Archives Kasım 2024

Devlet Bahçeli çağrısını yineledi: MHP her sözünün arkasındadır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli çağrısını yineleyerek, “İmralı ile DEM grubu arasında yüz yüze temasın bir an evvel yapılmasını bekliyor, çağrımızı kararlılıkla tekrarlıyoruz” dedi. Herkesin gözü üstümüzde diyen Bahçeli, “Türkiye’nin çevresi füzelerle kuşatılmaktadır” diye konuştu.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki haftalık grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Devlet Bahçeli, PKK elebaşı terörist Abdullah Öcalan’a yaptığı Meclis çağrısını yineleyerek, “22 Ekim’de ne demişsek arkasındayız. İmralı ile DEM grubu arasında yüz yüze temasın bir an evvel yapılmasını bekliyor, çağrımızı kararlılıkla tekrarlıyoruz. Yeterince çile çekildi, yeterince acı yaşandı. Silah seçenek değil kucaklayıcı siyaset hedefimizdir” dedi.

Uluslararası sistemin iflas bayrağını çektiğini belirten Bahçeli, “Dünyanın bügünkü hali, nükleer savaş riskine işaret etmesi, küresel cepheleşmenin silah dışındaki uzlaşma arayışlarını gölgelemesi, uluslararası sistemin çöküş alarmıdır. Maalesef durum ciddi ve kritiktir. Türkiyemizin karşılaşma olasılığı giderek artan bütün senaryoları değerlendirerek hazırlık yapması sadece bir güvenlik önlemi değil bir varoluş meselesidir. Ne tarafa dönsek kanlı boğuşma sahneleri gözümüze çarpmaktadır” ifadelerini kullandı.

Herkesin gözü üstümüzdedir diyen Bahçeli, “Türkiye’nin çevresi füzelerle kuşatılmaktadır” diye konuştu.

İsrail Başbakanı Netanyahu hakkındaki tutuklama kararını da değerlendiren Bahçeli, “İsrail yönetimi dökülen kanın hesabını verecektir. Caniyahu ve eski savunma bakanının kaçışı, kurtuluşu söz konusu değildir” dedi.

Bahçeli’nin grup toplantısında yaptığı açıklamalar şöyle:

27 ülkede 2021 yılından itibaren risk düzeyi önemli ölçüde yaygınlaşmıştır. Mali’den Somali’ye kadar uzanan çatışma boyutu son 3 yıl içinde iki katına çıkmış durumda. Ortadoğu’nun küresel çatışma haritasında kilit faktör olduğu bilinmektedir. Dünyanın tamamı korku tünelindedir. Ukraynanın batının silahlarıyla Rusya’yı vurması Putin’in söylemleriyle 3. dünya savaşı ihtimalini gün ışığına taşımıştır. İnsanlığın yeni bir yıkımı kaldırması mümkün değildir.

Yaşanan iki dünya savaşının en ağır sonuçlarıyla yüzleşen Türkiye ve Türk milletidir.

Türkiye’nin iki ateş arasında kalması ya da taraf olmaya zorlanması trajik neticelere yol açabilecektir. Elbette hiç kimseden korkumuz yoktur. Ancak barış ümitlerini canlı tutmak, fason kahramanlıklar taslamak ne devlet aklıyla ne de tarih şuuruyla bağdaşmayacaktır.

Biden’ın aldığı veya alacağı her karar sakat ve mahsurludur. Başikanlık devir teslim törenini beklemeden insanlığı ateşe atmak için fırsat kolayan Biden’ın görevinden derhal alınması dünya barışımı muazzam bir hizmet olarak tarihe geçecetir.

“TÜRKİYE’NİN ÇEVRESİ FÜZELERLE KUŞATILMAKTADIR”

Türkiye’nin çevresi füzelerle kuşatılmaktadır. Herkesin gözü üstümüzdedir. Alacağımız karar ve varacağımız sonuçlar bölgesel akışı değiştirebilecektir. Bu taş yerinden oynarsa gök kubbe herkesin başına yıkılacaktır. Cihan yıkılsa bile bizim cephemiz yıkılmayacaktır.

NETANYAHU HAKKINDA TUTUKLAMA KARARI

İsrail yönetimi dökülen kanın hesabını verecektir. Kararın uygulanması hukuki bir yükümlülüktür. Aralarında Fransa, İspanya, Belçika, Cezayir, İtalya, Hollanda gibi ülkeler, ülkelerine gelmeleri halinde tutuklayacaklarını açıkladılar. Şerefsiz canilerin ibretlik sonlarını görmeye az kalmıştır.

“MHP SÖZÜNÜN ARKASINDADIR”

Kürt kardeşlerimizi sömüren, çocuklarını zorla dağa götüren ne kadar bölücü ve terörist varsa hepsini birden kaybetmeye, bunun da bedelini ödemeye mahkumdur. Türk milletinin asli mensubu olmak duruyorken emperyalizmin kanlı menüsünden yer almak insanlık onurunun hiçe sayılmasıdır. Kürtü Türk’ten ayırmak dünyayı güneş sisteminden ayırmak kadır imkansız be deli saçmasıdır. Acımız bir geleceğimiz bir. El ele vererek terörü ve bölücülüğü gündemimizden çıkarmalıyız. Türkiye’yi devirmek isteyenler bir karar eşiğindedir. Terörü lanetleyecek misiniz yoksa sırtınızı yaslamaya devam mı edeceksiniz? MHP her sözünün arkasındadır. 22 Ekim 2024 tarihli grup toplantımızdan itibaren ne demişsek aynen yanındayız. İmralı ile DEM grubu arasında yüz yüze temasın gecikmeksizin yapılmasını bekliyor, çağrımızı kararlılıkla tekrarlıyoruz. İnandığımız yolda hiç bir baskıya aldırış etmeyiz. Onun bunun tefikalarıyla Türkiye’nin hayrına olacak görüş ve düşüncelerimizden vazgeçmeyiz. Terör insanlığın ortak düşmanıdır. Kürt kardeşlerimizin terörle, terör örgütüyle ne ilgisi ne de ilişiği söz konusudur. Yeterince çile çekildi, yeterince acı yaşandı. Silah seçenek değil kucaklayıcı siyaset hedefimizdir.

Oktay: “Kaynaklar tüm ada halkına aittir ve hakkaniyet bazında paylaşılmalı”

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, Kıbrıs sorununa ilişkin, “(Akdeniz’de) Kıbrıs meselemiz var bizim orada. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve oranın kaynakları var. Var olan bir millet. Var olan Türk milleti orada yok hükmünde sayılmak istendi. Zaten yetmiş dört harekatıyla da biz gereken cevabı verdik. Yani orada garantör ülke sıfatıyla gereken cevabı verdik. Ve hep de şunu söyledik. Oranın tüm kaynakları artık tüm ada halkına aittir ve hakkaniyet bazında bu paylaşılmalı dedik. Adanın zenginliği için paylaşılmalı. Aslında Akdeniz’in tüm kaynakları da aynı çerçevede.” dedi.

Oktay, İtalya merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Siyasi Çalışmalar Enstitüsünün (ISPI), İtalya Dışişleri Bakanlığının katkılarıyla bu yıl 10’uncusunu düzenlediği “MED Akdeniz Diyalog Forumu”na katılmak için geldiği Roma’da AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

– “Forumda iki konuya odaklanacağız: Bölgenin istikrarı, barış ve güvenliğinin sağlanması ile Akdeniz ekonomisi”

İtalya’nın yıllık ve çok geniş katılımlı olarak düzenlediği MED Forumu’na katılmak için Roma’ya geldiklerini belirten Oktay, “Buraya özellikle İsrail ve Filistin’in de katılıyor olması bizim için bunu daha farklı bir öneme taşıyor.” dedi.

Forumdaki temaslarında iki konuya odaklanacaklarını dile getiren Oktay, “Birincisi, bölgenin istikrarı, barış ve güvenliğinin sağlanmasıyla alakalı özellikle Akdeniz jeopolitiğinde. İkinci program da Akdeniz ekonomisi üzerine. Yani ekonomik kalkınma, ülkeler arasındaki ve Akdeniz’in kendi içerisindeki bölgeler arasındaki farklar ve bunların nasıl giderilebileceğiyle alakalı kalkınma boyutu ama aynı zamanda da bağlantı, ulaşım, ulaştırma diyebileceğimiz ekonomiyi, kalkınmayı ilgilendiren alanlarla ilgili bir oturuma katılacağız. Her ikisi de önemli.” diye konuştu.

Oktay, forumda Filistin konusunun üzerinde duracaklarının altını çizerek, “Orta Doğu’da birçok sorunun, dünyadaki birçok sorunun ve bölgedeki birçok sorunun ana kaynağı Filistin meselesidir. Filistin meselesi çözülmediği sürece Orta Doğu’da barışın veya bölgede barışın dolayısıyla dünyada barışın sağlanabilmesi son derece zor.” ifadelerini kullandı.

İsrail’in Filistinlilere yönelik katliamının devam ettiğini dile getiren Oktay, bunun soykırıma varan bir boyuta ulaştığını kaydetti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkan tutuklama emirlerini hatırlatan Oktay, “İlgili ülkelerin buna ilişkin kararı uygulayacakları ya da uygulamayacakları ifadelerini açıklamaları bizim için bu forumu daha da kritik hale getiriyor. Özellikle tarafların masada olması, hem İsrail’in hem de Filistin’in masada olması, söyleyeceklerimizi aslında doğrudan gözlerinin içerisine bakarak söylememiz bizim için önemli.” şeklinde konuştu.

Oktay, şöyle devam etti:

“Akdeniz’le ilgili de aynı zamanda da İsrail ve Filistin’le ilgili de söylediklerimiz son derece nettir. Barış ve istikrarın korunabilmesi için bölgede iki devletli 1967 sınırları içerisinde ve başkenti Doğu Kudüs olan iki devletli çözüm olmazsa olmazdır. Bu hem Filistin’in hem de İsrail halkının geleceği için, güvenliği için, istikrarı için önemlidir. Dolayısıyla bunun sağlanamadığı bir ortamda ve İsrail’in her türlü şımarıklığına, her türlü sınır tanımazlığına; her alanda yani sadece fiziki sınırları tanımamazlığı da değil, hukuki sınırları tanımamazlığı, savaş hukuku tanımamazlığı boyutuna da çocuk kadın ve yaşlı ayrımı yapmadan öğrenci ayrımı yapmadan her türlü katliama varan ve bölgeyi ateşe atan yaklaşımı bir şekilde buna bir yerde ‘dur’ demek gerekiyor.”

