Üstel, bölgesel gerilim gündemiyle Sivil Savunma Teşkilatı’nı ziyaret etti

Başbakan Ünal Üstel, Ortadoğu’da devam eden savaşın bölgesel etkilerini değerlendirmek amacıyla Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı’nı ziyaret etti. Ziyarette, artan askeri gerilimin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne olası yansımaları ve alınabilecek tedbirler ele alındı.

Ziyaret sonrası açıklama yapan Üstel, bölgede tırmanan askeri hareketlilik ve özellikle İngiliz üslerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların ardından yaşanabilecek gelişmelere karşı hazırlıkların gözden geçirildiğini belirtti. Toplantıda sivil savunma kapasitesi, acil durum planlamaları ve kurumlar arası koordinasyon mekanizmalarının detaylı şekilde değerlendirildiğini ifade etti.

Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin hassas bir süreçten geçtiğine dikkat çeken Üstel, adada bulunan İngiliz üslerinin üçüncü ülkelerin askeri operasyonlarında aktif biçimde kullanılmasının Kıbrıs’ı fiilen süregelen çatışmaların bir parçası haline getirdiğini söyledi. Üstel, adayı bir ileri karakol ya da operasyon sahasına dönüştüren her adımın adada yaşayan tüm halkları risk altına soktuğunu vurguladı.

Başbakan Üstel, İngiliz üslerinin kullanımıyla birlikte Rum Yönetimi’nin bazı ülkelere tanıdığı askeri ayrıcalıkların da adanın genel güvenliği açısından risk oluşturduğunu dile getirdi. Devletin tüm kurumlarının süreci yakından takip ettiğini belirten Üstel, KKTC halkının güvenliği için gerekli tüm tedbirleri almanın en temel sorumlulukları olduğunu kaydetti.

Savaşların kazananı olmadığını ifade eden Üstel, sivillerin zarar gördüğü, göçlerin arttığı ve ekonomilerin sarsıldığı bu süreçte tüm taraflara ateşkes ve diplomasi çağrısı yaptı.

Türkiye’nin yürüttüğü diplomatik girişimlere de değinen Üstel, Recep Tayyip Erdoğan ile Hakan Fidan’ın silahların susturulması ve diplomatik kanalların işletilmesine yönelik temaslarının bölge barışı açısından kritik önem taşıdığını belirterek, bu girişimlerin uluslararası toplum tarafından dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Yeni Hastane Randevu Sistemi devreye girdi

Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerine erişimi daha hızlı ve daha kolay hale getirmek amacıyla Hastane Randevu Sistemi (HRS)’ni devreye aldı.

Yeni sisteme geçiş süreci nedeniyle mevcut randevular bir hafta süreyle ertelenmiş olup, bu nedenle 1101 randevu hattında geçici bir yoğunluk yaşanmaktadır. Söz konusu yoğunluğun kısa süre içerisinde azalması ve sistemin olağan işleyişine dönmesi bekleniyor.

Öte yandan online randevu sistemi 7 gün 24 saat kesintisiz olarak hizmet verecek.

Geçiş sürecinin planlı ve sorunsuz şekilde tamamlanabilmesi adına 1101 hattı, mevcut randevu sistemi üzerinden bir süre daha hizmet sunmaya devam edecek.

2 Mart itibarıyla yeni sistemle birlikte:
•    Vatandaşlarımız randevularını telefon aracılığıyla alabilecek,
•    Online randevu sistemi ise 7 gün 24 saat kesintisiz olarak hizmet vermeyi sürdürecektir.

Online randevu sistemine, e-Devlet Kapısı üzerinden güvenli kimlik doğrulama yöntemiyle erişim sağlanacaktır. Sistemi kullanabilmek için e-Devlet şifresi gerekmekte olup, henüz şifresi bulunmayan vatandaşlarımız şifrelerini ilgili kaymakamlıklardan temin edebilecektir.

Herhangi bir mağduriyet yaşanmaması adına tüm teknik ve idari ekiplerimiz yoğun, titiz ve özverili bir çalışma yürütmektedir. Geçiş döneminde oluşabilecek kısa süreli aksaklıklara karşı vatandaşlarımızın göstereceği anlayış, sürecin sağlıklı ve hızlı bir şekilde tamamlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

Hamaney ve İran yönetimine yönelik aylar süren istihbarat takibinin ayrıntıları ortaya çıktı

ABD ve İsrail istihbarat birimlerinin, düzenlenen operasyon öncesinde İran lideri Ali Hamaney’i aylarca yakından izlediği ve üst düzey yetkililerin aynı yerleşkede toplanmasını “fırsat” olarak değerlendirdiği belirlendi.

CNN’in operasyona ilişkin bilgi sahibi olan 5 yetkiliye dayandırdığı haberine göre, aralarında ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) da olduğu ABD ve İsrail istihbarat birimleri, Hamaney’in günlük rutinini, görüştüğü isimleri, iletişim yöntemlerini ve olası saldırı durumunda çekilebileceği noktaları uzun süre mercek altına aldı.

Yetkililer, istihbarat birimlerinin yalnızca Hamaney’i değil, İran’ın üst düzey siyasi ve askeri yetkililerini de takip ettiğini, bu isimlerin nadiren aynı yerde bir araya gelmesi nedeniyle uygun zamanın beklendiğini belirtti.

İstihbaratın, takip sürecinde Hamaney’in gündüz kendisini daha güvende hissettiğini ve koruma protokollerini bu saatlerde esnettiğini saptadığını aktaran yetkililer, bu nedenle normal şartlarda gece yapılması planlanan saldırının sabah saatlerine kaydırıldığını ifade etti.

Yetkililer, İranlı üst düzey görevlilerin Tahran’daki liderlik ofisi, cumhurbaşkanlığı ve ulusal güvenlik birimlerinin bulunduğu yerleşkede cumartesi sabahı ayrı noktalarda toplantı planlamasının istihbarat açısından “fırsat” olarak değerlendirildiğini vurguladı.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, operasyonun hazırlık süreci İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Aralık 2025’te ABD Başkanı Donald Trump’ı Florida’daki malikanesi Mar-a-Lago ziyaretiyle hız kazandı.

Görüşmede Netanyahu, İran’ın balistik füze programını ilerlettiği ve nükleer kapasitesini yeniden canlandırmaya çalıştığına dair istihbarat paylaştı.

Trump, bu görüşmede İsrail’in füze tesislerini hedef alacak askeri hamlelerine destek vereceğini taahhüt etti.

ABD-İsrail’in İran’a saldırıları

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin yaralandığını duyurdu.

Hristodulidis: Kıbrıs hiçbir askeri operasyona taraf değil

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, Ağrotur’daki İngiliz üslerine düşen Shahed tipi İHA’nın küçük çaplı hasara yol açtığını belirterek, Kıbrıs’ın herhangi bir askeri operasyona katılmadığını ve ülke güvenliği için tüm birimlerin teyakkuzda olduğunu açıkladı.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis, yayımladığı video mesajda Kıbrıs’ın herhangi bir askeri operasyona hiçbir şekilde katılmadığını ve böyle bir niyetinin de bulunmadığını açıkladı.

Hristodulidis, ülkenin ve vatandaşların güvenliğinin öncelikli olduğunu belirterek, “Ülkemizin ve halkımızın güvenliği ilk önceliğimizdir. Gereken ne varsa yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Yaşanan son gelişmeler ışığında kamuoyunu doğrudan bilgilendirme kararı aldığını kaydeden Rum lider, gece saat 00.03’te Shahed tipi insansız hava aracının Ağrotur’daki İngiliz üsleri içerisindeki askeri tesislere düştüğünü açıkladı. Olayda küçük çaplı maddi hasar meydana geldiği bildirildi.

Hristodulidis, ilk andan itibaren Cumhuriyetin tüm yetkili birimlerinin alarm durumunda ve tam operasyonel hazırlık içinde olduğunu belirtti. Durum değerlendirmesi amacıyla Ulusal Güvenlik Konseyi’ni derhal topladığını ifade eden Rum lider, konseyin sürekli istişare halinde olduğunu söyledi.

Ayrıca gelişmelerle ilgili olarak Avrupa Birliği liderleri ve diğer ülkelerin liderleriyle sürekli temas halinde bulunduğunu aktardı.

Bölgenin ciddi jeopolitik istikrarsızlık ve benzeri görülmemiş bir kriz sürecinden geçtiğine dikkat çeken Hristodulidis, “Vatanımız hiçbir şekilde herhangi bir askeri operasyona katılmamış ve katılmayı da düşünmemektedir” dedi.

Kıbrıs’ın bugüne kadar üstlendiği insani role bağlı kalmaya devam edeceğini belirten Hristodulidis, ülkenin çözümün parçası olmayı sürdüreceğini ve aynı sorumluluk anlayışıyla hareket etmeye devam edeceğini kaydetti.

İngiltere, ABD’ye İngiliz üslerini kullanma izni verdiğini açıkladı

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD’nin İran’ın füze depolarını vurmak için İngiliz üslerini kullanma izni talep ettiğini ve bu talebi kabul ettiklerini bildirdi.

Starmer, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaştığı video mesajda, Orta Doğu’daki duruma ilişkin konuştu.

Başbakan Starmer, İran’ın saldırıda bulunduğu ülkelerde yaklaşık 200 bin İngiliz vatandaşı olduğunu belirterek, bu kişileri desteklemek için ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti.

