HASİPOĞLU: SAKİN VE SABIRLI OLUN, HEP BERABER BİRLİK İÇİNDE HAREKET EDELİM

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Orta Doğu’daki savaşın etkilerine karşı ekonomik ve güvenlik tedbirlerinin önemine dikkat çekti. “Sakin olunması, sabırlı olunması ama tabii aynı zamanda da hep beraber birlik içerisinde bu süreci takip etmemiz ve alınacak olan tedbirler olsun, tasarruflar olsun bu konuda hep birlikte hareket etmemiz gerekir. Aynı gemi içerisindeyiz. Evet, görüşlerimiz bazı noktalarda farklı olabilir ama öyle durumlar vardır ki birlik içerisinde yolumuza devam etmemiz gerekir” dedi.

ÖNCE TASARRUF KALEMLERİ, SONRA EKONOMİK TEDBİRLER

Hasipoğlu, Sayın Başbakan’ın açıkladığı tasarruf kalemlerinin birinci tedbirler olduğunu belirterek, ilerleyen süreçte ekonomik tedbirlerin ikinci paketi ile gündeme geleceğini söyledi. “Bakanlar Kurulu bu olağanüstü durumlardan dolayı çok sık zaten toplanmaya başladı” ifadelerini kullandı.

BRENT PETROL 60 DOLARDAN 105 DOLARA ÇIKTI, SÜT İHRACINDA KRİZ VAR

Bakan, ekonomik göstergelere dikkat çekerek, “Daha önce konuşmacılar da ifade etti. Brent petrolün dolar bazında altmış dolardan yüz beş dolara çıktı. Bir süt krizi var, bildiğiniz üzere o sütün ihracında bir kriz var” dedi.

EKONOMİK VE GÜVENLİK TEDBİRLERİ EL ELE

Hasipoğlu, ekonomik tedbirlerin yanı sıra güvenlik tedbirlerinin önemine vurgu yaptı: “Bu tür durumlarda ekonomik tedbirler alınacağı gibi aynı zamanda güvenlik tedbirleri de tabii ki çok önemlidir.”

YENİ DÜNYA DÜZENİ, CANAVARLAR ZAMANI

Bakan, Orta Doğu’daki çatışmalar ve küresel riskler hakkında şunları söyledi:
“Artık yeni bir dünya düzenine doğru bir gidişat var. Liderler bir anda koltuklarından oluyor, rejimler değişiyor, insanlar katlediliyor, BM seyirci kalıyor! Eski dünya düzeni ölüyor, yenisi doğmak için mücadele veriyor. Bu geçiş sürecinde de tabii canavarlar ortaya çıkıyor. Bunun en hazin örneği 28 Şubat sabahı İsrail’den atılan füzeyle 168 İranlı kız çocuğunun katledilmesi olduğunu söyledi.”

“Bu geçiş dönemi içerisinde ise Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin fırsatçılığını izliyoruz.”

Hasipoğlu, Rum yönetiminin bölgedeki hareketliliğini eleştirerek, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ‘aman beni koruyun, ülkem elden gidiyor’ diyerek bir anda Fransa’yı, İtalya’yı, Amerika’yı, İsrail’i ülkesine çağırıyor” dedi.

“Adayı daha da hedef hâline getiriyor ve silahlanıyor. Kime karşı silahlanıyor? Tabii ki bize ve ana vatan Türkiye’ye karşı silahlanıyor” ifadelerini kullandı.

ALTI F-16 UÇAĞI KIBRIS TÜRK HALKININ GÜVENLİĞİ İÇİN GELDİ

Bakan, Türkiye’nin adadaki güvenlik önlemlerine dikkat çekerek, “Bugün Türkiye’den kalkacak uçakların buraya geliş süresi beş dakika. Nitekim altı tane F-16 uçağı bugün adamıza geldi. KKTC halkının güvenliği için geldi” dedi.

TÜRK ORDUSU ADADAKİ BARIŞIN TEMİNATI

“Yunan savunma bakanının ifade ettiği gibi adadaki Türk askeri işgalci değil. Bilakis adadaki Türk askeri 1974 Mutlu Barış Harekâtı’ndan itibaren bu adaya barışı ve huzuru getirdi” diyen Hasipoğlu, F-16 uçaklarının adaya gelmesinin barış ve huzur için olduğunu vurguladı.

ABD, İSRAİL VE RUM YÖNETİMİYLE BÖLGESEL İŞBİRLİKLERİ

Bakan, bölgedeki uluslararası iş birliklerine dikkat çekti: “İsrail diyor ki Kıbrıs Adası İsrail’in bir güvenlik meselesidir. Bu cümle bile Rum yönetiminin hangi amaca hizmet ettiğinin en bariz göstergesidir.”

BİRLİK VE BERABERLİK ÇAĞRISI

Konuşmasını birlik ve beraberlik mesajıyla tamamlayan Bakan, “Bu günleri birlik ve beraberliğimizi bozmadan geçirip, savaşı en az zararla atlatmak için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Ana vatan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte bu süreci en güvenli şekilde atlatacağımızdan şüphem yoktur” dedi.

Dışişleri Bakanlığı, Hristodulidis’in F-16’larla ilgili açıklamasını ve Türkiye’ye yönelik iddiasını kınadı

Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin KKTC’ye F-16 konuşlandırmasına yönelik açıklamasında, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin geçmişte olduğu gibi bugün de Türkiye tarafından sağlandığını vurguladı. Açıklamada, GKRY lideri Nikos Hristodulidis’in Türkiye’ye yönelik “işgalci” iddiası da kınandı.

Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin geçmişte olduğu gibi bugün de anavatan Türkiye tarafından sağlandığını, Türkiye’nin garantörlüğü ile adadaki askeri varlığının güvenlik, barış ve istikrarın teminatı olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanlığı yazılı açıklamasında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis’in, Türkiye’nin KKTC’ye konuşlandırdığı F-16’larla ilgili söylediklerini ve “Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’ta işgalci güç olduğu” yönündeki iddiasını kınadı.

Bakanlık açıklamasına bölgede yaşanan son gelişmeler ile Rum yönetiminin tek taraflı askeri iş birlikleri sonucu Türkiye’nin, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini artırmaya yönelik 6 adet F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemlerini KKTC’ye konuşlandırmasından büyük memnuniyet duyulduğu kaydedildi.

Kıbrıs adasında 1963-1974 yılları arasında yaşanan acıların Kıbrıs Türk halkının belleğinde yerini koruduğu belirtilen açıklamada, “Adada dökülen kanı durdurmuş olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1974 yılında gerçekleştirdiği Mutlu Barış Harekatı’nın bugün bölgedeki barış ve huzurun yegane teminatı” olduğunun altı çizildi.

Açıklamada, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin ve Türk askerinin sahadaki caydırıcı varlığının Kıbrıs Türk halkı için vazgeçilmez olduğu belirtildi; “Etkin ve caydırıcı gücü ile her daim yanımızda duran, gücü gücümüz olan anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ne şükranlarımızı sunuyoruz.” denildi.

GKRY’nin silahlanma faaliyetlerinin, Hristodulidis’in göreve gelmesinden sonra hız kazandığı ifade edilen açıklamada, yönetimin askeri teçhizat ve silahlanma amacıyla milyarlarca euro harcadığına ve farklı üçüncü ülkelerle askeri iş birlikleri geliştirdiğine dikkat çekildi.

GKRY’nin adayı ABD, İsrail ve Fransa gibi ülkelerin askeri kullanımına tek taraflı olarak açarak bazı güçlerin çıkarları doğrultusunda belirli çatışmalara taraf askeri bir üs haline getirdiği, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olarak başlattığı saldırıları bahane ederek birçok ülke tarafından askeri unsurların konuşlanmasına olanak sağladığı da belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“GKRY’nin yürüttüğü yoğun silahlanma faaliyetleri ve dahil olduğu askeri iş birlikleri bölgedeki hassas dengeleri değiştirme tehlikesi taşımakta ve adamızın Doğu Akdeniz’de güvenlik açısından bir hedef haline gelmesine yol açmaktadır.

Bu ortamda, bölgede barış ve istikrarın korunmasından yana kararlı tutumumuzu sürdürürken, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini tehdit eden her türlü gelişmeyi kararlılıkla takip edeceğimizi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının güvenliği için gereken tüm adımları Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte atmaktan tereddüt etmeyeceğimizi vurgulamak isteriz.

Her zaman vurguladığımız gibi, bölgemizde yaşanılan son gelişmeler, egemen eşit iki devletli politikamızın ne kadar haklı ve gerçekçi olduğunu somut bir şekilde göstermektedir”

ERDOĞAN: KKTC’NİN SAVUNMASINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN ADAYA F-16 GÖNDERDİK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran’dan Türkiye’ye ateşlenen balistik füzeyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin yeri de tavrı da bellidir, ateşin daha fazla yayılmaması için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır. Yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini hatırlatıyorum. Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eşgüdüm içinde takip edecek ve güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri sürdürüceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın gündeminde bir hafta içinde ikinci kez, bugün İran’dan ateşlenerek Türkiye hava sahasına giren balistik füzeyle ilgili gelişmeler de vardı. Millî Savunma Bakanlığı (MSB) bugün İran’dan ateşlenerek Türkiye’ye giren bir balistik mühimmatın daha Doğu Akdeniz’deki NATO güçleri tarafından durdurulduğunu açıkladı.

