Archives 2024

Cimnastik Federasyonu, bir ilk daha gerçekleştirecek

KKTC Cimnastik Federasyonu tarihinde bir ilk daha yaşanacak. Hasan Sapsızoğlu başkanlığındaki KKTC Cimnastik Federasyonu yönetimi, cimnastik tarihimizde ilkleri gerçekleştirmeye devam ediyor.

KKTC Cimnastik Federasyonu sporcuları Selin Tüfekçi ve Ayça Karip, Ritmik Cimnastik branşında Türkiye’de Gençler kategorisinde ilk 30’a girerek Türkiye Ritmik Cimnastik Şampiyonası’nda yarışmalara katılmaya hak kazanmışlardı. Selin Tüfekçi ve Ayça Karip,
17 – 21 Ekim tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek olan Ritmik Cimnastik Türkiye Şampiyonası Küçükler – Yıldızlar – Gençler – Büyükler Şampiyonası’na katılmak için antrenörleri Lidya Sarak Alıcı ile birlikte Antalya’ya gittiler. Selin Tüfekçi ve Ayça Karip’in temsiliyetleri KKTC Cimnastik Federasyonu tarihinde bir ilk olacak.
KKTC Cimnastik Federasyonu yayınladığı mesaj ile sporcular Ayça Karip, Selin Tüfekçi, antrenör Lidya Sarak Alıcı ve sporcuların kulübü Altın Kurdele Ritmik Cimnastik Kulübü’nü kutlayıp, başarılar diledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası faizi yüzde 50’de sabit tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, faiz kararları için belirlenen tarihlerde toplantı gerçekleştirir ve toplantının sonrasında politika faiz oranı açıklanır. 19 Eylül tarihinde gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sonrasında Ekim ayı faiz kararı yüzde 50 olarak açıklandı.Merkez Bankası, haziranda 650, temmuzda 250, ağustosta 750, eylül, ekim ve kasımda 500’er baz puan, aralık ve ocakta 250’şer ve mart ayında 500 baz puan olmak üzere 9 toplantıda, toplam 4 bin 150 baz puan faiz artırmıştı. Banka, şubat, nisan, mayıs, haziran, temmuz,ağustos ve eylül aylarında ise faize dokunmamıştı.Merkez Bankası’ndan yapılan açıklama ise şöyle;Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50’de sabit tutulmasına karar vermiştir.Eylül ayında enflasyonun ana eğilimi bir miktar yükselmiştir. Üçüncü çeyreğe ilişkin göstergeler yurt içi talebin yavaşlamaya devam ederek enflasyondaki düşüşü destekleyici seviyelere yaklaştığını ima etmektedir. Temel mal enflasyonu düşük seyretmeye devam ederken, hizmet enflasyonundaki iyileşmenin son çeyrekte gerçekleşmesi beklenmektedir. Enflasyondaki iyileşmenin hızına dair belirsizlik ise son dönemdeki veri akışı ile artmıştır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiğini kaydetmiştir. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası araçları etkili şekilde kullanılacaktır. Kaynak: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası faizi yüzde 50’de sabit tuttu

Hüseyin Işıksal’dan 3’lü görüşme değerlendirmesi: Barış ve işbirliği için bir fırsat

Cumhurbaşkanı Uluslararası İlişkiler Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, New York’taki 3’lü görüşmeye ilişkin bölgesel barış ve işbirliği için Kıbrıs Türk tarafınca ortaya konulan 6 işbirliği önerisinin hayata geçirilmesi için bir fırsat olabileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Özel Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Rum Lider Nikos Hristodulidis’in 15 Ekim Salı akşamı BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ev sahipliğindeki gayriresmi görüşmelerini AA Analiz için kaleme aldı.

15 Ekim Salı akşamı Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ev sahipliğinde New York’ta düzenlenen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Güney Kıbrıs Lideri Nikos Hristodulidis arasındaki gayriresmi yemekli görüşme, İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü soykırım ve bölgede yarattığı ateş çemberinin gölgesinde gerçekleşti.

“BÖLGESEL BARIŞ VE İŞBİRLİĞİ İÇİN BİR FIRSAT”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar görüşme öncesi yaptığı açıklamada, bu yemeğin herhangi bir ajandası olmayan ve 6 aylık görev süresi 12 Temmuz itibarıyla sona eren BM Genel Sekreteri kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar tarafından verilen rapor sonrası genel bir durum değerlendirilmesi olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Tatar, bu buluşmanın özellikle Orta Doğu’daki savaş sonrası daha da önem kazanan bölgesel barış ve işbirliği için Kıbrıs Türk tarafınca ortaya konulan 6 işbirliği önerisinin hayata geçirilmesi için de bir fırsat olabileceğinin altını çizdi.

Rum tarafı ise artık kanıksandığı üzere umut tacirliği yaparak ve özellikle kendi kamuoyunu yanlış yönlendirerek New York’taki görüşmelerin 2017 Crans Montana’da kaldığı yerden, BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon kararları ve Avrupa Birliği (AB) müktesebatına uygun olarak yeniden başlaması için bir sıçrama tahtası olacağını, hatta Guterres’in taraflara bu konuda yazılı bir belge vereceği kurgusu üzerine kurdu.

Görüşme sonrası yapılan açıklamalarda Cumhurbaşkanı Ersin Tatar görüşme öncesi söyledikleriyle tutarlı bir şekilde Kıbrıs Türk Halkının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsü teyit edilmeden resmi müzakere sürecinin hiçbir koşulda başlamayacağını ve Kıbrıs Türk Halkına uygulanan hukuksuz ve insan haklarına aykırı ambargo ve izolasyonların kaldırılması gerektiğini ilk ağızdan BM Genel Sekreterine ilettiğini belirtti.

Rum lider Hristodulidis ise Ersin Tatar’dan yeni bir şey duymadığını ve müzakerelere yeniden başlama noktasında olunmadığını belirterek adeta propaganda çalışmasının nasıl fiyaskoyla sonuçlandığını itiraf etti. Hristodulidis ayrıca yine artık alışılageldik bir durum olan dış ülkelere bel bağlama siyasetinin bir devamı olarak bundan sonraki gayriresmi görüşmeye İngiltere’nin de katılması gerektiğini söyledi.

BM Genel Sekreteri sözcüsü tarafından yapılan resmi açıklamada ise liderlerin ileriye yönelik neler yapılabileceği konusunda ileriki bir tarihte Genel Sekreter’in himayesinde daha geniş bir formatta gayriresmi bir toplantı yapılması konusunda ve yeni sınır geçiş noktalarının açılması olasılığını araştırmak üzere Ada’da buluşma konusunda mutabakata vardığı belirtildi.

GÖRÜŞMENİN ÇIKTILARI NELER OLDU?

New York’taki gayriresmi yemek Türk tarafı açısından çeşitli kazanımlarla sona erdi. Öncelikle Rum tarafının tüm dünya kamuoyunu ve diplomatik çevreleri aldatmaya yönelik “Türk tarafı her türlü diyalogdan kaçıyor” propagandası ağır bir darbe yedi. Cumhurbaşkanı Tatar tarafından devamlı olarak dile getirilen Kıbrıs Türk tarafının diyalogdan hiçbir zaman kaçmadığı hatta Ada’da yaşayan iki halkın da faydasına olacak çeşitli işbirliği projeleri için görüşmeye hazır olduğu görüşü bir kez daha dünya nezdinde ispatlandı.

İkinci olarak, BM Genel Sekreteri sözcüsü tarafından yapılan resmi açıklamada da görüldüğü üzere iki taraf arasında ortak zemin bulunmadığı ilk kez kabul edildi. Böylelikle zaman kaybı ve Kıbrıs Türk halkının Rum tarafının siyasi mahkumu olarak kalmasından başka bir amacı olmayan tüketilmiş federal zeminde herhangi bir görüşme olmayacağı da bir nevi teyit edildi. Bu konuyla ilgili olarak BM Genel Sekreteri Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Holguin’in görev süresinin ve misyonunun devam etmesi yönündeki Hristodulidis’in talebinin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın kararlı duruşu neticesinde uzatılmayacak olması da iki taraf arasında ortak zemin olmadığının bir başka tezahürü olarak ortaya çıktı. Bu doğrultuda bir başka kazanım da Rum tarafının büyük umut bağladığı Kıbrıs meselesinin özüne ilişkin hiçbir konunun konuşulmamış olmasıdır.

Üçüncü olarak Rum tarafının yıllardır Kıbrıs Türk halkına uyguladığı insanlık dışı ve yasal olmayan izolasyonların ve yine Rum tarafının son zamanlarda artan KKTC’ye yönelik turizm, üniversite ve emlak sektörüne yönelik baskıcı siyasetinin ve KKTC’ye yatırım yapan yabancılara karşı yapılan tutuklamaların BM Genel Sekreteri nezdinde gündeme getirilmesi ve kayda geçirilmesi, ileride olabilecek olası gayriresmi görüşmelerin ajandasını oluşturması açısından önemlidir.

Sonuç olarak, son 4 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’nin tam desteğiyle istikrarlı bir şekilde sürdürülen, egemen eşitliğe ve eşit uluslararası statüye dayanan yeni proaktif siyaset, bir dönemeci daha başarıyla geçti. BM açıklamasında da ifade edildiği üzere Kıbrıs Türk tarafı hem Ada’da yaşayan tüm Kıbrıslıların ve gelecek nesillerin yararına olacak şekilde Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sağlamaya her zaman hazırdır. Bölgemizde alanı gittikçe genişleyen ateş çemberi de göz önünde bulundurulduğunda tek çözüm modeli iki devletin işbirliğine dayalı çözüm modelidir. Bir başka ifade ile Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm Rum tarafına sağlanan sanal ve haksız statüyle değil, adadaki mevcut iki devlet gerçeğinin teyidiyle sağlanabilir. Kıbrıs Türk Halkı bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir dayatmaya boyun eğmeyecek ve varlığının teminatı olan devletinden ve egemenliğinden asla vazgeçmeyecektir.

