KKTC e-Devlet, 10 bin kullanıcıya ulaştı

KKTC e-Devlet kullanıcı sayısı 10 bine ulaştı.

KKTC e-Devlet kapısının 10 bin kayıtlı kullanıcıya ulaştığı bildirildi. Başbakanlık Dijital Dönüşüm ve Elektronik Devlet Kurumu tarafından yapılan açıklamada, bunun dijital dönüşüm yolculuğunda önemli bir kilometre taşı olduğu belirtildi.

Vatandaşların hayatını kolaylaştıran, hızlı ve güvenli hizmet sunan platformun büyümesinin büyük bir gurur kaynağı olduğu ifade edildi. Açıklamada, emeği geçen ekip arkadaşlarına ve uygulamayı kullanarak geri bildirimleriyle katkı sağlayan halka teşekkür edildi. Daha güçlü bir dijital gelecek için çalışmaların sürdüğü de kaydedildi.

Üstel, Dikmen Sağlık Merkezi inşaatında inceleme yaptı

Başbakan Ünal Üstel, yapımı devam eden Dikmen Sağlık Merkezi inşaat alanını ziyaret ederek incelemelerde bulundu.

Üstel’e Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek ve Bakanlık yetkilileri de eşlik etti.

Üstel ve Dinçyürek, şantiye alanını gezerek, yapım süreci hakkında bilgi aldı.

– Üstel: “Dipkarpaz’dan Yeşilırmak’a kadar ihtiyaç duyulan sağlık merkezlerini yapacağız”

Başbakan Ünal Üstel, burada yaptığı konuşmada,  bir sözü daha yerine getirmenin onurunu yaşadıklarını söyledi. Göreve geldikleri ilk günden beri sağlıkta yaşanan sorunlara çözüm üretmek amacıyla Dipkarpaz’dan Yeşilırmak’a kadar ihtiyaç duyulan sağlık merkezlerini planladıklarını belirten Üstel, Dikmen Sağlık Merkezi’nin de bu projelerden biri olduğunu kaydetti. Üstel, projelerin zamanında tamamlanması için denetimlerin süreceğini de söyledi.

Üstel, Dikmen’in her geçen gün büyüyen bir yerleşim bölgesi olduğunu ifade ederek, artan nüfus nedeniyle bölgeye hizmet verecek yeni bir sağlık merkezine ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Merkezin yalnızca Dikmen’e değil, çevre köylere de hizmet vereceğini belirten Üstel, sağlık ocağının yılsonu tamamlanmadan bölge halkının hizmetine açılmasının hedeflendiğini ifade etti.

Üstel, 2025 yılını sağlıkta temellerin atıldığı yıl, 2026’yı ise sağlık tesislerinin kapılarının halka açılacağı yıl olacağını belirterek, hükümetin önceliğinin seçim değil halka hizmet ve icraat olduğunu söyledi.

– “Hükümetimiz ve Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs Türkü’nün güvenliği için tüm tedbirleri aldı”

Türkiye Cumhuriyeti ile nisan ayında imzalanması planlanan Mali İş Birliği Protokolü’ndeki kaynakların eğitim, sağlık, altyapı, reel sektör ve enerji alanlarında kullanılacağını kaydeden Üstel, hükümetin çalışmalarını bu doğrultuda sürdürdüğünü ifade etti.

Bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Üstel, Körfez’de süren savaşın ülkeye de etkileri bulunduğunu belirterek, hükümetin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk halkının rahatlığı ve güvenliği için gerekli tedbirleri aldığını kaydetti.

Güney Kıbrıs’ın güvenlik konusunda yaptığı açıklamaları eleştiren Üstel, Rum tarafının çeşitli ülkeler tarafından askeri yığınak yapıldığını belirtti; “barut fıçısı” değerlendirmesinde bulundu. Üstel, buna karşın Türkiye’nin aldığı tedbirlerin eleştirilmesini doğru bulmadığını söyleyerek, Türkiye’nin 1960 anlaşmalarından doğan garantörlük hakkını kullandığını vurguladı.

Üstel, şap hastalığı konusunda da değerlendirmelerde bulunarak, hastalığın görülmesinin ardından ilgili bakanlığın gerekli tedbirleri aldığını söyledi; Türkiye’den sağlanan aşılarla hayvanların aşılandığını ve Kuzey’de hastalığa ilişkin iz kalmadığını kaydetti. Hastalığın Kuzey’e Güney’den geldiğini ifade eden Üstel, Güney’de hastalıkla mücadelenin sürdüğünü, “baş etmekte zorlandıklarını” belirtti.

– Dinçyürek: “Bölge halkına geniş sağlık hizmeti verebilecek bir merkezi yapmanın heyecanını taşıyoruz”

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek de, yaklaşık bir yıl önce Başbakan’ın verdiği görev doğrultusunda Dikmen’de bölge halkına daha kapsamlı hizmet verecek yeni bir sağlık merkezinin hayata geçirilmesi için çalışmalara başladıklarını söyledi.  Projelerin tamamlanmasının ardından finansmanın sağlandığını ve ihaleye çıkıldığını belirten Dinçyürek, bu merkezi bölgeye kazandırıyor olmaktan heyecan duyduklarını dile getirdi.

Dinçyürek, Başbakan’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, Dipkarpaz’dan Lefke’ye kadar sağlık merkezleri, sağlık ocakları ve hastanelerin ya yenilendiğini ya da inşa edildiğini belirtti. Yeni merkez ve hastanelerin teknolojik cihazlarla donatıldığını, insan kaynağının da güçlendirildiğini kaydeden Dinçyürek, gelecek aylarda yapılacak hemşirelik sınavlarıyla sağlık kadrolarının daha da destekleneceğini söyledi.

Dinçyürek, Dikmen Sağlık Merkezi’nin bölge halkının uzun süredir dile getirdiği bir ihtiyaç olduğunu da ifade etti; inşaatın bu aşamaya gelmesinde katkı koyanlara teşekkür etti.

– Bulduk: “18 Ekim öncesinde tamamlamayı planlıyoruz”

Bulduk İnşaat sahibi Fatih Bulduk ise Dikmen Sağlık Merkezi’nin yaklaşık 700 metrekarelik alana kurulduğunu söyledi; merkezde üç doktor odası, bir diş hekimi odası, laboratuvar, eczane, EKG odası, pansuman bölümü, ambulans merkezi, ilaç depoları ve müşahede alanlarının yer alacağını belirtti.

Teslim tarihinin 18 Ekim 2026 olduğunu ancak çalışmaları daha erken tamamlamayı hedeflediklerini ifade eden Bulduk, Sağlık Bakanlığı ile Planlama ve İnşaat Dairesi ile koordineli çalıştıklarını söyledi.

– Güçsav: “Bölge halkı olarak bu çalışmayı takdirle karşılıyoruz”

Aşağı Dikmen Muhtarı Kaan Güçsav da söz alarak, bölgede sağlık merkezinin eksikliğinin yaşandığını kaydetti; bölge halkı olarak çalışmaları takdirle karşıladıklarını vurguladı.

Güçsav, bölgede sağlanan ambulans hizmeti için de teşekkürlerini sunarak, “2026 yılının sağlık yılı olacağı” sözünün yerine getirildiğinin görüldüğünü ifade etti.

HASİPOĞLU: “YAŞLILARIMIZA SAHİP ÇIKMAK BİR VEFA SORUMLULUĞUDUR”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Sosyal Hizmetler Dairesi tarafından yaşlılara yönelik Acapulco’da iftar yemeği düzenlendi. Gecede konuşan Oğuzhan Hasipoğlu, Ramazan ayının paylaşma ruhuna vurgu yaparak yaşlılara yönelik sosyal politikaların güçlendirildiğini ifade etti.

Bakan Hasipoğlu konuşmasında, Yaşlılar Haftası vesilesiyle büyüklerle aynı sofrada buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, yaşlı bireylerin toplumun kültürel mirasını taşıyan en önemli değerler olduğunu belirtti. Hasipoğlu, “Toplumsal hafızamızın en kıymetli temsilcileri olan sizlerin hak ettiği bir yaşlanma sürecini geçirmesini sağlamak bizim için yalnızca bir görev değil, aynı zamanda bir vefa sorumluluğudur” dedi.

Hükümetin sosyal devlet anlayışı doğrultusunda yaşlılara yönelik projelere önem verdiğini vurgulayan Hasipoğlu, uzun yıllardır güncellenmesi beklenen yaşlı bakım evleri, özel bakım evleri ve rehabilitasyon merkezlerine ilişkin yasa çalışmalarının tamamlandığını ve Meclis komitesinde görüşüldüğünü açıkladı. Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte daha güçlü ve çağdaş bir bakım sisteminin hayata geçirileceğini söyledi.

