‘’Başbakan Ünal Üstel’den inşaat sektörüne büyük destek”




Meteoroloji Dairesi, 24 saate en çok yağışın Taşkent’te kaydedildiğini belirtti.
Daire’nin dün 08.00 ile bugün 08.00 arası kaydettiği yağış miktarlarına göre, metrekareye Taşkent 13, Gönyeli 6, Alevkaya 5, Yakındoğu Üniversitesi ve Alayköy 4, Boğaz ve Lefkoşa 2, Kaleburnu, Lapta, Tatlısu, Türkeli ve Vadili 1 kilogram yağış aldı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Türklerinin egemenlik hakkının artık tüm dünya tarafından bilindiğini ve bu yönde yeni bir statü kazanıldığını söyledi. Tatar, KKTC’nin egemen bir devlet olarak tanınması gerektiğini ve Türkiye ile iş birliğinin devam etmesinin önemini vurguladı.
AB sürecinde iki devletli yapının savunulduğunu ancak buna karşı çıkanların olduğunu kaydeden Tatar, Türkiye’nin AB üyesi olmamasının KKTC’nin AB ile ilişkilerini engellememesi gerektiğini düşündüğünü ifade etti.
Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Postası TV’de yayınlanan ve Gökhan Altıner’in hazırlayıp sunduğu “Sabah Postası” programına katılarak gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KONUSUNDA TEDBİR ALMASI GEREK”
AB’nin Kıbrıs’a verdiği öneme değinen Tatar, iklim değişikliği gibi konularda Kuzey Kıbrıs’ın da tedbir alması gerektiğini sadece Güney’de tedbir alınmasının zafiyet yaratacağını kaydetti.
Tatar, su ve enerji paylaşımı konusunda Türkiye’nin önerilerini hatırlatarak, enterkonnekte sistemle Kuzey ve Güney Kıbrıs’ın birbirine bağlanabileceğini söyledi.
Tatar, “Türkiye diyor ki suyu da paylaşalım. Bir boru daha çekelim. Akaryakıtta aynı şekilde. AB’ye enterkonnekte ile bağlanamıyorlar. 3 ayda Türkiye bağlanabilir enterkonnekte ile. Cenevre de bunları da dile getireceğiz” ifadelerini kullandı.
“GEÇİŞLERİN SAYISI 8 MİLYONU AŞTI VE ARTMAYA DEVAM EDİYOR”
Kapıların açılması sürecine değinen Tatar, Kuzey Kıbrıs’ta yaşanan sıkışıklıklara dikkat çekti. Özellikle Metehan sınır kapısında yaşanan yoğunluğu ve trafik sorunlarını ele aldı. Haspolat ve Akıncılar kapılarının açılması yönünde önerilerde bulunduğunu ve bu konuda Rum tarafına ilettiğini belirtti. Geçişlerin yılda 8 milyonu aştığını ve bu sayının artmaya devam ettiğini vurguladı.
Tatar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sırf Piro bölgesinden Rumlar Güney’e gidebilsin diye kapıları açtık. Bizim insanlarımız bu kapıyı kullanmıyor. Her kapının maliyeti yılda 1 milyon dolardır. Şimdi sıra bize geldi. Metehan’da artık sıkıntı var. Kuyruklar oluyor. Saatlerce bekleniyor. Bütün bölge inşaata açıldı. Trafikte yoğunlaşıyor. Doğu Lefkoşa’da Haspolat’ta bir kapı açılsa herkes faydalanacak. Onlar transit geçiş istiyorlar. Mesele farklı yere çekiliyor, bu bizim toprağımıza el atmak demektir. Tehlikelidir. Altında başka niyetler olabilir. Ben önerdim Akıncılar kapısını. Bazı sıkıntılar olmasına rağmen onay aldık ve Rum tarafına ilettim. Akıncılar açılabilir dedim. Haspolat’ı da Akıncılar’ı da açalım dedim. Öneriyi ben yaptım…”.
“RUM TARAFININ TUTUMU, KIBRIS MESELESİNİN RUHUNA AYKIRI”
Rum tarafının tutuklama politikalarını eleştiren Tatar, bu tutumların Kıbrıs meselesinin ruhuna aykırı olduğunu söyledi. Kuzey Kıbrıs’ta meşru bir otorite olduğunu ve bunun tanınması gerektiğini ifade etti.
Tatar, “Kapılardaki geçişler yılda 8 milyondan fazla. ve giderek artıyor. 2025’te 9 milyona yanaşacaktır. Kıbrıs’ın nüfusu 1,5 milyon Kuzey ve Güney toplamı. Onlar kapılarla ilgili bir türlü bize cevap veremediler” şeklinde konuştu.
Tatar, Cenevre’deki görüşmelere davet edilmesinin önemine değinerek, bu süreçte kendi siyasetini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

