ÜSTEL: ŞUBATTAN İTİBAREN SAĞLIKTA TAM MESAİYE GEÇİLECEK

Başbakan Ünal Üstel, şubat ayından itibaren kamu hastaneleri ve sağlık merkezlerindeki sağlık hizmetlerinde tam mesaiye geçileceğini açıkladı.

Hükümete geldiklerinde  vatandaşların kamudan tam hizmet alamadıkları yönündeki  şikayetlerini değerlendirerek sendikalarla da istişare ederek kamuda tek mesaiyi getirdiklerini, bir tek sağlığın bunun dışında kaldığını söyleyen Üstel, şubat ayı itibarıyla sağlık hizmetlerinde de tek mesai olacağını söyledi.

Tatlısu, 12 yıl aradan sonra hekim hizmetine kavuştu. Tatlısu Sağlık Merkezi Başbakan Ünal Üstel, Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek,  Tatlısu Belediye Başkanı Hayri Orçan ve Sağlık Bakanlığı yetkililerinin katıldığı törenle hizmete girdi.

Sağlık Merkezi’nde haftanın 5 günü pratisyen hekim görev yapacak.  Birer gün de kadın doğum uzmanı, dahiliye uzmanı ve diş hekimi hizmet verecek.

Başbakan Ünal Üstel hükümete geldiklerinde sağlık alanında verdikleri sözlerden bir tanesini de bugün  halkın şahitliğinde yerine getirdiklerini söyledi.

Üstel, Sağlık Merkezi’nin hayata geçirilmesinin yerel yönetim merkezi yönetim iş birliğinin güzel bir örneği olduğunu belirtti.

 Belediye Başkanı’nın “12 yıldır doktor hasreti çekiyoruz.” sözünü hayretle dinlediğini belirten Başbakan Üstel, bunun üzücü bir durum olduğunu söyledi.

 Üstel,  2025 yılında sağlık merkezileri  ve hastanelerin temellerini atma; 2026’da bütün merkezlerin açılışını yapma sözünü verdiklerini, bu sözleri yerine getirdiklerini ifade etti.

Üstel, “Bizim için sağlık vazgeçilmezdir. Bizim insnamızın sağlığı konu olunca oturup düşünürüz” diyerek sağlığı daha iyi noktalara  getirmek için çalıştıklarını 13 yıl öncesinden kalan sağlık projelerini de tamamladıklarını ifade etti.

Tatlısu Sağlık Merkezi’nin  Tatlısu yanında bölge yerleşim birimlerine de hizmet vereceğini söyleyen Üstel, sağlıktaki dağ gibi sorunları aştıklarını ifade etti.

Sağlıkta ne yaptınız?” şeklinde eleştiriler aldıklarını belirten   Üstel, “Sağlığı nereden aldık, nereye getirdik, fotoğrafı orta yerdedir.” dedi.

  -Sağlıkta tam mesai…

Üstel, Sağlık  Bakanı’nın  konuşmasında yeni bir açılım yaptığını söyleyerek, sağlıkta tam mesai konusuna değindi.

Üstel, hükümete geldiklerinde kamuda tek mesainin olmadığını, halktan aldıkları şikayetleri masaya yatırdıklarını,  sendikalarla istişare ederek ülkeyi tek  mesaiye geçirdiklerini hatırlattı.

Tek mesaide vatandaşların daha hızlı hizmet almaya başladığını, bunun gerisinde bir tek sağlık hizmetlerinin kaldığını dile getiren Üstel, “İnşallah şubat ayından sonra bu çalışmayı da hep birlikte tek saat sitemi içerisinde, aynı düzende başlatarak halkımıza söz verdiklerimizin tümünü sağlıkta yerine getirmiş olacağız” dedi.

Üstel, yıl sonuna kadar büyük hastaneleri açarak sağlık alanındaki sıkıntıların büyük kısmını ortadan kaldırmış olacaklarını, sağlığı ön planda tutmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.

Hasipoğlu, İSG Uzmanları Birliği Heyetini Kabul Etti

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Erkay Özgör başkanlığındaki İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Uzmanları Birliği heyetini kabul etti. Kabulde Bakanlık Müsteşarı Sezgi Ballı, Çalışma Dairesi Müdürü Emrah Güven ve Bakanlık Özel Kalem Müdürü Derviş Bayraktar da hazır bulundu.

Kabulde, ülkede iş sağlığı ve güvenliği alanında yürütülen uygulamalar, son dönemde yaşanan iş kazaları, denetim süreçleri ile mevcut mevzuatın sahadaki uygulaması kapsamlı şekilde ele alındı. Taraflar, özellikle riskli sektörlerde önleyici yaklaşımların güçlendirilmesi, iş kazalarının azaltılması ve güvenli çalışma ortamlarının geliştirilmesi konularında görüş alışverişinde bulundu.

Bakan Hasipoğlu toplantıda yaptığı konuşmada, insan hayatının her şeyin üzerinde olduğunu vurgulayarak, “İnsan hayatı önceliğimizdir. İş kazalarını azaltmak için denetimleri güçlendirecek, İSG kültürünü yaygınlaştıracak önlemler alarak ilgili tüm paydaşlarla yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğiz. Bakanlık olarak amacımız cezalandırmak değil, kazaları önlemek ve güvenli çalışma kültürünü kalıcı hale getirmektir.” ifadelerini kullandı.

Hasipoğlu, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki paydaşlarla işbirliği yapmaya her zaman hazır olduklarını belirterek önümüzdeki dönemde denetim kapasitesinin artırılması için çalışmalarına hız vereceklerini söyledi.

İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi Sunat Atun başkanlığında toplandı

İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi gündeminde bulunan “İş (Değişiklik) Yasa Tasarısı (İVEDİ) (Y.T No: 263/4/2025)”, “Mücahitlerin Tazmini ile Gazilerin Hak ve Menfaatlerinin Belirlenmesi (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T No: 321/5/2025)”, “Kamu Çalışanlarının Aylık (Maaş – Ücret) ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi (Değişiklik) Yasa Önerisi (Öneri Sahibi: CTP Lefkoşa Milletvekili Sn. Devrim Barçın) (Y.Ö No: 92/4/2025)”, “Trafik Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) (Değişiklik) Yasa Önerisi (Öneri Sahibi: Ulusal Birlik Partisi Lefke Milletvekili Sn. Fırtına Karanfil) (Y.Ö No: 94/5/2025)”, “Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Önerisi (Öneri Sahibi: Ulusal Birlik Partisi Lefke Milletvekili Sn. Fırtına Karanfil) (Y.Ö No: 95/5/2025)”, “Genel Kuruldan Bir Daha Görüşülmek Üzere Komiteye Geri Alınan Liman İşçileri (Hizmet Düzenleme) Yasasının Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Yasa Tasarısı (İVEDİ) (Y.T No: 234/4/2024)” ve “Genel Kuruldan Bir Daha Görüşülmek Üzere Komiteye Geri Alınan Limanlar Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) (Değişiklik) Yasa Tasarısı (İVEDİ) (Y.T No: 237/4/2024)”nı sırasıyla ele aldı.
İlk olarak “İş (Değişiklik) Yasa Tasarısı (İVEDİ) (Y.T No: 263/4/2025)”nı ele alan Komite, Yasa Tasarısını oy birliği ile onaylayarak Genel Kurul gündemine sevk etti.
İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi ikinci olarak “Mücahitlerin Tazmini ile Gazilerin Hak ve Menfaatlerinin Belirlenmesi (Değişiklik) Yasa Tasarısı (Y.T No: 321/5/2025)”nı ele aldı. Komite, söz konusu Yasa Tasarısı ile ilgili çalışmalarına bir sonraki toplantısında devam edecek.
Komite daha sonra “Kamu Çalışanlarının Aylık (Maaş – Ücret) ve Diğer Ödeneklerinin Düzenlenmesi (Değişiklik) Yasa Önerisi (Öneri Sahibi: CTP Lefkoşa Milletvekili Sn. Devrim Barçın) (Y.Ö No: 92/4/2025)”ni ele alarak ikinci görüşmesini tamamladı. Ancak söz konusu Yasa Önerisinin ivediliği bulunmadığından üçüncü görüşmesi bir sonraki toplantıda gerçekleşecektir.
İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi dördüncü olarak “Trafik Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) (Değişiklik) Yasa Önerisi (Öneri Sahibi: Ulusal Birlik Partisi Lefke Milletvekili Sn. Fırtına Karanfil) (Y.Ö No: 94/5/2025)” ele alarak genel görüşmesini tamamladı. Komite bahse konu Yasa Önerisi ile ilgili çalışmalarına bir sonraki toplantısında devam edecek.
Komite, daha sonra “Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Önerisi (Öneri Sahibi: Ulusal Birlik Partisi Lefke Milletvekili Sn. Fırtına Karanfil) (Y.Ö No: 95/5/2025)”, “Genel Kuruldan Bir Daha Görüşülmek Üzere Komiteye Geri Alınan Liman İşçileri (Hizmet Düzenleme) Yasasının Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Yasa Tasarısı (İVEDİ) (Y.T No: 234/4/2024)” ve “Genel Kuruldan Bir Daha Görüşülmek Üzere Komiteye Geri Alınan Limanlar Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) (Değişiklik) Yasa Tasarısı (İVEDİ) (Y.T No: 237/4/2024)”nı sırasıyla ele aldı. Söz konusu Yasa Önerisi ile Yasa Tasarılarına ilişkin çalışmalara bir sonraki toplantıda devam edilecektir.
Toplantıya davetli olarak Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanlığı, Trafik Dairesi, KAMU-SEN ve KKTC Hür-İş Federasyonu’ndan yetkililer katılarak konu ile ilgili görüşlerini komiteye sundu.
Komite Başkanı UBP Milletvekili Sunat Atun başkanlığında toplanan Komite Toplantısına, Komite Üyesi UBP Milletvekili Ahmet Savaşan, Komite Üyesi CTP Milletvekili Devrim Barçın ve Komite Üyesi UBP Milletvekili Fırtına Karanfıl katıldı.

