Bakan Çavuşoğlu: “Geleceği birlikte şekillendirmek için dayanışmamız sonsuzdur”



Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin merhum başbakanlarından İrsen Küçük, ölümünün 7’nci yıl dönümünde düzenlenecek törenle anılacak.
Gülin Küçük tarafından yapılan açıklamada, Kıbrıs Türk halkının milli mücadelesine Erenköy Mücahidi olarak katkı koyan, siyasi yaşamda Kurucu Meclis üyesi, milletvekili, bakan ve başbakan olarak uzun yıllar hizmet veren İrsen Küçük’ün saygı, sevgi, özlem ve rahmetle anıldığı ifade edildi.
Açıklamada, anma töreninin 10 Mart 2026 Salı günü saat 10.30’da Lefkoşa’daki Devlet Mezarlığı’nda, İrsen Küçük’ün mezarı başında gerçekleştirileceği belirtilerek, törene katılım çağrısı yapıldı.
Gülin Küçük tarafından yapılan çağrının tamamı şu şekilde:
“Kıbrıs Türk Halkı’nın milli mücadelesine Erenköy Mücahidi olarak kahramanca katkı koyan, Kıbrıs Türk siyasi yaşamına Kurucu Meclis üyesi, milletvekili, Bakan ve Başbakan olarak uzun yıllar hizmet veren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Merhum Başbakanı İrsen Küçük için ölümünün 7.nci yıldönümünde Saygı, Sevgi, Özlem ve Rahmetle anıyoruz.
10 Mart 2026 Salı günü saat 10:30’da Lefkoşa’da Devlet Mezarlığındaki mezarı başında düzenlenecek olan Anma Töreni’ne teşrifleriniz bizleri onurlandıracaktır”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında dijital mecralarda kadınların karşı karşıya kaldığı şiddet ve hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla anlamlı bir etkinlik düzenledi.
“Ekran Arkasında Şiddet: Dijital Alanda Kadın Olmak” başlıklı panel, Merit Royal Diamond Hotel’de gerçekleştirildi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, açılış konuşmasında
Dijital ortamda kadınlara yönelik şiddetle mücadelede farkındalık, erişilebilir başvuru mekanizmaları ve kurumsal koordinasyonun büyük önem taşıdığını vurguladı.
Bakanlık olarak dijital alanda özellikle çocukların korunmasına yönelik bir süreç başlattıklarını söyleyen Hasipoğlu, çocukların günümüzde büyük bölümünü dijital mecralarda geçirdiğine dikkat çekti. Bu nedenle çocukları dijital ortamda karşılaşabilecekleri tehlikelerden korumak amacıyla çalışmalar yürüttüklerini belirten Hasipoğlu, ihbar hattı ve web portalı üzerinden başlatılan çalışmaların yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etti.
Kadınlara yönelik mesleki ve sosyal destek çalışmalarının da sürdüğünü belirten Hasipoğlu, birçok ilçe ve köyde kadınlara yönelik meslek eğitimleri düzenlediklerini söyledi. Bu kapsamda son olarak Tepebaşı’nda eğitimlerin gerçekleştirildiğini, Mağusa’da da benzer çalışmaların yapılacağını kaydeden Hasipoğlu, bu faaliyetlerin hem bölgesel kalkınmaya katkı sağlamak hem de kadınların meslek sahibi olmasını desteklemek amacıyla yürütüldüğünü ifade etti.
Bakanlık olarak kendi işini kurmak isteyen kadınlara yönelik yüzde 100 prim desteği uygulamasının da sürdüğünü dile getiren Hasipoğlu, kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımını teşvik etmeyi amaçladıklarını söyledi.
Barolar Birliği ile yapılan adli yardım anlaşması kapsamında şiddete maruz kalan kadınlara ücretsiz hukuki destek sağlandığını da belirten Hasipoğlu, bu yıl protokolün kapsamının genişletildiğini ifade etti. Hasipoğlu, şiddet mağduru kadınlara olayın yaşandığı andan itibaren hukuki destek sağlanmasının ve uzaklaştırma gibi koruyucu tedbirlerin hızla alınmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.
Emniyet birimleri, hukukçular, sosyal hizmet uzmanları ve sivil toplum temsilcileriyle birlikte hareket ederek güçlü bir mücadele zemini oluşturmak istediklerini belirten Hasipoğlu, “Kadınlarımızın kendini güvende hissetmediği bir toplumda gerçek anlamda sosyal haklardan söz etmemiz mümkün değildir. Kadınların özgür, eşit ve güvenli biçimde hayatın her alanında var olabildiği bir düzen güçlü bir toplumun temelidir” dedi.
8 Mart’ın yalnızca bir kutlama değil aynı zamanda önemli bir sorumluluk hatırlatması olduğunu vurgulayan Hasipoğlu, eksiklikleri gidermek ve daha güçlü adımlar atmak için bu tür etkinliklerin önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.
Hasipoğlu, düzenlenen panelin dijital alanda kadına yönelik şiddetin görünür kılınmasına, somut çözüm önerilerinin geliştirilmesine ve kurumlar arası iş birliğinin güçlenmesine katkı sağlamasını temenni etti.
Panelin açılışında konuşan Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit, de kadına yönelik şiddetin yıllardır mücadele edilen ve toplumsal yapıyı derinden etkileyen çok boyutlu bir sorun olduğunu vurguladı.
Ecevit konuşmasında, şiddetin artık yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital platformlarda da farklı biçimlerde ortaya çıktığına dikkat çekerek şunları söyledi:
“Yıllardır mücadele ettiğimiz şiddet, toplumsal yapımızı derinden etkileyen çok boyutlu bir sorundur. Ancak bugün şiddet yalnızca fiziksel mekânlarla sınırlı kalmamakta, ekranların arkasında dijital platformlarda da derin izler bırakan yeni biçimlerle karşımıza çıkmaktadır.”
Sosyal Hizmetler Dairesi’nin kadına yönelik şiddeti temel sorumluluk alanlarından biri olarak gördüğünü belirten Ecevit, daire bünyesinde görev yapan sosyal hizmet memurları aracılığıyla yürütülen çalışmaların yalnızca başvuru almakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda koruma, danışmanlık, yönlendirme ve hukuki destek süreçlerini de kapsadığını ifade etti.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede koruyucu ve önleyici politikalar üretmeye devam edeceklerini ifade eden Ecevit, ilgili kurum ve dairelerle iş birliğinin sürdürüleceğini de sözlerine ekledi.
Açılış konuşmalarının ardından
Dijital ortamda artan şiddet, taciz ve siber zorbalık gibi sorunlar ele alındı.
Sosyal Hizmetler Dairesi Memuru Sıla Murat, PGM Kadına Karşı Şiddete Müdahale Şube Amiri Müfettiş Mahmut Gümüşsoy, Avukat Sevilay Yıldırımer ile Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Genel Sekreteri Canan Onurer,
Dijital ortamda artan şiddet, taciz ve siber zorbalık konularının sosyal, hukuki ve güvenlik boyutları ile ilgili sunumlarını gerçekleltirdiler


Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş ve Bakanlık Müsteşarı Ercan Akerzurumlu, KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde görev yapan kadın personelin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı.

Değirmenlik Akıncılar Belediyesi ile Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğinde Şehit Mehmet Eray İlkokulu’na inşa edilen yeni derslik bugün düzenlenen törenle açıldı.
Törene; Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Ana Muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, bazı milletvekilleri, Değirmenlik-Akıncılar Belediye Başkanı Ali Karavezirler, Eğitim Bakanlığı bürokratları, bazı belediye başkanları, yetkililer, öğretmenler, öğrenciler, veliler ve bölge halkı katıldı.
Açılış konuşmalarıyla başlayan törende, öğrenciler dans gösterisi sundu ve Şehit Mehmet Eray İlkokulu’nun yeni dersliğinin açılışı protokol tarafından yapıldı.
-Alioğlu
Açılışta ilk sözü alan Şehit Mehmet Eray İlkokulu Müdürü Kıymet Alioğlu, güçlü, başarılı nesiller yetiştirmek için çalıştıklarını belirterek, eğitime katkılarından dolayı Milli Eğitim Bakanlığı ile Değirmenlik Akıncılar Belediyesi’ne teşekkür etti.
Değirmenlik Akıncılar Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla yapılan yeni derslik binası hakkında bilgi veren Alioğlu, belediyenin her zaman yanlarında olduğunu söyledi.
