Archives 2024

Kılıç: Havin’i teşhis için çağırdıklarında yüzüne bakamadım

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden İsias davasında dinlenen Havin Kılıç’ın babası Recep Kılıç sanıklardan davacı olduğunu söyledi.

Türk Maarif Koleji’nde okuyan ve voleybol takımında oynayan kızı Havin Kılıç’ın arkasından Adıyaman’a geldiğini söyleyen Kılıç, 5 Şubat’ta akşamüstü Havin’in odasına giderek kendisiyle kalması için ısrar ettiğini ancak kızının arkadaşlarıyla kaldığını anlattı.

Gece 1.00 gibi uyuduğunu ve depremin ilk saniyelerine uyandığını söyleyen Recep Kılıç, moloz yığını altında kaldığını, çocuklara seslendiğini cevap almadığını, Pervin Aksoy İpekçioğlu’nun ve Esra Özberkman’ın sesini duyduğunu kaydetti.

Bir şekilde moloz yığınından kurtulduğunu, enkazdan çıkışını yanlışlıkla telefona kaydettiğini, bunu da savcılığa ilettiğini anlatan Kılıç, “Enkazı gördüğünde oradan hiç kimsenin çıkamayacağını anladım, yere yığılıp kaldım. Moloz yığını içinde bir şey yapamayacağımızı anladık” dedi.

Kızılay’ın kan merkezine sığındıklarını, Pervin Aksoy İpekçioğlu ve Esra Özberkman’ın yaralandığını kaydederek, KKTC Gaziantep Başkonsolosu Fatma Demirel, Gaziantep Başkonsolosluğu Eğitim-Kültür Ataşesi Bumin Paşa’nın gelerek kendilerine yardımcı olduğunu belirtti.

Kıbrıs’tan ekipler geldikten sonra hummalı bir çalışma başladığını anlatan Recep Kılıç, “Her gelen Havin mi diye gergin bir bekleyiş içine girdim. Eşim ikinci kafileyle geldi. Önce yanlış haberlerle hastaneleri aradık… Havin son çıkarılanlardandı… Teşhis için çağırdıklarında yüzüne bakamadım, kabullenmek istemedim. Annesini çağırdım. Annesi çığlık atıp yere düştü. Ben sonra bakabildim” dedi.

Otel sahibi Ahmet Bozkurt’a soru soran Kılıç, ekranın büyütülmesini ve onu görmek istediğini söyledi.  Kılıç, ısrarla pergola olduğu söylenen katın neden yapıldığını sorarak, “Kendisi şerefli, onurlu bilinen bir kişi olduğu için yalan söyleyeceğini düşünmüyorum” dedi.

Ahmet Bozkurt, bütün annelerin kardeşlerin babaların acısını içinde yaşadığını, soruya vereceği cevabın bu olduğunu söyledi.

Sahil’in annesi olan ve depremden sağ kurtulan Esra Özberkman: “Diğer çocukların anneleri orada yok, üzülmesinler diye kızımı son kez öpemedim”

İsias Otel’de yaşamını kaybeden Sahil Özberkman’ın annesi olan ve depremden sağ kurtulan Esra Özberkman sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi.

Esra Özberkman, 2011 doğumlu Sahil Özberkman’ın annesi olduğu söyledi. Çocukların ülkelerini temsil etmek ve başarıya ulaştırmak için Adıyaman’a geldiklerini anlattı.

Ekiple görevli olarak Adıyaman’a geldiğini anlatan Özberkman, otele yerleştikten sonra Adıyaman Belediye Başkanı’na nezaket ziyaretinde bulunduklarını ve son toplu fotoğraflarını çektirdiklerini anlattı.

Özberkman, bunu 5 şubatta yaptıklarını, çok mutlu ve heyecanlı olduklarını, 4 şubatta kızının odasının değiştiğini söyledi. Esra Özberkman, çocukları maçtan sonra yemeğe götürdüklerini ve sonra otele döndüklerini anlattı.

Özberkman, Deprem öncesi yapılanları anlattı, gece saat 10 gibi odaları dolaştığını ve kendi odasına geçtiğini söyledi.

Kızını en son orada gördüğünü onu diğer çocukların anneleri orada olmadığı için, onlar üzülmesinler diye öpmediğini söyleyen Özberkman, deprem olduğunda uyandığını, yataktan kalkıp montuna doğru uzanmaya çalıştığını anlattı. 99 depremini avcılarda yaşadığını anlatan Özberkman, Avcıların ağır hasar almış bölge olmasına rağmen kaldıkları bina mükemmel yapıldığı için 5 kattan çıkıp hayatlarına devam ettiklerini vurguladı.

Özberkman şöyle devam etti:

“Deprem sırasında uğultular vardı ve patlama sesi gibi bir şeyler duydum. Vücudumun sol tarafına ne olduğunu bilmediğim beyaz bir kütle çarptı. Şoktaydım. Bacağımı çıkarmaya çalıştım hareket ettiremedim. Ellerimi yoklayarak altımda şilte olduğunu hissettim, bir süt kutusu buldum onunla ağzımı çalkaladım. Kızımın adını haykırdım defalarca hiç bir şey duymadım. Etrafı dinledim, önce Recep, Pervin ve Murat’ın seslerini duydum. Çocuklardan haber olup olmadığını sordum, yoktu. Enkazda 3 saat geçirdim, kedimi zorlayarak ayağımı çıkardım. Bir süre sonra biri var mı diyen ses duydum, seslendim. Gelen Nehir Çevik’in dayısıydı. Beni o çıkarttı. Ben birinci kattayken  neredeyse enkazın tepesindeydim. O çok mükemmel olan bina öne doğru devrildiği için ve üzerimde bir şey olmadığı için çıkabildim. Çok sağlam dedikleri binanın enkazı yola kadar gidiyordu.

Yardıma ilk ekipler geldiğinde eşim geldi Sahil’i sordu, bir sürü haberler çıktı. Benim kızım en yakın arkadaşı Asya ile Bodrum katından çıktılar. Soğuktan dondular dedi ya Bozkurt, uyanamadılar. Bir anne uyanamdıkları için dua eder mi! acı çekmedikleri için ettim. Hepsi benim çocuğumdu, benim sorumluluğumdaydı. Hiç suçum olmamasına rağmen vicdan azabı çektim. Hepsi benim çocuğumdu. 11 şubatta bulundu benim kızım, onu ben teşhis ettim. Kızım ve kendim için, bu işte parmağı olan herkesten şikayetçiyim en ağır cezaları almalarını talep ediyorum.

 

Tayyip Özberkman da sanıklardan davacı olduğunu söyledi.

Özberkman şöyle dedi: “Diğer ailelerin de bahsettiği gibi sanıkları burada görmek istiyorum. Benim kızım Sahil cıvıl cıvıl  hayata dolu dolu bakan yaşam kaynağıydı. Voleybol aşığıydı. 3 Şubatta onu 6 gün öpemeyeceğim için 110 defa öpmesini istedim, o da bana 6 gün sonra geleceği için beni 4 defa öpeceğini söyledi. Deprem sabahını anlatan Özberkman, ilk kafileyle Adıyaman’a geldiğini söyledi. Kızı için çeşitli haberler aldığını anlatan acılı baba, kızının çıkmadığını öğrendiğinde enkazda çalışmalar yaptıklarını anlattı.

Özberkman şunları kaydetti:

“Kum yığınında elimizden gelen çabayı göstererek varımızı yoğumuzu ortaya koyduk. Elimle tutuğum beton parçalarını üflerdim, yuvarlak dere çakıllarını gördüm. Hafif bir yapıyla yaptım dediği yapının çatısını gördüm, çocuklar bu yapının altındaydı onlara ulaşamadık. Sivil savunma ekiplerinin gelmesiyle o yapı parça parça bölünmeye başlandı. Önce rehberleri, sonra çocuklarımızı çıkardık. Bozkurt’un dediği gibi orada ses falan yoktu.

Özberkman davanın çok önemli olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

“Bina Bozkurt’un dediği gibi çekiçleme sitemiyle değil, arkadan önüne doğru yıkılarak yola, çocukların üzerine devrildi. Bu dava herkes için çok önemli, davanın önemini kavradık. Bu dava herkesin başına gelebilir. Bir oğlum daha var, kimsenin bunu tekrar yaşamasını istemiyorum. Bu dava için Devrim dediğimizde gülen bir kişi vardı. Bütün sorumluların tespit edilerek hak ettikleri en ağır cezaları almalarını istiyorum.”

Bu arada Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu da davanın görüldüğü mahkeme salonuna geldi.

“Kıbrıs Gerçekleri Sergisi” açıldı

“Kıbrıs Gerçekleri Sergisi” Ankara’da açıldı.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Kıbrıs Türkü’ne yönelik etnik temizlik ve dışlama çabalarını unutmuyoruz, unutturmamak için de elimizden geleni yapıyoruz, yapacağız. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünde KKTC’nin, Kıbrıs Türkü’nün haklı tezlerini dünyaya anlatmaya devam edeceğiz.” dedi.

Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının destekleriyle Ankara Kültür Sanat ve Medeniyet Derneği tarafından, Ankara Sanat Galerisi ve Müzayedecilik Evi’nde düzenlenen “Kıbrıs Gerçekleri” sergisini ziyaret etti. Programa, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da katıldı.

Cumhurbaşkanı Tatar’a, sergiye teşriflerinden dolayı teşekkür eden Altun, Tatar’ın katılımıyla birlikte bu serginin hem ulusal hem uluslararası kamuoyunda daha fazla karşılık bulmasının mümkün olacağını söyledi.