Araştırmada, son 30 yılda küresel obezite krizine karşı yetersiz önlemler alınmasının, etkilenen kişi sayısında dramatik bir artışa neden olduğu belirtildi. Şu anda 25 yaş ve üzerindeki 2,11 milyar yetişkin ile 5 ila 24 yaş arasındaki 493 milyon çocuk ve genç fazla kilolu veya obez. Bu rakamlar 1990’da sırasıyla 731 milyon ve 198 milyondu.
Tahminler endişe verici
Acil politika reformları ve müdahaleler olmazsa, 2050 yılına kadar 25 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 50’sinden fazlasının (3,8 milyar kişi) ve çocukların üçte birinin (746 milyon) obez veya fazla kilolu olması bekleniyor. Özellikle çocuk ve gençlerdeki obezite oranının yüzde 121 artacağı tahmin ediliyor. 2050 yılına kadar 360 milyon çocuğun obez olacağı öngörülüyor.
Obezite, dünya genelinde eşit dağılmıyor. Yetişkin obezite vakalarının yarısından fazlası sekiz ülkede yoğunlaşıyor: Çin (402 milyon), Hindistan (180 milyon), ABD (172 milyon), Brezilya (88 milyon), Rusya (71 milyon), Meksika (58 milyon), Endonezya (52 milyon) ve Mısır (41 milyon). 2050 yılına kadar obez çocuk ve gençlerin üçte birinin (130 milyon) Kuzey Afrika, Orta Doğu, Latin Amerika ve Karayipler’de olacağı tahmin ediliyor.
Erken yaşta obezite ve sağlık üzerindeki etkileri
Araştırmacılar, günümüzde çocukların önceki nesillere göre daha hızlı kilo aldığını ve obezitenin daha erken yaşlarda ortaya çıktığını belirtiyor. Bu durum, tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve kansere yakalanma riskini artırıyor.
Örneğin, yüksek gelirli ülkelerde 1960’larda doğan erkeklerin yüzde 7’si 25 yaşına geldiğinde obezdi. 1990’larda doğanlarda bu oran yüzde 16’ya yükseldi, 2015 doğumlular için ise yüzde 25’e ulaşması bekleniyor.
Yaşlı nüfusta obezite ve sağlık sistemine etkisi
2050 yılına kadar obez yetişkinlerin neredeyse dörtte birinin 65 yaş ve üzerinde olması bekleniyor. Bu durum, halihazırda zorlanan sağlık sistemlerini daha da baskı altına alabilir. Düşük gelirli ülkeler, obezitenin sağlık ve ekonomik etkilerini yönetmede daha büyük zorluklarla karşı karşıya kalabilir.
Küresel sağlık politikalarında değişim gerekiyor
Dünya Obezite Federasyonu tarafından yayımlanan ikinci bir rapor, özellikle düşük gelirli ülkelerde obezitenin etkilerine dikkat çekti. Raporda, obeziteye bağlı erken ölümlerin büyük kısmının düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleştiği, bu ülkelerde tedavi imkanlarının yetersiz olduğu vurgulandı.
Dünya Obezite Forumu Başkanı Johanna Ralston, “Obezitenin sağlık, ekonomi ve toplum üzerindeki etkileri çok büyük. Düşük gelirli ülkeler bu sorunu çözmekte daha büyük zorluklarla karşılaşacak” dedi.
Önleyici tedbirler hayati önem taşıyor
Araştırmanın yazarları, en iyi mevcut verileri kullanmalarına rağmen tahminlerin önceki verilerin miktar ve kalitesiyle sınırlı olduğunu belirtti. Ayrıca, kilo verme ilaçları gibi yeni gelişmelerin potansiyel etkilerinin araştırmada dikkate alınmadığını eklediler.
Kopenhag Üniversitesi’nden Prof. Thorkild Sørensen ise, “Obezite krizi o kadar büyük bir boyuta ulaştı ki, dünya çapında kamu sağlığı politikalarında köklü değişimler yapılması gerekiyor” dedi.

Altın, ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret ortaklarına gümrük vergileri uygulayacağını teyit etmesinin ardından yükselişe geçti. Böylece, küresel ekonominin görünümüyle ilgili endişeler derinleştirip güvenli liman alımları arttı.
Külçe altın, pazartesi günü yüzde 1,2’lik bir artışın ardından ons başına 2.892 dolara yakın işlem görüyor. ABD lideri, Meksika ve Kanada’nın Salı günü yürürlüğe girecek gümrük vergilerinden muafiyet için pazarlık yapamayacağını söyledi ve ardından Çin’e uygulanan vergileri yüzde 20’ye çıkaran bir emir imzaladı. Trump ayrıca, ABD’nin Ukrayna’ya yaptığı askeri yardımları geçici olarak askıya aldığı bildirildi.
Altın, 24 Şubat’ta ons başına 2.950 doların biraz üzerindeki rekor seviyeye ulaştıktan sonra, Şubat ayının sonunda 2025’in ilk haftalık düşüşünü yaşadı, bunun başlıca nedeni kâr satışlarıydı. Goldman Sachs analistleri geçen ay, gümrük vergisi endişeleri de dahil olmak üzere artan politika belirsizliğinin, altın fiyatlarını yıl sonuna kadar ons başına 3.300 dolara kadar çıkarabileceğini söyledi.
Pazartesi günkü zayıf verilere, son haftalarda zayıf konut, artan işsizlik başvuruları ve kişisel harcamalarda düşüşe işaret eden bir dizi diğer hayal kırıklığı yaratan göstergeye de eklendi. Veriler, Fed’in bu yılın ilerleyen dönemlerinde faiz oranı indirimlerine yönelik ihtimalleri artırdı.
Spot altın, Singapur’da sabah 7:56’da ons başına 2.891,72 dolarda sabit kaldı. Bloomberg Dolar Spot Endeksi yüzde 0,1 düştü. Gümüş ve platin çok az değişirken, paladyum biraz düştü.

Meteoroloji Dairesi’nin tahminlerine göre, bölgede parçalı ve az bulutlu bir hava hakim olacak.
Alçak basınç sistemi nedeniyle soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak olan bölgede sıcaklıkların iç kesimlerde ve sahillerde 18-21°C dolaylarında seyretmesi öngörülüyor.
Rüzgarın ise Kuzey ve Doğu yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli esmesi bekleniyor.

4Mart 2025 sabah saatlerinde dolar güne 36.40 lira seviyesinde başladı.Sabah saat 08.35 itibariyle euro/TL 37.95 liradan, sterlin ise 45.87 liradan işlem görüyor.


Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde “Büyükelçiler ile İftar” programında konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “Küresel karar alma mekanizmalarının dünyanın değişen şartlarına uyum sağlamasının vakti çoktan gelmiştir.” ifadesini kullandı.
“Dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan Müslümanların artık karar alma süreçlerinde hak ettikleri şekilde temsil edilmesi gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eleştiriye uğrasak dahi hakkı, hakikati ve tüm insanlık için en doğru olanı söylemekten geri durmadık, bundan sonra da geri durmayacağız.” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TİKA’mızla, Maarif Vakfımızla, Yunus Emre Enstitüsü, AFAD, Kızılay, Anadolu Ajansı gibi kurumlarımızla nerede bize ihtiyaç varsa orada olmanın gayretindeyiz.” dedi.
Erdoğan, “İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın kırmızı çizgimiz olduğunu bugün bir kere daha muhataplarına önemle hatırlatmak istiyorum.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batı Şeria’yı ilhak çağrıları yetmezmiş gibi bir de Mescid-i Aksa’yı hedef alan kışkırtmalarıyla İsrailli yetkililer ateşle oynamaktadır.” diyerek, “1967 sınırları temelinde bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti kurulmadan İsrail de aradığı huzura kavuşamayacaktır.” şeklinde konuştu.
Erdoğan, “Suriye’deki etnik ve dini aidiyetleri kışkırtarak bu ülkenin istikrarsızlığından medet umanlar, hedeflerine ulaşamayacaklarını bilmelidir.” dedi.
“AVRUPA BİRLİĞİNE ÜYELİK SÜRECİMİZİ STRATEJİK ÖNCELİĞİMİZ OLARAK GÖRÜYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak, Avrupa Birliğine üyelik sürecimizi stratejik önceliğimiz olarak görüyoruz.” ifadesini kullandı.
“ÜLKEMİZİN, BÖLGEMİZİN GELECEĞİNDE TERÖRE YER OLMADIĞINI HERKESİN ANLAMASINI TAVSİYE EDİYORUZ”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin, bölgemizin geleceğinde teröre yer olmadığını herkesin anlamasını, planlarını buna göre yapmasını tavsiye ediyoruz.” şeklinde konuştu.
“TÜRKİYE’SİZ BİR AVRUPA GÜVENLİĞİ DÜŞÜNÜLEMEZ”
“Türkiye’nin hak ettiği şekilde yer almadığı bir Avrupa’nın küresel aktör olarak varlığını sürdürmesi giderek imkansız hale geliyor.” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açık söylemek gerekirse, Türkiye’siz bir Avrupa güvenliği düşünülemez.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “BM Güvenlik Konseyinde veto yetkisine sahip bir İslam ülkesinin bulunması ihtiyaçtan öte artık bir zorunluluktur.” şeklinde konuştu.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, 4 Mart 1964 tarihli 186 Sayılı kararın 61. inci yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yaptı.
BM’nin, 61 yıldır adada Kıbrıs Türk tarafının iradesini yok sayarak, herhangi bir anlaşma yapmaksızın bulunduğunu ve Kıbrıs Cumhuriyetini sözde temsil eden Güney Kıbrıs Rum yönetimine destek verdiğini söyleyen Oğuzhan Hasipoğlu, açıklamasının devamında şunları söyledi:
“Kıbrıs Türklerini yok etmek için Rum silahlı güçlerinin başlattığı saldırıların gölgesinde, günün konjonktör kapmasında krize geçici bir çıkış yolu diye gündeme getirilen 186 Sayılı kararla, BM Güvenlik Konseyi Kıbrıs Cumhuriyeti’ni yegane ülke olarak kabul etmiş, Kıbrıs Türklerinin egemenlik haklarını görmezden geleceğini o tarihten ilan etmiştir.
Geçirmiş olduğumuz tüm sonuçsuz müzakere süreçlerini de dikkate alırsak, artık bu karar çağdışı kalmıştır ve adanın gerçekleri ışığında revize edilmelidir. BM Güvenlik Konseyi, Kofi Annan’ın 2004 yılında kaleme aldığı raporuna artık değer vermeli ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonlara bir son vermelidir.
186 Sayılı karar ile BM Güvenlik Konseyi çözümü değil, çözümsüzlüğü körüklemekte ve Kıbrıs’ta Rum tarafına konfor alanı yaratmaya devam etmektedir.
Hukuk, eşitlik, insanlık ve yaşam hakkı bu kararla hiçe sayılmıştır.
BM ve Güvenlik Konseyi’nin bu hatanın bedelini her fırsatta Kıbrıs Türküne ödetmeye çalıştığını bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz.
En son 2017 Yılı’nda Crans Montana’da federal müzakere sürecinin son görüşmesinde 186 Sayılı karardan aldığı güçle dönemin Rum Lideri Anastasiadis ve veliahtı Hristodulidis masadan geriye bakmadan kalkmıştır.
2017, Anavatan Türkiye ile KKTC’nin yeni politikasının penceresini açmıştır.
Kıbrıs Türk halkı, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün teslim edilmesini çoktan hak etmiştir.
Üç yıl ardarda BM Genel kurullarında Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, konuşmalarında ifade ettiği gibi ‘artık dünya devletlerinin KKTC ile siyasi, ekonomik ve sosyal ilişkiler kurma zamanı gelmiştir .
Son yıllarda dünya siyasi arenasında yaşanan hızlı gelişme süreci içerisinde, Türkiye’nin desteği ile KKTC’de uluslararası alanda er ya da geç hak ettiği yeri alacak, Türk devletleri ve diğer önemli dünya kuruluşları ile bağlarını güçlendirmesinin önündeki engeller ileriki süreçte tek tek aşılacaktır.

