Archives Aralık 2024

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bütçesi Meclis’ten geçti

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 5 milyar 430 milyon 161 bin TL’lik bütçesi Meclis’ten geçti. Genel Kurul çalışmalarını 01.00 sıralarında tamamladı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakanlığı’nın 5 milyar 430 milyon 161 bin TL’lik bütçesi oy çokluğuyla Meclis’ten geçti.

Saat 13.00’te Dışişleri Bakanlığı bütçesiyle başlayan Meclis Genel Kurulu, 12 saatlik mesainin ardından saat 01.00 civarında tamamlandı.

Sadık Gardiyanoğlu, ilaca erişimi hızlandırmayı hedeflediklerini açıkladı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, eczanelerde ilaç alımı ile ilgili geçiş süreçlerini anlattı, amaçlarının insanların ilaca erişimini hızlandırarak, sıkıntıları çözmek olduğunu belirtti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesiyle ilgili konuşmacıların sorularına yanıt verdi.

Sadık Gardiyanoğlu, Bakanlığın online portalının olduğunu ve takipleri yaptığını kaydetti.

Bakanlıkta her şeyin açık ve net olduğunu söyleyen Gardiyanoğlu, ilaç ve reçete ile konuda çok hassas olduğunu söyleyerek, sistemin nasıl çalıştığını anlattı.

Gardiyanoğlu, Bakanlık’ta ilgili birimlerle toplantılar yaptığını, reçete olaylarının bir günde alınan kararla yapılmadığını kaydetti.

Eczanelerde ilaç alımı ile ilgili geçiş süreçlerini de anlatan Sadık Gardiyanoğlu, amaçlarının insanların ilaca erişimini hızlandırarak, sıkıntıları çözmek olduğunu vurguladı.

2024 yılını sosyal hizmet yılı olarak ilan ettiğini söyleyen Gardiyanoğlu, göreve geldiği günden itibaren yapılan icraatları anlattı.

30 yıldır rehabilitasyon değil bakıcılık yapıldığını dile getiren Gardiyanoğlu, şu anda yapılan titiz çalışmaların olduğunu söyleyerek, gerçek bir rehabilitasyon merkezi yaratmak için yapılan çalışmaları hakkında bilgileri paylaştı.

Bakanlığa bağlı dairelerin yasalarında değişikliklerin çalışılıp bitirilme aşamasına geldiğini bildiren Gardiyanoğlu, 30 yıllık sorunların hepsine dokunulduğunu kaydetti.

Gardiyanoğlu, 2025 yılında Çalışma Dairesi ile ilgili yapılan çalışmaları madde madde Meclis’te herkesle ve basın yoluyla tüm halkla paylaşacağını söyledi.

 

Cevdet Yılmaz: İsrail’in Golan Tepelerini aşan eylemlerini son derece tehlikeli görüyoruz

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “İsrail’in Golan Tepeleri’ni aşan, işgal ettiği alanları genişletici eylemlerini son derece tehlikeli ve Suriye’nin istikrarını bozmaya çalışan eylemler olarak görüyoruz” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda, Cumhurbaşkanlığı ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2025 yılı bütçeleri üzerine yaptığı konuşmasına, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına Genel Kurulu selamlayarak başladı.

Bütçe görüşmelerinin sadece ekonominin konuşulduğu platformlar olmadığını ifade eden Yılmaz, hükümet adına bölgedeki gelişmelere ilişkin fikirlerini Genel Kurul ile paylaşmak istediğini söyledi.

Suriye’de yeni bir dönem ile karşı karşıya olunduğunu vurgulayan Yılmaz, antidemokratik, otoriter yönetimin, diktatörlüğün devrildiğini, Suriye halkının yeni bir ortam oluşturduğunu ifade etti.

Komşu Suriye’de geçici bir idarenin söz konusu olduğunu, bundan sonraki süreçte kalıcı bir siyasi yapıyla Suriye’nin yoluna devam etmesini beklediklerini anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye Cumhuriyeti olarak buradaki tavrımız, tutumumuz son derece açıktır. Suriye’de, hangi dinden, mezhepten, inançtan, etnik kimlikten olursa olsun Suriye halkının tamamını kapsayan bir siyasi yapılanmayı savunuyoruz ve buna katkıda bulunmak için elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğünden, egemenliğinden yanayız. Suriye’nin bir bütün olarak varlığını devam ettirmesini, huzur, refah içinde bir gelecek oluşturmasını istiyoruz. Komşularına, bölgeye istikrarsızlık aktarmayan, kendi içinde huzuru, istikrarı yakalamış hem de tüm bölgenin huzuruna istikrarına refahına katkıda bulunan bir Suriye görmek istiyoruz. Bu elbette kolay değil. İçinde bulunduğumuz süreç elbette bazı belirsizlikler, riskler içeriyor ama biz tüm gayretimizle Suriye halkının tamamının yanındayız, yanında olmaya devam edeceğiz.”

“ŞARTLAR OLUŞTUĞUNDA, SURİYE ÇOK HIZLI TOPARLANACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Suriye’nin çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir coğrafya olduğunu aktardı.

Suriye’nin şehir kültürü, estetiği gelişmiş, ticareti, ekonomiyi bilen bir coğrafya olduğuna dikkati çeken Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İnanıyorum ki uygun şartlar oluştuğunda, Suriye çok hızlı toparlanacaktır. Yeter ki hep birlikte destek olalım. Suriye’nin maalesef geçtiğimiz 13-14 yılda altyapısı, ekonomisi, kurumları tahrip edildi. Şimdi yeniden inşa zamanı. Suriye’yi ekonomisiyle, kurumlarıyla, altyapısıyla hep birlikte inşa etmek durumundayız. Burada, uluslararası topluma ve tüm sorumlu ülkelere görev düşüyor. Gelin hep birlikte Suriye’nin yeniden inşa sürecine katkıda bulunalım. Özellikle Birleşmiş Milletlerden Avrupa Birliği’ne, bölgedeki dost, kardeş ülkelere varıncaya kadar el birliğiyle bunu yapmamız lazım. Bunu Suriye halkıyla birlikte yapabiliriz. Suriyeli vatandaşlar, devrim sonrası ellerinden geldikçe sokaklarını, evlerinin önünü temizlemeye gayret ediyorlar. Bunu yapan bir toplum kendi geleceğini de çok iyi inşa eder. Yeter ki biz birlik içinde onlara destek verelim.”

Yılmaz, Suriye’de yeniden inşa süreci, güvenlik, siyasi istikrar, altyapı, ekonomi oluştukça, Türkiye’de uzun yıllardır misafir ettikleri Suriyelilerin, vatanlarına onurlu, güvenli, gönüllü bir şekilde dönme imkanına kavuşacaklarını dile getirdi.

Bu dönüşün bir anda gerçekleşmeyeceğini, başlayan bu sürecin etkilerinin zaman içinde görüleceğini vurgulayan Yılmaz, Suriye’de uygun ortamı sağlamanın önemine işaret etti.

“SURİYE’YE DIŞARIDAN HİÇBİR GÜCÜN MÜDAHALE ETMESİNİ İSTEMİYORUZ”

Suriye’nin terörün yuvalanıp komşu ülkeleri tehdit ettiği bir ülke değil istikrar üreten bir ülke olacağını vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:

“Suriye’deki istikrara, olumlu gelişmelere dışarıdan hiçbir gücün müdahale etmesini istemiyoruz. İsrail’in Golan Tepeleri’ni aşan, işgal ettiği alanları genişletici eylemlerini son derece tehlikeli ve Suriye’nin istikrarını bozmaya çalışan eylemler olarak görüyoruz. İsrail başta olmak üzere hiçbir ülke bu kadar acı çekmiş, onurlu bir şekilde direnmiş, ülkesini inşa etmeye çalışan bu halka bunu yapma hakkına sahip değildir. Eylemleri gayrimeşrudur. Bunları hiçbir şekilde tasvip etmediğimizi buradan ifade etmek istiyorum. Hiçbir yabancı güç, Suriye’nin istikrarını bozucu, geleceğini inşa etme çabasını tahrip edici bir tutum içine girmemelidir. Tabii aynı temennileri, Gazze, Batı Şeria ve Filistin halkı için de ifade etmek istiyorum. Suriye halkı, çok uzun bir mücadeleyle, birçok acılar yaşayarak bugünkü ortamı oluşturdu. Sabrettiler ve zafere ulaştılar. Sabredenler, zafer kazandılar. Bunu gönülden kutluyoruz. İnşallah Filistin halkı da uzun yıllardır süren bu mücadelelerini bir gün zaferle taçlandıracaklar. Bunda hiçbir şüphe duymuyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak haklı mücadelelerinin yanında olmaya sonuna kadar devam edeceğiz. Filistin halkının Filistin davasının yanında olmaya devam edeceğiz.

“BİZİM ZİHNİYETİMİZİN ŞEYH EDEBALİ’NİN ‘İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN’ İFADESİNE DAYANIR”

AK Parti hükümetlerinin 20 yıldan fazla süredir ülkeyi yönettiğini ifade eden Yılmaz, altyapıdan ekonomiye, demokratik reformlardan dış politikaya, çok çeşitli hizmet ve eserler ortaya koyduklarını söyledi.

Hizmetler kadar önemli olan konunun, hizmetleri yapmalarını sağlayan zihniyetleri olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Bizim zihniyetimizin Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ ifadesine dayanır. Zihniyetimizin temeli budur. Böyle bakmasak bu kadar hizmeti yapamaz, bu kadar reformu gerçekleştiremezdik. Bizim zihniyetimiz milleti esas alır.” ifadelerini kullandı.

Cumhur İttifakı’nı da milletin kurduğuna dikkati çeken Yılmaz, şöyle konuştu:

“15 Temmuz gecesi ve izleyen günlerde, sokaklarda, meydanlarda bizatihi milletimizin kurduğu bir ittifaktır Cumhur İttifakı. Bizim anlayışımız milletle devletin farklı yönlere baktığı bir anlayış değildir. Türkiye bundan uzun yıllar çekti. Devletle milleti ayrıştıran, devleti başka tarafa bakan, milleti başka bir tarafa bakan anlayışlara karşıyız. Böyle olan bir ülkenin gelişmesi, güçlenmesi de mümkün değildir. Bizim anlayışımız milletle devleti buluşturan bir anlayıştır. Geldiğimiz noktada, yaptığımız birçok demokratik reform işte bu zihniyetimizin bir sonucudur.”

“HİÇBİR ZAMAN DAR BİR MİLLET ANLAYIŞINA SAHİP OLMADIK”

Millet anlayışlarının ırka, belli bir etnik kimliğe, kesime dayalı bir anlayış olmadığını, köklü bir tarihten gelen, köklü bir medeniyetin temsilcisi olduklarını vurgulayan Yılmaz, “Hiçbir zaman dar bir millet anlayışına sahip olmadık. Bizim anlayışımız kapsayıcı bir millet kavramına dayanır ve o milletin tüm unsurlarını, zenginliğini kapsayan bir anlayıştır. Bu anlayışımızı modern dünyanın getirdiği demokratik birikimle, hukuk devletiyle, eşit vatandaşlık kavramıyla bütünleştirdiğimizi ifade etmek isterim.” dedi.

