İSKELE BELEDİYESİ HİZMETLERİNİ SÜRDÜRÜYOR….



Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Best Model of the World yarışmasına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni temsilen katılacak olan adaylar Nazlıcan Gökçin ve Tuğberk Demirkent’i kabul etti.
Kabulde konuşan organizasyonun Kıbrıs temsilcisi En Moda Direktörü Özer Akkeleş, 16 Aralık’taki yarışmada gençlerin KKTC’yi en iyi şekilde temsil etmek için uğraş vereceklerini söyledi.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre de konuşmasında gençlerin yapılacak olacak organizasyonda güzel neticeler almasını diledi.
KKTC vatandaşı olan bir çok gencin uluslararası alanda bir çok başarılar elde ettiğini anımsatan Töre, bunun kendilerini gururlandırdığını söyledi.
Töre, Kıbrıslı Türk gençlerin dünyadaki gençlerden hiçbir eksik tarafı bulunmadığını ifade ederken inandıkları dalda azimle mücadele eden bir çok gencin başarı öyküleri olduğunu vurguladı.
Başkan Töre, gençlerin KKTC bayrağını en iyi şekilde temsil edeceklerine inandığını dile getirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “ABD’nin, özellikle AB’nin Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyelerine baskı yaptığını da gördük, hatta tehdit ettiğini de gördük. Çok ciddi baskı yaptılar, her bir ülkeye notalar verdiler, mektuplar yazdılar. Ama şunu unutmasınlar; artık AB veya ABD, kim olursa olsun bu tür tehditlere boyun eğmeyen bir Türk dünyası var.” dedi.
Çavuşoğlu ile Meksika Dışişleri Bakanı Marcelo Ebrard, Ankara’da gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından ortak basın toplantısında konuştu.
Toplantının soru-cevap kısmında Rusya ile Ukrayna arasında Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in (BM) arabuluculuğuyla imzalanan tahıl anlaşmasının 120 günlüğüne uzatılmasına değinen Çavuşoğlu, geçen ay anlaşmayı askıya alan Rusya’nın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gerçekleştirdiği görüşmeler sonucunda yeniden anlaşmaya döndüğünü söyledi.
Çavuşoğlu, anlaşmayı uzatma fikriyle Rus tahıl ve gübresinin ihracatı önündeki engellerin kaldırılmasının bir süredir masada olduğunu belirterek bu ürünlerin ihracatı önünde ödeme ve taşımacılık konusunda yaptırım engelleri bulunduğunu dile getirdi.
Bu süreçte Rus ve Ukraynalı muhatapların yanı sıra BM, ABD ve Avrupalı muhataplarla temaslar yürütüldüğünü aktaran Çavuşoğlu, “Özellikle Rus amonyağının Odessa’dan ve Estonya, Letonya, Belçika, Hollanda ve Almanya limanlarından ihracatı konusunda yoğun temas yürütmemiz gerekiyordu. Telefon görüşmelerimiz ve diğer temaslarımızı sizlerle paylaşıyoruz. O temaslarımızın sebebi de buydu.” ifadesini kullandı.
Çavuşoğlu, atılan adımlardan Rusya’nın da tatmin olduğuna dikkati çekerek şöyle devam etti:
“Ama engellerin tamamen kalkmadığını söylemek lazım. Bunu söylediğimiz zaman bazıları ‘Rusya’yı mı savunuyorsunuz?’ diyor. Hayır, Rusya’yı savunmuyoruz. Her şeyden önce bu bir anlaşma. İkincisi de Ukrayna tahılının sorunsuz şekilde özellikle ihtiyaç sahibi ülkelere gidebilmesi için Rusya’nın taleplerinin de anlaşmada olduğu gibi karşılanması gerektiğini söylüyoruz.”
“KESİNTİ OLMAMASI İÇİN ÇABALARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”
Yapılan anlaşma ve mutabakata tüm tarafların uyması gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Umarım 4 ay sonra tekrar uzatılır, 120 gün değil de bir yıl uzatılır. Bu adımlar aslında güveni artırıcı adımlardır.” değerlendirmesi yaptı.
Çavuşoğlu, esir takası ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu (Rosatom) yetkililerinin görüşmesi gibi konulara Türkiye’nin ara buluculuk yaptığını hatırlattı.
Tüm bunların güven artırıcı adımlar olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, “İnşallah bir daha uzatmaya da ihtiyaç kalmaz. O zamana kadar ateşkes olur ve sorunun tamamen çözülmesi için de müzakereye dönüş olur. Biz bu yönde de çabalarımızı yoğunlaştırarak sürdüreceğiz.” diye konuştu.
Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rus ve Ukraynalı mevkidaşlarıyla temaslarını sürdüreceğinin altını çizerek “Biz ‘Komşumuz açken tok yatmayalım.’ anlayışıyla bu sürece öncülük ettik. Bundan sonra da bu çabalarımızı kesinti olmaması için sürdüreceğiz.” ifadesini kullandı.
“KKTC’NİN BİR YERE GÖZLEMCİ ÜYE OLABİLMESİ İÇİN BAŞKASINDAN İCAZET ALACAK DEĞİLİZ”
Çavuşoğlu, Polonya’ya füze düşmesine de değinerek “İlk incelemelere göre, bir kaza yaşandığı anlaşılıyor. Tabii derinlemesine incelemeler devam ediyor. Kaza da olsa maalesef devam bir savaşın yansıması. Bir an önce savaşın sonlandırılması, müzakere masasına dönülmesi her bakımından önemli.” diye konuştu.
KKTC’nin TDT’ye “gözlemci üye” olmasına yönelik tepkilere ilişkin soruya Çavuşoğlu, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bir yere gözlemci üye olabilmesi için başkasından icazet alacak değiliz.” yanıtını verdi.
Çavuşoğlu, tepki gösteren AB’ye “Dürüst olun.” çağrısı yaparak 2004’te Annan Planı’nı kabul eden KKTC’ye kısıtlamaları kaldırma sözü verildiğini ancak buna riayet edilmediğini hatırlattı.
“TÜRK YÜZYILI BAŞLADI”
“AB’nin ne hakkı var ki TDT’ye müdahale etsin.” diyen Çavuşoğlu şunları kaydetti:
“ABD’ye de mesajımız şu; hem Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde hem de Kıbrıs’ta dengeyi bozdunuz, kantarınızın ayarı bozuldu. Dengeli olun ve uluslararası hukuktan bahsediyorsanız Yunanistan’ın ve Rum kesiminin ihlallerine bakın. Aynı şekilde biz, ABD’den de icazet alacak değiliz. Türk yüzyılı başladı, Türk baharı başladı. Dolayısıyla KKTC’nin TDT’ye üye olmasıyla bir filizin daha ortaya çıktığını, yükseldiğini söyleyebiliriz.
Diğer taraftan ABD’nin, özellikle AB’nin TDT üyelerine baskı yaptığını da gördük. Hatta tehdit ettiğini de gördük. Çok ciddi baskı yaptılar, her bir ülkeye notalar verdiler, mektuplar yazdılar. Ama şunu unutmasınlar; artık AB veya ABD, kim olursa olsun bu tür tehditlere boyun eğmeyen bir Türk dünyası var.”
Türk dünyasının birliğinin kimsenin aleyhine olmadığının altını çizen Çavuşoğlu, “Türk dünyasının birliği, bölgenin istikrarı bakımından önemli, barış bakımından önemli. Gelin iş birliği yapalım. Tehditleri bırakın, iş birliği yapalım, herkesin yararına adımlar atalım.” dedi.
Çavuşoğlu, tehditlerin Türk dünyasına etkisinin olmadığını vurgulayarak “Gereken adımlar atıldı. Bu bir başlangıç. Adım adım dahası da gelecek inşallah.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Yakın Doğu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğretim elemanlarının, KKTC’nin ilanının 39’uncu yıl dönümü onuruna Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Sergi Salonu’nda düzenlediği resim, heykel, vitray, seramik ve baskı resimlerini bir araya getiren Cumhuriyet Sergisi’nin açılışını yaptı.
Sergi açılışında yaptığı konuşmada, Yakın Doğu Üniversitesi’nin düzenlediği 429. sergide bulunmaktan dolayı duyduğu mutluluğu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, Cumhuriyet Sergisi’nin, KKTC’nin kuruluşunun 39. yılında açılmasının gurur verici olduğunu belirtti.
KKTC’nin kolay kurulmadığını, bugünlere kolay gelinmediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar bağımsız, özgür bir KKTC’nin, Türklük dünyası içinde büyük önem arz ettiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Tatar, sözlerine şöyle devam etti;
“Yakın Doğu Üniversitesi’nde çeşitli Türk devletlerinden sanatseverler, akademisyenler hizmet vermektedir. Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi’nde çok sayıda sergi açılmıştır. Türk Devletleri Teşkilatı’nın üye ülkelerinden gelen sanatçıların burada yaptığı çalışmalar, bizi tarihten geleceğe taşımaktadır. Devletimizi güçlendirmek, halkımızın bağımsızlığı ve özgürlüğü için çalışıyoruz.
15 Kasım Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Yakın Doğu Üniversitesi’nin ürettiği ‘Günsel’ arabalarının da resmîgeçitte bulunmasının mesajı şuydu; ‘KKTC artık kendi arabasını üretme aşamasına gelmiştir. Bu ülkede çok büyük kazanımlarımız ve eserlerimiz vardır.’ KKTC, aşama aşama güçlenmektedir. Kıbrıs Türkü’nün, refah ve huzur içinde yaşayabilmesi önemlidir. Bütün bu çalışmalar, Kıbrıs Türk halkının neleri başarabileceğinin en büyük göstergesidir.”

