Archives Ekim 2025

Trafik kazasında hayatını kaybeden Şehit Topçu Teğmen Bayram, askeri törenle uğurlandı

Girne-Değirmenlik ana yolunda meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden 26 yaşındaki Topçu Teğmen Ali Osman Bayram, memleketi Afyonkarahisar’da düzenlenen askeri törenle son yolculuğuna uğurlandı.

Girne-Değirmenlik yolunda, 30 Eylül’de saat 22.30 sıralarında, Canberk Çaydam (31) yönetimindeki MR 226 plakalı araç ile 28’inci Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı’nda görevli Topçu Teğmen Ali Osman Bayram’ın kullandığı LZ 354 plakalı araç çarpıştı. Kazada Ali Osman Bayram yaşamını yitirdi, diğer araçta bulunan Oğuzhan Koçyiğit (26) ise yaralandı.

Topçu Teğmen Ali Osman Bayram için bugün, memleketi Afyonkarahisar’da askeri tören düzenlendi.

Paşa Camisi’ndeki törene ailesi, yakınları, kent protokolü ve vatandaşlar katıldı.

Bayram’ın cenazesi, kılınan namazın ardından toprağa verildi.

Petrolde arz endişesi

Petrol Haziran sonundan bu yana en büyük haftalık düşüşe doğru ilerliyordu.

Petrol, OPEC+ toplantısı öncesinde, durdurulmuş üretimlerin yeniden devreye girmesi beklenirken ve arz fazlası endişelerini artarken, Haziran sonundan bu yana en büyük haftalık düşüşe doğru ilerliyordu.

Brent petrol yaklaşık 65 dolardan işlem görürken, haftalık kayıp yaklaşık yüzde 8 oldu. ABD ham petrolü (WTI) ise 61 doların altındaydı. OPEC+, Kasım ayı üretimi için karar almak üzere Pazar günü çevrimiçi toplantı yapacak ve grup, pazar payını geri kazanma çabaları kapsamında arz artışlarını hızlandırmayı tartışabilir.

Uluslararası Enerji Ajansı, arz fazlasının gelecek yıl rekor seviyeye çıkmasını bekliyor. Bazı Wall Street bankaları, Brent petrolün varil başına 50 dolar seviyelerine kadar düşebileceğini öngörüyor.

Bloomberg anketine göre, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), Eylül ayında üretimi günde 400.000 varil artırarak, 2023’te grup ve müttefikleri tarafından yapılan üretim kesintilerini resmi olarak geri aldı. Suudi Arabistan, arzı tam olarak OPEC+ kotasına uygun şekilde artırdı.

Bugün hava parçalı bulutlu ve rüzgarlı

Meteoroloji Dairesi, 3 Ekim Cuma günü hava durumunu açıkladı. Hava parçalı bulutlu olacak, sıcaklık iç kesimlerde 34°C’ye çıkacak. Rüzgâr ise kuvvetli esecek.

METEOROLOJİ UYARDI: HAVA PARÇALI BULUTLU OLACAK

İç kesimlerde 34°C’ye kadar sıcaklık bekleniyor, rüzgâr zaman zaman kuvvetli esecek

Meteoroloji Dairesi, 3 Ekim 2025 Cuma günü için hava tahmin raporunu yayımladı. Rapora göre hava az bulutlu, gün içinde ise zamanla parçalı bulutlu olacak.

SICAKLIKLAR 34 DERECEYE KADAR ÇIKACAK

Tahminlere göre, iç kesimlerde sıcaklık 31 – 34 °C, sahil bölgelerinde sıcaklık ise 27 – 30 °C dolaylarında seyredecek.

KUZEYDEN KUVVETLİ RÜZGÂR BEKLENİYOR

Rüzgârın genellikle kuzeyli yönlerden orta kuvvette, zaman zaman ise kuvvetli şekilde esmesi bekleniyor. Vatandaşların özellikle açık alanda çalışanların dikkatli olması öneriliyor.

3 Ekim 2025 Döviz Kurları

Son bir ayın en yüksek seviyesine ulaşan Dolar’ın rekor serisi sürüyor.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 41,66 TL, Euro 48,87 TL, İngiliz Sterlini ise 56,04 TL’den işlem görüyor.

Saat 07.52 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 41,65 TL, satış fiyatı 41,68 TL.

Euro’nun alış fiyatı 48,84 TL, satış fiyatı 48,91 TL, İngiliz Sterlini ise 56,02 TL’den alınıp 56,07 TL’den satılıyor.

Tatar: Filistin halkının yanındayız, özgürlük mücadelesini destekliyoruz

Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ersin Tatar, küresel Sumud Filosuna yönelik saldırıya ilişkin açıklama yaparak, Filistin halkının özgürlük mücadelesine destek belirtti.

Ersin Tatar Seçim Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre Tatar, “İsrail’in Filistin halkına yönelik ablukasını kırmak ve Gazze’de yaşanan soykırıma dikkat çekmek için yola çıkan Küresel Sumud Filosuna, uluslararası sularda, İsrail tarafından yapılan askeri müdahaleyi en güçlü şekilde kınıyorum.” ifadelerini kullandı. 

Bu saldırıları Gazze’de aylardır süren ve masum sivilleri hedef alan soykırımcı müdahalenin bir parçası olarak değerlendiren Tatar, , İsrail’in sistematik şekilde uyguladığı şiddet ve kuşatmanın Filistin halkını yok etmeye yönelik bilinçli bir politikanın tezahürü olduğunu artık dünya kamuoyunun gördüğünü belirtti.

Gazze’de çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan 66 binden fazla sivilin İsrail’in acımasız saldırıları sonucu yaşamını yitirdiğini kaydeden Tatar, “Bölgedeki Filistin halkı en temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakılmış, uluslararası hukuka ve insanlık vicdanına tamamen aykırı bir ortamda açlığa ve yokluğa mahkum edilmişlerdir. İnsanlık dramına sessiz kalanların sorumluluğu da bu vahşeti işleyenlerin sorumluluğu kadar ağırdır.” dedi.

Tatar, şu ifadeleri kullandı:

“Bu vesileyle altını çizmek isterim ki, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tüm bu katliamlara rağmen İsrail’den füze ve silah sistemleri satın alması, Kıbrıs’ta barış ve istikrar adına ne kadar samimiyetsiz olduklarını bir kez daha ortaya koymaktadır. Rum tarafının, Filistin halkının kanı üzerinden kendi silahlanma programlarını ilerletmesi, en basit insani değerlere dahi aykırıdır.

Kıbrıs Türk halkı olarak bizler, mazlum Filistin halkının yanında olduğumuzu, onların özgürlük ve onur mücadelesini desteklediğimizi bir kez daha vurguluyoruz. İsrail’in insanlık dışı saldırganlığına karşı uluslararası toplumun derhal harekete geçmesi en temel beklentimizdir.”

Başbakan Üstel’den sert tepki: Ada’daki barışa yönelik ciddi bir tehdit

Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs’ta 1 Ekim Cumhuriyet Bayramı kapsamında düzenlenen törende atılan sloganlar ile Yunanistan’a ait F-16 savaş uçaklarının KKTC hava sahasını ihlal etmesine tepki göstererek, “Ada’daki barışa yönelik ciddi bir tehdittir” dedi.

Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şöyle:

“Rum tarafının sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” töreninde atılan sloganlar ve Yunanistan’a ait F-16’ların KKTC hava sahasını ihlali, açık bir provokasyon ve Ada’daki barışa yönelik ciddi bir tehdittir. Bu provokatif eylem, Ada’daki güven ortamını baltaladığı gibi, gerilimi körüklemekten başka bir anlam taşımamaktadır.

Kıbrıs Türk halkının iradesini, egemenliğini ve geleceğini savunan Ersin Tatar, iki egemen eşit devlet hedefiyle yolumuza ışık tutmaya devam ediyor. Onun liderliğinde, haklarımızı koruyarak, adil ve kalıcı bir çözüm için güçlü adımlar atıyoruz. Birlikte, daha özgür, daha eşit ve daha güçlü bir gelecek için yola devam.”

 

MECLİS KOMİTESİ, 6 EKİM’DE “KIBRIS SORUNUNA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM” KARAR ÖNERİSİNİ GÖRÜŞECEK

Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi, 6 Ekim’de toplanarak UBP, DP, YDP ve bağımsız milletvekillerinin sunduğu “Kıbrıs sorununa iki devletli çözüm” karar önerisini görüşecek. Toplantıya CTP Meclis Grubu da davet edildi.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nun Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi, 6 Ekim Pazartesi günü saat 10.30’da toplanacak.

Komite gündeminde, “Kıbrıs sorununa iki devletli çözüm konusunda karar önerisi” bulunuyor. Söz konusu öneri, Ulusal Birlik Partisi grubuna bağlı bazı milletvekilleri, Demokrat Parti milletvekilleri, Yeniden Doğuş Partisi Genel Başkanı Erhan Arıklı ve Lefkoşa Bağımsız Milletvekili Hasan Tosunoğlu tarafından sunuldu.

Toplantıya öneri sahiplerinin yanı sıra, Cumhuriyetçi Türk Partisi Meclis Grubu Başkanlığı da davet edildi.

Komite Başkanı Yasemi Öztürk, toplantıya ilişkin davet yazısında, gündemin önemine işaret ederek tüm tarafların belirtilen gün ve saatte Meclis’te hazır bulunmasını rica etti.

TATAR: TÜRKİYE KÖKENLİ VATANDAŞLARIMIZIN KILINA DOKUNDURTMAYIZ

Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ersin Tatar, Rum Lider Nikos Hristodulidis’in açıklamalarıyla ilgili yazılı bir mesaj yayımladı.

Tatar yazılı mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Rum lider Hristodulidis’in dün yaptığı açıklama, Kıbrıs Türk halkına yönelik açık bir tehdit, tarihi gerçeklere ve meşru haklarımıza yapılmış ağır bir saygısızlıktır. Halkımızı kendi eşiti olarak görmeyen bu hadsiz siyaset, hala bizi kendi yönetimine yama yapabileceğini ve Türkiye kökenli vatandaşlarımızı adamızdan sürebileceğini zannetmektedir.

Her fırsatta Türkiye kökenli vatandaşlarımıza saldıran bu zihniyet, Türkçe olarak da yayımladığı bahse konu mesajında hadsizliğini daha da büyütmüş ve Kıbrıs’ta kendine göre tasarladığı bir çözümün ertesinde kimin yaşayacağı üzerine hüküm vermeye kalkmıştır. Bizim vatandaşlarımız hakkında yorum yapmaya, onların varlığını sorgulamaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Kimse bu halkın eşit vatandaşlarını ayıramaz, dışlayamaz, aşağılayamaz.

Kıbrıs Türk Halkını bölmeye kalkışan ve kendini bu adanın tek sahibi gören bu zavallı anlayış hem tarihe hem de insanlığa kördür. Tarih açıkça göstermiştir ki bu topraklarda Kıbrıs Türk halkı vardır ve var olmaya devam edecektir. Türkiye kökenli vatandaşlarımız da vatanımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Onların kimliğini, kökenini, varlığını sorgulamak kimsenin haddi değildir. Kimse devletimize karışamaz, kimse vatandaşlarımızı hedef alamaz.

