Archives 2026

Fidan: “(Yunanistan ve Rum Kesimi’nin İsrail’le işbirliği) Yaptıkları işbirlikleri daha fazla güvensizlik getiriyor”

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan,  “(Yunanistan ve Rum Kesimi’nin İsrail’le işbirliği) Yaptıkları işbirlikleri daha fazla güven getirmiyor. Daha fazla güvensizlik getiriyor. Daha fazla sorun getiriyor. Daha fazla savaşı getiriyor. Biz onlara söyledik” ifadelerini kullandı.

AAtölye’de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olan Hakan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’nin güvenlik parametrelerini değiştirmesine yönelik gelişmelerin olup olmadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Fidan, “İttifak silsilesi zinciriyle alakalı yakın takibimiz son 3-4 yıldır kesintisiz devam ediyor. Özellikle Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail üçlüsünün Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi çevrelemeye yönelik veya bu izlenimi verecek bir operasyonun içerisinde olması meselesi bizim çok yakın radarımızda olan bir husus.” diye konuştu.

Fidan, bunun çok erken dönemlerde görüldüğünü aktararak, bu ekibin başka bölge ülkelerini de kendi ittifaklarına katmak için bir dönem arayış içerisinde olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin yerinde müdahaleleriyle bu projelere son verildiğine işaret eden Fidan, şunları kaydetti:

“Sonuçta olay kaldı İsrail, Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan’a. Yunanistan’ın burada çok riski açıkçası politikalar izlediğini de görüyoruz. Avrupa’da hiçbir ülkenin takip etmediği türden politikaları Yunanistan’ın burada tek başına takip etme arayışında da çok ilginç hususlar var. Buna aslında biraz daha yakından bakmak gerekir. Rum kesimi oradaki tabi politika yönetimi ne kadar yanlış politikalar peşinde olduğunu, aslında bu savaşta da oldu diye bir şey çıktı. Yaptıkları işbirlikleri daha fazla güven getirmiyor. Daha fazla güvensizlik getiriyor. Daha fazla sorun getiriyor. Daha fazla savaşı getiriyor. Biz onlara söyledik. Yunanlılara da söyledik, onlar üzerinden Rum kesiminde de söyledik. Bu politika tarzı size daha fazla güvenlik getirmeyecek. Çatışmalar içerisine çekileceksiniz, biz bunu görüyoruz.”

Fidan, söz konusu tarafların Türkiye takıntısının çok fazla olduğunun altını çizerek, bu politika devam ettirilirken kendisinin ne türden gelecek bir zarara gireceğine ilişkin fikre sahip olamadığını söyledi.

Bu strateji oluşumunda ülkelerde çok karşılaşılan bir durum olabildiğini söyleyen Fidan, “Bir hedefe kilitleniyorsunuz, o hedefe giderken aslında da yan zararlarınız neler olacak veya uzak vadeli bir takım hamlelerde nerede açmazınız olacak onu göremiyorsunuz, burada da böyle bir konu oldu. Umarız bu hatalarından vazgeçerler.” dedi.

Yunanistan’ın, Kıbrıs Rum Kesimi’nin İsrail’le askeri işbirliğine ihtiyacı olmadığını belirten Fidan, “Yunanistan zaten NATO’nun bir ülkesi, Rum kesimi zaten Avrupa Birliği’nin desteğini almış durumda. Bu türden bir işbirliği arayışı, askeri ittifak oluşturma arayışı, hangi akla hizmet ediyor stratejik olarak kendilerini de bana izah edebildiği yok. O, muhtemelen bir sipariş üzerine iktidara yapılan bir dayatma.” ifadelerini kullandı.

İskele Gençlik Merkezi’nde çalışmalar tamamlanma aşamasına geldi

İskele Belediyesi tarafından yapımı sürdürülen İskele Gençlik Merkezi’nde (İGEM) çalışmalar tamamlanma aşamasına geldi.

İskele Belediye Başkanı Hasan Sadıkoğlu, belediyenin Proje Birimi ile birlikte merkezde yürütülen son çalışmaları yerinde inceledi.

Yetkililerden bilgi alan Sadıkoğlu, ziyaretiyle ilgili yazılı açıklamasında, projenin tamamlanma aşamasına gelmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Gençlerin kendilerini geliştirebileceği, sosyal ve kültürel açıdan aktif olabileceği modern bir alanı İskele’ye kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Sadıkoğlu, merkezi en kısa sürede gençlerin hizmetine sunacaklarını kaydetti.

“İGEM, gençlerin buluşma noktası olacak” diyen Sadıkoğlu, gençlerin aktif kullanımına uygun şekilde tasarlanan merkezin, açılışın ardından önemli bir buluşma noktası haline geleceğini ifade etti.

Sadıkoğlu, İskele Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla hayata geçirilen projeye, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği Kalkınma ve Ekonomik İş Birliği Ofisi’nin katkı sağladığını da belirtti.

Başbakanlık AB Koordinasyon Merkezi Ankara’da resmi temaslarda bulundu

Başbakanlık Avrupa Birliği Koordinasyon Merkezi, Ankara’ya resmi ziyaret gerçekleştirdi.

Merkezden yapılan açıklamaya göre, 6–8 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen ziyaret kapsamında Türkiye Cumhuriyeti (TC) kurumlarıyla Avrupa Birliği süreçleri, iş birliği alanları ve ortak projeler ele alındı.

Heyet, TC Dışişleri Bakanlığı Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Mehmet Kemal Bozay ile görüşerek, Türkiye–KKTC ilişkileri çerçevesinde AB ile yürütülen çalışmalar ve koordinasyonun güçlendirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulundu.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı Burhan Kayatürk ile yapılan görüşmede ise, KKTC’nin AB müktesebatına uyum sürecindeki güncel gelişmeler ve iş birliği imkânları ele alındı.

Ziyaret kapsamında ayrıca TC Tarım ve Orman Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü Ferhat Çolak ile temaslarda bulunularak, tarım alanında uluslararası iş birlikleri, AB destek mekanizmaları ve teknik kapasite geliştirme konuları görüşüldü.

Açıklamada, temasların Türkiye ile KKTC arasındaki iş birliğinin geliştirilmesine ve Avrupa Birliği ile yürütülen süreçlerde eşgüdümün artırılmasına katkı sağlamasının beklendiği kaydedildi.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi: “Adada gelecek inşası, karşılıklı saygı ve diyalog ile mümkündür”

Kıbrıs Vakıflar İdaresi (Evkaf), adada komşu olarak bir gelecek inşasının; geçmişi tek taraflı yorumlamakla değil, karşılıklı anlayış, saygı ve diyalog ile mümkün olduğuna vurgu yaptı.

Evkaf, her zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde farklı inançların bir arada huzur içinde yaşayabildiği hoşgörü ortamını desteklemeye devam edeceğini kaydetti.

Evkaf’tan yapılan açıklamada, son günlerde Başpiskopos Yeorgios tarafından yapılan açıklamaların dikkatle takip edildiği belirtildi.

“Kıbrıs adası, tarih boyunca farklı din ve kültürleri barındıran nadir coğrafyalardan biri olmuştur. Bu çok kültürlü yapı, karşılıklı saygı ve hoşgörü içerisinde yaşama iradesi ile şekillenmiştir” denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

“İslam medeniyeti de asırlar boyunca bu anlayışın en güçlü temsilcilerinden biri olmuştur. Kur’an-ı Kerim’de ‘Dinde zorlama yoktur’ ve ‘Sizin dininiz size, benim dinim banadır’ temel ilkeleri, İslam’ın özünde hoşgörü, inanç özgürlüğü ve birbirine saygı göstererek yaşama kültürünün bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Kıbrıs Türk halkı ve kurumları da bu medeniyet anlayışının bir yansıması olarak, geçmişten bugüne tüm dini inançlara saygı göstermiş, ibadet özgürlüğünü korumuş ve farklı dini mirasların yaşatılmasına katkı sağlamıştır.

Bu çerçevede, dini makamları temsil eden kişilerin açıklamalarında ayrıştırıcı, yıkıcı ve huzuru bozan bir dil kullanmamaları büyük önem arz etmektedir. Tarihsel gerçeklikleri göz ardı eden veya halklar arasında ayrışmayı derinleştiren söylemler, adadaki huzura zarar verme riski taşımaktadır.”

Danışma Kurulu toplantısı sonrası Öztürkler’den açıklama

Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Danışma Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, Meclis Genel Kurulu’nun bu hafta toplanmayacağını duyurdu.

Öztürkler, Danışma Kurulu toplantısına CTP Genel Başkanı Sıla Usar ile Grup Başkanları Asım Akansoy ve Erkut Şahali’nin yanı sıra UBP’den Sunat Atun ve Ahmet Savaşan’ın katıldığını belirtti.

Toplantıda, özellikle hükümet kanadının ve UBP’nin, Başbakanın da ifade ettiği şekilde gerginliğin azaltılması ve ortak akıl zemininde çözüm bulunması yönünde görüş ortaya koyduğunu aktaran Öztürkler, CTP’nin ise yasanın komiteye çekilmesi yönündeki tavrını net şekilde dile getirdiğini söyledi.

Hükümet ve UBP’nin, uzlaşı yöntemi ve söz konusu yasa ile ilgili nasıl bir yol izleneceğine karar vermek için zamana ihtiyaç duyduğunu ifade ettiğini belirten
Öztürkler, kendisinin de bu süreçte bir karar alınmadan Genel Kurul çalışmalarına devam etmenin doğru olmayacağını dile getirdiğini kaydetti.

Uzlaşı sağlanmaması halinde geçmişte yaşanan sorunların yeniden ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Öztürkler, bu nedenle taraflara süre verilmesi gerektiğini ifade etti. CTP’nin de UBP’nin alacağı kararları değerlendireceğini belirtti.

Öztürkler, toplantının olgun bir atmosferde geçtiğini söyledi.
Genel Kurul’a ara verilmesi nedeniyle komitelerin de şu anda çalışmadığını belirten Öztürkler, mevcut ortamın bir an önce sona ermesi ve Meclis’in normal düzenine dönmesi gerektiğini vurguladı.

Hükümetin tavrının net olduğunu belirten Öztürkler, ortak akıl, uzlaşı ve gerginliğin düşürülmesi hedefi doğrultusunda hareket edildiğini ancak söz konusu yasanın gündemden çekilip çekilmeyeceği ya da komiteye gönderilip gönderilmeyeceği konusunda UBP’nin değerlendirmeye ihtiyaç duyduğunu ifade etti.

Atun: “Bu hafta değerlendirme yapılacak”

Ulusal Birlik Partisi Grup Başkan Vekili Sunat Atun, Danışma Kurulu toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada, bu hafta Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nun toplanmayacağını, sürece ilişkin yeni yol haritasının ise önümüzdeki hafta netleşeceğini söyledi.

Atun, saat 10.00’da Meclis Başkanı’nın çağrısıyla Danışma Kurulu toplantısına katıldıklarını belirterek, toplantıda Başbakan Ünal Üstel’in hafta sonu ortaya koyduğu iradenin tekrar edildiğini ifade etti. Ulusal Birlik Partisi olarak önce kendi grup toplantılarını yapacaklarını, ardından hükümetin de bu doğrultuda değerlendirmelerde bulunacağını söyledi.

“Bu hafta değerlendirme yapılacak”

Atun, Cumhuriyetçi Türk Partisi’ne Genel Kurul’un önümüzdeki hafta devam etmesi yönünde öneri sunduklarını belirtti. Bu haftanın ise hem UBP grubunun net kararının şekillenmesi hem de hükümetin izleyeceği yol haritasının belirlenmesi için kullanılacağını kaydetti.

Bu çerçevede bu hafta Genel Kurul yapılmayacağı konusunda mutabakat sağlandığını söyleyen Atun, hafta başından itibaren Başbakan’ın ortaya koyduğu irade doğrultusunda Meclis çalışmalarının yeniden ilerleme noktasına geleceğini düşündüğünü ifade etti.

Komiteye çekilme seçeneği de masada

Hayat pahalılığına ilişkin yasa tasarısının komiteye geri çekilip çekilmeyeceğine ilişkin soruya da yanıt veren Atun, bu seçeneğin de değerlendirileceğini söyledi.

Sürecin nasıl ilerleyeceğinin grup toplantısında ele alınacağını belirten Atun, hükümetin de Başbakan başkanlığında paralel değerlendirme yapacağını, bu haftanın sonunda yol haritasının netleşebileceğini kaydetti.

“Hükümet bütünlüğünün bozulacağını düşünmüyorum”

Koalisyon ortaklarından gelen açıklamaların hatırlatılması üzerine konuşan Atun, hükümetin bütünlüğünün bozulacağı ihtimaline katılmadığını söyledi.

