Archives Ocak 2026

Dışişleri Bakanlığı’ndan BM Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasına tepki

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, BM Barış Gücü’nün görev süresinin bir yıl daha uzatılmasına tepki gösterildi.

Dışişleri Bakanlığı, BM sistemine yönelik meşruiyet tartışmalarının arttığı bir dönemde, Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıs Türk tarafının onayı olmaksızın ve tüm itirazlarına rağmen sözde “Kıbrıs Hükümeti”nden alınan tek taraflı rızaya atıfla Barış Gücü’nün görev süresini uzatmasının Kıbrıs Türk halkının varlığını ve iradesini yok sayan ciddi bir hata olduğunu belirtti.

Dışişlerinden yapılan yazılı açıklamada, Barış Gücü’nün KKTC sınırları içerisindeki faaliyetlerini bugüne kadar sürdürebilmesinin yegâne dayanağının makamların iyi niyetli ve yapıcı tutumu olduğu vurgulanarak, KKTC sınırları içerisinde egemenliğin Kıbrıs Türk halkına ve onun devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ait olduğu hatırlatıldı.

Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki varlığının 62’nci yılına ulaştığı ve geçen süre zarfında, tüm taraflarca sürdürülemez olduğu kabul edilen statükonun fiili koruyucusu hâline geldiği belirtilen açıklamada, Barış Günü’nün tarafsızlık ve konulara adaletli yaklaşım yönündeki temel sorumluluklarını yerine getiremediği ve getirmek yönünde gerekli özeni gösteremediği de ifade edildi

Dışişleri Bakanlığı’nın BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün Görev Süresini Uzatma Kararı hakkındaki açıklaması şöyle:

“Kıbrıs’ta konuşlu Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün (BMBG) görev süresinin 31 Ocak 2027 tarihine kadar bir yıl süreyle uzatılmasına ilişkin S/RES/2815 (2026) sayılı BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı 30 Ocak 2026 tarihinde kabul edilmiştir.

BM sistemine yönelik meşruiyet tartışmalarının arttığı bir dönemde, Güvenlik Konseyi’nin, Kıbrıs Türk tarafının onayı olmaksızın ve tüm itirazlarımıza rağmen sözde “Kıbrıs Hükümeti”nden alınan tek taraflı rızaya atıfla Barış Gücü’nün görev süresini uzatması Kıbrıs Türk halkının varlığını ve iradesini yok sayan ciddi bir hatadır. Barış Gücü’nün KKTC sınırları içerisindeki faaliyetlerini bu güne kadar sürdürebilmesinin yegâne dayanağı makamlarımızın iyi niyetli ve yapıcı tutumudur. KKTC sınırları içerisinde egemenlik Kıbrıs Türk halkına ve onun devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne aittir. Bu bağlamda, Barış Gücü’nün KKTC sınırları içerisindeki faaliyetleri için Kıbrıs Türk tarafının rızası ile meşru bir zemin oluşturulması ertelenemez bir zarurettir.

BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarih ve 186 sayılı kararıyla oluşturulan Barış Gücü’nün Kıbrıs’taki varlığı 62’nci yılına ulaşmıştır. Geçen süre zarfında, tüm taraflarca sürdürülemez olduğu kabul edilen statükonun fiili koruyucusu hâline gelen Barış Gücü, tarafsızlık ve konulara adaletli yaklaşım yönündeki temel sorumluluklarını yerine getirememiş ve getirmek yönünde gerekli özeni gösterememiştir.

BM, gerek Güvenlik Konseyi kararlarında, gerekse raporlarında, Rum tarafının faaliyetlerine ilişkin paragraflarda failin bilinçli bir şekilde muğlak bırakılmasına yönelik tutumunu bu dönem de devam ettirmektedir. Sahadaki gerçekler ve BM nezdinde kaydedilen bilgiler ortadayken, sorumluluğun açıkça ifade edilmemesi, Rum tarafının yükümlülüklerinin sistematik biçimde görünmez kılındığı yönündeki görüşü pekiştirmekte ve BM’nin tarafsızlık ilkesi ile örtüşmeyen tutumuna yeni örnekler teşkil etmektedir. Bu yaklaşım, yalnızca olgusal doğruluğu zedelemekle kalmamakta, aynı zamanda Rumların uzlaşmaz tutumunu beslemektedir.

Ada’nın sözde tek sahibi olduğu iddiasındaki Rum yönetimi, hâkimiyetçi tutumunu ara bölge ve ötesine genişletmeyi amaçlamaktadır. BM, sahadaki son gelişmeleri, Rum tarafının gerçekleştirdiği ara bölge ve sınır ihlallerini açıkça ortaya koymaktan imtina etmekte; Maraş, güven artırıcı önlemler, teknik komiteler, Akyar, Yiğitler-Pile yolu gibi birçok konuya taraflı yaklaşımını sürdürmektedir. Kıbrıs Rumlarının Kıbrıs Türkleriyle adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşmaya varmak yerine, süregelen tüm Ada üzerindeki hegemonik emellerini ileriye götürme çabası, Rumları yüreklendiren ve BM’nin birçok eylemine yansıyan bu haksız muamelenin doğrudan bir sonucudur. Türk tarafının yapıcı tutumu ve somut önerileri BM tarafından görmezden gelinirken, temel sorunların kaynağının muğlak ifadelerle örtülmesi kabul edilemezdir.

Hal böyleyken, BM Güvenlik Konseyi kararında temel esasları Rum tarafınca hiçbir zaman benimsenmeyen ‘iki toplumlu, iki kesimli federasyon’ gibi başarısızlığı kanıtlanmış, tarihi geçmiş bir modelde ısrarcı olunması ve sonu gelmeyen müzakerelerin bir çıkış yoluymuş gibi takdim edilmeye çalışılması, diğer bir deyişle, Kıbrıs Türklerinin kabul edilemez statükoya mahkum edilmesi, Kıbrıs Türk halkına yapılan büyük bir haksızlık ve saygısızlıktır.

Bugün Ada’daki tek gerçekçi çözüm, mevcut iki devletin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iyi komşuluk ilişkisi geliştirmesinden geçmektedir. Gelinen aşamada, Ada’da kalıcı iş birliği ve istikrar ortamının sağlanması için BM Güvenlik Konseyi üyelerinin geçerliliğini yitirmiş kararlarını gözden geçirmesi ve Ada’da kendi sınırları içinde ayrı egemen iradesi bulunan iki halk ve iki devletin varlığına dayalı yeni bir yaklaşım benimsemesi gerekmektedir.

Kıbrıs Rum tarafına gayrı yasal bir şekilde ‘devlet’ muamelesi yapan, tarafsızlık ilkesini gözetemeyen, Barış Gücü’nün görev süresini uzatan BM Güvenlik Konseyi’nin diğer kararları gibi son kararı da kabul edilmezdir.”

Gülbahar’dan üçlü görüşme değerlendirmesi: Hristodulidis ile boşuna zaman harcanıyor

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Erhürman–Hristodulidis–Holguin üçlü görüşmesini değerlendirerek, “Hristodulidis ile boşuna zaman harcanıyor” dedi.

Milli Mücadele Vakfı Başkanı Aziz Gülbahar, Erhürman–Hristodulidis–Holguin üçlü görüşmesini yazılı bir açıklama yaparak değerlendirdi, Rum tarafını doğru yola getirmenin yönteminin Hristodulidis’le boşuna zaman geçirmek olmadığını vurguladı.

Aziz Gülbahar, Rum tarafını yola getirmek için Anavatan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile KKTC Meclisi kararlarında belirtildiği gibi tanınma ve tanıtma yoluna çıkmaktan başka çare olmadığını kaydetti.

Aziz Gülbahar açıklamasında şunları belirtti:

“Kıbrıs’ta kalıcı ve hakkaniyetli bir anlaşma yapılmasını değil, Rum-Yunan hegemonyasını tüm adaya yaymayı kendine misyon edinen Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis’in masaya koyduğu öneriler, ‘yeni bir müzakere zemini’ söylemiyle sunulsa da gerçekte Kıbrıs Türk tarafını yıllardır sonuç üretmeyen ve hak kayıplarına yol açan bir çerçeveye yeniden hapsetme amacını taşımaktadır.

Bu önerilerle müzakere süreci içerikten koparılmakta; konferanslar, geçiş kapıları ve sözde güven artırıcı önlemler üzerinden yürütülmek istenmektedir. Esas mesele olan Kıbrıs Türk halkının egemen eşitlik ve yönetime etkin katılım taleplerinin gündeme alınması ise bilinçli biçimde ötelenmektedir.

Rum önerileriyle KKTC’nin fiilî ve siyasî varlığı yok sayılmakta, sorun yeniden devletler arası bir ihtilaf olmaktan çıkarılarak ‘toplumlar arası’ bir meseleye indirgenmek istenmektedir. Milli Mücadele Vakfı’na göre bu yaklaşım bir çözüm arayışı değil, Rum tarafının üniter devlet hedefini zamana yayarak güçlendirme girişimidir.

