Archives Kasım 2025

BM bir sonraki Genel Sekreterini seçmek için resmen süreci başlattı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu ve BM Güvenlik Konseyi, bir sonraki BM Genel Sekreterinin seçilme sürecini resmen başlatarak, BM’ye üye ülkelere adaylarını sunmaları konusunda ortak bir mektup gönderdi.

BM Genel Kurul Başkanı Annalena Baerbock, söz konusu mektup hakkında yazılı açıklama yaptı.

Baerbock, BM Güvenlik Konseyi Dönem Başkanı Sierra Leone’nin BM Daimi Temsilcisi Michael Imran Kanu ile bir sonraki Genel Sekreterin seçilmesi ve atanması sürecini resmen başlatan ortak mektubu imzalayarak üye ülkelere gönderdiklerini belirtti.

Bir sonraki Genel Sekreterin seçiminin, çatışmalar, iklim krizi ve artan insani ihtiyaçlar nedeniyle BM için kritik bir döneme denk geldiğini ifade eden Baerbock, dünyanın BM’ye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu, çünkü BM’nin dünyadaki tüm ülkeleri bir araya getirebilen tek kuruluş olmaya devam ettiğini vurguladı.

Baerbock, üye devletlere BM Genel Sekreterliği görevi için adaylarını sunma çağrısında bulundu.

Ortak mektupta, “Genel Sekreterlik görevinde hiçbir kadının bulunmamasını üzüntüyle karşılıyor ve üst düzey karar alma pozisyonlarına erişimde kadın ve erkeklerin eşit fırsatlara sahip olmasının gerekliliğine inanıyoruz.” ifadeleri yer aldı.

Her üye devletin tek başına veya diğer üye devletlerle birlikte grup olarak yalnızca bir aday gösterebileceği belirtilen mektupta, BM Güvenlik Konseyinin adayları Temmuz 2026 sonuna kadar değerlendirerek seçeceği ve nihai oylama için BM Genel Kurulu’na göndereceği kaydedildi.

BM Genel Sekreter adaylarının, BM Güvenlik Konseyi’ndeki 5 daimi üye tarafından veto edilmemesi gerekiyor.

BM Güvenlik Konseyi’nde yapılan gizli oylamada en az 9 oy alarak onaylanan adayların kazanması için BM Genel Kurulu’ndaki seçimde de en az 97 oy toplaması gerekiyor.

1 Ocak 2017’den bu yana iki dönemdir görev yapan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in süresi, 31 Aralık 2026’da sona eriyor.

Venezuela’da binlerce kişi ABD’ye tepki için yürüdü

Venezuela’da binlerce kişi, ABD’nin ülkeye yönelik tehditlerini protesto etmek ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya destek vermek için sokaklara çıktı.

Başkent Caracas’ta düzenlenen “Kurtarıcı Simon Bolivar’ın Bayrak ve Kılıç Yürüyüşü”ne katılan kalabalık, taşıdıkları dev Venezuela bayraklarıyla ABD’nin Karayipler’deki askeri konuşlanmasına tepki gösterdi.

Göstericiler, ABD’nin bu yığınağını “tehdit ve saldırı” olarak nitelendirirken, Maduro’nun fotoğraflarını taşıyarak devlet başkanına destek sloganları attı.

Yürüyüşe polisler, askerler, milis güçleri ve çok sayıda vatandaş da katıldı. Kalabalık, ABD’nin olası müdahale girişimine karşı birlik mesajı verdi.

Göstericilerle yürüyen İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, konuşmasında halkın her geçen gün daha da kenetlendiğini ve özgür yaşam iradesini kararlılıkla koruduğunu belirtti.

Cabello, ülkeyi tüm güçleriyle savunacaklarını vurgulayarak, “Son zamanlarda emperyalizmin tehditleri ve dünyayı yönettiklerini sananların saldırıları arttı. Niyetleri Venezuela’nın doğal kaynaklarını ele geçirmek.” ifadesini kullandı.

ABD, Maduro ve üst düzey Venezuelalı yetkililerin yönettiğini iddia ettiği Cartel de los Soles suç örgütünü Yabancı Terörist Örgütler (FTÖ) listesine almıştı.

Venezuela, ABD’nin bu adımını, ülkeye müdahale etmek için bahane oluşturma girişimi olarak nitelendirmişti.

ABD’nin, “uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele” gerekçesiyle gönderdiği dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve saldırı grubunun, Latin Amerika bölgesine ulaştığı belirtilmişti.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro da buna karşılık ülkede 4,5 milyon milis gücünü seferber ettiğini ve herhangi bir saldırıyı püskürtmeye hazır olduklarını açıklamıştı.

Başbakan Üstel duyurdu: Hane Halkı Harcamaları yeniden belirleniyor

Başbakan Ünal Üstel, ülkede (Tüketici Fiyat Endeksi) TÜFE oranlarının günümüz koşullarını yansıtabilmesi amacıyla, İstatistik Kurumu tarafından TÜFE hesaplamalarında kullanılan mal ve hizmet sepeti ile ağırlıklarının güncellenmesi yönünde uzun yıllardır ihtiyaç duyulan çalışmanın başlatıldığını açıkladı.

Başbakan Üstel, 2014–2015’ten bu yana güncellenmeyen (Tüketici Fiyat Endeksi) TÜFE sepetinin, toplumun değişen tüketim alışkanlıkları nedeniyle güncellenmesi gerektiğini ifade ederek, “Bu çalışma, ekonomik göstergelerimizin doğruluğu ve maaşlara yansıyacak TÜFE oranlarının güncel verilere dayanması açısından büyük önem taşımaktadır” dedi.

Bu çerçevede İstatistik Kurumu, ülke genelindeki tüm binaları kapsayan bir adres güncelleme süreci başlatacaktır. Yaklaşık 70 kişilik bir ekip, her binayı ziyaret ederek adres bilgilerini güncelleyecek ve hanelere 15 soruluk kısa bir bilgi formu doldurtacaktır.

Yaklaşık 2,5 ay sürecek bu çalışma sonucunda, hane halkı bütçe anketinde kullanılacak örnek hanelerin bilimsel kriterlerle belirlenmesi için gerekli altyapı oluşturulacaktır.

Adres güncellemelerinin tamamlanmasının ardından, 1 Nisan 2026 tarihinde bir yıl sürecek Hane halkı Bütçe Anketi başlayacaktır. Bir yıl sürecek bu ankette, her ay ortalama 570 farklı örnek hane düzenli aralıklarla ziyaret edilerek günlük harcamaları kaydedilecektir.

Başbakan Üstel, bu konudaki çalışmanın ülkemizde yapılan en kapsamlı çalışma olduğunu vurgulayarak, “Hanelerin günümüz koşullarına uygun harcamalarını doğrudan takip ederek daha sağlıklı TÜFE hesaplanacaktır” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili ihale sürecinin tamamlandığını ve çalışmanın başladığını belirten Başbakan Üstel, vatandaşlara da çağrıda bulunarak, “Ekiplerimiz haneleri ziyaret ettiği dönemde halkımızın vereceği destek son derece değerlidir. Bu çalışma, hem kamu çalışanlarımızın hem özel sektör emekçilerimizin hem de tüm vatandaşlarımızın ekonomik hayatını doğrudan etkileyecek doğru veri üretimi için yürütülmektedir” dedi.

Hava parçalı bulutlu

Meteoroloji Dairesi’nin 1 Aralık Pazartesi gününe kadar olan hava tahmin raporuna göre, bölge genellikle Alçak Basınç Sistemi ile serin ve nemli, periyodun ilk gününde ise üst atmosferdeki serin ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Parçalı bulutlu hava etkili olacak.

En yüksek hava sıcaklığı iç kesimlerde 23-26 derece, sahillerde ise 19-22 derece dolaylarında olurken, rüzgar ise genellikle Kuzey ve Doğu’dan orta kuvvette zaman zaman kuvvetli esecek.

Savaşan: Her türlü şiddete karşı birlikte hareket etmek zorundayız!

UBP Genel Sekreteri Dr. Ahmet Savaşan, kişisel sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında önemli mesajlar verdi.

Dr. Savaşan, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin hiçbir biçimde kabul edilemeyeceğini vurgulayarak, teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte dijital şiddetin de kadınların güvenliğini, özgürlüğünü ve toplumsal katılımını tehdit eden yeni bir alan olarak öne çıktığını belirtti.

2025 yılı teması olan “Tüm Kadın ve Kız Çocuklarına Yönelik Dijital Şiddeti Sonlandırmak İçin Birleşin! – Çevrim İçi Şiddete Hiçbir Bahane Yok” ifadesinin herkese güçlü bir çağrı niteliği taşıdığını kaydeden Savaşan, çevrim içi tacizden nefret söylemine, siber zorbalıktan rızasız görüntü paylaşımına kadar dijital mecralarda üretilen tüm şiddet türleriyle ortak mücadele edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kadınların dijital ve fiziksel tüm alanlarda güvenli yaşama hakkının korunmasının; güçlü yasal düzenlemeler, bilinçlendirme çalışmaları, toplumsal duyarlılık ve ortak mücadele ile mümkün olduğunu ifade eden Savaşan, kadınların onurlu, eşit ve şiddetten uzak bir yaşam sürmesi için atılan her adımın yanında olduklarını vurguladı.

Dr. Ahmet Savaşan, mesajını “Şiddetin değil, eşitliğin ve dayanışmanın hâkim olması için çalışmaya devam edeceğiz” sözleriyle tamamladı.

