Archives Kasım 2024

Üstel: “Atatürk’ün devrim ve inkılaplarını benimseyen Kıbrıs Türkü’nün kalbindeki müstesna yeri her zaman bakidir”

Başbakan Üstel’in 10 Kasım mesajı…

Başbakan Ünal Üstel, Kıbrıs Türklerinin Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği ile onun izinden gitmiş, kurtuluş mücadelesi vermiş ve kendi devletini kurabilmiş bir halk olduğunu vurguladı.

Başbakan Ünal Üstel, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 86. yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Atatürk’ü büyük bir özlemle andıklarını ifade eden Üstel, “Atatürk’ün devrim ve inkılaplarını benimseyen Kıbrıs Türkü’nün kalbindeki müstesna yeri her zaman bakidir” dedi.

Üstel 10 Kasım mesajında şunları ifade etti;

“İlimi, bilimi ve çağdaşlığı benimseyen, vatanı ile ulusuna yüce duygularla bağlanmış, vatan savunmasını her şeyin üzerinde tutan, milletini seven, kendini ulusuna adamış Atatürk, dünya liderleri arasında yerini almıştır.

Atatürk Modern Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu olduğu gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşanan devrimlerin de baş mimarıdır.

Atatürk’ün devrim ve inkılaplarını benimseyen Kıbrıs Türkü’nün kalbindeki müstesna yeri her zaman bakidir.

Unutulmamalıdır ki, Kıbrıs Türkleri Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği ile onun izinden gitmiş, kurtuluş mücadelesi vermiş ve kendi devletini kurabilmiş bir halktır.

Eminim ki sonsuza dek yaşayacak olan Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletleri Atatürk’ün ilkeleri ışığında daha güzel yarınlara yürüyecektir.

Kıbrıs Türk Halkı “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözlerinin sahibi Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yoldan asla ayrılmayacak, egemenliğinden, istiklalinden, güvenliğinden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti’nden vazgeçmeyecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 86’ncı yılında, sevgi, saygı ve rahmetle anıyorum. Ruhu şad olsun”.

Ziya Öztürkler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin 86. yıl dönümü nedeniyle mesaj yayınladı.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin 86. yıl dönümü nedeniyle mesaj yayınladı.
Öztürkler mesajında şunları kaydetti:
“Kıbrıs Türkleri, Ulu Önder Atatürk’ü anlamış, ilke ve devrimlerini daima benimsemiştir.
Kıbrıs Türkleri, O’nun çizdiği çağdaş uygarlık hedefine ulaşmak doğrultusunda çalışmalar yapan bağımsızlıkçı ve özgürlükçü bir halk olmuştur.
Atamız, “Bağımsızlık ve Özgürlük benim karakterimdir” demişti.
Bağımsızlık ve özgürlük, Kıbrıs Türklerinin de karakteri olmuş, tarihi boyunca Kıbrıs Türkleri, bağımsızlık ve özgürlük ideallerinden asla vazgeçmemişlerdir ve vazgeçmeyeceklerdir.
Kıbrıs Türkleri olarak Atatürk’ü çok iyi anladık. Çocuklarımız ve gençlerimiz, Atatürk ilke ve devrimlerini anlayarak büyüyorlar, olgunlaşıyorlar.
Çağdaş, uygar, laik, demokratik bir Cumhuriyet içinde Atatürk ilke ve devrimlerine uygun biçimde yaşıyoruz.
Rum’un karanlık emellerine teslim olmadık. Rum’un azınlığı olmadık.
Manda ve himayeyi kabul etmedik. Asla da kabul etmeyeceğiz.
Atatürk’ün ve Aziz silah arkadaşlarının yarattığı Anavatan Türkiye Cumhuriyeti gibi özgür ve bağımsız olmayı karakterimizi biçimlendiren bir ilke olarak benimsedik.
Kıbrıs Türkleri olarak Atamızın İzinde Olduk. İzinde Yürümeye de devam edeceğiz.
Ulu önderimizi ebediyete intikal edişinin 86. yıl dönümünde saygı ve minnetle anıyoruz.”

Gardiyanoğlu: Her ölümlü iş kazası bizi derinden sarsıyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, BRT’de yayınlanan  programda iş kazaları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Gardiyanoğlu, her ölümlü iş kazasının kendilerini derinden sarstığını kaydetti.

İş kazası sayısı üzerinden siyaset yapmanın doğru olmadığını belirten Gardiyanoğlu, önemli olan kazaların sıfıra indirilmesi olduğunu söyledi.

Çalışma dairesinde ada genelindeki müfettiş sayısının 22 olduğunu kaydeden Gardiyanoğlu, günün koşullarına uygun olarak kadrolarda iyileştirilme yapılması için çalıştıklarını ifade etti.

2025 yılında çok ciddi anlamda tedbirleri ve yaptırımları olacağını vurgulayan Gardiyanoğlu, amaçlarının 2025 yılı içinde sıfır kaza olduğunu söyledi.

Gardiyanoğlu “yasa göre tüm iş yerleri iş sağlığı ve güvenliği uzmanları tutmak zorundadır. Bu iş yerleri tutukları iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından kendi çalışanlarına eğitim verdirmek zorundadır. İş sağlığı ve güvenliği uzmanları şirketlerin her ay düzenli olarak denetim raporlarını dairemize bildirmekle mükellef olacak. Yasal olarak zorunluluktur. Dört veya beş ay içerisinde denetimleri yaptırmayanları da ben bakan olarak mühürleyeceğim” dedi.

 

2025 bütçesi pazartesi günü Komite’de görüşülmeye başlayacak

2025 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçe Yasa Tasarısı, pazartesi günü Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde görüşülmeye başlayacak.

Meclis’ten yapılan açıklamaya göre, bütçe görüşmelerine, pazartesi günü Genel Kurul çalışmalarından hemen sonra Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi Başkanı Resmiye Eroğlu Canaltay’ın açılış konuşması ile başlanacak ve Maliye Bakanı Özdemir Berova’nın sunuş konuşmasıyla devam edecek.  Ardından, Tasarı’nın bütünü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasıyla Tasarı madde madde görüşülecek.

Bütçe görüşmelerinde 12 Kasım Salı günü Cumhurbaşkanlığı, Cumhuriyet Meclisi ile Başbakanlık ve Başbakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların bütçeleri ele alınacak.

Görüşmeler, 13 Kasım Çarşamba günü Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı, Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanlığı ve Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı ile Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların bütçeleri ile devam edecek.

14 Kasım Perşembe günü Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı, Mahkemeler, Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman), Hukuk Dairesi (Başsavcılık) ve Polis Genel Müdürlüğü bütçeleri ele alınacak.

19 Kasım Salı günü Sayıştay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların bütçeleri; 20 Kasım Çarşamba ise Dışişleri Bakanlığı ile Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar, Ekonomi ve Enerji Bakanlığı ile Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar ve Sağlık Bakanlığı bütçeleri görüşülecek.

Bütçe görüşmeleri, 21 Kasım Perşembe günü Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ve Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçeleri ile sürecek.

Bütçe görüşmeleri; 22 Kasım Cuma günü Maliye Bakanlığı bütçesi ve gelirler bütçesinin görüşülmesi, tasarının madde madde görülmesinin tamamlanması ve bütününün oylanmasıyla sona erecek.

Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nin bütçe toplantıları saat 09.00’da başlayacak.

Maliye Bakanı Berova, 15. Boğaziçi Zirvesi’ne katılarak konuşma yaptı

Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından düzenlenen Boğaziçi Zirvesi’nin 15’incisi, “Geleceğe Köprüler Kurmak: Barış, Teknoloji, Sürdürülebilirlik” ana teması ile dün İstanbul’ da başladı.

Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından düzenlenen Boğaziçi Zirvesi’nin 15’incisi, “Geleceğe Köprüler Kurmak: Barış, Teknoloji, Sürdürülebilirlik” ana teması ile dün İstanbul’ da başladı.

Zirveye Maliye Bakanı Dr. Özdemir Berova da katılarak bir konuşma yaptı.

Maliye Bakanı Berova, açılışta yaptığı konuşmada, insanlığın başlangıcından bugüne kadar toplumlar arası ticaretin ekonominin temellerini attığını belirterek, bu yöndeki ekonomik gelişmelerin tüm dünyayı etkileyen küresel bir ekonomi haline geldiğini anlattı.

Geçmişten bugüne dünya ekonomisinde krize neden olan önemli olaylar yaşandığını aktaran Berova, 2020’nin başından itibaren dünya ekonomisini olumsuz etkileyen Kovid-19 salgınının küresel ekonomide daralmaya neden olduğunu ve yeni düzenlemeleri getirdiğini kaydetti.

Berova, zirvenin işbirliklerinin artırılması bağlamında çok önemli olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Samsun’da Kıbrıs gazileriyle bir araya geldi

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Samsun’da Kıbrıs gazileriyle bir araya geldi.
Tatar, Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da Vali Orhan Tavlı’nın ev sahipliğinde düzenlenen yemekte Kıbrıs gazileriyle buluştu.

Kıbrıs gazilerinin kendileri için kahraman olduğunu vurgulayan Tatar, “Onlar, bizler için Kıbrıs’ta destan yazanlardır. Sizleri seviyorum, sizler bizlerin baş tacısınız. Kalbimizin müstesna yerinde her zaman var olacaksınız.” dedi.

Tatar, Kıbrıs’ta uzun yıllardır büyük mücadele verdiklerine işaret ederek, şunları söyledi:

“50 seneden daha fazla federal temelde bir anlaşma için görüşmeler yürütülmüştür. Federal temelde anlaşma dedikleri, esas itibarıyla Kıbrıs’ın birleşmesi, Kuzey ve Güney bir çatı altında birleşmesi. Tek egemenlik, tek kimlik, tek kudret ve Avrupa Birliği içinde olması dolayısıyla Türkiye’miz için sıfır asker, sıfır garanti. Türkiye’nin kazanımları ve garantörlük haklarının sona erdirilmesi, Türk askerinin adadan çekilmesi, Kıbrıs Türk halkının bir bakıma zaman içinde asimile edilmesi ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’den çıkartılmasına yönelik samimiyetsiz sinsi oyunlara, entrikalara sürükleyen zemine bizlerin ‘Evet’ demesi mümkün değildir. Onun için Türkiye hükümetinin ve saygıdeğer Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğiyle yeni bir siyaset izlemekteyiz. Bu yeni siyaset, iki devletli siyasettir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bağımsız bir devlettir, özgür bir devlettir, Kıbrıs Türk halkı kendi hürriyetiyle geleceğe yürümektedir.”

Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne alınmasına karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne daha fazla sahip çıktığını dile getiren Tatar, “Sayın Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yunanistan’da ne demiştir? ‘Federasyon defteri kapanmıştır’. Federasyon defteri demek, Kıbrıs’ta birleşik bir Kıbrıs ve Kıbrıs Türk halkının asimile edilmesine gidecek yolun başlangıcı, Türkiye’nin Akdeniz’den dışlanması.” ifadesini kullandı.

Tatar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kenti Samsun’a ayrı bir sevgi duyduğuna dikkati çekerek, Samsunlu iki koruma polisini de Samsun ziyaretinde yanında getirdiğini kaydetti.

Programa Vali Orhan Tavlı, CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, Garnizon Komutanı Gazi Tümgeneral Davut Ala, Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Sahil Güvenlik Karadeniz Bölge Komutanı Tuğamiral Ahmet Bahadır, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mustafa Bakçepınar, İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Samsun Şube Başkanı Ahmet Diril ile gaziler katıldı.

