Archives Aralık 2022

DEVLET LABORATUVARI HİZMETE GEÇİYOR

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, yıllar önce yangından dolayı zarar gören Devlet Laboratuvarı’nın yeniden hayat bulması için çalışmalarının başlatıldığını müjdeledi.

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, Güneş Gazetesi Muhabiri Ezgi Çelik’e özel açıklamalarda bulundu.

Türkiye temaslarını değerlendiren Altuğra, KKTC ve Türkiye arasında yapılan Sağlık ve Tıp Bilimleri iş birliğine dair anlaşmanın iki ülke bakanları tarafından imzalandığına dikkat çekerek, anlaşma kapsamında, çift uyruklu pratisyen hekimlerin mecburi hizmetlerini KKTC’de yapabileceklerini söyledi.

Altuğra, Talasemiya Merkezi’nde büyük hasret ve özlemle beklenen HPLC cihazının da geldiğini ve testlerin yapılmaya başlandığını duyurdu.

DEVRİM NİTELİĞİNDE HİZMETLER…

“Ben yüzümü halka döndüm” vurgusu yapan Altuğra, bu ifadeyi şu şekilde açıkladı: “Aktif siyasetin neden içinde olduğumun bilincinde ve farkındayım.  Aktif siyasette olmanın tek nedeni vardır o da halka hizmettir. Ben yüzümü cebime dönmedim. Bireysel olarak siyaseti bir köprü olarak kullanmıyorum.”

7 aylık Sağlık Bakanlığı görevinden birçok köklü hizmete imza attıklarını dile getiren Altuğra, devrim niteliğinde bir hizmete daha imza attıklarını belirterek Çocuk Acil Servisi’nin hayat geçirildiğini anımsattı. Çocuk Acil Servisi’nde ailelerden olumlu dönüşler aldıklarını kaydeden Altuğra, “Bunu yapmış olmanın vicdan rahatlığı içindeyim. Amacım sağlık hizmetlerine olumlu katkıyı sağlamaktır” dedi.

RADİKAL KARARLAR, KADER DEĞİŞTİREN İMZALAR

“Hekimlere ve tüm sağlık çalışanlarına söylediğim söz şudur; Siz isteyin, ben yapayım” diyen Altuğra, karşılıklı taleplerin ara kesitte buluştuğunu ifade etti. Altuğra, “Bu ara kesitte buluşma inancı halka çok daha kaliteli sağlık hizmetini götürme inancıdır.  Bizim attığımız imzalar geleceğe yönelik radikal imzalardır, kader değiştiren imzalardır. Üreterek çalışıyoruz” diye konuştu.

HIZIR ACİL SERVİSİNİN ÇALIŞMALARI TAMAMLANIYOR

Altuğra, Girne Hastanesi’nin inşaat çalışmalarının devam ettiğinin, telefonla hastanelerden randevu alma sisteminin getirildiğini anımsatarak, Gazimağusa’da 112 Hızır Acil Servisi’nin de inşaat çalışmalarının önümüzdeki haftalarda tamamlanacağının bilgisini aktardı.

KVC- GENEL YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ İÇİN TARİH VERİLDİ

Sağlık Bakanı Altuğra, yaklaşık 3 yıl önce çıkan yangından dolayı yanan Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi KVC -Genel Yoğun Bakım Ünitesi tadilat çalışmalarının sonuna gelindiğini ve Şubat ayına doğru yeniden hizmete geçmesini öngördüklerini söyledi.

DEVLET LABORATUVARI YENİNDEN HAYAT BULACAK

Özellikle ihracat, ithalat ve halk sağlığı konusunda akredite bir devlet laboratuvarının önemine dikkat çeken Altuğra, 6 yıl önce yangından dolayı zarar gören Devlet Laboratuvarı’nın yeniden tadilatına başlanacağının müjdesini verdi.  Altuğra, “Ülkemizin kanayan diğer bir yarası Devlet Laboratuvarı.  Devlet Laboratuvarı’nın akredite olması çok önemlidir çünkü ihraç edilen ürün gönderildiği ülkede yeniden tahlile tabii kalmaz. Ama akredite özelliğini kaybeden laboratuvarlar ne kadar tahlil yapsa bile ilgili ülke tekrar tahlil yapıyor. Bu ise ürünün gümrükte beklerken çürümesine sebep olabiliyor. Biz Devlet Laboratuvarımızı yeniden hayata geçirmek için çalışmalarımızı yaptık. Laboratuvarda tonlarca tarihi geçmiş ve imha edilecek malzeme de bulunuyor. Buradan müjdeyi veriyorum. Hem laboratuvarımızı hayata geçirecek hem de içerde bulunan malzemeleri imha edecek gerekli maddi kaynağı bulduk” dedi.

HABER: EZGİ ÇELİK

 

 

 

 

“YENİ SEÇİLEN BELEDİYE BAŞKANINA DA ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR”

İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler, Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul’un gerçek nüfusu yansıtmadığı gerekçesiyle Girne ilçe tabelasını sökmesini değerlendirdi; nüfus sayımıyla ilgili yetki ve sürecin İstatistik Kurumu’nda olduğunu kaydetti.

İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler,Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul’un gerçek nüfusu yansıtmadığı gerekçesiyle Girne ilçe tabelasını sökmesini Kıbrıs Postası’na değerlendirdi.

Nüfus sayımıyla ilgili yetki ve sürecin İstatistik Kurumu’nda olduğunu kaydeden Öztürkler, İçişleri Bakanlığı bünyesinde bulunan Yerel Yönetimler Birimi’nin başlattığı Mekansal Adres Kayıt Sistemi’ne (MAKS) işaret etti.

“MAKS PROTOKOLÜNÜN TAMAMLANMASI İÇİN YENİ SEÇİLEN BELEDİYE BAŞKANINA DA ÖNEMLİ GÖREVLER DÜŞÜYOR”

MAKS Protokolü’nün tamamlanması için yeni seçilen belediye başkanına da önemli görevler düşüyor” diyen Öztürkler, çağdaş nüfus sayımının gerçekleştirilmesi için Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul’a önemli görevler düştüğünü ifade etti.

İş birliği içinde çalışacaklarına inandığını dile getiren Öztürkler, “Enerjimizi, yerel yönetimlerin güçlenmesi ve e-devlet sistemi için çok önemli bir husus olan MAKS’ın bir an öne bitirilmesi için yeni seçilen başkanın da çalışacağına inanıyorum” dedi.

AMCAOĞLU ALINDI, CAHİTOĞLU ATANDI…

Gönyeli – Alayköy Belediye Başkanı olarak seçilmesinin ardından Hüseyin Amcaoğlu, Başbakanlık Müsteşarı görevinden alındı; yerine İstatistik Kurumu Başkanı Hüseyin Cahitoğlu atandı.

Gönyeli – Alayköy Belediye Başkanı olarak seçilmesinin ardından Hüseyin Amcaoğlu, Başbakanlık Müsteşarı görevinden alındı; yerine İstatistik Kurumu Başkanı Hüseyin Cahitoğlu atandı.

28 Aralık tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan görevden alma ve atama kararları yürürlüğe girdi.

 

“KKTC, TÜRK DÜNYASININ BİR PARÇASI”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, temaslarda bulunmak üzere geldiği Ankara’da, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ni (TOBB) ziyaret ederek, onuruna düzenlenen çalışma yemeğine katıldı.

Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu organizasyonunda düzenlenen çalışma yemeğinde konuşan Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk tarafının ortaya koyduğu iki devlete dayalı yeni siyasetin dünyada kabul görmesiyle Kıbrıs’taki siyasi zeminin güçlendiğini ve KKTC’nin ekonomik güçlenmesi için iş insanlarının karşılıklı işbirliği ve ilişkilerini geliştirmesini önemsediklerini söyledi.

Programda, Kıbrıs Türk Ticaret Odası (KTTO) Başkanı Turgay Deniz ile yönetim kurulu üyeleri  de yer aldı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Ankara’ya gelişinde Esenboğa Havalimanında askeri törenle karşılandı. Tatar’a temaslarında KKTC Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu eşlik ediyor.

Cumhurbaşkanı Tatar, Ankara’ya gelişinin ardından ilk olarak TOBB’da onuruna verilen çalışma yemeğinde, iş insanları ile bir araya geldi.

Burada TOBB adına konuşan Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu Türk Tarafı Eş Başkanı Cihat Lokmanoğlu, Kuzey Kıbrıs’ın göz bebekleri olduğunu ifade ederek, “Kıbrıslı Türk kardeşlerimizle yakın iş birliği içersinde çalışıyoruz” dedi.

KKTC’de kendi ayakları üzerinde durabilen ekonomi, ikili ticaretin geliştirilmesi, kuzey Kıbrıs yatırım ortamının geliştirilmesi gibi konularda çalışmalar yaptıklarını ifade eden Lokmanoğlu, KKTC’nin Tarımda da üretim üssü haline gelebileceğine işaret etti, Yatırım ortamının iyileştirilmesi için her türlü katkıya hazır olduklarını söyledi.

Lokmanoğlu, Dünya ile kuzey Kıbrıs’ın bütünleşmesine, ambargoların kaldırılmasına katkı sağlamak amacıyla destek verdiklerini ifade ederek, KKTC’nin Türk devletleri teşkilatına üyeliğini de kutladı, KKTC’nin gelişimine destek vermeye devam edeceklerini söyledi.

Türkiye- KKTC Ticaret Odası Forumu KKTC Tarafı Başkanı Omaç Cin de, ticarete engel olan konuları çözmek, ticareti artırmak için çalıştıklarını ifade ederek, iki örgüt arasındaki işbirliğinin; iki ülke iş insanlarının birlikte ticari ilişkilerini geliştirmesine destek verdiğini kaydetti.

Yeni dönemde özellikle tarım konusunda KKTC’de ortak üretim yapılması ve birlikte pazarlanması konusunda çalışmalar olduğunu ifade eden Cin, Kıbrıs Türk iş insanlarının Türk devletleri iş insanlarıyla da işbirliği yapmasını sağlamak için çalıştıklarını anlattı.

Güvercinlik bölgesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle ihracata yönelik yeni bir girişim olduğunu anımsatan Cin, KKTC’nin gelişimine destek veren herkese teşekkür etti.

EkoAvrasya Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren de, Türkiye ile KKTC arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin güçlendirilmesi için düzenlenen çalışmanın hayırlı olmasını diledi.

KTTO Başkanı Turgay Deniz de, bugün burada olmaktan gurur duyduğunu ifade ederek, iki kardeş kuruluş olan KTTO ile TOBB’un KKTC’nin gelişimine katkı sağlamak ve iki ülke arasındaki ticaretin geliştirilmesi için çalıştıklarını kaydetti.

KKTC ekonomisinin büyümesi, yatırımların geliştirilmesi, ikili ticaretin artırılması için çalıştıklarını ifade eden Deniz, Kıbrıs’ta iş birliklerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti, Kıbrıs Türk iş insanlarının rekabetten korkmadan, dostluk içinde iş birliğini geliştirebilecek güçte olduğunu söyledi.

Deniz, KKTC iş insanlarına gereken desteğin verilmesinin önemine de işaret etti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da, çalışmaya katılmaktan memnuniyet duyduğunu ifade ederek, iki ülke arasındaki Ekonomik gelişimi sağlamak için bu gibi çeşitli toplantıların sürmesi, yakın ilişkilerin geliştirilmesinin önemli ve umut kaynağı olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin KKTC’ye önem vermesi, deneyim birikimini paylaşmasının kendileri için büyük bir güç kaynağı olduğunu ifade eden Tatar, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun her zaman KKTC’nin yanında, destek ve yön vermek için ortaya olağanüstü çabalar harcadığını söyledi.

KKTC’de yeni siyasetin güçlendiğini, KKTC’nin öneminin arttığını ifade eden Tatar, Kıbrıs Türk Halkının Egemenliği, devleti, bağımsızlığı, özgürlüğünün kabulü, haksız ambargoların kaldırılması ve tanınması için Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM’de yaptığı çağrı sonrası KKTC’nin Türk devletleri teşkilatına gözlemci üye kabul edilmesinin siyasi zemini güçlendirdiğini belirtti.

Ekonomik faaliyetler, işbirlikleri, turizm tarımsal faaliyetler sanayi alanına yatırımlar, bilişim teknoloji yatırımlarının potansiyel güçlerine güç katacağına inanç belirten Tatar, Kıbrıs’ın Dünyanın en güzel adalarından biri olduğunu ve etrafındaki doğal kaynaklarıyla da değerli bir ada olduğunu ifade etti.

Artık Türkiye ile birlikte KKTC’nin, Türkiye’nin tecrübesi ve finansmana erişimiyle önemli bir yatırım alanı olduğunu işaret eden Tatar, aradaki bağların güçlendirilmesi, iş birliklerinin artırılması ve KKTC’nin ekonomisinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir olmasını temenni etti.

KKTC’nin pandemi sonrası potansiyelinin arttığını, siyasi zeminin güçlendirilmesiyle yatırımın da arttığını ifade eden Tatar, tüm bunları iyi değerlendirip özellikle turizm eğitim ve tarımsal üretimin geliştirilmesinin desteklenmesinin önemine vurgu yaptı.

Tatar, KKTC’nin yeni dönemde iki devlet modelinin güçlenmesinin, milli davanın yürütülmesine katkı sağlayacağını, Maraş açılımı ile birlikte KKTC’nin potansiyelinin arttığını işaret etti.

KKTC’nin Doğu Akdeniz’de bir Türk devleti olduğunu ve siyasi sıkıntılar ambargolara rağmen KKTC’nin güçlendirilmesine önem verdiklerini ifade eden Tatar, Yeni dönemde AB ile olan ilişkilerde de diyalogdan kaçmadıklarını açık olduklarını ancak egemenliklerinin tanınmasına önem verdiklerini kaydetti.

KKTC’nin ticaretinin önemli bir bölümünün Türkiye Mersin üzerinden olduğunu ifade eden Tatar, bu önemli iş birliklerinin devamı diledi.

Soru üzerine esnafa Finansman için çalışmaların gündemde olduğunu ifade eden Tatar, Türk devletinin desteğine teşekkür etti, KKTC esnafı için düşük faizli imkanların KKTC’ye yansıtılmasının önemine değindi.

Konuşmaların ardından Tatar’a anı plaketi takdim edildi, fotoğraf çekildi.

AMCAOĞLU, MAZBATAYI ALDI

Mazbatalarını almak üzere Lefkoşa Yüksek Seçim Kurulu’na giden bölge belediye başkanları, Gündem Kıbrıs’a konuştu.

Amcaoğlu: Söz verdiklerimizi yapmak için göreve başlıyoruz

Gönyeli-Alayköy Başkanı Hüseyin Amcaoğlu‘da mazbatasını aldıktan sonra yaptığı kısa açıklamada, mutlu sona ulaştıklarını ve mazbatalarını aldıklarını belirterek, kendisini destekleyen herkese teşekkür etti. ‘Sorumluluğumuzun bilincindeyiz’ diyen Amcaoğlu, sözlerini yerine getirmek üzere göreve başlayacaklarını kaydetti.

