Archives 2024

Ombudsman Varol, Doha’da Uluslararası Konferansa katıldı

Ombudsman Varol, Doha’da düzenlenen “Savaş ve Göç Dönemlerinde Çocuklar ve Savunmasız Grupların Korunmasına” İlişkin Uluslararası Konferansa katıldı

Varol konferansta “Savaş ve Göç Dönemlerinde Çocuklar ve Savunmasız Grupların Korunması” ile ilgili konuşma yaptı

Ombudsman İlkan Varol, Katar’ın başkenti Doha’da Avrupa Ombudsmanlar Enstitüsü ve Katar Ulusal İnsan Hakları Komisyonu iş birliğinde düzenlenen konferansa katıldı.

Varol davetli olarak katıldığı konferansta “Savaş ve Göç Dönemlerinde Çocuklar ve Savunmasız Grupların Korunması” ile ilgili bir de konuşma yaptı.

Konuşmasında göç ve savaş gibi kriz dönemlerinde çocuklar ile savunmasız grupların korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Varol, bu tür krizlerin toplumların sosyal yapısını bozduğunu, bireyleri yerinden ettiğini ve özellikle en savunmasız kesimleri daha da kırılgan hale getirdiğini vurguladı. Varol, “Göç ve savaş, toplumların sosyal dokusunu zedeleyen, bireyleri yerinden eden ve en kırılgan kesimleri savunmasız bırakan iki önemli faktördür” ifadelerini kullandı.

-Çocuklar kriz anlarında en fazla zarar gören gruplar

Varol, özellikle kriz dönemlerinde çocuklar, yaşlılar, engelliler ve kadınların en fazla zarar gören gruplar arasında olduğunu belirtti. UNICEF’in verilerine göre, 2021’in sonunda çatışma, şiddet ve diğer krizler nedeniyle dünya genelinde 36,5 milyon çocuğun yerinden edildiğini ifade eden Varol, bu rakamın, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kaydedilen en yüksek sayı olduğunu dile getirdi. Varol, ayrıca iklim değişiklikleri ve çevresel felaketler nedeniyle yerinden edilen çocukların bu veriye dahil olmadığını aktardı.

Varol, göç ve savaş sırasında çocukların karşılaştığı ciddi tehditlere dikkat çekti. Bu çocukların fiziksel ve duygusal şiddet, insan ticareti, yetersiz beslenme ve eğitimden mahrum kalma gibi tehlikelerle karşı karşıya olduklarını vurgulayan Varol, göç sırasında çocukların pek çok hak ihlaline uğradığını söyledi. Varol, çocuk işçiliği, eğitim hakkının ihlali ve insan kaçakçılığı gibi sorunların çocukların geleceğini tehdit ettiğine dikkat çekti.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR) verilerine göre, göç eden çocukların neredeyse yarısının eğitim alamadığını ifade eden Varol, 7 milyon çocuğun eğitim hakkından yoksun kaldığını belirtti.

-Savaşın etkileri: Psikolojik ve fiziksel sorunlar

Konuşmasında savaşın çocuklar üzerindeki etkilerine de değinen Varol, savaş sırasında çocukların fiziksel şiddet, psikolojik travma ve sağlık hizmetlerine erişim eksiklikleri ile karşılaştığını söyledi. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, çatışma ve kriz bölgelerinde yaşayan bireylerde %22 oranında ciddi ruh sağlığı sorunlarının görüldüğünü aktaran Varol, savaşların çocukları hem mağdur hem de fail durumuna getirdiğine dikkat çekti. Günümüzde yüzbinlerce çocuğun savaşlarda veya küresel çatışmalarda asker olarak kullanıldığını belirtti.

-Kadınlar ve diğer savunmasız gruplar da ciddi tehdit altında

Varol, kriz dönemlerinde kadınlar, yaşlılar ve engellilerin de büyük risklerle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Kadınların göç ve savaş sırasında cinsel şiddet ve ayrımcılıkla daha fazla karşılaştığını belirten Varol, yaşlılar ve engellilerin ise sağlık hizmetlerine ulaşmada ciddi zorluklar yaşadığını söyledi. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verilerine göre dünya genelinde mülteci durumuna düşen insanların %48’inin kadınlardan oluştuğunu belirten Varol, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR) verilerine göre ise her 5 mülteci kadından 1’inin cinsel şiddete maruz kaldığını vurguladı.

-Uluslararası hukukun rolü

Ombudsman Varol, uluslararası hukukun savunmasız grupların korunmasında önemli bir rol oynadığını dile getirdi. Varol, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi ve Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi gibi uluslararası belgelerin, çocuklar ve savunmasız grupların korunmasında temel yasal zeminler oluşturduğunu belirtti.

Varol, 1989 yılında kabul edilen ve 1990 yılında yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin, çocukların yaşam hakkı, gelişme, eğitim, korunma ve katılım haklarını güvence altına aldığını ifade etti. Türkiye’nin de 1990 yılında bu sözleşmeyi imzaladığını ve 1996 yılında kabul ettiğini belirten Varol, Türkiye’nin çocuk haklarına yönelik uygulamalarıyla bu sözleşmeye paralel hareket ettiğini vurguladı.

-KKTC’nin uluslararası normlara uyum çabaları

Varol, konuşmasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de bu konuda sorumluluklarının bilincinde olduğunu belirterek, 1974 Kıbrıs çatışmasında hayatını kaybeden çocukların, bu trajedinin en masum kurbanları olduklarını ifade etti.

O dönemin acı anılarının, hâlâ birçok ailede derin izler bıraktığını söyleyen Varol, savaşın etkilerinin sadece can kaybı ile sınırlı kalmadığını, yerinden edilen ve travmalar yaşayan çocukların da olduğunu dile getirdi.

Varol, KKTC toplumunun geçmişte göç süreçlerinden etkilenmiş ve savaşın yıkıcı sonuçlarını yaşamış bir toplum olarak, bugün de bu tür durumlara duyarlı olmaya çalıştığını belirtti. “KKTC, uluslararası insan hakları normlarına uygun olarak etkili politikalar geliştirme çabası içindedir” diyen Varol, çocukların ve savunmasız grupların haklarını savunmanın, insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlamak adına herkesin ortak sorumluluğu olduğunu ifade etti.

-Barış ve adalet için ortak çaba

Varol, konuşmasının sonunda, savaşın, göçün ve zulmün etkilerinin yalnızca belirli dönemlerle sınırlı kalmadığını, tüm savunmasız grupların hangi coğrafyada olursa olsun korunmaya ve desteklenmeye ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Barış ve adaletin egemen olduğu bir dünya için herkesin eşit ve insan onuruna yakışır bir şekilde yaşama hakkını savunmaları gerektiğini belirten Varol, “Hep birlikte, geleceğimizi korumak ve toplumlarımızı daha dirençli kılmak için elimizden gelenin en iyisini yapmalıyız” dedi.

Varol’a temasları sırasında, KKTC Doha Temsilciliği Misyon Şefi Huriye Hançerli eşlik etti.

Öztürkler: Kıbrıs Türk halkının iradesi mutlaka tecelli edecektir

UBP Güzelyurt Milletvekili, eski İçişleri Bakanı Dr. Ziya Öztürkler, katıldığı TV programında kendisine yöneltilen soruları yanıtladı ve açıklamalarda bulundu.
New York’ta bugün BM Genel Sekreteri’nin ev sahipliğinde önemli bir yemek var. Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar ile GKRY Lideri Nikos Hristodulidis gayri resmi yemekte bir araya gelecek.

Ancak şunu net olarak ifade etmem gerekir ki; GKRY, bir taraftan ‘’Kıbrıs’ta barış istiyoruz’’ sloganları atarken, diğer taraftan Kıbrıs Türk Halkı’na karşı hem siyasi hem de ekonomik saldırılarına devam ediyor.

Hristodulidis’in Kıbrıs’ta ve İngiltere’de yaptığı açıklamaları dikkatle inceleyin;
Kıbrıs Türk halkının adadaki eşitliğini görmezden gelen bir anlayışla hareket ediliyor.
Kıbrıs’ta bir anlaşma olacaksa; Kıbrıs Türk halkının iradesi mutlaka tecelli edecektir.
Hristodulidis yönetimi bunu asla unutmamalıdır.