Sergiyi, Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünde yapıyor olmaktan büyük bir memnuniyet ve şeref duyduklarını belirten Altun, Kıbrıs gerçeklerini ulusal ve uluslararası kamuoyuna anlatmak için bu sergiyle birlikte birçok etkinliği yıl içerisinde hayata geçireceklerini aktardı. Altun, bu anlamda “Kıbrıs Gerçekleri” sergisinin, bu yönde atacakları adımların ilki olduğunu, kamu diplomasisi imkanlarını kullanarak hem yurt içinde hem KKTC’de hem de dünyanın farklı bölgelerinde Kıbrıs davasını, Kıbrıs gerçeklerini bütün dünyaya, uluslararası kamuoyuna anlatacaklarını ifade etti.

Kıbrıs gerçekleri denildiğinde tarihsel olarak meselenin iki boyutu olduğunu dile getiren Altun, “Bir, yaşanan mezalim var. İki, bu yaşanan mezalim karşısında Kıbrıs Türkü’nün şanlı, mağrur direnişi var.” diye konuştu.

Sergide gerek mezalimin gerekse buna karşı verilen güçlü direniş mücadelesinin izlerinin görülebileceğini vurgulayan Altun, şunları paylaştı:

“Bu boyutuyla sergimizde bir yandan tarihsel bir kronolojiyle gerçekten Kıbrıs tarihinde Türklerin ne kadar güçlü bir etkisinin, imzasının, mührünün olduğu açık ve net bir şekilde görülebilir. Aynı şekilde 20. yüzyılda uluslararası güçlerin etkisiyle nasıl Kıbrıs’ta Türklere zulmedildiği ve bu anlamda orada Türklük karşıtı bir statüko oluşturulmaya çalışıldığı görülebilir. Yine, gerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çok güçlü desteği ve katkısıyla gerek Kıbrıs Türkü’nün verdiği şanlı mücadeleyle bu kırım girişimlerine izin verilmemiş ve bu kötücül faaliyetler Allah’a hamdolsun sonlanabilmiştir.”

“Acı gerçekleri unutmamalıyız”

Sergide bu tarihsel arka planın yanında ulusal ve uluslararası medyada Kıbrıs gerçeklerinin nasıl yansıdığının, Kıbrıs Türkü’ne yapılan zulmün ulusal ve uluslararası medyada nasıl belgelendiğinin görülebileceğine dikkati çeken Altun, sergide bu anlamda pek çok tarihi belgenin paylaşıldığını aktardı.

Gazete kupürleri, dergi nüshaları, kitaplar ve diğer arşiv belgeleriyle sergiye kaynaklık eden en önemli tarihsel veriler, Kıbrıs’ta zulme uğrayan insanların tanıklıkları ve zalimlerin itirafları üzerinden gerçek Kıbrıs fotoğrafını verme imkanına sahip olduklarını ifade eden Altun, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Batılı statükonun önümüze koyduğu, birtakım yönlendirilmiş anlatılarla bize tariflediği Kıbrıs’ı değil, gerçek Türklüğün merkezinde olduğu Kıbrıs’ı biz burada anlatıyoruz. Elbette bu sergiyi yaparken şu ilkeyi şiar edindik, biz ne olursa olsun tarihimizde yaşanan acı gerçekleri hatırlamalıyız. Acı gerçekleri unutmamalıyız, unutturmamalıyız. Zira Aliya İzetbegoviç’in söylediği gibi, ‘Ne yaparsanız yapın soykırımı unutmayın. Unutulan soykırım tekrarlanır’. Biz de bu anlamda Kıbrıs Türkü’ne yönelik etnik temizlik ve dışlanma çabalarını unutmuyoruz, unutturmamak için de elimizden geleni yapıyoruz, yapacağız. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıl dönümünde KKTC’nin, Kıbrıs Türkü’nün haklı tezlerini dünyaya anlatmaya devam edeceğiz.”

“Türkiye’nin verdiği desteğin bir tescilidir”

KKTC’nin uluslararası alanda diyalog ve diplomasiyi esas alan bir yaklaşımla Kıbrıs Türkü’nün davasını savunmaya devam ettiğini ve iki devletli çözüm perspektifini uluslararası alanda daha güçlü şekilde savunduğunu anlatan Altun, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bu noktada iki devletli çözüm perspektifini bütün uluslararası platformlarda, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, çok güçlü şekilde ortaya koymakta ve Kıbrıs davasına destek vermektedir. Türk Devletleri Teşkilatı’nda KKTC’nin gözlemci üye olması noktasında Cumhurbaşkanımızın gösterdiği gayret, bu anlamda yine Kıbrıs Türkü’ne Cumhurbaşkanımızın, Türkiye’nin verdiği desteğin bir tescilidir.

Biz, KKTC’de geçmişte yaşanan acıları ve verilen kahramanca mücadeleyi, bu yol ve yöntemlerle, gerek yaptığımız, yapacağımız sergilerle, filmlerle ve kamu diplomasisinin bütün imkanlarıyla ulusal ve uluslararası alanda ortaya koymaya devam edeceğiz.”

Dinçyürek:” Sivil Savunma Teşkilatı ile mevcut işbirliğini daha ileriye taşıma kararı aldık “

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Atilla Karaca’yı kabul etti.

Bakanlıkta yapılan görüşmede Sağlık Bakanlığı ve Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı’nın işbirliği yaptığı konularda istişarede bulunuldu.

Bakan Dinçyürek, doğal afetler gibi birçok konuda her iki kurumun eşgüdüm içerisinde hareket ettiklerini, Sivil Savunmanın hayat kurtarırken sağlık ekiplerinin tedavi ederek hayatta tutmaya çalıştığını dolayısıyla yapılan iş birliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

Dinçyürek, görüşmede Sağlık Bakanlığı bünyesinde bulunan hastanelerde acil durumlara ve afetlere müdahalede için eğitimli ortak ekiplerin kurulması kararı aldıklarını, bu konuda yeniden bir araya geleceklerini belirtti.

İsias davası ikinci gününde… Sanık avukatları salonu terk etti, bir kısım müşteki tepki gösterdi

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden İsias davasında KKTC ekibinden tanık Cengiz Topel Uzun’un dinlendiği sırada, “üç tanığın, tanıklık sıfatı bulunmadığı” gerekçesiyle sanık avukatları salonu terk etti.

Bir kısım müşteki, sanık avukatlarına tepki gösterdi. Bu nedenle duruşmaya 15 dakika ara verildi.

Avukatlar bugün tanık olarak dinlenen Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Dursun Oğuz ve Eğitim Ortak Hizmetler Dairesi Müdürü Cengiz Topel Uzun’un mahkemede dinlenmesini protesto etti.

Çavuşoğlu, Oğuz ve Uzun, 6 Şubat’taki deprem sonrasında Adıyaman’da deprem bölgesine gitmiş ve İsias Otel’deki enkaz altında kalan KKTC heyeti çıkarılana kadar orada kalmıştı. 

-Uzun

Tanık Cengiz Topel Uzun beyanında, 25 gün önce oğlunu toprağa verip, görevli olarak deprem yerine geldiğini ifade ederek, ifadesinde teknik konulara yer vermeyeceğini söyledi.

“İnsanlar bir umutla geldi, çocuklarını kurtaracak diye ama ben oradan bir can çıkmayacağını tahmin edebiliyordum” diye konuşan Uzun, “Bu insanlar evladını bütün teslim ettiğimiz için bize teşekkür etti” vurgusu yaptı.

Deprem felaketi nedeniyle yaklaşık 50 bin kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, hepsine rahmet dileyen Uzun, “Ama bizim kayıplarımız da KKTC için çok fazla…” dedi.

-“Şimdi hesap verme zamanıdır”

Uzun, “Otel sahipleri bir nimetten yararlanarak oraya sahip oldular ama şimdi hesap verme zamanıdır. Güzel okullarda, güzel iş yerlerinde çalıştılar. Sıra bedel ödeme zamanıdır” şeklinde konuştu.

O günü tekrar yaşadıklarını dile getiren Cengiz Topel Uzun, “Yargı aracılığıyla bedel ödeme zamanıdır. Bir ülkenin yapı ve inşaat konusundaki usulü tespit etmek için de önemlidir” dedi.

Uzun’un tanıklığı sırasında, sanık avukatları “dinlenen 3 tanığın, tanıklık sıfatı bulunmadığı” gerekçesiyle salonu terk etti. Bir kısım müşteki, sanık avukatlarına tepki gösterdi.

Duruşmaya bu nedenle 15 dakika ara verildi.

Çavuşoğlu, İsias davasında konuştu: “Bu insanlar katildir, katillikten yargılanmalıdırlar”

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün de devam eden İsias davasında Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu da tanık olarak dinlendi.

İlk günden itibaren deprem bölgesinde olan ve buradaki çalışmaları koordine eden Çavuşoğlu, “Böyle bir felaketin hazırlayıcısını affetmemiz, buna doğal afet dememiz mümkün değil. Bu kadar adi bir bina yapmayı nasıl başardılar? Bu insanlar katildir, katillikten yargılanmalıdırlar” dedi.

Depremin olduğu andan, Adıyaman’a ulaşılana kadar geçen süreyle ilgili bilgi veren Çavuşoğlu, enkazı dolaştığında durumun ne kadar kötü olduğunu anladığını ancak sabah,  ilk gördüklerinden de kötü bir tabloyla karşılaştıklarını söyledi.

