Archives Şubat 2025

AKPA TEMSİLCİLERİ CUMHURİYET MECLİSİ’NDE ÇALIŞMA TOPLANTISI DÜZENLEDİ

Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi (AKPA) temsilcileri, Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu ve Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Armağan Candan, Cumhuriyet Meclisi’nde Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Delegasyonu üyeleriyle çalışma toplantısı gerçekleştirdi. Toplantının gündemini Taşınmaz Mal Komisyonu ve Güney Kıbrıs’ın gerçekleştirdiği tutuklamalar oluşturdu.
Toplantının açılışında konuşan UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin AKPA heyetini Cumhuriyet Meclisi’nde ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtti. Hasipoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi’nde, Armağan Candan ile birlikte Kıbrıs Türk halkı adına seslerini duyurdukları tek platform olduğunu vurguladı.
Hasipoğlu, yıllardır süren Kıbrıs meselesi ve Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı haksızlıklar ile kısıtlamaların devam ettiğini ifade etti. Bu mücadelede, Türkiye Büyük Millet Meclisi vekillerinin Strasburg’ta, komite toplantılarında ve Paris’te verdikleri desteğin önemli olduğunu belirtti. Hasipoğlu, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun etkinliğini sorgulama girişimleri ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi vekillerinin çabalarının bu toplantıda ele alınacağını söyledi.
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Delegasyonu Başkan Vekili Mustafa Canbey de, Kıbrıs meselesinin uzun süredir tartışıldığını, ancak Rum tarafının samimiyetsiz tavırları ve meseleye şaşı bakması nedeniyle ilerleme sağlanamadığını belirtti. Canbey, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türkiye ile güçlü ilişkilerini sürdürerek sesini duyurmaya çalıştığını ifade etti.
Canbey, eşit ve egemen iki devlet olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması ve uluslararası alanda eşit statü konusunun gündeme getirilmesi çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Ayrıca, Taşınmaz mal meselesi, kapalı Maraş konusu ve diğer sorunlar hakkında çalışmalarının sürdüğünü vurguladı. Canbey, hazırlanan raporlarla KKTC’ye destek vermeye devam edeceklerini belirtti.
Konuşmaların ardından toplantıya geçildi.

Salgın tehlikesi büyüyor! Vakalar arttı, uyarı geldi: O ilde alarm verildi

Kış aylarının ve mevsim şartlarının değişkenliği sebebiyle son aylarda tüm Türkiye’de influenza gribal enfeksiyonu yayılmaya devam ediyor. Uzmanlar, bu gribe karşı vatandaşların daha bilinçli olması gerektiği konusunda sık sık uyarılarda bulunuyor. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi, son bir ayda bu hastalık nedeniyle başvuranların sayısının iki-üç kat arttığını bildirdi.

SALGINDAN KORUNMAK İÇİN ÖNLEM ALINMALI 

Tıp Merkezi Başhekimi Dahiliye Uzmanı Uzm. Dr. Sedat Aydın, artan vakalar nedeniyle Sakaryalıları uyardı. Bu salgından korunmak için hijyen kurallarına ve mesafeye dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatan Dr. Aydın, gribin panzehiri olarak ise bol sıvı tüketimi ve istirahati gösterdi.

Uzm. Dr. Sedat Aydın, “Gribal enfeksiyon genellikle kulak, burun, boğaz ve bronşlardan kaynaklanır. Enfeksiyon ilk olarak boğaza yerleşir ve ateş, öksürük, boğaz tahrişi ile solunum güçlüğü gibi belirtilerle kendini belli eder. Bu gibi şikayetleri olanların hemen doktora başvurması, enfeksiyonun yayılmasını önlemek açısından büyük önem taşır” ifadelerini kullandı.

İnfluenza hastalığına karşı korunmak için tavsiyelerde bulunan Uzm. Dr. Aydın, “Özellikle mevsimsel risklerin arttığı bu dönemlerde, hastalıklardan korunmak için yakın temaslardan kaçınmak ve kalabalık ortamlarda mutlaka maske gibi koruyucu önlemler almak gerekir. Belirtilerin ortaya çıkması durumunda ise, evde kendi kendinize ilaç kullanmamalı veya serum taktırmamalısınız. Mutlaka doktora başvurmalı, tedavi sürecini uzman kontrolünde, doktorunuzun önerdiği yöntemlerle sürdürmelisiniz. Enfeksiyon durumunda, vücudumuzun iyileşmesi için en önemli tedavi yöntemlerinden biri istirahat etmek ve bol miktarda sıvı almaktır. Bol sıvı tüketmenin önemi, vücudun enfeksiyonla savaşırken ihtiyaç duyduğu suyun sağlanmasıdır. Virüslerle savaşan vücut, sürekli olarak zayıflar ve bu zayıflama, terleme ya da idrar yoluyla atılmadığı takdirde aşırı yorgunluk, halsizlik gibi şikayetlere yol açabilir. C vitamini açısından zengin olan narenciye ve diğer meyve ve sebzeler, bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı olur ve enfeksiyonla mücadelede vücuda önemli bir destek sağlar. Bu nedenle, doğru beslenme ve bol sıvı alımı, iyileşme sürecini hızlandırmaya yardımcı olacaktır” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan 71 yaşında!

Türkiye ve dünya siyasetine damga vuran Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün 71. doğum günü.

26 Şubat 1954’te İstanbul’da doğan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok kez vesayet odaklarının saldırılarına maruz kaldı ancak milletin verdiği destekle girdiği her seçimden güçlenerek çıktı.

Küresel çetelerin oyunlarını bozan, Türkiye’ye çağ atlatan projelerle millete hizmet davasına ömrünü adayan Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasetteki mücadelesi, liderlik vizyonu ve millete duyduğu sarsılmaz bağlılığıyla Türkiye’yi her alanda ileriye taşıdı.

Güçlü ve bağımsız bir ülke inşa etme yolunda kararlılıkla ilerleyen Erdoğan demokrasiye olan inancı, vatan sevgisi ve hizmet aşkıyla, halkın iradesini daima en ön planda tutarak, Türkiye’yi küresel arenada daha güçlü bir konuma taşımaya devam ediyor.

Döviz Kurları güne nasıl başladı?

Serbest piyasada Amerikan Doları 36,46 TL, Euro 38,28 TL, İngiliz Sterlini ise 46,11 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.02 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 36,45 TL, satış fiyatı 36,46 TL.

Euro’nun alış fiyatı 38,27 TL, satış fiyatı 38,30 TL, İngiliz Sterlini ise 46,09 TL’den alınıp 46,13 TL’den satılıyor.

Soğuk havanın etkisi devam ediyor

Meteoroloji Dairesi, yarına kadar sabahları yer yer don beklendiğini, hava sıcaklığının ise 15-18 dereceye yükseleceğini açıkladı.

Dairenin haftalık hava tahminine göre, yarına kadar sabahları yer yer don, Cuma öğle saatleri yer yer hafif yağmur, 29 Şubat Cumartesi de yer yer sağanak bekleniyor.En yüksek hava sıcaklığı iç kesimlerde ve sahillerde 15-18 derece olacak.

Rüzgar ise genellikle kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette esecek.

Petrol yılın en düşük seviyesine geriledi

ABD Ham Petrolü , bu yılın en düşük kapanış fiyatı olan varil başına 69 doların altına düşerek yüzde 2,5 düştü. ABD tüketici güveni 2021’den bu yana en büyük düşüşü yaşadı. Bu da yatırımcıları hisse senetleri de dahil olmak üzere riskli varlıklardan kaçmaya yöneltti.

Donald Trump yönetimi, Çin’e karşı çip sektörünü hedef alan yeni sert önlemler almaya hazırlanıyor. Yönetim ayrıca, sektördeki kilit isimlere Çin’e karşı kısıtlamalarını artırmaları için baskı yapıyor. Bu durum eski başkan Joe Biden döneminde başlatılan Pekin yönetiminin teknolojik gücünü sınırlamak için başlatılan çabaların devamı niteliğini taşıyor. Son hamleler, dünyanın en büyük petrol tüketicisindeki enerji talebinin zaten kasvetli olan görünümünü daha da kötüleştiriyor.

Buffalo Bayou Commodities’de Frank Monkam, “Ham petrol piyasaları, ekonomik verilerdeki bir dizi başarısızlığın ardından bir düşüş baskısı katmanı daha görüyor. Ekonomik verilerdeki böyle bir gerileme ham petrol talebi için kötüye işaret” dedi.

Ham petrol, Şubat ayında girdiği yaklaşık 5 dolarlık aralığın altına düştü. Petrol, bu yılın başlarında başlangıçta 80 doların üzerine çıkmış ancak daha sonra Çin’den gelen zayıf talep beklentileri, piyasadaki ek varil potansiyeli ve tarifelerin küresel büyümeyi olumsuz etkilemesi ihtimali nedeniyle düşüşe geçmişti.

ALTIN FİYATLARI SON DAKİKA

Altın fiyatları 25 Şubat Salı yani bugün özellikle gram altın ve ONS altındaki dikkat çeken hareketlilik sonrasında en çok merak edilip araştırılanlar arasında ilk sırlarda yer alıyor. Tarihi rekor kıran altın fiyatları yaşanan ani yükseliş trendi sonrası kısmi çapta geri çekilme yaşadı. Kaydedilen güncel verilere göre piyasa kapanışına doğru gram altın 3 bin 431 lira çeyrek altın ise 5 bin 740 lira seviyesinde seyrediyor.

