1 Mayıs: Bizleri rehin tutarak toprak bekçiliği rolünden kurtulmamızı engellemeyi amaçlıyorlar

1 Mayıs “Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü” bugün etkinliklerle kutlanıyor.

Lefkoşa’da bazı sivil toplum örgütleri, parti ve sendikalar Kuğulu Park’ta toplanıp, Sarayönü’ne yürüdü. Burada düzenlenen mitingde DEV-İŞ Başkanı Koral Aşam 1 Mayıs konuşmasını yaptıktan sonra Ledra Palace’dan Kıbrıslı Rum örgütlerle buluşup, ortak etkinliğin düzenlenen Taksim Sahası’na gidildi.

Ara bölgedeki iki toplumlu etkinlikte PEO ve DEV-İŞ tarafından hazırlanan Ortak Deklarasyonu Türkçe ve Rumca olarak okundu ve iki toplumlu koro sahne aldı.

Yürüyüşe, Kuzey ve Güney Kıbrıs’ta Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ), Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), Belediye Emekçileri Sendikası (BES), Kooperatif Görevlileri Sendikası (KOOP-SEN), Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN) ve bazı dernek, siyasi parti temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

AŞAM
Dev-İş Başkanı Koral Aşam konuşmasında, 1 Mayıs’ın dünyanın her yerinde milyonlarca işçinin, emekçinin, emperyalistlere ve uluslararası tekellere karşı savaşsız, sömürüsüz, insanca yaşanacak bir dünya özlemiyle tek bir yumruk, tek bir ses halinde birleştiği ortak mücadele ve dayanışma günü olduğunu söyledi.

1925 yılında Fukasa madeninde çalışırken ölen ve ayni mezara gömülen Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı Rum maden işçilerinin anılarını yaşatmak için bir arada olduklarını dile getiren Aşam, 1948 yılında CMC madeninde iki bin Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk işçinin canları pahasına dört ay 4 gün süren şanlı direnişini de selamladıklarını belirtti.

Aşam ayrıca 1958’de Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum emekçilerin ortak 1 Mayısı kutlamasından sonra faşist katiller tarafından katledilen, tehdit edilen, baskıya uğrayan işçi önderlerini bir kez daha anmak için bir arada olduklarını kaydetti.

Koral Aşam, “Bugün kalbimiz Ukrayna’da, Türkiye’de, Yunanistan’da, Amerika’da, Asya’da, Afrika’da, Latin Amerika’da, Uzak Doğu’da dünyanın dört bir yanında emperyalist ve Neo Liberal saldırılara karşı direnen tüm dünya işçileri ile birlikte atıyor” dedi.

Aşam, dünyada ve bölgede tüm kirli savaşları bir kez daha lanetlerken, 1 Mayıs emeğin dayanışma gününde, ezilen dünya haklarına dayanışmayı bir kez daha ifade etti.

İş cinayetlerinde kaybedilen işçi sayısının her geçen gün artarken, taşeron denilen kölelik sisteminin devlet eliyle yürütüldüğünü, özel sektörde sendikalaşmanın önünde engellerin hala durduğunu dile getiren Aşam, bütün bu adaletsizliklere, haksızlıklara, sömürüye karşı hep birlikte karşı çıkılması gerektiğini belirtti.

Kıbrıs’ın Kuzeyinde dayatılan ekonomik paketler ve politikaların gittikçe şiddetlendiğini söyleyen Aşam, şöyle devam etti:

“Toplumsal irademizden, sendikal haklarımıza kadar, taş taş üstünde bırakmak istemeyen bu zihniyet, yıllar içinde emekle, özveriyle, mücadeleyle oluşturulan örgütlü yapıyı dağıtmak, bağımlılığı, biat kültürünü normalleştirmek ve yalnızca kendi stratejik çıkarları doğrultusunda bizleri rehin tutarak toprak bekçiliği rolünden kurtulmamızı engellemeyi amaçlamaktadır.”