Canbulat Özgürlük Ortaokulu’nda Atatürk büstü rölyef çalışması ve su arıtma odasının açılışı yapıldı

Gazimağusa Canbulat ve Özgürlük Ortaokulu’nda Atatürk büstü rölyef çalışması ile su arıtma odasının açılışı Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirildi.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu törende yaptığı konuşmada, geçmişte bu okulda görev yaptığını belirterek, 25 yıl geçmiş olmasına rağmen Canbulat Özgürlük Ortaokulu’ndaki öğretmenler.i ve özverilerini her gittiği yerde söylemeye devam ettiğini ifade etti.

Son 4 yılda ülkede yapılan 20 okulun 11’ini gönüllülerin yaptırdığını söyleyen Çavuşoğlu, “Eğitime, ülkesine bu kadar aşık insanlar olduğu için bu ülke ayaktadır.” dedi.

Öğrencilere, “Bu ülke sizin omuzlarınızda yükselmeye devam edecek.” diyen Çavuşoğlu, ”Okulda bulunduğunuz saatleri çok iyi değerlendirin. Öğretmenlerinizin yönlendirmelerine sahip çıkın.” tavsiyelerinde bulundu.

Çavuşoğlu, KKTC’nin genç nesillerle geleceğe yürüyeceğini ifade etti.

-Kolçak

Eğitim gönüllülerinde, Rönesans İnşaat’tan Vedat Kolçak da, gençlerin ve geleceğin arkasında olduklarını belirtti.

Kolçak, Okul Müdürü Sedat Öğüt’ün dişini tırnağına takarak başarı serüvenine imza attığını belirtti.

-Öğüt

Okul Müdürü Sedat Öğüt de, eğitimin 3 ayağı olan öğretmen, öğrenci ve eğitim gönüllülerinden biri eksik olduğunda eğitimin sürdürülemeyeceğini söyledi.

Öğüt, Canbulat Özgürlük Ortaokulu ailesi olarak en iyi eğitimi vermek için çalışmalarını şevkle sürdürdüklerini söyledi.

Öğüt, müdür olarak okulda göreve geldiğinde “mutlu okul” hayali kurarak görüşmelere başladığını, bugün bu hayal çerçevesinde güzellikleri paylaştıklarını sözlerine ekledi.

Hafif sağanak bekleniyor

Meteoroloji Dairesi, bugün hafif sağanak beklendiğini, sıcaklığın 28-31 santigrat derece dolaylarında seyredeceğini bildirdi.

Meteoroloji Dairesi, bugün yer yer hafif sağanak yağmur beklendiğini ve hava sıcaklığının 28-31 santigrat derece arasında seyredeceğini bildirdi. Dairenin hava tahmin raporlarına göre, cuma ve cumartesi günleri kuvvetli, zaman zaman fırtınamsı rüzgarlar bekleniyor, hafta sonu ise hava az bulutlu olacak.

Meteoroloji Dairesi’nin 17-23 Ekim tarihleri arasındaki haftalık hava tahmin raporuna göre, bölge periyodun ilk yarısında alçak basınç sistemi ile üst atmosferdeki serin ve nemli, ikinci yarısında ise yüksek basınç sistemi ile ılık ve nispeten nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Hava, bugün parçalı bulutlu, yer yer hafif sağanak yağışlı, cuma parçalı ve az bulutlu, hafta sonu az bulutlu, öğle saatleri parçalı bulutlu, pazartesinden çarşambaya kadar ise az bulutlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı periyodun ilk günü iç kesimlerde ve sahillerde 28-31 santigrat derece, diğer günlerde ise 24–27 santigrat derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgar; periyodun ilk günü kuzey ve batı yönlerden, orta kuvvette zaman zaman kuvvetli, diğer günlerde kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette, cuma ve cumartesi ise kuvvetli, zaman zaman fırtınamsı olarak esecek.

Ersin Tatar ülkeye döndü: Genişletilmiş toplantı önümüzdeki aylarda yapılabilir

New York’taki gayriresmi yemeğin ardından ülkeye dönen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, genişletilmiş toplantının önümüzdeki aylarda yapılabileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin ev sahipliğinde gerçekleşen gayriresmi üçlü yemeğin ardından ülkeye döndü.

Ercan Havalimanı’nda basına açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Tatar, gayriresmi yemeğe yönelik değerlendirmeler yaptı.

Cumhurbaşkanı Tatar, genişletilmiş toplantının önümüzdeki aylarda gerçekleştirilebileceğini söyledi.

Tatar, yemekte, Kıbrıs Türk tarafının iş birliğinden yana olduğunu belirttiğini ifade ederek, “Görüşmenin faydalı olduğunu düşünüyorum” dedi.

“MECLİS BAŞKANI, MECLİSİ AÇACAK DURUMDADIR”

Cumhurbaşkanı Tatar, geçtiğimiz hafta Pazartesi gününden beri devam eden Meclis Başkanlığı seçimi krizine de işaret ederek, “Cumhuriyet Meclis Başkanı seçimi olduğu için ilk uçakla yurda döndüm ve vekaletimi geri aldım. Meclis yarın açılabilecek durumda”

ERSİN TATAR ÜLKEYE DÖNDÜ: GENİŞLETİLMİŞ TOPLANTI ÖNÜMÜZDEKİ AYLARDA YAPILABİLİR

New York’taki gayriresmi yemeğin ardından ülkeye dönen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, genişletilmiş toplantının önümüzdeki aylarda yapılabileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri’nin ev sahipliğinde gerçekleşen gayriresmi üçlü yemeğin ardından ülkeye döndü.

Ercan Havalimanı’nda basına açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Tatar, gayriresmi yemeğe yönelik değerlendirmeler yaptı.

Cumhurbaşkanı Tatar, genişletilmiş toplantının önümüzdeki aylarda gerçekleştirilebileceğini söyledi.

Tatar, yemekte, Kıbrıs Türk tarafının iş birliğinden yana olduğunu belirttiğini ifade ederek, “Görüşmenin faydalı olduğunu düşünüyorum” dedi.

“MECLİS BAŞKANI, MECLİSİ AÇACAK DURUMDADIR”

Cumhurbaşkanı Tatar, geçtiğimiz hafta Pazartesi gününden beri devam eden Meclis Başkanlığı seçimi krizine de işaret ederek, kendisine vekalet eden Meclis Başkanı Zorlu Töre‘nin, dönmesiyle birlikte Meclisi açacak durumda olduğunu belirtti.

Yasin Ekrem Serim, DEİK Türkiye-KKTC İş Konseyi heyetiyle bir araya geldi

DEİK Türkiye-KKTC İş Konseyi heyetiyle bir araya gelen Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim, “KKTC’nin ekonomik ve ticari durumunun daha güçlü bir seviyeye yükseltilmesi için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim, DEİK Türkiye-KKTC İş Konseyi heyetiyle bir araya geldi.

Görüşmeye ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden paylaşım yapan Serim, “KKTC’deki yatırım imkanlarını ve özel sektörümüzün KKTC’de iş ve yatırım ortamının geliştirilmesine sağlayabileceği katkıları ele aldık” dedi.

Serim, “KKTC’nin ekonomik ve ticari durumunun daha güçlü bir seviyeye yükseltilmesi için özel sektör paydaşlarımızın da desteğiyle çalışmaya devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

Savaşan: UBP’yi temsilen Filistin’in geleceği konferansına katıldık

UBP milletvekili  Ahmet Savaşan AK Parti Dış İlişkiler Başkanlığı ile İnsan Hakları Başkanlığınca düzenlenen, başta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, bakanlar, diplomatlar, büyükelçiler, misyon şefleri ile Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nden üst düzey milletvekilleriyle komisyon başkanlarının katılımıyla Ankara’da gerçekleştirilen “Filistin’in Geleceği Konferansı”na Ulusal Birlik Partisi’ni temsilen katıldı.

Toplantıya UBP Milletvekili ve Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu da katıldı.

Savaşan, “Filistin’in geleceğinde diplomasinin, siyasetin ve uluslararası hukukun öneminin vurgulandığı konferansta, gerek konferans salonunda olanlar, gerekse de orada bulunmayan milyonlarca insan gibi bizler de Filistin halkının haklı davasına destek olduk ve Filistin’in bağımsızlık mücadelesinde yanlarında olduğumuzu bir kez daha dünyaya gösterdik” ifadelerine yer verdi.

FİLİSTİN’İN GELECEĞİ KONFERANSI…

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Zafer Sırakaya’nın açılış konuşması ile başlayan ve Türkiye Cumhurbaşkanı Eski Yardımcısı, TBMM Dışişleri Komisyon Başkanı Fuat Oktay’ın yönettiği, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi’nin konuşmacı olarak yer aldığı konferansın ilk oturumunda, “Filistin’in Geleceği ve Diplomasi” konusu ele alındı.

Türkiye Dışişleri eski Bakanı, AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun yönettiği ve AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ile yabancı diplomatların katılımı ile yapılan ikinci oturumda “Filistin’in Geleceğinde Siyaset ve Parlamentonun Rolü” tartışıldı.

TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel’in başkanlık ettiği ve uluslararası hukukçuların katılımıyla gerçekleştirilen son oturumda ise “Uluslararası Hukukun Filistin’in Geleceğindeki Rolü” konuları tartışıldı.”

