Archives Kasım 2023

82 yaşındaki sürücü yayaya çarptı

Kazayla ilgili polisten yapılan açıklama şu şekilde:
Grup seksten fetiş sekse aradığınız herşeyi bayrampaşa escort hatunları size sunuyorlar.
20.11.2023 tarihinde, saat 16:45 sıralarında, Lefkoşa’da Bedreddin Demirel Caddesi üzerinde,  Hasan DANİŞ (E-82), yönetimindeki HE 122 plakalı salon araç ile kuzey istikametine doğru seyrettiği sırada Puma önlerine geldiğinde, dikkatsizliği sonucu o esnada yolu karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya Hülya KARASALİH (K-55)’e çarpmıştır. Kaza sonucu yaralanan yaya Hülya KARASALİH, kaldırıldığı Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde sağ ayak, köprücük ve kaburga kemiklerinde kırık teşhisi nedeniyle müşahede altında alınmıştır. Soruşturma devam etmektedir.

Berova, Salih Miroğlu’nu andı…

Maliye Bakanı Dr. Özdemir Berova, Ulusal Birlik Partisi (UBP) eski Genel Sekreteri Dr. Salih Miroğlu’nun 18. ölüm yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.
Sevgili tadında görüşme mi istiyorsunuz? sarıyer escort kızları sevgili nasıl olunur size göstersin…
Berova mesajında, “Kıbrıs Türk Halkı’nın yetiştirdiği ve ülkemize tıp, siyaset alanlarında büyük katkılarda bulunan, uzlaşmacı, hoşgörülü, ilkeli ve dik duruşu ile Kıbrıs Türk siyasi hayatımıza iz bırakan ve unutulmazları arasında yer alan Dr. Salih Miroğlu’nu vefatının seneidevriyesinde O’nu bir kez daha saygı, özlem ve rahmetle yâd ediyorum.
Ailesine, Ulusal Birlik Partisi camiasına ve sevenlerine bir kez daha başsağlığı diliyorum” dedi.

Almanya’da bütçe krizi derinleşiyor

Bakanlıkların ve kurumların mevcut yükümlülükleri yerine getirilmeye devam edilecek ancak yeni yükümlülüklere girilemeyecek.
Bakanlıklar tarafından talep edilen harcamalara, özel münferit durumlarda izin verilecek.

Almanya, tüm bakanlıkların ek harcama taahhütlerini geçici olarak dondurdu.
10 numara 5 yıldız ataşehir sarışın escort bayanlar sizi bekliyor.
Almanya Anayasa Mahkemesi’nin borç frenine ilişkin kararının ardından Alman koalisyon hükümetinin bütçe krizi giderek daha dramatik hale geliyor.

Almanya Maliye Bakanlığı’nda bütçeden sorumlu müsteşar Werner Gatzer tarafından tüm bakanlıklarına gönderilen mektupta, tüm federal bütçedeki gelecekteki harcama taahhütlerinin geçici olarak dondurulduğu belirtildi.

Başlangıçta sadece İklim ve Dönüşüm Fonu için geçerli olan bütçe dondurma uygulamasının, federal bütçenin büyük bir bölümünü kapsayacak şekilde genişletildiği aktarılan mektupta, bakanlıkların ve kurumların mevcut yükümlülüklerinin yerine getirilmeye devam edileceği ancak yeni yükümlülüklere girilemeyeceği kaydedildi.

Gatzer’in mektubunda, “federal bütçenin genel bütçe durumunu gözden geçirmesinin gerekli olduğu” belirtilerek, bütçenin dondurulmasının ardından bakanlıklar tarafından talep edilen harcamalara, özel münferit durumlarda izin verileceği vurgulandı.

Almanya Anayasa Mahkemesi, 15 Ekim’de, Alman koalisyon hükümetinin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminden kalma 60 milyar avroluk kullanılmamış krediyi bir iklim fonuna aktarma kararının anayasaya aykırı olduğuna karar vermişti.

Mahkeme, ülkenin borç frenindeki istisnaların ihlali nedeniyle 2021 yılı ikinci ek bütçesinin anayasaya aykırı ve geçersiz olduğunu ilan etmişti.

Alman hükümeti, 2021’deki bütçe değişikliğiyle Kovid-19 salgını tedbirlerine yönelik 60 milyar avro tutarındaki kullanılmayan krediyi İklim ve Dönüşüm Fonu’na (KTF) aktarmaya karar vermişti.

Mahkemenin kararında, ilk olarak borç tavanının, Kovid-19 krizinde de olduğu gibi ancak acil bir durum olması durumunda aşılabileceği, buna karşın fonların iklim fonuna aktarılmasının bu koşulları karşılamadığı belirtilmişti.

Kovid-19 salgını sırasındaki acil durum nedeniyle Alman federal hükümetinin, borç alımını 60 milyar avro artırmasına karşın Kovid-19 ve sonuçlarıyla başa çıkmak için söz konusu krediye ihtiyaç duyulmadı.

Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller Partisi ve Hür Demokrat Parti’nin (FDP) oluşturduğu koalisyon hükümeti, söz konusu krediyi ülkenin İklim ve Dönüşüm Fonu için kullanmak istemişti.

Kararın Almanya’nın 2024 bütçesini etkilemesi bekleniyordu. Karar, hükümetin, artık ek olarak, 60 milyar avroyu da hesaba katmasını ve vergi artışlarında hükümet ortakları arasındaki anlaşmazlık nedeniyle başka yerlerdeki harcamaları kısmayı gerektirecek.

Maliye Bakanı Christian Lindner, kararın açıklandığı 15 Kasım’da, İklim ve Dönüşüm Fonu bütçesinin dondurulması talimatını vermişti.

Fidan, mevkidaşlarıyla Gazze için Londra ve Paris’e gidecek

TC Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 11 Kasım’da Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği Ortak Zirvesi’nde Türkiye’nin öncülüğünde alınan karar kapsamında kurulan temas grubuyla Gazze için Londra ve Paris’i ziyaret edecek.
Fantezi mi lazım? avcılar türbanlı escort bayanlar ile hemen deneyin.
Suudi Arabistan, Ürdün, Mısır, Endonezya, Nijerya ve Filistin dışişleri bakanlarıyla İİT Genel Sekreteri’nden oluşan heyet, Gazze’deki insani krizin önüne geçilmesi için Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin (BMGK) daimi üyesi 5 ülkeye ziyaretlerinin ilk durağında bugün Çin’de temaslarda bulundu.

İİT ve Arap Birliği Ortak Zirvesi’nde heyetin kurulması yönündeki çalışmalar Türkiye tarafından yürütüldü ve bu çabalar neticesinde bu mekanizma oluştu.

Söz konusu heyetin Çin’deki temasına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, çok önceden tarihi belirlenen TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Dışişleri Bakanlığının 2024 yılı bütçesi görüşmelerine katılması nedeniyle iştirak edemedi.

Fidan, yarın da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceden planlanan Cezayir programına eşlik edecek olması nedeniyle heyetle beraber Moskova’da temaslarda bulunamayacak olsa da Cezayir ziyareti kapsamında Gazze’yle ilgili önemli konuları ele almaya devam edecek.

Öte yandan Fidan’ın İİT ve Arap Birliği ülkelerinden dışişleri bakanlarıyla 22 Kasım’da Londra ve Paris’te İngiltere Başbakanı Rishi Sunak ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya gelmesi öngörülüyor.

Çin’e ziyaretlerini bugün tamamlayan heyetin, yarın Rusya’nın başkenti Moskova’da temaslarda bulunması, 22 Kasım’da İngiltere ve Fransa’da görüşmelerini sürdürmesi ve ileri bir tarihte de ABD’ye ziyarette bulunması bekleniyor.

Riyad’da düzenlenen İİT ve Arap Birliği Ortak Zirvesinde Türkiye öncülüğünde alınan bu karara göre, heyet, acil ateşkesin sağlanıp insani yardımların Gazze’ye kesintisiz ulaşması amacıyla İsrail nezdinde nüfuz sahibi BMGK ülkelerinin liderleriyle temas etmeyi amaçlıyor.

– Acil ateşkes çağrısı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal Bin Ferhan, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Es-Safedi, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Endonezya Dışişleri Bakanı Retno Marsudi, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad El-Maliki ile İİT Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha’nın yer aldığı heyet, bu sabah Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile bir araya gelmişti.

Toplantıda uluslararası toplumun hemen harekete geçmesi, Gazze’de devam eden insani felaketin önlemesi için etkili ve güvenilir tedbirlerin alınması gerektiği vurgulanmıştı.

Vang, Çin’in kasımda BMGK dönem başkanlığını üstlendiğini hatırlatarak, Konsey’in Çin’in dönem başkanlığında tüm tarafları uluslararası hukuka ve uluslararası insancıl hukuka uymaya çağıran, çatışmalara insani ara verilmesi ve insani yardım koridorlarının oluşturmasını talep eden karara imza attığını kaydetmişti.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan da heyetin ziyaretinde vermek istediğini mesajın, “acil ateşkesin sağlanması, katliamların durdurulması ve Gazze’ye insani yardım temin edilmesi” olduğunu belirtmişti.

Tatar, Oxford Üniversİtesİ’nde konferans verdİ

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Oxford Üniversitesi’de “Kıbrıs’ın geleceği” konulu konferans verdi. 

Siyahi kadın mı lazım? bahçelievler zenci escort bayanlar burada sizi bekliyor.

 

Oxford Üniversitesi, St. John’s College Auditorium’da yer alan konferansı, öğrenciler ile Türk toplumu sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş ile KKTC Londra Temsilcisi Çimen Keskin de izledi. 

 

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, konferansa katılan herkese teşekkür ederek başladığı konuşmasında, Kıbrıs tarihi, Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs’ın geleceğine yönelik bilgi verdi. Tatar, KKTC devletinin bugün 40. Kuruluş yıldönümünü kutladığını ifade ederek, katılımcılara KKTC ile ilgili bilgi aktardı. Kıbrıs’ta iki devlet, iki halk, iki farklı dil, din ve kültür olduğuna işaret eden Tatar, Kıbrıs’ın tarihçesini anlattı. 

 

Osmanlı devletinin Kıbrıs adasında uzun yıllar hüküm sürdüğünü ve Türk halkının burada uzun yıllar yaşadığını kaydeden Tatar, adanın İngiltere’ye kiralanmasının ardından bir kısım Türkün Anadolu’ya döndüğünü, adada Türk nüfusunun azaldığını belirtti. 

 

İngiltere’nin adadan çıkarken, Osmanlı devletine yani Türkiye’ye geri vermesi gerekirken Rum ve Yunan ikilisine bıraktığını kaydeden Tatar, adada kalan Türklerin adadaki Türk varlığını koruduğunu ve pes etmeden saldırılara rağmen toprağı koruduğunu söyledi. 

 

Tatar, Kıbrıs Türk halkının Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden gittiğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin her zaman yanında olduğunu ifade ederek, milli mücadele yılları ve sonrasında Barış Harekatı ile birlikte Kıbrıs Türk halkının devletine kavuşmasında önemli bir rol oynadığına dikkat çekti. 

 

KKTC’nin bugün 40. yaşını kutladığını ifade eden Tatar, Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle geleceğe güçlü bir şekilde, güçlü adımlarla yürüdüğünü söyledi. 

 

Yunanistan’ın Kıbrıs’a yaptığı darbeyi anımsatan ve o dönemden bugüne adanın bir Yunan adası olması hayalinden vazgeçmediğini ifade eden Tatar, Kıbrıs Türk halkının hiç bir zaman pes etmeden yoluna devam ettiğini kaydetti. 

 

Cumhurbaşkanı Tatar, garantör ülke İngiltere’nin Kıbrıs’ta iki üsse sahip olduğunu, Birleşmiş Milletler’in de burada görevli olduğunu ancak geçmişte Kıbrıs Türk halkına karşı yapılan saldırı ve katliamlara sessiz kaldığını ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk halkını yalnız bırakmadığını söyledi. 

 

Türk ordusunun adaya gelmesiyle Kıbrıs Türk halkının barışa, huzura ve güvenliğe kavuştuğunu ifade eden Tatar, Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC devletinin şu anda Doğu Akdeniz’de barış ve huzurun teminatı olduğunu dile getirdi. 

 

Tatar, Kıbrıs’ta Rum tarafının ortaya çıkan tüm anlaşmalara “hayır” dediğini, ancak “evet” diyen Kıbrıs Türk halkına verilen sözlerin tutulmadığını işaret etti, yapılan haksızlığı vurguladı. 

 

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC’nin 40 yıldır egemenlik, bağımsızlık ve devlet kavgasını sürdürdüğünü, asla pes etmeden de mücadeleye devam edeceğini belirterek, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünden de asla vazgeçmeyeceklerini söyledi. 

