Archives 2023

TAKSİM SAHASI HİZMETE SUNULDU

Çetinkaya Spor Kulübü Taksim sahası gençlerin hizmetine sunuldu.

Başbakan Ünal Üstel ile Türkiye Cumhuriyeti Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle yenilenen Taksim futbol sahasında incelemelerde bulundu, basın açıklaması yaptı.

Üstel ile Kasapoğlu’na Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ile diğer yetkililer de eşlik etti.

Kasapoğlu burada yaptığı konuşmada, KKTC’de verimli ve heyecan dolu bir ziyarette bulunduklarını ifade ederek, temaslarını anlattı.

Çetinkaya Spor Klübü Taksim sahasının ilk etabının yeniden düzenlenip gençlerin hizmetine sunulduğunu ifade eden Kasapoğlu, Osmanlı döneminde cirit müsabakaları için kullanılan sahanın, Kıbrıs Türk halkı için yıllarca önemli misyon üstlendiğini söyledi.

Harekat sonrası sahanın ara bölgede kaldığını, bazı sıkıntılar yaşandığını anlatan Kasapoğlu, burada futbol sahasından sonra tenis basketbol ve diğer spora hizmet verecek düzenlemelerin de yapılacağını kaydetti, hayırlı olmasını temenni etti.

Kasapoğlu, KKTC’nin başta ekonomi olmak üzere her alanda kendi ayakları üzerinde durması için desteklerin artırılacağını ifade ederek, KKTC’nin tanınması ve uluslararası alanda hak ettiği yeri alması için altyapı yanında sporda da devam edeceğini kaydetti.

Spora yönelik yeni projelerin de devam edeceğini ifade eden Kasapoğlu, güçlü bir gençlik ve gelecek yaratmak için spor kültürünü diri tutmaya devam edeceklerini söyledi, tüm bu çalışmalara destek veren herkese teşekkür etti.

Başbakan Ünal Üstel de, ülkenin tarihi günlerden birini yaşadığına işaret ederek, sahanın düzenlenmesinde destek veren herkese şükranlarını sundu.

Üstel, bugün ülkede tarihe şahitlik ettiklerini, Cumhuriyet Meclisinde anıt açılışı, sergi açılışı yapıldığını  ve şimdi de özlenen Çetinkaya sahasının Anavatan Türkiye’nin desteğiyle gençlerin hizmetine sunulduğunu söyledi.

Saha konusunda Rum Yönetimi’nin kötü niyetle davrandığını ifade eden Üstel, burada bir saha düzenlemesi yapıldığını ve antrenman yapılacağını kaydetti.

Osmanlı döneminden beridir bu sahada spor faaliyeti yapıldığına işaret eden Üstel, Kıbrıs Türk gençlerinin ambargolara maruz kalmasını eleştirdi, saha düzenlemesinin ülkeye hayırlı olmasını diledi.

Konuşmaların ardından Kasapoğlu’na Çetinkaya forması hediye edildi, anı fotoğrafı çekildi.

Heyet, Çetinkaya Spor Kulübünün ardından Kıbrıs bilim zeka vakfına ait bilim merkezine de yürüdü ve incelemelerde bulundu.

“TÜRK SPORUNA YÜKSEKÖĞRETİMDE YÜZDE YÜZ DESTEK” MUTABAKAT METNİ İMZALANDI

“Türk Sporuna Yükseköğretimde Yüzde Yüz Destek” mutabakat metni imza töreni, TC Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’nun katılımıyla Lefkoşa’da ÖSYM binasında yapıldı.

TC Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Milli Sporcu Bursu ile öğrencilere yükseköğretimde yüzde yüz eğitim desteği verilmesini içeren mutabakat metinleri, TC Gençlik ve Spor Bakanlığı ile KKTC’deki 19 üniversite arasında imzalandı. Metinlere, TC Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu ile üniversite temsilcileri imza koydu.

İmza törenine, TC Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, YÖDAK Başkanı Turgay Avcı, KKTC’deki üniversitelerin rektörleri, temsilcileri, öğrenciler, milli sporcular ve diğer yetkililer katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan imza töreni, Milli Sporcu Bursu tanıtım video gösterimi ile devam etti.

-Günay Caymaz’a hediye takdimi

Üniversite temsilcileriyle aile fotoğrafının da çekildiği imza töreninde, “yaşayan en eski Kıbrıs Türkü milli sporcusu” Günay Caymaz’a, TC Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu tarafından hediye takdiminde de bulunuldu. Tören, milli sporcular ile anı fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.

-Kasapoğlu

TC Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu törende yaptığı konuşmada, herkesi saygı ve sevgiyle selamladı. Bugünün anlamlı bir gün olduğunu belirten Kasapoğlu, özellikle spor ve gençlerin hayalleri adına güzel bir başlangıç yapıldığını söyledi. Birlikte tarihi bir ana şahitlik ettiklerini kaydeden Kasapoğlu, bugünkü mutabakatın KKTC’ye ve Türk sporuna hayırlar getirmesini diledi.

Pek çok ülkenin sanat, spor ve bilim anlamında üstün yeteneklerin önünü açma adına çok kapsamlı faaliyetler gerçekleştirdiğine işaret eden Kasapoğlu, yetenekli bireylerin toplumda yaklaşık yüzde 3’lük bir kısmı teşkil ettiğini kaydetti. Bu bireylerin özellikle toplumların geleceklerini şekillendirme açısından çok önemli bir misyonu taşıdığını belirten TC Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu, yaşıtlarından farklı bir gelişme ve potansiyel sahibi olan gençlerin bu çerçevede başarılı olmaları ve tüm potansiyellerini açığa çıkarmaları noktasında farklı programlara tabi tutulması, özel teşvik mekanizmalarının geliştirilmesinin önemini vurguladı. Kasapoğlu, sporun bu alanlarından biri olduğunu söyledi.

Sporcunun kazandığı her başarı ve madalyanın sadece kendileri için değil ülkeleri için de önemli olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, uluslararası her bir mücadelenin aynı zamanda sporcunun ülkesi için bir spor elçisi olarak diplomatik anlamda üstlendiği bir misyon olduğunu ifade etti. Kasapoğlu, her bir uluslararası başarının bir prestij olduğuna vurgu yaptı.

Profesyonel sporculara bakıldığında çok küçük yaşlardan itibaren bir disiplin içerisinde güçlü bir süreç uygulandığını ifade eden Kasapoğlu, bu sporcuların hayatlarının her bir sürecinin planlı olduğuna, uzun bir yol yürüdüklerine işaret ederek, hayatın her alanında kontrollü bir şekilde disiplini ortaya koyduklarını belirtti.

Milli sporcu İbrahim Çolak’ın Artistik Jimnastik Dünya Şampiyonası’nda tarihinin ilk altın madalyasını Türkiye’ye kazandırdığını ifade eden Kasapoğlu, Çolak’ın, “Ben o 50 saniye için tam 19 yıl çalıştım” dediğine dikkat çekerek, ortaya konan emek ve özveriyi vurguladı.

-“Hiçbir başarı tesadüf değildir”

Hiçbir başarının tesadüf olmadığını kaydeden Kasapoğlu, madalyonun diğer yüzünde ise akademik başarı olduğunu belirtti. Akademik başarı için uzun bir çalışma süreci, planlı, programlı olmak gerektiğini ifade eden Kasapoğlu, bir sporcunun hem spora hem akademiye yeterli zaman bulamama sorunuyla karşılaştığını anlattı.

Belli bir yaşa gelindiğinde çocuklarla birlikte ailelerin de eğitim veya spor arasında bir yol ayrımında olduklarına şahit olunduğunu dile getiren TC Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu, bakanlık olarak bundan tam iki yıl önce bir adım atarak, Türkiye’de 56 vakıf üniversitesi ile birlikte “Türk Sporuna Yükseköğretimde Yüzde Yüz Destek” temalı bir mutabakatı gerçekleştirdiklerini söyledi.

KKTC’deki üniversitelerle birlikte  toplam 75 üniversitenin programın içerisinde olacağını belirten Kasapoğlu, “Uluslararası müsabakalarda bizleri temsil edip, başarı kazanan, emek ortaya koyan sporcular ve bu mutabakatı akdeden üniversitelerin tüm sınav sıralamasındaki yerine bakılmaksızın tam burslu olarak eğitim almalarını sağlayacağız” dedi.

-“Gençler hem sporda hem akademide kariyer yapma imkanı bulacak”

Bu haktan yararlanılabilmesi için yükseköğretim sınavında söz konusu üniversitenin taban puanının alınması gerektiğini ifade eden Kasapoğlu, böylelikle gençlerin hem sporda hem de akademide kariyer yapma imkanı bulacaklarını söyledi.

“KKTC ve Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin yüreğimizdeki yeri apayrı” diyen Mehmet Muharrem Kasapoğlu, “KKTC’nin istikrarını, refahını kendi istikrarımız ve refahımızdan ayrı görmedik” vurgusu yaptı.

Milli takım formasını başarıyla taşıyan Yiğitcan, Ömer, Buse ve Merve’lerin sayısının her geçen arttığını dile getiren Kasapoğlu, bundan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade etti.

Kıbrıs Türkü sporcuların Türkiye’deki üniversitelerde bu burs programından faydalandığını görmenin de kendileri için önemli olduğunu belirten Kasapoğlu, imzalanacak metinle Kıbrıs’ta ailesinin yanında eğitim gören sporculara da önemli bir imkan sağlayacaklarını kaydetti.  

-“KKTC’deki özel ortaöğretim kurumlarını, kolejleri de bu burs sürecine dahil etme hedefindeyiz”

247 sporcunun şu anda yüzde yüz milli sporcu bursundan faydalandığını dile getiren Kasapoğlu, sadece bu yıl 104 sporcunun programa kayıt yaptırdığını söyledi. Sistemin her geçen gün oturduğunu, daha iyi şekilde işlediğini ifade eden Kasapoğlu, projenin sadece üniversitede değil ortaöğretimde, Türkiye’de bin 696 özel öğretim kurumunda da ortaokul ve liselerde başarılı bir şekilde yürüdüğünü belirtti. Şu anda 922 öğrencinin bu bursla eğitimlerine devam ettiğine dikkat çeken Kasapoğlu, bundan sonraki süreçte KKTC’deki özel ortaöğretim kurumlarını da, kolejleri de bu burs sürecine dahil etme hedefinde olduklarını belirtti.

Gençler için atılan adımların çok ayrı bir ehemmiyeti ortaya koyduğunu ifade eden Kasapoğlu, bugün son derece mutlu ve heyecanlı olduklarını kaydetti. Büyük özveriyle gerçekleştirdikleri yatırımların meyvelerini verdiğini dile getiren Kasapoğlu, tesisleşmede, spora erişimde, spor kültürünün yaygınlaşmasında, sportif bir toplum olmakta hedeflerini birer birer gerçekleştirdiklerini belirtti.

Artık yeni hedefler koyduklarını kaydeden Kasapoğlu, tüm branşlarda iddiaları olduğunu kaydetti. Sporda yeteneğin erken keşfine yönelik projeleri olduğunu ifade eden Kasapoğlu, bunlardan bir tanesinin sporda yetenek taraması, spora yönlendirme projesi olduğunu söyledi. Bu projeyi KKTC’de gerçekleştirmeye yönelik de adımlar attıklarını ifade eden Kasapoğlu, bu yıl bu sürece yönelik eğitimlerin başlatıldığını ve sportif yetenek taraması noktasında hazır olunduğunu açıkladı.

-“Kısıtlamaların sona erdirilmesi noktasında var gücümüzle çalışacağız”

Kıbrıs Türklerinin özellikle spor alanında uğradığı ambargonun gençlerin moral ve motivasyonuna negatif etki ettiğini kaydeden Kasapoğlu, bu kısıtlamaların hiçbirinin vicdan ölçüsü içerisinde olmadığını ve bu kısıtlamaların sona erdirilmesi noktasında da var güçleriyle çalışacaklarını söyledi.

KKTC’nin tanınması, uluslararası toplumda hak ettiği yere ulaşmasının ortaya koydukları inanç ve arzu olduğunu ifade eden Kasapoğlu, bu amaç doğrultusunda KKTC’deki altyapı projelerini hızlandırarak, büyüteceklerini belirtti.

KKTC Spor Dairesi ile birlikte yürüttükleri Çetinkaya Futbol Sahası’nı ziyaret edeceklerini kaydeden Kasapoğlu, bunun gibi devam eden pek çok projeleri olduğunu ifade etti. “Kıbrıs Türkü gençlerimizi en modern, en nitelikli tesislerde buluşturmaya devam edeceğiz” diyen Kasapoğlu, gençlerin spordaki başarılarını, spora erişimini daha güçlü kılmak noktasındaki hedeflerine yürümeye devam edeceklerini söyledi.

Altyapıya çok önem verdiklerini ve bugünkü protokolün de bir altyapı güçlendirme protokolü olduğunu ifade eden Kasapoğlu, aynı zamanda sporu hayat tarzı kılma projesi ve ikilemin artık sona ermesinin en güçlü mesajı olduğunu kaydetti.

“Elini taşın altına koyan” üniversitelere şükranlarını belirten TC Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu, protokolün hem gençler, hem sporcular, hem de “kutlu dava” için hayırlar getirmesini diledi.

ÜLKE GENELİNDE ELEKTRİK KESİNTİSİ

Teknecik Elektrik Santrali’nde bugün meydana gelen jeneratör arızası nedeni ile 18:00 ile 21:00 saatleri arasında ülke genelinde 1’er saatlik dönüşümlü kesintiler yapılacak.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’ndan yapılan açıklamada “Çalışmanın seyrine göre elektrik enerjisi belirtilen saatten daha geç ya da daha erken verilebileceğinden, şebekede her an elektrik varmış gibi davranılması önemle duyurulur. Halkının mağduriyet yaşamaması adına gerekli tedbirleri almasını rica eder, verdiğimiz rahatsızlık için özür dileriz” ifadeleri kullanıldı.

GARDİYANOĞLU, DENKTAŞ’IN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ NEDENİYLE MESAJ YAYIMLADI

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Sadık Gardiyanoğlu, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı ölümünün 11’nci yıl dönümünde yayınladığı mesaj ile andı.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Sadık Gardiyanoğlu, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı ölümünün 11’nci yıl dönümünde yayınladığı mesaj ile andı.

Denktaş’ın cesareti, kabiliyeti ve vatan aşkıyla yalnızca Kıbrıs’a değil tarihe adını yazını yazdırmış bir lider olduğundan söz eden Gardiyanoğlu, “Yaşadığı çağı doğru okumuş, iyi kavramış, değerlerine bağlık kalarak Kıbrıs Türk halkımı topluluk noktasından devlet sahibi olma noktasına taşımış liderimiz Rauf Denktaş’ı ölümünün 11’nci yılında saygı ve özlemle anıyorum” mesajını verdi.