UBP Gazimağusa Belediye Başkan Adayı Erdal Özcenk, kalbinin Mağusa için attığını belirterek, “Huzurlu ve sorunlarından arınmış bir şehir yaratmak istiyoruz” dedi.
UBP Gazimağusa Belediye Başkan Adayı Dr. Erdal Özcenk, Güneş TV’de “ASLI’NDA” programının konuğu oldu.
Mağusalı olduğuna vurgu yapan Özcenk, Mağusa’ya kendisini sorumlu hissettiğini ve şehre borcunu ödemek için belediye başkan adayı olarak yola çıktığını belirtti.
Çağdaş belediyecilik anlayışı ile Mağusa’yı hak ettiği yere getireceklerini ifade eden Özcenk, şehrin en büyük sıkıntısının mali konular olduğuna dikkat çekti. Belediyenin ödemeler noktasında sıkıntılar yaşadığını kaydeden Özcenk, “Gazimağusa Belediyesi’nde benim gördüğüm bir tahsilat sorunu var. Ödemelerde yine sorunlar yaşanıyor” dedi.
“SORUNU KÖKÜNDEN ÇÖZECEĞİZ”
Ödemelerin gecikmesiyle hem çalışanların motivasyonunun hem de iş verimliliğinin düştüğünü belirten Özcenk, “Bunların olmaması lazım. Mutlu personel iş üretir ve daha kaliteli, verimli hizmet sağlar. O nedenle yaşanan sorunu bulup kökünden çözeceğiz. Akabinde de iş veriminin artmasını sağlayacağız” diye konuştu.
Mağusa’nın 150 Milyon TL’ye yakın bir borcu olduğunu ifade eden Özcenk, borcun üçte birinin bankalara üçte ikisinin ise şahıslara ait olduğunu söyledi. Özcenk, belediyenin borçlarını kapatırken diğer yandan projelerin hayata geçirileceğini dile getirdi.
BÜTÜNLÜKÇÜ VE BİLİMSEL ÇÖZÜMLER…
Belediyenin gelirlerini arttırıcı, bütünlükçü ve bilimsel çözümlerle hareket ederek, projeleri halkın hizmetine sunacaklarını belirten Özcenk, önümüzdeki günlerde projelerin kamuoyu ile paylaşılacağının bilgisini de verdi.
Mağusa’da kanalizasyon ve altyapı sorununa işaret eden Özcenk, konuyla ilgili çalışmaların Avrupa Birliği kapsamında yürütüldüğünü anımsattı. Özcenk, Mağusa’nın altyapı sorununu çözmek için uzman kişilerle çalışacaklarını söyledi.
“AMACIMIZ SIFIR ATIK NÖTR KARBON”
Temizlik ve atık yönetimi alanında projeleri olduğunu da belirten Özcenk, “Mağusa’da çöpler yeterince toplanmıyor. Konteynerler yetersiz. Bu konuda düzenli bir planlama yapılmalıdır. Atık yönetiminde de etkin projelerimiz var” dedi ve ekledi: “Atık yönetimini dünyadaki şekilde uygun ve modern bir şekilde yaparsak %50 tasarruf sağlayabiliriz. Amacımız sıfır attık, nötr karbon olan şehirler yaratmaktır.” Özcenk, temizlik ve atık konusunda yapılacak projenin pilot bölgesinin Kaleiçi olacağını da sözlerine ekledi.
7/24 HİZMET
Belediyecilik alanında hizmetin 7/24 sağlanacağının altını çizen Özcenk, “Burada bir problem var denildiğinde o problem hemen çözülmelidir. Hizmetlerde gecikme olamaz” dedi.
Sokak hayvanları konusunda da çalışmalar yapacağını belirten Özcenk, bu konuda eşinin fikirlerini ve desteğini alacağını kaydetti.
Şehrin üniversite potansiyeline de işaret eden Özcenk, “Üniversite ile şehri bütünleştirecek projelerimiz var” diye konuştu.
Özcenk, çocuklar, gençler ve yaşlılar için güzel projeler yapacaklarını belirterek “Önce hayal edip sonra yapacağız” ifadelerini kullandı.
“İDDALIYIZ, ÇALIŞIYORUZ…”
“Huzurlu bir şehir yaratmak istiyoruz, sorunlarından arınmış bir şehir” diyen Özcenk, yaşamaktan keyif alınacak bir Mağusa yaratmak için çalışacaklarını ve iddialı olduklarını ifade etti.
Sağlık alanında da vatandaşa hizmet götürüleceğini ifade eden Özcenk, ayrıca Mağusa’nın turizm potansiyelinin yükseltilmesi gerektiğine de vurgu yaptı. Özcenk, “Tarihimizi, kültürümüzü tanıtabilecek, daha fazla turist çekecek çalışmalar yapmalıyız” dedi.
Özcenk, daha çağdaş bir Mağusa için, kalbi Mağusa diye atan herkesten destek isteyerek sözlerini tamamlandı.
Haber: Ezgi Çelik


