Archives 2025

Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy verme işlemi başladı

Kıbrıs Türk halkı Cumhurbaşkanını seçmek için bugün sandık başına gidiyor.  Saat 08.00’de başlayan oy verme süreci saat 18.00’de sona erecek.

KKTC’nin 9. Cumhurbaşkanlığı seçiminde; oy pusulasında altısı bağımsız, toplam sekiz aday yer alıyor.  

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) dün akşam bağımsız cumhurbaşkanı adayı Hüseyin Gürlek’in adaylıktan çekildiğini açıkladı. Ancak Seçim ve Halkoylaması Yasası uyarınca Gürlek’in ismi oy pusulasında yer almaya devam edecek.

Cumhurbaşkanı seçilmek için geçerli oyların salt çoğunluğunu almak gerekiyor. Seçimde adaylardan birinin bu oy oranına ulaşamaması halinde seçim, en çok oy alacak iki aday arasında 26 Ekim Pazar günü yapılacak ikinci tura kalacak.

Cumhurbaşkanlığı için adayların oy pusulasındaki sırası şöyle:

“Osman Zorba (Kıbrıs Sosyalist Partisi) 1, Tufan Erhürman (Cumhuriyetçi Türk Partisi) 2, Arif Salih Kırdağ (Bağımsız) 3, Ahmet Boran (Bağımsız) 4, Mehmet Hasgüler (Bağımsız) 5, İbrahim Yazıcı (Bağımsız) 6, Hüseyin Gürlek (Bağımsız) 7, Ersin Tatar (Bağımsız) 8.”

-“Nerede oy kullanacağım?”

Seçmenler, Cumhurbaşkanlığı seçiminde nerede oy kullanacaklarına ilişkin bilgileri www.mahkemeler.net ve www.ysk.gov.ct.tr adreslerinden öğrenebilecek.

Sandık seçmen listelerinde kayıtlı olan seçmenler https://ysk.gov.ct.tr ve https://www.mahkemeler.net adresli web sitelerinden “Nerede oy kullanacağım” uygulamasına kimlik kartı numarasını yazarak oylarını kullanacakları sandık numarası ve yerini görebilecek.

Bu arada seçmen kartı eline ulaşmayan vatandaşlar da kimlik ibraz ederek oy kullanabilecek.

– Engelli seçmenler için tedbir

Sandık yerinin üst katta olması veya rampa bulunmaması nedeniyle kayıtlı bulunduğu sandık yerine çıkmasının mümkün olamayacağı önceden tespit edilen ve 16 Ekim’e kadar ilgili ilçe seçim kuruluna ait telefonlara bilgi veren engelli seçmenler için ek önlemler alındı.

– Oy kullanmak için gerekli belgeler

Seçmenler, üzerlerinde fotoğraf bulunan resmi belgelerle oy kullanabilecek. Seçmenlerin, oy kullanabilmek için görevlilere Kıbrıs Türk Federe Devleti veya KKTC kimlik kartı, polis kimliği, KKTC sürüş ehliyeti, Kıbrıs Türk Federe Devleti veya KKTC pasaportu ibraz etmesi gerekiyor.

– Anayasa’ya göre 18 yaşını dolduran kişiler seçmen hakkı kazanıyor

KKTC Anayasası’na göre, 18 yaşını dolduran kişiler seçmen olma hakkı kazanıyor.

Anayasa’ya göre, Cumhurbaşkanı seçilmek için milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak; yükseköğrenim yapmış olmak, 35 yaşını doldurmuş olmak, Türk ana ve babadan doğmuş olmak ve KKTC yurttaşı olmak ve en az 5 yıldan beri daimi ikametgâhı Kıbrıs’ta bulunmuş olması gerekiyor.

– Pusulanın geçerli olması için “Evet” mührünün bir kez vurulması şart

Seçmenler, cumhurbaşkanlığı seçimi oy pusulasında adayların isimlerinin yer aldığı bölümün altındaki boş kutulardan birine “Evet” mührü vurularak tercih belirtecek. Oyun geçerli sayılabilmesi için mührün sadece bir kez vurulması gerekiyor. Aksi halde oy geçersiz sayılacak.

Seçmenlerin oy pusulasını kapalı oyun kullanıldığı yerde katlayarak, sandık kurulu üyelerinin önünde sandığa atması gerekiyor.

-Yasaklar

Bugün saat 19.00’a kadar radyo ve televizyonlar ile her türlü yayın organı tarafından seçim ve sonuçları ile ilgili haber, tahmin ve yorum yapılması yasak olacak.

Oy verme günü olan yarın, sandık alanları içerisinde veya civarında herhangi bir kişi tarafından aday ve/veya siyasi parti ambleminin veya işaretinin taşınması veya aday veya siyasi partinin propagandasını yapan renkleri çağrıştıran herhangi bir giysi ve/veya emtia ve/veya maske kullanılması yasak.

Ayrıca, alkollü içki satılması, içkili yerlerle umumi mahallerde her çeşit alkollü içki satılması, verilmesi ve içilmesi de yasak olacak. Bütün umumi eğlence yerleri oy verme süresince kapalı kalacak. Eğlence yeri niteliğini haiz lokantalarda yalnız yemek verilecek.

Emniyet ve asayişi korumakla görevli olanlardan başka hiçbir kimse, köy, kasaba ve şehirlerde silâh taşıyamayacak.

– 218 bin 313 seçmen, 777 sandık

Seçim ve halkoylamasında, seçmen listelerine kayıtlı 218 bin 313 seçmen oy kullanabilecek.  Seçmenler ülke genelinde oluşturulan seçim merkezlerindeki 777 sandıkta oylarını kullanabilecek

Seçmenlerin ve sandıkların ilçelere göre dağılımı şöyle:

“Lefkoşa ilçesi 70 bin 472 seçmen 249 sandık, Gazimağusa ilçesi 54 bin 015 seçmen 193 sandık, Girne ilçesi 49 bin 665 seçmen 167 sandık, Güzelyurt ilçesi 15 bin 334 seçmen 55 sandık, İskele ilçesi 21 bin 659 seçmen 86 sandık, Lefke İlçesi 7 bin 168 seçmen 29 sandık.”

Seçim sandıklarında YSK’nın görevlendirdiği 2 bin 331 sandık görevlisi görev yapacak. Sandıklarda ayrıca adayların ve siyasi partilerin temsilcileri de gözlemci olarak bulunabiliyor.

-11. seçim

19 Ekim’de yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi, Kıbrıs Türk halkının 1974 sonrasındaki 11. devlet başkanlığı veya cumhurbaşkanlığı seçimi olacak.

1974 Barış Harekatı’nın ardından kendi devlet çatısı altında ilk devlet başkanlığı seçimini 20 Haziran 1976’da yapan Kıbrıs Türk halkı, 45 yıl içinde 2 kez Kıbrıs Türk Federe Devleti devlet başkanlığı; 8 kez de KKTC Cumhurbaşkanlığı için seçime gitti. 19 Ekim’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi, KKTC’nin 9. Cumhurbaşkanlığı seçimi olarak siyasi tarihteki yerini alacak.

KKTC’de cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri 5 yılda bir; yerel seçimler ise 4 yılda bir yapılıyor.

Üstel: Kıbrıs Türk halkı, her zaman can Azerbaycan’ın yanındadır

Başbakan Ünal Üstel, Azerbaycan’ın 18 Ekim Bağımsızlık Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Azerbaycan halkına ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e en içten tebriklerini iletti.

Üstel mesajında, “Kardeş Azerbaycan’ın 18 Ekim Bağımsızlık Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev başta olmak üzere, tüm Azerbaycan halkına en samimi tebriklerimi sunuyor, kardeşlik ve dayanışma duygularımızı iletiyorum.” ifadelerini kullandı.

Başbakan Üstel, Kıbrıs Türk halkının her zaman Azerbaycan’ın yanında yer aldığını vurgulayarak, “Kıbrıs Türk halkı, her zaman olduğu gibi, can Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edecektir.” dedi.

Tatar, Azerbaycan’ın 18 Ekim Bağımsızlık Günü’nü kutladı

Cumhurbaşkanı ve bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, Azerbaycan’ın 18 Ekim Bağımsızlık Günü’nü kutladı.

Sosyal medya hesabı üzerinden mesaj yayımlayan Tatar, “Can Azerbaycan’ın 18 Ekim Bağımsızlık Günü’nü en içten duygularımla kutluyor, Azerbaycan Cumhurbaşkanı, değerli kardeşim İlham Aliyev ve tüm Azerbaycan halkına Kıbrıs Türk halkının sevgi, selam ve muhabbetlerini iletiyorum” ifadelerini kullandı.

Tatar, Güzelyurt’u ziyaret etti: “Halkımız yarın bir kez daha devletine sahip çıkacak…”

Cumhurbaşkanı ve bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Ersin Tatar, seçim öncesi son ziyaretlerinden birini Güzelyurt bölgesine gerçekleştirdi.

Seçim Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre, Tatar, Güzelyurt açık pazarında esnafla bir araya geldi, vatandaşlarla sohbet etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Güzelyurt, Kıbrıs Türkü’nün toprağa, üretime ve devlete bağlılığının en güçlü simgelerinden biridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, yarın yapılacak seçimlerin önemine dikkat çekerek, “Yarın sandık başına gidecek halkımız, bir kez daha devletine, egemenliğine ve geleceğine sahip çıkacaktır. Kıbrıs Türkü, Rum’la ortaklık hayallerine değil, kendi devletinde onurlu bir geleceğe inanıyor” dedi.

Tatar, seçim süreci boyunca verdiği mesajı yineleyerek, “İki devletli çözüm siyasetinden geri adım yok. Kıbrıs Türk halkı kendi kaderini tayin edecek güçtedir. Yarın bu güçlü iradeyi sandıkta bir kez daha göstereceğiz” ifadelerini kullandı.

Tatar, demokratik bir ortamda gerçekleşecek seçimlerin, Kıbrıs Türk demokrasisinin olgunluğunu bir kez daha ortaya koyacağına inandığını da belirtti.

“Bu seçim, kişisel hesapların değil, Kıbrıs Türkü’nün geleceğinin seçimidir. Ben halkımızın sağduyusuna güveniyorum” diyen Tatar, herkesi sandığa giderek iradesine sahip çıkmaya çağırdı.

Tatar, Güzelyurt’taki ziyaretinde bölge halkına teşekkür ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“Güzelyurt, üretimin, emeğin ve vatan sevgisinin kalbidir. Bu halk, her zorlukta devletine sahip çıkmış, köklerinden aldığı güçle geleceğe yürümüştür. Yarın yapılacak seçimde de aynı kararlılığı gösterecektir. Halkımıza güvenim tamdır.”

Eski KKTC Başbakanı Atun: “Türkiyesiz bu dava düşünülemez”

Eski Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Hakkı Atun, Türkiye’nin de Kıbrıs meselesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak “Türkiyesiz bu dava düşünülemez. Halen Kıbrıs’ta bir ateşkes var ve bu barışı, Kıbrıs’ta sükuneti, güvenliği özellikle Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlayan bir kolordu vardır.” dedi.

Atun, yarın düzenlenecek cumhurbaşkanı seçimi öncesinde AA’ya değerlendirmede bulundu.

“Bizim dış dünyaya karşı en güçlü tarafımız, tanınsak da tanınmasak da, güçlü bir demokrasimiz var.” diyen Atun, Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından KKTC’de güçlü bir demokrasi ve parlamento tesis edilmesinin yanı sıra hükümetin ve cumhurbaşkanının seçimle göreve geldiğine dikkati çekti.

Atun, yarın yapılacak cumhurbaşkanı seçimleri için “Demokrasimiz açısından çok önemli bir aşamadır ve dış dünyaya karşı verebileceğimiz en güçlü mesajdır.” ifadesini kullanarak seçim sürecinin başlangıcından beri Yüksek Seçim Kurulunun disiplinli ve tarafsız hareketleriyle çok olgun bir süreç yaşadıklarını belirtti.

Mevcut Cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar’ın iki devletli çözümün KKTC için işleyebilir tek çözüm olduğunu uluslararası platformlarda cesaretle savunduğunu dile getiren Atun, yarınki seçimler için öne çıkan meselenin “iki devletli çözüm” ve “federasyon ümidi” olduğunu söyledi.

Siyaseti bıraktıktan sonra partiler üstü bir düşünce kuruluşunda usta diplomatlarla çalışma yürüttüklerini paylaşan Atun, “federasyon görüşmesinin kısır bir döngü olduğunu” ve Rum tarafının Kıbrıs Türklerine eşit düzeyde bir hak tanımadığını tespit ettiklerini ifade etti.

Atun, “Rum tarafının bir federasyon formülünde bizimle anlaşacağına hiçbir ümidim yoktur.” diyerek Rum kesiminin Avrupa Birliğine (AB) girdikten sonra önemli bir konuma geldiğini ve federasyon için ancak AB kuralları dahilinde KKTC ile anlaşmaya razı olacağını söyledi.

Kıbrıs Türklerini Ada’da işgalci olarak gören Rum kesiminin kendilerini azınlık olarak gördüğünü vurgulayan Atun, Kıbrıs Barış Harekatı’nın bağımsız ve özgür bir coğrafyanın oluşumuna imkân verdiğini anlattı.

– Türkiye-KKTC bağları

Atun, Türkiye’nin de Kıbrıs meselesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak “Türkiyesiz bu dava düşünülemez. Halen Kıbrıs’ta bir ateşkes var ve bu barışı, Kıbrıs’ta sükuneti, güvenliği özellikle Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlayan bir kolordu vardır.” dedi.

Rum kesiminin İsrail’i KKTC’ye bir hasım olarak gösterdiğine dikkati çeken Atun, “Gazze’de yapılanları söylememe gerek yok. Bütün dünya dehşetle bunları izlemiştir ve şimdi İsrail de Kıbrıs’ta bir taraf gibi yer almaya çalışmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Atun, İsrail’in Kıbrıs’ta “gözü olduğunu” savunarak, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki varlığı ve güney sahillerinin savunmasında KKTC’nin bağımsız bir devlet olarak yaşamasının hayati bir önem taşıdığının altını çizdi.

Türk dünyasının kamu yönetim, kültür ve ekonomi bağlamında KKTC ile yakınlaştığını dile getiren Atun, bunun ümit verici olduğunu belirtti.

Atun, Türkiye’nin 1974’ten beri KKTC’de Cumhuriyet Yerleşkesi de dahil olmak üzere birçok projeyi ve altyapı çalışmalarını hayata geçirdiğini hatırlatarak, seçilecek adayın Türkiye ile uyum içinde çalışması gerektiğini kaydetti.