 

Kıbrıs Türk halkının adada eşit ortak olduğuna işaret eden Tatar, Kıbrıs’ta iki devlet zemininde, eşitlik temelinde, Kıbrıs Türk halkının uluslararası eşit statüsünün kabul edilmesiyle bir çözüm bulunabileceğini kaydetti. 

 

Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da tam desteğiyle yeni siyasetin sürdürüldüğünü anlatarak, iki devletin işbirliğine dayalı çalışmalara hazır olduklarını belirtti. 

 

Enerji alanı başta olmak üzere her alanda iki devlet arasında adanın geleceği için işbirliği yapılabileceğine vurgu yapan Tatar, Kıbrıs Türk tarafı olarak adada kalıcı adil sürdürülebilir bir anlaşma için Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte iyi niyetli adımlar atmaya, tüm kesimlerle işbirliğine dayalı çalışmalara devam edeceklerini söyledi. 

 

Tatar, federal çözüm arayışlarının sona erdiğini, Kıbrıs’ta artık iki devlete dayalı egemen eşitlik temelinde bir çözüm bulunabileceğini belirtti, azınlık durumuna düşecekleri bir maceraya atılmayacaklarını kaydetti. 

 

Kıbrıs Türk halkına geçmişte çok söz verildiğini ancak spor dahil her alanda ambargo uyguladığını işaret eden Tatar, uluslararası camiaya karşı güven kaybı yaşadıklarını, Gazze’de bugün yaşananların da kendilerine Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün önemini bir kez daha gösterdiğini belirtti. 

 

O yüzden iki devlet temelinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün devamı ile adayı geleceğe taşıyacak işbirliklerine her zaman açık olduklarını ifade eden Tatar, Türkiye Cumhuriyeti ile her zaman omuz omuza devleti geleceğe taşıyacaklarını söyledi. 

 

Soruları da yanıtlayan Tatar, Kıbrıs Türk halkının ambargolar altında olduğunu ancak Türkiye Cumhuriyeti sayesinde tüm kapıları zorladığını ve tüm kesimlerle görüşmeler yaptığını ifade ederek, İngiltere’de yaptığı temasları anlattı. Tatar, BM, AB temasları, Türk Devletleri Teşkilatı gözlemci üyeliği, İslam İşbirliği Teşkilatı üyeliği, Azerbaycan ziyareti, İngiliz parlamentosu ziyaretlerini işaret etti. 

 

Tatar, Kıbrıs Türk halkının eşit bir halk olduğunu ve artık haksızlıklara bir son verilmesi gerektiğini söyledi. 

 

Kıbrıs’ta gerçeklerin ortada olduğunu, adada iki devlet bulunduğu, KKTC’nin 40. Yılını kutladığını ifade eden Tatar, iki devletli çözüm siyasetini Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte sürdüreceklerini kaydetti. 

 

Tatar, KKTC’nin her alanda demokratik bir ülke, demokratik bir devlet olduğunu vurgulayarak, Kıbrıs’ta iki halkın birbirine saygı duyması halinde iki devletli işbirliğine dayalı çözümün mümkün olduğunu ifade etti. 

 

Cumhurbaşkanı Tatar, Rum yönetiminin KKTC’yi her yerde engellemek yerine işbirliği yapmasının adaya ve bölgeye istikrar getireceğine vurgu yaptı.

Türkiye ve KKTC vatandaşlarının, Gazze’den Mısır’a tahliyesi sürüyor

TC Dışişleri Bakanlığı, Gazze’den Türk ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) vatandaşlarının tahliyesine ilişkin, koşulların elvermesi halinde bugün yaklaşık 100 kişilik grubun daha Refah Sınır Kapısı’ndan Mısır’a geçmesini sağlamayı hedeflediğini bildirdi.
Ters ilişkiye ne dersiniz? beşiktaş anal escort kızlar da burada elbette.
Bakanlık kaynakları, Gazze’den yapılan tahliyelere ilişkin bilgilendirmede bulundu.

Bakanlık personelinin sabah saatlerinde Refah’a ulaştığı kaydedildi.

Bakanlık, koşulların elvermesi halinde bugün yaklaşık 100 kişilik grubun daha Refah Sınır Kapısı’ndan Mısır’a geçmesini sağlamayı hedeflediğini aktardı.

Gazze’den dün Mısır’a tahliye edilen Türkiye ve KKTC vatandaşları ile aile yakınlarının, bu akşam tarifeli Türk Hava Yolları (THY) uçuşuyla İstanbul’a gelmesinin öngörüldüğü bildirdi.

Hasipoğlu: “Başbakanın Arazi Ve Kiralama İşlemleri İle İlgili Yayınladığı Genelge Gayet Doğru”

UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, BRT’de 14.Saat programına katılarak siyasi gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Anal seks sevenler için beylikdüzü anal escort bayanlar burada ve en gerçek halleri ile…

“PARTİ MECLİSİ’NİN YENİ YILDA İLK GÜNDEMİ KURULTAY”

UBP Genel Sekreteri Hasipoğlu, “UBP özelinde 2024’te kurultayımız, 2025’te cumhurbaşkanlığı seçimimiz, 2026’da yerel seçimler, 2027’de de genel seçimler…En geç Siyasal Partiler yasasına göre bizim durumumuz özelinde Ekim 2024 kurultayımız. Bu konuda Parti Meclisine yetki verildi. Parti Meclisi Ekim 2024 de diyebilir, Eylül 2024’de diyebilir. Parti Meclisi 2024 yılı içerisinde bir tarih belirleyecek. Henüz bu gündemi alıp parti meclisinde bir toplantı olmadı. Yetki Parti Meclisi’ndedir” dedi…

“CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ GÜNDEMİMİZDE YOK”
Hasipoğlu, “Partimizde cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili herhangi bir gündem yok. Ona da günün sonunda karar verecek olan Parti Meclisi’dir. Parti Meclisi’nin ilk gündemi yeni yıl itibarı ile kurultay sürecini belirleme planı ve programı olacak.” diye konuştu.

“BAŞBAKANIN ARAZİ VE KİRALAMA İŞLEMLERİ İLE İLGİLİ YAYINLADIĞI GENELGE GAYET DOĞRU”

Arazi ve Bina Kiralama İşlemlerinin Başbakanın bilgisi ve onayı dışında işlem yapılamayacağı yönünde 8 Kasım’da yayınlanan genelgeyle ilgili bir soruya da yanıt veren Hasipoğlu, “Bakanlıklar arasında eşgüdüm olması lazım. Herkesin yaptığı her şeyden haberdar olması lazım bunu da denetleyecek olan Başbakandır. Gayet doğru bir genelge bana göre. Tarımsal amaçlı kiralamalar var. Her yıl vatandaşa kiralanıyor. Bazısının elinden alınabiliniyor….Ben hep şunu eleştiriyorum. Bu ülkede Bafra’da zamanında 16 tane yatırımcıya turistik tesis yapması için 5 yıldızlı otel için arazi tahsis edildi. Bu iş 2000’li yılların başında oldu. Şuan baktığınızda Bafra’ya 4 veya 5 tane otel yapıldı…..Eğer 15-20 yıl o araziye bir şey yapmadan tutuyorsa ve hatta dönüp hava parasına başkasına satmaya çalışıyorsa ve devletin arazisi üzerinden rant sağlama çabasında ise bu sıkıntıdır” dedi.

“MUHALEFETTEN BEKLENTİMİZ KATKI KOYMASI, YAPICI ELEŞTİRİ YAPMASI”

Bir soruya Hasipoğlu, “Tabi ki Muhalefettir. Sokağa da inecek, yargıya da gidecek. Eleştirisini yapacak ama bizim onlardan beklentimiz katkı koysunlar. Yapıcı eleştiri yapsınlar. Hani siz böyle düşünüyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz böyle olması gerekir şeklindeki bir anlayışı onlardan daha fazla bekleriz. Ama sonuçta saygı duyarız anamuhalefettir, muhalefetini de tabi yapacaktır” diye yanıt verdi.

“KAMU KAYNAKLARINI DÜŞÜNEREK, ZAMANINDA ÇIKIP AKSA’YI ELEŞTİREN BEN İDİM”

Hasipoğlu, “Ben Genel Sekreter veya milletvekili olarak halkımın cebini düşünürüm. Halkımın menfaatini düşünürüm. Bu ülkenin kamu kaynaklarını düşünürüm. Çıkıp zamanında AKSA’yi eleştiren de ben idim. İktidarda idik. Ekonomi ve Enerji Bakanı bizim partimizdendi. Çıktım söyledim. Çünkü senede 26 Milyon Dolar kira bedeli veriliyor. Şimdi eleştiriyor musunuz? Şimdi artık çünkü o 3-4 sene önce idi. O zaman o hamle yapılsaydı jenaratörler de KIB-TEK’e alınsaydı bugün farklı olurdu. Ama şuan bambaşka bir proje geldi. Bana göre bu fizibil projedir. Deniz altından kablo ile elektrik getirilmesinden bahsederiz. Bunu AKSA’da pekala yapabilir. Başka firma da yapabilir. Şuan için bizi kurtaracak olan hem finansal açıdan vatandaşın cebini olumlu etkileyecek hem de kesintisiz elektrik sağlayacak olan ve yeşil enerji sağlayacak olan….Şuan gelinen aşamada artık çıkış yolu budur. Geçmişte 4 yıl önce bu bir karar meselesi idi. Geçmişte bir pandemi vardı. Ve bir fırsat idi. AKSA ve KIB-TEK ile yapılan sözleşmede bir madde var idi. Eğer günün birinde KKTC’de bulaşıcı salgın hastalık olursa Kıb-Tek bu sözleşmeyi isterse feshedebilir. Ve AKSA’ya da bir kuruş tazminat ödemez. Böyle bir madde vardı. Ben de bu noktada AKSA’yı değil Kıb-Tek’in lehine bir yorum yaptım.”diye konuştu.

“SİZCE NİYE BÖYLE BİR AÇILIM YAPILMADI?”

UBP Genel Sekreteri Hasipoğlu, “Şimdi ben bilemem tabi. Ben yasamada olan bir vekil olarak kürsüye çıktım ve bunu konuştum. O zaman başbakan sayın Ersin Tatar. Hatta o da istedi benden bu sözleşmeyi incelememi. O zamanki koşullarda birinin bunu söylemesi lazımdı. Ben çıktım, söyledim. İktidarda olmamıza rağmen. Çünkü düşündüm, taşındım iktidarda olsak da ben sonuçta yasamanın vekiliyim. Bu noktayı yanlış gördüm için ve hukukçu kimliğimle durdum o kalın sözleşmeleri inceledim. Ve böyle bir madde buldum. Normal zamanda bunu yapamazsın. Devamlı AKSA’ya ihtiyacın var. Tüketimin az olduğu pandemi döneminde bu bir fırsattır dedim. Sadece o zaman KIB-TEK’in jenaratörleri ile bu işi döndürebilirdik…” dedi.

“KIB-TEK YÖNETİMİNE İHBAR YAZISI ÖRNEĞİ DAHİ GÖNDERMİŞTİM”

“UBP GENEL SEKRETERİ ŞAPKAM OLSA DA YİNE ÇIKAR DOĞRULARI SÖYLERİM”

Oğuzhan Hasipoğlu, “O dönem Kıb-Tek Yönetimine böyle bir şeye karar vereceklerse ihbar yazısı örneğini dahi göndermiştim. Biz çıktık artık yola kılıcı da çektik. Ama yalnız kaldık. Biraz öyle oldu. Ama kesinlikle pişman değilim. Ne yaşadıysam da sebep sonuç ilişkisinde ben her zaman vatandaşımın cebini, geleceğini düşünerek hareket ettim. Ve ona göre çıkıp konuştum. Yine aynı şekilde UBP’nin Genel Sekreteri şapkam olsa da ne ise halkın menfaatine ve hükümeti eleştirmem gerekiyorsa da yine çıkar doğruları söylerim. Ama önce kendi içimizde bunu yaparım. Zaten MYK, Grup toplantılarda yapıyoruz” şeklinde konuştu.

20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Gününde Meclis Genel Kurulu’nda Özel Oturum Yapıldı

Şehit Ertuğrul İlkokulu’ndan yaklaşık 450 öğrenci, “20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü” nedeniyle Cumhuriyet Meclisi’ni ziyaret etti. Genel Kurul’da öğrencilerin yer aldığı temsili özel oturum yapıldı.

Bayrampaşada heyecan mı arıyorsunuz? bayrampaşa bayan escort sizi bekliyor. Hazırlar.