Çağıner: Turizmde Yılın İlk İzlenimleri Londra’da Alınıyor

Kıbrıs Türk Otelciler Birliği (KITOB) Başkanı Dimağ Çağıner, Londra’daki Work Travel Market fuarında Kuzey Kıbrıs turizminin geleceği hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Çağıner, fuarın, küresel turizm eğilimlerinin belirlendiği bir merkez olduğunu belirterek, Kuzey Kıbrıs için Londra’da bulunmanın önemini vurguladı. Çağıner, bu tür fuarların artık yalnızca tanıtım amacı taşımadığını, iş ortaklarıyla iletişimi güçlendirmek ve dünya turizminden pay almak açısından hayati rol oynadığını ifade etti.

“İngiltere Pazarı ile Güçlü İlişkiler Yeniden Kurulmalı”

Çağıner, Kuzey Kıbrıs’ın İngiltere pazarı için geçmişte önemli bir destinasyon olduğunu ancak pandeminin etkisiyle bu bağın zayıfladığını dile getirdi. İngiltere’den Kuzey Kıbrıs’a seyahat eden yaşça büyük turist kitlesinin azaldığını belirten Çağıner, yeni nesil turistleri Kuzey Kıbrıs’a çekmekte yetersiz kalındığını söyledi. “Maalesef İngiltere’den gelen turist sayısının azalması, ulaşımdaki zorluklar ve tanıtım eksikliği nedeniyle beklentilerimizi karşılayamıyoruz,” dedi.

“Turizmde Kaynak Yetersizliği Ciddi Bir Sorun”

Çağıner, turizmi daha etkili tanıtmak ve yeni nesil turist çekmek için daha fazla kaynağa ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Ancak bu kaynakların yeterli miktarda aktarılmadığını belirterek, “Turizm sektörünü sürdürülebilir kılmak için yeterli bütçeye ve profesyonel yönetime ihtiyaç var. Bu kaynaklar turizm sektörünün kendisinden veya stratejik vergi düzenlemeleri ile sağlanabilir. Ancak, bu kaynakların doğru kullanımı için sektör temsilcilerinin de karar mekanizmalarında bulunması şarttır,” dedi.

“2025 İçin Umutlar Azalıyor”

Önümüzdeki yıl için turizmde zor bir dönem beklediklerini ifade eden Çağıner, “2024’te var olanı korumak bile başarı sayılacak. 2025 yılı için ise ekonomideki olumsuzluklar ve Kuzey Kıbrıs’taki dengeler göz önünde bulundurulduğunda, daha zor bir yıl geçireceğimiz görünüyor,” dedi.

Whatsapp’a yeni güncelleme geliyor: Müzik, emoji ve anketler

Yeni araçlar, şu anda test aşamasında olup, kullanıcı deneyimini daha da iyileştirmeyi vaat ediyor. İşte WhatsApp’ın son değişiklikleri ve kullanıcılar için nasıl bir deneyim sunacağına dair detaylar.

Müzik ve emoji listeleri: Kişisel dokunuşlar
Android Police’e göre, WhatsApp’ın sunduğu yeni özellikler, uygulamayı Meta’ya ait bir diğer platform olan Instagram’a daha da yaklaştırıyor.

Şu anda test aşamasındaki en dikkat çekici özelliklerden biri, durum güncellemelerine müzik ekleyebilme seçeneği.

Kullanıcılar, Instagram Hikayeleri gibi, durumlarına bir müzik parçası ekleyebilecek. Bu özellik, arkadaşlar ve aile üyelerinin paylaşımlarındaki duyguyu daha iyi hissetmelerini sağlayacak.

Ayrıca, kullanıcıların en sık kullandığı emojileri hızlı bir şekilde erişebilmesini sağlayan “özelleştirilmiş emoji” özelliği de test ediliyor.

Bu, kullanıcıların durum güncellemelerini yaparken veya mesajlara yanıt verirken daha pratik bir şekilde emoji kullanmalarını sağlayacak.

Bu güncellemeler, WhatsApp durumlarını daha kişisel hale getirerek, onları daha etkileşimli ve ifade edici kılacak.

Özellikle Instagram benzeri özelliklere alışkın olan genç kullanıcılar arasında büyük bir ilgi görmesi bekleniyor.

Web’de arama ve galeri kısayolları
Sürekli fotoğraf paylaşan kullanıcılar için WhatsApp, sohbet ekranından doğrudan Google Lens üzerinden fotoğraf aramaları yapabilmeyi sağlayan “Web’de Ara” seçeneğini sunuyor.

Bu özellik, kullanıcıların fotoğraflardaki nesneleri veya simgeleri hızlıca tanımlayabilmelerini sağlıyor, böylece görüntülerle ilgili daha verimli bir deneyim sunuyor.

Ayrıca, kullanıcıların fotoğraf ve video paylaşımını kolaylaştırmak için galeriye doğrudan kısayol ekleniyor.

Artık kullanıcılar, fotoğraf ve video paylaşırken birkaç menüde gezinmek zorunda kalmadan galerilerine hızlıca erişebilecekler.

Bu yeni özellikler, WhatsApp üzerinden medya paylaşımını daha hızlı, kolay ve kullanıcı dostu hale getirecek.

Anketler ve “Add Yours” etiketleri ile etkileşimli durum güncellemeleri
WhatsApp, durum güncellemelerine etkileşim eklemek için yeni içerik etiketleri getiriyor. Bunlardan biri, hâlâ beta test aşamasında olan “anket” etiketi.

Bu özellik sayesinde, kullanıcılar durumlarına çoktan seçmeli anketler ekleyebilecek ve bu anketler üzerinden etkileşimde bulunabilecekler.

Daha önce WhatsApp sohbetlerinde kullanılan anketler, bu özellik sayesinde durum güncellemelerinde de kullanılabilecek.

Bir diğer beklenen özellik ise Instagram’daki “Add Yours” etiketine benzer bir özellik.

Geçen yıl Instagram’da tanıtılan bu etiket, kullanıcıların bir isteğe yanıtlarını eklemelerine olanak tanıyor.

WhatsApp’ta ise, yanıtlar yalnızca orijinal paylaşıcı ve seçilen kişiler tarafından görülebilecek, böylece etkileşimler gizli kalacak ve uçtan uca şifrelenmiş olacak.

WhatsApp’ın geleceği: Kullanıcıları neler bekliyor?
“Anket” ve “Add Yours” etiketleri, şu anda yalnızca beta kullanıcıları için erişilebilir durumda ve genel kullanıma sunulacağı tarih henüz belirlenmiş değil.

Bu özelliklerle WhatsApp, etkileşimli ve çok yönlü bir platform olma yolunda önemli bir adım atıyor.

Kullanıcıları dinamik ve sosyal medya benzeri özelliklerle daha çok etkileşime geçirmeyi hedefliyor.

Meta, WhatsApp’ın gizlilik özelliklerine de büyük önem vererek, etkileşimli özelliklerin bile şifrelenmiş kalmasını sağlıyor, böylece veriler güvende tutuluyor.

Oğuz: Başkanlık seçimi tamamlandı, sırada başkan yardımcısı seçimi var

Atatürk, ölümünün 86’ncı yıl dönümünde KKTC’de de törenlerle anılacak

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün 86’ncı yıl dönümünde 10 Kasım Pazar günü Türkiye’yle birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) de tören ve etkinliklerle anılacak.

Atatürk’ün hayatını kaybettiği saat 09.05’te ülke genelinde sirenler eşliğinde saygı duruşunda bulunulacak; gönderdeki bayraklar yarıya indirilecek.

Atatürk’ü anmak için başkent Lefkoşa başta olmak üzere tüm ilçelerde ve bucaklarda anma törenleri düzenlenecek.

-Lefkoşa

Milli Günleri Kutlama Merkez Komitesi Başkanlığından verilen bilgiye göre, Lefkoşa’da ilk tören saat 09.02’de Atatürk Anıtı önünde yapılacak.

Protokol sırasına göre çelenklerin Anıta sunulmasıyla başlayacak törende, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile bayraklar yarıya indirilecek.

Törende, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye Cumhuriyeti (TC) Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Sebahattin Kılınç Anıt Özel Defteri’ni imzalayacak.

-AKM’de Atatürk’ü Anma Programı

Atatürk’ü Anma Programı ise saat 09.30’da Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılacak.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayacak programda, Lefkoşa Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Korosu dinleti sunacak.

Anma programında, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun yanı sıra TC Lefkoşa Büyükelçiliği ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı adına konuşmalar yapılacak.

Program, Lefkoşa Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi tarafından sunulacak oratoryo ile tamamlanacak.

-Girne

Girne Atatürk Anıtı önündeki tören, 08.55’te protokol sırasına göre Anıta çelenklerin sunulması ile başlayacak.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların yarıya indirilmesi ile devam edecek tören, şiir okunmasıyla tamamlanacak.

-Gazimağusa

Gazimağusa’da Zafer Anıtı önündeki tören saat 08.50’de protokol sırasına göre çelenklerin Anıta konulmasıyla başlayacak, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile bayraklar yarıya indirilecek.

Canbulat-Özgürlük Ortaokulu’ndan bir öğretmen ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığından bir subayın konuşma yapacağı törende, şiir de okunacak.

-İskele

İskele’de Ecevit Meydanı’ndaki tören saat 08.45’te başlayacak. Protokol sırasına göre çelenklerin Anıta sunulmasının ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile bayraklar yarıya indirilecek.

Bekirpaşa Lisesi’nden bir öğretmen ve Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığından bir subayın konuşma yapacağı törende, şiirler de okunacak.

-Güzelyurt

Güzelyurt’ta Atatürk Anıtı önündeki tören saat 08.55’te protokol sırasına göre çelenklerin Anıta konulmasıyla başlayacak.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile bayrakların yarıya indirilmesinin ardından şiir okunacak törende, Güzelyurt Meslek Lisesi Müdür Muavini Şengül Akcebel Şahin, günün anlam ve önemini belirten konuşmasını yapacak.

-Lefke

Lefke’deki anma töreni saat 08.55’te Atatürk Anıtı önünde düzenlenecek.

Protokol sırasına göre çelenklerin anıta sunulması ile başlayacak tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların yarıya indirilmesiyle devam edecek.

Kaymakamlık adına Doğancı İlkokulu Öğretmeni Ayşe Ceren Dizgin’in günün anlam ve önemini belirten konuşmasını yapacağı tören, şiirlerin okunmasıyla tamamlanacak.

-Akdoğan

Akdoğan Atatürk Anıtı önündeki tören saat 09.00’da protokol sırasına göre Anıta çelenklerin konulmasıyla başlayacak. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile bayrakların yarıya indirilmesinin ardından Polatpaşa Lisesi Tarih Öğretmeni Emine Ademgil Özmanevra günün anlam ve önemini belirten konuşmasını yapacak.

Şiirlerin okunması sonrasında tören, Polatpaşa Lisesi’nden bir grup öğrencinin oratoryo sunumu ile sona erecek.

-Geçitkale

Geçitkale Atatürk Anıtı önündeki tören saat 09.00’da protokol sırasına göre Anıta çelenklerin sunulmasıyla başlayacak, saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile bayraklar yarıya indirilecek.

Geçitkale İlkokulu Öğretmeni Açelya Özata’nın günün anlam ve önemini belirten konuşmasının ardından şiirler okunacak.

-Mehmetçik

Mehmetçik Atatürk Anıtı önündeki tören saat 08.55’te başlayacak. Protokol sırasına göre Anıta çelenklerin konulmasının ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile bayraklar yarıya indirilecek.

Günün anlam ve önemini belirten konuşma sonrasında tören şiir ve koro dinletisi ile tamamlanacak.

-Girne’de Hyong/Pumse müsabakaları düzenlenecek

Öte yandan Taekwondo Federasyonu, Girne’de, Hyong/Pumse müsabakaları düzenleyecek. Avrasya Taekwondo Merkezi’nde yer alacak etkinlik saat 10.00’da başlayacak.