Bu vesileyle Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman’ın açıklamalarının da ciddi riskler barındırdığına dikkat çekmek isteriz. Sayın Cumhurbaşkanı’nın, Rum liderliğinin tutumu ortadayken hâlâ ‘ortak zemin bulunabilir’ vurgusu yapmasıyla, Rum tarafının oyalama ve KKTC’nin tanınmasını engelleme oyununa gelinmekte olduğuna vurgu yapmayı görev sayıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın yüz güne yakın görev süresinde ortaya çıkanlar, 1968 yılından bu yana yaşananlardan farklı değildir. Rum tarafı asla, Kıbrıs Türkü’nün yönetime etkin katılacağı, Türkiye’nin garantörlüğünün devam ettiği, mülkiyet ve toprak konularında önemli tavizler koparmadığı bir durumda bizimle anlaşmaya yanaşmayacaktır.

Rum tarafını doğru yola getirmenin yöntemi, Hristodulidis’le boşuna zaman harcamak değildir. Rum tarafını yola getirmek için Anavatan Türkiye Büyük Millet Meclisi ile KKTC Meclisi kararlarında belirtildiği gibi tanınma ve tanıtma yoluna çıkmaktan başka çare yoktur.”

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan BM Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasına tepki: Kıbrıs’ta çözüm iki devletle mümkün

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından, Kıbrıs Adası’nda konuşlu Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasına dair BM Güvenlik Konseyi kararına ilişkin açıklama yapıldı.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada Kıbrıs Adası’nda konuşlu BM Barış Gücü’nün görev süresinin 30 Ocak 2026 tarihli ve 2815 (2026) sayılı BM Güvenlik Konseyi kararıyla bir yıl daha uzatıldığı anımsatıldı.

“Karara ilişkin olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamayı kuvvetle destekliyoruz.” değerlendirmesinde bulunulan açıklamada şunlar bildirildi:

“BM Barış Gücü’nün görev süresi uzatılırken Ada’daki egemen eşit iki halktan biri olan Kıbrıs Türk tarafının rızasının bu defa da alınmaması, BM’nin yerleşik uygulama ve ilkelerine aykırıdır. Barış Gücü’nün KKTC topraklarındaki faaliyetlerini KKTC makamlarının iyi niyetli yaklaşımı sayesinde sürdürebilmekte olduğunun altını çiziyoruz. Söz konusu faaliyetlerin devamı için hukuki bir zeminin en kısa sürede tesis edilmesinin elzem olduğunu vurguluyoruz. Bunun süratle gerçekleşmemesi halinde KKTC makamlarınca atılacak adımlar, ana vatan ve garantör Türkiye’nin tam desteğine sahip olacaktır.”

“KARARDA ISRARLA GÖZ YUMULAN ARA BÖLGE İHLALLERİNE YER VERİLMEMESİNİ ESEFLE KINIYORUZ”

Anılan kararda ara bölgedeki Pile köyündeki Kıbrıslı Türklerin vatanları KKTC’ye doğrudan erişebilmesini hedefleyen insani bir proje olan ve BM’nin Kıbrıs Türk tarafıyla vardığı mutabakatın bu konuda herhangi bir söz sahibi olmayan Rumların baskısı sonucu Barış Gücü tarafından uygulanmaması nedeniyle halen tamamlanmayı bekleyen Yiğitler-Pile yolu yapım çalışmalarına tarafsızlıktan uzak bir dille atıf yapılmaya devam edildiği belirtilen açıklamada, “Aynı zamanda kararda Kıbrıs Rum tarafının başta Astromerit-Evrihu otoyolu ve Pile bölgesinde inşa edilen üniversite gibi her geçen gün sayısı artan ve BM Barış Gücü tarafından ısrarla göz yumulan ara bölge ihlallerine yer verilmemesini esefle kınıyoruz.” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin egemenliğinin Ada’nın kuzeyine uzanmadığı gibi ara bölgeyi de herhangi bir şekilde kapsamadığına işaret edilerek, “Kıbrıs Adası’nda yarım asırdır barışı temin eden unsurun BM Barış Gücü değil Türk Silahlı Kuvvetlerinin mevcudiyeti ve Türkiye’nin etkin garantisi olduğu dikkate alındığında, idaresi altında bulunan ara bölgede iki tarafa adil ve dengeli bir yaklaşım dahi sergilemeyen BM Barış Gücü’nün varoluş gerekçesi hakkında zihinlerde ciddi soru işaretleri oluşmaktadır.” değerlendirmesinde bulunuldu.

“KIBRIS MESELESİNİN EN GERÇEKÇİ ÇÖZÜMÜ, ADA’DAKİ İKİ DEVLETİN BİR ARADA VAR OLMASINDAN GEÇMEKTEDİR”

Güvenlik Konseyinin kararında Kıbrıs meselesinin çözümüne yönelik on yıllar boyunca denenmiş ve başarısızlığı her defasında görülmüş yöntemlere atıfta bulunulmaya devam edilmesinin çözüm çabalarına hiçbir fayda sağlamadığı vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi:

“Dahası, meseleye Ada’daki gerçekler temelinde adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözüm bulunabilmesini geciktirmektedir. BM Güvenlik Konseyini, Ada’daki iki tarafa eşit muamele sergilemeye ve çözüm için artık samimiyetle çaba sarf etmeye çağırıyoruz. Kıbrıs meselesinin en gerçekçi çözümü, Ada’daki iki devletin bir arada var olmasından geçmektedir. BM Güvenlik Konseyini ve uluslararası toplumu bu gerçeği kabul etmeye, Kıbrıslı Türklerin özden gelen hakları olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünü tescil etmeye ve Ada’daki iki komşu devletin yakın işbirliğiyle şekillenecek, bölgesel istikrar, kalkınma ve refahın ileri taşınacağı parlak bir geleceğin önünü açmaya davet ediyoruz.”

Kıbrıs’taki BM Barış Gücü misyonunun görev süresi 1 yıl daha uzatıldı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Kıbrıs’taki BM barış gücünün (UNFICYP) görev süresini 1 yıl daha uzatma kararı aldı.

BMGK, “Kıbrıs’ta durum” başlığı altında toplanarak, UNFICYP’in görev süresinin uzatılmasını oyladı.

15 üyeli BM Güvenlik Konseyinde 13 üye UNFICYP’nin 31 Ocak 2027’ye kadar uzatılması için el kaldırırken, Pakistan ve Somali oylamada “çekimser” kaldı.

BM’nin en uzun süreli faaliyette bulunan barış gücü misyonlarından biri olan UNFICYP, 1964’ten bu yana Ada’da görev yapıyor ve barış gücünün görev süresi her yıl uzatılıyor.

4 kilometrelik yamaç çöktü

Avrupa’da etkili olan Harry fırtınası İtalya’yı da vurdu. Aşırı yağışlar nedeniyle Sicilya’da toprak kayması meydana gelirken, evler ve araçlar yamaçtan düştü.

Avrupa’da etkili olan Harry fırtınası İtalya’nın Sicilya bölgesine bağlı Niscemi kasabasını vurdu.

Şiddetli ve aralıksız yağışlar sonucunda kasabada 2 büyük toprak kayması meydana geldi. 4 kilometrelik bir yamaç çöktü, araçlar yuvarlandı.

BİN 500 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ
Yaklaşık 25 bin nüfuslu kasabada eğitime ara verildi.

Yetkililer toprak kaymaları devam ettiği için 1500 kişiyi tahliye etti.

İtfaiye ekipleri köpekli arama ekipleriyle gece boyunca bölgede arama yaptı. Şu ana kadar bölgeden bir can kaybı haberi gelmedi.

12 AYLIK OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN EDİLDİ
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, Harry Kasırgası nedeniyle ciddi maddi hasarların oluştuğu Sicilya Adası, Sardinya Adası ve Kalabriya Bölgesi’nde 12 aylık olağanüstü hal ilan etti.

Hükümet ulusal acil durum fonundan afetten etkilenen bölgelere 100 milyon euro’luk kaynak ayrıldığını duyurdu.

 

YILIN İLK ŞANSLISI AKDOĞAN’DAN

Piyangolar Birimi tarafından yapılan herkesin heyecanla beklediği 6 milyon TL’lik çekiliş bu akşam gerçekleşti.

Devlet Piyangosu’nun heyecanla beklenen çekilişinde; 6 milyon TL’lik büyük ikramiye “31954” numaralı bilete isabet etti. Bilet, Akdoğan bayisi Süleyman Özulu tarafından satıldı.

Devlet Piyangosu’nun bir sonraki çekilişi 15 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. Büyük ikramiyenin 3 milyon TL olarak belirlendiği çekilişin bilet fiyatı 300 TL olarak, 31 Ocak 2026 itibarıyla satışa sunulacak.

AMCAOĞLU’NDAN AŞIRI YAĞIŞLAR SONRASI SAHADA YÜRÜTÜLEN ÇALIŞMALARA İLİŞKİN AÇIKLAMA

Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, aşırı yağışların ardından kent genelinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklama yaptı.
Amcaoğlu’nun açıklaması şöyle:

“Aşırı yağışların ardından kentimizin farklı noktalarında yaşanan sorunlara, teknik ekibimizin ve uzmanlarımızın görüşleri doğrultusunda belediye ekiplerimiz sahada hızlı ve planlı şekilde müdahale etmeye devam ediyor.

Onan Ltd. bölgesinde, mevcut sisteme takviye amacıyla Çukurova Sokak’tan Gümüş Sokak’a uzanan 1000’lik büz hattı döşeme çalışmaları başlatıldı.

Güzelyurt–Lefkoşa güzergâhında, halk arasında Playboy bölgesi olarak bilinen noktada yolun kapanmasına neden olan su birikintisinin köprüye aktarılması için 150 metrelik 2×500’lük yeni yağmur suyu drenaj hattı döşenmeye başlandı.
Baraj bölgesinde ve Türkeli’de tespit edilen tıkalı yağmur suyu büzleri ve köprüler açılarak sorun giderildi.