– İsrail’e destek olan ülkelere “dur” çağrısı

Fuat Oktay, “Özellikle bunu şımartan ülkelerin buna dur demesi gerekiyor. Bir an önce silah sevkiyatını durdurması, silah ambargosu dahil ve ekonomik yaptırımlar dahil bir an önce uygulanması boyutunda. Dolayısıyla bu işin ciddiyetini anlatabilmeyle alakalı. Aksi takdirde savaşın bölgeye yayılma riskinin çok büyük olduğunu biz ilk başından beri ifade ediyorduk. Ne yazık ki özellikle Batılı ülkelere dinletmekte her zaman olduğu gibi sıkıntı çektik.” dedi.

Savaşın önce Yemen’e şimdi Lübnan’a yayıldığını, Filistin ve Lübnan’da öldürülenlerin sayısının 50 bini geçtiğini aktaran Oktay, şöyle devam etti:

“Aynı şekilde de şimdi Suriye’de görüyoruz. Ve yine Netenyahu’nun kendisinin Birleşmiş Milletler’de açıkladığı gösterdiği haritaya baktığınızda hemen zaten Irak ve İran da bunun içerisinde. Biz her zaman şunu söyledik. İsrail bu şekilde devam ederse bölge barışı için değil, dünya barışı için de tehdittir. Türkiye için de tehdittir. Çünkü bir arz-ı mevud diye ifade ettikleri vadedilmiş topraklardan yola çıktıkları ve Türkiye’nin topraklarını da tehdit eden, bölgedeki tüm ülkelerin topraklarını tehdit eden bir yaklaşımı vardır. Dolayısıyla bunun kabul edilemeyeceği, bunun bir an önce durdurulması gerektiği bölge barışı açısından son derece kritik.” diye konuştu.

Bütün bunları muhataplarına aktaracaklarını dile getiren Oktay, kalıcı ateşkesin insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşması için önemli olduğunu söyledi.

Oktay, “Belki de İsrail’in yine Filistinlilere karşı açlığı ve susuzluğu bir silah olarak kullandığını görüyoruz. Bu insanlık adına kabul edilebilir bir şey değil. Dolayısıyla bu, bizim belki gelecek nesillere bırakabileceğimiz en büyük utanç tablosudur BM açısından ve İsrail’in arkasında duran ülkeler açısından baktığımızda.” ifadelerini kullandı.

– “Türkiye’nin tavrı nettir”

Oktay, Türkiye’nin tavrının her zaman net olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Ne pahasına olursa olsun bu netliğimiz devam edecektir. Cumhurbaşkanımız da hükümetimizin ilgili tüm birimleri de Dışişleri Bakanımız da tüm katıldığı toplantılarda, bizler de parlamento bazında her platformda bu görüşümüzü net olarak ifade ettik. Bunu ifade ederken de bunu kesinlikle bir Yahudi düşmanlığıyla ilişkilendirmeye çalışanlar olduğunu da ifade ettik. Türkler tarihinden beri en rahat olan millettir. En sıkıntıya girdikleri zamanda biz yanlarında olmuşuzdur. Bugün de Filistinlilere yapılanlar İsrail halkına yapılmış olsa Türkiye, İsrail halkının yanında olur. Zulme karşı ve soykırıma karşı mağdurun yanında olmuştur Türkiye her zaman.”

Fuat Oktay, bu soruna hemen çözüm çağrısı yaparak, “Ama ne yazık ki bugün Netanyahu hükümeti ve çetesi tamamen soykırım bazında insanları katlediyor ve bölge barışını tamamen baltalıyor. Dünyada yeteri kadar sorun var. Buradaki sorunun da bir an önce çözülmesi gerekir. Biz bunları zaten yarın katılacağımız her platformda tüm açıklığıyla, netliğiyle ve gözlerinin içerisine bakarak da anlatacağız.” diye konuştu.

Oktay, istikrar ve barış olmadan ekonomik kalkınmanın da olmayacağını vurgulayarak, “Bölgenin güvenliğinin, istikrarının bir an önce sağlanması aslında ekonomik kalkınmaya da yeni bir zemin açacaktır. Bölgede zaten Akdeniz’de yeteri kadar sorun var. Libya sorunu hala devam ediyor. Suriye’de sorun devam ediyor. Aynı şekilde diğer boyuta bakarsak bir Sahel şeridi var ki orada sorunlar devam ediyor. Türkiye olarak biz tüm bu alanlardayız. Hem masadayız diplomatik olarak ama gerektiği yerde de sahadayız.” şeklinde konuştu.

Oktay, Libya’ya her türlü desteği verdiklerini ve Libya halkıyla sorunları olmadığına dikkat çekti.

– Kıbrıs meselesi

Kıbrıs sorununa da değinen Oktay, şunları kaydetti:

“Yine Kıbrıs meselemiz var bizim orada. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve oranın kaynakları var. Var olan bir millet. Var olan Türk milleti orada yok hükmünde sayılmak istendi. Zaten yetmiş dört harekatıyla da biz gereken cevabı verdik. Yani orada garantör ülke sıfatıyla gereken cevabı verdik. Ve hep de şunu söyledik. Oranın tüm kaynakları artık tüm ada halkına aittir ve hakkaniyet bazında bu paylaşılmalı dedik. Adanın zenginliği için paylaşılmalı. Aslında Akdeniz’in tüm kaynakları da aynı çerçevede.”

Oktay, forumda parlamento olarak parlamenter diplomasiyi daha etkin kullanmak istediklerini dile getirerek, “Aslında yapmak istediğimiz şey biz bu çalışmaları daha nasıl kolaylaştırabiliriz? Önünü nasıl açabiliriz? Ve yürütülen çalışmalara nasıl katkı verebiliriz? Bütün bunları tartışıyor olacağız. Tüm bölge ülkelerinde Dışişleri Komisyonu başkanlarının katılımıyla forumumuz genelde bu çerçevede olacak. Biz Türkiye’nin tüm tezlerini burada zaten tüm açıklığıyla ve tüm samimiyetimizle anlatıyor olacağız, açıklıyor olacağız. Bundan sonra da açıklamaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesi komitede görüşüldü, oylama perşembe günü

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi, 16 milyar 485 milyon 959 bin TL’lik Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine ilişkin görüşmesini dün gece tamamladı. Komite bütçeyi perşembe günü saat 11.00’de DAÜ bütçesini, ardından Milli Eğitim Bakanlığı bütçesini oylayacak.

Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi bugün GKK, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı bütçelerini görüşecek. Tarım ve Doğal Bakanlığı’na bağlı Kıbrıs Türk Süt Endüstrisi Kurumu, Toprak Ürünleri Kurumu ve Genel Tarım Sigortası Fonu bütçeleri de ele alınacak.

-Kılıç

DAÜ bütçesinin görüşülmesi sırasında söz alan DAÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Kılıç, bir yıl içinde yaptıkları çalışmaları anlatarak hedeflerinin 2027’de denk bütçeye ulaşmak olduğunu söyledi.

Üniversiteye yapılan katkı ve harcamaları sıralayan Kılıç, cari harcamalarda küçülmek için attıkları adımları ve tasarruf tedbirlerinden bazılarını paylaştı.

15 bin 900 civarında öğrencileri olduğunu, YÖK’ün de önerisiyle ağırlıklı olarak 2 yıllık programlar açtıklarını ifade eden Kılıç, bazı dersleri dijital ortama geçirerek daha fazla öğrenciye eğitim verdiklerini kaydetti.

Kılıç, üniversitenin gelirlerini artırmak için dijital alanda yaptıkları çalışmaları da anlatarak, DAÜ’ye olan borçları almak için neler yaptıklarını sıraladı. Kılıç, altyapı ihtiyaçlarının her geçen yıl arttığına işaret etti.

Kılıç’ın konuşmasının ardından komite üyeleri ve Milli Eğitim Bakanı Çavuşoğlu, DAÜ yetkililerine bütçedeki kalemlerle ilgili sorular sordu. Bürokratlar, Maliye Bakanlığıyla imzalanan protokolle ilgili de bilgi verdi.

Toplantı, DAÜ’nün hazırladığı bütçeyle Maliye Bakanlığı’nın hazırladığı bütçe arasında fark olması üzerine uzun süre karşılıklı soru cevap şeklinde sürdü.

-Berova

Maliye Bakanı Özdemir Berova, geçen yıl kamu maliyesi olarak bu konuya Milli Eğitim Bakanıyla birlikte yoğun mesailer harcandığını belirtti. Maliye Bakanlığı’nın DAÜ’nün vergi borcunu üstlendiğini ve borçlanmalarına da kefil olduğunu belirten Berova, emekliliklerle ilgili de 300 milyonun üzerinde tasarruf beklediklerini söyledi.

Bakanlıkla DAÜ arasında yapılan protokole bağlı olarak gerektiğinde yeni tedbirler alınacağını vurgulayan Berova, DAÜ’ye destek olmak için ellerinden geleni yaptıklarını kaydetti.

Berova, genel kuruldaki görüşmede daha ayrıntılı bilgi vereceklerini ve detaylı tartışacaklarını belirtti. DAÜ’ye yapılan nakdi yardımla ilgili de bilgi veren Berova, gerektiği zaman protokolü yeniden güncelleyeceklerini dile getirdi.

-Çavuşoğlu

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, 5 sene önce DAÜ’nün batacağı uyarısında bulunduğunu ve tutmayan bütçelerle zaman geçirildiğini söyleyerek, protokol yapılana kadar yaşananların bedelinin ödenmesi gerektiğini belirtti.

Çavuşoğlu, protokolle maşlardan indirim yapılmasının bir fedakarlık olarak gösterilmesini eleştirerek, “Mecburdunuz çünkü batırıp geldiniz.. Bizi başka şekilde konuya dahil edemezdiniz” dedi.

DAÜ temsilcilerine hitaben “Gerçekçi olun. Hiçbirinizin DAÜ’yü korumaya niyeti yok. Hala mazeret uydurursunuz” diyen Çavuşoğlu, DAÜ’yle ilgili yaşanan süreci anlattı.

Çavuşoğlu, protokolün yapılması aşamasıyla ilgili detaylı bilgi vererek, “DAÜ’nün isteklerini yerine getirmek DAÜ’yü bitirmek demektir” dedi.

