Archives Kasım 2025

Akay Cemal, yoğun bakımda

Duayen gazeteci, KIBRIS Gazetesi yazarı Akay Cemal solunum sıkıntısı nedeniyle yoğun bakıma alındı.

KIBRIS Gazetesi yazarı Ahmet Tolgay dün sosyal medya hesabında yaptığı duygusal paylaşımla yakın dostu Akay Cemal’in yoğun bakıma alındığını açıkladı.

Tolgay’ın eşi de solunum yetmezliği nedeniyle yoğun bakım servisinde tedavi altında bulunuyordu. Tolgay, eşini görmeye gittiği sırada Akay Cemal’i fark ettiğini sosyal medyadan duyurarak Akay Cemal’in sağlık durumuyla ilgili gelişmeleri paylaştı.

Duayen gazeteci, KIBRIS Gazetesi yazarı Akay Cemal, geçtiğimiz Cuma günü yaşadığı kol uyuşukluğundan sonra cumartesi sabahı Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesine müracaat etmiş ve beyin kanaması geçirdiği tespit edilerek nöroloji servisinde tedavi altına alınmıştı.

Çiğ süt bedelleri bugün ödendi

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Süt Endüstrisi Kurumu, 1-15 Ekim devresi küçükbaş ve büyükbaş çiğ süt bedellerini bugün ödedi.

SÜTEK’ten yapılan açıklamaya göre 1-15 Ekim döneminde SÜTEK’e süt veren 641 üretici için çiğ süt bedeli olarak 166 milyon 990 bin 160 TL bugün üreticilerin banka hesaplarına yatırıldı.

Çavuş: Gıda Denetimlerinde ‘Sıfır Tolerans’ Sürdürülüyor

Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde görüşülen Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın bütçesi 55 milyon TL’lik artışla, 7 milyar 11 milyon 973 bin TL olarak oy çokluğuyla kabul edildi.

Komitede 284 milyon 500 bin TL olarak öngörülen Kıbrıs Türk Süt Endüstrisi Kurumu (SÜTEK) bütçesine geçildi.

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde verilen aranın ardından, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, bütçe görüşmeleri başlamadan önce basına ve Meclis çalışanlarına ve milletvekillerine  zeytin fidanı hediye etti.   

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Besim’e cevabında Hal Yasası ile ilgili çalışmaların tamamlandığını kaydetti. Gıda denetimlerinde “sıfır tolerans” ile çalışmaların sürdürüldüğünü kaydeden Çavuş, değerlendirmelerin Avrupa Birliği (AB) standartlarına göre yapıldığını ifade etti.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş konuşmasında, bütçe konusunda kendisine verilen destekten dolayı teşekkür ederek, sağlanan desteğin verildiği yere gittiğini, bunun sofralara da yansımaya başladığını söyledi.

Genç üreticilere 800 hayvan hibe edildiğini dile getiren Çavuş, Maliye Bakanlığı’ndan çok büyük bir finans desteği aldıklarını ve her yıl da artarak destek almaya devam ettiklerini kaydetti. 

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Güzelyurt’a verilen tarımsal suyla ilgili “keşke 5 yıl önce başlatılmış olsaydı” diyerek, geçmiş hükümetlerin bu konuda geç kaldığını söyledi.

Üreticiyi suyla buluşturacak adımlar attıklarını belirten Çavuş, verilen suyla Kalkanlı’dan Yayla köyüne kadar rekoltenin arttığını kaydetti.

Barajların daha verimli kullanılması için yeni planlamalar üzerinde çalıştıklarını söyleyen Çavuş, doğru kullanım modeliyle baraj kapasitesinin daha iyi bir noktaya taşınabileceğini dile getirdi.

Mesarya’nın 3 yıl içinde tarımsal suya kavuşturulmasının hedeflendiğini, istimlak sorunlarının çözülmesi için çalışmaların sürdüğünü söyleyen Çavuş, Lefke’de de 2026 yılında mevcut suyun boru içerisine alınarak bölgeye ulaştırılmasının planlandığını belirtti.    

 Çavuş, ödemelerin toplu olarak değil, kişiler üzerinden yapıldığını ifade etti. Çavuş, ülkeye sertifikalı tohumu ilk talep edenin kendisi olduğunu, kaliteli tohum kullanımını önemsediklerini belirtti.  

Çavuş, destek kapsamında bugüne kadar 6 bin ton sertifikalı tohum alındığı bilgisini verdi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Çavuş, Şahiner’in bakanlıkta çalışan bir personele dair bazı iddialarda bulunması üzerine konuyu ihbar olarak kabul ettiklerini belirterek, soruşturulacağını kaydetti.    

Konuşmaların ardından, Komite Başkanı Resmiye Eroğlu Canaltay, Yangın Hazır Kuvvet ekibinde çalışan geçici personelin tahsisatlarının artırılmasına yönelik öneri sundu. Bu öneriler kapsamında bütçeye ek olarak 55 milyon TL artış yapıldı.

Önerinin ardından yapılan oylamada, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı bütçesi oyçokluğuyla kabul edildi. 

KKTC’nin haklarının yok sayıldığı hiçbir anlaşmayı kabul etmemiz mümkün değil

Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, ”KKTC’nin haklarının yok sayıldığı hiçbir anlaşmayı kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı (MSB) KKTC’nin haklarının yok sayıldığı hiçbir anlaşmanın kabul edilemeyeceğini kaydetti.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında Lübnan ve Güney Kıbrıs arasındaki anlaşmayla ilgili soruyu da yanıtladı.

KKTC’nin haklarının yok sayıldığı hiçbir anlaşmayı kabul etmemiz mümkün değildir” diyen Aktürk, “KKTC’nin haklarını görmezden gelen bu anlaşmanın aynı zamanda Lübnan halkının menfaatlerini de ihlal ettiğini değerlendiriyor, Lübnanlı muhataplarımıza denizcilik alanında işbirliğine hazır olduğumuzu ifade ediyoruz” açıklamasında bulundu.

Bakan Çavuşoğlu: “Okul sayısını 35’e çıkarmayı hedefliyoruz”

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, ülkedeki okul sayısını ilerleyen dönemlerde 35’e çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.

Bakanlık Basın Bürosu’ndan verilen bilgiye göre, Şehit Turgut Ortaokulu 75’inci yıl vefa töreni ve Güniz Ced Konferans Salonu’nun açılış töreni Bakan Çavuşoğlu’nun katılımıyla yapıldı. Konferans salonunun yenilenmesi, iş insanı Rüstem Ced ile Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğinde tamamlandı.

-Çavuşoğlu

Törende konuşan Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, ülkenin geleceği için “Bir Okul da Sen Yap Bir Tuğla da Sen Koy” kampanyasına destek veren hayırseverlerin katkılarının çok kıymetli olduğunu belirtti.

“Hükümetimiz döneminde kazandırılan 30 okulun 12’si hayırseverler sayesinde yapıldı.” diyen Çavuşoğlu, okul aile birliklerinin katkılarının da önemine dikkat çekti.  Bakan Çavuşoğlu, ülkedeki okul sayısını ilerleyen dönemlerde 35’e çıkarmayı hedeflediklerini de söyledi.

Devletin eğitim altyapısı için önemli yatırımlar yaptığını ifade eden Çavuşoğlu, okulların sarf malzemelerinden bakım-onarım çalışmalarına kadar geniş bir alanda güçlü bir mali yapıya sahip olduklarını ancak artan öğrenci sayısı, yeni okul ihtiyacı ve deprem güçlendirmeleri nedeniyle iş yükünün çok yüksek olduğunu, bunun da tümüyle devlet imkânlarıyla kısa sürede karşılanamayacağını belirtti.

Çavuşoğlu konuşmasına şöyle devam etti:

“Bizler, yüzyıllar önce malını mülkünü çocukların eğitimine vakfeden ninelerimizin, teyzelerimizin kanını taşıyoruz. Bugün okul aile birliklerimiz, velilerimiz ve iş insanlarımız sayesinde tarihi süreçte geleceğimiz için bunu yapmaya devam ediyoruz. Düşünün ki bir nesil nöbet sırasındayken bu halk için, bu topraklar için kanını döktü, canını verdi. Şimdi nöbet sırası bizde ve ter dökmek bize nasip oldu. Bu teri dökmeye de ant içmiş insanlarız.”

Vefa gecesine ilk kez katıldığını belirten Çavuşoğlu, etkinliği düzenleyen okul müdürünü de tebrik etti. Vefa kavramına vurgu yapan Çavuşoğlu, “Vefa, sadece sözlükte yer alan bir kelime değildir; hissetmek, yaşamak ve yaşatmaktır.” diye konuştu.

-Özçınar

Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar da, vefa etkinliğinin son derece anlamlı olduğunu belirterek, “Bu gece, arzulanan ve geleceğe örnek olması gereken bir vefa anlayışının en güzel örneğidir. Bu vefayı hepimiz hissetmeli ve yaşamalıyız.” dedi.

-Sarpten

Okul Müdürü Hasan Sarpten ise konuşmasında, okulun tarihine değinerek, okulda gerçekleştirilen bakım onarım çalışmalarını anlattı.

Tüm yeniliklerin Milli Eğitim Bakanlığı’nın yarattığı kaynaklar ve Okul Aile Birliğinin verdiği destekle mümkün olduğunu belirten Sarpten, “Bununla birlikte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okul binamızın tadilatı için yeni eğitim öğretim yılı öncesinde çıkılan ihale miktarının da 5 milyon TL’nin üzerinde olduğunu belirtmek isterim.” diye konuştu.

Sarpten, göreve başladığı ilk gün atıl durumda bulunan eski atölyeyi gördüğünde burayı bölgeye de hizmet verecek, çok amaçlı bir salona dönüştürmeyi hayal ettiğini söyledi. Bu süreçte iş insanı Rüstem Ced’in önemli katkılar sağladığını, salonun sıvasından boyasına, seramiğinden tavanına kadar birçok aşamanın Ced’in desteğiyle tamamlandığını ifade eden Sarpten, elektrik altyapısının Okul Aile Birliği tarafından yenilendiğini, kapı, pencere ve klimaların ise Bakanlık desteğiyle tamamlandığını kaydetti.

-Arıkan

Şehit Turgut Ortaokulu’nun ilk müdürü Zeynel Arıkan ise, geçmişten bugüne görev yapmış tüm öğretmenlerin okulun temel taşlarını oluşturduğunu ve bugünlere güçlü bir miras bıraktığını söyledi.

Konuşmaların ardından katkılarından dolayı İş İnsanı Rüstem Ced’e ve okula 10 yıldan fazla hizmet veren öğretmenlere plaketleri takdim edildi.

Ataoğlu, THY Yönetim Kurulu Başkanı Bolat ile görüştü

Başbakan Yardımcısı, Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Bolat ile görüştü.
 
İstanbul’da gerçekleşen görüşmede Kuzey Kıbrıs turizmi, uçak bilet fiyatları, tanıtma ve pazarlama faaliyetleri ile yeni projeler ele alındı.
Görüşmede KKTC İstanbul Başkonsolosu Zalihe Mendeli, Bakanlık Müsteşarı Serhan Aktunç, KKTC İstanbul Turizm Koordinatörü Özge Palamutçu ile KITSAB Başkanı Oğuz Akançay yer aldı.
 