OMBUDSMAN İLKAN VAROL VURGULADI!

Ombudsman İlkan Varol, Kıbrıslı Türklerin her alanda maruz kaldığı insan hakları ihlallerinin halen yaşanmakta olduğunu vurguladı.

Ombudsman İlkan Varol, “21. Yüzyılda İnsan Haklarının Geleceği” konulu konferansın “Çatışma ve Göç Ortamlarında İnsan Hakları Sorunları” oturumunda konuşma yaptı

Farklı ülkelerden yaklaşık 70 Ombudsman’ın katıldığı uluslararası konferansta “Çatışma ve Göç Ortamlarında İnsan Hakları Sorunları” oturumunda konuşma yapan İlkan Varol, Kıbrıs Türk halkının geçmişten bugüne kadar geçen sürede yaşadığı insan hakları ihlallerini anlattı.

Varol, “21’inci yüzyılda insan haklarının geleceği” temalı konferansta konuşma yapmanın kendisi için bir onur olduğunu kaydetti.

Kıbrıs adasında yıllarca mezalime uğrayan ve tüm dünyanın gözü önünde insan hakları gasp edilen Kıbrıs Türk halkının yaşadığı zorlukları dile getiren Varol, Kıbrıs meselesinin bugününü anlayabilmek ve yarını hakkında fikir oluşturabilmek için sorunun tarihi geçmişini bilmenin önemli olduğunu söyledi.

Kıbrıs meselesinin 1963 yılında ortaya çıktığına dikkat çeken İlkan Varol, 1959 antlaşmalarıyla kurulan “1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin” üniter bir devlet olmadığı gibi bir ulus devleti de olmadığını belirtti.

“1960 Kıbrıs Cumhuriyeti’nin”, uluslararası antlaşmalar sonucunda yüzyıllardır Ada’da yaşayan Kıbrıslı Türk ve Rumlar arasında ortaklık amacıyla meydana getirilmiş fonksiyonel bir federasyon olduğunu dile getiren Varol, “Bu federasyon, zamanın şartlarında iki toplumun kendi kendilerini yönetmelerine imkân tanıyan bir Anayasaya dayanmaktaydı. 1960 Anayasası, iki halkın eşit ve etkin yönetimi ile eşit egemenlik paylaşımını sağlayan temel unsurlar içermekteydi. Bu hususlar, Anayasanın ‘değiştirilemez’ maddelerini oluşturmaktaydı.” dedi.

Garanti ve   ittifak   anlaşmalarıyla garantör olarak belirlenen Türkiye, Birleşik Krallık ve Yunanistan’a, 1960 Anayasal düzenini beraber ve ayrı ayrı korumak, bu amaçla gerekirse fiilen Ada’ya müdahale etme hakkı verildiğini dile getiren Varol, “1963 yılına gelindiğinde, Kıbrıslı Rumlar, ortaklık devletini ortadan kaldırıp adayı bir Helen devletine dönüştürmek maksadıyla uluslararası hukuk ve insan haklarını hiçe sayarak zorlayıcı eylemlerini sistematik olarak uygulamaya koymuştur.” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs adasının Yunanistan’a ilhakını öngören ve Birleşmiş Milletler belgesi olarak da yayınlanan “Akritas Planı”nın, uluslararası toplum nezdinde kayda geçmiş en somut örneklerinden bir tanesi olduğunu dile getiren Varol, Kıbrıslı Rumların, 1963 yılında, siyasi hakları eşit olan Kıbrıs Türklerinin uluslararası antlaşmalarla tescil edilmiş haklarını ortadan kaldırmak ve bir azınlık statüsüne mahkûm etmek amacıyla, bir dizi Anayasa değişikliği teklifinin ortaya atıldığını kaydetti.

Varol, Kıbrıslı Türklerin bu değişikliğe onay vermemesi ve haklarından vazgeçmek istememesi üzerine, Kıbrıslı Rumların, silah zoruyla ortaklık cumhuriyetini gasp ederek, Kıbrıslı Türkleri tüm devlet organlarından dışladığını ve Anayasaya aykırı olarak Anayasanın temel hükümlerinin tek taraflı olarak değiştirildiğini belirtti.

“1967 yılına gelindiğinde ise Rumlar zaruriyet doktrini kisvesi altında 13 maddenin tümünü yürürlüğe koymuştur. 1963-1974 yıllarında Rum yönetimi, Türk halkını sindirmek ve adadan uzaklaştırmak için her türlü yöntemi denemiştir.” diyen Varol şöyle devam etti:

“1963-74 yılları arasında yüzlerce Kıbrıslı Türk öldürülmüş, yaralanmış ve esir alınmış; yüzlercesi hastanelerden, sokaklardan, işyerlerinden, karakollardan ve hatta evlerinden alınarak bir daha görülmemek üzere kaybolmuş; 103 Türk köyü kısmen veya tamamen yok edilmiş ve 25,000 Kıbrıslı Türk kendi ülkelerinde Kızılay yardımıyla çadırlarda yaşayan mülteci durumuna düşürülmüştür.”  Varol, 15 Temmuz 1974’te adanın hemen Yunanistan’a bağlanması hedefiyle Yunanistan’daki cuntanın, Kıbrıs’ta bir darbe gerçekleştirdiğini, yönetime el koyduğunu ve Kıbrıslı Rumların darbeci Sampson ve Makarios tarafları arasında silahlı mücadele neticesinde yüzlerce Rumun  öldürüldüğünü, Ada’da daha fazla kan dökülmesi tehlikesi karşısında Türkiye’nin 1960 Garanti Anlaşmasına dayanarak 20 Temmuz sabahı askeri müdahalede de bulunduğunu belirtti.

“KIBRISLI TÜRKLERE YÖNELİK İNSAN HAKLARI İHLALLERİ SONA ERMİŞ DEĞİL”

Mutlu Barış Harekâtının, Ada’da daha fazla şiddet ve can kaybına engel olmakla kalmadığını, aynı zamanda Ada’nın Yunanistan’a ilhak edilmesinin önlendiğini dile getiren Varol, “Ne yazık ki Kıbrıslı Türklere yönelik insan hakları ihlalleri bu noktada sona ermiş değildir. Adada bir taraftan haksız ve hukuka aykırı bir şekilde adil bir çözüm çerçevesinde güç ve zenginliği paylaşmak istemeyen Kıbrıs Rum tarafı öte yandan yıllardır Kıbrıslı Türklerin kalkınmasını engellemeye çalışmakta ve Kıbrıs Türk halkının spor, kültür, eğitim, sağlık gibi insani konularda dahi uluslararası toplum ile ilişkide bulunmasına engel olma çabalarını sürdürmektedir. Kıbrıslı Türk spor kulüpleri hiçbir yabancı kulüple hazırlık maçı bile yapamamakta, Kuzey Kıbrıs’a Türkiye haricinde hiçbir ülkeden uçuş seferi düzenlenmemekte, Kıbrıslı Türklerin okullarından aldıkları diplomaları Türkiye hariç hiçbir ülkeden kabul görmemekte, Kıbrıslı Türk olarak hiçbir uluslararası konferansa katılamamakta, hiçbir uluslararası federasyona üye yapılmamaktadır.” ifadelerini kullandı.

Uluslararası toplumun Kıbrıslı Rumlara adanın sözde meşru devleti olarak davranmasının, Rumları uzlaşmaz politikalarında daha da cesaretlendirdiğini dile getiren İlkan Varol, Rum tarafının sistematik tecrit politikaları neticesinde Kıbrıs Türk halkının sosyal ve ekonomik sıkıntılarla yüzleştiğini, gençlerin ise göçe zorlandığını kaydetti.

Uluslararası toplumun Kıbrıs meselesini yanlış tahlil etmesi neticesinde ortaya çıkan statü farkının, ne yazık ki Kıbrıs meselesinin adil ve kalıcı bir şekilde çözülmesine engel teşkil etmekte olduğunu dolayısıyla, Kıbrıs Türk halkının her kesiminden bireyin insan haklarına erişebilme hususunda mağduriyetinin devam ettirildiğini dile getiren Varol, Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs Türk halkını çatışma, göç ve izolasyonların ortasında bırakıldığını, bunun en ağır bedelinin ise maalesef kadınların, engelli bireylerin, gençlerin  ve çocukların ödediğine dikkat çeken Varol sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Kendi kendini yönetme isteğinden hiçbir zaman vazgeçmeyen ve 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni kuran Kıbrıs Türk halkı, uluslararası toplumun bir parçası olmayı hak etmektedir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, insan hakları evrensel beyannamesi ve insan hakları ve özgürlüklerine ilişkin diğer uluslararası belgeleri, anayasası için model olarak almıştır.

Uluslararası medeni ve siyasi özgürlükler sözleşmesi ve insan hakları ve temel özgürlüklerin korunmasına ilişkin Avrupa sözleşmesi gibi uluslararası insan hakları hukukunun temel araçları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti iç hukukunun bir parçasıdır ve iç hukukun yorumunda önemli bir rol oynamaktadır.

Uluslararası siyasette maruz kaldığı adaletsiz yaklaşımlara rağmen uluslararası normları iç hukuku ile bütünleştirip uluslararası toplum sahnesinde hak ettiği yeri almak isteyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, ne yazık ki insan hakları bağlamında ağır ihlallerle karşılaşmaktadır.

Tüm bu zor zamanlarda Kıbrıs Türk halkının sarsılmaz tek destekçisi Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. Bu vesileyle, sarsılmaz desteği için Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti’ne huzurlarınızda teşekkür etmeyi bir borç bilirim.”

GUTERRES’İN GÜVENLİK KONSEYİ’NE SUNDUĞU RAPOR YAYIMLANDI

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Güvenlik Konseyi’ne sunduğu  15 Haziran ve 12 Aralık 2022 dönemini kapsayan,  UNFICYP ve Kıbrıs İyi Niyet Misyonu Raporu’nun nihai şekli yayımlandı.

Raporda Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafları arasındaki siyasi ortamın, tarafların duruşlarını ‘seçim kampanyaları kapsamında katılaştırmalarının ve sert söylemlerinin etkisi altında kaldığı’  ifade edildi.

Bu siyasi ortamın iki toplumda da çözüm müzakerelerini başlatacak bir  ortak zemin bulunmasına yönelik güveni azalttığı da belirtilen raporda  adadaki her iki toplumun da daha ziyade iç politik gelişmeler ve sosyoekonomik konulara odaklandığı kaydedildi.

ABD’nin Rum Yönetimine uyguladığı silah ambargosunu kaldırması kararı ve bunun olumsuz sonuçlarına ilişkin Türk tarafının tepki ve kaygılarına da yer verilen raporda Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun BM Barış Gücü’nün KKTC topraklarındaki faaliyetlerine ilişkin BM’ye anlaşma taslağı  sunduğu da belirtildi.

BM Barış Gücü’nün çalışmalarının taraflar arasında müzakereleri başlatmaya yönelik ortak bir zemin ve kabul edilebilir bir çözümle ilgili fikir birliği noksanlığından etkilenmeye devam ettiği de ifade edilen raporda siyasi liderliklerin karşılıklı güvensizliğinin siyasi gerginliklere sebebiyet verdiği kaydedildi.

Raporda, ara bölgedeki yasa dışı ticaretin arttığına, bunun muhtemelen taraflar arasında giderek derinleşen ekonomik farklılıktan kaynaklandığına ve göçmenlerin yer değiştirmesinin hem Kuzey hem de Güney Kıbrıs’ta gerginliği artırdığına da yer  verildi.

Raporda Barış Gücü’nün BM Güvenlik Konseyi’nin adanın mayınlardan temizlenmesi amacıyla  bir çalışma planı hazırlanmasına yönelik çağrısına kulak verdiği ancak adanın mayınsızlaştırılması hususunda ilerleme kaydedilmediği de belirtildi.

-Ara bölgedeki tarım faaliyetleri…

Ara bölgedeki tarım faaliyetlerinin kurallara uygun olarak ve taraflar arasında gerginlik artıracak hareketlerden uzak bir şekilde yürütüldüğüne dikkat çekilen raporda ancak bazı Kıbrıslı Rumlar’ın gerekli izinleri alamadan ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin konumlandığı bölgeye fazla yakın şekilde ara bölgede tarım yaptığının gözlemlendiği de ifade edildi.

Raporda ara bölgede bulunan Çetinkaya Futbol Sahası’nın Kıbrıs Türk tarafınca yenilenmesinin ardından, sahanın kullanımına yönelik ara bölgenin statüsünü değiştirmeyecek bir çözüm bulunduğuna da vurgu yapıldı.

Ara bölgede yer alan iki toplumlu Pile Köyünde 2022 yılı Nisan ayında kurulan Ortak Temas Odası’nın  bilgi paylaşımını kolaylaştırmaya devam ettiğine de raporda yer verildi.

Raporda adada hala Covid-19 vakaları görülebilmesine rağmen normalleşmenin, toplumlar arası aktivitelere pandemi öncesinde olduğu gibi olanak tanıdığı da kaydedildi.

-Yeşil Hat Tüzüğü kapsamındaki ticaret

“Raporun kapsadığı süre boyunca  Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında gerçekleştirilen ticaret toplumlar arası etkileşimin en parlak noktası oldu” ifadesi yer alan raporda resmi bir veri bulunmamasına rağmen, bazı işlenmiş ürünlerin ticaretine yönelik  kısıtlamaların  azaltılması  neticesinde Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında gerçekleştirilen ticaretin bu yıl rekor kırmış olmasının beklendiği ifade edildi.

Geçtiğimiz 6 ayda Rum Yönetimi’nin Türk tarafında üretilen hayvansal ürün olmayan işlenmiş gıdaların Yeşil Hat Tüzüğü kapsamındaki ticaretine yönelik yasağı kaldırdığı, ilk kez 6 yeni ürünün ticaretine izin verdiği de raporda yer aldı.

Ancak psikolojik ve yönetimsel engellerin devam ederek, Yeşil Hat Tüzüğü kapsamındaki ticaretin tam potansiyeline ulaşmasını  ve “denk-ticaret” i engellediği de raporda ifade edildi.

Raporda Yeşil Hat Tüzüğü kapsamında gerçekleştirilen ticaret hacminin mütevazi rakamlarda kalmaya devam ettiği de kaydedildi.