“Yanlış ve provokatif adımlara devam ediliyor”
Erdoğan, açıklamasında İran’dan Türkiye’ye gönderilen ikinci füzeye de değinerek “Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye’nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediliyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek hesabın içine girilmemelidir.” dedi. “Türkiye’nin yeri de tavrı da bellidir, ateşin daha fazla yayılmaması için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır.” diyen Erdoğan “Yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini hatırlatıyorum. Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eşgüdüm içinde takip edecek ve güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri sürdürüceğiz.” dedi.

“Siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşmemelidir”
“KKTC’nin savunmasını artırmaya yönelik 6 adet F-16 savaş uçağını ve hava savunma sistemimizi adaya konuşlandırdık. İki devlet bir millet olarak hareket ettiğimiz can Azerbaycan başta olmak üzere bölgedeki ülkelerle de dayanışma içindeyiz.” diyen Erdoğan, Kürt grupların İran’daki rejim değişikliğini tetiklemek için ABD tarafından silahlandırılacağının iddia edildiği haberlerle ilgili olarak da şöyle konuştu:

“Terörsüz Türkiye sürecimizi sekteye uğratacak, bölgemizin huzur ve istikrarına darbe vuracak her türlü senaryonun en güçlü şekilde karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyorum. Kimse yanlış hesap yapmamalı, Siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşmemelidir. Irak Kürt bölgesindeki kardeşlerimizin açıklamalarını memnuniyetle karşılıyor, bu oyuna gelmeyeceklerine inanıyoruz.”

AZERBAYCAN’DAN “İRAN FÜZESİ” AÇIKLAMASI: KARDEŞ TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE TAM DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ

Azerbaycan, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren balistik mühimmatla ilgili açıklama yaptı. Azerbaycan Savunma Bakanlığı, mezkur olayın barış ve güvenlik için ciddi tehdit oluşturduğunu bildirdi. “Türkiye’ye karşı gerçekleştirilen füze saldırısını şiddetle kınıyoruz. Azerbaycan, kararlılıkla Türkiye’nin yanındadır” denildi.

İran bir haftada ikinci kez Türk hava sahasını ihlal eden serseri füze ateşledi.

Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini duyurdu.

Bölgedeki tansiyonu yükselten tehlikeli sınamaya ilişkin Azerbaycan makamlarından açıklama geldi.

AZERBAYCAN SAVUNMA BAKANLIĞI: TÜRKİYE İLE TAM DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ

Azerbaycan Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren balistik mühimmatla ilgili olayın barış ve güvenlik için ciddi tehdit oluşturduğunu bildirdi.

Bakanlık, Türk hava sahasında etkisiz hale getirilen balistik mühimmata ilişkin açıklama yayımladı.

Açıklamada, “Türkiye’ye karşı gerçekleştirilen füze saldırısını şiddetle kınıyoruz. Bu tür eylemler bölgesel barış ve güvenlik için ciddi tehdit oluşturmakta olup kabul edilemezdir. Kardeş Türkiye Cumhuriyeti ile tam dayanışma içindeyiz.” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada ayrıca Azerbaycan’ın, Türk hükümetinin, halkın ve ülke topraklarının güvenliğini sağlama yönündeki çabalarını desteklediği belirtilerek, “Azerbaycan, kararlılıkla Türkiye’nin yanındadır.” ifadesine yer verildi.

 

BEROVA: AKARYAKIT ZAMMI BÜTÇE AÇIĞINI KAPATMAK İÇİN YAPILMADI

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Meclis Genel Kurulu’nda CTP Milletvekili Sıla Usar İncirli’ye yanıt vererek, akaryakıta yapılan zammın bütçe açığını kapatmak amacıyla yapıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Berova, 2026 yılının başından itibaren bölgede yaşanan gerilim ve Şubat ayı sonunda fiziki savaşa dönüşen gelişmelerin ekonomik ve mali açıdan KKTC’yi de etkilediğini ifade etti.

“KAMU MALİYESİNE YÜK OLUŞTU AMA SORUMLULUKLARIMIZI YERİNE GETİRDİK”
2024 yılında yaşanan gelişmeler sırasında özellikle çalışan kesimlerin ve dar gelirli vatandaşların alım gücünü korumak amacıyla çeşitli önlemler alındığını belirten Berova, üç kez uygulanan hayat pahalılığı artışının kamu maliyesi üzerinde önemli bir yük oluşturduğunu söyledi.
Buna rağmen hükümetin sürdürülebilir borçlanma politikasıyla mali yükümlülüklerini yerine getirdiğini vurgulayan Berova, yatırımların, mahalli projelerin ödemelerinin ve diğer mali sorumlulukların aksatılmadan sürdürüldüğünü kaydetti.

“AKARYAKIT PİYASASI KÜRESEL GELİŞMELERDEN ETKİLENDİ”
KKTC’nin ada ekonomisine sahip olduğunu ve bu nedenle ithalata bağımlı bir yapısı bulunduğunu ifade eden Berova, Ocak ayında ortaya çıkan savaş gerginliği ve bölgedeki tansiyonun akaryakıt piyasasını da etkilediğini söyledi.
Brent petrol fiyatlarının ortalama 60 dolar seviyesinden başlayarak 75 dolar bandına kadar yükseldiğini belirten Berova, akaryakıt fiyatlarının Fiyat İstikrar Fonu (FİF) aracılığıyla yaklaşık 30 yıldır sürdürülen bir strateji doğrultusunda yönetildiğini ifade etti.

“FİF İLE FİYAT DALGALANMALARININ ETKİSİNİ AZALTTIK”
Hükümetin 20 Kasım’dan geçen haftaya kadar Fiyat İstikrar Fonu’nu kullanarak fiyat dalgalanmalarından kaynaklanabilecek şokları emdiğini dile getiren Berova, bu süreçte devletin bütçe gelir ve gider kalemlerinin de dikkatle değerlendirildiğini söyledi.

“BÜTÇE AÇIĞINI ZAMLA KAPATTIĞIMIZ İDDİASI UYDURMADIR”
2026 yılı bütçe açığına ilişkin öngörülerinin yaklaşık 25,5 milyar TL düzeyinde olduğunu açıklayan Berova, akaryakıta yapılan zammın bütçe açığını kapatmak amacıyla yapıldığı yönündeki iddiaları reddetti.
Berova, “Zamla ilgili yapılan düzenlemenin bütçe açığını kapatmak yolunda olduğu söylemi tamamen uydurmadır. Önceliğimiz akaryakıt fiyatını dalgalanmalardan korumaktır. Günün sonunda buradaki durum bütçe açığını kapatmaya yönelik herhangi bir hamle değildir” dedi.
Brent petrolün varil fiyatının 105 dolara kadar ulaştığını ve bir hafta içerisinde petrol fiyatlarının yüzde 35 oranında arttığını vurgulayan Berova, bu gelişmelerin ada ekonomisini doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi.

Amcaoğlu: Ata topraklarımız Aksaray’da Gönyeli’yi anlattık

Gönyeli–Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, Aksaray’da düzenlenen “Kardeşi Kardeşe Tanıtma” etkinliğine katılarak Gönyeli ile Aksaray arasındaki tarihi bağlara dikkat çekti.

Başkan Amcaoğlu yaptığı açıklamada, ata toprakları Aksaray’da gerçekleştirilen etkinlikte Gönyeli ile Aksaray arasındaki köklü bağı bir kez daha anlatma ve bu güçlü bağı pekiştirme imkânı yakaladıklarını ifade etti.

Taçoy: Hiç kimse burada bir başka arkadaşını demokrasi dışı ithamlarla eleştirmesin.

UBP Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy, Meclis’te yaptığı konuşmada, Hukuk Komitesi’nde görev yaptığı süre boyunca hiç kimsenin kendisine talimat vermediğini vurguladı. Taçoy, talimat iddialarını sert bir dille reddederek, demokratik çalışma anlayışını ve partiler arası iş birliğini savundu.
Taçoy konuşmasında şunları söyledi:
“Gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim: Hukuk Komitesinde görev yaptığım süre boyunca hiç kimse bana talimat vermedi. Ne genel başkan, ne genel sekreter ne de UBP’den herhangi bir yetkili bana bir talimat verdi. Ben böyle bir talimat almadım. Bunu çok net bir şekilde ifade ediyorum ve her yerde aynı gerçeklikle savunurum.”
Taçoy, yasaların hazırlanma sürecine değinerek, yapılan çalışmaları demokratik tartışma zemini oluşturacak şekilde yürüttüklerini kaydetti ve
“Biz, yasalar hazırlanırken eksik, noksan ya da fazladan yazılmış hususları gündeme getirerek demokratik bir şekilde tartışma zemini oluşturduk. İsteseydik ilk gün yasa tasarısını getirir, oylatır ve süreci tamamlayabilirdik; ancak biz öyle yapmadık.” dedi.
Taçoy, ayrıca bazı yasalara ilişkin çalışmalarını CTP’li komite üyeleriyle paylaştığını, özellikle Av ve Yaban Hayvanları Yasası ile ilgili hazırlıklarını aktardığını belirtti.

