Archives Mart 2026

Üstel, bölgesel gerilim gündemiyle Sivil Savunma Teşkilatı’nı ziyaret etti

Başbakan Ünal Üstel, Ortadoğu’da devam eden savaşın bölgesel etkilerini değerlendirmek amacıyla Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı’nı ziyaret etti. Ziyarette, artan askeri gerilimin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne olası yansımaları ve alınabilecek tedbirler ele alındı.

Ziyaret sonrası açıklama yapan Üstel, bölgede tırmanan askeri hareketlilik ve özellikle İngiliz üslerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların ardından yaşanabilecek gelişmelere karşı hazırlıkların gözden geçirildiğini belirtti. Toplantıda sivil savunma kapasitesi, acil durum planlamaları ve kurumlar arası koordinasyon mekanizmalarının detaylı şekilde değerlendirildiğini ifade etti.

Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin hassas bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Üstel, adada bulunan İngiliz üslerinin üçüncü ülkelerin askeri operasyonlarında aktif biçimde kullanılmasının Kıbrıs’ı fiilen süregelen çatışmaların bir parçası haline getirdiğini söyledi. Üstel, adayı bir ileri karakol ya da operasyon sahasına dönüştüren her adımın adada yaşayan tüm halkları risk altına soktuğunu vurguladı.

Başbakan Üstel, İngiliz üslerinin kullanımıyla birlikte Rum Yönetimi’nin bazı ülkelere tanıdığı askeri ayrıcalıkların da adanın genel güvenliği açısından risk oluşturduğunu dile getirdi. Devletin tüm kurumlarının süreci yakından takip ettiğini belirten Üstel, KKTC halkının güvenliği için gerekli tüm tedbirleri almanın en temel sorumlulukları olduğunu kaydetti.

Savaşların kazananı olmadığını ifade eden Üstel, sivillerin zarar gördüğü, göçlerin arttığı ve ekonomilerin sarsıldığı bu süreçte tüm taraflara ateşkes ve diplomasi çağrısı yaptı.

Türkiye’nin yürüttüğü diplomatik girişimlere de değinen Üstel, Recep Tayyip Erdoğan ile Hakan Fidan’ın silahların susturulması ve diplomatik kanalların işletilmesine yönelik temaslarının bölge barışı açısından kritik önem taşıdığını belirterek, bu girişimlerin uluslararası toplum tarafından dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Yeni Hastane Randevu Sistemi devreye girdi

Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerine erişimi daha hızlı ve daha kolay hale getirmek amacıyla Hastane Randevu Sistemi (HRS)’ni devreye aldı.

Yeni sisteme geçiş süreci nedeniyle mevcut randevular bir hafta süreyle ertelenmiş olup, bu nedenle 1101 randevu hattında geçici bir yoğunluk yaşanmaktadır. Söz konusu yoğunluğun kısa süre içerisinde azalması ve sistemin olağan işleyişine dönmesi bekleniyor.

Öte yandan online randevu sistemi 7 gün 24 saat kesintisiz olarak hizmet verecek.

Geçiş sürecinin planlı ve sorunsuz şekilde tamamlanabilmesi adına 1101 hattı, mevcut randevu sistemi üzerinden bir süre daha hizmet sunmaya devam edecek.

2 Mart itibarıyla yeni sistemle birlikte:
•    Vatandaşlarımız randevularını telefon aracılığıyla alabilecek,
•    Online randevu sistemi ise 7 gün 24 saat kesintisiz olarak hizmet vermeyi sürdürecektir.

Online randevu sistemine, e-Devlet Kapısı üzerinden güvenli kimlik doğrulama yöntemiyle erişim sağlanacaktır. Sistemi kullanabilmek için e-Devlet şifresi gerekmekte olup, henüz şifresi bulunmayan vatandaşlarımız şifrelerini ilgili kaymakamlıklardan temin edebilecektir.

