27 Kasım 2024 sabah saatlerinde dolar güne 34.57 lira seviyesinde başladı.Sabah saat 08.30 itibariyle euro/TL 36.28 liradan, sterlin ise 43.36 liradan işlem görüyor.
Döviz Kurları (27 Kasım 2024)


27 Kasım 2024 sabah saatlerinde dolar güne 34.57 lira seviyesinde başladı.Sabah saat 08.30 itibariyle euro/TL 36.28 liradan, sterlin ise 43.36 liradan işlem görüyor.

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Sağlık Bakanlığı bütçe içerisindeki sağlığa olan payı artırdıklarını söyledi.
Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Sağlık Bakanlığı bütçesinde eleştirilere ve sorulara yanıt verdi.
Bütçenin az olduğuyla ilgili eleştirilere değinen Dinçyürek, bütçe içerisindeki sağlığa olan payı artırdıklarını söyledi.
Sağlık personeli alımlarıyla ilgili rakamları paylaşan Dinçyürek, istihdam konusunda taleplerinin olduğunu ve sürecin başladığını söyledi.
50 yeni hemşirenin daha istihdam edileceğini belirten Dinçyürek, hastaneler konusundaki eleştirileri yanıtladı.
Dinçyürek, ihale sürecindeki maliyet artışlarına işaret ederek, bu konuda yaşanan sıkıntılara dikkat çekti.
Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ndeki servislerin tadilatlarına değinen Dinçyürek, çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Yeni Girne Hastanesi’nin tamamlanmasının uzamasının bir sürü teknik nedenleri olduğunu dile getiren Dinçyürek, mart sonu itibariyle binanın bitmesinin hedeflendiğini söyledi.
“15 YENİ AMBULANS ALINDI”
“Yataklı Tedavi Kurumları’na tarihinde olmadığı kadar birçok teknolojik üst düzey cihazlar aldık.” diyen Bakan Dinçyürek, sevkler konusuna değinerek bazı veriler paylaştı.
Dinçyürek, “Göreve geldiğimiz gün devletin yoğun bakım yatak kapasitesi 68’di. Şu anda 83’tür. Bu rakam 114’e ulaşacak” ifadelerine yer verdi.
Dinçyürek, Güzelyurt, Gazimağusa, Cengiz Topel Hastanesi ile Lapta Sağlık Ocağı, Değirmenlik Sağlık Merkezi, Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM) konusundaki soruları yanıtlayarak, yürütülen çalışmalarla ilgili bilgi verdi.
Bütün acil servislere yeni hekim alındığını kaydeden Dinçyürek, perifer hastanelerini güçlendirdiklerini belirtti.
15 yeni ambulansın alındığını belirten Dinçyürek, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde yaşananlara değindi, süreçle ilgili bilgi verdi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “İnsanlığa karşı işlenen suçlar cezasızlıkla ödüllendirilemez. Eğer adalet yerini bulmazsa bu durum, Orta Doğu’da barış şansını engelleyecek kuşaklar arası kırılmalara yol açacaktır” dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Portekiz’de Birleşmiş Milletler (BM) Medeniyetler İttifakı Dostlar Grubu Bakanlar Toplantısı açılışında konuştu.
Başta Orta Doğu olmak üzere süregelen savaşlar nedeniyle uluslararası sistemin son derece parçalandığı bu dönemde Medeniyetler İttifakı’nın vizyonunun her cephede artan saldırılara maruz kaldığını belirten Fidan, BM Medeniyetler İttifakı 10’uncu Küresel Forumu açılış oturumunda Orta Doğu’da devam eden soykırımla ilgili endişelerini dile getirdiğini hatırlattı.
“İNSANLIĞA KARŞI İŞLENEN SUÇLAR CEZASIZLIKLA ÖDÜLLENDİRİLEMEZ”
Bakan Fidan, bu endişeleri bir kez daha yinelemek istediğini kaydederek, “İnsanlığa karşı işlenen suçlar cezasızlıkla ödüllendirilemez. Eğer adalet yerini bulmazsa bu durum, Orta Doğu’da barış şansını engelleyecek kuşaklar arası kırılmalara yol açacaktır. İşte bu nedenle böylesine kritik bir dönemde İttifak’ın mesajlarının net şekilde duyulmasını sağlamak için her zamankinden daha yüksek sesle konuşması hayati önem taşımaktadır. Bu nedenle İttifak’ımız daha güçlü, daha görünür, diyalog ve anlayışın önündeki tüm sorunlara işaret etmekte daha etkili olmalıdır” diye konuştu.
Dostlar Grubu üyeleri olarak herkesi İttifak’ın vizyonunun çok taraflı ve ulusal platformlarda sahiplenilmesini güçlendirmeye teşvik ettiğini dile getiren Fidan, İttifak’ın bölgesel forumlarının yeniden canlandırılmasının değerlendirilebileceğini örneğini verdi.
Fidan, bu forumların geçmişte başarılı olduğunu ve belirli bölgeleri yakından ilgilendiren konuların tartışılmasında ilerleme kaydedilmesini sağladığını hatırlatarak, İttifak’ın yeterli mali kaynaklarla da desteklenmesi gerektiğini söyledi.
İttifak’ın daha istikrarlı ve sağlam mali yapıya ihtiyacı olduğuna işaret eden Fidan, “Destek vermek, geleceğimize, barışa ve uyuma yapılan bir yatırım olacaktır. Bu anlayışla Türkiye, İttifak’a olan güçlü desteğini sürdürecektir ve sizlerden de aynı desteği bekliyoruz” ifadelerini kullandı.



Bütçedeki bazı rakamlara değinen Şahiner, daimi işçi sayısında bir değişiklik olup olmayacağını sordu.
Sermeye giderleri, stok alımları, buğday alımları gibi bütçedeki bazı konularda sorular yönelten Şahiner, bazı kalemlerde yer alan rakamlarla ilgili bilgi istedi.
Mali Müşavir Ahmet Şeytan da soruları yanıtladı, bilgiler aktardı.
Şahali
CTP Milletvekili Erkut Şahali de “ihalesiz düzeni düzen haline getirdiniz” diyerek eleştirilerde bulundu.
Konuşması sırasında bazı ithamlarda bulunan Şahali, “TÜK’ün rezalatinin tahammülleri zorladığını” ifade etti.
Fahiş alımların yapıldığını kaydeden Şahali, “Kurumu iki paralık ettiniz. Bu, hazmedilebir bir durum değil.” dedi.
200 ton patatesin ihalesiz alındığını kaydeden Şahali, “kurumun batalı” çok olduğunu dile getirdi.
Stok durumuyla ilgili bilgi isteyen Şahali, hem ihalesiz alım yapıldığını hem de stoksuz kalındığını kaydetti.
Doğru planlama yapılarak uygun zamanda arpa alımı yapılabileceğine değinen Şahali, eleştirilerde bulundu.
Şan
UBP Milletveli Alişan Şan da söz alarak kurumun borçlarıyla ilgili bilgi vererek borçların düştüğünü söyledi.
Şan, Kurumun faaliyetlerinde ciddi bir iyileşmenin olduğunu dile getirdi.
Çavuş
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, söz alarak eleştirilere yanıt verdi.
TÜK’ün sorunlarının ortada olduğunu kaydeden Çavuş, hızlı alım konusuna açıklık getirdi.
TÜK’ün 18 milyon dolar olan borcunun kendi dönemlerinde 4 milyon dolara düştüğünü ifade eden Çavuş, hibe arpa alımı konusunda bilgi verdi.
Çavuş, 2025’in ilk yarısı içerisinde Kurumun mevcut borçlarının kapatılmasını hedeflediklerini kaydettİ.
Berova
Maliye Bakanı Özdemir Berova da, CTP Milletvekili Erkut Şahali’nin ithamlarını geri çekmesini istedi.
Berova, konuşması sırasında Şahali’ye yönelik bazı ithamlarda bulundu.
TÜK’ün haziran ayından itibaren stoklarını görebilecek bir seviyeye geleceğini kaydeden Berova, arpa fiyatı ve tarım politikları konularına değindi.
TÜK’ün sürdürülebilir bir yapıda olması için büyük gayret sarfettiklerini belirten Berova, Şahali’ye yönelik eleştirilerde ve iddialarda bulundu.
Şahali
CTP Milletvekili Erkut Şahali, yeniden söz alarak “çarpık düzenin” dört yıldır devam ettiğini belirtti.
Kamu İhale Yasası’nın yok sayıldığını ifade eden Şahali, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı olarak görev yaptığı dönemdeki çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Şahali’nin konuşması sırasında Maliye Bakanı Özdemir Berova ile kısa süreli tartışma yaşandı.
“Beni bu şüpheden kurtarın lütfen.” diyen Şahali, kimsenin ihalesiz alım yapamayacağını belirterek eleştirilerde bulundu.
Konuşmaların ardından Toprak Ürünleri Kurumu bütçesi oylandı ve oy çokluğuyla kabul edildi.
Meclis komitesinde Toprak Ürünleri Kurumu bütçesinin ardından Genel Tarım Sigortası Fonu bütçesinin görüşülmesine geçildi.