Kardeş şehirler İskele’de buluştu

İskele Belediyesi’nin kardeş şehri Uçhisar Belediyesi, Belediye Başkanı Abdullah Çamcı ve beraberindeki heyetle birlikte İskele’yi ziyaret etti. Uçhisar heyeti, İskele Belediye Başkanı Hasan Sadıkoğlu tarafından makamında kabul edildi.

Ziyarette, iki belediye arasındaki kardeşlik bağlarının güçlendirilmesi, karşılıklı iş birliği olanakları ve yerel yönetimler arası deneyim paylaşımı ele alındı. Görüşmede, bu tür temasların yalnızca kurumsal ilişkileri değil, aynı zamanda halklar arasındaki gönül bağlarını da güçlendirdiği vurgulandı.

İskele Belediye Başkanı Hasan Sadıkoğlu, Uçhisar heyetini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, “Kardeş şehrimiz Uçhisar ile aramızdaki bağlar her geçen gün daha da güçleniyor. Bu ziyaretler, ortak değerlerimizi ve geleceğe dönük iş birliklerimizi pekiştiriyor” dedi.

Uçhisar Belediye Başkanı Abdullah Çamcı ise gösterilen misafirperverlik için teşekkür ederek, İskele ile kurulan kardeşlik ilişkisinin dostluk temelinde uzun yıllar sürmesini temenni etti.

Ziyarette, Başkan Çamcı’ya eşi Emine Çamcı’nın yanı sıra Uçhisar Belediyesi Meclis Üyeleri Fatih Kırfaz, Mustafa Kırfaz, Yüksel Tomruk, Salim Taşkın ve Uçhisar Belediyesi Özel Kalem Müdürü Tahsin Aymelek eşlik etti. Görüşmede ayrıca İskele Belediyesi Kültür, Sanat ve Dış İlişkiler Danışmanı Özlem Kadirağa da hazır bulundu.

Program kapsamında Uçhisar heyeti, İskele Belediyesi Kültür Evi’ni de gezdi. Danışman Özlem Kadirağa’nın eşlik ettiği gezide, KKTC’nin ve İskele’nin kültürel özelliklerini yansıtan eserler tanıtıldı. Heyet, Kültür Evi’ne büyük ilgi gösterdi.

KIBRIS TÜRK İNŞAAT TAŞERONLARI BİRLİĞİ’NDEN BAKAN HASİPOĞLU’NA 6 MADDELİK TALEP

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Osman Amca başkanlığındaki Kıbrıs Türk İnşaat Taşeronları Birliği temsilcilerini kabul etti. Başkan Amca, inşaat sektöründe yaşanan sorunları Bakan Hasipoğlu’na aktararak sıkıntılarının çözümü konusunda destek istedi.
 
İnşaat sektöründe hem kayıt dışılığın arttığına hem de iş hacminin daraldığına dikkat çeken Amca, taşeronlara prim desteği sağlanması talebinde bulunarak, taşeronların artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını ifade etti.
 
Çalışanların kayıt dışına düşme pahasına kolayca başka işyerlerine geçtiğini, bunun da iş barışını ve sürdürülebilirliğini olumsuz etkilediği kaydeden Amca, bazı müteahhitlerin boya, kalıp, alüminyum gibi birçok işi aynı anda üstlendiğine işaret ederek , vergi ve sigorta yükümlülüklerini yerine getirmediklerini ve denetlenmediklerini söyledi.
 
Hasipoğlu: “Sektörün sorunlarını yakından takip ediyoruz”
 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu ise kabulde yaptığı konuşmada, inşaat sektörünün ülke ekonomisi açısından önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı. Hasipoğlu, taşeronların aktardığı sorunların farkında olduklarını belirterek, kayıt dışılıkla mücadelenin Bakanlığın öncelikli konuları arasında yer aldığını söyledi.
 
Hasipoğlu, sektörde haksız rekabetin önüne geçilmesi, kayıt dışılığın önlenmesi ve emeğin korunması adına gerekli önlemler almak için inşaat sektörü temsilcileri ile istişareye ve işbirliğine her zaman açık olduklarını ifade etti.

Erdoğan: Bayrağımıza uzanan kirli elleri bulup, hesap soracağız

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Nusaybin’deki bayrak indirme provokasyonuna sert tepki gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bayrağımıza uzanan kirli elleri bulup, hesap soracağız.” dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin Meclis’teki grup toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Konuşmamın hemen başında bir hususu dikkatinize getirmek istiyorum. Meclis çalışmalarımız yoğun bir tempoda devam ediyor. Bizi buraya hak ve hukukunu savunmamız için gönderen aziz milletimizin emanetine sıkı sıkıya sahip çıkıyoruz. Muhalefetin tüm uzlaşmaz, hukuk tanımaz tavırlarına rağmen sabırlı bir şekilde hareket ediyoruz.

‘CHP’NİN DERDİ EMEKLİLER DEĞİL’

CHP’nin emeklilerimizle ilgili bir derdi olmadığını çok iyi biliyoruz. Bu gerçeği milletimiz de biliyor. İşçiye maaş yerine harçlık verenlerin, kendi personeli görev yaparken keyif çatanların, yolsuzluk, israf sebebiyle belediyeleri iflasa sürükleyenlerin şov peşinde koştuklarını benim emeklim gayet iyi biliyor.

‘EN DÜŞÜK EMEKLİ AYLIĞI 20 BİN LİRAYA YÜKSELECEK’

Malum en düşük emekli aylığını 20 bin liraya çıkartan teklifimizin genel kurul görüşmeleri başladı. Sizlerin de yakın takibiyle inşallah teklifimizin yasalaşacağına inanıyorum. Teklifin yürürlüğe girmesiyle birlikte en düşük emekli aylığı 20 bin liraya yükselmiş olacak. Bu rakam göreve geldiğimizde neydi biliyor musunuz? Sadece 66 liraydı.

‘EMEKLİLERİMİZİN SIKINTILARINI FARKINDAYIZ’

Hayat pahalılığı başta olmak üzere emeklilerimizin sıkıntılarını farkındayız. 500 bin sosyal konut hamlesi gibi, konut arzını artırarak bu sorunlara çözüm üretmeye gayret ediyoruz. Emeklilerimizin taleplerine, beklentilerine, şikayetlerine hiçbir zaman kulağımızı tıkamadık. Bir kulağımız her zaman emeklilerimizde oldu. Bütçe imkanlarımız genişledikçe taleplerini yerine getirmeye çalıştık.

SURİYE’DEKİ SON GELİŞMELER

Suriye’nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları işgal eden adına SDG denilen yapı ile geçen yıl 10 Mart’ta bir mutabakat imzalandı. Bu mutabakata göre SDG silahlarını bırakacak, işgal ettiği yerleri Suriye hükümetine teslim edecekti. SDG bu entegrasyon için belirlenen takvim içinde olumlu hiçbir adım atmadı. SDG yöneticileri ile Şam yönetimi arasında yapılan müzakereler olumsuz sonuçlandı. Bunun da sebebi SDG denilen yapının sürekli el yükselten, zamana oynayan tutumuydu.

Biz bu süreçte ilgili kurumlarımız vasıtasıyla tüm taraflara gerekli telkinlerde bulunduk. Düğümün çözülmesi, krizin çatışmaya dönüşmemesi için her türlü gayreti gösterdik. Başka aktörler de devreye girdi, 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanması için gerekli tavsiyeyi yaptı.

Türkiye olarak en başından itibaren toprak bütünlüğü korunmuş, tek bir Suriye devletinin varlığını en güçlü şekilde savunduk. Türkiye’nin güney sınırlarında ülkemizin güvenliğine tehdit oluşturacak ayrılıkçı bir yapıya rıza göstermeyeceğimizi defalarca ilan ettik. Suriye devletinin ve ordusunun tüm etnik kökenlerin yan yana yaşadığı birleşik tek bağımsız bir Suriye inşa etme mücadelesini komşuları olarak yürekten destekliyoruz.

BAYRAK İNDİRME PROVOKASYONUNA TEPKİ

Şanlı bayrağımıza alçakça saldırmak suretiyle burada bir netice alma imkanı kalmamıştır. Silahları bırakmak, meseleyi suhuletle çözmek yegane çıkış yoludur. Bayrağımıza uzanan kirli elleri bulup, hesap soracağız”

Erdoğan ile Trump telefonda görüştü!

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Trump, telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İletişim Başkanlığı konuya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. Yapılan açıklamada, Suriye’deki gelişmelerin yakından takip edildiği aktarılırken, Türkiye’nin ABD ile eş güdüm içinde hareket etmeyi sürdüreceği belirtildi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın telefon görüşmesinde, ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve küresel gelişmeler ele alındı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye’nin Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ettiğini ve Suriye’nin birlik, beraberlik ve toprak bütünlüğünün Türkiye için önemli olduğunu belirtti.

Görüşmede DEAŞ ile mücadele ve Suriye’nin hapishanelerindeki DEAŞ’lıların durumu da ele alınırken, Erdoğan, bütün unsurlarıyla birlikte kalkınan, terörden arındırılmış, huzurlu bir Suriye’nin bölgenin istikrarına da katkı sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de barışın tesisine yönelik çabaların devam ettiğini, Türkiye’nin bu konuda ABD ile eş güdüm içinde hareket etmeyi sürdüreceğini belirtirken, Gazze Barış Kurulu’na daveti nedeniyle Trump’a teşekkür etti.

Öztürkler: AB varil siyasetinin arkasına saklanmasın, verdiği sözleri tutsun

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis’in Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Türkiye’yi adada işgalci olarak göstermesini eleştirdi.

BRT’de katıldığı Manşet Artı programında Aziz Karaaziz’in sorularını yanıtlayan Öztürkler, Hristodulidis’in 2026’nın ilk yarısında üstlenecekleri AB Dönem Başkanlığı’nın önceliklerini açıkladığı konuşmaya değinerek, “İşgal altında bulunan tek AB üyesi ülke Kıbrıs” sözlerine yanıt verdi.