Öztürkler, Ada’da, bugüne kadar ortaya konan tüm çözüm planlarına Rumlar hayır demiştir. Rum liderliği bu anlayış gerçeği ortadayken, hala çözümsüzlük noktasında Kıbrıs Türk tarafını suçlayamaz. Suçlamamalıdır.

Bu noktada ülkelerinde yaşanan tartışmalarda Kıbrıs konusunda Rum gençlerinin kandırıldığını da ortaya koymaktadır.
Avrupa Parlamentosu Milletvekilleri Fidias Panayotu’nun son dönemde yaptığı açıklamalar da Rum liderliğine bir uyarı olmalıdır.
Fidais’ın ‘Bize Türklere yaptıklarımız anlatılmadı. Hükümetimiz bize yalan söyledi’’ sözleri Rum gençliğinin Kıbrıs gerçeklerinden ne kadar uzak büyütüldüğünün de tarihi bir itirafıdır.

Öztürkler: “Rum liderliği, Taşınmaz Mal Komisyonu aracılığıyla sonuçlanabilecek süreçleri tıkamak için elinden geleni yapmaktadır.”

TMK, uluslararası hukuk alanında kabul görmektedir. GKRY’ni, uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etmeye davet ediyorum.
Kıbrıs Türk ekonomisine yönelik saldırgan tutum, iki halk arasındaki oluşabilecek güvene büyük bir darbedir.
Unutulmamalıdır ki; Kıbrıs Türk Halkı, kopmaz bağları ile Türkiye’nin güvencesinde, yolunda devam edecektir.

Başbakan Üstel: Hükümet ortaklarıyla bir araya geleceğiz

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel, hükümetin küçük ortağı Yeniden Doğuş Partisi’nin (YDP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında almış olduğu karara ilişkin katıldığı bir yayında konuştu.

Başbakan Üstel, “Ekonomide yaşanan sıkıntılar, savaşın şiddetli bir şekilde devam etmesi bizi erken seçimden uzaklaştırır. Erken seçim isteyenler popülizm yapıyor, gerçekçi değiller” ifadelerini kullandı.

“Hükümet ortaklarıyla oturup konuşuruz”

“Bu ülkenin daha önce erken seçimlerle neler kaybettiği ortadadır” diyen Üstel, açıklamasına şöyle devam etti:

“Mesela asrın su projesi, Ercan, belediyeler reformu hayata geçirildi, sırada enerji sorununun kökten çözümü var. Bu sorunlar ve hayata geçmesi gereken projeler varken, bu ülke 10 yıl daha zaman kaybedemez. İnsanlarımıza sıkıntı yaşatmamak için tekrar hükümet ortaklarıyla oturup konuşuruz.”

“Yolumuza devam edeceğiz”

Başbakan Üstel, Meclis Başkanlığı krizine de dikkat çekerek, “Tüm vekiller geldiğimiz durumun vahametinin farkında. UBP, ülkeyi kuran ve yaşatacak bir partidir. Kısa süre önce kurultay yaşadık, büyük bir katılım oldu. Biz her zaman her şeye hazırız ama bizim önceliğimiz hizmettir. Bu ülkeye 10 yıl daha kaybettirmek istemiyoruz. Hükümet ortaklarıyla bir araya geleceğiz, vekillerle bir araya geldik. Yolumuza devam edeceğiz” dedi.

YDP MYK, hükümetten çekilme konusunda YDP Genel Başkanı, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’ya tam yetki vermişti.

Hasipoğlu: Töre meclisi açacağını iletmiştir

Ulusal Birlik Partisi Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, BRT’de Burası Önemli programında Levent Kutay’ın sorularını yanıtladı gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Meclis Başkanı Zorlu Töre’nin bugün kendisini arayarak Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın ülkeye gelmesi sonrası hemen meclisi açacağını söylediğini aktaran Hasipoğlu, “Zorlu bey bir UBP milletvekilidir. Seçim sonrası kendisine ne görev verilirse icra etmeye hazır olduğunu bana söyledi” dedi.

Hasipoğlu ayrıca Zorlu Töre’ye teşekkür etti.

Hüseyin Çavuş: Kadın çiftçilerin emeğini desteklemek için çalışmaya devam edeceğiz

15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla mesaj yayınlayan Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş, “Kadın çiftçilerin emeğini desteklemek ve daha iyi şartlarda üretim yapabilmeleri için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, kadın çiftçilerin emeğini desteklemek ve daha iyi şartlarda üretim yapabilmeleri için çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.

Çavuş, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü nedeniyle mesaj yayımladı ve bu günün kadın çiftçilerin emeklerini onurlandırmak, tarıma ve ülke ekonomisine yaptıkları katkıları hatırlamak için önemli bir vesile olduğunu belirtti.

Çavuş mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Kadın çiftçilerimiz, toprağa verdikleri emekle yalnızca ailelerini değil, tüm toplumu beslemekte, üretimin sürdürülebilirliğine önemli katkılar sağlamaktadır. Tarım sektöründe üstlendiğiniz rollerle, ülkemizin gıda güvenliğini ve kırsal kalkınmasını güçlendirdiğiniz için sizlere minnettarız.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı olarak, kadın çiftçilerimizin emeğini desteklemek ve daha iyi şartlar altında üretim yapabilmeleri için çalışmaya devam edeceğiz. Kadınlarımızın tarımsal üretimde daha etkin bir şekilde yer alması, sadece bugün değil, gelecekte de gıda güvenliğinin teminatı olacaktır. Bu anlamlı günde, ülkemizin tarımsal kalkınmasında büyük rol oynayan tüm kadın çiftçilerimize şükranlarımı sunuyor, emeğinizin ve alın terinizin daima karşılığını bulmasını diliyorum.”

Hakan Fidan, Yunanistan’a gidecek

Türkiye Dışişleri Bakanı Fidan, 8 Kasım’da Atina’ya bir ziyaret gerçekleştirecek.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, önümüzdeki ay Yunanistan’a bir ziyaret gerçekleştireceği bildirildi.

Türkiye basınında yer alan bilgilere göre, Türkiye Dışişleri Bakanlığı kaynakları, Hakan Fidan’ın 8 Kasım’da Atina’ya ziyaret gerçekleştireceğini belirtti.

New York’ta üçlü görüşme bu akşam

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar,  BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’ın ev sahipliğinde Rum lider Nikos Hristodulides ile bu akşam New York’ta gayriresmî  akşam yemeğinde buluşuyor.

BM Merkezi’nde yer alacak yemek, saat 19.00’da (KKTC saatiyle 02.00) başlayacak.

Gayriresmî akşam yemeğinin herhangi bir gündemi olmayacak ve iki lider sosyal ortamda karşılıklı görüş alış verişinde bulunacak.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, New York’a hareketinden önce Ercan Havalimanı’nda yaptığı açıklamada, “iki devletli çözüm” temennisini dile getirerek, devlet ve egemenlikten taviz verilemeyeceğini vurgulamıştı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türkü’nün kendi hakkını aradığını, kimsenin hakkında gözü olmadığını söyleyerek, “Biz sadece kendi hakkımızı arıyoruz. O da eşitlik temelinde, bu ülkede varlığımızı sürdürmek için.” ifadelerini kullanmıştı.

Yaz saati uygulaması 27 Ekim’de sona eriyor: Saatler 1 saat geri alınacak

Yaz saati uygulaması 27 Ekim’de sabah saat 4’te sona erecek. Saatler 1 saat geri alınacak.

Yaz saati uygulaması 27 Ekim’de saatlerin 1 saat  geri alınmasıyla sona erecek.

Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu’nun Yaz Saati Emirnamesi’ne göre saatler 27 Ekim sabahı saat 04.00’te bir saat geri alınacak.

Yaz saati uygulaması 31 Mart’ta saatlerin 1 saat ileri alınmasıyla başlamıştı.

Petrol arz endişesinin düşmesiyle geriledi

Petrol, İsrail’in İran’ın ham petrol altyapısını hedef aldığına ilişkin endişelerin gerilemesiyle düşüş gösterdi.

Petrol, İsrail’in İran’ın ham petrol altyapısını hedef almaktan kaçınabileceğine dair bir haberin ardından düşüş yaşadı ve arz kesintisi endişeleri azaldı.