Gereken tedbirler alınmıyorsa bir maaşın daha kesilebileceğini belirten Çavuşoğlu, DAÜ kadar diğer üniversitelerin de değerli olduğuna işaret ederek, onlara hiç bu kadar destek olunmadığını kaydetti.

Tedbir olarak hayata hiçbir şey geçirilmediğini, sadece kağıt üstünde tedbir alınacak dendiğine işaret eden Çavuşoğlu, online ders verecek yetkileri olmadığı halde sınıfları birleştirip, online yapıldığını hatırlattı. Çavuşoğlu, solar enerji talebi olduğunu ama bunun masrafını kimin göreceğinin belirtilmediğini söyledi. Çavuşoğlu, “Öğrenci getirisiyle öğretmen giderini hesapladığımızda 10 bin öğrenci açığımız var” dedi.

Çavuşoğlu’nun konuşmasının ardından komite toplantısı sona erdi. Komite, Perşembe günü Milli Eğitim Bakanlığı ve DAÜ bütçelerini oylayacak.

TCMB, 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentilerinin gerilediğini açıkladı

Türkiye’de kasımda, 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için yüzde 27,2’ye, reel sektör için yüzde 47,8’e ve hanehalkı için yüzde 64,1’e indi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), kasımda 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentilerinin piyasa katılımcıları, reel sektör ve hanehalkı için gerilediğini bildirdi.

TCMB, Kasım 2024 “Sektörel Enflasyon Beklentileri”ni yayımladı.

Piyasa Katılımcıları Anketi, İktisadi Yönelim Anketi ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) işbirliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi ile finans ve reel sektör uzmanlarının, imalat sanayisi firmalarının ve hanehalkının 12 ay sonrası yıllık tüketici enflasyonu beklentileri derlenerek Sektörel Enflasyon Beklentileri elde edildi.

Buna göre, kasımda 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için 0,2 puan azalarak yüzde 27,2 seviyesine, reel sektör için 1,7 puan düşerek yüzde 47,8 seviyesine ve hanehalkı için 3,1 puan gerileyerek yüzde 64,1 seviyesine indi.

Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı bir önceki aya göre 2 puan azalarak yüzde 26,3 seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu: İsrail’e hiçbir ürünün ihracatına izin vermiyoruz

Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “Filistin Ekonomi Bakanı’nın özellikle paylaştığı bilgiyi tavsiye ederim. 624 kodu İsrail’e ihracattır. 625 kodu da Filistin’e ihracattır. 624 kodlu hiçbir ürüne izin vermediğimizi söylemek isterim” dedi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda gerçekleştirilen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesi üzerindeki görüşmelerde milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.

Görüşmeler sırasında Saadet Partisi Bursa Milletvekili Mehmet Atmaca’nın İsrail ile ticaretin devam ettiğine dair iddialarına açıklık getirdi.

624 KODLU HİÇBİR ÜRÜNE İZİN VERİLMİYOR

Türkiye’nin İsrail’e yönelik herhangi bir ihracat faaliyeti bulunmadığını açık bir şekilde ifade eden Bakan Uraloğlu, “Filistin Ekonomi Bakanı’nın özellikle paylaştığı bilgiyi tavsiye ederim. 624 kodu İsrail’e ihracattır. 625 kodu da Filistin’e ihracattır. 624 kodlu hiçbir ürüne izin vermediğimizi söylemek isterim.” dedi. Uraloğlu, söz konusu ticaret iddialara ilişkin Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın daha önce gerekli açıklamada bulunduğunu da anımsattı.

Petrol piyasası Trump’ın açıklamalarıyla hareketlendi

ABD’nin Kanada, Meksika ve Çin’e yönelik tarife tehditleri sonrası brent petrol yeniden 73 doların üzerine çıkarken, ABD ham petrolü 69 dolara yaklaştı.

Petrol, ABD Başkanı olarak seçilen Donald Trump’ın Kanada, Meksika ve Çin’e tarife tehdidinde bulunmasının ardından yükselişe geçti.

Trump’ın Kanada’dan ABD’ye enerji akışını etkileyebilecek duyurusu, dolar üzerinden fiyatlandırılan emtiaları etkiledi.

Brent petrol bir önceki seansı yüzde 2,8 gerileme ile kapatmasının ardından yönünü tekrar yukarı çevirdi.

Brent petrol haftanın ikinci işlem gününde varil başına 73 doların üzerine çıkarken ABD ham petrolü 69 dolara yakın işlem görüyor.

Pepperstone Group Ltd. Araştırma Başkanı Chris Weston, “İşaretler yapıcı görünse de, İsrail ve İran arasında bir anlaşma hala başarısız olabilir” dedi.

Petrol, Ekim ayının ortasından bu yana dar bir aralıkta işlem görüyor ve işlemciler, Rusya ve İran’dan gelen arz etrafında yoğunlaşan jeopolitik riskleri, gelecek yıl bir fazlalık beklentilerine karşı değerlendiriyor.

Sıcaklık düşüşe geçiyor: Termometreler 15 dereceyi gösterecek!

Meteoroloji Dairesi, hava sıcaklığının 15 dereceye kadar düşeceğini duyurdu.

Meteoroloji Dairesi, hava sıcaklığının 15 dereceye kadar düşeceğini, ardından 3-4 derece kadar yükseleceğini açıkladı.

Meteoroloji Dairesi’nin haftalık tahmin raporuna göre, bugünden itibaren bölge genellikle alçak basınç sistemi ile periyodun ilk günü soğuk ve nemli, diğer günlerde ise serin ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak. Hava, hafta boyunca parçalı ve az bulutlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı, periyodun ilk günü iç kesimlerde ve sahillerde 15 – 18 derece, diğer günlerde ise 19 – 22 derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgârın genellikle Kuzey ve Doğu yönlerden orta kuvvette esmesi bekleniyor.

Polis Genel Müdürlüğü bütçesi komitede onaylandı

Polis Genel Müdürlüğü bütçesi 6 milyar 298 milyon 900 bin TL olarak Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde oy birliğiyle onaylandı.

UBP Gazimağusa Milletvekili Resmiye Eroğlu Canaltay başkanlığındaki komite toplantısına katılan Polis Genel Müdürü Kasım Kuni, bütçe görüşmesinde yaptığı konuşmada, 3 bin kadroya karşın 2 bin 313 personelle hizmet verdiklerini, 687 münhalin bulunduğunu söyledi. 2 bin 73 polisin hizmet verdiğini belirten Kuni, 240 da itfaiye personeli olduğunu kaydetti. Kuni, 327 sivil hizmet görevlisi, 287 de sivil muhaceret memuru olduğunu kaydetti.

Özuslu

CTP Lefkoşa Milletvekili Sami Özuslu da, sahte diploma soruşturması ile ilgili son durum ve dokunulmazlığı kaldırılması için biriyle ilgili girişim olup olmadığını sordu. İlaç soruşturması, polislerin erken emeklilik ile ilgili talepleri, ek mesailer, trafik konularına değinen Özuslu, trafikte ölümlü kazaların arttığına işaret etti, cezalar yanında altyapıya yatırımın, eğitimin önemine değindi.

İncirli

CTP Lefkoşa Milletvekili Sıla Usar İncirli de, polisin üstlendiği görevin zorluğuna işaret etti, teşkilat ile ilgili gelişmelerde ve başarılı çalışmalarla gurur duyduklarını söyledi, bütçesine bakanlıklar gibi bakmadığını söyledi. İncirli, artan suç çeşitliliği ve polisin desteklenmesi gerektiğine işaret etti.

Özellikle ilaç konusunda başlatılan soruşturmanın ne aşamada olduğunu soran İncirli, ‘üniversite adası’ KKTC’de ortaya çıkan diploma konusundaki soruşturmalar hakkında da bilgi istedi.

İncirli, bu konuda halka daha açık davranılması durumunda, ayrımcılık yapılmadığının gösterilmesinin, adalet duygusunun da yıpranmamasını sağlayacağını kaydetti. İncirli, çocuk yoğun bakımında yaşananlar ile ilgili de bilgi istedi.

Baybars

Bağımsız milletvekili Ayşegül Baybars da, polisin ve bütçesinin önemine işaret ederek, polis bütçesinin yetersizliğine dikkat çekti. Baybars, narenciye sektöründeki çalışanlarla ilgili ne gibi adımlar atıldığını sordu, bütçedeki sıkıntılarla polisin nasıl hizmet verdiğini merak ettiğini söyledi.

Baybars, polisin geleceğe yönelik projelerini bütçede göremediğini, eğitim, teknik altyapıya önem vermesi gerektiğini, insanların özel hayatına önem vermesi, saygı göstermesi gerektiğini anlattı.

Özel güvenlik konusundaki son gelişmeler, tutukluların sınır dışı edilmesi, teminatlar, sivil hizmet görevlileri ile ilgili sorular soran Baybars, polisliğin çok zor bir görev olduğunu ancak adaletli davranılması gerektiğine değindi.

Özdenefe

CTP Lefkoşa Milletvekili Fazilet Özdenefe de, polis ve savcılığın adil bir soruşturma süreci yürütmediği, bu çerçevede kişilerin ceza davaları ile ilgili teminata bağlandığı görüşünü dile getirdi. Özdenefe, bu sorunun azalmak yerine arttığını belirterek, bu konuda bilgi talep etti. Özdenefe, “jet raporu”, ilaç, eczacılara yönelik davaları sordu.

-Kuni: “İlaç soruşturmasında 18 bin ifade alındı, 20 bin daha alınacak”

Ara ara milletvekillerinin sorularını yanıtlayan PGM Kuni de, ilaç soruştırması kapsamında  bugüne kadar 18 bin ifade alındığını, soruşturmanın geniş bir şekilde sürdüğünü, dosyaların Mali Şubeye aktarıldığını belirterek, sürecin devam ettiğini, 20 bin ifade daha alınacağını,  6-7 ay daha bu sürecin süreceğini söyledi.

Özdenefe, doktorların eczacıların kelepçe ile mahkemeye çıkarılmasını eleştirdi, bunun kendisine göre yanlışlığına değindi.

Şahali

CTP Gazimağusa Milletvekili Erkut Şahali de, polis bütçesi ve teşkilat şemasına yönelik değerlendirme ve eleştirilerde bulundu. Şahali, polisin kamuoyunu yakından ilgilendiren konularda daha şeffaf olması gerektiğini, ayrıca otoritenin artırılması gerektiğini kaydetti. Şahali, polislerin saldırıya uğramasının otorite eksikliği olduğunu, kamuoyunu ilgilendiren konularda daha adil olunması, hızlı ilerlenmesi, trafikte gerekli önlemlerin alınması gerektiğini, polis hem önleyici hem cezalandırıcı olması gerektiğini söyledi.