Sınıf sendikacılığına inanan sendikalar olarak bu politikalara karşı sonuna kadar direneceklerini dile getiren Aşam, bu politikaların emekçilere nelere mal olacağını çok iyi bildiklerini kaydetti.

Aşam sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Bizler, bölgede yabancıların değil, Kıbrıslıların çıkarına hizmet edecek bir çözüme en kısa sürede ulaşabilmemiz için bugüne kadar üzerinde anlaşmaya varılmış BM parametreleri, ilkeleri ve belgeleri temelinde bir çözüm öneriyoruz. Bu önerinin de net olduğu çok açık ortadadır. Birleşmiş Milletlerin ilgili kararlarında belirtildiği şekli ile iki toplumun siyasi eşitliğinin, tek egemenliğin, tek vatandaşlığın, tek uluslararası kimliğin olacağı, iki bölgeli iki toplumlu Birleşik Federal bir Kıbrıs’tır. 1 Mayıs mücadele günüdür. 1 Mayıs dayanışma günüdür. 1 Mayıs birlik olma günüdür. 1 Mayıs Kıbrıs’ta yaşayan tüm insanların ortak vatanı yaratma mücadelesinin yükseltildiği gündür. 1 Mayıs emperyalizme ve Neo Liberal anlayışlara karşı direnme günüdür. 1 Mayıs savaşsız ve sömürüsüz bir dünya umudunu yükseltme günüdür.”

ORTAK DEKLARASYON
PEO ve DEV-İŞ tarafından hazırlanıp, ara bölgedeki iki toplumlu etkinlikte okunan ortak deklarasyon şöyle:
“Kıbrıs’ın emekçileri olarak dünya çapında emekçilerinin mücadele ve dayanışma günü olan İşçi 1 Mayıs’ını bu yıl da kutlamaktayız. Fedakârlıklarıyla dünya işçi sınıfının mücadele sembolü olan Şikago isyanının öncü kahramanlarını işçi sınıfı için bu önemli günde saygıyla anmaktayız. Onların vizyonları yıllardır canlı kalmaya ve dünyanın dört bir yanında emekçileri birleştirmeye devam etmektedir.

Sınıf dayanışması ve enternasyonalizm ruhuyla verdikleri zorlu sınıf mücadeleleriyle Kıbrıs işçi sınıfının temel kazanımlarını elde eden yurdumuzun işçi hareketinin Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk öncülerini saygıyla anmaktayız.

Üretilen servetin büyük olmasına ve teknolojinin ilerlemesine rağmen sosyal eşitsizlikler daha da yoğun hale gelmekte, yüksek fiyatlar ve pahalılık çalışanların hayatlarını daha da kötüleştirmekte ve milyarlarca insan işsizlik, güvencesizlik ve yoksulluğa karşı hayatta kalabilme mücadelesi vermektedir.

Son dönemde insanlık Ukrayna’da yaşanan dramatik gelişmeleri, felaketi ve insanların hayatlarını kaybetmesini kaygıyla izlemektedir. Silahlanmanın tırmandırılması ve askeri harcamaların arttırılması çözüm değildir, tam aksine durumu karmaşıklaştırmakta ve dünya barışını tehlikeye atmaktadır.

NATO ile müttefiklerinin emperyalist planlarının sonuçlarını neredeyse yarım asırdır yaşayan Kıbrıslı emekçiler, savaşın acılarını yaşayan halklarla dayanışmalarını ifade etmekte, uluslararası hukuk ihlallerini kınamakta, savaşın bir an önce durdurulmasını ve Rusya ordularının Ukrayna topraklarından çekilmesini talep etmektedir.
İşçi sınıfı açısından önemli bir kongre olan Dünya Sendikalar Federasyonu’nun 18. Kongresi pandemi ve savaşın yol açtığı yeni ve zor koşullarda 6-7-8 Mayıs’ta gerçekleştirilecektir.
İnsanın insan tarafından sömürüsünün olmayacağı, barışın hâkim olacağı bir toplum için emekçilerin mücadelelerinin ön saflarında yer alarak, neoliberalizmin saldırılarına karşı direnen uluslararası sendikal güç Dünya Sendikalar Federasyonu’nu güçlendirmeye yönelik çabaları Kıbrıs’taki üye örgütleri olarak desteklemeye devam edeceğiz.

