Archives 2025

YYK Başkanı Hansel’den, Asil Nadir’in vefatı nedeniyle taziye mesajı

Yayın Yüksek Kurulu (YYK) Başkanı Feyzi Hansel, Kıbrıslı Türk iş insanı Asil Nadir’in vefatı nedeniyle yayımladığı taziye mesajında “Kıbrıs Türk halkı için unutulmaz bir şahsiyet olarak kalacaktır” dedi.

YYK Başkanı Hansel, mesajında, Nadir’in ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirerek kendisine Allah’tan rahmet, yaslı ailesine sabır diledi ve şunları kaydetti:

“Başarılı bir İş İnsanı olan İrfan Nadir’in oğlu olan Asil Nadir, zekası ve girişimci ruhu ile ülkesine ve halkına yeni hizmetler sunan, dünyaya açılarak gerek Türkiye gerekse İngiltere’de gerçekleştirdiği yatırımlarla başarılı bir iş insanı olmuştur.

 

Tarım, gıda, tekstil, elektronik, denizcilik ve turizm gibi pek çok alandaki yatırımları yanında medya alanında da başarılı işlere imza atan Asil Nadir, yüzlerce Kıbrıslı Türk’e de ekmek kapısı olmuştur. Yatırımları ile adını dünyaya duyurmuş, Kıbrıslı Türklerin, bu topraklarda var olma mücadelesini her fırsatta ve son nefesinde dile getirmiştir.

Asil Nadir, vazgeçmeyen ve pes etmeyen kişiliği ile ülkemize ve Kıbrıs Türküne birçok konuda çığır açmıştır. Bize bıraktığı bu değerleri, hiçbir zaman unutmayacağımız gibi her zaman bu değerlere sahip olarak pes etmeyeceğiz ve ülkemizden asla vazgeçmeyeceğiz.”

Asil Nadir yarın Lefkoşa’da defnedilecek

Bir süredir tedavi gördüğü hastanede 83 yaşında yaşamını yitiren Asil Nadir için yarın 11.00’de Lefkoşa’da Nadir Şirketler Grubu binası önünde (eski Kıbrıs Gazetesi binası) tören yapılacak.

Törenin ardından Asil Nadir’in naaşı, saat 12.00’de Suat Günsel Camii’de kılınacak öğle namazını müteakip, Lefkoşa Kabristanlığı’ndaki aile mezarlığında toprağa verilecek.

 

Cumhurbaşkanı Tatar: ”Bu eser Doğu Akdeniz’deki bağımsız Türk dünyasının mührüdür”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) bağımsız bir devlet olarak tanınması için 1974 yılından bu yana uluslararası alanda mücadele veren Türkiye, Bağımsız KKTC Devleti’nin simgesi olacak dev bir eseri hayata geçirdi. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından Lefkoşa’daki Metehan sınır kapısının yanı başındaki 640 bin metrekare alana inşa edilen KKTC Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi, Parlamento Binası ve Millet Bahçesi açılışa hazır hale getirildi. Kısa bir süre sonra Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla açılışı yapılacak yerleşkenin inşasında Osmanlı çinisi, Marmara mermeri ve Kıbrıs taşı özel olarak kullanıldı.

Açılış için son hazırlıkların yapıldığı Yerleşkeye ilişkin SABAH’a konuşan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Bu yerleşke, Bağımsız KKTC’nin dünyaya mesajıdır. Doğu Akdeniz’deki bağımsız Türk dünyasının mührüdür. Bütün Türk dünyasının en güneydeki Türk Devleti olan KKTC’nin simgesidir. Harika bir eser ortaya çıktı. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a, TOKİ’ye, yüklenici firmaya, mimar, mühendisler ve tüm işçilere şahsım ve halkım adına teşekkür ederim” dedi. SABAH muhabirleri açılış için gün sayan KKTC’nin bağımsızlığının nişanelerinden biri olan projeyi yerinde inceledi:

 

2022’DE YAPIMINA BAŞLANDI

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı TOKİ Başkanlığı tarafından 2022 yılında ihale edilen projenin aynı yıl yapımına başlandı. 187 bin 47 metrekaresi yerleşke alanı, 452 bin 428 metrekaresi millet bahçesi olmak üzere toplamda 640 bin metrekare bir alana inşa edilen KKTC Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi, Parlamento Binası ve Millet Bahçesi 2025 yılı Ocak ayı itibariyle tamamlandı.

ÇOK AMAÇLI BİR YERLEŞKE

İçerisinde makam odaları, konferans salonları, kabul resepsiyonları, genel kurul salonu, toplantı odaları, kütüphaneler, yemek salonları ve otoparkların yer aldığı Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi ve Parlamento binası çok amaçlı hizmet verecek şekilde inşa edildi. Yerleşke kapsamında inşa edilen 452 bin 428 metrekare büyüklüğündeki millet bahçesinde ise 2 bin 250 kişilik bir camii, sosyal yapılar, kafeteryalar, etkinlik ve spor alanları yapıldı. Millet Bahçesi’ne özel olarak getirilen binlerce ağaç dikildi.

 

OSMANLI ÇİNİSİ MARMARA MERMERİ VE KIBRIS TAŞI KULLANILDI

Yerleşkenin yapımında özel detaylar da çalışıldı. Dünyada başka bir yerde kullanılmayan bu yerleşkeye özgü madeni KKTC’de bulunan Kıbrıs Taşı proje için özel olarak üretildi. Yerleşkenin tüm cephesi Kıbrıs taşından örüldü. Bunun yanında yerleşkenin dış cephesinde mavi Osmanlı Çinisi ve Köşelerde ise Marmara Mermeri Kullanıldı. Mühendisler tarafından özel olarak tasarlanan Cumhuriyet aksı ile de yerleşke ile Beşparmak Dağları’nda bulunan KKTC Bayrağı aynı hizaya getirildi.

SON HAZIRLIKLAR YAPILIYOR

Sabah Muhabirlerinin yerinde incelediği yerleşkede hummalı bir çalışma yürütülüyor. Açılışının kısa bir süre sonra Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılacağı öğrenilen yerleşkede son hazırlıklar yapılıyor. Mobilyaların yerleştirildiği görülen yerleşkede çevre temizliği ve peyzaj çalışmaları devam ediyor.

 

KIBRIS TÜRKÜNÜN MÜCADELESİNİN SİMGESİ

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, inşa edilen yerleşkeye ilişkin SABAH’a özel açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanlığı ve Meclis binalarının, KKTC için önemine vurgu yapan Ersin Tatar, “KKTC’nin bağımsızlığının, özgürlüğünün ve bir devlet olduğunun simgesi olmuştur. İnşallah Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaretinde yakın tarihte açılışı gerçekleştirilecek.

Recep Tayyip Erdoğan ve anavatan Türkiye’ye çok teşekkür etmek istiyorum. Çünkü böylesine bir projeyi bu kadar kısa bir zamanda gerçekleştirebilmek için hiç basit ve kolay bir iş değil. Burada gerçekten büyük bir eser ortaya çıktı. Ve bu eser Kıbrıs Türkü’nün asırlardır verdiği mücadelenin simgesi haline gelecektir. Yüzyıllar boyunca Kıbrıs Türk halkına hizmet verecektir.” ifadelerini kullandı.

 

DOĞU AKDENİZ’DEKİ BAĞIMSIZ TÜRK DÜNYASININ MÜHRÜ

Ersin Tatar şöyle devam etti: “Bu yapılar, Doğu Akdeniz’deki bağımsız Türk dünyasının mührüdür. Bütün Türk dünyasının en güneydeki Türk Devleti olan KKTC’nin bir simgesidir.” diye konuşan Cumhurbaşkanı Tatar, “Bu binalar KKTC’nin ve Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığının, hürriyetinin, özgürlüğünün ve barış huzur ve güven içinde yaşayabilmesinin bir ifadesidir.

Bütün dünyaya bir mesajıdır. Sınırlarımızdan 2024’te 8 milyon giriş oldu. Bunun yarıdan fazlası, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinin yanında yer alan Metehan Sınır Kapısı’ndan geçecek. Oradan geçen herkes burayı görecek ve etkilenecek.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a, TOKİ, yüklenici firma, mimara mühendisler ve tüm işçilere hepsine şahsım ve halkım adına bir kez daha teşekkür ederim. Harika bir eser ortaya çıktı.” ifadelerini kullandı.

Meclis Başkanı Öztürkler, iş insanı Asil Nadir’in hayatını kaybetmesi dolayasıyla taziye mesajı yayımladı

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, iş insanı Asil Nadir’in hayatını kaybetmesi dolayasıyla taziye mesajı yayımladı.

Meclisten verilen bilgiye göre Öztürkler, Nadir’in, çalışkanlığı, dürüstlüğü ve ilkeleri ile yaşadığı döneme damga vurmuş biri olduğunu belirtti.

Öztürkler mesajında şunları kaydetti:

“Kıbrıslı Türk iş insanı Asil Nadir’in hayatını kaybetmesinden dolayı büyük bir üzüntü yaşamaktayım.

Nadir, çalışkanlığı, dürüstlüğü ve ilkeleri ile yaşadığı döneme damga vurmuştur.

Kıbrıs Türk halkının haklarını her platformda koruyan ve yücelten Asil Nadir, yüzlerce kişiye iş ve aş vermiş, kurmuş olduğu şirketlerle ülkemizin gelişimine büyük katkı sağlamıştır.

