Archives 2025

Yine tozlu hava geliyor

Kuzey Afrika’dan gelen tozlu havanın bugün öğle saatlerinde ülkede etkili olacağından tedbirli olunması uyarısında bulunuldu.

Meteoroloji Dairesi’nden yapılan açıklamada, tozlu havanın 14 Mart Cuma günü öğle saatlerine kadar sürmesinin beklendiği belirtildi.

Geçmeyen boğaz ağrısına doğal çözümler

Geçmeyen boğaz ağrısı birçok farklı nedenden kaynaklanabilir.

Eğer 1-2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa, altında yatan nedeni belirlemek için bir doktora görünmek en iyisidir.

Ancak, boğaz ağrısını hafifletmek için aşağıdaki yöntemleri deneyebilirsiniz:

DOĞAL VE EVDE UYGULANABİLECEK ÇÖZÜMLER

Tuzlu su gargarası:

Ilık suya yarım çay kaşığı tuz ekleyip gargara yapmak, boğazdaki tahrişi ve bakterileri azaltabilir.

Ballı ılık içecekler:

Ilık su veya bitki çayına bal ekleyerek boğazı yatıştırabilirsin. (Bal, antibakteriyel ve yatıştırıcı etkiye sahiptir.)

Zencefil ve limon çayı:

Anti-enflamatuar etkileriyle boğazı rahatlatabilir.

Bol su içmek:

Boğazın kuru kalmasını önlemek için gün içinde sık sık su içmek önemlidir.

Nemin artırılması:

Nemli hava, tahrişi azaltabilir. Özellikle kış aylarında bir hava nemlendirici kullanabilirsin.

 

Papatya çayı ve adaçayı gargarası:

Antiseptik özellikleriyle boğazdaki iltihabı hafifletebilir.

Sarımsak tüketimi:

Doğal antibiyotik etkisiyle bağışıklık sistemini destekleyebilir.

DİĞER ÇÖZÜMLER

Boğaz pastilleri:

Boğazı nemlendiren ve ağrıyı hafifleten pastiller işe yarayabilir.

Antiseptik spreyler:

Boğazdaki enfeksiyonu azaltmaya yardımcı olabilir.

Parasetamol veya ibuprofen:

Ağrı ve iltihabı hafifletebilir.

NE ZAMAN DOKTORA GİDİLMELİ

Eğer şu durumlar varsa, bir doktora görünmek önemlidir:

Boğaz ağrısı 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa

Ağrı çok şiddetliyse ve yutkunmayı zorlaştırıyorsa

Yüksek ateş, bademciklerde beyaz lekeler veya şişlik varsa

Ses kısıklığı 2 haftadan fazla sürüyorsa

Lenf bezlerinde aşırı şişlik ve hassasiyet varsa

Boğaz ağrısının nedeni enfeksiyon (bakteriyel veya viral), reflü, alerji veya tahriş olabilir.

Eğer uzun süredir devam ediyorsa, altta yatan sebebi öğrenmek için bir uzman desteği almak en doğrusu olur.

Tatar: Türkiye’nin garantörlüğü olmadan bir çözüm olamaz

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BRT’de yayınlanan ‘Manşet+’ programına konuk olarak, önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek Cenevre Zirvesi öncesi değerlendirmelerde bulundu.
Tatar, 1 Temmuz 2024’te Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in kendisini ziyaretinde, anavatanlarla birlikte Kıbrıs meselesini görüşme istemini ilettiğini vurgulayarak, daha önceki görüşmelerde de egemen eşitlik tezini ifade ettiğini söyledi.

Rum Müzakereci Menelaos Menelau’nun Cenevre görüşmesi öncesinde ‘Crans Montana’daki kazanımlarımızı devam ettirme kararlılığındayız” söylemine işaret eden Tatar, “Crans Montana bizim için bitmiştir. Bir takım haritalar var ve bu kazanımlarını korumak istiyorlar. Kıbrıs Türkü Kıbrıs’ta 2 eşit halktan biridir. Türkiye burada Anavatan ve garantördür. Etraftaki mavi vatan ve Doğu Akdeniz’de en güçlü ülkedir. Etrafımıza baktığımızda, ülkelerdeki gelişmelere bakıldığında Kıbrıs’ın da statüsü değişmiştir” dedi.
Son 4 yılın büyük kazanımının Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin ortak zemin olmadığını kayıtlara geçirmesi olduğuna da işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, hem Kişisel Temsilci Holquin hem de Birleşmiş Milletler Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo ile görüştüğünü hatırlattı.

Kendisinin anavatanların da görüşmede olmasını istediğini, İngiltere’nin ise giderek tarafsızlığını kaybettiğini ve bunun İsrail ve Güney Kıbrıs ile ilişkilerinde de gözlemlendiğini söyleyerek, “Onları tarafsız bir garantör ülke olarak görmüyoruz. Görüşmeye Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanları seviyesinde katılacak. İngiltere daha düşük bir seviye ile temsil edilecek. Bu bizim onayımızla gerçekleşecek. Dolayısı ile 4+1, 5+1 oldu” şeklinde konuştu.
Avrupa Birliği’nin masaya gelmesini doğru bulmadıklarını da anlatan Tatar, görüşmeye yapıcı bir tavırla gideceklerini, yeni siyasetlerini ifade edeceklerini belirtti.
Tatar, garantör ülke Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da orada söyleyecekleri olduğunu vurgulayarak, “Herkes kendi düşüncelerini anlatma fırsatı bulacaktır. Medeniyet de bunu gerektirir. Farklı fikirler vardır. Kıbrıs Türkü’nün geçmişten gelen hak hukuğunu anlatmak için masada olacağız” dedi.

Kendisinin önceki müzakerelerde bu siyaseti ilk kez sunduğunu, BM’nin ise ortak zemin olmaması nedeniyle tarafları yakınlaştırmak için çözüm aradığını söyleyen Tatar, son 4 yıl içinde pek çok temaslarda bulunduklarını, New York’taki çeşitli farklı toplantılarda bunun hep gündeme geldiğini dile getirdi.

Kıbrıs Türk tarafının artık farklı bir pozisyonu bulunduğunu ve yeni siyasetin de artık oturduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, ödenen bedeller olduğunu, Kıbrıs Türkü’nün teknik, hukuki ve meşru bir pozisyon bulunduğunu, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi Kıbrıs Türkü’nün asli unsur olduğunu belirtti.
Tatar, “2 bölgelilik ve kendini idare hakkı, müktesep bir haktır ve bunlar Kıbrıs Türkü’ne statü kazandıran haklardır. Kıbrıs Türkü asli bir unsurdur ve yalnız değildir. 60 kilometre uzaklıktaki bölgenin en güçlü ülkesi, garantör ülke olan Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün arkasındadır” dedi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun devamı olan Türkiye Cumhuriyeti’nin de Kıbrıs’ta hakkı olduğunu vurgulayan Tatar, “Nasıl ki Rum o tarafta egemen bir devlettir ve her gün anlaşmalar yapar, ben de Kıbrıs Türk halkı olarak anavatanımla anlaşmalar yapabilirim. Özden gelen haklarımızla Türkiye Cumhuriyeti ile askeri savunma anlaşmaları yapabiliriz. Biz orada bunu bir fırsat olarak değerlendireceğiz. Daha önce davet edildiğimde sunduğum bu tezi sunacağım bilinmiyordu. Bu kez de bu duruşumuzu tekrardan teyit edeceğiz. Bu son 4 yılda bir yenilik getirdik. Ancak Rum Müzakereci Melenau, ‘Crans Montana kazanımlarını korumaya gidiyoruz, ancak onun devamı olan bir zeminde devam ederiz’ diyor” ifadelerine yer verdi.

Kıbrıs Türk tarafının kendi içinde bölünmüşlükleri olduğunu, ‘Rum Lider Hristodulidis’in eli güçlendi’ diyerek kendimize zarar verdiğimizi söyleyen Tatar, 50 yıldır uygulanan izolasyonlar ve ambargolar bulunduğunu anımsattı.
Kendisinin 3D olarak adlandırdığı direkt ticaret, direkt temas ve direkt uçuşlar kabul edilirse, kendisinin resmi müzakerelere hazır olduğunu da söyleyen Tatar, “Bu talebimiz karşı tarafça kabul edilmedi. Direkt temasta futbol için bile bizi görmüyorlar. Bugün, yarın olmaz ama belki öbür gün olabilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türkleri’nin devletin dışına atıldığı ve tek muhatapın Makarios olarak alındığı bir dönemden sonra 60 yılda bir anlaşmaya varılamadığını da belirterek, o günden sonra doğanların, Kıbrıs Türk gençliğinin ve gelecek nesillerin mağdur olduğunu kaydetti.
Ambargolara karşı verilen hiçbir sözün yerine getirilmediğini vurgulayan Tatar, Güney Kıbrıs’a Annan Planı’ndaki kazanımların yetmediğini, 2017’de başka kazanımlar elde etmiş ve şimdi onları da kaybetmemek için gidiyormuş tavrı sergilediğini söyledi.
Tatar, “Biz oraya geleceği konuşmaya gideceğiz, statükocu değil yeni bir anlayışla gidiyoruz. 50 yıldır değişmeyen çözüm vermeyen bir zihniyetle değil, dünden teslim federasyon için değil, egemen eşitliğimizi 3D ile karşılasınlar talebiyle gidiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de zaman içinde tanınacağını ve esas olanın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması olduğunu da kaydetti.

Türkiye ile Cenevre öncesi istişare yapacağına da işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye ile düzenli görüşmeler yaptıklarını, kendisinin Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanı Fidan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile sürekli görüştüğünü vurguladı ve “İsviçre öncesinde de oradaki pozisyonumuzla ilgili görüşeceğiz. Görüşmeye katılacak teknik heyetle istişarelerde bulunacağız. Hem biz hem de Türkiye Cumhuriyeti heyeti rahat ve emin bir şekilde gidiyoruz. Söyleyeceklerimiz vardır. Pozisyonumuz vardır. Benim yarım saatlik bir konuşmam olacak, akşam yemek vardır. Heyetler arası görüşme vardır ve ertesi gün de konferans olacak. Bir kez daha haklılığımızı gözler önüne sereceğiz” dedi.

Rum lider Hrsitodulidis’in ise oraya bir takım önerilerle gideceğini ve ‘sıfır asker sıfır garanti – garantörlük Avrupa Birliği tarafından karşılansın – Türk askeri adadan çekilsin’ istemleri olacağını anlatan Tatar, bunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını vurgulayarak “Gelin bunu iki devlet temelinde çözelim” diye konuştu.