Koalisyon ortağı partilerin düşüncelerini basın yoluyla ifade etmeyi tercih ettiğini belirten Atun, Başbakan’ın süreçle ilgili iradesini zaten ortaya koyduğunu, hükümetin ve UBP’nin değerlendirmelerinin birlikte şekilleneceğini ifade etti.

“Siber saldırılar için acil tedbir şart”

Atun, son günlerde haber siteleri ve sosyal medya hesaplarına yönelik siber saldırılara ilişkin değerlendirmesinde ise ülkede bu konuda çok ciddi teknik ve idari önlemler alınması gerektiğini söyledi.

Bir milletvekilinin sosyal medya hesabının ele geçirildiğini belirten Atun, basın yayın kuruluşlarına yönelik saldırılar ve şirketlerin çevrim içi sistemlerine müdahalelerle ilgili bilgilerin de kendilerine ulaştığını ifade etti. Bu nedenle siber alanda acil tedbir alınmasının şart olduğunu kaydetti.

Tuğlu: Halkımız için, geleceğimiz için Çalışıyoruz

Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi, Balalan Limanı’ndaki tekne indirme rampasının bakım çalışmaları nedeniyle geçici süreyle kapatıldığını duyurdu.

Fatma Çimen Tuğlu, Balalan Limanı’nda bakım ve onarım çalışmalarının başlatıldığını açıkladı.

Yapılan açıklamada, limanda bulunan balıkçı teknelerinin denize indirildiği çekek yerinin (tekne indirme rampası) çalışmalar kapsamında geçici olarak hizmete kapatıldığı bildirildi.

20 NİSAN’A KADAR KULLANILAMAYACAK

Belediye tarafından yürütülen çalışmalar doğrultusunda söz konusu alanın 20 Nisan Pazartesi gününe kadar kullanıma kapalı olacağı belirtildi.

VATANDAŞLARA UYARI

Açıklamada, balıkçılar ve bölgeyi kullanan vatandaşların belirtilen süre içerisinde gerekli hassasiyeti göstermeleri istendi.

“HALKIMIZ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Belediye, yürütülen çalışmaların bölgeye daha iyi hizmet sunmak amacıyla yapıldığını vurgulayarak, “Halkımız için, geleceğimiz için çalışıyoruz” mesajını paylaştı.

Ertuğruloğlu: Bayraklarımıza yapılan her saldırı, doğrudan millete yapılmış sayılmaktadır

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, “Bayraklarımıza yapılan her saldırı, doğrudan millete yapılmış sayılmaktadır ve buna müsamaha gösterilmesi asla mümkün değildir” dedi.

Ertuğruloğlu, Güney Kıbrıs’ta paskalya kutlamaları çerçevesinde Türkiye ve KKTC bayrakların yakılmasına tepki gösterdi.

Ertuğruloğlu, “EOKA zihniyetinin hakim olduğu Rum yönetiminde Paskalya kutlamaları çerçevesinde Türk ve KKTC bayraklarının, ayrıca Türkiye Milli Savunma eski Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın resminin yakıldığı basına yansımıştır. Bu faşist eylemi şiddetle kınıyorum. Bayraklarımıza yapılan her saldırı, doğrudan millete yapılmış sayılmaktadır ve buna müsamaha gösterilmesi asla mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

Ertuğruloğlu açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Kıbrıs Türküne karşı katliamlar yapan terör örgütü EOKA’nın başlattığı silahlı eylemlerin yıldönümünde Kıbrıs’ta çözümü Türkiye’nin ve Türk askerinin adadan çekilmesine bağlayan Rum lider, bu sefer de Paskalya dolayısıyla yaptığı açıklamada Kıbrıs’ta sözde işgalle mücadeleden bahsetmektedir. Bu çarpık zihniyet tolerans sınırlarını aşan eylemlere cesaret vermektedir. Türklere karşı kin ve nefret besleyen bu güruh belli ki tarihten hiç ders almamıştır.

Bu tür hadsizliklere asla müsamaha gösterilmeyecek, kutsal değerlere yönelik hiçbir saldırı karşılıksız kalmayacaktır.

ÜSTEL: NETANYAHU’NUN ANAVATAN TÜRKİYE’YE KARŞI GERÇEKLİKTEN UZAK VE TEHDİTKAR AÇIKLAMALARINI KINIYORUZ!

Başbakan Ünal Üstel, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik açıklamalarını “gerçeklikten uzak ve tehditkâr” sözler olarak nitelendirerek kınadı, KKTC’nin Türkiye’nin haklı ve kararlı duruşunun yanında olduğunu vurguladı.

Başbakan Ünal Üstel, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Türkiye’ye yönelik açıklamalarını “gerçeklikten uzak ve tehditkâr” olarak nitelendirerek kınadı, KKTC’nin Türkiye’nin “haklı ve kararlı duruşunun” yanında olduğunu vurguladı.

Başbakan Üstel’in açıklamasının tamamı şu şekilde:

“İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef alan, gerçeklikten uzak ve tehditkar açıklamalarını esefle kınıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin de açıkça ifade ettiği üzere; bölgesel barışın önündeki en büyük engel, uluslararası hukuku yok sayan, çatışmayı derinleştiren ve gerilimi bilinçli şekilde tırmandıran anlayıştır.

Gazze’de sivillerin hedef alındığı, İran ve Lübnan’a yönelik saldırı ve tehditlerinin sürdürüldüğü bir ortamda, Türkiye’yi hedef alan bu söylemler, gerçekleri örtme çabasından başka bir anlam taşımamaktadır.

Türkiye; tıpkı Kıbrıs’ta olduğu gibi hukukun, vicdanın ve insanlığın yanında duran güçlü bir devlettir. Bu duruş, hiçbir ithamla gölgelenemez.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak Anavatanımız Türkiye’nin haklı ve kararlı duruşunun yanındayız.

Hiçbir tehdit dili, hiçbir saldırgan söylem ne Türkiye’yi ne de hakikati değiştirebilir”

ZİYA ÖZTÜRKLER: BAYRAK VE POSTER YAKMAK ÇÖZÜM DEĞİL, NEFRETİN GÖSTERGESİDİR

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs’ta paskalya ateşi sırasında KKTC ve Türkiye bayraklarının, ayrıca Eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın posterlerinin yakılmasının nefretin göstergesi olduğunu kaydetti.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs’ta paskalya ateşi sırasında KKTC ve Türkiye bayraklarının, ayrıca Eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın posterlerinin yakılmasını “kabul edilemez bir provokasyon” olarak nitelendirdi.

Öztürkler, bu tür eylemlerin adada barış ve huzur içinde yaşama iradesini zedelediğini, toplumlar arası güveni aşındırdığını ve fanatik bir yaklaşımın göstergesi olduğunu belirtti.

Tarihsel olarak EOKA’nın kanlı mirasının terör ve katliamlarla dolu olduğunu vurgulayan Öztürkler, “Bu mirası sahiplenmek geleceğe değil, geçmişin karanlığına tutunmaktır” dedi.

Her milli günlerde tekrar eden bu senaryoların Rum yönetiminin Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosu’nu arkasına alarak gerilimi tırmandırma çabası olarak görüldüğünü ifade eden Öztürkler, bu yaklaşımın adada yan yana yaşayan iki halkın huzurunu değil, karşılıklı güvensizliği beslediğini söyledi.

Öztürkler, bu tür fanatizmin yalnızca Kıbrıs Türklerini değil, Rum toplumunu da çıkmaza sürüklediğini belirterek, “Gerilimin artması adanın geleceğini ortak yaşamdan uzaklaştırır ve Güney’in de katlanamayacağı sonuçlar doğurur. Barışın alternatifi yoktur; Şiddet ve nefret söylemleri her iki taraf için de yıkıcıdır” dedi.

Rum yönetiminin bilmesi gerektiğini vurgulayan Öztürkler, “EOKA’nın kanlı mirası bir kahramanlık değil, insanlık dışı bir terör geçmişidir. Bu mirası sahiplenmek Avrupa değerleriyle bağdaşmaz. Bayrak yakmakla, poster yakmakla barışın önü kesilemez; aksine bu tür eylemler çözüme olan ihtiyacı daha da görünür kılar” ifadelerini kullandı.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in Paskalya mesajında dile getirdiği “müzakerelerin yeniden başlaması” çağrısı ve “İşgalle asla uzlaşmayacağız” sözlerini de değerlendiren Öztürkler, bu söylemin Rum yönetiminin hâlâ EOKA’nın kanlı mirasını sahiplenerek tek taraflı bir üstünlük anlayışını sürdürdüğünü ortaya koyduğunu söyledi.

Öztürkler ayrıca, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Yeorgios’un “Ada’daki Yunan varlığının artmasını istemesi, kilisenin siyasetin ve bu zihniyetin aynı çatı altında olduğunu açıkça göstermektedir. Dinî bir kurumun böylesine siyasi ve militarist bir söylemi benimsemesi barış ve huzur arayışını gölgeleyen, toplumlar arası güveni zedeleyen bir tavırdır” dedi.

Son olarak Öztürkler, “Kim ne söylerse söylesin, Türk askeri adadan gitmeyecek. Kıbrıs Türk halkı olarak, güvenliğimizin ve barışımızın teminatı olan Türk askerinin Ada’daki varlığının devam edeceğini kararlılıkla ilan ediyoruz. Bu varlık, halkımızın özgür iradesinin ve eşit yaşam hakkının vazgeçilmez güvencesidir” ifadelerini kullandı.

“SERDARLI SESTALARI 11. BAHAR ŞENLİĞİ” BUGÜN GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Geçitkale-Serdarlı Belediyesi öncülüğünde  “Serdarlı Sestaları 11. Bahar Şenliği” gerçekleştirildi.

Yerel ürünler, yiyecek stantları ve el emeği göz nuru çalışmaların ziyaretçilerin beğenisine sunulduğu etkinlik, yerli üreticiler için de önemli bir buluşma noktası oldu.

Festival programı kapsamında gün boyunca halk dansları gösterileri, kültürel aktiviteler ve çeşitli sahne performansları yer aldı.

 

Festivalin açılışında konuşan Geçitkale-Serdarlı Sağlık Kültür Derneği Başkanı Mehmet Öksüzoğluları, etkinliğin kültür ve geleneklerin yaşatılarak gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

Geçitkale-Serdarlı Belediye Başkanı Halil Kasım ise bu tür etkinliklerle geçmişin genç kuşaklara aktarılmasının ve yaşatılmasının hedeflendiğini dile getirdi.

Etkinliğe Başbakan Ünal Üstel ile bazı bakanlar da katıldı.

Halka hitap eden Başbakan Üstel, baharın gelişiyle birlikte Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesinde önemli bir yere sahip olan Serdarlı’da festivale katılmaktan dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Üstel, bu tür etkinliklerin toplumsal kaynaşmanın yanı sıra halkın ekonomik faaliyetlerine de katkı sağladığını kaydetti.

Konuşmaların ardından Başbakan Üstel’e Belediye Başkanı Halil Kasım tarafından sesta plaketi takdim edildi.

Ünal Üstel, Rum gençlerin bayrak yakmasını kınadı: Sonsuza dek var olmaya devam edeceğiz

Başbakan Ünal Üstel, Rum gençlerin paskalya etkinlikleri kapsamında Türkiye ile KKTC bayraklarını yakmasını kınadı. Üstel, söz konusu eylemlerin provokasyon olduğunu ve çözüm sürecine zarar verdiğini açıklayarak, “Bu topraklarda sonsuza dek var olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs’ta EOKA zihniyetinin yeniden yükselişe geçmesini ve Rum gençler tarafından Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayraklarının yakılmasını sert ifadelerle kınadı.

Üstel, yaptığı yazılı açıklamada Güney Kıbrıs’taki son gelişmelerin adada barış, huzur ve istikrarı hedef alan tehlikeli bir anlayışın yeniden canlandırılmak istendiğini ortaya koyduğunu belirtti.

EOKA terör örgütünün işlediği insanlık suçlarının “kahramanlık” olarak sunulmasının tarihsel gerçeklerin çarpıtılması olduğunu ifade eden Üstel, bunun aynı zamanda nefret ve düşmanlığın sistematik şekilde körüklenmesi anlamına geldiğini kaydetti.

Bu yaklaşımın Rum Yönetimi ve bazı siyasi ile dini makamlar tarafından sahiplenilmesini kabul edilemez bir sorumsuzluk olarak nitelendiren Üstel, Rum yönetimi lideri Nikos Hristodulis, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Yeorgios, bazı Rum siyasetçiler ve bazı uluslararası yetkililerin kullandığı dilin adada çatışmayı körüklediğini ifade etti.