Çavuşoğlu, BRT’de açıklamalarda bulundu: ‘Ocak ayından itibaren öğretmen alma konusunda devletin eli daha rahat olacak’
Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, bakanlığa ayrılan kaynağın okullarda iyileştirmeye yeteceğine inandığını vurguladı.
Eğitime ayrılan bütçenin yetersiz olduğu iddialarının ülkenin şartlarına göre değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çavuşoğlu, öğretmen eksikliği konusunda ise bu sıkıntının büyük bölümünün bazı düzenlemelerle giderilebilecek durumda olduğunu söyledi.
Çavuşoğlu, Ocak ayından itibaren öğretmen alma konusunda devletin elinin daha rahat olacağına işaret etti.
Prefabrik sınıfların dünyanın birçok yerinde geçici olarak kullanılan sınıflar olduğuna da değinen Çavuşoğlu, sınıfları kullanan ne öğrenci ne de öğretmenlerde şikayet olduğunu belirtti.

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde, 187 milyon 250 bin TL’lik Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Kıbrıs Türk Süt Endüstrisi Kurumu (SÜTEK) bütçesi oy çokluğuyla kabul edildi.
Konuşmaların ardından Kıbrıs Türk Süt Endüstrisi Kurumu bütçesi oylandı ve oy çokluğuyla kabul edildi.
KÜRŞAT
SÜTEK bütçesi konusunda söz alan Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Fide Kürşat, litre başına süt primi artışının hangi oranda yapılacağını, gelirlerin neye göre hesaplandığını ve günlük süt miktarına yönelik sorular sordu.
Bütçede kıdem tazminatlarının 2025’te sıfırlandığını bunun nedenini soran Kürşat, kadrolarla ilgili düzenlemelerin hangi çerçevede yapılacağına yönelik sorular yöneltti ve yasada yer almayan kadrolara istihdam yapılamayacağını anımsattı.
Kürşat, SÜTEK bütçesine yüzde 100’ün üzerinde artışın nasıl olabildiğini, hangi öngörülere dayandığını sorarken, soruyu yanıtlayan SÜTEK Mali Müşaviri Ahmet Şeytan bunun SÜTEK priminde görülen artışla ilgili olduğunu söyledi.
Bütçe rakamlarının bilimsel dayanağı bulunmadığını savunan Kürşat, bu rakamlarla bütçe geçerse kurumun batacağını, bütçenin bu şekilde geçmemesi. bekletilmesi gerektiğini iddia etti.
ÇAVUŞ
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş da, küçükbaş hayvanların sütünün istikrarlı olarak toplandığını. bu nedenle artış sağlandığını dile getirerek, süt üretimine ilişkin rakamları aktardı.
Bakan Çavuş, rakamların yeniden gözden geçirileceğini ifade etti.
Yeniden söz alan Fide Kürşat, açılacak kadroların bugün komiteye getirilmesi gerektiğini ancak bunun yapılmadığını nasıl bir düzenleme yapılacağını bilmediklerini söyledi.
SÜTEK Mali Müşaviri Ahmet Şeytan, gelir ve giderlerdeki rakamların değiştiğini belirterek, bilgi verdi.
Komitede daha sonra Kıbrıs Türk Süt Endüstrisi Kurumu bütçesinin onaylanması ardından Toprak Ürünleri Kurumu bütçesinin görüşülmesine geçildi.

