Gönyeli-Alayköy Belediyesi, KUŞKOR ile doğa dostu iş birliği protokolü imzalandı



Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Müstakil Sanayici İş Adamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir ve beraberindeki heyeti kabul etti.
Görüşmede MÜSİAD KKTC Başkanı Ramazan Gündoğdu da hazır bulundu.
Öztürkler, MÜSİAD’ın Türk iş dünyasını küresel ölçekte temsil eden güçlü bir kuruluş olduğunu vurgulayarak, KKTC’nin dünyaya tanıtılmasında önemli bir “yumuşak güç” işlevi gördüğünü ifade etti.
Dünyada yaşanan enerji krizine de değinen Öztürkler, ABD destekli İsrail-İran savaşının petrol fiyatlarını yükselttiğini, bunun da KKTC gibi gelişmekte olan ekonomilerde ciddi mali girdiler yarattığını söyledi.
Türkiye’nin ve KKTC’nin güçlü iş dünyası ile birlikte bu sorunları aşacağına inandığını belirten Başkan Öztürkler, Anavatan Türkiye’nin desteği ile de bu sürecin aşılacağını kaydetti.
Öztürkler, kabulde Rum lider Nikos Hristodulidis’in açıklamalarını da tepki gösterdi.
Öztürkler, Rum tarafının Kıbrıs Türk halkını yok sayan politikalarının artık daha görünür hale geldiğini kaydederek, Yunanistan Başbakanı Miçotakis ve Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un da bu tutuma destek verdiğini söyledi.
Öztürkler, “Rum yönetimi ve onu destekleyen çevreler, Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayarak adada tek taraflı hâkimiyet kurma çabası içindedir. Ancak ne yaparlarsa yapsınlar, biz buradayız ve var olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Özdemir;
MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir ise yurt dışında yürütülen tanıtım ve lobicilik faaliyetlerinde KKTC için ellerinden geleni yaptıklarını belirtti.
Özdemir, KKTC’nin ekonomik gelişimini tamamlaması için tüm güçlerini kullanacaklarını ifade etti.
Konuşmaların ardından karşılıklı hediye teatisinde bulunuldu.

KKTC’de geçen hafta 72 kaza meydana geldi, kazalarda 26 kişi yaralandı.
Polis Genel Müdürlüğü’nün 2-8 Mart tarihlerini kapsayan haftalık trafik raporuna göre, kazaların 15’i yaralanmayla, 57’si ise hasarla sonuçlandı.
Hasar miktarı 6 milyon 482 bin 212 TL olarak açıklanan kazaların 22’si süratli araç kullanmak, 11’i dikkatsiz sürüş, 17’si kavşakta durmamak, 15’i yakın takip ve 7’si de diğer nedenlerden meydana geldi.
Kazaların ilçelere göre dağılımı ise şöyle: “Lefkoşa 23, Gazimağusa 18, Girne 18, Güzelyurt 10 ve İskele 3.”
-Trafik denetimleri…337 araç trafikten men edildi, 9 sürücü tutuklandı
Aynı tarihlerde ülke genelinde yapılan trafik denetimlerinde 1379’u süratten olmak üzere 3 bin 551 sürücü aleyhlerinde yasal işlem başlatıldı, 337 araç trafikten men edildi, 9 sürücü de tutuklandı.
22 bin 335 sürücünün kontrol edildiği denetimlerde rapor edilen suçlar şu şekilde:
“1379 sürat, 128 mobil araç ile tespit edilen sürat suçları, 35 tehlikeli sürüş, 37 dikkatsiz sürüş, 276 seyrüsefer ruhsatsız araç kullanmak, 15 sürüş ehliyetsiz araç kullanmak, 67 alkollü içki tesiri altında araç kullanmak, 20 sürüş esnasında cep telefonu kullanmak, 54 emniyet kemeri takmadan araç kullanmak, 149 trafik levha ve işaretlerine uymamak, 8 trafik ışıklarına uymamak, 132 muayenesiz araç kullanmak, 74 sigortasız veya kapsamı dışında araç kullanmak, 23 Yolcu Taşıma “T” İşletme İzinsiz araç kullanmak, 4 özel eşya taşıma “B” İşletme izinsiz araç kullanmak, 51 aracın camlarına görüşü engelleyici cam filmi yapıştırmak, 3 koruyucu başlık takmadan motosiklet kullanmak, 232 ışık kurallarına uymamak veya yetersiz ışıkla araç kullanmak ve 992 diğer trafik suçları.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasında “Bayram ikramiyelerini bayram öncesi hesaplarını yatırıyoruz. Emeklilerimizin maaş ödemelerini 14 Mart’tan itibaren ödemeye başlıyoruz” ifadelerini kullandı.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları:
Aziz milletim, değerli milletvekili arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler sizleri en kalbi duylarımla hürmetle muhabbetle selamlıyorum. 81 vilayetimizin her karışında gece gündüz çalışan teşkilatımızın tüm çalışanlarını saygıyla selamlıyorum.
Yarın İstiklal Marşımızın kabulünün 105. yıl dönümünü idrak edeceğiz. İstiklal Marşı, milletimizin hürriyet iradesinin manifestosudur. Millet olarak hiçbir zaman korkmadık, korkmuyoruz ve korkmayacağız.
Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl alnımız dik yaşadıysak inşallah kıyamete kadar hür yaşayacağız. Mehmet Akif şunları ifade etmişti; O şiir bir daha yazılmaz, onu kimse yazamaz. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir, o milletin malıdır. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın.
“TÜRK’ÜN HÜRRİYETİNE DOKUNULAMAZ”
İstiklal Harbimizin başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Meclis Başkanı sıfatıyla göz yaşlarının sel olup aktığı o tarihi günlerde bu hakikati şöyle dile getirmiştir; Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı’nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri şu mısralardır; “Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet, hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal. Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Bu demektir ki, efendiler, Türk’ün hürriyetine dokunulamaz.
“SAVAŞ AĞIR TAHRİBAT OLUŞTURDU”
Bölgemizde uzun bir süredir krizlerin çatışmaların ardı arkası kesilmiyor. En son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a başlatılan savaş ağır bir tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme ihtimali varken, kışkırtmalar neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplanı. İlk gün 175 kız öğrenci katledildi. İran’ı hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bine ulaştı.
“DÜNYA BUNUN FATURASINI ÖDEYECEK”
İran’a yönelik saldırılar küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı kuruyor. Bütün dünya bu savaşın faturasını ödemeye hazırlanıyor. Burada bir hususun altını çizmek istiyorum; Türkiye olarak kriz anlarında dost ülkelere sırtını dönen bir ülke değiliz.
Biz bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyen bir ülke hiç değiliz. Biz krizlerin çözümü için risk ve sorumluluk alan bir devlet ve hükümetiz.
Türkiye çevresindeki krizlere duyarsız kalamaz.
“BU SAVAŞ BÜYÜMEDEN, BÖLGEYİ TAMAMEN ATEŞE ATMADAN DURDURULMALIDIR”
Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleriyle temaslar kurduk. Bu kapsamda 20’nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular.
Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekala mümkündür.
Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuşuyor, kelimelerimizi özenle seçiyoruz. Türkiye’yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ediyoruz.
“MEZHEP KAVGASI SAHNELENMEK İSTENİYOR”
Aynı şekilde başta mezhep kavgası olmak üzere bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri alıyoruz. Dün Milli Savunma ve Dışişleri bakanlarımız gazi meclisimizi kapalı oturumda bilgilendirdi.
“IRK, MEZHEP, DİN, DİL, KÖKEN AYRIMINI REDDEDİYORUZ”
Biz bölgemizin tamamına olduğu gibi kardeş İran halkına da ‘bu Şii’dir, bu Sünni’dir, bu Türk’tür, bu Kürt’tür’ diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Millet olarak bizim için Arap, Kürt, Sünni, Şii değil sadece insan vardır. Haksızlığa uğrayan, sıkıntı çeken kim varsa biz onun yanındayız. Daha önce komşumuz Irak’ta, Somali’de, Suriye’de, Rusya-Ukrayna savaşında bunu yapıyoruz. Irk, mezhep, din, dil, köken ayrımını reddediyoruz. Bugün üzerine basarak tekrarlıyorum; Bizim ‘Sünnilik, Şiilik’ gibi bir dinimiz yok. Bizim tek dinimiz var, o da İslam. Hz. Ali bizim, Hz. Ömer de bizim, Hz. Ayşe validemiz bizim, Hz. Zeynep annemiz de bizimdir.
Sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine şahit oluyoruz. Bugün tekrar gündeme getirilmesi asla tesadüf değildir. Bugün bize faydası olmayan tartışmalardan uzak durulmalıdır.
Türkiye düşmanı lobiler tarafından yürütülen kampanyaların farkındayız. Biz bu oyuna kesinlikle düşmeyeceğiz. Soğukkanlılığı elden bırakmayacağız. Bu millet sıradan bir millet değildir. 15 Temmuz’da sadece içimizdeki hainleri değil onların ipini tutanları da bozguna uğrattık.
“MACERA PEŞİNDE DEĞİLİZ”
Türkiye, ‘Terörsüz Türkiye’ projesiyle gücüne güç katmıştır. Biz macera peşinde değiliz, gerilim peşinde asla değiliz. Biz, bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhu sükunun hakim olmasından yanayız. Kim olursa olsun hiçbir ülkenin egemenliğinde gözümüz yok ama topraklarımıza göz diken ve macera arayan olursa ona da hodri meydan demekten çekinmeyiz.”
“EMEKLİ MAAŞI 14 MART’TA YATACAK”
Emeklilerimize bir müjde vermek istiyorum. Bayram ikramiyelerini bayram öncesi hesaplarına yatırıyoruz. Emekli maaşları da 14 Mart’tan itibaren ödemeye başlıyoruz. Ramazan bayramınızı şimdiden tebrik ediyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Biz, Kıbrıs Türklerini hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bundan sonra da bırakmayız. Anavatan ve garantör olarak bölgemizdeki gelişmeleri dikkate alarak gerekli adımları atıyoruz” dedi.
Yılmaz, AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ile Orta Doğu’daki gerilim anımsatılarak, KKTC’nin güvenliğinin sorulması üzerine Yılmaz, son dönemde askeri anlamda Rum tarafına önemli silah yığınakları yapıldığını aktardı.
Bu durumun, adayı riskli hale getirdiğini belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Rum tarafının attığı adımların son dönemde de somut bazı yansımalarını gördük, bütün adayı riske attı. 1974 Barış Harekatı ile sadece Türklere değil, tüm adaya güven sağladık.
Türküyle, Rumuyla herkes 50 yılı aşkın bir süredir güvenli ve huzurlu bir ortamda kalkınıyor, gelişiyor, demokrasisini güçlendiriyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, Barış Harekatı bunu sağladı. Biz bunun bozulmasını istemiyoruz.
Gerek Türk tarafı gerek Rum tarafı için çok daha huzurlu bir gelecek istiyoruz. Tabi herkesin egemen eşitliğiyle birlikte. Biz, Kıbrıs Türkleri’ni hiçbir zaman yalnız bırakmadık, bundan sonra da bırakmayız.
Anavatan ve garantör olarak bölgemizdeki gelişmeleri dikkate alarak gerekli adımları atıyoruz. Bundan sonra da ne ihtiyaç olursa yapmaya devam edeceğiz ama yaptığımız her şey, attığımız tüm adım adadaki herkesin, adanın tamamının güvenliği içindir.”

