Archives Kasım 2025

Dinçyürek’ten Akay Cemal’in sağlık durumuyla ilgili açıklama

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Gazeteci Akay Cemal’in sağlık durumuyla ilgili açıklamada bulundu.

Dinçyürek’in açıklaması şöyle:

“Kıbrıs Türk basın ve milli mücadele tarihinin duayen isimlerinden, Kıbrıs Gazetesi köşe yazarı ve Kıbrıs Türk Gazeteciler Cemiyeti’nin eski başkanlarından Sayın Akay Cemal, bugün geçirdiği beyin kanaması sonrası Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınmıştır.

Hekimlerimiz tarafından yapılan ilk tetkiklere göre Sayın Cemal’in şu an itibarıyla yaşamsal tehlikesi bulunmamaktadır.

Kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, tedavi sürecini yakından takip etmeye devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarım.”

AKAY CEMAL BEYİN KANAMASI GEÇİRDİ

Gazeteci Akay Cemal beyin kanaması geçirdi

Gazeteci Akay Cemal, önceki gece kolunda uyuşukluk hissetmesi üzerine dün sabah Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Nöroloji bölümüne sevk edilen Cemal’a yapılan tetkiklerde beyin kanaması geçirdiği belirlendi.

Akay Cemal’in hastanede tedavisinin sürdüğü, doktorların bir hafta boyunca müşahede altında tutulmasına karar verdiği öğrenildi.

Dinçyürek: Ağız ve Diş Sağlığı Tarama Programları devam ediyor

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek, Ağız ve Diş Sağlığı Tarama Programları’nın sürdüğünü kaydetti.

Bakanlık’tan verilen bilgiye göre Dinçyürek, 17-23 Kasım “Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası” ile 22 Kasım “Diş Hekimliği Günü” dolayısıyla açıklama yaptı.

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi tarafından 2022-2023 eğitim yılında başlatılan Ağız ve Diş Sağlığı Tarama Programı’nın kesintisiz devam ettiğini belirten Dinçyürek, programın Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Dairesi iş birliğiyle tüm ilkokul ikinci sınıflarda sürdürüldüğünü açıkladı.

2025-2026 eğitim yılında da ülkenin doğusundan batısına tüm ilkokulların taranmaya devam ettiğini söyleyen Dinçyürek, çocukların ağız ve diş sağlığının uzman ekiplerce değerlendirildiğini ve sorun tespit edilen çocukların ilgili merkezlere yönlendirildiğini aktardı.

Tarama programı kapsamında öğrencilere ağız ve diş sağlığı konusunda bilgilendirme yapıldığını, diş fırçalamanın önemi ile doğru fırçalama tekniklerinin öğretildiğini belirten Dinçyürek, Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi’nin mobil hizmet aracı, diş hekimleri ve hemşirelerin yer aldığını ifade etti. Programın, koruyucu diş hekimliğinin en önemli unsurlarından biri olduğunu kaydeden Dinçyürek, erken teşhis ve doğru yönlendirmenin çocukların gelecekteki ağız ve diş sağlığını korumada kritik rol oynadığını söyledi.

22 Kasım Diş Hekimliği Günü vesilesiyle tüm diş hekimlerine teşekkür eden Dinçyürek, “Toplum sağlığının geliştirilmesine büyük katkı sağlayan, özveri ve fedakârlıkla görev yapan tüm diş hekimlerimizin gününü kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.” dedi.

HASİPOĞLU: ÇOCUKLARIMIZIN GÜVENLİ VE SEVGİ DOLU BİR ORTAMDA BÜYÜMESİ ÖNCELİĞİMİZDİR

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Ankara temasları çerçevesinde Saray Çocuk Evleri Sitesi Müdürlüğü’nü ziyaret ederek çocuklarla bir araya geldi.
Bakımı devlet tarafından üstlenilen çocukların konakladığı konsept evlerde, çocuklar ve eğitimcileri ile sohbet eden Hasipoğlu, Çocuk Evleri Sitesi’nin çalışma ve eğitim uygulamasıyla ilgili yetkililerden bilgi aldı.
SEVGİ EVLERİ’İNDEKİ ÇOCUKLARA ANLAMLI ZİYARET
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü kapsamında, bugün de Sosyal Hizmetler Dairesi’ne bağlı Tangül Ünal Çağıner Vakfı Sevgi Evleri’ni ziyaret etti.Hasipoğlu, kurumu gezerek kurum sorumlusu Osman Karamanlı’dan bilgi aldı.
Ziyaret sırasında konuşan Hasipoğlu, “Çocuklarımızın yüzündeki mutluluk bizim en büyük motivasyonumuzdur. Devlet olarak onların güvenli, sağlıklı ve sevgi dolu bir ortamda büyümeleri için var gücümüzle çalışıyoruz.” dedi.
Çocuklarla birlikte yemek yiyen ve sohbet eden Hasipoğlu, sevgi evlerinde sunulan hizmetleri geliştirmeye devam edeceklerini vurguladı.
Ziyarette Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit de Bakan Hasipoğlu’na eşlik etti.

CUMHURİYET MECLİSİ VE TBMM MİLLETVEKİLLERİNDEN SPOR İZOLASYONLARINA ORTAK TEPKİ

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ile Cumhuriyet Meclisi’ne mensup Milletvekilleri futbol maçında bir araya geldi.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 42.yıl dönümü nedeniyle düzenlenen dostluk maçı, Lefkoşa Atatürk Stadyumunda oynandı.
Dostluk maçı öncesi saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okundu.
Ardından konuşmalara geçildi. İlk sözü alan Cumhuriyet Meclisi Takımı Kaptanı CTP Gazimağusa Milletvekili Teberrüken Uluçay oldu.
Uluçay, TBMM ile Cumhuriyet Meclisi arasında yaklaşık 25 yıldır düzenlenen geleneksel dostluk maçlarının önemine dikkat çekti; “Bu tür organizasyonlardan çok mutlu oluyoruz, hem dostluğumuz gelişiyor hem de ilişkilerimiz artıyor” dedi.
Uluçay, söz konusu karşılaşmaların yalnızca spor değil, aynı zamanda siyasi bir mesaj taşıdığını vurgulayarak, “Bu vesileyle KKTC’nin haklılığını ve varlığını dünyaya göstermek adına büyük bir imkân oluşuyor. Bu maç, spor ambargosu altında olan KKTC’nin dünyaya bir mesajıdır. Bize uygulanan haksız izolasyonların kalkması için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Köse;
AK Parti Antalya Milletvekili ve TBMM Futbol Takımı kaptanı Mustafa Köse de, Türkiye ile KKTC arasındaki kardeşlik bağının önemine vurgu yaptı.
Köse, “KKTC’nin kuruluşunun 42. yıldönümü dolayısıyla buradayız ve beraberiz. Evimizde gibi ağırlanıyoruz. Bütün KKTC heyetine teşekkürlerimizi iletiyoruz. TBMM’nin selamlarını getiriyoruz” dedi.
Türkiye ile KKTC’nin birlik ve beraberliğinin altını çizen Köse, “Türkiye ve KKTC ilelebet payidar olacaktır. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz maçın skoru önemli değildir. Buradan Türk’ün bir ve beraber olduğunun mesajını veriyoruz” ifadelerini kullandı.
Öztürkler;
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler de, iki parlamentonun eski ve yeni milletvekillerine teşekkür ederek oynanan dostluk maçının önemine değindi.
Türkiye ile KKTC arasındaki bağların sarsılmaz olduğunu vurgulayan Öztürkler, “Buradan bizlere uygulanan haksız izolasyonların kaldırılmasını talep ediyor ve KKTC’nin tanınması çağrılarımızı yineliyoruz” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından kupa ve madalyalar verildi.
TBMM Takımında Konya Milletvekili Abdullah Ağralı, Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal, Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, Antalya Milletvekili Mehmet Uğur Gökgoz, Antalya Milletvekili Mustafa Köse ,Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı ve Konya Milletvekili Ünal Karaman ile önceki dönemlerde TBMM’de görev yapmış Vekiller yer aldı.
Cumhuriyet Meclisi Takımında ise Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Çalışma ve Soysal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Milletvekilleri Teberrüken Uluçay, Sami Özuslu, Emrah Yeşilırmak, Gönyeli Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu ile önceki dönemde görev yapmış vekiller forma giydi.
Karşılaşma 4-3 Cumhuriyet Meclisi Takımın üstünlüğü ile tamamlandı.

Öztürkler: “Dünya bizi tek taraflı cezalandırma peşinde”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, TBMM Parlamenterler Spor Kulübü Futbol Takımı Başkanı ve 25. Dönem Giresun Milletvekili Adem Tatlı ile beraberindeki heyeti kabul etti.

Meclisten verilen bilgiye göre, 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı’nın 42. kuruluş yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde adaya gelen heyeti kabulünde konuşan Öztürkler, Anavatan Türkiye’den kalabalık bir milletvekili grubunun gelmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kıbrıs Türk sporuna yönelik kısıtlamaların gençler üzerinde yarattığı olumsuz sonuçlara işaret eden Öztürkler, “Dünya tek taraflı olarak bizi cezalandırma peşinde, Rum tarafını ise mükafatlandırıyor” ifadelerini kullandı.

