Archives Şubat 2025

1947’ten bu yana bir ilk: Sahte katil balinalar kıyıya vurdu

Avustralya’nın Tazmanya sahilinde 150’den fazla sahte katil balina kıyıya vurdu. Kurtarma ekipleri, balinalardan 90’ına ötanazi uygulanacağını ve onları vurmak zorunda kalaacaklarını bildirdi. Bu olayın 1974 yılından bu yana Tazmanya’da bu türün karaya vurduğu ilk olay olduğu bildirildi.

Avustralyalı çevre yetkilileri, 150’den fazla sahte katil balinanın Tazmanya eyaletindeki bir sahilde karaya vurduğunu ve kurtarma ekiplerinin hala hayatta olanları kurtarmak için çabaladığını söyledi.

Tazmanya Parklar ve Vahşi Yaşam Servisi irtibat görevlisi Brendon Clark, “Tahminimize göre 24 ile 48 saattir karaya vurmuş durumdalar” dedi.

Vahşi yaşam korucuları, stres altındaki canlıları yeniden yüzdürme girişimlerinin başarısız olmasının ardından ötenazi uygulanacağını söyledi. hayatta kalan 90 yunusun vurulacağı bildirildi.

OKYANUS KOŞULLARI MÜDAHALEYİ ZORLAŞTIRIYOR

Bir basın toplantısında konuşan Clark, karaya vuran 157 sahte katil balinadan sadece 90’ının hala hayatta göründüğünü söyledi. Clark, yetkililerin balinalardan herhangi birinin yeniden yüzdürülüp yüzdürülemeyeceğini henüz belirleyemediğini de sözlerine ekledi.,

Görevli şu açıklamayı yaptı: “Hayvanları doğrudan o dalgaların içine geri yüzdürmeye çalışmak zor olacaktır ve tabii ki bu da personelimiz ve çalışanlarımız için çok büyük güvenlik riskleri doğuracaktır” dedi.

Sahilin erişilmezliği, okyanus koşulları ve uzman ekipmanın uzak sahile ulaştırılmasıyla ilgili zorlukların kurtarma müdahalesini zorlaştırdığını açıkladı.

SAHTE KATİL BALİNA NEDİR?

Sahte katil balinalar, görünüş olarak katil balinalara benzeyen, nesli tükenmekte olan bir okyanus yunusu türü olarak biliniyor.

Boyları 6.1 metreye kadar uzayabilyor ve ağırlıkları 500 kg ile 3 ton arasında değişebiliyor.

Clark bu olayın, 160’tan fazla sürünün adanın kuzeybatı kıyısındaki Stanley yakınlarında bir sahile vurduğu 1974 yılından bu yana Tazmanya’da bu türün karaya vurduğu ilk olay olduğunu söyledi.

Balinaların karaya vurmasına yol açabilecek çeşitli nedenler var. Örneğin; yönlerini şaşırma, hastalık, yaşlılık, yaralanma, yırtıcı hayvanlardan kaçma ve şiddetli hava koşulları gibi.

İstanbul’da kar yağışı 4 gün etkili olacak

İstanbul’da Karadeniz üzerinden gelecek soğuk hava kütlesiyle birlikte görülecek kar yağışının yarından itibaren 4 gün etkili olması bekleniyor.

Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü Hava Tahmin Uzmanı Abdullah Macit, yaptığı açıklamada, İstanbul’da bugün karla karışık yağmur görüleceğini söyledi.

Yarından itibaren İstanbul’da kar yağışı beklediklerini belirten Macit, “Pazartesi gününe kadar kar yağışının aralıkla devam etmesini bekliyoruz. Kar yağışının cuma ve cumartesi yoğun olacağını tahmin ediyoruz.” dedi.

Amcaoğlu duyurdu: Aydınlatma sorunu giderildi

Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, “Lefkoşa-Güzelyurt ana yolu İrmar Market bölgesindeki aydınlatma sorunu giderildi” açıklamasını yaptı.

Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu’nun açıklaması şöyle:

“Uzun zamandır kamuoyunu meşgul eden aydınlatma sorunlarının çözümü için merkezi hükümet ile yerel yönetimlerin iş birliğinin kaçınılmaz olduğu düşüncesinden hareketle, gerekli adımlar atılmıştır.

Karayolları Dairesi’nin çağrısı üzerine, Karayolları Dairesi, Kıb-Tek ve Gönyeli-Alayköy Belediyesi olarak belediye hizmet binamızda bir toplantı gerçekleştirdik. Toplantı sonucunda, öncelikli olarak Lefkoşa-Güzelyurt Anayolu İrmar Market bölgesindeki aydınlatma arızalarının giderilmesi konusunda üç kurum fikir birliğine varmıştır.

Toplantının ardından, öncelikle arızaların tespiti için Kıb-Tek kontrolünde belediye ekiplerimiz tüm aydınlatma direklerini tek tek kontrol etmiş ve günler süren yoğun çalışmalar sonucunda arıza tespit edilmiştir.

Bu sürecin ardından;

✔ Karayolları Dairesi malzeme desteği sağlamış,

✔ Kıb-Tek teknik destek sunmuş,

✔ Belediye ekiplerimiz yoğun çaba harcayarak sorunun giderilmesini sağlamıştır.

Bu iş birliği sayesinde Lefkoşa-Güzelyurt Anayolu İrmar Market bölgesindeki aydınlatma sorunu çözüme kavuşturulmuştur.

Ayrıca, Lefkoşa-Güzelyurt Anayolu üzerindeki diğer aydınlatma arızalarının giderilmesi için de aynı iş birliği süreci devam edecektir. Kamu hizmetinin kesintisiz sürdürülmesi adına katkı koyan tüm kurum ve çalışanları ile belediye ekiplerimize yürekten teşekkür ederim.

Belediyemizde gerçekleştirilen toplantı sonrasında aydınlatma konusunda üstlendiğimiz sorumluluğu yerine getirdiğimiz gibi, yayaların kontrolsüz şekilde karşıdan karşıya geçmesini önlemek amacıyla bariyer yapımı için üstlendiğimiz sorumluluğu da en erken zamanda yerine getirmek için çalışmalarımız devam etmektedir.

Halkımızın güvenliği ve sağlığı için yerel yönetimlerle kurumlarımızın iş birliği içinde çalışması büyük önem taşımaktadır. Gönyeli-Alayköy Belediyesi olarak, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak adına her türlü iş birliğine açık olduğumuzu ve yerel yönetimlere gerekli desteğin sağlanmasının önemini bir kez daha vurgulamak isterim.”

Bakan Çavuş: Kabullenebilecek bir olay değil, takipçisi olacağız

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, güncel konuşmaların ardından tamamlandı. Karpaz’da yaşanan eşek katliamı vekillerin gündemindeydi.
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, üretici kimliğiyle bahsedilen hususları bilen bir kişi olarak gereğini yaptığını dile getirdi. Polislerle bölgeye gidildiğini, yasa gereğince soruşturma başlatıldığını ve cezanın kesileceğini kaydetti.
Tarım Bakanlığı’nın bu sürecin takipçisi olacağını vurgulayan Bakan Çavuş, insana, hayvana ve doğaya saygılı olunması gerektiğini belirtti. Eşeklerin bölgeden kaçmasının insan eliyle olduğunu belirten Bakan Çavuş, bariyerlerin orta yerden kaldırıldığını ifade etti.
Eşeklerin sağlıklı bir şekilde toplatılması için de çalışma başlattıklarını kaydeden Bakan Çavuş, gıda ve su noktasında ilgili daireleri de yönlendirdiğini belirtti. Bakan Çavuş, “Kabullenebilecek bir olay değil, takipçisi olacağız” diyerek, konuşmasını tamamladı.
Konuşmaların sonrasında sözlü ve yazılı sorular bölümüne geçildi. Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel’in, cevaplanmayan yazılı sorularla ilgileneceğini bizzat kendisine ilettiğini kaydetti.
Ardından Genel Kurul tamamlandı. Gelecek birleşim 24 Şubat Pazartesi saat 10.00’da yapılacak.

Cumhurbaşkanı Tatar, Eczacılar Birliği Başkan ve yönetim kurulunu kabul etti

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği Başkanı Duygu Adahan Kuran ve yönetim kurulunu kabul ederek görüştü.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar kabulde yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği (KTEB) Başkanlığına seçilen Duygu Adahan Kuran’ı tebrik etti ve başarılar diledi.