Ankara’da temaslarda bulunan Cumhuriyet Meclisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti-Türkiye Dostluk Grubu heyeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye-Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Orhan Erdem ve Dostluk Grubu üyeleri ile bir araya geldi.
Toplantıya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı UBP Milletvekili Resmiye Eroğlu Canaltay’ın yanı sıra, KKTC-Türkiye Dostluk Grubu Başkan Vekili CTP Milletvekili Erkut Şahali, KKTC-Türkiye Dostluk Grubu Üyesi CTP Milletvekili Filiz Besim, KKTC-Türkiye Dostluk Grubu Üyesi UBP Milletvekili Fırtına Karanfil ve KKTC-Türkiye Dostluk Grubu Üyesi YDP Milletvekili Talip Atalay katıldı.
Toplantıda ayrıca, KKTC Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ile Cumhuriyet Meclisi Genel Sekreteri Seral Fırat da yer aldı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantı saat 10.00’da grup başkanlarının açılış konuşmaları ile başladı.
TBMM Türkiye-KKTC Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Orhan Erdem konuşmasında Doğu Akdeniz’de son dönemde yaşanan gelişmelere değinerek, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adanın tek sahibi gibi hareket ederek aldığı bazı kararların bölgede güvenlik risklerini artırdığı yönünde değerlendirmelerde bulundu.
Erdem, Kıbrıs Türk halkının haklı mücadelesinin sürdüğünü belirterek Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkına verdiği desteğin devam edeceğini vurguladı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınmasına yönelik yaptığı çağrıya da değinen Erdem, bu konudaki diplomatik girişimlerin önemine dikkat çekti.
Konuşmasında bölgesel gelişmelere de değinen Erdem, Ortadoğu’da yaşanan çatışmalar ve uluslararası gerilimlerin bölgesel güvenlik dengelerini etkilediğini belirterek Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketliliğin dikkatle takip edildiğini ifade etti.
Bu çerçevede adada son dönemde gündeme gelen askeri konuşlanmalar ve hava unsurlarına ilişkin gelişmelere de değinen Erdem, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının güvenliği konusundaki kararlı tutumunun devam ettiğini kaydetti.
KKTC-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Resmiye Eroğlu Canaltay ise konuşmasında, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki güçlü bağlara dikkat çekti. Canaltay, parlamentolar arası dostluk gruplarının iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını belirtti. Son dönemde Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere değinen Canaltay, bu süreçte Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki dayanışmanın önemine vurgu yaptı.
Görüşmede, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi, parlamentolar arası iş birliğinin geliştirilmesi ve karşılıklı temasların sürdürülmesinin önemi vurgulandı.
Toplantıda ayrıca bölgesel gelişmeler, Doğu Akdeniz’deki güvenlik ortamı ve uluslararası gündemde öne çıkan konular hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

UBP Genel Sekreteri Ahmet Savaşan, eski Başbakan ve Ulusal Birlik Partisi eski Genel Başkanlarından İrsen Küçük’ün vefatının yedinci yıl dönümü dolayısıyla, kişisel sosyal medya hesabından bir anma mesajı paylaştı.
Savaşan, mesajında Lefkoşa Devlet Mezarlığı’ndaki kabri başında İrsen Küçük’ü saygı, minnet ve özlemle andıklarını belirterek, Küçük’ün hayatı boyunca ülkeye önemli hizmetlerde bulunduğunu vurguladı. Özellikle tarım başta olmak üzere birçok alanda bıraktığı izlerle Kıbrıs Türk halkının gönlünde yaşamaya devam ettiğini ifade etti.
İrsen Küçük’ün Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanlığı döneminde kontenjan milletvekili adayı olma onurunu yaşadığını da dile getiren Savaşan, Küçük’ün çalışma azmi, samimiyeti ve ülkesine duyduğu sevginin kendisi için her zaman ilham kaynağı olduğunu kaydetti.
Savaşan paylaşımında ayrıca, merhum İrsen Küçük’ün ülkesine olan bağlılığını ve halkına duyduğu sorumluluk duygusunu daima hatırlayacaklarını belirterek, “Onun emanet ettiği değerlere sahip çıkmayı sürdüreceğiz” ifadelerine yer verdi.
UBP Genel Sekreteri Ahmet Savaşan, mesajının sonunda İrsen Küçük’ü rahmet ve minnetle andığını belirterek, aziz hatırası önünde saygıyla eğildiğini ifade etti.


Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek), hizmet altyapısını güçlendirmek ve bölgesel hizmet kapasitesini artırmak amacıyla dört ilçede yeni şube binaları yapılması için başlatılan yoğun proje, keşif ve ihale çalışmalarının sonuna gelindiğini açıkladı.
Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun yaptığı açıklamada, “Uzun yıllardır çok kötü şartlar altında hizmet veren İskele ve Güzelyurt şubeleri ile kiralık binalarda sıkışık bir vaziyette hizmet vermeye çalıştığımız, Lefke ve Gazimağusa ilçe merkezlerimizde halkımıza yakışan kaliteli hizmeti sunacak olan dört ilçede dört yeni şube binasının yapımı için 7-8 aydır yoğun bir şekilde çalışmalar sürdürülmüştür. Bunun sonucunda Gazimağusa binamız için ihaleye çıkılmıştır, diğer üç ilçemizin de amirlik binaları için iki hafta içinde ihaleye çıkılacaktır” dedi.
GAZİMAĞUSA’DA İHALE SÜRECİ BAŞLATILDI
Uzun, çalışmalar kapsamında Gazimağusa’da yapılacak yeni şube binası için ihaleye çıkıldığını, 3 Nisan’da kapanacak olan ihaleyi alacak firmayla imzalanacak sözleşme ile inşaatın 8 ayda tamamlanmasının hedeflendiğini söyleyerek, “Kiradan çıkıp, kendi binamıza taşınılması hedeflenmektedir” ifadelerini kullandı.

GÜZELYURT VE LEFKE’DE PROJELER TAMAMLANDI
Kıb-TekYönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun, “Güzelyurt ve Lefkeye yapılacak yeni şube binaları için de proje çalışmaları tamamlanmıştır, dosyaların MİK’e gönderilme aşamasına getirildiği” bilgisini paylaştı.
İSKELE’DE PROJE ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
Uzun, yıllardır çok kötü şartlar altında hizmet veren İskele’ye planlanan yeni şube binası için de projelerin tamamlanmak üzere olduğunu, iki hafta içinde İskele şube inşaatının yapımı için de ihaleye çıkılacağını ifade etti.
UZUN: HİZMET ALTYAPIMIZI GÜÇLENDİRİYORUZ
Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede kurumun hem teknik hem de kurumsal altyapısını güçlendirmeye yönelik önemli adımlar attığını söyledi.

Uzun, Kıb-Tek’in ülke genelinde hizmet kalitesini artırmayı hedeflediğini belirterek şunları kaydetti:
“Birçok alt yapı projesinin yapımı ve malzeme alımlarının bir kısmının ihalesinin tamamlanmasının yanında, ihalede olan veya ihale aşamasına gelen ciddi miktarda malzeme alımı ile alt yapı projesine ek olarak, “İskele, Güzelyurt, Lefke ve Gazimağusa’da planladığımız yeni şube binaları, kurumumuzun bölgesel hizmet kapasitesini artıracak önemli yatırımlardır. Yaklaşık 7-8 aydır bu projeler üzerinde yoğun bir hazırlık ve çalışma süreci yürütülüyor. Gazimağusa’da ihale sürecini başlattık. Diğer ilçelerde de proje dosyaları ihale aşamasına gelindi, planlanan takvim doğrultusunda çalışmalarımız ilerliyor.”
Uzun, alt yapı projelerinin yanında yeni şube binalarının tamamlanmasıyla birlikte hem kurum çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirileceğini söyleyerek, “Halkımıza sunulan hizmetler daha hızlı ve etkin hale getirilecek” ifadelerini kullandı.

Başbakan Ünal Üstel’in eşi Zerrin Üstel, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı desteği ve Beyarmudu Belediyesi himayelerinde, Mesaryalı Kadınlar Tarım ve Sanat Derneği tarafından kadın iş gücünü tarım ve turizm alanında desteklemek amacıyla hayata geçirilen “Toprağa hayat, geleceğe nefes oluyoruz” sloganlı fidan dikim etkinliğine katıldı.
Etkinlikte Zerrin Üstel’e, Bakan Oğuzhan Hasipoğlu ve eşi Sabiha Hasipoğlu da eşlik etti.
Etkinlikte bir konuşma yapan Zerrin Üstel, girişken ve üreten kadınlarla bir arada olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, kadınların böyle anlamlı projelerde yer almasının gurur verici olduğunu söyledi.
Kadınların bu tür projelerde aktif rol üstlenmesinin son derece umut verici olduğunu ifade eden Üstel, “Kadınların isteyince yapamayacağı hiçbir şey yoktur” dedi.
Üstel, “İnanıyorum ki bu proje büyüyecek, gelişecek ve üreten güçlü kadınlarımızın başarılı bir projesi haline gelecektir. Bu projenin ülkemiz için çok güzel bir başlangıç olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı.