Şehit Ertuğrul İlkokulu 3, 4 ve 5’inci sınıf öğrencileri, bando ekibinin de olduğu kortej ile Cumhuriyet Meclisi’ne gelerek,  Meclis bahçesinde toplandı.

Öğrenciler, “Çocuklar Dört Mevsim Açan Çiçekler Gibidir” yazılı pankartın yanı sıra dövizler de taşıdı.

-Töre: “Cumhuriyet en büyük bayramdır, Cumhuriyet en büyük eserimizdir”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre buradaki konuşmasına, “Cumhuriyet Meclisi’ne hepiniz hoş geldiniz” diyerek, başladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) bu Meclis’te ilan edildiğini dile getiren Töre, Cumhuriyet ilan edildiğinde, liderler Dr. Fazıl Küçük, Rauf Raif Denktaş ve Osman Örek’in halkı selamladığını, Cumhuriyetin ilanını dünyaya duyurduklarını anlattı.

“Cumhuriyet en büyük bayramdır, Cumhuriyet en büyük eserimizdir” diyen Töre, Atatürk’ün, “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak olan sizlersiniz” ifadesinin, Kıbrıs Türk gençliği ve çocukları için de geçerli olduğunu vurguladı. Töre, Atatürk’ün, “Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler başaracaktır” sözüne de dikkat çekti.

Kıbrıs Türk halkının bugünlere gelene kadar çok çileler çektiğini belirten Meclis Başkanı Töre, “Ama bugün özgürüz, Cumhuriyet sahibiyiz, Türk askeri var, mücahitler var. Geleceğe güvenle bakıyoruz” dedi.

Gazze’de yaşananlara değinen Töre, “Dünya sessiz izliyor. Birleşmiş Milletler izlemede kalıyor, ateşkes bile sağlayamıyor” eleştirisinde bulundu.

“Bizim kurtarıcımız anavatan Türkiye’dir. Türk ordusudur” diyen Töre, bu nedenle göndere Türk bayrağı ve KKTC bayrağı çektiklerinin altını çizdi. Töre, “Bu bayrakları hiç kimse indiremeyecek, bu bayraklar gönderde dalgalanacak” vurgusu yaptı.

“Şair ne dedi, ‘Göndere çekilen bayraklar bir daha inmez’” diye konuşan Töre, Kıbrıs Türk halkı, gençleri ve çocuklarının ay yıldızlı bayraklara sahip çıkacağını ve Cumhuriyetin devam edeceğini kaydetti.

“Cumhur” kelimesinin “halkın seçtiği kişi” anlamına geldiğini ifade eden Töre, Meclis’teki milletvekillerinin de halkın seçtiği milletvekilleri olduğunu söyledi.

“Cumhuriyeti yaşatmak sizlerin görevi olacaktır” vurgusu yapan Zorlu Töre, “Yaşasın Cumhuriyet, Cumhuriyet yaşasın” diyerek, konuşmasını tamamladı.

Töre’nin konuşmasının ardından öğrenciler Mustafa Türk ve Belinay Rana Ekşi, “Türk Çocuğunun Andı” ve “Dünya Çocuk Hakları Andını” okudu.

-Genel Kurul’da “20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü” nedeniyle özel oturum yapıldı

Toplu fotoğraf çekimi sonrasında öğrencilerin bir bölümü Genel Kurul Salonu’na geçti ve burada “20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü” nedeniyle özel oturum yapıldı. Oturuma, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre ile Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekilleri Hasan Küçük ve Alişan Şan da katıldı.

Oturum, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Aren Toptancı’nın başkanlık ettiği Genel Kurul’da konuşmacılar Osman Özkaramanlı ve Lavin Duran, “Çocuk Hakları Bildirgesini” okudu.

Ayşe Örsdemir tarafından “Benim İki Bayrağım Var” şiirinin okunmasının ardından oturum tamamlandı.

-Töre

Oturum öncesinde öğrencilere hitap eden Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, gelecekte öğrenciler arasından milletvekili olacak kişilerin yeni Meclis binasında görev yapacağını belirterek, yeni Meclis binası ve Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesini Türkiye Cumhuriyeti’nin hediye olarak yaptığını söyledi.

Türkiye’ye daima teşekkür ettiklerini dile getiren Töre, “Çünkü Türkiye’siz olamayız, KKTC olmadan olamayız. Cumhuriyetlerimiz çok yaşasın, anavatan çok yaşasın” diye konuştu.

Atatürk’ün, “Bağımsızlık benim karakterimdir. Egemenlik kayıtsız, şartsız ulusundur” dediğine işaret eden Töre, “Biz de bağımsızlığımızdan asla taviz vermeyiz” dedi.

Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene” ifadesine de dikkat çeken Meclis Başkanı Töre, Kıbrıs Türk halkının ve Türk milletinin mensupları olduklarını ifade etti. Atatürk’ün açtığı yolda ilerleyeceklerini vurgulayan Töre, “Atatürk’ün fikirleri hepimize ışık tutuyor” vurgusu yaptı.

-Küçük

UBP Milletvekili Hasan Küçük de, bugünün çok anlamlı bir gün olduğunu belirterek, “Bizim için çok güzel bir sürpriz oldu” dedi.

Küçük, sözde değil özde geleceği emanet edecekleri çocuklar için yüce Meclis’te var güçleriyle çalıştıklarını belirtti.

-Şan

UBP Milletvekili Alişan Şan da, öğrencileri ve öğretmenleri Meclis’te görmekten büyük bir mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Günün bu saatinde sizleri görmek gerçekten bize enerji verdi” diye konuştu. Gelecekte öğrencilerin arasında milletvekili olacak kişiler çıkacağını belirterek, “İyi ki varsınız çocuklar” dedi.

“Bugün burada olmamızı sağlayan KKTC’dir, devletimizdir” diyen Şan, devlete sıkı sıkı, dört elle sarılmak gerektiğini söyledi. Gazze’de yaşananlara değinen Şan, anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’taki varlığının önemine vurgu yaptı.

Türk ulusunun ayrılmaz bir parçası olduklarını vurgulayan Şan, “‘Ne mutlu Türküm diyene’ sözünün bir öznesiyiz, parçasıyız” dedi.

Fidan: Kıbrıs’ta bir müzakere olacaksa bu iki toplum arasında değil iki devlet arasında olacak

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kıbrıs’ta çözümün anahtarının “Kıbrıs Türk halkının özden gelen hakları olan egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi” olduğunu söyledi.

Fidan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlarının 2024 yılı bütçesinin sunumunu yaptı.

Fidan, Kıbrıs meselesinin ortaya çıkmasının 60. yılında olduklarını belirterek, “Meselenin adadaki gerçekler temelinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözüme kavuşturulmasının anahtarı Kıbrıs Türk halkının özden gelen hakları olan egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesidir. Şayet bir müzakere olacaksa bu iki toplum arasında değil iki devlet arasında olacak, müzakere masasına oturmadan önce iki tarafın da statüleri eşitlenecektir.” değerlendirmesini yaptı.

Dışişleri bakanı Fidan, Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’de hak ve çıkarlarını hassasiyetle korumayı sürdüreceklerine dikkati çekerek, Yunanistan’la ilişkileri, olumlu gündem temelinde samimi ve yapıcı bir diyalogla ilerletmeyi arzuladıklarını dile getirdi.

Fidan, “Yunanistan’la ilişkilerimiz son dönemde karşılıklı sergilenen dayanışma diplomasisinin de yardımıyla olumlu yönde evrilmektedir.” dedi.

Yıl içinde yaptıkları üst düzey görüşmelerde pozitif gündemin geliştirilmesine yönelik çabaları yoğunlaştırarak mevcut diyalog mekanizmalarını yeniden canlandırdıklarını kaydeden Fidan, 7 Aralık’ta Atina’da düzenlenmesi kararlaştırılan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi 5. Toplantısı için hazırlıkları sürdürdüklerini söyledi.

– Avrupa Birliği

Bakan Fidan, Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin somut ve olumlu gündem temelinde ilerletilmesinin önemini vurgulayarak, Türkiye’nin, AB üyeliği hedefine bağlılığını koruduğunu, her alanda işbirliği ve diyaloğu geliştirmek için yapıcı politikalar izlemeye devam ettiğini söyledi.

AB’nin zaman zaman stratejik vizyon sergilemekten uzak olduğunu son olarak AB Komisyonunun 2023 Türkiye Raporu örneğinde gördüklerini aktaran Fidan, “Karşı karşıya olduğumuz meydan okumalar, Türkiye-AB ilişkilerinin bazı üye ülkelerin dar görüşlü çıkar arayışlarına indirgenemeyecek kadar stratejik olduğunu göstermektedir. AB’den temel beklentimiz, aramızdaki işbirliğine ve somut üyelik sürecimize yeniden ivme kazandıracak somut ve anlamlı adımlar atmasıdır.” diye konuştu.

Türkiye’nin bölgesel krizlerin ortasında istikrar ve refah aktörü olarak ağırlığı ve rolünün belli olduğunu dile getiren Fidan, AB’nin katılım süreci de dahil tüm stratejilerinde bu rolü hesaba katmasının hem Türkiye hem AB için kazanç olacağını ifade etti.

Erdoğan: “Zaman, Kıbrıs Türklerini Cezalandıran Ab Ne Kadar Büyük Bir Yanlış Yaptığını İspat Edecektir”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Zaman, verdiği sözlerin hilafına davranarak Kıbrıs Türklerini cezalandıran Avrupa Birliği’nin ne kadar büyük bir yanlış yaptığını ispat edecektir. Maruz kaldığımız onca haksızlığa rağmen adil ve kalıcı çözüm irademizi muhafaza ediyoruz. Bunun yolunun da Kıbrıs Türklerinin eşit egemenliğinin ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesinden geçtiği kanaatindeyiz” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu.

Açıklamasında, Kazakistan’ın ev sahipliğinde “Türk Devri” temasıyla Astana’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı’nın 10’uncu Zirvesi’nde Türk dünyası olarak birliği, beraberliği, dayanışmayı bir kez daha perçinlediklerinin altını çizen Erdoğan, teşkilatın hem üye sayısı hem işbirliği alanı hem de kurumsallaşma açısından kat ettiği mesafeden memnuniyet duyduklarını söyledi.

Erdoğan, Gaspıralı İsmail Bey’in 1,5 asır önce hayalini kurduğu “dilde, fikirde, işte birlik idealine” adım adım yaklaştıklarını ifade etti.

– ” Attığımız adımlarla anavatanla yavru vatan arasındaki ekonomik, ticari ve beşeri bağların daha da kuvvetlenmesini sağlıyoruz”

Macaristan’ın ardından geçen yıl KKTC’nin anayasal ismiyle teşkilata gözlemci üye olmasının tarihi bir adım olduğuna işaret eden Erdoğan, böylece Kıbrıs Türküne uygulanan tecridin kırılması yanında Türk dünyasının Kıbrıs halkına olan desteğini de ortaya koyduklarını dile getirdi.

Erdoğan, geçen hafta 40’ıncı kuruluş yıl dönümünü gururla kutlayan KKTC’nin 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı’nı tebrik ederek, şunları kaydetti:

“Ömrünü Kıbrıs davasına vakfeden Doktor Fazıl Küçük’ü, Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Enerjiden güvenliğe, savunmadan altyapı yatırımlarına kadar her alanda attığımız adımlarla anavatanla yavru vatan arasındaki ekonomik, ticari ve beşeri bağların daha da kuvvetlenmesini sağlıyoruz.

Son olarak 4 ay önce 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nda, Ercan Havalimanı’nın Yeni Terminal Binası ve pistinin açılışını gerçekleştirdik. İnşallah çok daha fazlasını başaracağız. Zaman, verdiği sözlerin hilafına davranarak Kıbrıs Türklerini cezalandıran Avrupa Birliği’nin ne kadar büyük bir yanlış yaptığını ispat edecektir. Maruz kaldığımız onca haksızlığa rağmen adil ve kalıcı çözüm irademizi muhafaza ediyoruz. Bunun yolunun da Kıbrıs Türklerinin eşit egemenliğinin ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesinden geçtiği kanaatindeyiz.”