Eczacıların yaşadığı sorunlara değinen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bir çok eczacının haksızlığa uğradığını belirtti ve en erken zamanda bu konunun çözüme ulaştırılmadı temennisinde bulundu.

Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği’nin her türlü sorunun aşılması için gereken adımları attığını kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, bu konuda yürütülen çalışmalara destek belirtti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, eczacı ve eczane sayısının giderek arttığına işaret ederek sektörün büyük olduğunu ve Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği’nin çalışmalarını yakından takip ettiklerini söyledi. Bilim çağında gelişmeleri takip edip, vatandaşa sunmanın önemine değinen Cumhurbaşkanı Tatar, bu bağlamda ülkenin farklı yerlerindeki eczacıların en iyi şekilde halka hizmet vermeye devam ettiğini ifade etti.

 

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, sağlık sektöründe emek veren, halka hizmet sunan tüm eczacılara başarılar diledi.

Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği Başkanı Duygu Adahan Kuran ise, eczacıların çok zor bir süreç yaşayıp, haksızlığa uğradığını ifade etti ve bu sürecin sonlanması temennisinde bulundu.

 

Bakan Ertuğruloğlu: Mesnetsiz algı operasyonlarının kimin tarafından yapıldığı ortadadır

Meclis Genel Kurulu güncel konuşmalarla devam ediyor. Milletvekilleri sağlık sektöründeki sıkıntılar ve Kıbrıs konusunda yaşanan gelişmelere ilişkin söz aldı.
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da, Kıbrıs sorununa ilişkin söz alan milletvekillerinin ardından yaptığı konuşmada, Milletvekili Toros’un konuşmasını eleştirdi; “Türkiye’nin kendi menfaatlerini görebilecek bir ülke olduğunu, akıl vermeye gerek olmadığını” söyledi.
Ertuğruloğlu, gerçek anlamda bir çözümden iki halkın, bunun yanında Türkiye ve Yunanistan’ın faydalanacağının doğru olduğunu ancak muhalefet vekillerinin gerçek anlamda bir çözümden değil sadece bir çözümden bahsettiklerini ve bunun yeterli olmadığını kaydetti.
“Algı yaratıldığı” yönündeki eleştirilere cevap veren Ertuğruloğlu, “Mesnetsiz algı operasyonlarının kimin tarafından yapıldığı ortadadır.” diye konuştu.
Kıbrıs melesinde “sorun” olarak neyin görüldüğünde farklılıklar olduğunu belirten Bakan Ertuğruloğlu, sorunun ne olduğu konusunda mutabakat sağlanmadığı takdirde kürsüde tartışmaya devam edeceklerini söyledi.
Kıbrıs sorununun 2 açıklaması olduğunu, bir tanesinin Kıbrıs Rum tarafının “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak kabul görmesi ve bunun Kıbrıs Türklerinin aleyhine kullanılıyor olması, diğerinin ise Rum tarafının dünyaya yaydığı propaganda olduğunu kaydeden Bakan Ertuğruloğlu, bu sorunlar kapsamında Rumlarla nasıl müzakere edilmesinin beklendiğini sordu.
“Rumlara karşı dik duruş sergiliyorsak suç bizim mi? Bunu algılamakta zorlanıyorum.” diyen Ertuğruloğlu, “Dünya Rum’u Kıbrıs Cumhuriyeti olarak gördüğü sürece, siz 60 yıl değil 600 sene daha devam etseniz bir netice elde edemezsiniz.” diye konuştu. Bakan Ertuğruloğlu “Rum tarafının ‘at koşturmasının’ müzakerelerle ilgili olduğuna yönelik açıklamaların ‘yanlış bilgilendirme’ olduğunu” kaydetti.
“Çözüm istemek herkesin talebidir. Ama neyin çözümü; hangi çözüm?” diye soran Ertuğruloğlu, GKRY liderlerinin tutumlarında herhangi bir değişiklik olmadığını belirtti; hiçbirinin Kıbrıs Türk halkının haklı davasına, egemenliğine ve eşitliğine saygı göstermediğini söyledi.
Bakan Ertuğruloğlu, Rum tarafının Kıbrıs Türkü’nü kendisine eşit görmediğini, adayı bir Helen adası olarak görmeye devam ettiğini kaydederek, muhalefet vekillerinin konuşmalarındaki eleştirileri kabul etmediğini belirtti.
Rumların Cenevre’deki toplantıyı Crans Montana’nın devamı olarak sürdürmek isteyeceğini; ancak Kıbrıs Türk tarafının buna izin vermeyeceğini, iki komşu devletin iş birliklerini konuşmak için oraya gideceğini kaydeden Ertuğruloğlu, “Gerekirse suçlanalım. Biz yanlış bir şey yapmıyoruz.” dedi.
Adada “federasyon” konusunun ortadan kalktığının ifade edildiği ve egemen eşitliğin vurgulandığı Türkiye Cumhuriyeti’nin kararlarına, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ve temaslarda yapılan açıklamalara işaret eden Ertuğruloğlu, KKTC’nin bu kapsamda anavatan Türkiye ile yürümeye devam edeceğini belirtti.

Şampiyon Melekler Spor Kompleksi’nin açılışı yarın yapılıyor

AB Bilgi Merkezi, Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nde Şampiyon Melekler Spor Kompleksi’nin resmi açılışının yarın 10.30-11.30 saatleri arasında gerçekleştirileceğini açıkladı.

Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nde, Avrupa Birliği’nin finansal desteğiyle yenilenen Şampiyon Melekler Spor Kompleksi’nin resmi açılışı 10.30-11.30 saatleri arasında gerçekleştiriliyor.

Avrupa Birliği (AB) Bilgi Merkezi’nden yapılan yazılı açıklamada, kompleksin, Türkiye’deki 6 Şubat 2023 depreminde hayatını kaybeden Şampiyon Melekler, öğretmenler ve ailelerine adandığını bildirdi.

Çavuşoğlu: DAÜ’ye bu ülkenin kaynaklarından hep birlikte fedakarlık yaptık

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu mecliste yaptığı konuşmasında, “Yönetim kuruluna atanacaklarda bilgi ve becerinin esas olması gerektiği konusunda mutabıkız.. Burada, tabii ki de yönetim kuruluna atanan kişilerin aldıkları kurumu daha ileriye götürmeleri gerektiğinin altını birlikte çizebiliriz.” dedi.

Çavuşoğlu, “Devletin imkanları sayesinde DAÜ bugün batmamıştır. DAÜ’ye bu ülkenin kaynaklarından hep birlikte fedakarlık yaptık. Sendika ve rektörlüğün bize sunduğu reçeteyle birlikte hükümet üstüne düşen her şeyi fazlasıyla yapmıştır. ” şeklinde devam etti.

Nazım Çavuşoğlu, DAÜ’nün dostu olduklarını ve yaptıkları fedakârlıklarla bunu gösterdiklerini söyledi. “Bu konuşmaların içerisinde tek duygu, düşünce ve hedef DAÜ’nün ileriye gitmesidir.” diyen Çavuşoğlu, üniversitenin gerilemesini sadece yönetim kuruluna bağlamanın doğru olmayacağını kaydetti.

Kurumların yönetim kurullarına atamalarda mesleki beceri arandığını ve oralara atanan insanların, bu işleri yürütebilecek durumda olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Hükümet doğru atadı, size göre yanlış atadı söylemleri bizi geçmişte de bir yere götürmemişti. Birbirimizi suçlayarak da bir yere götürmemişti. Gerçekleri bu kürsüde birlikte ifade edebilmemiz gerekiyor.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, “Bunun kendi hakları olduğuna dair bir bilgi hepimizde oluştu. Gelinen aşamada diğer, içeri giremeyenler gibi bu bahse konu hocanın da içeriye neden giremediğini ve içeriğinde neler olup olmadığını bilmiyorum. Ben tabii ki bu hocanın öğrencilerimizin başında gitmesini arzu ediyorum.” ifadelerine yer verdi.

Çavuşoğlu, “Umut ederim ki bu sorun çözülür ve bu tartışmalar da ülkenin gündeminden düşer.” ifadesini kullandı.

Çavuş: Hükümet yönetim kurullarını gözden geçirerek, sürdürülebilirlik açısından yoluna devam ediyor

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş mecliste söz alarak,“hükümet olarak kurumlara önem verdiklerini belirtti. Kurumların daha sürdürülebilir, şeffaf ve profesyonel bir yapıya kavuşup, kendi görevlerini yerine getirebilmesi için ellerinden gelen desteği verdiklerini kaydeden Çavuş, Koop-Süt ve Binboğa’da yapılan düzenlemeleri buna örnek gösterdi.