 “Kimse yatağından çıkamadı”

Beton parçalarının yere atıldığında dağılacak kadar zayıf olduğunu, duvarların kartona benzediğini, enkazda hiçbir yaşam boşluğu kalmadığını belirten Çavuşoğlu, “Kimse yatağından çıkamadı, çocuklar resmen boğularak öldü, büsbütündüler, herhangi bir taştan kırılıp ezilen yırtılan tarafları yoktu” şeklinde konuştu.

-“Mal sahibi oralarda olduğunu söylüyor, tamamen yalan”

İlk ekiple Adıyaman’a geldiğini ve son ekiple döndüğünü belirten Nazım Çavuşoğlu “Mal sahibi oralarda olduğunu söylüyor, tamamen yalan. Ben onu tanıyorum. Gelmedi, yoktu. Söyledikleri gerçeklerle bağdaşmıyor. Enkazdan hiç ses gelmedi” dedi.

-“Ne geldiler, ne yardım ettiler ne de utandılar”

Nazım Çavuşoğlu, şunları da söyledi:

“Otel müdürü geldi, çocukların hangi odalarda kaldığını söyledi. Ben ‘otelin sahibi nerde’ diye sordum. ‘Ortada yok’ cevabını aldım. Ne geldiler, ne yardım ettiler ne de utandılar. Duruşmaya video konferansla bağlanarak verdikleri cevaplar bizi derinden yaralıyor.”

Yatırımcı ve sorumluların suçunu kabul etmesi gerektiğini belirten Çavuşoğlu, eşini, çocuğunu kaybeden ailelerin acısının dinmeyeceğini ancak adaletin tecellisiyle yüreklerine bir nebze de olsa su serpileceğini ifade etti.

Çavuşoğlu, “Böyle bir felaketin hazırlayıcısını affetmemiz, buna doğal afet dememiz mümkün değil. Bu kadar adi bir bina yapmayı nasıl başardılar? Bu insanlar katildir, katillikten yargılanmalıdırlar” şeklinde konuştu.

İçişleri Bakanı Oğuz: “Olası kast talebi milli bir dava haline geldi”

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden İsias Otel davası bir saatlik aranın ardından yeniden görüşülmeye başladı. Davada tanık olarak dinlenen İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, olası kast talebinin milli bir dava haline geldiğini vurgulayarak, “Bu bir katliamdır. Savunulacak yönü yok” dedi.

Davada tanık sıfatıyla ilk olarak İçişleri Bakanı Dursun Oğuz beyanda bulundu.

Oğuz, yemin ederek başladığı beyanında, 6 Şubat depreminde hükümetin sabaha doğru alarma geçtiğini kaydetti. Aynı gün bir ekibin Adıyaman’a gönderildiğini ifade eden Oğuz, ikinci gün daha çok ekibe ihtiyaç olması nedeniyle 7 Şubat’ta Adıyaman’a geldiklerini belirtti.

Bir sivil savunmacı olduğunu, Türkiye Cumhuriyeti’nde ve ABD’de çeşitli eğitimler aldığını ifade eden Oğuz, “Mesleki bilgi anlamında faydalı olabilmek için geldik” dedi.

-“ İlk 72 saat çok önemlidir ama bu enkazda bir değerlendirme yapmak mümkün değildi… Kum yığınıydı”

Enkaza geldiklerinde bir kum yığını olduğunu dile getiren Bakan Oğuz, “İlk 72 saat çok önemlidir ama bu enkazda bir değerlendirme yapmak mümkün değildi. Kum yığınıydı, binanın arka tarafı ve sağ tarafı ayaktaydı. Dün mal sahibinin söylemleri doğru değildi” şeklinde konuştu.

“Yaşam boşluğu ve yaşama şansı yoktu binada… Tek kişi çıktı o da bir mucizeydi” diyen Oğuz, “Bugün o fotoğraflara bakarsan herkesten helallik iste ‘ben suçluyum’ de” vurgusu yaptı.

Fotoğrafların an be an çekildiğini dile getiren Oğuz, “Bunların hepsi elimizde mevcut” dedi. Mucize yapabilmek için enkazda 4 ekiple çalıştıklarını ifade eden Dursun Oğuz, “Çoğunluk yatağında çıkarıldı. Vücut bütünlüğü için kepçelerin başında bile görevliler vardı. Aileler özellikle üçüncü gün sabahında enkazda seferberlik yaptı. Kovalarla kum taşıdılar. Bir cenaze herkesin, bir evlat herkesin evladı oldu” diye konuştu.

-“Enkazın savunulacak hiçbir şeyi yok. Konut olarak yapılan bina otele çevrilirse böyle olur”

İyi bir ekiple çalıştıklarını dile getiren Bakan Oğuz, “Enkazın savunulacak hiçbir şeyi yok. Konut olarak yapılan bina otele çevrilirse böyle olur” dedi.

Binaya yandan delip girdiklerini ifade eden Oğuz, şöyle devam etti:

“Dayanıklılıktan bahsedecek hiç kimse olamaz. Yaşam boşluğu olmasına imkân yoktu. Binada iki farklı demir vardı. Kalınlıkları farklıydı. Demirleri tutacak beton yoktu. O binada çalışılmaz da… Fotoğraflarda bunların hepsi var. Bilim adamı olmasına, mühendis olmasına gerek yok. Bu bir katliamdır. Savunulacak yönü yok, ortadaki gerçekler gösteriyor.”

Olası kast talebinin milli bir dava haline geldiğini vurgulayan Oğuz, “Yüce Türk adaletine güveniyoruz. Binada yapılacak çalışma yoktu. Çıkacak sonucun adalet anlamında teselli olacağını ümit ediyorum” dedi.

Bakan Oğuz, “Mal sahipleri keşke orada olsaydılar. Ailelerin acılarını paylaşabilseydiler, bir kapı açabilseydiler. Dün söylenenlerin hepsi yalan” şeklinde konuştu.

Töre İngiliz parlamenterleri kabul etti

Cumhurbaşkan Vekili, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, “İngiltere’nin Kıbrıs’ta iki ayrı devlet olduğunu tanıyarak direkt uçuşları başlatmasının” Rumlara iyi bir ders olacağını söyledi.

Cumhuriyet Meclisi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre Töre, KKTC’de temaslarda bulunan, ağırlıklı olarak Muhafazakar Parti milletvekillerinden oluşan İngiliz parlamenterleri kabul etti.

 

Kabulde parlamenterler; Richard Bacon, Lord John Taylor, Sammy Wilson, Heather Wheeler ve Lord Rogan yer aldı.

 

Cumhuriyet Meclisi Şeref Salonu’nda yer alan kabulde Töre, AB’nin en büyük hatasının bölünmüş bir Kıbrıs’ı üye olarak almak olduğunu ve bunun da Rumları şımarttığını söyledi.

 

Töre, Rumların Kıbrıs’ta istediklerini aldıkları takdirde sıranın İngiliz Egemen Üslerine geleceği uyarısında bulanarak İngiliz parlamenterlere tarihi süreç hakkında bilgi verdi.

 

Töre, “Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmadan önce dönemin İngiliz yönetiminin desteği olmasa Kıbrıs’ta Enosis gerçekleşebilirdi” dedi.

 

AB’nin Güney Kıbrıs’ı Kıbrıs Cumhuriyeti olarak aldığını ancak Kıbrıs Türk tarafının 1963 yılında Cumhuriyetten dışlandığını anımsatan Töre, bunun AB normlarına aykırı olduğunu söyledi.

Nazım Can Hartlap’ın annesi Hilal Can sanıklardan şikayetçi oldu

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden İsias davasının ikinci gününde duruşmada İsias Otel’de hayatını kaybeden Nazım Can Hartlap’ın annesi dinlendi. Anne Hilal Can sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi.

 

İlk kez ağladığını söyleyen Can, ağlamaya yemeye ve yaşamaya utandığını kaydetti.

 

Oğlunun 8 dil konuştuğunu belirten Can, “Bir oda dolusu yeteneği olan bir çocuktu.” dedi.

 

“Çocuklarımı büyütürken çöpten ekmek topladım, ama hiç bir zaman onursuz olmadım.” ifadelerini kullanan Can, hayatlarının ortasına cehennem ateşi düştüğünü kaydetti.

 

Oğlunun acısını yaşadığını anlatan Can, dolapta kalan her şeyini depremzedelere gönderdiğini belirtti.

 

“Bütün malımı sattım. Kıbrıs’a gittim, tek tek annelere gittim mezarlara tek tek çiçek ektim. Çocuğum bana enkaz altından mesaj yazdı, 3 ay sonra gördüm mesajını. Ses kayıtlarını şimdi öğreniyorum, annesini hiç üzmezdi benim oğlum. Ben çocuğuma onurlu olmayı öğrettim. Dakikalar önce öğrendim enkazdan elini çıkaran oğlumun elini Pervin hocamın tutuğunu. Bu insanların ayağının altından öpsek azdır. KKTC’den bize yarım eden herkese teşekkür ederim.” diyen Can, iki arazisini satıp kendine ve küçük oğluna Zincirlikuyu mezarlından mezar aldığını kaydetti.