Fırsat eşitliğine ve bilimsel temellere dayanan eğitimle öğrencileri geleceğe hazırladıklarını ifade eden Kıymet Alioğlu, “Çocuklarımızı sadece sınavlara değil hayata da hazırlamak için çalışıyoruz.” dedi.
-Karavezirler
Değirmenlik Akıncılar Belediyesi Başkanı Ali Karavezirler de, “eğitime yatırım geleceğe yatırım” inancıyla çalıştıklarını kaydederek, tüm okullara eşit şekilde destek sağlama kararlılığında olduklarını belirtti.
Değirmenlik Akıncılar Belediyesi’nin 20 Kasım’da Cihangir – Düzova İlkokulu’na da derslik açtığını anımsatan Karavezirler, buraya 26 milyon TL, Şehit Mehmet Eray İlkokulu’na da 28 milyon TL civarında bir kaynak harcandığını belirtti.
Okullara yatırıma devam edeceklerini vurgulayan Karavezirler, “Eksiği olan okulumuz kalmayacak” dedi.
Şehit Mehmet Eray’ın anısının en güzel şekilde yaşatılacağını söyleyen Ali Karavezirler, bu okuldan çok başarılı öğrenciler yetişeceğine de inanç belirtti.
– Çavuşoğlu
Mili Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, eğitime gönül verenlerle birlikte hareket edildiğinde ortaya çok güzel eserler çıktığını kaydederek, Değirmenlik Akıncılar Belediyesi’ne ve Ali Karavezirler’e teşekkür etti.
Uluslararası standartlarda bir derslik yapıldığını belirten Çavuşoğlu, bakanlık bünyesindeki okulların elden geçirildiğini, yerel yönetimlerle hayırseverlerin de katkısıyla eğitimde yatırımların hız kazandığını, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bütçesinin 2-3’e katlandığını ifade etti.
Nazım Çavuşoğlu, bu konudaki övüncü her platformunda dile getirdiklerini de kaydetti.
Çavuşoğlu, “Ortak duygularla hareket ediyoruz. ‘Biz’ demeyi, birlikte olmayı başardık. Geleceği birlikte şekillendirmek için dayanışmamız sonsuzdur” dedi.
Çavuşoğlu, Değirmenlik bölgesindeki dayanışmanın tüm yerel yönetimlere örnek olmasını diledi.
-İncirli
Ana Muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, dünyanın en güzel sesinin, sağlıklı, neşeli ve kendini güvende hisseden çocukların sesi olduğunu belirterek, “Bugün bu sesleri duyduk. Bizi gözlerinin içi gülen çocuklar karşıladı… Görevimiz onların sesinin her zaman gür çıkmasını sağlamak” dedi.
Değirmenlik Akıncılar Belediyesi’nin bölgeye önemli hizmetler verdiğini kaydeden İncirli, birlikteliği sağladığı ve eğitime bu denli önem verdiği için Ali Karavezirler’e teşekkür etti.
-Erhürman
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, ise konuşmasında Şehit Mehmet Eray’ı rahmetle andı.
“Bu bölgede her yere örnek olacak bir dayanışma görüyoruz” diyen Erhürman, eğitime öncelik veren Ali Karavezirler’in şevkle çalıştığını, bunu da yalnız yapmadığını kaydetti.
Değirmenlik bölgesinde bu tür çok etkinliğe katıldıklarını ifade eden Tufan Erhürman, aynı şeyleri tekrarlamak istemediğini, “Özne burada” diyerek öğrencilere seslendi.
Çocuklara; “Birbirimizi çok sevin, hep dayanışma içinde olun” diyen Erhürman, çocuklara çok kitap okumalarını da öğütledi. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, “Kitaplar eksilirse, öğretmenleriniz bize haber verecek, size kitap gelecek…” diye konuştu.

Ülkemizde çalışanlar, emekliler ve dar gelirli kesimler zaten ağır bir hayat pahalılığı altında yaşam mücadelesi verirken, UBP-DP-YDP hükümetinin aldığı zam kararları halkın sırtındaki yükü daha da artırmaktadır. Özellikle akaryakıta yapılan son zam, toplumun tüm kesimlerini doğrudan etkileyecek yeni bir ekonomik darbenin habercisidir.
“EMEKÇİ AÇLIK SINIRINDA YAŞAMAYA MAHKÛM EDİLDİ”
UBP-DP-YDP hükümeti, asgari ücretliye yaptığı yüzde 18.39’luk artışla çalışanların gerçek yaşam maliyetlerini görmezden gelmiş ve binlerce emekçiyi açlık sınırında yaşamaya mahkûm etmiştir. Hayat pahalılığının bu kadar yüksek olduğu bir dönemde yapılan bu artışın çalışanların alım gücünü koruması mümkün değildir.
“TUTARSIZLIK VE PLANSIZLIk GÖSTERGESİ”
Öte yandan Ekonomi Bakanı Olgun Amcaoğlu’nun akaryakıta yapılacak zammın 2.5 TL civarında olacağını açıklamasının ardından henüz 24 saat geçmeden 6 TL zam yapılması, hükümetin ekonomi yönetimindeki tutarsızlığını ve plansızlığını açıkça göstermektedir. Bu durum halkın aklıyla adeta alay edildiğini ortaya koymaktadır.
“ZAMLA BİRLİKTE MALİYETLER ARTACAK”
Akaryakıta yapılan bu yüksek zam, yalnızca araç sahiplerini etkilemeyecek; taşımacılıktan üretime, tarımdan sanayiye kadar tüm sektörlerde maliyetleri artıracaktır. Bunun sonucu olarak başta gıda olmak üzere temel tüketim ürünlerinde yeni fiyat artışları yaşanacak ve hayat pahalılığı daha da derinleşecektir. Bu zamların faturası yine çalışanlara, emeklilere ve dar gelirli kesimlere kesilecektir.
“HÜKÜMET HALKIN ALIM GÜCÜNÜ DÜŞÜRMEKTE, YAŞAM KALİTESİNİ GERİLETMEKTEDİR”
Hükümetin görevi krizin faturasını halka yüklemek değil, halkın alım gücünü koruyacak ve yaşam koşullarını iyileştirecek politikalar üretmektir. Ancak bugün gelinen noktada hükümetin izlediği politikalar tam tersine halkın alım gücünü düşürmekte, toplumun yaşam kalitesini her geçen gün daha da geriletmektedir.
“EKONOMİYİ ZAMLARLA YÖNETME ANLAYIŞINDAN VAZGEÇİLMELİ”
Hükümeti bir kez daha uyarıyoruz. Ekonomiyi zamlarla yönetme anlayışından vazgeçilmeli, çalışanların ve dar gelirli kesimlerin alım gücünü koruyacak gerçekçi ve kalıcı önlemler derhal hayata geçirilmelidir.
“MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜRECEĞİZ”
Emekçilerin yoksullaştırılmasına, asgari ücretlinin açlığa mahkûm edilmesine ve halkın yaşamını daha da zorlaştıran politikalara karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.
Ahmet SERDAROĞLU
Hür-İş Federasyonu ve Kamu-İş Başkanı

ABD ve İsrail’in İran’ın Şiraz kentine düzenlediği saldırılarda 2’si sağlık çalışanı 20 sivilin öldüğü bildirildi.
Mehr Haber Ajansı’na göre, Fars eyalet Vali Yardımcısı Celil Hüseyni konuya ilişkin bilgi verdi.
Hüseyni, “Şiraz kentinde Zibaşehr Parkı civarına yapılan saldırıda 20 sivil hayatını kaybetti, 30 kişi yaralandı.” dedi.
İranlı yetkili, saldırıda Şiraz’daki 115. Acil Durum Merkezi’nin tamamen yıkıldığını, belediye müştemilatının zarar gördüğünü belirtti.
Öte yandan Fars Acil Durum Birimi Başkanı Dr. Mesud Abid, 115. Acil Durum Merkezi’nde görev yapan 2 sağlık çalışanının öldüğünü ifade etti.
– ABD-İsrail’in İran’a saldırıları
İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.
İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.
ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.
Ülkenin bir çok kentinde meydana gelen saldırılarda binden fazla kişinin hayatını kaybettiği duyuruldu.

Serbest piyasada bugün dolar 44,25, euro 51,35, sterlin 59,05 TL’den işlem görüyor.
Bu sabah 10.160 itibarıyla 43,9 TL’den alınan dolar, 44,25 TL’den; 50,9 TL’den alınan euro 51,35 TL’den satılıyor.