Bölge genelinde konuşlanmış İngiliz Silahlı Kuvvetlerinin de İran’ın eylemleri nedeniyle risk altında olduğuna işaret eden Starmer, İran’ın tutumunun giderek daha pervasız hale geldiği değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere’nin İran’a yönelik saldırılara katılmayacağına dair kararının “bilinçli karar” olduğunu belirten Starmer, bunun en önemli nedeninin, bölge ve dünya için en iyi yolun müzakere yoluyla çözüm olduğuna dair inançları olduğunu ifade etti.

Starmer, bu çözümde, İran’ın, nükleer silah geliştirme hedefinden vazgeçmeyi kabul etmesi şartı olduğunu, ancak İran’ın yine de İngiliz çıkarlarına zarar verdiğini, İngiliz halkını ve bölgedeki müttefiklerini büyük riske soktuğunu söyledi.

Başbakan Starmer, İngiltere’nin Körfez’deki ortaklarının, İngiliz vatandaşlarının savunması için daha fazla çaba göstermelerini istediğini ve kendisinin görevinin de bu vatandaşların hayatını korumak olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

“İngiliz jetleri, İran’ın saldırılarını başarıyla engelleyen koordineli savunma operasyonlarının parçası olarak havada görev yapmaktadır. Ancak, bu tehdidi durdurmanın tek yolu, füzeleri kaynağında, yani depolama tesislerinde veya füzeleri ateşlemek için kullanılan fırlatma rampalarında imha etmektir. ABD, bu özel ve sınırlı savunma amaçlı kullanım için İngiliz üslerini kullanma izni talep etmiştir. İran’ın bölgeye füze saldırısı düzenleyerek masum sivilleri öldürmesini, İngiliz vatandaşlarının hayatını tehlikeye atmasını ve olayla ilgisi olmayan ülkeleri vurmasını önlemek için bu talebi kabul etme kararı aldık.”

Starmer, bu kararı almalarının nedeninin, İngiltere’nin uzun süredir dost ve müttefiki olan ülkelerin kolektif savunması ve İngiliz vatandaşlarının hayatlarının korunması olduğunu bildirdi.

Bu kararın, uluslararası hukuka uygun olduğunu savunan Starmer, İran’a yönelik saldırılara dahil olmadıklarının, ancak bölgedeki savunma eylemlerine devam edeceklerinin altını çizdi. Starmer, “Ayrıca, Körfez’deki ortaklarımızın kendilerine saldıran İran insansız hava araçlarını düşürmelerine yardımcı olmak için Ukrayna’dan uzmanları kendi uzmanlarımızla bir araya getireceğiz.” dedi.

Starmer, Irak’ta yapılan hataları anımsadıklarını dile getirerek, “Biz buradan dersi aldık. İran’a yönelik ilk saldırılara katılmadık ve şimdi de saldırı eylemlerine katılmayacağız, ancak İran, yakıp yıkma stratejisi izliyor. Bu nedenle, bölgedeki müttefiklerimizin ve halkımızın toplu öz savunmasını destekliyoruz.” diye konuştu.

İngiliz basınına göre, İngiltere, ABD’ye, Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia Üssü ile Fairford’daki İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) Üssü’nün kullanımına izin verdi.

ABD-İsrail saldırıları ve İran’ın misillemeleri

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin yaralandığını duyurdu.

Trump, İran’a yönelik saldırıların dört hafta sürebileceğini belirtti

ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik saldırıların dört hafta veya daha kısa sürebileceğini ifade etti.

Daily Mail gazetesine konuşan Trump, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Trump’a Suudi Arabistan’ın başlangıçta hedef alındıktan sonra İran’a saldırılar başlatabileceği iddiaları sorulduğunda, “Onlar da savaşıyorlar, onlar da savaşıyorlar.” ifadesini kullandı.

İran’a yönelik saldırıların dört hafta boyunca devam edebileceği ihtimalinden bahseden Trump, “Bu her zaman yaklaşık dört haftalık bir süreç olmuştur, bu yüzden ne kadar güçlü olursa olsun, büyük bir ülke olduğu için dört hafta veya daha kısa sürecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Saldırılar tüm hedeflerimize ulaşana kadar devam edecek

Trump, sosyal medya hesabından paylaştığı yaklaşık 6 dakikalık bir videoda ülkesi ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını değerlendirdi.

İran’da bulunan Devrim Muhafızları Ordusu’na ait yüzlerce yeri vurduklarını ve İran’a ait 9 gemiyi imha ettiklerini anlatan Trump, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in de öldürüldüğünü belirtti.

İran’ın “tüm askeri komuta kademesinin” yok olduğunu ve kalanların teslim olmak ve dokunulmazlık istediklerini savunan Trump, “Şu anda savaş operasyonları tüm gücüyle devam ediyor ve tüm hedeflerimize ulaşana kadar devam edecek. Çok güçlü hedeflerimiz var. İki hafta önce bir şeyler yapabilirlerdi ama bunu başaramadılar.” diye konuştu.

“Daha fazla Amerikan askeri ölebilir”

Trump, şu ana dek 3 Amerikan askerinin öldüğüne işaret ederek, “Ne yazık ki daha fazla kayıp olacak. Bu iş böyle. Muhtemelen daha fazlası olacak ama bunun olmaması için elimizden gelen her şeyi yapacağız.” ifadelerini kullandı.

İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin veremeyeceklerini yineleyen Trump, İran’ın “terörün sponsorluğunu yapan” bir ülke olduğunu savundu. Trump, bununla da mücadele ettiklerini belirtti.

İran halkına “ülkenizi geri alın” çağrısı yaptı

İran halkına ve İranlı güvenlik unsurlarına da seslenen Trump, “Devrim Muhafızları’na, İran askerine ve polisine bir kez daha silahlarını bırakıp tam dokunulmazlık elde etmelerini tavsiye ediyorum, yoksa ölümle karşı karşıya kalacaklar. Özgürlüğü arzulayan tüm vatanseverleri cesur, atılgan ve kahramanca davranmaya ve ülkelerini geri almaya çağırıyorum. Amerika sizinle birlikte.” şeklinde konuştu.

ABD-İsrail saldırıları ve İran’ın misillemeleri

İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırı başlattı.

İran da İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi.

ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ali Hamaney’in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü.

İran Kızılayı, ülkeye yönelik bombardımanlarda 201 kişinin hayatını kaybettiğini, 747 kişinin yaralandığını duyurdu.

OLGUN AMCAOĞLU: EKOSEPETİ’NE ŞUBAT’TA 1 MİLYON GİRİŞ

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Şubat ayında Ekosepeti uygulamasına 1 milyon 30 bin 471 giriş yapıldığını açıkladı.

Dijital Karekod Sistemi – Elektronik Etiket Uygulaması (Ekosepeti) vatandaşın yoğun ilgisiyle kullanılmaya devam ediyor.

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, 1 Şubat – 28 Şubat 2026 tarihleri arasında vatandaşların sisteme 1 milyondan fazla giriş yaptığını açıkladı.

Lakadamyalı: İran ve Körfez’deki 50 KKTC Vatandaşının Dönüşü Hava Sahasına Bağlı

Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Lakadamyalı, şu ana kadar İran ve Körfez ülkelerinde bulunan 50 KKTC vatandaşının, KKTC temsilciliklerine başvurduğunu belirterek, bu ülkelerin hava sahalarının açılmasıyla dönüşlerin planlanacağını kaydetti.

Lakadamyalı, İran ve Körfez ülkelerinde bulunan vatandaşların durumu hakkında Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) yaptığı açıklamada, 37 kişilik bir kafilenin Birleşik Arap Emirlikleri Dubai’de turistik amaçla bulunduğunu, kafilenin otellerinde güvende olduğunu belirtti.

ÜSTEL: GÜNEY KIBRIS’IN ATTIĞI ADIMLAR ADAYI TEHLİKEYE SÜRÜKLÜYOR

Başbakan Ünal Üstel, İran’dan RAF Akrotiri istikametine füze fırlatıldığı iddiaları sonrası yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin kırılganlaştığını belirterek Rum yönetiminin politikalarının adayı bölgesel çatışmaların parçası haline getirme riski taşıdığını vurguladı.

Başbakan Ünal Üstel, İngiltere Savunma Bakanı John Healey’in İran tarafından RAF Akrotiri istikametine iki füze fırlatıldığı ve bunların etkisiz hale getirildiği yönündeki açıklamasının, Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin ne kadar kırılgan olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu belirtti.

Rum kaynakların gelişmeyi yalanlamasına rağmen böyle bir olasılığın varlığının adada yaşayan tüm insanları tedirgin ettiğini ifade eden Üstel, yaşananların Rum Yönetimi’nin son dönemde izlediği stratejiler sonucunda Kıbrıs adasının arzu edilmeyen bir gerilimin doğrudan etki alanına çekildiğini gösterdiğini kaydetti.

Ünal Üstel‘in açıklaması şöyle:

“İngiltere Savunma Bakanı John Healey’in yaptığı açıklamada, İran tarafından RAF Akrotiri istikametine iki füze fırlatıldığının ve bu füzelerin etkisiz hale getirildiğini söylemesi, Doğu Akdeniz’de güvenlik dengelerinin ne kadar kırılgan olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur.

Her ne kadar Rum kaynaklar bu gelişmeyi yalanlasalar dahi, bu olasılığın ortada duruyor olması adada yaşayan tüm insanları tedirgin etmiştir. Bu gelişmeler, Rum Yönetimi’nin son dönemde izlediği hatalı stratejiler sonucunda Kıbrıs adasının hiç arzu etmediğimiz bir gerilimin doğrudan etki alanına çekildiğini göstermektedir.

