Archives Mart 2025

Kubilay Özkıraç, KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı oldu!

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) Yönetim Kurulu Başkanı, eski EL-SEN Başkanı Kubilay Özkıraç oldu.

İşte o karar:
“Bakanlar Kurulu, Fasıl 171 Elektrik İnkişaf Yasası’nın 5’inci maddesinin (1)’inci fıkrası uyarınca, Ü(K-1)657-2022 sayı ve 31.8.2022 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Yönetim Kuruluna Başkan olarak atanan Hüseyin Paşa’nın bu görevden alınmasına ve yerine Kubilay Özkıraç’ın atanmasına karar verdi.”

Berova:Disiplin Tüzüğü’nü eski haline getirdik

Bakanlar Kurulu Sözcüsü Maliye Bakanı Özdemir Berova  tartışılan Disiplin Tüzüğü’ne ilişkin alınan son alınan kararı açıkladı…

Bakan Berova, “Disiplin Tüzüğü’nü eski haline getirdik. Yetki yine okul idaresinde. Barolar Birliği’nin yaptığı tüzükle ilgili açıklamasını yerinde ve değerli buluyoruz. KKTC olarak BM Çocuk Hakları Sözleşmesini de 96 yılında onaylamış bir devletiz. Anayasa ve Çocuk Hakları Sözleşmesi din ve vicdan özgürlüğün uygulaması konusunda açık ve net mesajlar vermektedir” dedi…

Berova, okul idarelerinin de Barolar Birliği’nin yaptığı değerlendirme çerçevesinde bu konuyu çözeceğini ve aklı selim kararlar alacağına inandıklarını da vurguladı…

Berova, “Eğer bu gerçekleşmezse Milli Eğitim Bakanımız, öğretmen sendikalarını ve siyasi parti temsilcilerini uzlaşı masasına çağıracak. Ama buna gerek kalmadan okul idarelerimizin bu sorunu çözeceğine yürekten inanıyoruz” dedi

Erdoğan: Sokak terörüne teslim olmayız

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası başlayan protestolara ilişkin, “Biz bu ülkeyi sokakta bulmadık, kolay kurmadık. Bugünlere kolay getirmedik. Bu cennet vatanı sokak terörüne teslim edemeyiz” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda Üniversiteli Gençlerle İftar Programı’nda açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:

“Kalbi bu ülke için atan, tarihine sıkı sıkıya sahip çıkan her evladımızın gözlerinden öpüyorum. Bu gençlik sokakları ateşe veren, ağzı ve ahlakı bozuk değil, edep timsali bir gençliktir.

Üniversite sayımızı 208’e yükselttik. Yükseköğretime ayırdığımız bütçe tam 488 milyar lirayı buldu. Yurt, burs ve kredi hizmetlerimizi her geçen gün geliştiriyoruz. Her alanda öğrencilerimizi çağın imkanlarıyla buluşturuyoruz.

Bizler artık sizin zamanınızın misafiriyiz. Gelecek sizlersiniz, milletin umudu sizlersiniz. Her biriniz 85 milyonun istikbalisiniz.

“BU VATANI SOKAK TERÖRÜNE TESLİM ETMEYİZ”

Bu ülke yakın tarihinde gerçekten çok büyük acılar yaşadı. Aynı apartmanda yaşayan aynı üniversitede okuyan aynı mahallede büyüyen gençlerimizi birbirine düşman ettiler. Sokağa adres gösterip gerilimi artıranlar oldu. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun hepimiz kardeşiz, kader ortağıyız. Adımız farklı olsa da soyadımız birdir.

Biz bu ülkeyi sokakta bulmadık, kolay kurmadık. Bugünlere kolay getirmedik. Bu cennet vatanı sokak terörüne teslim edemeyiz. Sizlerden uyanık olmanızı rica ediyorum. Sizi kendi bataklıklarına, kendi karanlık dünyalarına kendi çirkefliklerine çekmek isteyen ağzı ve ahlakı bozuk müptezellere karşı çok ama çok dikkatli olmanızı rica ediyorum.

“HUKUKSUZLUĞUN HESABINI HUKUK İÇİNDE SORACAĞIZ”

Hukuksuzluğun hesabını yine hukuk içinde soracağız. Demokrasimize yönelik saldırıları yine meşru zeminde kalarak bertaraf edeceğiz.

Ülkemizde sergilemen vandallıkların binde biri batı ülkelerinde yapılsa görün başlarına neler gelir.

Özgürlükle sokakları, cami avlularını yakıp yıkmayı, ibadethanelerimizde alkol almayı kastediyorlarsa biz hiçbir şartta orada olmayız. Bu ülkenin polisine taşla, asitle, molotof kokteyline, baltayla saldırırım, kimse bana karışamaz diyorsa biz bunu hak ve özgürlükler dairesinde ele alamayız.

Sokaklarda terör estirenlerin bu ülkeyi yangın yerine çevirmek isteyenlerin varacağı hiçbir menzil yoktur. Girdikleri yol çıkmaz sokaktır. Herkesin sınırlarını bilmeye, hak aramakla hakaret ve vandallık çizgisine geçmemeyi davet ediyorum.”

Vadili’de Küçükbaş Hayvan Yetiştiricilerine Eğitim Verildi

Vadili Topalın Köy Kahvesi’nde küçükbaş hayvan yetiştiricilerine yönelik eğitim programı düzenlendi. Eğitimde, kuzu ve oğlak beslenmesi, hayvan ölümlerinin nedenleri ve süt kalitesinin artırılması konularında bilgilendirme yapıldı.

Program kapsamında, Hayvancılık Dairesi Hayvan Besleme Şubesi’nden Yüksek Ziraat Mühendisi Çağrı Halil Kocadal, kuzu ve oğlak beslenmesinde dikkat edilmesi gereken hususlar ile örnek yem rasyonları hakkında sunum yaptı. Veteriner Dairesi’nden Hayvan Sağlığı ve Patoloji Laboratuvar Sorumlusu Patoloji Doktoru Dr. Neslihan Öznur ve Vadili Kaza Veteriner Dairesi Sorumlusu Veteriner Hekim Ziya Tüzel ise kuzu ve oğlak ölümlerinin sebepleri ile alınabilecek önlemler üzerine bilgi verdi. Ayrıca, SÜTEK Kurumu’ndan Kalite Kontrol Memuru Uzman Kimyager Şeniz Günbay, süt kalitesi ve hijyen konusunda alınması gereken önlemleri aktararak, şahit numune alma süreci hakkında uygulamalı eğitim gerçekleştirdi.

Eğitime katılan yetiştiriciler, uzmanlara merak ettikleri soruları yönelterek sektörle ilgili güncel bilgiler edindi.

GARDİYANOĞLU: “BRT BİZİM GÖZBEBEĞİMİZ”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu Çalışanları Sendikası temsilcilerini kabul etti.
Kabulde konuşan BAY-SEN Başkanı Salih Sakallı, Gardiyanoğlu’nun BRT’ye sürekli gelen bir kişi olarak sorunları yakından takip ettiğini belirterek bu zorlu dönemde BRT’deki birçok sorunu işbirliği içerisinde çözeceklerine inanç belirtti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu da “BRT bizim gözbebeğimizdir” diyerek BRT’nin sorumluluğunun çok büyük olduğununa dikkati çekti.
Gardiyanoğlu “Sorumluluğunuz çok büyüktür. Tüm ulusu ve aynı zamanda tüm dünyayı doğru bilgilendirmek, doğru yönlendirmek ve sorumlu yayıncılık ilkesi ile yayın yapmak çok önemlidir. En doğru haberi şeffaf bir şekilde yayınlamak da sizlerin asli görevlerinizden biridir” diye konuştu.
BRT’nin Kıbrıs Türk Halkı’nın haklı sesini dünyaya duyurma misyonunu sürdürdüğüne ve BRT çalışanlarının bir bayrak taşıyıcısı olduğunu söyleyen Gardiyanoğlu, bu bayrağı daha yukarıya taşıyacak tüm çalışmalarda kendisi ve ekibinin BRT çalışanlarının yanında olacağını vurguladı.

Din İşleri Başkanı Moral, Kadir Gecesi dolayısıyla mesaj yayımladı

Din İşleri Başkanı Hakan Moral, başta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı olmak üzere tüm İslam âleminin Kadir Gecesi’ni tebrik etti.

Moral, Kadir Gecesi dolayısıyla yayımladığı mesajda şunları kaydetti:

“Aziz Milletim, kıymetli kardeşlerim, Kadir Gecesine erdiren kadri yüce Rabbimize şükür!

Şükür ki, zamanı bereketlendirene, dua ve yöneliş bilinciyle biz kullarını kuşatarak iyiliğe ve güzelliğe sevk edene!

Rahmet, bereket ve mağfiret ayı olan Ramazan’ın son günlerine yaklaşırken, Yüce Rabbimizin bizlere bahşettiği mübarek Kadir Gecesi’ni idrak etmenin huzurunu ve sevincini yaşıyoruz.