Bugün bizi devletimizden koparıp Rum’a yama etmek isteyenlere, bizi halk olmaktan çıkarıp cemaat düzeyine indirmeye çalışanlara, Cumhurbaşkanı makamını bir azınlık cemaati lideri olarak göstermeye cüret edenlere sesleniyorum. Kıbrıs Türk halkı, beş asra yaklaşan çok uzun bir süredir bu topraklarda vardır ve en az Rumlar kadar egemendir.
Kıbrıs Türkü, bu topraklarda kendi demokratik iradesiyle devletini kurmuştur. KKTC, sınırları belirlenmiş, anayasal düzeni ve otoritesiyle kendi geleceğini tayin eden Kıbrıs Türk Halkının devletidir.

Rum lider bilmelidir ki Kıbrıs Türk halkının güvenliği Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi altındadır. Türk askeri bu adada barışın ve güvenliğin meşru teminatıdır. Elli bir yıldır bu adada yeni bir acının yaşanmamasının eğer tek bir sebebi varsa o da Türk askerinin caydırıcı gücü ve garantörlüğün varlığıdır. Bu gerçek ne Rum’un tehdidiyle ne de uluslararası masalarda kurulacak oyunlarla ortadan kaldırılabilir.

Federasyonun eskimiş, bitmiş defteri artık kapanmıştır. CransMontana’da yaşananlar hepimizin malumudur. Ortak zemin olmadığı Birleşmiş Milletler kayıtlarına geçmiştir. Daha açık ifade edeyim. Rum tarafı bugüne kadar ortaya koyduğu tek yanlı ve yalnızca kendi çıkarını düşünen tavrıyla federasyon modelini bizzat kendisi öldürmüş ve yine bizzat kendisi gömmüştür. Bu bir görüş değil, tarihsel bir olgudur.

Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin tam desteğiyle yeni vizyonumuzu hayata geçirdik. Bu vizyon sayesinde halkımızın önü açılmış, devletimiz Türk Devletleri Teşkilatı’na anayasal ismiyle gözlemci üye olmuştur. Bugün CTP adayının ortadan kaldırmayı vadettiği devletimiz, uluslararası platformlarda daha güçlü temsil edilmektedir. Kıbrıs Türk halkı Rum’un idari gölgesinde yaşamayı reddetmiştir. Romantizmin yerini gerçeklik, saplantılı ideolojinin yerini akıllı diplomasi, öğretilmiş çaresizliğin yerini kararlı duruş, eski ezberlerin yerini ise yeni paradigma almıştır.

Rum liderin halkımıza yönelik sözde tehditlerine karşı cevabım açıktır. Kıbrıs Türk halkı Rum’un içinde yer alacak bir azınlık cemaati değildir. Kıbrıs Türk’ü tarihsel varlığı ile bağımsız ve özgür bir halktır. En az Rumlar kadar kıymetlidir. Bizim devletimiz vardır, bayrağımız vardır, geleceğimiz vardır. Biz kendi yolumuzu çizdik, o yolda ilerlemeye devam ediyoruz. Kimse bu halkı geriye götüremeyecektir.

Halkımıza verdiğim söz bakidir. Atak diplomasi vizyonumuzla engelleri aşmaya, haklarımızı savunmaya, güvenliğimizi ve egemenliğimizi korumaya devam edeceğiz. Sadece Rum’a hizmet eden mevcut statükoyu korumak isteyenlere inat, halkımızın geleceğini, güvenlik ve egemenlik temelinde inşaya devam edeceğiz.

Tatar: İsrail’in insanlık dışı saldırganlığına karşı uluslararası toplum derhal harekete geçmeli

Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ersin Tatar, küresel Sumud Filosuna yönelik İsrail saldırganlığına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Tatar açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“İsrail’in Filistin halkına yönelik ablukasını kırmak ve Gazze’de yaşanan soykırıma dikkat çekmek için yola çıkan Küresel Sumud Filosuna, uluslararası sularda, İsrail tarafından yapılan askeri müdahaleyi en güçlü şekilde kınıyorum.

Bu saldırılar, Gazze’de aylardır süren ve masum sivilleri hedef alan soykırımcı müdahalenin bir parçasıdır. Dünya kamuoyu artık açıkça görmektedir ki, İsrail’in sistematik şekilde uyguladığı şiddet ve kuşatma, Filistin halkını yok etmeye yönelik bilinçli bir politikanın tezahürüdür.

Gazze’de bugüne kadar, çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan 66 binden fazla sivil, İsrail’in acımasız saldırıları sonucu yaşamını yitirmiştir. Bölgedeki Filistin halkı en temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakılmış, uluslararası hukuka ve insanlık vicdanına tamamen aykırı bir ortamda açlığa ve yokluğa mahkum edilmişlerdir. İnsanlık dramına sessiz kalanların sorumluluğu da bu vahşeti işleyenlerin sorumluluğu kadar ağırdır.

Bu vesileyle altını çizmek isterim ki, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tüm bu katliamlara rağmen İsrail’den füze ve silah sistemleri satın alması, Kıbrıs’ta barış ve istikrar adına ne kadar samimiyetsiz olduklarını bir kez daha ortaya koymaktadır. Rum tarafının, Filistin halkının kanı üzerinden kendi silahlanma programlarını ilerletmesi, en basit insani değerlere dahi aykırıdır.

Kıbrıs Türk halkı olarak bizler, mazlum Filistin halkının yanında olduğumuzu, onların özgürlük ve onur mücadelesini desteklediğimizi bir kez daha vurguluyoruz. İsrail’in insanlık dışı saldırganlığına karşı uluslararası toplumun derhal harekete geçmesi en temel beklentimizdir.”

CUMHURBAŞKANIMIZ ERSİN TATAR ÖNDERLİĞİNDE PROJELERİMİZ HAYATA GEÇMEYE DEVAM EDECEK

UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel “Lefkoşa Kadınlar Buluşmasında” konuştu…

UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel, etkinlikte yaptığı konuşmada, “Cumhurbaşkanlığı seçimi için geri sayım başlamıştır. Bizler, 1 Temmuz’dan itibaren Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar ile birlikte köy köy, kent kent, mahalle mahalle ülkemizi karış karış gezdik. Halkımızın yaşadığı tüm sorunları biliyoruz ve buna göre çalışmalarımızı yaptık. Birçok projemiz hayata geçti. Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar’ın önderliğinde projelerimiz hayata geçmeye devam edecek.”

HALKIMIZA NE SÖZ VERDİYSEK YERİNE GETİRDİK

Muhalefetin hükümeti eleştirdiğine dikkat çeken Üstel, “Biz halkımıza ne söz verdiysek yerine getirdik. Söz verdiğimiz her yarım kalan projeyi tamamladık. 30 yıla sığdırılan hizmeti biz 3 buçuk yıla sığdırdık” dedi.

SÖZ UÇAR HİZMET KALIR

“Söz uçar, hizmet kalır” diyen Üstel, “Biz halkımıza ne söz verdiysek uyguladık. Söz uçar, yazı kalır. Bizim sadece sözümüz yok, bu ülkede imzamız var. Hem sözümüz hem icraatımız var” şeklinde konuştu.

BU SEÇİMİ FARKLA KAZANACAĞIZ

19 Ekim Cumhurbaşkanlığı seçiminin “kader seçimi” olduğuna vurgu yapan Üstel, “İnanıyorum ve sizlerin gözlerinde görüyorum, biz bu seçimi farkla kazanacağız. Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar’ı yeniden Cumhurbaşkanlığı görevine getireceğiz” ifadelerini kullandı.

SOS Çocukköyü Derneği: “Topluma yapılan çağrı karşılık bularak güçlü bir dayanışmaya dönüştü”

SOS Çocukköyü Derneği’nin okula dönüş kampanyası kapsamında Aile Temelli Bakım programında bakım verilen ve Aile Güçlendirme Programı kapsamında desteklenen çocuklar yeni eğitim yılına başladı.

Dernek’ten verilen bilgiye göre, bu yıl Dernek çatısı altında bakım gören okul çağındaki toplam 59 çocuğun eğitim hayatı, kampanyaya destek verenlerin katkılarıyla güvence altına alındı.

Eğitim desteği alan çocukların, 3’ü kreşe, 25’i ilkokula, 20’si ortaokula, 4’ü liseye, 6’sı çıraklık eğitimine ve 1’i Lefkoşa Özel Eğitim’e devam ediyor. Çocuklara sunulan hizmetler arasında; okul kıyafeti, kırtasiye, okul çantası; bireysel ve grup özel dersler; Çocuk Köyü içinde ve dışında sağlanan özel eğitim; defter, kitap desteği; dershane, kurslar; dil terapisi, mesleki yönlendirme çalışmaları ve lise giriş sınavlarına hazırlık için özel kurslar yer aldı.

-Aile Güçlendirme Programı çerçevesinde 89 çocuğa destek sağlandı

Öte yandan, Aile Güçlendirme Programı çerçevesinde desteklenen 41 ailedeki 89 çocuğa yıl boyunca ihtiyaçlarına göre eğitim desteği ulaştırıldı. Bu süreçte 98 okul çantası, 22 beslenme çantası, 86 çift okul ayakkabısı, 312 defter, 73 termos, 82 kalemlik, 310 kırtasiye malzemesi, 31 boyama kitabı ve 10 çalışma masası sağlandı.

SOS Çocukköyü Derneği yetkilileri, “Eğitim ayrıcalık değil, haktır. Bir çocuğun sırtına sadece çanta değil, umut da yüklenebilir. Bu da toplumun el uzatmasıyla mümkün oldu.” diyerek, destek veren tüm bağışçılara teşekkür etti.

Gülbahar: Güney Kıbrıs ve Yunanistan provokasyonun karşılığını bulacak

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, “Soykırımcı İsrail’in destekçisi Rum-Yunan ikilisi ile İsrail-Amerika ikilisinin Gazze katliamına dur diyemeyen Birleşmiş Milletler’den Kıbrıs konusunda adaletli, gerçekçi bir tutum beklemenin boşuna olduğunu” vurguladı. Gülbahar, yaptığı açıklamada Rum tahriklerini ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıs konusundaki tavrını eleştirdi.

Gülbahar açıklamasında şunları kaydetti:

“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 1 Ekim’deki törenlerinde Yunanistan’a ait F-16 savaş uçaklarının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hava sahasını ihlali, açıkça düşmanca bir tutumdur. Bu provokasyon, sadece Kıbrıs Türk halkına değil, Rum-Yunan ikilisinin boylarına bakmadan Doğu Akdeniz’deki barış ve istikrara da meydan okumasıdır. Rum-Yunan ikilisinin bu şov amaçlı tahrikkar hareketleri bir gün gerçeğe dönüştürülmek istenirse, bu ikili tarihi hüsrana uğrayacaklardır.

Öte yandan, Rum lider Hristodulidis’in New York’ta yapılan üçlü görüşmede hâlâ federal çözüm masalları anlatması, Ada gerçeklerinden tamamen kopmuş bir zihniyetin ifadesidir. Defalarca denenip başarısızlığa uğramış bir modeli Kıbrıs Türk halkına dayatmak için ısrar etmek, nafile çabadan öteye gidemez.