Kuzey ve güneydeki otoritelerin farklı olduğunu da dile getiren Tatar, “Bu saatten sonra United bir Cyprus olmaz. Ama işbirliği olur. Elektrikte enterkonnekte olabilir. Suyu da paylaşabiliriz. Orada da su sıkıntısı var. Deprem bölgesiyiz. Baf’ta olursa biz koşalım, bizde olursa onlar gelsin. Ekonomide kapılarla ilgili olarkak ben Haspolat ve Akıncılar kapılarını önerdim. Metehan’ı ve ticareti rahatlatmak için iki devlet işbirliği yaparsa Ada’yı daha güvenli bir hale getiririz. Burada da başka ülke olduğunu, ileride Türkiye olduğunu görsünler” dedi.
Bir çözümle adanın Dubai ve Singapur’dan daha da gelişmiş olabileceğini kaydeden Tatar, Kıbrıs’ın kritik ve dünyanın merkezinde bir yerde olduğunu, çok büyük ticaret ve turizm merkezi olabileceğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Adil ve kalıcı bir çözüm burada Kıbrıs’ın gerçeklerine göre olabilir. Jeopolitik ve jeostratejik bir statümüz vardır. Asli bir unsur olarak orada olacağız. Türkiye Cumhuriyeti olmasa biz oralara gidemezdik. Türkiye bölgede çok önemli bir pozisyondadır”
diyerek, Türkiye’yi muhatap almadan Kıbrıs meselesinin çözülemeyeceğine işaret etti.

Kıbrıs Türkü’nün anavatan ve garantör olan Türkiye ile birlikte elinin güçlü olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı, “Biz aynı milletin evlatlarıyız. Biz Türkiye ile birlikte hareket ederek, güçlü bir Türkiye ile birlikte yeni siyaseti yürütmek de bizim gücümüze güç katmıştır. Şimdi esas itibarıyla Kıbrıs Türkü’nün hakkı hukuğu ses bulmuştur. Bütün dünyaya izolasyonların kalkması gerektiğini anlatarak Türkiye bizim elimizi güçlendirmiştir” dedi.

Kıbrıs Türk tarafının Crans Montana’daki tek kazanımının federasyonun görüşülmesine gerek olmadığının görülmüş olması olduğunu da söyleyen Tatar, kendisinin bu siyaseti gündeme getirerek seçimi kazandığını, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bunu ifade ettiğini anımsattı.
Cumhurbaşkanı Tatar, “Bir yola girildi, mesafeler alındı. Bunu eskiye çevirip federasyon görüşmek büyük zaman kaybıdır. Rum tarafı ‘Kıbrıs Cumhuriyeti devam edecek. Bu Cumhuriyet 65 yıldır vardır’ diyor. Ama birincil hukuk yok diyor. Crans Montana’da yaptığın anlaşma havada kalıyor. Çok tehlikeler vardır. iki devletli bir çözüm ve Kuzey’de de egemen bir devlet vardır. Güney Kıbrıs’ın anlaşmaya niyeti yoktur. Kıbrıs meselesi bir işgal sorunudur diyorlar. Arada farklar vardır ve biz bunları anlatmaya devam edeceğiz” dedi.

ABD’de kızamık salgını 12 eyalete yayıldı

ABD’nin özellikle Texas ve New Mexico eyaletlerinde etkili olan kızamığın son haftalarda artış göstererek 12 eyalete yayıldığı, ülke genelinde tespit edilen toplam vaka sayısının 222’yi bulduğu belirtildi.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), ülkedeki kızamık salgınıyla ilgili açıklama yaptı.

CDC’nin resmi internet sitesinden yapılan açıklamada, ülke genelinde çoğu çocuk olmak üzere toplam 222 vakanın tespit edildiği, Texas ve New Mexico eyaletleri başta olmak üzere Alaska, California, Florida, Georgia, Kentucky, New Jersey, New York, Pensilvanya, Rhode Island ve Washington eyaletlerinde de kızamık vakalarına rastlandığı kaydedildi.

7 Mart itibarıyla Texas 198 kızamık vakasıyla söz konusu 12 eyalet içinde açık ara ilk sırada, New Mexico 10 vakayla ikinci sırada yer aldı.

Açıklamada, Texas’ta bir çocuğun, New Mexico’da da bir yetişkinin kızamık nedeniyle hayatını kaybettiği belirtilerek salgının yayılmaya devam ettiği ve gelecek günlerde vaka sayılarında artış yaşanabileceği uyarısı yapıldı.

Ülkede ilkbahar ve yaz seyahat sezonunun yaklaşıldığına işaret edilen açıklamada, bu çerçevede kızamık hastalığının aşılama yoluyla yayılmasını önlemede kamu sağlığı görevlilerinin oynadığı önemli role işaret edildi.

ABD Sağlık Bakanı Robert Kennedy, göreve geldikten sonra ilk açıklamasını, Başkan Donald Trump’ın düzenlediği kabine toplantısında, ülkede tekrar baş gösteren kızamık salgını konusunda yapmıştı. Texas’ta kızamık aşısı olmayan bir çocuğun hayatını kaybetmesine ilişkin soruya Kennedy, “Bu, olağan dışı bir durum değil, her yıl kızamık salgınları yaşıyoruz.” yanıtını vermişti.

Ülkede 2000 yılından bu yana görülmeyen kızamıktan bir çocuğun ölmesini “olağan” olarak değerlendiren Bakan Kennedy, salgını “önemsiz” göstermeye çalışmakla eleştirilmişti.

Ünal Üstel’den Dünya Şampiyonu Sedef Nergiz’e tebrik

Başbakan Ünal Üstel, KKTC Boks Federasyonu Milli Sporcusu Sedef Nergiz’i, Montenegro’da düzenlenen Dünya Gençler Kupası’nda kazandığı şampiyonluk için tebrik etti.

Başbakan Ünal Üstel, KKTC Boks Federasyonu Milli Sporcusu Sedef Nergiz’in, Montenegro’da düzenlenen Dünya Gençler Kupası’nda 81 kiloda dünya şampiyonu olmasının büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti.

Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Üstel, Nergiz’i tebrik ederken, Nisan ayında gerçekleştirilecek Türkiye Şampiyonası’nda da başarılar diledi.

Sedef Nergiz’in elde ettiği dünya şampiyonluğu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti spor camiasında büyük sevinçle karşılandı.

Hava parçalı ve az bulutlu olacak

Meteoroloji Dairesi’nin tahminlerine göre, bugün hava parçalı ve az bulutlu olacak. Sabah saatlerinde ise yer yer sis görülecek.

Haftanın ilerleyen günlerinde havanın daha açık ve az bulutlu olacağı tahmin edilirken, sıcaklıkların iç kesimlerde ve sahillerde ilk yarıda 23-26°C, ikinci yarıda ise 27-30°C seviyelerinde seyretmesi öngörülüyor.

Döviz kurları 11 Mart 2025

11 Mart 2025 saat 09.00 itibariyle dolar, euro ve sterlin türk lirası alış ve satış karşılıkları şu şekilde:

ABD Doları
Dolar ($) Alış: 36,5730 TL
Dolar ($) Satış: 36,5859 TL
EURO
Euro (€) Alış: 39,6575 TL
Euro (€) Satış: 39,6914 TL
STERLİN
Sterlin (£) Alış: 47,1196 TL
Sterlin (£) Satış: 47,1526 TL

18. Avtepe Medoş Lalesi Festivali 23 Mart’ta başlıyor!

Erenköy-Karpaz Belediyesi ile Avtepe Muhtarlığı’nın organize ettiği “18. Avtepe Medoş Lalesi Festivali” 23 Mart’ta Avtepe köy meydanında gerçekleştirilecek.

Erenköy-Karpaz Belediyesi ile Avtepe Muhtarlığı tarafından düzenlenen 18. Avtepe Medoş Lalesi Festivali, 23 Mart’ta Avtepe köy meydanında gerçekleştirilecek.

Erenköy-Karpaz Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, festival saat 10.00’da başlayacak ve gün boyu çeşitli etkinliklerle devam edecek. Halk dansları gösterileri, konserler, yöresel yemek ve el işi stantları, çocuk oyun alanları festivale renk katacak.

Açılış öncesinde, saat 09.40’ta Kemal Deveci ve Aziz Kahraman’ın davul-zurna eşliğinde lale heykeli önünden alana kortej yürüyüşü yapılacak.

Festival kapsamında SEV-DER ve YENDER Halk Dansları ekipleri, Derince Kültür Merkezi Çocuklar Roman Ekibi, Diamoonte Dans Okulu ve Art Street Kafkas Ekibi sahne alacak. Ayrıca, Derince Kültür Merkezi, Port Medikal Grubu ve Retro Çalgıcıları konserleriyle festival coşkusu zirveye ulaşacak.

Spor ve sanatın buluştuğu etkinlikler arasında, KKTC Atletizm Federasyonu tarafından organize edilen 3. Geleneksel Yol Koşusu ve YENDER’in düzenleyeceği ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki 3. Geleneksel Medoş Lalesi Konulu Resim Yarışması da yer alacak.

Doğayla iç içe keyifli bir gün geçirmek isteyenler için Avtepe Medoş Lalesi Festivali, dopdolu programıyla katılımcıları bekliyor.

Ziya Öztürkler, Meclis’te trafik düzenlemelerinin ele alınacağını söyledi

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Meclis’in bugün yapılacak oturumunda ağırlıklı olarak trafikle ilgili düzenlemeleri ele alacağını belirtti.

Cumhuriyet Meclisi Basın Bürosuna göre, Öztürkler çıktığı bir haber programında, Meclis’in gündeminde alt komiteden geçen “Yol Güvenliği (Değişiklik) Yasa Tasarısı”, “Yol ve Trafik Suçlarının Davasız Halli” ve “Ceza Puanı (Değişiklik) Yasa Tasarısının” yer aldığını kaydetti.

Söz konusu yasa tasarılarının trafik kazalarını önlemek ve yol güvenliğini artırmak adına kritik adımlar olduğunu söyleyen Öztürkler, yol güvenliğini artıracak düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Trafikteki sorunların ülkenin en önemli sıkıntılarından olduğunu belirten Öztürkler, yolların daha güvenli yapılması konusunda devlete önemli görevler düştüğünü kaydetti.

