Archives Aralık 2025

AB, ortak borçlanmayla Ukrayna’ya 2 yıl için 90 milyar avro sağlayacak

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin liderleri, Ukrayna’nın 2026-2027 için finansman ihtiyacının Rusya’nın dondurulmuş varlıkları yerine 90 milyar avroluk ortak borçlanmayla giderilmesinde anlaştı.

AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Brüksel’de gerçekleştirilen AB Liderler Zirvesi bitiminde basın toplantısı düzenledi.

Costa, “Bugün, Ukrayna’ya önümüzdeki 2 yıl için 90 milyar avro sağlama kararını onayladık. Ukrayna’ya AB bütçesi tarafından desteklenen bir kredi sağlayacağız. Bu, Ukrayna’nın acil mali ihtiyaçlarını karşılayacak ve Ukrayna bu krediyi ancak Rusya tazminat ödedikten sonra geri ödeyecek.” dedi.

Rusya’ya yaptırımlar yenilenecek

AB liderlerinin Rusya’ya yönelik yaptırımları yenilemeyi de kabul ettiklerini anlatan Costa, Rusya’yı müzakere masasına getirmenin tek yolunun Ukrayna’yı güçlü tutmak olduğunu belirtti.

Costa, AB’nin gerektiği sürece Ukrayna’nın yanında duracağına işaret ederek, “Ukrayna’ya siyasi ve mali desteğimiz savaşta, barışta ve yeniden yapılanmada asla azalmayacak.” diye konuştu.

Ukrayna’ya kredi için AB ortak borçlanmasının mali yükümlülüğüne Macaristan, Slovakya ve Çekya’nın katılmaması konusunda Costa, “AB Konseyi Başkanı olarak, bütün üye ülkelerin farklılıklarına saygı duymalıyım. Özellikle Ukrayna konusunda farklı görüşler ve pozisyonlar var. Ancak önemli olan bu çeşitliliğe rağmen gerektiğinde kararlar alabilmemiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Ursula von der Leyen de, “Ukrayna’nın önümüzdeki 2 yıl için acil finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bir araya geldik ve bunu başardığımızı söylemekten çok memnuniyet duyuyorum.” ifadelerini kullandı.

AB Komisyonunun liderlere Ukrayna’ya mali destek için AB olarak piyasadan borçlanma ile Rusya’nın dondurulmuş varlıklarından tazminat kredisi verilmesi olmak üzere 2 seçenek sunduğunu anımsatan von der Leyen, şunları söyledi:

“Üye ülkeler, Ukrayna’yı önümüzdeki 2 yıl için sermaye piyasalarından 90 milyar avro tutarında AB borçlanması yoluyla finanse etmeyi kabul etti. Ukrayna krediyi Rusya’dan savaş tazminatı aldıktan sonra geri ödeyecek. Bu süreçte Rus varlıkları dondurulmuş kalmaya devam edecek.”

MERCOSUR anlaşmasının imzalanması ertelendi

Von der Leyen, Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ile cumartesi günü imzalanması planlanan serbest ticaret anlaşması konusunda, “Görüşmelerin bir bölümü MERCOSUR anlaşmasıyla ilgiliydi. Üye ülkelerle bazı konuları ele almak için birkaç haftaya daha ihtiyacımız var. MERCOSUR ortaklarımızla iletişime geçtik ve imzanın biraz ertelenmesi konusunda anlaştık.” diye konuştu.

AB ile Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’ın üyeleri olduğu MERCOSUR arasında cumartesi günü Brezilya’da yapılacak bir toplantıda ticaret anlaşması imzalanması planlanıyordu. Buna Fransa ve İtalya gibi ülkeler ile Avrupa genelinden çiftçiler karşı çıkıyordu.

Gelecek yılın ilk çeyreğinde Ukrayna’nın finansal kaynaklarının tükenmesi bekleniyor.

AB Komisyonu, uzun süredir Rusya’nın 210 milyar avroyu bulan dondurulmuş varlıklarının Ukrayna’ya sunulacak krediye teminat olarak kullanılması fikri üzerinde çalışıyordu.

Plan kapsamında Ukrayna’ya ciddi miktarda kredi sağlanması, Ukrayna’nın bu krediyi sadece Rusya’nın savaş tazminatı vermesi halinde geri ödemesi öngörülüyordu.

Belçika Başbakanı Bart De Wever ise 185 milyar avroluk kısmı ülkesindeki Euroclear finans kuruluşunda bulunan ve yaptırımlar kapsamında hareketsizleştirilen Rus varlıklarının, Ukrayna’ya sağlanacak kredinin teminatı olarak kullanılması için risklerin paylaşılması, birlikte hareket edilmesi ve yasal dayanakların açık biçimde ortaya konulmasını şart koşuyordu.

Japonya’da Takaiçi hükümeti yetkilisinden “nükleer silaha ihtiyaç olduğu” çıkışı

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae’nin güvenlik politikaları ekibinden bir yetkili, ülkenin nükleer silahlara sahip olması gerektiğini savundu.

Kyodo ajansının haberine göre, ismi açıklanmayan Japonya yetkili, Tokyo’nun uzun süredir benimsediği nükleer karşıtı tutumunun değişmesi gerektiğini ileri sürdü.

Japon yetkilinin nükleer silah çıkışı, güvenlikçi politikalarıyla bilinen Takaiçi’nin Japonya’nın nükleer silah bulundurmasını, üretmesini ve ülkeye sokulmasını yasaklayan “Üç Nükleer İlke”yi gözden geçirmeyi değerlendirdiği bir dönemde geldi.

Takaiçi hükümetinin güvenlik politikalarını şekillendiren ekibin üyesi olan yetkili, “Bence nükleer silahlara sahip olmalıyız. Sonunda yalnızca kendimize güvenebiliriz.” dedi.

Japonya’nın nükleer politikasında değişiklik yapılması tartışmalı konu olmayı sürdürüyor

Hükümet kaynakları, daha önce iktidardaki Liberal Demokrat Parti’nin lideri Takaiçi’nin söz konusu ilkeleri yeniden ele almayı düşündüğünü açıklamıştı.

Üç Nükleer İlke, 1967’de dönemin Başbakanı Eisaku Sato tarafından parlamentoda ilan edilmiş ve zamanla ulusal bir ilke haline gelmişti. Sato, bu yaklaşımı ve barışa katkıları dolayısıyla 1974’te Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüştü.

Japonya’nın nükleer politikasında değişiklik yapılması, ülkede tartışmalı bir konu olmayı sürdürüyor.

Kamuoyunun önemli bir kesimi, atom bombası saldırılarına maruz kalan tek ülke olmasının da etkisiyle barışçıl savaş sonrası nükleer karşıtı duruşu benimsiyor.

İsrail ordusu, ateşkese rağmen Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerine saldırılar düzenledi

İsrail ordusunun, yürürlükteki ateşkese rağmen Gazze Şeridi’nin çeşitli noktalarına hava saldırısı, topçu atışı ve silahlı tacizlerle saldırılarını sürdürdüğü bildirildi.

Yerel kaynakların aktardığı bilgiye göre İsrail güçleri, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Gazze kentinin doğu mahalleleri ile güneydeki Han Yunus kentinin doğu ve kuzey bölgelerini hedef aldı.

Han Yunus kentinin doğusu, İsrail savaş uçaklarının yoğun bombardımanı ve topçu atışlarıyla sarsılırken, bölgede sabahın erken saatlerinden itibaren sık sık silah sesleri duyuldu. Kentin batı kesimlerinde ise İsrail hücum botlarından, denize açılan Filistinli balıkçıların teknelerine makineli tüfeklerle ateş açıldı.

Öte yandan, Gazze kentinin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi’ne düzenlenen hava saldırısı sonucu vurulan bölgelerden dumanlar yükseldi.

İsrail’in hava saldırıları ve topçu atışlarında hedef aldığı noktaların niteliğine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Evkaf’tan doğaya nefes olacak adım: Zeytin fidanı dikim töreni düzenleniyor

Evkaf, 100 bin Zeytin Fidanı Dikim Projesi kapsamında 21 Aralık Pazar günü Esentepe’de zeytin fidanı dikim töreni gerçekleştirecek.

Evkaf, doğanın emanet ettiği değerleri korumak, geleceğe nefes olacak bir iz bırakmak ve toplumsal farkındalığı güçlendirmek amacıyla Zeytin Fidanı Dikim Töreni düzenliyor.

100 Bin Zeytin Fidanı Dikim Projesi kapsamında gerçekleştirilecek tören, 21 Aralık 2025 Pazar günü saat 11.00’de, Esentepe-Girne’de yapılacak.

Program kapsamında zeytin fidanı dikimi yapılacak; ardından Muratağa-Sandallar Şehitliği, Atlılar Şehitliği ve Kapalı Maraş’taki Bilal Ağa Mescidi ziyaret edilecek.

Etkinliğin konum ve yol tarifine afişte yer alan QR kod üzerinden öğrenilebileceği, katılım için ise +90 533 876 99 87 numaralı telefondan bilgi alınabileceği belirtildi.

Japonya Merkez Bankası, faizi 30 yılın en yüksek seviyesine çıkardı

Japonya Merkez Bankası (BoJ), politika faiz oranını beklentiler dahilinde 25 baz puan artırarak yüzde 0,75’e çıkarırken, bu oran 30 yılın en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti.

BoJ’dan yapılan açıklamaya göre, oy birliğiyle alınan kararla politika faiz oranı, beklentiler dahilinde 25 baz puan artırılarak yüzde 0,75’e çıktı. Bu oran 30 yılın en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti.

BOJ’a göre, temel enflasyonun genel olarak yüzde 2’lik fiyat istikrarı hedefi ile uyumlu bir seviyede olacağına dair temel senaryonun gerçekleşme olasılığı arttı. ABD ekonomisi ve ülkenin ticaret politikalarına ilişkin belirsizlikler devam etse de azaldı.