Altını açık ve net biçimde çiziyorum: Kıbrıs adası, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün sağladığı güven ortamında yıllardır barış ve istikrarını korumuştur. Ancak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin büyük güç rekabetleri içinde rol çalma yaklaşımı, NATO hayali ile attığı boyunu aşan adımlar, askeri angajmanları ve üs politikaları hem adanın güneyini hem de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bölgesel çatışmaların bir parçası haline getirme potansiyeli taşımaktadır.

Hiçbir üs, hiçbir askeri hesap ve hiçbir küresel strateji bu adada yaşayan insanların güvenliğinden ve geleceğinden daha kıymetli değildir. Rum liderliği, özellikle Sayın Nikos Hristodulidis, dış politikada hayallerle değil sağduyuyla hareket etmelidir. Devlet yönetimi fanatizmle değil akılla yapılır. Diplomasi bir gösteri alanı değil, sorumluluk alanıdır.

Kıbrıs’ı büyük güçlerin satranç tahtasına dönüştürmek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türk halkı kadar Rum halkı için de ciddi bir güvenlik tehdididir. Bugün yaşanan füze hadisesi şunu açıkça göstermektedir; Güney’de savaşın parçası haline gelen yabancı askeri unsurlar ve üsler hedef olabilmektedir.

Bu durum, küçük ama stratejik olarak hassas bir adayı doğrudan risk alanına sokmaktadır. İngiltere de bu adanın garantörlerinden biridir. Bu sıfat, yalnızca tarihsel bir statü değil, aynı zamanda ciddi bir sorumluluktur. Kıbrıs adasını bir savaşın parçası haline getirebilecek her türlü askeri ve siyasi tasarruftan kaçınmak, onun garantörlüğünün de temel gereğidir. Güney’deki üslerin ve askeri faaliyetlerin bu savaşın parçası haline gelmemesi için Rum kamuoyunu da kendi liderliğine sağduyu çağrısı yapmaya davet ediyorum.

Öte yandan yaşanan bu gelişmeler, adanın tek taraflı yönetim anlayışıyla sürdürülemeyeceğini bir kez daha ortaya koymaktadır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin adanın tamamının sahibi gibi hareket etmesi, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı kararlar, yalnızca siyasi gerilimi değil, güvenlik risklerini artırmakta ve iki halk arasındaki güveni de erozyona uğratmaktadır.

Kıbrıs Türklerini yok sayarak tüm karar mekanizmalarını tek taraflı biçimde işletmek ve Kıbrıs Türk tarafının görüşünü almaksızın uluslararası askeri ve stratejik angajmanlara girmek, iki devleti de ve halkı da risk altına sokmaktadır. Bu yaklaşım sürdürülebilir değildir. İki devletli çözüm yaklaşımının işte bu noktada ne denli gerçekçi bir yaklaşım olduğu daha net şekilde görülmektedir. Bir kez daha silahların susmasını, can kayıplarının durmasını ve diplomasinin konuşmasını arzu ettiğimizi, uluslararası hukuk ve barışın yanında olduğumuzu ifade ediyoruz.”

Gazimağusa Devlet Hastanesi’nde Kolanjioskopi Dönemi Başladı

Sağlık Bakanlığı’nın girişimleriyle temin edilen kolanjioskopi cihazı, Gazimağusa Devlet Hastanesi’nde hizmete girdi. Yeni teknolojik yatırım ile birlikte safra yolu hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli bir adım atıldığı bildirildi.

Safra yollarını görüntülemek amacıyla yapılan endoskopik işlemi mümkün kılan kolanjioskopi sistemi, tanısı zor olan safra kanalı ile karaciğer içi safra kanallarının doğrudan görüntülenmesini sağlıyor. Böylece hastalıklı bölgenin birebir incelenmesine ve daha net değerlendirme yapılmasına olanak tanınıyor.

Hastanede ERCP işlemlerinin 2007 yılından bu yana başarıyla uygulandığı, bugüne kadar yaklaşık 3 bin 650 hastaya ERCP işlemi yapıldığı kaydedildi. ERCP yöntemi ile safra yollarının kontrast madde verilerek görüntülenebildiği ancak bu yöntemle biyopsi alma ve ayrıcı tanı koyma imkânının bulunmadığı belirtildi.

Kolanjioskopi skopunun ise ERCP sırasında safra kanallarına yerleştirilerek doğrudan endoskopik inceleme yapılmasını ve gerektiğinde biyopsi alınmasını sağladığı ifade edildi. İleri teknolojiye sahip cihazın, tanı sürecinde önemli avantaj sunduğu vurgulandı.

Cihazın hizmete girmesiyle birlikte son bir ay içerisinde 3 hastaya müdahale edildiği, yapılan incelemeler sonucunda hastaların tanılarının konularak tedavilerinin yönlendirildiği açıklandı. İşlemlerin, Gazimağusa Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mustafa Kalfaoğlu tarafından gerçekleştirildiği bildirildi.

Yeni yatırımın, safra yolu hastalıklarının erken tanı ve etkin tedavi sürecine önemli katkı sağlaması bekleniyor.

Türkiye Dışişleri Sözcüsü: Temsilciliklerimizin acil durum hatları 7 gün 24 saat açıktır

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, yurt dışındaki vatandaşların güvenliği için Türkiye’nin temsilciliklerinin 7/24 hizmet verdiğini belirterek, gelişmelerin yakından izlendiğini açıkladı. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, konsolosluk çağrı merkezinin kesintisiz çalıştığını duyurdu.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, bölgedeki gelişmelerin yakından takip edildiğini vurgulayarak, Türkiye’nin yurt dışındaki temsilciliklerinin acil durum hatlarının 7 gün 24 saat açık olduğunu, Bakanlığın Konsolosluk Çağrı Merkezinin (+90 312 292 29 29) vatandaşlara kesintisiz biçimde hizmet verdiğini hatırlattı.

Keçeli, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı paylaşımda, bölgedeki son gelişmelerin, yurt dışındaki Türk vatandaşlarının güvenliği bakımından da yakından takip edildiğini belirterek, bölgedeki büyükelçilikler ve başkonsoloslukların çalışmalarını kesintisiz sürdürdüğünü vurguladı.

Güvenlik durumuna ilişkin duyuruların yerel makamlarla eşgüdüm içerisinde düzenli olarak güncellendiğini aktaran Keçeli, “Vatandaşlarımızın, Büyükelçiliklerimiz ve Başkonsolosluklarımız tarafından yapılan duyuruları takip etmeleri önem arz etmektedir.” ifadesini kullandı.

Keçeli, “Temsilciliklerimizin acil durum hatları 7 gün 24 saat açıktır. Büyükelçiliklerimiz ve Başkonsolosluklarımızın iletişim bilgilerine internet sitelerinden ulaşılması mümkündür. Bakanlığımızın Konsolosluk Çağrı Merkezi (+90 312 292 29 29) de vatandaşlarımıza kesintisiz biçimde hizmet vermektedir.” ifadelerine yer verdi.

Meclis Genel Kurulu yarın toplanacak

Meclis Genel Kurulu, yarın yasama göreviyle toplanacak.

Meclis gündemine göre, saat 10.00’da toplanması beklenen genel kurulda komitelerden gelen yasa tasarıları ve öneriler görüşülecek.
Genel Kurul’un gündeminde, Trafik Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) (Değişiklik) Yasa Önerisi, Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Önerisi ve Kozmetik Ürünleri (Değişiklik) Yasa Tasarısı bulunuyor.

HASİPOĞLU: BEKLENEN OLDU! KIBRIS VE İNGİLTERE’Yİ HEDEF ALAN MİSİLLEME GERÇEKLEŞTİ

Bakan Oğuzhan Hasipoğlu, Doğu Akdeniz’de artan askeri hareketlilik ve İran’dan Kıbrıs’a atıldığı iddia edilen füzeler sonrası yaptığı açıklamada, “Sonunda Beklenen oldu! Körfez ülkelerinden sonra, İsrail’e her türlü yataklığı yapan Güney Kıbrıs yönetimini ve İngiltere’yi hedef alan misilleme gerçekleşti!” ifadelerini kullandı. Hasipoğlu, Türkiye’nin varlığının adada barışı korumaktaki rolüne dikkat çekti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Doğu Akdeniz’de artan askeri gerilime ilişkin sosyal medya paylaşımında bulundu. Hasipoğlu’nun paylaşımında, İran’dan Kıbrıs yönüne iki füze ateşlendiği iddialarına ve bölgedeki askeri faaliyetlere dikkat çekildi.

Hasipoğlu, “Sonunda Beklenen oldu! Körfez ülkelerinden sonra, İsrail’e her türlü yataklığı yapan Güney Kıbrıs yönetimini ve İngiltere’yi hedef alan misilleme gerçekleşti!” ifadelerini kullandı.

Hasipoğlu, paylaşımında, İngiltere Savunma Bakanı John Healey’in açıklamalarına atıf yaparak, “İngiltere Savunma Bakanı John Healey, İran’dan Kıbrıs yönüne iki füze ateşlendiğini ve Birleşik Krallık’a ait askeri varlıkların misilleme riski altında olduğunu açıkladı” ifadelerini kullandı.