Koop-Süt ve Binboğa’da yönetim kurullarında değişiklik yapıldığını, SÜTEK’in mevcut borçlarının tamamen ödendiğini kaydeden Çavuş, Toprak Ürünleri Kurumu’nda ise bir yıl içerisinde 14 milyon dolarlık ve 50 milyon TL’lik borç ödediklerini, bu yılın ilk çeyreğinde de tüm borcu ödeyeceklerini anlatarak, hükümetin sözünün arkasında durduğunu söyledi.

Çavuş, “Hükümetin yönetim kurullarını gözden geçirerek, sürdürülebilirliği açısından yoluna devam ettiğini” kaydetti.

TDT Türkçe konuşan ülkeler arasındaki iş birliğiyle ilgili çalışmalarına devam ediyor

Türk Devletleri Teşkilatı, 15’inci yaşında çalışmalarını sürdürüyor.

2009 yılında imzalanan Nahçıvan Antlaşması’yla kurulan ve KKTC’nin de gözlemci üye olarak yer aldığı Türk Devletleri Teşkilatı, Türk dilleri konuşan devletler arasındaki iş birliğini geliştirmek amacıyla çalışmalarını yoğun takvimiyle sürdürüyor.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın temeli, 1992 yılında Türkiye’de, başkent Ankara’da ilki düzenlenen Türk Dili Konuşan Ülkeler Zirvesi ile atılmış yıllarca süren çalışmalar sonucunda, 2009 yılında imzalanan Nahçıvan Antlaşması’yla hayata geçirilmişti.

Genel Sekreterliği İstanbul’da bulunan Teşkilat’ta, Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan tam üye, Macaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkmenistan da gözlemci statüsünde yer alıyor.

Teşkilat siyasi, ekonomi, kültürel, turizm, spor, göç, enerji gibi alanlar başta olmak üzere 30’a yakın başlıkta iş birliği vb. etkinlikler düzenliyor.

KKTC’nin, Teşkilat’a tam üye olması amacıyla anavatan Türkiye çalışmalarını yoğun şekilde sürdürüyor.

KKTC’nin tam üyeliğini sürekli gündeme getiren Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “KKTC bizim nezdimizde zaten Türk Devletleri Teşkilatı’nın tam üyesi konumundadır.” demiş ve Kıbrıs Türkü’ne desteğini vurgulamıştı.

İSTANBUL’DA İKİNCİ TOPLANTI

Bu arada Türk Devletleri Parlamentoları Dışişleri Komisyonları İkinci Toplantısı’nın açılışı bugün İstanbul’da yapıldı.

Kentteki bir otelde düzenlenen toplantıya Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Macaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA), Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY), Türk Yatırım Fonu, Türk Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (TTSO) ve bakanlık temsilcileri katılıyor.

Heyete başkanlık yapan Cumhuriyet Meclisi Hukuk, Siyasi İşler ve Dış İlişkiler ve Savunma Komitesi Başkanı Yasemi Öztürk, toplantıdaki konuşmasında KKTC’nin, TDT’nin ve TÜRKPA’nın gözlemci üyesi olarak bu kuruluşların çalışmalarına katkı sağlamaya kararlılığını ifade etti ve KKTC’nin, sahip olduğu imkan ve kabiliyetlerle Türk dünyasına güç katabilecek potansiyelde olduğunu vurguladı.

Öte yandan, TDT kaynakları, Teşkilat’ın iş birliğini güçlendirme çabalarının aracı olarak oluşturduğu başta X platformundaki “Organization of Turkic States (@Turkic_States)” olmak üzere, sosyal medya hesaplarının milyonlarca etkileşim aldığı ve on binlerce takipçisi bulunduğuna işaret ederek, bu anlamda Türk dili konuşan devletlerin iş birliğinde dijital ortamın önemine işaret ettiler, tüm üye ve gözlemci ülkelerden iş birliğinin artırılması için destek çağrısında bulundular.

“STATÜKOYU SÜRDÜREN EZBERLERDEN KURTULMA ZAMANI GELMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs müzakereleriyle ilgili olarak “Statükoyu sürdüren ezberlerden kurtulma zamanı gelmiştir. Halkımızın içi rahat olsun, Cenevre’deki zirvede de 62 yıldır mahrum bırakıldığımız temel insan haklarımızın tesisi için gayret göstereceğim” değerlendirmesinde bulundu.

“KIBRIS TÜRK HALKININ İRADELERİ HİÇE SAYILIYOR”

“Geçtiğimiz haftadan itibaren bir önceki Rum liderin kitabını reklam ettiği, aynı zamanda kendini aklama çabasıyla başlayan ve KKTC’nin önceki Cumhurbaşkanı ve siyasileri de dahil “bir nostalji” tadında dönüşen tartışmaları ibretle takip ettim” diyen Tatar, “Özellikle bizim taraftan yapılan yorum ve açıklamalara baktığımda, halkımızın hakları bir kenara bırakılarak, siyasi ve ideolojik sebeplerden dolayı gerçekler bir yana itilerek, geçmişin işe yaramaz ezberlerinin kullanılmaya devam ettiği ve edeceğini anlıyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Tatar, “1968’de başlayan 57 yıllık süreçler içerisinde netleşen gerçekleri görmezden gelerek, Kıbrıs Türk halkının iradesini öğretilmiş çaresizlik kapsamında, bir suçluluk psikolojisi çerçevesine hapsedip Rum tarafını tatmin ve ikna etmeye çalışanlar, geldiğimiz noktada sahadaki gerçekler ışığında ne için aday olmaya hazırlandıklarını idrak etmek zorundadırlar” dedi.

2004 yılında yapılan Annan Planı referandumlarında, Rum tarafının ezici bir çoğunlukla hayır oyu vermesi sonrası, Kıbrıs Türk halkına verilen sözlerin yerine getirilmemesi ve çözüm yönünde hiçbir adım atılmaması Tatar’ın eleştirisinin temelini oluşturuyor.

“KIBRIS TÜRK HALKININ İNSAN HAKLARI İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ”

Tatar, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü zemininde iki Devletin işbirliğine dayanan çözüm vizyonunun bazı kesimler tarafından haksızca eleştirildiğine de dikkat çekti. Eleştiri noktasının kaynağının hiçbir yaptırımı olmayan tavsiye niteliğindeki BM Güvenlik Konseyi kararları olduğunu belirten Tatar, “yapılmak istenen, pozisyonumuzdan geri adım attırmak ve Rum tarafına haksız ve hukuksuz şekilde suiistimal etmeye devam ettiği konfor alanında rahatsız edilmeden devam etme imkanı vermektir” dedi.

“TÜKETİLMİŞ FEDERASYON MODELİNDE ISRAR EN BASİT ANLAMDA STATÜKONUN DEVAMINI GARANTİ ALTINA ALIR”

Tatar, “Tüketilmiş federasyon modelinde ısrar en basit anlamda statükonun devamını garanti altına alır. Ortaya koyduğum vizyon bir taktik veya strateji değil, Kıbrıs Türk halkının hak ettiği geleceği kazanmasını sağlayacak, kendi iradesini sağlama alabileceği yegane formüldür” vurgusunda bulundu.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, açıklamasını şöyle noktaladı:

“Daha KKTC’nin 5. Cumhurbaşkanı olarak seçilmeden bu yeni vizyonu ortaya koydum. Bu vizyon, özden gelen haklarımız olan egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz zemininde iki Devletin işbirliğini içeren bir uzlaşı modelidir. Anavatan Türkiye’nin tam desteğini alan bu pozisyonumuzdan asla geri adım atmayarak 4 yılı aşkın bir süredir mücadelemizi sürdürüyoruz. Bu mücadele, Rum siyasetinden dolayı engellenen temel insan haklarımızın tesisine yönelik bir mücadeledir ve ortaya koymuş olduğumuz çözüm vizyonu da sahadaki gerçeklerin masaya yansıyacak şekilde gerçekçi temelleri olacak adil ve kalıcı bir çözümün anahtarıdır. Bu vizyonla, Cumhurbaşkanlığım dönemi içerisinde BM Genel Sekreteri’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek ikinci gayri resmi toplantıya katılacağım. Halkımızın içi rahat olsun, o zirvede de 62 yıldır mahrum bırakıldığımız temel insan haklarımızın tesisi için gayret göstereceğim. Aynı zamanda sahadaki gerçeklerin masada olacağı müzakere yoluyla bulunacak bir uzlaşıya da taraf olduğumuzu yineleyeceğim. Her zaman söylüyorum, Kıbrıs Türk halkı barışçıl bir halktır. Kıbrıs Türk Halkı iki tarafın da faydasına olan işbirliklerine vardır, Kıbrıs Türk Halkı yeri geldiğinde affedicidir, ancak asla naif değildir ve kendi haklarını dışlayan, iradesini karşı tarafa teslim edecek süreçlerde bundan böyle yer almayacaktır”

 

Cumhurbaşkanı Tatar, İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi ile görüştü

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi (CTCA) Başkanı Kenan Nafi ve beraberindeki heyeti kabul ederek, görüştü.