Kadir, bir çıkış, bir ferahlanma, bir soluk alma zamanı. Bir lütuf, ilahi bir hediye, huzura ulaştıran bir kapı… Dua kapısı.

Kadir Gecesi, Kur’an-ı Kerim’in nazil olmaya (indirilmeye) başladığı, bin aydan daha hayırlı olarak müjdelenen, duaların kabul edildiği, ilahi rahmet ve mağfiretin sağanak sağanak yağdığı müstesna bir gecedir. Bu gece vesilesiyle Rabbimize yönelmeli, dua ve niyazlarımızla hem kendimiz hem de tüm İslam âlemi için barış, huzur ve esenlik dilemeli, kardeşlik ve birlik ruhumuzu pekiştirmeliyiz.

Günümüzde yaşanan sıkıntılar karşısında umutla ve sabırla hareket etmeli, mazlumların ve ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam etmeliyiz. Gönüllerimizi kin, nefret ve hasetten arındırıp, sevgi, merhamet ve dayanışma duygularını çoğaltmalıyız.

Bu duygu ve düşüncelerle, başta Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı olmak üzere tüm İslam âleminin mübarek Kadir Gecesi’ni tebrik ediyor, bu gecenin bizlere sağlık, huzur, mutluluk ve hayırlar getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Dualarımızın kabul, ibadetlerimizin makbul olması dileğiyle…”

Adalet Bakanı Tunç: Boykot çağrısı tehlikeli ve yanlıştır

İşte Bakan Tunç’un açıklamaları:

“BU AHLAKSIZLIĞI VE HAKARETLERİ LANETLİYORUM”

Şiddet çağrısı hiçbir zaman hukuk tarafından korunamaz. Şiddet toplumsal huzuru bozan, bireysel hakları ihlal eden bir tehlike oluşturur. Bu bağlamda devam eden adli soruşturmalar hedef alınarak, söylem ve eylemlerde bulunmanın suç teşkil ettiği unutulmamaktadır.

Sayın Cumhurbaşkanımıza ve merhum annesine yönelik ağza alınmayacak hakaretler edilerek milletimizin sabrı zorlanmaktadır. Bu ahlaksızlığı ve aşağılık hakaretleri lanetliyorum

“BOYKOT ÇAĞRISINDA HEDEF EKONOMİMİZ”

Çirkin eylemlerin sorumlusu provokatif dildir. Kışkırtıcı bir dil kullanarak, markaların isim isim hedef gösterilmesi çok tehlikeli ve yanlış bir yaklaşımdır. Boykot çağrısında hedef ekonomimiz. Basın kuruluşların düşmanca bir tutumla isimlerinin anılması basın özgürlüğüne darbedir.

“SOKAĞI KARIŞTIRANLAR TEK TEK TESPİT EDİLİYOR”

Türk yargısı bağımsızdır, tarafsızdır. Vicdanına göre karar verir. Türk yargısı terörden de teröristten de yolsuzdan da hesap sorar. Hukuk devletinde suç işlendiğine dair bir iddia varsa savunması sokakta değildir. Sokağı karıştıranlar tespit ediliyor, cezasız kalmayacak.

.

BEROVA’DAN MUHALEFETE: MANİPÜLASYON YAPIYORSUNUZ

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda konuşmasında, “Kara parayı getiriyorsunuz” eleştirisini manipülasyon olduğunu söyledi. Yüzde 3 vergi öngören bahse konu yasayla yurtdışındaki paranın ülkeye gelmesinin amaçlandığını dile getiren Berova, ilgili yasanın suç gelirlerini önleme hedefiyle yapılmadığını belirtti.

Güvenlik güçlerinin KKTC’nin teminatı olduğunu belirten Berova, askerin özlük haklarının ilerletilmesi konusunda yapılan çalışmalarda bir noktaya gelindiğini kaydetti. GKK personelinin özlük haklarıyla ilgili konularda yapılabilecek ve yapılamayacak şeyler olduğunu anlatan Berova, yapılabilecek tüm işleri yapma konusunda kararlı olduklarını söyledi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Kadir Gecesi nedeniyle mesaj yayınladı

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, yarın gece idrak edilecek Kadir Gecesi nedeniyle mesaj yayımlayarak, halkın bu mübarek gecesini kutladı.

Öztürkler, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının ardına kadar açıldığı mübarek Kadir Gecesi’ne ulaşmanın huzurunu yaşıyoruz. Bu mübarek gece, kalplerimizin arınmasına, dualarımızın kabul olmasına, iyilikte buluşmamıza, ülkemizde ve dünyada barışın, adaletin ve kardeşliğin hakim olmasına vesile olsun.”

Öztürkler, manevi huzurun doruk noktasına ulaştığı bu gecenin, birlik ve beraberliğin önemini bir kez daha hatırlattığını belirterek, tüm halkın ve İslam âleminin Kadir Gecesi’ni kutladı.

Başbakan Üstel, öğretmen sendikalarıyla görüşüyor

Başbakan Ünal Üstel, ortaokul ve lise düzeyindeki disiplin kurallarına ilişkin tüzük değişikliğiyle başlayan tartışmaların ardından, bugün Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS) ve Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) yetkilileriyle bir araya geldi.

Başbakanlık’ta 11.45’te başlayan görüşmeye, KTOEÖS Başkanı Selma Eylem, Genel Sekreter Tahir Gökçebel, KTÖS Başkanı Mustafa Baybora, Genel Sekreter Burak Maviş ve sendika temsilcileri katıldı. Toplantıda ayrıca; Başbakanlık Müsteşarları Durali Güçlüsoy, Hüseyin Cahitoğlu ve Berhan Ongan da yer alıyor.

Toplantı sonrasında basına açıklama yapılması bekleniyor.

Tüzük geri çekilmişti

Söz konusu tüzük değişikliğine öğretmen sendikaları tepki göstermiş ve kamuoyunda tartışmalara yol açmıştı.

Başbakan Üstel, dün Meclis’te yaptığı açıklamada, “Ortaokullar ile Ortaöğretim Kurumları İçinde ve Dışında Uyulacak Kurallar ve Disiplin (Değişiklik) Tüzüğü”nün, Bakanlar Kurulu tarafından yeniden değerlendirilmek üzere geri çekildiğini duyurmuştu.

Başbakan Üstel, hükümet olarak uzlaşıdan yana olduklarını, dini inançlara saygının önemine dikkat çekmiş, toplumda oluşan gerginliği gidermek adına gerekli istişarelerin yapılacağını ve tüzüğün birlik ve beraberlik içinde yeniden ele alınacağını ifade etmişti.

Hüseyin Amcaoğlu: Parklarıyla güçlenen bir Gönyeli-Alayköy için kararlılıkla çalışıyoruz

Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, kent genelinde yaşam alanlarını güzelleştirmeye yönelik çalışmalara kararlılıkla devam ettiklerine dikkat çekerek, özellikle çocuklara oyun alanı, tüm kent halkına ise nefes alacak yeşil bölgeler kazandırmayı hedeflediklerini ifade etti.

Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, kent genelinde yaşam alanlarını güzelleştirmeye yönelik çalışmalara kararlılıkla devam ettiklerini belirtti. Amcaoğlu, özellikle çocuklara oyun alanı, tüm kent halkına ise nefes alacak yeşil bölgeler kazandırmayı hedeflediklerini vurguladı.

Bu kapsamda Kanlıköy’e yeni bir park kazandırıldığını açıklayan Başkan Amcaoğlu, parkta 388 metrekare yeşil alan, 141 metrelik yürüyüş yolu, çocuk oyun alanı, spor aletleri ve 118 ağaç ile bitki bulunduğunu belirtti.

Yılmazköy Sümbül Sokak Parkı’nda da kapsamlı bir yenileme çalışması gerçekleştirdiklerini ifade eden Amcaoğlu, “190 metrekarelik kauçuk zemin tamamen değişti. Oyun grubunun bakımı yapıldı, kırık salıncak ve kaydıraklar yenilendi. Banklar ve çöp kutuları yenilenirken, 6 adet açık hava spor aleti yerleştirildi” dedi.

Kentin her köşesinde yaşam kalitesini artırmak için çalıştıklarını ifade eden Başkan Amcaoğlu, emeği geçen tüm ekip arkadaşlarına teşekkür etti.

Kadir Gecesi yarın idrak edilecek

Ramazanın 27’nci gecesine denk gelen ve Kur’an-ı Kerim’de “Bin aydan daha hayırlı” olduğu bildirilen Kadir Gecesi yarın idrak edilecek.

İslam’da, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi, “Sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği kutlu gece” olarak kabul ediliyor. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de adı geçen tek gece olarak yer alıyor.