Sorunun yetki karmaşasından ziyade birlikte çalışma olduğunu belirten Öztürkler, polis denetimlerine rağmen dikkatsiz araç kullanımı, aşırı hız ve alkollü araç kullanımı gibi sürücü hatalarının trafik kazalarının başlıca nedenleri arasında bulunduğunu belirtti.

Trafik bilincinin küçük yaşlardan itibaren ailede başlaması gerektiğini söyleyen Öztürkler, alkollü araç kullanımı ve cep telefonu kullanımının kazalara sebebiyet veren nedenlerden olduğu, bunun bilinmesine rağmen söz konusu suçların devamlı işlendiğini söyledi.

Öztürkler, Meclis’in 10 Mart’taki Genel Kurulu’nda düzenlemelerin karara bağlanmasını beklediğini kaydetti.

Meclis oturumunda mahkemelerin önünü açacak genel yaptırımlarla ilgili ortaya konan vizyonun tartışılacağını belirten Öztürkler, Hayvan Refahı Yasası ve Ceza Yasası’nın da Meclis gündeminde olduğunu ifade etti.

150 promilin üzerindeki sürücülere mahkeme yolu açıldı

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda “Birleştirilmiş Yol ve Trafik Suçlarının Davasız Halli ve Ceza Puanı (Değişiklik) Yasa Tasarısı” oybirliğiyle kabul edildi. Yeni düzenlemeye göre, 150 promilin üzerindeki alkollü sürücüler mahkemeye sevk edilecek.

DUR İHTARINA UYMAYANIN EHLİYETİNE EL KONULACAK
Yasa kapsamında, polisin dur ihtarına uymayarak kaçan sürücülerin ehliyetine el konulacak. Ayrıca, dikkatsiz sürüşe yönelik de yeni yaptırımlar getirildi.

TELEFON KULLANIMINA YENİ DÜZENLEME
Araç kullanırken telefon elde tutularak konuşulması yasaklandı. Ancak, bluetooth veya kulaklık kullanımı serbest bırakıldı.

ERDOĞAN: “TÜRKLER, ARAPLAR, KÜRTLER, SÜNNİLER VE ALEVİLER OLARAK BİRBİRİMİZİN DOSTUYUZ, KADER ORTAĞIYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Bizler binlerce yıldır bu coğrafyada bir arada yaşamış, birlikte yaşamış, aynı kaderi paylaşmış insanlarız. İnşallah, ebediyen burada yan yana yaşamaya devam edeceğiz. Türkler, Araplar, Kürtler, Sünniler ve Aleviler olarak birbirimizin hamisiyiz, dostuyuz, kader ortağıyız” dedi. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Sözlerimin hemen başında 10 gün önce kavuştuğumuz Ramazan-ı Şerif’inizi bir kere daha tebrik ediyor, ruhlarımızı mesrur eden bu mübarek günlerin milletimizle birlikte İslam âlemine ve bütün insanlığa hayırlar getirmesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum.

Ramazan ayı orucuyla, mukabelesiyle, teravihiyle her akşam adeta birer muhabbet sofrasına dönüşün iftar sofralarıyla ve daha nice güzellikleriyle hayatımızı tamamen kuşatan bir rahmet ve bereket mevsimidir.

Derviş Yunus’un; ‘Safa geldin izzet ile

Dahi azim nimet ile

Müminlere rahmet ile

Şehr-i Ramazan merhaba.’

Mısralarıyla selamladığı Ramazan-ı Şerif dayanışmamızı perçinlediğimiz, kardeşliğimizi yücelttiğimiz, paylaşmanın lezzetine erdiğimiz müstesna zamanlardır. Rabbim hepimize merhum Sezai Karakoç’un her yıl çağrıldığımız bir ruh şöleni dediği bu mutena ve mübarek günleri hakkıyla idrak ve ihya etmeyi nasip eylesin diyorum.

Ramazan’ın gelmesiyle birlikte günlük yaşantımızda bir hareketlenmenin, aile hayatımızda bir kaynaşmanın, toplumsal hayatımızda paylaşma ve yardımlaşma hasletlerinin zirveye çıktığını müşahede ediyoruz. Hamdolsun gerek belediyelerimiz, gerek kamu kurumlarımız, gerek vakıf ve derneklerimiz, gerekse hayırseverlerimiz sınırlarımız içinde ve dışında Ramazan’ın ruhuna uygun faaliyetler gerçekleştiriyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı olarak Ramazan-ı Şerif’i ülkemiz ve gönül coğrafyamızda bir iyilik seferberliğine dönüştüren herkesi siyasi parti ayırmaksızın tüm yerel yönetimlerimizi, tüm sivil toplum kuruluşlarımızı içtenlikle tebrik ediyorum. Rabbimizin bir lütfu olarak bu Ramazan-ı Şerif’i geçen senelere göre daha huzurlu, daha sevinçli karşıladık, öyle de idrak ediyoruz.

Komşumuz Suriye’de 14 yıllık zulmün ardından kardeşlerimiz ilk kez Ramazan ayını üzerlerine bomba yağma korkusu duymadan geçiriyorlar. Aynı şekilde geçen Ramazan’ı İsrail’in vahşi saldırıları altında idrak eden Gazzeli kardeşlerimiz ateşkesin sağladığı kırılgan ortamda yıkıntıların arasında bile olsa 471 gün sonra rahat birer nefes alıyor. Suriye ve Gazze’deki kardeşlerimize bir kez daha muhabbetlerimizi, dayanışma mesajlarımızı yolluyoruz. Bu Ramazan’ın ülkemizle birlikte tüm bölgemizde ve ötesinde kardeşliğe, barışa ve huzura vesile olmasını yürekten temenni ediyoruz.

“BİRÇOK YERDE KİMİ ZAMAN ETNİK, KİMİ ZAMAN DA İNANÇ AYRIMI ÜZERİNDEN GERİLİM VE KARGAŞA ÇIKARILMAYA ÇALIŞILIYOR”

Burada şu noktayı da ifade etmeden geçemeyeceğim: Biz herkes için barış, herkes için istikrar dedikçe İslam coğrafyasının istikrarsızlığından beslenen güç odakları da boş durmuyor. Afrika’dan Asya’ya, Ortadoğu’dan Balkanlar’a kadar birçok yerde kimi zaman etnik, kimi zaman mezhebi, kimi zaman da inanç ayrımı üzerinden çatışma, gerilim ve kargaşa çıkarılmaya çalışılıyor. Bunun son örneğine komşumuz Suriye’de eski rejim artığı provokatörlerin mezhep kavgası çıkarmayı amaçlayan terör eylemlerinde şahit olduk. Ülkenin özellikle azınlıkların yaşadığı bölgelerinde patlak veren olaylarda Suriye ordusu mensuplarının yanı sıra, pek çok sivil de hayatını kaybetti. Maalesef bunların arasında teravih namazındın çıkarken kalleşçe şehit edilen kardeşlerimiz de var. Suriye hükûmet güçlerinin etkin müdahalesi sayesinde olayların büyük oranda kontrol altına alındığını, ancak sahadaki durumun hassasiyetini hâlen koruduğunu görüyoruz.

Öncelikle burada şunu açık açık söylemek isterim: Türkiye olarak Suriye’nin birliği, dirliğini, toplumsal barışını hedef alan her türlü saldırıyı terör ve tedhiş eylemini en güçlü biçimde lanetliyoruz. Ülkemiz aleyhine herhangi bir gelişmenin olmaması için gereken tedbirleri alıyoruz. Ayrıca gergin havanın süratle geride bırakılması için Suriye makamlarına gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Cumhurbaşkanı Şara’nın mutedil ve yatıştırıcı olduğu kadar hukuk dışına çıkanların cezalandırılacağına dair kararlı mesajlarını olumlu karşılıyoruz. 8 Aralık’tan beri Sayın Şara rövanşizm tuzağına düşmeden kucaklayıcı bir politika izlemektedir. Bunun güçlenerek devam etmesi Suriye’ye yönelik oyunları bozacaktır. Suriye’nin on yıllardır hasretini çektiği kalıcı barış ve huzur ortamına bir an önce kavuşmasını samimiyetle arzu ediyoruz. Arap, Türkmen, Kürt, Dürzi, Nusayri demeden Suriye halkının tamamının basiretli davranarak ülkelerinin parçalanmasını ve istikrarsızlık batağına sürüklenmesini isteyenlere müsaade etmeyeceğine inanıyorum.

Şu hakikatin altını bugün tekrar çiziyorum: Bizler binlerce yıldır bu coğrafyada bir arada yaşamış, birlikte yaşamış, aynı kaderi paylaşmış insanlarız. İnşallah ebediyen burada yan yana yaşamaya devam edeceğiz. Türkler, Araplar, Kürtler, Sünniler ve Aleviler olarak bir birimizin hamisiyiz, dostuyuz, kader ortağıyız. Şayet biz tefrikayı kapımıza yaklaştırmazsak, Müslümanların kanından ve gözyaşından beslenenler hiçbir şey yapamaz. Ama birbirimize düşersek o zaman da bizi kimse koruyamaz. Bölgemizde huzura açılan kapının anahtarı ittihattır, vahdettir, acımızın da, sevincimizin de ortak olduğunun şuuruna varmaktır. Birlik ve beraberliğimiz ne kadar sağlamsa, kardeşlik kalemiz de o derece muhkem, o derece aşılmaz olacaktır.

