Bağdat’taki ABD üssüne İHA saldırısı

Irak’ın başkenti Bağdat’ta, Uluslararası Bağdat Havalimanı’ndaki ABD üssüne insansız hava aracı (İHA) ile saldırı düzenlendiği bildirildi.

Irak’ta yayın yapan Alsumaria TV’nin haberine göre, Uluslararası Bağdat Havalimanı’nda bulunan ABD Victoria Üssü’ne İHA’yla gerçekleştirilen saldırıda maddi hasar ve can kaybının yaşanmadı.

Irak makamlarından konuyla ilgili henüz herhangi bir açıklama yapılmadı.

– ABD-İsrail’in İran’a saldırıları

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

Trump, İran’ın silah ve füze kapasitesinin “tükenmekte olduğunu” savundu

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın silah ve füze kapasitesinin “tükenmekte olduğunu” öne sürerek çatışmaların 4 ila 5 hafta sürebileceğini veya birkaç gün içinde sona erebileceğini söyledi.

Politico haber sitesine verdiği mülakatta Trump, 28 Şubat’ta İsrail ile ABD’nin İran’a ortak saldırıyla başlayan çatışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Trump, İran’ın bir süre daha “füze saldırılarına devam etmesinin beklenmesine” rağmen Tahran’ın askeri kapasitesinin giderek zayıfladığını savundu.

İran’ın vuracak alanının tükenmekte olduğunu, büyük kayıplar verdiğini ve füze fırlatma rampalarının bitmek üzere olduğunu savunan Trump, “Orta ve üst düzey mühimmat ve benzeri malzemelerimiz sınırsız. Bunu saklıyoruz ve üretiyoruz.” diye konuştu.

Trump, savunma firmalarının ihtiyaç duydukları malzemeleri üretmek için harekete geçtiğini belirterek firmaların acil durum talimatları altında çalıştığını söyledi.

Yeni hükümetle çalışmayı düşünmesinin çok mu geç olduğu sorulan Trump, “Hayır, henüz geç değil. 49 (İranlı üst düzey lider) öldürüldü. Unutmayın, bu oldukça derin değil mi? Yeni isimler ortaya çıkıyor. Çok sayıda kişi bu görevi istiyor. Bazıları çok iyi olur.” yanıtını verdi.

Trump ayrıca, çatışmaların 4 ila 5 hafta sürebileceğini veya birkaç gün içinde sona erebileceğini belirtti.

– ABD-İsrail’in İran’a saldırıları

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

İran Kızılayı, ABD-İsrail saldırılarında 787 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

4 Mart 2026 DÖVİZ KURLARI

Orta Doğu’daki savaş nedeniyle Dolar, rekor kırdı.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 43,98 TL, Euro 51,15 TL, İngiliz Sterlini ise 58,73 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.12 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,97 TL, satış fiyatı 44 TL.

Euro’nun alış fiyatı 51,12 TL, satış fiyatı 51,17 TL, İngiliz Sterlini ise 58,71 TL’den alınıp 58,76 TL’den satılıyor.

İran Savaşı 5. gününde

ABD ve İsrail’in saldırısıyla başlayan İran Savaşı 5. gününe girdi. ABD 17 İran gemisini batırdığını açıklarken İran, “Hürmüz tamamen bizim kontrolümüzde” dedi. İşte 5. gününde savaştan dakika dakika gelişmeler…

HAMANEY’E VEDA 3 GÜN SÜRECEK

ABD ve İsrail’in saldırılarında ölen İran dini lideri Ali Hamaney”in cenaze töreni 6 Mart’ta yapılacak. Ancak cenaze öncesi Hamaney’e veda töreni düzenleneceği açıklandı ve 4 Mart akşamından itibaren İranlıların Tahran Musalla Camisi’nde toplanacağı belirtildi.

İRAN SAVAŞI’NDA 5. GÜN

Beşinci günün sabahında İran devlet televizyonu Tahran’ın batısında patlama sesleri geldiğini bildirirken, İsrail Beyrut’a da saldırılarına devam etti. Lübnan’da 6 kişinin saldırılarda öldüğü açıklandı. Çin, tüm tarafların askeri operasyonlarını durdurmaya çağırdı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı CENTCOM, 17 İran gemisinin batırıldığını açıklarken İran Devrim Muhafızları da Hürmüz Boğazı’nın tamamını kontrol altında tuttuklarını belirtti.

Trump, bankaları dijital varlık düzenlemelerini zayıflatmakla suçladı

ABD Başkanı Donald Trump, bankaların sabitcoin piyasasına yönelik “Genius” yasasını zayıflatmasına izin vermeyeceklerini belirterek, piyasa yapısı düzenlemesinin bir an önce tamamlanması çağrısında bulundu.

Trump, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşım yaptı.

Geçen yıl imzalayarak yasalaştırdığı ve sabitcoinler için düzenleyici çerçeve oluşturan “Genius” yasasının bankalar tarafından “tehdit edildiğini ve zayıflatılmaya çalışıldığını” öne süren Trump, “Bu kabul edilemez ve buna izin vermeyeceğiz.” ifadesini kullandı.

Trump, ABD’nin dijital varlıklar için piyasa yapısı düzenlemesinin de bir an önce tamamlanması gerektiğinin altını çizerek, “Amerikalılar paralarından daha fazla kazanç elde etmeli. Bankalar rekor karlar açıklarken, güçlü kripto gündemimizi zayıflatmalarına izin vermeyeceğiz.” ifadelerine yer verdi.

Aksi takdirde bu sektörün Çin’e ve diğer ülkelere kayabileceğini savunan Trump, dijital varlıklara hukuki netlik sağlamayı amaçlayan Clarity tasarısının da hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Trump, “Genius” yasasının ABD’yi “dünyanın kripto başkenti” yapma yolunda atılan ilk büyük adım olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Clarity tasarısının kabul edilmesi ise işi tamamlamak ve en önemlisi bu büyük ve güçlü sektörü ülkemizde tutmak için atılması gereken bir sonraki adım. Bankalar, ‘Genius’ yasasının altını oymaya ya da Clarity tasarısını rehine gibi kullanmaya çalışmamalıdır. Bankaların kripto sektörüyle iyi bir anlaşma yapmaları gerekir, çünkü Amerikan halkının çıkarına olan budur. Bu sektör, gerçek anlamda başarılı olmaya bu kadar yaklaşmışken, Amerika halkının elinden alınamaz.”

Cevdet Yılmaz perşembe günü adaya geliyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 5 Mart’ta ülkemizi ziyaret edecek. Yılmaz, Başbakan Ünal Üstel ile Ercan Havalimanı’nda basın toplantısı düzenleyecek, Altınbaş Kıbrıs Üniversitesi’nin yeni kampüs temel atma törenine katılacak ve iftar programının ardından adadan ayrılacak.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 5 Mart Perşembe günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) gelecek.

Yılmaz, Başbakan Ünal Üstel ile birlikte Ercan Havalimanı’nda basın toplantısı düzenleyecek.

Cevdet Yılmaz daha sonra, Altınbaş Kıbrıs Üniversitesi yeni kampüs temel atma törenine katılacak.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katılacağı iftar programının ardından adadan ayrılacak.

“KKTC BAŞBAKANLIK KARTİNG BAHAR KUPASI” VERİLDİ

Kuzey Kıbrıs Karting Derneği’nin Cemsa Sporting Center’da düzenlediği “KKTC Başbakanlık Karting Bahar Kupası” yarışında Mini, Junior ve Senior kategorilerinde dereceye giren sporcular kupalarını aldı. Yarış, Motul 2026 Kuzey Kıbrıs ROK Cup Karting Şampiyonası öncesi gerçekleştirildi.

“KKTC Başbakanlık Karting Bahar Kupası” sahiplerini buldu.

Kuzey Kıbrıs Karting Derneği’nin (KKKD) organize ettiği kupa yarışı 1 Mart Pazar günü Cemsa Sporting Center’de yapıldı.

Dernekten verilen bilgiye göre, yarış Motul North Cyprus ana sponsorluğunda, “Motul 2026 Kuzey Kıbrıs ROK Cup Karting Şampiyonası” öncesi düzenlendi.

Bin 400 metre uzunluğundaki RC1 pist şeklindeki yarış, “Mini”, “Junior” ve “Senior” kategorilerinde yapıldı.

Mini kategoride, Asil Özbahadır birinci; Reşat Altınör ikinci; Junior kategoride Mustafa Topcu birinci; Eren Ortaç ikinci, Ateş Karalım üçüncü; Senior kategoride ise Niyazi Özçınar birinci; Yaroslav Malakov ikinci ve Demir Göksan üçüncü oldu.

Başbakanlık ana sponsorluğunda, Spor Dairesi Müdürlüğü, Güven Sigorta, Motul North Cyprus, Cemsa Sporting Center ve Near East Bank katkılarıyla yapılan yarışın ardından SK Karting Akademi sporcuları gösteri sürüşü yaptı.

Ödül töreninde dereceye giren sporculara kupaları Başbakanlık Özel Kalem Müdürü İlgen Bağcıer tarafından takdim edildi.

ERDOĞAN’DAN “BARIŞ ODAKLI DİPLOMASİ” MESAJI: TÜM İMKÂNLARIMIZI BUNUN İÇİN SEFERBER ETTİK

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ortadoğu’da artan gerilim ve çatışmaların müzakere yoluyla çözümü için barış odaklı diplomasi yürüttüklerini belirterek, Türkiye’nin bölgedeki istikrarsızlığın sona ermesi için tüm imkânlarını seferber ettiğini söyledi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ortadoğu’da istikrarsızlık ortamının giderek derinleştiğini ve çatışmaların müzakereyle çözümü için yoğun çaba sarf ettiklerini söyledi.

Erdoğan, barış odaklı diplomasiyle sorunların, diyalog ve müzakere yoluyla çözümü için gayret sarf ettiklerini söyleyerek, “Bölgemizin bu cendereden bir an önce kurtulması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız” dedi.

Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Ev Sahibi Türkiye-Ankara 31 bin 73 Konut Kura Çekim Töreni”ne katıldı.

Gazze’de, Batı Şeria’da ve işgal altındaki diğer Filistin topraklarında yaşayanların ramazanı yine mahzun bir şekilde karşıladığını anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:

“İsrail hükümeti, insani yardım girişlerini kasten engelleyerek ekim ayındaki mutabakatı açıkça ihlal ediyor. Ateşkese rağmen son 5 ayda 620’nin üzerinde Gazzeli kardeşimiz İsrail saldırılarında şehit oldu. Somali’de, Sudan’da, Arakan’da ve daha pek çok yerde mazlumlar şehri ramazanı ne yazık ki buruk bir kalple geçiriyor. Bunların üzerine bölgemizdeki gerilim dalgası maalesef günden güne yayılma eğilimi gösteriyor. Geçtiğimiz hafta Afganistan ile Pakistan arasında patlak veren çatışmalara, siyonist lobinin tahrikleriyle İran’a karşı düzenlenen hava harekatı eklendi. Körfez’deki kardeş ülkelere yönelik füze ve kamikaze dron saldırıları ise istikrarsızlık ortamını daha da derinleştirdi. Maalesef bu mübarek günlerde bölgemizin farklı noktalarındaki topraklar kan ve gözyaşıyla ıslanmaya devam ediyor. Coğrafyamızın dört bir ucunda bu hadiseler yaşanırken Türkiye olarak barış, huzur ve istikrar odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz.”

Türkiye’yi ve Türk milletini bu tehlikelerden uzak tutabilmek için gerekli tüm önlemleri aldıklarını ve almaya devam ettiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Yürüttüğümüz barış odaklı diplomasiyle sorunların masa başında, diyalog ve müzakere yoluyla, adil ve hakkaniyetli bir biçimde çözümü için yoğun gayret sarf ediyoruz. Daha fazla kan dökülmeden, ateş daha fazla yayılmadan, kardeş ülkeler arasına daha fazla husumet girmeden bölgemizin bu cendereden bir an önce kurtulması için tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız. Sizlerden, dayanışma mevsimi olan ramazan-ı şerifte gönül ve kültür coğrafyamızdaki kardeşlerimizi unutmamanızı bilhassa istirham ediyorum. Hem edeceğiniz dualarla hem de yapacağınız yardımlarla mazlum ve mağdurların yanında olacağınıza yürekten inanıyorum.”

Cevdet Yılmaz perşembe günü KKTC’ye geliyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 5 Mart Perşembe günü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) gelecek.

Yılmaz, Başbakan Ünal Üstel ile birlikte Ercan Havalimanı’nda basın toplantısı düzenleyecek.

Cevdet Yılmaz daha sonra, Altınbaş Kıbrıs Üniversitesi yeni kampüs temel atma törenine katılacak.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katılacağı iftar programının ardından adadan ayrılacak.

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla Körfez’e ve Körfez’den deniz trafiği durdu

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla Körfez’e ve Körfez’den deniz trafiği dururken, nakliyecilerin Körfez dışındaki alternatif limanlardan kara taşımacılığı ve yüklemeleri içeren yeni çözüm arayışına girebileceği belirtiliyor.

Basra Körfezi’nin ağzındaki Hürmüz Boğazı, Orta Doğu’daki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimini Umman Denizi ve Hint Okyanusu üzerinden dünya pazarlarına bağlıyor.

Dünyadaki günlük petrol tüketiminin yüzde 20’sinin (yaklaşık 20 milyon varil) geçtiği bu stratejik geçitten, özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Kuveyt ve İran’ın önemli miktarda petrol ve petrol ürünü taşınıyor. Buradaki sevkiyatın önemli bölümü Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Asya ülkelerine gidiyor.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hafta sonunda başlattığı saldırılar sonrası Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiği resmen durdu. İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nı geçişlere kapattıklarını ve geçmeye çalışan gemilere saldıracaklarını bildirdi.

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla Körfez’e ve Körfez’den deniz trafiği dururken, çok sayıda gemi bölgede mahsur kaldı. Tedarikteki aksamalar sonrası küresel enerji tedarikine yönelik endişeler uluslararası piyasalarda keskin fiyat artışlarına yol açtı.

Küresel nakliye ve lojistik sektöründe yaşanan aksaklıklar nedeniyle, büyük nakliye şirketleri savaş riski ek ücretleri gibi acil durum önlemleri aldı ve bu durum maliyetlerde artış baskısı oluşturdu.

Denizcilik araştırma şirketi Drewry’den alınan bilgilere göre, Hürmüz Boğazı’nın kapanması sonrası Körfez’e ve Körfez’den deniz trafiğinin durması nedeniyle nakliyecilerin Körfez dışındaki alternatif limanlardan kara taşımacılığı ve yüklemeleri içeren diğer çözümleri aramaya yönlenmesi bekleniyor.

Aynı zamanda, Körfez ülkelerinde hava sahasının da önemli ölçüde kapanması hava kargo operasyonlarını ve mürettebat hareketlerini aksatırken, yeniden açılma için kesin bir zaman çizelgesi bulunmuyor.

Bu nedenle, nakliyecilerin Süveyş Kanalı’ndan geçişleri daha da azaltabileceği ve Ümit Burnu üzerinden yeniden rota belirlemeye öncelik verebileceği öngörülüyor.

Hürmüz Boğazı’na yönelik gelişmeler ışığında kargo sahipleri artan navlun ücretleri, daha uzun transit süreleri, tedarik zinciri gecikmeleri ve ekipman kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalırken, yakıt maliyetlerinin de artması bekleniyor.

Bakan Fidan: “KKTC için çok fazla risk olduğunu düşünmüyorum, Güney’de de riskin sınırlı olduğunu düşünüyorum”

TC Dışişleri Bakanı Fidan, İran’ın Kıbrıs adasını hedef alma ihtimaline ilişkin,  “Kuzey Kıbrıs için çok fazla risk olduğunu düşünmüyorum an itibarıyla. Güney’de de riskin sınırlı olduğunu düşünüyorum, çok sınırlı. Sivil tesisler için çok fazla bir şey olmayabilir.” dedi.

Medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle düzenlenen iftar programında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran’da ve bölgede istikrarın korunmasının kritik olduğunu belirterek sükunetin sağlanması ve yeniden barış ortamının tesis edilmesi için yoğun çaba harcadıklarını vurguladı.

Son gelişmelerin hem bölgenin geleceğini hem de küresel istikrarı riske atabilecek nitelikte olduğuna dikkati çeken Fidan, ABD ve İsrail’in İran’ı hedef alan saldırıların ilk aşamada İran’ın bölgedeki vekil unsurlarında çok belirgin bir hareketlenmeye yol açmadığının görüldüğünü belirterek buna rağmen Hizbullah tarafında bazı hareketlilikler olduğuna dikkati çekti.

“İran halkı içinde, ‘rejim değişikliği sonucunu doğuracak’ ölçekte bir dalgalanma ise şu an için görünmüyor.” diyen Fidan, mevcut şartlarda en olumsuz senaryonun, çatışmanın tırmanarak sürmesi ve İran’la birlikte tüm bölgeyi içine çeken bir istikrarsızlık ortamının oluşması olduğunu kaydetti.

Fidan, enerji boyutu meselesine ilişkin, “İran’dan doğal gaz akışının kesilmesi ya da Körfez ülkelerinden enerji ithalatında ciddi bir aksama yaşanması, küresel ölçekte enerji arz güvenliği açısından önemli bir risk doğurabilir.” dedi.

Bakan Fidan, “İran’ın bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan ABD üslerini doğrudan hedef alması, atılan adımların daha büyük bir bölgesel güvenlik krizine dönüşme ihtimalini artırıyor. Bir başka başlık da Hürmüz Boğazı. Boğazın kapanması, küresel finans ve enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara yol açabilir. Bu da ABD’yi kısa sürede bir şekilde sonuç almaya zorlayabilir.” diye konuştu.

Meselenin askeri, güvenlik, siyasi, ekonomik ve enerji boyutlarını ayrı ayrı çalıştıklarını ve olası senaryolara göre atılabilecek adımlar üzerinde hazırlıkların sürdürüldüğünü aktaran Fidan, “Bizim temel isteğimiz, talebimiz net: Karşılıklı saldırılar bir an önce dursun ve yeniden diplomasiye dönülsün. Bunu da bütün görüşmelerimizde açık şekilde vurguluyoruz.” ifadelerini kullandı.

-Çatışmaların gidişatı

Hakan Fidan, “(İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu tabii ki İran diye bir tehdidin ortadan kalkmasını istiyor, tamamıyla hem bugün için hem gelecek için. Tehdidi ne olarak tanımlıyordu, İran’ın sahip olduğu yetenekler olarak tanımlıyordu. Şimdi yeteneklerin de ötesine geçip rejimin kendisi olarak tanımlıyor. Rejim değişikliği hedefi var.” değerlendirmesini yaptı.

Türkiye’nin bunun mücadelesini verdiğini ve yaratıcı çözümler de sunduğunu anımsatan Fidan, şunları söyledi:

“Hatta savaşın başlangıcını geciktirmiş de olduk. Aslında savaş daha erken başlayacaktı, biz biraz daha geciktirmiş olduk bu çabalarla. Belki bir neticeye ulaşabilirdi ama eski yönteme dönmeyi tercih ettiler. Yine müzakerenin ortasında bu savaş başladı. İranlılar, müzakerenin ortasında savaş başlaması meselesini bir şekilde aslında diplomasinin ihanete uğraması olarak da nitelendiriyorlar. Bundan sonra ne olacağına ciddi şekilde bakmak lazım. Tabi burada saldıran güçlerin niyetine bakmak gerekir. Bence İsrail ve ABD, İran’ı ilerisi için de tehdit oluşturacak bir İran olmaktan çıkartmak isteyeceklerdir.”

