Archives Mart 2024

Hüseyin Çavuş: Down Sendromlu bireylerin güçlü yanlarını kutluyor, topluma tam ve eşit katılımını destekliyoruz

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş 21 Mart Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü nedeniyle yayımladığı mesajda, Down Sendromlu bireylerin yaşamlarını ve toplumdaki varlıklarını kutlayarak, topluma tam ve eşit katılımlarını desteklediklerini söyledi.

Çavuş mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Dünya genelinde Down Sendromlu bireylerin haklarına ve yaşamlarına dikkat çekmek için bir araya geldiğimiz özel bir günü kutluyoruz. Down Sendromu, farklılıklarımızın gücünü ve zenginliğini yansıtan bir özelliktir ve toplumumuzun her kesiminde kabul görmeyi hak eder.

Down Sendromlu bireyler, yaşamlarının her aşamasında sevgiyle, anlayışla ve destekle yanlarında olmayı hak ederler. Onların hayatlarımıza kattıkları sevgi, neşe ve özgünlük, toplumumuzu daha zengin ve kucaklayıcı bir yer haline getirir.

Bu özel günde, Down Sendromlu bireylerin güçlü yanlarını kutluyor, onların toplumda tam ve eşit katılımını destekliyoruz. Her birimizin, onların haklarına saygı göstermek ve yaşamlarını daha iyi bir hale getirmek için çaba göstermek gibi bir sorumluluğu vardır. Down Sendromlu bireylerin yaşamlarını kutlarken, onların toplumda varlıklarını kutlamak ve onlara olan sevgi ve desteğimizi ifade etmek için bir fırsat olduğunu unutmayalım.”

Yağış miktarları…

Meteoroloji Dairesi son 24 saatte ülke geneli meydana gelen yağış miktarlarını açıkladı.

 

Daire açıklamasına göre, en fazla yağış metre kareye 21 kilogramla Sandallar’a düşerken, İskele’de 16, Pile’de 13, Çayırova, Gazimağusa, Koruçam ve Mehmetçik’te 12, Dörtyol ve Salamis’te 11, Akdoğan’da 9, Ziyamet, Kaleburnu ve Beyarmudu’nda 8 kilogram yağış kaydedildi.

 

Yağış alan diğer bölgelerde metre kareye 0,1 ile 5 kilogram arası yağış düştü.

CUMHURBAŞKANI ERSİN TATAR “TOPLUMLAR FARKLILIKLARIYLA BÜTÜNDÜR”

Özel gereksinimli bireylere yönelik farkındalık oluşturmanın önemini vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, yazılı mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Özel gereksinimli bireylerimize yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla ilan edilen Dünya Down Sendromu Günü’nde tüm down sendromlu kardeşlerime ve kıymetli ailelerine saygı ve sevgilerimi iletiyorum.

Farkındalığınızla dünyamızı güzelleştiriyor, zenginleştiriyorsunuz.

Down sendromlu ve özel gereksinimli kardeşlerimizin yaşamış oldukları zorlukların bilinci ile devlet olarak adımlar atılmakta her yıl erken ve sürekli eğitimin öneminin de farkında olarak atılımlar yapılmakta, bu bireylerimizin yaşam kalitelerini artırmak için çaba sarfetmekteyiz.

Down Sendromlu bireylerin topluma katılımları ve kişisel potansiyellerini gerçekleştirmelerinin önündeki engellerin kaldırılması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Toplumlar farklılıklarıyla bütündür. İyi ki varsınız.”

DİNÇYÜREK:” DOWN SENDROMU TEDAVİ EDİLMESİ GEREKEN BİR HASTALIK DEĞİL, GENETİK BİR FARKLILIKDIR”

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, 21 Mart Down Sendromlular Günü vesilesiyle açıklamalarda bulundu.

Dinçyürek, Down sendromunun tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, genetik bir farklılık olduğunu belirterek “her zaman pozitif iletişim kuran, yürekleri sevgi dolu bu kardeşlerimizin yanındayız.” dedi.

Down Sendromu’nun bir kromozom anomalisine dayandığını belirten Dinçyürek, Down sendromlu bireylerin 21’inci kromozomlarının 3 adet olduğunu ve bu nedenle Birleşmiş Milletler tarafından 21 Mart’ın Dünya Down Sendromu Günü olarak ilan edildiğini söyledi.

Normal bir insanda 46 kromozom bulunurken, Down Sendromu olan bireylerde bu sayının 47 olduğunu ifade eden Dinçyürek, bu durumun hücre bölünmesindeki hatalı bir süreç sonucunda meydana geldiğini ve bu nedenle Down Sendromu’nun Trisomy 21 olarak da bilindiğini belirtti.

Down Sendromlu bireylerin özel eğitim gereksinimlerinin sağlanması ve rehabilitasyon ile toplum içinde üretken ve sosyal bir konumda yer alabileceklerini vurgulayan Dinçyürek, bu konuda her zaman yanlarında olduklarını vurguladı.

Dinçyürek, Down Sendromu’nun oluşmasında ülke, milliyet veya sosyo-ekonomik faktörlerin etkisinin olmadığını vurgulayarak, yalnızca hamilelik yaşı faktörünün rol oynadığını belirtti. Hamilelik yaşının ilerlemesiyle birlikte riskin arttığını dile getirdi.

Ülkemizde Down Sendromlu bireylerin tespiti ve takibi için gerekli tarama testleri ve incelemelerin yapıldığını ifade eden Dinçyürek, Down Sendromu görülme sıklığının her 800 doğumda bir olduğunu ve dünya genelinde yaklaşık 6 milyon Down Sendromlu kişinin yaşadığını belirtti.

Dinçyürek, ülkemizde tespit edilen 55 down sendromlu kişi bulunduğunu, bu kişilerin 28’inin kadın, 27’sinin ise erkek olduğunu, tespiti yapılan down sendromlu kişilerin 76,7%’si 18 yaşının altında iken 23,3%’ü 18 yaşın üstünde olduğunu kaydetti.

Dinçyürek, down sendromlu bireylerin bazı rahatsızlıklara daha yatkın olduğunu ve düzenli sağlık kontrollerinin önemli olduğunu vurguladı. Ayrıca uygun eğitim programlarının Down Sendromlu bireylerin topluma daha iyi uyum sağlamasında büyük önem taşıdığını da belirtti.

Dinçyürek, her zaman pozitif iletişim kuran, yürekleri sevgi dolu bu kardeşlerimizin yanındayız.” dedi.

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, KKTC Kentler ve Kültürler Buluşması’nda konuştu

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Türkiye’nin garantörlüğü olmasa, barış harekatı olmasa Gazze’de yaşanan manzaralara benzer manzaraların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de yaşanabileceğini herhalde hepimiz görüyoruzdur diye inanıyorum. Çok şükür Türkiye buna müsaade etmedi. Bu anlamda tekrar emeği geçenlere, hem mücahitlere hem silahlı kuvvetlerimize, askerimize şükranlarımızı sunuyoruz.” dedi.

Başbakanlık tarafından Beyoğlu’nda bir otelde düzenlenen Kentler ve Kültürler Buluşması’nda konuşan Yılmaz, Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit düşen Tabip Teğmen Hulusi Elçi’ye Allah’tan rahmet diledi, terörle kararlı mücadelenin devam edeceğini söyledi.

Türkiye ile KKTC’nin ezeli gönül birlikteliğinin yansıdığı iftar sofrasında yer almaktan onur ve mutluluk duyduğunu belirten Yılmaz, kardeşliğin ramazan vesilesiyle perçinlenmesini, geleceğin bu birlik ve beraberlik temelinde taçlanmasını temenni etti.

Yılmaz, katılımcılara Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.

Türkiye ve KKTC’nin, kökleri tarihe uzanan bağlarla birbirine sarılmış, gönül birlikteliği yapmış iki devlet olduğunu dile getiren Yılmaz, “Bu bağlar, milletimiz ile Kıbrıs Türk halkının tasada ve sevinçte birliği ve milli davaya olan inancıyla beslenerek bugünlere ulaşmıştır. Kıbrıs Türk’ü, 1571’den bu yana Kıbrıs Adası’nın asli unsuru olduğu kadar Türk milletinin de ayrılmaz bir parçasıdır. 1071’de Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt ruhundan, 1453’te İstanbul’da çağ açan inançtan Kıbrıs Türkü’nü ayrı tutamayız. 1878’den itibaren adada baş gösteren zulme milletimizin sessiz kalamayışı bundandır. Kıbrıs Türk halkı, Rum mezalimine karşı direnirken 7’den 70’e tüm Türkiye’nin Kıbrıs Türk’ünün geleceği için ayağa kalkması, geçmişten gelen bu kader birliğindendir. Ortak mücadele ruhuyla 1974 kutlu (Kıbrıs) Barış Harekatı’nda Mehmetçik ve mücahitlerimiz omuz omuza istiklal mücadelesi vermiştir. Kıbrıs Barış Harekatı, Kıbrıs Türk’ünü hedef alan baskı, terör ve insanlık dışı sindirme çabalarına son vermiştir.” ifadesini kullandı.

Yılmaz, bu yıl Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılının coşkuyla ve farklı etkinliklerle kutlanacağını belirterek, etkinlikler kapsamında Türkiye’den bir grubun gemiyle KKTC’ye gitmesinin planlandığını söyledi.