Brent petrol yaklaşık yüzde 2,3 düşerek 75 dolara yaklaştı, ABD ham petrolü ise varil başına 72 doların altına geriledi.

Washington Post, konuya aşina iki yetkiliye atıfta bulunarak, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Biden yönetimine İran’daki petrol veya nükleer tesisler yerine askeri tesislere saldırmaya istekli olduğunu söylediğini bildirdi.

Ham petrol fiyatları, küresel arzın yaklaşık üçte birine ev sahipliği yapan Orta Doğu’da, İsrail’in 1 Ekim’de İran’dan gelen füze saldırısına önemli bir misilleme sözü vermesinin ardından tırmanan bir çatışmayı takip etmesiyle son haftalarda inişli çıkışlı bir seyir izledi. Bu, Çin de dahil olmak üzere önemli pazarlardaki büyümenin yavaşlaması konusundaki endişeleri dengeledi.

Öte yandan Çin, mücadele eden emlak sektörüne daha fazla destek sözü verip daha fazla devlet borçlanması ima etse de, cumartesi gerçekleşen brifing piyasaların beklediği mesajları vermedi. Buna ek olarak OPEC, bu yıl ve gelecek yıl için tahminlerini üst üste üçüncü ay düşürdü.

Üç gün sürecek yer yer yağmur bekleniyor

Meteoroloji Dairesi, bugünden itibaren üç gün boyunca yer yer hafif yağmur beklendiğini bildirdi.

Meteoroloji Dairesi’nden yapılan açıklamaya göre, 15-21 Ekim tarihleri arasında bölge genellikle alçak basınç sistemi ile periyodun ilk yarısında üst atmosferdeki serin ve nemli, ikinci yarısında ise ılık ve nispeten nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Hava bugünden itibaren perşembeye kadar parçalı bulutlu yer yer hafif sağanak yağmurlu, Cuma ve diğer günler parçalı ve az bulutlu geçecek.

En yüksek hava sıcaklığı genellikle iç kesimlerde ve sahillerde 29-32  derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgar, periyodun ilk yarısında Kuzey ve Batı yönlerden orta kuvvette, ikinci yarısında ise Kuzey ve Doğu yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli esecek.

ÜSTEL: “MECLİS BAŞKANLIĞI’NA YENİ BİR ADAYLA DEVAM EDECEĞİZ”

UBP Parti Meclisi, Meclis Başkanlığı seçim sürecinde her türlü kararı alıp yürürlüğe koyma konusunda UBP Genel Başkanı Üstel’e tam yetki verdi.

UBP Genel Başkanı, Başbakan Ünal Üstel, Parti Meclisi toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı için yeni bir adayla yola devam etme konusunda Parti Meclisi’nin oy birliğiyle karar aldığını ifade etti.

Merkez Yürütme Kurulu ve Parti Meclisi toplantılarında kendisine yeni bir sorumluluk yüklendiğini ifade eden Üstel, bu toplantılarda yapılan görüşmelerle ilgili her türlü yetkinin kendisine verildiğini belirtti.

UBP Parti Meclisi kararı

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Parti Meclisi’nin ilk toplantısında, meclis başkanlığı seçimi konusu da ele alındı.

UBP Parti Meclisi, “Meclis başkanlığı seçim süreci içerisindeki tıkanıklığı açıp, Meclis’in yasama ve denetim faaliyetine başlayabilmesi sağlamak adına, her türlü kararı alıp yürürlüğe koyma konusunda Genel Başkana tam yetki verme” kararı aldı.

UBP’li yetkilerden alınan bilgiye göre, yeni adayın perşembe günü UBP Meclis Grup Toplantısı’nda açıklanması bekleniyor.

Üstel: “Bir an önce Meclisi Başkanı’nı seçip çalışmalarımıza başlamamız lazım”

Merkez Yürütme Kurulu MYK) toplantısının ardından UBP’nin Sarayönü’ndeki binasında saat 15.00 sıralarında başlayan Parti Meclisi toplantısı yaklaşık bir buçuk saat sürdü.

Toplantının sonra ermesinin ardından açıklama yapan UBP Genel Başkanı Ünal Üstel, kurultayda seçilen Parti Meclisi’nin ülkeye hayırlı olması temennisinde bulundu.

Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile yapılan İktisadi Mali İş birliği protokolleriyle ülkeye yeni projeler kazandırmaya çalıştıklarını söyleyen Üstel, “Halkımızın rahatlığı, ferahı için ve halkımızın ihtiyacı olan yasaları Cumhuriyet Meclisi’nden geçirmek için milletvekillerimiz bütün yaz komitelerde çalıştılar. Bu çalışma ile birlikte bazı yasalar Cumhuriyet Meclisi’nin gündemine gelmiş bulunmaktadır.” ifadelerine yer verdi.

“Bizim kaybedecek zamanımız yok”

“Bizim kaybedecek zamanımız yok” diyen Üstel, bir an önce Cumhuriyet Meclisi Başkanı’nı seçip çalışmalara başlamaları gerektiğini belirtti.

Ulusal Birlik Partisi milletvekili grubunun Zorlu Töre’yi aday gösterdiğini, 4 turda istenilen oyu alamadığı için ikinci adaya geçtiklerini ve orada da istenilen oyun alınmadığını kaydeden Üstel, bütün gurubun kararıyla yeniden Zorlu Töre’yi aday gösterdiklerini ancak “5’inci turda hayır oylarının evet oylarından” fazla çıktığını ifade etti.

“Bizim ülkemiz bir hukuk devletidir ve demokrasiyle idare edilen bir ülkedir.” şeklinde konuşan Üstel, Hukuk Dairesi’nden alınan görüş doğrultusunda partisinin bugün Merkez Yönetim Kurulu ardından Parti Meclisi’ni topladığını belirtti.

“Yeni bir adayla yolumuza devam edeceğiz”

Üstel, Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı için yeni bir adayla yola devam etme konusunda Parti Meclisi’nin oy birliğiyle karar aldığını ifade etti.

Üstel, UBP ve CTP grup başkanvekillerinin anlaşmasına rağmen Meclis Başkan Yardımcısı’nın Meclis’i açmadığını da hatırlattı.

“Zaman çalışma zamanıdır, halkımıza hizmet etme zamanıdır.” diyen Üstel, süreci hızlandırmak için

Ulusal Birlik Partisi’nin üzerine düşeni yaptığını ifade etti.

İki buçuk sene içerisinde yaptıkları icraatların ortada olduğunu belirten Üstel, “Gerek reformlarda gerek yarım kalan projelerde ve gerekse insanımızın ihtiyacı olan düzenlemeleri yapıp, onların ekonomideki yaşanan sıkıntılardan rahatsız olmaması için her türlü tedbiri aldık. Hem MYK hem de PM, bana bir sorumluluk daha yüklediler. Bu tip görüşmeleri yapmam için her türlü yetkiyi bana verdiler.” ifadelerini kullandı.

TC Lefkoşa Büyükelçiliği’nden KŞK’ya 100 bin dolar katkı

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği, Kayıp Şahıslar Komitesi’ne (KŞK) 100 bin dolar katkı yaptı. Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim katkı çekini KŞK Kıbrıslı Türk üyesi Hakkı Müftüzade’ye teslimi sırasında yaptığı konuşmada, KŞK’nın her türlü koşulda, özveriyle ve kararlılıkla çalışmalarına devam ettiğini vurguladı.

-Serim: “Kayıp şahısların yüzde 52’si kimliklendirilip ailelerine teslim edildi… Umudumuz diğer kayıp şahısların da bulunması”

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin, 1981 yılından bu yana, adada 1963-74 yılları arasında yaşanan olaylarda hayatını kaybeden kişilerin bulunması, kimliklendirilmesi ve ailelerine teslim edilmesi yönünde çalışmalar yürüttüğünü ifade etti.