Raporun kapsadığı sürenin başında her iki tarafın da iki toplumlu projelerle iş birliği yapmaya yönelik çabalarını iki katına çıkarabilecekleri ve böylelikle müzakerelerin başlamasına katkı koyacak iyi niyet ve güveni geliştirebilecekleri hususunda bir umut bulunduğu fakat bu umuda birkaç ay sonra darbe vurulduğu da raporda yer alan gözlemler arasında.

-Sert politikalar….

Taraflarca kabul edilebilir çözüm umutları azalmaya devam ederken, her iki tarafta da giderek artan sert politikayı yansıtıcı söylemlerin  katılığı ve esnemezliği  artırdığı da raporda yer verilen noktalardan.

Raporda, Güvenlik Konseyi’nin ve Genel Sekreter’in Kıbrıs’ta taraflar arasında ekonomik ve sosyal eşitlik elde edilmesi ve taraflar arasındaki ekonomik, kültürel ve diğer alanlardaki ilişkileri derinleştirmek amacıyla çaba sarf edilmesine yönelik süreklilik arz eden çağrılarına rağmen iki taraf arasındaki iş birliğinin kısıtlı düzeyde kaldığı da ifade edildi.

-Geçiş kapıları…

Raporda, “Geçiş kapıları trafik akışını kolaylaştırmalıdır ve Avrupa Konseyi Mevzuatının tam olarak uygulanması ticaret hacminin büyük oranda genişlemesine yardımcı olacaktır, dolayısıyla  daha coşkulu bir şekilde takip edilmelidir” ifadesi de yer aldı.

Genel Sekreter Guterres, Kıbrıs’ta sürdürülebilir barışın sağlam bir uzlaşıyla olabileceği yönündekini görüşünü ifade ettiği raporunda, iki toplum ayrı kaldığı, diğerine yönelik anlayışını ayrılıkçı hikayelerle  formüle etmeye çalıştığı müddetçe, böyle bir uzlaşıya varmanın  son derece zor olacağına vurgu yaptı.

Güvenlik Konseyi’nin defalarca barış eğitiminin öneminin altını çizerek liderlere halk arasındaki ortamı iyileştirme, halkı çözüme hazırlama, taraflar arasındaki güvensizliği derinleştirebilecek abartılı söylemlerden uzak durma çağrısında bulunduğunu kaydeden Guterres, uzlaşının sağlanamadığını ve ayrılıkçı söylemlerin devam ettiğini ifade etti.

Ortak zemin bulunmasına ve müzakerelerin başlamasına yönelik ilerleme kaydedilemediği ifade edilen raporda tersine, gerginliği artıran hareketlerin çoğaldığı belirtildi.

Guterres raporunda tarafların gerginlik artırıcı tek taraflı hareketlerden kaçınmasının önemini vurguladı ve taraflara diyalog içerisine girerek,  farklılıklarını giderme, uzlaşarak müzakerelere dönme    çağrısında bulundu.

YAVERİ MEHMET ALİ AYDINÖZ DENKTAŞ’I ANLATTI

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın yaverliğini sekiz yıl sürdüren, bu sürede Denktaş’ın en yakınındaki isimlerden biri olan Emekli Albay Mehmet Ali Aydınöz, “muhteşem bir adam” olarak tanımladığı Denktaş’ı anlattı, anılarını paylaştı. Denktaş’ın insan ilişkilerine ve yüksek liderlik vasfına vurgu yapan Aydınöz, “Bana göre bir daha gelmez KKTC’ye böyle bir lider” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kurucu lideri merhum Rauf Denktaş, 11. ölüm yıl dönümünde anılıyor.

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın yaverliğini sekiz yıl sürdüren, bu sürede Denktaş’ın en yakınındaki isimlerden biri olan Emekli Albay Mehmet Ali Aydınöz, 1943 Yeniceköy doğumlu. 1987-1995 yılları arasında Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın yaveri olarak en yakınındaki kişilerden biri oldu. Görevinin ilk aylarında Denktaş’tan çok çekinen Aydınöz, Denktaş’ın en güvendiği kişilerden biri haline de geldi.

Emekli Albay Mehmet Ali Aydınöz, Kurucu Cumhurbaşkanı Merhum Rauf Raif Denktaş’ı ölümünün yıl dönümünde, her gün arkadaşlarıyla buluştuğu Sönmezliler Ocağı’nda, Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirine anlattı.

Denktaş ile 1987 yılında Cumhurbaşkanı yaveri Derviş Delikurt’un emekli çıkmasının ardından bu görev için önerildiğinde tanışan Aydınöz, o esnada Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nda subaydı.

Aydınöz, Denktaş ile ilk görüşmesini şöyle anlattı:

“Bana sordu gittiğimde, ‘Niye geldin buraya?’ diye… Babam ormancıydı Alevkayası’nda oradan bilirdim kendisini. Dedim ki ‘Ben falanın oğluyum. Size karşı da büyük bir sevgi ve saygım var’. ‘Tamam, geç otur yerine’ dedi, başka hiçbir şey söylemedi. O vesile ile başladım. Önceden bir tanışıklığımız yoktu. Komutanlarla gidip gelirken görürdüm kendisini.”

Denktaş ile mesaisinin ilk aylarında yaşanan heyecan ve biraz korkunun zamanla sevgi, saygı ve güvene döndüğünü anlatan Aydınöz, “Önce çok çekinirdim. İlk üç-beş ay gördüğümde kendisini bir heyecan ve bir korku duyardım, ‘Acaba bir şey söyler mi, bir hata yaptım mı’ diye. Ondan sonra yavaş yavaş ısındık” dedi.

“ÇOK ÇALIŞKANDI, GECE YARILARINA KADAR OFİSİNDEN ÇIKMAZDI”

Denktaş gibi bir insan hiç tanımadığını vurgulayan Mehmet Ali Aydınöz, Denktaş’ın insani yönünü şöyle anlattı:

“Hiç kimseyi kırmak istemezdi ve herkese yardım etmek isterdi. Kimseyi kapıdan çevirmedi. Yani ben hiç rastlamadım… Çok çalışkandı, gece yarılarına kadar ofisinden çıkmazdı. Devamlı yazar, çizer, okurdu… Çok kitap okurdu. Ailesine çok düşkündü, ailesini hiç üzmek istemezdi. Hata bile yapsalar çağırır konuşurdu. Ailesine kızdığını hiç duymadım. Beş- altı kişilik bir grubu vardı, onlar cumartesi günleri mutlaka gelirdi. Çay, kahve içer, muhabbet ederlerdi.”

Denktaş’la çalışmaktan zevk aldığını ve emekli olduktan sonra da zaman zaman ofisine ziyarete gittiğini anlatan Aydınöz, “Çalışmayı çok severdi, hafta sonu yoktu. Bir pazarları vardı, onu da tek başına arabasına biner, bizi istemezdi, köy köy gezerdi. Nerelere gittiğini de bilmezdik. Ben huyunu bilmediğim için dedim ‘Beraber gidelim, yalnız gitmeyin’, ‘Sen kal, ben biraz dolaşacağım’ dedi. Gider, gezer, gelirdi. Hayatı çok severdi…” dedi.

Denktaş’ın kaybettiği çocuklarından da bahseden ve acılarını içine attığını belirten Aydınöz, torunlarını çok severdi, özellikle Raif’in çocuklarına karşı zaafı vardı. Rauf’a çok düşkündü. Rauf çok sakin bir çocuktu…”

“YENİBOĞAZİÇİ’NE GİTTİĞİMİZDE MUTLAKA PULYA YERDİ”

Denktaş’ın yemeği ve yemek yapmayı çok sevdiğini belirten Aydınöz, “Hangi yemekleri güzel yapardı?” sorusuna, “Ciğer kavurma” yanıtını verdi.

Aydınöz, “Ciğer kavururdu, çok da severdi. Dışarı çıktığımızda da yemeği çok severdi. Balık severdi… En çok sevdiği de pulyaydı. Yeniboğaziçi’ne gittiğimizde pulya yerdi mutlaka…” diye konuştu.

Aydınöz, Denktaş ile gittiği bir yemekle ilgili anısını da paylaştı:

“Mağusa’da bir yemeğe çağırdılar bizi. Anıt’ın yanında bir park vardı, onun içerisinde. Gittik ikimiz. Arabayı kendisi kullanır, BMW. Ben de yanında… Sohbet ederek gittik, ama ben o soru sormadan konuşmazdım. O bana sorarsa cevaplardım. Gittik, yemeğe katıldık sonra geri döneceğiz.  Dönüşte ‘Geç dümenin başına’ dedi bana. Ben de hayatımda hiç otomatik araba kullanmadım. Korktum… Yavaş yavaş hareket ettik ama bir korku içinde. Dokunun, BMW gider. Yarım saatte gideceğimiz yolu ben gittim bir buçuk saatte. Der bana arkadan ‘sür’, ben yine aynı hızda devam ettim. Ertesi gün bir yere gidecektik, dedi bana ‘Öğrendin mi araba kullanmayı?’, ‘Öğrendim efendim’ dedim.”

“VASİLİU’NUN KONUŞMA KAYDI ALDIĞINDAN ŞÜPHELENDİ”

Kıbrıs sorununa çözüm bulma amaçlı yapılan toplumlararası görüşmeler kapsamında Denktaş ile Kıbrıslı Rum Lider Yorgo Vasiliu’nun bir görüşmesini de anımsayan Aydınöz, Denktaş’ın “konuşma kaydı şüphesini” şöyle anlattı:

“Gece yemekli olacak. Hazırlandık, ilk defa gidiyorum ben. Bayrağı koydum arabanın üzerine, flamayı… Çıktı, ‘Nedir bu?’ dedi, dedim ‘Forsunuz efendim, böyle gideceğiz. Herhalde o da aynı şekilde gelir’ dedim, kabul etti. Tam eski havaalanı yoluna çıkarken, Barış Gücü’nün de kaldığı Türk alayının tuttuğu barikat var, oradan bizi Barış Gücü alacak. Gittik ne Barış Gücü var ne bir şey… Oradaki nöbetçiye sorduk, Barış Gücü yok. Barış Gücü’nün devriye yaptığı yoldan görüşmenin yapılacağı yere gitmeyi önerdim. ‘Bizi öldürteceksin galiba sen’ dedi. Toprak yoldan gittik Barış Gücü’nün binasına. Yemekten sonra Barış Gücü bizi çıkardı. Yemekten sonra Denktaş bana teşekkür etti ve ‘Protesto niyetine ben geri dönecektim’ dedi.

Toplantı sırasında da bir ara Vasiliu dışarı çıktı. Ben de Vasiliu’nun korumaları ile konuşuyordum. Baktım Vasiliu tuvalete girdi. Ben kalktım yavaş yavaş tuvalete doğru yürüdüm. Bakarım ‘çat çat’ içeride bir şey yapar. Dedim ‘Nedir be bunun yaptığı acaba?’ Basar bırakır basar bırakır bir şeylere. Sesimi çıkarmadım. Toplantı bitti, dedim ‘Efendim böyle böyle mesele, ama çözemedim ne olduğunu’, ‘Kaseti hazırlardı’ dedi bana. Yani tahmin etti ki Vasiliu konuşmaları kaydeder.”

KALP KRİZİ…

Emekli Albay, Eski Yaver Mehmet Ali Aydınöz, Denktaş’ın sağlık sıkıntılarına da değindi. Aydınöz, bir gece geçirdiği bir kalp krizinin geç anlaşılması sonucunda Denktaş’ın hayatının tehlikeye girişini anlattı:

“Saat 10-11 bir telefon geldi, Denktaş Bey evde rahatsızlandı diye. Sait Kenan da doktoruydu. Sait Kenan’ı aradık, geldi. Bir sızı vardı omuzunda.   Dr. Öztürk’ü de çağırdık, o da geldi. İlaç yazdı, gittik eczacı açtırdık ilacı aldık, olmaz… Dr. Ali Bey geldi, kulak burun boğazcı… O uğraştı bu uğraştı, olmaz. En sonunda dedim ‘Efendim hastaneye gidelim.’

Dr. Nafia hanımı arattık, geldi hastanenin fizik tedavi servisine. Tam içeri gireceğiz, fizik tedaviye alacaklar. Dedim ‘Efendim madem buraya kadar geldik bir elektro falan çekelim’, ‘Doğru söylen’ dedi Dr. Sait. Hemen çağırttı bir elektro cihazı, kalp krizi geçirirdi. Hemen yukarı çıkardık, yatırttılar orada aletler falan taktılar, rahatladı.” dedi.

Denktaş’ın kendisine olan güvenini, “Bana karşı büyük itimatı vardı. Bütün anahtarları, evinin ofisinin bütün anahtarlarını bana teslim ederdi” diyerek anlatan Aydınöz, hastaneye yattığında da tüm anahtarlarını kendisine teslim ettiğini ve eşi Aydın Denktaş dahi istese vermemesi konusunda kendisini uyardığını söyledi.

Denktaş hastanedeyken içeri ye kimseyi almaması konusunda da kendisini uyardığını söyleyen Aydınöz, “‘Ziyaretçi istemem’ dedi, ‘Aydın Hanım?’ dedim, ‘Hiç kimseyi alma içeri’ dedi. Aydın Hanım geldi, dedim ‘Efendim alamam sizi içeri.’ Bir kızdı Aydın Hanım bize, girdi içeri. Napayım ben bir şey diyemem ki, hanımıdır sonuçta” diye konuştu.

“HERKESLE SOHBET EDER, ŞAKALAŞIRDI”

Denktaş’ı “yeri doldurulamayan lider” olarak niteleyen Aydınöz, halkın Denktaş’a büyük sevgi duyduğunu da vurguladı. Aydınöz, “Herkes boynuna dolanmaya kalkardı, çok büyük sevgi vardı. Herkesle sohbet eder, şakalaşırdı. Bana göre bir daha gelmez KKTC’ye böyle bir lider” ifadelerini kullandı.

CUMHURBAŞKANLIĞI HALK KONSEYİ’NİN OLUŞUMU İÇİN ÇALIŞMALAR BAŞLATILDI

 Cumhurbaşkanlığı bünyesinde faaliyet gösterecek olan Halk Konseyi’nin oluşumu için çalışmalar başlatılırken, ilk toplantı dün Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın başkanlığında gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, toplantıda Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği, Erenköy Mücahitler Derneği, Sönmezliler Ocağı, Dr. Fazıl Küçük Hareketi, Kıbrıs Türk Emekli Astsubaylar Derneği,  KKTC Emekli  Polisler Derneği, Genç Mücahitler Derneği,  Dr. Fazıl Küçük Vakfı, Muratağa Atlılar ve Sandallar  Şehitlerini Yaşatma Derneği, Rauf R. Denktaş Düşüncelerini Yaşatma Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Topraksız Vatan Olmaz Hareketi  başkan ve temsilcileri hazır bulundu.