İran’ın da “maliyet üretmek” için çaba harcadığının altını çizen Bakan Fidan, “O da Körfez’deki enerji hedeflerini bombalayarak şu anda maliyet üretiyor. Açıkçası bu maliyet ne kadar daha devam eder ne olur ona bakacağız ama İran’ın beklediği cevap gelmeyecek gibi. İran hani buraları bombalayarak bunlar da Amerika’ya baskı yapsınlar, savaşı durdursunlar falan diyecek ama o olmayacak gibi. İran’ın elinde, bilmiyorum ne kadar kaldı. Ancak İran, füze ve dronlar ile İsrail’i gerçekten rahatsız edebilir, bunları ciddi bir şekilde kullanırsa.” dedi.

-Terörsüz bölge meselesi biraz Suriye’yi, Irak’ı, İran’ı ilgilendiren bir husus

Dışişleri Bakanı Fidan, bölgedeki birinci savaşta da buna benzer bir kıpırdanmanın emaresini gördüklerini söyleyerek “Şimdi bir kımıldama olur mu, olmaz mı, bunu yakından takip ediyoruz. Yani farklı çizgideki Kürt grupların bir araya gelerek bir ittifak kurduklarını, ortak açıklamalar yaptıklarını da görüyoruz. Bunları tabii ki yakından takip ediyoruz. Bunlar rejimle ne kadar savaşacaklar, bulundukları yerdeki diğer etnisitelerle ne kadar savaşacaklar ne olacak, neyi hedefliyorlar, nereden ne çıkar, hepsini takip ediyoruz, analiz ediyoruz.” diye konuştu.

Terör örgütü PKK’nın bütün terör örgütleri gibi özellikle bulundukları ülkelerdeki zayıflıklardan, bölünmüşlerden istifade eden bir yapı olduğunun altını çizen Fidan, “Terörsüz Türkiye’yle alakalı özellikle şu anda Meclis’te devam eden bir süreç var, komisyon raporunu tamamladı. Bundan sonra artık siyasi partilerin kendi aralarındaki uzlaşmaları, fikirleri, uyumları… Ne türden kararlar alacaklar? Artık o şekilde bir tartışma zemini olacak ama bizim gördüğümüz, tabii Terörsüz Türkiye’nin olması için terörsüz bölgenin olması gerekiyor, bunu hep teknik dili biraz düzeltmek için kullanmak zorunda kalıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Fidan, terörsüz bölge meselesinin biraz Suriye’yi, Irak’ı, İran’ı ilgilendiren bir husus olduğuna dikkati çekerek “Buralardaki denklemde örgüt kendiliğinden irade koymadığı sürece, Terörsüz Türkiye’de belli adımları atmak mümkün olmuyor.” dedi.

Süreci yakından takip ettiklerini söyleyen Fidan, içerideki siyasal sürecin ayrı bir konu olduğunu, siyasi partilerin raporunu aldıkları ve konunun yeni dönemde belli olacağı mesajını verdi.

-“Türkiye kendini her zaman korur”

İran’ın Kıbrıs adasını hedef alma ihtimaline ilişkin soruya Fidan, “Kuzey Kıbrıs için çok fazla risk olduğunu düşünmüyorum an itibarıyla. Güney’de de riskin sınırlı olduğunu düşünüyorum, çok sınırlı. Sivil tesisler için çok fazla bir şey olmayabilir.” yanıtını verdi.

Bakan Fidan, Körfez ülkelerinin İran’a yanıt verip vermeyeceğine ilişkin soruyu “Resmi olarak deklare etmiyorlar ama bölge ülkelerinin İran’a karşılık verdiğine dair bazı iddialar var. Bu iddiaları biz de duyuyoruz. Bu, doğru da olabilir.” şeklinde cevapladı.

ABD-İsrail’in İran’a saldırılarının ardından İran’ın bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere karşılık vermesinin Türkiye’yi hedef alıp almayacağı ihtimalinin sorulması üzerine Fidan, “İran konusundan bağımsız olarak konuşuyorum, Türkiye kendini her zaman korur. Bunun için gerekli iradeye de yeteneğe de sahibiz.” diye konuştu.

-“Sükûnetin sağlanması için yoğun bir çaba içindeyiz”

Hakan Fidan, bölgedeki gerginliğin azaltılmasına yönelik uluslararası çabalara ilişkin “muhataplarıyla gerekli girişimleri hassasiyetle sürdürdüklerini” belirterek “Sükunetin sağlanması ve yeniden bir barış ortamı oluşması için yoğun bir çaba içindeyiz. İran’da ve genel olarak bölgemizde istikrarın korunması kritik. Bu nedenle çatışmaların bir an önce bitmesi ve diplomatik sürecin başlaması gerektiğini her fırsatta söylüyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Burada “çok katmanlı müzakerenin” olduğuna işaret eden Fidan, şöyle devam etti:

“Birincisi savaşan tarafları tekrar masaya getirebilir miyiz? Saldıran taraf, saldırısını ne zaman durduracak veya durdurmaya hazır? Minimumu bunun, onları tatmin edecek bir askeri yetersizliğe ulaştırmak. Minimum savaşı durdurma şartı. Maksimumu da rejim değişikliği. Yani savaş, en erken temel askeri kabiliyetlerin yok edilmesi veya etkisiz hale getirilmesiyle, en geç ise İran’da bir rejim değişikliğiyle sona erebilir. Bu minimum şartın gerçekleşmesi belli bir süre, belli bir askeri operasyon silsilesi isteyecek. İran geniş bir coğrafya. Füze sistemleri, radar sistemleri, hava savunma sistemleri, elektronik harp sistemleri, deniz kuvvetleri çok yere dağılmış.”

Bakan Fidan, Avrupalı yetkililerle de iletişim halinde olduklarını, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın kendisini aradığını ve bölgedeki durumu sorduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Bugün Fransa aradı, çok uzun konuştuk. Şimdi Alman konuşmak istiyor. (Almanya Şansölyesi Friedrich) Merz Cumhurbaşkanımızla (Recep Tayyip Erdoğan) konuştu. (AB Komisyonu Başkanı) Ursula von der Leyen aradı aynı şekilde. Barış istiyorsanız, beraber çalışalım. Onları bir harekete sevk ediyoruz. Şu anda Körfez ülkeleri ciddi bir durumla karşı karşıya. Ummanlıyla konuşuyoruz. Orada, Umman da hala bir şeyler yapmaya çalışıyor. Amerikalılarla konuşuyoruz.”

-Bölgede yaşayan Türk vatandaşlarının durumu

Fidan, bir yandan diplomatik çözüm için temasları sürdürdüklerini, diğer yandan da çatışma bölgelerindeki vatandaşları yakından izlediklerini belirterek “Şu ana kadar olaylarda yaralanan ya da hayatını kaybeden herhangi bir vatandaşımız yok.” dedi.

Bakan Fidan, “İran’da, çifte vatandaşlar dahil, yaklaşık 20 bin civarında vatandaşımız bulunuyor. İran’la olan üç sınır kapımızdan hem Türk vatandaşlarımız hem de üçüncü ülke vatandaşları ülkemize şu an itibarıyla sorunsuz şekilde geçiş yapabiliyor.” diye konuştu.

Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk Çağrı Merkezi, başkonsolosluklar, büyükelçilikler ve Konsolosluk İşleri ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nün 24 saat esasına göre hizmet verdiğini vurgulayan Fidan, “Her saatte bir rapor alıyoruz. Şu anda aslında can güvenliği açısından çok büyük bir sıkıntı yok ama özellikle Dubai’de tatilde bulunan vatandaşlarımızın geri dönüşünde bir sıkıntı oldu çünkü Suudi Arabistan hariç hava sahası kapatılmış durumda. Dünden itibaren Suudi Arabistan zannediyorum açtı hava sahasını. Riyad üzerinden, Cidde üzerinden uçakla gelebiliyor bizim vatandaşlarımız.” ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, öte yandan bölgede yaşayan ve çalışan vatandaşların da bulunduğunu belirterek “Tatilde olanlar çok fazla olmayabilir. Onlarla yakın haberleşme, iletişim halindeyiz. Bizim Konsolosluk Çağrı Merkezimize tüm bölgeden 1500 vatandaşımız ulaşarak bilgi talep etti.” dedi.

-İran’dan Türkiye’ye yönelik göç dalgası ihtimali

Hazirandaki savaştan beri Dışişleri Bakanlığı koordinasyonunda İçişleri Bakanlığı, AFAD, Kızılay, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) gibi ilgili birimlerle koordine toplantısı düzenlendiğini hatırlatan Fidan, her türlü planlamanın yapıldığını, Türk halkının bu konuda müsterih olmasını söyledi.

Bakan Fidan, “Gerekli imkanlara ve planlamalara sahibiz. Şu anda İran kendi vatandaşlarını sınırdan çıkarmıyor. İran izin vermiyor şu anda. Dolayısıyla İran’dan hiç kimse gelmiyor şu anda bize ama şu anda İran halkı, bir önceki savaşta da gördük, 12-13 gün boyunca hiçbir şey yapmadılar.” diye konuştu.

Gazze’ye etkilerini de değerlendiren Fidan, Gazze’nin savaştan “kötü” etkileneceğini, İsrail’in Gazze’ye giriş çıkışları durdurduğunu belirtti.

Fidan, Gazze konusunda Suudi Arabistan, Katar, Mısır ve Ürdün’ün Türkiye ile beraber çalıştığını anımsatarak “Mısır hariç, şimdi bu ülkelerin başında başka acil ateşleri var ve ister istemez gündemleri değişiyor.” dedi.

-Gazze Barış Süreci

Filistin meselesinde, Türkiye’nin her türlü platforma destek sağlama iradesine sahip olduğuna dikkati çeken Fidan, insani yardımların en başından beri devam ettiğini, Türkiye’den fazla destek sağlayan bir ülkenin olmayabileceğini kaydetti.