Serim, “Kayıp Şahıslar Komitesi her türlü koşulda özveriyle ve kararlılıkla çalışmalarına her daim devam etmektedir. Bundan dolayı kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz” diyerek, kayıp şahısların yüzde 52’sinin kimliklendirilip ailelerine teslim edildiğini vurguladı. Bu oldukça önemli meselede Kayıp Şahıslar Komitesi’nin hayati bir görev üstlendiğini kaydeden Serim, “Umudumuz, bu çalışmaların bir an önce tamamlanıp diğer kayıp şahısların da bulunup kimliklendirilerek ailelerine teslim edilmesidir” şeklinde konuştu. Serim, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin bu önemli meselede hayati bir görev üstlendiğini belirterek, Türkiye Cumhuriyeti’nin komitenin çalışmalarına her yıl katkı sağladığını dile getirdi. Bu yıl 100 bin dolarlık bir bağış yaptıklarını söyleyen Serim, “Bu katkıyı komiteye teslim etmekten büyük memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.

-Müftüzade: “2006’dan bu yana yapılan katkı 1 milyon 700 bin doları aştı”

Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıslı Türk üyesi Hakkı Müftüzade ise, anavatan Türkiye’ye komite adına teşekkür ederek, “Çok anlamlı bir bağış. Bu bağışla ana vatanımız, 2006 yılından bu yana toplamda bir milyon yedi yüz bin doları aşan bir katkı sağlamış oluyor” dedi.

Müftüzade, yapılan bu bağışların çalışmalarını daha etkili bir şekilde sürdürmelerine katkı sağlayacağını belirtti ve “Her zaman olduğu gibi anavatanımıza müteşekkiriz” şeklinde konuştu.

Yılmaz Tunç’tan Güran cinayeti açıklaması: Çok önemli verilere ulaştık, her şey belli, katillerin kim olduğu görülecek

Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Başkent Millet Bahçesi Konser Alanı’nda İşyurtları Ürün ve El Sanatları Fuarı’nın açılışına katıldı.

Tunç, burada Narin cinayetine ilişkin gazetecilere yaptığı açıklamada şunları kaydetti;

Narin evladımızla ilgili soruşturma titiz bir şekilde devam ediyor. Biliyorsunuz 21 Ağustos’ta Narin kızımız kaybolmuştu. Akşamında bir kayıp ihbarıyla arama çalışmaları başlamıştı. Sonra adli soruşturma başladı. O soruşturma kapsamında ifadeler alındı. Şu anda tutuklular var. Tutukluların yanı sıra adli kontrolde olan şüpheliler var. Yaklaşık 250’ye yakın kişinin ifadesi alındı. Özellikle şüpheliler konusunda tekrar ifadelerin alınması söz konusu oldu. Tespit edilen kamera görüntüleri oldu. Bu görüntülerin TÜBİTAK’ta değerlendirilmesi yapıldı. Sonrasında Narin kaybolduktan sonra evlerinin önüne kamera takanlar oldu. Bu kameralara giren, o görüntülerde toplanıp dağılan ve o konuşmalarla ilgili TÜBİTAK incelemeleri yapıldı. Yine HTS kayıtları tespit edildi. Geriye dönük o bölgede kimlerin kimlerle konuştuğu, şüpheliler bakımından özellikle baz çakışmaları, en son yapılan teknik çalışmalar çok önemliydi. O daraltılmış baz çakışması dediğimiz bilirkişi incelemeleriyle çok önemli verilere de ulaşıldı.

“TEKNİK ÇALIŞMALARIN SON AŞAMASINA GELİNDİ”

Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Narin evladımızın katilleri yargı önünde hesap verecek. Şu anda teknik çalışmaların son aşamasına gelinmiş durumda. Son değerlendirmeleri Cumhuriyet Başsavcılığımız yapıyor ve iddianame hazırlığı süreci de başlamış durumda. Burada özellikle o daraltılmış baz çakışmalarında kimin hangi dakikada nerede olduğu, hangi evin içerisinde kimlerle kimin beraber olduğu tek tek belirlenmiş durumda. Kimsenin şüphesi olmasın. Teknolojinin son imkanları kullanılarak bu soruşturma yapıldı. Tabii dosya gizli, soruşturma gizli. Kamuoyunda farklı yorumlar yapılabiliyor. İfadelerden yola çıkılarak televizyon ekranlarında özellikle o ifadeler yorumlanırken dosyayla ilgisi olmayan bir takım tahminlerde yürütülüyor. Ama iddianame ortaya çıktığında kamuoyu, toplum şunu görecek: Narin evladımızın katillerinin kim olduğunu tahmin edecek ve tabii ki bunun kararını verecek olan bizler değiliz. Bu bir iddianame olacak.

“YARGI SÜRECİ UZAMADAN TAMAMLANACAKTIR”

Soruşturma sonrasında toplanan deliller ışığında ortaya konulan bir iddianame. Neticede buna yargı karar verecek. Dava açıldıktan sonra o delilleri değerlendirecek olan, o teknik verileri tekrar analiz edecek olan, gerekirse tekrar bilirkişi incelemesi yapacak olan elbette ki yargı. Yargı süreci de uzamadan tamamlanacaktır. Özellikle daraltılmış baz çakışmalarıyla çok önemli verilere ulaşıldığını söyleyebiliriz.

Hasipoğlu: Rumlar bizi hiçbir zaman eşit taraf ve muhatap olarak görmüyor

İsviçre’nin Cenevre kentinde devam eden Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 149’uncu Genel Kurulu kapsamında Kıbrıs Kolaylaştırıcılar Grubu toplantısı yapıldı.

Toplantıya, Cumhuriyet Meclisini temsilen Hasipoğlu ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Fikri Toros katıldı.

İsviçre Parlamentosu Milletvekili Laurent Wehrli ve Portekiz Parlamentosu Milletvekili Hugo Carneiro moderatörlüğünde yapılan toplantıya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Parlamentosundan 5 temsilci katıldı.

Toplantı sonrası AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Hasipoğlu, Kıbrıs Kolaylaştırıcılar Grubu toplantılarının, mecliste temsil edilen milletvekillerinin düşüncelerini alarak Kıbrıs meselesine katkı sağlamayı ve parlamentolar arasındaki işbirliğini artırmayı amaçladığını söyledi.

Hasipoğlu, görüşmenin yapıcı ortamda geçtiğini belirterek, moderatörlerin Kıbrıs Türk ve Rum halkının yararına önerilerde bulunduğunu kaydetti.

Wehrli’nin, iklim değişikliği, afet, Avrupa Birliği uyum yasaları ve Kıbrıs’ta da bir araya gelinmesi gibi bazı önerileri olduğunu dile getiren Hasipoğlu, “Biz Kıbrıs Türk tarafı olarak bu öneriyi destekledik ancak Rum tarafı İsviçreli Milletvekili Wehrli’nin önerisini reddetti. Rum tarafının bu uzlaşmaz tavrını yadırgadık. Wehrli ve buradaki heyet de yadırgadı. Rum tarafı hep ‘çözüm istiyoruz, hepimiz kardeşiz ve Kıbrıslıyız’ söylemleri karşısında somut bir öneri karşılarına konulduğunda ve PAB heyetinden gelen bu önerileri reddetmeleri karşısında İsviçre ve Portekiz milletvekilleri çok şaşırdı ve üzüldü.” dedi.

Hasipoğlu, her zaman uzlaşı ve konuşmaktan yana olduklarının altını çizerek, şöyle devam etti:

“Kendi pozisyonumuzu ortaya koyduk. Egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz kabul edilmeden resmi görüşmelere başlamamız mümkün değil. Bu yaşadığımız olay bile bizim eşit uluslararası statü talep etmemizin ne kadar haklı ve meşru bir gerekçe ve pozisyon olduğunu ortaya koyuyor. Rumlar maalesef bizi hiçbir zaman bir eşit taraf ve muhatap olarak görmüyor. Bizi azınlık olarak görüyor. Maalesef bunu da bugünkü PAB toplantısında yaşadık.”

Cumhuriyet Meclisi heyeti, PAB’ın 149’uncu Genel Kurulu dolayısıyla Cenevre’de bulunan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından da kabul edildi.

Cumhurbaşkanı Tatar’dan New York öncesi mesaj: Egemenlikten taviz yok

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, New York’a gitmek üzere bugün sabah KKTC’den ayrıldı. Tatar’ı Başbakan Yardımcısı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ve bazı yetkililer uğurladı. Tatar, New York’a hareketinden önce Ercan Havalimanı’nda basın açıklaması yaptı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türkünün kendi hakkını aradığını, kimsenin hakkında gözü olmadığını vurgulayarak, “Biz sadece kendi hakkımızı arıyoruz. O da eşitlik temelinde, bu ülkede varlığımızı sürdürmek için” dedi.