Sterlinin alışı 58,65 TL’den, satışı ise 59,05 TL’den gerçekleşiyor.


Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Lakadamyalı, Dubai’de mahsur kalan 37 kişilik kafilenin bugün akşam saatlerinde adaya döneceğini belirterek, geriye kalan vatandaşların tahliyesinin ileriki günlerde yapılacağını söyledi.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Lakadamyalı, Dubai’de mahsur kalan 37 kişilik kafilenin bugün akşam saatlerinde adaya döneceğini açıkladı.
Lakadamyalı, Orta Doğu’da yaşanan savaş nedeniyle hava sahaları kapanan ülkelerde mahsur kalan diğer 36 vatandaşın tahliyesi için ise çalışmaların devam ettiğini, en kısa sürede adaya gelmelerinin sağlanacağını belirtti.
Konu hakkında TAK muhabirine bilgi veren Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Lakadamyalı, KKTC temsilcilikleri ve Dışişleri Bakanlığı’na yapılan başvurular aracılığıyla bölgede bulunan vatandaşlarla temasın sürdüğünü söyledi. Lakadamyalı, bu kişilerin Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Lübnan’da olduğunu kaydetti.
“BÖLGEDE TÜRK HAVAYOLU ŞİRKETLERİ HENÜZ UÇUŞLARA BAŞLAMADI”
Doha’da henüz uçuşların başlamadığını, Lübnan’da bulunan üç kişinin hava sahası kapanmadığı için kendi imkanlarıyla dönüş sağladığını açıklayan Lakadamyalı, Dubai’deki 37 kişilik turist kafilesinin ise Larnaka üzerinden gittiğini ve dönüşü de bugün Larnaka üzerinden yapmayı tercih ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Türkiye’nin NATO savunma sistemlerini kullanarak sınırda düşürüldüğü açıkladığı İran balistik füzesine ilişkin olarak bir kez daha açıklama yaptı. Erdoğan, Türkiye’nin dostluluğunun kıymetinin bilinmesi gerektiğini vurgularken, “Ülke ve millet olarak ilk günden beri barış için verdiğimiz mücadele apaçık ortadayken kimse komşuluk ve kardeşlik hukukunu zedeleyen hatalı bir tavır içinde olmamalıdır” dedi. Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının akaryakıt fiyatlarını arttırdığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Petrol ve doğalgaz fiyatlarında yüzde 20 artış oldu. Biz de akaryakıt fiyatlarında, eşel mobil sistemini devreye aldık. Benzin, motorin ve LPG’nin fiyatı artarsa artış tutarının yüzde 75’ine kadarı bu ürünlerin ÖTV’sinin indirilmesi suretiyle uygulanacak” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda esnaf ve sanatkarlarla iftar programında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Nahçıvan’a İran’ın İHA saldırısına ilişkin olarak Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’i aradığını ve İran’ı kınadıklarını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan satır başları şu şekilde:
“Akaryakıt fiyatlarında, eşel mobil sistemini devreye aldık”
“Dünyamız yakın tarihte eşi benzeri görülmemiş günler yaşıyor. Komşumuz İran’a yönelk hava saldırılarıyla bölgesel gerilim ürkütücü bir hal aldı. Yüzlerce sivil hayatını kaybetti. İran’ın bölgedeki diğer ülkelere gönderdiği füzeler, ateşin çok daha büyük bir alana yayılma riskini ortaya çıkardı. Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığının açıklanamasıyla, petrol ve doğalgaz fiyatlarında yüzde 20 artış oldu. Biz de akaryakıt fiyatlarında, eşel mobil sistemini devreye aldık. Benzin, motorin ve LPG’nin fiyatı artarsa artış tutarının yüzde 75’ine kadarı bu ürünlerin ÖTV’sinin indirilmesi suretiyle uygulanacak.
Hudutlarımızın güvenliğinin sağlanmasında en ufak bir ihmal ve tereddüt göstermiyoruz. Ülkemizin güvenliğine ilişkin bir risk çıkmasıyla, müttefiklerimizle koordinasyon halinde önlemlerimizi alıyoruz. Benzer bir olayın tekrarlamaması için uyarılarda bulunduk. Türkiye’nin dostluğunun, kadrü- kıymetinin bilinmesinin önemine dikkat çektik. Ülke ve millet olarak ilk günden beri barış için verdiğimiz mücadele apaçık ortadayken kimse komşuluk ve kardeşlik hukukunu zedeleyen hatalı bir tavır içinde olmamalıdır.
Hükümetimiz tıpkı 5. yılına giren Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi İran krizinde de tecrübeli ve liyakatli kadroları ile ülkemizi ve milletimizi her türlü tehlikeden beli tutmak için ne gerekiyorsa yapmak durumundadır. Telefon görüşmelerimiz hız kesmeden sürüyor. Bugün Malezya Başbakanı, Fransa Cumhurbaşkanı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı ile görüştük. İlham kardeşime Nahçıvan’ı hedef alan bugünkü saldırıdan üzüntü duyduğumuzu ve kınadığımızı ifade ettim.
“G20’de beşinci sırada yer alıyoruz”
Bölgemizde daha fazla kan dökülmemesi yürüttüğümüz diplomasimizi devam ettireceğiz. Kimse endişe etmesin Allah’ın izniyle Türkiye bu bölgesel türbülanstan da başarıyla çıkacaktır. Dünyadaki belirsizliklere bölgemizdeki krizlere rağmen ekonomimiz 2025 yılında yüzde 3,6 büyüdü. Milli gelirimiz 1,6 trilyon dolara, kişi başına gelirimizi 18 bin 40 dolara yükseldi. Sanayi sektörümüz son 5 yılın en yüksek büyümesini kaydetti. 2025’de OECD ülkeleri arasında en hızlı büyüyen üçüncü ekonomi olduk. G20’de beşinci sırada yer alıyoruz. Enflasyonu hedeflediğimiz seviyelere indirdikçe Türkiye’nin ekonomisi inşallah daha da güçlenerek farklı bir ivme yakalayacaktır.
Elde ettiğimiz tüm bu başarılarda siz esnaf ve sanatkârlarımızın çok önemli payı vardır. Rabbim sizlerle birlikte büyük ve güçlü Türkiye’yi bizlere nasip eylesin. Hiçbir zaman ticaret erbabımızı yalnız bırakmadık. Destek paketleri, teşvik, kredi imkanlarımızla esnafımızın ayakta kalması ve geleceğe güvenle bakabilmesi için gerekli adımları attık. Salgın sürecinde zarara uğrayan esnafımıza yaklaşık 9 milyar lira hibe desteği sağladık. 6 Şubat depremleri sonrası bölgedeki esnaf ve sanatkârımıza 6,7 milyar lira tutarında destek kredisi kullandık. 2002’de 5 bin lira olan faiz indirimli kredi şahıs üst limitini 2025’te tam 1 milyon liraya çıkardık.


“Ek düzenlemelerle varsa bir eksik, bir yanlış, düzeltilmesi gereken bir nokta onu da düzeltmekten bir an bile tereddüt etmeyiz. Bu konudaki niyetimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın” diyen Yılmaz, “Tek amacımız var, KKTC’yi bilişim vadisi yapacak güçlü bir altyapıyı bir an önce harekete geçirmek” vurgusu yaptı.
Telekomdaki projenin siber güvenlik boyutuyla da önemli ve anlamlı bir proje olduğunu kaydeden Yılmaz, “Bütün eleştirilere saygılıyız. Çeşitli soru işaretleri, tartışmalar olabilir, demokratik bir ortamda bunlar da gayet normal. Biz bütün bu hususlarda en üst düzeyde hassasiyetle, uygulamada ortaya çıkabilecek her türlü konuda anlayış birliği içinde hareket etmeye hazırız” diye konuştu.
Yılmaz Altınbaş Kıbrıs Üniversitesi Minareliköy Kampüsü Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının eğitim kalitesini yükseltecek ve refahına doğrudan katkı sunacak kampüsün, KKTC’nin ilim ve araştırma ufkunu genişletecek önemli bir eşik olduğunu kaydetti.
-“Nitelikli, donanımlı insan, kalkınma sürecinin bel kemiğini oluşturmaktadır”
Bugün dünyada rekabet üstünlüğünün, sahip olunan doğal kaynaklarla değil yetişmiş insan gücüyle, araştırma kapasitesiyle ve yenilik üretme kabiliyetiyle ölçüldüğünü ifade eden Yılmaz, kalkınmanın en önemli amacının insana hizmet etmek olduğu gibi en önemli vasıtasının da insan olduğunu belirtti.