Bakan Ataoğlu görüşmede yaptığı konuşmada Türk Hava Yolları ile her zaman sıkı ilişkiler içerisinde olduklarını ve yeni projelerde Kuzey Kıbrıs turizmi için çalıştıklarını söyledi.
 
KKTC turizminin gelişimi ve ülkemizin uluslararası alanda daha güçlü şekilde tanıtılması adına THY’nin büyük bir rol üstlendiğini anlatan Ataoğlu, THY’nin desteği ile zoru kolaya çevirdiklerini belirtti.
 
Ataoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü;
“THY ile yapılan görüşmede KKTC için uygun bilet politikasının sürdürülmesi konusunda taleplerimizi iletirken, bu taleplerimize olumlu karşılık almak bizleri memnun etmiştir.
 
Uygun bilet politikası, hem vatandaşlarımızın hem de ülkemize gelmek isteyen misafirlerimizin ulaşımını kolaylaştıracak, turizme önemli katkı sağlayacaktır.
 
Ayrıca, KKTC’nin tanıtım çalışmalarını hem Türkiye’de hem Avrupa’da daha geniş kitlelere ulaştırmak adına ortak projeler üzerinde fikir birliğine vardık. Acenteler ile birlikte düzenlenecek tanıtım etkinlikleri, ülkemizin turizm potansiyelini daha görünür kılacak ve hedef pazarlara etkili bir şekilde ulaşmamızı sağlayacaktır.
 
Bunun yanında, uluslararası alanda geniş erişime sahip influencer ve içerik üreticilerinin THY tarafından KKTC’ye getirilerek ülkemizin doğal güzellikleri, kültürü ve misafirperverliğinin dünyaya tanıtılması konusunda da karşılıklı bir anlayış geliştirdik.
 
Görüşmede THY’nin KKTC için yeni hazırladığı tanıtım filmini de görme şansı bulduk. Hazırlanan filim yakın zamanda THY uçaklarında gösterilerek KKTC turizmi için çok önemli bir tanıtım desteği yaratacak.
 
THY ile yapmış olduğumuz bu çalışmalarla, KKTC’nin marka değerini daha da yukarı taşımayı hedefliyoruz.Türk Hava Yolları ile iş birliğimizi güçlendirerek ülkemiz turizmine yeni açılımlar kazandırmaya devam edeceğiz.”

Üstel’den Rum-Lübnan Anlaşmasına ve Silahlanmaya Sert Tepki

Üstel’den Rum–Lübnan MEB Anlaşmasına ve Silahlanmaya Sert Tepki

Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Lübnan ile imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Sınırlandırma Anlaşması ve son dönemde artırdığı silahlanma faaliyetlerine ilişkin yazılı bir açıklama yaparak sert tepki gösterdi.

Üstel, GKRY’nin Lübnan’la yaptığı MEB anlaşmasının KKTC’nin deniz yetki alanlarını ihlal ettiğini belirterek, “Bu anlaşmayı reddediyor ve tanımıyoruz” dedi. Rum tarafının, Kıbrıs Türk halkının eşit ve meşru haklarını yok sayan adımlarına devam ettiğini ifade eden Üstel, bu girişimlerin Ada’daki uzlaşmaz tutumu bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.

“Silahlanma stratejik dengeyi değiştiremez”

Rum yönetiminin yabancı aktörlerin desteğiyle artırdığı silahlanma faaliyetlerine de dikkat çeken Üstel, “GKRY’nin yıllardır sürdürdüğü ve son aylarda hızlandırdığı silahlanma, Ada’da ve Doğu Akdeniz’de barış ve istikrarı tehdit etmektedir. Ancak bilinmelidir ki Rum tarafı bu yolla Kıbrıs’taki stratejik dengeyi asla değiştiremez” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile tam bir uyum içinde olduklarını vurgulayan Üstel, “Anavatan Türkiye’nin askeri gücünü yok sayarak yapılan hiçbir hesap tutmaz. Haklarımızı ihlal etmeye kalkmaları veya silahlanmayı fiili saldırıya dönüştürmeleri halinde, halkımızın güvenliğini korumak için her türlü adımı atarız” dedi.

“Lübnan’a hatırlatırız”

Açıklamasında Lübnan’a da mesaj veren Üstel, “GKRY’nin tek taraflı hesaplarına ortak olmak, Kıbrıs Türk halkının haklarının yenilmesine katkı sağlamak anlamına gelir ve bu durum Lübnan halkının çıkarlarına zarar verir” ifadelerini kullandı.

Başbakan Üstel, Kıbrıs’ta iki egemen devletin Ada’nın kaynaklarını adil şekilde paylaşması gerektiğini hatırlatarak, Kıbrıs Türk tarafının uzlaşmacı duruşunun yanlış yorumlanmasının sonuçlarının “ağır olacağını” söyledi.

Erdoğan, Papa 14. Leo’yu resmi törenle karşıladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi ziyaret eden Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’yu resmi törenle karşıladı.

Konuk Devlet Başkanı Papa 14. Leo’nun makam aracını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin önündeki caddede karşılayan süvariler, protokol kapısına kadar eşlik etti.

Erdoğan, Papa 14. Leo’yu Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin ana giriş kapısında karşıladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Papa 14. Leo’nun tören alanındaki yerlerini almalarının ardından, 21 pare top atışı eşliğinde iki ülkenin milli marşları çalındı.

Papa 14. Leo, tören kıtasını, “Merhaba asker” diyerek selamladı. Törende, tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Papa 14. Leo, birbirlerine heyetlerini takdim etti. Türkiye ve Vatikan bayrakları önünde gazetecilere poz veren Erdoğan ve Papa 14. Leo, daha sonra baş başa ve heyetler arası görüşmeye geçti.

Görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Papa 14. Leo, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ndeki Cihannüma Salonu’nda davetlilere hitap edecek.

Törende, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Ankara Valisi Vasip Şahin de yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo ile görüştü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo​​​​​​​ ile baş başa görüştü.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki görüşme, yaklaşık yarım saat sürdü.

Rusya’da Polonya’nın son konsolosluğu da kapatılıyor

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Polonya’nın ülkedeki İrkutsk’ta bulunan son konsolosluğunun çalışmasına verilen izni, mütekabiliyet gereği geri çekme kararı aldığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Polonya’nın Moskova Büyükelçisi Krzysztof Krajewski’nin bakanlığa çağrılarak kendisine nota verildiği belirtildi.

Notanın, Polonya’daki Rusya’ya ait Gdansk’taki konsolosluğun kapatılması nedeniyle verildiği aktarılan açıklamada, “Rus tarafı da Polonya’ya ait İrkutsk Konsolosluğu’nun çalışmasına verilen izni, mütekabiliyet gereği geri çekme kararı almıştır.” ifadesine yer verildi.

Açıklamada, Gdansk’taki Rus Konsolosluğu’nun “anlamsız bir gerekçe ve düşmanca bir tavır” nedeniyle kapatıldığı değerlendirmesi yer alırken, “Buna karşılık, Rusya topraklarında bulunan son Polonya Konsolosluğu da kapatılmış olacaktır.” denildi.

Polonya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, 19 Kasım’da yaptığı açıklamada, Gdansk Konsolosluğu’nun çalışmasına verilen izni, ülkede yaşanan demir yolu sabotajına yanıt olarak geri çekme kararı aldığını söylemişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise söz konusu kararı eleştirerek, “Bu, Polonyalı yetkililerin, diplomatik ilişkiler için herhangi bir olasılığı sıfıra indirme arzusudur.” demişti.

Sri Lanka’da şiddetli yağış etkisini sürdürüyor… Can kaybı 31’e yükseldi

Sri Lanka’da etkili olan şiddetli yağışların yol açtığı heyelan ve sel felaketlerinde 31 kişinin hayatını kaybettiği, 14 kişinin kayıp olduğu bildirildi.

Sri Lanka Afet Yönetim Merkezi (DMC), ülkede geçen haftadan bu yana devam eden şiddetli yağışların yol açtığı afetlerde can kayıplarının olduğunu açıkladı.

Açıklamada, afetlerde 31 kişinin öldüğü, 14 kişinin heyelanlar nedeniyle kayıp olduğu belirtilerek sağanak nedeniyle çok sayıda ev, tarım arazisi ve yolun sular altında kaldığı kaydedildi.

Yetkililer, dağlık bölgelerde kayalar, çamur ve ağaçların raylara düşmesi sonucu bazı tren seferlerinin durdurulduğunu, bazı hatların ise sel nedeniyle su altında kaldığını ifade etti.

DMC, 25 Kasım’da ülke genelinde afetlerden 15 binden fazla kişinin etkilediğini duyurmuştu.

Barış projesinden savunma birliğine doğru: AB ülkeleri savunmaya odaklanıyor

İkinci Dünya Savaşı’nın kıta genelinde yarattığı yıkımın tekrarını engellemek için bir “barış projesi” olarak ortaya çıkan Avrupa Birliği (AB), Rusya-Ukrayna Savaşı ve ABD’nin geleneksel güvenlik şemsiyesini kıta üzerinden çekebileceği korkusu gibi etkenler nedeniyle savunma alanında kendini geliştirmek ve özerklik elde etmek için çabalarını artırdı.

AA muhabiri, üye ülkelerin son dönemde savunma alanında attığı adımlar ve AB’nin ortak savunmaya dair ortaya koyduğu girişimleri derledi.

2022 Şubat’ta Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını başlatması, AB ve üye ülkelerin savunma alanında stratejik düşünüşünü temelden değiştiren bir dönüm noktası teşkil etti. On yıllarca savunma harcamalarını düşük tutan AB üyelerinin hemen hemen hepsi, bu savaşın ardından savunma harcamalarını artırdı.

Bu dönüşüm, Avrupa genelinde Soğuk Savaş’ın ardından en köklü değişim olarak nitelendirildi.

– Avrupa’da Trump etkisi

ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde “NATO’nun işlevini” yitirdiği söylemini ve ülkesinin ittifaktan çekilebileceğini birkaç kez gündeme getirmesinin ardından, Avrupa kıtası, ABD’ye çok fazla güvenemeyeceğini fark etmeye başlamıştı.

Trump’ın bu yıl başında ikinci kez ABD başkanı seçilmesi, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik savaşının etkisini derinden hisseden Avrupa’da güvenlik anlamında ciddi endişeler doğurdu.

İlk döneminde de olduğu gibi Trump, bu sefer de Avrupa’ya daha fazla yük alma çağrısı yaptı.

Özellikle Ukrayna’ya destek konusunda Avrupa ülkelerine tehditler savuran ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le “yakınlaşma” sinyalini veren Trump, 22’si NATO üyesi olan AB ülkelerinin savunma harcamalarını da önemli boyutta artırmasını talep etti.

– AB ve üye ülkeler savunmaya odaklanıyor

Rus tehdidi bir yandan NATO’nun genişlemesi ve ittifakla işbirliğinin artırılmasına yol açarken, Trump’ın da tehditleri üye ülkelerin ordularını genişletme ve modernleştirmesi, savunma sanayisine yatırım yapması ve AB’nin ortak savunma girişimlerini artırması gibi gelişmeleri beraberinde getirdi.

Geçen sene Hollanda’nın Lahey kentinde düzenlenen zirvede NATO liderleri, 2035’e kadar gayrisafi yurt içi hasılalarının (GSYH) yüzde 5’ini savunmaya harcama konusunda mutabık kaldı.