Candan

CTP Güzelyurt Milletvekili Armağan Candan da, sahte diploma konusunda Güzelyurt’taki davada bir kişiye neden ayrımcılık  yapıldığı ve Gazimağusa Limanında bulunduğu iddia edilen para ile ilgili bilgi istedi.

Talat

CTP Girne Milletvekili Ongun Talat da, polis teşkilatının süratle çağdaşlaşması gerektiğini, eskide kalan uygulamaları yenilemesi ve kelepçe, avukat zanlı görüşmeleri gibi konularda gerekli adımların atılmasını istedi. Talat, toplumdaki adalet duygusunun zedelenmemesi gerektiğini ifade etti.

Talat’ın açığa alınan polislerle ilgili sorusu üzerine Kuni, hepsi ceza davası ile ilgili 25 personelin açığa alındığını ifade etti.

Şahiner

CTP Lefke Milletvekili Salahi Şahiner de, bütçe üzerine sorular sorarak, değerlendirmelerde bulundu. Şahiner, bütçenin polisin sıkıntılı bir dönem olacağını gösterdiğini kaydetti.

Kapılarla ilgili soru üzerine Kuni, kapılarda geçişlerin hızlandırılması için Rum tarafındaki kapıların da KKTC tarafındaki gibi genişletilmesi ile çözülebileceğini söyledi.

Canaltay

Canaltay da, kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarına dikkat çekti.

Kuni: “Diploma konusunda toplam 19 kişi teminata bağlandı, 1 kişi de vekil olduğu için rapor Savcılığa gönderildi…”

Polis Genel Müdürü Kuni, ilk olarak diploma konusuna değindi. Kuni, toplam 19 kişinin teminata bağlandığını, 1 kişinin de vekil olduğu için raporun Savcılığa gönderildiğini, ancak Savcılıktan düzenleme için polise geri geldiğini, 3-5 güne kadar dosyanın tamamlanıp geri gönderileceğini kaydetti.

İlaç soruşturması ile ilgili de çalışmaların sürdüğünü ifade eden Kuni, davaların Savcılığa birlikte gönderileceğini, o yüzden 18 bin ifade alındığını ve 20 bin ifadenin daha alınacağını söyledi.

Kuni, polislerin erken emekliliği ile ilgili çalışmaları olduğunu, ek mesai için yüzde 50 talepleri olduğunu ifade etti. 85 düzensiz göçmenin yurtta kaldığı bilgisini verdi.

Trafikte çekirdekten yetiştirilmesi gerektiğini, yetersiz altyapıya yatırım yapılması gerektiğini ifade eden Kuni, yaka kamerasının Girne ve Lefkoşa’da denenmeye başladığını kaydetti.

Kelepçe kullanılması ile ilgili kuralları anlatan Kuni, yeni doğan servisindeki olayla ilgili de hiçbir şey söylemediklerini, Sağlık Bakanına “basın açıklaması yapmayın” diye bir şey söylemediklerini belirtti.

Narenciye sektöründeki çalışanlarla ilgili sorunlara yönelik polisin suç unsuru tespit etmediğini ifade eden Kuni, özel güvenlik ile ilgili de soruları yanıtladı. Hücrelerin iyileştirildiğini de ifade eden Kuni, narenciye sektöründeki işçilerin şikayetçi olduğunun hatırlatılması üzerine, paraların ülkelerinde alındığını burada alınmadığını söyledi. Kuni, insan ticareti, tehdit, darp gibi iddiaların araştırıldığını kaydetti, darp gibi olayların daha önce olduğunu, para alınması konusunun savcılığa sorulduğunu anlattı. FETÖ soruşturmaları, davalar gibi konuların hatırlatıldığı Kuni, davası sonuçlanan kişilerin bütün özlük haklarının verildiğini, görevlerinin başında olduğunu söyledi.

Kuni, bütçede emeği geçenlere teşekkür etti.

Tatar: Toplumsal huzuru da tehdit eden kadına yönelik şiddetin hiçbir bahanesi olamaz

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Toplumsal huzuru da tehdit eden kadına yönelik şiddetin hiçbir bahanesi olamaz” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, kadına yönelik şiddetin asla kabul edilemeyeceğini söyledi.

“Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” nedeniyle açıklama yapan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “kadına yönelik şiddette hiç bir toleransımız olamaz, olmamalıdır. Devletler bu yönde azami gayreti göstermelidir” ifadesini kullandı.

Kadına yönelik şiddetin toplumsal huzuru da tehdit eden, bir insanlık sorunu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, “Kadına yönelik şiddet kutsal varlıklarımız olan analarımıza ve  insanlığa ihanettir. Kadına yönelik şiddetin hiçbir gerekçesi, hiçbir bahanesi, hiçbir mazereti olamaz. Hiçbir canlıya özellikle de insana ve de kadınlara yönelik şiddet hiçbir şekilde asla kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

“Kadına şiddet eylemleriyle hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, aile ve yakınlarına sabırlar dilerim” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, şiddet olaylarının yaşanmaması için gereken tedbirlerin alınması ve caydırıcı cezaların verilmesi gerektiğinin altını da çizdi.  Cumhurbaşkanı Tatar, tüm kadınların onurlu, özgür ve eşit yaşama haklarını koruma mücadelelerinde daima yanlarında olacağını da vurguladı.

Ahmet Savaşan: Şiddete hayır, dayanışmaya evet!

UBP Grup Başkanvekili Dr. Ahmet Savaşan, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, “Şiddete hayır, dayanışmaya evet!” ifadelerini kullandı.

 

UBP Grup Başkanvekili Dr. Ahmet Savaşan, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla kişisel sosyal medya hesabı üzerinden bir mesaj yayımladı.

Ahmet Savaşan, “Kadına yönelik şiddet, sadece bireylerin değil, toplumların da geleceğini karartan bir insanlık suçudur. Her türlü şiddeti reddetmek ve kadınların hak ettiği eşitlik, saygı ve güven içinde yaşayabileceği bir dünya inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.

UBP Grup Başkanvekili Dr. Savaşan’ın mesajı şöyle:

“Kadına yönelik şiddet, sadece bireylerin değil, toplumların da geleceğini karartan bir insanlık suçudur. Her türlü şiddeti reddetmek ve kadınların hak ettiği eşitlik, saygı ve güven içinde yaşayabileceği bir dünya inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğudur.

Bugün, kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve bu konuda farkındalık yaratılması için sesimizi daha güçlü çıkarma günüdür. Şiddetsiz bir dünya için dayanışmayı artırmalı, kadınların haklarını koruyan politikaların ve uygulamaların hayata geçirilmesini desteklemeliyiz.

Kadına yönelik şiddetin son bulduğu, eşit ve adil bir geleceği hep birlikte inşa edebileceğimize inanıyorum.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde bu farkındalığı büyütmek için bir adım atalım. Şiddete hayır, dayanışmaya evet diyelim!”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İlker Görgülü’yü ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü’yü ziyaret etti.

Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın Boğaz’daki karargâhını ziyaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, burada Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü tarafından askeri törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı şeref defterini imzaladı ve plaket takdimi yaptı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Erenköy Mücahitler Derneği heyetini kabul etti

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Erenköy Mücahitler Derneği Başkanı Ahmet Yıldırım ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Tatar, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Erenköy’de verilen mücadeleyi anlatabilmenin toplum adına büyük bir hizmet olduğunu, bunu nesilden nesile devam ettirmenin önemli olduğunu ifade etti.

“Barış ve huzur içinde yaşayabilmek adına her türlü  iş birliğine destek verdiklerini” belirten Cumhurbaşkanı Tatar, “geçmişi unutmadan ilerlemenin de gerekli olduğunu” kaydetti.

“Geçmişini bilmeyen milletler, yok olmaya mahkumdur. “ sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Tatar, “Kıbrıs’ın gerçeklerini bilmek ve ona göre davranıp, geleceğe adım atmak çok önemlidir.” dedi.

Herhangi bir antlaşmanın Kıbrıs Türk halkı için “kabul edilebilir” olmadığını, Kıbrıs Türk toplumu olarak “kırmızı çizgilerinin” olduğunu ifade eden Tatar, “bunun bu şekilde bilinip, duyulmasının önemli olduğunu” kaydetti.

Cumhurbaşkanı Tatar, sivil toplum örgütü olarak, derneklerin de Kıbrıs’ta yaşanan gerçekleri ve milli değerleri duyurduğunu, bunun da önemli olduğunu ifade ederek, katkılarından dolayı derneğin yönetim kuruluna teşekkürlerini sundu.

Cumhurbaşkanı Tatar, Zübeyir Ağaoğlu, eski başbakanlardan İrsen Küçük, İsmail Soykan, Ünal Sabit ve diğer merhum Mücahitleri rahmetle andı, hayatta olanlara sağlık diledi.

Turizm Bakanlığı ile Ombudsman bütçesi onaylandı

Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı ile Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman) bütçesi komitede onaylandı.

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi, 1 milyar 936 milyon 92 bin TL’lik Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı bütçesini oy çokluğuyla kabul etti.

UBP Gazimağusa Milletvekili Resmiye Eroğlu Canaltay başkanlığındaki komite toplantısında, bütçenin oylanması öncesi Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, bütçe görüşmelerinden işi dolayısıyla ayrılırken, bütçede milletvekillerinin sorularını Müsteşar Serhan Aktunç yanıtladı.

CTP Lefke Milletvekili Salahi Şahiner, Bakanlık bütçesini madde madde değerlendirerek, bazı kalemlere yönelik sorular sordu.

Komite daha sonra Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman) bütçesini görüşmeye başladı.

Ombudsman bütçesi Komite’de onaylandı

UBP Gazimağusa Milletvekili Resmiye Eroğlu Canaltay başkanlığındaki komite toplantısında, Ombudsman İlkan Varol da yer aldı. 36 milyon 251 bin TL’lik Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman) bütçesinde söz alan Varol, bütçede bir sıkıntı yaşamadıklarını, zaten tasarruflu hareket ettiklerini, mali açıdan bir problem yaşamadıklarını söyledi.

Varol, kiralarını yarı yarıya düşürdüklerini, araç sayısını düşürdüklerini ancak personel sıkıntısı olduğunu ifade ederek, yasa çalışmalarının sürdüğünü, bütçeye yük getirmeden bu sıkıntıyı aşacaklarını kaydetti.