“Nitelikli, donanımlı insan, kalkınma sürecinin bel kemiğini oluşturmaktadır” diyen Yılmaz konuşmasında, “Tam da bu nedenle kalkınma anlayışımızı kısa vadeli göstergelere indirgemiyor, kalıcı, dengeli ve kuşaklar arası sorumluluğu gözeten bir perspektifle ele alıyoruz” ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilir kalkınma denilen çerçevenin, üretim gücü ile bilimsel birikimi, ekonomik dinamizm ile toplumsal istikrarı birlikte yükseltebilmeyi ifade ettiğini kaydeden Yılmaz, “Kalkınma iddiamızı kalıcı kılmak istiyorsak, bilgi üretme kapasitemizi ve insan kaynağımızı sürekli güçlendirmek durumundayız” dedi.
Yılmaz, üniversitelerin akademik derinliğini ve araştırma gücünü yükseltmenin, KKTC’yi bölgesinde öne çıkan, küresel ölçekte itibarı yüksek bir yükseköğretim merkezi konumuna taşıma hedefinin en güçlü dayanaklarından biri olduğunu söyledi.
Bugün dünyanın farklı coğrafyalarından öğrenci kabul eden KKTC üniversitelerinin ulaştığı seviyenin, bu hedef doğrultusunda katedilen mesafeyi açıkça gösterdiğini belirten Yılmaz, şöyle devam etti:
“KKTC’de 100 bini aşan öğrenci varlığı ve yükseköğretimin hizmet gelirlerindeki belirleyici payı dikkate alındığında, bu alan ada ekonomisinin stratejik sektörlerinden biri haline gelmiştir.
Bugün temelini attığımız Altınbaş Üniversitesi’nin yeni kampüsü, KKTC’nin uluslararası bir yükseköğretim merkezi olma iddiasını daha da güçlendirecektir; küresel ölçekte görünürlüğüne ve akademik cazibesine önemli katkılar sunacaktır.”
Altınbaş Kıbrıs Üniversitesi’nin, diğer üniversiteler ile birlikte KKTC yükseköğretim ekosisteminin nicelikten, niteliğe yöneldiği dönemin temsilcilerinden biri olacağını dile getiren Yılmaz, kaliteyi ve niteliği artırmanın büyümek, genişlemekten de önemli olduğunun altını çizdi.
Lisansüstü programlara verilen ağırlık ve doktora düzeyindeki güçlü öğrenci oranının, araştırma üretiminin merkeze alındığını gösterdiğini ifade eden Cevdet Yılmaz, bir üniversiteden üç şey beklediklerini kaydederek, bunları eğitim- araştırma, sosyal ve kalkınma fonksiyonu olarak sıraladı.
Üniversitelerin aynı zamanda bir kalkınma kurumu olduğuna dikkat çeken Yılmaz, Altınbaş Üniversitesi’nin de hem eğitim hem araştırma hem de kalkınma fonksiyonu itibarı ile KKTC’ye hayırlı hizmetler yapacağına inanç belirtti.
KKTC’ye gerçekleştirdikleri önceki ziyaretlerde üniversiteleri yerinde görme imkânı bulduklarını, gençlerle buluştuklarını aktaran Yılmaz, bu ziyaretlerde, üniversitelerin öncülüğünde hayata geçirilen Kalkanlı Teknoloji Vadisi gibi projeleri yerinde inceleme imkânı bulduklarını hatırlattı.
Özellikle yeni teknolojilerin yapay zeka başta olmak üzere dijitalleşmenin, bugünkü kalkınma stratejilerinin omurgasını oluşturduğunu kaydeden Yılmaz, yeşil ve dijital dönüşümün, Türkiye Cumhuriyeti’nin de on ikinci kalkınma planının omurgasını oluşturduğunu söyledi.
KKTC’de de bu vizyonun çok önemli ve anlamlı olduğuna inanç belirten Yılmaz, “Artık yeni bir dünyadayız, korumacılığın yükseldiği, belirsizliğin arttığı, rekabetin yoğunlaştığı bir dünya ekonomisi var karşımızda. Bu ortamda yeni teknolojilere adapte olabilenler, bunları kullanabilenler hep bir adım önde olacaklar” diye konuştu.
-“Bilişim adası olma vizyonuna fiber altyapı büyük bir katkı sunacak”
Bu çerçevede son dönemde Başbakan Ünal Üstel ile imzaladıkları telekomünikasyon alanındaki fiber altyapıyı çağdaş standartlara getirecek projenin çok kıymetli olduğunu dile getiren Yılmaz, proje ile ilgili onay yasa tasarısının Cumhuriyet Meclisi’nde kabul edilmesinin çok önemli olduğunu kaydetti. Yılmaz, hayırlı olmasını temenni etti.
KKTC’nin bilişim adası olma vizyonu olduğunu ve bunun İktisadi ve Mali İş Birliği projelerinde de önemli bir unsur olduğunu ifade eden Cevdet Yılmaz, şöyle konuştu:
“Bilişim adası olma vizyonuna fiber altyapı büyük bir katkı sunacak. Bu bir altyapı projesi… Altyapı projesinde çok sayıda firmanın olması mümkün değil. Demir yolları gibi düşünebilirsiniz. Altyapı döşenecek ki üstünde farklı aktörler, faaliyetler yürütebilsinler. Aynı yeri defalarca kazdırarak, gitmek bu tür projelerde anlamlı değil. Kaynak israfına da yol açan bir durum. Dünyadaki en iyi uygulamalar da bize bunu söylüyor. Altyapı projelerini bir firmanın güzel bir şekilde devlet adına gerçekleştirmesi, o altyapı üzerinde de rekabetçi bir şekilde diğer firmaların faaliyet yürütmeleri en doğru yaklaşım olarak ortaya konuyor.”
Fiber optik altyapı projesinin hayata geçmesiyle internet hızının artacağını, vatandaşların çok daha ucuza, daha düşük maliyetle hizmet alacağını kaydeden Yılmaz, “Sadece vatandaşlar, hane halkları değil işletmeler, üniversiteler, araştırma kurumları gibi bütün kurumsal yapılar da daha kaliteli, nitelikli hizmete daha ucuza erişme imkanına kavuşmuş olacaklar” dedi.
-“Eleştiriler her zaman olabilir, her proje tartışılabilir buna da tabi ki saygı duyuyorum”
Tek amaçlarının bu olduğunu vurgulayan TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, başka herhangi bir şeye itibar edilmemesini istedi. “Eleştiriler her zaman olabilir, her proje tartışılabilir buna da tabi ki saygı duyuyorum” diye konuşan Yılmaz, TC ile KKTC arasındaki ilişkilerin sıradan ilişkiler olmadığını vurguladı.
-“Fiber optik altyapı projesinin uygulanması aşamasında bir eksik, bir yanlış, haklı bir itiraz olursa birlikte gereğini yaparız”
Fiber optik altyapı projesinin uygulanması aşamasında bir eksik, bir yanlış, haklı bir itiraz olursa birlikte gereğinin yapılacağını belirten Yılmaz, “Ek düzenlemelerle varsa bir eksik, bir yanlış, düzeltilmesi gereken bir nokta onu da düzeltmekten bir an bile tereddüt etmeyiz. Bu konudaki niyetimizden hiç kimsenin şüphesi olmasın” dedi.
Yılmaz, “Tek amacımız var, KKTC’yi bilişim vadisi yapacak güçlü bir altyapıyı bir an önce harekete geçirmek. İnanın kaybettiğimiz her bir gün bu ülke için zarar. Dolayısıyla hızlı bir şekilde bu uygulamayı hayata geçirmemiz çok kıymetli” vurgusu yaptı.
-“Rum kesimi attığı adımlarla adanın güvenliğini riske atmış durumda”
Dünyada güç siyasetinin yükseldiği bir dönemde olunduğunu dile getiren Yılmaz, “Maalesef ‘ben güçlüysem her şeyi yapabilirim’ gibi bir anlayış hakim hale gelmiş durumda” diyerek, buna katılmadıklarını belirtti. Kural temelli, uluslararası hukuka dayalı bir düzeni savunduklarını ifade eden Yılmaz, “Bir taraftan da realitelere gözlerimizi kapatamayız. Bunlara romantik bir şekilde bakamayız” diye konuştu.