Kıbrıs Türk halkı, egemen eşitlik ve devletinin tanınması dışında hiçbir formülü kabul etmeyecektir. KKTC, varlığıyla ve kararlılığıyla geri dönüşü olmayan bir yoldadır. Rum tarafı ve Yunanistan bilmelidir ki her türlü saldırganlık ve provokasyonun karşılığını hem siyasi hem de gerektiğinde askeri alanda bulacaktır.”

Oğuzhan Hasipoğlu: Seçimi bir önceki seçimdeki orandan daha fazla farkla kazanırız

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hasipoğlu, Erhürman’ın masayı kursa da Akıncı ve Talat gibi hayal kırıklığı yaşayacağını belirterek, Ersin Tatar’ın seçimlerde bir önceki seçimden daha fazla farkla kazanacağını ve KKTC’nin görünürlüğünü artırma mücadelesinin süreceğini vurguladı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs Postası’nda yayınlanan ve Gökhan Altıner’in hazırlayıp sunduğu Sabah Postası isimli programa konuk oldu.

Oğuzhan Hasipoğlu, New York zirvesi ve yaklaşan seçim çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

New York’taki BM Genel Kurulu’na değinen Hasipoğlu, 80. Genel Kurul’da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dördüncü kez KKTC’nin tanınması çağrısını yaptığını söyledi. Hasipoğlu, Erdoğan’ın, Kıbrıs Türk halkının uluslararası topluma yanlış yapmadığını belirttiğini, cezalandırılmak yerine ödüllendirilmemiz gerektiğini vurguladığını aktardı.

Hasipoğlu, BM’nin artık amaca değil çıkarlarına hizmet ettiğini, Gazze’de yıllarca süren zulmün buna örnek olduğunu kaydetti. Hasipoğlu, “İnsanlar katledildi. BM daimi üyeleri kendi çıkarlarına göre hareket ediyor. Bizde de bunun örnekleri var. Biz mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Hasipoğlu, Tatar’ın New York’ta yapıcı önerilerini ortaya koyduğunu, iş birliği konusunda Rum tarafında korkuların devam ettiğini ve bunun BM Genel Sekreteri Guterres’in raporuna yansıdığını belirtti.

Hasipoğlu, CTP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Tufan Erhürman’ın federasyondan bahsettiğini ancak Rum lider Nikos Hristodulidis’in iş birliğine bile yanaşmadığını ifade etti.

Hasipoğlu, “Ben hiç bir zaman masadan kaçalım demiyorum. Onları iş birliğine zorlayalım. Tatar suyu ve doğal kaynakları paylaşalım da demişti” şeklinde konuştu.

Son BM Genel Kurulu’nda Erdoğan’ın KKTC, Güney Kıbrıs ve Yunanistan’a enerji konferansı önerdiğini, bunun da reddedildiğini belirten Hasipoğlu, “Çünkü zihniyetleri tek egemenlik, biz eşitlik diyoruz. Hristodulidis’in tavırları barışçıl değil. Konuşmasında çözüm olacaksa Türk askerinin adadan gitmesi birinci şart dedi. Türkiye bizim kırmızı çizgimizdir, bundan geri adım atamayız. Boşuna umut tacirliği yapmasınlar” diye konuştu.

Hasipoğlu cumhurbaşkanlığı seçimine değinerek, Tufan Erhürman ve eski liderler Akıncı ve Talat’a atıfta bulunarak, masanın kurulsa da hayal kırıklığıyla biteceğini söyledi.

“ERHÜRMAN MASAYI KURSA DA AKINCI VE TALAT GİBİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAYACAK”

Hasipoğlu, “Evet Erhürman masayı kurabilir görüşebilir ama Akıncı ve Talat’ın uğradığı gibi bir hayal kırıklığına uğrayacak. Sayın Talat Sarayönü’nde kendimi mi asayım dedi çözümle ilgili, Akıncı benim neslimin son denemesiydi dedi. Bir güzel vecize de Erhürman’dan duyacağız. Beş yılda bize mal olacak maalesef. Masa kurulsa da böyle bir vecize ile bitecek” dedi.

Seçim çalışmalarıyla ilgili de konuşan Hasipoğlu, UBP teşkilatlarının koordinasyon halinde hareket ettiğini belirtti. Hasipoğlu, geçmiş dönemde verilen sözlerin yerine getirildiğini, vatandaşların yatırımları gördüğünü ve teşekkür ettiklerini söyledi.

“SEÇİMİ BİR ÖNCEKİ SEÇİMDEKİ ORANDAN DAHA FAZLA FARKLA KAZANIRIZ”

Hasipoğlu,“Bir önceki seçimdeki orandan daha fazla farkla kazanırız. Halkımız federasyon olacağına inancını tamamen yitirdi” dedi.

Ersin Tatar’ın, 2020’de seçilirken federasyon görüşmeyeceğim diyerek seçildiğini kaydeden Hasipoğlu, Tatar’ın bu duruşunu sürdürdüğünü de kaydetti.

Hasipoğlu, “Şimdi KKTC’nin görünürlüğünü artırmak için mücadelemize devam ediyoruz. Rum tarafı, ekonomimizi çökertmek için ellerinden geleni yapıyor. Biz de mücadelemizi sürdürme arzusundayız” dedi.

TC Milli Savunma Bakanlığı, haftalık basın bilgilendirme toplantısını Girne Boğaz Şehitliği’nde yaptı

TC Milli Savunma Bakanlığı (MSB), haftalık basın bilgilendirme toplantısını Girne Boğaz Şehitliği’nde düzenledi.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, Garanti ve İttifak Antlaşmaları çerçevesinde, “tek millet, iki devlet ve tek yürek” anlayışıyla Kıbrıs Türklerinin yanında olmaya devam edileceğini vurguladı.

Aktürk, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, adadaki dengeyi bozan ve KKTC’nin güvenliğine yönelik tehdit oluşturan faaliyetlerine karşı Türkiye’nin gerekli tüm tedbirleri almayı sürdüreceğini ifade etti.

– Aktürk: “‘Tek millet, iki devlet ve tek yürek’ anlayışıyla Kıbrıs Türklerinin yanında olmaya devam edilecek”

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, 20 Temmuz 1974’te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı’nda vatan ve millet uğruna şehit olan kahraman Mehmetçiğin ve mücahitlerin yan yana yattığı Girne  Boğazköy Şehitliği’nde düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Garanti ve İttifak Antlaşmaları çerçevesinde, “tek millet, iki devlet ve tek yürek” anlayışıyla Kıbrıs Türklerinin yanında olmaya devam edileceğini kaydeden Aktürk, “Ada’da tek ve kesin çözümün, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi olduğunu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Ada’daki dengeyi bozan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine yönelik tehdit oluşturan faaliyetlerine karşı gerekli tüm tedbirleri almayı sürdüreceğimizi, hem Kıbrıslı kardeşlerimizin güven, huzur ve refah içinde yaşadığı bir geleceği inşa etmek hem de Türkiye’nin Akdeniz’deki meşru hak ve çıkarlarını koruma kararlılığımızın tam olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), Birleşmiş Milletler (BM), NATO, AGİT ve Avrupa Birliği (AB) ile ikili ilişkiler kapsamında birçok coğrafyada başarıyla görev yaptığını belirten Aktürk, şunları kaydetti:

“NATO Kosova Gücü (KFOR) ihtiyat birliği rotasyon planlaması kapsamında, 25-26 Eylül’de kara ve hava yolu ile Kosova’ya intikal eden ihtiyat taburumuz 1 Ekim’de, 4’üncü kez Kosova Operatif İhtiyat Taburu görevini 3 ay süreyle devralmıştır. Ülkemiz, 2023-2024 döneminde başarıyla yerine getirdiği NATO Kosova Gücü (KFOR) Komutanlığı görevini ise yarın düzenlenecek törenle İtalya’dan devralacaktır. 2’nci kez icra edeceğimiz söz konusu görev, daha önce de olduğu gibi, NATO ve Birleşmiş Milletler kararlarına uygun olarak ve uluslararası sorumluluğun gerektirdiği tam bir tarafsızlık ve şeffaflık ile yerine getirilecektir. Diğer yandan, Afrika’nın huzur ve istikrarına verdiğimiz önem ile artan askeri eğitim ve işbirliği faaliyetlerimiz kapsamında, Senegal’in talebi üzerine, bir deniz karakol uçağımız 1 Ekim’den itibaren Senegal’in sorumluluğundaki arama-kurtarma sahasında Senegal Silahlı Kuvvetlerine arama-kurtarma, deniz gözetimi eğitimi ve desteği sağlanması maksadıyla Dakar/Senegal’e intikal etmiştir.”

– İsrail

Tuğamiral Aktürk, Gazze’deki insani trajediyi sona erdirecek her girişimi ilke itibarıyla desteklediklerini ve bu çerçevede tarafların kabul edeceği adil ve kalıcı bir barışın tesisine katkı sağlamaya devam edeceklerini vurguladı.

Filistin halkının haklı davasını gelecek nesillere aktarmak amacıyla, Harp Okulları ile Astsubay Meslek Yüksekokullarının 2025-2026 Eğitim ve Öğretim Yılı açılışı kapsamında, Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu tarafından “Filistin’de 800 Yıl” konulu ilk dersin verileceğini belirten Aktürk, derste Filistin’in Türk hakimiyetindeki barış ve huzur dolu dönemleri ile günümüzde yaşanan katliama giden sürecin ele alınacağını söyledi.

Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in, bugün resmi temaslarda bulunmak üzere Moğolistan’ı ziyaret ettiğinin bilgisini paylaştı.

– Terörle mücadele

TSK’nın terörle mücadelesine, sınırları korumaya, karada, denizde ve havada ülkenin savunma ve güvenliğini sağlamaya azim ve kararlılıkla devam ettiğini belirten Aktürk, “Pençe-Kilit başta olmak üzere operasyon bölgelerinde tespit edilen teröristlere ait mağara, sığınak ve barınaklarda ele geçirilen çok sayıda silah, mühimmat ve muhtelif malzeme kullanılamaz hale getirilmiş, Suriye Harekat Alanlarında Tel Rıfat ve Menbiç’te imha edilen tünel uzunluğu 642 kilometreye ulaşmıştır.” ifadelerini kullandı.

Aktürk, hudutların tesis edilen kademeli güvenlik sistemiyle uluslararası standartlarda korunduğunu belirterek, şunları anlattı:

“Hudutlarda 5’i terör örgütü mensubu olmak üzere 188 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 7 bin 177 olmuştur. Hafta içerisinde engellenen 735 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 51 bin 876’ya ulaşmıştır. Yine bu hafta içerisinde, Van hudut hattında yapılan arama-tarama faaliyetlerinde yaklaşık 118 kilogram uyuşturucu madde ele geçirilmiştir.”

