Mobil X-Ray Tarama Sistemi bugün Girne Turizm Limanı’nda teslim edilecek



Hava sıcaklığı bugünden itibaren 4 derece yükselecek, bugün ve yarın günü yağmur bekleniyor.
Meteoroloji Dairesi’nden yapılan açıklamaya göre, 20-26 Ocak tarihleri arasında bölge, periyodun ilk günleri Yüksek Basınç Sistemi, diğer günlerde ise Alçak Basınç Sistemi ile üst atmosferdeki soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.
Hava yarın parçalı ve az bulutlu, sabah saatleri yer yer don olayı, Çarşamba çok bulutlu, gece saatleri yer yer hafif yağmurlu, Perşembe parçalı ve çok bulutlu, yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak diğer günlerde ise parçalı ve çok bulutlu olacak.
En yüksek hava sıcaklığı, periyodun ilk günü iç kesimlerde ve sahillerde 12 – 15 derece, diğer günlerde ise 16 – 19 derece dolaylarında seyredecek.
Rüzgar, genellikle Kuzey ve Doğu yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli olarak esecek.

Başbakan Ünal Üstel, İsias davasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Üstel; “İsias davası bizim için bitmemiştir ve hala devam etmektedir.

Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı (GKK), 2008 doğumlu erkek KKTC vatandaşlarının son yoklamaların 2-6 Şubat tarihleri arasında yapılacağını duyurdu.
Açıklamada, 2008 doğumlu erkek KKTC vatandaşlarının, 1 Ocak’tan itibaren askerlik çağına girdiği vurgulanarak, son yoklamaların, her iki tarih dahil olmak üzere 2-6 Şubat tarihleri arasında 08.30-16.00 saatleri arasında Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ASAL ve Seferberlik Şube Müdürlüğünde (Lefkoşa) yapılacağı belirtildi.
Yükümlülerin, kendilerine teslim edilen çağrı pusulalarında belirtilen tarihlerde yoklamaya katılacağı ifade edilen açıklamada, her ne sebeple olursa olsun, bugüne kadar yoklamaya hiç katılmamış veya henüz yurt ödevini yapmamış olan 2008 ve daha yaşlı doğumlu, askerlik ertelemesini yaptırmayan, KKTC ve çift uyruklu yükümlülerin bu yoklamaya katılmak zorunda olduğu ifade edildi.
Açıklamada, son yoklamaya katılmak için talep edilen belgelerin şu şekilde olduğu belirtildi:
“KKTC kimlik kartı; KKTC doğum kayıt belgesi; çift uyruklular için TC kimlik kartının aslı; TC vukuatlı nüfus kayıt örneği ve varsa KKTC yurttaşlığa kabul belgesi; öğrenci olanlar için öğrenci belgesi (üniversite öğrenci belgeleri Milli Eğitim Bakanlığından onaylı olacaktır); mezun olanların diplomalarının aslı ile birlikte fotokopisi (meslek lisesi diplomaları ile çıraklık ve kalfalık belgelerinin fotokopileri KKTC Milli Eğitim Bakanlığından onaylı olacaktır); ikametgah belgesi; varsa sürüş ehliyeti; sağlık problemi olanların, rahatsızlıklarını gösteren sağlık raporunun aslı ve fotokopisi, varsa epikriz raporu.”
Yükümlülere gerekli duyuru ve tebligatların, köy ve mahalle muhtarlıkları tarafından yapıldığı ve radyo, televizyon ve yazılı basın yoluyla yapılan bu duyuruların değiştirilmiş şekli ile 59/2000 sayılı Askerlik Yasası’nın 25’inci maddesi gereğince yükümlülere yazılı tebligat yapılmış gibi kabul edileceği kaydedilen açıklamada, duyurulara rağmen meşru bir özrü olmaksızın yoklamaya katılmayanların, yoklama kaçağı durumuna düşeceklerinden, haklarında yasal işlem başlatılacağı belirtildi.
Açıklamada, daha fazla bilgiye, “mucahit.gov.ct.tr” internet adresinden erişebileceği ifade edildi.

Adıyaman Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın dördüncü duruşması aranın ardından devam ediyor.
-Koçoğlu: “Cesur olmak lazım, bu tür davalar mihenk taşı”
Esasa ilişkin söz alarak, taleplerini ileten Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu, atılmaması gereken imzalar atıldığı için 72 kişinin öldüğünü, 10 kişinin yaralandığını kaydetti.
Savcı mütalaasındaki suç tanımını anlamanın mümkün olmadığını belirten Koçoğlu, “Olası kast değil de neden bilinçli taksir? Eylem sayısı bir değil iki değil üç değil. Hepsi bir araya geldiğinde göz göre göre yapmanın bir kanıtıdır” dedi.
“Bizim olayımız sadece beton kalitesi değil, sahtecilik de var” vurgusu yapan Koçoğlu, “Bir yapı için en önemli iki evrak var; yapı ruhsatı ve yapı kullanım izin belgesi. Yapı ruhsatında sahtecilik var. Yapı kullanım izin belgesi de sahte” diye konuştu.
“Resmi belgede sahtecilik denilen şey sadece kasıtla ilgilidir. Sahtecilik iki defa üst üste yapılmış, kimse bunu açıklamıyor” diyen Koçoğlu, şöyle devam etti:
“Asansör yapılması için asmolen döşeme kesilmiş. Statik hesaplama yapılmamış. Kaçak kat çıkılmış, zemin etüt raporu da yok. Encümenle ilgili şikayeti yaptık. Statik proje yokken ‘var’ yazıyorlar, yapı izni yokken ‘bina’ yapıyorlar, sonra ‘biz isteyerek yapmadık’ diyorlar.
Cesur olmak lazım, bu tür davalar bir mihenk taşı. Kararınızı yazarken ve aktarırken kaybedilenlerin kendi anne-babanız, çocuklarınız olduğunu düşünün. Vicdanınızla karar verin.”
Sanıkların olası kastla yargılanmasını talep eden Koçoğlu, bilinçli taksirden yargılanacaklarsa, ölen kişi sayısı fazla olması sebebiyle alt sınırdan uzaklaşılmasını istedi.
-Turan: “Sizden tarih yazmanızı, miras bırakmanızı istiyoruz”
Avukat Fatih Turan da, verilecek hiçbir kararın buradaki insanların içini rahatlatmayacağını vurgulayarak, “Binanın usulsüzlüğü görülmesine rağmen bina yıkılmadan para cezası verilmiş. Burada bile isteye yapılan bir icraat var. Burada bir usulsüzlük var yani açıkça olası kast var. Sizden tarih yazmanızı, miras bırakmanızı istiyoruz. Caydırıcı cezalar verilirse, depremlerde insanlar ölmeyecek” dedi.
-Genç: “Binayı deprem değil sanıkların ihmal ve kusurları yıktı”
Avukat Emrah Genç de, diğer avukatlara katıldığını söyleyerek, binayı depremin değil sanıkların ihmal ve kusurlarının yıktığını kaydetti.
Sanıkların olası kastla yargılanması gerektiği düşüncesini belirten Genç, sanıkların durumları gözetilerek, cezalandırılmalarını istedi.
Duruşmada, diğer avukatlar da sanıkların olası kasttan yargılanması talebini iletti.

Genel Tarım Sigortası kapsamına ilk kez Şubat 2024 döneminde alınan zeytin üreticilerine yönelik ilk tazminat ödemesi yapıldı.
Haziran 2025’te meydana gelen dolu afeti nedeniyle zarar gören 25 zeytin üreticisine, toplam 146 dönüm alan için 853 bin 895 TL tutarında tazminat ödemesi gerçekleştirildi.
Yetkililerden alınan bilgiye göre, tazminat tutarları Kıbrıs Türk Kooperatif Merkez Bankası’na gönderildi ve ödemeler üreticilerin hesaplarına aktarılmaya başlandı.
Yapılan açıklamada, zeytin üreticilerinin bundan sonraki süreçte de Genel Tarım Sigortası kapsamında desteklenmeye devam edileceği vurgulandı.