UBP Genel Sekreteri Oğuzhan Hasipoğlu, BRT Meclis yayınında konuştu.
Global gelişmelerin bölgeye etkisinin sorulması üzerine Hasipoğlu, “ Zora düşen her ülke sırtını bir başka ülkeye dayamaya çalışır , destek beklentisi içinde olur.
Lakin yardım eden ülkelerin de mutlaka bir çıkarı oluşmaktadır . Tarihte bu durumların örneği mevcuttur. Dünya devletlerinin ilişkilerinin bir çoğu da yardıma değil çıkara dayanır. İşte son örnek Oval ofisteki Ukrayna – Amerika başkanlarının dünya siyasi literatürüne geçecek tartışması” dedi
Hasipoğlu, “ Yurt dışındaki ziyaretlerimize de hep yaşıyoruz. Bu dünya düzeni çıkarlara dayanan, güçlü devletlerin delip geçtiği , güçsüzlerin ise takılıp kaldığı örümcek ağı gibidir . Sırtını dayayıp beraber yol yürüyeceğin ülke ile ilişlerin finansal değil yaşamsal olacak. Türkiye Bizlerin doğal garantörüdür . Birliğimiz ise gönül birliğidir” diye konuştu.
Dünyada her gün bir ezber bozulurken, Kıbrıs’ta federasyon ezberine takılıp kalmamın anlamı olmadığını beliren Hasipoğlu, iki ayrı egemen devletin varlığının artık tüm dünyanın iyi bildiğini, bunu masada teyit etmek için çalışmaları sürdürdüklerini söyledi.
Hasipoğlu, “ Eğer masada bir çözüm olacaksa, sahadaki gerçekler masaya yansımalı . Sahadaki gerçeklik iki ise adadaki iki egemen eşit devletin varlığıdır” dedi.
Üstel Hükümetinin ortaya koyduğu kararlı ve istikrarlı siyasetle, KKTC devletinin temellerinin daha da güçlendiğini ifade eden Hasipoğlu, “ Verilen sözler bir bir tutulmaya başlandı . Dörtlü hükümet döneminde bir çivi dahi çakılamayan ülkemize, yatırımlar ve destekler açıklanmaya başlandı” dedi
Özel sektöre yüzde 80 prim desteğinin tarihte ilk olduğunu kaydeden Hasipoğlu, dengeleri gözeten sosyal devlet anlayışının en önemli tezahürlerinden biri olduğunu ifade etti

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sadık Gardiyanoğlu, sosyal sigorta prim desteklerine üç aylık bir es verileceğini söyleyerek, İstihdam Destek Merkezi (İDM) Fonundan yaklaşık 200 milyon TL gelir beklentisi olduğunu belirtti.
Gardiyanoğlu, prim desteklerine ilişkin rakamlara değinerek, KKTC Sosyal Sigorta Yasası, KKTC Sosyal Güvenlik Yasası’ndan ödenen KKTC, Türkiye ve yabancı uyruklu kişi sayısını verdi.
5 yılda 500 istihdam projesine ilişkin bilgiler de veren Gardiyanoğlu, projenin detaylarını anlatarak, sağlanacak destekle ilgili bilgi aktardı.
İşverenin konaklama, beslenme ve ulaşım gideri sağlaması ve akit yapması durumunda iş yerlerine prim desteği yapılmasının gündemde olduğunu dile getiren Gardiyanoğlu, sektörel bazda kotalar açıklanacağını kaydetti.
Yerel iş gücü ile ilgili ara eleman açığının kapatılmasına yönelik protokol imzalanacağını söyleyen Gardiyanoğlu, bunun dışında çıraklık eğitimindeki öğrencilere de destek olunacağını belirtti.
Gardiyanoğlu, İhtiyat Sandığı ve Sosyal Sigortalarda yukarı doğru çıkan bir ivme olduğunu ifade etti.
İDM Fonu üzerinden kadın iş gücünün artırtılmasına yönelik eğitim başlatıldığını söyleyen Gardiyanoğlu, prim desteğinin bakanlık tarafından ödeneceğini, 50 yaş ve üzeri boşanmış binlerce kadının iş gücü piyasasının dışında kaldığını, buna yönelik çalışmalar da yapıldığını belirtti.
Primlere başlandığında çalışanların işten çıkarılmasının önüne geçilmesi ve ödenmeyen yatırımların yapılandırılmasına yönelik adımlar atıldığını aktaran Gardiyanoğlu, bu uygulamaların olumlu geri dönüşler sağlandığını ve sağlayacağını kaydetti.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, tabanca izinleriyle ilgili sorulara bu hafta içinde cevap verileceğini dile getirerek, silahlı olayların herkesi üzdüğünü, kullanılan silahların kayıtlı olmadığını, bu olaylarla tabanca izinlerinin farklı olduğunu, bağlantısı bulunmadığını belirtti.
Oğuz, kamu güvenlik görevlileri ve sivillere silah izni verildiğini, detaylarla ilgili gerekli bilgilendirmenin yapılacağını ifade etti.
Oğuz, deniz limanlarından girişlere yönelik daha sıkı önlemler alınması için çalışmaların yapıldığını dile getirdi.

Buse Savaşkan, Hollanda’da düzenlenecek “Salon Atletizm Avrupa Şampiyonası”nda Türkiye’yi temsil edecek 8 milli sporcudan biri olacak.
Organizasyon 6-9 Mart tarihlerinde Apeldoorn kentinde düzenlenecek.
Şampiyonada Türkiye’yi yüksek atlamada Buse Savaşkan ve Alperen Acet, üç adım atlamada Tuğba Danışmaz ve Can Özüpek, sırıkla atlamada Ersu Şaşma, 60 metrede Ertan Özkan ve Mustafa Kemal Ay ile 60 metre engellide ise Mikdat Sevler temsil edecek.
Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Ahmet Karadağ, organizasyonla ilgili açıklamasında “Son derece yetenekli bir kadroyla Avrupa’ya gidiyoruz. Sporcularımız büyük bir azim ve disiplinle çalışıyor, kendilerini sürekli geliştiriyorlar. Bu ekibin önemli başarılara imza atacağına yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Gönyeli-Alayköy Belediyesi Sağlık Şubesi ekipleri, kent genelinde öğrencilerin sağlığını korumak ve okul kantinlerinde hijyen standartlarını en üst seviyeye çıkarmak amacıyla kapsamlı denetimlerine devam ediyor.
Belediyeden verilen bilgiye göre, denetimler kapsamında, kantinlerin genel hijyen durumu incelendi, gıda maddelerinin son kullanma tarihleri kontrol edildi, çocuk beslenmesine uygun olmayan ürünler tespit edilerek gerekli uyarılar yapıldı, okullara bu yıl kurulan arıtma sistemlerinin kontrolleri gerçekleştirildi ve sağlık karneleri incelenerek kantin çalışanlarının sağlık kontrolleri değerlendirildi.
Denetimler sonucunda tespit edilen eksiklikler işletmecilere ve okul yönetimlerine bildirilerek kısa sürede giderilmesi için gerekli uyarılar yapıldı.