Ziyaretimizi Onurlandıran Kardeşlik Bağları!

Mehmetçik Büyük Konuk Belediyesini paylaşımı: Belediye Başkanımız Dr. Fatma Çimen Tuğlu, kardeş şehrimiz İstanbul Bağcılar Belediyesi’ni ziyaret ederek Belediye Başkanı Sayın Abdullah Özdemir ile bir araya geldi. Ziyaret sırasında iki belediye arasındaki iş birliğini güçlendirecek projeler ve ortak çalışmalara dair fikir alışverişinde bulunuldu.
Bu anlamlı buluşma, dostluk ve kardeşlik bağlarımızı daha da pekiştirirken, yerel yönetimlerdeki başarılı uygulamaların paylaşımı açısından önemli bir adım oldu.
Bağcılar Belediyesi’nin misafirperverliği için teşekkür eder, kardeş şehir ilişkilerimizin daha nice güzel projelere vesile olmasını temenni ederiz.

Ertuğruloğlu: Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Günü’nü yürekten kutluyorum

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Günü dolayısıyla bir mesaj yayımlayarak, “Karabağ Azerbaycan’dır” ifadelerini kullandı.

Bakan Ertuğruloğlu’nun mesajı şöyle:

“Kahramanca bir mücadeleyle, işgal altındaki topraklarını özgürlüğüne kavuşturmasının 4’üncü yılında, kardeş Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Günü’nü yürekten kutluyorum. Karabağ’ın azadlığı uğruna kahramanca mücadele eden şehitleri rahmetle, gazileri şükranla yad ediyorum. Karabağ Azerbaycan’dır.”

Karabağ Azerbaycan’dır: Zaferin 4. yılı

Azerbaycan, Ermeni işgali altında kalan topraklarını kurtarmak için başlattığı harekat, 4 yıl önce 27 Eylül’de başladı. 44 günde gelen büyük bir zaferle işgal altındaki Karabağ topraklarını kurtardı.

Azerbaycan Türkleri hiçbir zaman topraklarından vazgeçmedi. Ermenilerin, 1988’den beri devam eden 32 yıllık işgali, Azerbaycan ordusunun başarılı operasyonuyla son buldu.

KARABAĞ AZERBAYCAN’DIR

Karabağ, 2020 yılında özgürlüğüne kavuştu. Aradan 32 yıl geçse de Azerbaycan hiç vazgeçmedi ve topraklarını alarak “Karabağ Azerbaycan’dır” ülküsünü tüm dünyaya kabul ettirdi.

Türk’ün şanlı bayrağı Karabağ’a asıldı. Karabağ Zaferi’ne giden sürece gelin birlikte bakalım.

VATAN TOPRAKLARI 44 GÜNDE ALINDI

İkinci Karabağ Savaşı’nda 44 gün içerisinde topraklarını kurtaran Azerbaycan ordusu, halkın yıllar süren vatan hasretine son verdi.

Ermenistan, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından işgal ettiği Karabağ ve çevresindeki topraklardan 30 yıl boyunca Azerbaycan askerlerine ve sivillerine saldırılar düzenledi.

Ermenistan ordusunun sivillere yönelik saldırılarının giderek artması ve 27 Eylül 2020’de temas hattındaki köylerin ağır silahlarla ateşe tutulması bardağı taşıran son damla oldu. Azerbaycan ordusu, aynı gün Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in emriyle karşı operasyona başladı.

AZERBAYCAN ORDUSU 2 BİN 908 ŞEHİT VERDİ

Bir süre sonra Azerbaycan için “vatan savaşına” dönüşen operasyon 44 gün sürdü. Azerbaycan ordusu 5 şehir, 4 kasaba ve 286 köyü işgalden kurtardı.

Savaşta, Azerbaycan ordusu 2 bin 908 şehit verdi, 94 sivil Azerbaycanlı Ermenistan’ın saldırısı sonucu yaşamını yitirdi.

ERMENİSTAN YENİLGİYİ KABUL ETTİ

Azerbaycan ordusunun 8 Kasım 2020’de Karabağ’ın sembol şehri Şuşa’yı kurtarmasıyla Ermenistan hezimeti kabul etti. Azerbaycan, Ermenistan ve Rusya arasında 10 Kasım 2020’de savaşı bitiren üçlü bildiri imzalandı.

Bildiri gereği Ermenistan ordusu Ağdam, Kelbecer ve Laçın illerini de terk etmek zorunda kaldı.

ŞUŞA’DA EZAN SESİ DUYULACAK

İlham Aliyev, Azerbaycan askerlerinin Şuşa kentini kurtardığını açıklayarak halkı kutladı. Bu günün Azerbaycan tarihinde önemli bir gün olarak kalacağını vurgulayan Aliyev, “Şuşa’nın Azerbaycan tarihinde özel yeri var. Şuşa sadece Azerbaycan’ın değil tüm Kafkasya’nın incisidir. 28 yıl sonra Şuşa’da ezan sesi duyulacak” demişti.

Şuşa, Ermenistan tarafından 8 Mayıs 1992’de işgal edilmişti.

1752’de Karabağ hanı Penahali han tarafından kurulan Şuşa, hem çok sayıda tarihi anıta sahip olduğu için hem de çok sayıda seçkin bilim ve kültür adamının burada doğması dolayısıyla sadece Şuşalılar için değil, tüm Azerbaycanlılar için önemli bir kent.

Şuşa, Azerbaycan tarih ve kültürünün simgelerinden olan bir şehir olmanın yanı sıra hem bölgeye hakim coğrafi konumu hem de Dağlık Karabağ’ın en büyük şehri Hankendi’ne giden yolun üzerinde bulunduğu için stratejik önem de taşıyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev

ZAFER GÜNÜ 8 KASIM OLARAK DEĞİŞTİRİLDİ

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ermenistan’ın yenilgisini kabul eden bildiriye imza attığı 10 Kasım tarihini “Zafer Günü” ilan etti.

Fakat bu tarih, Mustafa Kemal Atatürk’ün vefat günü olduğu için Şuşa’nın işgalden kurtarıldığı 8 Kasım ile değiştirildi.

Aliyev ayrıca Azerbaycan ordusunun topraklarını kurtarmak için yürüttüğü operasyonun başladığı gün olan 27 Eylül’ü de şehitleri “Anma Günü” olarak belirledi.

İkinci Karabağ Savaşı’nda Azerbaycan, Ermenistan ordusuna karşı silahlı insansız hava araçlarını (SİHA) yoğun şekilde kullandı.

Ermenistan ordusuna ait çok sayıda silah ve mühimmat Azerbaycan’a ait SİHA’larla imha edildi. SİHA’larla çekilen savaş görüntüleri Azerbaycan’da sevince neden olurken Ermenistan tarafında olumsuz psikolojik etki yarattı.

Bayraktar TB2 SİHA’lar kardeş ülke Azerbaycan’ın Karabağ işgalini sonlandırmasında da önemli bir rol üstlendi.

Ermenistan’a yönelik harekat esnasında Azerbaycan Ordusu, Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar TB2 SİHA’ları tüm cephe hattında kullandı.

Savunma analistleri tarafından teyit edilen çalışmalara göre Bayraktar TB2 SİHA’lar ile Ermenistan Ordusu’na ait birçok hava savunma sistemi, radar sistemi, tank, zırhlı araç, kamyon, cephanelik, mevzi ve birlik imha edildi.

Azerbaycan Ordusu’nun dünyayı şaşırtan bu başarısı dünya medyası ve savunma uzmanları tarafından Türk SİHA’larının harp tarihini değiştirerek oyun kurucu bir güce ulaştığı yorumları yapıldı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, sadece Türk drone’larının Ermenistan ordusuna verdiği zararın 1 milyar dolar olduğunu ifade etti.

Hakan Fidan: Kıbrıs’ta iki halk ve devlet var

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde iyimser olmak için çok fazla sebep olduğunun altını çizerek, “Gelecek nesillerimizin güvenlik ve refahı için diyalog ve iş birliğinden başka yol göremiyorum. Sorunlara çözüm yöntemleri için Birleşmiş Milletler (BM) şartını takip etmek yeterli.” dedi.

Fidan Atina’ya yaptığı resmi ziyaret ve Yunan mevkidaşı Yorgos Yerapetritis ile yaptığı görüşme öncesinde, Yunanistan’da yayımlanan Ta Nea gazetesinin sorularını yanıtladı.

Kıbrıs meselesi

Fidan, Kıbrıs meselesine ilişkin yaptığı değerlendirmede halihazırda ortada herhangi bir müzakere sürecinin olmadığını, zira neyin müzakere edileceği konusunda derin görüş ayrılıkları bulunduğunu kaydetti.

Taraflar arasında ortak zemin olmadığının BM tarafından da kayda geçirildiğini belirten Fidan, gelecek dönemde düzenlenecek geniş formatlı gayriresmi toplantının, sadece ileriye dönük neler yapılabileceğine dair görüş alışverişine olanak sağlayacağını aktardı.

Fidan, öte yandan, Kıbrıs Adası’nın “yeniden birleşmesi” sayfasının kapandığının artık anlaşılmış olması gerektiğini ancak çözüm yönünde ilerlenebilmesinin mümkün olduğunu vurguladı.

Çözüm için farklı yollar olabileceğine işaret eden Fidan, “Sonuç itibariyle siyasi meseleler fizik kuralları gibi değildir. Bir yoldan sonuca varılması imkansız ise başka yoldan gidilir. Türk tarafı olarak biz de bunu yapıyoruz. Bu durumda çözüm için Ada’daki gerçekleri temel almamız gerekiyor. Ada’da iki ayrı halk ve iki ayrı devlet var. Bunlar komşu olarak, işbirliği içinde yan yana yaşayabilir. Bunu nasıl başaracaklarına iki halk birlikte karar verir. Adada hem Rumların hem Türklerin zenginliğini, güvenliğini, özgürlüğünü, barışını, egemenliğini mümkün kılacak bir yeni ruha ihtiyaç var.” diye konuştu.

Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerde olumlu bir ivme yakalandı.

İki yıla yakın süredir Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerde olumlu bir ivme yakalandığına işaret eden Fidan, “Bunun başlıca nedeni iki ülke liderlerinin kararlılığı ve seçmenden aldıkları güç. Malum, Türkiye’de ve Yunanistan’da son seçimlerde iki iktidar partisi de halkın önemli desteğini aldı. Her iki lider, bu güçle birlikte Türkiye-Yunanistan ilişkilerini geliştirme konusunda kararlılıklarını ortaya koydu.” diye konuştu.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihsel sorunları bir yana bırakıp krizler içerisinde bulunan uluslararası sistemde birlik ve dayanışma ile hareket edilmesi yönünde bir vizyon çizdiğini ve Ege’yi barış denizine dönüştürme hedefini ortaya koyduğunu kaydetti.

Gelişen ikili ilişkiler

Türkiye ve Yunanistan’ın işbirliğini pek çok alanda, karşılıklı güven temelinde artırdığını belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ticari ilişkilerimizi geliştirmekteyiz. Halklarımız arasındaki mevcut dostluğu daha da sağlamlaştırmaktayız. Bizim amacımız, paylaştığımız bu coğrafyanın geleceğini karşılıklı iyi niyete dayalı ortak bir vizyonla şekillendirmektir. Türkiye ve Yunanistan gibi iki komşu ve müttefik açısından zaten mantıklı olan da budur. Böylelikle her devletin asli görevi olan, halklarımızın huzur içinde, güvenli ve müreffeh bir ortamda yaşayabilmelerini temin ediyoruz.” dedi.