 

Can sözlerine şöyle devam etti:

 

“Otelin sahibi Ahmet Bozkurt gelseydi da görseydik. Biz nasıl geldiysek onlar da gelecekler, gözümüzün içine bakacaklar. İçtiğiniz sudan ben utandım. Takım elbise giymeyle adam olunmayacağını öğrenin. Savcı ve hakimin önünde nasıl durulması gerektiğini öğrenin. Şerefsizliğinizi kimse unutmayacak.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Ankara ve Antalya’da temaslarda bulunmak üzere adadan ayrıldı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Ankara ve Antalya’da temaslarda bulunmak ve bazı etkinliklere katılmak üzere öğle saatlerinde adadan ayrıldı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Ankara’da Türkiye Belediyeler Birliği ile Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği iş birliğinde hazırlanan “İzler Silinmeden” adlı fotoğraf sergisinin açılışı ve resepsiyonuna, Antalya’da ise Türkiye Kamu-Sen’in düzenlediği İstişare Toplantısına katılacak.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, ilk olarak Ankara’ya gidecek ve T.C. İletişim Başkanlığı “Kıbrıs Rum Mezalimi” Sergisini ziyaret edecek. Tatar daha sonra Türkiye Belediyeler Birliği ile Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği iş birliğinde Kıbrıs’ın güneyinde kalan Osmanlı-Türk eserlerinin izlerinin yok olmadan belgelenmesi amacıyla düzenlenen “İzler Silinmeden” adlı fotoğraf sergisinin açılışında bulunacak. Sergide, Belediyeler Birliği ve Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, Erenköy Karpaz Belediye Başkanı Hamit Bakırcı, Mesarya Belediye Başkanı Ahmet Latif, Çatalköy Belediye Başkanı Ceyhun Kırok, Mehmetçik Büyükkonuk Belediye Başkanı Fatma Çimen Tuğlu, Değirmenlik Akıncılar Belediye Başkanı Ali Karavezirler, Lapta Alsancak Belediye Başkanı Fırat Ataser, Tatlısu Belediye Başkanı Ahmet Hayri Orçan, Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul ve Gönyeli Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu da hazır bulunacak.

Tatar, yarın sabah Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde yapılacak Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği Değerlendirme Toplantısı’na katılacak.

Yarın Antalya’ya hareket edecek olan Cumhurbaşkanı, Türkiye Kamu-Sen’in düzenleyeceği İstişare Toplantısı’na katılarak konuşma yapacak. Sonrasında, Tatar’a Belek Üniversitesi’nde Fahri Doktora Unvanı takdim edilecek.

Cumhurbaşkanı Tatar, cumartesi öğle saatlerinde ülkeye dönecek.

İsias süreci için Meclis’te oluşturulan komitenin başkan ve üyeleri davayı değerlendirdi

Cumhuriyet Meclisi’nin “Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Depremle İlgili Hukuki ve Adli Sürecin İzlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel Komitesi üyeleri, Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden İsias davasının bugünkü duruşmasını BRT canlı yayınında değerlendirdi.

-Hasipoğlu: “Dün 11 sanığı dinledik bugün gerçekleri dinliyoruz”

Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Depremle İlgili Hukuki ve Adli Sürecin İzlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel Komitesi Başkanı UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, iktidarıyla muhalefetiyle ilk günden beri adalet arayışının sürdüğüne işaret ederek, Türkiye adaletine güvendiklerini kaydetti.

“Dün 11 sanığı dinledik bugün gerçekleri dinliyoruz” diyen Hasipoğlu, “Umarım mahkeme de bu gerçekler ışığında kararını üretecek” ifadelerini kullandı.

Mahkemenin sabırla herkese söz hakkı vereceğini kaydeden Hasipoğlu, “Bugün dinlediklerimizle olayın olası kasta dönmesi gerektiğini açıkça görüyoruz” dedi.

İfadelerden bilgi notuyla inşaat ruhsatı alındığı ve bunun da kalemle yazılarak yapıldığı gerçeğinin ortaya çıktığını söyleyen Hasipoğlu, “Ortada cinayet dedirtecek eylem ve ihmallerin olduğunu anlıyoruz” şeklinde devam etti. Hasipoğlu, sanıkların olası kasıtla yargılanması gerektiğini belirtti.

-Talat: “Verilecek kararın benzeri olayların yaşanmaması adına önemli”

Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Depremle İlgili Hukuki ve Adli Sürecin İzlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel Komitesi Başkan Vekili CTP Milletvekili Ongun Talat ise bugünün insani açıdan oldukça zor bir gün olduğunu ifade etti. “Dün birçok yalan sırladılar bize. Bugün de işin insani boyutunu dinliyoruz. Hiçbir şekilde izah edilebilir değil. Olay, doğrudan yaşayan insanlar tarafından anlatılıyor” diyen Talat, adaletin yerini bulması gerektiğini ve bununla ilgili dayanışma içinde bir çaba olduğunu ifade etti.

“Birkaç zor gün daha yaşayacağız ve bunun sonucunu alacağız” diyen Talat ortada kesinlikle “olası kasta” evrilmesi gereken bir süreç olduğunu belirtti.

İsias davasının, Türkiye Cumhuriyeti açısından da önemli bir dava olduğunu belirten Talat, bu davada verilecek kararın benzeri olayların yaşanmaması adına önemli olduğunu vurguladı.

-Atalay: “Hepimiz hüngür hüngür ağlıyoruz”

Komite üyesi YDP Milletvekili Talip Atalay ise, “Bugün 6 Şubat’tan daha çok etkilendim diyebilirim. Biz o gün hüzünlendik, yüreğimiz yandı ama evlatların yakınlarının yaralarının sarılması için orada bulunduğumuzdan duygularımıza ket vurmuştuk. Bugün hepimiz hüngür hüngür ağlıyoruz” dedi.

Ailelerin mahkeme huzurunda yaşananları haykırmalarının çok önemli olduğunu belirten Atalay, “Adalet mülkün temeli ve bu dava sadece yakınlar için değil” dedi. Atalay, davanın, sağlıklı sonuçlanabilirse, bir daha benzer sonuçların olmayacağı umudu taşıyan bir dava olduğunu dile getirdi.

Davayı sonuna kadar takip edeceklerini ifade eden Atalay, “Çocuklar soğuktan öldüler dendi.. Bir ceset 3 günde o soğukta şişmez. Çocuklar tanınmaz hale gelmişti, bedenleri sıcaktı” dedi.

Farklı dillerde ağıt yakan insanların nasıl bir araya geldiğine şahitlik ettiklerini kaydeden Atalay, “Bundan sonra bizi acı değil sevinç, barış, kardeşlik birleştirir umarım” ifadelerini kullandı.

-Baybars: “Temennimiz mahkemenin olası kasta karar vermesi”

Komite üyesi Bağımsız Milletvekili Ayşegül Baybars da baştan sona adil bir soruşturmanın yürütülmesi amacıyla Meclis’ten aldıkları destekle süreci takip ettiklerini belirtti.

Dün ve bugün dinlenen ifadelerden sonra İsias’ta ihmalin ötesine varan bir durum olduğunun ortaya çıktığını ifade eden Baybars, davanın “bilinçli taksir”den, “olası kasta” dönüştürülmesi gerektiğinin görüldüğünü dile getirdi.

“Aileler adaletin yerine gelmesi için yaşadıkları gerçeği anlatıyor mahkemeye. Mücadelemiz adaletin yerine geldiğini görmekle sona erecek. Bunu sonuna kadar götürmeye kararlıyız” diyen Baybars, sanıkların basit bir dikkatsizlik ya da tedbirsizlikle değil, binanın yıkılma tehlikesine rağmen bile isteye hareket ettiğini belirtti.

“Tapu ruhsat belgelerinde de imzaların atılmaması, başkalarının yerine imza atılması gibi büyük bir kusur işlediklerini görüyoruz” diye konuşan Baybars, “Bugün de müştekilerin ve arama kurtarmaya katılanların binayla ilgili ortaya koyduğu noktalar bizi olası kasta götürmeli. Temennimiz mahkemenin olası kasta karar vermesi. Bu acıların tekrarlanmaması ve adaletin tecellisi için mücadelelimizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Lefkoşa’da ani ölüm…

Lefkoşa’da dün akşam evinde aniden rahatsızlanan 64 yaşındaki Hüseyin Ayaz hayatını kaybetti.

Polis Basın Subaylığından yapılan açıklamaya göre, dün akşam saat 20.30 sıralarında evinde rahatsızlanan Ayaz, ambulansla Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde kaldırıldığı sırada yaşamını yitirdi. Polisin olayla ilgili soruşturması sürüyor.

Öte yandan 31 Aralık’ta sabah saat 06.00 sıralarında Lefkoşa’da evinde rahatsızlanarak yaşamını yitiren ve otopsisi yapılan 92 yaşındaki Hatice Sadrettin’in  çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybettiği açıklandı.

Töre Posta Dairesi heyetini kabul etti

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Posta Dairesi Müdürü Fatma Baysal ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Cumhuriyet Meclisi’nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Meclis Şeref Salonunda yer alan kabulde konuşan Töre, KKTC Posta Dairesi’nin çağın şartlarına göre güçlendirilmesi ve dijital ortama da ayak uydurması gerektiğini söyledi.

Ülkenin birçok yerinde posta dairesine ait temsilciklerin bulunduğunu belirten Başkan Töre, Telekomünikasyon ve Posta Dairelerinde personel sıkıntısının giderilerek KKTC’nin kurumsal yapısının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Töre, posta yolu ile gönderimin hafife alınmaması gerektiğini belirterek, “Emekli olan personelin yeri de sayısal ve tecrübe olarak doldurulmalıdır” dedi.

Hükümetin bu konuda duyarlı olduğunu ifade eden Başkan Töre, tüm Posta Dairesi çalışanlarına başarılar diledi.

-Baysal

Posta Dairesi Müdürü Fatma Baysal da kabulden dolayı Başkan Töre’ye teşekkürlerini iletti, dairede yaşadıkları personel eksikliğini anlattı.