Banka en son faiz artırımını 2025 Ocak döneminde yapmıştı.

ABD’de MIT profesörünün öldürülmesi ve Brown Üniversitesi saldırısının şüphelisi ölü bulundu

ABD’de evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden MIT profesörü Nuno Loureiro ile Brown Üniversitesi’nde 2 kişinin hayatını kaybettiği 9 kişinin yaralandığı silahlı saldırının şüphelisinin ölü bulunduğu bildirildi.

Polis yetkilileri tarafından, 13 Aralık’ta Brown Üniversitesinde gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenlendi.

Yetkililer, üniversitedeki saldırının şüphelisi 48 yaşındaki Portekiz vatandaşı Claudio Neves Valente’nin, New Hampshire’da kiraladığı bir depoda ölü bulunduğunu belirtti.

Valente’nin kendini öldürdüğü bilgisini paylaşan yetkililer, şüphelinin Brown Üniversitesinde 2000-2001 yıllarında fizik alanında lisansüstü eğitim gördüğünü aktardı.

Yetkililer Valente’nin ayrıca, 15 Aralık’ta yaşamını yitiren MIT profesörü Nuno Loureiro’nun uğradığı silahlı saldırının da şüphelisi olduğunu, Valente ve Loureiro’nun Portekiz’deki bir üniversitede 1995’te aynı akademik programda yer aldığını kaydetti.

Noem’den “DV1 programının durdurulması” talimatı

ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, şüphelinin ölü bulunduğunun açıklanmasının ardından ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan paylaşım yaptı.

Brown Üniversitesi saldırısı şüphelisi Valente’nin 2017’de ABD’ye DV1 programı kapsamında giriş yaptığını ve Yeşil Kart (Green Card) sahibi olduğunu belirten Noem, “Bu iğrenç şahsın ülkemize girmesine izin verilmemeliydi.” ifadesini kullandı.

Noem, ABD Başkanı Donald Trump’ın direktifiyle, Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetlerine (USCIS) DV1 programının durdurulması talimatını verdiğini belirtti.

Kampüste silahlı saldırı

ABD’deki Brown Üniversitesinde silahlı bir saldırgan nedeniyle 13 Aralık’ta yerel saatle akşam saatlerinde kampüste “aktif silahlı saldırgan” alarmı verilmişti.

Providence Belediye Başkanı Brett Smiley, saldırıda 2 kişinin hayatını kaybettiğini, 9 kişinin yaralandığını açıklamıştı.

Yetkililer, silahlı saldırıyla ilgili şüphelinin arandığını bildirmişti.

Massachusetts Institute of Technology (MIT) Profesörü Nuno Loureiro ise 15 Aralık gecesi Massachusetts’in Brookline kasabasındaki evinde silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybetmişti.

FBI, daha önce yaptığı açıklamada, iki olay arasında bilinen bir bağlantı bulunmadığını ifade etmişti.

Brüksel’de çiftçilerin protesto için yollara döktüğü patatesleri bazı vatandaşlar topladı

Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirilen Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi sırasında binlerce çiftçi, Güney Ortak Pazarı (MERCOSUR) ile yapılması planlanan serbest ticaret anlaşmasına ve Birliğin gelecekteki bütçesinde tarım desteklerindeki kesintilere karşı gösteri düzenledi.

Gösteriler sırasında çiftçilerin protesto amacıyla yollara döktüğü patatesleri bazı vatandaşlar topladı.

Rusya: Bu yıl Ukrayna’da 300’ü aşkın yerleşim yerini ele geçirdik

Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, Ukrayna’da bu yıl 300’den fazla yerleşim birimini ele geçirdiklerini belirterek “Bu yıl kontrolümüze 6 bin 300 kilometrekareden fazla alan geçti.” dedi.

Gerasimov, başkent Moskova’da yabancı devletlerin askeri ataşeleri için brifing düzenledi.

Ukrayna’daki savaşa ilişkin Gerasimov, Batılı ülkelerin Ukrayna’ya askeri, teknik ve maddi destek sağlamaya devam ettiğini belirterek “Buna rağmen cephedeki stratejik inisiyatif, Rus ordusunda.” diye konuştu.

Rus güçlerinin Donetsk, Luhansk, Zaporijya ve Herson bölgelerinin ele geçirilmesine ve güvenli bölgenin oluşturulmasına yönelik eylemlerini sürdürdüğünü dile getiren Gerasimov, şunları kaydetti:

“2025’te 300’den fazla yerleşim birimi Rus ordusu tarafından kurtarıldı. Bu yıl kontrolümüze 6 bin 300 kilometrekareden fazla alan geçti. Özel askeri operasyonun başlangıcından bu yana ise yaklaşık 94 bin kilometrekare alan kurtarıldı. Ukrayna ordusu ise yıl içinde yaklaşık 6 bin 500 tank ve zırhlı araç, yaklaşık 11 bin 800 obüs ve havan topu ile yaklaşık 500 bin asker kaybetti.”

Gerasimov, Rus askerlerinin, Donetsk bölgesinde Konstantinovka şehrinin yüzde 50’sini kontrol altına aldığı bilgisini paylaştı.

Batı’nın Rusya’yı stratejik yenilgiye uğratmaya çalıştığını belirten Gerasimov, bazı Avrupalı ülkelerin Ukrayna’daki savaşın sürdürülmesinden yana olduğunu söyledi.

Gerasimov, Avrupa’nın Rusya ile doğrudan çatışma için askerileştirildiğini ve NATO’nun Rus sınırlarında askeri altyapısını güçlendirmeyi sürdürdüğünü söyledi

“ABD’nin nükleer denemelerine karşı tedbirler alınacak”

Rus ordusunun modern silahlarla donatılmaya devam ettiğini dile getiren Gerasimov, “Stratejik nükleer kuvvetlerdeki modern silahların payı yüzde 92’dir. Savunma kapasitesinin artırılması için S-500 uçaksavar füze sistemiyle donatılan hava ve füze savunma tümen oluşturuldu. Ayrıca bu yıl, ‘Oreşnik’ orta menzilli balistik füze sistemiyle donatılan tugay kuruldu.” değerlendirmesini yaptı.

Gerasimov, ABD’nin nükleer denemeler yapması ihtimaline ilişkin ise “Kapsamlı Nükleer Deneme Yasağı Antlaşması’ndaki yükümlülüklerimize bağlı kalıyoruz. Ancak Amerikan tarafının nükleer denemelere başlaması durumunda, buna karşı gerekli tedbirler alınacak.” ifadelerini kullandı.

Valeriye Gerasimov, gelecek yıl geniş kapsamlı “Merkez-2026” stratejik askeri tatbikatını düzenleyeceklerini bildirdi.

“Orta Doğu’da gerginliğin artma ihtimali var”

Orta Doğu’daki duruma da değinen Gerasimov, söz konusu bölgede gerginliğin artma ihtimalinin olduğunu belirtti.

Genelkurmay Başkanı Gerasimov, şunları kaydetti:

“Bölgedeki istikrarı belirleyen en önemli faktör, Gazze Şeridi meselesinin çözümü. ABD ve ortaklarının bu konudaki girişimlerinin, bölgedeki terör tehdidini ve İsrail ile Filistinli örgütler arasındaki çatışmaları azaltacağını umuyoruz.”

Brent petrolün varil fiyatı 59,40 dolar

Brent petrolün varili, uluslararası piyasalarda 59,40 dolardan işlem görüyor.

Dün 60,43 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 59,44 dolardan tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.10 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,1 azalarak 59,40 dolara geriledi. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 55,80 dolardan alıcı buldu.

Petrol fiyatları, Rusya ile Ukrayna arasında olası barış anlaşmasına ilişkin beklentilerin güçlenmesi ve Meksika yönetiminin Venezuela’ya yönelik herhangi dış müdahaleye karşı oldukları yönündeki mesajlarıyla geriledi.

ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında, hafta sonu Miami’de yapılması planlanan Rusya-Ukrayna görüşmeleri öncesinde Kiev’e “anlaşma konusunda hızlı hareket etmesi” çağrısında bulundu.

ABD medyasına konuşan ve ismi açıklanmayan yetkililer, Miami’de cumartesi yapılması beklenen görüşmelere bir Rus yetkilinin katılacağını doğrularken, bu ismin Rusya Varlık Fonu Başkanı Kirill Dmitriev olduğu bilgisi paylaşıldı.

Uzmanlara göre, bu açıklamalar piyasalarda diplomatik sürecin hız kazanabileceği beklentisini güçlendirirken, Rus petrolünün küresel piyasalara daha istikrarlı akabileceği algısını artırarak petrol fiyatlarını aşağı yönlü destekliyor.

Öte yandan, Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum’un Venezuela’ya yönelik dış müdahalelere karşı olduklarını ve bölgede barışçıl çözüm için her türlü katkıyı sunmaya hazır olduklarını açıklaması da petrol fiyatlarını baskılıyor.

Ayrıca ABD Başkanı Trump’ın, Meksika’nın Küba ile yakın ilişkilerine yönelik eleştirilerine değinen Sheinbaum, Küba konusunda Washington’dan farklı düşündüklerini ve işbirliğini sürdürmeye devam edeceklerini söyledi.

Sheinbaum, 18 Aralık’taki açıklamasında, ABD’nin Venezuela’nın kuzey kıyıları açıklarında askeri varlığını artırmasının ardından bölgede olası bir “kan dökülmesini” önlemek amacıyla BM’nin devreye girmesi çağrısında bulunmuştu. ABD Başkanı Trump ise yaptırıma tabi Venezuela kaynaklı tüm petrol tankerlerinin bloke edilmesi talimatını verdiğini açıklamıştı.