Kur’an-ı Kerim’de Kadir Suresi’nde bu gece şöyle anlatılıyor:

“Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir Gecesi’nde indirdik. Kadir Gecesi’nin ne olduğunu sen ne bileceksin. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”

Recep Tayyip Erdoğan: Hukuku hiçe sayan tepkiler suni dalgalanmaya yol açtı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından yolsuzluk operasyonlarına karşı gösterilen tepkilerin hukuku hiçe saydığını öne sürdü.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün gerçekleştirilen Kabine toplantısının ardından önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, son dönemde yaşanan ekonomik dalgalanmalara ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan protestolara değindi.​

EKONOMİDEKİ DALGALANMALAR VE ALINAN TEDBİRLER

Erdoğan, son günlerde meydana gelen olaylar nedeniyle ekonomide suni bir dalgalanma yaşandığını belirterek, “Elimizdeki araçları etkin şekilde kullanarak son piyasa dalgalanmasını başarıyla yönettik. Etkilerini sınırlı ve geçici hale getirdik,” dedi. İki yıldır uyguladıkları yeni ekonomi programı sayesinde elde edilen kazanımlara zarar gelmesine izin vermeyeceklerini vurguladı. Ayrıca, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası’nın tam koordinasyon içinde çalıştığını ifade etti. ​

PROTESTOLAR VE MUHALEFETE YÖNELİK ELEŞTİRİLER

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından ülke genelinde başlayan protestolara da değinen Erdoğan, muhalefeti eleştirerek, “CHP’nin yolsuzluk operasyonuna verdiği hukuku hiçe sayan tepki, diğer alanlarla birlikte ekonomide temelsiz suni dalgalanmaya sebep olmuştur,” dedi. Protestoların şiddet hareketine dönüştüğünü belirterek, muhalefeti sorumlu tuttu. ​

TÜRKİYE-AVRUPA İLİŞKİLERİ VE DIŞ POLİTİKA

Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa güvenliği açısından önemine dikkat çekerek, “Geçtiğimiz haftalarda yaşanan hararetli tartışmalar, Türkiye’siz Avrupa güvenliğinin mümkün olmayacağını göstermiştir,” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin, Avrupa ülkeleri ve birlikle ilişkilerini karşılıklı saygı çerçevesinde ilerletmeye hazır olduğunu belirtti. ​

Erdoğan: Provokasyonlarla vatandaşlarımızın huzurunu bozmaktan vazgeçin

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Provokasyonlarla vatandaşlarımızın huzurunu bozmaktan vazgeçin. Cesaretiniz varsa yolsuzlukların, hırsızlıkların, alınan rüşvetlerin hesabını verin” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu.

Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslenen Erdoğan, vatandaşların ramazan ayını ve Kadir Gecesi’ni tebrik etti.

Mübarek günler hürmetine Yüce Allah’tan, Türk milletini, Müslümanları ve tüm insanlığı rahmeti, mağfireti, affı ve bereketiyle kuşatmasını niyaz eden Erdoğan “Bir tarafta Ramazan-ı Şerif’e veda edecek olmanın hüznünü, diğer tarafta bayrama kavuşacak olmanın heyecanını aynı anda yaşıyoruz. Rabbim bizleri sağlık, afiyet ve huzur içinde Ramazan Bayramı’na da eriştirsin.” diye konuştu.

Erdoğan, Gazze, Filistin ve Yemen başta olmak üzere gönül coğrafyasının farklı köşelerinde yaşanan ölümlerin, acıların, zulümlerin, mağduriyetlerin ve haksızlıkların bir an önce sona ermesini temenni etti.

Son kabine toplantısından bu yana iftar programları, yabancı kabulleri, telefon görüşmeleri ve çeşitli etkinliklerle yine yoğun bir mesaileri olduğunu hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“İsrail saldırıları başladığında ülkemize getirdiğimiz Gazzeli mazlumlardan, sağlık çalışanlarımıza, devlet koruması altındaki evlatlarımızdan Harbiyeli gençlerimize, çiftçi kardeşlerimizden önceki dönem ve 28. dönem milletvekillerimize kadar halkımızın çok çeşitli kesimleriyle muhabbet sofrasında bir araya geldik, kucaklaştık, hasbihal edip hasret giderdik. Bugün de Külliyemizde eğitim öğretim ordumuzun neferlerini ağırlayacak yarın ise Kredi Yurtlar Kurumu’ndaki öğrencilerimizle bir arada olacağız. Ertesi gün işçi, emekçi kardeşlerimizi milletin evinde misafir edeceğiz. Yani son güne kadar dayanışma, paylaşma ve kardeşlik ayı Ramazan-ı Şerif’in manasına uygun şekilde idrak etmeye çalışacağız.”

Erdoğan, bayram öncesinde yüzlerini Türkiye’ye dönmüş mazlum ve mağdurlara el uzatmanın gayretinden olacaklarını, dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan bölgelere yönelik yardımları hem gönüllü kuruluşlar hem de resmi kurumlar vasıtasıyla artırdıklarını söyledi.

Türkiye içinde de bir taraftan belediyeler ve parti teşkilatları, diğer taraftan sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları aracılığıyla ihtiyaç sahiplerinin kapısını çaldıklarını, hallerini hatırlarını sorduklarını dile getiren Erdoğan, son 23 yıldır olduğu gibi bugün de garibin, yetimin, öksüzün, Allah’tan ve devletten başka kimsesi olmayanların imdadına koştuklarını, onlara kol kanat germeyi azimle sürdürdüklerini vurguladı.

“Avrupa’nın, ülkemize olan ihtiyacı açıkça ikrar edilmeye başlandı”

Dış politika bağlamında Polonya Başbakanı Donald Tusk’un Türkiye’yi ziyaretinin oldukça anlamlı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Tusk ile Ukrayna-Rusya Savaşı’ndaki son durumun yanı sıra Avrupa ülkeleriyle son günlerde yoğunlaşan diyaloğu da istişare ettiklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Geçtiğimiz haftalarda yaşanan hararetli tartışmalar Türkiye’siz bir Avrupa güvenliğinin mümkün olmayacağını göstermiştir. Sadece güvenlik boyutuyla değil, ekonomiden diplomasiye, ticaretten sosyal hayata birçok alanda Avrupa’nın, ülkemize olan ihtiyacı açıkça ikrar edilmeye başlandı. Avrupalı dostlarımız politikalarını rasyonel bir zeminde belirledikçe Türkiye’yle münasebetlerin önemini de idrak ediyorlar. Bunları Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin geleceği açısından ümit verici gelişmeler olarak okuyoruz. Küresel ölçekte meydana gelen hızlı ve ani değişimler daha fazla diyaloğa ve kurumsal işbirliğine ihtiyacımız olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye ortak çıkarlar ve karşılıklı saygı çerçevesinde Avrupa ülkeleri ve Birlikle ilişkilerini ilerletmeye hazırdır. Elbette bu Türkiye’nin tek başına sergileyeceği bir irade değildir. Aynı iradenin muhataplarımızda da mevcut olması esastır. Türkiye’nin yıllardır istikrarlı bir şekilde izlediği stratejik yaklaşımın Avrupalı mevkidaşlarımızın politikalarına da yön vereceğine inanıyorum.”

Ukrayna’daki savaşla ilgili son gelişmeleri de dikkatle takip ettiklerini belirten Erdoğan, ilk günden beri Türkiye olarak çok doğru bir yerde konumlandıklarını dile getirdi.

“Dünyadaki hiçbir hadiseden haberi olmayan ülkemizdeki muhalefet başta olmak üzere kimsenin dolduruşuna gelmedik.” ifadelerini kullanan Erdoğan, iki komşunun arasında dengeli, hakkaniyetli, her ikisine de güven veren bir tutum sergilediklerinin altını çizdi.

Barışın kaybedeninin olmayacağını her platformda vurguladıklarını hatırlatan Erdoğan, “Bugün de aynı çizgimizi koruyoruz. 4. yılına giren bu savaşın daha fazla kan dökülmeden, daha fazla yıkım olmadan, adil bir barışla sona ermesini arzu ediyoruz. Amerika Birleşik Devletleri’nin 30 günlük ateşkes teklifine Rusya’nın kısmen de olsa olumlu yaklaşımını barışa giden yolda mütevazı fakat kıymetli bir adım olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.

“ABD Başkanı Trump ile birçok önemli meseleyi ele aldık”

Bölgenin bir an önce istikrarsızlık ve çatışma anaforundan çıkması için tüm diplomatik imkanları seferber ettiklerini, bu konudaki düşüncelerini ABD Başkanı Donald Trump ile yaptıkları telefon görüşmesinde de paylaştıklarını aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

“Oldukça samimi geçen görüşmemizde Sayın Trump’la belirlediğimiz 100 milyar dolarlık ticaret hedefimizin önündeki tüm engellerin kaldırılması dahil birçok önemli meseleyi ele aldık. Suriye başta olmak üzere bölgemizdeki güncel kritik gelişmeleri detaylıca değerlendirdik. Sayın Trump’ın ikinci döneminde Türk-Amerikan ilişkilerinin farklı bir ivme yakalaması pekala mümkündür. Bölgemizdeki tüm zorluklara rağmen özellikle iki müttefik ülkenin işbirliğini zehirlemeye çalışan lobilere rağmen, tüm coğrafyamızın selameti için bunu başaracağımıza, başarmamız gerektiğine inanıyorum.”