“SİYASETTEKİ EKSİKLİKLER TESPİT EDİLMELİ”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın, “Bundan sonra bizim ittifak yapmamız söz konusu olamaz” açıklamasına yönelik, koalisyon hükümetinin devam ettiğini açıkladı.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, BRT’de yayınlanan Levent Kutay’ın hazırlayıp sunduğu ‘Siyasetin Gündemi’ adlı programa katılarak, Yerel Kuruluş Organları Genel Seçimi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Zorlu Töre, Pazar günü gerçekleşen Yerel Kuruluş Organları Seçimi’nde ittifakın oylarının sandığa yansımadığını ifade etti.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın açıklamalarına katıldığını söyleyen Zorlu Töre, ittifak oylarının seçimlerde birleştirilememesi konusunun üzerinde çalışılması gerektiğine işaret ederek, “Bu konuyu toplantılarda değerlendireceğiz” açıklamasında bulundu.

“SİYASETTEKİ EKSİKLER TESPİT EDİLMELİ”

Gazimağusa bölgesinden bütünleşemediklerini ifade eden Zorlu Töre, “İttiak oylarını sandıkta birleştiremedi” dedi. Töre, seçmene kızılmaması gerektiğini vurgulayarak, siyasetteki eksiklerin tespit edilmesi gerektiğini söyledi.

“ARIKLI’NIN HÜKÜMETTEN ÇEKİLME GİBİ DURUMU YOK”

Erhan Arıklı’nın seçimlere yönelik açıklamalarını değerlendiren Töre, “Arıklı’nın hükümetten çekilme gibi durumu yok. Siyasette nelere dikkat edebiliriz, neler yapabiliriz yönünde yaptığı açıklamaları, pozitif olarak algılıyorum” açıklamasında bulundu.

“CTP ÜSTÜN BİR BAŞARI ELDE ETMİŞ DEĞİLDİR”

Koalisyon hükümetin devam ettiğine işaret eden Töre, “Pazar günü gerçekleşen seçimlerle ilgili hükümet üzerinde baskı oluşturulmaya çalışılıyor. CTP üstün bir başarı elde etmiş değildir, hükümete çekilin halk sizi istemiyor gibi gibi oy potansiyeline sahip değildir” dedi.

Girne Belediye Başkanlığı’nı kaybetmelerinin sebebinin araştırılması gerektiğini belirten Töre, Zeki Çeler ve Murat Şenkul’un oylarının birleşmesinden dolayı bölgede seçimi kaybettiklerine işaret etti.

BAKAN ÇAVUŞOĞLU LİSE ÖĞRENCİLERİ İLE BİR ARAYA GELDİ

Bakan Çavuşoğlu, Haydarpaşa Ticaret Lisesi ve Güzelyurt Meslek Lisesi Mutfak Bölümü öğrencileri ve sorumlu öğretmenlerini kabul etti

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, 23 – 25 Aralık tarihlerinde Tuzla’da gerçekleştirilen Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri’ne katılarak ülkemizi temsil eden ve katıldıkları yarışmalarda dereceye girerek madalya kazanan Haydarpaşa Ticaret Lisesi ile Güzelyurt Meslek Lisesi Mutfak Bölümü öğrencileri, sorumlu öğretmenleri ve okul müdürlerini kabul etti.

Meslek liselerinin son dönemlerde önemli başarılara imza attığına vurgu yapan ve öğrencilerin çok önemli başarılar elde ettiğini dile getiren Çavuşoğlu, “Sizin becerilerinize ve en iyi şekilde yetişmenize çok ihtiyacımız var. Bu ülkeyi ayağa kaldıracak olan sizin becerileriniz ve bilgilerinizdir.” ifadelerine yer verdi.

Yetenekli ve başarılı öğrencilerin ilgili sektörlerle buluşturulması gerektiğine de dikkat çeken Çavuşoğlu, yapacakları girişimlerle öğrencileri sektör temsilcileri ile buluşturmayı amaçladıklarını belirtti.

Çavuşoğlu, mesleki eğitim noktasında son dönemlerde ciddi bir atılım gerçekleştirdiklerini ve bu atılımlara devam edeceklerini ancak henüz arzu ettikleri noktaya gelmediklerini de ifade ederek, okulların yaşadığı sıkıntıların çözümü noktasında adım atacaklarını sözlerine ekledi.

Konuşmasının sonunda uluslararası organizasyonlara katılmanın ve tecrübe edinmenin önemine de vurgu yapan Çavuşoğlu, Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri’ne katılarak önemli başarılar elde eden Haydarpaşa Ticaret Lisesi ve Güzelyurt Meslek Lisesi öğrencilerini tebrik ederek, başarılarının devamı diledi.

Konuşmaların ardından öğrencilere ve öğretmenlere KKTC Futbol A Milli Takım formaları hediye edilirken, öğrencileri cesaretlendiren öğretmenlere teşekkür belgesi takdim edildi

PAZAR GÜNÜ SEÇİMİ KAZANANLAR BUGÜN MAZBATALARINI ALIYOR…

Yüksek Seçim Kurulu’ndan alınan bilgiye göre, Lefkoşa ilçesinde seçimi kazanan belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri mazbatalarını saat 14.00’te alacak.

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı, Değirmenlik-Akıncılar Belediye Başkanı Ali Karavezirler, Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu ile bu belediyelerde görev yapacak belediye meclis üyelerine mazbataları Lefkoşa Kaza Mahkemesi Başkanlık salonunda verilecek.

-Girne

Girne ilçesinde seçimi kazanan belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri ise mazbatalarını saat 14.00’te alacak.

Çatalköy-Esentepe Belediye Başkanı Ceyhun Kırok, Dikmen Belediye Başkanı Yüksel Çelebi, Girne Belediyesi Başkanı Murat Şenkul, Lapta-Alsancak-Çamlıbel Belediyesi Başkanı Fırat Ataser’e mazbataları Girne Kaza Mahkemesi Başkanlık salonunda verilecek.

-İskele

İskele ilçesinde belediye başkanlarına ve belediye meclis üyelerine mazbataları saat 14.30’da İskele Kaza Mahkemesi Başkanlık salonunda verilecek.

Erenköy-Karpaz Belediyesi Başkanı Hamit Bakırcı, İskele Belediyesi Başkanı Hasan Sadıkoğlu, Mehmetçik-Büyükkonuk Belediyesi Başkanı Fatma Çimen Tuğlu mazbatalarını alacak.

-Gazimağusa

Gazimağusa ilçesinde belediye başkan ve belediye meclis üyeleri de mazbatalarını saat 17.30’da alacak.

Gazimağusa Belediyesi Başkanı Süleyman Uluçay, Beyarmudu Belediyesi Başkanı Bülent Bebek, Geçitkale-Serdarlı Belediyesi Başkanı Halil Kasım, Mesarya Belediyesi Başkanı Ahmet Latif, Tatlısu Belediyesi Başkanı Ahmet Hayri Orçan ve Yeniboğaziçi Belediyesi Başkanı Katip Demir’e mazbataları Gazimağusa Kaza Mahkemesi Başkanlık salonunda verilecek. Gazimağusa ilçesindeki belediye meclis üyeleri mazbatalarını saat 17.30’da Gazimağusa Mahkemesi Ceza Davaları salonunda alacak.

-Güzelyurt’ta mazbatalar verildi

Öte yandan Güzelyurt Belediyesi Başkanı Mahmut Özçınar ile Lefke Belediye Başkanı Aziz Kaya ile belediye meclis üyeleri mazbatalarını bugün 11.00’de aldı. Özçınar ve belediye meclis üyeleri mazbatalarını Güzelyurt Mahkemesi Ceza Davaları salonunda, Lefke Belediye Başkanı Kaya ve belediye meclis üyeleri mazbatalarını Lefke Mahkemesi’nde önünde aldı.

-Muhtarlar ve ihtiyar heyeti üyeleri de mazbatalarını alıyor

Öte yandan muhtarlar ve ihtiyar heyeti üyeleri bugün mazbatalarını ilçe seçim kurullarında alacak.

Buna göre, Lefkoşa ilçesi muhtarları ve ihtiyar heyeti üyeleri mazbatalarını bugün saat 15.00 itibarıyla Lefkoşa İlçe Seçim Kurulu’nda almaya başlayacak.

Gazimağusa ilçesi muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri saat 13.00 itibarıyla mazbatalarını Gazimağusa İlçe Seçim Kurulu’nda almaya başladı.

Girne ilçesi muhtar ve ihtiyar heyeti üyelerine mazbataları saat 09.00 itibarıyla Girne İlçe Seçim Kurulu’nda verilmeye başlandı.

Güzelyurt İlçe Seçim Kurulu’nda muhtarlık ve ihtiyar heyeti mazbataları saat 11.00’den itibaren verilmeye başlanırken Lefke ilçesindeki muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri mazbatalarını aldı.

TATAR, “KKTC’NİN STATÜSÜNÜN GERÇEK ANLAMDA YÜKSELME YILI”

2022 yılında Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmeler hakkında açıklama yapan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “KKTC’nin statüsünün gerçek anlamda yükselme yılı” olarak nitelediği 2022’de, Türkiye’nin de tam desteğiyle geçen yıl başlatılan Kıbrıs sorununa “iki ayrı egemen eşit devlet ve kurumsal iş birliğine dayalı çözüm” bulma arayış ve çalışmaları sürdürüldü.

Kıbrıs konusunda 2022 yılında yaşanan gelişmelerde, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurul’unda yaptığı KKTC’nin tanınması yönündeki çağrısı ve hemen ardından “tarihi bir adım olarak nitelendirilen” KKTC’nin Türk Devletler Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edilmesi 2022’ye damga vurdu.

 

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, New York’ta BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşüp, izolasyonların kaldırılması konusunda inisiyatif almasını istedi. Tatar, yeni bir müzakere sürecinin ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün teyidiyle mümkün olabileceğini anlattı.

 

Kıbrıs Türk tarafı resmi müzakere sürecine geçebilmek için Kıbrıs’ta iki ayrı egemen eşit devletin kabul edilmesi gerektiğini, federasyon görüşmelerine girilmeyeceğini vurgulamayı sürdürürken, Rum Yönetimi buna karşın BM parametrelerine uygun bir çözümü müzakere etmeye hazır olduğunu yineledi.

 

Kıbrıs Türk tarafının sunduğu “Hidrokarbon yatakları, tüm adanın Türkiye üzerinden AB enterkonnekte sistemine dahil olması, güneş enerjisinin etkin olarak işbirliği içerisinde kullanılması ve Türkiye’den gelen su dahil olmak üzere, adanın tatlı su kaynaklarının kullanılması” ve “adanın mayınlardan temizlenmesi ve düzensiz göçle mücadele konularında” iş birliği önerileri Rum tarafınca yeniden kabul edilmedi.

 

BM ise adadaki taraflar arasındaki siyasi farklılıklar derinleşirken çözüme güvenin azaldığına işaret ederek, “diyalog ve yakınlaşma” çağrısı yaptı.

 

KKTC’ye gelen Pakistan, Gambiya ve Azerbaycan yetkililerinin de iş birliğini geliştirme isteklerini ifade etmesi, önemli bir adım olarak addedildi.

 

OCAK

 

16 Ocak: Cumhurbaşkanlığı “Rum tarafına 2019 yılında yaptığı hidrokarbon işbirliği ve Erdoğan’ın 2020 yılında yaptığı kapsamlı Doğu Akdeniz Konferansı Toplanması önerisinin masada olduğunu hatırlattı.

 

17 Ocak: BM Güvenlik Konseyi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs raporunu ve UNFICYP’in görev süresinin uzatılmasını kapalı oturumda görüştü. Guterres, Kıbrıs’ta taraflar arasında müzakere edilmiş bir çözüme güvenin azaldığını ancak tarafların “halkın umudunu canlı tutmak” için diyalog ve yakınlaşmayı sürdürmesi gerektiğini söyledi.

 

19 Ocak: Cumhurbaşkanlığı, KKTC’nin herhangi bir ülke tarafından ilhak edilmesinin hiçbir şekilde KKTC Cumhurbaşkanlığı’nın resmi tezi olamayacağını duyurdu.

 

20 Ocak: Cumhurbaşkanı Tatar, BM Güvenlik Konseyi’nin, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 19 Temmuz 2021-15 Aralık 2021 dönemini kapsayan Kıbrıs raporunu görüşmesini değerlendirerek, resmi müzakere sürecine geçebilmeleri için Kıbrıs’ta iki ayrı egemen eşit devletin kabul edilmesi gerektiğini ve federasyon görüşmelerine girmeyeceklerini kaydetti.

 

25 Ocak: Cumhurbaşkanlığı, iki tarafın meşru müktesep hakları ve rızasına dayalı güven yaratıcı önlemleri hayata geçirmeye hazır olduklarını vurguladı; Rum liderliğinin, son günlerde yeniden gündeme getirmeye çalıştığı sözde güven yaratıcı önlemlerin kendi uzlaşmaz tutumlarını gizleme ve Kıbrıs Türk halkını ekonomik aldatmacalarla egemenliğinden ödün vermeye zorlama girişimi olarak niteledi.

 

27 Ocak: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Kayseri’de “Mavi Vatan’da KKTC’nin Rolü” konulu konferans verdi.

 

27 Ocak: Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Kıbrıs’taki Barış gücünün görev süresini 31 Temmuz 2022’ye kadar uzatma kararı aldı. Kararda ayrıca, resmi müzakerelerin yeniden başlaması konusunda ilerleme kaydedilememesinden üzüntü duyulduğu belirtildi. Dışişleri Bakanlığı, KKTC’nin rızasının alınmamasının, BM’nin kendi ilke ve kurallarının ihlali anlamına geldiğini bildirdi.

 

31 Ocak: Cumhurbaşkanlığı, KKTC’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, mülkiyet hakkına saygılı Maraş açılımını kararlılıkla sürdüreceğini açıkladı; Rum liderliği Maraş açılımına yönelik gerçek dışı iddialarına bir yenisini ekleyerek Taşınmaz Mal Komisyonu’nu “hukuki bir tuzak” olarak nitelendirdi.

 

ŞUBAT

 

1 Şubat: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Kıbrıs’taki Barış Gücü Misyon Şefi Colin Stewart’ı kabul etti. Görüşmede UNFICYP’in görev süresinin uzatılması, Kıbrıs sorunu ile güven yaratıcı önlemler ele alındı. Stewart “Güvenlik Konseyi’nin Güven Yaratıcı Önlemleri desteklediğini” açıkladı. Tatar da Kıbrıs Türk tarafının Genel Sekreteri’nin özel temsilci yerine Jane Holl Lute’un yetkileri paralelinde, şahsi bir temsilci (personal envoy) ataması konusundaki görüşünü yineledi.

 

9 Şubat: BM Barış Gücü Sözcülüğü, Kıbrıs’taki liderler Ersin Tatar ve Nikos Anatasiadis’in, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin talebine olumlu yanıt vererek, kadınların Kıbrıs’taki nihai çözüm sürecine tam, eşit ve anlamlı katılımını sağlamanın yollarını açacak bir eylem planı üzerinde anlaştıklarını bildirdi.

 

MART

 

1 Mart: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Rum Yönetimi’nin AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları çerçevesinde hava sahasını Rusya’ya kapatma kararına KKTC hava sahasını da dâhil etmesine tepki gösterdi.

 

7 Mart: Cumhurbaşkanlığı, Rusya’nın Ukrayna’ya yaptığı müdahalenin bir benzerinin de adada yaşandığını; Kıbrıs’ta da “yasadışı işgal” bulunduğunu iddia eden Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’i şiddetle kınadı.