Başbakan Ünal Üstel: “Sandıklara sahip çıkmak, devletimize sahip çıkmaktır”

Başbakan Ünal Üstel, seçim öncesi sandık görevlilerine ve teşkilat mensuplarına seslendi: “Yarın, Kıbrıs Türk halkının kaderini oylayacağımız tarihi bir güne uyanacağız. Her sandık, bu devletin geleceğini belirleyecek bir emanettir.”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Ünal Üstel, Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yaptığı yazılı açıklamada sandık görevlilerine, temsilcilere ve teşkilat üyelerine teşekkür etti. Üstel, seçim gününün sadece bir oylama değil, Kıbrıs Türk halkının varlığına, özgürlüğüne ve devletine sahip çıkma günü olduğunu vurguladı.

“Bu süreçte sizler, demokrasimizin ön cephesinde yer alan kahramanlarsınız.” diyen Üstel, sandık başında görev yapacak tüm partililere dikkat, disiplin ve kararlılıkla hareket etme çağrısında bulundu.

“Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte sandıklarda yerinizi alacak, gün boyunca aynı inanç, sabır ve sorumluluk bilinciyle görev yapacaksınız. Unutmayın; her sandık, bu devletin geleceğini belirleyecek birer emanettir,” ifadelerini kullandı.

UBP Genel Başkanı Üstel, sandıklarda görev yapacak herkesin vatandaşların huzur ve güven içinde oy kullanabilmesi için azami hassasiyet göstermesi gerektiğini belirterek şu mesajı verdi:

“Sandıklara sahip çıkmak, devletimize sahip çıkmaktır. Sandıklara sahip çıkmak partimizin onuruna, halkımızın helal oylarına ve zaferimize sahip çıkmaktır.”

Üstel, seçim sürecinde fedakârca görev üstlenen sandık kurulu üyelerine, polis mensuplarına, basın çalışanlarına ve emeği geçen herkese teşekkür ederek sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“Yarın hep birlikte bir demokrasi bayramına, bir zafere imza atacağımıza yürekten inanıyorum. Hakkınız ödenmez. Zaferimiz şimdiden kutlu olsun.”

PAŞAKÖY VE AĞILLAR BÖLGELERİNE ELEKTRİK AKIMI VERİLDİ

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK), Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisi (KEİ) tarafından finanse dilen, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ve Hayvancılık Dairesi tarafından kırsal kesimlerde yürüttüğü altyapı projeleri kapsamında önemli bir aşamayı daha tamamladı. Başbakan Ünal Üstel’in talimatıyla Paşaköy kırsal kesimi ile Ağıllar bölgesinde sürdürülen elektrik altyapı çalışmaları tamamlanarak bölgelere elektrik akımı verildi.

ALT YAPI TAMAMLANDI, ENERJİ VERİLDİ

KIB-TEK ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, her iki bölgede de enerji hatlarının döşenmesi, direk montajları ve bağlantı testleri başarıyla sonuçlandı. Böylece bölgede yaşayan vatandaşların yanı sıra üreticilerin de elektrik enerjisine erişimi sağlanmış oldu.

SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMAYA DESTEK

Proje, özellikle Ağıllar bölgesinde hayvancılıkla uğraşan üreticilerin yaşam koşullarını iyileştirmeyi hedefliyor. Kurum, enerjiye erişimin tarımsal üretim verimliliğini artıracağına dikkat çekti. Kurum yetkilileri, kırsal kesimlerde enerji altyapısının güçlendirilmesinin sürdürülebilir kalkınma için büyük önem taşıdığını vurgulayarak, benzer projelerin ülke genelinde devam ettiğini belirtti.

GÜRSEL UZUN: “ÜRETİCİLERİMİZİN STANDARTLARI YÜKSEKECEK”

KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun, yapılan çalışmaların kurumun halk odaklı hizmet anlayışının bir parçası olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:
“Kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın da şehir merkezlerindeki kadar güçlü ve güvenli enerjiye erişimi Sayın Başbakanımız Ünal Üstel’in ve bizim önceliğimizdir. Paşaköy ve Ağıllar bölgelerinde tamamladığımız bu proje, üreticilerimizin yaşam standartlarını yükseltecek, bölgesel kalkınmaya da katkı sağlayacaktır. Paşaköy ve Ağıllar sakinleri, uzun süredir bekledikleri elektrik akımına kavuşmanın mutluluğunu beraber yaşadık. Bölge üreticileri ise enerjiye erişimin hem üretim kapasitesini artıracağını hem de yaşam kalitesini yükselteceğini dile getirerek çalışmaların bu kadar kısa sürede tamamlanmasından dolayı memnuniyetlerini dile getirdi. Bölge halkının hayata geçen yatırımlardan dolayı mutluluğunu görmek bizlere motivasyon kaynağı olmaktadır.”

Konuşmasının devamında Uzun, “KIB-TEK olarak ülkenin her noktasına kesintisiz enerji ulaştırmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu projenin hayata geçmesine katkı sağlayan ve bizlere liderlik eden başta Başbakanımız Ünal Üstel olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisi’ne (KEİ), Hayvancılık Dairesi’ne, Tarım Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na, halkımız için emeğini ortaya koyan tüm KIB-TEK çalışanlarına ve emeği geçen herkese katkılarından dolayı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Türk halkı yarın sandık başına gidecek

Kıbrıs Türk halkı Cumhurbaşkanını seçmek için yarın sandık başına gidecek. KKTC’nin 9. Cumhurbaşkanlığı seçimi olacak seçimde; altısı bağımsız, toplam sekiz aday yarışacak.

24 Ağustos’ta başlayan seçim takvimine göre, seçmen kartları en son 16 Ekim’de dağıtılacak. Seçim propagandası ise 18 Ekim’de saat 18.00’de sona erecek.

Cumhurbaşkanı seçilmek için geçerli oyların salt çoğunluğunu almak gerekiyor. Seçimde adaylardan birinin bu oy oranına ulaşamaması halinde, seçim, en çok oy alacak iki aday arasında 26 Ekim Pazar günü yapılacak ikinci tura kalacak.

Cumhurbaşkanlığı için yarışacak adayların oy pusulasındaki sırası ise şöyle olacak:

“Osman Zorba (Kıbrıs Sosyalist Partisi) 1, Tufan Erhürman (Cumhuriyetçi Türk Partisi) 2, Arif Salih Kırdağ (Bağımsız) 3, Ahmet Boran (Bağımsız) 4, Mehmet Hasgüler (Bağımsız) 5, İbrahim Yazıcı (Bağımsız) 6, Hüseyin Gürlek (Bağımsız) 7, Ersin Tatar (Bağımsız) 8.”

Yetkililer nerede oy kullanacak?

Pazar günü yapılacak seçim için geri sayım başlarken devlet ve hükümet yetkilileriyle adayların nerede oy kullanacağı açıklandı.

Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabiri, altısı bağımsız, toplam sekiz adayın yarışacağı cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların nerde, hangi sandıkta ve saat kaçta oy kullanacağını seçim pusulasındaki sıraya göre derledi.

Buna göre, Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP) Adayı Osman Zorba, Çatalköy İlkokulu’nda 5 numaralı sandıkta saat 12.00’de, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı Tufan Erhürman, Gönyeli Dr. Suat Günsel İlkokulu’nda 83 numaralı sandıkta saat 10.30’da oy kullanacak.

Bağımsız Aday Arif Salih Kırdağ, Lefkoşa Mahalli Barosu’nda 139 numaralı sandıkta saat 11.00’de; Bağımsız Aday Ahmet Boran Haspolat İlkokulu’nda saat 14.00’te oy verecek.

Bağımsız Aday Mehmet Hasgüler Lefkoşa’da, Şehit Tuncer İlkokulu’nda 159 numaralı sandıkta saat 11.00’de, Bağımsız Aday İbrahim Yazıcı, Tuzla’da, Suna – Ata Atun İlköğretim Okulu’nda 102 numaralı sandıkta saat 10.00’da oy kullanacak.

Bağımsız adayı Hüseyin Gürlek Alayköy İlkokulu’nda 40 numaralı sandıkta saat 09.30’da, Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, Lefkoşa’da, Şehit Tuncer İlkokulu’nda 157 numaralı sandıkta saat 10.30 ’da oy kullanacak.

Devlet ve hükümet yetkilileri

Öte yandan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güzelyurt Atatürk Kültür Merkezi’nde 27 numaralı sandıkta saat 11.00’de oy kullanacak.

Başbakan Ünal Üstel, Alsancak İlkokulu’nda 156 numaralı sandıkta saat 09.30’da oy verecek.

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Bertan Özerdağ, Gönyeli Dr. Suat Günsel İlkokulu’nda 74 numaralı sandıkta saat 11.30’da oy kullanacak.

218 bin 313 seçmene 777 sandık

218 bin 313 seçmenin oy kullanabileceği Cumhurbaşkanlığı seçiminde, ülke genelinde 777 sandık kurulacak.

Sandık seçmen listelerinde kayıtlı olan seçmenler https://ysk.gov.ct.tr ve https://www.mahkemeler.net adresli web sitelerinden “Nerede oy kullanacağım” uygulamasına kimlik kartı numarasını yazarak oylarını kullanacakları sandık numarasını ve sandığı öğrenebilecek.

Oy kullanmak için gerekli belgeler

Seçmenler, üzerlerinde fotoğraf bulunan resmi belgelerle oy kullanabilecek. Seçmenlerin, oy kullanabilmek için görevlilere Kıbrıs Türk Federe Devleti veya KKTC kimlik kartı, polis kimliği, KKTC sürüş ehliyeti, Kıbrıs Türk Federe Devleti veya KKTC pasaportu ibraz etmesi gerekiyor.

Anayasa’ya göre 18 yaşını dolduran kişiler seçmen hakkı kazanıyor

KKTC Anayasası’na göre, 18 yaşını dolduran kişiler seçmen olma hakkı kazanıyor.

Anayasa’ya göre, Cumhurbaşkanı seçilmek için milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak; yükseköğrenim yapmış olmak, 35 yaşını doldurmuş olmak, Türk ana ve babadan doğmuş olmak ve KKTC yurttaşı olmak ve en az 5 yıldan beri daimi ikametgâhı Kıbrıs’ta bulunmuş olması gerekiyor.

Tatar: Halkımız devletine ve egemenliğine sahip çıkacak

Cumhurbaşkanı ve bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Ersin Tatar, Lefkoşa’da Sarayönü’nde düzenlenen seçim mitinginde konuştu.

Ersin Tatar konuşmasına halkı ve kendisine destek veren UBP, DP ve YDP’den oluşan sağduyu ittifakını selamlayarak başladı.

Tatar, Sarayönü Meydanı’ını Kıbrıs Türk’ünün varoluş mücadelesinin ve demokrasinin köşe taşı olduğunu vurgulayarak, “Bu meydan, mücadelemizin ilk lideri Dr. Fazıl Küçük’e de kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’a da tanıklık etti. Bir azınlık cemaatinden devlet sahibi bir halka dönüşen Kıbrıs Türkü’nün siyasi coşkusunu da tanıklık etti. Sarayönü’nde şimdi sizlerin bu heyecanınızı, bu coşkunuzu görünce anlıyorum ki bu iş bitti. Kıbrıs Türk Halkı ve Lefkoşa, devletine de egemenliğine de güvenliğine de sahip çıkacak” dedi.

“Cumhurbaşkanlığı seçimi devletimiz, egemenliğimiz ve güvenliğimizle ilgilidir. Unutmayınız ki bu seçim Kıbrıs Türk Halkının, hepimizin hakları ve geleceği ile ilgilidir. Lefkoşa’nın sesini sadece Rum tarafına değil, bütün dünyaya duyuracağız.” diyen Tatar, küskünlük ve dargınlıkların geride bırakılarak sandığa gidilmesi çağrısı yaptı.

“CTP Halkın İradesinden, Meclisten Kaçtı”

Cumhuriyet Meclisi’nde iki devleti çözüm kararının çıkmasına değinen Tatar şöyle konuştu:

“İki Devletli Çözüm Siyasetinin adamızda kalıcı bir barış ve istikrar için tek çözüm olduğunun kararını aldı. Çünkü son beş yıldır her yerde savunduğumuz ve arkasında dimdik durduğumuz yeni politika bu olduğu için karar aldı.

Anavatan Türkiye’nin Büyük Millet Meclisi, iktidarıyla, muhalefetiyle, İki Devletli Çözüm Siyasetine tam destek verdiği için aldı. Türkiye Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan İki Devletli Çözümün artık Kıbrıs’ta tek çözüm yolu olduğunu dünyaya defalarca ilan ettiği için aldı. CTP ve onun adayı ise Cumhuriyet Meclisi’nden arkalarına bile bakmadan kaçtılar. Kıbrıs Türk Halkının siyasi iradesinin tecelli ettiği yerden sen nasıl kaçıyorsun? Reddettiklerini kimse görmesin diye oylamaya bile katılmadılar.”

“Siyaset ikizleri AKEL’dir”

“Kendi siyasi görüşlerinin arkasında bile duramayanlar, Kıbrıs Türk Halkının, Lefkoşalıların iradesinin arkasında durabilir mi” diyen Tatar, Rum tarafının nasıl müzakere masalarından kaçtıysa, Kıbrıs Türk Halkını eşiti olarak kabul etmekten, gasp ettikleri haklarımızı vermekten kaçtıysa CTP ve adayının da kaçtığını vurguladı. Tatar konuşmasının devamında, “Çünkü bunların ruh ikizi, bunların siyaset ikizi Rum milliyetçisi, komünist AKEL’di. Bunlar zoru gördü mü kaçarlar. Bu kadar açık söylüyorum” diye konuştu.

“CTP’nin adayı kimin adayı?”

CTP’nin adayı Erhürman’ın seçim öncesi Türkiye ile de görüşeceğini ve seçilirse ilk ziyaretini Türkiye’ye yapacağını söylediğine işaret eden Tatar, “Türkiye kabul etmeden bir anlaşma olmaz diyor. Hani bir söz vardır: e günaydın derler. Bugüne kadar aklınız neredeydi? Neler dediniz bugüne kadar Anavatan Türkiye için biz bilmiyor muyuz? CTP’nin adayı Türkiye’yi vesayetçi olarak suçlamadı mı? Türkiye’nin vesayeti kalkmadan ekonomimiz düzelmez demedi mi? Bunların gazetesinde Türkiye’ye tıpkı Rum’un yaptığı gibi işgalci denmedi mi?

“Anavatana vefasızlık yapıyorlar”

“Bunları duyan da Kıbrıs Türkü’nün haklarını gasp edenin, Kıbrıs Türkü’ne izolasyon ve ambargoları koyanın Rum kesimi değil Türkiye olduğunu sanır” diyen Tatar, Kıbrıs Türkü’nü, devletini KKTC’yi dünyada tek tanıyan, halkın sesini her platformda dünyaya duyuran Anavatanı bile suçlu ilan ettiklerini ve anavatana vefasızlık yaptığını kaydetti.