Meclis Başkanı Öztürkler, dünyaya tek açılan pencerenin Anavatan Türkiye olduğunu belirterek, milli takımlarda yer alan Kıbrıslı Türk sporcuların olimpiyatlarda elde ettikleri başarıların toplumun gurur kaynağı olduğunu söyledi. “Bu başarılar göğsümüzü kabartıyor” dedi.

Sporun sadece bir yarışma değil aynı zamanda toplumları birleştiren bir güç olduğunu vurgulayan Öztürkler, gençlerin uluslararası arenada daha fazla yer alabilmesi için Türkiye ile iş birliğinin önemine dikkat çekti. Sporun, Kıbrıs Türk halkının dünyaya açılan en güçlü kapılarından biri olduğunu ifade etti.

-Tatlı

TBMM Parlamenterler Spor Kulübü Futbol Takımı Başkanı ve 25. Dönem Giresun Milletvekili Adem Tatlı da, KKTC’nin kuruluş yıl dönümünü kutlayarak, iyi dileklerini iletti.

Tatlı, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 42. kuruluş yıl dönümünü büyük bir gurur ve coşkuyla kutlamaktayız. KKTC’nin bağımsızlık yolunda attığı adımlar ve kardeşlik bağlarımız, her zaman en güçlü desteğimizin teminatıdır. Bu anlamlı yıldönümünde, dayanışmamızın ve dostluğumuzun ilelebet sürmesi dileğiyle, KKTC halkına barış, refah ve başarı dolu nice yıllar temenni ediyoruz” dedi.

Konuşmaların ardından karşılıklı hediye teatisinde bulunuldu.

Hasipoğlu, Miroğlu ve Özgür için anma mesajı yayımladı

HASİPOĞLU: KIBRIS TÜRK SİYASETİNE YÖN VERMİŞ İKİ ÖNEMLİ İSİMİ DR. SALİH MİROĞLU VE ÖZKER ÖZGÜR’Ü SAYGIYLA ANIYORUZ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Salih Miroğlu ve Özker Özgür’ü vefatlarının 20. yıl dönümünde andı.

Hasipoğlu mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Kıbrıs Türk halkına hizmet yolunda derin izler bırakan iki değerli devlet ve siyaset insanı, merhum Dr. Salih Miroğlu ve Özker Özgür’ü yıl dönümlerinde saygı, rahmet ve özlemle anıyorum. Her ikisi de farklı siyasi çizgilerde yer almış olsalar da, halkımıza duydukları sevgi, memleketlerine bağlılıkları ve toplumumuza kattıkları değerlerle Kıbrıs Türk siyasi tarihinin unutulmaz isimleri arasında yer almışlardır.

Dr. Salih Miroğlu, insan sevgisi, vatan sevdası ve Ulusal Birlik Partisi’ne kazandırdığı değerlerle hafızalarımızda silinmeyecek bir yer edinmiştir. Hoşgörüsü, fedakârlığı ve birleştirici duruşu, ülkesine adanmışlığın en güçlü örneklerinden biri olarak bugün dahi UBP kadrolarına yol göstermeye devam etmektedir.

Özker Özgür ise yaşamı boyunca demokrasiye olan inancı, halkımızın varoluş mücadelesine duyduğu bağlılık ve adalet arayışındaki kararlılığıyla siyasi tarihte özel bir yer edinmiştir. Mütevazı kişiliği ve halk odaklı siyaset anlayışı, görüş farklılıklarının ötesinde tüm halk tarafından takdirle hatırlanmaktadır.

Halkı için mücadele etmiş bu iki kıymetli ismin bıraktığı miras, yalnızca görev yaptıkları dönemle sınırlı kalmayıp bugün de Kıbrıs Türk halkının birlik, özgürlük ve demokrasi yolculuğuna ışık tutmaktadır.

Merhum Dr. Salih Miroğlu’na ve merhum Özker Özgür’e Allah’tan rahmet diliyor; ailelerine, sevenlerine ve halkımıza başsağlığı diliyorum.

OĞUZHAN HASİPOĞLU
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI”

Tarihi oylama bitti: Süreç komisyonu İmralı’ya gidiyor

Son dakika haberi… TBMM’de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, İmralı’ya gitme kararı aldı. Karar, salt çoğunlukla alınırken CHP oylamaya katılmadı. 32 evet, 3 çekimser ve 2 hayır oyu kullanıldı. Karar, AK Parti, MHP ve DEM Parti’nin oylarıyla alındı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kurulu bulunan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısından, İmralı Adası’na gitme kararı çıktı. Komisyon, kararı salt çoğunlukla aldı.

Karar, Komisyon içerisinden kurulacak bir heyetin İmralı Adası’nda bulunan terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesini öngörüyor.

KARAR OY ÇOKLUĞUYLA ALINDI

Kapalı oturumla gerçekleşen komisyon toplantısında yapılan oylama sonucunda karar oy çokluğuyla kabul edildi.

Oylamada 32 evet, 3 çekimser ve 2 hayır oyu kullanılırken, karar AK Parti, MHP ve DEM Parti’nin oylarıyla alınmış oldu.

YENİYOL GRUBU’NUN TEKLİFİ KABUL EDİLMEDİ

Komisyonda Yeniyol Grubu’nun sunduğu uzaktan bağlantı teklifi de oylandı ancak kabul edilmedi.

ZİYARET ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE YAPILACAK

İmralı Adası’na yapılacak ziyaretin önümüzdeki günlerde gerçekleştirilmesi bekleniyor. Ziyarete katılacak isimler, siyasi partiler tarafından bu süreçte belirlenecek.

Şu ana kadar ziyarete katılacağı açıklanan isimler şunlar:

  • MHP: Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız

  • DEM Parti: Gülistan Koçyiğit

CHP OYLAMAYA KATILMADI VE TEPKİ GÖSTERDİ

Komisyon toplantısına katılan ancak oylama sürecinde yer almayan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İmralı’ya gitmeyeceğini açıkladı.

CHP’li üyeler, toplantının kapalı oturumla yapılması kararına tepki göstererek toplantıdan çıktı ve oylamaya katılmadı.

CHP’den yapılan açıklamada, partinin ziyarete katılmayacağı ancak Komisyon’da yer almayı sürdüreceği belirtildi. CHP’li yetkili, bu kapsamda yaptığı değerlendirmede, “Birileri bırakın Kürt sorununu, Kürtlerin varlığını bile inkar ederken; biz bu sorunun var olduğunu cesaretle dile getiren ve çözüm önerileri üreten partiyiz. Dün olduğu gibi bugün de barış ve çözüm için atılacak samimi adımların sonuna kadar destekçisiyiz” ifadelerini kullandı.

Karanfil’den Miroğlu ve Özgür için anma mesajı

UBP Lefke Milletvekili Fırtına Karanfil, Salih Miroğlu ve Özker Özgür’ün vefatlarının 20. yıl dönümü dolayısıyla anma mesajı yayımladı.

Karanfil mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Kıbrıs Türk halkının siyasal ve toplumsal hayatına yön veren iki önemli isim, merhum Dr. Salih Miroğlu ve Özker Özgür’ü anma yıl dönümlerinde derin bir hürmetle yad ediyorum. Her iki değerli figür de halkımıza duydukları güçlü bağlılıklarıyla, ortaya koydukları kararlı duruşla ve topluma bıraktıkları kalıcı mirasla gönüllerde müstesna bir yer edinmiştir.

Dr. Salih Miroğlu, memleketi için gösterdiği yüksek sorumluluk bilinci, insanlara yakınlığı ve Ulusal Birlik Partisi’ne kazandırdığı vizyonla Kıbrıs Türk siyasetine damga vuran isimlerden biri olmuştur. Hizmet ettiği her görevde sergilediği tevazu, çalışkanlık ve ülkesine olan sadakati, bugün dahi UBP camiası ve halkımız için örnek niteliğindedir.

Öte yandan Özker Özgür, demokrasi idealine olan inancıyla, halkımızın hak mücadelesindeki kararlılığıyla ve toplum yararını önceleyen siyaset anlayışıyla hatırlanmaya devam etmektedir. Sade kişiliği ve eşitlikçi duruşu, siyaset üstü bir değer olarak Kıbrıs Türk halkının hafızasında yer almıştır.

Merhum Dr. Salih Miroğlu’na ve merhum Özker Özgür’e bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor; ailelerine, sevenlerine ve halkımıza başsağlığı temenni ediyorum.

FIRTINA KARANFİL

UBP LEFKE MİLLETVEKİLİ”

Haftalık gıda denetim sonuçları açıklandı

Gıda denetimlerinde yerli iki, ithal bir üründe limit üstü bitki koruma ürünü tespit edildi.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığından verilen bilgiye göre, 14-20 Kasım tarihleri arasında ithal ve yerli ürünlerden numune alınarak, Devlet Laboratuvarında yapılan analizler neticesinde, ithal ürünlerde 38 numunenin, 37’si temiz çıkarken, limit üstü bitki koruma ürünü içeren 1 numuneye rastlandı.