 

12 Mart: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında düzenlenen oturumda, Kıbrıs sorununu anlattı.

 

17 Mart: UBP Milletvekili Özdemir Berova ve CTP Milletvekili Armağan Candan’dan oluşan Cumhuriyet Meclisi heyeti, Strazburg’da 14-15 Mart tarihlerinde yer alan Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi (AKPA) Olağanüstü Genel Kurulu’na katıldı; komitenin gündeminde bulunan kapalı Maraş hakkında hazırlanacak rapor kapsamında Kıbrıs sorununun da tartışıldığı oturumda, görüşlerini kapsamlı bir şekilde komiteyle paylaştı.

 

NİSAN

 

12 Nisan: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Birleşmiş Milletler Siyasi İşler Bölümü Avrupa, Orta Asya ve Amerika Genel Sekreter Yardımcısı Miroslav Jenca’yı kabul etti. Tatar görüşme sonrası açıklamasında Jenca’ya geçen yıl nisan ayından bu yana yaşanan süreçle ilgili bilgi verdiklerini, Kıbrıs’ta resmi müzakere sürecinin Kıbrıslı Türklerin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün kabul görmesiyle başlayabileceğini anlattıklarını ifade etti.

 

Tatar, Jenca’nın ise taraflar arasındaki diyaloğun devam etmesi ve çözüm bulunması yönündeki gayretlerinin devam ettiğini ve arayış içerisinde olduklarını söylediğini kaydetti.

 

28 Nisan: UBP Milletvekili Özdemir Berova ve CTP Milletvekili Armağan Candan’dan oluşan Cumhuriyet Meclisi heyeti, Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi Genel Kurul toplantısına katıldı.  Berova ve Candan ayrıca Kapalı Maraş konusunda raportör olarak atanan İtalyan Milletvekili Piero Fassino ile de bir araya geldi.

 

MAYIS

 

16 Mayıs: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a Malatya’da 15. GAP Oscar Ödülleri kapsamında “Başarılı Devlet Adamı” ödülü verildi.

 

23 Mayıs: Güney Kıbrıs’ın tek yanlı olarak ilan ettiği sözde “Münhasır Ekonomik Bölgesi” içerisindeki 6’ncı parselde yer alan “Cronos-1” hedefindeki sondaj çalışmaları başladı.

 

Aynı gün Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a bir mektup göndererek, çerçevesini belirlediği müzakerelere davet etti.  “Desantralizasyon”, “GYÖ Zemininde Müzakereler”, “Crans Montana Yakınlaşmalarına Atıf” başlık ve spotları yer alan mektupta, Maraş’ın yasal sakinlerine devredilmesi, Ercan Havaalanı’nı ve Mağusa Limanı’nın BM’nin yönetimine verilmesi, Mağusa, Türkiye’nin Kıbrıs’a yönelik kısıtlamaları tamamen kaldırması ve hidrokarbonlardan yararlanma konuları yer aldı.

 

25 Mayıs: Dışişleri Bakanlığı, KKTC toprağı olan Kapalı Maraş’ta, uluslararası hukuk çerçevesinde alınan kararların, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin veya Avrupa Birliği’nin onayına tabi olmadığını vurguladı.

 

HAZİRAN

 

20 Haziran: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Rum Lider Nikos Anastasiadis’e cevabi bir mektup göndererek, önümüzdeki günlerde iki taraf arasında somut iş birliği alanlarına dair kapsamlı bir öneri sunacağını belirtti ve federasyon zeminindeki müzakerelerin sona erdiğini kaydetti.

 

27 Haziran: Rum Yönetimi Başkanıyla görüşmesinin ardından BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Colin Stewart, Maraş’taki “Türk tehditlerinin” BM Genel Sekreteri’nin raporuna dahil edileceğini ve BM’nin tepkisinin Güvenlik Konseyi’ne bağlı olduğunu söyledi.

 

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs konusundaki 6 aylık dönem raporunun görüşüleceği toplantıya katılımı öncesinde görüştüğü BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Kıbrıs Barış Gücü Misyon Şefi Colin Stewart’a egemen eşitliğin kabulünün ve izolasyonların kaldırılmasının önemini anlattı.

 

TEMMUZ

 

1 Temmuz: Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis BMGS Yardımcılarından Jenca ile görüşmesinde iki kesimli iki toplumlu federal çözüm temelinde, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin sürecin yeniden başlaması hedefiyle, çabaların sürdürülmesine hazır olduğunu kaydetti. Jenca ise BMGK kararları ve genel sekreterin misyonu temelinde müzakerelerin yeniden başlamasına olanak tanıyacak ortamın nasıl oluşturulabileceğini görmek için bir keşif görevi üstlendiği konusunda Anastasiadis’e bilgi verdi.

 

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Jenca ile görüşmesinde Kıbrıs Türk tarafının hazırladığı 4 başlıktan oluşan, iki devlet arasında işbirliğini öngören, hidrokarbon yatakları, tüm adanın Türkiye üzerinden AB enterkonnekte sistemine dahil olması, güneş enerjisinin etkin olarak işbirliği içerisinde kullanılması ve Türkiye’den gelen su dahil olmak üzere, adanın tatlı su kaynaklarının kullanılmasıyla ilgili önerileri sundu.

 

8 Temmuz: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres aracılığıyla Rum lider Anatasiadis’e iletilmek üzere “Kıbrıs adasının mayınlardan temizlenmesi” ve “düzensiz göçle mücadele konularındaki ikinci kapsamlı iş birliği” önerileri sundu.

 

18 Temmuz: BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Güvenlik Konseyi’ne sunduğu 16 Aralık 2021-14 Haziran 2022 dönemini kapsayan raporunda Kıbrıs Barış Gücü Misyonu’nun görev süresinin 6 ay daha uzatılmasını tavsiye etti. Doğal kaynaklardan her 2 toplumun da yararlanması gerektiğini belirtti. Kıbrıs sorununa çözüm bulma konusunda ortak zemin ve kamuoyuna güvenin azaldığı da raporda yer aldı.

 

20 Temmuz: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın 1 ve 8 Temmuz tarihlerinde sunduğu öneriler Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis tarafından “kabul edilemez” olarak nitelendirildi. Rum lider, BM ve Güvenlik Konseyi kararlarında kaydedildiği şekliyle uzlaşılmış zeminde bir diyaloğa hazır olduğunu belirtti.

 

28 Temmuz: BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs adasında 31 Temmuz’da sona erecek BM Barış Gücü misyonunun görev süresini 3 Ocak 2023’e kadar uzattı.

 

29 Temmuz: Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, BMGK’nin bu karar alınırken “sözde” Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinden onay alınmasının kabul edilebilir bir hareket tarzı olmadığını söyledi. Ertuğruloğlu, Kıbrıs’ta konuşlu Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (BMBG), KKTC ve Kıbrıs Türk halkının onayıyla Türk topraklarında görev yapması gerektiğini belirtti. Ertuğruloğlu, “Eskiden beri, yıllardan beri, başından beri yapılan bir hatadır. Sanki Kıbrıs’ta tüm Ada’yı ve halklarını temsil eden merkezi bir otorite varmış gibi sözde Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin onayı alınarak, BMBG’nin Ada’da görev yapmasının zemini hazırlanmıştır. Zaten Kıbrıs sorunu dediğiniz sorun da budur. Yani Ada’da halkları temsil eden merkezi otorite olmamasına karşın sanki varmış gibi ve bu da Rum tarafıymış gibi BMGK’nin Kıbrıs’a yönelik politikası, Kıbrıs sorununun ta kendisidir.” dedi.

 

Ertuğruloğlu, BMGK yetkililerine, BMBG’nin görev süresinin uzatılması ile ilgili yapılan eski hataların devam etmesi halinde birtakım tedbirler almak zorunda kalacakları yönünde yaklaşık iki yıldır uyarıda bulunduklarını da vurguladı.

 

Bakan Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

 

“Bizi kale almamaları halinde hiçbir şey olmamış gibi görev süresini uzatmaları durumunda bizim birtakım tedbirler alma mecburiyetinde kalacağımızı çok net bir şekilde ifade ettik. Şimdi o aşamaya geldik. Alacağımız tedbirleri BM’nin bilgisine getirdiğimizde kamuoyunun da bilgisi olacaktır. Ama özü şudur; BM’nin KKTC topraklarında Rum tarafının onayı ile görevde bulunduğu algısının ortadan kalkması gerekir. BMBG eğer KKTC topraklarında görev yapacaksa KKTC’nin, Kıbrıs Türk halkının onayını almış olması gerekir. Bu onay alınmadan Rumların onayı ile KKTC topraklarında görev yapması kabul edilir bir hareket tarzı değildir. Bu tepkimizi ortaya koymama diye bir lüksümüz yoktur.”

 

AĞUSTOS

 

22 Ağustos: Güney Kıbrıs tarafından tek yanlı ilan edilen Münhasır Ekonomik Bölgesi içindeki 6’ncı parselde “Kronos-1” hedefinde yeni bir doğal gaz yatağının keşfedildiği Rum basınında yer aldı.

 

EYLÜL

 

17 Eylül: ABD, GKRY’ye uyguladığı silah ambargosunu bir yıllığına kaldırması Türk tarafınca kınandı ve kabul edilemez olarak nitelendi.

 

18 Eylül: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BM 77. Genel Kurul çalışmaları kapsamında temaslar yapmak üzere New York’a gitti.

 

20 Eylül: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 77. Genel Kurulu’ndaki konuşmasında uluslararası toplumu, KKTC’yi resmen tanımaya davet etti. Erdoğan, adada iki ayrı halk, iki ayrı devlet bulunduğuna ve çözümün anahtarının Kıbrıs Türk halkının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü haklarının tescil edilmesi olduğuna işaretle, uluslararası topluma bir an önce KKTC’nin tanınması çağrısı yaptı. KKTC yetkilileri bundan mutluluk duyarak Erdoğan’a teşekkür etti.

 

23 Eylül: Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin insan hakları konulu toplantısında IV. Rum ve Loizidou kararlarının ele alındığını; toplantıda AİHM’in Loizidou kararına yönelik olarak KKTC tarafından alınan önlemlerin yeterli bulunarak incelemenin kapatıldığını açıkladı ve bu kararın bir kez daha KKTC’nin uluslararası hukuka uygun bir mülkiyet rejimi tesis ettiğini gösterdiğini açıkladı.

 

24 Eylül: New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Tatar, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüştü; Gutteres’ten izolasyonların kaldırılması konusunda inisiyatif almasını isteyen Tatar, yeni bir müzakere sürecinin ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün teyidiyle mümkün olabileceğini anlattı.

 

28 Eylül: Türkiye Milli Güvenlik Kurulu bildiri yayımlayarak, ABD’ye Güney Kıbrıs’a yönelik silah ambargosunu kaldırma kararından geri dönme çağrısı yaptı.

 

29 Eylül: TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’nin Rumlara yönelik silah ambargosunu kaldırma kararına karşılık “Kıbrıs Türkünü korumak için oraya daha fazla güç göndereceğiz ve silah olarak da ne ihtiyacı varsa onları da karşılayacağız.” dedi.

 

28 Ekim: Tatar, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’nde, “Mavi Vatan Özelinde Kıbrıs” konulu konferans verdi.

 

31 Ekim: Bazı Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum siyasi parti başkan ve temsilcileri, Slovak Büyükelçiliği tarafından düzenlenen iki toplumlu rutin toplantılarına yeniden başladı.

 

Dışişleri Bakanlığı Rum Yönetimi’nin 29 Ekim’i Kıbrıs’ta Kayıp Şahıslar Günü ilan etmesini kayıplar konusunu siyasi malzeme olarak kullanmak ve büyük bir saygısızlık, hakaret olarak nitelendirdi.

 

5 Kasım: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, temaslarda bulunmak üzere 4 günlüğüne Londra’ya gitti.

 

11 Kasım: KKTC Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edildi. Tatar ve Ertuğruloğlu bunu “tarihi bir adım” olarak nitelendirdi. Rum Yönetimi üyelik kararını eleştirdi.

 

12 Kasım: AB Komisyonu KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na “gözlemci üye” olarak kabul edilmesini eleştirdi, Tatar cevaben AB’nin kendi temel ilkelerinden uzaklaştığını belirtti.

 

15 Kasım: Aşırı sağ eğilimli Rum ELAM Gençlik Örgütü, KKTC’nin kuruluşunu kınamak amacıyla eylem yaptı, gençler eylemde KKTC bayrağını ateşe verdi. Tatar buna çok sert tepki verdi.

 

17 Kasım: Cumhurbaşkanı Tatar, BM Siyasi İşler Bölümü Avrupa, Orta Asya ve Amerika Genel Sekreter Yardımcısı Miroslav Jenca ile görüştü. Görüşme sonrasında Jenca, çözüm perspektifinin yararını vurguladı, Tatar ise müzakerelerin ancak egemen eşitlik ve eşit statünün kabulüyle başlayabileceğini, şu an ortak bir zemin olmadığını belirtti.

 

25 Kasım: Cumhurbaşkanı Tatar, GAP Gazeteciler Birliği organizasyonunda, Adıyaman Üniversitesi’nde, “Doğu Akdeniz’deki Gelişmeler Çerçevesinde Mavi Vatan ve Kıbrıs” konulu konferans verdi.

 

30 Kasım: Slovak Cumhuriyeti Büyükelçiliği organizasyonuyla bir araya gelen bazı Türk ve Rum siyasi parti temsilcileri Kıbrıs sorununun ancak BM kararlarına uygun olarak çözülebileceği üzerinde görüş birliğine vardı.

 

30 Kasım: Gambiya Devlet Başkan Yardımcısı Badara Joof, Cumhurbaşkanı Tatar’ı ziyaret etti, Gambiya ile KKTC arasında iş birliğini geliştirmek istediklerini belirtti. Tatar’ı Gambiya’ya davet etti.

 

7 Aralık: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Ledra Palace’da BM’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Yeni Yıl” resepsiyonuna katılarak sosyal içerikli bir görüşme yaptı.

 

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve UNFICYP Misyon Şefi Colin Stewart, zorluklara rağmen Kıbrıs sorununu çözmek için çok fazla potansiyel bulunduğunu ve Birleşmiş Milletlerin adada, her iki tarafın ortak bir noktada buluşması yöndeki çabalarından vazgeçmeyeceğini söyledi.

 

15 Aralık: Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ABD Büyükelçisi Judith Garber’a veda yemeği verdi; konuşmasında Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’de sürdürülebilir barış ve istikrara ulaşılmasının yolunun, iki tarafın egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünden geçtiğini” vurguladı.

 

17 Aralık: Pakistan Dışişleri Bakanı Bilaval Butto Zerdari, KKTC’nin tanınması konusunda, Pakistan ile KKTC’nin görüştüğünü, KKTC’yi desteklemeye devam edeceklerini kaydetti.

 

19 Aralık: KKTC’de temaslarda bulunan Yeni Azerbaycan Partisi Genel Başkan Vekili Tahir Budaqov Azerbaycan ile KKTC arasındaki ilişkinin daha da gelişmesini arzu ettiklerini kaydetti ve KKTC ziyaretlerinin bu iş birliğinin ilk adımını oluşturduğunu vurguladı.

 

21 Aralık: Rum Enerji, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı, Rum yönetiminin tek yanlı ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölge’nin (MEB) 6’ncı parselindeki “Zeus-1” hedefinde 2-3 trilyon ayak küplük yatak keşfedildiğini açıkladı.