– Eğitim ve tatbikat faaliyetleri

Türk Silahlı Kuvvetlerinin ateş gücünü göstermek ve kuvvetler arası ateş desteğinin koordinasyonunu geliştirmek maksadıyla 6-8 Ekim arasında Ankara’nın Polatlı ilçesinde Ateş Serbest-2025 Faaliyetinin düzenleneceğini belirten Aktürk, “Seçkin Gözlemci Günü’nün Sayın Bakanımızın da katılımı ile 8 Ekim’de yapılması planlanan söz konusu faaliyette, 50 farklı cins ve çapta silah sistemi ile atış görevleri yapılacak, 82 farklı cins ve çapta silah ve silah sistemi sergilenecektir. Faaliyet kapsamında ayrıca Türk Yıldızları gösteri uçuşu ile Hürkuş tarafından uçuş yapılması ve Mehteran Birlik Komutanlığımızca konser verilmesi planlanmaktadır.” dedi.

Tuğamiral Aktürk, yerli ve milli savunma sanayi ürünlerinin katkısıyla TSK’nın etkinliği ve caydırıcılığının her geçen gün daha da arttığını belirterek, “Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda 5,56 milimetre piyade tüfeği ile Sırt Tipi Karıştırma Sistemi (KARSİS), muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. Hava Kuvvetleri Komutanlığımız tarafından ise yarın T-70 Genel Maksat Helikopterinin envantere alınması planlanmaktadır.” bilgisini paylaştı.

Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi tarafından çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatının tamamlandığını hatırlatan Aktürk, “Şirketimizin gelişmiş üretim kabiliyetini müttefik ülkelere aktarmak amacıyla Moğolistan’da kurduğu Fişek İmla Montaj Hattı Fabrikası’nın açılışı 3 Ekim’de Sayın Bakanımızın katılımı ile gerçekleştirilecektir.” dedi.

– Bakanlık kaynakları, gazetecilerin sorularını yanıtladı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları, haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Suriye’deki son duruma ilişkin soruya “Terör örgütü SDG’nin Suriye Geçici Hükümetine entegrasyonu ile ilgili hususlar Bakanlığımız tarafından dikkatle ve hassasiyetle takip edilmektedir. Bu minvalde bahse konu hususlara yönelik Bakanlığımızın resmi açıklamalarının dikkate alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.” yanıtını verildi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in dün İran Savunma ve Silahlı Kuvvetler Lojistik Bakanı Aziz Nasirzade ile görüşmesine ilişkin soru ise, “Türkiye ve İran uzun bir ortak sınırı ve geçmişi yüzyıllar öncesine uzanan ortak tarih ve medeniyeti paylaşan, iki komşu ve kardeş ülkedir. İran Savunma ve Silahlı Kuvvetler Lojistik Bakanı Tuğgeneral Aziz Nasirzade ziyareti vesilesiyle yapılan görüşmelerde terör ve düzensiz göçle mücadele başta olmak üzere ortak sınırımızın güvenliği bağlamında yapılabilecek işbirliği de ele alınmıştır.” diye cevaplandı.

– Trabzon açıklarında tespit edilen İDA

Bakanlık kaynakları, Trabzon açıklarında balıkçılar tarafından tespit edilen bomba yüklü bir insansız deniz aracıyla (İDA) ilgili soruları yanıtında şunları söyledi:

“Karadeniz’de bölgesel sahiplik ilkesi çerçevesinde, deniz yollarının açık tutulması ve seyir serbestisinin sağlanması kapsamında sürüklenen mayın/İHA/İDA’ların tespiti ve imhası maksadıyla havadan ve denizden (karakol uçağı, helikopter, İHA, Tuzla sınıfı karakol gemileri ve mayın avlama gemileri ile) 24 saat keşif ve gözetleme faaliyetlerine devam edilmektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başlangıcından itibaren çok sayıda sürüklenen mayın, İDA ve İHA/Maket Uçak tespit ve imha edilmiştir. Son olarak 29 Eylül’de bir balıkçı teknesi tarafından Trabzon açıklarında İDA olduğu değerlendirilen şüpheli cisim tespit edildiği, Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından bildirilmiştir. Patlayıcı ihtiva ettiği değerlendirilen İDA, bölgeye gönderilen SAS timlerimiz tarafından imha edilmiştir. Bu olayda da görüldüğü gibi şüpheli cisim gören, tespit eden balıkçılarımız başta olmak üzere tüm vatandaşlarımız dikkatli olmalı ve herhangi bir müdahalede bulunmadan ivedilikle güvenlik birimlerimize haber vermelidir.”

– “Ada’nın deniz yetki alanlarında her iki halkın da eşit hakları bulunmaktadır”

 Norveç bayraklı Ramform Hyperion adlı geminin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) yayımladığı NAVTEX ile adanın güneyinde gerçekleştirdiği faaliyetlere ilişkin soru üzerine, “Adanın deniz yetki alanlarında her iki halkın da eşit hakları bulunmaktadır. KKTC’nin bölgedeki mevcut ruhsat sahaları ve adanın tamamındaki hakları görmezden gelinerek icra edilmeye çalışılan faaliyetlere karşı gereken karşılıkları vermekteyiz. KKTC ve ülkemiz Dışişleri Bakanlıkları tarafından, bahse konu geminin faaliyetlerine karşı gerekli protestolar yapılmış, sahada da gemi sorgulanarak ve ikaz edilerek bölgede KKTC haklarının var olduğu kayda geçirilmiştir. Sahadaki durumu yakından takip ediyoruz.” denildi.

“Küreselleşen Türk Dünyası ve KKTC” temalı Lefkoşa Bağlantısallık ve Kalkınma Forumu başladı

Ahmet Yesevi Üniversitesi tarafından düzenlenen Lefkoşa Bağlantısallık ve Kalkınma Forumu, “Küreselleşen Türk Dünyası ve KKTC” temasıyla başladı.

Cumhurbaşkanlığı Beyaz Salon’da düzenlenen forumun açılışına, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Zorlu Töre, Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Muhittin Şimşek ile akademisyen ve davetliler katıldı.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan forumun açış konuşmalarını, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Muhittin Şimşek yaptı.

Ana konuşmalar ise Türkiye Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı Strateji ve Bütçe Başkan Yardımcısı Abdullah Rıdvan Ağaoğlu ile Türk Yatırım Fonu (TIF) Ekonomik İşler Danışmanı Doç. Dr. Erhan Türbedar tarafından gerçekleştirildi.

– Tatar: “KKTC, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçasıdır”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar,  Kıbrıs Türk halkının tarih boyunca büyük bedeller ödeyerek varlığını sürdürdüğünü, bugün bağımsız bir devlet çatısı altında yoluna devam ettiğini, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk dünyasının ayrılmaz ve kopmaz bir parçası olduğunu belirtti.

Tatar, Kıbrıs Türk halkının uzun mücadele yıllarında büyük acılar çektiğini, çok sayıda şehit verdiğini ancak namusunu ve bekasını korumak için her türlü fedakârlığı yaptığını vurguladı.

Gençlik yıllarında Alparslan Türkeş’in Türk dünyası vizyonunu takip ettiğini, o dönemde anlamakta güçlük çektiği bu vizyonun Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte hayata geçtiğini dile getiren Tatar, Türk devletlerinin bağımsızlıklarını kazanmasının ve Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında birleşmesinin, Türk milletinin tarihsel yolculuğunda önemli bir aşama olduğunu ifade etti.

Bu süreçte Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş’ın liderliğinde Kıbrıs Türk halkının da kendi devletini kurduğunu söyleyen Tatar, bunun milli tarihin en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu vurguladı.

– “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısı tarihi önemde”

Tatar, Türkiye’nin her zaman “anavatan” olduğunu vurgularken, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta BM Genel Kurulu’nda yaptığı “KKTC’yi artık tanıyınız, federasyon defteri kapanmıştır” sözlerinin tarihi önemde olduğunu belirtti. “Bundan daha büyük bir hizmet olamaz” diyen Tatar, bu duruşun Milli Güvenlik Kurulu kararlarına da yansıdığını ve Türkiye’nin resmi siyaseti haline geldiğini kaydetti.

– “İki devletli vizyonun herkes tarafından önemsenmesi ve kabul edilmesi gerekir

Kıbrıs meselesinde federasyon temelinde çözüm arayışlarının artık geçerliliğini yitirdiğini dile getiren Tatar, Rum tarafının Annan Planı’na “hayır” demesine rağmen Avrupa Birliği’ne alınmasının büyük bir haksızlık olduğunu belirtti.

“Sıfır asker, sıfır garanti” formüllerinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Tatar, “Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve geleceği için iki devletli vizyonun herkes tarafından önemsenmesi ve kabul edilmesi gerekir” dedi.

Tatar, kendi adaylığını destekleyen siyasi partilerin ve milli kuruluşların bu vizyona inandığını, bazı muhalefet çevrelerinin ise eski alışkanlıklarla farklı söylemleri sürdürdüğünü ancak doğru yolun eninde sonunda görüleceğini söyledi.

– “KKTC, jeopolitik ve ekonomik boyutuyla büyük bir değere sahiptir”

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye kabul edilmesinin büyük bir kazanım olduğunu dile getiren Tatar, KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki en güneydeki bağımsız Türk devleti olarak Türk dünyasının ayrılmaz parçası olduğunu ifade etti.

Azerbaycan ziyaretinde Haydar Aliyev’in “Kafkasya’ya, Anadolu’ya ve Doğu Akdeniz’e dikkat edin” sözlerini hatırlatan ve Aliyev’in Karpaz bölgesinin stratejik önemine işaret ettiğini söyleyen Tatar, “KKTC sadece maneviyatıyla değil, aynı zamanda jeopolitik ve ekonomik boyutuyla da büyük bir değere sahiptir” dedi.

– “İki devletli anlaşma büyük ivme kazandırabilir”

Tatar, Türkiye’nin desteğiyle hayata geçirilen Su Temin Projesi, fiber optik ağ çalışmaları, yol, havalimanı ve enerji yatırımlarına da değinerek “KKTC, izolasyonlara rağmen büyüyen ve gelişen bir Türk devleti olmuştur” diye konuştu.

Kıbrıs’ın gelecekte Dubai ve Singapur benzeri bir gelişim potansiyeline sahip olduğunu belirten Tatar, iki devletli bir anlaşma halinde KKTC ile Güney Kıbrıs’ın Türkiye’nin limanları üzerinden ekonomik, ticari, turizm ve teknoloji alanında iş birliği yaparak büyük bir ivme kazanabileceğini ve uluslararası alanda kritik bir konuma yükselebileceğini ifade etti.

Türk dünyasıyla gönül birliğini ve dayanışmayı genç nesillere aktarmanın önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Tatar, “Amacımız, ekonomik, kültürel, turizm ve teknoloji alanında iş birliğimizi artırarak hem ülkemize hem de Türk dünyasına hizmet etmektir” dedi.

Forumun sonuçlarının kitaplaştırılarak Türk dünyasına sunulmasının önemine değinen Tatar, emeği geçenlere teşekkür ederek, hayırlara vesile olmasını diledi.

– Şimşek: “KKTC, Türk dünyasının son aile ferdi olmuştur”

Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Muhittin Şimşek, küreselleşme, teknoloji ve rekabetin günümüz dünyasında değişimin en belirleyici unsurları olduğunu söyledi.

Küreselleşmenin artık kaçınılmaz bir olgu olduğunu belirten Şimşek, “Buna karşı çıkmak, soğuğa karşı ince gömlekle direnmeye benzer. Önemli olan gerekli tedbirleri alarak sürece uyum sağlamaktır” dedi.

