Güneş Kıbrıs

2023’e damga vuran keşif ve buluşlar, bilim dünyasında yeni kapılar araladı

Geride bırakılan yıla damga vuran buluş ve keşifler arasında, insan düşüncelerini sözcüklere dönüştüren “beyin şifre çözücüsü”; yapay zeka kullanılarak dirençli mikropları öldürebilen antibiyotik keşfi ve genetiği değiştirilmiş bakterilerle mikroplastiklerin parçalanmasını sağlayan çalışmalar yer alıyor.

2023’te bilim dünyasında yaşanan 10 önemli gelişme…

Fransa’da güçlü bir lazer kullanılarak yıldırımların yönü değiştirildi. Yıldırımdan korunmayı sağlayabilecek bu yeni teknolojinin ilk uygulamaları başarıyla sonuçlandı. Tekniği, Paris Institut Polytechnique’e geliştiren fizikçi Dr. A. Houard, “Konu üzerinde 17 yıldan fazla çalıştık ve sonunda güçlü bir ultra kısa lazerle yıldırımı yönlendirebildik” açıklamasını yaptı.

Houard, havaalanı, roket fırlatma rampası veya rüzgar santrali gibi büyük tesisleri, yıldırımdan tam olarak korumak için yüzlerce metrelik paratoner gerektiğini ve bu kadar uzun metal direkleri kullanmak pratik olmadığı için lazerli çözümü geliştirdiklerini anlattı.

BEYİN ŞİFRE ÇÖZÜCÜSÜ

Texas Üniversitesi’nde, konuşma yetisini kaybedenlere çözüm olacak insan düşüncelerini sözcüklere dönüştüren “beyin şifre çözücüsü” geliştirildi. Fonksiyonel MR cihazı (FMR) taramalarına dayalı yapay zeka tabanlı sistemli devrimsel çalışmayı Austin’deki araştırmacılar açıkladı.

Sistem, bir kişinin beyin aktivitesini laboratuvarda sürekli bir metin akışına dönüştürmeyi başardı. Sistem, FMR cihazındaki hastanın düşüncelerini sınırlı seviyede kelimelere dönüştürebiliyor. Bu semantik kod çözücünün çalışması için cerrahi bir implant kullanmaya gerek kalmıyor.

SATÜRN’ÜN UYDUSUNDA YAŞAM İÇİN GEREKENLER BELİRLENDİ

Almanya’daki Free University of Berlin’de gezegen bilimleri profesörü olan Frank Postberg tarafından yürütülen çalışmada, Satürn’ün uydusu Enceladus’un yaşam için gereken bileşenlere sahip olduğu belirlendi. Çalışmada, Enceladus’ta yaşamın bağlı olduğu altı elementten biri olan fosfor keşfedildi.

Enceladus’taki fosfor oranının, dünyadaki okyanuslarda bulunan fosfor oranından 500 kat fazla olduğu tahmin ediliyor.
Profesör Postberg, çalışmaya ilişkin, “Orada yaşam bulamadık ancak yaşamın oluşabileceğine işaret eden bir şeyi bulduk.” açıklamasını yaptı.

YENİ BİR ANTİBİYOTİK

Yapay zeka kullanılarak dirençli mikropları öldürebilen antibiyotik keşfedildi. McMaster Üniversitesi’nden Dr. Jonathan Stokes, en dirençli bakterilerden “acinetobacter baumannii”ye karşı en uygun antibiyotiği belirlemek için yapay zekayı kullandı.

Kimyasal yapısı bilinen binlerce ilacı bu bakteri üzerinde manuel olarak test eden araştırmacılar, ardından bu bilgileri, yapay zekaya aktardı.
Yapay zekanın belirlediği listedeki antibiyotikler denendi ve 9 antibiyotiğin etkili olduğu belirlendi. Bunlardan biri olan abaucin, enfekte olmuş fareleri kolayca iyileştirdi.

BAKTERİLERLE PLASTİKLER PARÇALANDI

North Carolina Eyalet Üniversitesi’nde kimya ve biyomoleküler mühendislik alanında çalışan Y. Doç. Dr. N. Crook, mikroplastik kirliliğini bakterilerle parçalamayı başardı.