Hasipoğlu ayrıca, Kalkanlı Yaşam Evi’nin yenilenerek modern bir yapıya kavuşturulduğunu ve burada devlet koruması altındaki yaşlılara sıcak bir aile ortamı sunulduğunu ifade etti. Sosyal Hizmetler Dairesi aracılığıyla 60 yaş üstü ve çalışamayacak durumda olan 2 bin 484 yaşlıya sosyal yardım sağlandığını belirten Hasipoğlu, sosyal yoksunluk içindeki bireylerin ise huzurevlerinde devlet güvencesiyle bakım altına alındığını kaydetti.

Bakanlık bünyesinde hizmet veren Lapta Huzurevi’nde 23, Kalkanlı Yaşam Evi’nde ise 43 yaşlının hizmet aldığını aktaran Hasipoğlu, bakım hizmetlerinin yalnızca fiziksel ihtiyaçlarla sınırlı olmadığını, yaşlıların sosyal ve psikolojik açıdan da desteklenmesinin öncelikli hedefleri arasında yer aldığını vurguladı.

Öte yandan, uzun süredir atıl durumda bulunan Sınırüstü İskele bölgesindeki yaşlı bakım evinin yeniden hizmete kazandırılması için çalışmaların başlatıldığını belirten Hasipoğlu, tesisin bu yıl içerisinde bakanlık güvencesi altında faaliyete geçirilmesinin planlandığını açıkladı.

Konuşmasının sonunda toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çeken Hasipoğlu, “Yaşlısına sahip çıkan bir toplum, geleceğine de sahip çıkar” diyerek hükümetin sosyal hizmetler alanındaki yatırımlarının kararlılıkla süreceğini ifade etti.

Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit de gecede yaptığı konuşmada, böyle anlamlı bir etkinlikte yaşlılarla bir araya gelmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Ecevit, yaşlı bireylerin toplumun en kıymetli değerleri arasında yer aldığını vurgulayarak, Sosyal Hizmetler Dairesi olarak onların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Bu tür etkinliklerin dayanışma ve birlik duygusunu pekiştirdiğini dile getiren Ecevit, yaşlıların her zaman yanlarında olmaya devam edeceklerini kaydetti.

Cumhuriyet Meclisi’nde emekliye ayrılan personele anlamlı tören

Cumhuriyet Meclisi’nde gerçekleştirilen törenle görev sürelerini tamamlayarak emekliye ayrılan Meclis personellerine hizmet plaketleri verildi.

Meclis Zalihe Çavuşoğlu Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe, UBP Milletvekilleri Hasan Taçoy ve Resmiye Eroğlu Canaltay Meclis yöneticileri ve personel katıldı.

Törende ilk konuşmayı yapan Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe, Cumhuriyet Meclisi’ne yıllarca emek veren personeli onurlandırmak üzere bir araya geldiklerini belirterek, bu özel günün yalnızca bir emeklilik sürecini değil; aynı zamanda fedakârlık, sorumluluk ve kamu hizmetine adanmış bir ömrün izlerini taşıdığını vurguladı.

Kamu hizmetinin büyük bir özveri gerektirdiğine dikkat çeken Özdenefe, görev süresi boyunca çalışan personelin Meclis’in saygınlığına ve kurumsal yapısına önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Emekliye ayrılan personelin sadece görevlerini yerine getirmekle kalmadığını, aynı zamanda kurumun değerlerini geleceğe taşıyan önemli birer parça olduğunu dile getirdi.

Özdenefe, gösterilen gayret, bağlılık ve üstün hizmet anlayışı dolayısıyla tüm personele teşekkür ederek, emekliliğin bir son değil yeni bir başlangıç olduğunu belirtti. Emekli olan personele bundan sonraki yaşamlarında sağlık, huzur ve mutluluk temennisinde bulundu.

Konuşmasının sonunda Cumhuriyet Meclisi’ne sunulan hizmetler için bir kez daha teşekkür eden Özdenefe, emeklilik hayatının personel ve aileleri için hayırlı olmasını diledi.

ÖZTÜRKLER

Daha sonra konuşan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler de Meclis’e hizmet veren personele teşekkür etmek amacıyla bir araya geldiklerini belirterek, emekliliğe ayrılan çalışanlara huzurlu ve sağlıklı bir yaşam temennisinde bulundu. Kamu görevinde yer almanın zorluklarına dikkat çeken Öztürkler, özellikle Cumhuriyet Meclisi’nde çalışmanın büyük sorumluluk gerektirdiğini vurguladı.

Emekli olan personelin farklı kademelerde görev alarak önemli katkılar sunduğunu ifade eden Öztürkler, yasama faaliyetlerinden Meclis’in güvenliğine ve kurumsal işleyişine kadar birçok alanda emek verildiğini söyledi. “Alın teriniz, emeğiniz ve hizmetiniz bu kurumun temel taşları arasında yer alıyor” diyen Öztürkler, tüm personele teşekkür etti.

Cumhuriyet Meclisi’nin emekli olan personeli hiçbir zaman unutmayacağını vurgulayan Öztürkler, “Bu kurumun kapıları sizlere her zaman açıktır. Burası sizin eviniz, ailenizdir” dedi. Yapılan hizmetlerin geçici olabileceğini ancak bu hizmetlerin ortaya koyduğu değer, dürüstlük ve saygınlığın kalıcı olduğunu belirten Öztürkler, emekli personele katkılarından dolayı teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

Tuğamiral Aktürk: ”Garantörlük Haklarımızdan Geri Adım Atmayacağız”

Tuğamiral Zeki Aktürk, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yayımlanan NOTAM’ın geçersiz olduğunu duyururken, KKTC’nin güvenliği ve haklarının korunmasında kararlılığın tam olduğunu vurguladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yayımlanan NOTAM’ın geçersiz olduğunu açıkladı. Tuğamiral Zeki Aktürk, söz konusu NOTAM’ın Kuzey Kıbrıs’ın sahip olduğu hakları yok saymaya yönelik bir girişim olduğunu belirtti.

Aktürk, “Söz konusu NOTAM’ı geçersiz kılan karşı NOTAM Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından yayımlanmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından yayımlanan NOTAM geçersiz ve hükümsüzdür” dedi.

Tuğamiral Aktürk, ayrıca GCRY’nin son yıllarda ada genelinde silah yığılmasına ve diğer ülkelerin adayı kullanmasına izin vererek Kıbrıs’ı hedef haline getirdiğini vurguladı. Garantör ülke olarak Türkiye’nin, sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değil, adanın tamamının güvenliğini sağlamak için ilave tedbirler almaya devam ettiğini ifade etti.

Aktürk, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatleri ile güvenliğini sağlamak konusundaki kararlılığımız tamdır. Garantörlüğün bize verdiği hakları kullanmaktan çekinmedik, bundan sonra da çekinmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Üstel’den Yaşlılar Haftası mesajı: “Büyüklerimiz geçmişimizin teminatıdır”

Ünal Üstel, 18–24 Mart Yaşlılar Haftası dolayısıyla yayımladığı mesajda, yaşlıların toplum için taşıdığı öneme dikkat çekti. Üstel, “Hayatları boyunca bu ülkeye emek vermiş büyüklerimizi saygı ve minnetle selamlıyorum. Onlar geçmişimizin temsilcileri, bugünümüzün vicdanı ve geleceğimizin teminatıdır” ifadelerini kullandı.

Yaşlılara sahip çıkmanın bir devlet görevi olduğunu vurgulayan Üstel, hükümet olarak sosyal hizmetler alanında önemli adımlar attıklarını belirtti. Üstel, “Laf değil icraat üreten bir anlayışla, yaşlılarımızın yaşam koşullarını somut projelerle güçlendiriyoruz” dedi.

Bu kapsamda Kalkanlı Yaşam Evi’nin çağdaş standartlara ulaştırıldığını, Lapta Huzurevi’nde hizmet kalitesinin artırıldığını kaydeden Üstel, devlet himayesindeki yaşlılar için güvenli ve onurlu yaşam alanları oluşturduklarını ifade etti.

Ekonomik desteklerin artırıldığını ve yaklaşık 3 bin yaşlının devlet güvencesine alındığını belirten Üstel, bakıma muhtaç vatandaşların yalnız bırakılmayacağını vurguladı. Huzurevi Yasası kapsamında ihtiyaç sahibi yaşlıların bakım ve barınma sorumluluğunun devlet tarafından üstlenildiğini dile getirdi.

Üstel ayrıca, uzun süredir atıl durumda bulunan Sınırüstü Yaşlı Bakım Evi’nin yeniden hizmete kazandırıldığını ve bu tesisin planlı, sürdürülebilir bir yapıyla faaliyet göstereceğini açıkladı.

Yaşlı bakım evleri ve rehabilitasyon merkezlerine ilişkin yasal düzenlemelerin Meclis gündemine taşındığını da belirten Üstel, dağınık yapıların yerine daha güçlü ve denetimli bir sistem kurulacağını ifade etti.

Mesajının sonunda tüm büyüklerin Yaşlılar Haftası’nı ve yaklaşan Ramazan Bayramı’nı kutlayan Üstel, sağlık, huzur ve bereket temennisinde bulundu.