Üstel, nefret söylemlerinin genç nesilleri kinle beslediğini ve adanın geleceğini riske attığını vurguladı.

Rum gençlerin Paskalya etkinlikleri kapsamında Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti bayraklarını yakmasının açık bir provokasyon ve Kıbrıs Türk halkına yönelik saygısızlık olduğunu belirten Üstel, bu eylemleri şiddetle kınadıklarını açıkladı.

Yaşanan gelişmelerin taraflar arasındaki çözüm arayışlarını gölgelediğini ve güven ortamını zedelediğini kaydeden Üstel, mevcut zihniyetin değişmediğini söyledi.

Kıbrıs meselesinde en gerçekçi ve sürdürülebilir çözümün Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün kabulü olduğunu ifade eden Üstel, Kıbrıs Türk halkının kendi devleti ve Türkiye’nin garantörlüğü altında güven içinde yaşamaya devam edeceğini belirtti.

Üstel, hiçbir tehdit ve provokasyonun bu kararlılığı değiştiremeyeceğini vurguladı.

Türkiye ile tam bir dayanışma içinde hareket edildiğini belirten Üstel, Rum tarafını aklıselime, sorumlu davranmaya ve nefret dilinden uzak durmaya davet etti.

Kıbrıs Türk halkının yalnız olmadığını ifade eden Üstel, “Bu topraklarda sonsuza dek var olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Üstel: “Karar baskıyla değil, devlet ciddiyetiyle alındı”

Başbakan Üstel, hayat pahalılığına ilişkin düzenlemenin bu haftaki Meclis gündeminde ele alınmayacağını açıkladı…
“Yasa tasarısını bir sonraki meclis oturumuna erteleme ve Meclis çalışmalarını, bölgedeki gelişmelerin seyrine göre yeniden takvimlendirme kararı aldık”

“Bu kararın önemli bir nedeni toplumsal gerginliği azaltmak, uzlaşı ile çözüme katkı koyma fırsatı yaratmak”

Başbakan Ünal Üstel, hayat pahalılığına ilişkin düzenlemenin bu haftaki Meclis gündeminde ele alınmayacağını açıkladı.

Üstel, hayat pahalılığı ile ilgili yasa tasarısını bir sonraki meclis oturumuna erteleme ve Meclis çalışmalarını, bölgedeki gelişmelerin seyrine göre yeniden takvimlendirme kararı aldıklarını da kaydetti.

Başbakan Üstel, bu kararlarının önemli bir nedeninin ise toplumsal gerginliği azaltmak uzlaşı ile çözüme katkı koyma fırsatı yaratmak olduğunu vurguladı.

Başbakan Ünal Üstel, hayat pahalılığı düzenlemesine ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Hayat pahalılığı meselesinin, sadece KKTC’nin iç dinamiklerinden doğan bir sorun olmadığını kaydeden Üstel, “ İçinde bulunduğumuz küresel konjonktür, ekonomik dengeleri tüm dünyada derinden sarsmaktadır. Son dönemde uluslararası piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, enerji fiyatlarındaki oynaklık ve özellikle bölgemizde yaşanan gerilimler hepimizi doğrudan etkilemektedir. İran merkezli gelişmeler ve ardından gelen süreç, her ne kadar zaman zaman kısa vadeli iyimserlik üretse de, bölgesel belirsizliğin hala güçlü şekilde devam ettiği açıktır.”dedi.

“Toplumdaki hassasiyetleri ve küresel ekonomik belirsizlikleri birlikte değerlendirmek zorundayız”

Böylesi bir ortamda, hiçbir ülkenin ekonomik kararlarını yalnızca iç hesaplarla almasının gerçekçi olmadığını vurgulayan Başbakan Üstel, “Hükümetimiz de bu gerçeklikten hareket ediyor. Hükümet olarak hedefimiz nettir. Halkımızın alım gücünü korurken, ülkemizin ekonomik dengesini ve geleceğini güvence altına almak.Meclis gündemindeki hayat pahalılığı düzenlemesi, bu hedef doğrultusunda hazırlanmıştır. Ancak gelinen aşamada, toplumun farklı kesimlerinde ortaya çıkan hassasiyetleri ve küresel ekonomik belirsizlikleri birlikte değerlendirmek zorundayız.”ifadelerini kullandı.

Hükümetin bölgede yaşanan gelişmeleri anlık değil, stratejik bir perspektifle takip ettiğini kaydeden Başbakan Üstel, şunları ifade etti:

“ Özellikle İran merkezli gelişmelerle birlikte Lübnan’da devam eden çatışmaları üzüntüyle karşılıyor; bölgede kalıcı bir ateşkesin ve istikrarın gecikmeksizin sağlanmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu açıkça ifade ediyoruz. Bilinmelidir ki böylesi bir jeopolitik ortamda, ekonomik kararları dar ve kısa vadeli hesaplarla almak sorumsuzluk olacaktır.”

Ülkenin ekonomik istikrarını riske atacak hiçbir adımı popülist baskılarla atmayacaklarını vurgulayan Başbakan Üstel, “Bu nedenle, hayat pahalılığına ilişkin düzenlemenin bu haftaki Meclis gündeminde ele alınmasını bir sonraki meclis oturumuna erteleme ve Meclis çalışmalarını, bölgedeki gelişmelerin seyrine göre yeniden takvimlendirme kararı aldık. Bu karırımızın önemli bir nedeni ise toplumsal gerginliği azaltmak uzlaşı ile çözüme katkı koyma fırsatı yaratmaktır.” İfadelerini kullandı.

“Bölgede kalıcı istikrar sağlandığı ölçüde, ilgili kesimlerle görüşerek…”

Bu kararın değişen küresel şartları doğru okuyarak daha güçlü, daha gerçekçi ve daha sürdürülebilir bir ekonomik model ortaya koyma iradesi olduğunu vurgulayan Üstel, açıklamasına şu ifadeleri kullandı:

“Bölgede kalıcı istikrar sağlandığı ölçüde, biz de ilgili kesimlerle görüşerek hayat pahalılığı ve ekonomik düzenlemelerimizi aynı kararlılıkla ve daha sağlam bir zeminde hayata geçireceğiz.

Değerli halkım, müsterih olunuz ki bu adım herhangi bir kesimin baskısıyla atılmış bir karar değildir. Bu, devlet ciddiyetinin ve sorumluluk bilincinin bir gereğidir.

Bilinmelidir ki, bugün alınacak her ekonomik karar yalnız bugünü değil, yarının istikrarını da belirleyecektir. Diğer taraftan hayat pahalılığı meselesi yalnızca kamu maaşlarına ilişkin teknik bir düzenleme değildir; asgari ücretle geçinen vatandaşlarımızdan emeklilerimize, sosyal destek alan kesimlerden dar gelirli tüm hanelere kadar toplumun tamamını etkileyen kapsamlı bir yaşam maliyeti sorunudur.
Bu anlayışla hükümet olarak eş zamanlı şekilde alım gücünü korumaya yönelik somut ve etkili adımlar atmaya devam edeceğiz.”

“Kamu harcamalarında etkinlik ve tasarruf esas alınacak”

Hayat pahalılığıyla mücadelenin yalnızca gelir düzenlemeleriyle değil; kamu maliyesinde disiplinin güçlendirilmesi, israfın önlenmesi ve sürdürülebilir gelir artırıcı tedbirlerin hayata geçirilmesiyle mümkün olduğuna vurgu yapan Üstel, şunları kaydetti:
“Bu doğrultuda, kamu harcamalarında etkinlik ve tasarruf esas alınacak, aynı zamanda ekonominin kayıtlı yapısını güçlendirecek ve devlet gelirlerini artıracak yapısal adımlar kararlılıkla atılacaktır.Hükümetimizin yaklaşımı her zaman olduğu gibi açık ve nettir: Küresel kriz ortamında popülizmle değil, akıl ve sorumlulukla hareket edeceğiz.”

“Devlet ne sendikalarla ne de halkıyla bilek güreşi yapar”

Tüm kesimlere çağrıda bulunan Başbakan Üstel, “Devlet ne sendikalarla ne de halkıyla bilek güreşi yapar. Bu süreci bir güç mücadelesi alanına çevirmek yerine, ortak akıl zemini olarak değerlendirmek zorundayız. Bu ülkenin geleceği hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz bu süreci bir kriz olarak değil, küresel belirsizlikler içinde ülkemizi daha dirençli hale getirme fırsatı olarak görüyoruz. Halkımız müsterih olsun. Bu hükümet, her zaman olduğu gibi, günü değil geleceği düşünerek karar almaya devam edecektir.Hükümetimiz devletimizi sahiplenip hakımızı kucaklamaktadır. Halkımızın gayesi bizim gayemizdir.” ifadelerini kullandı.

Belçika’nın Anvers Limanı’nda petrol sızıntısı gemi trafiğini durdurdu

Belçika’daki Anvers Limanı’nda meydana gelen petrol sızıntısı nedeniyle gemi trafiği durdu.

Avrupa’nın en büyük ikinci limanı konumunda bulunan Anvers Limanı, petrol sızıntısının ardından açıklama yayımladı.

Açıklamada, “Konteyner rıhtımı Deurganckdock’ta meydana gelen petrol sızıntısı, Anvers Limanı’nda ciddi aksamalara neden olmaktadır.” ifadesi kullanıldı.

Sızıntının bir gemiye yakıt ikmali sırasında meydana geldiği belirtilen açıklamada, sızıntının kısa sürede durdurulduğu ve olaya karışan gemilerin temizlik çalışmaları kapsamında kontrol altına alındığı ifade edildi.

Açıklamada, yaşanan sızıntı nedeniyle Anvers Limanı’na erişimin durduğu ifade edilerek, “Özel gemiler sızan petrolün temizlenmesi için aktif olarak çalışmaktadır. Çevremizi korumak mutlak önceliğimizdir. Operasyonel ve ekolojik hasarı en aza indirmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.” değerlendirmesi yapıldı.

Hasipoğlu: Hayat pahalılığı düzenlemesi ekonomik dengeyi korumaya yönelik bir adımdır

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, hayat pahalılığı ödeneğine ilişkin düzenlemenin çalışanların alım gücünü tamamen ortadan kaldırmaya değil, savaş ve küresel ekonomik gelişmelerin yarattığı mali baskılar karşısında kamu maliyesini korumaya yönelik bir tedbir olduğunu söyledi. Hasipoğlu, düşük gelir gruplarının korunacağını, 75 bin TL’nin altında maaş ve gelir elde eden kesimlerden herhangi bir kesinti yapılmayacağını belirtti.

KIBRIS TV’de gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Hasipoğlu, hükümetin göreve geldiği günden bu yana yarım kalan projeleri tamamlamaya öncelik verdiğini ifade ederek, hastane, okul, yol ve sosyal destek projelerinde önemli ilerleme sağlandığını kaydetti. Hükümetin erken seçime karşı olmadığını ancak tamamlanması planlanan yatırımların sekteye uğramaması için istikrarın sürmesini önemsediklerini dile getiren Hasipoğlu, uzun ömürlü koalisyon yapısının KKTC siyasi tarihinde dikkat çeken bir istikrar örneği oluşturduğunu söyledi.

“2026 protokolü yeni dönem yatırımlarını kapsıyor”

Türkiye ile imzalanan mali iş birliği protokolüne de değinen Hasipoğlu, kamuoyunda tartışılan rakamların 2026 yılı yatırımları için öngörülen yeni kaynak olduğunu ifade etti. Bir önceki protokol dönemindeki kullanım oranlarıyla yeni döneme ait kaynağın karıştırılmaması gerektiğini belirten Hasipoğlu, söz konusu kaynağın KOBİ desteklerinden altyapı yatırımlarına kadar birçok alanda kullanılmasının planlandığını aktardı.

Hasipoğlu, hükümetin yaptığı icraatların topluma anlatılması konusunda zaman zaman eksiklik yaşandığı yönündeki değerlendirmelere de katıldığını belirterek, düşük faizli kredi uygulamaları, sosyal konut projeleri, altyapı yatırımları ve destek paketlerinin hayata geçirildiğini, ancak bunların kamuoyuna yeterince güçlü biçimde yansıtılamadığını söyledi. Vatandaşın hükümetin yaptığı hizmetleri zamanla “zaten yapılması gereken işler” olarak görmeye başladığını ifade eden Hasipoğlu, buna rağmen hükümetin seçim döneminde verdiği sözlerin büyük bölümünü yerine getirdiğini savundu.