“HER TÜRLÜ VESAYETÇİ ANLAYIŞI REDDEDİYORUZ”

Türkiye’nin uzun dönem vesayetçi demokrasiyle yaşadığını, askeri müdahalelere maruz kaldığını anımsatan Yılmaz, Türkiye’nin bugün, vesayetçi anlayışları tarihin çöplüğünü attığını vurguladı. Yılmaz, “Her türlü vesayetçi anlayışı reddediyoruz. Vatandaş, özgür iradesiyle belli bir dönem için kendisini kimlerin seçeceğine karar verir. Onların performansına, başarısına bakar bir sonraki seçimde devam ettirir veya ettirmez. AK Parti ve Cumhur ittifakı olarak bu aziz milletten özgür iradeleriyle defalarca yetki aldık ve almaya da devam ediyoruz. Aziz milletimize şükranlarımızı sunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Petrol fiyatlarında yatay seyir

Petrol, ABD’de büyük stok azalışına işaret eden raporla gerilemesini durdurdu.

Petrol, bir endüstri raporunun ABD ticari ham petrol stoklarında önemli bir azalmaya işaret etmesiyle iki günlük düşüşün ardından yatay bir görünüm sergiliyor.

Brent ham petrolü, önceki iki seansta yüzde 1,8 düştükten sonra varil başına 73 doların üzerine çıkarken, ABD ham petrolü 70 dolara yaklaştı.

Amerikan Petrol Enstitüsü, ABD stoklarının geçen hafta 4,7 milyon varil azaldığını ve Çarşamba günü resmi rakamlarla doğrulanırsa bunun dördüncü ardışık düşüş olacağını açıkladı.

Ham petrol, Orta Doğu ve Avrupa’daki jeopolitik gerginlikler ve İran ve Rusya’dan gelen tedariklere yönelik daha fazla yaptırım tehdidiyle desteklenerek son iki aydır dar bir bantta işlem görüyor. Bu yükseliş, Çin’in isteksiz talebi ve ABD gibi OPEC+ olmayan ülkelerden güçlü üretim beklentileriyle yumuşatıldı.

İngiltere, Rus petrolünün ticaretini mümkün kılan sözde “ana unsurlara” ve daha fazla sözde gölge filo gemisine yönelik yeni kısıtlamalar duyurdu. Bu hamleler, Avrupa Birliği’nin Rus emtialarını taşıyan 50’den fazla gemiye yaptırım uygulamasından bir gün sonra geldi.

Tahsin Ertuğruloğlu: Dış politikayı zarara uğratacak argümanlardan lütfen vazgeçin

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu mecliste yaptığı konuşmada  eleştirilere yanıt verdi.
“Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü” politikasını savunduklarını kaydeden Ertuğruloğlu, yıllardır Kıbrıs konusunda tek vücut olunmadığını kaydetti.
Rumların Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatını kullanmaları ve o sıfatı kullanarak Kıbrıslı Türklere uyguladıkları ambargolar ve izolasyonlara değinen Ertuğruloğlu, “Rum’un şımarmasını sağlayan BM Güvenlik Konseyi’ni ve Avrupa Birliğini hep eleştirdim.” dedi.
Kıbrıs Türk halkına yönelik haksızlılara değinen Ertuğruloğlu, tepkilerini dile getirdi.
“Haklarımız ve statümüz inkar ediliyor.” diyen Ertuğruloğlu, Rum tarafının AB’yi bir silah gibi kullandığını söyledi.
Rum tarafının en büyük korkusunun KKTC’nin tanınması olduğunu kaydeden Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorunu konusundaki tarihsel sürece değindi.
“Dış politikayı zarara uğratacak argümanlardan lütfen vazgeçin. Kıbrıs sorununun özünün gözden kaçırılmaması gerekiyor. Kıbrıs sorununu yaratan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kendisidir.” ifadelerine yer veren Ertuğruloğlu, yeni geçiş kapıları konusuna değindi.
– “İlave kapı açılmasına inanmıyorum”
“İlave kapı açılmasına inanmıyorum.” diyen Ertuğruloğlu, bu yönde Bakanlar Kurulu kararı olması halinde kendisinin Türkiye’ye gidip vekalet verebileceğini kaydetti.
Kapı açmak değil KKTC’yi ucuzlatmak gerektiğine dikkat çeken Ertuğruloğlu, ” kapı açılması” edebiyatına sarılarak “sınırları kaldırın” edebiyatı yapıldığını belirtti.
Yıllardır sınır kapılarının açılması yönünde söylemler olduğunu dile getiren Ertuğruloğlu, şu anda 9 kapı olduğunu, Haspolat’ı da kendilerinin önerdiğini fakat Rum’un bunu kabul etmediğini söyledi.
İngiltere’nin Rum’u kızdıracak hiç bir politikayı gündeme getiremeyeceğini ifade eden Ertuğruloğlu, “Rum tarafıyla neyi anlaşacaksınız, görüşeceksiniz.” diye konuştu.
Yiğitler-Pile yoluyla ilgili de konuşan Ertuğruloğlu, süreçle ilgili yaşananlar konusunda bilgi verdi. Colin Stewart’ın bir söylemini anımsatan Ertuğruloğlu, kendilerinin Pile’deki ihtiyacı karşılamak için bu girişimi yapmak istediklerini söyledi.
“Pile yolunu yüzüne gözüne bulaştıran Colin Stewart’tır.” diyen Ertuğruloğlu, dünyadan kendilerini izole edenin Rumlar olduğunu belirterek Rum’un Kıbrıs Cumhuriyeti yalanından neden vazgeçmediğini sordu.
Ertuğruloğlu, yabancılarla çok temasın olmadığı söylemine karşı, “evet çok temasımız yok ama yapılanları da çok söylemek istemiyoruz. Reklamını yapmıyoruz. Ne kadar az reklam yaparsak o kadar iyi.” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs Türkü’ne bu haksızlığın bile bile yapıldığını dile getiren Ertuğruloğlu, Rum’un kendileriyle herhangi bir şeyi paylaşma niyeti olmadığını söyledi.
60 yıl federasyon görüşüldüğünü ve dört cumhurbaşkanının bu süreci götürdüğünü dile getiren Ertuğruloğlu, Rum’un ihtiyacı ve niyeti olmadığını vurguladı.

Hasipoğlu: Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi, UBP’nin kırmızı çizgisidir

UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu dış politikanın çok hızlı geliştiğini mecliste yaptığı konuşmada dile getirdi.
Suriye’de olanların ortada olduğunu ifade eden Hasipoğlu, “13 yıldır süren iç çekişme, 13 günde bitti.” diye konuştu.
Hasipoğlu, uluslararası alanda daha görünür olmak ve seslerini duyurmak için ana muhalefetteki milletvekilleri ile birlikte üstlendikleri görevlerin olduğunu kaydetti.
Katıldıkları uluslararası toplantılarda yaşadıklarına değinen Hasipoğlu, Güney Kıbrıs’ın ada etrafındaki zenginliği paylaşmak istemediğini dile getirdi.
Doğrudan ticaret ve doğrudan uçuş konularına değinen Hasipoğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası anlamda görünür kılınması için hep birlikte mücadele verilmesi gerektiğini söyledi.
Rum Yönetimi Başkanı Hristodilis’in söylemlerine yönelik eleştirilerde bulunan Hasipoğlu, “Anavatan Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi, UBP’nin kırmızı çizgisidir.” ifadesini kullandı.
Hasipoğlu, “Kazan kazan isteniyorsa, bizim önümüze geçip Türkiye Cumhurbaşkanı ile fotoğraf çekip rol kapma yarışından vazgeçsinler. Mademki Türkiye’nin gücünün ve öneminin farkındalar artık adım atma zamanı onlardadır.” dedi.
Hasipoğlu, kazan kazan mantığıyla gereken adımları artık Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin atması gerektiğini dile getirdi.

Ersin Tatar: Haspolat kapısının açılması çok mantıklı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Haspolat’ta bir geçiş kapısı açılması yönündeki önerilerine Kıbrıs Rum tarafının karşı çıkmayacağına inandığını, Rum Yönetimi’nin “transit geçiş” önerisini kabul etmediklerini ve şimdi Rum Yönetiminden başka bir karşı öneri beklediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Colin Stewart, Cumhurbaşkanlığı’nda yer alan görüşmelerinin ardından basına ayrı ayrı açıklamalarda bulundu.

“İKİ TARAFIN FAYDASINA OLACAK KONULARDA İŞ BİRLİĞİNİN GELİŞTİRİLMESİNİN ÖNEMİNİ BİR KEZ DAHA İFADE ETTİM”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, görüşmede Stewart’a ara bölgede yer alan yıl sonu resepsiyonunda kendisine gösterdiği yakın ilgi ve alakadan dolayı teşekkür ettiğini belirtti. Resepsiyonda her tarafın düşüncelerini paylaştığını ifade eden Tatar, Kıbrıs Türk tarafının  hiçbir zaman iletişimden kaçmadığını kaydetti.

İki taraf arasında eşitlik temelinde iş birliği yapılabilmesi için, teknik komiteler tarafından pek çok konuda çalışmalar yürütüldüğünü belirten Tatar, “Kıbrıs meselesinde şu anda nihai bir çözüm görünmüyor, ancak olana kadar, iki tarafın iş birliğiyle her iki tarafın faydasına olacak konularda iş birliğinin geliştirilmesinin önemini bir kez daha ifade ettim” dedi.

İki tarafın kabul edeceği noktalarda geçiş kapısı açılması anlayışının, 15 Ekim’de New York’ta, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Hristodulides ile bir araya geldikleri gayriresmi yemekte ortaya çıktığına işaret eden Tatar, Kıbrıs Türk tarafından en başından beri Haspolat’ta kapı açılmasını önerdiğini belirtti.

Tatar, Haspolat’ta ticari araçların ve taksilerin kullanabileceği bir kapı açılmasının KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki ticaretin artması ve Metehan geçiş noktasının rahatlaması için önemli olduğunu kaydetti.

KKTC ve Güney Kıbrıs arasında 9 geçiş noktası bulunduğuna işaret eden Tatar, “Trafiğin yüzde 65’i Metehan sınır kapısındadır. Haspolat kapısının açılması çok mantıklıdır. Kıbrıs Rum tarafının da buna karşı çıkmaması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

TRANSİT GEÇİŞLER

Haspolat’ta ticari araçların kullanacağı bir kapı açılmasına Rum Yönetimi’nin de olumlu baktığına inandığını ifade eden Tatar, “Karşılığında her zaman olduğu gibi bir şey almak istiyorlar. Bu ne olabilir?… Transit (Güney Kıbrıs’ın bir bölgesinden Güney Kıbrıs’ın başka bir bölgesine geçiş için sadece Kıbrıslı Rumların kullanacağı) geçişleri kabul etmeyiz. Bu mesajı verdik. Ne Erenköy’den ne Kiracıköy’de…” diye konuştu.

“Transit geçişlere bizim onay vermemiz mümkün değildir. Çünkü kapı niteliğinde değildir” diyen Tatar, şimdi başka bir karşı öneri beklediklerini, bu önerinin yılbaşında gelebileceğini kaydetti.

PİLE -YİĞİTLER YOLU

Pile- Yiğitler yolunda yaşananları da Stewart’a hatırlattığını belirten Tatar, Pile- Larnaka arasında yapılan yola kimsenin karşı çıkmadığını, buna karşın Pile-Yiğitler yolu yapım aşamasında çıkan olayların Kıbrıs Türk tarafını çok rahatsız ve tedirgin ettiğini kaydetti. Tatar, Pile halkının geçişlerde yaşadığı sıkıntının ortadan kaldırılması için Pile-Yiğitler yolunun tamamlanması gerektiğini Stewart’a aktardığını belirtti.

“Dİ CARLO GENİŞLETİLMİŞ TOPLANTI HAZIRLIĞI İÇİN OCAK’TA ADAYA GELECEK”

Liderler ve garantör ülkelerin katılımıyla yapılacak genişletilmiş toplantıyla ilgili de konuşan Cumhurbaşkanı Tatar, Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary Di Carlo’nun Ocak’ta genişletilmiş toplantıya yönelik hazırlık için adaya geleceğini belirtti. Tatar, “Bu toplantının herhalde Şubat veya Mart aylarında olması beklenmektedir” dedi.