KINIYORUM

“Burada demokrasinin ötesine geçen herhangi bir durum var mı? Benim elimi zorla kaldıran birisi var mı? Yok. Herkes kendi görüşü doğrultusunda konuşur ve oyunu verir. Talimat alanlar ve almayanlar şeklinde bir ayrım yapan zihniyeti de kınıyorum.”diyen
Taçoy, geçmişte CTP dönemlerinde bakanlık yaptığını hatırlatarak, karar alma süreçlerini ve Bakanlar Kurulu’ndaki çalışmalarını yakından bildiğini vurguladı ve
“Hiç kimse burada bir başka arkadaşını demokrasi dışı ithamlarla eleştirmesin. Herkes kendi görüşü doğrultusunda elinden gelen katkıyı ortaya koymaktadır.” diye konuştu.

GARDİYANOĞLU: “HUKUK KOMİTESİNDE TALİMATLA HAREKET EDEN VEKİL YOK”

UBP Lefkoşa Milletvekili Sadık Gardiyanoğlu, Meclis’te yaptığı açıklamada, 2022–2023 döneminde Hukuk Komitesi’nde görev yaptığı süre boyunca hiçbir milletvekilinin talimatla hareket etmediğini vurguladı. Gardiyanoğlu, komite çalışmalarının her zaman oy birliği ve hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü belirtti.
Gardiyanoğlu konuşmasında, o dönemde birlikte çalıştığı CTP milletvekilleri Ürün Solyalı ve Ongun Talat ile birlikte birçok yasayı ele aldıklarını, eksik gördükleri düzenlemeler üzerinde ortak çalışmalar yaptıklarını ve yasaların büyük çoğunluğunu oy birliğiyle geçirdiklerini kaydetti ve şunları söyledi: “Mart 2022’den Ağustos 2023’e kadar Hukuk Komitesinde birlikte çalıştık. Bu süreçte birçok yasayı birlikte ele aldık; eksik gördüğümüz düzenlemeler üzerinde ortak çalışmalar yaptık ve pek çok yasayı oy birliğiyle geçirdik.”

Gardiyanoğlu, özellikle e-Devlet Yasası ile ilgili çalışmaları hatırlatarak,
“Hatta sevgili Ürün’le birlikte imza koyarak e-Devlet Yasası’nın komite gündemine gelmesine öncülük ettik. O yasa, oy birliğiyle geçen ve gerçekten bir milat niteliği taşıyan önemli bir düzenleme olmuştur.” dedi.
Mecliste yapılan talimatçı-isyancı ayrımı yorumlarını da eleştiren Gardiyanoğlu, şunları söyledi:
“Bugün Mecliste canlı yayında ‘isyancılar ayrıldı, talimatçılar içeriye girdi’ şeklinde bir ifade kullanılması bizleri son derece üzmüştür. En azından sizinle bir buçuk yıl aynı komitede birlikte çalışmış bir milletvekili ve arkadaşınız olarak bu sözlerin bizi yaraladığını ifade etmek isterim.”

Gardiyanoğlu, yasaların hazırlanması sürecinde hukukçuların, savcıların ve bilirkişilerin görüşlerinin önemine de dikkat çekerek,
“En doğru yasayı yapmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Nasıl ki 2022–2023 döneminde Hukuk Komitesinde bir buçuk yıl görev yaptık ve alnımızın akıyla çıktık; komiteden geçen yasaların yaklaşık yüzde doksanı oy birliğiyle kabul edildi.” şeklinde konuştu.

ATUN: ANA MUHALEFET YİNE POPÜLİZM YAPIYOR

UBP Milletvekili ve Grup Başkanvekili Sunat Atun, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’nde yapılan değişikliklere ilişkin bilgi verdi. Atun, söz konusu düzenlemelerin parti içinde sağlanan mutabakatla gerçekleştirildiğini ve komitelerin daha etkin çalışmasını sağlamak amacıyla yapıldığını vurguladı.

Atun, değişiklikler kapsamında UBP Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy ve Girne Milletvekili Hasan Küçük’ün yerine Alişan Şan ile Sadık Gardiyanoğlu’nun komitelerde görevlendirildiğini açıkladı. Yapılan düzenlemenin, ilgili milletvekillerinin yoğun görev takvimleri ve yurt dışı programları dikkate alınarak gerçekleştirildiğini ifade etti.

Hasan Küçük’ün hâlihazırda Divan Kâtipliği görevinin yanı sıra Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi, Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi, Avrupa Birliği Uyum Yasa Tasarılarını Görüşmek Üzere Oluşturulan Geçici ve Özel Komite ve Dijital Dünyada Çocuk Haklarına İlişkin Geçici ve Özel Komitesi’nde (Ad-Hoc) görev yaptığını hatırlatan Atun, Hasan Taçoy’un ise Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi üyeliğini sürdürdüğünü belirtti. Taçoy’un bu hafta gerçekleştirilecek toplantıya katılamayacağını ve yurt dışı programlarının yoğunluğu nedeniyle komite görevlerinde değişikliğe gidildiğini söyledi.

Muhalefetin eleştirilerine de yanıt veren Atun, şu ifadeleri kullandı:

“Ana muhalefetin ‘talimat alanların yerine almayanları koyun’ şeklindeki söylemini aynen iade ediyorum. Hiçbir milletvekili talimat almaz. Meclis’te görev yapan her milletvekili kendi iradesiyle hareket eder.”

Atun ayrıca, ana muhalefetin konuyu farklı bir zemine çekme çabalarının kabul edilemeyeceğini belirterek, UBP olarak yapılan düzenlemeleri parti olarak onayladıklarını ifade etti.

Yapılan görevlendirmelerle komitelerin daha etkin çalışmasının hedeflendiğini dile getiren Atun, bu adımın aynı zamanda UBP’nin Meclis içindeki koordinasyonunu güçlendireceğini ve yasama çalışmalarının verimliliğine katkı sağlayacağını kaydetti.

Yasemin Öztürk: “Kimseyi bekletme niyetimiz yok”

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu yasama gündemiyle toplandı. Genel kurulda söz alan Ulusal Birlik Partisi milletvekili Yasemin Öztürk, Cumhuriyetçi Türk Partisi milletvekili Fazilet Özdenefe’nin hukuk komitesinin çalışma yöntemiyle ilgili eleştirilerine kürsüden yanıt verdi.

Öztürk konuşmasında Özdenefe’nin eleştirilerini “şov” olarak nitelendirirken, pazartesi günü yapılan komite toplantısının keyfi olmadığını savundu. Komite çalışmalarını hızlandırmak için zamanın verimli kullanılmaya çalışıldığını söyleyen Öztürk, komitede bekleyen çok sayıda yasa bulunduğunu belirtti.

Konuşmasına meclisteki tartışmalara değinerek başlayan Öztürk, iki saat boyunca sert eleştiriler yöneltildiğini söyledi. Kendisine söz verilmeden önce bu eleştirilerin dile getirildiğini ifade eden Öztürk, söz alındığında ise aynı saygının gösterilmesini beklediğini dile getirdi.

Öztürk, “Eğer gerçekten niyetiniz şov yapmak değil gerçeği öğrenmek olsaydı bana sorardınız. Ben de size neden toplandığımızı seve seve anlatırdım” diyerek eleştirilere karşı çıktı. Konuşması sırasında salondan gelen müdahalelere de tepki gösteren Öztürk, herkesin birbirini saygılı biçimde dinlemesi gerektiğini söyledi.

“Zaman yoksa pazartesi de toplanırım”

Öztürk, hukuk komitesinin pazartesi günü toplanmasının belirli bir zorunluluktan kaynaklandığını ifade etti. Komite üyelerinden birinin görev nedeniyle hafta içinde mecliste bulunamayacağını belirten Öztürk, bu nedenle toplantının öne çekildiğini söyledi.

Komitenin haftada en az bir kez uzun süreli toplanmasına özen gösterdiğini anlatan Öztürk, bazı dönemlerde bunun iki ya da üç toplantıya kadar çıkabildiğini kaydetti. “Zaman yoksa pazartesi de toplanırım, hiç sıkıntı değil” diyen Öztürk, önceliklerinin komitede bekleyen yasaları sonuçlandırmak olduğunu vurguladı.

