamaya başlıyor
📌1 Mayıs tarihine kadar inşaat ruhsatı almadan inşaatı başlamış tüm yapı sahipleri tapudan onaylı sınır ihlali olmadığını ispat edici belge ile belediyeye inşaat ruhsatı için başvurmalı
📌Bu tarihe kadar başvurmayan tüm yapılarla ilgili gerekli işlemler Gönyeli Alayköy Belediyesi tarafından yapılacak
📌İnşaat ruhsat harcının %10’u kadar ek ücret alınacak
📌Ayrıntılı bilgi almak isteyen vatandaşlar Gönyeli Alayköy Belediyesi İmar Şubesi’ne başvurabilecek
📌Gönyeli’de sel haritası ile ilgili çalışma yaptık
📌Toplu yaşam yerleri ve okulların denetlenmesi öncelikli görevimizdir
📌Deprem bölgesinden Gönyeli-Alayköy Belediyesi sınırlarına gelen depremzedeler kayıt altında

“YALAN VE İFTİRALARLA ÇALIŞANLARIN VE BİZLERİN ZAMANINI ALMAYIN”

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Hatay’daki Afet Koordinasyon Merkezi’nde yaptığı açıklamada, dün akşam saat 20.04’te önce Hatay Defne, daha sonra Samandağ merkezli meydana gelen 6,4 ve ardından 5,8 büyüklüklerindeki depremlere ilişkin, “Kamuoyuna bildirdiğimiz gibi 6 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir, 18’i ağır olmak üzere 562 vatandaşımız da yaralanmıştır. Dün akşam itibarıyla meydana gelen depremdeki enkazların her birine de ulaşılmıştır.” bilgilerini verdi.

Depremin meydana getirdiği yıkımların akabinde arama ve kurtarma çalışmalarının yapıldığını, ardından hem acil yıkılacak binalar hem de ağır hasarlı binalarla ilgili tespit çalışmasının devam ettiğini belirten Soylu, “Bu tespit çalışmasındaki ortaya çıkan sonuçlar, nihai sonuçlar değildir. Bunlar, itiraz edilebilir sonuçlardır. Yani evi orta hasarlı çıkan bir vatandaşımız, ‘benim evimin tekrar değerlendirilmesini istiyorum’ dediği andan itibaren değerlendirilecektir. Bu bugüne ait de bir şey değildir. Bugünden önceki tüm yaşadığımız afetlerde, depremlerde karşı karşıya kaldığımız bir süreçtir ve devam etmektedir.” ifadelerini kullandı.

Soylu, evi az hasarlı bir vatandaşın da “tekrar değerlendirilmesini istiyorum, ben orta veya ağır hasar görüyorum” dediği andan itibaren tekrar ekiplerin oraya gideceğini anlattı.

Bu konu sonuçlanana kadar binalarla alakalı herhangi bir işlemin yapılmayacağını bildiren Soylu, “Bunun tersi de söz konusudur. ‘Benim evime orta hasar belirlediği zaman, benim evim sağlamdır’ diyen için de yine aynı tedbir ve aynı süreç işleyecektir.” diye konuştu.

“Deprem hareketliliği devam etmektedir”

Bakan Soylu, acil yıkılacak binaların ekipler tarafından hemen yıkılacağını belirterek, “Acil yıkılacak binalara girilmesi yasaktır, kesinlikle… Yani ‘benim orada eşyam var, veya yarım saat, bir saat gireyim’ gibi bir şey söz konusu değildir. Çünkü dün akşamki müstakil deprem ve artçı depremler bize göstermiştir ki bu deprem hareketliliği devam etmektedir. Böyle bir riski almak, böyle bir sorumluluk almak doğru değildir. Bütün kolluk birimlerimize talimat verdik.” ifadelerini kullandı.

Ağır hasarlı binalara girmenin de riskli olduğunu vurgulayan Soylu, “Şimdi art arda gelen depremlerden sonra Çevre Şehircilik Bakanlığımızla yaptığımız değerlendirmeler çerçevesinde, bugünden itibaren buradan eşya alınması, buraya kısa sürede girilmesi de yasaklanmıştır. Yani ağır hasarlı binalara da bu saatten sonra girmek yasaktır, yeni bir karara kadar. Çünkü bu riski taşıyamayız, bu sorumluluğu taşıyamayız, bu da doğru değil.” diye konuştu.