Hava sıcaklığı yarından sonra 4 derece yükselecek, çarşamba ve perşembe günü yağmur bekleniyor.
Meteoroloji Dairesi’nden yapılan açıklamaya göre, 20-26 Ocak tarihleri arasında bölge, periyodun ilk günleri Yüksek Basınç Sistemi, diğer günlerde ise Alçak Basınç Sistemi ile üst atmosferdeki soğuk ve nemli hava kütlesinin etkisi altında kalacak.
Hava yarın parçalı ve az bulutlu, sabah saatleri yer yer don olayı, Çarşamba çok bulutlu, gece saatleri yer yer hafif yağmurlu, Perşembe parçalı ve çok bulutlu, yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak diğer günlerde ise parçalı ve çok bulutlu olacak.
En yüksek hava sıcaklığı, periyodun ilk günü iç kesimlerde ve sahillerde 12 – 15 derece, diğer günlerde ise 16 – 19 derece dolaylarında seyredecek.
Rüzgar, genellikle Kuzey ve Doğu yönlerden orta kuvvette zaman zaman kuvvetli olarak esecek.

İskele Belediyesi, Ötüken Özel Eğitim Okulu’nda meyve bahçesi oluşturdu.
Belediye’den verilen bilgiye göre, İskele Belediyesi tarafından hazırlanan ve okul yönetimi ile yapılan görüşmeler sonucunda, meyve bahçesi ekim etkinliği 16 Ocak Cuma günü gerçekleştirildi.
İskele Belediyesi Park ve Bahçe Birimi, okula bağışlanan elma, armut, ayva, dut, erik ve yenidünya türlerinden oluşan toplam 30 meyve ağacını, İskele Belediyesi Engelsiz Destek Birimi’nin öncülüğünde, okul öğretmenleri, öğrencileri ve velilerinin katılımıyla okul bahçesinde toprakla buluşturdu.
Etkinlikte, ağaçların ilk can suyu çocuklar tarafından verildi.
Çocuklara ağacın ve doğanın önemini aşılamak, onları toprakla buluşturmak amacıyla hayata geçirilen proje sayesinde, öğrencilerin sorumluluk duygularının gelişmesi, doğayı tanımaları ve birlikte üretmenin mutluluğunu yaşamaları hedefleniyor.


Adıyaman Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın dördüncü duruşmasına 15 dakika ara verildi. Aranın ardından avukatlar dinlenilmeye devam edecek.
-Aileler
Duruşmada konuşan Serin İpekçioğlu’nun babası Sertaç İpekçioğlu, “Ne söylesek bir şey değişeceğini düşünmüyorum. Ölümün bedelinin olmadığını görüyoruz. Vicdan sahibi ve bu ülkeyi seviyorsanız olası kastla yargılarsınız” dedi.
Serin İpekçioğlu’nun annesi Pervin İpekçioğlu da, savcılık mütalaasının sonuç kısmına katılmadığını belirterek, davaların birleştirilerek, görülmesi gerektiğini söyledi.
Binanın kusurlarını anlatan İpekçioğlu, “Binanın taşıyıcı sistemini zayıflatmak için her türlü müdahale yapıldığı ortadaydı. Kusurlar ortadayken bilinçli taksir iddiaları hukuken boşa düşmüştür. Adalet basmakalıp kararlara sığmaz” diye konuştu.
Sanıkların olası kastla yargılanıp, tutuklanmasını talep eden İpekçioğlu, “Bu sanıklar eninde sonunda olası kastla ceza alacak. Adalet öyle veya böyle bir şekilde sağlanacak” dedi.
-Turan
Avukat Mehmet Eren Turan ise, esasa ilişkin taleplerini iletti, savcının ortaya koyduğu eylemlere katıldıklarını ancak sanıkların eylemlerine ilişkin vasıflandırmaya katılmadıklarını kaydetti.
“Sanık öngördüğü neticeyi gerçekleştiriyorsa olası kastla yargılanmalı” diyen Turan, sanıkların attıkları imzalarla öngördükleri neticeyi kabullendiğini söyledi.
Bu davanın en önemli kısmının, sahte ruhsatlarla meskenden otele çevrilmesi olduğunu ifade eden Turan, “Binanın görevinizi ihmal ederek, yönetmeliklere aykırı yapılmasına izin veriyorsanız, o zaman binanın yıkılmasının risklerini artırıyorsunuz” dedi.
Binanın yapımının 75’le başlayıp, 95 yönetmeliğiyle devam ettiğini dile getiren Turan, “Bu durumda ruhsat tamamen hükümsüz hale geliyor” vurgusu yaptı.
Yönetmeliklerde beton kalitesinin değiştiğini, binaya asansörler konulduğunu ifade eden Turan, “Statik hesaplamalar yapılmamış. Binaya kaçak katlar, tabliyeler eklenmiş. Bina zaten yıkılacak duruma getirilmiş” dedi.
Yıkılması gereken binaya üç ay sonra İskan belgesi veriliyorsa bunun neticenin öngörüldüğünü ortaya koyduğunu kaydeden Turan, “3. Ağır Cezadaki davada bu dosya yoktu, vasıflandırmayı bilinçli taksir olarak yapmak bize göre mümkün değil. Sanıklar, otel sahipleri kadar sorumludur” diye konuştu.
72 kişinin öldüğü bir bina için verilen cezaların adalet duygularını sarstığını söyleyen Turan, olası kastla yargılama yapılmayacaksa ve bilinçli taksirden ceza verilecekse de en ağır cezanın, yasal indirimden esirgenerek, verilmesini talep etti.
Ardından duruşmaya 15 dakika ara verildi. Aradan sonra avukatlar dinlenilmeye devam edecek.

Adıyaman Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davada savcı mütalaasını sundu. Savcı, sanıkların kusurunu bilinçli taksir kapsamında değerlendirdi.
Savcı mütalaasını, sanıkların ayrı ayrı birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına sebep olma suçundan, ölü ve yaralıların sayısı dikkate alınarak, alt sınırdan uzaklaştırılıp ceza alması ve adli kontrol tedbirlerinin ayrı ayrı devamı yönünde yaptı.
Mahkemede daha sonra aileler, esasa (mütalaaya) ilişkin taleplerini dile getirdi.
Hayal Gençalioğlu’nun babası Yaşar Kemal Gençalioğlu, sanıkların olası kast ile yargılanmasını istedi.
Selin Karakaya’nın annesi ve Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya da, sanıkların, olası kast ile cezalandırılmasını talep ederek, “Adalet istiyorum” dedi.
Atakan Konuklu’nun annesi Pamir Konuklu’nun eşi Şenay Atakan Konuklu ise, “Buraya gelmeden önceki fikirlerim başkaydı. Savcının söyledikleri karşısında sonuç odaklıyım. Adıyaman’da adalet toprak altında kalmaz. Adaleti umarım sağlayabiliriz. Uluslararası hukuka da güveniyorum. Umarım hukukun üstünlüğü burada sağlanır” dedi.
Nehir Çevik’in babası Yoksuli Çevik de, olası kasttan yargılanma istedi.
Özgür İçme’nin babası Meriç İçme de, tüm katillerin olası kastla yargılanmasını talep etti.
Aras Aktuğralı’nın babası Murat Aktuğralı da, adaletin sadece olası kastla geleceğini belirterek, “Bunu bütün kitaplar söylüyor” dedi.
Asya Tülek’in babası Mehmet Tülek de, “Bu suçun tanımı bilinçli taksir değil olası kasttır” diyerek, davaların birleştirilmesini istedi.
İzcan Nurluöz’ün annesi Feriha Yiğittürk, Hasan Bilgen’in babası Mehmet Akif Bilgen, Ali Karasel’in eşi Fatma Karasel de, olası kastla yargılama talebinde bulundu.
Sahil Özberkman’ın annesi Esra Özberkman ise, “Söz hakkı veriyorsunuz ama bizi duyuyor musunuz bilmiyorum. Adalet olası kastla gelir ve o adalet bir gün herkese lazım olur” dedi.
Perihan Çetiner’in babası Mehmet Çetiner de, sanıkların, olası kastla yargılanıp en ağır cezayı almalarını istedi.
Mert Niyazi Topukçuoğlu’nun babası Mehmet Topukçuoğlu da, “Bütün suçlar ortadadır. Bilinçli taksir değil olası kast olmalı” dedi.
Bedriye Yeniçeri’nin eşi, Ecem Yeniçeri’nin babası Can Ahmet Yeniçeri de, “Adalet bir gün size de lazım olacak. Bu kadar kusurdan sonra verilecek karar belli” dedi.
Duygu Kalaycı’nın eşi, Lavin Kalaycı’nın babası Caner Kalaycı da, “Çok şey konuştuk. En son celsede bazı evraklar sunuldu. Her şey birbirini tamamlıyor. Hukuk yasalardan ibaret bunun vicdanı sizlersiniz. Durmayacağız. Umudumuz, vereceğiniz kararın olası kasta çıkması. Bu vicdan, umarım bizi değil onları istinafa götürür” diye konuştu.
Osman Çetintaş’ın babası Nafi Çetintaş da, sanıkların olası kastla yargılanmalarını istedi.
Fahri Arkar’ın babası Ramadan Arkar, Havin Kılıç’ın babası Recep Kılıç, Aykan Ekiz’in babası Murat Ekiz de, olası kast talebinde bulundu.
Doruk ve Alp Akın’ın babası Osman Akın da, suç unsurlarının ortada olduğuna dikkat çekti.
Doruk ve Alp Akın’ın annesi Ayşe Akın da, imzaların bilerek, isteyerek atıldığını kaydetti ve sanıkların olası kastla yargılanmasını istedi.
Ali Akın da, “Bu salonu şaşırtın bu ülkede adalet olduğunu ispatlayın” dedi.
CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay da, “Kaybettiklerimize hak ettikleri adaleti sağlayamadık. Sizin vereceğiniz karar bunu sağlayacaktır” dedi.
Sahil Özberkman’ın babası Tayyip Özberkman da, “Hataları delille ispatlanan, binanın otel olarak açılmasına izin verenlerin olası kastla yargılanmasını istiyorum. Mahkemenin tarihi karar alacağını düşünüyorum. Ya gelecek nesillere iyi bir karar olacak ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar gidecek bir sürecin başlangıcı olacak” diye konuştu.