BAKAN AÇIKLADI! MAAŞLAR ÖDENMEYE BAŞLANDI

Maliye Bakanı Alişan Şan Başbakan Üstel’in talimatı üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdıklarını ve Aralık ayı emekli maaşlarının ödenmesine başlandığını açıkladı.

Maliye Bakanı Alişan Şan Başbakan Üstel’in talimatı üzerine çalışmalarını yoğunlaştırdıklarını ve Aralık ayı emekli maaşlarının ödenmesine başlandığını açıkladı. Şan, KIBRIS muhabirine yaptığı açıklamada kamu çalışanlarının Aralık ayı maaşlarının ise yarın ödeneceğini, böylece Başbakan’ın talimatı gereği tüm ödemelerin bir güne öne alınmış olacağını kaydetti. Şan, “ Bakanlık olarak Devlet gelirlerinin artırılması, giderlerde tasarruf yapılması, kamu kaynaklarının doğru yerlere yönlendirilmesi, Devlet’in ihtiyaçlarının yeterince  karşılanması  için çalışmalarını sürdürmekte olduklarını” vurguladı

KAYNAK: Kıbrıs Gazetesi

PASAPORT SORUNU ÇÖZÜLDÜ

İçişleri Bakanlığı’dan çipli pasaportlar hakkında bilgi verildi. Bakanlık’tan yapılan açıklama şu şekilde:

“Göreve geldiğimiz ilk günlerde küresel çapta yaşanan çip krizinden ve yıllardır planlama yapılmamasından dolayı KKTC çipli pasaport cüzdanı stoklarımızda sadece 1000 civarı pasaport cüzdanı kalmıştı.
Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile yapılan istişare ve girişimler sonucunda, Türkiye Cumhuriyeti’nin destekleri ile KKTC Devleti olarak birçok uluslararası güvenlik kodu bulunan, çok farklı güvenlik özellikleri ile temassız çipe ve birçok teknolojik özelliğe sahip olan ve 5 yıl vatandaşlarımızın taleplerine cevap yetecek şekilde, 60 bin yeni nesil çipli pasaport cüzdanı tedarik edildi

DİKKAT! GİRNE’DE GÖRÜLDÜ

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, istilacı bir tür olan Asya kaplan sivrisineğinin Girne’de tespit edildiği duyuruldu.

Girne’de Aralık 2022 tarihinde kurulan ergin sivrisinek yakalama tuzaklarından birinde istilacı tür olan “Asya kaplan sivrisineği” (Aedes albopictus) tespit edildi.

Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Morfolojik inceleme stereo mikroskop altında yapılmış ve türe özgü-karakteristik ayırt edici özellikler fotoğraflanarak kayıt altına alınmıştır. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi sıhhiye ekiplerince devam eden sivrisinek mücadelesi özellikle sivrisineğin görüldüğü bölgede titizlikle devam etmekte ve sivrisinek mücadelesi için gerekli önlemleri almaktadır ancak bu mücadeleye tüm toplumun katılımı gerekmektedir” ifadeleri kullandı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Asya kaplan sivrisineğinin küçük su birikintilerinde çoğalıp geliştiği aktarılarak, “Kendi evimizde, bahçemizde, balkonumuzda bulunan üreme ve yaşam alanlarını tespit edip buralarda basit önlemler almak çok önemlidir” denildi. A

çıklamanın devamında ise şunlar kaydedildi: “Saksı altlarındaki kapları, süs havuzları, hayvanlar için bıraktığımız sular bu sivrisineklerin en kolay üreme alanlarıdır. Yapmamız gereken tek şey, bu suları haftada bir değiştirmek önem arz etmektedir. Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi vatandaşlarımızın yağmurlar sebebiyle su dolmuş olan depo ve benzeri kapların boşaltarak sivrisinek üreme alanlarının oluşmaması için dikkat etmeleri gerektiğinin önemini vurgulamaktadır.”

TATAR, ANKARA YOLCUSU….

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gidiyor.

Ercan Havalimanı’ndan Ankara’ya hareket eden Cumhurbaşkanı Tatar, ilk olarak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Ankara Sanayi Odası’nı ziyaret edecek.
Cumhurbaşkanı Tatar, ardından Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde “Doğu Akdeniz Jeopolitiği ve KKTC” konulu bir konferans verecek.
Ardından EkoAvrasya Vakfı tarafından düzenlenecek olan “KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na Kabulü” konulu toplantıya katılacak olan Cumhurbaşkanı Tatar, yarın da sürdüreceği Ankara temasları kapsamında Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği’ne (TESKOMB) çalışma ziyaretinde bulunacak.
Cumhurbaşkanı Tatar, Başkent Üniversitesi Kıbrıs Türk Tarihi Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenecek olan “Kanlı Noel” konulu panele katılacak ve açılış konuşması yapacak.
Ankara Ticaret Odası’nı ziyaret ederek “İki Ülke Arasındaki Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Toplantısı”na da katılacak olan Cumhurbaşkanı Tatar, temaslarını tamamlayarak ülkeye dönecek.

“HALKLARIN KENDİ GELECEĞİNİ TAYİN ETME HAKKIDIR”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Lefke Avrupa Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda “Kıbrıs Türk Mücadele Tarihi ve Kıbrıs Konusundaki Son Gelişmeler” konulu bir konferans verdi. Konferansta konuşan Tatar, “Kıbrıs her zaman Türk dünyasının yaşamında olacaktır. Kıbrıs bir değerdir” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Ersin TatarLefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda “Kıbrıs Türk Mücadele Tarihi ve Kıbrıs Konusundaki Son Gelişmeler” konulu bir konferansta öğrencilerle bir araya geldi.

Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, konferansta yaptığı konuşmada, Lefke Avrupa Üniversitesi’ndeki öğrencilerle bir arada olmaktan dolayı duyduğu mutluluğu ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, gençlerin gelecek olduğunu belirterek Lefke’nin bir Osmanlı şehri olduğunu söyledi.

Osmanlılar adaya geldiğinde ilk yerleştikleri yerleşim yerlerinden birinin de Lefke olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, Lefke’ye hizmeti geçen herkese teşekkürlerini sundu.

Cumhurbaşkanı Tatar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kıbrıs meselesine gelirsek, acılarla dolu ve Kıbrıs Türk halkının mağdur olduğu, soykırımların yaşandığı, şehitlerin verildiği bir geçmişe sahip adadır burası. Farklı Türk boylarının gelip gittiği bir ada ve bu coğrafyanın bir cevheri.. Stratejik ve ekonomik değeri olan bir ada. Ticaret yollarının kesiştiği bir bölge. Burası Anadolu’ya 40 mil uzaklıkta. Bu adanın tamamen Avrupa Birliği’nde ve Türkiye Cumhuriyeti ile olan bağlarımızın kopartılmasına yönelik her türlü strateji ve siyaseti reddediyoruz.

Çünkü esas olan halkların kendi geleceğidir. Halkların kendi geleceğini tayin etme hakkıdır. Adanın geçmişine baktığımızda, Kıbrıs Türkü’nün, Kıbrıslı Rumlardan daha fazla hakkının olduğunu söyleyebilirim. Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü talebimiz, gayet doğaldır ve bütün bu haklar uluslararası antlaşmalardan kaynaklanmaktadır. 1571’den 1878’e kadar Osmanlı hakimiyetinde olan bu ada, 1878’de İngiltere’ye kiralanıyor. O zaman Osmanlı Devleti’nin çeşitli sıkıntıları, Rusya ile çatışması ve işgal tereddütlerinin olduğu bir dönemde İngiltere karşılığında Kıbrıs Adası’nı kiralıyor. Özel sözleşmeler ve Rusya ile olan sıkıntı aşıldığı noktada bu adayı tekrar Osmanlı Devleti’ne iade edeceğine dair İngiltere’nin imzası vardır. Çanakkale Savaşı ve 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla Almanya ile birlikte hareket eden Osmanlı Devleti’yle İngiltere karşı karşıya geliyor. Sonrasında İngiltere gayet acımasız bir şekilde adayı ilhak ediyor.

Osmanlı Devleti ile İngiltere arasındaki kira sözleşmesi, ihlal ediliyor ve esas hükümdarlık devri 1923 Lozan Antlaşması ile oluyor. Osmanlı Devleti’nin egemenliğinde olan Kıbrıs Adası, elbette Osmanlıların etkisi altındadır. 1923’ten sonra burada tamamen İngiliz yönetimi yani İngiliz Sömürge Dönemi başlar. Bu dönemde ne okullarımızda ne devlet dairelerinde ne kurum ve kuruluşlarımızda Türk bayrağı asamazdık. Türk bayrağı sadece, Türkiye Cumhuriyeti’nin Büyükelçiliği’nde vardı. Çocuklara bayrak sevgisini öğretmek için Türkiye Büyükelçili binasına götürüyorlardı. Orada çocuklar Türk bayrağını görme fırsatı buluyordu.

1960’a kadar İngiliz Sömürge Dönemi devam ediyor. Burada bulunan Kıbrıs Türkü’nün birçoğu İngiliz pasaportunu almayı reddettiği için Anadolu’ya geri döndü. Rum-Yunan ikilisinin acımasız saldırıları ve birtakım insan hakları ihlallerinden dolayı bazı soydaşlarımız göç ediyor. Böylece nüfusumuz azalıyor. İngiliz Sömürge Dönemi’nde Yunan nüfus çoğaltılıyor. Bundan sonra çoğunluk ve azınlık meselesi konuşulmaya başlanıyor. Halbuki biz hiçbir zaman kendimizi bir azınlık olarak görmedik. Biz her zaman kendimizi siyasi anlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin de desteği ile eşit bir halk olarak gördük. İşin acı tarafı 1571’den 1923’e kadar Osmanlı idaresinde olan bu ada, İngiliz Sömürge Dönemi’nde İngiltere Rum-Yunan ikilisine, nüfus artışı için fırsat veriyor. Bu ada kendilerininmiş gibi bir anlayış geliştiriyorlar. Uluslararası camia maalesef medeniyetler çatışması denilen bu bölgede Rum-Yunan ikilisini batı dünyasını bazı güçlerin desteklemesiyle onları bize olan eşitliği ihlal edilmeye başlanıyor. 1960 Antlaşması çok önemliydi. 1960 yılında, dönemin başbakanı Adnan Menderes ile dışişleri bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun ve Dr. Fazıl Küçük ile Rauf Raif Denktaş’ın da gayretiyle Kıbrıs Kuruluş Antlaşmaları’nda Kıbrıs’ta iki eşit halkın olduğunu ve müktesep hakları bakımından ikisinin de ayrı egemenliği olduğu Kıbrıs Kuruluş Antlaşmaları’nda o şekilde dizayn ediliyor ve bunlar Kıbrıs Anayasası’na yansıyor. Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduğunda adanın ilk cumhurbaşkanı Papaz Makarios oluyor. Bana göre İngiltere hiçbir zaman garantörlüğünün sorumluluğunu yerine getirmedi. Çünkü 1963’teki Kanlı Noel’de ve çeşitli yerleşim yerlerinde yapılan Rum saldırılarında yüzlerce soydaşımızı katlettiler ve biz bunun acısını hâlâ yaşıyoruz. O dönemde Makarios’un ifadesi; ‘Biz Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Enosis’e bir sıçrama tahtası olarak görüyoruz’ şeklindeydi. Onların niyeti, Kıbrıs’ta barış, huzur ve iki halkın bir arada yaşamasından ziyade bu adayı Yunanistan’la birleştirmek ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere bağlı olarak bir bakıma Anadolu’yu kuşatmak.

Çünkü Rodos ve Girit, benzer durumlardan geçti. Oralar Yunanistan’a bağlandı. Ege Denizi’nde neyin ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Çok tehlikeli oyunlarla karşı karşıyayız. Aynı anlayışın Kıbrıs’a da yayılmasıyla Ege adalarından Doğu Akdeniz’in bu noktasına kadar Yunan yayılmacılığı, onların büyük Yunanistan hayalinin bir göstergesidir. Çünkü yayınladıkları haritalarda sadece kara parçası, toprak parçası değil, aynı zamanda denizlerdeki zenginliklerin ve yetki alanlarının da kendi egemenliklerinde olduğu bir harita hayal ediyorlar.

Kıbrıs’ta bir antlaşma istiyoruz. Her zaman diyaloga açığız ama egemen eşitliğimizin devam etmesi lazım. Kıbrıs’ta kuzeyde bir Türk devleti olduğunu da artık Rum-Yunan ikilisinin bu gerçeği görmesi lazım. Onlara göre kuzeyde bir devlet yok kuzeyde Türkiye’nin işgali var. Bizi sahte devlet olarak tanımlamaya devam ediyorlar. Bu devletin esas kökü Geçici Türk Yönetimi, Otonom Devlet, Federe Devlet ve KKTC’dir. Kıbrıs Türk halkı egemenliğe, bu topraklarda özgür ve bağımsız bir şekilde kendi kendini yönetme hakkına sahiptir. Biz Kıbrıs Cumhuriyeti’nden silah zoruyla atıldık. Kıbrıs Türk halkı büyük bedeller ödemiştir. Bugün bir devletimiz varsa bunun altında büyük bir mücadele vardır. Bütün saldırılara direnmiş ve kendi onurumuzu hiçbir zaman başkalarına çiğnetmemiş bir halkız. Canıyla kanıyla devlet kurmuş bir halkız.

Türkiye Cumhuriyeti’nin tam desteğiyle yolumuza devam ediyoruz. Bu, ulusal güvenliğimizin temel taşıdır. KKTC’yi yönetenlerin, Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerle iyi ilişkiler içerisinde olması gerekir. Kıbrıs her zaman Türk dünyasının yaşamında olacaktır. Kıbrıs bir değerdir. Karşı tarafa da şunu söylemek istiyorum; barışın devamını istiyorsanız, gerçekleri göreceksiniz Hayal aleminde yaşamaya devam edecekseniz, onun kimseye bir hayrı yoktur. Çatışma kültürü yerine, uzlaşı kültürü olması gerekir. Kıbrıs’ta yeni siyasetimiz, yan yana yaşayan iki ayrı devletin iş birliğiyle bir antlaşma olabileceğidir.”

“BURANIN BİR DEVLET OLARAK VAR OLDUĞU GERÇEĞİ TÜM DÜNYA TARAFINDAN KABUL GÖRMEKTEDİR”

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 77. BM Genel Kurulu’nda yaptığı tarihi konuşmada Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyon ve ambargoların kaldırılması gerektiğini ve bunun insan hakları bağlamında bir zulme dönüştüğünü vurguladığını anımsatan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Semerkant’ta ise Türk Devletleri Teşkilatı toplantısında Anayasal ismiyle devletimizin gözlemci üyeliğinin kabul edildiğini de belirterek “Aşama aşama buranın bir devlet olarak var olduğu gerçeği tüm dünya tarafından kabul görmektedir” dedi.

Tanınma konusunda dost ülkelerin birtakım konularda kısıtlamaların olacağı şeklinde tehdit edildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, bu ülkelerle buna rağmen her türlü kültürel ilişkilerimizin olduğunu ve gün geçtikçe bu ilişkilerin zenginleşeceğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Cumhuriyeti’ne bu konuda KKTC ve Kıbrıs Türk halkına verdiği destekten dolayı bir kez daha teşekkür etti ve “Türkiye Cumhuriyeti her zaman Kıbrıs Türkü’nün yanında olmuştur ve bundan sonra da olmaya devam edecektir” dedi.

