Archives Ekim 2024

ÇAVUŞOĞLU: “DEĞİRMENLİK-AKINCILAR BELEDİYESİ’NİN EĞİTİME KATKISI DİĞER BELEDİYELERE DE ÖRNEK OLMALI”

Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi’nin hizmet verdiği bölgedeki ilkokul öğrencilerine belediye eğitmenleri tarafından seramik ve robotik kodlama eğitimleri verilecek, Değirmenlik Lisesi öğrencileri ise burada müzik eğitimi alacak.

Eğitimlerin verileceği Değirmenlik’teki Özle Türkel Sosyal Aktivite Merkezi’nde bu sabah imzalanan protokole Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ile Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi Başkanı Ali Karavezirler imza koydu.

Milli Eğitim Bakanlığı ile Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi bu kapsamda iş birliği protokolü imzalandı. 5 yıl yürürlükte kalacak protokol uyarınca belde okulları için haftanın 5 günü, belediye eğitmenleri tarafından belirlenen sınıf gruplarına okulların görevlendireceği öğretmenler refakatinde eğitim verilecek.

Şehit Mehmet Eray İlkokulu, Gaziköy Anaokulu, Cihangir-Düzova İlkokulu, Balıkesir-Meriç İlkokulu, Değirmenlik İlkokulu ve Değirmenlik Lisesi’nden idarecilerin, Değirmenlik İlkokulu’ndan öğrencilerin katıldığı törende okul aile birliklerinden temsilcilerle belediye meclis üyeleri de hazır bulundu.

-Karavezirler: “Görevimiz yalnız çöp toplamak, su ve ilaçlama değil. Bölgenin ihtiyaçları için ilgili bakanlıklarla iş birliği içindeyiz”

İmza töreninde ilk sözü alan Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi Başkanı Ali Karavezirler, belediye bünyesindeki Özle Türkel Sosyal Aktivite Merkezi’nde ilkokul öğrencilerine seramik ve robotik kodlama, Değirmenlik Lisesi öğrencilerine de müzik eğitimi verileceğini söyledi.

Değirmenlik Lisesi’nin geçtiğimiz yıl Telsim Freezone 10’uncu Liselerarası Müzik Yarışması’ndaki başarısına işaret eden Karavezirler, belediye olarak bu konuda sorumluluk aldıklarını, öğrencilerin müzik eğitmenleriyle birlikte Özle Türkel Sosyal Aktivite Merkezi’nde çalıştığını kaydetti.

Karavezirler, bu ekibin Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi korosunda da yer alacağını söyledi.

Ali Karavezirler, eğitim için merkeze gelecek öğrencilere belediye tarafından ikram yapılacağını merkeze ulaşımın belediye tarafından sağlanacağını, öğrencilerin kullanacağı tüm malzeme ve materyallerin de belediye tarafından karşılanacağını da dile getirdi.

Özle Türkel Sosyal Aktivite Merkezi’nde yetişkinlere yönelik de eğitimler verildiğini belirten Karavezirler, branş sayısını 21’e yükselttiklerini, zaman ve binanın talebe yetmediğini, kasım ayında sonuçlanması hedeflenen ihale sonrasında üst kata bin metrekarelik daha sınıf inşa edileceğini ifade etti.

Bilim ve Teknoloji Merkezi’nin de oluşturulacağını açıklayan, bununla ilgili kararın da belediye meclisinde alındığını söyleyen Ali Karavezirler, 6 yıldır bu görevde bulunduğunu, her kararın belediye meclisinden oy birliğiyle çıktığını kaydetti.

Karavezirler, “Bizim görevimiz yalnız çöp toplamak, su ve ilaçlama değil. Bölgenin ihtiyaçları için ilgili bakanlıklarla iş birliği içindeyiz” dedi.

-Çavuşoğlu: “Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi’nin eğitime katkısının diğer belediyelere de örnek olmalı”

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, yerel yönetimlerin eğitime bu kadar ilgi göstermesini memnuniyetle karşıladıklarını ifade ederek, Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi Başkanı Karavezirler’in çocukların ortak hedef yapıldığı sosyal belediyecilik anlayışının öncüsü olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, Eğitim Bakanı olduğu ilk dönemde okullarla ilgili destek için belediye başkanlarını aradığını, en az tanıdığı başkanlardan biri olan Karavezirler’in konuşmanın hemen başında talebine destek sözü verdiğini ve projeleri hızlı şekilde tamamladığını kaydetti.

Tam gün eğitime giderken ihtiyacın kendilerine destek verecek yerel yönetimler olduğunu da vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, Değirmenlik-Akıncılar Belediyesi’nin eğitime katkısının diğer belediyelere de örnek olmasını istedi.

Çavuşoğlu, “Belediyelerin görevi, yolları temizleyip boyamak, çöp toplamak değildir. Yeni şeyler konuşmak lazım. Anlayışımıza yeni vizyonlar katmak lazım” dedi.

Eğitim Bakanı Çavuşoğlu, sağlıklı, mutlu ve becerikli nesiller yetiştirilmesi için çalışıldığını da vurgulayarak, “Eğitime yapılacak her katkı toplumun geleceğine yansıyacak. Eğitime ve çocuklara katkı koyan herkese tek tek teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Tatar: “Zeytini koruyup, yeni fidanlar dikerek, gelecek nesillere aktarmalıyız”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Girne Belediyesi tarafından Zeytinlik’te düzenlenen 23’üncü Zeytin Festivali’ne katıldı.

Cumhurbaşkanlığından verilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Tatar, festivalin açılışında yaptığı konuşmada, Girne’de bulunan Zeytinlik Köyü’nün Kıbrıs’ın ürünü, zenginliği ve ekonomisi olduğunu söyledi.

Tatar, ülkede turizm ve yükseköğretim gelişmemişken, halkın zeytin ve zeytin yağından elde ettiği gelirin, ekonomide önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

Kıbrıs Barış Harekatı’nın üzerinden 50 yıl, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasının üzerinden 40 yıl geçtiğini hatırlatan Tatar, Türkiye Cumhuriyeti’nin de desteğiyle devletin geliştiğini ve gelişmeye devam ettiğini vurguladı.

Ülkedeki gelişmelerin sevindirici olduğunu ancak doğanın da korunması gerektiğini ifade eden Tatar, “Zeytin ve zeytin ürünleri geçmişten gelen Adanın doğasıyla özdeşleşen bir zenginliğimizdir. Bu zenginlikleri, korumak ve geleceğe taşımak lazım. Yeşil alanlara sahip çıkıp, koruyarak, yeni yeşil alanlar yaratıp ve zeytin fidanları dikerek, gelecek nesillere aktarmalıyız” diye konuştu.

Zeytin Festivali’nin düzenlenmesinde emeği geçen Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, belediye meclis üyeleri ve belediye çalışanlarına teşekkür eden Cumhurbaşkanı Tatar, festival nedeniyle Türkiye’den gelen misafirleri ülkede görmekten duyduğu memnuniyeti ifade etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği Başkanı Mahmut Özçınar’ın Türkiye ve yurtdışında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanıtımı ve belediyelerin gelişmesi için yaptığı çalışmalardan dolayı kendisine teşekkür etti.

Başbakan Ünal Üstel: ”Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türk Devletleri Teşkilatı’nda gözlemci olarak yer almanın onurunu ve sorumluluğunu taşımaktadır.”

Başbakan Ünal Üstel, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümünü kutladı. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, teşkilatın kardeşlik, kültürel ve siyasi bağları güçlendiren önemli bir iş birliği platformu olduğuna dikkat çeken Üstel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bu platformda gözlemci olarak yer almasının onur ve sorumluluk taşıdığını belirtti.

Başbakan Üstel, “Bu konum, halklarımız arasındaki dayanışmanın ve Türk dünyasıyla olan bağlarımızın önemli bir göstergesidir. Teşkilatımızın, Türk devletleri arasındaki iş birliğini derinleştirerek, barış, refah ve istikrarı güçlendirmeye devam edeceğine yürekten inanıyoruz,” ifadelerini kullandı.

Türk Devletleri Teşkilatı’na üye devletlerin liderlerine ve halklarına başarı dileklerini ileten Üstel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin teşkilatın bir parçası olmaktan gurur duyduğunu ve iş birliğinin artarak devam edeceğini vurguladı.

KKTC’nin Gözlemci Üye olduğu Türk Devletleri Teşkilatı 15 yaşında

KKTC’nin de ‘Gözlemci Üye’ olduğu Türk Devletleri Teşkilatı, 15’inci kuruluş yıl dönümünü kutluyor.

Türk dünyasının entegrasyon sürecinde çatı kuruluş olan Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), 15’inci kuruluş yıl dönümünü kutluyor.

İlk kuruluş adı “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (kısaca Türk Keneşi-Türk Konseyi)” olan TDT’nin temelleri, 3 Ekim 2009’da Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Türkiye tarafından imzalanan Nahçıvan Anlaşması’yla atıldı.

Ortak tarihi ve kültürel değerlere sahip Türk dünyasının entegrasyonuna hizmet etmeyi hedefleyen TDT, üye ülkelerle ekonomiden politikaya, eğitimden kültüre, savunmadan güvenliğe, ulaştırmadan gümrüğe, turizmden spora kadar çeşitli alanlarda işbirliğinin zeminini oluşturmaya yönelik faaliyetler yürütüyor.