“Sınır kapısı açılmasını mayınların temizlenmesini bile ret ediyorlar”

1963’ten bu yana Kıbrıs Türklerinin, Halkın her kesimi üzerinde izolasyon ve ambargoları uygulayanların bırakın ambargoları kaldırılmasını mevcut sınır kapılarından geçişleri bile zorlaştırdığına dikkat çeken Tatar, “Metehan’daki sıkışıklık dinsin diye iki taraf arasında ticaret artsın, geçişler kolaylaşsın diye Haspolat kapısını hemen açalım dedik. Peki ne oldu? Bunu da reddettiler. Ara bölgedeki mayınların temizlemesini bile kabul etmediler. İşte bunların zihniyeti budur kardeşlerim” dedi.

“Rum tarafı statükonun değişmesini istemiyor”

Rum tarafının mevcut statükonun, mevcut durumun değişmesini asla istemediğini belirten Tatar, “Rum’un rahatı yerinde. Rum, Kıbrıs Türkü’nü, Lefkoşalı kardeşlerimizi eşiti olarak görmüyor. Adamızın zenginliğini ve iktidarı sizlerle paylaşmak istemiyor” dedi.

“Toprak tavizi ve Türkiye’nin gitmesini istiyorlar”

Peki Rum tarafının taviz ve toprakların dörtte birini istediğini dile getiren Tatar, “Yerleşik diye tanımladığı 1974 sonrası adamıza gelmiş, bu toprakları vatan bilmiş kardeşlerimizi adadan göndereceğiz diyor. Türkiye’nin garantörlüğü kalksın, Kıbrıs Türkü’nün huzuru ve güvenliği için burada bulunan Türk Ordusu adayı tamamen terk etsin istiyor. Ve bu zihniyet hiç değişmedi. Bu zihniyet değişmeden Kıbrıs Türk Halkının kabul edeceği bir çözümün olması mümkün mü? Federasyon dedikleri tüketilmiş, son kullanma tarihi çoktan geçmiş model budur kardeşlerim.

“Denktaş yerine gelirsek ambargoları kaldıracağız dediler başaramadılar”

Erhürman’ın destekleyenleri geçmişte göreve geldiğini ancak Kıbrıs sorununu çözemediğini ve ambargoları kaldıramadığını belirten Tatar, “Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş görüşmeci olduğu sürece Kıbrıs meselesi çözülemez dediler. Annan Planında geriye çekildi, Türk tarafı evet Rum tarafı hayır demesine rağmen Kıbrıs Türküne haksızlık yapılma devam edildi. Ambargolar kalkmadı. Talat, çözemeyince kendimi Sarayönünde asayım mı dedi” ifadelerini kullandı.

“Erhürman, karma evliliklerden doğan çocukları kandırmak istiyor”

Tufan Erhürman’ın Kıbrıs Rum tarafının keyfi ve ırkçı uygulamaları nedeniyle karma evliliklerden dolayı hakları gasp edilen vatandaşları kandırmaya çalışarak oy avcılığı yaptığını belirten Tatar, “Cumhurbaşkanı görevine aday olan kişi Rum pasaportu vermeyi taahhüt ediyor. Bu seçim dönemine yalan şampiyonu olarak geçmiştir. Bu insanlarımız bu ırkçı Rum yönetimini önce Rum mahkemelerine vermiştir. Bu mahkemelerden çıkan olumsuz kararı da Rum yüksek mahkemesine götürmüştür. Rum yüksek mahkemesi bu insan hakları ihlalini görmezden gelerek reddetmiştir. Konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine çözülecektir” dedi.

“Erhürman, Talat’ın hukuk ekibindeyken neden gündeme getirmedi”

Bu gerçekler ortadayken sen Rum’dan ne alacaksın? Diye soran Tatar, “Senin kendi milletvekillerin dahi bunun propaganda olduğunu söylerken insanlarımızı neden kandırmaya çalışıyorsun. Sen zamanında sayın Talat’ın hukuk ekibinde olan biriydin. Bu konuyu gündeme dahi getirmediniz. Şimdi kalktın tam seçim öncesi manipülasyonla duygu sömürüsüyle insanları kandırıp oy alacağını düşünüyorsun. ” dedi.

“AKEL milletvekili için oy topladılar”

Erhürman’ın seçim afişlerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ‘Cumhurbaşkanı adayıyım’ diyemediğini dile getiren Tatar, “AKEL adayı ile sokaklarımızda gezdiler Avrupa Parlamentosu’na girmesi için oy topladılar. Onlar kendilerini federaslistlere adadılar. Onlar federasyon için, biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Anavatanımızla birlikte yürümek için yemin ettik.

“Diyaloğa ve görüşmeye hazırım”

Pozisyonunun aynı olduğunu, diyaloğa ve görüşmelere daima açık olduğunu ancak federasyon masalını, Kıbrıs Türkünü oyalama oyununu bozacaklarını diyerek hareket ettiğini anlatan Tatar, bu konuda kararlı ve dik bir duruş gösterdiklerini kaydetti.

“Halkı kandırmak için federasyonu söylemekten çekiniyorlar”

Halkın rakip adaya kanmayacağına işaret eden Tatar, “Rum’un halkımızı yıllarca oyaladığı, müzakere masalarında tüketilmiş federasyonun kelimesini bile söyleyemiyorlar. Bu kadar savundukları ve sözde çözüm diye yutturmaya çalıştıkları federasyonu ağızlarına bile almıyorlar. Sanıyorlar ki böyle yapınca halkın desteğini alabilecekler. Sanıyorlar ki Lefkoşa’yı kandırabilecekler. Yahu siz bu halkı hiç tanımamışsınız. Boşuna uğraşmayın kanmaz” dedi.

“Federasyon oyununu bozduk diye rahatsız oldular”

Tüketilmiş, son kullanma tarihi geçmiş, Rum’un çıkarlarına hizmet eden federasyon defterini kapattıklarını anlatan Tatar, “Eskimiş, çürümüş zeminle, çürümüş temelle yeni ve sağlam bina kurulmaz. Yeni ve sağlam bina ancak yeni ve güçlü bir temelle inşa edilir. Hayatında bu ülke için tek bir çivi çakmamış, tek bir eser ortaya koymamış olanlar bunu anlayamaz. Biz bu oyuna gelmedik. Bizden rahatsız olmalarının nedeni budur” dedi.

“Rum’u kınayacaklarına Erdoğan’ı protesto ettiler”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yüce Meclise, milli iradenin toplandığı yere geldiğinde CTP ve adayı Erhürman’ın Meclise katılmadığına vurgu yapan Tatar, “Rum’u protesto edeceklerine, Rum’un zihniyetini, tutumunu kınayacaklarına Anavatan’ın Cumhurbaşkanı’nı protesto etmediler mi? Dünyaya koltuklar boş kaldı mesajını verdirttiler. Şimdi utanmadan kalkmışlar Türkiye ile görüşüp anlaşacaklarını söyleyerek sizleri kandırmaya çalışıyorlar. ” dedi.

“Halkımız taşeron adaya Evet demez”

CTP’nin adayının hiç Rum’u protesto ettiğini gördünüz mü? Diye soran Tatar, “Hiç Türk düşmanı Rum zihniyetini, Rum’un uyguladığı izolasyonu kınadığını duydunuz mu? Benim halkım zekidir, eğitimlidir, akıllıdır. Kimse Kıbrıs Türk Halkını kandırabileceğini düşünmesin. Geçti, o devir bitti. Halkımız irademizi Rum’a teslim edecek taşeron adaya asla evet demez. Ben Ersin Tatar’ım. Bu toprakların evladıyım. Sizlerin içinden çıkmış biriyim. Ben vesayet tanımam. AKEL’ini de, DİSİ’sini de, ELAM’ını da tanımam. Sadece ve sadece sizlere, Kıbrıs Türk Halkının iradesine bağlıyım” dedi.

“Liderlerimizin yolundayız, onlar devletimizi dağıtmak isteyenlerin yolundadır”

Bizim yolumuz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Dr. Fazıl Küçük’ün ve kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ın yoludur. Bu yoldan kimse ne beni ne Kıbrıs Türk Halkını ne de Lefkoşalıları asla döndüremez. Büyük Atatürk’ün yolundan bizi kimse ayıramaz” diyen Tatar konuşmasının devamında şöyle konuştu:

“Peki bunların yolu nedir? Bunların yolu Kıbrıs Türkü’nü eşiti olarak görmeyenlerin, Kıbrıs Türkü’nün hakkını ve hukukunu gasp edenlerin, Türkiye’nin garantörlüğü kalksın, Türk Ordusu adadan çıksın diyenlerin, Türkiye kökenli kardeşlerimiz adayı terk etsin isteyenlerin yoludur. İlk iş olarak KKTC’yi, devletimizi dağıtmak, parçalamak isteyenlerin yoludur.

“Atatürk’ten aldığımız ilhamla yürümeye devam edeceğiz”

Kendisine Atatürk iftirası atanlardan bahseden Tatar, “Bayrağımıza milletimize vatanımıza sahip çıkıyoruz. Onlarda bayrak, millet devlet ve anavatan sevgisi duyamazsınız. Bizler Atatürk’ün evlatlarıyız. Özgürlük ve bağımsızlık mücadelemizde Atatürk’ten aldığımız ilhamla yürüdük, yürümeye devam edeceğiz. Şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Türk askerinin adadan çekilmesi ve bizleri maceraya sürükleyenlere verilecek cevabımız, yolumuz devletimizin ve Anavatanın yoludur. CTP ve arkasındakiler federasyon ve bizi Rum tarafına yama yapmak istiyor. Türkiye’nin garantörlüğü ve askerinin çekilmesiyle mücadele yıllarında yaşadıklarımızı bize yaşatacaklar”

Kıbrıs meselesini hemen çözeceğini iddia eden Erhürman’ın söylem değiştirdiğini ifade eden Tatar şu ifadeleri kullandı:

“CTP’nin adayı daha iki hafta öncesine kadar ne diyordu? Kıbrıs meselesini ben çözerim diyordu. Biz de diyorduk ki herhalde elinde bir sihirli değnek var. Şöyle bir savurdu mu hop bütün sorunlar çözülecek. Yahu çözse yanında çalıştığın, seninle aynı çizgideki Talat çözerdi, Akıncı çözerdi. Çözebildiler mi? Hayır çözemediler. Bunlar neyi yaptı bugüne kadar, hangi eseri, hizmeti ortaya koydular da çözebilecekler? Hayır çözemezler.

CTP’nin adayı baktı ki olmuyor, Kıbrıs Türk Halkı bu içi boş laflara inanmıyor, geçenlerde çıktı dedi ki hayır ben çözüm vaat etmiyorum, dedi. Ne oldu da çark etti? Aylardır ben çözeceğim, şöyle çözeceğim, böyle çözeceğim diyordun. Ama şimdi ne diyor, çözüm vaat etmiyorum, diyor.

Şimdi şu soruyu sormak hakkımız değil mi? Ne oldu? Niye çark ettin? Artık çözüm vaat etmiyorsan bu kadar lafazanlığı neden ettin? Çözümün yoksa neyi vaat ediyorsun? Ben söyleyeyim: Onun tek vaadi Kıbrıs Türkü’nü Rum’a yama yapmaktır. Devletimizi Rum devletine yama yapmaktır. Bu kadar açık, bu kadar net söylüyorum”

“CTP’nin Adayının Lefkoşa’da tek bir eseri yok”

CTP adayı Tufan Erhürman’ın başbakanlık yaptığı döneme değinen Tatar, “CTP adayının başbakanlığını hatırlayan var mı? Hatırlıyor musunuz ne yaptığını? Bir tane hizmeti oldu mu Lefkoşa için, bir tane eseri oldu mu Lefkoşa’da yaşayan kardeşlerimiz için? Bakın ben söyleyeyim. Maaşları ödeyemediler maaşları. Sonunda ne yaptı? Bıraktı kaçtı gitti hükümetten. Kaçıp giderken de ne dedi, Hükümeti Ersin Tatar kursun dedi. Ersin Tatar istikrarlı bir hükümet kurar dedi. Pandemi, 6 Şubat Depremi ve Ukrayna-Rusya Savaşı’nın etkilerine rağmen y ekonomik yapıyı güçlendirmek için çalıştık. Maaşları ödedik, Alt yapı ve üst yapıyı güçlendirdik. İşte bizim farkımız budur” dedi.

“Bizde boş vaat yok hizmet ve eser var”

Cumhurbaşkanlığı görevine yeniden aday olduğunu dile getiren Tatar, “Ersin Tatar olarak ben, makam için, koltuk için aday değilim. Bu halk bana her makamı layık gördü çok şükür. Milletvekilliği, Maliye Bakanlığı, Başbakanlık, Genel Başkanlık, Cumhurbaşkanlığı yaptım. Tek bir amacım vardı o da sizlere daha çok hizmet getirmek, daha çok eser ortaya koymak. Bizim farkımız da bu zaten. İçi boş, soyut vaatler bizde yok. Bizde iş var, bizde hizmet var, bizde eser var” dedi.

“Her alanda Atak Diplomasi”

İki devletli çözüm siyaseti yanında yeni dönemde izlenecek olan Atak Diplomasiden de bahseden Tatar şöyle konuştu:

Artık eskimiş, tüketilmiş müzakerelerden Atak Diplomasiye geçiyoruz. Atak Diplomasi sadece uluslararası diplomasi değildir. Atak Diplomasi KKTC için Kıbrıs Türk Halkı için her alanda Atak bir siyaset izlemektir. Ulaşımda, İletişimde, Tarımda, Eğitimde, Turizmde, Üretimde, Ekonomide Anavatan Türkiye ile, Türk Devletleri ile bu ülkeye, sizlere daha çok hizmet getirmek, daha çok eser yapmak demektir.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın 12. Zirvesi için Azerbaycan’daydım. Kendi bayrağımızla, devletimizin resmi adıyla karşılandık, ağırlandık ve zirvede diğer devlet ve hükümet başkanlarına Kıbrıs Türk Halkının sesini duyurduk.

TDT Zirvesinde KKTC Türk Dünyasının Doğu Akdeniz’deki stratejik kalesidir dedik. KKTC’nin 180 milyonluk büyük Türk ailesinin ayrılmaz parçası olduğunu söyledik. TDT ülkelerinin gençlerinin, KKTC’de bir araya gelebilmeleri için bir Türk Gençlik Akademisi kurulması önerimizi bizzat diğer devlet başkanlarının önünde yaptık.

“Oyunu istediğin halkı nasıl küçümsersin ?”