Cumhurbaşkanlığından verilen bilgiye göre, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar kabulde yaptığı konuşmada, İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi’nin Kıbrıs Türklerinin Birleşik Krallık’taki en geniş çatısı olduğunu belirterek, yürütülen faaliyetleri ve Kıbrıs Türklerinin ülkedeki farklı sektörlerdeki başarılarını büyük takdirle izlediğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, içerisinde bulunulan iletişim çağında, temasların arttığını belirterek, KKTC ve İngiltere arasındaki bağların daha da güçlendiğini vurguladı. Kültürel ve tarihi bağların desteklenmesinin önemli olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İngiltere’de bulunan dernekler sayesinde, Kıbrıs Türkünün sanatı, tarihi, dili ve dini ile ayrı bir halk olduğu konusundaki bilincin arttığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bu konuda verilen mücadelenin farkında olduğunu vurgulayarak, İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi başkanına teşekkür etti ve başarılarının devamını diledi.

Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı haksızlığa da değinen Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 1960 Antlaşması ile İngiltere adadan çekilirken, adayı iki eşit halka bıraktığını ancak, Kıbrıs Türk ve Rum halklarının eşit kurucu ortaklığında 16 Ağustos 1960 tarihinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, Rumların Enosis hedefi ile silah zoruyla bir Rum devletine dönüştürülürken, Kıbrıs Türk halkı da bu cumhuriyetten dışlandığını hatırlattı.

İngiltere’nin, Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlatmaya ulaşılabilmesi için mutlak surette siyasetini gözden geçirmesi gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, kendisinin Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği ile iki devletli siyasete yön verdiklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs’ta iki egemen devlet temelinde bir çözüm olmasının önemli olduğunu belirterek, coğrafyanın zenginliklerinden yararlanabilmek adına gereken adımların atılması gerektiğini ifade etti. Bu konuda Kıbrıs Rum yönetiminin gerekli adımları atmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, mücadeleye ve iki devletli siyaseti savunmaya devam edeceklerini kaydetti.

Kıbrıs Türk halkının haklı davasını sürdürmesinde, KKTC’nin tanıtılmasında görevlerimizin devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, gerçekleri tüm dünyaya anlatmak adına azimle bu yolda işbirliği içerisinde yürüyeceklerini belirtti.

Açıklamaya göre, İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi (CTCA) Başkanı Kenan Nafi ise, kendilerini kabul ettiği için Tatar’a teşekkür ederek, Kıbrıs Türkünün sesini duyurmak adına adım atılmasının önemli olduğunu ve bu yönde mücadelelerini devam ettireceklerini ifade etti.

Kenan Nafi, Cumhurbaşkanı Tatar’ı, Haziran ayında Londra’da düzenlenecek olan 8. Kıbrıs Türk Kültür Festivali’ne davet etti. Gerçekleşecek olan festivalin, daha önce olduğu gibi Kıbrıs Türkünün sesini duyurmayı ve varoluş mücadelesini görünür kılmayı amaçladığını ifade eden Nafi, Kıbrıs Türk halkının, kültürünü ve tarihini yaşatmak için ellerinden gelenin en iyisini yapmak için çalışmalarına devam edeceklerini vurguladı ve Kıbrıs Türkünün iletişim ve işbirliği içerisinde tek ses ve tek yürek olarak her konuda güçlenerek yoluna devam edeceği konusunda inanç bildirdi.

Başbakan Üstel, yapımı süren tiyatro binasında incelemelerde bulundu

Başbakan Ünal Üstel bugün yapımı devam eden Devlet Tiyatroları Binası’ndaki çalışmaları yerinde inceleyip, yetkililerden bilgi aldı.

Üstel’e incelemeleri sırasında Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları Müdürü Nazım Ced ve tiyatronun oyuncuları eşlik etti.

-Üstel: “Yarım kalan projeleri birer birer sıraya koyup, bitireceğiz”

Başbakan Ünal Üstel, incelemelerin ardından basına yaptığı açıklamada, KKTC’nin sanat ve sanatçılarının yer alacağı bir ortamda bulunmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.

Hükümeti kurdukları gün halka ne söylemişlerse, bugün de aynı şeyleri söylediklerine işaret eden Üstel, “Cumhuriyet Meclisi’nde de Hükümet programımıza ne yazmışsak, onları birer birer yerine getireceğimizin taahhütlünü verdik.” dedi.

Üstel, bu kısa süre içerisinde bazı projelere öncelik vereceklerini de söyleyerek, 2013’ten sonra kurulan istikrarsız hükümetlerden dolayı yarım kalan projeleri öncelikle birer birer sıraya koyup, bitireceklerini dile getirdi.

Yollardan, Ercan Havalimanı ve kavşaklardan başlayarak, birer birer bunları tamamladıklarını söyleyen Üstel, geri kalanları da tamamlayacaklarını kaydetti.

Üstel, yarım kalan projelerle uğraşırken, halkın ihtiyacı olan projeleri de hayata geçireceklerini anımsatarak, bugün de halkın ihtiyacı tiyatro binasını hayata geçirmek için çalıştıklarını belirtti.

Hükümet olarak bunu yapacaklarını söyledikleri zaman kendilerine inanmayanlar olduğuna dikkat çeken Üstel, şöyle devam etti:

“Bize çoğu inanmadı. Buradaki sanatçı arkadaşlarım da yapılacağına inanmadıklarını itiraf ediyorlar. Çünkü gelmiş geçmiş Hükümetler bunu yapmadılar. Ömürleri yetmedi. Ama biz dedik ki biz istikrarı sağlayacağız ve bu istikrarın sayesinde ülkemize hizmet etmeye, insanımızın ihtiyacı olan projeleri bir bir hayata geçireceğiz.”

-Üstel: “Binanın sadece dekorasyondan oluşacak üçüncü etabı kaldı”

Başbakan Üstel, tiyatro binasının 1999 yılında bir yangın sonucu tamamen bertaraf olmasından bu yana oyunlarını başka yerlerde seyirciyle buluşturmaya çalışan sanatçıların oyunlarını kendi tiyatrolarında sahneleyebilecekleri çağdaş, ülkeye yakışan bir tiyatro binasının önümüzdeki günlerde tamamlanacağını belirtti.

Tiyatronun 3 etaptan oluşan inşaatının ilk iki etabının bittiğini kaydeden Üstel, sadece dekorasyondan oluşan üçüncü etabı için önümüzdeki günlerde ihaleye çıkılacağını ve tiyatronun 2025’te halka kazandırılacağını söyledi. Üstel, “Artık sanatçılarımız oynadıkları eserleri başka salonlara ihtiyaç duymadan kendi salonlarında sergileyebilecekler.” şeklinde belirtti.

Konuşmasında binanın yapımında emeği geçenlere de teşekkür eden Üstel, “2025 yılı çıkmadan bu binamızı açacağız ve buradaki sanatçı kardeşlerimizle de ilk oyunu birlikte seyredeceğiz.” dedi.                  

-Ataoğlu: “Binanın tamamlanacağına çoğu kişi inanmamıştı”      

Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu da basına yaptığı açıklamada, kendilerinin hükümet döneminde hep ilkleri yaptıklarını belirterek, çeyrek asır önce yanan Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları Binası’nın da şimdiki hükümetin müdahalesiyle bugünlere getirildiğini kaydetti.

Tiyatro binasının yapımına başlandığı zaman çoğu kişinin binanın yapılacağına inanmadığını işaret eden Ataoğlu, cesaret ve azimle attıkları adımlarla örnek projelerinde olduğu gibi tiyatrolar binasının da yapıldığını belirtti.