Fidan, Türkiye ve Yunanistan’da bu yakınlaşmayı eleştiren kesimlere hem Türkiye’nin hem Yunanistan’ın milli menfaatlerinin ancak dostluk ve iş birliği ile güvence altına alınabileceğini anlatmak gerektiğini belirterek, “Tabii bunu yapabilmek için gerçekçi davranmamız ve sorunlarımıza doğru teşhisler koymamız gerekiyor.” diye konuştu.

Diyalog kanallarının açık olması

İki ülke arasında diyalog kanallarının özellikle en üst düzeylerde olmak üzere açık ve işler olmasının önemini vurgulayan Fidan, Aralık 2023’te Türkiye ve Yunanistan’ın imzaladığı Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi’nde de, etkin iletişim kanallarının gerilimin düşük tutulmasındaki rolünden bahsedildiğini hatırlattı.

Fidan, “Dostum Yorgos (Yerapetritis) ve ben, gerek olası gerilimleri azaltmak, gerek ilişkilerimizi ileriye taşımak için aramızdaki samimi diyalogdan en verimli şekilde istifade ediyoruz. Telefonlarımız birbirimize 24 saat erişebilir durumda. Sorunlarımızın krize dönüşmesini bu şekilde önleyebiliyoruz. Meselelerimizi suhuletle, açık sözlülükle ele alıyoruz. Yorgos ile uzunca bir görüşme yaparak bugünkü diyaloğumuzun temellerini oluşturmuştuk. Diyaloğa açık, yapıcı ve sonuç odaklı yaklaşımlarımız ikili ilişkilerimize olumlu etki ediyor.” dedi.

Oluşturulan bu anlayışla sadece iki bakan arasında değil, iki ülke Dışişleri Bakanlıklarının koordinesiyle farklı kurumların karşılıklı etkileşiminin de hızlandırıldığını belirten Fidan, her ne kadar üzerinde uzlaşıya varılamayan birçok önemli konu olsa da iletişim kanallarının açık tutulmasının her iki taraf için de fayda sağladığını, öte yandan krizden beslenen çevrelerin ise bu durumdan rahatsız olduğunu ifade etti.

Ege’de deniz parkları

Fidan, deniz parkları konusunun gündeme geldiği ilk günden itibaren Türkiye’nin Ege’de Yunanistan ile bu hususta da işbirliğine açık olduğunu ortaya koyduğunu kaydederek, “Zaten uluslararası deniz hukuku da Ege gibi yarı kapalı denizlerde çevre konularında kıyıdaşlar arasında işbirliğini teşvik etmektedir. Bu konudaki hassasiyetlerimizi de tekrar etmeme gerek olmadığını düşünüyorum. Çevre gibi evrensel değerlerin siyasi amaçlarla istismar edilmesine karşıyız. Ege’nin diğer kıyısında biz yokmuşuz gibi davranılması doğru değil. Zira korunması gereken çevre bizi de etkiliyor. Biz her türlü işbirliğine açığız.” diye konuştu.

Çözüm yolu

İkili ilişkilerde iyimser olmak için çok fazla sebep olduğunun altını çizen Fidan, “Gelecek nesillerimizin güvenlik ve refahı için diyalog ve işbirliğinden başka yol göremiyorum. Sorunlara çözüm yöntemleri için Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nı takip etmek yeterli. Anlamlı diyalog sonucu kapsamlı çözümlere ulaşamazsak bütüncül bir yaklaşımla uluslararası yargıya gideriz. Ama bunun için çekinceleri ve engelleri kaldırmak ve en başta vehimlerden kurtulmak gerekir.” dedi.

Fidan, her ülke için olduğu gibi egemen eşitlik, karşılıklı saygı ve yapıcı diyaloğun Türkiye için de çok önemli olduğuna işaret ederek, Akdeniz coğrafyasının tarih boyunca en çok beşeri etkileşime sahne olan bölge olduğunu kaydetti.

Bu etkileşimin karşı tarafın önceliklerini de anlama yeteneği sayesinde geliştiğini belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İkili ilişkilerde de konuşmaya ‘karşı tarafın da hakları ve öncelikleri var’ diye düşünerek başlarsak ve daha iyi birer dinleyici olursak daha başarılı oluruz kanaatindeyim. Neticede birbiriyle bağlantılı, sadece kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge meselesine indirilmesi mümkün olmayan pek çok sorunumuz var. Bu sorunların tamamının karşılıklı saygı ve işbirliği temelinde ele alma vaktinin geldiğini düşünüyoruz.”

Düzensiz göç

Fidan, olası yeni bir göç dalgasına ilişkin soruyu yanıtlarken, göç yönetiminin son 15 yılda dış politikada önemi giderek artan bir gündem maddesi olduğuna işaret etti.

Türkiye’nin gerek göç yönetimi gerek düzensiz göçle mücadelede azami gayret ortaya koyduğunu vurgulayan Fidan, “İlke itibarıyla, muhataplarımızın da düzensiz göçle mücadelelerini uluslararası hukuktan kaynaklanan sorumluluklarını göz önünde bulundurarak sürdürmelerini bekliyoruz.” dedi.

Fidan, düzensiz göçle mücadelenin, sınır güvenliğinin ötesinde, kaynak ülkelerde çözüm projelerinden uyum politikalarına çok boyutlu çalışmalar gerektiren bir saha olduğunu ifade ederek, Türkiye ve Yunanistan’ın, ana düzensiz göç rotalarından biri üzerinde bulunan iki ülke olduğunu kaydetti.

Yunanistan’la göç alanında diyalog kanallarının işler durumda tutulmasının Türkiye açısından da önemli olduğunu belirten Fidan “Bu alanda işbirliği yapılması ülkelerimizin yararınadır. Özellikle Bulgaristan’la birlikte gerçekleştirilen üçlü toplantıların devamlılığını düzensiz göçle mücadele için elzem görüyoruz.” diye konuştu.

Ilık ve nemli hava etkisini sürdürüyor

Bölge, alçak basınç sisteminin etkisiyle ılık ve nispeten nemli bir hava kütlesi altında kalmayı sürdürüyor. Hava bugün açık ve az bulutlu geçecek. Sıcaklıklar mevsim normallerinin 2-3 derece üzerinde seyredecek.

Rüzgarın kuzey ve doğu yönlerinden orta kuvvette esmesi beklenirken, sakin hava koşulları gün boyu etkisini sürdürecek. Sıcaklıkların mevsim normallerine göre daha yüksek seyretmesi bekleniyor.

Petrol fiyatları haftalık kazanç yolunda yükseliyor

ABD’de 5 Kasım’da yapılan başkanlık seçimlerini Donald Trump’ın kazanması da petrol fiyatları üzerinde etkili oluyor. Petrol ikinci bir Trump başkanlığının etkilerini ve bir numaralı ithalatçı Çin’in teşvik çabalarının genişletip genişletmeyeceğini hazmederken haftalık kazanç yolunda ilerliyor.

Brent petrol haftanın son işlem günü varil başına 75 dolara yaklaşırken, ABD ham petrolü 71 doların üzerinde seyretti.

Citigroup Inc.’e göre Donald Trump’ın başkanlığı, Çin ekonomisini etkileyecek daha yüksek yerel üretim ve tarifeler nedeniyle ham petrol fiyatları için net bir düşüş eğilimi gösterebilir.

Standard Chartered Plc, ABD üreticilerinin Trump’ın daha fazla sondaj çağrısına mutlaka kulak vermeyeceğini söyledi. Seçilen başkanın ayrıca İran petrol ihracatını kısıtlaması bekleniyor.

IG Asia Pte. piyasa stratejisti olan Yeap Jun Rong ise, “Piyasalar ABD petrol arzında ne kadarlık bir artış olacağı konusunda netlik bekliyor olacak. Çin’e yönelik olası tarifeler de masada.” dedi.

Ayrıca, ABD’nin günlük ham petrol üretiminin azaldığını gösteren veriler, piyasa oyuncularının arz endişelerini destekleyerek fiyatların artmasına sebep oluyor. ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA), ülkedeki günlük ham petrol üretiminin 12-18 Ekim haftasında 5 bin varil azalarak 13 milyon 926 bin varile gerilediğini açıkladı. EIA, ülkedeki ticari ham petrol stoklarının geçen hafta yaklaşık 5 milyon 500 bin varil artarak 426 milyon varil seviyesine yükseldiğini açıkladı. Piyasa beklentisi, stokların yaklaşık 800 bin varil artacağı yönündeydi.

Çavuş: “Mavi dil hastalığına karşı tüm gücümüzle çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, hayvancılığı tehdit eden mavi dil hastalığına karşı alınacak tedbirler konusunda bir basın toplantısı düzenleyerek, Bakanlık olarak tüm güçleriyle mücadeleye devam ettiklerini vurguladı.

Toplantıda, yerel yönetimler, veterinerler, üreticiler ve uzmanların iş birliği ile hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla alınacak tedbirler hakkında bilgi verildi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın yazılı açıklamasına göre, toplantıya Bakan Çavuş’un yanı sıra, Bakanlık Müsteşarı Ozan Özuyanık, Veteriner Dairesi Müdürü Tunç Beyit, belediye başkanları, kaymakamlar, hayvan üreticileri temsilcileri ve akademisyenler katıldı. Toplantının temel amacının, hastalığa karşı farkındalık oluşturmak ve alınacak önlemleri geniş kitlelerle paylaşmak olduğu belirtildi.

Çavuş, toplantıda yaptığı konuşmada, “Mavi dil hastalığına karşı Veteriner Dairesi ve Hayvancılık Dairesi olarak hastalığın baskılanması için tüm gücümüzle çalıştık ve çalışmaya devam ediyoruz. Bu mücadelede yerel yönetimlerle de güçlü bir iş birliği içindeyiz. Hep birlikte hareket ederek gerekli önlemleri en etkili şekilde hayata geçiriyoruz.” dedi.

Mavi dil hastalığının belirtileri ve bulaşma yolları hakkında da bilgi veren Çavuş,  “Hastalıkla mücadelenin en etkin yolu ağıl temizliği ve sinekle mücadeledir. Bu doğrultuda, üreticilerimizin hijyen standartlarını yüksek tutmaları büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.

Bölgesel bilgilendirme çalışmalarına öncülük ettiklerini belirten Çavuş, belediyelere sinekle mücadele için gerekli ilaç desteği sağladıklarını belirtti. Bakan Çavuş, “Veteriner Dairesi ile koordineli bir şekilde çalışarak sinek popülasyonunun kontrol altında tutulmasını hedefliyoruz. Tüm paydaşlarımızla iş birliği içinde bu süreci yönetiyoruz” şeklinde konuştu.

Fed faiz kararını açıkladı

ABD Merkez Bankası Fed, faiz oranını yüzde 5’ten yüzde 4.75’e indirdi.  Fed faiz kararını oybirliğiyle aldı.

ABD Başkanlık seçimlerinin hemen ardından gelen faiz indirimi kararını piyasalar bu yılki son faiz indirimi olabileceğine dair yorumladı.

FAİZ BEKLENTİSİ NE YÖNDEYDİ?

Analistler, verilerin Fed’in bu haftaki seçimlerin hemen ardından gerçekleşecek toplantısında çeyrek baz puanlık faiz indirimine gideceğine yönelik beklentileri desteklediğini belirtti.

Söz konusu gelişmelerin ardından para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed’in gelecek haftaki toplantısında politika faizini 25 baz puan düşürmesine kesin gözüyle bakılırken bankanın aralıkta bir faiz indirimi daha yapacağına ilişkin tahminler yüzde 83 seviyesinde bulunuyor.

GEÇEN AYLARDA FAİZ İNDİRİMİ YAPILMIŞTI

ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini 4 yıl aradan sonra ilk kez indirdi ve 50 baz puan düşürerek yüzde 4,75-5,00 aralığına çekti.