ALTINDA REKOR SERİSİ

 

Altın fiyatları riskten beslenmeye devam ediyor. Ons ve gram altın tarihi yüksek seviyelere ulaştı. Altın yatırımcısı da kazançlarına yenilerini eklemiş oldu.

ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetime gelmesiyle birlikte altın tarafında güçlü yükseliş yaşanıyor. Trump’ın söylemleri altını yükseltirken ABD’deki ekonomik verilerin bozulmaya başlaması desteklemeyi sürdürüyor.

Altın, Fed’in temmuz ayı gibi erken bir tarihte faiz indirimine gideceğine dair güvenin artmasıyla son rekorunun yakınında tutunurken, Trump yönetiminin Çin’e karşı son ticaret hamleleri güvenli liman talebini güçlendirdi.

Öte yandan Trump, yatırım, ticaret ve diğer konulardaki bir dizi hamlesiyle Çin’i hedef aldı ve bu durum ABD ile Çin’in en büyük ekonomik rakibi arasındaki ilişkilerin daha da kötüleşme riskini gündeme getirdi.

Altın ayrıca ABD’de iki yıllık tahviller için yapılan bir ihalenin rekor talep çekmesinin ardından düşen hazine getirilerinden de destek aldı .

Bu hareket, geçen hafta zayıf ABD iş aktivitesi baskısının ardından devlet borcundaki yükselişe katkıda bulundu.

Bu gelişmeler çerçevesinde de altın rekor serisini sürdürüyor.

MERKEZ BANKALARI ALTIN REZERVLERİNİ YÜKSELTİYOR!

 

Dünyanın önde gelen merkez bankaları, küresel ekonomiye ilişkin belirsizlikler ve artan jeopolitik gerilimler nedeniyle tuttukları altın rezervlerini artırırken, altının toplam rezervler içindeki payı da yükselmeye devam ediyor.

AA muhabirinin, Dünya Altın Konseyi (WGC) “2024 Altın Talep Eğilimleri” raporundan derlediği bilgilere göre, merkez bankalarının altına olan talepleri orta ve uzun vadede artmaya devam ediyor.

Altın talebi, 2024’te, enflasyon korkusu ya da küresel ticaretin çöküşü gibi süregelen jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin etkisi, merkez bankaları ve özel yatırımcıların ilgisiyle daha önce görülmemiş seviyelere ulaştı. Merkez bankaları 2024’te de agresif alım stratejilerini sürdürerek art arda üçüncü kez 1000 tondan fazla altın satın aldı. 2023’te toplamda 1051 ton altın alan merkez bankaları geçen yıl 1045 ton altını rezervlerine ekledi.

ONS ALTIN

 

Ons altın güne 2950 dolardan başladı. Gün içinde en düşük 2942 dolar, en yüksek de 2953 dolar seviyesi görüldü. Piyasa kapanışına doğru ise ONS Altın 2931 dolardan işlem görüyor.

Polis açıkladı: Eşek katliamına ilişkin 4 tutuklu!

Dipkarpaz’da 16 eşeğin katledilmesine ilişkin polis tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 4 kişi tutuklandı.

 

Polis Basın Subaylığı’ndan verilen bilgiye göre, Dipkarpaz’da 2025 yılı Şubat ayı içerisinde köyün kuzeyinde bulunan çöplük mevkiindeki makilik alanda, meçhul şahıs/lar tarafından av tüfeği ile toplam 16 yaban eşeğinin vurularak öldürülmesi ile ilgili olarak polis tarafından yürütülen kapsamlı soruşturmalar çerçevesinde, tasarruflarında olayda kullanılan fişenklerle benzerlik gösteren kartuş kısmı kesik av tüfeği fişeği bulunan D.D. (E-54) ve U.D.(E-27), adına kayıtlı tüfeğin namlu kısmı olmadığı tespit edilen T.K. (E-39) ile adına kayıtlı silahı polise ibraz edemeyen E.D. (E-41) tutuklandı.

Soruşturma devam ediyor.

 

 

Oğuz: Kırsal kesim arsaları köylerin rezerv durumuna göre belirleniyor

Cumhuriyet Meclisi bugünkü çalışmalarını tamamladı. Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nun bir sonraki birleşim 3 Mart Pazartesi günü saat 10.00’da yapılacak.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz muhalefet milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
İçişleri Bakanı Dursun Oğuz eleştirileri yanıtladığı konuşmasında, kırsal kesim arsalarına talep olduğuna işaret ederek, kırsal kesim arsalarının köylerin rezerv durumuna göre belirlendiğinden rezerv olmayan köylerde kırsal kesim verme şansı olmadığını ancak konuyla ilgili bir çalışmaları olduğunu söyledi.

Altınova ve Ağıllar köylerinden örnek veren İçişleri Bakanı Oğuz, bu köylerde rezerv olmadığı için 3-4 bölgedeki gençlerin talepleri için Sınırüstü’nde kırsal kesim arsası dağıtıldığını belirtti. Oğuz, “Bundan sonra da bu tip çalışmalarımız olacak. Köylerde uygun rezerv kaynakları buldukça bunu değerlendireceğiz” dedi.

Genel Kurulda, Mersinlik köyünde 50 yıldır kırsal kesim arsası dağıtılmadığına ilişkin yorum üzerine Oğuz, bu köyle ilgili de çalışıldığını söyleyerek, “Uygun yer olursa neden olmasın..” diye konuştu. Kırsal kesim arazisine müracaat etmek için belirlenen kriterleri anımsatan Dursun Oğuz, “Belli bölgelerde belli özel talepler olabilir ama biz buna cevap vermiyoruz. Bir köyde dağıtıma başlamadan belli bir şahsın talebine de kesinlikle bakmıyoruz” dedi. Oğuz, Akçay’da kırsal kesim arsalarının ağıl olarak kullanılması ve köy içindeki ağılların dışarıya taşınmasıyla ilgili de adım atıldığını söyledi.

Muhtarlarla ilgili de konuşan Oğuz, İçişleri Bakanlığı olarak sorunlarla yakından ilgilendiklerini, özellikle Başbakan Ünal Üstel’in de muhtarların sıkıntıları konusunda çok duyarlı olduğunu belirtti. Oğuz, “Muhtarların, kendi köyündeki, yöresindeki insanların hakkını koruduğunu görüyoruz” diyerek Muhtarlar Birliği ile istişare içinde olduklarını kaydetti.

Ülkedegörev yapan 242 muhtardan 110’unun binası olmadığını ifade eden Oğuz, 50’ye yakın muhtarlık binası için yer bulunduğunu açıklayarak, diğerleriyle ilgili de çalışmanın tamamlanacağını söyledi. Oğuz, bazı muhtarlık binalarıyla ilgili sorunlar olduğunu, bunları gidermek için de çalıştıklarını kaydetti. Dursun Oğuz, “Amacımız sorumluluk alanları bu kadar genişletilen muhtarların kamu binalarında kaliteli hizmet verebilmesidir” dedi.

İçişleri Bakanı Oğuz, belli bölgelerde yerleşim alanlarının gelişmesiyle, talebe ve nüfusa göre muhtar sayısının artırılmasının da değerlendirilebileceğini söyledi. Muhtarlar Yasası için Muhtarlar Birliği ile çalıştıklarını da kaydeden İçişleri Bakanı Oğuz, verilen belgelerin ücretleri konusunda farklı yerlerde farklı ücretler talep edilebildiğini ifade ederek, yakın zamanda bu konuda bir düzenleme yapacaklarını açıkladı.

Zeytinyağı tahlilleri konusundaki eleştirişleri de Tarım Bakanlığı adına yanıtlayan Oğuz, Aralık 2024-Ocak 2025 arasında 16 ziraat mühendisi tarafından yapılan zeytinyağı denetimlerinde 19’u otellerden 17’si marketlerden alınan 36 zeytinyağı numunesinin analiz sonuçların 15 gün içinde açıklanacağını belirtti. Marketlerin de denetlendiğini söyleyen Oğuz, 36 firmanın kayıt altına alındığını, kaydı olmayanların da raflardan indirildiğini kaydetti.

Oğuz, çiftçilerin beyanda sıkıntı yaşadığı Kiracıköy’le ilgili yeni haritaların da talep üzerine Genel Tarım Sigortası Fonu’na iletildiğini ifade etti.

 

Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı Gazisi Mustafa Zorlu’nun cenaze törenine katıldı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, hayatını kaybeden 1974 Kıbrıs Barış Harekatı Gazisi Mustafa Zorlu için düzenlenen askeri törene katıldı.

Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Tatar, törende yaptığı konuşmada Gazi Mustafa Zorlu’ya Allah’tan rahmet, ailesine ise sabır diledi.

Lefkoşa İsmail Safa Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından toprağa verilen Mustafa Zorlu’nun tabutuna sarılı Türk bayrağı, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından Zorlu’nun oğluna teslim edildi.

Berova: Din İşleri Başkanlığı ile ilgili de çalışma yapıyoruz

Maliye Bakanı Özdemir Berova, mecliste söz aldı.

