Archives Aralık 2023

İçişleri Bakanlığı, Bakan Oğuz’un açıklamalarının montajlanarak bazı sosyal medya hesaplarında yayınlandığını belirtti

“Gerçekle bağdaşmayan bir takım algıların oluşmasına neden olundu”

İçişleri Bakanlığı, Bakan Dursun Oğuz’un bir programda yaptığı açıklamaların montajlanarak bazı sosyal medya hesaplarında yayınlandığını,  gerçekle bağdaşmayan bir takım algıların oluşmasına neden olunduğunu belirtti.

İçişleri Bakanlığı açıklamasında, yabancıların mal alımı ve satımı konusunda Dursun Oğuz tarafından yapılan açıklamaların montajlandığı,  yaratılmaya çalışılan algı ile Bakanın söylemlerinin bağdaşmadığı kaydedildi.

Bakan Oğuz’un, pazartesi günü Kıbrıs TV’de katıldığı bir programda yabancıların mal alımı ve satımı konusunda yönetilen sorulara cevap verdiği belirtildi.

Oğuz’un bahse konu programda verdiği cevapların yer aldığı bölümlerin montajlanarak bazı sosyal medya hesaplarında yayınlandığı ve gerçekle bağdaşmayan bir takım algıların oluşmasına neden olunduğu kaydedilen açıklamada “Bilinmelidir ki yaratılmaya çalışılan algı ile Bakanın söylemleri asla bağdaşmamaktadır.” denildi.

Bakan Oğuz’un söylediklerinin açık, net olduğu ve arşivlerde bulunduğunu belirtilen açıklamada, “İçişleri Bakanlığımız; devletimizi, kurumlarımızı devre dışı bırakmaya çalışan, kayıt dışı mal alım ve satışlarının tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik gerekli önlemlerin alınması ve yasal düzenlemelerin yapılmasına yönelik çalışmaları başlatmış ve kısa süre sonra sonuçlandıracaktır” ifadelerine yer verildi.

Tatar’a İstanbul Teknik Üniversitesi’nde fahri doktora

Tatar: “KKTC Türk dünyasının Akdeniz’e açılan penceresidir, o derece değerli ve kutsaldır”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar temaslarında İstanbul’da devam ediyor

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, “KKTC Türk dünyasının Akdeniz’e açılan penceresidir, o derece değerli ve kutsaldır” dedi.

Tatar, KKTC’nin Doğu Akdeniz’in en güneyindeki Türk devleti olarak 40’ıncı yılında geleceğe emin adımlarla bağımsız, hür ve özgür bir devlet olarak yürüdüğünü kaydetti.

İTÜ’lü mühendislerin Türkiye’den KKTC’ye asma borularla su temin projesinde büyük katkıları olduğu hatırlatan Cumhurbaşkanı Tatar, şimdi de yine İTÜ’lü mühendislerin katkılarıyla Türkiye ile KKTC arasına çift kablo çekilerek adanın her iki tarafının elektrik sıkıntılarına çözüm bulma için çalışmaların yürütüldüğünü söyledi.

Kırgızistan’daki temaslarını tamamlayarak İstanbul’a geçen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) fahri doktora unvanı takdim edildi.

Tatar, tören öncesinde İstanbul Teknik Üniversitesi’nin tarihine ait müzeyi ve öğrencilerin proje stantlarını da dolaştı.

Törende ilk olarak, KKTC’nin 40’ıncı yılı kutlama etkinlikleri kapsamında, Kıbrıs Türk halkına ait türküler seslendirildi, halk dansları gösterisi yapıldı. Ardından Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 40 yıllık tarihini anlatan video gösterildi.

– Rektör Prof. Koyuncu: “KKTC tüm ambargolara rağmen yüzü geleceğe dönük ve güçlü bir şekilde ayaktadır”

İTÜ Rektörü Prof. İsmail Koyuncu, yaptığı açılış konuşmasında, Kıbrıs Türk halkının kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nden silah zoruyla atılmasının ardından, 40 yıl önce KKTC’nin kurulmasına kadarki süreç hakkında bilgi vererek, “Tam 40 yıl önce kurulan KKTC tüm ambargolara rağmen yüzü geleceğe dönük ve güçlü bir şekilde ayaktadır” dedi.

İTÜ’nün de KKTC’nin gelişimi için sürekli iş birliklerinde bulunduğunu kaydeden Koyuncu, İTÜ Kuzey Kıbrıs yerleşkesinin bunun en güzel örneklerinden biri olduğunu belirtti.

Koyuncu, Asrın Projesi olarak nitelendirilen KKTC’ye Su Temini Projesi’nin plan süreçlerinden inşaat aşamasına kadar, İTÜ’lü mühendislerin yoğunlukta olduğu Türk mühendis ekiplerinin yer aldığını anımsatarak, asma borularla taşınma fikrinin de bir İTÜ’lü mühendise ait olduğunu söyledi, bu projenin dünyada eşi benzeri olmayan bir proje olduğunu vurguladı.

Rektör Koyuncu’nun konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a İTÜ rozeti takıldı, cüppe giydirilerek, İTÜ Fahri Doktora Diploması takdim edildi.

– Tatar: “40’ıncı yılında KKTC’nin bağımsız, özgür ve hür bir devlet olarak yürüdüğünü görmenin bahtiyarlığı içerisindeyim”

Cumhurbaşkanı Tatar, törende yaptığı konuşmada, İTÜ’de bulunmaktan ve fahri doktora unvanı almaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Tatar, Türkiye Cumhuriyeti ikinci yüzyıla adım atarken, KKTC’nin en güneydeki Türk devleti olarak 40’ıncı yılında bağımsız, özgür ve hür bir devlet olarak yürüdüğünü görmenin bahtiyarlığı içerisinde olduğunu kaydetti.

Tatar, karanın yanında deniz ve hava sahasındaki yetki alanlarıyla Kıbrıs’ın her zaman Akdeniz’de çok önemli bir ada olduğunu belirtti, 1571’de bu önemin farkında olan ataların Osmanlı İmparatorluğu’nun güvenliği için Kıbrıs’ı Venediklilerden almak adına bir yıl süre boyunca 80 bin şehit verdiğini hatırlattı.

– “Su Temin Projesi’yle Kıbrıs toprakları daha bereketlidir”

1878’te adanın İngiltere’ye kiralanması ve ardından ilhak edilmesiyle başlayan nüfus değişimlerine ve adadaki Enosis planlarına değinen Tatar, 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortak kurucularından biri olan Kıbrıs Türk halkının, hukuka göre, her halk gibi kendi geleceğini tayin etme hakkına sahip olduğunu kaydetti.

Coğrafi gerçeklere de işaret eden Tatar, Türkiye ve Kıbrıs arasındaki mesafenin sadece 40 mil olduğuna dikkat çekerek, Girne’den Toros dağlarının rahatlıkla görülebildiğini ifade etti.

Su Temin Projesi’nin Türkiye’nin “mümkündür” demesiyle başladığını ve İTÜ’nün projede büyük katkıları olduğunu belirten Tatar, “Kıbrıs toprakları şu anda daha bereketlidir. Kıbrıs Türk halkı o kurak iklimde kaliteli sudan faydalanmaktadır. Başardık…” dedi.

– “Su projesi ardından elektrik projesi üzerinde çalışıyoruz”

Tatar, Türkiye ile Kıbrıs arasında yine İTÜ mühendislerinin katkılarıyla çift yönlü kablo çekilerek, Kıbrıs’ın her iki tarafının elektrik sıkıntısının çözümü için çalışmaların da yürütüldüğünü ifade ederek, bu projeyle ülkede güneşten elde edilen enerjinin Avrupa Birliği’ne kadar iletilebileceğini, yeterli olmadığı zamanlarda ise havuzdan Türkiye aracılığıyla elektrik alınabileceğini anlattı.

Bölgede uzlaşma, barış ve huzur için elektrik projesi ve diğer iş birliği önerilerini Güney ile paylaştığına işaret eden Tatar, bu iş birliği çağrılarının cevapsız kaldığını çünkü diğer tarafın adayı Yunan adası olarak gördüğünü ve Türkiye’yi adadan uzaklaştırarak Kıbrıs Türk halkını yok oluşa sürükleyecek “federalizm” üzerinde ısrarcı olduklarını kaydetti.

Yıllar itibarıyla Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın başlattığı şekilde Kıbrıs Türk halkının tüm iyi niyetiyle görüşmelere hazır olduğunu ifade etmesi ve fedakarlık göstermesine rağmen karşı tarafın cevabının her zaman “hayır” olduğunu belirten Tatar; bu gelişmeler ışığında yeni siyasetin iş birliği içerisinde eşit egemen iki devlet temelli olduğunu ve bunu bütün dünyaya ilan ettiklerini söyledi.

– “KKTC ve TC’nin haklarını sonuna kadar savunacağız”

Tatar, kendi demokrasisi ile, kurum ve kuruluşlarıyla ve sınırlarıyla Kıbrıs Türk halkının yoluna kendi devam etme kararına saygı duyulması gerektiğini ifade etti.

KKTC’nin toprağının üç katı kadar Mavi Vatan’da hakkı olduğuna, Türkiye’nin de bölgede ana kıta olarak çok önemli hakları olduğuna işaret eden Tatar, “Ben KKTC Cumhurbaşkanı olarak, ekibimle birlikte, yüreğimizle her türlü hakkımızı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hakkını sonuna kadar savunacağız” dedi.

Kıbrıs’ın Türkiye için güvenlik açısından önemine vurgu yapan Tatar, “Büyük çıkarlar söz konusudur” diyerek, bu çıkarların maddi meselelerden öte tarihi, milli ve güvenlik meselesi olduğunu kaydetti.

– “Kıbrıs konusu zor bir konu, milli bir konu”

Kıbrıs konusunun zor olmasının yanında milli bir konu olduğunu ve Türk Dünyası’nı ilgilendirdiğini belirten Tatar, Türk devletlerini bir araya getiren Türk Devletleri Teşkilatı’nın ileride çok daha önemli bir hale geleceğine inanç belirtti.

Tatar, “KKTC, Türk devletlerinin Akdeniz’e açılan bir penceresidir” ifadelerini kullandı, “O kadar önemli, o kadar milli ve o kadar kutsaldır” dedi.

Tatar, bugün dünyada yaşanan savaşları anımsatarak, garantörlüğün önemine vurgu yaptı; muhalefete her zaman söylediği gibi “saf olunmaması” gerektiğini dile getirdi; “1974 önce yapılanların 5 beterini de yapabilirler” ifadelerini kullandı.

İstanbul Teknik Üniversitesi’nin adadaki yatırımlarını sıralayan ve ülkenin geleceğe emin adımlarla yürümesi için güçlü kurumların öneminin altını çizen Cumhurbaşkanı Tatar, yapılacak her türlü akademik ve pratik çalışmanın hayırlara vesile olmasını diledi.

Fahri Doktora Töreni’nde KKTC Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ve KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel de hazır bulundu.

– Tatar’ın İstanbul temasları yarın da devam edecek

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İstanbul programı kapsamında yarın, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç ile bir araya gelecek ve İTO tarafından düzenlenen “40’ıncı yılında KKTC” sergisinin açılışını yapacak.

Tatar, ardından, Avrasya Stratejik Araştırmalar Platformu tarafından düzenlenen “Türkiye Yüzyılında KKTC Perspektifi” isimli konferansta konuşma yapacak.

Töre KKTC’ye uygulanan seyahat ambargolarına dikkat çekti

Cumhurbaşkanı Vekili, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, KKTC’ye uygulanan seyahat ambargolarına dikkat çekti ve yeni Ercan Havalimanı’nın açılmasıyla dünya ülkelerinin KKTC’ye direkt uçuşlara imkan vermeye başlamasını temenni etti.

Töre 7 Aralık Dünya Sivil Havacılık Günü nedeniyle mesaj yayımladı.

Töre, Dünya Sivil Havacılık Gününün uluslararası sivil havacılığın gelişmesi, uluslararası hava taşımacılığının emniyetli,  etkin,  kurallara uyumlu bir şekilde sürdürülebilmesi, havacılık alanında iş birliği sağlanması, Uluslararası Sivil acılık Örgütü’nün bu noktada yarattığı farkındalığın arttırılması amacı taşıdığını belirtti.

Sivil hava taşımacılığının KKTC’de dört tarafı denizle kaplı bir ada ülkesi olması ve turizmin ülkenin lokomotif sektörlerinden biri olması hasebiyle oldukça büyük bir öneme sahip olduğunu kaydeden Töre, “Hal böyle iken, Chicago Konvansiyonu tahtında direkt uçuşlar konusunda Kıbrıs Türk halkı ne yazık ki ambargolara maruz kalmakta ve seyahat özgürlüğümüz kısıtlanmaktadır” dedi.

Töre mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin birçok iline olan direkt uçuşların Türkiye Cumhuriyeti üzerinden yapılan yurt dışı seyahatleri sayesinde dünyaya açılan bir pencere olan ulaşımın; iş insanları, yatırımcılar, turistler ve öğrencilerin ülkemize ulaşımıyla birlikte ekonomik kalkınmaya sağladıkları katkı büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda uluslararası standartlara sahip yeni Ercan Havalimanı’nın açılmasıyla birlikte ulaşım sektörüne yeni bir soluk kazandırılmış ve ülkeye gelen yolcu kapasitesi büyük oranda artmıştır. Ercan Havalimanı yeni imkan ve kabiliyetlerle donatılan terminal binası ve çift pistiyle geniş gövdeli uçaklara da ev sahipliği yapma kapasitesine kavuşmuştur.