UBP Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel, UBP Eski Genel Başkanı ve Başbakanı merhum İrsen Küçük’ün Lefkoşa Mezarlığı’nda düzenlenen anma törenine katılarak, konuşma yaptı.
Törene, Ailesi, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Başbakan Yardımcısı Fikri Ataoğlu, İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Maliye Bakanı Özdemir Berova, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, UBP Genel Sekreteri Ahmet Savaşan, UBP Milletvekilleri Alişan Şan, Sadık Gardiyanoğlu, Zorlu Töre ve Meclis Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe ve sevenleri katıldı.
Üstel, konuşmasında Kıbrıs Türk Siyasi tarihinde silinmez izler bırakmış, müstesna bir kişilik, Merhum İrsen Küçük’ü rahmetle andı.
Üstel, Erenköy Mücahitliği’nden itibaren, kendisini halkına ve devletine adamış, ülkesini çok seven İrsen Küçük’ün, hayatının sonuna kadar Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesi için gece gündüz demeden çalışan büyük bir devlet adamı olduğunu vurguladı.
Üstel, “Siyaseten, özellikle ülke tarımına, üretimine büyük önem vermiş, önemli hizmetler gerçekleştirmiştir. Tarımsal üretime damga vurmuştur” dedi.
Modern sulama projelerinin ülkeye kazandırılmasında Küçük’ün önemli rol oynadığını hatırlatan Üstel, tarım sektöründe ihracatın başlatılmasıyla Kıbrıs tarihinde yeni bir sayfa açıldığına işaret etti
İrsen Küçük’ün Ulusal Birlik Partisi Genel Başkanlığı ve Başbakanlığı döneminde, Anavatan Türkiye’nin desteğiyle ülke tarihine geçecek önemli projelerin temellerinin atıldığını söyledi.
Bugün Asrın Projesi diye nitelendirilen Anavatan Türkiye’den gelen suyun, KKTC’ye kazandırılmasında, Merhum Başbakan İrsen Küçük’ün büyük çabası ve girişimleri olduğunu, hatırlatan Üstel, can suyunun karış karış ülkenin her bölgesine ulaşmaya başladığını kaydetti
Türkiye Cumhuriyeti ile kurulan güçlü ilişkiler sayesinde birçok projenin hayata geçirildiğini vurgulayan Üstel, o dönemde başlatılan ve yarım kalan projelerin büyük bölümünü kendi hükümetleri döneminde tamamladıklarını söyledi.
Küçük’ün kabinesinde Turizm Bakanı olarak görev yaptığı dönemde bu projelere yakından şahitlik ettiğini belirten Üstel, bugün ülkenin dünyaya açılan kapısı olan Ercan Havalimanı projesinin temellerinin de Küçük’ün döneminde atıldığını ifade etti.
Lefkoşa trafiğinin rahatlamasında önemli rol oynayan çevre yolu projesinin de yine Küçük’ün başbakanlığı döneminde başlatıldığını belirten Üstel, yarım kalan bu projenin Türkiye Cumhuriyeti’nin desteğiyle kendi hükümetleri döneminde tamamlandığını ve Lefkoşa’nın büyük ölçüde rahatladığını dile getirdi.
Yaklaşık 12 yıl önce planlanan projelerin bugün hayata geçmesinin o dönemde yapılan planlamaların ne kadar doğru ve ileri görüşlü olduğunu gösterdiğini söyleyen Üstel, özellikle altyapı alanında Küçük’ün başlattığı birçok projenin Türkiye Cumhuriyeti ile yapılan iş birliği protokolleri sayesinde tamamlandığını kaydetti.
Başbakan Üstel, “ İrsen Küçük, bir ağabey, deneyimi ile bir yol gösterici idi. Kendisini çok özlüyoruz. Kıymetli eşine, kızına, torunlarına, sevenlerine, partimize, birkez daha başsağlığı diliyorum. Kendisini saygı, minnet ve rahmetle anıyorum” dedi

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, merhum başbakanlardan İrsen Küçük’ün, bıraktığı hizmet mirasının, her zaman hatırlanmaya ve gelecek nesillere ilham vermeye devam edeceğini vurguladı.
Çavuş yayımladığı mesajda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne önemli hizmetlerde bulunan, devlet adamlığı ve siyasi kişiliğiyle halkın gönlünde derin izler bırakan Küçük’ü, vefatının yıl dönümünde rahmet ve saygıyla andı.
“Ülkemizin gelişimi için büyük bir özveriyle çalışan İrsen Küçük, özellikle tarım ve ekonomi alanlarında ortaya koyduğu çalışmalar ve hayata geçirdiği projelerle ülkemize önemli katkılar sağlamış değerli bir liderdi” diyen Çavuş, Küçük’ün bıraktığı hizmet mirasının, her zaman hatırlanmaya ve gelecek nesillere ilham vermeye devam edeceğini kaydetti.


NBC News’e konuşan Tahran sakinleri, yoğun duman nedeniyle evlerinden çıkamadıklarını ve nefes almakta güçlük çektiklerini belirtti.
Şehirde öğle saatlerinde karanlığın çöktüğünü ifade eden bölge halkı, havadaki keskin yanık kokusu ve ağızda bıraktığı acı tattan şikayet ediyor.
İran Çevre Koruma Örgütü, patlamalarla birlikte havaya büyük miktarda toksik hidrokarbon, kükürt ve azot oksit yayıldığı konusunda halkı uyardı.
Yapılan açıklamada, yağışların yüksek derecede asidik ve tehlikeli olabileceği, ciltte kimyasal yanıklara ve ciddi akciğer hasarına yol açabileceği belirtilerek vatandaşların sokağa çıkmaması istendi.
Tahran’ın kuzeyindeki Tecriş ve kuzeybatısındaki Şahran bölgelerinde bulunan petrol depolarında çıkan yangınlar kilometrelerce öteden görülürken, bazı cadde ve sokakların üzerinde siyah bir yağ tabakasının biriktiği gözlemlendi.
İran Dışişleri Bakanlığı ise saldırıları “kasten yürütülen bir kimyasal savaş” olarak nitelendirdi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Orta Doğu’daki savaşın etkilerine karşı ekonomik ve güvenlik tedbirlerinin önemine dikkat çekti. “Sakin olunması, sabırlı olunması ama tabii aynı zamanda da hep beraber birlik içerisinde bu süreci takip etmemiz ve alınacak olan tedbirler olsun, tasarruflar olsun bu konuda hep birlikte hareket etmemiz gerekir. Aynı gemi içerisindeyiz. Evet, görüşlerimiz bazı noktalarda farklı olabilir ama öyle durumlar vardır ki birlik içerisinde yolumuza devam etmemiz gerekir” dedi.
ÖNCE TASARRUF KALEMLERİ, SONRA EKONOMİK TEDBİRLER
Hasipoğlu, Sayın Başbakan’ın açıkladığı tasarruf kalemlerinin birinci tedbirler olduğunu belirterek, ilerleyen süreçte ekonomik tedbirlerin ikinci paketi ile gündeme geleceğini söyledi. “Bakanlar Kurulu bu olağanüstü durumlardan dolayı çok sık zaten toplanmaya başladı” ifadelerini kullandı.
BRENT PETROL 60 DOLARDAN 105 DOLARA ÇIKTI, SÜT İHRACINDA KRİZ VAR
Bakan, ekonomik göstergelere dikkat çekerek, “Daha önce konuşmacılar da ifade etti. Brent petrolün dolar bazında altmış dolardan yüz beş dolara çıktı. Bir süt krizi var, bildiğiniz üzere o sütün ihracında bir kriz var” dedi.
EKONOMİK VE GÜVENLİK TEDBİRLERİ EL ELE
Hasipoğlu, ekonomik tedbirlerin yanı sıra güvenlik tedbirlerinin önemine vurgu yaptı: “Bu tür durumlarda ekonomik tedbirler alınacağı gibi aynı zamanda güvenlik tedbirleri de tabii ki çok önemlidir.”
YENİ DÜNYA DÜZENİ, CANAVARLAR ZAMANI
Bakan, Orta Doğu’daki çatışmalar ve küresel riskler hakkında şunları söyledi:
“Artık yeni bir dünya düzenine doğru bir gidişat var. Liderler bir anda koltuklarından oluyor, rejimler değişiyor, insanlar katlediliyor, BM seyirci kalıyor! Eski dünya düzeni ölüyor, yenisi doğmak için mücadele veriyor. Bu geçiş sürecinde de tabii canavarlar ortaya çıkıyor. Bunun en hazin örneği 28 Şubat sabahı İsrail’den atılan füzeyle 168 İranlı kız çocuğunun katledilmesi olduğunu söyledi.”
“Bu geçiş dönemi içerisinde ise Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin fırsatçılığını izliyoruz.”
Hasipoğlu, Rum yönetiminin bölgedeki hareketliliğini eleştirerek, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ‘aman beni koruyun, ülkem elden gidiyor’ diyerek bir anda Fransa’yı, İtalya’yı, Amerika’yı, İsrail’i ülkesine çağırıyor” dedi.
“Adayı daha da hedef hâline getiriyor ve silahlanıyor. Kime karşı silahlanıyor? Tabii ki bize ve ana vatan Türkiye’ye karşı silahlanıyor” ifadelerini kullandı.
ALTI F-16 UÇAĞI KIBRIS TÜRK HALKININ GÜVENLİĞİ İÇİN GELDİ
Bakan, Türkiye’nin adadaki güvenlik önlemlerine dikkat çekerek, “Bugün Türkiye’den kalkacak uçakların buraya geliş süresi beş dakika. Nitekim altı tane F-16 uçağı bugün adamıza geldi. KKTC halkının güvenliği için geldi” dedi.
TÜRK ORDUSU ADADAKİ BARIŞIN TEMİNATI
“Yunan savunma bakanının ifade ettiği gibi adadaki Türk askeri işgalci değil. Bilakis adadaki Türk askeri 1974 Mutlu Barış Harekâtı’ndan itibaren bu adaya barışı ve huzuru getirdi” diyen Hasipoğlu, F-16 uçaklarının adaya gelmesinin barış ve huzur için olduğunu vurguladı.
ABD, İSRAİL VE RUM YÖNETİMİYLE BÖLGESEL İŞBİRLİKLERİ
Bakan, bölgedeki uluslararası iş birliklerine dikkat çekti: “İsrail diyor ki Kıbrıs Adası İsrail’in bir güvenlik meselesidir. Bu cümle bile Rum yönetiminin hangi amaca hizmet ettiğinin en bariz göstergesidir.”
BİRLİK VE BERABERLİK ÇAĞRISI
Konuşmasını birlik ve beraberlik mesajıyla tamamlayan Bakan, “Bu günleri birlik ve beraberliğimizi bozmadan geçirip, savaşı en az zararla atlatmak için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Ana vatan Türkiye Cumhuriyeti ile birlikte bu süreci en güvenli şekilde atlatacağımızdan şüphem yoktur” dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran’dan Türkiye’ye ateşlenen balistik füzeyle ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin yeri de tavrı da bellidir, ateşin daha fazla yayılmaması için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır. Yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini hatırlatıyorum. Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eşgüdüm içinde takip edecek ve güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri sürdürüceğiz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın gündeminde bir hafta içinde ikinci kez, bugün İran’dan ateşlenerek Türkiye hava sahasına giren balistik füzeyle ilgili gelişmeler de vardı. Millî Savunma Bakanlığı (MSB) bugün İran’dan ateşlenerek Türkiye’ye giren bir balistik mühimmatın daha Doğu Akdeniz’deki NATO güçleri tarafından durdurulduğunu açıkladı.
“Yanlış ve provokatif adımlara devam ediliyor”
Erdoğan, açıklamasında İran’dan Türkiye’ye gönderilen ikinci füzeye de değinerek “Samimi uyarılarımıza rağmen Türkiye’nin dostluğunu zora sokacak son derece yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediliyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek hesabın içine girilmemelidir.” dedi. “Türkiye’nin yeri de tavrı da bellidir, ateşin daha fazla yayılmaması için gösterdiği olağanüstü çabalar da ortadadır.” diyen Erdoğan “Yanlışta ısrar ve inat edilmemesi gerektiğini hatırlatıyorum. Gelişmeleri NATO ve diğer müttefiklerimizle eşgüdüm içinde takip edecek ve güvenliğimizi tahkim edecek ilave önlemleri sürdürüceğiz.” dedi.
“Siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşmemelidir”
“KKTC’nin savunmasını artırmaya yönelik 6 adet F-16 savaş uçağını ve hava savunma sistemimizi adaya konuşlandırdık. İki devlet bir millet olarak hareket ettiğimiz can Azerbaycan başta olmak üzere bölgedeki ülkelerle de dayanışma içindeyiz.” diyen Erdoğan, Kürt grupların İran’daki rejim değişikliğini tetiklemek için ABD tarafından silahlandırılacağının iddia edildiği haberlerle ilgili olarak da şöyle konuştu:
“Terörsüz Türkiye sürecimizi sekteye uğratacak, bölgemizin huzur ve istikrarına darbe vuracak her türlü senaryonun en güçlü şekilde karşısında olduğumuzu bir kez daha vurguluyorum. Kimse yanlış hesap yapmamalı, Siyonist katliam şebekesinin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşmemelidir. Irak Kürt bölgesindeki kardeşlerimizin açıklamalarını memnuniyetle karşılıyor, bu oyuna gelmeyeceklerine inanıyoruz.”