Sözleşmelerle ilgili bilgiler vererek, geçmişte de bu tip benzer sözleşme yenilemeleri yapıldığını kaydeden Berova, CTP döneminde de yapıldığını ifade etti. Berova, konunun Savcılık ve Sayıştay’a götürülmesinde bir problem olmadığını ve çıkacak karara saygılı olduklarını kaydetti.

Din İşleri Başkanlığı ile ilgili de çalışma yaptıklarını ifade eden Berova, bu konuda da gereken cevabı paylaşacaklarını söyledi.

Çavuşoğlu: Atatürkçü düşünceyle genç cumhuriyet ile çağdaş şekilde geleceğe yürüyoruz

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu mecliste eleştirilere yanıt verdiği konuşmasında, Talat’ın “Güncel konuşmalar” başlıklı konuşmasında Başbakana yönelik büyük iddialar ortaya attığını belirterek, bu konuda suç duyurusunda bulunulması gerektiğini söyledi.

“Çamur at izi kalsın” şeklinde iftiralar ortaya atılmasının doğru olmadığını, ilgili belgeler varsa mutlaka suç duyurusunda bulunması gerektiğini kaydeden Çavuşoğlu, “sultan” eleştirisine değinerek, Osmanlı ile değil, Atatürkçü düşünceyle genç cumhuriyet ile çağdaş şekilde geleceğe yürüdüklerini söyledi.

Çavuşoğlu, Başbakanın eleştirileri yanıtlamadığı yönündeki eleştirileri yanıtında, bakanların da Başbakan adına konuşabileceğini ifade etti.

Ertuğruloğlu: Kıbrıs Türk halkı devlet sahibi bir halktır

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu mecliste yaptığı konuşmada Kıbrıs Türk halkının devlet sahibi bir halk olduğunu ifade etti. Rum tarafının Türk askerinden ve garantilerden kurtulmak istediğini kaydeden Ertuğruloğlu, bu hedefini saklamadığı için kutladığı Rum yetkililerinin açıklamalarınıdan alıntılar yaptı.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs sorununu BM Güvenlik Konseyi kararının yarattığına işaret ederek, esas sorunun görmezden gelindiğini, Rum’un devlet, Kıbrıs Türk halkının ise toplum görüldüğünü kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının atıldığı cumhuriyetin 1963 hadiseleri ve sonrasının anayasal ortaklığının bozduğunu söyleyen Ertuğruloğlu, silah zoruyla atıldıkları cumhuriyetten bahsetmenin doğru olmadığını ancak Rum tarafının bu cumhuriyeti kullanmaya devam ettiğini ifade etti. Ertuğruloğlu, Türk tarafının tezi olan federasyonun 60 yıl müzakere edildiğini ancak sonuçta ne elde edildiğini sordu.

Ertuğruloğlu, BM Genel Sekreteri’nin de aynı şekilde müzakere sürecinin sonuç vermediğini gördüğünü ve ortak zemin olmadığını söyleyip, yeni öneri istediğine işaret ederek, bu çerçevede yeni önerilerle masaya gittiklerini belirtti.

Ortak zemin olmayacaksa müzakere de olmayacağını söyleyen Ertuğruloğlu, BM parametreleri ve AB müktesebatından bahseden Rum tarafının ne söylediğine çok dikkatle baktığını kaydetti.

Adadaki mevcut statükonun da kabulleri olmadığını söyleyen Ertuğruloğlu, Şahali’nin söylediği “siyasi eşitlik, takvim ve sonucunda ne olacağının açıklanması” gibi bir senaryonun mümkün olmadığını çünkü müzakere ederek Rum’a “Kıbrıs Cumhuriyeti yoktur” dedirtemeyeceklerini, bunu herkesin görmesi gerektiğini vurguladı.

Rum tarafının adayı Helen olarak gördüğünü, o yüzden bunun dışında bir çözümü kabul etmeyeceğini ifade eden Ertuğruloğlu, “Kıbrıs’ta artık yeni bir sayfa açılmıştır. Rumlarla ortaklığın hedeflenmediğini, komşu devletler olarak geleceği şekillendirme gündeme gelmiştir. Adını ne isterse koyun, artık ortaklık senaryoları bitmiştir. Komşuluk senaryoları gündeme gelmiştir.” dedi. Ortaklığa devlet olarak kabul edilen Rum tarafının da sıcak bakmayacağını kaydeden Ertuğruloğlu, “Kıbrıs sorununu yaratan BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesidir” şeklinde konuştu.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, bir soru üzerine, Rum tarafının şu anda uluslararası anlaşmalar yaptığını ancak Türk tarafının dışlandığı girişimlerin sonuçlanmayacağını belirtti. Ertuğruıloğlu, Türkiye ve Kıbrıs Türk halklarının haklarının korunduğunu vurguladı.

Öztürkler: “Türk askeri ve ana vatanın garantörlüğü kırmızı çizgimizdir.”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin malların takası ve tazmini konularında siyasi ve hukuksuz tutuklamalar yapmak yerine Avrupa ile uluslararası hukukun tanıdığı Taşınmaz Mal Komisyonu’na (TMK) başvuru yapması gerektiğini belirtti.

Rum Meclis Başkanının, mart ayında yapılacak görüşmelerde Türk askerinin adada olmadığı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün bulunmadığı bir anlaşma sürecinden bahsettiği demeci olduğunu hatırlatan Öztürkler, “Türk askeri ve ana vatanın garantörlüğü kırmızı çizgimizdir.” vurgusu yaptı.

Öztürkler, adaya barışın 1974 yılında geldiğini ve Türk askerinin sadece Kıbrıslı Türklere değil Rumlara da barış ve istikrar sağladığını belirtti.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Delegasyonu Başkan Vekili Mustafa Canbey ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Cumhuriyet Meclisi Şeref Salonu’nda gerçekleşen kabulde, Meclis Başkanı Öztürkler’e Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu ve ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Armağan Candan eşlik etti.

-Canbey

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Türk Delegasyonu Başkan Vekili Mustafa Canbey, kabulde yaptığı konuşmada, Türkiye açısından Kıbrıs’ın çok önemli olduğunu belirterek, “Kıbrıs’ta büyük bir mücadele verildi. Bu mücadeleye hem sizler sahip çıkıyorsunuz hem bizler sahip çıkmaya devam ediyoruz.” dedi.

Kıbrıs’ta eşit egemen iki devlet sistemini savunduklarını vurgulayan Canbey, uluslararası alanda KKTC’nin eşit ülke olarak tanındığı bir dönemi hep beraber arzu ettiklerini ifade etti. “Bunun emareleri de zaten başladı. Bazı ülkeler bu anlamda sıcak mesajlar vermeye devam ediyorlar.” diyen Canbey, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konudaki açıklamalarını hatırlatarak 16-17 Mart’ta Cenevre’de yapılacak görüşmelerde başarılar diledi.

-Öztürkler

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler de kabulde yaptığı konuşmada, GKRY ve dünyanın KKTC’ye uyguladığı izolasyonları kırmak için ana vatanla birlikte yapılan çalışmalar ve Kıbrıs Türk’ünün Avrupa’daki temsiliyetinin çok önemli olduğunu, Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu ile Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Armağan Candan’ın bunu başarılı bir şekilde yaptığını dile getirdi.

“Kolay bir dönemden geçmiyoruz.” diyen Öztürkler’in, Doğu Akdeniz’de, özellikle enerji ve kıta sahanlığı konularında Kıbrıs Türk halkının haklarının korunması adına ana vatanla her alanda yapılan çalışmaların önemini vurguladı.

Konuk heyetin, Taşınmaz Mal Komisyonu’yla (TMK)  ilgili de birtakım çalışmalar yapacağını söyleyen Öztürkler’in, TMK’nın, Kıbrıs sorununda Avrupa ile uluslararası hukukun tanıdığı çok önemli bir noktada olduğunu belirtti.

GKRY’nin, özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yatırım yapan iş insanlarına yönelik hukuksuz ve siyasi tutuklamalar yaptığını ifade eden Öztürkler, GKRY’ye bu siyasi tutuklamalardan bir an önce vazgeçmesi çağrısı yaptıklarını, malların takası ve tazmini konularında TMK’ya başvurulmasının önemini anlattıklarını belirtti. Esas hukuk yolunun TMK olduğunu vurgulayan Öztürkler, İçişleri Bakanlığı görevini yürütürken, yabancıların tapu harçlarını iki katına çıkararak TMK’nın daha işlevli bir şekilde çalışması için buradaki kaynağın bir kısmını aktardıklarını anlattı.

Öztürkler, GKRY’nin son dönemde silahlanma konusunda ve ABD ile Mısır’la yapılan anlaşmaların adada gerginliği arttırıcı, yanlış adımları olduğunu söyledi.

Rum Meclis Başkanının, mart ayında yapılacak görüşmelerde Türk askerinin adada olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün bulunmadığı bir anlaşma sürecinden bahsettiğini hatırlatan Öztürkler, “Türk askeri ve ana vatanın garantörlüğü kırmızı çizgimizdir.” vurgusu yaptı. Öztürkler, adaya barışın 1974 yılında geldiğini ve Türk askerinin sadece Kıbrıslı Türklere değil Güneyli Rumlara da barış ve istikrar sağladığını belirtti.