Gazi Mustafa Cahit Sokak’ta, yağmurlar sonrası oluşan su birikintilerine çözüm olarak yağmur suyu drenaj hattı çalışmaları sürdürülüyor.

Samur Sokak ve Şafak Sokak’ta yağmur suyu drenaj hattını güçlendirmek amacıyla ızgara takviyesi yapılıyor.

Kent genelinde sıkıntı yaşanan tüm bölgelerde çalışmalarımız planlı şekilde devam etmektedir.

Sahada özveriyle görev yapan tüm çalışma arkadaşlarıma, gösterdikleri emekler için yürekten teşekkür ediyorum.”

Resmi Gazete’de yayımlandı: Hüseyin Cahitoğlu, Durali Güçlüsoy ve Halil Talaykurt görevden alındı

Resmi Gazete’de yayımlanan kararlara göre, Başbakanlık Müsteşarı Hüseyin Cahitoğlu, Devlet Planlama Örgütü Müsteşarı Durali Güçlüsoy ve Başbakanlık Denetleme Kurulu Başkanı Halil Talaykurt görevden alındı.

Başbakanlık Müsteşarı Hüseyin Cahitoğlu, Devlet Planlama Örgütü Müsteşarı Durali Güçlüsoy ve Başbakanlık Denetleme Kurulu Başkanı Halil Talaykurt görevden alındı.

Devlet Planlama Örgütü Müsteşar mevkiine Mehmet Ağa, Başbakanlık Denetleme Kurulu Başkanı mevkiine ise Okan Donangil atandı.

Görevden alma ve atama kararnameleri, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Kararlar, yarından itibaren geçerli olacak.

Hasipoğlu: Asgari ücret desteği ile çalışanlara yüzde 22.9’luk artış sağlandı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, asgari ücrete verilecek katkı için 20 bini aşkın çalışanın başvuru yaptığı belirterek, yerli istihdamı destekleme fonundan ödenecek destek ile asgari ücrete yüzde 22.9’luk artış sağlanmış olduğunu söyledi.
Hasipoğlu, söz konusu katkının doğrudan çalışanların hesabına vergi kesintisi olmaksızın iki defada yatırılacağını da kaydetti.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, BRT’de katıldığı Manşet+ programında asgari ücret ve engelli yardımı konusunda açıklamalarda bulundu.

Asgari ücreti belirlerken önceliklerinin çalışanların hayat pahalılığı karşısında hayatlarını onurlu bir şekilde sürdürmelerini sağlamak olduğunun altını çizen Hasipoğlu, bunu yaparken işvereni de zora sokmayacak bir yol izledikleri söyledi.

Bakan Hasipoğlu, yerli çalışana ücret desteğini bu yönde hayata geçirdiklerini belirterek, sağladıkları 12 bin liralık destek ile asgari ücrete yüzde 22.9 artış getirdiklerini kaydetti.

Bu oranın kamu çalışanlarına uygulanan hayat pahalılığı artışının üzerinde olduğuna işaret eden Hasipoğlu, 20 bin 500 çalışanın söz konusu destek için başvuru yaptığını açıkladı.

Hasipoğlu, bu ay itibarıyla 6 bin liralık kısmının, gelecek ay da diğer 6 bin liranın vergi kesintisi olmaksızın doğrudan çalışanların hesabına yatırılacağını ifade ederek, ödemeler için gereken kaynağın yerli işgücünü destekleme fonundan karşılanacağını anımsattı.

Engelli vatandaşlar konusuna Başbakan Ünal Üstel’in büyük bir hassasiyet göstermekte olduğunu dile getiren Hasipoğlu, bu çerçevede 20 yıldan sonra ilk kez engelli istihdamlarının hükümetleri döneminde gerçekleştiğini anımsattı.

Bakan Hasipoğlu, engelli yardımının yasa gereği asgari ücret miktarına göre belirlenmekte olduğunu hatırlatarak, ancak bu kez Başbakan Üstel’in talimatıyla asgari ücretin üzerinde bir oranla belirleme yaptıklarını ve en yüksek engelli maaşının 62 bin 292 TL’ye, en düşük engelli maaşının ise 31 bin 146 TL’ye yükseldiğini söyledi.
Toplam 5 bin 855 engellinin katkı aldığını ifade eden Hasipoğlu, “ana muhalefetin bu konu üzerinden eleştiri yapması son derece üzücüdür. Bu bir ücret değil, devletin sosyal devlet sıfatıyla koyduğu nakdi yardımlardır” dedi.

HASİPOĞLU: “ÇOCUKLARIMIZ İÇİN HER ADIMDA İŞBİRLİĞİNE AÇIĞIZ”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, SOS Çocuk Köyü Derneği’ni kabul ederek görüştü.
 
Görüşmede, SOS Çocuk Köyü’nün yürüttüğü çalışmalar, mevcut hizmet modeli, kapasitesi ve sahada karşılaşılan sorunlar ele alındı.
 
SOS Çocuk Köyü Derneği Başkanı Buğra Akter, Bakan Hasipoğlu’na derneğin korunmaya muhtaç çocuklara yönelik sunduğu bakım ve destek hizmetleri hakkında kapsamlı bilgi verdi. Akter, SOS Çocuk Köyü’nün çocuklara aile ortamına en yakın koşullarda yaşam imkânı sunduğunu vurgulayarak, artan ihtiyaçlar doğrultusunda kapasitenin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
 
Görüşmede ayrıca, çocuk haklarının korunması ve çocukların hukuki süreçlerde daha etkin şekilde desteklenmesi amacıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve SOS Çocuk Köyü Derneği arasında bir hukuksal işbirliği protokolü imzalanması konusunda mutabakata varıldı. Bu protokol ile özellikle korunma altındaki çocukların adalete erişiminin güçlendirilmesi hedefleniyor.
 
Toplantının önemli gündem maddelerinden biri de Çocuk İzlem Merkezi Yasası (ÇİM) oldu. Yasanın bir an önce hayata geçirilmesinin çocukların istismar ve ihmal durumlarında daha etkin şekilde korunmasına büyük katkı sağlayacağı ifade edilirken, bu konuda tüm paydaşlarla işbirliği içinde çalışılacağı belirtildi.
 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, görüşmede yaptığı değerlendirmede, çocukların güvenli, sağlıklı ve sevgi dolu bir ortamda büyümesinin devletin en temel sorumluluklarından biri olduğunu vurguladı. Hasipoğlu, “Sivil toplum kuruluşlarının bu alanda yaptığı çalışmalar son derece kıymetlidir. Bakanlık olarak çocuklarımızın yüksek yararı için atılacak her adımda işbirliğine açık olacağız” dedi.
 
Bakan Hasipoğlu ayrıca, çocuk haklarını güçlendirecek yasal düzenlemelerin hızla tamamlanması ve sahadaki uygulamaların etkinliğinin artırılması için çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

MUSTAFA AKYÖN VE UBP LEFKOŞA İLÇESİ KADIN KOLLARI’NDAN MİNİKLERE KARNE SEVİNCİ

UBP Lefkoşa İlçesi Kadın Kolları, Yenicami Okul Öncesi Eğitim Merkezi’nde eğitim gören öğrencileri karne günlerinde yalnız bırakmadı. Düzenlenen ziyaret kapsamında minik öğrencilere karne hediyeleri dağıtılırken, çocukların yaşadığı mutluluk görülmeye değerdi.

Etkinliğe UBP Lefkoşa İlçe Başkanı Mustafa Akyön, Kadın Kolları Başkanı Şerife Ünverdi ve yönetim kurulu üyeleri de katıldı. Ziyaret boyunca çocuklarla yakından ilgilenen Akyön, sınıfları tek tek gezerek miniklerle sohbet etti.

Ziyarette konuşan Mustafa Akyön, okul öncesi eğitimin çocukların gelişimindeki önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Onların yüzündeki bir tebessüm, yarınlara dair umutlarımızı güçlendiriyor. Eğitim hayatlarının ilk adımlarında yanlarında olmak, onları motive etmek ve mutlu etmek bizim için çok kıymetlidir. UBP Lefkoşa İlçesi olarak sosyal sorumluluk projelerine, özellikle çocuklarımız ve eğitim alanında destek vermeye devam edeceğiz.”

Akyön ayrıca öğretmenlere ve okul yönetimine de emeklerinden dolayı teşekkür ederek, okul öncesi eğitimin toplumun temel yapı taşlarından biri olduğunu vurguladı. Çocukların karne sevincini paylaşmanın kendileri için büyük mutluluk olduğunu belirterek, benzer sosyal projelerin artarak süreceğini ifade etti.

UBP Lefkoşa İlçesi Kadın Kolları’nın Yenicami Okul Öncesi Eğitim Merkezi’ne gerçekleştirdiği karne hediyesi etkinliği, hem öğrenciler hem de öğretmenler tarafından sevinçle karşılandı.

Çin’de “Ming ailesi”nin 11 üyesi idam edildi

Çin’in devlet haber ajansına göre, Çin’de, komşu Myanmar’da faaliyet gösteren “Ming ailesi” adlı suç örgütü mensubu 11 kişinin idam cezasının infaz edildi.