Herhangi bir mağduriyet yaşanmaması adına tüm teknik ve idari ekiplerimiz yoğun, titiz ve özverili bir çalışma yürütmektedir. Geçiş döneminde oluşabilecek kısa süreli aksaklıklara karşı vatandaşlarımızın göstereceği anlayış, sürecin sağlıklı ve hızlı bir şekilde tamamlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

Hamaney ve İran yönetimine yönelik aylar süren istihbarat takibinin ayrıntıları ortaya çıktı

ABD ve İsrail istihbarat birimlerinin, düzenlenen operasyon öncesinde İran lideri Ali Hamaney’i aylarca yakından izlediği ve üst düzey yetkililerin aynı yerleşkede toplanmasını “fırsat” olarak değerlendirdiği belirlendi.

CNN’in operasyona ilişkin bilgi sahibi olan 5 yetkiliye dayandırdığı haberine göre, aralarında ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) da olduğu ABD ve İsrail istihbarat birimleri, Hamaney’in günlük rutinini, görüştüğü isimleri, iletişim yöntemlerini ve olası saldırı durumunda çekilebileceği noktaları uzun süre mercek altına aldı.

Yetkililer, istihbarat birimlerinin yalnızca Hamaney’i değil, İran’ın üst düzey siyasi ve askeri yetkililerini de takip ettiğini, bu isimlerin nadiren aynı yerde bir araya gelmesi nedeniyle uygun zamanın beklendiğini belirtti.

İstihbaratın, takip sürecinde Hamaney’in gündüz kendisini daha güvende hissettiğini ve koruma protokollerini bu saatlerde esnettiğini saptadığını aktaran yetkililer, bu nedenle normal şartlarda gece yapılması planlanan saldırının sabah saatlerine kaydırıldığını ifade etti.

Yetkililer, İranlı üst düzey görevlilerin Tahran’daki liderlik ofisi, cumhurbaşkanlığı ve ulusal güvenlik birimlerinin bulunduğu yerleşkede cumartesi sabahı ayrı noktalarda toplantı planlamasının istihbarat açısından “fırsat” olarak değerlendirildiğini vurguladı.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, operasyonun hazırlık süreci İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Aralık 2025’te ABD Başkanı Donald Trump’ı Florida’daki malikanesi Mar-a-Lago ziyaretiyle hız kazandı.

Görüşmede Netanyahu, İran’ın balistik füze programını ilerlettiği ve nükleer kapasitesini yeniden canlandırmaya çalıştığına dair istihbarat paylaştı.

Trump, bu görüşmede İsrail’in füze tesislerini hedef alacak askeri hamlelerine destek vereceğini taahhüt etti.

ABD-İsrail’in İran’a saldırıları

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin yaralandığını duyurdu.

Hristodulidis: Kıbrıs hiçbir askeri operasyona taraf değil

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, Ağrotur’daki İngiliz üslerine düşen Shahed tipi İHA’nın küçük çaplı hasara yol açtığını belirterek, Kıbrıs’ın herhangi bir askeri operasyona katılmadığını ve ülke güvenliği için tüm birimlerin teyakkuzda olduğunu açıkladı.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, yayımladığı video mesajda Kıbrıs’ın herhangi bir askeri operasyona hiçbir şekilde katılmadığını ve böyle bir niyetinin de bulunmadığını açıkladı.

Hristodulidis, ülkenin ve vatandaşların güvenliğinin öncelikli olduğunu belirterek, “Ülkemizin ve halkımızın güvenliği ilk önceliğimizdir. Gereken ne varsa yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Yaşanan son gelişmeler ışığında kamuoyunu doğrudan bilgilendirme kararı aldığını kaydeden Rum lider, gece saat 00.03’te Shahed tipi insansız hava aracının Ağrotur’daki İngiliz üsleri içerisindeki askeri tesislere düştüğünü açıkladı. Olayda küçük çaplı maddi hasar meydana geldiği bildirildi.