Vatandaşların bir çok sıkıntısının olduğunu, yasa çerçevesinde yetkileri dışında olsa da vatandaşa hizmet verdiklerini, yardımcı olduklarını ifade eden Varol, belediyelerde vatandaşlara “alındı” yazısı veya dilekçelere cevap verilmediğini, bu yönde bir çok sıkıntı yaşandığını belirtti.

Varol, vatandaşların mağdur olmaması adına bazen yetkisi olmasa da hukuk hizmeti verdiklerini ifade ederek, kendi yağlarıyla kendi ciğerlerini kavurduklarını söyledi. Varol, Ombudsmanlığın yıpratılmadan herkesin sahip çıkması gerektiğini ifade ederek, bayrak yarışı olarak gördüğü bu görevi, kurumu geliştirerek devretmeyi amaçladığını kaydetti.

CTP Gazimağusa Milletvekili Erkut Şahali de, Ombusmanlık’tan beklentilerinin büyük olduğunu ifade ederek, Ombudsman’ın ülkeye ve vatandaşlara katkısının büyük olduğunu, ihtiyaçlarının da bu kapsamda çözülmesine destek verdiklerini kaydetti. Şahali, Ombudsman’a çalışmalarında başarılar diledi.

CTP Lefke Milletvekili Salahi Şahiner de, Ombudsmanı’n “insan kaçakçılığı” gibi bir konuda neden harekete geçmediğini sordu. Varol da, bunun ceza yasası kapsamında polis, başsavcılık tarafında olduğunu, yetkisi dışına çıkamayacağını kaydetti.

CTP Lefkoşa Milletvekili Ürün Solyalı da, Ombudsman’a yönelik önerilerde bulundu, sorular sordu ve raporlarla ilgili bilgiler aldı. Varol da, raporların basında yer alması üzerine idarenin daha çok dikkat ettiğini, geri adım attığını gördüğünü belirtti.

CTP Lefkoşa Milletvekili Fazilet Özdenefe de, Ombudsman’ın Meclis Komitesi çalışmalarında yer alması, raporlarını sunması gerektiğini kaydetti. Özdenefe, komite başkanı olmayan Dilekçe Komitesi’ne, Ombudsman’ın da çağrılması gerektiğini söyledi.

Sadık Gardiyanoğlu, Antalya’da engelli bireylerin aileleri ile görüştü

Antalya’da temaslarda bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, engelli bireylerin aileleri ile görüştü.

Antalya’da Türkiye Cumhuriyet Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı Otizm Gündüz Bakım Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi Müdürlüğü’nü ziyaret eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, merkeze devam eden engellilerin aileleri ile de bir araya geldi.

Engelli aileleri ile sohbet ederek görüş alışverişinde bulun Gardiyanoğlu, ailelerin sıkıntı ve taleplerini de yerinde dinledi.

Bakan Gardiyanoğlu’na ziyaretinde Sosyal Hizmet Dairesi Müdürü Alev Ecevit, KKTC Antalya Başkonsolosu Aslı Erkmen ve Antalya Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Galip Sökmen eşlik etti.

Hüseyin Çavuş: Tarımsal üretim alanlarındaki zararlar en kısa sürede tazmin edilecek

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, şiddetli fırtınadan zarar gören köylere incelemelerde bulunarak, “Tarımsal üretim alanlarındaki zararlar en kısa sürede tazmin edilecek” dedi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Çavuş, şiddetli fırtınadan zarar gören köy ve bölgelerde incelemelerde bulundu.

“TARIMSAL ÜRETİM ALANLARINDAKİ ZARARLAR EN KISA SÜREDE TAZMİN EDİLECEK”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, şiddetli fırtınadan zarar gören köy ve bölgelere giderek incelemelerde bulundu.

Bölge halkı ve üreticilerle bir araya gelen Çavuş, Genel Tarım Sigortası Fonu, Tarım Dairesi, Hayvancılık Dairesi ve Veteriner Daireleri tarafından, Bitkisel ve Hayvansal üretim alanlarında ve Balıkçılık sektöründe hafta sonu boyunca devam eden fırtına doğal afetinden zarar gören köy ve/veya bölgelerin tespiti ile zarar gören üreticilerin saptanmasına yönelik çalışmaların başlatmış olduğunu ve en kısa sürede tamamlamayı hedeflediklerini dile getirdi.

 

Çavuş, Genel Tarım Sigortası Fonu yasal mevzuatı çerçevesinde Bitkisel üretimde, Tahıl ve Yemlik ve Yemeklik Baklagil ekili alanlar, Sera alanları, açıkta Sebze ve Meyve alanları, Muz ve Bağ alanları, Narenciye alanları, Patates ekili alanlar, Hayvansal üretimde ise doğal afet sonucu oluşan hayvan ölümleri ve barınaklarda oluşan zararların Sigorta güvencesi altında olduğunu ve çalışmaların tamamlanır tamamlanmaz üreticilerin tazmin edileceğine de dikkat çekti.

2024 yılının Şubat ayında Geçitköy Bölgesinde meydana gelen Sel, Taşkın ve Fırtına zararları da göz önünde bulundurularak Genel Tarım Sigortası Fonu Bitkisel Üretim Tüzüğünde değişikliğe gidildiğini de vurgulayan Çavuş, açıkta yetiştirilen sebze ve meyve alanlarını da Sigorta güvencesi altına alındığına da değinerek, bu adımla birlikte Ülkedeki gıda arzının güvence altına alındığını da belirtti.

Değişen iklim koşullarına bağlı olarak doğal afet risklerinin arttığına da değinen Çavuş, Seraların ve Barınakların kuralına uygun şekilde inşa edilmesine yönelik Dairelerimizin verdiği eğitimlerin ve Tarım Dairesi tarafından hazırlanan Seracılık kriterlerinin güncellenmesinin ne kadar doğru bir iş olduğunu bu günkü saha incelemelerinde gördüklerini, çok sayıda zarar olmakla birlikte bu kadar güçlü bir fırtınaya rağmen hasar oranlarının ve ekonomik kaybın geçtiğimiz yıllara nazaran oldukça azaldığına da dikkat çekti.

Kötü hava koşullarının kış ayları süresince devam edebileceği ve doğal afet riskinin de sürebileceği göz önünde bulundurularak Doğal afet zararlarının oluşması neticesinde en kısa sürede üreticilerimizin, Hayvan ölümleri için Veteriner Dairesi, Barınak Zararları için Hayvancılık Dairesi ve Bitkisel üretim zararları için ise Tarım Dairesine müracaatlarının büyük önem arz ettiğine de değinen Çavuş, Bitkisel ve Hayvansal üretim yapan ve Doğal Afet Zararı oluşan tüm üreticilerimize geçmiş olsun dileklerini de iletti.

 

Çavuş, ayrıca üretimin devamlılığının sağlanmasının esas görevimiz olduğu bilinciyle hareket ettiğimizi ve çiftçi ve hayvancının her koşulda yanında olduğumuzun bilinmesi gerektiğini de vurguladı.

Çavuş’a incelemeleri sırasında, Tatlısu Belediye Başkanı Hayri Orçam, Gazimağusa Kaymakamı Özden Keser, Genel Tarım Sigortası Fonu Müdürü İpek Kızılduman ve bölge Tarım Dairesi yetkilileri eşlik etti.

Özdemir Berova: Gazimağusa Limanı özelleştirme kapsamına alındı

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Gazimağusa Limanı’nın özelleştirme kapsamına alındığını ve özelleştirmeyle ilgili büyük bir proje hazırlanması gerektiğini kaydetti.

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Meclis Genel Kurulu’nun bugünkü oturumunda Gazimağusa Limanı’nın özelleştirilmesi konusunda yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Berova, Gazimağusa Limanı’nın özelleştirme kapsamına alındığını ve özelleştirmeyle ilgili büyük bir proje hazırlanması gerektiğini kaydetti.

Berova ihaleye çıkacak noktaya gelmek için uzmanların 5 ila 10 yıl arasında bir süreye ihtiyaç duyulduğu konusunda bilgi verdiğini söylediğini dile getirdi.

Elleçleme işiyle ilgili bir ara formül arandığını dile getiren Berova, süreç sonunda böyle bir şartnamenin ortaya çıktığını belirtti.

Şartname hazırlanırken, şirketlerin yatırım maliyetleri yanında, 10 yıl sonunda bu yatırımı yapacak yatırımcıların bu yatırımı yapmasa ve başka bir finansal araçla yatırıma gitseydi kazanacak oldukları tutarın da hesaplandığını dile getiren Berova, erken fesih halinde yatırım yapacak şirketin sözleşme sürse, elde etmesi gereken kazancının, ihaleyi alacak şirket tarafından karşılanacağını anlattı.

Berova, şu anda Liman İşçileri Sendikası Şirketi’nin kullandığı vinçlerin dava konusu olduğu için yeni ihale kapsamında kullanılmayacağını ve Serbest Liman’a çekileceğini dile getirdi.

Hüseyin Çavuş: Üreticiyi yatırıma teşvik ederek zararlar azaltılacak

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, ülke genelinde etkili olan fırtınanın ardından Meclis’te yaptığı konuşmada, üreticiyi yatırıma teşvik ederek zararların azaltılacağını söyledi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş ise, dün yaşanan fırtına ile ilgili tüm kurumlarla birlikte halkın zararlarını minimalize edecek şekilde çalışmalar yaptıklarını söyledi. Zararları yerinde ziyaret ederek gördüklerini belirten Çavuş, üreticiyi yatırıma teşvik ederek zararların azaltılacağını kaydetti.

Bölgelerde meydana gelen zararlardan bahseden Çavuş, yeni iklim koşullarına üretimi nasıl adapte edecekleri konusunda çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.

Zarar tespit çalışmalarının sürdüğünü ve üreticinin tazmin edileceğini aktaran Çavuş, eksikliklerin aşılması ile ilgili hükümetin çalıştığını söyledi.

Dursun Oğuz: KAYMAKAMLIĞA GELEN İHBARLAR DEĞERLENDİRİLİYOR

Öte yandan İçişleri Bakanı Dursun Oğuz da yaptığı konuşmada, doğal afetlerin yansımasının ne olacağının bilinemeyeceğini ancak tedbir almanın zorunlu olduğunu belirtti.

Olağanüstü durumlarla ilgili yapılanmalara işaret eden Oğuz, 2 Kasım’da 3 Kasım’la ilgili sarı alarm nedeniyle alınan önlemlere işaret etti. Belediyelerin gerekli tedbirleri aldığını belirten Oğuz, öte yandan kaymakamlıkların da sevk ve idare konusunda etkin şekilde çalıştığını kaydetti.