Moral: “Çanakkale’nin ve İstiklal mücadelesinin kahramanlarını şükran ve minnetle yâd ediyorum”

Din İşleri Başkanı Hakan Moral, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nde mesaj yayımladı.

Moral, “Çanakkale, sadece geçmişin muazzez bir hatırası değil, milletçe kenetlendiğinde bütün zorlukların üstesinden nasıl gelineceğinin de açık bir göstergesidir” dedi.

111’inci yıl dönümü olan Çanakkale Zaferi’nin tarihin akışını değiştiren büyük ve anlamlı bir muharebe olduğunu kaydeden Moral, bıraktıkları miras, verdikleri mücadele için başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale’nin ve İstiklal mücadelesinin kahramanlarını şükran ve minnetle yâd ettiğini ifade etti.  Geçmişten bugüne dini, vatanı, milleti, istiklali ve istikbali için canlarını feda edenlere rahmet de dileyen Din İşleri Başkanı Hakan Moral, vatanının güvenliği, milletin huzuru, bölgenin barış ve selameti için görev yapanlara başarı diledi.

Erdoğan: Çanakkale, vatan sevgisinin dünyaya ilan edildiği eşsiz bir destandır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Çanakkale, yalnızca bir savaşın değil, inancın, fedakarlığın, vatan sevgisinin ve millet olma şuurunun, bütün dünyaya ilan edildiği eşsiz bir destandır.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, milletin en şanlı destanlarından biri olan Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünün büyük bir gurur ve heyecanla idrak edildiğini belirtti.
Çanakkale’yi geçilmez kılan kahramanları rahmet, minnet ve şükranla yad eden Erdoğan, “Çanakkale, yalnızca bir savaşın değil, inancın, fedakarlığın, vatan sevgisinin ve millet olma şuurunun, bütün dünyaya ilan edildiği eşsiz bir destandır. Çanakkale’de iman dolu göğüslerin verdiği mücadele, milletimizin hürriyetinden ve bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğinin göstergesi ve tarihi bir dönüm noktası olmuştur.” değerlendirmesinde bulundu.

Anadolu’nun dört bir yanından gelerek vatan toprağını savunmak için cepheye koşan kahramanların, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla milletçe tek yürek olduğunu ve vatan toprağını canları pahasına savunduğunu hatırlatan Erdoğan, mesajında şunları kaydetti:

“Ecdadımızın ortaya koyduğu bu büyük direniş, yalnızca vatanımızın değil, dünyanın dört bir yanında zulüm altında yaşayan mazlum milletlerin de kaderini değiştirmiştir. Çanakkale’de sergilenen kahramanlık, milletimizin kardeşliğinin, dayanışmasının ve ortak kaderinin en güçlü sembollerinden biridir. Bizler de bugün aynı ruh ve kararlılıkla, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize yürürken, ecdadımızın bize bıraktığı bu kutlu mirastan güç alıyoruz.

Çanakkale ruhu, milletimizin birlik ve beraberliğine yönelen her türlü tehdide karşı en büyük ilham kaynağımız olmaya devam edecektir. Şehitlerimizin emaneti olan bu aziz vatanı, daha güçlü, daha müreffeh ve daha güvenli yarınlara taşımak için var gücümüzle çalışmayı sürdüreceğiz. Bu düşüncelerle, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere tüm Çanakkale kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla anıyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun.”

Liverpool – Galatasaray maçı ne zaman?

Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 turu rövanş maçında  deplasmanda İngiltere temsilcisi Liverpool ile karşılaşacak. İlk maçı 1-0 kazanan sarı kırmızılılar, bu avantajını koruyarak çeyrek finale yükselmek istiyor. Liverpool – Galatasaray maçı ne zaman, saat kaçta başlayacak ve hangi kanaldan canlı olarak ekranlara gelecek? Maça dair son gelişmeler…

SON 16 TURUNA NASIL GELDİLER?

Avrupa futbolunun kulüpler düzeyindeki en büyük organizasyonunda bu sezon lig etabını 3 galibiyet, 1 beraberlik, 4 mağlubiyetle 20. sırada tamamlayan sarı-kırmızılılar, son 16 play-off etabına yükseldi. Bu turda İtalyan temsilcisi Juventus ile eşleşen Galatasaray, ilk maçı sahasında 5-2 kazanırken deplasmanda uzatmalar sonunda 3-2 mağlup olsa da adını son 16’ya yazdıran ekip oldu.

Liverpool ise “Devler Ligi”nde oynadığı 8 müsabakada 6 galibiyet, 2 yenilgi yaşadı. “Kırmızılar” 36 takımlı lig etabını 3. sırada tamamlayarak doğrudan son 16 turuna yükseldi.

GALATASARAY NASIL TUR ATLAR?

“Cimbom” Liverpool ile sahasında yaptığı son 16 turu ilk maçından 1-0’lık galibiyetle ayrıldı. Galatasaray’a çeyrek finale yükselebilmesi için beraberlik yeterli olacak. Bir farklı yenilgide maç uzatmalara giderken, 2 ve üstü farkla mağlubiyet durumunda ise Galatasaray Avrupa’ya havlu atacak.

EKSİKLER

Galatasaray’ın Kolombiyalı stoperi Davinson Sanchez, sarı kart cezası nedeniyle yarınki rövanş maçında forma giyemeyecek.

Bu sezon sarı-kırmızılı formayla 11 UEFA Şampiyonlar Ligi maçının tamamında forma giyen Sanchez, son Liverpool müsabakasında üçüncü sarı kartını gördü. Cezalı duruma düşen tecrübeli stoper, yarın sahadaki yerini alamayacak.

Cezalı Sanchez haricinde eksik oyuncu bulunmayan Galatasaray’da UEFA kadrosunda yer almayan Arda Ünyay, Renato Nhaga ve Can Armando Güner, statü gereği süre alamayacak.

6 FUTBOLCU CEZA SINIRINDA

Galatasaray’da teknik direktör Okan Buruk’un yanı sıra 6 futbolcu da sarı kart ceza sınırında bulunuyor.

Sarı-kırmızılı ekipte kaleci Uğurcan Çakır, savunma oyuncuları Ismail Jakobs, Abdülkerim Bardakcı ve Roland Sallai, hücum oyuncuları Noa Lang ile Victor Osimhen, yarınki müsabakada sarı kart görmeleri durumunda olası çeyrek final ilk maçında forma giyemeyecek.

Sarı kart ceza sınırında bulunan teknik direktör Okan Buruk da kart görmesi halinde muhtemel çeyrek final karşılaşmasında takımının başında sahaya çıkamayacak.

LIVERPOOL – GALATASARAY MAÇI HANGİ KANALDA?

18 Mart Çarşamba günü Anfield Stadı’nda yapılacak maç, TSİ 23.00’te başlayacak. Karşılaşmada Polonyalı hakem Szymon Marciniak düdük çalacak. Liverpool – Galatasaray maçı TRT 1 ve Tabii platformundan yayımlanacak.

MUHTEMEL 11

Galatasaray: Uğurcan, Boey, Singo, Abdülkerim, Jakobs, Torreira, Lemina, Barış Alper, Sara, Lang, Osimhen

Berova: “Çanakkale Zaferi, inancın, fedakârlığın ve vatan sevgisinin en güçlü nişanesidir”

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Çanakkale Zaferi’nin inancın, fedakârlığın ve vatan sevgisinin en güçlü nişanesi olduğunu vurguladı.

Berova, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, Çanakkale Zaferi’nin yalnızca askeri bir başarı olmadığını; imkânsızlıklar içinde dahi teslim olmayan bir milletin sarsılmaz iradesini tüm dünyaya gösterdiğini ifade etti.

Türk milletinin sarsılmaz iradesi ve Mehmetçiğin üstün cesaretiyle verilen mücadelenin, milletin bağımsızlığa olan bağlılığının ve özgürlük tutkusunun açık bir göstergesi olduğunu belirten Berova, Mehmetçiğin Çanakkale’de sadece toprağını değil, milletinin onurunu, geleceğini ve istiklalini savunduğunu kaydetti.

“Çanakkale Geçilmez” sözünün, şehitlerin kanlarıyla yazılmış bir kararlılığın ifadesi olduğunu vurgulayan Berova, cepheye koşan gençlerin ardında dualarıyla onları uğurlayan anaların ve dimdik duran bir milletin inancının bulunduğunu belirtti.

Berova, Çanakkale Destanı’nın Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehası ve Mehmetçiğin kahramanlığıyla yazıldığını, bu mücadelenin Türk milletinin kaderini değiştiren bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Berova, Çanakkale’de yakılan bağımsızlık meşalesinin, ilerleyen yıllarda verilen Kurtuluş Savaşı’na ilham kaynağı olduğunu belirtti.

Çanakkale ruhunun yalnızca Anadolu’nun değil, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine de ışık tutan güçlü bir miras olduğunu vurgulayan Berova, mesajının sonunda şu ifadelere yer verdi:

“Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk, şehitlerimizin emaneti olan bu kutsal mirası aynı inanç, birlik ve kararlılıkla korumak ve gelecek nesillere aktarmaktır. Onların fedakârlıkları her zaman yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.