Hakan Fidan, “Dolayısıyla bizim bir de ayrıca nakdi deklarasyona girmemize gerek yok, ayni yardım sürekli yapılıyor. Onun dışında Uluslararası Barış Gücü ile alakalı şu anda oluşan kompozisyonda halihazırda bizden bir talep olmadı. İnsani yardım konusunda oldu. Bunu da yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.

-CAATSA yaptırımları

İsrail’in bölgedeki bazı ülkelerin belli kapasitelere kavuşmasını istemediğini, halihazırda bu tutumla ilerlediğini vurgulayan Dışişleri Bakanı Fidan, şunları kaydetti:

“Bu mücadeleler devam edecek. Herkes kendi elindeki kartı bir şekilde oynayacak. Ara seçimden önce CAATSA’dan bir sonuç elde etmek için çalışılıyor. Biz siyasi adımları attık, göreceğiz. Avrupa Güvenlik Mimarisi, Avrupalılar bunu kendi aralarında daha çok, ileri savunma sanayii alanında ileri götürdüler, SAFE gibi. Biraz daha işte Amerikan savunma sistemlerinden bağımsız hale gelelim ama NATO’nun dışında NATO birliklerinin olmadığı, Avrupa’nın kendi birlikleri ile bir şeyler yapmaya ilişkin kapsamlı bir çalışma ve plan halihazırda yok. Arayışlar var, tartışmalar var. Biz de tartışmaları yakından takip edip ediyoruz. Gerekli yerlerde gerek biz gerek diplomatlarımız müdahil oluyoruz. Bizim duruşumuz, Cumhurbaşkanımızın duruşu bu: Kendi mahallemizde bir oluşum olacaksa biz de bunun içerisinde hep beraber olmaya hazırız.”

3 Mart 2026 Döviz Kurları

Orta Doğu’daki savaş nedeniyle döviz kurları sarsıldı.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 43,96 TL, Euro 51,33 TL, İngiliz Sterlini ise 58,74 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.12 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,95 TL, satış fiyatı 43,97 TL.

Euro’nun alış fiyatı 51,33 TL, satış fiyatı 51,36 TL, İngiliz Sterlini ise 59,74 TL’den alınıp 59,80 TL’den satılıyor.

İran Savaşı 4. gününde: İsrail, Beyrut’u bombalıyor

ABD ve İsrail’in başlattığı İran Savaşı dördüncü gününde. ABD Başkanı Trump, İran’a kara saldırısının gerekli olacağını düşünmediğini söyledi. İsrail, Beyrut’a havadan saldırıyor.

İSRAİL, TAHRAN VE BEYRUT’A EŞ ZAMANLI SALDIRIYOR

İsrail Ordusu, Tahran ve Beyrut’a eş zamanlı hava saldırısı gerçekleştirdiğini duyurdu. ABD de Irak, Bahreyn ve Ürdün’de yer alan ve zaruri olmayan görevlilerini ülke dışına çıkarmaya karar verdi. İranlı ISNA ajansı ABD-İsrail saldırılarında 5 devrim muhafızının öldüğünü açıkladı.

İSRAİL BEYRUT’U VURUYOR

İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Hizbullah’a bağlı bir televizyon kanalı binasını hedef aldı. Hizbullah da İsrail’in kuzeyindeki bir askeri üsse insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediklerini açıkladı. İsrail ordusu yaptığı açıklamada, Lübnan’dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmişti.

SAVAŞ DÖRDÜNCÜ GÜNÜNE GİRDİ

ABD ve İsrail’in İran’a saldırmaya başlaması dördüncü gününe girdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’a yönelik saldırılarla ilgili Kongreye “savaş yetkileri” bildirimi göndererek, gerekmesi halinde ilave adımların mümkün olduğunu belirttiği bildirildi. ABD’nin “hızlı ve kalıcı” barıştan yana olduğunu kaydeden Trump, buna karşın mevcut koşullarda askeri faaliyetlerin süresi ve kapsamının öngörülemediğine işaret etti.

Hafta boyunca hava az bulutlu

Meteoroloji Dairesi, hafta sonu yer yer fırtınamsı rüzgar beklendiğini duyurdu. Sıcaklık 18-21 dolaylarında seyredecek.

Meteoroloji Dairesinin haftalık hava tahmini raporuna göre, bölge ilk olarak yüksek basınç sistemi ile soğuk ve nispeten nemli, ardından alçak basınç sistemi ile üst atmosferdeki soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Hava, bugün az bulutlu olacak; sabah saatleri yer yer don hadisesi görülecek. Hafta boyunca, hava az bulutlu veya bulutlu olarak devam edecek.

Rüzgarın, genellikle kuzeyli yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli, cumartesi ve pazar günleri ise yer yer fırtınamsı esmesi öngörülüyor.

Eski Senegal Cumhurbaşkanı Sall, BM Genel Sekreterliğine aday oldu

Senegal’in eski Cumhurbaşkanı Macky Sall, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği için resmen adaylık başvurusunda bulundu.

Yerel basında çıkan haberlere göre, Sall’ın adaylığına ilişkin belge, Burundi’nin BM Daimi Temsilcisi Zephyrin Maniratanga tarafından BM Genel Kurul Başkanı Annalena Baerbock’a iletildi.

Sall’in, Afrika Birliği (AfB) Dönem Başkanlığını üstlenen Burundi’nin Devlet Başkanı Evariste Ndayishimiye tarafından aday gösterilmesi ise dikkati çekti.

Eski cumhurbaşkanının adaylığının, şubatta AfB’nin Addis Ababa’da düzenlenen 39. olağan zirvesinde kulislerde tartışıldığı basına yansımış ancak birlik tarafından resmi bir karar alınmamıştı.

Rotasyon ilkesi kapsamında Afrikalı bir adayın şansının düşük olduğu değerlendirmesi yapılıyor.

Şili, Brezilya ve Meksika tarafından desteklenen eski Şili Devlet Başkanı Michelle Bachelet ile Aralık 2019’dan bu yana Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) Genel Direktörlüğünü yürüten ve adaylığı Arjantin tarafından sunulan Rafael Mariano Grossi’nin en güçlü adaylar olduğu belirtiliyor.

Sall’in, görev süresi 2026 sonunda dolacak BM Genel Sekreteri Portekizli Antonio Guterres’in koltuğuna oturabilmesi için öncelikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinden (BMGK) onay alması gerekiyor.

BMGK, 15 üyeden en az 9’unun nitelikli çoğunluğuyla karar alırken, beş daimi üyeden hiçbirinin veto hakkını kullanmaması şartı aranıyor.

Bu aşamayı geçen ismin adaylığı ise Genel Kurul’da alkışlarla onaylanıyor.

2012’den 2024’e kadar cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Sall, kendisine muhalif Bassirou Diomaye Faye’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle ülkesini terk ederek Fas’a yerleşmişti.

 

 

Macron’un Fransa’nın “nükleer cephaneliğini artıracağı” açıklaması barışa ve güvenliğe tehdit

Nükleer Silahların Yasaklanması Takibi ve Uluslararası Nükleer Silahları Kaldırma Girişimi (ICAN) İcra Direktörü Melissa Parke, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ülkenin nükleer cephaneliğini büyütmesine yönelik açıklamasının bölgenin ve dünyanın barış ve güvenliğine doğrudan bir tehdit olduğunu belirtti.

ICAN, Macron’un küresel gelişmelere dikkati çekerek, Fransa’nın nükleer cephaneliğini büyüteceği ve caydırıcılığını güçlendireceği ifadelerine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, Macron’un Brest kentinde yaptığı nükleer politikaya yönelik önemli bir konuşmada, Fransız nükleer cephaneliğinin boyutunu artırma ve nükleer kapasiteli uçakların olası konuşlandırılması da dahil çeşitli Avrupa ülkeleriyle işbirliği planlarını paylaştığı hatırlatıldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in de imzasını taşıyan ortak bir bildiride iki ülke arasında nükleer planlama ve ortak tatbikatlar konusunda işbirliği için bir çerçeve belirlendiğine işaret edilen açıklamada, bunlardan ilkinin bu yılın sonlarında gerçekleşeceği vurgulandı.

Açıklamada, “Fransa’nın nükleer cephaneliğindeki yeni artış Avrupa riskini artırıyor.” ifadesi kullanıldı.

Macron’un İngiltere, Almanya, Polonya, Hollanda, Belçika, Yunanistan, İsveç ve Danimarka ile genişletilmiş nükleer işbirliği görüşmelerinin başladığını belirttiği aktarılan açıklamada, bu ülkelerin tamamının, ülkelerin nükleer silahları veya nükleer silahlar üzerindeki kontrolü başkalarına devretmesini yasaklayan Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’nın (NPT) üyesi olduğu anımsatıldı.

Açıklamada, Macron’un Fransa’nın artık nükleer cephaneliği hakkında ayrıntılı bilgi vermeyeceğini belirttiğine de işaret edildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen ICAN İcra Direktörü Melissa Parke, şunları kaydetti:

“Dünyadaki her ek nükleer silah ve bunların konuşlandırıldığı her ek ülke, bunların kullanılma riskini artırıyor. Bunlar, NPT kapsamında yasaklanmış, ayrım gözetmeyen silahlardır. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un bu açıklaması, bölgenin ve dünyanın barış ve güvenliğine doğrudan bir tehdit. Fransa, 2024’te nükleer silahlarına halihazırda 6 milyar dolar harcadı ve bu beklenmedik artışın bu fahiş miktara ne kadar daha ekleyeceği belirsiz. Bu bir ilerleme değil, kimsenin karşılayamayacağı bir nükleer silahlanma yarışıdır.”

Macron, küresel gelişmelere dikkati çekerek Fransa’nın nükleer cephaneliğini büyüteceğini ve caydırıcılığını güçlendireceğini duyurmuş, Avrupalı müttefiklere Fransa’nın caydırıcılık tatbikatlarına katılma olanağı sunacağını belirtmişti.