Fed’den yapılan açıklamada, faiz oranında 50 baz puanlık indirim kararının 11’e karşı 1 oyla alındığı belirtildi. Michelle Bowman’ın 25 baz puanlık faiz indiriminden yana olduğu ve karşı oy kullandığı aktarıldı.

Açıklamada, enflasyonda kaydedilen ilerleme ve risk dengeleri ışığında federal fon oranı için hedef aralığın 50 baz puan düşürülerek yüzde 4,75-5,00 arasına indirilmesine karar verildiği bildirildi.

Dışişleri’nden Josep Borrell’in açıklamalarına tepki

Dışişleri Bakanlığı tarafından AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in açıklamalarına tepki gösterilerek, “AB’yi Rum tarafının sözcülüğünü yapmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz” denildi.

Dışişleri Bakanlığı tarafından Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in açıklamalarına tepki gösterildi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Borrell, 7 Kasım 2024 tarihinde yaptığı açıklamada, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te 6 Kasım 2024 tarihinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Konseyi 11. Zirvesi’nde ülkemizin temsil edilmesini, TDT’nin KKTC’yi meşrulaştırmaya yönelik yeni bir adımı olarak niteleyerek AB’nin bu durumdan rahatsız olduğunu belirtmesini, yeni vizyonumuzun zemin bulmasından duyulan hazımsızlığın bir tezahürü olarak değerlendirmekteyiz” denildi.

Açıklamada, “Bu gibi mesnetsiz söylemler, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü gibi özden gelen hakları çerçevesinde ve kendi kaderini kendi tayin etme hakkını kullanarak kurduğu Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin adadaki iki devletten biri olduğu gerçeğini asla ortadan kaldıramaz” ifadeleri kullanıldı.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamanın devamında ise şunlar kaydedildi:

“Yaptığı bu talihsiz açıklamayla Kıbrıs meselesinde tarafsız olamayacağını bir kez daha teyit etmiş olan AB’yi, bu yanlı ve yanlış tutumuna bir an önce son vermeye ve Rum tarafının sözcülüğünü yapmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz.

Avrupa Birliği, özgür iradesini iki devletli çözümden yana kullanan Kıbrıs Türk tarafı ve halkına yönelik bedel ödetme, baskı yapma ve her alanda haklarını kısıtlama politikasına bir an önce son vermelidir.

Kendi değer ve prensipleri hilafına, Kıbrıs meselesi çözülmeden Rum tarafını tek taraflı olarak üye yapmakla meseleyi içinden çıkılamaz bir hale getiren AB’nin BM şartına atıf yapmak suretiyle TDT üyeleri üzerinde baskı kurmaya çalışması büyük bir hadsizliktir.

Kıbrıs Türk halkının, adanın geleceği üzerinde en az Rum tarafı kadar söz sahibi olduğu gerçeğini göz ardı etmeye devam eden AB’ne, Rum tarafını daha da şımartmaktan başka bir amaca hizmet etmeyen bu tutumuna son verme çağrımızı bir kez daha yineliyoruz.

Bu tür girişimler, hedeflediği neticelerin aksine, mücadelemizin ne kadar haklı olduğunu göstermekte ve haklı davamızı her platformda savunma azmimizi pekiştirmektedir.”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Samsun’da temaslarda bulunacak

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Samsun’da temaslarda bulunmak üzere adadan ayrıldı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bugün saat 16.35 sıralarında Samsun’a gitmek üzere adadan ayrıldı.

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, Cumhurbaşkanı Tatar’a adaya dönüşüne kadar Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler vekillik edecek.

Öte yandan, Türkiye basınında yer alan haberlere göre, Cumhurbaşkanı Tatar’ın Samsun programı, sabah 10.30’da Samsun Valiliği ziyaretiyle başlayacak. Burada Samsun Valisi ile görüşmeler gerçekleştirecek olan Tatar, ardından basın mensupları ile bir araya gelecek.

Valilik Toplantı Salonu’nda yapılacak söyleşi, saat 11.00’de başlayacak. Tatar, burada basın mensuplarının sorularını yanıtlayacak ve ziyaretle ilgili açıklamalarda bulunacak.

Tatar, saat 11.45’te Samsun Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret ederek Belediye Başkanı ile görüşecek. Bu ziyarette belediyecilik ve KKTC ile iş birliği konuları gündeme gelecek.

Cumhurbaşkanı Tatar, Canik Merkez Camii’nde Cuma namazını kılacak. Ayrıca Kıbrıs Gazisi Musa Sarı’nın cenaze törenine katılarak gazinin yakınlarına başsağlığı dileklerini iletecek.

Öğle yemeğinde Kıbrıs gazileriyle bir araya gelecek olan Tatar, Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da düzenlenecek etkinlikte gazilere hitap edecek. Buluşma saat 13.30’da başlayacak.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gençlik Topluluğu’nun daveti üzerine AKM’de saat 15.30’da üniversite gençleriyle buluşacak olan Cumhurbaşkanı Tatar, burada öğrencilere Kıbrıs davası ve KKTC’nin geleceği hakkında bir konferans verecek.

Programın sonunda OMÜ Rektörlüğü’nü ziyaret edecek olan Tatar, üniversite yönetimi ile görüşmeler yapacak. Ziyaret, saat 17.30’da gerçekleşecek.

SAMTAY VAKFINDAN ANLAMLI ETKİNLİK

Suna – Ata Atun, Mağusa Tarihini Araştırma ve Yazın Vakfı ile Güzelyurt Kurtuluş İlkokulu işbirliğinde fidan dikme etkinliği gerçekleştirildi. Okul bahçesindeki alana öğretmen ve öğrencilerin katılımıyla zeytin fidanları ekildi .

Çevreyi korumanın , ağaç dikmenin ve üretmenin önemine de değinilen etkinlikte öğrenciler büyük sevinç yaşadı . Fidanların dikildiği alana “SAMTAY Vakfı Sevgi Bahçesi “ ismi verildi .

SAMTAY Vakfından yapılan açıklamada ; böylesi önemli sosyal sorumluluk projelerine devam edileceği belirtildi .

Cumhurbaşkanlığı Halk Konseyi bilgilendirme ve istişare toplantısı yapıldı

Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan Halk Konseyi’nin bilgilendirme ve istişare toplantısı, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın başkanlığında yapıldı.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre toplantıya; Midyatlılar Bütünleşme ve Yardımlaşma Derneği, Kıbrıs Kadınlar Eğitim ve Yardımlaşma Derneği, Tokatlılar Derneği, Elazığlılar Derneği, Karslılar Derneği, KKTC Stratejik Araştırma ve Düşünce Derneği, Evrensel Derneği, Kuzey Kıbrıs Çevre ve Kültür Mirasını Koruma Vakfı, Umut Derneği, Adanalılar Derneği, KKTC Adıyaman Sasmur Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ve Mare Monte Derneği’nin başkan ve temsilcileri katıldı.

TATAR: “DİREKT UÇUŞ, DİREKT TİCARET VE DİREKT TEMAS TALEBİMİZ KABUL GÖRMEDİ”

Cumhurbaşkanı Tatar, toplantıda yaptığı konuşmada; Kıbrıs Sorunu, Birleşmiş Milletler 79’uncu Genel Kurul Toplantısı, New York’ta gerçekleşen gayriresmi üçlü yemek ve bölgede yaşanan son gelişmelerle ilgili bilgi verdi.

BM Genel Sekreteri’nin davetiyle New York’ta Rum Yönetimi Lideri ile gayriresmi ve ajandası olmayan üçlü bir yemekte bir araya geldiğini anlatan Tatar, “New York’ta, karşı tarafa düşüncelerimi, görüşlerimi ve şu anda temsil ettiğimiz siyaseti ifade etme fırsatı buldum.” dedi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’le görüşmesinde iletişim ve diyalogdan kopmayacaklarını ve kopmak istemediklerini söylediğini anlatan Tatar, gelinen aşamada dört yıldan beri sürdürülen yeni siyasetin iş birliğini gerektirdiğini dile getirdi.

Müzakerelere başlamak için ortak zemin arayan BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Angela Holguin’in görevinin 12 Temmuz itibarıyla sona erdiğine ve “Ortak zemin bulunamamıştır.” dediğine işaret eden Tatar, ortak zemin bulunabilmesi için direk uçuş, direk ticaret ve direk teması talep ettiklerini ancak kabul görülmediğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Ortak bir zemin olmadığı için, şu an resmi bir müzakere sürecine girmemiz mümkün değil. Enterkonnekte sistem olsun, su olsun, elektrik olsun, düzensiz göçmenlerin önlenebilmesinde ve diğer hususlarda iş birliği yapabiliriz.” şeklinde konuştu.

Müzakere masasına ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün kabulü ile oturmaya hazır olduklarını dile getiren Tatar, diplomasiden diyalog ve iletişimden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.

“MÜZAKERE MASASINI TERK EDEN TARAF HER ZAMAN RUM TARAFI OLDU”

Cumhurbaşkanlığı Seçimini, “Kıbrıs Sorununun çözümü için iki devletin iş birliğine dayalı bir çözüm modelini savunarak” kazandığını belirten Cumhurbaşkanı Tatar, göreve geldikten sonra Kıbrıs meselesinde yeni bir siyaset ortaya konulduğunu anımsattı.

Cenevre’de gerçekleştirilen 5+1 gayriresmi Kıbrıs görüşmesinde, müzakerelere başlamak için egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün tescil edilmesi ile  iki devletli çözüm modelinin ilk kez açıklandığını aktaran Tatar, Türkiye Cumhuriyeti’nin belirlenen yeni siyasete destek verdiğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler’in gerçekleştirdiği son üç Genel Kurul toplantısında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve Kıbrıs Türkü’ne uygulanan haksız ambargoların kaldırılması çağrısı yaptığını anlatan Tatar, müzakerelere müktesep hakların tescili ile başlanacağının açıklandığını dile getirdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni siyasete tam destek verdiğini belirten Tatar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili oy birliği ile geçen tezkerenin ardından, ikinci kez oy birliğiyle geçen tezkerenin, 2024 yılında federasyondan vazgeçilip Kıbrıs’ta iki devletin işbirliği ile bir antlaşma siyaseti olduğuna dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs sorununun çözümü için yıllardır federasyon temelinde çözüm modeli üzerinde resmî müzakereler yapıldığını ancak antlaşma istemeyen ve müzakere masasını terk eden tarafın her zaman Rum tarafı olduğunu söyledi.

Annan Planı’nı ret eden Rum tarafının, 2017 yılında Crans Montana’da resmî müzakerelerde masayı yine terk ettiğini ifade eden Tatar, buna karşılık Rum tarafının tanınan bir devlet olarak yoluna devam ettiğini ancak Türk tarafına ise geçmişte söz verilmesine rağmen ambargo ve izolasyonların kaldırılmadığını vurguladı.

“BASKI YOK”

Türkiye Cumhuriyeti’nin tam desteğiyle Kıbrıs meselesinin çözümünde yeni milli siyaseti yürütmeye devam edeceklerini ifade eden Tatar, federasyon çözüm modelinin Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi “tüketilmiş ve bitmiş” olduğunu kaydetti.

“BM’nin devrede olduğu ve görüşmelerin 2017 yılında bırakılan yerden başlanması konusunda baskı yaptığı” şeklinde kamuoyunun farklı yönlendirildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, öyle bir baskının olmadığına dikkat çekti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e, “Antlaşma olacaksa, özgürce pazarlık edilecek ve herkesin rızasıyla bir antlaşma uygulamaya girecek” şeklinde konuştuğunu belirten Cumhurbaşkanı Tatar; “ambargo, izolasyon ve baskılarla milli kimliğimizden vazgeçip federasyon gibi görünse de Anayasa değişikliğiyle Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yama olmayacaklarını, adil ve uzlaşıcı olarak konuya bakmalarını” söylediğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Tatar, kendisini anlayışla karşılayan BM Genel Sekreteri Guterres’in ise “tarafları baskıyla antlaşmaya zorlamayacaklarını, tarafların kendi iradesiyle bir antlaşmaya ulaşacağını” söylediğini kaydetti.