Tatar, Birleşmiş Milletler’in 79. Genel Kurul toplantılarında BM Genel Sekreteri’nin iki tarafa da gayriresmi ve ajandası olmayan bir yemek daveti yapması üzerine yarın akşam New York’ta yemeğe katılacaklarını kaydetti.

“BU GAYRİRESMİ VE AJANDASI OLMAYAN BİR YEMEKTİR”

Bu süreçleri yürütürken çok dikkatli olunması gereken hususlar olduğunu belirten Tatar, “Bu elbette sıradan bir yemek değildir. Bu gayriresmi ve ajandası olmayan bir yemektir.” dedi. Tatar, son dört yıldır, Türkiye Cumhuriyeti’nin de desteği ile istikrarlı şekilde sürdürülen yeni siyasetin aynı noktada sürdürüldüğünün de altını çizdi, konuyla ilgili spekülasyonlara önem verilmemesini istedi.

“HAKLI DAVAMIZI SAVUNMAK İÇİN ORADA OLACAĞIZ” 

“Haklı davamızı savunmak için orada olacağız.” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın da görevi sırasında ortak zemin bulamadığını söylediğini anımsattı. Cumhurbaşkanı Tatar, ortak zeminin ancak Kıbrıs Türkü’nün egemenlik hakkının teyidi ile oluşabileceğini söylediğini kaydetti.

Kıbrıs Türkü’nün egemenlik hakkının 1960 Anlaşmaları içerisinde yerini aldığını ifade eden Tatar, Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kendi malları gibi dünyaya takdim etmesini ve Annan Planı’na “hayır” demelerine rağmen AB üyeliğine alınmalarını eleştirdi.

Rum tarafının oyunlarla, var olan ambargo ve kısıtlamaları daha da artırdığını kaydeden Tatar, turizm ve üniversitelere yönelik hareketlerle KKTC’nin ekonomik geleceğini sıkıntıya soktuklarını söyledi.

“BİZ KIBRIS TÜRKÜ’NÜN EGEMENLİĞİNDEN TAVİZ VEREMEYİZ”

“Kıbrıs Türkü kendi hakkını arıyor. Bizim kimsenin hakkında gözümüz yok. Biz sadece kendi hakkımızı arıyoruz. O da eşitlik temelinde bu ülkede varlığımızı sürdürmek için…” diyen Tatar, “direk uçuş, direk ticaret ve direk temas” konularındaki talebini dile getirdi.

Yıllardır federal temelde bir anlaşma için görüşmeler yapıldığını ancak netice alınamadığını anımsatan Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmaya da işaret ederek, “Ben New York’a bu anlayışla gidiyorum. Çünkü arkamda elbette güçlü bir Anavatan ve Anavatan’ın söyledikleri vardır. Nedir o? Sayın Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği gibi, artık federasyon defteri kapanmıştır. Neden? Çünkü 50 yıldır yapılan müzakere görüşmelerinde hiçbir netice alınamadı.” diye konuştu.

Kırmızı çizgileri olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Tatar, “Biz Kıbrıs Türkü’nün asla tekrar göçmen olmasına müsaade etmeyiz. Biz Kıbrıs Türkü’nün egemenliğinden taviz veremeyiz.” dedi.

“İKİ DEVLETLİ BİR ÇÖZÜM BİZLERİN TEMENNİSİ VE DİLEĞİDİR” 

Kıbrıs Türkü’nün yalnız olmadığını ve TC ile milli bir siyaset yürütüldüğünü ifade eden Tatar, “Devlet ve egemenliğimizden taviz veremeyiz. Verdiğimiz anda gelecekte bizleri çok büyük tehlikeler bekleyebilir.” dedi.

Tatar, “İki devletli bir çözüm bizlerin temennisi ve dileğidir. Bu duygularla New York’a hareket ediyorum. Bu yemekte elimden geldiği kadar sorumluluk bilinci içerisinde, tecrübemle, bilgi birikimimle, verdiğim mücadele ile Kıbrıs Türk halkının haklarını ve milli davasını savunmaya çalışacağım.” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek’ten Kalp ve Damar Cerrahisi Servisine Ziyaret

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek’ten Kalp ve Damar Cerrahisi Servisine Ziyaret

100 Bin Euro Yatırımla Mini İnvaziv Ameliyatlarda Büyük Adım”

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek’ten Kalp ve Damar Cerrahisi Servisine Ziyaret

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Servisini ziyaret ederek mini invaziv ameliyatları hakkında bilgi aldı. Ziyareti sırasında ameliyat edilen bir hastayı da ziyaret eden Bakan Dinçyürek, hastanın sağlık durumu ile ilgili açıklamalar yaptı.

2017 yılından bu yana Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yapılan mini invaziv kalp cerrahisi ameliyatlarının yurt dışından alet ve teknik ekip getirilerek gerçekleştirildiğine dikkat çeken Bakan Dinçyürek, bu hafta itibariyle Sağlık Bakanlığı tarafından yaklaşık 100.000 bin euro yatırım yapılarak gerekli cihazların ve yan teçhizatların tamamlandığını belirtti. Dinçyürek, artık bu ameliyatların hastanenin kendi imkanları, alet ve donanımları ile yapılabildiğini ifade etti.

Bakan Dinçyürek, ziyaret sırasında ameliyat edilen hastanın, yeni ekipmanlarla yapılan ilk vaka olduğunu vurgulayarak, “Bu tür ameliyatlar geçmişte farklı koşullar altında yapılıyordu. Ancak artık devletin kendi imkanları ve ekibiyle, kurumsal bir yapı içerisinde gerçekleştirilmektedir. Sağlık alanındaki yatırımlarımıza devam edeceğiz. Başta hekimlerimiz olmak üzere katkı koyan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederim” dedi.

Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Özcan Gür de yapılan ameliyat hakkında bilgi verdi. Dr. Gür, “Meme altından küçük bir kesi ile ameliyatın yapıldığını, gayet başarılı olduğunu, bugün hastanın üçüncü günü olduğunu, herhangi bir sorun olmazsa kısa sürede hastanın taburcu edileceğini belirtti.

Bakan Dinçyürek’e ziyaretinde Nalbantoğlu Hastanesi Başhekimi Dr. Adil Özyılkan, Başhekim Yardımcıları Dr. Hasan Birtan, Dr. Hasan Hansel ve Dr. Çağın Ozankaya eşlik etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, Rumlarla görüşmeler konusunda şartlarının açık ve net olduğunu söyledi

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, New York’ta 15 Ekim’de Rum lideri Hristodulidis ile bir araya geleceği gayriresmi yemek öncesi AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Kıbrıs’ta bundan sonra yapılacak bir anlaşmanın iki devletin iş birliği şeklinde olacağını belirten Tatar, söz konusu yemekte karşı tarafa milli siyaset olarak benimsedikleri “egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü” şeklindeki tezlerini anlatma fırsatı bulacaklarını kaydetti.

Tatar, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, BM 79. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, uluslararası kamuoyuna KKTC’nin tanınması yönündeki çağrısının kendileri için değerli olduğunu dile getirerek, Kıbrıs konusunda artık federasyon temelli müzakerelerin gündemlerinde olmadığını ifade etti.

Tatar, Rum lideri Hristodulidis ile bir araya gelecekleri yemeğin hiçbir ajandası olmayan 3’lü formatta yapılacağını söyleyerek, Rum tarafının, Kıbrıs’taki iki kesim arasında 2017’de Crans-Montana’da yarım kalan görüşmelerin kaldığı yerden devam etme arzusunda olduğunu, Kıbrıs Türklerinin müktesep haklarının kabul edilmeden ve açık ve net olan şartların yerine getirilmeden resmi görüşme sürecinin asla başlamayacağını vurguladı.