TÜRKMENİSTAN, MACARİSTAN VE KKTC “GÖZLEMCİ” OLARAK YER ALIYOR

Halihazırda bölgesel ölçekte tanınırlığı artan TDT, 15 yılda toplamda 4,25 milyon kilometrekare toprağa ve yaklaşık 160 milyon nüfusa sahip üye ülkeleriyle Türk dünyasının jeopolitik konumunu güçlendiren uluslararası teşkilat haline geldi.

İstanbul’da 12 Kasım 2021’de düzenlenen Devlet Başkanları 8. Zirvesi’nde Türk Konseyinden “Türk Devletleri Teşkilatı” olarak ismini değiştirme kararı, uluslararası arenada Türk dünyasındaki entegrasyon sürecinde yeni bir dönemin başlangıcı şeklinde yorumlandı.

Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve Özbekistan gibi 5 tam üyeden oluşan TDT’de Türkmenistan, Macaristan ve KKTC “gözlemci” olarak yer alıyor.

Merkezi İstanbul’da bulunan TDT, Devlet Başkanları Konseyi, Dışişleri Bakanları Konseyi, her ülkeden gelen akil insanlardan oluşan Aksakallar Konseyi, Kıdemli Memurlar Komitesi ve Sekretaryadan oluşuyor.

Bunun yanı sıra TDT, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA), Türk Akademisi ve Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY), Türk Yatırım Fonu, Türk Kültür ve Miras Vakfı gibi mevcut işbirliği mekanizmaları için çatı kuruluş vazifesi görüyor.

TDT, Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Dünya Gümrük Örgütü (WCO) gibi çok sayıda önemli uluslararası örgütle de ortaklık yürütüyor.

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de temsilciliğini açan TDT, bu kararıyla gözlemci üyesi Macaristan’ın yanı sıra AB ile AGİT, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Vişegrad Grubu gibi diğer kurumlarla ilişkilerini güçlendirmeyi ve teşkilatın Avrupa’daki görünürlüğünü artırmayı hedefliyor.

“Türk Dünyası-2040 Vizyonu Belgesi” ile geleceğe yönelik stratejik perspektiflerini belirleyen TDT, Türk dünyasında karşılıklı güven ortamının pekiştirilmesini, siyasi dayanışmanın güçlendirilmesini, ekonomik ve teknik işbirliği imkanlarına ivme kazandırılmasını, beşeri ilişkilerin sağlıklı yapılara kavuşturulmasını, Türk dünyasının tarihi ve kültürel birikimlerinin en geniş şekilde kayıt altına alınmasını amaçlıyor.

TDT DEVLET BAŞKANLARINDAN “TÜRK DEVRİ” SLOGANI

TDT Devlet Başkanları 10. Yıl Dönümü Zirvesi vesilesiyle en son Kazakistan’da “Türk Devri” sloganıyla toplanan liderler, TDT bünyesinde, güvenlik alanında yakın eş güdüm ve işbirliğinin sağlanması için savunma sanayisi ve askeri konularda daha yakın işbirliğini sürdürme kararı aldı.

TDT, 15 yılda sadece üye ülkelerin devlet kurumları arasında değil aynı zamanda kardeş toplumlar arasında da kaynaşmayı sağlamayı başardı.

Ortak kuruluşların yaptığı faaliyetlerle halkların ortak tarihi ve kültürel değerlere olan ilgisi artarken en son Türk Akademisinin Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonunun 34 harften oluşan Ortak Türk Alfabesi üzerinde uzlaştığına dair haberi ise Türk dünyasında büyük sevinçle karşılandı.

​​​​​​​Kuruluşundan bu yana devlet başkanları düzeyinde 10 zirveye ev sahipliği yapan TDT, 11’inci zirvesini 6 Kasım’da Kırgızistan’da düzenlemeye hazırlanıyor. ​​​​​​​

Sağlık Bakanı Dinçyürek: “Değirmenlik Sağlık Merkezi 2025’in İlk Çeyreğinde Hizmete Girecek”

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, yapımı devam eden, tadilat ve tamirat işlemleri süren sağlık merkezlerini ziyaret ederek denetimlerde bulunuyor. Bu kapsamda ilk olarak Değirmenlik Sağlık Merkezi’ni ziyaret eden Dinçyürek, inşaat alanında yapılan çalışmaları yerinde inceledi ve yetkililerden bilgi aldı.

Yaklaşık altı hafta önce Değirmenlik Sağlık Merkezi’nin temel atma töreninin gerçekleştirildiğini hatırlatan Bakan Dinçyürek, çalışmaların hızlı bir şekilde ilerlediğini belirterek memnuniyetini dile getirdi. İnşaatın planlanan teslim tarihi Nisan 2025 olmasına rağmen, projenin daha erken tamamlanacağını ifade eden Dinçyürek, “Yeni sağlık merkezimiz büyük olasılıkla belirlenen tarihten önce tamamlanacak ve bölge halkının hizmetine sunulacak. Şimdiden tüm halkımıza hayırlı olsun” dedi.

Bakan Dinçyürek’e ziyaretlerinde Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Müdürü Vesile Erdoğan eşlik etti.

CUMHURBAŞKANI TATAR, UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE KOMİSYONU BAŞKANI VE ÜYELERİNİ KABUL ETTİ

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu Başkanı Teyfide Tecel Hatipoğlu ve üyelerini kabul etti.

Tatar kabulde yaptığı konuşmada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kendi değer ve uygulamaları ile var olduğunu belirterek, ülkede erken yaşlarda madde bağımlılığının gündemde olan bir konu olduğuna değindi.

Madde bağımlılığının azaltılmasına ilişkin çalışmaların önemini vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, bu bağlamda daha fazla duyarlılık çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, yürütülen çalışmaları, yakından takip ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, bunun meşakkatli bir iş olduğunun bilincinde olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, tüm fedakarlıkla devam eden çalışmaların, etkinliğini artırmak ve toplum içinde farkındalığı yükseltmek adına polis teşkilatı ile iş birliğinin önemine değindi. Alınacak olan tüm tedbirler ile birlikte toplum bilincinin altını çizen Cumhurbaşkanı Tatar, komisyon başkan ve üyelerine görevlerinde başarılar diledi.

Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu Başkanı Teyfide Tecel Hatipoğlu ise, madde bağımlılığı ile ilgili ülkedeki son durumu değerlendirerek, yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi. Yürütülen çalışmaların ve yazılan makalelerin kitaplaştırıldığını belirten Hatipoğlu, Cumhurbaşkanı Tatar’a “Kuzey Kıbrıs’ta Madde Kötüye Kullanımı: Trendler, Riskler, Müdahaleler” adlı kitabı takdim etti.

Kıb-Tek’ten 675 TL üzeri borçlulara uyarı: Ödenmezse 7 Ekim’de kesilecek

Kıb-Tek, 675 TL ve üzeri borcu olan abonelerin borçlarının ödenmediği takdirde, elektriklerinin 7 Ekim’de kesileceğini bildirdi.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek), 675 TL üzeri ödenmemiş borçların ödenmediği takdirde 7 Ekim Pazartesi günü elektriklerinin kesileceğini duyurdu.

Kıb-Tek, alacaklarının tahsili konusunda, son ödeme tarihi dolan, Eylül 2024 dönemi ve öncesi borçların ve 675 TL üzeri ödenmemiş borçlar ile birlikte Kıb-Tek ile yapılan yasal sözleşmeler ve taksitlendirilmiş hesapların ödenmemiş taksit borcu geriliği olan tüm özel ve tüzel abonelerin elektriklerinin 7 Ekim 2024 Pazartesi günü kesileceğini belirtti.

Kıb-Tek, “Abonelerimizin mağdur olmaması adına gerekli ödemelerini yapmalarını önemle rica olunur” açıklamasını yaptı.

Tahsin Ertuğruloğlu: Gayriresmi yemekte federasyon konusu tartışılmayacak!

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, BM Genel Sekreteri Guterres’in gayriresmi yemeğe davetine ilişkin, “Bu yemek, federasyon konusunun tartışılmayacağı bir atmosferde gerçekleştirilecek” dedi. Ertuğruloğlu, , federasyon konusunun artık kapanmış bir defter olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, BM Genel Sekreteri Guterres’in KKTC ile Güney Kıbrıs liderlerini gayriresmi yemeğe davetine ilişkin, “Açıkça şunu belirttik ki bu yemek, federasyon konusunun tartışılmayacağı bir atmosferde gerçekleştirilecek.” dedi.

ABD temasları kapsamında Washington’da Türk basın mensuplarıyla bir araya gelen Tahsin Ertuğruloğlu, gündemdeki konuları değerlendirdi.

Ertuğruloğlu, New York’ta Cumhurbaşkanı Ersin Tatar‘ın BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir araya geldiğini ve burada Kıbrıs ile ilgili ana başlıkların ele alındığını kaydetti.

“KKTC’nin mevcudiyeti ve egemenliği asla taviz verebileceğimiz konular değildir” diyen Ertuğruloğlu, bu konudaki hassasiyetlerinin hiç değişmeden sürdüğünü vurguladı.

Ertuğruloğlu, BM Genel Sekreteri Guterres’in 15 Ekim’de Cumhurbaşkanı Tatar ile Rum Lider Hristodulidis’in New York’ta gayriresmi bir yemeğe davet ettiğini ve Tatar’ın bu yemeğe katılacağını anlattı.