“Kimseyi bekletme niyetimiz yok”

Komite toplantısı için mecliste bekleyen paydaşlara da değinen Öztürk, toplantı saatinin net olmadığının kendilerine önceden bildirildiğini söyledi. Genel kurul nedeniyle saat verilemediğini ifade eden Öztürk, davetlilere gerekirse yarım saat önceden haber verileceğinin iletildiğini kaydetti.

Komite önünde bekleyen kişilerin kendi tercihleriyle beklediğini dile getiren Öztürk, kimseyi bekletme ya da saygısızlık etme niyetleri olmadığını söyledi. Öztürk, amaçlarının mümkün olduğunca fazla yasa görüşmek ve komitede biriken gündemi azaltmak olduğunu ifade etti.

“Önceliğimiz bugün ceza yasası değil”

Öztürk konuşmasında hukuk komitesinin gündemindeki yasa çalışmalarına da değindi. Sabah saatlerinde ceza yasasıyla ilgili görüşme yapıldığını doğrulayan Öztürk, günün geri kalanında bu konunun görüşülmeye devam edilmeyeceğini belirtti.

Komitenin gündeminde avcılık yasasıyla ilgili düzenlemelerin bulunduğunu ifade eden Öztürk, gün içinde mümkün olursa bu konunun görüşülmeye devam edileceğini söyledi. Tartışmalar sırasında komite toplantısının genel kurul sonrasına bırakılması önerisi de gündeme geldi.

Öztürk, komite toplantısının pazartesiye alınmasının nedeninin bir komite üyesinin hafta içinde görevli olması olduğunu belirterek, bu tür kararların istişare edilmesinin önemine katıldığını ifade etti.

ABD Adana Konsolosluğu tahliye ediliyor: ABD vatandaşları Türkiye’nin güneydoğusunu terk etsin

Adana’daki ABD Konsolosluğunda görev yapan zorunlu olmayan personelin Türkiye’den ayrılması istendi. Associated Press’in haberine göre ayrıca, ABD Dışişleri Bakanlığı, vatandaşlarını Türkiye’nin güneydoğusunu terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu.

Associated Press’in (AP) aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı, Adana’daki ABD Konsolosluğunda görev yapan zorunlu olmayan personel ile aile üyelerinin bölgeden ayrılması talimatı verdi.

Bakanlık ayrıca ABD vatandaşlarına Türkiye’nin güneydoğusunu terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu.

Adana, ABD’nin İran ile başlayan savaşın ardından “zorunlu ayrılma” talimatı verdiği 10. diplomatik temsilcilik oldu. Bu adım aynı zamanda bir NATO üyesi ülkeyi kapsayan ilk tahliye kararı olarak kayda geçti.

ABD Dışişleri Bakanlığı bugün, Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan diplomatik personelin ülkeden ayrılmasını istemişti. ABD Dışişleri Bakanlığı 3 Mart’ta da Katar, Ürdün, Irak, Bahreyn ve Kuveyt’teki devlet personelinden acil görevi olanlar dışındakilere ayrılma talimatı vermişti.

Uraloğlu: KKTC’deki gemi trafik gözetleme istasyonlarının inşaat çalışmaları tamamlandı

Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Projesi kapsamında KKTC’de üç gemi trafik gözetleme istasyonunun inşaatının tamamlandığını açıkladı. Projenin 2026’nın ikinci yarısında devreye girmesiyle KKTC çevre denizleri ile Türkiye arasındaki deniz trafiğinin 24 saat izlenebileceği belirtildi.

  • “KKTC çevre denizleri ve Türkiye arasındaki deniz alanında deniz trafiği izlenebilecek”
  • “Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Projesi ile Türkiye Doğu Akdeniz’deki etkinliğini artıracak”

Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Projesi kapsamında, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde üç farklı lokasyonda yer alan gemi trafik gözetleme istasyonlarının inşaat çalışmalarının tamamlandığını bildirdi.

Uraloğlu, yazılı açıklamasında, Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri (GTH) Projesi’ne ilişkin bilgi verdi.

KKTC kurulacak sistem çerçevesinde, ilk kabullerin yapıldığını aktaran Uraloğlu, “Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Projesi kapsamında, KKTC’de üç farklı lokasyonda yer alan gemi trafik gözetleme istasyonlarının inşaat çalışmalarını bitirdik, sistem yazılımı fabrika kabul testlerini tamamladık. Donanım tedarik ve yazılım geliştirme çalışmalarına devam ediyoruz, sistemi 2026’nın ikinci yarısında hizmete almayı hedefliyoruz.” ifadesini kullandı.

TÜRKİYE’NİN DOĞU AKDENİZ’DE ETKİNLİĞİ ARTACAK

Uraloğlu, Doğu Akdeniz Gemi Trafik Hizmetleri Projesi ile Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki etkinliğini artıracağına ve “Mavi Vatan”da da ülke çıkarlarının korunacağına dikkati çekti. Böylece, KKTC çevre denizleri ve Türkiye arasındaki deniz alanında deniz trafiğini izlenebileceğine işaret eden Uraloğlu, projede tamamen milli olarak geliştirilen yazılımla tüm altyapıyı millileştirerek, bu alanda teknolojik bağımsızlık sağlanacağını vurguladı.

Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ve yükleniciliğini HAVELSAN’ın üstlendiği proje çerçevesinde, Gazimağusa’da Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi’nin kurulum çalışmalarının devam ettiğini, Karpaz, Sadrazamköy ve Çayırova’daki Trafik Gözetleme İstasyonlarının (TGİ) inşaat çalışmalarını ise tamamladıklarına değinen Uraloğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kurulacak sisteme, Selvitepe’de bulunan Otomatik Tanımlama Sistemi (OTS) verileri ile Kantara’da bulunan Otomatik Tanımlama Sistemi ve radar verilerinin entegrasyonu sağlanacak. Mersin Gemi Trafik Hizmetleri Merkezinde ise uzaktan yedekleme ve konsol kurulumunu gerçekleştireceğiz. Trafik Gözetleme İstasyonlarında bulunan radarlar, kameralar, haberleşme teçhizatları, Otomatik Tanımlama Sistemi ve modern teknolojinin tüm imkanları kullanılarak, 24 saat kesintisiz izleme yapabileceğiz. Bu sayede, gemi trafik hizmetleri kapsamı alanına giren herhangi bir gemi anında tespit edilebilecek ve bilgiler anında hem KKTC’de kurulacak merkeze hem de ülkemizde kurulmuş olan Mersin Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi’ne iletilecek.”

KKTC’DEKİ MERKEZİN KURULUMUNDA SONA GELİNDİ

Uraloğlu, KKTC’deki merkezin kurulumunda sona yaklaştıklarını bildirdi. Sistemin sağlayacağı faydalara dikkati çeken Uraloğlu, şunları kaydetti:

“Gemi kimliklendirilmesi, gemi trafiğinin kesintisiz izlenmesi ve düzenlenmesi, gemilere seyir bilgileri ve genel uyarıların iletilmesi, özellikli alanların kontrol yönetimi, kaçakçılığın önlenmesine katkı sağlanması, tehlike uyarılarının yapılması, kaza, yangın gibi acil durumlarda ilgililerin bilgilendirilmesi, meteorolojik verilerin gerektiğinde gemilerle paylaşılması gibi işlemleri bu sistemler sayesinde sağlayacağız.”

 

Başbakan Üstel: Türk ordusu Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin teminatıdır

Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti tarafından KKTC’nin güvenliğinin güçlendirilmesi için adaya konuşlandırılan F-16 savaş uçaklarına ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama yaptı.

Başbakan Üstel, “Türkiye Cumhuriyeti tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin güçlendirilmesi amacıyla adaya konuşlandırılan F-16 savaş uçaklarımıza ve kahraman pilotlarımıza “hoş geldiniz” diyorum. Türkiye Cumhuriyeti’ne ait F 16 Uçakları ve hava savunma sistemleri hakkında Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in yaptığı açıklamaları dikkatle takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Hristodulidis’in, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının güvenliği için attığı adımlara hakaret etme çabası kabul edilemez”

“Hristodulidis’in Türkiye’nin bu adımına yönelik sözlerini be konuya Avrupa Birliği unsurlarını müdahil etme çabasını kınıyoruz…” diyen Başbakan Üstel, açıklamasına şöyle devam etti:

“Türkiye’ye yönelik niteleme, hem tarihi gerçeklerle hem de uluslararası hukukun temelini oluşturan 1960 Garanti Antlaşmaları ile bağdaşmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin attığı bu adımlar herhangi bir saldırı amacı taşımamakta, yalnızca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik savunma tedbirleri kapsamında gerçekleştirilmektedir.

Asıl dikkat çekici olan ise büyük çelişkidir. Kendi halkının güvenliği gerekçesiyle adanın güneyini farklı ülkelerin askeri unsurlarıyla dolduran, çeşitli yabancı orduların ve askeri iş birliklerinin adada konuşlanmasına kapı açan Hristodulidis’in, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının güvenliği için attığı adımlara hakaret etme çabası kabul edilemez bir yaklaşımdır.”