Türkiye tarafından KKTC’ye hibe edilen Mobil X-Ray Tarama Sistemi teslim töreni yarın yapılacak.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, tören saat 11.30’da Girne Turizm Limanı, Girne Gümrük Şube Amirliği’nde yer alacak.
Törene Maliye Bakanı Özdemir Berova, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve bakanlar katılacak.
Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığı arasında, ticaretin güvenliğinin sağlanması ve kaçakçılıkla mücadele alanlarında yürütülen iş birliği kapsamında KKTC’ye Mobil X-Ray Tarama Sistemi hibe edilmişti.

Adıyaman Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın dördüncü duruşması Türkiye saatiyle 13.00’te başladı.
Davada, İsias Otel’e yapı ruhsatı verildiğinde Adıyaman Belediyesi Yapı Kontrol Birimi’nde görevli ve Yapı Ruhsatında Proje Kontrollerinden Sorumlu Dönemin Belediye Başkan Yardımcısı Osman Bulut, Ruhsat Büro Şefi Bilal Balcı, Plan Proje/İmar Müdürü Mehmet Salih Alkayış ve daimi işçi Abdurrahman Karaaslan, 1993 ruhsatında İmar Müdürü Yusuf Gül ve daimi işçi Ruhsat Büro Teknisyeni Fazlı Karakuş yargılanıyor.
Mahkeme, her iki tarafın yeniden bilirkişi raporu aldırılmasına ilişkin talebini, bilirkişi raporunda esasa ilişkin yeterli bilginin bulunması nedeniyle reddetti.
Avukat Mehmet Eren Turan, sanıkların kusur durumu belirlenemeden, eylemlerinin vasıflandırılmasına gidildiğini söyledi. İmar Kanunu’nun 32. Maddesi uyarınca ruhsata aykırılıkların 30 gün içinde tamamlanması, aksi takdirde binanın yıkılması gerektiğini anımsatan Turan, İmar Müdürlüğü’nün talebine karşılık encümenin Eylül 2003’te aldığı kararın ardından binanın ruhsat aykırılıklarının giderilmediğini ve Adıyaman Belediye Başkanlığı’nın binaya iskan belgesi verdiğini söyledi.
Turan ayrıca İsias Otel’in Yapı ve Kullanma İzin Belgesi’nde de görüldüğü üzere, otel inşaatına 8 Kasım 2001’de bodrum, zemin ve 7. kata kadar ruhsat verildiğini ancak yapılan kontrolde 24.50 metre olması gerekeyn yüksekliğin 27 metre olduğunun tespit edildiğini belirtti. Turan, İmar Müdürlüğü’nün ise bu ihlaller doğrultusunda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. ve 42. Maddesi gereği gerekli kararın hazırlanmasını talep ettiğini aktardı.
Belgelerin, sanıkların huzurda yaptıkları konuşmanın aksini ortaya koyduğunu kaydeden Turan, yeniden bilirkişi talebinin de bununla ilgili olduğunu belirterek, ek rapor alınmasını talebini sile getirdi.
Avukat Yiğit Gökçehan Koçoğlu da, geçen celsede gündeme gelen encümen yazısı ışığında hem yıkım, hem de para cezası verilmesi gerektiğini ancak sadece para cezası uygulandığına işaret etti. Suç duyurusunda bulunup, davaların birleştirilmesini istediklerini kaydeden Koçoğlu, dosyanın olası kast suçlamasıyla incelenmesi gerektiğini söyledi.
Sanık Abdurrahman Karaaslan’ın avukatı ise müvekkilinin katip olarak görev yaptığını, inşaat denetimi yetkisi ve buna ilişkin eğitimi olmadığını belirtti. Avukat, dosyanın, Adıyaman Belediyesi Yapı Kontrol Birimi’nde görevli herkesi kapsadığını ancak müvekkilinin bu kapsam dışında olduğunu kaydetti. Avukat ayrıca “bilinçli taksirle” değil de “görevi kötüye kullanma” suçu olarak değerlendirilmesini talep etti.
Mahkeme talepleri değerlendirerek, bilgilerin hüküm için yeterli olduğunu; yargılamaya yenilik katmayacağı gerekçesiyle dosyanın dönüşünün beklenmesine ve yeniden bir bilirkişi raporu alınmasının reddine karar verdi.
Daha sonra savcı mütalaasını sundu.

Milli Eğitim Bakan Nazım Çavuşoğlu, Telsim’in desteğiyle, İsmet Vehit Güney Sergi Salonu’nda yer alan 8. Algım Görsel Sanatlar Sergisi’nin açılışına katıldı.
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, “Doğa’nın Fısıltısı” temalı sergi, Algım Özel Eğitim Okulu’nda eğitim gören çocuklar ve öğretmenlerinin katkılarıyla hazırlandı.
Açıklamada, serginin açılışına Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Aytunç Şimşek, Telsim Genel Müdürü Sefer Tüz, Genel Orta Öğretim Dairesi Müdürü Yusuf İnanıroğlu, Lefkoşa Türk Belediyesi Engellemeyen Şehir Komisyon Başkanı Çelen Çağansoy ve Telsim Kurumsal İletişim Müdürü Nil Zorlu Atai ile çocukların ailelerinin katıldığı belirtildi.
-Çavuşoğlu: “Çocuklarımızın kendilerini sanat yoluyla ifade etmeleri çok kıymetli”
Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, açılışta yaptığı konuşmada özel gereksinimli çocukların sanatsal üretimle kendilerini ifade etmelerinin son derece kıymetli olduğunu vurguladı.
Çavuşoğlu, sanatın kapsayıcı ve iyileştirici gücüne dikkat çekerek, bu tür çalışmaların çocukların özgüvenini artırdığını ve toplumsal farkındalığa önemli katkı sağladığını ifade etti. Çavuşoğlu, serginin hayata geçirilmesinde emeği geçen öğretmenlere, öğrencilere ve desteklerinden dolayı Telsim’e de teşekkür etti.
– Tüz: “Merkez’i hem spor alanında hem de sanat konusunda destekleme devam edeceğiz”
Telsim Genel Müdürü Sefer Tüz, merkezi hem spor alanında hem de sanat konusunda desteklemeye devam edeceklerini ve her zaman yanlarında olacaklarını kaydetti.
Özel çocukların kendilerini ifade edebilecekleri alanları desteklemeyi toplumsal sorumluluklarının önemli bir parçası olarak gördüklerini belirten Tüz, serginin yalnızca bir sanat etkinliği olmadığını, aynı zamanda farkındalık yaratan, ilham veren ve umut aşılayan güçlü bir sosyal sorumluluk buluşması olduğunu aktardı.
-Çavuş: Eserler, özel gereksinimli bireylerin doğadan ilham alarak hazırladıkları özgün çalışmalarından oluşuyor”
Algım Özel Eğitim Merkezi Müdürü Yazgı Çavuş da, merkez olarak öğrencilerin iç dünyalarını, doğayla kurdukları benzersiz bağı ve sanatsal ifadelerini görünür kılmak amacıyla “Doğanın Fısıltıları” adlı sergiyi düzenlediklerini kaydetti.
Sergide yer alan eserlerin, özel gereksinimli bireylerin doğadan ilham alarak hazırladıkları özgün çalışmalarından oluştuğunu dile getiren Çavuş, “Renkler, dokular ve formlar aracılığıyla doğanın sessiz ama güçlü dilini yansıtan bu eserler; öğrencilerimizin hayal gücünü, duygusal dünyalarını ve sanatsal yeteneklerini ortaya koymaktadır.” ifadesini kullandı.