Öztürkler, Hristodulidis’in tarihi gerçekleri çarpıtan ve Kıbrıs Türk halkının iradesini yok sayan bir yaklaşım içerisinde olduğunu söyledi.

Öztürkler, adanın asli unsurlarından birinin Kıbrıslı Türkler olduğunu vurgulayarak, “Kıbrıs Cumhuriyeti’ni işgal eden, darbe yapan ve Kıbrıslı Türkleri katleden taraf Rumlardır. Dolayısıyla bu söylemi kendisine iade ediyoruz” dedi.

Türkiye’nin AB sürecinin Kıbrıs meselesiyle bağdaştırılamayacağını belirten Öztürkler, Hristodulidis’in iddia ettiği gibi Kıbrıs meselesinin AB’nin sorunu olmadığını, aynı zamanda Brüksel’in de Rumlardan yana taraf olduğunu söyledi.

Öztürkler, AB’nin bu süreçte rol almak istiyorsa, 2004 Annan Planı döneminde verdiği sözleri yerine getirmesi gerektiğini de hatırlattı.

Öztürkler, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ev sahipliğinde Limasol’da düzenlenen Avrupa Konseyi çalışma toplantısına katılmak üzere adaya gelişi ve Lefkoşa’da Nikos Hristodulidis ile görüşmesini de değerlendirdi.

Öztürkler, AB liderlerine “Varil siyaseti”ni bırakmaları tavsiyesinde bulunarak, Kıbrıs Türk halkının iradesini görmezden gelen tek taraflı yaklaşımların çözüm üretmeyeceğini vurguladı.

Öztürkler, AB liderlerini sınır kapılarından yürüyerek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne geçmeye davet etti.

Kuzey Kıbrıs’ta, önyargıların ötesinde, barışçıl ve çağdaş bir halkın dostane yaklaşımıyla karşılaşacaklarını kaydeden Öztürkler, Kıbrıslı Türklerin dünyaya açık olduklarını, AB’nin de bu gerçeği yerinde görmesi gerektiğini ifade etti.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Güney Kıbrıs, İsrail ve Yunanistan arasında artarak devam eden üçlü ilişkilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öztürkler, Doğu Akdeniz’de kurulan bu eksenin Kıbrıs Türk halkını yok sayan ve Türkiye’yi dışlamaya çalışan bir anlayışın ürünü olduğunu söyledi.

Öztürkler, bölgedeki enerji ve güvenlik politikalarının tek taraflı ittifaklarla değil, kapsayıcı işbirlikleriyle şekillenmesi gerektiğini belirtti.

Öztürkler, eğer tek taraflılıkta ısrar edilirse, bölgedeki gerilimin artacağını, oysa kendilerinin karşılıklı saygı ve işbirliği temelinde herkesin kazanacağı bir düzenin kurulmasını savunduklarını kaydetti.

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, son günlerde kamuoyunda tartışılan güvenlik algısına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. KKTC’nin güvenli bir ülke olduğunu vurgulayan Öztürkler, “Bunun altına imzamı atarım” dedi.

Öztürkler, dünyada suç çeşitliliğinin arttığı bir dönemde tüm ülkelerin güvenlik politikalarını güncellediğini belirterek, “Çağa uyum sağlamak zorundayız. KKTC’de güvensizlik algısı yaratmaya çalışanlar, istatistikleri Güney Kıbrıs, Fransa ve diğer AB ülkeleriyle kıyaslasın. Her ülkenin kendine özgü güvenlik dinamikleri vardır” ifadelerini kullandı.

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve Polis Teşkilatı’nın özveriyle çalıştığını ifade eden Öztürkler, son dönemde bazı galerilere yönelik saldırılar üzerinden tüm ülkenin güvensiz ilan edilmesini “tehlikeli bir yaklaşım” olarak nitelendirdi.

Başbakan Ünal Üstel hükümetinin polis teşkilatına ciddi personel takviyesi yaptığını ve teknolojik altyapıyı güçlendirdiğini hatırlatan Öztürkler, riskli grupların adaya girişlerinde daha sıkı denetimler yapıldığını, sınırların kontrol altında tutulduğunu ve tespit kameralarının yaygınlaştırılmasıyla güvenlik konusunun daha da ileri taşındığını kaydetti.

Kayıtsız para akışına da dikkat çeken Öztürkler, “Bu paranın kaynağı ve ülkeye giriş şekli mutlaka araştırılmalı, gerekli adımlar atılmalıdır. Polisimiz bu tür olaylarla ilgili üzerine düşeni yapmaktadır” ifadelerini kullandı.

Siyasi tartışmaların güvenlik çalışmalarını gölgelememesi gerektiğini vurgulayan Öztürkler, “Bu ülke için yapılan onca güzel iş konuşulmazken, olumsuzlukların büyütülmesi doğru değildir. Güvenlik gibi hayati bir konuyu siyaset ve popülizm uğruna harcamamak gerekir. Herkesin bu bilinçte olması şarttır” şeklinde konuştu.

Başkan Öztürkler, YPG yandaşlarının Nusaybin-Kamışlı sınır hattında Türk bayrağına yönelik saldırısını değerlendirerek, bu tür provokasyonların bölgedeki barış ve istikrarı hedef aldığını vurguladı.

Öztürkler, “Bayrağa yapılan saldırı yalnızca Türkiye’ye değil, aynı zamanda ortak değerlerimize yönelmiş bir saygısızlıktır. Kıbrıs Türk halkı olarak biz, her türlü terör girişimini reddediyor ve güvenliğin hâkim olması gerektiğini savunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Öztürkler Türkiye’nin bu saldırıya gerekli şekilde cevap vereceğini belirterek, “Türkiye’nin kararlılığı ve gücü, bu tür provokasyonların sonuçsuz kalmasını sağlayacaktır. Bizler de Kıbrıs Türk halkı olarak bu duruşu destekliyor, bölgemizde barış ve güvenliğin tesis edilmesi için dayanışmamızı sürdürüyoruz” dedi.

SEBZE VE MEYVE ÜRETİCİLERİNE DON TAZMİNATI ÖDENDİ

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’ndan yapılan duyuruya göre, Genel Tarım Sigortası Fonu kapsamına 2024 yılında alınan üreticilerden, 2024–2025 üretim yılında yaşanan don olayı nedeniyle zarara uğrayanlara tazminat ödemesi yapıldı.
 
Don zararı sonucu narenciye, enginar, çilek, bezelye, bakla, domates ve biber ürünleri zarar gören 10 üreticiye, toplam 210,25 dönüm alan için 3 milyon 690 bin 99 lira 83 kuruş tazminat ödendi.
 
Bakanlık açıklamasında, sebze ve meyve üreticilerinin tazminat ödemelerini Kooperatif Merkez Bankası ve/veya Köy Kooperatif Şirketleri aracılığıyla alabilecekleri belirtildi.
 
Açıklamada, ürünü zarar gören tüm üreticilere ödemelerin hayırlı olması temennisinde bulunularak, üreticilerin belirtilen kurumlara başvurarak tazminatlarını alabilecekleri önemle duyuruldu.

Üstel’den Hristodulidis’e Sert Yanıt: “Gerçekler Çarpıtılamaz”

Başbakan Ünal Üstel, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmaya yazılı açıklama ile yanıt vererek tepki gösterdi.

Başbakan Üstel, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşma, Kıbrıs meselesine dair tek yanlı, gerçekleri çarpıtan ve Kıbrıs Türk halkını yok sayan bir yaklaşımın bir kez daha açık bir tezahürü olmuştur” dedi.

“Garantör Türkiye’nin 1974’te attığı adım, bir işgal değildir”

“Kıbrıs’ta yaşanan sorunların temelinde, Rum tarafının yıllardır sürdürdüğü egemenliği tek başına sahiplenme, Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak görme ve siyasi eşitliği reddetme anlayışı yatmaktadır” diyen Başbakan Üstel, şöyle devam etti:

“Bugün “işgal” söylemi üzerinden yapılan açıklamalar, 1963’ten itibaren Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı saldırıları, katliamları, zorunlu göçleri ve insanlık dışı izolasyonları bilinçli şekilde görmezden gelmektedir.

Kıbrıs Türk halkı, kendi öz vatanında güvenliğini sağlayabilmek ve varlığını sürdürebilmek adına ağır bedeller ödemiştir. Garantör Türkiye’nin 1974’te attığı adım, bir işgal değil; Kıbrıs Türk halkını yok olmaktan kurtaran meşru bir barış harekâtıdır. Bu tarihsel gerçek, hiçbir siyasi kürsüde yapılan konuşmayla değiştirilemez.”

Başbakan Üstel, “Avrupa Birliği’nin, Rum tarafını Kıbrıs Türk halkının iradesini hiçe sayarak üye yapması, adadaki dengeyi bozduğu ve çözüm motivasyonunu ortadan kaldırdığı da artık tartışmasız bir gerçektir. Bugün gelinen noktada, Avrupa Birliği’nin tarafsız bir çözüm aktörü olduğu iddiası, sahadaki uygulamalarla örtüşmemektedir” açıklamasını yaptı.

“Kıbrıs’ta çözüm, Rum tarafının tek egemenlik ve tek temsil iddiasından vazgeçmesiyle mümkün”

Ünal Üstel, açıklamasının devamında ise şunları kaydetti:

“Kıbrıs’ta çözüm, Rum tarafının tek egemenlik ve tek temsil iddiasından vazgeçmesiyle mümkündür. Kıbrıs’ta kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir çözüm, ancak iki egemen eşit devletin ve iki halkın eşit uluslararası statüsünün kabulüyle mümkündür. Kıbrıs Türk halkının iradesi, devleti ve kurumları vardır ve bu gerçek yok sayılamaz.

KKTC olarak çağrımız nettir: Gerçeklerle yüzleşilmeden, geçmişin tek taraflı anlatılarıyla ve Kıbrıs Türk halkının hakları görmezden gelinerek herhangi bir ilerleme sağlanması mümkün değildir. Kıbrıs’ta barış, ancak eşitlik, karşılıklı saygı ve egemenliğin tanınmasıyla tesis edilebilir. Kıbrıs Türk halkı, dün olduğu gibi bugün de kendi geleceğini kararlılıkla tayin etmeye devam edecektir.”