“Türkiye ile ilişkimiz sadece finansal değil, yaşamsaldır”

Türkiye ile ilişkilerin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve yaşamsal olduğunu vurgulayan Hasipoğlu, güvenlik ve istikrarın kalkınmanın temel şartı olduğunu söyledi. Bölgedeki jeopolitik gelişmelere işaret eden Hasipoğlu, Türkiye ile sürdürülen iyi ilişkilerin hem güvenlik hem de yatırımlar açısından belirleyici rol oynadığını ifade etti.

Hayat pahalılığı düzenlemesinin gerekçesi

Hayat pahalılığı ödeneğine ilişkin düzenlemeye yönelik eleştirileri de yanıtlayan Hasipoğlu, hükümetin temel amacının vatandaşın cebinden doğrudan kesinti yapmak olmadığını, artan mali yük karşısında ödeme takvimini yeniden düzenlemek olduğunu söyledi. İlk aşamada hayat pahalılığı ödeneğinin nisan ayında peşin verilmesi ve kalan bölümün daha sonraki döneme ötelenmesinin gündeme geldiğini anlatan Hasipoğlu, daha sonra sendikalarla yapılan görüşmeler sonucunda yeni bir formül üzerinde çalışıldığını belirtti.

Hasipoğlu, buna göre haziran sonunda belirlenecek hayat pahalılığı oranının yüzde 50’sinin temmuz ayında maaşlara yansıtılacağını, kalan yüzde 50’nin ise 2027 yılının başında ödeneceğini kaydetti. Bu modelin sendikalarla yapılan temaslar sırasında gündeme gelen öneriler doğrultusunda şekillendiğini ifade eden Hasipoğlu, yasa gücünde kararnameye yönelik eleştiriler sonrasında hükümetin geri adım atarak düzenlemeyi yasa zemininde Meclis’e taşıdığını söyledi.

“Amaç ekonomide daha büyük kırılmayı önlemek”

Dünyada yaşanan savaş ve enerji fiyatlarındaki yükselişin KKTC ekonomisini de doğrudan etkilediğini belirten Hasipoğlu, özellikle akaryakıt fiyatlarının kamu maliyesi üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu söyledi. Hükümetin uzun süre vergi yükünü artırmadan ve fiyat artışlarını sınırlayarak vatandaş lehine bir politika izlediğini anlatan Hasipoğlu, bunun bütçede önemli gelir kaybına yol açtığını kaydetti.

Hasipoğlu, gerekli önlemlerin alınmaması halinde asgari ücretin çok yüksek seviyelere çıkmasının gündeme gelebileceğini, bunun da işverenler açısından sürdürülemez sonuçlar doğuracağını ifade etti. Ücretlerde nominal artışın tek başına çözüm olmadığını vurgulayan Hasipoğlu, esas meselenin enflasyonu ve hayat pahalılığını kontrol altına almak olduğunu söyledi. Aksi halde ücret artışlarının piyasa fiyatlarını daha da yukarı taşıyacağını belirten Hasipoğlu, bu nedenle hükümetin kontrollü bir geçiş hedeflediğini kaydetti.

“75 bin TL’nin altı korunacak”

Düşük gelirli kesimlerin korunmasına özel önem verdiklerini ifade eden Hasipoğlu, 75 bin TL’nin altında maaş veya gelir elde eden çalışanlar, emekliler, sosyal yardım alanlar ve engelliler bakımından farklı bir uygulama öngörüldüğünü söyledi. Hasipoğlu, bu grupların mağdur edilmemesi için koruyucu düzenlemeler getirildiğini belirtti.

Bakan Hasipoğlu, 75 bin TL eşiğinin uygulanmasına ilişkin teknik ayrıntılara da açıklık getirerek, haziran sonu itibarıyla oluşacak hayat pahalılığı artışının maaşa eklenmesi sonrasında toplam gelir 75 bin TL’nin üzerine çıkıyorsa, artış miktarının yüzde 50’si oranında kesinti uygulanacağını söyledi. Böylece yalnızca mevcut maaşa değil, artış sonrası oluşan toplam tutara göre değerlendirme yapılacağını ifade eden Hasipoğlu, kesilen bölümün ise ocak 2027’de ödeneceğini kaydetti.

Meclis süreci ve eylemler

Meclis’te görüşülen yasa tasarılarının 11 ayrı metinden oluştuğunu ve her biri üzerinde milletvekillerinin ayrı ayrı söz hakkı bulunduğunu belirten Hasipoğlu, bu nedenle görüşmelerin kısa sürede tamamlanmasının zaten mümkün olmadığını söyledi. Görüşmelerin ertelenmesinde yorgunluk ve çalışma koşullarının etkili olduğunu kaydeden Hasipoğlu, esasen hükümetin sürecin uzlaşıyla aşılmasını istediğini dile getirdi.

Sendikalar ve muhalefetle diyalog kurulmasını önemsediklerini belirten Hasipoğlu, hükümetin görüşme çağrıları yaptığını, yasa gücünde kararnameyi de bu doğrultuda geri çektiğini anlattı. Ancak buna rağmen beklenen uzlaşma zemininin oluşmadığını savunan Hasipoğlu, hayat pahalılığı düzenlemesi etrafında başlayan tepkinin zamanla erken seçim talebine ve Meclis baskınına kadar evrildiğini, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.

Bakan Dinçyürek: “Mağusa Devlet Hastanesi’nde Anjiyo Merkezi hizmete hazır”

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, Gazimağusa Devlet Hastanesi’ndeki Anjiyo Merkezi’nin hizmete hazır olduğunu belirterek, çok kısa süre içerisinde hem planlı (selektif) hem de acil anjiyo işlemlerinin başlayacağını kaydetti.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre Dinçyürek, Gazimağusa Devlet Hastanesi’ni ziyaret ederek, kısa süre önce kurulan anjiyo merkezinde incelemelerde bulundu.

Yaklaşık 1-2 hafta öncesine kadar inşaat halinde olan alanın hızla tamamlanarak, anjiyo ünitesinin kurulduğunu ve çalışır hale getirildiğini belirten Dinçyürek, dün itibariyle birinci kademe eğitim çalışmalarının da tamamlandığını açıkladı.

-“Çok kısa süre içerisinde hem planlı (selektif) hem de acil anjiyo işlemleri başlayacak”

Bakan Dinçyürek, çok kısa süre içerisinde Mağusa Devlet Hastanesi’nde hem planlı (selektif) hem de acil anjiyo işlemlerinin başlayacağını kaydetti.

Ziyaret kapsamında başhekimlik, kardiyoloji klinik şefliği, kardiyologlar ve hemşirelerle birlikte yerinde değerlendirme yaptıklarını belirten Dinçyürek, merkezin her yönüyle adım adım hazır hale geldiğini vurguladı.

Kalp ve damar cerrahisi alanındaki altyapının da güçlendirildiğini kaydeden Dinçyürek, kalp damar cerrahisi ameliyathanesi ile kalp-akciğer pompasının da kurulma aşamasında olduğunu ve çalışmaların hızla sürdüğünü söyledi.

Bu süreçte Türkiye’nin katkılarına da dikkat çeken Dinçyürek, “Her zaman yanımızda olan ana vatan Türkiye’ye hem şahsım, hem Bakanlığım hem de Kıbrıs Türk halkı adına sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum.” dedi.

-Göksu: “20 yıllık hayal gerçekleşiyor”

Başhekim Yardımcısı Dr. Eyüp Göksu ise, anjiyo merkezinin kurulmasını “20 yıllık bir hayalin gerçekleşmesi” olarak nitelendirerek, devlete, Sağlık Bakanlığı’na ve Bakan Dinçyürek’e teşekkür etti.

Göksu, merkezin çok yakın zamanda Mağusa ve bölge halkına hizmet vereceğini belirtti.

Debeş: “Önemli bir eksiklik gideriliyor”

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hakan Debeş de Mağusa’nın yanı sıra Karpaz bölgesini de kapsayan geniş bir alanda uzun süredir anjiyo ihtiyacı bulunduğunu ifade ederek, bu yatırımla önemli bir eksikliğin giderildiğini söyledi ve katkı koyanlara teşekkür etti.

Yaz Dönemi Dıştan Bitirme Sınavları 13 Mayıs – 3 Haziran tarihleri arasında yapılacak

Milli Eğitim Bakanlığı, 2025–2026 öğretim yılı Yaz Dönemi Dıştan Bitirme Sınavlarının 13 Mayıs ile 3 Haziran tarihleri arasında yapılacağını duyurdu.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, ilkokul düzeyindeki dıştan bitirme sınavlarının ise 13 Mayıs tarihinde gerçekleştirileceği belirtildi.

Açıklamada, ilgililerin kayıt yaptırmak ve sınav programlarını öğrenmek amacıyla 4 Mayıs ile 11 Mayıs tarihleri (her iki tarih dahil) arasında sınav merkezlerine başvurmaları gerektiği kaydedildi.

Dıştan Bitirme Sınav Merkezlerinin listesi şöyle:

“İlkokul Dıştan Bitirme-Atatürk İlkokulu/Lefkoşa, Ortaokul Dıştan Bitirme-Şehit Hüseyin Ruso Ortaokulu/Lefkoşa, Lise Dıştan Bitirme-Lefkoşa Türk Lisesi/Lefkoşa, Endüstri Meslek Lisesi Dıştan Bitirme-Sedat Simavi Endüstri Meslek Lisesi/Lefkoşa, Meslek Lisesi Dıştan Bitirme-Atatürk Meslek Lisesi/Lefkoşa, Ticaret Lisesi Dıştan Bitirme-Haydarpaşa Ticaret Lisesi/Lefkoşa”

Cumhuriyet Meclisi heyeti Bakü’de ziyaretlerde bulundu

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler ve beraberindeki heyet ziyaretler gerçekleştirdi.

Meclisten verilen bilgiye göre, heyet ilk olarak Azerbaycan halkının İkinci Karabağ Savaşı’ndaki zaferi ve şehitleri anmak için inşa edilen Zafer Anıtı’nı ziyaret ederek anıta çelenk koydu.

Öztürkler ve beraberindekiler daha sonra Azerbaycan önderi Haydar Aliyev’in kabrini ziyaret ederek  çelenk bıraktı.

Bakü Şehitler Hıyabanı’nda Türk şehitliğini de ziyaret eden Öztürkler ve beraberindekiler şehitlerin kabirlerine karanfil bıraktı.

Ziyaretlerde KKTC – Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Resmiye Eroğlu Canaltay ile Dostluk Grubu Üyesi Fırtına Karanfil  ve KKTC Bakü Temsilcisi Büyükelçi Ufuk Turganer de hazır bulundu.

-Öztürkler

Ziyaretlerin ardından basına açıklamada bulunan Öztürkler, Bakü temaslarını değerlendirdi.

Öztürkler, yaptığı açıklamada KKTC’nin Türk dünyasındaki konumunun güçlendiğini vurgulayarak, özellikle Türk Devletleri Teşkilatı’na gözlemci üye olunmasının önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti.

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs Türk halkına verdiği desteğin altını çizen Öztürkler, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de bu süreçte önemli katkılar sağladığını, KKTC’nin gözlemci üyeliğinin, uluslararası alanda görünürlüğü artırdığını ve Kıbrıs Türk halkına yönelik izolasyonların kaldırılması mücadelesine güç kattığını dile getirdi.

Parlamentolar arası temasların artık daha resmi bir zemine taşındığını belirten Öztürkler, daha önce gayrıresmi yürütülen görüşmelerin bugün KKTC bayrağı ve ismiyle açık şekilde gerçekleştirildiğini söyledi. Azerbaycan’da yapılan toplantıların bu açıdan büyük önem taşıdığını kaydeden Öztürkler, KKTC heyetinin Azerbaycan Milli Meclisi ile doğrudan temas kurabilmesinin yeni dönemin en somut göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.

Öztürkler, Kıbrıs Türk halkının Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, bu bağın daha da güçlenmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin desteğinin hayati önemde olduğunu da belirten Öztürkler, Türk dünyasından da daha güçlü bir sahiplenme beklendiğini dile getirdi.

Orta Doğu’daki gelişmelere değinen Öztürkler, bölgedeki gerilimi yakından takip ettiklerini ifade etti. Güney Kıbrıs’ın bazı askeri anlaşmalarının adada tedirginlik yarattığını, buna rağmen KKTC’nin endişe duymadığını kaydeden Öztürkler, Türkiye’nin güçlü desteğinin sürdüğünü vurguladı.

Öztürkler ayrıca, bölgede artan gerilimlerin sona ermesi gerektiğine dikkat çekerek, özellikle büyük güçler arasında yaşanan çatışmaların dünya barışı ve insanlığın geleceği açısından bir an önce sonlandırılmasının önemine işaret etti.

1964 yılında kaybolan Şehit Reşat Ahmet askeri törenle defnedildi

1964 yılında kaybolan ve Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Trulli (Larnaka) bölgesinde yürüttüğü kazılar sonucu kimliği tespit edilen Şehit Reşat Ahmet, askeri törenle defnedildi.