Lefke Avrupa Üniversitesi (LAÜ) Dr. Fazıl Küçük Eğitim Fakültesi, Kıbrıs-Balkanlar-Avrasya Türk Edebiyatları Vakfı (KIBATEK) tarafından Marmara Üniversitesi’nde düzenlenen Atatürk konulu sempozyumda temsil edildi.
LAÜ Akademisyenlerinden Yrd. Doç. Dr. Çağda Kıvanç Çağanağa ve Vedat Çağanağa tarafından yapılan çalışmada Kıbrıs’ta Atatürk isimli okullar konusu işlendi. Akademisyenler çalışma ile ilgili şu bilgileri aktardı; Bildiride 290 okul ismi taranmış ve içerik analizi yoluyla Atatürk ve Atatürk ile ilişkili okul isimleri çalışma kapsamına alınmıştır.
Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda Kıbrıs’ta birçok yer ve mekan isimlerinin tarihsel süreç içerisinde yaşanan siyasal gelişmeler sonucunda konulduğu görülmektedir. Örneğin Lefke İstiklal İlkokulu, Lefke Gazi Lisesi, 23 Nisan İlkokulu, 19 Mayıs Türk Maarif Koleji, 9 Eylül İlkokulu, Çanakkale Ortaokulu, Gazi İlkokulu, Mustafa Kemal İlkokulu vb. Atatürk ile ilgili sıfat başlığı altında Türk kelimesine birden çok rastlanmaktadır. Sonuç olarak KKTC’de okul isimlerinde Atatürk ve Atatürk ile ilgili kelimeler bulunması milli hassasiyetler, biz duygusunun yaratılmaya çalışılması ve Atatürk sevgisinin yeni nesillere aşılandırılmaya çalışılmasında önemli bir etken olduğu görülmektedir.
LAÜ Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Azize Ummanel tarafından sunulan Kıbrıs Türk Şiirlerinde Çocuk isimli çalışmada ise 12 Kıbrıslı Türk şairin toplamda 30 kitabı incelendi. Kitaplarda içerisinde çocuk, çocukluk ve bebek kelimeleri geçen şiirler belirlenmiş ve bu kelimelerin yer aldığı şiirler içerik analizi yöntemi ile çözümlendiğini belirten Ummanel, elde edilen bulguların Kıbrıslı Türk şairlerin şiirlerinde ele aldıkları çocuk kavramını duygular, yaşam ve diğer bazı özelliklerle ilişkilendirdiğini ortaya koymakta olduğunu dile getirdi. Ummanel son olarak “Kıbrıs Türk şiirinde ölüm ve savaş temaları ile ölüm ve savaşın beraberinde getirdiği mutsuzluk, korku ve kaybolmuşluk duygularının çokça ele alındığı tespit edilmiştir” dedi.
Doç. Dr. Azize Ummanel ve Yrd. Doç. Dr. Münevver Kata tarafından yapılan bir diğer çalışmada da İki Toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti (1960-1963) Döneminde Kıbrıs Türk Basınında Atatürk konusu işlendi. Çalışma kapsamında 1960 ve 1963 yılları arasında yayınlanan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi dijital arşivinde yer alan Bozkurt, Cumhuriyet, Nacak, Akın ve Devrim gazeteleri incelendi; bu gazetelerde yer alan Atatürkle ilgili haberler analiz edildi.
Yapılan içerik analizi sonucunda “1960-1963 yılları arasında Kıbrıs Türk basınına yansıyan Atatürk ile ilgili haberlerin milli bayramlar, anma günleri, Atatürk’ün az bilinen yönleri, edebi eserler ve diğer bazı konular altında toplandığı gözlenmiştir. Atatürk’e yazılan övgü dolu metinler ve O’nun askeri yönü ile devrimlerini ele alan yazıların gazetelerde en çok rastlanılan konular olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Atatürk’ün az bilinen yönleri ve edebi eserlerine de değinildiği görülmüştür” şeklinde bilgiler verildi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, müzakerelerin ancak Kıbrıs Türklerinin müktesep hakkı olan egemen eşitliği ve eşit statüsünün kabulüyle başlanabileceğini belirterek, şu anda ortak bir zeminin olmadığını vurguladı.
Tatar, Kıbrıslı Türklerin müktesep hakkı olan egemen eşitliğin kabul görmesi için Birleşmiş Milletler’in adım atması gerektiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Birleşmiş Milletler (BM) Siyasi İşler Bölümü Avrupa, Orta Asya ve Amerika Genel Sekreter Yardımcısı Miroslav Jenca ile görüştü.
Tatar, görüşme sonrasında, basına değerlendirmede bulundu.
Genel Sekreter Yardımcısı Jenca ile gelinen aşama konusunda bir değerlendirme yaptıklarını belirten Tatar, artık federasyon temelinde bir anlaşma niyetlerinin olmadığını ve iki toplumlu, iki bölgeli federasyon hakkında alınan kararların üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen hiçbir adım atılmadığını anlattıklarını söyledi ve “Jenca’nın sözlerini çok iyi anladığını” ifade etti.
Tatar, Kıbrıs Türk toplumunun müktesep haklarının, 1950 yıllarını kapsayan İngiltere Kraliyet arşivlerinde yer alan ve dönemin İngiltere Başbakanı’nın ağzından çıkan “Kıbrıs’ta iki ayrı egemen halk var” ifadelerinden görülebileceğini ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunda da bütün bunların ifade edildiğini kaydetti ve bu egemenlik üzerine devletlerini kurduklarını belirtti.
“Bir halkı bu kadar uzun süre cezalandıramazsınız. Bu halkın hiçbir yanlışı olmamıştır”
Tatar, geçen nisan ayında Cenevre’de Birleşmiş Milletler’e yeni siyasetlerini sunduklarını ve Türkiye’nin de bu siyasete tam desteğiyle, çalışmalarını bu anlayışla yürüttüklerini ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 20 Eylül’de yapmış olduğu konuşmayı anımsatarak, ambargo ve izolasyonların Kıbrıs Türk toplumu üzerinde olumsuz etkilerinin devam ediyor olduğunu, uluslararası toplumun verdiği sözleri tutmayarak Kıbrıslı Türkleri kandırdığını, Kıbrıs Türk toplumunun gerek Annan Planı’nda olsun gerek Crans Montana’da göstermiş olduğu iyi niyetlerinin karşılığını bulamadığını ve bunun uluslararası toplum prensipleriyle çeliştiğini aktardı.
Tatar, “Bu halkı bu kadar uzun süre cezalandıramazsınız. Bu halkın hiçbir yanlışı olmamıştır. Bu halk her zaman bir anlaşmadan yana olmuştur” ifadelerini kullandı.
“Birleşmiş Milletler’in bir adım atması gerekmektedir. Bunu kendilerine söyledim”
Tatar, Güney Kıbrıs’ın eşitlik ve paylaşımdan hiçbir zaman yana olmadığını ve sürecin içerisinde yer alan Birleşmiş Milletler’in iyi bildiğini Genel Sekreter Yardımcısı Jenca’ya ifade ettiklerini ve bu noktada Birleşmiş Milletler’in bir adım atması gerektiğini kendilerine söylediklerini dile getirdi.
Diğer tarafın, hem “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanındığı hem de Annan Planı’na hayır demelerine rağmen tek taraflı olarak Avrupa Birliği’ne alındığı hatırlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs’la ilgili tüm konularda, sadece Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği üzerinden gidilmesinin yanlış olduğunu, Türkiye’nin de garantör ülke olarak bir müzakere masasında ve ileride oluşacak herhangi bir çerçevede ağırlığı olduğunu ve bu ağırlığa saygı duyulması gerektiğini söyledi.
“Kalıcı bir anlaşma ve istikrar için bölgedeki Türk-Yunan dengesinin de korunması lazım”
Tatar, “kalıcı bir anlaşma ve istikrar için, sadece Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında değil aynı zamanda bölgedeki Türk Yunan dengesinin de korunması lazım” ifadelerini kullandı ve Avrupa Birliği ve Yunanistan’ın etkisiyle Doğu Akdeniz’de Türkiye Cumhuriyeti’nin dışlanacağı bir noktaya gelinirse, hiçbir zaman bir anlaşmanın olamayacağını kaydetti.
İki taraf arasında diyalog ve iş birliğini devam ettirme konusunda kararlı olduklarını da bildiren Tatar, teknik komitelerde de çeşitli konularda iş birliğini iyi niyetli olarak sürdürdüklerini söyledi ve temmuz ayında BM aracılığıyla iletmiş oldukları önerileri hatırlatarak, hidrokarbon, enerji, mayın gibi konularda her iki tarafın makamlarının yer aldığı komitelerde çare üretmek istediklerini belirtti.
Tatar, Jenca’nın ise diyalogdan kopmama çağrısında bulunduğunu ve ilerde herhangi bir durum değişikliğinde görüşmelerin başlaması durumuna hazırlıklı olunması gerektiğini söylediğini ifade etti.


Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz Maraş bölgesinde bulunan seracıları ziyaret etti.
BAKAN OĞUZ SERACILARI ZİYARET ETTİ
Tarım ve Doağl Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz seracıları ziyaret ederek, Maraş bölgesindeki seraları yerinde inceledi.
Bakan Oğuz’u Seracılar Birliği Başkanı Veli Bayur karşıladı.
Bakan Oğuz’a Bakanlık Müdürü Mehmet Ercilasun, Tarım Dairesi Müdürü Reşat Değirmenci, Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Cem Karaca, Gazimağusa Tarım Dairesi bölge sorumlusu Ayşe Biren ve Bakanlık Özel Kalem Müdürü Hasan İşlek eşlik etti.
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz, Gazimağusa’da Seracılar Birliği Başkanı Veli Bayır ve bazı seracıları yerinde ziyaret etti. Bakan Oğuz, yaptığı ziyarette, üretimdeki son durumu değerlendirerek seracıların sorunlarını yerinde dinledi.
OĞUZ
2022 üretim yılı için seralara verilen tarımsal destek miktarının iyileştirildiğine dikkat çeken Oğuz, elektrik konusunda 70 krş kwat/saat başına sübvansiye verildiğini de söyledi. Oğuz, üretim sektörünün önemini her fırsatta vurguladıklarını belirterek, artan üretim maliyetlerine rağmen üreticinin yaşaması için hükümet ve bakanlık olarak eldeki imkanlar çerçevesinde gereken çalışmaları yaptıklarını dile getirdi.
BAYIR
Seracılar Birliği Başkanı Veli Bayır, artan üretim maliyetleri karşısında hükümetin son dömemde 70 kuruş kwat/saat başına verilen elektrik desteği ile üreticilerin bir nebze olsun rahat nefes almaya başladığına değindi.
KKTC Seracılar Birliği Başkanı Veli Bayır, Bakanlık ve birlik arasında iş birliklerinin devam edeceğini belirterek, Bakan Oğuz’a ziyaretinden dolayı teşekkür etti.

Hüseyin Amcaoğlu, “Belediyede de mali dengeleri kesinlikle bozmadan hareket edeceğiz” dedi.
Ulaşılabilen bir belediye başkanı olmanın önemine vurgu yapan UBP Gönyeli-Alayköy Belediye Başkan adayı Hüseyin Amcaoğlu, Gönyeli’de dış finansman kaynakları için şimdiden temaslarını olduğunu dile getirdi.
Amcaoğlu, “Belediyede de mali dengeleri kesinlikle bozmadan hareket edeceğiz” dedi.
Genç tv’de “Gönyeli Belediyesi’nde bir gizem ve şeffaflık sorunu” olduğunun dile getirilmesi karşısında Hüseyin Amcaoğlu, şeffaflık hesap verebilirlik konusunda kimsenin şüphesi olmaması gerektiğini kaydetti ve “fuzuli harcamaların her zaman karşısında olduk, başbakanlıkta bütçede en zor dönemlerde görev yaptık. Devleti ayakta tutmaya çalıştık. Belediyede de mali dengeleri kesinlikle bozmadan hareket edeceğiz” dedi.
UBP adayı Amcaoğlu, Gönyeli’de belediye gelirlerinin doğru ve etkin kullanılması sorunu olduğunu ifade ederek belediyede sadece iç kaynaklar ile değil, dış finansman kaynaklarını zorlayacaklarını Gönyeli Belediyesinde son dönemde böyle bir şey olmadığını, bu konuda şimdiden bazı temasları olduğunu söyledi.