CTP ve onun adayının yapılan uluslararası temasları küçümsediğini dile getiren Tatar, Kendi devletlerini, KKTC’yi, Kıbrıs Türk Halkının oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanını küçümsemeye çalıştılar. Sen oyunu istediğin bu halkın Cumhurbaşkanını nasıl küçümseyebilirsin? Sen başına geçmek istediğin, maaşını aldığın, koltuğunda oturduğun bu devleti nasıl küçültmeye çalışırsın. Atak Diplomasi, Rum’un oyun planına, sadece Rum’un yararına olan federasyon zemininden çıkıp iki devletli diyalog ve iş birliği modeliyle KKTC’yi dünyaya daha çok açmak demektir.

“TDT ülkeleri ile bir Kardeş Pazarlar Ağı kuracağız”

TDT ülkeleri ile kuracağı Kardeş Pazarlar Ağı’ndan bahseden Tatar, “Daha çok üreticimiz, hayvancımız, turistik tesisimiz, üniversitemiz Türk dünyası ile daha çok alışveriş yapsın, ihracat yapsın, kazansın demektir. Lefkoşa ve Lefkoşalı kardeşlerimiz kazansın demektir. Biz bunlarla uğraşıyoruz onlarsa her zaman yaptıkları gibi içi boş laflarla sadece şikâyet ediyor ve suçluyorlar. Aramızdaki fark bu” dedi.

“Onların derdi Rum’u alacaklı, Kıbrıs Türkü’nü borçlu çıkarmak”

KKTC’ye sahip çıkmaya devam edeceğini belirten Tatar, “Güzelyurt’tan da Lefke’den, de Karpaz’dan da Mağusamız’dan da, Girne’den de Lapta’dan da, İskele’den de, Lefkoşa’dan da vazgeçmeyiz. Hodri meydan, cesareti olan çıksın da vereceğim desin. Cesareti olan gelsin de alsın bakalım alabiliyor mu.

Peki CTP’nin adayı buna ne diyor? CTP’nin adayı diyor ki Crans Montana’da nerede kaldıysak oradan başlayacağız diyor. Senin tek derdin Rum’u alacaklı, Kıbrıs Türkü’nü borçlu çıkarmak. Bu halk bunu bilmiyor mu sanıyorsunuz? Pazar günü Lefkoşalı kardeşlerim, sizler bunlara öyle bir ders vereceksiniz ki görecekler bu halkı kandırmaya çalışmak nasıl oluyormuş” dedi.

“Lefkoşa İçin Atak Zamanı”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Lefkoşa için yapılan icraatları ve yapılacak projeleri anlatan Tatar şöyle konuştu:

“Şu ana kadar pek çok büyük altyapı yatırımının önünü açtık. Peki bunu nasıl yaptık? Türkiye’nin desteğiyle yaptık. Türkiye ile kurduğumuz güçlü ilişki ve bağlar olmasaydı bunlar bu kadar hızlı biçimde yapılabilir miydi? Cumhurbaşkanı olarak bunların gerçekleşmesi yönünde sayın Erdoğan ile samimi bir ilişki kurduk ve yaptık. Yeniden seçildiğimde de laf değil iş yapmaya devam edeceğim. KKTC’nin sağlık alt yapısı daha da büyüyecek. Yol ve ulaşımda beş yıl içinde daha büyük adımlar atılacak. Enerjide, su temininde daha büyük gelişmeler olacak. İletişim alanı da bu gelişmelerden payına düşeni alacak. Fiber optik altyapı bunun son örneğidir. 5 Yıl içinde KKTC’de süper hızlı internet altyapısına kavuşacak. Sadece evler değil, okullarımız ve üniversitelerimiz de bu altyapıdan en iyi biçimde faydalanacak. Ayrıca, mobil hatlarda da 5G teknolojisi, Türkiye ile paralel biçimde ülkemize de getirilecek. Lefkoşa’da Sağlıkta bir devrime hazırlanıyoruz. Lefkoşa’nın ihtiyacı olan 600 yataklı yeni Devlet Hastanemizin temelini attık. Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanemizin yenileme çalışmalarına başlamak üzereyiz. Lefkoşa Kuzey Çevre Yolumuzu tamamladık. Yeni Ercan Havalimanını hizmete açtık. Şimdi Lefkoşa’mızı adamızın tamamına bağlayan bütün yollarımızı ya genişleteceğiz ya yenileyeceğiz. Bunları onlar yapamaz. Bu kadar net söylüyorum.

“Halkın yararı için yapılan projelere karşı çıktılar”

Erhürman ve onun destekçilerinin Türkiye’den su temini projesi, Cumhuriyet Yerleşkesi, Meclis ve Parka karşı çıktığını dile getiren Tatar, şu ifadeleri kullandı:

Yeni Cumhuriyet yerleşkemizi açtık. Yeni Meclis binamızı açtık. Yüksek Mahkeme binamız tamamlanmak üzere. Devasa Cumhuriyet Parkımızı, Kıbrıs’ın en büyük yaşam merkezini Lefkoşa’nın göbeğinde açmak üzereyiz. Tam 400 dönümlük devasa bir alanı Lefkoşalıların, çocuklarımızın, gençlerimizin kullanımına açıyoruz. Milli Kütüphanemizi de yapıyoruz. Buna bile karşı çıktılar biliyorsunuz değil mi? Buraya devletimizin yeni binalarına, Cumhuriyet Yerleşkemize bile karşı çıktılar. Bunlar Türkiye’den adamıza getirdiğimiz suya, gençlerimizin spor yapacakları, çocuklarımızın oyunlar oynayacakları, ailelerimizin yaşam alanı olacak parka dahi karşı çıktılar.

“Öğretilmiş çaresizliğe razı olmayacağız, devletimizden vazgeçmeyeceğiz”

Cumhurbaşkanlığı seçimi için sandığa gidilmesi, devlete ve egemenliğe sahip çıkılması gerektiğine vurgu yapan Tatar şöyle konuştu:

“Öğretilmiş çaresizliğe razı olmayacağız. KKTC olarak Kıbrıs Türk Halkı olarak özgüvenle, kendimize inanarak gasp edilen bütün haklarımızı Rum’dan alacağız. Bizim yolumuz, Kıbrıs Türk halkının kendi iradesine, kendi devletine, eşitliğine ve egemenliğine sahip çıkma yoludur. Bu seçim işte bunun seçimidir. 19 Ekim Pazar günü sandığa gittiğinizde vereceğimiz karar şudur. Kaderimizi başkasının iradesine mi bırakacağız yoksa kendi geleceğimizi kendimiz mi kuracağız?

Pazar günü devletimize ve egemenliğimize en güçlü şekilde evet diyeceğiz. Mührü bunun için vuracağız. Hepinize, Kıbrıs’ın kalbi Lefkoşa’mıza, Lefkoşalı kardeşlerimize selam olsun. Zafer bizim olacak.

Üstel: UBP’liler sandıklara giderek devletimize sahip çıkacak!

Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel, seçimlere iki gün kala yaptığı açıklamada, UBP seçmenine ve tüm Kıbrıs Türk halkına seslendi.

Üstel, seçimlerin bir kader oylaması olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu seçimde oy kullanmak, devlete, egemenliğe, cumhuriyete ve geleceğe sahip çıkma sorumluluğudur.

Her UBP’linin görevi sandığa gitmek ve devlete sahip çıkmaktır.

Biz de bunu yapacağız.

Kararımız nettir.

Kararımız iki devlettir.

Oyumuz Ersin Tatar’dır.”

Kıbrıs Türk halkının tarih boyunca ağır bedeller ödeyerek özgürlüğünü kazandığını belirten Üstel, şöyle devam etti:

“Sevgili kardeşlerim, değerli büyüklerim, kıymetli evlatlarım;

Biz bu topraklarda özgürce yaşamak için çok ağır bedeller ödedik.

Gün geldi, şehit düştük, can verdik.

Gün geldi, evsiz kaldık, göç ettik ama diz çökmedik.

Biz bu topraklara olan borcumuzu direnerek ödedik.”

Üstel, Ulusal Birlik Partisi’nin bu mücadelenin siyasal omurgası olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“Biz Ulusal Birlik Partisiyiz.

Bu devleti biz kurduk.

Bu devlete sahip çıkmaya yemin ettik.

O yemin hâlâ yüreğimizdedir.

O yemin hâlâ bu partiye can veren ruhtur.”

Birlik ve bütünlük çağrısı yapan Üstel, kişisel hesapların bir kenara bırakılması gerektiğini belirtti:

“Bizim kişisel beklentilerimiz, Kıbrıs Türkü’nün kaderi karşısında bir damla bile değildir.

O yüzden şimdi kırgınlıkları, dargınlıkları bir kenara bırakma zamanıdır.

Şimdi bir olma zamanıdır.

Şimdi birlik olma zamanıdır.

Şimdi yeminimize sahip çıkma zamanıdır.

Şimdi oyumuzu kullanma ve oyunları bozma zamanıdır.”

Seçimin sadece bir siyasi yarış değil, devletin geleceğini belirleyecek bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Üstel, şu ifadeleri kullandı:

“Bu seçim, bir dönüm noktasıdır.

Bu seçim, dünle gelecek arasında bir seçimdir.

Bu seçim, partimize, davamıza sahip çıkma seçimidir.

Bu seçim, birlikte kurduğumuz devlete, cumhuriyete ve uğruna can verdiğimiz bu vatana sahip çıkma seçimidir.

Bu seçim, egemenliğimize, bağımsızlığımıza, özgürlüğümüze, bayrağımıza, toprağımıza ve Anavatan Türkiye ile olan bağlarımıza sahip çıkma seçimidir.”

Üstel, UBP’nin vizyonunun net olduğunu belirterek şöyle dedi:

“Bizim oyumuz iki devletli çözümedir.

Bizim oyumuz egemenliğedir.

Bizim oyumuz düne değil, geleceğedir.

Bizim oyumuz Ersin Tatar’adır.

Ve bizim oyumuz, Türkiye ile omuz omuza yürümeyedir.”

Seçimlerde sandığa gitmenin devlet bilinciyle eşdeğer olduğunu vurgulayan Üstel, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“O yüzden sandığa gideceğiz.

Oyumuzu kullanacağız.

Vereceğimiz her oy, Ulusal Birlik Partisi’nin onurudur.

Seçimler demokrasinin bayramıdır.

Ve bu bayram, halkımızın bayramı olacaktır.

Zaferimiz şimdiden kutlu olsun.”

Dinçyürek ve Memişoğlu, Karpaz Devlet Hastanesi yapımını inceledi

KKTC Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek ve Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu Pamuklu’da yapımı devam eden Karpaz Devlet Hastanesi inşaat alanında incelemelerde bulundu.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde düzenlenen kongreye katılmak üzere adada bulunan TC Sağlık Bakanı Memişoğlu , bu kapsamda KKTC Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek ile birlikte Pamuklu’da yapımı devam eden Karpaz Devlet Hastanesi inşaat alanında incelemelerde bulundu. Bakan Memişoğlu, çalışmaların hızlı bir şekilde ilerlediğini belirtti.

Bakan Memişoğlu, yaptığı açıklamada Karpaz bölgesinde modern ve kapsamlı bir hastanenin hizmete gireceğini vurgulayarak şunları kaydetti:
“Gerçekten hızlı ilerleyen bir süreç var. İnşallah bu bölgede çok güzel bir hastanemiz hizmete girecek. Buradaki canlara can katacak, can kurtaracak. Hayırlı olsun diyoruz. Bütün Kıbrıs halkına bakanımıza teşekkür ediyor, saygılar sunuyoruz.”

KKTC Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek ise, hastane inşaatında gelinen son duruma ilişkin bilgi verdi. Dinçyürek, geçtiğimiz hafta başlayan kazık temel çalışmalarının büyük ölçüde tamamlandığını belirterek, hedeflerinin kısa sürede yapım sürecini tamamlamak olduğunu ifade etti.

Dinçyürek açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Geçen hafta buradaydık, kazık temelleri çakılmaya başlanmıştı. Şu anda 150’sinden fazlası tamamlandı ve çalışmalar hızlı bir şekilde devam ediyor. Hedefimiz 450 kazık temelini takvim süresi içinde tamamlayarak bu bölgeye hizmet vermektir. Katkı koyan herkese, başta Türkiye Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, ekibine ve Sayın Bakanımıza teşekkür borçluyuz. Birlikte çalışarak, üreterek bu noktaya geldik. Bölge halkına şimdiden hayırlı olsun.”

Dinçyürek, Bakan Memişoğlu’nun ziyareti nedeniyle iki ülke arasındaki sağlık alanındaki ortak yatırımları değerlendirdiklerini kaydetti.

İthal armut ve kivide limit üstü, yerli marul ve domateste tavsiye dışı bitki koruma ürünü

Haftalık gıda denetim sonuçlarına göre, ithal armut ve kivide limit üstü, yerli marul ve domateste tavsiye dışı bitki koruma ürünü tespit edildi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, 10-16 Ekim tarihleri arasında ithal ve yerli ürünlerden numune alınarak Devlet Laboratuvarı’nda yapılan analizler neticesinde çıkan sonuçlar, Avrupa Birliği’nde kullanılan pestisit limitleri çizelgesinde değerlendirildi.

İthal ürünlerden alınan 55 numunenin 53’ü temiz çıkarken, 2 üründe limit üstü bitki koruma ürünü saptandı. Limit üstü bitki koruma ürünü tespit edilen Onbaşı İşl. Ltd. ait kivi firmanın isteği üzerine menşeine iade edildi. REE Tic. Cahide Kılıç’a ait armut devecide de limit üstü bitki koruma ürünü tespit edildiğinden dolayı ürün firmanın isteği üzerine imha edildi.

Yerli ürünlerde alınan 11 numunenin 9’u temiz çıkarken, 2 üründe tavsiye dışı bitki koruma ürünü saptandı.

Tavsiye dışı bitki koruma ürünü tespit edilen, Mağusa da sakin Murat Gazioğlu’na ait marul ile Hisarköy sakini Alim Duman’a ait domateste tavsiye dışı bitki koruma ürünü tespit edildiğinden dolayı ürünler imha edildi.

YSK Başkanı Özerdağ: “Seçimde kullanılacak yazılım programı dıştan müdahaleye kapalı”

 Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Bertan Özerdağ, seçimde kullanılan bilgi işlem sisteminin tamamen mahkeme bünyesindeki mühendis ve görevliler tarafından geliştirildiğini belirterek, yazılım programının dıştan müdahaleye kapalı olduğunu vurguladı.