M&S Koçak Gıda’ya ait armut S.M de limit üstü bitki koruma ürünü tespit edildiğinden ürün firmanın isteğine göre imha veya menşeine iade edilecek.

Yerli ürünlerde ise 17 numunenin 15’i temiz çıkarken, tavsiye dışı bitki koruma ürünü içeren 2 numuneye rastlandı.

Yeşilköy sakini Menteş Uyguner’e ait kıvırcık marul ve marulda tavsiye dışı bitki koruma ürünü tespit edildiğinden dolayı ürünler imha edildi.

Sadettin Saran’dan birlik çağrısı

Hukukçu Fenerbahçeliler Derneği’nin 5. kuruluş yıldönümünde konuşan Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, “Fenerbahçemizi her alanda daha güçlü bir geleceğe taşıyacağımıza eminim” dedi.

Hukukçu Fenerbahçeliler Derneği’nin düzenlediği etkinliğe Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, yönetim kurulu üyeleri, eski yöneticiler, dernek başkanları ve yöneticileri ile çok sayıda davetli katıldı.

Gecede ilk olarak HUFEDER’in hayata geçirdiği projeleri anlatan bir video salonda izlendi. Ardından Hukukçu Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Enes Yıldırım’ın açılış konuşmasıyla başlayan gecede Başkan Sadettin Saran da kısa bir açıklama yaptı.

“Birlik ve beraberlik içinde Fenerbahçemizi her alanda daha güçlü bir geleceğe taşıyacağımıza eminim”

Sarı-lacivertli kulübün başkanı Sadettin Saran, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, “Bugün burada Fenerbahçemize gönül veren mesleklerini büyük bir sorumlulukla icra eden siz değerli HUFEDER Ailesi ile bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyorum. Hedeflerimize ilerleyebilmemiz için yalnızca sahada değil, hukuki alanda da gösterdiğiniz güçlü duruş büyük önem taşımaktadır. Bu noktada desteğiniz ve bilgi birikiminiz bizler için son derece kıymetlidir. Yüksek yargının saygıdeğer mensupları, değerli hakim ve savcılarımız da bizimle beraber. Varlığınız ve camiamıza göstermiş olduğunuz ilgi ve katkılar kulübümüzün adalet ve şeffaflık doğrultusunda büyük önem taşımaktadır. Bu vesile ile sizlere olan şükranlarımızı da ayrıca belirtmek isterim. Her daim sarı lacivert renklerin yanında oldunuz. Desteklerinizi esirgemediğiniz için en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Sizlerin varlığı Fenerbahçe’nin geleceğine duyduğumuz güveni daha da pekiştirmektedir. Bugün bizlerle birlikte olan ya da aranızda yer alamayan tüm dostlarımıza gönülden selamlarımızı iletiyor, hepinize çalışmalarınızda üstün başarılar diliyorum. Birlik ve beraberlik içinde Fenerbahçemizi her alanda daha güçlü bir geleceğe taşıyacağımıza eminim. İyi ki varsınız. Sizleri seviyor, saygılar sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Rafa Silva, Benfica’ya mı transfer olacak?

Beşiktaş’ta forma giyen Rafa Silva ile ilgili gelişmeler Portekiz’de de yankı buluyor. Rafa’nın Benfica’ya olası transferi hakkında TRT SPOR’a konuşan Sport TV Muhabiri Diogo Oliviera, “Benfica bu konuda Beşiktaş’la sorun yaratacak bir hamle yapmaz…Benfica’nın yaratıcı oyuncusu Dodi Lukebakio sakat, bu yüzden Rafa iyi bir seçenek olabilir” dedi.

Beşiktaş’ta takımdan ayrılmak isteyen Rafa Silva ile ilgili gelişmeler ülkesi Portekiz’de de yakından takip ediliyor.

Sport TV Muhabiri Diogo Oliviera, Rafa Silva’nın Benfica’ya olası transferi hakkında TRT SPOR’a dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

İşte Portekizli gazeteci Oliviera’nın Rafa Silva’ya ilişkin açıklamaları…

“Portekiz’de herkes Rafa Silva’nın durumu merak ediliyor”

“Portekiz’de Rafa’nın durumu bizi gerçekten etkiliyor çünkü kendisi Portekiz Millî Takımı’yla Avrupa Şampiyonu oldu ve Benfica’da da büyük etkisi olan bir oyuncunun geleceğini herkes merak ediyor.”

“Mourinho’dan Rafa konusunda yorum yok”

“Rafa, Benfica basın toplantısında Jose Mourinho’nun da hakkında konuştuğu bir oyuncuydu. Mourinho, Rafa’nın daha önce Benfica’da oynadığını bu yüzden onun hakkında yorum yapmak istemediğini söyledi. Ayrıca Rafa’yı kişisel olarak tanımadığını ve bu nedenle Benfica’nın onu bu kış transfer döneminde kadroya katma girişimleri hakkında fazla bilgi veremeyeceğini belirtti.”

“Benfica, Rafa konusunda Beşiktaş’la sorun yaratacak bir hamle yapmaz”

“Yani Rafa, Benfica’da ve Braga’da tarih yazmış bir oyuncu. Artık milli takımda oynamıyor ama kariyerini takip etmeye devam ediyoruz. Beşiktaş ile ilgili yaşanan bu durumlar varken, Benfica da oyuncu için bir hamle yapma ihtimaline kesinlikle dikkat edecektir; ancak bunu hiçbir zaman Beşiktaş’la sorun yaratacak bir şekilde yapmaz. Kulüplerin iyi bir ilişkisi var.”

“Benfica’nın yaratıcı oyuncusu Dodi Lukebakio sakat, bu yüzden Rafa iyi bir seçenek olabilir”

“Ayrıca Benfica’nın yaratıcı oyuncusu Dodi Lukebakio sakat, bu yüzden Rafa iyi bir seçenek olabilir. Kulübü tanıyor ve taraftarlar Rafa’yı gerçekten çok seviyor, bu yüzden geri dönüş bir ihtimal olabilir. Ama bu konuda Mourinho’nun görüşü çok önemli olacak. Rafa harika bir oyuncu olduğu için bu konuyu büyük dikkatle takip edeceğiz ve Türk futboluyla hem Beşiktaş hem Benfica arasında da bir bağlantı olduğu için, Portekiz’de Rafa’nın geleceğini bilmek istiyoruz.”

Kaynak: TRT Spor

Meksika’daki statlarda Dünya Kupası mesaisi

2026 Dünya Kupası’nın ev sahiplerinden Meksika, dev organizasyon için hazırlıklarını sürdürüyor. Tarihi Azteka Stadyumu’nda inşaat çalışmaları devam ederken Guadalajara ve Monterrey play-off maçlarını bekliyor.

2026 Dünya Kupası için geri sayım sürüyor. Haziran ayında başlayacak dev organizasyonun ev sahiplerinden Meksika, hem kupa hem de play-off maçlarına hazırlanıyor.

 Azteka Stadı’nda yenileniyor

Latin Amerika’nın en büyüğü olan Azteka Stadı’nda inşaat çalışmaları devam ediyor. Stadın 83 binlik kapasitesi 87 bine çıkarılacak.

Seyirci deneyimini arttırmak için stadyuma ekranlar eklenecek ve 340 hoparlörden oluşan bir ses sistemi kurulacak. Işıklandırmanın değişeceği tarihi yapının, soyunma odaları da elden geçirilecek. Tüm bu değişikliklere rağmen stadın ikonik karakteri de korunacak.

Azteka Stadı tarihe geçecek

Yenilenen Azteka Stadyumu, Mart ayında Meksika ile Portekiz’in karşılaşacağı bir hazırlık maçıyla açılacak. Tarihi stat sonrasında, 1970 ve 1986’nın ardından üçüncü kez bir Dünya Kupası’nın açılış maçına ev sahipliği yapacak ve bu alanda bir ilke imza atacak.

Azteka’da; Dünya Kupası boyunca 3 grup, bir son 32, bir de son 16 turu maçı oynanacak.

Guadalajara ve Monterrey’de zemin çalışmaları

Meksika, başkentinin dışında iki statla daha dünya kupasına ev sahipliği yapacak. Dev organizasyona büyük oranda hazır olan Guadalajara’daki Akron Stadı ve Monterrey’deki BBVA Stadı’nda zemin çalışmaları sürüyor.

Bu iki statta, Mart ayında play off maçları oynanacak. Irak, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Bolivya, Yeni Kaledonya, Jamaika ve Surinam’ın katılacağı play-off’lar sonunda 2 takım Dünya Kupası bileti alacak.

Dev organizasyon boyunca Guadalajara Stadyumu’nda 4 grup maçı oynanacak. Monterrey Stadyumu’ysa 3 grup maçı, bir son 32 turu mücadelesine ev sahipliği yapacak.

Duran ve Fred 11’e dönüyor

Fenerbahçe Teknik Direktörü Domenico Tedesco, Çaykur Rizespor maçında Jhon Duran ve Fred’i 11’de değerlendirmeyi düşünüyor.