Vizyoner kimliği ile birçok iş insanına örnek olan Nadir, Kıbrıslı Türklerin istediğinde neleri başarabileceğinin de en büyük kanıtı olmuştur.

Merhuma Allah’tan rahmet dilerken, başta acılı ailesi ve tüm halkımıza başsağlığı ve sabırlar dilerim.

Ruhu şad olsun…”

Erdoğan: “Gazzelileri binlerce yıllık ezeli ve ebedi vatanlarından çıkarmaya kimsenin gücü yetmez”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Siyonist lobinin baskısıyla yeni Amerikan yönetiminin Gazze’yle ilgili gündeme getirdiği önerilerin bizim açımızdan dikkate ve konuşulmaya değer hiçbir yanı yoktur. Bunlar tamamen abesle iştigaldir. Havanda su dövme çabalarıdır. Gazzelileri binlerce yıllık ezeli ve ebedi vatanlarından çıkarmaya kimsenin gücü yetmez. Gazze’si, Batı Şeria’sı, Doğu Kudüsü’yle Filistin, Filistinlilerindir.” dedi.

Erdoğan, Malezya’ya gerçekleştireceği ziyaret öncesi Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde düzenlenen basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısında, Suriye’de 13,5 yıldır devam eden zulüm ve çatışmaların 8 Aralık’ta sona erdiğini aktararak, “Suriye’nin, Cumhurbaşkanı Şara’nın basiretli liderliği altında inşallah en kısa sürede istikrara kavuşacağına inanıyoruz.” dedi.

Erdoğan konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Tadamon, Hama, Doğu Guta katliamı başta olmak üzere Baas rejimi tarafından işlenen vahşi cinayetlerin hesabı da tek tek soruluyor ve sorulacaktır. Ülkenin farklı yerlerinde kazılan toplu mezarlar bulundukça, Esad rejiminin ve şebbihalarının kanlı yüzü ortaya çıkıyor. Gazze’de 471 gün süren soykırımın ardından bizim de çabalarımızla 19 Ocak’ta geçici ateşkes sağlandı. İsrail’in ayak oyunlarına rağmen esir ve tutuklu takasları devam ediyor. Hamas’ın verdiği söze sadık kaldığını memnuniyetle müşade ediyoruz. 15 aydır ağır abluka altında olan Gazze’ye yardımlar istenilen seviyede olmasa da hamdolsun ulaşmaya başladı. Ancak İsrail yönetiminin kafasında ateşkesi kalıcı kılmak yerine daha sinsi ve insanlık dışı planların olduğunu ne yazık ki görüyoruz. Bir defa şunu açıkça söylemek isterim. Siyonist lobinin baskısıyla yeni Amerikan yönetiminin Gazze’yle ilgili gündeme getirdiği önerilerin bizim açımızdan dikkate ve konuşulmaya değer hiçbir yanı yoktur. Bunlar tamamen abesle iştigaldir. Havanda su dövme çabalarıdır. Gazzelileri binlerce yıllık ezeli ve ebedi vatanlarından çıkarmaya kimsenin gücü yetmez. Gazze’si, Batı Şeria’sı, Doğu Kudüsü’yle Filistin, Filistinlilerindir.”

Tahsin Ertuğruloğlu: Asil Nadir’in ülkemize kattığı değer her zaman minnetle anılacaktır

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, iş insanı Asil Nadir’in vefatı dolayısıyla yayımladığı taziye mesajında, “Asil Nadir’in ülkemize kattığı değer her zaman minnetle anılacaktır” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, iş insanı Asil Nadir’in vefatı dolayısıyla taziye mesajı yayımladı.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Ertuğruloğlu mesajında, Asil Nadir’in ülkeye kattığı değerin her zaman minnetle anılacağını vurguladı.

Ertığruloğlu, “Kıbrıs Türk halkının efsane değeri; iş insanı Asil Nadir’in vefatından derin üzüntü duydum. Ülkemize kattığı değer her zaman minnetle anılacaktır. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve Kıbrıs Türk halkına baş sağlığı dilerim. Mekanı cennet olsun.” ifadelerini kullandı.

Yer yer yağmur bekleniyor

Meteoroloji Dairesi’nin 8-14 Şubat 2025 tarihleri için yayımladığı hava tahmin raporuna göre, bugün parçalı ve çok bulutlu hava hakim olacak.

Gün boyunca yer yer sağanak yağış beklenirken, hava sıcaklığının iç kesimler ve sahillerde 13-16°C civarında seyredeceği öngörülüyor.

Rüzgarın ise Kuzey ve Doğu yönlerinden orta kuvvette, zaman zaman ise kuvvetli esmesi bekleniyor.

Berat Kandili perşembe günü idrak edilecek

Berat Kandili, 1 Ocak’ta başlayan üç ayların ikincisi şaban ayının 15’inci gecesine denk geliyor.

“Beraet” kelimesinin kısaltılmış ifadesi olan berat, İslam inancına göre günahlardan arınma, temize çıkma, ilahi af ve rahmete nail olma anlamlarına geliyor.

Ayrıca hicretin ikinci senesi şaban ayının 15’inci günü, Hazreti Muhammed ziyaret için gittiği Beni Seleme yurdundaki mescidde öğle namazının ikinci rekatını kılarken, kıblenin Mescid-i Aksa’dan Mescid-i Haram yönünde değiştiği hakkında ayet indi.

Hazreti Muhammed ile cemaatin bu esnada yönünü Kabe’ye çevirmesiyle birliğin sembolü olan bu tarihi olay, Berat gecesini değerli kılan başlıca nedenlerden birini oluşturuyor.

Hazreti Muhammed’in, Berat Kandili’ne ilişkin şöyle buyurduğu ifade ediliyor:

“Şaban ayının 15’inci gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü Yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve ‘Yok mu tövbe eden, tövbesini kabul edeyim. Yok mu rızık isteyen, rızık vereyim. Yok mu şifa isteyen, şifa vereyim. Yok mu başka isteği olan ona da istediğini vereyim’ buyurur.”

RAMAZAN 1 MART’TA BAŞLAYACAK

“Ramazanın müjdecisi” Berat Kandili’nin 13 Şubat’ta idrak edilmesinin ardından Müslümanlarca “on bir ayın sultanı” olarak tanımlanan ramazan ayı 1 Mart’ta başlayacak.

Kur’an-ı Kerim’de “Bin aydan daha hayırlı” olduğu bildirilen Kadir Gecesi, 26 Mart’ta idrak edilecek ve Müslümanlar 30 Mart’ta Ramazan Bayramı’nı karşılayacak.

Maliye Bakanı Berova, Asil Nadir’in vefatı dolayısıyla başsağlığı mesajı yayımladı

Maliye Bakanı Özdemir Berova, İş insanı Asil Nadir’in vefatı nedeniyle başsağlığı mesajı yayımladı.

İş insanı Asil Nadir’in vefatından büyük üzüntü duyduğunu bildiren Berova, Asil Nadir’in, ülkesine ve Kıbrıs Türk Halkı’na takdirle karşılanacak hizmetlerde bulunduğunu, ekonominin gelişmesi sürecinde önemli bir rol üstlenerek, çok sayıda insanımıza iş olanağı yarattığını belirterek; “Kıbrıs Türk Halkı, İş insanı Asil Nadir’i hizmetleriyle her zaman saygı ile anacaktır.  Kendisine Allah’tan rahmet, Ailesine ve halkımıza başsağlığı diliyorum” dedi.

 

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Bankalar Birliği Heyetini Kabul Etti

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Olgun Önal ve beraberindeki heyeti kabul etti. Görüşmede, bankaların tapu işlemlerinde karşılaştıkları sorunlar ve e-Devlet uygulamalarıyla ilgili iş birliği konuları ele alındı.

Tapu İşlemlerindeki Sorunlar Masaya Yatırıldı

Bankacılık sektörünün en çok karşılaştığı sorunlardan biri olan tapu işlemleri, toplantının ana gündem maddelerinden biri oldu. Bankalar Birliği heyeti, kredi işlemlerinde ve ipotek süreçlerinde karşılaşılan bürokratik engellerin azaltılması, işlemlerin daha hızlı ve verimli bir şekilde yürütülmesi için önerilerini sundu. İçişleri Bakanı Oğuz, tapu işlemlerinin daha şeffaf ve hızlı hale getirilmesi için gerekli adımların atılmakta olduğunu belirterek, sektör temsilcilerinin görüş ve önerilerinin dikkate alınacağını vurguladı.

e-Devlet Çalışmaları ve Bankalarla İş Birliği

Toplantıda ele alınan bir diğer önemli konu ise e-Devlet uygulamaları oldu. Bankalar Birliği heyeti, bankacılık işlemlerinin dijitalleşmesi ve e-Devlet platformu üzerinden entegrasyon sağlanmasıyla ilgili taleplerini iletti. İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, e-Devlet çalışmalarının hızla devam ettiğini ve özel sektörle iş birliği içinde dijitalleşme sürecinin daha da ileriye taşınacağını ifade etti.

