All posts by Новостная запись

Mühendis ve Mimarlar Göreve Başladı

İçişleri Bakanlığı bünyesinde göreve başlayan yeni mühendis ve mimarlar için ilk toplantı gerçekleştirildi. İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Bakanlık Müsteşarı Suat Yeldener, İdare Amiri Hatice Ulucan ve Merkez Kaymakamı Fadıl Keleş’in de katılımıyla düzenlenen toplantıda, yeni personelle bir araya gelindi.
Toplantıda konuşan Bakan Oğuz, en son 2003 yılında yapılan istihdamın ardından 2026 yılına kadar kaymakamlıklara mimar ve inşaat mühendisi alımı yapılmadığını, 23 yıl sonraki münhalin çok önemli olduğuna vurgu yaptı.
Bakan Oğuz, kamu hizmetlerinin daha etkin ve verimli yürütülmesi adına teknik personelin önemine işaret ederek, göreve başlayan genç mühendis ve mimarlara çalışma hayatlarında başarılar diledi.
Yeni istihdam edilen personelin ilçe kaymakamlıklarına dağıtılarak bugün itibarıyla görevlerine başladığı belirtilirken, bu adımın özellikle yerel yönetimlerde teknik kapasitenin güçlendirilmesine önemli katkı sağlaması bekleniyor.

Dinçyürek: “ Adada 5’inci kalp nakli başarıyla gerçekleştirildi”

Ülkemizde sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. Dört ay önce kalp yetmezliği nedeniyle kalp destek cihazı takılan bir hastaya uygun donör bulunmasının ardından kalp nakli başarıyla gerçekleştirildi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve hızla toparlandığı bildirildi.

Ameliyatın gerçekleştirildiği Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde hastayı ziyaret eden Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, yaklaşık 18 gün önce yapılan operasyonun başarılı geçtiğini belirtti.

Organ bağışı dört hastaya umut oldu

Dinçyürek, bir kadavra bağışçısının ailesinin organ bağışı kararı sayesinde toplam dört hastanın sağlığına kavuştuğunu vurguladı.

Dinçyürek, bağış kapsamında bir organ Türkiye’ye karaciğer nakli için gönderilirken, iki hastaya ise adada böbrek nakli yapıldı. Böbrek nakillerinin ülkede artık hem kadavradan hem de canlıdan canlıya rutin şekilde başarıyla gerçekleştiriliyor ifadelerinde bulundu.

Kalp nakli sayısı beşe yükseldi

Aynı bağış sürecinde gerçekleştirilen kalp nakliyle birlikte, hastanede 2019 yılında başlatılan kalp nakli ameliyatlarının sayısının beşe ulaştığını belirten Dinçyürek, Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde yapılan bu ileri düzey ameliyatların ülkede de aynı başarıyla uygulanmasının önemine dikkat çekti.

Organ bağışının önemi vurgulandı

Dinçyürek, organ naklinin ilaç ya da cihaz gibi üretilebilen bir tedavi yöntemi olmadığını belirterek, yalnızca bir insandan diğerine hayat verebilen eşsiz bir uygulama olduğunu söyledi.
Bu nedenle bağış kararı veren aileye teşekkür eden Dinçyürek, hem başsağlığı dileklerini iletti hem de toplumda organ bağışı bilincinin artırılması gerektiğinin altını çizdi.

Başarılı operasyon sonrası sağlık çalışanlarına da teşekkür eden Dinçyürek, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin bütün fonksiyonlarını hayata geçirdiğini belirtti. Ameliyatta görev alan tüm doktor, hemşire ve teknik ekibin önemli bir başarıya imza attığını ifade etti.

Birtan: “Kalp nakli dünyada kabul edilen altın standart tedavi”

Ameliyatı gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı ve hastane başhekimi Dr. Hasan Birtan, 2019 yılında başlatılan kalp nakli programının beşinci operasyonunu başarıyla tamamladıklarını söyledi.

29 yaşındaki erkek hastanın genel durumunun iyi olduğunu ve taburculuk sürecine girildiğini belirten Birtan, kalp naklinin kalp yetmezliğinde dünyada kabul edilen “altın standart” tedavi yöntemi olduğunu vurguladı.

Birtan, organ bağışının hayati önem taşıdığını belirterek, toplumun bu konuda daha bilinçli hale gelmesi gerektiğini ifade etti. Gelecekte daha fazla hastaya umut olabilmek için bağışların artmasının büyük önem taşıdığı dile getirildi.
Birtan, bağışta bulunan aile ve rahmetlik olan kişiye de Allah’tan rahmet dileyerek, ailesine sabırlar diledi.

Hasta: “artık çok rahatım”

Kalp nakli yapılan 29 yaşındaki erkek hasta ise duygularını şu sözlerle dile getirdi:
Önceden yürümekte zorlandığını belirten hasta, ameliyat sonrası kendisini çok daha rahat hissettiğini ifade ederek, bağışçı aileye ve sağlık ekibine teşekkür etti.

Ertuğruloğlu: EOKA Kıbrıs tarihinin en karanlık lekesidir

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, 1 Nisan 1955’te terör eylemlerine başlayan Rum terör örgütü EOKA’nın, Kıbrıs tarihinin en karanlık ve silinmez lekesi olduğunu vurguladı.

Ertuğruloğlu, EOKA’nın Enosis hedefi doğrultusunda Kıbrıs Türk halkını sistematik şekilde yok etmeyi amaçladığını belirterek, Kıbrıs Türk halkının bu saldırılar karşısında Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) çatısı altında birleşerek meşru müdafaa hakkını kullandığını ifade etti.

Kıbrıs Türk halkının özgürlüğünden asla ödün vermediğini ve bunu tüm dünyaya ilan ettiğini kaydeden Ertuğruloğlu, geçmişin acı tecrübelerinden ders çıkarılmadığını söyledi.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin EOKA zihniyetini yeni nesillere aktarmaya devam ettiğini belirten Ertuğruloğlu, Enosis hayallerinin canlı tutulmaya çalışıldığını dile getirdi.

Ertuğruloğlu, adanın silahlandırılmasının bölgesel barış açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade ederek, geçmişte karanlık emellere geçit vermeyen iradenin bugün de dimdik ayakta olduğunu vurguladı.

Güvenlik Kuvvetleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adadaki varlığının sarsılmaz bir güvence olduğunu da sözlerine ekledi.

Erdoğan: 5G’yi iki sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Başlangıçta 81 il merkezimizde devreye alacağımız 5G’yi, iki sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Töreni”nde yaptığı konuşmada, aktivasyonunu yapacakları yeni nesil mobil iletişim altyapısı 5G’nin ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak, haberleşme, teknoloji, enerji ve üretim verimliliğini yükseltecek, dijital bağımsızlığını daha da perçinleyecek 5G teknolojisinin hazırlık çalışmalarından test ve kurulum süreçlerine emeği geçen tüm kurumları, şirketleri, mühendis ve sektör çalışanlarını tebrik etti.

Ülkenin önünde iletişimin yanı sıra, ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime geniş bir alanda yepyeni bir sayfa açacak 5G teknolojisinin bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını dileyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sözlerimin hemen başında şu hususun altını çizmekte fayda görüyorum; değerli kardeşlerim, günümüz dünyasında egemenlik, coğrafya temelli, fiziki ve sadece belirli bir toprak parçasıyla sınırlı olmaktan çıkmıştır. Küresel güç rekabetinin sertleştiği bu dönemde, teknoloji ve dijitalleşme alanında meydana gelen baş döndürücü gelişmeler, klasik anlamdaki egemenlik mefhumunu aşındırmıştır. Artık güçlü olmak, caydırıcı olmak, dünyada söz, etki ve itibar sahibi olmak istiyorsanız bir defa siber uzay çalışmalarınızı hızlandırmak, siber güvenlik tedbirlerinizi almak, siber teknolojinizi geliştirmek zorundasınız. Verilerin toplanması, işlenmesi, analiz edilmesi, katma değere dönüştürülmesi ve en önemlisi veri güvenliğinin temin edilmesi bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle son dönemde Lübnan, Gazze ve İran başta olmak üzere yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir. Şurası tartışılmayacak kadar ortadadır, içinde bulunduğumuz veri çağında, siyasi istikrar, ekonomik bağımsızlık, askeri caydırıcılık ve dijital egemenlik birbirinden ayrı değildir. Tam tersine bunlar birbirinin tamamlayıcısı, eskilerin ifadesiyle mütemmim cüzüdür.”

“Güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık”

“Sınırlarınızı kontrol ettiğiniz ölçüde hava sahanızı kontrol edemiyorsanız, hava sahanızı koruduğunuz ölçüde siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir.” ifadesini kullanan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Dijital çağda jeopolitik üstünlüğün belirleyici aktörü, sadece toprağı kontrol edenler değil, bununla birlikte veriyi yönetenler olacaktır. Bu bakımdan 5G’nin veri merkezleri, bulut altyapıları, yapay zeka ve siber güvenlik kapasitesiyle birlikte düşünüldüğünde dijital egemenlik ve milli güvenlik meselesi olduğu son derece açıktır. Biz de bugün attığımız tarihi adıma, diğer hususlar yanında elbette dijital egemenlik zaviyesinden de bakıyoruz. Nitekim son 23 yılda bunun altyapısını çok güçlü bir şekilde hazırladık. Dijital dönüşümde attığımız stratejik adımlarla ülkemizi bu alanda parmakla gösterilen seviyelere çıkardık. Bu süreçte bir yandan dijital hız ve kapasitemizi artırırken, diğer yandan güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık. 2002’de 81 bin kilometre olan fiber hat uzunluğumuzu, 2025’in üçüncü çeyreği itibarıyla 657 bin kilometreye ulaştırdık. Aynı dönemde geniş bant internet abone sayımızı 3 binden 98 milyona, mobil telefon abone sayımızı ise 23 milyondan alıp neredeyse 100 milyona çıkardık.”

Siber güvenlik tedbirleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 55 milyonu aşkın vatandaşın bugün güvenli internet hizmetlerini kullandığını, halihazırda Türkiye’de mobil ve sabit hatlardan 82 milyar dakika konuşma trafiği gerçekleştiğini dile getirdi.

Türkiye’nin aylık ortalama 494 dakika mobil kullanım süresiyle Avrupa’da birinci sırada olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz sene kurduğumuz Siber Güvenlik Başkanlığımız, haberleşme sistemlerimizin güvenliğini sağlamak, kritik altyapılarımızı korumak ve siber tehditlere karşı etkin bir savunma mekanizması oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Aynı şekilde emniyet birimlerimiz, istihbarat teşkilatımız ve ilgili tüm kurumlarımız da her senaryoya hazırlıklı bir şekilde kendi önlem, aksiyon ve karşı koyma planlarını başarıyla planlayıp hayata geçiriyor. Burada şunun da altını çizmek durumundayım, biz siber güvenliğe sadece tehditler karşısında gösterilen bir tepki değil, ulusal güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak bakıyoruz. Yabancı menşeili anlık mesajlaşma ve arama uygulamalarının, özellikle Gazze soykırımından beri çeşitli tartışmalara konu olduğu görülüyor. Biz de bu tartışmaları çok yakından takip ediyoruz. Devlet kurumlarına ait verilerin güvenliğini özellikle güçlendirme noktasında ilave tedbirleri önümüzdeki dönemde peyderpey devreye alacağız.”

“Yeni ve güçlü Türkiye’yi adım adım inşa ediyoruz”

Erdoğan, geçmişte teknolojik gelişmeleri yalnızca takip eden, çağa ayak uydurma kaygısından öteye geçemeyen, yeni teknolojileri tribünden izleyen, başkalarına imrenen, öz kaynaklarını değerlendiremeyen bir Türkiye’nin olduğunu belirterek, “Başörtüsü, saç-sakal, kılık-kıyafet gibi meselelerle uğraşmaktan, dünyada olup bitenleri takip edemeyen bir Türkiye vardı.” ifadesini kullandı.

Yıllarca Türkiye’nin özellikle belli alanlarda geri kalmışlığını, milletin inanç değerlerine, kültür kodlarına ve insanların giydiği kıyafete bağladıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yaklaşık 6 asır boyunca cihana nizam vermiş bir ecdadın torunları olarak bu kötü gidişe, bu atalete, bu ideolojik bağnazlığa biz itiraz ettik. ‘Biz yapamayız, biz beceremeyiz’ diyen özgüven yoksunlarına kulak asmadan, bu milletin evlatlarına, bu ülkenin parlak beyinlerine inanarak teknolojide tam bir seferberlik ilan ettik. Çalışmalarımızın meyvelerini de hamdolsun kısa sürede toplamayı bildik. Bugün geldiğimiz noktada hem kendi teknolojimizi üretiyoruz hem yeniliklere öncülük ediyor hem de sahip olduğumuz teknolojiyi dünyanın birçok ülkesine ihraç ediyoruz.

İlk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı 2024’te uzaya fırlattık, 2025’te resmen hizmete aldık ve böylece dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olmayı başardık. Savunma sanayisi başta olmak üzere teknolojik imkan ve kabiliyetlerin belirleyici olduğu tüm sektörlerde çağa ufuk çiziyor, yön tayin ediyoruz. Ar-Ge’den seri üretime, kendi ürün ve yazılımlarımızla kendi tesis ve mühendislerimizle yeni dünyanın semalarında kutup yıldızı gibi parlıyoruz. Avrupa ve Amerika dahil pek çok yerde gençler daha kendi ülkelerinin haritadaki yerini gösteremezken, ayak sesleri yalnızca Türkiye’yi değil kıtaları inleten TEKNOFEST Gençliği yeni projelerle, yeni tekliflerle dünyaya rol model oluyor. Velhasıl önümüze konulan bentleri yıkarak, her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye’yi adım adım inşa ediyoruz.”

“Türkiye’nin dört bir yanı 5G altyapısıyla donatıldı”

Bu başarılarda emeği geçen tüm kurumları, firmaları, sivil toplum kuruluşlarını, mühendisleri ve özellikle de gençleri ayrı ayrı tebrik eden Erdoğan, “Bugün milletimizin hizmetine sunacağımız 5G teknolojisiyle, bu başarılarımıza bir yenisini daha eklemenin haklı gururunu yaşıyoruz. 5G’nin hazırlıklarını 2016’da başlattık, 2018’de ilk testlerimizi yaptık, 2019’dan sonra da Gazi Meclisi’mizde, stadyumlarımızda ve geniş katılımlı organizasyonlarımızda pilot uygulama olarak kullanıma açtık.” diye konuştu.