“HANGİ MEZHEBE MENSUP OLURSA OLSUN HİÇ KİMSEYE FARKLI GÖZLE BAKMIYORUZ”

Suriye’deki yangını tam 14 yıldır ülkemize sıçratmaya çalışanlara da şunu tekrar hatırlatıyorum: Biz ne Irak’ta, ne Suriye’de, ne Lübnan’da, ne de diğer bölge ülkelerinde hiç kimsenin kökeniyle, diniyle, mezhebiyle, inancıyla ilgilenmiyoruz. Hangi mezhebe mensup olursa olsun hiç kimseye farklı gözle bakmıyoruz. Tüm insanları Hazreti Ali Efendimizin Aleyhissalatu Vesselam buyurduğu üzere; ya dinde kardeşimiz ya da yaratılışta eşitimiz olarak görüyoruz. Her kim Suriye’ye baktığında sadece mezhep, meşrep, köken görüyorsa kör bir taassuba hapsolmuş demektir. Her kim sırf meşrebinden dolayı zalime arka çıkıyorsa, insanlığa dair tüm değerlerini kaybetmiş demektir. Biz asla böyle olmadık, bundan sonra da olmayacağız. 1 milyon Suriyeli Baas rejimi tarafından katledilirken nerede duruyorsak, bugün de aynı yerde dimdik duruyoruz. Geçen sene seçim kazanmak uğuruna faşizmin en ilkel biçimi sergilenirken neyi savunuyorsak, bugün de aynı ilkeleri dirayetle savunuyoruz. Suriye konusunda kimse bize vicdan dersi veremez. Varil bombalarıyla, kimyasal silahlarla masum çocuklar öldürülürken 14 yıl boyunca susanlar bugün çıkıp bize hadsizlik edemez. Biz hem Suriye’de, hem de Gazze’de kardeşlik sınavımızı alnımızın akıyla vermiş bir hükûmetiz. Türkiye, insani ve ahlaki olarak ne yapılması gerekiyorsa dün olduğu gibi bugün de fazlasıyla yapmaktadır. Muhalefet, en azından böyle muhataralı bir konuda sorumlu davranmalı, fitne ateşine odun taşımaktan artık vazgeçmelidir.

Bakın çok açık ve net söylüyorum; Alevi canlarımızı kışkırtarak siyaset yapmak iç cephemizi sarsmayı hedef alan bir sabotaj girişimidir. Hele hele soykırımcı canilerden medet ummak, kelimenin tam anlamıyla mandacılıktır. Türkiye gibi Suriye de bağımsızlığını şehit kanlarıyla kazanmış özgür bir devlettir. Eski kötü günlerin hayalini kuranlar Allah’ın izniyle hüsrana uğrayacaktır.

“SURİYE’NİN TÜM ETNİK VE MEZHEBİ UNSURLARIYLA HUZURA ERMESİ İÇİN HER TÜRLÜ DESTEĞİ SUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Bir başka önemli husus ise şudur: Türkiye, 40 yıldır başına bela olan bir musibetten kurtulmaya çalışırken yeni fay hatları oluşturmanın ülke düşmanları dışında kimseye faydası olmaz. Milletçe iç cephemizde gedik açılmasına eyvallah diyemeyiz. Yakın çevremizde yıllardır oynanan kirli oyunu Türkiye’de de sahnelemek isteyenlere 14 yıldır olduğu gibi yine fırsat tanımayacağız. Yeni süreçte komşumuz Suriye’nin toparlanması, toprak bütünlüğünü ve üniter yapısını koruması, tüm etnik ve mezhebi unsurlarıyla huzura ermesi için elimizden gelen her türlü desteği sunmaya devam edeceğiz. Ülkemiz toprakları üzerinde ameliyat yapılmasına nasıl izin vermediysek, Suriye’de de kadastro mühendisliğine asla rıza göstermeyeceğiz.

Son Kabine toplantımızdan bu yana yine yoğun bir gündemle milletimize karşı mesuliyetlerimizi en güzel şekilde ifa etmeye çalıştık. 24 Şubat’ta Ürdün Haşimi Krallığı Veliaht Prensi Hüseyin bin Abdullah’ı Külliyemizde misafir ettik. Kuzey Makedonya Başbakanı Sayın Mickoski ve heyetini İstanbul’da misafir ederek ülkelerimiz arasında Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi kurulmasını kararlaştırdık.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev’in 5 Mart’taki ziyaretinde Iğdır-Nahçıvan doğal gaz boru hattının açılışını gerçekleştirdik. Boru hattı sayesinde Nahçıvan’ın doğal gaz ihtiyacının tamamını asgari 30 yıl süresince karşılayacağız. Ayrıca, İlham kardeşimle Ermenistan’la barış müzakereleri başta olmak üzere pek çok mühim konuyu istişare ettik.

Cuma günü video konferans vasıtasıyla katıldığımız Avrupa Birliği Fikirdaş Ülkeler Çevrimiçi Toplantısı’nda güvenlik ve savunma konularını ele aldık.

“AB İLE ORTAK ÇIKARLAR TEMELİNDE TAM ÜYELİK HEDEFİNE ODAKLANAN BİR BAKIŞ AÇISIYLA İLİŞKİLERİMİZİ GELİŞTİRMEK İSTİYORUZ”

Son dönemde özellikle Ukrayna bağlamında yaşanan tartışmaların birlik üyesi ülkelerde endişe ile karşılandığı görülüyor. Avrupa Birliği doğrusunu söylemek gerekirse yakın zamandaki en büyük güvenlik sınamalarından birini yönetmeye çalışıyor. Rusya-Ukrayna Savaşında Türkiye’nin ilk günden itibaren izlediği dengeli, tutarlı ve ilkeli tutumunun kıymeti bugün daha iyi anlaşılıyor.  Rusya’sız veya Ukrayna’sız bir barışın asla kalıcı olmayacağını her fırsatta vurguluyoruz. Avrupa Birliği ile ortak çıkarlar temelinde karşılıklı saygıyı esas alan tam üyelik hedefine odaklanan bir bakış açısıyla ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Köprüden önce son çıkışın Türkiye olduğunu bir kez daha kendilerine hatırlatıyoruz. Avrupalı dostlarımızın yeniden şekillenen dünyada yeni Türkiye’nin rolünü kavramaları, stratejilerini de buna göre belirlemeleri temennimizdir. Bu anlayış birliği tesis edildikten sonra Türkiye ile Avrupa arasındaki münasebetlerin her alanda hızla serpileceğine inanıyorum.

Geride bıraktığımız iki haftalık dönemde yabancı kabullerimizin yanı sıra, iftar programlarımızla da milletimizle buluşmaya devam ettik. Şehit ailelerimizden ülkemizdeki büyükelçilere ve yabancı misyon temsilcilerine, polis, jandarma, sahil güvenlik ve güvenlik korucularımızdan esnaf ve sanatkârlarımıza pek çok kesimle iftarlar vesilesiyle bir araya geldik.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle İstanbul’da düzenlenen iftar programında hanım kardeşlerimizle son 22 yılın muhasebesini yaptık. İhdas ettiğimiz Kadının Güçlenmesi Koordinasyon Kurulu ve İl Koordinasyonu Kurullarının önemli bir ihtiyacı gidereceği kanaatindeyim. Kadınları bir vitrin süsü veya siyasi şov malzemesi olarak görenlere inat hanım kardeşlerimizi her alanda destekleyip teşvik etmeyi, kadınların yanında olmayı bundan sonra da çok güçlü bir şekilde sürdüreceğiz.

“SANAYİDE ÇARKLAR DÖNÜYOR, İSTİHDAM ORANLARIMIZ YÜKSELİYOR”

Geride bıraktığımız dönemde ekonomide umut verici haberler aldık. 2024’te yüzde 3,2’lik büyümeyle G-20 ülkeleri arasında 4. sıraya yerleştik. Millî gelirimiz 1,3 trilyon doları, kişi başı gelirimiz ise 15 bin doları geçti. Yatırımlar ve ihracatın rüzgârını arkamıza alarak bu yıl daha da güçlü bir büyüme sergileyeceğiz. Merkez Bankamızın rezervleri 165 milyar doları aştı. 6 Şubat depremlerinin yaralarını sarmak için harcadığımız 75 milyar dolara rağmen bütçe açığında sıkıntılı bir durumla karşılaşmadık, hatta bu alanda gelişmekte olan ülkelerden bile daha iyi konumdayız. Geçtiğimiz yıl cari açığımızı millî gelirimizin binde sekizine indirdik. Borç yükümüz hafifledi, risk primimiz düştü, reel sektörün ekonomiye olan güveni yükselmeye başladı. Sanayide çarklar dönüyor, istihdam oranlarımız yükseliyor, Mayıs 2023’ten beri ise 1 milyondan fazla yeni istihdam oluşturduk. Erkeklerde işsizlik oranı yüzde 6,5 ile tarihin en düşük seviyesine indi.

Enflasyonla mücadelede de önemli mesafe aldık. Şubat ayında enflasyon yüzde 39’a geriledi. Enflasyondaki düşüş özellikle yılın geri kalanında da devam edecek. Geçmiş hükûmetlerimiz döneminde başardığımız gibi inşallah enflasyonu yine tek haneli rakamlara indireceğiz. Enflasyondaki düşüş hızlandıkça vatandaşlarımızın alım gücü de artacaktır.

Hem doğum yardımları, hem de emeklilerimizin bayram ikramiyeleri ile ilgili teklifimiz bugün grubumuz tarafından Meclis Başkanlığımıza sunulmuştur. Geçmişte ülkemize ağır faturalar ödeten popülizme tevessül etmeden bu süreci başarıyla yöneteceğiz.

“SADECE BUGÜNÜ DEĞİL, ÜLKEMİZİN YARINLARINI DA İNŞA EDİYORUZ”

Biz muhalefetten farklı olarak kendimizi değil, milletimizi düşünüyoruz. Sadece bugünü değil, ülkemizin yarınlarını da inşa ediyoruz, geleceğin büyük ve güçlü Türkiye’sinin siluetini oluşturuyoruz. Önümüzde aşmamız gereken engeller bulunduğunun farkındayız. Allah’ın yardımı, milletimizin de desteğiyle inşallah bunların da mutlaka üstesinden geleceğiz.

Terörsüz Türkiye ifadesinde vücut bulan hedeflerimize süratle ulaşmak için yoğun bir gayret içerisindeyiz. 40 yıldır milletimizin fertleri arasında kandan ve acıdan bir duvar ören terör musibetinin ortadan kalkması için çok hassas çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız, bölgemizde ve dünyada yeni bir denklem kurulurken Türkiye’yi buna en iyi şekilde hazırlamaktır.

Dış politikada son haftalarda yaşanan tartışmalar artık hiçbir şeyin eskisi gibi devam etmeyeceğini göstermiştir. Daha açık bir ifadeyle, kural ve hukuk temelli olduğu iddia edilen küresel sistem çöküş evresine girmiştir. Uluslararası nizama balyozu en sert vuranlar ise sistemin banileridir. Filistin, Lübnan ve Ukrayna başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde sarsıntının seslerini hepimiz duymaktayız. Hemen herkes artık geri dönüşü olmayan bir yola girildiğini kabul ve ikrar ediyor. Eski sistemden çıkar sağlayanların kaygısının temel sebebi işte budur. Biz de tüm stratejilerimizi buna göre şekillendiriyoruz. Gelecek asrımızın nasıl olacağını belirleyecek yeni mücadele dönemine her açıdan idmanlı girmeyi hedefliyoruz. Sırtımızdaki yüklerden kurtulmuş, ayağımızdaki prangaları parçalamış bir şekilde yeni dönemi karşılamak niyetindeyiz. Terörsüz Türkiye hedefimiz tüm unsurlarıyla gerçekleştiğinde 85 milyon olarak küresel rekabette çok büyük bir avantaj elde edeceğiz. Ne yapıyorsak işte bu vizyonla yapıyoruz, hangi adımı atıyorsak bir an önce bu hedefe varmak için atıyoruz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.”