1974 Barış Harekatı’ndan sonra TSK’nın geliştirilmesi, dışa bağımlılığının azaltılması ve milli tesisatının hazırlanması için TSK Güçlendirme Vakfı’nın ivme kazandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Tatar, TSK’nın başarılarından bahsetti ve daha da güçlenmesini temenni etti.
TSK Güçlendirme Vakfı KKTC Fahri Tanıtım Kurulu’na duyarlılık ve hassasiyeti için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Tatar, Kurula çalışmalarında başarılar diledi.
TSK Güçlendirme Vakfı Fahri Başkanı Bülent Meydanlı ise Vakfın KKTC’de yeni olduğunu belirterek, çalışmalarından bahsetti.
Meydanlı, TSK Güçlendirme Vakfı’nın Türkiye’nin savunma sanayisinde faaliyet gösteren ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN, İŞBİR ve ASPİLSAN şirketleri ile ortaklığı olduğu bilgisini de aktardı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, temel mallarda yıllık enflasyonun geçen yılın aynı ayına göre 32 puan düşüşle yüzde 21,7’ye gerilediğini belirterek, “Dezenflasyon sürecini destekleyen maliye ve gelirler politikaları ile beklentilerdeki iyileşme sayesinde, enflasyondaki istikrarlı düşüşün devam etmesini bekliyoruz.” ifadesini kullandı.
Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından, şubat ayı enflasyon verilerine ilişkin paylaşım yaptı.
Dokuz aydır gerileyen yıllık enflasyonun, şubatta yüzde 39,1 olarak gerçekleştiğine işaret eden Şimşek, şunları kaydetti:
“Temel mallarda yıllık enflasyon geçen yılın aynı ayına göre 32 puan düşüşle yüzde 21,7, hizmet enflasyonu ise 35 puan düşüşle yüzde 59,8 oldu. Dezenflasyon sürecini destekleyen maliye ve gelirler politikaları ile beklentilerdeki iyileşme sayesinde, enflasyondaki istikrarlı düşüşün devam etmesini bekliyoruz. Vatandaşlarımızın alım gücünü ve gelir dağılımını kalıcı olarak iyileştirecek olan fiyat istikrarına ulaşmak için politikalarımızı kararlılıkla uygulayacağız.”


Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “1-31 Mart Prostat Kanseri Farkındalık Ayı” dolayısıyla Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Ayşe Kanlıada ve Dernek üyelerini kabul etti. Kabulde, Cumhurbaşkanlığı Sağlık Danışmanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı da hazır bulundu.
Kabulde konuşan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, kanser konusunda toplumun bilinçlendirilmesinin önemine vurgu yaparak, Kanser Hastalarına Yardım Derneği’ne çalışmalarından dolayı teşekkür etti.
Yapay zeka döneminde yaşandığını ve tıbbın çok ilerlediğini kaydeden Tatar, muayene olunması ve ilgili tetkiklerin yapılması çağrısında bulundu. Erken teşhisin önemine değinen Tatar, erken teşhis ile birçok kanser türünün tedavi edilebilir olduğunu belirtti.
Tüm kanser hastalarına geçmiş olsun dileklerini ileten Cumhurbaşkanı Tatar, kanseri yenenleri ise tebrik etti.
-Kanlıada
Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Ayşe Kanlıada ise “1-31 Mart Prostat Kanseri Farkındalık Ayı” dolayısıyla toplumu bilinçlendirme gayreti içinde olduklarını söyledi.
50 yaş üzeri erkeklerin “PSA Testi” yapması gerektiğini kaydeden Kanlıada, ailesinde kanser vakası olanların ise 40 yaş üzerinde gerekli testi yapması gerektiğini vurguladı.
Çalışmaları hakkında Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a bilgi veren Kanlıada, destekleri için Tatar’a teşekkür de etti.
Kabulün ardından Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanlığı bahçesinde kurulan PSA Test Taraması standını ziyaret ederek “Prostat Kanseri Tarama Projesi”ni başlattı.