Cumhurbaşkanı Tatar toplantıda yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusunda yaşanan süreç ve gelişmelerle ilgili bilgi verirken, birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.  Söz alan dernek başkanları da kendi düşüncelerini aktardı.

Belirlenen takvime göre önümüzdeki günlerde de, hiçbir siyasi ayrım gözetilmeden diğer sivil toplum örgütleri, dernekler, sendikalar, kurum ve kuruluşların başkan ve temsilcileri ile toplantılar düzenlenecek ve Halk Konseyi’nin örgütsel yapısı oluşturulacak.

Cumhurbaşkanı Tatar’ın başkanlığında oluşturulacak olan Halk Konseyi’nin ana amacı; sivil toplum örgütlerini, dernekleri, sendikaları ve diğer kurum ve kuruluşları tek bir çatı altında toplamak, birlikteliği sağlamak, özellikle Kıbrıs konusuyla ilgili gelişmeleri yakından takip etmek, Kıbrıs Türk halkını doğru bilgilendirmek ve diğer sosyal ve ekonomik sorunlarla ilgilenmek, bu konularda düşünce ve fikir üretmek ve bunların takibini yapmak olarak belirlendi.

BAKAN AMCAOĞLU AÇIKLADI!

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, akaryakıt fiyatlarında değişiklik olmayacağını  açıkladı. Bakan Amcaoğlu, “vatandaş, söylemlere itimat etmesin” dedi.

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, akaryakıt fiyatlarında değişiklik olmayacağını  açıkladı. Bakan Amcaoğlu, “vatandaş, söylemlere itimat etmesin” dedi.

Bakan Amcaoğlu, bakanlık basın bürosu aracılığıyla yaptığı yazılı açıklamada, akaryakıt fiyatlarında indirim veya artışın söz konusu olmadığını belirtti. Fiyatlarda herhangi bir değişiklik olmayacağını dile getiren Bakan Olgun Amcaoğlu; “vatandaşımız, resmi olmayan hiçbir söyleme kulak asmasın ve itimat etmesin. Boşuna kaos ortamı yaratılıyor” dedi.

Bir litre 95 oktan kurşunsuz benzinin pompa satış fiyatının 18.57 TL, 98 oktan kurşunsuz benzin fiyatının 18.88 TL, Euro Diesel’in 20.54 TL oldugunu belirten Bakan Amcaoğlu,  gazyağının ise 20.27 TL olduğunu kaydetti.

Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu, uygulamadaki tüzük kurallarına göre fiyatların belirlendiğini bir kez daha hatırlattı.

KASAPOĞLU: TÜRKİYE VE KKTC OLARAK YENİ ESERLER ORTAYA KOYMAYA DEVAM EDECEĞİZ

KKTC’ye gelen Türkiye Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu Milli mücadele ve Kıbrıs Türkleri sergisine katıldı. Sergi açılışında konuşan  Bakan Kasapoğlu “Bizler gençlik ve Spor bakanlığı olarak bu sergilere katkı vermekten büyük heyecan duyuyoruz” dedi. Kasapoğlu’nun konuşmasında öne çıkan başlıklar şunlar;

-Bu yıl Türkiye’nin 100. Yılı ve Türkiye açısından güzel bir başlangıç oldu.

-Gençlerimizin bu mücadelenin ne kadar kutlu bir mücadele olduğunu bilmeleri en büyük arzumuzdur.

-Türkiye ve KKTC olarak yeni eserler ortaya koymaya devam edeceğiz.

-Bu bir gönül borcu ve kutlu bir görev. Bizler de bu görevi hep birlikte yerine getireceğiz dün ve bugün bugünle yarın arasındaki o güçlü köprüyü inşa edeceğiz…

BAKAN ÇAVUŞOĞLU’DAN DENKTAŞ İÇİN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ MESAJI

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, hayatını Kıbrıs Türkü’nün haklı davasına adayarak son nefesine kadar Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini en iyi şekilde korumak için büyük mücadeleler verdiğine işaret ettiği Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı “saygı, özlem ve rahmetle” andı.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın ölümünün 11’inci yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Rauf Raif Denktaş’ın ve yol arkadaşlarının verdiği onurlu mücadele ile Kıbrıs Türk halkının bugün bu topraklarda özgür bir şekilde yaşadığını ve egemen devlet sahibi bir toplum olarak yaşam sürdüğünü belirten Çavuşoğlu, Kıbrıs Türk halkına bıraktıkları en büyük miras olan Cumhuriyete sahip çıkmaya ve Bayrağını dalgalandırmaya devam edeceklerini söyledi.

“Denktaş’ın, Kıbrıs’ın bir Yunan adası olmaması için verdiği mücadeleyi, halkının özgürlüğünü ve varlığını korumak için adadığı ömrünü, davasını ve fikirlerini Kıbrıs Türk gençliğine aktarmak bizim başlıca görevimizdir.” ifadelerine yer veren Çavuşoğlu, Milli Mücadele Tarihi kitabında bu mücadeleye ve fikirlere yer verileceğini belirterek, Denktaş’ın sonsuza kadar Kıbrıs Türk halkı ve gençliğine ilham kaynağı olacağını ifade etti.

Çavuşoğlu mesajının sonunda “Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi döneminde hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak halkına önderlik etmiş büyük insan, devlet adamı Kurucu Cumhurbaşkanımız Merhum Rauf Raif Denktaş’ı saygı ve rahmetle anıyoruz” dedi.

CUMHURBAŞKANI TATAR, KASAPOĞLU VE BERABERİNDEKİ HEYETİ KABUL ETTİ

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bu topraklarda devleti yaşatıp güçlendirmek için gençlik ve sporun çok önemli olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, günübirlik resmi ziyaret için öğle saatlerinde KKTC’ye gelen Türkiye Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Kasapoğlu’na TC Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ile Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu eşlik etti.

-Kasapoğlu: “Milli sporcu bursu çalışması için adadayım”

Türkiye Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu kabulde yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Tatar’a kendisini kabul ettiği için teşekkür ederek, bugün üniversitelerle milli sporcu bursuna yönelik yapılacak çalışmalar için adada bulunduğunu söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti’nde bu konuda başlatılan çalışmaların son derece başarılı yürütüldüğüne işaret eden Kasapoğlu, bu sürece şimdi de KKTC’deki üniversitelerin de dahil edileceğini kaydetti.

Akademik olarak çok başarılı olan sporcuların artık bir ikilemde kalmayacaklarını, gençlerin bir yandan spor yaparken, bir yandan da hayallerinin peşinden koşarak, istedikleri alanda eğitim alabileceklerine dikkat çeken Kasapoğlu, bu konuda çok ciddi bir açılım yapacaklarını belirtti.

Bugün ayrıca süreci tamamlanan Çetinkaya sahasında da incelemelerde bulunacaklarını söyleyen Kasapoğlu, KKTC ile ortaklaşa yürütülen çalışmalarda sporun gençlik gibi çok önemli bir alan olduğunu, bu anlamda projelerin artık uygulama safhalarına geçildiğini kaydetti.

Kasapoğlu, bugün ayrıca üniversiteli gençlerle de bir araya geleceklerine işaret ederek çok verimli bir ziyaret olacağı temennisini dile getirdi.

-Tatar

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da, Kasapoğlu ve beraberindeki heyeti KKTC’de görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, konu spor ve gençlik olunca heyecanlarının daha da büyük olduğunu söyledi.

Gençlere ve spora çok önem verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, Taksim sahası ve Çetinkaya’nın Kıbrıs Türk halkının ilk kulüplerinden biri olduğunu, orada çok büyük mücadeleler verildiğini, futbolun yanı sıra TMT’nin de orada kurulmuş olması nedeniyle Kıbrıslı Türkler için tarihi öneme sahip bir yer olduğunu kaydetti.

Taksim sahasının açılmasıyla Kıbrıs Türk futboluna büyük katkıları olacağına inanç belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk halkı ve gençliğinin hâlâ haksız birtakım ambargo ve izolasyonlara maruz kaldığını söyledi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın New York’ta BM’nin 77. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Kıbrıs Türk halkı üzerinde uygulanan engelleme, kısıtlama, ambargoların bir zulüm niteliğinde olduğunu ve buna son verilmesi gerektiğini vurguladığını anımsatan Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye’nin gösterdiği yakın ilgi ve alakaya gençlik adına teşekkür etti.

Türkiye Cumhuriyeti milli takımları üzerinden, ülke gençleri ve sporcularının dünya sporu ve olimpiyatlarıyla buluşabilmesinin önemine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, bunun Kıbrıs Türk gençleri için bir kapı olduğunu kaydetti.

KKTC’de futbol federasyonu dışında 33 federasyon daha bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, ülkede her türlü sporun yapıldığını ve çok büyük yeteneklerin olduğunu, bu yeteneklerin dünyada yapılan müsabakaların bazılarına katılabilirken bazılarına ise katılımlarının mümkün olmadığını belirtti.

Gençlerin aileleri, antrenörleriyle birlikte çaba göstererek, ambargoları delerek, müsabakalara katıldıklarını ve gittikleri yerlerde KKTC bayrağını sergilediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, bu gençlerin Kıbrıs Türk halkının mücadelesini gittikleri yerde anlattıklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ülke milli yüzücülerinden Doğukan Ulaç’ın başararak Yunanistan’a gittiğini, yarışmada dereceye girerek, Yunanistan’da KKTC bayrağı açtığını anlatarak, Doğukan’ı bir kez daha kutlayarak, ülkede böyle mücadeleci çocuklar için TC’nin desteği ve katkılarının çok önemli olduğunu vurguladı.

Altyapı ve tesisler konusunda büyük ihtiyaçlar olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, “Sizlerin de desteğiyle bunların daha süratle tamamlanması bizim gençliğimizin bir umudu olur. Gençlerin geleceğe güvenle bakmaları için ambargo ve izolasyonların kalkması, sizlerin destekleri önemli” dedi.

Gençlik ve spora sahip çıkmanın önemine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, bu topraklarda bu devleti yaşatıp güçlendirmek için gençlik ve sporun çok önemli olduğunu vurguladı.

Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olunmasının Kıbrıslı Türklere yeni kapılar açacağına inanç belirten Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bu statüyle yeni etkinlikler, müsabakalarda gençlerin yer bulabilmesi ve anayasal ismiyle KKTC’yi temsil etmeleri temennisinde bulundu.

DOKTORU VE DOSTU SAİT KENAN, DENKTAŞ’I ANLATTI…

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın doktoru ve dostu olan Kardiyolog Uzm. Dr. Sait Kenan, Denktaş’ın yerine yetişecek birinin olmadığını vurguladı.

Uzm. Dr. Sait Kenan, Kurucu Cumhurbaşkanı Merhum Rauf Raif Denktaş’ı ölümünün yıl dönümünde, Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirine anlattı.

1977 – 2005 yılları arasında Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde, ardından ise bazı özel hastanelerde görev yapan Dr. Kenan, uzun yıllar Denktaş’ın sağlığını takip etti, yurtiçi ve yurtdışında yanında oldu.

Dr. Kenan, Uzun yıllar içinde yakından tanıma fırsatı bulduğu Denktaş’ı “çok bilgili, hafızası çok kuvvetli, bonkör” olarak niteledi ve “Onun yerine yetişecek biri yoktur” dedi.

CUMARTESİ TOPLANTILARI…

Her cumartesi sabahı Denktaş’ın yakın arkadaşlarından oluşan bir grubun Saray’a gittiğini anlatan Dr. Kenan, bu grupta Osman Örek, Kaya Bekiroğlu, Nejat Konuk, Mehmet Barut ve Rauf Ünsal gibi isimlerin yer aldığını belirtti. Dr. Sait Kenan, “Ben her cumartesi gider muayenesini yapardım. Ardından Osman Örek, Dr. Kaya Bekiroğlu, Nejat Konuk, Mehmet Barut, Rauf Ünsal gelirdi. Saat 10’a kadar oturur, siyasetten oradan buradan konuşurduk, fıkralar anlatılırdı. Yıllarca devam etti bu. Biri eksik olsa ‘Neden gelmedi o, söyleyin gelsin’ derdi. Çok yakın arkadaşlarıydı bunlar” dedi.

“KİMSE GÖRMEDEN EKG ALETİNİ GETİRİN, CUMHURBAŞKANINI GETİRİYORUM’

Denktaş’ın 1996 yılında geçirdiği kalp krizini ve ardından yaşananları Dr. Sait Kenan şöyle anlattı:

“Sabaha yakın saat 4.30’da eve bir telefon geldi. ‘Doktor bey başkan sizi ister, ağrısı var’ dediler. Hazırlanıp gittim. Bir gün evvel beraberdik, gayet iyiydi. Yalnız İtalya’dan yeni gelmişti, bir toplantıdan. Gittim saraya, yataktaydı. Bu arada Dr. Öztürk Beyin de gelmesini istedi. Boyun fıtığı da vardı, acaba ona mı bağlı diye… Çünkü Denktaş Bey kalbe hiçbir şey kondurmak istemezdi… Öztürk Bey, ‘Sait Bey gelsin benimle ilgili değil’ demiş. Muayene ettim. Dedim ki, ‘Efendim bu sizin dediğiniz gibi boyun fıtığı ile ilgili bir ağrı değildir. Bu ciddi bir ağrıdır, hastaneye gideceğiz’. İtiraz etti, ‘Hastaneye gitmem’ dedi. Dedim, ‘Gideceksiniz, bunun başka çaresi yok, bunu tetkik etmek lazım’. Bu arada hemen telefon ettim hastaneye, servisimi aradım. Ben aynı zamanda oranın klinik şefiydim. Dedim ki, ‘Fizik tedavi bölümüne kimse görmeden EKG (Elektrokardiyografi) aletini getirin, Cumhurbaşkanını getiriyorum’.

Fizik tedavi bölümüne gittik, Sema hemşire geldi EKG’yi çektik. Çekerken bir baktım ki kalp krizi geçiriyor. Dedim ki, ‘Efendim kalp krizi geçiriyorsunuz’, ‘Tamam, sana teslim oluyorum’ dedi. Aradım yukarıyı, nöbetçi doktor Dr. Gülgün Vaiz’di. Yukarıyı hazırlattım. O zaman acil müdahale edecek koroner ünitemiz yoktu. İlaç tedavisi yapıyorduk. Hemen yukarıya çıktık, gerekli arkadaşlar çağrıldı. Bir saatlik bir tedavi uyguladık, rahatlattık.”