Devlet haber ajansı Xinhua’nın haberine göre, Çin’in Cıciang eyaletine bağlı Vıncou kentindeki bir mahkeme tarafından “kasıtlı adam öldürme”, “kasıtlı yaralama”, “yasa dışı gözaltı”, “dolandırıcılık ve kumarhane işletme” suçlarından Eylül 2025’te, 5’i ertelemeli 16 üyesi ölüm cezasına çarptırılmış “Ming ailesi” davasında, karara itiraz edildi.

Cıciang Eyaleti Yüksek Halk Mahkemesi, idam kararına yapılan itirazı geçen yıl kasım ayında reddederek, davayı yasalar gereği gözden geçirmesi için Çin Yüksek Halk Mahkemesine (SPC) sundu.

SPC, Kokang bölgesinde faaliyet yürüten “Ming ailesi”nin 2015 yılından bu yana Myanmar’da “telefon dolandırıcılığı yapmak”, “yasa dışı kumarhaneler işletmek ve diğer suçları işlemek” için çok sayıda operasyon üssü kurduklarını teyit etti.

Mahkeme, suç şebekesinin dolandırıcılık ve kumar faaliyetlerinde kullandığı fonların 10 milyar yuanı (yaklaşık 1,4 milyar ABD doları) aştığını saptadı. SPC, şebekeyi ayrıca 14 kişinin ölümünden ve 2 kişinin yaralanmasından da sorumlu tuttu.

SPC’nin onayının ardından, 11 kişi hakkındaki idam kararı Vıncou mahkemesi tarafından infaz edildi.

– Şebeke liderinin babası ve kızı idama mahkum edildi

Ming ailesinin lideri olarak bilinen Ming Şieşang, Şan Eyalet Meclisi ve Kokang Liderlik Komitesi üyesiyken Ekim 2023’te Çin polisi tarafından gözaltına alınmasının ardından intihar etmişti.

Ming Şieşang’ın babası Ming Guoping ve kızı Ming Cıncın da idama mahkum edilen şebeke üyeleri arasında yer almıştı.

Çin’in Yünnan eyaleti ile Myanmar’ın Şan eyaleti arasındaki sınır bölgesi, son yıllarda Çin vatandaşlarını hedef alan telefon ve internet dolandırıcılığı şebekelerinin merkezi haline gelmişti.

Çin Kamu Güvenliği Bakanlığı, Temmuz 2023’te vatandaşlarını hedef alan dolandırıcılık şebekelerine yönelik operasyonlara başlamış, bu kapsamda Aralık 2024’e dek Myanmar’dan 53 binden fazla kişi yargılanmak üzere Çin’e iade edilmişti.

KOLOMBİYA’DA YOLCU UÇAĞI RADARDA KAYBOLDU: 15 KİŞİDEN HABER ALINAMIYOR

Kolombiya’da Satena Havayolları’na ait bir yolcu uçağının, Cucuta–Ocana seferi sırasında irtibatının kesildiği bildirildi. Radardan kaybolan uçakla ilgili yerel yetkililerin kriz masası oluşturduğu belirtildi.

13 yolcu ve 2 mürettebatın bulunduğu Satena Havayolları’na ait bir yolcu uçağıyla radar bağlantısı kesildi.

Yetkililer, Cucuta–Ocana seferi sırasında bağlantısı kesilen uçakta Kolombiya Temsilciler Meclisi üyesi bir milletvekilinin de bulunabileceğine dair iddialar olduğunu, ancak bu bilginin henüz teyit edilmediğini açıkladı.

Satena Havayolları tarafından yapılan açıklamada, olayın ardından tüm mevcut imkanların seferber edildiği, Kolombiya Havacılık Kuvvetleri Komuta Kontrol Merkezi’yle Sivil Havacılık Teknik ve Kaza Araştırma Birimi’yle koordinasyon sağlandığı duyuruldu.

Radar verilerine göre uçağın son sinyal verdiği noktanın, Catatumbo bölgesindeki bir alan olduğu ifade edildi.

“GÜÇLÜ AİLELER, GÜVENLİ YARINLAR” SEMİNERLERİNİN İKİNCİSİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Gönyeli–Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, kentte ailelerin bilgi ve birikimlerinin artırılması amacıyla düzenlenen “Güçlü Aileler, Güvenli Yarınlar” eğitim seminerlerinin ikincisinin gerçekleştirildiğini açıkladı.

Gönyeli–Alayköy Belediyesi ile Osmanlar Vakfı iş birliğinde, velilere yönelik sürdürülen bu eğitim serisinin bir programdan öte, çocukların geleceğine dair taşınan sorumluluğun bir parçası olarak görüldüğünü belirten Amcaoğlu, bu kapsamda “Çocuğun Bütünsel Gelişimi” başlığıyla Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi Konferans Salonu’nda bir seminer gerçekleştirildiğini ifade etti. Amcaoğlu, çocukların yalnızca akademik yönleriyle değil; sağlıkları, beslenmeleri, ruhsal ve duygusal gelişimleriyle bir bütün olarak ele alınması gerektiğine inandıklarını vurguladı.

Seminerde, Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Kudret Çağlar çocuk sağlığı ve gelişimi konusunda bilgiler paylaşırken, Diyetisyen Mehmet Miralay ise sağlıklı beslenmenin çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimindeki rolünü velilerle paylaştı. Başkan Amcaoğlu, her iki konuşmacıya da katkıları için teşekkür etti.

Açıklamasında, göreve geldikleri günden bu yana eğitime verdikleri önemin yalnızca fiziki yatırımlarla sınırlı olmadığını kaydeden Amcaoğlu, velileri bilgiyle güçlendiren ve farkındalık yaratan bu tür çalışmaların güçlü aile yapılarının oluşmasında önemli bir yere sahip olduğuna inandıklarını belirtti. Bu sürecin zamanla daha da güçleneceğini ve daha geniş kesimlere ulaşacağını ifade etti.

Amcaoğlu ayrıca, seminerlere ev sahipliği yapan Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesine, katkı ve destekleriyle sürece güç katan Osmanlar Vakfına, organizasyonun oluşmasına katkı koyan bölge okullarının yöneticileri ve öğretmenlerine ve katılım gösteren tüm velilere teşekkür etti.

Eğitim seminerlerinin Mart ayında da devam edeceğini belirten Amcaoğlu, program kapsamında

14 Mart 2026 Cumartesi günü “Çocuk İstismarları, Zorbalık ve Aile” başlığıyla Yrd. Doç. Dr. Linda Fraim’in, 28 Mart 2026 Cumartesi günü ise “Ana Baba Tutumları ve Etkili İletişim” konusuyla Psk. Suzan Selçuklu’nun velilerle buluşacağını kaydetti.

Çavuş: Yürüttüğümüz politika doğru olmasaydı üretimde büyüme olmazdı

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, tarım üzerinden siyaset yapmanın doğru olmadığını söyledi.

Çavuş, “yürüttüğümüz politika doğru olmasaydı üretimde büyüme olmazdı” dedi.

Ülkede uygulanan süt kotasını yeterli olarak nitelendiren Çavuş, aksi durumda ülkede et açığının gündeme geleceği uyarısında bulundu.

İçişleri Bakanlığı’ndan “Öğrenci Affı” İddialarına Açıklama

İçişleri Bakanlığı, “öğrencilere muhaceret affı çıkarıldı” iddialarının gerçeği yansıtmadığını, düzenlemenin yalnızca 18 yaş altı yabancı öğrencileri kapsadığını açıkladı.

İçişleri Bakanlığı, bazı basın yayın organlarında yer alan “öğrencilere muhaceret affı çıkarıldı” yönündeki haberler üzerine kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla açıklama yaptı.

“AF DEĞİL, TEKNİK DÜZENLEME” VURGUSU

Bakanlık açıklamasında, 28 Ocak 2026 tarihli ve 16 AE sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemenin herhangi bir af niteliği taşımadığı vurgulandı. Söz konusu değişikliğin yalnızca 18 yaş altı yabancı öğrencilerin yaşadığı teknik bir mağduriyetin giderilmesine yönelik olduğu belirtildi.

DÜZENLEME KİMLERİ KAPSIYOR?

Açıklamaya göre, Yabancılar ve Muhaceret Yasası kapsamında çıkarılan İkamet İzinleri ve Vizeler Tüzüğü’nün, muafiyetleri düzenleyen 12. maddesinin 4. fıkrasından sonra eklenen 5. fıkra; Eğitim işleriyle görevli Bakanlığa kayıtlı ilk ve ortaöğretim okullarında öğrenim gören ve 18 yaşını doldurmamış yabancı öğrencileri kapsıyor.

YAZ TATİLİNDE YAŞANAN MAĞDURİYETLER HEDEF ALINDI

Düzenlemenin gerekçesine de yer verilen açıklamada, eğitim öğretim yılının Haziran ayında sona erip Eylül ayında yeniden başlaması nedeniyle, yaz tatili sürecinde ülkede kalan ya da ülkeye giriş-çıkış yapan öğrencilerin ikamet ve vize süreleri bakımından cezaya düşmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı ifade edildi.

Bu kapsamda, yaz tatili dönemindeki hareketlilik nedeniyle öğrencilerin idari para cezası ile karşı karşıya kalmasının engellenmesinin hedeflendiği kaydedildi.