Reşat Ahmet, şehit edilmesinden 62 yıl sonra, saat 10.00’da düzenlenen askeri törenle, Lefkoşa Kabristanlığı’nda kılınan cenaze namazının ardından Ortaköy Şehitliği’nde defnedildi.

Törene, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı (GKK) Tümgeneral İlker Görgülü ile askeri erkan, Polis Genel Müdürü Ali Adalıer, Kayıp Şahıslar Komitesi (KŞK) Kıbrıslı Türk Üyesi Hakkı Müftüzade ve Reşad Ahmet’in ailesi katıldı.

Törende ilk olarak Şehit Reşat Ahmet’in ailesi adına Ünsal Özbilenler konuşma yaptı.

-Özbilenler

Ünsal Özbilenler, 62 yıl beklemenin zor olduğunu ve bu yüzden bugün kendileri için mutlu bir gün olduğunu belirterek, Ahmet’in bulunmasına katkı koyan Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Türk ve Rum üyelerine teşekkür etti.

Reşat Ahmet için bir devlet töreni düzenlenmesinden duyduğu mutluluğu da dile getiren Özbilenler, törene katılanlara teşekkür etti.

Ahmet’in taksicilik yaptığını ve 1964 yılının Mayıs ayında iki köylüsünü köye götürürken Rum polisler tarafından alındığını anlatan Özbilenler, “Öldürülmüş ve kaybedilmiştir.” dedi.

Savaş olmayan bir ortamda sivillerin polisler ve askerler tarafından alınarak yok edilmesinin suç olduğunu kaydeden Özbilenler, “Sayın Cumhurbaşkanı’m ilerideki görüşmelerde buna vurgu yaparsa çok seviniriz.” dedi.

Özbilenler’in konuşmasının ardından cenaze namazı kılındı ve Ahmet’in naaşı Ortaköy Şehitliği’ne taşındı. Burada, saygı duruşu ve saygı atışı sonrasında Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, tabutun sarılı olduğu bayrakları Reşat Ahmet’in ailesine teslim etti. Ardından Reşat Ahmet, dualarla defnedildi.

İskele Belediyesi, haşere ve sineklere karşı ilaçlama faaliyetlerine başladı

İskele Belediyesi, İskele ve köylerinde haşere ve sineklerle mücadele kapsamında ilaçlama faaliyetlerine başladı.

Belediyeden verilen bilgiye göre, iki etaptan oluşacak çalışmaların ilk etabı geçen pazartesi günü yapıldı.

Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte artış gösteren sivrisinek, karasinek ve hamamböceği gibi haşereleri kontrol altına almayı hedefleyen çalışmalar, İskele merkez, 21 köy, devlet daireleri ve okulları kapsıyor.

Özellikle açık alanlarda larva mücadelesine yoğunlaşan belediye, bu kapsamda su birikintileri, durgun sular, göl ve göletler, dere yatakları, sulu bodrumlar, temiz su kanalları, drenaj alanları, bataklıklar ile yeşil alan ve çalılıkları düzenli olarak ilaçlıyor.

İlaçlama çalışmaları, insan sağlığına zarar vermeyen, AB Biyosidal Direktifine uygun, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış ürünlerle yapılıyor. Çalışmalar kapsamında, ultra düşük hacimli (ULV) havadan ilaçlama yöntemi de kullanılıyor. Gerekli durumlarda İskele Belediyesi Çevre ve Sağlık Denetim Bölümü ekipleri de çalışmalara eşlik ediyor.

Öte yandan hamamböceği ile mücadele kapsamında birinci etap ilaçlama çalışmaları 18 Mart’ta İskele merkezde başlatılırken, köylerdeki çalışmalar da aralıksız devam ediyor.

-Vatandaşlara çağrı

Vatandaşları da mücadeleye destek olmaya davet eden İskele Belediyesi, özellikle açık rögar kapakları, su depoları, kullanılmayan havuzlar, eski araç lastikleri, kovalar ve benzeri kaplarda biriken suların sivrisinek üremesine neden olduğuna dikkat çekti.

Belediye, vatandaşlardan, su birikintilerinin oluşmasına izin vermemelerini ve su depoları ile rögar kapaklarının kapalı olduğundan emin olmalarını istedi.

Dinçyürek: “TSHD bünyesinde diyetisyenlere yönelik kadro düzenlemesi yapmayı hedefliyoruz”

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek,Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi (TSHD) bünyesinde diyetisyenlere yönelik kadro düzenlemesi yapmayı hedeflediklerini söyledi.

Dinçyürek, mesleğin kamu alanında daha yaygın ve etkin hizmet sunabilmesi için atılması gereken adımları değerlendirdiklerini de belirtti.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Bakan Dinçyürek, Kıbrıs Türk Diyetisyenler Birliği heyetini kabul etti. Görüşmede diyetisyenlik mesleğinin mevcut durumu ve geleceği ele alındı.

Toplantıda konuşan Dinçyürek, diyetisyenlik mesleğiyle ilgili sorunların ve yasal eksikliklerin detaylı şekilde ele alındığını belirtti.

Cumhuriyet Meclisi gündemine gelecek Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasası’na değinen Dinçyürek, yasanın görüşülmesi sırasında sunulacak değişiklik önergesiyle TSHD bünyesinde  diyetisyenik kadrolarının tanımlanmasının hedeflendiğini belirtti.

Dinçyürek, söz konusu düzenlemeyle diyetisyenlik hizmetlerinin yasal altyapısının güçlendirilmesi ve mesleğin önünün açılmasının amaçlandığını vurguladı.

– “Diyetisyenlik koruyucu sağlık hizmetlerinde ve tedavi sürecinde önemli”

Diyetisyenlik mesleğinin koruyucu sağlık hizmetlerinde ve hastaların tedavi sürecinde önemli bir rolü olduğunu belirten Dinçyürek, bu alanda yetişmiş insan kaynağının devlet kadrolarında istihdam edilmesinin önemine dikkat çekti.

Dinçyürek, özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinde görev alacak diyetisyenlerin, sağlık merkezlerinde sunulacak hizmetlerle merkez hastanelere duyulan ihtiyacı azaltarak, halkın hem koruyucu hem de tedavi edici hizmetlerden daha etkin şekilde faydalanmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

Yapılacak düzenlemelerin hem meslek hem de toplum açısından önemli kazanımlar sağlayacağını belirten Dinçyürek, “Bu düzenlemelerin topluma önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Umarım birlikte başaracağız” dedi.

-Ağören

Kıbrıs Türk Diyetisyenler Birliği Başkanı Hidayet Ağören ise, kabulden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, toplantıdan olumlu sonuçlarla ve güzel haberlerle ayrıldıklarını söyledi.

Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Yasası kapsamında diyetisyenlerin halkın her kesimine hizmet verecek olmasının son derece önemli olduğunu belirten Ağören, mesleğin özellikle koruyucu sağlık hizmetleri açısından kritik bir rol üstlendiğini ifade etti.

Hastanelerin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Ağören, sağlık merkezlerinde de diyetisyenlerin görev alması gerektiğine dikkat çekti.

Obezite, diyabet ve kalp hastalıkları gibi sorunların erken dönemde önlenmesinin hem toplum sağlığı hem de sağlık ekonomisi açısından büyük kazanç sağlayacağını belirten Ağören, “Bugün yapacağımız bu yatırım gelecekte ekonomik olarak toplumumuza ciddi anlamda kar sağlayacaktır” dedi.

Ağören, desteklerinden dolayı Sağlık Bakanlığı’na teşekkür ederek, çalışmaların başarıyla sonuçlanacağına inandıklarını da sözlerine ekledi.

CEVDET YILMAZ: TARİHİ BİR REKOR KIRIYORUZ

Türkiye Cumhuriyeti (TC) Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 Yılı İktisadi ve Mali İş birliği Anlaşması kapsamında 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte KKTC’ye yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edildiğini belirtti.

Bu bütçenin yüzde 48’ini altyapı ve reel sektör projelerine, yüzde 10’unu kamu maliyesi desteklerine, yüzde 42’sini ise savunma harcamalarına ayırdıklarını kaydeden Yılmaz, “2025 yılı Anlaşması kapsamında, nisan ayı içerisinde aktaracağımız son kaynak ile birlikte tahsis edilen 21 milyar liranın yaklaşık yüzde 89’unu kullanarak, tarihi bir rekor kırıyoruz” dedi.

-“Sarsılmaz bağların ve işbirliğinin en somut göstergelerinden biri”

Yılmaz, 2026 Yılı İktisadi ve Mali İş birliği Anlaşması’nın imzalanmasının ardından Başbakan Ünal Üstel ile ortak basın açıklaması yaptı.

Her yıl imzalanan İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşmalarının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile anavatan ve garantör Türkiye Cumhuriyeti arasındaki sarsılmaz bağların ve işbirliğinin en somut göstergelerinden birini teşkil ettiğini vurgulayan Yılmaz, Türkiye’nin, geçmişte olduğu gibi bugün de Kıbrıs Türk halkının hürriyetinin ve refahının muhafazası yönünde ahdi ve tarihi sorumluluklarını hassasiyetle yerine getirmeye devam edeceğini kaydetti.

Cevdet Yılmaz, “KKTC’nin kalkınması ve imarı için fikir ve gönül birliği içinde hareket ettiğimiz sürece, üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk, aşamayacağımız engel yoktur” dedi.

-“Tarihi bir rekor kırıyoruz”

Türkiye Cumhuriyeti olarak, KKTC’nin sürdürülebilir büyümesini hedefleyen ve Kıbrıs Türk halkının refahını artıracak stratejik projeleri hayata geçirme kararlılığını dün olduğu gibi bugün de sürdürdüklerini belirten Yılmaz, “Bu çerçevede, bugün imzaladığımız 2026 yılı Anlaşması kapsamında, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir” dedi.

Bu bütçenin yüzde 48’ini altyapı ve reel sektör projelerine, yüzde 10’unu kamu maliyesi desteklerine, yüzde 42’sini ise savunma harcamalarına ayırdıklarını kaydeden Yılmaz, “Vatandaşımıza dokunan birçok projeyi tamamladığımız 2025 yılı Anlaşması kapsamında, nisan ayı içerisinde aktaracağımız son kaynak ile birlikte tahsis edilen 21 milyar liranın yaklaşık yüzde 89’unu kullanarak tarihi bir rekor kırıyoruz” diye konuştu.

Yılmaz, hayata geçirdikleri projeler sayesinde, KKTC’nin eğitim, sağlık, fiziki ve teknolojik altyapısıyla; üniversiteleriyle, AR-GE merkezleriyle, bilişim merkezleriyle Doğu Akdeniz’de parlayan bir yıldız olması hedefine yönelik büyük atılımları KKTC’li muhatapları ile birlikte eşgüdüm içinde yürüttüklerini belirtti.

Millet Bahçesi ve Millet Camiinin yapımını tamamladıklarını, yakın zamanda aynı bölgede Yüksek Mahkeme binası ile Millet Kütüphanesinin de açılışını yapacaklarının müjdesini veren Yılmaz, bu bölgenin, KKTC devletinin adadaki varlığının en önemli nişanesini oluşturduğunu vurguladı.

İnşaatı bu ay tamamlanacak Güzelyurt Devlet Hastanesi’nin yanı sıra inşası devam eden Pamuklu Devlet Hastanesi’nin açılışını 15 Kasım’a yetiştirmeyi planladıklarını açıklayan Yılmaz, Türkiye’deki Şehir Hastanelerinde olduğu gibi her türlü imkânı içerisinde barındıracak, modern bir sağlık merkezi olarak planladıkları Lefkoşa Yeni Devlet Hastanesi’nin yapımının da hızla devam ettiğini söyledi.

İhalesi altı ay önce yapılan hastanede, kaba inşaatta birinci kata geldiklerini belirten Yılmaz, Dr. Burhan Nalbantoğlu sağlık kampüsü içinde bulunan sağlık yapılarının renovasyonu çalışmalarının da yakın bir tarihte başlayacağını kaydetti.

KKTC E-Devlet Mobil Uygulama Lansmanını geçen yıl ağustos ayında gerçekleştirdiklerini hatırlatan Yılmaz, “Bu kapsamda önemli bir adım olan Hekim Randevu Sistemi mart ayında devreye alınmıştı, 2026 yılında ise Muhaceret Bilgi Sisteminin hayata geçirilmesi planlanmaktadır” dedi.