Çelik: Rum Yönetimi’nin girdiği yol, yüzlerce kilometre hızla duvara çarpma yoludur

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde yaptığı açıklamada, Kıbrıs konusuna da değindi. Güney Kıbrıs’ın silahlanma faaliyetlerine dikkati çeken Çelik, Rum tarafının silahlanma süreçlerinin müzakere söylemlerini de yok ettiğini belirtti. Ege’de Akdeniz’de çatışma istemediklerini söyleyen Çelik, “Herhangi bir şekilde sorunların masa dışında ele alınmasını istemiyoruz” diye konuştu. Ömer Çelik, “Dolayısıyla Rum tarafı kendisini AB üyeliğinin verdiği şımarıklıkla giderek daha marjinal noktalara doğru sürüklüyorlar. Yapacakları en yanlış iş bu silahlanma yarışına girmektir. İki bundan daha yanlış iş bu silahlanma yarışına İsrail’in desteğinin verilmesidir. Herhangi birinin bu Siyonist hükümetle yan yana gelmesi hem insanlığa hakarettir hem kendi milletine hakarettir. Dolayısıyla Rum yönetiminin silahlanma meselesinde girdiği yol, yüzlerce kilometre hızla duvara çarpma yoludur” dedi.

Her zaman müzakere ve diplomasi ile sorunları çözmeden yana olduklarını belirten Çelik, “Bu şekilde silahlanma yarışına girenler sadece kendi kendilerine zarar verecek bir süreci devam ettirmiş olurlar” şeklinde konuştu.

OĞUZ: ARTIK VATANDAŞLIK ÜZERİNDEN POPÜLİZM YAPILMAMALI

İçişleri Bakanlığı’nın 19 milyar 965 milyon 957 bin TL’lik bütçesi Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde oy çokluğuyla kabul edildi.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz konuşmasında, ülkede artık vatandaşlık üzerinden popülizm yapılmaması gerektiğini ifade etti. Nüfus politikasının doğru olduğunu ancak vatandaşlık üzerinden seçimde avantaj sağlama söylemlerinin sona ermesi gerektiğini belirten Oğuz, yasa güncellenmesi konusunda hemfikir olduğunu dile getirdi.

Yabancılara mal satışıyla ilgili çok mesai harcandığını ifade eden Oğuz, “Bir tarafımız ekonomik yönden, bir tarafımız siyasi yönden bakıyor.” dedi. Sektörün ülke ekonomisine katkı sağladığını ifade eden Oğuz, ambargolara rağmen Avrupa’nın hemen hemen her ülkesinden insanın ülkede mülk aldığını dile getirdi. Bakan Oğuz, KKTC’ye gelen insanlarla ilgili devletin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Yabancılara mal satışıyla ilgili yasa geçtikten sonra 21 Mayıs 2024’ten bugüne kadar, birden fazla mülk alıp müracaat eden kişi sayısının 1827 olduğunu ifade eden Oğuz, 3 bin 727 TC vatandaşı, 9 bin 747 üçüncü ülke vatandaşı olmak üzere toplam 13 bin 474 kişinin ise taşınmaz mal alma başvurusunda bulunduğunu söyledi.

“Tapu konusunda amacımız şeffaflık.” diyen Oğuz, çağdaş, modern tapu sistemini devreye alacaklarını kaydetti, bu konudaki çalışmaları aktardı. İskele’ye yeni bir tapu binası yapıldığını hatırlatan Oğuz, Gazimağusa ve Lefkoşa için ise bina projeleri çizdiklerini kaydetti, “Teknik olarak çalışıyoruz.” dedi. Ocak ayında tapuda kadrolu hukukçu olacağını ifade eden Bakan Oğuz, yeni teşkilat şemasının geçtiğine dikkat çekti.

Şartlı tahliyeyle ilgili 2025 yılı içerisinde 648 başvuru, 287 kabul, 360 ret olduğunu dile getiren Oğuz, MAKS projesinde belediyelerin binaları sisteme girişiyle ilgili rakamları da paylaştı.

2025 yılında dağıtılan kırsal kesim hak sahipliği belgesinin 34 yerleşim yerinde 4 bin 402 olduğunu ifade eden Oğuz, 138 tane ise parsel dağıtıldığını söyledi.

Komitede yarın Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçeleri görüşülecek.

Üstel: Kamu personeline yönelik devamsızlık ve mesai denetimleri sıklaştırılıyor

Başbakan Ünal Üstel, Maliye Teftiş ve İnceleme Kurulu ile Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı tarafından başlatılacak etkin denetimlerle ilgili açıklama yaptı.

Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şöyle;

“Son dönemde bazı kurumlarımızda mesaiye geç gelme, görev yerinden izinsiz ayrılma, mesai saatlerine uymama, mazeretsiz devamsızlık ve izin-rapor usullerine aykırı davranma gibi sorunların arttığını tespit etmiş bulunuyoruz.

Vatandaşlarımızdan gelen şikayetleri dikkate alarak, kamu hizmetlerinde verimliliği artırmak ve halkımıza kesintisiz hizmet sunmak amacıyla harekete geçtik.

Bugün yayımladığımız genelge ile Maliye Teftiş ve İnceleme Kurulu ile Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı tüm kurumlarda etkin denetimlere başlıyor.

Kamu personelinin mevzuata uygun hareket etmesi ve mesai kurallarına tam uyumu bundan böyle çok daha sıkı şekilde denetlenecektir.

Denetimlerde; personelin görev yerinde bulunup bulunmadığı, mesaiye zamanında başlayıp başlamadığı ve ek mesai dönemlerinde fiilen görev yapıp yapmadığı titizlikle kontrol edilecek ve usulsüzlük tespit edilmesi halinde kim olduğuna bakılmaksızın işlemler hemen başlatılacaktır.

Devletimiz çalışanlarına karşı tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmektedir. Aynı hassasiyeti tüm kamu görevlilerinden de bekliyoruz. Kamu görevlilerimizin vatandaşlarımıza saygı ve özenle hizmet vermesi bizim için esastır

Bu vesileyle tüm vatandaşlarımıza en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

Başbakan Üstel: Suç ve suçluyla mücadele kararlılıkla sürüyor

Başbakan Ünal Üstel, “Halkımızın huzurunu ve güvenliğini tehdit eden hiçbir girişime asla müsamaha göstermeyeceğiz” dedi.

Başbakan Ünal Üstel, son günlerde ülke genelinde yürütülen huzur operasyonlarıyla ilgili açıklamada bulundu.

Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şöyle;

“Son günlerde yürütülen huzur operasyonları ve dün yaşanan kundaklama olayının ardından, polisimizin failleri kısa sürede yakalaması büyük bir kararlılığın göstergesidir. Bu başarılı çalışmaları nedeniyle polisimize ve tüm güvenlik güçlerimize teşekkür ediyorum.

Halkımızın huzurunu ve güvenliğini tehdit eden hiçbir girişime asla müsamaha göstermeyeceğiz. Devletimizin tüm güvenlik birimleri, her gün ve her saat sahadadır; suç ve suçluyla mücadele kararlılıkla sürmektedir.

Vatandaşlarımız müsterih olsun; huzuru bozmaya çalışan herkes karşısında devletimizin gücünü bulacaktır. Güvenlik güçlerimize bir kez daha teşekkür ediyor, görevlerinde başarılar diliyorum.”

 

Aksa Enerji, Burkina Faso’da 20 Yıllık Elektrik Satış Anlaşması İmzaladı

Aksa Enerji, Burkina Faso’nun ulusal elektrik kurumu Sonabel (La Société Nationale d’Electricité du Burkina) ile 20 yıl süreli garantili elektrik alım anlaşması imzalayarak Afrika’daki sürdürülebilir büyüme stratejisine bir yatırım daha ekledi. Anlaşma kapsamında şirket, başkent Ouagadougou’da toplam 119 MW kurulu güce sahip akaryakıt kaynaklı elektrik üretim santralini 2026’nın son çeyreğinde devreye alacak.

Türkiye’nin en büyük halka açık serbest elektrik üreticisi olan Aksa Enerji, bu yeni projeyle Afrika’daki stratejik varlığını güçlendirmeyi hedefliyor. Ouagadougou’da kurulacak santralin, Burkina Faso’nun artan enerji talebini karşılamada önemli rol üstlenmesi ve ülkenin elektrik arz güvenliğine uzun vadeli katkı sağlaması bekleniyor. Projenin inşaat ve işletme süreçlerinde yerel tedarik zinciri ile istihdamın desteklenmesi planlanıyor.

Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cemil Kazancı, anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bugün attığımız stratejik adım, Afrika’da uzun vadeli değer yaratma vizyonumuzun önemli bir yansımasıdır. Burkina Faso’nun enerji arz güvenliği hedeflerine katkı sağlamak üzere, Aksa Enerji olarak tecrübemiz ve yetkinliklerimizle en hızlı ve verimli çözümlerimizi devreye sokacağız. Afrika kıtasında daha önce gerçekleştirdiğimiz projelerde olduğu gibi bu projede de başarılı olacağımıza inanıyorum. Uzun vadeli ve döviz bazlı bu anlaşma, güçlü finansal yapımız ve mühendislik gücümüzle fark yaratmaya devam ettiğimizin bir göstergesidir.”

Gana, Senegal ve Gabon’daki yatırımlarıyla Afrika’da güçlü bir konum edinen Aksa Enerji, Burkina Faso projesiyle kıtadaki varlığını daha da pekiştiriyor.

İçişleri Bakanı Oğuz ile Polis Genel Müdürü Adalıer’den Güvenlik Değerlendirme Toplantısı

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Polis Genel Müdürü Ali Adalıer ile bir araya gelerek son günlerde ülkede yaşanan iç güvenlik konularını değerlendirdi.

Bakanlıkta gerçekleşen toplantıda, daha önce yapılan İş Güvenliği Kurulu toplantısında alınan kararlar ile bu çerçevede yürütülen çalışmalar ele alındı.