Kıbrıs Türkü’nün hür iradesinin eseri olan devletin mutlak parçası olmadığı bir anlaşmanın mümkün olmadığına işaret eden Tatar, şunları kaydetti:

“Rumlar ile görüşmeler konusunda bizim şartlarımız açık ve net. Egemenliğimiz tatmin edildiği zaman görüşme sürecine başlanabilir. Egemen eşitliğimizin tescil edilmesi gerekir. Yemekte egemenliğimizin tatmini anlamında, KKTC’ye doğrudan uçuşlar ve ticaretin başlaması, haksız yere ticaret, spor, müzik ve devletler arası görüşmeler konusunda uygulanan çağ dışı ambargo, izolasyon ve engellemelerin kaldırılması gerektiğini muhataplarıma anlatacağım.”

Cumhurbaşkanı Tatar, iki devletli, egemen eşit ve eşit uluslararası statüye sahip siyasetlerinden geri adım atmayacaklarını da dile getirerek, “Bu yemek bizim tezlerimizi anlatmak açısından fırsattır” diye konuştu.

Kuzey Kıbrıs Turkcell, Müşteri Hizmetleri Haftası’nı coşkuyla kutladı!

Kuzey Kıbrıs Turkcell, Müşteri Hizmetleri Haftası’nı coşkuyla kutladı!
Kuzey Kıbrıs Turkcell, Müşteri Hizmetleri Haftası kapsamında düzenlediği etkinlikle müşterilerle bire bir temas kuran 200’ün üzerinde çalışanı ile bir araya geldi.
Kuzey Kıbrıs Turkcell Genel Müdürü Murat Küçüközdemir, Genel Müdür Yardımcısı Deniz Mungan Sonuç ve Müşteri Deneyimi Yönetimi Müdürü Serkan Fahrioğlu gecede birer konuşma gerçekleştirdi.
Yapılan konuşmalarda müşterilere en iyi hizmeti vermek için çalışan, özellikle müşteriyle yüz yüze veya çağrı merkezi hizmeti aracılığıyla iletişim kuran tüm Turkcell personeline teşekkür edildi.
Bu özel gece hazırlanan sürpriz hediye çekilişi, kokteyl ve eğlence ile son buldu.

Tarım Ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Personeline Eğitim Verildi

 

Zeytin ve zeytin ürünleriyle ilgili denetim yapmaya yetkili Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı personeline “zeytin ve zeytin ürünlerinin resmi kontrolleri” konulu eğitim verildi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı tarafından Türkiye’den uzmanların katılımıyla  Sanayi Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen eğitim saat 9.30’da başladı.

Ziraat Mühendisi İzzet Ölmez, Gıda Mühendisi Hatice Yıldıran ve Gıda Mühendisi Eylem Gürpınar Turgut tarafından verilen eğitimlerde, “Zeytin ve zeytin ürünleri işletmeleri için hijyen esasları ve gıda güvenilirliği gereklilikleri”, “ön gereksinim programları – iyi hijyen uygulamaları”, “tehlike analizi ve kritik kontrol noktalarına dayalı sistem” konuları ele alındı.

AKERZURUMLU 

Açılık konuşması yapan Tarım Dairesi Müdürü Ercan Akerzurumlu çalışmalarına destek veren uzmanlara teşekkürlerini ileterek, mücadeleye beraber devam edeceklerini kaydetti.

Zeytin ürünlerinde tağşiş ve taklidin mevcut olduğunu ve bunun bilinçli yapıldığını kaydeden Akerzurumlu, 2023 yılında yürürlüğe giren Zeytin ve Zeytin Ürünler Yasası’nın ardından çalışmalara başladıklarını, her bir ürünün takipçisi olduklarını vurguladı.

Akerzurumlu, ülkede 600 bin civarı zeytin ağacı, 11 bin dönüm zeytin alanı, 2 bin 200 üretici, 10-15 bin ton arası meyve ve 1500 ton civarı zeytin yağı üretimi olduğunu açıkladı ve ülke ölçeğinde bu rakamların çok önemli olduğuna işaret etti.

Akerzurumlu, “Bu sektörü daha iyi bir noktaya getirmek için çaba içerisindeyiz. Bu eğitimin katkı koyacağından şüphem yok.” İfadelerini kullandı.

ALTUN

Tarım Dairesi Personeli Berna Kamçı Altun da sürdürdükleri çalışmalarla ilgili sunum yaptı.

Altun, Zeytin ve Zeytin Ürünleri Yasası ve zeytin ve zeytin ürünlerinin resmi kontrolleri ile kayıt ve onayına ilişkin Yasa’nın ilk tüzüğü hakkında bilgiler verdi.

Bu kapsamda Tarım Dairesi denetçilerine verilen görev ve sorumluluklara dikkat çeken Altun, yaptıkları çalışmaları sıraladı, denetimlerde tespit edilen tağşiş yapılmış ürünlere ve bunu yapan işletmelere yönelik izlenen süreci paylaştı.  Ardından, eğitime geçildi.

Uygulamalı eğitim programı kapsamında ise ilerleyen günlerde uzmanların katılımıyla işletme ziyaretleri, kontrolleri, numune alımı ve analiz sonucu değerlendirmesi gibi çalışmalar yürütülecek.

KKTC’de keşfedilen canlı türünden birine Rauf Denktaş’ın adı verildi

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Biyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Okan Külköylüoğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) 2022 yılında yapılan saha çalışmaları sonucunda, sucul habitatlarda yaşayan 2 yeni mikroskobik kabuklu hayvan türü keşfetti.

Bu türlerden birine KKTC‘nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ismi verilerek “Eucypris denktasi” adıyla literatüre kazandırıldı. Diğer tür ise Lefkoşa‘da bulunduğu için “Eucypris lefkosaensis” ismiyle kaydedildi.

Külköylüoğlu, yüksek lisans öğrencisi Ahmet Özdilek’in tezi kapsamında 80 su kaynağından örnekler toplayarak yaptığı çalışmalar sonucunda, 2 yeni ostrakod (mikroskobik kabuklu hayvan) türünü keşfettiklerini açıkladı. Çalışmanın sonuçları, eylül ayında uluslararası bilimsel dergi “Zootaxa”da yayınlandı.

Külköylüoğlu, Rauf Denktaş’ın sadece Kuzey Kıbrıs için değil, Türkiye ve dünya için de önemli bir isim olduğunu belirterek, “Rauf Denktaş’ın adının bilimsel camiada geçmesi bizi onurlandırdı,” dedi.

Diğer tür ise bulunduğu bölgeye ithafen “Eucypris lefkosaensis” olarak adlandırılarak Lefkoşa’nın bilim dünyasında bir türe ismini vermesi sağlandı.

 

Meclis heyeti PAB toplantısı çerçevesinde Cenevre’de

Meclis heyeti PAB toplantısı çerçevesinde Cenevre’de Kıbrıs kolaylaştırıcılar grubu toplantısına katıldı
13-17 Ekim 2024 tarihlerinde İsviçre’nin Cenevre şehrinde gerçekleştirilmekte olan Parlamentolar Arası Birlik toplantısının (PAB) 149. Genel kurulu çerçevesinde 13 Ekim tarihinde yapılan Kıbrıs Kolaylaştırıcılar Grubu toplantısına KKTC Cumhuriyet Meclisi’ni temsilen UBP Gazimağusa Milletvekili ve UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu ile CTP Girne Milletvekili, CTP Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Dışilişkiler Sekreteri Fikri Toros katıldı.
Toplantı, İsviçre Parlamentosu Milletvekili Laurent Wehrli ve Portekiz Parlamentosu Milletvekili Hugo Carneiro moderatörlüğünde gerçekleştirildi.
Toplantıya Kıbrıs Rum Parlamentosunu temsilen DİSİ Partisi Milletvekili ve Heyet Başkanı Averof Neophytou, AKEL Milletvekili Aristo Damianou, DİKO Milletvekili Christiana Erotokritou, VOLT Partisi Milletvekili Alexandra Attalides ve Demoktratik Uyum Partisi Milletvekili Marinos Mousouttas katıldı.
Toplantıda KKTC Meclis Heyeti muhataplarıyla çeşitli konularda görüş alışverişinde bulundu ve diyalog ve işbirliğinin artırılması hususunda atılabilecek adımları ele aldı.
PAB Genel Kurulu çerçevesinde Cumhuriyet Meclisi Heyeti, TBMM Başkanı Prof Dr. Numan Kurtulmuş tarafından da kabul edildi.
Yapılan görüşmede çeşitli konularda görüş alışverişinde bulunuldu.
KKTC heyeti, TBMM Başkanı Prof Dr. Numan Kurtulmuş’un da bir konuşma yaptığı İslam İş birliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) İstişare Toplantısı çerçevesinde yapılan toplantıya da katıldı.
Meclis heyetinin bu gece Ada’ya dönmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 1. Kültürlerin Buluşması Festivali’ne katıldı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, festival kapsamında gerçekleştirilen etkinlikleri izledi. Festivale gelen vatandaşlarla sohbet eden Cumhurbaşkanı Tatar, şenlikte kurulan stantları gezdi.