AB genelinde ise 2024’te savunma harcamaları 2021’e kıyasla yüzde 37 artış gösterirken, üye ülkeler 2024’te savunmaya 343 milyar avro harcadı. Bu yıl ise savunma harcamalarının 381 milyar avroya yükseleceği öngörülüyor.

Üye ülkelerin savunma yatırımları 2024’te ise bir önceki yıla göre yüzde 42 artış gösterdi.

Ortak savunma projelerine öncelik veren AB, hızlı intikal kapasitesi oluşturma, krizlerde daha hızlı karar alma, yeni istihbarat koordinasyon yapılarının kurulması için girişimler başlattı.

AB aynı zamanda savunma sanayisini geliştirmek, stokları doldurmak için ortak alımları teşvik eden girişimler başlatırken, ortak teçhizat, mühimmat ve füze üretim kapasitesini artırmak için hızlandırılmış fonlar tasarladı.

Askeri hareketliliği geliştirerek “Askeri Şengen Bölgesi” oluşturma girişimi başlatan AB, siber ve hibrit tehditlere karşı savunmayı da güçlendirdi.

– Almanya zorunlu askerliği tartışmaya başlarken, Danimarka kadınları askere çağırdı

AB’nin savunma alanında ortak girişimleri, üye ülkelerin attığı ulusal adımlarla desteklendi.

Almanya’da 1 Ocak 2026’dan itibaren tüm erkeklerin olası askerlik hizmeti için kayıt yaptırmasını şart koşması ve 18 yaş üzerindeki tüm erkekler için kayıt ve tıbbi taramanın zorunlu kılınması, zorunlu askerlik tartışmasını gündeme getirdi. Almanya, gönüllü sayısının hedeflerin altında kalması halinde zorunlu hizmetin yeniden yürürlüğe gireceğini duyurdu.

Danimarka ise erkeklerin ardından kadınlar için de zorunlu askerlik uygulaması başlattı. Rusya tehdidini yakından hisseden Danimarka, aynı zamanda zorunlu askerlik süresini 4 aydan 11 aya çıkardı.

Erkekler için zorunlu, kadınlar için gönüllü askerlik uygulaması yürüten Estonya da 2027’den itibaren askerlik süresinin 12 aya uzatılacağını duyurdu.

1997’de zorunlu askerlik uygulamasına fiilen son veren Hollanda’da da zorunlu askerlik tartışmaları alevlendi. Geçen yıl Hollanda Savunma Bakanlığı, okulu yeni bitirenlerin silahlı kuvvetlerde görev yapmayı deneyebilmeleri için bir “hizmet yılı” uygulaması başlattı ve bu programa katılanların yüzde 80’i, ya asker adayı olarak ya da yedek olarak görevde kalmayı tercih etti.

Belçika da geçen ay Hollanda’ya benzer bir şekilde 17 yaşına giren 150 bin gence birer mektup göndererek gönüllü askerliğe teşvik girişimi başlattı. Yeni girişim, halihazırda 6 bin yedek personeli bulanan Belçika’da 2026’dan itibaren gönüllü askerlik hizmeti yoluyla 500 ek yedek personelin alınmasına imkan tanıyacak. 2027’den itibaren ise bu sayı yıllık bin personele çıkarılacak.

2008’de zorunlu askerliğin kaldırıldığı Bulgaristan da orduda yaşadığı ciddi personel açığının ardından, ateşli silah kullanımına ilişkin görevler için sınırlı kapsamlı bir zorunlu eğitimi gündemine aldı.

Hırvatistan ise meclisinde ekim ayında yaptığı oylamayla zorunlu askerlik hizmetini yeniden yürürlüğe koyma kararı aldı. Bu çerçevede gelecek yıldan itibaren yaklaşık 18 bin erkeğin 18 yaşına girdiklerinde 2 aylık eğitim alması öngörülüyor.

Yunanistan’da da Savunma Bakanlığı, kadınların isteğe bağlı olarak Yunan Silahlı Kuvvetleri’ne katılabilmesini sağlayacak bir tasarıyı kamuoyu görüşüne sundu. Tasarıya göre, 20–26 yaş arasındaki kadınlar gönüllü olarak orduya katılabilecek.

– Polonya 500 bin kişilik bir ordu hedeflerken, Fransa’da ordunun güçlendirilmesi için yeni adımlar bekleniyor

Fransa da mecliste “ordunun güçlendirilmesine” ilişkin oylama yapılacağını duyurdu.

Diğer taraftan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un gelecek günlerde ordu için gönüllülüğe dayalı yeni bir uygulama açıklaması bekleniyor. Henüz detayları netlik kazanmayan uygulama kapsamında öngörülen farklı senaryolarda, 2030’a kadar 10 bin, 2035’e kadar ise 50 bin gencin orduya gönüllü olarak katılması hedefleniyor.

İspanya ise 2014–2024 yılları arasında savunma bütçesini yaklaşık iki katına çıkarırken, askeri kapasiteyi “modernize etmek” için yeni bir yatırım kredisine onay verdi.

NATO içerisinde savunma harcamalarına en büyük yatırım yapan ülkelerin başında yer alan Polonya’nın savunma harcamaları, 2022’de GSYH’nin yaklaşık yüzde 2,2 düzeyindeyken, 2024’e kadar bu oran yüzde 4,1’e yükseldi.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, 500 bin kişilik bir orduya ihtiyaçlarının olduğunu belirterek, “her yetişkin erkeğin” savaş durumunda eğitim alması gerektiğini vurguladı. Polonya 2024’ün başında ise 18-35 yaş arası gönüllüler için “Orduyla Tatil (Vacation with the Army)” isimli 27 günlük bir askeri eğitim programı başlattı.

NATO üyesi olmayan AB ülkesi Avusturya ise son yıllarda önemli ölçüde arttırdığı savunma bütçesiyle ordunun “savaş zamanına uygun” hale getirilmesini hedefliyor.

Avusturya “Askerlik Komisyonu”, yıl sonuna kadar hükümete bu konuda yapılabilecek reformlar için önerilerini sunacak. Öneriler arasında 6 aylık zorunlu askerlik süresinin 8-12 aya çıkarılması, kadınların da zorunlu askerlik hizmetine çağırılması ve askeri tatbikatların geliştirilmesi gibi önemli adımların yer aldığı ifade ediliyor.

Çekya’da ise Savunma Bakanlığı, 2026’da 2 bin 250 yeni asker almayı planladığını açıkladı. Bunun, profesyonel orduya geçişinden bu yana Çekya’da kaydedilen en yüksek alımlardan biri olacağı belirtiliyor.

Letonya’da ise 1 Ocak 2024’ten itibaren zorunlu askerlik uygulaması tekrar başlatılırken, 2027’ye kadar gönüllü olarak çağırılan kadınların zorunlu hizmete dahil edilmesi tartışmaları yürütülüyor. Halihazırda yaklaşık 8 bin asker sayısının 2027’de 31 bine çıkarılması hedefleniyor.

NASA, Mars’ın atmosferinde “mini yıldırım” tespit etti

ABD’nin Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Mars’ta “mini yıldırım” olarak değerlendirilen “elektrostatik boşalmalar”ın tespit edildiğini bildirdi.

NASA’dan yapılan açıklamaya göre keşif aracı Perseverance, SuperCam cihazının mikrofonuyla iki Mars yılı boyunca yaptığı 28 saatlik kayıtta toz hortumları ve toz fırtınasıyla ilişkili 55 elektrostatik boşalma tespit etti.

Bilim insanları, bu kayıtlardaki elektriksel boşalmaları “mini yıldırım” olarak değerlendirdiklerini belirtti.

Araştırmanın baş yazarı, Fransız Astrofizik ve Gezegen Bilimi Araştırma Enstitüsünden gezegen bilimci Baptiste Chide, Mars’ın ince atmosferindeki elektriksel olayların ilk kez kanıtlandığını vurgulayarak, “Bu (elektriksel) boşalmalar, Mars’ın atmosferinin yapısı, iklimi, yaşanabilirliği ve gelecekteki robotik ya da insanlı görevler için doğrudan önem taşıyan büyük bir keşiftir.” ifadelerini kullandı.

Mars atmosferinin kuru, tozlu ve türbülanslı yapısının elektriklenmeye elverişli olduğunu belirten Chide, “Dünya’da çöllerde toz elektriklenmesi görülse de genellikle kıvılcıma dönüşmez. Mars’ta ise ince karbondioksit atmosferi nedeniyle küçük bir kıvılcım oluşması için gereken elektrik yükü çok daha düşük.” değerlendirmesinde bulundu.

– “Bir tokat sesi ya da çıtırtıya benziyordu”

Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’ndan çalışmanın ortak yazarı Ralph Lorenz ise tespit edilen etkinliğin klasik anlamda yıldırım olmadığını vurgulayarak, “Birkaç milimetre uzunluğunda küçük bir kıvılcım. Bir tokat sesi ya da çıtırtıya benziyordu.” ifadelerini kullandı.

Araştırmacılara göre bu tür elektriksel boşalmalar, toz taneciklerinin birbirine sürtünmesiyle meydana geliyor.

Fransa merkezli Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezinden (CNRS) bilim insanı Franck Montmessin de olayı “halıda yürüyüp metal kapı koluna dokunduğunuzda oluşan elektriklenmenin benzeri” şeklinde tanımladı.

Mars’ın atmosferindeki elektriklenme, uzun süredir tahmin ediliyordu ancak doğrudan ölçülememişti. Mars, böylece Dünya, Satürn ve Jüpiter gibi atmosferinde elektriksel etkinlik tespit edilen gezegenler listesine eklendi.

Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo Türkiye’de

Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek üzere Ankara’ya geldi.

Papa 14. Leo’yu taşıyan uçak, 12.23’te Ankara Esenboğa Havalimanı’na indi.

Papa 14. Leo, havalimanında Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve yetkililer tarafından karşılandı.

Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’nun gün içinde Anıtkabir’i ziyaret etmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüşmesi planlanıyor.

-Papa’dan barış mesajı

Öte yandan Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, Türkiye ziyareti başlangıcında, “Barışın bütün dünya için ne kadar önemli olduğu vurgulamayı ümit ediyoruz.” dedi.

İtalyan ITA Havayolları’nın kendisine bu seyahat için tahsis ettiği özel uçakla yola çıkan Papa 14. Leo, yolculuk sırasında seyahatini takip eden aralarında Anadolu Ajansı’nın da olduğu farklı medya kuruluşlarından 70’i aşkın gazeteciyi selamladı.

Papa, “Bütün Hristiyanlar ve dünya için taşıdığı anlam dolayısıyla dört gözle beklediğim bu seyahati gerçekleştirebildiğim için çok mutluyum.” dedi.

Türkiye ve Lübnan’da yapacağı temaslara işaret eden Papa 14. Leo, “Barışın bütün dünya için ne kadar önemli olduğu vurgulamayı ümit ediyoruz.” diye konuştu.

Tüm insanları barış için birlik olmaya ve bunun yollarını aramaya çağıran Papa, “Farklılıklarımıza, farklı dinlerden, farklı inançlardan olmamıza rağmen biz hepimiz kardeşiz ve umuyorum ki barışı ve dünyanın birlik olmasını teşvik etme sürecinin bir parçası olabiliriz.” diye konuştu.