Sandıkların ilk açıldığı andan itibaren verilerin farklı ekipler tarafından teyit edilerek, sisteme işlendiğini kaydeden Özerdağ, bilgi işlem sisteminin verilerde tutarsızlık durumunda hata verdiğini belirtti. Özerdağ, sistemin, oyların değiştirilebileceği iddiasına mahal vermeyecek şekilde çalıştığını kaydetti.

Seçim sonuçlarının yasal olarak 19.00 itibarıyla duyurulmaya başlanacağını hatırlatan Özerdağ, YSK’nın takipte olacağını ve yasaklara uymayanlara gereken işlemi yapacağını belirterek, tüm vatandaşlara kurallara uyulması çağrısında bulundu.

YSK Başkanı Özerdağ, bilgi işlem ve oy giriş sistemi hakkında gazetecilere ve adayların temsilcilerine yönelik bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda, YSK üyeleri de hazır bulundu.

Özerdağ, söz konusu toplantının amacının basında çıkan iddiaların ardından, seçim günü oyların sayılması, bilgi işlem sisteminde işlenmesi ve sonuçların açıklanması konusunda yapılan faaliyetleri kapsamlı olarak sunmak olduğunu kaydetti.

-“2018 itibarıyla hiçbir üniversiteden destek alınmıyor”

YSK tarafından kullanılan bilgi işlem sisteminin tamamen mahkemelerin bünyesinde çalışan mühendis ve diğer görevliler tarafından oluşturulduğuna ve geliştirildiğine dikkat çeken Özerdağ, “Sürecin hiçbir safhasında mahkemeler dışında bir kişi veya kurumun dahil olma durumu söz konusu değildir. Yazılım programı dıştan müdahaleye kapalıdır” dedi.

Özerdağ, geçmişte YSK’nın Yakındoğu Üniversitesi ile yaptığı protokoller kapsamında bazı konularda YDÜ mühendislerinden destek alındığını ancak 2018 yılı itibarıyla hiçbir üniversitenin veya çalışanının bu sürece dahil olmadığını belirtti.

Pazar günü oy verme işleminin saat 08.00’de başlayıp, 18.00’de tamamlanacağını hatırlatan Özerdağ, oy verme işlemi tamamlandıktan sonra her sandık alanında, sandık kurullarının öncelikle kullanılmayan oy pusulalarını sayıp, paketleyerek, torbanın içerisine koyduğunu söyledi.

Ardından masa boşatılarak, oyların atıldığı sandığın mührünün açıldığını aktaran Özerdağ, temsilci ve gözlemcilerin önünde oyların masaya boşaltılarak, tasnif işleminin yapıldığını ifade etti. 

-“YSK 36 formu vatandaşın göreceği şekilde asılır”

Özerdağ, “Her pusula sandık üyeleri, temsilciler ve vatandaşların göreceği şekilde açılır. Bir oyun geçersiz olduğuna inanıldığı takdirde itiraz yapılır. Sandık Kurulu Başkan ve üyeleri itirazları dikkate alıp, tutanak tutar” dedi.

Sandık Kurulu tarafından oyların sayılmasından sonra ilk önce “YSK 33” isimli cetvel doldurularak, her adayın aldığı oyların yazılmasının ardından “YSK 32” formunun doldurulduğunu anlatan Özerdağ, kayıtlı seçmen, oy kullanan, geçerli-geçersiz oylar ve adayların aldığı oyların yer aldığı söz konusu formun resmi olmayan sonuçların bildirilmesi için kullanıldığını kaydetti.

Özerdağ, YSK 32’nin doldurulması ardından verilerin telefon ve WhatsApp uygulaması üzerinden YSK bilgi işlem ekibine bildirildiğini ve sisteme işlendiğini belirtti.

Daha sonra Sandık Kurulu tarafından detaylı verilerin yer aldığı, sonuçları tutanak şeklinde açıklayan YSK 36 formunun doldurulduğunu dile getiren Özerdağ, YSK 36 formunun sandık kurulunda görev yapan başkan, üye ve gözlemciler tarafından imzalandığını kaydetti. Özerdağ, formun vatandaşların görebileceği şekilde asıldığını da aktardı.

Özerdağ, Sandık Kurulunun, İlçe Seçim Kurulu’na giderek, burada yer alan bilgi işlem istasyonundaki görevliler aracılığıyla YSK 36 formundaki veri girişlerinin yapılmasını sağladığını da kaydetti. Özerdağ, “Bu bilgiler işlendikten sonra sandık alanında yer alan onay ekibi YSK 36 A’nın doğruluğunu teyit eder. Bu, birkaç kez teyit ve kontrol yapılan bir sistemdir” dedi.

-“Dışarıdan müdahaleyle oyun başka bir adaya kaydırılması imkansızdır”

Sistemin internete kapalı, dışa açık çalışmadığını ve oyların değiştirilebileceği iddiasına mahal vermeyecek şekilde çalıştığını vurgulayan Özerdağ, verilerin teyidinin de kolay olduğuna dikkat çekti.

Oy pusulalarına yapılan itiraz durumunda sonuçlarda bazı küçük oynamaların olabileceğini dile getiren Özerdağ, “Dışarıdan müdahaleyle oyun başka bir adaya kaydırılması imkansızdır. Bunun teyidi çok kolaydır. Kimsenin kafasında soru işareti olmasın. Bu sistem yıllardır uygulanıyor. Bugüne kadar bir sorun olmadı, bundan sonra da olmayacak. Sistemin güvenliğini kontrol altında tutuyoruz” vurgusu yaptı.

-Basına uyarı

Özerdağ, basın mensuplarının sorularını yanıtlayarak, seçim yasakları hakkında uyarılarda da bulundu.

Sosyal medya gibi propaganda araçlarının yarattığı risklere dikkat çeken Özerdağ, seçim sonuçlarının açıklanma saatinin yasa gereği 19.00 olduğunun altını çizdi, geçmişte bunun uygulanmasında yaşanan sorunlar olduğunu anımsattı.

“Seçim yasaklarını delen basın organlarının avantajlı durumda olduğu” yönünde endişelere yönelik Özerdağ, kendilerinin takipte olacağını ve yasaklara uymayanlara gereken işlemin yapılacağını kaydetti.

“İlçeler bazında seçmen sayısı” hakkında soru üzerine ise Özerdağ, güncel verileri şu şekilde paylaştı:

“Lefkoşa: 70 bin 472, Gazimağusa: 54 bin 15, Girne: 49 bin 665, Güzelyurt: 15 bin 334, İskele: 21 bin 659, Lefke: 7 bin 168, Toplam: 218 bin 313.”

-Özduru, sonuçların sisteme giriş sürecini anlattı

Yüksek Mahkeme’de görev yapan Bilgisayar Uzman Yardımcısı Levent Özduru da, seçim sonuçlarının sisteme girişi hakkında bilgi verdi. İki farklı süreç olduğunu anlatan Özduru, bunların; resmi olmayan sonuçların ve resmi sonuçların programa aktarılması olduğunu söyledi.

İlk olarak YSK 32 olarak isimlendirilen resmi olmayan sonuçların programa aktarılması süreci hakkında bilgi veren Özduru, sandık kurullarının sayım, döküm işlemlerini bitirdikten sonra YSK 32 formunu doldurup, daha önceden belirlenen çağrı merkezi numarası aradığını kaydetti.

Bilgilerin sandık kurulunda görevli kişiler tarafından aktarıldığını ifade eden Özduru, yaklaşık 30 kamu görevlisinin, en doğru ve en hızlı şekilde sonuçları programa aktarmakla görevli olduğunu dile getirdi.

YSK 32’ler için ayrı bir onay ekibi olduğunu da kaydeden Özduru, sandık kurulunun WhatsApp’tan gönderdiği görüntünün, YSK 32 onay ekibine ulaştığını ve sistemdeki bilgilerle, YSK 32 formunun eşleşip, eşlemediğinin teyit edilip, onaylandığını belirtti. Sandık bazında tüm sonuçların toplu olarak verilebileceği raporların da olduğunu ifade eden Özduru, YSK 32 sürecinin bu aşamalardan geçtiğini söyledi.

YSK 36 olarak isimlendirilen resmi olan sonuçların girişinin ise; sandık kurullarının bulunduğu ilçeye ulaşmasıyla başladığını dile getiren Özduru, öncelikle sandık kurulunun, veri girişleri için sıra numarası aldığını ve sırasının gelip, gelmediğini büyük ekranlardan izlediğini kaydetti.

Veri giriş istasyonları, ilgili sıra numarasını çağırdığı zaman bunun ekrana yansıyacağını belirten Özduru, sandık kurulunun, veri giriş istasyonuna ulaştıktan sonra YSK 36 formunu kamu görevlilerinden oluşan veri girişini yapan kişilere teslim ettiğini ifade etti.

Hatalı formların sisteme girişinin mümkün olmadığının altını çizen Özduru, onay ekibinin de YSK 36 formuyla, sistemdeki formların karşılaştırmasını yaptığını ve onayladığını söyledi. Levent Özduru, söz konusu yazılımın tamamen kendilerine ait olduğunu da kaydetti.

Bakan Dinçyürek: “Türk dünyasında sağlık alanında güçlü bir köprü kuruyoruz”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Türkçe Konuşulan Ülkeler Tıp Derneği tarafından düzenlenen anlamlı bir kongreye ev sahipliği yaptı. Kongrenin onursal başkanlığını üstelen Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek kongrenin açılışında konuşma gerçekleştirdi.

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Türk dünyasında sağlık alanında dayanışma ve iş birliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

Konuşmasına katılımcılara “Ülkemize hoş geldiniz” diyerek başlayan Bakan Dinçyürek, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden sağlık ve kardeşlik dileklerimle hepinizi selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

Dinçyürek, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Başbakan Ünal Üstel’in selam ve başarı dileklerini de ileterek, böyle anlamlı bir kongreye ev sahipliği yapmaktan ve onursal başkanlığını yürütmekten büyük bir mutluluk duyduğunu belirtti.

Türkçe Konuşulan Ülkeler Tıp Derneği’ni yalnızca bir meslek örgütü değil, aynı dili, kültürü ve değerleri paylaşan hekimler ile sağlık çalışanlarını bir araya getiren bir “gönül birliği” olarak gördüğünü ifade eden Bakan Dinçyürek, şunları söyledi:

“Bu oluşumun en güzel yanı; Türkiye’den başlayarak Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Balkanlar’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada, Türk dünyasının sağlık profesyonellerini ve akademisyenlerini aynı çatı altında buluşturmasıdır.”

Bakan Dinçyürek, kongrenin yalnızca bilimsel bir toplantı değil, Türk dünyasında tıp alanında güçlü bir köprünün başlangıcı olduğunu belirterek, “Bu köprü; bilgi, tecrübe, dayanışma ve kardeşliğin köprüsüdür.” dedi.

Farklı coğrafyalarda olsalar da Türkçe konuşan ülkelerin sağlık çalışanlarının aynı kültürden, değerlerden ve insan sevgisinden beslendiğini vurgulayan Dinçyürek, bu ortak bağların sağlık alanında büyük bir güç oluşturduğunu ifade etti.

Kongre boyunca paylaşılacak bilimsel çalışmaların ve yürütülecek ortak projelerin, geleceğe yönelik önemli adımların temelini oluşturacağına inandığını dile getiren Dinçyürek, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.

Son olarak, KKTC’nin Türk dünyasıyla sağlık alanında kurulan güçlü dayanışmanın bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyduğunu belirten Bakan Dinçyürek, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:

“Bu kongrenin hepimize yeni ilhamlar kazandıracağına, bilimsel iş birliklerine yön vereceğine ve ortak geleceğimize ışık tutacağına yürekten inanıyorum.”

Seçime son 2 gün… Adayların nerede oy kullanacağı açıklandı

Cumhurbaşkanlığı seçimine 2 gün kaldı. Pazar gün yapılacak seçim için geri sayım başlarken devlet ve hükümet yetkilileriyle adayların nerede oy kullanacağı açıklandı.

Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabiri, altısı bağımsız, toplam sekiz adayın yarışacağı cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların nerde, hangi sandıkta ve saat kaçta oy kullanacağını seçim pusulasındaki sıraya göre derledi.

Buna göre, Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP) Adayı Osman Zorba, Çatalköy İlkokulu’nda 5 numaralı sandıkta saat 12.00’de, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) adayı Tufan Erhürman, Gönyeli Dr. Suat Günsel İlkokulu’nda 83 numaralı sandıkta saat 10.30’da oy kullanacak.

Bağımsız Aday Arif Salih Kırdağ,  Lefkoşa Mahalli Barosu’nda 139 numaralı sandıkta saat 11.00’de; Bağımsız Aday Ahmet Boran Haspolat İlkokulu’nda saat 14.00’te oy verecek.

Bağımsız Aday Mehmet Hasgüler Lefkoşa’da, Şehit Tuncer İlkokulu’nda 159 numaralı sandıkta saat 11.00’de, Bağımsız Aday İbrahim Yazıcı, Tuzla’da, Suna – Ata Atun İlköğretim Okulu’nda 102 numaralı sandıkta saat 10.00’da oy kullanacak.

Bağımsız adayı Hüseyin Gürlek Alayköy İlkokulu’nda 40 numaralı sandıkta saat 09.30’da, Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, Lefkoşa’da, Şehit Tuncer İlkokulu’nda 157 numaralı sandıkta saat 10.30 ’da oy kullanacak.

-Devlet ve hükümet yetkilileri

Öte yandan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güzelyurt Atatürk Kültür Merkezi’nde 27 numaralı sandıkta saat 11.00’de oy kullanacak.

Başbakan Ünal Üstel, Alsancak İlkokulu’nda 156 numaralı sandıkta saat  09.30’da oy verecek. 

Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Bertan Özerdağ, Gönyeli Dr. Suat Günsel İlkokulu’nda 74 numaralı sandıkta saat 11.30’da oy kullanacak.

-218 bin 313 seçmene 777 sandık

218 bin 313 seçmenin oy kullanabileceği Cumhurbaşkanlığı seçiminde, ülke genelinde 777 sandık kurulacak.

Sandık seçmen listelerinde kayıtlı olan seçmenler https://ysk.gov.ct.tr ve https://www.mahkemeler.net adresli web sitelerinden “Nerede oy kullanacağım” uygulamasına kimlik kartı numarasını yazarak oylarını kullanacakları sandık numarasını ve sandığı öğrenebilecek. 

– Oy kullanmak için gerekli belgeler

Seçmenler, üzerlerinde fotoğraf bulunan resmi belgelerle oy kullanabilecek. Seçmenlerin, oy kullanabilmek için görevlilere Kıbrıs Türk Federe Devleti veya KKTC kimlik kartı, polis kimliği, KKTC sürüş ehliyeti, Kıbrıs Türk Federe Devleti veya KKTC pasaportu ibraz etmesi gerekiyor.