“Türkiye’nin garantörlüğü, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin ve adadaki barış dengesinin temel teminatı”

Başbakan Üstel, “Gerçekler açıktır. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklık devleti, Rum yönetimi tarafından tek taraflı şekilde ele geçirilmiş; ortaklık devleti fiilen bir Rum devletine dönüştürülmüştür. Dolayısıyla bu adada işgalden söz edilecekse, bu işgali gerçekleştiren taraf ortaklık devletinin kurumlarını tek taraflı şekilde kontrol altına alan Rum yönetiminin kendisidir” dedi.

Üstel, “Türkiye Cumhuriyeti ise Kıbrıs’taki varlığını 1960 Garanti Antlaşması’ndan doğan meşru haklarına dayandırmaktadır. Türkiye’nin garantörlüğü, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin ve adadaki barış dengesinin temel teminatıdır. Adanın güneyinde Avrupa ülkelerinin askeri unsurlarına ve yabancı orduların varlığına tek kelime etmeyen, hatta bunları adaya davet eden bir anlayışın, konu Türkiye olduğunda farklı bir dil kullanması ciddi bir çelişkidir” açıklamasını yaptı.

“Türk ordusu Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin teminatıdır”

“Türk ordusu Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin teminatıdır” ifadelerini kullanan Üstel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bu gerçek dün olduğu gibi bugün de geçerlidir, yarın da geçerli olmaya devam edecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığı, Kıbrıs Türk halkının güvenliği için vazgeçilmezdir ve bu güvenlik teminatı kararlılıkla sürdürülecektir.”

Baf direnişi ve şehitler törenle anıldı

Kıbrıs Türk milli mücadele tarihinde önemli yeri olan Baf Direnişi’nin 62. Yıldönümü ve bu direnişte şehit düşenler Güzelyurt’ta düzenlenen törenle anıldı.

Gazi Baf Şehitler Anıtı önünde düzenlenen tören, anıta çelenk sunulmasıyla başladı, ardından saygı duruşunda bulunuldu ve saygı atışı yapılarak İstiklal Marşı dokundu.

Gazi Baf Dayanışma Derneği Başkanı Türkay Tokel, şanlı Baf Dirişi’nin önemine işaret ederek tüm şehitleri rahmetle gazileri de şükranla andı.

Tokel, “9 Mart; bir avuç mücahidin o yıllarda güçlü unsurlara karşı verdiği destansı bir mücadelenin adıdır. Kıbrıs Türk halkının bu topraklarda kök salmasının yazıldığı bir gündür. Özgürlüğümüz, geleceğimiz ve egemenliğimiz savunuldu bu mücadele Kıbrıs Türk toplumunun var olma mücadelesinin en önemli günlerinden birisiydi.” dedi.

Ortadoğu’da yaşanan savaşa da işaret eden Tokel, böylesi bir ortamda KKTC’de Kıbrıs Türk halkını sadece Türkiye’nin koruduğunu ve Türkiye’nin garantörlüğünün hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

Baf Türk Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Dökmen de Baf Türklerinin Rum saldırıları karşısında verdiği direnişi aktararak, Baf’ta verilen mücadelenin Kıbrıs Türkü’nün adada egemen ve özgür yaşama kararlılığının göstergesi olduğunu ifade etti.

Başbakan Ünal Üstel de konuşmasına Baf şehitlerini anarak başladı.

Üstel, Kıbrıs Türk halkının verdiği o yıllarda Rumlara karşı verilen varoluş mücadelesini aktararak Türkiye’nin 20 Temmuz 1974’te Adaya barışı getirdiğini söyledi.

Başbakan Üstel konuşmasında bölgede yaşanan savaşlara dikkat çekti.

“Bugün gözümüzün önünde İsrail Gazze’ye saldırdı hala saldırıyor dünya seyrediyor AB, BM seyrediyor hani güvenlik konseyi hani insanlık hakları dur diyen yok tek dur diyen Türkiye Cumhuriyeti. Çoluk çocuk demeden insanlar katlediliyor. Şimdi de İran savaşını seyrediyoruz halkıma şunu sormak istiyorum biz bu günlere gelirken bizim mücahidimiz ve Mehmetçiğimizin mücadelesi olmasa bugün bizim de Gazze’den bir farkımız olmazdı yeni bir savaşın eşiğinde bulduk kendimizi. Bugün Lübnan’da İran’da aynı şeyler yapılıyor çocuklar ölüyor. Hala bu savaşa dur diyen yok.”

Meclis Başkanı Ziya Öztürkler de böylesi günlerin önemine işaret ederek Kıbrıs Türkünün bu topraklarda haklarına sahip çıkarak var olmaya devam edeceğini vurguladı.
“Böylesi günler birlik ve beraberliğimizin ve atalarımızın vermiş olduğu mücadeleyi anlamak için önemlidir. Bu Günün Kıbrıs Türkünün azınlığı asla kabul etmediğinin, bu topraklarda var olduğunun ve var olacağının ne anlama geleceğinin ortaya konulduğu önemli bir gündür”

Törende öğrenciler ve Baf Türk Birliği Yönetim Kurulu üyesi İbrahim Açman tarafından şiirler de okundu.

Tören konuşmaların ardından sona erdi.

ÖZTÜRKLER: CENGİZ TOPEL’İN EVLATLARI EVİNİZE HOŞ GELDİNİZ

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Baf Direnişi, Malya, Bağlıköy, Gaziveren ve Çamlıköy şehitlerini anma haftası dolayısıyla yayımladığı mesajında, bu topraklarda özgürlük ve varoluş mücadelesi verenlerin hatırasının halkın iradesini ve kararlılığını geleceğe taşımak açısından en önemli görev olduğunu vurguladı.
Şehitlerin aziz ruhları önünde saygıyla eğildiklerini belirten Öztürkler, onların bıraktığı mirası onurla sahiplendiklerini ifade etti.
Ercan’a konuşlanan 6 adet F16 savaş uçağını “Cengiz Topel’in evlatları, evinize hoş geldiniz” sözleriyle karşılayan Öztürkler, Yunan jetlerinin Güney’e indiğini bu bağlamda Türk kartallarının da Kuzey semalarında yerini aldığını belirterek bu dengenin barışın ve caydırıcılığın teminatı olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türk halkının gökyüzünde şahinlerini gördükçe geleceğe daha güvenle bakacağını dile getirdi.
Ortadoğu’da İran ile İsrail arasında yükselen savaş gerilimine dikkat çeken Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının kendi direniş tarihinden aldığı dersle barışın ve güvenliğin değerini Anavatan Türkiye ile bir kez daha hatırladığını ifade etti.
Rum liderin takındığı tavrı eleştiren Öztürkler, halkın iradesini yok sayan bir yaklaşım ile karşı karşıya olduklarını kaydetti.
Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ın “Yunanistan’ın Kıbrıs’a savaş uçağı göndermesinin Türk askerinin adadan çekilmesi için uygun bir fırsat yarattı” sözlerine yanıt vererek, “Biz buradayız, varız ve var olmaya devam edeceğiz. Mehmetçik, şehitlerimizin kanıyla sulanmış bu topraklardan birilerinin isteğiyle çekilmez” dedi.

Doha’da mahsur kalan KKTC vatandaşları Riyad’a gönderildi

KKTC Doha Temsilciliği tarafından verilen bilgiye göre, Katar hava sahasının uçuşlara kapanması sonucu Doha’da mahsur kalan KKTC vatandaşlarının bir kısmı bugün Türkiye Cumhuriyeti Doha Büyükelçiliği tarafından düzenlenen otobüs seferiyle Riyad Uluslararası Havalimanı’na gönderildi.

KKTC Doha Temsilciliği, tüm yolculara güvenli bir yolculuk dileyerek, destekleri için Büyükelçiliğe teşekkür etti.

 

Başbakan Üstel: Hava ve deniz savunma sistemlerimiz hazır, halkımız rahat olsun

Baf Direnişi’nin 62’nci i yıl dönümü töreninde konuşan Başbakan Ünal Üstel, Kıbrıs Türkü’nün var oluş mücadelesinin bitmediğine dikkat çekerek, bu yolda her zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği olduğunu kaydetti.

20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Türkü’nün özgürlüğe kavuştuğunu anımsatan Üstel, “O gün Kıbrıs’a barış geldi. Sadece Kıbrıs Türkü’ne değil, Rumlar için de barış geldi.” Diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şehit olan insanlarımız, hayatta kalan gazilerimiz… Neler çekildi bugünlere gelene kadar. Bugün gözümüzün önünde İsrail’in Gazze’ye yaptıkları var. Dünya, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler seyrediyor. Güvenlik Konseyi nerede? Buna tek “dur” diyen Türkiye Cumhuriyeti’dir. Mübarek Ramazan ayında bile insanların başına bombalar yağdırıyorlar. Güçlü Türkiye Cumhuriyeti, Mehmetçik ve Mücahidin mücadelesi olmasa Gazze’den farkımız olmayacaktı.”