 “VERİLEN SÖZLERİN TUTULMAMASI VE KIBRIS TÜRK HALKINA UYGULANAN TECRİDİN DEVAM ETMESİ, İNSANLIK ADINA BİR UTANÇTIR”

Annan Planı ile ilgili olarak yöneltilen soru üzerine Cumhurbaşkanı Tatar şunları belirtti:

“BM Genel Sekreteri Kofi Annan zamanında dünya devletlerinin Kıbrıs’ta bir uzlaşma için bastırmaları sonucu ortaya çıkan bir plandı. Annan Planı’ndaki eksiklik egemenlik meselesidir. Benim kanaatimce, kuzeydeki devlet şu andaki egemenlik hakkımız kadar egemenliği olmayacağı bir yapıda olacaktı. Annan Planı’nda her iki taraf evet deseydi kurulacak cumhuriyet AB’ye tam üye olacaktı. Türkiye Cumhuriyeti’nin üye olmadığı dışlandığı AB’ye üye olmamız bizi farklı tehlikelere sürükleyecekti”.

Türkiye Cumhuriyeti’nin her zaman Kıbrıs Türklerinin garantörü olmasının önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Tatar, Türk askerinin adadaki varlığının Kıbrıs Türkü için güvenlik açısından son derece önem arz ettiğini kaydetti.

Annan Planı’nda Türkiye Cumhuriyeti’ni adadan dışlamayı içeren tehlikelerin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Annan Planı’nda mal mülk konusunda da önemli sıkıntılar içerdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Annan Planı’nda çok büyük tehlikeler olmasına rağmen Kıbrıs Türk halkının büyük fedakârlık yaparak evet dediğini belirterek karşı tarafın hayır demesine rağmen AB’ye üye yapıldığına ancak Kıbrıs Türklerine uygulanan tecritlere verilen sözlere rağmen son verilmediğine işaret etti ve “Verilen sözlerin tutulmaması ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan tecridin devam etmesi, insanlık adına bir utançtır” dedi.

“SİYASETİMİZİN ZEMİNİ GÜÇLENMEKTEDİR”

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un KKTC’yi örnek gösterdiği açıklaması ve Rusya ile ilişkiler konusundaki başka bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, zaman içerisinde siyaseti güçlendirmenin yollarına baktıklarını ifade ederek Lavrov’un açıklamasının da elimizi güçlendirdiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Tatar, Lavrov’un açıklaması sonrası, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kıbrıs Türklerinin sesini BM’de ifade edebilmesi ve Semerkant’ta Türk Devletleri Teşkilatı’nda gözlemci üye olarak kabul edilmemizin siyasetimizin zeminin güçlenmekte olduğunu gösterdiğini dile getirdi.

“Bu işin geri dönüşü yoktur. Bu milli meseledir. Türk dünyasının mücadelesidir” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, zeminimizin güçlenmesi için ekonomik ve sosyal açıdan refahımızın artırılmasının gerekliliğine, geçmişimize sahip çıkarak devletimize olan inancımızın pekiştirilmesinin önemine dikkat çekti.

Türk dünyasının en güneydeki temsilcisi olarak KKTC’nin ulusal çıkarların korunmasındaki önemini ve milli unsurların sürdürülmesinin gerekliliğini yineleyen Cumhurbaşkanı Tatar, “Bizleri federal çatıda, çoğunluğun azınlığı yöneteceği bir parametre içerisine kısa vadeli ekonomik vaatlerle çekmek ve Türkiye ile kültürel, siyasal ve ekonomik bağları koparmak hiç kimsenin haddine olamaz. Türkiye Cumhuriyeti ile ulusal antlaşmalarla aramızdaki kadim bağlar sürdürülmektedir” dedi.

Bir başka soru üzerine Cumhurbaşkanı Tatar, Maraş’taki malların çoğunun vakıflara ait olduğunu ve bir uzlaşıya varılması ve hukuki sorunların ortadan kalkması için tazmin edilecekse ya takas ya da iade yapılması gerektiğini söyledi.

TATAR VE EŞİ CSO’NUN YENİ YIL KONSERİNİ İZLEDİ

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve eşi Sibel Tatar, KKTC CSO’nun Yeni Yıl konserini izledi

KKTC Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası dün akşam, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve eşi Sibel Tatar’ın da izlediği Yeni Yıl konseri ile müzikseverlerle buluştu.
Yakın Doğu Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi’nde yer alan konser Ali Hoca yönetiminde; Bariton Tuğrul Enver Töre, Tenor Ufuk Toker ve Soprano Sermin Dikmen Töre solistliğinde gerçekleşti.
KKTC Başbakan Yardımcılığı Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı Devlet Opera ve Bale Koordinasyon Merkezi iş birliğinde düzenlenen konser programında şu eserler yer aldı:
L. ARDITI – Il Bacio (düzenleme: Ali Hoca), G. VERDI – La Traviata “E strano, e strano Sempre Libera”, G. VERDI – Rigoletto “La donna è mobile”, G. BIZET – Carmen “Votre toast”, G. VERDI –  La Traviata “Parigi, O Cara”, R. FALVO – Dicitencello vuie (düzenleme: Ali Hoca), C. CZERNY – İki Parça (düzenleme: Ali Hoca), G. DONIZETTI – Aşk İksiri “Obligato, obligato”, F. LEHAR – Giuditta “Ich weißes selberdich”, F. LEHAR – Tebessümler Diyarı “Dein ist mein ganzes Herz”, F. LEHAR – Şen Dul “Lippen schweigen”, G. VERDI – La Traviata “Libiamo ne’lieti calici” ve E. CAPUA – O Sole Mio
Konseri Cumhurbaşkanı Tatar ve eşinin yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, KKTC Meclis Başkanı Zorlu Töre ve Cumhurbaşkanlığı Daire Müdürü Serkan İlseven de izledi.

ARALIK MAAŞLARI YARIN ÖDENİYOR….

Başbakan Ünal Üstel kamuda çalışan herkesle tüm emeklilerin Aralık ayı maaşlarının yarın ödeneceğini açıkladı.
Başbakan Üstel, KIBRIS muhabirinin bir sorusu üzerine Maliye Bakanlığı’na gerekli talimatları verdiğini kamudaki Aralık ayı maaş ödemelerinin yarın yapılacağını kaydetti.
Üstel şunları söyledi:
“ Daha önce ifade ettiğim üzere bizim yegane gayemiz halkımızın refah seviyesini, yaşam kalitesini yukarı çıkarmak, hayat pahalılığının olumsuz etkilerini ortadan kaldırmaktır.
Ocak ayı maaşlarına da Aralık ayı sonunda ulaşılacak Hayat Pahalılığı yansıtılacaktır.
Asgari ücret ise ülkemiz koşulları da dikkate alınarak en iyi seviyeye getirilecektir.
İnanıyoruz ki Anavatan Türkiye ile işbirliğimizi daha da yoğunlaştırarak KKTC ekonomisinde yeni bir kalkınma süreci başlatacak, alt yapı eksikliklerimizi tümüyle gidereceğiz.

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

“TORBA KADRO YASA TASARISI MECLİSE SUNULMALI”

Memur-Sen Başkanı Akın Manga, Yerel Seçim sonuçlarını değerlendirdi. Manga “KKTC Halkı Demokratik Bir Ortamda Yerel Seçimlerini Yaptı” dedi.

Akın Manga‘nın açıklaması şu şekilde:

18 belde ve ilçemizde yerel yönetimlerini seçti. Siyasi adaylar olmasına rağmen halkımızın iradesi, kişilik, güven ve hizmete yönelik olarak tecelli etmiştir. Bu nedenle kimse bu sonuçları, salt siyasi başarı veya başarısızlık olarak değerlendirmemelidir. Yerel yönetimlerimize seçilenler, yeni dönemde halkımızın ekonomik, sosyal hizmet ve refahına yönelik beklentilerine hizmeti esas almalıdırlar.

İktidar ve muhalefet partileri de, sandıklara yansıyan halk iradesini de doğru okumalıdırlar. Bu sonuçlardan ders çıkarmalıdırlar. Seçimde oy kullanmayan vatandaşların gerekçelerini iyi tahlil etmelidirler düşüncesindeyiz.

2023 mali yılı bütçesinin yasalaşması sonrasında, KKTC meclisi öncelikle, 51/95 sayılı belediyeler yasasını görüşerek yasalaştırmalı, belediyelerin birleştirilmesi yasasının bütünleştirilmesini sağlamalıdır.

Yeni Asgari ücretin, Ocak ayında geçerli olacak şekilde günün koşullarına göre yeniden düzenlenmesi sağlanmalıdır. Kamu yönetiminde, statü farklılıkları nedeniyle, aynı hizmeti veren geçici personel ile kadrolular arasında, hak ve menfaat farklılıkları, büyük bir huzursuzluk kaynağıdır.

Memur-Sen olarak, Kamuda kangrenleşen bu sorunun çözülmesi için, Hükümeti “ Torba Kadro Yasa” tasarısı hazırlayıp, KKTC Meclisine sunmaya çağırıyoruz. Kamu reformu hedefinin zemini, bu eşitsizliklerin giderilmesi ile sağlanabilir.

“ÜSTEL HÜKÜMETİ İHTİYAÇ DUYULAN REFORMLARI YAPMAYA KARARLIDIR”

UBP Lefkoşa Milletvekili Ahmet Savaşan, Ulusal Birlik Partisi’nin bir yandan hükümet etme sorumluluklarını yerine getirdiğini diğer bir yandan ise yerel seçimlerde birinci parti olma başarısını gösterdiğine dikkat çekti.

UBP Lefkoşa Milletvekili Ahmet Savaşan katıldığı bir televizyon programında, Kıbrıs Türk halkının çok güzel bir demokrasi sınavını daha geride bıraktığının altını çizerek, Covid-19 pandemisinin yıkıcı etkilerine rağmen Ulusal Birlik Partisi’nin bir yandan hükümet etme sorumluluklarını yerine getirdiğini diğer bir yandan ise yerel seçimlerde birinci parti olma başarısını gösterdiğine dikkat çekti.

UBP’nin 90, DP’nin 15 ve YDP’nin 13 olmak üzere Hükümet ortaklarının toplam 220 Belediye Meclisi üyeliğinden 118’ini kazandığını anımsatan Ahmet Savaşan, Ana Muhalefet Partisi CTP’nin ise 87, TDP’nin 13 ve HP’nin de 2 meclis üyesi çıkarabildiğinin altını çizdi.

İttifak halktan %54 destek aldı…

Hükümet ortaklarının yaptığı ittifaka UBP, DP ve YDP’nin başkanlar ve parti yetkilileri seviyesinde samimi bir bağlılık gösterildiğine, ayrıca ittifaka tabanın da büyük oranda sahip çıkıldığına işaret eden Ahmet Savaşan, ittifakın toplamda aldığı %54’e yakın oyun bunu doğrular nitelikte olduğunun altını çizdi. Savaşan ayrıca toplam 18 Belediyenin 8’ini ittifakın desteklediği adayların kazandığını, CTP’nin 7, bağımsızlarını ise 3 Belediyede başarı gösterdiğine dikkat çekti.

Üstel Hükümeti ülkede ihtiyaç duyulan reformları yapmaya kararlıdır…

Başbakan Ünal Üstel’in kararlılığı ve hükümetin bakanları ile milletvekillerinin ortaya koyduğu iradeyle hayat bulan belediyeler reformunun son ayağı olan ve genel olarak belediyelerin ekonomik sürdürülebilirliğini sağlayacak 51/95 yasasının önümüzdeki günlerde meclisten geçirileceğini söyleyen Ahmet Savaşan, bu sayede yeni seçilen bütün Belediye başkanları ile meclis üyeleri bölgelerine çok daha etkin hizmet verebilme imkanı bulacağını belirtti. Ahmet Savaşan, “Üstel Hükümeti ülkede ihtiyaç duyulan reformları yapmaya kararlıdır. Yerel seçimler artık geride kalmıştır. Hükümetimiz ve biz milletvekilleri üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Türkiye’nin desteğini de alarak hayatın bütün alanlarında ihtiyaç duyulan adımları atarak ülke insanımıza hizmet etmeye devam edeceğiz. Laf değil hizmet üreteceğiz” dedi.

Sorumluluklara karşın başarılı bir kampanya yürüttük…

Seçime gerek aday olarak, gerekse de adayların destekçisi olarak katılan ve emek veren bütün KKTC vatandaşlarını ve ayrıca seçimlerin sorunsuz olarak gerçekleşmesinde emeği bulunan herkese teşekkür eden Ahmet Savaşan, “Kıbrıs Türk halkı çok güzel bir demokrasi sınavını daha geride bıraktı. Halk olmak, devlet kurmak bu demektir. Ulusal Birlik Partililer olarak seçimin hakkını verdiğimize ve iktidarın büyük ortağı olarak üstlendiğimiz sorumluluklara karşın başarılı bir kampanya yürüttüğümüze inanıyorum. Bizi özveri ile temsil eden aday arkadaşlarımızı ve arı gibi çalışan partililerimizi gönülden kutluyorum” ifadelerini kullandı.

 

“İTTİFAKLA İŞ BİRLİĞİ DEVAM EDECEK”

UBP Genel Sekreteri, Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, belediyeler reformunu gerçekleştirerek halka verilen sözü tutmuş olmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getirerek “Şimdi güçlü belediyeleri yaratma zamanı, reformu hayata geçirme zamanı” vurgusu yaptı.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri ve Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Güneş Gazetesi Muhabiri Ezgi Çelik’e özel değerlendirmelerde bulundu.
“Yerel seçimler bir reform seçimiydi. UBP-DP-YDP hükümetinin yapmış olduğu reform sonucunda hem tarh belirlendi hem de birleştirme yası geçti ve 18 belediye ile girildi” diyen Hasipoğlu,
18 belediyenin tümünde de meclis adayı gösteren tek parti olduklarını vurguladı. Hasipoğlu, “Belediye meclis üyeliğinde en fazla oyu biz aldık. 90 belediye meclis üyesi çıkardık” dedi.

“İTTİFAKLA İŞ BİRLİĞİ DEVAM EDECEK”
UBP’nin koalisyon ortağı DP’nin ve bir bağımsız adayın da seçilmesiyle 8 belediye başkanlığı kazandıklarını belirten Hasipoğlu, belediye meclis üyelerinin, belediye çalışmalarına ciddi katkı koyacağına işaret ederek şunları söyledi: “Belediye başkanlığını kazanamadığımız bazı belediyelerde, nisap veya karar yeter sayısı UBP- DP- YDP hükümet ortaklarındadır. Diğer bir ifadeyle başkan bizde olmasa dahi, yönetim iradesi bizdedir.”
Belediye meclis üyeliklerinde de ittifakı sürdürmeyi hedeflendiklerini belirten Hasipoğlu, “Asbaşkanlık seçimleri var. Bu seçimlerde de ittifakla iş birliğini devam ettirme arzusundayız” diye konuştu.