“Açıkça şunu belirttik ki bu yemek, federasyon konusunun hiçbir şekilde tartışılmayacağı bir atmosferde gerçekleştirilecek” diyen Ertuğruloğlu, federasyon konusunun artık kapanmış bir defter olduğunu ve geçerliliğini yitirdiğini belirtti.

Adada iki ayrı devlet ile iki ayrı halkın bulunduğunu ve herkesin buna göre konuyu ele alması gerektiğini vurgulayan Ertuğruloğlu, Guterres’in yemek davetini reddetmenin doğru olmayacağını, ancak bu davete katılmalarının hiçbir şekilde “bir federasyon müzakeresi” olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizdi.

Ertuğruloğlu, KKTC’nin varlığının tanınmasından başka bir yol ve yöntemle herhangi bir anlaşmanın kesinlikle mümkün olmadığını belirtti.

İsrail hükümetinin saldırganlığının hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu dile getiren Ertuğruloğlu, Orta Doğu’da artan gerilimin adaya yansımalarını da yakından takip ettiklerini vurguladı.

KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, New York’tan dönüşünde Ercan Havalimanı’nda yaptığı açıklamada, BM gözetiminde Türkiye, KKTC, Yunanistan ve GKRY’nin katılımı ile 4+1 formatında yapılacak bir toplantıda Kıbrıs’ın geleceğinin nasıl şekilleneceği üzerine bir istişare toplantısı ortamının sağlanabileceğini ifade etmişti.

Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmeden resmi müzakere masasına oturmayacağını bir kez daha yinelediğini vurgulayan Tatar, BM Genel Sekreteri Guterres’e, federasyon defterinin geride kaldığını, federasyon meselesinin tüketildiğini ve kabul görmeyeceğini, bunlara rağmen iletişimden kopmayacaklarını ilettiklerini aktarmıştı.

Kıbrıs Türk toplumuna yönelik ambargolar ve son dönemde Rumların baskılarını BM’ye aktardıklarını belirten Tatar, “BM Genel Sekreteri Guterres’in Rum liderle gayriresmi yemekte bir araya gelme teklifine olumlu yanıt verdim. Yani, Kıbrıs görüşmeleri bağlamında olmayacak gayriresmi yemek teklifine ‘evet’ yanıtı verdim.” diye konuşmuştu.

Ombudsman Varol Bakü’de düzenlenen “Uluslararası Ombudsman Formu”na katıldı

Ombudsman Varol, Azerbaycan İnsan Hakları Komiseri Sabina Aliyeva’nın davetiyle Bakü’de düzenlenen Uluslararası Ombudsman Forumu’na katıldı. Varol, forumda “İklim Değişikliği ve İnsan Hakları: Ombudsmanın Rolü” başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi.

Ombudsman İlkan Varol, iklim değişikliğinin sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve politik bir sorun olduğunun altını çizerek, küresel işbirliğinin ve çok paydaşlı çözüm yollarının önemine vurgu yaptı.

Ombudsman Varol, Azerbaycan İnsan Hakları Komiseri (Ombudsman) Sabina Aliyeva’nın daveti üzerine Azerbaycan’nın başkenti Bakü’de düzenlenen Uluslararası Ombudsman Forumu’na katıldı. Varol, etknlikte “İklim Değişikliği ve İnsan Hakları: Ombudsmanın Rolü” başlıklı konuşma yaptı.

Uluslararası Ombudsman Forum’ndan önce konferansa katılan ombudsmanlar, Azarbaycan Ombudsmanı Sabina Aliyeva ile birlikte Azerbaycan’ın Milli Lideri Haydar Aliyev’in Anıt Mezarı’nı, Azerbaycan şehitliği ve Türk Şehitliği’ni ziyaret etti.

Ombudsman Varol, konuşmasına iklim değişikliğinin dünya üzerindeki olumsuz etkilerini sıralayarak başladı.

Varol, konuşmasında, iklim değişikliğinin sadece çevresel değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve politik bir sorun olduğunun altını çizerek, küresel işbirliği ve çok paydaşlı çözüm yollarının önemine vurgu yaptı.

Artan sıcaklıklar, ekstrem hava olayları, su kaynaklarının azalması, tarım ve gıda güvenliği sorunları gibi faktörlerin doğal yaşamı, ekosistemleri ve insan sağlığını tehdit ettiğini belirten Varol, bu sorunların sadece belirli bir bölgeyi değil, tüm dünyayı etkilediğini vurgulayarak, küresel çapta çok paydaşlı iş birliğinin gerekliliğine dikkat çekti.

“ÇOK PAYDAŞLI İŞ BİRLİĞİNİN ÖNEMİ”

Ombudsman Varol, hükümetler, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, akademi ve uluslararası kuruluşlar arasında iş birliğinin, iklim değişikliğiyle mücadelede etkili sonuçlar getireceğini ifade etti.

Hükümetlerin uyguladığı politikalar ve yasalar ile öncü rol üstlenmesi gerektiğini belirten Varol, aynı zamanda iş dünyasının sürdürülebilir iş modelleri ve enerji verimliliği teknolojileriyle bu mücadeleye katkıda bulunabileceğini vurguladı.

Sivil toplumun da halkı bilinçlendirme ve yerel projeler geliştirme konusundaki önemine işaret eden Varol, akademik araştırmaların ve bilimsel verilerin karar alma süreçlerinde kritik bir rol oynadığını belirtti.

Varol ayrıca, Paris Anlaşması gibi uluslararası iş birliklerinin, küresel ısınmayı sınırlamak için önemli bir yol haritası sunduğunu hatırlattı.

KKTC’DE YÜRÜTÜLEN PROJELER

KKTC’de yürütülen projelerden de söz eden Varol, güneş enerjisi kullanımının teşvik edildiğini, su kaynaklarının korunmasına yönelik projelerin geliştirildiğini ve kıyı erozyonunu önleme çalışmaları yapıldığını belirtti.

Varol, şöyle devam etti:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de iklim değişikliğiyle ilgili çeşitli projeler ve girişimler yürütülmekte ve küresel iklim değişikliğinin etkilerini sınırlı kaynaklarla azaltmak için çaba gösterilmektedir. Bu projelerin bir kısmı uluslararası desteklerle ve iş birlikleriyle yürütülmektedir.  Güneşlenme süresi bakımından avantajlı bir konumda olan KKTC’de güneş panelleriyle elektrik üretimi projeleri teşvik edilmektedir. Kuraklık ve su kıtlığı gibi iklim değişikliğiyle ilişkili sorunlarla başa çıkmak için su kaynaklarını koruma projelerine önem verilmektedir. Türkiye ile su temini projeleri, iklim değişikliği kaynaklı su sıkıntılarına karşı bir çözüm olarak uygulanmıştır. Tarımda verimlilik için sulama yöntemlerinin iyileştirilmesi ve su tasarrufunun artırılması yönünde adımlar atılmıştır. Deniz seviyesinin yükselmesi, KKTC’nin kıyı alanlarını tehdit etmektedir. Bu nedenle kıyı erozyonunu önlemeye yönelik dalga kıranlar ve setler inşa edilmektedir.”

İlkay Varol, KKTC’nin, Avrupa Birliği’nin (AB) çevre ve iklim değişikliğiyle mücadele projelerinden de yararlandığını kaydetti.

Varol, AB destekli çevre projeleri arasında Belediyelerin ve yerel yönetimlerin iklim değişikliği ile mücadele kapasitelerini artırmaya yönelik projeler ve AB’nin yeşil dönüşüm stratejisi doğrultusunda KKTC’de karbon salınımını azaltmaya yönelik çeşitli projelerin de yer aldığına dikkat çekti. Varol, KKTC’nin, AB’nin çevre ve iklim değişikliğiyle mücadele projelerinden de yararlandığını ve yerel yönetimlerin kapasitesini artırmak amacıyla çeşitli projeler yürütüldüğünü söyledi.

OMBUDSMANIN ROLÜ

Ombudsman olarak kendi rollerine de değinen Varol,  bu iş birliklerini teşvik etmek, paydaşlar arasında iletişimi güçlendirmek ve toplumun her kesiminin sürece katılımını sağlamakla yükümlü olduklarını ifade etti.

Şeffaflık, hesap verebilirlik ve adalet ilkeleri çerçevesinde hareket edilmesi gerektiğini vurgulayan Varol, iklim değişikliğiyle mücadelede atılacak adımların gelecek nesillerin yaşamını şekillendireceğini söyledi.

Konuşmasının sonunda, “Biz bu dünyayı atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanet aldık” sözlerini kullanan Varol,  sürdürülebilir çözümler üretmek için iş birliğinin önemine bir kez daha dikkat çekti.

Uluslararası Ombudsman Forumu’nda  ayrıca katılımcı ombudsmanlar ile birlikte aile fotoğrafı çekildi.

Ombudsman İlkan Varola’a temasları sırasında KKTC Bakü Temsilcisi Büyükelçi Ufuk Turganer eşlik etti.

Yasin Ekrem Serim: Kıbrıs Türkü’nün hak ettiği geleceğe erişmesi için mesai harcamaya devam edeceğiz

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim, “Kıbrıs Türkü’nün hak ettikleri her alanda müreffeh geleceğe erişmesi için birlikte mesai harcamaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim, Başbakan Ünal Üstel, Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı‘nın Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından sosyal medya üzerinden paylaşım yaptı.