Fenerbahçe, Süper Lig’in 13. haftasında deplasmanda Çaykur Rizespor ile karşı karşıya gelecek.

Edson Alvarez ve Youssef En-Nesyri, milli maçların ardından henüz takıma katılmadı. Bu iki futbolcunun rejenerasyon süresini de göz önünde bulunduran Domenico Tedesco, Rizespor deplasmanında an itibarıyla Fred ve Jhon Duran’ı 11’de değerlendirmeyi düşünüyor.

Fenerbahçe’nin Rize deplasmanında şu 11 ile çıkması bekleniyor:

Ederson, Mert Müldür, Skriniar, Oosterwolde, Brown, İsmail Yüksek, Fred, Asensio, Nene, Oğuz (Kerem), Jonh Duran.

Çaykur Rizespor – Fenerbahçe karşılaşması 23 Kasım Pazar günü saat 20.00’de oynanacak.

Fenerbahçe 13. hafta öncesinde 28 puanla lider Galatasaray’ın 1 puan gerisinde yer alıyor.

Süper Kupa’da şehirler belli oldu

Yeni formatıyla bu yıl ilk kez 4 takımla oynanacak Turkcell Süper Kupa’da yarı final kuraları çekildi. Galatasaray-Trabzonspor mücadelesi 5 Ocak’ta Gaziantep’te, Fenerbahçe-Samsunspor karşılaşması ise 6 Ocak’ta Adana’da oynanacak.

TFF Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri’nde gerçekleştirilen kura çekimine TFF 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz ve TFF Yönetim Kurulu Üyeleri, Fenerbahçe Futbol Takımından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Tounoğulları, Fenerbahçe Sportif Direktörü Devin Özek, Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Abdullah Kavukcu, Galatasaray İdari Direktörü Uğur Yıldız, Samsunspor Başkan Vekili Veysel Bilen, Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Gözde Atasoy ile davetliler katıldı.

Kura çekimi öncesinde Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Gözde Atasoy, kupanın Trabzon’a yakışacağını belirterek, “Gönlümden Gaziantep geçiyor. Galatasaray’la Gaziantep’te görülecek bir hesabımız var.” ifadelerini kullandı.

Süper Kupa'da şehirler belli oldu

Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Abdullah Kavukcu, sarı-kırmızılı kulübün ilklerin takımı olduğunu vurgulayarak, “İlk kez yapılan bu formatta kupayı müzemize götürmek istiyoruz.” açıklamasını yaptı.

Fenerbahçe Futbol Takımından Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Torunoğulları, ligin ikinci yarısı öncesinde oynanacak maçların takımlar adına iyi bir hazırlık olacağını belirterek Fenerbahçe olarak kupayı kaldırmak istediklerini dile getirdi.

Samsunspor Başkan Vekili Veysel Bilen de yeni formatın Türk futboluna katkı sağlayacağını düşündüklerinin altını çizerek, “Ülkemizi UEFA Konferans Ligi’nde gidebildiğimiz yere kadar temsil etmek istiyoruz. Rakibimiz Fenerbahçe’ye başarılar diliyorum.” açıklamasında bulundu.

Süper Kupa'da şehirler belli oldu

Yapılan kura çekimi sonucunda Galatasaray-Trabzonspor mücadelesinin 5 Ocak’ta Gaziantep’teki Gaziantep Stadyumu’nda, Fenerbahçe-Samsunspor karşılaşmasının ise 6 Ocak’ta Adana’daki Yeni Adana Stadyumu’nda oynanacağı belirlendi.

Final müsabakası 10 Ocak’ta İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı’nda yapılacak.

KIB-TEK, Silikon İzolatör Dönüşümünde Sahaya İndi: Lefkoşa–Teknecik Ana İletim Hattında Değişim Başladı

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK), yüksek gerilim iletim hatlarında cam izolatörlerden kaynaklanan arızaların önüne geçmek amacıyla başlattığı silikon izolatör dönüşümünde sahaya indi. Kurumun yaklaşık bir yıllık çalışmaları ve silikon izolatör ihalesinin tamamlanması doğrultusunda, ada genelinde kapsamlı yenileme çalışmalarına resmi olarak başlanıldı.

Lefkoşa–Teknecik Hattı Bir Ay İçinde Tamamlanacak

KIB-TEK ekipleri, ilk etapta Taş Ocaklarından dolayı en çok tozlanma ve arıza meydana gelen Lefkoşa ile Teknecik arasında bulunan 132 KW ana iletim hattında silikon izolatör değişimine başladı. Bu hattaki çalışmaların, yaklaşık bir ay içinde tamamlanması hedefleniyor. İhale Bedeli yaklaşık 518 Bin Dolar + KDV olan Lefkoşa–Teknecik bölümündeki çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, adanın diğer tüm ana iletim hatlarında da planlanan değişim çalışmaları sırayla gerçekleştirilecek.

Yeni Hatlarda Silikon Kullanımı 2 Yıldır Devrede

KIB-TEK, cam izolatörlerin özellikle tozlu hava, nem ve çevresel koşullar nedeniyle yarattığı kısa devre sorunlarının bilincinde olarak, yaklaşık iki yıl önce kurulan yeni hatlarda silikon izolatör kullanımına başlamıştı.

Mevcut hatların dönüştürülmesi için yürütülen ihale süreci ise bir yıllık çalışma sürecinin ardından tamamlandı. Teknik araştırmalar, çevre ve ülke şartlarına uygun model seçimi gibi detaylı hazırlıkların ardından ihaleye çıkılarak dönüşüm süreci ilerletildi.

Ada Genelinde Silikon İzolatör Dönemi

Ana iletim hatları ve mevcut sistemin tamamında silikon izolatörlere geçiş için yaklaşık bir yıl önce planlanan süreç artık sahada ilerliyor. KIB-TEK, silikon izolatörlerin ada genelinde yaygın kullanımını sağlayacak çalışmaların etap etap sürdüğünü açıkladı.

Kurum yetkilileri, bu dönüşümün enerji arz güvenliğini artıracağına, arıza riskini önemli ölçüde azaltacağına ve iletim hattı performansını iyileştireceğine dikkat çekti.

KIB-TEK’in dönüşüm çalışmalarının planlanan takvim doğrultusunda devam edeceği belirtiliyor.

KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun: Planlaması önceden yapılmış, vizyoner bir dönüşüm hayata geçiyor

KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun, silikon izolatör dönüşümünün kurumun uzun vadeli planlamasının sonucu olduğuna dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

“KIB-TEK olarak yaklaşık bir yıllık ihale sürecinin ardından, ihalesi tamamlanan silikon izolatör dönüşümünü adım adım hayata geçiriyoruz. Bu bir tepki adımı değil; önceden yapılan planlama, teknik değerlendirmeler, çevre şartlarının analiz edilmesi ve model seçimlerinin tamamlanmasının ardından başlatılmış vizyoner bir dönüşümdür. Ada genelinde tüm ana iletim hatlarımızın silikon izolatörlere dönüştürülmesi, enerji şebekemizi daha dayanıklı, daha güvenilir ve çevresel koşullara karşı daha dirençli hale getirecektir. Kurumumuzun hedefi nettir: Halkımıza daha güvenli, daha istikrarlı ve kesintisiz enerji sağlamak. Bu dönüşüm Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nun geleceğe yönelik yatırım kararlılığının somut bir göstergesidir.”

KIB-TEK Genel Müdürü Dalman Aydın: Enerji arz güvenliği için en kritik adımlardan birini atıyoruz

KIB-TEK Genel Müdürü Dalman Aydın, silikon izolatör dönüşümünün kurumun uzun süredir üzerinde çalıştığı stratejik bir adım olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Cam izolatörlerin özellikle tozlu hava, nem ve çevresel etkiler nedeniyle yarattığı arızaların farkındaydık. Yaklaşık iki yıl önce yeni kurulan hatlarda silikon izolatör kullanımına başlamıştık. Mevcut sistemin tamamen silikon izolatörlere dönüştürülmesi için ise teknik çalışmalarımızı, analizlerimizi ve ihale süreçlerimizi titizlikle yürüttük. Bugün sahada başlayan uygulama, enerji arz güvenliğimiz için en kritik adımlardan biridir. Lefkoşa–Teknecik hattındaki değişimin bir ay içinde tamamlanmasıyla birlikte, diğer ana iletim hatlarında da çalışmalar kesintisiz şekilde sürecektir. Amacımız, arıza riskini en aza indirmek, iletim hattı performansını artırmak ve halkımıza daha kesintisiz bir enerji hizmeti sunmaktır”

Epstein meselesi ABD siyasetinin kara kutusu mu oluyor?

Epstein meselesi, son yılların en ilginç vakalarından birini oluşturuyor. Bu mesele Cumhuriyetçilerin Demokratlara karşı kullandığı araçken, birdenbire Demokratların kullanmaya başladığı bir araç haline geldi.

​​​​Cincinnati Üniversitesinden Bekir İlhan, Jeffrey Epstein’in istihbari bağlantılarını, bu dosyanın ABD siyasetinde yarattığı etkileri ve ABD Başkanı Donald Trump’ın söylem değişikliğinin ne anlama geldiğini AA Analiz için ele aldı.