Kabulde konuşmaların ardından karşılıklı hediye teatisinde bulunuldu.

Konuk heyet kabulden sonra, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulunu da ziyaret etti. İzleyici locasında bir süre oturan heyeti, Başkanlık kürsüsünde bulunan Cumhuriyet Meclisi Başkan Yardımcısı Fazilet Özdenefe anons etti ve “Hoşgeldiniz” dedi. Genel Kurul Salonu’nda bulunan vekiller de konuk heyetin yanına gelerek selamlaştı.

Başbakan Üstel Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi’ni ziyaret etti

Başbakan Ünal Üstel, uyuşturucu, alkol, sigara, kumar ve yeme bağımlılığı ile mücadele kapsamında hizmet veren Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi’ni ziyaret etti.

Üstel ziyarette yaptığı konuşmada, bağımlılığın küresel ölçekte hızla arttığına ve uyuşturucu tacirlerinin dünya genelinde büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekerek,  gençleri bu tehlikeden korumak için tüm önlemleri aldıklarını vurguladı.

Ziyaret sırasında Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Çakıcı’dan yürütülen tedavi süreçleri ve merkezin çalışmaları hakkında bilgi alan Başbakan Üstel’e, Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek eşlik etti.

Hastane yetkilileri ve sağlık personelinin de hazır bulunduğu ziyarette, bağımlılıkla mücadelede atılacak adımlar ele alındı.

-Üstel: “Bağımlılıkla mücadeleye büyük önem veriyoruz”

Başbakan Ünal Üstel, incelemelerinin ardından basına yaptığı açıklamada, bağımlılıkla mücadeleye büyük önem verdiklerini vurguladı.

İstikrarı sağlamak ve ülkenin kalkınmasını sürdürülebilir hale getirmek için çalıştıklarını belirten Üstel, geçmişte yaşanan istikrarsız yönetim süreçleri, pandemi dönemi ve sonrasında ortaya çıkan küresel ekonomik krizler nedeniyle ülkede biriken sorunları aşmak için kararlılıkla hareket ettiklerini ifade etti.

2022 yılında bu bilinçle göreve geldiklerini vurgulayan Üstel, halkın ihtiyaçlarını önceleyerek özellikle sağlık alanında yarım kalan projeleri tamamlamak ve yeni projeleri hayata geçirmek için hızlı ve etkili kararlar aldıklarına vurgu yaptı.

-“2025 yılında sağlık alanında daha büyük adımlar atılacak”

Sağlık alanında gerçekleştirdikleri reformlara dikkat çeken Üstel, 2025 yılında bu alanda daha büyük adımlar atılacağını söyledi.

Bağımlılığın küresel ölçekte hızla arttığına ve uyuşturucu tacirlerinin dünya genelinde büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çeken Üstel, gençleri bu tehlikeden korumak için tüm önlemleri aldıklarını dile getirdi.

Ne kadar sıkı tedbirler alınsa da uyuşturucu kaçakçılarının yeni yollar bularak topluma zarar vermeye çalıştığını belirten Üstel, sadece uyuşturucu değil, alkol bağımlılığıyla mücadele kapsamında da bir tedavi merkezine ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Üstel, bağımlılıkla mücadelenin sadece önleyici tedbirlerle sınırlı kalamayacağını da belirterek, tedavi süreçlerinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

– “Pembe Köşk’ün bu alandaki çalışmaları yakından takip ediliyor”

Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi’nin bu alandaki çalışmalarını yakından takip ettiklerini dile getiren Üstel, merkezin sadece KKTC vatandaşlarına değil, dünyanın farklı ülkelerinden gelen hastalara da hizmet verdiğini belirtti.

Bu durumun hem ülke ekonomisine katkı sağladığını hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda tanınırlığını artırdığını ifade eden Üstel, uyuşturucu ticaretinin küresel çapta arttığına dikkat çekti.

-“Tehditlere karşı her türlü önlem alındı”

Hükümetin gençleri bu uyuşturucu tehdidinden  korumak amacıyla her türlü önlemi aldığını belirten ve Güney Kıbrıs’tan gelen tehditlere karşı da sınır kapılarında sıkı kontrollerin sürdüğünü aktaran Üstel, bağımlılıkla mücadelede kararlı olduklarını ve bu alandaki yatırımlara devam edeceklerini söyledi.

-“AMATEM binası ile daha modern ve kapsamlı bir tedavi merkezi oluşturacağız”

Başbakan Üstel, bağımlılıkla mücadelede önemli bir diğer adımın da Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi (AMATEM) binasının tamamlanması olduğunu belirterek, 2025 yılı bütçesine alınan bu projeyi hayata geçirerek daha modern ve kapsamlı bir tedavi merkezi oluşturacaklarını ifade etti.

Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi’ni her geçen gün büyüyen, önemli bir sağlık tesisi olarak nitelendiren Üstel, merkezin faaliyetlerinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, merkezin yöneticisi ve çalışanlarına teşekkür etti.

Bağımlılıkla mücadelede özel sektör ile iş birliğini artırarak bu alandaki çalışmaları daha da ileriye taşımayı hedeflediklerini belirten Üstel, gençlerin sağlıklı bir geleceğe sahip olması için her türlü adımı atmaya devam edeceklerine vurgu yaptı.

-Dinçyürek: “Kısa, orta ve uzun vadeli planlar oluşturduk, bu doğrultuda adımlar attık”

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek ise konuşmasında göreve geldikleri ilk günlerden itibaren Başbakan Ünal Üstel’in, ülkedeki bağımlılıkla mücadelede mevcut eksikliklerin giderilmesi ve bu konuda özel bir çalışma yapılması yönünde talimat verdiğini belirterek, kısa, orta ve uzun vadeli planlar oluşturduklarını ve bu doğrultuda adımlar attıklarını ifade etti.

 Tedavi merkezleri ve kısa, orta, uzun vadeli planlar

Bu kapsamda, kısa vadede en hızlı şekilde hayata geçirilen adımlardan birinin, mevcut bağımlıların tedavi olabilecekleri bir merkezin sağlanması olduğunu belirten Dinçyürek, Pembe Köşk Psikiyatri Hastanesi ile yapılan protokol çerçevesinde hastaların burada tedavi edilmesinin sağlandığını aktardı.

Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin Sağlık Kurulu’ndan geçen hastaların sevk işlemlerinin yapıldığını belirten Dinçyürek, bu süreçte uzman hekimlerin periyodik olarak Pembe Köşk’te hastaları ziyaret ederek tedavi süreçlerini takip ettiğini ve raporlandırdığını söyledi.

Orta vadeli planlar kapsamında atılan bir diğer önemli adımın, Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesinde 16 yatak kapasiteli AMATEM servisinin hayata geçirilmesi olduğunu belirten Dinçyürek, bu birimin gerekli tadilat ve insan kaynağı düzenlemeleriyle aktif hale getirildiğini söyledi.

Bağımlılıkla mücadelede kalıcı bir çözüm sağlamak amacıyla  uzun vadeli projelerin de hayata geçirildiğini ifade eden Dinçyürek, yarım kalan AMATEM binasının tamamlanması için 2025 yılı bütçesine 70 milyon TL ödenek ayrıldığına dikkat çekti.

-“AMATEM binasının tamamlanmasıyla bağımlılıkla mücadelede önemli bir eşik aşılacak”

Bu projeyle ilgili son çalışmaların tamamlanmak üzere olduğunu belirten Dinçyürek, kısa süre içinde ihaleye çıkılacağını ve merkezin tamamlanmasıyla bağımlılıkla mücadelede önemli bir eşiğin aşılacağını vurguladı.

Uyuşturucu ile mücadelenin yalnızca tedaviyle sınırlı olmadığını dile getiren Dinçyürek, farkındalık yaratma, bilinçlendirme, koruyucu ve önleyici tedbirler, rehabilitasyon, meslek edinme ve topluma kazandırma süreçlerinin de bir bütün halinde ele alınması gerektiğini söyledi.

Sağlık Bakanlığı olarak üzerlerine düşen sorumlulukları en kısa sürede ve en etkin şekilde hayata geçirmeye devam ettiklerini belirten Dinçyürek, bağımlılıkla mücadelenin uzun soluklu bir süreç olduğunu ve bu doğrultuda kararlılıkla çalışmayı sürdüreceklerini belirtti.

-Çakıcı: “Bağımlılık konusu Kuzey Kıbrıs’ta uzun yıllardır önemli bir sorundur”

Prof. Dr. Mehmet Çakıcı bağımlılık konusunun Kuzey Kıbrıs’ta uzun yıllardır önemli bir sorun olduğunu vurgulayarak, bu alandaki ilk bilimsel çalışmaların 1996 yılında başladığını belirtti.

– “Bağımlılıkla mücadelede devletin desteği arttı”

Geçmiş yıllarda hükümetlerin uyuşturucu sorununu kabul etme noktasında çekimser kaldığını ifade eden Çakıcı, Başbakan Üstel ve Sağlık Bakanı Dinçyürek’in döneminde bağımlılıkla mücadelede ciddi adımlar atıldığını ve devletin desteğinin arttığını söyledi.

Bağımlılık tedavisi alanında kapasitenin genişletildiğini belirten Çakıcı, Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde kurulan 16 yataklı AMATEM birimi ve Pembe Köşk’teki 24 yatakla birlikte, aynı anda 40 hastanın tedavi edilebileceği bir seviyeye ulaşıldığını dile getirdi.