Bu ortak açıklamamızla da taksimle asla uzlaşmayacağımız mesajını veriyor, barışın hâkim olması ve vatanımızın yeniden birleşmesi için ortak mücadelemize devam etme kararlılığımızı yineliyoruz.

Kıbrıs sorununa BM kararlarında belirtildiği şekilde siyasi eşitliğin, tek egemenliğin, tek vatandaşlığın ve tek uluslararası kimliğin olacağı iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon çerçevesinde adil ve karşılıklı olarak kabul edilebilir bir çözüm için!

Hamilerin ve vasilerin olmayacağı, askersizleştirilmiş ve bağımsız bir devlet için!

Kıbrıs sorununun çözümü için görüşmeler Crans Montana’da kaldıkları yerden mümkün olan en kısa zamanda yeniden başlamalıdır, çünkü diyaloğun yokluğu ve yeni oldubittilerin yaratılması ülkemizin nihai bölünmesine yol açmaktadır.

Kıbrıs sorununun çözümü ve ülkemizin yeniden birleşmesi ile Kıbrıslırum ve Kıbrıslıtürk emekçiler olarak, birleşik bir çalışma ilişkileri sistemi ve herkes için birleşik çalışma koşullarıyla birleşik bir ekonomi çerçevesinde barış ve güvenlik koşullarında ortak mücadelelerimizi sürdüreceğiz.

Öncü Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum sendikacıların bize emanet ettiği emekçilerin haklarını ve kazanımlarını, sosyal hakları ve kazanımları savunmak ve genişletmek için, savaşlara karşı barış ve sosyal adalet için mücadeleyi birlikte sürdürüyoruz”

Eroğlu: En vahim hata Türkiye ile karşı karşıya gelmek olur

3’üncü Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda İslam aleminin bayramını kutladı.

Derviş Eroğlu mesajında İslam dinin vecibelerinden biri olan orucun kişinin benliğine sahip çıkabilmesinin ciddi sınava tabii tutulduğu bir süreç olduğunu; affedici olmayı, hoşgörülü davranmayı, dargınlıkları geride bırakmayı, faydasız hırslardan, nefret duygularından, aşırılıklardan kurtulmayı başarmak gerektiğini belirtti.

“EN VAHİM HATA TÜRKİYE İLE TERS DÜŞMEK”
Kıbrıs Türk halkının en büyük gücünün birlik ve beraberlikten geldiğini belirten Eroğlu, “Kendi çıkarları için bizden görünüp, bizi bize düşman etmeye çalışanlara asla fırsat vermemeliyiz” dedi.

Eroğlu şöyle devam etti:

“Devletimiz, egemenliğimiz, demokrasimiz, Anavatan Türkiye ile sağlam, sağlıklı, kardeşçe ilişkilerimiz bizim için büyük önem ve değere sahiptir. Bunlara sahip çıktıkça, daha fazla gelişmeleri için çaba harcadıkça her alanda başarılı olacağımızdan herkes emin olmalıdır. Türkiye ile ilişkilerimiz özellikle bizim için yaşamsal öneme sahiptir. Bütün tecrübemle vurgulamak isterim ki, yapacağımız en vahim hata Türkiye ile ters düşmek, karşı karşıya gelmek olur. Tüm siyasi partilerimiz ve halkımız buna azami dikkati göstermeli, bazı kişilerin sistemli, bilinçli bir propaganda ile Türkiye’ye yönelik olarak sürdürdükleri karalama kampanyalarına asla geçit verilmemelidir”