Bakan Oğuz: “KKTC’de dijitalleşme süreci hükümetimizin öncelikleri arasında”

Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Oğuz, “KKTC’de dijitalleşme süreci hız kazanıyor. Bankacılık sektörü, tapu işlemleri gibi birçok alanda e-Devlet projeleriyle daha hızlı ve etkin bir hizmet sunma imkânına kavuşacak. Bu konuda Bankalar Birliği ile iş birliği içinde hareket etmeye hazırız” dedi.

Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Olgun Önal ise, sektörün karşılaştığı sorunları doğrudan yetkililere iletmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, sürecin hızlandırılması için bakanlıkla koordineli çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

Savaşan, Destinasyon Liderleri ile Pozitif Turizmin Yolu Paneli’nde konuştu

Kıbrıs Sağlık Turizmi Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Savaşan, EMITT Fuarı’nda KKTC’nin sağlık turizminde hızla öne çıktığını vurguladı. Pandemi sonrası sağlık turizminin öneminin arttığını belirten Savaşan, KKTC’nin stratejik konumu ve gelişmiş altyapısıyla bölgesel liderlik hedeflediğini söyledi.

Kıbrıs Sağlık Turizmi Konseyi Başkanı, Milletvekili Dr. Ahmet Savaşan, Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı (EMITT) kapsamında düzenlenen “Destinasyon Liderleri ile Pozitif Turizmin Yolu” oturumuna katılarak sağlık turizminin önemine dikkat çekti. 80 ülkeden 579 firma ve 666 VIP tur operatörünün yer aldığı fuarda konuşan Savaşan, KKTC’nin sağlık turizminde öne çıkan bir merkez olma yolunda hızla ilerlediğini vurguladı.

“PANDEMİ SONRASI SAĞLIK TURİZMİNİN ÖNEMİ ARTTI…”

Savaşan, pandeminin turizm sektöründe köklü değişimlere neden olduğunu belirterek, sağlık, güvenlik ve hijyen konularının öncelikli hale geldiğini ifade etti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) 6,8’lik (on binde) ölüm oranı ile dünyanın pandemiyi en iyi yöneten ve halkının sağlığını korumayı başaran ender ülkelerden biri olmayı başardığına dikkat çeken Savaşan, bu başarının Kuzey Kıbrıs’ın sağlık turizmindeki cazibesini de yükselttiğini söyledi.

“KKTC’NİN SAĞLIK TURİZMİNDEKİ GÜCÜ…”

Konuşmasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) sağlık turizmi potansiyeline değinen Savaşan, stratejik konumu, iklimi yanı sıra gelişmiş turistik ve sağlık altyapısı ile ülkenin önemli bir destinasyon haline geldiğini belirtti. Savaşan Kuzey Kıbrıs’ın, 300 günden fazla güneş alan iklimi, doğal ve tarihi zenginlikleri, misafirperver halkıyla sağlık turistlerine hem sağlığı koruyup geliştirme, hem de sağlığı geri kazanma (tedavi) seçenekleri sunarken, eşsiz bir tatil yapma imkânı da verdiğini söyledi.

“SAĞLIĞI KORUMA VE GELİŞTİRME YANI SIRA, SAĞLIĞI GERİ KAZANMA HİZMETLERİ VERİLİYOR…”

Kuzey Kıbrıs’ta sağlığı koruma ve geliştirme kapsamında (Wellness ve Sağlıklı Yaşam) detoks ve sağlıklı beslenme programları, yoga ve meditasyon kampları, fitness ve stres yönetimi programlarının başarıyla uygulandığını belirten Savaşan, sağlığı geri kazanma noktasında ise (medikal) fizik tedavi, rehabilitasyon, üreme tıbbı (tüp bebek tedavileri), estetik cerrahi, diş, kardiyoloji, onkoloji gibi alanlarda yüksek kaliteli, uygun maliyetli ve bekleme sırası olmaksızın sağlık hizmetleri sunulduğunu anlattı.

“DİJİTALLEŞME VE KÜRESEL TANITIM STRATEJİLERİ…”

Savaşan sağlık turizminin gelişmesinde dijitalleşmenin önemine dikkat çekerek, Kıbrıs Sağlık Turizmi Konseyi’nin yapay zeka destekli yönlendirme sistemleri gibi teknolojik yenilikleri kullandığını ve ayrıca Avrupa, Orta Doğu ve Afrika ülkelerine yönelik dijital reklam kampanyaları, sosyal medya ve influencer pazarlaması yaparak her geçen gün ülkeye gelen sağlık turisti sayısını arttırdığını söyledi.

“ULUSLARARASI STANDARTLAR VE İŞ BİRLİKLERİ”

KKTC’de sağlık turizminin uluslararası alanda rekabet edebilir hale gelmesi için akreditasyon çalışmaları ve sağlık sigortası anlaşmaları yapıldığını, ulaşım destekleri sağlandığını ifade eden Savaşan, ayrıca üniversiteler ile turistik tesisler ile hastaneler arasındaki iş birliklerinin artırıldığını ve uzman personel yetiştirildiğini vurguladı.

“KKTC’NİN HEDEFİ BÖLGESEL LİDERLİK ARASIN GİRMEK…”

Konuşmasının sonunda KKTC’nin sağlık turizminde bölgesel liderler arasına girme hedefi olduğunu belirten Savaşan, bu doğrultuda Başbakan Ünal Üstel ile Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu’nun desteği ile stratejik yatırımlara devam edildiğini ve devlet, özel sektör ile akademik çevrelerin iş birliğiyle sürdürülebilir stratejiler oluşturulduğunu ifade etti. Sağlık turizminin daha sistemli yönetilmesi için bir “Master Plan” çalışmasının sürdüğünü söyleyen Savaşan, KKTC’nin bu alanda uluslararası bir marka haline gelmesi için yoğun çaba harcandığını belirtti.

 

DPÖ EKONOMİ VE YATIRIM UZMANI ÖZGÜR YELEĞEN: ÜSTEL HÜKÜMETİ DÖNEMİNDE DEVLETİMİZ BÜYÜDÜ

DPÖ Ekonomi ve Yatırım uzmanı Özgür Yeleğen ,Ünal Üstel hükümetinin maliye ile ilgili aldığı önlemlere dikkat çekti…

Özgür Yeleğen bir muhalefet vekilinin sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalara netlik getirdi.
Yeleğen, her sene Şubat ayında devletin gelirlerinin düştüğünü , maliyesi büyük bir disiplinle yönetilen ve önceden risklere karşı her tedbirin alındığı Üstel hükümetinin gelirlerin, Şubat ayında düşme riskine karşı bakanlar kurulundan, maliyeye gerekli desteği verdiğini ifade etti.
Maliye bütçesinin %20’sine kadar borçlanma hakkı olduğunu belirten yeleğen,137 milyar TL büyüklüğündeki KKTC bütçesinde binde 7,66 borçlanmanın, “Devletimizi Batırdılar” diye ifade edilmesini tam bir “ART NİYET” VE “DEZENFORMASYON” saldırısı olarak niteledi.
Yeleğen sözlerine , “KKTC devleti büyüdü. Sayın Başbakanımız Ünal Üstel hükümeti dönemi; büyük projelerin ve büyük icraatların gerçekleştiği bir ülke oldu.
Tekrar yazıyorum… DEVLETİMİZİN RAKAMLARI büyüdü” şeklinde devam etti.

SEVDİKLERİNİZE DEĞİL, TÜTÜN VE TÜTÜN ÜRÜNLERİNE VEDA EDİN!

Sağlık Bakanlığı 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü nedeniyle açıklamalarda bulundu.

Toplumda sağlıklı yaşam ile ilgili farkındalık yaratmak, tütün ve tütün ürünlerinden kaynaklanan engellenebilecek hastalıklar ve ölümlere dikkat çekebilmek maksadıyla 1987 yılından beri Dünya Sağlık Örgütü tarafından 9 Şubat, Dünya Sigarayı Bırakma Günü olarak ilan edilmiştir.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her gün dünyada 22 bin kişi, her sene 8 milyondan fazla kişi tütün ürünlerinin kullanımıyla oluşan hastalıklar nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Yaşanan bu ölümlerin 7 milyonundan fazlası doğrudan tütün ürünleri kullanımının sonucunda oluşurken 1,2 milyondan fazla kişi de tütün ürünü dumanına maruz kaldığı için hayatını kaybetmektedir.
Toplumsal zehirlenme vakalarının en öldürücü olanı tütün ürünleri bağımlılığından kaynaklanmaktadır. Tütün ürünleri içerisinde bulunan 4.000’den fazla kimyasal kanser yapıcı, kanserin ortaya çıkmasını kolaylaştırıcı, vücut için zehirli etkilere sebep olmaktadır. Tütün ürünleri dumanında 4000’ den fazla kimyasal bulunmaktadır. Bu kimyasallardan 250’ si sağlığa zararlıdır ve en az 50’si de kansere sebep olmaktadır.
Hafif sigara olarak da tabir edilen “light sigara” ya da “düşük tar” sigara içimi daha güvenli değildir; çünkü sigara içen kişiler bu ürünleri hem daha derine hem de daha sık olarak inhale etme eğiliminde olurlar. Bunla birlikte pipo ve puro kullanımının güvenli olmadığının altı çizilmelidir. Kullanım şeklinin farklılığına bağlı olarak ağız, yutak, gırtlak ve yemek borusu kanserleri normal sigara içici bireylere göre puro ve pipo içen kişilerde daha sık gözlemlenmektedir. Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri de aslında birer tütün ürünüdür ve sağlığa zararlıdır. Daha az zararlı olduğu ileri sürülen bu ürünlerin kısa süreli kullanım sonrasında bile ölümle sonuçlanabilen ciddi akciğer hasarı ve solunum yetmezliğine neden olabildiği kanıtlanmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün öngörüsüne göre; dünyadaki çocuk nüfusunun yarısı tütün dumanıyla kirlenmiş havada nefes almakta ve her yıl 65.000 çocuk pasif maruziyetin sebep olduğu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Hamilelik sürecinde tütün ürünü kullanmak ise bebekler için hayat boyu devam edecek çeşitli sağlık sorunlarına yol açmaktadır.