Kabulde Baysal, Başkan Töre’ye ilk gün zarfı ile KKTC’nin kuruluşunun 40.yıl dönümü nedeniyle hazırlanan pul görselini takdim etti.

Kıbrıs Türk Futbolunda İlke İmza Atılıyor

Miracle Cash & More, KKTC’de futbol dünyasında bir ilke imza atıyor; Geleneksel transfer ve prim sisteminden farklı olarak, futbolcuların sadece performanslarına dayalı prim alacakları yeni bir sistemi hayata geçiriyor. İlk defa Miracle Değirmenlik Spor Kulübü’nde uygulamaya konulacak bu yenilikçi uygulama ile futbolcular artık primlerini, tamamen gerçek verilere dayalı olarak, performansları karşılığında alacaklar.
Futbolcuların performansları, Miracle Fantasy Futbol uygulaması üzerinden ölçülecek. Prim ödemeleri ise bir kripto ürünü olan token ile ödenecek. Bu uygulamada, KKTC’nin en değerli arazilerinden İskele mevkiinde hayata geçecek önemli bir yatırım projesi olan Phoenic projesinin token’ları kullanılacak. Böylelikle sporculara ek bir yatırım fırsatı da sağlanacak.

Bu yenilikçi adımın öncüsü, KKTC futbol ligi, Miracle Değirmenlik SK As Başkanı Ebru Törehan, yaptığı açıklamada performansa dayalı prim ödeme uygulamasının futbolda bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Törehan proje hakkında, “Bu uygulamayla birlikte futbolcularımızın performanslarını daha yakından takip edebilecek ve onlara daha adil bir şekilde prim ödeyebileceğiz. Bildiğiniz gibi teknolojiyi ve teknoloji tabanlı ürün ve hizmetleri artık hayatımızın her alanında görüyoruz. Futbol, teknolojinin ve yenilikçi uygulamaların en çok kullanıldığı alanlardan biri. Bugün futbolda, VAR gibi, veri analizi gibi birçok uygulamayı zaten kabullenmiş durumdayız. Biz, bu evrimleşen yeni dünyaya öncülük etmek, futbola yeni bir soluk getirmek istiyoruz. Bu projemizde teknoloji ile futbolu birleştireceğiz. Futbolcu primlerini kripto dünyasının bir ürünü olan Phoenic Token ile ödeyeceğiz. Bu uygulamayla, futbolcularımızın kripto dünyasının avantajlarından yararlanmalarını istiyoruz.” dedi.

Ebru Törehan sözlerine şöyle devam etti, “Dünyadaki trendler çok hızlı değişiyor. Özellikle yatırım ve finansal alanda öne çıkan NFT, token, kripto gibi ürünler spor, eğlence, turizm gibi öne çıkan sektörlere çoktan girmiş durumda. Buna benzer uygulamalar dünyada yıllardır kullanılıyor. Biz de yeni prim sistemimizde, 2024 yılı içerisinde hayata geçecek, KKTC’nin en değerli projelerinden biri olan Phoenic projesinin token’larını kullanacağız. Bunu da ilk olarak Miracle Değirmenlik kulübümüzle gerçekleştireceğiz. Kıbrıs İskele bölgesi, uluslararası saygın bir dergi olan Forbes tarafından Dünya’da yakın zamanda değerlenecek 5 lokasyon arasında gösterildi. Phoenic projesi, tam bu lokasyonda hayata geçecek çok değerli bir proje olacak. Phoenic Token’a sahip olan kişiler aynı zamanda Phoenic projesinin bir parçası olacaklar. Phoenic Token sahipleri otelde önemli fırsatlara sahip oldukları gibi, ellerinde bulundurdukları token’lardan kar elde etme fırsatına da sahip olacaklar. Bu projeyle futbolcularımız hem performanslarına göre adil bir şekilde prim kazanırken hem de yatırım yapıyor olacaklar.”

Miracle Fantasy Futbol, futbola yeni bir heyecan getirecek!

2024 yılına yenilikler ve ilklerle başlayan Miracle, futbol dünyasına sunacağı yeni bir uygulamanın daha müjdesini veriyor. Yılın ilk çeyreğinde hayata geçmesi planlanan Miracle Fantasy Futbol, Kıbrıs futboluna ve futbol severlere yeni heyecanlar getirecek.

Oyun ve teknolojinin birlikteliğinden doğan Fantasy Futbol sistemi, tüm dünyada, özellikle de futbol alanında çok popüler. Fantasy Futbol ile taraftarlar, sanal dünyada kendi takımlarını oluşturuyor, seçtikleri futbolcuların gerçek maçlardaki performanslarına göre puan kazanıyor ve Fantasy Futbol ligi sıralamasında yükselebiliyorlar.

Örneğin, gol atan bir futbolcu daha fazla puan alabiliyor, savunma yaparak gol yemeyen bir kaleci ise ekstra puan kazanabiliyor. Oyuncular, kendi oluşturdukları takımlarıyla birlikte bir sanal lige katılıyorlar. Bu ligde diğer katılımcılarla rekabet ederek sezon boyunca puan topluyorlar. Sezon içerisinde transferler gerçekleştirebiliyorlar.

Futbolseverler arasında popüler bir oyun türü olan Fantasy futbol, geniş çaplı online platformlarda oynanıyor. Bu oyun, futbolseverleri futbola daha fazla bağlıyor ve maçlara olan ilgiyi artırıyor. Ayrıca futbolcuların gerçek performanslarını daha yakından takip etme ve analiz etme fırsatı da sunuyor. Fantasy Futbol sistemi, takım sahiplerine futbolcularını seçme ve performans verilerini dikkate alarak token ile prim dağıtma şansı da tanıyor. Uygulama aynı zamanda geleneksel transfere de yeni bir soluk getiriyor.

Teknoloji, big data, kripto varlıklar, yeni yatırım modelleri gibi yeni dünyanın farklı enstrümanlarını bir araya getiren Miracle Grup, tüm bu projelerle yeni yılda KKTC’de ve dünyada fark yaratmayı hedefliyor.

Aktuğralı: Enkazın ne durumda olduğunu görünce hayatım durdu…

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde İsias Otel davasının ikinci gününde İsias’ta hayatını kaybeden Aras Aktuğralı’nın babası Murat Aktuğralı dinlendi.

Aktuğralı “Bu şehre gelirken sanıkların yüzlerine bir cinayet mahalli yarattıklarını yüzlerine söylemek için geldik. İnşallah bu imkan tanınır. Bina su gibi sallanıyordu. Olduğu yere çöktüm. Dayan dayan diye kendimi telkin ettim. Büyük bir gürültü ile oda çöktü. Sadece biz mi yıkıldık diye diye düşündüm. Çünkü etraftaki tüm binaların ayakta olduğunu gördüm. Enkazdan kendini kurtaran Recep Kılıç bana seslendi. Her taraf toz içindeydi. Rehber arkadaşlardan iki kişiyi gördük. Odamda ne bulduysak üzerimize giydik. Hiç durmadan çocuklara çağırdık. Şehirde ses yoktu. Adıyamanlı birisi yanımıza geldi. Çocuklar var dedik. Yok dedi. Gün ağarıp enkazın ne durumda olduğunda görünce hayatım durdu. O Enkazdan birinin kurtulmasına imkan olmadığını anladım.

Dün duyduklarıma inanamadım. 11 sanığın tamamı yüzümüze baka baka yalan söyledi. Benim ve arkadaşlarımın hayatını bitirdiler. Her şeyi doğru yaptıklarını söylediler ancak hiçbir şeyi doğru yapmadıklarını herkes gördü. Azcık doğru yapsalar, işse dene cenaze arabasından birileri sağ çıkardı.

Ben bu kişilerin üzerindeki hırkayı çıkarıp bu insanlara bu çocukların yüzlerini göstermek isterim. Yıkılan binalar hırsızlar ve ahlaksızlar nedeniyle yıkıldı. (Sanıklara Hitaben) çocuklarımızı siz öldürdünüz katilsiniz dedi.

Arslan: “Ölenler hiçbir zaman rakam değil, bizi mezara sokan herkesten şikayetçiyim”

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden İsias davasının ikinci gününde Önder Cırık’ın kız kardeşi Özlem Arslan dinlendi. Arslan, “Ölenler hiçbir zaman rakam değil, bizi mezara sokan herkesten şikayetçiyim” dedi.

Sanıklardan şikayetçi olduğunu vurgulayan Arslan, depremi sabah öğrendiklerini ifade etti, Cırık’ın deprem öncesi 3 Şubat’ta kendisine geldiğini ve onda kaldığını söyledi.

Deprem sonrası eşiyle, karayoluyla Adıyaman’a gittiklerini ve vardıklarında bir kum yığınıyla karşılaştıklarını kaydeden Arslan “Otel denilen yerde kocaman bir beton parçası vardı” dedi. Arslan, cehennemi yaşadıklarını söyledi.

-“Biz dün çok yalan dinledik. Kaçak kat çıktıkları çok belli. En son ümidimiz otoparktı, sağ çıkılacak bir bina değildi orası”

“Biz Türkiye’de değildik, Kıbrıs’taydık. KKTC’ye teşekkür ederim, tüm ekip Kıbrıslıydı” diyen Cırık şöyle devam etti:

“Biz dün çok yalan dinledik. Kaçak kat çıktıkları çok belli. En son ümidimiz otoparktı, sağ çıkılacak bir bina değildi orası. Biz yatak çıktığında korkuyorduk, çünkü her yatak çıktığında bir cenaze çıkıyordu.  Ben, 7 yaşındaki oğlumu annemin yanında sevemiyorum, annem üzülecek diye”.