Uluslararası standartlarla donatılan yeni Ercan Havalimanı’nın hizmete girmesiyle birlikte, Türkiye’nin yanı sıra Türk devletleri başta olmak üzere diğer ülkelerin de KKTC’ye direkt uçuşlara imkan vermeye başlaması ve ülkemize uygulanan seyahat ambargosunun kırılması temennimizdir.

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk; “İstikbal göklerdedir. Göklerini koruyamayan uluslar, yarınlarından asla emin olamazlar” sözü ile havacılığın ne kadar önemli olduğunun altını çizmiştir. Bu vesile ile tüm paydaşların 7 Aralık Dünya Sivil Havacılık Günü’nü kutlar, sivil havacılık alanındaki değerli katkıları ve emekleri için teşekkürlerimi sunarım”.

Veteriner Dairesi’nden köpeklere çip uyarısı…

Veteriner Dairesi, Köpek Kayıt Tüzüğü kapsamında, belediyeler ve polis ekipleri ile birlikte köpek kayıt denetimlerine başlanacağı ve çipsiz/kayıtsız tespit edilen köpeklerin sahiplerine idari para cezası uygulanacağını bildirdi.

Daireden yapılan açıklamada, “7/2008 Hayvanların ve İşletmelerin Tanımlanması ve Kaydı Yasası” altında, sahiplerinin belirlenebileceği şekilde köpeklerin kayıt altına alınması, bu kayıtların ulusal bilgisayarlı bir veri tabanına kayıt edilmesi, başıboş köpek sayısının azaltılması amacıyla 2014 yılında Köpek Kayıt Tüzüğü’nün yürürlüğe girdiğini kaydetti.

İlgili tüzük kurallarına göre köpek besleyen kişilerin, serbest veteriner klinikleri aracılığı ile köpeklerine çip taktırıp Köpek Kayıt Formu doldurtarak kayıt altına almak zorunda olduğu ifade edilen açıklamada, şunlar dile getirildi:

“7/2008 Hayvanların ve İşletmelerin Tanımlanması ve Kaydı Yasası’nın 7.maddesinin 1.fıkra kurallarına göre köpeğini çipleyerek kayıt altına almayan kişiler suç işlemiş olurlar ve ¼ asgari ücret oranında idari para cezası ile cezalandırılırlar.

Ülkemizde büyük av sezonunda sahibinden kaçan ve/veya sahibinin kendi rızasıyla terk ettiği köpekler, yerleşim yerleri dışında hayatlarını idame ettirmeye çalışırken, yaşadıkları açlık ve susuzluktan dolayı, özellikle çiftlik ve/veya kümes hayvanlarına saldırmakta, ayrıca yollarda başıboş gezerken trafik kazalarına sebebiyet vererek, kendi ve de insan sağlık ve refahını riske atarak olumsuz yönde etkilemektedirler.

Ayrıca yoğunlukla şehir içi alanlarda sahipleri tarafından başıboş bırakılan ve/veya terkedilen köpeklerin araç trafiğinde tehlike yarattığı, refah ve sağlıkları etkilendiği ve bunun yanında çevre ve halk sağlığını ve refahını da olumsuz yönde etkilediği yaşanan birçok örnek olayla ortaya çıkmaktadır.

Köpek Kayıt Tüzüğü’nün verdiği yetki ile; Dairemiz tüm ülkede, belediyeler ve polis ekipleri ile birlikte köpek kayıt denetimlerine başlayarak, çipsiz/kayıtsız tespit edilen köpeklerin sahiplerine idari para cezası uygulanacaktır, ayrıca Köpekler Yasası tahtında ilgili belediyelerin de köpek ruhsatı kontrolü yaparak ruhsatsız tespit edilen köpek sahiplerine yasal işlem başlatılacağı kamuoyuna duyurulur.”

Geçen hafta 73 trafik kazası meydana geldi, 2 kişi hayatını kaybetti

Sürat hem kaza sebepleri hem de rapor edilen suçlar arasında yine ilk sırada

Toplam 179 araç trafikten men edilirken, 7 sürücü tutuklandı

Ülkede geçen hafta toplam 73 adet trafik kazası meydana geldi. Kazalarda, 2 kişi hayatını kaybetti, 21 kişi yaralandı. Sürat hem kaza sebepleri hem de rapor edilen suçlar arasında yine ilk sırada yer aldı.

Polis Basın Subaylığı’ndan yapılan açıklamaya göre, 27 Kasım-3 Aralık tarihleri arasındaki 73 kazanın, 2’si ölümle, 15’i yaralanmayla, 56’sı hasarla sonuçlandı. Ölümle neticelenen kazalarda 2 kişi yaşamını yitirirken, yaralanma ile neticelenen kazalarda 21 kişi yaralandı.

Dönem içerisinde meydana gelen kazaların 23’ü süratli araç kullanmak, 17’si dikkatsiz sürüş yapmak, 12’si kavşakta durmamak, 11’i yakın takip, 10’u ise diğer etkenler nedeniyle meydana geldi.

Toplam hasar miktarının 5,715,560 TL olduğu kazaların, 28’i Lefkoşa’da, 16’sı Gazimağusa’da, 15’i Girne’de, 7’si Güzelyurt’ta, 7’si İskele’de oluştu.

-Toplam 11 bin 218 sürücü kontrol edildi, 2 bin 225 sürücü rapor edildi

Aynı dönemde ülke genelinde polis tarafından yapılan trafik denetimleri sonucu, toplam 11 bin 218 araç sürücüsü kontrol edilerek, suç işlediği tespit edilen 2 bin 225 araç sürücüsü rapor edilerek, aleyhlerinde yasal işlem başlatıldı. Toplam 179 araç trafikten men edilirken, 7 sürücü ise tutuklandı. Sürücülerin en fazla süratten rapor edildiği suçların dağılımı şöyle:

“Sürat (694), sürüş esnasında cep telefonu kullanmak (282), seyrüsefer ruhsatsız araç kullanmak (138), trafik levha ve işaretlerine uymamak (129), emniyet kemeri takmadan araç kullanmak (98), alkollü içki tesiri altında araç kullanmak (81), sigortasız veya kapsamı dışında araç kullanmak (52), dikkatsiz sürüş (51), muayenesiz araç kullanmak (35), yolcu taşıma “T” işletme izinsiz araç kullanmak (26), tehlikeli sürüş (17), sürüş ehliyetsiz araç kullanmak (16), koruyucu başlık takmadan motosiklet kullanmak (13), trafik ışıklarına uymamak (9), tonajından fazla veya tehlikeli yük taşımak (3), diğer trafik suçları (581).”

Narkotik polislerine plaket.. Başbakan Üstel: “Polisin daha verimli olması için elimizden gelen gayreti göstereceğiz”

Polis Genel Müdürü Kuni: “Geçmiş yıllara nazaran bu yılın ilk 11 ayında ele geçirilen uyuşturucu miktarı rekor düzeyde.. 326 operasyonda 280 kilogram uyuşturucu, 389 zanlı aleyhinde yasal işlem.. “

Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu tarafından Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü’nde görev yapan polis memurlarına plaket takdim edildi. 

Başbakan Ünal Üstel törende yaptığı konuşmada, polis teşkilatının daha verimli hale gelmesi için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini belirterek, ülkenin huzuru için hükümetin polis teşkilatının yanında olduğunu vurguladı.

Polis Genel Müdürü Kasım Kuni ise, Ocak-Kasım döneminde Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü ekipleri tarafından 326 operasyon yapıldığını, yaklaşık 280 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildiğini, 389 zanlı aleyhinde yasal işleme gidildiğini açıkladı. Kuni, geçmiş yıllara nazaran bu yılın ilk 11 ayı içerisinde ele geçirilen uyuşturucu miktarının rekor düzeyde olduğunu kaydetti.

Törene Başbakan Ünal Üstel, Polis Genel Müdürü Kasım Kuni, Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu Başkanı Teyfide Tecel Hatipoğlu, Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü yetkilileri ve polis memurları ile bazı bürokratlar katıldı.

Törende konuşmaların ardından plaket ve belge takdimi yapıldı. Polis Genel Müdürü Kasım Kuni’ye plaketini Başbakan Ünal Üstel takdim etti.

-Üstel

Başbakan Ünal Üstel, böyle duyarlı bir konu üzerinde çalışan polis memurlarına plaket takdim etmenin kendisi için çok önemli ve anlamlı olduğunu ifade etti.

Uyuşturucuyla mücadele eden insanların gençleri uyuşturucu tacirlerinden korumak için çalıştığını vurgulayan Üstel, hükümete geldikleri günden beri bu konuya ağırlık verdiklerini dile getirdi.

Polis teşkilatının bu konuda çok iyi çalıştığını belirten Başbakan Üstel, Polis Genel Müdürü’nün açıkladığı verilere işaret ederek, ele geçirilen uyuşturucu miktarının rekor düzeyde olduğunu kaydetti. Üstel, “Çok dikkatli olmamız lazım” dedi.

-“Polis teşkilatının daha verimli hale gelmesi için elimizden gelen gayreti göstereceğiz”

Bütün sıkıntılara rağmen polis teşkilatında, özellikle narkotik ve kaçakçılık bölümünde çalışan polisleri yürekten kutlayan Üstel, bir sene içerisinde gösterilen başarıyı daha ileriye götürmek için hükümet olarak imkânlarını seferber edip, polis teşkilatının daha verimli hale gelmesi için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini kaydetti.

“Çünkü çocuklarımız, gençlerimiz her şeyimizdir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceğini çocuklarımıza ve gençlerimize devredeceğiz” diye konuşan Başbakan Üstel, uyuşturucu tacirlerinin, çocuklara bulaşmaması için polis teşkilatı yetkilileri ve uzmanlarla yeni bir yol haritası daha ortaya koyacaklarını söyledi.

Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu’nun gençleri tekrar hayata kazandırmak için elinden gelen gayreti gösterdiğini ifade eden Başbakan Üstel, “Biz imkanlar dahilinde kendilerine elimizden gelen desteği veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz” dedi. Üstel, bunun ada geneline yayılması, diğer ilçelerde de komisyonun oluşması ve tespitlerin yapılarak, çocukların topluma kazandırılması için ellerinden geleni yapacaklarını belirtti.

Uyuşturucunun büyük bir tehlike olduğuna dikkat çeken Başbakan Üstel, hava, deniz giriş kapılarının yanı sıra Güney Kıbrıs ile aralarında geniş bir sınır olduğunu belirterek, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ile birlikte daha sıkı tedbirler alıp, tehlikeleri bertaraf etmek istediklerini dile getirdi.

KKTC tanınmasa bile bu konuda gerek İnterpol, gerekse istihbarat ağlarıyla sürekli istişare içerisinde olunduğunu ifade eden Üstel, her şeyden önce Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin istihbaratıyla konuşularak, gerektiği zaman önlemlerin alındığını belirtti.

Başbakan Üstel, üçüncü ülkelerden gelen ve KKTC’de uyuşturucu ticareti yapmaya çalışan kişilerin polisin üstün gayretiyle tutuklanarak, gerekli ülkelere iade edildiğini, edilmeye de devam edileceğini kaydetti.

-Polise 150 kişilik yeni istihdam

Göreve geldiği günden beri polis teşkilatına polis memuru takviyesi yapıldığını anlatan Başbakan Üstel, Polisin bir sene içerisinde yaptığı operasyonlar ve denetimlere değinen Başbakan Üstel, ikamet izinsiz kişilerin sınır dışı edileceğini belirterek, polisin de bu konuda tavizi olmadığını söyledi. Başbakan Üstel, ülkenin huzuru için hükümetin polis teşkilatının yanında ve her türlü katkıyı koymaya hazır olduğunu vurgulayarak, yeni yılda da çalışmalarını durdurmadan yollarına devam edeceklerini belirtti.

-Kuni

Polis Genel Müdürü Kasım Kuni de, bugünün en önemli toplumsal sorunlarından biri olan uyuşturucunun, tüm devletlerin mücadele ettiği öncelikli sorunlar arasında yer aldığını ifade etti.

Uyuşturucu madde ticaretinin sınır ötesine geçerek, uluslararası bir boyut kazandığını dile getiren Kuni, “Bu sorunun birçok toplumun geleceğini tehdit ettiği gözlerden kaçmamaktadır” dedi.

Kuni, Polis Genel Müdürlüğü’ne bağlı Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü’nün, uyuşturucuyla mücadelede çeşitli platformlarda oluşturduğu toplumsal bilincin yanı sıra, tüm kurumlarla yaptığı iş birliği ve halkının desteğiyle gençleri zehirlemeye çalışan, zehir tacirlerine göz açtırmamaya devam ettiğinin altını çizdi.