Görüşmede, Türkiye Cumhuriyeti’nin yetkili birimleriyle bilgi ve veri paylaşımının güçlendirilmesi, güvenlik alanında yeni teknik sistemlerin devreye alınması ve mevcut tedbirlerin artırılması konuları üzerinde duruldu.

Sınır Kapılarında Denetimler Artacak
Toplantıda, sınır kapılarında girişlerde daha etkin ve sıkı denetim yapılmasının gerekliliğine dikkat çekildi. Bu doğrultuda atılması planlanan adımlar değerlendirilerek uygulamaya yönelik çalışmalar masaya yatırıldı.

Ülke güvenliği ve halkın huzuru için polis teşkilatının son dönemde yürüttüğü başarılı operasyonlar da toplantının gündem maddeleri arasında yer aldı.

Toplantıya, Polis Muhaceret Müdürü Fevzi Öztümen de katılarak ilgili birimdeki çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Dinçyürek: Türk tıp dünyasının gücü birlikten geliyor

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Ankara’da düzenlenen 11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı’nda yaptığı konuşmada, “Türk tıp dünyasının gücü birlikten geliyor.” dedi.

Bakanlıktan verilen bilgiye göre Sağlık Bakanı Dinçyürek, Türkiye Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Türkiye Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından düzenlenen 11. Türk Tıp Dünyası Kurultayı için Ankara’da bulunuyor.

Kurultayda konuşma yapan Bakan Dinçyürek, Türk tıp dünyasının en saygın buluşmalarından biri olarak nitelendirdiği kurultayda yer almaktan onur duyduğunu belirterek, Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar’ın Türk dünyası ve KKTC için taşıdığı değere vurgu yaptı. Dinçyürek,  “Göğsünde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayrağını taşıyan bir vatandaşımız, fahri Büyükelçimizdir; önünde saygıyla eğiliyorum.” dedi.

Dinçyürek, “Kurultayın bilgi paylaşımını artıracağını, sağlık diplomasisini güçlendireceğini ve Türk sağlık sistemine yeni ufuklar açacağını” ifade ederek, “Unutmamalıyız ki, birlikte daha güçlüyüz.” dedi.

-“Uluslararası katılım kurultayın gücünü artırıyor”

Dinçyürek, bu yıl çok sayıda ülkenin sağlık bakanı ve üst düzey yetkilisiyle genişleyen uluslararası katılımın, ortak projeler geliştirme ve bilgi paylaşımını artırma adına önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

KKTC’nin hem ikili hem çok taraflı iş birliklerine hazır olduğunu ifade eden Dinçyürek, Türkiye Cumhuriyeti öncülüğünde gerçekleştirilen kurultayın yenilikçi fikirler ve iş birlikleri için değerli bir platform oluşturduğunu söyledi.

-“TÜSEB iş formu yenilikçi projelere zemin hazırlıyor”

Konuşmasında TÜSEB tarafından düzenlenen Üreten Sağlık İş Forumu’na da değinen Bakan Dinçyürek, akademi, araştırmacılar ve girişimcilerin bir araya geldiği bu yapının, yenilikçi projelerin gelişmesine önemli katkılar sağladığını belirtti. KKTC olarak Ar-Ge iş birliklerini artırmayı, dijital sağlık ve araştırma alanlarında ortak projeler geliştirmeyi hedeflediklerini ifade etti.

TÜSEB’in Aziz Sancar Bilim Hizmet ve Teşvik Ödülleri’nin Türk bilim insanlarının dünyaya katkılarını görünür kıldığını belirten Dinçyürek, ödüllerin Aziz Sancar’ın adını taşımasının genç araştırmacılar için güçlü bir ilham kaynağı olduğunu söyledi.

-“Türkiye ile sağlık iş birliği stratejik öncelik”

Türkiye ile sağlık alanındaki iş birliğini KKTC için stratejik bir öncelik olarak gördüklerini belirten Dinçyürek, KKTC’nin sağlık altyapısının güçlendirilmesi, hizmet kapasitesinin artırılması ve ortak projelerin desteklenmesinde Türkiye’nin rolüne işaret ederek, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türkiye Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na teşekkürlerini sundu.

Dinçyürek, dijital sağlık uygulamalarından yeni hastanelerin yapımına kadar pek çok alanda sağlanan katkıların, halkın sağlık hizmetlerine erişimini ve kaliteyi artırdığını ifade etti.

 -“Teknofest’in KKTC’de düzenlenmesi motivasyon sağladı”

Bu yıl ilk kez KKTC’de yapılan TeknoFest’in ülkeye büyük motivasyon sağladığını belirten Dinçyürek, bunun ardından ülkede Ar-Ge merkezlerinin hızla canlandığını söyledi. Çok sayıda genç araştırmacı ekibin kendilerini ziyaret ettiğini, bu ekiplerin Sağlık Bakanlığı ile ortak projeler yürütmeye başladığını, KKTC’nin araştırma ve teknoloji alanında dünyaya açılma potansiyelinin güçlendiğini söyledi.

-“İnsan kaynağımız ve üniversitelerimiz güçlü”

KKTC’nin güçlü insan kaynağına, gelişmiş üniversitelere ve eğitim altyapısına sahip olduğunu vurgulayan Dinçyürek, ortak çalışmaların ülkeler arası iş birliklerini geliştireceğini ve bölgeye önemli hizmetler sunacağını belirtti; bu süreçte genç araştırmacılara ve akademisyenlere teşekkür etti.

MİLLİ ARŞİV VE ARAŞTIRMA DAİRESİ İLE EVKAF GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN ORTAK ÇALIŞMA

Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi, Evkaf Genel Müdürlüğü’ne ait arşivlerde yer alan 1929–1950 yılları arasında olan 2 bin 220 adet nikâh izinnamesinin tasnif ve dokümantasyon çalışmalarını tamamladı.

Dairenin, Evkaf Genel Müdürlüğü ile birlikte yürüttüğü kapsamlı çalışma sonucunda tespit edilen belgeler, araştırmacıların ve ilgililerin erişimine sunulmak üzere bugün itibarı ile hizmete açıldı.

-“Tarihi kayıt niteliği taşıyor”

Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi’nden yapılan açıklamada, söz konusu nikâh izinnamelerinin, Karpaz, Larnaka, Mağusa ve Lefkoşa’nın bir kısmını kapsadığı ifade edilerek, bu belgelerin, dönemin sosyal yapısını, aile ilişkilerini ve idari düzenlemelerini yansıtan birer tarihi kayıt niteliği taşıdığı belirtildi.

Belgelerin, yalnızca tarihi yönüyle değil, hukuki açıdan da büyük önem arz ettiği kaydedilen açıklamada, 30 Mart 1995 tarihinde Aile Mahkemesi’nde meydana gelen yangın sonucunda kaybolan birçok evlilik belgesinin aslına ulaşma açısından değer taşıyan bu izinnamelerin, doğum belgesi veya soy bağı araştırması yapan vatandaşlar için de önemli bir başvuru kaynağı olacağı vurgulandı.

-“Toplumsal açıdan değerli kayıtlar”

“Evlenen her çift, tarihi olarak farklı sosyal, kültürel koşullar altında buluşmuş ve birlikte bir gelecek kurma kararı almışlardır. Düğünler, mehirler, nikâh törenleri…” denilen açıklamada, şöyle devam edildi:

“O dönemde bir kural niteliği taşıyan mehir, bir sembol değil, aile kurumunun güvenliği açısından bir sorumluluktu. Mehirin değişkenliği, toplumun ekonomik yapısına, bireylerin sosyal statülerine ışık tutmaktadır. Bu ve benzeri bilgilere erişilebilecek bu çalışma bizlere, her bir çiftin yaşadığı dönemin koşullarıyla nasıl bir bağ kurduğunu da göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır.”

-Filistin ve Kıbrıs arasındaki tarihi bağ

Nikah İzinnameleri arasında 1929–1950 yılları arasında Kıbrıs’ta evlenerek, Filistin’e göç eden 98 kişinin kayıtlarının da gün yüzüne çıkarıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Bu izin sahiplerinin günümüzde çocuklarının Gazze’de yaşıyor olma ihtimali dikkate alındığında, bu belgeler sayesinde söz konusu ailelerin o dönemde kök tabiyetlerini kanıtlama imkânı doğabilecektir” denildi.

Açıklamada, bu kapsamda kayıtların, ilgili kişiler açısından uluslararası hukuk mekanizmalarına başvuru süreçlerinde destekleyici bir rol üstlenebileceği ve halen Gazze’de yaşayan ve kökeni Kıbrıs’a dayanan kişilerin, kuşatma altından kurtulmalarına olanak sağlayabileceği ifade edildi.

-Sadrazam

Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi Müdürü Ejdan Sadrazam konuyla ilgili açıklamasında, 1929–1950 yıllarına ait nikâh izinnamelerinin, hem tarihi hafızanın korunması hem de vatandaşların geçmişle olan bağlarının belgelenmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

Arşiv çalışmalarını Evkaf İdaresi ile iş birliği içerisinde sürdürmeye devam edeceklerini belirten Sadrazam, “Evkaf Genel Müdürlüğü arşivlerinde yer alan nikah izinnameleri kayıtlarının bu fonda toplanmasıyla, daha geniş bir veri tabanına ulaşarak, halkımıza daha etkin hizmet sunma imkânı elde edeceğiz. Benzer nitelikteki belgelerin de fona dâhil edilmesiyle ülkemizin arşivsel mirası daha da güçlenecektir” dedi.

-Çiftçi

Milli Arşiv ve Araştırma Dairesi Osmanlıca Mütercimi Esin Fatma Çiftçi ise, “Kişi adlarının bir kısmı Kıbrıs ağzıyla söylendiği gibi kaydedilmiş olduğundan hem o şekliyle hem de standart şekliyle kataloğa aktarılmıştır” diyerek, köy isimlerinde aynı durum aranmadığını ve en genel kullanımları ile aktarıldığını kaydetti.