Geçen yıl nisan ayı içerisinde Parsel Sorgu uygulamasının test aşamasında KKTC halkının kullanımına açıldığına değinen Yılmaz, Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) çalışmalarının ise tüm alt projeleri ile birlikte bu yılın haziran ayı içerisinde tamamlanmasının öngörüldüğünü kaydetti. TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, diğer yandan, KKTC’nin tamamında fiber altyapıyı sağlayacak çalışmalar ile “Bilişim Adası” vizyonuna sağlam zemin hazırladıklarını söyledi.

KKTC Karayolu Master Planı kapsamında önemli ilerlemeler kaydettiklerini ifade eden Yılmaz, “Bu çerçevede, şimdiye kadar 213 km bölünmüş yol, 433 km tek yol, 176,2 km 3. sınıf yol olmak üzere toplam 822,2 km yol yapımı gerçekleştirilerek Kıbrıs Türk halkının güvenli ve hızlı seyahati için kullanıma alındı” dedi.

Bir kısmı tadilat, bir kısmı da genişleme şeklinde üç bölüme ayrılan Girne Dağ yolunda çalışmaların hızla devam ettiğini, yıl bitmeden burayı hizmete almayı planladıklarını belirten Yılmaz, Dipkarpaz- Zaferburnu güzergahında çalışmaların tamamlandığını, Sadrazamköy- Kayalar güzergahında ise son aşamaya gelindiğini söyledi.

Yol yapım çalışmalarının yanı sıra trafik güvenliği kapsamında 2024 yılı sonunda başlayan yatay düşey işaretleme işlerinde bugüne kadar 159 bin metrekare yol çizgi boyası ile 4600 adet trafik levhasının montajının tamamlandığını ifade eden Yılmaz, bugüne kadar yapılan yol ihaleleri kapsamında 344 bin adet fidan dikimi yapıldığını kaydetti.

KKTC Akıllı Ulaşım Sistemi Elektronik Denetim ve Akıllı Kavşak Projesi kapsamında, 130’u sabit 20’si mobil olmak üzere toplamda 150 cihazın kurulumunun yapıldığını kaydeden Yılmaz, “Böylece, KKTC genelindeki kazaların azalması ve yol güvenliğinin sağlanması hedefi doğrultusunda yeni nesil yapay zekâ tabanlı anlık hız tespit sistemi kazandırılmıştır” dedi.

Eğitim yatırımları kapsamında ise, 17 okulun bakım onarım çalışmalarını bitirdiklerini, 16’sında ise çalışmaların sürdüğünü dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:

“Yine ödeneğini 2025 yılı anlaşmasından aktardığımız depremde yıkılma riski taşıyan, Çağlayan Cumhuriyet İlkokulu ana binası ile Gönyeli bölgesinde yapılacak yeni okul yerleşkesinin ihale süreçleri devam etmektedir. Ayrıca, iki okulda kapasite artırmak amacı ile ilave derslik bina inşaatına başlanmıştır.  Öte yandan, KKTC’deki 156 okulun geniş bir yelpazeye yayılan donanım ve tefrişat ihtiyaçları için de destek sağlanmaktadır.”

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ilerleyen dönemde, Otizm Merkezi, Aile Destek Merkezi ve Sosyal Hizmet Merkezi ile ilgili yapılacak çalışmaları da destekleyeceklerini söyledi.

Narenciye Sektörü, İleri Meyve İşleme, Donmuş ve Soğuk Depolama Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi kapsamında Güzelyurt’ta yapımı son aşamaya gelen tesisin yakında hizmete açılacağını kaydeden Yılmaz, “Tesisin ihalesi geçen yıl yapılmış olup, bugünlerde geçici kabulü yapılmaktadır” dedi.

Yılmaz, son dönemde özellikle savaşın etkisiyle Körfez ülkelerine süt ihraç edemeyen üreticilerin sütlerinin heba olmaması için Türkiye’deki kurumlarla bir protokol çerçevesinde sütlerin alımını Başbakan Üstel ve hükümetinin talebiyle gerçekleştirdiklerini söyledi. Asrın Projesi olarak da nitelendirilen su temininde içme suyunda ileri bir aşama olduklarını ifade eden Yılmaz, sulama anlamında da projelerini devam ettirdiklerini belirtti.

Ayrıca, turizm potansiyelinin ortaya çıkarılması, turizmin yıl geneline yayılması, turizm gelirlerinin artırılması, hibe ve faiz destekli programlar ile özel sektörün desteklenmesinin amaçlandığını söyleyen Üstel, “Ada Kıbrıs” markası altındaki lansmanın büyük ilgi gördüğünü kaydetti. Yılmaz, Ada Kıbrıs projesi kapsamında KKTC ile THY, AJET, Pegasus firmasıyla anlaşmalar yapıldığını hatırlattı.

-“Türkiye’den adaya gidecek enerjinin tüm adanın ihtiyaçlarını karşılayabileceğine inanıyoruz”

Enerji alanında da önemli çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Yılmaz, bir taraftan mevcut sistemin aksamadan devamı, diğer taraftan daha köklü bir çözüm için hükümetle birlikte çalışmaları sürdürdüklerini söyledi. Uluslararası kurallar çerçevesinde adayla Türkiye arasında çok daha güçlü bağlar kuracak projeler üzerinde çalıştıklarını ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti:

“Adaya dönük bağlantıyı sağlama anlamında en rasyonel, en düşük maliyetle bunun yapılacağı yer Türkiye’den Kıbrıs’a yönelik çalışmalardır. Bunun dışında alternatif arayanlar rasyonel olmayan, ideolojik saplantı içinde hareket eden yaklaşım sergilemektedirler. Türkiye’den adaya gidecek enerjinin tüm adanın ihtiyaçlarını karşılayabileceğine ve Kıbrıs adasıyla Avrupa’nın entegrasyonuna da en akılcı çözümü üreteceğine inanıyoruz.”

Yaşanan savaşa da değinen Yılmaz, ateşkesten büyük memnuniyet duyduklarını belirtti, Türkiye olarak barıştan, istikrardan yana olduklarını vurguladı. Dünya için önemli maliyetler üreten bu çatışmanın bir an önce sona ermesi için her türlü gayreti sarf ettiklerini dile getiren Yılmaz, bütün ekonomiler gibi Türkiye ve KKTC’nin de ekonomisinin etkilendiğini kaydetti. Cevdet Yılmaz, “Bu etkileri en aza indirgemek için gayretlerimizi hep birlikte sürdürüyoruz” dedi.

-“Beş yeni Faiz Destekli Kredi Programını daha hayata geçiriyoruz”

Reel sektörün çok önemli olduğunun altını çizen Yılmaz, reel ekonominin bu dönemde canlı kalması, üretim kapasitesinin sürdürülmesi, istihdam üretilmesinin en kritik konuların başında geldiğini söyledi.

Bu kapsamda 2026 İktisadi ve Mali İşbirliğinde reel ekonomiyi önceliklendiren bir anlayışla hareket ettiklerini ifade eden Yılmaz, “2025 yılı Anlaşmasıyla verdiğimiz ve halen devam etmekte olan proje destekli tarım, turizm, sanayi ve girişimcilik kısmi hibe programlarının yanı sıra, ilk defa bu yıl 2026 yılı Anlaşmasıyla, beş yeni Faiz Destekli Kredi Programını daha hayata geçiriyoruz. Amacımız yatırım ve üretimin artması, gençler ve kadınlar başta olmak üzere istihdamın desteklenmesidir” dedi.

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz bunları; Faiz Destekli Zirai Kredi Programı, Kobi Yapılanma ve İş Geliştirme Faiz Destekli Kredi Programı, Esnaf ve Hizmet Sektörüne Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı, Faiz Destekli Kobi Yatırım Kredi Programı, Orta Ölçekli Turizm Tesislerine Yönelik Faiz Destekli Kredi Programı olarak sıraladı.

Diğer projelerin içine dağılmış olarak reel sektöre yönelik katkıların haricinde, bu yılki anlaşmayla doğrudan reel sektöre verilecek katkı tutarını yaklaşık 800 milyon liraya çıkardıklarını açıklayan Yılmaz, şöyle konuştu:

“Bu vizyon çerçevesinde, adada öğrenim gören öğrencilerin Ar-Ge, inovasyon ve teknolojik kalkınma odaklı projelere yönlendirilerek, teknoparkların etkinliklerinin arttırılması öncelikli hedeflerimiz arasındadır.

Böylelikle, Türkiye-KKTC arasında teknoloji, inovasyon ve girişimcilik ekosistemi alanlarında yapısal bir entegrasyon sağlanarak, KKTC’nin Doğu Akdeniz bölgesinde bölgesel bir teknoloji geliştirme ve ticarileştirme üssü haline gelmesi sağlanacaktır.”

KKTC’deki tüm kesimleri kapsayan bugün imzalanan bu anlaşmayla sahada karşılığı olan projeler, güçlü mali iş birliği mekanizmaları ve üretimi merkeze alan politikaları hayata geçirmeye devam edeceklerini belirten Yılmaz, “Bu doğrultuda KKTC’nin kendi imkanlarıyla büyüyen, küresel şartlara uyum sağlayabilen, rekabet gücü yüksek bir ekonomik yapıya kavuşması için durmadan çabalarımızı sürdürecek, Kıbrıs Türk halkınca bugüne kadar elde edilen kazanımları ileriye götürmek için tüm KKTC kurumlarıyla tam bir mutabakat halinde çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

-“Kıbrıslı Rumların çözüm konusunda samimi olmadığı açıktır”

Kıbrıslı Rumların çözüm konusunda samimi olmadığının açık olduğunu vurgulayan Cevdet Yılmaz, “Ada’nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türk halkıyla siyasi gücü ve refahı eşitlik temelinde asla paylaşmak istemediler, istemiyorlar. Kıbrıs Türk halkını ‘azınlık’ olarak görüp, ‘sözde’ devletlerine yamamaya çalışıyorlar. Yapılan her toplantıda takındıkları tavır, verilen her olumlu çağrıya yaptıkları geri dönüş bunu açıkça ortaya koymaktadır” diye konuştu.

Kıbrıs meselesine adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmasının en gerçekçi yolunun, Ada’daki iki devletin yan yana var olmasından geçtiği kanısında olduklarını yineleyen Yılmaz, “Adadaki gerçeklere gözlerini kapatarak, hiç kimse hiçbir çözüm üretemez” vurgusu yaptı. İki devlet olmanın iş birliği yapmaya engel olmadığının altını çizen Yılmaz, “Tüm adaya fayda sağlayacak her türlü iş birliği de elbette değerlendirilmelidir” dedi.

“Ada’nın gerçekleri ve iki tarafın da iradesini yansıtmayan hiçbir önerinin, bizi adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme götürmeyeceği artık uluslararası toplum tarafından da anlaşılmalıdır” diye konuşan Yılmaz, Ada’da kalıcı çözümün akabinde barış içinde yan yana yaşayabilmenin yolu, Kıbrıs Türk halkının meşru ve özden gelen haklarının, egemen eşitliğinin tüm taraflarca idraki ve benimsenmesinden geçtiğini vurguladı.

Bu özden gelen hakların asgari tezahürü olarak, Kıbrıs Türk tarafına uygulanan haksız ve insanlık dışı izolasyonların kaldırılması gerektiğini kaydeden TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, bugünün dünyasında bu izolasyonların, fiilen birçok alanda anlamını yitirdiğine de dikkat çekti. Yılmaz, “Milli davamız Kıbrıs meselesinde, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle omuz omuza, adalet mücadelemizi var gücümüzle sürdürüyoruz, sürdüreceğiz” dedi.

-“Adada KKTC’nin egemen ve eşit bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutum, Türkiye Cumhuriyeti açısından yok hükmündedir”

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), Ada’nın tamamının sahibi gibi hareket ederek aldığı kararların Ada’ya yönelik güvenlik risklerini artırdığına işaret eden Yılmaz, Ada’da KKTC’nin egemen ve eşit bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutumun, Türkiye Cumhuriyeti açısından yok hükmünde olduğunun altını çizdi.

TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz müsterih olsunlar. Rum tarafı ne kadar silahlanırsa silahlansın, Ada’yı istediği kadar üçüncü ülkelerin kullanımına açmaya çalışsın, Türkiye var oldukça güven içinde kendi bayrağınız altında yaşamaya devam edeceksiniz” diye konuştu.

-“Bölgeye konuşlandırılan askeri unsurlar hiçbir şekilde kalıcı olmamalı”

Bu çerçevede, 9 Mart tarihinde altı adet F-16 savaş uçağı ve HİSAR hava savunma sistemlerinin KKTC’de konuşlandırıldığını, ayrıca donanma unsurlarının da Doğu Akdeniz’deki mevcudiyetini arttırdığını ifade eden Yılmaz, “Bu dönemde bazı ülkelerin GKRY’nin sözde güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bölgemize askeri yığınak yaptıklarını da biliyoruz, yakından takip ediyoruz. Bölgeye konuşlandırılan askeri unsurlar hiçbir şekilde kalıcı olmamalıdır. Aksi halde Kıbrıs Adası’nda var olan hassas dengeler zarar görecektir” dedi.