Hristodulidis, ilk andan itibaren Cumhuriyetin tüm yetkili birimlerinin alarm durumunda ve tam operasyonel hazırlık içinde olduğunu belirtti. Durum değerlendirmesi amacıyla Ulusal Güvenlik Konseyi’ni derhal topladığını ifade eden Rum lider, konseyin sürekli istişare halinde olduğunu söyledi.

Ayrıca gelişmelerle ilgili olarak Avrupa Birliği liderleri ve diğer ülkelerin liderleriyle sürekli temas halinde bulunduğunu aktardı.

Bölgenin ciddi jeopolitik istikrarsızlık ve benzeri görülmemiş bir kriz sürecinden geçtiğine dikkat çeken Hristodulidis, “Vatanımız hiçbir şekilde herhangi bir askeri operasyona katılmamış ve katılmayı da düşünmemektedir” dedi.

Kıbrıs’ın bugüne kadar üstlendiği insani role bağlı kalmaya devam edeceğini belirten Hristodulidis, ülkenin çözümün parçası olmayı sürdüreceğini ve aynı sorumluluk anlayışıyla hareket etmeye devam edeceğini kaydetti.

İngiltere, ABD’ye İngiliz üslerini kullanma izni verdiğini açıkladı

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD’nin İran’ın füze depolarını vurmak için İngiliz üslerini kullanma izni talep ettiğini ve bu talebi kabul ettiklerini bildirdi.

Starmer, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaştığı video mesajda, Orta Doğu’daki duruma ilişkin konuştu.

Başbakan Starmer, İran’ın saldırıda bulunduğu ülkelerde yaklaşık 200 bin İngiliz vatandaşı olduğunu belirterek, bu kişileri desteklemek için ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti.

Bölge genelinde konuşlanmış İngiliz Silahlı Kuvvetlerinin de İran’ın eylemleri nedeniyle risk altında olduğuna işaret eden Starmer, İran’ın tutumunun giderek daha pervasız hale geldiği değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere’nin İran’a yönelik saldırılara katılmayacağına dair kararının “bilinçli karar” olduğunu belirten Starmer, bunun en önemli nedeninin, bölge ve dünya için en iyi yolun müzakere yoluyla çözüm olduğuna dair inançları olduğunu ifade etti.

Starmer, bu çözümde, İran’ın, nükleer silah geliştirme hedefinden vazgeçmeyi kabul etmesi şartı olduğunu, ancak İran’ın yine de İngiliz çıkarlarına zarar verdiğini, İngiliz halkını ve bölgedeki müttefiklerini büyük riske soktuğunu söyledi.

Başbakan Starmer, İngiltere’nin Körfez’deki ortaklarının, İngiliz vatandaşlarının savunması için daha fazla çaba göstermelerini istediğini ve kendisinin görevinin de bu vatandaşların hayatını korumak olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“İngiliz jetleri, İran’ın saldırılarını başarıyla engelleyen koordineli savunma operasyonlarının parçası olarak havada görev yapmaktadır. Ancak, bu tehdidi durdurmanın tek yolu, füzeleri kaynağında, yani depolama tesislerinde veya füzeleri ateşlemek için kullanılan fırlatma rampalarında imha etmektir. ABD, bu özel ve sınırlı savunma amaçlı kullanım için İngiliz üslerini kullanma izni talep etmiştir. İran’ın bölgeye füze saldırısı düzenleyerek masum sivilleri öldürmesini, İngiliz vatandaşlarının hayatını tehlikeye atmasını ve olayla ilgisi olmayan ülkeleri vurmasını önlemek için bu talebi kabul etme kararı aldık.”

Starmer, bu kararı almalarının nedeninin, İngiltere’nin uzun süredir dost ve müttefiki olan ülkelerin kolektif savunması ve İngiliz vatandaşlarının hayatlarının korunması olduğunu bildirdi.