Ataoğlu, binanın kısa bir süre içerisinde tamamlanacağını söyleyerek, “Tiyatromuz vatandaşımız ve seyircimizin huzuruna açılacak. Herkese hayırlı olsun.” dedi. Ataoğlu konuşmasında, çalışmalara destek verdiği için Başbakan Üstel’e de teşekkür etti.          

-Elmasoğlu: “Kültürsüz kalan bir toplumun can damarlarından bir tanesi kopmuş olur”

Kıbrıs Türk Devlet Tiyatroları oyuncusu Hakan Elmasoğlu incelemeler sonrasında yaptığı açıklamasına, binanın yapılmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek başladı.

Tiyatronun halkın kültür sanat evi olduğunu belirten Elmasoğlu, kültürsüz kalan bir toplumun can damarlarından bir tanesinin kopmuş olduğunu dile getirdi.

Elmasoğlu açıklamasında, “Bu can damarının 25 yıl sonra en sağlıklı bir şekilde bağlanması için elinden gelen her türlü emeği, arzuyu, isteği ortaya koyan herkese halkım ve arkadaşlarım adına teşekkürü bir borç bilirim.” dedi.

En fazla yağış 14 kg ile Bostancı’da kaydedildi

Meteoroloji Dairesi’nin açıkladığı yağış miktarlarına göre en fazla yağış, 14 kg ile Bostancı’da kaydedildi.

Meteoroloji Dairesi, bu sabah itibarıyla son 24 saatte en fazla yağışın metrekareye 14 kilogram ile Bostancı’ya düştüğünü açıkladı.

Meteoroloji Dairesi’nin dün 08.00 ile bugün 08.00 arası yağış verilerine göre, Bostancı’yı 10 kilogram ile Ercan bölgesi takip etti.

Yağışların bölgelere göre dağılımı şu şekilde açıklandı:

“Bostancı 14 kg, Ercan 10 kg, Balıkesir, Lefkoşa 5 kg, Esentepe, Serdarlı 4 kg, Akıncılar, Taşkent, Akdoğan, Devlet Üretme Çiftliği 3 kg, Akdeniz, Çamlıbel 2 kg”

Yağış alan diğer bölgelerde ise metrekare başına 0,1 ile 1,4 kg arası yağış kaydedildi.

Zelenskiy Ankara’da

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek üzere Ankara’ya gitti

Zelenskiy ile beraberindeki heyeti taşıyan uçak, dün akşam 21.08’de Ankara Esenboğa Havalimanı’na indi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, havalimanında yetkililer tarafından karşılandı.

Zelenskiy’nin, bugün Ankara’da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüşecek.

X’teki paylaşımında Zelenskiy, Ankara’daki temaslarının gündemini tutukluların değişimi, gıda güvenliği ve eşinin eğitim ve kültür diplomasisi olarak sıraladı. Zelenskiy, paylaşımını Türkçe sonlandırarak “Hoş bulduk Türkiye!” yazdı.

Türkiye İletişim Başkanı Fahrettin Altun dün X paylaşımında, Zelenskiy’nin salı günü Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde görüşeceğini duyurmuştu.

Altun, paylaşımında, “Görüşmelerde, Türkiye-Ukrayna stratejik ortaklık ilişkileri tüm veçheleriyle gözden geçirilecek, iki ülke arasındaki işbirliğinin daha da güçlendirilmesi maksadıyla atılacak adımlar ele alınacaktır. Ziyaret kapsamında ayrıca Ukrayna’daki son gelişmeler ile diğer bölgesel ve küresel meseleler hakkında fikir teatisinde bulunulacaktır.” İfadelerini kullandı.

Dinçyürek: “Karaağaç Sağlık Odası yeniden hizmete açıldı”

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Karaağaç köyünde uzun yıllardır atıl durumda bulunan sağlık odasının yeniden hizmete girdiğini duyurdu. Yaklaşık 12 yıldır kullanılmayan sağlık odasının tamiratının tamamlandığını belirten Dinçyürek, doktor ve sağlık ekibinin görevlendirildiğini, temel ihtiyaçların karşılandığını ve sağlık hizmetlerinin daha da geliştirileceğini ifade etti.

Bakan Dinçyürek, bugünden itibaren her salı günü hekimin ve hemşirenin eşliğinde Karaağaç Sağlık Odası’nda hizmet verileceğini açıkladı. Göreve geldikleri günden bu yana, Başbakan’ın önerileri doğrultusunda yerinde sağlık hizmeti sunmaya önem verdiklerini vurgulayan Dinçyürek, “Yeni sağlık merkezleri yapıyoruz, mevcut olanları güçlendiriyoruz ve atıl durumdaki sağlık birimlerini yeniden faaliyete geçiriyoruz” dedi.

Bakan Dinçyürek, sağlık odasının yeniden hizmete kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek, bölge halkına hayırlı olmasını diledi.

Çatalköy-Esentepe Belediyesi Başkanı Ceyhun Kırok da, bu adımın bölge halkı için sağlık hizmetleri açısından önemli bir gelişme olduğunu belirterek, teşekkürlerini sundu.

Brent petrol fiyatı ne kadar oldu?

Brent petrolün varili, uluslararası piyasalarda 75,21 dolardan işlem görüyor.

Dün 75,12 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 75,05 dolar seviyesinde tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.50 itibarıyla kapanışa göre yaklaşık yüzde 0,1 artarak 75,21 dolar oldu. Aynı saatte Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 71,47 dolardan alıcı buldu.

Petrol fiyatları, Çin’in özel sektöre yönelik ekonomi politikaları, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimi beklentileri ve OPEC+ grubunun arz planları gibi faktörlerin etkisiyle dalgalı seyrini sürdürüyor.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, özel sektörün geliştirilmesine yönelik hükümet desteğinin süreceğini ancak yasa dışı faaliyetlere karşı yaptırımların devam edeceğini açıkladı.

Şi, özel sektörün karşılaştığı güçlüklerin ve sınamaların sanayideki dönüşümden ve yeniden yapılanmadan kaynaklandığını, bunların uzun vadeli değil, geçici olduğunu ve üstesinden gelinebileceğini dile getirdi.

Uzmanlar, Çin’in ABD’nin gümrük vergisi yaptırımlarından en hafif şekilde etkilenmek için özel sektör rekabetçiliğini artırmaya çalıştığını ifade ediyor. Ancak, Çin ekonomisine ilişkin belirsizlikler, küresel petrol talebi açısından risk oluşturuyor.

Öte yandan, Fed’in bu yıl toplamda iki kez faiz indirimine gitmesi bekleniyor. Uzmanlar, faizlerin düşmesinin zayıflayan dolar ve artan ekonomik aktiviteyle birleşerek petrol fiyatlarını yukarı çekebileceğini öngörüyor.

Doların değer kaybetmesi, petrolü diğer para birimleriyle işlem yapan alıcılar için daha erişilebilir hale getirirken, ekonomik büyümeyi teşvik eden faiz indirimlerinin sanayi üretimi ve ulaşım gibi petrol tüketiminin yoğun olduğu sektörlerde talebi artırabileceği değerlendiriliyor.

OPEC+ ülkelerinin nisan itibarıyla petrol arzını artırma planının piyasalarda arz fazlası yaratmasından endişe ediliyor. Rusya ve Ukrayna arasındaki müzakerelerin ilerlemesi halinde Rus petrolünün yeniden resmi pazarlara dönüş yapabileceği ihtimali de fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek için Rusya ile müzakerelere başladıklarını duyurdu. Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yakında görüşebileceğini söyledi. İlk temasların Suudi Arabistan’da gerçekleşmesi bekleniyor.

Brent petrolde teknik olarak 79,71 doların direnç, 71,95 doların ise destek olarak izlenebileceği belirtiliyor.

Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı’nın İmkan ve Kabiliyetleri Etkinliği Başbakan Ünal Üstel’in katılımıyla gerçekleştirilecek

Lefkoşa – Ülkemizde afet ve acil durumlarda koordinatör kurum olarak görev yapan Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı, teknolojik ve bilimsel gelişmeleri yakından takip ederek müdahale kapasitesini sürekli geliştirmeye devam ediyor. Arama-kurtarma, orman yangınları ve sel gibi doğal afetlerde aktif rol üstlenen teşkilat, yurtiçi ve yurtdışı her türlü göreve her daim hazır olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Zamanla yıpranan araç filosunun yenilenmesi amacıyla Türkiye Cumhuriyeti’nden sağlanan maddi destek ve hükümetin girişimleriyle yeni araç ve ekipman alımları gerçekleştirildi. Son yıllarda yapılan bu önemli yatırımların kamuoyuna tanıtımı amacıyla “Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı’nın İmkan ve Kabiliyetleri” başlıklı bir etkinlik düzenlenecek.