AZERBAYCAN SAVUNMA BAKANLIĞI: TÜRKİYE İLE TAM DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ
Azerbaycan Savunma Bakanlığı, İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren balistik mühimmatla ilgili olayın barış ve güvenlik için ciddi tehdit oluşturduğunu bildirdi.
Bakanlık, Türk hava sahasında etkisiz hale getirilen balistik mühimmata ilişkin açıklama yayımladı.
Açıklamada, “Türkiye’ye karşı gerçekleştirilen füze saldırısını şiddetle kınıyoruz. Bu tür eylemler bölgesel barış ve güvenlik için ciddi tehdit oluşturmakta olup kabul edilemezdir. Kardeş Türkiye Cumhuriyeti ile tam dayanışma içindeyiz.” ifadesi kullanıldı.
Açıklamada ayrıca Azerbaycan’ın, Türk hükümetinin, halkın ve ülke topraklarının güvenliğini sağlama yönündeki çabalarını desteklediği belirtilerek, “Azerbaycan, kararlılıkla Türkiye’nin yanındadır.” ifadesine yer verildi.

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Meclis Genel Kurulu’nda CTP Milletvekili Sıla Usar İncirli’ye yanıt vererek, akaryakıta yapılan zammın bütçe açığını kapatmak amacıyla yapıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Berova, 2026 yılının başından itibaren bölgede yaşanan gerilim ve Şubat ayı sonunda fiziki savaşa dönüşen gelişmelerin ekonomik ve mali açıdan KKTC’yi de etkilediğini ifade etti.
“KAMU MALİYESİNE YÜK OLUŞTU AMA SORUMLULUKLARIMIZI YERİNE GETİRDİK”
2024 yılında yaşanan gelişmeler sırasında özellikle çalışan kesimlerin ve dar gelirli vatandaşların alım gücünü korumak amacıyla çeşitli önlemler alındığını belirten Berova, üç kez uygulanan hayat pahalılığı artışının kamu maliyesi üzerinde önemli bir yük oluşturduğunu söyledi.
Buna rağmen hükümetin sürdürülebilir borçlanma politikasıyla mali yükümlülüklerini yerine getirdiğini vurgulayan Berova, yatırımların, mahalli projelerin ödemelerinin ve diğer mali sorumlulukların aksatılmadan sürdürüldüğünü kaydetti.
“AKARYAKIT PİYASASI KÜRESEL GELİŞMELERDEN ETKİLENDİ”
KKTC’nin ada ekonomisine sahip olduğunu ve bu nedenle ithalata bağımlı bir yapısı bulunduğunu ifade eden Berova, Ocak ayında ortaya çıkan savaş gerginliği ve bölgedeki tansiyonun akaryakıt piyasasını da etkilediğini söyledi.
Brent petrol fiyatlarının ortalama 60 dolar seviyesinden başlayarak 75 dolar bandına kadar yükseldiğini belirten Berova, akaryakıt fiyatlarının Fiyat İstikrar Fonu (FİF) aracılığıyla yaklaşık 30 yıldır sürdürülen bir strateji doğrultusunda yönetildiğini ifade etti.
“FİF İLE FİYAT DALGALANMALARININ ETKİSİNİ AZALTTIK”
Hükümetin 20 Kasım’dan geçen haftaya kadar Fiyat İstikrar Fonu’nu kullanarak fiyat dalgalanmalarından kaynaklanabilecek şokları emdiğini dile getiren Berova, bu süreçte devletin bütçe gelir ve gider kalemlerinin de dikkatle değerlendirildiğini söyledi.
“BÜTÇE AÇIĞINI ZAMLA KAPATTIĞIMIZ İDDİASI UYDURMADIR”
2026 yılı bütçe açığına ilişkin öngörülerinin yaklaşık 25,5 milyar TL düzeyinde olduğunu açıklayan Berova, akaryakıta yapılan zammın bütçe açığını kapatmak amacıyla yapıldığı yönündeki iddiaları reddetti.
Berova, “Zamla ilgili yapılan düzenlemenin bütçe açığını kapatmak yolunda olduğu söylemi tamamen uydurmadır. Önceliğimiz akaryakıt fiyatını dalgalanmalardan korumaktır. Günün sonunda buradaki durum bütçe açığını kapatmaya yönelik herhangi bir hamle değildir” dedi.
Brent petrolün varil fiyatının 105 dolara kadar ulaştığını ve bir hafta içerisinde petrol fiyatlarının yüzde 35 oranında arttığını vurgulayan Berova, bu gelişmelerin ada ekonomisini doğrudan etkilediğini sözlerine ekledi.