Yaygın kapsama hedefiyle kırsal bölgelerden şehir merkezlerine kadar Türkiye’nin dört bir yanını 5G altyapısıyla donattıklarını dile getiren Erdoğan, “Böylece çok geniş bir alanda hem yüksek hız hem de yüksek kapasiteyi aynı anda sunabilecek bir sistemler manzumesi oluşturduk. Başlangıçta 81 il merkezimizde devreye alacağımız 5G’yi, iki sene içinde ülkemizin her karışında hizmete sunacağız.” bilgisini paylaştı.

Şebeke altyapısında mümkün olan en yüksek seviyede yerli ve milli ürün kullanımını hedeflediklerini vurgulayan Erdoğan, “İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranında yerli malı, belgeli ürün, yüzde 30 oranında milli haberleşme ürününü kullanacak. Devamında bu rakamlar peyderpey arttırılabilecek.” sözlerini sarf etti.

“İletişim hızımız tam 10 kat artıyor​​​​​​​”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 5G’nin neler getireceğini genel hatlarıyla paylaşmak istediğini söyleyerek, şunları kaydetti:

“Beşinci nesil mobil haberleşme altyapısı, yüksek hız, düşük gecikme süresi ve geniş bağlantı kapasitesi olmak üzere üç ana özelliğiyle öne çıkıyor. 5G, saniyede iki gigabyte veri aktarımıyla bir önceki nesle oranla 10 kata kadar daha yüksek veri hızına ulaşıyor, yani iletişim hızımız tam 10 kat artıyor. 4,5 veya 4G’de ortalama 30-40 milisaniye olan gecikme süresi, 5G ile bir milisaniyeye kadar düşüyor. Son olarak daha önce binlerle ifade edilen eş zamanlı bağlantı kapasitesi 5G ile milyonlarca cihaza erişiyor. Nesnelerin internetini çok daha verimli ve süratli hale getirecek bu sistemle kilometrekare başına milyonlarca cihaz aynı anda kesintisiz ve güvenli biçimde birbiriyle irtibat kurabilecek.

5G’yi diğerlerinden ayıran bir diğer önemli ayrıntı da bulut tabanlı ve yazılım odaklı çekirdek mimarisidir. Bu özellik şebekeyi daha esnek, daha akıllı ve ihtiyaca göre şekillenebilen bir yapıya kavuşturuyor. 5G ile birlikte iletişimin sadece hızlanmakla kalmadığı, aynı zamanda bütünüyle şekil değiştirdiği bir dönemin kapılarını aralıyoruz.”

Vatandaşların, 5G ile internet kullanımında yüksek hızlarla tanışacağını belirten Erdoğan, “Sabit internetin ulaşamadığı yerlerde sabit, kablosuz erişim sayesinde fiber hızına yakın bir deneyim sunulacak. Aynı fiziksel altyapı üzerinde farklı sektörlere ait sanal ağlar kurulabilecek.” dedi.

Böylelikle sağlık, üretim, lojistik ve güvenlik gibi birbirinden farklı alanlarda ihtiyaca özel hizmetler verilebileceğini aktaran Erdoğan, “Kurumlar, kendi yerleşkeleri veya tesisleri içinde kendilerine özel, güvenli ve düşük gecikmeli şebekeler kullanabilecek. Verinin merkeze gitmeden, kaynağa en yakın noktada işlenmesi mümkün olacağı için karar alma ve tepki verme süreleri ciddi şekilde kısalacak. Diğer taraftan mobil iletişimde ve dijital hizmetlerde bekleme süreleri azalırken, gigabyte hızları artacak, evde, işte veya hareket halindeyken daha güçlü ve kesintisiz bir bağlantı standardı oluşacak.” diye konuştu.

“Üretkenliğin zirveye ulaştığı yeni bir döneme giriyoruz”

Erdoğan, 5G ile gerçek zamanlı bağlantı gerektiren uygulamaların daha stabil çalışacağı bilgisini verdi.

Asıl önemli değişimin üretimde yaşanacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akıllı sensörler, robotik sistemler ve üretim hatlarının gerçek zamanlı verilerle yönetildiği, arızaların henüz oluşmadan tespit edilip üretkenliğin zirveye ulaştığı yeni bir döneme giriyoruz.” diye konuştu.

Erdoğan, fabrikaların daha çevik, verimli ve rekabetçi hale geleceğini ifade ederek, “Organize sanayi bölgelerinde, limanlarda, büyük tesislerde ve kritik üretim tesislerinde münhasır 5G şebekeleri yaygınlaşacak. Bu dönüşüm ise hiç şüphesiz Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim kapasitesinde çarpan etkisi oluşturacak.” ifadelerini kullandı.

KOBİ’lerden büyük sanayi kuruluşlarına kadar tüm işletmeler için yeni iş modellerinin önünün açılacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulusal iş markalarının yurt dışı pazarlardaki rekabet gücünün daha da pekişeceğini, sağlıkta uzaktan müdahale imkanlarının gelişeceğini vurguladı.

Erdoğan, gerçek zamanlı görüntü aktarımı ve kritik sistemlerin eş zamanlı çalışmasının yaygınlaşacağını belirterek, şunları kaydetti:

“Ultra düşük gecikme kapasitesi sayesinde, örneğin bir doktor hastasını yüzlerce kilometre öteden ameliyat edebilecek, hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek. Ulaşımda araçlar altyapı ve trafik sistemleri anlık veri paylaşabilecek, böylece yollar daha güvenli olacak, can kayıpları inşallah azalacak. Eğitimde artırılmış gerçeklik, sanal laboratuvar, simülasyon ve gerçek zamanlı etkileşim daha fazla kullanılacak. Tarımda, akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim sağlanacak. Daha fazla veriyi daha düşük enerji üretimiyle taşıyabilen 5G ile kamu hizmetlerinde ve akıllı şehirlerde milyonlarca sensörle donatılmış altyapılar sayesinde enerji, su, ulaşım sistemleri anlık yönetilebilecek. Bu da hem hizmet kalitesini artıracak hem de kaynak kullanımında önemli bir tasarrufu beraberinde getirecek.”

“Siber riskleri daha da azaltacağız”

5G ile güvenlik alanında da yeni kazanım ve avantajlar elde edileceğinin altını çizen Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:

“Yeni nesil altyapımızın şebeke dilimleme özelliğiyle farklı kullanım alanlarına mahsus güvenlik politikalarını uygulama imkanı bulacağız. Uç bilişim yaklaşımı marifetiyle verinin kaynağa yakın işlenmesi sayesinde siber riskleri daha da azaltacağız. Kolluk kuvvetlerimizin sahada kullandığı sistemler 5G altyapısıyla çok daha etkin, hızlı ve öngörülebilir bir yapı arz edecek. Kent Güvenlik Yönetim Sistemi’nden Plaka Tanıma Sistemi’ne, hudut kapısı sisteminden narkotik UYUMA sistemine, suç analiz uygulamasından KADES’e, polis teşkilatlarımızın suç ve suçluyla mücadelesinde kullanılan sistemlerin işlevselliği daha da artmış olacak.”

“Çok geniş bir yelpazede olumlu etkilerini göreceğimiz 5G’nin ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” ifadesini kullanan Erdoğan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, iletişim operatörleri ve 5G’nin hayata geçirilmesinde emeği olan herkese teşekkür etti.

Berova: Müdahale edilmeseydi akaryakıt 90 TL’yi bulacaktı

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Genç TV’de yayımlanan ve Mustafa Alkan’ın hazırlayıp sunduğu “Er Meydanı” programına katılarak güncel konularla ilgili derinlemesine görüşlerini paylaştı.

Programda Berova, küresel olayların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisi üzerindeki etkilerine vurgu yaparak, savaş ortamının enerji ve yakıt fiyatları üzerine büyük bir baskı oluşturduğunu belirtti. Bu baskının yalnızca tüketici fiyatlarını değil; üretim, ithalat ve turizm gibi temel sektörleri de doğrudan negatif etkilediğini belirten Berova, hükümetin bu durum karşısında piyasayı dengelemeye yönelik önlemler aldığını dile getirdi.

“MÜDAHALE EDİLMESİYDİ AKARYAKIT FİYATLARI 80-90 TL’YE YÜKSELECEKTİ”

Akaryakıt fiyatlarıyla ilgili gerçekleştirilen önlemleri detaylandıran Berova, ilk olarak KDV’den feragat edilerek haftada yaklaşık 40 milyon TL’lik bir destek sağlandığını belirtti. Ardından, akaryakıt üzerindeki tüm vergilerin kaldırılmasıyla bu desteğin haftada 60 milyon TL seviyesine ulaştığını ifade etti. Bu adımların fiyat artışlarını sınırlamak amacına yönelik olduğunu vurgulayan Berova, müdahale edilmese akaryakıt fiyatlarının litre başına 80-90 TL’ye kadar yükselebileceğini; mevcut durumda ise fiyatların 46 TL’den 60 TL’ye çıkmasına rağmen artışın kontrol altında tutulduğunu dile getirdi.

BÜTÇE ANALİZİ

Kamu maliyesi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Berova, 2023 yılında göreve geldiklerinde bütçenin yaklaşık 40 milyar TL civarında olduğunu, bunun yüksek enflasyon etkisiyle 2026 yılı itibarıyla 190 milyar TL’ye yükseleceğini söyledi. Bu süreçte, kamu harcamalarında önemli bir artış gözlemlendiğini, özellikle enerji krizi, Doğu Akdeniz Üniversitesi ile ilgili ortaya çıkan ekstra maliyetler ve Taşınmaz Mal Komisyonu kapsamındaki geçmiş yükümlülüklerin bütçeye ciddi bir yük getirdiğini aktardı.

Borçlanma konusunu da dile getiren Berova, yapılan borçlanmaların çoğunun öngörülemeyen harcamalardan kaynaklandığını ifade ederek, 2024 yılı sonunda bütçe açığının yaklaşık 15 milyar TL civarında olacağını, bütçe taslağının ise 25,5 milyar TL’lik gelir-gider farkıyla hazırlandığını belirtti. 2025 yılı için açığın sabit tutulduğunu, 2026 yılına yönelik ise kademeli bir azaltma hedefi doğrultusunda bütçenin planlandığını söyledi.

“HAYAT PAHALILIĞI İLE İLGİLİ DÜZENLEMENİN AMACI PİYASADAKİ BELİRSİZLİĞİ GİDERMEK”

Hayat pahalılığı konusundaki değerlendirmelerde Berova, gerçekleştirilen düzenlemelerin temel amacının piyasalardaki belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve öngörülebilirliği artırmak olduğunu söyledi. Ücret artışlarının gelir tarafında belirli bir iyileşme sağladığını fakat bunun alım gücüne aynı oranda yansıdığını kabul etti. Bu bağlamda yeni bir yaklaşım geliştirdiklerini ifade etti.

Berova, 9 aylık bir öngörülebilirlik koridoru oluşturmayı planladıklarını belirtirken, fiyatlama davranışlarının daha dengeli bir hale geleceğini kaydetti. İthal ürünlerde navlun, sigorta ve özellikle petrokimya ürünlerindeki fiyat artışları dikkate alındığını ifade eden Berova, yerli üreticiyi ve sanayiciyi koruyacak adımlar üzerinde çalıştıklarını belirtti.

Ayrıca, hayat pahalılığını kırmak amacıyla vatandaşın alım gücünü destekleyecek bir “can suyu” niteliğinde düzenleme yaptıklarını vurgulayan Berova, Mart ayına kadar oluşan hayat pahalılığı oranlarının maaşlara yansıtılacağını söyledi. Bu adımın hem vatandaşın geçici olarak rahatlatılması hem de piyasanın dengelenmesi açısından önemli olduğuna dikkat çekti. Bu oranların yüzde 12 civarında kalmasını beklediklerini fakat kontrolsüz bir süreçte bu oranın yüzde 15-20 seviyelerine ulaşabileceğini ifade etti.

“YASANIN ZAMANINDA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ ÖNEMLİ”

Hayat pahalılığı kararnamesine ilişkin kritik bir detay paylaşan Berova, yasanın zamanında yürürlüğe girmesinin hayati olduğunu belirtti. Yasa yapım sürecinin uzun prosedürler gerektirdiğini söyleyen Berova, en hızlı şekilde Meclis’ten geçmesi için ivedilik kararı alındığını ifade etti.

Ancak 31 Mart tarihinin kritik bir tarih olduğunu vurgulayan Berova, “Eğer 31 Mart’ı geçip 1 Nisan’a kalırsanız, anayasal olarak bu paketi uygulama imkanınız ortadan kalkar. Çünkü 1 Nisan itibarıyla yeni dönem başlar ve hayat pahalılığı hakkı doğar” dedi.

“KARARNAMEYLE GARANTİ ALTINA ALINDI”

Bu nedenle hükümetin süreci hızlandırmak amacıyla kararname yolunu tercih ettiğini belirten Berova, Meclis’in yasayı geçirmeme ihtimalinin olmadığını, aksine yasanın kısa süre içinde Meclis’ten geçeceğini ifade etti. Uygulamada aksamaların yaşanmaması için kararname ile yürürlüğün garanti altına alındığını dile getirdi.

Vergi tahsilatına yönelik çalışmalara da değinen Berova, denetimlerin artırıldığını ve e-fatura sisteminin devreye alındığını aktardı. Mayıs ayı itibarıyla 19 büyük şirketin sisteme dahil edildiğini belirten Berova, üretimden son kullanıcıya kadar tüm sürecin dijital olarak izlenebilmesini ve kayıt dışılıkla mücadelenin güçlendirilmesini sağladıklarını söyledi.

Kamu maliyesinde disiplinin sürdürülmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini belirten Berova, hem gelirleri artırma hem de giderleri kontrol altına alma politikalarının kararlılıkla süreceğini vurguladı. Ekonomide öngörülebilirliği artırarak hayat pahalılığı sarmalını kırmayı hedeflediklerini belirten Berova, yıl sonuna kadar daha dengeli bir ekonomik yapı oluşturmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.