-Anayasa’ya göre 18 yaşını dolduran kişiler seçmen hakkı kazanıyor

KKTC Anayasası’na göre, 18 yaşını dolduran kişiler seçmen olma hakkı kazanıyor.

Anayasa’ya göre, Cumhurbaşkanı seçilmek için milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmak; yükseköğrenim yapmış olmak, 35 yaşını doldurmuş olmak, Türk ana ve babadan doğmuş olmak ve KKTC yurttaşı olmak ve en az 5 yıldan beri daimi ikametgâhı Kıbrıs’ta bulunmuş olması gerekiyor.

          Pusulanın geçerli olması için “Evet” mührünün bir kez vurulması şart

Seçmenler, cumhurbaşkanlığı seçimi oy pusulasında adayların adlarının isimlerinin yer aldığı bölümün altındaki boş kutulardan birine “Evet” mührü vurularak tercih belirtilecek. Oyun geçerli sayılabilmesi için mührün sadece bir kez vurulması gerekiyor. Aksi halde oy geçersiz sayılacak.

Seçmenlerin oy pusulasını kapalı oyun kullanıldığı yerde katlayarak, sandık kurulu üyelerinin önünde sandığa atması gerekiyor.

KIB-TEK YÖNETİMİ, GİRNE PERSONELİYLE BİR ARAYA GELDİ

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) yönetimi, kurum bünyesinde görev yapan personellerle buluşmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda, Girne bölgesinde görev yapan geçici personeller için düzenlenen yemekte yönetim ve çalışanlar bir araya geldi.

Gerçekleşen buluşmaya, KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun, Yönetim Kurulu üyeleri Ali Horoz, Yalçın Koçyiğit, Ercan Turhan, Özgür Arıkan ve Atila Deva, KIB-TEK Genel Müdürü Dalman Aydın ile Girne Şube Müdürü Burçin Karataş ve Müdür Muavini Barış Güneş katıldı.

Toplantıda, Girne bölgesinde yaşanan teknik ve idari konular hakkında fikir alışverişi yapıldı; personelin çalışma koşullarını iyileştirmeye yönelik öneriler değerlendirildi.

UZUN: “GİRNE BÖLGESİ KIB-TEK’İN EN AKTİF VE STRATEJİK NOKTALARINDAN BİRİ”

KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun, konuşmasında Girne bölgesinin kurum açısından önemine değinerek, “Girne, turizm ve nüfus yoğunluğu bakımından KIB-TEK’in en aktif ve stratejik bölgelerinden biridir. Bu nedenle burada görev yapan her personelimizin özverili çalışması kurumun istikrarı açısından büyük önem taşıyor.” dedi. Uzun, çalışanların motivasyonunun ve ekip dayanışmasının artırılması için yönetim olarak sahadaki temaslarını sürdüreceklerini belirtti.

AYDIN: “HİZMET KALİTESİNİ YÜKSELTMEK İÇİN SAHADAKİ GERÇEKLERİ YERİNDE DİNLİYORUZ”

KIB-TEK Genel Müdürü Dalman Aydın ise yaptığı konuşmada, yönetimin çalışanlarla bir araya gelerek sahadaki ihtiyaçları yerinde tespit etmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Aydın, “Hizmet kalitesini yükseltmek, enerji arz güvenliğini sağlamak ve vatandaş memnuniyetini artırmak için sahadaki gerçekleri yerinde dinliyoruz. Her bir çalışanımızın katkısı, KIB-TEK’in geleceğini şekillendiriyor.” ifadelerini kullandı.

Tatar: Bu seçim bir referandum niteliğinde

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC’de 19 Ekim’de yapılacak cumhurbaşkanı seçimini “varoluş seçimi” olarak nitelendirerek, bu seçimin iki devletli siyaset ile federasyon çözüm modeli arasında bir referandum niteliğinde olduğunu söyledi.

Tatar, KKTC’de 19 Ekim’de yapılacak cumhurbaşkanı seçimi öncesinde AA’ya açıklamalarda bulundu.

Özerdağ: Cumhurbaşkanlığı seçiminin adil ve sorunsuz geçmesi için gerekli tüm önlemler alındı

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Bertan Özerdağ, BRT’de katıldığı Manşet + programında 19 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı Seçimi ile ilgili soruları yanıtladı.

Özerdağ, seçimin güvenli, adil ve sorunsuz geçmesi için YSK’nın her seçimde olduğu gibi bu seçimde de gerekli tüm önlemleri aldığını belirtti. İlçe Seçim Kurulları tarafından sandık görevlilerine eğitim verildiğini ve YSK olarak seçim sürecinin hassas bir şekilde takip edildiğini ifade eden Özerdağ, seçime hazır olduklarını söyledi.

Seçimin güvenliğine yönelik iddialara da değinen Özerdağ, 2018 yılından bu yana Yakın Doğu Üniversitesi’nin hiçbir seçimde veya YSK çalışmalarında yer almadığını, YSK’nın tamamen kendi yazılım mühendisleri ve seçim yazılımıyla sonuçları yayınladığını açıkladı.

Sandık kurullarındaki başkan ve üyelerin eğitildiğini belirten Özerdağ, sandık alanında polis görevlisi bulunacağını, böylece güvenlik sorunlarının önleneceğini kaydetti. Ayrıca, seçimlere katılan her parti ve adayın temsilcisinin oy verme alanında bulunarak işlemleri gözlemleyebileceğini söyledi.

Seçmenlere de uyarılarda bulunan Özerdağ, oy kullanmak için kimlik kartı ve seçmen kartının yanında bulundurulması gerektiğini, pusulanın işaretli olmamasına ve arkasında iki mühür bulunmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Oy verme sırasında telefonların sandık kuruluna bırakılması zorunlu.

Yurtdışında yaşayan KKTC vatandaşlarının oy kullanabilmesi için seçmen listelerine kayıtlı olması gerektiğini belirten Özerdağ, belirli bir bölgede ikamet belgesi olmayanların sorun yaşayabileceğini ifade etti.

Seçime katılım oranı hakkında da konuşan Özerdağ, geçmiş seçimlerde oranların yüzde 60 civarında olduğunu ve vatandaşların anayasal haklarını kullanarak oy vermesini beklediklerini söyledi. Özerdağ, “Bu önemli bir seçimdir. Ülkenin en yüksek makamı olan Cumhurbaşkanlığı seçiminde seçilenin güçlü bir seçmen desteğiyle gelmesi ve demokrasinin iyi işlemesi için seçmenlerimizin oylarını kullanmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.

Seçim propaganda sürecinde büyük ihlaller olmadığını belirten Özerdağ, bazı küçük ihlallerin tespit edildiğini ve gerekli kararların üretildiğini ifade etti. Propaganda yasağının 18 Ekim saat 18.00’den itibaren başlayacağını hatırlatan Özerdağ, yasağa uyulmasını beklediklerini ve özellikle sosyal medyada dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Oy verme işleminin 19 Ekim Pazar günü sabah 08.00’de başlayacağını ve 18.00’de sona ereceğini hatırlatan Özerdağ, resmi olmayan sonuçların saat 20.00 civarında açıklanmasını beklediklerini söyledi. Seçimin ikinci tura kalması durumunda yeni bir takvim belirleneceğini de belirtti.

YSK Başkanı Özerdağ, tüm adaylara başarılar dileyerek, seçimlerin adil, barış ve huzur içerisinde geçmesini temenni etti.

Memur-Sen’den Tatar’a destek

Kıbrıs Türk Memur Sendikası (Memur-Sen) Cumhurbaşkanı ve bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar’a destek belirtti.

Genel Başkan Göktürk Ötüken, yazılı açıklamasında pazar günkü seçimin siyasi bir seçim olmadığını Kıbrıs Türk halkının uluslararası platformda hak ve menfaatlerini savunacak cumhurbaşkanının belirleneceğini, gelecek beş yılda Kıbrıs sorununun çözümü için izlenecek yola karar verileceğini belirtti.

Ötüken, Kıbrıs Türk Memur Sendikası’nın Türkiye Cumhuriyeti ile uyum içinde çalışacağına inandığı, iki devletli çözüm vizyonunu savunan bağımsız cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar’a destek verme kararı aldığını kaydetti.

Göktürk Ötüken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyanın yıllardır her alanda uyguladığı haksız ambargolara rağmen bağımsız yargısı, halkın hür iradesiyle seçilen Cumhuriyet Meclisi ve Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle modern bir dünya ülkesi haline geldiğini de belirtti.

Öztürkler: Sahadaki enerji Tatar’ın seçimi kazanacağını gösteriyor

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Halil Esendağlı’nın KIBRIS TV’de sunduğu “Her şey Masada” programına konuk olarak katıldı. Programda Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve ülke gündemine dair önemli değerlendirmelerde bulunan Öztürkler, yaklaşan seçim sürecine dair net mesajlar verdi.

Öztürkler, seçim atmosferinin giderek yoğunlaştığını ve mitinglerde sağ seçmenin büyük bir coşkuyla alanları doldurduğunu belirtti. Halkın gösterdiği ilginin kendileri için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade eden Meclis Başkanı Öztürkler, bu desteğin sandığa da yansıyacağına inandıklarını söyledi.  Sağduyu İttifakı’nın adayı Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın seçimleri kazanacağına olan inancını dile getiren Öztürkler, sahadaki enerjinin bu zaferin habercisi olduğunu ifade etti.

Özellikle kırsal bölgelerde ve merkez ilçelerde yapılan organizasyonların, seçmenin kararlılığını ortaya koyduğunu vurguladı.

Programda seçim çalışmalarına dair bilgi veren Öztürkler, kampanya sürecinin planlı ve disiplinli bir şekilde yürütüldüğünü belirtti. “Ciddiyet içerisinde seçimin farkındayız, ona göre çalışıyoruz” diyen Öztürkler, ekiplerin sahada aktif olduğunu ve her kesime ulaşmak için yoğun çaba harcadıklarını ifade etti. Seçim sürecinde halkla birebir temasın önemine dikkat çeken Öztürkler, bu yaklaşımın güven tesis ettiğini söyledi.

Vatandaşın beklentilerinin farkında olduklarını belirten Öztürkler, Sağduyu İttifakı’nın bu beklentilere karşılık verecek güçlü bir vizyona sahip olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın liderliğinde yürütülen politikaların istikrarı sağladığını savunan Öztürkler, bu istikrarın devamı için halkın desteğinin kritik olduğunu ifade etti. Mevcut yönetimin dış politika ve milli meselelerde kararlı duruş sergilediğini belirten Meclis Başkanı Öztürkler, bu çizginin korunması gerektiğini söyledi.

Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının artık geçmişte defalarca denenmiş ve sonuçsuz kalmış çözüm modellerine değil, somut ve uygulanabilir politikalara yöneldiğini vurguladı. Federasyon söyleminin halk nezdinde karşılık bulmadığını savunan Öztürkler, bu yaklaşımın mevcut jeopolitik gerçeklerle örtüşmediğini ve halkın beklentilerine cevap vermekte yetersiz kaldığını ifade etti. Sağduyu İttifakı’nın ise uluslararası ilişkilerde daha güçlü, içeride ise daha istikrarlı bir yönetim anlayışı sunduğunu belirterek, seçmenin bu farkı net şekilde gördüğünü dile getirdi.

Ziya Öztürkler, programın sonunda seçmene çağrıda bulunarak sandığa gitmenin önemini hatırlattı. Her vatandaşın oyunun kıymetli olduğunu belirten Ziya Öztürkler, demokratik sürecin sağlıklı işlemesi için katılımın yüksek olması gerektiğini vurguladı

Hasipoğlu: Masaya oturup neyi konuşacak?

UBP Genel Sekreteri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Rum tarafının siyasal eşitliği, dönüşümlü başkanlığı, Türkiye’nin garantörlüğünü hiçbir zaman kabul etmediğini belirterek, “Hâlâ federasyon görüşeceğini söyleyenler, halkı oyalıyor.” dedi ve CTP Adayı Tufan Erhürman’ı eleştirdi.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, KIBRIS TV’de Halil Esendağlı’nın konuğu oldu. Meclis’in Kıbrıs konusunda aldığı son kararı, federasyon tartışmalarını ve Türkiye ile ilişkileri değerlendiren Hasipoğlu, alınan kararın ‘Kıbrıs Türk halkının iki devletli çözüm yönündeki kararlılığının resmi ifadesi’ olduğunu belirterek, muhalefetin bu süreçte samimi davranmadığını söyledi.

“Meclis, 15 yıl sonra tarihi bir karar aldı”

Hasipoğlu, Cumhuriyet Meclisi’nin “Kıbrıs Sorununa İki Devletli Çözüm” konulu karar önerisini kabul etmesiyle, 15 yıl sonra Kıbrıs konusunda yeni bir karar üretildiğini hatırlattı.

Hasipoğlu “Bu karar, 23. Meclis kararıdır. 2010’da alınan son karar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin İsrail ile imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmasını kınama kararına ilişkindi. Aradan geçen 15 yılın ardından Meclisimiz yeniden Kıbrıs konusuna dair tarihî bir irade ortaya koydu.” dedi.

Hasipoğlu, kararın Başbakan Ünal Üstel’in görevlendirmesiyle, geçmişte Kıbrıs müzakerelerinde görev almış isimlerle istişare edilerek hazırlandığını, Osman Ertuğ, Özer Kanlı, Ergün Olgun ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun katkılarıyla metnin son haline ulaştığını aktardı.

“Muhalefet yapıcı değil, reaksiyoner davranıyor”

Kararın Meclis’te oy çokluğuyla geçtiğini belirten Hasipoğlu, CTP’nin sürece katkı koymadığını ifade etti. Hasipoğlu, “Komitede ve Genel Kurul’da tek bir öneri sunmadılar. Sadece reddetmek için muhalefet ediyorlar. Eleştirileri yapıcı değil, tamamen siyasi hesaplara dayalı.” ifadesini kullandı.

UBP’li Bakan, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin federasyon tezinde ısrarcı olduğunu belirterek şu eleştirileri yaptı:

“Bir yıl önce de getirsek bu karara ‘hayır’ diyeceklerdi. Çünkü CTP, iki devletli çözümü değil federasyonu savunuyor. Ancak artık halkımız da biliyor ki, federasyon masalı bitmiştir. Tek egemenliğe dayalı bir federal model, Kıbrıs Türkü’nü yeniden azınlık statüsüne iter. Biz buna karşıyız.”

Hasipoğlu, CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman’ın “masadan kaçmayacağız” sözlerini eleştirerek, “Rum tarafı siyasal eşitliği, dönüşümlü başkanlığı, Türkiye’nin garantörlüğünü hiçbir zaman kabul etmedi. Hâlâ federasyon görüşeceğini söyleyenler, halkı oyalıyor. Masaya oturup neyi konuşacaklar?” diye sordu.