UBP Yönetimi parti teşkilatı içerisinde yerel seçimler öncesinde bazı kararlar aldı.
Bu kararlara göre, gerek çift görevde bulunan gerekse parti tüzüğüne aykırı harekete bulunan bazı örgüt başkanı ve üyelerin görevlerine, bir kısmı geçici, bir kısmı ise sürekli olmak üzere son verildi.
Bu kararlara göre;
Hüseyin Höyük’ün Çatalköy Örgüt başkanlığı,
Talat Çiftçi’nin Lapta Örgüt başkanlığı,
Nurullah Arslantaş’ın Güvercinlik köyü Örgüt Başkanlığı görevlerine son verilmiştir.
Mustafa Aktuğ, Sayın Fuat Namsoy ve Sayın İbrahim Erbildim hakkında disiplin işlemleri başlatılmıştır.
Akdoğan Kadın Kolları Başkanı Eylem Dolmacı’nın Akdoğan Kadın Kolları Başkanlığı görevine son verilmiştir.
Cem Dana’nın sunmuş olduğu istifa dilekçesi onaylanmıştır.
İnönü Kadın Kolları Başkanı Çelen Beycanlı’nın istifası onaylanmıştır.
Bülent Bebek’in sunmuş olduğu istifa dilekçesi onaylanmıştır.
Çatalköy örgüt başkanı Hüseyin Höyük’ün istifa dilekçesi onaylanmıştır.
Belediye Meclis üyesi adayı olmalarından ötürü Hamza Baş, Ertan Nurçin, Mehmet Özsezer, Berna Deveci, Sedef Özzafer, ve Burcu Karakaya Yönetim organları görevlerine geçici olarak son verilmiştir.


Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Torbalı Belediye Başkanı Mithat Tekin ile Torbalı Gazi ve Şehitleri Yardımlaşma Derneği Heyetini kabul etti. Cumhuriyet Meclisi Zalihe Çavuşoğlu Toplantı Salonu’nda yer alan görüşmede, Torbalılı bazı gaziler, 1974 Harekatı ile ilgili anılarını da paylaştı.
Meclis Başkanı Zorlu Töre kabulde yaptığı konuşmada, KKTC’nin şehitler ile gazilerin hediyesi ve emaneti olduğunu vurguladı, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edilmesine tepki gösteren Avrupa Birliği’ni “Hristiyan kulübü” olarak niteleyerek kınadı. -Töre: “‘Bayrak inmez, ezan susmaz’ parolamızdır” Meclis Başkanı Zorlu Töre, Torbalı Belediye Başkanı Mithat Tekin ile Torbalı Gazi ve Şehitleri Yardımlaşma Derneği Heyetini kabulünde, Kıbrıslı Türklerin Osmanlı’nın adadan çekilmesinden sonra 96 yıl boyunca Mehmetçikleri beklediğini ve 20 Temmuz 1974’te Mehmetçiğin adaya geldiğini belirterek, “Çok şükür kavuştuk” dedi.
Harekat öncesinde Rumların Kıbrıs Türk Kuvvetlerini hafife aldığını ve Enosis hedefine devam ettiğini ifade eden Töre, 1974 Harekatı sırasında Türkiye Cumhuriyeti (TC) Başbakanı olan Bülent Ecevit ile Başbakan Yardımcısı olan Necmettin Erbakan’ı ve şehitleri rahmetle andı. Türk ordusunun adadan çıkması ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) son bulması adına oyunların devam ettiğini söyleyen Töre, KKTC’nin şehitler ile gazilerin hediyesi ve emaneti olduğunu vurguladı.
Töre, “KKTC yoluna devam edecek. Bu Cumhuriyeti bizden sonraki nesillere aktarmak bizim görevimizdir. Türk milleti söz konusu istiklalse birleşir. Bıçak kemiğe dayanmasın, bu millet bir olur, gereğini yerine getirir. Oyunlar oynanıyor. Avuçlarını yalasınlar, hiçbir şey yapamazlar” diye konuştu. KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edilmesinin ardından Avrupa Birliği tarafından yapılan açıklamaya da değinen Töre, Avrupa Birliği’ni “Hristiyan kulübü” olarak niteleyerek kınadı.
Töre, 15 Kasım’da Rumların KKTC’nin kuruluşu dolayısıyla yaptığı protesto eyleminde KKTC bayrağı yakmalarına da, “Bunlar barışa hizmet eden davranışlar değil… Rumlar maalesef fanatik Türk düşmanlığını devam ettiriyor” diyerek tepki gösterdi. KKTC devletinden ve egemenlikten vazgeçilmeyeceğini vurgulayan Töre, “Gönüllerimizde, göklerde ve makamlarımızda iki bayrak vardır. ‘Bayrak inmez, ezan susmaz’ parolamızdır” dedi. – Tekin İzmir’e bağlı Torbalı İlçesi hakkında bilgi vererek konuşmasına başlayan Torbalı Belediye Başkanı Mithat Tekin, Torbalılı Kıbrıs gazilerinin yıllar sonra Belediye’nin düzenlediği organizasyonla Kıbrıs’a geldiğini belirtti. Tekin, Meclis Başkanı Zorlu Töre’ye kendilerini kabul ederek görüştüğü için teşekkür de etti. Görüşmede Torbalılı bazı gaziler, 1974 Harekatı ile ilgili anılarını da anlattı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Genç Milli Futbol Takımı ile Türk Toplumu Futbol Federasyonu U21 Karması arasında Lefkoşa Atatürk Stadı’nda oynanan Cumhuriyet Kupası maçını izledi.
KKTC’nin 39.kuruluş yıl dönümü vesilesiyle organize edilen karşılaşmanın sonunda Cumhurbaşkanı Tatar, kazanan takıma Cumhuriyet Kupası’nı takdim etti.


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kuruluşunun 39 uncu yıl dönümü Gaziantep’te kutlandı. Etkinlikler 15 Kasım Salı günü sabah saat 10.00’da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda KKTC Gaziantep Başkonsolosu Fatma Demirel’in çelenk sunma töreniyle başladı. Törende Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Temsilcisi, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Gaziantep Şube Başkanı ve üyeleri, KKTC Üniversiteleri’nin Temsilcileri ve GIKAD temsilcisi hazır bulundu.
Etkinlikler saat 11.00’de Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nin Kültür, Sanat Merkezinde Kıbrıslı fotoğraf sanatçısı Mehmet Gökyiğit’in “Kuzey Kıbrıs- Akdeniz’in İncisi” adlı fotoğraf sergisiyle devam etti.
16 Kasım Çarşamba günü ise, Hasan Kalyoncu Üniversitesi “Hukuk Amfisinde” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Dünü, Bugünü ve Geleceği adlı panel gerçekleştirildi. Panelde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, Hasan Kalyoncu Üniversitesi öğretim görevlileri Dr. Burçin Uluğ ve Dr. Orkun Cem Karsavuran konuşmacı olarak katıldı.

Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, DP Genel Sekreteri Serhat Akpınar ve DP üyeleri ile biraya gelen UBP Değirmenlik -Akıncılar Belediye Başkanı adayı Ebru Törehan’ı 25 Aralık tarihinde yapılacak yerel yönetimler seçimlerde destekleme kararı aldığını açıkladı.
“Verecek sözümüz, sözümüzü da tutacak gücümüz var….”
Değirmenlik Asma Altı kahvesinde dün akşam partililer ile bir araya gelen Törehan, bölgede din, dil, ırk gözetmeksizin hizmet vermeye hazır olduğunu söyledi. Demokrat Parti’nin kendisine verdiği destekten memnuniyet duyduğunu dile getiren Törehan, “birlikte yapacak çok işimiz, çok projelerimiz, yürüyecek çok yolumuz var. Verecek sözümüz, sözümüzü da tutacak gücümüz var.” dedi.
DP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu da, parti olarak UBP Değirmenlik -Akıncılar Belediye Başkanı adayı Ebru Törehan’ın etrafından kenetlenerek Belediye Başkanlığını almayı hedeflediklerini belirtti. Yapılacak çalışmalar ve bölgede yapılacak projelerle bölgenin daha da kalkınacağına dikkat çeken Ataoğlu, partinin tüm organlarıyla birlikte aydınlık bu yolda birlikte yürüneceğini vurguladı. Konuşmaların ardından parti yetkilileri birlikte el kaldırarak UBP Değirkenlik-Akıncılar Belediye Başkanı adayı Törenhan’a tam destek mesajı verdi.

Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi M. Ergün Olgun, Avrupa Birliği Dış İlişkiler sözcüsünün 12 Kasım’da KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edilmesine karşı yaptığı açıklamanın, AB’nin Kıbrıs konusundaki iki yüzlülüğünü yansıttığını söyledi.
Olgun, Türk Devletleri Teşkilatı’nın KKTC’yi gözlemci üye olarak kabul etme kararının, Kıbrıs’ta iki taraf arasında haksız statü dengesizliğini gidermeye ve adada egemen eşitliğe dayalı adil bir uzlaşının sağlanmasına hizmet edeceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi M. Ergün Olgun, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edilmesine karşı, Avrupa Birliği Dış İlişkiler sözcüsünün yaptığı açıklamaya cevap verdi.
Cumhurbaşkanı Özel Temsilcisi M. Ergün Olgun’un açıklaması şöyle;
“Avrupa Birliği Dış İlişkiler sözcüsünün 12 Kasım 2022 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edilmesine karşı yaptığı açıklama, AB’nin Kıbrıs konusundaki iki yüzlülüğünü yansıtmaktadır.
Sözcü tarafından tanındığı söylenen ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin’, iki tarafın egemen eşitliklerini yansıtan iradesiyle kurulan 1960 ortaklık Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Aralık 1963’ten itibaren onu kuran Uluslararası Antlaşmalar ve 1960 Kıbrıs Anayasası’nın değişmez temel kuralları ihlal edilerek Rum ortak tarafından zorla bir Rum cumhuriyetine dönüştürüldüğünü, bunun bir sonucu olarak Rum ortak tarafından Kıbrıs Türk tarafına insanlık dışı tecrit uygulandığını hatırlatmak isteriz. Her ne kadar bu yönetime, BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarih ve 186 sayılı kararı içinde ‘meşru hükümet’ olarak atıf yapılmış olsa da bu yönetim, uluslararası hukuka ve AB’nin temel kurallarına aykırıdır.
AB, yasa dışı olarak Rum yönetimine geçen ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nin’, aslen bu cumhuriyetin eşit kurucu ortağı Kıbrıs Türk tarafının rızası alınmadan, tüm ada adına üyelik için müracaat etmesine, üstelik 1960 Kıbrıs Anayasası, Kıbrıs’ın uluslararası yasal yükümlülükleri ve özellikle Garanti Antlaşması’nın 1. Maddesi’nin içerdiği yasağa ve Kıbrıs Türk tarafı ile Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin bu sürece en başından itiraz etmesine karşın, üyeliğini ileri götürmüştür.
AB, üyelik aşamasında birliğin temel kurallarını tanımlayan Kopenhag Kriterleri ve Gündem 2000’de öngörülen koşullara uyumu denetlemesi gerekirken, kendi koyduğu kuralların hilafına; eski eşit ortağına karşı yaptığı hukuk dışılıktan dolayı ihtilafı devam eden, bu nedenle BM’nin gündeminde olan bir soruna sahip, demokratik yönetimi olmayan ve insan hakları kurallarını ihlal eden gayrimeşru bir entiteyi tam üye olarak kabul etmiştir. Bu durum, AB için bir yüz karasıdır.
21 Nisan 2004 tarihinde AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Günter Verheugen’in Rum lider Papadopulos’un eş zamanlı referandumlardan üç gün önce Annan Planı’na karşı yaptığı açıklamaya cevaben Avrupa Parlamentosu’nda ortaya koyduğu öfkeli tepki, şimdilerde unutturulmaya çalışılmaktadır. Bu tepkisinde Verheugen, 1999 AB Helsinki Zirvesi’nde Kıbrıs Rum tarafına Kıbrıs sorununun çözümünün, adanın AB’ye katılımının ön koşulu olmayacağına dair söz verildiğini ve bunun karşılığında, Rum tarafından da çözüme varılmasına engel olmayacağı taahhüdünün alındığını hatırlatmıştı. Verheugen, devamla Papadopulos’un açıklaması karşısında kendini aldatılmış hissettiğini, AB’yi oluşturan temel ilkenin, birlikte çalışma ve barış içinde bir arada var olma olduğunu ve Kıbrıs Rum ‘hükümetinden’ de buna göre davranmasını beklediğini söylemişti.
BM Kapsamlı Çözüm Planı’na hayır demesine ve BM tarafından da defaten teyit edildiği gibi, müktesep eşit taraflardan birinin diğer taraf üzerinde söz hakkı bulunmamasına rağmen, Kıbrıs sorunu çözülmeden Rum tarafının tüm ada adına AB’ye kabul edilmesi, Rum tarafının konfor alanını genişleterek statükonun devamına hizmet etmiştir.
AB’nin Rum tarafına sağladığı imtiyazlardan dolayıdır ki en son Crans-Montana’da çöken ve on yıllar boyunca her yönüyle müzakere edilmiş federasyon temelli süreçlerin sonucunda kapsamlı çözüme varmanın mümkün olmadığı defaten ispatlanmıştır. Bu nedenle Kıbrıs sorununa adil, kalıcı ve gerçekçi bir çözüm bulunamamasının sebebi, sözcünün iddia ettiği gibi, KKTC’nin tanınması değil, sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tüm ada adına AB üyesi yapılması suretiyle Avrupa Birliği’nin derinleştirdiği eşitsizliktir.
Şimdi bu sorunların faturasını Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’ye çıkarma çabası, yavuz hırsızın ev sahibini bastırma gayretine benzer ve kabul edilemezdir.
26 Nisan 2004 tarihinde, Katılım Antlaşması’nın yürürlüğe girmesinden beş gün önce, Kıbrıs Türk tarafının tecridine son verme ve Kıbrıslı Türklerin ekonomik kalkınmasını teşvik etme kararı alan Avrupa Birliği Konseyi’nin, aradan geçen bunca yıla rağmen bu kararın gereğini yerine getirmemesi; AB’nin sorunun parçası olduğu, Kıbrıs’ta hakkaniyet ve tarafların müktesep eşitliklerine dayalı bir uzlaşıya katkı koyma bir yana, önündeki en büyük engel haline geldiğini göstermektedir. Sözcü açıklaması bunun en son kanıtıdır.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın KKTC’yi gözlemci üye olarak kabul etme kararı, Kıbrıs’ta iki taraf arasında haksız statü dengesizliğini gidermeye ve adada egemen eşitliğe dayalı adil bir uzlaşının sağlanmasına hizmet edecektir.
Kıbrıs Türk tarafı, Anavatanı Türkiye Cumhuriyeti’nin de desteğiyle uluslararası antlaşmalarla tescil edilmiş müktesep haklarından kaynaklanan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü zemininde adamızda ve bölgemizde sürdürülebilir barış, istikrar ve iş birliği getirecek kazan-kazan bir uzlaşı için çalışmalarına yılmadan devam edecektir.”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Güney Kıbrıs’taki gösterilerde KKTC bayraklarının yakılmasına çok sert tepki gösterdi.
“KKTC’nin 39’uncu kuruluş yıldönümünde Güney Kıbrıs’ta düzenlenen gösterilerde Türk, KKTC ve Türkiye düşmanlığının doruğa tırmandığını bir kez daha gördük” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, şu açıklamada bulundu: “Rum Yönetimi’nin Rum Eğitim Bakanlığı’nın teşvikiyle yollara dökülen Rum gençleri ‘Girne’ye döneceğiz, Güzelyurt, Maraş bizimdir, Kıbrıs Yunan’dır, Türkler Kıbrıs’tan dışarı’ sloganları atarken , KKTC bayrakları da yakılmıştır. Burada esas sorumlu olan Rum gençlerinin beyinlerini Türk düşmanlığı ile yıkayan, onları ırkçı, faşist ve Türk düşmanı olarak yetiştiren Rum Yönetimi ile Rum Ortodoks kilisesidir. Başta AKEL, DİSİ, DİKO olmak üzere Rum siyasi partilerinin yapmış olduğu açıklamalar da değişmeyen Rum zihniyetini bir kez daha gözler önüne sermiştir.” “Şehit kanları ile çizilen bayraklarımız, halkımızın onuru ve şerefidir. Bayraklarımız bizlere şehitlerimizin emanetidir” diyen Tatar, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise 1878 yılından bu yana devam eden mücadelemiz sonrasında self determinasyon hakkını kullanan halkımızın istenci ve iradesiyle kurulmuştur. Bayraklarımız ile KKTC kutsalımızdır, bunlara el uzatanlara gereken yanıt elbette verilecektir.” İfadelerini kullandı.