Tatar, Türk bayrağına yönelik saldırıyı kınadı

Beşinci Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Nusaybin–Kamışlı sınır hattında Türk bayrağına yönelik YPG terör örgütü yandaşları tarafından gerçekleştirilen saldırıyı kınadı.

Tatar, “Nusaybin–Kamışlı hattında şanlı bayrağımıza uzanan alçak el, doğrudan milletimizin iradesini hedef almıştır” ifadelerini kullandı.

Ersin Tatar, “Kıbrıs Türkü her zaman olduğu gibi Anavatan Türkiye’nin birlik beraberliği, bütünlüğü ve ulusal değerlerinin yanında bayrağına ve milli değerlerine sahip çıkma mücadelesinin kutsallığına inanmıştır” dedi.

“YPG terör örgütünün saldırısını şiddetle kınıyor, millet iradesinin sarsılmaz bütünlüğünün güçlenerek devam edeceğine yürekten inanıyorum” diyen Tatar, açıklamasını şöyle tamamladı:

“Bu bayrak göklerden inmez, yere düşmez, ay yıldız, bu millet var oldukça göklerde dalgalanır.”

Bugün ve yarın yağmur bekleniyor

Meteoroloji Dairesi’nden yapılan açıklamaya göre, 20-26 Ocak tarihleri arasında bölge, periyodun ilk günleri Yüksek Basınç Sistemi, diğer günlerde ise Alçak Basınç Sistemi ile üst atmosferdeki soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.

Hava bugün çok bulutlu, gece saatleri yer yer hafif yağmurlu, yarın parçalı ve çok bulutlu, yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak diğer günlerde ise parçalı ve çok bulutlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı, periyodun ilk günü iç kesimlerde ve sahillerde 12 – 15 derece, diğer günlerde ise 16 – 19 derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgar, genellikle Kuzey ve Doğu yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli olarak esecek.

21 Ocak 2026 Döviz Kurları

Son bir ayın en yüksek seviyesine ulaşan Dolar, rekor tazeledi.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 43,29 TL, Euro 50,77 TL, İngiliz Sterlini ise 58,21 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.13 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,29 TL, satış fiyatı 43,31 TL.

Euro’nun alış fiyatı 50,73 TL, satış fiyatı 50,80 TL, İngiliz Sterlini ise 58,18 TL’den alınıp 58,24 TL’den satılıyor.

Trump’ın Grönland girişimleri petrol fiyatlarını düşürdü

ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak etme girişimleri piyasalarda tedirginliğe yol açarken petrol fiyatları düştü ve yatırımcılar Uluslararası Enerji Ajansı’ndan küresel ham petrol dengesine ilişkin yeni bilgiler bekledi.

Brent petrolünün varil fiyatı 64 dolara doğru gerilerken, Batı Teksas Ham Petrolü 60 doların altına düştü. Amerika’nın Arktik bölgesini ele geçirme çabası , ABD-AB ittifakını şüpheye düşürdü ve hisse senetleri ile petrol gibi emtialar da dahil olmak üzere riskli varlıklara olan iştahı azalttı. Ham petrol fiyatlarındaki oynaklık yüksek seviyede kalmaya devam ediyor.

Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) İcra Direktörü Fatih Birol, Salı günü İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’ndaki bir panel tartışmasında, “En az üç-dört yıl boyunca, ABD ve diğer bazı ülkelerden gelen devasa arz miktarı nedeniyle petrol ve doğalgaz fiyatlarında aşağı yönlü baskı görebiliriz” dedi.

Başkan Trump’ın Çarşamba günü ilerleyen saatlerde Davos forumunda konuşma yapması planlanıyor. Konuşma öncesinde, ABD yönetimi Grönland anlaşmazlığı nedeniyle sekiz Avrupa ülkesine yüzde 10 gümrük vergisi uygulama sözü verdi; bu da büyümeyi olumsuz etkileyebilecek ve enerji talebini düşürebilecek yeni ticaret sürtüşmeleri olasılığını gündeme getirdi.

Üstel’den Türk bayrağına yönelik saldırıya tepki: Bu bayrak inmez, bu millet eğilmez

Başbakan Ünal Üstel, Nusaybin–Kamışlı sınır hattında Türk bayrağına yönelik YPG terör örgütü yandaşları tarafından gerçekleştirilen saldırıya tepki göstererek, “Bu bayrak inmez, bu millet eğilmez” dedi.

Başbakan Ünal Üstel, Nusaybin–Kamışlı sınır hattında Türk bayrağına yönelik YPG terör örgütü yandaşları tarafından gerçekleştirilen saldırıyı kınadı.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yapan Başbakan Üstel, “Nusaybin–Kamışlı hattında şanlı Türk bayrağımıza uzanan alçak el, doğrudan milletimizin iradesini hedef almıştır. Bu bir provokasyondur ve cevabı nettir: Bu bayrak inmez, bu millet eğilmez. Dün KKTC bayrağını indirmeye kalkışanlar nasıl hüsrana uğradıysa, bugün aynı hevesi taşıyanlar da aynı akıbete mahkumdur” dedi.

“Bayrak; varlığımızdır, devlet iradesidir, onurumuzdur” ifadelerini kullanan Başbakan Üstel, şöyle devam etti:

“Kimse yanlış hesap yapmasın: Bayrağa uzanan her el, karşısında kararlı devlet aklını ve çelikleşmiş millet iradesini bulur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Anavatan Türkiye’nin teröre karşı yürüttüğü mücadelede dün olduğu gibi bugün de omuz omuza durmaktadır.”

DIŞİŞLERİ BAKANI TAHSİN ERTUĞRULOĞLU TÜRK BAYRAĞINA YÖNELİK SALDIRIYI LANETLEDİ

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Nusaybin–Kamışlı sınır hattında Türk bayrağına yönelik gerçekleştirilen saldırıyı lanetledi.

Ertuğruloğlu yazılı açıklamasında, “Şanlı Türk bayrağına yönelik Nusaybin–Kamışlı sınır hattında gerçekleştirilen alçak saldırıyı şiddetle lanetliyorum” ifadelerini kullandı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak her türlü terör odağına karşı Anavatan Türkiye’nin kararlı mücadelesinin yanında olduklarını vurgulayan Ertuğruloğlu, saldırının faillerinin hukuk önünde en ağır cezayı alacaklarına dair inancının tam olduğunu belirtti.

Cevdet Yılmaz: Bayrağımıza gerçekleştirilen saldırı hiçbir şekilde cezasız kalmayacak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Nusaybin’deki provokasyonla ilgili açıklama yaparak, “Bayrağımıza gerçekleştirilen saldırı hiçbir şekilde cezasız kalmayacak” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Nusaybin–Kamışlı sınır hattında Suriye tarafındaki terör örgütü YPG yandaşları tarafından şanlı bayrağımıza yapılan alçak saldırıyı lanetliyorum. Bu alçaklığı planlayan ve uygulayanlar hukuk önünde mutlaka hesap verecek, bayrağımıza gerçekleştirilen saldırı hiçbir şekilde cezasız kalmayacak.” dedi.

Recep Tayyip Erdoğan: “Suriye Suriyelilerindir”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bölgemizde terörün devri tamamen kapanmıştır. Ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının gerekleri süratle yerine getirilmeli, hiç kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır.” dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısının ardından millete seslendi.

Kabine Toplantısı’nda, dış siyasi gelişmeleri etraflıca istişare ettiklerini ifade eden Erdoğan, “Türkiye’nin bu fırtınalı dönemi kazasız, belasız atlatması için alınması gereken ilave tedbirleri görüştük.” ifadesini kullandı.

Dünyanın 2. Cihan Harbi’nden bu yana belki de en kaotik, en belirsiz günlerini yaşadığına dikkatin çeken Erdoğan, mevcut sorunlar derinleşerek büyürken, bunlara her gün yenilerinin eklendiğini söyledi.

Kural temelli uluslararası sistemin hem çok ağır yara aldığını hem de ciddi itibar kaybına uğradığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hukukun gücü yerine güçlünün hukukunun egemen olduğu daha adaletsiz, daha çarpık bir küresel düzene doğru hızla sürükleniyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı önümüzdeki ay, 5. yılına girecek. Bu dönemde her iki taraftan yüzbinlerce insan öldü, şehirler yıkıldı. Pek çok kişi doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldı. Yürütülen temaslara rağmen barış umutlarını artıracak bir yol haritası maalesef henüz oluşmadı. Komşumuz İran, İsrail saldırılarından sonra şimdi de toplumsal huzurunu ve istikrarını hedef alan yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoları hepimiz takip ediyoruz. Diyaloğu ve diplomasiyi önceleyen ince bir siyasetle İranlı kardeşlerimizin tuzaklarla dolu bu dönemi inşallah geride bırakacaklarına inanıyoruz. Barışı ve istikrarı merkeze alan dış politikamızla bölgemizi belirsizliğe sürükleme riski olan her türlü girişimin karşısında durmayı sürdüreceğiz. Türkiye olarak bu konuda en başından itibaren ilkeli bir tutum izledik. Bugün de aynı duruşumuzu korumaya devam ediyoruz.”

– Müzakere çağrısı

Erdoğan, her türlü sorunun çözüm adresinin karşılıklı güven ilişkisine dayalı müzakere masası olduğunu ifade etti.

İlgili tüm tarafları aklıselime, diyaloğa, diplomasiye davet eden Erdoğan, “Tansiyonu daha da düşürme noktasında bize düşen ne varsa yapmaya hazır olduğumuzu, bunun özellikle bilinmesini istiyorum.” diye konuştu.

Erdoğan, ortak bir tarihi, kültürü, 1400 yıllık ortak bir medeniyeti paylaştıkları, ortak şehitlerin olduğu Suriye’deki her gelişmeyle çok yakından ilgilendiklerini dile getirdi.