– “Kıbrıs Türkü’nü ambargolarla halkı davalarından döndürmeye çalışanlar, Kafkasya’da yeni oyunlar peşinde”

Kıbrıs Türkünü ambargolarla haklı davalarından döndürmeye çalışanların, Kafkasya’da yeni oyunlar peşinde koştuğuna dikkati çeken Erdoğan, “Kimi Batılı güçler Karabağ Savaşı ile birlikte bölgemizde artık yepyeni bir dönemin başladığını halen idrak edemiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti:

“Ermenistan’ı yıllarca kışkırtarak bu coğrafyada yaşayan tüm insanların acıları, sıkıntıları ve kavgaları üzerinden kendilerine rant devşirenler, aslında en büyük zararı Ermenilere verdiler. Gerçekleşmesi mümkün olmayan ham hayalleri körükleyerek Ermenileri istismar ettiler, kullandılar, güvensizliğe mahkum ettiler. Bu gerçeği artık Ermenistan’ın da görmesi ve kabullenmesi gerekiyor. Ermeni halkı ve yöneticilerinin güvenliği binlerce kilometre ötede değil, komşularıyla barışta ve işbirliğinde aramaları daha doğru olacaktır. Batılı ülkeler tarafından gönderilen hiçbir silah ve mühimmat, kalıcı barış ortamının sağlayacağı huzurun yerini tutamaz. Ermenilerin 30 yıl sonra ortaya çıkan barış fırsatını yine farklı hülyalara kapılarak boşa harcamamaları en büyük temennimizdir. Buradan bir kez daha Ermenistan’a, Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzattığı barış elini tutması çağrısında bulunuyorum. Türkiye olarak bizim de Azerbaycan ile işbirliği içinde sürecin başarısı için gerekli adımları atmaya hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.”

Gazze’de Bulunan KKTC Vatandaşları Tahliye Edildi

Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Filistin arasında çatışmaların başlamasıyla birlikte bölgede ikamet eden ve bölgeden ayrılmak isteyen toplam 7 KKTC vatandaşının İstanbul’a ulaştığını duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Filistin arasında çatışmaların başlamasıyla birlikte, kalıcı veya geçici olarak bölgede ikamet eden ve bölgeden ayrılmak isteyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarından toplamda 7 kişinin İstanbul’a ulaştığını duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan tam açıklama şu şekilde:

“İsrail ile Filistin arasında çatışmaların başlamasıyla birlikte, kalıcı veya geçici olarak bölgede ikamet eden ve bölgeden ayrılmak isteyen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları ile ailelerinin bölgeden güvenli tahliyesi için devam eden çalışmalarımız çerçevesinde, 18 Kasım 2023 tarihinde, Refah Sınır Kapısı’ndan Mısır’a tahliye edilen toplam 7 KKTC vatandaşı, Kahire üzerinden dün (19 Kasım) İstanbul’a ulaşmıştır.

19 Kasım 2023 tarihinde ise Refah Sınır Kapısı’ndan Mısır’a tahliye edilen toplam 27 KKTC vatandaşının bu akşam Kahire üzerinden İstanbul’a ulaşması beklenmektedir. Çatışma bölgelerinde bulunan vatandaşlarımızdan geriye kalanların, güvenli bir şekilde ve en kısa sürede bölgeden tahliye edilmesini teminen Türkiye Cumhuriyeti makamları ile koordinasyon ve işbirliğimiz devam etmektedir.”

Yunanistan’da Kovid-19 kaynaklı ölüm oranında artış

Yunanistan’da havaların soğumasıyla Kovid-19 vakalarına bağlı ölümlerde artış yaşandığı bildirildi.

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Theodoros Vasilakopulos, Yunan Radyo ve Televizyon Kurumu ERT’ye yaptığı açıklamada, Kovid-19 nedeniyle ölüm oranlarının “çok yüksek” olduğunu belirterek, virüse karşı aşılanmanın önemini vurguladı.

Vasilakopulos, “Koronavirüsten kaynaklı ölü sayısının haftada ortalama 50 olması çok yüksek bir rakam. Yapılması gereken, ülkemizde var olan varyantları çok iyi önleyen aşıları yaptırmamız ve belirti olduğunda da test sayısını artırmamız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Vasilakopulos, özellikle yaşlı ve yüksek risk grubunda bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu.

“30. EURHODIP Konferansı” DAÜ’de düzenlendi

Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Turizm Fakültesi, 30. Avrupa Otelcilik ve Turizm Okulları Birliği (EURHODIP) Konferansı’na ev sahipliği yaptı.

DAÜ’den yapılan açıklamaya göre “Turizm ve Gastronomide Sürdürülebilirlik ve Yenilik” temasıyla gerçekleşen konferans boyunca, Yiyecek ve İçecek İşletmeciliği, Turizm İşletmeciliği, Pazarlama İşletmeciliği ve Mutfak Sanatları olmak üzere dört farklı kategoride öğrenci yarışma ve etkinlik düzenlendi

Turizm ve konaklama endüstrisinden konuşmacılar ve konuklar, araştırmacılar, turizm eğitimcileri, öğrenciler ile endüstri profesyonelleri konferans süresince bir araya gelerek deneyimlerini paylaştılar.

EURHODIP Yürütme Kurulu, Yönetim Kurulu ve Genel Kurul toplantıları da konferans kapsamında gerçekleştirildi. Konferansın içeriğine katkıda bulunan konuşmacılar arasında Pascal Strauss, Prof. Dr. Beverley Wilson-Wünsch, Prof. Dr. Gabriel Laeis ve Prof. Dr. Babak Taheri gibi alanında uzman isimler yer aldı.

  1. EURHODIP Konferansı’nda 9 bildiri sunulurken, odak noktası olan “Turizm ve Gastronomide Sürdürülebilirlik ve Yenilik” teması, sektördeki son gelişmeleri ve geleceğe yönelik vizyonları tartışma fırsatı sağladı.

DAÜ Turizm Fakültesi Dekanı Ali Öztüren, konferans ile ilgili açıklamasında EURHODIP’in tam üyesi olarak, bu yılki konferansa ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını belirtti.

Öztüren, etkinlik boyunca turizm ve konaklama endüstrisi alanındaki en güncel bilgilerin paylaşıldığını ve gelecek projelere ilişkin tartışmaların yapıldığını, sektördeki bağların güçlenmesini amaçlayarak bir araya gelen birçok kişiye ev sahipliği yapmanın başarı olduğunu söyledi.

Haftasonu sağanak yağmur bekleniyor

Meteoroloji Dairesi, hafta içi yağmur beklenmediğini ancak cumartesi itibarıyla havanın sağanak yağmurlu olacağını duyurdu.

Meteoroloji Dairesi’nin 21-27 Kasım tarihlerini kapsayan raporuna göre, hava sıcaklığı iç kesimlerde ve sahillerde 21 – 24 derece dolaylarında seyredecek.

Alçak basınç sistemi ile serin ve nemli hava kütlesinin etkisi altında olacak bölgede rüzgar ise kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli olarak esecek.

Komisyon, Kıbrıs’ta Yeşil Hat ticaretini artırmak için yeni bir “AB One Stop Shop” açtı

Avrupa Komisyonu’nun bugün, Kıbrıs’ta Yeşil Hat üzerinden hâlihazırda ticaret yapan ya da yapmak isteyen işletmelere ve kişilere bilgi ve teknik yardım sağlamak üzere tasarlanan ‘Yeşil Hat Ticaretini ve İşletmeleri Destekleyen yeni AB One Stop Shop’ servisini Lefkoşa’da açtığı bildirildi.

Komisyon’dan yapılan açıklamaya göre, ‘One Stop Shop’ hem Kıbrıslı Rum hem de Kıbrıslı Türk üretici ve tüccarlara Yeşil Hat ticaretine ilişkin prosedürler hakkında ve Kıbrıs Türk ürünlerinin AB pazarına sunulurken uyulması gereken AB standartları ve gereklilikleri hakkında bilgi sağlayacak.

One Stop Shop, Yunanca, Türkçe ve İngilizce bilen uzmanlar istihdam edecek ve üç dilli yeni bir web sitesi sunacak. Ayrıca üreticilere ve tüccarlara yönelik ağ oluşturma etkinlikleri düzenleyecek.

Uyum ve Reformlardan sorumlu Komisyon Üyesi Elisa Ferreira, “Yeşil Hat ticaretinin artırılması Komisyon’un Kıbrıs’taki temel önceliklerinden birisidir. Yeşil Hat ticareti, insanları ve işletmeleri bir araya getirerek her iki toplumdan işletmeler için önemli ekonomik fırsatlar sunmaktadır. Karşılıklı ticareti teşvik etmek suretiyle, iki toplum arasında güven ve anlayışın oluşmasına katkı sağlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.

‘One Stop Shop’un Kıbrıs’ın yeniden birleşmesini kolaylaştırmayı amaçlayan Kıbrıs Türk toplumuna yönelik AB Yardım Programı altında finanse edildiği, AB’nin 2006 yılından bu yana yardım programına 688 milyon Euro tahsis ettiği kaydedildi.

Yeni hizmetle ilgili sorular için [email protected] ile iletişime geçilebilir.

“Bekir Kara 19. Tiyatro Günleri” başladı

Güzelyurt Belediyesi’nin geleneksel olarak düzenlediği ve bu yıl Kasım 2023- Mart 2024 tarihleri arasında gerçekleşecek “Bekir Kara 19. Tiyatro Günleri” perdelerini açtı.

Güzelyurt Belediyesi’nden verilen bilgiye göre, Tiyatro Günleri Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu “İstibdat Kumpanyası” adlı oyunuyla hafta sonu başladı.

Güzelyurt AKM’de gerçekleşen oyunu Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, Belediye Meclis üyeleri ve sanatseverler izledi.

Uğur Saatçi’nin yazdığı, İlter Şen’in yönettiği oyunda Padişah Sultan Abdülhamit Han’ı tahtından indirmeyi düşünen Şeref Paşa’nın, tiyatroyu araç olarak kullanması anlatılıyor.

Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, oyunun sonunda Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Önder Özcan’a gecenin anısına plaket takdim etti.

Dinçyürek tüm sağlık merkezlerinde kanal tedavisi yapılabildiğini söyledi

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Diş Hekimliği Haftası nedeniyle Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası Başkanı Halil Bakkaloğlu ve bazı Oda yetkililerini kabul etti.

Sağlık Bakanlığından verilen bilgiye göre, Bakan Dinçyürek, kabulde yaptığı konuşmasında, tüm diş hekimlerinin Diş Hekimliği haftasını kutladı.

Dinçyürek, yetkin olmayan kişiler tarafından işlem ve tedavi yapılmasının son derece tehlikeli ve gayri yasal olduğunu, Tabipler Birliği ile daha önce yaptığı görüşmede bu konuyu masaya yatırdıklarını kaydetti. Bakan Dinçyürek, bu konuda bakanlık olarak ortak hareket etmeye hazır olduklarını söyledi.

Diş Hekimliğinin hızlı bir değişime uğradığını belirten Bakan Dinçyürek,  teknolojik gelişimden mesleğin nasibini aldığını, kamuda ve özelde diş sağlığı hizmetlerinin daha etkin yapılması konusunda işbirliğine açık olduklarını belirtti.

Dinçyürek, ada genelinde birinci basamak sağlık merkezlerinin neredeyse tamamında diş hekimi ve ünitelerinin mevcut olduğunu, yaptığı ziyaretlerde bazı eksiklikleri yerinde tespit ettiğini, şu anda tüm sağlık merkezlerinde kanal tedavisi dahil olmak üzere gerekli tüm eksikliklerin tamamlandığını vurguladı.

Diş hekimlerinin mesleklerini icra ederken daha etkin olmaları, hastaların daha verimli hizmet olması için her zaman işbirliğine hazır olduğunu bir kez daha dile getiren Bakan Dinçyürek, ortak paydanın insana hizmet olduğunu ifade etti.

-Bakkaloğlu

Oda Başkanı Halil Bakkaloğlu, Sağlık Bakanlığı ile Diş Tabipleri Odası olarak işbirliği konusunda istişare etmek istediklerini söyledi.

Girne’de uyuşturucu suçundan 6 kişi tutuklandı

 Girne’de, bir araçta ve evde uyuşturucu ile satışından elde edilen para ele geçiren polis, toplam 6 kişiyi tutukladı. 

Polis Basın Subaylığı’ndan yapılan açıklamaya göre, dün İslambey Sokak üzerinde, devriye halindeki trafik ekipleri tarafından M.F.M.(E-25) yönetimindeki araç kontrol maksatlı durduruldu.

Araç sürücüsü M.F.M.(E-25) ile araçta yolcu olarak bulunan A.D.(E-24) ve M.D.’nin (E-25) şüpheli hareketleri üzerine, söz konusu şahısların üzerlerinde ve araçta yapılan aramada toplam 2 gram ağırlığında hintkeneviri türü uyuşturucu olduğuna inanılan madde bulunarak, emare olarak alınırken bahse konu şahıslar tutuklandı.

Narkotik ve Kaçakçılığı Önleme Müdürlüğü ekipleri tarafından yürütülen ileri soruşturmada mesele ile bağlantısı olduğu tespit edilen T.S.A.(K-31), C.C.A.(K-22) ve O.A.A.’nın (E-29) bulundukları evde  yapılan aramada ise yaklaşık 62 gram ağırlığında hintkeneviri türü uyuşturucu olduğuna inanılan madde ve uyuşturucu satışından temin edildiğine inanılan 69 bin 40 TL, 2 bin 711 Dolar, bin 190 Sterlin ve 20 Euro nakit para bulunarak emare olarak alındı.