“AMERİKAN VE İNGİLİZ ELÇİLİKLERİ YARDIM TEKLİF ETTİ”

“Ardından odama geçtim. Telefon çaldı, “Doktor bey sizi bir İngiliz arıyor’ dediler. Telefon Amerikan Elçiliği’ndendi. Denktaş’ın durumunu sordular. Yardıma ihtiyacımız olursa hazır olduklarını, helikopterin de hazır olduğunu söylediler. Teşekkür ettim, yardıma ihtiyacımız olursa bildireceğimizi söyledim.

Hemen ardından İngiliz Elçiliği’nden aradılar, onlar da yardıma hazır olduklarını söylediler. Onlara ihtiyaç olmadı. Daha sonra biz Türkiye Elçiliğine bildirdik, askere bildirdik.

Türkiye’den ekip çağırdım, Dr. Derviş Oral geldi, Kıbrıslı Dr. Önal Özsaruhan da duyar duymaz geldi. Karar verdik alıp gidelim kendisini. Birkaç gün Kıbrıs’ta yattı sonra ambulans uçağı ile Türkiye’ye gittik. Orada ilk müdahale yapıldı, damara girildi, tıkalı olan damar açıldı. 3-5 gün sonra Denktaş Beyi alıp geri geldim. Ondan sonra tedavisine hep ben baktım. Tüm seyahatlerinde yanında refakatçi oldum.”

“İSVİÇRE’DE HER AKŞAM KLERİDES İLE YEMEK YERLERDİ”

Yurtdışı seyahatlerinde yaşanan bazı anılarını da paylaşan Dr. Kenan, Kıbrıs sorunu ile ilgili İsviçre’de yapılan görüşmeler süresince her akşam Kıbrıslı Rum Lider Glafkos Klirides ile yemek yediklerini aktardı ve Denktaş ile Klirides’in çok samimi olduğunu söyledi.

Dr. Kenan, Denktaş ile dönemin ABD Başkanının özel temsilcisi Richard Holbrooke arasında Amerika’da yapılan “çok gizli” görüşmeyi ise şöyle anlattı:  “Amerika’da görüşmeler vardı, gittik. Odalarımızdaydık. ABD Başkanının Özel Temsilcisi Richard Holbrooke’un otele geleceğini ve Denktaş Bey ile görüşmek istediğini söylediler. Denktaş’ın odasına gittim, anahtarı vardı bende, açtım girdim. Denktaş Bey uyuyordu. Durumu aktardım, “Nereden çıktı bu?” diye sordu. Bir yarım saat geçti, iki katlı bina korumalarla doldu.

Holbrooke ile Denktaş girdiler odaya, 1 saate yakın görüştüler. Ondan sonra Holbrooke çıktı Klirides’e gitti. Bu görüşmeden sonra hiçbir demeç vermedi, kimseye bir şey açıklamadı. Çok gizli bir görüşmeydi.”

Denktaş’ın Kıbrıs konusundaki ciddiyetine ve görüşmelerdeki ağırlığına değinen Dr. Kenan, “Kıbrıs konusunda hiçbir taviz vermezdi. Bazen tartışırdık, ben anlaşmaya varmaya daha yakın görüşteydim. ‘Hayır’ derdi… Türkiye’nin etkinliğini çok önemserdi yani Taksim’i dolaylı olarak isteyen bir adamdı ve açık olarak da bunu söylerdi” diye konuştu.

“OĞLUNUN ÖLÜMÜNDEN SONRA BİR SÜRE HER GÜN LEFKE’YE ŞEYH NAZIM’A GİTTİ”

Denktaş’ın oğlu Raif Denktaş’ın 1985 yılında bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesi ile ilgili de konuşan Dr. Kenan, Denktaş’ın yıkıldığını hiçbir zaman göstermediğini söyledi. Kenan, “Oğlunun ölümünden sonra çok metin durdu, hep içine atardı. Gömüldükten sonra bir süre her gün Lefke’ye Şeyh Nazım’a gitti. Gidip konuşurdu, ‘Rahatlarım’ derdi” ifadelerini kullandı.

“20-30 TANE PULYAYI BENDEN GİZLİ YEMİŞ”

Diyabeti de olan Denktaş’ın sağlığına hiç dikkat etmediğinden ve telkinlerine aldırış etmediğinden yakınan Dr. Kenan, “Oğlunun ölümünden sonra tam olarak devreye girdim, sıkı şekilde takip etmeye başladım. Bir ara yılan adasında yürüyüşlere çıkardık, ondan sonra vazgeçti. Severdi yemeği… Uyarırdım, ‘tamam’ derdi ama dinlemezdi” diye konuştu.

Denktaş’ın pulya yemeğini çok sevdiğini belirterek birlikte gittikleri bir daveti anımsayan Dr. Kenan, “Bir gün bizi pulya yemeye davet ettiler. Yeniboğaziçi’ne gittik. 20-30 tane pulyayı benden gizli yemiş, sonra söyledi” dedi.

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın ölümünden bahsederken ise hüzünlenen Dr. Kenan şöyle dedi: “Ben beklerdim, devamlı bilgilerini alırdım. Şok olmadım, beklediğim bir şeydi. İyi değildi… Ama ölecek adam değildi…”

YAŞLI HAKLARI ÇALIŞTAYI BAŞLADI

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın eşi Sibel Tatar öncülüğünde düzenlenen Yaşlı Hakları Çalıştayı, başladı.

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın eşi  Sibel Tatar öncülüğünde düzenlenen Yaşlı Hakları Çalıştayı, Salamis Bay Conti Resort Hotel’de başladı.

KKTC’de bu alanda ilk kez düzenlenen çalıştaya, Sibel Tatar geçirdiği gribal enfeksiyon nedeniyle katılamazken, gönderdiği mesaj okundu.

Açılış töreninde Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından, çalıştaya sponsorluk ve katkıları nedeniyle,  Salamis Bay Conti Resort Hotel Genel  Müdürü Süleyman Kansu, DAÜ Vakıf Yöneticiler Kurulu Başkanı Erdal Özcenk ile DAÜ Kadın Araştırmaları ve Eğitimi Merkezi Başkanı Doç. Dr. Süheyla Üçışık Erbilen’e plaket verildi.

-Tatar

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada, çocuk, aile, engelli ve  yaşlılarla ilgili çalıştaylarda  katılımcıların ortaya koyacağı fikir, öneri ve görüşlerin  çok önemli olduğunu belirterek, katılanları ve emeği geçenleri kutladı.

Cumhurbaşkanı Tatar,  ülkedeki yaşlıların gelecekte daha sağlıklı bir noktada olabilmeleri için yapılacak çalışmaların çok değerli olduğunun altını çizdi.

Tatar,  KKTC’nin sosyal bir devlet olduğunu, bu sosyal devletin kendi imkanları çerçevesinde her türlü  ihtiyaçlısına  sahip çıkmak için farklı çalışmalar  ve yasal düzenlemelerle bugüne kadar geldiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk halkının aile yapısı, örf adet ve gelenekleri itibarıyla her zaman  yaşlısına sahip çıktığını, yakın ilgi gösterdiğini, daha mutlu olabilmeleri için elden geleni yapmakta olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Tatar,  Kıbrıs Türk halkının kültüründe babaanne, anneanne ve dedenin en değerli varlık olarak görüldüğüne dikkat çekti.

“Ülke nüfusunun yüzde 10-13’üne denk gelen 45 bin civarında yaşlı nüfus var”

Tatar, sağlık ve teknolojik imkanların gelişmesiyle yaşamın uzadığını ve dolayısıyla yaşlı nüfusun arttığını belirterek, ülke nüfusunun yüzde 10-13 rakamına denk gelen 45 bin civarında yaşlı nüfus bulunduğunu söyledi.

Toplumun ihtiyaçları doğrultusunda sağlık alanındaki gelişmelerden insanların  da faydalandırılması gerektiğinin altını çizen Tatar, devlet bütçesini yaparken bunlara da dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

Sosyal Sigorta maaşlarında  son zamanlarda ciddi artışlar görüldüğünü kaydeden Tatar,  Sosyal Sigortalar’dan on binlerce insanın maaş aldığını, çalışanın aldığı hayat pahalılığı artışını emeklinin de almak durumunda olduğunu, emekliyi  bu açıdan korumak gerektiğini söyledi.

Tatar,  “Eğer bu konularda biz biraz rahat davranırsak,  o zaman yıllar itibarıyla  artacak olan emeklinin maaşlarının nasıl ödeneceği sıkıntılı olabilir. Biz kendi örf adet ve geleneklerimizle, bütçeyi oluştururken mutlak surette yıllar itibarıyla artan Sosyal Sigorta maaşı alan emeklilerimizi son günlerine kadar korumak  durumundayız. Nasıl olacak bu koruma, elbette ekonomik büyüme ile ekonomik kaynak kullanma ile” dedi.

40-45 yıl  çalışan ve 60-65 yaşında  emekli olan bir insana devletin ömrünün sonuna kadar  bakmak durumunda olduğunu belirten Tatar, “İşte bu değerlerle  KKTC’yi yaşatmak bize yakışandır” dedi.

Gelişmekte olan ülkelerin hatta ABD, Avrupa ve İngiltere’nin bu konularda zorlandığını, İngiltere’de  sosyal sigorta ve sağlık sisteminin çökme noktasına geldiğini söyleyen Tatar,  sık sık başbakan  ve maliye bakanlarının değişme sebebinin de bu olduğunu söyledi.

Tatar, “Bu aslında zor bir mesele, bunu yönetebilmek, kurgulayabilmek, bütçe yapısıyla, toplum değerleriyle adil olacak, vicdani olacak  gelenek ve göreneklere uygun olacak şekilde başarabilmek  çok zordur ama elbette  Kıbrıs Türk halkı kendi değerleri ve yapısıyla, mücadele gücüyle bunları da başarmak zorundadır” dedi.

Tatar çalıştayda; yaşlıların  huzurevi, bakımevi ve çeşitli ihtiyaçlarının karşılanabilmesi  için  bakanlıklar ve yerel yönetimlerin hizmetlerinin bir arada değerlendirilip en uyumlu, etkin ve verimli şekilde  kullanılması konusunda ciddi fikirlerin ortaya çıkacağını inandığını söyledi.

Tatar, herkesin yaşlanacağını belirterek, toplum lideri  Dr. Fazıl Küçük ile Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın en yaşlı  günlerine kadar topluma hizmet verdiklerini vurguladı ve rahmetle andı.

-Taçoy

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasan Taçoy, yaşam süresi uzadıkça  yaşlı nüfusun arttığını,  bu nedenle  yaşlılara sunulan hizmet kapasitesinin nüfus artışına bağlı olacak şekilde artması ve günün ihtiyaçlarına göre geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bakan Taçoy,  yaşlı bakımevi ile yaşlı huzurevi kavramlarına  değinerek,  sosyalleşmek, hayatının son zamanlarında farklı uğraşlar edinmek isteyenlerin huzurevlerini tercih ettiğini söyledi.

Sosyal devlet anlayışının huzurevi ve bakımevi hizmetlerini üstlendiğini söyleyen Taçoy,  “Sosyal  devlet anlayışı huzurevinin bakımevine dönüştürülmesini gerektirmez” dedi.

Lapta Huzurevi’nin yapımıyla ilgili bilgi veren Taçoy, 15 Kasım’da temelinin atıldığını,  gerekli yasal çalışmaların da devam ettiğini ifade etti.

Taçoy konuşmasında, yaşlı hakları çalışmaları, Kronik Hastalıklar Yasası ile de ilgili bilgiler vererek,  yeni yasa çalışmalarına ihtiyaç olduğunu, çalıştaydan çıkacak sonuçların önemli olduğunu vurguladı.

Çalıştayın bir yol haritası çıkaracağını söyleyen Taçoy, “Ülkenin daha iyiye nasıl gideceğini, sosyal devlet  ilkelerini ortaya  çıkaracak” ifadelerini kullandı.

– Hocanın

DAÜ Rektörü Prof. Dr. Aykut Hocanın da,  devlet üniversitesi olan DAÜ’nün eğitim ve araştırma yanında  topluma hizmet noktasında da çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.

DAÜ’nün bilimsel altyapısının  KKTC’nin ihtiyaçlarına çare olacağını belirten Hocanın,  DAÜ’nün kurumsal yapısı ve zengin  insan kaynağı ile bu tür etkinliklere destek vermeye her zaman hazır olduğunu belirtti.

-Erbilen

DAÜ Kadın Araştırmaları ve Eğitimi Merkezi Başkanı Doç. Dr. Süheyla Üçışık Erbilen de,  yaşlı  haklarında yetersizlik olduğunun altını çizdi.

Yaşlılığın yeni bir olgu olmadığını dile getiren Erbilen,  ihtiyaçlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Erbilen, ülkede  65 yaş üstü nüfusun toplam nüfusun yüzde 9.8’ini oluşturduğunu, kadınlarda ortalama ömrün 83.1, erkeklerde ise 79 yıl olduğunu kaydetti.

Erbilen, 92 katılımcının yer aldığı çalıştayın  iki gün süreceğini de sözlerine ekledi.

TÖRE, TÜRKİYE KAMU-SEN’İ KABUL ETTİ

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Cumhuriyet Meclisindeki büstlerin açılış törenine katılan Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye Kamu-Sen) yönetim kurulu üyelerini kabul etti.

 

Heyette, Konfederasyonun KKTC’deki temsilci sendikası Kıbrıs Türk Memur Sendikasının Genel Başkanı Akın Manga da yer aldı.

 

Kabuldeki konuşmada Zorlu Töre, davete icabet ettiklerinden dolayı heyete teşekkür etti ve liderler olmasa halkın bir araya gelemeyeceğini, Kuvâ-yi Milliye ruhu için Atatürk, Dr. Fazıl Küçük ve  Rauf Raif Denktaş’ın çok önemli olduğunu, o nedenle bu liderleri  ölümsüzleştirmek istediklerini kaydetti.

 

Töre, çalışmanın örnek olmasını da arzuladıklarını kaydetti.

 

Konfederasyon Genel Başkan Yardımcısı Türkeş Güney de,  açılışa davet edilmekten duydukları memnuniyeti dile getirdi ve Konfederasyonun her zaman Kıbrıs Türk tarafının ortaya koyduğu mücadeleyi desteklediğini kaydetti.

 

Güney, kahramanlarını unutan milletin geleceğinin de güvende olamayacağını belirterek, büst çalışmasına destek belirtti.

ATATÜRK, DR. KÜÇÜK VE DENKTAŞ’IN BÜSTLERİ TÖRENLE AÇILDI

Cumhuriyet Meclisi bahçesinde yer alan ve yapımı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) katkıları ile tamamlanan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş ve Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün büstleri bugün düzenlenen törenle açıldı.Törene devlet ve hükümet yetkililerinin yanı sıra sivil toplum örgütleri, üst düzey yetkililer, askeri ve sivil erkan katıldı.