Komşu Suriye’nin 8 Aralık devrimi ile kavuştuğu özgürlük ortamının kalıcı huzura, istikrara, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcadıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

“Toprak bütünlüğü haiz bir ve beraber Suriye’nin tüm bölgemizin refahı için vazgeçilmez olduğu inancındayız. Unutmayın, Suriye Suriyelilerindir. Suriye, Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sünni, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Şu bir gerçek ki yüzbinlerce insanın hayatına mal olan 13,5 yıllık zulmün ardından Suriye, tarihi bir fırsat yakalamıştır. Allah’ın izniyle, Suriyeli kardeşlerimizin önü de ufku da bahtı da açıktır. Suriye halkının kardeşi, komşusu ve kara gün dostu bir ülke olarak bunu sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bunu tesis ve tahkim edecek her türlü adıma Türkiye’nin desteği tamdır.”

Erdoğan, Halep’in bazı mahallelerinin işgalden kurtarılması amacıyla geçen hafta başlatılan askeri harekatın dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandığını anımsattı.

Erdoğan, Suriye ordusunun bu hassas operasyonu her aşamasında büyük bir dikkatle yönetmesi ve operasyon süresince sivillerin zarar görmemesi için adeta bir cerrah titizliğinde hareket etmesinin her türlü takdire şayan olduğunu vurguladı.

“Suriye’nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen emir komuta zinciri içinde hareket eden Suriye ordusu, başarılı bir sınav vermiş, haklıyken haksız duruma düşecek eylemlerden özenle kaçınmıştır. Suriye hükümeti, müzakereyi önceleyen politikasıyla tahriklere açık bir sorunu olabilecek en az hasarla çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunların Suriye’de kalıcı barış, huzur ve istikrar adına çok kıymetli kazanımlar olduğuna inanıyoruz. Dün akşam, Cumhurbaşkanı Ahmet Şara kardeşimle bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Kendisini anlaşmadan ve operasyondan ötürü tebrik ettim. DEAŞ başta olmak üzere teröre karşı mücadelelerinde Türkiye’nin daima yanlarında olduğunu ve olacağını Sayın Şara’ya bir kez daha ifade ettim. Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız. Anlaşmanın Suriyeli kardeşlerimize hayırlı, mübarek olmasını diliyorum.”

Ömer Bolat: KKTC’nin siyasi istikrarı ve dünya ile entegrasyonunu sağlamak öncelikli hedefimiz

Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat, KKTC’nin siyasi istikrarını koruyarak ekonomisini geliştirip dünya ile entegre olmasının öncelikli hedefleri olduğunu belirterek, Güzelyurt Soğuk Hava Deposu ve Entegre Tesisleri’nin yaklaşık 10,5 milyon dolarlık yatırımla 10 ayda tamamlanacağını söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Kalkanlı’da yer alan Güzelyurt Soğuk Hava Deposu ve Entegre Tesisleri’ni ziyaret ederek, incelemelerde bulundu.

Ziyarette,  Türkiye Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Maliye Bakanı Özdemir Berova, Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği (KEİ) Ofisi Koordinatör Erol Öz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği yetkilileri, Kıbrıs Türk Ticaret Odası yetkilileri ile Cypruvex Yönetim Kurulu üyeleri yer aldı.

TOBB İnşaat Uygulama Müdürü Haluk Altuntaş, Heyet’e incelemeler sırasında, Türkiye ile KKTC arasında narenciye sektöründe “İleri Meyve İşleme ve Donmuş Soğuk Depolama Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi” çerçevesinde imzalanan mutabakat zaptı kapsamında inşa edilme kararı alınan ileri narenciye işleme tesisleri ve 40 bin ton kapasiteli donmuş/soğuk hava depolama tesislerinin ilk etabı hakkında bilgi verdi.

Ziyarette, Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a hediye takdimi de yapıldı.

BOLAT: “ON AYLIK SÜREÇTE YAKLAŞIK 10 BUÇUK MİLYON DOLARLIK YATIRIMLA TAMAMLANMIŞ OLACAK”   

Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat incelemeler sonrasında yaptığı açıklamada, KKTC’de açılışlar ve resmi temaslar amacıyla bulunduğunu belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti olarak KKTC ile ekonomi, ticaret ve gümrükler alanlarında yaptığımız işbirliğinin somut örneklerini açmak ve bunlarla ilgili incelemeler yapmak üzere adaya geldik.” dedi.

KKTC’nin siyasi istikrarını koruyarak ve ekonomisini geliştirerek dünya ile entegre olmasını sağlamanın öncelik hedefleri arasında olduğunu kaydeden Bolat, “Bu bizim için bir milli görevdir.” ifadesini kullandı.

Bakan Bolat, Güzelyurt Cypfruvex İşletmeleri’nde önemli bir paketleme ve ayrıştırma tesisi olduğunu ancak yıllık üretimi yaklaşık 90 bin ton olan narenciye ürünlerinin değerlendirilebilmesi ve dünya pazarlarıyla buluşabilmesi için soğuk hava deposu ve donmuş soğuk hava tesisi yatırımına ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin her zaman KKTC’yi altyapı ve üstyapı yatırımları konusunda desteklediğini söyleyen Bolat, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ilgili bakanlık olarak biz de destekliyoruz.” dedi.

Bolat, soğuk hava deposunun öncelikli yatırımlar kapsamında desteklenmesinin aciliyeti bulunduğunu, bu nedenle kısa bir süre önce yatırımın başladığını ve on aylık süreçte yaklaşık 10 buçuk milyon dolarlık yatırımla tamamlanmış olacağına dikkat çekti.

Tesiste, konsantre ürünler için donmuş odaların yer alacağını vurgulayan Bolat, KKTC çiftçisinin alın terinin emeği olan narenciye ürünlerinin hem israf olmayacağını hem de katma değerli olarak ihracatının yapılmasının mümkün olacağını kaydetti.

Bakan Bolat, ilgili çalışmanın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcılığı’nın liderliğinde, KKTC Maliye Bakanlığı, TC Ticaret bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği işbirliğinde yapıldığını kaydederek, birkaç ay içinde söz konusu yatırımın hizmete gireceğini söyledi.

Tesisin, önümüzdeki yılın ilk narenciye hasadında tam kapasite ile çalışmaya başlayacağını vurgulayan Bolat, kendilerinin ayrıca Ticaret Bakanlığı olarak gümrük işbirliği çerçevesinde gerekli teknik çalışmaları yürüttüklerini de aktardı.

Bolat, kayıt dışılığın önlenmesi ve devletin gelirlerini artması açısından önemli teknolojik destekte bulunduklarını da dile getirerek, Ticaret Bakanlığı olarak KKTC’nin tüm işletmelerine Türkiye’deki uluslararası fuarlara katılım desteği sunduklarını kaydetti.

Narenciye ürünlerinin sergilendiği dünya gıda fuarı, yapı fuarı, helal gıda fuarı gibi fuarların yapıldığını aktaran Bolat, bütün bu fuarlarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki üreticilerin ve işletmelerin yanında yer alacağız. Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’nın koordinasyonuyla onların bu uluslararası fuarlara katılarak, dünya pazarlarına ihracat yapmalarını kolaylaştırıcı bir destek veriyoruz.” dedi.

Bakan Bolat, bundan sonraki çalışmalarda da KKTC’ye destek vermeye devam edeceklerini vurgulayarak, tesisin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti, tesisin hayırlı olmasını temenni etti.

 

Mobil X-Ray Tarama Sistemi Teslim Töreni yapıldı

Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı arasında, ticaretin güvenliğinin sağlanması ve kaçakçılıkla mücadele alanlarında yürütülen iş birliği kapsamında hibe edilen Mobil X-Ray Tarama Sistemi’nin Teslim Töreni, Girne Turizm Limanı- Girne Gümrük Şube Amirliği’nde yapıldı.

Törene, Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Maliye Bakanı Özdemir Berova, İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve bürokratlar katıldı.

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan tören, protokol konuşmaları ile devam etti. Törende, Maliye Bakanı Özdemir Berova ile Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat konuşma yaptı.

-Berova: “İnsan gözünün kaçırabileceği her türlü yasa dışı materyal ve kaçakçılık girişimi en yüksek hassasiyetle tespit edebilecek”

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Mobil X-Ray Tarama Sistemi’nin ülkenin güvenliğini ve Gümrük ve Rüsumat Dairesi’nin çalışmalarının verimliliğini yeni bir seviyeye taşıyacağını kaydetti.

Türkiye Ticaret Bakanlığı’yla üç yıla yakın süredir, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki gümrük alanlarının geliştirilmesi ve ileri teknoloji cihazlarla güçlendirilmesi için verimli bir çalışma yürüttüklerini anlatan Berova, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a desteklerinden dolayı teşekkür etti.

Berova, “Günümüz dünyasında hız ve güvenlik artık birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan iki temel unsur haline gelmiştir. Özellikle ticaretin ve sınır güvenliğinin hayati önem taşıdığı bu noktada, teknolojinin en son imkanlarını kullanmak bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.” dedi.

Bugün hizmete alınan sistemin saatler süren detaylı aramaları dakikalara indirerek yasal ticaretin de akışını hızlandıracağını anlatan Berova, ayrıca gelişmiş görüntüleme teknolojisi sayesinde insan gözünün kaçırabileceği her türlü yasa dışı materyali ve kaçakçılık girişimini en yüksek hassasiyetle tespit edebileceğini vurguladı.

Sistemin zaman kaybını önleyerek lojistik maliyetleri düşüreceğini ve ülke ticaret kapasitesine doğrudan katkı sunacağını aktaran Berova, “Bu açıdan baktığımız zaman sadece bir makine alımı değil, dijitalleşen dünyaya uyum sağlama ve milli güvenliğimizi teknoloji ile tahkim etme vizyonumuzun da bir parçasıdır. Mobil olması sebebiyle ihtiyaç duyulan her noktaya hızla sevk edilebilecek olan bu sistem, operasyonel esnekliğimizi de en üst seviyeye çıkaracaktır.” diye konuştu.