Başbakan Ünal Üstel, 6 Şubat depremlerinde KKTC’nin geleceğini temsil eden evlatlarını yitirdiklerine işaret ederek, Türkiye Cumhuriyeti’nin adaletine güvendiklerini ve bugünkü duruşmada adaletin tecelli edeceğine inandığını söyledi. Üstel, davadan istenilen sonucun alınamaması halinde ise bunun takipçisi olmaya devam edeceklerini kaydetti.
Adıyaman’a giden Başbakan Ünal Üstel, Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın dördüncü duruşması öncesinde basın açıklaması yaptı.
Sürecin başından beri Kıbrıslı Türkler olarak Adıyaman’da olduklarını ve olmaya devam edeceklerini ifade eden Başbakan Üstel, “Bir Başbakan olarak değil bir baba olarak, bir anne babanın acısını hissederek burdayım” dedi.
6 Şubat’ta Türkiye’de yaşanan depremde hayatını kaybedenleri saygıyla andıklarını ifade eden Başbakan Üstel, şöyle devam etti:
“Depremde kaybettiğimiz şampiyon meleklerimizi unutmadık, unutturmayacağız. Onlara sözümüz var. Depremin yaşandığı ilk günden itibaren Adıyaman’dayız. Biz hükümet olarak ana muhalefet partisi ve bakanlarımız, milletvekillerimizle hep Adıyaman’da olduk. Çocuklarımızın hakkını aramak için hukuk yoluna gittik. Türkiye Cumhuriyeti’nin adaletine güveniyoruz, güvenmeye devam edeceğiz.”
Başbakan Üstel, bugünkü duruşmanın önemine işaret ederek, süreç tamamlanana kadar çocukların hakkını sonuna kadar arayacaklarını vurguladı.
İsias Otel’in ilk davasında istenilen sonucun çıkmamasının ardından hukuk mücadelesine devam ettirdiklerini anımsatan Üstel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Hep birlikte adaletin tecellisini bekliyoruz. Bugün önemli bir duruşma, kamu görevlileri binanın usulsüz olduğunu bildikleri halde binanın yapılmasına izin verdiler. Adaletin bugün tecelli edeceğinin inancını taşıyorum. İstediğimiz netice çıkmazsa bunun da takipçisi olacağız. Kararı bekliyoruz. “

Lefkoşa’da Uluhan Oto Galeri’ye düzenlenen ve iki kişinin yaralandığı silahlı saldırı soruşturması kapsamında A.K, F.Y, H.B.E, A.D, E.Y ve B.G, bugün yeniden Lefkoşa Kaza Mahkemesi’ne çıkarıldı. Mahkeme, zanlıların dört gün daha poliste tutuklu kalmasına emir verdi.
Polis, iki zanlının olayla bağlantısının tespit edilmemesi nedeniyle serbest bırakıldığını söyledi.
Zanlılar aleyhinde, “Adam Öldürmeye Teşebbüs”, “Ağır Yaralama”, “Yaralama”, “Kanunsuz Ateşli Silah Tasarrufu”, “Kanunsuz Patlayıcı Madde Tasarrufu”, “Meskun Mahalde Ateş Açma” ve “Kasti Hasar” suçlamaları bulunuyor.
Polis olguları aktardı
Lefkoşa Kaza Mahkemesi’nde Yargıç Şevket Gazi huzurunda görüşülen davada, iddia makamı adına Savcı Behrat Mavioğlu ve zanlı avukatları hazır bulundu.
Olayla ilgili olguları aktaran polis memuru Emrah Turgal, olayın 6 Ocak’ta saat 10.21’de Uluhan Oto Galeri önünde meydana geldiğini kaydetti.
Turgal, zanlılar H.B.E, A.D, E.Y ve halen aranan şahısların temin ettiği beyaz renkli plakasız motosiklet ile zanlı F.K ve halen aranmakta olan şahısların temin etmiş olduğu kask ve tabancaların zanlı A.K’nin tasarrufunda bulunduğunu dile getirdi.
Turgal, zanlı A.K’nin olay yerine gelerek altı el ateş ettiğini ve Uluhan Oto Galeri’de bulunan Eyüp Bilgi ile Hidayet Duran’ı vurarak ağır yaraladığını, bazı araçların da hasar görmesine sebep olduğunu söyledi.
Yaralıların herhangi bir hayati tehlikesinin bulunmadığını belirten Turgal, zanlının aynı gün tespit edilerek tutuklandığını aktardı.
Olayda kullanılan motosikletin yanı sıra, kask, 2 tabanca, 2 şarjör ve 15 canlı merminin emare olarak alındığını kaydeden Turgal, meseleyle ilgili zanlı A.K ile F.Y’nin tutuklanarak mahkemeye çıkarıldığını belirtti.
Turgal, zanlı A.D’nin Beyarmudu’nda, zanlı H.B.E’nin Metehan Kara Giriş Kapısı’nda, zanlı E.Y’nin İskele’de ve diğer zanlıların da ikametgahlarında tespit edilip tutuklandığını dile getirdi.
Zanlılar A.K, F.Y, H.B.E, A.D ve E.Y’nin gönüllü ifade verdiğini aktaran Turgal, gönüllü ifadelerin teyit ve tekzibinin halen devam ettiğini belirtti.
Turgal, ayrıca diğer zanlıların ise polise verdiği sözlü beyanların araştırılmaya devam ettiğini kaydetti.
Uluhan Oto Galeri’deki kamera görüntülerinin dışında KKTC genelindeki güvenlik kameralarının da mercek altına alındığını dile getiren Turgal, kameraların incelenmeye devam edildiğini söyledi.
Turgal, zanlı H.B.E ve A.D’nin gönüllü ifadeleri doğrultusunda olayda kullanılan motosikleti bıraktıkları arazide inceleme yapıldığını ve motosiklete ait olduğu düşünülen bir parçanın arazide tespit edildiğini dile getirdi.
Meseleyle ilgili aranan şahısların olduğunu belirten Turgal, alınması gereken birçok ifadenin olduğunu belirterek zanlıların dört gün süreyle poliste tutuklu kalmasını talep etti.
Zanlı avukatları dört günlük tutukluluğa itiraz etmezken, tahkikat memuruna bazı sorular yönelterek iddialarda bulundu.
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Yargıcı Şevket Gazi, zanlıların dört gün süreyle poliste tutuklu kalmasına emir verdi.