Kıbrıs Türkü’nün hürriyeti için cesaretle savaşan ve bu uğurda gözlerini kırpmadan can veren tüm Mehmetçik, mücahitleri ve şehitleri rahmetle anan Yılmaz, “Kıbrıslı Türklerin özgürlük mücadelesine öncülük eden Dr. Fazıl Küçük ve kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı da şükranla yad ediyorum. Bu vesileyle kutlu Barış Harekatı’na önderlik yapan rahmetlik Ecevit’i, rahmetli Erbakan’ı da anmak istiyorum. Allah onlardan razı olsun. O gün o cesur kararları vermeselerdi bugün bu tabloyla karşı karşıya olmazdık.” diye konuştu.

Yılmaz, 100. yılını geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti ile 40. yılını tamamlayan KKTC’nin kalkınma işbirliğinde artık ustalık döneminde olduğuna işaret ederek, “İktisadi ve mali işbirliği temelinde ulaştırmadan enerjiye, tarımdan turizme her alanda Kıbrıs Türkü ile beraberiz, elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız. Sadece adada değil, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın her bir Kıbrıs Türkü’nün geleceğe, öz vatanının yarınlarına güvenle bakmasını istiyoruz.” dedi.

KKTC’nin geniş bir diasporasının bulunduğunu belirten Yılmaz, KKTC’nin tüm bölgeleriyle gelişmesi ve kalkınması için yapısal reformların da işbirliği içinde hayata geçirildiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı binası ile Cumhuriyet Meclisi binasının inşaatına hızla devam edildiğini ve kasım ayına yetiştirilmesinin öngörüldüğünü dile getiren Yılmaz, destekler kapsamında KKTC’li çiftçilerin, besicilerin ve üreticilerin de yanında olduklarını söyledi.

245 üreticiye yaklaşık 11 milyon liralık ödeme yapıldığını ifade eden Yılmaz, KKTC’de ilk kez yurt yapmaya başladıklarını, söz konusu yurdun 802 kişi kapasiteli olduğunu belirtti.

KKTC’de çok daha sağlıklı, güçlü bir yükseköğretim sistemi için gerekli adımların işbirliği içinde atılacağını söyleyen Yılmaz, “KKTC vatandaşlarının ülkemizde oturma ve çalışma izninden muaf tutulması, KKTC’den ülkemize kimlikle seyahat edebilmeleri ve sağlık hizmetlerinden faydalanabilmeleri gibi pek çok kolaylığı getirdik, yenilerini de ekleyeceğiz. Temel felsefemiz şu; KKTC’de yaşayan kardeşlerimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hangi konulardan istifade ediyorsa aynısını eşit bir şekilde elde etmeleri, o hizmetlerden faydalanmaları.” dedi.

Yılmaz, KKTC ile belediyecilik tecrübesini de paylaştıklarını, KKTC’deki 11 belediyenin 29 projesine kaynak tahsis edildiğini söyledi.

Türkiye ile KKTC arasında elektrik alanında çift hatlı kablo projesinin hayata geçirileceğini ifade eden Yılmaz, “Bunu başardığımız zaman gidişli gelişli olacağı için bu kablo sistemi, KKTC yenilenebilir enerji konusunda da potansiyelini kullanabilir hale gelecek. Bu projenin fizibilite çalışmalarına başlamış durumdayız.” bilgisini verdi.

Yılmaz, Gazze’de herkesin yüreğini yakan manzaraların olduğuna işaret ederek, “Bunları görünce yapılan barış harekatının ne kadar anlamlı olduğunu da bir kez daha hepimiz herhalde takdir ediyoruzdur diye düşünüyorum. Türkiye’nin garantörlüğü olmasa, barış harekatı olmasa Gazze’de yaşanan manzaralara benzer manzaraların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de yaşanabileceğini herhalde hepimiz görüyoruzdur diye inanıyorum. Çok şükür Türkiye buna müsaade etmedi. Bu anlamda tekrar emeği geçenlere, hem mücahitlere hem silahlı kuvvetlerimize, askerimize şükranlarımızı sunuyoruz.” ifadesini kullandı.

KKTC’nin istikrarının Doğu Akdeniz’in istikrarı anlamına geldiğini belirten Yılmaz, “Burada da şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum; geçmişte denenip sonuç alınmayan yöntemlerin tekrar tekrar denenmesinin de bir anlamı yok. 40 yıllık bir devlet var, 50 yıllık bir barış harekatı geçmişi var, bir realite var. Bu realiteyi bütün dünyanın görmesi gerekir, anlaması gerekir. Kıbrıs Türklerinin özden gelen hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statüleri tespit edilmek durumundadır, biz buna inanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu konuda her zaman Kıbrıs Türkü’nün yanındayız.” diye konuştu.

31 Mart yerel seçimlerine az bir zaman kaldığını söyleyen Yılmaz, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’a destek istedi.

Bir belediye başkanının belediye kaynaklarını şan ve şöhret için kullanmasının yanlış olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

“Kendisi için, kendisinin kariyer basamağı olarak kullanıyorsa gerçek belediyecilik yapmıyor demektir. Yine bu belediye başkanı belediyeyi ideolojik amaçlarla, farklı amaçlarla kullanıyorsa gerçek belediyecilik yapmıyor demektir. Gerçek belediyecilik çok sade bir şey, kanunlarında yazan görevler var, o görevler çerçevesinde belediyeye verilen kaynakları verimli, etkili kullanan, halkın ihtiyaçlarına yönelik kullanan belediye başkanı ise gerçek belediyecilik yapıyor demektir. Biz polemiklere, çatışmalara, kavgalara ihtiyaç duymuyoruz. İstanbul’un kaybedecek vakti yok, İstanbul’un gerçek belediyeciliğe ihtiyacı var. Son 5 yılda İstanbul’un sermayesine doğru düzgün yatırım yapılmadı. Geçmişten gelen sermayeyi yiyerek bir anlamda devam edildi. Geçmişten gelen sermayeyi bir 5 yıl kullanabilirsiniz ama buna bir 5 yıl daha İstanbul’un tahammülü yok, kaybedecek vakti yok. Biz inanıyoruz ki donanımıyla, geçmiş tecrübesiyle Murat Kurum kardeşimiz gerçek belediyecilik yapacaktır. Sermayeyi yemeyecektir, sermayeye ilaveler yapacaktır.”

Yeni afetler yaşamamak adına risklerin yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, özellikle İstanbul’da kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini, bunun lafla olacak bir şey olmadığını, somut projelerle gerçekleştirilebileceğini sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Başbakan Ünal Üstel, Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un da konuşma yaptığı programa, Türkiye’nin Lefkoşe Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek ile bazı medya kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.

Katılımcılar, program öncesinde “Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak” adlı fotoğraf sergisini gezdi.

Borsa güne yükselişle başladı

Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,9 artışla 9.035,94 puandan başladı.

Açılışta BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 80,82 puan ve yüzde 0,9 değer kazanarak 9.035,94 puana çıktı.

Bankacılık endeksi yüzde 0,93 ve holding endeksi yüzde 0,86 yükseldi. Sektör endeksleri arasında en fazla kazandıran yüzde 1,28 ile madencilik, en çok kaybettiren ise yüzde 0,93 ile tekstil oldu.

Dün alıcılı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,28 değer kazancıyla 8.955,12 puandan tamamladı.

Küresel piyasalar, ABD Merkez Bankası’nın (Fed), dünkü toplantısında, beklentilerden güçlü gelen enflasyona karşın yıl sonuna kadar 3 faiz indirimi yapabileceği tahminini korumasıyla pozitif bir seyir izlerken, bugün yurt içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası kararları yatırımcıların odağına yerleşti.

AA Finans’ın beklenti anketine katılan ekonomistler, TCMB’nin politika faizini sabit bırakmasını bekliyor.

Analistler, bugün yurt içinde TCMB, yurt dışında da İngiltere Merkez Bankası’nın para politikası kararlarının yanı sıra yoğun veri gündeminin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.100 ve 9.200 seviyelerinin direnç, 9.000 ve 8.900 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.

Brent petrolün varil fiyatı 86,46 dolar

Dün 87,35 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 85,95 dolar seviyesinde tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.30 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,59 artışla 86,46 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 81,70 dolardan alıcı buldu.

Fiyatlardaki yükselişte, dünyanın en büyük petrol tüketicisi ABD’den gelen güçlü talep görünümü etkili oldu.

ABD Enerji Enformasyon İdaresinin (EIA) açıkladığı verilere göre, ülkedeki ticari ham petrol stokları geçen hafta beklentileri aşarak yaklaşık 2 milyon varil azaldı. Piyasa beklentisi, stokların 900 bin varil azalacağı yönündeydi.

Benzin stokları da aynı dönemde yaklaşık 3 milyon 300 bin varil azaldı.

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) politika faizini sabit bırakmasının ardından Fed Başkanı Jerome Powell’ın muhtemel faiz indirimine ilişkin açıklamaları da fiyatlardaki yükselişe destek oluyor.

Banka, dün politika faizini beklentiler dahilinde değiştirmeyerek 23 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tuttu.

Fed Başkanı Jerome Powell, kararın açıklanmasının ardından düzenlediği basın toplantısında, mevcut sıkılaştırma döngüsünde Fed’in politika faiz oranının muhtemelen zirvede olduğuna işaret ederek, ekonominin genel olarak beklendiği gibi seyretmesi halinde yıl içinde faiz indirimine başlamanın uygun olacağını öngördüklerini yineledi.

Kararın ardından ABD dolarının diğer para birimleri karşısında değer kaybetmesi ise yatırımcıların petrol talebi iştahını artırıyor.