Kasım Kuni, Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü’nün, kısıtlı personel ve teknik imkanlar dahilinde, elde ettiği bilgileri değerlendirerek, düzenlediği operasyonların yanı sıra, deniz, hava limanları ile kara kapılarında narkotik dedektör köpekleriyle gerekli arama faaliyetlerinde bulunduğunu kaydetti. Kuni, müdürlüğün, uyuşturucuyla mücadelede zehir tacirlerine göz açtırmamaya yıl içerisinde de devam ettiğini belirtti.

Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğünün, uyuşturucu ile mücadelenin yanı sıra ülke dahilinde tüm kaçakçılık faaliyetleriyle de etkin bir şekilde mücadele ettiğini ifade eden Kasım Kuni, şöyle devam etti:

“Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü, uyuşturucu suçlarıyla mücadelenin yanı sıra proaktif polislik anlayışı içerisinde çeşitli kurum, kuruluş, aileler ve öğrencilere uyuşturucu konusunda eğitim ve seminer veriliyor. Müdürlük, uyuşturucuyla mücadelede toplumsal bilinci artırma adına sosyal sorumluluk alanında kendine ayrı bir misyon üstlenmiş bulunmakta.”

-“11 ayda 326 operasyon yapıldı, 280 kilogram uyuşturucu madde ele geçirildi”

Polisi Genel Müdürü Kuni, bu yıl Ocak-Kasım ayları içerisinde Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü ekipleri tarafından 326 operasyon yapıldığını ve yaklaşık 280 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilerek, 389 zanlı aleyhinde yasal işleme gidildiğini belirtti.

Kuni, geçmiş yıllara nazaran bu yılın ilk 11 ayı içerisinde ele geçirilen uyuşturucu miktarının rekor düzeyde olduğunu vurguladı.

Bu süreçte polis teşkilatı ile iş birliği içerisinde suçla mücadelede polise her konuda yardımcı olan başta halk olmak üzere devletin tüm kurum ve kuruluşlarına teşekkür eden Kuni, polis teşkilatına olan desteğin devam edeceğine inanç belirtti.

-Hatipoğlu

Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu Başkanı Teyfide Tecel Hatipoğlu da, böyle bir günde bir arada olmaktan duyduğu mutluluğu ifade ederek, “Harcadığınız emek, özverileriniz bizler için çok değerlidir. Çünkü ülkenin güvenliğini sağlıyorsunuz” diye konuştu.

Polis memurlarının çok zor bir iş yaptığını dile getiren Hatipoğlu, polislerin ailelerinden, sevdiklerinden ödün vererek, çalıştığını kaydetti. Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu’nun özellikle yasa çalışmalarında çok desteklendiğini belirten Hatipoğlu, “Yasalar hazırlanırken, önümüzü açıyorsunuz. Minnettarım sizlere” dedi.

Komisyona verdikleri değer, iş birliği ve destek nedeniyle Başbakan Üstel ve müsteşarlarına da teşekkür eden Hatipoğlu, iş birliklerinin güçlenerek devam etmesini hedeflediklerini söyledi.

Gelecekle ilgili planladıkları projeler olduğunu ifade eden Hatipoğlu, çok daha güzel işlerde iş birliği yapacaklarına inanç belirtti.

” Dinçyürek:” Sorunlar çözülüyor “

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Sağlık Bakanlığı’nda Kıbrıs Türk Tabipler Birliği ve Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği yönetim kurullarıyla yeniden bir araya geldi.

Dinçyürek, Pazartesi günü yapılan ilk toplantıda hastaların ilaca erişimi konusundaki sorunları çözmek amacıyla uzun soluklu bir toplantı düzenlediklerini belirtti.

Bugün yapılan toplantıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratları ve yazılımcıların dahil edildiğini belirten Bakan Dinçyürek, doktora, reçeteye, ilaca erişim ve yazılım konusunda önemli ölçüde sorunların çözüldüğünü belirtti.

Dinçyürek, Başbakanın konuya hassasiyet gösterdiğini, bu konuda bakanlığını görevlendirdiğini ve hedefin kısa sürede hastaların ilaca erişimindeki tüm engelleri kaldırmak olduğunu vurguladı.

Hasipoğlu, AKPA Komite Toplantıları İçin Paris’te

Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu ve Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Armağan Candan’dan oluşan Cumhuriyet Meclisi heyeti AKPA komite toplantıları için Paris’te bulunuyor.

Meclis heyeti bu hafta Kültür, Bilim, Eğitim ve Medya Komitesi ile Sosyal İşler, Sağlık ve Sürdürülebilir Kalkınma Komitesi çalışmalarına katıldı. Toplantılarda Oğuzhan Hasipoğlu Olimpiyat Oyunları bağlamında Kıbrıslı Türklere uygulanan spor ambargosu, Armağan Candan ise iki toplumlu Kültürel Mirasın Korunması Komitesi’nin çalışmaları hakkında birer konuşma yaptı. Heyet ayrıca Türkiye ve diğer ülke milletvekilleri ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi. CTP Milletvekili Armağan Candan ayrıca Siyasi İşler ve Demokrasi, Eşitlik ve Ayırımcılığın Önlenmesi ve Göç Komitelerinin toplantılarına da katılacak.

İlgili komitelerin raporları 2024 yılının Ocak ayında Strazburg’da düzelenecek AKPA Genel Kurulu’nda ele alınacak.

Tatar: Bu Başlangıç, Bizi İleride Daha Fazla İşbirliğine Götürecek

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kırgızistan ile ilişkilerin daha da gelişeceğini belirterek “(Geçen yıl) Türk Devletleri Teşkilatına gözlemci ülke olarak kabul edilmemiz bir devlet olarak varlığımızın bir ifadesidir. Tanınma yolunda bir adımdır.” dedi.

Başkent Bişkek’te çeşitli temaslarda bulunan Tatar, onur konuğu olduğu Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinin (KTMÜ) ev sahipliğinde düzenlenen “Kırgızistan’da Enerji Yatırımları ve İşbirliği Konferansı”nın ardından, AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Ersin Tatar, Kırgızistan’a KKTC tarafından en son ziyaretin, 2005 yılında eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş tarafından yapıldığını belirterek “Uzun zaman sonra buraya cumhurbaşkanı olarak geldim. Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinde düzenlenen konferansa katıldım, fahri doktora aldım. Aynı zamanda, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile görüştüm.” diye konuştu.

Kırgızistan ziyaretinin çok anlamlı olduğuna işaret eden KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, “Kırgızistan ile ilişkiler yavaş yavaş gelişecek. Her şeyin bir başlangıcı vardır. Bu başlangıç bizi ileride daha fazla işbirliğine götürecektir.” ifadelerini kullandı.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov ile görüşmesinde Kıbrıs meselesini ve Kıbrıs’taki son durumu paylaştığını aktaran Tatar, Caparov ile ilk kez Kırgızistan’da görüşmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Tatar, Kırgızistan ile ilişkilerde tüm engellerin iletişim çağında teknoloji ile aşıldığını; eğitim, turizm, ticaret ve ekonomik alanlarında işbirliği yapılabileceğini vurguladı.

– “Aynı milletlerin evlatlarıyız. Tarih bunu yazıyor”

“Atalarımız binlerce yıl önce Orta Asya’dan atlarla Anadolu’ya göç etti ve oradan bir kısmı da Kıbrıs’a gitti” diyen Tatar, şöyle devam etti:

“Aynı milletlerin evlatlarıyız. Tarih bunu yazıyor. Bu, böyledir. Bir zamanlar burası kapalıydı. Görüşemiyorduk. Birbirimizi tanımıyorduk. Neyin ne olduğunu tarih kitaplarından okuyorduk.”

Tatar, KTMÜ’de düzenlenen konferansın açılışında yaptığı konuşmada, “Tanrı Dağı’nın eteklerinde Kırgızistanlı kardeşlerimizle kucaklaşıyorum” ifadesini kullandığını anımsatarak “Tabii bunlar duygusal cümlelerdir. Yani farklı bir milletin insanına kuramazsınız. Çünkü öyle geçmişiniz yok. Öyle duygusallığınız yok. Öyle bir muhabbettiniz yok. (Konferansta) Oradaki insanların gözüne baktığımda o sıcaklığı görüyorum. O medeniyeti görüyorum. Muhabbeti görüyorum. Çünkü kalplerimiz örtüşüyor. Kalplerimiz birleşiyor. İnşallah, geleceğe emin adımlarla yürüyeceğiz.” değerlendirmesini yaptı.

– “KKTC, Türk dünyasının en güneyindeki, Doğu Akdeniz’deki temsilcisidir”

Tatar, Türk dünyasının çok önemli bir coğrafyaya sahip olduğunu vurgulayarak şunları kaydetti:

“Bir tarafta Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Türkiye Cumhuriyeti, Doğu Akdeniz’de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti… KKTC bir ada. Türkiye Cumhuriyeti’nin denizleriyle, denizlerde ve göklerdeki hakkı ve hukuku ile birleştiğinde KKTC ile Türk dünyası Akdeniz’e açılabiliyor.

Akdeniz’de çok büyük zenginlikler var. Başka milletlerin sahip olmaya çalıştığı doğal kaynaklar var. Şimdi biz bunları neden başkalarına kaptıralım? Çünkü bunlar bizim hak ve hukukumuzdur. O bakımından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok önemlidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bütün Türk dünyasının en güneyindeki Doğu Akdeniz’deki temsilcisidir. O devlet hepimizin devletidir.”

Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin bütün Türk devletlerinin açılan penceresi, kapısı ve yolu olduğunu belirterek “İnşallah, Akdeniz’deki limanlar, marinalar, denizcilik, deniz turizmi, balıkçılık, petrol, enerji, gaz ve bütün çalışmalar ileride bizleri daha güçlü kılacaktır. Türk devletleri oradaki limanlarla, denizcilik faaliyetleri ile kendilerini denizlere açabilirler.” dedi.

-“Uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklarla devlet kurduk”

KKTC’nin, geçen yıl TDT’ye gözlemci üye olmasının fevkalade önemli bir adım olduğunu vurgulayan Tatar, “Türk Devletler Teşkilatına gözlemci ülke olarak kabul edilmemiz, bir devlet olarak varlığımızın bir ifadesidir. Tanınma yolunda bir adımdır.” diye konuştu.

Ersin Tatar, bu konuda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük gayretleri olduğunun altını çizdi.

TDT’ye üye ülkelerin, Kıbrıs’ın kuzeyinde bir Türk devletini diplomatik anlamda tanımasalar da varlığını kabul ettiklerini söyleyen Tatar, “Bu devletler şu anda bizi diplomatik anlamda tanımayabilirler ama bu teşkilata üye olmakla onlar da kabul ediyorlar ki bu devlet, bir devlettir. Bu devletin her türlü ve çeşitli kurumları vardır. Şu anda TDT içerisinde çeşitli toplantılarda bizler de yer alıyoruz. Gerek ticaret odası gerek sanayi odası gerek parlamento gerek bankalar birliği gerek ombudsman müessesi… Gençlerimiz spor faaliyetlerine katılabiliyorlar. TÜRKSOY’un toplantılarında yazarlarımız ve şairlerimiz de yer bulabiliyorlar.” değerlendirmesini yaptı.

KKTC olarak ayrı devlet olduklarını, uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan haklardan devlet kurduklarını ve bu devleti yaşatacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, şunları kaydetti:

“Her ne kadar da uluslararası camiada Kıbrıs’ın güney kesiminin bize yaptıkları haksızlıklardan dolayı tanınmasak da Türkiye Cumhuriyeti bizi sonuna kadar tanıyor. Burada hiçbir sorun yoktur.”

– “Kıbrıs Türkleri, Kırgızistan Türkleri ve Ahıska Türkleri ile aynı kaderi paylaştı”

Öte yandan Kırgızistan’da çok sayıda Ahıska Türkü’nün yaşadığını hatırlatan Tatar, Kıbrıs Türklerinin Kırgızistan’daki Türkler ve Ahıskalı Türkleri ile aynı kaderi paylaştığını; katliamlara, soykırımlara uğradığını hatırlattı.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Bizleri yok etmek için karşı taraftaki zihniyet orantısız güçle saldırdı. Bizi göçe zorladı. Çok sayıda şehit verdik ama hep direndik, yılmadık, Çünkü çok kahramanlarımız var. Çünkü çok fedakar insanlarımız var. Bütün bunların sayesinde gerçekten bir yere gelmiş vaziyetteyiz.” dedi.

27. Geleneksel Şehit Menteş Zorba Anı Koşusu Yeşilköy’de gerçekleştirildi

Geleneksel Şehit Menteş Zorba Anı Koşusu, Yeşilköy’de yapıldı.

 

Yeşilköy Şehit Menteş Zorba İlkokulu’nun her yıl düzenlediği anı koşusunda İskele Bölgesi İlkokul kız ve erkek öğrencileri yarıştı.

 

Koşu öncesi Atatürk büstüne çelenkler konuldu, şehitler için 1 dakikalık saygı duruşu ardından İstiklal Marşı okundu. 

 

Anı koşusu dolayısıyla düzenlenen törene; Erenköy-Karpaz Belediye Başkanı Hamit Bakırcı, İskele Sivil Savunma Başkanlığı yetkilileri, Zorba ailesi, Ziyamet Karakolu yetkilileri, Erenköy Lisesi Müdür ve öğretmenleri, bölge ilkokulu müdür ve muavinleri, veliler ve öğrenciler katıldı. 