Güvenliğin bu dönemde çok önemli hale geldiğine dikkat çeken TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Maalesef Rum kesimi attığı adımlarla son derece gereksiz bir yere, adayı silahlandırma çabasıyla adanın güvenliğini riske atmış durumdadır” dedi.
-“50 yıldır bu adada güven var, istikrar var, güvenlik var”
Türk askerinin ise 50 yıla aşkın bir süredir adanın hem Türk halkı hem de Rum vatandaşlar için daha güvenli hale gelmesini sağladığını ifade eden Yılmaz, “50 yıldır bu adada güven var, istikrar var, güvenlik var” diye konuştu.
Bu güvenlik altyapısıyla hem Rum tarafı hem de KKTC’nin kalkınma sürecini devam ettirdiğini dile getiren Yılmaz, güvenliğin olmadığı yerde kalkınmanın olmadığının altını çizdi. “Güvenliğin olmadığı yerde demokrasi de olmaz, temel hak ve hürriyetlerinizi de yaşayamazsınız” diyen Yılmaz, güvenli bir ortam, sağlam bir güvenlik altyapısının, kalkınmanın da demokrasinin de temeli olduğunu belirtti.
Kıbrıs Türkü’nün sonuna kadar yanında olduklarını ve yanında olmaya devam edeceklerini ifade eden Yılmaz, “Bu güzel ülkenin huzur içinde, güven ortamı içinde kalkınmasına, gelişmesine, demokrasisiyle, ekonomisiyle güçlenmesine her türlü desteği vermeye devam edeceğiz” dedi.
-“Bütün eleştirilere saygılıyız, anlayış birliği içinde hareket etmeye hazırız”
Telekom’daki projenin siber güvenlik boyutuyla da önemli ve anlamlı bir proje olduğunu kaydeden Yılmaz, konuyla ilgili KKTC’de çok tartışma olduğunu duyduğunu dile getirerdi. Yılmaz, “Hiçbir endişeniz olmasın, bütün eleştirilere de saygılıyız. Çeşitli soru işaretleri, tartışmalar olabilir, demokratik bir ortamda bunlar da gayet normal. Biz bütün bu hususlarda en üst düzeyde hassasiyetle uygulamada ortaya çıkabilecek her türlü konuda anlayış birliği içinde hareket etmeye hazırız” diye konuştu.
-“KKTC’nin Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olması bizim en büyük amacımızdır”
Anavatan ve garantör Türkiye olarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası toplumun saygın bir üyesi olarak hak ettiği konuma ulaşması ve her alanda güçlenmesi için kararlılıkla çalışmalarını sürdüreceklerini ifade eden Yılmaz, “Eğitimden sağlığa, fiziki ve teknolojik altyapıdan üniversitelerine, AR-GE ve bilişim merkezlerine kadar güçlü bir yapıya KKTC’nin kavuşması, Doğu Akdeniz’in parlayan bir yıldızı olması bizim en büyük amacımızdır” dedi.


Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Rum yönetiminin aşırı silahlanma politikasının adayı tehlikeye attığına dikkat çekti.
Ertuğruloğlu, ateş çemberinde yaşadıklarını ama Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) caydırıcı gücünden dolayı KKTC’de, Kıbrıs Türk halkının gayet rahat, kendini güvende hissettiğini de vurguladı.
Dışişleri Bakanlığından verilen bilgiye göre, TRT Haber’e açıklama yapan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin caydırıcı gücü nedeniyle bir endişemiz yok” dedi.
Rum yönetiminin silahlanmasının temel nedeninin; Türkiye’ye yönelik tutumları olduğunu ifade eden Dışişleri Bakanı Eruğruloğlu, kim Türkiye karşıtı ise Rumların onlarla müttefik olduğunu, silah ve savunma anlaşması yaptığını kaydetti.
-“Yaşanan süreç iki devletli çözümün önemini bir kez daha ortaya koydu”
Ertuğruloğlu, yaşanan sürecin iki devletli çözümün önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.
Rumların, tüm uyarılara rağmen tansiyonu artırıcı silahlanmasını sürdürdüğünü, şu anda yaşanan süreçte de “ne kadar abileri varsa onların kapısını çalıp ‘aman gelin bizi kurtarın’ dediğini” ifade eden Ertuğruloğlu, Rumların tavrının özelde Güney Kıbrıs’ı, genelde ise adayı ABD-İsrail ve İran savaşında hedef haline getirdiğini kaydetti.
Rumların “silahlanmalarından dolayı değil de İngiliz Egemen Üslerinin kullanılmasından dolayı adanın askeri hedef haline geldiğini” söyleyerek, hatalarını saklamaya çalıştığına işaret eden Ertuğruloğlu, İngiliz üslerinin geçmiş krizlerde de kullanıldığını, bu nedenle de hedef olduğunu ama esas Rumların yanlış politikalarının adayı tehlikeye attığını kaydetti.
-“Rumların hadsizliğinden, şımartılmış olmalarından …”
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 1974’ten bu yana, caydırıcı askeri gücünden dolayı adada barış, huzur, istikrar ve güven ortamı sağladığını vurgulayan Ertuğruloğlu, “Rumların hadsizliğinden, şımartılmış olmalarından, Kıbrıs Cumhuriyeti devleti ve hükümetiymiş gibi muamele görmelerinden, aşırı silahlanmaları ve Türkiye’yi adadan çıkarabileceklerini düşünecek kadar çılgınlaşma noktasına gelmelerinden dolayı bu krizi yaşıyoruz” dedi.
KKTC’nin herhangi bir ülkenin askeri hedefi olmadığını, bunun nedenin de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adadaki caydırıcı gücü olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:
“Şunu vurgulamak isterim; Kıbrıs Türk halkının paniklemesini gerektirecek, güvensizlik duymasını gerektirecek durumda değiliz. KKTC herhangi bir ülkenin askeri hedefi halinde bir ülke değil. Ama Rumlar, yanlışlarından dolayı, Rumların arsızlıklarından dolayı, hadsizliklerinden dolayı Adayı, 1974’den beri yaşanmakta olan barış, huzur ve istikrar ortamını tehlikeye atmış durumda. Bundan Rum halkı da çok rahatsız, yönetimlerini ciddi şekilde eleştiriyorlar. Hristodulidis denen cumhurbaşkanları, 2017’deki Crans Montana toplantılarının çökmesinin sebebi olandır. O toplantıları çökertmesinin temel argümanı da ‘sıfır asker sıfır garanti’ politikasıdır. 2017’de ‘sıfır asker, sıfır garanti’ diye müzakere sürecini çökerten Rumlar, bugün adayı askeri bir kampa döndürdüler… Ümitleri, Türkiye’yi adadan çıkarmak. Bir kere, dünyada hiçbir güç Türkiye’yi bu adadan çıkaracak durumda değil, olmayacak, hiç kimsenin gücü buna yetecek değil. Ama Rum tarafının bu bağnazlığı, ırkçı faşist düşünce yapıları, bu adayı bir Elen adası olarak görmeleri nedeniyle krizleri, tansiyon yükselmesini maalesef yaşıyoruz.”
Ateş çemberinde yaşadıklarını ama KKTC’de TSK’nın caydırıcı gücünden dolayı Kıbrıs Türk halkının gayet rahat, kendini güvende hissettiğini belirten Ertuğruloğlu, “Bir endişemiz yok, birinin hedefi de değiliz. Ama yanlışlıkla hedef şaşıran bir füze buraya da gelebilir, olmayacak olan bir şey değil, geçmişte de oldu. Önemli olan, KKTC’nin hiçbir ülkenin askeri hedefi olmamasıdır. Bunun nedeni de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin buradaki mevcudiyeti ve caydırıcı gücüdür.” dedi.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan süreçte Rumlara destek amacıyla Güney Kıbrıs’a giden askeri güçlerin kalıcı olabileceğini düşünmediğini ifade eden Ertuğruloğlu, Rumların TSK’nın varlığını güvenlik tehdidi olarak göstermeye çalıştığını, oysa Kıbrıs Türkleri için barış, istikrar ve güvenliğin teminatının TSK olduğunu vurguladı.
Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, “Türk Silahlı Kuvvetleri’ne tepkilerinin nedeni de çok basit bir şekilde şudur; Kıbrıs Türkünü yok etmeye yönelik planlarını icra edemeyeceklerinin tek nedeni TSK’nın buradaki caydırıcı gücü. Dolayısıyla TSK buradan giderse Kıbrıs Türkünü yok etme politikaları rahatlıkla gündeme gelebilir. Zaten, Rum Ulusal Konseyi’nin Kıbrıs konusunda almış olduğu bir karar var, bu kararın temel maddelerinden biri de TSK’nın Ada’dan ayrılması ve garanti sisteminin ortadan kalmasıdır” diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, yaşanan sürecin egemen eşit iki devletli çözümün önemini bir kez daha ortaya koyduğuna dikkat çekti ve Kıbrıs Rum yönetiminin, İngiliz Üsler Bölgesinin kullanımından dolayı İngiltere’ye söz söyleyemeyeceğini belirtti. Ertuğruloğlu, şöyle konuştu:
“Çünkü bu üsler egemen üs bölgeleridir, yani İngiliz toprağı. Bu adanın üzerindedirler diye Kıbrıs Cumhuriyeti diye tanınan Rum devletinin İngilizlere, ‘bu üsleri kullanamazsınız, kullandırtamazsınız’ diye uyarıda bulunma hakkı yok.
İşte egemenliğinin ne kadar önemli olduğunu vurgulama adına buna da dikkat çekmek istiyorum.
Bugün, egemen eşit iki devlet politikamızın ne kadar haklı ve vazgeçilmez olduğu, sadece bu nokta dikkate alındığında, herkesin görebilmesi lazım. Sadece siyasi eşitlik iddiaları ile egemen eşitlik sağlanamaz. Egemen eşitlik sağlanmadan da siyasi eşitliğin hiçbir anlamı yok. Egemen eşit iki devlet politikamız vazgeçilmez.”

Cumhuriyet Meclisi, Dijital Dünyada Çocuk Haklarına İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel (Ad-Hoc) Komite, bugün toplandı.
Meclisten verilen bilgiye göre, Dijital Dünyada Çocuk Haklarına İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel (Ad-Hoc) Komite, “Davetlilerin Dinlenmesi” gündemi ile toplandı. Komite, çalışmalarına bir sonraki toplantısında devam edecek.
Komite toplantısına davetli olarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu (BTHK) ve İnternet Servis Sağlayıcıları Birliği’nden yetkililer katıldı.
UBP Milletvekili Hasan Küçük başkanlığında toplanan Komite toplantısında, Komite Başkan Vekili CTP Milletvekili Şifa Çolakoğlu, Komite Üyesi CTP Milletvekili Salahi Şahiner ve Komite Üyesi UBP Milletvekili Alişan Şan hazır bulundu.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de çatışmalar artarken Rum Yönetimi’nin askeri üslerinde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalığı tanımasının Ada’daki herkesi riske attığını kaydetti.
Yılmaz, “Ada’nın Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olması tüm bölge ülkeleri için risk teşkil ediyor.” dedi.
Günübirlik temaslarda bulunmak üzere ülkeye gelen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ercan Havalimanı’nda Başbakan Ünal Üstel ile birlikte ortak basın toplantısı düzenledi.
Yılmaz, basın toplantısında iki ülke arasında imzalanan İktisadi ve Mali İş birliği Protokolü’nün bu ay içinde biteceğini de açıkladı.
-“KKTC’nin kalkınması bizim için milli bir davadır”
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bir kez daha ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Yılmaz, karşılıklı ziyaretleri iki ülke arasındaki müstesna ilişkinin bir yansıması olarak değerlendirdi.
Yılmaz, bugünkü ziyareti kapsamında, Altınbaş Üniversitesi kampüsünün temel atma törenine katılacağını, Başbakan ve hükümet ortaklarıyla bir araya gelerek İktisadi ve Mali İş birliği protokolünü ele alacaklarını belirterek, “KKTC’nin kalkınması bizim için milli bir davadır.” dedi.
Yılmaz, bugünkü programı kapsamında Lefkoşa Topçu Kışlası’nda düzenlenecek iftar programına da katılacağını söyledi.
-“Türkiye’nin garantörlük sorumluluğu ve tarihi yükümlülüğü daha belirgin hâle gelmektedir”
Orta Doğu ve Doğu Akdeniz havzasında çatışmaların arttığı bu süreçte, Rum Yönetimi’nin Ada’daki askeri üslerde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanımasının Ada’da yaşayan herkesi risk altına soktuğunu vurgulayan Cevdet Yılmaz, şöyle konuştu:
“Ada’nın Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olması tüm bölge ülkeleri için risk teşkil etmektedir. Bunu içinde bulunduğumuz hafta yaşanan gelişmeler çok net olarak ortaya koymuştur.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Ada’nın tamamının sahibi gibi hareket etmesi, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı, boyunu aşan kararları, büyük güç rekabetleri içinde kendine rol bulma yaklaşımı, özellikle son dönemdeki askeri angajmanları ve üs politikaları Ada’ya yönelik güvenlik risklerini artırmaktadır.
GKRY, Gazze’deki soykırımda da benzer tavırlar sergilemiş, İsrail’in desteğiyle aşırı bir silahlanma çabası içine girmiştir. Bu tablo karşısında Türkiye’nin garantörlük sorumluluğu ve tarihi yükümlülüğü daha belirgin hâle gelmektedir.
Garantör ve Anavatan olarak Ada’daki askeri varlığımız yarım asrı aşan bir dönemdir tüm Ada’nın güven ve istikrar içinde gelişmesine katkı sunmuştur ve bunun teminatı olmuştur. Sadece KKTC değil GKRY de bu istikrardan istifade etmiş, güvenli bir ortamda kalkınmıştır. 50 yılı aşkın süredir bu adadan huzur var, barış var. Güvenliğin olmadığı bir yerde kalkınma olmaz, refah olmaz.”
-“Kıbrıs Türklerini azınlık gören zihniyetle bir çözüme ulaşmak mümkün değil”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kıbrıs meselesinin en gerçekçi çözümünün Ada’daki iki devletin yan yana var olmasından geçtiğine dair inançlarının sürdüğünü belirterek, şöyle devam etti:
“Kıbrıs Türkleri Ada’nın ortak sahibi değil azınlık olarak kabul eden, eşit görmeyen ve Kıbrıs Türk halkına Ada’nın geleceğinde söz hakkı tanımak istemeyen zihniyetle çözüme ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs Türklerinin özden gelen hakları olan egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüleri tescil edilmeli, maruz bırakıldıkları haksız izolasyonlar son bulmalıdır. Kıbrıs meselesinin Ada’daki gerçekler temelinde çözülmesinin yolu bundan geçmektedir.”
Kıbrıs Türk halkının hak ettiği konuma ulaşması için iş birliği ile çalışmalarının devam edeceğini de kaydeden Yılmaz, çok önemli projelerin tamamlandığını ve devam eden de çok önemli projeler olduğunu aktardı.
Yılmaz, bu ay içinde İktisadi ve Mali İş birliği Protokolü’nün de biteceğini söyleyerek şimdiden hayırlı olmasını diledi.

Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin attığı yanlış ve sorumsuz adımların, adayı hiç istemedikleri bir savaş ortamının içine soktuğuna işaret ederek, “Anavatan Türkiye’nin desteği, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin ve geleceğinin en güçlü teminatıdır” dedi.
Üstel, “Egemenlik devletler için vazgeçilmezdir. Bu nedenle Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği de tartışmaya açık değildir. Biz egemen eşitlikten asla taviz vermiyoruz ve vermeyeceğiz” açıklamasında bulundu.
Başbakan Ünal Üstel, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile birlikte Ercan Havalimanı’nda ortak basın toplantısı düzenledi.
Üstel, Cevdet Yılmaz’ın KKTC ziyareti kapsamında süregelen projeleri de ele alma fırsatı bulacaklarını ifade ederek, “Bu yıl özellikle yol, hastane, okul, enerji ve dijital altyapı alanlarında başlatılan önemli projelerin tamamlanmasını hedefliyoruz.” diye konuştu.
Üstel, Yılmaz’ı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade ederek, Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve heyetine teşekkür etti.
Üstel, böylesi hassas bir dönemde Yılmaz’ın KKTC’ye gerçekleştirdiği bu ziyaretin, iki ülke arasındaki güçlü bağların ve ortak geleceğe yönelik kararlılığın açık bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Başbakan Üstel, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin, sıradan devletler arası ilişkilerin çok çok ötesinde olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti:
“Bizim ilişkilerimiz; tarihi bir derinliğe, ortak bir kadere, sınırsız bir güvene ve güçlü bir gelecek vizyonuna dayanan yaşamsal bir kardeşlik ilişkisidir.