Bu anlamlı günde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve tüm gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.”

Çavuşoğlu: “Çanakkale zaferi, dünya tarihine yazılmış eşsiz bir kahramanlık destanıdır”

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Çanakkale Deniz Zaferi’nin dünya tarihine yazılmış eşsiz bir kahramanlık destanı olduğunu vurguladı.

Çavuşoğlu, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum” sözünü hatırlatarak, Çanakkale’nin tarihin en büyük siper savaşlarından birine sahne olduğunu, kahramanların ise vatan uğruna gözlerini kırpmadan şehadete yürüdüğünü ifade etti.

Çanakkale’de ortaya konan mücadele ruhunun Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesine ilham verdiğini belirten Çavuşoğlu mesajında, “Kıbrıs Türk’ü ise Çanakkale’de destan yazan bir milletin evlatları olarak bu azmi ve direnişi rehber edinmiş, Kıbrıs’ta varoluş ve bağımsızlık mücadelesi vererek egemenliğini ilan etmiştir.” ifadelerine yer verdi.

Şehitlerin fedakârlıklarının asla unutulmayacağını vurgulayan Çavuşoğlu, “Bizlere düşen görev, o birlik ruhunu ve vatan sevgisini her zaman yaşatmak ve gelecek kuşaklara en doğru şekilde aktarmaktır” dedi.

Çavuşoğlu mesajının sonunda şu ifadeleri kullandı:

“Bu duygu ve düşüncelerle, Çanakkale Zaferi’nin 111. yılını gururla kutladığımız bugünde, destansı zaferin kahramanları başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları olmak üzere kutsal vatan topraklarını canları pahasına müdafaa eden aziz şehitlerimizi minnet ve şükranla anıyor, gazilerimizi yâd ediyor, hatıraları önünde saygı ile eğiliyorum. Ruhları şad olsun.”

Kolombiya ve Fransa Liderleri telefonda Orta Doğu’daki durumu görüştü

Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile telefonda yaptığı görüşmesinde Orta Doğu’daki durumu ele aldı.

Kolombiya Cumhurbaşkanlığı Basın Biriminden yapılan açıklamada, iki liderin 30 dakikayı aşkın bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirildi.

Görüşmede Petro’nun, başta Orta Doğu’da ateşkesin sağlanması olmak üzere diyalog kanallarının açılması için Fransa ile ortak çaba gösterilmesini önerdiği belirtildi.

Macron’un ise Petro’ya barış çabaları nedeniyle teşekkür ederek öneriyi yerinde bulduğunu ifade ettiği ve çatışmanın sona erdirilmesi için ateşkes ile diyalogun önemine dikkat çektiği kaydedildi.

İki liderin, diyalogu teşvik edecek ve küresel barışa yönelik işbirliğini güçlendirecek ortak bir iletişim metni hazırlanması için dışişleri bakanlıklarının birlikte çalışması konusunda mutabakata vardığı ifade edildi.

Petro, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından görüşmeye ilişkin yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

“Orta Doğu’daki çatışma ve Venezuela’da ortaya çıkan duruma ilişkin değerlendirmeler hakkında az önce Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüştüm. Macron, Orta Doğu’da derhal ateşkes arayışında olacak ve ülke sayısının artırılması konusunda bize yardımcı olacak.”

Öztürkler: “Çanakkale’de düşmana karşı duran Mehmetçik ile Kıbrıs’ta varlığını koruyan Türk halkı aynı zincirin halkaları”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler Çanakkale’de düşmana karşı duran Mehmetçik ile Kıbrıs’ta varlığını koruyan Türk halkının aynı zincirin halkaları olduğunu söyledi.

Öztürkler 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü nedeniyle mesaj yayınladı.

Öztürkler “18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde, vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.” dedi.

Öztürkler, mesajında şunları kaydetti:

Çanakkale, Türk milletinin bağımsızlık ve özgürlük uğruna sergilediği eşsiz direnişin sembolüdür. Bu destan, yalnızca Anadolu’nun değil, Kıbrıs Türk halkının da gönlünde derin bir gurur ve ilham kaynağıdır. Çanakkale’de yazılan kahramanlık, Kıbrıs Türklerinin varoluş mücadelesine ışık tutmuş; Milli kimliğin ve özgürlük tutkusunun en güçlü örneklerinden biri olmuştur.

Kıbrıs Türkleri de tarih boyunca aynı ruhla, aynı inançla var olma mücadelesi vermiştir. Çanakkale’deki destanın bir benzeri Erenköy’de yaşanmış; gösterilen kahramanlık, Kıbrıs Türklerinin direnişine güç ve umut olmuştur.

Çanakkale’de düşmana karşı duran Mehmetçik ile Kıbrıs’ta varlığını koruyan Türk halkı aynı zincirin halkalarıdır. Her biri, vatan sevgisinin ve özgürlük tutkusunun canlı birer örneğidir.

18 Mart, şehitlerimizi anma günü olduğu kadar, bağımsızlık ruhunu yeniden hatırlama günüdür. Bu anlamlı gün vesilesiyle aziz şehitlerimizin hatırası, Atatürk ve silah arkadaşlarının mirası, Kıbrıs Türk halkının kalbinde daima yaşayacaktır”

Çanakkale Deniz Zaferi’nin üzerinden 111 yıl geçti

Birinci Dünya Savaşı’nda ittifak devletleri safında Almanya’nın yanında savaşa giren Osmanlı devleti, Çanakkale Cephesi’nde millet olarak varoluş mücadelesi verdi.

Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Çanakkale Savaşları, 19 Şubat 1915’te Çanakkale Boğazı’ndaki deniz savaşıyla başladı.

Ardından karada Seddülbahir, Arıburnu ve Anafartalar cephelerinde devam etti. 325 gün süren Çanakkale Savaşları 9 Ocak 1916’da Türk Ordusunun zaferiyle sona erdi.

Çanakkale’de 18 Mart 1915’te elde edilen deniz zaferi, Türkiye’nin geleceği için bir dönüm noktası oldu, Çanakkale’nin geçilemeyeceğini kanıtladı.

Çanakkale Deniz Zaferi'nin üzerinden 111 yıl geçti

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten, MYK toplantısı öncesinde KKTC vurgusu

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının ve menfaatlerinin korunması konusunda garantör ülke olarak Türkiye’nin tereddütsüz hareket etme kabiliyeti olduğu zaten net bir şekilde bilinmektedir.” dedi.

Çelik, Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı öncesinde açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin hiç kimsenin provokasyonuna gelmeyeceğini, kimsenin çatışmasının ya da vekalet savaşının parçası olmayacağını vurgulayan Çelik, “Türkiye, milli güvenliğini koruma konusunda hassas ve bunu yerine getirme konusunda da bedeli ne olursa olsun bunu göze alacak ülkelerin başında gelir. Türkiye bunu ispat da etmiştir. Birilerinin egemenlik haklarımızı korumak adına bizi kumpasa çekmesine ya da kumpaslar üzerinden egemenlik haklarımızla ilgili bir tartışma açılmasına müsaade etmeyiz. Egemenlik haklarımız, milli güvenliğimiz kendi öz dinamiklerimizle değerlendirdiğimiz bir konudur.” diye konuştu.

Türkiye’nin Azerbaycan ile arasını açmaya çalışanların olduğunu belirten Çelik, “Her politikamızın aynı olması gerekmiyor ama Azerbaycan ile ebedi bir kardeşliğimiz var. Ve bunun adını da ‘iki devlet tek millet’ olarak koymuşuz. Sayın Cumhurbaşkanı’mız ile Sayın Cumhurbaşkanı Aliyev arasında düzenli ve kardeşane görüşmeler her zaman devam etmektedir. Ama Türkiye ile can Azerbaycan’ı karşı karşıya getirmeye çalışan kampanyaları da elimizin tersiyle bir kenara attığımızı ifade etmek isterim.” ifadelerini kullandı.

– “Doğu Akdeniz’de istikrarsızlık yaratacak adımlardan uzak durulması gerekir”

Yunanistan’ın gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmasının yanlış olduğunu, aynı şekilde Rum kesiminin İsrail ile yakın işbirliğinin Doğu Akdeniz’de istikrarsızlık ürettiğini vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

“Şimdi birtakım Avrupa Birliği ülkeleri, Rum kesiminin güvenliğini korumak adına oraya savaş gemisi göndereceklerini ya da görünürlüklerini artıracaklarını söylüyorlar. Bu son derece yanlış bir yaklaşımdır. Avrupa Birliği, net bir şekilde Rusya-Ukrayna Savaşı’nda güvenlik değerlendirmeleri, güvenlik vizyonu açısından ne kadar etkisiz olduğunu göstermiştir. Şimdi Doğu Akdeniz’de bu karmaşa varken Rum kesiminin şımarıklıklarının ya da birtakım Siyonist ittifaklarının peşine takılarak Akdeniz’de daha fazla istikrarsızlık yaratacak adımlardan mutlaka uzak durulması gerekir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının ve menfaatlerinin korunması konusunda garantör ülke olarak Türkiye’nin tereddütsüz hareket etme kabiliyeti olduğu zaten net bir şekilde bilinmektedir.”