“EN MAKUL ÇÖZÜM İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMDÜR”
Türk tarafının, Kıbrıs konusunu tarihe gömmek, Kıbrıslı Rumlarla Ada’daki gerçeklere dayalı bir antlaşma yapabilmek yoğun gayret gösterdiğini, bu nedenle Kıbrıs Türkünün anlaşma istemeyen taraf olarak suçlanamayacağını kaydeden Eroğlu, “Kıbrıs’ta barışı, antlaşmayı engelleyen kendi ham hayallerinin gerçekleşeceğini zanneden Rum-Yunan ikilisidir. Kıbrıs Türk Halk olarak, Anavatan Türkiye ile birlikte bize zarar veren mevcut statükonun değişmesi için Devletimize dört elle sarılarak etkin çıkış yolu aramak ve bulmak zorundayız. Kıbrıs konusu için en gerçekçi , makul çözüm iki Devletli çözümdür. Bunun dışındaki arayışlar statükonun devamından başka işe yaramayacaktır. Tarih bunun şahididir” dedi.

Derviş Eroğlu ayrıca Covid-19 vakalarının giderek azalması sevindirici bir gelişme olduğunu ancak Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaş ile dünyanın belirli noktalarında hala devam eden terör tehdidi üzücü olduğunu ifade etti.

Eroğlu, “Bu duygu ve düşüncelerle tüm İslam Alemi, Anavatan Türkiye’deki kardeşlerimizin ve halkımızın Mübarek Ramazan Bayramı candan kutlar, herkese sağlık ve mutluluklar dilerim” dedi.

“Uzaktan kumanda yönetim kabul edilemez”

Maliye-Sen yayımladığı İşçi Bayramı mesajında “Yaşadığımız sorunların çözüm yollarını demokratik yöntemlerle içimizde aramak yerine uzaktan kumanda siyaset ve yönetim modelinde aramak kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

Yüksek enflasyon, istikrarsız yönetim, ücret politikaları, hayat pahalılığı, taşeronlaştırma, özelleştirme, sendikasızlaştırma, adaletsizlik, hukuksuzluğa karşı tüm emekçilerin güç birliği yapması gerektiği kaydedildi.

Mesajda işçi ve emekçilere eşitlik, barış, mutluluk ve sağlık içinde günler dileklerinde bulunuldu.

1 Mayıs: Taksim Meydanı’na girmek isteyenlere polis müdahale etti, çok sayıda kişi gözaltına alındı

Sivil toplum örgütlerine göre en az 130 kişi gözaltına alındı. Gözaltıların yapıldığı sırada polis ekiplerinin gazetecilere de müdahale ettiği görüldü. Görüntü alınmasını engellemeye çalışan polis ekipleri, çember oluşturarak gazetecileri alandan uzaklaştırdı.

İstanbul Valiliği, işçi örgütlerinin 1 Mayıs Kutlama Alanı olarak gördüğü Taksim’de mitinge izin vermedi. Taksim Meydanı ve çevresinde sıkı güvenlik önlemleri alınırken, meydana çıkan sokaklarda polis barikatlar kurdu.

Bu arada Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üyeleri, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı’na çelenk bıraktı.

Gümüşsuyu Caddesi’nden “Yaşasın 1 Mayıs” sloganları atarak Taksim Cumhuriyet Anıtı’na yürüyen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ve beraberindekiler, Taksim’deki Cumhuriyet Anıtı’na çelenk sundu.