“Çanakkale ruhu, bizi birbirimize bağlayan yüksek bir şuurdur”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her yıl olduğu gibi bu sene de 18 Mart’ta Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıl dönümünü milletçe gururla kutladıklarını, Çanakkale Zaferi’nin 110. seneidevriyesinde canları pahasına “Çanakkale’yi Geçilmez” kılan ölümsüz kahramanları bir kez daha rahmetle, şükranla, kemal-i hürmetle yad ettiklerini söyledi.

Suriye’den Gazze’ye, Halep’ten Tebriz’e, Musul’dan Kudüs’e kadar gönül coğrafyasının dört bir yanından şehitlerin Çanakkale’de koyun koyuna yattığını hatırlatan Erdoğan, Çanakkale ruhunun bu dayanışmanın, bu kader ortaklığının vücut bulmuş hali olduğunu dile getirdi.

“Çanakkale ruhu, hem millet olarak hem de kardeşlerimizle bizi birbirimize bağlayan yüksek bir şuurdur.” diyen Erdoğan, bu ruhu yaşatmaya, yüceltmeye devam edeceklerini belirtti.

“Nevruz’un resmi bayram olarak kutlanmasını arzu ediyoruz”

Geçen hafta baharın müjdecisi olan bolluk ve bereketin bayramı Nevruz’u da büyük bir coşkuyla kutladıklarını anımsatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“21 Mart’ta ve takip eden günlerde birkaç menfi fotoğraf dışında, milletimizi üzen, tedirgin ve rencide eden nahoş olaylar yaşanmadı. Genel itibarıyla özellikle geçmiş yıllara kıyasla daha huzurlu Nevruz geçirdik. Biz de İstanbul’da partimiz tarafından düzenlenen programla milletimizin, coğrafyamızın ve Türk dünyasının Nevruz heyecanına ortak olduk. Nevruz’un milletimizin kardeşliğinin simgesi olarak resmi bayram olarak kutlanmasını arzu ediyoruz. Yine Nevruz Bayramı’nın Türk dünyasının ortak anma ve kutlama günü olarak kabulünü önümüzdeki zirvede teklif edeceğiz. Burada şunu da söylemeden geçemeyeceğim; Nevruz etkinliklerinden yansıyan bazı görüntüleri tabii ki biz de tasvip etmiyoruz ama buna rağmen bu yılki kutlamaların olaysız, gerilimsiz, şiddetsiz bir şekilde gerçekleştirilmesini milletimizin birliği ve dirliği adına çok anlamlı buluyoruz.”

Bir polisin ücretini kendi cebinden ödeyerek engelli bir vatandaştan satın aldığı pamuk şekeri çocuklara vermesinin ana muhalefet aktörleri tarafından eleştiri konusu yapıldığını belirten Erdoğan, “Emniyet güçlerimize baltayla, havai fişekle, yanıcı asitle, molotofla, taşla, sopayla saldıran sokak teröristlerine kucak açanlar, polisimizin çocuklara pamuk şeker ikram etmesini dillerine doluyorlar. Düne kadar şehir şehir oy dilenen kendileri değilmiş gibi şimdi çıkıp utanmadan pamuk şeker üzerinden hamaset yapıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

“Öyle bir çarpık zihin dünyasına sahipler ki polise taş atılmasıyla, molotof atılmasıyla, asit atılmasıyla, baltayla saldırılmasıyla bir sorunları yok. Esnafın dükkanının camının, çerçevesinin indirilmesiyle bir dertleri yok. Milletin malının, mülkünün yağmalanmasıyla bir sıkıntıları yok. Tarihi camilerimizin avlusunun affedersiniz meyhaneye çevrilmesi ile de hiçbir problemleri yok. Ama Nevruz Bayramı’nda polisimizin çocuklara pamuk şekeri dağıtması bunları rahatsız ediyor. Bu tutarsızlığın, bu büyük çelişkinin milletimiz tarafından, özellikle Kürt kardeşlerimiz tarafından da not edildiği kanaatindeyim. Bu faşizan dil millet karşısında zaman kaybetmiştir, bundan sonra da kaybetmeye mahkumdur. Terörsüz Türkiye hedefine yaklaştıkça istismar malzemeleri ellerinden alınanların bu tür hezeyanlarına anlaşılan daha çok şahit olacağız. Onlar ne yaparsa yapsın, biz milletimizi 40 yıldır kanını ve kaynaklarını emen terör musibetinden kurtarmakta kararlıyız.”

“Nevruz Bayramı’nın sevgi, kardeşlik bağlarını güçlendirmesini temenni ediyorum”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk, Kürt, Arap, Sünni, Alevi, Çerkez ve Laz olmak üzere 85 milyonun emanetini taşıdıklarını söyledi.

Dünyanın en büyük, en güçlü yıldızı, en çok parlayan ülkelerinden Türkiye’yi yönettiklerini, 23 yıldır olduğu gibi kutuplaşma yerine kucaklaşmayı, kavga yerine dayanışmayı, nefret siyaseti yerine sevgi siyasetini savunduklarını belirten Erdoğan, ne pahasına olursa olsun muhabbetin, barışın ve kardeşliğin evrensel dilini yükseltmekten geri durmayacaklarını vurguladı.

Erdoğan, “Nifak ve nefret saçanlara aldırmadan, bolluk ve bereketi ile baharın gelişini simgeleyen Nevruz’u 85 milyon olarak birbirimize yeni bir umutla sarılma vesilesi haline dönüştürmeye gelecekte de devam edeceğiz. Aziz milletim başta olmak üzere, gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin Nevruz Bayramı’nı bir kez daha tebrik ediyor, aramızdaki sevgi ve kardeşlik bağlarını güçlendirmesini yürekten temenni ediyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

“CHP’nin demokrasi anlayışının açık oy, gizli sayım komedisinin bir adım ötesine geçemediği tekrar ispatlanmıştır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul merkezli bir yolsuzluk operasyonunun ardından ana muhalefet partisi genel başkanının yaptığı sokak çağrısı sonrası ortaya çıkan ve kısa sürede şiddet hareketine dönüşen olayları milletçe ibretle takip ettiklerini belirtti.

Marjinal örgütlerin ve şehir eşkiyalarının saldırıları sebebiyle 5 günde 123 güvenlik görevlisinin yaralandığını aktaran Erdoğan, yaralananlara geçmiş olsun dileklerini iletti, görevlerini sabır ve soğukkanlılıkla yerine getiren güvenlik kuvvetlerine teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Genel Başkan dahil ana muhalefet partisi yöneticileri, maalesef çok büyük bir şuursuzluk örneği sergilemiştir. Yolsuzluk, soygun, irtikap, iltimas, rüşvet iddialarına cevap vermek yerine 5 gün boyunca siyasi tarihimizin en basiretsiz, seviyesiz, ahlak ve hukuk yoksunu açıklamalarına imza atmışlardır. Vandalların saldırılarında yaralanan polislerimizin, camı çerçevesi kırılan esnafımızın, zarar verilen milyarlarca liralık kamu malının tek sorumlusu sokak çağrısı yapan ana muhalefet partisi lideri ve şürekasıdır.” dedi.

Bu olayların siyasi hesabının TBMM’de, hukuki hesabının ise yargı önünde sorulacağını bildiren Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Son 5 gündür tanık olduklarımız bize şu gerçeği bir kez daha göstermiştir; Türkiye gibi büyük bir ülkenin basiret, vizyon ve kalite açısından çok küçük, çok iptidai, çok çapsız bir ana muhalefet partisi vardır. Bunlara bırakın devleti, bırakın yerel yönetimleri, bir belediye büfesi bile teslim edilmeyeceği tekrar ortaya çıkmıştır. İSKİ skandalından tam 32 yıl sonra, tek parti faşizminden 80 yıl sonra bu millete yeniden bir dejavu yaşattılar. Tek parti döneminde sandığın neye hizmet ettiğini, güya seçim denilerek yıllarca nasıl bir tiyatro oynandığını dün bizzat görmüş olduk. CHP’nin demokrasi anlayışının açık oy, sayım, gizli sayım komedisinin bir adım ötesine geçemediği tekrar ispatlanmıştır. Aradan geçen 80 yıla rağmen zerre kadar değişmediklerini 85 milyona tekrar hatırlatan CHP’nin, kendi çalıp kendi oynadığı oyunu tebessümle izlemeye devam edeceğiz. Parti içi iktidar mücadelelerini milletin meselesi haline getirmelerine de aracılık yapmayacağız.”