KKTC ve Türkiye’nin pozisyonunun, müzakere sürecinin ancak Kıbrıs Türkü’nün egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün teyidi ile başlayabileceği noktasında olduğunu belirten Tatar, her iki halkın yararına olabilecek iş birlikteliklerine yönelik görüşmelere, gayriresmi görüşmelere hiçbir zaman karşı olmadıklarını da belirtti.

Doğu Akdeniz’deki gelişmelere de işaret eden Tatar, bu gelişmelerin KKTC’nin önemini daha da arttırdığını söyledi.

Tatar, garantör ülke, bölgedeki en büyük ve bölgede söz sahibi olan ülke olarak Türkiye’den, sık sık, “Kıbrıs’la ilgili yeni siyasetinden asla vazgeçmeyecekleri, Cumhurbaşkanı Tatar’ın siyasetinin tamamıyla arkasında durdukları” yönünde açıklamalar geldiğine de işaret etti.

Colin Stewart’ın New York’ta 2025 Ocak sonunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne rapor sunacağına da değinen Tatar, BM Genel Sekreteri Kıbrıs Şahsi Temsilcisi María Holguín Cuéllar’ın raporunda yer verdiği “Kıbrıs’ta ortak zemin bulunmadığı’”ifadesini ve Birlemiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 15 Ekim’de kullandığı “her iki tarafın farklı pozisyonda olduğu” ifadesini Colin Stewart’ın da raporunda kullanmasını temenni ettiklerini kaydetti.

Bunların tarihi raporlar olduğunu belirten Tatar, bu nedenle bu ifadelerin de kayda geçmesinin önemli olduğunu belirtti.

Dalında kalan Valenciya ürününe ton başına 6 bin TL destek ödenecek

Bakanlar Kurulu, dalında kalan Valenciya türü portakal ürünü için üreticilere ton başına 6 bin TL destek ödenmesine karar verdi.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararında, narenciye üreticilerinin kayıplarını minimize etmek, narenciye sektörünün sürdürülebilirliğinin sağlanması adına bir defaya mahsus olmak kaydıyla, dalında kalan Valenciya ürününe 6 bin TL/ton destek ödemesi yapılacağı kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Tatar, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Colin Stewart’ı kabul etti

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve Kıbrıs’taki BM Barış Gücü Misyon Şefi Colin Stewart’ı kabul etti.

Cumhurbaşkanlığı’nda saat 15.00’de başlayan görüşmede Tatar’a Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Güneş Onar, Hukuk Danışmanı Sülen Karabacak, Güven Yaratıcı Önlemler ve İki taraflı Komiteler Koordinatörü Seniha Birand Çınar ve Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Özel Danışmanı Hüseyın Işıksal; Stewart’a ise BM ekibi eşlik ediyor.
Colin Stewart 16 Ocak’ta New York’a giderek BM Güvenlik Konseyi toplantısına katılacak, Konsey’i Kıbrıs konusundaki son gelişmelerle ilgili bilgilendirecek ve rapor sunacak.
Stewart Tatar’dan önce Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’le bir araya gelmiş; görüşme sonrasında Rum Hükümet Sözcüsü Konstantinos Letimbiotis görüşmede Kıbrıs sorununa ilişkin müzakerelerin başlaması, yeni geçiş kapılarının açılması ve çoklu konferans konularının ele alındığını açıklamıştı.

Meclis’te Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşülüyor…

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda ilk olarak 897 milyon 914 bin TL’lik Dışişleri Bakanlığı bütçesi görüşülüyor.

Bakanlığının bütçesiyle ilgili konuşan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Dışişleri Bakanlığı olarak muhataplarımıza her fırsatta adada huzur ve güvenin sağlanmasının tek yolunun taraflara eşit muamele ile mümkün olabileceğini vurguluyoruz.” dedi.

-Ertuğruloğlu: “Devletler arası ilişkilerde yeni dengelerin belirlenmekte olduğu bir zamandayız”

Bütçeyle ilgili ilk sözü Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu aldı. Ertuğruloğlu, Dışişleri Bakanlığı olarak temel hedeflerinin Kıbrıs Türk halkının haklarını her yer ve koşulda savunmak olduğunu dile getirdi.

GKRY tarafından ülke aleyhinde yürütülen her türlü propaganda ve faaliyete karşı adımların atılması için gayret gösterdiklerini belirten Ertuğruloğlu, 50 yılı aşkındır süren federasyon müzakerelerinin başarısız olduğunu kaydederek mevcut gerçekler ışığında belirlenen yeni devlet politikasının dünyaya duyurulduğunu anımsattı.

Belirli alanlarda iş birliğinin müzakere edilebileceğini kaydeden Ertuğruloğlu, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın KKTC’nin tanınması yönündeki çağrılarına da işaret etti.

Uluslararası sistemin büyük bir değişim ve dönüşüm içinde olduğunu dile getiren Ertuğruloğlu gerek küresel gerek bölgesel aktörlerle iş birliği içinde olduklarını kaydetti.

“Devletler arası ilişkilerde yeni dengelerin belirlenmekte olduğu bir zamandayız” diyen Ertuğruloğlu, Rum liderliğinin de bu hızlı değişim döneminde gerek küresel gerekse bölgesel aktörlerle bilhassa askeri alanda iş birlikleri geliştirmeye çalıştığını dile getirdi ve şöyle devam etti:

“Figüranlığı aktörlükle karıştıran Rum komşularımızın boylarını aşan işlere girişmesi hüsranla sonuçlanmaya mahkumdur. Kuşkusuz küresel etkisi gün geçtikçe artan bölgenin tek gücü Anavatan Türkiye’dir ve hiçbir güç Anavatan Türkiye ile Kıbrıs Türk halkının Doğu Akdeniz bölgesindeki varlığını ve haklarını yok saymaya yetmeyecektir.”

Kıbrıs Türk halkı üzerinde yıllardan bu yana devam eden haksız ve insanlık dışı izolasyon ve ambargoların kaldırılması ve Kıbrıs Türk halkının dünya ile buluşmasının önündeki engellerin kaldırılması için Anavatan Türkiye ile birlikte mücadeleye devam edeceklerini söyleyen Ertuğruloğlu, “Dışişleri Bakanlığı olarak muhataplarımıza her fırsatta adada huzur ve güvenin sağlanmasının tek yolunun taraflara eşit muamele ile mümkün olabileceğini vurguluyoruz.” diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü desteği sayesinde 2022 yılında gözlemci üye olunan Türk Devletleri Teşkilatı nezihinde yürütülen temsiliyetin önemine işaret eden Ertuğruloğlu, “Dışişleri Bakanlığı olarak izlediğimiz proaktif ve girişimci siyaset uyarınca 2024 yılı içinde Türk Devletler Teşkilatı’nın yanı sıra İslam İşbirliği Teşkilatı ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın toplantılarına da katıldık, birçok ülkede temaslarda bulunduk” dedi.

Ertuğruloğlu, bakanlık personelinin Cumhurbaşkanlığı tarafından yürütülen çeşitli çalışmalarda özellikle iki taraflı teknik komitelerde aktif olarak görev aldıklarını da dile getirdi.

-Dışişleri bütçesine ayrılan pay yüzde 0,6

Dışişleri Bakanlığı’na devlet genel bütçesi içinden ayrılan payın yüzde 0,6’ya tekabül ettiğine işaret eden Ertuğruloğlu, bakanlığın merkez örgütü ve sayısı 27’ye ulaşan ve yenileri açılması öngörülen yurt dışı uygulama birimleriyle faaliyetlerini çok kısıtlı imkanlara rağmen en iyi şekilde yerine getirmek için takdire şayan gayret gösterdiğini vurguladı.

Her yıl alınan yeni meslek memurları ile bakanlık kadrolarının genişlediğini ve güçlendiğini anlatan Ertuğruloğlu, “Kıbrıs Türk halkının haklı taleplerini ortaya koymak ve seslerini duyurmak yurt dışı temaslarla mümkün olmaktadır. Bu bağlamda bakanlığımızca yurt dışı geçici görev yollukları kalemi önem arz etmektedir. Tüm imkanları zorlayarak temaslarımızı artırmakta kararlıyız” dedi.

-Töre

UBP Milletvekili Zorlu Töre de dış ilişkilerin oldukça önemli olduğunu kaydetti. Kıbrıs Türk halkının en büyük eserinin KKTC olduğunu belirten Töre, KKTC’ye dört elle sarılmak ve cumhuriyeti yaşatmanın en büyük görev olduğunu dile getirdi.

Millî mücadele tarihine işaret eden ve yok oluşa karşı bir mücadele verildiğini söyleyen Töre, mücahitlerin büyük bir mücadele verdiğini ifade etti.

O dönem Türkiye’nin müdahalesinin fevkalade önemli olduğunu kaydeden Töre, ihtar uçuşları ve müdahaleler yapılmasa yaşanacakları anlattı.

Federasyonun Kıbrıs Türkü için felaketi getirebileceğini söyleyen Töre, bugün Rumlar Annan Planı’na benzer bir haritayı kabul etse 100 binden fazla Kıbrıslı Türk’ün göçmen durumuna düşeceğini dile getirdi.

Töre, egemen bir devlet yapısından vazgeçmenin asla mümkün olmayacağını vurguladı.

Zorlu Töre, hem yurt içi hem de yurt dışı temsilciliklerinde çalışan Dışişleri Bakanlığı personelini de çalışmaları için tebrik etti.

Maliye Bakanlığı: Yüzde 60’lık vergi oranı yüzde 30’a düşürüldü

Maliye Bakanlığı tarafından bugün Türkiye Cumhuriyeti Resmi Gazete’de yayımlanan vergi kararına ilişkin yazılı bir açıklama yapıldı.

Bakanlık açıklamasında, “30 Euro ve altındaki malların, vergileri ödenmek suretiyle yolcu beraberinde, posta yoluyla veya hızlı kargo taşımacılığı yoluyla serbest dolaşıma sokulması durumunda, daha önce uygulanan yüzde 60 tek ve maktu vergi oranının yeni dönemde yüzde 30’a düşürüldüğü” ifade edildi.

Bu değişikliğin, AB ülkelerinden gelen eşyalar için uygulanan vergi oranlarıyla eşitlendiği vurgulandı.

Başbakan Üstel’den yılbaşı müjdesi!

Başbakan Ünal Üstel, 13’üncü maaşların yanı sıra narenciye ve buğday üreticilerine yönelik ödemelerin de planlandığı tarihlerde yapılacağını belirterek, toplam 5 milyar 371 milyon liralık kaynağın ekonomiye kazandırılacağını açıkladı.

Başbakan Ünal Üstel, hükümetin ekonomik sıkıntılara rağmen çalışanların, emeklilerin ve üreticilerin mağdur edilmemesi adına verdikleri taahhütleri yerine getirdiklerini belirterek, yıl sonuna yönelik önemli ödemeleri duyurdu.

Başbakan Üstel, “Hükümetimizi kurduğumuz günden bu yana, halkımızın refahını korumak ve emeklerinin karşılığını vermek adına elimizden gelen tüm çabayı gösterdik. Kamu çalışanlarımız, sigortalı emeklilerimiz ve üreticilerimiz için planladığımız ödemeleri zamanında gerçekleştiriyoruz” dedi.