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’i eleştiren Hasipoğlu, “Rum lideri Hristodulidis, hırslarına yenilerek, NATO üyesi olacağı hayaliyle adayı aslında tam bir ateş çemberine dönüştürmüştür” dedi. Hasipoğlu, Güney Kıbrıs’ın “büyük bir Anglo Amerikan-İsrail üssüne dönüştürülmüş durumda” olduğunu öne sürdü.

Paylaşımda, Avrupa Parlamentosu’nda görev yaptığı dönemlere de değinen Hasipoğlu, silahlanmaya karşı olan Yunan milletvekillerinin konuşmalarına atıf yaparak Rum yönetiminin askeri politikalarını özetledi. Hasipoğlu, “İsrail ile yaptıkları tatbikatlar ve askeri yardımlaşmalar bir yana, tarihte ilk kez ABD askeri bütçesine eklenen bir madde ile 2027 yılına kadar Rum tarafı askeri eğitim programına dahil edilen ülkeler listesine eklenmiştir” dedi.

Hasipoğlu ayrıca, “Andreas Papandreu üssüne Amerikan pervaneli uçakları, Ağrotur’a U-2A casus uçakları, Larnaka Havaalanı’na C130 pervaneli askeri nakil uçakları konuşlandırıldı” ifadelerini kullandı. Paylaşımda, “Limasol’da Amerikan savaş gemileri demirlemiş durumda, Mari’de ise Amerikalılar bir helikopter pisti inşa ediyor” değerlendirmesi yer aldı.

Bakan Hasipoğlu, ayrıca “Savunma paktı aracılığıyla Fransızlar ve ikili savunma iş birliği programıyla Almanlar da Güney Kıbrıs sınırları içerisinde faaliyetlerine başlamış durumda” görüşünü dile getirdi.

Hasipoğlu, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisine vurgu yaparak, “Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi kırmızı çizgimizdir” ifadesini kullandı. Açıklamada, “İngilizler ve Rum tarafı kendi askerleri ve vatandaşları için tedbirlerini aladursunlar, anavatanımızın bizlere sağlamış olduğu güvenliğin ne kadar hayati olduğu bir kez daha saha tecrübesi ile görülmektedir” sözlerine yer verildi.

Paylaşım, bölgede artan askeri hareketliliğe ilişkin olarak, “Bölgede tansiyonun yükseldiği bu süreçte, İran’dan Güney Kıbrıs’a atılan füzelerle Doğu Akdeniz’deki askeri hareketlilik yeni bir boyut kazanmış oldu” ifadeleri ve “Temennimiz bu savaşın daha fazla can kaybına sebep olmadan uzlaşı ile son bulmasıdır” temennisi ile sona erdi.

Ünal Üstel: “Silahlar susmalı, diplomasi konuşmalıdır”

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Başbakan Ünal Üstel, İran’a yönelik başlatılan savaş ve müdahalelerin bölgedeki güvenlik dengelerini ciddi şekilde sarstığını belirterek, gerilimin daha fazla tırmanmaması için diplomasi çağrısında bulundu.

Başbakan Üstel, savaşların yıkıcı sonuçlar doğurduğuna dikkat çekerek, çatışmanın artık yalnızca iki ülkeyi ilgilendiren sınırlı bir askeri süreç olmaktan çıktığını ifade etti. Sürece doğrudan ya da dolaylı şekilde dahil olan altı farklı ülkede milyonlarca insanın olumsuz etkilendiğini vurgulayan Üstel, geniş bir risk alanının oluştuğunu söyledi.

“En ağır bedeli siviller ödüyor”

Savaşların en ağır faturasını her zaman masum sivillerin ödediğini dile getiren Üstel, insan ölümleri, zorunlu göçler, yerinden edilen aileler ve insani dramların modern çatışmaların acı gerçeği olduğunu kaydetti. Gerilimin daha da artmasının sadece jeopolitik dengeleri değil, insani vicdanı da yaralayacağını belirtti.

Ortadoğu’yu içine çeken bir bölgesel savaş riskine işaret eden Üstel, “Böyle bir senaryonun kazananı olmayacaktır” dedi.

Türkiye’nin diplomatik girişimlerine vurgu

Başbakan Üstel, Recep Tayyip Erdoğan ve Hakan Fidan tarafından yürütülen diplomatik girişimlerin önemine dikkat çekerek, Türkiye’nin sağduyulu ve dengeli yaklaşımının her zamankinden daha değerli olduğunu ifade etti. Çatışma başlamış olsa da diplomasinin tamamen devre dışı kalmadığını söyledi.

“Kıbrıs jeopolitik hesaplaşma sahası olmamalı”

Kıbrıs adasının jeopolitik hesaplaşmaların sahası olmaması gerektiğini vurgulayan Üstel, Rum yönetiminin insani destek senaryoları dışında liman, havaalanı veya askeri altyapıyı savaşın bir parçası haline getirecek adımlar atmasının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni doğrudan risk alanına sokacağını belirtti. Adamızın yıllardır barışın hüküm sürdüğü bir yer olduğunu kaydeden Üstel, sorumsuz tercihlerle yeniden bir çatışma sahasına dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.

Dijital savaş ve güvenlik değerlendirmesi

Bakanlar Kurulu’nda modern savaşın dijital boyutunun da ele alındığını açıklayan Üstel, İran’a karşı yürütülen temel saldırı biçimlerinden birinin teknolojik savaş olduğuna dikkat çekti. İnternet altyapılarının hedef alındığı ve dijital sistemlerin devre dışı bırakıldığı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu belirten Üstel, modern savaşın artık yalnızca sahada değil dijital altyapılarda da yürütüldüğünü söyledi.

Dijital egemenliğin ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Üstel, Türkiye ile stratejik güvenlik iş birliği kapsamında yürütülen dijital altyapı güçlendirme çalışmalarının öneminin bugün daha net görüldüğünü kaydetti.

Olası krizlere karşı hazırlık

Toplantıda savaşın doğurabileceği insani krizler, ekonomik dalgalanmalar ve enerji arz risklerinin ayrıntılı şekilde değerlendirildiğini aktaran Üstel, ilgili bakanlıkların insani ve göç boyutu, enerji güvenliği, temel tedarik zincirleri ve sosyal destek mekanizmaları konusunda çalışmaları derhal başlattığını belirtti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak sürecin ilk anından itibaren tüm kurumlarla gelişmelerin yakından takip edildiğini ifade eden Üstel, güvenlik birimleri ve ordunun risk değerlendirmelerini sürdürdüğünü, her türlü olasılığa karşı gerekli tedbirlerin alındığını söyledi. İhtiyaç duyulması halinde en üst düzeyde yeniden toplanarak ilave kararlar almaya hazır olduklarını da sözlerine ekledi.

Bakanlar Kurulu toplantısında savaş bölgelerinde mağduriyet yaşayan vatandaşlara destek sağlanması için Dışişleri Bakanlığı’nın görevlendirildiğini açıklayan Üstel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Biz barıştan, istikrardan ve uluslararası hukuktan yanayız. Silahlar susmalı, diplomasi konuşmalıdır.”

Başbakan Üstel, İskele-Boğaz Yolu proje alanında incelemelerde bulundu

Başbakan Ünal Üstel, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı ve bazı bakanlarla birlikte İskele-Boğaz Yolu proje alanına değerlendirme ziyareti gerçekleştirdi.

Lokum çemberi ile Harup Fabrikası arasındaki yol 2012 yılında projelendirilmiş bölünmüş yol yapımına 2025 yılında başlanarak bir kısmı tamamlanmıştı.

Yolun yaklaşık 5 kilometrelik kısmı istimlak konusunda alınan 6 ara emri kararı nedeniyle tamamlanamadı. Ara emri konusu çözülemediğinden dolayı yolun 8-10 metreye kadar genişletilerek bazı yerlerde üç şeride çıkarılması kararlaştırıldı.

 

Yüklenici firma Proje Müdürü Bülent Doruk Başbakan Ünal Üstel’e yol hakkında bilgi verdi.

Doruk, İskele kavşağı ile Lokum çemberi arasındaki yolu 2025 yılında yaptıklarını geri kalan 5- 5,5 kilometre yolda bazı sıkıntılar olduğunu söyledi.

Söz konusu yolun istimlak sorunu nedeniyle bölünmüş yol olarak yapılamayacağını söyleyen Durak, Başbakan’ın sorusu üzerine istimlaklara girmeden mevcut yolun 8-10 metreye kadar genişletilebileceğini söyledi.

Doruk, yolun çift şerit olarak yapılabilmesi için 6 ara emri sorununun çözülmesi gerektiğini kaydetti.

 

“ARA EMİRLERİ YÜZÜNDEN UZUN SÜREDİR BEKLETİLİYOR”

İskele Belediye Başkanı Hasan Sadıkoğlu yolun genişletme çalışmaları çerçevesinde Boğaz geçişindeki kaldırım ve altyapı çalışmalarına belediye olarak katkı vereceklerini söyledi.

Sadıkoğlu, çok uzun süredir “kangren” olan İskele Boğaz Yolu’nun bozulduğunu, ekonomik ömrünü tamamladığını ve ara emirleri yüzünden yapımının uzun süredir bekletildiğini söyledi.

Sadıkoğlu, mevcut yolun ileriki haftalarda yenilenmesine başlanacağının müjdesini vermek istediklerini söyledi.

Sadıkoğlu, “Ara emirleri kalkmış olsaydı planlandığı gibi çift şerit olarak yapılacaktı. İleriki zamanda ara emri de çözüldüğü takdirde çift şerit bölünmüş olarak devam edecek.” dedi.