Üstel: “İrsen Küçük benim abimdi. Siyasette ne öğrendiysem bana o öğretti”

Eski başbakan ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) genel başkanlarından İrsen Küçük, vefatının 6’ncı yıl dönümünde Lefkoşa Devlet Mezarlığı’ndaki kabri başında anıldı.

Anma törenine başta ailesi olmak üzere, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, bazı bakanlar, milletvekilleri, İrsen Küçük Ortaokulu öğrencileri ve diğer yetkililer katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan tören, İrsen Küçük Ortaokulu sekizinci sınıf öğrencisi Nilsu Aksu’nun şiir okumasıyla devam etti. Daha sonra konuşmalar yapıldı.

Din İşleri Başkanı Ahmet Moral tarafından dua okunması ardından Küçük’ün kabrine karanfiller bırakıldı.

-Tatar: “İrsen Küçük, dürüst, milliyetçi, vatansever ve iyi bir aile babasıydı”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar törende yaptığı konuşmada, İrsen Küçük’ün, Kıbrıs Türk halkın varoluş ve özgürlük mücadelesi lideri Dr. Fazıl Küçük’ün akrabası olduğunu hatırlattı.

İrsen Küçük, Türkiye Cumhuriyeti’nde eğitimini sürdürürken, Erenköy çatışmalarının başladığını anımsatan Cumhurbaşkanı Tatar, Küçük’ün de diğer öğrenciler gibi Erenköy’e çıktığını ve iki yıl Erenköy’de en zor koşullarda vatan aşkıyla mücadele verdiğini söyledi.

Kayseri’de Devlet Su İşleri Dairesi’nde çalışması ardından ülkeye dönen İrsen Küçük’ün, Erenköy Mücahitler Derneği Başkanı olduğunu ifade eden Tatar, Küçük’ün erken yaşta milli mücadelenin sözcüsü olduğunu vurguladı.

İrsen Küçük’ün bir bakıma amcası Dr. Fazıl Küçük’ten bayrağı devraldığını ve siyasette Küçük ailesinin temsilcisi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, toplum lideri Dr. Fazıl Küçük’ün akrabasının mücadeleye girmesinin toplum adına çok önemli olduğunu belirtti. Tatar, İrsen Küçük’ün, halkın yüreğine o sevgiyi ve güveni verdiğini söyledi.

İrsen Küçük’ün, kendisinin Maliye Bakanı olduğunu kabinenin Başbakanı olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, Küçük’ün, tarımda yeniliklere ve büyük devrimlere imza attığını belirtti.

Küçük’ün, “Asrın Projesi”ni hep takip ettiğini ve Anamur’u ziyaret ettiğini kaydeden Tatar, Küçük’ün, Başbakan olarak suyun KKTC’ye getirilmesini karşıladığını dile getirdi.

“Siyasette hepimiz sınavdan geçmekteyiz, günün sonunda hepimiz bu koltuklardan gideceğiz önemli olan arkamızdan ne diyeceklerdir” diye konuşan Cumhurbaşkanı Tatar, İrsen Küçük’ün dürüst, milliyetçi, vatansever, iyi bir aile babası olduğunu vurguladı.

İrsen Küçük’ün çok erken yaşta oğlunu kaybetmesine ve acısına rağmen memleket hizmetine devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, “Hepimize abilik yapmıştır. Kendisine çok teşekkür ediyorum…Beni köylerle ilk kez Sayın İrsen Küçük tanıştırdı, kendisine minnettarım. Ruhu şad olsun, mekanı cennet olsun” dedi.

-Üstel: “İrsen Küçük benim abimdi. Siyasette ne öğrendiysem bana o öğretti”

Başbakan Ünal Üstel de konuşmasına, Küçük’ün yaslı ailesine sabırlar dileyerek başladı ve “İrsen Küçük’ü burada anlatmakla bitiremeyiz. O benim abimdi. Siyasette ne öğrendiysem bana o öğretti” dedi.

İrsen Küçük’ün geçmişine bakıldığı zaman vatanını ne kadar sevdiğinin görüleceğini ifade eden Üstel, Küçük’ün, mezun olduktan sonra Türkiye’de çalışırken, her şeyi bir tarafa koyarak, gelip ülkesi için büyük bir mücadele verdiğini söyledi.

“Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesinin ateşini yakan amcası, liderimiz Dr. Fazıl Küçük’tü” diyen Başbakan Üstel, İrsen Küçük’ün de vatanı için varoluş mücadelesine katıldığını ve daha sonra politikaya girip, ülkesi ve halkı için çalıştığını kaydetti.

Tarımda İrsen Küçük döneminde yapılan yeniliklerin hala devam ettiğini dile getiren Başbakan Üstel, İrsen Küçük’ün, tarımla özdeşleştirilebileceğini söyledi. “Tarımda büyük bir çığır açtı” diyen Üstel, Küçük’ün farklı bakanlıklarda görev aldığını, daha sonra ise UBP Genel Başkanı ve Başbakan olduğunu belirtti.

İrsen Küçük’ün başbakanlık döneminde ülkeye yaptığı hizmetlerin ortada olduğunu vurgulayan Üstel, kendisinin Küçük’ün kabinesinde Turizm Bakanı, Cumhurbaşkanı Tatar’ın ise Maliye Bakanı olarak görev yaptığını söyledi.

Küçük’ün, anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile en üst düzeyde ilişkiler kurduğunu dile getiren Başbakan Üstel, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın o dönemde Başbakan olduğunu hatırlattı. İrsen Küçük’e, Türkiye ziyaretlerinde eşlik ettiğini anlatan Başbakan Üstel, “Her gittiğimizde ne istediyse her zaman alıp geldi, hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti’nden eli boş dönmedi” dedi.

İrsen Küçük’ün başbakanlığı döneminde yarım kalan projelerin tamamlanacağı sözünü verdiğini hatırlatan Başbakan Üstel, Ercan Havalimanı için Küçük’ün Başbakan olduğu dönemde ihaleye çıkıldığını söyledi. Üstel, “Dört senede bitecekti, bitirilemedi, biz bitirdik” dedi.

Küçük’ün döneminde, Türkiye Cumhuriyeti’nden kablo ile elektrik enerjisinin ülkeye getirilmesinin de konuşulduğunu ifade eden Başbakan Üstel, bir yıl önce TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile bu konuda protokol yaptıklarını anımsattı. Başbakan Üstel, protokol çalışmalarının tamamen bittiğini, ilerleyen günlerde bu konuda halka bilgi vereceklerini söyledi.

Lefkoşa Çevre Yolu, Yonca Kavşağı, Girne’deki yollar ve Karpaz yollarının Küçük’ün başbakan olduğu dönemde gündeme geldiğini anlatan Başbakan Üstel, yarım kalan projeleri birer birer bitireceklerini yineledi. Küçük’ün döneminde turizmde ilk defa charter seferlerin teşvik verilerek başlatıldığını belirten Üstel, “Üçüncü ülkelerden en çok turisti getiren başbakan olmuştur” dedi.

“Ülkemizin neresine bakarsanız bakın, İrsen Küçük’ün yaptığı eserler var” diyen Üstel, o eserleri daha ileriye taşıyacaklarını vurguladı. Başbakan Üstel, İrsen Küçük’ü saygı ve minnetle andı, “Ruhu şad olsun, mekanı cennet olsun” dedi.

-Adahan: “İrsen Küçük’ün siyaseti kendi için değil, toplum için yaptığını unutmamak gerekir”

Küçük ailesi adına konuşan Feridun Adahan da, İrsen Küçük’ün topluma mal olmuş bir kişi olduğunu vurgulayarak, Küçük’ün ülkeye kalıcı eserler bıraktığını ifade etti. Küçük’ün vatan sevgisi ve toplumuna hizmet aşkının kitaplara sığmayacak kadar fazla olduğunu kaydeden Adahan, Küçük’ü minnet ve şükranla andıklarını söyledi.

İrsen Küçük’ün amcası Dr. Fazıl Küçük ile sürekli istişaresi olduğunu ifade eden Adahan, Küçük’ün, genetik yapısında topluma hizmet aşkının var olduğunu ve 1975’te politikaya katılmasıyla tam anlamıyla su yüzüne çıktığını kaydetti.

Politikaya atılan İrsen Küçük’ün tam manasıyla tarımın hakkını verdiğini belirten Adahan, Küçük’ün kalıcı eserler yarattığını, tarımda akla gelen her konuya el attığını söyledi. İrsen Küçük’ün, tarım eğitimini ihmal etmediğini, ara eleman yetiştirmek için okul açtığını dile getiren Adahan, İrsen Küçük Küçük’ün, Anamur suyunun adaya gelmesi için de durmadan çalıştığını ve katkı koyduğunu anlattı.

Feridun Adahan, İrsen Küçük’ün topluma hizmetlerini eşi Gülin Küçük’ün, kitap olarak okullarda okutulacak şekilde derleyeceğini ifade etti.

Küçük’ün siyasi hayatta liyakate ve donanıma çok önem verdiğini söyleyen Adahan, “İrsen Küçük siyasette kaldığı süre, ne kadar dost ve yakın olursanız olun, sizi bir mevkiiye getirirken, mutlaka liyakate ve donanıma önem vermiştir. Bu çok büyük ve altı çizilmesi gereken bir özelliktir” dedi.

Adahan, İrsen Küçük’ün, siyaseti kendi için değil, toplum için yaptığını belirtti.

Soğuk hava kalp hastalıklarını tetikleyebilir

Soğuk hava kalp hastalıklarını tetikleyebilir.

Düşük sıcaklıklar, damarların daralmasına neden olarak kan basıncını artırır ve kalbin daha fazla çalışmasına yol açar.

Bu durum, özellikle kalp hastalığı olan kişilerde kalp krizi veya inme riskini yükseltebilir.