Başbakan Üstel, kamu çalışanları ve kamu emeklilerinin toplam 3 milyar 277 milyon lira tutarındaki 13. maaşlarının 24 Aralık’ta ödeneceğini söyledi. Sigorta emeklilerinin ise 1 milyar 778 milyon TL tutarındaki 13. maaşlarının 25 Aralık’ta hesaplara yatırılacağını belirtti.

Üstel, üreticilerin mağdur edilmeyeceğini vurgulayarak, “2023-2024 narenciye sezonunda dalında ürünü kalan 619 üreticimize, 27 bin 416 ton ürün karşılığında toplam 164 milyon 219 bin TL’yi 18 Aralık’ta ödüyoruz” dedi.

Buğday üreticilerine yönelik de ödeme takvimi açıkladı. 542 üreticiden alınan 14 bin 413 ton buğday karşılığı olan 152 milyon 682 bin TL’lik ödemenin 19 Aralık itibarıyla yapılmaya başlanacağını kaydetti.

Başbakan Üstel, bir haftalık süre zarfında toplam 5 milyar 371 milyon liralık ek kaynağın ekonomiye kazandırılacağını, bunun da ekonomik çarkların sağlıklı ve güçlü şekilde dönmesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Başbakan Üstel, açıklamasının sonunda “Halkımızın alın terinin karşılığını eksiksiz ve zamanında ödüyor olmanın memnuniyeti içerisindeyiz” diyerek, tüm vatandaşlara saygılarını sundu.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, BRTK Müdürü Meryem Özkurt ve Yönetim Kurulu Başkanı Özdemir Tokel’i kabul etti

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar kabulde yaptığı konuşmasında, Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nun Kıbrıs Türkü için önemli bir kurum olduğunu belirterek, BRTK’nın kuruluşunun 61. yılında tüm kurum ve çalışanlarını tebrik etti.  İletişim çağında dinamik yayıncılığın ve Kıbrıs Türk halkının haklı sesini dünyaya duyurmanın önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Tatar, kurumun kuruluşunda büyük emeği geçen isimleri yad etti.

“Mücahidin ruhu yaşamaktadır. Bayrak Radyosu devletimizin sesi olarak önderlik yapmaktadır” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, çağımızda teknolojik yayınların, yayın kalitesi, görüntü, içerik ve rekabetin önemini dile getirdi.

Yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türklerin BRTK’yı dinlediğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, “Sesimizi duyan tüm Kıbrıslı Türklere seslenmek istiyorum. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar insanlarımızın tek yürek olduğunu biliyorum. KKTC sevdalıları olarak kalpleri hep burada atmaktadır” dedi.

Cumhurbaşkanı Tatar, BRTK ailesin” bir kez daha kutlayarak çalışmalarında başarılar diledi.

BRTK Müdürü Meryem Özkurt, 1963 yılında zor şartlar altında kurulan Bayrak Radyosu’nun 61. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla 27 Aralık tarihinde gerçekleşecek resepsiyona Cumhurbaşkanı Tatar’ı davet etti.

Erenköy Direnişi’nin komutanlarından Ali Fikret Atun hayatını kaybetti

Erenköy Direnişi’nin kahraman komutanlarından, emekli Tümgeneral Ali Fikret Atun, 90 yaşında Ankara’da hayatını kaybetti.

 

12 Mart 1934’de Ergazi köyünde dünyaya gelen Atun, Lefkoşa Türk Lisesini bitirdikten sonra Türkiye’de Kara Harp Okulundan mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetlerinin çeşitli kademelerinde görev yapan Ali Fikret Atun, Erenköy direnişine de katılarak komutanlık yaptı.

 

Ali Fikret Atun, ‘Cenk’ kod adıyla 1964 yılında önce Lefkoşa’da daha sonra Erenköy ve Yeşilırmak’ta Mücahit Tabur Komutanlığı yaptı.

 

Ali Fikret Atun, Cenk Birliğinin kurucusu olarak da biliniyordu.

 

Kıbrıs konusunda, askeri ve güvenlik ile ilgili deneyimlerini sık sık kaleme alan Ali Fikret Atun’un makalelerinden oluşan Prof. Dr. Ulvi Keser’in kaleme aldığı “Asker Gözüyle Strateji ve Güvenlik” kitabı geçtiğimiz aylarda yayınlanmıştı.

 

Eski Başbakan ve Meclis Başkanı Hakkı Atun’un ağabeyi, Prof. Dr. Ata Atun’un kuzeni ve UBP Gazimağusa Milletvekili Sunat Atun’un da büyük amcası olan merhum Ali Fikret Atun’un cenazesi 18 Aralik 2024 Çarsamba günü Bilkent Ahmet Hamdi Akseki Camii’nden öğle namazını müteakip Ankara/Karşıyaka’da askeri törenle toprağa verilecek.

 

– TMT Mücahitler Derneği’nden taziye mesajı

Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) Mücahitler Derneği, Ali Fikret Atun’un vefatı nedeniyle taziye mesajı yayınladı.

 

“Emekli Tümgeneral Ali Fikret Atun komutanımızın ömür bıraktığını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz” denilen mesajda “Ali Fikret Atun Paşamıza Allah’tan rahmet dileriz. Mekanı cennet olsun. Ailesi, yakınları ve silah arkadaşlarının başı sağolsun.” ifadeleri kullanıldı.

Serim: KKTC’nin varolan sektörlerinin yanında, bir yatırım adası olmasının vakti gelmiştir

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim, “Küresel İklim Değişikliği & Yatırımlar ve İşbirliği Uluslararası Zirvesi”nde konuştu, önemli mesajlar verdi.

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim, Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği ve Yakın Doğu Üniversitesi eşgüdümünde düzenlenen “Küresel İklim Değişikliği & Yatırımlar ve İşbirliği Uluslararası Zirvesi’nde konuştu.

Büyükelçi Serim’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

📌 İklim değişikliğiyle mücadelede yeşin dönüşüm kritik bir öneme sahiptir. Yeşil dönüşüm sürdürülebilir kalkınmayı teşvik ederken, enerji verimliliğini artırır ve doğal kaynakları korur.

📌 Akdeniz havzası, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı en hassas bölgelerden biri olarak tanımlandığı cihetle, iklim değişikliğinin etkileri KKTC açısından ayrıca önem arzetmektedir.

📌 Türkiye Cumhuriyeti olarak, iklim kriziyle küresel mücadeleye kararlı bir şekilde katkı sağlıyor; geniş bir yelpazede kritik adımlar atıyoruz.

📌 Bu çerçevede, KKTC’de çevre kirliliğinin azaltılması ve çevrenin koruma ve kullanma dengesinin sağlanmasını teminen bilgi, deneyim ve teknoloji paylaşımı alanlarında işbirliği yapıyoruz. Hava kalitesinin artırılması, atık yönetim sistemi ile vahşi depolamanın önüne geçilmesi, sürekli atıksu izleme sistemleri ile Sıfır Atık uygulamalarının geliştirilmesine yönelik çalışmalarımıza devam etmekteyiz.

📌 KKTC’nin varolan sektörlerinin yanında, bir yatırım adası olmasının vakti gelmiştir. Mevcut küresel ekonomik yapıda sürdürülebilir bir kalkınma için sektörel çeşitlilik ve ihracata dayalı üretim olmazsa olmazdır.

📌 85 milyonluk büyük bir ihracat pazarı ve Türkiye üzerinden çok daha geniş pazarlara erişim mümkündür. E-ticaretin genişleyip yaygınlaşarak üretimi teşvik edeceğine inanıyoruz.

📌 Kıbrıs Türk şirketlerinin Türkiye’de ortaklıklar kurmalarına daha fazla imkan tanıyacak bir çalışma halen devam etmektedir. Böylelikle, Türkiye’deki muhtelif sektörlerle çalışan Kıbrıs Türk müteşebbislerinin büyümesine katkı sunulması hedeflenmektedir.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği Heyetini Kabul Etti

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği Genel Başkanı İlyas Demirci ve birlik üyesi temsilcilerinden oluşan heyeti kabul etti. Görüşmeye, T.C. Tarım ve Orman Eski Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, Kıbrıs Türk Sanayi Odası temsilcileri, bilim insanları, iş dünyası temsilcileri ile mühendislik ve mimarlık alanında uzman isimler katıldı. Ayrıca, Bakanlık bünyesindeki ilgili birim müdürleri ve uzmanlar da toplantıda hazır bulundu.
Toplantıda, tarım sektörü ve ilgili mühendislik alanlarında ortak projelerin geliştirilmesi, teknik bilgi paylaşımı ve doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı gibi konular ele alındı. Ayrıca, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki iş birliğini ve ekonomik etkileşimi güçlendirmek adına, KKTC’de Yatırımlar ve İşbirliği Geliştirme Programı ile birlikte Küresel İklim Değişikliği ele alınarak, karşılıklı faydaya dayalı sürdürülebilir iş modelleri geliştirilmesi üzerinde duruldu.
Bakan Hüseyin Çavuş, konuşmasında dört önemli konuya dikkat çekti: iş dünyasında kadının rolü, iklim değişikliği, tarım sektörüne sağlanan destekler ve Türkiye ile KKTC arasındaki ekonomik iş birliği. Çavuş, kadınların iş dünyasında daha fazla yer almasının sürdürülebilir kalkınma hedefleri için kritik bir öneme sahip olduğunu vurgularken, tarım ve mühendislik alanında kadın istihdamının artırılmasının sektöre dinamizm kazandıracağını ifade etti.
İklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerine de değinen Çavuş, bu etkilerin azaltılması ve doğal kaynakların etkin yönetimi için bilim insanları ve uzmanlarla iş birliğinin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Küresel iklim değişikliği ve sürdürülebilir tarım uygulamaları ele alınarak, bu konularda ortak çözümler geliştirilmesi üzerinde duruldu. Toplantı çerçevesinde, küresel iklim değişikliğinin tarıma etkilerini minimize etmek ve çevresel sürdürülebilirliği sağlamak amacıyla yapılacak iş birliği ile ilgili görüş alışverişinde bulunuldu.
Bakan Çavuş ayrıca, tarım sektörünün geliştirilmesi için sağlanan desteklere değindi. Çiftçilere ve üreticilere yönelik sağlanan teşvikler, teknik destekler ve finansal katkılar sayesinde tarımsal üretimde verimliliğin artırıldığını belirtti. Bakan, bu desteklerin yalnızca üretime değil, aynı zamanda kırsal kalkınmaya da önemli katkılar sağladığını ifade etti.
Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği Genel Başkanı İlyas Demirci ise tarım sektörü ve doğal kaynak yönetimi alanındaki iş birliğini güçlendirmek için tüm olanakları seferber edeceklerini dile getirdi.
Toplantıda, gelecekte ortak projelerin hayata geçirilmesi ve iş birliğinin geliştirilmesi yönünde fikir birliğine varıldı.

“Mağusa’ya Gazi Unvanı Veriliş Günü” töreni 26 Aralık 2024 Salı günü Zafer Anıtı önünde…

“Mağusa’ya Gazi Unvanı Veriliş Günü” töreni 26 Aralık Salı günü Zafer Anıtı önündeki törenle kutlanacak.

Tören, saat 10.00’da protokol sırasına göre anıta çelenklerin sunulmasıyla başlayacak.

Saygı duruşu ve İstiklâl Marşı ile bayrakların göndere çekilmesinin ardından Yakın Doğu Yeniboğaziçi Koleji Edebiyat öğretmeni Zemzem Güneş konuşma yapacak.

Yakın Doğu Yeniboğaziçi Koleji öğrencisi Mustafa Kemal Ata Aydın’ın şiiri sonrası, TMT Mücahitler Derneği temsilcisi günün anlam ve önemine ilişkin konuşacak.

Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay’ın konuşmasıyla tören sona erecek.

Öztürkler: “Sendikalar arası işbirliklerini önemsiyoruz”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Türkiye Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) heyetini kabul etti.

Meclisten yapılan açıklamada göre, Memur-Sen ve Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, iş birliği yapmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere KKTC’ye geldiklerini belirtti.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, sendika faaliyetlerinin önemine dikkat çekerek, sendikaların en önemli özelliklerinden birinin ülkesini korumak ve çalışanlarının haklarını savunmak olduğunu söyledi.

Öztürkler, “Çalışanların daha iyi bir ortamda çalışabilmesi ve özlük haklarını savunmak için sendikaların etkin olması gerekmektedir. Anavatanımız Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında kurulacak iş birlikleri her zaman bize güç katmıştır” dedi.

Sendikaların demokratik toplumların vazgeçilmez unsurları olduğunu ve kamu çalışanlarının haklarının korunması ve geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığını belirten Öztürkler, sendikalar arası iş birliklerinin, kamu çalışanlarının haklarını savunma ve geliştirme çabalarının bir parçası olduğunu vurguladı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile gerçekleştirdiği resmi temaslara değinen Öztürkler, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin daha ileriye gitmesi ve daha güzel günler görmesi için tam desteklerini beyan etmişlerdir” dedi.

Öztürkler, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın destekleriyle KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak katıldığını ve bu üyeliğin daim üyeliğe dönüşmesini umduklarını ifade etti.

Konuşmaların ardından hediye teatisinde bulunuldu.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk Kadınlar Konseyi’ni kabul etti

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, eşi Sibel Tatar ile birlikte Kıbrıs Türk Kadınlar Konseyi Derneği’ni (KTKK) kabul etti.

 

Kıbrıs Türk Kadınlar Konseyi Derneği Genel Başkanı Turhan Dülgeroğlu, yönetim kurulu ile birlikte yaptığı ziyarette, Cumhurbaşkanı Tatar’a, “KTKK 37. Yıl Anısına” kitabını sundu.

 

Dülgeroğlu, Cumhurbaşkanı Tatar ile eşi Sibel Tatar’a, Avrupa Kadınlar Konseyi gözlemci üyesi olan derneğin çalışmaları ile ilgili bilgiler verdi, yapılan ziyaretlerde KKTC devleti, bayrak, kültür, sanat ve Kıbrıs Türk halkının dili dini ile mücadelesinin anlatıldığını söyledi.

 

Dülgeroğlu, dernek olarak ziyaretlere ve çalışmalara devam edeceklerini ifade ederek, gözlemci üye oldukları Avrupa Kadınlar Konseyi’ne tam üye olmayı amaçladıklarını da kaydetti.

 

-Tatar: “Kadınlar hayatın en önemli figürü”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar da, derneğe çalışmalarında destek belirtti ve kutladı.

 

Derneğin faaliyetlerini sürdürdüğü 50 yıldır sosyal ve kültürel etkinliklere önem verdiğini ifade eden Tatar, kadınların, hayatın en önemli figürü olduğunu vurguladı.

 

Tatar, toplumda güçlü bir yere sahip olan kadının, demokraside ve her alanda başarılı bir şekilde yer aldığına işaret ederek, Kıbrıs Türkü’nün mücadele tarihinde de değerli bir yeri olduğunu söyledi.

 

Önemli olanın birlik beraberlik içinde halkın geleceği için çalışmak olduğunu ifade eden Tatar, yürütülen Kıbrıs davasında, Kıbrıs Türk halkının uğradığı haksızlıklara karşı kadını genci yaşlısıyla birlik beraberlik içinde özgürlük bağımsızlık mücadelesini bir bütün halinde sürdürdüklerini kaydetti.

 

Çalışmalarını 50 yıldır sürdüren Konsey’in önemine de işaret eden Tatar, ülkenin, kurumların, bayrağın geleceğe, gençlere emanet edileceğini belirtti.

 

Tatar, derneğin, geçmişten gelen geleneklere kültüre sahip çıkmak amacıyla yaptığı çalışmalara da teşekkür etti.

En fazla yağış Boğaz’a düştü

Meteoroloji Dairesi, dün en fazla yağışın 62 kg/m² ile Boğaz’a düştüğünü açıkladı.

Meteoroloji Dairesi, dün sabah 08.00 ile bu sabah 08.00 saatleri arasında gerçekleşen yağış miktarlarını açıkladı. Buna göre en fazla yağış, 62 kg/m² ile Boğaz’da kaydedilirken, Lapta’da 61 kg/m², Karaoğlanoğlu’nda ise 51 kg/m² yağış ölçüldü. Çamlıbel ve Selvili Tepe 37 kg/m², Alevkaya 25 kg/m², Girne 24 kg/m², Beylerbeyi 22 kg/m², Dipkarpaz ve Kozanköy ise 20 kg/m² yağış aldı. Yeşilırmak, Gaziveren, Taşkent, Kalkanlı, Akdeniz ve Gönyeli bölgelerinde 17 kg/m², Doğancı’da 16 kg/m², Lefke ve Türkeli’de ise 15 kg/m² yağış kaydedildi. Diğer bölgelerde ise 0.5 ile 15 kg/m² arasında yağış gerçekleşti

Türkiye’de “Narkokapan-3” operasyonunda 595 şüpheli yakalandı

Türkiye İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 76 ilde düzenlenen “Narkokapan-3” operasyonlarında 595 şüphelinin yakalandığını bildirdi.

Türkiye İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, uyuşturucuyla mücadeleye yönelik 10 gündür süren “Narkokapan-3” operasyonlarında 2 ton 6 kilogram uyuşturucu madde ile 2 milyon 889 bin 171 uyuşturucu hapın ele geçirildiğini belirtti.

Operasyonlarda 595 şüphelinin yakalandığını ifade eden Yerlikaya, Türkiye Yüzyılı’nda en büyük hedeflerinden birinin ülkeyi uyuşturucuya karşı ulaşılamaz ve yasaklı bir kale haline getirmek olduğunun altını çizdi.

Yerlikaya hem uyuşturucunun arzıyla hem de uyuşturucuya olan taleple mücadeleyi sürdürdüklerini hatırlatarak, “Narkokapan-3” operasyonlarına ilişkin bazı bilgiler de verdi.

Operasyonların cumhuriyet başsavcılıkları ile Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüklerince yapıldığını ifade eden Yerlikaya, 2 bin 850 ekip, 8 bin 340 personel, 27 hava aracı ve 77 narkotik dedektör köpeğin katılımıyla gerçekleştirildiğini vurguladı.

Yerlikaya, operasyonlara ilişkin görüntülere de yer verdiği paylaşımında, “Operasyonları koordine eden cumhuriyet başsavcılıklarımızı ve operasyonları gerçekleştiren kahraman polislerimizi tebrik ediyorum.” açıklamasını yaptı.

Türkiye ile KKTC arasında milletlerarası anlaşma imzalandı

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan ekonomik iş birliği protokolü, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesini ve halkların refah seviyesinin yükseltilmesini amaçlıyor.

Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında imzalanan milletlerarası anlaşma, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlandı.

19 Ocak’ta Lefkoşa’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticaretin ve Ekonomik İş Birliğinin Geliştirilmesine Dair Protokol” ün onaylanmasına karar verildi.

Anlaşma kapsamında, Türkiye ile KKTC arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin her iki ülke halkının refahını artıracak şekilde geliştirilmesi hedefleniyor. Protokolün ekinde, “Türkiye-KKTC Ticari ve Ekonomik İş Birliği Eylem Planı” da yer aldı.

Döviz kurlarında güncel durum

Serbest piyasada bugün dolar 35.20, Euro 37.00, İngiliz Sterlini 44.55 TL’den işlem görüyor.

Serbest piyasada bugün, dolar 34.70 TL’den alınırken 35.20 TL’den satılıyor. Euro, 36.45 TL alış ve 37.00 TL satış fiyatıyla işlem görüyor. İngiliz Sterlini ise 43.95 TL’den alınıp 44.55 TL’den satılıyor.

 

Petrol, Çin’in zayıf ekonomik verilerinin etkisiyle düşüşte

Petrol, Çin’in zayıf ekonomik verilerinin görünümü etkilemesiyle gerilemeyi sürdürüyor.

Petrol, Çin’den gelen zayıf ekonomik verilerin dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısındaki zayıflayan taleple ilgili endişeleri güçlendirmesiyle gerileme gösterdi.

Brent, önceki seansta yüzde 0,8 düştükten sonra varil başına 74 doların altına düştü ve Pazartesi günü Çin verilerinin düşen rafineri faaliyetleri ve zayıf perakende satışlarını göstermesinin ardından ABD ham petrolü 71 dolara yaklaştı.

Ülkenin liderleri daha güçlü teşvik sinyali verdi, ancak son adımlar Pekin’in analistlerin deflasyon sarmalını durdurmak için ihtiyaç duyulduğuna inandığı türden radikal eylemlerden muhtemelen uzak kalacağını ima ediyor.

Ham petrol, gelecek yıl bir bolluk beklentisi ve Çin’deki kasvetli görünüm, Rusya ve Orta Doğu’daki jeopolitik gerginlikleri gölgede bıraktığı için 2024’ü biraz daha düşük bir seviyede sonlandırmaya hazırlanıyor. Öte yandan ABD, Ukrayna’daki savaş için fonlara erişimi sınırlamak amacıyla üreticinin petrolüne bir fiyat sınırı koyabileceğini işaret ettiğinden, Avrupa ülkeleri Rus ham petrolü taşıyan tankerlere baskı yapmaya hazırlanıyor.

Fiyatlar ayrıca son haftalarda dar bir aralıkta işlem gördü ve petrolün 30 günlük tarihi oynaklığını Ağustos’tan bu yana en düşük seviyeye itti.

Yağmurlu hava bugün de yer yer sürecek, sıcaklık 17-20 derece olacak

Yağmurlu hava bugün de devam edecek. Sıcaklık ise 17-20 derece dolaylarında seyredecek.

Meteoroloji Dairesi’nin son tahminlerine göre, 17-23 Aralık tarihleri arasında bölge, genellikle alçak basınç sistemi ile soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Hava bugün parçalı bulutlu öğleye kadar yer yer sağanak yağmurlu, zamanla az bulutlu, çarşamba ve perşembe az bulutlu, diğer günler parçalı bulutlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı genellikle iç kesimlerde ve sahillerde 17-20 derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgar, kuzey ve doğu yönlerden, pazar ve pazartesi günleri güney ve batı yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli olarak esecek.

BAKAN ÇAVUŞOĞLU: “EĞİTİM ORTAK GAİLEMİZDİR, HEDEFİMİZ ORTAKTIR”

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda 16 Milyar 700 Milyon 959 bin TL’lik Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi oy çokluğuyla kabul edildi.

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ise eleştirilere yanıt verdi. Herkese katkılarından dolayı teşekkür eden Çavuşoğlu, “Eğitim ortak gailemizdir, hedefimiz ortaktır” dedi.

Eğitimin, bir iktidar veya muhalefet hevesine teslim edilmeyecek kadar önemli olduğunu vurgulayan Bakan Çavuşoğlu, eğitimin siyasete kurban edilmemesi gerektiğini kaydetti.

Yabancı dilde bir okul açmak gibi bir gayretlerinin olmadığını, Türkçe bilmeyen öğrencilerin sorunlarını çözmek gibi bir gayretleri olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, “Şu an gidişattan memnunuz, bir düzen kurduk, sorunlar ve gruplaşmalar ortadan kalktı” dedi.