Çakıcı ayrıca, Sağlık Bakanlığı ile yapılan protokol sayesinde, devlet hastalarına Pembe Köşk’te 21 ile 81 gün arasında tedavi imkânı sağlandığını kaydetti.

– “Pembe Köşk bağımlılık tedavisi sunan en büyük merkezlerden biri”

Pembe Köşk’ün merkezin dünya standartlarında rehabilitasyon anlayışıyla hizmet verdiğini söyleyen Çakıcı merkezin sadece Kuzey Kıbrıs’ın en büyük tedavi merkezi olmadığını, bağımlılık tedavisi sunan Türkiye’deki en büyük merkezlerle aynı seviyede olduğunu vurguladı.

Hastanenin sağlık turizmi açısından da önemli bir konumda olduğunu belirten Çakıcı, şu ana kadar 843 hastaya hizmet verildiğini ve bunların yüzde 27’sinin devlet sevkiyle geldiğini ifade etti.

Çakıcı, bağımlılık tedavisi için başvuran hastaların büyük bir kısmının KKTC’de ikamet ettiğini, Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden de hastaların merkeze geldiğini belirterek, merkezin sağlık turizmi açısından da önemli bir konuma ulaştığını kaydetti.

Başbakan Üstel ve Sağlık Bakanı Dinçyürek’in bağımlılıkla mücadele konusundaki hassasiyetine de teşekkür eden Çakıcı, Pembe Köşk’ün büyümesi ve bağımlılık tedavisindeki kapasitenin artmasında hükümetin büyük rol oynadığını vurguladı.

Emekli Polisler Derneği’nden Üstel’e teşekkür

Dernek Yönetim Kurulu adına Genel Başkan Birol Atasü tarafından yapılan açıklamada, başta polis teşkilatının hizmetlerinin etkinleştirilmesi ve özlük haklarında iyileştirmeler yapılması yönünde yıllardır beklemekte olan yasa tasarılarına öncelik verilmesi, görevli polislerin kadro eksikliği nedeni ile olağanüstü özveriyle görev yürütmek durumunda olmaları dikkate alınarak bu yıl teşkilata 300 ün üzerine yeni personel istihdamı sağlanacak olması, Başbakanlık Bünyesinde Trafik Komitesi oluşturulması ve Polis Vakfı’na verilen özel önemin camia olarak kendilerini mutlu ettiği kaydedildi.

Emekli Polisler Derneği (Empolder) Genel Başkanı Birol Atasü’nün açıklaması şöyle;

“Ülkemizin gündemini sürekli meşgul eden suç oranları ve artık trajediye dönüşen trafik kazaları düşünüldüğünde Başbakan Ünal Üstel’in Polis Teşkilatı’nın ve Trafik Dairesi’nin güçlendirilmesi yönünde çalışmaların hızlandırıldığına ilişkin açıklamasını memnuniyet verici olarak buluyoruz.

Hükümetin bir kısmı 1974 yılından kalma Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Değişiklik Yasa Tasarıları ve Yol Güvenliği Değişiklik Yasa Tasarılarının en kısa sürede hayata geçirileceğini açıklamasını olumlu buluyor denetimlerin artırılması amacıyla polise yeni teknik cihazlar ve araçlar temin edileceğinin bildirilmesini de destekliyoruz.

Sabit radarlardan toplanan ceza tutarının yüzde 50 sinin Polis Teşkilatı’na aktarılacağını açıklayan Başbakan Ünal Üstel’i kutluyor ve destekliyoruz.
Bu adımın trafikte her gün yaşadığımız trajedilere son verme yönünde önemli olduğuna inancımız tamdır.

Emekli Polisler Derneği olarak, teşkilata bu yıl için 300 ün üzerinde personel alımı yapılacak olmasını, Polis Güçlendirme Vakfı’na destek sağlanmasını, Başbakanlık bünyesinde Trafik Komitesi oluşturulması ve buna gerekli bütçe desteğinin de sağlanmasını halkımızın yaşamakta olduğu sıkıntıların azaltılmasında etkili olacak sağlıklı çözümler olarak görüyor ve bu konuda hükümetten göstermekte olduğu kararlı duruşu sürdürmesini bekliyoruz.

Polis Mensuplarının adli, trafik, güvenlik ve diğer görevlerde canla başla, zaman mevhumu gözetmeksizin canlarını riske atarak başarıyla görev ifa etmeleri her türlü takdirin üstündedir.

Bu çerçevede Polislerimizin özlük haklarının günün koşullarına göre yeniden düzenlenmesinin ve bu konuda gerekli yasal düzenlemelerin ivedilikle hazırlanarak Meclis onayıyla hayata geçirilmesinin takipçisi olacağımızın bilinmesini istiyoruz”

Cumhurbaşkanı Tatar: “Anavatan Türkiye, Kıbrıs Türkü’nün mücadelesine sahip çıktı”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Anavatan Türkiye’nin, Kıbrıs Türkü’nün mücadelesine sahip çıktığını ve iki devletli siyasetin tamamıyla arkasında olduğunu kaydederek, bu aşamadan sonra milli siyasetten asla geri dönüş olmaması gerektiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye’den gelen Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Doç. Dr. Ahmet Kılınç ve heyetini kabul etti. Kabulde, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları Cumhurbaşkanına takdim edildi.

-Tatar: “Kıbrıs Türk halkı Atatürk’e olan bağlılık, inanç ve sevgisini evvelden beri yüreğinde taşıyor”

Cumhurbaşkanı Tatar, kabulde yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının, Atatürk’e olan bağlılık, inanç ve sevgisini evvelden beri yüreğinde taşıdığını vurgulayarak, Kıbrıs Türkü’nün, Atatürk’ün verdiği mücadeleyi, Kurtuluş Savaşını çok yakından izlediğini ifade etti.

Kıbrıs Türk halkının, İngiliz Sömürge Yönetimi döneminde baskı ve zulüm altındayken Anadolu ile bağlarını sürdürdüğünü dile getiren Tatar, “Çanakkale’ye kadar gidip orada şehit olmuş insanlarımız vardır. Böylesine et ve tırnak” dedi.

Kıbrıs Türkü’nün, büyük Türk milletinin ayrılmaz ve kopmaz bir parçası olduğunun altını çizen Tatar, Kıbrıs’ın 350 yıl Osmanlı idaresinde kaldığına işaret ederek, “Hiç kimse 350 yıl burayı yönetmedi” diye konuştu.

Osmanlının anlayışının demokrasi, insanlık, vicdan, merhamet ve iyilik olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs’taki Ortodokslara kendi değerleriyle yaşamlarının devamı için her türlü alanın açıldığını belirtti. 1878’de adanın İngiliz Yönetimine devrinden sonra Ortodoksların Kıbrıs Türkü’nü yok etmek için her türlü zulmü yaptığını ve adayı Yunanistan’a bağlamak istendiğini anlatan Tatar, “Ama biz yılmadık, direndik, pes etmedik” dedi.

Atatürk’ün Anadolu’da yaktığı meşalenin Kıbrıs’ta da yayıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türkü’nün, Atatürk’ün inkılap ve devrimlerini yakından takip ettiğini ve Atatürkçü bir anlayışla yetiştiğini söyledi. Tatar, Atatürk’ün, İstiklal Savaşındaki başarısının mazlum milletlere ilham kaynağı olduğunun da altını çizdi.

15 Kasım 1983’te kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bağımsız bir Türk devleti olarak bugüne kadar varlığını ve mücadelesini sürdürdüğünü ifade eden Tatar, kendisi Cumhurbaşkanlığı’na seçildikten sonra artık yeni bir anlayış, yeni bir milli siyaset yürütüldüğünü söyledi.

Son 50 yılda federal temelde bir anlaşma için çaba gösterildiğini ancak bunun hiçbir netice vermeyeceğini, Kıbrıslı Rumların eşitliği kabul etmeyeceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, “Onların arzu ettikleri çoğunluğun, azınlığı yöneteceği bir anlaşma” dedi.

Türk askerinin çekilmesini ve Türkiye’nin garantörlüğünün sona ermesini kabul etmelerinin mümkün olmadığını vurgulayan Tatar, “Türk askeri çekildikten sonra ne olacağı belli olmaz, tarih tekerrürden ibarettir. Kimse bize halklar kardeştir, bundan sonra savaşlar çıkmaz demesin” diye konuştu. Son 20 yılda nelerin olduğunu gördüklerini ifade eden Tatar, Libya, Gazze, Irak, Suriye ve Bosna’da yaşananlara dikkat çekti.

-“Bencil bir zihniyetle karşı karşıyayız. Ama biz hiçbir zaman yılmadık, yılmayacağız”

1974 Barış Harekatı’ndan sonra Kıbrıs Türk halkının devlet sahibi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığının, adanın güvenliği, huzuru ve barışın teminatı olduğunu söyledi. Tatar, “Rumların hayalperestliğine alet olmamız ve kendi geleceğimizi tehlikeye atmamız son derece yanlış bir hareket olur” dedi.