UBP Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy, Meclis’te yaptığı konuşmada, Hukuk Komitesi’nde görev yaptığı süre boyunca hiç kimsenin kendisine talimat vermediğini vurguladı. Taçoy, talimat iddialarını sert bir dille reddederek, demokratik çalışma anlayışını ve partiler arası iş birliğini savundu.
Taçoy konuşmasında şunları söyledi:
“Gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim: Hukuk Komitesinde görev yaptığım süre boyunca hiç kimse bana talimat vermedi. Ne genel başkan, ne genel sekreter ne de UBP’den herhangi bir yetkili bana bir talimat verdi. Ben böyle bir talimat almadım. Bunu çok net bir şekilde ifade ediyorum ve her yerde aynı gerçeklikle savunurum.”
Taçoy, yasaların hazırlanma sürecine değinerek, yapılan çalışmaları demokratik tartışma zemini oluşturacak şekilde yürüttüklerini kaydetti ve
“Biz, yasalar hazırlanırken eksik, noksan ya da fazladan yazılmış hususları gündeme getirerek demokratik bir şekilde tartışma zemini oluşturduk. İsteseydik ilk gün yasa tasarısını getirir, oylatır ve süreci tamamlayabilirdik; ancak biz öyle yapmadık.” dedi.
Taçoy, ayrıca bazı yasalara ilişkin çalışmalarını CTP’li komite üyeleriyle paylaştığını, özellikle Av ve Yaban Hayvanları Yasası ile ilgili hazırlıklarını aktardığını belirtti.
KINIYORUM
“Burada demokrasinin ötesine geçen herhangi bir durum var mı? Benim elimi zorla kaldıran birisi var mı? Yok. Herkes kendi görüşü doğrultusunda konuşur ve oyunu verir. Talimat alanlar ve almayanlar şeklinde bir ayrım yapan zihniyeti de kınıyorum.”diyen
Taçoy, geçmişte CTP dönemlerinde bakanlık yaptığını hatırlatarak, karar alma süreçlerini ve Bakanlar Kurulu’ndaki çalışmalarını yakından bildiğini vurguladı ve
“Hiç kimse burada bir başka arkadaşını demokrasi dışı ithamlarla eleştirmesin. Herkes kendi görüşü doğrultusunda elinden gelen katkıyı ortaya koymaktadır.” diye konuştu.

UBP Lefkoşa Milletvekili Sadık Gardiyanoğlu, Meclis’te yaptığı açıklamada, 2022–2023 döneminde Hukuk Komitesi’nde görev yaptığı süre boyunca hiçbir milletvekilinin talimatla hareket etmediğini vurguladı. Gardiyanoğlu, komite çalışmalarının her zaman oy birliği ve hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü belirtti.
Gardiyanoğlu konuşmasında, o dönemde birlikte çalıştığı CTP milletvekilleri Ürün Solyalı ve Ongun Talat ile birlikte birçok yasayı ele aldıklarını, eksik gördükleri düzenlemeler üzerinde ortak çalışmalar yaptıklarını ve yasaların büyük çoğunluğunu oy birliğiyle geçirdiklerini kaydetti ve şunları söyledi: “Mart 2022’den Ağustos 2023’e kadar Hukuk Komitesinde birlikte çalıştık. Bu süreçte birçok yasayı birlikte ele aldık; eksik gördüğümüz düzenlemeler üzerinde ortak çalışmalar yaptık ve pek çok yasayı oy birliğiyle geçirdik.”
Gardiyanoğlu, özellikle e-Devlet Yasası ile ilgili çalışmaları hatırlatarak,
“Hatta sevgili Ürün’le birlikte imza koyarak e-Devlet Yasası’nın komite gündemine gelmesine öncülük ettik. O yasa, oy birliğiyle geçen ve gerçekten bir milat niteliği taşıyan önemli bir düzenleme olmuştur.” dedi.
Mecliste yapılan talimatçı-isyancı ayrımı yorumlarını da eleştiren Gardiyanoğlu, şunları söyledi:
“Bugün Mecliste canlı yayında ‘isyancılar ayrıldı, talimatçılar içeriye girdi’ şeklinde bir ifade kullanılması bizleri son derece üzmüştür. En azından sizinle bir buçuk yıl aynı komitede birlikte çalışmış bir milletvekili ve arkadaşınız olarak bu sözlerin bizi yaraladığını ifade etmek isterim.”
Gardiyanoğlu, yasaların hazırlanması sürecinde hukukçuların, savcıların ve bilirkişilerin görüşlerinin önemine de dikkat çekerek,
“En doğru yasayı yapmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Nasıl ki 2022–2023 döneminde Hukuk Komitesinde bir buçuk yıl görev yaptık ve alnımızın akıyla çıktık; komiteden geçen yasaların yaklaşık yüzde doksanı oy birliğiyle kabul edildi.” şeklinde konuştu.