Dinçyürek: “Sağlık çalışanları yalnız değildir “

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Kamu-İş Sendikası yönetim kurulunu kabul ederek, geçtiğimiz Cumartesi gecesi geç saatlerde meydana gelen ve sağlık çalışanına uygulanan şiddet olayıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Dinçyürek, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde özelde sağlık çalışanları, genelde ise bu ülkede yaşayan hiç kimse sahipsiz değildir. İnsanımıza ve çalışanımıza sahip çıkmak, onları korumak ve haklarını savunmak bizim en temel görevimizdir” dedi.

Şiddetin her türlüsüne karşı olduklarını belirten Dinçyürek, olayla ilgili sürecin yakından takip edildiğini ifade etti. “Sağlık çalışanlarına yapılan şiddete asla toleransımız yoktur. Konunun takipçisiyiz. Mağdur olan çalışanımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Adalet mekanizması ve yargıya olan güvenimizi bir kez daha teyit ediyoruz” şeklinde konuştu.

Kamu-İş Sendikası’nın konuyla ilgili gösterdiği duyarlılıktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Bakan Dinçyürek, sendika yönetimiyle aynı noktada buluştuklarını ve ortak hareket etme konusunda hiçbir sıkıntı yaşanmayacağını belirterek teşekkür etti.

“ Dinçyürek’e gösterdiği duyarlılık ve yakın ilgi için teşekkür ederiz”

Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu ise Bakan Dinçyürek’e gösterdiği duyarlılık ve yakın ilgi için teşekkür ederek, sendika olarak sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti şiddetle kınadıklarını söyledi.

Serdaroğlu, “Olayın yaşandığı günden beri Sayın Bakanımızla sürekli iletişimde olduk. Konuyu takip etmeye devam edeceğine olan inancımız tamdır. Sağlık çalışanları bizim için ayrı bir öneme sahiptir. Onlara yönelik hiçbir şiddeti kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.
Serdaroğlu, sendika olarak Bakanlık ile birlikte olayın takipçisi olacaklarını da kamuoyuna duyurdu.

Uluslararası Peyzaj Mimarlığı Araştırmaları Kongresi ARUCAD’da yapıldı

Arkın Yaratıcı Sanatlar ve Tasarım Üniversitesi (ARUCAD), 7. Uluslararası Peyzaj Mimarlığı Araştırmaları Kongresi’ne (ICLAR 2025) ev sahipliği yaptı.

Verilen bilgiye göre, 20–21 Kasım tarihlerinde ARUCAD Konferans Salonu’nda yapılan kongre, “İklim Duyarlı Tasarım ve Sürdürülebilir Peyzaj Mimarlığı” temasıyla gerçekleştirildi. Kongrede, iki gün boyunca beş oturumda 32 bildiri sunuldu.

Katılımcılar, iklim duyarlı tasarım yaklaşımlarından peyzaj planlamasında yenilikçi teknolojilerin kullanımına, kültürel peyzajların korunmasından sürdürülebilir kent modellerine kadar uzanan çerçevede güncel araştırmalarını paylaştı.

Açılışta konuşan ARUCAD Rektör Yardımcısı Burcu Toker, bu yılki temanın farklı disiplinleri bir araya getirerek iklim kriziyle mücadelede ortak düşünme kültürünü güçlendirdiğini belirtti ve kongrenin bilgi paylaşımı, akademik etkileşim ve uluslararası iş birliğini teşvik eden nitelikli bir platform sunduğunu söyledi.

ARUCAD Mimarlık Bölüm Başkanı ve ICLAR 2025 Kongre Başkanı Gülay Çetinkaya Çiftçioğlu ise açılış konuşmasında, iklim değişikliğiyle mücadelede disiplinlerarası yaklaşımların zorunlu hale geldiğini belirterek “Bu kongre, değişen dünyaya uyum sağlayabilen, dayanıklı ve sürdürülebilir yaşam alanlarının tasarımına yönelik kıymetli bir bilgi birikimi sunuyor” dedi.

Ataoğlu’ndan “KKTC’den konut edinme” çağrısı

Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC’ye hep beraber sahip çıkılması gerektiğini vurgulayarak, “Esas bizim isteğimiz, başka ülkelerde yaşayan insanların o topraklarda mülk ya da konut sahibi olması değil, ana vatan Türkiye’de yaşayan kardeşlerimizin o topraklardan mülk ve konut sahibi olmasıdır.” dedi.

TC Cumhurbaşkanlığı himayelerinde İstanbul’da düzenlenen “11. Dünya Helal Zirvesi ve Helal Expo Uluslararası Ticaret Fuarı”nda AA muhabirine açıklamalarda bulunan Ataoğlu, KKTC’nin bütün sanayi ve ticaret odalarının, üreticileriyle birlikte stant kurduğunu ve burada KKTC’deki potansiyeli anlatmaya çalıştıklarını söyledi.

Ataoğlu, fuar kapsamında B2B görüşmelerle, karşılıklı iş birliği ve ticaret anlaşmalarının nasıl yapılacağına dair görüşmelerin gerçekleştirildiğini dile getirdi.

KKTC’de son 11 yılda sağlık turizmi için çok ciddi çalışmalar yapıldığını belirten Ataoğlu, şu anda ülkedeki sağlık turizminin oldukça iyi durumda olduğunu ve her geçen gün bu amaçla gelen turistlerin arttığını vurguladı.

– “Ada Kıbrıs” ile gelen turist sayısı yüzde 30-40 arttı”

Başbakan Yardımcısı Ataoğlu, KKTC’nin turizmde markalaşması amacıyla başlatılan “Ada Kıbrıs” projesini hatırlatarak, “Türkiye’nin en ücra köşesine dahi çağrıda bulunduk. Bizim Kuzey Kıbrıs dediğimiz bir adamız var. Aynı dili, aynı dini ve aynı para birimini paylaştığımız bir adamız var. Buradan gelen vatandaşlarımızın yatırımlarını başka ülkeler ya da başka adalar yerine, kendi adamız olan, kendi ülkemiz olan KKTC’de yapılmasına dair çağrımız var.” ifadelerini kullandı.

Ada Kıbrıs lansmanı ile çıkılan yolda turist ve yatırımcı sayısında artış olduğunu bildiren Ataoğlu, “Ada Kıbrıs lansmanı tanıtımlarıyla, televizyonlardaki reklamlarla, Türk Hava Yolları (THY) ve Pegasus’un uçak bileti fiyatlarına dokunuşu önem arz etti. Geçen yıl ile bu yıl arasında gelen kişi sayısında yüzde 30-40 arasında bir artışa neden oldu. Bu da bizi mutlu etti açıkçası ve bu reklamların televizyonlarda tanıtılması, gösterilmesi ve Ada’nın tanıtılması elbette ki önemli.” değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu kişi sayısında yüzde 30-40’lık artışın getirmiş olduğu tüketime değinen Ataoğlu, şunları kaydetti:

“Bu artış üretilen ürünlerin tüketileceği nokta turizm ise o zaman turizm yüzde 30 yüzde 40 daha fazla tüketecek demektir. Bu sadece bizim kendi üreticilerimizle kalmayıp ana vatan Türkiye’de yapılan ihracatın bize gelmesiyle ve onları tüketmelerimizle hem ana vatan Türkiye’mizde bir katma değer yapmış oluruz hem de KKTC’ye dolaylı olarak bir katma değer sağlamış oluyoruz. Sadece limanlarımızdan değil, kara sınır kapılarından da günübirlik gelen turistler de var. Günübirlik gelen turistlerin yanı sıra ana vatan Türkiye’deki kardeşlerimizle nasıl ki 1974’te gerçekleştirilen Mutlu Barış Harekatı’nda hep beraber oradaysak o günden sonra da o topraklara hep beraber sahip çıkmamız gerekiyor. Esas bizim isteğimiz, başka ülkelerde yaşayan insanların o topraklarda mülk ya da konut sahibi olması değil, ana vatan Türkiye’de yaşayan kardeşlerimizin o topraklardan mülk ve konut sahibi olmasıdır. Bir defa konut alındığında geri dönüşün sürekli hale geldiğini biliyoruz. Bu konular bizim için önemli ve bunları devamlı işliyoruz, elimizden gelen kolaylığı, bütün yardımı da yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.”

– “KKTC’nin önemini anlatmakla değil, yaşamakla daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum”

Başbakan Yardımcısı Ataoğlu, şu an inşaat sektöründe ciddi hareketlilik için çalışmaların sürdüğünü belirterek, “İnşaat sektörünün yanı sıra eğitim sektörünün de değerli olduğu ve eğitim sektöründe yer alan öğrencilerimizin yüzde 50’si yüzde 60’ı Türkiye Cumhuriyeti’nden ise yine aynı şekilde konutlarda yapılan yatırımların da aynı değerde hatta daha da fazla bir değerde Türkiye Cumhuriyeti’nden olmasıdır.” ifadelerini kullandı.

1974 Kıbrıs Barış Harekatı’na da vurgu yapan Ataoğlu, “Aynı duygular içerisinde yaşayan iki kardeş ülke olduğumuzun da bilinci içinde hareket ediyoruz. Anavatan Türkiye’deki bütün kardeşlerimizi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne davet ediyoruz. KKTC’nin önemini anlatmakla değil, yaşamakla daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.” dedi.

MSB: KKTC’nin haklarının yok sayıldığı hiçbir anlaşmayı kabul etmemiz mümkün değil

Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB) yapılan açıklamada, “Nerede bir barış, güvenlik ve istikrar ihtiyacı doğsa akla ilk olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin gelmesi, TSK’nın sahip olduğu imkan ve kabiliyetler ile etkinlik, caydırıcılık ve saygınlığının en önemli göstergesidir” denildi.

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Aktürk, yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin imkan ve kabiliyetlerinin artırılması çalışmaları kapsamında Kara Kuvvetleri Komutanlığınca, muhtelif miktarda 17 kişilik karinalı bot muayene ve kabul faaliyetinin tamamlanarak envantere alındığını ifade etti.

Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi’nin (MKE) çeşitli adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatını tamamladığını belirten Aktürk, şöyle devam etti:

“ASFAT Anonim Şirketimizin ana yükleniciliğinde yürütülen ‘8×8 T-155 Taktik Tekerlekli Araca Entegre Panter Obüs Projesi’ kapsamında prototip kalifikasyon ve muayene kabul süreçleri başarıyla tamamlanan ilk sistem Kara Kuvvetleri Komutanlığımıza, Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğümüz bünyesinde faaliyet gösteren 2’nci Hava Bakım Fabrika Müdürlüğümüz tarafından retrofit işlemleri tamamlanan 9’uncu A400M uçağımız ise 21 Kasım’da Hava Kuvvetlerimize teslim edilmiştir.”

1-4 Aralık tarihleri arasında Mısır’da düzenlenecek EDEX-2025 Fuarı’na İstanbul Tersanesi Komutanı ve beraberindeki heyet tarafından katılım sağlanacağını duyuran Aktürk, diğer yandan Deniz Kuvvetlerinin harekat ihtiyaçları doğrultusunda, Savunma Sanayi Başkanlığı ile Baykar Şirketi arasında imzalanan sözleşme kapsamında Bayraktar TB3 SİHA ve alt sistemlerine ilişkin test ve provaların 1-3 Aralık’ta Antalya’da yapılmasının planlandığını aktardı.

Aktürk, “TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi Projesi kapsamında birinci geminin ilk blok inşasına İstanbul Tersanesi Komutanlığımızda başlanmıştır. Gemimiz, çelik kubbenin de bir parçası olarak en kısa sürede inşa edilecek ve hava savunma yeteneklerimize önemli katkılar sağlayacaktır” bilgilerini verdi.