“Milletin sinir uçları ile daha fazla oynamayın”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce birkaç kez yaptığı çağrıyı bugün tekrarladığını belirterek, şunları kaydetti:

“Provokasyonlarla vatandaşlarımızın huzurunu bozmaktan artık vazgeçin. Cesaretiniz varsa yolsuzlukların, hırsızlıkların, alınan rüşvetlerin, yapılan usulsüzlüklerin hesabını verin. Şayet yürütülen soruşturmadaki iddialara, tutuklanan kişilere her şeyiyle kefilseniz çıkıp bunu adam gibi açıkça söyleyin. Buna niyetiniz yoksa boşuna milleti germeyin. Milletin sinir uçları ile daha fazla oynamayın. Sadece sloganını değil zihniyetini de aldığınız, banka soyguncusu marjinal sol örgütleri polisimizin üzerine salmayın.

Sizler de 5 gündür görüyorsunuz. Öyle yüksek sesle bağırıyorlar ki aslında yaptıkları işe, söyledikleri söze, sergiledikleri tavra kendilerinin de inanmadığını hal diliyle ikrar ediyorlar. Doğru veya yanlış hiç fark etmez, sözüne ve eylemine inanan insanların duruşunun en küçük bir emaresi bile bunlarda mevcut değil. Biz bu riyakarlığa, FETÖ başta olmak üzere, ülkemizin başına musallat edilen örgütlerden, yıllarca gözümüzün içine bakarak yalan söyleyen uluslararası aktörlerden aşinayız. İnanmadan oynanan her oyun gibi bunların şovu da perde kapanınca bitecektir. İşte o zaman geriye dönüp baktıklarında, şayet zerre kadar saygıları kaldıysa, ülkeye ve millete yaptıkları kötülüklerden dolayı inanıyorum ki utanç duyacaklardır. Gerçi bugüne kadar böyle onurlu bir davranışlarına hiç şahit olmadık. Ama ülkenin geleceği ve selameti adına ümidimizi de yitirmek istemiyoruz.”

Türkiye’nin kaybedecek tek bir dakikasının bile olmadığını vurgulayan Erdoğan, “Bizim bu siyaset tüccarlarının kavgalarıyla ayak oyunlarıyla hırslarıyla ihtiraslarıyla oyalanacak vaktimiz de yok. Ana muhalefet partisi kadroları, eski genel başkanlarının o veciz ifadesiyle en iyi yaptıkları iş olan birbirlerini yemeye devam edebilir. Biz sadece işimize bakıyoruz, milletimize hizmete odaklanıyoruz. Biz ekonomisiyle, güvenliğiyle, savunmasıyla, demokrasiyle, adaletiyle güçlü bir Türkiye inşa etmeye odaklanıyoruz. İnşallah daha çok çalışacak daha çok üretecek sadece bugünün meselelerini çözmekle kalmayıp, Türkiye’yi yarının dünyasına çok güçlü biçimde hazırlayacağız.” diye konuştu.

CHP’nin yolsuzluk operasyonuna verdiği hukuku hiçe sayan tepkinin, diğer alanlarla birlikte ekonomide de temelsiz ve suni bir dalgalanmaya sebep olduğunu bildiren Erdoğan, sergilenen illüzyonun kısa bir süre sonra ortadan kalktığında yaşananların anlamsızlığının daha iyi anlaşılacağını söyledi.

“İki yıldır uyguladığımız yeni ekonomik programımız sayesinde elde ettiğimiz kazanımlara halel gelmesine asla izin vermeyeceğiz.” ifadelerini kullanan Erdoğan, şunları söyledi:

“Bu program ile birlikte tarihi seviyelerde düşük cari açık ve işsizlik oranlarına ulaştık. Mali disiplini güçlendirdik ve enflasyonu kontrol altına aldık. Merkez Bankamızın rezervlerini güçlendirip ekonomimizin şoklara karşı direncini önemli ölçüde artırdık. Ayrıca 6 Şubat depremlerinin yaralarını süratle sarmaya başladık. Bu başarıların hepsini de büyük bir emek, sabır ve kararlılıkla elde ettik.”

“Son piyasa dalgalanmasını da başarıyla yönettik”

“Ekonomi programını uygulamayı aynı azim ve kararlılıkla sürdüreceklerini” belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Böyle dönemlerde ana önceliğimiz makro finansal istikrarı korumaktır. Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Merkez Bankamız ve ilgili tüm kurumlarımız sağlam bir ekip ruhuyla bizim de güçlü desteğimizle gece gündüz demeden tam bir koordinasyon içinde çalışıyor. Bugüne kadar gereken her adımı vakit kaybetmeden attık, atıyoruz. Bundan sonra da proaktif ve esnek bir yaklaşımla ihtiyaç duyulan tüm tedbirler alınacaktır. Kurumlarımız piyasaların sağlıklı işleyişini sağlamak için hem yetkiye hem de iradeye sahiptir. Elimizdeki araçları etkin biçimde kullanarak son piyasa dalgalanmasını da başarıyla yönettik. Etkilerini sınırlı ve geçici hale getirdik. Önümüzdeki dönemde de ekonomi programımıza hız kesmeden, taviz vermeden kaldığımız yerden devam edeceğiz.”

Şahsi menfaatleri için gözlerini kırpmadan ülkeyi ateşe atmak isteyenlerin hırslarına teslim olmayacaklarını vurgulayan Erdoğan, “Şunun altını çizerek tekrar ifade etmek isterim. Türkiye bugünlere sınana sınana gelmiştir. Son 23 yılda nice badireyi atlattık, nice saldırıyı püskürttük, nice ihaneti göğüsledik, nice manipülasyonu önledik, nice pusudan yara almadan çıktık. Aziz milletimizin hakkını, hukukunu, onurunu koruma konusunda en küçük bir geri adım atmadık.” diye konuştu.

“İçeride ve dışarıda herkes, Türkiye’nin hedeflerinden kopan bir ülke olmadığını görmüştür”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde çıkardıkları her kaosu, ekonomimizi baltalayarak taçlandırmaya çalışanların oyunları bir kez daha bozulmuştur.” dedi.

Erdoğan, “İçeride ve dışarıda herkes artık Türkiye’nin eskisi gibi 3-5 çığırtkanın bağırmasıyla, 3-5 vandalın ortalığı karıştırmasıyla sarsılan, rotasından sapan, hedeflerinden kopan bir ülke olmadığını bir kez daha görmüştür. Milletimizin bize güvenmeye devam etmesini bekliyorum. Unutmayınız, bütün bunlar Türkiye Yüzyılı vizyonuyla geleceğine yeni bir ışık tutan “Terörsüz Türkiye” hedefi ile 40 yıllık meselesini geride bırakmaya hazırlanan güçlü altyapısıyla dünyanın üretim üslerinden biri haline gelen, sağlam güvenlik paradigmasıyla bölgesinin umudu haline dönüşen velhasıl her alanda küresel iddia ve itibar sahibi Türkiye gerçeğinin sonucu ve ifadesidir.” şeklinde konuştu.

Artık 23’üncü yılına giren iktidarlarında her gününü eserle, hizmetle, yatırımla, mücadeleyle dolu dolu geçirdiklerinin altını çizen Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye’yi demokrasi ve altyapısıyla Cumhuriyetimizin yeni asrına hazırlama şerefi bize nasip oldu. Dikkat ederseniz bugün de ülkemizde milletimizin gerçek gündemini, milletimizin hakiki sorunlarını, insanımızın samimi beklentilerini kendine dert edinen, çözümü için program geliştiren tek kadro biziz.

Milletimizin bunca yıldır bize verdiği destek kara kaşımıza, kara gözümüze değil. Ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetleridir. Her alanda Türkiye’nin meselelerinin çözümü için tefekkür eden, çözüm yolları arayan, projeler geliştiren, icraat yapan yegane iktidar ve ittifak olarak milletimizin emrinde olmayı hep sürdüreceğiz.”

 

Yılın ilk Güneş tutulması 29 Mart’ta gerçekleşecek

2025’in ilk güneş tutulması 29 Mart’ta gerçekleşecek. Halka şeklinde gözlemlenecek bu gökyüzü olayı, ABD, Grönland ve Atlantik Okyanusu üzerinden izlenebilecek. İstanbul saatiyle 19.00’da başlayacak tutulma Türkiye’den görülmeyecek. 2025’te ikinci tutulma ise 23 Eylül’de yaşanacak.

2025’in ilk güneş tutulması 29 Mart Cumartesi günü gerçekleşecek. Bu tutulma, yılın en dikkat çeken gök olaylarından biri olarak gökyüzü meraklılarının ilgisini çekiyor. Ancak bu özel tutulma Türkiye’den izlenemeyecekHalka şeklinde güneş tutulması olarak sınıflandırılan bu doğa olayı, özellikle Kuzey Amerika kıtası ve Atlantik Okyanusu çevresinden gözlemlenebilecek.

Halka şeklinde güneş tutulması nedir?