Tatar: Çanakkale Ruhu Kıbrıs Türkü’nün Mücadelesine Işık Tutuyor

5.Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde yazılan Çanakkale destanın, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda bağımsızlık ve egemenlik iradesinin tüm dünyaya ilanı olduğunu vurguladı.

5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla yayılmadığı mesajda, bu büyük zaferin, Atatürkçü Kıbrıs Türk halkı için de derin ve özel bir anlamı olduğunu kaydetti.

Çanakkale’de ortaya konan mücadele ruhunun, Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesine ilham verdiğini, özgürlüğün, egemenliğin ve milli onurun ne denli kıymetli olduğunu öğrettiğini belirten Tatar, mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Bugün, aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anarken; Çanakkale Deniz Zaferi’nin milletimizin kaderini değiştiren büyük bir destan olduğunu bir kez daha idrak ediyoruz.

Tarih boyunca karşı karşıya kaldığımız zorluklar, bizlere Çanakkale ruhunun sadece geçmişte kalmadığını, bugün de yolumuzu aydınlatan bir meşale olduğunu göstermektedir. Adada verilen Türklük mücadelesi, bu ruhun bir yansıması olarak kararlılıkla sürdürülmüştür.

Günümüzde bölgemizde ve adamızda yaşanan gelişmeler, Kıbrıs Türk halkının güvenliği, özgürlüğü, egemenliği ve geleceği açısından, garantör anavatanımız Türkiye’nin desteği ve himayesinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır.”

Tatar, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, hayatını kaybeden tüm kahramanları rahmet ve minnetle anarak, Çanakkale ruhunun ilelebet yaşatılacağını vurguladı.

Erdoğan: Milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Birileri bizi ruh köklerimizden koparmak istese de aslımıza, değerlerimize, milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara’nın Çankaya ilçesi Ahlatlıbel Mahallesi’ndeki Hacı İbrahim Demir Camii’nin açılışında konuştu.

“5 BİN KİŞİ AYNI ANDA İBADET EDEBİLECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan caminin hem Selçuklu hem Osmanlı hem de modern mimariden esintiler taşıdığını söyledi.

Erdoğan “Bu camimizde tam 5 bin kişi aynı anda ibadet edebilecek. 3 bin 100 metrekare iç alana sahip camimiz Kur’an kursuyla, kütüphanesiyle, vakıf binası, otoparkı ve taziye salonuyla 7’den 70’e herkesin rahatlıkla istifade edebileceği bir yapı arz ediyor.” diye konuştu.

“DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

“Bizim medeniyet tasavvurumuzda şehirler, camileri merkeze alarak kurulur. Bu şekilde imar ve ihya edilir.” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

“Ticaretten eğitim, kültür ve sanata, şehrin, bireyin ve toplumun nabzının attığı alanlar daima camilerin ve külliyelerin etrafında şekillenmiştir. Tarihimizin bir döneminde mabetsiz ve minaresiz şehir olarak tahayyül edilen başkent Ankaramızın yeni camilerle, yeni ibadethanelerle, yeni irfan merkezleriyle süslenmesi bizim için çok ama çok kıymetlidir. Birileri bizi ruh köklerimizden koparmak istese de aslımıza, değerlerimize, milli ve manevi kimliğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz.”

Hasan Küçük’ten ‘Üreten Toplum’ Vurgusu

Ulusal Birlik Partisi Milletvekili Hasan Küçük, “Dijital Çağda İnsanlığın Yol Ayrımı: Tüketen Toplum mu, Üreten Gelecek mi?” konulu güncel konuşmasında, gençlerin sesi olmak adına söz almak istediğini belirtti. İnsanın düşünce biçimi, toplumların üretim anlayışı ve yaşam tarzının değiştiğini dile getiren Küçük, “Bugün yaşadığımız dönüşümün merkezinde dijitalleşme vardır” dedi. Bugün dünya nüfusunun yüzde 66’sının internet kullandığını kaydeden Küçük, “Ortalama bir insanın günlük ekran süresi yedi saate yaklaşmıştır. İnsanlık tarihinde ilk kez zamanın büyük bir bölümü dijital platformlarda geçmektedir” diye konuştu. Dijital çağın en değerli kaynağının veri ve bilgi olduğunu vurgulayan Küçük, “Veriyi yöneten ekonomiyi yönetiyor, ekonomiyi yöneten ise dünyayı yönlendiriyor” dedi. Dijital çağda en büyük sorumluluğun çocukları korumak olduğunun altını çizen Küçük, çocukların çok küçük yaşlarda internetle tanıştığını belirterek, gençlerin yüzde 40’ının çevrim içi zorbalıkla karşılaştığını dile getirdi. Dijital dünyada çocukları korumanın sadece ailelerin değil devletlerin de sorumluluğu olduğunu kaydeden Küçük, dünyada yapılan çalışmalardan örnekler verdi. Küçük, “Bir toplumun geleceği çocuklarının güvenliği kadar güçlüdür” dedi. Konun vizyon meselesi olduğunu dile getiren Küçük, teknoloji politikasına vizyonel anlamda ihtiyaç olduğunu söyledi. Küçük, “Ekonomileri savaşın etkileri değil savaşın algısı yaratıyor” diye konuştu. “KKTC’yi Doğu Akdeniz’in dijital merkezi yapabiliriz, yeter ki vizyon ortaya koyalım” diyen Küçük, ülkenin gençlerinin teknoloji, fikir, bilim üretmesi, geleceği inşa eden bir nesil olması gerektiğini söyledi. Küçük, “Tüketen bir toplum değil üreten bir toplum olmalıyız” dedi.

Başbakan Üstel’den 18 Mart Çanakkale Zaferi Mesajı

Başbakan Ünal Üstel, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Başbakan Üstel’in mesajı şu şekilde:

“Çanakkale Zaferi, Türk milletinin tarih sahnesinde ortaya koyduğu en büyük irade, cesaret ve fedakârlık örneklerinden biri olarak hafızalara kazınmıştır. Bu destan, vatanına sahip çıkan bir milletin inancıyla, kararlılığıyla ve sarsılmaz duruşuyla yazılmıştır.

18 Mart 1915, hem büyük bir askeri zafer hem de milletimizin bağımsızlık uğruna neleri göze alabileceğini tüm dünyaya ilan ettiği kutlu bir dönüm noktasıdır. Çanakkale’de sergilenen mücadele, milletimizin birlik ve beraberlik içerisinde neleri başarabileceğinin en açık göstergesi olmuş; aynı hedef etrafında kenetlenen bir milletin tüm zorlukları aşabileceğini ortaya koymuştur.

Çanakkale’de destan yazan ecdadımız, tüm imkânsızlıklara rağmen istiklalinden taviz vermemiş; esareti reddederek vatan toprağını canı pahasına savunmuştur. Aziz milletimiz, tarih boyunca karşılaştığı her türlü saldırı ve tehdit karşısında birlik ve beraberlik içinde kenetlenmiş, bağımsız yaşama iradesinden asla vazgeçmemiştir.

Kıbrıs Türk Halkı olarak bizler de Çanakkale’den ve kurtuluş mücadelesinden aldığımız ilhamla kendi varoluş mücadelemizi verdik; büyük bedeller ödeyerek özgürlüğümüze, devletimize ve egemenliğimize sahip çıktık. Bu nedenle Çanakkale ruhu, bugünümüze ve yarınımıza yön veren güçlü bir mirastır.

Bugün, o büyük fedakârlığın bizlere yüklediği sorumluluğun farkındayız. Birliğimizi ve beraberliğimizi korumak, devletimizi daha güçlü yarınlara taşımak ve gelecek nesillere sağlam bir miras bırakmak en temel görevimizdir. Bu doğrultuda kararlılıkla çalışmaya, üretmeye ve ülkemizi her alanda ileriye götürmeye devam ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıl dönümünde başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum. Çanakkale Geçilmez. Bu millet eğilmez. Ruhları şad olsun.”

POLVAK’tan Polis Genel Müdürlüğü’ne Güçlendirme Desteği

Kıbrıs Türk Polis Güçlendirme Vakfı (POLVAK), Polis Genel Müdürlüğü’nü (PGM) güçlendirme çalışmalarını sürdürüyor. Polis teşkilatını günümüz koşullarına uygun, modern bir yapıya kavuşturmak amacıyla 2023 yılında kurulan vakıf, güvenlik altyapısını geliştirmeye yönelik önemli katkılar sağlamaya devam ediyor.