“Eşya yardımı miktarı açıklanacak”

Süleyman Soylu, eşya yardımı konusunda, “Bu konuda daha önceki uygulamalarımızda olduğu gibi hem AFAD hem de Aile Sosyal Hizmetler Bakanlığımız eşya yardımını birlikte yapabilecektir. İki-üç gün sonra da eşya yardımı miktarı açıklanacaktır, elimizde bir miktar var, aslında yılbaşı belirlediğimiz bir miktar. Ama onu nereye, ne kadar götürebiliriz konusunda bir çalışma gerçekleşiyor.” bilgilerini verdi.

“O şehrin paydaşlarıyla bir araya gelinecek”

Depremin ardından şehirlerin nereye kurulacağı ve planlamanın nasıl yapılacağı konusunda sorular yöneltildiğini dile getiren Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un bizatihi bütün illeri dolaştığını, istişareler ortaya koyduğunu anlattı.

Dün Gaziantep’te yaklaşık 6 saat boyunca hem AFAD’ın bilim kurulunda çalışan hocalarla hem de diğer üniversitelerden hocalarla özellikle her ilin tek tek değerlendirilerek nerede olabileceğine yönelik bir çalışma ortaya koyduklarını aktaran Soylu, bir gün önce de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Maden Tetkik ve Arama ile bu çalışmayı yürüttüklerini söyledi.

Şimdi bir adım daha attıklarını dile getiren Soylu, şöyle konuştu:

“Burada bütün valilerimize söyledik. İl çevre ve şehircilik müdürlükleriyle, AFAD müdürleri de yanında olmak kaydıyla o şehrin paydaşlarıyla bir araya gelinecek. Kimler? Belediye başkanları, milletvekilleri, sanayi ve ticaret odaları, esnaf odaları, il kanaat önderleri, ilin teknik odalarıyla bir araya gelinecek. Bunu da 48 veya 72 saat içerisinde yapmaları konusunda bir salık verdik. Her ilde ve her ilçede onların da geçmişte yaptığı değerlendirmeler, bugün Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın taslak olarak hem zemin etütlerini gerçekleştirdiği, hem de taslak olarak öneri olarak ortaya koyacağı, onların önerileri olarak koyacağı değerlendirmeler karşılaştırılarak bir sonuca varılacak.”

“Bunun hesabını devlet sorar da bir de bu dünyanın öteki dünyası var”

Bakan Soylu, normalde şehir içinde 5-6 bin, şehirler arasında 8-9-10 bin liralık bir taşımayı 20-25 bin liraya çıkaran fahiş bir takım fiyatlar gördüklerini vurguladı.

“Bir kere bunun hesabını devlet sorar da bir de bu dünyanın öteki dünyası var, bunun hesabını Allah da sorar” diyen Soylu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Yani buradan insanlar, canını zor kurtardılar, herkesin bir travması, bir sıkıntısı var. Bu sıkıntı üzerinden burada bir istismar yapmaya çalışmak elbette ki bir kötülüktür. Belki de en kısıtlı ifadeyle bunu söylemek durumundayım. Bu konuda bütün valilerimize, olağanüstü halin de ortaya koymuş olduğu çerçeve içerisinde biz gerekli talimatları verdik, gerekli yazıları gönderdik. Bu konuda bir fahiş fiyat veya vatandaşı zorlayıcı, vatandaşı istismar eden, belki de vatandaşın zor durumundan faydalanan bir durum görülürse gereği yerine getirilecektir. Gereğini nasıl yerine getirileceğini de arkadaşlara tek tek izah ettik. İlgili sivil toplum kuruluşlarının, ilgili ticaret odalarının, ilgili esnaf odalarının da bu çağrıyı yapmaları bu denetimi kendilerinin yapmaları da esastır. Bize ait bölümünü yapar ve gereğini yerine getiririz ama bu aynı zamanda ahlaki bir meseledir.

Ben o meslek odalarının yerinde olsam yarın bir toplantı yapar, bu tespitleri, bu yapanları bu kişiler kimse bunları tespit eder, onların bir daha o meslek odalarında temsil edilmemelerini ve üye olmamalarını sağlarım, işin doğrusu budur. Bu zor zamanlarda herkes el birliğiyle büyük bir millet olmanın fedakarlığını ortaya koyuyor, birileri de bunda istismar malzemesi yapıyorsa ona bu dönemin en ağır cezası verilmelidir. Bu kadar açık. Keşke şöyle kanunlarımız olsa da bu tip insanlar, ömürleri boyunca ticari kısıtlı olsalar, kamu hizmetlerinden men edilseler. Keşke böyle kanunlarımız gelişse, belki de en doğru olan süreç budur. Çünkü anlaşılıyor ki ahlak duygusu ve inanç duygusu, öteki dünya korkusu yok olmuş insanlar, buradan para üzerine istifade etmeye çalışıyorlar.”