Bahse konu şahıslar da tutuklandı.

Berova, Sağlık Dernekleri Platformu’nu Kabul Etti

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Sağlık Dernekleri Platformu’nu kabul etti.

Görüşmede; Kıbrıs Türk Ortopedik Özürlüler Derneği, Thalassaemia Derneği, Kıbrıs Türk MS Derneği, Diyaliz ve Böbrek Hastaları Derneği, Kıbrıs İşitme Konuşma Engelliler Vakfı, Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı, Alzheimer Hastaları Derneği ile Evrensel Hasta Hakları Derneği Başkan ve temsilcileri yer aldı.

VAROĞLU
Kabulde söz alan Sağlık Dernekleri Platformu Dönem Başkanı Ahmet Varoğlu, var olan hasta sorunlarına çözüm arayışı ve ortak çalışmalar yapmak için 11 örgütün bir çatı altında araya gelerek birleştiğini söyledi.

Platform içinde yer alan sivil toplum örgütlerinin sıkıntı ve beklentilerini de dile getiren Varoğlu, özellikle hastaların, büyüyen ilaç ve tıbbi malzeme eksikliklerinden endişe duyduğunu belirterek “Sizde bir doktor olarak bilirsiniz ki, hastalarımız için ilaç ve tıbbi malzemeler hayati önem taşıyor. Ve erişemediğimiz ilaçlar mevcut. Yapısal yanlışlardan dolayı mağdur olan hastalarımız var. Hekim kimliğinizi de göz önünde bulundurarak duyarlı bir Bakan olmanız hasebiyle, sesimize yanıt vereceğinize inanıyoruz” dedi.

Sağlık Dernekleri Platformu Dönem Başkanı Varoğlu’nun konuşmasının ardından görüşmede yer alan temsilcilerde söz alarak, sıkıntılarını dile getirdi.

İlaç sıkıntısının yanı sıra, tıbbi malzemeye ulaşımında karşılaşılan zorluklar, hastalık ve risk gruplarını belirlemede ayrıca hastalıkların bir kısmını oluşmadan engelleyebilecek istatistiksel verinin olmayışı ve özel gereksinimli bireylerin erişim, ulaşım ve istihdam konuları da gündeme taşındı.

BEROVA: “BU SESİ DUYMAMAK MÜMKÜN DEĞİL”
Platform üyelerinin konuşmalarını not alarak dinleyen Maliye Bakanı Özdemir Berova daha sonra açıklamalarda bulundu. “Elbette çeşitli sivil toplum örgütleri bir araya gelerek dertleri ortaklaştırması ve sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapması oldukça önemli. Ve bu sesi duymamak da mümkün değil” dedi.

Maliye Bakanı Berova, ilaçla ilgili geçmişte çok ciddi sıkıntılar yaşadıklarını, pandemi, akabinde gelen deprem felaketi, dünyadaki savaşlar ve ekonomik sıkıntıların tümünün süreci tetiklediğini ancak sıkıntının giderilmesi için hükümetin çeşitli önlemler aldığını, 2024 Bütçe kalemleri içerinde de en çok arttırılan kalemin bu yönde olduğuna dikkat çekti.

İlaca ulaşım konusunda bazı ilaçlarda sıkıntının küresel olduğuna da işaret eden Maliye Bakanı Berova şöyle konuştu; “İlaca ulaşım sorunu ciddi bir sorundur ve şuan için sadece ülkemizin yaşadığı sorun da değildir. Dünyada bu konuda sıkıntılar mevcut. Tek sorun para da değil. Dünya’nın geçirdiği bu pandemik süreç içerisinde ilaç üretimlerinde de ciddi sıkıntılar oluştu. Bazı ilaçlara ulaşım konusunda bizlerde zorluk yaşıyoruz.”

Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı, Gazimağusa Belediyesi’nde tatbikat yaptı

Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Gazimağusa Bölge Müdürlüğü, “Yerinde Tatbikat ve Uygulama Eğitim” çalışması kapsamında Gazimağusa Belediyesinde deprem tahliyesi ve yangın tatbikatı yaptı.

Gazimağusa Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, Sivil Savunma’nın her yıl düzenli olarak yaptığı daire müessese eğitimi kapsamında afet ve acil durumlarla ilgili personelin nasıl davranacağı konusunda ayrıca bilgilendirme toplantısı yapıldı.

Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı Gazimağusa Bölge Müdürlüğü Eğitimcileri Hasan Özboltaşlı ve Osman Demirli’nin hem teorik bilgiler aktardığı, hem de uygulamalı olarak yönettiği tatbikat, Belediye binasının içerisinden yaralı kurtarma ile dam üzerinde mahsur kalan birinin Sivil Savunma tarafından halatla tahliyesi olmak üzere 2 aşamada gerçekleşti.

– Uluçay, Sivil Savunma ekibinin ülkenin gururu olduğunu kaydetti

Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay ve Gazimağusa Kaymakamı Özden Keser de bilgilendirme toplantısına katıldı.

Başkan Uluçay, İsias Otel enkazında görev yapan Sivil Savunma ekibinin bölgeye ilk giden ekiplerden olduğunu ifade ederek, orada gösterdiği çaba ve çalışmalardan dolayı Sivil Savunma ekibinin ülkenin gururu olduğunu söyledi.

Eğitimcilerden Hasan Özboltaşlı da bilgilendirme toplantısında, ülkenin deprem kuşağında bulunduğunu, depreme dayanıklı yapılar yapılması gerektiğini, halkın  ev ve apartmanları zemine uygun sağlamlıkta yapması gerektiğini belirtti.

Özboltaşlı, ayrıca ev içerisinde yüksek ve ağır olup devrildiğinde insana zarar verebilecek eşyaların sabitlenmesi gerektiğini, yatakların cam kenarında olmaması gerektiğini ya da camın kırıldığında insana zarar vermemesi için kalın perdelerin olması gerektiğini ifade etti.

– Eğitmen Özboltaşlı, yaşam üçgeninin önemine dikkat çekti

Deprem başladığında müstakil evde oturanların 10 saniyede evden çıkma şansı varsa çıkmasının, yüksek binalarda oturanların sağlam eşyaların yanında çök kapan tutun hareketini yaparak kendisine yaşam üçgeni yaratmasının önemine dikkat çekti.

Özboltaşlı, deprem konusunda yakın zamanda ülke olarak çok büyük acı yaşadıklarını, Türkiye’de İsias Otel’de kurtarma çalışmasına katıldıklarını ve zor koşullarda çalıştıklarını, bu gibi durumlara hazırlıklı olunması gerektiğini belirtti.

Sosyal Hizmetler Dairesi’nden çocuk hakları farkındalık etkinliği

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Sosyal Hizmetler Dairesi görevlileri, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları günü dolayısıyla, bugün Atatürk İlkokulu’ndaki çocuklara çocuk hakları konusunda farkındalığı arttırmak amacıyla sunum yaptı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan verilen bilgiye göre, çocuk haklarının anlatıldığı etkinlikte, çocuklara yasal hakları ve bu haklarının hangi durumlarda ihlal edildiği, gerçek hayatta karşılaşabilecekleri durumlarda nasıl davranacakları, sosyal hizmet uzmanları tarafından aktarıldı.

Komitede bugün iki bakanlığın bütçeleri görüşülüyor

Bütçe görüşmelerinin bugünkü gündeminde iki bakanlık ve bu bakanlıklara bağlı kuruluşların bütçeleri yer alıyor.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Serbest Liman ve Bölge’nin bütçesi yanında Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu bütçeleri de bugünkü gündemde yer alıyor.

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi, bugünkü toplantısına saat 10.00 civarında başladı.

Avustralya’da Filistin’e destek gösterileri düzenlendi

Avustralya’nın Melbourne, Sydney, Adelaide ve Brisbane kentlerinde on binlerce kişi, Filistin’e destek gösterilerine katılarak, “ateşkes” çağrısı yaptı.

ABC News’un haberine göre, Filistin’e destek için gösterilere katılan binlerce kişi, Melbourne kentindeki Victoria Devlet Kütüphanesi’nden, parlamento binasına yürüdü.

Gazze’de “ateşkes çağrısı” mesajları içeren pankartlar taşıyan göstericiler, “Albanese saklanamazsın. Soykırımı destekliyorsun.” sloganlarıyla Avustralya Başbakanı Anthony Albanese’i de eleştirdi.

Protestolara, ABD’ye ait gizli belgeleri açıklamakla suçlanan Wikileaks internet sitesinin kurucusu ve Avustralya vatandaşı Julian Assange’ın babası John Shipton da katıldı.

Shipton, kalabalığa seslendiği konuşmada Filistin’e desteğini belirterek, “Orta Doğu’nun, Batı Asya’nın üzerinde yas ve öfke bulutu, bir fırtına bulutu var.” dedi.

Öte yandan, Yeni Güney Galler Eyaletinin Sydney kentindeki Hyde Park’ta toplanarak, “Şimdi ateşkes” ve “Soykırımı durdurun” yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, daha sonra İsrail’in Gazze’ye saldırılarında yaşamını yitiren çocukların isimlerini okudu.

Güney Avustralya eyaletinin Adelaide kentinde ise göstericiler, Güney Avustralya Parlamentosu önünde toplanarak ateşkes çağrısında bulundu.

Göstericilerden biri, “Lütfen ateşkes yapın. Lütfen, doğum belgesinden önce ölüm belgesi verilen bebekleri kurtarın.” diye konuştu.

Queensland eyaletinin Brisbane kentinde de yaklaşık 1000 kişi Filistin’e destek vermek amacıyla toplandı.

-İsrail’in Gazze’yi işgalinde son durum

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, 7 Ekim sabahı, İsrail’in “Filistinlilere ve başta Mescid-i Aksa olmak üzere kutsal değerlerine yönelik sürekli ihlallerine karşılık verme” gerekçesiyle kapsamlı saldırı düzenlerken, İsrail ordusu da Gazze Şeridi’ne yoğun hava bombardımanı başlattı.

İsrail’de 7 Ekim’deki saldırılarda 310’dan fazlası asker olmak üzere 1200 İsraillinin öldüğü, 5 bin 132 kişinin yaralandığı duyuruldu.

İsrail ordusuna göre, 7 Ekim’den bu yana 65’i Gazze içerisindeki çatışmalarda 6’sı da Lübnan sınırında olmak üzere 385 İsrail askeri öldürüldü.

İsrail’e göre, Kassam Tugayları’nın elinde 239 İsrailli esir bulunuyor.

Gazze’deki hükümete göre, 7 Ekim’den bu yana İsrail saldırılarında Gazze Şeridi’nde en az 5 bin 500’ü çocuk ve 3 bin 500’ü kadın olmak üzere 13 bin kişi öldürüldü.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te de 7 Ekim’den bu yana İsrail güçleri ve Yahudi yerleşimcilerin saldırılarında 214 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail ordusu, Gazze’de on binlerce yaralı ile sivilin sığındığı onlarca hastaneyi zorla tahliye ettirmek için yerleşkelerini ya da ana binalarını vurdu. İşgal sırasında bazı hastaneleri bastı. Saldırılarda yüzlerce kişi öldü ve yaralandı.

İsrail ordusu ile Hizbullah arasında 8 Ekim’den bu yana sınırda yaşanan çatışmalarda 76 Hizbullah mensubu ve 6 İsrail askeri öldü.

Sibel Tatar, Dünya Çocuk Hakları günü nedenİyle mesaj yayınladı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın eşi Sibel Tatar, herkesin ortak amacının; dini, dili, ırkı ve taabiyeti ne olursa olsun tüm insanların ve özellikle de en savunmasız ve korunmaya muhtaç çocukların yaşamlarını sağlıklı, mutlu, huzur içinde ve güvende geçirmelerini sağlamak olması gerektiğini vurguladı.

Sibel Tatar, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları gününün, dünya genelinde çocukların haklarına ve refahına vurgu yapmak amacıyla her yıl kutlanan bugünün çocukların seslerini duyurmayı ve haklarını korumayı amaçladığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın eşi Sibel Tatar, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları günü nedeniyle bir mesaj yayınladı

Sibel Tatar mesajı şöyle:

“20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü, Birleşmiş Milletler tarafından 20 Kasım 1989 yılında kabul edilen ve 193 ülke tarafından onaylanmış olan Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin yıldönümü olarak her yıl bu tarihte kutlanmaktadır. Ülkemizde ise bu sözleşme 12 Mart 1996 tarihinde meclisimiz tarafından onaylanarak kabul edilmiştir. Bu günün amacı çocuk haklarına dikkat çekmek ve bu haklara ulaşamayan çocuklar için farkındalık oluşturmaktır.