Etkinlik, 19 Şubat 2025 Çarşamba günü, 12:30 – 13:30 saatleri arasında Sivil Savunma Teşkilatı Başkanlığı’na bağlı Metehan Eğitim ve Tatbikat Alanı’nda gerçekleştirilecek. Başbakan Ünal Üstel’in de katılım göstereceği organizasyonda, teşkilatın yeni araç ve ekipmanları tanıtılacak.

Kamuoyuna açık olması planlanan etkinlikte, Sivil Savunma Teşkilatı’nın afetlere müdahale kapasitesi ve gelişen imkanları detaylı olarak paylaşılacak.

Hasipoğlu: Güney Kıbrıs, elbet bir gün KKTC’nin ada etrafındaki haklarını kabul edecek

UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, Güney Kıbrıs’ın Mısır ile imzaladığı anlaşmaya tepki göstererek, “Güney Kıbrıs, elbet bir gün KKTC’nin ada etrafındaki haklarını kabul edecek” dedi.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu’nun açıklaması şöyle:

“Güney Kıbrıs’ın tek yanlı ilan ettiği “Münhasır Ekonomik Bölgesi” ile ilgili olan ayrıca doğal gaz yataklarının değerlendirilmesi ve Güney Kıbrıs ile Mısır arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi ilgili anlaşmanın Kahire’de imzalanması, Rum tarafının Kıbrıs adasında Tek Egemen benim anlayışının bir tezahürü olarak tarihe not edilmiştir.

GKRY, ada üzerinde iki ayrı egemen halk ve devlet olduğu gerçeğini göz ardı ederek, paylaşımcı bir zihniyet içerisinde olmadığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es Sisi huzurunda imzalanan anlaşma ile, gerek Afrodit yatağının ticarileştirilmesine ilişkin Karşılıklı Anlayış Memorandumu gerekse sözde “MEB” içerisindeki 6’ncı parselin geliştirilmesine yönelik olduğunu anlıyoruz.

Rum tarafı müzakere masasında bizimle yönetimi paylaşmayı reddettiği gibi, Hidrokarbonlar konusunda da paylaşım önerimizi reddederek aslında bizimle ada etrafındaki zenginliği de paylaşma niyetinin olmadığını dünyaya göstermeye devam etmektedir.

GKRY’nin bu tutumundan dolayı zaten biz de Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşmasını imzaladıktan sonra, TPAO’ya bizim adımıza araştırma yapması için ruhsat verdik.

GKRY elbet bir gün KKTC’nin ada etrafındaki  haklarını kabul edecektir.
Aksi düşünce kazan kazan yerine, kayıplara yol açacaktır

Doğu Akdeniz’de, Kıbrıslı Türklerin de hakkı olduğunu herkes kabul etmelidir. Dolayısıyla Kıbrıslı Türklerle de bir eşikte konuşulması, görüşülmesi ve Kıbrıs Türkü’nün de muhatap alınması son derece önemlidir.

Bu açıdan bakıldığında Doğu Akdeniz bir o kadar daha önem arz etmektedir. Müzakere masasında tam dört kez, Rum tarafına enerji paylaşımı konusunda “Komite” kuralım önerisini yapmamıza rağmen, hepsi Rum tarafınca reddedilmiştir.

Müzakere masasında Rum tarafı; “bu ada üzerinde egemen benim, deniz yetki alanlarında istediğim ülke ve şirketle anlaşma yaparım , senin adına bankada hesap açtım, bir gün çözüm olursa sana da payını veririm”, derken, böyle bir zihniyetle nasıl işbirliği yapabileceğimizi merak ediyorum.

Bu yüzden “Tek Egemenlik” anlayışı yerine ortaya koymuş olduğumuz Egemen Eşitlik talebi son derece makul ve meşru bir taleptir.

1982 Deniz Hukuku Konvansiyonu, ihtilaflı alanlar için tarafların öncelikle oturup müzakere etmesini düzenlemektedir.

Rum tarafı ise bu yöntemden kaçınmaktadır.

Yapılması gereken, uluslarası bir Konferansla veya Mart ayında düzenlenmesi planlanan toplantıda bu konunun tartışılarak, uzlaşı yolu ile hakça bir paylaşıma gidilmesidir.”

 

Dinçyürek: Amacımız ülke genelinde sağlık merkezlerini ve hastaneleri artırmak

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek , sağlık sektöründe yaşanan son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Dinçyürek yapılan güçlü sağlık yatırımları ile ülkenin tüm bölgelerinde halkın hem sağlık hizmeti almalarını sağladıklarını hem de merkezdeki yığılmayı önlediklerini kaydetti.

Temel amaçlarının ada genelinde, gerek hekim, gerekse sağlık çalışanlarıyla modern donanımlarla projelendirilmiş sağlık merkezleri ve hastaneleri artırmak olduğunun altını çizen Bakan Dinçyürek, Başbakan Ünal Üstel’in talimatlarıyla Dipkarpaz’dan Lefkeye kadar bütün sağlık merkezlerini ele aldıklarını söyledi.

Bakan Dinçyürek Yeni Girne Hastanesi hakkında da bilgi vererek, hastanenin tam donanımlı bir hastahane olcağını, bölgenin hem bugünkü hem de yarınki ihtiyaçlarını karşılayacak kapasitede olacağını kaydetti.

Bakan Dinçyürek , Güzelyurt Hastanesi’nin dördüncü etabının devam ettiğini de belirtti.

“FEDERASYON TEZİNİ SAVUNANLAR RUM TARAFININ KEYFİNİ DAHA NE KADAR BEKLEYECEK?”

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs Postası’na yaptığı açıklamalarda, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) liderlerinin Kıbrıs sorununa ilişkin tutumlarını eleştirdi.

Hasipoğlu, CTP Genel Başkanı ve Genel Sekreteri’nin açıklamalarını okuduğunda şaşırdığını belirterek, federasyon tezini savunan siyasilerin Rum tarafının keyfini daha ne kadar bekleyeceklerini sorguladı.

 

“FEDERASYON TEZİNİ SAVUNANLAR RUM TARAFININ KEYFİNİ DAHA NE KADAR BEKLEYECEK?”

Hasipoğlu, CTP liderlerinin federasyon çözümü konusundaki ısrarını eleştirerek, Rum tarafının adanın yönetimi ve zenginliklerini paylaşma konusunda istekli olmadığını vurguladı.

Bu durumun hem UBP hem de CTP tarafından tecrübe edildiğini ifade eden Hasipoğlu, federasyon modelinin artık çağ dışı kaldığını savundu.

“EGEMEN EŞİTLİK VE İŞBİRLİĞİ VURGUSU”

Hasipoğlu, iki taraf arasında samimi bir işbirliğinin başlamasının önemine dikkat çekerek, egemen eşitlik kavramının altını çizdi.

Rum tarafının adanın zenginliklerini tek başına kullanma isteğinin kabul edilemez olduğunu belirten Hasipoğlu, Kıbrıs Türk halkının adadaki egemenliğinden asla ödün vermeyeceğini ifade etti.

“İŞBİRLİĞİ OLMADAN ORTAKLIK MÜMKÜN DEĞİL”

Hasipoğlu, Rum tarafının işbirliğinden kaçınmaya devam etmesi halinde sürecin başarısızlığa mahkum olacağını ve adadaki zenginliklerden yararlanma imkanının ortadan kalkacağını belirtti.

İktidar ve muhalefetin, federasyon hayali yerine adadaki gerçekler üzerinden ortak bir yol haritası belirlemesi gerektiğini vurgulayan Hasipoğlu, işbirliği yapamayan halkların ileride ortaklık yapabilmesinin mümkün olmadığını söyledi.

“AKANSOY DA BENZER ŞEKİLDE…”

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, Kıbrıs Postası’na şöyle konuştu;

“Birer saat arayla CTP Genel Başkanı ve Genel Sekreterinin Kıbrıs konusu ile ilgili açıklamalarına okuduğumda şaşırdım. Sayın Erhürman; Siyasal Eşitlik olmadan, dönüşümlü başkanlık olmadan federasyon çözümünün olamayacağından bahsederken, Sayın Akansoy da benzer şekilde iki toplum arasındaki güven ve birlik eksikliğinden bahsetmektedir.”