Kıbrıs Türk halkı ile Anavatan Türkiye arasındaki bağ, hayati ve vazgeçilmez bir bağdır.”
-“Bizim güvencemiz de, garantörümüz de, kardeşimiz de Türkiye’dir”
Başbakan Ünal Üstel, Kıbrıs’ın çevresinin adeta bir ateş çemberine dönmüş durumda olduğuna da işaret ederek, şunları kaydetti:
“Adamızın üzerinde füzeler dolaşmakta, fırlatılan dronlar Kıbrıs’ın güneyinde patlamaktadır.
Ne yazık ki son dönemlerde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin attığı yanlış ve sorumsuz adımlar, adamızı hiç istemediğimiz bir savaş ortamının içine sokmuştur.
Fransa ve İsrail ile imzalanan askeri anlaşmalar, adanın güneyinde başlatılan yabancı güçlere üs verme yarışı ve hali hazırda bulunan İngiliz üslerinin savaşın bir parçası haline getirilmesi; Güney Kıbrıs’ı fiilen çatışmanın tarafı haline getirmiştir.
Bugün Güney Kıbrıs’ta yaşayan Rum halkı korku içindedir ve ciddi bir huzursuzluk yaşamaktadır.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak yaşanabilecek her türlü olasılığa karşı gerekli tüm hazırlıkları yapıyor olsak da, KKTC’de böyle bir endişeye rastlayamazsınız.
Çünkü insanımız Türkiye’ye güvenmektedir. Çünkü bizim güvencemiz de, garantörümüz de, kardeşimiz de Türkiye’dir.
Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk halkının güvenliği için taşıdığı rolün önemi bir kez daha açık şekilde ortaya çıkmaktadır.
Türkiye’nin garantörlüğü ve Ada’daki varlığı, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve Doğu Akdeniz’deki dengelerin korunması açısından hayati öneme sahiptir.
Bu vesileyle Anavatan Türkiye’ye ve Türk milletine, Kıbrıs Türk halkına verdikleri güçlü destek için bir kez daha teşekkür ediyorum.
Bu adanın üç garantör ülkesi vardır. Yunanistan, 1963’ten 1974’e ve en nihayetinde 15 Temmuz 1974’te gerçekleştirdiği son darbe ile bu adaya savaşlar getirmiştir.
İngiltere üslerini savaşın bir parçası haline getirerek adayı bir kez daha çatışma riskinin içine sürüklemiştir.
Bu adaya tek barışı getiren ve bu barışın 50 yılı aşkın süredir kalıcı olmasını sağlayan garantör ülke Türkiye’dir.
Kıbrıs Türk halkı bu gerçeği en iyi bilen halklardan biridir. Çünkü bizler, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile özgürlüğümüzü, güvenliğimizi ve onurlu geleceğimizi koruma imkanına kavuşmuş bir milletiz.
O gün Anavatan Türkiye’nin kararlı iradesi sayesinde Kıbrıs Türk halkı yok olmaktan kurtulmuş, bugün sahip olduğu güvenliğe ve devlete ulaşmıştır.
Bugün de aynı gerçek geçerlidir: Anavatan Türkiye’nin desteği, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin ve geleceğinin en güçlü teminatıdır.”
-“Egemenlik devletler için vazgeçilmezdir”
Başbakan Ünal Üstel, egemenlik meselesinin önemine de dikkat çekerek, şöyle devam etti:
“1960 Anayasası’nı yok sayarak, ortadan kaldırarak, Kıbrıs Cumhuriyetini işgal ederek, kendini Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tek egemen gücü olarak gören Rum yönetiminin Kıbrıs Türk toplumunu yok sayarak imzaladığı askeri iş birliği antlaşmalarına da biz müdahale edemiyoruz.
Bu durum bize çok açık bir gerçeği göstermektedir: Egemenlik devletler için vazgeçilmezdir. Bu nedenle Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği de tartışmaya açık değildir. Biz egemen eşitlikten asla taviz vermiyoruz ve vermeyeceğiz.”
-“Bu yıl başlatılan önemli projelerin tamamlanmasını hedefliyoruz”
TC Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’ın ziyareti kapsamında ele alınacak konulara da değinen Üstel, süregelen projeleri değerlendirme fırsatı bulacaklarını ifade ederek, “Bu yıl özellikle yol, hastane, okul, enerji ve dijital altyapı alanlarında başlatılan önemli projelerin tamamlanmasını hedefliyoruz.” dedi.
Bu yatırımların, ülkenin geleceğini güçlendirecek ve halkın yaşam kalitesini yükseltecek son derece önemli adımlar olduğuna işaret eden Başbakan Üstel, Ramazan ayının ve gerçekleştirecekleri temasların hem ülke hem de bölge adına hayırlara vesile olmasını diledi.


Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz KKTC’ye geldi… Yılmaz ile Üstel, Ercan Devlet Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi.
Başbakan Ünal Üstel’in açıklamasından öne çıkanlar şöyle:
-Türkiye ile KKTC arasındaki ilişkiler, sıradan devletler arası ilişkilerin çok ötesindedir. Bizim ilişkilerimiz; tarihe, ortak kadere, sınırsız güvene ve güçlü bir gelecek vizyonuna dayanan yaşamsal bir kardeşlik ilişkisidir. Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye arasındaki bağ hayati ve vazgeçilmez bir bağdır.
-Çevremiz adeta bir ateş çemberine dönmüş durumdadır. Ada üzerinde füzeler dolaşmakta, dronelar Güney’de patlamaktadır. Güney’in attığı yanlış ve sorumsuz adımlar, adamızı hiç istemediğimiz bir savaş ortamının içine sokmuştur. Fransa ve İsrail ile imzalanan anlaşmalar, üs verme yarışı ve İngiliz üslerinin savaşın parçası haline getirilmesi Güney’i çatışmanın tarafı haline getirmiştir. Rum halkı korku içindedir ve huzursuzdur.
-KKTC olarak yaşanabilecek tüm olumsuzluklara karşı gerekli hazırlıkları yapsak da KKTC’de böyle bir endişe yaşanmamıştır. Bizim güvencemiz anavatan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye’nin garantörlüğü hayati öneme sahiptir. Anavatan Türkiye’ye ve Türk milletine güçlü destekleri için teşekkür ediyorum.
-Anavatan Türkiye’nin desteği KKTC’nin güvenliğinin ve geleceğinin en güçlü teminatıdır.
-Kendilerini tek egemen güç olarak Rum yönetiminin imzaladığı askeri anlaşmalara biz müdahale edemiyoruz bu durum bize egemenlik devlet için vazgeçilmezdir gerçeğini göstermektedir. Bu tartışmaya açık değildir. Egemen eşitlikten taviz vermiyoruz, vermeyeceğiz.
-Ziyarette süregelen projeleri de ele alacağız. Yol, hastane, okul, enerji, dijital alt yapıda başlatılan projelerin tamamlanmasını hedefliyoruz. Bu yatırımlar geleceği yükseltecek, yaşam kalitesini artıracak adımlardır.

Sağlık Bakanlığı, vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişimini sağlamak amacıyla Hastane Randevu Sistemi’nin (HRS) devreye alındığını açıkladı. Bakanlık, yeni sisteme geçiş sürecinde 1101 Merkezi Randevu Hattı’nın hizmet vermeye devam ettiğini duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, 1101 hattının iptal edilmediği ve vatandaşların mevcut sistem üzerinden randevu alabilmeleri için aktif olarak kullanılmaya devam ettiği belirtildi. Geçiş sürecinde yaşanan yoğunluk nedeniyle telefon hattında zaman zaman geçici yoğunluk oluşabildiği ifade edilirken, bu yoğunluğun giderilmesi için 1101 üzerindeki hat sayısının artırıldığı, ayrıca personel sayısı ve çalışma saatlerinin de genişletildiği kaydedildi.
Açıklamada, online randevu sisteminin ise haftanın 7 günü, 24 saat kesintisiz hizmet verdiği vurgulandı. Yeni sistemle birlikte vatandaşların randevularını 1101 randevu hattını arayarak veya online randevu sistemi üzerinden kolaylıkla oluşturabileceği belirtildi.
Online randevu sistemine e-Devlet Kapısı üzerinden güvenli kimlik doğrulama yöntemiyle erişim sağlanacağı ifade edilen açıklamada, sistemi kullanabilmek için e-Devlet şifresinin gerekli olduğu kaydedildi. Henüz e-Devlet şifresi bulunmayan vatandaşların ise şifrelerini ilgili kaymakamlıklardan temin edebileceği bildirildi.