“Kiraların birden ciddi bir şekilde yükseliyor olması ayrı bir istismar meselesidir”

Bakan Soylu, kira meselesinin başka bir problem olduğunu, bu konuda da çalışılması için talimat verdiklerini belirterek, “Kiraların birden ciddi bir şekilde yükseliyor olması ayrı bir istismar meselesidir. Ayıptır, günahtır. Çadırda kalan insanların ahı, o enkaz altında saatlerce, günlerce kalıp bir büyük lütufla, Allah’ın lütfuyla bugün yaşayan insanların ahı tutar. Bu paranın hiçbir hayrını görmezsiniz. İster bizi sevin, ister sevmeyin.” dedi.

Bugün bir çocuğa “korktun mu” diye sorduğunda, “dişlerim titredi.” yanıtı aldığını aktaran Soylu, “Bunu anlamayıp kiramı 6 bin liradan 10 bin liraya çıkarıyorum diye ortaya koyanlar vicdan sahibi değillerdir.” dedi.

Bunu yapanların milletin birliğine de halel getirdiklerini vurgulayan Soylu, bir yıl boyunca hep birlikte yüklenilecek, bir yıldan sonra da deprem travmasını yaşayan insanların hep beraber rehabilite edilmesi gereken bir süreç olduğunu vurguladı.

Konteyner şehirlerle ilgili şartlar konusunda da Soylu, “Konteyner şehirlerde özellikle kimler barınabilir? Bir, hak sahibi olanlar. Yani konteyner şehirlerde yaşayıp daha sonra da ev sahibi olabilecekler, AFAD’dan afetten, Çevre ve Şehirciliğin yaptığı konutlardan alabilecekler. Kim bunlar? Birincisi yıkık ev sahibi olanlar. İki, aynı zamanda ağır hasarlı ev sahibi olanlar, aynı zamanda acil yıkılacak binaların ev sahipleri olanlar, buradan birinci derecede yararlanma hakkına sahiplerdir.” diye konuştu.

Soylu, bunların içerisindeki sıralamanın da birincisi şehit yakınları, ikincisi hanede 6 yaş ve daha küçük bebeği olanlar, üçüncüsü hanede yatalak veya ağır hastası olanlar, dördüncüsü hanede engelli birey olanlar, beşincisi hanede 65 yaş üstü bireyi olanlar, sosyoekonomik destek kapsamında olanlar şeklinde olduğunu aktaran Soylu, “Aslında konteynerden yararlanmak isteyen hak sahipleri yani dairesi olup, bir yerde oturup aynı zamanda da dairesini kaybedenler, birinci derecede buradan hak sahipleridir. Bu geçmişte de böyleydi, bugün de böyle.” ifadelerini kullandı.

Soylu, bu konuda diğer hak sahiplerine ilişkin şunları kaydetti:

“Birinci ağır hasarlılardı, şimdi de orta hasarlara geçtik. Eğer oradan yer kalırsa orta hasarlılar da elbette ki bundan istifade edebilecekler. Aynı sırayla olacaklar. dördüncüsü fiilen oturmakta olduğu evi sırasıyla orta hasarlı tespit edilip oturabileceği başka bir evi olmayanlar, beşincisi fiilen oturmakta olduğu evi sırasıyla yıkık, acil yıktırılacak ağır hasarlı ya da orta hasarlı olup oturabileceği kendine ait başka bir evi bulunmayan kiracılar. Yani ilk önce ev sahipleri, ağır hasarlılar, yıkılacaklar, daha sonra orta hasarlılar, daha sonra eğer yer kalırsa kiracılar… ”

İlk kez kiracılara kira desteği verdiklerini dile getiren Soylu, “O da Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleri de oldu. İlk kez kiracılara kira desteği veriyoruz, 2 bin lira. Bundan önceki hiçbir depremde, hiçbir afette böyle bir destek verilmedi. Çok kapsamlı, çok büyük ölçekli bir afetle karşı karşıya olduğumuz için kiracılara da bir kira desteği verilmesi hususunda adım atılmıştır.” dedi.

Daha önce kiracılar ve ev sahipleri arasında taşınma parasının farklı olduğunu aktaran Soylu, onları da dengeli hale getirdiklerini söyledi.