Petrol fiyatları, son 4 ayın en yüksek seviyelerinde seyrederken, piyasa katılımcıları, İsrail-Filistin çatışması ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın oluşturduğu arz yönlü belirsizliklere karşı temkinli kalmaya devam ediyor.

Brent petrolde teknik olarak 86,56 ile 86,91 dolar aralığının direnç, 86,21 ile 85,86 dolar aralığının ise destek bölgesi olarak izlenebileceği belirtiliyor.

İsrail ordusu, Gazze’deki Şifa Hastanesi’nde bir binayı havaya uçurdu

İsrail ordusunun, Gazze kentindeki Şifa Hastanesi’nde bir binayı patlayıcılarla havaya uçurduğu bildirildi.

El-Aksa televizyon kanalının haberine göre, İsrail güçleri, Gazze kentinin batısında yer alan Şifa Hastanesi’ndeki bir binayı havaya uçurdu.

Filistin devlet televizyonu da birkaç saat önce Telegram hesabından yayımladığı paylaşımda, İsrail güçlerinin, Şifa Hastanesi’ne sığınan yerinden edilmiş kişilere hastane yerleşkesini derhal tahliye etmeleri için anonslar yaptığı belirtildi.

İsrail ordusu, dün iftar saatinde Şifa Hastanesi bölgesine düzenlediği yoğun top atışı sonucu onlarca kişi ölmüş ve yaralanmıştı.

– Şifa Hastanesi’ne İsrail baskını

İsrail ordusu, 18 Mart sabahı Gazze kentinin batısındaki Şifa Hastanesi’ne insansız hava araçları ve yoğun silah sesleri eşliğinde baskın düzenlemişti.

İsrail ordusundan dün yapılan yazılı açıklamada, Şifa Hastanesi bölgesindeki baskını kapsamında şu ana kadar yaklaşık 90 Filistinlinin hayatını kaybettiği, ordu güçleri ve İç Güvenlik Teşkilatı Şin-Bet’in (Şabak) hastane yerleşkesinde 300’den fazla kişiyi sorguladığı ifade edilmişti.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada da İsrail güçleri tarafından kuşatmaya alınan Şifa Hastanesi’nde hasta ve sağlık çalışanları ile yerinden edilmiş sivillerin mahsur kaldığı belirtilmişti.

Şifa Hastanesi’nde mahsur kalanların yiyecek ve içecek bulamadıkları için 2 gündür oruçlarını açamadığı ifade edilmişti.

Tatar: “Gelecek nesillere bize yakışır bir KKTC teslim edebilmek için mücadelemizi sürdürüyoruz”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Başbakanlık tarafından düzenlenen “1. Kentler ve Kültürler Buluşması” çerçevesinde, Mehmet Gökyiğit’e ait 100’e yakın fotoğrafın sergilendiği “Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak” isimli fotoğraf sergisinin açılış törenine katıldı.

İstanbul’daki serginin açılışına Başbakan Ünal Üstel, TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ile Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı ve TC Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu da katıldı.  Konuşmaların ardından Kıbrıs lezzetlerinin sunulduğu iftar programına geçildi.

-Tatar: “30 yılda çok aşamalar kaydettik, nereden nereye geldik”

Açılışta konuşan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İstanbul’a geldiğinde, böyle güzel buluşmalara katıldığında hep geçmişi hatırladığını kaydederek, 30 yıl önce de, İstanbul Kıbrıs Türk Kültür Derneği başkanlığı yaptığı dönemde de buralarda Kıbrıs’ın geleceğini konuştuklarını söyledi.

“30 yılda çok aşamalar kaydettik, nereden nereye geldik…” diyen Tatar, çalışmaların KKTC’nin çehresini değiştirmek, ekonomisini güçlendirmek ve refahını artırmak için sürdürüldüğünü vurguladı.

KKTC için “büyük düşüncelerin” Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğiyle hayat bulduğunu kaydeden Ersin Tatar, Türkiye’den KKTC’ye su getirilmesine, alt yapıya ve iletişime yapılan büyük yatırımlara değindi.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Önümüzdeki dönemde Kıbrıs’a kabloyla elektriğin de getirilmesiyle artık başka bir dönem başlayacak” dedi.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan Ekonomik ve Mali İş Birliği protokolleri kapsamındaki projelerin hayata geçirilmesi için gece gündüz çalışıldığını söyleyen, bunların, dünyayı sarsan pandemi, dengeleri alt üst eden Ukrayna-Rusya savaşı ve büyük felaketlerin yaşandığı 6 Şubat depremine rağmen sürdürüldüğünü kaydeden Tatar,  “Gelecek nesillere bize yakışır bir KKTC teslim edebilmek için mücadelemizi sürdürüyoruz” vurgusunda bulundu.

Konuşmasında, Kıbrıs Türk halkı ile Türk milletinin yaşadığı zor yıllara da değinen Cumhurbaşkanı Tatar, İngiliz yönetiminin baskısı altında olan Kıbrıslı Türklerin, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Anadolu’da verilen mücadeleye destek vermek için Çanakkale’ye koştuğunu, burada şehit olduğunu ifade ederek, “Mücadelemizi aynı anlayışla, Türkiye’nin, büyük milletin ayrılmaz ve kopmaz bir parçası olarak sürdürüyoruz” dedi.

Kıbrıs konusunda da konuşan Ersin Tatar, Kıbrıs’ta iki ayrı devletin iş birliğiyle bir anlaşmanın olabilmesi için egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün ne anlama geldiğini dünyaya duyurmak için çalıştıklarını belirtti.

-“Bizleri AB oyunlarıyla yok edeceklerini zannediyorlarsa biz oraları çoktan geçtik”

Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:

“Federal temelde bir anlaşmayla bizi tehlikeye sürükleyebilecek entrikalara bir kez daha ‘hayır’ diyoruz. Çünkü tek egemenlik, tek devletle bizleri yamalayacakları anlaşmanın alt yapısı sıfır asker, sıfır garanti ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kendilerine göre ‘modası geçmiş’ garantörlük anlaşmasını ortadan kaldırmaktır, Türk askerinin adadan çekilmesidir. Bizleri Avrupa Birliği oyunları ile yok edeceklerini zannediyorlarsa biz oraları çoktan geçtik…Artık yeni bir siyasetimiz vardır ve bu milli bir siyasettir”

Kıbrıs Türk halkının 1963 hadiseleriyle devletin dışına itildiğini söyleyen Tatar, “Elbette kendi devletimizi kurma hakkımız vardı. 60 yıldan uzun zamandır Kıbrıs Türkü bu yolu kendi devletiyle yürüyor. Kendi devletimizden vazgeçip gidip başkalarına yama olmayacağız…Biz bu siyaseti sonuna kadar sürdüreceğiz. Kıbrıs’ta bağımsız bir Türk devletinin yaşatılması ve geleceğe taşınması için bu milli siyaset Türkiye’nin desteğiyle sürdürülmektedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin Türk Devletler Teşkilatı’na gözlemci üye kabul edilmesine, Bakü’ye gerçekleştirdikleri üst düzey ziyarete, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edilmesine ve temmuz ayında Şuşa’da yapılacak zirveye davet almasına işaret ederek,  “KKTC bağımsız bir Türk devleti olarak Türk devletlerinin Akdeniz’e açılan kapısı, penceresidir…KKTC’nin milli bir devlet olarak ne kadar önemli, kadim, kutsal ve geleceğimiz için ne kadar kıymetli olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

Çavuş: “Ormanlarımızı Koruyarak, Geleceğimize Yeşil Bir Miras Bırakalım”

“Yangınlar sonrası boşalan alanlara Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı olarak, 2024 yılında 200 bin adet fidan dikimi gerçekleştirdik.  Bir fidan dikmek, gelecek kuşaklara temiz hava ve yaşanabilir bir çevre bırakmanın en güzel yollarından biridir.”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, dünyanın akciğerleri olarak adlandırılan ormanların hayati bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Ormanlarımızı koruyarak, geleceğimize yeşil bir miras bırakalım.” dedi.

Çavuş, Orman Haftası nedeniyle yayımladığı mesajda, ormanların sadece oksijen üretmekle kalmadığını, aynı zamanda biyolojik çeşitliliği koruduğunu, su döngüsünü düzenlediğini ve iklim değişikliği ile mücadelede önemli bir rol oynadığını kaydetti.

“Ülkemizde, ormanlarımızı korumak ve sürdürülebilir bir şekilde yönetmek için büyük çaba harcıyoruz. Yeniden ağaçlandırma, ormansızlaşmanın önlenmesi ve ormansızlaşmış alanların rehabilitasyonu gibi alanlarda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” diyen Çavuş, ülkede herkesi üzen orman yangınlarında da bir araya gelinerek, dayanışma ve çaba gösterildiğini vurguladı.

Yanmış ormanları yeniden yeşillendirmek ve doğal dengeyi sağlamak için hep birlikte harekete geçildiğini kaydeden Çavuş, mesajında şunları ifade etti:

-Yanan alanlara bu yıl 200 bin fidan dikildi

“Ormanlarımızın tekrar yeşermesi, sadece doğal güzelliklerimizi geri kazanmamıza değil, aynı zamanda çevrenin sağlığı için de kritik öneme sahip.

Bu sebeple, yangınlar sonrası boşalan alanlara Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı olarak, 2024 yılında 200 bin adet fidan dikimi gerçekleştirdik. Bir fidan dikmek, gelecek kuşaklara temiz hava ve yaşanabilir bir çevre bırakmanın en güzel yollarından biridir.”