Araştırmacılar, tuzlu sulardaki PET olarak anılan polietilen terefitalat adlı plastiği parçalayabilmek için iki bakteri türüyle çalıştı.
İlk bakteri V. Natriegens’in tuzlu suda gelişip çok hızlı çoğalırken, ikinci bakteri I. Sakaiensis’in ise PET’i parçalayıp yenmesini sağlayan enzimler ürettiği açıklandı.

GÖKTAŞINDA URASİL BULUNDU

Japonların göktaşlarını incelemek üzere uzaya gönderdiği Hayabusa2 uzay aracı, Ryugu adlı göktaşına yumuşak iniş yapmıştı.

Ardından yüzeyden örnekler toplandı. Bu örneklerin kimyasal analizi, göktaşında urasil adlı organik maddenin varlığını kanıtladı.
Organik madde analizlerinde, ayrıca nikotinik asit (B3 vitamini) türevleri ve imidazol adlı organik maddeler de tespit edildi.

NANOAKIŞKAN CİHAZ GELİŞTİRİLDİ

Osaka Metropolitan Üniversitesinden Doçent Yan Xu ve ekibi, nanokanallardaki tek küçük moleküllerin akışını durdurup açabilen esnek, cam bazlı nanoakışkan bir cihaz geliştirdi. Geliştirilen cihazın üst kısmında ince, esnek bir cam tabaka ve altta nanokanallar ve nanovalf yuvalarına sahip sert bir cam tabaka bulunuyor.

KALP AKTİVİTELERİNİ KAYDETTİLER

ABD’de UC San Diego Jacobs Mühendislik Fakültesi’nde doktora öğrencisi olan Hao Huang ve arkadaşları, kalp fonksiyonunu beyinde değerlendiren giyilebilir ultrasonik cihaz geliştirdi. Giyilebilir ultrasonik cihazda, insanın derisi ile cihaz arasında gerçek zamanlı özel bir bağlantı sistemi kullanıldığı açıklandı. Araştırmacılar, bu özel bağlantı sayesinde kalbin sol ventrikülün, hareket sırasında incelenmesinin mümkün kılındığını belirtti.

Araştırmacılar, giyilebilir ultrason sensörünün esnek olması sayesinde, egzersiz sırasında ve sonrasında kalp aktivitelerinin sürekli kaydedilmesine olanak tanındığını belirtti. Elde edilen verilerin hastaların potansiyel risk faktörlerinin ve kalbin pompalama yeteneğindeki değişikliklerin belirlenmesinde kritik öneme sahip olduğu açıklandı.

CANLI DOKUDA ELEKTROTLAR ÜRETTİLER

İsveç’in Linköping Üniversitesi’nden Prof. Dr. M. Berggren, enjekte edilebilir bir jel ile canlı dokuda elektrotlar üretti. Çalışmada ayrıca, beyine enjekte edildiğinde, glikoz ve laktaz gibi doğal olarak oluşan bileşiklerle reaksiyona girerek elektriği ileten bir jel oluşturan molekül karışımı geliştirildi.

Elektriksel olarak iletken jele dönüşebilen bu molekül kokteylini, canlı hayvanların beynine enjekte ederek biyoelektronik devre üretmenin mümkün olacağı açıklandı.

Araştırmacılar, bu elektronik devrelerin beyin ve sinirlerle etkileşime girerek onların aktivitelerini analiz edebileceğini açıkladı.
Çalışma ile zebra balıkları ve sülükler üzerinde yapılan deneylerin, ilerde canlı dokuda mikroçiplerin büyümesinin sağlanabileceği belirtildi. Bu yöntemle, hastaların beynindeki bazı sorunların da tedavi edilebilmesinin önünün açılabileceğine inanılıyor.

TEK BİR ATOMUN RÖNTGEN GÖRÜNTÜSÜ ÇEKİLDİ

Ohio Üniversitesi, Argonne Ulusal Laboratuvarı ve Illinois-Chicago Üniversitesi’nden Profesör Saw-Wai Hla, tek bir demir atomun röntgenini ilk kez çekmeyi başardıklarını açıkladı.

Atomların taramalı prob mikroskopları ile görüntülenebildiğini ama x ışınları olmadan bunların hangi atomlar olduğunun belirlenemediğine işaret eden Profesör Hla ve arkadaşları, kendi yöntemlerinde, x ışınlarının numuneye çarptığını ve çekirdek elektronlarını harekete geçirdiğini belirtti.

Exit mobile version