Okulların açılmasının kurultaya yenik düştüğüne dair ülkede kanaat oluştuğunu kaydeden Bakan Çavuşoğlu, toplamda 400’e yakın öğretmen eksikliğiyle okulların açılmasının mümkün olmadığını anlattı.

Denetçi kadroyu üç katına yakın yükselttiklerini dile getiren Bakan Çavuşoğlu, meslek edindirme konusunda ise AB programı ve standartlarının olmazsa olmaz prensipleri olduğunun altını çizdi.

Tam gün eğitimin “fiyasko” olduğu eleştirilerine de değinen Çavuşoğlu, KTOEÖS’ün “boşuna ve dayanaksız” eleştiri yaptığını belirtti. “Verimli saatleri 1000 saate çekmemiz gerekiyor. 700 saatle dünyayla rekabet edemeyiz” diyen Bakan Çavuşoğlu, “38 saate tamam diyenler, 39 saat bir saat bile olsa ondan daha iyidir” şeklinde konuştu.

Tam gün eğitim konusunun amacına hizmet etmediği söylense bile bunun bir hedef olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Biz bu yola çıktık ve 25 yıldan sonra bu söylemi hayata geçiriyoruz. Her türlü direnişe rağmen bu yola çıkmanın gururunu yaşıyoruz” dedi.

“Bu ülkede fakirlik tam gün eğitimle başlamadı” diye konuşan Bakan Çavuşoğlu, yollarına devam edeceklerini kaydederek, “İhtiyaçlı olan çocukların kantinciye uzaktan bakmasını engelleyeceğiz” diye konuştu. Sorunları diyalogla çözeceklerini kaydeden Çavuşoğlu, “Eğitim barışı masanın etrafında olacak, bakanlığa tezek atacak kadar kendinden geçilmez” dedi. Çavuşoğlu, masadan ve diyalogdan hiç kopmadığını, eğitimde barışı desteklediğini ifade etti. Yükseköğretim konusuna da değinen Nazım Çavuşoğlu, YÖDAK’ın şu anda görevini yapmaya çalıştığını kaydetti.

Bakan Çavuşoğlu, bir yurdun cemaat faaliyeti yapmasına ise tavizleri olmadığını vurguladı. 6 Şubat depreminden sonra birinci önceliklerinin can güvenliği olduğunu belirten Çavuşoğlu, prefabriklerin geçici çözüm olduğunu söyledi.

“Ülkede A4 kağıdı, hijyen malzemesi sorunu bir daha duymayacağız. Kaynaklarımız şu anda bunu sağlamaya müsaittir” diyen Bakan Çavuşoğlu, sorular üzerine, evrakı tam olan bursların ödendiğini belirtti.

Konuşmaların tamamlanmasının ardından  bütçe oy çokluğuyla kabul edildi ve bakanlığa bağlı kurumların bütçelerinin görüşmesine geçildi.

Uyuşturucu ile mücadele için bilgilendirme sitesi açıldı

Başbakanlık Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu tarafından bağımlılığı önlemek için yeni bir bilgilendirme sitesi açıldı.

Komisyondan yapılan açıklamaya göre, site bağımlılık hakkında genel bilgiler, kullanıcılar için özel bilgiler ve ailelere yönelik rehberlik içeriyor. Siteye, “www.kktconleme.org” adresinden web ya da mobil cihazlar aracılığıyla girilebiliyor.

Bağımlılık Akademisi’nin desteğiyle geliştirilen sitenin içeriği Prof. Dr. Kültegin Ögel, Uzman Psikolog Melike Şimşek Ögel ve Komisyon Başkanı Teyfide Tecel Hatipoğlu  tarafından hazırlandı.

Tatar: Tek doğru yol, Kıbrıs Türk halkının bağımsız, hür, onurlu bir yaşamı hak ettiğidir

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, tek doğru yolun Kıbrıs Türk halkının bağımsız, hür, onurlu bir yaşamı hak ettiği olduğunu vurgulayarak, ancak bu çerçevede bir anlaşmanın olabileceğini söyledi.

Birlik ve beraberlik içerisinde Anavatan’ın desteğiyle milli siyaseti sonuna kadar sürdürmek ve Kıbrıs’ta bir anlaşma olması halinde iki devletli bir çözümün kendileri için mutlak olduğunu vurgulayan Tatar, “bizi kurtaracak olan egemenlik ve devlettir” ifadelerini kullandı.

Tatar, Celal Bayar başkanlığındaki TMT Mücahitler Derneği şube başkanlarını kabulü sırasında yaptığı konuşmada, Aralık ayında Kanlı Noel ve Şehitler Haftasında tüm şehitleri rahmetle andıklarını kaydetti.

Tatar, TMT’nin 1 Ağustos 1958 yılından sonra ortaya koyduğu iradeyle hem askeri hem de siyasi örgütlenmeyle Kıbrıs Türk halkının zor şartlarda direnişine ve umutla Türkiye’nin müdahalesine hazırlandığını dile getirdi.

Tatar, TMT Mücahitler Derneği’nin de bulunduğu binası içerisine yapılan Milli Mücadele Müzesi’nin de çok değerli bir çalışma olduğunu belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.

Zaman içinde okulların, öğrencilerin ve ülkeye gelen kafilelerin müzeyi ziyaret ederek Kıbrıs Türk halkının verdiği mücadeleyi ve bu mücadelenin kimler tarafından nasıl verdiğini göreceklerini söyleyen Tatar, müzenin ortaya çıkmasında mesai harcayanlara da ayrıca teşekkür etti.

Tatar, TMT Mücahitler Derneği’nin eski başkanlarından Halil Paşa’yı müze açılışının ardından kaybettiklerini dile getirerek Halil Paşa’ya rahmet ailesine ve arkadaşlarına da sabırlar diledi.

TMT’nin yıllarca verdiği mücadelenin önemine dikkat çeken Tatar, bu mücadelenin Kıbrıs Türk halkının ayrı bir halk olarak kendi dili, kültürü, örf, adet, gelenekleri, ayni zaman milli değerleri ve maneviyatıyla bu ülkede var oluş mücadelesi olduğunu kaydetti.

Tatar, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın verdiği mücadelenin siyasi anlamda da “devletleşme” sürecine ve 1960 Kuruluş Anlaşmalarında Kıbrıs Türkü’nün kurucu ortak olarak yer almasına da katkısının çok büyük olduğunu belirtti.

Yıllar önce verilen mücadele sonrasında TMT’nin yaktığı meşale ile KKTC’nin Türk Devlet Teşkilatı’nın gözlemci üyesi olduğunu dile getiren Tatar,  Anavatan, Yavru Vatan, Mavi Vatan ve Gök Vatan ile bu coğrafyada Kıbrıs Türkü’nün bir bileşken olarak Türk dünyasının ulusal çıkar ve menfaatleri bakımından çok büyük değere sahip bir milli devlet sahibi olduğunu vurguladı.

Bu yaşanan süreçleri gelecek nesillere anlatmak gerektiğine dikkat çeken Tatar, geleceğe şekil verirken tüm bunların bilinciyle hareket etmenin kendilerinin sorumluluğu olduğunu kaydetti.

– Federal temelde bir anlaşmanın zeminin tamamen yok oldu

Kendisinin son dört yıldır milli bir siyaset yürüttüğünü dile getiren Tatar, Türkiye Cumhuriyeti’nin tam desteğiyle artık federal temelde bir anlaşmanın zeminin tamamen yok olduğunu kaydetti.

Geçmişte Kıbrıs meselesi konusunda çok denemeler yapıldığını ve hiçbirinde başarı olunmadığını dile getiren Tatar, Rumların zihniyetinin esas itibariyle Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tüm adanın hükümeti yapma, Türkleri de oraya yama yaparak Kıbrıs Türk halkını yok etmek olduğunu belirtti.

Türkiyesiz Kıbrıs meselesinin çözülemeyeceğini vurgulayan Tatar, Türkiye’nin onayı olmadan Kıbrıs meselesinde her hangi bir noktada bir uzlaşıya varılamayacağını kaydetti.

– KKTC’nin değeri, statüsü ve milli kıymeti arttı

KKTC’nin kendi deniz yetki alanları, karasuları, kıta sahanlığı, ekonomik münhasır bölge haklarının üzerinde Gök Vatan ile hava sahası hak ve hukuku olduğunu dile getiren Tatar, tüm bu konjonktürde KKTC’nin hem Doğu Akdeniz’de hem de Türk dünyasındaki önemini anlattı.

Böylesine kıymetli bir devlete sahip olarak geçmişle gurur duyulması gerektiğin dile getiren Tatar, KKTC’nin Türk dünyasının bir başarı öyküsü olduğunu vurguladı.

“Bir anlaşma durumunda mutlak suretle KKTC devleti anlaşmanın bir parçası olmak durumunda” diyen Tatar, karşı tarafın Kıbrıslı Türkleri toplum olarak bir oyunun içerisine çekmeye çalıştığını kaydetti.

– Bizi kurtaracak olan egemenlik ve devlettir

Birlik ve beraberlik içerisinde Anavatan’ın desteğiyle milli siyaseti sonuna kadar sürdürmenin ve Kıbrıs’ta bir anlaşma olması halinde iki devletli bir çözümün kendileri için mutlak olduğunu vurgulayan Tatar, “bizi kurtaracak olan egemenlik ve devlettir” ifadelerini kullandı.

KKTC’nin herhangi bir anlaşmanın parçası olması gerektiğini dile getiren Tatar, anlaşmada toplum değil devlet olarak yer alınması gerektiğini kaydetti.

Yeni siyasetin milli bir siyaset olduğunu dile getiren Tatar, Türkiye’nin tam desteğiyle süreci götürmekte olduklarını ve tüm dünyaya da neden iki ayrı devlet ve halk olunduğunu anlatmaya başarıyla devam ettiklerini belirtti.

– Bayar

Celal Bayar da konuşmasında, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a kendilerini kabul ettiğinden dolayı teşekkür etti.

21 Aralık 1963’ten bugüne yaşanan zor günleri ve sıkıntıları anlatan Bayar, 21 Aralık 1963’te bir gecede sokakta kaldıklarını, evlerine, köylerine gidemediklerini dile getirerek, 20 Temmuz 1974 yılında Mehmetçiğin adaya ayak basmasıyla halkın özgürlüğe kavuştuğunu kaydetti.

Bayar,  Tarih Kültür ve Milli Mücadele Müzesi’nin yapılmasının önemine de dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Tatar’a “Türk Dünyası Üstün Hizmet Madalyası” verildi

“Küresel İklim Değişikliği” ve “Yatırımlar ve İş Birliği Zirvesi” Girne’deki Elexus Otel’de yapılıyor.

Zirve kapsamında Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a “Türk Dünyası Üstün Hizmet Madalyası” verildi.

Tatar, Doğu Akdeniz’de bağımsız bir Türk devleti olarak KKTC’nin çevresini ve doğasını yakışır şekilde koruyup, gelecek nesillere yaşanabilir bir gelecek bırakmanın herkesin görevi olduğunu kaydetti.

“Her bir damla suyun değeri vardır.” diyen Tatar, birlik ve beraberlikle küresel ısınma ve diğer tehlikelerin aşılabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve gerçekleştirilmesinin en büyük temennisi olduğunu dile getirdi.

Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği (TDMMB) ve Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) iş birliğinde 4. Uluslararası Su Konferansı Akdeniz Ülkelerindeki Sorunlar (WPMC -2024) ve 7. Uluslararası Doğal Çevre Konferansı Kaynaklar ve Sürdürülebilir Çevre Yönetim (NRSEM-2024) konferanslarının ortak açılışları gerçekleştirildi.