“YANLIŞ ALGILARA İTİBAR EDİLMEMELİ”

İçişleri Bakanlığı, kamuoyunda oluşan yanlış algının aksine, herhangi bir af düzenlemesi yapılmadığını yineleyerek, değişikliğin yalnızca 18 yaş altı yabancı öğrencileri kapsayan ve mağduriyetleri önlemeye yönelik teknik bir düzenleme olduğunu bir kez daha kamuoyunun bilgisine getirdi.

 

Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi ile Sağlık Bakanlığı iş birliğinde önemli etkinlik

Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi ile Sağlık Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, rahim ağzı kanserinde erken teşhis, HPV aşısı ve korunma yolları anlatıldı.

Rahim Ağzı Kanserinde Erken Teşhisin Önemi Anlatıldı

Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi ile KKTC Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi iş birliğinde düzenlenen “Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri ve Korunma Yolları” konulu bilgilendirme etkinliği, Pamuklu Köyü El Sanatları Atölyesi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Etkinlik, toplum sağlığına yönelik farkındalığı artırmayı hedefledi.

ERKEN TEŞHİSİN HAYATİ ROLÜ ANLATILDI

Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Özlem Özçay tarafından verilen eğitimde; rahim ağzı kanserinin nedenleri, HPV’nin hastalıkla ilişkisi, bulaş yolları, korunma yöntemleri ve HPV aşısının önemi detaylı şekilde ele alındı.

Katılımcılara, hastalığın erken dönemde belirti vermediği ancak düzenli smear ve HPV DNA testleriyle erken teşhisin mümkün olduğu vurgulandı.

HPV AŞISI VE TARAMA PROGRAMLARI VURGUSU

Eğitim kapsamında HPV aşılarının koruyuculuğu, hangi yaş gruplarına uygulanabileceği ve düzenli tarama programlarının önemi bilimsel veriler ışığında paylaşıldı.

Toplumda doğru bilinen yanlışlara da değinilerek, katılımcıların bilinçli sağlık davranışları geliştirmesi amaçlandı.

VATANDAŞLARIN SORULARI YANITLANDI

Etkinlikte vatandaşların yönelttiği sorular uzmanlar tarafından yanıtlandı.

Program, bilgilendirici içeriği ve interaktif yapısıyla katılımcılardan büyük ilgi gördü.

BAŞKAN TUĞLU: “KORUYUCU SAĞLIK HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR”

Etkinliğe katılan Mehmetçik Büyükkonuk Belediye Başkanı Dr. Fatma Çimen Tuğlu, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“Koruyucu sağlık hizmetleri, yerel yönetimlerin en önemli sorumluluk alanlarından biridir. Erken teşhisle önlenebilen hastalıklarda doğru bilginin toplumla buluşturulması hayati önem taşımaktadır.”

FARKINDALIK ÇALIŞMALARI SÜRECEK

Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi, toplum sağlığını korumaya yönelik bilinçlendirme faaliyetlerini ilgili kurumlarla iş birliği içerisinde sürdürmeye devam edeceğini açıkladı.

 

Çavuş: “Batan bir sektör büyümez, süt üretimi 182 milyon litreye ulaştı”

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, süt üretiminde yaşanan sıkıntılar ve üreticilerin süt döktüğü yönündeki iddialara ilişkin açıklamalarda bulundu. CTP Milletvekili Fide Kürşatlı’nın Meclis’te ve kamuoyunda dile getirdiği eleştirilere yanıt veren Çavuş, süt sektörünün battığı yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını vurguladı.

BRT canlı yayınında konuşan Çavuş, “Batan bir sektör büyümez. 2025 yılı itibarıyla süt üretimi 182 milyon litreye ulaşmıştır. Bu rakamlar sektörün büyüdüğünü açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

“Süt döküldü algısı doğru değil”

Son günlerde basına yansıyan süt dökme görüntülerine de değinen Çavuş, söz konusu olayda 4 bin 200 litrelik sütün tamamının dökülmediğini belirterek, “Bizden önce gidilerek yaklaşık 100 litre süt dökülmüş, ardından tankerimiz üreticiden sütü almıştır. Buna rağmen kamuoyunda sütün tamamen döküldüğü algısı yaratılmıştır. Bu doğru değildir” ifadelerini kullandı.

“Tarım üzerinden siyaset yapılmasını doğru bulmuyoruz”

Tarımın siyaset malzemesi yapılmaması gerektiğini savunan Çavuş, pazarlama sıkıntılarının dönemsel olarak yaşanabileceğini ancak bunun sektörün battığı anlamına gelmeyeceğini söyledi. Çavuş, “Pazarlamada sorunlar olabilir, bu tüm dünyada yaşanıyor. Fransa’da, Almanya’da üreticiler sokakta. Önemli olan bu sorunları üreticiye yansıtmadan çözmektir” dedi.

Destekler ve yem–süt paritesi vurgusu

Bakan Çavuş, hayvancılık sektörüne yönelik desteklerin arttığını belirterek, kaba yem ve arpa desteklerine dikkat çekti. 2023–2024 döneminde 37 milyon TL, 2025’te ise 45 milyon TL kaba yem desteği sağlandığını ifade eden Çavuş, 2026’da da desteklerin süreceğini kaydetti.

Göreve geldikleri günden bu yana 1’e 1,5 yem–süt paritesini koruduklarını vurgulayan Çavuş, “Üreticiyi hiçbir zaman ezdirmedik. Süt maliyetinin altında alım yapılmasına izin vermedik” diye konuştu.

“Üretimi küçültürsek et açığı doğar”

Üretime kota getirilmesi yönündeki taleplere de değinen Çavuş, sadece süt üretimine odaklanarak yapılacak bir küçülmenin ülkede et açığına yol açacağını söyledi. Çavuş, “Et sütten çıkar. Süt üretimini kısıtlarsak et açığı gündeme gelir. Bu nedenle üretimi büyütmek zorundayız” dedi.

Şap hastalığında hızlı müdahale

Şap hastalığıyla ilgili de bilgi veren Çavuş, 48 saat içinde aşıların ülkeye getirildiğini ve şu ana kadar yaklaşık 70 bin büyükbaş hayvanın aşılandığını açıkladı. İkinci aşılama sürecinin devam ettiğini belirten Çavuş, hastalığın yayılmadığını görmenin sevindirici olduğunu ifade etti.

Bakan Çavuş, Tarım Bakanlığı, Hayvancılar Birliği ve Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği ile iş birliği içinde çalışmaya devam edeceklerini belirterek, “Sorunlar olabilir ama biz bu sorunları emin adımlarla çözmeye kararlıyız” dedi.

Türkiye MSB’den İran açıklaması: Bölgede yeni gerginlik ve çatışmalar istemiyoruz

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, İran’daki gelişmelere ilişkin bölgede huzur ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların sürdüğünü vurgularken, Ege’de Yunanistan’ın hukuka aykırı faaliyetlerine karşı yayımlanan NAVTEX’lerin süresiz olduğunu açıkladı.

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı (MSB), İran’daki gelişmelere ilişkin, “Türkiye olarak, bölgemizde yeni gerginlik ve çatışmaların yaşanmasını arzu etmiyoruz. Tüm çatışmaların bitmesine, bölgemizde huzur ve istikrarın hâkim olmasına yönelik çabalarımızı sürdürüyoruz.” açıklamasını yaptı.

MSB, Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki uluslararası hukuka aykırı faaliyetlerine ilişkin teknik itiraz niteliğindeki seyir duyurularının, Yunan basınında iddia edildiği gibi 2 yıllık olmayıp, süresiz olarak yayımlandığını da bildirdi.

Türkiye MSB tarafından, Armoni Mızıkası Komutanlığında düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin soruları yanıtlandı.

Suriye’deki son durumla ilgili soru üzerine, “kalıcı istikrarın sağlanması açısından kritik önemde olan, 10 Mart ve 18 Ocak mutabakatlarına uymayan SDG’nin, 15 gün süreyle uzatılan ateşkesi tacizleriyle ihlal etmeyi sürdürmesinin entegrasyon sürecini olumsuz yönde etkilediği” cevabı verildi. Bakanlık tarafından konuya ilişkin şu ifadeler kullanıldı:

“Her zaman ifade ettiğimiz gibi Suriye’de meydana gelen gelişmeleri sahada yakından takip ediyor, bölgedeki birliklerimiz, personelimiz ve hudutlarımızın güvenliği için her türlü tedbiri alıyoruz. Suriye hükümetinin bölgede insani yardım koridoru açmasını memnuniyet verici bir gelişme olarak görüyoruz. Ülkemiz, ‘Tek Devlet, Tek Ordu’ ilkesi doğrultusunda, Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde, terör örgütleriyle mücadelesine ve savunma kapasitesinin artırılmasına destek vermeye kararlılıkla devam edecektir.”

EGE’DE SÜRESİZ İLAN EDİLEN NATVEX

Ege Denizi’nde ilan edilen NAVTEX’e ilişkin soru üzerine de şu yanıt verildi:

“Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki uluslararası hukuka aykırı faaliyetlerine ilişkin teknik itiraz niteliğindeki seyir duyurularımız, Yunan basınında iddia edildiği gibi 2 yıllık olmayıp, süresiz olarak yayımlanmıştır. Yayımladığımız NAVTEX’ler ile seyir emniyetini göz önüne alarak, Ege Denizi’ndeki kıta sahanlığını kapsayan seyir duyuruları ile deniz yetki alanları içerisinde kalan tüm araştırma faaliyetlerinin ülkemiz ile koordine edilmesi gerektiğini, Gayri Askeri Statüdeki Adaların (GASA) karasularını da içeren sahalarda seyir emniyetini tehlikeye düşürebilecek askeri faaliyetlerin gerçekleştirilmesinin uluslararası antlaşmalara aykırı olduğunu vurguluyoruz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin deniz yetki alanlarından kaynaklanan hak ve menfaatlerini yok sayan, tek taraflı faaliyet ve girişimleri uluslararası hukuk çerçevesinde etkisiz kılmaya devam edecektir.”