Bu kararın, uluslararası hukuka uygun olduğunu savunan Starmer, İran’a yönelik saldırılara dahil olmadıklarının, ancak bölgedeki savunma eylemlerine devam edeceklerinin altını çizdi. Starmer, “Ayrıca, Körfez’deki ortaklarımızın kendilerine saldıran İran insansız hava araçlarını düşürmelerine yardımcı olmak için Ukrayna’dan uzmanları kendi uzmanlarımızla bir araya getireceğiz.” dedi.

Starmer, Irak’ta yapılan hataları anımsadıklarını dile getirerek, “Biz buradan dersi aldık. İran’a yönelik ilk saldırılara katılmadık ve şimdi de saldırı eylemlerine katılmayacağız, ancak İran, yakıp yıkma stratejisi izliyor. Bu nedenle, bölgedeki müttefiklerimizin ve halkımızın toplu öz savunmasını destekliyoruz.” diye konuştu.

İngiliz basınına göre, İngiltere, ABD’ye, Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia Üssü ile Fairford’daki İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) Üssü’nün kullanımına izin verdi.

ABD-İsrail saldırıları ve İran’ın misillemeleri

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin yaralandığını duyurdu.

Trump, İran’a yönelik saldırıların dört hafta sürebileceğini belirtti

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırıların dört hafta veya daha kısa sürebileceğini ifade etti.

Daily Mail gazetesine konuşan Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Trump’a Suudi Arabistan’ın başlangıçta hedef alındıktan sonra İran’a saldırılar başlatabileceği iddiaları sorulduğunda, “Onlar da savaşıyorlar, onlar da savaşıyorlar.” ifadesini kullandı.

İran’a yönelik saldırıların dört hafta boyunca devam edebileceği ihtimalinden bahseden Trump, “Bu her zaman yaklaşık dört haftalık bir süreç olmuştur, bu yüzden ne kadar güçlü olursa olsun, büyük bir ülke olduğu için dört hafta veya daha kısa sürecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Saldırılar tüm hedeflerimize ulaşana kadar devam edecek

Trump, sosyal medya hesabından paylaştığı yaklaşık 6 dakikalık bir videoda ülkesi ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını değerlendirdi.

İran’da bulunan Devrim Muhafızları Ordusu’na ait yüzlerce yeri vurduklarını ve İran’a ait 9 gemiyi imha ettiklerini anlatan Trump, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in de öldürüldüğünü belirtti.

İran’ın “tüm askeri komuta kademesinin” yok olduğunu ve kalanların teslim olmak ve dokunulmazlık istediklerini savunan Trump, “Şu anda savaş operasyonları tüm gücüyle devam ediyor ve tüm hedeflerimize ulaşana kadar devam edecek. Çok güçlü hedeflerimiz var. İki hafta önce bir şeyler yapabilirlerdi ama bunu başaramadılar.” diye konuştu.

“Daha fazla Amerikan askeri ölebilir”

Trump, şu ana dek 3 Amerikan askerinin öldüğüne işaret ederek, “Ne yazık ki daha fazla kayıp olacak. Bu iş böyle. Muhtemelen daha fazlası olacak ama bunun olmaması için elimizden gelen her şeyi yapacağız.” ifadelerini kullandı.

İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin veremeyeceklerini yineleyen Trump, İran’ın “terörün sponsorluğunu yapan” bir ülke olduğunu savundu. Trump, bununla da mücadele ettiklerini belirtti.

İran halkına “ülkenizi geri alın” çağrısı yaptı

İran halkına ve İranlı güvenlik unsurlarına da seslenen Trump, “Devrim Muhafızları’na, İran askerine ve polisine bir kez daha silahlarını bırakıp tam dokunulmazlık elde etmelerini tavsiye ediyorum, yoksa ölümle karşı karşıya kalacaklar. Özgürlüğü arzulayan tüm vatanseverleri cesur, atılgan ve kahramanca davranmaya ve ülkelerini geri almaya çağırıyorum. Amerika sizinle birlikte.” şeklinde konuştu.