 

Törende, Yeşilköy Şehit Menteş Zorba İlkokulu Sorumlu öğretmeni Remziye Baybora ve Zorba ailesi adına Mehmet Zorba konuşma yaptı, Şehit Menteş Zorba’yı anlatan sunum yapılarak, şiir okundu.

 

Anı koşusuna; ev sahibi Yeşilköy Şehit Menteş Zorba İlkokulu, Yenierenköy İlkokulu, Ziyamet İlkokulu, Dipkarpaz İlkokulu, Çayırova İlkokulu, Kumyalı İlkokulu, Mehmetçik İlkokulu, Konuklar İlkokulu, İskele Şehit İlker Karter İlkokulu ve İskele Suat Günsel Devlet Okulu öğrencileri katıldı.

 

800 metre minik kız ve 1000 metre minik erkeklerin yarışının ardından dereceye giren öğrenci ve okullara, kupa madalya ve şiltleri takdim edildi. 

 

Kupa, Madalya ve Şilt Alan öğrenci ve okullar şöyle:

800 metre minik kızlar: Avjin Dağ (Dipkarpaz İlkokulu), Azra Akdeniz  (Ziyamet İlkokulu),  Damla Sualplar (Mehmetçik İlkokulu). Takım sonuçları: Ziyamet İlkokulu (ŞİLT), Mehmetçik İlkokulu, Suat Günsel Devlet Okulu.  

1000 metre minik erkekler: Emir Aydenk (Yenierenköy İlkokulu), Muhammet Arslan  (Ziyamet İlkokulu ), Fevzi Ali Altıoğlu (Yenierenköy İlkokulu). Takım sonuçları:  Ziyamet İlkokulu (ŞİLT), Yenierenköy İlkokulu, Çayırova İlkokulu.

Başkan Töre’den Psikologlara Yasa Desteği Sözü

Cumhurbaşkanı Vekili Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, ülkede her geçen gün psikolog sayısının arttığını ve bunların bir yasa ile kontrol altına alınması gerektiğini, bu çerçevede Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği’nin yasa isteğinin de yerinde olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Vekili Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği Başkanı Eşmen Tatlıcalı ve beraberindekileri kabul etti.

Meclis Şeref Salonu’nda yer alan kabulde konuşan Eşmen Tatlıcalı, Kıbrıs Türk Psikologlar Derneği olarak 2018 yılında Meclis’e gelen ve daha sonra kadük olan yasa tasarısının yeniden gündeme getirilmesi için Meclis Başkanı Zorlu Töre’den destek talep etti.

Cumhurbaşkanı Vekili Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre de yasal düzenleme yapılması noktasında kendisinin desteğinin tam olduğunu belirterek, ülkede her geçen gün psikolog sayısının arttığını ve bunların bir yasa ile kontrol altına alınması gerektiğini söyledi.

Başkan Töre, ülkede genetik rahatsızlıktan kaynaklanan ya da psikolojileri bozulmuş bireylerin olduğunu kaydederek bu noktada ciddi tedaviye muhtaç insanlar olduğunu ifade etti.

Töre, ilgili bakanlığın bu yasayı Meclis’e getirmesi halinde ise ivedilik dahil her konuda yardımda bulunacağını kaydetti.

Erdoğan, “KKTC’de kapsamlı çözüme kadar rezervlerin ortak işletimi ve gelir paylaşımını destekliyoruz”

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin komşu Yunanistan’ı hiçbir zaman düşman, hasım olarak görmediğini, komşularıyla aşılamayacak hiçbir sorunu olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan’da yayımlanan Kathimerini gazetesine verdiği röportajda, 7 Aralık’ta Atina’ya yapması planlanan ziyaret öncesinde Türk-Yunan ilişkilerine dair soruları yanıtladı.

Sözlerine Türkiye ve Yunanistan’ın iki komşu ülke olduğunu vurgulayarak başlayan Erdoğan, önceki günlerde “Türk-Yunan ilişkilerinde yeni sayfa” ve “kazan kazan formülüne” dair yaptığı açıklamalara ilişkin şunları söyledi:

“Aynı coğrafyayı, aynı denizi paylaşıyoruz. Aynı havayı soluyoruz. Geçmişimiz itibarıyla iç içeyiz. Aramızda henüz çözüme kavuşturamadığımız pek çok mesele bulunuyor, iki ülke olarak bunun farkındayız. Ancak bu sorunların gerginliğe vesile olmasına, hükümetlerimiz ve halklarımız arasında anlaşmazlıklara yol açmasına izin verip vermemek bizim elimizdedir. İşte ben bu manada ilişkilerimizde ‘yeni bir sayfadan’, ‘kazan-kazan’ ilkesinden bahsettim. ‘Kazan-kazan’ anlayışı zaten Türkiye’nin uluslararası ilişkilere, diplomasiye yaklaşımının temelinde yatıyor.”

Erdoğan, uyuşmazlıkların diyalog yoluyla ele alınması ve ortak paydada buluşulması halinde herkesin kazançlı çıkacağını vurgulayarak,Türkiye ile Yunanistan’ın son dönemde ilişkilerini bu anlayış çerçevesinde şekillendirme yönünde gayet iyi bir ivme yakaladığını kaydetti.

Uzun süredir işlemeyen ikili mekanizmaların yeniden canlandırıldığına işaret eden Erdoğan, “Diyalog kanallarımız her seviyede açık ve işliyor. Karşılıklı ziyaret trafiğimiz yoğun. Ülkelerimiz ve bölgemiz açısından önemli pek çok alanda işbirliğimizi karşılıklı güven temelinde geliştirme irademiz mevcut. Şimdi ise her iki tarafın üzerine düşen, bu anlayışı pekiştirmek, kurumsal hale getirmek ve ilerletmektir. Sayın (Yunanistan Başbakanı Kiryakos) Miçotakis’in de aynı iradeye sahip olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

Erdoğan, bu ortak niyetin, 7 Aralık’ta Atina’da imzalanması planlanan dostane ilişkiler ve iyi komşuluk konulu bildirge sayesinde tüm açıklığıyla kayda geçeceğini ifade etti.

– “Tüm ülkeler gibi bizim de düşmana değil, dosta ihtiyacımız var”

Türkiye’nin komşu Yunanistan’ı hiçbir zaman düşman, hasım olarak görmediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm ülkeler gibi bizim de düşmana değil, dosta ihtiyacımız var. Sık sık söylüyorum, başta Yunanistan olmak üzere komşularımızla aşılamayacak hiçbir sorunumuz olmadığı inancındayız. Bence son dönemde değişen, Yunanistan tarafının bize yönelik bakış açısını gözden geçirmiş olması, uzatılan dostluk elini asla geri çevirmeyen bir millet olduğumuzu anlamaya başlamasıdır. Halkımızın güvenliğine, toprak bütünlüğümüze, milli çıkarlarımıza göz dikenlere nasıl her zaman tereddüt etmeksizin gerekli tepkiyi veriyorsak, işbirliği ve dostluğun ilerletilmesine de her zaman açığız.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Miçotakis’in bunu anladığını ve Türkiye’nin Yunanistan ile arasındaki sorunların aşılması ve ilişkilerin ileriye götürülmesini samimi şekilde arzu ettiğini görebildiğine inandığını kaydetti.

Miçotakis’te de Türkiye’dekine benzer bir yaklaşım gözlemlemekten memnun olduğunu kaydeden Erdoğan, “Sayın Miçotakis’e ne söyleyeceğimi sordunuz. Kendisine şunu söyleyeceğim: Kiryakos, dostum, siz bizi tehdit etmedikçe biz de sizi tehdit etmiyoruz. Gel iki ülke arasındaki güveni sağlamlaştıralım. Ekonomi, ticaret, ulaştırma, enerji, sağlık, teknoloji, eğitim, gençlik, her alanda ikili işbirliğini artıralım. Ülkelerimizdeki tarihi ve kültürel varlıklara karşılıklı olarak gerekli itina ve ihtimamı gösterelim. Ege meseleleri olsun, düzensiz göçle ortak mücadele olsun, Yunanistan’daki Türk azınlığın devam eden sorunları olsun, karşılıklı iyi niyet temelinde diyalog yoluyla çözemeyeceğimiz bir problem yoktur.” dedi.

Erdoğan, bu yıl iki ülkede yapılan seçimlerde her iki hükümete de güçlü bir halk desteği verildiğine işaret ederek, “Bu destekle hem biz hem de Sayın Miçotakis güçlü ve yapıcı adımlar atabilecek konumdayız.” diye konuştu.

– “Sorunlar diyalog ve iyi niyet çerçevesinde çözülebilir”

Diyalog ve iyi niyet çerçevesinde sorunların çözüleceğine inandığını kaydeden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“Tabii bu arada kıta sahanlığının yanında pek çok sorunumuz var. Bunları paket halinde bir bütün olarak ele almalıyız. Meselelere seçici yaklaşıp bazılarını konuşup bazılarını konuşmamak doğru bir yaklaşım değil. Çünkü hepsi birbirleriyle bağlantılı. Uluslararası yargıya gittiğimizde geride hiçbir sorun bırakmamalıyız. Ama her şeyden önce tüm sorunlarımızı cesur bir şekilde konuşmalı, kamuoylarımızı doğru bir şekilde yönlendirmeliyiz.

Burada sorun çözme irademiz son derece belirleyici olacaktır. Bizim bu irademiz güçlüdür. Çevremizde yaşanan anlaşmazlıkların çözülmesi için gösterdiğimiz gayrete ve mesafe alma kabiliyetimize baktığınızda Türkiye’nin meseleleri barışçıl yollarla ortadan kaldırma anlayışını ve potansiyelini görebilirsiniz.”

Erdoğan, Türkiye’nin samimiyeti ve çağrısının açık olduğunu belirterek, Yunanistan’ın da dış müdahalelere kapalı benzer bir yaklaşım ortaya koyması halinde her iki ülke için de huzurlu bir gelecek inşa etme yolunda, iyi bir başlangıç yapılabileceğine inandığını kaydetti.

– “Yunanistan Türkiye’nin hasmı değil, içinde bulunduğu ittifakın kıymetli bir üyesi”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunan basınına birçok kez yansıyan “bir gece ansızın gelebiliriz” şeklindeki sözlerine ilişkin soruyu ise şöyle yanıtladı:

“Ancak bizi tehdit edenler bizden çekinmelidir. Ülkemizin güvenliğini tehdit eden terör unsurlarına karşı ‘bir gece ansızın geliriz’ dedik ve gereğini yaptık. Terör yuvalarını başlarına yıktık ve yıkacağız. Toprak bütünlüğümüze, birliğimize ve beraberliğimize el uzatanların bizden göreceği karşılık her zaman bu olmuştur ve bundan sonra da bu değişmeyecektir. Vatanımızı savunmak, milletimizin huzurunu korumak en doğal hakkımızdır ve tüm terör odaklarına karşı da bu hakkımızı sonuna kadar kullanmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmamalıdır.”

Erdoğan, Yunanistan’ın Türkiye’nin hasmı değil, içinde bulunduğu ittifakın (NATO) kıymetli bir üyesi olduğuna dikkati çekerek, “Ayrıca komşuyuz, komşu olarak kalacağız, birbirimizin haklarına ve hayati çıkarlarına karşılıklı olarak saygı göstermeliyiz. Bizim dostluk elimizi uzattığımızda ne kadar kucaklayıcı olduğumuzu yüzyıllarca birlikte yaşadığımız Yunan halkı iyi bilir. Bizim kültürümüzdeki hoşgörüyü ve samimiyeti çok yakından tanırlar. Karşılıklı anlayış temelinde ilişkilerimizi ilerletmek ve bu coğrafyada barış içinde yaşamak istiyoruz. Bunu ifade ettiğimizde laf olsun diye söylemediğimizi de defalarca ispat etmiş bir ülkeyiz. Batı medyası bu sözlerimi çarpıtma gayreti içindedir.” dedi.

– Enerji alanında işbirliği

Ege ve Doğu Akdeniz’de enerji rezervlerinin olup olmamasının kendisinin kişisel kanaatinden öte bilimsel araştırmalar sonucunda tespit edilebilen bir husus olduğuna işaret eden Erdoğan, bu konuda umut verici çalışmalar yapıldığını kaydetti.

Erdoğan, Akdeniz ve Ege’nin doğal kaynaklar açısından zengin bir havza olduğuna işaret ederek mevcut uluslararası konjonktürde enerji güvenliğinin sağlanmasının ve muhafazasının stratejik açıdan elzem bir konu haline geldiğini ifade etti.