Guterres’e adaletten, ambargo ve izolasyonların kaldırılması gerektiğinden bahsettiğini aktaran Tatar, Annan Planı’nda verilen ancak tutulmayan sözleri de hatırlattığını ifade etti.

Her halkın kendi geleceğini belirleme hakkının bulunduğuna dikkat çeken Tatar, Kıbrıs Türkü’nün Kıbrıs 1960 kuruluş antlaşmaları ve Lozan Antlaşmalarından gelen müktesep haklarının bulunduğunu kaydetti.

Çoğunluğun azınlığı yöneteceği federasyona karşı olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de federasyon defterinin kapandığını açıkladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, federal temelde antlaşmanın sıfır asker ve sıfır garanti olduğunu, görüşmelere geçmeden bu durumun şart konulduğunu söyledi.

“İLETİŞİM VE DİYALOGDAN KAÇMAYIZ”

Resmi ve yeni müzakerelere ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün kabulüyle başlanacağını dile getiren Tatar, “Prensiplerimiz bellidir. İletişim ve diyalogdan kaçmayız. Ajandası olmayan yemeğe katıldık çünkü fırsat bulduğumuzda siyasetimizi anlatıyoruz.” dedi.

Tek yürek olarak birlikte hareket etme anlayışında olduğunu anlatan Tatar, Tükiye’de gazilerle ve örgütlerle görüştüğünü, Avustralya’ya Cumhurbaşkanı olarak gittiğini ve münasebetleri geliştirdiğini kaydetti.

Yurtdışında yaşayan Kıbrıs Türkleri’ne işaret eden Tatar, “Nüfus sayımız belli, her birine sahip çıkmalıyız. Ülkelerine geri dönmelerini sağlamalıyız. Sektörlerde yaşanan gelişmelerden dolayı geri dönüşlerin yaşanması sevindiricidir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile ilişkilerin düzeltildiğini anlatan Cumhurbaşkanı, bu durumun ekonomi, turizm ve yükseköğretime yansıdığını, Türkiye’den sanayi ve ticaret odalarının ziyaretlere geldiğini vurguladı.

Türkiye ve yurtdışına münasebetleri geliştirmek ve mili davayı anlatmak için gerçekleştirdiği ziyaretlerden bazı kesimlerin rahatsız olduğuna dikkat çeken Tatar, “Ben her zaman halkımla iç içe ve iletişim halindeyim. ‘Cumhurbaşkanının zor bulunması gerekiyor’ diye eleştiride bulunuyorlar.” diye konuştu.

“KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’Nİ TANIMAK İSTEYEN ÜLKELERE BASKI YAPILIYOR”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her geçen gün geliştiğini ve güçlendiğini dile getiren Tatar, sivil toplum örgütlerinin önemine de dikkat çekerek, milli derneklerle gurur duyduğunu kaydetti.

Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle yeni siyaseti anlatma fırsatı bulduklarına işaret eden Tatar, Türkiye Büyükelçilerinin dünyanın birçok ülkesinde Kıbrıs’ta iki devlet ve halkın olduğunu anlattığına dikkat çekti.

Türk Devletler Teşkilatı’nda yapılan çalışmalardan da bahseden Cumhurbaşkanı Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımak isteyen ülkelere baskı yapıldığını ve tehdit edildiklerini ifade etti.

Toplantıda söz alan dernek ile sivil toplum örgüt başkan ve temsilcileri federal temele dayalı çözüm şeklinin mümkün olmadığını ve iki ayrı egemen devletin varlığına dayalı çözüm şeklinden geri adım atılamayacağına vurgu yaptı. Dernek ve sivil toplum örgüt başkanları yaptıkları konuşmalarda, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a destek ve güvenlerinin tam olduğunu da ifade etti.

Halk Konseyi toplantıları belirlenen takvim doğrultusunda önümüzdeki günlerde de devam edecek.

GARDİYANOĞLU: “YILLARCA DOKUNULMAYAN KONULARA, YASALARA DOKUNDUK, AÇILAMAYAN TESİSLERİ AÇTIK”

“SEKTÖREL BAZDA ASGARİ ÜCRETİ BELİRLEME ÇALIŞMALARININ SONUNA GELİNDİ”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu Ada TV’de katıldığı programda çalışma yaşamına ilişkin soruları yanıtladı.
“Yıllardır dokunulmayan konulara, yasalara dokunduk, yapılamayan düzenlemeleri yaptık. Yıllardır açılamayan tesisleri açık.” diyen Bakan Gardiyanoğlu devam eden çalışmalar hakkında bilgiler verdi.
Sektörel bazda asgari ücreti belirleme çalışmalarının sonuna geldiklerini anlatan Gardiyanoğlu, bütçe çalışmalarının ardından işçi ve işveren temsilcileri ile görüşeceklerini belirtti.
Yerli ve yabancı çalışanın asgari ücret yatırımlarının farklı olacağına dikkat çeken Gardiyanoğlu yerli yatırımcıya
teşvik primleri getirileceğini , sektörlere bazı kotaların da uygulanacağını anlattı.
“Çalışma yaşamını düzenlerken ülke gerçeklerini de görmek lazım.” diyen Bakan Gardiyanoğlu,“Ciddi anlamda ara eleman sıkıntısı var. Bu açığı kapatmak için çalışmalarımız var. Eğitim bakanlığı ile ilgili protokol hazırlığı içindeyiz.” İfadelerini kullandı.
“SOSYAL YARDIM ALANLARIN PRİMLERİ İYİLEŞTİRİLECEK”
Bakan Gardiyanoğlu, malülen aylıkları için de bir düzenlemeye gidileceğini, çalışmaların başladığını kaydederek sosyal yardım alanların primlerinin yükseltilmesi ile ilgili bir de önerge hazırlandığını dile getirdi. 35 yıldır dokunulmayan sosyal sigortaların yasalarının güncelleme çalışmalarının devam ettiğini anlatan Bakan Gardiyanoğlu, “ Çok daha güçlü bir sosyal sigortalar yaratılacak” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı, İskele Mimoza Inner Wheel Derneği ve Yakın Doğu Bank Arasında iş birliği protokolü imzalandı

 Milli Eğitim Bakanlığı, İskele Mimoza Inner Wheel Derneği ve Yakın Doğu Bankası arasında, ihtiyaç sahibi öğrencilere destek sağlamak amacıyla “Teen Card” projesi için iş birliği protokolü imzalandı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, protokole, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, İskele Mimoza Inner Wheel Derneği Başkanı Nesligül Onurel ve Yakın Doğu Bank LTD. Genel Müdür Yardımcısı Timuçin Samancıoğlu imza attı.

Protokol kapsamında, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı iki pilot okulda öğrenim gören ve Bakanlık tarafından belirlenen ihtiyaç sahibi öğrenciler, dernek tarafından toplanan bağışlar ve sağlanacak maddi katkılarla desteklenecek.

Her ay belirli bağış miktarları, İskele Mimoza Inner Wheel Derneği tarafından belirlenen öğrencilere ulaştırılmak üzere Yakın Doğu Bank’ta açılacak hesaplara yatırılacak.

Öğrenciler, Yakın Doğu Bank tarafından sağlanacak Teen Card kartları ile bu destekten faydalanabilecek. Kartlar, yalnızca belirlenen okul kantinlerindeki POS cihazlarında geçerli olacak ve kapalı devre çalışacak. Bu işlemlerden ise herhangi bir ücret veya komisyon alınmayacak.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu imza töreninde yaptığı konuşmada, toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaparak, “Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza destek olmak, onların eğitim hayatlarına katkı sağlamak hem toplumsal sorumluluğumuz hem de en büyük önceliğimizdir.” ifadelerini kullandı.

 Tam Gün Eğitim Uygulaması kapsamında ihtiyaçlı öğrencilere beslenme desteği sağlamak amacıyla, 2023 yılında 10 milyon TL, bu yıl ise 20 milyon TL beslenme desteği verdiklerini belirten Çavuşoğlu, 2025 yılında bu rakamın 40 milyon TL’ye ulaşacağını vurguladı.

 

Çavuşoğlu, devletin verdiği desteğin yanı sıra eğitime katkı sağlayan tüm kişi ve kurumları selamladığını belirterek, katkı koyan herkese teşekkür etti.

Bu tür sosyal sorumluluk projelerinin artarak devam etmesi temennisinde de bulunan Çavuşoğlu, projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen İskele Mimoza Inner Wheel Derneği ile Yakın Doğu Bank yetkililerine teşekkürlerini iletti ve hayırlı olmasını diledi. 

Bu iş birliğinin diğer kurum ve kuruluşlara da örnek olmasını dileyen Çavuşoğlu, öğrencilerin eğitim hayatlarında her zaman yanlarında olacaklarına vurgu yaptı.

 İskele Mimoza Inner Wheel Derneği Başkanı Nesligül Onurel de, bu proje ile amaçlarının ekonomik olarak dezavantajlı öğrencilerin kantinlerden yararlanarak, dengeli beslenmesi ve diğer öğrencilerle bu konuda eşitlenmesi olduğunu belirtti.

Onurel, Kulübün bu büyük projesinde paydaş olan ve değerli katkılarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’na, Yakın Doğu Bank Genel Müdürlüğü’ne, Card Plus Genel Müdürlüğü’ne ve sponsorlar Tangül Ünal Çağıner Çocuklara Yardım Vakfı ile Şah Limited’e teşekkür etti.

Serim: Vakıfların varlığı, Kıbrıs’taki Türk varlığının da en somut göstergelerindendir

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim, Vakıfların varlığının, Kıbrıs’taki Türk varlığının da en somut göstergelerinden olduğunu vurgulayarak, “Bu nitelikleri ile Vakıflar, Kıbrıs Türklerinin haklarının tescilinde ve korunmasında hayati role sahip olmuştur” dedi.

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Kuzey Kıbrıs Yerleşkesi, Kıbrıs Vakıflar İdaresi ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) iş birliğinde düzenlenen “Hukukî Boyutlarıyla Uluslararası Kıbrıs Türk Vakıfları Sempozyumu” başladı.

Gazimağusa Maraş’taki Bilal Ağa Kültür Merkezi’nde yapılan sempozyumun açılışında konuşan Büyükelçi Serim, ülkenin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bilim insanlarının, Kıbrıs Türk Vakıflarının hukuki boyutuna katkıda bulunacağı bu çalışmanın, Kıbrıs Türk Vakıflarının uluslararası hukuktaki statüsü bakımından yararlı sonuçlar ortaya koyacağından hiç şüphesi olmadığını dile getirdi.

 

Serim, Kıbrıs Türk Vakıfları konusunu derinlemesine ele almayı hedefleyen bu etkinliğin gerçekleştirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.

“Vakıf, bir malın hayır maksatları için ebedi olarak ayrılması ve sunulmasıdır” diyen Serim, “Diğer bir deyişle Vakıf, bir malın Allah malı olarak kabul edilerek, özel mülkiyete konu olmaktan çıkarılması, sonsuza dek insanlık hizmetine tahsis edilmesi ve kamu tarafından yararlanılabilen bir kaynak haline gelmesidir” şeklinde konuştu.

Bugün modern devletin yüklendiği kamusal hizmetlerin neredeyse tamamının, Osmanlı İmparatorluğunda Vakıflar eliyle yerine getirildiğini, Vakıflar aracılığıyla, sosyal servet devrinin, gönüllü bir şekilde sağlandığını dile getiren Serim, şunları belirtti:

“Vakıf sisteminin yarattığı şuur ve duyarlılık, o dönem Osmanlı medeniyetinin bütün medeniyetlerin üzerinde bir konuma ulaşmasını sağlamıştır. Bu nedenledir ki, Osmanlı medeniyeti, ‘vakıf medeniyeti’ olarak nitelendirilmiştir.”