“YOL 1-1,5 AY İÇERİSİNDE TAMAMLANACAK”

Bayındırlık ve Ulaştırma BakanıErhan Arıklı, 2012’de başlayan ancak bugüne kadar bitirilemeyen yolu hükümetleri döneminde bitirmek için azami gayret sarfettiklerini kaydetti.

Arıklı,” 4,5 kilometrelik kritik bir yol var burada. 6 ara emri var; bunları kaldırmaya muvaffak olamadık. Dolayısıyla yol yapımı aksadı. Sayın Başbakan’ım da talimat verdi, mevcut yol 8 metreye çıkacak 3 şerit şeklinde ara emrine konu olan yola dokunmadan. Bu yolu çift şerit olarak düşünmüştük ama maalesef onu yapamayacağız.” dedi.

Yolun yapımına yaklaşık iki hafta sonra başlanacağını ve 1-1,5 ay içerisinde tamamlanmasını hedeflediklerini söyledi.

“HALKIMIZA NE SÖZ VERDİYSEK YERİNE GETİRİDK”

Başbakan Ünal Üstel de hükümet ortaklarıyla birlikte hükümet programında verdikleri sözleri bir bir yerine getirmekten büyük onur duyduklarını kaydetti.

Yol güvenliğini sağlamanın öncelikleri olduğunu söyleyen Üstel yapımını tamamladıkları kendilerinden önceki yarım kalan yollar hakkında bilgi verdi.

Siyasi istikrar sayesinde yarım kalan projeleri tamamladıklarını vurgulayan Üstel, “Halkımıza ne söz verdiysek yerine getirdik.”dedi.

50 yılı aşkın asfalt değmemiş noktalara değdiklerini söyleyen Üstel, Zaferburnu’ndaki yol yapımının yakın zamanda tamamlanacağını belirtti.

İskele Boğaz Yolu’nun da ihalesine 2012 yılında çıkıldığını 6 vatandaşın aldığı ara emri kararıyla bugünlere kadar gelindiğini söyleyen Üstel, ara emri nedeniyle yolun çift şerit olarak yapılamadığını ifade e tti.

Üstel, yolun bozukluğuna ve yol güvenliğine oluşturduğu tehdide değinerek, süratli bir şekilde yolun aslına uygun olarak olabildiğince genişletilerek yenileneceğini söyledi.

Üstel, yolda bayramdan sonra kazmayı vurarak çalışmayı başlatacaklarını sözlerine ekledi.

ABD ve İsrail İran’a saldırıyor. Tahran’da patlama sesleri duyuldu

ABD ve İsrail, İran’ı vuruyor. İsrail’in duyurduğu önleyici saldırının ardından ABD’nin de operasyona dahil olduğu açıklandı. Kudüs’te sirenler çalarken, İran’ın başkenti Tahran’da patlama sesleri duyuldu. Saldırılara ilişkin ilk açıklamasını yapan ABD Başkanı Donald Trump, “ABD, İran’a büyük operasyon başlattı.” dedi.

ABD ve İsrail, İran’a yönelik operasyon başlattı. İsrail Savunma Bakan Yisrael Katz da İsrail’in İran’a karşı önleyici saldırı başlattığını duyurdu. Bu açıklamanın ardından operasyona ABD’nin de dahil olduğu açıklandı.

 

İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre ise başkent Tahran’da patlama sesleri duyuldu. İran medyası, merkezdeki üç ayrı noktada patlamalar gerçekleştiğini, iki ayrı noktadan da dumanların yükseldiğini belirtti. Tahran’ın kuzeyinde iki patlama daha gerçekleştiği, doğu ve batı bölgelerinde de patlama sesleri duyulduğu aktarıldı.

Fars haber ajansı, Tahran dışında İsfahan, Kum, Kereç, Tebriz ve Kirmanşah’ta da patlamalar olduğunu bildirdi. Reuters’a konuşan yetkililere göre İran’ın güneyindeki bakanlık binaları da hedef alındı.

 

İsrail Ordusu, İran’a yönelik operasyona “Aslan’ın kükremesi” adının verildiğini açıkladı.

 

TRUMP’TAN İLK AÇIKLAMA: HEDEF REJİM KAYNAKLI TEHDİTLERİ ORTADAN KALDIRMAK

 

ABD Başkanı Donald Trump yaptığı paylaşımla operasyonun başladığını resmen duyurdu.

 

“Hedefimiz İran rejiminden kaynaklanan tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını korumak.” diyen Trump, “İran, asla nükleer silaha sahip olamayacak.” ifadesini kullandı.

 

Trump mesajında bölgedeki ABD personeline yönelik riskleri en aza indirmek için her türlü önlemi aldığını belirtti.

 

Devrim Muhafızlarına seslenen Trump, “Silahlarınızı bırakın. Tam dokunulmazlıkla adil bir şekilde muamele göreceksiniz ya da ölümle yüzleşirsiniz.” ifadesini kullandı.

 

HAVA SAHASI KAPATILDI, TELEFON HATLARI KESİLDİ

 

Saldırılarda Mehrabad Havalimanı’nın hedef alındığı belirtilirken İran hava sahasının uçuşlara kapatıldığı açıklandı.

 

İran medyasının aktardığına göre Tahran’ın doğu ve batı bölgelerinde cep telefonu hatları kesildi, bazı bölgelerde ise internet bağlantısı zayıfladı.

 

Başkent Tahran’daki benzin istasyonlarında uzun kuyruklar olduğu, çok sayıda kişinin şehri terk etmeye başladığı aktarıldı.

 

ABD DE İRAN’A HAVADAN VE DENİZDEN SALDIRMAYA BAŞLADI 

 

Amerikan gazetesi The New York Times, ABD’nin de İran’a saldırmaya başladığını iddia etti. ABD’li yetkililer iddiaları doğrulayarak ABD’nin de İsrail’in operasyonuna dahil olduğunu açıkladı. ABD’nin saldırıları havadan ve denizden gerçekleştirildi.

 

İsrail Savunma Bakanlığı’ndan yetkililer de İsrail’in İran operasyonunun ABD ile koordineli bir şekilde gerçekleştirildiğini belirtti.

 

“OPERASYON AYLAR ÖNCE PLANLANDI”

 

İran’a ikinci dalga saldırılar düzenlendiği aktarılırken, operasyonun aylar öncesinde planlandığı ve başlama tarihinin de haftalar önce belirlendiği ileri sürüldü.

 

Amerikan yayın kuruluşu CNN’e konuşan ABD’li yetkililer, saldırının “küçümsenemeyecek büyüklükte” olarak tanımladı. Saldırılarda askeri hedeflere odaklanıldığı aktarıldı.

 

İRAN’DAN MİSİLLEME AÇIKLAMASI

 

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı İbrahim Azizi, İsrail’in saldırısına misilleme yapılacağını bildirdi. Reuters’a konuşan İranlı bir yetkili, “Tahran misillemeye hazırlanıyor, yanıtımız yıkıcı olacak.” ifadelerini kullandı.

İSRAİL GÜVENLİK ÖNLEMLERİNE BAŞLADI

 

İsrail ordusu ise sirenlerin, hava saldırısı ihtimaline karşı halkı hazırlamak amacıyla uyarı olarak devreye sokulduğunu açıkladı.

 

Ülke genelinde okullar tatil edilirken ordu halka evlerinden çıkmamaları için çağrı yapmaya başladı.

 

İSRAİL HAVA SAHASINI KAPATTI

 

Saldırı kararının ardından İsrail saat 09.30 gibi hava sahasını kapattı. İsrail Ulaştırma Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Halkın bir sonraki duyuruya kadar havaalanlarına gelmemesi rica olunur.” dedi.

 

Açıklamada, yurtdışındaki İsraillilerin “Ulusal Güvenlik Konseyi’nin talimat ve tavsiyelerine uymaları” istendiği de belirtildi ve “Güvenlik durumu elverdiğinde, hava sahası yeniden açılacak ve İsrail’e ve İsrail’den uçuşlar yeniden başlayacaktır. Bu durum, uçuşların yeniden başlamasından 24 saat önce duyurulacaktır.” denildi.

 

BEYAZ SARAY’IN “ÖNCE İSRAİL SALDIRSIN” STRATEJİSİ

 

Beyaz Saray’dan bazı yetkililerin, İran’a yönelik olası bir askeri müdahalede İsrail’in ilk adımı atmasının siyasi açıdan daha avantajlı olacağını söylediği iddia edilmişti.

 

İsrail’in öncü bir saldırı gerçekleştirmesi halinde İran’ın misilleme yapacağı ve bu durumun Amerikan kamuoyunun ABD operasyonuna olan desteğini artıracağı ileri sürülmüştü.

 

Bu stratejiyle, müttefik bir ülkenin saldırıya uğraması senaryosu üzerinden savaşın Amerikan seçmenleri için daha kabul edilebilir hale getirilmesi hedefleniyor.

Savaşan: KKTC’nin Dünyaya Açılan Kapısı Daha da Güçleniyor

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Grup Başkanvekili ve Genel Sekreteri Vekili Ahmet Savaşan, Türk Hava Yolları’nın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki yapılanmasını güçlendirme vizyonu doğrultusunda Lefkoşa şehir ofisinin yeni adresindeki açılış törenine katıldıklarını açıkladı.

Lefkoşa’da düzenlenen törende, Türk Hava Yolları’nın ülkedeki kurumsal varlığını daha da güçlendirmeyi hedeflediği belirtilirken, açılışın Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası bağlantıları açısından önemli bir adım olduğu vurgulandı.