Başbakan Ünal Üstel, Azerbaycan’da

Azerbaycan’ın başkenti Bakü, TDT Hükümet Başkanları/Başkan Yardımcıları Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor…

Toplantıya gözlemci Üyesi sıfatıyla, KKTC’yi temsilen Başbakan Ünal Üstel katılıyor….

Üstel ve beraberindeki heyet, dün akşam geç saatlerde Bakü’ye gitti.

Başbakan Üstel’i Bakü’de, KKTC Bakü Temsilcisi Ufuk Turganer, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Azerbaycan Kültür Bakan Yardımcısı ile askeri yetkililer karşıladı.

2 Nisan 2026’da başlayacak toplantıda, Türk Devletleri Teşkilatı’na üye devletlerin hükümet başkanları veya cumhurbaşkanı yardımcıları yer alıyor.

Toplantı, Türk Dünyası dayanışması ve KKTC’nin üye devletlerle ilişkilerinin gelişmesi açısından önem taşıyor.

Üstel’in, Türk Devletleri Teşkilatı toplantısı yanında, Azerbaycan devlet ve hükümet yetkilileri ile de görüşmeler yapması bekleniyor.

Başbakan Ünal Üstel, Azerbaycan’da

Azerbaycan’ın başkenti Bakü, TDT Hükümet Başkanları/Başkan Yardımcıları Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor…

Toplantıya gözlemci
Üyesi sıfatıyla, KKTC’yi temsilen Başbakan Ünal Üstel katılıyor….

Üstel ve beraberindeki heyet, dün akşam geç saatlerde Bakü’ye gitti.
Başbakan Üstel’i Bakü’de, KKTC Bakü Temsilcisi Ufuk Turganer, Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün, Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Azerbaycan Kültür Bakan Yardımcısı ile askeri yetkililer karşıladı.
2 Nisan 2026’da başlayacak toplantıda, Türk Devletleri Teşkilatı’na üye devletlerin hükümet başkanları veya cumhurbaşkanı yardımcıları yer alıyor.

Toplantı, Türk Dünyası dayanışması ve KKTC’nin üye devletlerle ilişkilerinin gelişmesi açısından önem taşıyor.

Üstel’in, Türk Devletleri Teşkilatı toplantısı yanında, Azerbaycan devlet ve hükümet yetkilileri ile de görüşmeler yapması bekleniyor.

Savaşan’dan Akansoy’a sert tepki

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Grup Başkan Vekili Ahmet Savaşan, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Grup Başkan Vekili Asım Akansoy’un UBP’nin bütünlüğünü kaybettiği yönündeki iddialarına sert tepki gösterdi.

Savaşan, kişisel sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, CTP milletvekillerinin UBP’ye yönelik eleştirilerde bulunmadan önce kendi siyasi pratiklerini gözden geçirmeleri gerektiğini ifade etti.

UBP’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en köklü ve demokratik partilerinden biri olduğunu vurgulayan Savaşan, parti içinde farklı görüşlerin ifade edilmesinin ve zaman zaman milletvekillerinin Meclis çalışmalarında farklı tutumlar sergilemesinin bir zaafiyet değil, demokrasinin gücünün göstergesi olduğunu belirtti. Savaşan, önemli olanın bu çeşitliliğin sonunda ortak akılda buluşarak yasama faaliyetlerini kararlılıkla sürdürebilmek olduğunu kaydetti.

CTP’li Akansoy’un bir programda dile getirdiği “UBP’nin bütünlüğünü kaybettiği” yönündeki değerlendirmeyi “gerçeklerle bağdaşmayan” ve “siyasi nezaketten uzak” olarak nitelendiren Savaşan, bu söylemin siyasi polemik üretmeye yönelik olduğunu savundu.

Savaşan ayrıca, CTP’nin dünyada ve bölgede yaşanan gelişmeler ile ekonomik dalgalanmalar karşısında somut bir ekonomi ve maliye politikası ortaya koyamadığını ileri sürdü. Devlet yönetimine talip olmanın sorumluluk gerektirdiğini belirten Savaşan, bu sorumluluğun ilk şartının çözüm üretmek olduğunu ifade etti.

CTP’nin ülkeyi yönetmeye aday olduğunu iddia ediyorsa, mevcut zorlu süreçte öngördüğü ekonomik yol haritasını açık ve net bir şekilde kamuoyuyla paylaşması gerektiğini dile getiren Savaşan, CTP’nin bunu yaparken iç bütünlüğünü nasıl koruyacağını da göstermesinin şart olduğunu kaydetti.

Aksi takdirde, somut öneriler sunmadan yalnızca eleştiri yapmanın ne iktidar yolunu açacağını ne de ülke yönetme kapasitesi kazandıracağını belirten Savaşan, “Sorumluluk almaktan kaçınanlar, günü geldiğinde yönetme iddiasını da taşıyamazlar” ifadelerini kullandı.

Savaşan, zamanın kimin çözüm üreten, kimin ise yalnızca eleştiren siyaset yaptığını açık şekilde ortaya koyacağını da sözlerine ekledi.

Trump, İran savaşını 2-3 hafta içinde sona erdireceklerini söyledi

ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşını ne zaman bitireceği sorusuna, “Sanırım iki ya da üç hafta içinde. Sonra oradan çekileceğiz.” diye yanıt verdi.

Trump, Beyaz Saray’da düzenlediği başkanlık kararnamesi imza töreninin ardından basın mensuplarının İran’la ilgili sorularını yanıtladı.

İran’daki liderleri ortadan kaldırıp bir anlamda “rejim değişikliğini” yerine getirdiklerini savunan Trump, “İran’da rejim değişikliğini çoktan gerçekleştirdik. Bir rejimi devirdik, sonra ikinci rejimi de devirdik. Şimdi çok farklı bir grup insan var. Bence çok daha makuller, çok daha az radikaller.” yorumunu yaptı.

Trump, “ABD, İran’daki savaşı ne zaman bitirecek?” şeklindeki bir soruya, “Sanırım iki ya da üç hafta içinde. Sonra oradan çekileceğiz.” diye yanıt verdi.

ABD’nin Hürmüz Boğazı ile hiçbir işinin olmadığını ve boğazdan geçecek petrole ihtiyacı olan ülkelerin bu konuda adım atması gerektiğini savunan Trump, “Çok yakında oradan (İran’dan) ayrılacağız. Fransa ya da başka bir ülke petrol ya da doğal gaz almak isterse, Hürmüz Boğazı’ndan geçip oraya doğru gidecekler ve kendi başlarının çaresine bakabilecekler. Bizim bununla bir ilgimiz yok.” değerlendirmesini yaptı.

ABD olarak asıl amaçları olan “İran’ın nükleer silaha sahip olmaması” hedefine ulaştıklarını savunan Trump, Tahran’ın bir daha asla nükleer silaha sahip olamayacağını iddia etti.

Papa 14. Leo: Umarım Trump şiddeti azaltmanın bir yolunu arıyordur

Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın zamanda savaşı bitirmek istediğini söylediğini belirterek, “Umarım şiddeti azaltmanın bir yolunu arıyordur.” dedi.

Papa, dün akşam saatlerinde haftalık istirahatini geçirdiği Roma yakınlarındaki Castel Gandolfo beldesindeki konutundan Vatikan’a gitmek üzere ayrıldığı sırada kendisini bekleyen gazetecilere, ABD ve İsrail’in İran’a karşı 28 Şubat’ta başlattığı savaş başta olmak üzere çeşitli konularla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Hristiyan aleminin bu hafta Paskalya Yortusu’nu kutlamaya hazırlandığını, bu dönemin barış ve tefekkür zamanı olduğunu ifade eden Papa, “Ancak hepimizin bildiği gibi bugün dünyada birçok yerde çok büyük acılar ve ölümler görüyoruz, hatta masum çocuklar bile hayatını kaybediyor.” diye konuştu.

Papa, sürekli barış için çağrı yaptıklarını ancak pek çok kişinin nefret, şiddet ve savaşı teşvik ettiğini dile getirerek, “Belki Paskalya için bir ateşkes olabilir ama asıl olan savaşın tamamen sona ermesidir.” ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Trump başta olmak üzere tüm dünya liderlerine seslenen Papa 14. Leo, şunları kaydetti:

“Başkan Trump, yakın zamanda savaşı bitirmek istediğini söyledi. Umarım şiddeti azaltmanın bir yolunu arıyordur. Bu da Ortadoğu’da ve ötesinde yaratılan nefreti azaltmaya önemli ölçüde katkıda bulunacaktır. Tüm dünya liderlerine sesleniyorum, diyalog için masaya geri dönün.”

Türkiye A Milli Futbol Takımı, Dünya Kupası’nda!

2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı deplasmanda 1-0 yenen A Milli Futbol Takımı, 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılma hakkı kazandı.

2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off turu finalinde deplasmanda Kosova’yı 1-0 mağlup eden Türkiye, dünya kupasına katılma hakkını elde etti.

2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalindeki Kosova-Türkiye müsabakasının ilk yarısı 0-0 sona erdi.

10. dakikada Kosova savunmasının uzaklaştırmak istediği top Hakan Çalhanoğlu’nda kaldı. Bu oyuncunun vuruşunda defansın müdahale ettiği meşin yuvarlağı ceza sahası içi sol çaprazında alan Kenan Yıldız yakın mesafeden vurdu, savunmanın ayak koyduğu top direğin hemen üzerinden kornere gitti.

27. dakikada ceza sahası dışı sol çaprazında topla buluşan Orkun Kökçü bekletmeden kaleyi düşündü. Bu futbolcunun sert şutunda, top az farkla direğin yanından auta çıktı.

29. dakikada Kosova gole yaklaştı. Savunmadan atılan uzun pasta ceza yayı önünde topla buluşan Asllani’nin sert şutunda, Uğurcan’ın müdahale ettiği top üst direğe çarpıp oyun alanına geri döndü.

33. dakikada savunmadan atılan uzun pasa hareketlenen Kenan Yıldız rakibinden sıyrılıp ceza sahası içi son çizgisine indi. Bu futbolcunun kale sahası önüne ortasında Kerem Aktürkoğlu düzeltip vurdu, defans son anda araya girerek gole engel oldu.

Karşılaşmanın ilk yarısı 0-0 berabere tamamlandı.

53. dakikada Türkiye öne geçti. Sol kanatta topla buluşan Kenan Yıldız ceza sahasına girip penaltı noktası üzerine pasını aktardı. Bu noktaya hareketlenen Orkun’un vuruşunda, savunmaya çarpan top kaleye yönelirken geriden gelen Kerem Aktürkoğlu dokunarak meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu: 0-1

63. dakikada Türkiye etkili geldi. Arda Güler’in pasında sol kanatta topla buluşan Kenan Yıldız ceza sahası içine girip rakibinden sıyrıldı. Bu futbolcunun sol çaprazdan sert şutunda, kaleci Muric uzanarak gole engel oldu.

81. dakikada savunmanın uzaklaştıramadığı top Muslija’da kaldı. Bu futbolcunun ceza sahası dışından düzeltip vuruşunda, meşin yuvarlak az farkla yandan auta gitti.

87. dakikada Zhegrova’nın getirdiği meşin yuvarlağa savunma müdahale ederken top ceza sahası önündeki Asllani’nin önünde kaldı. Bu futbolcunun sert şutunda, Uğurcan son anda uzanarak topu kornere yolladı.

Kerem Aktürkoğlu’nun golüyle maçı 1-0 kazanan A Milli Futbol Takımı, 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandı.

Montella’nın ilk hamlesi 69’da geldi

A Milli Futbol Takımı’nda teknik direktör Vincenzo Montella, ilk hamlesini 69. dakikada yaptı.

Bu dakikada Kerem Aktürkoğlu kenara gelirken, Barış Alper Yılmaz oyuna dahil oldu. Mili takımı Kosova karşısında öne geçiren golü atan Kerem Aktürkoğlu, 45+1. dakikada sarı kart görmüştü.

İtalyan teknik adam, ilerleyen dakikalarda Eren Elmalı, Salih Özcan, Mert Müldür ve Deniz Gül’ü de oyuna aldı.

Milli takımın kaptanı Hakan Çalhanoğlu, maçın 83. dakikasında oyundan çıkınca kaptanlık pazubandını Orkun Kökçü taktı.

Milli takım play-off’ları gol yemeden tamamladı

Ay-yıldızlı ekip Dünya Kupası play-off etabında oynadığı iki maçı da gol yemeden tamamladı.

Play-off yarı finalinde Romanya’yı 1-0 yenen Türkiye, play-off finalinde de Kosova’yı aynı skorla mağlup etti.

Türk taraftarlar büyük coşku yaşadı

A Milli Futbol Takımı’nı desteklemeye gelen taraftarlar, 90 dakika tezahüratlarla milli oyunculara destek verdi.

Maç boyu hiç susmayan Türk taraftarlar, karşılaşmanın ardından dünya kupasına katılmanın sevincini milli futbolcularla doyasıya yaşadı.

Montella ilk 11’de 3 değişiklik yaptı

2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off turu finalinde deplasmanda Kosova ile karşılaşan A Milli Futbol Takımı‘nda teknik direktör Vincenzo Montella, son oynanan Romanya mücadelesine göre ilk 11’de 3 değişiklik yaptı.

İtalyan teknik adam, play-off yarı finalindeki Romanya karşılaşmasında ilk 11’de görevlendirdiği Mert Müldür, Samet Akaydin ve Barış Alper Yılmaz’ın yerine Kosova karşısında Zeki Çelik, Ozan Kabak ve Orkun Kökçü’ye ilk 11’de yer verdi.

Montella, kritik mücadelede kaleyi Uğurcan Çakır’a emanet ederken savunma dörtlüsünü Zeki Çelik, Ozan Kabak, Abdülkerim Bardakcı ve Ferdi Kadıoğlu’ndan oluşturdu. Orta sahada İsmail Yüksek, Hakan Çalhanoğlu, Orkun Kökçü, Arda Güler ve Kenan Yıldız’ı oynatan İtalyan çalıştırıcı, forvette ise Kerem Aktürkoğlu’na şans verdi.

Mert Günok, Altay Bayındır, Eren Elmalı, Samet Akaydin, Salih Özcan, Barış Alper Yılmaz, Deniz Gül, İrfan Can Kahveci, Mert Müldür, Atakan Karazor, Yunus Akgün ve Kaan Ayhan ise Kosova karşısında yedek soyundu.