Burada konuşan Çerkezoğlu, Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamalarına yasaklı olmasına tepki göstererek, “Bu 1 Mayıs’ta bir kez daha Taksim yasağını asla kabul etmeyeceğimizi, Taksim irademizden vazgeçmeden Maltepe Meydanı ve Türkiye’nin dört bir yanında alanlarda buluşacağımızı ve mutlaka bu ülkede, İstanbul’da, bu kentte Taksim Meydanı’nda 1 Mayısları yaptığımız; eşitliğin, özgürlüğün, adaletin, barışın ve kardeşliğin Türkiye’sini, yani emeğin Türkiye’sini kurma kararlılığımızı bugün burada bir kez daha ifade ediyoruz.” diye konuştu.

Çerkezoğlu, bütün Türkiye ve dünya işçi sınıfının 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutladığını ifade etti.

TAKSIM MEYDANI’NA YÜRÜMEK İSTEYENLERE GÖZALTI
Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla çeşitli noktalardan Taksim Meydanı’na yürümek isteyen gruplara müdahale eden polis, bazı kişileri gözaltına aldı.

Beşiktaş Barbaros Bulvarı’nda toplanan Halkın Kurtuluşu Partisi üyeleri, Taksim’e doğru yürümek istedi.

“Yaşasın 1 Mayıs”, “Yaşasın Halkın Kurtuluşu Partisi” sloganları atan grubu durduran polis ekipleri, Taksim’e yürümek isteyen gruptan 29 kişiyi gözaltına aldı.

Kendilerine “Devrimci Gençlik Örgütü” ismini veren bir grup da Beşiktaş Şairler Parkı’nda toplanarak izinsiz yürüyüş yapmak istedi. Bu grubun geçişine izin vermeyen polis, 30 kişiyi gözaltına aldı.

Şişli’de bir araya gelerek buradan Taksim Meydanı’na yürümek isteyen bir grup, Şişli metro durağı önünde slogan atarak yürüyüşe geçti.

Çevrede güvenlik önlemi alan polis ekipleri, gruptakilerin ilerleyişine izin vermedi. Yapılan uyarılara rağmen yürüyüşlerine devam etmek isteyen gruptaki 22 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan şüpheliler, polis araçlarına bindirilerek İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

Arucad’da yeni lisans bölümleri açılıyor

Üniversite, 2022-2023 Akademik Yılında eğitime başlayacak 4 yeni lisans bölümü için öğrenci kabulüne başladığını açıkladı.

ARUCAD Rektörü Prof. Dr. Asım Vehbi, açılan bölümlerle ilgili açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“ARUCAD, resim, heykel, fotoğraf, sinema, görsel ve mimari tasarım gibi temel sanat ve tasarım alanlarının yanı sıra müzik, performans ve ses gibi disiplinlerini de bünyesine ekleyerek gelişmeye devam ediyor. Sanat, tasarım ve iletişim alanlarında bölgede lider bir eğitim kurumu olma amacıyla yola çıktık ve amacımızdan sapmadan butik üniversite konseptimizi koruyarak yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz”

Güney basını: Brüksel Yeşil Hat konusunda beklemede

Kathimerini gazetesi, “Brüksel Yeşil Hat Konusunda Beklemede” başlığı altında verdiği haberinde, AB Komisyonu’nun, Rum hükümetinin, kaçak mülteci akınlarının engellenmesi bahanesiyle Yeşil Hat boyunca fiziki engeller yerleştirme ve teknolojik ürünler aracılığıyla denetimi arttırma kararı hakkında resmi bilgilendirme talep ettiğini yazdı.

Gazeteye göre, Rum hükümetinin kaçak mülteci akınlarının önlenmesi adına uygulamaya koymayı planladığı tedbirlerden haberdar olduğunu ancak henüz resmi bir bilgilendirme almadığını belirten komisyonun, Yeşil Hat boyunca dikenli teller ve benzeri fiziki engeller yerleştirmesini finanse etmesinin ise söz konusu olmadığını vurguladı.

Haberde ayrıca, komisyonun, KKTC’den Güney Kıbrıs’a Yeşil Hat üzerinden kaçak mülteci akınları konusunda Türkiye’yle iletişime de geçtiği ve konunun Türkiye’nin gündemine getirildiği iddia edildi.