Çiftçi, Kıbrıs ağzı araştırmaları için büyük önem taşıyan ve sosyal tarihe ışık tutan bu kataloğun, ülkede sıklıkla yaşanan doğum belgesi yokluğuna büyük katkısı olacağı düşüncesini belirtti.

-Özdemir

Evkaf Genel Müdürlüğü’nden çalışmalara katılan Said Özdemir ise, çalışmaların, yaklaşık 5 bin kişinin hayatını ve onların evliliklerini içerdiğini ifade ederek, “Her biri, bir yuva kurmanın, bir sevdanın, bir aile oluşturmanın tarihi bir tanığı” dedi.

Bu çalışmanın, yalnızca arşivsel bir katkı sağlamakla kalmadığına aynı zamanda her bir çiftin yaşadığı dönemin koşullarıyla nasıl bir bağ kurduğunu gösterdiğine dikkat çeken Özdemir, “Kıbrıs’ın her köyündeki imamlar, nikâhları kıyarak sadece dini bir yükümlülüğü yerine getirmekle kalmamış, aynı zamanda toplumun temellerini güçlendiren aile kurumunun korunması için de büyük sorumluluk taşımışlardır” ifadelerini kullandı.

POLİS MÜDÜRÜ ADALIER: ÜLKE GÜVENSİZ DEĞİL

Polis Genel Müdürü Adalıer, Polis örgütünün bugüne kadarki çalışmalarında başarılı olduğuna dikkat çekti ve “Ülkede hepimizi rahatsız eden durumlar var. Polisin bununla ilgili mücadelesi sürüyor. ‘Bu ülke güvensizdir’ algısı yaratmak doğru değil” dedi

Cumhuriyet Meclisi Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nde Polis Genel Müdürlüğü’nün bütçesi 8 milyar 452 milyon 706 bin TL olarak oy birliğiyle kabul edildi.

Güvenlik, basına yönelik tehdit, huzur operasyonu gibi konuların konuşulduğu toplantıda, Polis Genel Müdürü Ali Adalıer, muhalefet ve iktidar milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Adalıer, “Ülkede hepimizi rahatsız eden durumlar var. Polisin bununla ilgili mücadelesi sürüyor. ‘Bu ülke güvensizdir’ algısı yaratmak doğru değil. Hepimiz aynı gemideyiz.” dedi.

Polis örgütünün bugüne kadarki çalışmalarında başarılı olduğunu belirten Adalıer, “Bunun hakkını vermek lazım.” diye konuştu.

Adalıer, bir anda olmasa da bir takvim dahilinde polislerin ihtiyaçlarının giderilmesi gerektiğini söyledi.

Poliste eksik kalan birtakım ihtiyaçların giderilmesi için zamana ihtiyaç olduğunu kaydeden Adalıer, polisin 2024’te personel ihtiyacı, yasalar, özlük hakları, bina, araç gereç teknik, teçhizat ve eğitimle ilgili yol haritasının belirlendiğini söyledi.

Polisin moral ve motivasyonunu düzeltmek için 9 başlıkta yasa önerisi hazırlandığını belirten Adalıer, “Bir anda değil ama bir takvim dahilinde polislerin ihtiyaçlarının giderilmesi lazım.” dedi.

Suçların önlenmesi için suçun neden işlendiğiyle ilgili de çalışma yapılmasının önemine işaret eden Adalıer, uyuşturucuyla mücadelenin bir devlet politikası olması gerektiğini de dile getirdi.

Adalıer, “Niyet varsa, suç işlenir. Suçu engellemek adına polise teknik imkanlar kazandırmalı, günümüzde birçok şey bir telefon konuşmasına veya mesaja bakıyor.” dedi.

Organize suçla mücadele için yasal düzenlemeye ihtiyaç olduğunu da ifade eden Adalıer, oto galerilere yönelik saldırılarda, faili meçhul hiçbir mesele kalmadığını söyledi.

Adalıer, Türkiye’deki yetkili makamlarla iş birliği yapıldığını dile getirerek, KKTC polisinin sahada önemli başarılar elde ettiğini de dile getirdi.

Kelepçe konusunda söylenenleri de yanıtlayan Adalıer, “Polis eleştirilirken birçok unsur göz ardı ediliyor. Bu konu birçok paydaş ile konuşuldu.” dedi.

Adalıer, “Polis örgütü bugüne kadarki çalışmalarında başarılı. Bunun hakkını vermek lazım. Polisimiz sahada çok iyidir ki failler yakalanıyor. Önleyici tedbirler, yasal gereksinimlerin ve ihtiyaçların giderilmesi lazım.” dedi.

Adalıer, ek mesai konusunda iyileştirme yapılması gerektiğini yineleyerek, “Bu bütçeyle araç filomuzu yenilememiz de mümkün değil.” açıklamasında bulundu.

Sami Özuslu’nun sorusu üzerine Adalıer, “Tüm basın mensuplarının korunması bizim sorumluluğumuzdur. Gerekli tedbirler alınıyor.” dedi.

Polisin ödül verme ve operasyon kaleminin 500 bin TL’nin altında olduğunu da söylemesi üzerine bütçede artışa gidildi.

Adalıer’in konuşmasının ardından polisin ödül kalemine 450 bin TL artış yapılarak Polis Genel Müdürlüğü’nün 8 milyar 452 milyon 706 bin TL’lik bütçesi oy birliğiyle kabul edildi.

5 yılda 4 bin 934 kadın şiddet mağduru

Polis Genel Müdürlüğü (PGM), kadına yönelik şiddetle mücadelede sıfır tolerans ilkesiyle çalışmalarını sürdürüyor.

Kadına yönelik şiddet içeren suçlarla daha etkin mücadele etmek amacıyla 2018 yılında Polis Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Kadına Karşı Şiddete Müdahale Şubesi’ne son 5 yılda toplam 4 bin 934 şikayet başvurusu yapıldı.

Son 5 yılda 4 kadın öldürüldü, 2 bin 72 kadın darp edildi. 2024-2025 döneminde ise kadın cinayeti kaydedilmedi.

Verilere göre kadınlara yönelik; “362 telefonda tahkir edici arama veya mesaj, 352 şiddet kullanma tehdidi ve 312 rahatsızlık” vakası kayıtlara geçti. Ayrıca 56 kadın cinsel tacize, 33 kadın cinsel tecavüze, 25 kadın cinsel saldırıya uğradı; 15 kadın ise zorla kaçırıldı.

– En fazla darp suçu işleniyor

Kadına Karşı Şiddete Müdahale Şubesi’nin Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) ile paylaştığı verilere göre, 2021’den 2025 yılının Ekim ayı sonuna kadar olan süre zarfında toplam 4 bin 934 kadın şiddete maruz kaldı.

Buna göre, 2021’de bin 65, 2022’de 957, 2023’te 931, 2024’te bin 24 ve 31 Ekim 2025’e kadar olan sürede 957 şikayet başvurusu yapıldı.

Son beş yolda kadına yönelik şiddet verilerine göre, “Toplam 2 bin 72 darp, 362 telefonda tahkir edici arama veya mesaj, 352 şiddet kullanma tehdidi, 312 rahatsızlık, 290 Elektronik Haberleşme Yasası’na aykırı hareket, 164 umumi yerde sövme, 129 kasti hasar, 114 mahkeme emrine riayet etmemek, 71 mülke tecavüz, 70 özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, 56 cinsel taciz, 41 vahim zarar, 33 cinsel tecavüz, 27 hırsızlık, 25 cinsel saldırı, 21 kavga, 16 yaralama, 15 zorla insan kaçırma, 10 fesat karıştırma, 5 sarhoşluk, 2 cinayet vakası” kayıtlara geçti. Bunun yanında 665 dosya ise “polis meselesi yok” şeklinde sonuçlandırıldı.

– 2021’de bin 65 şiddet vakası, bir kadın cinayete kurban gitti

2021’de bin 65 kadın şiddet mağduru oldu, ayrıca bir kadın cinayete kurban gitti.

Verilere göre, “376 darp, 109 rahatsızlık, 108 şiddet kullanma tehdidi, 102 telefonda tahkir edici arama veya mesaj, 45 Elektronik Haberleşme Yasası’na aykırı hareket, 44 kasti hasar ve 39 umumi yerde sövme” vakası kayıtlara geçti. Kadınlardan 24’ü cinsel tacize, 11’i cinsel tecavüze ve 8’i ise cinsel saldırıya uğradı.

Kadına karşı şiddete yönelik suç türleri incelendiğinde ayrıca, “14 mahkeme emrine uymama, 13 özel hayatın gizliliğini ihlal, 12 kavga, 10 mülke tecavüz, 6 hırsızlık ve vahim zarar, 4 yaralama ile fesat karıştırma” olayları rapor edildi. Bu dönemde 2 kadın da zorla kaçırıldı.

– 2022’de 14 kadın taciz edildi, 9 kadın tecavüze uğradı

2022’de kadına yönelik toplam 957 şiddet başvurusu yapıldı. Bu başvurular arasında darp, 393 vaka ile ilk sırada yer aldı. Aynı dönemde 14 kadın cinsel tacize, 9 kadın cinsel tecavüze ve 5 kadın cinsel saldırıya uğradı. Ayrıca 26 kadın rahatsız edilirken, 3 kadın zorla kaçırıldı.