“Birleşmiş Milletler kararları çağ dışı kaldı”

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının artık adadaki gerçekliği yansıtmadığını söyleyen Oğuzhan Hasipoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“1960’ta ortak kurduğumuz Kıbrıs Cumhuriyeti, Rum devleti hâline dönüştü. Biz o yapıdan dışlandık. BM hâlâ bu çarpık durumu meşrulaştırıyor. 70’li, 80’li yıllarda alınan kararlar bugün çağ dışı kalmıştır. Artık yeni gerçeklik iki egemen devlet gerçeğidir.”

Hasipoğlu, Kıbrıs’ta tüm başlıkların onlarca yıldır müzakere edildiğini hatırlatarak, “Toprak, mülkiyet, yönetim, güvenlik, AB başlıklarında konuşulmadık hiçbir konu kalmadı. Rum tarafı hiçbirinde geri adım atmadı. O yüzden federasyon defteri kapanmıştır.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin etkin garantisi kırmızı çizgimizdir”

Crans Montana sürecinde Rum tarafının “sıfır asker, sıfır garanti” ısrarı nedeniyle müzakerelerin çöktüğünü anımsatan Hasipoğlu, “Bizim için Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi vazgeçilmezdir. Kıbrıs Türk halkının güvenliği Türkiye’nin varlığıyla mümkündür.” dedi.

Gazze’de yaşanan katliamların uluslararası sistemin çifte standardını gözler önüne serdiğini belirten Hasipoğlu, “Birleşmiş Milletler Filistin’de sessiz kaldı. Aynı sistem Kıbrıs Türkü’ne de adaletsizlik yapıyor. Bu yapı değişmelidir.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye, KKTC’nin iki devletli vizyonuna tam destek veriyor”

Hasipoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın iki devletli çözüm yönündeki açıklamalarını hatırlatarak, “Anavatan Türkiye’nin desteği nettir. Türkiye, Sayın Ersin Tatar’ın vizyonunu ve Meclisimizin aldığı kararı güçlü biçimde desteklemektedir.” dedi.

Muhalefetin geçmişte Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Meclis’e hitabını protesto ettiğini anımsatan Hasipoğlu, “Türkiye ile ilişkilerimiz hiçbir zaman bu kadar güçlü olmamıştı. Cumhurbaşkanımız Tatar ve Başbakanımız Ünal Üstel’in uyumu, ülkemize büyük yatırımlar kazandırdı.” değerlendirmesinde bulundu.

“Tatar, Denktaş çizgisinin devamıdır”

Cumhurbaşkanı Tatar’ın, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın devlet politikası çizgisini sürdürdüğünü vurgulayan Hasipoğlu, “Sayın Tatar, KKTC’nin uluslararası alanda görünürlüğünü artırdı. Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üyelik sağlandı, yeni Cumhurbaşkanlığı ve Meclis binaları yapıldı, TEKNOFEST ve birçok uluslararası etkinlik ülkemize geldi. Tüm bunlar bu dönemde gerçekleşti.” diye konuştu.

Hasipoğlu, Türkiye ile yürütülen projelerin meyvelerinin alındığını ifade ederek, “Hastaneler, yollar, su dağıtım projeleri, sosyal konutlar… Bunlar istikrarlı bir dönemin eseridir.” ifadelerini kullandı.

Son mesaj: Kaybedecek bir 15 yılımız daha yok

Programın sonunda seçime yönelik mesaj veren Hasipoğlu sözlerini şöyle noktaladı:

“Kıbrıs Türk halkının artık zaman kaybına tahammülü yok. 15 yıl daha federasyon masalarında oyalanamayız. Devletimize, bayrağımıza, egemenliğimize sahip çıkacağız. Cumhurbaşkanımız Sayın Ersin Tatar, Denktaş çizgisinin bugünkü temsilcisidir.”

Tatar: “Kıbrıs Türk tarihinin en başarılı dönemini yaşadık”

Cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, Günaydın Haber Kıbrıs’ta Hüseyin Ekmekçi’nin sorularını yanıtladı. Tatar, görev süresi boyunca yürüttüğü iki devletli çözüm politikasının Kıbrıs Türk tarihine “en başarılı dönem” olarak geçtiğini savundu.

Tatar, iki devletli siyaseti ilk gündeme getiren lider olduğunu belirterek, bu politikanın Ulusal Birlik Partisi döneminde ekibiyle birlikte şekillendiğini söyledi. “UBP-HP hükümet programında ilk kez AB çatısı altında iki ayrı egemen devlet ifadesini kullandık. Bu yaklaşım hayatımıza ilk kez o dönemde girdi” dedi.

Tatar, Avrupa Birliği’ne karşı olmadığını ancak “egemenlikten taviz vermeden” AB çatısı altında yer almak istediğini vurguladı. “Egemenlik istiyorum ki Türkiye ile bağlarımı sürdürebileyim. Türkiye’nin garantörlüğü ve askeri varlığı devam etmelidir” ifadelerini kullandı.

Sürecin planlı şekilde ilerlediğini dile getiren Tatar, “Bu iş havadan düşmedi. En iyi uzmanlar tarafından değerlendirildi. Ekibimde Tahsin Ertuğruloğlu, Oğuzhan Hasipoğlu, Özer Kanlı, Ergün Olgun, Osman Ertuğ gibi isimler vardı. Teknik analizlerle bu politikayı oluşturduk” dedi.

Tatar, Türkiye’nin bu siyasete verdiği desteğin belirleyici olduğunu da vurguladı: “Seçimi kazandıktan sonra Ergün Olgun, ‘İnşallah Türkiye bu siyaseti destekler’ demişti. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye bu tezi sahiplendi.”

Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkının pazarlık konusu olamayacağını söyleyen Tatar, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nden önce de Kıbrıs Türkü asli unsurdu. Dr. Fazıl Küçük’ün imzasıyla kurulan cumhuriyetin eşit ortağıydık. O imzanın muadili benim egemenliğimdir. Bu egemenlik pazarlığa tabi değildir” dedi.

Tatar, Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olunmasını da “iki devletli siyasetin somut bir başarısı” olarak değerlendirdi. “Türk diplomasisinde paradigma değişikliği yaşandı. Bu siyaset artık Kıbrıs Türk halkının onayladığı bir çizgidir” ifadelerini kullandı.

TATAR: “BU MÜCADELE, BU TOPRAKLARDA ONURUMUZLA, BAYRAĞIMIZLA DEVAM EDECEK!”

Cumhurbaşkanı ve bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, seçim çalışmaları kapsamında Gönyeli’de halkla buluştu. Gönyeli Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, Başbakan Ünal Üstel, bazı bakanlar ve milletvekillerinin de katıldığı görkemli gecede, Tatar coşkulu kalabalığa hitap etti…

“GÖNYELİ KKTC’NİN HARCI, MÜHRÜ, NAMUSU VE ONURUDUR”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar konuşmasına, “ Gönyeli dediğimizde KKTC’nin harcıdır, mührüdür, namusudur, onurudur” diyerek başladı.
Tatar, Ulusal Birlik Partisi’nin (UBP) tarih boyunca Kıbrıs Türk halkının haklı davasını savunduğunu belirterek şöyle devam etti:
“Biz hep söylüyoruz; Ulusal Birlik Partisi yıllarca iki devleti savunmuştur, Rum’la ortaklığı reddetmiştir. Rum’la ortaklık Kıbrıs Türk halkını bir maceraya sürükler. 1960 yılında büyüklerimizin yaşadıklarını unutmadık. Geçmişini bilmeyen milletler yok olmaya mahkûmdur.
İşte bizler bu siyasetin devamı olarak, atalarımızdan, şehitlerimizden, onların vasiyetlerinden bize bırakılan emaneti geleceğe taşıyabilmek için devlet diyoruz, Cumhuriyet diyoruz, bayrak diyoruz, Anavatan diyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte bu yolu yürümekten dolayı memnuniyetimizi her zaman açık bir şekilde haykırıyoruz.”

“KARŞI TARAF KENDİ KENDİYLE ÇELİŞİYOR, SİYASET NAMUSTUR, DÜRÜSTLÜKTÜR!”

Cumhurbaşkanı Tatar, karşı tarafın adayının tutarsız söylemlerine dikkat çekerek, Rum tarafıyla ortaklık hayalleri kuranların kendi tabanlarını dahi inandıramadığını vurguladı ve
“Karşı taraftaki kişi hâlâ ne diyor? Rum tarafıyla ortaklık diyor! Ortaklık olduktan sonra Türk askerinin adadan çekilmesini bile göze alanlar, şimdi Türkiye’den gelen mesajlarla ne söyleyeceklerini şaşırdılar.Bir yandan kendi tabanına öyle diyor, bir taraftan bu tarafa göz kırpıyor. Birazdan o da iki devlet diyecek, birazdan Türkiye garantördür diyecek, birazdan asker burada kalsın diyecek. Nasıl oldu bu iş? Sen kendi kendinle çelişiyorsun.” dedi.
Tatar konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Siyaset demek namus demektir, siyaset demek dürüstlük demektir, siyaset demek saygınlık demektir. Halkın sana güvenmediği bir ortamda siyaset yapamazsın. Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ülkemize geldiğinde meclise gitmediler, koltuklarını boş bıraktılar. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı konuşma yaparken bu ülkenin ana muhalefetinin koltukları bomboştu!
Bu en büyük ciddiyetsizliktir. Bunu biz unutmayız, unutturmayız. Şimdi çıkmışlar ciddiyetten bahsediyorlar. Bizim yerleşkeler yapılırken telleri yıktılar, ‘binalar yapılmasın’ dediler. Binalar bitti, şimdi bizimle beraber oraya yerleşmeye çalışıyorlar. İşte bunların ciddiyeti bu kadar! Ciddiyetsizlik ancak bu kadar olur.”

“BİZİM YOLUMUZ ANAVATANLA BERABERLİK YOLUDUR”

Tatar, iki devletli siyasetten geri adım atmayacaklarını vurgulayarak Türkiye ile yürütülen iş birliğinin önemine dikkat çekti ve
“Bir yanlışımız varsa bizi sorgulasınlar, bizim sorunumuz yok. Biz iki devlet dedik, Türkiye ile bu yolu yürüdük. Türkiye Büyük Millet Meclisi iki devlet kararı almıştır, Milli Güvenlik Kurulu iki devlet kararı almıştır. Hal böyleyken Cumhurbaşkanı her yerde ‘federasyon defteri kapanmıştır’ derken, buradakiler hâlâ federasyondan bahsediyor.
Türkiye ile ters düşmek pahasına siyaset gütmektedirler. Bizim bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile bu eksen değişikliğinde yeni siyasetin tekrar onayı için, 19 Ekim’de sandıklardan zaferle çıkacağız ve memlekete hizmetlerimizi sürdüreceğiz” diye konuştu.

KARŞI TARAFIN MEYDANLARINDA TÜRK VE KKTC BAYRAĞI YOK!”

Tatar ayrıca,
“Karşı taraftakilerin meydanlarında ne Türkiye Cumhuriyeti bayrağı var, ne Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağı var. Çünkü akılları karışık…Kime hizmet ettiklerini bilmeden siyaset yapanlar bu ülkede yok olmaya mahkûmdurlar.
İnşallah bunları federasyon gibi 19 Ekim günü sandığa gömeceğiz.”ifadelerini kullandı.

“GELECEĞİMİZİN TEMİNATI GENÇLERİMİZE GÜVENİYORUM”

Cumhurbaşkanı Tatar, konuşmasında gençlere de seslendi ve şunları söyledi:
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dedik, ülkemizi tanıttık dedik. Bu topraklarda onurumuzla geleceği hep birlikte yürümenin mutluluğu içerisindeyiz. Bizim beklentimiz daha güçlü, daha onurlu bir gelecektir.
Ben bir kez daha siz gençleri kutluyorum, sizlere olan güvenimi ifade etmek istiyorum. Gelecek sizlerindir! Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, gelecek gençlerin elindedir.
Gençlerimiz, geleceğimizin teminatıdır. Biz bu meydanlarda, çocuklarımızla, bayraklarımızla bu yolu yürüyebilmenin gururu ve mutluluğu içerisindeyiz”

“GÖNYELİ’DEN ZAFERİ İLAN EDİYORUZ!”

Tatar konuşmasını şu sözleri noktaladı:
“Bizler bu yolu yürüyebilmenin gururu içerisinde Gönyeli’de zaferi bu akşam ilan ediyoruz.
Bu kadar coşku, bu kadar sevgi demektir ki 19 Ekim akşamı sandıklar açıldığında hep birlikte ‘zafer bizimdir’ diyeceğiz.
Halkımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne, egemenliğe ve Anavatan’la ilişkilere sahip çıkacak. Hep birlikte istikrarlı bir şekilde yürüyerek hükümetimizin ve Ulusal Birlik Partisi’nin güçlenmesiyle, önümüzdeki dönemde yeni zaferlere imza atacağız.
Hepinizi kutluyorum, teşekkür ediyorum. Gazamız mübarek olsun!”

Petrol Trump-Putin görüşmesi öncesi geriledi

Petrol, ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek üzere Macaristan’da görüşme kararı almalarının ardından cuma günü erken işlemlerde hafif düşüş gösterdi ve haftalık kayba yöneldi.

Petrol, ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek üzere Macaristan’da görüşme kararı almalarının ardından cuma günü erken işlemlerde hafif düşüş gösterdi ve haftalık kayba yöneldi.

Brent ham petrol vadeli işlemleri, TSİ 03.30 itibarıyla varil başına yüzde 0,13 düşerek 60,98 dolara gerilerken, ABD ham petrolü (WTI) yüzde 0,16 düşüşle 57,37 dolardan işlem gördü.

Trump ve Putin, Perşembe günü Ukrayna savaşıyla ilgili yeni bir zirve düzenleme konusunda anlaşmaya vardı. Bu beklenmedik hamle, Moskova’nın Washington’un Kiev’e yeni askeri destek sağlamasından endişe duyduğu bir dönemde geldi. Görüşmenin önümüzdeki iki hafta içinde Budapeşte’de yapılması bekleniyor.

Bu gelişme, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin cuma günü Beyaz Saray’a giderek, ABD yapımı uzun menzilli Tomahawk füzeleri de dahil olmak üzere daha fazla askeri destek talep edeceği bir zamana denk geldi. Bu sırada Washington, Hindistan ve Çin’e Rus petrolü alımlarını durdurmaları yönünde baskı yapmayı sürdürüyor.

ANZ analisti Daniel Hynes, “Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesini görüşmek üzere Trump’ın Putin ile görüşeceğinin açıklanması, arzın daha da sıkılaşacağına dair endişeleri hafifletti” dedi.