Bazı muhalif çevrelerin hala federasyondan bahsettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, “Bunlar hep beyhudedir çünkü çok denendi, hiçbir netice alınmadı” dedi. Kıbrıs Türk halkının, hala ağır ambargolar, izolasyonlar, kısıtlamalar ve engellemeler ile pes ettirilmeye çalışıldığını dile getiren Tatar, “Federasyon zemini içerisinde yok olup, gidelim noktasına, bizleri zorlamaya çalışan bencil bir zihniyetle karşı karşıyayız. Ama biz hiçbir zaman yılmadık, yılmayacağız, mücadelemize devam edeceğiz” vurgusu yaptı.

Anavatan Türkiye’nin, Kıbrıs Türkü’nün mücadelesine sahip çıktığını ve iki devletli siyasetin tamamıyla arkasında olduğunu kaydeden Tatar, bu aşamadan sonra milli siyasetten asla geri dönüş olmaması gerektiğini belirtti.

-Kılınç

Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Doç. Dr. Ahmet Kılınç ise, Cumhurbaşkanına kabulü nedeniyle teşekkür ederek, “Bizim için çok büyük bir onur” dedi.

Atatürk Araştırma Merkezi hakkında bilgi veren Kılınç, merkezin, Anayasa ile kurulan akademik ve kamu tüzel kişiliğine haiz bir kurum olduğunu söyledi.

Merkezin, her yönüyle Atatürk, milli mücadele ve cumhuriyet tarihi üzerine çalışmalar yaptığını belirten Kılınç, Kıbrıs’ın da bu bağlamda çalışmalar arasında yer aldığını ifade etti.

Merkezin KKTC’de panel, sempozyum ve kongreler düzenlediğini dile getiren Ahmet Kılınç, “Yapmış olduğumuz faaliyetlerle sizlerle bir aradayız” dedi.

Kabulde, Cumhurbaşkanlığı Uluslararası İlişkiler & Diplomasi Özel Danışmanı Profesör Dr. Hüseyin Işıksal ve Siyasi İşler Danışmanı Anıl Kaya da hazır bulundu.

Bağlıköy şehitleri 13 Mart’ta anılacak

Bağlıköy direnişinde şehit düşenler Bağlıköy Şehitliği’nde törenle anılacak.

Tören, 13 Mart Perşembe günü saat 10.00’da çelenklerin protokol sırasına göre şehitliğe sunulmasıyla başlayacak. Bir dakikalık saygı duruşunun ardından saygı atışı yapılacak ve bayraklar İstiklal Marşı eşliğinde göndere çekilecek.

Şehitlik özel defterinin imzalanmasının ardından günün anlam ve önemine ilişkin konuşmaları Yedidalga İlkokulu öğretmeni İldem Gökşan ile Bağlıköy Şehitleri Tertip Komitesi Başkanı Taner Kerimoğlu yapacak.

Yedidalga İlkokulu öğrencilerinin şiirler de okuyacağı anma töreninde, şehit kabirlerine çiçek bırakılacak. Din görevlisi, şehitler için dua da okuyacak.

KKTC’de dün gece elektrik tüketimi rekor kırdı

KKTC’de dün gece elektrik tüketimi rekor kırarak 460 megavata çıktı.

TAK muhabirinin sorularını yanıtlayan Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek) Müdürü Dalman Aydın, dün akşam elektrik tüketiminin en yüksek güce ulaştığını, 460 megavata kadar çıktığını söyledi.

Aydın, böyle bir durumun daha önce yaşanmadığını, bugüne kadar tüketimin hiç bu kadar artmadığını kaydetti.

Uzmanlar daha iyi uyumanın yolunu açıkladı: Neredeyse herkeste işe yarıyor

Fakat uykuya dalmak veya geceyi uyanmadan geçirmek bazıları için zor olabiliyor. Düzenli bir şekilde kaliteli uyku çekmemek, yorgun hissetmenin ötesinde bağışıklık sisteminin zayıflaması, kilo alma veya ruh sağlığının bozulması gibi etkiler yaratabiliyor.

İyi bir uyku çekmek isteyenlere, akşam sıcak bir duş almak veya uykudan önce telefon veya televizyondan bir şeyler izlememek gibi çeşitli tavsiyeler veriliyor.

Ancak uzmanlar özellikle bir yöntemin öne çıktığını söylüyor: Egzersiz yapmak.

Uyku kalitesi üzerine yapılan onlarca çalışmayı inceleyen 2015 tarihli bir makaleye göre hem düzenli hem de kısa süreli egzersiz daha iyi bir uyku çekmeyi sağlıyor.

Uzmanlar ayrıca düzenli aerobik egzersiz yapmanın, daha hızlı uykuya dalma, gece daha az uyanma ve ertesi gün daha dinlenmiş hissetmeye katkı sağladığını söylüyor.

Vücuttaki büyük kas gruplarını kullanan ritmik fiziksel aktiviteleri ifade eden aerobik egzersize, yürüyüş, bisiklete binme ve yüzme örnek verilebilir.

Gün içinde 30 dakika bile bu türden bir egzersiz yapmak uyku kalitesini artıyor. Ancak araştırmalar, düzenli fiziksel aktivitelerin daha büyük bir etki yarattığını gösteriyor.

Ağırlık kaldırma gibi güç antrenmanlarının uyku kalitesiyle ilişkisine dair daha az araştırma mevcut. Fakat yine de bu türden egzersizlerin de uykuya dalma ve iyi bir uyku çekmeye yardımcı olduğu tahmin ediliyor.

Bilim insanları egzersizin uyku kalitesini tam olarak nasıl artırdığını bilmiyor. Fakat bazı güçlü tahminleri var.

İnsan vücudu günlük biyolojik döngüsü kapsamında genellikle akşamları, yorgun hissetmeye yol açan melatonin adlı bir hormon salgılıyor. Spor yapınca bu hormonun daha erken salındığı ve bu nedenle egzersizin uykuya dalmayı kolaylaştırdığı düşünülüyor.

Egzersiz ayıca çekirdek vücut sıcaklığını da yükseltiyor ve bittikten sonra bu sıcaklık tekrar normale dönüyor. Uzmanlar çekirdek vücut sıcaklığındaki düşüşün uykuya dalmaya katkı sağladığını söylüyor.

Bunların yanı sıra özellikle düzenli spor yapmanın depresyon ve anksiyeteye iyi gelmesi üzerinde duruluyor. Egzersizin ruh sağlığı üzerindeki olumlu etkisi, uykuya dalmayı kolaylaştırıyor olabilir.

Birleşik Krallık’taki Nottingham Trent Üniversitesi Egzersiz, Beslenme ve Sağlık bölümünden öğretim üyesi Emma Sweeney, Conversation için kaleme aldığı yazıda şöyle diyor:

Günde sadece 30-60 dakika egzersiz, uykuya daha hızlı dalmanıza, gece boyunca uykuda kalmanıza ve ertesi sabah daha dinlenmiş hissederek uyanmanıza katkı sağlayabilir.

Sweeney düzenli egzersizin daha iyi bir etki yaratacağını da belirtiyor.

Devrim niteliğinde kanser aşısı: 9 hastada tam iyileşme sağlandı

Yale Üniversitesi’nin geliştirdiği kişiye özel kanser aşısı, 9 böbrek kanseri hastasında başarıyla tümörü yok etti. Aşı, bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser hücrelerini hedef alıyor. Faz 2 çalışmaları sürüyor.

ABD’deki Yale Üniversitesi’nden bilim insanları tarafından geliştirilen deneysel bir kanser aşısı, 9 hastada hastalığın tamamen ortadan kalkmasını sağladı.

Mart 2019 ile Eylül 2021 arasında çalışmaya katılan hastaların tümü, Temmuz 2023’te yapılan üç yıllık takip muayenesinde kansersiz olduğu tespit edilerek önemli bir başarıya imza atıldı.

Aşı, cerrahi müdahale sonrası kalan kanser hücrelerini hedef alarak sağlıklı hücrelere zarar vermeden ortadan kaldırdı. Yale Kanser Merkezi ve Dana-Farber Kanser Enstitüsü tarafından geliştirilen aşı, her hastanın biyolojik özelliklerine özel olarak tasarlandı ve bağışıklık sisteminin yalnızca tümöre özgü mutasyonları tanıyıp yok etmesini sağladı.

Kişiye özel bağışıklık yanıtı geliştirildi

Çalışmanın başyazarı ve Yale Kanser Merkezi baş araştırmacısı Dr. David Braun, “Bu çalışmanın temel amacı, bağışıklık sistemini doğrudan tümöre özgü hedeflere yönlendirmekti” dedi. Bilim insanları, her kanser vakasının benzersiz olduğu gerçeğinden yola çıkarak hastaya özel bağışıklık tepkisi geliştiren bir aşı tasarladı.

Böbrek kanserinin en ölümcül türlerinden biri olan evre 3 ve 4 berrak hücreli renal hücreli karsinom (ccRCC), teşhis edilen hastaların yüzde 85-90’ını öldürüyor. Ancak bu deneysel aşı, hastalığın nüksetmesini önleme konusunda umut vaat ediyor. Kanser hastalarının yüzde 20 ila yüzde 50’sinde hastalık geri dönebilirken, aşı sayesinde çalışmadaki 9 hastanın hiçbirinde hastalık tekrar ortaya çıkmadı.