Milli takımda tek eksik

A Milli Takım’da Merih Demiral sakatlığı nedeniyle bu mücadelede de kadroda yer alamadı.

Bu isimlerin yanı sıra Muhammed Şengezer, Ahmetcan Kaplan, Mustafa Eskihellaç ve Oğuz Aydın teknik ekibin kararıyla maç kadrosuna alınmadı.

Bakan Bak, Kosova’da

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Kosova-Türkiye mücadelesini Fadil Vokrri Stadı’nda takip etti.

Bakan Bak, mücadeleyi Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’yla birlikte izledi.

Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani, Kosova Başbakanı Albin Kurti, Türkiye’nin Priştine Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı, NATO’nun Kosova’daki Barış Gücü’nün Komutanı Tümgeneral Özkan Ulutaş, bakanlar, belediye başkanları,
Kosova Futbol Federasyonu Başkanı Agim Ademi de maçı izleyenler arasında yer aldı.

Ozan Kabak 23 maç sonra ilk 11’de

Uzun bir sakatlık dönemini atlatan ve yeniden milli takım aday kadrosuna dönen Ozan Kabak, 23 maç sonra bir milli maçta ilk 11’de sahaya çıktı.

2024 Avrupa Şampiyonası öncesinde İtalya ile oynanan hazırlık maçında sakatlanan ve uzun süre sahalardan uzak kalan Ozan, Romanya maçında oyuna sonradan dahil olmuştu.

Türk taraftarlar takımlarını yalnız bırakmadı

Türk taraftarlar, deplasmanda oynanan karşılaşmada milli takımı yalnız bırakmadı.

Başkent Priştine’deki 13 bin 500 kişilik Fadil Vokrri Stadı’nda yaklaşık 750 Türk taraftar tribünde yer aldı.​​​​​​​

Milli oyuncular, karşılaşma öncesinde tribünlere giderek Türk taraftarları selamladı.

Türkiye 24 yıl sonra Dünya Kupası’nda

ABD, Meksika ve Kanada’nın ortaklaşa düzenleyeceği Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanan Türkiye, 24 yıl sonra yeniden organizasyonda yer alacak.

2026 FIFA Dünya Kupası’nda D Grubu’nda yer alacak Türkiye, grupta ABD, Paraguay ve Avustralya ile karşı karşıya gelecek.

Son olarak Güney Kore ve Japonya’nın 2002 yılında ortaklaşa düzenlediği Dünya Kupası’na katılan A Milli Futbol Takımı, organizasyonu 3. olarak tamamlamıştı.

Brezilya, Kosta Rika ve Çin’in olduğu grubu 2. sırada bitiren milliler, son 16 turunda Japonya’yı, çeyrek finalde de Senegal’i eleyerek yarı final bileti almıştı. Yarı finalde Brezilya’ya 1-0 kaybeden A Milli Futbol Takımı, 3.’lük mücadelesinde ev sahibi Güney Kore’yi 3-2 yenmişti.

Milliler 3. kez Dünya Kupası’nda

A Milli Futbol Takımı, tarihinde 3. kez Dünya Kupası’nda boy gösterecek.

Milliler, daha önce 1950, 1954 ve 2002’de Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanmış ancak 1950’de Brezilya’da düzenlenen organizasyona dönemin imkansızlıkları sebebiyle katılamamıştı.

İlk katılım 1954

A Milli Futbol Takımı’nın yer aldığı ilk Dünya Kupası organizasyonu 1954’te oldu.

Macaristan, Batı Almanya ve Güney Kore’yle aynı grupta yer alan ay-yıldızlılar ilk maçında Batı Almanya’ya 4-1 mağlup olurken ikinci maçında Güney Kore’yi 7-0 yendi.

Grup formatı gereği Batı Almanya’yla yeniden karşılaşan milliler, rakibine 7-2 mağlup olarak elendi.

2002’de 3. oldu

A Milli Futbol Takımı’nın katıldığı son Dünya Kupası macerası 48 yıl sonra gerçekleşti. 2002 yılında play-off turunda Avusturya’yı geçerek organizasyona katılma hakkı kazanan milliler; turnuvayı 3. sırada tamamlayarak tarihi başarı elde etti.

Kosova’yı yenerek 2026 FIFA Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanan ay-yıldızlılar, 3. kez organizasyonda boy gösterecek.

Montella: “İnanılmaz bir akşam yaşadık, duygu seli yaşıyoruz”

Fadil Vokrri Stadı’nda oynanan karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan A Milli Futbol Takımı’nın teknik direktörü Vincenzo Montella, “Çok heyecanlı, mutlu ve gururluyum; inanılmaz bir akşam yaşadık, duygu seli yaşıyoruz, tüm duyguları tarif etmek çok zor, bizim futbolcularımıza çok kez söyledim, onları hiçbir şeye değişmem sonuç ne olursa olsun bunu demiştim. Gerçekten geldiğim günden itibaren inanılmaz bir aidiyet duygusuyla oynadılar, sonuna kadar mücadele ettiler. Ülkemiz adına da çok mutluyuz. Belki yabancıyım ama gerçekten buranın bir parçası olmak inanılmaz gurur verici, tarihimizde ilk yabancı hoca olarak hem Avrupa Şampiyonası hem de dünya kupasına katıldık; inanılmaz bu da ayrı bir gurur benim için. Futbolcularımız sayesinde her şeyi başarabileceğimize inanıyorum, bu duygu selini hep birlikte yaşayacağız. İlk yarıda 2-3 fırsat yakaladık, gol bulabilirdik. Hak ederek kazandığımızı düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

“Futbolcularımızla inanılmaz gurur duyuyorum” sözlerini kullanan İtalyan teknik adam, “Oyuncularımız muazzam yeteneklerine rağmen maçtan önce onlarla şunu konuşmuştuk, tabiri caizse kirli bir maç bizi bekliyordu. Sahada bu kadar yetenekli olmalarına rağmen fedakarca ve büyük bir sabırla maçı oynadılar. Rakibimiz de tebrikleri hak ediyor. İnsani açıdan da teşekkür etmek istiyorum, maçtan sonra inanılmaz güzel bir jest yaptılar, onların başkanı da bizi tebrik etmeye geldi. İki dost ülke olduğunu biliyoruz, keşke beraber dünya kupasına gidebilseydik ama inanılmaz mücadele verdiler.” şeklinde konuştu.

Vincenzo Montella, “Samet ve Kenan’ın maçtan önce hasta olduğu yönünde haberler geldi. Bu doğru muydu?” sorusunu, “Uğurcan da vardı problem yaşayan oyuncular arasında, inanılmaz oynadı. Duygularımız inanılmaz zirve yaşadık, güçlü duygular bunlar, tarifi zor duygular. Adrenalinin biraz gittiğini düşünüyorum, inanılmaz bir yorgunluk var, bu akşam mutluluktan çok fazla uyuyamayacağım, uyursam da bu tişörtle uyuyacağıma söz verebilirim. Çünkü buradaki futbolcular tüm ülkemizin alkışını hak etti. Onlarla gurur duyuyoruz.” şeklinde yanıtladı.

Montella, “TFF Başkanı Hacıosmanoğlu, ‘Dünya Kupası’na katılırsak hocamızı Türk vatandaşlığına geçireceğiz’ açıklamasının hatırlatılması üzerine, “Kendimi Türk gibi hissediyorum, attığım her adımda Türk gibi düşünüyorum. Pasaport benim için formalite, ben her zaman Türk gibiyim.” sözlerini kullandı.

Vincenzo Montella’nın basın toplantısının son bölümünde milli futbolcular toplantı odasına girdi ve ellerindeki suları Montella’nın üzerinden dökerek dünya kupasına katılma hakkını kutladılar.

A Milli Futbol Takımı kaptan Hakan Çalhanoğlu: “Ülkemizi mutlu ettiğimiz çok gururluyum”

Fadil Vokrri Stadyumu’nda oynanan müsabakanın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Hakan Çalhanoğlu, zor şartlarda zor bir maça çıktıklarını dile getirdi.

Maçtan önceki akşam atılan havai fişekleri hatırlatan Hakan Çalhanoğlu, “Bizi maçtan önce uyutmadılar. Merih ile beraber camdan dışarı baktık, ‘Acaba ne oldu?’ diye. Aslında korktuk. Ama buna hazırlıydık. Bu tarz şeyler yapacaklarını biliyorduk. Tüm arkadaşlarımı, ekibi, hocamızı, emeği geçen herkesi tebrik etmek istiyorum. Kolay kolay gelmedik. Başardığımız için çok mutluyum. Ülkemizi mutlu ettiğimiz çok gururluyum. 24 yıl sonra başardığımız için çok gururluyum.” ifadelerini kullandı.

2002 Dünya Kupası’nda forma giyen eski futbolcuları ABD’de kendilerini desteklemeye davet eden 32 yaşındaki oyuncu, “Ben düşüncelerimi söyledim, hissettiklerimizi paylaşmak istedim. Güzel bir tablo oluşur diye düşünüyorum. Sadece onları değil, Fatih hocamız, Şenol hocamız hepsi gelsin, bizi desteklesin. Çünkü bence milli takıma bunun gerektiğini düşündüğüm için söyledim. Diğer milli takımlarda gördüğüm için bizde de olsun istiyorum. Onların tecrübeleri bizim için önemli. İnşallah gelirler ve bizim aramızda olurlar.” açıklamasını yaptı.

“Bütün futbolcular kafasında hayal kurar”

Yetenekli bir takıma sahip olduklarını ve bu futbolcu kadrosunun kendilerine her şeyi hayal ettirdiğini söyleyen Hakan Çalhanoğlu, çok önemli ve iyi oyunculara sahip olduklarının altını çizdi.

Başaramayacakları bir şey olmadığını vurgulayan Hakan Çalhanoğlu, “Hiçbir zaman böyle rakipleri küçümsememeniz gerekiyor. Bütün futbolcular kafasında hayal kurar. İlk hedefimize ulaştık. İnşallah Dünya Kupası’nda da en iyi şekilde ülkemizi temsil edeceğiz. Hissiyatım, duygularım karmakarışık. Maçtan sonra doping testine geçtim, daha doğru dürüst kutlayamadım. O stresi, o baskıyı üzerimden atmak istiyorum. İnsan ister istemez o baskıyı hissediyor. Sonuçta herkes Dünya Kupası’na katılmak istiyor. Milletimiz 24 yılın sona ermesini istedi. Bunu başardığımız için çok mutluyum. Milli takımı seçtiğimizde her zaman bu hayalleri kafamda kurdum. Çok şükür nasip oldu. İnşallah orada da güzel turnuva oynarız.” açıklamasında bulundu.

Dünya Kupası’nda ilk hedeflerinin gruptan çıkmak olduğunu belirten Hakan Çalhanoğlu, şöyle konuştu:

“Bence grubumuz iyi. Bunu yapabiliriz. Onu aştığımız takdirde önümüze bakacağız. Ben çok büyük konuşmayı sevmeyen kişiyim, ‘Önce grubu atlayalım, ondan sonrasına bakarız.’ diyen birisiyim. Adım adım ilerleyeceğiz. Oraya hazırlanmak için zamanımız var. Tüm takım arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. Çok mutluyuz. Ondan sonrasına bakarız.”

Hakan Çalhanoğlu, açıklamalarının ardından sembolik Dünya Kupası biletiyle poz verdi.

Uğurcan Çakır: “Dünya Kupası’na gittiğimiz için çok mutluyuz”

Babası Mustafa Çakır’la birlikte maçın ardından kameraların karşısına geçen deneyimli kaleci Uğurcan Çakır, tüm takım arkadaşlarını kutlayarak sözlerine başladı.

Herkesin çok mutlu ve gururlu olduğunu vurgulayan Uğurcan Çakır, “24 yıl sonra ülkemizi temsil edecek olmak çok özel bir duygu. Takım arkadaşlarım harika mücadele etti, hocamız bizi çok iyi hazırladı. Herkes elinden geleni yaptı. Dünya Kupası’na gittiğimiz için çok mutluyuz, mutluluktan ziyade gurur var. İnşallah orada da ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğiz. Ben her zaman takım arkadaşlarıma yardımcı olmaya çalışıyorum. Oynasam da oynamasam da ülkem için en iyisini yapmaya çalışıyorum. Benim kurtarışımdan ziyade 24 yıl sonra Dünya Kupası’na gidecek olmak çok daha değerli.” diye konuştu.

2002 Dünya Kupası’nda A Milli Futbol Takımı’nın kalesini koruyan Rüştü Reçber’e değinen Uğurcan Çakır, “Rüştü abi 2002’de harikaydı. Aklımda kalan Rüştü Reçber’in harika kurtarışlarıydı. İnşallah ben de onun gibi kurtarışlar yaparak takımıma, ülkeme yardım ederim, onları gururlandırırım. 2002 kadrosu çok güzel bir kadroydu, büyük başarıları yakaladılar. İnşallah biz de onlar gibi başarılar yakalarız.” ifadelerini kullandı.

Uğurcan Çakır’ın babası Mustafa Çakır da bütün takıma teşekkür ederek “Tarihi bir gurur. Biz 2002’de yaşadık, o zaman Uğurcan 6 yaşındaydı. İkinci seferi oğlumuzla yaşamak ayrı gururdu. Tüm takımı tebrik ediyorum, Allah yollarını açık etsin.” açıklamasını yaptı.

Samet Akaydin: “Tamamen Dünya Kupası’nda odaklanmıştık”

Alınan galibiyetin ardından Türk milletini mutlu ettikleri için çok gururlu olduklarının altını çizen Samet Akaydin, soyunma odasında çok sevindiklerini belirtti.

Dünya Kupası’na gideceklerine emin olduklarını söyleyen Samet Akaydin, “Bu takım her şeyin en iyisini hak ediyor. Ülke olarak da bunu hak ediyorduk. Gerçekten çok kaliteli bir takımımız var. İnanılmaz bir ortamımız var. Oynayan, oynamayan hiç önemli değil. Hep başarıya odaklıydık. Oynadığımız Avrupa Şampiyonası olsun, Dünya Kupası Elemeleri olsun hepsinde birbirimize sahip çıktık. Dışarıya kulaklarımızı kapadık, hiçbir şeye kafamızı takmadık. Tamamen Dünya Kupası’nda odaklanmıştık. Gittiğimiz için mutluyuz, gururluyuz. Ülkemize böyle bir gurur yaşattığımız için mutluyuz. İnşallah Dünya Kupası’nda da üstüne koyarız, Avrupa Şampiyonası’nda yarım kalan hikayemizi daha yukarı çekeriz.” diye konuştu.