Çavuş, “Yanmış ormanlarımızı yeniden yeşertmek için hep birlikte çalışalım. Bu küçük adım, büyük bir fark yaratacaktır.” sözleriyle ormanların önemini bir kez daha hatırlatarak, doğaya olan sevgi ve sorumluluğu vurguladı.

Çavuş mesajında, “Birlikte çalışarak, gelecek nesillere temiz hava ve sağlıklı bir çevre bırakmak için çaba göstermeye devam edelim. Ormanlarımızı koruyarak, geleceğimize yeşil bir miras bırakalım.” çağrısı da yaptı.

Tatar İstanbul’da Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi Külliyesini ziyaret etti

İstanbul ve Adana’da temaslarda bulunmak üzere bu sabah KKTC’den ayrılan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İstanbul’ da Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi Külliyesi’ni ziyaret etti.

Devlet Arşivleri Başkanı Prof. Dr. Uğur Ünal tarafından karşılanan Tatar’a arşiv hakkında bilgi verildi. Cumhurbaşkanı Tatar’a ziyaretinde KKTC Milli Arşiv Müdürü Ejdan Sadrazam ve KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel de eşlik etti.

-Tatar

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar burada yaptığı açıklamada bir milletin varlığını sürdürebilmesi için tarihini çok iyi bilmesi gerektiğini vurguladı.

“Geçmişini geleceğe taşıyan bir millet her zaman tarihte yerini alır” diyen Tatar, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın direktifleri doğrultusunda yapılan Osmanlı Arşivi Külliyesi’nin mimari, teknik ve donanım olarak muazzam bir eser olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Türk halkı için çok önemli olan bu arşivi her Türk gencinin mutlaka ziyaret etmesi gerektiğini söyledi.

KKTC Cumhurbaşkanlığına bağlı Milli Arşiv ve Araştırma Dairesinin de çalışmalarını çok titiz ve dikkatli yürüttüğünü söyleyen Tatar, geçtiğimiz ay huzurunda imzalanan ve iki devletin Arşiv Başkanlığı arasında iş birliğini öngören protokolün önemine işaret etti.

Buradaki tecrübe ve bilginin KKTC’ye aktarılmasının Kıbrıs Türk tarihinin gelecek nesillere doğru şekilde aktarılması için de önemli olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, protokol kapsamında tarafların gerekli çalışmaları hızla başlatacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Tatar Kıbrıs’la ilgili 1878 kira sözleşmesini inceledi

Cumhurbaşkanı Tatar, ziyarette Osmanlı ile İngiltere arasında 1878’de imzalanan kira sözleşmesini de inceledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Arşivin ne kadar önemli olduğunu sadece bu belge üzerinden anlaşılabilir” dedi.

Tatar, bu belgeye sahip olunmasa İngiltere’nin farklı tezlerde bulunabileceğini ama bu belgede de görüldüğü üzere adanın idaresinin İngiltere’ye bırakıldığını ancak mülkiyet hakkının devredilmediğini söyledi.

“Tarihi gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak çok önemli” vurgusunu yineleyen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Prof. Dr. Uğur Ünal olmak üzere tüm çalışanlara teşekkür etti.

Fidan: Türkiye geleceğini Avrupa’da görüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’nin geleceğini Avrupa’da gördüğünü söyledi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares ile Dışişleri Bakanlığındaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

İspanya’nın başından itibaren Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecine samimi şekilde destek olan ülkeler arasında yer aldığını, AB üyeliğinin Türkiye için stratejik bir hedef olmaya devam ettiğini meslektaşına bir kez daha ifade ettiğini aktaran Fidan, şunları kaydetti:

“İnancımız Avrupa Birliği (AB) kurumlarıyla Türkiye arasındaki ilişkilerin daha pozitif gündemle, daha ileriye taşınması. Türkiye geleceğini Avrupa’da görüyor. Üyelik perspektifimiz değişmedi, AB’den irade beyanı bekliyoruz. Bizim de İsrail’e yönelik uluslararası baskının oluşturulması için çabalarımız sürüyor.”

“Bankacılık sektörünün öz kaynakları 2023 yılı sonunda bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 81,27 oranında artış gösterdi”

KKTC Merkez Bankası tarafından hazırlanan KKTC ekonomisi ve bankacılık sektörü ile ilgili istatistiki verilere ve değerlendirmelere yer verilen 2023 yılının dördüncü çeyreğine ilişkin bülten yayımlandı.

Bültene göre, bankacılık sektörünün öz kaynakları 2023 yılı sonunda bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 81,27 oranında artış gösterdi. Kredi talebindeki düşüş devam ederken, 2023 yılı Aralık ayı itibarıyla mevduatın yüzde 83,97’sinin yabancı para, yüzde 16,03’ünün Türk parası (TP) cinsinden olduğu belirlendi.

2023 yılında 2022 yılına kıyasla hava ve deniz yolu ile ülkeye giren yolcu sayısı yüzde 36,3 artış gösterirken, 2022 yılında, kara kapılarından ülkeye giren KKTC uyruklular hariç kişi sayısı 3 Milyon 484 bin 382 iken, 2023 yılının aynı döneminde bu rakam 4 Milyon 672 bin 126’ya yükseldi.

2023 yılı Aralık ayı sonunda yıllık fiyat artışının en yüksek olduğu sektörler yüzde 116,63 ile eğitim, yüzde 111,95 ile lokanta ve oteller, yüzde 111,93 ile haberleşme ve yüzde 96,09 ile sağlık kalemleri oldu.

2020-2023 yılları arasında çalışma izinli sigortalı sayısındaki değişimde en büyük pay üçüncü ülke uyruklu sigortalılardan kaynaklandı. 2008 yılında yüzde 3,6 olan üçüncü ülke uyruklu kayıtlı çalışanın, 2023 yılında toplam sigortalı çalışanlar içindeki payı yüzde 18,2’ye yükseldi.

-Bankacılık sektörü

Merkez Bankasından bültene ilişkin yapılan açıklamada, 2023 yılı Eylül ayı sonunda 200.147,1 milyon TL seviyesinde olan bankacılık sektörünün aktif toplamının, 2023 yılının Aralık ayı sonunda bir önceki çeyreğe göre yüzde 14,28 artarak 228.721,5 milyon TL’ye yükseldiği ifade edildi.

2023 yılı Aralık ayı itibarıyla sektörün brüt kredilerinin 92.047 milyon TL, mevduatının ise 186.718 milyon TL olduğu belirtilen açıklamada, 2023 yılının dördüncü çeyreğinde, sektörün aktif toplamı içerisindeki en büyük payın, yüzde 40,24 ile brüt kredilere ait olduğu, brüt kredileri sırasıyla yüzde 32,57’lik payla nakit ve nakit benzeri kalemler, yüzde 18,22’lik payla MDC ve yüzde 8,97’lik payla diğer aktifler kaleminin takip ettiği kaydedildi.

-“Kredi talebindeki düşüş devam etti”

Bir önceki yılın aynı dönemine göre brüt kredilerde yüzde 62,66 artış olmasına rağmen, brüt kredilerin aktif toplamı içindeki payının 4,91 puan azalarak, yüzde 40,24’e gerilemesinin, kredi talebindeki düşüşün bir önceki çeyrekte olduğu gibi devam ettiğine işaret ettiği ifade edilen açıklamada, “2023 yılı Aralık ayı itibarıyla, pasif toplamının yüzde 81,64’ünü mevduat, yüzde 7,35’ini öz kaynaklar, yüzde 5,99’unu bankalara borçlar ve yüzde 5,03’ünü ise diğer pasifler oluşturmaktadır” denildi.

-“Mevduatın 83,97’si yabancı para, yüzde 16,03 Türk parası cinsinden”

2023 yılı Aralık ayı itibarıyla 63.900,2 milyon TL olan işletme kredilerinin kredi türleri içerisinde ilk sırada, 15.768,8 milyon TL olan tüketici kredilerinin ise ikinci sırada yer aldığı belirtilen açıklamada, şu bilgiler verildi:

“2023 yılı Aralık ayı itibarıyla mevduatın yüzde 83,97’si yabancı para (YP), yüzde 16,03’ü Türk parası (TP) cinsinden olup, Tahsili Gecikmiş Alacaklar (TGA) hariç TP mevduatın krediye dönüşüm oranı yüzde 104,49, YP mevduatın krediye dönüşüm oranı ise yüzde 36,1 olarak gerçekleşmiştir. Bankacılık sektörünün öz kaynakları 2023 yılı sonunda bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 81,27 oranında artış göstererek 16.819,4 milyon TL seviyesinde gerçekleşmiştir.”

-“Hava ve deniz yoluyla ülkeye giren yolcu sayısında yüzde 36.3 artış”

2023 yılında 2022 yılına kıyasla hava ve deniz yolu ile ülkeye giren yolcu sayısının yüzde 36,3 artış göstererek 1 Milyon 854 bin 490 kişiye ulaştığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Hava ve deniz yolu ile ülkeye gelen yolcu sayısı 2023 yılının Ekim, Kasım ve Aralık aylarında sırasıyla 192 bin 86, 167 bin 325 ve 166 bin 561 olarak gerçekleşmiştir. 2022 yılında, kara kapılarından ülkemize giren KKTC uyruklular hariç kişi sayısı 3 Milyon 484 bin 382 iken 2023 yılının aynı döneminde bu rakam 4 Milyon 672 bin 126 olarak gerçekleşmiştir. 2023 yılında kara kapılarından girişlere bakıldığında Güney Kıbrıs uyruklu kişilerin 3 Milyon 53 bin 389, diğer ülke vatandaşlarının girişlerinin ise 2 Milyon 158 bin 588 olarak gerçekleştiği görülmektedir.”