“Lübnan ve GKRY arasındaki anlaşma”

Bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından, gazetecilerin gündemdeki sorularına ilişkin açıklamada bulunuldu.

Lübnan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasındaki anlaşmanın sorulması üzerine yapılan bilgilendirmede şu ifadeler kullanıldı:

“KKTC’nin haklarının yok sayıldığı hiçbir anlaşmayı kabul etmemiz mümkün değildir. KKTC’nin haklarını görmezden gelen bu anlaşmanın aynı zamanda Lübnan halkının menfaatlerini de ihlal ettiğini değerlendiriyor, Lübnanlı muhataplarımıza denizcilik alanında işbirliğine hazır olduğumuzu ifade ediyoruz.”

Öğrenci ve personel temini

Personel ve askeri öğrenci alım/temin işlemleri kapsamında bilgi veren Aktürk, “11 Kasım’da başlayan ‘Türk Silahlı Kuvvetlerine en az dört yıl süreli fakülte veya yüksekokul mezunlarından 2025 yılı bando sınıfı muvazzaf subay/astsubay adayı temini’ başvuruları 30 Kasım’da sona erecektir” dedi.

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınırların güvenliğinin sağlanmasından terörle mücadeleye, denizlerde ve semalarda ulusal hak ve menfaatlerin korunmasından uluslararası barış ve istikrara katkı sunmaya kadar üstlendiği tüm görevleri dün olduğu gibi bugün ve yarın da azim, kararlılık ve yüksek bir sorumluluk bilinciyle yerine getirmeye devam edeceğini kaydetti.

Ukrayna’ya Türk askerinin gönderileceği iddiası

Ukrayna’ya Türk askerinin gidip gitmeyeceğine yönelik soru üzerine, şunlar kaydedildi:

“Nerede bir barış, güvenlik ve istikrar ihtiyacı doğsa akla ilk olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin gelmesi, TSK’nın sahip olduğu imkan ve kabiliyetler ile etkinlik, caydırıcılık ve saygınlığının en önemli göstergesidir. Öncelikle Rusya ile Ukrayna arasında bir ateşkesin tesis edilmesi gerekmektedir. Sonrasında ise görev tanımı netleştirilmiş bir misyonun çerçevesinin belirlenmesi ve hangi ülkenin ne ölçüde katkı sağlayacağının ortaya konulması gerekmektedir. TSK bölgemizde güvenlik ve istikrar sağlayacak her girişime katkı sağlamaya hazırdır.”

“Bazı emekli askerlerin ordu evlerine girişlerinin yasaklanması”

Bakanlık, 11 Kasım 2025’te C-130 askeri kargo uçağının Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşmesi sonucu şehit olanların kimlik bilgilerinin, Milli Savunma Bakanlığının resmi açıklamasından önce sosyal medya hesaplarında yayınlayanlar hakkında da suç duyurusunda bulunulduğunu hatırlattı.

Sürece ilişkin, “Arama-kurtarma çalışmaları devam ederken şehit ailelerimizin acısını umursamayan ve şehit bilgilerini ilk paylaşma yarışına girişen sosyal medya arsızları arasında emekli askeri personelin de olduğu tespit edilmiştir. Bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasının yanı sıra orduevlerine girişleri de yasaklanmıştır” açıklaması yapıldı.

Terörle mücadele

MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri ve Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında konuştu.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) terörle mücadelesini ve hudut güvenliğinde etkin tedbirler almayı kararlılıkla sürdürdüğünü vurgulayan Aktürk, şunları kaydetti:

“Son bir haftada 3 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, sınırlarımızda ve ötesinde arazi arama-tarama, mağara, sığınak, barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiş, Suriye harekat alanlarında imha edilen tünel uzunluğu 725 (Tel Rıfat: 302/Münbiç 423) kilometreye ulaşmıştır.

Hudutlarımızda ise yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 6’sı terör örgütü mensubu olmak üzere 205 şahıs yakalanmış, 428 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir. Böylece 1 Ocak’tan bugüne kadar, sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 8 bin 999, engellenen kişi sayısı da 59 bin 458 olmuştur.”

Bakan Güler’in temasları

Aktürk, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in 20 Kasım’da Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri’ni, 24 Kasım’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi’ni kabul ettiğini belirtti.

Güler’in, 25 Kasım’da ise Güney Kore Cumhurbaşkanı’nın Ankara’daki “Kore’de Savaşan Türkler Anıtı”na gerçekleştirdiği ziyarete Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile eşlik ettiğini söyleyen Aktürk, dün de TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2026 yılı bütçesine ilişkin sunum yapıldığını ve milletvekillerinin sorularına yanıt verildiğini hatırlattı.

Aktürk, şöyle devam etti:

“Sayın Genelkurmay Başkanımız ise 20 Kasım’da ülkemize gelen Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı ile bir araya gelmiş, 25 Kasım’da Dışişleri Bakanımızı ziyaret etmiştir. Sayın Kara Kuvvetleri Komutanımız, 17-21 Kasım tarihleri arasında ziyaret ettiği Bosna-Hersek ve Kosova’da çeşitli temas ve görüşmeler gerçekleştirmiştir. 17-21 Kasım tarihleri arasında Birleşik Arap Emirlikleri’nde düzenlenen Dubai Hava Gösterisi’ne (Dubai Airshow-2025) katılan Milli Savunma Bakan Yardımcımız Sayın Bilal Durdalı ve beraberindeki heyet, başta Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı, Abu Dabi Veliaht Prensi ve Yürütme Konseyi Başkanı ile Birleşik Krallık Hava Kuvvetleri Komutanı olmak üzere çok sayıda temas ve görüşme gerçekleştirmiştir.”

Eğitim ve tatbikat faaliyetleri

Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, operasyon ve görevlerinin yanı sıra, çok boyutlu tehdit ortamına uyum sağlamak amacıyla eğitim ve tatbikat faaliyetlerinin de kesintisiz olarak sürdüğünü vurguladı.

Bu kapsamda 24 Kasım’da Senegal’de başlayan Daksar Arama-Kurtarma Tatbikatı’nın bugün, 13 Kasım’da İspanya’da başlayan Taktik Liderlik Programı Karma Hava Harekatı ve 18 Kasım’da İstanbul’da başlayan Ferdi Seferberlik Eğitimleri ile 24 Kasım’da Romanya’da başlayan SEESIM (Güneydoğu Avrupa Bilgisayar Destekli Simülasyon Özel) Doğal Afet Tatbikatı’nın ise yarın sona ereceğini ifade etti.

Aktürk, Deniz Kuvvetlerinin ev sahipliğinde, birlikte çalışabilirliği geliştirmek ve görev yeteneklerini eş zamanlı olarak değerlendirmek maksadıyla, Kara, Deniz, Hava kuvvetleri komutanlıkları ile Sahil Güvenlik Komutanlığı, NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) ve NATO Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG-2) unsurlarının katılımıyla yapılan Doğu Akdeniz-2025 Tatbikatı’nın Aksaz/Muğla’da devam ettiğini vurguladı.

“Çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarımız ile 3’ü fiili,12’si gözlemci olmak üzere 15 ülkenin de yer aldığı tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü 2 Aralık’ta gerçekleştirilecektir.” bilgisini paylaşan Aktürk, ayrıca, 24 Kasım-5 Aralık tarihleri arasında Konya’da Milli Anadolu Kartalı-2025/2, 25 Kasım-5 Aralık tarihleri arasında Yalova’da Yıldırım Seferberlik tatbikatlarının yapıldığını ve 11-29 Kasım tarihleri arasında Bulgaristan’da Stone Wall Fiili Arazi ile, 25 Kasım-4 Aralık tarihleri arasında Norveç’te ve yerinden katılımla Steadfast Dagger NATO Kolektif Savunma tatbikatlarına iştirak edildiğini aktardı.

Aktürk, 2-11 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilecek Loyal Dolos NATO Harbe Hazırlık Denetlemesi Bilgisayar Destekli Komuta Yeri (BDKY) Tatbikatı’na da Polonya’da katılım sağlanmasının planlandığını söyledi.

Uluslararası görevler

Aktürk, sözlerini şöyle sürdürdü:

“NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında Arnavutluk Deniz Kuvvetlerine ait Lissus tarafından 25-30 Kasım tarihleri arasında İzmir’e liman ziyareti yapılmakta, Almanya Deniz Kuvvetleri unsuru Elbe gemisi tarafından ise 3-6 Aralık tarihleri arasında Çanakkale’ye liman ziyareti gerçekleştirilecektir. İspanya Deniz Kuvvetleri unsuru El Camino Espanol tarafından 27-30 Kasım tarihleri arasında Mersin’e liman ziyareti yapılmaktadır.

Fransa Deniz Kuvvetlerine ait Guepratte tarafından 2-7 Aralık tarihleri arasında Antalya’ya liman ziyareti icra edilecektir. Türkiye-Suudi Arabistan Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı, 1-5 Aralık tarihleri arasında ülkemizde gerçekleştirilecektir. NATO Müttefik Hava Komutanlığınca Artırılmış Teyakkuz Faaliyetleri bünyesinde yürütülmekte olan Esnek Caydırıcılık Seçenekleri kapsamında bugün Romanya hava sahasında icra edilen Entegre Hava ve Füze Savunma Harekâtı Eğitimi’ne 2 F-16 ile katılım sağlanmaktadır.”

Öte yandan Aktürk, Temsilci Kurum Başkanlığı Harita Genel Müdürlüğünce yürütülen Türkiye Ulusal Fotogrametri ve Uzaktan Algılama Birliği (TUFUAB) Konseyinin 2025 yılı 2’nci Olağan Konsey Toplantısı’nın yarın Harita Genel Müdürlüğü’nde yapılacağını belirtti.

Amcaoğlu: Ekonomik İşbirliği Teşkilatı bizim için çok önemli

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, bir yanda büyük ekonomik potansiyel, öte yanda ortak kültüre sahip Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın KKTC için çok önemli olduğunu söyledi.

Ekonomi ve Enerji Bakanı Amcaoğlu, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (EİT) 5. Ticaret Bakanları Toplantısı’na katıldı.

26 Kasım Çarşamba günü başlayan toplantı, 29 Kasım Cumartesi günü sona erecek. Toplantıya Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat ev sahipliği yapıyor.

Toplantıya, KKTC, İran, Pakistan ve Azerbaycan dahil olmak üzere, 10 ülkenin bakanları katılıyor.

Toplantı “Helal ekonomi ve ticaretin geleceği” başlığıyla yapılıyor.

Bakan Amcaoğlu, toplantının açılış gününde bir konuşma yaptı. Konuşmasına, Türkiye’nin KKTC’ye verdiği desteğe ve Bakan Bolat’ın davetine teşekkür ederek başlayan Bakan Amcaoğlu, EİT 5. Ticaret Bakanları Toplantısı’na katılmanın şahsı ve heyeti için onur olduğunu vurguladı.

“Karşılıklı destek ve dayanışma bizim için çok kıymetli”

Bakan Amcaoğlu, EİT üyesi ülkelerle ilişkilerin her alanda geliştirilmesinin, KKTC’nin dış politika hedefleri arasında olduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi:

“Bu gibi önemli toplantılarda üye ülkelerin başta ticari, ekonomik, enerji ve manevi anlamda birleşebilmesinin birçok ülkeye gelecek açısından ilham verdiği ortadadır. Bunun bilincindeyiz. Bir yanda büyük ekonomik potansiyel, öte yanda ortak kültüre sahip EİT, bizim için çok önemlidir. Bu anlamlı birliktelikten Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret Anlaşması (EKOTA) doğmuştur. Bu anlaşma kapsamında ticaret, turizm, tarım gibi  birçok sektörde güçlü işbirlikleri bulunması çok doğal karşılanacaktır.