Ayrıca soğuk havada vücudun ısıyı korumak için daha fazla enerji harcaması, kalp üzerinde ekstra bir yük oluşturur.

RİSK ALTINDAKİ GRUPLAR

Hipertansiyon hastaları (soğuk hava tansiyonu yükseltebilir)

Koroner arter hastalığı olanlar (damar daralması kan akışını zorlaştırır)

Kalp yetmezliği olanlar (kalp soğuğa adapte olmakta zorlanabilir)

Yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar

 

KORUNMA YOLLARI

Aşırı soğuğa maruz kalmaktan kaçının

Kalın ve katmanlı giyinin

Ani sıcaklık değişimlerinden sakının

Ağır fiziksel aktivitelerden kaçının

Susuz kalmamaya özen gösterin

KALP KRİZİ NEDEN OLUR

Ateroskleroz (Damar Tıkanıklığı): Koroner arterlerde plak birikmesi

Yüksek Kolesterol: LDL (kötü) kolesterol seviyelerinin yüksek olması

Hipertansiyon: Yüksek tansiyon damar duvarlarına zarar verebilir

Sigara ve Alkol: Damar yapısını bozarak tıkanıklığa yol açabilir

Diyabet: Kan damarlarını zayıflatarak risk oluşturur

Obezite: Kalp ve damar sistemi üzerinde yük oluşturur

Stres: Kan basıncını artırarak damar sağlığını olumsuz etkiler

Genetik Faktörler: Ailede kalp hastalığı öyküsü

BELİRTİLERİ NELERDİR

Göğüs ağrısı veya sıkışma (genellikle sol kola, çeneye veya sırta yayılabilir)

Nefes darlığı

Soğuk terleme

Baş dönmesi veya bayılma

Mide bulantısı ve kusma

Ani yorgunluk

Çarpıntı

 

TEDAVİSİ NASIL YAPILIR

Acil Tedavi

İlaçlar: Pıhtı çözücüler, aspirin, nitrogliserin

Anjiyo: Tıkanan damarı açmak için balon veya stent yerleştirilmesi

Bypass Ameliyatı: Tıkanıklığın etrafından dolaşarak kan akışını sağlamak

UZUN DÖNEM TEDAVİ

İlaç Tedavisi: Kan sulandırıcılar, beta blokerler, statinler

YAŞAM TARZINIZI DEĞİŞTİRİN

Sağlıklı beslenme (Akdeniz diyeti)

Düzenli egzersiz

Sigara ve alkol bırakma

Stres yönetimi

Tansiyon ve şeker kontrolü

Sesten rahatsız olanlar! Mizofoni olabilirsiniz

Pek çok kişinin sakız çiğnenirken, çay kahve içilirken ya da yemek yerken çıkan höpürdetme, ağız şapırdatma gibi seslere tahammül edemiyor. Türkiye’de ve dünyada mizofoniden muzdarip kişilerin sayısı ve yüzdelik oranı net bilinmese de sayı azımsanmayacak kadar çok.

Etrafınızda, sese karşı aşırı hassasiyet hastalığı sahibi olup da bunun farkında olmayanlar olabilir.

“Onu sallama, şunu yavaş çiğne, klavyeye hızlı basma, TV’nin sesini kıs.” diyerek bütün gün hayatınızı kabusa çevirebilirler.

Peki ya onların çektikleri… Kimsenin duymadığı seslere odaklanarak kendilerini yiyip bitirmeleri… bunu düşünmek bile istemezsiniz…

O zaman gelin bakalım, Mizofoni neymiş?

MİZOFONİ TERAPİ İLE İYİLEŞİYOR

Bu gibi seslerin kişileri öfkelendirdiğine de dikkat çeken uzmanlar, “Bir grup insanın kanını beynine sıçratan bu duruma ‘mizofoni’ diyoruz. Sosyal ilişkilerde zorlanan mizofonikler, ‘Kabul ve Sadakat Terapisi’ ile yaşanan rahatsızlığa karşı tolerans geliştirebilir.” diyor.

HAYATINIZI NASIL ETKİLİYOR?

Mizofoni; Yunanca nefret anlamına gelen “misos” ve ses anlamına gelen “fone” sözcüklerinden oluşuyor.

Mizofonisi olan kişiler insanların doğal yollarla çıkardığı seslerden aşırı rahatsızlık duydukları ve bunlara eşlik eden yoğun duygular sebebiyle seslere tahammül edemez ve takıntılı bir halde onlarla mücadele etmeye ya da yok etmeye girişiyorlar.

Başarısız olduklarında ise kaçınmaya uzaklaşmaya başlıyorlar.

KATLANAMADIKLARI SESLER

Mizofoniklerin katlanamadıkları sesler; sakız çiğneme, nefes alıp verme ile ilgili sesler, yemek esnasında ağızdan çıkan sesler, parmak-el-ayak gibi vücuttan bir parçanın sürtünmesi ile çıkan sesler ve tırnak kesme, dudakları şapırdatma, sakız çiğnemek, çıtırtı sesi, höpürdetme, yüksek sesle yutkunma, horlama, üfleme, kalem tıklatma, öksürme, boğaz temizleme ya da hışırtı sesler olarak sıralanabilir.

GÜNDELİK HAYATTAN KOPARABİLİR

Yoğun bir öfke, kaygı, iğrenme, gibi duyguların yaşanması kişide kaçınma davranışların artmasına ve gündelik hayattaki işlevselliğini kaybetmesine sebebiyet verebilir.

TEDAVİSİ

Psikolojik açıdan ayrı bir tanı olarak ele alınmasa da Obsesif Kompulsif Bozukluk yelpazesinde ele alınıyor. Kabul ve Sadakat Terapisi (Acceptance and Commitment Therapy) sayesinde yaşanan rahatsızlığa karşı tolerans geliştirilerek, rahatsızlıktan kaçmak yerine temas etme becerisi kazandırılıp, psikolojik esneklik sağlanarak işlevselliği bozan alanların terapide çalışılması faydalı oluyor.

Ani genç ölümlerin sebebi Kovid-19 aşısı zannediliyordu! Nedeni ortaya çıktı

Dünyada milyonlarca insanı etkileyen ve ani ölümlere sebep olan koronavirüs ile ilgili milyonlarca insanın üzerinde araştırma yapıldı. Birçok ülkede ölüm sebebi olarak gösterilen Kovid-19 aşıları yeni tartışmaları alevledi. Son zamanlarda artan ani genç ölümlerin sebebi ortaya çıktı.

Koroavirüs salgınıyla ilgili yeni araştırmanın sonuçları ortaya çıktı. Son dönemlerde artan genç ölümlerin sebebi de bu araştırma sayesinde ortaya çıktı.

Kovid-19 salgını sonrası özellikle acil servislerde genç hastalarda ani ölümle sonuçlanan akciğer ve kalp/damar hastalıklarında ciddi artış olduğunu ifade eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, İngiltere’de 46 milyon kişide araştırmaların yapıldığını söyledi.

KALP VE BEYİN DAMARLARINDAKİ HASARA NEDEN OLAN FAKTÖRLER

Kovid-19 aşılarının damar tıkanıklığı sonucu kalp krizi ve inme riskini azalttığı belirtildi. Şevket Özkaya konuya ilişkin şunları söyledi:

Vücudumuzda damar tıkanıklığı gelişmesinde ve akciğer, kalp ve beyin damarlarında ölümle sonuçlanan olaylara neden olan 3 temel faktör vardır.

Damar iç duvarında (endotel) hasar; ameliyat, hastalık veya uzun süre seyahat sebebiyle vücudumuzun hareketsiz kalması, pıhtılaşmaya yatkınlık yapan genetik ve ilaç kullanımı (doğum kontrol hapları vb). Bu 3 faktörden en önemlisi olan damar iç duvarı (endotel) hasarı olup, kovid-19 virüsü ile enfekte olan bir kişide virüs yüküne bağlı gelişen özellikle ‘sitokin’ fırtınası başta olmak üzere, kan plazmasının toksik ve tahrip edici damar iç duvarında ciddi hasar yapıyor, pıhtı oluşumunun ilk aşaması gerçekleşiyor.

Ayrıca hastalık veya uzun süre seyahat sebebiyle vücudumuzun hareketsiz kalması ile pıhtı oluşumuna neden oluyor ve ölümcül sonuçlar ile karşılaşıyoruz. Özellikle gençlerin kovid-19 sonrası bozulmuş damar yapısı, ağır egzersiz ve spor ile ölümcül kalp krizlerine neden oluyor.

ANİ ÖLÜMLERİN SEBEBİ

Şener Özkaya, “Aşılar özellikle salgın döneminde insan vücudundaki virüs yükünü azaltarak, hem hastalığın ağır geçirilmesine hem de kan plazmasının damar iç duvarındaki bu harap edici etkisini azaltıyor. Buna bağlı damar tıkanıklıklarını da azalttığı ve akciğer, kalp ve beyin damarlarındaki ölümcül tıkanıklarını da azalttığını düşünüyoruz. Sonuç olarak, ani artan genç ölümlerinden kovid-19 aşıları değil, kovid-19 virüsünün damar hasarına yaptığı hasar nedeniyle olduğu kanıtlanmış oldu” şeklinde konuştu.

Malya Şehitleri, Aydınköy’de düzenlenen törenle anıldı

Malya Şehitleri, Aydınköy’deki Malya Şehitler Anıtı önünde düzenlenen törenle anıldı.

Törene; Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler ve Başbakan Ünal Üstel de katıldı.

Protokol sırasına göre anıta çelenklerin konulmasıyla başlayan tören; saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle devam etti.

Törende, günün anlam ve önemini belirten konuşma Aydınköy İlkokulu emekli öğretmeni Ahmet Baydar tarafından yapıldı.

Öğrenciler tarafından şiirler okunmasıyla devam eden tören, konuşmaların ardından sona erdi.

– Tatar

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Malya şehitlerini anma töreninde yaptığı konuşmada şehitlere Allah’tan rahmet diledi, “Şehit olmak en yüksek mertebedir. Onlar, her zaman yüreğimizdedir.” diyerek şehitlerin asla unutulmayacağını ifade etti.

Malya şehitlerini anmak için bir araya geldiklerini kaydeden Tatar, Kıbrıs Türk halkının bu topraklarda barış ve huzur içerisinde yaşayabilmesi için şehitlerin canlarını feda ettiğini kaydetti.