Buna karşılık Venezuela yönetimi, ülke açıklarında bir petrol tankerine el koyan ABD’yi “korsanlıkla” suçlayarak konuyu BM Güvenlik Konseyine taşıdı.

Uzmanlar, barış ve diplomasi vurgusu içeren bu açıklamaların, Venezuela kaynaklı olası arz kesintilerine yönelik endişeleri hafifleterek petrol piyasalarındaki jeopolitik risk primini düşürdüğünü ve bu nedenle fiyatlar üzerinde aşağı yönlü etki yarattığını belirtiyor.

Brent petrolde teknik olarak 64,83 dolar direnç, 54,60 dolar destek seviyesi olarak izleniyor. ​​​​​​​

ABD’deki Green Card programı süresiz iptal edildi

ABD’de yaşama ve çalışma imkanı sağlayan, Green Card çekilişi olarak bilinen Çeşitlilik Vizesi programının süresiz iptal edildiği açıklandı.

ABD Başkanı Donald Trump, Brown Üniversitesi ve MIT kampüslerindeki silahlı saldırının ardından “Yeşil Kart” çekilişi (Diversity Visa) programını perşembe günü askıya aldı.

İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, Trump’ın talimatıyla ABD Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetlerine (USCIS) programın durdurulması emrini verdiğini duyurdu.

Noem, paylaşımında “Bu caninin ülkemize girmesine asla izin verilmemeliydi” ifadesini kullandı.

Çeşitlilik vizesi programı nedir?

Çeşitlilik vizesi programı, ABD’de az temsil edilen ülkelerden (birçoğu Afrika kıtasında yer alan ülkeler) gelen kişilere her yıl kura yoluyla yaklaşık 50 bin kalıcı oturma izni (Yeşil Kart) sağlayan bir sistem.

2025 yılı çekilişine yaklaşık 20 milyon kişi başvurmuş, kazananların eşleri dahil edildiğinde 131 binden fazla kişi seçilmişti.

Kurayı kazanan adayların ABD’ye kabul edilmeden önce sıkı bir güvenlik taramasından geçmesi gerekiyor.

Saldırı şüphelisinin geldiği Portekiz vatandaşlarına 2025 çekilişinde sadece 38 kişilik kontenjan ayrılmıştı.

Hafta sonu hava nasıl olacak?

Meteoroloji Dairesi’nin tahminlerine göre, pazar gününden itibaren yer yer sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Hava sıcaklığı 15 dereceye kadar düşecek.

Dairenin 18–24 Aralık tarihleri arasındaki hava tahminlerine göre, bölge periyodun ilk yarısında yüksek basınç sistemi, ikinci yarısında ise alçak basınç sistemi ile soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Hava, bugün ve yarın parçalı bulutlu ve çok bulutlu olacak.

Pazar gününden itibaren ise yağmur bekleniyor.  Hava, pazar ve pazartesi yer yer sağanak yağmurlu; salı günü, yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak yağmurlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı, periyodun ilk yarısında iç kesimlerde ve sahillerde19-22 derece, ikinci yarısında ise 15-18 derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgar, genellikle kuzeyli yönlerden orta kuvvette, pazar ve pazartesi günleri ise güney ve doğu yönlerden orta zaman zaman kuvvetli olarak esecek.

19 Aralık 2025 Döviz Kurları

Son bir ayın en yüksek seviyesine ulaşan Dolar’ın zirve serisi devam ediyor.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 42,80 TL, Euro 50,21 TL, İngiliz Sterlini ise 57,27 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.08 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 42,80 TL, satış fiyatı 42,81 TL.

Euro’nun alış fiyatı 50,18 TL, satış fiyatı 50,24 TL, İngiliz Sterlini ise 57,26 TL’den alınıp 57,29 TL’den satılıyor.

Çavuş: Tarımda büyüme ve üretim önceliğimiz

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı bütçesini kabul etti. Tarım Bakanlığı bütçesi 7 milyar 11 milyon 973 bin TL olarak oyçokluğu ile onaylandı.

Meclis Genel Kurulu, 284 milyon 500 bin TL’lik Kıbrıs Türk Süt Endüstrisi Kurumu (SÜTEK) bütçesini de onayladı. Genel kurul, 980 milyon TL’lik Genel Tarım Sigortası Fonu ve 2 milyar 910 milyon TL’lik Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) bütçelerini de oyçokluğuyla kabul etti.

Genel kurulda yarın 64 milyar 590 milyon 394 bin TL’lik Maliye Bakanlığı, 9 milyon 461 bin TL’lik Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu (YÖDAK), 980 milyon TL’lik Faiz Farkı Fonu ve Gelirler bütçeleri görüşülerek, tasarının madde madde görüşülmesi tamamlanacak ve bütünü oylanacak.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, bütçe görüşmesinde söz alarak, göreve geldiklerinden beri tarımda büyümeyi hedeflediklerini, destekleri ele aldıklarını, düzenlemeler yaptıklarını belirterek, yaptıkları çalışmalara değindi.

Çavuş, ormanlara büyük önem verdiklerini, ancak ülkede az yağıştan kaynaklı yeni dikilen ağaçların da yaşlı ağaçların da kuruduğunu, kuraklığa dayanaklı ağaçlar diktiklerini ancak susuzluk, çam kese böceği gibi etkenlerin bunları kuruttuğunu anlattı.

AB standartlarına uygun ilaçlama yaptıklarını, fidanların, yangın bölgelerine dikildiğini, ormanların hassas bir konu olduğunu ifade eden Çavuş, ormanlara gereken bakımları yatırımları yaptıklarını, ormanlarda gereken alanları açtıklarını belirtti.

Kendisine yönelik eleştirilerin “ne kadar doğru işler yaptığını” gösterdiğini ifade eden Çavuş, narenciyeye değindi, bu alana yönelik desteklere işaret etti, daha iyisini yapacaklarını söyledi.

Çavuş, borçla aldıkları Cypfruvex’i artıya geçirdiklerini, hastalıklara karşı gereken mücadeleyi verdiklerini, tüm adanın narenciye ağaçlarını koruduklarını belirterek, Tarımsal Araştırma Dairesinin bu alanlara yönelik raporlarını çıkardığını kaydetti.

Üreticilerin ödendiğini, soğuk hava deposunun da bitme noktasında olduğunu, narenciye birlikleriyle her zaman görüştüğünü ifade eden Çavuş, Cypfruvex’in çalışmaya devam edeceğini söyledi.

Çavuş, terleme sistemi kurduklarını, damla sulamadan da daha tasarruflu bir sulama yapmayı hedeflediklerini anlattı, dere, baraj temizliklerine yönelik çalışmalara değindi, barajların temizlenememesinin sebebinin, üzerinin kuru altının balçık olması olduğunu söyledi.

Dere üzerlerine evler yapıldığını, parseller açıldığını meclis kürsüsünden fotoğrafla gösteren Çavuş, bu hataların düzeltileceğine inanç belirtti. Çavuş, kentlerde belediyeler ile işbirliğinde çalışarak doğal afetin zarar vermeyeceği bir şekle getirmeye çalışacaklarını anlatarak, su baskınlarını yaratan bazı olaylara işaret etti, suyu denize değil göletlere verdiklerini kaydetti.

Doğal afetin, suyun siyaset bilmediğini belirten Çavuş, üzerlerine düşen görevi yerine getirdiklerini belirtti.

Çavuş, son günlerde yaşanan hayvan hastalıklarına da işaret ederek, bazı kişilere, yöneticilere yönelik eleştirilere işaret etti, yöneticilerine destek belirtti. Hiçbir müdürünün evine bakanlığa ait bir araçla gitmediğini belirten Çavuş, herkesin ağzından çıkanı üç kere duymasını istedi.

Hayvan hastalıklarına yönelik limanlarda yapılan ilaçlamaları ve hastalığın taşınma şekline değinen Çavuş, hastalığın güneyden gelme olasılığına değindi, bakanlık olarak hastalık ortaya çıkar çıkmaz gereken önlemleri aldıklarını belirterek, aşıya ulaşmalarında destek veren Türkiye Cumhuriyeti’ne teşekkür etti.

Avrupa’da çoğu ülkenin bugün bu şap hastalığıyla uğraştığını, hızlı yayılma olduğunu, ancak aşının hızlı bir şekilde ülkeye ulaştırıldığını, 250 bin aşının ülkeye geldiğini, aşılamaların başladığını anlatan Çavuş, ilgili tüm birliklere desteklerinden ötürü teşekkür etti.

Çavuş, milletvekillerinin sorularını da yanıtladı, duyumlar üzerinden değil, gerçekler üzerinden çalıştıklarını, üretime, tarıma, hayvancılığa büyük önem verdiklerini, kaygı duymadan milletvekillerinin kendilerini denetlemeye devam etmesini istedi.

Akmal’dan Şap Aşılamasına Destek: Böyle Bir Bakan ve Veteriner Ordusu Oldukça Hayvancının Sırtı Yere Gelmez

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’nın şap hastalığıyla mücadele kapsamında başlattığı büyükbaş hayvan aşılama seferberliği, sektör temsilcilerinden de destek görüyor.

Mehmet Akmal, yürütülen aşılama sürecine ilişkin yaptığı açıklamada, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş ve sahada görev yapan veteriner hekimlere teşekkür etti.

Akmal, açıklamasında, “Başımızda sizin gibi bir bakan, etrafınızda da gençlerden oluşan bir veteriner hekim ordusu olduktan sonra hayvancının sırtı yere gelmez. Hepinize teşekkürler, var olun. Şimdiden elinize, emeğinize sağlık” ifadelerini kullandı.

Şap hastalığıyla mücadelenin hayvancılık sektörü açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Akmal, Bakanlık koordinasyonunda yürütülen hızlı ve planlı aşılama çalışmalarının üreticiler açısından güven verici olduğunu vurguladı.