ABD-İsrail saldırıları ve İran’ın misillemeleri

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin yaralandığını duyurdu.

OLGUN AMCAOĞLU: EKOSEPETİ’NE ŞUBAT’TA 1 MİLYON GİRİŞ

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Şubat ayında Ekosepeti uygulamasına 1 milyon 30 bin 471 giriş yapıldığını açıkladı.

Dijital Karekod Sistemi – Elektronik Etiket Uygulaması (Ekosepeti) vatandaşın yoğun ilgisiyle kullanılmaya devam ediyor.

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, 1 Şubat – 28 Şubat 2026 tarihleri arasında vatandaşların sisteme 1 milyondan fazla giriş yaptığını açıkladı.

Lakadamyalı: İran ve Körfez’deki 50 KKTC Vatandaşının Dönüşü Hava Sahasına Bağlı

Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Lakadamyalı, şu ana kadar İran ve Körfez ülkelerinde bulunan 50 KKTC vatandaşının, KKTC temsilciliklerine başvurduğunu belirterek, bu ülkelerin hava sahalarının açılmasıyla dönüşlerin planlanacağını kaydetti.

Lakadamyalı, İran ve Körfez ülkelerinde bulunan vatandaşların durumu hakkında Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) yaptığı açıklamada, 37 kişilik bir kafilenin Birleşik Arap Emirlikleri Dubai’de turistik amaçla bulunduğunu, kafilenin otellerinde güvende olduğunu belirtti.

ÜSTEL: GÜNEY KIBRIS’IN ATTIĞI ADIMLAR ADAYI TEHLİKEYE SÜRÜKLÜYOR

Başbakan Ünal Üstel, İran’dan RAF Akrotiri istikametine füze fırlatıldığı iddiaları sonrası yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin kırılganlaştığını belirterek Rum yönetiminin politikalarının adayı bölgesel çatışmaların parçası haline getirme riski taşıdığını vurguladı.

Başbakan Ünal Üstel, İngiltere Savunma Bakanı John Healey’in İran tarafından RAF Akrotiri istikametine iki füze fırlatıldığı ve bunların etkisiz hale getirildiği yönündeki açıklamasının, Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin ne kadar kırılgan olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti.

Rum kaynakların gelişmeyi yalanlamasına rağmen böyle bir olasılığın varlığının adada yaşayan tüm insanları tedirgin ettiğini ifade eden Üstel, yaşananların Rum Yönetimi’nin son dönemde izlediği stratejiler sonucunda Kıbrıs adasının arzu edilmeyen bir gerilimin doğrudan etki alanına çekildiğini gösterdiğini kaydetti.

Ünal Üstel‘in açıklaması şöyle:

“İngiltere Savunma Bakanı John Healey’in yaptığı açıklamada, İran tarafından RAF Akrotiri istikametine iki füze fırlatıldığının ve bu füzelerin etkisiz hale getirildiğini söylemesi, Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin ne kadar kırılgan olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.

Her ne kadar Rum kaynaklar bu gelişmeyi yalanlasalar dahi, bu olasılığın ortada duruyor olması adada yaşayan tüm insanları tedirgin etmiştir. Bu gelişmeler, Rum Yönetimi’nin son dönemde izlediği hatalı stratejiler sonucunda Kıbrıs adasının hiç arzu etmediğimiz bir gerilimin doğrudan etki alanına çekildiğini göstermektedir.

Altını açık ve net biçimde çiziyorum: Kıbrıs adası, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün sağladığı güven ortamında yıllardır barış ve istikrarını korumuştur. Ancak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin büyük güç rekabetleri içinde rol çalma yaklaşımı, NATO hayali ile attığı boyunu aşan adımlar, askeri angajmanları ve üs politikaları hem adanın güneyini hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bölgesel çatışmaların bir parçası haline getirme potansiyeli taşımaktadır.