Yılmaz konuşmasının sonunda, tüm çabalarının, Kıbrıs Türk halkının yaşam standartlarını yükseltmek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin istikbalini ve refahını ilelebet güvence altına almak için olduğunun altını çizdi.

Öztürkler: Ercan’da uçak bekletildiği iddialar tamamen gerçek dışı

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Ercan Havalimanı’nda uçak bekletildiği yönündeki iddiaların tamamen gerçek dışı olduğunu söyledi.
Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Genel Kurul oturumuna ara verilmesine ilişkin kamuoyunda yer alan iddialara açıklık getirdi. Öztürkler, alınan kararın tamamen Meclis Başkanlığı’nın yetki ve sorumlulukları çerçevesinde olduğunu vurguladı.

Ziya Öztürkler’in açıklaması şöyle:

“Çarşamba günü Genel Kurulu açtığımızda oturumun sabaha kadar sürmesi ihtimalini göz önünde bulundurarak Perşembe sabahı adına oturumu kapatma kararlılığımız zaten oluşmuştu.

Oturuma ara verilmesinin temel nedeni, Perşembe gününe devam etmesi halinde sabah saatlerinden itibaren milletvekilleri, polis ve vatandaşların karşı karşıya gelmesini önlemek ve olası bir gerginliğin yaşanmasının önüne geçmekti. Toplumsal huzurun korunması, uzlaşı ortamının sağlanması ve herkesin güvenliğinin temin edilmesi, Meclis Başkanlığı makamının en önemli sorumlulukları arasında yer almaktadır.

Söz konusu oturuma Azerbaycan ziyareti nedeniyle ara verildiği yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Yasa görüşmelerinin, oturumun açılmasının ardından sabah saatlerine kadar devam etmesi halinde ortaya çıkabilecek gerginlik ihtimali göz önünde bulundurularak, oturuma ara verilmesi yönünde bir değerlendirme yapılmıştır.

Bu çerçevede alınan karar, tamamen Meclis Başkanlığı’nın görev ve yetki alanı içerisindedir.

Meclis Dostluk Gruplarından oluşan heyetimle Azerbaycan ziyaretimin normal olarak planlanan tarihi Çarşamba öğlen saatleriydi. Ancak Genel Kurul görüşmelerinin devam etmesi nedeniyle Çarşamba olması gereken uçuşları iptal etmek durumunda kalarak Perşembe günü için alternatifler denenmiş ancak uygun saatlerde uçuşlar bulunamamıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dostluk Grubu başkanlarıyla gerçekleştirilen görüşmede, Genel Kurul çalışmalarının sabah saatlerine kadar sürebileceği ve o saatlerde uygun uçuş imkânı bulunmadığı bilgisi paylaşılmış ve KKTC heyetinin organizasyona katılamayacağı belirtilmiştir.

Bu doğrultuda, bazı TBMM Dostluk Grubu üyesi Milletvekillerinin Ankara’dan özel uçakla hareket edeceği ifade edilmiş; KKTC heyetinin de bu programa mutlaka katılımının önemine binaen söz konusu uçağın Ercan’a yönlendirilmesi TBMM dostluk Grubu tarafından sağlanmıştır.

Uçağın Ercan Havalimanı’nda hazır bekletildiği yönündeki iddialar ise tamamen gerçek dışıdır.”

Üstel: 2026, Projelerin Tamamlanma Yılı Olacak

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ünal Üstel ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında imzalanan 2026 Yılı İktisadi ve Mali İş Birliği Protokolü imza töreninin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Başbakan Ünal Üstel’in basın toplantısında yaptığı konuşma şu şekildedir:

‘‘Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcım Cevdet Yılmaz, her iki ülkenin kıymetli heyetleri, değerli basın mensupları; Bir kez daha Ankara’da bulunmaktan ve böylesine önemli bir anlaşmaya imza atmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Bizleri her zaman olduğu gibi samimiyetle karşılayan, güçlü desteklerini her koşulda hissettiren Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler; ortak tarih, ortak kader ve sarsılmaz bir güven üzerine inşa edilmiş köklü bir kardeşlik ilişkisidir. Bu ilişkiler bize atalarımızdan kalan en büyük mirastır. Biz de bu mirasa sahip çıkıyoruz ve çıkacağız. Bölgemizde yaşanan gelişmeleri, savaşları ve artan güvenlik risklerini hep birlikte görüyoruz.

Bugün dünyanın 7 ülkesinin savaş gemileri, uçakları ve silahları Kıbrıs’ın güneyinde konuşlandırılmış durumdadır. Rum yönetiminin akıl dışı politikaları nedeniyle Kıbrıs adası adeta savaşın bir parçası haline gelmiştir. Böylesi bir ortamda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde halkımızın huzur ve güven içinde yaşamasını sağlayan tek güç, Türkiye Cumhuriyeti’nin adadaki varlığıdır. Dolayısıyla Türkiye yalnızca finansal destek sağlayan bir ülke değildir; aynı zamanda varlığımızın, güvenliğimizin, huzurumuzun ve devletimizin en güçlü teminatıdır. Dört yanımız ateşler içindeyken huzur içinde yaşıyorsak bu Türkiye sayesindedir. Ve bilinmelidir ki; Güvenliğimizden ve garantilerden asla vazgeçmeyeceğiz.

Kıbrıs meselesinde Türkiye ile ortak duruşumuz dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz kabul edilmeden kalıcı bir çözüm mümkün değildir. Adadaki gerçekliğin kabulü, iki devletin varlığının tanınmasıyla mümkündür. Çözümün adı nettir: Çözüm iki devlettir.

Bu hafta Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız ile birlikte Bakü’deydik. Türk Devletleri Teşkilatı Hükümet Başkanları Toplantısı’na katılarak kardeş devletlerle aynı masada yer aldık. Tarihte ilk kez bir KKTC Başbakanı, Türkiye dışında uluslararası bir toplantıda kendi bayrağı ve kurumsal kimliğiyle devletimizi temsil etmiştir. Bu, tarihi bir adımdır. Sayın Cevdet Yılmaz da zirvede Türkiye’nin KKTC’nin yanında olduğunu güçlü şekilde vurgulamış ve dünyaya net bir mesaj vermiştir. Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

KKTC, Türk dünyasının ve küresel sistemin ayrılmaz bir parçasıdır; devletimiz vardır ve var olmaya devam edecektir. Dünyaya açılma yolculuğumuz Türkiye’nin güçlü desteğiyle sürmektedir. Ancak bu sürecin başarıya ulaşması için kendi sorumluluklarımızı da yerine getirmeliyiz. Yatırımlarımızı artırmalı, teknolojimizi geliştirmeli, kamu maliyemizi güçlendirmeli ve reel sektörümüzü sürdürülebilir hale getirmeliyiz. Yani dünya ile kucaklaşmak için dünyaya hazır olmalıyız.

Bugün imzalayacağımız 2026 İktisadi ve Mali İşbirliği Protokolü; altyapı yatırımlarını artırmayı ve üretim odaklı büyümeyi destekleyen güçlü bir vizyonun ürünüdür. Heyetlerimiz, mevcut projelerin ilerleyişini ve hızlandırılması gereken alanları detaylı şekilde değerlendirmiştir. Kıbrıs Türk halkının gerçek ihtiyaçlarına cevap veren bir metin ortaya çıkmıştır. Bu protokol; kurumsal kapasitemizi güçlendirecek yapısal adımları ve kamu yönetimini daha etkin hale getirecek reformları da içermektedir.

2026 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması; üretimi artıran, ekonomiyi güçlendiren ve geleceği planlayan kapsamlı bir kalkınma vizyonudur. Yaklaşık 23 milyar TL olarak imzalanan antlaşma yıl içerisinde sağlanan katkılarla birlikte yaklaşık 25 milyarlık toplam bir kaynağa erişmemizi sağlayacak.

Tarihi bir büyüklüğe sahip bu anlaşma ile turizm, inşaat, sanayi, KOBİ’ler, esnaf ve tarım başta olmak üzere bize birçok sektöre uzun vadeli düşük faizli krediler sağlama imkanı bulacağız. Sağlanan kaynakla Kadınlara, gençlere ve iş dünyamıza da önemli fırsatlar sunacağız.

Aynı zamanda bu kaynaklarla 2026 yılı içinde halkımızın hayatına doğrudan dokunan projeleri de tamamlayacağız. Devam eden hastane, yol ve okul projelerimizin önemli bir bölümünü bu yıl hizmete açacağız. 2024 ve 2025 başlangıç yıllarıydı. 2026, projelerin tamamlanma ve açılış yılı olacaktır.

Yaklaşık 4 yıldır kesintisiz görev yapan bir hükümetiz. Hükümetimiz, son yılların en çok proje üreten ve tamamlayan hükümetidir.

Çünkü istikrarla, kararlılıkla ve cesaretle yürüyoruz. Bizim siyasetimizin özü laf değil; iştir, icraattır, eserdir. Seçimler zamanı geldiğinde yapılacaktır. Buna karar verecek olan meclisteki siyasi iradedir.

Gündemimiz nettir: projeleri tamamlamak, üretimi artırmak ve küresel krizlere karşı halkımızı korumak. Attığımız her adımla sadece bugünü değil, yarınları da güvence altına alıyoruz. Devlet yönetmek; gerçeklerle hareket etmeyi, riskleri öngörmeyi ve geleceği planlamayı gerektirir.

Biz de bu sorumlulukla hareket ediyoruz. Bir kesimin değil, tüm toplumun refahını esas alıyoruz. Günü kurtaran değil, yarını kuran bir anlayışla ilerliyoruz.

Hedefimiz; daha güçlü bir ekonomi, daha müreffeh bir toplum ve daha güvenli bir gelecek inşa etmektir.

Bir kez daha ifade etmek isterim ki;

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin geleceği güçlü, yarınları aydınlıktır.

Bugün attığımız adımlar, yarın halkımıza büyük kazanımlar olarak dönecektir.

Şükürler olsun ki; Anavatan Türkiye’nin desteği bizimledir ve bizimle olacaktır.

Bu vesileyle imzalayacağımız 2026 İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nın ülkemize hayırlı olmasını diliyor; başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz’a, emeği geçen tüm heyetlere, Lefkoşa Büyükelçiliğimize ve Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisi’ne teşekkür ediyorum.

Sağ olun, var olun.’’

 

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI: EYLEME KATILAN 8 ÖĞRETMENİN ASALETİNİN DURDURULMASINA YÖNELİK İDDİALAR ASILSIZDIR

Milli Eğitim Bakanlığı, KTÖS üyesi 8 öğretmenin asaletinin durdurulduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirterek, kamuoyunu spekülatif haberlere itibar etmemeye çağırdı.

Bazı basın organları ve sosyal medya mecralarında yer alan, eyleme katılan KTÖS üyesi 8 öğretmenin asalete geçiş süreçlerinin durdurulduğu yönündeki iddialara ilişkin resmi açıklama yapıldı.

Bakanlık adına Milli Eğitim Denetleme, Değerlendirme ve Yönlendirme Kurulu Başkanı Dr. Havva Dağsever tarafından yapılan açıklamada, söz konusu haberlerde yer alan “Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun kuruluna doğrudan talimat verdiği” iddiasının doğru olmadığını açıkladı.

Dağsever, iddiaların gerçeği kesinlikle yansıtmadığını belirterek, kamuoyuna şu çağrıda bulundu:

”Haberde yer alan iddialar gerçeği kesinlikle yansıtmamaktadır. Bu tür doğrulanmamış ve spekülatif içeriklere itibar edilmemesini önemle rica ederiz.”

Açıklamada ayrıca, bakanlığın şeffaflık ilkesi doğrultusunda basının sorularına açık olduğu ve teyit edilmiş bilginin kamuoyuna aktarılmasını desteklediği vurgulandı. Basın kuruluşlarının benzer durumlarda yetkili makamlarla iletişime geçerek bilgi teyidi yapmasının önemine dikkat çekildi.

Öte yandan Öğretmenler Sendikası tarafından yapılan açıklamaya göre öğretmenlerin kadrolanma ve asalet onay süreçlerinin Öğretmenler Yasası çerçevesinde belirlendiğini vurgulayarak, son dönemde bazı üyelere yönelik telkin ve uyarılar yapıldığı yönünde bilgi aldıklarını açıkladı.