PGM’nin güvenlik altyapısını güçlendirmek amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, Türkiye’de faaliyet gösteren Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı’nın 23 milyon TL değerindeki katkısıyla 14 adet motorlu araç temin edildi. Ayrıca POLVAK tarafından toplam 10 milyon 267 bin TL değerinde; 12 adet x-ray cihazı, 100 adet el telsizi, 10 adet drone, 3 adet dizüstü bilgisayar, 3 adet projeksiyon cihazı, 10 adet seyyar araç tepe lambası, el dedektörleri ve aktif görev üniformaları satın alınarak PGM’nin kullanımına verildi.

Söz konusu araç ve ekipmanların bir kısmının tanıtımı bugün Polis Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirildi. Etkinliğe, Polis Genel Müdürü Ali Adalıer, PGM I. Yardımcısı Gökay Karagil, POLVAK Yönetim Kurulu Başkanı Günay Çerkez ile yönetim kurulu üyeleri Nurettin Çıkaroğlu, Cemal Duba, Mustafa Tunalı, İbrahim Dağman ve POLVAK Müdürü Hamit Soybir katıldı.

Etkinlikte konuşan PGM Ar-Ge Müdürü Hüseyin Bora, POLVAK’ın kuruluşu, faaliyetleri ve bugüne kadar yapılan bağışlar hakkında bilgi verdi.

Ardından söz alan POLVAK Yönetim Kurulu Başkanı Günay Çerkez, vakıf olarak polis teşkilatının başarısı için her türlü katkıyı yapmaya hazır olduklarını belirterek, kazandırılan araç ve ekipmanlarla teşkilatın daha donanımlı hale getirildiğini ve desteklerin süreceğini ifade etti.

Polis Genel Müdürü Ali Adalıer ise, POLVAK tarafından yapılan katkılardan dolayı vakıf yönetimine teşekkür etti. Adalıer, donanımlı ve teknolojik imkanlara sahip bir polis teşkilatının halka hizmette daha başarılı ve motive olacağını vurgulayarak, vakıf aracılığıyla destek veren halka da teşekkür etti.

Potanın Perileri, Dünya Kupası’nı garantiledi

A Milli Kadın Basketbol Takımı, 2026 Dünya Kupası Elemeleri’nde Japonya’nın Arjantin’i mağlup etmesiyle finallere katılmayı garantiledi.

Bu sonuçla A Milli Kadın Basketbol Takımımız, grubunu ilk 4 takım arasında bitirerek Dünya Kupası’na katılmayı garantiledi.

Ay-yıldızlılar gruptaki son maçında saat 20.30’da Macaristan ile oynayacak. Bu mücadele Potanın Perileri’nin grubunu kaçıncı sırada tamamlayacağını belli edecek.

Üçüncü kez finallerde

Ay-yıldızlılar böylelikle tarihinde üçüncü kez Dünya Kupası’na katılım hakkı elde etti.

Milli Takım ilk olarak 2014’te ülkemizde düzenlenen turnuvada 4. sırayı elde etti. 2018’de İspanya’da düzenlenen organizasyonu ise 10. sırada tamamladı.

Turnuva Berlin’de düzenlenecek

FIBA 2026 Kadınlar Dünya Kupası, 4 – 13 Eylül tarihlerinde Almanya’nın Berlin kentinde düzenlencek.

Turnuvada maçlar Berlin Arena ve Max Schmeling Spor Salonu’nda oynanacak.

Şu ana kadar Belçika, Çin, Avustralya, Mali, Nijerya, Güney Kore, ABD, İtalya ve İspanya finalleri garantilemişti.

Alkışlar Ozan Kabak’a

Ozan Kabak, Bundesliga’ da konuşulmaya devam ediyor. Milli stoper, Hoffenheim forması ile son beş haftada dördüncü kez haftanın 11’ine seçildi.

Ozan Kabak, performansı ile bu sezon göz dolduruyor. Hoffenheim forması giyen Kabak, Bundesliga’da yine haftanın 11’ine seçildi. Milli stoper, böylece son 5 haftada 4’üncü kez bu başarıya ulaşmış oldu.

50 puanla üçüncü sırada yer alan Hoffenheim’ da Ozan Kabak, gol yollarında da etkili olmaya devam ediyor. 25 yaşındaki futbolcunun, 17 maçta 4 golü bulunuyor. Bu sezon 2 sarı kart gören milli oyuncu, 1037 dakika sahada kaldı.

Fenerbahçe’nin konuğu Gaziantep FK

Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig’in 27. haftasında bugün sahasında Gaziantep FK ile mücadele edecek. Sarı-lacivertli ekip, rakibini yenerek şampiyonluk için umudunu sürdürmek istiyor. Kritik mücadele TRT Radyo 1’den naklen yayınlanacak.

Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig’in 27. haftasında Gaziantep FK’yı konuk edecek. Maçı hakem Kadir Sağlam yönetecek.

Chobani Stadı’ndaki müsabaka saat 20.00’de başlayacak. Mücadele TRT Radyo 1’den naklen yayınlanacak.

Muhtemel 11’ler

Fenerbahçe: Ederson, Levent, Oosterwolde, Yiğit Efe, Mert, Guendouzi, Kante, Asensio, Kerem, Nene, Cherif.

Gaziantep FK: Burak, Mujakic, Abena, Tayyip, Yusuf, Camara, Ogün, Kozlovski, Perez, Maxim, Bayo.

Ligde oynanan 26 mücadelede 16 galibiyet, 9 beraberlik ve 1 yenilgi yaşayan sarı-lacivertliler, 57 puan toplarken averaj farkıyla 2. sırada bulunuyor. Son maçında Fatih Karagümrük’e 2-0 kaybeden Fenerbahçe ligdeki ilk yenilgisini yaşadı.

Son 4 lig maçında 1 galibiyet, 2 beraberlik ve 1 yenilgi gören sarı-lacivertlilerde kaybedilen 7 puanın ardından başkan Sadettin Saran ve teknik direktör Domenico Tedesco, yaşanan süreçle ilgili toplantı yapmış ve Tedesco ile yola devam kararı alınmıştı.

Konuk Gaziantep FK ise son 3 haftada 5 puan topladı. Burak Yılmaz yönetimindeki Güneydoğu ekibi, 33 puanla haftaya 9. sırada girdi.

5 eksik

Fenerbahçe’de Gaziantep FK maçı öncesinde 5 eksik isim bulunuyor.

Tedavileri süren Edson Alvares, Milan Skriniar, Anderson Talisca, Çağlar Söyüncü ve Nelson Semedo bu maçta da forma giymesi beklenmiyor.

Cezası sebebiyle Fatih Karagümrük maçında oynamayan Brezilyalı file bekçisi Ederson, Gaziantep FK karşısında takıma geri dönecek.

6 isim sınırda

Gaziantep FK maçı öncesinde Fenerbahçe’de 6 oyuncu kart sınırında bulunuyor.

Sakatlığı bulunan Nelson Semedo’nun yanı sıra Archie Brown, Kerem Aktürkoğlu, Anthony Musaba, Mert Müldür ve Matteo Guendouzi, kart sınırındaki isimler.

Bu futbolcular, Gaziantep FK mücadelesinde kart görmeleri durumunda bir sonraki lig maçı olan Beşiktaş karşılaşmasında takımlarını yalnız bırakacak.

İran, Hamaney’in tedavi için Rusya’ya götürüldüğü iddialarını yalanladı: “Bu, yeni bir psikolojik savaş”

İran’ın Moskova Büyükelçisi Kazem Jalali, ülkesinin yeni lideri Mücteba Hamaney’in tedavi için Rusya’ya getirildiği yönündeki iddiaları yalanlayarak bunun, yeni bir psikolojik savaş olduğunu söyledi.

Jalali, X hesabından, Hamaney’in durumuyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Hamaney’in tedavi için Rusya’ya götürüldüğü yönündeki iddiaları yalanlayan Jalali, “Bu, yeni bir psikolojik savaş. İran liderlerinin sığınaklara kaçıp saklanmasına gerek yok. Onların yeri sokaklarda, halkın arasında. Hamaney’in kanı, psikolojik savaş büyüsünü ve yalanların akışını etkisiz hale getiriyor.” ifadelerini kullandı.

Kuveyt basınında yer alan haberlerde, İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in Moskova’ya tedavi için gizlice getirildiği iddia edilmişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, dün gazetecilere yaptığı açıklamada, söz konusu iddialarla ilgili soruyu yorumsuz bırakmıştı.

İran: Hürmüz Boğazı’ndaki durum ABD-İsrail’in açtığı savaşın bir sonucu

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’e Hürmüz Boğazı’ndaki durumun ABD-İsrail’in İran’a karşı açtığı savaşın bir sonucu olduğunu bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığının yazılı açıklamasına göre, Erakçi, BM Genel Sekreteri Guterres ile telefonda görüştü.

Görüşmede, ABD ve İsrail’in İran’a karşı askeri saldırganlığının BM Şartı ve uluslararası hukuk temel ilkelerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini Guterres’e ileten Erakçi, BM’nin ve Genel Sekreterin bu saldırganlığı kesin ve açık bir şekilde kınama ve saldırganları BM Şartının 7. bölümü uyarınca hesap verebilir hale getirme sorumluluğunu hatırlattı.