“TALAT VE AKINCI DA BENZER ŞEKİLDE…”

“Eski Cumhurbaşkanlarımız Sayın Talat ve Sayın Akıncı da benzer şekilde masayı devirenin hep Rum tarafı olduğunu defalarca dile getirdiler, şimdilerde daha da net bir şekilde dile getiriyorlar.

Federasyon tezini savunan tüm siyasilerin federasyon bağlamında doğru bir tespit yaptığını söyleyebilmekle birlikte, Rum tarafının keyfini daha ne kadar beklemeyi düşünüyorsunuz sorusunu sormaktan da kendimi alamıyorum. Zira daha önceki tüm çözüm planlarına ve önerilerine halkını hayır dedirten Rum yönetimlerini samimi bulmamız mümkün değildir. Bizleri hiçbir zaman bu adanın eşit ortağı ve onlar kadar egemeni görmediler, görmek de istemeyeceklerdir.

Örneğin; Egemen eşitliğimiz, dönüşümlü başkanlık, Türkiye”nin garantisi gibi konular kabul edildi de bizim mi haberimiz yok?

Garantiler – güvenlik konularında ise aramızda uçurum olduğunu zaten UBP olarak bizler hep dile getiriyoruz. Diğer bir ifadeyle sıkıntı sadece egemenlik ve yönetim paylaşımı veya mülkiyet konusu değil, Türkiye”nin etkin ve fiili garantisi de bizim kırmızı çizgimizdir.

Sizler mevcut BM parametreleri zemininde federasyonu görüşmeye devam edelim ısrarını sürdürürken, aslında statükonun devamını, çözümsüzlüğün devam etmesini istiyorsunuz. Aynı konuları mevcut BM parametrelerinde görüşmeye devam edersek, farklı sonuçlar elde etmemiz mümkün olmayacaktır. Zira Rum tarafının mevcut BM parametlerinden anladığı ile bizim anlayış çok farklıdır ve bu konuda dahi ortak bir zeminde buluşmamız görünebilir gelecekte mümkün gözükmemektedir. Bu tespiti sadece ben değil, BM de yapmaktadır. O halde çöken modelleri yeniden canlandırmaya çalışmak ne sizlerin ne de BM”nin görevi olmalıdır.”

 

“SÜREÇ YİNE BAŞARISIZLIĞA MAHKUM OLMASI BİR YANA, ADA ETRAFINDAKİ ZENGİNLİKLERİN SEMERESİNDEN DE YARARLANMA İMKANI OLMAYACAK”

“İki taraf arasında samimi bir şekilde işbirliğinin başlaması önemlidir. Mart ayındaki toplantı öncesinde kapıların açılması diye bir mesele kalmamalıdır. Daha sonra ticaretin geliştirilmesi, ortak sosyal ve çevre projeleri, enerji işbirlikleri yapılmalıdır. Daha bugün Mısır ile imzalayacağı doğal gaz anlaşmasını Kıbrıs Cumhuriyeti için tarihi bir anlaşma olarak nitelendirmektedir Rum lideri. Oysa federasyonu görüşürken, ada etrafındaki doğal kaynakların federal devletin yetkisinde olacağı, bu konuda karar alırken uzlaşı ile karar alınacağı noktasında anlaşmıştık. Bizler için Federasyon artık zemin olabilecek bir model olmasa da, resmi olarak bizim paylaşım üzerine kurulu masada olan önerimiz vardır. Özetle; “Gelin bir komite kuralım ve yapılacak olan anlaşmaların şartlarını beraberce kararlaştıralım” önerisi. Lakin Rum yönetiminin, ne münasebet bu ada üzerinde egemen benim, istediğim ülke ile anlaşma yaparım zihniyet devam etmektedir. İşte bizlerin “egemen eşitlik” kavramında ısrar etmemizin önemi bir kez daha burada öne çıkmaktadır. Bilinmelidir ki Kıbrıs Türk halkı bu ada üzerindeki egemenliğinden asla ödün vermeyecektir.

Öte yandan, Rum tarafı da yukarıda bahsettiğim işbirliği örneklerini egemenlik meselesine döküp, işbirliğinden kaçınmaya devam ederse, süreç yine başarısızlığa mahkum olması bir yana, ada etrafındaki zenginliklerin semeresinden de yararlanma imkanı olmayacaktır.”

“ANA MUHALEFET İLE TESPİT NOKTASINDA ORTAK BİR ZEMİNİMİZ OLABİLDİĞİNE GÖRE”

İktidarı ile muhalefeti ile, sağcısıyla, solcusuyla başlangıç noktamızı , yol haritamızı doğru belirleyip, federasyon hayali üzerinden değil, adadaki gerçekler üzerinden yolumuza ortak zeminde devam etmemiz gerekmektedir.

Ana muhalefet ile tespit noktasında ortak bir zeminimiz olabildiğine göre bundan sonra atılacak adımları ve yol haritasını da doğru belirleyip, egemenliğimize sahip çıkarak fikir birliği içerisinde dünyaya sesimizi daha güçlü duyurmamız gerekmektedir . Bu noktada sihirli kelime “iki halkın – iki devletin işbirliğidir. İşbirliği yapamayan halkların ilerde ortaklık yapabilmesi de mümkün değildir.”

 

Kaynak: Kıbrıs Postası

KKTC’de kar yağışı bekleniyor…

Dondurucu soğuklar geliyor. Meteorolojiye göre perşembeden itibaren hava sıcaklığı 8 derece birden düşecek. Yarından itibaren, yağmur, sis, don, hafta sonu ise karla karışık yağmur veya kar bekleniyor. Rüzgar da zaman zaman kuvvetli esecek.

Türkiye’de Sibirya üzerinden gelen soğuk hava dalgasıyla sıcaklığın hızla düşeceği açıklanırken, KKTC Meteoroloji Dairesi de hafta sonuna doğru oldukça soğuk bir hava geleceğini duyurdu.

Meteoroloji Dairesi’nin 18 – 24 Şubat tarihlerini kapsayan dönem için yayımladığı hava tahmin raporuna göre, bölge genellikle alçak basınç sistemiyle periyodun ilk günleri soğuk ve nemli, perşembe gününden itibaren ise oldukça soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Meteorolojinin raporuna göre, hafta boyunca hava genellikle parçalı bulutlu geçecek.

Yarın ve çarşamba günü yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak yağmur, sabah saatleri de yer yer sis görülecek.

-Perşembe günü sıcaklıklar 8 derece birden düşecek

Hava sıcaklığının 8 derece birden düşeceği perşembe günü öğleye kadar yer yer sağanak yağmurlu geçecek. Cuma günü ise sabah saatleri yer yer don olacak.

Cumartesi ve pazar günleri sağanak yağmurlu, yer yer karla karışık yağmurlu veya kar yağışı beklenirken, sabah saatleri yer yer don görülecek. Hava, pazartesi parçalı bulutlu geçecek.

En yüksek hava sıcaklığı periyodun ilk günleri iç kesimlerde ve sahillerde 16 – 19, son günlerinde ise 8 – 11 derece dolaylarında seyredecek.

-Rüzgar da kuvvetli esecek

Rüzgar, periyodun ilk günü Güney ve Doğu yönlerden orta, diğer günlerde ise Kuzey ve Batı yönlerden kuvvetli, zaman zaman fırtınamsı rüzgar veya fırtına şeklinde esecek.

Şeker tüketmeyi bırakmak, vücudu önemli oranda yeniliyor

Uzun bir süre şekeri kesmek genel sağlığı önemli ölçüde iyileştirebilir, enerji seviyelerini artırabilir, şişkinliği azaltabilir ve daha temiz bir cilde kavuşmanızı sağlayabilir.

Şekeri kesmek göbek yağını azaltarak ve sağlıklı bir bağırsak mikrobiyomunu geri kazandırarak kilo kaybına yardımcı olur.

Şekeri bıraktığınızda vücudunuzda pek çok olumlu değişim yaşanır.

İşte zaman içinde gerçekleşen bazı etkiler:

İLK GÜNLER (1-3 Gün)

Tatlı krizleri ve yoksunluk belirtileri olabilir.

Baş ağrısı, yorgunluk ve sinirlilik hissi yaşanabilir.

Tat algınız değişmeye başlar; doğal tatlar daha belirgin hale gelir.

İLK HAFTA (4-7 Gün)

Enerji seviyeleri daha dengeli hale gelir.