-Enflasyon oranları

2023 yılı dördüncü çeyreğinde KKTC’de bir önceki aya göre enflasyon oranlarının Ekim, Kasım ve Aralık aylarında sırasıyla yüzde 1,92, yüzde 4,42 ve yüzde 5,44 olarak gerçekleştiği belirtilen açıklamada, 2023 yılı dördüncü çeyreğinde, bir önceki yılın aynı ayına göre yıllık enflasyon oranlarının Ekim ayında yüzde 78,60, Kasım ayında yüzde 81,99 ve Aralık ayında ise yüzde 83,63 olarak gerçekleştiği ifade edildi.

-Yıllık fiyat artışının en yüksek olduğu sektör eğitim

2023 yılı Aralık ayı sonunda yıllık fiyat artışının en yüksek olduğu sektörlerin yüzde 116,63 ile eğitim, yüzde 111,95 ile lokanta ve oteller, yüzde 111,93 ile haberleşme ve yüzde 96,09 ile sağlık kalemleri olduğu

kaydedilen açıklamada, 2023 yılı Aralık ayı sonu itibarıyla en düşük fiyat artışının ise yüzde 64,35 ile gıda ve alkolsüz içecekler kaleminde olduğu belirtildi.

-Sosyal Sigortalara kayıtlı çalışan sayısında artış

Covid-19 salgını öncesinde 119 bin 568 olan sosyal sigortalara kayıtlı çalışan sayısının, 2022 yılı Kasım ayı itibarıyla 127 bin 172 seviyesine, 2023 yılı Kasım ayı itibarı ile de 141 bin 441 seviyesine yükseldiği ifade edilen açıklamada, 2022 yılı Kasım ayı ile 2023 yılı aynı ayı arasında çalışma izinli sigortalı çalışan sayısının yüzde 16,89 artarak, 54 bin 355’den, 63 bin 537’ye, KKTC vatandaşı sigortalı çalışan sayısının ise yüzde 6,98 artarak, 72 bin 817’den, 77 bin 904’e yükseldiği kaydedildi.

-Çalışma izinli sigortalı sayısındaki değişimde en büyük pay üçüncü ülke uyruklu sigortalılar

2020-2023 yılları arasında çalışma izinli sigortalı sayısındaki değişimde en büyük payın üçüncü ülke uyruklu sigortalılardan kaynaklandığı belirtilen açıklamada, 2020 yılı başında 16 bin 504 olan üçüncü ülke uyruklu sigortalı sayısının, 2022 yılında 18 bin 846’ya, 2023 yılı Kasım ayında ise 25 bin 727 seviyesine ulaştığı ifade edildi.

Aynı dönemde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sigortalı çalışanların sayısının 35 bin 509’dan 37 bin 810’a yükseldiği kaydedilen açıklamada, “Yaşanan bu değişimlerle birlikte 2008 yılında yüzde 3,6 olan üçüncü ülke uyruklu kayıtlı çalışanın, toplam sigortalı çalışanlar içindeki payı 2023 yılına gelindiğinde yüzde 18,2’ye ulaşmıştır” denildi.

-Bütçe Gelişmeleri

2023 mali yılında bütçe gelirleri ve giderlerinin sırasıyla 38.333 milyon TL ve 38.596 milyon TL olarak gerçekleştiği ifade edilen açıklamada, 2022 yılında 248,8 milyon TL olarak gerçekleşen bütçe açığının, 2023 yılında yüzde 5,7 artışla 263 milyon TL’ye yükseldiği belirtildi.

Bütçe gelirlerinden TC yardım ve kredilerinin çıkarılması sonucu oluşan yerel gelirler toplamının bütçe giderlerini karşılama oranının 2023 yılında yüzde 85,7 seviyesinde gerçekleştiği kaydedilen açıklamada, yerel gelirler ile bütçe giderleri arasındaki açığın giderilmesi için en önemli finansman kaynağı olan TC yardım ve krediler kaleminin bütçe giderlerini karşılama oranının 2023 yılında yüzde 13,7 seviyesinde gerçekleştiği ifade edildi.

2023 yılının dördüncü çeyreği içerisinde Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ihalesi yoluyla toplam 230,8 milyon TL borçlanıldığı, 1,1 milyar TL DİBS geri ödemesi yapıldığı ve böylece 836,8 milyon TL net borç geri ödemesi gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, 2023 yılının dördüncü çeyreğinde Merkez Bankası tarafından Maliye Bakanlığı’na kısa vadeli avans kullandırılmadığı kaydedildi.

2022 yılsonunda DİBS ve KVA yolu ile oluşan toplam iç borç stoku 1.883 milyon TL iken, 2023 yılsonunda 865,5 milyon TL olduğu ifade edilen açıklamada, 2023 yılı tamamında DİBS ihraçları yoluyla toplamda 3.914,9 milyon TL borçlanma, 4.929 milyon TL geri ödeme yapıldığı ve 1.014,1 milyon TL tutarında net borç geri ödemesi gerçekleştirildiği belirtildi.

Yunan Hava Kuvvetlerine ait F-16, Ege Denizi’ndeki Arsura Adası (Psathoura) açıklarında denize düştü

Yunan Hava Kuvvetlerine ait F-16 savaş uçağı, Ege Denizi’nde bulunan Arsura Adası (Psathoura) açıklarında eğitim uçuşu sırasında denize düştü.

Yunan basınına yansıyan haberlere göre, 337 Filo 110’uncu Avcı Kanadı’na ait F-16, Larissa’daki hava üssünden kalkarak 4 savaş uçağıyla eğitim uçuşuna katıldı.

F-16 savaş uçağı, Ege Denizi’ndeki Arsura Adası açıklarında düştü.

Uçaktan paraşütle atlayarak kurtulan pilot, arama kurtarma çalışması sonucu bulundu ve hastaneye kaldırıldı.

AB ve BM’den “Gazze için harekete geçme” çağrısı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Gazze’deki nüfusun açlıkla karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, harekete geçme çağrısı yaptı.

Von der Leyen, 21-22 Mart’ta yapılacak AB Liderler Zirvesi’ne katılmak üzere Brüksel’i ziyaret eden Guterres ile bir araya geldi.

Von der Leyen ve Guterres, ikili görüşmeleri öncesinde basına ortak açıklama yaptı.

Gazze ve Ukrayna’daki durumu ele alacaklarını belirten von der Leyen, Guterres’e hayatını kaybeden BM personeli için taziyelerini iletti. Von der Leyen, “Gazze’deki savaştan ve ortaya çıkan felaket niteliğindeki insani durumdan son derece kaygılıyız. Gazze kıtlıkla karşı karşıya. Bu kabul edilemez.” dedi.

“Esirleri serbest bırakacak ve Gazze’ye daha fazla insani yardımın ulaşmasını sağlayacak bir ateşkes konusunda şimdi hızla anlaşmaya varmak kritik önem taşıyor.” ifadesini kullanan von der Leyen, Refah’a yönelik geniş çaplı bir saldırının savunmasız sivil nüfusa yönelik risklerinden de büyük endişe duyduğunu bir kez daha vurguladı.

Von der Leyen, AB’nin Gazze’ye daha fazla yardım ulaştırılması için elinden geleni yaptığını belirterek, bu esnada iki devletli çözüme yönelik hazırlıklar da yapılması gerektiğine işaret etti.

– İsrail’e çağrı

Guterres de Avrupa’nın küresel sahnedeki rolünün her zamankinden daha önemli olduğu karanlık bir dönemden geçildiğini söyledi.

Ukrayna’da iki seneyi aşkın süredir devam eden savaşta uluslararası hukukun ve BM Şartı’nın yok sayıldığını vurgulayan Guterres, Gazze’deki durumla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Gazze’de savaş devam ederken hiçbir şey Hamas’ın 7 Ekim’deki iğrenç eylemlerini haklı gösteremez. Hiçbir şey Filistin halkının kolektif olarak cezalandırılmasını da haklı gösteremez. Bugün nüfusun yarısından fazlası, yani 1 milyondan fazla insan felaket düzeyinde bir açlıkla karşı karşıya.”

Guterres, “Çok geç olmadan, şimdi harekete geçmeliyiz. İsrailli yetkililere, Gazze genelinde insani yardım malzemelerine tam ve sınırsız erişim sağlamaları, uluslararası topluma da insani çabalarımıza tam destek vermeleri çağrısında bulunuyorum.” dedi.

Erdoğan: “Ekonomik göstergeler gayet iyi”

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Enflasyon düştükçe ekonomideki bu olumlu tablonun getirilerini çalışanlarımıza ve emeklilerimize daha iyi yansıtma imkanı bulacağız.” dedi.

Erdoğan, partisinin 15 Temmuz Cumhuriyet ve Demokrasi Meydanı’nda düzenlenen mitinginde vatandaşlara hitap etti.

Isparta’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, “Selçuklu’nun yoldaşı, Osmanlı’nın gözde şehri, Cumhuriyet’imize giden yolda İstiklal Mücadelemizin mihmandarı Isparta, Türkiye Yüzyılı’nın inşasına da öncülük ediyor.” diye konuştu.

“Karşıda güzel dururken kime gönül vermeli” şeklindeki türkü sözlerini hatırlatan Erdoğan, “Karşıda Isparta dururken, karşıda sizler dururken elbette sizden başkasına gönül vermek olmaz.” ifadesini kullandı.