Gerek dünyada gerekse ülkemizde en yaygın tüketilen bağımlılık yapıcı madde olan tütün ürünleri; kanser, kalp damar hastalıkları, KOAH gibi pek çok önlenebilir hastalık ve erken ölüm sebepleri arasında ilk sırada yer almaktadır. Tütün ürünü kullanımı, akciğer kanseri başta olmak üzere ağız ve gırtlak, soluk borusu, yemek borusu, mide, bağırsak, karaciğer, pankreas, böbrek, mesane, erkeklerde prostat, kadınlarda meme, rahim ağzı kanseri gibi vücudun pek çok yerinde pek çok kansere sebep olmaktadır.
Yukarıda yer alan riskler göz önüne alındığında, tütün ürünü kullanımını bırakmak, sağlığımız açısından büyük önem taşımaktadır. Tütün ürünlerine son verdiğimizde vücutta gerçekleşen olumlu sağlık değişimleri aşağıda yer almaktadır:
* Sigara bırakıldığı ilk gününden itibaren kalp atışı yüksek hızdan normale döner, kan basıncı düşer, kan dolaşımında bulunan karbon monoksit düzeyi normale döner, tat ve koku alma duyuları gelişir.
* 2-12 hafta içinde kan dolaşımı düzelir, kan akışkanlığı artar, vücudun uç kısımları (el-ayak gibi) daha iyi kanlanır, akciğer kapasitesinde artış yaşanır, nefes darlığı ve öksürük azalır, zamanla bağışıklık sistemi güçlenir.
* 1 yıl sonra, akciğerler daha sağlıklı hale gelir, sigara içenbir kişiye göre koroner kalp hastalığı riski %50 oranında azalır.
* 5 yıl sonra inme (felç) riski ve kalp krizi riski azalır; zaman içinde bu riskler azalmaya devam eder.
* 10 yıl sonra sigara içen birine göre akciğer kanseri riski %50 oranında azalır ve ağız, gırtlak, yemek borusu, mesane, serviks ve pankreas kanseri riski azalır.
* 15 yıl sonra, koroner kalp hastalığı riski sigara içmeyen birininki ile aynı seviyeye iner.
Tütün ürünlerinden ve bağımlılıktan kurtularak; sağlık, sosyal, ekonomik ve çevresel pek çok kazanç sağlayacağı şüphe götürmez bir gerçektir. Tütün ürünü kullanımı ne kadar erken bırakılırsa, vücudun iyileşme ve kendini onarım süreci de o kadar hızlı olur. Çevredeki bireylerin, özellikle de çocukların pasif sigara dumanından korunması için de büyük kazanç sağlanır.  Ayrıca, gezegenimizin sınırlı su, toprak, ağaç gibi kaynaklarının korunması sağlanır.
Sevdiklerinize değil, tütün ve tütün ürünlerine veda edin!

İZMİR’DE TSUNAMİ HAZIRLIĞI

Ege Denizi’nde 7 Şubat’tan bu yana 3’ten büyük depremlerin sayısı 761’e ulaştı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) olası bir volkanik patlama sonucu, ince taneli volkanik kül malzemesinin havadan rüzgarla taşınması ya da deprem sonrası olabilecek tsunami gibi tehlikelerin etkilerinin Türkiye’ye ulaşabileceği belirtti. Yapılan çalışmalarda İzmir, Aydın ve Muğla’ya mobil siren sistemi kuruldu. Bölge halkını SMS ile uyaracak sistem devreye alındı.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nda (AFAD) Santorini Adası Sismik Aktivite ve Olası Risk Değerlendirme Toplantısı düzenlendi.

AFAD’dan yapılan açıklamada, bugün Başkanlık’ta Santorini Adası Sismik Aktivite ve Olası Risk Değerlendirme Toplantısı düzenlendiği, İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaloğlu’nun başkanlığındaki toplantıda, Ege Denizi’ndeki Santorini Adası’nda son günlerde gözlemlenen sismik aktivite ve olası risklerin ele alındığı belirtildi.Açıklamada, aktiviteler neticesinde olası büyük bir deprem, tsunami ya da volkanik patlama gibi olayların Türkiye kıyılarına yönelik tehlikelerinin, AFAD, MTA, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile uzman bilim insanları ve araştırmacılar tarafından değerlendirildiği ifade edildi.

BÖLGEDEKİ AKTİVİTELER

Açıklamada deprem fırtınası şeklinde gelişen bölgedeki aktivite sonucunda, 7 Şubat 2025 itibarıyla 3’ten büyük deprem sayısının 761’e ulaştığı ve kaydedilen en büyük depremin 5,2 büyüklüğünde olduğu belirtildi.

“Depremler Santorini Adası’nın yaklaşık 25 kilometre kuzeydoğusunda artış göstermekte ve derinlikleri 5 kilometre ile 25 kilometre arasında değişmektedir. Ülkemiz kıyılarına en yakın deprem 140 kilometre mesafededir.” denilen açıklamada, depremlerin Güney Ege Volkanik Ada yayındaki Santorini Adası’nın 6,5 kilometre kuzeydoğusunda bulunan su altı kratere sahip Kolumbo volkanının olduğu bölgede yoğunlaştığı ifade edildi.

Bölgede bilinen en son volkan patlaması 1950 yılında gerçekleştiği ifade edilen açıklamada, “Santorini Adası’nın kuzeydoğusunda yer alan denizaltındaki diri Yamurgi (Amorgos) fayı üzerinde 1956 yılında 7,5 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. Bölgede halen devam eden sismik aktivitenin olası bir volkanik hareketliliğe yol açma olasılığı az da olsa bulunmaktadır. Bununla birlikte 2011-2012 yıllarında da benzer bir sismik aktivite yoğunluğu aynı bölgede 14 ay boyunca yaşanmış ancak herhangi bir volkanik aktiviteye yol açmamıştır.” ifadeleri yer aldı.

Olası bir patlama sonucu tarihsel kayıtlarda olduğu gibi volkandan çıkan ince taneli volkanik kül malzemesinin havadan rüzgar ile taşınması ya da deprem sonrası olabilecek tsunami gibi tehlikelerin etkileri Türkiye’ye kadar ulaşabileceği vurgulandı.

ÖNLEMLER

Açıklamada, sismik aktivitenin yoğunlaşmaya başladığı andan itibaren AFAD Deprem Danışma Kurulu, MTA Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile bilim insanlarından oluşan ve olayı farklı açıdan sürekli takip eden bir kurul oluşturulduğu bilgisi paylaşıldı.

SMS GÖNDERİLECEK

İzmir, Aydın ve Muğla’ya, olası tsunami ve acil durumlarda bölge halkına uyarılarda bulunmak amacıyla mobil siren sistemi sevk edildiğine değinilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Haber alma ve yayma sistemi üzerinden olası acil durumlarda vatandaşlara SMS mesajları iletebilecek mevcut sistem hazır bulunduruldu, İzmir, Aydın ve Muğla valilikleri emrine, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Sivas ve Samsun İl AFAD müdürlüklerinden takviye personel ve ekipman görevlendirmesi yapıldı.

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Tsunami Uyarı Sistemi ile AFAD Afet Yönetimi ve Karar Destek Sistemi (AYDES) entegrasyonu yapıldı. Bu sayede gelecek tsunami uyarısı doğrudan tüm AYDES kullanıcılarına ve bölgedeki vatandaşlara ulaştırılabilecek.”

GÜNLÜK RAPOR HAZIRLANIYOR

Meteoroloji Genel Müdürlüğünce olası bir volkanik hareketlilik durumunda çıkabilecek volkanik gaz ve külün atmosferdeki dağılımını ve hareket yönünü analiz etmek için günlük rapor hazırlandığı aktarılan açıklamada, aynı zamanda bölgedeki AFAD İl ve Birlik Müdürlüklerince hazırlıklar yapıldığı ve bölgedeki destek illerin hazır halde bekletildiği belirtildi.

Açıklamada, 10 Şubat’tan itibaren AFAD, MTA, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Kandilli Rasathanesi ile Deprem Danışma Kurulu ve bilim insanlarından oluşan bir heyetin, AFAD koordinasyonunda bölgede bulunan illerde (Muğla, Aydın ve İzmir) bilgilendirme toplantıları gerçekleştireceği duyuruldu.

Yunanistan’daki üniversiteler ve araştırma kurumları ile bilimsel anlamda bilgi alışverişi yapıldığı belirtilen açıklamada, AFAD, MTA, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Deprem Danışma Kurulu, bilim insanları ve araştırmacıların sismik aktiviteyi, deprem, volkanizma ve tsunami tehlikeleri açısından AFAD ile koordineli şekilde takip ettiği bildirildi.

