

5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 20 Temmuz 1974’ün, yalnızca bir askeri harekatın tarihi değil, Kıbrıs Türk halkının var olma mücadelesinin zafere ulaştığı, özgürlüğüne kavuştuğu ve geleceğine güvenle bakmaya başladığı gün olduğunu vurguladı.
20 Temmuz’la Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin temellerinin atıldığını, Kıbrıs Türk halkının egemenliğinin ve kendi kendini yönetme iradesinin filizlerinin yeşermeye başladığını ifade eden Tatar, “Bugün sahip olduğumuz devletimiz, yüz binlerce insanımızın fedakarlıkları, şehitlerimizin aziz kanı ve gazilerimizin kahramanlıkları üzerine inşa edilmiştir.” dedi.
5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle yayımladığı mesajda, “Bugün, tarihimizin en şanlı dönüm noktalarından biri olan 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nın 52. yıl dönümünü büyük bir gurur, minnet ve coşkuyla kutluyoruz.” dedi.
Tatar mesajında, 20 Temmuz 1974’ün Kıbrıs Türk halkının var olma mücadelesinin zafere ulaştığı, özgürlüğüne kavuştuğu ve geleceğine güvenle bakmaya başladığı gün olduğunu ifade ederek, “Kahraman Mehmetçik ile Mücahitlerimiz omuz omuza vererek tarihe altın harflerle yazılan büyük bir destana imza atmış, Kıbrıs’a barış gelmiş, halkımızın can ve mal güvenliği sağlanmış, özgürlüğümüz güvence altına alınmıştır.” İfadelerine yer verdi.
"KIBRIS TÜRK HALK, KENDİ DEVLETİNİN ÇATISI ALTINDA GÜVEN VE HUZUR İÇİNDE YAŞAMAKTA"
Tatar mesajında şunları kaydetti:
“1963 yılında Kıbrıs Türk halkını devlet ortaklığından silah zoruyla dışlayan saldırıların üzerinden 63 yıl, Barış Harekatı’nın üzerinden ise 52 yıl geçmiştir. Aradan geçen on yıllar bize çok önemli gerçekleri göstermiştir. Kıbrıs Türk halkı, kendi devletinin çatısı altında güven ve huzur içinde yaşamaktadır. Bu gerçek artık geri döndürülemez bir tarihi kazanımdır.
Bugün Doğu Akdeniz’de yaşanan jeopolitik gelişmeler, enerji rekabeti, bölgesel güvenlik dengeleri ve hızla değişen küresel şartlar, Kıbrıs’ta artık yeni bir dönemin yaşandığını açıkça ortaya koymaktadır. Bütün bu gelişmeler, adada kalıcı ve gerçekçi çözümün ancak iki ayrı egemen devletin iş birliğine dayalı bir modelle mümkün olacağını her geçen gün daha da netleştirmektedir. Egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz teyit edilmeden kapsamlı bir müzakere sürecinin başlaması mümkün değildir.
Ne yazık ki Avrupa Birliği, Kıbrıs meselesinde tarafsızlığını uzun yıllar önce kaybetmiş, Kıbrıs Türk halkına yönelik haksız ve ayrımcı tutumunu sürdürmektedir.”
"EGEMENLİĞİMİZDEN ASLA VAZGEÇMEYECEĞİZ, VAZGEÇMEMELİYİZ"
Kıbrıs Türk halkını Rum yönetimine yama yapmayı hedefleyen, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünü sona erdirmeyi amaçlayan ve Türk askerinin adadan uzaklaştırılmasına yönelik girişimlerin hiçbirinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Tatar, “Kıbrıs Türk halkı ne azınlıktır ne de başkalarının yönetimine teslim edilecek bir toplumdur. Biz eşit kurucu ortak bir halk olarak egemenliğimizden asla vazgeçmeyeceğiz, vazgeçmemeliyiz.” dedi.
Birleşmiş Milletler’in de kendi kayıtlarına sadık kalması gerektiğine işaret eden Tatar mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Sayın Antonio Guterres’in başkanlığında gerçekleştirilen 2025 yılındaki 5+1 gayriresmî toplantılar sonrasında, taraflar arasında ortak bir zemin bulunmadığı bizzat Birleşmiş Milletler tarafından kayda geçirilmiştir. Dolayısıyla BM’nin görevi taraflardan birine eski tezleri dayatmak değil, mevcut gerçekleri dikkate alarak tarafsızlığını korumak ve kolaylaştırıcı rolünü yerine getirmektir.
Bu anlamlı günde, Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve varoluş mücadelesine ömürlerini adayan Kurucu Liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ü ve Kurucu Cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş’ı rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Barış Harekâtı kararını alarak milletimizin kaderini değiştiren dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit’i ve Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı da saygı ve rahmetle yâd ediyorum.
Aynı şekilde, bu büyük zaferi bizlere armağan eden kahraman Mehmetçiklerimizi, Mücahitlerimizi, şehitlerimizi ve gazilerimizi sonsuz minnetle selamlıyorum. Onların fedakarlıkları sayesinde bugün özgür, güvenli ve kendi devletimizin çatısı altında yaşamaktayız.
İnanıyorum ki; Kıbrıs Türk halkı, Anavatan Türkiye ile sarsılmaz bağlarını koruyarak, devletine sahip çıkarak ve milli birlik içerisinde hareket ederek geleceğe emin adımlarla yürümeye devam edecektir. Mücadelemiz; egemen eşitliğimizin, eşit uluslararası statümüzün ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda hak ettiği yeri alması mücadelesidir.
Bu duygu ve düşüncelerle, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutluyor; aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor, kahraman Mehmetçiklerimize ve Mücahitlerimize şükranlarımı sunuyorum.
Ne mutlu özgürlüğüne sahip çıkan Kıbrıs Türk halkına. Ne mutlu Türküm diyene.”