Son yüz yılın en önemli gelişmesinin Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Türk devletlerinin bağımsızlıklarını kazanması olduğunu söyleyen Şimşek, Türk dünyasının bu sayede yeniden kucaklaştığını kaydetti.

KKTC’nin de Türk Devletleri Teşkilatı ailesine katılarak bu büyük birlikteliğin son üyesi olduğunu ifade eden Şimşek, “Bu önemli adım, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın döneminde gerçekleşmiştir. Kendisine şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

Forumun sürekli hale getirilmesi gerektiğini dile getiren Şimşek, bildirilerin kitaplaştırılarak Türk dünyasıyla paylaşılacağını belirtti. Konuşmasında ev sahipliği için Cumhurbaşkanı Tatar’a teşekkür eden Şimşek, forumun verimli geçmesi temennisinde bulundu.

– İki günlük forumun ana başlıkları

İki gün sürecek forumda, küreselleşen dünyada Türk dünyasının bağlantısallık potansiyeli, kalkınma fırsatları ile KKTC’nin jeostratejik konumu ve Türk dünyasındaki rolü ele alınacak.

Tatar: “Artık iki devletli siyaset yegane çözüm modelidir”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “KKTC’yi tanıyan bir devlet olarak buradaki halkın geleceğe umutla bakabilmesi için Türkiye büyük fedakarlık yapmıştır. Geçen haftaki Birleşmiş Milletler zirvesinde Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, artık KKTC’nin tanınması gerektiğini, federasyon çözüm modelinin geride kaldığını ve iki devletli siyasetle çözüm olabileceğini açıklamıştır. Artık iki devletli siyaset yegane çözüm modelidir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Türk Hava Yolları’nın (THY) düzenlediği “AdaKıbrıs” tanıtım programı kapsamında KKTC’ye gelen basın mensuplarına Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesinde açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin her şart ve koşulda kendilerini desteklediğini belirten Tatar, Meclis’in dün açılşının yapıldığını anımsatarak, açılışta Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür ettiğini anımsattı.

Tatar, Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesinin önemine değinerek, şöyle devam etti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 Kasım 2020’deki eski Meclis Başkanlığı ziyareti sırasında toplantının yapılacağı bina küçük ve artık ihtiyaçlara cevap veremeyecekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a durumu anlattık, arazi bulmamızı söyledi. 500 dönümlük bu araziyi bulduk. 4 yılın sonunda 3 Mayıs’ta buranın açılışını yaptık. Dünyaya KKTC halkının egemenliği, bağımsızlığı, hürriyeti ve yaşam hakkı olduğu mesajını verdik. Türkiyemizin de desteğiyle buraya kazandırdığımız külliye, egemenliğimiz ve bağımsızlığımızın sembolü olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti bu devletin arkasındadır. Türkiye, KKTC’nin bağımsız bir Türk devleti olarak huzurunun, güveninin, refahının, istikrarının devam edebilmesi için anahtar rolündedir.”

– “KKTC, Türkiye üzerinden bütün dünyaya bağlanıyor”

THY’nin KKTC’ye dünyanın dört bir yanından turist getirdiğine değinen Tatar, THY ve AJet’in KKTC’yi dünyaya bağlayan iki önemli hava yolu şirketi olduğunu söyledi.

Tatar, bu hava yollarının yöneticilerine, pilotlarına ve tüm çalışanlarına teşekkür ederek, “Yeni açılan Ercan Devlet Havalimanları terminaliyle yolcu sayımız 2 milyondan 10 milyona kadar artacak. Birkaç sene sonra inşallah 15 milyonu da buluruz. Bunu başardık ve Türkiyemizin desteği çok önemli. Birtakım ambargolar olmasına rağmen buraya yüzden fazla ülkeden turist ve öğrenci geliyor. KKTC ambargolara rağmen çok büyüdü, gelişti. 20 yıl önce ülkemizde turizm alanında yatak sayısı 10 bindi. Şu anda 35 bine çıktı. KKTC, Türkiye üzerinden bütün dünyaya bağlanıyor.” diye konuştu.

Teknofest’in KKTC gençliği üzerindeki önemine değinen Tatar, “Teknofest günlerinde de büyük bir heyecan duydum. 1-4 Mayıs’ta 225 bin kişi bu bizim nüfusumuza göre çok önemli bir rakamdır yani her iki kişiden biri Teknofest’i ziyaret etmiştir. KKTC’nin tanıtımı için de çok güzel bir etkinlik oldu. Dijital dönüşüm de oluyor, inşallah KKTC bilişim adası olacak. Çünkü ortam bunun için müsait, üniversitelerimiz var. Üniversitelerle iş dünyası ve sanayi bölgelerindeki bazı çalışmalarla burası bilişim adası olma potansiyeline sahip.” şeklinde konuştu.

– “Federasyon kapanmıştır ve Türkiye anavatandır, garantör devlettir”

Tatar, Türkiye’den KKTC’ye deniz altından getirilen suyun adanın çehresini değiştirdiğine işaret ederek, “Türkiye’den getirilen su için asrın projesi dedik ve bunu başardık. Tabii bütün bunlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın desteği büyüktür. Nitekim Türkiye’den gelen bu suyla hem temel ihtiyaçlarımız karşılanıyor hem de tarım ve hayvancılıkta kullanılıyor. Toprak da daha bereketli oldu.” dedi.

KKTC’nin güvenliği için Türkiye’nin garantörlüğünün önemine vurgu yapan Tatar, şunları kaydetti:

“1983 yılında KKTC’nin ilan edilmesiyle Kıbrıs Türkü’nün geleceği, özgürlüğü, egemenliği tesis edilmiştir. Bu tesis öyle bir tesistir ki kimse geri çeviremez. Burada yaşam vardır, bir halk vardır ve halkın mücadelesi vardır. Buradan sadece 60 kilometre uzaklıkta olan Türkiye Cumhuriyeti vardır. Türkiye Cumhuriyeti’nin de hakkı, hukuku, geçmişi vardır. Adada ortaklık cumhuriyeti bitmiştir, federasyon kapanmıştır ve Türkiye anavatandır, garantör devlettir. Bu bölgenin en güçlü ülkesidir. Türk askerinin, Türk Silahlı Kuvvetlerinin buradaki varlığı bizler için yaşamsal öneme sahiptir. Kıbrıs Türkü genelde böyle düşünür. Dolayısıyla ben bir kez daha anavatanım Türkiyeme, Türk halkına her zaman bizlerin yanında oldukları için minnet ve şükran duygularını ifade ediyorum.”

Tatar: “Birlikte başardık, birlikte başaracağız”

Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ersin Tatar, Demokrat Parti (DP) tarafından düzenlenen etkinliğe katıldı.

Ersin Tatar burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanlığı seçiminde kendisine verilen destekten dolayı Demokrat Partililere teşekkür etti.

Ulusal Birlik Partisi, Demokrat Parti ve Yeniden Doğuş Partisi’nin oluşturduğu hükümetin Pandemi ve 6 Şubat Depremi’nin etkilerine rağmen Türkiye Cumhuriyeti ile kurulan iyi ilişkiler sayesinde ulaşım, iletişim, sağlık ve alt yapı alanlarında başarılı çalışmalar yaptığına işaret eden Tatar, son dönemde yakalanan istikrar sayesinde yükseköğrenim, turizm, inşaat sektörü, tarım ve sanayide ilerlemeler kaydedildiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde iki devletli siyaseti onaylatıp, istikrarın devam ettirilmesiyle ülkedeki gelişim ve kalkınmanın süreceğini dile getiren Tatar, “İki devletli siyaset, devletin güçlenmesi, Kıbrıs Türkü’nün egemenlik hakkına sahip çıkması ve halk olarak yoluna devam etmesidir. Bize yakışan onurlu ve başımız dik bir şekilde kendi devletimizin çatısı altında yaşamamızdır”dedi.

Karşı tarafın federasyon temelinde çözümü savunduğunu anlatan Tatar, Avrupa Birliği’nde yer almayan Türkiye’nin garantörlüğü ve askeri varlığının tehlikeye gireceğini kaydetti.

DP’nin desteğiyle Cumhurbaşkanı adayı olmaktan mutlu olduğunu ifade eden Tatar, “5 yıl önce birlikte başardık yine birlikte başaracağız. 5 ay önce sağduyu mutabakatı kurduk ve çalışmalara devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

İki devletli çözüm siyasetinin başarılı olması için Türkiye Cumhuriyeti’nin tam desteğiyle çalışmaların sürdürüldüğünü vurgulayan Tatar, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurul Toplantılarında 4’ncü kez federasyon defterinin kapandığını, iki devletli çözüm siyasetine destek verdiğini, KKTC ile ekonomik, diplomatik ve siyasi işbirliği yapılması çağrısında bulunduğunu, Milli Güvenlik Kurulu’nun da iki devletli çözüme vurgu yaptığını söyledi.

Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş’ı rahmetle andığını bıraktığı mirasa sahip çıkıp, geleceğe taşımaya devam edeceğini dile getiren Tatar konuşmasının devamında şöyle konuştu:

“Cumhurbaşkanlığı seçimi, beka seçimidir. Devletimize ve milli değerlere sahip çıkacağız. Türkiye ile birlikte yürüyeceğiz, garantörlüğünü ve askeri varlığını sürdüreceğiz. Atak diplomasi ile tanınma yolunda ciddi adımlar atılacak. Türk Devletler Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatında bayrağımızla devletimizi temsil etmek bize yakışandır”

Öztürkler: “Mini stüdyo, dijitalleşme vizyonunun somut bir adımıdır”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Meclis yerleşkesinde hayata geçirilen yeni dijital yayın stüdyo altyapısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Öztürkler, eski binada bulunan teknik teçhizatın yenilenerek yeni yerleşkede modern bir stüdyo kurulduğunu belirterek, “Basın mensuplarımız için oluşturduğumuz bu mini stüdyo, Cumhuriyet Meclisi’nin dijitalleşme vizyonunun somut bir adımıdır” dedi.
Cumhuriyet Meclisi’nin sosyal medya hesaplarından yapılan ilk canlı yayının konuğu olan Öztürkler, Burhan Canbaz’ın sorularını yeni stüdyoda yanıtladı.
HD tabanlı üç kamerayla donatılan stüdyonun, başta BRT olmak üzere televizyon ve web TV kanallarına hiçbir teknik ekipman getirmeksizin yayın yapma imkânı sunduğunu ifade eden Öztürkler, “Yeter ki önceden basın büromuza bilgi verilsin; biz tüm teknik altyapıyı hazır hale getiriyoruz” dedi.
Stüdyonun üç farklı açıdan yayın yapabilecek şekilde tasarlandığını belirten Öztürkler, “Ufak tefek eksikliklerimiz olabilir, ancak bunlar zamanla yerine oturacaktır. Bu adım, ileride imkanlar ölçüsünde hayata geçirebileceğimiz bir Meclis TV yapısının da temelini oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
Yeni kurulan stüdyonun ikinci konuğu olan Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe de, yapılan çalışmanın toplumsal hafıza açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Özdenefe, ülkemizdeki basın-yayın kuruluşlarına Meclis çatısı altında böyle bir faaliyet alanı sunulmasının demokratik katılımı güçlendiren önemli bir adım olduğunu belirtti.
Teknik altyapının profesyonel düzeyde hazırlanmış olmasının, medya temsilcilerine kolaylık sağladığını ifade eden Özdenefe, bu tür desteklerin kamuoyunun doğru ve hızlı bilgilendirilmesi açısından kritik rol oynadığını söyledi.