 

Erdoğan: Önceliğimiz ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İran halkının acısını paylaşıyoruz. Çatışmaların yükünü sivillerin, masum sabilerin çektiği bu acıyı görmekten büyük üzüntü duyuyoruz. Önceliğimiz ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır.” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “İran halkının acısını paylaşıyoruz. Her savaşta olduğu gibi burada da çatışmaların tüm yükünü sivillerin ve hiçbir günahı olmayan masum sabilerin çektiği bu acıyı görmekten büyük üzüntü duyuyoruz.” dedi.

Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen “AK Parti Genel Merkez 2026 İftar Buluşması”na katıldı.

AK Parti olarak manevi duyguların doruk noktasına çıktığı, sevginin, muhabbetin, yardımlaşmanın, dayanışmanın daha bir anlam kazandığı ramazan ayını en güzel şekilde idrak etmenin çabası içerisinde olduklarını belirten Erdoğan, Genel Merkez birimleri, milletvekilleri, kadın kolları, gençlik kolları ve yerel yönetimlerinin tam kadro sahada olduğunu söyledi.

Yurt içindeki vatandaşlarla iftarın ve sahurun bereketini paylaşırken, yurt dışında yaşayan kardeş ve soydaşları da ihmal etmediklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Halep’ten Saraybosna’ya, Varna’dan Prizren’e kadar kalbimizin birlikte attığı, kardeşlerimizin olduğu her yerde ramazan coşkusunu birlikte paylaşıyoruz. Ankara teşkilatımızda büyük bir samimiyetle şehrimizin her semtine, her mahallesine ve her hanesine ulaşmaya gayret ediyor. Gönülden Gönüle Projesi ile geçen ramazanda 150 bin haneye ve 500 bin vatandaşımıza ulaşan teşkilatımızın hizmetleri takdire şayandır. Ramazanın ilk 10 gününde 75 bine yakın haneye ve yaklaşık 300 bin kardeşimize selamımızı götürmenizden ayrıca memnuniyet duydum. Her birinizi tebrik ediyor, Allah sizlerden razı olsun diyorum. Ankara teşkilatımızla birlikte partimizin kardeşlik siyasetini gönül ve kültür coğrafyamızın dört bir köşesine taşıyan belediyelerimizi de aynı şekilde yürekten tebrik ediyorum.”

“Daha fazla kalbe dokunmaya devam edeceğiz”

Erdoğan, her zaman ve her yerde vatandaşlarla birlikte olup, onlarla hemhal ve hemdert olmanın temel misyonları olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer yaraları sarabiliyorsak, dertlere derman olabiliyorsak, sorunlara çözüm üretebiliyorsak, milletimizin hayır duasını alabiliyorsak, işte o zaman vazifemizi yerine getiriyor, bulunduğumuz makamın hakkını veriyoruz demektir. Biz 23 yıldır hep bunu yaptık. İnşallah aynı çizgide ilerleyeceğiz. Burada şunu da altını çizerek ifade etmek isterim, 86 milyonun emanetini ve yüz milyonlarca mazlumun umudunu taşıyan bir kadro olarak durmak, duraklamak, rehavet içine girmek gibi bir şansımız, böyle bir lüksümüz yok. Özellikle çıkar amaçlı suç örgütlerinin dikte ettiği gündemlere hapsolmuş muhalefetin vizyonsuzluğuna bakarak hızımızı düşüremeyiz. Tempoyu sürekli artırmak, çıtayı biraz daha yükseğe çıkarmak zorundayız. Dolayısıyla koşturmaya devam edeceğiz. Daha fazla kalbe dokunmaya devam edeceğiz. Daha çok insanımızın elini tutmaya devam edeceğiz. Durmadan, dinlenmeden, özellikle hiçbir insanımızı ayırmadan, 86 milyonu muhabbetle kucaklamayı sürdüreceğiz. Son gününe kadar inşallah ramazan-ı şerifi bu şekilde değerlendirmenin, sabır ve samimiyet sınavını vermenin mücadelesi içinde olacağız. Ramazan vesilesiyle çok daha sıkı sarıldığımız dayanışma ve paylaşma kültürümüzü yılın geri kalanında da devam ettirmenizi sizlerden bekliyorum.”

“Rusya-Ukrayna Savaşı’nda barışa giden yol henüz açılmadı”

Türkiye’nin, dünyanın stratejik olduğu kadar, en zorlu bölgelerinden birinde yer aldığını belirten Erdoğan, halihazırda uluslararası gündemi meşgul eden sorun, kriz ve çatışmaların kahir ekseriyetinin Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada vuku bulduğuna dikkati çekti.

Ümmetin kalbinde kapanmayan bir yara olan Filistin meselesinin 80 yıldır kanamaya devam ettiğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“72 binden fazla şehit verilen katliamların ardından Gazzeli kardeşlerimiz son derece çetin şartlarda hayata tutunmaya çabalıyor. Sudan’da dökülen kardeş kanı hepimizin yüreğini dağlıyor. Geçen yılki saldırıların ardından Lübnan’daki istikrar ortamı maalesef tam olarak tesis edilemedi. Suriye’deki komşularımız, 1 milyon Suriyelinin hayatına mal olan 13,5 yıllık zulümden sonra yeniden ayağa kalkmak, yeniden huzura kavuşmak için yoğun bir mücadele içindeler. Kuzeyimiz aynı şekilde. Geçen hafta 5. yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı’nda gösterilen tüm diplomatik çabalara rağmen barışa giden yol henüz açılmadı. Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e ve Basra Körfezi’ne uzanan geniş bölgemiz sorunlarla, gerilimlerle ve ardı arkası kesilmeyen krizlerle boğuşuyor.”

“Müzakere masasından umut edilen netice çıkmadı”

Erdoğan, tüm yaşananlara cumartesi günü İran’a yönelik uluslararası hukuku açıkça ihlal eden saldırıların da eklendiğini belirterek, şunları ifade etti:

“Şimdiye kadar saldırılarda aralarında İran dini lideri Ali Hamaney’in yanı sıra, sivil ve askeri yetkililer ile masum çocukların da olduğu çok sayıda İranlı kardeşimiz hayatını kaybetti. Merhum Hamaney başta olmak üzere, saldırılarda hayatını kaybeden İranlı kardeşlerimize Cenabıallah’tan rahmet, İran halkına ülkem ve milletim adına başsağlığı diliyorum. Komşuları ve kardeşleri olarak İran halkının acısını paylaşıyoruz. Her savaşta olduğu gibi burada da çatışmaların tüm yükünü sivillerin ve hiçbir günahı olmayan masum sabilerin çektiği bu acıyı görmekten büyük üzüntü duyuyoruz. Biliyorsunuz, Türkiye olarak ilk günden itibaren ihtilafa diplomatik yollarla çözüm bulunması için gayret gösterdik. Taraflar arasındaki tansiyonun daha fazla tırmanmaması için bölgedeki dost ve kardeş ülkelerle birlikte elimizden geleni yaptık. Fakat müzakere masasından umut edilen netice çıkmadı. Kandan ve kaostan beslenen İsrail’in de tahrikleriyle maalesef anlaşmazlık büyüyerek sıcak çatışmaya dönüştü. Karşılıklı misillemelerden Körfez’deki kardeşlerimiz de olumsuz etkilendi.”

“Her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştıracağız”

Gelişmeler üzerine hemen harekete geçtiklerini dile getiren Erdoğan, cumartesi gününden itibaren ABD Başkanı Donald Trump, Katar Emiri Şeyh Temim, Kuveyt Emiri Şeyh Meşal, Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Muhammed bin Zayed, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte gibi birçok liderle kapsamlı görüşme ve istişarelerinin olduğunu anımsattı.

Erdoğan, “Bu görüşmelerde, Körfez’deki kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletmenin yanı sıra, savaşı durdurmak için neler yapabileceğimizi ele aldık. Ateşkes tesis edilene, bölgemizde tekrar sükunet hakim olana kadar her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştıracağız.” dedi.

“Biz sulhun tarafındayız”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz sulhun tarafındayız, kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz.” dedi.

“Biz millet olarak kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteriz. Tarihimizin hiçbir döneminde komşularımızın evindeki yangınlara bigane kalmadık.” ifadelerini kullanan Erdoğan, ilkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan barışçıl bir politika izlediklerini vurguladı.

Erdoğan, 23 yıldır bölgesel barış ve istikrar için nasıl samimiyetle yola çıktıklarını, uluslararası siyaseti takip eden nasıl bir politika güttüklerini herkesin bildiğini belirterek, hiçbir karşılık beklemeden yürütülen bu çabaların haklılığının bugün çok daha iyi anlaşıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Biz sulhun tarafındayız. Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz. Bilhassa şu mübarek Ramazan-ı Şerif’te hemen yanı başımızda çatışma, savaş, gerilim, katliam görmek istemiyoruz. İran’ı hedef alan gayrihukuki saldırılarla ilgili tutumumuz da bu yöndedir. İran bizim komşumuzdur. 1639’dan beri sulh-u salah içinde olduğumuz İran halkı da bölgedeki diğer halklar gibi bizim kardeşimizdir. Asırlardır yan yana barış içinde yaşadık. İnşallah daha nice asırlar boyunca İranlı kardeşlerimizle yan yana sulh-u sükun içinde yaşayacağız. Önceliğimiz ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır. Şayet gerekli müdahalede bulunulmazsa çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi neticeleri olacaktır. Böyle bir sürecin ortaya çıkartacağı ekonomik ve jeopolitik belirsizlikleri ise kimse taşıyamaz. Bunun için yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor.”

“Milletimiz bize, devletine güvenmeye devam etsin”

Bu hassas süreçte, ülkenin ve vatandaşların güvenliğiyle ilgili tüm tedbirleri aldıklarını, hiçbir ihtimali göz ardı etmeden, her gelişmeyi dikkatle analiz ettiklerini belirten Erdoğan, her hadiseyi en ince ayrıntısına kadar tetkik ve tahlil ettiklerini dile getirdi.