Bugün yeni bir savaşın 9’uncu gününü yaşandığına dikkat çeken Üstel, dünyanın bunu da seyrettiğine dikkat çekti. Bu süreçte Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin sürekli silahlandığına vurgu yapan Üstel, “Adaya barışı Türkiye Cumhuriyeti getirdi. Bizim Kırmızı çizgimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğüdür. Rum Yönetimi Kıbrıs’ı barut fıçısına döndürdü. Türkiye Kıbrıs Türkü’nü korumak için F16 uçakları konuşlandı. Denizde firkateynler de geldi. Hava ve deniz savunma sistemlerimiz hazırdır. Rahat olun” dedi.

Güney Kıbrıs’ın bizim kadar rahat olmadığını anlatan Üstel, “Kıbrıs Türkü’nün güvenliğini sağlayan garantör Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs Türkü’nün rahat ve huzur içinde yaşaması için deniz ve hava sahamız Türkiye ile bütünleşmiştir, gerekli önlemler alınmıştır, halkımız rahat olsun” ifadelerini kullandı.

Meclis beş yasa tasarısı, üç yasa önerisi gündemiyle toplanacak

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, bugün yasama gündemiyle toplanacak. Toplantıda, beş yasa tasarısı, üç yasa önerisi ele alınacak.

Ziya Öztürkler başkanlığında saat 10.00’da toplanması beklenen Meclis gündeminde, Motorlu Araçlar ve Yol Trafik (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T.No:340/5/2025), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Pasaport (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T.No:349/5/2026), Oteller (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T.No:354/5/2026), Güvenlik Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T.No:292/4/2025), Askerlik (Değişiklik) Yasa Önerisi (Y.Ö.No:91/4/2025) ve Daimi İkamet İzni (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T.No:344/5/2026) bulunuyor.

Toplantıda ayrıca, Trafik Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) (Değişiklik) Yasa Önerisi (Y.Ö.No:94/5/2025) ve Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Önerisinin (Y.Ö.No:95/5/2025) üçüncü görüşmeleri de yapılacak.

Bakanlıktan Ali Ruhluel’e yönelik muameleye kınama

KKTC Dış Basın Birliği Yönetim Kurulu Eş Üyesi ve Anadolu Ajansı Lefkoşa Temsilciliği kameramanı Ali Ruhluel’e Güney Kıbrıs’ta yönelik sergilenen tutum kınandı.

Yapılan açıklamada, Ali Ruhluel’in Limasol’da diğer ülke mensubu gazetecilerle aynı noktada görevini icra ederken, Rum polisi tarafından herhangi bir somut gerekçe gösterilmeden alıkonulduğu ve yaklaşık iki saat sorgulandığı belirtildi. Bu durumun basın özgürlüğüne yönelik açık bir müdahale olduğu vurgulandı.

Açıklamada, aynı bölgede bulunan Rum, Yunan ve İngiliz gazetecilerin görevlerini özgürce sürdürmesine rağmen Türk bir gazetecinin etnik kimliği nedeniyle hedef alınmasının kabul edilemez bir ayrımcılık ve çifte standart olduğu ifade edildi.

Rum yönetiminin sergilediği bu tutumun hukuk dışı olduğu belirtilen açıklamada, yetkililer keyfi ve ayrımcı davranışlardan vazgeçmeye, evrensel hukuk kurallarına ve basın özgürlüğüne saygı göstermeye davet edildi.

FIRTINA KARANFİL’DEN SALİH COŞAR İÇİN TAZİYE MESAJI

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Fırtına Karanfil, hayatını kaybeden eski bakan ve Kurucu Meclis üyesi Salih Coşar için taziye mesajı yayımladı.

Karanfil, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, Kıbrıs Türk halkına uzun yıllar özveriyle hizmet eden Salih Coşar’ın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendiğini belirtti.

Mesajında Coşar’ın devlet ve toplum için yaptığı hizmetlere dikkat çeken Karanfil, Ekonomi ve Maliye Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı görevlerinde bulunan Coşar’ın, Kıbrıs Türk siyasi tarihinde önemli izler bırakan değerli bir devlet insanı olduğunu ifade etti.

Karanfil, hayatını ülkesine ve halkına adayan Salih Coşar’ın verdiği hizmetlerin her zaman saygı ve minnetle hatırlanacağını vurgulayarak, merhuma Allah’tan rahmet, başta ailesi olmak üzere tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diledi.

HASAN KÜÇÜK: KADIN VARSA ÜRETİM VARDIR, ÜRETİM VARSA BAĞIMSIZLIK VARDIR

UBP Girne Milletvekili Hasan Küçük, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mesajında, kadının toplumsal ve ekonomik hayatta taşıdığı önemi vurgulayarak, “Kadın varsa üretim vardır, üretim varsa bağımsızlık vardır” dedi.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Girne Milletvekili Hasan Küçük, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, kadının toplumun vicdanı, üretimin kaynağı ve bağımsızlığın teminatı olduğunu vurguladı.

Küçük mesajında, kadının yalnızca hayatı taşıyan değil, aynı zamanda hayata yön veren güç olduğunu belirterek, “Toprağa dokunur bereket olur, eğitime dokunur gelecek olur, üretime dokunur kalkınma olur” ifadelerini kullandı.

Kadının emeğinin çoğu zaman görünmez olduğunu ancak her başarının arkasında kadının sabrı, alın teri ve aklının bulunduğunu ifade eden Küçük, “Kadın üretir… Sevgi üretir, umut üretir, bilim üretir, sanat üretir, ekonomi üretir, değer üretir” dedi.

Kadının, bir çocuğun yarınını bir toplumun kaderine dönüştüren güç olduğuna işaret eden Küçük, “Kadın varsa üretim vardır. Üretim varsa bağımsızlık vardır. Bağımsızlık varsa güçlü bir gelecek vardır” vurgusu yaptı.

Kıbrıs Türk kadınının, tarih boyunca hem toplumsal mücadelede hem de üretimde öncü rol üstlendiğine dikkat çeken Küçük, şöyle devam etti:

“Kıbrıs Türk kadını, emeğiyle, fedakârlığıyla ve üretkenliğiyle halkımızın varoluş mücadelesinin en güçlü dayanağı olmuştur. Bugün de eğitimden ekonomiye, kültürden siyasete kadar her alanda geleceğimizi şekillendiren en önemli güçtür.”

8 Mart’ın sadece bir kutlama günü olmadığını vurgulayan Küçük, “Bugün, kadının emeğine, onuruna ve üretkenliğine saygı duruşudur” dedi.

Vakıflar’dan Emekçi Kadınlara Anlamlı Ziyaret

Kıbrıs Vakıflar İdaresi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Dilekler Ticaret Narinciye Fabrikası’ndaki kadın çalışanları ziyaret ederek çiçek takdim etti ve üretimdeki emeklerinin önemini vurguladı.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında Dilekler Ticaret Narinciye Fabrikası’nda çalışan kadınları ziyaret etti.

Gerçekleştirilen ziyarette fabrikada üretime emekleriyle katkı sağlayan kadın çalışanlara çiçek takdim edilerek Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlandı. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada kadınların üretimdeki emeği ve topluma kattıkları değer vurgulandı.

Ziyaret sırasında kadın çalışanlarla sohbet eden Vakıflar İdaresi yetkilileri, kadın emeğinin toplumun gelişmesinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi, üretime, ekonomiye ve toplumsal hayata katkı sağlayan tüm emekçi kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlayarak, kadınların çalışma hayatındaki varlığının güçlenmesinin toplumun geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

MECLİS YARIN TOPLANACAK

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, yarın yasama gündemiyle toplanacak. Toplantıda, beş yasa tasarısı, üç yasa önerisi ele alınacak.

Ziya Öztürkler başkanlığında saat 10.00’da toplanması beklenen Meclis gündeminde, Motorlu Araçlar ve Yol Trafik (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T.No:340/5/2025), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Pasaport (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T.No:349/5/2026), Oteller (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T.No:354/5/2026), Güvenlik Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T.No:292/4/2025), Askerlik (Değişiklik) Yasa Önerisi (Y.Ö.No:91/4/2025) ve Daimi İkamet İzni (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T.No:344/5/2026) bulunuyor.

Toplantıda ayrıca, Trafik Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) (Değişiklik) Yasa Önerisi (Y.Ö.No:94/5/2025) ve Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Önerisinin (Y.Ö.No:95/5/2025) üçüncü görüşmeleri de yapılacak.

Türkiye’de Kabine yarın toplanıyor: Masada KKTC’nin güvenliği de var

Kabine yarın günü Beştepe’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başlığında toplanacak. Kabine’nin gündemi Ortadoğu savaşı olacak.
ABD-İsrail-İran savaşındaki tüm gelişmeler Ankara’da dikkatle takip ediliyor. Ortadoğu’daki gelişmeler yarın Beştepe’de toplanacak Kabine’de değerlendirilecek.