-“Vakıflar, milletin huzur ve güvenliğinin de teminatıdır”

“Hayırda yarışınız” emrini şiar edinen ataların, vakıf kurarak, kimseyi çaresiz ve sahipsiz bırakmadığını vurgulayan Serim, ihtiyaç sahiplerine yardımı esirgemeyen vakıfların, aynı zamanda milletin huzur ve güvenliğinin de teminatı olduğunu kaydetti.

Ecdadın, sadece vakıfların kurulmasına değil, vakıfların korunmasına çok büyük itina gösterdiğini ifade eden Büyükelçi Serim, şöyle devam etti:

“1571 yılında Kıbrıs’ın fethinden sonra ecdadımız ilk icraat olarak, hayırseverlik ve dayanışma anlayışımızın en önemli göstergesi olan Vakıf kültürünü Kıbrıs’a da taşımıştır. İlk vakıflar, Osmanlı Paşa ve yöneticileri tarafından kurulmuş ve zamanla hayırsever Türk halkının kurdukları vakıflar ile ada genelinde büyük bir vakıf emlak varlığı ortaya çıkmıştır. Tarihi araştırmalar 1571-1974 yılları arasında Kıbrıs’ta 2220’nin üzerinde vakıf kurulduğunu ortaya koymaktadır.”

-“Vakıfların varlığı, Kıbrıs’taki Türk varlığının da en somut göstergelerindendir”

Kıbrıs Türkü’nün ruhundaki hayırseverlik ve dayanışma anlayışının en güzel yansıması olan Vakıfların, kuruldukları günden bu yana Ada’nın en köklü kuruluşu haline geldiğini belirten Serim, “Vakıfların varlığı, Kıbrıs’taki Türk varlığının da en somut göstergelerindendir. Bu nitelikleri ile Vakıflar, Kıbrıs Türklerinin haklarının tescilinde ve korunmasında hayati role sahip olmuştur” dedi ve şunları kaydetti:

“Öyle ki 1878 yılında Kıbrıs İngiltere’ye bırakıldığında yapılan anlaşmada dahi, Osmanlı İmparatorluğunun bir delegeyle Kıbrıs’taki vakıfların yönetimine katılacağı düzenlenmiş, keza Lozan Antlaşması’nda Kıbrıs’takiler dahil Türkiye sınırları dışında kalan vakıfların korunacağı taahhüdü kayıt altına alınmıştır.

Daha da ötesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu belgesi olarak addettiğimiz Lozan Barış Antlaşması’nda tüm Kıbrıs Adası dahil Osmanlı İmparatorluğu topraklarında kurulmuş olan vakıfların geçerliliğinin korunacağı kayıt altına alınmıştır. Bu sayede, Ada’nın genelinde kurulmuş olan Vakıfların statüsü bir uluslararası hukuk belgesiyle güvence altına alınmıştır.”

-“Vakıfların Kıbrıs Türk Toplumuna iadesinin Kıbrıs Türkü’nün, Ada’da var olma ve özgürlük mücadelesinde kazandığı ilk zafer”

Verilen büyük mücadelelerin sonucunda 1956 yılında Kıbrıs Vakıflarının idaresinin, onların gerçek sahipleri olan Kıbrıs Türklerince tekrar kazanıldığını belirten Serim, Vakıfların Kıbrıs Türk Toplumuna iadesinin Kıbrıs Türkü’nün, Ada’da var olma ve özgürlük mücadelesinde kazandığı ilk zafer olduğunun altını çizdi.

1960 Anayasasında da Ada’daki Vakıf müessesesi ve Ahkamül Evkaf tanınması ve korunması hüküm altına alınmasına rağmen bu hukuki düzenlemelerin hilafına hem İngiliz yönetimi hem de Rum yönetiminin, Vakıfların hak ve menfaatlerini ihlal ettiğini ifade eden Serim, şunları belirtti:

“Bu nedenle, uluslararası camiada Vakıfların haklarının korunabilmesi adına, yapılacak hukuki çalışmalarda Ahkamül Evkaf kurallarının örf ve adet hukuku olarak uluslararası hukuk kaynağı niteliğinin tartışılması ve araştırılması faydalı olacaktır.”

“Vakıfları korumalı ve güçlendirmeliyiz”

Kıbrıs Vakıflarının, geçmişte olduğu gibi bugün de Ada’da güzide bir müessese olarak hayatın pek çok alanına dokunduğunu ve Kıbrıs Türkü’nün gelişimi için çalışmalarına devam ettiğini dile getiren Serim, şunları kaydetti:

“Ecdadımızın büyük gayretleri neticesinde kurulan ve bizlere miras kalan Vakıfları, elimizden gelen çabayı sarf ederek korumalı ve güçlendirmeliyiz. Vakıfları yaşatmak sevgi ve merhamet medeniyetinin neferleri olan bizlerin borcudur.”

“Devletimiz, köklü tarihinin her aşamasında zulüm görenin ve ezilenin yanında olmuştur. ‘İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın’ ilkemizin ete kemiğe büründüğü kurum ise tartışmasız bir şekilde vakıflarımızdır” diyen Büyükelçi Serim, Vakıfların geleceğe taşınması konusunda büyük hassasiyetle çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.

Ada’nın tamamındaki Vakıf mallarına sahip çıkılması ve bunlarla ilgili güncel çalışmaların yapılmasını önemli olduğunu ifade eden Serim, düzenlenen sempozyumun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılacak birçok benzer çalışmanın öncüsü olmasını ve sonuçlarının hayırlı olmasını temenni etti.

Sempozyumu düzenleyen kurumlara teşekkür eden Büyükelçi Serim, katılımcıları saygı ve sevgiyle selamladı.

TC Dışişleri Bakanı Fidan, Yunanistan ilişkilerini değerlendirirken Kıbrıs meselesine değindi

TC Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde iyimser olmak için çok fazla sebep olduğunun altını çizerek, “Gelecek nesillerimizin güvenlik ve refahı için diyalog ve işbirliğinden başka yol göremiyorum. Sorunlara çözüm yöntemleri için Birleşmiş Milletler (BM) Şartını takip etmek yeterli.” dedi.

Fidan Atina’ya yarın yapacağı resmi ziyaret ve Yunan mevkidaşı Yorgos Yerapetritis ile yapacağı görüşme öncesinde, Yunanistan’da yayımlanan Ta Nea gazetesinin sorularını yanıtladı.

Kıbrıs meselesi

Fidan, Kıbrıs meselesine ilişkin yaptığı değerlendirmede halihazırda ortada herhangi bir müzakere sürecinin olmadığını, zira neyin müzakere edileceği konusunda derin görüş ayrılıkları bulunduğunu kaydetti.

Taraflar arasında ortak zemin olmadığının BM tarafından da kayda geçirildiğini belirten Fidan, gelecek dönemde düzenlenecek geniş formatlı gayriresmi toplantının, sadece ileriye dönük neler yapılabileceğine dair görüş alışverişine olanak sağlayacağını aktardı.

Fidan, öte yandan, Kıbrıs Adası’nın “yeniden birleşmesi” sayfasının kapandığının artık anlaşılmış olması gerektiğini ancak çözüm yönünde ilerlenebilmesinin mümkün olduğunu vurguladı.

Çözüm için farklı yollar olabileceğine işaret eden Fidan, “Sonuç itibariyle siyasi meseleler fizik kuralları gibi değildir. Bir yoldan sonuca varılması imkansız ise başka yoldan gidilir. Türk tarafı olarak biz de bunu yapıyoruz. Bu durumda çözüm için Ada’daki gerçekleri temel almamız gerekiyor. Ada’da iki ayrı halk ve iki ayrı devlet var. Bunlar komşu olarak, işbirliği içinde yan yana yaşayabilir. Bunu nasıl başaracaklarına iki halk birlikte karar verir. Adada hem Rumların hem Türklerin zenginliğini, güvenliğini, özgürlüğünü, barışını, egemenliğini mümkün kılacak bir yeni ruha ihtiyaç var.” diye konuştu.

Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerde olumlu bir ivme yakalandı

İki yıla yakın süredir Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerde olumlu bir ivme yakalandığına işaret eden Fidan, “Bunun başlıca nedeni iki ülke liderlerinin kararlılığı ve seçmenden aldıkları güç. Malum, Türkiye’de ve Yunanistan’da son seçimlerde iki iktidar partisi de halkın önemli desteğini aldı. Her iki lider, bu güçle birlikte Türkiye-Yunanistan ilişkilerini geliştirme konusunda kararlılıklarını ortaya koydu.” diye konuştu.

Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tarihsel sorunları bir yana bırakıp krizler içerisinde bulunan uluslararası sistemde birlik ve dayanışma ile hareket edilmesi yönünde bir vizyon çizdiğini ve Ege’yi barış denizine dönüştürme hedefini ortaya koyduğunu kaydetti.

Gelişen ikili ilişkiler

Türkiye ve Yunanistan’ın işbirliğini pek çok alanda, karşılıklı güven temelinde artırdığını belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ticari ilişkilerimizi geliştirmekteyiz. Halklarımız arasındaki mevcut dostluğu daha da sağlamlaştırmaktayız. Bizim amacımız, paylaştığımız bu coğrafyanın geleceğini karşılıklı iyi niyete dayalı ortak bir vizyonla şekillendirmektir. Türkiye ve Yunanistan gibi iki komşu ve müttefik açısından zaten mantıklı olan da budur. Böylelikle her devletin asli görevi olan, halklarımızın huzur içinde, güvenli ve müreffeh bir ortamda yaşayabilmelerini temin ediyoruz.” dedi.

Fidan, Türkiye ve Yunanistan’da bu yakınlaşmayı eleştiren kesimlere hem Türkiye’nin hem Yunanistan’ın milli menfaatlerinin ancak dostluk ve işbirliği ile güvence altına alınabileceğini anlatmak gerektiğini belirterek, “Tabii bunu yapabilmek için gerçekçi davranmamız ve sorunlarımıza doğru teşhisler koymamız gerekiyor.” diye konuştu.

Diyalog kanallarının açık olması

İki ülke arasında diyalog kanallarının özellikle en üst düzeylerde olmak üzere açık ve işler olmasının önemini vurgulayan Fidan, Aralık 2023’te Türkiye ve Yunanistan’ın imzaladığı Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Hakkında Atina Bildirgesi’nde de, etkin iletişim kanallarının gerilimin düşük tutulmasındaki rolünden bahsedildiğini hatırlattı.

Fidan, “Dostum Yorgos (Yerapetritis) ve ben, gerek olası gerilimleri azaltmak, gerek ilişkilerimizi ileriye taşımak için aramızdaki samimi diyalogdan en verimli şekilde istifade ediyoruz. Telefonlarımız birbirimize 24 saat erişebilir durumda. Sorunlarımızın krize dönüşmesini bu şekilde önleyebiliyoruz. Meselelerimizi suhuletle, açık sözlülükle ele alıyoruz. Yorgos ile uzunca bir görüşme yaparak bugünkü diyaloğumuzun temellerini oluşturmuştuk. Diyaloğa açık, yapıcı ve sonuç odaklı yaklaşımlarımız ikili ilişkilerimize olumlu etki ediyor.” dedi.

Oluşturulan bu anlayışla sadece iki bakan arasında değil, iki ülke Dışişleri Bakanlıklarının koordinesiyle farklı kurumların karşılıklı etkileşiminin de hızlandırıldığını belirten Fidan, her ne kadar üzerinde uzlaşıya varılamayan birçok önemli konu olsa da iletişim kanallarının açık tutulmasının her iki taraf için de fayda sağladığını, öte yandan krizden beslenen çevrelerin ise bu durumdan rahatsız olduğunu ifade etti.