Trendyol Süper Lig’de 8. hafta başlıyor: Galatasaray-Beşiktaş derbisi nefesleri kesecek

Trendyol Süper Lig’de 8. hafta heyecanı yarın başlayacak. Derbide Galatasaray, 4 Ekim Cumartesi günü saat 20.00’de Beşiktaş’ı ağırlayacak.

Haftanın açılış maçlarında Hesap.com Antalyaspor, Çaykur Rizespor’u ağırlayacak. Trabzonspor ise iç sahada Zecorner Kayserispor ile karşılaşacak.

Derbi mücadelesinde Galatasaray, 4 Ekim Cumartesi günü Beşiktaş’ı konuk edecek. RAMS Park’ta oynanacak müsabaka saat 20.00’de başlayacak.

Türkiye Futbol Federasyonunun açıklamasına göre ligde 8. haftanın programı şöyle:

Yarın:

20.00 Hesap.com Antalyaspor-Çaykur Rizespor (Corendon Airlines Park Antalya)

20.00 Trabzonspor-Zecorner Kayserispor (Papara Park)

4 Ekim Cumartesi:

14.30 Gençlerbirliği-Corendon Alanyaspor (Eryaman)

17.00 Kocaelispor-ikas Eyüpspor (Kocaeli)

20.00 Galatasaray-Beşiktaş (RAMS Park)

5 Ekim Pazar:

14.30 Kasımpaşa-TÜMOSAN Konyaspor (Recep Tayyip Erdoğan)

17.00 Mısırlı.com.tr Fatih Karagümrük-Gaziantep FK (Atatürk Olimpiyat)

20.00 Göztepe-RAMS Başakşehir (Gürsel Aksel)

20.00 Samsunspor-Fenerbahçe (Samsun Yeni 19 Mayıs)

Pegasus, Ercan’dan İstanbul Havalimanı uçuşlarına başladı

Pegasus Hava Yolları, 1 Ekim’de başlayan İstanbul Havalimanı seferleri dolayısıyla Ercan Havalimanı’nda yolculara yönelik etkinlik düzenledi.

T&T Havalimanı İşletmeciliği tarafından yapılan açıklamaya göre etkinliğe Pegasus Hava Yolları KKTC Müdürü Zeki Ziya, T&T Havalimanı İşletmeciliği Genel Müdürü Serhat Özçelik, Türkiye’den gelen Pegasus Hava Yolları Satış Yöneticisi Çağrı Ulutürk, yolcular ve davetliler katıldı.

Ercan Havalimanı giden yolcu bölümünde Pegasus bilet satış ofisi önünde gerçekleşen etkinlikte, yolculara ilk uçuş olmasından dolayı “Uçuş sertifikası”; hatıra fotoğrafı olarak çerçeve üzerinde “Pegasus ilk Kuzey Kıbrıs İstanbul Havalimanı uçuşunda ben de varım” yazısı ile üzerindeki kartta “Her yeni yolculuk bir hikaye… Pegasus’un ECN-İST hattını sizinle birlikte açıyoruz. İyi uçuşlar dileriz” yazılı güller hediye edildi.

-Ziya: “Haftada 45 sefer ile Ercan’da yüzde 60 pazar sahibiyiz”

İlk konuşmayı yapan Pegasus Hava Yolları KKTC Müdürü Zeki Ziya, Pegasus’un 2006 yılında haftada 14 seferle Ercan Havalimanı seferlerine başladıklarını bugün bu sayının 45 sefere ulaştığını kaydetti.

“Bugün, İstanbul Havalimanı’na uçuş başlatmamız sevgili yolcularımız sayesindedir. Daha müjdeli haberler açıklayacağımız günler yakındır. Bugün, İstanbul Havalimanı uçuşumuz ile KKTC’de destinasyon sayımız 11’e ulaşmıştır. 1 Ekim’den itibaren her gün bir, 23 Ekim’den itibaren ise İstanbul Havalimanı’na olan sefer sayımızı ikiye çıkaracağız.” diyen Zeki Ziya, İstanbul Havalimanı uçuşunun herkese hayırlı olmasını diledi.               

-Ulutürk: “KKTC TC arasında en fazla uçuş yapan havayoluyuz”

Türkiye’den gelen Pegasus Hava Yolları Satış Yöneticisi Çağrı Ulutürk ise, Pegasus Hava Yolları’nın bugün 55 ülkede 155 destinasyon ile uçuş operasyonları gerçekleştirdiğini belirtti.

Ulutürk, KKTC ile Türkiye arasında en fazla uçuş yapan havayolu olarak Pegasus’un KKTC vatandaşlarına ve ülke turizmine duyduğu güveni bir kez daha ortaya koyduklarını ifade etti.

-Özçelik: “İstanbul Havalimanı destinasyonu büyük önem arz etmektedir”

T&T Havalimanı İşletmeciliği Genel Müdürü Serhat Özçelik, T&T Havalimanı  İşletmesi olarak fevkalede önemli bir güne şahitlik ettiklerini kaydetti. Özçelik, Pegasus Hava Yolları’nın KKTC turizmine büyük faydalar sağlamakla birlikte, 11’inci destinasyon olarak İstanbul Havalimanı’nın eklenmesinin büyük önem arz ettiğini vurgulayarak, “Daha güzel günlerde havada buluşmak üzere.” dedi.

Öztürkler, Küresel Sumud Filosu’na yapılan saldırıyı kınadı

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, katıldığı canlı yayınlarda bölgesel gelişmelere ve iç siyasi gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Bâlâ Kayadelen’in sunduğu “Gündemin Zirvesi” programında katılan Öztürkler, İsrail donanmasının Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na yönelik baskınını sert sözlerle kınadı.

Aralarında 28 Türk vatandaşının da bulunduğu aktivistlerin gözaltına alınmasını “insanlığın ortak vicdanına yapılan bir saldırı” olarak nitelendiren Öztürkler, İsrail’in tüm savaş suçlarını işlediğini ve insani değerleri yerle bir ettiğini belirtti.

17 gemiye el konulduğu ve gözaltı sayısının sabah saatlerinde 201’e yükseldiği bilgisini üzüntüyle öğrendiklerini kaydeden Öztürkler, Gazze’de daha fazla insanlık suçu işlenmeden derhal ateşkes sağlanması ve insani yardımların kesintisiz şekilde ulaştırılması çağrısında bulundu.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs’ta dün gerçekleşen 1 Ekim törenlerine  ilişkin yaptığı açıklamada ise, çözüm isteyen bir iradenin görünür olmadığını belirtti.

Rum yönetiminin yıllardır sürdürdüğü agresif ve hükmedici politikaların, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözümün önündeki en büyük engel olduğunu vurgulayan Öztürkler, “Her türlü ırkçılığı ve faşizmi besleyen bu zihniyet, İsrail’in bölgedeki baskıcı politikalarıyla aynı çizgide ilerlemektedir. Rum yönetimi, uluslararası hukuku hiçe sayarak İsrail’in mandasına giren bir tutum sergilemekte, Kıbrıs Türk halkının haklarını yok saymaktadır” dedi.

Öztürkler, Güney’deki askeri geçit törenlerinde Yunan savaş uçaklarının uçurulmasını ve Rum liderliğinin silahlanma politikalarını provokatif ve barış karşıtı adımlar olarak değerlendirdi.

“Çözüm isteyen irade, eğer varsa, bu tür gösterilerle değil, masada eşit egemenlik temelinde ortaya konmalıdır” diyen Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının kendi devletinden, bayrağından ve egemenliğinden asla vazgeçmeyeceğini ifade etti.

Türkiye’nin garantörlüğü ve KKTC’nin iki devletli çözüm vizyonunun, bölgedeki barışın ve istikrarın teminatı olduğunu belirten Öztürkler, uluslararası toplumun artık Rum yönetiminin gerçek niyetini görmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin garantörlüğü ve askeri varlığının hayati önem taşıdığını ifade eden Öztürkler, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın iki devletli çözüm vizyonunun hem KKTC’nin geleceği hem de bölgesel istikrar açısından tek gerçekçi yol olduğunu söyledi.

Brent petrolün varili 65,46 dolardan işlem görüyor

Brent petrolün varili, uluslararası piyasalarda 65,46 dolardan alıcı buluyor.

Dün 66,48 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 65,32 dolar seviyesinde tamamladı.

Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.28 itibarıyla yüzde 0,21 artarak 65,46 dolar oldu. Aynı saatte Batı Teksas türü ham petrolün varili 61,77 dolardan işlem gördü.

Petrol fiyatları, ABD ham petrol stoklarının artması ve Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve ortakları OPEC+’nın gelecek ay üretimi tekrar artıracağına dair spekülasyonlar nedeniyle yükseldi.

Ayrıca, fiyatlardaki toparlanmada, Rusya’ya yönelik yaptırımların sıkılaştırılabileceği beklentisiyle dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı Çin’in stoklama talebi etkili oldu.

Yedi ülke grubunun (G7) maliye bakanları, Rusya’nın petrol ihracatını artırmaya devam eden veya yaptırımları delmesine aracılık eden taraflara yönelik yeni adımlar atılacağını açıkladı.

Öte yandan, OPEC+ grubu üyesi Suudi Arabistan, Rusya, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Kazakistan, Cezayir ve Umman’ın 5 Ekim’deki toplantısında kasıma ilişkin üretim miktarını belirlemesi bekleniyor. OPEC+, geçen ayki toplantıda ekim için günlük 137 bin varil üretim artışı kararı almıştı. Üretim artışı beklentisi küresel piyasalarda arz fazlası öngörülerini güçlendiriyor.

Suudi Arabistan’ın pazar payını artırma çabaları kapsamında OPEC+’nın kasımda günlük 500 bin varile kadar üretim artışı kararı alabileceği ileri sürüldü.

Aynı zamanda, ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) çarşamba günü yayımladığı verilere göre, 26 Eylül haftasında ülkenin ticari ham petrol stokları 1,8 milyon varil artarak üç haftalık düşüş serisini sonlandırdı.

Beklentilerin üzerinde gerçekleşen bu artış, rafineri faaliyetlerindeki zayıflama ve talepteki yavaşlamaya işaret etti. Benzin stokları 300 bin varil, distilat stokları ise 600 bin varil yükseldi.

ABD’de Kongre’nin bütçe tasarısını onaylayamaması nedeniyle başlayan hükümet kapanışı da piyasaları baskıladı. Kapanışın, tarım dışı istihdam ve enflasyon verileri gibi kritik ekonomik göstergelerin açıklanmasını geciktirebileceği ve bu durumun enerji talebine yönelik öngörüleri zorlaştırabileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, arz fazlası endişeleri, siyasi belirsizlikler ve OPEC+’nın üretim kararlarına ilişkin beklentilerin piyasalarda dalgalanmayı artırdığını kaydediyor.