“Yeni Suriye’ye” giden sürecin zeminini, terör örgütünün Halep’teki sivil yerleşim bölgelerine yönelik saldırıları hazırladı.
Terör örgütünün Halep’teki sivil yerleşim yerlerine düzenlediği saldırılar nedeniyle Suriye ordusunun 8 Ocak’ta başlattığı ve yaklaşık 2 gün süren operasyonun ardından Halep’in Eşrefiyye ve Şeyh Maksud mahallelerinde kontrol sağlandı.
Terör örgütünün Halep’teki sivil yerleşim yerlerine kamikaze insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlemesi ve bölgeye yığınak yapması üzerine Suriye ordusu, 13 Ocak’ta Fırat Nehri’nin batısında yer alan Deyr Hafir ve Meskene’nin yer aldığı bölgeleri askeri alan ilan etti.
YPG/SDG unsurlarının engellemelerine rağmen Deyr Hafir başta olmak üzere bölgedeki 27 binden fazla sivil, Suriye ordusunun açtığı 2 günlük insani koridor sayesinde geçici olarak tahliye edildi.
Suriye ordusu, 16 Ocak’ta yerel saatle 22.00 civarı, Fırat Nehri’nin batısında yer alan işgal altındaki bölgelere operasyon başlattığını duyurdu.
Operasyonun başlamasının üzerinden 24 saat geçmeden Suriye ordusu, 17 Ocak’ta Deyr Hafir ve Meskene bölgelerini terör örgütünden geri aldı.
Suriye ordusu, Deyr Hafir ve Meskene’nin geri alınmasının ardından yine Fırat Nehri’nin batısında yer alan Tabka bölgesine doğru operasyonu genişletti.
Ordu, 17 Ocak’ta Fırat Nehri’nin doğusunda yer alan ve YPG/SDG’nin işgalindeki Rakka kent merkezinin sıfır noktasına ulaşacak şekilde yeni bir askeri bölge ilan ederek operasyonun genişleyeceğinin sinyalini verdi.
Bu gelişmenin ardından aynı günün akşamı Suriye birlikleri, Rakka kent merkezinin girişinin 5 kilometre yakınına kadar ulaştı.
Deyr Hafir ve Meskene’nin ardından Fırat Nehri’nin batısında yer alan ve stratejik öneme sahip Tabka kentinde kontrol 18 Ocak sabahı Suriye ordusuna geçti.
Deyr Hafir, Meskene ve Tabka’da kontrolün terör örgütünden Suriye ordusuna geçmesinin ardından Deyrizor ve Rakka’daki aşiretler ve yerel halk da terör örgütüne karşı ayaklanarak operasyonlara katıldı.
Aşiretler, 18 Ocak’ta Fırat Nehri’nin doğusunda yer alan Deyrizor ilinin tamamını örgütten temizleyerek bölgede kontrolü ele geçirdi.
Bunun yanı sıra aşiretler, Deyrizor bölgesindeki Suriye’nin en büyük enerji merkezleri arasında yer alan Ömer Petrol Sahası ile Kuniko Doğal Gaz Sahası’nın bulunduğu bölgeyi 18 Ocak’ta terör örgütünden geri aldı.
Deyrizor’un ardından Rakka’da da ayaklanan aşiretler ve yerel halk, terör örgütüyle mücadeleye başladı. Aşiretler ve yerel halk, 18 Ocak’ta Rakka kent merkezini büyük ölçüde terör örgütünden kurtardı.
Terör örgütüne mensup keskin nişancılar, kentte kontrolün büyük ölçüde sağlanmasını kutlayan sivillere ateş açtı. Saldırılarda, en az 4 sivil öldü, çok sayıda kişi yaralandı.
Aşiretler ve yerel halkın Deyrizor ve Rakka’da ayaklanarak kent merkezlerinde kontrolü sağlamasının ardından Suriye ordusu da 18 Ocak’ta Fırat Nehri’nin doğusuna geçmeye başladı.
Ordu birlikleri, akşam saatlerinde aşiretler ve halkın büyük oranda kontrolü sağladığı Rakka kent merkezine girdi.
Bunun yanı sıra Suriye ordusu, 18 Ocak’ta Türkiye sınırındaki Tel Abyad bölgesinden de Rakka’nın kırsalı ve Haseke yönüne iki cephe açtı.
Bu operasyonlarla, başta Deyrizor, Rakka ve Deyr Hafir olmak üzere uzun süredir terör örgütünün işgalindeki birçok bölgede kontrol, Suriye yönetimine geçti.
Suriye ordusunun yaklaşık 44 saat süren operasyonu Şam yönetimi ve YPG/SDG arasında imzalanan Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması’yla son buldu.
Şam yönetiminden 18 Ocak’ta yerel saatle 18.00’de yapılan yazılı açıklamada, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın terör örgütü YPG/SDG ile ateşkes ve örgütün tam entegrasyonunu kapsayan bir anlaşmayı imzaladığı duyuruldu.
Anlaşmayla, Suriye güçleri ile YPG/SDG arasında, tüm cepheler ve temas hatlarında kapsamlı ve derhal ateşkes ilan edilmesi, tüm örgüt üyelerinin Fırat’ın doğusuna çekilmesi, Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri olarak derhal ve tamamen Suriye hükümetine devredilmesi, örgütün işgali altındaki Haseke ilindeki tüm sivil kurumların Suriye devlet kurumları ve idari yapıları içine entegre edilmesi kararı alındı.
Anlaşmaya göre, tüm enerji kaynakları ve sınır kapıları devletin kontrolüne girecek ve YPG/SDG unsurları, Suriye güvenlik güçleri kadrolarına geçirilecek. Yani SDG teknik olarak dağıtılacak.
Aynu’l Arab’daki ağır silahlı YPG/SDG unsurları lağvedilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı olacak şekilde yerel sakinlerden bir güvenlik gücü kurulacak. Bu da Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı olacak.
Anlaşmada ayrıca, Suriyeli olmayan tüm PKK mensuplarının ülke dışına çıkarılacağı, YPG/SDG’nin kontrolündeki terör örgütü DEAŞ kamplarının Suriye yönetimine devredileceği kaydedildi.
Anlaşma sonrası cephe hattında operasyonlar biterken bölgede genel olarak sükunet hakim.
Öte yandan, Suriye ordusu son olarak, bu sabah Münbiç’in güneybatısındaki Tişrin Barajı’nı da çatışma olmaksızın örgütten devraldı.

Trump, sosyal medya hesabından Grönland hakkında paylaşım yaptı.
NATO’nun Danimarka’yı Grönland’ı Rus tehdidinden koruması için 20 yıldır uyardığını öne süren Trump, Danimarka’nın bu konuda hiçbir şey yapamadığını iddia etti.
Trump, “Artık zamanı geldi ve bu yapılacak.” ifadelerine yer verdi.
Trump, ülkesinin “ulusal güvenlik amacıyla Grönland’a ihtiyacı olduğunu” ve bunun “inşa edilen Altın Kubbe için hayati önem taşıdığını” ifade etmişti.
Washington’da bir araya gelen ABD, Danimarka ve Grönland dışişleri bakanlarının görüşmesi sonrasında da temel anlaşmazlıkların devam ettiği belirtilmiş, ABD’nin Grönland’ı “ele geçirme arzusunun açık” olduğu kaydedilmişti.
Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bölge Grönland, daha önce ABD tarafından gelen ve egemenliğin devredilmesini de içeren yaklaşımları reddetmişti.
Danimarka, son dönemde müttefiklerle birlikte bölgedeki askeri işbirliğini artırma çağrısı yapmıştı. Bu kapsamda Avrupa ülkeleri küçük askeri birlikler ve subayları Grönland’a göndereceklerini açıklamıştı.
Trump bunun üzerine, Grönland ile ilgili tartışmalarda dünya barışının tehlikede olduğunu savunarak, ABD’nin Grönland’ı almasına karşı çıktıkları gerekçesiyle Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda ve Finlandiya’ya gümrük vergileri getireceğini açıklamıştı.
Grönland’a giden söz konusu 8 Avrupa ülkesi için 1 Şubat 2026’dan itibaren yüzde 10 gümrük vergisi uygulanacağını, 1 Haziran 2026’dan sonra vergi oranının yüzde 25’e çıkarılacağını belirten Trump, Grönland’ın tamamen ve eksiksiz olarak satın alınmasına ilişkin bir anlaşmaya varılana kadar oranın bu şekilde kalacağını bildirmişti.