İran’dan ateşlenen bir balistik füze Türk hava sahasına yönelmesinin ardından düşürülmüştü. Gelişmenin ardından Tahran ile iletişime geçilmiş, tepki mesajları iletilmişti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan konuyla ilgili “Kolay kolay provakasyona gelen bir ülke değiliz.” değerlendirmesi yapmıştı.
Tahran yönetiminden ise “Saldıraya izin vermeyen ve saldırmayanlara saldırmayacağız, şu ana kadar saldırdığımız için de özür dileriz.” açıklaması gelmişti. Tüm bu gelişmeler ve Türkiye’nin tutumu Kabine’de ele alınacak.

Görüşülecek bir diğer başlık ABD’nin Kürt gruplarını İran rejimini düşürmek için örgütlediği iddiası. Konuyla ilgili Ankara, İsrail’in yıllardır bu yönde bir çaba içerisinde olduğu üzerinde duruyor. Kabine’de bu ihtimaller değerlendirilecek.

Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği için hazırladığı kademeli planlar da masada olacak.

KKTC’de F16 savaş uçaklarının konuşlandırılmasına ilişkin değerlendirmeler yapılacak. Yöntem ve zamanlamaya ilişkin nihai kararın ne zaman verilmesi gerektiği ele alınacak.

SAVAŞIN TÜRKİYE EKONOMİSİNE ETKİSİ

Savaşın Türkiye ekonomisi üzerindeki riskleri de gündemde olacak. Dezenflasyon sürecini olumsuz etkileyebilecek bütün gelişmeler derğerlendirilecek ve olası tedbirler için kapsamlı bir yol haritası hazırlanacak.

Tüm bu başlıklarda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Kabine üyelerine sunum yapması da bekleniyor.

 

DIŞİŞLERİ: KÖRFEZ’DE MAHSUR KALAN VATANDAŞLARIN TAHLİYESİ SÜRÜYOR

Dışişleri Bakanlığı, savaş nedeniyle Körfez ülkelerinde mahsur kalan vatandaşların tahliyesi hakkına açıklama yaptı.

Mevcut durumda, Dubai’de kalan 7 vatandaşın kara yoluyla Muskat/Umman’a, Doha’da bulunan 2 vatandaşın ise kara yoluyla Riyad/Suudi Arabistan’a nakillerinin bugün gerçekleştirilmesinin planlandığını duyuran Bakanlık, bu vatandaşların mümkün olan ilk seferlerle ülkeye dönmüş olacaklarını bildirdi. Bakanlık, Doha’da bulunan diğer 2 vatandaşın tahliyesinin de kısa süre içerisinde gerçekleştirileceğini kaydetti.

Temsilciliklere henüz ulaşmayan vatandaşlar varsa bir an önce Temsilcilikler ile iletişim içerisine geçmelerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Bakanlık, vatandaşların her durumda hızlı şekilde iletişim kurabileceği 24 saat açık olan Konsolosluk Çağrı Merkezi hattının (0533 851 40 06) aktif olarak hizmet vermeye devam ettiğine dikkat çekti.

-“61 vatandaşımız tarafımıza başvuruda bulundu”

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ABD ve İsrail’in, İran’a saldırmasıyla başlayan ve kısa sürede bölgeye yayılan çatışmaların başladığı ilk günden bu yana Bakanlığın, Abu Dhabi, Doha, Kuveyt ve Muskat Temsilcilikleriyle iş birliği içerisinde vatandaşların durumunu yakinen takip ettiği ve Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçilikleri ile eşgüdüm içerisinde bölgede geçici olarak bulunan vatandaşların ülkeye ulaştırılmasını teminen gerekli tüm girişimleri sürdürdüğü ifade edildi.

Bakanlığın önceliğinin her zaman için vatandaşların güvenliği ve ihtiyaçlarının karşılanması yönünde olduğu vurgulanan açıklamada, “Bakanlığımız çağrı merkezi ve bölgede bulunan Temsilciliklerimiz aracılığıyla, hava sahasının kapanması nedeniyle Körfez ülkelerinde mahsur kalan 54 kişi Dubai/BAE, 4 kişi Doha/Katar ve 3 kişi Beyrut/Lübnan olmak üzere toplam 61 vatandaşımız tarafımıza başvuruda bulunmuştur” denildi.

Açıklamada, Bakanlığın bu süreçteki çalışmalarının yanı sıra, Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı’nın da krizin başından itibaren sürece katkıda bulunduğu ve bölgede mahsur kalan vatandaşların ülkeye güvenli bir şekilde dönüşlerini sağlamak için gerekli desteği sağladığı belirtildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın, Temsilcilikler aracılığıyla vatandaşlarla sürekli iletişim halinde olduğu ifade edilen açıklamada, Bakanlığın, yerel makamların açıklama ve güvenlik değerlendirmeleri doğrultusunda, bölgede bulunan vatandaşların güvenli bölgelerde kalmaları ve bulundukları ülkelerdeki yerel makamların açıklama ve uyarılarını yakından takip etmeleri konularında tavsiyelerde bulunduğu kaydedildi. Ayrıca, ilaç vb. gibi acil ihtiyaçlarının karşılanması konusunda da vatandaşlara yardımcı olunduğu belirtildi.

-50 vatandaş ülkeye döndü

Güney Kıbrıs üzerinden Dubai’ye turistik bir ziyaret gerçekleştiren 37 vatandaştan oluşan Gem Tur kafilesinin, çatışma başladığından bu yana istisnai uçuş izni verilen havayollarından biriyle 5 Mart tarihinde kendi tercihleri doğrultusunda yine Güney Kıbrıs üzerinden ülkeye dönebildiği ifade edilen açıklamada, “Ayrıca, bugüne kadar bölgede bulunup tarafımıza ulaşan 13 vatandaşımız (10 Dubai, 3 Lübnan) Bakanlığımız koordinasyonunda güvenli bir şekilde ülkemize dönmüştür” denildi.

-Yeni nakil planı…

Mevcut durumda, Dubai’de kalan 7 vatandaşın kara yoluyla Muskat/Umman’a, Doha’da bulunan 2 vatandaşın ise kara yoluyla Riyad/Suudi Arabistan’a nakillerinin bugün gerçekleştirilmesinin planlandığı kaydedilen açıklamada, “Bu vatandaşlarımız mümkün olan ilk seferlerle ülkemize dönmüş olacaklardır. Doha’da bulunan diğer 2 vatandaşımızın tahliyesi de kısa süre içerisinde gerçekleştirilecektir” bilgisi verildi.

Hükümetin 5 Mart tarihinde aldığı Bakanlar Kurulu kararı çerçevesinde bölgede mahsur kalan vatandaşların kara ve/veya hava yoluyla ülkeye ulaşım giderleri ve masraflarının karşılanacağının duyurulduğu hatırlatılan açıklamada, “Tahliye süreci boyunca her aşamada destek ve yardımlarını esirgemeyen Türkiye Cumhuriyeti’nin Abu Dhabi ve Doha Büyükelçilikleri ile Dubai Başkonsolosluğuna Devletimiz ve vatandaşlarımız adına minnetlerimizi sunarız” denildi.

-“24 saat açık olan Konsolosluk Çağrı Merkezi hattının aktif olarak hizmet vermeye devam ediyor”

Temsilciliklere henüz ulaşmayan vatandaşlar varsa bir an önce Temsilcilikler ile iletişim içerisine geçmelerinin büyük önem taşıdığı belirtilen açıklamada, vatandaşların her durumda hızlı şekilde iletişim kurabileceği Bakanlığın 24 saat açık olan Konsolosluk Çağrı Merkezi hattının (0533 851 40 06) aktif olarak hizmet vermeye devam ettiği vurgulandı.

F-16’LAR KKTC’YE GELİYOR!

Sivil Havacılık Dairesi Müdür Vekili Aşkın Meşeli, yarın sabah saatlerinde 6 adet F-16 savaş uçağının ülkeye geleceğini açıkladı.
Meşeli, uçakların güvenlik amacıyla gönderileceğini belirterek, söz konusu sevkiyatın sivil uçuşları etkilemeyeceğini ifade etti.
NORMAL UÇUŞLAR AKSAMAYACAK
Kıbrıs Postası’na konuşan Meşeli, savaş uçaklarının gelişi nedeniyle normal uçuşlarda herhangi bir aksama yaşanmayacağını vurguladı.
MSB DAHA ÖNCE AÇIKLAMA YAPMIŞTI
Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı (MSB) kaynakları da dün yaptıkları açıklamada, son gelişmeler kapsamında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin sağlanması amacıyla F-16 savaş uçaklarının adaya konuşlandırılmasının değerlendirildiğini bildirmişti.