Son günlerde Epstein dosyaları, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) tekrar gündeme geldi. ABD Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Epstein dosyalarının tamamının yayımlanmasını talep eden tasarı hem Temsilciler Meclisi’nden hem de Senato’dan geçti. Konu özellikle Cumhuriyetçi Parti ve Trump arasında büyük bölünme yaratmış durumda.

Jeffrey Epstein ve olası bağlantıları

Jeffrey Epstein, çocuk istismarı şebekesi yönetme suçlamalarından Temmuz 2019’da tutuklanmıştı. Mahkemesi sürerken aynı yılın ağustos ayında hücresinde ölü bulundu. Ölümü kayıtlara intihar olarak geçti. ABD’li sunucu Tucker Carlson, Epstein’in İsrail istihbaratına çalıştığını iddia ediyordu. Kendisi Amerikan sosyetesinden siyaset dünyasına kadar birçok kişiyle irtibatlı biriydi. Epstein’in hem bu ilişkileri hem de suçlandığı konular düşünüldüğünde çeşitli istihbarat yapılarının olaya dahli şaşırtıcı bir ihtimal değil. Bu noktada Epstein’in kurduğu ilişkilerden elde edilen bilgi ve belgelerin şantaj ve tehditler yoluyla hedef kişilere karşı kullanılmış olabileceği söylenebilir.

Bu anlamda Epstein meselesi sonraki süreçte “Amerika’yı Tekrar Büyük Yap” yani MAGA tabanı olarak tanımlanacak sağ kesimlerin yıllardır “online” mecralarda dile getirdiği iddiaları kapsıyor. Bu iddialara göre içinde başta Demokrat Parti, sanat, spor ve iş dünyasından birçok ismin olduğu birtakım elitler, Jeffrey Epstein’in mülklerinde pedofiliden uyuşturucu kullanımına kadar çeşitli suçlara iştirak etmişlerdi. Söz konusu aşırı sağcı kesimler, bu iddiaları özellikle Amerikan müesses nizamıyla özdeşleşen çevrelerin ahlaken ne kadar dibe battığını göstermek amacıyla gündem yapmaya uğraşıyordu.

Seçim kampanyası sırasında Trump da dosyaların açıklanmasını sağlayacağı sözünü vermişti. Yine ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve Trump’ın bir oğlu da önceki yıllarda bu dosyaların tamamının açıklanması çağrısında bulunmuştu. Yani bu konu daha çok Cumhuriyetçi kesimlerin Demokratlara karşı kullandığı bir araç işlevi görüyordu.

Trump’ın Epstein meselesine yaklaşımı

Trump, işbaşına geldikten sonra şubat ayında Amerikan Adalet Bakanı Pam Bondi dosyaların masasında olduğunu söyledi. Bu açıklama özellikle MAGA kitlesinde büyük heyecan yarattı. Ancak Bondi’nin mayıs ayında Trump’a dosyalarda adının geçtiğini bildirdiği, yaz aylarında medyaya yansıdı. Yine Elon Musk da Trump’la haziran ayında yaşadığı sert atışma esnasında Trump’ın adının Epstein dosyalarında geçtiğini iddia etmişti.

Bu süreçte Trump’ın konuyla ilgili söylemleri de değişmeye başladı. Trump, Epstein meselesine düzmece demeye başladı. Tüm bunlar Trump’ın kendi kitlesi içinde büyük tartışma yarattı. Trump’ın bir şeyler gizlediği izlenimi oluşmaya başladı. Demokratlar da bu durumu lehlerine çevirmeye çalıştı. Sanki yıllardır bu suçlamalar kendilerine yapılmıyormuş gibi birden bu olayın üstüne gitmeye başladılar. Bu anlamda Epstein meselesi, son yılların en ilginç vakalarından birini oluşturuyor. Bu mesele Cumhuriyetçilerin Demokratlara karşı kullandığı bir araçken, birdenbire Demokratların kullanmaya başladığı bir araç haline geldi.

Ancak Trump’ın bu meseleyi ele alış biçiminde bir iletişim ve yönetim krizi olduğu söylenebilir. Geldiğimiz noktada Trump artık “savunmada olan taraf” konumuna düştü. Epstein dosyalarının düzmece olduğunu söylemek, kamuoyu için pek ikna edici değil. Bu artık geri döndürülmesi çok zor bir algı. Zaten MAGA tabanı buna çoktan ikna olmuş durumda. Yine birçok anket Amerikan halkının çok büyük kısmının hükümetin bir şeyler sakladığını ve zengin elitlerin bu işin içinde olduğuna inandığını söylüyor.

Diğer taraftan hukuki olarak Epstein’in yargılama süreçleri kapsamında ele geçirilen materyallerde birinin isminin geçmesi, hukuki zeminde kimseyi doğrudan suçlu yapmıyor. İsmin hangi bağlamda geçtiği de önemli. Ancak burada siyasi algı boyutu hukukun önüne geçiyor. Bu noktada “Epstein dosyalarında adının geçmesi” ifadesi insanların kafasında bir algı oluşturmak için yeterli oluyor. Demokratlar da tam da bu noktadan Trump’a saldırıyor. Materyallerde Trump’ın adının geçtiğini söylemeleri, bir algı kampanyası oluşturmak için oldukça işlevsel. Trump da belki bu sebepten ötürü ön almaya çalıştı ancak tasarının oylanması öncesi yaptığı son açıklamada saklayacak bir şeylerinin olmadığını ve Cumhuriyetçilerin dosyaların açıklanmasına evet oyu vermeleri çağırısında bulundu. Bu da Trump’ın konuyla ilgili yaptığı bir başka keskin dönüş olarak kayıtlara geçti.

Trump’ın tasarıyı onaylaması ve yeni gizlilik tartışmaları

Tasarı hem Temsilciler Meclisi’nden hem Senato’dan geçerek Trump’ın masasına gitti. Trump da söz konusu tasarıyı onayladı. Normal şartlarda Trump’ın tasarıyı veto etme yetkisi vardı ancak tasarı, Kongre’nin her iki kanadından üçte iki çoğunluktan da fazla oyla geçtiği için fiili olarak vetoyu aşmış oluyor. Trump da zaten Cumhuriyetçilere tasarının lehinde oy kullanmaları çağrısında bulunduğu için onaylama sinyali vermişti.

Diğer taraftan tasarının tartışmalı bir başka tarafı var. Tasarı, Adalet Bakanı’na ulusal güvenliği ilgilendiren kısımları redakte etme ve kısıtlama yetkisi de veriyor. Bu da ayrı bir tartışma yaratıyor. Bu noktada hala bir şeylerin gizlendiği algısı kamuoyunda devam edecektir. Yani önümüzdeki süreçte dosyalar açıklansa bile taraflar birbirlerini açık ve ima yollu olarak suçlamaya devam edebilir. Sonuç olarak Epstein dosyaları ABD’de gündemi tekrar meşgul etme ihtimali taşıyor.

Cumhuriyetçi Parti’de yeni ayrışma

Gelinen noktada Epstein tartışmaları, son zamanlarda Cumhuriyetçi Parti içinde var olan bölünmeyi daha da derinleştirdi. Trump yönetimine özellikle Cumhuriyetçi Parti ve MAGA tabanından İsrail’in ABD dış politikasındaki nüfuzu konusunda eleştiriler geliyordu. Birçok isim Trump’ı kendi ajandasına sahip çıkmamakla suçluyordu. Trump da belki içerideki bu baskıları dengelemek için İsrail’e Gazze konusunda biraz daha baskı yapıyordu. Bu anlamda İsrail’in Amerikan siyasetindeki rolü daha cesurca sorgulanmaya başlanmıştı.

Tüm bu tartışmalar sürerken Epstein meselesi gündemi farklı bir alana taşımış oldu. Bu çerçevede ABD’de son günlerde alevlenen Epstein tartışması, Cumhuriyetçi Parti içindeki İsrail’e destek eksenli ayrışmayı gölgede bırakarak gündemi tamamen başka yöne kaydırmış ve parti içindeki fay hatlarını farklı başlık üzerinden daha da derinleştirmiştir. Diğer taraftan, MAGA hareketi içinde Epstein dosyalarının açıklanmasını isteyen tarafın İsrail’e desteğini sorgulayan taraflar olduğunu söylemek lazım. Bu kesimlerin Epstein dosyaları üzerinden Trump’la araları daha da açılmış oldu. Bu da yine söz konusu kesimlerin önümüzdeki süreçte özellikle İsrail’e destek meselesi gibi konularda Beyaz Saray’da siyasi etki üretme kapasitelerine zarar verecektir.

Sonuç olarak, Epstein dosyaları Cumhuriyetçilerin Demokratlara karşı kullandığı bir meseleyken, şu anda Demokratların özellikle Trump’a karşı kullanmaya başladığı bir araç haline geldi. Bunda Trump’ın olaya yaklaşım biçimi belirleyici rol oynadı. Trump’ın yıllardır kendi kitlesinin benimsediği ve kendisinin de açıklayacağını duyurduğu dosyaları bir anda düzmece ilan etmesi ne tabanı ne de kamuoyu için ikna edici olmadı.