Brent petrolde teknik olarak 68,98 doların direnç, 64,70 doların destek bölgesi olarak izlenebileceği ifade ediliyor.

Başbakan Üstel, İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na saldırısını kınadı

Başbakan Ünal Üstel, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na saldırmasını kınadı.

Başbakan Üstel, “Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filo’suna uluslararası sularda yapılan müdahale, sadece uluslararası deniz hukukun değil, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanının da açık bir şekilde ayaklar altına alınmasıdır” dedi.

“Aralarında Türk vatandaşlarının da bulunduğu, tek amacı mazlum Gazze halkına insani yardım ulaştırmak olan sivillere yönelik bu müdahale, açık bir insanlık suçudur” ifadelerini kullanan Başbakan Üstel, açıklamasını şöyle tamamladı:

“İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na yönelik bu hukuk ve insanlık dışı saldırısını en güçlü şekilde kınıyorum.”

İsrail, 19 gemiyi uluslararası sularda korsanlıkla gasbetti

Haydut İsrail, Küresel Kararlılık Filosu’ndaki 19 gemiyi uluslararası sularda korsanlıkla gasbetti. İsrail’in gasbedemediği gemiler Gazze’ye doğru ilerleyişini sürdürüyor. Gasbedildiği doğrulanan tekneler Deir Yassine/Mali, Huga, Spectre, Adara, Alma, Sirius, Aurora ve Grande Blue.

İnsani yardım ulaştırmak amacıyla Gazze’ye yol alan Küresel Kararlılık Filosu’nu kuşatan haydut İsrail donanması unsurları, gemileri yasadışı şekilde korsanlıkla gasbetmeye başladı.

İsrail unsurlarının gasbettiği gemi sayısı 19’a yükseldi. Filodaki diğer gemiler, kararlılıkla Gazze’ye doğru yola devam ediyor.

Yaklaşık 30 filo gemisi, Gazze kıyılarından sadece 80 kilometre uzakta, yollarına devam ediyor.
Filonun YouTube hesabı üzerinden yapılan canlı yayında, bazı teknelerdeki aktivistlerin can yelekleriyle güvertede oturdukları ve olası bir İsrail saldırısına karşı teyakkuzda bekledikleri görülüyor.

28 Türk aktivist alıkonuldu

Küresel Sumud Filosu Türkiye Delegasyonundan yapılan açıklamada, “Alıkonulan Türk aktivist sayımız 28’e yükseldi.” ifadeleri kullanıldı.

İsrail ordusunun alıkoyduğu Türk aktivistlerden 20’sinin ve bulunduğu gemilerin ismi paylaşıldı.
İsrail ordusunun Gazze’nin yardımına koşan Sirius, Alma, Spectre, Huga, Deir Yassine ve Grande Blue gemilerinden 20 Türk aktivisti alıkoyduğu belirtildi.

Sirius gemisinden Ayçin Kantoğlu, Abdulaziz Yalçın, Davut Daşkıran ve Zeynep Tekocak, Alma gemisinden Metehan Sarı, Hüseyin Şuayb Ordu, Onur Murat Kolgu, Semih Fener, Osman Çetinkaya ve Sümeyra Akdeniz Ordu, Spectre gemisinden Bekir Turunç, Abdulmecid Bagcivan, Mustafa Muhammed Çakmakcı, Mesut Çakar ve Muslim Ziyali’nin alıkonduğu kaydedildi.

Huga gemisinden Mehmet Sait Direkçi, Fatih Özsöz ve Tevhit Yıldız, Deir Yassine gemisinden Sümeyye Sena Polat, Grande Blue gemisinden de Halil Rıfat Çanakçı’nın alıkonulduğu bildirildi.

İsrail’in uygulamalarının uluslararası hukukun ve denizcilik güvenliğinin ağır ihlali anlamına geldiği vurgulanan açıklamada, Sumud Filosu’nun “tamamen insani yardım amacıyla yola çıktığı” vurgulandı.
Filoya katılan gemilerden alıkonulanların derhal serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

Açıklamada, “Tüm müdahalelere rağmen filo Gazze’ye ilerlemeye devam etmektedir. Filonun amacı tamamen insani yardım ulaştırmak ve uluslararası hukuka uygun şekilde hareket etmektir.” ifadelerine yer verildi.

Haydutlardan aktif saldırganlık

Küresel Sumud Filosu organizatörleri, İsrail unsurlarının Gazze’ye doğru seyreden gemilere karşı “aktif saldırganlık” kullandığını, hatta bir tekneye çarptığını söyledi.
Grup, X’ten yaptığı açıklamada, Florida gemisine “kasıtlı olarak çarpıldığını”, Yulara ve Meteque gibi diğer gemilerin ise su topları ile hedef alındığını söyledi.

Filo, olayı uluslararası sularda gerçekleştirilen “yasadışı saldırılar” olarak nitelendirdi.

Uluslararası hukuka aykırı

Deniz hukukuna göre, Küresel Kararlılık Filosu’nun Akdeniz’de uluslararası sular üzerinden Filistin karasularına doğru seyrinde, seyrüsefer ve insani yardım taşıma hakkı bulunuyor.
Kıyı ülkeleri, kıyılarına en yakın sularda, yani kıyıdan 12 deniz mili (yaklaşık 22 kilometre) mesafeye kadar uzanan karasularını kontrol edebiliyor.

Karasularının ötesinde devletler, su ve deniz tabanı dahil olmak üzere 200 deniz miline (370 kilometre) kadar olan münhasır ekonomik bölgelerinde balıkçılık, madencilik, sondaj ve diğer enerji projeleri gibi faaliyetleri düzenleyebilirken, diğer ülkelerin gemilerinin seyrüsefer özgürlüğüne müdahale edemiyor.
Açık denizlerde bulunan gemiler, taşıdıkları bayrağın yargı yetkisine tabidir ve bu gemilere gerçekleştirilecek ziyaret de genel olarak bayrak devletin iznine tabi olduğu gibi gemilerde gerçekleşen suçları yargılama yetkisi de kural olarak bayrak devletinde bulunuyor.

Bugün yer yer sağanak bekleniyor

Meteoroloji Dairesi, bugün yer yer sağanak beklendiğini açıkladı.

Dairenin haftalık hava tahmin raporuna göre, hafta boyunca hava genellikle parçalı bulutlu olacak. En yüksek hava sıcaklığı iç kesimlerde 31-34, sahillerde ise 27-30 derece dolaylarında seyredecek.

Kuzeyli yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli rüzgar da bekleniyor.

2 Ekim 2025 Döviz Kurları

Son bir ayın en yüksek seviyesine ulaşan Dolar’ın rekor serisi sürüyor.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 41,59 TL, Euro 48,91 TL, İngiliz Sterlini ise 56,17 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.00 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 41,59 TL, satış fiyatı 41,59 TL.

Euro’nun alış fiyatı 48,88 TL, satış fiyatı 48,95 TL, İngiliz Sterlini ise 56,14 TL’den alınıp 56,21 TL’den satılıyor.

Tatar: Rum’un tahakkümüne, silahlanma gösterisine asla boyun eğmeyeceğiz

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulidis’in askeri törende yaptığı açıklamaların Rum tarafının öteden beri sürdürdüğü tahakküm ve dayatma siyasetinin en açık göstergesi olduğunu vurgulayarak eleştirdi.

Ersin Tatar’ın seçim ofisinden yapılan açıklamaya göre, Tatar, Rum liderin sözlerinin yıllardır değişmeyen bir zihniyetin açık ilanı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

 “Geleceğe dair tek vizyonları, Kıbrıs Türk halkını boyunduruk altına almak ve maksimalist hedeflerini bize zorla kabul ettirmektir. Yunan savaş uçaklarının törenlere katılması, bir taraftan barıştan söz ederken diğer taraftan halkımıza karşı yeni silahlarını sergilemeleri, bu zihniyetin en net ifadesidir. Buna rağmen hala bu niyeti görmezden gelenler var. Rum’un tahakkümünü halka çözüm diye pazarlamaya kalkanlar var. Ama herkes bilmelidir ki, Kıbrıs Türk halkı kendi iradesini asla başkasına teslim etmez.”

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk halkının yolunun kendi devletiyle çizildiğinin altını çizerek, “Kıbrıs Türk halkının iradesinin sembolü kendi devletidir. Bu vizyon, Türkiye’deki en üst makamların açıklamaları ve kararlarıyla en net şekilde desteklenmektedir. Türkiye Milli Güvenlik Kurulu’nun dünkü bildirisi sadece vizyonumuza destek değil, aynı zamanda Rum ve Yunan tehditlerine verilmiş en güçlü cevaptır.” dedi.

Tatar, Kıbrıs’ta hâlâ Helenizm propagandası yapıldığını, bu anlayışın Rum tarafında değişmeden varlığını sürdürdüğünü kaydetti. Bu zihniyetin, Kıbrıs Türk halkını yok saymaya ve kendi devletinden vazgeçirmeye yönelik olduğunu belirten Tatar, “Bu propagandanın karşısında halkımız, Anavatan Türkiye ile omuz omuza dimdik durmaktadır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Tatar, TBMM’nin 18 Temmuz 2024 tarihli kararını da hatırlatarak, Türkiye’nin iki devletli çözüm vizyonuna verdiği güçlü desteğin altını çizdi. Tatar ayrıca, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son dört yıldır BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmalarda uluslararası topluma KKTC’yi tanıma çağrısı yaptığını hatırlattı.

 Cumhurbaşkanı Tatar, “Kıbrıs Türk halkının geleceği kendi devletindedir. Rum’un halkımıza ve devletimize yönelik tahakkümü asla gerçekleşmeyecektir.” diye konuştu.

Uzlaşı ve iş birliği mesajı da veren Cumhurbaşkanı Tatar, adada adil ve sürdürülebilir bir barışın ancak sahadaki somut gerçekler üzerine inşa edilebileceğini söyledi.

 Tatar, “Kıbrıs’ta iki devletin, iki halkın ve iki demokrasinin varlığını kimse inkâr edemez. Bu gerçekler kabul edilirse adamız barış, huzur ve refah adası olur. Ancak Rum tarafı silahlanmaya devam eder, izolasyonu muhafaza etmek için agresif abluka siyaseti sürdürür ve tek yanlı faaliyetlerinden vazgeçmezse, halkımızın haklarını korumak için ne gerekiyorsa yapılır. Bu bizim anayasal görevimizdir” dedi.

Kıbrıs Türk halkının, Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğü altında yoluna güvenle devam ettiğini vurgulayan Tatar, açıklamasını “Rum tahakkümüne bu topraklarda yer yoktur ve asla olmayacaktır” sözleriyle tamamladı.

Üstel: İlk aşamada yalnızca hız denetimi aktif olacak

Başbakan Ünal Üstel, yapay zeka destekli hız tespit kameraları hakkında açıklama yaparak, ilk aşamada yalnızca hız denetiminin aktif olacağını belirtti.