Etkinlik kapsamında ayrıca başrolünde Meryem Uzerli’nin yer aldığı “Ada Kıbrıs” tanıtım filminin ilk gösterimi gerçekleştirildi. Özel gösterimin, adanın eşsiz doğal ve kültürel zenginliklerini uluslararası alanda daha güçlü biçimde tanıtma hedefinin önemli bir parçası olduğu ifade edildi.

Savaşan, Türk Hava Yolları’nın ülkeye verdiği desteğin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyaya açılan kapısını daha da güçlendireceğini belirterek, turizmden ekonomiye uzanan geniş bir alanda yeni fırsatların önünün açılacağını kaydetti. Kuzey Kıbrıs’ın uluslararası alanda daha güçlü temsil edilmesine katkı sağlayan her vizyoner adımı desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceklerini de sözlerine ekledi.

ANTARKTİKA, ŞİMDİYE KADAR KAYDEDİLEN EN HIZLI BUZUL ÇÖKÜŞÜNÜ YAŞADI

Antarktika’nın doğu yarımadasındaki Hektoria Buzulu, modern kayıtlardaki en hızlı geri çekilmelerden birine sahne oldu. Buzul, yalnızca iki ay içinde yaklaşık 8 kilometre geriledi ve kütlesinin neredeyse yarısını kaybetti.

Colorado Boulder Üniversitesi’nden bilim insanları, 2023 yılında Hektoria Buzulu’nda meydana gelen çöküşün arkasındaki temel nedenin, buzulun altında yer alan düz ve deniz seviyesinin altındaki kaya tabanı olduğunu keşfetti.

Yeni yayımlanan araştırmada, çöküşte kütlesinin yarısını kaybeden buzulun incelmesiyle birlikte geniş buz kütlelerinin deniz tabanından aniden koparak yüzmeye başladığını ve bunun zincirleme bir kırılma sürecini tetiklediğini belirledi. Bu sürecin de haftalar içinde buzulun büyük bölümünün parçalanmasına yol açtığı aktarıldı.

Bilim insanları, farklı uydu sistemlerinden elde edilen görüntülerle geri çekilmenin zamanlamasını neredeyse gerçek zamanlı olarak yeniden inşa etti. Verilere göre buzul bazı günlerde kilometrelerce geri çekildi.

Bölgeye yerleştirilen sismik sensörler ise ‘buzul depremleri’ olarak bilinen titreşimleri kaydetti. Bu sarsıntılar, buzulun önce deniz tabanına oturduğunu, ardından hızla yüzmeye başladığını doğruladı.

Hektoria Buzulu, Antarktika ölçeğinde nispeten küçük, yaklaşık 115 mil kare (yaklaşık 300 kilometrekare) büyüklüğünde. Ancak araştırmacılar, benzer “düz buz ovası” koşullarının daha büyük buzulların altında da bulunduğunu vurguluyor.

Bilim insanlarına göre eğer daha büyük bir buzul aynı hızda çökerse, küresel deniz seviyesindeki artış tahmin edilenden çok daha hızlı gerçekleşebilir.

Çalışmanın bulguları, Nature Geoscience dergisinde yayımlandı.

KORUMA ALTINDAKİ ŞAHİNE İÇKİ İÇİREN GENÇ MAHKEMEYE ÇIKARILDI

ABD’nin Los Angeles kentinde yaşayan 25 yaşındaki Cesar Gustavo Diaz, koruma altındaki bir şahini yakalayıp alkol içirdiği görüntülerle sosyal medyada gündem oldu. Hayvanlara kötü muamele suçundan hapis cezasına çarptırılan Diaz, ayrıca 5 yıl boyunca hayvan bulundurma yasağı ile 10 yıl ateşli silah bulundurma yasağına tabi tutuldu.

Hayvanlara kötü muamele suçu işledi

Kaliforniya Balık ve Yaban Hayatı Departmanı (CDFW) tarafından yapılan açıklamaya göre Diaz, Haziran 2025’te South Whittier’daki Amelia Mayberry Parkı’nda genç bir Cooper şahini yakaladı. Daha sonra YouTube’da yayımlanan bir videoda, Diaz’ın kuşun ağzına yeşil renkli bir kokteyl kabından alkol döktüğü görüldü.

Görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine vatandaşlar CDFW’yi bilgilendirdi. Kurumun Özel Operasyonlar Birimi tarafından başlatılan soruşturma kapsamında beş ayrı arama emri uygulandı. Yetkililer, Los Angeles İlçe Şerif Departmanı’nın Güvenli Sokaklar Operasyonu biriminin de desteğiyle Diaz’ın kimliğini tespit etti.

ÜSTEL: TÜRKİYE’DE YAPTIĞIMIZ GÖRÜŞMELER HER ZAMANKİ GİBİ OLUMLU OLDU

Başbakan Ünal Üstel, konuşmasında, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile gerçekleştirilen görüşmelerin olumlu bir atmosferde geçtiğini belirterek, “Türkiye’de yaptığımız görüşmeler her zamanki gibi olumlu oldu.” dedi.

“Yeni Başlatılacak Projeler ve Yeni İmzalanacak Protokoller Kıbrıs Türk Halkı İçin Yararlı Olacak”

Türkiye Cumhuriyeti ile gerçekleştirilen tüm görüşmelerin ülke insanının rahatlığı ve ferahlığı için olduğunu kaydeden Üstel, yeni başlatılacak projelerin ve yeni imzalanacak protokollerin Kıbrıs Türk halkı için yararlı olacağını belirtti.

Başbakan Üstel, görüşmelerde enerji alanında, eğitimde ve turizmde neler yapacaklarını da konuştuklarını vurgulayarak, “İnşallah önümüzdeki hafta, ayın beşinde TC Cumhurbaşkanı Yardımcımız ülkemize gelecek.” dedi.

Görüşmeler sırasında Yılmaz ile birlikte Ramazan ayı dolayısıyla iftar yapacaklarını da kaydeden Üstel, “Kendisi, hem bizimle, hem milletvekillerimizle, hem de halkımızla buluşacak. Değerlendirmeleri buradan da sürdüreceğiz.” bilgisini paylaştı.

Üstel, THY’nin yeni şehir ofisi hakkında da konuşarak, ofisin Lefkoşa’nın merkezinde, Saray Otel’in, tarihi eserlerin, mahkemelerin, Ulusal Birlik Partisi’nin kurulduğu yerde olmasının önemine değindi.

Türkiye Hava Yolları’nın Ofisi Hayırlı Olsun

Böylesi tarihi bir binada Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst düzeydeki şirketlerinden Türk Hava Yolları’nın bir ofis açmasının kendilerini gururlandırdığını söyleyen Üstel, ofisin, özelde Lefkoşa’ya, genelde de ülkeye hayırlı olmasını diledi.

 

Cumhurbaşkanı Erhürman, TMK’da “Kıbrıs Günü” etkinliğine katıldı

Türk Maarif Koleji’nde (TMK) “Kıbrıs Günü – Gadefini Al da Gel” etkinliğine katılan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, “Bizim gurur duyacağımız bir kültürümüz, çok güzel bir ülkemiz var; biz her şeyi yapabiliriz.” dedi.

Cumhurbaşkanlığından verilen bilgiye göre, TMK Çevre Kulübü’nün daha az tüketen ve çevre bilinci yüksek gençler yetiştirme hedefiyle bu yıl dördüncüsünü düzenlediği etkinlikte öğrencilere hitap eden Cumhurbaşkanı Erhürman, TMK mezunu olarak böyle bir etkinlikte öğrencilerle bir arada bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti.

Konuşmasında, TMK’nın çok değerli bir okul olduğunu ve okulun çok değerli isimler yetiştirdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erhürman, “Biz, her şeyi yapabiliriz. Bu konuda hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Çünkü bu halka ve en çok da size güveniyorum. Kültürümüzü yaşatmak konusunda kulübünüz ile birlikte ortaya koyduğunuz bu çaba çok değerlidir. Kıbrıs Türk halkı olarak gurur duyulacak bir kültürümüz var. Sizler de bununla her zaman gurur duyun.  Kıbrıslı Türk olmaktan hep gurur duyacağız. Bu ülkeyi bizden çok daha iyiye taşıyacağınıza eminim. Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.” dedi.

Konuşmasının ardından öğrencilerle bir araya gelerek sohbet eden ve fotoğraf çektiren Cumhurbaşkanı Erhürman, etkinliğin sonunda öğrencilerle birlikte folklor oynadı.

DİPKARPAZ’DA İFTAR PROGRAMI DÜZENLENDİ

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği Vakıflar İdaresi ile Erenköy-Karpaz Belediyesi iş birliğinde Ramazan ayı boyunca düzenlenecek iftar programlarının ikincisi Dipkarpaz’da yapıldı.

Erenköy-Karpaz Belediyesinden verilen bilgiye göre, “Wooden Houses” da yer alan iftar yemeğine, Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Mustafa Tümer, Erenköy-Karpaz Belediye Başkanı Hamit Bakırcı ve vatandaşlar katıldı. Programda, birlik, beraberlik ve dayanışma mesajları verildi.

T.C. Lefkoşa Büyükelçiliği Vakıflar İdaresi ile Erenköy-Karpaz Belediyesi’nin iş birliğinde düzenlenen organizasyon kapsamında Ramazan ayı boyunca bölgede farklı noktalarda iftar programları devam edecek.