SOMALİ-TÜRK GÖREV KUVVETİ HAVA UNSUR KOMUTANLIĞI

Türkiye tarafından eğitilen Somali güvenlik güçlerinin, terörle mücadele faaliyetlerini kendi sorumlulukları çerçevesinde ve etkin bir şekilde icra ettiği belirtildi. MSB tarafından konuya ilişkin, “Somali’de konuşlu Somali-Türk Görev Kuvveti ile Hava Unsur Komutanlığımız askeri yardım, eğitim ve danışmanlık faaliyetleriyle Somali’nin terörle mücadele kapasitesinin geliştirilmesine katkı sunmayı sürdürmektedir.” ifadesi kullanıldı.

İRAN’DAKİ GELİŞMELER

İran’daki gelişmelere ilişkin ise Türkiye olarak bölgede yeni gerginlik ve çatışmaların yaşanmasının arzu edilmediği belirtildi. Tüm çatışmaların bitmesine, bölgede huzur ve istikrarın hakim olmasına yönelik çabaların sürdürüldüğünü belirten Bakanlık, yaşanabilecek olumsuzluklara karşı devletin ilgili kurumları ile koordineli olarak gerekli tüm tedbirlerin alındığını vurguladı.

İçişleri Bakanlığı’ndan “Öğrenci Affı” İddialarına Yanıt

İçişleri Bakanlığı, bazı basın yayın organlarında yer alan “öğrencilere muhaceret affı çıkarıldı” yönündeki haberler üzerine kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla açıklama yaptı.

Bakanlık, 28 Ocak 2026 tarihli ve 16 AE sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemenin bir af niteliği taşımadığını, yalnızca 18 yaş altı yabancı öğrencilerin yaşadığı teknik mağduriyetleri gidermeye yönelik bir düzenleme olduğunu vurguladı.

Açıklamada, Yabancılar ve Muhaceret Yasası kapsamında çıkarılan İkamet İzinleri ve Vizeler Tüzüğü’nün muafiyetleri düzenleyen 12. maddesine eklenen yeni 5. fıkranın; Eğitim işleriyle görevli Bakanlığa kayıtlı ilk ve ortaöğretim okullarında öğrenim gören, 18 yaşını doldurmamış yabancı öğrencileri kapsadığı belirtildi.

Düzenlemenin gerekçesine de yer verilen açıklamada, eğitim öğretim yılının Haziran ayında sona erip Eylül ayında yeniden başlaması nedeniyle, yaz tatili sürecinde ülkede kalan ya da giriş-çıkış yapan öğrencilerin ikamet ve vize süreleri bakımından idari cezalara maruz kalabildiği ifade edildi. Yapılan değişiklikle, yaz tatili dönemindeki bu hareketlilik nedeniyle öğrencilerin cezaya düşmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı kaydedildi.

İçişleri Bakanlığı, kamuoyunda oluşan yanlış algının aksine, herhangi bir af düzenlemesi yapılmadığını, söz konusu değişikliğin yalnızca 18 yaş altı yabancı öğrencileri kapsayan, mağduriyetleri önlemeye yönelik teknik bir düzenleme olduğunu bir kez daha vurguladı.

Çavuşoğlu’ndan öğrenci, veli ve öğretmenlere yarıyıl tatili mesajı

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, tüm eğitim camiasına sağlıklı, huzurlu ve verimli bir yarıyıl tatili dileyerek, ikinci döneme motivasyonla başlanması temennisinde bulundu.

Yarıyıl tatili dolayısıyla mesaj yayımlayan Bakan Çavuşoğlu, eğitimde fiziki altyapı, dijital dönüşüm ve öğrenci odaklı sistem çalışmalarının kararlılıkla sürdürüldüğünü vurguladı.

Çavuşoğlu, büyük bir özveri ve gayretle geçirilen 2025-2026 eğitim öğretim yılının birinci döneminin tamamlandığını belirterek, öğrencilerin karne heyecanını paylaştığını ve herkese sağlıklı, huzurlu ve verimli bir yarıyıl tatili dilediğini ifade etti.

– “Okullarımızda güçlendirme çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyoruz”

Artan nüfus ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda eğitim sistemini yalnızca bugünün değil, yarının koşullarına da hazırlamak amacıyla kapsamlı adımlar atıldığını kaydeden Çavuşoğlu, “Yeni okul yapımlarıyla fiziki kapasitemizi artırırken, deprem gerçeğini göz önünde bulundurarak okullarımızda güçlendirme çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyoruz.” dedi.

Dijital dönüşüm çalışmaları ve eğitimde yenilikçi uygulamalarla desteklenen sürecin, kısa vadede güvenli ve destekleyici bir eğitim ortamı oluşturduğunu, uzun vadede ise sürdürülebilir ve öğrenci odaklı eğitim sisteminde kalıcı ve başarılı bir dönüşüm yaratacağını ifade eden Çavuşoğlu, atılan her adımın çocukların nitelikli eğitim almasına ve toplumun geleceğine somut katkılar sunduğunu kaydetti.

-Kitap ve ekran dengesi vurgusu

Çocukların teknolojinin sunduğu imkânlarla iç içe büyüdüğüne de işaret eden Çavuşoğlu, teknoloji çağının gerekliliklerinden faydalanmanın doğal olduğunu ancak kitaplarla kurulan bağın, okumanın ve düşünmenin yerini hiçbir ekranın dolduramayacağını vurguladı.

Mesajında öğrencilere seslenen Çavuşoğlu, yarıyıl tatilinde ekran süresinin dengeli kullanılması, kitap okunması, ilgi alanlarının keşfedilmesi ve kişisel gelişimi destekleyecek faaliyetlere zaman ayrılmasının önemine dikkat çekerek, bu sürecin bireysel gelişime katkı sağlayacağını belirtti.

Velilere de seslenen ve “Bu süreçte sizlere de önemli sorumluluklar düşmektedir” diyen Çavuşoğlu, çocukların tatil zamanını planlamalarına rehberlik edilmesinin, onları okumaya ve nitelikli etkinliklere teşvik etmenin eğitim yolculuğunda en büyük destek unsuru olduğunu ifade etti.

– “Gösterdiğiniz özveri, fedakârlık ve inanç için hepinize teşekkür ediyorum”

Mesajında, öğretmenlerin eğitimin en güçlü taşıyıcıları olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır.” sözünü hatırlatarak, öğretmenlere gösterdikleri özveri, fedakârlık ve inanç için teşekkür etti.

Eğitimin yalnızca okulda başlayan ve okulda biten bir süreç olmadığını belirten Çavuşoğlu, öğretmenlerin emeği, velilerin rehberliği, öğrencilerin çabası ve toplumun desteğiyle anlam kazandığını, birlikte atılan her adımın çocukların geleceğinde büyük bir karşılık bulduğunu kaydetti.

Çavuşoğlu, mesajının sonunda tüm öğrencilere ve öğretmenlere iyi bir tatil dönemi geçirmelerini dileyerek, ikinci döneme sağlıkla, motivasyonla ve başarıyla başlamaları temennisinde bulundu.

Amcaoğlu: Benim düşüncem bir dönem daha belediye başkanlığına devam etmektir

Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu Gündem Kıbrıs Web TV’de, “Siyasette hiçbir şey net olmaz ama benim düşüncem bir dönem daha belediye başkanlığına devam etmektir” ifadelerini kullanarak görev süresinde önemli ilerleme kaydedildiğini ve yapılacak daha bir çok işin olduğunu belirtti.

Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, Gündem Kıbrıs Web TV’de katıldığı programda, belediye çalışmaları, altyapı yatırımları ve yeniden adaylık konusundaki görüşlerini paylaştı.

“SİYASETTE HİÇBİR ŞEY KESİN DEĞİLDİR ANCAK BENİM DÜŞÜNCEM BİR DÖNEM DAHA DEVAM ETMEKTİR”

Görev süresinde üç yılı geride bıraktıklarını belirten Amcaoğlu, bu süreçte önemli mesafe kat ettiklerini ve birçok projenin halen devam ettiğini söyledi. Yeniden adaylık sorusuna yanıt veren Amcaoğlu, siyasette hiçbir şeyin kesin olmadığını vurgulayarak, düşüncesinin bir dönem daha belediye başkanlığı görevini sürdürmek yönünde olduğunu ifade etti.

Çalışmalarını hiçbir zaman seçim odaklı yürütmediklerini dile getiren Amcaoğlu, “Biz seçim için değil, halk için çalışıyoruz. Bu slogan değil, gerçektir. Günü kurtarmaya değil, geleceğe yönelik işler yapıyoruz” dedi.

“YEREL VE GENEL SEÇİMLERİN BİR AY ARAYLA YAPILMASI DOĞRU OLMAZ; YEREL SEÇİMLER HAZİRAN 2027’YE ERTELENEBİLİR”

Yerel ve genel seçimlerin bir ay arayla yapılmasının doğru olmadığını savunan Amcaoğlu, seçim tarihlerinin yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Yerel seçimlerin Haziran 2027’ye ertelenebileceğini düşündüğünü kaydeden Amcaoğlu, önlerinde yaklaşık bir yıllık uzun bir çalışma süresi bulunduğunu söyledi.