Yasin Ekrem Serim, “Görüşmede KKTC’de yapısal reformların hayata geçirilmesinden enerji arz güvenliğine uzanan çok sayıda proje kapsamlı şekilde ele alındı. Kurumlarımız ile KKTC kurumları arasındaki iş birliğini daha da güçlendirmek adına yoğun çabalarımızı sürdürecek, Kıbrıs Türkünün hak ettikleri her alanda müreffeh geleceğe erişmesi için birlikte mesai harcamaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

KKTC Enerji Arz Güvenliği ve ekonomisi Ankara Zirvesi’nde ele alındı

Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve heyetleri ile 5 buçuk saat süren görüşmeler gerçekleştirdi.

Üstel ile birlikte Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, KKTC Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, Maliye Bakanı Özdemir Berova, Tarım Ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, maliye bürokratları, Merkez Bankası Başkanı Rifat Günay da toplantılarda yer aldı.

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim de görüşmelerde hazır bulundu

Üstel, saat 13.25’te Cumhurbaşkanlığı Külliye’sine vardığında Cevdet Yılmaz tarafından karşılandı.

İlk olarak Yılmaz ve Üstel başbaşa görüşme gerçekleştirdi.

Ardından heyetler arası toplantılara geçildi.

Yaklaşık 5 buçuk saat süren toplantılar sırasında, KKTC Elektrik Enerjisi başta olmak üzere, çok sayıda proje ele alındı.

Toplantılara zaman zaman
Türkiye İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da dahil oldu.

Başbakan Üstel, Külliye Programı kapsamında, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da kabul edildi.

Başbakan Ünal Üstel, Ankara temaslarına yarın sabah da devam edecek.

Üstel ve beraberindeki heyetin, Saat 17.30 sıralarında KKTC’de olması bekleniyor.

Engele Can Suyu Derneği Kuruldu: Farklı Gelişen Bireyler için Yeni Bir Destek Noktası

Gaileniz gailemizdir sloganıyla yola çıkan bir grup eğitimci, 20 Mayıs 2024 tarihinde “Engele Can Suyu” Derneği’ni resmen kurdu. Dernek, farklı gelişen bireylerin hayata aktif katılımlarını sağlamayı ve kendi ayakları üzerinde durabilmelerini hedefliyor.

Dernek üyeleri, kısa süre önce Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ile bir araya gelerek, derneğin amaçları ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. Görüşmede, farklı gelişen bireylerin eğitimine ve topluma kazandırılmasına yönelik yapılacak projeler üzerinde duruldu.

Dernek, yaz tatilinde yapılabilecek en faydalı katkıları tartışmak üzere bir araya geldi ve aktif kullanılabilir bir dernek binasının önemine karar verdi. Tadilatı tamamlanmak üzere olan bu yeni merkez, hem daha erişilebilir olacak hem de farklı gelişen bireyler için bir buluşma noktası sağlayacak.

Engele Can Suyu Derneği’nin I. Olağan Genel Kurul toplantısı, 5 Eylül 2024 tarihinde gerçekleşti. Dernek, farklı gelişen bireylere yönelik sosyal, kültürel ve iş hayatına katılımlarını artırmak için çeşitli atölye çalışmaları ve bilgilendirme seminerleri düzenlemeyi ve onların toplumsal aidiyet duygularını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Dernek Başkanı Aysun Ulutuğ, “Farklı gelişen bireylerimizi topluma kazandırırken, toplumu da onlara kazandırmayı kendimize görev bildik” dedi.

İstatistik Konseyi, ikinci toplantısını yaptı

İstatistik Konseyi’nin ikinci toplantısı “I. Beş Yıllık Programlı Dönemin Genel Değerlendirilmesi” gündemiyle yapıldı.

İstatistik Kurumu’ndan yapılan açıklamaya göre, Sayıştay Başkanlığı Hayati Güven Toplantı Salonu’nda yapılan toplantı İstatistik Kurumu Başkanı İrfan Tansel Demir’in açılış konuşmasıyla başladı.

Toplantı, 2021-2025 Resmi İstatistik Programı’nın genel değerlendirilmesine yönelik sunumun ardından katılımcıların görüş ve önerilerini sunmalarıyla devam etti.

İstatistik Konseyi, “Resmi İstatistik Programı’nın hazırlanmasına, uygulanmasına, resmi istatistiklerin gelişimine ve işlevlerine ilişkin tavsiyelerde bulunmak; resmi istatistik ihtiyaçlarını tespit etmek; ileriye yönelik görüş ve önerileri kapsayan çalışmalar yapmak” amacıyla 32/2019 sayılı İstatistik Kurumu yasasına dayanılarak oluşturuldu.

İstatistik Kurumu Başkanı İrfan Tansel Demir, yaptığı konuşmada, konsey toplantısının temel amacının yapılan faaliyetlere yönelik fikir alışverişinde bulunmak, öneriler sunmak ve 2021-2025 Resmi İstatistik Programı’nda (RİP) yer alan ve 2024 yılına kadar gerçekleştirilen çalışmaların genel değerlendirmesi olduğunu kaydetti.

İstatistik Kurum Başkan Yardımcısı Sevda Özsaygın ise İstatistik Konseyi’nin önemini belirterek, katılım sağlayan konsey üyesi kurum temsilcilerine istatistik üretim sürecinde kuruma verdikleri destek için teşekkürlerini sundu.

Özsaygın, idari kayıtların resmi istatistiklerin üretiminde kullanılmasının önemi ve veri entegrasyonunun istatistik üretiminde yaygınlaşması gerekliliğini belirtti.

 

Üstel: Anavatan Türkiye’mizin desteğiyle KKTC için kararlı adımlar atmaya devam ediyoruz

Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüşmesi öncesi basına açıklama yaptı.

Cevdet Yılmaz’a her zamanki samimi ev sahipliği için teşekkür eden Üstel,
“Ankara’da bulunmaktan ve sizlerle olmaktan duyduğum mutluluğu ifade etmek istiyorum” dedi

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da BM Genel Kurulunda yapmış olduğu “KKTC‘yi tanıyın çağrısı” nedeniyle teşekkür eden Üstel, “ 3 yıl üst üste tarihi çağrılar yapılmıştır. Geçen yılki çağrıdan sonra Azerbaycan‘la tarihi adımlar atıldı. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar‘la birlikte Azerbaycan’ı en üst düzeyde ziyaret etme fırsatı bulduk. Bu çağrılara yeni karşılık geleceğine inanıyoruz. Biz bu doğrultuda ekonomimizi geliştirmek ve güçlendirmek için Anavatan Türkiye’mizin desteğiyle kararlı adımlar atmaya devam ediyoruz” diye konuştu.

Üstel şöyle devam etti:

Dünyanın bizlere yönelik İzolasyonlarına inat Anavatan Türkiye’mizin desteği bizler için çok değerlidir. Özellikle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz‘la birlikte imzaladığımız Ekonomik ve Mali İşbirliği protokolleri çerçevesinde ülkemizi daha da iyi bir noktaya getirmek için çalışıyoruz. Olumsuzluklara rağmen, izolasyonlara rağmen, KKTC dünyada hak ettiği yeri alacaktır. Biz Anavatanımızla tam yol, ileriye doğru gidiyoruz

Akdeniz’in göbeğinde Kuzey Kıbrıs’ın etrafı barut fıçısı olurken, insanlar ölürken dünyanın, BM Güvenlik Konseyi’nin ses çıkarmadığına işaret eden Üstel, yaşananlara sadece mazlumların sesi Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ses verdiğine vurgu yaptı

Üstel, “ Biz bunları 1974’te yaşadık. Anavatan Türkiye sayesinde barış ve huzuru sağladık. Şimdi imzaladığımız protokollerle, ekonomik sıkıntıları da aşacağız. Yarım kalan projeleri tek tek hayata geçirmeye devam edeceğiz. Ekonomik çarklarımızı işletmeyi, alım gücünü sağlam tutmayı sürdüreceğiz” dedi

UBP kurultayını kazanması nedeniyle de kendisine yönelik kutlama sözleri için de Cevdet Yılmaz’a teşekkür eden Başbakan Ünal Üstel, KKTC Halkına layık olmak için birlikte işbirliği içinde yeni dönemde de çalışacaklarını vurguladı.

Görüşmede, KKTC’nin Enerji arz güvenliği için kendilerine kapsamlı bir sunum yapıldığını açıklayan Ünal Üstel, “ Anavatan Türkiye’den Kablo için önprotokol imzalamıştık. Şimdi somut adımlarla ilerleyeceğiz. Güçlü bir ekonomi için arz güvenliğinde yaşanan sorunları kalıcı çözeceğiz” diye konuştu

Ünal Üstel, e-devlet konusunda da yakın zamanda önemli adımlar atacaklarını sözlerine ekledi.

Kuzey Kıbrıs Turkcell müşterilerine BKM Mutfak Kıbrıs’ta yüzde 25 indirim fırsatı

Kuzey Kıbrıs Turkcell ile BKM Mutfak Kıbrıs arasında iş birliği protokolü imzalandı.

Protokol kapsamında, Kuzey Kıbrıs Turkcell müşterileri BKM Mutfak Kıbrıs’ta sunulan tüm oyunculuk ve yazarlık atölyelerinden yüzde 25 indirimli olarak faydalanabilecek.