“HALKIMIZA SÖZÜMÜZÜ TUTTUK”
Yerel seçimlerle Kıbrıs Konusu’nun karıştırıldığı iddialarına karşılık Hasipoğlu, “Yerel seçim Kıbrıs konusu ile ilgisi olmamakla birlikte, Kapalı Maraş açılımı konusu bizim için hassas olan bir konudur. Bu konuda da artık Kapalı Maraş’ı federasyon müzakerelerinin bir parçası olarak görmüyoruz. Bu görüşümüzü Gazimağusa Belediyesi:nin değiştirmesi söz konusu değildir. Mağusa Belediye Başkanı Dr. Süleyman Uluçay da bu konuda hükümetin iradesi neyse o şekilde hareket edeceğini ifade etti. Erken seçimi gerektirecek bir sonuçta yok. 2027 yılıma kadar iktidardayız” ifadelerini kullandı.
Başbakan Ünal Üstel’in ortaya koyduğu iradenin sonucuyla Belediyeler Reformu’nun yapıldığına işaret eden Hasipoğlu, “Şimdi güçlü belediyeler yaratma ve reformu hayata geçirme zamanıdır. Reformu gerçekleştirdiğimiz için mutluyuz. Bu halkımıza verdiğimiz bir sözdü ve bu sözümüzü tuttuk” dedi.

“BİR TARAFI YOK SAYARAK YAPILAN İŞLER HAKKANİYETLİ OLMAZ”

Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Rum Yönetimi’nin tek taraflı ilan ettiği sözde Münhasır Ekonomik Bölge’nin 6 numaralı parselindeki gaz keşfine işaret ederek, “Kıbrıs adasında yaşayan herkesin kaynaklardan istifade etme hakkı var.” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan yeni doğal gaz keşfinin detaylarına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Sahada 50’den fazla gemiyle yoğun bir çalışma yapıldığını dile getiren Dönmez, “Bir taraftan orada üretilecek gazın karaya getirilmesi ile alakalı olarak 3 hattın yapım işlemleri devam ediyor. Tamamlandı, testleri şu anda yapılıyor. 170 kilometrelik ana iletim hattımız tamamlandı. Glikol basan hattımız tamamlandı. Deniz tabanındaki ekipmanların yönetimini yapacak sinyal hattı da tamamlandı. Bir taraftan da karada bu gazı işleyecek kara işleme tesisini de yüzde 85 oranında tamamladık.” ifadelerini kullandı.

Dönmez, karadaki doğal gaz işleme tesisinin ilk etapta günlük 10 milyon metreküplük gazı işleyeceğini, ikinci fazla birlikte bunun 40 milyon metreküpe çıkarılacağını anlattı. Sahada 10 kuyunun açıldığını anımsatan Dönmez, “İkinci fazda buraya 30’un üzerinde ilave kuyu açarak devam edeceğiz. Daha önce de açıkladığımız gibi inşallah 2026 gibi buradaki kuyu açma işlemlerinin tamamını bitirmiş olacağız.” dedi.

Dönmez, “Zeki” adı verilen bir yazılımla üretimin kontrol edileceğini ve değerlerin anlık ölçülerek, operatörlere iletileceğini belirterek, şöyle devam etti: “İlk keşfi Tuna-1 kuyusuyla birlikte açıklamıştık. 2020 yılında 405 milyar metreküplük bir keşifti ve 2020 yılında denizlerde yapılan dünyanın en büyük keşfi olarak kayıtlara geçmişti. 2021’de Amasra-1 kuyusuyla birlikte ikinci keşfimizi yapmıştık. Orada da 135 milyar metreküplük bir rezerv söz konusuydu. Yine o tarih itibarıyla 2021 yılında dünyanın en büyük ikinci keşfi olarak kayıtlara geçmiş oldu. Böylece, Çaycuma keşfiyle birlikte toplamda 710 milyar metreküplük keşfe ulaşmış olduk. Bir diğer husus da değerlenme çalışması. Sakarya Gaz Sahası’nda 13 kuyu açmıştık ve bunların 3 boyutlu modellemesi yapıldı. Bu çalışmalara göre de rezervi yeniden değerlendirdik. Bu değerlemeyi alanda yetkin en büyük firmalardan DeGolyer & MacNaughton yaptı. Onun yapmış olduğu çalışmalar neticesinde de 540 milyar metreküplük rezervi 652 milyar metreküp olarak revize etmiş olduk. Böylece, Çaycuma sahasındaki 58 milyar metreküp ve Sakarya Gaz Sahası’ndaki ilave miktarla birlikte bu rakam 710 milyar metreküp olarak ilan edilmiş oldu.”

Bakanı Dönmez, basın açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Akdeniz’de yürütülen doğal gaz arama çalışmalarına değinen Dönmez, bu kapsamda Abdülhamid Han Sondaj Gemisi’nin Yörükler-1 kuyusunda çalışmalarını tamamladığını ve Mersin’in Taşucu açıklarındaki 2. lokasyonda çalışmalarına devam ettiğini söyledi. Dönmez, “Biz daha önce de söylediğimiz gibi kendi kıta sahanlığımızda, kendi yetki alanımızda arama ve sondaj faaliyetlerine devam edeceğimizi ifade etmiştik. Orada bir iş planı çerçevesinde bu süreç devam ediyor.” dedi.

“KIBRIS ADASINDA YAŞAYAN HERKESİN O KAYNAKLARDAN İSTİFADE ETME HAKKI VAR”

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek taraflı ilan ettiği sözde Münhasır Ekonomik Bölge’nin 6 numaralı parselindeki gaz keşfine değinen Dönmez, Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) bu konuda gerekli açıklamaları yaptığını anımsattı. Dönmez, “Kıbrıs adasında yaşayan herkesin o kaynaklardan istifade etme hakkı var. Bir tarafı yok sayarak yapılacak işlemlerin hakkaniyetli olmadığını değerlendiriyo”uz. Bu kapsamda da Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan soydaşlarımızın hak ve menfaatlerinin korunması gerektiğini Dışişleri Bakanlığımız da yaptığı açıklamalarda ifade etti.” diye konuştu. Karadeniz gazının faturalara nasıl yansıyacağı sorusuna ilişkin soru üzerine Dönmez, gazın cari açığın kapanmasına olumlu yansıyacağını vurgulayarak, “Gazı biz sisteme verelim, bu değerlendirmeleri belki ondan sonra yapmakta fayda var.” ifadesini kullandı.

GİRNE ALSANCAK YOLUNDA KORKUTAN KAZA!

Girne-Alsancak Anayolu’da meydana gelen feci kazada 5 kişi yaralandı.

Polisin açıklaması şöyle:

27.12. 2022 tarihinde, saat 14.30 sıralarında, Girne-Alsancak Anayolunun 2-3 kilometreleri arasında çift şeritli yolda sağ şerit içerisinde seyreden Saadet ÇAK (K-23), yönetimindeki PD 038 plakalı salon araç sürücüsünün tarafında kırmızı ışık yandığı halde dikkatsizce karşıdan gelen ve düz gitmekte olan araçlara öncelik hakkı vermeden sağ tarafında bulunan Su Kemerleri sokağına dönüşe geçmesi sonucu o esnada karşı istikametten gelmekte olan İzzettin ÇOBANLAR (E-53) yönetimindeki TSA 401 plakalı aracın önünü tıkaması sonucu çarpışmışlardır. Çarpanın etkisi ile PD 038 plakalı araç yolun güzey kısmından dışarıya çıkarak durmuştur. Kaza sonucu PD 038 plakalı araç sürücüsü, TSA 401 plakalı araç sürücüsü ile ayni araçta yolcu olarak bulunan Semanur ÇAVDAR (K-18), Melisa BOZKURT (K-18), Nermin SÜZMEDEMİR (K-18) yaralanarak Girne Dr. Akçiçek Hastahanesine kaldırıldılar. Burada görmüş oldukları ilk yardım tedavisinden sonra PD 038 plakalı araç sürücüsü ve Semanur ÇAVDAR Lefkoşa Devlet Hastahanesine sevk edilerek müşahede altına alınırken diğer üç yaralıda Girne Akçiçek hastahanesinde müşahede altına alındılar.

ANLAMLI BAĞIŞ…

Kuzey Kıbrıs Kanser Yardım Derneği, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Onkoloji Merkezi’ne bağışta bulundu.

Kuzey Kıbrıs Kanser Yardım Derneği, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Onkoloji Merkezi’ne 10 infüzyon pompası ve dernekle iş birliği içinde Bio-RAM Biomedikal Solutions Ltd. de ihtiyaç duyulan çeşitli tıbbi malzeme bağışladı.

Onkoloji Merkezi’nde yapılan bağış törenine Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra ve Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Hasan Birtan da katıldı.

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, sivil toplum örgütleri, dernekler ve hayırsever insanların topluma sağladığı yararların önemine işaret ederek, yaptıkları bağışların hayati önem taşıdığını vurguladı.

Kalp-damar hastalıkları ve kanserin ölüm nedenleri arasında ilk iki sırada olduğuna işaret eden Altuğra, sağlıklı beslenme ve sporun yaşam biçimi haline getirilmesi gerektiğini söyledi.

Yapılan bağış için teşekkür eden Altuğra, 2023 yılının sağlık ve huzur getirmesini diledi.

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Hasan Birtan da ölüm nedenleri arasında tüm dünyada kalp damar hastalıklarının ilk kanserin ise ikinci sırada yer aldığını söyledi.

Derneğe bağıştan ötürü teşekkür eden Birtan, kalp ve kansere yönelik farkındalık yaratmaya çalışıldığını, bu hastalıklarla mücadele noktasında derneklerin bağışlarının önemli katkısı bulunduğunu belirtti.

MECLİS SONA ERDİ

Meclis Genel Kurulu’nda, bugün görüşülmeye başlanan Ekonomi Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde 35 milyar 850 milyon TL olarak onaylanan 2023 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı’nın 1. Maddesi okunarak, oy çokluğuyla kabul edildi.

Genel Kurul’da daha sonra Danışma Kurulu’nun Genel Kurul’un 28-29 Aralık birleşimlerinin ertelenmesi ve bir sonraki birleşimin 2 Ocak’ta devam edilmesine karar verdiği milletvekillerinin bilgisine getirilerek, karar oy birliğiyle kabul edildi.

Genel Kurul, bugünkü çalışmalarını tamamlandı.

Meclis Genel Kurulu’nda Maliye Bakanı Alişan Şan’ın sunuş konuşması sonrasında, rapor ve tasarının bütünü üzerindeki görüşmelere geçildi.

Toros

Bakan Şan’ın sunuş konuşmasından söz alan CTP Milletvekili Fikri Toros, 25 Aralık Yerel seçimlerinde seçilen herkese görevlerinde başarılar diledi.

CTP Milletvekili Fikri Toros, toplam ödeneği 35 milyar 850 milyon TL olan 2023 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı, komite aşamasında kendilerinin de katkıları ve desteğiyle Doğu Akdeniz Üniversitesi için ayrılan kaleme yapılan 10 milyon TL artışla toplam 35 Milyar 860 milyon TL olarak Meclis Genel Kuruluna sevk edildiğini söyledi.

Ana muhalefet konumunda olan Cumhuriyetçi Türk Partisi olarak, komite aşamasında Bütçe Yasa Tasarısı’nın içeriğine ilişkin eleştirilerimizi yaparken, Mali sıkıntılarımıza çözüm üretmek için öngörülen bütçe rakamlarının neden yeterli olmadıklarını argümanlarıyla ortaya koyduklarını söyleyen Toros, ayrıca, yapıcı muhalefet ilkelerine bağlı kalarak, küresel enerji ve gıda krizinin yanı sıra Türk Lirasına bağımlılığın bir sonucu olan aşırı enflasyon karşısında yoksullaşmanın önlenmesine ve finansal sağlığımızın iyileştirilmesine dair çözümler önermeye devam ettiklerini söyledi.

Bütçe olgusunun sadece rakamlardan ibaret olmadığını, esasen bir performans öngören nitelikte olması gerektiğini anlattıklarını ifade eden Toros, CTP olarak demokrasi, insan hakları ve yoksullukla mücadelede, adil gelir dağılımı olgularıyla özdeşleşmiş tüm evrensel değerlere dair ciddi hassasiyetleri olduğunu vurguladı.

Toros, önümüzdeki dönemde gelecek nesillerin kendilerini güvende hissedecekleri koşulların yaratılması amacıyla, her alana olduğu gibi mali alanlara da çağdaş, bilimsel ve gerçekçi politikalarla yön vermeye devam edeceklerini kaydetti.

Kıbrıs’ın kuzeyinde fert başına düşen yıllık ortalama gelirin takriben 11 bin Dolara düştüğüne işaret eden Fikri Toros, şöyle devam etti:

“Ada’da devam eden siyasi belirsizlik, Kuzey’de hükümetlerin sık aralıklarla değişmesi nedeniyle artan istikrarsızlık, mülkiyet sorununda ve bürokraside devam eden sıkıntıların yatırım ortamı üzerindeki olumsuz etkileri, sürekli dalgalanan ve değer kaybeden bir para birimi kullanmanın yarattığı aşırı enflasyonist ortam, dış pazarlara ve finansmana erişimle ilgili zorlukların ticaret ve sanayi alanlarımız önünde teşkil ettiği engeller ve kamu giderlerinin bütçe üzerindeki oransal ağırlığı, özel sektör yapımızı potansiyelin hayli gerisinde bırakmaktadır.

Kamuya bağlı olmak yerine, hizmet ve üretim odaklı büyümek ve kalıcı istihdam yaratmak isteyen özel sektör, kontrolumuz ötesi bir enflasyon canavarı, istikrarsızlık ve daralmanın domine ettiği koşullar altında, finansal sağlığını korumakta zorlanmaktadır.”

Kıbrıs Türk ekonomisinin bugün geldiği noktanın başlıca sorumlusu 59 yıldan bu yana devam eden ve ivedilikle çözümlenmeye muhtaç olan Kıbrıs sorunu nedeniyle, uluslararası toplum ve hukuktan tecrit edilmiş olmak ve yaptırımlara maruz bırakılmaktan kaynaklanan sınırlamalar olduğunu ifade eden Toros, Kıbrıs’ın bir bütün olarak tam teşekküllü bir Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen, AB hukuku, Avrupa Ekonomik Bölge, tek pazar ve Euro Bölgesi dışında bırakılmasıyla ilgili olduğuna dikkat çekti.

Toros, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kıbrıs barış tesisi sürecini terk ederek Kıbrıs Türk halkını dünyadan tecrit edilmişliğe mahkum eden sözde “yeni siyaset”, sosyo-kültürel, ekonomik ve mali sıkıntılarımızın başlıca sorumlusu olduğu; bunun oluşturduğu siyasi koşullarda, Kıbrıs’ın kuzeyinde sağlıklı bir ekonomik yapı ve halkın layık olduğu refahın oluşamadığı, tartışmaya açık olmayan gerçeklerdir” dedi.

Devlet yönetiminde plan ve programın önemini fark edememiş olan hükümetlerin, kamuya ve dış yardımlara bağımlı bir ekonomik yapıya neden olduğunu söyleyen Fikri Toros, bu bağımlılığın gittikçe artan bir kırılganlık ve geleceğe dair güvensizlik yarattığını kaydetti.

Bunun atıl sermayenin üretime dönüşmesi ile oluşabilecek istikrarlı bir kalkınmanın önündeki en büyük engel olduğunu ifade eden Toros, TL kullanımın yarattığı sıkıntılara işaret etti.

Hükümetin sadece Türkiye’nin mali yardımıyla ayakta durulabileceği ve hatta refah içinde yaşanabileceğine inandığını söyleyen Toros, ekonomik ve mali yapıyı doğrudan etkileyen TL’yle para ve faiz politikaları zemininde herhangi bir planlama ve/veya uygulama yapılmasının mümkün olmadığını savundu.