Bağışıklık sistemi, mutasyonların yüzde 65’ine kadarını tanıyıp tepki verdi

Faz 1 aşamasında aşı, hastalar tarafından ne kadar tolere edilebildiği ve güvenliği açısından test edildi. Çalışmaya katılan 9 hasta, toplamda 7 doz aşı aldı (ilk aşamada 5, hatırlatma aşamasında 2 doz). Dört hasta yalnızca aşı olurken, beş hasta düşük dozda bağışıklık tedavisi ilacı ipilimumab ile birlikte aşılandı.

Bağışıklık sistemi, hastaların tümörlerindeki kanserle ilişkili mutasyonların yüzde 65’ine kadarını tanıyıp tepki verdi. Aşı, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanımasını sağlayan “neoantijen” adı verilen protein fragmanları kullanılarak geliştirildi. Her hastanın tümörü genetik olarak dizilendi, kanser spesifik proteinler belirlendi ve bu proteinleri tanıyacak peptitler laboratuvarda sentezlendi. Daha sonra, bu peptitler birleştirilerek kişiye özel bir aşı oluşturuldu.

Grip benzeri hafif semptom gözlendi

Araştırmacılar, aşının hem bağışıklık tedavisiyle hem de tek başına aynı olumlu sonuçları verdiğini ve ciddi yan etkilere yol açmadığını belirtti. Hastalarda yalnızca grip benzeri hafif semptomlar gözlemlendi.

Dr. Braun, “Bağışıklık sisteminin T hücreleri aracılığıyla güçlü ve uzun süreli bir tepki verdiğini görmek son derece cesaret verici. Bu, kanserle savaşta bağışıklık yanıtını kalıcı hale getirebileceğimizin bir göstergesi” dedi.

Çalışmanın sonuçları, bilim dünyasının en prestijli dergilerinden biri olan Nature’da yayımlandı. Ancak aşının etkinliğinin kesin olarak belirlenmesi için daha geniş kapsamlı çalışmalara ihtiyaç var. Şu anda faz 2 denemeleri sürdürülüyor ve bu aşamada aşı, bağışıklık sistemini güçlendiren Keytruda (pembrolizumab) adlı ilaç ile birlikte test ediliyor.

Kanser aşısı, onkoloji alanında devrim yaratabilir mi?

Onkoloji alanındaki araştırmalar, şimdiye kadar kanserin geniş bir yelpazede bağışıklık sistemini atlatmasını önleyebilecek bir aşı geliştirme konusunda zorluklar yaşamıştı. Ancak Yale Üniversitesi’nin geliştirdiği bu kişiye özel kanser aşısı, kanser tedavisinde çığır açabilecek bir adım olabilir.

Böbrek hücreli karsinom, dünya çapında en yaygın 10 kanser türü arasında yer alıyor. Her yıl dünya genelinde 400 binden fazla yeni vaka tespit edilirken, ABD’de bu sayı yaklaşık 80 bin civarında.

Sigara kullanımı, obezite, yüksek tansiyon, genetik faktörler ve ailede böbrek kanseri öyküsü, bu hastalığın gelişme riskini artırıyor. Teşhis oranlarının yıllar içinde artmasının, daha gelişmiş tarama yöntemleri ve farkındalığın artışıyla bağlantılı olduğu düşünülüyor.

Altın güvenli liman talebiyle gücünü koruyor

Altın, Fed’in Temmuz ayı gibi erken bir tarihte başka bir faiz indirimi uygulayacağına dair güven artarken son rekoruna yakın seyretti. Trump yönetiminin Çin’e karşı son ticaret hamlesi ise güvenli liman talebini destekledi.

Külçe altın,ons başına 2.956,19 dolarlık yeni tüm zamanların en yüksek seviyesine 10 dolardan daha az bir farkla işlem gördü. ABD ekonomisinin görünümüne ilişkin artan endişeler arasında, swap piyasaları artık Fed’in bir sonraki parasal genişlemesinin iki ay önce gelmesini bekliyor. Faiz ödemediği için düşük faiz oranları külçe altın için olumlu.

ABD Başkanı Donald Trump yatırım, ticaret konuları içeren bir dizi hamleyle Çin’i hedef aldı.

Külçe destekli borsa yatırım fonlarına olan ilgiyi, Fed’in para politikasına ilişkin değişen görüşler, Trump’ın ticaret ve jeopolitik gündemlerine ilişkin belirsizlikle birleşince, yeniden canlandırdı. Geçtiğimiz hafta, net girişler 2022’den bu yana en büyüğü oldu ve altının bu yıl şimdiye kadar yüzde 12’den fazla olan yükselişine ekstra güç kattı.

Yatırımcılar, ileriye bakıldığında, merkez bankasının para politikası yörüngesi hakkında ipuçları için Cuma günkü temel kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksini analiz edecekler. Fed’in tercih ettiği enflasyon göstergesinin Haziran ayından bu yana en yavaş seviyeye düşmesi bekleniyor.

Spot altın, Singapur’da sabah 8:11’de ons başına 2.950,91 dolarda sabit kaldı. Bloomberg Dolar Spot Endeksi çok az değişti. Gümüş ve platin düştü, paladyum ise sabit kaldı.

İkinci cemre suya düşecek

“Ateş”, “kor”, “köz” gibi anlamları olan ve halk arasında birer hafta arayla düştüğü kabul edilen cemrenin, soğuk kış günlerinin ardından havayı, suyu ve toprağı ısıttığına inanılıyor.

Orta Asya’dan Arap coğrafyasına, Çin’den Yunanistan’a pek çok kültürde, yılın neredeyse aynı günleri, cemrelerin düşerek ya da yükselerek havayı, toprağı ve suyu ısıttığı tarihler olarak kabul ediliyor.

Cemrenin düşme tarihleri

Cemrelerin ilkinin 19-20 Şubat’ta havaya, ikincisinin 26-27 Şubat’ta suya, üçüncüsünün de 5-6 Mart’ta toprağa düşeceğine inanılıyor.

Cemre nedir?

Türk Dil Kurumu’na göre cemre, ‘Şubat ayında birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi’ demektir.

Cemrenin her yıl şubat ayı sonunda başlayan takvime göre önce havaya, sonra suya, son olarak da toprağa düştüğü kabul ediliyor.

Cemre düşmesi, bahar bayramı nevruzun yaklaştığına da işaret ediyor.

Cemre düşmesi hayvancılıkla uğraşanlar için soğuk nedeniyle dışarıya çıkartamadıkları hayvanların otlaklara kavuşma zamanının yaklaştığını, tarımla uğraşanlar için de toprağın işlenme dönemine gelindiğini ifade ediyor.

Yer yer don olayları Perşembe’ye kadar sürecek

Dairenin haftalık hava tahminine göre, 27 Şubat Perşembe’ye kadar sabahları yer yer don, 28 Şubat Cuma öğle saatleri yer yer hafif yağmur, 29 Şubat Cumartesi de yer yer sağanak bekleniyor.

En yüksek hava sıcaklığı yarın iç kesimlerde ve sahillerde 11-14 derece, diğer günlerinde ise 15-18 derece olacak.

Rüzgar ise genellikle kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette esecek.

Petrol ABD’nin İran yaptırımlarıyla yükseliyor!

Petrol, yatırımcıların İran petrolüne yönelik yeni bir ABD yaptırım dalgasını ve Trump yönetiminin son ticaret saldırılarını değerlendirmesiyle yükseldi.

Brent, Pazartesi günü küçük bir artışın ardından varil başına 75 doların üzerine çıkarken, ABD Ham Petrolü 71 dolara yakın seyretti. ABD yönetimi, İran petrolüyle ilgili ürünlerin satışına ve nakliyesine aracılık ettikleri gerekçesiyle çeşitli ülkelerdeki 30’dan fazla kişi ve gemiye yaptırım uyguladı.

Ham petrol, yıla dalgalı bir başlangıç yaptı; önce soğuk hava ve ABD’den gelen daha önceki bir yaptırım dalgasıyla yükseldi. Ardından ABD Başkanı Donald Trump göreve gelip tarifeler için planlar başlattıktan sonra kazanımlarını geri çekti. ABD Başkanı Donald Trump, sınır güvenliklerini artırmaları karşılığında bir ay süreyle ertelenen Kanada ve Meksika’ya yönelik tarifelerin “zamanında, planlandığı gibi” uygulanacağını ifade etti.
İran’ın ötesinde, yatırımcılar bir dizi başka tedarik sorunuyla mücadele ediyor. Irak Petrol Bakanı Hayyan Abdul Gani, yaklaşık iki yıl önce yaşanan ödeme anlaşmazlığı nedeniyle durdurulan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden (IKBY) ham petrol ihracatının iki gün içinde yeniden başlamasını umduğunu söyledi. OPEC ve müttefiklerinin üretimi bir kez daha ertelemesi beklenirken, Ukrayna’daki savaşı sona erdirme müzakereleri Rus ham petrolünün sevkiyatlarını etkileyebilir.

Dövizde son durum

Geçtiğimiz haftadan itibaren yükselişi devam eden döviz kurları sakinleşti.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 36,45 TL, Euro 38,24 TL, İngiliz Sterlini ise 46,09 TL’den işlem görüyor.

Saat 07.56 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 36,44 TL, satış fiyatı 36,47 TL.