KKTC’nin kuruluş yıl dönümü çerçevesinde düzenlenen Cumhuriyet Kupası maçı, KKTC Genç Milli Takımı ile Londra Türk Toplumu Futbol Federasyonu Karması arasında oynanıyor. Lefkoşa Atatürk Stadı’nda oynan maçı Başbakan Ünal Üstel stattan izliyor.


Sağlık Bakanlığı, haftalık Kovid 19 rakamlarını açıkladı.
Bakanlık açıklaması şöyle:
“Toplam 3850 test yapıldı, 311 pozitif vakaya rastlandı”
09-11-2022- 15-11 -2022 Covid-19 genel durumu şöyle;
Haftalık Yapılan Test Sayısı: 3850
Haftalık Saptanan Pozitif Vaka Sayısı: 311 “

Polis Basın Subaylığı’ndan verilen bilgiye göre, bugün saat 12:30 sıralarında, Gazimağusa Kaleiçi’nde, Liman Yolu Sokak üzerinde bulunan inşaat halindeki bir butik otelin ön cephe kısmına gerekli emniyet tedbirleri alınmadan kurulmuş demir iskelenin yıkılmasına sonucu, iskele parçalarının o sırada kaldırımda yaya olarak yürümekte olan Sofiia GORBATENKO (K-9)’nun omuz kısmına düşerek sağ köprücük kemiğinin kırılmasına sebep olmuştur. Yıkılan iskele parçaları ayrıca aynı sokak üzerinde park halinde bulunan bir aracın da üzerine düşmesi sonucu araçta maddi hasar meydana geldi.
Olayda yaralanan Sofiia GORBATENKO, Gazimağusa Devlet Hastanesinde yapılan tedavisinin ardından taburcu olmuştur. Olayda ihmali görülen A.K.S. (E-45) hakkında yasal işlem başlatılmış olup, soruşturma devam ediyor

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Londra Karması Futbol Takımı’nı kabul ederek görüştü.

Yaratıcı Drama Eğitimi(Zihinde Yolculuk Egitimleri)Temel Oyunculuk EğitimleriDiksiyon EğitimiDiyafram EğitimiSes Nefes Açma Eğitimi Özgüven Eksikliği EğitimiKonsantrasyon Bozukluğu EğitimiKamera Önü Oyunculuk Eğitimleri
Bir çok dalda eğitim veren DÜNYA GENÇLİK KONSEYİ ULUSLARASI KÜLTÜR VE SANAT İŞLERİ BAŞKANI İLYAS ÇAĞLAYAN ‘gençlerimizi her türlü kötülüklerde korumak birinci vazifemizdir ve meslek edinmeleri ise temennimizdir Türk genci zeki çevik sporcu, ahlaklı ve kültürlü bir gençlik yetiştirme mücadelesindeyiz çıkmış olduğumuz bu onurlu yolda elimizde ne gelirse tam destek olacağız….