MAĞUSA’DA KAÇAK HAYVAN GEÇİŞİ ENGELLENDİ: 9 ERKEK SÜT DANASI ELE GEÇİRİLDİ

Mağusa 1. Derece Askeri Bölgesi içerisinde gerçekleştirilen denetimler sırasında, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne kaçak yolla hayvan geçirilmek istendiği tespit edilmiştir.

A.B, K. T.ve Güney Kıbrıs vatandaşı bir şahıs, söz konusu kaçak geçişi gerçekleştirmeye çalıştıkları sırada güvenlik güçleri tarafından suçüstü yakalanmıştır. Olayda, kaçak olarak ülkeye sokulduğu belirlenen 9 adet erkek süt danası ele geçirilmiştir.

Güney Kıbrıs vatandaşı şahsın olayla ilgili suçunu itiraf ettiği öğrenilirken, ele geçirilen hayvanlara Polis Müdürlüğü ile Veteriner Dairesi personelinin iş birliği içerisinde el konulmuştur. Hayvanlar, veteriner hekimler tarafından gerekli klinik muayeneleri yapıldıktan sonra Devlet Üretme Çiftliği’ne teslim edilmiştir.

Olayla ilgili soruşturmanın Polis Müdürlüğü tarafından sürdürüldüğü bildirildi.

Kalkınma Bankası: Asılsız haberlere ilişkin hukuki süreç başlatıldı

KKTC Kalkınma Bankası, kredi başvurularının, “Banka Kriter ve Prensipleri” doğrultusunda değerlendirildiğini belirterek, Kalkınma Bankası’nın mevzuatı gereği teminatsız ve/veya yetersiz teminat ile kredi kullandırmadığını açıkladı.

Kalkınma Bankası, ayrıca Denizcilik sektörüne 2018 yılından itibaren herhangi bir kredi kullandırılmadığını da kaydetti.KKTC Kalkınma Bankası’ndan yapılan açıklamada, bir haber sitesinde gündeme getirilen ve Kalkınma Bankası’nın adının geçtiği iddialar konusunda kamuoyunu doğru bilgilendirmek ve aydınlatılmak amacıyla açıklama yapma gereği duyulduğu belirtildi.

-“Bankamızda evrakların kaybolduğu iddiası tamamen gerçek dışıdır”

Kalkınma Bakanlığı açıklamasında, kullandırılan kredilere ilişkin teminatlara ait evrakların ilgili resmi makamların onayı ile teminat altına alındığına dikkat çekilerek, “Krediye ilişkin tüm önemli evraklar kredi borcu ödenip kapanana kadar, Bankamıza ait güvenlikli odada muhafaza edilmekte olup Bankamızda evrakların kaybolduğu iddiası tamamen gerçek dışıdır.” ifadelerine yer verildi.

Borcun ödenip kapanmasının ardından, ilgili teminat evraklarının yine resmi makamların onayı ile fesih ve/veya serbest bırakılma işlemleri yapılmasının ardından müşteriye iade edildiği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“KKTC Kalkınma Bankası kredi başvurularını, Banka Kriter ve Prensipleri doğrultusunda değerlendirmekte olup, mevzuatı gereği teminatsız ve/veya yetersiz teminat ile kredi kullandırmamaktadır.

Haberde adı geçen şirkete, kuru yük gemisi alımı çerçevesinde kredi kullandırılmış ve krediye karşılık, projeye konu gemi ile birlikte gayrimenkul ipoteği mevzuata uygun şekilde teminat alınmıştır. Yine haberde belirtildiği gibi 2023-2024 tarihlerinde ilgili şirkete herhangi yeni kredi kullandırımı yapılmamıştır. Bahse konu şirkete ait tüm kredi borcu Ocak 2024 tarihinde yapılan ödemelerle kapatılmıştır. Ayrıca Bankamız tarafından Denızcilik sektörüne 2018 yılından itibaren herhangi bir kredi kullandırılmamıştır.

Kullandırılan kredilere ilişkin teminatlara ait evraklar ise ilgili resmi makamların onayı ile teminat altına alınmaktadır. Krediye ilişkin tüm önemli evraklar kredi borcu ödenip kapanana kadar, Bankamıza ait güvenlikli odada muhafaza edilmekte olup Bankamızda evrakların kaybolduğu iddiası tamamen gerçek dışıdır.

Borcun ödenip kapanmasının ardından, ilgili teminat evrakları yine resmi makamların onayı ile fesih ve/veya serbest bırakılma işlemleri yapılmasının ardından müşteriye iade edilmektedir.”

İddiaların aksine Kalkınma Bankası’nın süreçleri şaibeye yer bırakmayacak şekilde mevzuata uygun yürüttüğü vurgulanan açıklamada, “Yayımlanan asılsız haberlere ilişkin hukuki süreç, Bankamız tarafından başlatılmıştır.” denildi.

 

Milli Eğitim Bakanlığı ile Çocuklara Yardım Vakfı arasında iş birliği

Milli Eğitim Bakanlığı ve Tangül Ünal Çağıner Çocuklara Yardım Vakfı, eğitim ve dijital farkındalık projelerinde iş birliği protokolü imzaladı. Tören, Bakan Nazım Çavuşoğlu ve Vakıf Başkanı İçim Çağıner Kavuklu’nun katılımıyla gerçekleşti; amaç, çocukların değerlerine bağlı, donanımlı ve özgüvenli bireyler olarak yetişmesini sağlamak.

Milli Eğitim Bakanlığı ile Tangül Ünal Çağıner Çocuklara Yardım Vakfı arasında yürütülecek faaliyetlerde iş birliğini düzenlemek amacıyla protokol imzalandı.

Protokole Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu ve Tangül Ünal Çağıner Çocuklara Yardım Vakfı Başkanı İçim Çağıner Kavuklu imza koydu. İmza töreninde Yüksek Öğrenim ve Dışilişkiler Dairesi Müdürü Behcet Çelebi de hazır bulundu.

İmza töreninde konuşan Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, eğitimin Bakanlığın temel sorumluluğu olduğunu vurgulayarak, sivil toplum örgütleri, vakıflar ve halkla birlikte iyi nesiller yetiştirmek için büyük bir çaba içinde olduklarını belirtti.

Çavuşoğlu, çocuklara fayda sağlayacak her türlü katkı ve iş birliğine Milli Eğitim Bakanlığı’nın kapısının açık olduğunu ifade ederek, Kıbrıs Türk halkının tarihsel mücadelesine dikkat çekti. Bu toprakları vatan yapmak için yüzyıllar boyunca verilen mücadelenin mirasçıları olduklarını söyleyen Bakan Çavuşoğlu, İçim Çağıner Kavuklu’nun da ülkeye, nesillere, değerlere bağlılığını büyük bir fedakarlık ve özveriyle gösterdiğini ifade etti.

Kültürel ve sosyolojik değerlerin geçmişten geleceğe aktarılmasında proje ve kongrelerin önemine işaret eden Çavuşoğlu, dijital dünyanın bu aktarımın önünde bir engel oluşturmaması gerektiğini ve inanç, dil, kültür ve değerlerin korunarak yaşatılmasının altını çizdi.

“Globalleşen dünyada değerlerinden kopan toplumlar kimliksizleşebilir. Biz yeni bir kimlik arayışında değiliz; bize emanet edilen kimliği değerleriyle birlikte yaşatmak istiyoruz” diyen Çavuşoğlu, bu protokolün Kıbrıs Türkü’nün geleceği için önemli bir adım olduğunu söyledi.

Laik ve Atatürkçü yaşam biçimi hedefinin toplumu muasır medeniyetler seviyesine taşımak olduğunu belirten Çavuşoğlu, atılan adımların bu amaca hizmet ettiğini sözlerine ekledi.

Tangül Ünal Çağıner Çocuklara Yardım Vakfı Başkanı İçim Çağıner Kavuklu ise Milli Eğitim Bakanlığı’nın vakfın her projesinde önemli bir destek sağladığını belirterek teşekkür etti.

Kavuklu, imzalanan protokolün temel gailesinin gelecek nesiller olduğunu belirterek, “Çocuklarımız dijital çağın gerisinde kalmasınlar ama sosyal medya bağımlısı da olmasınlar. Dijitali ilerleyebilmek için kullansınlar ama ahlaklarından hiçbir şey kaybetmesinler. O yüzden iyi oluş, pozitif oluş gelecek nesillerimiz adına her zamankinden daha önemlidir” dedi.

Empati kurabilen, aile bağları güçlü, kültürüne ve tarihine sahip çıkan, iletişim becerileri gelişmiş ve özgüvenli nesiller yetiştirmenin önemine vurgu yapan Kavuklu, bu amaç doğrultusunda yürütülen faaliyetlerde üniversitelerin ve akademisyenlerin sağladığı desteklere dikkati çekti.

Hakan Fidan: “GKRY fırsat buldukları her yerde bizi engelliyor”

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) yakında Avrupa Birliği (AB) başkanlığını devralacağını ve uluslararası platformlarda fırsat buldukları her yerde Türkiye’yi engellediğini belirterek, “Kıbrıs Rum Kesimi, AB ile Türkiye arasında büyük bir engel teşkil ediyor. Ve ne yazık ki AB’nin iç işleyiş sistemi Kıbrıslı Rumların bu tür eylemlerine izin veriyor.” dedi.

Fidan, TRT World’de yayınlanan “One on One” programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yakında AB başkanlığını devralacak olmasını bir zorluk mu yoksa fırsat mı olarak değerlendirdiği”ne ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, bu durumun Türkiye için de bir fırsat olabileceğini belirtti.