Bu manada özellikle Akdeniz’de işbirliği potansiyeli ve imkanları olduğunu belirten Erdoğan, böyle bir işbirliği potansiyelinin değerlendirilmesinin hem bölge ülkelerinin enerji güvenliğine hem de siyasi meselelerin çözümüne katkıda bulunabileceğini kaydetti

Buradaki potansiyelin siyasi açıdan suiistimal edilmeye çalışılmasının bu kaynakların kullanılamaması riskini de beraberinde getireceğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

“Biz enerjinin tüm ülkeler ve toplumlar arasında işbirliği ve ortak kazanım unsuru olduğunu düşünüyoruz, uyuşmazlıkları diyalog yoluyla çözmek istiyoruz. İşbirliğini tercih ediyoruz ve buna hazırız. Bu nedenle daha önce iki defa kapsayıcı nitelikte Doğu Akdeniz’deki fırsatlar için konferans düzenlenmesini önermiştim. Maalesef, başta AB buna sessiz kaldı. Sessiz kalmak sorunları çözmüyor. Keza, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ada’da kapsamlı çözüme kadar rezervlerin ortak işletimi ve gelir paylaşımını önerdi ve biz de bu öneriyi destekliyoruz. Bölgede başka ülkeler de bu yönde ilerlerken, Ada’daki iki taraf neden işbirliği yapamasın? Ege’de de işbirliği yapabileceğimiz pek çok konu var. Her şey halklarımızın ve sonraki nesillerimizin huzur ve refahı için.”

– “Ayasofya Camii barış ve hoşgörünün sembolü olarak tüm din ve inançtan ziyaretçilere açık olmaya devam edecektir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı kültürleri hoşgörü ile sahiplenme temeli üzerine kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin hem vakıf müesseselerini hem de bunların hak ve hukukunu geleceğe taşıyan bir sistemi etkin şekilde sürdürdüğünü belirterek, Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’ne ait vakıf statüsünün bugün de korunmakta ve geçerli olduğuna işaret etti.

Ayasofya Camii’nin Fatih Sultan Mehmet Vakfının mülkiyetinde bulunan, ilgili Danıştay kararıyla esasen vakfedilme amacına uygun olarak kullanıldığının altını çizen Erdoğan, Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nin maddi ve manevi yönlerden yapısal bütünlüğünün bozulamayacağının, ikonografik ve her türlü plastik sanat unsurlarının eksiltilemeyeceği ve korunacağının, her vakıf kurumu gibi dokunulmazlık imtiyazına sahip Ayasofya Vakfının hukuki belgesi olan Vakıf Senedinde güvence altına alındığını da vurguladı.

Erdoğan, “Bu mümtaz mabedi insanlık tarihinin nadiren göreceği bir titizlik ve saygıyla koruyor, tüm insanlığın bu muhteşem anıttan maddi ve manevi şekilde yararlanmasına olanak sağlıyoruz. Son 570 yıllık uygulama ve koruma çabaları da devletimizin konuya tarihin her katmanında ne kadar titizlik ile yaklaştığının tescilidir. Şimdi ise Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi’nde Mimar Sinan döneminde yapılan koruma çalışmalarından sonra bütüncül olarak en büyük çalışmayı başlattık. Ayasofya Camii barış ve hoşgörünün sembolü olarak tüm din ve inançtan ziyaretçilere açık olmaya devam edecektir.” dedi.

– Heybeliada Ruhban Okulu

Anayasa Mahkemesinin 1971’de aldığı bir kararla ülke genelindeki tüm özel yüksekokulların devletleştirilmiş olduğunu kaydeden Erdoğan, bu kararın sadece Heybeliada Ruhban Okulunu değil, Türkiye’deki tüm özel yükseköğretim kurumlarını kapsadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ruhban Okulunun devredilebileceği bir resmi yükseköğretim kuruluşunun bulunmaması nedeniyle hukuki temelini yitirdiğini ve faaliyetlerin durduğunu belirterek, “Esasen günümüzde Heybeliada Ruhban Okulunun yeniden açılabilmesi ancak kapsamlı mevzuat değişiklikleri sonucunda mümkün olabilir. Öte yandan, Fener Rum Patrikhanesi de, Ruhban Okulunun YÖK mevzuatına tabi olarak bir devlet üniversitesi bünyesinde öğrenime yeniden başlamasına olumlu yaklaşmamıştır.” ifadelerini kullandı.

– “Düzensiz göç ortak bir sınamadır ve ortak çabalar gerektirmektedir”

Gerek yaşanan siyasi istikrarsızlıklar, gerek farklı kaygılar nedeniyle dünya genelinde göç hareketlerinde ciddi artış gözlemlendiğine dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Maalesef, insanların bu arayışlarından çıkar sağlayarak, ciddi gelirler elde eden suç yapıları da hızla artıyor. Bu durum, her zaman söylemiş olduğumuz üzere, devletlerin tek başına üstesinden gelebilecekleri bir mesele değil. Neticede düzensiz göç ortak bir sınamadır ve ortak çabalar gerektirmektedir. Tabiatıyla ülke olarak düzensiz göçle mücadelemize yoğun çabalarımızla devam ediyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konuda Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye destek olmasının önem arz ettiğini belirterek, sonuç itibarıyla, eşit yük ve sorumluluk paylaşımını öngören, daha kaynakta iken göçü engellemeye yönelik ortak adımlar atılmasının şart olduğunu kaydetti.

Bunu sadece Türkiye ve Yunanistan arasındaki işbirliği ya da Ege’deki göç hareketlilikleriyle sınırlandırmamak gerektiğini belirten Erdoğan, tüm uluslararası toplumun dahline ihtiyaç duyulan son derece geniş çaplı bir mücadelenin gerekli olduğunu vurguladı.

Erdoğan, “Biz bu konuda samimi şekilde işbirliğine her zaman açık olduk, olmaya da devam ediyoruz. Kaldı ki göç meselesi savaşlar sona erse bile dünya gündeminden kalkmayacak bir sorun alanı. Küresel iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarından birinin de iklim göçleri olduğu ve gelecekte bunun artacağı öngörüleri mevcut. Dolayısıyla bu soruna kalıcı çözümler, işleyen mekanizmalar üretmek zorundayız. Bütüncül bir yaklaşımla bu konuda kafa yormalı ve sorun çözücü formülleri konuşabilmeliyiz.” dedi.

– “Biz, uluslararası ilişkilerde daima hakkaniyetin, adaletin ve vicdanın sesi olageldik”

Türkiye’nin NATO’ya Yunanistan’la birlikte, 71 yıl önce girdiğini hatırlatan Erdoğan, Batılı veya Avrupalı olmanın kriterinin Avrupa Birliği mensubiyeti olmadığını ifade etti.

Erdoğan, Türkiye’nin AB’yle de, 1963 yılına dayanan ilişkileri çerçevesinde, aynı Gümrük Birliği içinde bulunan, adaylık statüsünü taşıyan bir ülke olduğuna işaret ederek, bu doğrultuda Türkiye’nin, demokratik yapısıyla ve savunduğu değerlerle, AB ve NATO üyesi ülkelerle ortak paydasının son derece geniş olduğunu belirtti.

Türkiye’nin BM ve Avrupa Konseyi başta olmak üzere Batılı olarak adlandırılan birçok uluslararası teşkilatın da kurucu üyesi olduğunu dile getiren Erdoğan, “Biz, uluslararası ilişkilerde daima hakkaniyetin, adaletin ve vicdanın sesi olageldik. Uluslararası gelişmelerde rehber edindiğimiz bu anlayış doğrultusunda, tarihin doğru tarafında yer almak başlıca hedefimizdir.” diye konuştu.

– “Biz Gazze’deki soykırıma karşı çıkarak Batı toplumunun temel değerlerini de savunuyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Filistin halkının uğradığı haksızlıklar ve insanlık dışı muamele karşısında ortaya koyduğu tepki ve uluslararası hukuku, uluslararası insancıl hukuku ve insan hakları hukukunu açıkça ihlal eden eylemleri nedeniyle İsrail’i eleştirmekten kaçınmamasının, bu hedefin tabii bir gereği olduğunu ifade etti.

Bugün pek çok Batılı ülkenin de giderek benzer tutumlar ortaya koymaya başladığına dikkati çeken Erdoğan, Türkiye’nin Filistin bağlamında, bu şekilde ahlaki bir sorumluluğu yerine getirmesinin, “Batıya ait bulunup bulunmamakla” sorgulanmasının söz konusu olamayacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yönelim ve aidiyetinin tartışılmasından ziyade, asıl sorgulanması gerekenin bazı Batılı ülkelerin, kuvvetle savundukları değerleri bazen hiçe sayabilmesi olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Gazze’de yaşanan vahşete sessiz kalınması bunun en canlı örneğidir. Aslında biz Gazze’deki soykırıma karşı çıkarak Batı toplumunun temel değerlerini de savunuyoruz. Gazze’de kundaktaki bebeklerden tutun her yaşta insanın temel hakları çiğneniyor. İnsan haklarının göz göre göre yok edilmesine sessiz kalınması, insanların mülkiyet haklarının hiçe sayılarak evlerine, topraklarına sistematik bir biçimde el konulması, Filistinlilerin geleceklerini tayin haklarının ellerinden alınması Batı medeniyetinin değerlerinin neresinde kalıyor? Hastanelerin bombalanması, okulların, mülteci kamplarının, pazar yerlerinin vurulması ve sivillerin öldürülmesi Batı değerlerine uygun mudur? Gazze’deki insanlara ‘güneye gidin’ deyip oraya yönelenlerin üzerlerine bomba yağdırılması Batı’nın benimsediği bir durum mudur? Şimdi soruyorum, tüm bunlara bile isteye sessiz kalan ülkeler mi yoksa Türkiye mi Batı’ya ait?”

Abd: İsrail’in Gazze’ye İnsani Yardım Girişi İçin Bugüne Kadar Yaptıkları Yeterli Değil

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, düzenlediği günlük basın toplantısında, Gazze’ye insani yardım girişi konusunda değerlendirmelerde bulundu.

İsrail ablukası ve saldırısı altındaki Gazze’ye yeterince yakıt, gıda ve su girişi olmadığına işaret eden Miller, “Şu ana kadar yapılanlar yeterli değil. Adımlar hızlandırılmalı ve bunu açık şekilde İsrail hükümetine söyledik.” ifadesini kullandı.

İSRAİL’İN GAZZE’Yİ İŞGALİNDE SON DURUM

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Ekim sabahı, İsrail’in “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlerine yönelik sürekli ihlallerine karşılık verme” gerekçesiyle kapsamlı saldırı düzenlerken İsrail ordusu da Gazze Şeridi’ne yoğun hava bombardımanı başlattı

İsrail’de 7 Ekim’deki saldırılarda 310’dan fazlası asker olmak üzere 1200 İsraillinin öldüğü, 5 bin 132 kişinin yaralandığı duyuruldu. İsrail ordusuna göre, Gazze Şeridi’ne düzenlenen kara saldırılarında 82, Lübnan sınırında ise 6 İsrail askeri öldürüldü.

Gazze’deki hükümete göre, 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında öldürülen Filistinlilerin sayısı 7 bin 112’si çocuk ve 4 bin 885’i kadın olmak üzere 16 bin 248’e yükseldi.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de 7 Ekim’den bu yana İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 262 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu, Gazze’de on binlerce yaralı ile sivilin sığındığı onlarca hastaneyi zorla tahliye ettirmek için yerleşkelerini ya da ana binalarını vurdu. İşgal sırasında bazı hastaneleri bastı.

Saldırılarda yüzlerce kişi öldü ve yaralandı.

İsrail ordusunun 8 Ekim’den bu yana Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarında 22 sivil hayatını kaybederken, Hizbullah ile sınırda girdiği çatışmalarda ise 89 Hizbullah mensubu öldü.

HAMAS İLE İSRAİL ARASINDAKİ ESİR TAKASI MUTABAKATI

İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalara 4 gün “insani ara” verilmesine ilişkin uzlaşma, 24 Kasım Cuma günü saat 07.00’de (TSİ 08.00) uygulamaya girmiş ve daha sonra 3 gün daha uzatılmıştı.

İsrail ile Hamas arasında varılan esir takası mutabakatı çerçevesinde Gazze Şeridi’nden 81 İsrailli esir, İsrail hapishanelerinden de 240 Filistinli esir serbest bırakıldı.

İsrail ordusu ,1 Aralık’ta “insani ara”nın bitmesinin hemen ardından Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarına yeniden başladı.

Meclis Genel Kurulu yarın toplanacak

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, yasama ve denetim gündemiyle yarın saat 10.00’da toplanacak.

Meclis gündeminde; Dijital Dönüşüm ve Elektronik Devlet Kurumu Yasa Önerisi ile Cumhuriyet Meclisi Genel Sekreterliği Örgütü (Kuruluş, Görev ve Yönetim İlkeleri) (Değişiklik 2) Yasa Önerisi bulunuyor.

Meclis’in yarınki oturumunda milletvekillerinin güncel konuşma istemlerine de yer verilecek.

Cumhurbaşkanı Tatar: “Temennimiz Kırgızistan’la ilişkilerimizin daha ileriye götürülmesidir”

“Yaşanan gelişmelerle Kırgızistan’daki KKTC Temsilciliği çok daha önemli hale gelmiştir”

Tatar, KKTC Bişkek Temsilcisi ile değerlendirmelerde bulundu

 

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC’de okuyan veya yaşayan Kırgız vatandaşlarının yanında, Türk Devletleri Teşkilatı altında yürütülecek çeşitli faaliyetlerle KKTC-Kırgızistan arasındaki ilişkilerin giderek artacağını kaydederek, bundan sonra Bişkek’te yer alan KKTC Temsilciliği’nin daha önemli hale geldiğini belirtti.