Bu adımın devamında, ısı ölçen kameralar ile kaçakçılığı daha da etkin bir şekilde denetleyebilecek olan sistemin de hazırlığı içerisinde olduklarını belirten Berova, köpekle uyuşturucu arama ekibinin oluşturulabilmesi amacı ile çalışmalar yaptıklarını aktardı.

Berova, Mobil X-Ray Tarama Sistemi’nin hayata geçmesinde emeği ve desteği olanlara teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

-Bolat: “Durmak yok, yola devam”

Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise sözlerine, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek başladı.

Üç yıla yakın süredir KKTC’li yetkililerle yakın koordinasyon içinde çalıştıklarını kaydeden Bolat, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin daha da gelişmesi ve ekonomik kalkınmasının ilerlemesi için çok verimli bir iş birliği içindeyiz. Biliyorsunuz, Sayın Cumhurbaşkanımız da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişmesine, istikrarının güçlenmesine çok büyük önem veriyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de son 23 yılda yapılan hizmetlerin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de yapıldığını söyleyen Bolat, “Yıldız gibi parlayan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bulunmaktan hem mutluluk duyuyoruz hem şeref duyuyoruz.” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz önderliğinde ekonomik iş birliği çalışmalarının da sürdüğünü kaydeden Bolat, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yaklaşık üç milyar dolara yakın dış ticareti içinde Türkiye’nin çok önemli bir payı bulunduğunu anlattı.

Bu sabah Güzelyurt Soğuk Hava Deposu ve Entegre Tesisleri’nde incelemelerde bulunduklarını aktaran Bolat, yakında bu tesisin de açılacağını söyledi.

Gazimağusa ve Girne limanlarında yasa dışı ticaretle mücadele ve gümrük kontrollerinin hızlandırılması için Mobil X-Ray tarama cihazlarının montajının yapıldığını kaydeden Bolat, “Bunun yanında, iki ülke arasında yaptığımız ortak komite çalışmalarıyla gümrüklerdeki otomasyon çalışmaları, veri akışı, veri kontrolleri, teknik iş birliği ve eğitim çalışmaları bütün hızıyla devam etmekte. Sonraki süreçte termal kameralarla kontrol çalışması ve eğitilmiş özel köpeklerle de yasa dışı ticaretle ve uyuşturucuyla mücadelede yeni bir aşamaya geçilmiş olacak. Durmak yok, yola devam diyoruz.” diye konuştu.

Bolat, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında birçok alanda iş birliklerinin devam ettiğini de belirterek, bu iş birliklerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Bolat, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişme yolunda Türkiye Cumhuriyeti olarak bütün katkıları vermeye ayaklar üzerinde duran güçlü, istikrarlı ve dünya pazarlarıyla entegre olan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisi için Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her alanda destek vermeye, katkı sunmaya devam edeceğiz.” dedi.

Mobil X-Ray tarama cihazının etkin, hızlı ve kontrollü bir gümrük rejimi için verimli olacağına inanç belirten Bolat, bunun hayırlı olmasını diledi.

Konuşmaların ardından kurdele kesildi ve sistemin uygulaması gösterildi.

TC Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Güzelyurt Soğuk Hava Deposu ve Entegre Tesisleri’nde incelemelerde bulundu

Türkiye Cumhuriyeti (TC) Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Kalkanlı’da yer alan Güzelyurt Soğuk Hava Deposu ve Entegre Tesisleri’ni ziyaret ederek, incelemelerde bulundu.

Ziyarette,  TC Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri, Maliye Bakanı Özdemir Berova, Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği (KEİ) Ofisi Koordinatör Erol Öz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği yetkilileri, Kıbrıs Türk Ticaret Odası yetkilileri ile Cypruvex Yönetim Kurulu üyeleri yer aldı.

TOBB İnşaat Uygulama Müdürü Haluk Altuntaş, Heyet’e incelemeler sırasında, TC ile KKTC arasında narenciye sektöründe “İleri Meyve İşleme ve Donmuş Soğuk Depolama Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi” çerçevesinde imzalanan mutabakat zaptı kapsamında inşa edilme kararı alınan ileri narenciye işleme tesisleri ve 40 bin ton kapasiteli donmuş/soğuk hava depolama tesislerinin ilk etabı hakkında bilgi verdi.

 Ziyarette, TC Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a hediye takdimi de yapıldı.

-Bolat: “On aylık süreçte yaklaşık 10 buçuk milyon dolarlık yatırımla tamamlanmış olacak”   

TC Ticaret Bakanı Ömer Bolat incelemeler sonrasında yaptığı açıklamada, KKTC’de açılışlar ve resmi temaslar amacıyla bulunduğunu belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti olarak KKTC ile ekonomi, ticaret ve gümrükler alanlarında yaptığımız işbirliğinin somut örneklerini açmak ve bunlarla ilgili incelemeler yapmak üzere adaya geldik.” dedi.

KKTC’nin siyasi istikrarını koruyarak ve ekonomisini geliştirerek dünya ile entegre olmasını sağlamanın öncelik hedefleri arasında olduğunu kaydeden Bolat, “Bu bizim için bir milli görevdir.” ifadesini kullandı.

Bakan Bolat, Güzelyurt Cypfruvex İşletmeleri’nde önemli bir paketleme ve ayrıştırma tesisi olduğunu ancak yıllık üretimi yaklaşık 90 bin ton olan narenciye ürünlerinin değerlendirilebilmesi ve dünya pazarlarıyla buluşabilmesi için soğuk hava deposu ve donmuş soğuk hava tesisi yatırımına ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin her zaman KKTC’yi altyapı ve üstyapı yatırımları konusunda desteklediğini söyleyen Bolat, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  ve ilgili bakanlık olarak biz de destekliyoruz.” dedi.

Bolat, soğuk hava deposunun öncelikli yatırımlar kapsamında desteklenmesinin aciliyeti bulunduğunu, bu nedenle kısa bir süre önce yatırımın başladığını ve on aylık süreçte yaklaşık 10 buçuk milyon dolarlık yatırımla tamamlanmış olacağına dikkat çekti.

Tesiste, konsantre ürünler için donmuş odaların yer alacağını vurgulayan Bolat, KKTC çiftçisinin alın terinin emeği olan narenciye ürünlerinin hem israf olmayacağını hem de katma değerli olarak ihracatının yapılmasının mümkün olacağını kaydetti.

Bakan Bolat, ilgili çalışmanın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcılığı’nın liderliğinde, KKTC Maliye Bakanlığı, TC Ticaret bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği işbirliğinde yapıldığını kaydederek, birkaç ay içinde söz konusu yatırımın hizmete gireceğini söyledi.

Tesisin, önümüzdeki yılın ilk narenciye hasadında tam kapasite ile çalışmaya başlayacağını vurgulayan Bolat, kendilerinin ayrıca Ticaret Bakanlığı olarak gümrük işbirliği çerçevesinde gerekli teknik çalışmaları yürüttüklerini de aktardı.

Bolat, kayıt dışılığın önlenmesi ve devletin gelirlerini artması açısından önemli teknolojik destekte bulunduklarını da dile getirerek, Ticaret Bakanlığı olarak KKTC’nin tüm işletmelerine Türkiye’deki uluslararası fuarlara katılım desteği sunduklarını kaydetti.

Narenciye ürünlerinin sergilendiği dünya gıda fuarı, yapı fuarı, helal gıda fuarı gibi fuarların yapıldığını aktaran Bolat, bütün bu fuarlarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki üreticilerin ve işletmelerin yanında yer alacağız. Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’nın koordinasyonuyla onların bu uluslararası fuarlara katılarak, dünya pazarlarına ihracat yapmalarını kolaylaştırıcı bir destek veriyoruz.” dedi.

Bakan Bolat, bundan sonraki çalışmalarda da KKTC’ye destek vermeye devam edeceklerini vurgulayarak, tesisin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti, tesisin hayırlı olmasını temenni etti.

Cevdet Yılmaz: KKTC ile Ulusal Coğrafi Veri Altyapısı Projesi İş Birliğine Örnek

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile yürütülen Ulusal Coğrafi Veri Altyapısı Projesi’nin, Türkiye’nin kardeş ülkelerle geliştirdiği iş birliklerine önemli bir örnek oluşturduğunu söyledi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Ulusal Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planımız çerçevesinde 2025 yılı için öngörülen 64 eylemin yüzde 91 oranında başarıyla gerçekleştirilmiş olması, ülkemizin coğrafi bilgi alanında kararlılıkla ilerlediğini göstermektedir.” dedi.

Yılmaz, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Küresel Coğrafi Bilgi Yönetimi Uzmanlar Komitesi (UN-GGIM) çatısı altında sürdürülen çalışmalara katkı ve katılım sağladığını belirterek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile yürütülen Ulusal Coğrafi Veri Altyapısı Projesi’nin de Türkiye’nin kardeş ülkelerle bu alandaki iş birliklerine önemli bir örnek teşkil ettiğini söyledi.

Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu Toplantısı’na Türkiye Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde başkanlık eden Yılmaz, toplantıda 2024-2030 dönemini kapsayan Ulusal Coğrafi Bilgi Stratejisi ve Eylem Planı’nın 2025 yılı uygulamasında kaydedilen ilerlemeler ile 2026 yılında atılacak adımların değerlendirileceğini ifade etti.

Coğrafi bilginin; afet ve acil durum yönetiminden şehirleşmeye, çevre ve iklim politikalarından ulaştırma, enerji ve altyapı yatırımlarına, tarımsal üretimin izlenmesinden su yönetimine, kamu güvenliğinden sosyal hizmet planlamasına kadar geniş bir alanda kullanıldığına işaret eden Yılmaz, bu bilginin dijital Türkiye vizyonunun bir parçası olarak kamunun stratejik karar süreçlerini doğrudan etkilediğini ve karar kalitesini yükselttiğini vurguladı.