Barış Alper Yılmaz: “Çok iyi bir takımız, bunu gösterdik”

Maçın ardından takım arkadaşlarını ve teknik ekibi kutlayan Barış Alper Yılmaz, çok iyi mücadele ettiklerinin altını çizdi.

Havanın iyi olmadığını vurgulayan Barış Alper Yılmaz, “Dünya Kupası’na gidiyoruz, tadını çıkaralım. Çok iyi bir takımız, bunu gösterdik, anın tadını çıkarmak istiyoruz. Maçtan sonra soyunma odası harikaydı. Çok iyi bir jenerasyona sahibiz, herkes çok iyi. Keyfini çıkardık, horon teptik, halay çektik. Çok keyifliydi. En son gittiğimizde 2 yaşındaydım. Çok mutluyuz. Sizlerin desteği de çok büyük.” şeklinde konuştu.

Deneyimli oyuncu Kaan Ayhan da takım arkadaşlarının gerekeni yaptıklarını dile getirerek “Hepimiz çok mutluyuz. Dünya Kupası’na hazırlanacağız. İlk hedefimiz Dünya Kupası’na gidip gruptan çıkmak. ABD, Paraguay ve Avustralya var, daha zor gruplar olduğunu düşünüyorum. Bakalım grupta en büyük favori biz miyiz diye ama ben şu anda favori olduğumuzu düşünüyorum. Orada birinci tamamlarsak devamına bakarız.” açıklamasında bulundu.

Tecrübeli kaleci Mert Günok ise çok mutlu olduklarını ifade ederek şöyle konuştu:

“Maçtan önce ne yapacağımızı konuştuk, herkesin emeğine sağlık. Ülkemizi sevindirdiğimiz için mutluyuz. Çok mutlu olduk, onların mutluluğunu hayal edemiyorum. Herkesin mutluluğunu biliyorum. Bu daha başlangıç, inşallah devamı gelecek.”

Mecnun Otyakmaz: “Görevimizi yapmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz”

TFF 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz, A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası bileti almasında başrolün oyuncularda olduğunun altını çizdi.

Futbolcuları tebrik eden Otyakmaz, “Onların arkasında durmaya devam edeceğiz. Görevimizi yapmış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Sizler de çok emek verdiniz. Hepinize teşekkür ediyoruz. Ülkemize hayırlı olsun.” diye konuştu.

TFF 2. Başkan Vekili Fuat Göktaş ise güzel bir aile olduklarını belirterek “El ele verdik, sırt sırta verdik iyi bir kolej havası yakaladık. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Bütün milletimize bu gururu yaşattığımız için çok mutluyuz.” şeklinde konuştu.

Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak: “Gurur verici bir durum

Maçın ardından Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’yla beraber açıklamalarda bulunan Bakan Bak, A Milli Futbol Takımı’nı tebrik ederek sözlerine başladı.

Futbolcuların Türk milletini gururlandırdığını dile getiren Bakan Bak, “Gurur verici bir durum. Milli takımımızın 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılması çok kıymetli. İyi bir jenerasyonumuz var. Hem Avrupa Şampiyonası’nda hem Dünya Kupası Elemeleri’nde hem de Uluslar Ligi’nde iyi işler yaptılar. Bugün hava soğuktu, yağmur altında oynamasını bildiler, oyunu kontrol etmesini bildiler. Millet olarak takımımızın başarılarıyla gurur duyuyoruz. Herkes meydanlarda sevincini yaşıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız da aradı, teknik ekibimizi, sporcularımızı tebrik etti. İnanıyoruz ki Amerika’da iyi işler yapacaklar. Her şey çok güzel. Çocuklarımızın bu başarıları bizleri gururlandırıyor. Federasyon başkanımızı ve ekibini de tebrik ediyoruz. Bugün Kosova’da meydanlar ve sokaklar da coşkuluydu. Güzel bir gündü. Bizim çocuklarımızı tebrik ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Hacıosmanoğlu: “Bugün milli takıma baktığınız zaman herkes birbirini seviyor”

TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, kızı Ela’nın kendisine söylediği sözü hatırlatarak “Ben hep söyledim, kızımın temiz kalbine inanıyorum diye. Kongreye 12 gün kala, ‘Baba git, futbolun patronu ol. Dünya şampiyonu olalım.’ dedi. Çocuklar her şeyi hak ediyor. Benim sözlerimi insanlar yanlış anlıyor. Politik konuşmuyorum. Ben sokaktan geliyorum. İnsanların anlayacağı dilden konuşuyorum. ‘Tarihin en karakterli, en yetenekli kadrosu’ derken kimseye karaktersiz demiyorum. Bunlar abilerinin izinden gidiyor. Bunların abileri Avrupa Şampiyonası’nda, Dünya Kupası’nda bu aziz millete çok büyük sevinçler yaşattı.” diye konuştu.

Kendisiyle ilgili eleştiriler hakkında konuşan Hacıosmanoğlu, şunları söyledi:

“Ben bu milletin içinden geliyorum. Prim kavgası yapanları, grup olup hocasıyla kavga edenleri, kampta otel odalarında birbirlerine silah çekenleri biliyoruz. Bugün milli takıma baktığınız zaman herkes birbirini seviyor. Herkes birbiriyle arkadaş. Şunu biliyorlar ki abilerinin izinden giderek bu aziz milleti sevindirmek tek amaçları. İki maçta bize yakışan futbolu oynadık diyemeyiz. Hocam da bugün aynı şeyi söyledi. Bu maçlar tek maçlar, önemli olan yarım gol farkla da olsa kazanmak. Ama ben şuna inanıyorum ki ABD’ye gideceğiz, Allah nasip edecek, oradan da kupayı alıp Türkiye’ye geleceğiz.”

Kızı Ela’nın maç sonuna kadar dua ettiğini vurgulayan Hacıosmanoğlu, “Bu işin mimarı o. Orada dua ediyor. Şimdi yanıma geldi, gözleri yaşlı. ‘Baba, maç bitene kadar dua ettim.’ diyor. Sahada da dua ediyordu. Bunlar melekler. Onların temiz kalbine inanacaksın. Ben de inanıyorum, Allah nasip edecek bize.” diyerek sözlerini tamamladı.

Dünya Kupası biletini alan A Milli Futbol Takımı, İstanbul’a geldi

Kosova’nın başkenti Priştine’den özel uçakla İstanbul Havalimanı’na gelen A Milli Futbol Takımı’nı, bir grup futbolsever coşkuyla karşıladı.

Burada basın mensuplarına açıklamada bulunan A Milli Futbol Takımı Kaptanı Hakan Çalhanoğlu, 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası’na katılım hakkı elde ettikleri için çok mutlu olduklarını dile getirerek, “Sonunda bitti. Yolculuğumuz da çok güzel geçti. Çok eğlendik, çok keyif aldık. İnşallah artık Dünya Kupası’nda ülkemizi en iyi şekilde temsil edeceğiz.” dedi.

Dünya Kupası hedeflerinin sorulması üzerine tecrübeli futbolcu, “Hedef tabii ki ilk önce gruptan çıkmak. Ondan sonra adım adım ilerlemek. İlk önce gruptan çıkmayı başarmamız gerekiyor. Biliyorsunuz ben büyük konuşmayı sevmiyorum. Adım adım ilerlemeyi seviyorum. Takımımıza inanıyorum. Tüm kardeşlerimizin eline sağlık. Ülkemize bu mutluluğu yaşattığımız için çok gururluyuz.” ifadelerini kullandı.

Çalhanoğlu, A Milli Takım’ın Dünya Kupası’na en son 2002’de katıldığının hatırlatılması üzerine, “2002’de çok küçüktüm. Oradaki abilerimi izleyerek büyüdüm. Onlar sayesinde bu heyecanı yaşadım. İnşallah biz de bu heyecanı şimdiki gençlere yaşatırız.” açıklamasında bulundu.

Milli futbolcu, Dünya Kupası’nda ABD, Paraguay ve Avustralya ile D Grubu’nda yer alacak olmalarına ilişkin, “İyi bir grubumuz var. Başarmamız gerekiyor. Çok zorlu maçlar oynadık. Şimdi Dünya Kupası’na da iyi hazırlanıp, ilk olarak grubumuzdan çıkmayı hedefliyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ile yöneticilerin de bulunduğu ay-yıldızlı kafile, daha sonra havalimanından ayrıldı.

BEROVA: HAYAT PAHALILIĞI DÜZENLEMESİNİ KARARNAMEYLE GARANTİ ALTINA ALDIK

Maliye Bakanı Özdemir Berova, hayat pahalılığı düzenlemesinin yasal süreçler nedeniyle aksama riski taşıdığını belirterek, 31 Mart’ın son tarih olması nedeniyle düzenlemeyi kararnameyle yürürlüğe aldıklarını söyledi.
Maliye Bakanı Özdemir Berova, Genç TV ekranlarında yayınlanan ve Mustafa Alkan’ın hazırlayıp sunduğu “Er Meydanı” adlı programa katılarak gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Programda konuşan Berova, küresel gelişmelerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisi üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, özellikle savaş ortamının enerji ve akaryakıt fiyatları üzerinden ciddi bir baskı yarattığını ifade etti. Bu baskının yalnızca tüketici fiyatlarını değil; üretim, ithalat ve turizm gibi temel sektörleri de doğrudan etkilediğini belirten Berova, hükümetin bu süreçte piyasayı dengelemek adına müdahalelerde bulunduğunu söyledi.

“MÜDAHALE EDİLMESEYDİ AKARYAKIT FİYATLARI 80-90 TL’YE ÇIKACAKTI”

Akaryakıt fiyatlarına yönelik alınan önlemleri detaylandıran Berova, ilk etapta KDV’den feragat edilerek yaklaşık haftalık 40 milyon TL’lik bir destek sağlandığını, ardından ikinci aşamada akaryakıt üzerindeki tüm vergi ve kesintilerin sıfırlanmasıyla bu desteğin haftalık 60 milyon TL seviyesine ulaştığını kaydetti. Bu adımların fiyat artışlarını sınırlamaya yönelik olduğunu belirten Berova, müdahale edilmemesi durumunda akaryakıt fiyatlarının litre başına 80-90 TL seviyelerine çıkabileceğini, mevcut durumda ise fiyatların 46 TL’den 60 TL’ye yükselmesine rağmen artışın kontrol altında tutulduğunu ifade etti.

BÜTÇE

Kamu maliyesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Berova, 2023 yılında göreve geldiklerinde yaklaşık 40 milyar TL seviyesinde olan bütçenin, yüksek enflasyonun etkisiyle 2026 yılı itibarıyla 190 milyar TL’ye ulaştığını söyledi. Bu süreçte kamu giderlerinde ciddi artış yaşandığını, özellikle enerji krizi, Doğu Akdeniz Üniversitesi ile ilgili ortaya çıkan ek maliyetler ve Taşınmaz Mal Komisyonu kapsamında geçmiş yükümlülüklerin karşılanmasının bütçeye önemli yük getirdiğini dile getirdi.
Borçlanma konusuna da değinen Berova, yapılan borçlanmaların önemli bir kısmının öngörülemeyen giderlerden kaynaklandığını belirterek, 2024 yılı sonunda bütçe açığının yaklaşık 15 milyar TL seviyesine ulaştığını, bütçenin ise 25,5 milyar TL’lik gelir-gider farkı öngörülerek hazırlandığını ifade etti. 2025 yılında açığın sabit tutulduğunu, 2026 yılı için ise kademeli azaltım hedefi doğrultusunda bütçenin planlandığını söyledi.

“HAYAT PAHALILIĞINDA YAPILAN DÜZENLEMENİN AMACI PİYASADAKİ BELİRSİZLİĞİ ORTADAN KALDIRMAK”

Hayat pahalılığına ilişkin değerlendirmelerinde ise Berova, yapılan düzenlemelerin temel amacının piyasadaki belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve öngörülebilirliği artırmak olduğunu söyledi. Ücret artışlarının gelir tarafında belirli bir iyileşme sağladığını ancak bunun alım gücüne aynı ölçüde yansımadığını kabul eden Berova, bu nedenle yeni bir yaklaşım geliştirdiklerini ifade etti.

Bu kapsamda 9 aylık bir öngörülebilirlik koridoru oluşturmayı planladıklarını açıklayan Berova, fiyatlama davranışlarının daha dengeli hale geleceğini belirtti. İthal ürünlerde navlun, sigorta ve özellikle petrokimya ürünlerindeki fiyat artışlarının da dikkate alındığını ifade eden Berova, yerli üreticiyi ve sanayiciyi koruyacak adımlar üzerinde çalıştıklarını söyledi.

Berova ayrıca, hayat pahalılığı sarmalını kırmak amacıyla vatandaşın alım gücünü destekleyecek bir “can suyu” niteliğinde düzenleme yaptıklarını belirtti. Mart ayına kadar oluşan hayat pahalılığı oranlarının maaşlara yansıtılacağıını ifade eden Berova, bu adımın hem vatandaşın geçici olarak rahatlatılması hem de piyasanın dengelenmesi açısından önemli olduğunu vurguladı. Beklentilerinin bu oranların yüzde 12 seviyelerinde kalması olduğunu ancak kontrolsüz bir süreçte bu oranın yüzde 15-20 bandına kadar çıkabileceğini dile getirdi.

“YASANIN ZAMANINDA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİ KRİTİK”

Hayat pahalılığı kararnamesine ilişkin önemli bir detay da paylaşan Berova, yasanın zamanında yürürlüğe girmesinin kritik olduğunu söyledi. Yasa yapım sürecinin uzun prosedürler içerdiğini belirten Berova, en hızlı şekilde Meclis’ten geçirilmesi için ivedilik kararı alındığını ifade etti.