İçişleri Bakanlığı’ndan Göç Yönetimi Personeline Takdir Belgesi

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Göç Yönetim Merkezi ile koordineli çalışan kaymakamlık personeline takdir belgeleri verdi. Oğuz, göç yönetiminin kamu düzeni ve güvenliğin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.

Dursun Oğuz başkanlığında düzenlenen törende, Göç Yönetim Merkezi ile koordineli şekilde görev yapan ilçe kaymakamlıklarına bağlı personellere takdir belgeleri verildi.

Bakanlık tarafından gerçekleştirilen törende konuşan Oğuz, göç yönetiminin yalnızca idari bir süreç olmadığını; kamu düzeni, güvenlik ve insan odaklı hizmet anlayışının ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.

SAHADA ETKİN DENETİM

Mobil denetim araçlarında aktif görev yapan ve 6 ilçeye bağlı kaymakamlık müfettişleri tarafından yürütülen denetimlerin sahadaki etkinliği artırdığına dikkat çekildi. Bu kapsamda görev yapan müfettişlere takdir belgeleri takdim edildi.

Oğuz, artan iş yüküne rağmen mevzuata uygun, hızlı ve çözüm odaklı hizmet sunan personelin sorumluluk bilincinin takdire şayan olduğunu belirtti.

GÜÇLÜ KOORDİNASYON VURGUSU

Törene İçişleri Müsteşarı Suat Yeldener, Muhaceret Dairesi Müdürü Erkan Baştaş, Bakanlık Müdürü Mehmet Ercilasun, Girne Kaymakamı Zerin Gürler ve Göç Yönetim Merkezi yetkilileri katıldı.

Bakan Oğuz, Göç Yönetim Merkezi ile kaymakamlıklar arasındaki güçlü koordinasyonun kurumsal kapasiteyi güçlendirdiğini ve vatandaş memnuniyetini artırdığını vurguladı.

“SÜRDÜRÜLEBİLİR GÖÇ YÖNETİMİ HEDEFİ”

Takdir belgelerinin, kamu hizmetinde fedakârca görev yapan personel için moral ve motivasyon kaynağı olduğunu kaydeden Oğuz, İçişleri Bakanlığı’nın etkin, planlı ve sürdürülebilir göç yönetimi hedefi doğrultusunda çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini ifade etti.

BAKAN ÇAVUŞ: “ŞAPTA EKONOMİK KAYIP YOK, ÜRETİMİ KORUDUK”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, BRT’de Manşet+ programında şap hastalığıyla mücadeleden narenciye üretimine, küçükbaş hayvancılık desteklerinden yem tedarikine kadar birçok güncel konuda önemli açıklamalarda bulundu.

Çavuş, yürütülen çalışmaların sonuçlarını rakamlarla ortaya koyarak, tarım ve hayvancılıkta üretimin korunmasının öncelikleri olduğunu vurguladı.

ŞAP HASTALIĞINA 48 SAAT İÇİNDE MÜDAHALE

Şap hastalığının agresif ve hızlı yayılan bir virüs olduğunu belirten Çavuş, hastalığın KKTC’de ilk olarak 13 Aralık 2025’te Boğaziçi bölgesinde tespit edildiğini söyledi.

Hastalığın görülmesinin hemen ardından ülke genelinde karantina uygulamaları devreye alındı, hayvan hareketleri durduruldu ve aşılama süreci başlatıldı.
Bakanlığın müdahalesine ilişkin veriler şöyle:
250 bin doz şap aşısı Türkiye’den 48 saat içinde temin edildi
70 bin büyükbaş hayvan ilk 21 gün içinde aşılandı
Büyükbaş hayvanlarda ikinci doz aşılama tamamlandı
Küçükbaş hayvanlarda 150 bin doz aşı uygulandı
Küçükbaş hayvanlarda şu ana kadar hiç vaka görülmedi
Çavuş, hızlı ve kararlı müdahale sayesinde hayvancılık sektöründe ciddi ekonomik kayıpların önüne geçildiğini belirterek, “Şu ana kadar ne üreticimizde ne de ülke ekonomisinde bir kayıp yaşanmadı” dedi.

GÜNEY KIBRIS’TA TABLO DAHA AĞIR
Güney Kıbrıs’ta şap hastalığının daha geniş bir yayılım gösterdiğini ifade eden Çavuş, resmi açıklamalarda yaklaşık 13 bin büyükbaş hayvanın etkilendiğinin belirtildiğini ancak sahadan gelen bilgilerin sayının 30 binin üzerinde olabileceğine işaret ettiğini söyledi.
Küçükbaş hayvanlarda ise yaklaşık 15 bin hayvanda semptom görüldüğüne dair bilgiler bulunduğunu aktaran Çavuş, hastalığın ada genelinde yayılmış olabileceğini dile getirdi.
Adada biyolojik tehditlere karşı ortak mücadele gerektiğini vurgulayan Çavuş, KKTC’nin Güney Kıbrıs’a destek verdiğini açıkladı:
İlk etapta 10 bin doz
Ardından 50 bin doz olmak üzere toplam 60 bin doz şap aşısı Güney Kıbrıs’a gönderildi
“Bu sadece onların hayvan varlığını değil, bizim ülkemizi korumak adına atılmış bir adımdır” ifadelerini kullandı.

SINIR KAPILARINDA SIKI ÖNLEMLER
Şap virüsünün rüzgârla yüzlerce kilometre taşınabildiğini belirten Çavuş, sınır kapılarında dezenfeksiyon ve kontrol önlemlerinin artırıldığını söyledi.
Boğaziçi bölgesinde hastalığın lokal tutulduğunu ifade eden Bakan, hayvan kaçakçılığına karşı güvenlik güçlerinin yoğun denetim yaptığını ve son dönemde çok sayıda kaçak hayvanın yakalandığını açıkladı.

ET VE SÜT ÜRÜNLERİ GÜVENLE TÜKETİLEBİLİR
Vatandaşlara çağrıda bulunan Çavuş, ülkede üretilen et ve süt ürünlerinin güvenli olduğunu belirtti ve
“Ülkemizde ithal et bulunmuyor. Et ve süt ürünlerimizi kendi üretimimizle karşılıyoruz. Vatandaşlarımız gönül rahatlığıyla tüketebilir.” dedi.

NARENCİYEDE BİYOLOJİK MÜCADELE SONUÇ VERİYOR
Narenciye üretimini tehdit eden zararlılarla mücadelede biyolojik yöntemlerin başarı sağladığını belirten Çavuş, şu bilgileri paylaştı:
“Zararlı böcekle mücadele kapsamında 90 bin faydalı böcek doğaya salındı.
Güney Kıbrıs’ın aynı süreçte yaklaşık bin böcek salabildiği ifade edildi.
Dipkarpaz’tan Lefke’ye kadar zararlı popülasyonunda düşüş gözlemlendi.”
Çavuş ayrıca çiçeklenme dönemine girilen narenciyede gece-gündüz sıcaklık farkı ve rüzgârın verim açısından risk oluşturduğunu söyledi.

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIKTA KORUYUCU DESTEK POLİTİKASI
Küçükbaş hayvanların hastalıklarda gizli taşıyıcı olabildiğine dikkat çeken Çavuş, herhangi bir vaka görülmemesine rağmen 150 bin doz aşının önleyici amaçla uygulandığını belirtti.
Amaçlarının hastalık ortaya çıkmadan üreticiyi korumak olduğunu vurguladı.

ARPA TEDARİKİNDE SON DURUM: 15 GÜNDE 13 BİN 500 TON
Yemlik arpa konusunda yaşanan kısa süreli sıkıntının hava koşullarından kaynaklandığını söyleyen Çavuş, güncel tabloyu şöyle açıkladı:
İlk gemi boşaltıldı
İkinci gemi ülkeye ulaştı
Üçüncü gemi yolda
Toplamda 15 gün içinde 13 bin 500 ton arpa ülkeye getiriliyor
Aylık arpa tüketiminin geçmişte 10–12 bin ton seviyesindeyken bugün 18–20 bin tona yükseldiğini belirten Çavuş, bunun hayvancılık sektöründeki büyümeyi gösterdiğini söyledi.

TARIM KURUMLARININ MALİ YAPISI GÜÇLENDİRİLDİ
Bakan Çavuş, bağlı kurumların mali durumuna ilişkin şu verileri paylaştı:
SÜTEK’in 80 milyon TL borcu kapatıldı, kurum artıya geçti
Cypfruvex’te 2 milyon dolar borç ödendi, yaklaşık 3 milyon dolar yatırım kapasitesi oluştu
Soğuk hava deposu dahil 60 milyon TL yatırım yapıldı
Genel Tarım Sigortası Fonu 2025 yılında 1 milyar TL tazminat ödedi

“KULAK KÜPESİ TEŞVİKİ 9 DOLARDAN 59 DOLARA YÜKSELTİLDİ”
Hayvancılık sektörüne yönelik destekleri değerlendiren Çavuş, küçükbaş hayvan üreticilerine verilen kulak küpesi teşvik desteğinde önemli bir artış yapıldığını açıkladı.
Daha önce hayvan başına 9 dolar olarak uygulanan kulak teşvik desteğinin yeni düzenlemeyle birlikte 59 dolara çıkarıldığını belirten Bakan, artışın üreticinin yükselen maliyetler karşısında korunması amacıyla hayata geçirildiğini ifade etti.
Yapılan düzenlemenin kayıtlı hayvancılığı teşvik etmeyi, hayvan varlığının etkin şekilde takip edilmesini sağlamayı ve sektörde sürdürülebilir üretimi güçlendirmeyi hedeflediğini kaydeden Çavuş, hayvancılık desteklerinin artırılarak devam edeceğini vurguladı. Küçükbaş hayvancılığın kırsal ekonomi ve gıda arz güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğuna dikkat çekti.