Fidan, GKRY’nin uluslararası platformda, Türkiye’nin önüne engeller koyduğuna işaret ederek, “Fırsat buldukları her yerde bizi engelliyorlar. Ancak Avrupa’nın karşı karşıya olduğu mevcut tehditler karşısında, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki işbirliği ve ilişkilerin her zamankinden çok daha anlamlı ve önemli hale geldiğini düşünüyorum. Yani Kıbrıs Rum Kesimi, AB ile Türkiye arasında büyük bir engel teşkil ediyor. Ve ne yazık ki AB’nin iç işleyiş sistemi Kıbrıslı Rumların bu tür eylemlerine izin veriyor.” diye konuştu.

Kıbrıs sorununu miras olarak aldıklarını ancak bunu gelecek nesillere bırakmak istemediklerini vurgulayan Fidan, “Eski zihniyete bağlı kalmak zorunda değiliz. Daha yaratıcı olabiliriz çünkü zaman akıyor ve nesiller, gelecek nesiller bizden bir çözüm bekliyor.” ifadelerini kullandı.

Fidan, Kıbrıs’ta iki devletli çözümün tek gerçekçi çözüm olduğunun ve herkesin bunu bildiğinin altını çizerek, “Türkiye olarak Annan Planı ve Crans-Montana sürecinde olumlu bir tavır aldık, Kıbrıslı Türkler BM planına lehte oy verdiler. Ancak Kıbrıslı Rumlar bunu reddetti.” şeklinde konuştu.

– “Alternatif iki devletli çözümdür”

Kıbrıslı Rum yetkililerin, Kıbrıs için eşit güç, servet ve yetki paylaşımı anlaşmasına asla “evet” demeyeceklerini aktaran Fidan, “Onlar bunu biliyor, biz bunu biliyoruz, Avrupalılar bunu biliyor. Bu bir gerçek. Öyleyse bunun alternatifi iki devletli bir çözümdür. Bunu yapabiliriz. Ve iki devletli çözümden sonra her türlü işbirliğini veya siyasi birliği kurabilirler. Bu onlara kalmış. Ancak acilen yapmamız gereken şey, bu anı değerlendirmek ve Kıbrıs’ı bir cennet haline getirmek için her türlü tarihi fırsatı kullanmaktır.” dedi.

Fidan, Akdeniz ülkelerinin turizm, ekonomi ve sanayiye yüklü yatırımlar yaptıklarına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Kıbrıslı Türkleri izole etmeyi bırakın, kaliteli bir işbirliği başlatabiliriz. Siyasi sorunu dondururken, ekonomik kalkınma, bölgesel kalkınma, enerji kaynaklarının kullanımı, turizm, sanayi ve her şeyden hep birlikte yararlanabiliriz. Ancak eski hedeflere ve zihniyete bağlı kalmak, bu sorunu olumlu bir şekilde ele almamıza yardımcı olmuyor. İşte, onlara vermek istediğimiz mesaj budur. Çünkü toplum uzun süredir bir şekilde şartlandırılmış durumda, bu yüzden politikacıların U dönüşü yapması çok zor. Ama birisi gerçeği söylemek zorunda. Birisi, Ada’daki gerçekler, hepimizin kaçırdığı fırsatlar ve mevcut fiili durum nedeniyle yarattığımız riskler hakkında gerçeği söyleyecek kadar cesur olmak zorunda.”

Dinçyürek: Sağlık hizmetlerinde iletişim ve empatiyi güçlendiriyoruz

Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık hizmetlerinde hasta memnuniyetini ve iletişim kalitesini artırmak amacıyla düzenlenen kapsamlı “İletişim ve Empati Eğitimi” programının ikincisi başladı. Programın açılışı, Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek’in katılımıyla Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Talasemi Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Eğitimlerin geniş kapsamlı ve eş zamanlı şekilde yürütülebilmesi amacıyla beş üniversitenin iş birliğiyle hayata geçirildiğini belirten Bakan Dinçyürek, bu iş birliğinin sağlık hizmetlerinin niteliğini artırma açısından son derece değerli olduğunu vurguladı.

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, düzenlenen hizmet içi eğitim kurslarına katılan sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, sağlık sisteminin merkezinde her zaman hasta ve hasta yakınlarının yer aldığını ifade etti.

Konuşmasında sağlık çalışanlarından bürokratlara kadar herkesin ortak hedefinin hastaya en iyi hizmeti sunmak olduğunu belirten Dinçyürek, “Hepimizin varlık sebebi hastadır. Hastaneler hastalar için vardır, hemşireler hastalar için vardır, doktorlar hastalar için vardır. Sağlık Bakanı da hastalar için vardır” dedi.

Ada genelinde tarihte görülmemiş ölçekte sağlık yatırımları yapıldığını kaydeden Dinçyürek, dört büyük ilçede eş zamanlı olarak dört büyük hastanenin inşa edildiğini belirtti.

Yeni Lefkoşa Hastanesi, Yeni Girne Hastanesi, Karpaz Hastanesi ve Güzelyurt Hastanesi projelerinin aynı anda yürütüldüğünü söyleyen Dinçyürek, bunun ülke tarihinde bir ilk olduğuna dikkat çekti.

2025 yılı içerisinde birçok yeni sağlık merkezinin hizmete açıldığını belirten Dinçyürek, Maraş, Değirmenlik ve Lapta Sağlık Merkezleri’nin faaliyete geçtiğini, önümüzdeki günlerde ise Gaziköy ve Dörtgöz’de sağlık odalarının hizmet vermeye başlayacağını açıkladı.

Mağusa’daki eski sağlık merkezinin yenilendiğini ifade eden Dinçyürek, adanın ilk koruyucu ruh sağlığı merkezinin de burada hizmete girdiğini; merkezde yetişkin ve çocuk-ergen psikiyatristleri ile klinik psikologların görev yapacağını söyledi.
Tatlısu’da sıfırdan yeni bir sağlık merkezinin yapıldığını dile getiren Dinçyürek, milyonlarca euro değerinde tıbbi cihaz yatırımı gerçekleştirildiğini, yeni servislerin açıldığını ve yeni hemşire ile sağlık personelinin istihdam edildiğini belirtti.

Fiziki yatırımların önemli olduğunu ancak asıl değerin insana dokunuşta olduğunu vurgulayan Dinçyürek, hizmet içi eğitimlerin hasta ve hasta yakını memnuniyetine doğrudan etki ettiğini söyledi. “Hastalar buraya tatile gelmiyor. Endişe, panik ve kaygı içinde sağlık kuruluşlarına başvuruyorlar. Bu nedenle zaman zaman agresif ya da sorgulayıcı olabilirler. Bizim görevimiz, bunu doğru algılayıp doğru yöntemle yaklaşmaktır” ifadelerini kullandı.

Yanlış iletişimin, doğru yapılan tedavilere rağmen memnuniyetsizlik ve şikâyetlere yol açabildiğine dikkat çeken Dinçyürek, düzenlenen kursların bu noktada büyük katkı sağlayacağına inandıklarını belirtti. Bakanlık olarak bu eğitimlere büyük önem verdiklerini söyleyen Dinçyürek, sağlık çalışanlarının sürece doğrudan katılımının kendilerini daha da güçlendirdiğini ifade etti.

İki gün boyunca aktarılan bilgilerin son derece verimli olduğunu belirten Dinçyürek, bu tür eğitimlerin daha sık yapılmasını temenni ettiklerini ifade ederek kurslara katılan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, eğitim sürecinin aylar süren bir hazırlık sonucunda, uluslararası düzeyde beş üniversitenin iş birliğiyle hayata geçirildiğini vurgulayarak; Doğu Akdeniz Üniversitesi, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi, Yakın Doğu Üniversitesi, Girne Amerikan Üniversitesi ve Lefke Avrupa Üniversitesi başta olmak üzere, katkı koyan tüm akademisyenlere ve üniversite yöneticilerine, bakanlık personeline Sağlık Bakanlığı ve şahsı adına teşekkür etti.

Arıklı yeni nesil mobil baz istasyonlarını yerinde inceledi

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Vodafone Telsim’i ziyaret ederek, haberleşme altyapısına dâhil edilen yeni nesil mobil baz istasyonlarını yerinde inceledi   

“Afet anlarında kesintisiz iletişim stratejik bir zorunluluktur”

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Vodafone Telsim’i ziyaret ederek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haberleşme altyapısına dâhil edilen yeni nesil mobil baz istasyonlarını yerinde inceledi.     

Ziyarette, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu (BTHK) Başkanı Kadri Bürüncük ile Başkan Yardımcısı Tayfun Aydınlı da hazır bulundu.

Ziyaret kapsamında yetkililerden teknik bilgi alan Bakan Arıklı, afet ve kriz yönetimi süreçlerinde kesintisiz iletişimin hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Arıklı, haberleşmenin özellikle olağanüstü durumlarda etkin müdahale ve koordinasyonun temel unsuru olduğunu vurguladı.

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Arıklı, şu ifadeleri kullandı:

“Deprem, sel ve yangın gibi olağanüstü durumlarda iletişimin kopması, müdahale ekiplerinin koordinasyonunu ve kriz yönetimini doğrudan olumsuz etkilemektedir. Vodafone Telsim’in ülkemize kazandırdığı yeni nesil mobil baz istasyonları, en zorlu saha koşullarında dahi kısa sürede devreye girerek güvenli ve kesintisiz iletişim sağlamaktadır. Bu yatırımlar, doğrudan vatandaşlarımızın can güvenliğiyle ilişkilidir.”

Bakan Arıklı, söz konusu mobil istasyonların teknik altyapısına da değinerek sistemlerin 2G, 3G ve 4G teknolojilerinin yanı sıra ihtiyaç hâlinde 5G altyapısını destekleyebilecek donanıma sahip olduğunu belirtti. Özel hidrolik sistemler sayesinde antenlerin dakikalar içinde kurulabildiğini ifade eden Arıklı, sessiz jeneratör teknolojisi ile çevreye duyarlı ve kesintisiz enerji sağlandığını kaydetti.