Arslan, Önder Cırık’ın annesinin 4’üncü evre kanser hastası olduğunu da kaydetti.

İsias Otel’de hayatını kaybeden Hayal Baytekin’in abisi Hakan Baytekin dinlendi

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden İsias davasının ikinci gününde İsias otelde hayatını kaybeden Hayal Baytekin’in abisi Hakan Baytekin de sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi.

 

Baytekin, kolonları kesen usta ve babasından da şikayetçi olduğunu belirtti.

 

Sanığın başı dik mahkemeye gelmediğini, gözlerine bakamadıklarını belirten Baytekin, suçsuz insanın mahkemeye geleceğini söyledi ve sanıkların mahkemede bulunmasını talep etti.

 

Bunun üzerine. Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, sanıkların Adıyaman sınırları içinde bir kapalı cezaevinde olmaları halinde mahkemeye getirilebileceklerini, sanıkların mahkemeye gelme talebi olması halinde, bu talebin değerlendirileceğini söyledi.

 

Depremi 6 Şubat sabahı dayısının oğlundan öğrendiğini söyleyen Baytekin, medya ve haberlerden düzgün bilgi alamadıklarını belirtti.

 

Yolda giderken binaları gözlemlediklerini anlatan Baytekin, Adıyaman’a umutlu gittiklerini kaydetti.

 

İsias Oteli gördüklerinde yıkıldıklarını, otel binası kadar dağılmışını görmediklerini dile getiren Baytekin, ayağını bastığı yerin kaydığını, betonu serçe parmağıyla itebildiğini belirtti.

 

Baytekin, İsias Otel’de elle tutulacak kaliteli bir şey olmadığını söyledi.

 

Kardeşini anlatan Baytekin şu ifadeleri kullandı:

 

“Kardeşim çok güzeldi, çok güçlüydü, vücudunda kelebek dövmesi vardı. Mezar taşına kelebek resmi koydurdum, çok güzel bir gülüşü vardı, ama mezar taşına güzel gülüşünü koyduramadım. Dün yalanları dinledik, bugün gerçeği dinliyoruz. İnsanlar depremden ölmez, hatalı yapılan binalar öldürür.”

İsias Otel davasında ikinci gün…

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden İsias davası duruşmasında bugün ikinci gün… Duruşmada müştekilerin beyanları alınıyor, sanıklar duruşmayı online olarak izliyor.

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden İsias davası duruşmasında bugün ikinci gün… Duruşmada müştekilerin beyanları alınıyor, sanıklar duruşmayı online olarak izliyor.

-Osman Akın sanıkların tümünden şikayetçi olduğunu kaydetti

Bugünkü duruşmada ilk olarak Doruk ve Alp Akın’ın babası Osman Akın dinlendi. Akın, sanıkların tümünden şikayetçi olduğunu kaydetti.

Beden eğitimi öğretmeni ve okul aile birliği yönetiminde olduğunu söyleyen Akın, Adıyaman’a seyahat konusundaki bütün organizasyonun başında olduğunu ifade etti.

İsias çalışanlarından Cuma Tufan’la iletişime geçtiğini ve otelle ilgili bütün ayarlamaları kendisinin yaptığını belirten Akın, Cuma Tufan’ın kendisine patronunun içtiği sigaranın Kıbrıs’ta olduğunu söylediğini ve sigara getirip getiremeyeceğini sorduğunu aktardı. Akın, daha sonra Efe Bozkurt’un sigara parasını kendisinin İş Bankası hesabına gönderdiğini kaydetti.

Cuma Tufan’la otele geldiklerinde tanıştıklarını ve bir ihtiyaçları olursa kendisinden isteyebileceklerinin söylendiğini belirten Akın, Mehmet Fatih Bozkurt’la da otelde tanıştıklarını ve sigaraları teslim ettiklerini belirtti.

– “5 Şubat sabahı ben Kahramanmaraş’a hareket ettim ve iki aslan parçamı odada son kez gördüm”

“5 Şubat sabahı ben Kahramanmaraş’a hareket ettim ve iki Aslan parçamı odada son kez gördüm” diyen Akın kendisinin de Kahramanmaraş’ta depreme yakalandığını, ancak depremden kurtulduğunu ifade etti. Akın, “Bütün Kıbrıs duydu ama Maraş’ta biz duymadık. Eşimin mesajıyla öğrendim Adıyaman’da deprem olduğunu” dedi.

– “Bina yıkıldı, benim dünyam yıkıldı”

“Bina yıkıldı, benim dünyam yıkıldı” diye konuşan Akın, Maraş’a götürdükleri çocukları güvenli bir yere almak için çaba gösterdiğini, ardından da Adıyaman’a gitmek için çırpındığını aktardı.

Adıyaman’a gelene kadar birçok yıkım gördüğünü söyleyen Akın, Adıyaman’a, İsias’a 6’sı sabahı gelebildiğini belirtti.

– “Beton o kadar adi malzemeyle yapılmıştı ki buradaki aileler çocuklarına ulaşmak için kumları elleriyle kazdılar”

“Geldiğimde gördüğüm manzara kum yığınıydı” diyen Akın şöyle devam etti:

“Umutlarımız hayallerimiz o kum yığının içinde gömülüdürler. Hep bir umutla bekledik sağ salim buluşalım diye. Sonra zaman geçtikçe çocuklarımıza bütün olarak ulaşmak için dua ettik. Beton o kadar adi malzemeyle yapılmıştı ki buradaki aileler çocuklarına ulaşmak için kumları elleriyle kazdılar”

Ne yapacaklarını bilemez halde olduklarını söyleyen Akın, “O kadar ki acımızı yaşamadan adalet, adalet, adalet diye bağırmaya başladık. Türk yargısına güveniyoruz, adaletin bu salondan çıkacağına inanıyorum, suçluların en ağır cezayı alacağına inanıyorum”

-Ayşe Akın: “Kıbrıs’ta da depremi hissettik, aklımızın ucundan bile geçemedi evlatlarımızın buralarda bunları yaşayacağı”

Doruk ve Alp Akın’ın annesi Ayşe Akın da çocuklar adına sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi.

“İki oğlum ve eşimi böyle bir olayın yaşanacağını düşünmeden mutlu bir şekilde Adıyaman’a gönderdim. 6 Şubat sabahı telefonla uyandım” diyen Akın, şöyle devam etti:

“Kıbrıs’ta da depremi hissettik, aklımızın ucundan bile geçemedi evlatlarımızın buralarda bunları yaşayacağı. Arkadaşımın telefonuyla öğrendim depremi, aradığım telefonlara cevap alamıyordum. Sadece bir mesajla haberleştik. Sabahın nasıl olduğunu anlamadık, hiç haber alamadık, Adıyaman’dan bahsedilmiyordu haberlerde”.

-“İsias bir kum yığınıydı”

 

KKTC’den ailelerle birlikte devletin tuttuğu uçakla direk Adıyaman’a geldiklerini belirten Ayşe Akın, 99 depremini İstanbul’da yaşayan bir öğretmen olduğunu, depremlerde nelerle karşılaşabileceğini çocuklarına anlattığını, çocuklarının bu konularda projeler yaptığını anlattı, “Hiçbiri İsias’a benzemiyordu. İsias bir kum yığınıydı” dedi ve şöyle devam etti:

“İsias’a evlatlarımızı kurtarmaya geldik. Ben inancı güçlü bir anneyim, öyle bir görüntü karşısında dilim varmadı dua etmeye. İki evladımın nerde olduğunu anlayamadım. Dün gördünüz ya İsias’ın üzerinde çatı denilen yeri, sadece o vardı. Hiçbir şey yoktu, dozer yoktu, iş makineleri yoktu”

– “Aileler olarak kovalar bulduk, ellerimizle kazıdık, ellerimizdeki taş kum yığınına dönüyordu”

“Aileler olarak kovalar bulduk, ellerimizle kazıdık, ellerimizdeki taş kum yığınına dönüyordu. Hiçbiri de ağır değildi. O demirler nerelerden gelmiş acaba, nereden alınmışsa o demirler, biz kum yığının içinde gördük onları. Güzümle bir tahta bile görmedim” diyen Akın şöyle devam etti:

“Moloz dediğimiz şeyler var ya, İsias’ın durumu öyleydi. Adalet için buradayım. Can parçası evlatlarımızı arkadaşlarımızı kaybettik. Biz adalet için buradayız, aileler olarak yaşadıklarımızın çok küçük bir parçasını anlatabiliyoruz. Dozerlerin karşısında kepçeleri takip eden bir anneyim, çocuklarımızın bedenlerinin zarar görmemesi için bekledik. Çantasını gördüm çocuğumun. Biz saatlerce enkazın önünde çocuklarımızı bedenine zarar gelmeden çıkaralım diye uğraştık. Bütün tanılara ben girdim ilk başta. İlk ulaştığımızda binanın arka tarafından başlanıldı”.