Kıb-Tek’le ilgili de konuşan Oğuz, fırtınanın sürekli olmasının arızaların tamirine de etki ettiğini söyledi. Sevk ve organizasyonun teknik bir konu olduğunu söyleyen Oğuz, Sivil Savunma Polis ve İtfaiyenin de dünden beridir etkin şekilde çalıştığını dile getirdi.

İklim değişikliğinin dünyanın sorunu olduğunu kaydeden Oğuz, bununla ilgili Kıbrıs’ta da ortak çalışmaya ihtiyaç olduğuna katıldığını ifade etti. Oğuz, zararlarla ilgili kaymakamlıklara gelen ihbarların da değerlendirildiğini belirtti.

Sıcaklık 15 dereceye kadar düşecek!

Fırtına etkisini sürdürürken, Meteoroloji Dairesi, hava sıcaklığının 15 dereceye kadar düşeceğini, ardından 3-4 derece kadar yükseleceğini  açıkladı.

Meteoroloji Dairesi’nin haftalık tahmin raporuna göre, yarından itibaren bölge genellikle alçak basınç sistemi ile periyodun ilk günü soğuk ve nemli, diğer günlerde ise serin ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak. Hava, hafta boyunca parçalı ve az bulutlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı, periyodun ilk günü iç kesimlerde ve sahillerde 15 – 18 derece, diğer günlerde ise 19 – 22 derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgârın genellikle Kuzey ve Doğu yönlerden orta kuvvette esmesi bekleniyor.

Özdemir Berova: Afet ve Acil Durum Yönetiminin ayrı bir birim olması gerek

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Afet ve Acil Durum Yönetiminin ayrı bir birim olması gerektiğinin altını çizerek, bu konuda sürecin uzamasının personel ve finans nedeniyle yaşandığını söyledi.

Cumhuriyet Meclisi devam ediyor…

Ülkemizde iki gündür devam eden fırtına nedeniyle yaşanan çeşitli yıkım ve zararlar konusu mecliste eleştirilere neden oldu…

Konu hakkında konuşan Maliye Bakanı Özdemir Berova, Afet ve Acil Durum Yönetiminin ayrı bir birim olması gerektiğinin altını çizerek, bu konuda sürecin uzamasının personel ve finans nedeniyle yaşandığını söyledi.

Maliye Bakanı Özdemir Berova, “En yakın süre içinde elbette bu yasa tasarısını yaşanmışlıklar ve olanaklarla ele alarak belli bir sürede akılcı düzeyde belli bir sisteme oturtulacaktır” dedi.

“Süreç uzamıştır çünkü pratikte yaşanan böyle bir yönetimin oluşması için personel ve finans gerekli…

İyi planlamak lazım ve bölgedeki koşullara göre de en faydalı ortamı oluşturmak zorundayız.

Afet ve Acil Durum Yönetiminin ayrı bir birim olması ayrı bir merkezinin olması mutlak gerekliliklerden birisidir. 2024-25 Mali İşbirliği Protokolü çerçevesinde bu konu ile ilgili hazırlıklar belli bir aşamaya gelmiştir ve hayata geçecektir. En yakın süre içinde elbette bu yasa tasarısını yaşanmışlıklar ve olanaklarla ele alarak belli bir sürede akılcı düzeyde belli bir sisteme geçilecektir”

Türk Dünyası Şartı kabul edildi

Dünyanın yükselen gücü Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), gücünü ve birlikteliğini her geçen gün artırıyor.

Türk Dünyası ortak tarih, ortak coğrafya, ortak edebiyat, ortak harita, ortak alfabe, konusunda çok önemli adımlar atıyor. Türk Dünyasının birliği noktasında yeni bir adım daha atıldı.

6 Kasım’da Bişkek’te gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) 11. Zirvesi’nde Türk Dünyası Şartı kabul edildi.

Peki Türk Dünyası Şartı nedir, Türk birliğinin geleceği için önemi nedir? Bayburt Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramin Sadık ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Sefa Çakır, TRT Haber’den Ayşe Şimşek’e değerlendirdi.

Amaç: Türk kimliği temelinde tarihsel, kültürel, dilsel ve geleneksel bağları pekiştirmek
Türk Dünyası Şartı, Türk Devletleri arasındaki iş birliğini güçlendirmeyi hedefleyen önemli bir belge. Bu belge, TDT bünyesinde daha önce kabul edilen kararlar ve belgeler ( Nahçıvan Anlaşması ve Türk Dünyası 2040 Vizyonu) temel alınarak hazırlandı.

Türk Dünyası Şartı, Türk kimliği temelinde tarihsel, kültürel, dilsel ve geleneksel bağları pekiştirmek, Türk Devletleri arasındaki çok yönlü iş birliğinin kapsamını genişletmek ve uluslararası hukuk ilkelerine sadık kalmayı vurguluyor.

Türk Dünyası Şartı kabul edildi: Detaylar ilk kez TRT Haber’de

“Türk Devletleri birlikte hareket ettiğinde daha güçlü”
Doç. Dr. Ramin Sadık, Türk Devletleri’nin birlikte olduğunda daha güçlü, güvenli ve huzurlu bir bölgesel güç olacağını söyledi:

“Türk ülkeleri yerleştikleri konum itibariyle dünyanın ‘kalpgahı’nda yer alıyor. Tarih boyu söz konusu ‘kalpgahta’ birlik oluşturan Türk imparatorlukları, dünyanın geniş coğrafyasına hükmetti. Bugün de içinde bulunduğumuz zaman ülkelerimizi ‘kalpgahta’ ayrı ayrılıkta değil, birlikte hareket etme hususuna yönlendiriyor.

Türk Devletleri birlikte hareket ettiğinde daha güçlü, daha güvenli, daha huzurlu bir bölgesel güç olarak ortaya çıkıyor. Bir birlik şekline gelmemiz halinde ise dünyanın en etkili, güçlü, güvenli birliği olmayı gerçekleştirebiliriz.”

“Enver Paşa’nın Türkistan yaylalarında şehit olması bir hayalin değil, hakikatin ifadelerindendir”
Türk Devletleri Teşkilatı’nın kabul ettiği ortak alfabe, teşkilatı temsil eden birleştirici bir bayrağın yanı sıra ekonomi, enerji, diaspora, kültür vs. alanlarında geliştirilecek iş birlikleri ile daha da güçlü bir hal alacağının altını çizen Doç. Dr. Mustafa Sefa Çakır, “İlk adımların atıldığı 2009 yılından beri yaşanan tüm gelişmeler Türk Dünyası’nın birlikteliğinin hayal olmadığını ortaya koymaktadır. Gazi-i nâmdâr Enver Paşa’nın Türkistan yaylalarında Rus mitralyözleri karşısında şehit olması da bir hayalin değil, hakikatin en veciz ifadelerindendir. ” değerlendirmesinde bulundu.

“Türk Birliği artık gerçekleşme fırsatına sahip”
Doç. Dr. Ramin Sadık da Türk Birliği’nin gerçekleşmesinin hayal olmaktan çıktığını söyledi:

“Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri arasında siyasi, ekonomik, askeri, kültürel iş birliği imkanı her geçen gün arttıkça bu etkileşimin bir birliğe dönüşmesi artık hayal olmaktan çıkıyor. Bir zamanlar hayal olarak görülen Türk Birliği artık gerçekleşme fırsatına sahip. Ülkeler arasındaki yakın temaslar, hemen her alandaki iş birlikleri ve etkileşimi geliştirmeğe yönelik irade bize bunu açıkça gösteriyor. Diğer yandan bugün dünyada çeşitli ülkeleri bir arada tutan siyasi birlikler vardır. Türk Birliği de olmalı, olması da zorunludur. Zira ülkeler arasındaki bu denli üst düzey etkileşimi birlikle taçlandırmak en doğru tercih olacak.”

Türk Dünyası Şartı kabul edildi: Detaylar ilk kez TRT Haber’de

Bu Şart’ın kabulüyle birlikte Türk Dünyası’nda birçok önemli gelişmenin gerçekleşmesi bekleniyor.: Belgenin önsözü, Türk devletleri arasında iş birliğini daha da güçlendirme, dil, düşünce ve eylemde birliği teşvik etme fikrini ortaya koyuyor.

Aynı dili konuşan, aynı dine iman eden, ortak bir maziye sahip olan ve geleceği beraberce inşa etme azim ve kararlılığı sergileyen bu birliktelik zaman geçtikçe daha da anlam ve önem kazanacaktır
Doç. Dr. Mustafa Sefa Çakır
Liderler Ortak Türk Dünyası fikrini benimsedi
Türk Devletlerinin liderleri bu belgeyi imzalayarak kardeşlik bağlarını önceliklendirme, dayanışma ruhunu sürdürme ve Ortak Türk Dünyası fikrini benimsedi. Bu belgeyle, devletler arasındaki iş birliğini geliştirme ve barışı güçlendirme yönündeki yeni ilkeler, uluslararası hukukta genel kabul görmüş ilkelerle uyumlu şekilde tanımlandı. Ayrıca, bu ilkeler gururla bir Türk iş birliği modeli olarak dünyaya sunulabilir.

Bu belge, Türk halkları arasındaki iş birliği için ortak kültürel mirası, ortak alfabe ve ortak Türk dilini gelecekteki iş birliği sürecinin önemli dönüm noktaları olarak tanıyor.

Türk Devletleri Teşkilatı, bu Şartın uygulanmasında önemli bir rol üstleniyor. Teşkilat, Türk Devletlerinin ortak çıkarları doğrultusunda iş birliğini güçlendirerek hem bölgesel hem de küresel ölçekte Türk Dünyası’nın sesi olma görevini yerine getirecek.

Tüm Türk İşbirliği Teşkilatları ise Şart’ta belirlenen hedef ve görevlerin yerine getirilmesinde aktif bir şekilde yer alacak ve faaliyetlerini Koordinasyon Komitesi aracılığıyla koordine edecek.

“Dilde, fikirde, işte birlik”

“Türkiye Yüzyılı’nda Türkiye’nin gerçekleştirebileceği büyüme ve güçlenme, Türk ülkeleri arasındaki iş birliğini daha da üst seviyeye yükseltebilir, Türk Devletleri Teşkilatı’nı siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel bir birlik haline getirebilir. Dolayısıyla Türkiye bu konudaki sorumluluğunun farkında ve yıllardan beri bunun bilinciyle adımlar atıyor.”