Tören öncesinde BRT’ye konuşan Serdar Denktaş, bir süre önce hediye edilen Rauf Raif Denktaş büstü ile birlikte 3 büst için aynı anda açılış töreni düzenlenmesinin kenidleri için anlamlı olduğunu ifade etti.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu da BRT’ye duygularını dile getirdi. Çavuşoğlu, Kıbrıslı Türkler’in köklerine önem verdiğini, geçmişine sahip çıkmayan toplumların geleceğe umutla bakamayacağını ifade etti.

Açılış töreni saygı duruşunda bulunulması ile başladı. Ardından İstiklal Marşı eşliğine bayraklar göndere çekildi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, Türkiye’de faaliyet gösteren bazı siyasi partiler mesaj gönderdi.

Törende daha sonra Lefkoşa Türk Lisesi öğrencilerinin üç lider için şiirler okuması ile devam etti.

İlk olarak Mert Kazık “Mustafa Kemal’i Düşünüyorum” şiirini okudu.

Ardından “Emire Arseven ve Tılsım Kabaali “Liderimiz Doktor Fazıl Küçük” şiirini sundular.

Törende son şiir olan” Benim İki Bayrağım Var” şiirini Batuhan Serbülent Eker okudu.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre açılış törendeki konuşmasında milli bir devlet olan KKTC’nin bugünlere gelene kadar çok zor süreçlerden geçildiğini anlattı.

Bugünlere gelinmesinde Doktor Fazıl Küçük ’ün çok önemli bir görevi yerine getirdiğini anımsatan Töre, Rauf Raif Denktaş’ın da Dr Küçük ile birlikte Kıbrıs’ı milli bir dava olarak benimsediklerini kaydetti.

Kıbrıs Türk’ünün canı cana kanı kana katarak bugünlere gelindiğini ve şehitlerin unutulması halinde eski günlere geri dönüleceğini vurgulayan Töre, Kıbrıs Türklerinin tek güvencesinin anavatan Türkiye ve kahraman Türk ordusu olduğunu yineledi.

“Ne Avrupa’ya ve ne de Birleşmiş Milletler’e güvenebiliriz” diye konuşan Töre, Kıbrıs Türklerinin güvencesi olan ve 20 Temmuz 1974’te gerçekleştirilen Barış Harekatı ile Kıbrıs’a gelen Türk ordusunun adadan gitmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve onun izinden yürüyen Dr. Fazıl

GREYFURT ÜRÜNLERİNE DESTEK ÖDEMESİ

Bakanlar Kurulu, greyfurt ürününü Cypfruvex’e satan üreticilere ton başına bin TL destek primi ödenmesine karar verdi. Karar, dünkü Resmi Gazetede yayımlandı.

Greyfurt ürününü Cypfruvex’e satan üreticilere ton başına bin TL destek primi ödenecek.

Bakanlar Kurulu, greyfurt ürününü Cypfruvex’e satan üreticilere ton başına bin TL destek primi ödenmesine karar verdi.

Karara göre, greyfurt plantasyonunun korunması adına ürününü Cypfruvex sıkma tesislerinde değerlendirilmek üzere Cypfruvex’e satan üreticilere destek primi ödenecek. Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı bütçesi altında yer alan bir kalemden yapılacak bin TL ödeme için üreticinin 7 Ocak’tan itibaren kantar fişlerini ibraz etmesi gerekiyor.

Yeni Casibom Canlı Casino Deneyimi ve İncelemesi

Casibom Canlı Casino Deneyimi ve İncelemesi

Casibom yeni ve heyecan verici bir canlı casino deneyimi sunuyor. Zengin oyun seçenekleri arasında favori casino oyunlarınızı bulabilir ve interaktif bir şekilde oynayabilirsiniz. Ayrıca mobil uyumlu arayüzü sayesinde istediğiniz zaman ve yerde Casibom’un keyfini çıkarabilirsiniz. Ayrıca, çeşitli bonuslar ve güvenilir ödeme yöntemleri de kullanıcıların ilgisini çekiyor. Müşteri desteği de oldukça etkileyici ve kullanıcı yorumları da olumlu yönde. Siz de Casibom’un benzersiz deneyimini keşfetmeye hazır mısınız?

Yeni Canlı Casino Deneyimi

Casibom, canlı casino deneyiminde oyuncularına heyecan verici bir deneyim sunar. İşte Casibom’un yeni canlı casino deneyiminde dikkat çeken noktalar:

Çeşitli Canlı Casino Oyunları: Casibom, blackjack, rulet, poker ve daha pek çok popüler canlı casino oyununu içeren geniş bir oyun seçeneği sunar. Bu sayede her türden oyuncu kendine uygun bir oyun bulabilir.

HD Kalitesinde Canlı Krupiyeler: Oyuncular, yüksek çözünürlüklü kameralar aracılığıyla oyunları canlı krupiyeler eşliğinde oynama imkanına sahiptir. Bu da gerçek bir kumarhane deneyimi sunar.

Eğlenceli Sohbet Olanakları: Casibom’un canlı casino platformu, diğer oyuncular ve krupiyelerle sohbet etme imkanı sunar. Bu da sosyal bir deneyim yaşamak isteyenler için idealdir.

Casibom’un yeni canlı casino deneyimi, oyunculara gerçekçi ve heyecan verici bir kumarhane atmosferi sunar, bu da oyun deneyimini daha da zenginleştirir. Bu sayede, kumarhane tutkunları evlerinin konforunda gerçek bir kumarhane deneyimi yaşayabilirler.

Bu yazının devamında, Casibom’un canlı casino oyun seçenekleri ve arayüzü hakkında detaylı bilgilere yer verilecektir. Bu detaylar, oyuncuların siteye üye olmadan önce bilmesi gereken önemli noktaları içerir.

Canlı Casino Oyun Seçenekleri

Casibom, müşterilere geniş bir canlı casino oyun seçeneği sunar. Özellikle Casibom twitter olan canlı blackjack, canlı rulet, canlı poker ve canlı bakara gibi klasik masada oyunlarının yanı sıra, farklı temalara sahip slot oyunları da bulunmaktadır.

Ayrıca, Casibom’un kullanıcılarına sunduğu avantajlar arasında çeşitli oyun sağlayıcıları ile işbirliği yapması da bulunmaktadır. Bu sayede, kullanıcılar farklı oyun tarzları ve grafik kaliteleri ile farklı oyun deneyimleri yaşayabilirler.

Avantajlar Dezavantajlar
Çeşitli oyun seçenekleri Yoğun rekabet
Farklı oyun sağlayıcılarıyla işbirliği Bağımlılık riski
Yüksek kaliteli grafikler Teknolojik sorunlar

Casibom’un canlı casino bölümünde sunulan oyun seçenekleri, kullanıcıların farklı tercihlere ve beklentilere göre keyifli bir oyun deneyimi yaşamalarını sağlar. Bu sayede, her türlü casino tutkunu, kendi zevkine uygun oyunu bulabilir ve heyecanını doruklarda yaşayabilir.

Yeni Casibom Canlı Casino Arayüzü

Yeni Casibom canlı casino platformu, kullanıcılarına modern ve kullanıcı dostu bir arayüz sunmaktadır. Bu arayüz sayesinde oyuncular, favori casino oyunlarına hızlı ve kolay bir şekilde erişebilmektedir. Yeni Casibom’un arayüzü, göz yormayan renk seçimleri ve basit navigasyon özellikleri ile dikkat çekmektedir.

Yeni Casibom Canlı Casino Arayüzü Avantajları:

  • Anlaşılır ve kullanıcı dostu arayüz
  • Hızlı oyun erişimi ve yüksek performans
  • Estetik tasarım ve göz yormayan renk seçimleri

Yeni Casibom Canlı Casino Arayüzü Dezavantajları:

  • Bazı kullanıcılar için renk tonları tercih edilebilir

Bu arayüzün mobil uyumluluğu da göz önünde bulundurulduğunda, oyuncular istedikleri her yerden kesintisiz bir casino deneyimi yaşayabilmektedir. Yeni Casibom’un arayüzü, oyun keyfini arttırmak ve zahmetsiz bir deneyim sunmak adına tasarlanmıştır.

Mobil Uyumlu Canlı Casino Deneyimi

Yeni Casibom canlı casino deneyimi, mobil cihazlarda mükemmel bir şekilde çalışır ve kullanıcılarına her an her yerde oyun oynamanın keyfini yaşatır. Mobil uyumlu canlı casino deneyiminin avantajları şunlardır:

  • Esneklik: Oyuncular, istedikleri her an mobil cihazları üzerinden Casibom canlı casino oyunlarına katılabilirler, sabit bir bilgisayara bağlı kalmak zorunda değillerdir.
  • Anlık Erişim: Mobil uyumlu deneyim, hızlı ve anlık erişim sağlar, böylece kullanıcılar beklemeden oyunların tadını çıkarabilirler.
  • Kullanıcı Dostu Arayüz: Casibom’un mobil uyumlu arayüzü, kullanıcıların rahatlıkla gezinip oyun oynamasına olanak tanır, böylece her türlü oyuncu profiline hitap eder.
  • Oyun Çeşitliliği: Mobil casinoda, slot oyunlarından masa oyunlarına kadar geniş bir yelpazede oyun seçenekleri bulunur, böylece herkes kendi zevkine uygun bir oyun bulabilir.

Mobil uyumlu canlı casino deneyiminde herhangi bir dezavantaj bulunmamaktadır. Kullanıcılar, istedikleri her an mobil cihazları üzerinden sorunsuz bir şekilde Casibom canlı casino deneyimine katılıp keyifli ve heyecan dolu oyunların tadını çıkarabilirler.

Yeni Casibom Canlı Casino Bonusları

Yeni Casibom canlı casinoda sunulan bonuslar, oyunculara cazip fırsatlar sunmaktadır. Bu bonuslar arasında;

Hoş Geldin Bonusu: Yeni üyelere özel olarak sunulan hoş geldin bonusu, ilk para yatırma işleminde ek bakiye ve bedava dönüşler şeklinde verilmektedir. Bu bonus, kullanıcıların Casibom’da daha fazla oyun oynamasına olanak tanır. casibom

Yatırım Bonusları: Belirli yatırım yöntemleri ile yapılacak işlemlerde ekstra bonuslar verilir. Örneğin, Havale/EFT veya Kripto para yatırımlarına özel bonuslar mevcuttur. Bu durum, oyuncuların farklı ödeme yöntemlerini tercih etmelerini teşvik eder. casibom bonusları

Sadakat Programı: Casibom, sadakat gösteren oyuncuları ödüllendirmek için özel bir sadakat programı sunar. Bu program sayesinde oyuncular, oyunlardan elde ettikleri puanlarla çeşitli ödüller kazanabilirler. casibom canlı casino

Bu bonuslar, Casibom canlı casinoda oyun deneyimini daha eğlenceli hale getirirken oyunculara ek avantajlar sunmaktadır. Canlı casinonun bonus seçenekleri, oyuncuların siteye olan ilgisini arttırmakta ve keyifli bir oyun deneyimi yaşamalarını sağlamaktadır.

Güvenilir Ödeme Yöntemleri

Yeni Casibom Canlı Casino, oyuncularına güvenilir ve çeşitli ödeme seçenekleri sunmaktadır. Bu sayede kullanıcılar rahatça para yatırabilir ve çekebilirler. İşte sağladıkları güvenilir ödeme yöntemleri:

  • Kredi Kartı: Hızlı ve kolay bir şekilde kredi kartınızla para yatırabilirsiniz. casibom sitesi, Visa ve Mastercard gibi popüler kredi kartı seçeneklerini kabul etmektedir.
  • E-cüzdanlar: Skrill, Neteller ve EcoPayz gibi e-cüzdan seçenekleri ile hızlı ve güvenli para transferi yapabilirsiniz. Bu yöntemlerle anonim kalabilir ve kişisel bilgilerinizi paylaşmak zorunda kalmazsınız.
  • Banka Transferi: Daha büyük miktarlarda para transferi yapmak isteyen oyuncular için banka transferi seçeneği bulunmaktadır. Bu yöntemle güvenli bir şekilde paranızı hesabınıza aktarabilirsiniz.
Avantajlar Dezavantajlar
Hızlı para transferi Bazı yöntemlerde işlem ücreti olabilir
Anonim ödeme seçenekleri Banka transferi biraz daha yavaş olabilir
Çeşitli para yatırma ve çekme seçenekleri

Yani casibom, müşterilerinin ödeme işlemlerini kolaylıkla ve güvenle gerçekleştirebilmeleri için çeşitli seçenekler sunmaktadır. Bu da oyuncuların siteye güven duymasını sağlayan önemli bir faktördür.

Müşteri Desteği ve İletişim Kanalları

Yeni Casibom canlı casinoda müşteri desteği oldukça önemlidir. Oyuncular, herhangi bir sorunla karşılaştıklarında hızlı ve etkili destek alabilmelidir. Yeni Casibom, müşterilerine çeşitli iletişim kanalları aracılığıyla destek sunmaktadır.

  • Canlı Destek: Yeni Casibom canlı casino sitesi üzerinden 7/24 canlı destek hizmeti sunmaktadır. Oyuncular, anlık olarak sorularını iletebilir ve hızlıca yanıt alabilirler.
  • E-posta Desteği: Casibom müşteri desteği için [email protected] adresinden de ulaşılabilir. E-posta yoluyla detaylı soruları iletebilir ve daha kapsamlı destek alabilirsiniz.
  • Sosyal Medya: Casibom’un resmi sosyal medya hesapları aracılığıyla da iletişim kurabilir ve güncel duyuruları takip edebilirsiniz.

Avantajlar:

  • 7/24 canlı destek sunulması
  • E-posta ve sosyal medya üzerinden destek imkanı
  • Hızlı ve etkili iletişim

Dezavantajlar:

  • Telefon destek hizmetinin bulunmaması

Yeni Casibom canlı casino deneyiminde müşteri desteği ve iletişim kanalları, kullanıcıların sorunsuz bir oyun deneyimi yaşamalarını sağlamak adına önemli bir rol oynamaktadır. Bu sayede oyuncular, herhangi bir konuda soru sormak veya yaşadıkları problemlere çözüm bulmak için hızlıca destek alabilmektedir.