Ispartalıların 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde milletvekilliğinde yüzde 55,5, cumhurbaşkanlığında yüzde 58 oy oranıyla gönüllerinin kendilerinden yana olduğunu gösterdiğini, kendilerini yalnız bırakmadığını söyleyen Erdoğan, Ispartalılara sevgi ve vefaları için teşekkür etti.

Isparta’dan aldıkları güçle, şevkle, heyecanla Türkiye Yüzlılı’nın inşası yolunda emin adımlarla ilerlediklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biliyorsunuz geçtiğimiz yılın mayıs seçimlerini 6 Şubat depremlerinin acısı eşliğinde gerçekleştirmiştik. Milletimiz depremde sergilediği birliği, beraberliği, kardeşliği hamdolsun sandıkta da sürdürdü. Türkiye, son 10 yıldır terörden darbe girişimine, salgından bölgemizdeki çatışmalara kadar ardı arkası kesilmeyen nice sınamalara maruz kaldı. Asrın felaketi bu depremler, üzerimizdeki yükü daha da artırdı fakat şu anda geldiğimiz noktada yerel yönetim seçimlerine gidiyoruz. Bugün de hayat pahalılığıyla ve onun bir sonucu olan sabit gelirli insanlarımızın refah kaybıyla sınanıyoruz. Allah’ın izniyle bunların da üstesinden geleceğiz. Uyguladığımız programın sonuçlarını bu yılın ikinci yarısından itibaren görmeye başlayacağız.”

Genel ekonomik göstergelerin gayet iyi, milli gelir, istihdam, üretim ve ihracatın tarihin en yüksek seviyesinde olduğunu aktaran Erdoğan, “Enflasyon düştükçe ekonomideki bu olumlu tablonun getirilerini çalışanlarımıza ve emeklilerimize daha iyi yansıtma imkanı bulacağız. Bunun dışındaki palavralara sakın ha kanmayın.” dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

“Eski Türkiye’de bu palavracı siyaset anlayışı yüzünden ülkenin onlarca yılı heba edildi. Güvensizliğin, istikrarsızlığın, programsızlığın, plansızlığın kol gezdiği bir ülkede herkes kaybeder, en çok da çalışanlar ve emekliler kaybeder. Hatırlarsanız bu ülkede emekliye, memura, işçiye maaş ödenememe tehlikesinin yaşandığı günler oldu. Üstelik o günlerin hem çalışan ve emekli sayıları hem bunların toplam bedelleri bugünle mukayese edilemeyecek kadar küçük rakamlardı. Türkiye bugün 32 milyonu bulan çalışan, 16 milyona ulaşan emekli sayısıyla gerçekten çok farklı bir ligin oyuncusudur. Biz güven ve istikrar iklimini muhafaza ederek diğer faktörler ne olursa olsun ülkemizin hedeflerinden sapmasına asla izin vermedik. Bugün de aynı anlayışla hareket diyoruz. Dışarıda ve içeride ne yaşarsak yaşayalım milletimizin işini, aşını, huzurunu, güvenliğini koruma kararlılığımızdan asla geri adım atmıyoruz.”

Meydanda 35 bin Ispartalı bulunduğu bilgisini paylaşan Erdoğan, “İşte Isparta bu, gül diyarı bu. Biz Isparta’yı sevdik, Isparta da bizi sevdi.” dedi.

– “Milli geliri 3 kat büyüttük, önümüzdeki süreçte 2 kat daha büyütebiliriz”

“Ülkemizin son 21 yıldaki kazanımlarına sahip çıkmadan, daha güçlü ve müreffeh bir toplum hayali kuramayız.” diyen Erdoğan, bu dönemde milli geliri 3 kat büyüttüklerini, ilerleyen süreçte 2 kat daha büyütebileceklerini dile getirdi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

“Böylece hepimiz daha iyi refah seviyelerine kavuşabiliriz ama bunu oturup sadece eleştirerek veya yattığımız yerden ahkam keserek değil çalışarak hem de çok çalışarak yapmamız gerekiyor. Hiç çalışmadan dünyanın en yüksek refah seviyesinde bir hayat yaşamayı umut etmenin adı hayalperestlik değil başka bir şeydir. Milletimizin çalışkan, üretken becerikli olduğunu biliyoruz. Biz insanımızın bu vasıflarını harekete geçirebileceği, kullanabileceği, katma değere dönüştürebileceği bir altyapı oluşturmanın peşindeyiz.”

– “Dünyada insansız hava araçlarında ilk 3, ilk 4’ün içindeyiz”

Savunma sanayisinde atılan adımların bunun örneklerinden olduğunu belirten Erdoğan, “Şu anda biz dünyada havada var mıyız? İnsansız uçaklarımızla var mıyız? Şu anda daha da yapacağız. KIZILELMA’yla var mıyız? Aynen devam. AKINCI’yla var mıyız? Devam. Dünyada insansız hava araçlarında ilk 3, ilk 4’ün içindeyiz.” diye konuştu.

Türkiye’nin daha düne kadar neredeyse tamamen dışa bağımlı bir savunma sanayisi olduğunu, yerlilik oranını yüzde 20’den yüzde 80’e çıkardıklarını aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bize tabanca vermiyorlardı tabanca, şimdi bizim yerli tabancalarımıza dünyanın dört bir yanından talep var. Şu anda aynı alanda dünyanın önde gelen ihracatçıları arasında girdik. İnsanız hava araçları teknolojisinde dünyanın ilk 3 ülkesinden biriyiz. Milli savaş uçağımız KAAN’la 5. nesil uçak yapabilen dünyadaki 4 ülkeden biri olduk. Aynı tabloyu makineden gıdaya, giyimden seramiğe, turizmden müteahhitliğe her alanda görmek mümkündür.”

Fidan, KKTC dahil bütün Türk devletleri olarak entegrasyonu hızlandırma, daha fazla bütünleşme arzusunda olduklarını söyledi

 Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan’la işbirliğinin Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) nezdinde kurumsallaşarak devam ettiğini, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) dahil bütün Türk devletleri olarak entegrasyonu hızlandırma, savunma dahil her alanda daha fazla bütünleşme arzusunda olduklarını belirterek, son olarak ortak yatırım fonu kurduklarını, ekonomilerin de bütünleşmesi yönünde kararlı adım attıklarını söyledi.

Bakan Fidan, dün, Kırşehir AK Parti İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı.

Fidan, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 21 yılda, kelimenin tam anlamıyla çağ atladığını, buna herkesin şahit olduğunu söyledi.

Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, dünyayı tehdit eden krizler, çatışmalar ve savaşlar karşısında sağduyunun, adaletin ve vicdanın sesi olduğuna dikkati çeken Fidan, şöyle devam etti:

“Zorlu bir coğrafyada, yaşamsal tehdit arz eden krizlere rağmen başta bölgemiz olmak üzere, tüm dünyada barış ve istikrarın savunucusu olmaya devam ediyoruz. Bakınız, Ukrayna’daki savaşta, iki yılda 500 binden fazla insan öldü. Yıpratma mücadelesine dönen bu savaş, hepimizin hayatını etkiliyor. Bu savaş, küresel planda enerji ve gıda krizi dahil, pek çok problemin tetiklenmesine neden oluyor. Barış için, küresel adalet için, elini taşının altına koyan tek bir lider var; o da Sayın Cumhurbaşkanımız.”

Fidan, bazı kesimlerin, Gazze’deki İsrail mezalimi karşısında da ses çıkarmadıklarını hatırlatarak, “Biz Türkiye olarak en başından beri şunu söyledik: Gazze’de derhal ateşkes sağlanmalı. İnsani yardımlar kesintisiz şekilde bölgeye girebilmeli ve artık adalet tecelli etmeli. Filistinli kardeşlerimiz, Doğu Kudüs’ün başkent olacağı egemen devletlerine kavuşmalıdır.” dedi.

Bugün birkaç ülke hariç bütün dünyanın derhal ateşkesin sağlanmasını ve iki devletli çözümü benimsediğini gördüklerini belirten Fidan, bütün bu çağrılara rağmen İsrail ve destekçilerinin, mübarek ramazan ayında dahi ateşkese yanaşmadıklarını, Gazze’yi, çoluk çocuk demeden topyekun hedef almaya, yerlerinden edilen insanları açlıkla cezalandırmaya devam ettiklerini vurguladı.

Fidan, bu ortamda, ateşkesin sağlanmasına ve insani yardımların ulaştırılmasına yönelik çabalarını var güçleriyle sürdürdüklerini ve Türkiye olarak, Filistinli kardeşlerinin yanında olduklarını, haklı mücadelelerinde, sonuna kadar onların destekçisi olacaklarını aktardı.

Her meselede, doğrudan ve adaletten yana olduklarını vurgulayan Fidan, bunu Karabağ meselesinde gösterdiklerini ve Karabağ’daki işgalin son bulduğunu hatırlattı.

Fidan, geçen hafta Bakü’de Gürcistan ve Azerbaycan’la üçlü toplantı gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, “Güney Kafkasya’da barış ve güvenlik için aralanan tarihi bir fırsat penceresi var. Azerbaycan ve Ermenistan’ın bu tarihi fırsatı iyi değerlendireceklerine, müzakereleri bir anlaşmayla taçlandıracaklarına inanıyorum.” diye konuştu.