Açıklamada, sosyal medyadaki dezenformasyon içerikli paylaşımlara itibar edilmemesi, doğru bilgi için resmi kaynakların izlenmesi istendi.

Dinçyürek, Nalbantoğlu Hastanesi’nde Tıbbi Atık Bertaraf Ünitesini denetledi

“Yıllardır çalışmayan bir üniteyi geri kazandırmaktan dolayı mutluyuz”

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ndeki tıbbi atık bertaraf ünitesini yerinde inceledi. Bakan Dinçyürek, 2018 yılında çok kısa bir süre çalışıp, o günden sonra devre dışı kalan bu birimin bakım onarımının yapıldığını, ihalesinin tamamlandığını ve 1 Ocak 2025 itibariyle faaliyetlerin burada başlamış olduğunu belirtti.

Bakan Dinçyürek, şu açıklamalarda bulundu: “Başlangıç olarak Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi’ne ait tıbbi atıkların tamamı, günde 8 ile 10 döngü arasında çalıştırılarak cihazlar tarafından tamamen bertaraf edilmektedir. Yıllardır çalışmayan bir üniteyi geri kazandırmaktan dolayı mutluyuz. Şimdiki hedefimiz, bu kapasiteyi artırarak ada genelindeki tüm tıbbi atıkların bertarafını tek elden yönetmektir. Bununla ilgili alternatif çalışmalarımız var. Kısa sürede ona da neticeye ulaştıracağımızı ümit etmekteyiz.”

Bakan Dinçyürek, ziyareti sırasında katkı sağlayan başhekimlik ve bakanlık yetkililerine de teşekkür etti.

Hasipoğlu’ndan Rum Meclisi’ne tepki: Çifte standart ve siyasi manipülasyon

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri ve Gazi Mağusa Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) KKTC’deki eski Rum mallarının alım satımını caydırmak amacıyla ceza artırıcı yasa tasarısını onaylamasına sert tepki gösterdi.

Hasipoğlu, söz konusu düzenlemenin KKTC vatandaşlarına gözdağı verme girişimi olduğunu belirterek, bu hamlenin Kıbrıs Türk ekonomisine ve özellikle inşaat sektörüne zarar vermeyi amaçladığını vurguladı.

“Rum Yönetimi, Samimiyetsizliğini Bir Kez Daha Gösterdi”

Yeni yasa kapsamında, üçüncü şahsa ait taşınmazları tasarruf eden, işleyen veya kullananlara verilen hapis cezası 2 yıldan 5 yıla, para cezası ise 5 bin Euro’dan 10 bin Euro’ya çıkarıldı. Hasipoğlu, bu adımın siyasi bir oyun olduğunu ifade ederek, “Liderleri ve milletvekilleri Avrupa’da çözüm yanlısı gibi görünmeye çalışırken, burada Kıbrıslı Türklere yönelik baskıcı yasalar geçirmeleri tam bir samimiyetsizlik örneğidir” dedi.

Hasipoğlu ayrıca, KKTC’de 2005 yılından beri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul edilen Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) bulunduğunu hatırlattı. KKTC devletinin, bugüne kadar yaklaşık 8.000 Rum vatandaşının dosyasını sonuçlandırdığını ve bu kişilere 511 milyon sterlin ödendiğini belirten Hasipoğlu, GKRY’nin ise Kıbrıslı Türklere ait malları kamulaştırarak ya da izinsiz kiraya vererek çifte standart uyguladığını söyledi.

“Güney’de Türk Malları Peşkeş Çekiliyor”

Hasipoğlu, GKRY’nin “Vasilik Müessesesi” adı altında Kıbrıslı Türklerin güneydeki mülkiyet haklarını kısıtladığını ve 450 bin dönüm Türk malını ya kamulaştırdığını ya da izinsiz kiraya verdiğini vurguladı. “Şimdi biz de mi Türk mallarında oturan veya ticari olarak işleten kişilere cezai tedbir uygulamaya başlayalım?” diye soran Hasipoğlu, Avrupa Konseyi’nin GKRY’nin hukuksuz uygulamalarına karşı sessiz kalmasını da eleştirdi.

“Eğer Bu Yasa Uygulanırsa KKTC de Misilleme Yapacaktır”

Hasipoğlu, Rum tarafının bu yasa ile KKTC’deki mülkiyet meselesini hukuki bir çerçeveden çıkarıp siyasallaştırdığını belirtti. 2009’da Orams davasında da benzer bir hukuki hamle yapıldığını hatırlatarak, GKRY’nin bu tür girişimlerle iki toplum arasındaki uçurumu derinleştirdiğini söyledi.

Hasipoğlu, son olarak, “Eğer bu yasa KKTC vatandaşları aleyhine uygulanmaya başlanırsa, karşılıklılık ilkesi gereği biz de Meclisimizden bir yasa geçirerek Rumlar ve yabancıların tasarrufunda bulunan Türk malları ile ilgili cezai tedbirler almaya başlayacağız” diyerek uyarıda bulundu.

Şampiyon Meleklerin aileleri büyük acının 2’nci yılında TAK’a konuştu

Adıyaman Grand İsias Otel’de eşlerini, evlatlarını kaybeden aileler: “Biz bir aile olduk, o ailenin gücüyle güçlükleri aşmaya çalışıyoruz”

Gazimağusa, voleybol turnuvasına katılmak için Adıyaman’a giden Gazimağusa Türk Maarif Koleji kafilesinin acısına uyandı 6 Şubat 2023 saat 04.17’de…

Güle oynaya, heyecan ve sevinçle ülkelerini temsil etmek için Adıyaman’a giden sporcu çocuklar, öğretmenler ve aileler, Adıyaman Grand İsias Otel’de karanlığa gömüldü.

Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde, 72 cana mezar olan Adıyaman’daki Grand İsias Hotel’de konaklayan Gazimağusa Türk Maarif Koleji kafilesinden 35 Kıbrıslı Türk sporcu, öğretmen ve ailelerden oluşan “Şampiyon Melekler”, ihmaller yüzünden enkaz altında kaldı.

35 canın hayatını kaybettiği otelden geriye tarifsiz acı, çaresizlik, özlem ve “kahır” kaldı. İki yıldır acıyı ilk günkü gibi yaşayan aileler, her gün 6 Şubat’a uyanıyor…

Aileler, adaleti sağlamak, mücadeleye devam edebilmek, çocuklarının ve eşlerinin adını yaşatmak, en önemlisi de yaşamaya devam edebilmek için Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği çatısı altında toplanarak, birbirine kenetlendi.

Adıyaman Grand İsias Otel’de eşlerini, evlatlarını kaybeden aileler, büyük acının ikinci yıl dönümünde TAK’a konuştu.

Çiğdem Sabancı: “Mustafa benim hayattaki en değerli varlığımdı, onu öyle bir ülkeye gönderdiğim için çok üzgünüm”

Depremde oğlu Mustafa Sabancı’yı kaybeden Çiğdem Sabancı, çocukları Adıyaman’a 3 Şubat’ta gönderdiklerini hatırlatarak, “3 Şubat’ta çocuklarımızı Adıyaman’a göndereli iki yıl oldu. Bizim için 2 yıl gibi değil, sanki dün gibi. Her gün 6 Şubat’a uyanıyoruz.” dedi.

Ailelerin hep bir arada olduklarını ve olmaya devam edeceklerini söyleyen Sabancı, çocukların adaletini sağlamak için mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

“Deprem kader değil…

Sabancı, şöyle konuştu:

“Deprem kader değil. Davadan olası kast kararı çıksaydı, bir sonraki İsias veya Kartalkaya olayı yaşanmayacaktı. Bizim çocuklarımız geri gelmeyecek. Bizim mücadelemiz bir daha bu tür olaylar yaşanmaması için. Türkiye bu yüzden uyanmalı. En büyük amacımız çocuklarımızın anısını yaşatmak, yaşatmaya devam etmek… Mustafa benim hayattaki en değerli varlığımdı, onu öyle bir ülkeye gönderdiğim için çok üzgünüm ve onu çok seviyorum.”

Ayşe Güler Akın: “Kara şubat Gazimağusa’nın, hatta tüm Kıbrıs’ın kara şubatı”

“Ocak ayında Kıbrıs’taki şampiyonlukla başlayan kara şubat yeniden geldi. Bizim her günümüz artık 6 Şubat.” diyen Doruk ve Alp Akın’ın annesi Ayşe Güler Akın da, “Kara şubat Gazimağusa’nın, hatta tüm Kıbrıs’ın kara şubatı. Bu gerçek artık hep bu şekilde olmaya devam edecek.” şeklinde konuştu.

Aileler olarak birbirine kenetlendiklerini, artık kalan ömürlerinde çocuklarının anılarını yaşatmaya çalışacaklarını vurgulayan Akın, “Artık bununla yaşayacağız. Hepimiz için çok zor. Çocuklarımızın sevinci hüzne dönüştü. İki oğlum ve tüm Şampiyon Melekler artık bizimle değiller. Onları anmaya, yaşatmaya devam edeceğiz. Adalet yerini bulana kadar mücadeleye devam edeceğiz.” dedi.