Kuzey Kıbrıs Turkcell, Türkiye’nin en popular tiyatro ve komedi sahnelerinden biri olan BKM’nin (Beşiktaş Kültür Merkezi) şubesi olarak Kıbrıs’ta faaliyet gösteren ve eğitimler veren BKM Mutfak Kıbrıs ile marka iş birliği protokolü imzaladı. Protokol, Kuzey Kıbrıs Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Deniz Mungan Sonuç ve BKM Mutfak Müdürü Duygu İnan tarafından imza altına alındı. Törene ayrıca Kuzey Kıbrıs Turkcell Marka İletişimi Müdürü Özlem Kavaz Soykan ile Gelir ve Ürün Yönetimi Müdürü Aziz Kaşot da katıldı.

Gerçekleşen iş birliği protokolü kapsamında, Kuzey Kıbrıs Turkcell müşterileri tiyatro ve oyunculuk alanında profesyonel eğitimler vererek bu alanda yeteneklerini geliştirmek isteyen bireylere katkı sağlamayı hedefleyen BKM Mutfak Kıbrıs’ta sunulan tüm oyunculuk ve yazarlık atölyelerinden %25 indirimli olarak faydalanabilecek. İndirimden yararlanmak isteyen müşteriler, Kuzey Kıbrıs Turkcell uygulaması üzerinden alacakları şifreyi BKM Mutfak Kıbrıs yetkililerine göstererek indirim hakkını kullanabilecek. Herhangi bir yaş sınırı bulunmayan indirimler 1 yıl boyunca geçerli olacak.

Kuzey Kıbrıs Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Deniz Mungan Sonuç gerçekleşen protokolden duyduğu mutluluğu aktararak, “BKM Mutfak gibi değerli bir kurumla iş birliği yapmaktan son derece memnunuz. Müşterilerimize sanat ve tiyatro gibi alanlarda katkı sağlayacak projeler sunmak bizim için önemli. 25. yılımız içerisinde gerçekleşen bu iş birliği ile hem sanata hem de müşterilerimize destek olmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

“AKPA’DA HASİPOĞLU’NDAN RUM VEKİLLERE CEVAP: TMK KARARLARINI TANIYIN”

Cumhuriyet Meclisi’ni temsilen Strazburg’da Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi (AKPA) bulunan heyet başkanı Oğuzhan Hasipoğlu, Rum milletvekillerinin tutuklamalar konusunda yaptığı konuşmalara cevap verdi.

 

Genel Kurul salonunda, Rum milletvekili Tornarides”in Taşınmaz Mal Komisyonu”nun (TMK)”nın etkinliğinin sorgulanması gerektiği ve kuzeydeki satışların gayri yasal olduğunu ifade etmesi üzerine, Genel Kurul salonunda söz alan Oğuzhan Hasipoğlu, Güney Kıbrıs Rum yönetimini, Avrupa Konseyi üye ülkelerinin kararlarına uymaya tabi olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AIHM) etkin bir iç hukuk olarak kabul ettiği Taşınmaz Mal Komisyonun kararlarını tanımaya davet etti.

Kıbrıs Rum tarafının halen gerçekleştirdiği tutuklamaların hukuki dayanağının olmadığını, GKRY tek amacının KKTC ekonomisine zarar vermek olduğunu ve Taşınmaz Mal Komisyonunun AİHM tarafından Kabul edilen etkin bir iç hukuk yolu olduğunu belirtti.

Hasipoğlu açıklamasına söyle devam etti; Rum tarafı hem daha önceki tüm çözüm planlarına hayır diyor, hem de şimdi hali hazırda işleyen bir hukuk mekanizmasının işlevsizliğini iddia ediyor, meseleyi kişisel ceza davalarına götürerek aslında siyasileştiriyor. Üç günlük Avrupa Konseyi genel kurul toplantılarında, gerek vekillere, gerekse AİHM’in ve konseyin ilgili birimlerine bu durumu izah ettiğimizi düşünüyorum. Anlıyorum ki tutuklamalar konusunu Rum tarafı adeta milli bir mesele haline getirmiş durumda. Bu konuda bizlerin de ciddi bir lobi çalışması içerisinde olmamız kaçınılmazdır.

KKTC’DE TEKNOFEST DÜZENLEMEYİ DÜŞÜNÜYORUZ

TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, “Önümüzdeki yıllarda KKTC’de TEKNOFEST düzenleyerek bu hareketi daha da genişletmeyi hedefliyoruz.” dedi.

TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı (T3) Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, “2018’den bu yana tam 27 farklı şehrimizde teknoloji yarışmaları düzenledik. Toplamda 10 milyon ziyaretçiyi ağırladık.” dedi.

Bayraktar, geride kalan 7 yılda, Azerbaycan’a kadar uzanan 9 farklı TEKNOFEST’i başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getirerek, “Şimdi de 10’uncusunu düzenliyoruz. Önümüzdeki yıllarda KKTC, Türk dünyası, dost ve kardeş coğrafyalarda TEKNOFEST düzenleyerek bu hareketi daha da genişletmeyi hedefliyoruz.” dedi.

Ana teması yapay zeka olan TEKNOFEST Akdeniz’de 50 farklı teknoloji yarışması olduğunu belirten Bayraktar, aralarında nükleer enerji teknolojilerinden kuantum hackathona, finansal teknolojilerden büyük dil modellerine, hava savunma sistemleri, blokzincir gibi temaların bulunduğu 11 yeni yarışmanın olduğunu söyledi.

Bayraktar, bu yıl bir kez daha kendi rekorlarını kırdıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2024’te 1 milyon 600 binden fazla genç kardeşimiz teknoloji yarışmalarına başvurdu. 2018’den bu yana yarışmalarımıza başvuru sayısı 4 milyonu buldu. Toplamda 10 milyon ziyaretçiyi ağırladık. TEKNOFEST’i hayata geçiren T3 Vakfı’ndaki ekip arkadaşlarıma, gönüllülerimize, paydaşlarımıza, yarışmalara katılan genç kardeşlerime, ülkemizin her bir köşesinden ve dünyanın farklı noktalarından gelerek heyecanımıza ortak olan, dualarını esirgemeyerek bizlere destek veren aziz milletimize şükranlarımı iletiyorum.”

Tatar, Boks Federasyonu heyetini kabul etti

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Boks Federasyonu Başkanı Pembe Dereci ve Yönetim Kurulu Üyelerini kabul etti

Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Tatar kabulde yaptığı konuşmada, KKTC’de farklı spor dallarında başarılı ve yetenekli sporcular olduğunu belirterek, boks federasyonu başkanlığını bir kadının yapmasının cinsiyet eşitliği bağlamında çağdaş devlet anlayışına örnek olduğunu söyledi.

 

Siyasetin spora katılmaması gerektiğine işaret eden Tatar, Kıbrıs Türklerine uygulanan spor ambargosunun insanlık dışı olduğunu uluslararası platformlarda her fırsatta dile getirdiklerini kaydetti ve KKTC Boks Federasyonu yönetimine başarı diledi.

TÖRE: “MECLİS BAŞKANLIĞIM DÖNEMİNDE EN AZ HARCAMA YAPAN BAŞKAN OLDUM”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Meclis Başkanlığı döneminde en az harcama yapan Başkan olduğunu söyledi.
Töre, Diyalog TV canlı yayınında soruları yanıtladı.
Ortadoğu’da yaşanan gerilime değinen Töre, Kıbrıs’taki üslerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin onayı ve izni ile İsrail’i savunma ya da İsrail’in saldırı amaçları için zaman zaman kullanıldığına değinerek Rumların bölgede yaşanan drama katkı yaptığını ifade etti.
Birleşmiş Milletler’in işe yaramaz hale geldiğine değinen Töre, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” sözünün bugünlerde çok daha fazla anlam kazandığını söyledi.
Meclis Başkanlığı süresince en az harcama yapan ve bütçeyi en az kullanan bir Başkan olarak kayıtlara geçebileceğini ifade eden Töre, aldığı davetlerle gittiği birçok yurtdışı seyahatinin kendisinin ve heyetinin uçak ile konaklama harcamalarının da davet eden kurumdan karşılandığını vurguladı.
Töre, birçok ziyaretinde lüks oteller yerine misafirhanelerde de konakladığına işaret eden Töre, devletin ve kurumların kaynaklarının her zaman en tasarruflu şekilde kullanılması gerektiği düşüncesinde olduklarını belirtti.
Gerek ülkede gerek ise Türkiye’de yüzbinlerce Türkiye ve KKTC bayraklarının olduğu rozetler ve flamalar dağıttığını söyleyen Başkan Töre, bunların hiç birinin devlet ya da Meclis bütçesinden karşılanmadığını Türkiye’den sendika, sivil toplum örgütü ve Türk Milliyetçisi dostlarının kendi adına bu harcamaları yaptığına değindi.
Töre, Başkanlığı döneminde gerek TBMM gerek TİKA gerek ise başka kurumların katkıları ile binek araçlar başta olmak üzere Meclis’in bir çok ihtiyacını da karşıladıklarına işaret etti.
Meclis yerleşkesi ve yeni Cumhurbaşkanlığı binasına karşı çıkan bazı kesimlerin bina açıldığında en önde oraya yerleşmek için gideceklerini dile getiren Töre, bazı çevrelerin eleştirileri yaparken ihtiyaçları göz önüne alarak değerlendirme yapılması gerektiğini söyledi.
Töre: “Bu binayı bize Avrupa Birliği yapmış olsaydı bazı çevreler alkış tutacaktı. Ama Anavatanımız yaptığı için bu kesimler sadece eleştiriyor, ihtiyaç olduğunu görmüyor” dedi.
Meclisin yönetimi ile ilgili bazı milletvekillerinin şikayetlerinin anımsatılması üzerine Başkan Töre şunları kaydetti:
“Bazen bazı milletvekilleri maalesef Meclis’te gerginliği özellikle kendileri çıkarıyor, yasama çalışmalarının aksamasını istiyor. Sonra da aynı Milletvekilleri bana ‘Müdahale et, Genel Kurula ara ver’ diyor. Meclis’e ara vermek büyük bir zaman kaybıdır ve başka problemlerin doğmasına da yol açar. Görev sürem boyunca elimden geldiği kadar Genel Kurula ara vermeden sükûneti sağlamaya çalıştım”
Meclis Başkanlığı adaylığı ile ilgili soruları da yanıtlayan Başkan Töre, sadece Meclis Başkanlığını iyi idare ettiğini düşünmediğini, hem Türkiye’de hem de Türkiye dışındaki ülkelerde de KKTC ve Cumhuriyet Meclisi’ni en iyi şekilde temsil ettiğine inandığını söyledi.
Töre, ülke içerisinde de yapmış oldukları çalışmalarla Meclis’in temsiliyetini daha da arttırdıklarını ve Meclis için bir “Milli duruş” ortaya koyduklarını vurgulayarak “Partimin Genel Başkanına yeniden aday oluğumu söyledim. Sayın Sucuoğlu’nun adaylığı ile ilgili iddiaları Sayın Başbakan’a sorduğumda kendisi ile görüşmediğini bana iletti. Faiz Bey’in aday olmayacağını düşünüyorum. Şayet aday da olursa da bunlar grupta konuşulacaktır.” dedi.