Bu doğrultuda, Türkiye Coğrafi Bilgi Sistemi Kurulu olarak kurumlar arasında güçlü bir iş birliği tesis ettiklerini belirten Yılmaz, coğrafi bilgiyi üreten, karar süreçlerine yön veren ve katma değere dönüştüren yapının kararlılıkla inşa edildiğini kaydetti.

Yılmaz, coğrafi bilginin afet öncesi hazırlık, afet anı müdahale ve afet sonrası iyileştirme süreçlerinde etkin kullanılmasına yönelik önemli adımlar atıldığını belirterek, afet ve acil durumlara ilişkin coğrafi veri üretimi ve paylaşımına dair usul ve esasların güncellendiğini, 200’ün üzerinde coğrafi veri katmanının tanımlandığını söyledi.

Bu sayede risklerin önceden tespit edilmesi, müdahale kaynaklarının doğru yerde ve doğru zamanda kullanılmasına imkân sağlayan veri temelli yönetim kapasitesinin güçlendirildiğini ifade eden Yılmaz, kent ölçeğindeki verilerin ulusal sistemlerle uyumunun artırılmasının hedeflendiğini dile getirdi. Ulusal Kent Bilgi Sistemi ile Türkiye Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi’nin entegrasyonunun sağlanmasıyla, yerel yönetimler ile merkezi idare arasında güçlü bir veri bütünlüğü tesis edileceğini belirtti.

Coğrafi verinin yalnızca üretilen ve paylaşılan bir unsur olmaktan çıkarılarak karar destek sistemleri ve katma değerli ürün ve hizmetlere dönüştürülmesinin önemine değinen Yılmaz, kamu kurumları tarafından yürütülen Coğrafi Bilgi Sistemi projelerinin etkinliğinin değerlendirildiğini, mükerrer yatırımların önlenmesi ve kamu kaynaklarının etkin kullanımının önceliklendirildiğini söyledi.

Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu ve e-Devlet Kapısı üzerinden sunulan açık coğrafi veri setleri, tematik haritalar ve dijital coğrafi hizmetlerin yatırımcıların kullanımına açıldığını kaydeden Yılmaz, bu sayede yatırım yeri analizi, arazi uygunluk değerlendirmesi, altyapı ve ulaşım erişilebilirliği gibi kritik bilgilere hızlı ve güvenilir şekilde erişim sağlandığını belirtti.

Yılmaz, Ulusal Coğrafi Bilgi Platformu’nun 1 Ocak 2025 itibarıyla e-Devlet Kapısı ile tam entegre şekilde kullanıma açıldığını, 2025 yılı başında 14 bin olan kullanıcı sayısının 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla 700 bini aştığını ifade etti. Platformun kamudan özel sektöre, akademiden genel yönetime kadar geniş bir kesime hizmet sunduğunu dile getirdi.

Kurulda alınan kararlar doğrultusunda Ulusal Coğrafi Veri Paylaşım Matrisi’nde yapılan güncellemeyle 630 olan coğrafi veri katmanı sayısının 730’a çıkarıldığını belirten Yılmaz, bu sistemin kurumlar arası veri paylaşımını hızlandırdığını, mükerrer veri üretimini önlediğini ve kaynak verimliliğini artırdığını söyledi.

Ulusal Bina Envanteri çalışmalarına ivme kazandırıldığını kaydeden Yılmaz, Bina Kimlik Sertifikası uygulaması kapsamında 2026 Ocak ayı itibarıyla yaklaşık 272 bin yapının sisteme dâhil edildiğini belirtti. Periyodik Yapı Denetimleri sürecinin, ikincil mevzuat çalışmalarının tamamlanmasının ardından 2026 yılı itibarıyla sahada fiili denetimlerle hayata geçirileceğini ifade etti.

Türkiye’nin coğrafi bilgi alanındaki birikimini küresel yönetişim süreçlerine katkı sunan ve bölgesel iş birliklerini güçlendiren bir dış politika aracı olarak da konumlandırdığını vurgulayan Yılmaz, UN-GGIM ve Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki çalışmalara katkı sağlandığını belirtti.

Yılmaz, önümüzdeki dönemde kurumlar arası veri paylaşımının daha da güçlendirileceğini, standartların yaygınlaştırılacağını ve yerel yönetimlerin sürecin aktif bir paydaşı haline getirileceğini sözlerine ekledi.

ŞAP HASTALIĞIYLA MÜCADELEDE AŞILAMA, KARANTİNA VE DENETİMLER KARARLILIKLA SÜRDÜRÜLÜYOR

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, ülkemizde şap hastalığı riskine karşı ilan edilen Acil Eylem Planı kapsamında aşılama, karantina ve denetim uygulamalarını ülke genelinde tavizsiz şekilde sürdürmektedir. Çalışmalar, Veteriner Dairesi tarafından bilimsel risk analizleri ve epidemiyolojik veriler doğrultusunda planlanmakta ve uygulanmaktadır.

Mücadele çalışmaları çerçevesinde 19 Aralık 2025 tarihinden itibaren;

  • 673 işletmede 68.624 büyükbaş hayvana birinci doz,
  • 340 işletmede 37.712 büyükbaş hayvana ikinci doz şap aşısı uygulanmıştır.

Aşılama faaliyetleri, özellikle hastalık yayılım riskinin yüksek olduğu bölgeler öncelikli olmak üzere kesintisiz devam etmektedir.

Şap hastalığıyla mücadele, yalnızca aşılama ile sınırlı olmayıp; hayvan hareketlerinin kontrol altına alınması, karantina bölgelerinin etkin şekilde denetlenmesi, işletmeler arası hayvan geçişlerinin sınırlandırılması ile biyogüvenlik ve dezenfeksiyon tedbirlerinin artırılması yoluyla bütüncül bir anlayışla yürütülmektedir.

Resmi ve serbest veteriner hekimler, olumsuz kış şartlarına rağmen sahada aktif olarak görev yapmakta; hayvan sağlığının korunması ve gıda arz güvenliğinin devamlılığı için çalışmalarını aralıksız sürdürmektedir.

Alınan tedbirlere uymayan, izinsiz hayvan nakli yapan, hastalık şüphesi bulunan hayvanları gizleyen veya yetkili mercilere bildirimde bulunmayan kişi ve işletmeler hakkında Hayvan Sağlığı ve Veteriner Hizmetleri mevzuatı kapsamında idari para cezaları ile gerekli adli işlemler gecikmeksizin uygulanmaktadır.

Üreticilerimizin ve tüm sektör paydaşlarının belirlenen kurallara eksiksiz uyması hayati önem taşımaktadır. Her işletme, yalnızca kendi hayvanlarından değil, ülke hayvancılığının tamamının sağlığından sorumludur.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Veteriner Dairesi, şap hastalığı tamamen kontrol altına alınana kadar sahadaki denetim ve uygulamaları kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.

Hakan Fidan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ı kabul etti

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile Ankara’da bir araya geldi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ı Ankara’da kabul etti.

AA’nın diplomatik kaynaklarından edindiği bilgiye göre, Fidan, Tom Barrack ile Ankara’da görüştü.

Cem Karaca: “21 Aktif Proje Yürütüyoruz, Verimli Bir Yıl Olacak”

Güneş TV’de Dilan Gölbaşı’nın sunduğu Kritik programına konuk olan Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Cem Karaca, ülkede yürütülen tarımsal faaliyetler ve projeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

ÖZEL HABER/DİLAN GÖLBAŞI

Enstitü olarak yoğun bir çalışma temposu içinde olduklarını belirten Karaca, şu anda aktif olarak 21 proje yürüttüklerini ifade etti. Tarımda kış, ilkbahar ve sonbahar aylarının en yoğun dönemler olduğunu vurgulayan Karaca, yaz aylarında kısa bir duraksama yaşandığını, ardından projelerin yeniden hız kazandığını söyledi. Mevsim şartlarının bu yıl oldukça elverişli geçtiğini belirten Karaca, “Üreticilerimizin yüzünün güleceği, verimli bir yıl olmasını bekliyoruz” dedi.

Kuru Tarımda Yerli Çeşitler Geliştirildi

Ülkenin tarımsal yapısında kuru tarımın önemli bir yer tuttuğunu dile getiren Karaca, 2010’lu yıllarda başlatılan çalışmalar sonucunda 2019 yılında ilk yerli çeşit olan Beşparmaklar’ın geliştirildiğini, ardından Reşat Bey çeşidinin üretime kazandırıldığını söyledi. Bu çeşitlerin günümüz koşullarına uygun, hastalık ve zararlılara karşı daha dayanıklı olduğunu ifade etti.

Su Yönetimi ve Arıtılmış Su Projesi

Nüfus artışıyla birlikte su tüketiminin de arttığına dikkat çeken Karaca, Türkiye’den gelen suyun ülke için “can suyu” olduğunu ancak bu kaynağın bilinçli ve sistemli şekilde kullanılması gerektiğini vurguladı. Evsel kullanım sonrası arıtılan suların tarımsal faaliyetlerde değerlendirilmesinin kaçınılmaz olduğunu belirten Karaca, Tarım Bakanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konuda ortak bir proje yürüttüğünü söyledi.

Arıtılmış suyun özellikle hayvansal gıda üretiminde kullanılması hedeflendiğini aktaran Karaca, bu sürecin 12 aya yayılacağını ve bölgesel planlamalarla hayata geçirileceğini ifade etti. Proje sonuçlarının yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını da sözlerine ekledi.

İklim Krizine Karşı Planlı Üretim

Dünya genelinde yaşanan iklim krizine karşı ülkede de önlemler alındığını belirten Karaca, planlı üretime geçilmesinin zorunlu olduğunu söyledi. 2016-2017 yıllarında yapılan bitki deseni çalışmalarıyla hangi bölgelerde kuru, hangi bölgelerde sulu tarım yapılacağının belirlendiğini hatırlatan Karaca, son dönem çalışmalarının da bu doğrultuda ilerlediğini ve Tarım Bakanı’nın talimatlarının bu yönde olduğunu ifade etti.