Toros, “Mevcut siyasi koşullar devam ettiği müddetçe Türk Lirası kullanmak durumunda olsak da, Avrupa Komisyonundan mali ve teknik destek alarak Euro bölgesine entegre olabileceğimiz güne kadar olan sürede ön hazırlık sürecinin başlatılması, böylece alım gücünün ve sermaye yapılarının korunması, ve bütçenin öngörülebilirliği açılarından şarttır ve kaçınılmazdır” dedi.

Ticaretimizin ithalat yoğunluklu olması nedeniyle, sürekli olarak çarpan etkisiyle enflasyon ithal eder durumda olunduğunu anlatan Toros, şöyle konuştu:

“Bu nev-i şahsına münhasır durum nedeniyle, ekonomimizin üzerine yaslanabileceği, ve plan-program yapabileceği yegane enstrüman maliye politikalarıdır.

Maliye politikaları, kendi çerçevesi içerisinde belirlenen araçlarla ekonomi yönetimine imkan sağlayabilmektedir. Ayrıca makro-ekonomik hedeflere ulaşılabilmesini sağlayabilmektedir. Uzun bir süreden bu yana devam eden yönetim zaafiyeti ve istikrarsızlık nedeniyle yürürlükte olan herhangi bir Ekonomi programı olmamıştır. Bu da, özellikle para politikası olamayan ülkemizde çok büyük bir boşluk yaratmıştır. Bu boşluk, ülke ekonomisini hedeflenen rotadan saptırmakta, ve kontrol dışı bir yöne savurmaktadır.

Birçok kez tanık olduğumuz üzere, bütçe açıklarını ve harcamaları finanse etmek için Devlet iç borçlanmaya yönelmektedir. Borçlanmanın önde gelen kuralları arasında, finansal yapı üzerinde aşırı baskı oluşturmaktan kaçınmak yer almaktadır.”

Toros, gelirlerin arttırılması ve mali disiplin elde edilebildiği kadar harcama yapılması, borçlanma ihtiyacını asgariye indirme, hatta ortadan kaldırma noktasında zaruri olduğunu belirterek, halen mevzuat dışında olan ve dolayısıyla vergilendirilemeyen ekonomik faaliyetlere ilişkin yasal düzenlemelerin daha fazla geç kalmadan yapılması gerektiğini vurguladı.

Toros, bu bağlamda Elektronik Şans Oyunları, Crypto ve kaldıraçlı Forex işlemleri yasaları ivedilikle Meclise gönderilmesi gerektiğini vurgulayarak, mali disiplini bir ekonomik hedef olarak değil, sağlıklı bir mali yapı ve makroekonomik denge odaklı hedeflere ulaşabilmek için bir Maastricht kriteri olarak algılamak gerektiğine dikkat çekti.

2023 mali yılı bütçe yasa tasarısının istikrar sunmak yerine, ekonomiyi daha da daraltacak, sabit ve dar gelirli çalışanları daha da fakirleştirecek, işletmelerin finansal sağlığını daha da sekteye uğratacak ve yatırımcıyı ürkütecek öngörülerle karşımızda durduğunu anlatan Toros, şöyle devam etti:

“2023 yılı bütçesi, 2022 yılı ek bütçesine göre  yüzde 91.61  oranında arttırılarak hazırlanmıştır.  Hayat pahalılığı oranı ise yılın ilk döneminde 34.54%, ikinci döneminde ise 25% olmak üzere toplamda sadece 59.54% olarak öngörülmüştür. Mevcut trend doğrultusunda gerçekleşmesi muhtemel enflasyon karşısında bunun yeterli olmayacağı ve halkın fakirleşmeye devam edecek olması endişelerimin en büyüğüdür.

2023 Bütçe yasa tasarısında, yerel gelirlerden ve dış kaynaklı yardımlardan oluşan toplam bütçe gelirleri 32 milyar 800 milyon TL, bütçe giderleri ise toplam 35 milyar 860 milyon TL olarak öngörülmektedir. Bu da 3 milyar 60 milyon TL bütçe açığı öngörüldüğü anlamına gelmektedir. Türkiye Cumhuriyeti hibe ve kredilerinin oluşturduğu toplam 8 milyar TL  kaynağın aktarılmasında olası sıkıntıların yaşanması halinde,  bu açık o nisbette artmaya devam edecektir. Borçlanma limitleri de bütçe açığına göre belirlendiği için, kamu maliyesini zorlamaya devam edecektir.

Bütçede personel giderlerine yaklaşık 11 milyar 614 milyon 144 bin, Cari transferlere yaklaşık 15 milyar 416 milyon 602 bin ve sosyal güvenlik kurumlarına ödenen devlet primleri giderlerine de yaklaşık 748 milyon 606 bin TL ayrılmıştır. Bir başka deyişle, toplamda takriben 27 milyar 780 milyon TL ile bütçenin takriben %77’si  personel giderleri, maaşlar,  emekli maaşları ve sosyal güvenlik kalemlerine harcanmaktadır.”

Toros, bütçede yer alan bu rakamlardan hareketle, mahalli gelirlerimizle cari harcamalarımızı karşılayamaz durumda olduğunun net bir şekilde ortaya çıktığına dikkat çekerek, ulaşılması gereken ilk hedefin, kendi kendine yeten bir yapıya, yani mahalli gelirlerle cari giderleri karşılayabilir duruma erişmek olması gerektiğini vurguladı.

Toros, “Bu gerekliliğe rağmen, ek mesailer için ayrılan harcama 2022 yılında 254 milyon TL iken, Aralık 2022 itibarıyla takriben 565 milyon TL olarak gerçekleşeceği bildirilmiştir.  2023 yılında ise bu kalem için toplam TL 700 milyon ayrılmıştır. Bu da tasarruf ve kaynakların rasyonel kullanımı ilkelerine aykırıdır” dedi.

Bütçe finansmanını oluşturan gelirler konusunda da değerlendirmelerden bulunan Fikri Toros, şöyle devam etti:

bu yıl, “TC kaynaklı hibe ve krediler, yerel gelirlerin takriben yüzde 24’ünü oluşturmaktadır.  TL’deki değer kaybı devam ederken, enflasyonun önlenmesine, eriyen alım gücünün korunmasına, yatırımlara ve reel sektörün kalkınmasına yönelik ayrılan desteğin, çok daha orantılı miktarlarda olması önemli bir gereksinimdir.

2022 yılında gerçekleşene kıyasla devasa bir oranda yükselen bütçe açığı öngörüsü, iç kaynaklarla karşılanmaya çalışılmakta, ancak dış yardımların gerçekleşmesinde sıkıntı yaşanması nedeniyle zorlanmaktadır.

Bu yüzden, kayıt dışılığın önlenmesine yönelik çalışmaların daha da etkinleştirilmesi şarttır. Ayrıca, Güney’den gelen tüketim talebinin artarak devam etmesi için mevcut geçişler kolaylaştırılmalı ve yeni geçiş noktaları açılmalıdır”

Bu kriz ortamında, hane halkını ve işletmeleri daha da zora sokacak vergi zamları ve/veya yeni vergilerin amaca hizmet etmeyeceğine dikkat çeken Toros, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2023 Bütçesini incelediğim zaman, hayat pahalılığı ödeneği olarak ayrılan bütçenin halkın alım gücünü koruyamayacağı için, maalesef halkımız fakirleşmeye ve ona paralel olarak piyasadaki talep de düşmeye devam edecektir.

2023 yılında ekonomide bu sıkıntıların devam etmesini istemiyorsak, KOBİlere ve esnafa özel, can suyu niteliğinde hibe desteği sağlanmalıdır. Devlet de, yukarıda detaylandırdığım eylemlerle ekonomik büyümeye ivme kazandırmalı ve ekonomik çarkları hızlandırarak reel sektörde gelirlerin normalleşmesini sağlamalıdır.

Yerel Yönetimlerin kendi öz gelirlerini arttırmaları ve kendi kendilerine yeten duruma gelmeleri gerekmektedir. Devlet katkı payları, birçok belediyenin giderlerine yetmemektedir. Çünkü, birçok belediyenin borçları ve gereğinden fazla istihdam yükü bulunmaktadır.

Döviz kurları ve enflasyon artışı ile gittikçe yoksullaşan kamu çalışanları, emekliler, asgari ücretliler, sosyal yardım ve engelli maaşı alanlara, 2023’de gerçek hayat pahalılığı oranında maaş artışları yapılmalı ve hayatı ucuzlatmak için gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır.”

Fikri Toros, 2023 mali yılı bütçe yasa tasarısının sürdürülebilir bir kamu finansman dengesi kurabileceğine; kayıt dışılığa karşı etkili eylemler, teşviklere ilişkin köklü reformlar ve dış yardımların yasal zemini olan protokollerin proje bazlı olacak şekilde reforme edileceğine dair umudu olmadığını ifade etti.

Toros, “Hükümetin sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınma programı ile gelir arttırıcı yasaların olanak sağlayabileceği bir disiplin oluşturacağına; ve kamu kaynaklarını daha verimli kullanacağına dair ciddi zaafiyetleri olduğunu değerlendirmekteyim. Bu durum ve verilerin, refahın daha da azalmasına yol açacağını değerlendirmekle birlikte, samimiyetle yanılmayı umuyorum. Maalesef öyle görünüyor ki 2023,  2022’deki zorlukların daha çetin olacağı bir yıl olacaktır” dedi.

-Şan

Maliye Bakanı Alişan Şan Toros’a cevaben yaptığı konuşmada, Toros’un dikkat çektiği tüm noktaları dikkatle dinleyerek, gerekli notları aldığını söyledi.

Kayıt dışılıkla mücadelenin önemine işaret eden Bakan Şan, kayıt dışılığın ülkenin en önemli sorunlarından biri olduğunu, bununla mücadelenin bir devlet politikası olması gerektiğini ifade etti.

Bakan Şan, kayıt dışılığın sadece gelirleri gizlemek değil, bir takım veri ve bilgilerin doğru düzgün çıkmamasına da sebep olduğuna dikkat çekerek, kayıt dışılıkla mücadeleyi çok önemsediğini ve ciddi çalışmalar yapılacağını söyledi.

Bakan Şan, gelir arttırıcı yöntemler konusunda da bir takım çalışmaları olduğunu anlatarak, bu çalışmalarla bütçe açığını minimize etmek konusunda çalışmalarının devam edeceğini kaydetti.

Genel Kurul’da daha tasarının madde madde görüşülmesine geçilerek, tasarının 1. Maddesi okunarak oy çokluğuyla kabul edildi.

Genel Kurul’da daha sonra Meclis Danışma Kurulu’nun, Genel Kurul’un gelecek birleşimine ilişkin 27 Aralık 22 tarihli kararı milletvekillerinin bilgisine getirildi.

Danışma Kurulu’nun Genel Kurul’un 28-29 Aralık birleşimlerinin ertelenmesi ve bir sonraki birleşimin 2 Ocak’ta devam edilmesine karar verdiği milletvekillerinin bilgisine getirilerek, karar oy birliğiyle kabul edildi.

Genel Kurul’un 2 Ocak tarihindeki birleşiminde, tasarının 2. Maddesi okutularak, kurumsal bütçelerin görüşülmesine geçilecek.

Genel Kurul’un 2 Ocak tarihindeki birleşiminde, Cumhurbaşkanlığı, Cumhuriyet Meclisi, Başbakanlık, Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı bütçeleri ele alınacak.

Genel Kurul, bugünkü çalışmalarını tamamlandı.

KAR FELAKETİ!

ABD’de etkili olan ve onlarca kişinin yaşamını yitirdiği soğuk hava ve kar fırtınası sonrası Türkiye için endişe yaratan bir açıklama geldi. Meteoroloji uzmanları soğuk hava dalgasının ülkemize doğru aktığını belirtirken, Ocak ayı için korkutan tahminler geldi. Türkiye’nin üzerinden -46 derecelik bulutların geçebileceği iddia edilirken, İklim Bilimci Dr. Okan Bozyurt tarih vererek uyardı: “Hava sıcaklıkları rekor düzeyde düşecek.” İşte son hava durumu tahminleri…

Soğuk hava ve kara fırtınası ABD’yi adeta esir aldı. Yeni yıla günler kala adeta beyaz felaketi yaşayan ülkede New York’ta ölü sayısı 27’ye çıkarken, Ohio’da 10, Kansas ve Kentucky’de 3’er, Colorado’da 2, Missouri, Tenessee ve Wisconsin’de birer kişi olmak üzere hayatını kaybedenlerin sayısı 48’e ulaştı. Yetkililer ölü sayısının artmasından endişe ederken, Türkiye için de dikkat çeken uyarılar peş peşe geldi. Meteoroloji uzmanları soğuk hava dalgasının ülkemize doğru aktığını belirtirken, özellikle Ocak ayı için korkutan tahminlerde bulundu. Afyon Kocatepe Üniversitesi’nden İklim Bilimci Dr. Okan Bozyurt, rekor sıcaklık düşüşlerinin görüleceğini belirtirken, özellikle İstanbul için uyardı. Meteoroloji uzmanı Kerem Ökten de “Türkiye’nin 5.500 metre üzerinden -46 derecelik bulutlar geçebilir” iddialarına değinerek “Ocak ayı çok çetin kış koşulları görülebilir.” ifadelerini kullandı. İşte hava durumuyla ilgili son dakika haberinin detayları…

2023’e sayılı günler kala yurda giriş yapan soğuk hava dalgası özellikle kuzey kesimlerde etkisini sürdürüyor. Güneş kendisini gösterse de İstanbul ve birçok ilde bu gece saatlerinden itibaren sağanak ve kar yağacak. Meteoroloji Genel Müdürlüğü harita paylaşarak uyarılarda bulundu.

 

TÜYLERİ DİKEN DİKEN EDEN TÜRKİYE UYARISI: -46 DERECELİK BULUTLAR…

Tüyleri diken diken eden uyarı ise Meteoroloji uzmanı Kerem Ökten’den geldi. ABD’de de hayatı durma noktasına getiren ve 48 kişinin ölümüne neden olan soğuk hava dalgasıyla ilgili “Türkiye’nin üzerinden -46 derecelik bulutlar geçebilir” iddiasına değinen Ökten, “Bu ay sonu alacağınız maaşın bir kısmını ısınma bütçesi olarak ayırmalısınız. Ocak ayı çok çetin kış koşulları görülebilir. Öyle senaryolar var ki; Türkiye’nin 5.500 metre üzerinden -46 derecelik bulutlar geçebilir…” paylaşımında bulundu.

 

OCAK, ŞUBAT VE MART’TA DONDURUCU SOĞUKLAR

Özellikle Ocak ayında etkili olacak soğuk hava dalgasına karşı uyaran Ökten, kar yağışı içinse şu ifadelere yer verdi; “Dikkat! Ocak ayında Sibirya soğukları Balkanlar ve ülkemize sık sık inebilir. Ocak, Şubat ve Mart aylarında dondurucu soğuklar ve yoğun kar yağışları hayatı olumsuz etkileyebilir…”

 

REKOR SICAKLIK DÜŞÜŞLERİ İÇİN UYARDI! İSTANBULLULAR DİKKAT!