İspanya resmi haber ajansı EFE’nin Endülüs özerk yönetimi ve Sivil Koruma kaynaklarına dayandırdığı haberde dün akşam Kurtuba’ya bağlı Adamuz beldesinde meydana gelen tren kazasının ardından 48 kişinin tedavi gördüğü, 12’sinin yoğun bakımda olduğu belirtildi.
Kazada yaşamını yitirenlerin sayısının ise 39’a çıktığı açıklandı.
Jandarmanın kriminoloji uzmanlarının, hayatını kaybedenlerin kimliklerini hem parmak izi hem de DNA analizi yoluyla tespit etmek için ekibe katılacağı duyuruldu.
Kazanın ardından Adamuz’da kurulan sahra hastanesinde 150’den fazla kişiye ilk yardımda bulunulduğu bildirildi.
İspanya demir yolu ulaşım şirketi Renfe, kaza sebebiyle Endülüs istikametindeki 200’den fazla seferin iptal edildiğini duyurdu.
Ulaştırma Bakanı Oscar Puente, Malaga-Madrid seferini yapan hızlı trenin raydan çıktığı kazayla ilgili, “Son derece garip bir kaza.” değerlendirmesinde bulundu.
Puente, trenin yeni olduğunu, rayların yenilendiğini ve kazanın düz hat üzerinde meydana geldiğini söyledi.
Başbakan Pedro Sanchez, kaza nedeniyle bugünkü tüm programlarını iptal etti.
Sanchez’in gün içinde kaza bölgesine giderek yetkililerle görüşeceği bildirildi.
Malaga-Madrid seferini yapan, 317 yolcunun bulunduğu, İryo şirketine bağlı hızlı trenin son üç vagonu dün yerel saatle 19.39’da (TSİ 21.39) Adamuz yakınlarında raydan çıkmış, bu sırada karşı yönden gelip Huelva’ya doğru giden, 100 yolcu taşıyan, Renfe şirketine bağlı tren raylara devrilen vagonlara çarpmıştı.

Ulusal İstatistik Bürosu (UİB), 2025 yılına ait nüfus verilerini açıkladı. Buna göre 2024’te 1 milyar 408 milyon 280 bin olan Çin ana karası nüfusu, 2025’te 1 milyar 404 milyon 890 bine geriledi.
Çin’in nüfusu, 2025’te 3,39 milyon azalarak, önceki 3 yıldaki azalma eğilimini sürdürdü.
Çin nüfusu, 2022’de 1960’ların başındaki kıtlık yıllarından bu yana ilk kez azalmıştı. Bu, Çin’de nüfusun uzun vadeli azalma eğiliminin başladığı yıl olmuştu.
Çin’de 2025’te 7,92 milyon bebek dünyaya gelirken, yeni doğanların sayısı 9,54 milyon bebeğin dünyaya geldiği 2024’e göre yüzde 16,9 azaldı.
2024’te binde 6,77 olan doğum oranı 2025’te binde 5,63’e düştü. Doğum oranı, ulusal kayıtların tutulmaya başlandığı 1949’dan bu yana en düşük seviyeye geriledi.
Ülkede 2025’te 11,31 milyon ölüm kaydedilirken, 10,93 milyon ölümün kaydedildiği 2024’e kıyasla yüzde 3,4 arttı. Ölüm oranı binde 7,76’dan binde 8,04’e çıktı. Nüfusun doğal artış hızı binde eksi 2,41’e düştü.
Erkek nüfusu 716,85 milyon, kadın nüfusu ise 688,04 milyon oldu.
Nüfusun yaş gruplarına göre dağılımında, “çalışma çağında” olarak tanımlanan 16 ila 59 yaş 851,36 milyon ile nüfusun yüzde 60,6’sını, 60 yaş ve üzeri ise 323,38 milyon ile nüfusun yüzde 23’ünü oluşturdu.
Emeklilik çağındaki 65 yaş ve üzeri ise 223,65 milyon ile toplam nüfusun yüzde 15,9’una ulaştı.
Kentsel nüfus, 2025’te önceki yıla göre 10,3 milyon artarak 953,8 milyona ulaşırken, kırsal nüfus 13,69 milyon azalarak 451,09 milyona geriledi. Kentsel nüfusun oranı yüzde 67,89’a çıktı, kırsal nüfusun payı yüzde 32,11 oldu.
Analistlere göre Çin, nüfusunun giderek yaşlanacağı, çalışma çağındaki nüfusun payının giderek daralacağı uzun vadeli bir demografik değişime girmiş görünüyor.
Nüfus artış hızının 2016’dan bu yana azaldığı Çin’de ileriki yıllarda nüfusun daha hızlı azalacağı tahmin ediliyor.
Çin’de hükümet, 1980’lerden itibaren uygulanan “tek çocuk” politikasını terk ederek önce 2016 yılında çocuk sahibi olma sınırını 2’ye çıkarmış, ardından 2021’de ailelerin 3 çocuk sahibi olmasına izin veren yasa değişikliğini kabul etmişti.
Aileleri çocuk yapmaya teşvik etmeye yönelik politikalara rağmen ülkede ekonomik büyümenin yavaşlaması, yaşam ve çocuk yetiştirme maliyetlerinin artması nedeniyle yeni nesiller çocuk yapma konusunda tereddüt yaşıyor.
Nüfus azalmasının yaşlanmayla birlikte gelecekte Çin’in iş gücü potansiyelinde azalmaya yol açacağı, bunun ekonomiye etkilerinin hissedileceği öngörülüyor.

Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, duruşma öncesi basına açıklama yaptı.
Karakaya, “Evlatlarımızın odalarının boş kaldığı, çocuklarımızın yokluğunda yaşamaya mahkûm edildiğimiz o günden beri dinmeyen acımızla bugün bir kez daha buradayız.” dedi.
Gelinen aşamada adalet arayışlarının savcılık makamının kamu görevlileri yönünden sunduğu mütalaa nedeniyle bugün yeni ve kritik bir eşikten geçtiğine işaret eden Karakaya, söz konusu mütalaanın, dosyada mevcut bilimsel raporlar, teknik tespitler ve açık mevzuat ihlalleriyle bağdaşmadığını vurguladı.
Kamu görevlilerinin eylem ve ihmallerinin “bilinçli taksir” kapsamında değerlendirilmesinin yaşananların hukuki ve fiili gerçekliğini karşılamaktan uzak olduğuna dikkati çeken Karakaya, şöyle konuştu:
“Bu dosyada tartışılan mesele, sıradan bir kontrol eksikliği, denetim ihmali ya da basit bir idari hata değildir. Ortada; açıkça tespit edilmiş aykırılıkların farkında olunmasına rağmen görmezden gelinmesi, hukuka aykırı yapılaşmaya izin verilmesi ve insan hayatını doğrudan tehdit eden bir yapının kullanımının sürdürülmesine göz yumulması vardır.”
Bilimsel raporların net olduğunu vurgulayan Karakaya, Grand İsias Otel’in yıkılması, iskân verilmemesi gereken ve bariz biçimde can güvenliği riski taşıyan bir yapı olduğuna dikkat çekti.
Bu gerçekler bilinmesine rağmen gerekli işlemlerin yapılmadığı, kamu yetkisinin halkın yaşam hakkını korumak yerine etkisiz ve göstermelik yaptırımlarla sınırlandırılmadığını ifade eden Karakaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Deprem gerçeği inkâr edilemez. Ancak bir binanın saniyeler içinde çökerken içindekilere hiçbir yaşam şansı tanımaması, doğanın değil; insan eliyle alınan ya da alınmayan kararların sonucudur. Yaşananlar kaçınılmaz değil, öngörülebilir ve önlenebilir niteliktedir. Bu nedenle kamu görevlilerinin sorumluluğu yalnızca ‘denetim yapılmaması’ ile açıklanamaz. Asıl sorumluluk; açık tehlikeyi bilerek görmezden gelmek, mevzuata aykırı yapıyı bilerek sistem içinde tutmak ve doğacak sonucu öngörmesine rağmen bu sonucun gerçekleşmesini kabullenmektir.”
Ceza hukuku açısından bu durumun “sonucu istememek” ile açıklanamayacağını söyleyen Karakaya,
“Burada söz konusu olan, sonucu öngörüp kabul etmektir. Bu nedenle dosyanın hukuki vasfı bilinçli taksir değil, olası kasttır.” dedi.
Öte yandan, bu sürecin ayrılmaz parçası olan ve hâlâ yargı önüne çıkarılmamış encümen kararlarının da bu dosyanın dışında tutulamayacağını söyleyen Karakaya, sorumluluğu olan herkes yargı önüne çıkmadan, adaletin eksiksiz
şekilde tecelli ettiğinden söz edilemeyeceğini kaydetti.
Karakaya, “Aileler olarak encümen için suç duyurusunda bulunduk. Savcılık bunun için İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma talep etti. Encümen ve dönemin belediye başkanı için soruşturma izni isteniyor” dedi.
-Adalet, gerçeği doğru tanımlamakla mümkündür
Karakaya sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şampiyon Meleklerimizin ve rehberlerimizin aileleri olarak açıkça ifade ediyoruz; bu dava yalnızca kaybettiklerimizin ardından verilen bir mücadele değildir. Bu dava, yapı güvenliğinin gerçekten ciddiye alınması, kamu gücünün taşıdığı sorumluluğun hatırlatılması ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için yürütülmektedir.
Adalet, gerçeği doğru tanımlamakla mümkündür.”
Suçun hukuki adı gerçeğe uygun konulmadığı sürece, verilen kararların toplum vicdanında karşılık bulamayacağını vurgulayan Karakaya, şöyle konuştu:
“Şampiyon Meleklerimize ve rehberlerimize verilmiş bir sözümüz vardır. Bu söz; hukuki nitelendirme gerçeğe uygun yapılana, olası kast kabul edilene ve tüm sorumlular hak ettikleri cezayı alana kadar sürecek bir mücadele sözüdür. Vicdanın, bilimin ve hukukun aynı noktada buluştuğu bir karar beklentisiyle, adalet talebimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Şampiyon Meleklerimiz ve rehberlerimiz adına; adalet için buradayız,
son nefesimize kadar da burada olacağız.”