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kuruluşunun 39’uncu yıl dönümünde Rum tarafında düzenlenen eylemlerde KKTC bayrağı yakıldı, Türkler hedef alındı
Güney Kıbrıs’taki ırkçı Ulusal Halk Cephesi, (ELAM), Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 39’uncu kuruluş yıldönümünde kınama etkinliği yaptı. Güney Lefkoşa’da toplanıp ellerinde Yunan bayraklarıyla yürüyüşe geçen ELAM gençleri, Türkler aleyhine slogan atarak eylem yaptı, KKTC bayrağını yaktı.
“Gururlu Yunan Gençliği” adı altında yürüyen gençler “Bu topraklar Yunan’dır ve hiçbir federal çözüme müsamaha gösterilmeyecektir” yazılı pankartlar taşıdı, sloganlar attı.
“Kıbrıs’ta Yunan kanı akıyor, Türklere bir santimetre vermeyeceğiz” sloganıyla Güney Lefkoşa’nın merkezi sokaklarında yürüyen ve ELAM üyesi Rum gençler, 1974’ün Türk işgali olduğunu iddia etti ve “barbarlığı unutmayın” mesajı verdi. Sloganlarla KKTC’ye öfke kusan Gençlik Cephesi üyeleri yürüyüşte KKTC bayrağını yakarken, Rum polisinin müdahale etmemesi dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal ve beraberindeki heyeti kabul ederek görüştü.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Türkiye Maarif Vakfı Başkan Vekili Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili’yi kabul etti.
Gerçekleştirilen görüşmede eğitim alanında yaşanan gelişmeler ve ilerlemeler ele alınırken, Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, Türkiye Maarif Vakfı’nın sahip olduğu misyon ve eğitim alanında yürüttüğü çalışmalar hakkında Çavuşoğlu’na bilgi verdi.
Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ise TC ve KKTC arasındaki işbirliğinin sağlıklı bir şekilde sürdürülmesinin tüm alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da çok önemli olduğuna vurgu yaparak Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili’ye ziyaretinden dolayı teşekkürlerini iletti ve çalışmalarında başarılar diledi.

Başbakan Ünal Üstel, Teknecik Elektrik Santrali’ndeki yakıt durumuyla ilgili açıklama yaptı, ‘yakıt sorunumuz yoktur’ dedi.
Başbakan Ünal Üstel’in konuyla ilgili açıklaması şöyle:
Bazı basın yayın kuruluşlarında yer alan Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun yakıtsız kaldığı ve Teknecik Elektrik Üretim Santralının üretimde sorun yaşayacağı yönündeki asılsız haberler nedeniyle kamuoyunu doğru bilgilendirme ihtiyacı doğmuştur. Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nda herhangi bir yakıt sorunu yoktur.
Turkish Petrolium İnternational Company (TPİC) ile Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu arasında imzalanan ve navlun bedeli olmaksızın yakıt taşımacılığını içeren sözleşmeye dayalı olarak, TPİC yakıt sevkiyatına geçen hafta başlayacaktı. Fakat yükleme bölgesinde yaşanan olumsuz hava koşulları nedeniyle gemi yüklemeye geçememiş ve bundan dolayı yakıt sevkiyatı gerçekleştirilememiştir. Yakıt sevkiyatının gerçekleştirilememiş olmasından ötürü ülkemizde herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması adına gerekli girişimler yapılarak önlemler alınmıştır. Alınan önlemler sonrasında mevcut durumda yakıt eksikliği olmamasına karşın, yakıt temin sürecinin uzaması, olumsuz hava şartlarının devam etmesi koşulları da göz önünde bulundurularak ek tedbirler alınmıştır. Bu çerçevede kötü hava koşullarının devam etmesi durumunda arz güvenliğinin sağlanması için, AKSA firmasından geçici bir süre için az miktarda yakıt alımına gidilmesi yönünde karar üretilmiştir. Bu karar tamamen tedbir amaçlıdır. Kısacası, enerji arz güvenliğini sekteye uğratmamak adına tüm girişimler yapılmış ve önlemler alınmıştır. Gelen son bilgilere göre, TPİC firması ile imzalanan sözleşmeye uygun olarak hava koşullarının da iyileşmesi ile yakıt sevkiyatı sorunsuz devam edecektir. Kamuoyunu endişeye düşürecek bir durum söz konusu değildir. Belirtildiği üzere Kurum, halkımızın karanlıkta kalmaması adına tüm girişimleri yapmış ve yapmaktadır. Keza yine basında çıkan Kurumun akaryakıt stokunun azalmasından dolayı kesinti yaptığı haberleri de asılsızdır. Tüm elektrik ileten, üreten, dağıtankurum kuruluşlarda yılda iki kez olmak üzere ilkbahar ve sonbahar aylarında trafo merkezlerinde bakım yapılmaktadır. Yapılan planlı kesintilerin yakıt eksikliği ile bir ilgisi olmayıp, bakım çalışmalarından ötürü bölgesel olarak kesinti yapılmaktadır.
Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki görev süresi sona erecek olan Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri’yi kabul etti.
Meclis Şeref Salonunda gerçekleşen kabulde ilk sözü alan Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, 4 yıllık görev süresinin sona erdiğini anımsatarak , bundan sonraki günlerde KKTC’nin çok daha parlak günlere ulaştığını görmeyi arzu ettiğini ifade etti.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre de konuşmasında Kıbrıs’ta yürütülen milli davanın her zaman Anavatan Türkiye ile birlikte yürütüldüğü söyleyerek bu nedenle burada görev yapmanın büyük bir onur olduğunu kaydetti.
Başçeri’nin Kıbrıs Türk halkı ile diyaloğu çok iyi olan bir Büyükelçi olarak hafızlarda yer edineceğine olan inancını dile getiren Töre, onun zamanında Anavatan Türkiye tarafından Kıbrıs Türk halkı için çok önemli projelerin yapıldığını ya da başlatıldığını dile getirdi.
Töre, verdiği hizmetlerden dolayı Kıbrıs Türk halkı ve Cumhuriyet Meclisi’ne mensup Milletvekilleri adına teşekkür ederken yeni alacağı görevlerinde kendisine başarılar diledi.
Kabulde Meclis İdari Amiri Yasemi Öztürk, Başkanlık Divanı üyesi Milletvekilleri Fırtına Karanfil ve Hasan Küçük’ün yanı sıra Meclis Genel Sekreteri Seral Fırat, İdari, Mali, Teknik, Parlamenter Hizmetler Müdürü Hasan Büyükoğlu, Basın Dış İlişkiler ve Protokol Müdürü Narin Yalıner Ataöz ve Özel Kalem Müdürü İrem Uygun Soyşen de hazır bulundu.