Akın sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çok üzgünüm, nefes alamaya, güçlü şekilde durmaya devam edeceğiz. Çok güzel ailelerdik, bu aileler 6 Şubat’la en dipte kaldılar. Çocuklarımız, canlarımız en güzel yerdeler şu an, onların gücüyle biz dipten çıkmaya çalışıyoruz. Her gece, çocuklarımıza bir gün daha yaklaşıyoruz.”

Akın, ailelerin birbirinden aldığı gücü ise şöyle anlattı:

“Enkazda çocukları beklerken kimse konuşmuyordu. Birbirimizin gözüne bakarken, herkes birbirini anlıyordu. Ağzımızdan bir kelime çıkmıyordu. Biz aileler konuşmadan aynı şeyleri hissediyoruz.”

Çocuklarını getirirken, uçakta “Şampiyon Melekler” kelimesini duyduğunu anlatan Ayşe Güler Akın, “Gerçekten onlar melek ve şampiyon melek. Onları çok güzel anmaya, yaşatmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Afet Aktuğralı: “Acının bitmeyen bir şekli…”

Yaşadıkları acıyla artık bir aile olduklarını ifade eden Aras Aktuğralı’nın annesi Afet Aktuğralı, şunları söyledi:

“Biz bir aile olduk, o ailenin gücüyle güçlükleri aşmaya çalışıyoruz. Tek başımıza başka bir coğrafyaya gidip adalet arasak güçlü olamazdık. Tek başınıza kabir tertiplemek çok zordur. Hep birlikte hareket etmek bize güç veriyor. Her gün uyanır uyanmaz başka bir şey hatırlıyoruz. Bazen anneler kendi çocuğunu rüyasında görmek için dua eder, ama başka birinin çocuğunu görür. Sadece kendi çocuklarımızı düşünmüyoruz, her birini düşünüyoruz. Bugün eşim uyanır uyanmaz yarın Kağan Selim’in doğum günü olduğunu hatırladı mesela… Biz her gün aynı duyguları hep birlikte yaşıyoruz. Acının bitmeyen bir şekli…”

Meltem Ekiz: “Çocuklar görev vermiş gibi…”

Oğlu Aykan Ekiz’i kaybeden anne Meltem Ekiz de, “Sanki çocuklarımız onların gücünü, başarılarını yaşatmamız için bize görev vermiş gibi hissediyorum” dedi.

Şeniz Arkar: “Heyecanlı ve gururluydu çocuklarımız…”

“Her gün başka bir olay aklımıza geliyor ve başka başka duygular, acılar yaşıyoruz.” diyen Fahri Arkar’ın annesi Şeniz Arkar, şöyle konuştu:

“Ben yolcu etmeye gidemeyeceğim için o gün havalimanına götürmek için Fahri’yi Esra (Özberkman) almıştı. O gün Fahri abisini aldı diye Sahil’in yüzündeki heyecan gözümün önünden hiç gitmedi. Gidecekleri için heyecanlı ve gururluydu çocuklarımız.”

Sena Bundak Topukçuğlu: “Mert’i gönderirken sarılamadık bile”

Mert Niyazi Topukçuoğlu’nun annesi Sena Bundak Topukçuğlu da, şöyle devam etti:

“Mert’i gönderirken sarılamadık bile. Anne gidiyorum geleceğim zaten, gelince sarılırız dedi. Çünkü çok heyecanlıydılar. Otobüsün camından el salladık birbirimize. Eşimle 1 Şubat’ta görüşmüşlerdi en son. Eşim onu teşhiste öpebildi…”

Ahmet Can Yeniçeri: “İnsan çocuğuna veda edebilir mi?”

Depremde kızı Ecem ve eşi Bedriye Yeniçeri’yi kaybeden Ahmet Can Yeniçeri, duygularını şöyle ifade etti:

“İnsan çocuğuna veda edebilir mi?.. Aslında biz 3 Şubat’ta kaybetmişiz onları ama 6’sında yüzleştik gerçekle… En kötüsünü yaşadık adaletsizlik, bir çaresizlik….”

Eşini ve kızını kaybettikten sonra bilmediği birçok duyguyla yüzleşmek zorunda kaldığını söyleyen Yeniçeri, “Babayken hiç bilmediğim halde annelik de yapmak zorunda kaldım…” şeklinde konuştu.

Fatoş Karasel

Eşi Ali Karasel’i kaybeden Fatoş Karasel, eşiyle gitmeden önce tekrar tekrar vedalaştıklarını söyleyerek, “Sanki bize veda etmiş gibi gitti.” dedi.

Ozan Dağlı: “Benim tutunacak bir dalım yoktu. Kimsem kalmamıştı…Sizler benim ailem oldunuz”

Depremde iki kızı ve eşini kaybeden Ozan Dağlı da, eşi ve çocuklarını Adıyaman’a nasıl uğurladığını anlattı. Dağlı, “Ben sıradan hepsine sarılıp öptüm. Nazife gitmeden bir kez daha çağırıp öptü beni. Ayrılış mutsuzluğunu, acısı hissettim giderken…”

Depremden sonra özellikle kendisinin tutunacak bir dalının kalmadığını söyleyen Dağlı, “Ama sizler benim ailem oldunuz, yalnız yapamazdım…” dedi.

“Bu acı, bu eksiklik, çaresizlik, hasret ve özlem geçmeyecek…”

Kendilerini tatmin edecek bir adaletin olmadığını söyleyen Dağlı, şöyle devam etti:

“Kahkahaları kulaklarımda… Bu acının tarifi yok gerçekten. Gerçekler her gün yeniden tokat gibi çarpıyor yüzümüze. Bu acı, bu eksiklik, çaresizlik, hasret ve özlem geçmeyecek. Bunu ancak yaşayan anlayabilir. Bunu da sabrederek, savaşarak yapmak zorundayız ve yapmaya devam edeceğiz.”

“Kahır kelimesi girdi lügatimize… Savaş gibi bir katliam oldu ama bu bir savaş değildi”

“Kahır kelimesi girdi lügatimize. Savaş gibi bir katliam oldu ama bu bir savaş değildi.” diyen Afet Aktuğralı, şöyle devam etti:

“Herkesin kayıpları olur, herkesin ailesinden biri, sevdikleri ölür. Herkesin bir acısı olur. Ama bu öyle bir acı ki, onlarca yıl geçse de hiç hafiflemeyecek bir kahırdır. Biz şimdi kendimize geliyoruz ve daha fazla hissediyoruz. Türbülans etkisinde kahır ve hasret… Bu etki son duruşmadan sonra oldu.”

Kızı Nehir Çevik’in depremden iki gün önce anneannesinde olduğunu anlatan Safiye Çevik, kızının o otele hiç gitmek istemediğini söyledi.

Serap İş: “Çok üzgünüm, çok öfkeli ve kırgınım…”

Depremde oğlu Kağan Selim İş’i kaybeden Serap İş de, “Çok üzgünüm, çok öfkeli ve kırgınım. Adalet için mücadeleye devam edeceğim. Cehalet sonucu yapılan katil bir bina bizi evlatlarımızdan kopardı. Çocuklarımızın ahlaksızlığın kurbanı olmalarına müsaade etmeyeceğim.” ifadelerini kullandı.

Adalet mücadelesi ve ortak acının aileleri bir arada tuttuğuna işaret eden İş, mücadeleyi dernek çatısı altında sürdürmek zorunda olduklarını, başka türlü yaşayabileceklerini düşünmediğini dile getirdi; şöyle konuştu:

“Adım adım büyümesine şahit olmak gurur vericiydi”

“Oğlum istediği için onu Adıyaman’a gönderdim yoksa hiç göndermek istemedim. Onun gözlerindeki mutluluğa şahit oldum. Direnemedim gitmesi karşısında. Ben de onunla gitmek istedim ama o istemedi, nasılsa birkaç gün sonra geleceğini söyledi. Ama 6 Şubat’tan sonrası olamadı. Yaşasaydı 15 yaşındaki olacaktı benim oğlum. Adım adım büyümesine şahit olmak gurur vericiydi. Birkaç gün önce babasıyla orta ikide olduğunu ve çok çabuk büyüdüğünü konuşup üzülmüştük. Biz bunları konuşurken benim çocuğumun sayılı günleri kalmış, biz bundan habersizdik. Duygularımız o kadar yoğun ki, kelimelerle anlatabileceğimizi sanmıyorum. Evimizde büyük bir boşluk, sessizlik, her bir köşedeki iz her gün yüzümüze çarpıyor. Her geçen gün ona bir adım daha yaklaşmak benim için çok büyük bir huzur.”

Ruşen Yücesoylu Karakaya: “Güçlü olmaya, mücadele etmeye mecburuz”

Depremde kızı Selin’i kaybeden Ruşen Yücesoylu Karakaya “Kim ne derse desin bizler amacımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.” dedi.

Güçlü olmaya, mücadele etmeye mecbur olduklarını vurgulayan Ruşen Yücesoylu Karakaya ise, Grand İsias ve Grand Kartalkaya’da yapılan usulsüzlüklerle bir sürü masum çocuk ve insanın hayatını kaybettiğini söyledi.

Kartalkaya aileleri ile de iletişim içinde olduklarını ve onların sosyal medyada “#başkacanımızyok” diyerek sürdürdükleri mücadelelerinde her zaman yanlarında olacaklarını dile getiren Karakaya, yine aynı şekilde “#isiasortakdavamız”da da tüm amacın bir daha böyle ölümlerin yaşanmaması için adalette emsal kararların alınması olduğunu vurguladı.