Azerbaycan’la işbirliğinin Türk Devletleri Teşkilatı nezdinde kurumsallaşarak devam ettiğini, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) dahil bütün Türk devletleri olarak entegrasyonu hızlandırma, savunma dahil her alanda daha fazla bütünleşme arzusunda olduklarını belirten Fidan, son olarak ortak yatırım fonu kurduklarını, ekonomilerin de bütünleşmesi yönünde kararlı adım attıklarını kaydetti.

KKTC’nin tahıl ve baklagillerde tarımsal üretimi artırma çalışmaları olumlu sonuç verdi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Tarımsal Araştırma Enstitüsü (TAE) Müdürü Cem Karaca, tahıl ve baklagillerde tarımsal üretimi artırma çalışmalarının olumlu sonuç verdiğini belirterek, “Arpada 2 yerli çeşit geliştirdik, 3-4 çeşidimiz yolda.” dedi.

Karaca, KKTC’de üretimi yapılan yerli arpa çeşitleri ile deneme ekiminde beklenenin üzerinde verim elde edilen yer fıstığındaki çalışmalarla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

 

Son 3-4 yıldır tarımsal üretimi geliştirerek KKTC’nin dışa bağımlılığını azaltmak üzere Türkiye desteğinde önemli çalışmalar yürüttüklerini vurgulayan Karaca, bir yandan üretimi artırırken diğer yandan da arpa ve yer fıstığında yerli çeşitler geliştirme çabası içinde olduklarını dile getirdi.

 

Karaca, ülkede yetişen tahıllardan buğdayda ıslah çalışmalarının sürdüğünü aktararak şunları söyledi:

“Arpada 2 yerli çeşit geliştirdik, 3-4 çeşidimiz yolda. Yer fıstığında 1’i yerli 4’ü Türkiye’den getirilen 5 çeşidin üretiminden iyi verim aldık. Halen yerli çeşidimiz olan Beşparmak ve Reşat Bey arpalarının tohum üretimi devam ediyor. Gelecekte bunun yanına ekleyeceğimiz 3-4 çeşidi daha çiftçimiz ile buluşturacağız. Yer fıstığında 1’i yerli 4’ü Adana bölgesinden getirilen çeşidin deneme üretiminden olumlu sonuçlar aldık. Türkiye’den gelen uzmanlar Adana’dan getirilen çeşitlerin veriminin Türkiye’den daha iyi olduğunu belirlediler.”

 

KKTC çiftçisinin aslında yer fıstığı üretimine yabancı olmadığını fakat son yıllarda maliyetler ve verim nedeniyle üretimin düştüğünü anlatan Karaca, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığının yer fıstığı üreticisine maddi destek verdiğini söyledi.

 

KKTC’nin yıllık yer fıstığı ithalatının ortalama 580 ton olduğunu aktaran Karaca, bu alandaki üretimin artması ile ithalat için ödenen paranın ülke içinde kalabileceğine dikkati çekti.

Karaca, Türkiye’den getirilen suyun bölgedeki arazilere ulaşmasının da KKTC’nin tarımsal üretimine önemli katkı sağladığını ve Türkiye’nin tarım alanında KKTC’ye tam destek verdiğini vurguladı.

 

“Arpada aynı zamanda melezleme çalışmalarımız var”
TAE Arpa-Buğday Islah Projesi lideri ziraat mühendisi Mehmet Karşılı da Enstitü olarak tahıl üretiminin artırılarak çiftçilere kaliteli tohum sunulması konusunda 2013 yılından beri çalışmalara devam ettiklerini belirterek “Arpada aynı zamanda melezleme çalışmalarımız var. Çiftçilere en verimli çeşidi nasıl verebiliriz, bunun için melezleme çalışmalarını sürdürüyoruz. Geliştirdiğimiz Beşparmak ve Reşat Bey arpa çeşitlerinin yanına yeni çeşitler koymak istiyoruz.” diye konuştu.

 

TAE Yer Fıstığı Çeşitlerinin Adaptasyon Denemesi Projesi lideri ziraat mühendisi Kazım Baş, çalışmalarındaki temel hedefin KKTC koşullarına uygun yer fıstığı çeşidinin belirlenmesi olduğunu, deneme ekimi yapılan 5 çeşitten iyi verim aldıklarını söyledi.

 

Baş, yer fıstığında dönüm başına iyi bir gelir elde edilebileceğini belirterek, son yıllarda ülkede ekim alanı 3-4 dönüme düşen yer fıstığında tarımsal alanları genişleterek üretimin artırılmasını amaçladıklarını bildirdi.

Teknik Personel İstihdamı Sorunu Çözüme Kavuşuyor

Bugün gerçekleşen eylem ve açıklamalar sonrasında Kamu-Sen, KTAMS ve Kamu-İş sendikaları, İçişleri Bakanı Dursun Oğuz ile görüştü.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, sendika temsilcileri ve teknik personel ile gerçekleştirdiği görüşmede, teknik personel istihdamı konusundaki sıkıntılardan dolayı çalışanlara üstün gayret göstermelerinden ötürü teşekkürlerini iletti.

Bakan Oğuz, bu sorunun çözümü için çaba harcayacaklarını belirtirken, sendika yetkilileriyle yaptığı görüşmede, bayram öncesine kadar bu meseleyi çözme noktasında bir süre verilmesini talep etti. Hükümetin bu süre zarfında teknik personel istihdamı sorununu ele alacağı ve çözümü için çalışacağı sözünü verdi.

Cumhurbaşkanı Tatar, TMT Mücahitler Derneği Gazimağusa Şubesi heyetini kabul etti

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Türkü’nün baskılar ve çeşitli oyunlarla masaya oturtulmaya çalışıldığını kaydetti ve BM Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın ortak zemin ararken, önceki federasyon görüşmelerinde başarı elde edilmediğini ve Rum tarafının hiçbir zaman Kıbrıs Türkü’nün egemenliğini kabul etmediğini göz önünde bulundurması gerektiğini söyledi.

Tatar, TMT Mücahitler Derneği Gazimağusa Şubesinden bir heyeti kabul etti.

Cumhurbaşkanlığından verilen bilgiye göre, Tatar kabulde yaptığı konuşmada, TMT’nin Kıbrıs Türkü için çok önemli bir teşkilat olduğunu dile getirdi.

Rum tarafının AB’ye üye olduktan sonra Türkiye’yi adadan çıkarmak için uğraştığını ifade eden Tatar, federasyon temelli bir antlaşmanın Kıbrıs Türkü’ne yönelik tuzaklar barındırdığını söyledi.

“Çoğunluğun azınlığı yönettiği bir sistemde, özellikle Avrupa Birliği içerisinde sınır olmaması nedeniyle kuzeye Rum otoritesini yayarak bizleri de burada zafiyete düşürecek bir çözüm planı düşüncesi içerisindedirler” diye konuşan Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs kuruluş anlaşmalarında adada iki halkın varlığı ve iki halkın egemenliğinden söz edildiğini belirtti.

-“ Biz pozisyonumuzu korumaya çalışıyoruz”

Egemen bir halk olan Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs Cumhuriyeti’nden silah zoruyla çıkarılıp göçe zorlandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Tatar, “Kıbrıs Türkü direnerek bu saldırıları püskürttü ve 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı dönüm noktası oldu. Biz bu pozisyonumuzu korumaya çalışıyoruz. Artık kuzeyde bir devlet vardır. Bu devletin tarihçesi en az 60 yıldır. Artık egemen bir devlet statüsü ile KKTC Devleti bir antlaşmanın parçası olmak durumundadır. Bu fevkalâde önemlidir” dedi.

Türkiye’nin garantörlüğünün 1960 anlaşmasında yer aldığını dile getiren Tatar, “Türkiye’nin garantörlüğünün kaldırılması için bizi 1974 değil 1960 öncesine döndürmeye çalışıyorlar” dedi. 1960 anlaşmasının içinde yer alanın Kıbrıs Türkü’nün özden gelen müktesep egemenlik hakları olduğunu vurgulayan Tatar, 1974 sonrası oluşan coğrafi zeminde artık iki devlet olduğunu söyledi. “Bir antlaşamaya ancak iki devletin iş birliği ile varabiliriz” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, mücadelelerinin sürdüğünü dile getirdi.

-“Kıbrıs Türkü’nün güvenliği için Türk askerinin adadaki varlığı önemli”

Kıbrıs Türkü’nün güvenliği için Türk askerinin adadaki varlığının önemine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, “Egemenliğimiz, devletimiz, Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin buradaki varlığı. Bu dört kavramdan asla ödün vermeyiz” dedi.

İki devlet siyasetine Türkiye Cumhuriyeti’nin tam destek vermesinin öneminin altını çizen Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler ve uluslararası platformlarda KKTC’nin tanınması ve desteklenmesi; Kıbrıs Türkü’ne uygulanan haksız ve çağ dışı ambargoların kaldırılması gerektiğini dile getirdiğini belirtti.

37 yıl adada yer alan İngiltere’nin iki egemen üs aldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Tatar, 1571’den beri adada bulunan Kıbrıs Türkü’nün hala egemenliğinin kabulü için mücadele verdiğini belirtti ve “Sonuna kadar egemenliğimiz, devletimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü ve askerinin varlığına sahip çıkmamız gerekiyor” dedi.

Sivil toplum kuruluşlarının da iki devletli siyaseti desteklemesinin önemini dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, Gazimağusa gibi tarihi ve önemli bir yerde TMT’nın yaşatılmasının çok anlamlı olduğunu ifade etti.

TMT Mücahitle Derneği Gazimağusa Şubesi Başkanı Ahmet Sevinç de, Cumhurbaşkanı Tatar’ın sürdürdüğü siyasete destek belirtti.