Üç gün sürecek olan “Küresel İklim Değişikliği Uluslararası Konferansı” ve “Yatırımlar ve İş Birliği Geliştirme Programı Zirvesi”; bilim insanlarını, iş dünyası temsilcilerini ve mühendislik ile mimarlık alanındaki uzmanları bir araya getiriyor.

Cumurhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim, Başbakan Yardımcısı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği Genel Başkanı Dr. İlyas Demirci, YDÜ Rektörü Prof Dr. Tamer Şanlıdağ ve çok sayıda konuk, etkinlikte yer aldı.

Etkinlik, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından açılış konuşmalarıyla devam etti.

Etkinliğin açılış konuşmalarını Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) İnşaat ve Çevre Mühendisliği Fakültesi Dekanı, ENÇESU Yön. Kur. Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş ile Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği Genel Başkanı Dr. İlyas Demirci yaptı.

Etkinlikte  KKTC Su Temin Projesi sinevizyonu ile Cumhurbaşkanı Tatar’ın Türk dünyasında KKTC’nin temsilini içeren sinevizyon gösterimi yapıldı ve daha sonra protokol konuşmalarına geçildi.

 

– Arıklı: “Önümüzdeki yüzyıl su savaşlarına sahne olacak”

İlk olarak söz alan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, muhteşem bir proje olan KKTC Su Temin Projesi’nin sinevizyonunu birlikte izlediklerini belirterek, suyun KKTC için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hep birlikte gördüklerini kaydetti.

Arıklı, gelecek yüzyılın su savaşlarına sahne olacağını ve savaşların en büyük sebebinin su olacağını dile getirdi.

Dünyada ciddi bir su krizinin yaşandığına dikkat çeken Arıklı, su krizinin yarattığı ekolojik felaketin ve kuraklığın insanların geleceğini de tehdit ettiğini vurguladı.

Su krizinin yarattığı ekolojik felaketle ilgili örnek vererek konuşmasına devam eden Arıklı, insanoğlunun tabiat anaya karşı ciddi bir savaş verdiğini dile getirdi.

Orta Asya’daki üç Türk Cumhuriyeti arasında en büyük kavgalardan birinin “su kaynakları” meselesi olduğunu belirten Arıklı, “İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgal etmesinin sebebi de, oradaki su kaynaklarıdır.” dedi.

“KKTC, yüzyılın projesi olan ‘KKTC Su Temin Projesi’ne kavuşmasaydı, çok ciddi bir su kriziyle karşı karşıya kalacaktık.” ifadesini kullanan Arıklı, ekolojik dengeyi sağlamanın en büyük görevleri arasında olduğunu dile getirdi.

Arıklı, “Avrupa Birliği 2035’te, özellikle dizel, gaz ve benzinle çalışan araçların üretimini ve kullanımı yasaklayacak. Bu yönde bir karar aldı. Emisyona çok önem veriyorlar. Güney Kıbrıs, emisyon hacmine uymadığı için geçen yıl 100 milyon dolar Avrupa Birliği’ne ceza ödedi.” diye konuştu.

Bu tür bilimsel toplantıların çok önemli olduğunu vurgulayan Arıklı, bilim adamları olarak bu rakamların daha somut olarak ortaya konmasının siyasilere yol göstereceğini ifade etti.

 

– Ataoğlu: “Gereksiz su kullanımının önüne geçmemiz gerekiyor”

Başbakan Yardımcısı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu da, Türk dünyasında birlik ve beraberliklerinin daha ileriye gitmesi ve kalıcı olabilmesi için bugün en önemli konuları tartışmak adına birlikte olduklarını aktardı.

Organizasyonda emeği geçenlere ve YDÜ ailesine teşekkürlerini sunan Ataoğlu, havaların ısınması, iklim değişikliği ve suyun giderek tehlikeye girmesinin herkesin yaşadığı sıkıntılar olduğunu ifade etti.

“Bugün itibariyle önümüzü görerek bu süre içerinde alınması gereken tedbirler nelerse, o tedbirleri almamız gerecek.” ifadesini kullanan Ataoğlu, çevre kirliliğinin önlenmesiyle ilgili çocukların daha eğitimli ve bilinçli olabilmeleri için çevre dersinin müfredata girmesi konusundaki çalışmalara değindi.

Sürekli atık sistemi konusuna da değinen Ataoğlu, ülkeki inşaat, turizm ve eğitim sektörünün gelişmesiyle birlikte ortaya çıkabilecek sıkıntılar konusunda ciddi tedbirler alınmaya başlandığını dile getirdi.

Gelecek yıllarda su sıkıntısının ne kadar daha yoğun olacağına dikkat çekildiğini aktaran Ataoğlu, bu konuda gerekli tedbirlerin alınmasının önemine değindi.

Zirvenin kendilerine ışık tutacağını belirten Ataoğlu, KKTC Su Temin Projesi’nin önemine dikkat çekti.

“Ne mutlu bize Anavatan’ımız var.” diyen Ataoğlu, gereksiz su kullanımının önüne geçilmesine vurgu yaptı.

Güngör Çöplüğü’nde yaşanan sıkıntılara da değinen Ataoğlu, çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Suyun önemine bir kez daha dikkat çeken Ataoğlu, çalışmaların verimli olacağına inanç belirtti.

 

-Serim: “Küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklık, çölleşme nedeniyle su kaynaklarımız olumsuz etkilenmektedir”

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim de, Yakın Doğu Üniversitesi ile Türk Dünyası Mühendisler ve Mimarlar Birliği’nin iş birliğinde düzenlenen Uluslararası Zirve vesilesiyle birlikte olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Serim, zirvenin genelde uluslararası toplum, özelde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için önem arz eden iklim değişikliği ve yatırım imkanları konularında, çözümler üretilmesi, yaratıcı fikirlerin geliştirilmesi ve yeni iş birliklerinin tesis edilmesine imkan tanımasını ümit ettiğini ifade etti.

“Programın başında KKTC Su Temin Projesi’ne dair tanıtıcı filmi birlikte izledik. Bir hayalin gerçeğe dönüşmesini temsil eden bu asrın projesi sayesinde, Kıbrıs Türk kardeşlerimizi temiz içme suyuyla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz.” ifadelerine yer veren Serim, projenin bir diğer önemli ayağı olan tarımsal sulama alanında da çalışmalara devam edildiğini kaydetti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin verimli topraklarını kaliteli suyla buluşturarak ürün verimliliğini ve çeşitliliğinin artırmayı hedeflediklerini belirten Serim, “Küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklık, çölleşme, plansız sanayileşme ve kentleşme nedeniyle su kaynaklarımız olumsuz etkilenmektedir. Tüm bunlarla birlikte, hızlı tüketim kültürü ve su kirliliği gibi tehditler de kullanılabilir temiz su kaynaklarının hızla erimesine yol açmaktadır.” dedi.

İklim değişikliğinin su kaynaklarını miktar ve kalite bakımından olumsuz etkilerken, küresel ısınmanın afetlerin sıklığını ve şiddetini de artırdığını belirten Serim, şöyle devam etti:

“Dikkat ederseniz son yıllarda su baskınları, seller, fırtınalar, orman yangınları ve kuraklık gibi doğal afetlerle daha sık karşılaşıyoruz. Artık her yeni yaz mevsimi, ‘tarihin en sıcağı’ olarak kayıtlara geçiyor, ‘şimdiye dek görülen en şiddetli yağış, en büyük kuraklık, en yıkıcı sel’ gibi rekor tanımlamalarını daha sık duyuyoruz. Bilim insanları iklim krizinin boyutlarının hesaplanabilir ve öngörülebilir olmaktan çıktığına dikkat çekmektedir. Küresel iklim değişikliğinin sebep olduğu sorunlar artık sadece kutuplarda ya da okyanusun yüzlerce metre altında değil, en yakınımızda, evimizde, soframızda hissedilir hale gelmiştir.

İklim değişikliği ile mücadele sadece bir çevre sorunu olarak algılanmamalıdır. Düşük karbonlu ekonomiye küresel düzeyde geçilmesi, ülkelerin büyüme stratejilerini, enerji, sağlık ve tarım politikalarını, gıda güvenliğini ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de şekillendirmektedir. Dünyada halen 600 milyon insanın elektriğe erişimi bulunmazken; uzmanlar 2050 yılında elektrik tüketiminin iki katına çıkacağına işaret etmektedir. Bu nedenle, bir yandan iklim değişikliğinin enerji sektörüne olan olumsuz etkilerinin en aza indirgenmesine, diğer yandan sahip olduğumuz enerji kaynaklarını verimli ve etkin kullanılmasına ihtiyaç vardır. Bu bağlamda, iklim değişikliğiyle mücadelede yeşil dönüşüm kritik bir öneme sahiptir. Karbon emisyonlarını azaltmak ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapmak, dünyamızın geleceğini korumak için hayati adımlardır.”
Yeşil dönüşümün sürdürülebilir kalkınmayı teşvik ederken, enerji verimliliğini artırdığını ve doğal kaynakları koruduğuna vurgu yapan Serim, ayrıca, çevresel koruma ve bioçeşitliliğin artırılması için de büyük fırsatlar sunduğunu, yeni istihdam olanakları yaratarak ekonomiye dinamizm kattığını dile getirdi.

İklim değişikliğinin sınır tanımayan ve gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak tüm ülkeleri etkileyen niteliğiyle günümüzün en önemli küresel ısınmalarından biri olduğunu kaydeden Serim,  “Akdeniz havzası da, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı en hassas bölgelerden biri olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle, iklim değişikliğinin etkilerinin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde masaya yatırılmasının ayrıca önemli olduğunu düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

İklim kriziyle küresel mücadeleye kararlı bir şekilde katkı sağladıklarını ve geniş bir yelpazede kritik adımlar attıklarını ifade eden Serim, şöyle devam etti:

“2053 yılı için net sıfır emisyona ulaşma ve yeşil kalkınma vizyonumuz ekseninde kilit sektörlerimizi dönüştürüyoruz. Toplam kurulu güç içerisinde yenilenebilir enerjinin payı yüzde 59’a yükseltildi. Bu oranla Avrupa’da beşinci, dünyada on birinci sıradayız. Bugün 31 bin megavat olan rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücümüzün 2035 yılında 120 bin megavata çıkarılması hedefleniyor. Ulusal enerji verimliliği eylem planımız kapsamında 100 milyon ton karbondioksit eşdeğeri emisyon azaltımı öngörülüyor. Su kaynaklarımızın etkin kullanımı için su verimliliği seferberliği ilan edildi. Milli ağaçlandırma günü olarak belirlediğimiz, her 11 Kasım’da milyonlarca fidan toprakla buluşuyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın refikaları Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde başlatılan Sıfır Atık Projesi kapsamında 5,9 milyon ton sera gazı emisyonunun önüne geçildi. Söz konusu proje kapsamında hazırlanan ‘Küresel İyi Niyet Beyanı’nın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından imzalanmış olması da dünyamız için önemli bir kazanımdır. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında edindiğimiz tüm bu tecrübe ve birikimi kendimizden hiçbir zaman ayrı göremediğimiz Kıbrıs Türk kardeşlerimizde de paylaşıyoruz.”

–“İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında atılan her adım insana ve geleceğe yapılan bir yatırımdır”

Serim, bu çerçevede, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde çevre kirliliğinin azaltılması ve çevrenin koruma ve kullanma dengesinin sağlanmasını teminen bilgi, deneyim ve teknoloji paylaşımı alanlarında iş birliği yaptıklarını belirtti.

Hava kalitesinin artırılmasına yönelik adımlarla Kıbrıs Türk halkının daha sağlıklı nefes alma hedefini desteklediklerini ifade eden Serim, atık yönetim sistemi ile vahşi depolamanın önüne geçilmesinin önemli olduğunun altını çizdi.