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın 4 milyar 658 milyon 371 bin TL’lik 2025 bütçesi görüşülerek, oy çokluğuyla kabul edildi.
ŞAHALİ: “BAKANLIĞI KABUS GİBİ BİR YIL BEKLİYOR”
CTP Milletvekili Erkut Şahali, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı bütçesinin küçüldüğünü, bunun olumsuz etkilerinin yaşanacağını savunarak, “Tarım Bakanlığı’nı kabus bir yıl bekliyor, alarm zilleri çalıyor” dedi.
Bakana eleştirilerde bulunan Şahali, yeşilleme konusunda alternatif pazarlar yaratılıp yaratılmadığını, harnup konusunda ne yapıldığını sordu.
Şahali, Toprak Ürünleri Kurumu üzerinden haksız menfaat elde edildiğini iddia ederek, kurumda Kamu İhale Yasası’nın uygulanmadığı bir düzen yaratıldığını savundu.
Hayvan hastalıkları ile mücadele konusuna da değinen Şahali, halkı rahatlatacak bilgi verilmediğini iddia etti.
Hal Yasası’nın geçtiğini ama uygulamaya geçemediğini dile getiren Şahali, hal kurmak istenirse belediyelerle istişare ederek bunun yapılabileceğini ama bunun yapılmadığını, devletin yetkiyi belediyelerden aldığını söyledi.
Şahali, Orta Mesarya Ovası’nda dönüşüm için harcanan miktara değinerek, su tüketimine bakıldığında suyun miktarının bu değişimi gerçekleştirmeye yetmeyebileceğini, rakamlara bakıldığında da nüfusun 480 bini aştığının görüldüğünü belirtti.
Şahali, nüfus rakamlarındaki değişimle birlikte bu nüfusu doyuracak üretim rakamlarının hayata geçmesi gerektiğini, bu ihtiyacın ertelenemez olduğunu söyledi.
ÇAVUŞ: “BİNBOĞA BU HAFTA HARNUP ALACAK”
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, bütçe sıkıntısı yaşamamak adına bütçenin yaratıldığını, sürdürülebilir tarım politikası için yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerektiğini, desteklerin zamanında ödenmesinin önemli olduğunu belirtti.
Destek takvimine uyduklarını dile getiren Çavuş, narenciyede tazminatların gününde ödendiğini kaydetti.
Narenciyede gelecek yıl Türkiye ve üçüncü dünya ülkelerine satışın devam edeceğini söyleyen Çavuş, ürünlerin fabrikada işlenerek gideceğini söyledi.
Çavuş, narenciye gibi enginarın da kümülasyon uygulamasıyla ihraç edileceğini ifade etti.
Binboğa’nın bu hafta harnubu alacağını söyleyen Çavuş, harnubun hasatını yaptırdıklarını, teşviklendirdiklerini ve desteklediklerini belirtti.
Çavuş, harnup üretici sayısıyla ilgili bilgi vererek, üretici sayısının azalmadığını, bu yıl da desteklerinin devam edeceğini ifade etti.
Binboğa’nın siyasetten ari bir şekilde hizmete devam edeceğini, denge unsuru olacağını dile getiren Çavuş, çarşamba-perşembe günü de harubun alınacağını belirtti.
Çavuş, rekabeti artırma, büyüme hedefleri olduğunu söyledi.
Tarım Bakanlığı’nın öngörülebilir bir kalıba sokulamayacağını söyleyen Çavuş, bunun diğer ülkeler için de geçerli olduğunu, ülke topraklarının hastalıktan korunmasının en önemli nokta olduğunu belirtti.
Çavuş, üretim planlaması yapılmadığından patatessiz kalındığı noktasının doğru olmadığını söyledi.
Bakan Çavuş, Sayıştay’ın TÜK’te denetim yaptığını, tüm kurumları denetleyebileceğini buna açık olduklarını kaydetti.
“HEDEF TÜK’ÜN BORÇLARINI 2025’İN İLK YARISINDA KAPATMAK”
TÜK’ün borçlarının büyük bölümünü kısa sürede ödediklerini, bunun başarı olduğunu dile getiren Çavuş, hedeflerinin kurumun borçlarını 2025’in ilk yarısında kapatmak olduğunu belirtti.
Hayvan hastalıklarıyla ilgili gerekli açıklamaların yapıldığını ancak “felaket tellallığı yapmayacaklarını” dile getiren Çavuş, alınan önlemleri anlattı.
Hal Yasası’nın geçirilmesinin bir gurur olduğunu dile getiren Çavuş, zafiyetler varsa tadil yapılabileceğini, tüzükleri geçirmenin kendi uhdelerinde olmadığını belirtti.
Çavuş, “Tarım siyasetten ari bir bakanlıktır, bu noktadan hareket ediyoruz” dedi.
ŞAHİNER
CTP Milletvekili Salahi Şahiner, üreticinin “sektörden kaçtığını, çiftlik ve bahçelerini sattıklarını” söyledi.
Şahiner, yerli ürünlerdeki pahalılığın nedeninin “ülkede üretici kalmaması ve üreticilerin girdi maliyetlerini karşılayamamasından ötürü üretimin aksaması” olduğunu söyleyerek, tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin aşağı çekilmesi gerektiğini belirtti.
Tarıma ayrılan bütçenin düşmesinin anlamının “kan ağlayan üreticinin önünden kaynağın alınarak başka yerlere dağıtılması” olduğunu savunan Şahiner, bütçenin artırılması gerektiğini söyledi.
Üretimde rekolte düştüğünde çarenin ithalat olarak görüldüğünü belirten Şahiner, piyasaya denge getirecek şekilde bir ithal yapılabileceğini, yanlış zamanda yanlış hamlenin daha da büyük sıkıntı yaratabileceğini söyledi.
Şahiner, narenciye ile ilgili geçen seneden ders çıkarılması gerektiğini dile getirerek, önerilerde bulundu.
Üreticiden markete kadar olan kâr oranının belirlenebileceğini söyleyen Şahiner, tüccarın üreticiden fazla kazandığını, Hal Yasası’nın üreticiden yana olan maddelerini hayata geçirmek için beklemeye gerek olmadığını kaydetti.
Orman alanları için envanter çalışmasına ihtiyaç olduğunu belirten Şahiner, bütçe rakamları konusunda soru yöneltti.
ÇAVUŞ
Yeniden söz alan Bakan Hüseyin Çavuş, narenciyede zor günler geçirildiğini, yapılan ödeme ile üretimi küçültmediklerini, büyüme yaşandığını belirtti.
Bu yıl narenciyede rakamların yukarıya doğru tırmandığını, anlaşmalar yapıldığını ihracatın gerçekleşeceğini söyleyen Çavuş, Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden bir ilk yapılarak narenciyenin satışının sağlandığını kaydetti.
Çavuş, 2025 yılı bütçesinin de üretimi büyüteceğini ifade etti.
Konuşmasında narenciye rekoltesiyle ilgili rakamlara da yer veren Çavuş, fiyatlara bakıldığında, üretimden kaynaklı bir fiyat artışı yaşanmadığını belirtti.
Çavuş, her hükümetin patates ithalatı yaparken çok hassasiyet gösterdiğini kendilerinin de bu konuda hassas oldukların söyledi.
Kooperatifçiliğe önem verdiklerini söyleyen Çavuş, destek vermeye devam edeceklerini kaydetti.
Tarım Dairesi’nin çalışmalarına değinen Çavuş, tahşiş yapanlara tolerans tanımadıklarını söyleyerek, rakamları aktardı.
Tarım Bakanlığı bütçesinin oylanmasının ardından 208 milyon 500 bin TL’lik Süt Endüstrisi Kurumu (SÜTEK) bütçesine geçildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Bu zamanlarda barışa ihtiyacımız var.” diyerek, Ukrayna, Gazze, Lübnan ve Sudan için barış çağrısı yaptı.
Guterres, Portekiz’in Cascais kentinde düzenlenen BM Medeniyetler İttifakı (Mİ) 10. Küresel Forumu’nda konuştu.
Mİ girişiminin eş başkanları “İspanya ve Türkiye hükümetlerine” ve Mİ Dostlar Grubu üyelerine destekleri ve bağlılıkları için teşekkür eden Guterres, “dünyanın her köşesinde toplumsal dokunun ciddi anlamda bozulduğunu, gerilediğini, toplumlarda bölünme yaratmaya ve fay hatlarını genişletmeye yönelik alaycı stratejiler gördüklerini, çok zor bir dönemden geçildiğini ve bu yüzden Mİ’deki çabaların genişletilmesi gerektiğini” söyledi.