Başbakanlık’tan yapılan açıklamaya göre Üstel, yapay zeka destekli hız tespit kamera süreci hakkında bilgi verip, sadece trafik güvenliğinin değil, herhangi bir suç işlendiğinde faillerin tespitinin de daha hızlı ve etkin şekilde yapılabileceğini kaydetti.

Başbakan Üstel’in açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Ülkemizde bir süredir yapay zekâ destekli hız tespit kameraları ile ilgili tartışmalar yaşanmakta ve bu durum vatandaşlarımız arasında da bazı soru işaretlerine yol açmaktadır. Başbakanlık olarak, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı ve bağlı Trafik Dairesi ile tam bir koordinasyon içerisinde bu açılmayı yapma gereği duydum.  Amacımız, bu sürecin sağlıklı ve güvenli bir şekilde tamamlanmasını sağlamaktır. Bu süre zarfında sizlerden en önemli beklentimiz; hız limitlerine uymanız, trafik uyarı levhalarına dikkat etmeniz ve özellikle ebeveynlerimizin dikkatli olması, aynı zamanda araç kullanan çocuklarını da bu yönde uyarmasıdır. Tek bir vatandaşımızı ya da ülkemizde misafir olarak bulunan tek bir canı dahi kaybetmek istemiyoruz. Hepimizin bildiği gibi, bu alanda çok acılar yaşadık.”

– “Vatandaşlar kapsamlı bir şekilde bilgilendirilecek”

Üstel, Polis Genel Müdürlüğü’nde kullanıcı eğitimlerinin gerçekleştirileceğini, ardından kamuoyunun ayrıntılı şekilde bilgilendirileceğini ve kameraların aktif olarak görev yapmaya başlayacağını belirtti.

“İhlallere yönelik cezalar da bu bilgilendirme tarihinden itibaren uygulanacaktır.” diyen Üstel, vatandaşlar kapsamlı bir şekilde bilgilendirilmeden ve uyarıcı levhalar tamamlanmadan ceza yazma sürecinin başlamayacağını belirtti.

Yeni sistemle birlikte gelen yeniliklere değinen Üstel, ilk aşamada yalnızca hız denetimlerinin aktif olacağını, emniyet kemeri, yiyecek-içecek, evrak vb. kontrollerin ilerleyen süreçte değerlendirileceğini kaydetti. Vatandaşların mutlaka bilgilendirileceğini vurgulayan Üstel, trafik güvenliği değil, herhangi bir suç işlendiğinde faillerin tespitinin de daha hızlı ve etkin şekilde yapılabileceğini vurguşadı.

– “Amaç ceza değil, güvenlik”

Üstel, kameraların kuruluş amacının vatandaşı cezalandırmak değil; trafik güvenliğini artırmak, yolları daha güvenli hale getirmek ve can kayıplarını önlemek olduğunu belirtti.

Bu süreçte halkın desteği ve duyarlılığı her şeyden önemli olduğunu vurgulayan Üstel, “Gelin, hep birlikte kurallara uyarak daha güvenli bir trafik düzeni kuralım. Unutmayalım; hız yapmak bir anlık heyecan olabilir ama kaybettirdikleri geri gelmez. Hepinize güvenli sürüşler dilerim.” ifadelerine yer verdi.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: KIBRIS’IN, GÜVENLİK AÇISINDAN DOĞU AKDENİZ’DE BİR HEDEF HALİNE GELMESİNE YOL AÇILIYOR

Dışişleri Bakanlığı, Amerika Birleşik Devletleri’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne uyguladığı silah satış kısıtlamasını kaldırma kararını uzatmasını eleştirerek, Doğu Akdeniz’de istikrarı teşvik etmekten uzak olan bu karar ve Rum tarafının üçüncü taraflarla yaptığı askeri işbirliği faaliyetlerin adayı güvenlik açısından bir hedef haline getirdiği uyarısında bulundu.

Bakanlık açıklamasında, ABD’nin, 1987 yılında GKRY’ne yönelik uygulamaya koyduğu silah satış kısıtlamalarını 2020’de aldığı kararla kısmen, 2021’de ise tamamen kaldırdığına işaret ederek, bu kararın, birer yıllık uzatmalarla uygulanmasına devam edildiği kaydedildi. Açıklamada, ABD yönetiminin son olarak GKRY’ne uygulanan silah satış kısıtlamasının kaldırılması kararının bugünden itibaren 30 Eylül 2026’ya kadar bir yıl daha uzattığı vurgulandı.

Açıklamada, “Hal böyleyken, silah satış kısıtlamasını kaldıran kararın daha da esnetilerek 5 yılda bir gözden geçirilmesi ve bilahare gözden geçirilmenin de bertaraf edilmesini sağlamaya yönelik Kıbrıs Rum tarafının girişimlerinin de ABD Yönetimi nezdinde devam ettiği anlaşılmaktadır” denildi.

Dışişleri açıklamasında, ABD’nin 2025 yılı başlarında Kıbrıs Rum tarafını “Yabancılara Askeri Satışlar ve Fazla Savunma Malzemesinin Elden Çıkarılması Programı”ndan yararlanmaya uygun bulduğu açıklamasının ardından bir süre önce Rum yetkililerin ABD’den silah alımı için harekete geçtiği ve ihtiyaç listesi hazırladığı yönünde basında yer alan ifadelere de değinildi.

Açıklama şöyle devam etti:

“ABD’nin Kıbrıs Rum tarafının silahlanmasına imkan tanıyan kararları ve askeri yeteneklerini artırmasına yönelik yardımları Doğu Akdeniz bölgesinde istikrarı teşvik etmekten uzak olmanın yanı sıra, GKRY’nin diğer üçüncü taraflarla yapmakta olduğu askeri işbirliği faaliyetleri ile birlikte Kıbrıs adasının Doğu Akdeniz’de güvenlik açısından bir hedef haline gelmesine de yol açmaktadır. Bu gerçekler ışığında, ilgili tüm tarafları sağduyu ile hareket etmeye ve Kıbrıs Rum tarafının provokatif ve saldırgan tutumunu cesaretlendirmekten vazgeçmeye davet ederiz”

Tatar ve Öztürkler, yeni yasama yılının başlaması nedeniyle açıklama yaptı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Cumhuriyet Meclisi’nin yeni yasama yılı açılış töreninin ardından Cumhuriyet Meclisi’nde açıklama yaptı.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız bir cumhuriyet olduğunu belirterek, yeni yasama yılının yeni meclis binasında başlamasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tatar, “Bugün hep birlikte bir ilke imza atıyoruz. Buraları kendi egemenliğimizin ve hür irademizin bir ifadesidir. Bütün dünya elbette buna saygı duymak durumundadır.” dedi.

Meclis Başkanı Öztürkler ise, bugün 10’uncu Dönem, 5’inci Yasama Yılı’nın ilk toplantısı yaptıklarını kaydederek yeni yasama yılının herkese hayırlı olması temennisinde bulundu.

– Tatar: “Kendi egemenliğimizin ve hür irademizin bir ifadesidir”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bugün hep birlikte bir ilke imza attıklarını dile getirerek sözlerine başladı. Yapımı dört yıla yakın süren Cumhuriyet Yerleşkesi’nin 3 Mayıs’ta açılışını yaptıklarını anımsatan Tatar, 10’uncu Dönem, 5’inci Yasama Yılı’nın açılışı için burada olduklarını kaydetti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız bir cumhuriyet olduğunu vurgulayan Tatar, “Buraları kendi egemenliğimizin ve hür irademizin bir ifadesidir. Bütün dünya elbette buna saygı duymak durumundadır.” dedi.

Tatar, Kıbrıs Türk halkının geçmişiyle, tarihiyle, mücadelesiyle ve 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti anlaşmalarıyla geleceğini tayin etme hakkına sahip iki halktan biri olduğunu belirtti. 1960’ten 1974’e kadar geçen süreçte yaşananlara değinen Tatar, 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile Kıbrıs Türkü’nün bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuştuğunu kaydetti.

Ersin Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanının ardından bugüne kadar olan süreçte demokrasinin, çok sesliliğin ve  farklı siyasi partilerin mecliste yer aldığını dile getirdi. Tatar, Kıbrıs Türk halkının kendi iradesi ve demokratik anlayışıyla bu topraklardaki varlığını, mücadelesini, egemenlik ve yaşam hakkını yaptığı düzenlemelerle bir otoriter çerçevesinde sürdürmeyi başardığını kaydetti.

– “Anavatan’ın desteğiyle Kıbrıs Türk halkı bu engelleri büyük ölçüde aştı”

“Bizi 1963’ten beridir mağdur etmekte olan ambargolar, izolasyonlar, kısıtlamalar vardır.” diyen Tatar, bütün bu sıkıntılara rağmen Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin de desteğiyle Kıbrıs Türk halkının bu engelleri büyük ölçüde aştığını ifade etti. 

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda KKTC’nin tanınması çağrısını vurgulamasının kendileri için çok önemli bir ifade olduğunu belirten Tatar, Erdoğan’ın genel kurulda “Kıbrıs’ta Federal çözüm modelinin geçmişte kaldığını ve tükenmiş olduğunu, Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkı ile ancak iki devletli bir çözümde bir anlaşmaya varabileceği” sözlerini anımsattı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 18 Temmuz 2024 tarihinde iki devletli çözüm siyasetinin oy birliği ile geçtiğini hatırlatan Tatar, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurul toplantılarında birçok kez yeni siyasete destek verdiğini dile getirdi.

Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK), Kıbrıs meselesine ilişkin “iki devletli siyasetin tek geçerli siyaset” olduğu yönde karar alındığına da kaydetti.

– “Her bir milletvekiline bu yüce meclisin hakkını vermesini temenni ediyorum”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in ev sahipliğinde Rum lider ile New York’ta yapılan görüşmenin ardından Türkevi’nde düzenlediği basın toplantısında bulunduğu çağrıyı yineleyerek, “KKTC Cumhuriyet Meclisi’nin de benzer bir kararı oy birliğiyle geçirmesinin zamanı gelmiştir” dedi.

Kendisinin de meclis çatısı altında çok önemli çalışmalarının olduğunu dile getiren Tatar, bu görevi çok önemsediğini ifade etti.“Her bir milletvekiline bu yüce meclisin hakkını vermesini temenni ediyorum.” diyen Tatar, bu yüce meclisin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguladı.

– Öztürkler: “Yeni yasama yılı herkese hayırlı olsun”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler de, bugün 10’uncu Dönem, 5’inci Yasama Yılı’nın ilk toplantısını yaptıklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın her zaman olduğu gibi bugün de kendileriyle birlikte olduğunu kaydeden Öztürkler, Cumhuriyet Meclisi’nin yapımında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çok ciddi katkısı olduğunu belirtti. Öztürkler, Cumhurbaşkanı Tatar’ın kurumsal binayı Kıbrıs Türk halkına kazandırma yolunda yapmış olduğu çalışmaların kendileri için önemli olduğunu vurguladı. Öztürkler, Cumhurbaşkanı Tatar’ın Cumhuriyet Meclisi’nden çıkan yasaların yasallaşması ve bu yasaların halkın hizmetine sunulması adına her zaman kendilerinin yanında durduğunu ifade etti.

Öztürkler, yeni yasama yılının herkese hayırlı olması temennisinde bulunarak sözlerini tamamladı.