MESUT ENER: KADINLARIN GÜVEN İÇİNDE VE EŞİT HAKLARLA YAŞAMASI TOPLUMUN ORTAK SORUMLULUĞUDUR

Başbakanlık Dijital Dönüşüm ve Elektronik Devlet Kurumu Başkanı M. Mesut Ener, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda kadına yönelik şiddetin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini vurgulayarak eşitlik, saygı ve güven ortamının güçlendirilmesinin toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.

Başbakanlık Dijital Dönüşüm ve Elektronik Devlet Kurumu Başkanı M. Mesut Ener, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Ener’in mesajının tamamı şu şekilde:

“Toplumların gelişmişlik düzeyi; kadınların yaşamın her alanında güven içinde, eşit haklarla ve saygın bir şekilde yer alabilmesiyle doğrudan ilişkilidir. Kadına yönelik şiddetin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceği bilinciyle; eşitlik, saygı ve güven ortamının güçlendirilmesi tüm toplumun ortak sorumluluğudur.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle; kadına yönelik şiddete karşı toplumsal farkındalığın artmasını temenni ediyor, kadınların hak ettikleri değeri gördükleri bir gelecek diliyorum”

Bakanlar Kurulu “1. Tasarruf ve Ekonomik Tedbirler Paketi”ni yürürlüğe koydu

Başbakan Ünal Üstel, bölgede yaşanan savaşın dünya ekonomisinde yaratabileceği olası dalgalanmalara karşı “1. Tasarruf ve Ekonomik Tedbirler Paketi”nin yürürlüğe girdiğini açıkladı. Paket kapsamında kamu harcamalarında tasarruf artırılırken, asgari ücretli çalışanlara yönelik devlet desteklerinin kapsamı genişletildi.

Başbakan Ünal Üstel, Bakanlar Kurulu’nun ekonomik gelişmeler doğrultusunda “1. Tasarruf ve Ekonomik Tedbirler Paketi”ni yürürlüğe koyduğunu açıkladı.

Üstel yaptığı açıklamada, bölgede yaşanan savaşın dünya ekonomisinde yaratabileceği dalgalanmaların yakından takip edildiğini belirterek, yaşanabilecek gelişmelerin ülkeye etkisini en aza indirmek amacıyla gerekli tedbirlerin alınmaya devam edildiğini söyledi.

Başbakan Üstel tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

“Hükümet olarak bölgemizde yaşanan savaşın dünya ekonomisinde yaratabileceği dalgalanmaları yakından takip ediyor ve yaşanabilecek gelişmelerin ülkemize etkisini en aza indirmek için gerekli tedbirleri almaya devam ediyoruz. Bu anlayışla Bakanlar Kurulumuz, devletimizi, muhtemel ekonomik dalgalanmalardan korumak amacıyla 1. Tasarruf ve Ekonomik Tedbirler Paketi’ni hayata geçirme kararı almıştır. Burada özellikle altını çizmek istiyorum. Vatandaşımızdan tasarruf beklemeden önce devletin kendi harcamalarında disiplin sağlaması gerektiğine inanıyor ve tasarruflara önce devletten başlıyoruz. Bu kapsamda iki gündür toplanan Bakanlar Kurulumuz bazı tasarruf kararları üretmiştir.

Buna göre;

Bakanlar Kurulu daha önce aldığı bir kararla bütçe ödeneklerindeki harcama kalemlerinde uygulamaya koyduğu %10 tasarruf oranını aynen korurken belirli kalemlerde bu oranı artırarak %50’ye çıkarmıştır.

1. Tasarruf ve Ekonomik Tedbirler Paketi kapsamında bakanlar kurulumuzun aldığı kararları paylaşıyorum:

  • Resmi tören, resepsiyon, temsil, ağırlama ve organizasyon giderlerinde %50 tasarruf yapılacaktır.
  • Hanehalkı yardım kalemlerinde %50 tasarrufa gidilecektir.
  • Devlet hizmet araçlarının kullanımı sınırlandırılacak, akaryakıt giderleri %50’yi aşmayacak şekilde kontrol altına alınacaktır.
  • Ek mesai ödeneklerinde %20 tasarruf yapılacak, zorunlu olmadıkça ek mesai uygulanmayacaktır.
  • Zorunlu münhaller dışında yeni kamu istihdamları geçici olarak durdurulacaktır.
  • Üst kademe yöneticiler ve siyasi memurlar için harcırah ödemeleri durdurulacaktır.
  • Bakanlık bütçelerinde yer alan bazı mahalli projeler geçici olarak ertelenecek, yalnızca zorunlu projeler sürdürülecektir.

Değerli Kardeşlerim, Bir yandan tedbirler alırken diğer yandan her zaman olduğu gibi dar ve sabit gelirli vatandaşlarımızı korumayı da ihmal etmiyoruz. Bu noktada asgari ücretle çalışan emekçilerimize verdiğimiz bir sözü daha yerine getiriyoruz.

Daha önce başlattığımız 6.000 TL + 6.000 TL destek ödemelerinden yararlanan asgari ücretli çalışanlarımızın Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı primlerini de ilgili dairelerdeki hesaplarına yatırıyoruz.

Ayrıca yaptığımız yeni düzenleme ile destek programının kapsamını da genişlettik.

Bu kapsamda;

  • 6.000 TL + 6.000 TL devlet desteğinin brüt ücret karşılığı üzerinden Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı primleri çalışanların hesaplarına yatırılmaktadır.
  • Bu destek işverenin geriye dönük borcu olup olmadığına bakılmaksızın verilecektir.
  • 60 yaş üstü olup emekli olmayan çalışanlarımız da bu destekten yararlanabilecektir.
  • Part-time çalışanlarımız da destek kapsamına alınmıştır.

Bugüne kadar 16.000 asgari ücretli çalışanımıza ödeme yaptık. Şu anda değerlendirme aşamasında yaklaşık 3.000 başvuru daha bulunmaktadır. Yoğun talep nedeniyle Bakanlar Kurulu kararı ile başvuru süresini 18 Mart 2026 tarihine kadar uzattık.

Hedefimiz açıktır;

Yaşanabilecek tüm krizlere karşı, ekonomimizi koruyacağız, kamu harcamalarında disiplini sağlayacağız ve çalışanlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Hükümet olarak gelişmeleri yakından izliyor, devletimizi ve halkımızı korumak için gerekli tüm adımları kararlılıkla atıyoruz. Hepinize en derin saygılarımı sunuyorum”

Üstel’den Fidan’a teşekkür: Anavatan Türkiye halkımızın geleceğinin en güçlü teminatıdır

Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Kıbrıs Türk halkının Türk dünyasının ayrılmaz parçası olduğuna ilişkin açıklamalarını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Türkiye’ye ve Fidan’a teşekkür etti.

Başbakan ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Kıbrıs Türk halkına ilişkin açıklamalarını memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti.

Üstel’in mesajının tamamı şu şekilde:

“Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın, Kıbrıs Türk halkının Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan ve halkımıza yıllardır uygulanan haksız izolasyonların sona ermesi gerektiğini açık bir şekilde ifade eden açıklamalarını halkım ve şahsım adına büyük bir memnuniyetle karşılıyorum.

Kıbrıs Türk halkının haklı davasını her platformda güçlü bir kararlılıkla savunan Anavatan Türkiye’ye ve Sayın Hakan Fidan’a teşekkür ediyorum.

Savaşın kol gezdiği bölgemizde, yegane güvencemiz Anavatan Türkiye ile aramızdaki sarsılmaz bağlar ve kader birliği, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin, özgürlüğünün ve geleceğinin en güçlü teminatı olmaya devam edecektir”

Dinçyürek: “Kıbrıs Türk Kadını Toplumun Güçlü Yapı Taşıdır”

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla mesaj yayımladı .

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda Kıbrıs Türk kadınının aile ve toplum hayatındaki önemli rolüne dikkat çekti.

Dinçyürek mesajında, Kıbrıs Türk kadınının tarih boyunca toplumun en güçlü yapı taşlarından biri olduğunu belirterek, “Kıbrıs Türk kadınının mücadele yıllarında gösterdiği dirayet, cesaret ve fedakârlıklar her türlü takdirin üzerindedir. Zor dönemlerde ailesine, toplumuna ve vatanına sahip çıkan kadınlarımız, bugün de aynı kararlılık ve sorumluluk bilinciyle toplumsal hayatın her alanında önemli roller üstlenmektedir” dedi.

Kadınların yalnızca aile içinde değil, toplumsal yaşamın her alanında aktif bir şekilde yer aldığını vurgulayan Dinçyürek, “Kadınların güçlenmesi ve her alanda daha fazla söz sahibi olması, toplumumuzun gelişmesi ve ilerlemesi açısından büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

Kadınların emekleri, özverileri ve katkılarıyla toplumun daha güçlü bir geleceğe yürüdüğünü belirten Dinçyürek, kadınların hak ettiği değeri görmesinin ve fırsat eşitliğinin sağlanmasının önemine de dikkat çekti.

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten duygularla kutladığını belirterek, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yaşam diledi.