Erdoğan, güvenlik ve istihbarat birimlerinin sahadaki gelişmeleri çok dikkatli biçimde takip ettiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 86 milyonun kılına zarar gelmemesi adına devlete düşen görev neyse, kendilerine hangi sorumluluk düşüyorsa harfiyen yerine getirdiklerinin altını çizdi.

Vatandaşlara seslenen Erdoğan, “Milletimiz bize güvenmeye, devletine güvenmeye devam etsin. Türkiye, kriz yönetiminde ciddi tecrübe sahibi, dirayetli, liyakatli ve umur görmüş kadroların riyasetinde emniyettedir.” diye konuştu.

“Yapılan sinsi hesapları gayet iyi biliyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ittifak ve iktidar olarak ne yapılmaya çalışıldığını bildiklerini belirterek, “Kapalı kapılar ardında yazılan senaryoları biliyoruz. Kurulan tuzakları, yapılan sinsi hesapları gayet iyi biliyoruz. Hangi ham hayallerin peşinde koşulduğunu çok iyi biliyoruz. Tüm bunlarla birlikte ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı da gayet iyi biliyoruz.” dedi.

Bölgedeki diğer tüm krizlerde olduğu gibi, bu fırtınalı sulardan da Türkiye’yi sahil-i selamete çıkaracaklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Güçlü dış politikasıyla, güçlü ekonomisiyle, güçlü savunma sanayisiyle, güçlü askeri kapasitesiyle, hepsinden önemlisi güçlenmiş iç cephesiyle Türkiye, inşallah her türlü badirenin üstesinden alnının akıyla gelecektir. Hiç kimse endişe etmesin. Allah’ın izniyle istikbal Türkiye’nindir. İstikbal, 86 milyon ferdiyle aziz milletimizindir. Yeter ki biz birlik ve beraberlik içinde hareket edelim. Yeter ki biz görüş ayrılıklarımızı, mezhep, meşrep, köken farklılıklarımızı bir yana bırakıp daha aydınlık, daha mutlu, daha müreffeh bir geleceği hep birlikte inşa etme irademizi muhafaza edelim. Rabb’im birliğimizi ve dirliğimizi daim eylesin diyorum. Rabb’im ülkemizi, milletimizi, bölgemizi her türlü beladan korusun. Bu düşüncelerle bir kez daha Ramazan-ı Şerif’inizi tebrik ediyorum.

SAVAŞAN: DEVLETİMİZ GÖREV BAŞINDA

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Grup Başkanvekili ve Genel Sekreter Vekili Ahmet Savaşan, Cumhuriyet Meclisi’nde gerçekleştirilen güvenlik toplantısına ilişkin açıklamada bulundu.

“Devletimiz Görev Başında”

Savaşan, Cumhuriyet Meclisi’nde, Başbakan Ünal Üstel başkanlığında gerçekleştirilen ve CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin de katıldığı geniş kapsamlı toplantıda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde savunma sistemleri ile sivil savunma imkân ve kabiliyetleri hakkında detaylı bilgilendirme yapıldığını belirtti.

Toplantıda mevcut kapasite, hazırlık düzeyi ve olası senaryolara karşı alınan tedbirlerin ayrıntılı şekilde paylaşıldığını ifade eden Savaşan, devletin güvenlik birimlerinin görevlerinin başında olduğunu ve tam bir koordinasyon içinde çalıştığını vurguladı.

Savaşan, bilgilendirme sürecinde katkı koyan Güvenlik Kuvvetleri Komutanı İlker Görgülü ile Sivil Savunma Teşkilat Başkanı Hakan Balaban’a teşekkür ederek, yapılan açıklamaların halkın güvenliği ve esenliği açısından “iç rahatlatıcı ve güven verici” olduğunu kaydetti.

Açıklamasında, “Devletimiz görev başındadır. Biz huzurlu ve güvendeyiz. Halkımızın içi rahat olsun.” ifadelerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Biz sulhun tarafındayız

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz sulhun tarafındayız, kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “dünyanın stratejik olduğu kadar en zorlu bölgelerinden birinde yaşıyoruz. Halihazırda uluslararası gündemi meşgul eden sorun, kriz ve çatışmaların kahir ekseriyeti bizim coğrafyamızda vuku buluyor dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Filistin meselesi 80 yıldır kanamaya devam ediyor”

Mesela ümmetin kalbinde kapanmayan bir yara olan Filistin meselesi 80 yıldır kanamaya devam ediyor.

72 binden fazla şehit verilen katliamların ardından Gazzeli kardeşlerimiz son derece çetin şartlarda hayata tutunmaya çalışıyor.

Sudan’da dökülen kardeş kanı hepimizin yüreğini dağlıyor. Geçen yılki saldırıların ardından Lübnan’daki istikrar ortamı maalesef tam olarak tesis edilemedi.

Suriye’deki komşularımız, 1 milyon Suriyelinin hayatına mal olan 13,5 yıllık zulümden sonra yeniden ayağa kalkmak, yeniden huzura kavuşmak için yoğun bir mücadele içindeler.

Kuzeyimiz aynı şekilde; geçen hafta 5. yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında gösterilen tüm diplomatik çabalara rağmen barışa giden yol henüz açılmadı.

Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e ve Basra Körfezi’ne uzanan geniş bölgemiz sorunlarla, gerilimlerle ve ardı arkası kesilmeyen krizlerle boğuşuyor.

Değerli yol ve dava arkadaşlarım; tüm bunlara cumartesi günü komşumuz İran’a yönelik uluslararası hukuku açıkça ihlal eden saldırılar eklendi.

Şimdiye kadar saldırılarda aralarında İran dini lideri Ali Hamaney’in yanı sıra sivil ve askeri yetkililer ile masum çocukların da olduğu çok sayıda İranlı kardeşimiz hayatını kaybetti.

Merhum Hamaney başta olmak üzere saldırılarda hayatını kaybeden İranlı kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, İran halkına ülkem ve milletim adına başsağlığı diliyorum.

Komşuları ve kardeşleri olarak İran halkının acısını paylaşıyoruz.

Her savaşta olduğu gibi burada da çatışmaların tüm yükünü sivillerin ve hiçbir günahı olmayan masum sabilerin çektiği bu acıyı görmekten büyük üzüntü duyuyoruz.

Biliyorsunuz Türkiye olarak ilk günden itibaren ihtilafa diplomatik yollarla çözüm bulunması için gayret gösterdik.

“Karşılıklı misillemelerden körfezdeki kardeşlerimiz de olumsuz etkilendi”

Taraflar arasındaki tansiyonun daha fazla tırmanmaması için bölgedeki dost ve kardeş ülkelerle birlikte elimizden geleni yaptık.

Fakat müzakere masasından umut edilen netice çıkmadı. Kandan ve kaostan beslenen İsrail’in de tahrikleriyle maalesef anlaşmazlık büyüyerek sıcak çatışmaya dönüştü. Karşılıklı misillemelerden körfezdeki kardeşlerimiz de olumsuz etkilendi.

Bunun üzerinde hemen harekete geçtik. Cumartesiden bu yana Amerikan Başkanı Sayın Trump, Katar Emiri Şeyh Temim, Kuveyt Emiri Şeyh Meşal, Birleşik Arap Emirlikleri Başkanı Muhammed bin Zayed, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Avrupa Birliği Komisyon Başkanı von der Leyen, Almanya Şansölyesi Merz, NATO Genel Sekreteri Rutte gibi birçok liderle kapsamlı görüşmelerimiz ve istişarelerimiz oldu.

Bu görüşmelerde körfezdeki kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletmenin yanı sıra savaşı durdurmak için neler yapabileceğimizi ele aldık.

Ateşkes tesis edilene, bölgemizde tekrar sükunet hakim olana kadar her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştıracağız.

Değerli kardeşlerim; bir defa şunun herkes tarafından bilinmesinde fayda görüyorum: Biz millet olarak kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteriz.

Tarihimizin hiçbir döneminde komşularımızın evindeki yangınlara bigane kalmadık. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan barışçıl bir politika izledik. Bizim 23 yıldır bölgesel barış ve istikrar için nasıl samimiyetle çalıştığımızı, uluslararası siyaseti nasıl takip eden bir politika güttüğümüzü herkes biliyor.

Hiçbir karşılık beklemeden yürüttüğümüz bu çabaların haklılığı bugün çok daha iyi anlaşılıyor.
Tekrar ediyorum: Biz sulhun tarafındayız. Kan akmasın, gözyaşları dinsin, bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun istiyoruz.

Bilhassa şu mübarek Ramazan-ı Şerif’te hemen yanı başımızda çatışma, savaş, gerilim, katliam görmek istemiyoruz.

İran’ı hedef alan gayri hukuki saldırılarla bütün ilgili tutumumuz da bu yöndedir. İran bizim komşumuzdur. 1639’dan beri sulh-ü salah içinde olduğumuz İran halkı da bölgedeki diğer halklar gibi bizim kardeşimizdir.

Önceliğimiz ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır.

Gerekli müdahalede bulunulmazsa çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından ciddi neticeleri olacaktır.

Böyle bir sürecin ortaya çıkartacağı ekonomik ve jeopolitik belirsizlikleri kimse taşıyamaz. Bunun için yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi gerekiyor.

Üstel Başkanlığında Kritik Güvenlik Zirvesi

Ortadoğu’da yaşanan ve adamızı da etkilemeye başlayan savaşla ilgili bilgilendirme ve istişare toplantısı,Başbakan Ünal Üstel’in başkanlığında bugün Cumhuriyet Meclisi toplantı salonunda gerçekleştirildi.

 

Toplantıya Başbakan Ünal Üstel’in yanısıra, Meclis Başkanı, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı,  Mecliste temsil edilen siyasi parti genel başkanları, Bakanlar, Meclis Başkan Yardımcısı, Milletvekilleri, Polis Genel Müdürlüğü, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı ile diğer stratejik kurumların yöneticileri katıldı.