Bu doğrultuda ekonomik ortak vizyon çerçevesinde birbirimizin ulusal çıkarlarını göz önünde bulundurarak oluşturacağımız ülkesel vizyonlara çok değer veriyoruz. Karşılıklı destek ve dayanışma bizim için çok kıymetlidir. EİT’in orta ve uzun vadede, özellikle ticaret, dijitalleşme ve ileri teknoloji alanlarındaki bölgesel yatırımlarının çok güçlü ekonomik ve siyasi bir güç oluşturması kaçınılmaz olacaktır.”

“Türklük nöbetini 51 yıldır devam ettiriyoruz”

Konuşmasında EİT Sekretaryasına ve Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat başta olmak üzere, tüm yetkililere; toplantının başarılı bir şekilde gerçekleştirilebilmesi için gösterdikleri çabadan ötürü teşekkür eden Bakan Amcaoğlu, şunları söyledi:

“3 bin 354 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip 17. Türk Devleti olan; Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının merkezinde; Doğu Akdeniz’in ortasındaki Kıbrıs Adasında, iki devletli, egemen eşitlik temelinde özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelemize devam ediyoruz. Türklük nöbetini 51 yıldır devam ettiriyoruz. Dünya coğrafyasında jeopolitik  açıdan şanslı olan ama yıllardır devam eden haksız izolasyonları ve ambargoları yıkmak adına da aynı mücadeleyi kararlılıkla sürdürüyoruz. Doğrudan ticaret, doğrudan ulaşım ve doğrudan siyaset bağlamında her türlü altyapıya ve beşeri sermayeye sahip bulunan  KKTC için EİT vizyonuna katkı koymak ve hizmet etmek inanılmaz önem arz etmektedir. KKTC olarak, EİT çatısı altında, yek bir vücut gibi; inanarak, güvenerek, önemli ve büyük başarılara imzalar atılacağı günlere en kısa sürede ulaşmak için çalışmaya devam edeceğiz.”

Hasipoğlu: Denge 4’e yaklaşırsa emeklilik yaşının düşürülmesi yeniden ele alınabilir

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs Postası’nda emeklilik yaşına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, ülkedeki sigortalı–emekli dengesinin güçlenmesi halinde emeklilik yaşının yeniden gündeme alınabileceğini söyledi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs Postası’nda Gökhan Altıner’in hazırlayıp sunduğu Sabah Postası programında sigortalı sayısı, aktif–pasif nüfus dengesi ve emeklilik yaşına ilişkin açıklamalarda bulundu.

“164 BİN SİGORTALININ YARISI KKTC VATANDAŞI”

Hasipoğlu, ülkede toplam 164 bin sigortalı bulunduğunu, bunların yaklaşık yarısının KKTC vatandaşı, geri kalan yarısının ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve üçüncü ülke yurttaşları olduğunu belirtti.

Aktif çalışan sayısına karşılık 47 bin pasif nüfus bulunduğunu söyleyen Bakan Hasipoğlu, söz konusu rakamın “vatandaşların daha iyi anlayabilmesi” için önemli olduğunu kaydetti.

Aktif çalışanların pasif nüfusa bölünmesiyle 3.50 gibi “oldukça iyi” bir oranın ortaya çıktığını ifade eden Hasipoğlu, sigortalı sayısının geçen yıla göre 16 bin arttığını vurguladı.

“3.50 ORANINI 4’E YAKLAŞTIRIRSAK, EMEKLİLİK YAŞI GÜNDEME GELEBİLİR”

Programda, CTP Milletvekili Devrim Barçın’ın emeklilik yaşıyla ilgili gündeme getirdiği tartışmaya da değinen Hasipoğlu, Türkiye’deki erken emeklilik düzenlemesinin “bütün dengeleri altüst ettiğini” söyledi.

Hasipoğlu, aktif–pasif dengenin 4’e yaklaşması halinde emeklilik yaşının yeniden değerlendirilebileceğini belirtti:

“Bu 3.50’yi biraz daha artırırsak ve dörde yakın bir noktaya getirirsek, bu 60 yaş meselesini gündeme alabiliriz. Emeklilik yaşının düşürülmesi neden gündeme alınmasın?”

“VERİLER YÜKSELİYOR; 55 YAŞ NEDEN OLMASIN?”

Hasipoğlu, şu anda 55 yaşa çekmenin mümkün olmadığını daha önce söylediğini hatırlatsa da, elde edilen verilerin ciddi bir yükseliş gösterdiğini belirterek şunları ekledi:

“Eğer biz bu aktüeryal dengeyi dörde yaklaştırırsak, niye yapmayalım? Olmaması için bir sebep yok.”

Bakan, buna ilişkin çalışmaların “ciddi şekilde sürdüğünü” ifade etti.

“GÜNÜ GELDİĞİNDE MAAŞLAR TIKIR TIKIR ÖDENİYOR”

Hasipoğlu, geçmiş dönemlere yönelik eleştirilerde bulunarak, 2008 ve 2012’deki düzenlemelerle sistemin şekillendiğini söyledi.

Aynı dönemde maaşların “taksitle ödendiğini” belirten Hasipoğlu:

“Zamanında emeklilik maaşını dahi ödeyemeyenler bugün bize ‘55’e neden çekemiyorsunuz’ diye soruyor.” dedi.

Bugün maaşların gününde ya da gününden önce ödendiğini vurgulayan Hasipoğlu, 13. maaşta da sıkıntı olmadığını belirtti: “İki maaşı üst üste ödeyecek güce sahibiz. Tarih veremem ama her zamanki gibi zamanından önce ödeyeceğiz.”

“Güçlüsoy: Öğrenciler Güvenli Binalara Kavuşacak”

Güneş TV’de Dilan Gölbaşı’nın hazırlayıp sunduğu ‘’Kritik’’ programına katılan Devlet Planlama Örgütü Müsteşarı ve Başbakanlık Deprem Komitesi Başkanı Durali Güçlüsoy, ülkedeki deprem güvenliği çalışmalarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Güçlüsoy, ülkenin deprem kuşağında yer aldığını belirterek, 6 Şubat depremlerinin ardından Başbakan Ünal Üstel’in talimatı ve öncülüğünde Başbakanlık Deprem Komitesi’nin kurulduğunu hatırlattı.

Başbakanlık Deprem Komitesi Başkanı ve DPÖ Müsteşarı Durali Güçlüsoy, 128 okulda yapılan deprem testlerinde 96’sının güçlendirme gerektirdiğini açıkladı. Lefke’deki okullarda güvenli alanların oluşturulduğunu belirten Güçlüsoy, öğrencilerin en kısa sürede güvenli binalarda eğitime döneceğini vurguladı. 2026 yılında tüm kamu binalarının da kapsamlı deprem testinden geçirileceğini duyurdu.

128 okul tarandı, 96’sında güçlendirme ihtiyacı tespit edildi

Komitenin kuruluşundan itibaren öncelikle okullarda güvenlik taramalarının yapıldığını belirten Güçlüsoy, ülke genelinde 128 okulda deprem dayanıklılık testi gerçekleştirildiğini açıkladı. Testler sonucunda 96 okulda güçlendirme ihtiyacının ortaya çıktığını söyleyen Güçlüsoy, şu ana kadar 68 okulda güçlendirme çalışmalarının başlatıldığını, 32 okulda ise uygulamanın tamamlandığını ifade etti.

Konteyner sınıflarla ilgili kamuoyundaki yanlış algılara değinen Güçlüsoy, “Çocuklarımızı konteyner sınıflara mahkûm ettiğimiz yönündeki eleştiriler gerçeği yansıtmıyor. Bu, tamamen geçici bir süreçtir. Amacımız, öğrencilerimizin günün sonunda sağlıklı ve güvenli binalarda eğitim görmesini sağlamaktır.” dedi.

Lefke Gazi Lisesi ve Lefke İstiklal İlkokulu için yeni kararlar

Lefke Gazi Lisesi’ndeki son durumu da değerlendiren Güçlüsoy, ekibiyle birlikte okulda yapılan incelemelerde iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının raporlarına göre gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını belirtti. Okulda daha güvenli bir alan oluşturulacağını, Eğitimin yeniden başlayacağını açıkladı.

İngiliz döneminden kalma Lefke İstiklal İlkokulu’nun Anıtlar Yüksek Kurulu tarafından “özellikli yapı” sınıfına alındığını söyleyen Güçlüsoy, kurulun talep ettiği ek belgelerin hazırlanarak sunulmasının ardından ihale sürecinin başlatılmasına karar verildiğini kaydetti.

Güçlüsoy ayrıca, okul alanındaki sıkıntıların giderilmesi için alternatif çözümler üretildiğini belirterek, otopark olarak kullanılan bölümün yeniden düzenleneceğini ve bazı konteyner sınıfların bu alana taşınarak okul içindeki kullanım alanının genişletileceğini ifade etti.

2026’da kamu binalarına deprem testi

Güçlüsoy, 2026 yılında KİE Ofisi ile iş birliği içinde kamu binalarının depreme dayanıklılık testlerinin yapılacağını da açıkladı. Testlerin ardından güçlendirilmesi mümkün olan binaların güçlendirileceğini, kullanım dışı kalması gereken yapılar için ise yıkım ya da tahliye kararlarının uygulanacağını belirtti.

ÖZEL HABER/DİLAN GÖLBAŞI

Keçeli: Türkiye, Kıbrıslı Türklerin haklarını savunmaya devam edecektir

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Keçeli, Lübnan ile GKRY arasındaki Münhasır Ekonomik Bölge Sınırlandırma Anlaşması’na ilişkin, “Türkiye, KKTC’yle birlikte, Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarını savunmaya devam edecektir.” ifadelerini kullandı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından Lübnan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Sınırlandırma Anlaşması’yla ilgili paylaşım yaptı.

GKRY’nin, 2003’ten itibaren Kıbrıs Adası’nın egemen eşit unsuru Kıbrıslı Türkleri hiçe sayarak, bölgedeki kıyıdaş ülkelerle Kıbrıs Adası’nın etrafındaki deniz alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin ikili anlaşmalar imzaladığına dikkati çeken Keçeli, son olarak Lübnan ile GKRY arasında 2007’de akdedilmiş ancak yürürlüğe girmemiş bulunan MEB Sınırlandırma Anlaşması’nın dün iki ülke arasında yeniden imzalandığını anımsattı.

Anılan anlaşmaya konu bölgenin, 18 Mart 2020’de Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde tescil ettirilen Doğu Akdeniz’deki Türk kıta sahanlığının dışında kalmasıyla birlikte, Türkiye’nin konuya Kıbrıs meselesi ve Kıbrıslı Türklerin hakları bağlamında yaklaştığını ifade eden Keçeli, Lübnan veya bölgedeki diğer kıyıdaş ülkelerin GKRY ile bu tür bir anlaşma imzalamasının, Kıbrıslı Türklerin Ada üzerindeki eşit hak ve çıkarlarını yakından ilgilendirdiğini vurguladı.