Habere göre, komisyon sözcüsü gazeteye yaptığı açıklamada, “2016 AB-Türkiye Ortak Açıklamasının” uygulanması ve kaçak mülteci akınlarının engellenmesi yönünde önlemler alınması konusunda Türkiye’ye pek çok kez çağrıda bulunduklarını, Türkiye’ye bu konudaki temaslarını da sürdüreceklerini vurguladı.

Rusya, yeni nesil savaş uçağının tanıtım videosunda Türkiye’nin ürettiği Akıncı TİHA’ları hedefe koydu

Dubai Airshow 2021 dün Birleşik Arap Emirlikleri’nde başladı.

Havacılık sektöründeki yeniliklerin sergilenedeği fuarda Rusya da 5. nesil savaş uçağı SU-75 Checkmate’in tanıtımını yaptı.

Rusya tarafından hazırlanan tanıtım videosunda Bayraktar Akıncı TİHA’ları (Taarruzi İnsansız Hava Aracı) hedef uçak olarak kullanıldı.

UKRAYNA’DA KULLANILMIŞTI
Ukrayna ordusu ekim ayının sonlarında ülkenin doğusunda yer alan ihtilaflı Donbass bölgesindeki saldırılarında Türkiye üretimi ‘Bayraktar TB2’ insansız hava araçlarını (SİHA) kullanmıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetmişti:

Bu gibi silahların Ukrayna ordusuna tedarik edilmesinin, (Donbass) temas hattındaki durumun istikrarsızlaşmasına neden olabileceği yönündeki endişelerimiz doğrulanmış oldu.

Görüyoruz ki böyle silahlar, askerlerin eline geçince, potansiyel olarak Ukrayna’nın bu bölgesinde kullanılabilirler. Bu da sadece istikrarsızlaşmaya neden olur ve asla Ukrayna içindeki bu sorunun çözülmesini sağlamaz.

ÇAVUŞOĞLU’NDAN AÇIKLAMA
Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Ukrayna’nın kullandığı silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) Türkiye’de üretilmiş olabileceğini ancak kullanımının Ukrayna’ya ait olduğunu, bu nedenle Türkiye’nin suçlanamayacağını söylemişti.

Çavuşoğlu, “Bir ülke, bizden, başka bir ülkeden almışsa o silah daha fazla Türk ya da Rus ya da Ukrayna silahı olarak anılamaz. Bir devlet bizden bunu satın alıyorsa, o daha fazla Türk ürünü değildir. Belki Türkiye’de üretilmiş olabilir ama Ukrayna’ya ait. Türkiye bununla suçlanamaz” ifadelerini kullanmıştı.

Kaynak: Independent Türkçe

Putin’den Nobel Barış Ödülü kazanan Rus gazeteci Muratov’a “üstü kapalı” tehdit

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus gazeteci Dmitry Muratov’a Nobel Barış Ödülü verilmesine dair sessizliğini fazla gizlenmeye gerek duyulmamış bir tehditle bozdu.

Çarşamba günü Muratov’un yabancı ajan diye etiketlenmeyeceğini garanti edip edemeyeceği sorulan Putin, “Rus yasalarını ihlal etmez ve ilan edilecek bir sebep vermezse yabancı ajan ilan edilmez” dedi.

Devlet Başkanı, Moskova’daki Rusya Enerji Haftası kapsamındaki söyleşide CNBC’den Hadley Gamble’a, Muratov “Rus yasalarını çiğnemek için kalkan gibi kullanıp Nobel Ödülü’nün arkasına saklanırsa bu, dikkatleri kendine çekmek veya başka bir sebeple bunu kasten yaptığı anlamına gelir” dedi. Putin, başarıları ne olursa olsun herkesin Rus yasalarına riayet etmesi gerektiğini de ekledi.