“69 telefonda tahkir edici arama veya mesaj, 55 şiddet kullanma tehdidi, 44 Elektronik Haberleşme Yasası’na aykırı hareket, 20 özel hayatın gizliliğini ihlal, 21 mahkeme emrine uymama, 19 umumi yerde sövme, 14 kasti hasar, 10 mülke tecavüz, 8 hırsızlık, 5 kavga, 3 yaralama ve vahim zarar ile 1 sarhoşluk ve fesat karıştırma” vakası kayıtlara geçti.

– 2023’te üç kadın öldürüldü, 451 kadın darp edildi

Kadına Karşı Şiddete Müdahale Şubesi’nin verilere göre, 2023’te bir kadının partneri tarafından öldürüldüğü kayıtlara geçti. Aynı yıl içinde iki kadın ise, farklı kişi ya da kişiler tarafından öldürülmüştü.

Aynı dönemde toplam 931 şiddet vakası kayıtlara geçti. Bu vakaların 451’i darp suçu olarak öne çıktı. Veriler, yıllara göre kadına yönelik darp olaylarında artış yaşandığını ortaya koydu.

Kadınlardan 10’u cinsel tecavüze, 5’i cinsel saldırıya ve 3’ü cinsel tacize uğradı. Ayrıca 39 kadın rahatsız edilirken, 3 kadın da zorla kaçırıldı.

–  2024’te 465 kadın darp edildi, 9 kadın tacize uğradı

Verilere göre, 2024’te kadına yönelik şiddet vakalarında bir önceki yıla kıyasla artış yaşandı. Toplam bin 24 şiddet olayı kayıtlara geçerken, bunların 465’i darp vakası olarak öne çıktı. Kadın cinayeti ise kaydedilmedi.

9 kadın cinsel tacize, 3 kadın cinsel saldırıya, 2 kadın cinsel tecavüze uğradı. 62 kadın rahatsız edilirken, 3 kadın da zorla kaçırıldı.

-2025’in ilk 10 ayında 957 şiddet vakası… 357 kadın darp edildi

2025 yılının Ekim ayı sonuna kadar kadına yönelik toplam 957 şiddet vakası kayıtlara geçti. Bu olayların 387’si darp vakası olarak yer aldı.

Aynı dönemde kadınlardan 6’sı cinsel tacize, 4’ü cinsel saldırıya ve 1’i cinsel tecavüze uğradı. 76 kadın rahatsız edilirken, 4 kadın da zorla kaçırıldı. Kadın cinayeti ise kaydedilmedi.

Ayrıca; “78 Elektronik Haberleşme Yasası’na aykırı hareket, 54 şiddet kullanma tehdidi ve telefonda tahkir edici arama veya mesaj, 41 umumi yerde sövme, 27 mahkeme emrine uymama, 24 mülke tecavüz, 22 kasti hasar, 13 vahim zarar, 9 özel hayatın gizliliğini ihlal, 3 sarhoşluk ve yaralama, 2 fesat karıştırma ve kavga ile 1 yaralama” şikayeti kayıtlara geçti. 

KIBRIS TÜRK BAROLAR BİRLİĞİ İLE SÜRDÜRÜLEN ADLİ YARDIM ANLAŞMASI İMZALANDI

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Kıbrıs Türk Barolar Birliği arasında, ekonomik gücü yetersiz kadınlara hukuki destek verilmesine yönelik sürdürülen iş birliği protokolü yenilendi.
Protokole Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu ile Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı imza koydu.
Protokolün amacının ekonomik açıdan gücü yetersiz kadınlara hukuki destek verilmesi olduğunu kaydeden Hasipoğlu, protokolün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nünde yenilenmesinin de ayrıca önemli olduğunu vurguladı.
Bakan Hasipoğlu, protokolün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren elde edilen bazı veriler de paylaştı.
Bugüne kadar 625 kadının adli yardım desteğinden yararlandığını, aynı süre içinde 333 kadının sığınma evi talebiyle Sosyal Hizmetler Dairesi’ne başvurarak Sığınma Evi’ne yerleştirildiğini belirten Hasipoğlu, ALO 183 İhbar Hattı’na kurulduğu günden bugüne kadar 314 şiddet bildirimi yapıldığını kaydetti.
Hasipoğlu, Polis Genel Müdürlüğü’nün 2019 yılında faaliyete giren Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Birimi’ne bugüne dek 6959 kadının başvurduğunu da söyledi.
Bu rakamların son derece ciddi rakamlar olduğuna dikkat çeken Hasipoğlu, her yıl Barolar Birliği ile yenilenen protokolün kapsamına bu yıl, Evlilik Dışında Doğan Çocuklar Yasası çerçevesinde mağdur kadınlara hukuki destek sağlanması ile tanıma-tenfiz, boşanma, velayet ve nafaka konularında maddi imkânı olmayan kadınlara yardım edilmesi maddelerinin eklendiğini ve verilen hukuki desteğin kapsamının genişletildiğini ifade etti.
Hasipoğlu, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isterim ki: Kadına yönelik şiddet, bir insan hakkı ihlalidir. Yalnızca bireysel bir sorun değil, toplumsal bir yaradır.Bu nedenle şiddetle mücadele, ancak hep birlikte; tüm kamu kurumlarının, sivil toplum örgütlerinin, meslek birliklerinin ve toplumun her kesiminin güçlü işbirliğiyle çözülebilir” ifadelerini kullandı.
Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı da konuşmasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yürütülen protokolün ve işbirliğinin sekizinci yılına girdiklerini söyledi. Paylaşılan rakamların toplumda yaşanan kadına yönelik şiddeti net olarak ortaya koyduğunu belirten Esendağlı, istatistiklerden de görüldüğü şekilde kadına yönelik şiddetin önünen geçilemediğini kaydetti.
Aile Yasası’ndaki yasal bir dayanak üzerinden bakanlığın Barolar Birliği ile oluşurduğu adli yardım mekanizmasının ciddi ve etkin şekilde çalıştığını ve bunun son derece değerli olduğunu kaydeden Esendağlı, “Ülkemizde kapsamlı bir adli yardım mekanizmasının olmaması önemli bir eksikliktir. Mekanizmanın diğer davalarda adli yardım desteği alınmasına da örnek olmasını diliyoruz.” ifadelerini kullandı.

BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL: ”KADINA YÖNELİK ŞİDDET; KABUL EDİLEMEZ, AFFEDİLEMEZ”

Başbakan Ünal Üstel, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” dolayısıyla mesaj yayımladı…

Başbakan Ünal Üstel’in mesajı şöyle;

“25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle, kadınlara yönelen her türlü şiddetin karşısında durmanın hem insani hem de devlet sorumluluğu olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Kadına yönelik şiddet; kabul edilemez, affedilemez ve toplumun vicdanında yeri olmayan bir davranıştır. Konu siyasetin merkezindedir; insan onurunu korumak, her kadın için güvenli bir yaşam ortamı sağlamak devletin temel görevidir.

Kadına yönelik şiddet, bireyleri hedef alıyor gibi görünse de, aslında tüm toplumu etkileyen bir sorundur. Bu nedenle hükümet olarak, gerekli düzenlemeleri yapmak ve koruyucu mekanizmaları güçlendirmek konusunda kararlılıkla hareket ediyoruz.

Sosyal hizmet birimlerimiz, polis teşkilatımız ve ilgili kurumlarımız; destek arayan kadınlara hızlı, net ve güvenilir hizmet sunmak için çalışmalarını aralıksız sürdürmektedir.

Bu mücadelenin asli unsurlarından biri de şiddetin temelinde yatan eşitsizliğin ortadan kaldırılması ve toplumda doğru bilincin oluşmasıdır. Kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik eğitim ve bilgilendirme çalışmalarını bu nedenle destekliyoruz. Çünkü şiddetin azalması, ancak eşitsizlikle mücadele, toplumsal farkındalık ve duyarlılıkla mümkün olacaktır.

25 Kasım’ın hatırlattığı sorumlulukla, kadınların haklarını ve güvenli yaşam arayışlarını korumaya aynı kararlılıkla devam edeceğiz.”

TBMM heyeti İmralı’ya gitti: Sürecin ilerletilmesi için olumlu sonuç alındı

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından belirlenen heyet, bugün İmralı’ya giderek planlanan ziyareti gerçekleştirdi.

Terörsüz Türkiye sürecinde beklenen kritik İmralı ziyareti bugün gerçekleşti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından belirlenen heyet, İmralı’ya gitti.

Süreç komisyonundan AK Parti’den Hüseyin Yayman, Milliyetçi Hareket Partisi’nden Feti Yıldız ve DEM Parti’den Gülistan Koçyiğit heyette yer aldı.

Meclis Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, “En son 21 Kasım 2025 tarihinde yapılan 18’inci toplantısında ise İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda Abdullah Öcalan’ın dinlenmesi konusunda nitelikli çoğunlukla karar alınmıştır. Söz konusu karar doğrultusunda, 24 Kasım 2025 tarihinde heyet, İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na gitmiştir.” denildi.

“SORULAN SORULAR KAPSAMINDA BEYAN ALINDI”

Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:

“Bu doğrultuda, 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı akabinde örgütün kendisini feshetmesi ve silah bırakması yönündeki açıklamaların yanı sıra Suriye’de 10 Mart mutabakatının hayata geçirilmesine yönelik sorulan sorular kapsamında detaylı beyanları alınmıştır.

Görüşme neticesinde; toplumsal bütünleşme, kardeşliğin pekiştirilmesi ve bölgesel perspektife yönelik sürecin pozitif ilerletilmesi açısından olumlu sonuçlar alınmıştır.

Komisyonun bundan sonraki süreçte hedeflerini gerçekleştirme yönündeki azimli ve kararlı tutumu sürdürülecektir.”

KARAR NİTELİKLİ ÇOĞUNLUKLA ALINDI

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 18. toplantısında İmralı’ya gitme kararı verildi.