Kıbrıs Türk Gençlik ve Aile Birliği İngiltere Başkanı Horozoğlu, 2. Diaspora Gençlik Forumu’nda sunum yaptı

Kıbrıs Türk Gençlik ve Aile Birliği İngiltere Başkanı Nafiya Horozoğlu, Türk Devletler Teşkilatı (TDT) tarafından Ankara’da düzenlenen 2. Diaspora Gençlik Forumu’nda sunum yaptı.

Birlik’ten yapılan açıklamaya göre, Nafiya Horozoğlu, sunumunda İngiltere’de doğup büyüyen Kıbrıs Türk kökenli gençlerin karşı karşıya kaldığı kimlik krizi ve asimilasyon sorunlarını ele aldı.

Sunumunda, 2018 yılında Kıbrıs Türk Gençlik Birliği İngiltere’yi kurduğunu, bu oluşumun amacının gençlerin kültürel kimliklerini koruyarak aidiyet duygularını güçlendirmek olduğunu belirten Horozoğlu, Türkçe eğitiminin ve kültürel etkinliklerin süreçteki önemine dikkat çekti.

Asimilasyonun, sadece dil kaybıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Horozoğlu, “Dil, kültürün taşıyıcısıdır. Türkçemizi kaybediyoruz, ama sadece dilimizi değil; onunla birlikte tarihimiz, geleneklerimiz ve değerlerimiz de yok oluyor. Gençlerimizin kimliğini koruyamazsak, onları gelecek nesillere aktaramayız,” diyerek asimilasyonun toplum üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti.

Forumda ayrıca, Türk Devletler Teşkilatı bünyesinde daha geniş bir diaspora iş birliğinin gerekliliğini vurgulayan Horozoğlu, gençlerin sürekli aktif olabileceği bir ağın oluşturulmasının önemine değindi ve bu konuda öneri raporunu sundu.

Tarım Bakanı Çavuş: “Sürdürülebilir tarımı hep birlikte kurabiliriz”

Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO) ile Gıda Mühendisleri Odası, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla “Gıda Güvenliği-Tek Sağlık” ve “Gıda Ambalajlamada İnovatif Yaklaşımlar” başlıklı seminer düzenledi.

KTSO Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen seminerin açılış konuşmalarını sırasıyla Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Beste Oymen, Kıbrıs Türk Sanayi Odası Genel Sekreteri Erçin Tekakpınar, Girişimci Kadınlar Kalkınma Kooperatifi (Gika-KOOP) Başkanı İçim Çağıner Kavuklu ve Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş yaptı.

İki oturum olarak düzenlenen seminerde, Yakın Doğu Üniversitesi Gıda Mühendisiliği Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Perihan Adun “Gıda Güvenliği-Tek Sağlık” ve Sakarya Üniversitesi Gıda Mühensiliği Bölümü Prof. Dr. Zehra Ayhan ise “Gıda Ambalajlamada İnovatif Yaklaşımlar” konularını irdeliyor.

Seminer, soru-cevap kısmının ardından plaket takdimiyle sona erecek.

 

– Oymen: “Gıda mühendislerinin istihdamı, özellikle kamu kurumlarında yetersiz kalmaktadır”

 

Açılışta ilk olarak söz alan Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Beste Oymen, bugün Dünya Gıda Günü’nü kutlamak ve gıdanın hayattaki önemini bir kez daha vurgulamak üzere bir araya geldiklerini ifade etti.

“Bu yılın teması olan, ‘Daha iyi bir yaşam ve daha iyi bir gelecek için gıda bir haktır’ bize, herkesin yeterli, güvenilir ve sağlıklı gıdaya ulaşmasının temel bir insan hakkı olduğunu hatırlatıyor. Ancak bu hakkı herkes için sağlamak, hepimizin omuzlarına bir sorumluluk yüklüyor.” diyen Oymen, Gıda Mühendisleri olarak bu zorlu görevin önemli bir parçası olduklarını bildiklerini belirtti.

Oymen, “Gıda güvenliği, kalite ve sürdürülebilirlik konularında üstlendiğimiz rol, küresel gıda sistemlerinin sürdürülebilir şekilde geliştirilebilmesi adına hayati öneme sahiptir. Ancak ne yazık ki ülkemizde gıda mühendislerinin istihdamı, özellikle kamu kurumlarında yetersiz kalmaktadır. Gıda güvenliği, gıda kalitesi ve sağlıklı beslenme konularında kamu kurumlarının etkin bir şekilde

çalışabilmesi için nitelikli gıda mühendislerine ihtiyaç duyulmaktadır.” dedi.

Oymen, kamu sektöründe yeterli sayıda gıda mühendisinin istihdam edilememesinin, bu alandaki uygulamaların ve politikaların etkinliğini zayıflattığını ve bu durumun sadece gıda güvenliğini değil aynı zamanda halk sağlığını da tehdit eden bir mesele haline geldiğini ifade etti.

“Bilimsel bilgi ve teknolojiyi bir araya getirerek daha güvenli ve sürdürülebilir gıda sistemleri kurmamız gereken bir dönemde, bu meslek dalına daha fazla önem verilmesi elzemdir. Bu noktada hem devletimizin hem de özel sektörün, gıda mühendislerine yönelik destekleyici politikalar geliştirmesi gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullanan Oymen, Gıda Mühendisleri Odası olarak gıda mühendislerinin daha fazla istihdam edilmesi, mesleğin ülkedeki hak ettiği değeri görmesi ve daha geniş kitlelere tanınması için çalışmalarına kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.

 

– Tekakpınar: “Ülkede gıda güvenliği konusunda ne aşamadayız?”

 

Kıbrıs Türk Sanayi Odası Genel Sekreteri Erçin Tekakpınar da, “Gıda ile ilgili olarak bu seminerin sonucunda neleri ön plana çıkarabiliriz, neleri tartışabiliriz? O noktalarda durmak istiyorum.” dedi.

“Ülkede gıda güvenliği konusunda ne aşamadayız, gıda israfı konusunda bir politikamız var mı, gıdaya ulaşım konusunda ne durumdayız?” şeklinde konuşan Tekakpınar, bir kaç ay önce et ithalatı konusunun gündeme geldiğini hatırlattı.

Tekakpınar, gıda gününde gıdaya ulaşım konusunun bir sonuç bildirgesi yapılması durumunda, söz konusu sonuçları görmek istediğini belirtti.

“Sanayi Odası olarak bu sürecin içerisindeyiz. Biz ne yapıyoruz ve ne üretiyoruz, Sanayi Odası olarak gıda sektöründe ne durumdayız?” şeklinde konuşan Tekakpınar, bazı istatistiki verileri paylaştı.

Tekakpınar, Kıbrıs Türk sanayisinin tarım ve hayvancılıktan elde edilen bitkisel ve hayvansal ham maddeyi işleyerek, katma değer yarattığını ve ülke ekonomisinin gelişmesi için ciddi bir çabası olduğunu dile getirdi.

Gıda ve içecek sanayisinde, Kıbrıs Türk Sanayi Odası’na üye 8 farklı alt sektörde uluslararası sertifikalara sahip üretim yapan 172 firmanın bulunduğunu kaydeden Tekakpınar, bu firmaların çok ciddi bir katma değer yarattığını dile getirdi.

Gıda ve içecek sektöründe uluslararası standartlara sahip 40’dan fazla firmanın, başta Türkiye olmak üzere 18 farklı ülkeye ihracat yaptığını ifade eden Tekakpınar, tarım ve sanayi sektörleri arasında güçlü işbirlikleri kurup inovasyonu teşvik ederek, teknolojik alt yapıyı güçlendirip çevresel sürdürülebirlik ilkesi doğrultusunda yeni üretim tekniklerini geliştirmeleri gerektiğini vurguladı.

 

– Kavuklu: “Korkunç bir gıda israfımız var”

 

Gika-KOOP Başkanı İçim Çağıner Kavuklu da, bugün Dünya Gıda Günü vesilesiyle bir araya gelmekten büyük bir onur duyduğunu dile getirdi.

“Ürettiğimiz ürünleri nasıl sanayileştirebiliriz. Bu konuda çalışmalarımız vardır.” diyen Kavuklu, toplumda bazı konularda devlet politikaları oluşturmak adına el ele tutuşarak farklı sektörlerin bir araya gelip bir takım politikalar ve etkiler oluşturmanın zamanının geldiğini söyledi.

“Dünya Gıda Günü, sadece bir farkındalık günü değil, aynı zamanda harekete geçme zamanıdır. Etki olmadıkça önümüzdeki yıl da aynı şeyleri konuşacağız.” diyen Kavuklu, tecrübelerini paylaştı.

Gıdanın üretiminden tüketimine kadar her aşamada sürdürülebilirliğin artık bir zorunluluk haline geldiğini kaydeden Kavuklu, “Ülkemizde turizm bir lokomotif sektördür. 25 tane 5 yıldızlı otelimiz var. Ama otellerimizde her şey dahil ve açık büfe konseptiyle hizmet veriliyor. Bunun gıda israfında, belki de dünyanın ilk sıralamaları arasındayız. Korkunç bir gıda israfımız var.” dedi.

Dünya üzerinde yaklaşık 800 milyon insanın açlıkla mücadele ettiğini kaydeden Kavuklu, bir yanda gıda israfı devam ederken, diğer yanda milyonlarca insanın yeterli besine ulaşamadığına dikkat çekti.

Kavuklu, “Bu çelişki, dünya genelinde ciddi bir sorun teşkil ediyor ve hepimizin bu konuda sorumluluk alması gerektiğini gösteriyor.” diye konuştu.