“ULUSLARARASI TOPLUMU GKRY’NİN TEK TARAFLI ADIMLARINA DESTEK VERMEMEYE DAVET EDİYORUZ”

Keçeli, GKRY’nin, Kıbrıslı Türkleri veya Ada’nın tümünü temsil etmediğini ve Ada’nın tümünü ilgilendiren bu tür tasarruflarda bulunmaya yetkisinin olmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bölge ülkeleri başta olmak üzere, uluslararası toplumu GKRY’nin bu tek taraflı adımlarına destek vermemeye ve Ada’nın egemen ve eşit unsuru olan Kıbrıslı Türklerin meşru hak ve çıkarlarını gasbetmeye yönelik girişimlere alet olmamaya davet ediyoruz. Türkiye, KKTC’yle birlikte, Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarını kararlılıkla savunmaya devam edecektir.”

MGK bildirisi: Terörün tam, kalıcı biçimde sona erdirilmesi çalışmaları ele alınmıştır

MGK bildirisinde, “(Terörsüz Türkiye) Terörün tam, kalıcı biçimde sona erdirilmesi ile millî birlik ve dayanışmamızın tahkimine yönelik sürdürülen çok boyutlu çalışmalar ele alınmıştır.” ifadesi kullanıldı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısının ardından bildiri yayımlandı.

T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının sosyal medya hesabından paylaşılan bildiriye göre, toplantıda, PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere milli birlik ve beraberlik ile bekaya yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla yürütülen faaliyetler ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında Kurul’a bilgi sunuldu.

Bildiride, “‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda, terörün tam ve kalıcı biçimde sona erdirilmesi ile milli birlik ve dayanışmamızın tahkimine yönelik sürdürülen çok boyutlu çalışmalar ele alınmış, bölgemizin geleceğinde terörün ve şiddetin hiçbir tezahürüne yer olmadığı vurgulanmıştır. Komşumuz Suriye’nin karşılaştığı zorlukların üstesinden gelerek hak ettiği uluslararası konuma erişme ve bölgesel istikrara katkı sunma hususunda kaydettiği ilerlemeden duyulan memnuniyet dile getirilmiş, Türkiye’nin, kardeş Suriye halkının tüm kesimlerinin huzuru, refahı, esenliği ve güvenliği için sunduğu desteği sürdüreceği belirtilmiştir.” ifadelerine yer verildi.

Gazze’de sağlanan ve Türkiye’nin de mimarları arasında yer aldığı ateşkesin bölgedeki soykırımın durdurulması için hayati önem arz ettiği belirtilen bildiride, “Bununla birlikte, ateşkesi ihlal eden İsrail yönetiminin saldırılarına derhal son vermesi ve yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin altı çizilmiştir. Türkiye’nin, ateşkesin tesisinde olduğu gibi müteakip süreçte de Gazze’de barış ve istikrarın teminatı olacak mekanizmalarda sorumluluk üstlenmeye ve Gazze’nin ayağa kaldırılması gayretlerine katkı vermeye hazır olduğu ifade edilmiştir.” değerlendirmesinde bulunuldu.

Bildiride, şunlar kaydedildi:

“Sudan’da yaşanan gelişmeler değerlendirilmiş, ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik desteğimiz teyit edilerek, masum sivillerin maruz kaldığı katliamların bir an evvel durdurulmasına ve ülkedeki çatışmaların sona ermesine matuf adımların atılması için başta bölge ülkeleri olmak üzere tüm uluslararası aktörlere işbirliği içerisinde harekete geçme çağrısında bulunulmuştur.

Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki son durum değerlendirilmiş, savaşın tırmanması riskine işaret eden gelişmeler karşısında diplomatik çözüm arayışlarının önemi vurgulanmış, Türkiye’nin kalıcı ve adil barışın tesisi için uluslararası ortaklarıyla birlikte çabalarını sürdüreceği kaydedilmiştir.

Azerbaycan ve Ermenistan arasında yürütülen barış sürecinde son dönemde kaydedilen müspet gelişmeler muvacehesinde ikili ve bölgesel işbirliği imkanları ele alınmış, Güney Kafkasya’da barış ve istikrarın tesisi ile kalkınmanın sağlanmasına yönelik irademiz teyit edilmiştir.”

ABD, Afganların göçmenlik işlemlerini durdurdu

ABD Başkanı Donald Trump’ın Washington’da iki Ulusal Muhafız askerinin vurulduğu saldırının şüphelisinin 2021’de Afganistan’dan geldiğini açıklamasının ardından, ülkede tüm Afganların göçmenlik başvurularının işlenmesi durduruldu.

ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri (USCIS), saldırının ardından yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, Afgan vatandaşlarıyla ilgili tüm göçmenlik taleplerinin işlenmesinden, güvenlik ve inceleme protokollerinin daha ayrıntılı incelenmesine kadar bütün işlemlerin “derhal geçerli olmak üzere” durdurulduğu ifade edildi.

USCIS’in tek odak noktasının ve misyonunun, ABD halkının güvenliği ve korunması olduğu vurgulandı.

İki Ulusal Muhafız askerinin hedef alındığı saldırıyı “iğrenç bir saldırı” ve “nefret dolu bir eylem” olarak tanımlayan Trump, saldırıyı bir “terör saldırısı” olarak değerlendirdiklerini belirtmişti.

Trump, olayla ilgili yakalanan şüphelinin 2021 yılının eylül ayında Afganistan’dan ABD’ye gelen bir göçmen olduğunu söyleyerek eski ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin göçmen politikalarının ABD’ye çok zarar verdiğini savunmuştu.

– Washington’daki saldırı

Washington Polis Departmanı, dün yerel saatle 14.15 sularında Beyaz Saray’a yakın bir bölgede görev yapan iki Ulusal Muhafız’ın vurulduğunu ve şüphelinin yakalandığını bildirmişti.

Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Kash Patel, olaya ilişkin düzenlediği basın toplantısında, iki askerin durumunun kritik olduğunu açıklamıştı.

Patel, ellerindeki bulgulara göre saldırganın tek kişi olduğunu, bu kişinin gözaltına alındığını aktarmıştı.

Olayı en üst düzeyde soruşturacaklarını vurgulayan Patel, “Bu, önemli bir ulusal güvenlik meselesidir. Başkan Trump da konuyla ilgili bilgilendirildi ve süreci yakından takip ediyor.” demişti.

Aynı basın toplantısında konuşan Washington Belediye Başkanı Muriel Bowser ise söz konusu saldırıyı “hedef gözetilerek yapılmış bir saldırı” şeklinde tanımlamış ve olayı FBI ile kapsamlı şekilde soruşturacaklarını söylemişti.

Batı Virginia Eyaleti Valisi Patrick Morrisey, silahlı saldırıya ilişkin ilk açıklamasında, iki Ulusal Muhafız askerinin hayatını kaybettiğini bildirmiş, daha sonra bu açıklamasından geri adım atarak “askerlerin durumuyla ilgili karmaşık bilgilerin geldiğini” kaydetmişti.

ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından olaya ilişkin yaptığı ilk açıklamasında, iki Ulusal Muhafız askerinin hastanede tedavi altında olduğunu belirterek saldırıyı gerçekleştiren kişi için “hayvan” ifadesini kullanmıştı. Trump, saldırganın da yaralı olduğunu ve “ağır bedel ödeyeceğini” ifade etmişti.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de Dominik Cumhuriyeti gezisinde yaptığı basın açıklamasında, iki Ulusal Muhafız askerinin hedef alındığı silahlı saldırının ardından başkentteki Ulusal Muhafızların sayısını artıracağını ve Başkan Trump’ın talimatıyla 500 yeni askerin Washington’a sevk edileceğini açıklamıştı.

Çin’de sismik algılama yapan test treninin çarptığı 11 işçi hayatını kaybetti

Çin’in Yünnan eyaletinde sismik algılama yapan test treninin çarptığı işçilerden 11’i hayatını kaybetti, 2’si yaralandı.

Xinhua’nın haberine göre, Yünnan eyaletinin merkezi Kunming şehrindeki yerel demir yolu firması, günün erken saatlerinde tren kazasının meydana geldiğini açıkladı.

Açıklamada, tren istasyonunda sismik algılama yapan test treninin, raylardaki bakım işçilerine çarptığı ve 11 kişinin hayatını kaybettiği, 2 kişinin yaralandığı bildirildi.

Kazaya ilişkin soruşturma başlatıldı.

ABD’de Beyaz Saray yakınlarında 2 Ulusal Muhafız vuruldu

Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Direktörü Kash Patel, ABD’nin başkenti Washington’da Beyaz Saray yakınlarında vurulan iki Ulusal Muhafız askerinin durumunun kritik olduğunu bildirdi.

ABD yerel saatiyle öğleden sonra 14.15 sularında Beyaz Saray’a çok yakın bir yerde gerçekleşen saldırıya ilişkin FBI Direktörü Patel ve diğer yetkililer basın toplantısı düzenledi.

Patel, daha önce, vurulan iki Ulusal Muhafız askerinin öldüğü açıklamasını yapan Batı Virginia Valisi Patrick Morrisey’in açıklamasının aksine, söz konusu askerlerin ölmediğini, durumlarının ise kritik olduğunu belirtti.

Patel, şu ana dek ellerindeki bulgulara göre saldırganın tek kişi olduğunu ve bu kişinin de gözaltına alındığını aktardı.

Olayı en üst düzeyde soruşturacaklarını vurgulayan Patel, “Bu önemli bir ulusal güvenlik meselesidir. Başkan Trump da konuyla ilgili bilgilendirildi ve süreci yakından takip ediyor.” dedi.

– “Bu hedefli bir saldırı”

Basın toplantısında konuşan Washington Belediye Başkanı Muriel Bowser ise, söz konusu saldırıyı “hedef gözetilerek yapılmış bir saldırı” şeklinde tanımladı ve olayı FBI ile birlikte kapsamlı şekilde soruşturacaklarını söyledi.

– Washington’daki saldırı

Washington Polis Departmanı, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, olaya ilişkin bir şüphelinin gözaltına alındığını bildirmişti.

ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem da olayı doğrulayarak Bakanlığın olayı soruşturduğunu belirtmişti.

Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından olaya ilişkin yaptığı açıklamada, iki Ulusal Muhafız askerinin hastanede tedavi altında olduğunu kaydederek, saldırıyı gerçekleştiren kişi için “hayvan” ifadesini kullanmıştı.

ABD Başkanı, saldırganın da yaralı olduğunu ve “ağır bir bedel ödeyeceğini” ifade etmişti.

IMF ve Ukrayna 8,2 milyar dolarlık program için anlaştı

Uluslararası Para Fonu (IMF), Ukrayna ile 48 ay süreli 8,2 milyar dolarlık yeni program üzerinde personel düzeyinde anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Fondan yapılan açıklamada, IMF heyetinin yeni program talebi üzerine 17-21 Kasım’da Ukraynalı yetkililerle görüşmelerde bulunduğu aktarıldı.

Açıklamada, IMF ile Ukraynalı yetkililerin, 48 aylık 8,2 milyar dolar tutarındaki yeni Genişletilmiş Fon Kolaylığı (EFF) düzenlemesi üzerinde personel düzeyinde anlaşmaya vardığı ifade edildi.

Rusya’nın savaşının Ukrayna halkı ve ekonomisi üzerinde ağır bir yük oluşturmaya devam ettiği kaydedilen açıklamada, buna rağmen Ukraynalı yetkililerin makroekonomik istikrarı koruma ve borç sürdürülebilirliği ile dış dengeyi yeniden sağlama kararlılıklarını sürdürdüğü belirtildi.