Ancak 31 Mart tarihinin kritik bir eşik olduğunu vurgulayan Berova, “Eğer 31 Mart’ı geçip 1 Nisan’a kalırsanız, anayasal olarak bu paketi uygulama imkânınız ortadan kalkar. Çünkü 1 Nisan itibarıyla yeni dönem başlar ve hayat pahalılığı hakkı doğar” dedi.

“KARARNAMEYLE GARANTİ ALTINA ALINDI”

Bu nedenle hükümetin süreci hızlandırmak adına kararname yoluna gittiğini belirten Berova, Meclis’in yasayı geçirmeyeceği gibi bir durum olmadığını, aksine yasanın kısa süre içerisinde Meclis’ten geçeceğini ancak uygulamanın aksamaması için kararname ile yürürlüğün garanti altına alındığını ifade etti.

Vergi tahsilatına yönelik çalışmalara da değinen Berova, denetimlerin artırıldığını ve e-fatura sisteminin devreye alındığını söyledi. Mayıs ayı itibarıyla 19 büyük şirketin sisteme dahil edildiğini belirten Berova, üretimden son kullanıcıya kadar tüm sürecin dijital olarak izlenebilir hale geleceğini ve kayıt dışılıkla mücadelenin güçleneceğini ifade etti.

Kamu maliyesinde disiplinin korunmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Berova, hem gelirleri artırmaya hem de giderleri kontrol altına almaya yönelik politikaların kararlılıkla devam edeceğini vurguladı. Ekonomide öngörülebilirliği artırarak hayat pahalılığı sarmalını kırmayı hedeflediklerini belirten Berova, yıl sonuna kadar daha dengeli bir ekonomik yapı oluşturmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.

Kaynak: Kıbrıs Postası

Dışişleri’nden Güney’in Mısır ile imzaladığı anlaşmaya tepki: Hükümsüzdür

Dışişleri Bakanlığı tarafından Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Mısır arasında adanın sözde “münhasır ekonomik bölgesindeki” rezervlerin geliştirilmesine yönelik imzalanan çerçeve anlaşması hakkında açıklama yapıldı.

Açıklama şöyle:

“Mısır’ın başkentinde düzenlenen “EGYPES 2026” konferansı kapsamında, GKRY ile Mısır arasında 30 Mart 2026 tarihinde, GKRY’nin sözde “münhasır ekonomik bölgesinde” yer alan hidrokarbon rezervlerinin geliştirilmesi ve Mısır’a ticaretine yönelik bir “Çerçeve Anlaşması” imzalandığı yönündeki açıklamaları dikkatle takip etmekteyiz.

GKRY’nin, gasp ettiği “Kıbrıs Cumhuriyeti” unvanını suistimal ederek, Ada’nın tamamını temsil ettiği iddiasıyla, üçüncü ülkelerle hidrokarbon kaynaklarının araştırılması ve işletilmesine yönelik anlaşmalar yapmaya devam etmesinin, yalnızca Kıbrıs Türk Halkının meşru hak ve çıkarlarını ihlal etmekle kalmayıp, Doğu Akdeniz’deki istikrar ve iş birliği zeminini ciddi şekilde zedelemekte olduğu açıktır. GKRY’nin ne Kıbrıs Türk halkı adına karar verme yetkisi ne de Ada’nın doğal kaynakları üzerinde tek taraflı söz hakkı bulunmaktadır. Bu gerçeği görmezden gelerek atılan her adım, siyasi olduğu kadar hukuken de geçersizdir ve açık bir hak gaspı niteliğindedir.

Rum tarafının tek taraflı ve ısrarlı girişimlerine rağmen, geçmişte olduğu gibi bugün de, bölgede hakkaniyete dayalı, karşılıklı saygı ve iş birliğini esas alan bir düzenin ancak Kıbrıs Türk Halkının da dâhiliyle ve rızasının alınmasıyla mümkün olabileceğini yinelemek isteriz.

Devletimiz, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir eşgüdüm içerisinde, Kıbrıs Türk Halkının haklarını ilgilendiren tüm konularda gerekli adımları atma iradesine sahip olup, doğal kaynaklardaki eşit ve meşru haklarına yönelik her türlü hak gaspı girişimine karşı gerekli siyasi, diplomatik ve teknik tedbirleri almaktan imtina etmeyecektir.

Bu çerçevede, Ada’da ve Doğu Akdeniz’de kalıcı işbirliği ve istikrarın, tüm tarafların Kıbrıs meselesinin hassasiyetleri ve Ada’daki iki halkın egemen eşit hak ve statüsü temelinde hareket etmesi, GKRY’nin bölgede gerginlik artıran tek taraflı girişimlerine destek vermekten imtina ederek bu tür girişimlere açıkça karşı durması ve tüm tarafların dahil edileceği diyalog yolunu esas alması suretiyle mümkün olabileceğini bir kez daha vurgulamak isteriz.”

PERVİN GÜRLER’DEN TEŞEKKÜR MESAJI

53 yıllık hayat arkadaşı Recep Gürler’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşayan Pervin Gürler, bu zor günlerinde kendilerini yalnız bırakmayanlara teşekkür etti.

Gürler, yayımladığı mesajda başta Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Başbakan, T.C. Lefkoşa Büyükelçisi, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı, bakanlar ve milletvekilleri ile Güvenlik Kuvvetleri Kurmay Başkanı olmak üzere tüm yetkililere ve halka şükranlarını sundu.

Pervin Gürler, mesajında ayrıca şu ifadelere yer verdi: Bu acı günümüzde bir kez daha gördük ki hayatımıza ne kadar çok güzel insan dokunmuş.

ÜSTEL’DEN ERHÜRMAN’A YANIT: “GÜVEN BUNALIMI” ALGISI YARATMAYA ÇALIŞMASI KABUL EDİLEMEZ

Başbakan Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaya tepki göstererek, kurumsal diyalog yolları tüketilmeden kamuoyuna mesaj verilmesinin “güven bunalımı” algısı yaratma çabası olduğunu belirtti ve bunun kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Başbakan Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamaya sert tepki gösterdi. Üstel, yazılı açıklamasında, Erhürman’ın hayat pahalılığı ödeneğinin 9 ay süreyle durdurulmasına ilişkin Yasa Gücünde Kararname hakkında Facebook üzerinden yaptığı değerlendirmeleri “devlet ciddiyeti ve anayasal teamüllerle bağdaşmayan talihsiz açıklamalar” olarak nitelendirdi.

Başbakan Üstel, devlet yönetiminin popülist söylemlerle değil; ciddiyet, kurumlar arası saygı ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Devlet geleneğimizin en temel kuralı şudur: Devletin dili yazıdır” ifadelerini kullandı. Üstel, devlet işleyişinin resmi yazışmalar ve anayasal mekanizmalar üzerinden ilerlemesi gerektiğini belirtti.

Açıklamada, Cumhurbaşkanlığı makamının kurumsal diyalog yollarını tüketmeden sosyal medya üzerinden kamuoyuna mesaj vermesinin “güven bunalımı” algısı yaratmaya yönelik olduğu savunuldu. Üstel, Erhürman’ın bu yaklaşımının “tarafsız ve kucaklayıcı Cumhurbaşkanlığı makamının ağırlığını tam anlamıyla içselleştiremediğini gösterdiğini” ileri sürdü.

Erhürman’ın söz konusu kararnameyi “saklanarak yapılan bir işlem” olarak nitelendirmesine de yanıt veren Üstel, hükümetin küresel ekonomik zorluklar karşısında kamu maliyesini korumak adına ağır bir sorumluluk üstlendiğini ifade etti. Meclis sürecinde yaşanan tıkanıklıklar nedeniyle Anayasa’nın yürütmeye tanıdığı kararname çıkarma yetkisinin kullanıldığını belirten Üstel, bunun “acil ve kamu yararı gerektiren durumlarda devletin işleyişinin kesintiye uğramaması için” öngörüldüğünü kaydetti.

Başbakan Üstel, söz konusu kararın tamamen yasal ve Anayasa’ya uygun olduğunu vurgulayarak, hukuk devletlerinde denetim merciinin sosyal medya değil bağımsız yargı organları olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı’nın anayasal aykırılık iddiası varsa bunu yargıya taşıması gerektiğini belirten Üstel, “kamuoyunda infial yaratacak açıklamalardan kaçınılması” gerektiğini ifade etti.

Açıklamasının sonunda Üstel, hükümetin Anayasa’dan aldığı yetkiyle ülkeyi ekonomik zorluklardan çıkarmak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğini belirterek, “Bu ülke, anayasal nizama ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalınarak korunabilir” dedi.

KIB-TEK’TEN TUĞCU’YA SERT TEPKİ

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) Yönetim Kurulu, hayatını kaybeden Erol Demir ile ilgili yaptığı açıklamada, EL-SEN Başkanı Ahmet Tuğcu’ya sert sözlerle yüklendi.
“GÖREV ŞEHİDİ OLARAK GÖRÜYORUZ”
KIB-TEK Yönetimi, Demir’in kurumun altyapı çalışmalarına önemli katkılar sunduğunu belirterek, kazanın özel bir şirket bünyesinde gerçekleşmesine rağmen kendisini “görev şehidi” olarak değerlendirdiklerini açıkladı.
“Erol Demir, kurumumuz için değerli ve önemli bir isimdi” ifadelerine yer verildi.
“ACI ÜZERİNDEN SİYASET YAPILIYOR”
Açıklamada, EL-SEN Başkanı Ahmet Tuğcu’nun söylemleri hedef alınarak sert ifadeler kullanıldı.
“Acı üzerinden sorumluluktan uzak siyaset yapılmasını ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik söylemleri şiddetle kınıyoruz” denildi.
“BU BİR FIRSATÇILIKTIR”
KIB-TEK Yönetimi, yaşanan ölümün grev süreciyle ilişkilendirilmesini “açık bir fırsatçılık” olarak nitelendirdi.
“Böylesi büyük bir kaybın siyasi malzeme haline getirilmesi kabul edilemez” ifadeleri kullanıldı.
“DERİN ÜZÜNTÜ İÇİNDEYİZ”
Açıklamanın sonunda, Erol Demir için başsağlığı mesajı paylaşıldı.
“Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır diliyoruz” denildi.

ÜNAL ÜSTEL AZERBAYCAN YOLCUSU

Başbakan Ünal Üstel, Türk Devletleri Teşkilatı Hükümet Başkanları Toplantısı’na katılmak üzere Azerbaycan’a gidiyor. Başbakan Ünal Üstel’e Başbakanlık Müsteşarı Berhan Ongan ve Başbakanlık Özel Kalem Müdürü İlgen Bağcıer eşlik ediyor.

Öte yandan toplantıya Türkmenistan Parlamentosu dostluk grubu UBP Temsilcisi Milletvekili Ali Pilli’de katılacak.

Türkiye’yi ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz temsil edecek.

Yarın akşam saatlerinde gerçekleştirilecek toplantıda Üstel’in, KKTC adına resmi temaslarda bulunması bekleniyor. Bu katılım, KKTC’nin uluslararası platformlarda temsil düzeyi açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

MECLİS’İN 32 YILLIK İSMİ SERAL FIRAT EMEKLİYE AYRILDI

Cumhuriyet Meclisi Genel Sekreteri Seral Fırat, 32 yıllık görev süresinin ardından yaş haddinden emekliye ayrıldı.
Fırat’ın Cumhuriyet Meclisi’nde son iş günü nedeniyle Meclis kafeteryasında bir etkinlik düzenlendi.
Burada yaptığı konuşmasında Meclis’te geçirdiği yılların kendisi için büyük bir anlam taşıdığını belirten Seral Fırat: “Daha dün gibi hatırlıyorum ancak üzerinden 32 yıl geçti. İş hayatımın her anı benim için çok değerliydi” dedi.
Meclis’te tüm kademelerde görev alarak Genel Sekreterlik makamına kadar yükseldiğini ifade eden Fırat, bunun kendisi için büyük bir onur olduğunu vurguladı.
Konuşmasında Meclis personeline de tavsiyelerde bulunan Fırat, kurumun bir aile olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Fırat, “Örgütümüzü kendi evimiz ve ailemiz olarak görmeliyiz. Bu şekilde aidiyet duygumuz gelişir ve kurumumuza daha güçlü sahip çıkarız” dedi.
Meclis Başkanı Ziya Öztürkler ile birlikte çalışmanın kendisi için büyük bir onur olduğunu söyleyen Fırat, yaklaşık bir buçuk yıllık görev süresinin hızlı geçtiğini belirterek, bu süreçte uyum içerisinde çalıştıklarını ifade etti.
Fırat, konuşmasının sonunda tüm çalışma arkadaşlarına teşekkür ederek, Meclis’te görev yapan personele uzun ve başarılı bir çalışma hayatı temennisinde bulundu.
ÖZTÜRKLER
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Meclis Genel Sekreteri Seral Fırat’ın emekliliği dolayısıyla düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, Fırat’ın 32 yıllık hizmet süresince devlete önemli katkılar sunduğunu vurguladı.
Seral Fırat’ın Meclis’e 32 yıl boyunca kesintisiz hizmet verdiğine dikkat çeken Öztürkler, “Kendisi sadece bir bürokrat değil, aynı zamanda devletine bağlı, işini ciddiyetle yapan ve çalışarak mutlu olan örnek bir isimdir” ifadelerini kullandı.
Fırat’ın geçmişte birçok kritik süreçte görev aldığını ve yasama faaliyetlerinde yol gösterici bir rol üstlendiğini belirten Öztürkler, gerek bürokratlık, gerek bakanlık ve milletvekilliği dönemlerinde Fırat ile birlikte çalışma fırsatı bulduğunu kaydetti.
Yaklaşık bir buçuk yıldır birlikte çalıştıklarını belirten Öztürkler, bu süreçte güçlü bir kadro ile uyum içerisinde çalıştıklarını ve kritik süreçleri başarıyla yönettiklerini söyledi. Öztürkler, “Hiçbir zaman mahcup olmadık. Bu başarıda Seral Fırat’ın rehberliği ve katkısı büyüktür” ifadelerine yer verdi.
Konuşmasının sonunda Seral Fırat’a teşekkür eden Öztürkler, “Kendisine bundan sonraki hayatında başarılar diliyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi adına yaptığı tüm hizmetler için teşekkür ediyorum” dedi.