Tatar, dün Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile görüşmesinde ülkeler arası eğitim ve turizm faaliyetlerinin artırılmasını ele aldıklarını hatırlatarak, Türkiye Cumhuriyeti’nden Bişkek’e günde 3-4 sefer yapıldığını kaydetti, gelecek süreçte ilk aşamada direkt olmasa bile Türkiye’de sadece ‘touchdown’ (inme-kalkma) yapılarak Kıbrıs’a uçuş gerçekleştirilmesi temennisinde bulundu.

Çeşitli ülkelerde yer alan KKTC temsilciliklerinin çok önemli bir görev üstlendiklerini, uluslararası ortamlarda bulunarak ülkeyi temsil ettiklerini söyleyen Tatar, bir ülkede temsilciğin olmasının o ülke ile ilişkilerin olduğunu gösterdiğini ifade etti; tüm temsilcilik çalışanlarına KKTC Bişkek Temsilcisi Mehmet Davulcu’nun şahsında teşekkür etti.

– “Temsilcilikler ülkenin bağımsızlığının ifadesidir”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Bişkek Temsilcisi Mehmet Davulcu ile bir araya gelerek, değerlendirmelerde bulundu.

Tatar, Bişkek’teki temsilcilikte yaptığı konuşmada, dünyanın farklı yerlerinde KKTC temsilciliklerinin olmasının ülkenin bağımsızlığının bir ifadesi, o ülkede çalışmalar yürütüldüğünün bir göstergesi olduğunu vurgulayarak, bu bağlamda Bişkek’teki temsilciliğin önemine işaret etti.

Kırgızistan’da, ülkeden binlerce kilometre uzaklıkta bir temsilciği ayakta tutmak, temsil sorumluluğunu taşımanın kolay bir görev olmadığını ve büyük bir sorumluluk gerektirdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, Kırgızistan’da yapılan birçok etkinlikte temsilciliğin yer alarak “KKTC vardır” dediğini belirtti.

Kırgızistan’la Türk Devletleri Teşkilatı içerisinde ilişkilerin bir ileri aşamaya taşındığını, dün de Kırgız Cumhurbaşkanı ile yaptığı toplantıda bu anlamda çeşitli konuları ele aldığını söyleyen Tatar, geçmişten gelen bağlar, gönül birliği, kültür ve ortak dile sahip olan iki halk arasında ilişkilerin daha da ileriye taşınması temennisinde bulundu.

– “Bundan sonraki süreçte daha fazla öğrenci ve turistin geleceğine inanıyorum”

Tatar, bundan sonraki süreçte Kırgızistan’la ilişkilerin gelişeceğine, daha fazla öğrencinin ve turistin gelmesiyle aradaki siyasi bağların da gelişeceğine inandığını ifade ederek, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında birçok toplantının da bu ülkede yapılacağını ve KKTC’nin kurum ve kuruluş temsilcilerinin buraya geleceğini dile getirdi.

Kıbrıs’taki turizm potansiyeline dikkat çeken Cumhurbaşkanı Tatar, Bişkek’ten Kıbrıs’a Türkiye üzerinden çok kolay bir şekilde seyahat edilebileceğine işaret ederek, direkt uçuşların gerçekleşmesine kadar Türkiye’ye ‘touchdown’ (inme-kalkma) yaparak KKTC-Kırgızistan seferlerinin yapılabilmesi temennisinde bulundu.

İki ülke arasındaki ilişkiler bakımından yaptığı ziyaretin önemli olduğunu kaydeden Tatar, en son Kırgızistan’a kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın 2005 yılında Manas Üniversitesi’nde bir konferans vermek için geldiğini hatırlatarak, 2005 yılından 18 yıl sonra bir Cumhurbaşkanı’nın geldiğini belirtti.

– “Genç yaşta çocuklar bile KKTC’nin varlığından haberdar”

İki gün boyunca yaptığı temasların Kırgız basınında da yer aldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Tatar, bugün Türkiye Maarif Vakfı tarafından Bişkek’te açılan bir okula yaptığı ziyareti hatırlatarak, genç yaşta çocukların bile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığından haberdar olduğunu vurguladı.

“Turan Devletleri”, “Kızıl Elma” gibi söylemlerin eskiden hayal olarak görüldüğünü ancak şimdi Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında içerisinde KKTC’nin de bulunduğu akraba devletlerin buluştuğunu kaydeden Tatar, bu gelişmeler ışığında temsilciğinin çok daha önemli bir görev üstlendiğini belirtti; gelecek süreçte yine bir araya gelme temennisinde bulundu.

Maliye Bakanı Berova, Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç ve beraberindeki heyeti kabul etti

Maliye Bakanı Özdemir Berova, göreve yeni atanan Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Ziyarette, Kuzey Kıbrıs Turkcell Genel Müdürü Murat Küçüközdemir ile Kuzey Kıbrıs Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Emrah Doğan da yer aldı.

-Koç

Göreve yeni başlaması münasebetiyle ilk ziyaretini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)’ye gerçekleştirdiğini söyleyen Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, bu çerçevede Maliye Bakanı Özdemir Berova’ya da nezaket ziyaretinde bulunduklarının altını çizerek, kendilerini kabulünden ötürü Bakan Berova’ya teşekkür etti. KKTC’de bulunmaktan dolayı mutlu olduğunu dile getirdi.

Turkcell Genel Müdürü Koç, iletişim ve teknoloji alanında yapılan çalışmalar hakkında da Bakan Berova’ya bilgi sundu.

-Berova

Maliye Bakanı Özdemir Berova da konuşmasında, KKTC’ye gösterilen hassasiyet ve yapılan yatırımdan ötürü Turkcell yetkililerine teşekkür ederek, Genel Müdür Ali Taha Koç’a yeni görevinde başarılar diledi.

Bakan Berova, dijital dünyada yaşanan gelişmelerden ve imkânlardan faydalanmak gerektiğine de dikkati çekerek, KKTC ve Kıbrıs Türk Halkı’nın bu gelişmelerden geri kalmaması gerektiğini söyledi.

Karşılıklı görüş alış verişinde bulunulan görüşmenin sonunda Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 40’ıncı yılı anısına Maliye Bakanı Özdemir Berova adına bağışlanan 140 adet fidan için sertifika takdim etti.

Şampiyon Melekler’in aileleri Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Feyzioğlu’nu ziyaret etti

Feyzioğlu: “Acınızı yürekten paylaşıyorum, anlıyorum diyemem bu acıyı yaşamadan anlamak mümkün değil. Zaman sizin için 6 Şubat’ta durdu dünya dönmüyor bunu anlayabiliyorum”

 Şampiyon Melekler’in aileleri Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu’nu ziyaret etti.

TC Lefkoşa Büyükelçiliği’nde saat 15,30’da gerçekleşen ziyarette Büyükelçi Feyzioğlu, “Acınızı yürekten paylaşıyorum, anlıyorum diyemem bu acıyı yaşamadan anlamak mümkün değil” dedi.

Tüm cenazelere yetişmeye çalıştığını, uçaktan inerken orda olmaya gayret ettiğini, beklerken orada olduğunu yaşananları gördüğünü belirten Feyzioğlu, öncelikle evlatlara Allah’tan rahmet diledi.

“Size baş sağlığı dilemiyorum bunun çok ağır bir cümle olduğunu düşünüyorum, zaman sizin için 6 Şubat’ta durdu dünya dönmüyor bunu anlayabiliyorum” diyen Feyzioğlu, ailelerin çoğunu kabristanda gördüğünü, kendisinin de düşünmek için bile kabristana gitmeye başladığını söyledi.

Feyzioğlu, şu anda önceliğin adalet olduğunu bildiğini, diğer önceliğin de evlatların hatırasını yaşatmak olduğunun bilinciyle hareket ettiklerini dile getirerek, ikinci konuyla ilgili TC Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla görüştüğünü “ailelerin biz bir noktaya getirelim siz destek verin” talebi için beklemede olduklarını anlattı.

Şampiyonların anılarının bu güzel ülkede birleştirici olmasını, yaşananların unutulmadan ders olmasını sağlamak istediklerini belirten Feyzioğlu, “biz size arzu ettiğiniz noktada destek olacağız” dedi.

Adalet arayışında ise sonuna kadar haklı olduklarını, yargıya intikal etmiş bir konunun en iyi şekilde ortaya konması için ailelerin üstüne düşeni fazlasıyla yaptığını da gözlemlediğini söyleyen Feyzioğlu, “Duruşmalar başladığında da asla takipsiz bırakmayacaksınız, kağıt üzerinde birer isimden ibaret kalmalarına zaten Türkiye de izin vermeyecek, siz de” dedi.

Feyzioğlu, şu aşamada yargıyı beklerken hukuki takibin de en iyi şekilde yapılacağını vurguladı.

Ailelerin pek çoğunu evlerinde ziyaret ettiğini anımsatan Feyzioğlu, bu ziyaretin kendisi için çok anlamlı olduğunu belirtti.

Feyzioğlu, konuşmasının ardından bunun bir sohbet toplantısı olduğunu ve tüm soruları cevaplamaya çalışacağını söyledi.

Meclis Futbol Takımı ile Filistin Karması dostluk maçı yaptı

Cumhuriyet Meclisi Futbol Takımı, Gazze’de yaşanan zulme dikkat çekmek amacıyla Kıbrıs Uluslararası Öğrenci Derneği Filistin Karması ile dostluk maçı yaptı. Lefkoşa Yusuf Kaptan Sahasında oynanan karşılaşmayı, Cumhurbaşkanı Vekili Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre de izlerken, maç öncesinde, “Kıbrıs Türkü mazlum Filistin halkının yanındadır” yazılı pankart açıldı, Gazze’de ve 6 Şubat depreminde hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunuldu ve her iki ülkenin milli marşları okundu. Daha sonra aralarında bazı milletvekillerinin de bulunduğu oyuncular, KKTC ve Filistin bayrakları önünde fotoğraf çektirdi. Cumhurbaşkanı Vekili Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, burada yaptığı konuşmada, maçın çok anlamlı olduğunu kaydetti. “Maç yapıldığı sırada katliam sürüyor” diyen Töre, “Biz üzülüyoruz ama AB, BM üzülmüyor” şeklinde konuştu. BM’nin ateşkes çağrısı yapmadığını söyleyen Töre, Filistin halkıyla dayanışma  belirtti, “Gazze’de şehit düşen çocuklar ve anneleri için bu dostluk maçını oynuyoruz, onların yanındayız” diyerek sözlerini tamamladı. Kıbrıs Uluslararası Öğrenci Derneği Filistin Karması adına konuşan Amr Sabr ise, aralarında kadınlar, çocuklar ve bebeklerin de bulunduğu 20 bin Filistinlinin hayatını kaybettiğini ifade etti. “Dünyanın gözü önünde bir soykırım yaşanmaktadır” diyen Sabr, katledilen çocukların hiçbir zaman büyümenin ne olduğunu bilemeyeceğini de kaydetti. “Katliama ve soykırıma tabi tutulanlar seslerini duyuramıyor” diyen Sabr, “Fakat biz bu yaşananlara gözlerimizi kapatamayız, adalet için, hürriyet için, zulümden korkmadan bunu haykıracağız” şeklinde konuştu.

ÖZEL GEREKSİNİMLİ BİREYLERDEN “BİRLİKTE KALBİMİZE DOKUNALIM’ ETKİNLİĞİ

GARDİYANOĞLU: “YENİ MERKEZİMİZ BİÇOK ÖZEL GEREKSİNİMLİ BİREYLERİMİZİN İLACI OLACAK”
3 Aralık Dünya Engelliler günü dolayısıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Sosyal Hizmetler Dairesi bünyesindeki Girne 18 Yaş Üstü Engelli Rehabilitasyon Merkezi, ‘Birlikte Kalbimize Dokunalım’ isimli etkinlik gerçekleştirdi. Girne Belediyesi Tiyatro Salonunda yer alan etkinliğe Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu , Bakanlık bürokratları ile Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul da katıldı.
Bakan Gardiyanoğlu açılış konuşmasında ”Üzerimize düşen sorumluluk ve bilincin farkıdayız” diyerek , engelli bireylerin dört gözle beklediği Engelsiz Yaşam Evi’nin çok yakında açılacağının müjdesini verdi.
“ Gardiyanoğlu “Yeni merkez KKTC’de bir ilk olma özelliğine sahip. Engelsiz Yaşam Evi özel gereksinimli bireylerimizin ilacı olacaktır.”dedi.
Bakan Gardiyanoğlu ayrıca Karşıyaka, Lapta, Alsancak belediye hudutları içerisinde de rehabilitasyon merkezi açılması yönünde ciddi bir talebin geldiğini belirterek, bu bölgede 18 yaş üstü rehabilitasyon merkezinin temellerinin atılması için proje girişmini başlatacaklarını kaydetti.
Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul da konuşmasında 18 Yaş Üstü Engelli ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki gençler ile sık sık biraraya geldiğini anımsatarak onlardaki naifliği ve doğallığı gördüğünü dile getirdi. Şenkul bu özel günde gençlerle yeniden birarada olmaktan son derece mutlu olduğunu dile getirdi.
Konuşmaların ardından Girne 18 Yaş Üstü engelli ve Rehabilitasyon Merkezi’ne devam eden gençler hazırladıkları gösterilerini sundular. Birbirinden renkli kostümler ve şovları ile gençler sergiledikleri performanları ile büyük beğeni topladı. Gecede ayrıca tango gösterisi de izleyici ile buluşurken , Tekin Adalı Jimnastik Okulu öğrencileri de sahne alarak geceye renk kattı. Gecenin sonunda Etkinliğe katkı koyanlara plaketleri takdim edildi.

BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL, KÜÇÜK KAYMAKLI TÜRK SPOR KULÜBÜ BAŞKANI VE YÖNETİM KURULU’NU KABUL ETTİ

“KULÜPLERİMİZE ELİMİZDEN GELEN KATKIYI SAĞLAMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Başbakan Ünal Üstel Küçük Kaymaklı Türk Spor Kulübü Başkanı Münür Özler ve yönetim kurulu üyelerini kabul ederek görüştü. Başbakan Ünal Üstel’e kabülünde spordan sorumlu Başbakanlık Müsteşarı Hüseyin Cahitoğlu eşlik etti.
Başbakan Ünal Üstel kabülde yaptığı konuşmasında Küçük Kaymaklı Türk Spor Kulübü başkanı ve yönetim kurulu misafir etmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Üstel; “Küçük Kaymaklı Türk Spor Kulübü bizim için çok değerlidir. Spor kulüplerimizin varlığını sürdürebilmesi ve gençlerimizi spor aktivitelerine yönlendirip oralarda kümelenmesini sağlamak adına gerek Başbakanlık olarak gerekse Spor Dairesi olarak imkanlarımız dahilinde elimizden gelen katkıyı sağlıyoruz. Sağlamaya da devam edeceğiz. Bu vesile ile Küçük Kaymaklı Spor Kulübü’nde yeni görev alan Başkan Münür Özler ve yönetim kuruluna başarılar dilerim” şeklinde konuştu.
Küçük Kaymaklı Spor Kulübü Başkanı Münür Özler de konuşmasında, “Bu yoğunlukta bize vakit ayırdığı için Başbakanımız Ünal Üstel’e teşekkür ederiz. Bizler Küçük Kaymaklı Spor Kulübü’nü yaşadığı zor dönemden kurtarmak için bu göreve talip olduk. Desteğiniz bizler için çok önemlidir” dedi.

Ahmet Savaşan: Kadınların siyasette eşit oranda temsil edilememesi önemli bir demokrasi sorunudur

UBP Milletvekili Dr. Ahmet Savaşan, demokrasinin temel unsurlarından olan eşit temsil ve katılımın kadınlar açısından yaşama geçirilememesinin, bir kadın erkek eşitsizliği sorunu olmasının ötesinde, önemli bir demokrasi sorunu olduğunu söyledi.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili, Lefkoşa İlçe Başkanı Dr. Ahmet Savaşan, nüfusun yarısını oluşturan kadınların karar alma süreçlerine yeterli oranda katılamaması ve siyasette eşit oranda temsil edilememesinin önemli bir demokrasi sorunu olduğunu vurguladı.

Dünya Kadın Hakları günü dolayısıyla mesaj yayımlayan Ahmet Savaşan, kadınların geçmiş yıllara kıyasla eğitim, meslek seçimi, çalışma koşulları gibi birçok alanda daha iyi durumda olmalarına rağmen, aynı gelişimin siyasal yaşamda sağlanamadığı belirtti.

“YAPILAN YASAL DÜZENLEMELERE RAĞMEN EŞİTLİK SAĞLANAMADI“

KKTC’de yapılan bütün yasal düzenlemelere rağmen karar alma süreçlerinde nüfusun yarısını oluşturan kadınların eksik temsil edilmesinin alınan kararları da çoğulculuktan uzaklaştırdığına dikkat çeken Ahmet Savaşan, “Bu bakımdan, hem demokratik yaşamın güçlendirilmesi hem de cinsiyete dayalı eşitsizliklerin kaldırılmasında daha etkin olunabilmesi için kadınların siyasette eşit oranda veya kritik eşik olarak kabul edilen en az % 30’un üzerine çıkabilmesi gerekiyor. Bunun için de başta biz siyasiler olmak üzere bütün paydaşlara önemli görevler düşüyor” dedi.

“KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ İÇİN GEREKEN ADIMLARI PEK ÇOK AB ÜLKESİNDEN ÖNCE ATATÜRK ATTI”

Savaşan, Atatürk’ün “bir toplum aynı gayeye bütün kadınları ve erkekleriyle beraber yürümezse, ilerlemesine ve medenileşmesine teknik bakımdan imkan, ilmi bakımdan da ihtimal yoktur” diyerek Türk kadınının sosyal ve kültürel alanda, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olması gerektiğini ortaya koyarak 5 Aralık 1934’de kadınlara  milletvekili seçme ve seçilme hakkı verdiğini anımsattı.

“TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNİN SAĞLANMASI İÇİN BİRLİKTE HAREKET ETMELİYİZ”

1934 yılında dünyada kadınların yasal olarak milletvekili seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu ülke sayısının 28, bu hakkın kullanıldığı ülke sayısının ise 17 olduğunu hatırlatan Savaşan, “Ayrılmaz bir parçası olduğumuz Türkiye’mizin ilk yıllarından aldığımız feyiz ile kadınların siyasal yaşama aktif katılımını sağlamak adına öncelikle kadın-erkek eşitliği temel ilkesinin, yani toplumsal cinsiyet eşitliğinin okul öncesi eğitimden başlayarak çocuklarımızın eğitim ve öğretim hayatında, ardından da toplumun tümünde, kurum ve kuruluşlarında fiili olarak hayata geçirilmesinin sağlanması için gereken adımları hep birlikte atmalıyız” ifadelerini kullandı.

Hasan Küçük: Kadınlarımız önümüzdeki yıllarda siyasette daha da aktif olacaktır

UBP Girne Milletvekili Hasan Küçük, ”5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü” dolayısıyla yayımladığı mesajda, “Kadınlarımız önümüzdeki yıllarda siyasette daha da aktif olacaktır” dedi.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Girne Milletvekili Hasan Küçük, “5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü” ve Türk kadınına seçme seçilme hakkının verilmesinin 89. yıl dönümü münasebetiyle mesaj yayımladı.

Hasan Küçük, “Dünyanın pek çok ülkesinden önce, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmiş olması Türk milleti için ayrı bir öneme sahiptir. Kadınlarımıza verilen haklar milletimizin kadına verdiği değerin çok önemli bir göstergesidir. Kıbrıs Türk Halkı da ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı bu yolda yürümektedir” dedi.

Kıbrıs Türkü’nün Mustafa Kemal Atatürk’ün açtığı yolda emin adımlarla yürüdüğünü belirten Küçük, kadınların bugün demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğunu kaydetti. Küçük, “Devletin ve çalışma hayatının her kademesinde kadınlarımızın izi vardır. Bugün siyasette her ne kadar istenilen seviyede olmasa da önümüzdeki yıllar içerisinde kadınlarımızın rolü daha da artacaktır” ifadelerini kullandı.

Küçük mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Kadın, toplumu ayakta tutan temel yapı taşı olan ailenin en önemli unsurudur. Kadınlarımızın eğitimli, bilgili ve bilinçli olması sağlıklı bir toplumun ön şartıdır. Zira kadınlar, özelde ailenin, genelde ise toplumun temelini oluşturmaktadırlar.

Fedakârlığı, sevecenliği, çalışkanlığı ve üretkenliğiyle her zaman ailesine ve topluma önemli katkılar sunan kadınlarımızı, hayatın her alanında etkin bir şekilde görmek, bizleri sevindirmektedir. Bugüne kadar kadınlara yönelik her türlü şiddetin, ayrımcılığın ve istismarın karşısında olduğumuz gibi bundan sonra da olmaya devam edeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle kadınlarımızın seçme ve seçilme haklarını kazanmalarını ve 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nü en içten dileklerimle tebrik ediyorum.”

TÖRE, ORDU’DAN GELEN ÖĞRENCİLERİ KABUL ETTİ

Cumhurbaşkanı Vekili Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre , bir proje kapsamında Ordu’dan KKTC’ne ziyarete gelen Kabakaya Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerini kabul etti.
Meclis Şeref Salonunda yer alan kabulde konuşan okul öğretmenlerinden proje sorumlusu Engin Lafçı “Çevreme duyarlıyım, değerlerime saygılıyım” projesi çerçevesinde KKTC’nde bulunduklarını ifade ederek, Kıbrıs’ın kendileri için milli ve manevi büyük bir değer olduğunu söyledi.
Başkan Töre de konuşmasında KKTC’nin bir Türk devleti olduğuna değinerek onu yaşatmanın bütün Türk milletinin görevi olduğunu belirtti.
20 Temmuz Mutlu Barış Harekatından bu yana özgürlük ve güvenlik içerisinde olunduğuna işaret eden Töre, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğün devamının kendileri için hayati öneme sahip olduğunu belirtti.
Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” ifadesinde buluştuklarını kaydeden Töre, Türk milletinin mensubu olma şuurunu taşıdıklarını ifade etti.
Töre, öğrencilere KKTC’ni ve burada verilen mücadeleyi iyi anlamalarını ve ülkede iyi zaman geçirmelerini diledi.
Türkiye’nin dört bir yanından gelen çeşitli güzel escortlar, istanbul vip escort üzerinde bulunabilir ve özel randevularınızı unutulmaz kılmak için hizmet vermektedirler. Siz de istanblescort.com tercih ederek kaliteli bir escort deneyimi yaşayabilirsiniz.

Döviz kurları…

Serbest piyasada bugün dolar 29, euro 31,55, İngiliz sterlini ise 36,83 TL’den satılıyor.

Saat 08.31 itibarıyla 28,85 alış kurundan işlem gören ABD dolarının satış fiyatı 29, euronun alış fiyatı 31,55 satışı ise 31,55 TL’den gerçekleşiyor.

İngiliz sterlini ise 36,44’lük alış, 36,83 TL’lik satış kurundan işlem görüyor.

Cumhurbaşkanı Tatar 5 Aralık “Dünya Kadın Hakları Günü” dolayısıyla mesaj yayımladı

“Kadınların karşılaştıkları tüm sorunlara kapsayıcı çözümler bulma noktasında elimden gelen tüm katkıyı ortaya koymaya kararlıyım”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının tanındığı 5 Aralık 1934 tarihinin 89. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan değişiklik ile kadınların oy kullanabilmesi ve aday olabilmesi sağlandı. ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde yapılan bu devrim, kadınların toplumsal hayatta daha güçlü şekilde var olmasını ve Türk toplumunun çağdaşlaşması yolunda tarihi bir adım atılmasını sağlamıştır” ifadelerini kullandı.

Kadın hakları yolunda yapılan bu devrimin, dünyaya emsal teşkil ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, Fransa, İtalya, İsviçre, Yunanistan, Belçika, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkelerin Türkiye Cumhuriyeti’nden yıllar sonra kadın vatandaşlarına bu hakkı tanıdığını belirtti. 

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Siyasetten ekonomiye, kültür ve sanattan tüm karar alma mekanizmalarına, kadınlarımızın aktif katılımının artmasına yönelik ortaya konan çabaların, nasıl çok daha ileri noktalara taşınabileceği hususunda somut ve sürdürülebilir adımlar atmak adına önemli bir fırsat olan böylesi anlamlı günlerde, toplumsal mücadele yıllarından egemen devletimizin ilanına ve bugünlere gelinen süreçte kadınlarımızın ortaya koyduğu yadsınamaz katkıyı da hatırlamak ve hatırlatmak, tarihsel bir sorumluluktur.

Kadınlara yönelik her türlü fiziksel, psikolojik şiddet ve bezdirme çabalarının önlenmesine yönelik adımların atılarak özellikle şiddet mağduru kadınların kendisini güvende hissedeceği kadın sığınma evi sayısını artırmak, şiddet başta olmak üzere karşılaştıkları tüm sorunlara kapsayıcı çözümler bulma noktasında Anayasa’nın bana verdiği yetki çerçevesinde elimden gelen tüm katkıyı ortaya koymaya kararlı olduğuma dikkati çekmek istiyorum.

Türk kadınına, 89 yıl önce bugün seçme ve seçilme hakkını kazandırarak attığı büyük adımla tüm dünyaya örnek olan ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü saygıyla anıyor, tüm kadınlarımızın 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nü kutluyorum”.

Gardiyanoğlu, Kıbrıs Türk Engelliler Federasyonu Başkanı Yücetürk ve beraberindeki heyeti kabul etti

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü çerçevesinde Kıbrıs Türk Engelliler Federasyonu Başkanı Derviş Yücetürk beraberindeki heyeti kabul etti.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Yücetürk, federasyon olarak engelli bireyler için ekonomik ve sosyal açıdan yıllardır mücadele ettiklerini ifade ederek  14 maddelik talepler listesini Gardiyanoğlu’na sundu.

2006 yılından bu yana tek bir engellinin kamuya istihdam edilemediğine dikkat çeken Yücetürk, engellilerin sorunlarının çözülmesinde koordinatör bakanlık  olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na engelli istihdamının önünün açılmasında büyük görev düştüğünü söyledi.