Açıklamada, Ukraynalı yetkililerin kayıt dışılık ile mücadele etmeye, yolsuzluğu önlemeye ve kamu işletmeleri de dahil olmak üzere yönetişimi iyileştirmeye kararlı olduğu aktarıldı.

Fonun açıklamasında, yeni programın, önceki eylemlerin tamamlanmasının ardından ve bağışçılardan yeterli finansman güvencesi sağlanması halinde IMF Yönetim Kurulu’nun onayına sunulabileceği kaydedildi.

Bakan Oğuz: Suç örgütlerine asla taviz vermeyeceğiz!

KKTC’de son dönemde artan organize suç olaylarına karşı kapsamlı tedbirler devreye alınıyor. Girne Limanı’na X-ray cihazı kuruldu, termal kameralar geliyor, girişlerde yüz tanıma sistemi kısa sürede aktif olacak.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, BRT’de yayınlanan Gündem 12 programında son günlerde ülke gündemini meşgul eden organize suç olaylarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Bakan Oğuz, KKTC’nin iç güvenliğini tehdit eden suç örgütlerine karşı sıfır tolerans politikası izlediklerini vurgulayarak, “Bu örgütlerin ülkemizde yapılanmasına, insanlarımızı tehdit etmesine ve yasadışı faaliyet yürütmesine asla izin vermeyeceğiz. Ne gerekiyorsa yapacağız” dedi.

Girne Limanı’na X-ray cihazı 1-2 hafta içinde devreye girecek

Bakan Oğuz, özellikle deniz yoluyla giriş-çıkışlarda yaşanan zafiyetin giderilmesi için önemli adımlar atıldığını belirtti. Gazimağusa ve Mersin limanlarında bulunan X-ray cihazlarının araç denetiminde büyük katkı sağladığını kaydeden Oğuz, şu bilgileri paylaştı:

“Girne Limanı’nda X-ray cihazı yoktu ve Taşucu Limanı’nda da olmayışı nedeniyle suç örgütleri burayı hedef haline getirmişti. Girne Limanını X-ray cihazının montajı tamamlandı, 1-2 hafta içerisinde devreye alınacak. Taşucunda olmasa dahi biz KKTC’de kendi tedbirlerimizi almış olacağız.Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nden ekstra termal kameralar tedarik edilecek.”

Yüz tanıma sistemi ve veri paylaşımı geliyor

TC İçişleri Bakanlığı ile yürütülen görüşmelerde giriş-çıkışlarda sadece parmak izi değil, aynı zamanda yüz tanıma sisteminin de devreye alınması kararlaştırıldı. Bakan Oğuz, “Kısa süre içerisinde bu sistemleri ülkemize kurmuş olacağız. Ayrıca iki ülke arasında veri paylaşımı konusunda işbirliği üst düzeye çıkarıldı” diye konuştu.

“Tehdit alan iş insanlarına ve basına teşekkür ediyorum”

Tehdit mesajı alan iş insanlarının polisle yakın işbirliği içinde olduğunu belirten Oğuz, bu kesimlere teşekkür etti. Basına da seslenen Bakan, suç örgütlerinin reklamını yapacak nitelikteki haber ve görüntülerin paylaşılmamasını istedi:

“Bir önceki galeri kurşunlama olayıyla ilgili videolar hâlâ bazı yerlerde dolaşıyor. Bunu yayınlamak adeta karşı tarafa hizmettir. Polis bültenlerine sadık kalınmasını, örgütün değil polisin üstün çalışmalarının öne çıkarılmasını rica ediyorum.”

Oğuz, “Yapmış olduğumuz çalışmalarda belli iş çevrelerinin polise gidip bildirimde bulunmadığını da biliyoruz. Ama şu bir gerçek ki! bu suç örgütleri ile mücadeleyi artırarak devam edeceğiz. Ülkemizde bu örgütlerin olmasını, yasadışı olarak buraya yerleşmelerini burada  faaliyet yapmalarını istemiyoruz. Ve bununla ilgili ne gerekiyorsa yapacağız. Alınması gereken tedbir ne varsa alacağız. Sınır kapıları ile ilgili daha sıkı kontrollerimizi başlatmış durumdayız. Bununla ilgili yine  basına yansımadı ama Başbakan,Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı, Polis Genel Müdürlüğü hem Türkiye Cumhuriyeti eşdeğer olarak da yapmış olduğumuz ayrı çalışmalar var. Suç örgütlerine taviz vermeden ülke iç güvenliği ve huzuru iel ilgili gereken ne ise alınması gereken tedbir ne ise bunları da alacağız” dedi.

Polis yasaları güncellenecek   

Mevcut polis yasalarının günümüz şartlarına uygun olmadığını vurgulayan Bakan Oğuz, şöyle devam etti:

“Nüfus artışı, yeni suç türleri ve teknolojinin suç örgütleri tarafından kullanılması nedeniyle polisin yetkilerinin artırılması şart. Bazı kesimler ‘özgürlükler kısıtlanacak’ diyor ama öyle bir şey yok. Sadece suçla daha etkin mücadele edeceğiz. Sayın Başbakan’ın talimatıyla güncellenen polis yasaları, bütçe görüşmeleri sonrası Meclis gündemine gelecek. Tüm partilerin desteğiyle en kısa sürede geçireceğiz.”

Bakan Oğuz son olarak, Başbakan, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve Polis Genel Müdürlüğü ile TC’deki eşdeğer birimlerle ortak ve gizli yürütülen çalışmaların da devam ettiğini, suç örgütlerine asla taviz verilmeyeceğini yineledi.

Dışişleri Bakanlığı: Lübnan Rum Yönetimi arasında imzalanan anlaşma bütünüyle hükümsüzdür

Dışişleri Bakanlığı’ndan, Lübnan ile Rum Yönetimi arasında arasında münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşması imzalanmasına tepki

Dışişleri Bakanlığı, Lübnan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının bütünüyle hükümsüz olduğunu açıkladı.

Yapılan yazılı açıklamada, “Kıbrıs Adası’nda egemen eşit haklara sahip Kıbrıs Türk halkını hiçe sayarak imzalanmış olan bu anlaşma bundan öncekiler gibi bütünüyle hükümsüzdür” denildi.  Anlaşmanın,  yalnızca Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını ihlal etmekle kalmadığı, aynı zamanda Doğu Akdeniz’de hâlihazırda kırılgan olan dengeleri temelden sarsma tehlikesi taşıdığı vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığı, KKTC’nin doğal kaynaklardaki eşit haklarına yönelik her türlü saldırıya karşı gerekli siyasi, diplomatik ve teknik tedbirleri almaktan imtina etmeyeceğinin de altını çizdi.

Yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Lübnan hükümeti 23 Ekim 2025 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile 2007 yılında varılmış olan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşmasının yaklaşık 18 yıl askıda kaldıktan sonra onaylandığını duyurmuştu.

Bu kez, GKRY lideri Nikos Hristodulidis’in Beyrut’a gerçekleştirdiği ziyaret marjında 26 Kasım tarihinde düzenlenen bir törenle iki taraf arasında yine 2017 yılında varılmış olan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırma anlaşmasının imzalandığı açıklanmıştır.

Söz konusu anlaşma, Rum tarafının 2003 yılından itibaren Kıbrıs Türk Halkı’nın Ada ve Doğu Akdeniz’deki eşit hak ve çıkarlarını gasp etmeye yönelik olarak yürüttüğü tek yanlı girişimlerin yeni bir unsuru niteliğindedir. Kıbrıs Adası’nda egemen eşit haklara sahip Kıbrıs Türk halkını hiçe sayarak imzalanmış olan bu anlaşma bundan öncekiler gibi bütünüyle hükümsüzdür.

Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs Türk tarafının tüm uyarılarına ve bölgedeki gerçeklere rağmen, uluslararası toplumdan aldığı cesaretle Ada’nın tamamını temsil ettiği sanrısıyla hareket ederek uluslararası hukuka aykırı adımlar atmaya devam etmektedir. Bu siyasi oldu bittiler, yalnızca Kıbrıs Türk halkının meşru hak ve çıkarlarını ihlal etmekle kalmamakta, aynı zamanda Doğu Akdeniz’de hâlihazırda kırılgan olan dengeleri temelden sarsma tehlikesi taşımaktadır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak geçmişte defalarca dile getirdiğimiz üzere, Kıbrıs Türk tarafının Ada ve etrafındaki doğal kaynaklar üzerindeki egemen eşit haklarını korumaktaki kararlı tutumumuz devam edecektir. Bölgede hakkaniyete dayalı, karşılıklı saygı ve iş birliğini önceleyen bir düzenin ancak iki tarafın karşılıklı rızasıyla ve eşit statüde yapılacak anlaşmalarla mümkün olabileceği açıktır.

Bu çerçevede, GKRY’nin Lübnan dâhil üçüncü taraflarla yaptığı veya yapmayı sürdürdüğü tüm tek yanlı deniz yetki alanı düzenlemeleri KKTC açısından, daha önce yapılan benzer düzenlemeler gibi, yok hükmündedir. KKTC, hem kendi kıyı yetki alanlarında hem de Kıbrıs Türk halkının Ada genelindeki ortak haklarını ilgilendiren tüm konularda gerekli adımları atma iradesine sahip olup, doğal kaynaklardaki eşit haklarına yönelik her türlü saldırıya karşı gerekli siyasi, diplomatik ve teknik tedbirleri almaktan imtina etmeyecektir.

Uluslararası toplumu, Rum tarafının bölgedeki gerginliği tırmandıran tek yanlı adımlarına destek vermemeye; ilgili devletleri ise Kıbrıs meselesinin hassasiyetlerini gözeterek iki tarafın rızası olmadan yapılan düzenlemelere taraf olmamaya davet ediyoruz. 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği ile hak ve çıkarlarını korumaya devam ederken, Doğu Akdeniz’de işbirliği ve istikrarın ancak müktesep haklara saygı ve diyalogla mümkün olabileceği inancıyla hareket etmeyi sürdürecektir.”

Petrol OPEC+ öncesi düşüşte

Petrol, yatırımcıların ABD liderliğindeki Ukrayna savaşını sona erdirme çabaları değerlendirirken ve bu hafta sonu yapılacak OPEC+ toplantısını beklerken düştü.

Brent petrol, Çarşamba günü yüzde 1 yükseldikten sonra varil başına yaklaşık 62 dolara gerilerken, ABD ham petrolü (WTI) 58 dolar civarında seyrediyor.

Hafta sonu sağanak bekleniyor

Meteoroloji Dairesi, hafta sonu yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak bekleniyor. Hava sıcaklığı 23 dereceye kadar düşecek.

Meteoroloji Dairesi’nin haftalık hava tahmin raporuna göre, ülke genellikle alçak basınç sistemi ile üst atmosferdeki serin ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Hava bugün parçalı bulutlu, zamanla az bulutlu; yarın az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu geçecek. Cumartesi günü az bulutlu, zamanla parçalı bulutlu, akşam saatlerinden itibaren yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak; pazar günü ise parçalı ve çok bulutlu yer yer sağanak yağmurlu olacak. Hafta başından itibaren hava parçalı ve bulutlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı, genellikle iç kesimlerde 23–26 derece, sahillerde 19–22 derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgar, genellikle kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli esecek.