Meteoroloji Dairesi, sabah 08.00 itibarı ile son 24 saatte gerçekleşen yağış miktarlarını açıkladı.
Daireden verilen bilgiye göre, metrekareye düşen yağış Ziyamet’te 8, Alayköy’de 4, Vadili ve Zümrütköy’de 1 kilogram olarak ölçüldü.
Yağış alan diğer bölgelerde ise 0,1 ile 0,4 kg/m² arasında yağış kaydedildi.

Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, vicdanın bilimin ve hukukun aynı noktada buluştuğu bir karar beklentisiyle, adalet taleplerini kararlılıkla sürdürmeye devam edeceklerini söyledi.
Karakaya, Grand İsias Otel’in yıkılmasında kusuru bulunan altı kamu görevlisinin yargılandığı davanın dördüncü duruşması öncesinde açıklama yaptı.
Ruşen Karakaya, gelinen aşamada adalet arayışlarının savcılık makamının kamu görevlileri yönünden sunduğu mütalaa nedeniyle bugün yeni ve kritik bir eşikten geçtiğini belirterek, söz konusu mütalaanın, dosyada mevcut bilimsel raporlar, teknik tespitler ve açık mevzuat ihlalleriyle bağdaşmadığını vurguladı.
Bugün 10.00’da başlanması planlanan duruşma olumsuz hava koşuları nedeniyle Türkiye saatiyle 12.30’a ertelenmişti. Duruşmadan karar bekleniyor.
Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek duruşmayı, ailelerin yanı sıra, Başbakan Ünal Üstel, Ana Muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Cumhuriyet Meclisi Doğal Afet ve Depremle İlgili Mevzuatın Düzenlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel Komite üyeleri, milletvekilleri, Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, avukatlar ve gazeteciler izliyor.
Duruşma öncesi ellerinde depremde kaybettikleri yakınlarının fotoğrafları ve pankartlarla gelen Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği ile Rehberler İçin Adalet Platformu üyeleri depremde kaybettikleri canlarının fotoğraflarını girişe sıraladı.
-Karakaya
Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, duruşma öncesi basına açıklama yaptı.
Karakaya, “Evlatlarımızın odalarının boş kaldığı, çocuklarımızın yokluğunda yaşamaya mahkûm edildiğimiz o günden beri dinmeyen acımızla bugün bir kez daha buradayız.” dedi.
Gelinen aşamada adalet arayışlarının savcılık makamının kamu görevlileri yönünden sunduğu mütalaa nedeniyle bugün yeni ve kritik bir eşikten geçtiğine işaret eden Karakaya, söz konusu mütalaanın, dosyada mevcut bilimsel raporlar, teknik tespitler ve açık mevzuat ihlalleriyle bağdaşmadığını vurguladı.
Kamu görevlilerinin eylem ve ihmallerinin “bilinçli taksir” kapsamında değerlendirilmesinin yaşananların hukuki ve fiili gerçekliğini karşılamaktan uzak olduğuna dikkati çeken Karakaya, şöyle konuştu:
“Bu dosyada tartışılan mesele, sıradan bir kontrol eksikliği, denetim ihmali ya da basit bir idari hata değildir. Ortada; açıkça tespit edilmiş aykırılıkların farkında olunmasına rağmen görmezden gelinmesi, hukuka aykırı yapılaşmaya izin verilmesi ve insan hayatını doğrudan tehdit eden bir yapının kullanımının sürdürülmesine göz yumulması vardır.”
Bilimsel raporların net olduğunu vurgulayan Karakaya, Grand İsias Otel’in yıkılması, iskân verilmemesi gereken ve bariz biçimde can güvenliği riski taşıyan bir yapı olduğuna dikkat çekti.
Bu gerçekler bilinmesine rağmen gerekli işlemlerin yapılmadığı, kamu yetkisinin halkın yaşam hakkını korumak yerine etkisiz ve göstermelik yaptırımlarla sınırlandırılmadığını ifade eden Karakaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Deprem gerçeği inkâr edilemez. Ancak bir binanın saniyeler içinde çökerken içindekilere hiçbir yaşam şansı tanımaması, doğanın değil; insan eliyle alınan ya da alınmayan kararların sonucudur. Yaşananlar kaçınılmaz değil, öngörülebilir ve önlenebilir niteliktedir. Bu nedenle kamu görevlilerinin sorumluluğu yalnızca ‘denetim yapılmaması’ ile açıklanamaz. Asıl sorumluluk; açık tehlikeyi bilerek görmezden gelmek, mevzuata aykırı yapıyı bilerek sistem içinde tutmak ve doğacak sonucu öngörmesine rağmen bu sonucun gerçekleşmesini kabullenmektir.”
Ceza hukuku açısından bu durumun “sonucu istememek” ile açıklanamayacağını söyleyen Karakaya,
“Burada söz konusu olan, sonucu öngörüp kabul etmektir. Bu nedenle dosyanın hukuki vasfı bilinçli taksir değil, olası kasttır.” dedi.
Öte yandan, bu sürecin ayrılmaz parçası olan ve hâlâ yargı önüne çıkarılmamış encümen kararlarının da bu dosyanın dışında tutulamayacağını söyleyen Karakaya, sorumluluğu olan herkes yargı önüne çıkmadan, adaletin eksiksiz
şekilde tecelli ettiğinden söz edilemeyeceğini kaydetti.
Karakaya, “Aileler olarak encümen için suç duyurusunda bulunduk. Savcılık bunun için İçişleri Bakanlığı’ndan soruşturma talep etti. Encümen ve dönemin belediye başkanı için soruşturma izni isteniyor” dedi.
-Adalet, gerçeği doğru tanımlamakla mümkündür
Karakaya sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şampiyon Meleklerimizin ve rehberlerimizin aileleri olarak açıkça ifade ediyoruz; bu dava yalnızca kaybettiklerimizin ardından verilen bir mücadele değildir. Bu dava, yapı güvenliğinin gerçekten ciddiye alınması, kamu gücünün taşıdığı sorumluluğun hatırlatılması ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için yürütülmektedir.
Adalet, gerçeği doğru tanımlamakla mümkündür.”
Suçun hukuki adı gerçeğe uygun konulmadığı sürece, verilen kararların toplum vicdanında karşılık bulamayacağını vurgulayan Karakaya, şöyle konuştu:
“Şampiyon Meleklerimize ve rehberlerimize verilmiş bir sözümüz vardır. Bu söz; hukuki nitelendirme gerçeğe uygun yapılana, olası kast kabul edilene ve tüm sorumlular hak ettikleri cezayı alana kadar sürecek bir mücadele sözüdür. Vicdanın, bilimin ve hukukun aynı noktada buluştuğu bir karar beklentisiyle, adalet talebimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Şampiyon Meleklerimiz ve rehberlerimiz adına; adalet için buradayız,
son nefesimize kadar da burada olacağız.”