Kaynak: AA

Türkiye’den Yunanistan’a tepki: “Gayrihukuki oldubitti girişimi reddediyoruz”

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Avrupa Komisyonunun Deniz Mekansal Planlama (DMP) Platformu’nda güncellenen ve Türkiye’nin deniz yetki alanlarını ihlal eden Yunan DMP haritasına tepki göstererek, Türkiye’nin, “bu gayrihukuki oldubitti girişimini” reddettiğini bildirdi.

Keçeli, X sosyal medya hesabından Avrupa Birliği’nin (AB) DMP Platformu’nda kayıtlı Yunan Deniz Mekansal Planlama Haritası’na ilişkin paylaşım yaptı.

Türkiye’nin Birleşmiş Milletler’in (BM) ilgili organlarının tavsiyeleri doğrultusunda yürütülen DMP çalışmalarını yakından takip ettiğini vurgulayan Keçeli, Türkiye’nin 16 Nisan’da ulusal DMP’sini ilan ettiğini ve 12 Haziran’da UNESCO Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonuna bildirdiğini belirtti.

Avrupa Komisyonu DMP Platformu’nun internet sitesinde yer alan, Ege Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarını ihlal eden Yunan DMP haritasının, “yetkili Yunanistan makamlarına” atıfla güncellendiğinin görüldüğünü kaydeden Keçeli, şunları ifade etti:

“Uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerini yok saymaya devam eden Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de resmen ilan etmediği münhasır ekonomik bölgeyi (MEB), DMP haritasını araçsallaştırarak AB üzerinden kabul ettirmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Ülkemiz, bu gayrihukuki oldubitti girişimini reddetmektedir.”

Keçeli, Türkiye’nin 18 Mart 2020’de Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığının dış sınırlarına dair hukuki pozisyonunu bütüncül olarak BM’ye bildirdiğini hatırlatarak, “Bu bakımdan, Yunan DMP haritasında görselleştirilen Doğu Akdeniz’deki sözde MEB, Türk kıta sahanlığı içerisinde yer almaktadır.” ifadesini kullandı.

Sözcü Keçeli, “Yunanistan’ın bu MEB tasavvurları ve komşularıyla sınırlandırmadığı kıta sahanlığının dış sınırlarını DMP haritasına dercetmek suretiyle meşru kılma çabaları, sonuçsuz kalmaya mahkum ve uluslararası hukuka aykırı tek taraflı adımlardır.” değerlendirmesinde bulundu.

İçişleri Bakanlığı: “İskele’de ilk kez ortak yol denetimi yapıldı”

İçişleri Bakanlığı, İskele bölgesinde ilk kez Trafik Polisi, Muhacerat Polisi, Kaymakamlık personeli ve Göç İdaresi ekiplerinin ortak katılımıyla yollarda geniş kapsamlı denetim gerçekleştirildiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, kaçak yaşam ve suçla mücadelede kararlı adımlar atılmaya devam edildiği vurgulandı.

İçişleri Bakanlığı, kayıt dışı yaşam ve yasa dışı çalışma ile mücadele kapsamında ülke genelinde denetimlerini yoğunlaştırdı. Özellikle İskele bölgesinde ilk kez Trafik Polisi, Muhacerat Polisi, Kaymakamlık personeli ve Göç İdaresi ekiplerinin ortak katılımıyla yollarda geniş kapsamlı denetim gerçekleştirildi. Denetimlerde araçlar tek tek durdurularak kimlik ve muhaceret sorgulaması yapıldı.

Bakanlık, halkın güvenliğini sağlamak, yasa dışı ikamet ve çalışma düzenini ortadan kaldırmak, trafik güvenliğini artırmak amacıyla başlatılan uygulamanın Girne, Güzelyurt ve Lefke başta olmak üzere ada genelinde sürdüğü kaydetti.

Ülkede yasal düzenin korunması ve kamu güvenliği adına denetimlerin kararlılıkla devam edeceği vurgulanan açıklamada, “Kim olursa olsun yasa dışı çalışma veya ikamet durumuna kesinlikle tolerans gösterilmeyecek” denildi.

Çavuş: “Sürdürülebilir balıkçılık politikalarını kararlılıkla uyguluyoruz”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, balıkçılığın sürdürülebilir bir şekilde yapılmasının öncelikleri arasında olduğunu ifade etti.

Çavuş, Dünya Balıkçılık Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, denizlerin korunması, sürdürülebilir şekilde yönetilmesi ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde bırakılmasının temel öncelikler arasında olduğunu, Dünya Balıkçılık Günü’nün bu sorumluluğu hatırlatmak, balıkçılık sektörünün toplum için taşıdığı stratejik önemi vurgulamak açısından anlamlı olduğunu söyledi.

Çavuş, bu düşünceyle, balık stoklarının korunması, ekosistemin desteklenmesi ve güçlü bir balıkçı kesiminin oluşturulması amacıyla yürütülen teşvik ve destek programlarının devam edeceğini kaydetti.

Balıkçılığın gıda güvencesi, istihdam, ekonomik gelişim ve kültürel yapı açısından önemli rolü bulunduğunu kaydeden Çavuş, “Bu bilinçle, deniz kaynaklarımızın dengeli ve sorumlu kullanımını esas alan sürdürülebilir balıkçılık politikalarını kararlılıkla uyguluyoruz” dedi.

Çavuş ifadeleri de kullandı:

“Hayvancılık Dairesi Su Ürünleri Şubesi, su ürünleri yönetimi, balık stoklarının korunması, deniz ekosistemlerinin izlenmesi ve sürdürülebilir üretimin desteklenmesi alanlarında yürüttüğü çalışmalarla sektörümüzün güçlenmesine önemli katkılar sunmaktadır. Birimimizin bilimsel temelli çalışmaları, sürdürülebilir balıkçılık hedeflerimizin en önemli dayanaklarından birini oluşturmaktadır”

 Sürdürülebilir balıkçılık sektörü için çalışmaların devam ettirileceğini kaydeden Çavuş,  “Bu vesileyle, denizlerimizin bereketini toplumumuzun sofrasına taşıyan tüm balıkçılarımıza teşekkür ediyor; emeklerinin ve fedakârlıklarının ülkemiz için taşıdığı değeri bir kez daha ifade etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

Rusya: “Ukrayna’da bir haftada 16 yerleşim yeri kontrolümüze geçti”

Rusya Savunma Bakanlığı, bir haftada Ukrayna’daki Harkiv, Dnipropetrovsk, Zaporijya ve Donetsk bölgelerinde 16 yerleşim biriminin kontrolünü ele geçirdiklerini duyurdu.

Bakanlıktan, Rusya Silahlı Kuvvetlerinin 15-21 Kasım’da Ukrayna’daki eylemlerine ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

Son bir haftada Ukrayna’da 16 yerleşim yerinin Rus ordusunca ele geçirildiği bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Birliklerimiz, kararlı eylemleri sonucunda Dnipropetrovsk bölgesinde Gay, Neçayevka ve Radostnoye, Zaporijya bölgesinde Yablokovo, Rovnopolye, Veseloye ve Malaya Tokmaçka, Donetsk Halk Cumhuriyeti’nde Platonovka, Novoselovka, Stavki, Maslyakovka ve Yampol, Harkiv bölgesinde de Dvureçanskoye, Tsegalnoye, Petropavlovka yerleşim yerleri ile Kupyansk kentini kurtardı.”

Bakanlığın açıklamasında ayrıca, savaşın başlangıcından bu yana Ukrayna ordusuna ait 668 uçak, 283 helikopter, yaklaşık 97 bin 600’ü aşkın insansız hava aracı, 637 hava savunma füze sistemi, 26 bin 156 tank ve zırhlı araç, 1618 çok namlulu roketatar, 31 bin 452 fazla obüs ve havan topu ile 47 binden fazla özel askeri aracın imha edildiği aktarıldı.

Azerbaycan’da D8 Medya Forumu düzenlendi

Azerbaycan’da, Gelişen Sekiz Ülke (D8) Ekonomik İşbirliği Örgütü Medya Forumu gerçekleştirildi.

Azerbaycan Medya Kalkınma Ajansı’nın Bakü’de düzenlediği etkinliğin açılışına, ev sahibi Azerbaycan’ın yanı sıra üye ülkeler Türkiye, Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya ve Pakistan’dan yetkililer ve uzmanlar katıldı.

Etkinlikte, D8 Genel Sekreteri Büyükelçi Isiaka Abdulkadir Imam ile Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar da yer aldı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı Müşaviri Hikmet Hacıyev, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in forum katılımcılarına gönderdiği mesajı okudu.

Aliyev mesajında, ülkesinin D8 ailesine üye olduğundan beri kurumu geliştirmek için çaba sarf ettiğini, bunun sadece ekonomik alanlarda değil, aynı zamanda kültürel, sosyal ve insani işbirliği alanlarında da kendini gösterdiğini belirtti.