Cumhurbaşkanı Tatar, yemek yarışmasında yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türkü’nün zengin bir mutfağı olduğunu belirterek, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde ve Sibel Tatar öncülüğünde kültürel değerlerlere sahip çıkmak ve tanıtmak için Kıbrıs Mutfağı kitabının Türkçe ve İngilizce olarak yayınlandığını söyledi.

Karpaz Bölgesi’nin eko turizme uygun olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, eko turizmle turistin konakladığı tesisten dışarı çıktığını, ülkeyi gezip, restoranlara uğradığını ve ülkenin kültürünü tanıma fırsatı bulduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Tatar yemek yarışmasının ardından köy meydanında yaptığı konuşmada ise 1974 yılından sonra gerek Güney’de yaşayanların Kuzey’e gelmesi gerekse yurtdışından gelenlerin ülkeye yerleşmesiyle Kıbrıs Türkü’nün siyasi, ekonomik ve kültürel yapısının güçlendiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yükseköğretim ve turizmde dünyaya tanıtılırken, temelinde kültürü, sanatı ve gastronomisi bulunduğuna dikkat çekti.

Gerçekleştirilen etkinlikten dolayı Erenköy-Karpaz Belediye Başkanı Dr Hamit Bakırcı, belediye meclis üyeleri ile çalışanlarını tebrik eden Cumhurbaşkanı Tatar, yemek yarışmasını düzenleyen Zekai Altan ile yarışmacılara ve jüri üyelerine teşekkürlerini sundu.

Aziz Gülbahar: Federal çözüme dönülemez

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, en akılcı, gerçekçi ve barışçı çözüm yolunun iki devletli olduğuna dikkati çekti ve federal çözüme dönülemeyeceğinin altını çizdi.

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Türk tarafının Kıbrıs konusunda ortaya koyduğu iki Devletli çözüm modelinin Rum tarafının tutumu ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda en akılcı, gerçekçi ve barışçı çözüm yolu olduğuna dikkati çekti ve halkın genelinin desteğine sahip bu duruşa yönelik saldırıları kınadı.

Gülbahar, “ federal çözüme dönülemez. Ya iki Devletli çözüm olacak ya da KKTC dünyada hak ettiği yeri alma mücadelesini sabırla, kararlılıkla devam ettirecektir” dedi.

Aziz Gülbahar Salı günü New York’ta gerçekleştirilecek gayri resmi Kıbrıs üçlü görüşmesi ile ilgili değerlendirmesinde şunları kaydetti:
“Milli Mücadele Vakfı olarak Kıbrıs konusundaki gelişmeleri takip etmeyi sürdürüyoruz.

Daha önce de ifade ettiğimiz üzere Sayın Cumhurbaşkanı Ersin Tatar iki Devletli çözüm politikasını sürdürdüğü, resmi görüşmelere başlanması için egemen eşitliğimiz ile KKTC’nin Rum Devleti ile uluslararası statüsünün eşitliğini tescil edecek kararlar alınmasını, adımlar atılmasını resmi görüşmelere başlanması için ön şart olarak talep etmeye devam ettiği müddetçe kendisine desteğimiz tam olacaktır.

Türk tarafının 1974’ten bu yana yaptığı en büyük hata Rumların uzlaşmazlıkları karşısında gereğinden fazla sabırlı davranması, federal çözüme bağlı kalması ve zaman zaman geri adım denilebilecek adımlar atmasıdır.

Beklentimiz bu kez öyle olmaması ve artık milli politika haline gelen iki Devletli çözüm politikasından en küçük bir adım geri atılmamasıdır.

Sayın Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar’ın ortaya koyduğu iki Devletli çözüm modeli , resmî görüşmelere başlanmadan önce egemen eşitliğimiz ile uluslararası statümüzün tescili yönünde kararlar alınması Kıbrıs Türkü’nün çıkarınadır, barışçı, gerçekçidir ve Anavatan Türkiye ile Kıbrıs Türkü’nün büyük çoğunluğunun talebini yansıtmaktadır.

Türk tarafının Kıbrıs konusunda ortaya koyduğu iki Devletli çözüm modeli Rum tarafının tutumu ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda en akılcı, gerçekçi ve barışçı çözüm yoludur.

Halkın genelinin desteğine sahip bu duruşa yönelik saldırılar özellikle de Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin son iddiaları yersizdir, yanlış bir tutumun tezahürüdür; kendisini kınıyoruz.

Ersin Tatar’ın arkasındaki milli desteği görmeyip onu haksız, mantıksız suçlamalarla hedef tahtası haline getirmeye çalışmak boşuna çabadır.

Kimse Kıbrıs Türkü’nü kendisini 1974 öncesine götürmeye çalışan Rumlara çanak tutanların ne yaptığını anlamayacak saf bir halk olarak görmesin.

Sayın Erhürman, New York’ta kime haklarımızla ilgili ne söyledi , ne elde etti?

Sayın Erhürman kimin takdirini aldı?

New York’a davet ettirdiği , Türkiye’ye işgalci diyen yoldaşı AKEL’in mi?

Filistin’de çoğu çocuk ve kadın 41 bin kişi şehit edilirken susan BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin mi?

Yoksa verdiği tüm sözleri unutup hala Rum yanlısı duruşunu sürdüren AB’nin mi? Sayın Tatar’ın hangi talebi Kıbrıs. Türkü’nü küçük düşürücüdür, zararlıdır ?

Yok böyle bir şey…

Tam tersine Sayın Tatar yeni bir vizyonla çözüm yolları Rumlar tarafından tıkanan Kıbrıs konusuna çözüm için yeni yollar açmıştır.

Federal çözüme dönülemez.

Ya iki Devletli çözüm olacak ya da KKTC dünyada hak ettiği yeri alma mücadelesini sabırla, kararlılıkla devam ettirecektir” .

Meclis’in yarın toplanması bekleniyor

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nun yarın toplanması bekleniyor.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nun, yarın 2. birleşim’in 5. oturumunu yapmak üzere toplanması bekleniyor. Meclis Genel Kurulu, 2. birleşim tamamlanmadığından dolayı, aynı gündemle yani “Başkanlık Divanı seçimleri” gündemiyle toplanacak.

TAK muhabirinin Cumhuriyet Meclisi Genel Sekreteri Seral Fırat’tan aldığı bilgiye göre, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nun yarın 10.30 sıralarında, henüz tamamlanmayan 2. birleşimin 5. oturumunu yapmak üzere toplanması bekleniyor.

BAŞSAVCILIK GÖRÜŞÜNÜN YARIN GELMESİ BEKLENİYOR

Meclis’te yer alan siyasi partilerin, Meclis Başkanı seçimi için yarın verilmesi beklenen Başsavcılık görüşünü beklediğini ifade eden Fırat, yeni Başkanlık Divanı üyeleri seçilene kadar eski üyelerin görevde olduğunu anımsattı.

Cumhurbaşkanı’nın yarın yurt dışına gideceğinden dolayı Meclis Başkanı Zorlu Töre’nin Cumhurbaşkanı’na vekalet edeceğini ifade eden Fırat, Meclis Başkanlığına da Fazilet Özdenefe’nin vekalet edeceğini söyledi.

NELER OLDU?

Yeni yasama yılına 1 Ekim’de törensel toplantıyla başlayan Meclis Genel Kurulu’nun, 7 Ekim Pazartesi günkü toplantısında gündemi “Başkanlık Divanı seçimleri” oldu.