BEROVA: YASA GÜCÜNDE KARARNAME ZAMANSAL BİR ZORUNLULUKTU; TASARIYI HAFTAYA MECLİS’TE YASALAŞTIRACAĞIZ

Maliye Bakanı Özdemir Berova, hayat pahalılığı düzenlemesinin 31 Mart’a kadar yürürlüğe girmesi gerektiğini belirterek, kararnameyi savundu. Berova, sürecin haftaya Meclis’te yasalaştırılacağını ve ara emri çıkmasını beklemediğini söyledi.

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Canan Onurer’in Kıbrıs Postası TV’de sunduğu özel programda, hayat pahalılığı ödeneğine ilişkin düzenlemenin yasa gücünde kararnameyle yürürlüğe konmasını değerlendirdi.

“BİZ ANAYASA’YA SAYGILI BİR HÜKÜMETİZ; TASARI 31 MART’A KADAR YÜRÜRLÜĞE GİRMELİYDİ”

Kararnameye yönelik eleştirilere yanıt veren Berova, hükümetin Anayasa’ya saygılı olduğunu vurgulayarak, ilgili yasa tasarısının 31 Mart’a kadar yürürlüğe girmesi gerektiğini ifade etti.

Amaçlarının hayat pahalılığı ödeneğini Nisan maaşlarına yansıtarak piyasada ve ekonomide dokuz aylık bir denge süreci oluşturmak olduğunu söyledi.

“SAVAŞIN SONA ERMESİ VE GELİRLERİN ARTMASI DURUMUNDA HAZİRAN AYINDA BU KONUYU YENİDEN DEĞERLENDİREBİLİRİZ”

Kriz dönemlerinde hızlı karar alma sorumluluğu doğduğunu belirten Berova, Orta Doğu’daki gelişmelerin ekonomik etkilerine dikkat çekerek, savaşın sona ermesi ve turizm sektörüne verilecek desteklerle gelirlerin artması halinde Haziran ayında yeni bir değerlendirme yapılabileceğini ifade etti.

Düzenlemenin Mart ayı itibarıyla yürürlüğe girmesi gerektiğini yineleyen Berova, sürecin Meclis’ten geçmesi durumunda Cumhurbaşkanı’nın imzasını da gerektireceğini ve bunun zaman kaybına yol açabileceğini dile getirdi. “Meclis açıkken kararname çıkarıldı” eleştirilerine bu çerçevede yanıt veren Berova, düzenlemenin zamanında uygulanabilmesi için bu yöntemin tercih edildiğini belirtti.

“TASARI, MECLİS İRADESİ BAKIMINDAN HAFTAYA GENEL KURUL’DA TARTIŞILARAK YASALAŞTIRILACAK”

Konunun önümüzdeki hafta yeniden Meclis gündemine alınarak yasalaştırılacağını kaydeden Berova, düzenlemenin Nisan ayına kalması durumunda anlamını yitireceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın eleştirilerini de değerlendiren Berova, benzer uygulamaların geçmişte de yapıldığını hatırlatarak, Meclis iradesinin önümüzdeki hafta süreci tamamlayacağını ve kararın yasalaştırılacağını ifade etti.

“ARA EMRİ OLACAĞINI DÜŞÜNMÜYORUM ZATEN HAFTA PAZARTESİ GÜNÜ KONUYU MECLİS’E TAŞIYACAĞIZ”

KTÖS Genel Sekreteri’nin ara emri alınacağı yönündeki açıklamalarını da değerlendiren Berova, sendikaların yargı yoluna başvurma hakkı bulunduğunu, hükümetin de savunma hakkını kullanacağını belirtti.

KAYNAK:KIBRIS POSTASI

AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ KOMİTESİ (AADYK), ÜÇÜNCÜ KAMP (KKTC AFET MÜDAHALE PLANI) TOPLANTISINI GERÇEKLEŞTİRDİ

Afet ve Acil Durum Yönetimi Komitesi (AADYK) başkanlığı görevini devralan Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı tarafından, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Afet Müdahale Planı (KAMP) kapsamında yürütülen çalışmaların sahaya etkin şekilde yansıtılması amacıyla, Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı’nın Lefkoşa’daki merkezinde üçüncü KAMP toplantısı gerçekleştirildi.

6 Mart tarihinde yapılan ilk KAMP toplantısında kurum ve kuruluşlara, sorumluluk alanlarına ilişkin görev dağılımları yapılmış; akabinde 13 Mart Cuma günü ilçe kaymakamlıkları başkanlığında ilçe bazlı koordinasyon toplantıları düzenlenmişti. 17 Mart 2026 tarihinde icra edilen toplantıda ise, KAMP kapsamında kurum ve kuruluşlara verilen görev ve sorumluluklar doğrultusunda yürütülen hazırlık çalışmalarının değerlendirilmesi yapılmıştı.

Gerçekleştirilen son toplantıda, KKTC Afet Müdahale Planı (KAMP) çerçevesinde kurum ve kuruluşlar tarafından kendi görev alanları kapsamında yürütülen hazırlıklar ayrıntılı şekilde ele alındı; mevcut durum, kapasite düzeyi ve uygulamaya yönelik hazırlık seviyeleri kapsamlı biçimde değerlendirildi. Bu doğrultuda, kurumlar arası koordinasyonun etkinliği, görev dağılımının uygulanabilirliği ve müdahale süreçlerine ilişkin hazırlık düzeyi detaylı olarak gözden geçirildi.

31 Mart 2026 tarihinde yeniden toplanan paydaş kurum temsilcileri tarafından KAMP çalışmaları kapsamında, ulusal kapasite tespit çalışmalarında önemli ilerleme kaydedildiği ve sürecin büyük ölçüde tamamlanma aşamasına gelindiği belirtildi. Bir sonraki aşamada ise, planlamaların daha da detaylandırılması amacıyla, tüm paydaş kurum ve kuruluşlarla daha küçük gruplar halinde toplantılar gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.

Toplantıda, ana hedefin ulusal ölçekte bir afet müdahale planının oluşturulması ve tek bir çatı altında toplanması olduğu vurgulandı.

Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı ayrıca afet ve acil durumlara karşı ülkenin hazırlık kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların, tüm paydaş kurum ve kuruluşların iş birliği ve koordinasyonu içerisinde kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.

HASİPOĞLU: YASA GÜCÜ KARARNAME İLE KALMAYACAK MECLİSTEN GEÇECEK

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, BRT ekranlarında hayat pahalılığı düzenlemesine ilişkin hükümetin attığı adımı savundu. Hasipoğlu, söz konusu düzenlemenin bir “dondurma” değil, mevcut kriz koşullarında alınmış “önleyici tedbir” olduğunu vurguladı; muhalefet ve sendikalardan gelen eleştirilere yanıt verdi.

Hasipoğlu, “Yasa gücü kararname ile kalmayacak meclisten geçecek, sendikalarla istişare devam edecek. ama bugün geçmesi gerekirdi” dedi.

“Bu bir tasarruf değil, bu bir tedbir”

Hasipoğlu, hayat pahalılığının belirlenmesine ilişkin yasa tasarılarının Meclis gündemine geldiğini ve hem ana muhalefet hem de sendikalarla görüşmeler yapıldığını belirtti. “Kimsenin görüşü alınmadı” eleştirilerine karşı çıkarak, ciddi istişareler yürütüldüğünü söyledi.

Düzenlemenin bir tasarruf değil, öngörüye dayalı bir tedbir olduğunu vurgulayan Hasipoğlu, bölgesel gelişmelere dikkat çekerek “Etrafımız bir ateş çemberi” ifadelerini kullandı. Savaşın ekonomik etkilerinin öngörülemediğini dile getiren Hasipoğlu, petrol fiyatlarındaki artış ve ithalat-ihracat dengesindeki bozulmanın ekonomiyi doğrudan etkilediğini ifade etti.

“Hayat pahalılığını dondurmuyoruz, peşinen veriyoruz”

Asgari ücret ve hayat pahalılığı ilişkisine değinen Hasipoğlu, düzenlemenin yanlış yorumlandığını söyledi. “Bu bir dondurma değil” diyen Hasipoğlu, hayat pahalılığının ilk üç ay için hesaplanarak vatandaşlara peşinen verileceğini belirtti.

Bu çerçevede asgari ücretin de erkene çekilerek belirleneceğini ifade eden Hasipoğlu, mevcut koşullarda Temmuz ayının beklenmesi halinde ciddi mali yükler oluşacağını savundu. “1470 Euro seviyesine çıkacak bir asgari ücreti işveren nasıl ödeyecek?” diye soran Hasipoğlu, alınan kararın bu riskleri önlemeye yönelik olduğunu kaydetti.

“An itibarıyla kimsenin cebine menfi bir dokunma yoktur”

Düzenlemenin vatandaş üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını savunan Hasipoğlu, “An itibarıyla ne kamuda ne özel sektörde zarara uğrayan bir vatandaşımız yoktur” dedi. Hayat pahalılığı oranının açıklanmasının ardından bu artışın doğrudan maaşlara yansıtılacağını belirtti.

Emekliler, sosyal yardım alanlar ve engelliler için de ayrı düzenlemeler yapılacağını ifade eden Hasipoğlu, bu kesimlerin etkilenmemesi için gerekli adımların atıldığını söyledi. “Herkes elini taşın altına koymalı” diyerek sürecin ortak sorumluluk gerektirdiğini vurguladı.

“Bu önlemi almasaydık maaşları ödeyemez duruma düşerdik”

Hasipoğlu, hükümetin belirlediği yol haritasının devam edeceğini ve düzenlemenin yasa gücünde kararnameyle yürürlüğe girdiğini, ancak Meclis’te yasalaşma sürecinin de süreceğini belirtti. Pazartesi günü görüşmelerin devam edeceğini ifade etti.

Ekonomik dengelerin korunması için bu adımın zorunlu olduğunu dile getiren Hasipoğlu, “Bu önlemleri almasaydık maaşları ödeyemez duruma düşerdik” dedi. Geçmişte yaşanan ekonomik krizlere atıf yapan Hasipoğlu, benzer hatalara düşmemek için hareket ettiklerini söyledi.

Anayasa’ya aykırılık iddialarına da değinen Hasipoğlu, hayat pahalılığının verilmesi nedeniyle herhangi bir hukuki sorun olmadığını savundu. Düzenlemenin gelişmelere göre yeniden değerlendirilebileceğini belirten Hasipoğlu, sendikalar ve muhalefetle diyaloğun süreceğini de sözlerine ekledi.

KALKINMA BANKASI’NDAN KREDİ DESTEĞİ

Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Hande Kayasal, Kalkınma Bankası’nın tüm TL kredi faiz oranlarını yüzde 35 seviyesinden yüzde 28’e düşürdüğünü açıkladı.

Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Hande Kayasal, üretim ve yatırımın desteklenmesi amacıyla önemli bir karar aldıklarını açıkladı. Kanal T’ye konuşan Hande Kayasal, Kalkınma Bankası’nın tüm TL kredi faiz oranlarını yüzde 35 seviyesinden yüzde 28’e düşürdüğünü açıkladı.

Kayasal yaptığı açıklamada, dünya ekonomisinin hassas bir dönemden geçtiğine dikkat çekilerek, özellikle Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik gelişmeler ile küresel piyasalardaki dalgalanmaların ekonomik hareketliliği etkilediği belirtildi. Buna rağmen Kalkınma Bankası’nın üretimi ve yatırımı destekleyen bir yaklaşımı benimsediği vurgulandı.

Kayasal, yatırım yapmak isteyen iş insanlarının finansmana daha kolay erişebilmesi için faiz indirimi kararının alındığı ifade ederek, “Bu adımla, üretim ekonomisinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

Öte yandan banka ile Kıbrıs Türk Sanayi Odası arasında yeni bir iş birliği protokolü de hazırlandığını hatırlatan Hande Kayasal, protokol kapsamında üretim ve sanayi yatırımı yapmak isteyen girişimci ve şirketlere 10 milyon TL’ye kadar finansman desteği sağlanacağını açıkladı.

“Ünal Üstel’den Yaralılara Geçmiş Olsun Mesajı: Birlik ve Güvenlik Vurgusu”

Dün Cumhuriyet Meclisi önünde yaşanan olaylarda yaralanan güvenlik güçlerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Aynı şekilde, olaylar sırasında yaralanan vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.
Devletimizin huzuru ve kamu düzeni için görev yapan her bir personelimizin yanındayız.
Demokratik haklarını kullanmak üzere orada bulunan vatandaşlarımıza sağduyu çağrısında bulunuyorum. Unutulmamalıdır ki, toplumsal birlik ve güvenlik, her türlü görüş ve farklılığın üzerindedir.
Tüm tarafları sükunete, hukuka ve karşılıklı saygıya davet ediyorum. Bu sürecin en kısa sürede sağduyu ile sonuçlanacağına inanıyorum.