Yeni nesil mobil baz istasyonlarının yalnızca afet ve acil durumlarda değil, konserler, spor müsabakaları ve benzeri yoğun katılımlı organizasyonlarda da iletişim kapasitesini artırmak amacıyla kullanılabileceği belirtildi.

Vodafone Telsim’in envanterine 4 mobil ve 3 trailer olmak üzere toplam 7 acil durum istasyonu kazandırıldığını ifade eden Bakan Arıklı, “Devlet olarak haberleşme altyapımızı güçlendiren her yatırımı stratejik bir kazanım olarak değerlendiriyoruz. Vodafone Telsim’in KKTC’ye duyduğu güven ve teknoloji yatırımlarını sürdürmesi ülkemiz adına memnuniyet vericidir.” dedi.

Tüz: Her koşulda kesintisiz iletişim önceliğimizdir

Telsim Genel Müdürü Sefer Tüz, kamu kurumlarıyla yakın iş birliğine büyük önem verdiklerini vurguladı. Tüz, iletişim altyapısına yönelik yatırımların şeffaf diyalog ve ortak akıl anlayışıyla hayata geçirildiğini belirtti. Mobil baz istasyonu çözümlerinin bu yaklaşımın somut bir örneği olduğunu kaydeden Tüz, nazik ziyaretleri ve yapıcı değerlendirmeleri dolayısıyla Bakan Arıklı ve BTHK yöneticilerine teşekkür etti.

Telsim’in vizyonunun her koşulda kesintisiz ve kaliteli iletişim sunmak olduğunu dile getiren Tüz, mobil baz istasyonu araçlarının afet durumlarında hızlı ve güvenilir bağlantı sağladığını, büyük etkinliklerde ise şebeke kapasitesini artırarak kullanıcı deneyimini üst seviyeye taşıdığını söyledi. Bu yatırımların, Kıbrıs’ta geleceğin iletişim altyapısını şekillendirmeyi hedeflediğini de sözlerine ekledi.

SOSYAL HİZMETLER DAİRESİ PERSONELİNE AKTİF YAŞLANMA EĞİTİMİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Altınbaş Kıbrıs Üniversitesi Sürekli Eğitim ve Araştırma Merkezi tarafından Sosyal Hizmetler Dairesi personeline yönelik “Aktif Yaşlanma” konulu eğitim düzenlendi. Eğitim, Merkez Müdürü Yrd. Doç. Dr. Elif Şen Yücel başkanlığında gerçekleştirildi.

Sosyal hizmet alanında görev yapan personelin mesleki bilgi ve farkındalığını artırmayı amaçlayan eğitimde, Dr. Ayşe Aydındoğmuş tarafından aktif yaşlanma, anımsama terapisi, merhamet yorgunluğu, stresle baş etme ve öfke kontrolü konusunda bilgilendirme yapıldı.
Eğitime Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu ile Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit de katıldı. Bakan Hasipoğlu yaptığı konuşmada, bakanlığın kadınlardan çocuklara, engellilerden yaşlılara kadar geniş bir kesime sosyal devlet anlayışı çerçevesinde hizmet verdiğini vurguladı.

Yaşlılık sürecinin üretken ve aktif bir şekilde geçirilmesinin önemine dikkat çeken Hasipoğlu, herkesin bir gün yaşlanacağını belirterek bu alanda verilen eğitimlerin büyük önem taşıdığını ifade etti. Sosyal Hizmetler Dairesi’ne bağlı huzurevi ve bakımevlerinde görev yapan personelin eğitime katılımından duyduğu memnuniyeti dile getiren Hasipoğlu, 2026 yılında Sınırüstü Yaşlı Bakım Evi’nin hizmete açılmasının hedeflendiğini, ayrıca bir otizm merkezinin hayata geçirilmesinin planlandığını açıkladı.

Bakan Hasipoğlu, eğitime katkı koyan Altınbaş Kıbrıs Üniversitesi temsilcilerine bilgi ve tecrübe paylaşımlarından dolayı teşekkür etti.

Dezenformasyon, adadaki gerçeklerin planlı biçimde tahrif edilmesine yol açıyor

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıs Türk halkının, uluslararası medya mecralarında çoğu zaman tek taraflı ve çarpıtılmış anlatılar üzerinden lanse edildiğini belirterek, dezenformasyonun, adadaki gerçeklerin planlı biçimde tahrif edilmesine ve temel insan haklarının açıkça ihlal edilmesine yol açtığını söyledi.

Ertuğruloğlu, bu nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası medya ve enformasyon mekanizmalarında daha görünür şekilde yer almasının, bir hakkın teslim edilmesi meselesi olduğunu vurguladı.

Ertuğruloğlu, “Bu süreçte, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin kararlı ve ilkeli desteğini her zaman yanımızda hissettik. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan güçlü duruş, Kıbrıs Türk halkına yalnız olmadığını her daim hissettirmiştir. Türk Dünyası’nın sergilediği bu dayanışma, Kıbrıs Türk halkına güç ve moral vermektedir” ifadelerini kullandı.

Dezenformasyonun ancak ortak hareket edilerek bertaraf edilebileceğini ifade eden Ertuğruloğlu, “Hakikat, ancak birlikte savunulduğunda güç kazanır.” dedi.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığınca düzenlenen “Türk Devletleri Dezenformasyonla Mücadele Forumu”na katılarak konuşma yaptı.

-“Medya, egemenliğimizin savunulduğu stratejik bir zemindir”

Ertuğruloğlu, konuşmasının başında, foruma ev sahipliği yapan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türkiye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına, teşekkürlerini sundu, Kıbrıs Türk halkının selamlarını ve iyi dileklerini iletti.

Ertuğruloğlu, “Kıbrıs Türk halkı için medya ve enformasyon, soyut birer kavram değil; kolektif hafızamızın, varoluş mücadelemizin ve meşru haklarımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Medya, aynı zamanda egemenliğimizin ve kimliğimizin doğrudan savunulduğu stratejik bir zemindir.” dedi.

– “Bayrak Radyosu halkın sesi oldu… Enformasyon Dairesi ve Türk Ajansı Kıbrıs da bu tarihi sorumluğu devam ettiriyor”

1960’lı ve 1970’li yıllarda Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırıların yaşandığı, iletişim kanallarının susturulmaya çalışıldığı bir dönemde, Kıbrıs Türk tarihine yön veren bir adım atıldığını anlatan Ertuğruloğlu, Aralık 1963’te son derece sınırlı imkanlarla kurulan Bayrak Radyosu’nun, Kıbrıs Türk halkının onurunun, kararlılığının ve var olma iradesinin sesi olduğunu söyledi. Ertuğruloğlu, bugün Bayrak Radyo Televizyon Kurumu’nun, Kıbrıs Türk halkının direncinin ve egemenliğinin en güçlü sembollerinden biri olarak halen bu misyonunu sürdürdüğünü belirtti.

Ertuğruloğlu, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Enformasyon Dairesi ile Türk Ajansı Kıbrıs’ın da bu tarihi sorumluluğu günümüzde kararlılıkla devam ettirdiğini, Kıbrıs Türk halkının görüşlerinin doğru ve etkin biçimde uluslararası kamuoyuna aktarılması ve dezenformasyonla mücadele edilmesi bakımından hayati bir rol üstlendiğini vurguladı.

Ertuğruloğlu, “Tüm çabalar, yalnızca teknik faaliyetler değil; meşru ve özden gelen haklarımızın, egemenliğimizin ve kimliğimizin korunmasına yönelik süreklilik arz eden kapsamlı bir mücadelenin parçasıdır.” ifadelerini kullandı.

-“İki devletli tartışmaya açık değildir”

Ertuğruloğlu, konuşmasında Kıbrıs meselesine ilişkin, Kıbrıs Türk halkının, onlarca yıldır maruz bırakıldığı insanlık dışı izolasyona ve ambargolara rağmen, haklı davasına kararlılıkla sahip çıktığını ve ne iradesinden ne de meşru haklarından vazgeçtiğini söyledi.

Adada adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün ancak egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli modelle mümkün olabileceğini söyleyen  Ertuğruloğlu,  “Bu ilkeler, adanın ortak sahibi olan Kıbrıs Türk halkının tartışmaya açık olmayan, özden gelen haklarıdır.” dedi.

Ertuğruloğlu, uluslararası toplumun, adadaki mevcut gerçekliği ve iki egemen eşit devletin varlığını kabul etmesinin, yalnızca Kıbrıs’ta değil, bölgenin tamamında istikrar ve güvenliğin tesisi açısından da zorunlu olduğunu vurguladı.

– “Dezenformasyon adadaki gerçeklerin tahrif edilmesine ve insan haklarının ihlaline yol açıyor”

Kıbrıslı Türk halkının uluslararası spor, kültür, akademik ve ticari platformlara erişimde sistematik ve haksız kısıtlamalara maruz bırakıldığını belirten Ertuğruloğlu, şunları kaydetti:

“Kıbrıs Türk halkı, uluslararası medya mecralarında kendi sesi ve iradesiyle yer almak yerine, çoğu zaman kasıtlı, tek taraflı ve çarpıtılmış anlatılar üzerinden lanse edilmekte; kimi durumlarda ise bilinçli şekilde görünmez kılınmaktadır. Dezenformasyonun araçsallaştırılması, taraflı söylemlerin kurumsallaşması ve adil temsilden ısrarla kaçınılması, adadaki gerçeklerin planlı biçimde tahrif edilmesine ve temel insan haklarının açıkça ihlal edilmesine yol açmaktadır. Bu durum, siyasi bir ihtilafın ötesinde; uluslararası hukuk ve evrensel insan hakları ilkeleri açısından ciddi ve kabul edilemez bir ihlaldir.”