Kullanıcı Yorumları ve Değerlendirmeler

Yeni Casibom giris Casino deneyimini yaşayan kullanıcılar, platform hakkında olumlu geri bildirimlerde bulunuyor. Kullanıcı yorumları incelendiğinde şu avantajlar ve özellikler öne çıkıyor:

Bonus ve Promosyonlar: Kullanıcılar, yüksek bonus oranları ve düzenli promosyonlar ile memnuniyetlerini dile getiriyor. casibom bonusları ve avantajları konusunda oldukça olumlu yorumlar alıyor.

Oyun Çeşitliliği: Canlı casino oyun seçeneklerinin zenginliği, kullanıcıların beğenisini kazanıyor. Rulet, blackjack, poker gibi popüler oyunların yanı sıra farklı tema ve kurpiyer seçenekleri de beğeni topluyor.

Teknolojik Altyapı: Yeni Casibom’un kullanıcı dostu arayüzü ve mobil uyumluluğu, kullanıcılar tarafından takdir ediliyor. Herhangi bir teknik sorunla karşılaşmadan oyun keyfini çıkarmak mümkün oluyor.

Güvenilirlik: Platformun güvenilir ödeme yöntemleri ve lisanslı yapısı, kullanıcıların güven duymasını sağlıyor.

Bu olumlu geri bildirimler, casibom‘un kullanıcı odaklı ve güvenilir bir canlı casino deneyimi sunduğunu gösteriyor.

BAKAN ALTUĞRA, DENKTAŞ’IN ÖLÜM YILDÖNÜMMÜ NEDENİYLE MESAJ YAYIMLADI

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın vefatının 11. yıl dönümü nedeniyle anma mesajı yayımladı.

Altuğra şu ifadelere yer verdi;

“Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinde tarihe geçmiş, büyük özveri ve fedakarlık ortaya koyarak halkına önderlik etmiş büyük devlet adamı, Kurucu Cumhurbaşkanımız Merhum Rauf Raif Denktaş’ı 11.  Yıl dönümünde saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.

Denktaş, çağdaş değerlere bağlı kalarak Kıbrıs Türk halkını topluluk noktasından devlet sahibi bir halk noktasına taşımış, tüm dünyada takdir edilen liderlik ve devlet adamlığı vasıflarıyla Kıbrıs mücadele tarihiyle özdeşleşmiştir.
Bizlere düşen görev Kıbrıs Türkünün adadaki varlığının devam etmesi ve özgür bir şekilde yaşaması için yılmadan inançla mücadele eden yeri asla doldurulamayacak Kurucu Cumhurbaşkanımızın anısını yaşatmak, bizlere emanet ettiği devletimize tüm gücümüzle sahip çıkmaktır.

Bu anlamlı gün vesilesiyle, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın manevi huzurunda saygıyla eğiliyor, O’nu özlem, minnet ve rahmetle anıyoruz”.

YAŞAMINA TANIK OLANLAR, DENKTAŞ’IN MÜCADELESİNİ ANLATTI

Yaşamına tanık olanlar, KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın mücadelesini AA’ya anlattı

Yaşamına tanık olanlar ve dava arkadaşları, 13 Ocak 2012’de hayatını kaybeden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kurucu lideri merhum Rauf Denktaş’ın Kıbrıs Türklerinin özgürlük ve bağımsızlığı için verdiği mücadeleyi anlattı.

Merhum liderin oğlu Serdar Denktaş, AA muhabirine, Denktaş’ın sadece Türkiye ve Türk dünyasında değil, başta Afrika olmak üzere dünyanın birçok yerinde, Kıbrıs Türk halkının özgürlük mücadelesindeki güçlü duruşu ve tutumundan dolayı saygı gördüğünü ifade etti.

Denktaş, çocukluk ve gençlik dönemine denk gelen 1963-1974 yıllarında babasının Kıbrıs Türklerinin hakları ve özgürlüğü için mücadele ettiğini aktardı.

Bu dönemde aile olarak çok zor günler geçirdiklerini kaydeden Denktaş, şöyle konuştu:

“Özellikle 1963 yılında 4-5 yaşında bir çocuktum. Yatağımın altında mücahitlere gitmek üzere silahlar vardı. Küçük yaşlarda babam eve dönmeyecek korkusu yaşıyordum. Annem hem bize annelik hem de babalık yapıyordu. Rahmetli büyük ağabeyim babamla gurur duyuyordu. 1964’te babam sürgüne Ankara’ya gitti, 4 yıl sonra dönüşümüzde Kıbrıs’ta babamın toprağı öpüşü gözümün önünden gitmiyor.”

Babası Rauf Denktaş’ın yaşamı boyunca Türkiye’ye gönülden bağlı olduğunu, Türkiye ile ilişkileri hep samimi tuttuğunu anlatan Denktaş, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra babasının sevecen, mücadelesine muvaffak olmuş, istediği sonuca ulaşmış ve daha rahat bir karaktere büründüğünü söyledi.

İyi bir lider, mücahit ve müzakereci olarak tanımladığı babasının 11 yıl önce yaşama veda ederken geriye özgür bir toplum ve bağımsız bir devlet miras bıraktığını dile getiren Denktaş, “Denktaş’ın bize bıraktığı tarihsel miras, öyle bir miras ki taşıması son derece güç. Varımızla yoğumuzla kurduğu bu devleti yaşatmaya gayret ediyoruz. Bu devletin içinde yaşayan insanların refah seviyesini nasıl arttırırız onun için yol bulmaya çalışıyoruz. Tüm bu çabalarımızın amacı onun mirasını taçlandırmaktır.” ifadesini kullandı.

Denktaş, KKTC’nin 1983’te devlet olarak ilan edildiğinde büyük bir coşku ve heyecan yaşadığını belirterek, “Denktaş ruhunun bu ülkede tekrar yaşanması gerekir. Bunun başka yolu yok. O günlerin heyecanını yeniden yakalayıp, Türkiye ile olan o bağı güçlendirdiğimiz müddetçe çekineceğimiz bir şey yok.” değerlendirmesini yaptı.

-“Denktaş sadece benim hayatımı 2 kez kurtardı”

Denktaş’ın Rum bölgesindeki idari temsilcisi doktor Ayten Salih Berkalp ise Türkiye’de tıp eğitimi aldığını ve 1960’da Ada’ya döndükten sonra önce Limasol, ardından da Lefkoşa Genel Hastanesinde hekim olarak görev yaptığını anlattı.

Berkalp, “Kanlı Noel” olarak bilinen Türklere yönelik Rum çetelerinin katliamlarının ardından Rauf Denktaş’ın idari temsilcisi olarak Lefkoşa’da görevini sürdürdüğünü aktardı.

Aynı zamanda Türk Mukavemet Teşkilatında (TMT) gönüllü çalıştığını kaydeden Berkalp, “Mücadele yıllarında Denktaş her konuda bayrağı çekiyor, bize yol gösteriyordu. O yıllarında tek başına mücahitleri ziyaret ederdi. O geldiğinde hepimizin morali ve birlik duygusu çok yükselirdi.” diye konuştu.

Berkalp, Denktaş ile 1960’lı yıllarda Rumlar ve Birleşmiş Milletler (BM) ile yapılan görüşmelere birçok defa katıldığını vurguladı.

Denktaş’ın görüşmelerde konuşmaya başlamasıyla tüm yabancı yetkililerin onu hayranlıkla dinlediğini, tavırlarından etkilendiğini kaydeden Berkalp, Denktaş’ın fedakar, mücadeleci, her şeye yetişmeye çalışan ve halkı için her riski göze alan lider bir kişiliğe sahip olduğuna işaret etti.

Berkalp, şunları söyledi:

“Denktaş sadece benim hayatımı 2 kez kurtardı. ‘Denktaş Kıbrıs için neler yaptı?’ yerine, ‘Kıbrıs Türkleri için neler yapmadı ki?’ sorusunun sorulması gerek. 1974’te TMT’ye çalışırken bir mücahidin Türk tarafına kaçırılışı sırasında kullandığımız ‘patates’ parolası Rum polisince duyulmuş. Biz hastaneye hastalar için patates istediğimizi söyledik. Hemen Denktaş’a haber verdik. Deşifre olup hayatımız tehlikeye girmesin diye 06.00’da 2 kamyon patates gönderdi. Biz de birazını Rum polis şefine hediye ederek deşifre olmaktan kurtulduk. 1974 harekatından sonra ben güneyde kaldım, 1 sene kadar muayene odasında kaldım. Denktaş’ın girişimleri ile Türk bölgesine geçtim. Deşifre olmamdan hemen önce yine onun girişimleri ile kurtulmuştum.”

-“Bizler Denktaş’tan yılgınlığa kapılmamayı öğrendik”

TMT Mücahitler Derneği Genel Başkanı Yılmaz Bora ise Denktaş’ın azimli ve mücadeleci kişiliğine dikkat çekti.

Denktaş’ın gerek Rumlara karşı gerek uluslararası toplantılarda Kıbrıs Türk toplumunun haklılığını son nefesine kadar savunduğunu kaydeden Bora, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rum muhasarası altında 3 kilometrelik bir alana Türkler olarak sıkışmıştık. O zamanlar Denktaş liderliğindeki bir komite direnişi yürütüyordu. Denktaş’ın liderliğinde 126 direniş noktasında Rumlara karşı dimdik ayakta durduk. Onu sürgüne gönderdiler, balıkçı teknesiyle geri geldi. Tutukladılar, geri gönderdiler yine de baş edemediler. Sonra Türk askeri ile Ada’ya geri geldi. Bizler Denktaş’tan yılgınlığa kapılmamayı öğrendik.”

Yılmaz Bora, Denktaş’ın hem mücadele yıllarında hem de cumhurbaşkanı olduğu dönemde her köyü tek tek gezdiğini ve sokakta karşılaştığı çoğu insana ismiyle hitap ettiği bilgisini paylaştı.

-13 Ocak 2012’de vefat etti

Kıbrıs’ın Baf kentinde 1924’te doğan, 1,5 yaşında annesini kaybeden ve nineleri tarafından büyütülen Rauf Denktaş, 1930 yılında ailesi tarafından eğitim için yatılı olarak İstanbul’a gönderildi.

İlk ve ortaokulu İstanbul’da bitiren Denktaş, tekrar Kıbrıs’a dönerek lise eğitimini 1941 yılında Lefkoşa’da tamamladı. Lise sonrası bir süre Magosa’da tercümanlık, mahkemede katiplik ve öğretmenlik yapan Denktaş, üniversite eğitimi için gittiği İngiltere’den ülkesine avukat olarak döndü.

Bir süre Kıbrıs’ta serbest avukatlık ve savcılık yapan Denktaş, 1945’li yıllarda Kıbrıslı Türklerin lideri Dr. Fazıl Küçük ile tanıştı.

Denktaş, Küçük’ün yanında, önce İngiliz sömürge yönetiminin Ada’daki Türklerin haklarına yönelik politikalarına, daha sonra da Rumların saldırılarına karşı mücadelede yer aldı.

Kıbrıs davası için mücadele ederken 1957’de Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu başkanlığına seçilen Denktaş, Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak üzere EOKA terör örgütünün kurulması ve Türklere yönelik Rum saldırılarının artması üzerine 1958 yılında Türklerin direniş teşkilatı TMT’nin 3 kurucusunun arasında yer aldı.

1959’da Zürih Anlaşması’nın hazırlanmasında Rauf Denktaş’ın perde arkasında etkin rolü oldu.

Türkiye’nin garantisinin ve 650 kişilik bir askeri kuvvetle Kıbrıs’ta etkin ve fiili bir güvence olmasının yolu Denktaş’ın ısrarı ve Dr. Küçük’ün de onu desteklemesi ile gerçekleşti.

1959-63 yılları arasında Rauf Denktaş Türk Hükümetine, Kıbrıs Türklerinin durumu, Ada’daki Yunanistan’ın faaliyetleri, EOKA çetelerinin saldırıları ve karşı direniş konusunda çok sayıda rapor gönderdi.

1964’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıs Türklerini temsilen yaptığı konuşmanın ardından 3. Makarios tarafından Ada’ya alınmayan Denktaş, aynı yıl bir balıkçı teknesiyle gizlice Erenköy’e çıkarak, Rumlarla çarpışan Kıbrıslı Türk üniversite öğrencilerine katıldı.

Bu arada Türkiye’ye giden Denktaş, 2 arkadaşıyla 1967 sonunda gizlice küçük bir gemiyle tekrar adaya çıktı fakat Rumlar tarafından yakalandı. Türkiye’nin baskısı ile 13 gün esir kaldıktan sonra Ankara’ya iade edilen ve 1 yıl sonra normal yollardan tekrar Lefkoşa’ya gelen Denktaş, 1968’den 1974’e kadar toplumlar arası görüşmelerde Kıbrıslı Türkleri temsil etti.

Denktaş, 16 Şubat 1973’te Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve Kıbrıs Türk Yönetimi Başkanı seçildi.

Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin kurulduğu 1975 yılından itibaren iki dönem başkanlığını yapan Denktaş, 1983’te kurulan KKTC’nin kurucu cumhurbaşkanı oldu. 1990, 1995 ve 2000 yıllarındaki başkanlık seçimlerini kazanan Denktaş, 2005 seçimlerinde aday olmayarak siyasete veda etti.

Çok sayıda kitabı bulunan, aynı zamanda fotoğraf sanatçısı olan Denktaş, yaşamı boyunca birçok uluslararası ödüle layık görüldü.

Denktaş, 13 Ocak 2012’de organ yetmezliği teşhisiyle tedavi gördüğü hastanede 88 yaşında vefat etti.

Vefatının ardından Türkiye ve KKTC’de ulusal yas ilan edilerek 17 Ocak 2012’de yapılan devlet töreninin ardından Lefkoşa’daki Cumhuriyet Parkı’na defnedildi.

Denktaş’ın vefatı dolayısıyla her yıl 13 Ocak’ta KKTC ve Türkiye’de anma törenleri düzenleniyor.

BAŞBAKAN ÜSTEL, RAUF RAİF DENKTAŞ’IN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ DOLAYISIYLA MESAJ YAYIMLADI

Başbakan Ünal Üstel, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın 11. ölüm yıldönümü dolayısıyla anma mesajı yayımladı

Başbakan Üstelin mesajı şu şekilde;

Kıbrıs Türk Halkının varoluş mücadelesinde hiçbir fedakarlıktan kaçınmayarak halkına önderlik etmiş büyük devlet adamı Kurucu Cumhurbaşkanımız Sayın Rauf Raif Denktaş’ı vefatının 11. yıldönümü nedeniyle saygı ve rahmetle anıyoruz.