Bakanlık ayrıca, geçiş sürecinin planlı ve sorunsuz şekilde tamamlanabilmesi adına 1101 hattının mevcut randevu sistemi üzerinden hizmet sunmaya devam ettiğini, bunun yanında vatandaşların telefonla randevu almasını kolaylaştıracak yeni bir otomasyon sisteminin de devreye alınacağını duyurdu.
Açıklamada, süreçte yaşanabilecek kısa süreli yoğunluk ve aksaklıkların tamamen geçiş döneminden kaynaklandığı belirtilerek, herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için gerekli tüm çalışmaların sürdüğü ifade edildi.
Öte yandan Hekim Randevu Sistemi’nin (HRS), Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında imzalanan İktisadi ve Mali İş Birliği Anlaşması kapsamında yürütülen KKTC e-Devlet Projesi çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği ve KEİ Ofisi iş birliğiyle hayata geçirildiği kaydedildi.
Sağlık Bakanlığı, geçiş döneminde vatandaşların göstereceği anlayışın sürecin sağlıklı ve hızlı bir şekilde tamamlanması açısından büyük önem taşıdığını da vurguladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gelecek.
Yılmaz, Başbakan Ünal Üstel ile birlikte Ercan Havalimanı’nda basın toplantısı düzenleyecek.
Cevdet Yılmaz daha sonra, Altınbaş Kıbrıs Üniversitesi yeni kampüs temel atma törenine katılacak.
Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katılacağı iftar programının ardından adadan ayrılacak.




Bayar, yazılı açıklamasında söz konusu kararın Türk tarafını haksız şekilde mahkûm ettiğini belirtti.
Rumların “Akritas” planını uygulamaya koyduğu dönemde Birleşmiş Milletler’in suçluyu değil suçsuzu cezalandırdığını öne süren Bayar, aradan geçen yıllara rağmen bu kararın hâlâ yürürlükte olduğunu ifade etti.
Bayar ayrıca Ortega raporuyla gerçeklerin ortaya konmasına rağmen kararın düzeltilmediğini ileri sürerek, Annan Planı sonrasında da benzer yaklaşımların devam ettiğini savundu.
Açıklamasında 15 Temmuz 1974’te Yunan askeri cuntası tarafından desteklenen darbe girişimini de hatırlatan Bayar, Yunanistan’ın farklı krizleri fırsat bilerek Kıbrıs üzerinde yeniden emeller taşıdığını iddia etti.
Rum ve Yunan tarafının askeri faaliyetlerinin sürdüğünü ileri süren Bayar, Avrupa Birliği’nin de bu politikalara destek verdiğini savundu.
Bayar, Kıbrıs Türk halkının en büyük güvencesinin Türk askeri ve Türkiye olduğunu vurguladı.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, KIBRIS TV’de katıldığı programda bölgesel gerilimin KKTC’ye yansımalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, “Şu an için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için bir tehlike yok, güvendeyiz” dedi.
Çavuş, gıda, akaryakıt ve temel tedarik kalemlerinde stokların artırıldığını belirtirken, ihracatta ise limanlara yönelik saldırılar nedeniyle özellikle süt ürünlerinde ciddi bir tahsilat ve lojistik riski oluştuğunu söyledi.
Ayrıca, Çavuş, Şap hastalığına ilişkin de ülkede hızlı aşılama ile kontrol sağlandığını, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni ise “geç ve yetersiz önlem almakla” eleştirdi.
Bölgedeki çatışmaların devam ettiğini, saldırı ve karşılıkların sürdüğünü belirten Çavuş, KKTC’nin güvenlik açısından şu an için bir risk görmediğini ifade etti. “Halkımız rahat olsun, şu an için herhangi bir sıkıntı görmüyoruz” diyen Çavuş, ekonomik etkilerin ise kaçınılmaz olduğuna işaret ederek, tedarik zincirinin özellikle limanlardaki aksamalar nedeniyle baskı altında olduğunu kaydetti.
“Stokları yükselttik, buğday ve un tarafında tedbir aldık”
Çavuş, kamuoyunda zaman zaman gündeme gelen akaryakıt ve temel tüketim stoklarına ilişkin değerlendirmesinde, hükümetin önlem aldığını vurguladı. Akaryakıt stoklarının yükseltildiğini, yaklaşık bir aylık ve üzerinde stok bulunduğunu dile getiren Çavuş, un ve buğday gibi ürünlerde de stokların artırıldığını, tedbirlerin sürdüğünü söyledi.
KKTC’nin güvenlik açısından “en güvenli bölgelerden biri” olduğunu savunan Çavuş, bunun “Anavatan Türkiye’nin güçlü desteğiyle” mümkün olduğunu ifade etti. Ada çevresindeki tabloyu “ateş çemberi” olarak niteleyen Çavuş, buna rağmen KKTC’de güvenlik zafiyeti bulunmadığını kaydetti.
Güney Kıbrıs eleştirisi: Tehlikeli oyun, ada risk altında
Çavuş, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin izlediği politikaları eleştirerek, bölgedeki askeri iş birlikleri ve tesislerin kullanımı üzerinden adanın risk altına sokulduğunu ileri sürdü. Rum yönetiminin attığı adımların Güney’de paniği artırdığını savunan Çavuş, “Kendi halkını tehlikeye attı” ifadelerini kullandı.
“Önceliğimiz fırsat değil can güvenliği”
Programda uçuşlarda yaşanan aksaklıkların “direkt uçuşlar” açısından fırsat olup olmayacağı yönündeki soru üzerine Çavuş, mevcut süreçte önceliğin fırsatlar değil, can güvenliği olduğunu belirtti. Havalimanında uçuşların sürdüğünü ifade eden Çavuş, yetkili makamların gelişmeleri yakından izlediğini, “zafiyete sıfır tolerans” anlayışıyla hareket edildiğini söyledi.
Tarımsal üretimde akaryakıt, yem ve arpa tedariki
Tarım sektörünün enerji ve lojistiğe bağlı hassasiyetine değinen Çavuş, akaryakıt tedarikinde sorun beklemediklerini, sevkiyatların Türkiye-KKTC hattında sürdüğünü belirtti. Arpa ve kaba yem tarafında ise tüketimin son yıllarda yükseldiğine dikkat çeken Çavuş, düzenli tedarik planlarıyla stokların artırıldığını ve yerli hasatla birlikte rahatlama beklendiğini kaydetti.
Süt ürünleri ihracatında risk: Denizde konteynerler, ciddi tutar var
Çavuş, sektörün en büyük tedirginliğinin ihracat ayağında oluştuğunu ifade ederek, özellikle Arap pazarına yapılan süt ürünü ihracatında limanların hedef alınmasının lojistik akışı zayıflattığını söyledi. Süt üretiminde ülke içinde değerlendirilen miktarın yanında ihracatın da önemli payı olduğunu belirten Çavuş, bazı firmaların denizde konteynerlerinin bulunduğunu, geri dönüş ve tahsilat süreçlerinde risk oluştuğunu dile getirdi. Bu başlıkların hükümet nezdinde toplantılarla ele alındığını, yeni pazar ve ürün yönelimlerinin değerlendirildiğini kaydetti.
Şap hastalığı: Hızlı aşılama ile kontrol sağlandı
Şap hastalığına ilişkin de bilgi veren Çavuş, Aralık ayı itibarıyla tedbirlerin artırıldığını, vakaların görülmesi üzerine ülke genelinde hayvan hareketlerinin durdurulduğunu anlattı. Kısa sürede aşı temin edilerek “aşı ordusu” niteliğinde bir organizasyonla aşılama yapıldığını belirten Çavuş, büyükbaşta iki doz uygulama ile geniş kapsamlı aşılama tamamlandığını, küçükbaşta da aşılama çalışmalarının sürdüğünü söyledi.
Çavuş, ülkede şap nedeniyle genel bir tehlike bulunmadığını ifade ederken, Güney Kıbrıs’ta hastalık yönetimine dair eleştirilerini sürdürdü. Rum yönetiminin süreci geç ve yetersiz önlemlerle yürüttüğünü savunan Çavuş, sınır kapılarında dezenfeksiyon uygulamalarının yapıldığını, buna rağmen karşı taraftaki “zaafın” risk oluşturabileceğini belirterek vatandaşlardan hassasiyet istedi.
Kaynak: Kıbrıs Gazetesi