Hiçbir üs, hiçbir askeri hesap ve hiçbir küresel strateji bu adada yaşayan insanların güvenliğinden ve geleceğinden daha kıymetli değildir. Rum liderliği, özellikle Sayın Nikos Hristodulidis, dış politikada hayallerle değil sağduyuyla hareket etmelidir. Devlet yönetimi fanatizmle değil akılla yapılır. Diplomasi bir gösteri alanı değil, sorumluluk alanıdır.

Kıbrıs’ı büyük güçlerin satranç tahtasına dönüştürmek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk halkı kadar Rum halkı için de ciddi bir güvenlik tehdididir. Bugün yaşanan füze hadisesi şunu açıkça göstermektedir; Güney’de savaşın parçası haline gelen yabancı askeri unsurlar ve üsler hedef olabilmektedir.

Bu durum, küçük ama stratejik olarak hassas bir adayı doğrudan risk alanına sokmaktadır. İngiltere de bu adanın garantörlerinden biridir. Bu sıfat, yalnızca tarihsel bir statü değil, aynı zamanda ciddi bir sorumluluktur. Kıbrıs adasını bir savaşın parçası haline getirebilecek her türlü askeri ve siyasi tasarruftan kaçınmak, onun garantörlüğünün de temel gereğidir. Güney’deki üslerin ve askeri faaliyetlerin bu savaşın parçası haline gelmemesi için Rum kamuoyunu da kendi liderliğine sağduyu çağrısı yapmaya davet ediyorum.

Öte yandan yaşanan bu gelişmeler, adanın tek taraflı yönetim anlayışıyla sürdürülemeyeceğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adanın tamamının sahibi gibi hareket etmesi, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı kararlar, yalnızca siyasi gerilimi değil, güvenlik risklerini artırmakta ve iki halk arasındaki güveni de erozyona uğratmaktadır.

Kıbrıs Türklerini yok sayarak tüm karar mekanizmalarını tek taraflı biçimde işletmek ve Kıbrıs Türk tarafının görüşünü almaksızın uluslararası askeri ve stratejik angajmanlara girmek, iki devleti de ve halkı da risk altına sokmaktadır. Bu yaklaşım sürdürülebilir değildir. İki devletli çözüm yaklaşımının işte bu noktada ne denli gerçekçi bir yaklaşım olduğu daha net şekilde görülmektedir. Bir kez daha silahların susmasını, can kayıplarının durmasını ve diplomasinin konuşmasını arzu ettiğimizi, uluslararası hukuk ve barışın yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.”

Gazimağusa Devlet Hastanesi’nde Kolanjioskopi Dönemi Başladı

Sağlık Bakanlığı’nın girişimleriyle temin edilen kolanjioskopi cihazı, Gazimağusa Devlet Hastanesi’nde hizmete girdi. Yeni teknolojik yatırım ile birlikte safra yolu hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli bir adım atıldığı bildirildi.

Safra yollarını görüntülemek amacıyla yapılan endoskopik işlemi mümkün kılan kolanjioskopi sistemi, tanısı zor olan safra kanalı ile karaciğer içi safra kanallarının doğrudan görüntülenmesini sağlıyor. Böylece hastalıklı bölgenin birebir incelenmesine ve daha net değerlendirme yapılmasına olanak tanınıyor.

Hastanede ERCP işlemlerinin 2007 yılından bu yana başarıyla uygulandığı, bugüne kadar yaklaşık 3 bin 650 hastaya ERCP işlemi yapıldığı kaydedildi. ERCP yöntemi ile safra yollarının kontrast madde verilerek görüntülenebildiği ancak bu yöntemle biyopsi alma ve ayrıcı tanı koyma imkânının bulunmadığı belirtildi.