“İsrafa dur dememiz gerekiyor.” ifadesini kullanan Kavuklu, bunun bir devlet politikası olması gerektiğine inanç belirtti, her şey dahil ve açık büfe konseptinden çıkılması gerektiğini dile getirdi.

Kavuklu, “Kadın girişimciler olarak bizler, gıda sektöründe güçlü ve sürdürülebilir çözümler üretmenin sorumluluğunu üstleniyoruz. Kooperatifimiz, yerel üreticilerin ve özellikle kadınların ekonomik kalkınmasına katkı sağlarken, sağlıklı ve doğal gıda ürünlerinin tüketiciye ulaşmasını amaçlıyor. Sağlıklı ve güvenli gıda üretiminin bilimsel temellerini en iyi şekilde uygulamaya koyuyoruz. Bu iş birliği, sadece ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda toplum sağlığını da güçlendiren bir çerçeve sunuyor. Yerel tüketimi de teşvik ediyoruz.” dedi.

Ata tohumları konusuna da değinen Kavuklu, hep birlikte el ele vererek, daha adil, sürdürülebilir ve erişilebilir bir gıda sistemi inşa etmek için çalışmaları gerektiğini söyledi.

 

– Çavuş: “Sürdürülebilir tarımı hep birlikte kurabiliriz”

 

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş da, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 16 Ekim 1945’te kurulduğunu ve bu günün her yıl 150’den fazla ülkenin katılımı ile “Dünya Gıda Günü” olarak kutlandığını kaydetti.

Seminerdeki konuşmalarda sürdürülebilir tarımdan, gıda güvenliğinden ve israftan bahsedildiğini ifade eden Çavuş, tüm bunların önemli olduğunu söyledi.

Dünyada hunharca bir tüketimin olduğunu belirten Çavuş, iklim koşularının bozulduğu bir ortama doğru sürüklendiklerini söyledi.

Dünyadaki en büyük sektörlerden birinin tarım olduğunu kaydeden Çavuş, “1 milyarın üzerinde bir çalışanı olan sektördür. 2050 yılına geldiğimizde, 10 milyar insanı besleyebilecek sürdürülebilir tarım-gıda sistemlerine ihtiyacımız var.” diye konuştu.

Dünyada 3 milyar kişinin güvenli gıdaya ulaşamadığını ifade eden Çavuş, diğer taraftan da obezitenin arttığını ve dengesiz koşulların ortaya çıktığını aktardı.

Çavuş, “Sürdürülebilir tarım demek, sadece üretim yapan kişilerin kendi işlerinde sürekli bir üretimde tutunması demek değildir. Sürdürülebilir tarım demek, önümüzdeki yıllarda ülkeler arasında gıda üretimini paylaşmayı ve bununla birlikte hep beraber nasıl en verimli toprakları en iyi şekilde üretebilir ve dünya üzerindeki insanlığa verebiliriz…” dedi.

Sürdürülebilir tarımı hep birlikte kurabileceklerini vurgulayan Çavuş, bakanlığının ve Hükümetin bu konuda çok büyük çabalar sarf ettiğini kaydetti.

“Daha az israfla daha verimli üretimi hayata geçirebilir, gezegenimizi daha az baskı altına alarak iklim koşullarını yeniden düzeltebilir ve gelecek nesillerimize daha güvenli bir dünya imkanı sunabiliriz.” ifadelerini kullanan Çavuş, daha çok üretim isteyerek doğaya zarar verdiklerini söyledi.

“Sürdürülebilir tarım bizim için önemli olabilir ama esas, gelecek nesillerimiz için ekonomik ve sosyal yönde çok daha önemlidir.” şeklinde konuşan Çavuş, tüm ülkelerde olduğu gibi Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın da bu konuda çabaları olduğunu ifade etti.

Yaptıkları çalışmalara değinen Çavuş, gıda denetimlerini en üst noktaya çıkardıklarının altını çizdi.

Farkındalığın etkiye dönüşüp hayata geçmesi gerektiğini kaydeden Çavuş, turizm sektöründe hunharca tüketilen gıdaların her açıdan milli bir kayıp olduğuna dikkat çekti.

Tarımın riskli noktalara girdiğini kaydeden Çavuş, “Hava koşuları değiştikçe riskler, girdi maliyetleri ve üreticinin aldığı riskler artıyor. Bununla birlikte, bakanlık olarak süspansiyelerle, teşviklerle üretimi ayakta tutmaya ve yön vermeye çalışıyoruz.” dedi.

Narenciye ve ithal et konularına da değinen Çavuş, hayvan varlığı ve ürünlerinin en iyi şekilde değerlendirmesini ve toplanmasını sağladıklarına dikkat çekti.

Avrupa Birliği’nin yapmış olduğu süt toplama evlerinin birini açtıklarını, ikincisinin ise Karpaz’da bittiğini ifade eden Çavuş, beş tanenin ise TİKA ile proje yapılarak tamamlandığını söyledi.

Güvenli gıdaya ulaşma noktasındaki çalışmalarından bahseden Çavuş, tarımı “üstü açık bir fabrikaya” benzetti.

Gıda fiyatlarındaki enflasyona değinen Çavuş, “yıl ortalamasına bakıldığında bu yılın, tüm ürünlerde en istikrarlı fiyatı yakaladıkları yıl olduğunu” belirtti.

Yaşar Güler: Savunmada dışa bağımlılığın sakıncaları Kıbrıs Harekatı’nda ortaya çıktı

Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, “Kıbrıs Barış Harekatı öncesi ve sonrasındaki tecrübeler savunma ihtiyaçlarında diğer ülkelere mutlak bağımlılığın sakıncalarını ortaya çıkarmıştır” ifadelerini kullandı.

Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Brüksel’de düzenlenecek NATO Savunma Bakanları Toplantısı öncesinde AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Savunma ve güvenlikle ilgili bölgesel ve küresel kaygıların arttığı bir dönemde toplantı içeriği ile ilgili değerlendirmelerinin sorulması üzerine Bakan Güler, NATO’nun, Avrupa-Atlantik bölgesinde savunma ve caydırıcılığın sağlanması ve üye ülkelerin güvenliklerinin kolektif teminatı olma noktasında hayati öneme sahip olduğunu söyledi.

Güler, NATO’nun kurulduğu günden bugüne kadar yaptıklarıyla başarısını kanıtlamış bir örgüt olduğuna vurgu yaparak, kapsamlı bir toplantı programına iştirak etmek üzere Brüksel’e gideceklerini dile getirdi.

“SAVUNMADA BAĞIMLILIĞIN SAKINCALARI KIBRIS HAREKATI’NDA ORTAYA ÇIKTI”

Yaşar Güler, NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nın ardından İstanbul’da düzenlenecek savunma, havacılık ve uzay sanayisinde bölgenin en büyük fuarlarından biri olan SAHA EXPO 2024’e katılacağının hatırlatılması üzerine, savunma alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakabilmelerinin mümkün olmadığını belirterek, “Savunmamız ne kadar güçlü ve bağımsızsa, yarınlarımız o kadar güvenlidir.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin önceden, savunma sanayisi dışa bağımlı, kısıtlı imkanlarla varlık yokluk mücadelesi veren bir ülke olduğunu söyleyen ve türlü engellemeler, zorluklar ve ambargolarla karşı karşıya bırakıldığı zamanların unutulmadığına dikkati çeken Güler, şunları kaydetti:

“Halen bu konuda örtülü örtüsüz kısıtlamalara ve ambargolara maruz kalmaktayız. Kıbrıs Barış Harekatı öncesinde ve sonrasında yaşananlar neticesinde elde edilen tecrübeler savunma ihtiyaçlarının karşılanmasında diğer ülkelere mutlak bağımlılığın sakıncalarını ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle ülkemiz yerli ve milli savunma sanayi konusuna daha fazla önem vermeye başlamıştır. Özellikle son 20 yılda, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın stratejik vizyonu, liderliği ve kararlı duruşları sayesinde yerli ve milli savunma sanayisinde çok kapsamlı ve önemli adımlar atılmıştır. Özellikle, üzerinde hassasiyetle durduğumuz ‘Milli Teknoloji Hamlesi’, egemenlik ve bağımsızlığımız için vazgeçilmezdir. Dolayısıyla güçlü ve bağımsız bir savunma sanayi, bekamızın ayrılmaz bir parçasıdır.”

“YERLİ VE MİLLİ ÜRÜNLER SAHADA MEHMETÇİĞİN GÜCÜNÜ ARTIRIYOR”

Güler, bugün insansız kara, deniz ve hava araçlarından helikopterlere, silah ve akıllı mühimmatlardan füzelere, hava savunma ve elektronik harp sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ihtiyaç olan teknolojilerin, yerli ve milli olarak tasarlanıp üretildiğine, ayrıca çok sayıda ülkeye de ihraç edildiğine dikkati çekti.