Kıbrıs Türk halkının mücadele tarihiyle özdeşleşen Rauf Raif Denktaş, milli mücadele yıllarından başlayarak, yaşanan tüm zorluklarda Kıbrıs Türk halkı için ömrü yettiği sürece hiçbir fedakarlıktan kaçınmamış, hukukçu kimliğiyle halkına yol göstermiş büyük bir dava adamı ve siyasi liderdir. Kıbrıs Türk Halkının, uzun yıllar boyunca verdiği varoluş mücadelesinden devlet olgusuna kavuşması sürecinde Kıbrıs Türklerinin hak ve çıkarlarını en iyi şekilde gözetmiş,  halka fikirleri, idealleri ve bir dava adamı olarak kararlı duruşuyla öncülük etmiştir. Ülkemizin, hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlet yapısına, halkımızın hak ettiği daha refah, özgür ve demokratik şartlarda bir yaşama kavuşmasında çok değerli katkılarda bulunmuştur. Kendisini Kıbrıs davasına adamış bir devlet adamı olarak Denktaş’ın, geçmişteki acı ve karanlık günlerden bugünlere nasıl gelindiğiyle ilgili aktardıkları daima hatırlanacak ve geride bıraktığı eserler genç nesillere bir miras olarak aktarılacaktır. Rauf Raif Denktaş, tüm lider özelliklerinin yanı sıra kalbi vatan sevgisiyle dolu çok iyi bir insan ve Kıbrıs Türk halkının önemli bir değeriydi. O’nun verdiği hizmetler ve bu topluma kazandırdıkları asla unutulmayacaktır.

 

Bu anlamlı gün vesilesiyle, Kıbrıs Türk halkı olarak böyle bir lidere sahip olmanın gururuyla Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ı ölümünün 11. yılında saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.

AKIN MANGA’DAN DENKTAŞ İÇİN ANMA MESAJI

 Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (KAMUSEN) Başkanı Metin Atan, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş eşi az bulunan devlet ve dava adamı olduğunu vurguladı.

Kamusen Başkanı Metin Atan, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın 11. ölüm yıldönümü nedeniyle mesaj yayımladı.

Atan mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Kıbrıs Türkü’nün varlığı, özgürlüğü ve güvenliği için verdiği mücadelenin daima hafızalarımızda yerini koruyacak.

Türk tarihine damgasını vurmuş liderimiz Rauf Denktaş’ın aramızdan ayrılışının 11’inci yıl dönümünde, eşi az bulunan devlet ve dava adamı Kurucu Cumhurbaşkanımızı saygı, sevgi, özlem ve minnetle anıyor, arıyoruz.

Denktaş’ın bizlere öğütlediği gibi egemenliğimizden, devletimizden asla taviz vermemeli, Anavatan Türkiye ile birlikte milli dava yolunda yürümeye devam etmeliyiz.”

GÜNEY KIRBIS ALARMDA!

 Güney Kıbrıs’taki Meteoroloji Dairesi’nin, bu sabah saat 6’dan yarın sabah saat 6’ya kadar geçerli olacak şekilde, yağmur ve yer yer gerçekleşecek şiddetli gök gürültülü sağanak yağışlar için sarı alarm yayımladığı haber verildi.

“Philenews” haber sitesinde yer alan habere göre, hava şartlarının önümüzdeki günlerde de devam etmesinin beklendiği, öte yandan hava sıcaklığının ise yarın düşeceği kaydedildi.

-Trodos’ta kar yağışı başladı

Öte yandan aynı haber sitesinde yer alan bir habere göre, Trodos dağlarında kar yağışının başladığı ve Trodos’taki “Ulusal Orman Parkının” beyaza büründüğü belirtildi.

ÇİN’DEN GÜNEY KIBRIS’A GİDECEK OLANLARA PCR ŞARTI GETİRİLDİ

Güney Kıbrıs’ın, son günlerde Covid-19 vaka sayısında büyük artışın yaşandığı Çin’den gelecek olan kişiler için tedbir aldığı bildirildi.

Fileleftheros gazetesi, Bakanlar Kurulu’nun dünkü toplantısında, 15 Ocak itibarıyla Çin’den Güney Kıbrıs’a gidecek olan kişilere, son 48 saat içerisinde yapılmış negatif sonuçlu PCR testi ibraz etme zorunluluğu getirildiğini yazdı.

Gazete, Bakanlar Kurulu’nun, Güney Kıbrıs’tan ve Güney Kıbrıs’a yapılacak tüm uçuşlarda koruyucu maske kullanılması ve kişisel hijyenin korunması hususunda tavsiyede bulunduğunu kaydetti.

Bakanlar Kurulu’nun, yoğun bakım ünitelerindeki yatakların tek merkezden idare edilmesini kararlaştırdığını yazan gazete, mevcut Covid-19 tedbirlerinin de 15 Mart’a kadar uzatıldığını belirtti.

BAKAN ÖZTÜRKLER: BİZ BU ÜLKEDE KAYIT DIŞI YAŞAM İSTEMİYORUZ

İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler, 3 Şubat tarihinden sonra kayıtsız halde bulunan öğrenci ve çalışma izinsizlerin de ülkeden gönderileceğini ifade ederek, “Biz bu ülkede kayıt dışı yaşam istemiyoruz” dedi.

İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nda (BRTK) yayınlanan ‘Manşet+’ adlı programa konuk olarak katıldı ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ülke ile ilgili, birinci hedeflerinin belediyelerin birleşmesi yönünde olduğuna değinen Ziya Öztürkler, ikinci hedeflerinin ise sağlıklı bir seçim süreci olduğunu kaydetti.

Öztürkler, “Bu ülke 25 Aralık’ta seçime gitti ve süreçlerini demokratik olarak tamamladı” dedi.

Öztürkler, yasaların nüfus sayım yetkisini İstatistik Kurumu’na verdiğini ifade ederek, daha sağlıklı yol gidebilmek adına güncel verilerle hareket etmenin daha doğru olduğunu düşündüklerini ve işleyişin temel unsurunun bu şekilde olduğunu kaydetti.

Tüm belediye başkanları ile projenin devamı için toplantılara başlayacaklarını dile getiren Öztürkler, proje hayata geçtiğinde haftalık olarak tüm nufüsun görülebileceğinden bahsetti.

Doğum, ölüm ülkeye giriş ve çıkışların bu sistem üstünden kontrol edilebileceğini söyleyen Öztürkler, “Bu sistemin ülkenin en önemli hedef ve vizyonlarından olması lazım” dedi.

Öztürkler, güvenliğin çok önemli olduğunu ve şu an kimlik, pasaport konusunda dünyaya göre çok iyi bir noktada olunduğunu ifade ederek, kimlik kartlarının çipler sayesinde içini görebilecekleri makinaların mevcut olduğunu belirtti.

“Bunların sahte şekilde kullanılması mümkün değil” diyen Öztürkler, dünyanın en sıkıntılı insanlarından birinin İstanbul Havaalanı’ndan çıkış yaparken sahte KKTC kimlik kartı kullanmaya çalıştığını ve yakalandığını anlattı.

“KKTC ÇİP KONUSUNDA GEREKLİ NOKTADA”

“Kimlik kartlarımızda ve pasaportlarda gerekli önlemler alındı” ifadelerini kullanan Öztürkler, KKTC’nin çip konusunda gerekli noktada olduğunun altını çizdi.

Ülke içinde suçu işleyenlere tahammüllerinin olmadığı ile ilgili bir duruş gösterdiklerini vurgulayan Öztürkler, suç işleyenlerin veya ülkenin huzurunu kaçıranların gönderildiğini ama ülkenin içine almadan önüne geçmenin en büyük niyetleri ve hedefleri olduğunu kaydetti.

“3 ŞUBAT TARİHİNDEN SONRA KAYITSIZ HALDE BULUNANLAR ÜLKEDEN GÖNDERİLECEK”

Öztürkler, 3 Şubat tarihinden sonra ülkeye girmiş ve kayıtsız halde bulunanları tespit edeceklerinin altını çizerek, “Tespit ettiklerimizin ülkeden çıkmaları yönünde karar alacağız” dedi.

“BİZ BU ÜLKEDE KAYIT DIŞI YAŞAM İSTEMİYORUZ”

Öztürkler, şu an sadece suça karışmış kişiler için hareket ettiklerini ama 3 Şubat’tan sonra çalışma izni veya öğrenci izni yapmayanların da ülkeden gönderileceğini söyledi. Öztürkler, “Biz bu ülkede kayıt dışı yaşam istemiyoruz” dedi.

POLİS’TEN VATANDAŞLARA UYARI!

Polis, yağmur nedeniyle özellikle Güzelyurt bölgesinde yollarda oluşan su birikintileri konusunda dikkatli olunması konusunda sürücüleri uyardı.

Polis açıklamasında, “Güzelyurt bölgesinde etkili olan sağanak yağış nedeniyle, anayollar üzerinde yer yer su birikintleleri meydana gelmiştir. Trafiğe çıkacak olan sürücülerin yolların konumu da dikkate alarak yavaş ve dikkatli seyretmeleri önemle rica olunur” çağrısı yapıldı.

MEB İLE TARIM VE DOĞAL KAYNAKLAR BAKANLIĞI ARASINDA PROTOKOL İMZALANDI

“55773 öğrenci 55773 fidan” protokolüyle Kalkanlı ve Mersinlik bölgelerinde belirlenen alanlara fidan dikilecek

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı arasında “55773 öğrenci 55773 fidan Ağaçlandırma İşbirliği Protokolü” bugün imzalandı.

Protokole Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ile Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz imza koydu.

Ağaçlandırmanın önemini öğrencilere ve geniş halk kitlelerine duyurarak farkındalık yaratma ve kamuoyu bilincini artırma amacıyla hazırlanan protokol kapsamında, Kalkanlı ve Mersinlik bölgelerinde belirlenen alanlara fidan dikilecek.

İmzalanan protokolle, her öğrenci adına fidan ekilerek, ağaçlandırma konusunda hem öğrenciler hem de toplum genelinde farkındalık sağlanması ve ülke genelinde yürütülen ağaçlandırma çalışmalarına gönüllü grupların katılım sayısının artırılması hedefleniyor.

Protokolün imza töreninde Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ile Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz konuşma yaptı.

-Çavuşoğlu

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, daha güzel ve yaşanabilir bir ülke için her öğrenci adına bir fidan dikilmesini içeren protokolün bugün imzalandığını söyleyerek, katkı koyan herkese teşekkür etti.

Çavuşoğlu, iklim değişikliğine bağlı kuraklık ve diğer çevre sorunlarını aşmak adına KKTC’de bir mücadele sürdürüldüğünü söyledi.

“Geleceği emanet edeceğimiz çocuklarımızı da bu mücadeleye katmak istedik” diyen Çavuşoğlu, her çocuk için bir fidan ekileceğini belirtti.

Projenin, çocukların eğitimine ve vizyonuna farkındalık katacağını söyleyen Çavuşoğlu, çevreyi, temiz ve yeşil tutma noktasına da hizmet edeceğini kaydetti.

-Oğuz

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz da dünyanın da KKTC’nin de iklim değişikliğinden kaynaklanan olumsuz etkileri yaşadığını, bu etkilerden korunma noktasında orman varlığını artırmanın önemli olduğunu söyledi.

“Orman varlığımızı korumak ve artırmak zorundayız” diyen Oğuz, protokol kapsamında ekilecek fidanların ileri taşınması adına çalışmaya devam edeceklerini ifade etti.

Dünyanın ve ülkenin kurak bir dönemden geçtiğini dile getiren Oğuz, orman sevgisini pekiştirecek bu tarz etkinliklerin önemine vurgu yaparak, ormanları korumanın da önemli bir görev olduğunu, orman yangınlarını önlemek adına eğitim ve uyarıya ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Oğuz, GKK’nın da bir süre önce üç alanda dikimler yaptığını söyleyerek, teşekkür etti.

Ormanları koruma çağrısında bulunan Oğuz, “Ormanlar büyük bir miras bu mirasa sahip çıkalım” diye konuştu.

FEYZİOĞLU, TÜRKİYE CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI OKTAY İLE GÖRÜŞMESİNDEKİ DETAYLARI PAYLAŞTI

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu’nu kabul etti. Görüşmenin detaylarını Büyükelçi Feyzioğlu instagram hesabından paylaştı.

Feyzioğlu’nun paylaşımı şöyle:

“Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat OKTAY’a kabulleri için teşekkür ederim. Bir buçuk aylık süreçte KKTC’de yaptıklarımızı arz ettim. Talimatlarını aldım. Ardından Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında, Kıbrıs İşleri Koordinatörlüğümüzün, ilgili 19 bakan yardımcımızın ve ayrıca kurum temsilcilerinin katılımı ile Türkiye – KKTC ekonomik işbirliği ve kalkınma anlaşması çerçevesinde yapılanlar ve yapılacakların görüşüldüğü koordinasyon toplantısı yapıldı. Görevler dağıtıldı. KKTC’ye desteği en önemli konuları olarak kabul eden ve anlayışla çalışan Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımıza ve ekibine şükranlarımı sunuyorum.”

BAKAN ŞAN KURUCU CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ’I ANDI

Maliye Bakanı Alişan Şan, ömrünü halkına ve davasına adayan, mücadeleci kişiliğiyle örnek bir lider olan Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı rahmet, minnet ve saygıyla andı.

Maliye Bakanı Şan, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın ölüm yıl dönümü nedeniyle mesaj yayımladı.

Bakan Şan mesajında, “Halkımızın en zor şartlardan geçtiği ve varlık mücadelesi içerisinde sürüklendiği bir dönemde gözlerini dünyaya açan ve ömrünün tamamını Kıbrıs Türkü’nün varlık mücadelesine adayan Kurucu Cumhurbaşkanı’mız Rauf Raif Denktaş, İngiliz İdaresinden itibaren sorumluluk alarak toplumumuzun devletleşme sürecine hizmet etmiş bir devlet adamıdır” ifadelerini kullandı.

Mütevazı ve kendisine has duruşu ile halkıyla iç içe olmasının, söz konusu Anavatan ve Kıbrıs Türkü’nün bağımsızlığı olduğunda cesaretle savunmasının, onu unutulmaz kılan başlıca özellikler olduğunu vurgulayan Bakan Şan, şöyle devam etti:

“Uluslararası arenada adı Kıbrıs’la anılan, siyasi kişiliği ve zekâsıyla zor dönemlerde yol gösterici olan, dik duruşu ve kararlılığıyla da bizlere devlet emanet eden Kurucu Cumhurbaşkanı’mız her dönem saygıyla anımsanacaktır.”

Şan, “Aramızdan bedenen ayrılışının 11’inci yılında kendilerini saygı ve rahmetle anıyorum. Mekânı cennet olsun” dedi.