Engellilerin sorunlarını çözecek bir Engelli Dairesinin kurulması gerektiği görüşünü paylaşan Yücetürk, engellilerin ulaşım ve dolaşım sorunlarına da değinerek 2016 yılında İmar Yasası altında engelli standartları tüzüğünün çıktığını ancak hiçbir şey yapılamadığını kaydetti.

18 Yaş Üstü  Engelli Rehabilitasyon Merkezleri’nin eksikliklerinin giderilmesi ve yakında açılması planlanan Engelsiz Yaşam Evi’inin acilen tamamlanmasını talep eden Yücetürk, Engellileri Koruma, Rehabilite ve İstihdam Yasası altındaki tüzüklerin  iyileştirilmesini istedi.

-Gardiyanoğlu: “Engelli bir bireye iş vermek  bir lütuf değil, hizmettir”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu da konuşmasında, kamuya 30 engellinin istihdam edildiğini ve bu istihdam listesinin sivil toplum örgütlerinden iletildiğini ifade etti.   Ocak ayında 20 engelli kişinin daha kamuya istihdam edileceğini kaydeden Gardiyanoğlu sayının 50’ye tamamlanacağını söyledi.

Devlet olarak engelli bireylere katkı yaptıklarını dile getiren Gardiyanoğlu, “Engelli bir bireye iş vermek bir lütuf değildir, bir hizmettir.” şeklinde konuştu.

Engelsiz Yaşam Evi’nin ihale sürecini yakından takip ettiğini, “30 Aralık gecesi ışıklarını açacağım” sözünü yerine getirmek için çalıştığını belirten Gardiyanoğlu, yaşam evinin 2024 yılında faaliyete girmesinde kararlı olduğunu, Yaşam Evi’nde   Vakıflar İdaresi, KEİ ve özel sektör işbirliği ile bir yönetim kurulacağını söyledi.

Rehabilitasyon merkezlerinin eksikliklerini yerinde gördüğünü  ve hassasiyetinin bulunduğunu kaydeden Gardiyanoğlu, merkezlerin ihtiyaçlarının tamamlanması ve engelliler ile ilgili yasal mevzuatın iyileştirilmesi konusunda da üzerine düşen görevi yapacağını söyledi.

2024 yılında Yenierenköy bölgesine bir on sekiz yaş üstü rehabilitasyon merkezi kazandırmayı hedeflediklerini anlatan Gardiyanoğlu, engelli sorunlarının lafla değil icraatla çözülebileceğini belirtti.

Gardiyanoğlu,  Çalışma Dairesi’ne kayıtlı, yanında bakıcısı olan engellilere  bakıcıları için devlet tarafından  sosyal güvenlik desteği verilmesi için  İhtiyat Sandığı Dairesi ile  işbirliği içinde çalışma başlattıklarını kaydederek,  benzer desteğin otizmli  bireylerin gölge öğretmenleri için de yapılabileceğini sözlerine ekledi.

Dinçyürek, tabipler ve eczacılarla toplantı yaptı

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, hastaların ilaca erişimiyle ilgili sorunların nasıl çözülebileceğini ele almak amacıyla Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) ve Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği (KTEB) yönetim kurulu üyeleriyle bir toplantı yaptı.

Bakanlık açıklamasına göre, Tabipler Birliği’nde yer alan toplantıda hastaların hekimin yazdığı ilaca erişebilmesi için adanın genelindeki tüm hekimlerin ve eczacıların online bir sistemde işbirliği yaparak ortak çözümler üretebilmeleri üzerinde duruldu.

Dinçyürek, sonuç odaklı bir yaklaşımla, olası boşluklar veya soru işaretlerini gidermek için ilgili tarafların kendi yönetim kurullarında veya çalışma gruplarında çalışmalar yapma kararı aldıklarını, çarşamba sabahı tekrar bir araya gelme konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

Başbakanın konuya hassasiyet gösterdiğini ifade eden Dinçyürek,  bu konuda bakanlığını görevlendirdiğini, hedefin kısa sürede ortak bir yol haritası belirlemek ve hastaların ilaca erişimindeki tüm engelleri kaldırmak olduğunu vurguladı.

Dinçyürek, hem hükümet hem de ilgili paydaşların net bir kararlılık ve istek ortaya koyarak bu yönde adım attığını da kaydetti.

Maliye Bakanı Berova Kamu-İş İcra Kurulu üyelerini kabul etti

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Ahmet Serdaroğlu başkanlığındaki Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) icra kurulu üyelerini kabul etti.

 

Maliye Bakanlığı Basın bürosundan verilen bilgiye göre, Maliye Bakanı Özdemir Berova görüşmede yaptığı konuşmada, özellikle alt ve orta gruplardaki halkın ekonomik sıkıntıların minimalize edilmesi yönünde hareket etmeye çalıştıklarını ifade etti.

 

Berova, pandemi süreci, ardından yüksek enflasyon, ardından asrın felaketi 6 Şubat depremi ve Rusya-Ukrayna savaşının ülke ekonomisini de ciddi anlamda olumsuz etkilediğini, bu sürecin hem sosyal, hem de ekonomik açıdan iyileştirilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.

 

Berova, “Hükümetimizin ve elbette Başbakanımız Sayın Ünal Üstel’in, bize en temel olarak bu geçen süreç içerisinde özellikle alt ve orta gruplardaki ekonomik sıkıntıların minimalize edilmesi adına direktifleri açık ve nettir. Bu vesile ile bizde kamu maliyesi olarak bu şiarda hareket etmeye çalışıyoruz” dedi.

 

-Serdaroğlu

 

Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, Maliye Bakanı Özdemir Berova’nın Sendika yetkilileriyle verimli bir çalışma ortamı yaratılması adına atılan adımlardan ; gerek çalışanların haklarının korunması, gerekse terfiler noktasında gösterilen iyi niyetten ötürü duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

 

Serdaroğlu, Maliye Bakanı Berova’nın ekonomik koşullarda göz önünde bulundurulduğunda zor bir süreçte, zor bir görev üstlendiğini kaydetti ve “bu dönemde çok daha fazla sabıra ihtiyacınız olacağını düşünerek sizlere sabır tespihi armağan ediyoruz” dedi.

 

Görüşmede, Maliye Bakanlığı Müsteşarı Burak Şoföroğlu ile Maliye Bakanlığı Bakanlık Müdürü ve Karma İşçi Komitesi Başkanı Yusuf Ersoy da hazır bulundu.

Tatar: “Kırgızistan’ın Bize Var Olan Desteğini Artırması Yönünde Taleplerde Bulunduk”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile samimi bir görüşme yaptıklarını kaydederek, görüşmede Kırgızistan’ın var olan desteğini artırması yönünde taleplerde bulunduklarını belirtti.

Tatar, Kıbrıs meselesine gayet hakim olan ve bir süre Kıbrıs’ta da yaşayan Caparov’un Kıbrıs Türk halkının sıkıntılarını ve yapılan haksızlıkları çok iyi anladığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Caparov’un milletvekiliyken Kırgızistan-KKTC Dostluk Grubu’nda olduğunu ve o dönemde temaslarda bulunup, futbol maçı yaptıklarını kaydeden Tatar, Caparov’un, ilişkilerin daha da ilerletilmesi için milletvekillerine görev vereceğini dile getirdi.

Tatar, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile görüşmesinin ardından değerlendirmelerde bulundu.

– “Baş başa görüştük, ardından heyetler arası görüşmeye geçtik”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, değerlendirmesinde, bugün Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile ilk olarak baş başa görüştüğünü ve ardından heyetler arası görüşmeyle devam ettiklerini kaydetti. Tatar, görüşmelerde Kıbrıs konusunun geldiği aşamayı, Kıbrıs Türk halkına yapılan haksızlıkları, iki devletli siyasetin nedenini ve Türk Devletleri Teşkilatı altında yapılan çalışmaları ele aldıklarını belirtti.

Tatar, aşama aşama desteklediği Kıbrıs Türk halkının hak ettiği noktaya gelebileceğini Cumhurbaşkanı Cabarov ile paylaştıklarını kaydederek, Cabarov’un konuya hakim olduğunu ve sıkıntıların farkında olduğunu ifade etti. Tatar, Cabarov’un Kıbrıs’ta bulunduğu zaman ve milletvekili iken yaptığı temasları aktardığını söyledi.

Ulaşımdaki kolaylıklardan dolayı bu süreçte iki ülke arasında öğrenci ve turizm amaçlı ziyaret akışının artabileceği yönünde görüş paylaşımında bulunduklarını vurgulayan Tatar, direkt uçuşların en büyük temennisi olduğunu kaydetti.

Benzer bir görüşmeyi bir ay önce de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile yaptığını anımsatan Tatar, kendisine daha önce Kırgızistan’da yaşamış Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın eşlik ettiğini ifade etti.

– “Kırgızistan ziyaretimizin bizim için tarihi bir değeri var.. Bağların güçlenmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz”

Bu sabah saatlerinde Kazakistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nde senato kararıyla fahri doktora unvanı aldığını hatırlatan Tatar, orada yaptığı konuşmaya işaret ederek, “Kırgızistan ziyaretimizin bizim için tarihi bir değeri var. Bağların güçlenmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

Konuşmasında, devletler arası münasebetlerin geliştirilmesi için kültürel, ekonomik, ticari ve turizm gibi alanlarda çalışmaların artması gerektiğini belirten Tatar, özellikle asrın projesi su yatırımı, Kıbrıs’ın her iki tarafının yararına olacak, hatta diğer pazarlara ulaşabilecek Türkiye’den kabloyla elektrik getirme çalışması  ve Birleşmiş Milletler üzerinden Güney Kıbrıs’a iletilen işbirliği önerilerini paylaştığını aktardı.

“Kırgızistan ziyaretimiz çok başarılı geçiyor” diyen Tatar bugün bir araya geldiği kişilerin gözlerinde heyecanı, verilen mücadelenin ne kadar değerli olduğunu gördüğünü kaydetti ve bundan duyduğu memnuniyeti paylaştı.

– “Denktaş’tan yaklaşık 20 yıl sonra bir KKTC Cumhurbaşkanı buraya geldi”

Kendisinden önce Kırgızistan’a Cumhurbaşkanı olarak en son 2005 yılında Rauf Raif Denktaş’ın gelip, Manas Üniversitesi’nde konferans verdiği bilgisini aldığını belirten Tatar, yaklaşık 20 yıl sonra gelen kendisinin de ata yurdunda Kıbrıs Türk halkının sesini duyurduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, son olarak, gündemde olan BM temsilcisi atanmasına ilişkin değerlendirme yaparak, atanacak kişin bir kişisel temsilci olacağını ve sadece ortak zeminin olup olmadığı noktasında değerlendirme yapacağını kaydetti. Tatar, bu sürecin takip ettiklerini belirterek, 3 yıldır Birleşmiş Milletler ile yaptıkları görüşmelerde her zaman iyi niyetli olduklarını, hiçbir zaman masadan ve iletişimden kaçmadıklarını ancak resmi müzakerelerin sadece eşitlik ve eşit uluslararası statünün teyidiyle olabileceğini vurguladıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın temasları bu akşam ve yarın da devam edecek.

Berova, 5 Aralık Kadın Hakları Günü Nedeniyle Mesaj Yayımladı

Maliye Bakanı Özdemir Berova, “5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ve Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı verilişinin 89. yıl dönümü” nedeniyle mesaj yayımladı.

Mesajında, 5 Aralık’ın Türk kadınının siyasi haklarına kavuştuğu, seçme ve seçilme hakkını kazandığı, Atatürk İnkılaplarından birisi olduğunu ifade eden Berova, Türk kadınını kutladı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir” diyecek kadar kadının toplum ve medeniyet içindeki yerini takdir ettiğini, Türk kadınına her zaman güvendiğini ve toplumda hak ettiği yere gelebilmesi için öncü reformlara imza attığını kaydeden Berova, mesajında şunları kaydetti:

“Hiçbir ülkede, hiçbir lider, kadın hakları için böylesine duyarlı olmamış ve böylesine mücadele vermemiştir. Bu mücadele neticesinde kadınlarımız birçok gelişmiş ülkeden önce bu hakları elde etmiş,  bilimde, eğitimde, sporda, sağlıkta, yasama, yürütme ve yargıda, iş dünyasında ve siyasette, kısacası hayatın her alanında başarıyla görev almıştır.  Tarih boyunca da Türk kadını hayatın her safhasında mücadele vermiş,  Anadolu’da Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında, Kıbrıs’ta varoluş mücadelesinde kahraman kadınlarımız milli mücadelede yerlerini almış, vatan savunmasında destanlar yazmışlardır. Başarılarıyla bizlere ilham veren Türk kadını, cesur, kararlı, güçlü, fedakârdır.

Bu anlamlı günde, Kadınlarımızın kamusal hayata katılımının teşvik edilerek arttırılması, kadına yönelik her türlü şiddetin son bulması temennisiyle; 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü’nü ve Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 89. yıl dönümünü kutluyor, devlet yönetiminde, çalışma hayatında ve aile içinde hayatın bütün yükünü beraber üstlendiğimiz tüm kadınlarımıza sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”