“İsrail saldırılarından sonra yaklaşık 240 bin kişi Suriye’ye geçti”

 İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ardından Suriye’ye geçenlerin sayısının 176 binden fazlası Suriye vatandaşı olmak üzere 240 bine dayandığı bildirildi.

Lübnan Afet Risk Yönetimi Biriminden yapılan açıklamada, İsrail’in saldırılarının ardından Lübnan’da yerinden edilen kişilere ilişkin bilgi verildi.

Lübnan’da 23-30 Eylül tarihlerinde 239 bin 453 kişinin Lübnan sınırından Suriye’ye geçtiği, bu kişilerin 176 bin 80’inin Suriyeli ve 63 bin 373’ünün Lübnanlı olduğu kaydedildi.

İsrail saldırıları nedeniyle 8 Ekim 2023’ten bu yana 1 milyon kişinin yerinden edildiği, bu kişilerden 155 bin 600’ünün sığınma merkezlerine yerleştirildiği belirtildi.

Lübnan’da yerinden edilenlerin barınması için 875 merkezin açıldığı, bunlardan 625’inin maksimum kapasitesine ulaştığı vurgulandı.

Açıklamada ayrıca Lübnan hükümetinin, Birleşmiş Milletlere bağlı kuruluşlarla birlikte bağış toplanması için “insani yardım çağrısı” başlattığı, ülkede yerinden edilen kişilerin ihtiyaçlarının karşılanması için 425 milyon dolara ihtiyaç duyulduğu ifade edildi.

– İsrail’in Lübnan’da şiddetlenen saldırılarında 1275 kişi öldü

BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL ANKARA’DA

Başbakan Ünal Üstel, Ankara’da resmi temaslarına bugün başladı.

Üstel, ziyareti kapsamında, ilk olarak Anıtkabir’i ziyaret etti.

Üstel’e, Eşi Zerrin Üstel, Başbakan Yardımcısı, Turizm Çevre ve Kültür Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ve bürokratları eşlik etti.

Heyeti ile birlikte Aslanlı Yol’da yürüyen Üstel, Ulu Önder Atatürk’ün mozolesine çelenk koydu.

Ardından da Anıt Özel Defteri’ni imzaladı.

Üstel Anıt Özel Defteri’ne şöyle yazdı:

Atam,

Biliniz ki; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı olarak, mensubu olmaktan büyük gurur duyduğumuz yüce Türk ulusu için azim ve kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz.

İnandığımız yolda, ilke ve devrimlerinizin ışığında, gösterdiğiniz hedeflere doğru, azimle yürümeye devam ediyoruz.

Bu kutlu yürüyüşte, ideallerinizi her zaman olduğu gibi en değerli rehberimiz olarak görüyoruz.

Üstlenmiş olduğumuz bu kutsal sorumluluğu, Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği ve gücüyle layıkı ile yerine getireceğimizden emin olunuz.

Bizlere emanet ettiğiniz cumhuriyetlerimizi sonsuza dek yaşatacağız. Milletçe her türlü zorluğun üstesinden gelerek, daha aydınlık yarınlara mutlaka ulaşacağız.

Atam, rahat uyuyunuz, emanetiniz, emanetimizdir. Bu müstesna gün vesilesiyle tüm aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyor, tüm kahramanlarımızın aziz hatıraları önünde saygı ile eğiliyorum.

Üstel, ziyareti sırasında Anıtkabir Müzesini de inceledi.

BAF’TA HAREKETLİLİK

ABD ve Almanya’ya ait askeri nakliye uçaklarının Baf Havalimanı’nda bulunduğu bildirildi.

“Cyprus Times” isimli Rum haber sitesi, ABD ve Alman nakliye uçaklarının Baf’ta, gerekmesi halinde Orta Doğu’daki kendi ülke vatandaşlarının tahliyesi için beklediğini yazdı.  Gazete Almanya’ya ait askeri nakliye uçağının Baf Havalimanı’nda olduğunu gösteren bir de fotoğraf yayımladı.

MEME KANSERİ FARKINDALIK AYI

KKTC’de kadınlarda en sık görülen kanserlerin başında meme kanseri geliyor. Sigara ve alkol kullanımı, fazla kilo, yaşlılık meme kanserine yakalanma sıklığını artırıyor ancak risk faktörlerinin ilk sırasında kadın olmak var. Hayatlarının önemli bölümünde östrojen hormonuna maruz kalan kadınlar meme kanseri açısından ciddi risk altında. Meme kanserinde dünyanın kabul ettiği tarama programı ise 40 yaşından itibaren yılda bir kez çektirilen mamografi, bu erken tanı ve tedavi için oldukça önemli.

Meme kanseri farkındalık ayı bugün başladı. Ekim ayı boyunca meme kanseriyle ilgili farkındalığın artırılması için Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere sivil toplum örgütleri etkinlikler ve tarama programları düzenleyecek.

“1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) konuşan İç Hastalıkları ve Tıbbı Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Diker, meme kanseri için riskleri ve hastalıktan korunma yollarını, meme kanseri tedavisi gören 30 yaşındaki Zamira Jumayeva ve 46 yaşındaki Yiğit Bebek de tanı ve tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı.

-Diker: “İnsanlar yaşlandıkça kanserin sıklığı artacak”

“Kadın olmak meme kanseri için başlıca risk faktörü. Her 6 kadından biri meme kanserine yakalanıyor,” diyen Ömer Diker, ilk âdetin erken yaşta başlaması, menopoza geç girilmesi dolasıyla östrojen hormonuna uzun süre maruz kalmanın meme kanseri riskini artırdığını kaydetti.

Erkeklerde de meme kanseri görüldüğünü ancak bu oranın kadınlara göre yüz kat daha az olduğunu belirten Diker, “Hiç çocuk doğurmamak, ilk çocuğunsa 30 yaşından sonra olması da meme kanseri riskini artırıyor. Emzirmek koruyucu. Emzirmeyen kadınlarda daha sık meme kanseri görüyoruz” diye konuştu.

Düzenli alkol kullanmanın da meme kanseri riskini artırdığını kaydeden Ömer Diker, “Her gün alkol kullanımı, bir bardak şarap dahi olsa, meme kanseri sıklığını artırıyor” diye konuştu.

Yaşlanmanın da meme kanseri için risk faktörü olduğunu belirten, 50’li yaşlardan itibaren meme kanseri görülme sıklığının arttığını dile getiren Doç. Dr. Ömer Diker, “Yaşlanmak, hata yapan DNA, hücre demek. İnsanlar yaşlandıkça kanserin sıklığı artacak” dedi.

-“Doğrudan gen geçişleriyle meydana gelen meme kanserleri kanser türlerinin yüzde 8-10’u kadar”

Ömer Diker, radyasyona, X ışınına maruz kalmanın, özellikle çocukluk ve ergenlik çağında tedavi edici radyoterapi alanlarda meme kanseri riskini artırdığını söyledi.

Kilonun meme kanseri için risk oluşturduğunu vurgulayan Diker, “Obezite bugün sigaradan sonra en iyi bilinen karsinojendir (kansere neden olan etken). Fazla kilo sadece meme değil diğer kanser türleri için de risk” dedi.