29 Mart’taki tutulma, “annüler güneş tutulması” yani halka şeklinde tutulma olacak. Bu tür tutulmalarda Ay, Güneş’in tamamını kapatamaz; Güneş’in kenarlarında parlak bir halka oluşur. Bu durum, Ay’ın yörüngesindeki uzaklığı nedeniyle Güneş’i tamamen örtememesi sonucu ortaya çıkar.

Nereden i̇zlenebilecek?

Tutulma, ABD’nin doğu kıyılarından başlayarak Grönland ve Atlantik Okyanusu üzerinden devam edecek. Kanada’nın bazı bölgeleri ve İzlanda’nın güneyinden kısmi olarak görülebilecek. Türkiye ve Avrupa’nın büyük bölümü ise bu gök olayını doğrudan gözlemleyemeyecek.

İstanbul saatine göre saat kaçta? 

29 Mart’taki güneş tutulması İstanbul saatiyle saat 19.00’da başlayacak. Tutulmanın maksimum evresi saat 20.07, sona erme saati ise yaklaşık 21.15 olarak hesaplandı. Ancak bu saatler Türkiye’de yalnızca canlı yayınlar veya dijital teleskop sistemleriyle takip edilebilecek.

2025’te başka güneş tutulmaları da var

Bu yıl içinde ikinci bir güneş tutulması daha yaşanacak. 23 Eylül 2025’te gerçekleşecek bu tutulma ise kısmi olacak ve yine Türkiye’den gözlemlenemeyecek. 2025 yılı, gökyüzü takviminde tutulmalar açısından zengin bir yıl olurken, Türkiye’den izlenebilecek bir güneş tutulması için biraz daha beklemek gerekecek.

Tutulma meraklıları i̇çin alternatifler

Türkiye’den izlenemeyecek bu tutulmayı takip etmek isteyenler için NASA ve birçok gözlemevi canlı yayın hazırlığı yapıyor. YouTube ve sosyal medya platformları üzerinden bu yayınlara ulaşmak mümkün olacak. Ayrıca mobil uygulamalarla tutulma güzergahı ve saat bilgileri detaylı olarak takip edilebilir.

Güneş tutulması nedir ve nasıl oluşur?

Güneş tutulması, Ay’ın yörünge hareketi sırasında Dünya ile Güneş arasına girmesi ve Güneş’i kısmen ya da tamamen örtmesi sonucu oluşan bir doğa olayıdır. Ay, yeni ay evresindeyken ve Dünya’ya göre Güneş ile kavuşum halinde olduğunda, tutulma meydana gelir. Ay’ın yörünge düzlemi ile Dünya’nın yörünge düzlemi arasındaki açı nedeniyle, bu hizalanma nadiren gerçekleşir ve bu yüzden Güneş tutulmaları sık görülmez.

Güneş tutulmaları kaç yılda bir olur?

Güneş tutulmaları, Ay’ın yörünge hareketi ve Dünya ile Güneş arasındaki konumuna bağlı olarak yılda iki ile beş arasında gerçekleşebilir. Ancak, belirli bir bölgeden tam Güneş tutulmasını gözlemlemek nadirdir ve aynı bölgede yüzyıllar sürebilir.

DMM’den “Ankara Büyükşehir Belediyesine konser soruşturması başlatıldı” iddialarına ilişkin açıklama

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), bazı basın yayın organlarında yer alan, “Ankara Büyükşehir Belediyesine (ABB) konser soruşturması başlatıldı” iddiasının manipülasyon içerdiğini, soruşturma izninin ABB Başkanı Mansur Yavaş’ı değil konuyla ilgili personeli kapsadığını bildirdi.

DMM’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Bazı basın yayın organlarında yer alan, ‘Ankara Büyükşehir Belediyesine konser soruşturması başlatıldı’ iddiası manipülasyon içermektedir. İddia edilenin aksine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına ilişkin verilen soruşturma izni, ABB Başkanı Mansur Yavaş’ı değil konuyla ilgili personeli kapsamaktadır.

İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişlerince yapılan ön inceleme neticesinde düzenlenen 31 Ocak 2025 tarihli rapor doğrultusunda 130 konseri kapsayan hizmet alımlarına ilişkin inceleme bugün tamamlanmıştır. Bu kapsamda 33 konser hakkında, kamu zararı iddiasıyla soruşturma izni verilmiştir. Bahse konu soruşturma sonucu Ankara Valiliğince Ankara Büyükşehir Belediyesinin 6 personeli hakkında soruşturma izni verilmiştir. Bahse konu teftiş işlemleri, yılın belirli dönemlerinde rutin olarak yapılmakta olup, güncel bir soruşturma başlatılmış gibi servis edilerek manipülasyon yapıldığı tespit edilmiştir. Kamuoyunu manipüle etmeye yönelik asılsız iddialara itibar etmeyiniz.”

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu öğretmen sendikalarıyla görüştü

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Disiplin Tüzüğü’nde yapılan değişikliğin geri çekilme kararının ardından öğretmen sendikalarıyla görüştü ve uzlaşı arayışında olduklarını söyledi.

“Ortaokullar ile Ortaöğretim Kurumları İçinde ve Dışında Uyulacak Kurallar ve Disiplin (Değişiklik) Tüzüğü”nün geri çekilme kararının ardından öğretmen sendikalarıyla görüşen Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, uzlaşı arayışında olduklarını vurguladı.

Çavuşoğlu, Başbakan Ünal Üstel’in de yarın saat 11.30’da öğretmen sendikalarının temsilcileriyle görüşeceğini bildirdi.

BRT televizyonunda 18. Saat programına canlı telefon bağlantısıyla katılan Çavuşoğlu, geçen hafta yaptıkları tüzük değişikliyle başlayan tartışmaları bugün hükümet ortakları ve ana muhalefet partisiyle değerlendiren Başbakan Üstel’in, diyalog yolu açmak için iyi niyet göstererek tüzüğü geri çekme kararını açıkladığını kaydetti.

Çavuşoğlu, bu konuda sendikalarla görüşmekle görevlendirildiğini belirterek, hem öğretmenlerin hem öğrencilerin hem de velilerin kıymetli olduğunu, hükümetin de diyalog kapısı açmak ve uzlaşı kültürüyle konuyu bir noktaya taşımak amacıyla bu kararı aldığını anlattı.

Nazım Çavuşoğlu, bugünkü toplantıda sendikaların görüşlerini ifade ettiğini kendilerinin de gerginliğe yol açacak bir konu kalmaması gerektiğini söylediklerini belirtti.

Sendikaların eylem yaptığını, gergin bir ortam bulunduğunu ifade eden Bakan Çavuşoğlu, tüzüğü geri çekerek diyalog kurmaya çalıştıklarını; bu çerçevede Başbakan’ın da sendikalarla görüşmek istediğini ve yarın saat 11.30’a randevu verdiğini bildirdi.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, “Sayın Başbakan da sendikalarla uzlaşılabilecek noktaları arayacak. Sendikalarla görüşmeden sonra da Bakanlar Kurulu var. Konuyu oraya da götüreceğim, akabinde prosedür neyse yapılacak.” diye konuştu.

Sonucun ne olduğunu görmek için yarın Başbakan Üstel’in öğretmen sendikalarıyla yapacağı görüşmeyi beklemek gerektiğini söyleyen Çavuşoğlu, “Umarım taraflar umut ettikleri noktaya gelirler. Öğretmenler için huzurlu çalışma ortamı olur ve öğrenciler için eğitimin kesintiye uğramasının ortadan kalması arzumuzdur.” dedi.

Nazım Çavuşoğlu, uzlaşı arayışlarını vurgulayarak, yarınki görüşmeden sonra nasıl bir yol izleneceğinin ortaya çıkabileceğini; tüzük yarınki Bakanlar Kurulu’nda geri çekildiğine ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayımlanana kadar yürürlükte olacağını da ekledi.

Hasipoğlu: Karma oy erken seçim için geliyor diye bir şey sözkonusu değil

UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, BRT Canlı Yayını’nda gündemi değerlendirdi.

“Karma oy” sürecini değerlendiren Hasipoğlu, karma oy için 2023 yılında düğmeye bastıklarını hatırlattı

Hasipoğlu, “ 2023 Yılı’nda bunu yapacağımız söyledik. O günden çalışmaya başladık. Son olarak da meclis komitesinden geçirdik. Önümüzdeki günlerde genel kurula gelecek. Karma oy için erken seçim var da o yüzden iktidar bunu apar topar getiriyor diye eleştiriler çıkmış. Bunun erken seçimle alakası yok. Önümüzdeki tek seçim Cumhurbaşkanlığı Seçimidir. Karma oyun kaldırılması artık bir ihtiyaç haline gelmiştir.” dedi.