Sivil toplum kuruluşlarını hedef alan 2012 tarihli tartışmalı bir yasa uyarınca Rusya, bu türden birkaç kuruluş ve bireyi “yabancı ajan” olarak tanımladı. Bu tanımlar, muhatapları fonlarını açıklamaya zorluyor. Son aylarda Rusya, söz konusu yasayı gazetecileri ve medya kuruluşlarını baskılamak için kullanıyor.

Fakat Rus hükümetinin gözünü korkutmadığını söyleyen Muratov, Interfax haber ajansına verdiği demeçte, “Devlet istediğini yapabilir ama biz ödülü kabul edeceğiz, ödülü geri çevirmeyeceğiz” dedi.

Muratov kendisinin, 1958’de Rus hükümetinin baskısıyla Nobel Edebiyat Ödülü’nü geri çevirmeye zorlanan Sovyet yazar Boris Pasternak olmadığını da sözlerine ekledi.

Prestijli Nobel Barış Ödülü önceki haftalarda, ifade özgürlüğünü koruma çabalarından dolayı Muratov ve Filipinli gazeteci Maria Ressa’ya birlikte verilmişti. Nobel komitesi adı geçenlerin, “demokrasinin ve basın özgürlüğünün artan olumsuz koşullarla karşı karşıya kaldığı bir dünyada” bu ideali savunmaya yönelik katkılarına dikkat çekmişti.

Rusya’nın önde gelen bağımsız yayını Novaya Gazeta’nın genel yayın yönetmeni Muratov, Nobel ödülünü, ekibinin Rus devletinin aşırılıklarını haber yaptığı için öldürülen 6 gazetecisine adamıştı.

Almanya, İtalya’yı Uluslararası Adalet Divanı’na şikayet etti

Yapılan başvuruda daha önceki UAD kararına rağmen İtalya’nın Almanya aleyhinde tazminat taleplerinde bulunanlara izin vermesinin “uluslararası hukuka aykırı” olduğu görüşü dile getirildi.

BM bünyesinde faaliyet gösteren UAD’nin resmi internet sitesinde yer alan Almanya’nın başvurusunda, 2012 yılındaki UAD kararına rağmen Roma’nın Berlin aleyhinde başvuruda bulunanlara izin vermesinin uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Başvuruda, 2012 kararı uyarınca uluslararası hukuka göre Berlin’e tanınan dokunulmazlık hakkının Almanya aleyhine İtalya‘dan yapılan başvurulara izin verilmesiyle ihlal edildiği suçlaması yapıldı.

2012 yılında verilen hükümden bu yana Almanya aleyhine İtalya’da Nazi savaş suçlarının yarattığı zararlarla ilgili 25 tazminat talebinin geldiği aktarıldı.

Bu davaların çoğunda İtalyan mahkemeleri Almanya’yı suçlu bularak, maddi tazminat ödemeye mahkum etti.

Bu davaların ikisinde tazminat için başvuranların maddi talebinin karşılanması için İtalyan mahkemesi, başkent Roma’da Alman devletine ait iki taşınmaza el konulması kararı vermişti.

Lahey’e yapılan başvurunun İtalya’nın 25 Mayıs’ta Roma’da Alman devletine ait kültürel, arkeolojik, tarihi ve eğitim kurumlarının yer aldığı binaları satışa çıkarma kararı alması gerekçe göstererek yapıldığı duyuruldu.

Başvuruda, Lahey’deki mahkemenin İtalyan mahkemelerinin vereceği satış onayı için ihtiyati tedbir karanı alması istendi.

İtalya’da yüksek mahkemenin 2008 yılında, Nazi birliklerinin 1944 yılında Toskana’da öldürdüğü 203 kişinin ailelerinden 8’i için Almanya’nın 1 milyon euro tazminat ödeme kararından bu yana Berlin aleyhine Roma’dan açılan davalar sürüyor.