Kanserde genetik geçişli mutasyonlarla ilgili de konuşan Ömer Diker, “Doğrudan gen geçişleriyle meydana gelen meme kanserleri, kanser türlerinin yüzde 8-10’u kadarıdır” diye konuştu.

45 yaş altında meme kanseri öyküsü olan veya birinci derece yakınlarında (sadece tek kişide değil, birden fazla aile bireyinde) meme kanseri olması durumunda riskin arttığını söyleyen Diker, kişide genetik geçişli mutasyonlarla ilgili tarama yapıldığını, kanser geninin tespit edildiği bazı durumlarda önlem cerrahisiyle memelerin veya yumurtalığın alındığını belirtti.

-“Her kanser tanısı alacak kişi ölecek diye bir şey yok”

“Birinci derecede yakınlarınızda kanser olması ille sizin de kanser olacağınız anlamına gelmez” diyen Diker, “Her kanser tanısı alacak kişi ölecek diye bir şey de yok. Bu, çok gerilerde kalan bir yaklaşım” diye konuştu.

Ömer Diker, her kanser hastasına kemoterapi de verilmediğini, tedavi protokollerinde hedefe yönelik tedavilerle immünoterapilerin olduğunu belirterek, “Önceki yıllarda yaygın evrede akciğer kanseri tanısı alan hasta için beklenen yaşam süresi 12 aydı. Bugün evre 4 akciğer kanserini sıfırlayıp tekrarlamasını engelleyebiliyoruz. Geçmişteki tedavilerle bugünkü tedaviler arasında çok dramatik farklar var” dedi.

-“Ülkede altın standart tedaviler uyguluyoruz”

Ülkede dünyadaki altın standart kanser tedavilerinin uygulandığına dikkat çeken, kanser tedavisinin çok pahalı olduğunu söyleyen Diker, “Taramayı iyi yaparsanız sağlık harcamalarını düşürürsünüz. Ve ‘tarama yapıyoruz’ demeniz için toplumun yüzde 60-80’inin taranması lazım” diye konuştu.

Diker, taramaların yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayarak, meme kanserinin taranabilir bir kanser olduğunu, 40 yaşından sonra yılda bir çektirilen mamografinin dünyada standart yaklaşım olarak kabul edildiğini söyledi.

-“Kadınların meme kanseri konusunda hatırı sayılır bir duyarlılığı var”

Ülkedeki kadınların meme kanseri konusunda hatırı sayılır bir duyarlılığı olduğunu belirten Ömer Diker, “Bir sürü kadın mamografisini, meme ultrasonunu yaptırıyor ama devlet olarak taramalar konusunda yetersiziz. Bağırsak, meme, rahim ağzı kanserleri en basit taranabilir kanserlerdir ama toplumun kaçta kaçı taranıyor diye baktığınızda oranlar oldukça düşük” dedi.

Konuşmasında meme kanserinden korunma yollarına da değinen Ömer Diker, egzersizin sadece meme değil tüm kanser türlerinde koruyucu olduğunu belirterek, haftada 5 defa 30 dakikalık ve orta derecede zorlayıcı egzersiz yapılmasını önerdi.

Diker, normal kilo kontrolünün ve egzersizin meme kanserinde ölüm riskini de meme kanserinin tekrarlama riskini de azalttığını kaydederek, sigara kullanımından, düzenli alkol kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtti.

Diker, kanserden korunmak için “sihirli gıdalar” olmadığını da söyleyerek, haftada birden fazla kırmızı etin tüketilmediği, protein kaynağında ağırlıklı olarak beyaz etin kullanıldığı, meyve-sebzelerin bol tüketildiği beslenme düzeninin benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

Meme kanseri farkındalık ayı…

KKTC’de kadınlarda en sık görülen kanserlerin başında meme kanseri geliyor. Sigara ve alkol kullanımı, fazla kilo, yaşlılık meme kanserine yakalanma sıklığını artırıyor ancak risk faktörlerinin ilk sırasında kadın olmak var. Hayatlarının önemli bölümünde östrojen hormonuna maruz kalan kadınlar meme kanseri açısından ciddi risk altında. Meme kanserinde dünyanın kabul ettiği tarama programı ise 40 yaşından itibaren yılda bir kez çektirilen mamografi, bu erken tanı ve tedavi için oldukça önemli.

Meme kanseri farkındalık ayı bugün başladı. Ekim ayı boyunca meme kanseriyle ilgili farkındalığın artırılması için Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere sivil toplum örgütleri etkinlikler ve tarama programları düzenleyecek.

“1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) konuşan İç Hastalıkları ve Tıbbı Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Diker, meme kanseri için riskleri ve hastalıktan korunma yollarını, meme kanseri tedavisi gören 30 yaşındaki Zamira Jumayeva ve 46 yaşındaki Yiğit Bebek de tanı ve tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı.

-Diker: “İnsanlar yaşlandıkça kanserin sıklığı artacak”

“Kadın olmak meme kanseri için başlıca risk faktörü. Her 6 kadından biri meme kanserine yakalanıyor,” diyen Ömer Diker, ilk âdetin erken yaşta başlaması, menopoza geç girilmesi dolasıyla östrojen hormonuna uzun süre maruz kalmanın meme kanseri riskini artırdığını kaydetti.

Erkeklerde de meme kanseri görüldüğünü ancak bu oranın kadınlara göre yüz kat daha az olduğunu belirten Diker, “Hiç çocuk doğurmamak, ilk çocuğunsa 30 yaşından sonra olması da meme kanseri riskini artırıyor. Emzirmek koruyucu. Emzirmeyen kadınlarda daha sık meme kanseri görüyoruz” diye konuştu.

Düzenli alkol kullanmanın da meme kanseri riskini artırdığını kaydeden Ömer Diker, “Her gün alkol kullanımı, bir bardak şarap dahi olsa, meme kanseri sıklığını artırıyor” diye konuştu.

Yaşlanmanın da meme kanseri için risk faktörü olduğunu belirten, 50’li yaşlardan itibaren meme kanseri görülme sıklığının arttığını dile getiren Doç. Dr. Ömer Diker, “Yaşlanmak, hata yapan DNA, hücre demek. İnsanlar yaşlandıkça kanserin sıklığı artacak” dedi.

-“Doğrudan gen geçişleriyle meydana gelen meme kanserleri kanser türlerinin yüzde 8-10’u kadar”

Ömer Diker, radyasyona, X ışınına maruz kalmanın, özellikle çocukluk ve ergenlik çağında tedavi edici radyoterapi alanlarda meme kanseri riskini artırdığını söyledi.

Kilonun meme kanseri için risk oluşturduğunu vurgulayan Diker, “Obezite bugün sigaradan sonra en iyi bilinen karsinojendir (kansere neden olan etken). Fazla kilo sadece meme değil diğer kanser türleri için de risk” dedi.

Kanserde genetik geçişli mutasyonlarla ilgili de konuşan Ömer Diker, “Doğrudan gen geçişleriyle meydana gelen meme kanserleri, kanser türlerinin yüzde 8-10’u kadarıdır” diye konuştu.

45 yaş altında meme kanseri öyküsü olan veya birinci derece yakınlarında (sadece tek kişide değil, birden fazla aile bireyinde) meme kanseri olması durumunda riskin arttığını söyleyen Diker, kişide genetik geçişli mutasyonlarla ilgili tarama yapıldığını, kanser geninin tespit edildiği bazı durumlarda önlem cerrahisiyle memelerin veya yumurtalığın alındığını belirtti.

-“Her kanser tanısı alacak kişi ölecek diye bir şey yok”

“Birinci derecede yakınlarınızda kanser olması ille sizin de kanser olacağınız anlamına gelmez” diyen Diker, “Her kanser tanısı alacak kişi ölecek diye bir şey de yok. Bu, çok gerilerde kalan bir yaklaşım” diye konuştu.

Ömer Diker, her kanser hastasına kemoterapi de verilmediğini, tedavi protokollerinde hedefe yönelik tedavilerle immünoterapilerin olduğunu belirterek, “Önceki yıllarda yaygın evrede akciğer kanseri tanısı alan hasta için beklenen yaşam süresi 12 aydı. Bugün evre 4 akciğer kanserini sıfırlayıp tekrarlamasını engelleyebiliyoruz. Geçmişteki tedavilerle bugünkü tedaviler arasında çok dramatik farklar var” dedi.

-“Ülkede altın standart tedaviler uyguluyoruz”

Ülkede dünyadaki altın standart kanser tedavilerinin uygulandığına dikkat çeken, kanser tedavisinin çok pahalı olduğunu söyleyen Diker, “Taramayı iyi yaparsanız sağlık harcamalarını düşürürsünüz. Ve ‘tarama yapıyoruz’ demeniz için toplumun yüzde 60-80’inin taranması lazım” diye konuştu.

Diker, taramaların yaygınlaştırılması gerektiğini vurgulayarak, meme kanserinin taranabilir bir kanser olduğunu, 40 yaşından sonra yılda bir çektirilen mamografinin dünyada standart yaklaşım olarak kabul edildiğini söyledi.

-“Kadınların meme kanseri konusunda hatırı sayılır bir duyarlılığı var”

Ülkedeki kadınların meme kanseri konusunda hatırı sayılır bir duyarlılığı olduğunu belirten Ömer Diker, “Bir sürü kadın mamografisini, meme ultrasonunu yaptırıyor ama devlet olarak taramalar konusunda yetersiziz. Bağırsak, meme, rahim ağzı kanserleri en basit taranabilir kanserlerdir ama toplumun kaçta kaçı taranıyor diye baktığınızda oranlar oldukça düşük” dedi.