Bu çalışmalar neticesinde ortaya çıkan silah ve sistemlerin, operasyon sahalarında etkinliklerini kanıtladığını ve Mehmetçiğin harekat bölgesindeki gücünü artırırken, güvenlik riskini de asgari seviyeye düşürdüğünü belirten Güler, şöyle devam etti:

“Yerli ve milli savunma sanayi ürünleri ile teçhiz edilen kahraman ordumuzun elde ettiği başarılar vatandaşlarımız tarafından gururla takip edilirken personelimizin moral ve motivasyonu ile güven duygusunu da yükseltmekte, topyekun bir sinerji oluşturmaktadır. Bölgesel ve küresel düzlemdeki son gelişmeler, yaşanan çatışma ve savaşların ortaya çıkardığı durum ve uluslararası güvenlik mimarisinde meydana gelen kırılmalar, savaş hukuku ve insancıl hukukun hiçe sayılması göz önüne alındığında dünyada artık hiçbir ülke kendini tamamen güvende hissedememektedir. Bugün Norveç ve Finlandiya gibi risk, tehdit ve tehlikelerin uzağında olduğunu düşünen birçok ülke dahi, savunma harcamalarını artırma, askeri sanayi yatırımları yapma, savunma ve güvenliğini geliştirici tedbirler alma ihtiyacı hissetmektedir. Ukrayna-Rusya savaşında görüldü ki yaklaşık 30 ülke bir araya gelerek Ukrayna’nın mühimmat ihtiyacını karşılayamadı. Bu durum silah ve mühimmat stoku ile savunma alanında daha hazırlıklı olunmasının önemini açıkça ortaya koymaktadır. Dolayısıyla herkes kendini geliştirmeye, bağımlılığını en aza indirmeye gayret etmekte ve böyle olmazsa ağır bedeller ödeyeceğinin farkına varmaktadır.”

Bakan Güler, savunma sanayisinin teknolojik gelişmelerin en hızlı yaşandığı alanlardan biri olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

“Sahada elde edilen tecrübelerin ürün geliştirme süreçlerine yansıtılması ve sektördeki yakın işbirliği ile oluşturulan sinerjinin artarak devam etmesi, sürdürülebilir bir yerli ve milli savunma sanayi ekosistemimiz için hayati önem taşımaktadır. Şu hususu gururla ifade edebiliriz ki, Türkiye Cumhuriyeti, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın vizyoner liderliği ile gerek kendi coğrafyasında gerekse dost ve müttefik ülke coğrafyalarında aranılan, tüm istikrar politikalarının vazgeçilmez parçası olmuş bir durumdadır. Dolayısıyla yerli ve milli savunma sanayimizde geldiğimiz noktayı daha da ileriye taşımamız ve bunu yaparken de hızlı hareket etmemiz gerektiğinin bilincindeyiz. Zira Türkiye’nin etki ve ilgi alanlarında sıcak çatışmaların varlığı, sürekli dönüşen harp sahasının gereksinimleri, daima güçlü ve hazırlıklı bir yapıyı ve tam bağımsızlığı zorunlu kılmaktadır.”

PENÇE-KİLİT’TE SON DURUM

Milli Savunma Bakanı Güler, terörle mücadelede gelinen nokta ve özellikle Pençe-Kilit operasyonunda son durumun ne olduğuna ilişkin soru üzerine, son yıllarda belirlenen konsept değişikliğiyle “terörü kaynağında yok etme” anlayışını uygulamaya koyduklarını hatırlattı.

Geçmişte yürütülen “sınırlı hedefli ve süreli” askeri harekatların yerine, “sürekli ve kapsamlı” operasyonlarla terör örgütüne ağır darbeler vurduklarını ve örgütün hareket kabiliyetini bitme noktasına getirdiklerini ifade eden Güler, sahanın gerektirdiği, alışılmadık ve öngörülemez düzeyde özgün, terör örgütünün sezemeyeceği ve tepki veremeyeceği bir tempo ile kesintisiz şekilde operasyonları sürdürdüklerini söyledi.

Güler, şu ana kadar büyük bir başarıyla sahada tesis edilen kontrolün daha da genişletilmesi, terör örgütünün eylem ve hareket kapasitesinin sıfırlanması için Mehmetçiğin gözünün değmediği, ayağının basmadığı yer bırakmadığını, alandaki hakimiyeti daha da geliştirdiğini aktardı.

Örgüt mensuplarının kendi aralarında yaptıkları görüşmelerde de büyük kayıplar yaşadıklarını itiraf ettiklerini belirten Güler, “Örgüt elebaşları sadece kara propaganda ve dezenformasyon ile düştükleri acziyeti örtmeye çalışmaktadır. Bu yüzden tek çareleri, Türk adaletine bir an önce teslim olmaktır. Hedefimiz, terör belasını asil milletimizin gündeminden tamamen çıkarmaktır. Bu bağlamda Irak’ın kuzeyinde devam eden Pençe-Kilit harekatı planlandığı şekilde başarıyla devam ediyor. PKK’nın 30 yıldır girilemeyen bölgelerine girdik, bir de üstüne kilidi kapatıyoruz. Artık kilidin kapatılmasına çok yakın olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Bakan Güler, şunları kaydetti:

“Toplantı kapsamında, kuruluşunun 10’uncu yılı münasebetiyle icra edilecek ‘DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu Toplantısı’nda DEAŞ tehdidine ilişkin bilgi paylaşımında bulunacağız. Müteakiben NATO Savunma Bakanları Toplantısı’na iştirak edip, Washington Zirvesi’ndeki Asya-Pasifik ortaklarıyla işbirliğinin geliştirilmesi kararı çerçevesinde Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya ve Güney Kore Savunma Bakanları ile ilk defa savunma bakanları seviyesinde bir araya geleceğiz.

NATO-Avrupa Birliği işbirliğine yönelik gayretleri destekliyoruz. AB üyesi olmayan müttefiklerin, AB’nin savunma girişimlerine tam katılımının sağlanması gerektiğinin altını bir kez daha çizeceğiz. Bunun yanı sıra başta toprak bütünlüğü olmak üzere Ukrayna’ya olan güçlü desteğimizi tekrar vurgulayacak, bununla bağlantılı olarak Karadeniz’in güvenlik ve istikrarına verdiğimiz önemi ve Montrö Sözleşmesi’ni dikkatli, sorumlu, tarafsız ve tavizsiz bir şekilde uyguladığımızı ifade edecek, NATO’da savunma ve caydırıcılık yapısının güçlendirilmesi çalışmalarına ilişkin görüş ve değerlendirmelerimizi sunacağız.”

GAZZE’DE DERHAL ATEŞKES

Bakan Güler, toplantıda, Gazze’de derhal ateşkesin sağlanması, insani yardımların engellenmeden yapılması, rehinelerin serbest bırakılması ve iki devletli çözüm temelinde barış görüşmelerine geri dönülmesi için kararlı ve net bir duruş sergilenmesi gerektiğine vurgu yapacaklarını belirterek, “Balkanlar, Suriye ve Irak’a ilişkin milli tutum ve değerlendirmelerimizi müttefiklerimizle paylaşacağız. Suriye ve Irak özelinde terörle mücadele harekatlarımızın kesintisiz ve kararlılıkla sürdürüldüğünü vurgulayarak, müttefiklerimizden özellikle PKK ve uzantıları dahil terörle mücadele konusunda aynı kararlı mücadeleyi beklediğimizin de altını çizeceğiz.” şeklinde konuştu.

Toplantılarda mevkidaşları ve NATO üst düzey yetkilileri ile yapacağı görüşmelerde gündemdeki konulara ilişkin görüş ve değerlendirmelerini, katkıları ve beklentilerini ifade edeceklerine işaret eden Güler, “Hassasiyetle üzerinde durduğumuz iki konu olan terörizmle mücadele ile ihraç kısıtlarının kaldırılması konularına bir kez daha dikkati çekeceğiz. Türkiye’nin güvenilir ve güçlü bir müttefik sıfatıyla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da NATO’daki sorumluluklarını yerine getirmeye, NATO’ya ve Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğine kayda değer katkılarda bulunmaya devam edeceğini dile getireceğiz.” diye konuştu.

Gazimağusa, Girne ve Güzelyurt’ta asayiş ve trafik denetimleri yapıldı

Gazimağusa, Girne ve Güzelyurt polis müdürlükleri, sorumluluk alanı içerisinde dün gece eş zamanlı asayiş ve trafik denetimleri yaptı.

Polis Basın Subaylığı’ndan verilen bilgiye göre, 20.00-24.00 saatleri arasında yapılan denetimler kapsamında, Gazimağusa’da, eğlence mekanları, alkollü içki satışı yapılan yerler, gece kulüpleri ve halkın yoğun olarak bulunduğu yerler kontrol edilirken, ülkede yasal statüsü olmadığı halde, ikamet izinsiz ikamet ettiği tespit edilen 1 kişi tutuklandı.

Kumarhanelerde gerçekleştirilen denetimlerde, kumarhaneye girmeleri ve bulunmaları yasak olan 16 kişi tespit edilerek, aleyhlerinde yasal işleme gidildi.

Trafik ekipleri tarafından gerçekleştirilen denetimler sonucunda, 2 bin 648 araç sürücüsü kontrol edildi ve 208’i yasal hız sınırı üzerinde süratli araç kullanmak, 1’i alkollü içki tesiri altında araç kullanmak, 46’sı sürüş esnasında cep telefonu kullanmak, 12’si emniyet kemeri takmadan araç kullanmak, 39’u seyrüsefer ruhsatsız araç kullanmak olmak üzere toplam 441 araç sürücüsü çeşitli trafik suçlarından rapor edildi. 39 araç da trafikten men edildi.

Girne’de gerçekleştirilen denetimlerde de, eğlence mekanları, alkollü içki satışı yapılan yerler ve halkın yoğun olarak bulunduğu yerler kontrol edilirken, ülkede yasal statüsü olmadığı halde, ikamet izinsiz ikamet ettiği tespit edilen 5 kişi tutuklandı.

Kumarhanelerde gerçekleştirilen denetimlerde de, kumarhaneye girmeleri ve bulunmaları yasak olan 25 kişi tespit edilerek aleyhlerinde yasal işleme gidildi.