Erakçi, bölge ve Hürmüz Boğazı’ndaki güvensizliğin kaynağının ABD-İsrail’in İran’a karşı açtığı savaşın bir sonucu olduğunu belirterek, uluslararası toplumun dikkatinin “güvensizliğin ana kaynağına, yani Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejimin askeri saldırganlığına” çekilmesi gerektiğini ifade etti.

Erakçi, görüşmede şunları kaydetti:

“Hürmüz Boğazı’ndaki durum, bölgedeki genel durum dikkate alınmadan değerlendirilemez çünkü Hürmüz Boğazı’ndaki denizcilik faaliyetlerinin aksaması, Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejimin dayattığı savaşın sonucudur. Barış ve güvenlikle ilgilenen her ülke veya uluslararası kurum, bu iki rejimin suçlarını sorumlu bir şekilde ve uzlaşmacı bir tavır sergilemeden kınamalı ve İran milletine karşı askeri saldırganlıklarına son verilmesini talep etmelidir.”

İsrail’in Lübnan’a saldırılarına da değinen Erakçi, “İşgal altındaki Filistin’de ve bölgedeki ülkelere karşı İsrail’in kanunsuz suçlarına yönelik devam eden ihmal ve kayıtsızlık, yalnızca bu rejimin saldırganlık çemberinin genişlemesine ve bölgenin ve dünyanın güvensizliğinin artmasına yol açacaktır.” ifadelerini kullandı.

Görüşmede, Guterres de Basra Körfezi bölgesi, Batı Asya bölgesi ve deniz güvenliği konusundaki görüşlerini Erakçi’ye iletti.

DIŞİŞLERİ BAKANI ERTUĞRULOĞLU: “BİZİM DERDİMİZ, DEVLETİMİZİN VE ULUSAL DAVAMIZIN HAKLILIĞINI KORUMAK VE SAVUNMAKTIR”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Bizim derdimiz kimseye ‘ayar vermek’ değil, devletimizin ve ulusal davamızın haklılığını korumak ve savunmaktır” dedi.
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Kıbrıs konusunda izlediği politikaların devletin Kıbrıs konusunda izlediği resmi çizgisiyle bağdaşmadığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın, Türkiye ile birlikte belirlenen ve Anavatan Türkiye’nin güçlü şekilde destek verdiği “egemen eşit iki devletli çözüm” politikasının dışında hareket ettiğini ve “dönüşümlü başkanlık” talebinin bu politikaya ters olduğunu belirten Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Cumhurbaşkanının “akıl ve barış dili” yaklaşımın ise “pasiflik ve teslimiyet” anlamına geldiğini kaydetti.
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın 16 Mart 2026 tarihinde bir web tv’de yaptığı açıklamalarına yönelik yazılı açıklaması şöyle:
“Cumhurbaşkanı Erhürman, şahsımla ilgili 16 Mart 2026 tarihli talihsiz açıklamalarıyla, kendisine yönelttiğim eleştirilerde ne kadar haklı olduğumu bir kez daha kanıtladığı için kendisine çok teşekkür ederim.
Milli davamız Kıbrıs konusunda, Türkiye ile birlikte belirlediğimiz ve Anavatan Türkiye’nin kuvvetli bir şekilde destek verdiği egemen eşit iki devletli çözüm politikası izlenirken, Sayın Cumhurbaşkanı, belirlenen bu politikasının dışında bir politika izlemektedir. Egemen eşit iki devlet politikasında, dönüşümlü başkanlık yoktur, olamaz. Cumhurbaşkanı karar vermeli ve saklanmaktan vazgeçmelidir. Egemen eşit iki devlet politikası ile dönüşümlü Başkanlık talebi taban tabana ters politikalardır.
2017 Crans Montana federasyon görüşmelerinin çöküşü sonrasında belirlenen ve dünyayla paylaşılan ‘Egemen eşit iki devlet, eşit uluslararası statü’ politikasında ‘Dönüşümlü Başkanlık’ talebi yer alamaz. Cumhurbaşkanı Erhürman bu çelişkiyi saklamaktan vazgeçmelidir. Daha da önemlisi, bu yanlış çizgisini Türkiye ile istişare içinde şekillendirdiği aldatmacasından da vazgeçmeli, halka hikaye değil, gerçekleri söylemelidir.
Şahsıma yönelik imalı ifadelerle bir şeyler söylemeye çalışan Sayın Cumhurbaşkanı, kendisinin ‘akıl ve barış dili’ kullanacağını söyleyerek, kendisini eleştirenlerin argümanlarını saptırmaya ve aşağılamaya çalışmakta, herkesi aptal yerine koymakta, kendini de nasıl oluyorsa çok akıllı satmaktadır. Akıl ve barış dili diye pazarlanan söylemler ise pasiflik ve teslimiyet dilleridir. Rum’un kapısında ağlayıp sızlayarak dilenmek akıl ve barış işi mi?
Cumhurbaşkanı Erhürman’ı eleştirmemin nedenlerini teker teker yeniden sıralayacak değilim. Bilen bilir, anlayan anlar, anlamak istemeyen de anlamaz.
Tepkimin ve eleştirilerimin, bir basın mensubu tarafından ‘kişisel hezeyan’ olarak nitelendirilmesini de büyük bir talihsizlik ve kişisel hadsizlik olarak nitelendiriyorum.
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın yanıtları ise tam bir dezenformasyon ve çarpıtma gayreti. Egemen eşitliği değil tek egemenliği savunan, Cumhurbaşkanı olduğu devleti hazmedemeyen, o makamın gereklerini, yemin ettiği andında ifade edildiği gibi, ‘KKTC’yi yüceltmeyi’ hedeflemeyen birisinin bana demokrasi ve devlet ciddiyeti dersi vermeye kalkışması tam anlamıyla bir talihsizlik, ciddiyetsizlik ve tutarsızlıktır.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın makamın saygınlığını korumak hassasiyeti olsaydı benim eleştirilerim zaten olmazdı. Söylediklerimin ‘kamuoyu nezdinde alıcısı yokmuş’ diyor. Ne yazık ki gerçek dünyadan ne kadar bihaber olduğunu sergiliyor ancak, farkında bile değil veya bilerek bilmezden geliyor.
Her zaman belirttiğim gibi, eleştirilerimin temelinde şahsi bir husumet değil, Sayın Cumhurbaşkanının Kıbrıs konusundaki izlediği politikadan dolayı devletimizin geleceğine dair duyduğum endişeler yatmaktadır.
Bizim derdimiz kimseye ‘ayar vermek’ değil, devletimizin ve ulusal davamızın haklılığını korumak ve savunmaktır.
Türk F-16’larla ilgili Rum’a ‘kızmakla’ iş bitmiş olmuyor Sayın Cumhurbaşkanı. Gerisi…?
Elbette ‘saç beyazlatmak’ değerlidir ancak, beyazlayan her saç teli doğru kararların garantisi değildir.
Eleştiri nedenleri devam ettirildiği sürece, bunlara yönelik eleştirilerimiz de devam edecektir. Temsil ettiğim makamdaki görevim, saçımızın rengine bakmaksızın, ulusumuzun ve devletimizin güvenlik ve çıkarlarını önceleyerek, her zaman gerçekleri söylemektir.
Alınan varsa da alınsın…
Zaten, yarası olan gocunur…”

Dinçyürek: İhalesiz ilaç alımı yapılmadı

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Meclis Genel Kurulu’nda Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Filiz Besim’in eleştirilerine yanıt verdi.

Kürsüye çıkarak açıklamalarda bulunan Dinçyürek, 2025 yılı içerisinde Sağlık Bakanlığı tarafından ihalesiz ilaç alımı yapılmadığını vurguladı. Dinçyürek, kamuoyunda “doğrudan alım” olarak ifade edilen yöntemin ihale yasasına uygun bir satın alma şekli olduğunu belirtti.
“Doğrudan alım dediğiniz, ihale yasasına uygun bir yöntemdir. Yasaya uygun bir alımdır” ifadelerini kullanan Dinçyürek, yapılan işlemlerin mevzuat çerçevesinde gerçekleştirildiğinin altını çizdi.
Dinçyürek: Tüm doğrudan alımlar yasaya uygun
Dinçyürek devamla, doğrudan alım süreçlerinin detaylı şekilde incelendiğini ve herhangi bir usulsüzlük tespit edilmediğini belirtti.
Doğrudan alımlarda hangi firmaların teklif verdiği, hangi firmaların neyi ve ne kadar aldığı gibi tüm detayların araştırıldığını ifade eden Dinçyürek, yapılan incelemeler sonucunda kendisine iletilen ön bilgilerin tüm işlemlerin yasaya uygun olduğu yönünde olduğunu söyledi.
“İhalesiz usule uygun olmayan hiçbir alım yapılmadı, bunun bilgisi net” diyen Dinçyürek, süreçlerin mevzuata uygun şekilde yürütüldüğünü vurguladı.
Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Merkezi İhale Komisyonu üzerinden 1,3 milyar Türk lirası tutarında ilaç alım ihalesine çıkıldığını da belirtti.
“Randevu sistemini güçlendirdik”
Randevu sistemiyle ilgili eleştirileri de yanıtlayan Dinçyürek, “bir ay önce hastalarımız hekimden nasıl randevu alıyorsa aynı sistem devam ediyor. Bunu kesintiye uğratmadık, bilakis güçlendirdik. Çağrı merkezini 8 kişiden 15 kişiye çıkardık. 70 yaş üstü içinde ayrı bir çalışma yaptık, devreye girecek. Dijital Randevu sistemi büyük bir nimettir, insanlarımız buna adapte olacak. Ama biz bunu devreye sokarken mevcut uygulamayı ortadan kaldırmadık, ilave bir hizmet olarak sunduk. İleri aylarda mümkün olduğunda daha fazla randevunun dijital sistem üzerinden alınmasını sağlamaktır.”