“Kamu görevlileri için açılacak ceza davasına da yine hep birlikte tek yürek olarak katılacağız”

Karakaya, kamu görevlileri iddianamesinin şubat ortası gibi yazılacağını çünkü savcının tüm ifadeleri alma işleminin tamamlandığını belirterek, şöyle devam etti:

“Adıyaman’da kamu görevlileri için açılacak ceza davasına da yine hep birlikte tek yürek olarak katılacağız. İstinaf mahkemesinin otel sahipleri, mimar ve mühendislerine verilen bilinçli taksir kararını onaylamaması gerek. Yargılamanın istinaf mahkemelerinde tekrar yapılması ve suçluların müebbet hapis ile cezalandırılmaları gerek.”

İstinaf için 26 Şubat’ta kadar başvuruda bulunması gerek

Gerekçeli kararın ise avukatlara 7 Şubat’ta tebliğ edildiğini ifade eden Karakaya, avukatların istinaf için 26 Şubat’a kadar başvuruda bulunması gerektiğini söyledi.

Karakaya, bu süre içerisinde avukatlarla toplantılar yaparak, dilekçelerini istinaf mahkemesine vereceklerini, mücadelelerinin istinaf mahkemesi boyutunda devam edeceğini sözlerine ekledi.

Ersin Tatar, Şampiyon Melekler Futbol Anı Turnavası’nı izledi

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Şampiyon Melekleri anmak ve anılarını yaşatmak amacıyla düzenlenen Şampiyon Melekler Futbol Anı Turnavası’nı izledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye’de 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremde hayatlarını kaybeden Şampiyon Melekleri anmak ve anılarını yaşatmak amacıyla Doğancı Spor Kulübü ile Çerkezgücü Spor Kulübü işbirliğinde düzenlenen Şampiyon Melekler Futbol Anı Turnavası’nı izledi.

Doğancı Emek Stadyumu’nda gerçekleşen turnuvada, Ersin Tatar, turnuvaya KKTC’den katılan Baf Ülkü Yurdu, Lefke, Yalova, Binatlı ve Doğancı takımlarının altyapı yaş kategorileriyle görüştü.

Tatar, daha sonra ise Türkiye’deki Çerkezgücü Spor Kulübü’nden turnuvaya katılan sporcular, idareciler ve teknik heyetle görüşerek, başarılar diledi.

GAZİMAĞUSA’DA UBP’NİN CUMARTESİ BULUŞMALARINA YOĞUN KATILIM

UBP Gazimağusa ilçe binası her Cumartesi günü partililer, milletvekilleri, bakanlar ve belediye başkanları ile dolup taşıyor.

İlçe Başkanı Nahit Öncü, ilçe binasını gecekondu binasından çıkartıp, bahçesiyle birlikte modern ve çağdaş bir yapıya kavuşturunca, bakanlar her zaman olduğu gibi partili partisiz vatandaşlarının sorunlarını dinlediği bir merkez haline geldi.

10 okulda daha depreme karşı güçlendirme yapılacak

Bakanlar Kurulu Deprem ve Doğal Afet Değerlendirme ve İzleme Komisyonu’nun kararlarını onaylayarak 10 okulun binalarında depreme karşı güçlendirme yapılmasına karar verdi.

10 okulun binasında güçlendirme işlemleri veya ek işlerin yapılması için alınan karar uyarınca Şht. Zeki Salih İlkokulu, Güzelyurt Kurtuluş Lisesi, Mehmet Boransel İlkokulu, Şht. Doğan Ahmet İlkokulu, İskele Ticaret Lisesi, Şht. Hüseyin Akil İlkokulu, Ağırdağ İlkokulu, Değirmenlik İlkokulu, Atatürk Meslek Lisesi ve Şht. Yalçın İlkokulu’nda deprem önlemleri çerçevesinde gerekli işlemler yapılacak.

Kandilli Rasathanesi açıkladı: Türkiye’de tsunami tehlikesi olan bölgeler belli oldu

Kandilli Rasathanesi, Ege Denizi’nde devam eden sismik hareketliliğe ilişkin 4. raporunu yayımladı. Raporda, son bir haftada 1513 depremin kaydedildiği belirtilirken, Antalya Körfezi ve Kaş Yarımadası’nda 1 ila 3 metre arasında tsunami dalgası oluşabileceği vurgulandı.

Kandilli Rasathanesi’nin raporuna göre, 31 Ocak – 7 Şubat tarihleri arasında Ege Denizi’nde en büyüğü 5.3 olmak üzere toplam 1513 deprem meydana geldi. Bu depremlerden 108’inin büyüklüğü 4’ün üzerinde olurken, uzmanlar bölgedeki hareketliliğin devam ettiğini belirtti.

Rapor, Santorini ve çevresindeki sismik hareketliliğin ilerleyen günlerde daha büyük depremlere yol açabileceğine dikkat çekiyor.

TSUNAMİ RİSKİ DEVAM EDİYOR

Sözcü’nün haberine göre raporda, 1956 yılında Güney Ege’de meydana gelen Amorgos depremine atıf yapılarak, geçmişte yaşanan tsunamilerin etkileri hatırlatıldı.

“Kilimli (Kalimnos) Adası’nda 2.5 metre yüksekliğinde dalga oluşmuş, kıyıdan 1.5 kilometre içeriye kadar su baskını yaşanmıştı. Ünye (İos), İncirli (Nisyros), Batnaz (Patnos), Papazlık (Tilos) ve Lipsi (Lipsos) adalarında büyük maddi hasar meydana gelmişti. Tsunami dalgaları Fethiye’de 1 metre yüksekliğe ulaşmış ve 250 metre içeriye ilerlemişti.”

Uzmanlar, Santorini ve çevresindeki sismik aktivitenin, bölgedeki potansiyel tsunami riskinin devam ettiğini gösterdiğini vurguladı.

TSUNAMİ TEHLİKESİ ALTINDAKİ BÖLGELER AÇIKLANDI

Kandilli raporuna göre, Türkiye’de en büyük tsunami tehlikesi altında olan bölgeler Kaş Yarımadası ve Antalya Körfezi.

Raporda şu ifadelere yer verildi:

“Orta ve Doğu Akdeniz ile Ege Denizi’nde Helen yayı, çevresi ve ona dik olan Güney Akdeniz ve Kuzey Afrika sahillerinde tsunami tehlikesinin yüksek olduğu belirtilmiştir. Güney Ege, Trablusgarp, Doğu Sicilya ve Güney İtalya, Batı Yunanistan, Kıbrıs’ın batı ve güney kıyıları, Türkiye’de Kaş Yarımadası ve Antalya Körfezi ile Mısır arasındaki bölgede 1 ila 3 metre arasında tsunami tehlikesinin mümkün olduğu anlaşılmıştır.”

Bölükbaşı: Asil Nadir’in genel durumu ciddiyetini koruyor

Kolan British Hastanesi Başhekimi Dr. Celal Bölükbaşı, iş insanı Asil Nadir’in genel durumunun ciddiyetini koruduğunu açıkladı.

Bölükbaşı, Kolan British Hastanesi’nde tedavisi devam eden Nadir’in yoğun bakımdaki tedavisinin sürdüğünü, bugün itibarıyla sağlık durumunda önemli bir değişiklik bulunmadığını kaydetti.

Bölükbaşı, Nadir’in sağlık durumuyla ilgili açıklamasında ,“Kamuoyunda oluşabilecek bilgi kirliliğinin önüne geçmek amacıyla her gün düzenli bilgilendirme yapacağımızı bir kez daha hatırlatırız” dedi.

BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo önce Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile görüşecek

BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo’nun, mart ayında İsviçre’de gerçekleştirilmesi hedeflenen gayriresmi beşli konferans için pazartesi geleceği Kıbrıs’ta önce Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’la görüşeceği haber verildi.

Alithia ve diğer gazetelere göre DiCarlo, Cumhurbaşkanı Tatar ile saat 10.30’da Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile de 12.00’de görüşecek, öğleden sonra ise Ledra Palace Otel’de kadınlar grubu ile bir araya gelecek. DiCarlo 12 Şubat’ta Atina’yı, 13 Şubat’ta da Ankara’yı ziyaret edecek.

BM Sözcü Yardımcısı Ferhan Haq, dün gece yaptığı açıklamada “genişletilmiş formda bir gayriresmi görüşmenin ön hazırlıkları çerçevesinde Kıbrıs sorununda ileriye gitme yolunun görüşüleceğini” söyledi.

Ferhan Haq, DiCarlo’nun gençler ve kadınlar da dahil sivil toplum temsilcileriyle de bir araya geleceğini belirtti. Haq, DiCarlo’nun mart ayında İsviçre’de gerçekleştirilecek gayriresmi genişletilmiş konferansın müzakerelerin yeniden başlamasına olanak tanıyacak olumlu bir sonuca varmasını güvenceye almak için iki tarafın pozisyonunu ve niyetlerini saptayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis ve DiCarlo arasında ortak bir görüşme planlanmadı. Hristodulidis önceki gece yaptığı açıklamada, “ortak bir görüşmeye hazır olduğunu ve DiCarlo’nun, uygun göreceğine Rum tarafının cevabının olumlu olacağını söyledi.