Ege’de deniz parkları

Fidan, deniz parkları konusunun gündeme geldiği ilk günden itibaren Türkiye’nin Ege’de Yunanistan ile bu hususta da işbirliğine açık olduğunu ortaya koyduğunu kaydederek, “Zaten uluslararası deniz hukuku da Ege gibi yarı kapalı denizlerde çevre konularında kıyıdaşlar arasında işbirliğini teşvik etmektedir. Bu konudaki hassasiyetlerimizi de tekrar etmeme gerek olmadığını düşünüyorum. Çevre gibi evrensel değerlerin siyasi amaçlarla istismar edilmesine karşıyız. Ege’nin diğer kıyısında biz yokmuşuz gibi davranılması doğru değil. Zira korunması gereken çevre bizi de etkiliyor. Biz her türlü işbirliğine açığız.” diye konuştu.

Çözüm yolu

İkili ilişkilerde iyimser olmak için çok fazla sebep olduğunun altını çizen Fidan, “Gelecek nesillerimizin güvenlik ve refahı için diyalog ve işbirliğinden başka yol göremiyorum. Sorunlara çözüm yöntemleri için Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nı takip etmek yeterli. Anlamlı diyalog sonucu kapsamlı çözümlere ulaşamazsak bütüncül bir yaklaşımla uluslararası yargıya gideriz. Ama bunun için çekinceleri ve engelleri kaldırmak ve en başta vehimlerden kurtulmak gerekir.” dedi.

Fidan, her ülke için olduğu gibi egemen eşitlik, karşılıklı saygı ve yapıcı diyaloğun Türkiye için de çok önemli olduğuna işaret ederek, Akdeniz coğrafyasının tarih boyunca en çok beşeri etkileşime sahne olan bölge olduğunu kaydetti.

Bu etkileşimin karşı tarafın önceliklerini de anlama yeteneği sayesinde geliştiğini belirten Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İkili ilişkilerde de konuşmaya ‘karşı tarafın da hakları ve öncelikleri var’ diye düşünerek başlarsak ve daha iyi birer dinleyici olursak daha başarılı oluruz kanaatindeyim. Neticede birbiriyle bağlantılı, sadece kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge meselesine indirilmesi mümkün olmayan pek çok sorunumuz var. Bu sorunların tamamının karşılıklı saygı ve işbirliği temelinde ele alma vaktinin geldiğini düşünüyoruz.”

Düzensiz göç

Fidan, olası yeni bir göç dalgasına ilişkin soruyu yanıtlarken, göç yönetiminin son 15 yılda dış politikada önemi giderek artan bir gündem maddesi olduğuna işaret etti.

Türkiye’nin gerek göç yönetimi gerek düzensiz göçle mücadelede azami gayret ortaya koyduğunu vurgulayan Fidan, “İlke itibarıyla, muhataplarımızın da düzensiz göçle mücadelelerini uluslararası hukuktan kaynaklanan sorumluluklarını göz önünde bulundurarak sürdürmelerini bekliyoruz.” dedi.

Fidan, düzensiz göçle mücadelenin, sınır güvenliğinin ötesinde, kaynak ülkelerde çözüm projelerinden uyum politikalarına çok boyutlu çalışmalar gerektiren bir saha olduğunu ifade ederek, Türkiye ve Yunanistan’ın, ana düzensiz göç rotalarından biri üzerinde bulunan iki ülke olduğunu kaydetti.

Yunanistan’la göç alanında diyalog kanallarının işler durumda tutulmasının Türkiye açısından da önemli olduğunu belirten Fidan “Bu alanda işbirliği yapılması ülkelerimizin yararınadır. Özellikle Bulgaristan’la birlikte gerçekleştirilen üçlü toplantıların devamlılığını düzensiz göçle mücadele için elzem görüyoruz.” diye konuştu.

Türkiye ile KKTC bilişimde “ortak aklı” Antalya’da oluşturacak

Türkiye Bilişim Derneği tarafından düzenlenen “Kamu-BİB’27 (Kamu Bilişim Merkezleri Yöneticileri Birliği) BİMY’31 (Bilgi İşlem Merkezi Yöneticileri) Bütünleşik Etkinliği”nde, kamuda dijitalleşmeden yeşil teknolojilere, yapay zekadan yenilikçi sistemlere kadar bilişimle ilgili stratejik konular masaya yatırılacak.

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) tarafından Antalya’da düzenlenen ve yarın başlayacak etkinlikte, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) bilişimde ortak akıl oluşturmasına yönelik değerlendirmeler yapılarak, stratejik başlıklar ele alınacak.

AA muhabirinin TBD’den aldığı bilgiye göre, “Kamu-BİB’27 (Kamu Bilişim Merkezleri Yöneticileri Birliği) BİMY’31 (Bilgi İşlem Merkezi Yöneticileri) Bütünleşik Etkinliği” 8-10 Kasım’da gerçekleştirilecek. Antalya’da yapılacak etkinlikte, Türkiye’nin dijital ekosistemine katkı sağlanması, kamu ile özel sektörün bir araya getirilmesi hedefleniyor. Etkinlikte, katılımcılar kamuda dijitalleşme, gelişmiş çözümler ve yeşil teknolojiler üzerine kapsamlı bilgi alışverişinde bulunacak.

Bu yıl “Yenilikçi ve Yeşil (Y2) Teknolojiler” ana temasıyla düzenlenecek etkinlikte, Yapay Zeka Politika ve Stratejileri, Yenilikçi/Yeşil Teknolojiler ve Güvenlik, Kapanış Özel Oturumu, Vizyon 2028 6’ncı Kamu ve Sektör Buluşması olmak üzere 4 oturum gerçekleşecek.

Kamu ve özel sektör temsilcileri, akademisyenler, genç girişimciler ve bilişim paydaşları etkinlik boyunca çeşitli oturumlarda dijital dönüşüm ve sürdürülebilir teknolojiler üzerine bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunacaklar.

YAPAY ZEKA TÜM YÖNLERİYLE ELE ALINACAK

“Yapay Zeka Politika ve Stratejileri” adlı oturumda, Türkiye’nin ikinci yüzyılına yön veren politika ve stratejiler, başta yapay zeka olmak üzere yenilikçi teknolojiler özelinde tüm dayanaklar göz önünde bulundurularak, insan, süreç, teknoloji, hukuk ve ekonomi boyutlarıyla ele alınacak.

“Yenilikçi/Yeşil Teknolojiler ve Güvenlik” oturumunda yeşil dönüşüme uygun yenilikçi teknolojilerin özgün olarak geliştirilmesine ve kritik altyapılarda kullanılmasına yönelik hususlar tartışılacak.

“Kapanış Özel Oturumu”nda, geleceği şekillendirme kapasitesi yüksek katma değere sahip yerli ve milli teknoloji, ürün, sistem, hizmet ve çözümlerin sunumu gerçekleştirilecek.

“Kamu ve Sektör Buluşması”nda ise Vizyon 2028 kapsamında yapılacak eylem planları, işbirlikleri ve stratejileri kamu üst yöneticileri tarafından paydaşlarla paylaşılacak ve ortak akıl oluşturulacak.

“DÜNYADA BİLİŞİME YÖN VEREN TÜRKİYE İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

TBD Genel Başkanı Rahmi Aktepe, AA muhabirine, 53 yıldır ülkede bilişim ekosistemini geliştirmek, dünyayı takip eden değil, dünyada bilişime yön veren bilgi toplum temelli bir Türkiye oluşturmak için mücadele ettiklerini söyledi.

Uzun yıllardır sayısız bilişim etkinlikleri, çalıştaylar, oturumlar, kamu ve özel sektör işbirlikleri, şuralar gerçekleştirdiklerini, çok özel raporlar hazırladıklarını vurgulayan Aktepe, şunları kaydetti:

“Türkiye’nin ikinci yüzyılına yön verecek politika ve stratejiler ile yenilikçi teknolojilerin tüm boyutlarıyla ele alınacağı etkinliğimizde, Türkiye’nin ve KKTC’nin bilişimde birliktelik sağlayacağı ortak akıl platformu oluşturacağız. Ülkemizin en değerli bilişim insanları, kamuda bilişime yön verenler ve bu alanda özel sektörün en önemli temsilcileri bir arada olacak.”

Yolcu sayısı % 20.49, uçak sayısı % 13.23 arttı

Ercan Havalimanı’nda 2023 yılına göre 2024’ün ilk 10 ayında yolcu ve uçak sayılarındaki yükselişler devam ediyor

Ercan Havalimanı’nın açıldığı günden itibaren yolcu ve uçak sayılarındaki artışlar 2024’ün 10. ayında da devam etti. Uçak ve yolcu rakamlarının arttığı Ercan Havalimanı, turizmin yanı sıra ülke ekonomisine de katkılar sağlamaya devam ediyor.

T&T Havalimanı İşletmeciliğinin açıkladığı verilere göre 2023 ile 2024’ün ilk 10 ayını kıyaslandığı zaman yolcu sayısında yüzde 20.49, uçak sayısında ise yüzde 13.23 bir artış oldu.

2024’ün 10 aylık döneminde en fazla yolcunun geçtiğimiz Ekim ayında seyahat ettiği görüldü. İstatistiklere göre 2023 Ekim ayında 408 bin 51 yolcunun seyahat ettiği Ercan Havalimanı’nda 2024 Ekim ayında bu rakam yüzde 13.38 artarak 462 bin 646 yolcuya ulaştı.

Yolcu artış sayısı ise 54 bin 595 oldu.

Yolcu sayısındaki artış devam ederken, T&T Havalimanı İşletmeciliğinin devlete her üç ayda bir KDV ile birlikte ödediği yüzde 56’yı bulan ciro paylaşımı ile birlikte Maliye’nin kasasına giren parasal katkı da artarak devam ediyor.

10 ayda 24 bin 893 uçak

2023’ün Ocak- Ekim tarihleri arasında Ercan Havalimanı gelen 10 bin 898, giden 10 bin 995 toplamda ise 21 bin 984 uçağa hizmet verirken, 2024’ün ayni dönemindeki 10 ayda bu sayı yüzde 13.23 artış göstererek gelen 12 bin 446 ve giden de 12 447 olmak üzere toplamda 24 bin 893 uçağa ulaştı.

Yolcu sayısına bakıldığı zaman ise Ercan Havalimanı 2023’ün Ocak – Ekim tarihleri arasında gelen 1 milyon 641 bin 20 giden de 1 milyon 626 bin 151 toplamda ise 3 milyon 267 bin 171 yolcuya hizmet verirken, 2024’ün ayni dönemdeki ilk 10 ayda bu rakam gelen yolcu 1 milyon 971 bin 600 giden de 1 milyon 965 bin 145 toplamda ise 3 milyon 936 bin 745 yolcuya hizmet verdi.

Yolcu sayısında en fazla artış Ekim’de gerçekleşti

Ocak- Ekim 2023 dönemindeki ilk 10 ayındaki yolcu sayısına bakıldığı 408 bin 51 rakamı ile Ekim ayı ilk sırayı alırken, 2024’te ise en yüksek yolcu sayısı ise 462 bin 646 yolcu ile yine Ekim ayında gerçekleşti.

Uçak rakamlarına baktığımız zaman 2023’ün ilk 10 ayında Ercan Havalimanı’nı kullanan uçak sayısındaki en yüksek rakam 2 bin 609 uçak ile Ekim ayında yakalanırken, 2024’ün ayni döneminde yine Ekim ayı 2 bin 947 uçak rakamı ile ilk sırada yer aldı.