Doç. Dr. Ramin SadıkDoç. Dr. Mustafa Sefa Çakır, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cesur duruşunun herkese örnek olacağının altını çizdi:

“Ülkemizin başta Filistin konusu olmak üzere Sayın Recep Tayyip Erdoğan örnekliğinde sergilediği cesur duruş herkese örnek olacaktır. Müslüman Türk’ün en gür seslerinden İsmail Bey Gaspıralı’nın ifadesiyle ‘dilde, fikirde, işte birlik’ mefkûresi bugün en canlı hâlini almıştır. Bundan sonra yapılması gereken bu adımların daha ileriye taşınması, emanetin genç nesiller tarafından fedakârca omuzlanmasıdır.”

Rekabet Kurulu ve Rekabet Kurumu arasında “sürdürülebilir ekonomi” için iş birliği

KKTC Rekabet Kurulu ile Türkiye Cumhuriyeti Rekabet Kurumu arasında iş birliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında iki kurum arasında eğitim ve bilgi paylaşımı, altyapı gibi alanlarda iş birliği yapılacak.

KKTC Rekabet Kurulu ile Türkiye Cumhuriyeti Rekabet Kurumu arasında iş birliği protokolü imzalandı.

Lefkoşa Concorde Otel’de yer alan ve Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu’nun da katılarak konuşma yaptığı törende, protokole, KKTC Rekabet Kurulu Başkanı Mustafa Üstünel ile Türkiye Cumhuriyeti Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle imza koydu.

Protokol çerçevesinde iki kurum arasında eğitim ve bilgi paylaşımı, altyapı gibi alanlarda iş birliği yapılacak.

AMCAOĞLU

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, ülkenin gelişmesi ve kalkınmasında, sürdürülebilir ekonomi için iş birliği protokolünün önemli olduğunu belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti Rekabet Kurumu’nun bu noktadaki deneyimlerinden faydalanmanın KKTC için önemine işaret eden Amcaoğlu, protokolle kalkınma ve büyüme için adımların hızlanacağını söyledi.

Amcaoğlu, protokolü çok önemsediklerini, iki coğrafyanın tecrübelerini birleştirmesinin kolay olmadığını dile getirerek, çaba gösteren herkese teşekkür etti.

ÜSTÜNEL

KKTC Rekabet Kurulu Başkanı Mustafa Üstünel, protokolün önemine vurgu yaparak, iş birliğinin daha hızlı ve detaylı çalışmalara olanak sağlayacağını belirtti.

Üstünel, KKTC’nin Ocak ayında düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Rekabet Konseyi’nde temsil edilmesinin önemli olduğunu dile getirerek, KKTC’nin tanınmasına katkı sağlayacak bu adıma önderlik eden Türkiye Cumhuriyeti’ne ve Türkiye Cumhuriyeti Rekabet Kurumu’na teşekkür etti.

Protokol ile tecrübe, eğitim ve mevzuat çalışmalarında bilgi paylaşımına olanak sağlayacağını söyleyen Üstünel, protokolün kurumsal ve teknolojik altyapı anlamında da önem taşıdığını belirtti.

KÜLE

Türkiye Cumhuriyeti Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, KKTC ile iş birliğine önem verdiklerini söyleyerek, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamak amacıyla nitelikli kadrosuyla çalışmalar yürüttüklerini belirtti.

Küle, protokolle bu deneyimlerini KKTC ile paylaşmak, ekonomiyi ileriye taşımak amacıyla sürdürülen çalışmalara destek vermeyi amaçladıklarını ifade etti.

Hasipoğlu ve Savaşan Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı’na katıldı

UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu ve UBP Grup Başkanvekili Ahmet Savaşan KKTC’yi temsilen Kamboçya’da düzenlenen 12. Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı’na katıldı. Hasipoğlu ile Savaşan’ın katıldıkları toplantılarda Kıbrıs konusunun yanı sıra UBP’nin bölgesel politikaları hakkında bilgiler verdi.

UBP Milletvekilleri Hasipoğlu ve Savaşan, Siyasal Partiler toplantılarında Asya’da İlk Kez KKTC’yi Temsil Etti

Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekilleri Oğuzhan Hasipoğlu ve Ahmet Savaşan, Kamboçya Halkın Partisi ve Asya Siyasi Partiler Başkanlığı’nın davetlisi olarak Uluslararası Asya Siyasi Partiler Konferansı’na (ICAPP) katıldı. KKTC’den bir siyasi partinin Asya’da ilk kez temsil edildiği bu toplantı, 21-23 Kasım tarihleri arasında Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’de gerçekleştirildi.

ICAPP 12. Genel Kurul kapsamında düzenlenen toplantılarda konuşan Hasipoğlu ve Savaşan, Kıbrıs meselesini mevkidaşlarına aktarma fırsatı buldu. Yaptıkları konuşmalarda , Kıbrıs meselesinin doğru zeminde tartışılması gerektiğini , yıllar süren sonuçsuz federasyon müzakerelerinden sonra, Kıbrıs Türk halkının egemenlik eşitlik ve uluslararası eşit statü talebinin doğru zamanda yapılan son derece meşru bir hak olduğunu , Güney Kıbrıs yönetimin çözümü istermiş gibi görünüp geçen zaman içerisinde hep masadan kaçtığını , Türkiye ‘yi çözümün önünde engel ve işgalci olarak dünyaya lanse etmeye çalıştıklarını , bu savın son derece yanıltıcı ve gerçek dışı olduğunun, kendi uzlaşmaz tutumlarını kamufle etmekten başka bir amaç taşımadığını vurguladılar. Anavatan Garantör Türkiye’nin adaya müdahalenin sadece bizlere değil tüm adaya barış ve huzur getirdiğini konuşmalarında ifade ettiler.

 

Hasipoğlu ve Savaşan, Kıbrıs Türk halkının egemenlik talebinin meşru ve doğru bir zemin üzerinde tartışılması gerektiğini vurguladı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin çözüm sürecindeki uzlaşmaz tutumuna dikkat çeken vekiller, Rum tarafının masadan kaçmayı alışkanlık haline getirdiğini ve Türkiye’yi “işgalci” olarak nitelendirmesinin yanıltıcı ve gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Ayrıca, Türkiye’nin müdahalesinin adada sadece Kıbrıs Türklerine değil tüm adaya barış ve huzur getirdiğini dile getirdiler.

Kamboçya temasları çerçevesinde, Kamboçya Başbakanı Hun Manet ile de bir araya gelen Hasipoğlu ve Savaşan ayrıca Uluslararası Asya Siyasi Partiler Komitesi Başkanı ve Güney Kore’nin eski Dışişleri Bakanı Chung Eui-yong, ICAPP Daimi Komitesi Eş Başkanı ve Pakistan Senatosu Savunma Komitesi Başkanı Mushahid Hussain Sayed, Yeni Azerbaycan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tahir Budagov, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Zafer Sırakaya yanı sıra Kamboçya parlamentosundan temsilcilerle ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

 

UBP olarak, davet edilen 35 ülkenin içerisinde olmaktan ve ülkemizi temsil etme fırsatını bulmuş olmanın önemine dikkate çeken vekiller, parlamentolarını temsil siyasi parti temsilcileri ve milletvekilleri ile görüşme fırsatı buldular . Toplantının ana teması “Siyasal Partilerin Uzlaşmadaki Rolü” oldu. Toplantı sonunda, iki yıl sonraki toplantının Güney Kore’nin başkenti Seul’de yapılması kararlaştırıldı. Hasipoğlu ve Savaşan, toplantılar sonrasında yaptıkları açıklamalarda, KKTC’yi uluslararası alanda daha görünür kılmak için mücadeleye devam edeceklerini belirttiler.

GARDİYANOĞLU: “TÜRKİYE KKTC’YE SOSYAL POLİTİKALARDA ROL MODEL OLUYOR”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Gardiyanoğlu, sosyal hizmet politikalarında Türkiye’deki çalışmaları örnek aldıklarını söyledi. KKTC’ye Otizm merkezi kazandırmak için de Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan öğretmen desteği sözü aldığını belirten Gardiyanoğlu, ‘Yaklaşık 16 aydır bakanım, ana vatan Türkiye’den ne zaman hangi yetkiliyi arasam çok şükür ‘hayır’ kelimesiyle karşılaşmadık’ dedi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, Antalya’da yaptığı ziyaretleri AA muhabirine değerlendirdi.
KKTC’de 2024 yılını “sosyal hizmet yılı” ilan ettiklerini ve adada ne kadar rehabilitasyon merkezi varsa yenilediklerini ifade eden Gardiyanoğlu; engelliler, çocuklar, yaşlılar ve kadınlar için yeni merkezler açtıklarını belirtti.Adada şu anda tek eksiğin otizm merkezi olduğunu anlatan Gardiyanoğlu, bunun için de çalışmalara başladıklarını bildirdi.
Türkiye’deki otizm merkezlerini incelediklerini dile getiren Gardiyanoğlu, “Antalya’daki otizm merkezini ziyaret ettik, çalışmaları yerinde gördük. Antalya’da Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğündeki arkadaşlar bize yasa ve tüzükler, işletme ve neler yapılmasıyla ilgili sunum yaptılar. Merkezi gezdik, anne ve babalarla bir araya geldik, onları dinledik. Böyle bir merkezin KKTC’de de açılmasının ne kadar doğru bir karar olduğunu gördük.” diye konuştu.
Türkiye’deki otizm merkezlerinin benzerini KKTC’ye kazandıracaklarını aktaran Gardiyanoğlu, devlet korumasındaki 0-16 yaş arasındaki çocuklar için yeni bir tesis yaptıklarını, çocuklar yeni tesise geçtikten sonra binayı otizm merkezi haline getireceklerini dile getirdi.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın geçen hafta KKTC’yi ziyaret ettiğini ve otizm merkezi konusunu kendisiyle de paylaştığını anlatan Gardiyanoğlu, “Engelli rehabilitasyon merkezi için Türkiye’den 15 gönüllü öğretmen geldi ve engelli bireylerimize eğitim vermeye başladı. Otizm merkezi için de Sayın Cevdet Yılmaz, öğretmen desteği sözü verdi. Yaklaşık 16 aydır bakanım, ana vatan Türkiye’den ne zaman hangi yetkiliyi arasam çok şükür ‘hayır’ kelimesiyle karşılaşmadık.” dedi.
Gardiyanoğlu, Türkiye’nin her zaman desteğini gördüklerini ve görmeye devam ettiklerini vurguladı.
Sosyal politikalar konusunda Türkiye’deki çalışmaları örnek aldıklarına işaret eden Gardiyanoğlu, şunları kaydetti:
“Sadece otizmde değil, Türkiye birçok konuda rol model oldu. Daha önce rehabilitasyon merkezlerini, Ankara’daki sevgi evlerini, devlet korumasındaki çocukların kaldığı merkezleri gezdim. Onlardan bir rol model aldık. Yasaları, sistemi aldık, KKTC’de uygulamaya başladık. Çünkü Amerika’yı tekrar keşfetmek için bir zamanımız yok, keşfedilmiş Amerika’yı kendi ülkeme uyarlamak gibi bir sürecim var. Türkiye’deki yasalardan, tüzüklerden faydalandık. Bu şekilde daha hızlı şekilde çalışmaları hayata geçirebiliyoruz.”
Bakan Gardiyanoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a desteklerinden dolayı teşekkür etti.