Guterres, “Sosyal medyada yabancı düşmanlığının, ırkçılığın ve hoşgörüsüzlüğün giderek arttığını görüyoruz ve bu güçlü bir silah olarak kullanılıyor, her yerde gerilim artıyor. İnsan hakları saldırı altında. İklim krizi kötüleşmeye devam ediyor. Her türlü mezhepçilik yaygınlaşıyor. Çatışmalar ve savaşlar da bu tehditlerin her birini körüklüyor ve şiddetlendiriyor. Bu zamanlarda barışa ihtiyacımız var.” diye konuştu.
– Ukrayna, Gazze, Lübnan ve Sudan için barış çağrısı
BM Şartı ve kararları ile uluslararası hukuk kuralları tam teşekküllü uygulanarak Ukrayna, Gazze, Lübnan ve Sudan için barış çağrısı yapan BM Genel Sekreteri, “Gazze’de derhal ateşkes, acil ve koşulsuz barış sağlanmalı. Tüm rehinelerin serbest bırakılması, insani yardımın etkin ve engelsiz bir şekilde ulaştırılması ve iki devletli çözüme doğru geri dönüşü olmayan bir sürecin başlaması gerekli.” dedi.
Guterres, “Her yerde BM Şartı ve uluslararası hukukun değerlerine sahip çıkmalıyız. Egemenlik, toprak bütünlüğü ve siyasi ilkeler de dahil olmak üzere bütün devletlerin bağımsızlığını korumalıyız.” açıklamasında bulundu.
Barışçıl, adil ve dayanıklı toplumların temelini korurken, toplumlar, kurumlar ve kültürler arası ile çevrim içi ortamlarda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Guterres, “Herkes için insan hakları ve onur, güven ve uyumun inşası yalnızca hükümetler veya kurumlar tarafından gerçekleştirilemez. Taban örgütleri de dahil olmak üzere her düzeyde sese ve eyleme ihtiyacımız var.” değerlendirmesini yaptı.
BM Genel Sekreteri, “özellikle dini liderlerin rolünün önemli olduğunu, kadınların karar alma süreçlerine liderlik düzeyinde katılımına ihtiyaç duyulduğunu ve gençlerin seslerinin öne çıkarılması gerektiğini” söyledi.
– “İnternette yayılan nefret söylemine ve dezenformasyona son vermeliyiz”
“Denetlenmeyen dijital platformlar ve yapay zeka, nefret söylemini besliyor, daha önce görülmemiş bir hız ve erişime sahip.” diyen Guterres, “insanların en kötü dürtülerine megafon tutulup şiddete yönlendirilmelerinin, sahte haber ve bilgilerle inandırıcılığı zedeleyen doğrulanmamış şeylerin ortaya çıkarılmasının engellenmesinin önem arz ettiğini” kaydetti.
Guterres, “İnternette yayılan nefret söylemine ve dezenformasyona son vermeliyiz. Nefret dolu söylemler, farklılıkları göze almayan kalıplaşmış ön yargıları ve yanlış anlamaları körüklüyor. Yanlış bilgilendirme ve açık yalanlar, antisemitizmi ve Müslüman karşıtlığı, bağnazlığı, bazı yerlerde azınlık Hristiyan topluluklarına yönelik saldırıları körüklüyor.” dedi.

Bakanlar Kurulu toplantısı tamamlandı. Başbakan Ünal Üstel başkanlığındaki toplantı, bir saati aşkın sürdü.
Toplantı sonrasında herhangi bir açıklama yapılmadı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Kıbrıs Türk Barolar Birliği arasında, ekonomik gücü yetersiz şiddet mağduru kadınlara hukuki destek verilmesine yönelik sürdürülen iş birliği protokolü yenilendi. Protokole Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu ile Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı imza koydu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak ALO 183 ihbar hattı ve kamu spotları ile şiddete maruz kalan kadınlara çağrı yapıldığını vurgulayan Bakan Gardiyanoğlu ancak ilk etapda yardım talebi isteme noktasında gerek aile içi, gerekse toplum baskısı engelinin ön plana çıkabildiğini dile getirdi.
Bakan Gardiyanoğlu bazı veriler de paylaştı.
Buna göre; ALO 183 Hattı’na 2018 yılında: 28 kişi, 2019 yılında 71 kişi, 2020 yılında 42 kişi, 2021 yılında 35 kişi, 2022 yılında 55 kişi, 2023 yılında 47 kişi ve 2024 yılında Ekim ayına kadar 18 kişi başvuruda bulundu.
Polis Genel Müdürlüğü Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Birimi’ne ise 2019 yılında 1047, 2020 yılında 1058, 2021 yılında 1064, 2022 yılında 957, 2023 yılında 930, 2024 yılında 866 kişi başvurdu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Kıbrıs Türk Barolar Birliği arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında sağlanan Adli Yardım DesteğineProtokolün imzalandığı 2018 yılında 7, 2019 yılında 55, 2020 yılında 37, 2021 yılında 67, 2022 yılında 105, 2023 yılında 172, 2024 yılında 82 kişi başvurdu.
Sığınma Evi Talebi ile Sığınma Evi’ne 2016-2018 yılları arasında 66, 2019 yılında 36, 2020 yılında 31, 2021 yılında 39, 2022 yılında 51, 2023 yılında 39 ve 2024 yılında 31 kadın yerleştirildi.
Bakan Gardiyanoğlu eğitim düzeyinin bu kadar yüksek olduğu ülkede bu rakamları normal karşılayamadığını belirterek “Bunları önlemek hepimizin görevidir. Toplum baskısı, ev baskısını dikkate almadan şiddete maruz kalan kadınlarımız çekinmeden Sosyal Hizmetler Dairesi’ne başvursunlar. Biz uzman kadrolarımızla yardıma hazırız.” şeklinde konuştu.
Gardiyanoğlu Kıbrıs Türk Barolar Birliği yönetimine ilk günden bu yana göstermiş olduğu hassasiyetten dolayı teşekkür ederek protokole az bir katılımcı olmasını diledi.
Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı “Ne yazık ki 2018 yılından bu yana bu protokole ve yardım hizmetine ihtiyaç duyulmaya devam eden bir düzlemde yaşıyoruz.” diyerek rakamların bunu net olarak ortaya koyduğunu kaydetti. Bu konuda uzmanlaşmış bir avukat havuzu oluşturduklarına dikkat çeken Esendağlı bu hizmetlerin en iyi şekilde verildiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ülkede yapılacak olan TEKNOFEST 2025 hazırlıkları dolayısıyla KKTC’de bulunan heyeti kabul etti.
Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC TEKNOFEST 2025 hazırlıkları ile ilgili bilgi alarak, TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Tanıtım Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar’a, kendisine yaptığı ziyarette önemli bir organizasyon olan TEKNOFEST’in ülkede yapılması önerisini dile getirmesi üzerine TEKNOFEST 2025’in KKTC’de yapılması ile ilgili çalışmaların başladığını belirtti ve bu çalışmalardan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Bayraktar’a bir kez daha teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Tatar, TEKNOFEST ekibine de çalışmalarında başarılar diledi.
KKTC’nin bir üniversite adası olduğunu ve iklim koşulları da göz önünde bulundurularak organizasyonun tarihlerin şekilleneceğini düşündüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, “Bu organizasyon KKTC’nin ekonomik yapısına ve verdiğimiz mücadeleye önemli bir katkı koyacaktır.” dedi.
Cumhurbaşkanı Tatar, bu projenin büyüklüğüne ve önemine vurgu yaparak tüm ekibe bir kez daha teşekkür etti.
“Bizim şiarımız Anavatan ve Yavruvatan’ın Mavi Vatan’da birlikte geleceğe daha güçlü adımlarla yürüyebilmesidir.” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, KKTC’nin statüsünün her geçen gün yaşanan gelişmelerle artmakta olduğunu sözlerine ekledi.