Cenevre’de yapılan Kıbrıs Zirvesini de değerlendiren Hasipoğlu, Rum Tarafı’nın ısrarla federasyonu gündeme tutmaya çalıştığını belirtirken, Türk Tarafı’nın kararlı duruşu ile federal süreçten daha da uzaklaşıldığını hep birlikte gözlemlediklerini ifade etti.
Hasipoğlu, “ Egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz kabul edilmeden, kapsamlı çözüm için masaya oturmayacağız. Bundan asla ödün vermedik, vermeyeceğiz. Artık yeni sayfa açılmıştır. Yeni sayfada federasyon yoktur. Burada neyi başardık… Burada başarılan, işbirliği konusunda uzlaşının başlayabilmiş olmasıdır. Biz hiçbir zaman masadan kaçmayacağız. Halkımızın menfaatine işbirliğine devam edeceğiz. BM de bu konuda kararlı. Bu açıdan Cenevre Zirvesi iyi bir başlangıç olmuştur” diye konuştu

Töre: “Yeni bina ihtiyaçlara cevap verecek”

UBP Milletvekili Zorlu Töre mecliste yaptığı konuşmasında, devlet olmanın hususlarını yerine getirecek yeni binanın ihtiyaçlara cevap verecek şekilde olduğunu ifade ederek, bundan mutlu olduklarını belirtti ve herkesin de bundan mutlu olmasını temenni etti. Türkiye Cumhuriyetine teşekkür eden Töre, KKTC’nin ihtiyacı olan binalara destek veren Türkiye’ye şükranlarını sundu.

Dinçyürek: Hemşirelik mesleğini geliştirecek adımlar atmaya devam edeceğiz

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek mecliste yaptığı konuşmasında, ülkede son zamanlarda yaşanan hemşire açığına işaret etti. Sağlıkta büyük yatırımlar yaptıklarını ancak başta hemşireler olmak üzere sağlık personeli ile ilgili sıkıntılar yaşadıklarını ifade eden Dinçyürek, İngilizce hemşire eğitimi veren üniversiteleri genelde yabancıların tercih ettiğini kaydetti.

Dinçyürek, sağlık sistemi için hemşirelik mesleğinin çok önemli olduğunu, bu sistemi geliştirecek adımlar atmaya devam edeceklerini ifade etti.

İngilizce bilen hemşire sayısının az olduğunu ifade eden Dinçyürek, kamuda da İngilizcenin önemine vurgu yaptı ve bu yönde gerekli çalışmaları yapacaklarını kaydetti.

Başbakan Üstel, disiplin tüzüğü değişikliğinin geri alındığını açıkladı

Başbakan Ünal Üstel, Ortaokullar ile Ortaöğretim Kurumları İçinde ve Dışında Uygulanacak Kurallar ve Disiplin (Değişiklik)Tüzüğü’nü geri çekeceklerini duyurdu ve vurguladı:

DİNİ İNANÇLARLA ÖZGÜRLÜKLER BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI

Başbakan Ünal Üstel düzenlemenin yeniden gözden geçirileceğini belirtti,
“Gerekli uzlaşıyı sağlamak ve ilgili taraflarla istişare etmek için tüzüğü geri alacağız.”dedi.
Düzenlemenin halkı ayrıştırma ya da toplumsal gerilim yaratma amacı taşımadığını vurgulayan Üstel, şu ifadeleri kullandı: “Daha önce Bakanlar Kurulu’nda yaptığımız bu düzenlemede, çocuklarımız arasında itilaf yaratmayı hedeflemedik. Bazı çocuklarımızın dini inançlarına saygı gösterilmesi gerekir. Ancak dini inançlarla özgürlükler birbirine karıştırılmamalıdır.”

KTFD Başbakanı Osman Örek 26’ncı ölüm yıl dönümünde devlet töreniyle anıldı

Kıbrıs Türk Federe Devleti (KTFD) Başbakanı Osman Örek, 26’ncı ölüm yıl dönümünde törenle anıldı.

 

Lefkoşa Devlet Mezarlığı’ndaki törene, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, Ana Muhalefet CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, bazı bakanlar, milletvekilleri, askeri erkân, Örek’in ailesi ve diğer yetkililer katıldı.

 

Protokol sırasına göre çelenklerin sunulmasıyla başlayan törende, saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı ile bayraklar göndere çekildi.

 

Tören, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Osman Örek’in ailesi adına kızı Yeşim Örek’in konuşmalarıyla tamamlandı.

 

-Tatar

 

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar törende yaptığı konuşmada, Osman Örek’in Kıbrıs Türk halkına büyük hizmetler verdiğini vurguladı.

 

Tatar, Örek’in, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunun öncesinde Londra ve Zürih anlaşmalarında bir hukukçu olarak çeşitli toplantılarda Özgürlük ve Bağımsızlık Lideri Dr. Fazıl Küçük ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın yanında anayasal düzenin kurulup oluşturulmasında hukukçu olarak hizmetler verdiğini dile getirdi. Tatar, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Savunma Bakanı olarak daha sonra Meclis Başkanı ve Başbakan olarak çok önemli hizmetler veren Osman Örek’i yakından tanıdığını kaydetti.

 

Osman Örek’in oğlu Hasan Örek ile arkadaş olduklarını ve sık sık evlerine gittiğini anlatan Tatar, Osman Örek’in kendisine Kıbrıs meselelerini ve garantör ülke olarak Türkiye’nin adadaki önemini anlattığını kaydetti.

 

Osman Örek’in de daha önce ifade ettiği gibi, 1964 yılında Türkiye’nin tek taraflı müdahale hakkıyla adaya Mehmetçiklerin gelmesini sağladığını belirten Tatar, Türkiye ile birlikte verilen mücadele neticesinde bugünlere gelindiğini vurguladı.

 

Bugün temsil ettikleri yeni siyaset olan iki devletli siyasetin alt yapısının, 1960 anlaşmasından kaynaklanan kurucu ortak olunması ve devlet olma özelliğine dayandığını dile getiren Tatar, Osman Örek’in yaşarken de ifade ettiği gibi Rumlarla anlaşmanın zor olduğunu, Rumların Türkleri ancak azınlık olarak görmek istediğini söyledi.

“Osman Örek aramızdan ayrılalı 26 yıl oldu. O ayrıldıktan sonra Annan Planı ve Crans Montana’da yaşananların ardından Osman Örek geleceği görmüş bir kişi olarak aramızdan ayrılmıştır fakat vasiyeti oradadır.” diyen Tatar, Osman Örek’in vasiyetinin, Dr. Fazıl Küçük’ün ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ın vasiyetlerinde olduğu gibi Kıbrıs’ta ki Türk varlığının ancak egemenlik temelinde olabileceğini içerdiğini vurguladı.

 

Örek’in, Türkiye’den adaya su getirilmesini hep desteklediğini fakat Makarios’un kendisine “biz Türk suyunu kullanmayız” dediğini anımsatan Tatar, son yapılan Cenevre görüşmelerinde de Rumların aynı görüşleri kendileriyle paylaştıklarını kaydetti.

 

Cumhurbaşkanı Tatar, iki devletli bir çözüm öncesi çeşitli konularda iki tarafın iş birliğiyle hem Kıbrıs Türk halkı hem de Kıbrıs Rum halkının faydasına olabilecek konuların dile getirilmesinin ardından karşı tarafın verdiği cevabın ise KKTC’yi tanımadıkları yönünde olduğunu kaydetti.

 

Adanın gerçeklerine bakıldığında yaşamın devam ettiğini ve Kıbrıs Türk halkının 60 yıldır kendi devletiyle bu yolu yürüdüğüne dikkat çeken Tatar, halkın faydasına olması açısından iki tarafın iki devletin iş birliğiyle ülkede çok şeylerin yapılacağının herkesin malumu olduğunu belirtti.

 

Tatar konuşmasının sonunda, “Osman Örek’e memleketimize halkımıza yaptığı hizmetlerden dolayı minnet duyuyorum. Örek’e rahmet diliyorum.” ifadelerini kullandı.

 

-Yeşim Örek

 

Osman Örek’in ailesi adına kızı Yeşim Örek ise konuşmasında, babasının bütün ömrünü Kıbrıs Türkü’nün haklı davasını savunmaya adadığını vurguladı.

 

Babasının ayrılışının ardından kendilerine büyük bir arşiv bıraktığını söylen Örek, bırakılan bu değeri anlamasının, okumasının ve derlemesinin 10 yılını aldığını kaydetti.

 

Örek, babasının bıraktığı bu kıymetli belgeler arasında 1960 Cumhuriyeti’nin yıkıldığı, 21 Aralık 1963 tarihinden sonra yapılmaya çalışılan Bakanlar Kurulu toplantısının gayriyasal olduğuna dair belgelerin dışında, kritik öneme sahip bilgi ve belgelerin mevcut olduğunu kaydetti.

 

Babasının, 1963-67 yılları arasında Genel Komite’de Savunma Bakanı olarak göre aldığını dile getiren Örek, 1967-74 yılları arasında ise Dışişleri ve Savunma Bakanı olarak Geçici Kıbrıs Türk Yönetimi’nde görevine devam ettiğini belirtti.