 

Toplantıda; Ortadoğu’da başlayan ve adadaki İngiliz üslerine yansıyan savaşta yaşanan son gelişmeler ele alındı. Ada genelindeki güvenlik durumu, üslere yönelik gerçekleştirilen drone saldırıları ve olası yeni senaryolar değerlendirildi.

 

Toplantıda ayrıca kurumlar arası koordinasyon ve kamu güvenliğine yönelik alınabilecek ek tedbirler gözden geçirildi.

 

Başbakanlık, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin süreci yakından takip ettiğini ve tüm ilgili birimlerin eşgüdüm içinde hareket ettiğini belirtti. Önceliğin halkın güvenliği ve kamu düzeninin korunması olduğu vurgulandı.

 

Toplantının, sürece ilişkin bilgilendirme ve ortak değerlendirme amacıyla gerçekleştirildiği ifade edildi.

İçişleri’nde İnşaat Ruhsatları ile İlgili Çözüm Toplantısı

Dursun Oğuz başkanlığında İçişleri Bakanlığı’nda gerçekleştirilen geniş katılımlı toplantıda, Fasıl 96 Yollar ve Binalar Düzenleme Yasası kapsamında inşaat ruhsatlarına ilişkin yaşanan sorunlar ele alındı. Toplantıda, belediyeler ve kaymakamlıkların uygulamada karşılaştığı sıkıntılar detaylı şekilde değerlendirildi.

Belediyeler Birliği adına Mahmut Özçınar, UBP temsilcisi olarak Hüseyin Amcaoğlu, CTP adına Murat Şenkul, DP adına Hayri Orçan, TDP temsilen ise Mehmet Harmancı toplantıya katıldı.

Ayrıca ilçe kaymakamlıkları yetkilileri, Bakanlık Müsteşarları Suat Yeldener ve Batu Beyit, Bakanlık hukukçusu Emine Uzun, Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği (KTİMB) Başkanı Cafer Gürcafer ile KTMMOB temsilcisi de toplantıda hazır bulundu.

Sayıştay Genelgesi Gündemin Odağında

Toplantının, özellikle son dönemde Sayıştay Başkanlığı tarafından inşaat ruhsatlarıyla ilgili yayımlanan genelge doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtildi. Söz konusu genelge kapsamında ruhsat süreçlerinde ortaya çıkan uygulama farklılıkları ve denetim hassasiyetleri masaya yatırıldı.

Ortak Hedef: Mevzuatta Güncelleme

Toplantıda özellikle; Ruhsat süreçlerinde yaşanan yetki ve uygulama farklılıkları, Belediyeler ile kaymakamlıklar arasındaki koordinasyon sorunları, Mevcut yasal düzenlemenin günümüz ihtiyaçlarına cevap vermekte yetersiz kalması gibi başlıklar kapsamlı biçimde ele alındı.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, yapılan değerlendirmeler doğrultusunda Fasıl 96’da gerekli yasal düzenlemelerin hazırlanması için çalışmaların başlatılması talimatını verdi. Bakanlığın, ilgili paydaşlarla iş birliği içerisinde teknik ve hukuki altyapıyı güçlendirecek bir revizyon süreci başlatacağı belirtildi.

Sivil Havacılık Dairesi: Uçuşlarda aksama yok… Hava trafiği normal seyrinde sürüyor

Sivil Havacılık Dairesi Müdür Vekili Aşkın Meşeli, bölgede yaşanan gelişmelerin Kuzey Kıbrıs’taki uçuşları engelleyecek ya da aksatacak herhangi bir durum oluşturmadığını belirterek, hava trafiğinin programlandığı şekilde sürdüğünü açıkladı.

Güney Kıbrıs basınında, adadaki İngiliz üslerine yönelik tehdit iddiaları nedeniyle “Lefkoşa FIR Hattı”nın hava trafiğine kapatıldığı yönünde yer alan haberler üzerine Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirine değerlendirmede bulunan Meşeli, Kuzey Kıbrıs’taki uçuşların normal seyrinde devam ettiğini söyledi.

“Uçuşlarda herhangi bir aksama ya da rötar yaşanmıyor” diyen Meşeli, gelişmelerin yakından takip edildiğini ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde hareket edildiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı’nda Cumhuriyet Güvenlik Kurulu toplantısının gerçekleştirildiğini belirten Meşeli, toplantıdan çıkacak kararların beklendiğini de sözlerine ekledi.

 

Mücahitlerin haklarıyla ilgili değişiklik yasa tasarısının ikinci görüşmesini tamamlandı

Cumhuriyet Meclisi, İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi bugün UBP Milletvekili Komite Başkanı Sunat Atun başkanlığında toplanarak gündeminde bulunan “Mücahitlerin Tazmini ile Gazilerin Hak ve Menfaatlerinin Belirlenmesi (Değişiklik) Yasa Tasarısı”nın ikinci görüşmesini tamamladı.

Söz konusu Yasa Tasarısının ivediliği bulunmadığından üçüncü görüşmesinin bir sonraki toplantıda yapılacağı bildirildi.

Meclisten verilen bilgiye göre, toplantıya davetli olarak Maliye Bakanlığı ve Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği’nden yetkililer ve temsilciler katılarak konu ile ilgili görüşlerini sundu.

Komite toplantısına, Komite Başkan Vekili CTP Milletvekili Filiz Besim, Komite Üyeleri UBP Milletvekili Ahmet Savaşan ve Fırtına Karanfil ile CTP Milletvekili Devrim Barçın katıldı. Maliye Bakanı Özdemir Berova ile UBP Milletvekili Hasan Küçük de toplantıda yer aldı.

Ertuğruloğlu: Hava sahası açılır açılmaz vatandaşlarımızın tahliyesi başlayacak

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu,  Körfez ülkelerinde bulunan KKTC vatandaşlarının durumu hakkında BRT’ye konuştu.

Ağırlığı Dubai olmak üzere 50 vatandaşımız temsilcilikle temasa geçti. 2 vatandaşımız ise Doha Katar’da. Dubai’deki 50 kişiden 37’si turistik amaçlı gem tur ile giden vatandaşlar. Diğer 13 kişi ise münferit seyahatleri dolayısıyla orada. 2 kişi de Doha Katar’da temsilcilikle temasa geçip yerlerini bildirdi. Güvenli şekilde savaşın sona erip hava sahasının açılmasını bekliyoruz. Konsolosluk acil durum hattı 7/24 hizmet veriyor.

Tüm vatandaşlarımızın yerini biliyoruz. Otel isimleri de var. Dolayısıyla beklemekten başka yapacak bir şey yok. Hava sahaları kapalı, uçak seferleri yok. Tahliye şu anda mümkün değil.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, devam eden savaşın KKTC’ye yansımalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Bölgede çok üzücü olaylar yaşanıyor.

Kıbrıs Türk halkının paniklemesini gerektirecek bir durum söz konusu değil. KKTC herhangi bir ülkenin askeri hedefi durumunda bir ülke değil. Ama Güney Kıbrıs’ın son yıllarda artan bir şekilde çeşitli ülkelerin askeri üssü haline dönüşmüş olması, sadece İngiliz üslerinden dolayı değil politikalarından dolayı hedef olabilecek bir coğrafya olması KKTC’yi de direkt hedef olmamasına rağmen ki geçmişte hedefi şaşıran bir füze KKTC’ye düşmüştü. İnşallah böyle bir şey olmaz.

Bunun garantisini verecek bir durum söz konusu değil ama tek kesin olan şey KKTC’nin askeri bir hedef olmadığı ve Kıbrıs Türk halkının paniklemesine gerek yok. Aynı şeyi Güney Kıbrıs için söylemek mümkün değil…

Güney Kıbrıs hedef olabilir. Üsler egemen İngiliz üsleridir. Yani egemenliğin ne kadar önemli bir özellik olduğunu bir kere daha vurgulamam gerekir. Üs bölgeleri İngiliz toprağıdı. Dolayısıyla Güney Kıbrıs’ın hükümeti üsler olsun veya olmasın yanlış saldırgan hakimiyetçi ve şımarık politikaları sayesinde Güney Kıbrıs’ı askeri üs haline getirmiştir.

Uraloğlu: Uçuşlar, beş ülkeye 6 Mart’a, dört ülkeye ise 3 Mart’ta kadar iptal edildi

Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bölgede devam eden riskler nedeniyle Türk Hava Yolları (THY), AJet, Pegasus ve SunExpress tarafından yapılacak İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün seferlerinin 6 Mart’a kadar iptal edildiğini bildirdi.

Uraloğlu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırı başlatması ve İran’dan gelen misilleme sonrasında bölgedeki hava sahaları ve Türk taşıyıcıların son durumuna ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Süreci anlık takip ettiklerini ve gerekli tüm tedbirlerin alındığını belirten Uraloğlu, “İran, İsrail, Irak, Katar, Bahreyn, Kuveyt, Ürdün ve Suriye’nin güney kısmında hava sahasına yönelik kapalılık NOTAM’ları devam ediyor. Umman, Suudi Arabistan’ın bir bölümü ve Lübnan’da ise sivil uçuşlar sürüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Uraloğlu, Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) acil durum önlemleri kapsamında trafik yönlendirmesi yapıldığını aktararak, bugün itibarıyla Emirates ve Etihad Airways seferlerinin yeniden başlayacağının bildirildiğini ifade etti.

Türk taşıyıcılarının mevcut durumuna ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, THY’ye ait bir uçağın Tahran İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı’nda beklediğini ve bu süreçten etkilenen tek THY uçağının bu olduğunu bildirdi.

Pegasus Hava Yollarına ait bir uçağın da aynı havalimanında bulunduğuna işaret eden Uraloğlu, AJet’in İran, Suriye, Irak ve diğer kısıtlı bölgelerde bekleyen herhangi bir uçağının bulunmadığını aktardı.