Dünya genelinde çocukların haklarına ve refahına vurgu yapmak amacıyla her yıl kutlanan bu gün çocukların seslerini duyurmayı ve haklarını korumayı amaçlayan bir günüdür.

18 yaşın altındaki her bireyi çocuk olarak tanımlayan Sözleşme’de en temel değerler, ayrım gözetmeme, çocuğun yararının gözetilmesi, yaşama ve gelişme hakları ve son olarak da katılım hakkı olarak yer almaktadır.

Çocuk hakları, kanunen veya ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu; eğitim, sağlık, yaşama, barınma; fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel bir kavramdır.

Dünya Çocuk Hakları Günü, çocuk haklarına dikkat çekmek ve toplumu bu hakları korumak ve desteklemek için bilinçlendirmek amacıyla çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Bu etkinlikler; okul projeleri, seminerler, konferanslar, kampanyalar ve çocuklara yönelik diğer etkinliklerden oluşabilir. Bu sözleşme çocukların haklarını korumakta ve çocukların istismar, ayrımcılık ve şiddete karşı korunmasını sağlamaktadır.

Çocuk hakları da insan hakları ile birlikte ele alınması gereken bir konudur. Bugün, dünyanın birçok yerinde var olan insan hakları ihlalleri, çocuk boyutunda daha geniş kapsamlı ve büyüyerek, müdahale edilmesi daha zor bir şekilde yer almaktadır. Uluslararası Af Örgütü’nün verilerine göre; daha az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, emek sömürüsu şiddet, yasadışılık gibi alanlarda çocuk hakları ihlalleri daha büyük oranlarda görülmektedir.

Ancak tüm farkındalık çalışmaları ,soylemler ve özellikle 20 Kasım gibi özel günlerde çocuklarla ilgili haklar ve kararlar gündeme taşınsa da ne acıdır ki günümüzde savaşlar ve sonrasında yaşanan göçlerle çocuk hakları ihlal edilmeye devam edilmektedir ve ne acıdır ki Gazze’de son olarak sayıları 4710 olarak belirlenen masum çocuklar öldürülmüştür ve öldürülmeye devam etmektedirler.

Ne yazık ki insan haklarından bahseden tüm dünya, çocuk hakları ihlaline ve son derece acımasız olan bu katliama seyirci kalmıştır ve kalmaya da devam etmektedir. Dünya hem insan haklarını hem de çocuk haklarını savunmada sınıfta kalmıştır. Zulme uğrayan ve katledilen tüm canların ve çocukların acısı yüreklerimizi sızlatmaya devam ediyor.

Hepimizin ortak amacı; dini, dili, ırkı ve taabiyeti ne olursa olsun tüm insanların ve özellikle de en savunmasız ve korunmaya muhtaç çocukların yaşamlarını sağlıklı, mutlu, huzur içinde ve güvende geçirmelerini sağlamak olmalıdır.

Bu düşünce ile yola çıkarak, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 1. ‘Aile Çalıştayı’ ve ‘Çocuk Hakları’ çalıştayını düzenledik. Amacımız ülkemizde geleceğimizin güvencesi olan çocuklarımızın haklarını korumak ve hakettıklerı bakım ve korumayı geliştirip en üst seviyeye çıkarmaktır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nda oluşturulan ‘Çocuk Haklarının Korunması ve Geliştirilmesine ilişkin Komite’ ve ülkemizde çocuklarla ilgili çalışmaları yürüten başta Sosyal Hizmetler Dairesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere bu alanda faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşları olan, SOS Çocuk Köyü Derneği, Kıbrıs Türk Barolar Birliği, Evrensel Çocuk Hakları Derneği, Tangül Çağıner Çocuklara Yardım Vakfı ve Kemal Saraçoğlu Lösemili Çocuklar ve Kanserle Savaş Vakfı ile birlikte yapılan uzun toplantılar sonucunda 29-30 Mart tarihlerinde I. Çocuk Hakları Çalıştayı düzenlenmiştir. İlgili tüm kurum, kuruluş ve akademisyenlerin katılımı ile gerçekleşen çalıştay sonucunda oldukça detaylı bir sonuç raporu ve onun ışığında ‘Ulusal Eylem Planı’ oluşturulmuştur.

Ulusal Eylem Planı 2022-2025 yılları arasında olmak üzere 3 yıllık bir uygulama dönemini kapsamaktadır. Belirlenen hedefler doğrultusunda yapılacak olan faaliyetlerin uygulama süreleri kısa, orta ve uzun vade olmak üzere belirlenmiştir.

Cumhurbaşkanlığı öncülüğünde gerçekleşen çalıştayların takipçisi olacağımızı söylemiş ve bu amaçla gerekli çalışma planlarımızı uygulamaya koymuş bulunuyoruz. Bu çalışmalar kapsamında komite tarafından ‘Çocuk Adalet Yasası’ hazırlanarak Meclisimize gönderilmiştir. Çocuk Hakları Çalıştay Eylem Planı’nın uygulanma süreci ile ilgili olarak, ilgili kurumlarla iki kez toplantı gerçekleştirimiş olup, ilk toplantı 30 Mayıs 2023 tarıhınde , ikinci toplantı ise 26 Eylül 2023’de gerçekleştirilmiştir. Toplantılarda İlgili Kurumlar, ‘Ulusal Eylem Planı’’na göre yükümlülükleri ile ilgili başlatmış oldukları çalışmalar hakkında bilgi paylaşımı yapmışlardır. Süreç devam etmekte olup, Ocak ayında ilgili kurumların çalışmaları hakkında  1 yıllık değerlendirme sonuç raporu kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Tüm amacımız ülkemizde yaşayan bütün çocukların eşit ve adil bir biçimde sağlık, eğitim, korunma, barınma gibi temel haklarından faydalanmalarını sağlamak ve bunu sağlamak için de ilgili tüm Kurum ve Kuruluşlarla bu ortak amaç için işbirliği içerisinde çalışmaktır.

Kendi ülkemizde yaşayan tüm çocukların refah ve mutluluğu için çalışırken hem Gazze’de hem de dünyanın farklı coğrafyalarında hakları ihlal edilen, öldürülen tüm çocuklara yapılan zulümün son bulmasını temenni ederken, tüm çocukların huzur ve güven içerisinde yaşayabilecekleri bir dünya dilerim”

Tatar, Londra’da KKTC’nin 40. Yıl Balosu’na katıldı

Tatar: “Bizi istemediğimiz bir anlaşmaya mahkum etmek için çağrı yapıyorlar ama biz bu onurlu yolu zahmetli de olsa bağımsızlık ve hürriyetten vazgeçmeden iki devletin iş birliğine dayalı çözüm için yürümeye devam edeceğiz”

 

Londra, 20 Kasım 23 (TAK): Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi’nin, KKTC’nin ve konseyin 40. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlediği baloya katıldı.

KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti bayraklarının yer aldığı balo, Grand Palace salonunda yer aldı.

Baloya Cumhurbaşkanı Tatar’ın yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş ile KKTC Londra Temsilcisi Çimen Keskin katıldı.

-Nafi: “Festival gelirleri Şampiyon Meleklere”

Konsey Başkanı Kenan Nafi, açılış konuşmasında, KKTC’nin ve konseyin 40. yılını kutlayarak, “Birlik beraberlik içinde çalışıyoruz, farklılıklarımız olsa da güzel işlere imza atacağız” dedi.

Dr. Küçük ve Denktaş ile aziz şehitleri anan Nafi, İngiltere’de yaşayan vatandaşlar olarak vatanı tanıtmak ve ileriye taşımanın asli görevleri olduğunu ifade ederek, “Biz üzerimize düşeni yerine getirmeye devam edeceğiz. Kıbrıslı Türkler olarak burada ayakta duruyor, her nesilde daha da güçlenip yolumuza devam ediyoruz” diye konuştu.

Konseyin faaliyetlerine, gelişmesine ve varlığını sürdürmesine destek veren herkese teşekkür eden Nafi, Cumhurbaşkanı Tatar’a da desteklerinden dolayı teşekkür etti.

40 yıldır konseyin çalışmalarının devam ettiğini, bina sorunu olduğunu ve bu bina sorununu çözmek için çalıştıklarını ifade eden Nafi, konseyin düzenlediği festivalden elde ettiği gelirin bir kısmını Kıbrıs Türk okulları ile Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği ve 6 Şubat depreminde yaşamını yitirenlere bağışlayacaklarını söyledi.

Konsey Gençlik Birliğinin de kurulduğunu ifade eden Nafi, gençlerin gelecek olduğunu söyledi, milli ve manevi değerlere sahip çıkmaya devam edeceklerini kaydetti ve “birlikten güç doğar” dedi. 

-Hıfzı

Konsey Kurucu Başkanı Özkan Hıfzı, konseyin kuruluşunun kolay olmadığını ifade ederek, konseyin kurulmasında emeği geçenleri tebrik etti, konseyin dernekleri yaşatmayı başardığını işaret etti.

Hıfzı, konseyin her zaman makamlarla çalışıp, vatandaşların beklentilerini, istediklerini ilettiğini ifade ederek, bina, seçme seçilme hakkı, askerlik, okullar ile ilgili sıkıntı ve talepleri dile getirdi.

-Keskin

KKTC Londra Temsilcisi Çimen Keskin, KKTC’nin ve konseyin 40. yılını kutlayarak, Cumhurbaşkanı Tatar’ın katılımının onur verdiğini söyledi.

Kıbrıs Türk halkının Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle devletini ilan ettiğini ve devletin bugün tüm zorluklara rağmen 40. yılını doldurduğunu ve bu sürede büyük başarılar elde ettiğini ifade eden Çimen, KKTC’nin uluslararası alanda hak ettiği yere bir an önce kavuşmasını temenni etti.

Bu aşamada kendilerine düşenin devleti daha da ileriye taşımak için var güçleriyle çalışmak olduğunu belirten Keskin, İngiltere’de dördüncü nesle ulaşan Kıbrıs Türk toplumunun siyasetten spora her alanda büyük başarılar elde ettiğini,

Çimen Keskin, devletin gelişmesi için de bireysel başarıları toplumsal başarıya ulaştırmanın önemli olduğunu kaydetti.

Konseyin bu yoldaki önemine işaret eden Keskin, özverili çalışmalardan dolayı konseyi tebrik etti, takdire şayan çalışmalar yapan ve tüm emeği geçenleri saygıyla andı.

-Ertaş

Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş da, KKTC’nin 40. yaşını büyük bir coşkuyla kutladıklarını söyledi, Lefkoşa’dan çıkıp kendileriyle bu coşkuya ortak olan Tatar’a teşekkür etti.

Ertaş, 4 gündür Londra’da “KKTC havası estiğini”, okullarda aileler ile çocukların Cumhuriyet Bayramı’nı coşkuyla kutladığını ifade ederek, milli gücü, insan gücünün oluşturduğunu, bu gücü korudukları sürece vatan, bayrak ve birliktelik yaşatıldığı sürece KKTC devletinin bölgesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle barış ve güvenin teminatı olarak her zaman yaşayacağını vurguladı. Ertaş, KKTC’nin 40. yılını kutladı.

 

-Tatar

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da, Londra’da KKTC’nin ve konseyin 40. kuruluş yıl dönümünde vatandaşlarla birlikte olmaktan büyük onur duyduğunu söyledi.

Tatar, Kıbrıs Türk halkının uzun yıllar acılar çektiğini, ancak devletine kavuştuğunu ve bugün daha da güçlü bir şekilde devleti ile yoluna devam ettiğini kaydetti.

İngiltere’de milli hassasiyetlerin en üst düzeyde olduğunu ifade eden Tatar, milli birlik ve beraberliği gelecek için koruyacaklarını dile getirdi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yüzyılında, desteğiyle birlikte KKTC’nin bölgesinde, Doğu Akdeniz’de bir Türk devleti ve yükselen değeriyle barış ve huzurun teminatı olmaya devam edeceğini ifade eden Tatar, KKTC’nin ilanının üzerinden 40 yıl geçtiğini ve bu 40 yılda kökleşip güçlendiğini, tüm bunları dünyanın karşısında izolasyon ve ambargolara rağmen yaptığını söyledi.

Londra’daki KKTC sevgisini alkışlayan ve tek yürek olmaya devam ettikleri sürece engellemelere rağmen gelişmeye kökleşmeye devam edeceklerini belirten Tatar, bugün Kıbrıs’ta anlaşma için görüşme çağrısı yapanların, KKTC’nin önünü kesmek için kapı kapı gezip şikayet ettiğini, engellemek için çalıştığını söyledi.