Kolanjioskopi skopunun ise ERCP sırasında safra kanallarına yerleştirilerek doğrudan endoskopik inceleme yapılmasını ve gerektiğinde biyopsi alınmasını sağladığı ifade edildi. İleri teknolojiye sahip cihazın, tanı sürecinde önemli avantaj sunduğu vurgulandı.

Cihazın hizmete girmesiyle birlikte son bir ay içerisinde 3 hastaya müdahale edildiği, yapılan incelemeler sonucunda hastaların tanılarının konularak tedavilerinin yönlendirildiği açıklandı. İşlemlerin, Gazimağusa Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mustafa Kalfaoğlu tarafından gerçekleştirildiği bildirildi.

Yeni yatırımın, safra yolu hastalıklarının erken tanı ve etkin tedavi sürecine önemli katkı sağlaması bekleniyor.

Türkiye Dışişleri Sözcüsü: Temsilciliklerimizin acil durum hatları 7 gün 24 saat açıktır

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, yurt dışındaki vatandaşların güvenliği için Türkiye’nin temsilciliklerinin 7/24 hizmet verdiğini belirterek, gelişmelerin yakından izlendiğini açıkladı. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, konsolosluk çağrı merkezinin kesintisiz çalıştığını duyurdu.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, bölgedeki gelişmelerin yakından takip edildiğini vurgulayarak, Türkiye’nin yurt dışındaki temsilciliklerinin acil durum hatlarının 7 gün 24 saat açık olduğunu, Bakanlığın Konsolosluk Çağrı Merkezinin (+90 312 292 29 29) vatandaşlara kesintisiz biçimde hizmet verdiğini hatırlattı.

Keçeli, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, bölgedeki son gelişmelerin, yurt dışındaki Türk vatandaşlarının güvenliği bakımından da yakından takip edildiğini belirterek, bölgedeki büyükelçilikler ve başkonsoloslukların çalışmalarını kesintisiz sürdürdüğünü vurguladı.

Güvenlik durumuna ilişkin duyuruların yerel makamlarla eşgüdüm içerisinde düzenli olarak güncellendiğini aktaran Keçeli, “Vatandaşlarımızın, Büyükelçiliklerimiz ve Başkonsolosluklarımız tarafından yapılan duyuruları takip etmeleri önem arz etmektedir.” ifadesini kullandı.

Keçeli, “Temsilciliklerimizin acil durum hatları 7 gün 24 saat açıktır. Büyükelçiliklerimiz ve Başkonsolosluklarımızın iletişim bilgilerine internet sitelerinden ulaşılması mümkündür. Bakanlığımızın Konsolosluk Çağrı Merkezi (+90 312 292 29 29) de vatandaşlarımıza kesintisiz biçimde hizmet vermektedir.” ifadelerine yer verdi.

Meclis Genel Kurulu yarın toplanacak

Meclis Genel Kurulu, yarın yasama göreviyle toplanacak.

Meclis gündemine göre, saat 10.00’da toplanması beklenen genel kurulda komitelerden gelen yasa tasarıları ve öneriler görüşülecek.
Genel Kurul’un gündeminde, Trafik Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) (Değişiklik) Yasa Önerisi, Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Önerisi ve Kozmetik Ürünleri (Değişiklik) Yasa Tasarısı bulunuyor.

HASİPOĞLU: BEKLENEN OLDU! KIBRIS VE İNGİLTERE’Yİ HEDEF ALAN MİSİLLEME GERÇEKLEŞTİ

Bakan Oğuzhan Hasipoğlu, Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik ve İran’dan Kıbrıs’a atıldığı iddia edilen füzeler sonrası yaptığı açıklamada, “Sonunda Beklenen oldu! Körfez ülkelerinden sonra, İsrail’e her türlü yataklığı yapan Güney Kıbrıs yönetimini ve İngiltere’yi hedef alan misilleme gerçekleşti!” ifadelerini kullandı. Hasipoğlu, Türkiye’nin varlığının adada barışı korumaktaki rolüne dikkat çekti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Doğu Akdeniz’de artan askeri gerilime ilişkin sosyal medya paylaşımında bulundu. Hasipoğlu’nun paylaşımında, İran’dan Kıbrıs yönüne iki füze ateşlendiği iddialarına ve bölgedeki askeri faaliyetlere dikkat çekildi.