Uyku kalitesinde iyileşme gözlemlenebilir.

Kan şekeri seviyeleri daha stabil hale gelir, ani açlık krizleri azalır.

 

İLK AY

Kilo vermeye başlarsınız, özellikle bel çevresinde incelme fark edilebilir.

Cilt sağlığında iyileşme görülür; sivilce ve cilt lekeleri azalabilir.

Bağışıklık sistemi güçlenir, inflamasyon azalır.

3-6 AY SONRASI

Karaciğer yağlanması ve kötü kolesterol seviyeleri azalabilir.

Kalp sağlığınız güçlenir; yüksek tansiyon riski düşer.

Beyin sağlığınız desteklenir; konsantrasyon ve hafıza gelişebilir.

UZUN VADEDE (1 Yıl ve Sonrası)

Tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları riski önemli ölçüde azalır.

Enerji seviyeleri kalıcı olarak yüksek ve stabil hale gelir.

Tat duyusu tamamen doğal tatlara uyum sağlar.

 

Uzun ve mutlu yaşamın 10 sırrı ortaya çıktı

Bilim insanları, bazı kişilerin yaşlanmaya diğerlerine göre daha dirençli olduğunu ve sağlıklı bir şekilde yaşlandığına dikkat çekiyor. İşte uzun ve mutlu bir yaşamın 10 sırrı…

Yapılan araştırmalara göre “süper yaşlılar” olarak adlandırılan bireyler sadece genetik faktörlerle değil aynı zamanda güçlü bir yaşam tarzı ve pozitif kişilik özellikleriyle de uzun ömürlü olduklarını ortaya koydu. Chicago Üniversitesi’nden Profesör Emily Rogalski ve ekibinin yürüttüğü incelemelere göre süper yaşlılar sadece uzun yaşamlarıyla değil aynı zamanda iyimserlik, dayanıklılık ve azim gibi belirgin kişilik özellikleriyle de dikkat çekiyorlar.

Bu bireyler, hayatta karşılaştıkları zorluklar karşısında pes etmek yerine daha güçlü bir şekilde mücadele etmeyi tercih ediyorlar. Aynı zamanda aktif bir yaşam tarzı benimsemeleri, sosyal bağlarını güçlü tutmaları ve yeni şeyler denemeye olan açık fikirli yaklaşımları da bu uzun ömrün önemli faktörlerinden.

UZUN ÖMÜR İÇİN ALTIN KURALLAR
Profesör Emily Rogalski ve ekibinin süper yaşlılar üzerine yaptığı araştırmalar, sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürmek için dikkat edilmesi gereken bazı önemli alışkanlıkları da ortaya koydu. Uzmanlara göre, bu alışkanlıklar yaşam kalitesini artırıyor ve yaşlanmayı geciktiriyor. İşte o altın kurallar:

– Süper yaşlıların yaşamlarında, kariyer hedefleri yerine kişisel tutkularına odaklanma eğiliminde oldukları gözlemleniyor. Hobi ve ilgi alanlarına duyulan tutkular, kişiye yaşamın her aşamasında anlam ve keyif katıyor, böylece yaşam kalitesi artıyor.

– Fiziksel aktiviteyi bir zorunluluk olarak görmek yerine, sevdiğiniz bir aktiviteyi keyif alarak yapmalısınız. Dans etmek, yürüyüşe çıkmak veya bahçe işleriyle ilgilenmek gibi alışkanlıklar, bedenin aktif kalmasını sağlıyor ve fiziksel sağlığı artırıyor.

– Süper yaşlılar, başkalarıyla yarışmak yerine kendi yaşamlarından memnun olmayı tercih ediyor. Başkalarının yaşamını takıntı haline getirmemek, bireyin iç huzurunu ve sağlığını destekliyor.

– Sosyal yaşam, yalnızlıkla mücadele etmenin ve zihinsel sağlığı korumanın en güçlü araçlarından biri. Süper yaşlıların büyük bir kısmı, aktif sosyal ilişkiler kurarak yalnızlıktan kaçınmakta ve bunun da yaşam kalitelerini artırmakta olduğunu gösteriyor. Ilımlı sosyal içecek tüketimi dahi bu sürece katkı sağlayabiliyor.

– Yeniliklere açık olmak, beyni aktif tutarak yaşlanmayı geciktiriyor. Süper yaşlılar, yeni deneyimler ve bilgi edinmeye açık olurlar; bu da zihinsel esnekliklerini güçlendirir.

– Yaşam enerjisi yüksek olan süper yaşlılar, her yaştan insanla güçlü sosyal bağlar kurarlar. Bu bağlar, gençlik yıllarındaki enerji seviyelerini korumalarına yardımcı olur ve hayatı daha dinamik kılar.

– Kendine özen göstermek, sadece fiziksel değil psikolojik sağlığı da iyileştirir. Kendi bakımına özen gösteren bireyler, özgüven kazanır ve hayata daha olumlu bir bakış açısı geliştirirler.

– Pozitif bir bakış açısına sahip olmak, stresin sağlığımız üzerindeki olumsuz etkilerini hafifletir. Süper yaşlılar, genellikle olaylara olumlu yaklaşarak yaşama daha rahat ve huzurlu bir şekilde tutunurlar.

– Hayatın her döneminde yeni şeyler deneyimlemek, yaşamı daha anlamlı kılar. Değişime açık olmak ve konfor alanından çıkmak, bireylerin kişisel gelişimlerini teşvik eder.

– Süper yaşlılar, toplumlarına katkı sağlamak için gönüllü olmayı tercih ederler. Toplumla ilişkiler kurmak, hem bireysel hem de sosyal anlamda faydalar sunar.

Tarım Bakanı Çavuş Aydınköy’de tarımsal üretimle ilgili görüş alışverişinde bulundu

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Aydınköy’de üreticilerle, ülke tarımıyla ilgili görüş alışverişinde bulundu.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’ndan verilen bilgiye göre, Bakan Çavuş, Aydınköy’de bir araya geldiği üreticilerle, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak, ihracatı artırmak ve üreticilere daha fazla destek sunmak adına atılması gereken adımlarla ilgili fikir teatisinde bulundu.

Üreticilerin, narenciye üretiminin ülke ekonomisi için stratejik bir öneme sahip olduğunu, verimliliğin artırılması, tarımsal girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve erişimin kolaylaştırılması, pazarlama imkanlarının genişletilmesi gerektiğini dile getirdiği belirtildi.

Bölgenin tarımsal kalkınmasını destekleyecek projelerin hızlıca hayata geçirilmesi, özellikle sulama altyapısının iyileştirilmesi ve ihracat süreçlerinin kolaylaştırılması gibi konularda sağlanacak desteklerin sektörün geleceği açısından kritik olduğunu da ifade edildi.

Bakan Çavuş’un ziyaretinin, yerli üretimin arttırılması ve ihracatın teşviki açısından önem taşıdığı da dile getirildi.

FATMA ÇİMEN TUĞLU, BAFRA ATIKSU ARITMA TESİSİNDE İNCELEMELERDE BULUNDU

Mehmetçik Büyükkonuk Belediye Başkanı Dr. Fatma Çimen Tuğlu, Bafra Turizm Bölgesi’ndeki otellere hizmet veren Bafra Atıksu Arıtma Tesisi’ni ziyaret ederek yerinde incelemelerde bulundu.
Tuğlu, göreve geldiği dönemde ciddi altyapı sorunlarıyla karşı karşıya olan tesiste, yapılan iyileştirmeleri ve devam eden çalışmaları yerinde değerlendirdi. Geçmişte yaşanan taşmalar, çevreye yayılan kötü kokular ve yetersiz kapasite gibi büyük sorunlar, Çevre Mühendisi Taibe Efe’nin de katkılarıyla büyük ölçüde giderildi. Yeni makinelerle donatılan tesis, günümüzde çok daha verimli çalışıyor ve taşma minimum seviyeye indirildi. Ayrıca, çevreye yayılan kötü koku sorunu da büyük ölçüde ortadan kalktı.
Tuğlu, incelemeler sırasında tesisin mevcut durumu hakkında yetkililerden bilgi alarak, devam eden iyileştirme çalışmalarının tamamlanmasıyla çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve daha verimli bir altyapı sisteminin hayata geçirileceğini vurguladı.
Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi, halk sağlığını koruyan, çevreye duyarlı projeleri hayata geçirmeye ve altyapı yatırımlarıyla hizmet kalitesini artırmaya devam ediyor.