Tatar, “Şehitlerimizi anmak, duygularımızı ifade etmek ve bu mesajların bütün dünyaya yayılmasına vesile olmak, bizlerin tüm şehitlerimize olan görevi ve sorumluluğudur.” ifadelerine yer verdi.

Kayıp Şehit Milletvekili Cengiz Ratip’in naaşının hâlâ bulunamadığını da anımsatan Tatar, “Eşinin hâlâ Cengiz Ratip’in naaşının bulunması için dua etmesi, ayrı bir acımızdır.” dedi.

Kıbrıs Türk halkının varlığı için böylesine acılarla büyük mücadeleler verdiğini belirten Tatar, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadarki sürece değindi.

20 Temmuz 1974 Barış Harekatı ile özgürlüklerine kavuştuklarını kaydeden Tatar, 50 yıl sonra egemenlik temelinde bir anlaşma yapabilmek için Türkiye Cumhuriyeti’nin de desteğiyle çabalarına devam ettiklerini kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının ayrı bir halk olduğunu vurgulayan Tatar, iki devletli çözümün en doğru çözüm olacağını dile getirdi.

Tatar, “(Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne) Eğer bir anlaşma isterseniz, geliniz iki devletli bir çözüme hep birlikte imza atalım. Kıbrıs’ımızı çok daha müreffeh yarınlara birlikte taşıyalım.” diye konuştu.

KKTC’nin bağımsız, özgür ve egemen bir Türk devleti olduğunu vurgulayan Tatar, bu devleti yaşatmak için büyük bir cesaretle hep birlikte çabalarını sürdürdüklerini dile getirdi.

– Baydar

Aydınköy İlkokulu emekli öğretmeni Ahmet Baydar da, vatanın bağımsızlığı ve milletin huzuru uğruna canlarını feda eden aziz şehitleri anmak, onların kahramanlıklarını ve fedakarlıklarını bir kez daha yad etmek için toplandıklarını kaydetti.

“Şehitlerimizin bizlere emanet ettiği değerleri yaşatmak, onları unutmayacağımızı, onların mücadelesinin gücünden ilham alarak daha güçlü bir vatan inşa edeceğimizi bir kez daha ifade etmek için buradayız.” diyen Baydar; şehitleri anarken, onların en yüce değer olan vatan ve millet sevgisini, kardeşlik ruhunu, cesaret ve fedakarlık anlayışını hatırladıklarını belirtti.

Baydar, “Şehitlerimizin aramızda olmaması, onların bizlere verdiği mirası yaşatma sorumluluğumuz ortadan kaldırmaz. Aksine her geçen gün bu mirası daha da büyütmek, ülkemizi daha aydınlık yarınlara taşımak için daha çok çalışmak gerektiğini biliyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Baydar, her daim Malya şehitlerinin izinden yürüyerek bu topraklar üzerinde daha güzel bir gelecek inşa etmek için var güçleriyle çalışacaklarını dile getirdi.

TOKEL: VASİYETİ YERİNE GETİRDİK

Özdemir  Tokel, yeni anıt projesinin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın kendisine bir vasiyeti olduğunu ve bu vasiyeti yerine getirmenin gururunu yaşadıklarını anlatarak, anıt projesinin gerçekleştirilmesine katkı koyan herkese teşekkür etti.

9 Mart’ın Kıbrıs Türk halkını vatan topraklarından atmaya çalışanlara karşı verilen mücadelenin adı olduğunu belirten Tokel, özgürlükten, egemenlikten ve tarihten gelen haklardan vazgeçilmeyeceğinin altını çizdi.

Berova: İrsen Küçük’ün Kıbrıs Türk siyasi yaşamına katkısı çok büyük

Maliye Bakanı Özdemir Berova, eski Başbakan ve UBP eski başkanlarından İrsen Küçük’ün ölüm yıldönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda Kıbrıs Türk siyasi yaşamına katkısı çok büyük olan İrsen Küçük’ü özlemle andığını vurguladı.

Maliye Bakanı Özdemir Berova, eski Başbakan ve UBP eski başkanlarından İrsen Küçük’ün ölüm yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımlayarak, İrsen Küçük’ün Kıbrıs Türk siyasi yaşamına katkısının çok büyük olduğunu ve kendisini özlemle andığını söyledi.

Berova, mesajında, İrsen Küçük’ü rahmetle andı ve şunları kaydetti:

“Milli mücadelemize Erenköy Mücahidi olarak katkı koyan, Kıbrıs Türk siyasi yaşamına Kurucu Meclis Üyesi, Milletvekili, Bakan ve Başbakan olarak uzun yıllar büyük hizmetleri bulunan eski Genel Başkanımız İrsen Küçük’ü ölümünün altıncı yıldönümünde sevgi, saygı, özlem ve rahmetle anıyoruz.”

UBP Çarşamba Günü Genel Sekreter seçiyor

UBP Parti Meclisi Genel Sekreterlik seçimi 12 Mart Çarşamba günü toplantıyor

Genel Sekreterlik için Güneş Gazetesi’nde duyuru yayımlandı.

Duyuruda, “ 12.03.2025 tarihinde saat 15.00’de Sarayönü Parti binasında, Genel Sekreterlik seçimi gündemi ile Parti Meclisimiz toplanacaktır. Aday olmak isteyen Parti Meclisi üyelerinin, en geç 11.3.2025 tarihinde mesai bitimine kadar, tüzükte belirtilen kurallar ışığında özel bağış makbuzu ve dilekçe ile birlikte  Parti Genel merkezine başvuru yapmaları gerekmektedir” denildi

İrsen Küçük, vefatının 6. yılında anılacak

Erenköy Mücahidi olan, uzun yıllar siyasi hayatında önemli görevler üstlenen ve Başbakan olarak hizmet veren Merhum İrsen Küçük, vefatının 6. yılında kabri başında anılacak.

Kıbrıs Türk Halkı’nın milli mücadelesine Erenköy Mücahidi olarak katkı koyan, uzun yıllar siyasi hayatında önemli görevler üstlenen ve Başbakan olarak hizmet veren Merhum İrsen Küçük, vefatının 6. yılında anılacak.

Küçük’ün aziz hatırasını yaşatmak amacıyla, bugün saat 10.00’da Lefkoşa Devlet Mezarlığı’ndaki kabri başında bir anma töreni düzenlenecek. Törene devlet yetkilileri, ailesi, sevenleri ve halkın katılımı bekleniyor.

Erenköy direnişinde gösterdiği kahramanlıkla Kıbrıs Türk Halkı’nın bağımsızlık mücadelesinde önemli bir rol oynayan Küçük, siyasi kariyerinde de Kurucu Meclis Üyeliği, Milletvekilliği, Bakanlık ve Başbakanlık görevlerinde bulunmuştu.

Anma törenine katılımın, merhum liderin hatırasını onurlandıracağı belirtilirken, tüm halkın davetli olduğu ifade edildi.

 

Hava az ve parçalı bulutlu olacak

Meteoroloji Dairesi’nin hava tahmin raporuna göre, bugün parçalı ve az bulutlu hava hakim olacak.

Meteoroloji Dairesi’nin 8-14 Mart 2025 tarihleri arasındaki hava tahmin raporuna göre, bugün parçalı ve az bulutlu hava hakim olacak. Sabah saatlerinde yer yer sis görülmesi beklenirken, gün içerisinde sıcaklıkların 23-26°C dolaylarında seyredeceği tahmin ediliyor.

Rüzgarın periyodun ilk yarısında Kuzey ve Batı, ikinci yarısında ise Kuzey ve Doğu yönlerden orta kuvvette eseceği öngörülüyor.

Petrol Ekim’den bu yana en büyük haftalık kaybına hazırlanıyor

Petrol,tarifelerin küresel piyasalara belirsizlik getirmesiyle Ekim ayından bu yana en büyük haftalık düşüşe doğru gidiyor.

Petrol, ABD Başkanı Donald Trump’ın büyük ticaret ortaklarına uyguladığı tarifelerin küresel piyasalara oynaklık ve belirsizlik getirmesiyle Ekim ayından bu yana en büyük haftalık düşüşe doğru gidiyor.

Brent varil başına 70 doların altında işlem gördü ve vergilerin talebi azaltacağı endişesiyle hafta boyunca yaklaşık yüzde 5 düştü. ABD Ham Petrolü 66 dolara yakın seyretti. Trump, yürürlüğe girmelerinden sadece birkaç gün sonra, 2 Nisan’a kadar bir ticaret anlaşması kapsamında olan Meksika ve Kanada’ya uygulanan tarifeleri azaltan emirleri Perşembe günü imzaladı.

Trump’ın ticaret politikaları ve hedef ülkelerden gelen misilleme önlemleri piyasaları sarstı. Bu sebeple, ABD ham petrolü Aralık 2023’ten bu yana en uzun düşüş serisi olan yedinci haftalık düşüşe doğru ilerliyor. OPEC+’nın Nisan ayında üretimi canlandırmaya başlama planı düşüşe eklendi.

Vanda Insights’ın kurucusu Vandana Hari, ” Petrol fiyatları “daha fazla düşüşe karşı savunmasız” dedi.

Kanada, ABD yönetimi herhangi bir vergiyi yerinde tutarsa ​​misilleme önlemlerini kaldırmayacağını söylüyor.

Ersin Tatar: Sağlıklı bir yaşam için yürüyüş yapılması gerekiyor

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Lefke’de Orkide Gözlem Yürüyüşü’ne katılarak, sağlıklı bir yaşam için yürüyüş yapılması gerektiğini söyledi. Etkinlikte, 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden Bahar ve Ulaş Hüssam çiftinin anıldığını ifade eden Tatar, depremde yaşamını yitiren Şampiyon Melekleri ve 49 KKTC vatandaşını rahmetle andı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Denizli – Gemikonağı Kalkındırma Derneği’nin Lefke’de düzenlediği 13’üncü “Geleneksel Orkide Gözlem Yürüyüşü’ne” katıldı.

Cumhurbaşkanı Tatar etkinlikte yaptığı konuşmada, sağlıklı bir yaşam için yürüyüş yapılması gerektiğini belirterek, Lefke’deki doğal güzelliklerin ve orkidelerin korunması için yapılan farkındalık çalışmasının önemine dikkat çekti.