Fiyatları baskılayan bir diğer unsur ise ABD Enerji Bilgi Dairesi’nin (EIA) Perşembe günü açıkladığı veriler oldu. EIA, ABD ham petrol stoklarının geçen hafta 3,5 milyon varil artarak 423,8 milyon varile yükseldiğini bildirdi.

En yüksek hava sıcaklığı 32 derece

Hava önümüzdeki günlerde bulutlu olacak; en yüksek hava sıcaklığı iç kesimlerde 29 – 32, sahillerde 25 – 28 derece dolaylarında seyredecek.

Meteoroloji Dairesi’nin 16 – 22 Ekim tarihlerini kapsayan hava tahmin raporuna göre yağmur öngörülmeyen periyodun ilk günleri rüzgar kuzey ve batı yönlerden, diğer günlerde ise güney ve batı yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli olarak esecek.

Periyod başında yüksek basınç sisteminin etkisi altında kalacak olan ülke daha sonra alçak basınç sistemi ile ılık ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

17 Ekim 2025 Döviz Kurları

Dolar ve Euro son bir ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 41,94 TL, Euro 49,16 TL, İngiliz Sterlini ise 56,47 TL’den işlem görüyor.

Saat 07.58 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 41,94 TL, satış fiyatı 41,95 TL.

Euro’nun alış fiyatı 49,14 TL, satış fiyatı 49,17 TL, İngiliz Sterlini ise 56,45 TL’den alınıp 56,49 TL’den satılıyor.

Ersin Tatar’a “Aziz Sancar Onur Ödülü”

Türk Devletleri Teşkilatı, TİKA, Yörük Türkmen Birliği, Kıbrıs Vakıflar İdaresi ve ASBÜ KKTC Yerleşkesinin katkılarıyla ve Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği tarafından gerçekleştirilen “2. Uluslararası Türk Dünyası Bilim Ödülleri Programı” Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın da katılımıyla yapıldı.

KKTC Cumhuriyet Yerleşkesinde yer alan ödül törenine bazı milletvekilleri ve bürokratlar, Türk dünyasından temsilciler ile diğer davetliler katıldı.

Toplamda 14 ödülün dağıtıldığı törende Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a “Aziz Sancar Onur Ödülü” takdim edildi.

-Akkuş

Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı’yla başlayan organizasyonda açılış konuşmasını Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Genel Sekreteri Cemal Akkuş yaptı.

Akkuş, ilkini Bursa Teknik Üniversitesinde düzenledikleri ödül töreni organizasyonunun ikincisini KKTC’de yapmaktan mutluluk duyduklarını söyleyerek, aralarında Göksel Saydam’ın da bulunduğu eski mücahitleri de salonda görmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

-Tatlıoğlu

Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Genel Başkanı İrfan Tatlıoğlu da, toplumların geçmişini iyi bilmesi ve tanıması, ilimin ışığını hep aydınlık tutması gerektiğinden bahsederek, 21. yüzyılın “Türk Yüzyılı” olacağına inancını dile getirdi.

Tatlıoğlu, organizasyonda emeği ve katkısı bulunan ASBÜ, TİKA, TDT, Vakıflar İdaresi ve diğer kuruluşlara teşekkür etti.

Güzelyurt Sosyal Konut Projesi’nde çalışmalar son hız devam ediyor

KTİ-KOOP, KTİMB ve devlet iş birliğiyle yürütülen Güzelyurt Sosyal Konut Projesi’nde, ihtiyaç sahiplerine modern ve güvenli konutlar kazandırılması hedefleniyor. Yetkililer, çalışmalardan memnuniyetlerini dile getirerek projeyi “sektörün dayanışma örneği” olarak nitelendirdi.

Kıbrıs Türk İnşaat Kooperatifi Ltd. (KTİ-KOOP), Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) ve devlet iş birliğiyle hayata geçirilen Güzelyurt Sosyal Konut Projesi’nde çalışmalar hız kesmeden ilerliyor.

Kısa süre içinde tamamlanması hedeflenen ve bölgede, ihtiyaç sahiplerine güvenli, aynı zamanda da modern konutlar kazandırmayı amaçlayan proje, Kıbrıs Türk inşaat sektörünün, dayanışmasını ve üretkenliğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Bu kapsamda KTİ-KOOP Başkanı Erdim Oras, İnşaat Kooperatifi ve KTİMB’nin inşaat mühendisi ile mimarları ve İçişleri Bakanlığı Sosyal Konut Edindirme Birimi yetkilileri, şantiye alanını ziyaret ederek, Tüfekçi Ltd.’ in şantiye şefinden detaylı bilgi aldı.

Yetkililer, projenin ilerleyişinden duydukları memnuniyeti dile getirirken, Güzelyurt bölgesine uzun zamandan sonra başlanan sosyal konut projesiyle yeni bir vizyon kazandırıldığını vurguladı. Her aşaması titizlikle yürütülen projede, modern anlayış, çevre dostu çözümler ve dayanıklı yapı standartları ön planda tutuluyor.

KTİ-KOOP ve KTİMB’nin ortak vizyonu doğrultusunda yürütülen bu örnek proje, Kıbrıs Türk inşaat sektörünün kamuyla el ele vererek toplum yararına üretebileceğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Tatar: “Türkiye’nin Tavrı Ortadayken Erhürman Neyi Müzakere Edecek?”

Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, CTP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman’ın seçimi kazanması halinde kendisini kutlayacağını belirterek, “O beni kutlayacak mı?” diye sordu.

Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar, Ulaş Barış’ın Kıbrıs Postası TV’de hazırlayıp sunduğu “Gündem” isimli programa konuk oldu. Erhürma’ın seçimi kazanması durumunda kendisini kutlayacağını ifade eden Tatar Erhürman’ın da kendisini kutlayıp kutlamayacağı sorusunu sordu.

Programda, ilk olarak Ulusal Birlik Partisi (UBP) ve Halkın Partisi (HP) ile kurulan hükümet programında, Avrupa Birliği (AB) çatısı altında iki devletli çözüm modeli hakkında vizyon koyduklarını ve bunun bir ilk olduğunu hatırlatarak başlayan Tatar, daha sonra bu politikanın geliştirilerek kendi Cumhurbaşkanlığı kampanyasındaki manifestosunda yer aldığını ifade etti.

“‘GERİDE BIRAKILAN 5 YILDA HİÇBİR ADIM ATILMADI’ SÖYLEMİ TAM BOŞ; TÜRKİYE 4 SENEDİR BM’DE ‘KKTC’Yİ TANIYIN’ ÇAĞRISINDA BULUNUYOR”

Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Türkiye’nin de bu politikaya destek vermeye başladığını belirten Tatar, Kıbrıs’ın garantör ülkelerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, Birleşmiş Milletler zirvesinde 2021 yılından bu yana üst üste dört senedir “KKTC’yi tanıyın” çağrısında bulunduğunu ifade etti. Temmuz ayında ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) oy birliği ile “Kıbrıs’ta iki devletli çözüm” vizyonunun Türkiye’nin devlet politikası haline geldiğini söyledi. Tatar ayrıca, Türk Devletler Teşkilatı’nda (TDT) yapılan üyelik ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nda güçlendirilen ilişkilerin, “Geride bırakılan 5 yılda hiçbir adım atılmadı” söyleminin gerçeği yansıtmadığının en somut örnekleri olduğunu belirtti.

Türkiye’nin, yaşanan bölgesel gelişmeler ışığında çok önemli bir role sahip olduğunu vurgulayan Tatar, iki devletli çözüm politikasının Türkiye adına oldukça faydalı olduğunu ve bu bağlamda Türkiye’nin bu politikadan vazgeçmeyeceğini düşündüğünü ifade etti.

“TDT’NİN KARARLARI TEKNİK MESELELERDİR; BİZ TÜRK DEVLETLERİ İLE GÖNÜL BAĞI İLE BAĞLIYIZ”

TDT’nin zirvelerinde ve aldığı karar bildirgelerini de değerlendiren Tatar, bu konuların teknik meseleler olduğunu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ilgili zirvelerde bayrağı ve ismiyle bulunmasının, gönül bağı olarak KKTC’nin orada bulunmasından duyulan memnuniyetin kanıtı olduğunu belirtti.

İki devletli siyasetin müzakereler tarihinde yaşanan gelişmeler ışığında bir zemin bulduğunu ifade eden Tatar, geride bırakılan son beş sene içerisinde yaşanan gelişmelerin ardından, şimdi ise sıranın “Atak Zamanı” olduğunu söyledi.

“KIBRIS RUM TARAFI ‘0 ASKER 0 GARANTÖR’ İSTİYOR; UZLAŞILMAZ TAVIR SERGİLİYORLAR”

Kıbrıs Rum tarafının “0 asker 0 garantör” istediğini ve bu uzlaşmaz tavır ile federal temelde bir çözüme ulaşılamayacağını belirten Tatar, Kıbrıs Türkünün, gerek kendi tarihi gerekse kültürüyle, tarihte yaşanan gelişmeler ışığında kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olarak KKTC ile yoluna devam etmesi gerektiğini ifade etti.

Kıbrıslı Rumların AB’ye girmesinin müzakerelerde önemli bir eşitsizlik yarattığını belirten Tatar, Ulaş Barış’ın “Türkiye’nin de imzası vardı” uyarısı üzerine, Türkiye Cumhuriyeti’nin o dönemde başbakanının ulusal çıkarlar doğrultusunda bunu kabul ettiğini, ancak Denktaş’ın bu duruma karşı çıktığını ifade etti. Bu bağlamda, Kıbrıslı Türklerin kabul etmediği bir durumun dünya tarafından kabul görmesinin Kıbrıslı Rumları şımartan ve kapsamlı bir çözüme ulaşmayı engelleyen bir faktör olduğuna dikkat çekti.

Kıbrıslı Rumların AB üye ülkesi olarak rahat bir durumda olduğunu ve bu bağlamda herhangi bir çözüme yanaşmadığını, Kıbrıslı Türklerin ise bu farkı Türkiye’den gelen yardımlarla kapatmaya çalıştığını belirten Tatar, Kıbrıslı Türklerin egemenliği tanınmadan resmi müzakerelere başlamayacağını da vurguladı.

“3-5 SENE İÇERİSİNDE OLMASA DA, KKTC ELBET BİR GÜN TANINACAK”

Rauf Raif Denktaş‘ın tanıtamadığı KKTC’yi Ersin Tatar nasıl tanıtacak?” sorusuna da yanıt veren Tatar, üç-beş sene içerisinde olmasa da KKTC’nin elbet bir gün tanınacağını ve Türkiye’nin daha da güçlenmesiyle ülkelerin KKTC’yi tanıyacağını söyledi.

Bu bağlamda direkt uçuş, direkt temas ve direkt ticaretin (3D) resmi bir müzakere için verilmesi gereken ön koşullar olduğunu ifade eden Tatar, müzakerelerde özellikle iki bölgenin iş birliğini hedeflediklerini, ancak Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmacı bir tavır sergilememesi nedeniyle gelişmelerin yaşanmadığını söyledi. Bu bağlamda kendi döneminde bir kapı açılmaması konusundaki sorumlunun Kıbrıs Rum tarafı olduğunu belirtti.

“FEDERASYON DEFTERİ KAPANDI, KKTC’NİN SINIRLARI 1974’TE ÇİZİLDİ; TOPRAKTAN TAVİZ VERMEYECEĞİZ”

Toprak düzenlemesi konusuna da değinen Tatar, Kıbrıs’ın kuzeyinde merkezi bölgelerde Girne Dağları’nın da yüzdeliklerden sayıldığını ve bu bağlamda hem federasyon defterinin kapandığını hem de topraktan taviz verilmeyeceğini vurguladı; 1974’te KKTC’nin sınırlarının çizildiğini hatırlattı.

“KARMA EVLİLİK KONUSUNU, RUM YÖNETİMİNE SORDUK; SESSİZ KALDILAR”

Kıbrıs Rum mallarının Türkleştirilmesi gerektiğini belirten Tatar, mülkiyet konusundaki davalara da değinerek, bu davaların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) Kıbrıslı Türklerin lehine sonuçlanacağını söyledi. Kendilerinin ve Türkiye’nin hem Taşınmaz Mal Komisyonu (TMK) hem de emlak davalarının üstüne düştüğünü ve bu davaların kazanılacağını ifade etti. Karma evlilik konusunu da ele alan Tatar, bu konuları sürekli gündeme getirdiklerini ancak Kıbrıslı Rumların karma evlilik sorunuyla ilgili olarak sessiz kaldığını belirtti.

“ERHÜRMAN’IN RUMLARLA ÖZEL BİR AHBAPLIĞI MI VAR DA, ÖNCEKİ LİDERLERE VERİLMEMİŞ HAKLAR KENDİSİNE VERİLECEK?”

Kıbrıslı Rumların elindeki konularla ilgili vaat verilmesinin yanlış olduğunu ifade eden Tatar, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman‘ın, “Kıbrıslı Rumlarla özel bir ahbaplığı mı var da, şimdiye kadar mücadele etmiş liderlere verilmemiş haklar kendisine verilecek?” sorusuna dikkat çekti.

“TÜRKİYE’NİN İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM POLTİKASINDAN YANA KOYDUĞU TAVIR ORTADAYKEN, ERHÜRMAN TÜRKİYE İLE NEYİ, NASIL MÜZAKERE EDECEK?”

Türkiye’nin iki devletli çözüm politikasından yana koyduğu tavır ortadayken, Erhürman’ın neyi ve nasıl müzakere edeceğine anlam veremediğini belirten Tatar, Kıbrıs sorunun çözümünde Türkiye ile hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, Rauf Raif Denktaş‘ın dahi Annan Planı’nın ardından, “Türkiye ile ters düşmüşüm, bu dakikadan sonra seçimi kazansam ne olacak?” diyerek seçimlere katılmadığını anısını aktaran Tatar, bu bağlamda şimdiye kadar olduğu gibi yine Türkiye ile uyumlu bir yolun tercih edilmesi gerektiğini ifade etti.

“PARTİLER SAHAYA İNMEDEN ERHÜRMAN LEHİNE YÜZDE 3 BANDINDA BİR FARK VARDI, ARTIK BİZ ÖNDEYİZ”

Programda son olarak seçim sonuçlarını da değerlendiren Tatar, partiler sahaya inmeden önce farkın Erhürman lehine yüzde 3-5 bandında olduğunu ancak UBP ve hükümet partilerinin sahaya inmesinden bu yana kendisinin öne geçtiğini belirtti. Sonuç, her ne olursa olsun Erhürman’ı tebrik edeceğini de ifade eden Tatar, acaba Erhürman da aynı tavırı sergileyecek mi diye sordu.