Komisyondaki karar nitelikli çoğunlukla alındı. Ziyarete katılmayacağını açıklayan CHP ile Yeniden Refah Partisi (YRP) oylamaya katılmadı.

AK Parti, MHP ve DEM Parti “evet” oyu verirken, üç partinin toplam oyu firesiz 30 oldu. Yeni Yol çekimser kaldı. EMEP ve TİP, “evet” oyu kullandı. Demokrat Parti, DSP ve HÜDA-PAR teklife “ret” oyu verdi. Komisyonda toplam 32 “evet” oyu kullanılmıştı.

KOMİSYON RAPOR AŞAMASINA GEÇECEK

3 kişilik heyet İmralı dönüşünde görüşmeye ilişkin Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nu bilgilendirecek. Böylece Komisyonun dinleme mesaisi tamamlanmış olacak.

Komisyonda bulunan siyasi partiler 28 Kasım’a kadar görüş ve önerilerini iletecek. Sonrasında ise komisyonun hazırlayacağı rapor için çalışmalar başlayacak.

Raporda Terörsüz Türkiye sürecinde Meclis’te gerçekleşebilecek yasal düzenlemeler için atılacak adımlara ilişkin öneriler olacak.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: SÜRECE KATKI SUNACAK

Güney Afrika ziyareti dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak, Terörsüz Türkiye çalışmalarını eşgüdüm içinde yürütüyoruz.” dedi. Komisyonda farklı siyasi partilerin sürece dahil olmasının ve katkı vermesinin çok önemli olduğunun altını çizen Erdoğan, “Komisyonun aldığı en son kararı, sürecin önünü açan, sürece katkı sunacak, terörün tasfiyesini hızlandıracak bir karar olarak değerlendiriyoruz.” dedi.

BAHÇELİ: GEREKİRSE BEN GİDERİM

Ziyaret, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Gerekirse İmralı’ya ben giderim.” çıkışıyla siyasetin en önemli gündem maddesi haline gelmişti.

Ünal Üstel: Güvenlikte hiçbir gecikmeye, hiçbir zafiyete izin vermeyeceğiz

Başbakan Ünal Üstel, Askerlik (Değişiklik) Yasa Tasarısı’na dikkat çekerek, “İrademiz nettir: Güvenlikte hiçbir gecikmeye, hiçbir zafiyete izin vermeyeceğiz” dedi.

Başbakan Ünal Üstel, Askerlik (Değişiklik) Yasa Tasarısı’nın bugün Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda oy birliğiyle onaylanmasına işaret ederek, sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yaptı.

Başbakan Üstel, “Bu karar, güvenlik yapımızı güçlendirmek için başlattığımız kapsamlı reform sürecinin tarihi bir adımıdır” ifadelerini kullandı.

Üstel, “Yıllardır konuşulan ancak bir türlü hayata geçirilemeyen düzenlemeler artık rafta kalmayacak; devletimizin güvenliğini ilgilendiren tüm yasal adımları tek tek tamamlayacağız. İrademiz nettir: Güvenlikte hiçbir gecikmeye, hiçbir zafiyete izin vermeyeceğiz” açıklamasını yaptı.

Berova: Denetimler Güçleniyor, Hayat Pahalılığını Dondurma Çalışması Bulunmuyor

Meclis Genel Kurulunda güncel konuşmalar yapıldı. Maliye Bakanı Özdemir Berova konuşmasında, X ray ile kontrol mekanizmasının uygulamaya konmasının kendi dönemlerinde olduğunu Gazimağusa’daki denetimlerin uluslararası normlarda yapıldığını, turizm limanında da x rayin çalışabilir durumda olduğunu, bir hafta içinde uluslararası normlara sahip olunacağını kaydetti.

Bir süre sonra termal kameralarla da denetim yapabilecek noktaya gelineceğini aktaran Berova, konuyla ilgili teknik detayları paylaştı.

Hayat pahalılığının dondurulması yönünde bir çalışma olmadığını, böyle çalışma yapılacak olsa bütçeye gireceğini kaydeden Berova, önümüzdeki günlerde de böyle bir çalışma yapılmasının sözkonusu olmadığını söyledi.

Vergi matrah dilimleriyle ilgili şuan için öyle bir mükellefiyet olmadığını, gerekmesi halinde ocak ayı içerisinde değerlendirmede bulunacaklarını ifade eden Berova, gelecekle ilgili de niyet beyanında bulunamayacağını kaydetti.

Oğuz: Ülkenin güvenliği hepimizin sorumluluğudur

Meclis Genel Kurulunda güncel konuşmalar yapıldı.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz konuşmasında, Polis teşkilatına aktif operasyonlarla ilgili teşekkür ederek, uyuşturucu konusunda da elinden geleni yaptıklarını, suç takibi, çete ve artan tehditlerle ilgili de üst seviyede bilgi paylaşımı yapıldığını belirtti.

Uluslararası mücadelede KKTC’nin TC üzerinden aktif katılım sağladığını kaydeden Oğuz, güncel olaylarla ilgili yaptıkları çalışmalarla ilgili de bilgi verdi.

Oğuz, ülkenin güvenliğinin sadece hükümetin değil herkesin konusu olduğunu vurgulayarak, burasının “sığınılacak liman” olmadığı vurgusu da yaptıklarını söyledi. Oğuz, x ray cihazlarıyla ilgili de teknik bilgi vererek güvenliği üst seviyeye çıkarıp suç haline gelmeden önleyebilmeyi amaçladıklarını kaydetti. İçişleri Bakanı Dursun Oğuz da önce Öğretmenler Gününü kutlayarak, sivil savunma teşkilatının afet olmadığı zaman da hazır kuvvet olarak bulunması gerektiğini kaydetti, 6 Şubat’ta hayatını kaybedenlere rahmet diledi. Sivil savunmanın gelişiminin takdir edilecek durumda olduğunu, bu yıl personel alımıyla ilgili de çalışmalar yapıldığını belirten Oğuz, seferberlik anlarında sivil savunmaya katkı sağlanabilecek yasalar olduğunu da hatırlatarak örnekler verdi. Son yıllarda sivil savunma gönülllülüğünün de toplumda fark yarattığını söyleyen Oğuz, kendi kadrolarının yanında oluşturulan gönüllülerinde katkı yapacak düzeye ulaştığını kaydetti. İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, önceden de söylediği gibi ülkedeki her bireyin güvenliğinin kendilerinde olduğunu, bazı konuların paylaşılmamasından yana olduklarını bunu teknik çalışmalar kapsamında değerlendirdiklerini söyledi. Oğuz, her türlü tehditi polisle birlikte yakından takip ettiklerini kaydederek, önceden yaşanan olaylarla ilgili da bazı detayları paylaşarak ülkeye girişlerle ilgili de çalışma yaptıklarını belirtti. Huzur operasyonlarının düzenli şekilde yapılması gerektiğini ve bu tip uygulamaların güvenliği sağlamak açısından gerekli olduğunu ifade eden Oğuz, “Sadece basınla ilgili değil herkesle ilgili tahdit yetkili makamların sorunu” dedi. Dursun Oğuz, yarın komitede bu konularla ilgili daha detaylı konuşulacağını belirterek milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Çiçek hastalığı tazminatları ödendi

Genel Tarım Sigortası Fonu, küçükbaş hayvanlar için 1 milyon 737 bin TL’lik çiçek hastalığı tazminatının 22 üreticiye ödendiğini duyurdu.

Genel Tarım Sigortası Fonu Müdürü İpek Kızılduman, yazılı açıklamasında, Hayvancılık Zorunlu Sigorta Tüzüğü gereğince 189 küçükbaş için 22 üreticiye 1 milyon 737 bin 180 TL tazminat ödendiğini belirtti.

Kızılduman, nisan ve eylül aylarına ait tazminatların Kooperatif Merkez Bankası’na gönderildiğini kaydetti.

Fatoş Horuz serbest bırakıldı: Zor bir süreçti, mutluluğum tarif edilemez

İzinsiz ikamet gerekçesiyle 17 Kasım’dan bu yana tutuklu bulunan 20 yaşındaki Fatoş Horuz, verilen insani ikamet izniyle özgürlüğüne kavuştu. Horuz, yaşadığı süreci “Zor bir süreçti, mutluluğum tarif edilemez” sözleriyle anlattı.

Ülkede izinsiz ikamet ettiği gerekçesiyle 17 Kasım’dan bu yana tutuklu bulunan 20 yaşındaki Fatoş Horuz, “insani ikamet izni” verilmesiyle serbest kaldı.

Avukatıyla birlikte açıklama yapan Horuz, “Zor bir süreçti. Bana yardımcı olan herkese çok teşekkür ederim. Mutluluğum tarif edilemez.” diye konuştu.

BESTE DAL: GİRİŞİMLERİMİZ SONUÇSUZ KALMADI

Avukat Beste Dal, İçişleri Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada, yaptıkları girişimlerin sonuçsuz kalmadığını dile getirdi.

İnsani ikamet izni verilmesiyle Fatoş Horuz’un serbest kaldığını ifade eden Dal, çok mutlu olduklarını dile getirdi.

Yaşanan süreçle ilgili bilgi de veren Dal, Horuz’un önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı alacağını ardından KKTC vatandaşlığı içinde müracaatının alınacağını belirterek, bütün bu işlemlerin takipçisi olacaklarını dile getirdi.

KKTC’de doğan Fatoş Horuz, “ülkede izinsiz ikamet ettiği” gerekçesiyle tutuklanmıştı.

Horuz, 21 Kasım’da Gazimağusa Kaza Mahkemesi’ne çıkarılarak aleyhinde yedi gün daha tutukluluk emri temin edilmişti.