 

Babasının, 1963 olaylarından sonra adaya gelen ve BM tarafından atanan ilk temsilci ile görüşmelerde yer aldığını ve 1974 yılına kadar BM ile görüşmeleri yürüttüğünü dile getiren Örek, belgeler içerisinde yer alan ve 6 Haziran 1964’te babasının BM’ye yazdığı yazıyı şöyle paylaştı:

 

“Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yasal Savunma Bakanı olarak ben daha önce de sizinle çeşitli defalar sözlü olarak aşağıdaki konuları konuştuk. Bu konular Kıbrıs Cumhuriyeti’nde barışın sağlanması için önemli konulardır.

1. Anayasaya aykırı olarak işleyen Limasol’daki savaş gereçleri fabrikası;

2. Anayasanın129. maddesine aykırı olarak bakanlığımız izni olmadan tamamen Rumlardan oluşan askeri birlik oluşturulması;

3. Anayasanın 131. maddesi ihlal ederek askeri birliğin başına Yunan Krallığından general getirmek;

4. NATO’ya bağlı Rum askerlerinin sahte dokumanlar ile Kıbrıs’a sokulması. Bu yasa dışı hareketler adada bir hukuk düzeni değil bir askeri düzen kurmaya yöneliktir ve bu da hem bizim Anayasamıza hem de Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihli kararının ruhuna terstir.”

 

Osman Örek’in bir hukuk adamı olarak her daim Kıbrıslı Türklerin haklarını uluslararası hukuk ve insan hakları çerçevesinde aramaya çalıştığını vurgulayan Örek, “Ama ne yazıktır ki geçmişte olduğu gibi bugün de uluslararası en büyük karar merci olan Güvenlik Konseyi, her zaman adil kararlar almamıştır.” ifadelerini kullandı.

 

Geçmişi okumak ve anlamanın herkese düşen en büyük görev olduğuna dikkat çeken Örek, “Geçmişimizi bilmeden geleceğe yöne veremeyiz.” şeklinde konuştu.

 

Yeşim Örek, Kurucu Cumhurbaşkanı Raif Rauf Denktaş’ın 17 Nisan 2000 tarihinde Kıbrıs Türk Liderleri kitabında Osman Örek için kullandığı ifadeleri şöyle paylaştı:

 

“Kıbrıs Türkü’nün özgürlük ve varoluş mücadelesinde Osman Örek’in unutulmaz bir yeri vardır. Sadece yurt içinde değil yurt dışında da engin deneyimiyle Kıbrıs Türkü’nün haklı davasını dünyaya anlatma çabasında olmuş, bu uğraşını aldığı her görevde sürdürmüştür.

 

Onun için politika ve makam davaya hizmet etmekle açıklanabilirdi. Bu yüzden gerek 1960’lı yıllardaki Savunma Bakanlığı döneminde gerekse Kıbrıs Türk Federe Devletinde Başbakan ve Meclis Başkanı olarak yaptığı hizmetler halkına ve davasına yaptığı hizmetler olarak algılanabilir. İnancım odur ki genç nesiller onların bıraktığı eserlerden esinlenecekler ve geleceği daha güzel yapmak adına geçmişin zenginliklerinden yararlanacaklardır.”

 

Örek, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın temenni ettiği gibi genç nesillere okullarda yeterince bilgi verilip tarih derslerinde Osman Örek ve emeği geçen nice değerlere sahip çıkıldığından emin olmadığını dile getirdi.

 

Örek, adının yaşatılması için daha önce bir caddeye isminin verildiğini ve Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilk Meclis Başkanı olan babasının adının verildiği caddeye yeni Meclis binasının açılacak olmasının ailesi için de ayrı bir anlam taşıdığını belirtti.

 

Yeşim Örek sözlerinin sonunda, Kıbrıs Türk halkına bugünleri sağlayan başta Dr. Fazıl Küçük, Rauf Raif Denktaş ve bu uğurda şehit düşenleri rahmet andı.

Vadili’de küçükbaş hayvan yetiştiricilerine yönelik eğitim

Vadili’de yarın koyun ve keçi yetiştirme konusunda eğitim verilecek.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığından verilen bilgiye göre, Hayvancılık Dairesi, Veteriner Dairesi ve Kıbrıs Türk Süt Endüstrisi Kurumu (SÜTEK) işbirliğinde düzenlenecek olan eğitim Hasan Topal’ın Kahvesi’nde 10:30-13:30 saatleri arasında yapılacak.

Eğitimde, kuzu ve oğlak besleme, kuzu ve oğlak ölümlerinin önlenmesi, süt kalitesi cv hijyen konularında bilgi verilecek. Eğitim tüm üreticilere açık olacak.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’dan ‘ekonomi’ açıklaması

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ekonomik programı kararlı bir şekilde uygulamaya devam ettiklerini ve gerekli adımların atıldığını belirtti. Sosyal medya platformu X’ten yaptığı paylaşım Yılmaz şunları söyledi:

“Ekonomimizin temelleri güçlü. Ekonomik programımızı kararlılıkla ve koordinasyon içinde hayata geçirmeye devam ediyoruz. Cari açığımız düşük, bütçe açığımız deprem harcamalarına rağmen kontrol altında, Merkez Bankası rezervlerimiz yeterli seviyelerde, bankacılık sistemimiz sağlam, dengeli büyüme ile istihdam artışı devam ederken işsizlik oranımız uzun süredir tek hanede, temel öncelik olarak gördüğümüz enflasyon ise düşüş eğiliminde. Bölgemizde etkin diplomasi ile barış ve istikrara katkıda bulunurken, ülkemizde Terörsüz Türkiye hedefi ile huzur ve güveni pekiştiriyoruz. İlgili tüm kurumlarımız piyasaları ve dönemsel gelişmeleri yakından takip etmekte ve gerekli adımları atmaktadır.”

 

Lefkoşa Trafo Merkezi’nde yangın…. ‘Sabotaj’ şüphesi

KIB-TEK Genel Müdürü Aydın: “Bunun biri ya da birileri tarafından kasıtlı olarak müdahale edilip yakıldığı görüşündeyim. Yüksek ihtimalle ‘sabotaj’ olduğunu düşünüyorum”
Lefkoşa Sanayi Bölgesi’nde bulunan Trafo Merkezi’ndeki iki ayrı trafoda, bu sabahın erken saatlerinde, henüz tespit edilemeyen sebepten dolayı yangın çıktı. Yangın, Elektrik Kurumu çalışanlarının müdahalesiyle söndürüldü.

Konuyla ilgili Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) konuşan Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) Genel Müdürü Dalman Aydın, yangının yüksek ihtimalle ‘sabotaj’ olduğunu düşündüğünü dile getirdi.

“Trafoların devre dışı kalmasından dolayı sabah saat 04.40 itibariyle merkezimize bir sinyal geldi. Arkadaşlarım buraya geldiğinde, aynı anda iki trafomuzun fanlarında yangın olduğu tespit edildi. Bunun üzerine polise ve itfaiyeye bilgi verildi. Aynı anda ve kendi başına çıkacak bir yangın değil…” ifadelerine yer veren Aydın, ısınmaya karşı trafoların fanlarında korumaların olduğunu kaydetti.

Trafoların durduğu yerde yanmasının mümkün olmadığını belirten Aydın, “Tecrübelerime dayanarak yangının dıştan bir müdahaleyle olduğudur. Öngörümüz bu yöndedir. İki trafoda aynı anda ve aynı noktada yangın çıkmasının çok doğal olmayacağı kanaatindeyim. Bunun biri ya da birileri tarafından kasıtlı olarak müdahale edilip yakıldığı görüşündeyim. Yüksek ihtimalle ‘sabotaj’ olduğunu düşünüyorum.” diye konuştu.

– Tuğcu

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (EL-SEN) Genel Başkanı Ahmet Tuğcu da, “Bu halkın malına yapılan bir sabotajdır. Eğer bu, sabotaj çıkarsa çok yazık… Bu bizim malımız ve özvarlığımızdır. Böyle bir şey, asla ve kesinlikle kabul edilemez.” dedi.

Tuğcu, polisin bir an önce suçluları bulup yakalamasını ve adalete teslim etmesini temenni etti.

– Polisten açıklama

Öte yandan, Polis Basın Subaylığı’ndan yangınla ilgili yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Lefkoşa’da Sanayi Bölgesi içerisinde bulunan Trafo Merkezindeki, 132/22 KW’lık iki ayrı trafoda, saat 04.30’da henüz tespit edilemeyen sebepten dolayı yangın meydana geldi. Yangın, Elektrik Kurumu çalışanlarının müdahalesiyle söndürüldü. Çıkan yangın sonucu her iki trafoya ait soğutma işlevi gören toplam dört adet vantilatör ve elektrik aksamları yanarak hasar gördü. Yangının çıkışı sebebi araştırılmakta olup, soruşturma devam etmektedir.”