Teknik ekiplerin geçen haftalarda arazide çalışmalarını gerçekleştirdiğini ve en kısa sürede vahşi depolamanın sıfırlanması hedefinin hayata geçirileceğine inandığını dile getiren Serim, “Ayrıca, sürekli atık su izleme sistemleri ile sıfır atık uygulamaları geliştirilmesine yönelik çalışmalar da devam etmektedir. İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında atılan her adım insana ve geleceğe yapılan bir yatırımdır. İnsanlığı tehdit eden bu küresel ısınmayla ancak tek vücut olarak mücadele edebiliriz.  Bu çerçevede, önümüzdeki iki günde ortaya konulacak fikir ve önerilerin ortak mücadelemize katkı sağlayacağına inancım tamdır.” ifadelerine yer verdi.

Serim, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin eğitim adası ve turizm adası nitelikleriyle öne çıkmakta olduğunu ancak artık KKTC’nin bir yatırım adası olmasının da vaktinin geldiğini ifade etti.

Serim, “Göreve başladığım ilk günden itibaren, Türkiye’den ve farklı ülkelerden yatırımcı ve girişimciler ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki yatırımcı ve girişimciler arasında daha güçlü bağlar tesis edilmesinin önemini özellikle vurguluyor; bu yönde herkesi teşvik etmeye özen gösteriyorum. Zira, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile sadece turizm ve eğitim alanlarında değil, enerji, inşaat, sağlık ve daha birçok sektörde iş birliği ve yatırım potansiyeli bulunmaktadır.” dedi.

Son dönemde güneydeki komşu ülkenin siyasi saiklerle inşaat sektörünü hedef aldığını dile getiren Serim, şöyle devam etti:
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bu ve benzeri girişimlerin üstesinden gelecek güçtedir. Türkiye de her konuda olduğu gibi, bu konuda da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yanındadır. Türk Dünyası Müteahhitler ve Mimarlar Birliği’nin kalabalık bir heyetle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gerçekleştirdiği  ziyaret de bunun bir göstergesidir. Bugünkü çalışmaların yanı sıra, heyetin yarın arazide sektör temsilcileriyle bir araya geleceğini biliyorum. Sonuç odaklı bir yaklaşımla önemli projelerin temelinin atılacağına inanıyorum. Önümüzdeki dönemde de ülkemizde Kıbrıs Türk inşaat ve emlak sektörünü tanıtıcı bir dizi etkinlik düzenlenmesinin de yararlı olacağını düşünüyorum.

Kıbrıs Türk ekonomisinin daha güçlü bir yapıya sahip olması ve Kıbrıs Türk halkının daha iyi yaşam standartlarına kavuşması ortak hedefimizdir. Mevcut küresel ekonomik yapıda sürdürülebilir bir kalkınma için, ithalata, tüketime ve iç piyasaya dayalı, ve birkaç sektöre odaklı bir ekonomik model yeterli olamamaktadır. Kıbrıs Türk ekonomisinin büyümesi için sektörel çeşitlilik ve ihracata dayalı üretim olmazsa olmazdır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bir ada ekonomisi olmasını, siyasi gerekçelerle maruz kaldığı kısıtlamaları elbette ki yok sayamayız. Ancak sürekli olarak sorunlara takılıp kaldığımız takdirde, Kıbrıs Türkü’nün layık olduğu refah seviyesine ulaşması mümkün değildir. Fırsat alanlarına odaklanmak, ihtiyaçları belirlemek ve doğru modelleri geliştirmek zorundayız.”

KKTC’de iş gücü, enerji ve hammadde maliyetlerinin rekabet edebilirliği zorladığını bildiklerini ifade eden Serim, Türkiye olarak, Kıbrıs Türk iş insanlarınca sunulacak, üretim potansiyeli ve rekabet modelini somut biçimde ortaya koyan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisine katma değer sağlayacak proje ve girişimlere her türlü desteği sunmaya hazır olduklarını vurguladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne özgü, marka haline gelebilecek niş ürünler tespit edilip geliştirildiği takdirde, bunların dış pazarlara satışında maliyetlerin belirleyici rolünün azalacağının unutulmaması gerektiğini belirten Serim, kalite ve standardı yüksek ürünler, doğru sunum ve ambalaj gibi etkenlerle desteklendiği takdirde, yüksek fiyatlara alıcı bulabildiğine değindi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu alanlarda yapılacak yatırımları desteklemeye ve üretilecek katma değeri yüksek ürünlerin, Türkiye üzerinden dünya pazarlarına erişmesine yardımcı olmayı istediklerini kaydeden Serim, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin güçlü bir yapıya kavuşması için üretimin artması ve çeşitlendirilmesi, üretimin artması için de Kıbrıs Türk pazarının dışına çıkılarak, ihracat yapılması şarttır. Rekabet gücü yüksek ürünlerin doğrudan sunulabileceği 85 milyonluk büyük bir pazar ve Türkiye üzerinden çok daha geniş pazarlara erişim imkanı mevcuttur.” dedi.

“Türkiye bu doğrultuda, Kıbrıs Türk laboratuvarlarının standartlarının geliştirilmesi ve uluslararası kabul edilirliğe sahip akreditasyona sahip olması, Kıbrıs Türk firmalarının ulusal ve uluslararası fuarlarda temsil edilmesi, navlun destekleri, ihracatta tecrübe ve bilgi paylaşımı gibi alanlarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne desteğini sürdürmeye hazırdır.” diyen Serim, Kıbrıs Türklerinin ürettikleri ürünleri Türkiye’ye ve uluslararası pazarlara sunmalarının bir yolunun  da e-ticaretten geçmekte olduğunu aktardı.

Serim, gelişime çok açık durumdaki bu alanda da mevzuat ve uygulamalara dair tecrübe ve bilgi birikimlerini Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne aktardıklarını söyledi.

Bu alanda ilk adımın kamusal destekle PTTAVM üzerinden atıldığını belirten Serim, şöyle devam etti:

“PTTAVM’nin açtığı yoldan yeni platformların da ilerleyeceğine, e-ticaretin genişleyip yaygınlaşarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde üretimi teşvik edeceğine inanıyoruz.

Ayrıca KKTC’deki şirketlerin sadece Ada’daki yetkinlikleri ve kapasiteleriyle sınırlı kalmamalarını istiyoruz. Kıbrıs Türk şirketlerinin Türkiye’de ortaklıklar kurmalarına daha fazla imkan tanıyacak bir çalışmanın da halen devam ettiğini belirtmek isterim. Bu şekilde, Türkiye’deki muhtelif sektörlerle çalışan Kıbrıs Türk müteşebbislerinin büyümesine katkı sunulması hedeflenmektedir.

Doğu Akdeniz’in incisi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu denli kapsamlı bir uluslararası zirvenin düzenlenmesini önemli bulduğumu bir kez daha vurgulamak isterim. Zirvenin gerçekleştirilmesine katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyor; farklı ülkelerden aramızda bulunan tüm katılımcılara hoş geldiniz diyorum.

Sizleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde görmekten mutluluk duyuyorum. Önümüzdeki dönemde benzer uluslararası etkinliklerin daha fazla düzenlenmesini ümit ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.”

– Tatar: “Her bir damla suyun değeri vardır”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC olarak küresel ısınmaların ve bir takım tehlikelerin insanlık için tehlike yarattığı  dönemde, hem Güney Kıbrıs hem de kendi halkları için nelerin yapılabileceği noktasındaki iş birliklerinin önünü Güney Kıbrıs’ın ısrarla ve inatla KKTC’yi tanımadığı gerekçesiyle tıkadığını belirtti.

“Sadece 60 kilometre uzaklıktaki suyu getirdiğimiz Anavatan’ımıza kablo ile bağlanarak, gerek Kuzey gerekse Güney Kıbrıs’ın enerji konusunu kökten çözme hedefindeyiz.” diyen Tatar, adanın çevresini, doğasını ve insan sağlığını korumaya yönelik böylesine ciddi bir projeye ‘hayır’ diyerek, Avrupa Birliği’nin bazı mekanizmalarını tıkamak suretiyle kapattıklarını söyledi. “Biz yine de muhataplarla ısrarımızı sürdürüyoruz.” diyen Tatar, söz konusu  projenin adanın korunabilmesi noktasında  küresel bir takım ciddi tehlikeleri bertaraf edebilecek, elektrik enerjisini alternatif bir çözümle Türkiye üzerinden kabloyla getirilmesini sağlayacak,  hem kaliteli hem de sürdürülebilir bir proje olduğunu  dile getirdi.

Tatar, söz konusu projenin kaliteli, sürdürülebilir, maliyeti düşük ve  çevre dostu bir proje olduğunu yineledi.

Tatar, “Böylesine ciddi bir projeye karşı çıkmayınız; iki topluma ve insanlığa büyük bir haksızlıktır.  AB’ye bağlı olacak olan bu uygulamanın maliyeti çok daha düşük olacaktır. Mesafesi de kısa ve çok daha hızlı olacak. Aksi halde Yunanistan üzerinden yapılacak bir bağlantı çok daha zordur.” ifadelerini kullandı.

Suyun korunmasının önemine dikkat çeken Tatar, şöyle devam etti:

“Anavatan’dan su getirilmesi projesinin başarılı ve mümkün olamayacağı yönünde karşı çıkanlar vardı.

O zamanın şartlarında mühendislik tartışmaları bile yapılmıştı ama başardık. Emeği geçen tüm mühendislerimize ve katkı koyanlara teşekkürler. Proje, 2015 yılında tamamlanmış ve neredeyse 10 yıldır kesintisiz olarak su KKTC’ye akmaktadır. Bu adanın geleceği bakımından bir nimettir. Her bir damla suyun değeri vardır. Doğu Akdeniz’de, yeşilimiz, mavimiz, ormanlarımız, çevremiz, tarımımız gibi zenginliklerimizi küresel ısınmanın arttığı bu dünyada koruyabilmeliyiz. Dünya bu bağlamda büyük bir felakete giderken büyük çalışmalar da diğer yandan sürüyor. Biz Anavatan ve Türk dünyası ile bir bütün olup çalışmalar yapmalıyız.”

“Ülkemizdeki tehlikelerin ortadan kalkması için veya en aza inmesi için kendi tedbirlerimizi almalı ve kendi geleceğimizi kurtarmalıyız. Bu dünya sadece bizim değildir, hepimizindir, onu gelecek nesillere emanet edeceğiz.” diyen Tatar, depremlerde de aynı durumun söz konusu olduğunu dile getirdi.

Bugünün mühendisliği ve planlarıyla çalışmaları geleceği düşünerek yapmak gerektiğini ifade eden Tatar, “Yap gitsin anlayışı doğru değildir. Türk dünyası mühendis ve mimarlarını bir kez daha tebrik ediyorum. Ziyaretlerimizde ve temaslarımızda sık sık istişarelerde bulunuyoruz. Türk dünyası ile bu şekilde birlik ve beraberlik içerisinde, iş birliklerimizi arttırarak daha büyük sonuçlar alacağımıza inanıyorum.” ifadelerine yer verdi.

Doğu Akdeniz’de bağımsız bir Türk devleti olarak KKTC’nin çevresini ve doğasını kendilerine yakışır şekilde koruyup, gelecek nesillere yaşanabilir bir gelecek bırakmanın herkesin görevi olduğunu kaydeden Tatar, birlik ve beraberlikle küresel ısınma ve diğer tehlikelerin aşılabilmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve gerçekleştirilmesinin en büyük temennisi olduğunu dile getirdi.