Türkiye’de Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), şubatta aylık bazda yüzde 2,27, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 2,12 artış gösterdi.
Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 39,05, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 25,21 olarak kayıtlara geçti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, şubatta 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında tüketici fiyatları yüzde 53,83, yurt içi üretici fiyatları yüzde 37,55 arttı.
Aylık bazda TÜFE yüzde 2,27, Yİ-ÜFE yüzde 2,12 artış gösterdi. Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 39,05, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 25,21 oldu.
Yıllık enflasyon TÜFE’de Haziran 2023’ten bu yana en düşük oran olarak kayıtlara geçti. Yıllık enflasyon TÜFE’de, Haziran 2023’te 38,21 olarak tespit edilmişti.
AA Finans Enflasyon Beklenti Anketi’ne katılan ekonomistler şubatta TÜFE’nin yüzde 2,97 artacağını öngörmüştü. Bu ortalamaya göre yıllık enflasyonun yüzde 40’a gerileyeceği hesaplanmıştı.
– Yİ-ÜFE şubatta yıllık bazda madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 33,24, imalatta yüzde 24,76, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 23,95 ve su temininde yüzde 57,58 arttı
Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), şubatta yıllık bazda madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 33,24, imalatta yüzde 24,76, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 23,95 ve su temininde yüzde 57,58 artış gösterdi.
Yİ-ÜFE, şubatta bir önceki aya kıyasla yüzde 2,12, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 5,24, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 25,21 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 37,55 yükseldi.
Sanayinin 4 sektörünün yıllık değişimleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 33,24, imalatta yüzde 24,76, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 23,95 ve su temininde yüzde 57,58 artış gerçekleşti. Ana sanayi gruplarının yıllık değişimlerine bakıldığında, ara mallarında yüzde 21,16, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 34,52, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 33,52, enerjide yüzde 19,18 ve sermaye mallarında yüzde 24,16 yükseliş kaydedildi.
Sanayinin 4 sektörünün aylık değişimlerinde ise madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 4,16, imalatta yüzde 2,24 ve su temininde yüzde 2,9 artış hesaplanırken, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 0,34 azalış görüldü. Ana sanayi gruplarının aylık değişimlerine bakıldığında, ara malında yüzde 2,15, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 2,83, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 2,41, enerjide yüzde 0,98 ve sermaye mallarında yüzde 2,04 artış gerçekleşti.
– TÜFE’de ana harcama gruplarında, şubatta en yüksek artış yıllık bazda yüzde 94,9 ile eğitimde, en düşük artış ise yüzde 20,84 ile giyim ve ayakkabı grubunda gerçekleşti
Tüketici Fiyat Endeksi’nde (TÜFE) yer alan ana harcama gruplarında şubatta yıllık bazda en yüksek artış yüzde 94,9 ile eğitim grubunda oldu.
TÜFE’de, şubatta bir önceki aya göre yüzde 2,27, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 7,42, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 39,05 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 53,83 artış gerçekleşti.
Ana harcama grupları itibarıyla şubatta bir önceki aya göre giyim ve ayakkabı grubunda 5,06 azalış gerçekleşti. Söz konusu dönemde en yüksek artışın yaşandığı ana grubun ise yüzde 9,92 ile eğitim olduğu hesaplandı.
Şubatta geçen yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 20,84 ile giyim ve ayakkabı olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 94,9 ile eğitim olarak tespit edildi.
Endekste kapsanan 143 temel başlıktan 25 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 5 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 113 temel başlığın endeksinde ise artış görüldü.
– Özel kapsamlı TÜFE göstergeleri
İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, şubatta bir önceki aya göre yüzde 2,32, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 7,91, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 39,47 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 53,4 olarak gerçekleşti.
Özel kapsamlı tüketici fiyatları endeksi göstergelerine bakıldığında, şubatta aylık bazda en az yükseliş yüzde 1,8 ile “Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE” göstergesinde oldu.
Yıllık bazda en yüksek artış yüzde 40,35 ile “Mevsimlik ürünler hariç TÜFE” göstergesinde kaydedildi.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek), şubat ayı ve öncesine ait borcu olan abonelerin elektriğinin 5 Mart’ta kesileceğini duyurdu.
Kıb-Tek’ten yapılan yazılı açıklamada, son ödeme tarihi dolmuş Şubat 2025 dönemi ve öncesine ait 675 TL üzeri borcu olan aboneler ile taksit borcu geriliği olan tüm özel ve tüzel abonelerin elektriklerinin 5 Mart’ta kesileceği duyuruldu.

Orucun ilk birkaç günü aşırı yorgunluk ve açlık hissi yaşanabilir. Bu durum, kan şekerinin düşüşü ve vücudun birincil yakıt kaynağı olarak yağa adapte olması ile ilgilidir. Ayrıca, susuzluktan kaynaklanan baş ağrıları da görülebilir.
Oruca başlandığında bazı geceler derin uyku alınabilirken, diğer geceler uyumakta zorluk çekilebilir. Bu durum, orucun melatonin ve kortizol gibi uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen hormonlar üzerinde yarattığı değişimlerle ilgilidir.
Ramazan’da sizi tok ve enerjik tutacak yiyecekleri tercih etmek önemlidir. Sahurda, fındık ve meyvelerle hazırlanan yulaf tercih edilebilir. Oruç başlamadan hemen önce şekerli yiyeceklerden kaçınmak gerekir çünkü bu tür besinler, kan şekerinde ani dalgalanmalara ve açlık hissine yol açabilir.
Akşam yemeğinde tüketilen işlenmiş karbonhidratlar, sindirim sorunlarına zemin hazırlayabilir.
Su alımını doğru yönetmek de önemlidir. Gün boyunca oruç tutmadığınız zamanlarda içtiğiniz su miktarını, oruç süresince de almanız gerekir. Kahve ve çaydan kaçınmakta da fayda vardır çünkü bu tür içecekler, diüretik etki yaparak sıvı kaybına yol açabilir.
Bilim insanları, yaklaşık 5 gün sonra vücudun oruca uyum sağlayabileceğini ifade ediyor.
2019 yılında Avustralya’da yapılan bir araştırma, Ramazan ayında oruç tutan kişilerin önemli miktarda kilo ve vücut yağı kaybettiklerini buldu. Başlangıç vücut kitle indeksi (VKİ) ne kadar yüksekse, kaybedilen kilonun da o kadar fazla çıktığı gözlemlendi.
2023’te Avrupa Klinik Araştırmalar Dergisi’nde yayımlanan bir araştırma, orucun bağırsaklar üzerinde de olumlu etkileri olduğunu ortaya koydu. Çalışmada orucun şişkinlik, ağrı ve mide ekşimesini azalttığı tespit edildi.
2021 yılında American Heart Association Dergisi’nde yayımlanan bir araştırmada ise oruç tutmanın kan basıncını düşürdüğü görüldü.
Oruç, inflamasyonu (iltihaplanmayı) da azaltabilir. 2018’de Journal Of Nutrition And Intermediary Metabolism dergisinde yayımlanan bir analizde, Ramazan öncesi ve sonrası sağlıklı yetişkinlerde vücuttaki iltihabı düzenleyen proteinler olan sitokin seviyeleri incelendi. Araştırma, katılımcıların sitokin seviyelerinde önemli bir azalma olduğunu gösterdi.
Ancak oruç tutmanın genel sağlık üzerinde bazı olumsuz etkileri de bulunabilir. Uzun saatler susuz kalmak, safra kesesi taşı riskini artırırken; bireyler Ramazan sonrası eski yaşam alışkanlıklarına dönerek yeniden kilo alabilirler.

Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, oruç tutan kişilerde oluşan kötü ağız kokusunun ciddi bir hastalık belirtisi olabileceğine dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu.
Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, Ramazan’da ağız kokusunun sadece geçici bir problem olmayabileceğini, aynı zamanda ciddi sistemik hastalıkların belirtisi olabileceğini vurguladı.
Özkan, “Oruç sırasında tükürük üretimi azalır, ağız kuruluğu artar ve bu durum ağız içindeki anaerob bakterilerin çoğalmasını tetikler. Ancak kötü ağız kokusunun sebebi her zaman bu basit bakteriyel etkenler olmayabilir. Özellikle nefeste aseton, meyvemsi, amonyak, idrarsı, çürük yumurta kokusu, ekşilik, küflü bir koku fark eden bireyler, diyabet, böbrek yetmezliği, mide veya karaciğer hastalığı gibi ciddi durumlar açısından değerlendirilmelidir. Ramazan’da ortaya çıkan kötü ağız kokusu, vücudunuzun size verdiği bir sinyal olabilir” dedi.
“TÜKÜRÜK ÜRETİMİ YAVAŞLAR VE AĞIZ KURULUĞU OLUŞUR”
Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluğun, tükürük akışını ciddi şekilde azalttığını ifade eden Özkan, “Tükürük, ağız içini temizleyen, bakterileri nötralize eden ve diş minesini koruyan doğal bir savunma mekanizmasıdır. Ancak oruç sırasında yeterli sıvı alınmadığında tükürük üretimi yavaşlar ve ağız kuruluğu oluşur. Tükürük, dişleri çürüğe karşı koruyan doğal bir kalkandır. Ramazan’da özellikle sahurdan sonra dişler fırçalanmadığında, gece boyunca bakteriler hızla çoğalır ve asit üretir. Bu da diş minesini zayıflatarak diş çürüğü oluşumunu hızlandırır. Açlık sırasında vücut, enerji sağlamak için yağları yakmaya başlar. Bu süreçte keton cisimcikleri üretilir ve nefes yoluyla dışarı atılır. Ancak diyabetik bireylerde kontrolsüz kan şekeri nedeniyle aşırı keton üretimi gerçekleşebilir. Belirtileri; nefeste aseton kokusu, aşırı susuzluk, sık idrara çıkma, halsizlik ve baş dönmesi” diye konuştu.
Uzmanlar uyardı: “Oruçta kötü ağız kokusu ciddi bir hastalık belirtisi olabilir” – Resim : 1
NEFESTE KÜFLÜ, BALIKSI YA DA ASETON KOKUSU
Bilimsel klinik çalışmalarda, oruç tutan bireylerin yaklaşık yüzde 18’inde nefeste aseton kokusuna rastlanıldığını söyleyen Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, “Eğer bir birey nefesinde belirgin bir aseton kokusu fark ediyorsa, kan şekeri seviyelerini düzenli kontrol ettirmeli ve doktoruna danışmalıdır. Böbrekler, kandaki atık maddeleri süzerek vücuttan uzaklaştıran organlardır. Ancak kronik böbrek yetmezliği olan bireylerde, üre ve diğer toksinler kanda birikerek nefeste ‘idrar kokusu’ veya ‘balıksı’ bir koku oluşturabilir. Açlık sırasında vücuttan sıvı çıkışının da eklenmesiyle, bu kokunun daha belirgin hale gelmesine yol açabilir. Nefeste amonyak veya idrar kokusu, ellerde ve ayaklarda şişlik, sabahları yüzün şişmesi belirtileri arasındadır. Ramazan ayında sıvı alımı kısıtlandığı için, böbrek yetmezliği olan bireyler su kaybına karşı daha hassastır. Bilimsel klinik çalışmalarda, oruç tutan bireylerin yaklaşık yüzde 12 oranında, üremik nefes bulguları saptanmıştır. Nefeste idrar kokusu fark edenler, böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için nefrolog ile görüşmelidir” şeklinde konuştu.
GASTROENTEROLOJİ UZMANINA BAŞVURMALI
Karaciğerin toksinleri parçalayarak vücuttan uzaklaştıran temel organlardan biri olduğunu hatırlatan Özkan, “Ancak karaciğer yetmezliği geliştiğinde, metil merkaptan gibi sülfürlü bileşikler kanda birikerek nefeste küflü veya balıksı bir kokuya sebep olabilir. Nefeste küf veya çürük meyve kokusu, gözlerde ve ciltte sararma (sarılık), kilo kaybı ve halsizlik belirtileri arasındadır. Açlık sırasında karaciğer hastalarının, nefeste belirgin bir küf kokusu fark edilirse, bu karaciğer fonksiyonlarının bozulduğuna işaret edebilir. Bu durumda gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır” dedi.
Uzun süreli açlık ile mide asidinin ağza gelerek reflü semptomlarını artırabildiğine dikkat çeken Özkan, “Bu durum, nefeste ekşi veya çürük yumurta kokusuna yol açar. Ayrıca, mide enfeksiyonuna neden olan Helicobacter pylori bakterisi de ağız kokusunun şiddetlenmesine katkıda bulunabilir. Bilimsel klinik çalışmalarda, oruç tutan bireylerin reflüye bağlı ekşi/kükürtlü koku, yaklaşık yüzde 9 civarında gözlemlenmiştir. Ağızda ekşi veya sülfürlü (çürük yumurta) koku, mide yanması ve ekşime, gece artan mide rahatsızlıkları belirtileri arasındadır” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar uyardı: “Oruçta kötü ağız kokusu ciddi bir hastalık belirtisi olabilir” – Resim : 2
Sahur ve iftarda yeterli su tüketilmesi gerektiğini anlatan Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, “Su tüketimi tükürük üretimini artırarak kötü ağız kokusunu azaltır. Ağız hijyenine dikkat edin. Sahurdan sonra dişlerinizi mutlaka fırçalayın. Ayrıca, dil temizliğini önemseyin. Sahurda aşırı protein tüketiminden kaçının. Fazla protein, ağız kokusuna sebep olan sülfürlü bileşikleri artırabilir. Bitkisel çözümlerden faydalanın. Karanfil, nane ve maydanoz çiğnemek ağız kokusunu hafifletebilir. Kötü ağız kokusu yüzde 80 ağız kaynaklıdır. Diş çürüğü, dişeti hastalığı ve diş enfeksiyonlarına bağlı kötü ağız kokusu varlığında öncelikle diş hekimi veya uzman diş hekimlerine muayene olunmalıdır. Ramazan boyunca nefeste aseton, meyvemsi, amonyak, idrarsı, çürük yumurta kokusu, ekşi, küflü bir koku fark edilirse mutlaka bir dahiliye, endokrinoloji veya nefroloji uzmanına danışılmalıdır. Ağız kokusunun türü ve eşlik eden belirtiler dikkatlice değerlendirilmelidir. Sağlıklı bir Ramazan geçirmek için ağız hijyenine özen gösterilmeli ve şüpheli durumlarda vakit kaybetmeden uzman Hekimlere başvurulmalıdır” şeklinde konuştu.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugün toplanacak.
Genel Kurul’un bugünkü gündeminde, “Üst Kademe Yöneticiliği Yapan Kamu Görevlilerinin Atanması Hakkında (Değişiklik) Yasa Tasarısı” ve “Sayıştay Komitesi’nin, Kuzey Kıbrıs Türk Hava Kurumu 1 Ekim 1991 – 30 Eylül 1997 Mali Yıllarına Ait Sayıştay Denetim Raporu” bulunuyor.
Meclis’te ayrıca “Motorlu Araçlarla Yolcu ve Eşya Taşınması (Denetim) (Değişiklik) Yasa Tasarısı”nın üçüncü görüşmesi yapılacak.