UBP Milletvekili ve Grup Başkanvekili Sunat Atun, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi’nde yapılan değişikliklere ilişkin bilgi verdi. Atun, söz konusu düzenlemelerin parti içinde sağlanan mutabakatla gerçekleştirildiğini ve komitelerin daha etkin çalışmasını sağlamak amacıyla yapıldığını vurguladı.
Atun, değişiklikler kapsamında UBP Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy ve Girne Milletvekili Hasan Küçük’ün yerine Alişan Şan ile Sadık Gardiyanoğlu’nun komitelerde görevlendirildiğini açıkladı. Yapılan düzenlemenin, ilgili milletvekillerinin yoğun görev takvimleri ve yurt dışı programları dikkate alınarak gerçekleştirildiğini ifade etti.
Hasan Küçük’ün hâlihazırda Divan Kâtipliği görevinin yanı sıra Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi, Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesi, Avrupa Birliği Uyum Yasa Tasarılarını Görüşmek Üzere Oluşturulan Geçici ve Özel Komite ve Dijital Dünyada Çocuk Haklarına İlişkin Geçici ve Özel Komitesi’nde (Ad-Hoc) görev yaptığını hatırlatan Atun, Hasan Taçoy’un ise Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi üyeliğini sürdürdüğünü belirtti. Taçoy’un bu hafta gerçekleştirilecek toplantıya katılamayacağını ve yurt dışı programlarının yoğunluğu nedeniyle komite görevlerinde değişikliğe gidildiğini söyledi.
Muhalefetin eleştirilerine de yanıt veren Atun, şu ifadeleri kullandı:
“Ana muhalefetin ‘talimat alanların yerine almayanları koyun’ şeklindeki söylemini aynen iade ediyorum. Hiçbir milletvekili talimat almaz. Meclis’te görev yapan her milletvekili kendi iradesiyle hareket eder.”
Atun ayrıca, ana muhalefetin konuyu farklı bir zemine çekme çabalarının kabul edilemeyeceğini belirterek, UBP olarak yapılan düzenlemeleri parti olarak onayladıklarını ifade etti.
Yapılan görevlendirmelerle komitelerin daha etkin çalışmasının hedeflendiğini dile getiren Atun, bu adımın aynı zamanda UBP’nin Meclis içindeki koordinasyonunu güçlendireceğini ve yasama çalışmalarının verimliliğine katkı sağlayacağını kaydetti.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu yasama gündemiyle toplandı. Genel kurulda söz alan Ulusal Birlik Partisi milletvekili Yasemin Öztürk, Cumhuriyetçi Türk Partisi milletvekili Fazilet Özdenefe’nin hukuk komitesinin çalışma yöntemiyle ilgili eleştirilerine kürsüden yanıt verdi.
Öztürk konuşmasında Özdenefe’nin eleştirilerini “şov” olarak nitelendirirken, pazartesi günü yapılan komite toplantısının keyfi olmadığını savundu. Komite çalışmalarını hızlandırmak için zamanın verimli kullanılmaya çalışıldığını söyleyen Öztürk, komitede bekleyen çok sayıda yasa bulunduğunu belirtti.
Konuşmasına meclisteki tartışmalara değinerek başlayan Öztürk, iki saat boyunca sert eleştiriler yöneltildiğini söyledi. Kendisine söz verilmeden önce bu eleştirilerin dile getirildiğini ifade eden Öztürk, söz alındığında ise aynı saygının gösterilmesini beklediğini dile getirdi.
Öztürk, “Eğer gerçekten niyetiniz şov yapmak değil gerçeği öğrenmek olsaydı bana sorardınız. Ben de size neden toplandığımızı seve seve anlatırdım” diyerek eleştirilere karşı çıktı. Konuşması sırasında salondan gelen müdahalelere de tepki gösteren Öztürk, herkesin birbirini saygılı biçimde dinlemesi gerektiğini söyledi.
“Zaman yoksa pazartesi de toplanırım”
Öztürk, hukuk komitesinin pazartesi günü toplanmasının belirli bir zorunluluktan kaynaklandığını ifade etti. Komite üyelerinden birinin görev nedeniyle hafta içinde mecliste bulunamayacağını belirten Öztürk, bu nedenle toplantının öne çekildiğini söyledi.
Komitenin haftada en az bir kez uzun süreli toplanmasına özen gösterdiğini anlatan Öztürk, bazı dönemlerde bunun iki ya da üç toplantıya kadar çıkabildiğini kaydetti. “Zaman yoksa pazartesi de toplanırım, hiç sıkıntı değil” diyen Öztürk, önceliklerinin komitede bekleyen yasaları sonuçlandırmak olduğunu vurguladı.
“Kimseyi bekletme niyetimiz yok”
Komite toplantısı için mecliste bekleyen paydaşlara da değinen Öztürk, toplantı saatinin net olmadığının kendilerine önceden bildirildiğini söyledi. Genel kurul nedeniyle saat verilemediğini ifade eden Öztürk, davetlilere gerekirse yarım saat önceden haber verileceğinin iletildiğini kaydetti.
Komite önünde bekleyen kişilerin kendi tercihleriyle beklediğini dile getiren Öztürk, kimseyi bekletme ya da saygısızlık etme niyetleri olmadığını söyledi. Öztürk, amaçlarının mümkün olduğunca fazla yasa görüşmek ve komitede biriken gündemi azaltmak olduğunu ifade etti.
“Önceliğimiz bugün ceza yasası değil”
Öztürk konuşmasında hukuk komitesinin gündemindeki yasa çalışmalarına da değindi. Sabah saatlerinde ceza yasasıyla ilgili görüşme yapıldığını doğrulayan Öztürk, günün geri kalanında bu konunun görüşülmeye devam edilmeyeceğini belirtti.
Komitenin gündeminde avcılık yasasıyla ilgili düzenlemelerin bulunduğunu ifade eden Öztürk, gün içinde mümkün olursa bu konunun görüşülmeye devam edileceğini söyledi. Tartışmalar sırasında komite toplantısının genel kurul sonrasına bırakılması önerisi de gündeme geldi.
Öztürk, komite toplantısının pazartesiye alınmasının nedeninin bir komite üyesinin hafta içinde görevli olması olduğunu belirterek, bu tür kararların istişare edilmesinin önemine katıldığını ifade etti.

Associated Press’in (AP) aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı, Adana’daki ABD Konsolosluğunda görev yapan zorunlu olmayan personel ile aile üyelerinin bölgeden ayrılması talimatı verdi.
Bakanlık ayrıca ABD vatandaşlarına Türkiye’nin güneydoğusunu terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu.
Adana, ABD’nin İran ile başlayan savaşın ardından “zorunlu ayrılma” talimatı verdiği 10. diplomatik temsilcilik oldu. Bu adım aynı zamanda bir NATO üyesi ülkeyi kapsayan ilk tahliye kararı olarak kayda geçti.
ABD Dışişleri Bakanlığı bugün, Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan diplomatik personelin ülkeden ayrılmasını istemişti. ABD Dışişleri Bakanlığı 3 Mart’ta da Katar, Ürdün, Irak, Bahreyn ve Kuveyt’teki devlet personelinden acil görevi olanlar dışındakilere ayrılma talimatı vermişti.


Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti tarafından KKTC’nin güvenliğinin güçlendirilmesi için adaya konuşlandırılan F-16 savaş uçaklarına ilişkin sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama yaptı.
Başbakan Üstel, “Türkiye Cumhuriyeti tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin güçlendirilmesi amacıyla adaya konuşlandırılan F-16 savaş uçaklarımıza ve kahraman pilotlarımıza “hoş geldiniz” diyorum. Türkiye Cumhuriyeti’ne ait F 16 Uçakları ve hava savunma sistemleri hakkında Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in yaptığı açıklamaları dikkatle takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Hristodulidis’in, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının güvenliği için attığı adımlara hakaret etme çabası kabul edilemez”
“Hristodulidis’in Türkiye’nin bu adımına yönelik sözlerini be konuya Avrupa Birliği unsurlarını müdahil etme çabasını kınıyoruz…” diyen Başbakan Üstel, açıklamasına şöyle devam etti:
“Türkiye’ye yönelik niteleme, hem tarihi gerçeklerle hem de uluslararası hukukun temelini oluşturan 1960 Garanti Antlaşmaları ile bağdaşmamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin attığı bu adımlar herhangi bir saldırı amacı taşımamakta, yalnızca Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik savunma tedbirleri kapsamında gerçekleştirilmektedir.
Asıl dikkat çekici olan ise büyük çelişkidir. Kendi halkının güvenliği gerekçesiyle adanın güneyini farklı ülkelerin askeri unsurlarıyla dolduran, çeşitli yabancı orduların ve askeri iş birliklerinin adada konuşlanmasına kapı açan Hristodulidis’in, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının güvenliği için attığı adımlara hakaret etme çabası kabul edilemez bir yaklaşımdır.”
“Türkiye’nin garantörlüğü, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin ve adadaki barış dengesinin temel teminatı”
Başbakan Üstel, “Gerçekler açıktır. 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklık devleti, Rum yönetimi tarafından tek taraflı şekilde ele geçirilmiş; ortaklık devleti fiilen bir Rum devletine dönüştürülmüştür. Dolayısıyla bu adada işgalden söz edilecekse, bu işgali gerçekleştiren taraf ortaklık devletinin kurumlarını tek taraflı şekilde kontrol altına alan Rum yönetiminin kendisidir” dedi.
Üstel, “Türkiye Cumhuriyeti ise Kıbrıs’taki varlığını 1960 Garanti Antlaşması’ndan doğan meşru haklarına dayandırmaktadır. Türkiye’nin garantörlüğü, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin ve adadaki barış dengesinin temel teminatıdır. Adanın güneyinde Avrupa ülkelerinin askeri unsurlarına ve yabancı orduların varlığına tek kelime etmeyen, hatta bunları adaya davet eden bir anlayışın, konu Türkiye olduğunda farklı bir dil kullanması ciddi bir çelişkidir” açıklamasını yaptı.
“Türk ordusu Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin teminatıdır”
“Türk ordusu Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin teminatıdır” ifadelerini kullanan Üstel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu gerçek dün olduğu gibi bugün de geçerlidir, yarın da geçerli olmaya devam edecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğü ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin varlığı, Kıbrıs Türk halkının güvenliği için vazgeçilmezdir ve bu güvenlik teminatı kararlılıkla sürdürülecektir.”

