Reklam
  • ANASAYFA
  • Kıbrıs
  • DIŞİŞLERİ BAKANI ERTUĞRULOĞLU: “BİZİM DERDİMİZ, DEVLETİMİZİN VE ULUSAL DAVAMIZIN HAKLILIĞINI KORUMAK VE SAVUNMAKTIR”

DIŞİŞLERİ BAKANI ERTUĞRULOĞLU: “BİZİM DERDİMİZ, DEVLETİMİZİN VE ULUSAL DAVAMIZIN HAKLILIĞINI KORUMAK VE SAVUNMAKTIR”

Reklam
Manşet
Reklam
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Bizim derdimiz kimseye ‘ayar vermek’ değil, devletimizin ve ulusal davamızın haklılığını korumak ve savunmaktır” dedi.
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Kıbrıs konusunda izlediği politikaların devletin Kıbrıs konusunda izlediği resmi çizgisiyle bağdaşmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın, Türkiye ile birlikte belirlenen ve Anavatan Türkiye’nin güçlü şekilde destek verdiği “egemen eşit iki devletli çözüm” politikasının dışında hareket ettiğini ve “dönüşümlü başkanlık” talebinin bu politikaya ters olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanının “akıl ve barış dili” yaklaşımın ise “pasiflik ve teslimiyet” anlamına geldiğini kaydetti.
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın 16 Mart 2026 tarihinde bir web tv’de yaptığı açıklamalarına yönelik yazılı açıklaması şöyle:
“Cumhurbaşkanı Erhürman, şahsımla ilgili 16 Mart 2026 tarihli talihsiz açıklamalarıyla, kendisine yönelttiğim eleştirilerde ne kadar haklı olduğumu bir kez daha kanıtladığı için kendisine çok teşekkür ederim.
Milli davamız Kıbrıs konusunda, Türkiye ile birlikte belirlediğimiz ve Anavatan Türkiye’nin kuvvetli bir şekilde destek verdiği egemen eşit iki devletli çözüm politikası izlenirken, Sayın Cumhurbaşkanı, belirlenen bu politikasının dışında bir politika izlemektedir. Egemen eşit iki devlet politikasında, dönüşümlü başkanlık yoktur, olamaz. Cumhurbaşkanı karar vermeli ve saklanmaktan vazgeçmelidir. Egemen eşit iki devlet politikası ile dönüşümlü Başkanlık talebi taban tabana ters politikalardır.
2017 Crans Montana federasyon görüşmelerinin çöküşü sonrasında belirlenen ve dünyayla paylaşılan ‘Egemen eşit iki devlet, eşit uluslararası statü’ politikasında ‘Dönüşümlü Başkanlık’ talebi yer alamaz. Cumhurbaşkanı Erhürman bu çelişkiyi saklamaktan vazgeçmelidir. Daha da önemlisi, bu yanlış çizgisini Türkiye ile istişare içinde şekillendirdiği aldatmacasından da vazgeçmeli, halka hikaye değil, gerçekleri söylemelidir.
Şahsıma yönelik imalı ifadelerle bir şeyler söylemeye çalışan Sayın Cumhurbaşkanı, kendisinin ‘akıl ve barış dili’ kullanacağını söyleyerek, kendisini eleştirenlerin argümanlarını saptırmaya ve aşağılamaya çalışmakta, herkesi aptal yerine koymakta, kendini de nasıl oluyorsa çok akıllı satmaktadır. Akıl ve barış dili diye pazarlanan söylemler ise pasiflik ve teslimiyet dilleridir. Rum’un kapısında ağlayıp sızlayarak dilenmek akıl ve barış işi mi?
Cumhurbaşkanı Erhürman’ı eleştirmemin nedenlerini teker teker yeniden sıralayacak değilim. Bilen bilir, anlayan anlar, anlamak istemeyen de anlamaz.
Tepkimin ve eleştirilerimin, bir basın mensubu tarafından ‘kişisel hezeyan’ olarak nitelendirilmesini de büyük bir talihsizlik ve kişisel hadsizlik olarak nitelendiriyorum.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın yanıtları ise tam bir dezenformasyon ve çarpıtma gayreti. Egemen eşitliği değil tek egemenliği savunan, Cumhurbaşkanı olduğu devleti hazmedemeyen, o makamın gereklerini, yemin ettiği andında ifade edildiği gibi, ‘KKTC’yi yüceltmeyi’ hedeflemeyen birisinin bana demokrasi ve devlet ciddiyeti dersi vermeye kalkışması tam anlamıyla bir talihsizlik, ciddiyetsizlik ve tutarsızlıktır.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın makamın saygınlığını korumak hassasiyeti olsaydı benim eleştirilerim zaten olmazdı. Söylediklerimin ‘kamuoyu nezdinde alıcısı yokmuş’ diyor. Ne yazık ki gerçek dünyadan ne kadar bihaber olduğunu sergiliyor ancak, farkında bile değil veya bilerek bilmezden geliyor.
Her zaman belirttiğim gibi, eleştirilerimin temelinde şahsi bir husumet değil, Sayın Cumhurbaşkanının Kıbrıs konusundaki izlediği politikadan dolayı devletimizin geleceğine dair duyduğum endişeler yatmaktadır.
Bizim derdimiz kimseye ‘ayar vermek’ değil, devletimizin ve ulusal davamızın haklılığını korumak ve savunmaktır.
Türk F-16’larla ilgili Rum’a ‘kızmakla’ iş bitmiş olmuyor Sayın Cumhurbaşkanı. Gerisi…?
Elbette ‘saç beyazlatmak’ değerlidir ancak, beyazlayan her saç teli doğru kararların garantisi değildir.
Eleştiri nedenleri devam ettirildiği sürece, bunlara yönelik eleştirilerimiz de devam edecektir. Temsil ettiğim makamdaki görevim, saçımızın rengine bakmaksızın, ulusumuzun ve devletimizin güvenlik ve çıkarlarını önceleyerek, her zaman gerçekleri söylemektir.
Alınan varsa da alınsın…
Zaten, yarası olan gocunur…”
Reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?