“HÜKÜMETİMİZİN MURAT ETTİĞİ MAAŞLARDAN TASARRUF DEĞİLDİR”

UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel, grev kararı alan sendikaların başkanları ile dün Cumhuriyet Meclisi’nde gerçekleştirdiği görüşmede, küresel gelişmelerin yarattığı ekonomik baskılara ve hükümetin aldığı tedbirlere ilişkin mesajlar verdi.
“ÖNLEMLER KEYFİ DEĞİL, KÜRESEL GELİŞMELER NETİCESİNDE ALINMIŞTIR”
Üstel, dünyanın olağanüstü bir dönemden geçtiğini vurgulayarak, önlemlerin keyfi değil, küresel gelişmeler neticesinde alındığını kaydetti. Üstel, hükümetin çalışanların haklarını koruma konusundaki kararlılığının tartışmaya açık olmadığını ifade etti.
“ÇALIŞANIN HAKKINI YEDİRMEYİZ”
Küresel krizlerin ekonomiler üzerinde ciddi baskı yarattığını belirten Üstel, hükümetin bu süreci yakından takip ettiğini ve yönettiğini söyledi.
“Hiçbir çalışanın hakkını yemeyiz ve yedirmeyiz. Hayat pahalılığını dondurmak gibi bir durum söz konusu değildir” diyen Üstel, hükümetin sosyal adalet çizgisinin net olduğunu vurguladı.
“EN ZOR DÖNEMLERDE DAHİ SORUMLULUK ALDIK”
Üstel, dünyadaki olağanüstü şartlara rağmen hükümetin sorumluluktan kaçmadığını belirterek, kriz anlarında gerekli tüm adımların atıldığını ifade etti. “Bu hükümet, en zor günlerde dahi gerekeni yapmıştır, yapmaya da devam edecektir” dedi.
“AKARYAKITA UZUN SÜRE CİDDİ BİR ZAM YAPMADIK”
Hükümetin vatandaş lehine attığı adımları da hatırlatan Üstel, akaryakıt fiyatlarına uzun bir süre önemli bir zam yapılmadığını vurguladı ve “Tüm fonları kaldırmamıza, KDV’leri kaldırmamıza, akaryakıtta vergileri sıfırlamamıza rağmen son bir ayda akaryakıta zam yapmak zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.
“100 MİLYON TL’LİK KAYBI GÖZE ALDIK”
Ekonomik yükü hafifletmek için ciddi fedakarlıklar yapıldığını vurgulayan Üstel, devletin önemli ölçüde bir gelirden vazgeçtiğini de söyledi. “Birçok alanda yaptığımız fedakarlıklarla sadece iki haftada devlet yaklaşık 100 milyon TL gelir kaybı yaşadı ancak bunu vatandaşlarımız için yaptık” ifadelerini kullandı.
“DÖRT AYDA BİR HAYAT PAHALILIĞI ÖDENEĞİ VERDİK”
Çalışanların alım gücünü korumaya yönelik adımlara dikkat çeken Üstel, hayat pahalılığı ödeneğinin sürdürüldüğünü belirtti. “Hatırlayınız, dört ayda bir hayat pahalılığı ödeneği verdik. Bu süreçte çalışanlarımızın ve halkımızın refah seviyesini korumaya devam ettik” dedi.
“EMEKLİLERİMİZİN HAKLARINA HALEL GELMEMESİ İÇİN TÜM ADIMLARI ATACAĞIZ”
Zorunlu emeklilik konusuna da değinen Üstel, “Eğer zorunlu emeklilik konusunda herhangi bir sıkıntı varsa, bunu diyalog yoluyla düzenlemeye açığız. Hiç kimsenin mağdur olmasına izin vermeyiz. Emeklilerimiz rahat olsun; haklarına halel gelmemesi için tüm adımları atacağız” dedi.
Bu konuda gelen geri bildirimlerin dikkate alındığını belirten Üstel, gerekli yasal düzenlemelerin yapılabileceğinin altını çizdi.
“SAVAŞIN NE ZAMAN BİTECEĞİ BELLİ DEĞİL”
Küresel belirsizliğe dikkat çeken Üstel, alınan kararların bu çerçevede şekillendiğini ifade etti. “Savaşın ne zaman biteceğini bilmiyoruz. Bu nedenle adımlarımızı temkinli ve planlı şekilde atıyoruz” dedi.
Başbakan Ünal Üstel, son olarak hükümetin ekonomik istikrarı korurken çalışanların haklarını güvence altına alma kararlılığından geri adım atmayacağını vurguladı.

“Başbakan Ünal Üstel: Önlemler Keyfi Değil, Küresel Krizin Sonucu”

“HÜKÜMETİMİZİN MURAT ETTİĞİ MAAŞLARDAN TASARRUF DEĞİLDİR”

Başbakan Ünal Üstel, grev kararı alan sendikaların başkanları ile dün Cumhuriyet Meclisi’nde gerçekleştirdiği görüşmede, küresel gelişmelerin yarattığı ekonomik baskılara ve hükümetin aldığı tedbirlere ilişkin mesajlar verdi.

“ÖNLEMLER KEYFİ DEĞİL, KÜRESEL GELİŞMELER NETİCESİNDE ALINMIŞTIR”

Üstel, dünyanın olağanüstü bir dönemden geçtiğini vurgulayarak, önlemlerin keyfi değil, küresel gelişmeler neticesinde alındığını kaydetti. Üstel, hükümetin çalışanların haklarını koruma konusundaki kararlılığının tartışmaya açık olmadığını ifade etti.

“ÇALIŞANIN HAKKINI YEDİRMEYİZ”

Küresel krizlerin ekonomiler üzerinde ciddi baskı yarattığını belirten Üstel, hükümetin bu süreci yakından takip ettiğini ve yönettiğini söyledi.

“Hiçbir çalışanın hakkını yemeyiz ve yedirmeyiz. Hayat pahalılığını dondurmak gibi bir durum söz konusu değildir” diyen Üstel, hükümetin sosyal adalet çizgisinin net olduğunu vurguladı.

“EN ZOR DÖNEMLERDE DAHİ SORUMLULUK ALDIK”

Üstel, dünyadaki olağanüstü şartlara rağmen hükümetin sorumluluktan kaçmadığını belirterek, kriz anlarında gerekli tüm adımların atıldığını ifade etti. “Bu hükümet, en zor günlerde dahi gerekeni yapmıştır, yapmaya da devam edecektir” dedi.

“AKARYAKITA UZUN SÜRE CİDDİ BİR ZAM YAPMADIK”

Hükümetin vatandaş lehine attığı adımları da hatırlatan Üstel, akaryakıt fiyatlarına uzun bir süre önemli bir zam yapılmadığını vurguladı ve “Tüm fonları kaldırmamıza, KDV’leri kaldırmamıza, akaryakıtta vergileri sıfırlamamıza rağmen son bir ayda akaryakıta zam yapmak zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.

“100 MİLYON TL’LİK KAYBI GÖZE ALDIK”

Ekonomik yükü hafifletmek için ciddi fedakarlıklar yapıldığını vurgulayan Üstel, devletin önemli ölçüde bir gelirden vazgeçtiğini de söyledi. “Birçok alanda yaptığımız fedakarlıklarla sadece iki haftada devlet yaklaşık 100 milyon TL gelir kaybı yaşadı ancak bunu vatandaşlarımız için yaptık” ifadelerini kullandı.

“DÖRT AYDA BİR HAYAT PAHALILIĞI ÖDENEĞİ VERDİK”

Çalışanların alım gücünü korumaya yönelik adımlara dikkat çeken Üstel, hayat pahalılığı ödeneğinin sürdürüldüğünü belirtti. “Hatırlayınız, dört ayda bir hayat pahalılığı ödeneği verdik. Bu süreçte çalışanlarımızın ve halkımızın refah seviyesini korumaya devam ettik” dedi.

“EMEKLİLERİMİZİN HAKLARINA HALEL GELMEMESİ İÇİN TÜM ADIMLARI ATACAĞIZ”

Zorunlu emeklilik konusuna da değinen Üstel, “Eğer zorunlu emeklilik konusunda herhangi bir sıkıntı varsa, bunu diyalog yoluyla düzenlemeye açığız. Hiç kimsenin mağdur olmasına izin vermeyiz. Emeklilerimiz rahat olsun; haklarına halel gelmemesi için tüm adımları atacağız” dedi.

Bu konuda gelen geri bildirimlerin dikkate alındığını belirten Üstel, gerekli yasal düzenlemelerin yapılabileceğinin altını çizdi.

 

“SAVAŞIN NE ZAMAN BİTECEĞİ BELLİ DEĞİL”

Küresel belirsizliğe dikkat çeken Üstel, alınan kararların bu çerçevede şekillendiğini ifade etti. “Savaşın ne zaman biteceğini bilmiyoruz. Bu nedenle adımlarımızı temkinli ve planlı şekilde atıyoruz” dedi.

Başbakan Ünal Üstel, son olarak hükümetin ekonomik istikrarı korurken çalışanların haklarını güvence altına alma kararlılığından geri adım atmayacağını vurguladı.

SON DAKİKA: BUGÜN MECLİS TOPLANMAYACAK

Ziya Öztürkler Haber Kıbrıs’a açıkladı: Cumhuriyet Meclisi bugün toplanmayacak, toplantı çağrısı yapmayacağım.
Diyalog kapısı açık, hükümetle sendikalar görüşmeye devam edecek. tansiyonun da düşmesi gerekiyor. Bu ülke hepimizin ve daha yaşanabilir bir ülke yapmak için hepimizin üzerine düşen görevler var. Bu ortamda meclisin yeniden toplanmasını sağlıklı bulmuyorum.

BEROVA: BU DÜZENLEME MECBURİ DEĞİL, BU SENEYE ÖZGÜ BİR UYGULAMADIR

Cumhuriyet Meclisi’nde emeklilik değişiklik yasa önerisinin ivediliği görüşülürken, Maliye Bakanı Özdemir Berova düzenlemeye ilişkin detayları Genel Kurul’da anlattı.

Berova, önerinin 26 milletvekilinin imzasıyla sunulduğunu belirterek, düzenlemenin kapsamına dair açıklamalarda bulundu.

“Yapılması planladığımız düzenleme şudur”

“Şimdi yapılması planladığımız düzenleme şudur. Temmuzla Aralık ayları içerisinde yaştan dolayı mecburi emekliliğe çıkacak olan kişiler şöyle bir şikayeti olmuştur…”

Berova, söz konusu kişilerin hayat pahalılığı ödeneği nedeniyle mağduriyet yaşadıklarını dile getirdiğini aktararak, Haziran ayında emekli olmaları halinde bu artıştan faydalanabileceklerini ifade ettiklerini söyledi.

Bu çerçevede yapılan yasal düzenlemeyle, Mart ayında oluşan hayat pahalılığının Nisan maaşlarına yansıtıldığını ve Aralık sonunda oluşacak artışın da konsolide edilerek maaşlara eklendiğini belirtti.

“Temmuz ayında emekli olacak olana bir hak veriyoruz”

“Temmuz ayındaki emekli olacak olan kişiye şunu diyoruz… Hesabını kitabını yaptıktan sonra eğer bu şekilde çıkacaksan emekliliğine çık…”

Berova, düzenlemenin zorunlu olmadığını vurgulayarak, emekli olacak kişilere tercih hakkı tanındığını söyledi.

İsteyenlerin mevcut koşullarda emekli olabileceğini, isteyenlerin ise yeni düzenlemeden faydalanabileceğini ifade etti.

“Ocak ayına kadar çalışma hakkı veriyoruz”

“Ondan sonra eğer istersen diyoruz kendine ocak konsolidasyonu almak istersen sana fırsat sunuyorum… Temmuzla ocak arasındaki sana çalışma hakkı veriyorum.”

Berova, düzenlemenin özünde emekliliği yaklaşan kişilere Ocak ayına kadar çalışma imkânı tanımak olduğunu belirtti.

Bu sayede çalışanların, Ocak ayında yapılacak konsolidasyon sonrası daha avantajlı emeklilik ikramiyesi alabileceğini söyledi.

“Bu düzenleme mecburi değil, bu seneye özgü bir uygulamadır”

“Bu bu seneye özgü olarak eğer istiyorsan özel bir uygulamadır. Mecburi de değildir. İsterse yapar, istemezse yapmaz.”

Berova, düzenlemenin anayasal bir değişiklik içermediğini ve emeklilik yaşına dair bir müdahale olmadığını vurguladı.

Temmuz ayında yaştan dolayı emekli olacak kişilere yalnızca ek bir seçenek sunulduğunu belirten Berova, “Budur” diyerek düzenlemenin kapsamını özetledi.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI: BUGÜN YAPILAMAYAN SINAVLAR, 6 NİSAN’DA YAPILACAK

Milli Eğitim Bakanlığı, 30 Mart’ta yapılamayan sınavların 6 Nisan’da gerçekleştirileceğini, bazı sınavların ise okul yönetimlerince belirlenecek günlerde yapılacağını duyurdu.

Milli Eğitim Bakanlığı, grev nedeniyle yapılamayan sınavlara ilişkin düzenlemeyi açıkladı.

Bakanlık Basın Bürosu’ndan yapılan açıklamaya göre, Genel Ortaöğretim Dairesi ve Mesleki Teknik Öğretim Dairesi’ne bağlı tüm okullarda 30 Mart 2026 tarihinde grev nedeniyle gerçekleştirilemeyen sınavlar, 6 Nisan 2026 Pazartesi günü yapılacak.

Ayrıca bazı okullarda 31 Mart 2026 Salı günü yapılması planlanan sınavların ise gelecek haftadan itibaren okul idarelerinin uygun göreceği bir ders gününde gerçekleştirileceği belirtildi.

Açıklamada, eğitim sürecinin aksamaması ve öğrencilerin ders kaybı yaşamaması amacıyla yarından itibaren okullarda mevcut ders programları doğrultusunda eğitim öğretime devam edileceği kaydedildi.

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı: İran’dan ateşlenen füze imha edildi

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini duyurdu.

Milli Savunma Bakanlığından, Türk hava sahasında etkisiz hale getirilen balistik mühimmat ile ilgili açıklama yapıldı.

Açıklamada, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiği belirtildi.

Yapılan açıklamada, Ülkemiz topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tedbirler kararlılıkla ve tereddütsüz bir şekilde alınmakta, bölgedeki bütün gelişmeler milli güvenliğimiz öncelenerek dikkatle takip edilmektedir” denildi.

Kıb-Tek: Ölümle sonuçlanan kazanın grevle veya özel hizmet alımı sonucunda yaşandığı iddiaları gerçek dışı

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu, Gazimağusa’ya bağlı Dörtyol-Geçitkale arasında meydana gelen ve bir kişinin hayatını kaybettiği kazaya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Kurum tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

“Gazimağusa’ya bağlı Dörtyol-Geçitkale arasında özel bir şahsa ait mülk içerisinde özel bir müteahhitlik firması tarafından yürütülen parselasyon çalışması sırasında meydana gelen elim kazada bir kişi hayatını kaybetmiştir.

Edinilen bilgilere göre, vinçli araçla söz konusu çalışma yapıldığı esnada, üstten geçen yüksek gerilim hatlarına temas edilmesi neticesinde bu kaza yaşanmış ve bir kişi elektrik akımına kapılmıştır.

Ayrıca, söz konusu olayın grev nedeniyle, herhangi bir arıza veya özel hizmet alımı sonucunda yaşandığı iddiaları tamamen gerçek dışıdır. Yaşanan kazanın grev süreci ile hiçbir bağlantısı yoktur. Yapılan çalışma özel bir parselasyon işlemidir ve özel firmalar tarafından yapılmaktadır. Meydana gelen kazanın kurum personelinin grevde olması ile ilgili hiçbir bağlantısı bulunmamaktadır”