Euro’nun alış fiyatı 38,22 TL, satış fiyatı 38,25 TL, İngiliz Sterlini ise 46,08 TL’den alınıp 46,10 TL’den satılıyor.

Recep Tayyip Erdoğan: AB’yi düştüğü çıkmazdan sadece Türkiye kurtarabilir

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa demokrasilerinde ortaya çıkan boşluğu son seçimlerde görüldüğü üzere aşırı sağcı demagoglar dolduruyor. Avrupa Birliği’ni ekonomiden savunmaya, siyasetten uluslararası itibara, içine düştüğü çıkmazdan sadece Türkiye, Türkiye’nin tam üyeliği kurtarabilir” açıklamasını yaptı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.

Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Tüm gönül dostlarımıza buradan saygılarımı, sevgilerimi takdim ediyorum. Birçok konuyu ele aldığımız toplantımızı az önce tamamladık. Hizmet eden izzet bulur anlayışıyla büyük ve güçlü Türkiye anlayışımıza devam ediyoruz. Aziz milletimize hizmet borcumuzu ödemeye çalıştık.

Aşırı sağ hareketler bugün Avrupa’da siyasetin belirleyici aktörleri haline gelmiştir. Avrupa merkez siyasetinin zamanının ruhunu doğru okuyamaması bunun temel sebeplerinden biridir. Liberal demokrasi ciddi bir krize ve darboğaza girmiştir. Bir dönemin ilacı olarak gösterilen liberal demokrasi eski gücünü yitirmiştir. İnsanlara güven vermekte yetersiz kalmaktadır. Batı’da bugün yaşanan durum işte budur. Son seçimlerde gördüğümüz üzere aşırı sağcılar dolduruyor.

61 binden fazla sivilin Gazze’de katledilmesini seyreden Batı sınıfta kalmıştır. İtibar ve güven kaybının toplanması mümkün değildir. Aynı şekilde 4-5 kuşaktır Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğine önem veriyoruz. Avrupa ile ilişkilerimizin eski ritminde olmasını önemsiyoruz. Avrupa Birliği’ni içine düştüğü çıkmazdan sadece Türkiye kurtarabilir. Avrupa’ya can suyu verecek olan Türkiye’dir, Türkiye’nin tam üyeliğidir. Biz hep olduğu gibi yapıcı anlayışla, üyelik sürecimizi ilerletme arzusundayız. AB’nin ve AB’ye yön veren ülkelerin yanlışta ısrar etmekten vazgeçmesi gerekiyor. Türkiye olarak 360 derecelik bakış açısıyla pergelin bir ayağını Ankara’ya sabitleyip diğeriyle dünyaya çevirmeye devam edeceğiz.

“ASYA ZİYARETLERİMİZ GAYET VERİMLİ GEÇTİ”

650 milyona yaklaşan nüfuslarıyla Malezya, Endonezya ve Pakistan ziyaretlerimiz son derece verimli geçti. İmzaladığımız 48 belgeyle birçok alanda ilişkilerimizi güçlendirdik. On binlerce insan bizleri selamladı. Asya ziyaretlerimiz gayet verimli geçti. Üç ülkeyle de dış ticarette yeni hedefler belirledik. Bu ülkenin ekmeğini yiyen herhangi bir kimsenin bırakın rahatsız olmayı bu durumdan gurur duyması gerekir. Bizde bir türlü iflah olmayan yıkıcı bir muhalefet var. TOGG’un 52 binden fazlası yollarda. Yaz aylarında sedan modeli de gelecek. Çinli BYD şirketinin 1 milyar dolar yatırımla kuracağı tesis çalışmalarında ciddi mesafe aldı. Bir başka Çin firması da Samsun’da yatırımlarını yapıyor, hazırlıklarını tamamladı. Çok kısa sürede fabrikanın temelinin atıldığını göreceğiz.

“RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI SONA ERMELİ”

Partimizin 12 Ekim’de başlayan kongre maratonunu dün tamamladık. Yabancı kabul ve yurt dışı temaslara bundan sonra ağırlık vereceğiz. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy’i ağırlamıştık. Bugün de Lavrov’u kabul ettik. Bu ziyaretleri önemli buluyoruz. Çatışmaların ilk gününden beri barış için mücadele ediyoruz. İki komşu ülkeyle dengeli ilişkiler geliştirdik. Mart 2020’de doğrudan müzakerelere ev sahipliği yaptık. Karadeniz Tahıl Girişimi’ni hayata geçirdik. 33 bin ton tahılın Türk boğazlarından dünya pazarına ulaşmasına zemin hazırladık. Savaşın müzakere masasında sona ermesi yaklaşımı Türkiye’nin hedeflerindendir. Adil ve kalıcı barışa giden yol bir denklemle açılabilir. İstanbul süreci hariç bugüne kadar kurulan masalarda Rusya dışlanmış ve sonuç alınamamıştır. Karşılıklı müzakerelerle bu savaş sona erdirilmelidir. Her ülkeye ağır bedeller ödeten bu savaşın artık son bulmasını istiyoruz.

“RAMAZAN FIRSATÇILIĞINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

11 Ayın Sultanına yaklaşmanın mutluluğu içindeyiz. Cumartesi ilk sahur ve iftarımızı yaparak mübarek Ramazan’a başlayacağız. Ramazan ayının tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum. Fırsatçılık peşinde koşanlar için gerekli önemleri alıyoruz. Devlet olarak denetim görevimizi en iyi şekilde yapıyoruz. Vatandaşın ekmeğine kan doğrayan bu fırsatçılara milletin desteğiyle nefes aldırmayacağız. Vatandaşımızın hakkının korunması önceliğimizdir. Serbest piyasa demek başı bozukluk demek asla değildir. Ticaret, Tarım ve Maliye bakanlıklarımız tamahkarların milletimizin ramazan sevincine gölge düşürmemesi için yoğun çaba içindeler.”

Ersin Tatar: Türkiye Bilişim Derneği’nin başarı ve çalışmalarından ilham alıyoruz

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurulu (BTHK) ile Türkiye Bilişim Derneği (TBD) tarafından Lefke Avrupa Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “KKTC Bilişim Günleri’nin” açılışına katıldı.

 

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, yaptığı konuşmada, Türkiye Bilişim Derneği’nin çalışmalarının önemine vurgu yaparak, KKTC’nin bu başarı ve çalışmalardan ilham aldığını belirtti.

Türkiye’nin bilişim, savunma alanlarındaki başarılarının umut ve ilham kaynağı olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, bu bağlamda 1-4 Mayıs’ta KKTC’de yapılacak TEKNOFEST’in hem tanınma hem de teknoloji anlamında önemli olduğunu kaydetti.

TEKNOFEST Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar’a ve katkı koyan herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Tatar, bilim çalışmaları adına gençlere umut sağlayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, dünyadaki teknolojik imkanlar artarken yaşam biçiminin de değiştiğini dile getirerek, hayat kalitesinin, yaşam standartlarının arttığını belirtti.

Tıp, haberleşme ve iletişim alanlarında, seyahat özgürlüğü noktasında hızlı gelişmeler yaşandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Bizim de bu yöndeki çalışmalara ayak uydurmamız gerekir” dedi.

Türk devletleri ve Avrupa’da yaşayan Türklerin başarılarına değinen Cumhurbaşkanı Tatar, ortak bir noktada bir araya gelmenin önemine vurgu yaptı.

“Birlikte çalışmalı, bu potansiyeli değerlendirmeliyiz” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, buna yönelik strateji ve vizyon belirlemek gerektiğini belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, TÜRKSAT, ASELSAN, HAVELSAN’ın çok sayıda başarı elde edildiğini söyleyen Tatar, bu başarılara ortak olmak, gelişmelere katkı koymak gerektiğini kaydetti.

Gençlere de tavsiyelerde bulunan Cumhurbaşkanı Tatar, fırsatları değerlendirerek, eğitimin önemini farkında olarak çalışmalarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Kyrenia Offroad Derneği Başkanı ve Yönetim Kurulu’nu kabul etti

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar Kyrenia Offroad Derneği Başkanı Serkan Bolçocuk ve Yönetim Kurulunu kabul etti.

Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Tatar, kabulde yaptığı konuşmada Kyrenia Offroad Derneği’ni Cumhurbaşkanlığı’nda kabul etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve yapılan bu sporun bir kültür olduğuna işaret etti.

KKTC’nin doğal güzelliklerinin offroad sporu için uygun olduğunu kaydeden Tatar, meşakkatli bir spor olan offroadun ülke tanıtımına da katkısı olduğunu, yurt dışından da KKTC’ye gelen yarışçılar olduğunu belirtti ve her geçen gün bu sporun gelişerek devam ettiğini kaydetti.

Tatar, büyük ilgi çeken sporda altyapı ve donanımın önemli olduğunu belirterek, her yaş grubundan kadın ve erkek sporcuların yer aldığı offroad sporuna katkı koyanları ve tüm sporcuları tebrik ederek başarı diledi.

Kyrenia Offroad Derneği Başkanı Serkan Bolçocuk da Cumhurbaşkanı Tatar’ın Kyrenia Offroad Derneği’ne her zaman yakın ilgi göstererek destek olmasından dolayı duydukları memnuniyeti dile getirerek, sporla ilgili projeler, faaliyetler hakkında Tatar’a bilgi verdi.