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.
Bakan Amcaoğlu, bakanlık basın bürosu aracılığı ile yayımladığı yazılı mesajında şunları dile getirdi:
“Çok iyi bilinmelidir ki, kadınlarımızın güvenliği ve haklarını korumak, en büyük sorumluluklarımız arasındadır.
Kadına yönelik şiddet, maalesef hala dünyanın birçok yerinde olduğu gibi ülkemizde de varlığını sürdürmektedir.
Kadına yönelik şiddet, kabul edilemez bir insanlık suçudur. Mücadele etmek ise hepimizin ortak sorumluluğudur.
Fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik şiddet, kadınların yaşam kalitelerini hatta yaşamlarını tehdit ederken, aynı zamanda toplumun temel değerlerine de zarar verebilmektedir.
Bu vesileyle, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nün bize hatırlatması gerekenlerin en başında gelen ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yakışan, özellikle şiddet mağduru tüm kadınlarımıza destek olmak ve kadın – erkek ayrımı yapmaksızın, tüm vatandaşlarımızın yanında olduğumuzu her fırsatta kanıtlamak olacaktır.
Kadına yönelik her türlü şiddeti kınıyoruz ve her durumda kadınlarımızın haklarına saygı göstermek, eşitlik ve adalet için mücadele etmenin, en başta gelen sorumluluğumuz olacağını hatırlatmak istiyoruz.”

Bu yıl 20’ncisi düzenlenen ve 24 farklı sektörden 300’den fazla firma ve katılımcının ağırlandığı MÜSİAD EXPO, 29 Kasım Cuma günü sona erecek.
Toplam 115 ülkeden 2 bin 150 katılımcının yer aldığı etkinlik, 650’yi aşkın yabancı alım heyetini ağırlayacak.
İş insanlarını, sanayicileri ve yatırımcıları bir araya getirerek yeni işbirliklerinin kurulmasını sağlayacak fuar, bu görüşmelerle 1 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmayı hedefliyor.Türkiye’nin uluslararası ticaret alanındaki konumunu güçlendirme vizyonu taşıyan MÜSİAD EXPO kapsamında, G20 Paneli, Diplomatik Misyonlar Oturumu, Türkiye-Irak İş Forumu, MÜSİAD INVEST Networking Programı ve kapanış programları gerçekleştirilecek.
Yabancı alım heyetleri ile B2B görüşmelerine ev sahipliği yapacak fuarın son gününde, yatırım yapılabilecek ülkelerin genel özelliklerinin tanıtıldığı ülke sunumları, özel programlar ve işbirliği anlaşmalarının imza törenleri yapılacak.
KKTC firmaları da yoğun ilgi gösterdi
Müsiat Expo furında KKTC’den yoğun ilgi gösterilirken, bu yıl Kuzey Kıbrıs stantlarına 500 metre karelik bir alan ayrıldı. Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile Kıbrıs Türk Sanayi Odası da fuarda yerini alırken, odalara üye şirketler de ayrı ayrı stantlar açtı.
Başbakan Yardımcısı Ataoğlu ile Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu, ülkemizden gelerek stand açan firmaları yerinde ziyaret etti
Başbakan Yardımcılığı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı’na ait ‘Ada Kıbrıs’ standı ise ziyarete gelen misafirlere ülke tanıtımlarını sürdürüyor.

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi bugün saat 13.30’da toplandı.
Komitenin gündeminde 4 milyar 258 milyon 371 bin TL’lik Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ile 12 milyar 859 milyon 721 bin TL’lik Sağlık Bakanlığı bütçeleri var.
Komite Tarım Bakanlığı’nın bütçesini görüştükten sonra bakanlığa bağlı kurumların bütçelerini de ele alacak.
Buna göre, bugün 208 milyon 500 bin TL’lik Süt Endüstrisi Kurumu (SÜTEK), 2 milyar 447 milyon 72 bin TL’lik Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) ile 760 milyon TL’lik Genel Tarım Sigortası Fonu bütçeleri de görüşülecek.

Meteoroloji Dairesi, dün en çok yağışın 5 kilogram ile Karpaz bölgesindeki Kaleburnu, Sipahi, Yenierenköy’e düştüğünü bildirdi.
Meteoroloji Dairesi, dün 08.00 ve bugün 08.00 saatleri arasındaki 24 saatlik sürede meydana gelen yağış miktarlarını açıkladı.
Yağışların yörelere göre dağılımı şöyle:
“Kaleburnu, Sipahi, Yenierenköy 5 kg, Yeşilırmak 3 kg ve Dipkarpaz, Yakın Doğu Üniversitesi, Zafer Burnu 2 kg”

90 yaşında hayatını kaybeden ülkenin önde gelen iş insanlarında Mustafa Hacıali, Yılmazköy’de son yolculuğuna uğurlanıyor…

Türkiye, savunma sanayii alanında kazandığı küresel başarılarla adından söz ettirmeye devam ediyor.
Türk savunma sanayiinin lider firmalarından BAYKAR, bir yeniliğe daha imza atarak havacılık tarihine altın harflerle kazındı.
Türkiye’nin geliştirdiği insansız hava aracı Bayraktar TB3, TCG Anadolu gemisinde gerçekleştirdiği uçuş testinde, kısa pistli bir gemiden iniş yapıp kalkış gerçekleştiren ilk SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı) oldu.
ÜSTÜNLÜĞÜNÜ KANITLADI
Bu başarının ardından, dün yapılan test uçuşlarında Bayraktar TB3, iki kez daha başarıyla iniş ve kalkış yaparak teknolojik üstünlüğünü kanıtladı.
İKİ BAŞARILI UÇUŞ DAHA GERÇEKLEŞTİRDİ
Bayraktar TB3, dün Çanakkale açıklarında seyreden TCG Anadolu gemisinde gerçekleşen ikinci uçuş testinde de iniş destek ekipmanı kullanmadan iki kez daha başarıyla iniş kalkış yaptı.
Test parametrelerini başarılı bir şekilde icra eden milli SİHA, ortalama 20 bin feet (6 Kilometre) irtifada uçtuğu testi başarıyla tamamladı.
TOPLAM UÇUŞ 828 SAATİ GEÇTİ
Bayraktar TB3 SİHA, 25 Haziran’da da Edirne’nin Keşan ilçesindeki Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gerçekleştirilen uçuşta 36 bin 310 feet irtifaya çıktığı Yüksek İrtifa Sistem Performans Testi’ni başarıyla tamamladı.
TEI tarafından yerli olarak geliştirilen PD-170 motoruyla havalanan milli SİHA, böylece kritik bir eşiği daha geçmiş oldu.
Türk milli havacılık tarihinin irtifa rekoru ise 45 bin 118 feet ile Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Bayraktar AKINCI TİHA’ya ait bulunuyor.
Bayraktar TB3 SİHA, bugüne kadar gerçekleştirilen test uçuşlarında toplam 828 saat 57 dakika havada kaldı. Milli SİHA, 20 Aralık 2023’te gerçekleştirilen uzun uçuş testinde yere inmeden 32 saat havada kalmış ve gökyüzünde 5 bin 700 kilometre yol katetmişti.
TÜRKİYE’NİN GÜCÜNE GÜÇ KATACAK
Bayraktar TB3 SİHA, 26 Mart’ta da ilk kez ASELSAN tarafından milli olarak geliştirilen ASELFLIR-500 ile uçtu.
İcra edilen test kapsamında dünyadaki muadillerine göre en yüksek performansa sahip olan ASELFLIR-500 Elektro-Optik Keşif, Gözetleme ve Hedefleme Sistemi entegrasyonu başarıyla gerçekleştirildi.
Bayraktar TB3 SİHA, katlanabilen kanat yapısının yanı sıra sahip olacağı kabiliyetlerle sınıfındaki lider insansız hava aracı olacak. Görüş hattı ötesi haberleşme kabiliyeti de bulunacak milli SİHA, bu sayede çok uzun mesafelerden kumanda edilebilecek.
Böylece keşif-gözetleme, istihbarat ve taşıdığı akıllı mühimmatlar ile taarruz görevlerini deniz aşırı hedeflere karşı icra ederek Türkiye’nin caydırıcı gücünde çarpan etkisi sağlayacak.
İHRACAT ŞAMPİYONU
Başlangıçtan bugüne tüm projelerini öz kaynakları ile yürüten Baykar, 2003 yılındaki İHA AR-GE sürecinin başlangıcından itibaren tüm gelirlerinin yüzde 83’ünü ihracattan elde etti. 2023’te 1,8 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren Baykar, Türkiye’deki tüm sektörlerde en çok ihracat gerçekleştiren ilk 10 firma arasında yer aldı.
İhracatın Şampiyonları Ödülü alan Baykar, 2021, 2022 ve 2023 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre savunma ve havacılık sektörünün ihracat lideri oldu. Son yıllarda gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını ihracattan elde eden Baykar, 2023’te savunma ve havacılık sektöründeki ihracatın üçte birini tek başına yaptı.
Dünyanın en büyük insansız hava aracı şirketi olan Baykar’ın halihazırda imzalanan sözleşmelerinin yüzde 97,5’i ihracat kaynaklı gerçekleşti. Bayraktar TB2 SİHA için 34 ülkeyle, Bayraktar AKINCI TİHA için ise şimdiye kadar 10 ülke ile olmak üzere 35 ülkeyle ihracat anlaşması imzalandı.