Mesajında, “Küresel krizler, insanlığın karşı karşıya olduğu yeni sınavlar ve zorluklar çağında, D8 ülkelerinin medya alanında dayanışma da dahil olmak üzere birbirlerine karşılıklı destek sağlamaları son derece önemlidir.” ifadelerine yer veren Aliyev, küresel bilgi alanında dezenformasyon, sahte haberler, hibrit tehditler ve yapay zeka yeteneklerinin kötüye kullanımının sürekli artmasına dikkati çekti.

Aliyev, bu faktörlerin ülkelerin imajını ve iç yaşamını ciddi şekilde etkilemenin yanı sıra, genel olarak uluslararası istikrarı ve ülkeler arasındaki güveni de zedelediğini dile getirerek, bu nedenle D8 üyesi ülkelerin medya kuruluşları arasında güvenilir işbirliği kurularak doğru, tarafsız, objektif ve sorumlu bir bilgi ortamı oluşturulması gerektiğini kaydetti.

Türkiye, bilgi ve birikimini D8 ülkeleriyle paylaşmaya hazır

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Stratejik İletişim ve Kriz Yönetimi Daire Başkanı Bora Bayraktar, etkinlikte yaptığı konuşmada, küresel adaletsizlik ve eşitsizliğin arttığı bu dönemde D8 gibi uluslararası kurumların sorumluluğunun da arttığını söyledi.

Bayraktar, dijital medya, sosyal ağlar ve yapay zeka gibi gelişmelerin bilginin üretilmesini ve dolaşım hızını artırdığını, aynı zamanda dezenformasyon ve manipülasyon gibi bilgi düzensizliklerinin yayılmasına da zemin hazırladığını kaydetti.

Yapay zekanın gücüyle birleşen yeni medya unsurlarının, hedef ülkenin kamu düzenini bozmak, vatandaşların kamu kurumlarına olan güvenini azaltmak için adeta bir silah gibi kullanıldığına dikkati çeken Bayraktar, bu durumun iletişim tanımının yeniden yapılmasını zorunlu kıldığını vurguladı.

Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın doğru ve güvenilir bilginin merkezinde yer aldığı vatandaş odaklı bir iletişim seferberliği çağrısında bulunduğunu hatırlatarak, şunları dile getirdi:

“D8 çatısı altında gelecekte kurulacak olan Medya Mükemmeliyet Merkezi’nin medya işbirliğini artıracağına, stratejik iletişim kapasitemizi geliştireceğine inanıyoruz. Türkiye olarak bu merkezin kurulması noktasında sahip olduğumuz bilgi ve birikimi paylaşmaya ve uluslararası işbirliği ve koordinasyonu güçlendirmeye hazırız.”

Forumda, medya alanında işbirliğinin güçlendirilmesi konuşuldu

Forum, dijital platformların artan etkisi karşısında doğru, teyit edilmiş ve güvenilir bilginin önemi, medyanın teknolojik trendlere uyumu, gazetecilerin sorumluluğu ve yapay zekanın doğurduğu etik sorunların ele alındığı panellerle devam etti.

Panellerde, D8 ülkeleri arasında medya alanında işbirliğinin güçlendirilmesi hususunda görüş ve öneriler dile getirildi.

“Diyalog, işbirliği ve bölgesel dayanışmayı teşvik” konulu forumda, 8 ülkeden 150’den fazla katılımcı yer aldı.

Maliye Bakanı Berova’dan, Miroğlu için anma mesajı

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Salih Miroğlu’nun vefatının 20. yıl dönümünde saygı ve rahmetle andı.

Berova mesajında şunlara yer verdi:

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti siyasetinde önemli görevler üstlenen, hizmet anlayışı ve ilkeli duruşuyla toplumumuzda kalıcı bir iz bırakan merhum Dr. Salih Miroğlu’nu vefatının 20’inci yılında, O’nu rahmet, saygı ve özlemle anıyoruz. Dr. Miroğlu; Cumhuriyet Meclisi, Bakanlık ve UBP’de üstlendiği sorumluluklarda sergilediği uzlaşı ve hoşgörüye dayalı yaklaşımıyla siyaset kültürümüze önemli katkılar sağlamış, kamu hizmetinde örnek bir çizgi ortaya koymuştur. Tıp ve spor alanlarındaki çalışmaları ise onun toplum yararını gözeten çok yönlü karakterinin en belirgin göstergeleri olmuştur. Kıbrıs Türk halkına hizmet etmeyi yaşamının merkezine yerleştiren merhum Dr. Salih Miroğlu’nun bıraktığı değerli miras, bugün de yol gösterici niteliktedir. Bu vesileyle, merhum Dr. Salih Miroğlu’nu bir kez daha rahmet, saygı ve minnetle anıyoruz”

Bakan Çavuş, Salih Miroğlu’nu andı

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, siyasetçi Dr. Salih Miroğlu’nun 20. ölüm yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı.

Bakan Çavuş, siyaset ve kamu hizmetinde önemli görevler üstlenen merhum Dr. Salih Miroğlu’nun KKTC’nin gelişimine ve toplum hayatına yaptığı katkılarla her zaman hatırlanacağını vurguladı.

Çavuş, Miroğlu’nun UBP Genel Sekreteri ve farklı bakanlık görevlerinde gösterdiği özverili çalışmaları, halka olan bağlılığı ve hoşgörülü kişiliği ile örnek teşkil ettiğini kaydetti.

Çavuş mesajında, “Merhum Miroğlu’nun, ülkemizin siyasi, sosyal ve kültürel hayatına kattığı değerler, yalnızca görev yaptığı yıllarla sınırlı kalmayıp bugün de yol gösterici olmaya devam etmektedir. Hoşgörüsü, uzlaşı anlayışı ve fedakârlığıyla toplumumuzun kalbinde daima yaşayacaktır.20. ölüm yıl dönümünde, Dr. Salih Miroğlu’nu saygı ve rahmetle anıyor, ailesine, sevenlerine ve KKTC halkına başsağlığı diliyorum.” ifadelerine yer verdi.

Öztürkler, Miroğlu ve Özgür’ü andı: “Mirasları bize yol göstermeye devam ediyor”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, merhum politikacılar Dr. Salih Miroğlu ile Özker Özgür’ü 20’nci ölüm yıldönümlerinde rahmet ve saygıyla andı.

Öztürkler, mesajında ülke siyasetinde önemli görevler üstlenen, hizmet anlayışı ve ilkeli duruşuyla toplumda iz bırakan Salih Miroğlu’nun Cumhuriyet Meclisi, bakanlık ve Ulusal Birlik Partisi’nde (UBP) üstlendiği sorumluluklarda sergilediği uzlaşı ve hoşgörüye işaret etti. Öztürkler, bunun siyasi kültüre de kamu hizmetine de önemli katkı sağladığını ifade etti.

Öztürkler, tıp ve spordaki çalışmalarının Dr. Salih Miroğlu’nun toplum yararını gözeten çok yönlü yapısının en belirgin göstergesi olduğunu kaydetti.

Cumhuriyetçi Türk Partisi  (CTP) Genel Başkanlığı ve milletvekilliği görevlerinde halkın iradesini cesaretle temsil eden Özker Özgür’ün de yaşamı boyunca çözüm, insan hakları ve halkların kardeşliği ilkelerini savunduğunu söyledi.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, “Dr. Salih Miroğlu ve Özker Özgür’ün mirası Kıbrıs Türk halkına yol gösterici olmaya devam ediyor. Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz” dedi.

Çocuk Hakları Çalışma Toplantısı düzenlendi

“20 Kasım Dünya Çocuk Hakları” günü dolayısıyla Çocuk Hakları Çalışma Toplantısı düzenlendi.

Sosyal Hizmetler Dairesi tarafından, Lefkoşa Merit Otel’de düzenlenen toplantı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu ve Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit’in açılış konuşmalarıyla başladı.

-Hasipoğlu: “Devletin en temel sorumluluğu, kendi çocuklarını korumaktır”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, çalışma toplantısına katkı koyan tüm paydaşlara teşekkür ederek, devletin en temel sorumluluğunun, kendi çocuklarını korumak; onların haklarını garanti altına almak ve güven içerisinde büyüyebilecekleri bir sosyal ortam yaratmak olduğunu vurguladı.

Bu sorumluluğun yalnızca hukuki bir yükümlülük olmadığını, ülkenin geleceği ve sürdürülebilirliği için de bir görev olduğunu belirten Hasipoğlu, toplantı sonuçlarını önemsediklerini kaydetti.

Hasipoğlu, bu çerçevede KKTC’de çocuk haklarının korunması ile geliştirilmesi bağlamında, yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi; karşılaşılan zorlukların tüm açıklığıyla ortaya konması ve geliştirilebilir sosyal politik alanların masaya yatırılmasını amaçladıklarını kaydetti.

“Çocuk koruma sistemi, yalnızca Sosyal Hizmetler Dairesi’nin omuzlarında duracak bir yapı değildir.” diyen Hasipoğlu, bu sistemin kurumların, yerel yönetimlerin, hukuk dünyasının, güvenlik birimlerinin, eğitim camiasının ve sivil toplum örgütlerinin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi.