Sendika, grev ve eylemlerin ardından bazı öğretmenlere yakınları ya da siyasiler aracılığıyla çeşitli yönlendirmeler yapıldığını belirterek, bu tür girişimlerin baskı oluşturma amacı taşıdığını ifade etti. Açıklamada, geçmişte olduğu gibi bugün de mücadele süreçlerinde polis, mahkeme ya da benzeri yollarla baskı kurulmaya çalışıldığına dikkat çekildi.

KTÖS, söz konusu telkin ve uyarıların herhangi bir yasal dayanağının bulunmadığını vurgulayarak, öğretmenlerin kadrolanma ve asalet onay süreçlerinde en büyük güvencelerinin sendika olduğunu belirtti. Sendika, üyelerine bu tür yönlendirmelere itibar etmemeleri çağrısında bulundu.

KKTC’de 5. Kalp Nakli Hastası Taburcu Edildi

Ülkede bir dönem hayal olarak görülen kalp ameliyatları artık rutin hale gelirken, 5. kalp nakli yapılan hasta sağlığına kavuşarak taburcu edildi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. Gerçekleştirilen 5. kalp nakli operasyonunun ardından hasta sağlığına kavuşarak taburcu edildi.

Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Başhekimi, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hasan Birtan Hasan Birtan, yaptığı paylaşımda ülkede bir zamanlar kalp ameliyatlarının dahi hayal olduğunu hatırlatarak, bugün gelinen noktada kalp nakillerinin rutin hale geldiğine dikkat çekti.

Başarıyla gerçekleştirilen operasyonun ardından hastanın taburcu edilmesi, sağlık alanındaki gelişimin somut bir göstergesi olarak değerlendirilirken, sürece katkı koyan tüm sağlık çalışanlarının özverili çalışmaları takdir topladı.

KANSER TEDAVİSİ SÜRERKEN PODYUMA ÇIKTI: TUĞÇE VOLKAN’DAN İLHAM VEREN İKİNCİLİK

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Halter ve Vücut Geliştirme Federasyonu tarafından düzenlenen 2026 Fitness Şampiyonası, iddialı sporcuların kıyasıya mücadelesine sahne oldu. Şampiyonada Master Kadınlar Bikini Kategorisi’nde yarışan 44 yaşındaki, iki çocuk annesi ve Güzelyurt’un sevilen isimlerinden Tuğçe Volkan, gösterdiği performansla ikinci olarak önemli bir başarı elde etti.

Elde ettiği dereceyle hem spor camiasının hem de izleyicilerin takdirini kazanan Volkan, yarışma sürecinin kendisi için yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda duygusal açıdan da büyük anlam taşıdığını ifade etti. Meme kanseri tedavisinin devam ettiği bir dönemde sahneye çıkan başarılı sporcu, bu deneyimin kendisini hayata daha sıkı bağladığını vurguladı.

Disiplini ve kararlılığıyla dikkat çeken Volkan, hazırlık sürecinde antrenörü Deniz Erdağ ile yoğun bir çalışma yürüttü. Başarısında ekibinin büyük payı olduğunu belirten sporcu, kendisine destek olan herkese teşekkür etti.

Tuğçe Volkan, KKTC Halter ve Vücut Geliştirme Federasyonu yönetimine, organizasyonda görev alan hakemlere ve destekçilerine teşekkür ederek, federasyonun uygun göreceği tüm platformlarda yarışmaya hazır olduğunu dile getirdi. Başarılı sporcu, antrenörü Deniz Erdağ eşliğinde önümüzdeki aylarda gerçekleştirilecek uluslararası müsabakalar için hazırlıklara başladığını da açıkladı.

Azmi ve mücadelesiyle örnek olan Tuğçe Volkan’ın, uluslararası arenada da önemli başarılara imza atması bekleniyor.

Uzun’dan iddialara yanıt: Gerekli hukuki süreçler başlatılacak

KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun, kendisini ve Yönetim Kurulu üyelerini hedef alan iddiaların asılsız ve gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun, sendika yönetimi tarafından yapılan açıklamalar üzerine yazılı bir açıklama yaparak, kendisini ve Yönetim Kurulu üyelerini hedef alan iddiaların asılsız ve gerçeği yansıtmadığını belirtti.

Uzun, söz konusu iddialarla ilgili gerekli hukuki adımların atılacağını vurguladı.

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Uzun’un açıklaması şu şekilde:

“Son günlerde yaşanan gelişmeler nedeniyle ülkemizde toplumsal tansiyonun yükseldiği gözlemlenmekte olup, ortaya çıkan tabloyu büyük bir üzüntüyle takip etmekteyiz. İçinden geçtiğimiz bu hassas süreçte, sağduyuya, sükunete ve toplumsal uzlaşıya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu açıktır.

Ancak bu ortamda, sendika başkanı ve genel sekreteri tarafından kamuoyuna yapılan açıklamalarda, şahsımı ve Yönetim Kurulu üyelerimizi hedef alan ve gerçek dışı iddiaların ortaya atıldığı görülmektedir. Söz konusu açıklamalar, kamuoyunu yanıltmaya yönelik olup, yönetim kurulumuzun itibarını zedelemeye dönük beyanlar içermektedir. Bu doğrultuda, şahsımı ve yöneticilerimizi hedef alan asılsız iddiaların kabul edilmesi mümkün değildir.

Söz konusu iddialarla ilgili olarak tüm yasal haklarımız saklı olmakla beraber, gerekli hukuki süreçler başlatılacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Öztürkler:Üç devlet, bir millet anlayışı güçleniyor

Azerbaycan Milli Meclisi’inde Azerbaycan, Türkiye ve KKTC Meclis’lerinin dostluk grupları toplantı gerçekleştirdi.
Milli Meclis Hazar Salonunda yer alan toplantıda KKTC tarafında aynı zamanda Cumhuriyet Meclisi KKTC- Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı da olan Meclis Başkanı Ziya Öztürkler’in yanı sıra, KKTC – Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Resmiye Eroğlu Canaltay ile Dostluk Grubu Üyesi ve Fırtına Karanfil ile KKTC Bakü Temsilcisi Büyükelçi Ufuk Turganer hazır bulundu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye-Azerbaycan Dostluk Grubu Başkanı Milletvekili Şamil Ayrım, Türkiye-KKTC Dostluk Grubu Başkanı Milletvekili Orhan Erdem ile her iki dostluk grubuna üye Milletvekillerinin katıldığı toplantıda Azerbaycan Milli Meclisi Azerbaycan – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Parlamentolar Arası İlişkiler Dostluk Grubu Başkanı Milletvekili Cevanşir Feyziyev ile Azerbaycan – Türkiye Parlamentolar Arası İlişkiler Dostluk Grubu Başkanı Milletvekili Ehliman Emirselanov ve dostluk grubu üyesi milletvekilleri de yer aldı.
Öztürkler: “KKTC, barış ve denge unsurudur”
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi ve KKTC–Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Ziya Öztürkler, toplantıda yaptığı konuşmada, Türk dünyası arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesi ve KKTC’nin uluslararası alandaki konumunun pekiştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Öztürkler, Azerbaycan–KKTC Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Cavanşir Feyziyev’in davetiyle katıldığı programda, Azerbaycan’ın gelişim sürecine dikkat çekerek, “Haydar Aliyev’in temellerini attığı ve İlham Aliyev’in liderliğinde güçlenen Azerbaycan’ın kaydettiği ilerlemeyi memnuniyetle takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Dostluk grupları toplantılarının üçüncüsünün Bakü’de gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Öztürkler, bu sürecin ilk toplantısının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yapılmış olmasının kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti.
Türk dünyasının ortak tarih, kültür ve gelenekler temelinde güçlü bir bağa sahip olduğunu ifade eden Öztürkler, parlamentolar arası ilişkilerin kurumsal ve etkin bir düzeye taşınmasının yalnızca ikili ilişkileri değil, tüm Türk dünyasındaki dayanışmayı güçlendireceğini kaydetti.
Konuşmasında Doğu Akdeniz’in stratejik önemine değinen Öztürkler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bu denklemde kritik bir rol üstlendiğini vurgulayarak, “KKTC, Türk dünyası için Doğu Akdeniz’e açılan bir kapı ve aynı zamanda bir barış ve denge unsurudur” dedi.
Bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Öztürkler, Orta Doğu’daki çatışmaların genişleme riski taşıdığına işaret ederek, Kıbrıs Adası’nın güneyi, Türkiye ve Azerbaycan’ın zaman zaman füze ve drone saldırılarının hedefi olduğunu, ancak herhangi bir can kaybı yaşanmamasının teselli verici olduğunu ifade etti.
Uluslararası statü ve üyelik çağrısı…
KKTC’nin uluslararası platformlarda daha güçlü temsil edilmesi gerektiğini belirten Öztürkler, Türk Devletleri Teşkilatı ve TÜRKPA’da tam üyelik hedefinin önemine dikkat çekti.
Bu kapsamda Türk devletlerinden daha güçlü destek beklediklerini ifade eden Öztürkler, Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konan “Türk Devletleri Vizyonu” belgesinin bu hedefler açısından önemli bir yol haritası sunduğunu belirtti.
Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Öztürkler, çözümün iki devletin egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün tanınmasından geçtiğini vurguladı.
Aliyev’e teşekkür, Türk dünyasına çağrı…
Öztürkler, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in KKTC’ye verdiği desteğin son derece kıymetli olduğunu belirterek, Türkiye ve Azerbaycan liderlerine teşekkür etti.
“TÜRKPA Plus önemli bir adım”
TÜRKPA bünyesinde önerilen “TÜRKPA Plus” girişimini de değerlendiren Öztürkler, bu projenin parlamenter diplomasi alanında ortak hareket kabiliyetini artıracağını ve Türk dünyasının uluslararası alandaki etkisini güçlendireceğini ifade etti.
Öztürkler ayrıca, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Asamblesi’ndeki gözlemci üyelik sürecinin hızlandırılması, Parlamentolar Arası Birlik (PAB) ile ilişkilerin geliştirilmesi ve KKTC’nin temsil edilmediği uluslararası parlamenter platformlarda görünürlüğünün artırılması için destek talebinde bulundu.
Konuşmasının sonunda Türk dünyasıyla olan tarihi ve kültürel bağlara vurgu yapan Öztürkler, bu birlikteliğin güçlendirilmesiyle ortak hedeflere ulaşmanın mümkün olduğunu belirterek, Azerbaycan’a ev sahipliği dolayısıyla teşekkür etti.
Canaltay: “KKTC, Türk dünyasının Doğu Akdeniz’e açılan kapısıdır”
Cumhuriyet Meclisi KKTC–Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Resmiye Eroğlu Canaltay da, Doğu Akdeniz’den Kafkasya’ya uzanan geniş coğrafyanın stratejik önemine dikkat çekti.
Ortadoğu’da devam eden çatışmalar, Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik ve enerji kaynakları üzerindeki rekabetin bölgeyi dünyanın en kritik noktalarından biri haline getirdiğini ifade eden Canaltay, Türkiye, Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sahip olduğu potansiyele işaret etti.
Konuşmasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin rolüne özel vurgu yapan Canaltay, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yalnızca destek bekleyen bir yapı değil; Türk dünyasının Doğu Akdeniz’e açılan kapısı ve bu bütünün tamamlayıcı unsurlarından biridir” ifadelerini kullandı.
Bu çerçevede meselenin yalnızca bir dayanışma konusu olmadığını belirten Canaltay, ortak vizyon oluşturma, etki alanı inşa etme ve geleceği birlikte şekillendirme hedeflerinin ön plana çıktığını dile getirdi.
Somut iş birliği alanlarının geliştirilmesi gerektiğini belirten Canaltay, özellikle gençler arasında etkileşimi artıracak eğitim ve değişim programlarının yanı sıra ticari ilişkileri güçlendirecek girişimlerin önemine dikkat çekti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda hak ettiği konuma ulaşmasının önemine vurgu yapan Canaltay, Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere uluslararası platformlarda verilen desteği kıymetli bulduklarını ifade etti.
KKTC’nin uluslararası platformlarda daha fazla temsil edilmesinin yalnızca KKTC’nin değil, Türk dünyasının ortak itibarı ve geleceği ile doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Canaltay, ortak irade ve dayanışmanın önemine dikkat çekti.
Karanfil
Dostluk Grubu Üyesi Milletevekili Fırtına Karanfil de konuşmasında 1974 Barış Harekatı sonrası Kıbrıs Türkünün yeniden doğduğunu ifade ederek mücadelenin KKTC’nin kurulmasıyla taçlandığını dile getirdi.
Türkiye, Azerbaycan ve KKTC birlikteliğinin önemine değinen Karanfil, bu birlik ve beraberliğin tüm Türk dünyasında kenetlenerek devam etmesini diledi.