DEVLETİN ZİRVESİ İSTANBUL’DA YAŞAYAN KIBRIS TÜRKLERİ İLE BİRARAYA GELİYOR

KKTC Başbakanlığı tarafından, organize edilen ‘1. Kentler ve Kültürler Buluşması” etkinlik serisinin ilki İstanbul’da düzenleniyor.

‘1. Kentler ve Kültürler’ buluşması etkinlikleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın birlikte açılışını yapacakları Mehmet Gökyiğit’e ait, 100’e yakın fotoğrafın sergileneceği; ‘Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak’ isimli resim sergisi de yer alacak.

Sergi açılışının ardından davetliler iftar yemeğinde buluşacaklar. İstanbul CVK Park Bosphorus Hotel’de, saat 18.00’de gerçekleştirilecek etkinliğe yoğun bir katılım olması bekleniyor.

Etkinliğin ardından gerçekleşecek olan iftar yemeğine İstanbul’da yaşayan çok sayıda Kıbrıslı Türk davet edildi.

‘1. Kentler ve Kültürler Buluşması’ na Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Başbakan Ünal Üstel’in yanında, Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı ve bazı milletvekilleri de katılacak.

Cumhurbaşkanı Vekili Töre Motorlu Araç Satıcılar ve İthalatçılar Birliği heyetini kabul etti

Cumhurbaşkanı Vekili, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Motorlu Araç Satıcılar ve İthalatçılar Birliği heyetini kabul etti.

Cumhuriyet Meclisinden verilen bilgiye göre, Meclis Şeref Salonu’nda yer alan kabulde Birlik Başkanı Barış Yuca ve Yönetim Kurulu üyeleri yer aldı.

Kabulde konuşan Töre, hükümetin galeriler ile otomotiv satışı konusunda piyasayı kontrol altında tutması ve haksız rekabeti ortadan kaldırması gerektiğini belirterek, yasal çalışmayla bu sorunların düzeltilebileceğini söyledi.

Galerilerin artması ve çok fazla araç ithal edilmesinin kamuoyunda sürekli gündeme gelen bir konu olduğunu ifade eden Töre, bu hususta düzenlenecek yasanın takipçisi ve destekçisi olacaklarını kaydetti.

-Yuca: “Kontrolsüz şekilde açılan araç galerileri bazı sorunlar yaratıyor”

Motorlu Araç Satıcılar ve İthalatçılar Birliği Başkanı Barış Yuca da yıllarca bu sektörde hizmet verdiklerini ifade ederek, son dönemlerde kontrolsüz şekilde açılan araç galerilerinin bazı sorunlar yarattığını kaydetti.

Hazırlanan sektörleriyle ilgili yasa tasarısının Meclis komitesine geleceği bilgisini aldıklarını belirten Yuca, Töre’den destek istedi.

Tarım Bakanlığı: Sinde Trading’in ürettiği zeytinyağı tağşişli çıktı

Tarım Bakanlığı, 5 ilçede tağşiş analizlerini denetledi, Sinde Trading’in ürettiği zeytinyağının tağşişli çıktığını bildirdi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, zeytinyağı tağşiş analizleri sonucunda 19 zeytinyağı numunesinin uygun değil (tağşişli) olarak tespit edildiğini açıkladı.

Ayrıca bakanlık açıklamasında, Bafra Gıda Tic. Şti. Ltd. tarafından satış/dağıtımı yapılan zeytinyağının tağşişli çıktığını söyledi.

Bakanlıktan yapılan açıklama şöyle:

“04 – 25 Ocak 2024 tarihleri arasında 5 ilçede Tağşiş analizi için yapılan denetimler sonucunda 66 zeytinyağı numunesi alınmış ve ECN 42 ye göre yapılan analizlerin sonucunda 47 Zeytinyağı numunesi Uygun (Tağşişli Değil), 19 Zeytinyağı numunesi ise Uygun Değil (Tağşişli) olarak tespit edilmişti.

Tağşişli çıkan 3 zeytinyağının üretici/satıcı firması olan 2 firma, Yasanın 19. madde, 7. fıkrasına istinaden itiraz hakkını kullanmış ve şahit numuneden tekrar analiz yapılmasını talep etmişti.

Bunun üzerine 05.03.2024 tarihinde gönderilen Sinde Trading’ e ait Naturel Zeytinyağı etiketli 2 şahit numunenin muayene ve analiz raporu sonucuna göre, söz konusu yağlar Uygun Değil (Tağşişli) olarak tespit edilmiştir.

Sinde Trading Naturel Zeytinyağlarının satış/dağıtımı Bafra Gıda Tic. Şti. Ltd. tarafından yapılmaktadır.

38/2023 sayılı ‘’Zeytin ve Zeytin Ürünleri Yasası’’ nın 8. madde, 4. fıkrasına aykırı davrandığı için, firma hakkında söz konusu Yasanın 28. madde, 4. fıkra, A bendine istinaden idari ceza uygulanacaktır.”

En çok yağış Koruçam bölgesine düştü

Meteoroloji Dairesi Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, dün sabahtan bu sabah 8.00’e kadar yörelere göre yağış dağılımı şöyle:

“Koruçam: 18 kg/m²; Yeşilırmak:12 kg/m²; Akdeniz, Kozanköy: 3 kg/m²; Çamlıbel, Karaoğlanoğlu, Türkeli, Gaziveren, Güzelyurt: 2 kg/m²”

Açıklamada, yağış alan diğer yörelerde ise 0,1 kg/m² ile 1 kg/m² arasında yağış kaydedildiği belirtildi.

Gezeravcı uzaydan çektiği Doğu Akdeniz fotoğraflarını paylaştı

Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı, X sosyal medya hesabından, uzaydan çektiği Doğu Akdeniz fotoğraflarını paylaştı.

Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’ndayken (ISS) çektiği Doğu Akdeniz görüntülerinde Kıbrıs adası da net bir şekilde görülüyor.

Alper Gezeravcı, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) geçirdiği 18 günün ardından Türkiye’nin insanlı ilk uzay bilim misyonunu tamamlayarak 9 Şubat’ta dünyaya dönmüştü.

Gezeravcı, Türkiye Uzay Ajansı (TUA) Yönetim Kurulu üyeliğine de atanmıştı.

Hafta sonuna kadar yer yer sağanak bekleniyor

Meteoroloji Dairesine göre bölge serin ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak. Hava hafta sonuna kadar parçalı bulutlu, yer yer yağmurlu olacak. Bugün fırtınamsı rüzgar bekleniyor.

Haftalık hava tahmin raporuna göre, bölge, genellikle alçak basınç sistemi ile serin ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Hava, bugün günü parçalı bulutlu, yer yer sağanak veya gök gürültülü yağmurlu olacak. Yarın ise parçalı bulutlu, yer yer yağmurlu; cuma günü az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu yer yer sağanak yağmurlu geçecek. Hafta sonundan itibaren yağışlı hava yerini parçalı veya çok bulutlu havaya bırakacak.

En yüksek hava sıcaklığı, iç kesimlerde ve sahillerde 20-23 ºC dolaylarında seyredecek. Rüzgar, periyodun ilk yarısında güney ve batı yönlerden, ikinci yarısında ise kuzeyli yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli, bugün fırtınamsı olarak esmesi bekleniyor.

Cumhuriyet Meclis Başkanı Zorlu Töre, Güneş TV’de Kutay Tuna’nın sunumuyla gerçekleşen özel programda konuştu…

“BÜYÜK TÜRK MİLETİNİN BİR PARÇASI OLAN KKTC OLARAK, ŞEHİTLERİMİZİN EMANETİ DEVLETİMİZE SAHİP ÇIKIYORUZ”

Töre, Türk milletinin Cumhuriyet ve bağımsızlık mücadelesini vurgularken, Töre, 109 yıl önce Çanakkale Zaferi’nin Türk tarihinde altın harflerle yazılan bir destan olduğunu ifade ederek, bu zaferin Türk milletinin azim, onur, umut ve kararlılığıyla mümkün olduğunu belirtti.

Programda, Çanakkale Zaferi’nin Türk milletinin ortak şuuru olduğunu ve bu zaferin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğindeki kahramanlar sayesinde kazanıldığını hatırlatan Töre, şehitlerin ve gazilerin iman ve inancıyla elde edilen bu zaferin Türk milletinin her ferdi için önemli bir ders olduğunu vurguladı.

Töre, Türk milletine düşen görevin, şehitlerin kanlarıyla sulanan ve emanet edilen bu kutsal topraklara sahip çıkarak, korumak ve gelecek nesillere güvenle devretmek olduğunu ifade etti. Aynı duygu ve düşüncelerle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak da şehitlerin emanetine sahip çıktıklarını ve Türk milletinin bir parçası olarak Türkiye’nin yüzyılın. hedefine doğru ilerlediği bu yolda, devletlerine sahip çıktıklarını belirtti.

Kıbrıs Barış Harekatı’nı da hatırlatan Töre, bu harekatın Kıbrıs’ın 30 Ağustos’u olduğuna vurgu yaparak, Kıbrıs’ta Cumhuriyetin kurulduğunu hatırlattı. Töre, gençlere emanet edilen bu cumhuriyetin korunması ve geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Son olarak, Türk milletinin bağımsızlık ve vatanseverlik mücadelesine olan inancını vurgulayan Töre, “Şüheda fışkırtacak, toprağı sıksan şüheda. Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.” dizeleriyle Türk milletinin bağımsızlık şuuru ve kararlılığını ifade etti.