Trafik ekipleri tarafından gerçekleştirilen denetimler sonucunda da, 890 araç sürücüsü kontrol edildi ve 90’ı yasal hız sınırı üzerinde süratli araç kullanmak, 10’u alkollü içki tesiri altında araç kullanmak, 4’ü sürüş ehliyetsiz ve sigorta kapsamaksızın araç kullanmak, 7’si sürüş esnasında cep telefonu kullanmak, 8’i emniyet kemeri takmadan araç kullanmak, 10’u sigortasız araç kullanmak, 4’ü trafik ışıklarına uymamak, 2’si koruyucu başlık takmadan araç kullanmak olmak üzere 222 araç sürücüsü çeşitli trafik suçlarından rapor edildi. 14 araç da trafikten men edilirken, 1 sürücü tutuklandı.

Güzelyurt’ta gerçekleştirilen denetimler kapsamında ise, eğlence mekanları, alkollü içki satışı yapılan yerler, bahis ofisleri ve halkın yoğun olarak bulunduğu yerler kontrol edildi, ancak, olumsuzluk tespit edilmedi.

Trafik ekipleri tarafından gerçekleştirilen denetimler sonucunda, 522 araç sürücüsü kontrol edildi ve 37’si yasal hız sınırı üzerinde süratli araç kullanmak, 1’i alkollü içki tesiri altında araç kullanmak, 2’si sürüş ehliyetsiz ve sigorta kapsamaksızın araç kullanmak, 8’i sürüş esnasında cep telefonu kullanmak, 14’ü emniyet kemeri takmadan araç kullanmak, 4’ü sigortasız araç kullanmak, 1’i koruyucu başlık takmadan motosiklet kullanmak olmak üzere 94 araç sürücüsü çeşitli trafik suçlarından rapor edildi. 7 araç da trafikten men edildi.

“Meclis, halkımızın, kusursuz çalışması için bizlere emanetidir”

UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel, Meclis Başkanlığı seçimi ve Başkanlık Divanı’nın sonuçlandırılmasındaki tıkanıklık nedeniyle duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Üstel, Meclis’in çalışmasının aksamasının hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, “Meclis halkımızın emanetidir ve kusursuz çalışması için hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi.

Başbakan Üstel, yaptığı açıklamada, yaşanan sorunların kısa süre içinde çözüleceğine olan inancını ifade etti. Meclis Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Başkanlık Divanı üyelerinin, tartışmalara mahal vermeyecek şekilde seçileceğini belirtti.

“Demokratik Sistemi Koruyup Geliştirmeliyiz”

Sivil ve demokratik hayatın Kıbrıs Türk halkı için büyük bir kazanım olduğunu vurgulayan Üstel, parlamenter sistemi korumanın ve geliştirmenin önemine dikkat çekti. Başbakan, halkın iradesiyle oluşturulan Cumhuriyet Meclisi’nde tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin, halkın verdiği vekalet görevini en verimli şekilde yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

Üstel, hiçbir siyasi parti ya da milletvekilinin, halkın ve devletin çıkarlarının önüne geçemeyeceğini belirterek, Meclis’in tüm siyasi partilerin eşit ve ortak sorumluluğu altında olduğunu hatırlattı.

“Meclisin Çalışması Hepimizin Sorumluluğu”

Meclisin çalışmasının aksamasının, tüm milletvekillerinin sorumluluğu olduğunu ifade eden Üstel, muhalefetle de diyaloğun geliştirileceğine olan inancını paylaştı. “Halkımız, bizi Meclis çalışmalarını aksatmak için değil, sağlıklı yürütmek için seçmiştir” diyen Üstel, iktidar-muhalefet ayrımı gözetmeksizin çalışan bir Meclis’in herkes için gerekli olduğunu vurguladı.

“Koalisyon Ortaklarımızla Uyumlu ve Verimli Çalışmak Zorundayız”

Başbakan Üstel, koalisyon ortaklarıyla uyumlu ve verimli çalışmanın hükümetin sunduğu hizmet kalitesi açısından zorunlu olduğunu belirtti. Meclisteki muhalefet partileriyle de diyaloğun güçleneceğini ifade eden Üstel, “Kıbrıs Türk halkı demokrasinin en iyisini hak ediyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Başbakan Üstel’in açıklamasının tamamı şöyle:

Meclis Başkanı seçimi ve Başkanlık Divanının, sorunsuz, hızlı bir şekilde sonuçlandırılamadığı için, UBP Genel Başkanı, Başbakan, Milletvekili ve yurttaş olarak üzüntü duyduğumu, samimiyetle ifade etmek istiyorum. İnancım odur ki, sorun, saatlerle sınırlı zaman dilimi içinde aşılacak, Meclis Başkanını, Meclis Başkan Yardımcısını ve başkanlık divanının bütününü, tartışmaz, ortak kabul görecek şekilde seçeceğiz. Bu vesileyle, konuyla bağlantılı olduğuna inanarak görüşlerimi, aktif siyasetin parçaları ve halkımızla paylaşma ihtiyacı duydum. Sivil ve demokratik hayat Kıbrıs Türk Halkı için de kazanımdır. Hepimize düşen görev demokratik, parlamenter sistemimizi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ilkesine de bağlı kalarak, koruyup geliştirmektir. Halkımız genel seçimlerde oylarıyla, temsili demokraside, anayasal düzenimizde en önemli kurumsal yapımız olan Cumhuriyet Meclisimizi oluşturmaktadır. Parlamentoda temsil edilen tüm siyasi partilerin ve tek tek milletvekillerin görevi, halkın iradesiyle verilen vekalet görevini, eksiksiz en verimli şekilde yerine getirmektir. Hiçbir siyasi parti ve milletvekili, halkımızdan ve KKTC’den daha değerli değildir. Kimse şahsi çıkar ve beklentilerini, halkımızın, devletimizin çıkarlarının önüne koyarak hareket edemez. Meclis halkımızındır. Meclis, halkımızın, kusursuz çalışması için bizlere emanetidir. Yaşananlardan üzüntü duyduğumu ifade etmekten çekinmiyorum. Meclisimizde, sayısal kıyas yapmadan tüm partilerin eşit, ortak sorumluluğu, Meclisin çalıştırılmasıdır. Meclisin çalışması aksarsa, sorumluluk hepimizindir. Halkımız bizleri Meclis çalışmalarını aksatmak için değil, sağlıklı yürütülmesi için seçmiştir. Temsili Demokraside bu temel kurallardan biridir. İktidar muhalefet ayırımı yapmadan, çalışan meclisin hepimiz için gerekli değil midir? İşine gelmez diye, Meclis çalışmalarını aksatılması kabul edilebilir bir duruş değildir. Kıbrıs Türk halkının en önemli meziyetlerinden biri, barışçıl, demokratik ve hoşgörü ile konulara yaklaşması, sorun ortaya çıkarsa da diyalogla çözmeyi bilmesidir. Biz siyasetçilerin de, hem parti içi, hem de partiler arası konuları bu çerçevede ele alıp halletmemiz gerekir. Yaşananlar geride kalmıştır. Yaşananlardan hepimizin çıkaracağı dersler vardır. UBP Genel Başkanı ve Başbakan olarak, partimiz açısında ev ödevimizi en iyi şekilde yapmak için arkadaşlarımla birlikte hareket edeceğimi belirtmek istiyorum. Bu aşamada hiçbir arkadaşımın sorun yaratmayacağına da inanıyorum. Koalisyon ortaklarımızla, uyumlu, daha da önemlisi verimli çalışmak zorundayız. Hükümetimizin halkımıza sunduğu hizmetin kalitesi için bu şarttır. Bunun için de basın üzerinden bir birimizle haberleşmek yerine, iletişimizi geliştirerek konuşarak, yolumuza devam etmeliyiz.. Meclisteki muhalefete yaklaşımım da bu çerçevededir. Yineliyorum, çalışan bir Meclis hepimizin ihtiyacıdır. CTP ve Meclisteki Bağımsız iki milletvekili için diyaloğumuzun daha da iyi olacağına inancım tamdır. Unutmayalım Kıbrıs Türk Halkı, demokrasinin de en iyisini hak ediyor.

Petrolde jeopolitik gerginlik

İsrail’in İran’ın enerji altyapısını hedef alınabileceği ihtimalini açık tutması sonrası Salı günü yüzde 4’ten fazla düşüş yaşayan petrol, tekrar yükselişe geçti.

Haftanın ikinci işlem gününde yüzde 4’ten fazla düşüş yaşayan petrol kayıplarını geri alma yolunda ilerliyor.

Brent petrol varil başına 74 doların üzerine çıkarken, ABD ham petrolü 71 dolara yakın seyrediyor.

Salı günü, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ülkenin karşı saldırıda istediği gibi hareket etmekte özgür olduğunu belirtti.

Ham petrol bu ay inişli çıkışlı bir yolculuk yaşadı ve fiyatlar Orta Doğu’daki gerginlikler ve Çin’in en büyük ithalatçıdaki büyümeyi canlandırma çabalarıyla sarsıldı.

Öte yandan, ABD’de ham petrol stoklarının beklentilerin çok üzerinde arttığına işaret eden veri akışı fiyatlardaki yükselişi sınırlıyor. Amerikan Petrol Enstitüsü, ülkenin ticari ham petrol stoklarının geçen hafta önceki haftaya göre 10 milyon 900 bin varil arttığını öngördü. Piyasa beklentisi, stokların 1 milyon 950 bin varil artacağı yönündeydi.

Ombudsman Varol’un Doha’daki temasları sürüyor

Ombudsman İlkan Varol, KKTC Doha Temsilciliği Misyon Şefi Huriye Hançerli ile Türkiye Cumhuriyeti Doha Büyükelçisi Mustafa Göksu’yu ziyaret etti.