Toplantının, çocuk koruma sistemini güçlendirmek, kurumlar arası koordinasyonu arttırmak, çocuk katılım merkezlerini geliştirmek ve politikaları çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde güncellemek sebebiyle organize edildiğini dile getiren Hasipoğlu, “Çocuk haklarını korumak, aynı zamanda devletin her alandaki politikalarını çocuk odaklı düşünmesi demektir.” şeklinde konuştu.

“Ülkemizin çocuk koruma yapısını daha güçlü, daha kapsayıcı ve daha etkili bir noktaya taşıyacağımıza yürekten inanıyorum. Her çocuğumuzun güven içerisinde büyüdüğü, sevildiği, eğitim aldığı, devletini yanında hissettiği bir KKTC için çalışmaya devam edeceğiz.” diyen Hasipoğlu, çocukların zamanlarının çoğunu dijital dünyada geçirdiklerini, bu konuyla ilgili de bir çalışma yapılabileceğini belirtti.

-Ecevit: “Sosyal hizmetlerii güçlendirmek, toplumsal bir dönüşüm”

Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit de çocuk haklarının korunması yönünde atılacak hiçbir adımın gecikmeye tahammülü olmadığını, toplantıda atılacak her adımın, çocukların daha güvenli, adil ve eşit bir dünyada büyümeleri amacı taşıdığını söyledi.

KKTC’de, sosyal hizmetlerin güçlendirilmesinin yalnızca teknik bir süreç değil, toplumsal bir dönüşüm olduğunu kaydeden Ecevit, bu dönüşümün çocukların yararını gözeten, disiplinler arası iş birliğini esas alan, bilimsel temellere dayanan politikalarla mümkün olabileceğini vurguladı.

Her çocuğun güvenliği, gelişimi, eğitimi, sağlığı ve mutluluğunu korumanın, hiçbir çocuğu ihmal veya istismarın karanlığına bırakmamanın, asli görevleri olduğunu vurgulayan Ecevit, toplantının asıl amacının, ortak akılla daha güçlü bir sosyal hizmet sistemi inşa etmek olduğunu belirtti.

Açılış konuşmaları ve Merit Otel’e teşekkür belgesi takdiminin ardından çalışma toplantısına geçildi.

Toplantıda, çocuk koruma sisteminin mevcut durumu, yasal çerçeve, kurumlar arası iş birliği, sosyal hizmet uygulamalarının etkinliği ve çocukların karar süreçlerine katılımı gibi temel başlıklar ele alınıyor.

Kamu kurumları, akademisyenler, sosyal hizmet uzmanları, öğretmenler, psikologlar, sivil toplum örgütleri ve medya temsilcilerinin katıldığı toplantıda, “Mevcut durum ve mevzuat”, “Uygulamadaki sorunlar ve çocuk katılımı” ve “Politikalar, önleyici modeller ile uzun vadeli stratejiler” başlıkları üç oturum şeklinde tartışılacak.

İran’daki benzeri görülmemiş kuraklık: İklim değişikliğinin yol açtığı tespit edildi

Bilim insanları, İran başta olmak üzere Suriye ve Irak’ta 5 yıldır etkili olan benzeri görülmemiş kuraklığa iklim değişikliğinin yol açtığını tespit etti.

Uluslararası bilim insanlarının oluşturduğu World Weather Attribution (WWA) tarafından yapılan yeni analize göre insan faaliyetleri kaynaklı iklim değişikliği, Suriye, Irak ve İran’da kuraklığa yol açan hava koşullarını daha sık ve şiddetli hale getirdi.

Bilim insanları, aşırı kuraklığın büyük ölçüde iklim değişikliğinden kaynaklandığını ve bunun olmaması halinde normal koşulların görülebileceğini belirledi.

Bu, İran için kayıtlardaki en kötü kuraklık olarak değerlendirilirken bölge için de en şiddetli koşullar arasında yer aldı.

Bölgede 5 yıldır süren kuraklıktan en fazla etkilenen İran’da su krizi, sağlığı tehdit ediyor ve ekonomik gelirleri hasada bağlı çiftçileri derinden etkiliyor. Su krizinin sürmesi halinde 10 milyon kişinin yaşadığı Tahran’ın tahliye edilme riski bulunuyor.

İklim değişikliği olmadan bu tür aşırı hava olaylarının yüzyılda ancak birkaç kez yaşanması beklenirken iklim değişikliğiyle bu hava olayları yaygın hale geldi.

– “İklim değişikliği olmasaydı bu kadar uzun ve şiddetli bir kuraklık yaşanmazdı”

Londra Imperial College Çevre Politikaları Merkezi Araştırma Görevlisi ve analizin baş yazarı Mariam Zachariah, iklim değişikliğinin kurak dönemlerin daha uzun ve şiddetli geçmesine yol açtığına işaret ederek, “Bir yıllık kuraklık, tek başına bu kadar büyük bir krize yol açmazdı ancak özellikle İran’da kuraklık üstüne kuraklık yaşanıyor. Bu şartların uzun sürmesi, ülkelerin yeniden toparlanmasına kısıtlı zaman bırakıyor. İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliği olmasaydı bu kadar uzun ve şiddetli bir kuraklık yaşanmazdı.” değerlendirmesinde bulundu.

Londra Imperial College Çevre Politikaları Merkezi İklim Bilimi Profesörü Friederike Otto da azalan yağış ve yüksek sıcaklıkların birleşmesinin şiddetli kuraklığa neden olduğuna dikkati çekerek, “İklim değişikliği, kontrol altına alınamadığı her yıl daha fazla yaşam ve geçim kaynağının kaybına yol açıyor. Fosil yakıtlardan çıkış taahhüdü sağlanmadığı sürece su kıtlıkları yoğunlaşacak, dünya çapında daha fazla insan evlerini bırakmak zorunda kalacak.” ifadelerini kullandı.

BM İklim Zirvesi’nde yangın çıktı, müzakereler durdu

Brezilya’nın Belem kentinde düzenlenen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 30. Taraflar Konferansı’nda (COP30) çıkan yangın, müzakerecilerin iklim çabalarının nasıl destekleneceği konusunda bir anlaşmaya varmaya çalıştıkları kritik bir dönemde Birleşmiş Milletler iklim görüşmelerini sekteye uğrattı.

Yangın, resmî müzakereler sırasında yan etkinliklerin yapıldığı Mavi Bölge’nin (Blue Zone) pavilyon alanında çıktı. Yangın birkaç dakika içinde kontrol altına alındı, ancak yetkililer güvenlik kontrolleri için tüm alanı tahliye etti.

Euronews Türkçe Servisi’nin aktardığına göre 13 kişi dumandan zehirlendiği için tedavi altına alındı.

Bu gününün son gün olarak planlandığı ve müzakerelerin ağır ilerlediği iklim konferansı yönetimi başlangıçta bakanların ve diplomatların perşembe günü geç saatlere kadar çalışmasını planlamıştı. Yangının zaten duraksayan süreci daha da zora soktuğu belirtiliyor.

Bazı müzakereciler, başlangıçtaki anlaşma eksikliğine ek olarak gecikmenin de ek tavizleri zorlayabileceğinden endişe ediyor.

Yangından sadece birkaç saat önce BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ülkeleri “sonuç almak için isteklilik ve esneklik göstermeye” çağırmış ve bunun “uzlaşma ve ortak zemin” gerektirdiğini söylemişti.

Çarşamba günü zirve, gelişmekte olan ülkelere iklim finansmanının nasıl arttırılacağı ve fosil yakıtların kullanımdan kaldırılması da dahil olmak üzere birkaç kilit konuda anlaşmaya varmak için kendi koyduğu son tarihi çoktan kaçırmıştı.

Ancak Guterres, bu tartışmalı konularda bile bir anlaşmaya varılabileceğine “tamamen ikna olduğunu” vurguladı. Guterres, en güçlü tedbirlerin alınmamasının bir başarısızlık olacağını da sözlerine ekledi.

Yenilenen egzoz emisyon denetim cihazları kullanılmaya başlandı

Başbakan Yardımcılığı Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanlığı’na bağlı Çevre Koruma Dairesi ülke genelinde motorlu taşıt egzoz emisyon ölçümlerini sürdürüyor.

AB finansmanı ile yenilenen motorlu taşıt egzoz emisyon denetim cihazları yapılan denetimlerde kullanılmaya başlandı.

Son 1 hafta içerisinde ülke genelinde yapılan ölçümlerde toplam 110 motorlu taşıtın 23 tanesinin Motorlu Taşıt Egzoz Emisyon Kontrolü Tüzüğü’nde belirtilen standartları sağlamadığı tespit edilerek 18/2012 sayılı Çevre Yasası’nın 28. maddesinin 3. fıkrası kurallarını ihlal ettikleri gerekçesiyle araçların gerekli bakım-onarım hizmetinden geçirilip egzoz emisyon ölçümlerini tekrar yaptırmaları talep edilmiştir.

Trafikteki motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliğini kontrol altına almak amacıyla ülke genelinde egzoz emisyon ölçüm denetimleri düzenli olarak devam edecektir.