-“Yataklarından kalkamamış canlarla karşılaştık”

Yataklarından kalkamamış canlarla karşılaştıklarını söyleyen ve bunları anlattığı için ailelerden özür dileyen Ayşe Akın, şöyle devam etti:

“10 saniye içinde kum yığınına dönmüş İsias’tan bahsediyorum. Bizim çocuklarımıza vardığımızda ise Doruk’un cansız bedenini çökmüş binadan bütün olarak kurtarmaya çalıştık. İtinayla çıkardık çocuklarımızı. Ben çocuklarımdan ayrılmazdım. İki evladımı ben yukarıda, o aşağıda bayraklara sarılı tabutlarda getirdim. Çocuklarımıza Şampiyon Melekler diyorlar. İsias senin de kaderin biziz”

Hasan Bilgen’in annesi ve babası mahkemede konuştu

İsias dava duruşmalarının ikinci gününde müşteki beyanlarının dinlenmesine başlandı. Duruşmada İsias’ta hayatını kaybeden Hasan Bilgen’in annesi Fatma Bilgen ve babası Mehmet Akif Bilgen söz aldı. Hasan Bilgen’in annesi Fatma Bilgen, şöyle konuştu: “Adıyaman’dan haber gelmedi, evlatlarımıza ulaşamadık. Bütün Kıbrıs tek yürek olduk. Ben gidemedim ama bir şekilde çocuklarımızı aldık. İlk günlerde çocuklarımızı canlı bulabilmek için dua ettik. Daha sonra ise bedenlerini sağlam bulabilmek için dua ettik. Adalet istiyoruz”. Mehmet Akif Bilgen: O günden beri yaşamıyorum, sadece nefes alıyorum Hasan Bilgen’in babası Mehmet Akif Bilgen mahkemede şunları söyledi: “Sanıkların tümünden de şikayetçiyim. 6 Şubat hayatımızın bittiği gündür. O günden beri yaşamıyorum. Sadece nefes alıyorum. Ben evladımı kaybettim. Benim oğlum astım hastasıydı, el bebek gül bebek büyüttük. Tırnağına zarar gelsin istemezdik. Baba oğul değil de, arkadaş gibiydik. Depremi öğrendiğimizde hemen havaalanı koştuk. Devletimizin yetkilileri uçak ayarladılar. Hep birlikte Adıyaman’a geldik. Geldiğimiz günün akşamına kadar oğlumuzdan haber alamadık. Hep bir umut oğlumu canlı bulmak istiyordum. Acıyı çekmeyen bilmez. Son güne kadar oğlumu kucağıma alarak annesine teslim etmeyi kendime söz vermiştim. Enkazda beton yoktu… Biz çocuklarımızı ellerimizle kumu kazarak çıkarmaya çalıştık. Kepçeler çalışma yaparken biz “aman çocuklarımızın bedenine zarar gelmesin” diye dua ettik… Bu kadar acı bu kadar üzüntünün üzerine dayanamıyoruz. Oğlum havasızlıktan öldü. Yüzü gözü kum içindeydi. Yaşam üçgeni yoktu… Sen 13 yaşına kadar büyüt, Kıbrıs’ın gelecek neslini bir işe yaramaz kişi tarafından toprak altında yok et! Bu ne demek? Çocuklarımız bunu hiç hak etmedi. Adalete güveniyoruz. Başka çocukların, başka canlar yanmasın… Herkesten şikayetçiyim”.

 

İsias’ta hayatını kaybeden Yasin Atlıhan’ın oğlu Yusuf Kaan Atlıhan söz aldı

İsias dava duruşmalarının ikinci gününde müşteki beyanlarının dinlenmesine başlandı. Duruşmada İsias’ta hayatını kaybeden Yasin Atlıhan’ın oğlu Yusuf Kaan Atlıhan söz aldı. Yusuf Kaan Atlıhan’ın mahkemede söyledikleri şu şekilde: “Ben babamı değil en yakın arkadaşımı kaybettim. Anlardan geldi babam buraya. Sabahında haber aldık. Deprem olduğunu öğrendik babam buraya gelecekti. Otel kaydını da bulamadık. Babamın ortağı canlı çıkmıştı ondan öğrendik. Hakkımı helal etmiyorum sonuna kadar şikayetçiyim”. Derya Atlıhan: Otel kayıtlarında eşimin bilgiis yoktu Yasin Atlıhan’ın eşi Derya Atlıhan da duruşmada söz aldı. Derya Atlıhan’ın mahkemede söyledikleri şu şekilde: “Depremi duyunca hemen eşimi aradım ulaşamadım.  Otel kayıtlarında eşimin bilgisi yoktu.  Eşimin  otelde olduğunu kredi kartından ödeme yaptığından anladık. Otel enkazına gittiğimizde çalışma yoktu. Kepçeler durmuştu. Benzinleri bitmiş… Ben bu konuda da şikayetçiyim. Bir kepçenin benzini bitti diye çalışma durdu… Benim eşim hiçbir şekilde hareket edemedi. Hepsinden şikayetçiyim”.

Arkar: Güle oynaya yolladığımız çocuklarımızı tabutun içinde geri getirdik

İsias dava duruşmalarının ikinci gününde müşteki beyanlarının dinlenmesine başlandı. Duruşmada Fahri Arkar’ın babası Ramadan Arkar dinlendi. Arkar, şu ifadlere yer verdi. “6 şubat sabahı bir telefonla uyandık… Deprem oldu diye. Hemen kalktık çocuklarımıza ulaşmaya çalıştık. Orada olan ailelerden birine ulaştık, otelin yıkıldığı söylendi. Hemen havaalanına giderek ilk uçakla Adıyaman’a geldik. Otobüslerle İsias otelin olduğu yere gittik. Büyük bir şok içinde 10 katlı oteli 4-5 metrelik kum yığını olarak gördük. Ondan sonrra inşaatın tepesine çıktık, çccukalrımı kurtarmak için kazmaya başladık belki bir ümit kurtarırız diye… dördüncüü gün ben oğluma ulaştım. Teşhis ettim. Güle oynaya yolladığımız çocukalarımız tabutun içinde geri getirdik. Tüm sanıklardan şikayetçiyim. Fahri Arkar’ın annesi Şeniz Arkar: Adıyaman’a eşim gitmişti. Çocuklarımız oraya çok mutlu gitmişti. Oğlumla son gece görüntülü konuştuğumda çok mutluydu. Sabah deprem olduğunu duyduk. Gülerek uğurladığımız çocuklarımız uçakta üstte giden çocuklarımızın tabutta altta gelmesi çok acı”

Elektrik kesintisi!

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek) Tünel, Çömlekci Çiftliği, Dilekkaya, Kırıkkale, Erdemli, Yiğitler, Kırıkkale Ağıllar, Erdemli Ağıllar, Kırklar’ın bir bölümü, Kırklar Türbesi, Margo Çiftliği Bölgesi, Akıncılar ve Gaziler Köyü’nde bugün elektrik kesintisi olacağını duyurdu.

Kıb-Tek tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre orta gerilim elektrik şebekesinde yapılacak proje çalışmasından kaynaklanacak kesinti 09.00 ile 11.00 saatleri arasında olacak.

Nöbetçi Eczaneler (04 Ocak 2024)

LEFKOŞA BÖLGESİ:

ÇINARLI ECZANESİ

04.01.2024 (Perşembe)

08:00 – 00:00

(0392) 225 23 60

Güven Sok. 21 A Hamitköy Ekin Adademir arkası

***

İMGE ECZANESİ

04.01.2024 (Perşembe)

08:00 – 00:00

(0392) 223 59 51

Yaman Bey Sokak No: 8, Göçmenköy, Lefkoşa (Şht. Yalçın İlkokulu Karşısı)

***

SEV ECZANESİ

04.01.2024 (Perşembe)

08:00 – 00:00

(0392) 223 44 14

Kemal Şemiler Cad. Akçın Plaza No: 2, Zephyr Cafe yolu üzeri, Civisilli Gıda yanı, Metehan Kermiya, Lefkoşa

GİRNE BÖLGESİ:

BARIŞ ECZANESİ

04.01.2024 (Perşembe)

08:00 – 00:00

(0392) 821 84 10

Şht.İbrahim Nidai Cad. N0:55 Lapta

***

MEHMET GAZİKÖYLÜ ECZANESİ

04.01.2024 (Perşembe)

08:00 – 00:00

(0392) 816 01 23

Uğur Mumcu Cad. Karakum Girne

***

RIZKI ECZANESİ

04.01.2024 (Perşembe)

08:00 – 00:00

(0392) 815 34 96

NaciTalat Cad. N0:3 Foto Berkenat yanı Girne

MAĞUSA BÖLGESİ:

HANDE BESMEL ECZANESİ

04.01.2024 (Perşembe)

08:00 – 00:00

(0392) 365 34 50

Gülseren Yolu Cahit Sıtkı Tarancı Sokak Şafak Plaza No:10 Karakol Bölgesi Mağusa

***

RANA YONTAR ECZANESİ

04.01.2024 (Perşembe)

08:00 – 00:00

(0392) 366 19 19

Şht. İbrahim Hasan sok. no:14 AK – UN Market yanı Çanakkale bölgesi. Gazimağusa

GÜZELYURT BÖLGESİ:

AŞAR ECZANESİ (GÜZELYURT)

04.01.2024 (Perşembe)

08:00 – 00:00

(0392) 714 21 93

Ecevit Cad.18/B Güzelyurt

LEFKE BÖLGESİ:

HATİCE SOYER ECZANESİ

04.01.2024 (Perşembe)

08:00 – 22:00 (22:00 – 00:00 On-Call)

(0548) 865 52 91

Cengizköy Lefke

İSKELE BÖLGESİ:

MEHMET İLBAN ECZANESİ

04.01.2024 (Perşembe)

08:00 – 22:00

(0533) 834 82 51

Atatürk Cad. Ada Karanfil Sok. No: 9D, Harup Fabrikası karşısı, Boğaz, İskele

Brent petrol fiyatında son durum

Brent petrolün varili uluslararası piyasalarda ​​​78,78 dolardan işlem görüyor.