“Bizi istemediğimiz bir anlaşmaya mahkum etmek için çağrı yapıyorlar” diyen Tatar, “Ama biz bu onurlu yolu zahmetli de olsa bağımsızlık ve hürriyetten vazgeçmeden iki devletin iş birliğine dayalı çözüm için yürümeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın destek verdiğini ve Kapalı Maraş’ı açtıklarını, iki devletli çözümü masaya koyduklarını ve yeni siyaseti geliştirdiklerini ifade eden Tatar, Türk askerinin adadan hiç bir zaman çıkmasını istemediğini belirtti.

“Kıbrıs Türkü olarak bir anlaşmaya mahkum değiliz” diyen Tatar, KKTC devletinin 40 yıldır yaşadığını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle, uluslararası alanda tanınırlığının arttığını anlattı.

-“Oy verme hakkı konusunda çalışılıyor”

İngiltere’de yaşayan vatandaşların oy verme hakkı için çalışıldığını ifade eden Tatar, Meclis’te bunun çalışmalarının sürdüğünü ve partilerin destek vereceğine inanç belirtti.

Londra okullarının yönetici, öğretmen, aileler ile öğrencilerini tebrik eden Tatar, Londra’daki bu gayretlere destek verilmesi için azami gayret göstereceğini vurguladı.

Devlet adına teşekkür eden Tatar, İngiltere temaslarına da değindi.

Tatar, İngiltere’deki milletvekilleri, iş dünyası, basın ve tüm kesimlerle temas kurmaya çalıştığını, toplantı yaptığını, Kıbrıs Türk halkının sesini ve taleplerini duyurmaya çalıştığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, garantör ülke İngiltere’nin, Kıbrıs’ta eşitlik temelinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Kıbrıs Türk halkına sözler verdiğini ama katliamlar yapılırken ve Kıbrıslı Türkler devlet dışına itilirken hep seyrettiğini, 60 yıldır da seyretmeye devam ettiğini kaydetti.

Tatar, cumhuriyetin Rum devleti olarak devam ettiğini, ancak anlaşmalara rağmen İngiltere’nin Kıbrıs Türk halkının hak ve hukukunu savunmadığını ifade ederek, temaslarında bunları anlattığını belirtti.

-“İngiltere Kıbrıs siyasetini gözden geçirmeli”

İngiltere’nin Kıbrıs siyasetini artık tekrar gözden geçirmesini istediklerini belirten Tatar, “Mücadeleye devam edeceğiz, tek yürek halinde geleceğe umutla ve daha güçlü devam edeceğiz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından Dr. Fazıl Küçük Türk Okulu öğrencileri halk dansları gösterisi sundu.

ÖZTÜRKLER, “ÇOCUK HAKLARI GÜNÜ İLAN ETMEKLE OLMUYOR, BM SINIFTA KALMIŞTIR”

UBP Güzelyurt Milletvekili Dr. Ziya Öztürkler, 7 Ekim’den bu yana devam eden Filistin-İsrail Savaşı’nda yaşanan soykırıma dikkat çekerek, İsrail saldırılarının bir an önce durdurulması gerektiğine, savaşla birlikte yaşamlarını yitiren sivillerin ve suçsuz çocukların katledilmesinin insanlık ayıbı olduğuna dikkat çekti.
UBP Milletvekili Öztürkler, “Bugün, İsrail’in Gazze’deki saldırıları ve yıllardır yürüttüğü şiddet doktrini ile masum çocukların yaşam hakkını, eğitim hakkını, beslenme, sağlık, barınma gibi temel haklarını ihlal etmekte ve tüm dünyanın gözü önünde geleceklerini ellerinden almaktadır. Suçsuz çocukların Gazze’de soykırıma uğradıkları gerçeğine karşı Birleşmiş Milletler sınıfta kalmıştır. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü ilan etmekle olmuyor. Can kayıplarının 12 bini geçtiği değerlendirilmektedir. Gazze’de 3 haftada öldürülen çocuk sayısının ise dünyada son 4 yılda öldürülen çocuk sayısının üzerinde olduğu bilinmektedir. Bir an önce bu soykırım durdurulmalıdır. İsrail ordusu, 229 sağlık kuruluşuna saldırmış, 20’ye yakın hastane saldırılar sonucunda çalışamaz hale getirilmiştir. Buna karşı sesimizi yükselmezsek, tarih ve vicdanlarımız bizi yargılayacaktır. Tüm dünya sessiz kalsa dahi Kıbrıs Türkü aynı acılardan geçen bir toplumdur. Bu konuda sesimizi yükseltmek bizlere tarihin verdiği sorumluluktur” dedi.
“SESİMİZİ MAZLUM OLANDAN YANA YÜKSELTMELİYİZ”
UBP Güzelyurt Milletvekili Öztürkler, “Meclis Genel kurulunda bu konuda çeşitli defalarda yüreğimde yanan acı ateşle konuşmuş, saldırılara karşı sesimizi yükseltmemiz gerektiğine dikkat çekmiştim. Bugün, hastaneler bombalanmakta, siviller hedef alınmakta, masum çocukların yaşamları ellerinden alınmaktadır. 7 Ekim 2023 tarihinde başlayan Filistin-İsrail Savaşında 43 gün geride kaldı. Ortaya çıkan tablo insanlık adına utanç duyulması gereken, insan hakları ihlallerinin, savaş suçlarının işlendiği bir hal almıştır. Gelinen aşama uluslararası hukukun sorgulanmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Orantısız bir savaşın hepimize düşündürmesi gerekenleri tarihi süreçler net olarak ortaya koymaktadır. Erenköy’de, Baf Direnişi’nde, Muratağa-Sandallar’da Geçitkale- Köfünye saldırılarında aynı acıları yaşamış bir toplum olarak, sesimizi mazlum olandan yana yükseltmeliyiz”.
“GAZZE İLE BİRLİKTE İNSANLIK DA YANMAKTADIR”
Tarihi süreç boyunca İsrail’in Filistin topraklarındaki yayılmacı politikasına karşı dünyanın sessiz kalmaya devam ettiğini belirten Öztürkler, “Siyonist hareketin doğması ile 1882 yılında Filistin topraklarında 600 bin nüfus yaşarken bu oranın sadece %4’ünü oluşturan Yahudi azınlığın 1948’e kadar yerleşim amaçlı göç ettiği topraklarda yıllar içerisindeki yayılma hızı oldukça ürkütücüdür. Anavatanlarında azınlığa düşen Filistin halkına yönelik yıllardır sistematik bir yok etme planı devrededir. 1914’de genel nüfusun 815 bin olduğu ve Filistin topraklarında Yahudi nüfus 85 bin, yani sadece %10 olduğu düşünüldüğünde süreç hızlıca çatışmalara yol açacak şekilde ilerlemiştir. Filistin topraklarında 1931’de genel nüfusun 1 Milyon 207 bin olduğu ve Yahudi nüfusun 174 binlere (%14) hızlıca ulaştığı, 1948’de ise masa başında ilan edilen İsrail devleti sonrası da burada 2 Milyon olan genel nüfusun 650 bin 341’i yani %33’ünün Yahudilerin eline geçtiği bir gerçektir. Günümüzde ise İsrail’in nüfusu 9 milyon 400 bin civarıdır. Filistinli nüfus ise 4 milyon 900 bin olarak tahmin edilmektedir. İsrail ordusunun 173 bin askeri gücü yanı sıra, yedek asker sayısı 465 bin olarak tahmin edilmektedir. İsrail’in soykırıma dönüşen saldırılarının hedefindeki Gazze’nin nüfusu ise 2 milyon civarında, yani İsrail nüfusunun dörtte birinden de az olan ve çoğunluğunu sivillerin oluşturduğu nüfusa İsrail ordusunca acımasızca ve tüm güçle saldırılmaktadır. Güvenlik Uzmanları ve Ortadoğu analistlerine göre de İsrail 50 yıldır ilk kez tüm yedek askerlerini savaşa çağırmıştır. Bu dünyayı ateşe veren acımasız savaşın gittikçe dozu artmakta, Gazze ile birlikte insanlık da yanmaktadır” dedi.

Başbakan Üstel: “Çalıştayda Ortaya Çıkacak Sonuçlar Yol Haritamız Olacak.”

BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL BOSNA HERSEK’TE DÜZENLENEN ‘2.YABANCILARA TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE YAŞANAN ZORLUKLAR ÇALIŞTAYI’NDA KONUŞTU

 

 

“ÇALIŞTAYDA ORTAYA ÇIKACAK SONUÇLAR YOL HARİTAMIZ OLACAK.”

 

“OKULLARIMIZDA BULUNAN YABANCI ÖĞRENCİLERİMİZİN TÜRKÇE DİLİNİ ÖĞRENMELERİNE YÖNELİK EVRENSEL KRİTERLERE UYGUN ADIMLARI EN KISA SÜREDE ATACAĞIZ. “

 

 

Milli Eğitim Bakanlığı ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu iş birliğiyle düzenlenen “Türkçenin Yabancılara Öğretiminde Yaşanan Sorunlar Çalıştayı”nın ikincisi, bugün  Bosna Hersek’te gerçekleştirildi.

Başkent Saraybosna’da düzenlenen çalıştaya, Başbakan Ünal Üstel, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Talim ve Terbiye Dairesi Müdürü Murad Aktuğ, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert ile Bakanlık Denetmenleri ve Bakanlığa bağlı okullarda görev yapan öğretmenler katıldı.

 

Çalıştayda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Türkçe öğretiminin gelişimi ve ada genelindeki durumunun tespiti için 11-14 Eylül 2023 tarihlerinde KKTC’de düzenlenen birinci çalıştayın sonuç bildirgesi açıklandı.

 

 

“DİL SADECE BİR DERS DEĞİL YAŞAMIN HER ALANINDA ÖNEMLİ ETKİLER YARATAN BİR KONUDUR”

 

Başbakan Ünal Üstel, çalıştayda yaptığı konuşmada “Boşnak kardeşlerimizin, ülkesi Bosna Hersek’te, sizlerle bir arada olmaktan duyduğum mutluluğu ifade etmek istiyorum.

Bizleri konuk eden tüm kurumlarımıza ve çok değerli ekiplerine teşekkür ediyorum.

Bosna Hersek’e hepimiz hoş geldik ve yürekten söylüyorum ki hoş bulduk.” diyerek sözlerine başladı.

 

 

İki konuya dikkat çeken Üstel ” Bunlardan birincisi

adamızın yanı başında devam eden ve yaklaşık 12 bin insanın yaşamına mal olan katliamdır. Filistin’de yaşananlara savaş demek mümkün değil.

Şimdiye kadar 6 bini aşkın masum çocuk hayatını kaybetti.  Binlerce sivil yaşamını yitirdi.

Bu katliamın durması için harekete geçmesini beklediğimiz dünya, savaşı bitirmek değil adeta büyütmek için elinden geleni yapıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan başka hiçbir dünya lideri samimiyetle bu katliama son verin çağrısı yapmıyor.

Bu insanlık adına utanç verici bir durumdur.

Huzurlarınızda bu insanlık ayıbına son verilmesi için harekete geçen Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı selamlıyorum.

 

Bir diğer konu yine çocuklarımızla alakalı.

Buraya gelmeden önce Türkiye’de yaşanan asrın deprem felaketinde evlerini yitirmiş depremzedeler için Kıbrıs Türk Dayanışma Platformu tarafından yapılan ve adını Şampiyon Melekler olarak belirlediğimiz İskenderun’da bulunan geçici konaklama alanından geçtik.

Orada yaşamaya başlayan insanları ziyaret ettik.

Kıbrıs Türk halkının yardımları ile yapılan konteyner evlerin kendilerine sıcak bir yuva olmasını temenni ediyorum.

Bu güzel bir gelişme. Ancak deprem denince her Kıbrıslının aklına depremde yitirdiğimiz çocuklarımız, yani bizim şampiyon meleklerimiz de geliyor.

Devam eden İsias davası ile ilgili iddianameler artık hazırlanmış durumda.

Buradan açıkça belirtmek istiyorum ki; İsias davası tüm Kıbrıs Türklerinin davasıdır.

Hükümet olarak bu davanın peşindeyiz.

Yavrularımızı elimizden alan, insan yaşamını hiçe sayan adeta bile bile işlenen bu cinayetlerin cezasız kalmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi.

 

 

Üstel konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“1932 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan Türk dil kurumu, ya da kurulduğu günkü adıyla Türk dil cemiyeti gibi özel ve önemli bir kurumla, milli eğitim bakanlığımız arasında geliştirilen ilişkiler bizleri son derece mutlu etmektedir.