Avrupa Ombudsmanlar Enstitüsü ve Katar Ulusal İnsan Hakları Komisyonu iş birliğinde düzenlenen “Savaş ve Göç Dönemlerinde Çocuklar ve Savunmasız Grupların Korunmasına” ilişkin uluslararası konferansa katılmak üzere Katar’ın başşehir Doha’ya gelen Varol, KKTC Doha Temsilciliği Misyon Şefi Huriye Hançerli ile Türkiye Cumhuriyeti Doha Büyükelçisi Mustafa Göksu’yu ziyaret ederek, katıldığı uluslararası konferanslar hakkında bilgi verdi.

Tatar: BM Görüşmesi Türkiye ve Yunanistan’ın Katılımıyla Yapılacak

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir sonraki gayrıresmi görüşmenin Türkiye ve Yunanistan’ın katılımıyla gerçekleşmesi konusunda mutabık kalındığını bildirdi.

Tatar, BM binasında Guterres’in daveti üzerine katıldığı gayriresmi akşam yemeğinin ardından düzenlediği basın toplantısında, AA muhabirinin “Guterres ile gayriresmi yemeğinizde hangi konular ele alındı? Guterres, KKTC’nin devlet ve egemenliğinden vazgeçmeyeceğini, çözümün iki devletli çözüm olduğunu daha iyi idrak edebilmiş durumda mı?” sorularını yanıtladı.

KKTC’nin tutumunun değişmediğine işaret eden Tatar, “Ben yeni bir vizyon sundum, çünkü 50 yıl boyunca federal çözüm çabaları başarısız oldu.” ifadesini kullandı.

KKTC’nin egemen eşitliği ve uluslararası statüsü teyit edilmeden resmi müzakerelere tekrar dönülmeyeceğinin altını çizen Tatar, yemekte birçok konunun ele alındığını belirtti.

Ambargo ve izolasyonun sürmesinin etkilerini gündeme getirdiğini anlatan Tatar, “BM Genel Sekreteri ile bir sonraki görüşmenin Türkiye ve Yunanistan’ın katılımıyla yapılması konusunda mutabık kaldık.” bilgisini verdi.

Cumhurbaşkanı Tatar, aynı zamanda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Lideri Nikos Hristodulidis ile Kıbrıs’ta bir araya gelerek yeni sınır kapılarının açılması konusunu ele alma kararı verdiklerini, taleplerin kabul edilebilir olması halinde bunun gerçekleşeceğini kaydetti.

“Yeni sınır kapılarının açılması konusu ele alınacak”

New Tork’ta BM Genel Merkezi’nde Rum Lider Nikos Hristodulidis ile gayrı resmi akşam yemeğinde bir araya gelen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, yemeğin tamamlanmasının ardından basının sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, yemekte birçok konunun ele alındığını belirterek, ambargo ve izolasyonun sürmesinin etkilerini anlattığını söyledi.

Egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü teyit edilmeden resmi müzakerelere tekrar dönülmeyeceğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Tatar, Türk Tarafının tutumunun değişmediğine işaret ederek, “Ben yeni bir vizyon sundum, çünkü 50 yıl boyunca federal çözüm çabaları başarısız oldu.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Rum Lider Nikos Hristodulidis ile Kıbrıs’ta bir araya gelerek yeni sınır kapılarının açılması konusunu ele alma kararı verdiklerini, taleplerin kabul edilebilir olması halinde bunun gerçekleşeceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Tatar, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir sonraki görüşmenin Türkiye ve Yunanistan’ın katılımıyla gerçekleşmesi konusunda mutabık kalındığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’dan New York’taki Türkevi’nde paylaşım

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, üçlü görüşme öncesinde New York’taki Türkevi’nden bir paylaşım yaparak, “13. kattaki KKTC Temsilciliğinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, New York’ta gerçekleşecek olan üçlü görüşme öncesinde sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşım yaptı.

Cumhurbaşkanı Tatar, paylaşımında, “New York’taki Türkevi’nden hepinize selamlar… 13. kattaki KKTC Temsilciliğinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” ifadelerini kullandı.

BAŞBAKAN ÜSTEL, NİLGÜN ÇELEBİ’Yİ TEBRİK ETTİ

Başbakan Ünal Üstel, İstanbul Atlı Spor Kulübü’nde düzenlenen Yeni Biniciler Türkiye Kupası’nda şampiyon olan Nilgün Çelebi’yi tebrik etti.

“İstanbul Atlı Spor Kulübü’nde düzenlenen Yeni Biniciler Türkiye Kupası ‘nda, şampiyonluk elde eden KKTC Binicilik Federasyonu’na bağlı Nilgün Çelebi’yi başarısından dolayı kutlarım.

Başbakan Ünal Üstel’in sosyal medya paylaşımında şu ifadelere yer verdi;

Ülkemizdeki Binicilik alanına verdikleri katkılardan dolayı da Nilgün Çelebi’nin bağlı olduğu Çelebi Atlı Spor Kulübü’ne teşekkür ederim. Sporcumuz ve Kulübümüzün başarılarının devamını dilerim.”

Başbakan Üstel, Nilgün Çelebi’yi tebrik etti

Başbakan Ünal Üstel, İstanbul Atlı Spor Kulübü’nde düzenlenen Yeni Biniciler Türkiye Kupası’nda şampiyon olan Nilgün Çelebi’yi tebrik etti.

“İstanbul Atlı Spor Kulübü’nde düzenlenen Yeni Biniciler Türkiye Kupası ‘nda, şampiyonluk elde eden KKTC Binicilik Federasyonu’na bağlı Nilgün Çelebi’yi başarısından dolayı kutlarım.

Başbakan Ünal Üstel’in sosyal medya paylaşımında şu ifadelere yer verdi;

Ülkemizdeki Binicilik alanına verdikleri katkılardan dolayı da Nilgün Çelebi’nin bağlı olduğu Çelebi Atlı Spor Kulübü’ne teşekkür ederim. Sporcumuz ve Kulübümüzün başarılarının devamını dilerim.”

BRTK yeni yayın dönemi lansmanı “Engelleri Aşıyoruz” mottosu ile bu Perşembe yapılacak

Bayrak Radyo Televizyon Kurumu, yeni yayın dönemi lansmanını “Engelleri Aşıyoruz” mottosu ile 17 Ekim Perşembe akşamı saat 20.00’de kurumun ön bahçesinde düzenliyor.

Lansman gecesinde, Vakıflar Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı’nın yanı sıra Fenerbahçe ve İskenderun Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımları da gösteri maçı yapacak.

Lansman gecesinde ayrıca ülkenin sevilen gruplarından The Native Cypriot’un Kıbrıs ezgilerinden oluşan repertuarı müzik severlerle buluşacak.

Öte yandan Türkiye Tekerlekli Sandalye Basketbol Süper Ligi’nin 4 takımı Mustafa Çelik Anı Turnuvası için sahaya çıkacak.

Organizasyonun açılış maçı Vakıflar – Fenerbahçe 18 Ekim Cuma günü saat 09.30’da Atatürk Spor Salonu’nda oynanacak. Maç, BRT 2’den naklen yayınlanacak.

Mustafa Çelik Anı Turnuvası finali 19 Ekim Cumartesi günü saat 17.30’dan itibaren BRT 2’den canlı olarak ekranlara gelecek.

Bayrak Radyo Televizyon Kurumu ile Engelliler Spor Federasyonu arasında imzalanan iş birliği protokolü çerçevesinde, Vakıflar Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı’nın Lefkoşa’da oynayacağı tüm karşılaşmalar da yine BRT ekranlarından, sezon boyunca canlı yayınlanacak.

Evkaf Şampiyon Melekler Bursu sahiplerine teslim edildi

Evkaf Şampiyon Melekler Bursu, bu yıl da sahiplerine teslim edildi.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi (Evkaf) ve Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği iş birliğiyle başlatılan Evkaf Şampiyon Melekler Bursu, bu yıl da sahiplerine teslim edildi.

Geçtiğimiz yıl hayata geçirilen burs programı kapsamında, yapılan ortak toplantıda tüm kriterler göz önünde bulundurularak 5 başarılı öğrenciye eğitim katkı bursu verilmesine karar verildi.

Öğrencilerin eğitim hayatlarına destek olmayı amaçlayan söz konusu burs gençlerin geleceğine katkı sağlayacak.

Falyalı cinayeti sanıklarına ceza yağdı

Kıbrıslı Türk İş insanı Halil Falyalı’nın 8 Şubat 2022’de Çatalköy’deki evine giderken pusuya düşürülerek organize bir şekilde  öldürülmesi kapsamında yargı süreci ile ilgili İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesinin 19 Ocak 2024 tarihinde sanıklar Abdurahim Çelik, Cengiz Şener, Ender Yıldız ve Mustafa Söylemez hakkında verdiği karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) birinci ceza dairesi tarafından esastan reddedilerek onandı.

Öte yandan, Cemil Önal ile ilgili Hollanda mahkemeleri tarafından verilen Türkiye Cumhuriyetine iadesine ilişkin karar kesinleştirildi. Önal’ın çok kısa süre içerisinde Türkiye’ye iadesi bekleniyor.

Dinçyürek:” Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği ile uzun soluklu toplantıdan tam bir uyum ve somut bir yol haritası çıktı”

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği Başkanı Umut Öksüz ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleriyle uzun soluklu bir toplantı gerçekleştirdi.