Hatay’daki Afet Koordinasyon Merkezi’nde açıklama yapan Bakan Soylu, deprem bölgesinde hasar tespit çalışmalarında yüzde 75-80 seviyesine ulaşıldığını ve bağımsız bölüm sayısının 400 bin sınırına geldiğini belirtti. Çalışmaların yüzde 100 tamamlandığında vatandaşlardan bir kısmının konteynerlerde kalacağını, bir kısmının da kiraya çıkmayı tercih edeceğini ifade eden Soylu, kimi vatandaşlara da başka illerde kalma ve barınma imkanları sağlanacağını kaydetti.

Bir evi, iki evi olan veya bir yazlığı olan vatandaşların ortaya koyacağı yardımlaşma duygusu çerçevesinde “Evim Yuvan Olsun Kampanyası”na katılmalarını arzu ettiklerini dile getiren Soylu, kampanyaya katılımlar olduğunu, buna ilişkin bir değerlendirme ve geniş kapsamlı bir açıklama yapacaklarını bildirdi.

Barınma konusunun sadece konteyner ve çadırlarla kendi bölgesinde çözülebilecek bir mesele olmadığını dile getiren Soylu, şöyle devam etti:

“Bugüne kadar aziz milletimizin yüce gönüllülüğü, ortaya koyduğu yardımlaşma duygusunun, burada da vücut bulmasını, burada da bu ev sahipliğine destek olmalarını arzu ediyoruz. Tabii önemli bir duygu şu, bu şehirlerdeki insanlar bu şehirlerde yaşamaya devam edecekler, temel arzumuz budur. Yani şehirlerin yapısı, şehirlerin demografisi, şehirlerin o insanlarla olan bütünlüğünü bozdurmamaktır. Onun da olabileceğini düşünüyoruz, altını çizerek söylüyorum.”

İçişleri Bakanı Soylu, yaşanılan bu afetin geçmişteki afetlerden hiçbiriyle ölçülebilir olmadığına işaret ederek, geçmişte yaşanılan duyguları paylaştı. Bugüne kadar afet bölgelerinde yaşayanların “Bir daha bu şehir ayağa kalkmaz” duygusuna kapıldığını anımsatan Soylu, “Van’dan Bingöl’e, Simav’a kadar, Malatya’ya, Elazığ’a kadar, Kastamonu’nun Bozkurt’una, Sinop’un Ayancık’ına kadar, Antalya’daki ve Manavgat’taki orman yangınlarından Muğla’daki orman yangınlarına kadar bu duygu, bu afeti yaşayan bütün vatandaşlarımızda oluştu. Oluşmayanı yoktur.”

Bu duyguyu yaşayanların bugün olduğu gibi şehir dışlarına çıktığını, travmadan kurtulmak için kısa süreli de olsa buna ihtiyaç duyulabildiğini dile getiren Soylu, daha sonra şehir tekrar ihya edildiğinde onunla buluşabilecek transferlere ihtiyaç duyulabileceğini anlattı.

Evim Yuvan Olsun Kampanyası’na destek çağrısı

“Evim Yuvan Olsun Kampanyası”nın çocuklar ve yaşlılar için önemine işaret eden Soylu, imkanı olan vatandaşlara kampanyaya destek olmaları için çağrıda bulunarak, depremle karşı karşıya kalan vatandaşların yaşadığı travmalar için bunun büyük bir rehabilitasyon mekanizması olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bakan Soylu, tarihin en büyük yıkıcı deprem afet süreçlerinden birisini yaşadıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“Biz sadece bir deprem yaşamadık. Yani bunu bir deprem olarak tarif etmek belki meseleyi tam olarak izah edememek noktasına gelir. Çünkü deprem bölgesine gelenler yaşanan yıkımı gördüğü zaman bunun depremle dahi izah edilemeyecek büyük bir yıkım olduğunu çok net bir şekilde ifade ediyorlar. Onun için 9 saat arayla 7,5’un üzerindeki iki büyük deprem, 6 ölçeğindeki artçılar ve dün akşamki tecrübe de gösterdi ki 15 gündür yaşadıklarımız alelade bir deprem afeti süreci değildir. Birbirimizle büyük bir dayanışma içerisinde olmalıyız. Birlik ve beraberlik içerisinde olmalıyız. Buradan siyaset çıkarmaya çalışanlar olacaktır. Herkes kendi yüzünü, bu karşı karşıya kaldığımız zor süreçte göstermektedir. Yalanları, iftiraları, acaba buradan bir siyasal çıkar elde edebilir miyim uğraşlarını hep beraber görüyoruz. Biz bunların ancak milletimizin moralini bozacak olanlarını düzeltebiliyoruz. Çünkü bununla uğraşabilecek çok büyük bir vaktimiz yok.”