Brent petrolün varili uluslararası piyasalarda ​​​78,78 dolardan işlem görüyor. Dün 78,67 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 78,25 dolar seviyesinde tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.49 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,68 artışla 78,78 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 73,36 dolardan alıcı buldu.

Fiyatların yükselişine, Orta Doğu’daki petrol arzına ilişkin endişeler etkili oldu.

Libya’nın güneyindeki Şerare Petrol Sahası, akaryakıt eksikliğini protesto eden Libyalıların sahaya girmelerinin ardından yönetimin protestocularla yaptığı müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından dün kapatıldı.

Başkent Trablus’un 800 kilometre güneyindeki Murzuk Çölü’nde 1980 yılında keşfedilen Şerare Petrol Sahası, günlük 340 bin varil petrol üretim kapasitesine sahip bulunuyor.

İsrail-Filistin çatışması ve Kızıldeniz’de yükselen gerilim de fiyatlar üzerinde etkili olmaya devam ediyor.

Uzmanlar, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları ve küresel petrol rezervlerinin çoğunu barındıran Orta Doğu’da gerginliğin giderek artacağı ihtimalinin petrol piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabileceğini belirtiyor.

Dünyanın en büyük petrol tüketicisi ABD’de talebin güçlü seyrettiğine ilişkin veriler de fiyatlar üzerinde etkili oldu.

Amerikan Petrol Enstitüsü verilerine göre, ülkede ham petrol stokları 7 milyon 418 bin varil düşüş gösterdi. Piyasa beklentisi, stokların 2 milyon 967 bin varil azalacağı yönündeydi.

ABD Enerji Enformasyon İdaresinin resmi stok verileri bugün açıklanacak. Söz konusu stok düşüşüne ilişkin veriler doğrulanırsa fiyatlardaki artış eğiliminin sürmesi bekleniyor.

Brent petrolde teknik olarak 78,99 ile 79,50 dolar aralığının direnç, 78,48 ile 77,97 dolar aralığının ise destek bölgesi olarak izlenebileceği ifade ediliyor.

İsias’ta ikinci gün başlıyor

Adıyaman’daki isias davasının ikinci gününde aileler dinlenecek. Mahkeme heyeti dünden farklı olarak teknik değil duygusal ifadeler dinleyecek.

Adıyaman’daki isias davasının ikinci gününde aileler dinlenecek. Mahkeme heyeti dünden farklı olarak teknik değil duygusal ifadeler dinleyecek.

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi için oluşturulan özel salonda 6 Şubat Depremi’nde yıkılan İsias Otel ile ilgili dün başlayan davanın ikinci duruşması bugün.
İsias Otel’in 5’i tutuklu 11 sanığın “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan yargılandığı davanın bugünkü aşamasında 72 Müşteki ve 22 tanık dinlenecek.
Son derece duygusal anların yaşanmasının beklendiği bugünkü aşamada hem Şampiyon Meleklerin aileleri hem de aynı otelde hayatını kaybeden turist rehberlerinin aileleri mahkeme heyeti tarafından dinlenecek.
Uzmanlar ilk günkü teknik ifadelerin yerini bugünkü duruşmada duygusal ve acı dolu ifadelerin yer alacağını belirtirken, ailelerin asıl sınavının bugün olacağını söylediler.
İsias Davası için Adıyaman’a gelen tüm kafilenin kaldığı Adıyaman Dedeman Otel’de dün akşam müşteki avukatları bugünkü işleyişle ilgili aileleri bilgilendirme toplantısı yaptı.
Diğer avukatların yanı sıra Başbakan Ünal Üstel’in bu davadaki avukatı Prof. Avukat Çetin Arslan ile Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ailelere bugünkü duruşmada neler beklemeleri gerektiği konusunda bilgilendirdi ve savunma avukatlarının salondaki söyleyebileceklerine karşı uyardı.

İsias Otel davası yarın devam edecek

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma saat 21.00 (Türkiye saati) sıralarında sona erdi. Mahkeme İsias Otel davası tutuklu sanıklarının, tutukluluk hallerinin devamına ve duruşmanın yarın sabah 09.00’da (Türkiye saati) devam etmesine karar verdi.

Duruşmada, Sanık Seda Zeren’in sorgulanması yapıldı. Sanığın savunmasının dinlenmesinin ardından iddianame okundu.

Müşteki avukatların sorularını yanıtlayan Seda Zeren, Adıyaman’da yaşamadığını ve çok sık gelmediğini, bayramlarda geldiğinde ise anne ve babasının evinde konakladığını söyledi.

Otelin babasının oteli olduğunu ve kısa süreli olarak otele gittiğini, kalmadığını kaydeden Zeren, yaklaşık 32 yıldır Adıyaman dışında ikamet ettiğini söyledi.

Zeren’den sonra sanık Şule Özbek’in sorgulamasına geçildi. Özbek’in savunması ardından iddianame okunarak, müştekilerin avukatlarının sorularına geçildi.

2011 yılında erkek kardeşi Efe Bozkurt’a hisselerimi devrettiğini söyleyen Özbek, şirkete ortak olmadığını kaydetti. Özbek, ek katı hiç görmediğini sözlerine ekledi.

Mahkemede son olarak sanık Ulviye Bozkurt’un sorgulamasına geçildi.

Bozkurt’un savunmasının ardından iddianame okunarak, müşteki avukatların sorularına geçildi.

Ulviye Bozkurt da kaçak kat söylemini kabul etmediğini belirterek, teras katına hiç gitmediğini ileri sürdü.

Eşimin yanına çay içmeye gittiğini ancak aşağıda lobide oturduğunu kaydeden Bozkurt, kendisinin yukarısıyla alakası olmadığını iddia etti.

Bozkurt otelin yönetimiyle hiç bir oğlunun ilgilenmediğini söyledi.

Sanıkların dinlenmesinin ardından ara kararı alan mahkeme, tutukluluk durumlarının 30 güne gelmiş olması nedeniyle sanıkların tutukluluk durumunu değerlendirdi.

Cumhuriyet savcısı tutuklu  bulunan sanıkların tutukluluk hallerinin devam etmesini istedi. Savcılığın mütalaasına katılmadığını ifade eden sanık avukatları, sanıkların tahliyesini talep etti.

 Mahkeme tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına ve duruşmanın sabah 09.00’da devamına karar verdi.

Üstel: Adıyaman’da çok açık bir mesaj verdik

Başbakan Ünal Üstel, İsias Otel dava süresince devlet olarak, ailelerin yanında olmaya ve dava süreçlerini yakından takip etmeye devam edeceklerini söyledi.

Başbakan Üstel, “Meclis komitemiz hukuki süreç boyunca orada olacak. Milletvekillerimiz orada, Bakanlarımız orada. Hukukçularımız orada. Ailelerimiz orada” dedi.

Başbakan Ünal Üstel, İsias Otel davasının ilk duruşmasına 100 kişilik geniş bir ekiple katılarak, Adıyaman’da çok açık bir mesaj verdiklerini  vurguladı.

Başbakan Üstel, “İsias sözde değil, gerçekten Kıbrıs Türk halkının  ortak davasıdır” dedi.

Başbakan Ünal Üstel TAK muhabirine İsias Otel davası hakkında değerlendirmelerde bulunarak, iktidarından  muhalefetine ortaya koydukları net duruşun, işi ne kadar ciddiye aldıklarının en somut göstergesi olduğunu vurguladı.

Başbakan Üstel şöyle konuştu:

“Doğal afetler hayatın bir gerçeğidir, ama doğal afetleri felakete çevirenler mutlaka hak ettikleri cezaları almalıdır. Bu bizim orada kaybettiğimiz canlara karşı olan sorumluluğumuzdur. Buna bezer olayların bir kez daha yaşanmaması adına bu davalar son derece önemlidir.”

“İnanıyorum ki,  suçlular hak ettikleri, ibret verici cezaları alacaklardır”

Türk adaletine ve yargısına güvendiğini yineleyen Başbakan Ünal Üstel,

“İnanıyorum ki adil bir yargılanmanın ardından, kanunlar çerçevesinde, suçlular hak ettikleri, ibret verici cezaları alacaklardır” dedi.

“Deliller ortada, hatalar açık…”

Delillerin ortada, yapılan  hataların açık olduğunu vurgulayan Başbakan Ünal Üstel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz tıpkı deprem süresince olduğu gibi, dava süresince de, her hal ve şartta ailelerimizin yanında olacağız. Halkımızın acısı acımızdır. Halkımızın mücadelesi mücadelemizdir. Şampiyon meleklerimize bu devlet olarak borcumuzdur. Bu dava hepimizindir. Mücadeleniz mücadelemizdir. Davanız davamızdır.”

Başbakan Üstel Adıyaman’dan ayrıldı

Müştekisi olduğu İsias Otel davasını izlemek üzere dün Adıyaman’a gelen Başbakan Ünal Üstel yurda dönüyor.

Başbakan Ünal Üstel, bu akşam Urfa üzerinden Ankara’ya  uçacak ve aktarmalı olarak Türkiye saatiyle saat 22.55’te KKTC’ye hareket edecek.

Urfa üzerinden dün akşam saatlerinde Adıyaman’a gelen Başbakan Ünal Üstel ailelerle bir araya gelerek, bugün görüşülmeye başlanan ve müştekisi olduğu İsias Otel davasını izledi.

Gün boyu mahkemeyi takip eden Başbakan Ünal Üstel, Urfa’ya hareket etmek üzere Adıyaman’dan ayrıldı.