Berova: Tasarruftan taviz verilmeyecek

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bütçe disiplini ve tasarruf tedbirlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Berova, zor ekonomik koşullar ve savaş ortamına rağmen kamu maliyesinde tasarruftan taviz verilmeyeceğini vurguladı.

Barçın’ın eleştirilerine yanıt veren Berova, 2025 yılında temsil ödeneklerinde yüzde 10’luk tasarruf genelgesine rağmen artış yaşandığını kabul ederek, bu konunun daha önce de Meclis’te ele alındığını ve gerekli açıklamaların yapıldığını belirtti.

“Yüzde 10 tasarruf korunacak”

Bu yıl itibarıyla yalnızca temsil ödeneklerinde değil, tüm kamu harcamalarında tasarruf ilkesinin sürdürüleceğini ifade eden Berova, “Ana hatlarıyla yüzde 10 tasarrufa dokunulmayacak. Bunun karşılığı 3 milyar 900 milyon TL’dir” dedi.

Bütçe açığının bulunduğu ve küresel gelişmelerin kamu maliyesine ek yük getirdiği bir dönemde olduklarını belirten Berova, sürdürülebilirliğin sağlanması adına bu alanda hiçbir şekilde geri adım atılmayacağını söyledi.

Harcırah ve yurt dışı giderlerine kısıtlama

Berova, üst düzey kamu yöneticilerine yönelik harcırah ödemelerinin kaldırıldığını da açıkladı. Üçlü kararname ile atanan müdür ve müsteşarlar için harcırah verilmeyeceğinin ilgili bakanlıklara iletildiğini belirten Berova, bu konuda herhangi bir talepte bulunulmaması gerektiğinin de açıkça ifade edildiğini kaydetti.

Siyasi kamu görevlilerinin yurt dışı ziyaretlerinde de harcırah ödenmeyeceğini vurgulayan Berova, gerekirse bu düzenlemenin mevzuatla da netleştirileceğini dile getirdi.

“Zorlu bir süreçten geçiyoruz”

Ekonomik anlamda hızlı ve ağır bir süreçten geçildiğini ifade eden Berova, teknik ekiplerin ve müsteşarların yoğun şekilde çalıştığını söyledi. İlk acil kararların alındığını belirten Berova, ilerleyen süreçte sivil toplum örgütleri ve ilgili kurumlarla da istişare yapılacağını kaydetti.

Petrol fiyatları yakından izleniyor

Son üç haftada petrol fiyatlarında yaşanan ani yükselişe de değinen Berova, bu konuda çalışmaların sürdüğünü belirtti. Tedarik açısından yakın dönemde bir sıkıntı öngörülmediğini ifade eden Berova, fiyat artışlarının ise hem vatandaşa hem de kamu maliyesine ek yük getirdiğini sözlerine ekledi.

Berova Barçın’ın “Kamu kaynakları troller üzerinden kullanılıyor” iddialarını da kesin bir dille yalandı.

Amcaoğlu: “Akaryakıt ve enerji için kriz paketi geliyor”

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Meclis’te Erkut Şahali’ye yanıt vererek akaryakıt, enerji ve turizm sektörleri için yeni destek paketlerinin hazırlanmakta olduğunu açıkladı.

AMCAOĞLU: “KRİZE KARŞI TÜM SENARYOLARA HAZIRLANIYORUZ”

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda CTP Milletvekili Erkut Şahali’nin eleştirilerine yanıt verdi. Amcaoğlu, Körfez’de yaşanan gelişmelerin küresel ölçekte ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, hükümetin tüm senaryolara karşı hazırlık yaptığını söyledi.

Körfez’deki gerilimin dünya petrol arzının yaklaşık %20’sini ve ticaretin önemli bir bölümünü etkilediğine dikkat çeken Amcaoğlu, bu sürecin tüm ekonomileri derinden sarsacağını ifade etti.

“TURİZM, EĞİTİM VE ÜRETİM İÇİN PAKET HAZIRLANIYOR”

Başbakanın talimatıyla sektör temsilcileriyle toplantılar yaptıklarını belirten Amcaoğlu, özellikle turizm, yükseköğretim ve yerli üretim alanlarında destek paketleri üzerinde çalışıldığını açıkladı.

Amcaoğlu, enerji maliyetleri, tedarik sorunları ve istihdamın korunmasına yönelik kalıcı destekler ve hibeler içeren paketlerin kısa sürede kamuoyuna duyurulacağını söyledi.

“AKARYAKITTA MALİYETLER HIZLA ARTIYOR”

Akaryakıt tedarik maliyetlerinin ciddi şekilde yükseldiğini vurgulayan Amcaoğlu, navlun giderlerindeki artışa dikkat çekti.

Buna göre, daha önce 6 milyon dolara getirilen bir sevkiyatın 8,5 milyon dolara, son anlaşmalarda ise 11 milyon dolara kadar çıktığını belirtti.

Bakanlık olarak fiyat istikrar fonu aracılığıyla zamları sınırlamaya çalıştıklarını ifade eden Amcaoğlu, aksi halde çok daha yüksek zamlarla karşılaşılabileceğini söyledi.

“TEDARİKTE SORUN YOK, TAKİP SÜRÜYOR”

Ülkedeki akaryakıt stoklarına da değinen Amcaoğlu, aylık yaklaşık 40-45 milyon litre tüketim olduğunu ve mevcut durumda 52 bin ton civarında stok ve sevkiyatın bulunduğunu açıkladı.

Tedarik konusunda şu an için bir kriz olmadığını belirten Amcaoğlu, sürecin anlık olarak takip edildiğini söyledi.

“İÇ PİYASA DARALTILMAYACAK”

Ekonomi Bakanlığı’nın iç piyasayı daraltacak adımlar atmayacağını vurgulayan Amcaoğlu, piyasalarda kısmi bir durgunluk başladığını ancak bunun kontrol altında olduğunu ifade etti.

“EKO SEPET VE DENETİMLER DEVAM EDECEK”

Eko sepet uygulamasına da değinen Amcaoğlu, sistemin avantaj ve dezavantajlarının değerlendirildiğini belirterek, piyasanın kayıt altına alınması ve denetlenmesi için teknolojik altyapının güçlendirildiğini söyledi.

Amcaoğlu, kriz sürecinde ekonominin çarklarının durmaması için tüm araçların kullanılacağını ve çalışmaların aralıksız sürdüğünü vurguladı.

 

Bakan Çavuş’tan 18 Mart mesajı

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünde yayımladığı mesajda, “Çanakkale Zaferi, Türk milletinin vatan sevgisini tüm dünyaya gösterdiği bir kahramanlık destanı” ifadelerini kullandı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, “Çanakkale Zaferi, Türk milletinin vatan sevgisini, bağımsızlık kararlılığını ve sarsılmaz iradesini tüm dünyaya gösterdiği eşsiz bir kahramanlık destanıdır.” dedi.

Çavuş, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş mesajında, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünü gurur, minnet ve derin bir saygıyla andıklarını belirtti.

Çavuş mesajında “Yokluklar ve imkânsızlıklar içinde verilen bu büyük mücadele, milletimizin birlik ve beraberlik ruhuyla neleri başarabileceğinin en güçlü kanıtlarından biri olarak tarihimize altın harflerle yazılmıştır.” ifadesini kullandı.

Çanakkale’de verilen mücadelenin, yalnızca bir savaşın kazanılması değil; aynı zamanda milletin bağımsızlık ve özgürlük uğruna gösterdiği fedakârlığın en anlamlı simgelerinden biri olduğunu kaydeden Çavuş, bu büyük zaferin, gelecek nesillere bırakılmış onurlu bir miras ve güçlü bir ilham kaynağı olduğunu vurguladı.

Bakan Çavuş, kahramanların emaneti olan bu topraklara sahip çıkmaya ve onların hatırasını yaşatmaya devam edeceklerini belirterek, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Çanakkale’de ve vatan savunmasında canlarını feda eden tüm şehitleri rahmet, minnet ve saygıyla andı.