“Onların belediyeleri de AFAD’ın emri altındadır”

Birilerinin eline kamera ve el feneri alarak “acaba nerede bir eksik görürsem bunu kamuoyuyla paylaşırsam da bir zarar oluştururum kanaatiyle” hareket ettiğini dile getiren Soylu, “Oysa milletimizin desteğe ihtiyacı var. Baştan itibaren bu işi Sayın Cumhurbaşkanımızın riyasetinde koordine eden AFAD, bütün kurumları kendi bünyesinde toplayan AFAD, elbette ki deprem bölgesinin her noktasına ulaşmaya çalışmaktadır. Şunun altını çizerek söylüyorum, dünyada hiçbir ülke böyle bir depremle karşı karşıya kalmış olsaydı bir devleti, iki milleti bu kadar dirençli bir şekilde bu depreme direnemezdi ve şu anda bir millet kenetlenmiş vaziyette. Devlet en ücra noktalara kadar helikopterinden gönüllüsüne kadar, Kızılay’ından AFAD’ına, arama kurtarmasına kadar, bütün sivil toplum örgütlerine kadar bir koordinasyon içerisinde ulaşmaktadır.” diye konuştu.

Neredeyse Hollanda’nın üç katı büyüklüğündeki yaygın bir alanda etkili olan depreme, devletin bütün kapasitesiyle ilk dakikadan itibaren müdahale ettiğinin altını çizen Soylu, şöyle devam etti:

“Eksiklik bulmaya çalışanlar olabilecektir. Eksiklik bulmaya çalışanlara söylemek istiyorum, onların belediyeleri de AFAD’ın emri altındadır bir afet zamanında. Kaç saatte gelmişler? Kaç saatte? Lütfen kimse vicdansız hareket etmesin. Üçüncü günün sonunda artık herkes gıdamız yeter, her noktaya kadar en ücra köşeye kadar ulaşmış demiştir. Milyonlarca öğün yemek verilmektedir. Çadır kentler kurulmuş, en ücra noktalara kadar çadır ulaştırılmıştır. Elbette ki bu bölgede yaklaşık 3 milyon civarında hane var. Herkes korku yaşıyor, biz de biliyoruz ki 3 milyon civarındaki haneye de çadır versek talep edecekler ve isteyeceklerdir. Çünkü çoluğuyla çocuğuyla bu artçı depremler devam ettikçe veya müstakil depremler devam ettikçe içeride durmaktan çok dışarıda durmak isteyeceklerdir. Ama onun da kendine ait bir öncülük sırası ve depremin etkilediği alan sırası vardır ve bugüne kadar sadece AFAD koordinasyonunda dağıtılan 301 bin çadır söz konusudur. Biz Elazığ ve Malatya depremini 35 bin çadırla bitirdik. Şu anda 301 bin çadır. Bütün bu deprem alanının büyüklüğü düşünüldüğünde elbette ki çadır sevkiyatımız devam ediyor. Elbette ki iki aylık zaman dilimi için toplam 100 bin konteyner şehirde yaşam başlayacaktır. Buna ait bütün hazırlıklar gerçekleştirilmiş ve yapılmıştır, alt yapıları yapılmaktadır.”

“Yalan ve iftiralarla çalışanların ve bizlerin zamanını almayın”

İçişleri Bakanı Soylu, bazı muhalif gazeteler ve köşe yazarı ile kimi yabancı basın organlarında görev yapan kişilerin deprem sabahıyla ilgili birtakım tezviratlar ortaya koyduğunu belirterek, “Bunların hepsinin yalan olduğunu söylemek istiyorum. Bunlar ayıp şeylerdir. Lütfen bu yalanları, bu iftiraları ortaya koyarak hem çalışanların hem de bizlerin zamanını almayın.” çağrısında bulundu.

Depremden hemen sonra Türkiye Afet Müdahale Planı’nın devreye girdiğini, saat 05.30’da televizyonlardan yaptıkları ilk açıklamada 4’üncü seviyede uluslararası çağrıda bulunduklarını ve bütün devlet kapasitesini harekete geçirdiklerini vurgulayan Soylu, söz konusu tezviratlarda bulunanlara karşı eleştirilerini dile getirdi.