“BELEDİYE BAŞKANLIĞI SÜRESİ 5 YILA ÇIKARILMALI”

Belediye başkanlığı görev süresine de değinen Amcaoğlu, mevcut dört yıllık sürenin yetersiz olduğunu savunarak, belediye başkanlığı süresinin beş yıla çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Programda altyapı yatırımlarına da geniş yer veren Amcaoğlu, özellikle yağmur suyu ve sel baskınlarına karşı önemli çalışmalar yaptıklarını belirtti. Bilimsel veriler ışığında hareket ettiklerini vurgulayan Amcaoğlu, yapılan yatırımların birçok noktada olumlu sonuç verdiğini söyledi. Yenikent başta olmak üzere dere yataklarında yaşanan sorunlara yönelik çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

Gönyeli ve Alayköy’e meteoroloji istasyonu kazandırıldığını hatırlatan Amcaoğlu, bunun erken uyarı ve planlama açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti.

Kanlıköy ve Gönyeli Barajı’ndaki temizlik çalışmalarına da değinen Amcaoğlu, barajların balçıkla dolu olduğunu ve tamamen kurumadan temizlik yapılmasının mümkün olmadığını söyledi. Yaz döneminde yapılan teknik incelemelere rağmen çalışmaların yağışlar nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Dut Deresi Projesi’nin bütçesinin onaylandığını ve ihaleye çıkılacağını açıklayan Amcaoğlu, projenin dereyi disipline ederek suyun kontrollü şekilde tahliye edilmesini amaçladığını söyledi. Projenin iklim krizine rağmen önemli bir rahatlama sağlayacağını ifade etti.

Gönyeli’nin farklı bölgelerinde yaşanan su birikintilerine yönelik kanal ve altyapı çalışmalarının da sürdüğünü belirten Amcaoğlu, belediyenin tüm imkânlarıyla sahada olduğunu, ancak vatandaşların da tedbirli ve hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.

Yasin Özcan resmen Beşiktaş’ta

Beşiktaş, Aston Villa’dan savunma oyuncusu Yasin Özcan’ı satın alma opsiyonuyla kiralık olarak kadrosuna kattığını açıkladı.

Siyah-beyazlı kulübün internet sitesinden yapılan “Beşiktaş’ımıza hoş geldin Yasin Özcan” başlıklı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Profesyonel futbolcu Yasin Özcan’ın satın alma opsiyonlu geçici transferi hususunda Aston Villa ile anlaşmaya varılmıştır. Yasin Özcan ile 1+4 yıllık (2029-2030 sezonu sonuna kadar) sözleşme imzalanmıştır. Yasin Özcan’a şanlı formamızla üstün başarılar diler, kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.”

Genç savunma oyuncusu, bu sezon kiralık olarak Belçika ekibi Anderlecht’te 6 maçta forma giymişti.

MGK’dan terörsüz Türkiye vurgusu

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sona erdi.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan MGK toplantısının ardından bildiri yayımlandı.

 

İletişim Başkanlığı’ndan paylaşılan bildiriye göre toplantıda, 2025 yılında gerçekleşen ve millî güvenlik bakımından önem arz eden siyasi, askerî, iktisadi ve içtimai hadiseler değerlendirildi; 2026 yılında karşılaşılabilecek muhtemel gelişmeler ile bu kapsamda icra edilecek çalışmalar ve alınacak tedbirler müzakere edildi.

 

Bildiride, MGK’da görüşülen başlıklar şu şekilde sıralandı:

 

“PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla yürütülen faaliyetler ile son dönemde meydana gelen uluslararası gelişmeler hakkında Kurula bilgi sunulmuştur.”

 

MGK’da Terörsüz Türkiye vurgusu

“Terörsüz Türkiye” hedefi istikametinde gelinen aşama ele alınmış; ülkemizin ve bölgemizin güvenlik, istikrar ve refahını tahkim etmeye matuf adımlara kararlılıkla devam edileceği vurgulanmıştır.

 

Komşumuz Suriye’nin egemenliğini, toprak bütünlüğünü, üniter yapısını ve siyasi birliğini sağlama gayretlerine verilen güçlü destek ile Suriye halkının huzur, güvenlik ve refahının arttırılması için sergilenen çabaların sürdürüleceği kaydedilmiştir.”

 

“Türkiye Gazze’de her türlü mesuliyeti üstlenmeye hazır”

“Gazze’deki son durum ve ateşkesin geleceği değerlendirilmiş; Gazze meselesinin çözüme kavuşturulması için tesis edilen uluslararası yapıların kurucu üyelerinden olan Türkiye’nin, kapsamlı insani yardımların bölgeye ulaştırılması çalışmalarını sürdüreceği vurgulanarak, Gazze’nin yeniden ayağa kaldırılması ve kalıcı barışın tesisi için ortaklarıyla beraber her türlü mesuliyeti üstlenmeye hazır olduğu teyit edilmiştir.”

 

“Somali Federal Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik desteğimizin altı çizilmiş; Türkiye’nin, Somali halkının terör örgütlerine karşı verdiği mücadelede kardeşlik hukukunun gereğini yerine getirmeye devam edeceği ifade edilmiştir.”

“İran’ın istikrarı bölgemizin güvenliği bakımından önemli”

“İran merkezli güncel gelişmeler etraflıca ele alınmış; komşumuz İran’ın istikrarının ve huzurunun, bölgemizin güvenliği bakımından büyük önem arz ettiğine dikkat çekilmiştir.”

 

“Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki mevcut durum değerlendirilmiş; savaşın yansımalarının Karadeniz’de muhafaza edilmeye çalışılan istikrarı zedelememesi için tüm tarafların sorumlulukla hareket etmesi gerektiği bir kez daha hatırlatılmıştır.”

 

“Türkiye’nin, bölgesel ve küresel riskleri tedricen arttıran savaşın sona erdirilmesine ve kalıcı barışın ivedilikle tesis edilmesine yönelik gayretlerini sürdüreceği belirtilmiştir.”

 

“Türkiye’nin, yakın çevresinden Asya, Afrika ve Avrupa’ya uzanan geniş bir coğrafyadaki muhtelif çatışma ve kriz bölgelerinde barışın muhafazası ve istikrarın tesisi maksadıyla icra ettiği çok boyutlu faaliyetlerine 2026 yılında da kararlılıkla devam edeceği kaydedilmiştir.”

 

Ertelenen Maçlar Sonrası AKSA Ligleri’nin Yeni Takvimi Açıklandı

Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu (KTFF) tarafından organize edilen AKSA Ligleri’nde geçtiğimiz hafta olumsuz hava ve saha koşulları sebebiyle ertelenen lig maçları sonrası lig maçlarının tarihleri yeniden düzenlendi.
Yeni program şöyle;
16.HAFTA: 31 OCAK – 1 ŞUBAT 2026
17.HAFTA: 7-8 ŞUBAT 2026
18.HAFTA: 14-15 ŞUBAT 2026
19.HAFTA: 21-22 ŞUBAT 2026
20.HAFTA: 28 ŞUBAT – 1 MART 2026
21.HAFTA: 7-8 MART 2026
22.HAFTA: 14-15 MART 2026
23.HAFTA: 17-18-19 MART 2026 (HAFTA ARASI)
24.HAFTA: 28-29 MART 2026
25.HAFTA: 4-5 NİSAN 2026
26.HAFTA: 11-12 NİSAN 2026
27.HAFTA: 18-19 NİSAN 2026
28.HAFTA: 25-26 NİSAN 2026
29.HAFTA: 2-3 MAYIS 2026
30.HAFTA: 9-10 MAYIS 2026
PLAY OFF/OUT 1.HAFTA: 16 MAYIS 2026 CUMARTESİ
PLAY OFF/OUT 2.HAFTA: 20 MAYIS 2026 ÇARŞAMBA
PLAY OFF/OUT 3.HAFTA: 24 MAYIS 2026 PAZAR

İSPANYA VE PORTEKİZ’İ VURAN KRİSTİN FIRTINASI NEDENİYLE 5 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

İspanya ve Portekiz’i etkisi altına alan Kristin Fırtınası nedeniyle Portekiz’de 5 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin elektriksiz kaldığı, İspanya’da 77 bölgede eğitime ara verildiği bildirildi.

İspanya devlet televizyonu RTVE’nin haberine göre, Kristin Fırtınası nedeniyle İspanya’nın büyük bir bölümünde şiddetli yağmur, rüzgar ve kar yağışı etkili oldu.

Fırtınaya karşı teyakkuza geçen yetkililer, 77 bölgede eğitime ara verildiğini açıkladı.

İspanya Trafik Genel Müdürlüğü, ülke genelinde 140’tan fazla yolun kar yağışı nedeniyle ulaşıma kısmen ya da tamamen kapandığını duyurdu.

Olumsuz hava koşulları demir yolu ulaşımını da vurdu. Ülke genelinde çok sayıda tren seferinde gecikmeler yaşanırken, bazı seferler iptal edildi.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, vatandaşlara zorunlu olmadıkça seyahate çıkmamaları çağrısında bulunarak, herkesin azami dikkat göstermesi gerektiğini vurguladı.