Almanya ise 2. Dünya Savaşı sonrası Nazi mağdurlarına milyarlarca euro tazminat ödediği gerekçesiyle yeni başvuruları kabul etmeyeceğini savunuyor.

Kaynak: Euronews

Erdoğan: TÜSİAD’ın ‘İktidarı nasıl götürürüz?’ diye bir derdi var fakat parayı bizimle kazandılar

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan dönüşü uçaktaki gazetecilere yaptığı açıklamalarda TÜSİAD’ı hedef aldı.

AA’nın haberine göre Erdoğan, “TÜSİAD’ın ‘Acaba ülkenin geleceğine nasıl katkı veririz?’ diye bir derdi yok. Tam aksine ‘Mevcut iktidarı nasıl götürürüz? Rahat rahat kullanabileceğimiz bir iktidarı nasıl getirebiliriz?’ diye bir dertleri var” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye’de şu 20 yıllık dönemde bunlar parayı bizimle kazandılar, büyümeyi bizimle kazandılar.”

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, 25 Nisan’da yaptığı açıklamada, “Dünyada da enflasyon var ama yüzde 9-10 civarlarında. Türkiye’de tüketici enflasyonu yüzde 60’ı geçti” demişti.

18 Nisan’da ise Turan, Türkiye Ekonomi Modeli olarak adlandırılan ekonomi modelini değerlendirmiş, “TL’ye değer kaybettirip cari açığı azaltalım ardından enflasyon düşer denklemi çalışmadı” ifadelerini kullanmıştı.

Turan enflasyonun artmaya devam edeceği uyarısını da yapmıştı.

ERDOĞAN:ENFLASYONU DÜŞÜRECEĞIZ
Merkez Bankası’nın yıl sonu için enflasyon tahminini yüzde 42 olarak güncellediğinin anımsatılması üzerine Erdoğan, “Milletimiz bu enflasyon sorununun da üstesinden AK Parti’nin geleceğini biliyor. Enflasyonu daha önce tek haneye biz düşürdük, yine biz düşüreceğiz” dedi.

“CUMHUR İTTİFAKI ADAYINI BELİRLEMIŞTİR”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son grup toplantısındaki “Ya bana katılın ya da önümden çekilin” ifadelerine değinen Erdoğan, “Bu 6’lı grup, kimi öne çıkaracak, kimi adayı olarak belirleyecek, bu da bizim sorunumuz değil. Şu anda Cumhur İttifakı, adayını belirlemiştir ve Cumhur İttifakı bu adayıyla beraber yoluna devam etmektedir” dedi.

“MISIR’LA DA BÖYLE BİR POLİTİKANIN OLMASI MÜMKÜN”
Birleşik Arap Emirlikleri, İsrail ve Suudi Arabistan ile temasların başladığı, benzer bir durumun üst düzeyde Mısır’la söz konusu olup olmadığına ilişkin soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:
“Ortada bir gerçek var. O da şu, bizim İsrail ile ilgili bir politikamız var, aynı şekilde Mısır’la da böyle bir politikanın olması mümkün. Bizim zaten Mısır’la şu anda alt düzeydeki, hatta istihbarat örgütlerimiz arasındaki ilişkiler devam ediyor. İş adamlarımız arasındaki ilişkilerimiz devam ediyor. Olumlu neticeler, üst düzeyde de bu adımların atılabileceği istikametindedir. Çünkü Mısır halkıyla Türk halkının birbiriyle ortak yanları çok çok ileri. Dolayısıyla biz Mısır halkını yok farz edemeyiz. Gönlümüz bir an önce şunu arzu ediyor, bu birlikteliği, beraberliği sağlayalım. Çünkü bunu sağladığımız anda bölgenin barışı, bölgenin birlikteliği çok daha ileri bir konuma inşallah taşınacaktır diye düşünüyorum.”