Bakanlıkta gerçekleştirilen toplantıda, Kıbrıs’taki hastaların ilaca erişimi, ülkenin ilaç tedariki ve gelecekteki ilaç politikaları gibi birçok konu masaya yatırıldı.

Toplantıda tüm konularda tam bir görüş birliği ve uyum sağlandığı belirtildi. Dinçyürek, “Teorik olarak tüm konularda uzlaşmaya vardık. Önümüzdeki yasama döneminde, meclis gündeminde yer alan İlaç Eczacılık Dairesi’nin yasası da dahil olmak üzere, yasal çalışmalarda Eczacılar Birliği’nin görüşünü alarak birlikte çalışacağız” dedi.

Ayrıca, ilaç takip sistemi ve otomasyon konularında ülkemizdeki hastaların ilaca erişimini kolaylaştırmayı planladıklarını ifade eden Dinçyürek, mevcut sistemin daha ileriye götürülmesi adına bir çalışma grubu oluşturma kararı aldıklarını açıkladı ve ilk toplantının önümüzdeki hafta gerçekleştirileceğini belirtti .

Bakan Dinçyürek, “Ülkedeki sağlık sistemine katkı sağlayan ve sorunların çözümünde bizimle birlikte hareket eden Eczacılar Birliği’ne teşekkür ediyorum. Eczacılık mesleği, bu ülke için sağlık sistemi açısından vazgeçilmezdir ve sağlığın bir bütün olduğunun altını çizmek isterim” şeklinde konuştu.

Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği Başkanı Öksüz, Eczacılar Birliği’nin ülkenin uzun vadeli ilaç politikalarında aktif rol alma zamanının geldiğini belirterek uzun soluklu toplantının sonunda, Sağlık Bakanlığı’nda alınan kararların oy birliğiyle alındığını ve bunun kendileri için olumlu ve umut veren bir durum olduğunu ifade etti.

Öksüz, Sağlık Bakanı Dinçyürek’in özellikle ilaç ve eczacılık dairesi yasası üzerinde hukukçularla ortak çalışmalar yapılacağını vurguladığını söyledi. Ayrıca, önümüzdeki hafta yapılacak ilk toplantıda ülkenin uzun vadeli ilaç politikalarının oluşturulacağı bir çalışma masası kurulacağını belirtti.

“Bu konu, yıllardır gündeme getirdiğimiz bir mesele. Göreve geldiğimizden bu yana, ülkemizde ilaç erişiminde bizim de rol almamız gerektiğini dile getiriyoruz,” diyen Öksüz, bakan Dinçyürek’in kendileriyle aynı fikirde olduğunu belirterek bu konuda memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Toplantıda kısa ve orta vadeli değil, uzun vadeli çözümler üzerine bir fizibilite çalışması yapacaklarını ve eldeki verileri değerlendireceklerini açıklayan Öksüz, “Bu projeksiyonları hayata geçirebilmeyi umuyoruz ,” diyerek, Bakan Dinçyürek ve bürokratlara teşekkür etti.

YAKIN DOĞU OLUŞUMU EKO GÜNLERİNDE BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ

Yakın Doğu Oluşumu şirketlerinden Near East Bank, Near East Hayat ve Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi hafta sonu düzenlenen Eko Günleri festivaline katıldı.
Bu sene 25’incisi düzenlenen Geleneksel Büyükkonuk Eko Günleri festivaline katılım yapan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi, kurulduğu günden bugüne Kıbrıs’ta donanım ve nitelik bakımından en büyük üçüncü hastane olma özelliğini taşıyor. Festival süresince bölge halkınca büyük ilgi gören Yeniboğaziçi Hastanesi standında hastane ve hizmetleri hakkında detaylı bilgiler verilirken en yeni teknoloji cihazlarla donatılan radyolojik görüntüleme (MR) merkezi hakkında da ayrıca ziyaretçiler bilgilendirildi. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi standında acil tıp hemşiresi yanısıra bir hemşire ve anlaşmalı kurumlar iletişim yetkilisi yer aldı.
Hayat ve Sağlık Sigortası alanında katılım sağlayan Near East Hayat’ın standında ise Birikimli Hayat Sigortası ve Sağlık Sigortası’na olan ilgi yoğundu. Birçok katılımcı özellikle avantajlı sağlık paketleri hakkında ve Meme Kanseri Farkındalık ayı olması sebebi ile meme kontrolü ve check-uplar hakkında önemli bilgiler edindiler. Sağlık sigortasına birçok başvuru alındı.
Eko Günleri festivalinde ayrıca bir stand ile yer alan Near East Bank, Gazimağusa Şubesi ve Yeniboğaziçi Şubesi yetkililerinin de katılımı ile festival ziyaretçileriyle sıcak temaslarda bulundular. Banka ürünlerinden özellikle yeni kampanya içeriği ile dikkat çeken Yeni Yıl Kredisi ve Near East Bank’ın hayat verdiği Royale Card ve Business Card kampanyaları yoğun ilgi gördü. Near East Bank müşterilerine Acil Sağlık, Aile Sağlık paketleri taleplerine anından dönüş sağladı.

 

Çavuş: Güçlü bir tarım sektörü, güçlü bir ekonomi ve sağlıklı bir toplumun temel taşıdır

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş; gıda israfını önlemek, yerel üretimi desteklemek ve doğal kaynakları korumanın her bireyin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, “Unutulmamalıdır ki; güçlü bir tarım sektörü, güçlü bir ekonomi ve sağlıklı bir toplumun temel taşıdır.” dedi.

Çavuş, 16 Ekim Dünya Gıda Günü vesilesiyle yayımladığı mesajda, gıdanın sürdürülebilirliği, tarımın hayati önemi ve doğayla olan dengenin korunması adına tüm çiftçileri, üreticileri ve emekçileri yürekten selamladı.

Tarımsal üretimle hayatı besleyen, emeğiyle toprağa değer katan tüm üreticilere şükranlarını sunan Çavuş, Dünya Gıda Günü’nü kutladı, bereketli ve sürdürülebilir bir gelecek için hep birlikte çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.

“16 Ekim, bizlere tarımsal üretimin, gıda güvenliğinin ve doğal kaynakların ne denli değerli olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.” diyen Çavuş, küresel anlamda gıda güvenliğinin, artan nüfus, iklim değişikliği ve çevresel sorunlar nedeniyle her geçen gün daha büyük bir öneme sahip olduğunu ifade etti.

Çavuş, “Bakanlık olarak, bu küresel sorunların bilinciyle hareket ederek, sürdürülebilir tarım politikaları geliştirmekte ve tarımda teknolojiyi daha etkin kullanarak üretim kapasitemizi artırmaya yönelik adımlar atmaktayız. Doğal kaynaklarımızı koruma ve bilinçli kullanma sorumluluğumuzla, üreticilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz.” diye konuştu.

Erdoğan yineledi: İsrail tehlikesi ülkemize yaklaşıyor

Erdoğan, “Giderek şımaran, giderek azgınlaşan İsrail durdurulmadığı takdirde bu yayılmacılığın nereye uzanacağını tahmin edebiliyoruz.” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir kez daha İsrail tehlikesinin Türkiye’ye yaklaştığını öne sürdü.

AK Parti Kongre Merkezi’nde “Filistin’in Geleceği Konferansı”nda konuşan Erdoğan, “BM Güvenlik Konseyi ile uluslararası örgütlerin İsrail’in şımarıklıkları karşısında nasıl büyük acze düştüklerini hep beraber yüzümüz kızararak takip ettik. Filistin halkı bu zulmü on yıllardır yaşıyor. İsrail’in işgal, yıkım ve infaz politikası tam 76 yıldır aralıksız devam ediyor.” dedi.

Tayyip Erdoğan, İsrail’nin durdurulmadığı takdirde Türkiye’yi hedef alabileceğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

İnsan hakları örgütlerinin, küresel medya organlarının, konu Gazze’de öldürülen masum çocukların hakları olunca nasıl üç maymunu oynadığına şahitlik ettik.
Giderek şımaran, giderek azgınlaşan İsrail durdurulmadığı takdirde bu yayılmacılığın nereye uzanacağını tahmin edebiliyoruz.
(İsrail’in bölgedeki saldırıları) Ülkemize yaklaşan tehlikeyi göremeyen idrak yoksunu kimi şahsiyetler varsa da biz riski görüyor, her türlü tedbiri alıyoruz.
Gazze’ye kıştan önce daha fazla insani yardım ulaştırılması noktasında uluslararası toplumun ve İslam dünyasının daha fazla gayret sarf etmesi gerekiyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, bölgemizin kan deryasına dönmesini, Gazze’de sivillerin diri diri yakılmasını daha ne kadar seyredecek?
Gazze ve Lübnan’da ölen sadece çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve siviller değil, insanlığın vicdanıdır, binlerce yıllık ortak birikimidir.
Gazze’de yaşanan katliama en güçlü tepkiyi gösteren, bununla yetinmeyip İsrail’e karşı somut tedbirler alan tek devletiz.
Gazzeli kardeşlerimize gönderdiğimiz insani yardım miktarı 84 bin tonu aştı. Türkiye, Gazze’ye en fazla yardım ulaştıran ülke konumundadır.
Tüm imkansızlıklara rağmen vatan topraklarını kahramanca savunan Filistin halkının yanında sapasağlam duruyoruz ve duracağız.
Türkiye, Filistinli ve Lübnanlı kardeşlerinin yanındadır. Zafer inşallah Gazze ve Lübnan’da inananların olacaktır.
Büyük acılar yaşansa da Allah’ın izniyle bu süreç, 1967 sınırları temelinde özgür bir Filistin devletinin kurulmasıyla neticelenecektir.