“TARIM ÜSTÜ AÇIK FABRİKADIR”
İklim koşullarının üretim üzerindeki etkisine dikkat çeken Çavuş, sürdürülebilir tarım politikalarının kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, “Tarım üstü açık bir fabrikadır. Hava koşulları saat saat üretimi etkiler. Bu nedenle planlı ve bilimsel mücadeleyi sürdürüyoruz” dedi.

Ziya Öztürkler Ankara’da Konuştu: “KKTC Asla Yalnız Değildir”

Öztürkler, TBMM’de düzenlenen Şehit Aileleri ve Gaziler İftar Programı’nda konuştu. “Türk askeri KKTC’nin teminatıdır, asla yalnız değiliz” dedi.

Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Numan Kurtulmuş’un daveti üzerine Ankara’da düzenlenen Şehit Aileleri ve Gaziler İftar Programı’na katıldı.

Macron, Louvre Müzesi’nin başına yeni bir isim atadı

 Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, son dönemlerde yaşanan soygun, işçi grevleri ve su sızıntılarıyla gündeme gelen dünyaca ünlü Louvre Müzesi’ne yeni bir müdür atadı.

Ulusal basında yer alan haberlere göre, Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon, Cumhurbaşkanı Macron’un başkent Paris’teki Louvre Müzesi’nin başına Christophe Leribault’u atadığını bildirdi.

Son aylarda soygun, işçi grevleri ve su sızıntılarıyla gündeme gelen, Paris’te her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği Louvre Müzesinin Müdürü Laurence des Cars, dün görevinden istifa etmişti.

Laurence des Cars’ın istifasına ilişkin Elysee Sarayı’ndan yapılan açıklamada, müzeyi daha güvenli ve modern kılmaya yönelik yeni bir atılıma ihtiyaç duyduğu ifade edilmişti.

– Tarihi eserler çalınmıştı

Yaklaşık 35 bin eserin sergilendiği, dünyaca ünlü Louvre Müzesi 19 Ekim 2025’te soyulmuştu. Dünya gündemine oturan 4 kişinin yaptığı soygun 7 dakika sürmüştü. Soygunda tarihi değere sahip 8 mücevher çalınmıştı.

Louvre Müzesi’ndeki tarihi eserleri çalan kişiler soygundan yaklaşık iki hafta sonra sırayla yakalanırken tarihi eserler bulunamamıştı.

– Müze, su sızıntısı sorunlarıyla gündeme gelmişti

Müzenin Mısır’ın antik dönemine ait eserlerin olduğu kütüphanesinde de 26 Kasım 2025’te su sızıntısı yaşanmış, farklı kitap ve belgeler hasar görmüştü.

Louvre Müzesi’nin 707 numaralı Duchatel bölümünde tespit edilen ciddi su sızıntısı nedeniyle kurumun bazı bölümleri 13 Şubat’ta ziyarete kapatılmıştı. Su sızıntısının tespit edildiği bölümde, 15. ve 16. yüzyıla ait çok sayıda eser bulunuyordu.

– Müzede “bilet dolandırıcılığı” ağına yönelik operasyon

Polis, 10 Şubat’ta Louvre Müzesi’nde ziyaretçileri dolandırdığı belirlenen geniş çaplı “bilet dolandırıcılığı” ağına yönelik operasyonda, 2’si müze çalışanı, 9 kişiyi gözaltına almıştı.

Paris Savcılığı, Louvre Müzesi’nde bilet dolandırıcılığı şebekesiyle bağlantılı 9 kişi hakkında “organize dolandırıcılık”, “suç örgütüne katılma” ve “aktif yolsuzluk” gibi pek çok suçtan kovuşturma başlatıldığını bildirmişti.

NASA, ARTEMİS II ROKETİNİ HANGARA ÇEKTİ

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), Ay’a dönüş programı olarak bilinen “Artemis”in Orion uzay aracının ilk mürettebatlı misyonu “Artemis II”nin roketini tamir için fırlatma rampasından hangara çekme kararı aldı.

NASA’dan yapılan açıklamada, Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nde yaklaşık bir aydır bekletilen roketin helyum basınçlandırma sisteminde arıza meydana geldiği belirtildi.

Açıklamada, Artemis II’nin 98 metre uzunluğundaki roketindeki helyum akışını engelleyen tıkanıklığın giderilmesi için hangara çekildiği kaydedildi.

Daha önce de dondurucu soğuklar nedeniyle şubat ayına ertelenen fırlatış, sıvı hidrojen sızıntısı ve teknik aksaklıklar nedeniyle mart ayına kaydırılmıştı. Ancak yaşanan son teknik sorunların ardından Artemis II Ay yörüngesi uçuşunun en erken nisanda yapılabileceği ifade edildi.

– Ay’a dönüş: “Artemis Programı”

NASA, Ay’a dönüş projesi olarak bilinen “Artemis Programı” ile astronotları yeniden Ay’a göndermeyi amaçlıyor. Programın ilk aşaması “Artemis I”, Orion uzay aracının Ay’ın yörüngesinde bir tur atmasının ardından Dünya’ya dönmesiyle Aralık 2022’de tamamlanmıştı. Orion uzay aracının ilk mürettebatlı misyonu “Artemis II” görevinde ise astronotların Ay’a iniş yapmadan Dünya’ya dönmesi planlanıyor. 10 gün sürecek yolculuk, uzay aracıyla ilgili güvenlik endişelerinin yanı sıra astronotların giysisi ve iniş araçlarıyla ilgili sorunlar yaşandığı için 2025’in sonlarına ertelenmişti.

Daha sonra NASA, uzay kapsülünde meydana gelebilecek sorunlar nedeniyle Artemis II’nin Eylül 2025’te gerçekleşmesi planlanan tarihinin Nisan 2026 sonrasına, 2026’da Ay’a inişi planlanan Artemis III misyonunun ise 2027’ye ertelendiğini bildirmişti. NASA, 2021’de İnsanlı İniş Sistemi (HLS) geliştirilmesi için SpaceX’le 2,9 milyar dolarlık bir anlaşma yapıldığını duyurmuştu.

MUSTAFA ÇİFTÇİ: KIBRIS TÜRKÜ’NÜN MÜCADELESİ İLE ANADOLU’NUN İSTİKLAL RUHU AYNIDIR

Türkiye İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Kıbrıs Türk halkının mücadelesi ile Anadolu’nun istiklal mücadelesi aynı ruhun tezahürüdür.” dedi.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un ev sahipliğinde Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler’in de katılımıyla TBMM Tören Salonunda şehit aileleri ve gazilerle gerçekleştirilen iftar programında konuşan Çiftçi, “Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sayın Ziya Öztürkler’in burada bulunması da ayrı bir anlam taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Türk halkının mücadelesi ile Anadolu’nun istiklal mücadelesinin aynı ruhun tezahürü ve aynı bayrağın gölgesinde, aynı duanın içinde birleşen bir kader birliği olduğunu söyleyen Çiftçi şöyle devam etti:

“Şehit aileleri en kıymetli emanettir. Şehitler bayrağı yere düşürmemek için canlarını feda ediyor. Şehitlerimiz, bu topraklara kanlarıyla mühür basan serdengeçtilerdir. Onların emanetleri, başımızın tacı, gönlümüzün en kıymetli yerindedir. Muhterem Cumhurbaşkanı’mızın her fırsatta ifade buyurdukları gibi sizlere her alanda sahip çıkmak bizlerin en asli vazifelerinden biridir. İçişleri Bakanlığı olarak bizler de aynı şuurla hareket ediyor, şehit ailelerimizin her zaman yanında olmayı bir onur kabul ediyoruz.”

İntihar Aramalarına Instagram’dan Ebeveyn Uyarısı

Sosyal medya platformu Instagram’da belirli bir dönem içerisinde intihar veya kendine zarar vermeyle ilgili aramaları tekrarlı yapan gençlerin ebeveynlerine uyarı bildirimi gönderilecek.

Amerikan teknoloji şirketi Meta’dan yapılan açıklamaya göre, Instagram’daki “genç hesabı” kullanıcılarını korumak ve ebeveyn denetimini artırmak amacıyla yeni tedbirler yürürlüğe girecek.

Platformdaki gençlerin belirli bir zaman aralığında intihar veya kendilerine zarar verme konulu aramaları tekrarlı şekilde yaptıkları tespit edildiği takdirde, ebeveynleri uyarılacak.

Instagram’ın çocuk denetim programını kullanan ebeveynler, “çocuklarının desteğe ihtiyacı olabileceği” gerekçesiyle e-posta, kısa mesaj, WhatsApp veya uygulama içi bildirim yoluyla uyarı mesajı alacak.

Ebeveynlere, çocuklarıyla hassas konuları konuşmalarına yardımcı olmak için tasarlanan uzman içeriklerinden yararlanma seçeneği de sunulacak.

Gelecek haftalardan itibaren ABD, İngiltere, Avustralya ve Kanada’da başlayacak yeni uygulama, yılın ilerleyen dönemlerinde diğer ülkelerde de kullanımda olacak.

Bu tedbirin, Meta’nın “çocuklara verdiği zararlar” iddiasıyla ABD’de birden fazla davaya konu olduğu bir dönemde gelmesi dikkati çekti.