Deprem bölgesine yönelik hırsızlık ihbarlarının yüzde 99’unun sahte çıktığı bir dönem yaşadıklarını aktaran Soylu, “Bu kabul edilebilir bir iş değildir. Bu kötü niyetliliktir.” görüşünü paylaştı.

Bakan Soylu, Hatay merkezli deprem sonrası çalışmaların sürdüğü 5 enkaz bulunduğunu belirterek, buradaki çalışmalar tamamlanınca arama kurtarma veya enkazın altındaki cenazelere ulaşma çalışmalarının sona ereceğini sözlerine ekledi.

“TÜM RAPORLARI GÜNCEL ŞEKİLDE KAMUOYU İLE PAYLAŞACAĞIZ”

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, sağlık ocakları ve hastanelerinin deprem açısından güvenirliliği ile ilgili çalışmaları çok önceden başlattıklarını ve ivedilikle hareket ettiklerini söyledi.

BRT’de ‘Deprem Özel’ yayınına katılarak açıklamada bulunan Altuğra, “Sağlık ocaklarımızın veya hastanelerimizin depreme dayanıklılığı ile ilgili tespit, değerlendirme raporlarını depremin hemen ardından başlatmış değiliz. Öncesinde çalışmaya başladığımız bir konudur. Ancak bu felaketin yaşanması ile birlikte çalışmanın temposu çok daha hızlanmış ve denetime tabi tutulması gereken binaların yelpazesi de genişletilmiştir” dedi.

Bakan Altuğra, deprem açısından güvenirliliğinden endişe duyulan Değirmenlik Sağlık Merkezi’nin boşaltıldığını açıkladı. Altuğra, “Değirmenlik’teki Sağlık Merkezinin ciddi şekilde tadilata belki de tespitten sonra daha doğru paylaşacağımız bir bilgi olacak. Ama yıkılıp yeniden inşa edilmesi yönünde de bir eylem planı hayata geçirilecektir. Şuanda insanların can güvenliğini korumak adına Değirmenlik Sağlık Merkezi’ni boşaltmış durumdayız” dedi. Sağlık Bakanlığı olarak sağlık ocağının durum tespiti için Planlama İnşaat Dairesine yazılı olarak talepte de bulunduklarını belirten Altuğra, “yazının ardından toplantılarımız yoğunlaştı.

Başbakanlık bünyesinde Deprem Komitesi kuruldu. Komitede alınacak kararlar doğrultusunda aciliyet sırasına göre bu değerlendirmeler yapılacak ve gerekli adımlar da elbette ki alınacaktır” diye konuştu. Sağlık Bakanı Altuğra, Doktor Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinin deprem açısından güvenirliliği ile ilgili açıklamanın raporlar ışığında yapılacağını dile getirdi. Altuğra, “Hepimizin bildiği gibi Doktor Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi amiral gemisi konumundadır. 3’üncü basamak tam teşeküllü bir hastanemizdir. 1970’li yıllarda inşa edilen ve zaman zaman ihtiyaç duyulan bölümlerinin tadilatını gerçekleştirdiğimiz bir hastanedir. Ancak binanın temellerinin, yapısının, kolonlarının sağlamlığı ne durumdadır? Dediğimiz gibi ileri araştırmalardan sonra paylaşabileceğimiz bir bilgidir. Bunun dsa yapılabilmesi için mühendislerden, mimarlardan ilgili tüm meslek gruplarından yapılacak çalışmanın sonrasında paylaşacağımız bir bilgidir. Planlama İnşaat Dairesi ile de yakından temas halindeyiz. Uzman raporlar ışığında bilgileri kamuoyu ile paylaşabileceğiz” dedi.

Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ile ilgili yıllar önce hazırlanmış bir rapor olup olmadığına ilişkin soruya ise Bakan Altuğra, “Biz tüm raporları güncel şekilde kamuoyu ile paylaşacağız. Yani geriye dönük değil bugün Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ne durumdadır? Eskiden değil. Gazimağusa Devlet Hastanesi ne durumdadır. Doktor Akçiçek Hastanesi ne durumdadır? Cengiz Topel Hastanesi ne durumdadır. Diğer sağlık merkezlerimiz ne durumdadır. Güncel bilgilerle biz hareket edeceğiz.Güncel bilgilerin ne olduğunu kamuoyu ile paylaşarak ona göre adımlarımızı atacağız. Bu adımları atarken B planımızın ne olduğunu da yine kamuoyu ile paylaşarak, önümüze bakıp yolumuza devam edeceğiz” yanıtını verdi.