 

Bilindiği üzere, gerek ekonomik koşullara dayalı gerekse savaş ve afetlere dayalı göçler tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artmıştır.

 

Ülkemize farklı gerekçelerle gelen ve yaşamaya başlayan bu insanların çocukları haliyle okullarımızdaki yabancı ve Türkçe bilmeyen öğrenci sayısının artmasında da önemli bir rol oynamaktadır.

 

Yaşanan bu artış, okullarımızda yabancı öğrencilere Türkçe eğitimi verilmesini de zorunlu hale getiriyor.

 

Sınıflarımızda giderek artan yabancı öğrenci sayıları beraberinde farklı sorunları da getiriyor.

Bu sorunların en önemlilerinden biri; yabancılara Türkçe öğretimi konusudur.

Bu konuda Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığımız ile  Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı;

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurulu ve Türk Dil Kurumunun yürüttüğü bu ortak çalışma son derece önemlidir.

 

Geçtiğimiz Eylül aynında, Sizlerin de içinde olduğu 300e yakın öğretmenin katılımı ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, “Türkçenin Yabancılara Öğretiminde yaşanan sorunlar çalıştayının birincisini düzenlemiştik.

 

O çalıştayda son derece başarılı çalışmalar gerçekleştirdiniz. Bu vesile ile bir kez daha sizi kutlamak istiyorum.

Bugün,  bu çalıştayın ikincisini Bosna Hersek’te düzenliyoruz.

İnanıyorum ki bu çalıştay da başarılı geçecek,

ve burada ortaya çıkacak yol haritası ile eğitim alanında ciddi bir yol katedilecektir.

Çalıştayımızın hem eğitimimize, hem Türkçemize  hem de dünya kültürüne katkı sağlamasını diliyorum. Şimdiden katkı koyacak tüm hocalarımıza başarılar diliyorum.

 

Şahsen ben, Türkçe’nin yabancılara öğretilmesinin önemini iki temel başlıkta ele almak istiyorum.

 

Bunlardan birincisi;

Kendi ülkemizdeki yabancılara Türkçe öğretmektir.

 

Ülkemizdeki yabancı öğrencilerin Türkçeye hakim olmaları;

hem mevcut eğitim sisteminin sürdürebilir hale gelmesi,

hem sınıflarda yaşanan dile bağlı geri kalmışlıkların önüne geçilmesi

hem de  ülkede bulunan yabancıların kültürümüze daha kolay uyum sağlamaları açısından önemlidir.

 

Türkçenin yabancılara öğretilmesinin ikinci ve bence en önemli diğer yanı ise; Türkçe konuşan sayısının artmasının, Ana dilimizi ve kültürümüzü dünyanın etkin dil ve kültürleri arasına sokmasıdır.

İngilizcenin bir dünya dili olmasının, ana dili İngilizce olan ülkelere nasıl katkılar yaptığını düşünürseniz bu başlığın aslında ne kadar önemli olduğunu daha kolay kavrayabilirsiniz.

 

Dil bilimciler olarak elbette siz bizlerden çok daha iyi biliyorsunuz ki;

Düşünme kapasitemiz, düşündüklerimizi aktarma kapasitemizle sınırlıdır.

Başkalarının düşüncelerini anlamamız da dilden yararlanma kapasitemizle sınırlıdır.

O yüzden dil sosyal bir varlık olan insan adına son derece önemlidir.

Dil bir halkın sosyal ve kültürel geleceği açısından da önemlidir.

Bunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız.

Ülkenizde yaşamaya başlayan yabancılara bizler  kendi dilimizi iyi şekilde öğretemezsek, onların yaratmış olduğu yeni ve tuhaf dil bir müddet sonra bizim kendi dilimizin erozyona uğramasına yol açar. Açıyor da. Türkçemiz böyle bir tehdit altında.

O yüzden dili sadece bir ders olarak düşünmemekte fayda var.

Dil tüm yaşam üzerinde etkileri olan, sosyal sonuçlar doğuran önemli bir konudur.

O yüzden bu çalıştayı çok önemsiyorum ve o yüzden aranızdayım.

 

Bu duygu ve düşüncelerle, bir kez daha çalıştayın dilimize ve eğitimimize hayırlar getirmesini diliyorum.

Ülkemizden gelen 40’ı aşkın katılımcıya yapacakları çalışmalarda başarılar diliyorum.

Burada bulunan eğitimci hocalarıma sahsım ve halkım adını şükranlarımı sunuyorum.

Her alanda yanımızda duran Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve kurumlarına eğitimimize yaptıkları katkılardan dolayı teşekkür ediyorum.

Emek veriyorsunuz ve bize güç veriyorsunuz sağ olunuz var olunuz.”

 

 

ÇAVUŞOĞLU: TÜRKÇE KONUŞMAYAN ÖĞRENCİLERİ SORUN OLARAK DEĞİL,ÇÖZÜLMESİ GEREKEN BİR MESELE OLARAK GÖRÜYORUZ”

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ise Türkçe konuşamayan öğrencileri sorun olarak değil çözülmesi gereken bir mesele olarak gördüklerini belirtti.

KKTC’nin demokratik yapısı ve dünya üzerinde yaşanan çalkantılı süreçlerden dolayı ülkeye yabancı nüfusun geldiğini ve okullarda yabancı öğrenci sayısının arttığını söyleyen Çavuşoğlu, bu sorunun çözümü için büyük bir mücadele verdiklerini söyledi.

Bu bağlamda, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve bünyesinde bulunan Türk Dil Kurumu ile iş birliği içerisinde öğretmenleri eğitimine ve sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Çavuşoğlu, verdikleri destekler ötürü her iki kuruma da teşekkür etti.

Sürecin biraz yavaş ilerlediğini ancak üniversiteler ile iş birliği içerisinde yabancılara Türkçe öğretimine başladıklarını da sözlerine ekleyen Çavuşoğlu, ilkokullara bu alanda tecrübe edinmiş öğretmenleri istihdam ettiklerine dikkat çekti.

Çavuşoğlu, hizmetiçi eğitimlerle ortaöğretimde gören yapan öğretmenlerin eğitimlerinin tamamlanması ve bu alanda hazırlanan dokümanların öğretim programlarına eklenmesiyle bu sorunun sorun olmaktan çıkacağına dikkat çekti.

Yaşanan sıkıntının kendi çocuklarımızın eğitimlerini etkilememesi için bu yıl bir takım önlemler aldıklarını ve yeterlilik sertifikası olmayanların okullara girmemesine yönelik kararı uygulamaya koyduklarını kaydeden Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde, Atatürk Öğretmen Akademisi’nde ve Uluslararası Final Üniversitesi’nde Türkçe öğretim kursları başlattıklarını söyledi.

Türkçe’nin öğretilmesini ve yaygınlaştırılmasını önemsediklerini ve çok önemli bir görevi yürüttüklerini dile getiren Çavuşoğlu, “Bizlere düşen görev, Türkçeyi öğretecek olan öğretmenlere bu alanda gelişmesi için gerekli zemini hazırlamak. Bu zemini hazırlamak için buradayız. Bu bağlamda bizlere destek veren tüm kurumlara teşekkür eder, çalıştayımızın hayırlara vesile olmasını temenni ederim” diyerek sözlerine son verdi.

Dinçyürek:” Mağusa Hastanesi’nde Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi yakında hizmete girecek”

Dinçyürek:” Mağusa Hastanesi’nde Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi yakında hizmete girecek”

” Hedefimiz önümüzdeki yıl içerisinde Mağusa Devlet Hastanesi’nde Anjiyo merkezi ve Kardiyovasküler Cerrahi Servisinin açılması”

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Mağusa Devlet Hastanesi’nde temaslarda bulundu yerinde incelemeler yaptı.

Dinçyürek, Başhekim Dr. Mustafa Kalfaoğlu, başhemşire, hastane yönetimi ve sağlık personeli ile görüştü.

Mevcut beklentileri dinleyen Bakan Dinçyürek, yeni projeler kapsamında görüş alışverişinde bulundu.

Yapılan toplantıda Mağusa Devlet Hastanesi’ne yeni doğan yoğun bakımı yapılması konusundaki çalışmalarda gelinen son durum değerlendirildi. Aynı zamanda önümüzdeki yıl içerisinde Anjiyo ve Kardiyovasküler Cerrahi servislerinin, açılması için yapılan çalışmalar gözden geçirildi.

Dinçyürek, Yeni Doğan Yoğun Bakımın yakında hizmete girmesi için çalışmaların hızlandırıldığını, binada tadilat yapıldığını ve cihaz alımları için girişim başlatıldığını açıkladı.

Dinçyürek, hedefin önümüzdeki yıl içerisinde adım atarak gerekli finansman sağlanabilmesi halinde Mağusa Devlet Hastanesi’ne bir Anjiyo Merkezi ve Kardiyovasküler Cerrahi Servisinin açılması olduğunu kaydetti.

Dinçyürek, yakında fako cihazıyla göz ameliyatlarının başlayabilmesi için gerekli ekip, ekipman ve eğitimlerin çalışmalarına da başlandığını söyledi.

Yapılan toplantıya Tıp-İş Başkanı ve bazı sendika temsilcileri de katıldı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Londra’da panele katıldı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Londra Imperial College’de düzenlenen panele katıldı. 

 

Tatar, Imperial College Türk öğrenci grubu Turkish Forum UK tarafından düzenlenen ve Kıbrıslı Türk Kanser Biyolojisi Profesörü Mustafa Camgöz’ün moderatörlüğünü yaptığı “Pandemi Sonrası Sağlıklı Yaşam” konulu panelin açılışını yaptı. 

 

Kıbrıslı Türk diyetisyen araştırma görevlisi Dr. Aygül Dağbaşı’nın da konuşmacı olarak yer aldığı panelde, Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıslı Türk öğrencilerle de bir araya geldi, sohbet ve tebrik edip, başarılar diledi. 

 

Cumhurbaşkanı Tatar, buradaki konuşmasında,  anlamlı toplantıda yer almaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti. 

 

KKTC’nin 40. yılı dolayısıyla Londra’yı ziyaret ettiğini belirten Tatar, fırsat bulduğu her platformlarda KKTC’nin yer alması, halkın sesinin duyurulması, devletin gelişmesi ve varlığının sürdürülmesi için yer almaya çalıştığını söyledi. 

 

Londra’da öğrencilik döneminden beridir Prof. Dr. Mustafa Camgöz ile arkadaşlık ve aile bağları olduğunu ifade eden Tatar, öğrencilik yıllarından beridir her yerde olduğunu, Londra’da eğitim aldığını, uzun yıllar burada çalıştığını, ardından Türkiye ve Kıbrıs’ta çalıştığını anlattı. 

 

Tatar, sonra siyasete girdiğini ve çok büyük mücadeleler sonunda cumhurbaşkanı seçildiğini ifade etti. 

 

“Hayatım boyunca zorlamadan ama hep mücadele içinde oldum” diyen Tatar, ilime bilime Türklük dünyasına yapılan katkılardan dolayı tüm uzmanları tebrik etti. 

 

Pandemi dönemi başbakan olduğunu anımsatan Tatar, o dönem yapılan çalışmaları ve yaşanan ekonomik sıkıntıları dile getirdi.

 

“İyi ki bilim insanları var… Aşı bulundu ve pandemi son buldu” diyen Tatar, dünyada şimdi de küresel ısınma ile benzeri sorunların çıkabileceğini, o yüzden bilim insanlarının büyük önem taşıdığını vurguladı. 

 

Panele, Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi ile Osman Koray Ertaş ile KKTC Londra Temsilcisi Çimen Keskin de katıldı. 

 

Psikoterapist Dr. Candan Ertubey, Kardiyolog Dr. Cemil İzgi ve Epigenetik ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Gülsen Meral’ın da konuşmacı olarak yer aldığı panelde, Covid pandemisinin insanlar üzerinde bıraktığı psikolojik etkiler, sonrasında hareketsizlik ve beslenme ile gelen obezite sorunları ve psikolojik sorunlar ele alındı. 

 

Özellikle İlk Covid olan kişilerin ağır dönemler geçirdiği ve travmalar yaşadığı belirtilen panelde, Covid sonrası ortaya çıkan kaygı problemi ve zihni kullanamama durumu tartışıldı. 

 

Pandemi sonrası psikolojik eğitimin önem kazandığı belirtilen panelde, aşıların da kalp üzerinde nadir de olsa etki yapabileceğine işaret edildi. 

 

Bütün aşıların insanlar üzerinde enfeksiyon yapma riski olduğuna işaret edilen panelde, Covid aşılarının riskinin diğer aşılardan daha fazla olmadığı, o yüzden doktorlar tarafından ne öneriliyorsa aşı olunması gerektiği, aşılar arasında da belirgin fark olmadığı vurgulandı.