Güneş: “Rüzgarın hızı saatte 118 kilometrenin üzerine çıktı”

Meteoroloji Dairesi Müdürü Sinan Güneş, Serdarlı, Mallıdağ ve Kaleburnu’nda dün rüzgarın hızının saatte 118 kilometrenin üzerine çıktığını kaydetti.

Birçok bölgede etkili olan kuvvetli rüzgarlarla ilgili Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) konuşan Güneş, “Fırtına şeklindeki rüzgarlar etkisini tedricen azaltacak. Hava durumu bugün öğleden sonra normale dönecek” dedi.

Meteoroloji Dairesi’nin ölçüm merkezlerindeki verileriyle ilgili bilgi veren Güneş, “Esentepe Deniz”, “Kalkanlı”, “Alsancak” ve “Mağusa Deniz” istasyonlarında çok şiddetli fırtına (saatte 103-117 kilometre) kaydedildiğini, diğer bölgelerde ise rüzgarın hızının 50 ile 100 kilometre arasında değiştiğini belirtti.

-“Fırtınanın sebebi ani sıcaklık ve basınç değişimi”

Kuvvetli rüzgarların ani sıcaklık ve basınç değişiklikleri nedeniyle olduğunu söyleyen Sinan Güneş, Serdarlı, Mallıdağ ve Kaleburnu’nda dün rüzgarın hızının saatte 118 kilometrenin üzerine çıktığını yineleyerek, bunun ülkedeki bofor skalasındaki en yüksek sınır olan “Harikeyn”e denk geldiğini ifade etti.

Güneş, “Harikeyn kayıtlarımıza ender düşen bir ölçüm. Ülkede bu şiddetle rüzgarla çok sık karşılaşmıyoruz” dedi.

– “Bugün de soğuk geçecek”

Hava sıcaklığı konusunda da konuşan Güneş, sıcaklığın mevsim normallerinin 6-7 derece altında olduğunu anımsatarak, dün gibi bugünün de soğuk geçeceğini söyledi.

-“Hava yarından itibaren biraz ısınacak, 3-4 gün yağış beklentimiz yok”

Güneş, havanın yarından itibaren biraz ısınacağını, sıcaklığın önümüzdeki günlerde mevsim normalleri civarına (20-23 derece) ulaşacağını belirtti.

Meteoroloji Dairesi Müdürü Güneş, önümüzdeki 3-4 gün yağış beklentisi olmadığını da ifade etti.

Avustralya’da çocukların sosyal medya platformlarına ulaşmasının engellenmesi tartışmaları sürüyor

Sosyal medya platformları X, Instagram, Facebook ve TikTok, Avustralya’da çocukların sosyal medyaya erişiminin engellenmesi için önerilen yasa tasarısının ertelenmesini talep etti.

Ülkede bu sosyal medya platformlarını temsil eden Dijital Endüstri Grubu AŞ’nin yöneticisi Sunita Bose, Senatoda ifade verdi.

Bose, Avustralya hükümetinin sosyal medya platformlarının çocuklar üzerindeki etkisini incelemek amacıyla oluşturduğu ekibin çalışmalarını Haziran 2025’te tamamlayacağını kaydederek, çocukların sosyal medyaya erişiminin engellenmesi için önerilen yasa tasarısının bu çalışmalar sonuçlanana kadar ertelenmesinin gerektiğini ifade etti.

Avustralyalı Senatör Ross Cadell’in sosyal medya platformlarında hesap oluşturma konusundaki yaş kısıtlamalarıyla ilgili sorusunu yanıtlayan Bose, platformların bu konuda geliştirilmesinin gerektiğini belirtti.

Bose, önerilen yasa tasarısının bazı çocukları izole ederek “karanlık ve daha az güvenli çevrim içi mecralara” iteceğini ve yasanın geçmesi halinde “çocukların güvenliğinin tehlikeye gireceğini” ileri sürdü.

Senatör Jacqui Lambie’nin sosyal medya platformlarının çocukları tehlikeli içeriklerden korumak için neden bazı algoritmalar kullanmadığı sorusunu yanıtlayan Bose, böyle algoritmaların kullanımda olduğunu ve daha iyi çalışması için yatırımların sürmesi gerektiğini kaydetti.

– İletişim Bakanı Rowland, yasa tasarısını destekledi

Senatoya ifade veren Avustralya İletişim Bakanı Michelle Rowland ise sosyal medyanın mevcut haliyle çocuklar için “güvenli olmadığını” belirtti.

Rowland, sosyal medyaya erişimin büyümenin “belirleyici özelliği” olarak görülmemesi gerektiğini kaydederek “Hayatta sürekli bildirimlerden, bitmek bilmeyen kaydırmalardan ve fenomenler tarafından sunulabilecek sahte ve gerçekçi olmayan mükemmeliyetçiliğe uyma baskısından daha fazlası var.” ifadelerini kullandı.

– Avustralya’da çocukların sosyal medyaya erişimini engelleyecek yasa tasarısı

Avustralya’da 16 yaşından küçük çocukların sosyal medyaya erişimini engelleyecek yasa tasarısı ülkenin gündemini meşgul ediyor.

Avustralya Yayın Kurumunun (ABC) haberine göre, teklif edilen tasarıyı destekleyen Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, sosyal medya platformlarının çocukların “akıl sağlığına zarar verdiğini” ifade ederek çocukların dışarıda oynamasının gerektiğini belirtti.

Tasarının yasalaşması halinde sosyal medya platformlarının bir sene içerisinde 16 yaşından küçük çocukların platformlara erişimini engellemek için düzenlemeler yapması gerekecek. Buna uymayan platformlar, yaklaşık 33 milyon dolara (yaklaşık 1,1 milyar lira) kadar para cezasına çarptırılabilecek.

Ülkedeki büyük partiler tarafından desteklenen tasarının bu hafta içinde yasalaşması bekleniyor.

Meteoroloji Dairesi, bugün yer yer sağanak beklendiğini duyurdu

Meteoroloji Dairesi’nin 23-29 Kasım tarihlerini kapsayan hava tahmin raporuna göre, yarından itibaren ise hava parçalı ve az bulutlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı iç kesimlerde ve sahillerde 15-19 derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgarın, genellikle kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli, bugün ise kuzey ve batı yönlerden “fırtına” veya yer yer “kuvvetli fırtına” şeklinde esmesi bekleniyor.

Petrol haftalık kazancın ardından düşüşte

Petrol, yükselen jeopolitik riskler nedeniyle büyük haftalık kazancın ardından yönünü aşağı çevirdi.

Petrol, yükselen jeopolitik riskler nedeniyle büyük haftalık kazancın ardından yönünü aşağı çevirdi.
Petrol, Ukrayna ve Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin yatırımcıları tetikte tutmasıyla yaklaşık iki ayın en büyük haftalık kazancının ardından tekrar düşüşe geçti.
Brent ham petrolü, geçen hafta yaklaşık yüzde 6 yükseldikten sonra haftanın ilk işlem gününde varil başına 75 doların üzerine çıktı ve ABD ham petrolü ise 71 dolara yaklaştı.

Rusya’nın Ukrayna’daki savaşı, her iki tarafın da daha uzun menzilli füzeler kullanmasıyla tırmandı.

Öte yandan, OPEC üreticisinin ikinci bir Trump yönetimi altında olası yaptırımlara hazırlanmasıyla İran, BM’nin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından kınanmasının ardından nükleer yakıt üretim kapasitesini artıracağını söyledi.

Commonwealth Bank of Australia analisti Vivek Dhar, “UAEA kınaması ve İran’ın tepkisi, Trump’ın iktidara geldiğinde İran’ın petrol ihracatına karşı yaptırımlar uygulama olasılığını artırıyor. Bu da günlük yaklaşık 1 milyon varil arzı riske atıyor. Rus ham petrol akışları da Ukrayna’daki savaşın yoğunlaşmasının ardından etkilenebilir.” dedi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı olumsuz hava koşullarının bugün de devam edeceğini belirtti

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, olumsuz hava koşullarının bugün de devam edeceğini açıkladı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, ülke genelinde etkili olan olumsuz hava koşulları nedeniyle, özellikle seralar, barınaklar ve balıkçılar başta olmak üzere tüm tarımsal üretim sektörlerinde ciddi hasarlar oluştuğunu ve tehlikenin bugün de devam edeceğini duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, ülkedeki olumsuz hava koşullarının etkilerini en aza indirgemek için Orman Dairesi, Sivil Savunma, Belediyeler ve Kaymakamlıklarla koordineli bir şekilde çalışıldığı ifade edildi.

Açıklamada, Tarım Dairesi, Hayvancılık Dairesi ve Genel Tarım Sigortası Fonu’nun üretim alanlarında ve balıkçılıkta meydana gelen zararların tespitine ve daha fazla zarar oluşmaması için alınması gereken tedbirlere yönelik tüm gün sahada olduğu vurgulandı.

Bakanlık açıklamasında, Meteoroloji Dairesi’nden edinilen bilgiler ışığında, karada ve bölge denizlerinde dün akşam başlayan kuvvetli fırtınanın yarın da etkili olmaya devam edeceğini belirtilerek, yaşanabilecek olumsuzluklara karşı gerek üreticilerin, gerekse balıkçıların, alınan tedbirleri sürdürmesi istendi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı olarak, üreticilerimizin yanında olduğumuzu ve bu süreçte her türlü desteği sağlayacağımızın bilinmesi gerektiğini de bir kez daha vurgulamak isteriz.”