Hasipoğlu, “Sonunda Beklenen oldu! Körfez ülkelerinden sonra, İsrail’e her türlü yataklığı yapan Güney Kıbrıs yönetimini ve İngiltere’yi hedef alan misilleme gerçekleşti!” ifadelerini kullandı.

Hasipoğlu, paylaşımında, İngiltere Savunma Bakanı John Healey’in açıklamalarına atıf yaparak, “İngiltere Savunma Bakanı John Healey, İran’dan Kıbrıs yönüne iki füze ateşlendiğini ve Birleşik Krallık’a ait askeri varlıkların misilleme riski altında olduğunu açıkladı” ifadelerini kullandı.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’i eleştiren Hasipoğlu, “Rum lideri Hristodulidis, hırslarına yenilerek, NATO üyesi olacağı hayaliyle adayı aslında tam bir ateş çemberine dönüştürmüştür” dedi. Hasipoğlu, Güney Kıbrıs’ın “büyük bir Anglo Amerikan-İsrail üssüne dönüştürülmüş durumda” olduğunu öne sürdü.

Paylaşımda, Avrupa Parlamentosu’nda görev yaptığı dönemlere de değinen Hasipoğlu, silahlanmaya karşı olan Yunan milletvekillerinin konuşmalarına atıf yaparak Rum yönetiminin askeri politikalarını özetledi. Hasipoğlu, “İsrail ile yaptıkları tatbikatlar ve askeri yardımlaşmalar bir yana, tarihte ilk kez ABD askeri bütçesine eklenen bir madde ile 2027 yılına kadar Rum tarafı askeri eğitim programına dahil edilen ülkeler listesine eklenmiştir” dedi.

Hasipoğlu ayrıca, “Andreas Papandreu üssüne Amerikan pervaneli uçakları, Ağrotur’a U-2A casus uçakları, Larnaka Havaalanı’na C130 pervaneli askeri nakil uçakları konuşlandırıldı” ifadelerini kullandı. Paylaşımda, “Limasol’da Amerikan savaş gemileri demirlemiş durumda, Mari’de ise Amerikalılar bir helikopter pisti inşa ediyor” değerlendirmesi yer aldı.

Bakan Hasipoğlu, ayrıca “Savunma paktı aracılığıyla Fransızlar ve ikili savunma iş birliği programıyla Almanlar da Güney Kıbrıs sınırları içerisinde faaliyetlerine başlamış durumda” görüşünü dile getirdi.

Hasipoğlu, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisine vurgu yaparak, “Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi kırmızı çizgimizdir” ifadesini kullandı. Açıklamada, “İngilizler ve Rum tarafı kendi askerleri ve vatandaşları için tedbirlerini aladursunlar, anavatanımızın bizlere sağlamış olduğu güvenliğin ne kadar hayati olduğu bir kez daha saha tecrübesi ile görülmektedir” sözlerine yer verildi.

Paylaşım, bölgede artan askeri hareketliliğe ilişkin olarak, “Bölgede tansiyonun yükseldiği bu süreçte, İran’dan Güney Kıbrıs’a atılan füzelerle Doğu Akdeniz’deki askeri hareketlilik yeni bir boyut kazanmış oldu” ifadeleri ve “Temennimiz bu savaşın daha fazla can kaybına sebep olmadan uzlaşı ile son bulmasıdır” temennisi ile sona erdi.