GDO’lu Ürünlere Kesinlikle Yasak

GDO’lu ürünlerin ülkeye girişinin kesinlikle yasak olduğunu vurgulayan Karaca, Tarım Dairesi ve Tarım Bakanlığı’nın bu konuda son derece hassas davrandığını söyledi. Sertifikalı ve belgeli ürünlerin kontrollü şekilde ülkeye girişine izin verildiğini belirten Karaca, Sağlık Bakanlığı ile yürütülen ortak çalışmalar kapsamında sağlık laboratuvarlarının altyapısının güçlendirildiğini aktardı.

Daha önce 356 etken maddeyi tarayabilen laboratuvarların artık 618 etken maddeyi tarayabildiğini söyleyen Karaca, bu seviyenin dünya standartlarının da üzerinde olduğunu ifade etti. Bitki Sağlığı ve Karantina Laboratuvarı Merkezi kurulması için de çalışmaların sürdüğünü belirten Karaca, projelerin finansmanının KEİ Ofisi iş birliğiyle sağlandığını ve ülkede bulunmayan laboratuvarların kısa sürede kazandırılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.

ABD uçaklarının “rutin faaliyetler” kapsamında Grönland’da konuşlandırılacağı bildirildi

Kuzey Amerika Hava Savunma Komutanlığı (NORAD), uçaklarının “uzun süredir planlanan rutin faaliyetler” kapsamında Grönland’da konuşlandırılacağını duyurdu.

NORAD’ın ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, “NORAD uçakları yakında Grönland’daki Pituffik Uzay Üssü’ne ulaşacak.” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, söz konusu konuşlandırmanın ABD, Kanada ve Danimarka arasındaki savunma iş birliği çerçevesinde uzun süredir planlanan faaliyetlerin bir parçası olduğu belirtildi.

Konuşlandırmanın Danimarka ile koordine edildiği ve görev alan tüm unsurların gerekli diplomatik izinlerle hareket ettiği vurgulanan açıklamada, Grönland makamlarının da planlanan operasyonlar hakkında bilgilendirildiğine işaret edildi.

Açıklamada, uçakların Kuzey Amerika’nın savunulmasına yönelik rutin operasyonlara destek sağlayacağı kaydedildi.

Trump’ın Grönland tehdidi

Trump, ülkesinin “ulusal güvenlik amacıyla Grönland’a ihtiyacı olduğunu” ve bunun “inşa edilen Altın Kubbe için hayati önem taşıdığını” ifade etmişti.

Washington’da bir araya gelen ABD, Danimarka ve Grönland dışişleri bakanlarının görüşmesi sonrasında da temel anlaşmazlıkların devam ettiği belirtilmiş, ABD’nin Grönland’ı “ele geçirme arzusunun açık” olduğu kaydedilmişti.

Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bölge Grönland, daha önce ABD tarafından gelen ve egemenliğin devredilmesini de içeren yaklaşımları reddetmişti.

Danimarka, son dönemde müttefiklerle birlikte bölgedeki askeri işbirliğini artırma çağrısı yapmıştı. Bu kapsamda Avrupa ülkeleri küçük askeri birlikler ve subayları Grönland’a göndereceklerini açıklamıştı.

Trump bunun üzerine, Grönland ile ilgili tartışmalarda dünya barışının tehlikede olduğunu savunarak, ABD’nin Grönland’ı almasına karşı çıktıkları gerekçesiyle Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda ve Finlandiya’ya gümrük vergileri getireceğini açıklamıştı.

Grönland’a giden söz konusu 8 Avrupa ülkesi için 1 Şubat’tan itibaren yüzde 10 gümrük vergisi uygulanacağını, 1 Haziran’dan sonra vergi oranının yüzde 25’e çıkarılacağını belirten Trump, Grönland’ın tamamen ve eksiksiz olarak satın alınmasına ilişkin bir anlaşmaya varılana kadar oranın bu şekilde kalacağını bildirmişti.

İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı: İran’daki olaylarda ölenlerin sayısı 4 bin 29’a çıktı

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), İran’da ekonomik sorunlar nedeniyle başlayan eylemlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 4 bin 29’a yükseldiğini duyurdu.

HRANA’nın haberine göre, ülkenin birçok noktasındaki olaylar sonucunda 26 bin 15 kişi gözaltına alındı. Gösterilerde çıkan olaylarda 180 güvenlik görevlisi dahil 4 bin 29 kişi yaşamını yitirdi.

HRANA, dünkü haberinde ölü sayısının 3 bin 919’a çıktığını duyurmuştu.

İran’daki gösteriler

İran’da 28 Aralık 2025’te ülkedeki yerel para biriminin döviz karşısındaki yüksek değer kaybı ve ekonomik sorunlar nedeniyle Tahran Büyük Çarşı’da esnafın başlattığı protestolar, birçok kente yayılmıştı.

İran’ın başkenti Tahran’da 8 Ocak’ta şiddetlenen protestolar sırasında çıkan olaylar sonrasında ülke yönetimi, internet erişimini engellemişti. Son günlerde ise internet erişiminin kısmen ve sınırlı şekilde yeniden sağlandığı bildiriliyor.

İran’da gösteriler sönümlenmiş olsa da ABD’nin Virginia eyaleti merkezli HRANA, daha fazla vakayı doğruladığını öne sürerek ölü ve gözaltı sayılarını güncellemeye devam ediyor. İranlı yetkililer ise gösterilerde çıkan olaylarda ölen ya da yaralananların toplam sayısına ilişkin şu ana kadar açıklama yapmazken 3 bin 700’den fazla güvenlik görevlisinin yaralandığını ve terör örgütlerine mensup olduğu öne sürülen veya olayları provoke eden 3 bin kişinin gözaltına alındığını duyurmuştu.

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ise 17 Ocak’ta yaptığı açıklamada, gösteriler sırasında “İsrail ve ABD ile bağlantılı kişilerin büyük hasara yol açtığını ve birkaç bin insanı öldürdüğünü” söylemişti.

Şara ve Trump’ın telefonda görüştü: Suriye’nin toprak bütünlüğü ve DEAŞ’la mücadelede vurgusu

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, Kürtlerin haklarının güvence altına alınması ve terör örgütü DEAŞ’la mücadelede iş birliğinin sürdürülmesi konularında mutabık kaldı.

Suriye Cumhurbaşkanlığının ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamaya göre, Şara ile Trump telefonda görüştü.

Açıklamada, iki liderin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığının korunmasının önemini vurguladığı ve istikrarın sağlanmasına yönelik tüm çabalara destek verilmesi gerektiği konusunda görüş birliğine vardığı belirtildi.

Tarafların ayrıca, Kürt halkının haklarının güvence altına alınması ve Suriye devleti çatısı altında korunmasının gerekliliğini vurguladığı ifade edildi.

Görüşmede, Suriye ile ABD arasında terör örgütü DEAŞ’la mücadele kapsamında iş birliğinin sürdürülmesi ve örgütün oluşturduğu tehditlerin sona erdirilmesi konusunda da anlaşmaya varıldığı kaydedildi.

Açıklamada, iki liderin güçlü ve birlik içinde bir Suriye görme yönünde ortak temennilerini dile getirdiği, Suriye’nin bölgesel ve uluslararası meydan okumalarla baş edebilecek kapasiteye sahip olması gerektiğini ifade ettikleri aktarıldı.

Telefon görüşmesinde ayrıca çeşitli bölgesel konuların ele alındığı ve Suriye’ye daha iyi bir geleceğe yönelmesi için fırsat tanınmasının öneminin vurgulandığı belirtildi.

Brent petrolün varili 63,59 dolardan işlem görüyor

Brent petrolün varili, uluslararası vadeli piyasalarda 63,59 dolardan işlem görüyor.

Dün 63,86 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 63,57 dolardan tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.36 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,03 artarak 63,59 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 59,38 dolardan alıcı buldu.

Fiyatlardaki kısmi yükselişte, Çin ekonomisinin beklenenden güçlü büyüme göstermesine bağlı olarak talep beklentilerindeki iyimserlik ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa ülkelerine yönelik ek gümrük vergisi tehditleri etkili oldu.

Çin ekonomisi, dün açıklanan verilere göre geçen yıl yüzde 5 büyüyerek hükümetin hedefini karşıladı. Ülkenin, zayıf iç talebi dengelemek amacıyla küresel mal talebindeki payını artırmasının petrol talebine ilişkin beklentileri güçlendirdiği değerlendiriliyor.

Resmi verilere göre Çin’in rafineri ham petrol işleme hacmi 2025’te yıllık bazda yüzde 4,1 artarken, ham petrol üretimi yüzde 1,5 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.

Aynı zamanda, Trump, Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, Hollanda, Finlandiya ve İngiltere’den ithal edilen ürünlere 1 Şubat’tan itibaren ek yüzde 10 gümrük vergisi uygulayacağını, Grönland konusunda anlaşma sağlanamazsa bu oranın 1 Haziran’da yüzde 25’e çıkarılacağını duyurdu.

Trump’ın, ABD’nin Grönland’ı alma girişimine karşı çıktıkları gerekçesiyle 8 Avrupa ülkesine gümrük vergisi uygulayacağını açıklamasının ardından yükselen ticari ve jeopolitik gerilimler küresel piyasalarda belirsizliğin artmasına neden oldu.

Doların küresel piyasalarda değer kaybetmesi de petrol fiyatlarını destekleyen unsurlar arasında yer aldı. Dolar endeksindeki zayıflama, dolar cinsinden fiyatlanan petrolü diğer para birimlerini kullanan alıcılar için daha cazip hale getiriyor.

Brent petrolde teknik olarak 65,02 dolar direnç, 58,89 dolar destek seviyesi olarak izleniyor.

20 Ocak 2026 Döviz Kurları

Serbest piyasada Amerikan Doları 43,27 TL, Euro 50,51 TL, İngiliz Sterlini ise 58,18 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.30 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,25 TL, satış fiyatı 43,29 TL.

Euro’nun alış fiyatı 50,48 TL, satış fiyatı 50,54 TL, İngiliz Sterlini ise 58,17 TL’den alınıp 58,20 TL’den satılıyor.