Yürüyüşte aynı zamanda Denizli – Gemikonağı Kalkındırma Derneği’nin yönetim kurulu üyelerinden olan, Türkiye’deki 6 Şubat depreminde hayatını kaybeden Bahar ve Ulaş Hüssam çiftinin anıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, depremde yaşamını yitiren Şampiyon Melekleri ve 49 KKTC vatandaşını rahmetle andı.

Lefke’deki doğal güzelliklerin korunması yanında bölgenin gelişip kalkınması için Lefke Avrupa Üniversitesi, Lefke Belediyesi ve sivil toplum örgütlerinin yaptığı çalışmaların önemli olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Tatar, ileride ülkeyi yönetecek olan çocuklara ve gençlere güvendiğini kaydetti.

 

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş Üreticilerle Buluştu

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Mehmetçik bölgesinde üreticilerle bir araya gelerek sektörün mevcut durumu, yapılan çalışmalar ve gelecek dönem planları hakkında bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi.
Bakan Çavuş, üreticilerle yaptığı görüşmede, Tarım sektörünün sürdürülebilirliği adına hayata geçirilen destek programları ve projeler hakkında bilgi verdi.
Bakan Çavuş, zeytin sulama çalışmaları, bağcılık ve üzüm üretimine yönelik destekler ile bal üretiminde kendine yeterlilik hedefi doğrultusunda yapılan çalışmalar hakkında üreticilere bilgi aktardı. Ayrıca, sıfır faizli krediler, hibe arpa desteği, zeytin destekleri ve harnup üretimine verilen teşvikler konusunda yapılan uygulamaları da paylaştı.
Bakan Çavuş, geçtiğimiz yıl başlatılan harnup destek programının devam ettiğini ve ödemelerin sürdüğünü belirtirken, küçükbaş hayvancılık sektörüne yönelik 233 milyon TL’lik bir ödemenin kısa süre önce gerçekleştirildiğini ifade etti.
Üretimin artırılması ve üreticinin desteklenmesi için çalışmaların sürdüğünü belirten Bakan Çavuş, 2024 yılı destekleri kapsamında bağcılığa ayrılan destek miktarının artırıldığını ve bağ başına 2.500 TL destek sağlandığını açıkladı.
Öte yandan, süt toplama merkezleriyle ilgili yürütülen projelerin devam ettiği ve Boğazköy Süt Toplama Merkezi’nde günlük süt toplama kapasitesinin 2 bin litreyi aştığı bildirildi.
Bakan Çavuş, ilgili müdürlüklerle koordineli şekilde çalışarak üreticilerin ihtiyaçlarına yönelik denetim ve eğitim faaliyetlerinin devam edeceğini ifade etti.

ERSİN TATAR BAF DİRENİŞİ’NİN 61’İNCİ YIL DÖNÜMÜ İÇİN DÜZENLENEN ANMA TÖRENİNE KATILDI

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar törendeki konuşmasında Kıbrıs Türk halkını yok etmek için çıkılan yolda 9 Mart Direnişi’nin büyük anlamı bulunduğunu vurguladı.

Geçmişte çok acılar çekildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı ile özgürlüğe kavuşulduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Bir kez daha bütün dünya buradan Güzelyurt’tan Kıbrıs Türkü’nün çektiği acıları, ödediği bedelleri ve şu anda geldiğimiz aşamada egemenliğimizin bizler için ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak istiyorum” dedi.

Türkiye’nin garantörlüğünün Kıbrıs Türk halkı için önemine de işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, bir anlaşmaya sadece egemenlik temelinde imza atacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni güçlendirmenin şehitlere vefa borcu olduğuna da işaret ederek, tüm şehitleri rahmetle andı.

Cumhurbaşkanı Tatar’dan, İrsen Küçük için anma mesajı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, merhum Başbakan İrsen Küçük’ün “Kıbrıs Türk halkına büyük katkılarda bulunan bir devlet adamı olduğunu” ifade etti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, eski Başbakan İrsen Küçük’ün vefatının 6. yıl dönümü dolayısıyla anma mesajı yayımladı.

Cumhurbaşkanı Tatar’ın mesajında şu ifadelere yer verildi:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önemli devlet adamlarından Sayın İrsen Küçük’ün aramızdan ayrılışının 6. yıl dönümünde onu derin bir saygı ve özlemle anıyoruz.

İrsen Küçük, yaşamı boyunca ülkesine olan sevgisi ve hizmet azmiyle hatırlanacak bir lider olarak, Kıbrıs Türk halkına milletvekili, bakan ve başbakan olarak büyük katkılarda bulunmuştur. İnsanlara olan yakınlığını ve mütevazı kişiliğini daima hatırlayacağız.

İrsen Küçük’ü saygı ve rahmetle anarken, ailesine ve sevenlerine bir kez daha başsağlığı diliyorum. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.”

GARDİYANOĞLU:”ÖNCELİĞİMİZ YAŞLILARIMIZA HAK ETTİKLERİ BAKIM VE ÖZENİ GÖSTERMEK”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu Kalkanlı Yaşam Evi’ne sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Bakan Gardiyanoğlu habersiz gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Kalkanlı Yaşam Evi koşullarını denetledi yetkililerle görüştü. Yaşam Evi’ndeki yaşlılarla birebir sohbet eden Gardiyanoğlu ihtiyaç ve taleplerini dinledi.
Gardiyanoğlu ziyaret sonrası yaptığı açıklamada
“Yaşlılarımızın hak ettikleri bakım, saygı ve özeni görmesi her zaman öneceliğimizdir. Denetimlerimiz ve ziyaretlerimiz habersiz olarak aralıksız devam edecek. Benzer ziyaretlerimizi diğer birimlerimizde de sürdüreceğiz. Tüm gayemiz hizmet verdiğimiz alanlarda kalite standartlarımızı daha da yükseltmek. Bu çerçevedeki çalışmalarımız kesintisiz sürecektir.”ifadelerini kullandı.

 

Üreticilerden Bakan Çavuş’a Teşekkür: “Bizi Paraya Boğdunuz”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Ziyamet bölgesini ziyaret ederek üreticilerle bir araya geldi. Tarım sektörünün mevcut durumu, üreticilerin karşılaştıkları sorunlar ve bölgeye yönelik destek politikalarının ele alındığı buluşmada, üreticilerin talepleri dinlendi ve çözüm önerileri değerlendirildi.

Ziyametli üreticiler, tarımsal üretimde karşılaştıkları maliyet artışları, sulama olanaklarının geliştirilmesi, doğal kaynakların verimli kullanımı ve pazar erişiminin artırılması konularındaki beklentilerini Bakan Çavuş’a iletti. Üreticiler, sürdürülebilir tarımın güçlendirilmesi için uzun vadeli destek mekanizmalarına duyulan ihtiyacı vurgularken, sağlanan teşviklerden duydukları memnuniyeti de dile getirdi. Bir üretici, “Bizi paraya boğdunuz” diyerek verilen desteklerin önemine dikkat çekti.

Bakan Çavuş, üreticilerin görüş ve önerilerini dikkatle dinleyerek, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın bu doğrultuda yürüttüğü projeler hakkında bilgi verdi. Tarımsal üretimin verimliliğini artırmaya yönelik teşviklerin devam edeceğini belirten Çavuş, özellikle modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması, üreticilere finansal ve teknik destek sağlanması konularında çalışmaların sürdüğünü ifade etti.

Görüşmede, bölgedeki tarımın gelişmesi için yeni projelerin hayata geçirilmesi, üreticilerin karşılaştıkları zorluklara yönelik çözüm önerilerinin değerlendirilmesi ve kırsal kalkınmanın desteklenmesi gibi konular da ele alındı. Bakan Çavuş, üreticilerle sürekli iletişim halinde olunacağını ve tarım sektörünün güçlenmesi için gereken her türlü adımın atılacağını belirtti.

Başbakan Ünal Üstel: “Baf Direnişi, Kıbrıs Türk Mücadelesinin Unutulmaz Simgesidir

Kıbrıs Türk milli mücadele tarihinde önemli bir yeri olan Baf Direnişi’nin 61. Yıldönümü ve bu direnişte şehit düşenler düzenlenen törenle anıldı.

Tören; Gazi Baf Dayanışma Derneği’nin öncülüğünde yaptırılan yeni Gazi Baf Şehitler Anıtı’nda gerçekleştirildi.

Saygı duruşu, saygı atışı ve İstikal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle devam eden törende, günün anlam ve önemini belirten konuşma Gazi Baf Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Türkay Tokel tarafından yapıldı.

Törende daha sonra Başbakan Ünal Üstel bir konuşma yaptı.

Başbakan Ünal Üstel, Baf Direnişi’nin Kıbrıs Türk mücadele tarihinde önemli bir yere sahip olduğuna dikkati çekerek, direnişin 61. Yılında şehitlere yakışır, geleceğe taşınacak kalıcı bir anıtın hayata geçirilmesine katkı koyan herkese teşekkür etti.

Üstel, 9 Martın çok anlamlı bir gün olduğunu vurgulayarak, ‘9 Mart, savunmadan yoksun, silahları olmayan ama inancı olan, tankı tüfeği olmayan ama cesareti olan varoluş mücadelesi veren mücahitleri ve şehitlik mertebesine erişen şehitleri anma günüdür’ diye konuştu.

O günleri yaşayan biri olarak Kıbrıs Türk halkının neler çektiğini ve mutlu barış harekatına kadar nasıl mücadele verildiğini iyi bildiğini anlatan Üstel, yeni anıtın, bugünlere nasıl gelindiğini anlatan, gençlerin görüp ibret alacağı ve şehitlerin sonsuza kadar yaşatılacağı bir yapı olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da Kıbrıs Türk halkını yok etmek için çıkılan yolda 9 Mart Direnişi’nin büyük anlamı bulunduğunu vurguladı.

Geçmişte çok acılar çekildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs barış harekatı ile özgürlüğe kavuşulduğunu ifade etti.

Tatar, “Bir kez daha bütün dünya buradan Güzelyurt’tan Kıbrıs türkünün çektiği acıları ödediği bedelleri ve şu anda geldiğimiz aşamada egemenliğimizin bizler için ne kadar önemli olduğunu hatırlatmak istiyorum” dedi.

Türkiye’nin garantörlüğünün Kıbrıs Türk halkı için önemine de işaret eden Tatar, bir anlaşmaya sadece egemenlik temelinde imza atacaklarını söyledi…

Tatar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni güçlendirmenin şehitlere vefa borcu olduğuna da işaret ederek, tüm şehitleri rahmetle andı…