Uraloğlu, ayrıca Tailwind Havayolları’nın Irak menşeli bir şirkete kiraladığı uçağın Irak’ta bulunduğu bilgisini paylaştı.

Taşıyıcıların, kısıtlı hava sahalarından geçecek uçakların rotalarını, kaçınma yapacak şekilde planladığına dikkati çeken Uraloğlu, şunları kaydetti:

“Bölgede devam eden riskler nedeniyle THY, AJet, Pegasus ve SunExpress tarafından İran, Irak, Suriye, Lübnan ve Ürdün seferleri 6 Mart’a kadar iptal edildi. Ayrıca Pegasus Hava Yolları aldığı karar doğrultusunda 12 Mart’a kadar İran’a uçuş gerçekleştirmeyecek. Katar, Kuveyt, Bahreyn ve BAE’ye planlanan tüm uçuşlar da 3 Mart’a kadar iptal edildi. Günlük değerlendirmeler ışığında kararlar alınıyor, mevcut koşullarda iyileşme olmaması halinde iptaller günlük olarak sürdürülebilir. Bugün Suudi Arabistan’ın Riyad, Cidde ve Medine şehirlerine ve Umman’a seferler icra edilebilecek.”

Üstel, bölgesel gerilim gündemiyle Sivil Savunma Teşkilatı’nı ziyaret etti

Başbakan Ünal Üstel, Ortadoğu’da devam eden savaşın bölgesel etkilerini değerlendirmek amacıyla Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı’nı ziyaret etti. Ziyarette, artan askeri gerilimin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne olası yansımaları ve alınabilecek tedbirler ele alındı.

Ziyaret sonrası açıklama yapan Üstel, bölgede tırmanan askeri hareketlilik ve özellikle İngiliz üslerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların ardından yaşanabilecek gelişmelere karşı hazırlıkların gözden geçirildiğini belirtti. Toplantıda sivil savunma kapasitesi, acil durum planlamaları ve kurumlar arası koordinasyon mekanizmalarının detaylı şekilde değerlendirildiğini ifade etti.

Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin hassas bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Üstel, adada bulunan İngiliz üslerinin üçüncü ülkelerin askeri operasyonlarında aktif biçimde kullanılmasının Kıbrıs’ı fiilen süregelen çatışmaların bir parçası haline getirdiğini söyledi. Üstel, adayı bir ileri karakol ya da operasyon sahasına dönüştüren her adımın adada yaşayan tüm halkları risk altına soktuğunu vurguladı.

Başbakan Üstel, İngiliz üslerinin kullanımıyla birlikte Rum Yönetimi’nin bazı ülkelere tanıdığı askeri ayrıcalıkların da adanın genel güvenliği açısından risk oluşturduğunu dile getirdi. Devletin tüm kurumlarının süreci yakından takip ettiğini belirten Üstel, KKTC halkının güvenliği için gerekli tüm tedbirleri almanın en temel sorumlulukları olduğunu kaydetti.

Savaşların kazananı olmadığını ifade eden Üstel, sivillerin zarar gördüğü, göçlerin arttığı ve ekonomilerin sarsıldığı bu süreçte tüm taraflara ateşkes ve diplomasi çağrısı yaptı.

Türkiye’nin yürüttüğü diplomatik girişimlere de değinen Üstel, Recep Tayyip Erdoğan ile Hakan Fidan’ın silahların susturulması ve diplomatik kanalların işletilmesine yönelik temaslarının bölge barışı açısından kritik önem taşıdığını belirterek, bu girişimlerin uluslararası toplum tarafından dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Yeni Hastane Randevu Sistemi devreye girdi

Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerine erişimi daha hızlı ve daha kolay hale getirmek amacıyla Hastane Randevu Sistemi (HRS)’ni devreye aldı.

Yeni sisteme geçiş süreci nedeniyle mevcut randevular bir hafta süreyle ertelenmiş olup, bu nedenle 1101 randevu hattında geçici bir yoğunluk yaşanmaktadır. Söz konusu yoğunluğun kısa süre içerisinde azalması ve sistemin olağan işleyişine dönmesi bekleniyor.

Öte yandan online randevu sistemi 7 gün 24 saat kesintisiz olarak hizmet verecek.

Geçiş sürecinin planlı ve sorunsuz şekilde tamamlanabilmesi adına 1101 hattı, mevcut randevu sistemi üzerinden bir süre daha hizmet sunmaya devam edecek.

2 Mart itibarıyla yeni sistemle birlikte:
•    Vatandaşlarımız randevularını telefon aracılığıyla alabilecek,
•    Online randevu sistemi ise 7 gün 24 saat kesintisiz olarak hizmet vermeyi sürdürecektir.

Online randevu sistemine, e-Devlet Kapısı üzerinden güvenli kimlik doğrulama yöntemiyle erişim sağlanacaktır. Sistemi kullanabilmek için e-Devlet şifresi gerekmekte olup, henüz şifresi bulunmayan vatandaşlarımız şifrelerini ilgili kaymakamlıklardan temin edebilecektir.

Herhangi bir mağduriyet yaşanmaması adına tüm teknik ve idari ekiplerimiz yoğun, titiz ve özverili bir çalışma yürütmektedir. Geçiş döneminde oluşabilecek kısa süreli aksaklıklara karşı vatandaşlarımızın göstereceği anlayış, sürecin sağlıklı ve hızlı bir şekilde tamamlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

Hamaney ve İran yönetimine yönelik aylar süren istihbarat takibinin ayrıntıları ortaya çıktı

ABD ve İsrail istihbarat birimlerinin, düzenlenen operasyon öncesinde İran lideri Ali Hamaney’i aylarca yakından izlediği ve üst düzey yetkililerin aynı yerleşkede toplanmasını “fırsat” olarak değerlendirdiği belirlendi.

CNN’in operasyona ilişkin bilgi sahibi olan 5 yetkiliye dayandırdığı haberine göre, aralarında ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) da olduğu ABD ve İsrail istihbarat birimleri, Hamaney’in günlük rutinini, görüştüğü isimleri, iletişim yöntemlerini ve olası saldırı durumunda çekilebileceği noktaları uzun süre mercek altına aldı.

Yetkililer, istihbarat birimlerinin yalnızca Hamaney’i değil, İran’ın üst düzey siyasi ve askeri yetkililerini de takip ettiğini, bu isimlerin nadiren aynı yerde bir araya gelmesi nedeniyle uygun zamanın beklendiğini belirtti.

İstihbaratın, takip sürecinde Hamaney’in gündüz kendisini daha güvende hissettiğini ve koruma protokollerini bu saatlerde esnettiğini saptadığını aktaran yetkililer, bu nedenle normal şartlarda gece yapılması planlanan saldırının sabah saatlerine kaydırıldığını ifade etti.

Yetkililer, İranlı üst düzey görevlilerin Tahran’daki liderlik ofisi, cumhurbaşkanlığı ve ulusal güvenlik birimlerinin bulunduğu yerleşkede cumartesi sabahı ayrı noktalarda toplantı planlamasının istihbarat açısından “fırsat” olarak değerlendirildiğini vurguladı.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, operasyonun hazırlık süreci İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Aralık 2025’te ABD Başkanı Donald Trump’ı Florida’daki malikanesi Mar-a-Lago ziyaretiyle hız kazandı.

Görüşmede Netanyahu, İran’ın balistik füze programını ilerlettiği ve nükleer kapasitesini yeniden canlandırmaya çalıştığına dair istihbarat paylaştı.

Trump, bu görüşmede İsrail’in füze tesislerini hedef alacak askeri hamlelerine destek vereceğini taahhüt etti.

ABD-İsrail’in İran’a saldırıları

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin yaralandığını duyurdu.

Hristodulidis: Kıbrıs hiçbir askeri operasyona taraf değil

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, Ağrotur’daki İngiliz üslerine düşen Shahed tipi İHA’nın küçük çaplı hasara yol açtığını belirterek, Kıbrıs’ın herhangi bir askeri operasyona katılmadığını ve ülke güvenliği için tüm birimlerin teyakkuzda olduğunu açıkladı.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, yayımladığı video mesajda Kıbrıs’ın herhangi bir askeri operasyona hiçbir şekilde katılmadığını ve böyle bir niyetinin de bulunmadığını açıkladı.

Hristodulidis, ülkenin ve vatandaşların güvenliğinin öncelikli olduğunu belirterek, “Ülkemizin ve halkımızın güvenliği ilk önceliğimizdir. Gereken ne varsa yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Yaşanan son gelişmeler ışığında kamuoyunu doğrudan bilgilendirme kararı aldığını kaydeden Rum lider, gece saat 00.03’te Shahed tipi insansız hava aracının Ağrotur’daki İngiliz üsleri içerisindeki askeri tesislere düştüğünü açıkladı. Olayda küçük çaplı maddi hasar meydana geldiği bildirildi.

Hristodulidis, ilk andan itibaren Cumhuriyetin tüm yetkili birimlerinin alarm durumunda ve tam operasyonel hazırlık içinde olduğunu belirtti. Durum değerlendirmesi amacıyla Ulusal Güvenlik Konseyi’ni derhal topladığını ifade eden Rum lider, konseyin sürekli istişare halinde olduğunu söyledi.

Ayrıca gelişmelerle ilgili olarak Avrupa Birliği liderleri ve diğer ülkelerin liderleriyle sürekli temas halinde bulunduğunu aktardı.

Bölgenin ciddi jeopolitik istikrarsızlık ve benzeri görülmemiş bir kriz sürecinden geçtiğine dikkat çeken Hristodulidis, “Vatanımız hiçbir şekilde herhangi bir askeri operasyona katılmamış ve katılmayı da düşünmemektedir” dedi.

Kıbrıs’ın bugüne kadar üstlendiği insani role bağlı kalmaya devam edeceğini belirten Hristodulidis, ülkenin çözümün parçası olmayı sürdüreceğini ve aynı sorumluluk anlayışıyla hareket etmeye devam edeceğini kaydetti.