Erdoğan, İmralı’ya gitme kararını takdir etti: İmralı kararı süreci hızlandıracak

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan, İmralı’ya gidilmesine ilişkin komisyon kararını terörün tasfiyesini hızlandıracak adım olarak değerlendirdi. Türkiye’nin barış, güvenlik ve kalkınma hedeflerini vurgulayan Erdoğan, ülkenin kendi kaderini kendi elleriyle inşa ettiğini belirtti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda, İmralı’ya gidilmesine yönelik oy çokluğuyla alınan karara ilişkin, “Komisyonun aldığı en son kararı, sürecin önünü açan, sürece katkı sunacak, terörün tasfiyesini hızlandıracak bir karar olarak değerlendiriyoruz.” dedi.

Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Johannesburg kentinde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “Türkiye’yi Suriye’de biz durdurduk” ve “Biz Türkiye ile anlaşmak istiyoruz” anlamına gelecek sözlerini nasıl yorumladığına ilişkin soru üzerine Erdoğan, Suriye’nin toprak bütünlüğünün esas olduğunu, Suriye’nin kaderine, Suriye halkının karar vereceğini, bunu defalarca söylediklerini ve bugün de aynı noktada olduklarını vurguladı.

Erdoğan, “Suriye’deki en ufak bir karışıklığın ve istikrarsızlığın nasıl ağır faturalar oluşturduğunu en iyi bilen ülke Türkiye’dir. Ülkemizin milli güvenliği ve huzuru söz konusu olduğunda daha önce hangi adımları attığımız herkesin malumudur. Benzeri bir tehdit ve tehlikeyle tekrar karşılaşmak istemeyiz ama karşılaşırsak da gereğini yaparız.” ifadesini kullandı.

“BÖLGEMİZİN HER KARŞINDA BARIŞ, HUZUR VE GÜVENLİK İSTİYORUZ”

Erdoğan, Türkiye’nin, kimsenin toprağında, egemenliğinde gözünün olmadığını hep söylediğine dikkati çekerek, “Biz, Suriye, Irak ve Lübnan başta olmak üzere bölgemizin her karışında barış, huzur ve güvenlik istiyoruz. Bunu da hiçbir ayrım yapmadan herkes için, tüm halklar için istiyoruz. Aslında İsrail yönetimi bölgede attığı her adımın hem hukuksuz, hem de istikrarsızlık kaynağı olduğunu biliyor. Siz İsrail basınının ne yazdığından çok Türkiye’nin ne yaptığına odaklanın. Buradan zaten neticesini alırsınız. Biz, kendi stratejik önceliklerimiz çerçevesinde neye ihtiyaç duyuyorsak, onu yapıyoruz ve bundan sonra da yapacağız.” diye konuştu.

“ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’ya 28 maddelik bir barış önerisi sundu. Ama Ukrayna buna karşı, ‘Egemenliğimiz için büyük tehdit’, ‘Kabul edilemez’ diyor. Yine tarafların Cenevre’de buluşup konuşacağı da yazıldı çizildi. Sizin bu barış planına bakışınız nedir? Üzerinde uzlaşılabilir bir çerçevesi var mı sizce?” sorusu üzerine Erdoğan, Ukrayna’da barış için bir zemin oluşmasının uzun zamandır gayret gösterdikleri bir konu olduğuna dikkati çekti.

Erdoğan, şunları kaydetti:

“ABD Başkanı Donald Trump ile de Ukrayna konusunda neler düşündüğümüzü çeşitli vesilelerle konuştuk. Biz, adil bir barışın kaybedeninin olmayacağını düşünüyoruz. Adil barışa ulaşmanın yolunun da müzakereden, bir araya gelmekten geçtiği kanaatindeyiz. Şimdi ortaya konulan barış planının bir zemin olup olmayacağı tartışılıyor. Bu plan üzerinde anlaşma mümkün mü? Evet, mümkündür. Ama nasıl? Bunun üzerinde durmak gerekiyor. Plan, tarafların meşru beklentilerini, güvenlik ihtiyaçlarını yeni istikrarsızlıklar doğurmayacak şekilde karşılarsa anlaşma mümkün olur. Biz uzlaşının, hemfikir olunan konularla, pozitif gündemle başlatılan bir müzakereyle mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Herkesi tatmin eden bir zemin oluşturulursa, kalıcı bir çözüm kapısı açılır. Adil ve kalıcı barışın önünü açacak önerilerin müzakere edilerek başlaması, süreci olumlu şekilde etkiler. Türkiye olarak daha önce İstanbul’da nasıl önemli bir rol oynadıysak, bugün de aynı yapıcı tavrı sürdürmeye hazırız.”

“KOMİSYON, SAYIN MECLİS BAŞKANIMIZIN RİYASETİNDE ÖNEMLİ İŞLERE İMZA ATTI”

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun, oy çokluğuyla İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na gidilmesini kararlaştırması ve CHP’nin İmralı’ya gidecek heyette yer almama kararına ilişkin soru üzerine Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak “Terörsüz Türkiye” çalışmalarını eş güdüm içinde yürüttüklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hem bizim Sayın Bahçeli’yle hem de arkadaşlarımızın MHP’deki muhataplarıyla yakın diyaloğu var. Ayrıca DEM Parti heyetini de belli periyotlarla kabul ediyoruz. Bu çalışma modeli ile süreci buraya kadar kazasız belasız getirdik. Mecliste kurulan komisyon, farklı siyasi partilerin sürece dahil olması ve katkı vermesi açısından çok mühimdi. Komisyon, Sayın Meclis Başkanımızın riyasetinde önemli işlere imza attı. Biz de Komisyona her türlü katkıyı, desteği verdik. “Terörsüz Türkiye” sürecini, gündelik siyasetin yıpratıcı tartışmalarının uzağında tutmaya özen gösterdik. Komisyonun aldığı en son kararı, sürecin önünü açan, sürece katkı sunacak, terörün tasfiyesini hızlandıracak bir karar olarak değerlendiriyoruz. Partimizi temsilen Hatay Milletvekilimiz Hüseyin Yayman’ı malum görevlendirdik. Hüseyin Bey uzun yıllar bu meseleyi çalışmış, daha önce Akil İnsanlar Heyetimizde yer almış bir arkadaşımız. Bu konuya vukufiyeti sebebiyle partimiz adına çalışmalara Hüseyin Bey katılacak. ‘Terörsüz Türkiye’ menziline varana kadar sabırla, samimiyetle, cesaretle ve kararlılıkla hareket etmeyi sürdüreceğiz.”

“UMARIZ CHP’LİLER, PARTİLERİNİ ÇEPEÇEVRE KUŞATAN BU AHTAPOTTAN KURTARABİLİR”

Erdoğan, “Belediyelerin imkan ve kaynaklarının çıkar amaçlı suç örgütleri tarafından kullanıldığına dair somut tespit, iddia ve iddianamelerle karşı karşıyayız. Öncelikle bu düzene bir idari ve yasal çerçevede neşter vurulması gerektiğini düşünüyor musunuz? Bunun tamamlayıcı kısmı da CHP eski Genel Başkanının son açıklaması. Kendisi CHP’nin rüşvet çarkının aktörleriyle anılmaması gerektiğini ve bu rüşvet iddialarından da arınması gerektiğini ifade etti. Yorumunuz ne olur?” sorusuna, milletin, belediyeleri yöneticilere emanet ettiği, oturdukları koltukların ve bulundukları makamların millete ait olduğu yanıtını verdi.

“Onların emanetine el uzatmaya yeltenenlerin ellerini kırmak ve açtıkları yolları tıkamak da devletin en temel vazifesidir” ifadesini kullanan Erdoğan, kimsenin, milletin bir kuruşunu dahi çetelere ve çıkar gruplarına peşkeş çekmesine izin vermediklerini, bundan sonra da vermeyeceklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

“Şayet birileri mevcut sistemden tünel kazarak, hırsızlıklarına, yolsuzluklarına, rüşvet çarklarına su taşıyan bir yol açmışlarsa, kimsenin şüphesi olmasın, o yolları da keseriz. Sayın Kılıçdaroğlu da görüyoruz ki koyunlarında besledikleri yılanlardan rahatsız olmuş ve isyan etmiştir. CHP’yi rüşvet, irtikap, hırsızlık, yolsuzluk girdabına sürükleyen anlayıştan rahatsız olduğunu söylüyor. Demek ki bir rüşvet çarkı var. Onu kendisi de kabul ediyor. Bugün, CHP yönetiminin tek gündemi yargının önündeki korkunç iddiaları perdelemek, dikkatleri başka yönlere çekmek, gürültü çıkartarak partinin içine düştüğü bataklığın görülmesini engellemektir. Umarız CHP’liler, partilerini çepeçevre kuşatan bu ahtapottan kurtarabilir.”

“BUNLAR, MİLLETİN DURUMU İLE ZERRE KADAR İLGİLENMEDİKLERİ İÇİN ÇAMUR ATMAKLA MEŞGUL”

Erdoğan, “Deprem bölgesinde 350 bininci konutu teslim ettiniz. Asrın felaketinin ardından yıkılan şehirler hızla ayağa kaldırılıyor. Ama muhalefet burada da verilen sözlerin tutulmadığı ve yapılması gerekenlerin yapılmadığı şeklinde bir çıkışta bulunuyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?” sorusu üzerine, “Yıllardır milletimize bunların gözleri olduğunu ancak gerçekleri görmediklerini, kulakları olduğunu fakat hakikatleri işitmediklerini, dilleri olduğunu ancak doğruları söylemediklerini hep anlattık, anlatıyoruz.” ifadesini kullandı.