KKTC Cumhurbaşkanı STK İletişim Koordinatörü Latif Akça Azerbaycan’da düzenlenen COP 29 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni temsil etti.
Akça, Yeşil Bölgedeki Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyeleri ve bu kuruluşta gözlemci statüsüne sahip 8 ülkenden STK sorumlularının katılımı ile gerçekleşen iklim girişimleri konulu forumda konuşmacı olarak yer aldı. Türk Devletleri STK’ larının ilk kez ortak bir amaç için böylesi önemli bir organizasyonda bir araya geldiler. Forumda Türk Devletlerinde gençlerin iklim sorunlarına katılımında sivil toplumun rolü hakkında sunum yapıldı.
Konuşmasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde iklim değişikliği ve küresel ısınma ile mücadelede atılan adımları ve sürdürülebilir kalkınma çabalarının konuşulup tartışıldığı hakkında bilgi verdi. İklim değişikliğinin tüm dünya için ciddi bir tehdit oluşturduğunu,özellikle doğu Akdeniz gibi iklim değişikliklerinden hızlı bir şekilde etkilenen bir bölgede, bu sorunla ilgili doğru stratejileri geliştirmenin büyük önem taşıdığını, KKTC olarak çevremizi koruma ve gezegenimizi geleceğe taşıma adına büyük bir sorumluluğumuz olduğuna vurgu yaptı.
Bu gibi önemli organizasyonlarla iklim değişikliğiyle mücadele için uluslararası işbirliklerimizi de güçlendirirken, global çözümlere uyumlu politikalar geliştime fırsatı yanında küresel anlamda işbirliği yapmanın önemine vurgu yaptı.
Bu süreçte hep birlikte çevremize duyarlı ve bilinçli bir toplum inşa etmek için adımlar atılması gerektiğine çağrıda bulundu. Bir Türk Devleti olan Azerbaycan’ın böylesi önemli bir organizasyona ev sahipliği yapması da ayrıca büyük bir gurur olduğuna davetleri ile KKTC gösterilen değeri de bir kez daha gösteren Azerbaycan Devlet Destek Ajansı İcra Direktörü Aygün Aliyeva teşekkürlerini ilettiler.

Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin, kendileri için olmazsa olmaz olduğuna” vurgulayarak, “Bu konuda anlamlı bir ilerleme, ancak bu gerçeğin kabulü ile mümkündür. Bu doğrultuda tüm uluslararası camiayı, sadece bir tarafın iddialarını desteklemeyi bırakıp konuya makul, mantıklı ve adil bir şekilde yaklaşmaya davet ediyoruz.” dedi.
Güler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Orta Doğu’da devam eden kriz ortamından istifade etmeye
çalıştığını ve insani yardım adı altında istikrara zarar veren faaliyetler gerçekleştirdiğini söyledi.
Kıbrıs’ta yabancı ülkelerin artan hareketliliğinin de yakından takip edildiğine dikkati çeken Güler, “Garanti ve İttifak Antlaşmaları” doğrultusunda, Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin sağlanmasına yönelik her türlü askeri ve siyasi tedbiri alarak adanın huzuru, adanın güvenliği ve refahı için ellerinden geleni yapmayı sürdüreceklerini aktardı.
Güler, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Bakanlığının 2025 yılı bütçesinin sunumunu yaptı.
Güler, bir asır önce, asil millete esaret zinciri vurmak isteyenlere geçit vermeyen kahraman ordunun, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına başlanan bu tarihi dönemde de bölgesinde ve dünyada seçkin ve saygın bir konumda olduğunu belirtti.
Güvenlik ortamının, hiç olmadığı kadar karmaşık ve belirsiz olduğuna vurgu yapan Güler, uluslararası güç dengelerinin sarsıldığı, nüfuz mücadelelerinin ve jeopolitik gerginliklerin arttığı hassas bir dönemden geçildiğini söyledi.
Güler, Türkiye’nin etrafının adeta ateşten çember olduğu bir süreç yaşandığına dikkati çekerek, “Tüm tehditlerle etkin bir şekilde başa çıkabilmek için güçlü bir savunma yapısına ihtiyaç vardır. Bu doğrultuda bakanlığımız, devletimizin bekası, ülkemizin ve asil milletimizin güvenliği için çalışmalarını artan bir tempoyla, yüksek bir azim ve kararlılıkla sürdürmektedir.” şeklinde konuştu.
– “Kaçak geçişlere asla imkan tanınmamaktadır”
Güler, ülke sınırlarını korumak, yasa dışı geçişleri engellemek ve terörist faaliyetleri önlemek amacıyla hudutlarda en etkili ve kademeli tedbirlerin uygulandığına dikkati çekerek, “Ortaya çıkan tehdit durumu ve gelişmelere göre sınırlarımızdaki tedbirler, gerek birlik takviyesi gerekse teknolojik olarak sürekli güncellenip geliştirilmekte ve böylelikle hudutlarımızdan kaçak geçişlere asla imkan tanınmamaktadır.” diye konuştu.
Terör belasının, 40 yılı aşkın bir zamandır Türkiye’yi uğraştıran en önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Güler, şunları kaydetti:
“Bu sorunu tamamen yok etmek, ülkemizin ve asil milletimizin güvenliğini sağlamak için terörle mücadelemizde tarihi adımlar attık, atıyoruz. Geçmişte yürütülen sınırlı hedefli ve süreli operasyonların yerine, bugün terör tehdidinin kaynağında yok edilmesi stratejisi ile sürekli ve kapsamlı operasyonlar gerçekleştirerek başta PKK/KCK, PYD/YPG ve DEAŞ olmak üzere tüm terör örgütlerine büyük darbeler vuruyoruz. Azim ve kararlılıkla yürütülen operasyonlar kapsamında bu yılın başından itibaren 2 bin 564 terörist etkisiz hale getirilmiştir.”
– “Zap’ta da kilit kapatılmıştır”
Bakan Güler, Suriye ve Irak harekat alanlarında görevli birliklere yönelik taciz ve saldırı girişimlerine de misliyle karşılık verildiğine ve gerekli tedbirlerin alındığına vurgu yaparak, “En son, kahraman Mehmetçiğin büyük özverisi ve gayretiyle artık Zap’ta da kilit kapatılmıştır. Bölgedeki faaliyetlerimiz aynı tempo ve kararlılıkla devam ediyor, edecektir.” ifadelerini kullandı.
Tüm operasyonların planlanması ve icrasında, masum sivillerin, dost unsurların, tarihi ve kültürel
varlıklar ile çevrenin zarar görmemesi için her türlü önlemin alındığına dikkati çeken Güler, şöyle devam etti:
“Terörle mücadelemizin daha etkin yürütülmesi kapsamında komşumuz Irak ile son dönemde büyük bir gelişim kaydeden ilişkilerimizi oldukça önemli görüyoruz. Bu çerçevede terör örgütünün bölgedeki varlığının sonlandırılması için Irak ile imzaladığımız ‘Güvenlik İşbirliği ve Terörle Mücadele’ye Dair Mutabakat Zaptı’ ile somut adımları da atmaya başladık. Aynı şekilde Irak’ın kuzeyinde, bölgesel yönetim ile de bölgenin huzura kavuşmasına yönelik yakın bir işbirliği içerisindeyiz. Sonuç olarak bir kez daha vurgulamak isterim ki terörle mücadelemiz, eli kanlı teröristler, bu coğrafyadan yok olup gidinceye kadar tavizsiz bir şekilde devam edecektir.”
– “Daima minnettarız, ilelebet de minnettar kalacağız”
Güler, ordunun, devletin bekasına, milletin huzur ve güvenliğine yönelen tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmek
için ‘ölürsem şehit, kalırsam gazi’ düsturu ile her türlü gayreti gösterdiğine vurgu yaparak, “Türk ordusunun en büyük ilham kaynağı, aziz şehitlerimiz ve kahraman gazilerimizin fedakarlıklarıdır. Bu nedenle aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize daima minnettarız, ilelebet de minnettar kalacağız.” şeklinde konuştu.
Terörle mücadele ve hudut güvenliğinin yanı sıra mavi ve gök vatandaki hak ve menfaatlerin de en üst düzeyde korunduğuna dikkati çeken Güler, şunları kaydetti:
“Ege ve Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerimizi etkin bir şekilde sürdürüyoruz. Bu kapsamda komşumuz Yunanistan ile uzun yıllardır süregelen sorunlarımızı çözmek için çaba gösteriyoruz. Türkiye, bu konuda geçmişten bu yana barışçıl bir tutum sergilemekte, Ege Denizi’nin bir barış denizi olarak kalması için gayretlerini ve iyi niyetini ortaya koymaktadır. Son dönemde Sayın Cumhurbaşkanı’mız ve Yunanistan Başbakanı’nın liderliğinde iki ülke tarafından ortaya konulan karşılıklı çabalarla Ege Denizi’nde gerginlik ve tansiyon önemli derecede azaltılmıştır.”
Güler, Yunanistan ile Türkiye arasında, “Güven Artırıcı Önlemler Toplantıları”na tekrar başlandığını da hatırlatarak, “Geçtiğimiz yıl kasım ayında Ankara’da gerçekleşen toplantıdan sonra, bu yıl 22 Nisan’da Atina’da, 6 Kasım’da da İstanbul’da iki toplantı daha gerçekleştirdik. Yapılan bu toplantılarda diyalog ortamının sürdürülmesi niyetini karşılıklı teyit ettik.” dedi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının kazanılmış hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statülerinin teyidinin, kendileri için olmazsa olmaz olduğuna vurgu yapan Güler, “Bu konuda anlamlı bir ilerleme, ancak bu gerçeğin kabulü ile mümkündür. Bu doğrultuda tüm uluslararası camiayı, sadece bir tarafın iddialarını desteklemeyi bırakıp konuya makul, mantıklı ve adil bir şekilde yaklaşmaya davet ediyoruz.” şeklinde konuştu.
Güler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Orta Doğu’da devam eden kriz ortamından istifade etmeye
çalıştığını ve insani yardım adı altında istikrara zarar veren faaliyetler gerçekleştirdiğini söyledi.
Kıbrıs adasında yabancı ülkelerin artan hareketliliğinin de yakından takip edildiğine dikkati çeken Güler, “Garanti ve İttifak Antlaşmaları” doğrultusunda, Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin sağlanmasına yönelik her türlü askeri ve siyasi tedbiri alarak adanın huzuru, adanın güvenliği ve refahı için ellerinden geleni yapmayı sürdüreceklerini aktardı.
Güler, Türk ordusunun, Akdeniz’den Hint Okyanusu’na, Aden Körfezi’nden Basra Körfezi’ne kadar çeşitli coğrafyalarda varlık göstererek, Türkiye’nin gücünü ve etkisini en iyi şekilde temsil ettiğini vurguladı.
Türkiye’nin, Afrika’dan Türkistan’a, Uzak Doğu Asya’dan Güney Amerika’ya kadar sunduğu alternatif işbirliği modelinin, Türkiye’nin dünyadaki etkinliğini her geçen gün daha da artırdığına dikkati çeken Güler, “Bu coğrafyalarda üstlenmiş olduğumuz aktif rolün önemini ve değerini anlayan başta İngiltere, İtalya, Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupalı müttefiklerimiz, Türkiye ile ortak inisiyatifler geliştirmek için girişimlerde bulunmaktadır.” diye konuştu.
– İşbirliği ve mutabakat anlaşmaları
Bakan Güler, NATO’daki faaliyetlerin de etkin bir şekilde sürdürüldüğünü, ittifakın önde gelen ülkelerinden biri olarak, NATO misyonlarına önemli katkılar sunulduğunu ifade etti.
Milli Savunma Bakanlığının, çeşitli coğrafyalardaki görevlerin yanı sıra ülkenin uluslararası siyaseti, savunma politikaları ve milli menfaatleri kapsamında kardeş, dost ve müttefik ülkelerle askeri çerçeve, eğitim işbirliği ve yardım anlaşmaları da imzaladığını hatırlatan Güler, şunları kaydetti:
“Karadeniz’de Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş nedeniyle hassasiyet devam etmektedir. Ukrayna’daki savaşın sonlandırılması için Türkiye olarak en başından itibaren ortaya koyduğumuz çok yönlü çabalarımızı, aynı kararlılıkla sürdürüyoruz. Mevcut durumda, barışı sağlamanın kolay olmayacağının farkındayız. Ancak, bu süreçte ülkemizin çıkarlarını korumak ve muhtemel tehlikelerden uzak durmak için gerekli tedbirleri alıyoruz. Bu doğrultuda Karadeniz’de gerginliği azaltan ve dengeyi tesis eden Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dikkatle, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir biçimde uyguladık, uygulamaya devam ediyoruz.”
Güler, ayrıca NATO müttefiki olan Bulgaristan ve Romanya ile birlikte tesis edilen Karadeniz Mayın Karşı Tedbir Görev Grubu ile de Karadeniz’deki güvenliğe katkı sağlandığını söyledi.

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi, dün gece 16 milyar 485 milyon 959 bin TL’lik Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine ilişkin görüşmesini tamamladı. DAÜ bütçesi, Perşembe günü saat 11.00’de oylanacak. Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, toplantıda Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) ile ilgili sert eleştirilerde bulundu.
Çavuşoğlu, DAÜ’nün 5 yıl önce batacağına dair uyarılarda bulunduğunu hatırlatarak, o dönemde tutmayan bütçelerle zaman kaybedildiğini söyledi. “Protokol yapılana kadar yaşananların bedelini ödemek zorundasınız” diyen Çavuşoğlu, DAÜ yönetimini gerçekçi olmaya davet etti.
-Kılıç: Hedefimiz 2027’de denk bütçeye ulaşmak
DAÜ bütçesinin görüşülmesi sırasında söz alan DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç, bir yıl içinde yaptıkları çalışmaları anlatarak hedeflerinin 2027’de denk bütçeye ulaşmak olduğunu söyledi.
Üniversiteye yapılan katkı ve harcamaları sıralayan Kılıç, cari harcamalarda küçülmek için attıkları adımları ve tasarruf tedbirlerinden bazılarını paylaştı.
15 bin 900 civarında öğrencileri olduğunu, YÖK’ün de önerisiyle ağırlıklı olarak 2 yıllık programlar açtıklarını ifade eden Kılıç, bazı dersleri dijital ortama geçirerek daha fazla öğrenciye eğitim verdiklerini kaydetti.
Kılıç, üniversitenin gelirlerini artırmak için dijital alanda yaptıkları çalışmaları da anlatarak, DAÜ’ye olan borçları almak için neler yaptıklarını sıraladı. Kılıç, altyapı ihtiyaçlarının her geçen yıl arttığına işaret etti.
Kılıç’ın konuşmasının ardından komite üyeleri ve Milli Eğitim Bakanı Çavuşoğlu, DAÜ yetkililerine bütçedeki kalemlerle ilgili sorular sordu. Bürokratlar, Maliye Bakanlığıyla imzalanan protokolle ilgili de bilgi verdi.
Toplantı, DAÜ’nün hazırladığı bütçeyle Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı bütçe arasında fark olması üzerine uzun süre karşılıklı soru cevap şeklinde sürdü.
-Berova: Emekliliklerle ilgili 300 milyonun üzerinde tasarruf bekliyoruz
Maliye Bakanı Özdemir Berova, geçen yıl kamu maliyesi olarak bu konuya Milli Eğitim Bakanıyla birlikte yoğun mesailer harcandığını belirtti. Maliye Bakanlığı’nın DAÜ’nün vergi borcunu üstlendiğini ve borçlanmalarına da kefil olduğunu belirten Berova, emekliliklerle ilgili de 300 milyonun üzerinde tasarruf beklediklerini söyledi.
Bakanlıkla DAÜ arasında yapılan protokole bağlı olarak gerektiğinde yeni tedbirler alınacağını vurgulayan Berova, DAÜ’ye destek olmak için ellerinden geleni yaptıklarını kaydetti.
Berova, genel kuruldaki görüşmede daha ayrıntılı bilgi vereceklerini ve detaylı tartışacaklarını belirtti. DAÜ’ye yapılan nakdi yardımla ilgili de bilgi veren Berova, gerektiği zaman protokolü yeniden güncelleyeceklerini dile getirdi.
-Çavuşoğlu: Hiçbirinizin DAÜ’yü korumaya niyeti yok
Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, 5 sene önce DAÜ’nün batacağı uyarısında bulunduğunu ve tutmayan bütçelerle zaman geçirildiğini söyleyerek, protokol yapılana kadar yaşananların bedelinin ödenmesi gerektiğini belirtti.
Çavuşoğlu, protokolle maşlardan indirim yapılmasının bir fedakarlık olarak gösterilmesini eleştirerek, “Mecburdunuz çünkü batırıp geldiniz.. Bizi başka şekilde konuya dahil edemezdiniz” dedi.
DAÜ temsilcilerine hitaben “Gerçekçi olun. Hiçbirinizin DAÜ’yü korumaya niyeti yok. Hala mazeret uydurursunuz” diyen Çavuşoğlu, DAÜ’yle ilgili yaşanan süreci anlattı.
Çavuşoğlu, protokolün yapılması aşamasıyla ilgili detaylı bilgi vererek, “DAÜ’nün isteklerini yerine getirmek DAÜ’yü bitirmek demektir” dedi.
Gereken tedbirler alınmıyorsa bir maaşın daha kesilebileceğini belirten Çavuşoğlu, DAÜ kadar diğer üniversitelerin de değerli olduğuna işaret ederek, onlara hiç bu kadar destek olunmadığını kaydetti.
Tedbir olarak hayata hiçbir şey geçirilmediğini, sadece kağıt üstünde tedbir alınacak dendiğine işaret eden Çavuşoğlu, online ders verecek yetkileri olmadığı halde sınıfları birleştirip, online yapıldığını hatırlattı. Çavuşoğlu, solar enerji talebi olduğunu ama bunun masrafını kimin göreceğinin belirtilmediğini söyledi. Çavuşoğlu, “Öğrenci getirisiyle öğretmen giderini hesapladığımızda 10 bin öğrenci açığımız var” dedi.
Çavuşoğlu’nun konuşmasının ardından komite toplantısı sona erdi. Komite, Perşembe günü Milli Eğitim Bakanlığı ve DAÜ bütçelerini oylayacak.


TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Kıbrıs sorununa ilişkin, “(Akdeniz’de) Kıbrıs meselemiz var bizim orada. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve oranın kaynakları var. Var olan bir millet. Var olan Türk milleti orada yok hükmünde sayılmak istendi. Zaten yetmiş dört harekatıyla da biz gereken cevabı verdik. Yani orada garantör ülke sıfatıyla gereken cevabı verdik. Ve hep de şunu söyledik. Oranın tüm kaynakları artık tüm ada halkına aittir ve hakkaniyet bazında bu paylaşılmalı dedik. Adanın zenginliği için paylaşılmalı. Aslında Akdeniz’in tüm kaynakları da aynı çerçevede.” dedi.
Oktay, İtalya merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Siyasi Çalışmalar Enstitüsünün (ISPI), İtalya Dışişleri Bakanlığının katkılarıyla bu yıl 10’uncusunu düzenlediği “MED Akdeniz Diyalog Forumu”na katılmak için geldiği Roma’da AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
– “Forumda iki konuya odaklanacağız: Bölgenin istikrarı, barış ve güvenliğinin sağlanması ile Akdeniz ekonomisi”
İtalya’nın yıllık ve çok geniş katılımlı olarak düzenlediği MED Forumu’na katılmak için Roma’ya geldiklerini belirten Oktay, “Buraya özellikle İsrail ve Filistin’in de katılıyor olması bizim için bunu daha farklı bir öneme taşıyor.” dedi.
Forumdaki temaslarında iki konuya odaklanacaklarını dile getiren Oktay, “Birincisi, bölgenin istikrarı, barış ve güvenliğinin sağlanmasıyla alakalı özellikle Akdeniz jeopolitiğinde. İkinci program da Akdeniz ekonomisi üzerine. Yani ekonomik kalkınma, ülkeler arasındaki ve Akdeniz’in kendi içerisindeki bölgeler arasındaki farklar ve bunların nasıl giderilebileceğiyle alakalı kalkınma boyutu ama aynı zamanda da bağlantı, ulaşım, ulaştırma diyebileceğimiz ekonomiyi, kalkınmayı ilgilendiren alanlarla ilgili bir oturuma katılacağız. Her ikisi de önemli.” diye konuştu.
Oktay, forumda Filistin konusunun üzerinde duracaklarının altını çizerek, “Orta Doğu’da birçok sorunun, dünyadaki birçok sorunun ve bölgedeki birçok sorunun ana kaynağı Filistin meselesidir. Filistin meselesi çözülmediği sürece Orta Doğu’da barışın veya bölgede barışın dolayısıyla dünyada barışın sağlanabilmesi son derece zor.” ifadelerini kullandı.
İsrail’in Filistinlilere yönelik katliamının devam ettiğini dile getiren Oktay, bunun soykırıma varan bir boyuta ulaştığını kaydetti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkan tutuklama emirlerini hatırlatan Oktay, “İlgili ülkelerin buna ilişkin kararı uygulayacakları ya da uygulamayacakları ifadelerini açıklamaları bizim için bu forumu daha da kritik hale getiriyor. Özellikle tarafların masada olması, hem İsrail’in hem de Filistin’in masada olması, söyleyeceklerimizi aslında doğrudan gözlerinin içerisine bakarak söylememiz bizim için önemli.” şeklinde konuştu.
Oktay, şöyle devam etti:
“Akdeniz’le ilgili de aynı zamanda da İsrail ve Filistin’le ilgili de söylediklerimiz son derece nettir. Barış ve istikrarın korunabilmesi için bölgede iki devletli 1967 sınırları içerisinde ve başkenti Doğu Kudüs olan iki devletli çözüm olmazsa olmazdır. Bu hem Filistin’in hem de İsrail halkının geleceği için, güvenliği için, istikrarı için önemlidir. Dolayısıyla bunun sağlanamadığı bir ortamda ve İsrail’in her türlü şımarıklığına, her türlü sınır tanımazlığına; her alanda yani sadece fiziki sınırları tanımamazlığı da değil, hukuki sınırları tanımamazlığı, savaş hukuku tanımamazlığı boyutuna da çocuk kadın ve yaşlı ayrımı yapmadan öğrenci ayrımı yapmadan her türlü katliama varan ve bölgeyi ateşe atan yaklaşımı bir şekilde buna bir yerde ‘dur’ demek gerekiyor.”
– İsrail’e destek olan ülkelere “dur” çağrısı
Fuat Oktay, “Özellikle bunu şımartan ülkelerin buna dur demesi gerekiyor. Bir an önce silah sevkiyatını durdurması, silah ambargosu dahil ve ekonomik yaptırımlar dahil bir an önce uygulanması boyutunda. Dolayısıyla bu işin ciddiyetini anlatabilmeyle alakalı. Aksi takdirde savaşın bölgeye yayılma riskinin çok büyük olduğunu biz ilk başından beri ifade ediyorduk. Ne yazık ki özellikle Batılı ülkelere dinletmekte her zaman olduğu gibi sıkıntı çektik.” dedi.
Savaşın önce Yemen’e şimdi Lübnan’a yayıldığını, Filistin ve Lübnan’da öldürülenlerin sayısının 50 bini geçtiğini aktaran Oktay, şöyle devam etti:
“Aynı şekilde de şimdi Suriye’de görüyoruz. Ve yine Netenyahu’nun kendisinin Birleşmiş Milletler’de açıkladığı gösterdiği haritaya baktığınızda hemen zaten Irak ve İran da bunun içerisinde. Biz her zaman şunu söyledik. İsrail bu şekilde devam ederse bölge barışı için değil, dünya barışı için de tehdittir. Türkiye için de tehdittir. Çünkü bir arz-ı mevud diye ifade ettikleri vadedilmiş topraklardan yola çıktıkları ve Türkiye’nin topraklarını da tehdit eden, bölgedeki tüm ülkelerin topraklarını tehdit eden bir yaklaşımı vardır. Dolayısıyla bunun kabul edilemeyeceği, bunun bir an önce durdurulması gerektiği bölge barışı açısından son derece kritik.” diye konuştu.
Bütün bunları muhataplarına aktaracaklarını dile getiren Oktay, kalıcı ateşkesin insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşması için önemli olduğunu söyledi.
Oktay, “Belki de İsrail’in yine Filistinlilere karşı açlığı ve susuzluğu bir silah olarak kullandığını görüyoruz. Bu insanlık adına kabul edilebilir bir şey değil. Dolayısıyla bu, bizim belki gelecek nesillere bırakabileceğimiz en büyük utanç tablosudur BM açısından ve İsrail’in arkasında duran ülkeler açısından baktığımızda.” ifadelerini kullandı.
– “Türkiye’nin tavrı nettir”
Oktay, Türkiye’nin tavrının her zaman net olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Ne pahasına olursa olsun bu netliğimiz devam edecektir. Cumhurbaşkanımız da hükümetimizin ilgili tüm birimleri de Dışişleri Bakanımız da tüm katıldığı toplantılarda, bizler de parlamento bazında her platformda bu görüşümüzü net olarak ifade ettik. Bunu ifade ederken de bunu kesinlikle bir Yahudi düşmanlığıyla ilişkilendirmeye çalışanlar olduğunu da ifade ettik. Türkler tarihinden beri en rahat olan millettir. En sıkıntıya girdikleri zamanda biz yanlarında olmuşuzdur. Bugün de Filistinlilere yapılanlar İsrail halkına yapılmış olsa Türkiye, İsrail halkının yanında olur. Zulme karşı ve soykırıma karşı mağdurun yanında olmuştur Türkiye her zaman.”
Fuat Oktay, bu soruna hemen çözüm çağrısı yaparak, “Ama ne yazık ki bugün Netanyahu hükümeti ve çetesi tamamen soykırım bazında insanları katlediyor ve bölge barışını tamamen baltalıyor. Dünyada yeteri kadar sorun var. Buradaki sorunun da bir an önce çözülmesi gerekir. Biz bunları zaten yarın katılacağımız her platformda tüm açıklığıyla, netliğiyle ve gözlerinin içerisine bakarak da anlatacağız.” diye konuştu.
Oktay, istikrar ve barış olmadan ekonomik kalkınmanın da olmayacağını vurgulayarak, “Bölgenin güvenliğinin, istikrarının bir an önce sağlanması aslında ekonomik kalkınmaya da yeni bir zemin açacaktır. Bölgede zaten Akdeniz’de yeteri kadar sorun var. Libya sorunu hala devam ediyor. Suriye’de sorun devam ediyor. Aynı şekilde diğer boyuta bakarsak bir Sahel şeridi var ki orada sorunlar devam ediyor. Türkiye olarak biz tüm bu alanlardayız. Hem masadayız diplomatik olarak ama gerektiği yerde de sahadayız.” şeklinde konuştu.
Oktay, Libya’ya her türlü desteği verdiklerini ve Libya halkıyla sorunları olmadığına dikkat çekti.
– Kıbrıs meselesi
Kıbrıs sorununa da değinen Oktay, şunları kaydetti:
“Yine Kıbrıs meselemiz var bizim orada. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve oranın kaynakları var. Var olan bir millet. Var olan Türk milleti orada yok hükmünde sayılmak istendi. Zaten yetmiş dört harekatıyla da biz gereken cevabı verdik. Yani orada garantör ülke sıfatıyla gereken cevabı verdik. Ve hep de şunu söyledik. Oranın tüm kaynakları artık tüm ada halkına aittir ve hakkaniyet bazında bu paylaşılmalı dedik. Adanın zenginliği için paylaşılmalı. Aslında Akdeniz’in tüm kaynakları da aynı çerçevede.”
Oktay, forumda parlamento olarak parlamenter diplomasiyi daha etkin kullanmak istediklerini dile getirerek, “Aslında yapmak istediğimiz şey biz bu çalışmaları daha nasıl kolaylaştırabiliriz? Önünü nasıl açabiliriz? Ve yürütülen çalışmalara nasıl katkı verebiliriz? Bütün bunları tartışıyor olacağız. Tüm bölge ülkelerinde Dışişleri Komisyonu başkanlarının katılımıyla forumumuz genelde bu çerçevede olacak. Biz Türkiye’nin tüm tezlerini burada zaten tüm açıklığıyla ve tüm samimiyetimizle anlatıyor olacağız, açıklıyor olacağız. Bundan sonra da açıklamaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi, 16 milyar 485 milyon 959 bin TL’lik Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine ilişkin görüşmesini dün gece tamamladı. Komite bütçeyi perşembe günü saat 11.00’de DAÜ bütçesini, ardından Milli Eğitim Bakanlığı bütçesini oylayacak.
Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi bugün GKK, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı bütçelerini görüşecek. Tarım ve Doğal Bakanlığı’na bağlı Kıbrıs Türk Süt Endüstrisi Kurumu, Toprak Ürünleri Kurumu ve Genel Tarım Sigortası Fonu bütçeleri de ele alınacak.
-Kılıç
DAÜ bütçesinin görüşülmesi sırasında söz alan DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç, bir yıl içinde yaptıkları çalışmaları anlatarak hedeflerinin 2027’de denk bütçeye ulaşmak olduğunu söyledi.
Üniversiteye yapılan katkı ve harcamaları sıralayan Kılıç, cari harcamalarda küçülmek için attıkları adımları ve tasarruf tedbirlerinden bazılarını paylaştı.
15 bin 900 civarında öğrencileri olduğunu, YÖK’ün de önerisiyle ağırlıklı olarak 2 yıllık programlar açtıklarını ifade eden Kılıç, bazı dersleri dijital ortama geçirerek daha fazla öğrenciye eğitim verdiklerini kaydetti.
Kılıç, üniversitenin gelirlerini artırmak için dijital alanda yaptıkları çalışmaları da anlatarak, DAÜ’ye olan borçları almak için neler yaptıklarını sıraladı. Kılıç, altyapı ihtiyaçlarının her geçen yıl arttığına işaret etti.
Kılıç’ın konuşmasının ardından komite üyeleri ve Milli Eğitim Bakanı Çavuşoğlu, DAÜ yetkililerine bütçedeki kalemlerle ilgili sorular sordu. Bürokratlar, Maliye Bakanlığıyla imzalanan protokolle ilgili de bilgi verdi.
Toplantı, DAÜ’nün hazırladığı bütçeyle Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı bütçe arasında fark olması üzerine uzun süre karşılıklı soru cevap şeklinde sürdü.
-Berova
Maliye Bakanı Özdemir Berova, geçen yıl kamu maliyesi olarak bu konuya Milli Eğitim Bakanıyla birlikte yoğun mesailer harcandığını belirtti. Maliye Bakanlığı’nın DAÜ’nün vergi borcunu üstlendiğini ve borçlanmalarına da kefil olduğunu belirten Berova, emekliliklerle ilgili de 300 milyonun üzerinde tasarruf beklediklerini söyledi.
Bakanlıkla DAÜ arasında yapılan protokole bağlı olarak gerektiğinde yeni tedbirler alınacağını vurgulayan Berova, DAÜ’ye destek olmak için ellerinden geleni yaptıklarını kaydetti.
Berova, genel kuruldaki görüşmede daha ayrıntılı bilgi vereceklerini ve detaylı tartışacaklarını belirtti. DAÜ’ye yapılan nakdi yardımla ilgili de bilgi veren Berova, gerektiği zaman protokolü yeniden güncelleyeceklerini dile getirdi.
-Çavuşoğlu
Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, 5 sene önce DAÜ’nün batacağı uyarısında bulunduğunu ve tutmayan bütçelerle zaman geçirildiğini söyleyerek, protokol yapılana kadar yaşananların bedelinin ödenmesi gerektiğini belirtti.
Çavuşoğlu, protokolle maşlardan indirim yapılmasının bir fedakarlık olarak gösterilmesini eleştirerek, “Mecburdunuz çünkü batırıp geldiniz.. Bizi başka şekilde konuya dahil edemezdiniz” dedi.
DAÜ temsilcilerine hitaben “Gerçekçi olun. Hiçbirinizin DAÜ’yü korumaya niyeti yok. Hala mazeret uydurursunuz” diyen Çavuşoğlu, DAÜ’yle ilgili yaşanan süreci anlattı.
Çavuşoğlu, protokolün yapılması aşamasıyla ilgili detaylı bilgi vererek, “DAÜ’nün isteklerini yerine getirmek DAÜ’yü bitirmek demektir” dedi.
Gereken tedbirler alınmıyorsa bir maaşın daha kesilebileceğini belirten Çavuşoğlu, DAÜ kadar diğer üniversitelerin de değerli olduğuna işaret ederek, onlara hiç bu kadar destek olunmadığını kaydetti.
Tedbir olarak hayata hiçbir şey geçirilmediğini, sadece kağıt üstünde tedbir alınacak dendiğine işaret eden Çavuşoğlu, online ders verecek yetkileri olmadığı halde sınıfları birleştirip, online yapıldığını hatırlattı. Çavuşoğlu, solar enerji talebi olduğunu ama bunun masrafını kimin göreceğinin belirtilmediğini söyledi. Çavuşoğlu, “Öğrenci getirisiyle öğretmen giderini hesapladığımızda 10 bin öğrenci açığımız var” dedi.
Çavuşoğlu’nun konuşmasının ardından komite toplantısı sona erdi. Komite, Perşembe günü Milli Eğitim Bakanlığı ve DAÜ bütçelerini oylayacak.



26 Kasım 2024 sabah saatlerinde dolar güne 34.70 lira seviyesinde başladı.Sabah saat 08.30 itibariyle euro/TL 36.40 liradan, sterlin ise 43.65 liradan işlem görüyor.