– Türkiye ve Türk Dünyası, Kıbrıs Türk halkına güç veriyor

Ertuğruloğlu, “Bu nedenle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası medya ve enformasyon mekanizmalarında daha görünür şekilde yer alması, bir hakkın teslim edilmesi meselesidir” diyerek, şunları ifade etti:

“Bu süreçte, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin kararlı ve ilkeli desteğini her zaman yanımızda hissettik. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konulan güçlü duruş, Kıbrıs Türk halkına yalnız olmadığını her daim hissettirmiştir. Aynı şekilde, kardeş Türk Devletlerinin sergilediği dayanışma da bizlere güç vermektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 2022 yılında Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olarak kabul edilmesi, bu dayanışmanın somut bir tezahürü ve bizim için tarihi bir adımdır.”

– “Hakikat, ancak birlikte savunulduğunda güç kazanır”

Ertuğruloğlu, “Türk Dünyası’nın sergilediği bu dayanışma, Kıbrıs Türk halkına güç ve moral vermektedir” diyerek, “Sesimizin sizler aracılığıyla duyulması, bakış açımızın medya platformlarınızda yer bulması, halkımızın kendini daha güvende ve güçlü hissetmesini sağlamaktadır. Birlikte hareket ederek hakikatin sesini yükseltebilir; Türk Dünyası’nın her köşesinin küresel düzeyde adil ve doğru biçimde temsil edilmesini sağlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.

Dezenformasyon, manipülasyon ve dijital propaganda gibi tehditlerin, ancak eşgüdüm içinde verilecek yanıtlarla bertaraf edilebileceğini ifade eden Ertuğruloğlu, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak, bu çabalara aktif katkı sunmaya, tecrübemizi paylaşmaya ve ortak projelerde yer almaya hazırız. Çünkü biz inanıyoruz ki; hakikat, ancak birlikte savunulduğunda güç kazanır.”  dedi.

Bakü’de, Türkiye-Azerbaycan 17. Yüksek Düzeyli Askeri Diyalog Toplantısı yapıldı

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, Türkiye ile Azerbaycan arasında 17. Yüksek Düzeyli Askeri Diyalog Toplantısı düzenlendi.

Azerbaycan Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye-Azerbaycan 17. Yüksek Düzeyli Askeri Diyalog Toplantısı, Azerbaycan Savunma Bakanı Yardımcısı Agil Gurbanov ile Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Levent Ergün başkanlığındaki heyetlerin katılımıyla yapıldı.

Toplantıda, iki ülke arasındaki askeri işbirliği kapsamında yürütülen mevcut faaliyet mekanizmaları kapsamlı biçimde ele alındı.

Askeri ilişkilerin mevcut durumunun değerlendirildiği toplantıda geleceğe yönelik görev ve hedefler hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

Azerbaycan Milli Meclisi, bakanlıklar arasındaki mutabakatı onayladı

Öte yandan, Azerbaycan Milli Meclisi, “Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı ile Azerbaycan Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Karşılıklı Askeri Güvenliğin Güçlendirilmesine İlişkin Mutabakat Muhtırası”nı onayladı.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov’un temmuzda İstanbul’da imzaladığı mutabakat muhtırası, dün Milli Meclis’te yapılan oylamada kabul edildi.

Epstein’in kız arkadaşı Maxwell, 20 yıllık hapis cezasının bozulmasını talep etti

The New York Times’ın haberine göre Maxwell, 2021’de hakkında verilen mahkumiyet kararına ilişkin mahkemeye başvurdu.

ABD’de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı oluşturduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein’in kız arkadaşı Ghislaine Maxwell, “haksız yargılandığı” gerekçesiyle 20 yıllık hapis cezasının bozulmasını istedi.

Maxwell, 2021’deki davada beraatini sağlayacak bilgilerin saklandığını ve jüriye “yanlış ifade” sunulduğunu savunarak, yargıçtan 20 yıllık hapis cezasının bozulmasını talep etti.

Söz konusu davanın ardından “haksız yargılamaya maruz kaldığını gösterecek yeni delillerin” ortaya çıktığı iddiasında bulunan Maxwell, “delillerin tamamı değerlendirilmiş olsaydı hiçbir jüri üyesinin kendisini suçlu bulmayacağını” ileri sürdü.

Kongre’de geçen ay kabul edilen “Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası” kapsamında, Epstein davasıyla ilgili mümkün olan tüm belge ve dokümanların kamuoyuna açıklanması bekleniyor.

Maxwell 2021 yılında, Epstein’ın reşit olmayan kızları istismar etmesine yardım etmekle ilgili suçlamalardan mahkum edilmişti.

⁠ABD Yüksek Mahkemesi, 6 Ekim’de Maxwell’in temyiz başvurusunu reddetmişti.

Jeffrey Epstein olayı

En küçüğü 14 olmak üzere 18 yaş altındaki onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanan Epstein, tutuklu olduğu New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’ndeki hücresinde 10 Ağustos 2019’da ölü bulunmuştu.

Açıklanan Epstein dava dosyalarında Prens Andrew, ABD Başkanı Donald Trump, eski ABD Başkanı Bill Clinton, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak, eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore, aktör Kevin Spacey, şarkıcı Michael Jackson, illüzyonist David Copperfield, avukat Alan Dershowitz ve eski New Mexico Valisi Bill Richardson gibi ünlü isimler yer almıştı.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI), ABD Adalet Bakanlığı ile incelemesi sonucunda ünlü isimlerden oluşan “müşteri listesi”nin tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığı, aralarında hükümet yetkilileri, ünlüler ve iş insanlarının da bulunduğu kişilerin suçuna ortak olduğu gerekçesiyle örtbas amacıyla öldürüldüğü öne sürülen Epstein’in ise aslında hücresinde intihar ettiği sonucuna varıldığını açıklamıştı.

ABD’li gazeteci Tucker Carlson da Epstein’in, “İsrail için çalıştığını, başkent Washington’da herkesin aynı şekilde düşündüğünü ancak açıkça söylenemediğini” iddia etmişti.

Wall Street Journal (WSJ) gazetesi ise Epstein’in kız arkadaşı Ghislaine Maxwell’in, Epstein’in 50’nci doğum günü vesilesiyle tanıdıklarından ona yönelik mektup yazmasını istediğini, bunlardan birinin de Trump’a ait olduğunu öne sürmüştü.

İsrail, Lübnan’da birçok bölgeye hava saldırıları düzenledi

İsrail savaş uçakları, Lübnan’ın güneyi ile doğusundaki bölgelere hava saldırıları gerçekleştirdi.

İsrail, 27 Kasım 2024’te yapılan ateşkes anlaşmasına rağmen Lübnan’a saldırılarını sürdürüyor.

Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre İsrail savaş uçakları, ülkenin doğusundaki Baalbek’in batısında yer alan Bavadi beldesi çevresi ile Hermel kırsalındaki Zagrin bölgesini hedef aldı.

İsrail uçakları güneyde ise Deyr Seryan ve Kasir beldelerinin bulunduğu bölgeye, Zotar beldesi ve Cizzin bölgesindeki Reyhan Tepeleri, Curet Hudur, Katrani ve Kefr Huna beldelerinin çevresine saldırdı.

Sosyal medyadan paylaşılan görüntülerde hedef alınan birçok noktadan dumanların yükseldiği görüldü.

Lübnan makamlarından saldırılarda can kaybı olup olmadığına ilişkin henüz açıklama yapılmadı.

İsrail ordusu: Hizbullah hedeflerini vurduk

İsrail ordusu yaptığı yazılı açıklamada, Lübnan’ın güneyi ve orta kesimlerinde çok sayıda noktaya hava saldırısı düzenlediğini bildirdi.

Açıklamada, Hizbullah’a ait “silah depoları ve askeri altyapıların da olduğu çok sayıda hedefin” vurulduğu ifade edildi.

Ateşkese rağmen İsrail’in saldırıları ve işgali sürüyor

İsrail, Ekim 2023’te Lübnan’a yönelik saldırı başlatmış, Eylül 2024’te bu saldırı geniş çaplı savaşa dönüşmüştü. Savaşta 4 binden fazla kişi hayatını kaybetmiş, yaklaşık 17 bin kişi yaralanmıştı.

Lübnan ile İsrail arasında 27 Kasım 2024’te sağlanan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail’in ateşkesi binlerce kez ihlal ettiği bildirilmişti.

İsrail, Lübnan’da 8 Ekim 2023’ten sonra ele geçirdiği 5 tepeyi hala işgal altında tutarken, onlarca yıldır elinde bulundurduğu bazı bölgelerdeki varlığını da sürdürüyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ateşkesi ihlal eden İsrail’in 27 Kasım 2024 ile 27 Kasım 2025 tarihleri arasındaki bir yılda, ülkeye düzenlediği saldırılarda 335 kişinin hayatını kaybettiğini, 973 kişinin yaralandığını bildirmişti.

Rusya: Ukrayna’nın İHA saldırısında Rostov bölgesinde 3 kişi öldü

Rusya’nın Rostov Bölge Valisi Yuriy Slyusar, Ukrayna’nın kentteki limana insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlediği saldırıda 3 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Slyusar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Rostov bölgesindeki Rostov-Na-Donu, Bataysk ve Taganrog şehirlerinin, Ukrayna ordusunun İHA saldırısına maruz kaldığını kaydetti.

Saldırıda yaralı ve can kaybının olduğunu aktaran Slyusar, “Rostov limanına düzenlenen saldırı sonucu bir yük gemisinde yangın çıktı. Gemideki mürettebattan 2 kişi yaşamını yitirdi, 3 kişi yaralandı. Bataysk şehrinde de 7 kişi yaralandı. Bunlardan biri kurtarılamadı.” ifadelerini kullandı.

Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada da dün yerel saatle 20.00’den bugün 07.00’ye kadar 77 İHA’nın çeşitli bölgeler ve Karadeniz üzerinde hava savunma sistemlerince yok edildiği belirtildi.

Almanya’nın 50 milyar avroluk silah alımı sözleşmeleri mecliste onaylandı

Almanya Federal Meclisi (Bundestag), yaklaşık 50 milyar avro değerindeki askeri teçhizat ve silah alımı sözleşmelerini onayladı.

Alman Federal Meclisi Bütçe Komisyonu, Alman Silahlı Kuvvetlerinin modernizasyonuna yönelik 30 proje için yaklaşık 50 milyar avro değerinde askeri teçhizat ve silah alımlarının önünü açtı.

Onaylanan projeler arasında Alman askerleri için kıyafet ve koruyucu ekipman alımını kapsayan 21 milyar avroluk sipariş bulunuyor.

Ayrıca 4 milyar avro değerinde 200 Puma zırhlı muharebe aracı ile “Arrow 3” savunma sistemi için füze satın alımına yönelik sözleşmeler de bu projeler arasında yer alıyor.

Meclisin onayıyla, Alman silah üreticisi Rheinmetall, uydu tabanlı “Spock” kod adlı sistemi için milyarlarca avroluk sipariş alacak. Sistemin ilk sözleşme hacmi yaklaşık 1,76 milyar avroya ulaşıyor.

Alman hükümeti, bu büyük yatırımları Rusya’nın “tehdidine” yanıt olarak Alman Silahlı Kuvvetlerinin modernizasyonu nedeniyle yapıldığını belirtiyor.

Rusya-Ukrayna Savaşı, Almanya’yı askeri yaklaşımında tarihi bir dönüşüme iterken Alman hükümeti, savaşın başlamasının ardından NATO’nun “Gayrisafi Yurt İçi Hasılası’nın yüzde 2’sinin savunma giderlerine harcanması” hedefine uyarak ülkenin savunma harcamalarını artıracağını açıklamıştı.

Almanya’da “Rusya tehdidi” ve bunun sonucunda NATO’nun planlarında yapılan değişiklikler nedeniyle, 2035’e kadar Alman ordusunun mevcut asker sayısı yaklaşık 260 bine, yedek asker sayısının da 200 bine çıkarılması amaçlanıyor.

Ülkenin savunma harcamaları, gelecek birkaç yıl için bütçenin borç freninden muaf tutulacak. Alman ordusu için bu yıl toplamda 80 milyar avronun üzerinde silah ve ekipman siparişleri verildi.

BM, gelecek yıl bir milyona yakın Suriyeli mültecinin daha ülkesine döneceğini tahmin ediyor

BMMYK Suriye Temsilcisi Llosa, Suriye’de Beşşar Esed rejiminin devrildiği 8 Aralık 2024’ten bu yana yaklaşık 1,3 milyon Suriyelinin ülkesine döndüğünü ve gelecek yıl 1 milyona yakın Suriyelinin daha döneceğini tahmin ettiklerini söyledi.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) ve İsviçre hükümeti ortaklığıyla düzenlenen “İkinci Küresel Mülteci Forumu İlerleme Değerlendirmesi” başlıklı toplantı kapsamında Cenevre’de bulunan Gonzalo Vargas Llosa, Suriye’deki duruma ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Llosa, Suriye’de Beşşar Esed rejiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinden birkaç ay önce orada bulunduğunu ve yeni yönetimin gelişine de tanık olduğunu belirterek, korkunun çok hızlı bir şekilde ortadan kalktığını ve yerini umudun aldığını ifade etti.

Ekibiyle 9 Aralık 2024’te Lübnan sınırına gittiğini söyleyen Llosa, 14 yıldan fazla zorunlu sürgünde kaldıktan sonra kendiliğinden vatanlarına dönen Suriyelileri gördüğünü ve ülkelerine ulaşanların toprağı öperek sevindiğini dile getirdi.

“Suriye, en az 14 yıl boyunca uluslararası sahneden izole edilmiş bir ülkeydi”

Llosa, Suriye’de Esed rejimi sonrası yaşananlara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bunun bir süreç olduğunu düşünüyorum. 14 yıllık savaştan sonra ülke ekonomik ve altyapı açısından harap durumda. Bu yüzden zaman alacak. Suriye hükümeti ve halkının, ülkelerini dünya ile yeniden bütünleştirme konusunu nispeten kısa bir sürede başardıkları için çok büyük övgüyü hak ettiğini düşünüyorum. Suriye, en az 14 yıl boyunca uluslararası sahneden izole edilmiş bir ülkeydi. Sadece bir yıl içinde Suriye uluslararası sahneye geri döndü. Birçok ülkeyle yeniden ilişki kurdu.”

Birçok Suriyelinin eve dönmesini görmenin harika bir durum olduğunu dile getiren Llosa, Suriye genelinde ekonomik koşullarda büyük değişiklik görülmesinin biraz zaman almasının normal olduğunu vurguladı.

Llosa, bu süreci hızlandırmak için kritik olan birkaç duruma işaret ederek, “İlk olarak (Suriye’ye yönelik) yaptırımlar tamamen kaldırılmalı. Bu konuda önemli ilerlemeler kaydedildi. Umarım bu, büyük ölçekli özel sektör yatırımlarını da beraberinde getirecektir. Bu, yeniden yapılanma ve kalkınma aşaması için çok gerekli.” ifadelerini kullandı.

BMMYK gibi aktörlerin sahada ülkelerine dönen Suriyelilere birçok konuda yardım ettiğini aktaran Llosa, geri dönenlerin 4’te 1’inden fazlasının tapu ve kimlik gibi resmi belgelerinin olmadığını, bunların temini için de destek olduklarını kaydetti.

“Tahminlerimize göre, 2026’da bir milyona yakın kişi daha geri dönebilir”

Llosa, Suriyeli mültecilerin geri dönüşlerine ilişkin şunları kaydetti:

“8 Aralık 2024’ten bu yana başta bölgedeki Türkiye, Lübnan ve Ürdün’ün yanı sıra daha az oranda Mısır ve Irak’tan olmak üzere yaklaşık 1,3 milyon Suriyeli mülteci geri döndü. Aynı zamanda ülke içinde yerinden edilen 2 milyon kişi de geldikleri bölgelere geri döndü. Bu, nispeten kısa süre içinde 3 milyondan fazla Suriyelinin, ekonomik ve altyapısal olarak harap olmuş bir ülkeye geri döndüğü anlamına geliyor. Tahminlerimize göre, 2026’da bir milyona yakın kişi daha geri dönebilir. Bu da 2 yıllık bir dönemde toplamda 4 milyondan fazla kişinin geri dönmesi anlamına geliyor. Bu, çok zor koşullara geri dönen çok sayıda insan demek. Bu nedenle ülkeye mali destek sağlanması son derece önemli ve acil.”

Türkiye’nin hem birçok Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaptığını hem de 8 Aralık’tan sonra kurulan yeni Suriye hükümetine destek anlamında çok iyi rol oynadığını vurgulayan Llosa, Türkiye’den özel sektör temsilcilerinin de yatırım olanaklarını araştırmak için Suriye’ye geldiğinin altını çizdi.

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde ateşkese rağmen ihlallerini sürdürüyor

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerini hava ve topçu saldırılarıyla hedef aldı.

İsrail, Gazze Şeridi’nde ateşkese yönelik ihlallerini sürdürdü.

Görgü tanıklarından alınan bilgiye göre, İsrail ordusu, Gazze kentinin doğu bölgelerini hedef aldı. Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ve Refah kentlerinin kuzey ve doğu bölgelerine de saldırılar düzenledi.

Gazze kentinin doğusundaki Şucaiyye Mahallesi topçu atışlarıyla hedef alındı, bölgeden patlama sesleri duyuldu.

İsrail savaş uçakları da Han Yunus ve Refah kentlerini bombaladı, hedef alınan bölgelerden dumanlar yükseldi.

İsrail ordusu ayrıca Gazze ve Refah kentlerindeki bazı bölgelere hedef gözetmeksizin ateş açtı.

Gazze’deki Hükümetin Medya Ofisi verilerine göre, İsrail ordusu Gazze’de yürürlüğe girmesinden bu yana ateşkesi yüzlerce kez ihlal etti, en az 394 Filistinliyi öldürdü, binden fazla kişiyi yaraladı.

İsrail’in 8 Ekim 2023’te başlattığı ve iki yıl süren Gazze Şeridi’ni hedef alan soykırım niteliğindeki saldırıları, çoğu çocuk ve kadın, 70 binden fazla Filistinlinin ölümüne, 171 binden fazlasının da yaralanmasına neden oldu.

ABD, Tayvan’a 10 milyar doların üzerinde silah satış paketi açıkladı

ABD, Tayvan’a füzeler ve insansız hava araçları (İHA) da dahil olmak üzere değeri 10 milyar dolardan fazla olan silah satış paketini duyurdu.

Dışişleri Bakanlığı, Tayvan’a yönelik silah satışını Trump’ın Ulusa Sesleniş konuşması sırasında açıkladı.

Buna göre, söz konusu paket, 82 adet HIMARS füze sistemi, 420 adet Kara Taktik Füze Sistemleri (ATACMS), 60 Howitzer sistemi ve ilgili ekipmanların yanı sıra İHA’ları içeriyor.

Toplam değerinin 10 milyar dolardan fazla olduğu belirtilen paketin içeriğinde ayrıca, askeri yazılım, Javelin ve TOW füzeleri, helikopter yedek parçaları ve Harpoon füzeleri için yenileme kitleri de yer alıyor.​​​​​​​