Ökten’in dikkat çeken tahminleri sonrası bir korkutan açıklama da Afyon Kocatepe Üniversitesi’nden İklim Bilimci Dr. Okan Bozyurt’tan geldi. Rekor sıcaklık düşüşlerinin görüleceğini belirten Bozyurt, Türkiye için beklenen kış ve yoğun kar yağışı için tarih verdi. İklim uzmanı Bozyurt, bu yoğun kar yağışından İstanbul’un da ciddi oranda etkileneceğini belirtti.

KIBRIS TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ DUYURDU!

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, “ALO hekim sorgulama” ihbar hattı kurulduğunu kaydetti.

Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği’nden yapılan yazılı açıklamada, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği bünyesinde kayıt dışı hekimleri ve hekim olmadan hekimlik yapan kişileri bildirmek için “ALO hekim sorgulama” ihbar hattı kurulduğu belirtildi.

Açıklamada, son dönemlerde, doktora yapmış ve “Dr.” ünvanı kullanan doktor olmayan başka meslek grubundan kişilerin sayısının giderek artmış olması, bu ünvanların yaygın olarak kullanılması ile tıp fakültesi mezunu biz hekimlerin doktor ünvanları arasında sürekli karışıklık oluşmakta ve zaman zaman suiistimal edilmesi nedeniyle halk sağlığı açısından risk oluşturan bu duruma karşı tedbir alınması, aynı zamanda mesleğin korunması açısından da önem arz etmekte olunduğu kaydedildi.

 

Bu sebeplerle tabip üyelerin doktor ünvanlarıyla birlikte isimlerinin sonuna “medikal doktor” kısaltması olan “MD” ünvanını da kullanmaları genel kurulda kararlaştırıldığı dile getirilen açıklamada, KTTB üyesi hekimlerin isimlerinin sonunda MD ünvanı kullanılacağı belirtildi.  

 

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

 

“Unutulmamalıdır ki, botoks, dolgu, yüz germe, askı vb. tarzı estetik, güzellik işlemleri güzellik merkezlerinde değil, kayıtlı, tecrübeli hekimler tarafından klinik veya hastane ortamlarında yapılmalıdır. Ayrıca düşünüldüğü gibi masum olmayan, tıbbi bir tedavi olan bu tedavilerin komplikasyon, yan etki riski olduğu için hekimlerce uygulanması hasta güvenliği ve sağlığı açısından gereklidir, ayrıca yasal bir zorunluluktur.

 

Kıbrıs’ın kuzeyinde hekimlik mesleğini icra edebilmek için KTTB’ye üye olmak yasal zorunluluktur. Son dönemde gelen ihbarlar, duyumlar ülkemize kaçak, kayıt dışı çalışan hekimler ve hekim olmayan kişilerce tıbbi müdahaleler yapıldığı yönündedir. Eğer muayene, tetkik ve tedavi olduğunuz hekimin kayıtlı olup olmadığı ile ilgili şüpheleriniz varsa veya hekim olmadığını düşünüyorsanız ‘ALO hekim sorgulama’ hattımız 0392 223 3990’ı mesai saatleri içerisinde arayarak bilgi alabilir, ihbarda bulunabilirsiniz.

 

Sağlığınız, güvenliğiniz için her zaman yasal olan, kayıtlı olan hekimlerde ve sadece hekimlere kendiniz, sevdiklerinizi emanet ediniz.”

“YILLARDIR PSİKOLOJİK OLARAK AŞAĞILANIYORUM”

Dikmen Belediyesi’nde işçi olarak çalışan Serkan Ergün, hastalığının bilinmesine rağmen Dikmen Belediye Başkanı Yüksel Çelebi’yi kendisine psikolojik şiddet uygulayarak işten attırmaya çalışmakla suçladı.

Dikmen Belediye Başkanı Yüksel Çelebi’ye yapılan silahlı saldırının öncesi ilginç detaylar ortaya çıktı.

Dikmen Belediye çalışanı Serkan Ergün, bir ay önce sosyal medya hesabından yaptığı canlı yayında Dikmen Belediye Başkanı Yüksel Çelebi tarafından ciddi mobbinge maruz kaldığı yönünde ciddi iddialarda bulunmuştu.

Söz konusu paylaşımda Ergün, belediye içinde yaşanan bazı gerçekleri anlatmak istediğini vurgulayarak sıkıntılar yaşandığını, sistemin bozuk işlediğini ve işçiye değer verilmediğini ileri sürdü. Beyin tümörü ameliyatı geçirdiğini ve tedavisinin devam etmekte olduğunu açıklayan Ergün, Belediye Başkanı Yüksel Çelebi’nin bunu bildiği halde kendisini işten atmaya çalışmasıyla suçladı.

“YILLARDIR PSİKOLOJİK OLARAK AŞAĞILANIYORUM”

Ergün, rahatsızlığına rağmen zor şartlar altında çalışmaya zorlandığını ileri sürerek şunları anlattı:  “Susmamalıyım. Herkesin bunu bilmesi gerekiyor. Bu durumda olan insanlarında çıkıp anlatması gerekli. Kimse sahipsiz değildir. Ben bir yıldır psikolojik olarak aşağılanarak ve ikircilik yaratarak köşeye atılmaya çalışan Dikmen Belediyesi’ndeki bir işçiyim. Ben rahatsızım ve beni 38 derece sıcakta dere temizlemeye gönderiyor. Bu işçiye nasıl verilen bir değerdir? Nasıl belediye başkanlığıdır?  Gidip Boğaz Yolu’nu süpürsün dedi. Kendi yanıma gelmesin, yukarı çıkamaz diyor. Bu ne demektir? Bu mu yıldızcı belediye anlayışı. Kendi içimizde hasta insanımıza sahip çıkmıyoruz. Nasıl yıldız belediyecilik? Nasıl bir sistemdir bu.”

“BENİ İŞTEN ATTIRMAYA ÇALIŞIYOR”

Yaşadığı hastalığa ilişkin sendikayı aradığını ve sendikanın da Çelebi ile görüştüğünü belirten Ergün, “Sendikayı arıyorum gidip konuşuyorlar. Ben kurul raporu istiyorum, emekli çıksın, gitsin diyor. Böyle bir yöneticilik olur mu? Ben hastalığımın arkasına sığınmadın ve verdiği her işi de yaptım. Denetim yok hiçbir şekilde. Bu adama kim dur diyecek? Ben çalışkan bir insanım. Beni buraya koy diye bir talepte de bulunmadım. Ama oraya buraya sürmek nedir? Depoya gelip anahtarları istiyor veriyorum. Dışarı çık diyor çıkıyorum. Senin gibi işçinin bin defa Allah belasını versin diyor. Bu nasıl bir davranış. Nasıl bir belediye başkanı anlayışı. Sistem yok. Beni işten attırmaya çalışıyor” diye konuştu.

SÜT BEDELLERİ ÖDENDİ

Süt Endüstrisi Kurumu, 1-15 Kasım 22 devresinin küçükbaş ve büyükbaş çiğ süt bedellerinin ödendiğini duyurdu.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Süt Endüstrisi Kurumu (SÜTEK), 1-15 Kasım 22 devresinin küçükbaş ve büyükbaş çiğ süt bedellerinin bugün ödendiği açıklandı.

Kurumdan yapılan açıklamaya göre, belirtilen dönemde SÜTEK’e süt veren 530 üretici için çiğ süt bedellerinin tamamı olan 64 milyon 556 bin 565.57 TL, üreticilerin banka hesaplarına yatırıldı.

ALTININ REKOR HAMLELERİNE KRİTİK DEĞERLENDİRMELER!

Altın fiyatları yıl sonuna doğru yeniden rekor hamleleri yaparken uzmanlardan yatırımcılar için çok kritik değerlendirmeler geldi. Kapalıçarşı esnafı altın tahmini için yükseliş öngörüsünde bulunurken, Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş ise elinde TL olanların yatırım yaparken dikkat etmesi gerekenleri sıraladı. Ünlü ekonomist kısa vadeli yatırımcılar içinse kötü haberi verdi. İşte anlık, canlı, güncel altın grafiği ve 2023 altın tahmini…

Gram altın 2022 yılına ani hareketlerle başlasa da yıl sonunu 1100 TL bandında kapatmak üzere. Yeni yılda beklenti ise yavaş ve sürekli yükseliş yönünde. Altının gram fiyatı geçen hafta 1093 TL ile rekor seviyeyi gördü. Şu sıralar ise 1089 lira seviyelerinde bulunuyor. Peki 2023 yılına gün sayarken elinde altını olan, altına yatırım yapacak olan vatandaşlar ne yapmalı? Kapalıçarşı esnafı ile Altın ve Para Piyasaları Uzmanı İslam Memiş’ten “Elime yeni TL geçti ne yapabilirim?” sorusuna yanıt geldi. İşte haberin detayları…

“ALTININ ŞU ANKİ HER YUKARI YÖNLÜ HAREKETİ YENİ REKOR DEMEKTİR”

Gram altında yıl içerisinde ani yükselişlerin olduğunu ifade eden Kapalıçarşı esnafı Günay Güneş, “Bu ani çıkışlar yeni yılda olmayacağını altının kontrollü bir şekilde yükseleceğini bekliyoruz. Altının yükselmesi vitrin kuyumculuğuna zarar veriyor. Çünkü esnaf, ürünü satarak değil de işçiliğinden kazanıyor. Vatandaş ise altını artık yatırım aracı olarak görüyor. Altının yükselmesi ve düşmesi küresel bir olay. O yüzden olumsuz bir durum olmadığı sürece altının yukarı yönlü devam edecektir. Yeni yılın ilk çeyreğinde gram altın bin 110-120 TL bandında olacaktır. İki ve üçüncü çeyrekte ise yeni rekorlar göreceğiz. Yeni yılda rekorlar göreceğiz. Altının şu anki her yukarı yönlü hareketi yeni rekor demektir. Geçtiğimiz sene altın ani yükseldi ve ani düşüş yaşadı. Yeni yılda bu şekilde bir düşüş ya da yükseliş beklemiyoruz” şeklinde konuştu.

“HAS ALTINA BÜYÜK TALEP VAR”

Ziynet altın, yarım altın ve cumhuriyet altınına büyük talebin olduğunu belirten Güneş, “Özellikle vatandaşların has altına diğer ziynet altınlarından daha büyük bir talebi var. Gram altın şu anda bin 98 TL, çeyrek altın, bin 790 TL, yarım altın 3 bin 580 TL, cumhuriyet altını ise 7 bin 360 TL’den satılıyor” ifadelerini kullandı.

İSLAM MEMİŞ’TEN ALTIN YATIRIMCILARINA UYARI

Altın bozduracaklara ekranlardaki fiyatlara kanmamaları yönünde uyarı yapan ünlü uzman, “Gram gümüşte görünümün pozitif yönlü devam ettiğini söyleyebilirim. 14.80’e kadar gümüş gram bulmak mümkün serbest piyasada. Orta uzun vadeyi göz önünde bulunduranlar yatırımcı olmalı. Altın ve gümüşteki pozitif beklentim halen devam ediyor. Bugün aldım, en az 6 ay beklerim, o zaman altın ve gümüş derim. Getiri bakımından gram altın gibi gram gümüş gibi getirisi olacağını zannetmiyorum” dedi.

“KISA VADELİ YATIRIMCILAR BATACAK”

“Ons altın ve ons gümüş yükselişlere daha dahil olmadı. Ons baskılandığı için gümüş de gerçek değerinde değil” ifadelerini kullanan Memiş, “Altın ve gümüş 2022’de manipüle edildi, değerinin altında kaldı, en az 6 ay bekleyebiliyorsan altın ve gümüş tarafında paranı değerlendirebilirsin. Dolar değer kazandığı zaman gram altın ve gram gümüş zaten yükseliyor. Buna onslar da dahil olduğunda çarpı iki. 2023 yılının tamamı çok belirsiz olacağından dolayı, kaos yılı olacağından dolayı yine riskleri bölmekte fayda var. Sepet kültürünü 2023’te devam ettiriyoruz. Çok karmaşık bir yıl olacak. Çünkü çok belirsiz. Burada kısa vadede alım satım yapmak isteyenler maalesef batacak. Bunda yapacak bir şey yok” şeklinde değerlendirmede bulundu.

GRİPLE KARIŞTIRMAYIN!

Kanserin belirtileri türlerine göre değişiklik gösteriyor. Bazı kanser türleri hiçbir belirti vermeden sinsice ilerlerken bazıları vücutta çeşitli değişimler yaşanmasına sebep olabiliyor. Kanserin belirtilerini başka hastalıklarla karıştırmak en sık yaşanan durumlar arasında bulunuyor. Belirtilerin görmezden gelinmesi kanserin erken teşhis edilmesini önlüyor. Uzmanlar akşamdan kalma ve grip ile karıştırılan kanserin en erken belirtilerini açıkladı.

Kansere karşı yeterli tedbirlerin alınmaması oldukça riskli durumlara yol açabiliyor. Gündelik yaşamda ortaya çıkan birçok sağlık sorunu görmezden geliniyor. Ancak bu ufak görünen sağlık sorunları büyük problemlerin belirtisi olabiliyor. Doktor Jiri Kubes, kanserin diğer hastalıklarla karıştırılan belirtileri hakkında konuştu. Kanserin erken uyarı işaretlerinden bazılarının akşamdan kalma veya kış hastalıkları ile karıştırılabileceğini ortaya çıkardı.

AĞIZ KURULUĞUNA DİKKAT

Ekran görüntüsü 2022-12-27 134548

Dr Kubes, dikkat edilmesi gereken işaretleri sıraladı. “Aşırı ağız kuruluğu bazen baş ve boyun kanserinin bir belirtisiyken, mide bulantısı ve kusma beyin tümörleri veya bağırsak tıkanıklıklarıyla ilişkilendirilebilir. Bu arada, genellikle aşırı alkolün neden olduğu dehidrasyon belirtileri de belirli kanserlerle ilişkilendirilebilir.

İDRAR PROBLEMLERİ PROSTAT KANSERİ BELİRTİSİ OLABİLİR

Ekran görüntüsü 2022-12-27 134329

“Mesaneyi tam olarak boşaltamama, erkeklerde prostat kanseri belirtisi olabilir.”
Prostat kanserinin diğer belirtileri şunlardır:

  • Daha sık idrara çıkma ihtiyacı, genellikle gece boyunca
  • İdrar yapmaya başlamada zorluk
  • İdrar yaparken süzme veya uzun zaman alma
  • Zayıf akış
  • İdrarda kan veya menide kan

BU SEMPTOMLARI YAŞARSAM NE YAPMALIYIM?

Ekran görüntüsü 2022-12-27 134413

Semptomlar bir haftadan uzun sürerse, onları kontrol ettirmeniz gerekebilir. Dr Kubes, “Bu semptomlardan herhangi birini fark ettiğinizde paniğe kapılmamanız önemlidir, çünkü bu, kanser olabileceğiniz anlamına gelmez, ancak garip görünen hiçbir şeyi göz ardı etmemek de önemlidir” dedi.

UZMANLARA GÖRE DİĞER KANSER BELİRTİLERİ

Ekran görüntüsü 2022-12-27 134300

  • Öksürük, göğüs ağrısı ve nefes darlığı
  • Bağırsak alışkanlıklarındaki değişiklikler
  • Şişkinlik
  • Kanama
  • Topaklar
  • Benler
  • Açıklanamayan kilo kaybı
  • Karın veya sırt ağrısı
  • Kaşıntılı veya sarı cilt
  • Hazımsızlık ve mide ekşimesi
  • Kendini iyi hissetmemek veya yorgun hissetmek.