Konuşmasında meme kanserinden korunma yollarına da değinen Ömer Diker, egzersizin sadece meme değil tüm kanser türlerinde koruyucu olduğunu belirterek, haftada 5 defa 30 dakikalık ve orta derecede zorlayıcı egzersiz yapılmasını önerdi.

Diker, normal kilo kontrolünün ve egzersizin meme kanserinde ölüm riskini de meme kanserinin tekrarlama riskini de azalttığını kaydederek, sigara kullanımından, düzenli alkol kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtti.

Diker, kanserden korunmak için “sihirli gıdalar” olmadığını da söyleyerek, haftada birden fazla kırmızı etin tüketilmediği, protein kaynağında ağırlıklı olarak beyaz etin kullanıldığı, meyve-sebzelerin bol tüketildiği beslenme düzeninin benimsenmesi gerektiğini vurguladı.

Acil Durum Hastanesi’nde MR Performansı Üç Kat Arttı

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Acil Durum Hastanesi’ni ziyaret ederek yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Ziyaret sırasında konuşan Bakan Dinçyürek, göreve geldikleri günden itibaren hastane içinde verimliliği artırmaya yönelik birçok düzenleme yaptıklarını belirtti.

Bakan Dinçyürek, “Bugün yaptığımız çalışmaların sonuçlarını yerinde denetliyoruz. Daha önce de kamuoyuyla paylaştığım gibi, Acil Durum Hastanesi’nde bulunan adanın en iyi MR cihazlarından biri, kurulduğu günden bu yana düşük performansla çalışıyordu. Bu cihazın daha aktif kullanılması için çalışmalar yaptık ve insan kaynakları konusunda düzenlemeler gerçekleştirdik.

Şu anda cihaz, eskiye oranla %300 performans artışıyla çalışmaktadır. Bu gelişme, MR randevu bekleme süresini önemli ölçüde kısaltacaktır,” dedi. Ayrıca hastanedeki anjiyo cihazının da uzun süre atıl durumda olduğunu belirten Dinçyürek, cihazın yeniden aktif hale getirildiğini ve şu anda hem kalp damar cerrahisi hem de girişimsel radyoloji alanında kullanıldığını söyledi. Dinçyürek, bu gelişmenin ana binadaki koroner anjiyo bekleme süresini azaltacağını ve kapasiteyi iki katına çıkaracağını belirtti. Mağusa Devlet Hastanesi’ne de bir anjiyo merkezi kurma aşamasında olduklarını ifade eden Bakan Dinçyürek, bu merkezin devreye girmesiyle anjiyo bekleme sürelerinin neredeyse tamamen ortadan kalkacağını vurguladı.

Bakan Dinçyürek, “İnsanımıza en kısa sürede en etkin sağlık hizmetini sunmak için tüm ekibimizle çalışıyoruz,” diyerek konuşmasını sonlandırdı. Bakan Dinçyürek’e ziyaretinde Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Adil Özyılkan, Başhekim yardımcıları Dr. Hasan Birtan, Dr. Hasan Hansel, Dr. Çağın Ozankaya ,Acil Durum Hastanesi’nden Sorumlu Başhekim Yardımcısı Dr. Erol Uçaner ve idari personel eşlik etti.

İRAN, İSRAİL’E FÜZE SALDIRISI BAŞLATTI: FÜZELER KIBRIS’TAN DA GÖRÜLDÜ!

İsrail ordusu, İran’dan İsrail’e doğru füzeler atıldığını ve Tel Aviv başta olmak üzere ülke genelinde sirenlerin çaldığını duyurdu.

Ordudan yapılan yazılı açıklamada, “kısa süre önce” İran’dan İsrail’e füzeler atıldığı belirtildi.

Atılan füzeler nedeniyle Tel Aviv başta olmak üzere ülke genelinde sirenlerin çaldığı aktarıldı.

İsraillilere “uyarıları dikkate almaları ve güvenli yerlerde kalmaları” çağrısı yapıldı.

Bu açıklamanın ardından ülkenin birçok bölgesinde de siren sesleri duyuldu.

İSRAİL ORDUSU: SALDIRI DEVAM EDİYOR

İsrail ordusu yaptığı yeni açıklamada, İran’ın saldırısının devam ettiğini belirterek İsraillilerden korunaklı alanlarda kalmaya devam etmelerini istedi.

Açıklamada saldırılarda can kaybı veya hasar olup olmadığına ilişkin bilgi verilmedi.

İRAN DEVRİM MUHAFIZLARI ORDUSUNDAN AÇIKLAMA

İran Devrim Muhafızları Ordusu da İsrail’e onlarca balistik füzeyle saldırı başlattığını duyurdu.

Devrim Muhafızları Ordusundan yapılan yazılı açıklamada, İran’ın ulusal güvenliğini hedef alan İsrail’e onlarca füzeyle saldırı düzenlendiği bildirildi.

Saldırının Hamas lideri İsmail Heniyye, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ve İranlı general Abbas Nilfuraşan’ın öldürüldüğü İsrail saldırılarına karşılık olarak gerçekleştirildiği belirtildi.

İsrail’in bu saldırıya askeri yanıt vermesi halinde “yıkıcı karşılık” göreceği uyarısında bulunuldu.

İRAN: EĞER SİYONİST REJİM CEVAP VERMEYE KALKARSA DAHA YIKICI BİR KARŞILIK GELİR

İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, konuya ilişkin sosyal medya hesabından mesaj paylaştı.

İran’ın “Siyonist rejimin terör faaliyetlerine yasal, makul ve meşru cevabını” verdiği ifade edilerek, İsrail’in İranlı vatandaşları hedef aldığı ve ülkenin egemenliğini ihlal ettiği belirtildi.

Mesajda, “Eğer siyonist rejim cevap vermeye kalkarsa daha yıkıcı bir karşılık gelir.” uyarısı yapılırken, bölge ülkeleri ve “rejimin destekçilerinin” İsrail ile yollarını ayırmaları çağrısında bulunuldu.

İSRAİLLİ BAKAN: İRANLI LİDERLER VERDİKLERİ YANLIŞ KARARIN BEDELİNİ ÖDEYECEK

İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, sosyal medya hesabından İran’ın İsrail’e düzenlediği füze saldırısına ilişkin açıklama yaptı.

İran yönetimini hedef alan Zohar, İsrail’e füze saldırısıyla İranlı liderlerin “yanlış bir karar aldığını ve bunun da bedelini ödeyeceklerini” ifade etti.

Zohar, bu saldırıların “İran rejimin sonu olacağını” ileri sürdü.

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden’ın, İsrail’in Lübnan’a artan saldırılarının ardından giderek yükselen İsrail-İran gerilimine ilişkin ulusal güvenlik ekibini topladığı bildirildi.

FÜZELER KIBRIS’TAN DA GÖRÜLDÜ!

İran’ın İsrail’e attığı füzeler Kıbrıs’ın çeşitli bölgelerinde de görüldü. O anlar vatandaşların kameralarına yansıdı.

Konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, vatandaşlar da tedirginlik yarattı.

Okul Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Tüzüğü yürürlüğe girdi

Okul Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Tüzüğü, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Bakanlar Kurulu’nun onayladığı Okul Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Tüzüğü, Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Milli Eğitim Yasasının 50’nci ve 70’inci maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan tüzük, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki eğitim öğretim kurumlarında psikolojik danışmanlık ve rehberlik servislerinin kuruluş ve işleyişine ilişkin esasları düzenlemeyi amaçlıyor.

Tüzük, eğitim-öğretim kurumlarındaki psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerine ilişkin psikolojik danışmanlık ve rehberlik servislerinin kuruluşu, görevleri ve işleyişine ilişkin esaslar ile bu kurumlarda çalışan personelin görevlerini kapsıyor.

Yeni tüzüğün yürürlüğe girmesiyle, halen var olan “Okul Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Tüzüğü”, bu tüzük altında yapılan işlere halel gelmeksizin yürürlükten kaldırılmış oldu.

AKPA HEYETİ TBMM HEYETİ İLE TOPLANTI GERÇEKLEŞTİRDİ

Cumhuriyet Meclisi’ni temsilen Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi (AKPA) heyeti, Türkiye Cumhuriyeti’ni AKPA’da temsil eden Tuğrul Türkeş Başkanlığındaki Milletvekili heyeti ile bir çalışma toplantısı gerçekleştirdi.
UBP Milletvekili Oğuzhan Başkanlığındaki KKTC heyetinde CTP Milletvekili Aramağan Candan da yer alırken toplantıda ayrıca Kıbrıs Türk Sanayi Odası Başkanı Ali Kamacıoğlu ve Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı ile KKTC Strazburg Temsilcisi Selda Çimen de yer aldı.
Strazburg’da gerçekleşen toplantıda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin KKTC’deki inşaat sektörü ile ilgili tutuklama girişimleri ele alındı.
Meclis AKPA heyeti Genel Kurul toplantısına katılırken, parlamentoda konuşmalar gerçekleştirdi.
Heyet ayrıca, Avrupa Konseyi İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü Genel Müdürlüğü ile görüşmeler gerçekleştirdi.