UBP Grup toplantısında yapılan oylamada Meclis Başkanı adayı Faiz Sucuoğlu‘nun 10, Zorlu Töre‘nin ise 13 oy almasının ardından Meclis Genel Kurulu’nda Zorlu Töre için dört tur oylama yapılmış ancak salt çoğunluk sağlanamadı. Sucuoğlu, toplantıya katılmadı.

Töre için yapılan ilk oylamada 23 kabul, 23 ret, 2 çekimser; ikinci oylamada 24 ret, 23 kabul; üçüncü oylamada 25 ret, 23 kabul, 1 çekimser; dördüncü oylamada 25 ret, 23 kabul ve 1 çekimser oy kullanıldı.

Grup toplantısının ardından UBP Grup Başkan Vekili Sunat Atun, Genel Kurul’da söz alarak Zorlu Töre’nin adaylığının geri çekildiğini ve UBP Girne milletvekili Kutlu Evren’i aday gösterdiklerini açıkladı.

UBP milletvekili Kutlu Evren, ilk oylamada 22 kabul, 26 ret oyu almış, Meclis Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe, bundan sonraki süreçle ilgili grup başkan vekilleriyle görüşmek üzere toplantıya ara verdi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar‘ın Perşembe günü Türkiye’ye gitmesi üzerine Cumhurbaşkanı vekilliğini Zorlu Töre üstlenirken, Meclis Başkanlığı’na da yardımcısı Fazilet Özdenefe vekalet etti. CTP‘nin yaşananlara tepki göstererek aldığı grup kararı üzerine Özdenefe’nin toplantı çağrısı yapmayacağı açıklandı.

Bu arada Zorlu Töre yanında UBP milletvekili Ali Pilli geçirdikleri rahatsızlıklar üzerine salı günü hastaneye kaldırıldı.

Meclis Genel Kurulu bu nedenlerle toplantısına devam edemedi.

Meclis’te yaşanan gelişmeler üzerine Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 10 Ekim Perşembe akşam üstü Türkiye’deki programını iptal edip yurda döndü. Zorlu Töre ve Ali Ali Pilli‘nin de aynı saatlerde taburcu edilmesiyle Töre başkanlığında açılan Meclis Genel Kurulu’nda, UBP, Meclis Başkanı adayını değiştirerek Kutlu Evren‘in yerine Zorlu Töre‘yi gösterdi.

Ancak Genel Kurul’da, Töre için yapılan ilk tur oylamada 25 ret, 24 kabul; ikinci, üçüncü ve dördüncü turlarda 25 kabul, 24 ret; 5 turda ise 25 ret, 23 kabul, 1 geçersiz oy kullanıldı.

Zorlu Töre, “bu sonuçla seçimi kazandığını” savunarak oturumu kapatırken muhalefet sonuca itiraz etti.

Başkanlık seçimine dair Meclis İç Tüzüğü’ndeki düzenlemeyle ilgili yorum farkı nedeniyle Meclis Başkanlığı ve hükümet, cuma günü Başsavcılık’tan görüş istedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, yarın New York’a gidiyor

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, New York’a gitmek üzere yarın sabah KKTC’den ayrılacak.

Tatar, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin ev sahipliğinde Kıbrıslı Rum lider Nikos Hristodulides’le, 15 Ekim Salı akşamı New York’ta gayriresmî bir akşam yemeğinde buluşacak.

Gayriresmî akşam yemeğinin herhangi bir gündemi olmayacak ve iki lider sosyal ortamda karşılıklı görüş alış verişinde bulunacak.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, yarın sabah saat 09.10’da New York temasları öncesinde Ercan Havalimanı’nda basın açıklaması yapacak.

Ralli tutkunları Yenikent’te buluştu

Yenikent Belediye Bulvarı’nda dün düzenlenen özel etapta, binlerce rallisever bir araya gelerek heyecan dolu anlar yaşadı. Gönyeli-Alayköy Belediyesi Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, etkinliğe katkı sağlayan tüm ekip ve sponsorlarına teşekkür etti.

Gönyeli-Alayköy Belediyesi Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, binlerce ralliseverin dün Yenikent Belediye Bulvarı’ndaki özel etapta buluştuğunu duyurdu.

Amcaoğlu, “Bu muhteşem etkinliğin coşkusunu hep birlikte yaşadık” diyerek, organizasyonda emeği geçen belediye çalışanlarına, meclis üyelerine, Kuzey Kıbrıs Turing ve Otomobil Kurumu (KKTOK) Başkanı Tigin Kişmir ve ekibine, organizatör Yüce Ertan’a, sponsorlarına ve polis teşkilatına teşekkür etti.

CUMHURBAŞKANLIĞI: CUMHURBAŞKANI TATAR’I HEDEF ALMAYA ÇALIŞAN CTP YÖNETİMİNİ KINIYORUZ

Cumhurbaşkanlığı, “Kıbrıs Türk Halkı’nın özden gelen haklarının teyit edilmesi için Anavatan Türkiye’nin tam desteğiyle devam eden Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar’ı hedef almaya çalışan CTP yönetimini kınıyoruz” açıklamasında bulundu.

“Her fırsatta Rum pozisyonunu destekler şekilde Halkımızı statükoya mahkum eden siyaseti savunan CTP yönetimi, milli politikaya zarar vermek için de elinden geleni yapmaktadır” denilen açılamada, Cumhurbaşkanı Tatar’ın seçilir seçilmez yeni ve resmi bir müzakere sürecinin başlaması için egemen eşitlik ve eşit uluslarası statünün teyit edilmesi gerektiğine yönelik yeni milli politikayı ortaya koyduğu vurgulandı.

Ersin  Tatar’ın Cumhurbaşkanlığında KKTC’nin, kuruluşunun ardından ilk kez anayasal ismiyle bir uluslararası örgüte gözlemci üye olduğunun hatırlatıldığı açıklamada, “Bu statünün ardından da gerek siyasi, gerek meslek ve sivil toplum örgütleri gerekse sportif ve kültürel bağlamda Türk Devletleri Teşkilatı nezdindeki davetlere, etkinliklere ve yarışmalara iştirak edilmiş, devletimiz temsil edilmiştir, bayrağımız diğer üye devletlerle gönderdeki yerini almıştır. Eşit uluslararası statü bağlamında Anavatan Türkiye’nin desteğiyle sağlanan bu çok önemli gelişmelerden dahi ana muhalefet partisi yönetimi rahatsızlık duymaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklama şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanı Tatar’ın, ülkemizdeki sorunlara, krizlere duyarlı bir yaklaşım sergilemesi de CTP yönetimini rahatsız etmiştir. Bu sorunların, devletin zarar görmemesi için, aşılmasına yönelik ilgili tarafları bir araya getirme, istişarede bulunma devletin başı konumundaki Cumhurbaşkanının en doğal vazifelerindendir. Bunu dahi muhalefet konusu yapan bu zihniyeti değerlendirmeyi halkımıza bırakıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı bunca yıldır halkımızı izolasyona mahkum eden süreçlere devam etmeyeceğini söylemiştir. Bu süreçlere devam etmek, izolasyonun ve statükonun devam etmesi anlamına gelmektedir. CTP başkalarına yaranma anlamında milli siyasete zarar vermek için canla başla uğraş vermektedir.  Anavatan Türkiye’nin desteğiyle biz yolumuza devam edeceğiz ve CTP yönetimi bu emellerine ulaşamayacaktır.  Halkımıza her türlü sözleri veren, onları sürekli olarak kandıran taraflarla birlikte hareket etmeyi seçen CTP’nin “havuzlu villa” vaatlerinin kullanım süresi çoktan dolmuştur.”

“Her türlü krizi şahsi emellerine bir sıçrama tahtası olarak gören CTP yoneticilerinin aksine, Sayın Cumhurbaşkanı Rumlar ne kadar egemense Kıbrıs Türk Halkının da en az o kadar egemen olduğunu kararlılıkla ve gururla ifade etmektedir” denilen açıklamada Cumhurbaşkanı Ersin Tatar New York’ta milli politikayı bir kez daha gayriresmi yemekte masaya koyacağı, Kıbrıs Türk tarafının pozisyonunu anlatacağı ve Rum tarafını işbirliğine davet edeceği de kaydedildi.  Açıklama “Halkımızın Sayın Cumhurbaşkanı’na güveni ve desteği tamdır” ifadesiyle sonlandı.