Kıbrıs Türk milli mücadele tarihinde önemli yeri olan Baf Direnişi’nin 62. Yıldönümü ve bu direnişte şehit düşenler Güzelyurt’ta düzenlenen törenle anıldı.
Gazi Baf Şehitler Anıtı önünde düzenlenen tören, anıta çelenk sunulmasıyla başladı, ardından saygı duruşunda bulunuldu ve saygı atışı yapılarak İstiklal Marşı dokundu.
Gazi Baf Dayanışma Derneği Başkanı Türkay Tokel, şanlı Baf Dirişi’nin önemine işaret ederek tüm şehitleri rahmetle gazileri de şükranla andı.
Tokel, “9 Mart; bir avuç mücahidin o yıllarda güçlü unsurlara karşı verdiği destansı bir mücadelenin adıdır. Kıbrıs Türk halkının bu topraklarda kök salmasının yazıldığı bir gündür. Özgürlüğümüz, geleceğimiz ve egemenliğimiz savunuldu bu mücadele Kıbrıs Türk toplumunun var olma mücadelesinin en önemli günlerinden birisiydi.” dedi.
Ortadoğu’da yaşanan savaşa da işaret eden Tokel, böylesi bir ortamda KKTC’de Kıbrıs Türk halkını sadece Türkiye’nin koruduğunu ve Türkiye’nin garantörlüğünün hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.
Baf Türk Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Dökmen de Baf Türklerinin Rum saldırıları karşısında verdiği direnişi aktararak, Baf’ta verilen mücadelenin Kıbrıs Türkü’nün adada egemen ve özgür yaşama kararlılığının göstergesi olduğunu ifade etti.
Başbakan Ünal Üstel de konuşmasına Baf şehitlerini anarak başladı.
Üstel, Kıbrıs Türk halkının verdiği o yıllarda Rumlara karşı verilen varoluş mücadelesini aktararak Türkiye’nin 20 Temmuz 1974’te Adaya barışı getirdiğini söyledi.
Başbakan Üstel konuşmasında bölgede yaşanan savaşlara dikkat çekti.
“Bugün gözümüzün önünde İsrail Gazze’ye saldırdı hala saldırıyor dünya seyrediyor AB, BM seyrediyor hani güvenlik konseyi hani insanlık hakları dur diyen yok tek dur diyen Türkiye Cumhuriyeti. Çoluk çocuk demeden insanlar katlediliyor. Şimdi de İran savaşını seyrediyoruz halkıma şunu sormak istiyorum biz bu günlere gelirken bizim mücahidimiz ve Mehmetçiğimizin mücadelesi olmasa bugün bizim de Gazze’den bir farkımız olmazdı yeni bir savaşın eşiğinde bulduk kendimizi. Bugün Lübnan’da İran’da aynı şeyler yapılıyor çocuklar ölüyor. Hala bu savaşa dur diyen yok.”
Meclis Başkanı Ziya Öztürkler de böylesi günlerin önemine işaret ederek Kıbrıs Türkünün bu topraklarda haklarına sahip çıkarak var olmaya devam edeceğini vurguladı.
“Böylesi günler birlik ve beraberliğimizin ve atalarımızın vermiş olduğu mücadeleyi anlamak için önemlidir. Bu Günün Kıbrıs Türkünün azınlığı asla kabul etmediğinin, bu topraklarda var olduğunun ve var olacağının ne anlama geleceğinin ortaya konulduğu önemli bir gündür”
Törende öğrenciler ve Baf Türk Birliği Yönetim Kurulu üyesi İbrahim Açman tarafından şiirler de okundu.
Tören konuşmaların ardından sona erdi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Baf Direnişi, Malya, Bağlıköy, Gaziveren ve Çamlıköy şehitlerini anma haftası dolayısıyla yayımladığı mesajında, bu topraklarda özgürlük ve varoluş mücadelesi verenlerin hatırasının halkın iradesini ve kararlılığını geleceğe taşımak açısından en önemli görev olduğunu vurguladı.
Şehitlerin aziz ruhları önünde saygıyla eğildiklerini belirten Öztürkler, onların bıraktığı mirası onurla sahiplendiklerini ifade etti.
Ercan’a konuşlanan 6 adet F16 savaş uçağını “Cengiz Topel’in evlatları, evinize hoş geldiniz” sözleriyle karşılayan Öztürkler, Yunan jetlerinin Güney’e indiğini bu bağlamda Türk kartallarının da Kuzey semalarında yerini aldığını belirterek bu dengenin barışın ve caydırıcılığın teminatı olduğunu söyledi.
Kıbrıs Türk halkının gökyüzünde şahinlerini gördükçe geleceğe daha güvenle bakacağını dile getirdi.
Ortadoğu’da İran ile İsrail arasında yükselen savaş gerilimine dikkat çeken Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının kendi direniş tarihinden aldığı dersle barışın ve güvenliğin değerini Anavatan Türkiye ile bir kez daha hatırladığını ifade etti.
Rum liderin takındığı tavrı eleştiren Öztürkler, halkın iradesini yok sayan bir yaklaşım ile karşı karşıya olduklarını kaydetti.
Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ın “Yunanistan’ın Kıbrıs’a savaş uçağı göndermesinin Türk askerinin adadan çekilmesi için uygun bir fırsat yarattı” sözlerine yanıt vererek, “Biz buradayız, varız ve var olmaya devam edeceğiz. Mehmetçik, şehitlerimizin kanıyla sulanmış bu topraklardan birilerinin isteğiyle çekilmez” dedi.

KKTC Doha Temsilciliği tarafından verilen bilgiye göre, Katar hava sahasının uçuşlara kapanması sonucu Doha’da mahsur kalan KKTC vatandaşlarının bir kısmı bugün Türkiye Cumhuriyeti Doha Büyükelçiliği tarafından düzenlenen otobüs seferiyle Riyad Uluslararası Havalimanı’na gönderildi.
KKTC Doha Temsilciliği, tüm yolculara güvenli bir yolculuk dileyerek, destekleri için Büyükelçiliğe teşekkür etti.