Hristodulidis ayrıca yeni geçiş noktaları ve Pile konusunda sunduğu öneriler hakkında Cumhurbaşkanı Tatar’ın görüşünü beklediğini de ifade etti.

Tatar: Kıbrıs’taki gerçekleri görmeden bir antlaşma olamaz

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Döveç ve Rumelili Yönetici İşadamı ve Sanayiciler Derneği (Rumelisiad) iş birliğinde düzenlenen “Kuzey Kıbrıs Ekonomi ve Yatırım Paneli”nin açılışına katıldı.

Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, paneli düzenleyenleri tebrik eden Tatar; ülkede para, kaynak ve istikrarın olmasına rağmen girişimciliğin olmaması durumunda bir yere varılamayacağını belirterek, girişimcilerin önemine dikkat çekti.

KKTC, Türkiye Cumhuriyeti ve dünyanın birçok yerinde yatırım ve girişim yapan Kıbrıslı Türk iş insanı Asil Nadir’in yanında finans müdürü olarak çalışma fırsatı bulduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türkü’nün gelişmesi ve KKTC’nin tanınmasının önlenmesi için Rum tarafının girişim yaptığını ve Asil Nadir’in yükselişinin önlendiğini vurguladı.

Rum tarafının son olarak Kuzey’deki inşaatların engellenmesi için girişim yaptığını ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, Güney Kıbrıs’ın yaptığı haksızlıkları Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası toplantılarda dile getirdiğini kaydetti.

Kıbrıs’ta iki ayrı devlet bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, iki devlet siyasetinin altında uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan haklar, şehitler, verilen mücadeleler ve Türk dünyasının bulunduğunu aktardı.

Kıbrıs Türkü’nü diz çökertip, Türkiye ile bağlarını kopararak, Kıbrıs’ın Yunan adası yapılmak istendiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türkü’nün kara parçası yanında Mavi ve Gökvatan’da da hak sahibi olduğunu ifade etti.

Teknolojiden yararlanılarak ülkede en iyi kalitede inşaatların yapıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye’den gelecek yatırımcıların ekonominin ilerlemesi için itici bir güç olacağına dikkat çekti.

Ekonomik faaliyetlerin artması, yükseköğrenim, turizm ve inşaat sektörünün gelişmesi için birlikte çalışma yapılması gerektiğine işaret eden Tatar, Kıbrıs Türkü’nün gelişmeye ve kalkınmaya devam edeceğini kaydetti.

KKTC’nin tanıtılması için çalışmaların sürdüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye büyükelçilerinin bulundukları ülkelerde Kıbrıs Türkü’nün siyasetini ve sesini dünyaya duyurduklarını vurguladı.

“Kıbrıs’taki gerçekleri görmeden bir antlaşma olamaz.” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs’ta 50 yıldır devam eden barış, huzur ve güven ortamından dolayı Güney Kıbrıs’ın da ekonomisinin geliştiğini ve refahının arttığını söyledi.

Ersin Tatar: Güney Kıbrıs’ın ABD ve Fransa ile anlaşmaları hukuka aykırı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İngiliz Üslerinden sonra ABD ve Fransa’nın da Güney Kıbrıs’a yerleşmesinin Kıbrıs Kuruluş ve Garantörlük Antlaşmaları’na aykırı olduğuna dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Güney Kıbrıs’ın ABD ve Fransa ile anlaşmaları hukuka aykırı” dedi.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Tatar, NTV Dış Haberler Müdürü Hüseyin Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

Rum lider Nikos Hristodulidis’e görüşme çağrısı yaptığıyla ilgili soruyu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Ekim ayında New York’ta Birleşmiş Milletler ev sahipliğinde gerçekleştirilen gayrı resmi yemekte, “yılda karşılıklı yapılan 8 milyon geçişin yüzde 65’inin Metehan Sınır Kapısından yapıldığını söylediğini” belirterek, Metehan Sınır Kapısı’nın rahatlatılması için, taksi ve ticari araçların kullanacağı Haspolat’ta yeni bir sınır kapısı açılmasını önerdiğini söyledi.

Seyahat özgürlüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, ancak Rum tarafının Kuzey’e geçen Rumların, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mühürü vurdurup, ayrı bir devletin otoritesini kabul ettikleri gerçeğiyle yüz yüze gelmek istemediğini vurguladı.

Rum tarafındaki yönetimin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımadığı için Rumların Kuzey’e geçmesini içlerine sindiremediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “ancak halk kitlelerinin gerçeğe baktığına” dikkat çekti.

Haspolat’a ek olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en güneyindeki Akıncılar’da bir sınır kapısı daha açılmasını önerdiğini anlatan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Rumların bu hamleyi beklemediğini ve “oynadıkları oyunun bozulduğunu” kaydetti.

Birleşmiş Milletlerin yapılan öneriden memnun olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Türkler, Rumlar ve Adaya gelen turistlerin geçişini kolaylaştırmak için Türk tarafının yapıcı, pozitif, işi çözmek ve kolaylaştırmak için atılan adımı takdir ettiler” dedi.

Yapılan öneriye rağmen Rum lider Hristodilidis’in halen daha olumlu bir yanıt vermediğine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, Rum tarafının olaya bakış açısının Türk tarafından çok farklı olduğuna dikkat çekti.

Kıbrıs Türkü’nün, Kıbrıs Rumları kadar egemen olduğunu, bu nedenle Kıbrıs Türkü’nün egemenlik hakkının kabul edilmesini istediğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, “Onlar kadar meşruiyetimiz var. Geçmişe bakıldığında onlar da halk, bizler de halkız. Halktan, halka yani devletten devlete Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gerçeğini kabul ettikleri gün çözüme ulaşabiliriz” diye konuştu.

Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik meselelerine değinen Cumhurbaşkanı Tatar, Gazze ve Suriye’de son yaşananların ardından Doğu Akdeniz’in statüsünün yükseldiğini, Mavi ve Gök Vatan’da deniz yetki alanları ile kıta sahanlığı da dikkate alınarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kara parçasından daha büyük bir alana sahip olduğunu ve bu alanda ulusal çıkarların bulunduğunu kaydetti.

Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile bağların koparılmasına asla izin verilmeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, iki devletli çözüm siyasetinin Türkiye’nin desteğiyle belli bir noktaya geldiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs’ta Kuzey’deki bağımsız Türk devletinin egemenliğinin tescil edilmesi ile bazı Anayasal konuların konuşulabileceğine dikkat çekti.

Rum lider Hristodulidis’ten talebinin, gerçekleri görmesi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Rum tarafı gerçekleri görmezse yakın bir gelecekte Kıbrıs’ta bir çözüm bulunamayacağını ifade etti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarının Güney’deki yönetim ile her zaman iş birliğine hazır olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Rum tarafında işbirliği yapmak isteyenler olduğunu ancak kendi içlerinde çelişkiye düştüklerini ve tanımadıkları bir devletle iş birliği yapmaktan çekindiklerini kaydetti.

Crans Montana’da tüketilen federasyon görüşmelerinin ardından iki devletli çözümden başka alternatif kalmadığı ve negatif gelişmelerin ardından Mart ayında gerçekleştirilecek 5’li görüşmeyle ilgili ne beklediğiyle ilgili soruyu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tatar, şu şekilde yanıt verdi:

“Anavatan ve garantör ülke aynı zamanda bölgede önemli bir güce sahip Türkiye ile işbirliği ve uyum içerisinde hareket etmek istiyoruz. Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin barış, huzur ve güvenin teminatı olarak Adadaki varlığını sürdürmesini istiyoruz. Bu gerçeklerin kabul edilmesiyle mutlaka bir çözüm bulunabilir. Ulusalcıyım ancak ben de bir çözüm ve antlaşma istiyorum.”

Kendisinden önce bazı kişilerin yaptığı gibi her ne pahasına olursa olsun bir çözüme varmayı asla kabul etmediğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye’nin garantörlüğü ve askeri varlığının devamı ile Avrupa Birliği çatısı altında iki devletin yer alabileceğini söyledi. Güney Kıbrıs’ın gelişmiş ve kalkınmış olmasının Türk askerinin adadaki varlığından kaynaklandığını aktardı.

İngiliz Üslerinden sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa’nın da Güney Kıbrıs’a yerleşmesinin Kıbrıs Kuruluş ve Garantörlük Antlaşmaları’na aykırı olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Tatar, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin Güney Kıbrıs’ı hedef yapabileceğine vurgu yaptı.

Yaşanan gelişmelerden endişeli olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, Güney Kıbrıs’ta bir çalkantı olduğunu, muhaliflerin, sivil toplum örgütlerinin ve ekonomik sektörlerin Rum lideri eleştirdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasında ayrıca Türkiye’nin desteği ve siyasette denge unsuru olarak duruşu ile Kuzey’de bir rahatsızlık olmadığını sözlerine ekledi.

Maliye Bakanı Berova, Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği’yle görüştü

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği Başkanı Mahmut Erden ve yönetim kurulu üyeleri ile sektöre dair sorunları ve geleceği ele aldı.

Maliye Bakanı Özdemir Berova bugün, Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği (SÜİB) Başkanı Mahmut Erden ve yönetim kurulu üyelerini kabul etti.

Bakanlıktan verilen bilgiye göre görüşmede, sektörün sorunları ve geleceği masaya yatırılarak, istişarelerde bulunuldu.