Petrol, Trump yönetiminin Çin de dahil olmak üzere ABD’nin başlıca ticaret ortaklarına yönelik planlanan tarifeleri öncesinde haftanın başında değer kazandı.
Brent, Eylül ayından bu yana en büyük aylık kaybından sonra varil başına 73 doların üzerine çıkarken, ABD Ham Petrolü 70 dolara yakın işlem görüyor. Salı günü başlaması planlanan Çin, Meksika ve Kanada’ya uygulanan vergiler ertelenebilir, ancak herhangi bir erteleme muhtemelen geçici olacaktır.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bir dizi ülkeye kapsamlı tarifeler uygulama tehditleri, küresel piyasalardaki hissiyatı etkiledi. Bundan dolayı petrol vadeli işlemleri Ocak ortasından bu yana düşüş eğiliminde.
Kanada ve Meksika petrolüne uygulanan vergiler ve Chevron’un Venezuela ham petrolünü üretme ve ihraç etme lisansını iptal etme tehditleri, ABD ham petrol ithalatının yaklaşık yüzde 80’ini riske attı. Bu, rafinerilerin işlemeyi tarihi olarak yüksek seviyelere çıkardıkları bir zamanda maliyetleri artırabilir.

Serbest piyasada Amerikan Doları 36,52 TL, Euro 38,07 TL, İngiliz Sterlini ise 46,06 TL’den işlem görüyor.
Saat 07.55 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 36,51 TL, satış fiyatı 36,53 TL.
Euro’nun alış fiyatı 38,05 TL, satış fiyatı 38,08 TL, İngiliz Sterlini ise 46,04 TL’den alınıp 46,08 TL’den satılıyor.

Meteoroloji Dairesi’nin tahminlerine göre, bölgede parçalı ve çok bulutlu bir hava bekleniyor.
Alçak basınç sistemi nedeniyle soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak olan bölgede sıcaklıkların iç kesimlerde ve sahillerde 18-21°C dolaylarında seyretmesi öngörülüyor.
Rüzgarın ise Kuzey ve Doğu yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli esmesi bekleniyor.

Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Hasan Yılmaz Işık, fiyatların denetlenebilmesi için yaptığı çalışmalardan dolayı Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu yılın bakanı olarak belirlediklerini açıkladı.
Işık yaptığı yazılı açıklamada, piyasada bazı ürünlerin fahiş fiyatlara satıldığını, Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu’nun ise bunların önüne geçmek için çalışma başlattığını belirtti.
“Piyasa anarşisini denetim altına alacak esaslı ve kapsamlı çalışmaları özellikle, “Hal Yasası” kapsamında hallerin kurulması ve “Digital Karkod Sistemi”-“Elektronik Etiketleme” sisteminin hayata geçirilmesi ile fahiş fiyat vurgununun önüne geçecek çalışmaları tüketiciler ile işbirliği içesinde başlatacak Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu’nu derneğimiz yılın Bakanı Ödülüne layık görmüştür” diyen Işık, Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu’na ödülünü 15 Mart Dünya Tüketiciler Günü’nde AKM yapılacak konferans ve ödül töreninde vereceklerini kaydetti.
Işık açıklamasında, Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’nın enflasyonun yarattığı piyasa anarşisi konusunda tüketicileri koruyacak önlemlerin alınabilmesi için Tüketici Konseyi’ni toplamasını talep ederek, Maliye Bakanlığı ile Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’na sundukları acil önlemler paketinin de uygulanmasını istedi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, usta sanatçı Edip Akbayram’ın vefatının ardından sosyal medya hesabından duygusal bir paylaşım yaptı.
İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören ve 75 yaşında hayata gözlerini yuman Edip Akbayram için üzüntüsünü dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, şu ifadeleri kullandı:
“GEL DE ‘ALDIRMA GÖNÜL’ DE…”
Edip Akbayram’ın Kıbrıs’taki konserleriyle Kıbrıslı Türklerin gönlünde taht kurduğunu vurgulayan Tatar, paylaşımında şunları söyledi:
“İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavisi süren usta sanatçı Edip Akbayram’ın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyorum. Kıbrıs’taki konserleriyle yüreğimizde taht kurmuştu… O Kıbrıslı Türkleri, Kıbrıslı Türkler de onu çok sevmişti… Müstesna sesi ve eşsiz yorumlarıyla hiç unutulmayacak. Usta sanatçı gönüllerimizde hep yaşayacak. Nur içinde, ışıklarda uyu Edip Akbayram… Mekanı cennet olsun.”
Sanat hayatı boyunca halkın sesi olan ve unutulmaz eserlere imza atan Edip Akbayram, özellikle “Aldırma Gönül” ve “Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz” gibi şarkılarıyla hafızalara kazınmıştı. Tatar’ın paylaşımı, birçok takipçisi tarafından duygusal yorumlarla karşılandı.