Portekiz basınında yer alan haberlere göre, fırtınanın etkileri Portekiz’de de hissedildi.

Yetkililer, Leiria kentinde çöken yapının 4 kişinin ölümüne yol açtığını, Vila Franca de Xira’da devrilen bir ağacın araca çarpması sonucu bir kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

Fırtınaya bağlı 3 bin 300’den fazla olayın rapor edildiğini belirten yetkililer, elektrik kesintilerinin toplamda 1 milyondan fazla aboneyi etkilediğini ve yaklaşık 570 bin kişinin hala elektriksiz olduğunu açıkladı.

Devrilen ağaçlar ve yolları tıkayan enkaz nedeniyle çok sayıda ana yol trafiğe kapatıldı.

Şiddetli rüzgarlar, Coimbra’daki havaalanında bekleyen uçaklarda hasara yol açarken, Leiria’daki bir futbol stadyumunda da ciddi hasara neden oldu.

Bazı tren seferlerinin hava koşulları nedeniyle askıya alındığı Portekiz’in birçok bölgesinde eğitime ara verildi.

Hava yarından itibaren dört gün yağmurlu olacak

Meteoroloji Dairesi, yarından itibaren Pazartesi’ne kadar dört gün bölgede yağış beklendiğini duyurdu.

Meteoroloji Dairesi’nin 29 Ocak-4 Şubat tarihlerini kapsayan raporuna göre, bölgenin alçak basınç sistemi ile üst atmosferdeki soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalması bekleniyor.

Rapora göre, yarın havanın parçalı ve çok bulutlu, yer yer hafif sağanak yağmurlu, Cuma ve Cumartesi yer yer sağanak ve gök gürültülü sağanak yağmurlu, Pazar hafif sağanak yağmurlu, Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri ise parçalı ve az bulutlu geçmesi bekleniyor.

En yüksek hava sıcaklığı genellikle iç kesimlerde ve sahillerde 18–21 derece dolaylarında seyredecek.

Rüzgâr ise, genellikle Güney ve Batı yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli, Cuma, Cumartesi, Pazartesi ve Salı günleri ise yer yer fırtınamsı rüzgâr şeklinde esecek.

HASİPOĞLU: KADINLARIN ÜRETİM GÜCÜNÜ ARTIRACAK HER TÜRLÜ GİRİŞİMİN YANINDAYIZ

Mesaryalı Kadınlar Tarım ve Sanat Derneği yetkilileri, Kıbrıs Mirası Agro-Turizm ve Üretim Merkezi kapsamında hayata
kırsal kalkınmaya katkı sağlanması, agro-turizm faaliyetlerinin artırılması ve Kıbrıs’a özgü tarımsal mirasın gelecek kuşaklara aktarılması hedeflenen “4 Mevsim Bahçesi” projesinin detaylarını Bakan Hasipoğlu’na sundu.Dernek temsilcileri, kadınların liderliğinde kurulacak üretim ve işleme yapılarının yalnızca ekonomik gelir yaratmayı amaçlamadığını vurgulayarak; projenin aynı zamanda kadınların toplumsal konumunu güçlendiren, sürdürülebilir, örnek ve çoğaltılabilir bir kalkınma modeli sunduğunu ifade etti.
Görüşmede konuşan Bakan Hasipoğlu, Mesaryalı Kadınlar Tarım ve Sanat Derneği’ni bu vizyoner ve anlamlı projeden dolayı tebrik etti. Kadın girişimcilerin üretim süreçlerinde daha aktif rol almasının ülke ekonomisi ve sosyal yapı açısından büyük önem taşıdığını belirten Hasipoğlu,
kadınların üretim gücünü artıracak her türlü girişimin yanında olduklarını vurguladı.

Üstel: Engelli nakdi yardımlarına hayat pahalılığı farkı tam yansıtıldı

Başbakan Ünal Üstel, engelli nakdi yardımı alan vatandaşlara yönelik ödenek artışıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Üstel, 2026 yılının ilk yarısı için açıklanan yüzde 21,66 oranındaki hayat pahalılığı farkının, engelli nakdi yardımlarına eksiksiz şekilde yansıtıldığını duyurdu.

“Sosyal devleti slogan değil, icraat olarak görüyoruz”

Hükümete geldikleri günden bu yana sosyal devlet anlayışını bir slogan olarak değil, vatandaşın hayatına dokunan somut adımlar olarak ele aldıklarını vurgulayan Üstel, “Bugün bir kez daha bunun gereğini yerine getiriyoruz” dedi.

5 bin 855 kişi yararlanacak

Üstel, hazırlanan “Engelli Nakdi Yardımı Alan Hak Sahiplerinin Asgari Ücret Oranı ile Hayat Pahalılığı Oranı Arasındaki Eksik Kalan Farkın Giderilmesi Hakkında Yasa Gücünde Kararname” ile hayat pahalılığı farkının engelli nakdi yardımlarına yansıtıldığını belirterek, bu uygulamadan 5 bin 855 vatandaşın yararlanacağını açıkladı.

6 ay boyunca ek ödeme

Toplumun dezavantajlı kesimlerinin enflasyon karşısında mağdur edilmesine izin vermeyeceklerini ifade eden Üstel, yasa gücünde kararnameyle engelli nakdi yardımı alan tüm hak sahiplerine 6 ay boyunca ek ödeme yapılacağını söyledi.

Engelli maaşları yükseltildi

Yapılan düzenleme kapsamında:

  • En yüksek engelli maaşı 62.292 TL’ye,
  • En düşük engelli maaşı ise 31.146 TL’ye yükseltildi.

Üstel, düzenlemenin 6 aylık süre içerisinde yeni hak sahibi olacak kişileri de kapsayacağını vurguladı.

“Kimseyi geride bırakmayan devlet anlayışı”

Sosyal devlet anlayışlarının yalnızca yardımlarla sınırlı olmadığını dile getiren Üstel, engelli bireyleri sosyal hayatın kıyısında değil, kamunun merkezinde görmeye inandıklarını belirtti. Üstel, 25 yılı aşkın bir sürenin ardından kamuya engelli istihdamını da hayata geçiren hükümet olduklarını hatırlattı.

“Sosyal devleti lafla değil, icraatla büyütüyoruz”

Göreve geldikleri günden bu yana yıllardır ertelenen birçok düzenlemeyi hayata geçirdiklerini ifade eden Başbakan Üstel, “Bu düzenleme, hiçbir vatandaşımızın yalnız bırakılmayacağının açık göstergesidir. Biz sosyal devleti lafla değil, icraatla büyüten bir hükümetiz ve bu yolda kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz” dedi.

TAÇOY AKPA TOPLANTISINDA KONUŞTU

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Heyet Başkanı, Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa Milletvekili Hasan Taçoy, Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi (AKPA) Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Ukrayna için kalıcı barış ve Avrupa kıtasının güvenliğine bağlılığın önemini vurgularken Kıbrıs meselesine ilişkin de önemli mesajlar verdi.

Taçoy, Avrupa’da güvenliğin kendiliğinden garanti edilemeyeceğini, çözümlenmemiş ihtilafların tüm kıtanın istikrarını tehdit ettiğini söyledi.

Taçoy, Kıbrıs adasındaki mevcut statükonun altmış yılı aşkın süredir Avrupa Konseyi gündeminde olduğunu ve Doğu Akdeniz ile Avrupa güvenliği üzerinde doğrudan etkiler yarattığını belirtti.

1960’ta kurulan Kıbrıs Ortaklık Cumhuriyeti’nin, 1963’te Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklere yönelik saldırıları sonucu yıkıldığını hatırlatan Taçoy, Türklerin devlet kurumlarından zorla dışlandığını ve 1963-1974 arasındaki dönemin şiddet olaylarıyla geçtiğini ifade etti.

Ulusal Birlik Partisi Lefkoşa Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Heyet Başkanı Hasan Taçoy, bu yıllarda yüzlerce Kıbrıslı Türk’ün hayatını kaybettiğini, on binlercesinin ise evlerini terk ederek adanın yalnızca yüzde üçüne tekabül eden küçük bölgelere sığınmak zorunda kaldığını söyledi.

Bu dönemin, Kıbrıs Rum tarafının Yunanistan’daki askeri cunta tarafından desteklenen 1974 darbesiyle doruk noktasına ulaştığını belirten Taçoy, Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi’nin 573 (-1974) sayılı kararına da atıf yaptı.

Söz konusu kararda darbe girişiminin, “Türk Hükümetini, 1960 Garanti Antlaşması’nın 4. Maddesi uyarınca müdahale hakkını kullanmaya sevk ettiği”nin kabul edildiğini hatırlatan Taçoy, böylece on yıl süren kanlı sürece son verildiğini vurguladı.

Taçoy, bugün gelinen noktada Kıbrıs Rum yönetiminin güvenlik, savunma ve enerji alanlarında tek taraflı politikalarla gerginliği artırdığını, bunun hem adada barış ihtimalini hem de Avrupa’nın genel güvenliğini tehdit ettiğini dile getirdi.

Kıbrıs Türk tarafının, kalıcı barış için tek gerçekçi yol olan “egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüye dayalı çözüm” konusundaki kararlılığını sürdürdüğünü vurgulayan Taçoy, Avrupa’nın inandırıcı olabilmesi için Kıbrıs Türk halkı da dahil olmak üzere tüm taraflara eşit hak ve kapsayıcı diyalogla yaklaşması gerektiğini ifade etti.