En son deprem bölgesinde 350 bininci konutun anahtar teslimini yaptıklarını, bunun sıradan bir rakam olmadığını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Halep oradaysa arşın burada. Gidin asrın felaketinin yıktığı şehirlerimizin nasıl ayağa kalktığını görün. Fakat bunlar oralara sadece oy istemeye gittikleri için, milletin durumu ile zerre kadar ilgilenmedikleri için çamur atmakla meşguller. Hatırlayın, seçim zamanı depremzedeler kendilerini seçmeyince onlara nasıl ağır hakaretlerle saldırdıklarını. Biz milletimize yapılan hiçbir şeyi unutmayız, unutturmayız. Daha millete temel belediyecilik hizmetini veremeyen CHP, çıkıp bize ahkam kesiyor. En büyük şehirleri trafiğe, susuzluğa mahkum eden, çöplerini toplayamayan CHP’nin sözüne milletim de asla itibar etmeyecektir.”

“KENDİ YOLUMUZU ÇİZİYORUZ, KENDİ KADERİMİZİ KENDİ ELLERİMİZLE İNŞA EDİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin “yükselen güç” olarak öne çıkabileceği başlıca stratejik gelişme alanlarına ve hangi alanlarda yeni hamleler planlandığına ilişkin soruya karşılık, Türkiye’nin dünyanın parlayan bir yıldızı olduğunu, ülkeyi her alanda kalkındırmak için gayret gösterdiklerini vurguladı. Bir ülkenin gücünün kendi ayaklarının üzerinde durmasıyla ölçüldüğüne işaret eden Erdoğan, şu görüşleri paylaştı:

“Kendi yolumuzu çiziyoruz, kendi kaderimizi kendi ellerimizle inşa ediyoruz. Ülkemizin potansiyelinin farkındayız ve bunu harekete geçirmek için çaba gösteriyor, adımlarımızı bu doğrultuda atıyoruz. Yüksek teknoloji, enerji, araştırma-geliştirme gibi alanlarda yerli üretim kapasitemizi artırmak, temel amaçlarımız arasında. Kendi tankımızı, uçağımızı, insansız hava aracımızı üretiyoruz. Sağlam bir aile yapısının korunmasını, aileye yönelik saldırıların bertaraf edilmesini son derece önemsiyoruz. Her alanda bugünü değil, geleceği, 50 yıl sonrasını, 100 yıl sonrasını özellikle düşünerek, adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Nasıl, devraldığımız Türkiye ile bugünün Türkiye’si arasında uçurum varsa, gelecek nesillere devredeceğimiz Türkiye de bugünün fersah fersah ilerisinde olacaktır.”

OSİMHEN’İN DERBİ BELİRSİZLİĞİ SÜRÜYOR

Galatasaray’da Victor Osimhen’in Fenerbahçe derbisine yetişip yetişmeyeceği cuma gününe kadar netleşecek.

Nijerya Milli Takımı’nda sakatlanan Victor Osimhen’in Fenerbahçe derbisinde oynayıp oynamayacağı merak edilirken yıldız golcünün isteği ortaya çıktı.

Milli aradan sonra hem Süper Lig’de hem de Şampiyonlar Ligi’nde birbirinden zorlu maçlara çıkacak olan Galatasaray’da Nijerya Milli Takımı’nda sakatlanan Osimhen’in Fenerbahçe maçında forma giyip giyemeyeceği merak ediliyordu.

SON DURUMU AÇIKLANDI

Önceki gün İstanbul’a gelen ve MR’ı çekilen Osimhen’nin sol arka adalesinde orta düzeyde strain (zorlanma ve kanama) tespit edildiği ve tedavisine başlandığı açıklandı.

Yıldız oyuncunun ligdeki Gençlerbirliği ve Şampiyonlar Ligi’ndeki U.S Gilloise mücadelesinde forma giymesi beklenmezken Fenerbahçe maçı için ise belirsizlik devam ediyor.

FENERBAHÇE İSTEĞİ

HT Spor’un haberine göre Osimhen teknik ekibe önemli bir mesaj verdi ve Fenerbahçe derbisinde oynamak istediğini belirterek, ‘Fenerbahçe maçında sahada olmak istiyorum. Takıma katkı vermek için buradayım.’ ifadelerini kullandı.

Daha önce benzer bir sakatlıktan yalnızca sekiz günde dönen Osimhen’in bu hırsı, teknik ekibi de umutlandırdı.

Yine de Okan Buruk’un bu sakatlığın tekrarlaması ve daha uzun sürecek bir hale bürünmemesi için temkinli yaklaştığı öğrenildi.

SİNGO VE İLKAY GÜNDOĞAN

Benzer bir sakatlık yaşayan Singo ile İlkay Gündoğan’ın yaklaşık bir ay sahalardan uzak kaldığı düşünüldüğünde, Osimhen’in derbiye yetişip yetişemeyeceği merak konusu.

Türkiye’nin nüfusu 86 milyona yaklaştı

Türkiye’nin nüfusu, 1 Ekim itibarıyla 85 milyon 980 bin 654 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, 2024 sonunda 85 milyon 664 bin 944 olan ülke nüfusu, bu yılın 9 ayında 315 bin 710 kişi, 1 Temmuz-1 Ekim döneminde ise 155 bin 800 kişi arttı.

Böylece ülke nüfusu, 1 Ekim itibarıyla 85 milyon 980 bin 654 kişiye ulaştı.

Erkek nüfusun oranı yüzde 50,02 (43 milyon 3 bin 770 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,98 (42 milyon 976 bin 884 kişi) olarak kaydedildi.

Kanunsuz avlanan 5 kişiye yasal işlem

Polis ekipleri ile Av Korucuları tarafından Büyük Av Mevsimi kapsamında ülke genelinde dün yapılan kontroller sonucunda Aydınköy’de 1 kişinin adına kayıtlı olmayan av tüfeği ile ve Serdarlı’da 4 kişinin Serdarlı Barajı’na 500 metreden daha az bir mesafeye yaklaşmak suretiyle olmak üzere, toplam 5 kişinin kanunsuz olarak avlandığı tespit edildi.

Polisten verilen bilgiye göre, bahse konu şahıslar aleyhinde yasal işlem başlatıldı.

Yaşar Güler, Ankara Büyükelçisi Korukoğlu’nu kabul etti

Türkiye Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu’nu kabul etti.

MSB’nin sosyal hesabından yapılan paylaşımda, “Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu’nu makamında kabul etti.” ifadesi kullanıldı.

Paylaşımda kabule ilişkin fotoğrafa da yer verildi.

“Dünyanın en uzun adamı” Sultan’ın hayatı İngiltere’de belgesel oluyor

Mardin’de yaşayan, 2 metre 51 santimetre boyuyla “dünyanın en uzun boylu adamı” olan Sultan Kösen, hayatının anlatılacağı belgesel çekimlerine katılmak için Londra’ya gidiyor.

Derik ilçesinin kırsal Dede Mahallesi’nde doğan, boyunun yanı sıra 27,5 santimetrelik el ve 36,5 santimetrelik ayaklarıyla da 2009’da Guinness Rekorlar Kitabı’na girmişti.

Rekoru 16 yıldır kimseye kaptırmayan Kösen, bugüne kadar 136 ülkeye 500’ü aşkın ziyaret yaptı. Gittiği her ülkede yoğun bir ilgiye karşılaşan dev adam Kösen, 25 Kasım’da İngiltere’nin başkenti Londra’da olacak.

Yaklaşık bir hafta boyunca Londra’da bulunacak Kösen, uluslararası bir film yapım şirketi tarafından çekilecek belgeselinde hayatını anlatacak.

Guinness Dünya Rekorları Ofisi’ni de ziyaret ederek boyunu ölçtürüp rekorunu yeniden tescil ettirecek olan Kösen, daha sonra kentin simge yerlerinde kendisinin de yer aldığı Guinness Rekorlar Kitabı’nı imzalayacak.

Sultan Kösen, “Yeryüzünün yaşayan en uzun insanı” ünvanını yıllardır korumanın mutluluğunu yaşadığını söyledi. 

Rekorlar kitabına girdiği 2009 yılından bu yana rekorunu kimseye kaptırmadığını ifade eden Kösen, “Yaklaşık 16 yıldır Guinness Rekorlar Kitabı’nda rekorumu koruyorum. Ellerim dünyanın en büyük elleri, ayaklarım 61 bir numara, dünyanın en büyük ayakları. 16 yıldır bu rekoru korumak çok güzel bir duygu, gurur verici.” dedi.

En çok ziyaret ettiği yerlerden birinin de Londra olduğunu dile getiren Kösen, şunları söyledi:

“Guinness Rekorlar Kitabı’nın ofisinin bulunmasından dolayı sürekli oraya gidiyoruz. Şimdi Londra’da hayatımı anlatan bir belgesel çekilecek. Onun için Londra’ya gidiyorum. 4-5 gün boyunca hayatımı belgesele dönüştürecekler. Daha sonra Guinness Rekorlar Kitabı’nın ofisini ziyaret edeceğiz. Londra’da takipçilerimize ve hayranlarımıza verilmek üzere rekorlar kitabının imza günü olacak. Herkesin merak ettiği hayatımla ilgili tüm detaylı bilgiler belgeselde yer alacak. Ülkemizi tanıtıyoruz, ülkemizi, güzel Türkiye’mizi, kültürümüzü dünyaya taşıyoruz, gururluyum, sevinçliyim. Dünya zaten Sultan Kösen’i tanıyor, artık herkes tanıyacak.”

Kösen’in menajeri ve tercümanı Mehmet Veysi Bora da  insanların Kösen’in hayatını merak ettiğini ve çekilecek bu belgeselle Kösen’in sınırlı bir şekilde olsa da hayatının hayranlarıyla paylaşılacağını aktardı.

Bora, dünyanın önde gelen üniversitelerinden ekiplerce Sultan’a sağlık taraması da yapılacağını belirterek, dev adamın akademik bilimsel bir yayına konu olacağını da kaydetti.