Aksa Enerji’nin Gana’da inşa ettiği Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santralinin 179 MW’lık ilk fazı basit çevrimde 130 MW kurulu güce ulaştı. İki fazdan oluşan santral toplamda 350 MW kurulu güce sahip olacak ve Gana’da enerji arz güvenliğine katkı sağlayacak.
7 ülkede 11 santral operasyonu yürüten ve 3.000 MW’ı aşan kurulu güce sahip Aksa Enerji, Gana’daki Kumasi Santrali yatırımında önemli bir eşiği daha geride bıraktı. İlk faz çalışmaları kapsamında Aralık 2025’te kısmi ticari üretime başlayan santral, basit çevrimde 130 MW kurulu güce ulaştı.
Toplam 350 MW kurulu güce sahip olarak tasarlanan Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali’nin, 2026 yılının ilk çeyreğinde 179 MW kapasiteyle kombine çevrim modunda devreye alınması hedefleniyor. Santral, Gana’nın artan elektrik talebine uzun vadeli ve sürdürülebilir bir çözüm sunacak.
Aksa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Cemil Kazancı, gelişmeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Gana Kumasi santralimizde kısmi ticari üretimin ardından 130 MW kurulu güce ulaşmamız, bu stratejik yatırımın planlanan şekilde ve yüksek bir operasyonel disiplinle ilerlediğini gösteriyor. Aksa Enerji olarak bulunduğumuz ülkelerde enerji arz güvenliğini güçlendiren, uzun vadeli ekonomik değer yaratan ve şebeke istikrarına katkı sağlayan altyapılar geliştiriyoruz. Gana’da attığımız bu adım, entegre yatırım ve işletme modelimizin sahadaki başarısının güçlü bir göstergesidir.”
Uzun Vadeli Anlaşma, Güçlü Altyapı, Kademeli Büyüme
Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali, 20 yıl süreli ve ABD doları bazlı garantili satış anlaşması kapsamında hayata geçirilirken; santralin finansmanı, inşası, işletmesi ve bakım süreçleri tamamen Aksa Enerji tarafından üstleniliyor. Bu entegre yapı, yatırımın hem operasyonel sürekliliğini hem de uzun vadeli finansal öngörülebilirliğini destekliyor.
Basit çevrimde 130 MW’a ulaşılmasıyla birlikte Kumasi Santrali, Gana’nın ulusal şebekesindeki arz güvenliğine katkı sunarken; ilerleyen süreçte iki fazda tam kapasiteyle devreye girecek kombine çevrim santrali yüksek verimlilik ve sürdürülebilir üretim sağlayacak. Proje, aynı zamanda yerel istihdama ve bölgesel kalkınmaya sağladığı katkıyla da öne çıkıyor.
Aksa Enerji, Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalarda küresel büyüme stratejisini kararlılıkla sürdürüyor. Kumasi Santrali, şirketin bu yaklaşımının Afrika’daki önemli yapı taşlarından biri olarak konumlanıyor.

Brent petrolün varili, uluslararası vadeli piyasalarda 63,97 dolardan işlem görüyor.
Cuma günü 64,77 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 64,13 dolardan tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.13 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,24 azalarak 63,97 dolar oldu. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 59,20 dolardan alıcı buldu.
Fiyatlardaki düşüşte, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik olası saldırısını, diplomatik temaslar, lojistik engeller ve bölgesel müttefiklerin tepkilerinin ardından durdurduğuna yönelik haber akışı etkili oldu.
Amerikan Axios haber platformunun ABD’li yetkililere dayandırdığı habere göre Trump, geçen hafta salı günü Beyaz Saray’da yapılan İran toplantısından önce bu ülkeye yönelik saldırı emri vermeye hazırdı.
Haberde görüşlerine yer verilen ABD’li bir yetkili, durumun ciddiyetini anlatarak, Gerçekten çok yakındı. Ordu çok hızlı bir şekilde harekete geçmeye hazırdı. Ancak o emir hiç gelmedi. ifadelerini kullandı.
Bu gelişmeler, piyasalarda İran kaynaklı devam eden arz endişelerini bastırarak fiyatların aşağı yönlü hareketini destekledi.
Öte yandan, ABD’de piyasalar bugün Martin Luther King Jr. Günü dolayısıyla işleme kapalı olacak. Yatırımcılar, ABD’nin Venezuela’nın petrol sektörünü yöneteceğini söylemesinin ardından, Venezuela’daki petrol sahalarına yönelik planları da yakından izlemeye devam ediyor.
Uluslararası basında yer alan haberlere göre, ABD Enerji Bakanı Chris Wright, ABD’nin, Venezuela’daki petrol üretimi için Chevron’a genişletilmiş bir lisans vermek için en hızlı şekilde hareket ettiğini açıkladı.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings ise küresel piyasadaki petrol arz fazlası nedeniyle jeopolitik petrol risk priminin sınırlı kalmasının beklendiğini, bunun İran ve Venezuela’daki üretim belirsizliğini telafi edebileceğini bildirdi.
Açıklamada, İran’da olası kesintilerin, arz fazlası bulunan küresel piyasa tarafından absorbe edilebileceğine işaret edilirken, Venezuela’da potansiyel arz artışlarının kısa vadede sınırlı kalmasının muhtemel olduğu, uzun vadede ise anlamlı bir artışın oldukça zorlayıcı olacağı vurgulandı.
Brent petrolde teknik olarak 64,28 dolar direnç, 63,86 dolar destek seviyesi olarak izleniyor.



Meteoroloji Dairesinin 23 Ocak’a kadar olan tahminlerine göre, bugün ve yarın sabah saatleri yer yer don bekleniyor.
En yüksek hava sıcaklığı, iç kesim ve sahillerde 14-17 derece dolaylarında olacak.
Rüzgar genellikle Kuzey ve Doğu’dan orta kuvvette zaman zaman kuvvetli esecek.

Serbest piyasada Amerikan Doları 43,26 TL, Euro 50,34 TL, İngiliz Sterlini ise 57,97 TL’den işlem görüyor.
Saat 07.58 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,25 TL, satış fiyatı 43,28 TL.
Euro’nun alış fiyatı 50,31 TL, satış fiyatı 50,37 TL, İngiliz Sterlini ise 57,96 TL’den alınıp 57,99 TL’den satılıyor.

Başbakan Ünal Üstel, Rum Dışişleri Bakanı Konstandinos Kombos’un Avrupa Komisyonu üyeleri önünde Türkiye Cumhuriyeti’ni “işgalci” olarak nitelendirmesine sert tepki gösterdi. Üstel, söz konusu ifadelerin tarihi gerçekleri çarpıttığını, uluslararası hukuku yok saydığını ve siyasi provokasyondan ibaret olduğunu vurguladı.
Yazılı açıklama yapan Üstel, Rum tarafının yıllardır sürdürdüğü tek yanlı ve mesnetsiz söylemlerin Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sağlamadığını belirterek, bu yaklaşımın adadaki fiili ve hukuki gerçekleri inkâr etmeye yönelik başarısız bir algı operasyonu olduğunu ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’taki varlığının 1960 Garanti Antlaşmaları’ndan doğan hak ve yükümlülükler çerçevesinde gerçekleştiğini kaydeden Üstel, “Bu varlık bir işgal değil; Kıbrıs Türk halkının varlığını, can güvenliğini ve siyasi eşitliğini teminat altına alan meşru ve hukuki bir garantörlük görevidir” dedi.
“Halkımız müsterih olsun” ifadelerini kullanan Üstel, devletin hak ve çıkarlarının Türkiye Cumhuriyeti ile tam bir uyum ve kararlılık içinde korunduğunu, halkın güvenliği ve egemenliğinin hiçbir koşulda pazarlık konusu yapılmadığını vurguladı.
Rum Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarının 1963–1974 yılları arasında Kıbrıs Türk halkına yönelik saldırıları, zorla dışlanmayı ve yaşanan insanlık dramlarını bilinçli şekilde yok saydığını belirten Üstel, tarihi çarpıtarak siyaset üretme çabalarının ne uluslararası kamuoyunda karşılık bulacağını ne de Kıbrıs Türk halkının iradesini gölgeleyebileceğini ifade etti.
Üstel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çözüm vizyonuna da dikkat çekerek, “İki devletli çözüm, adadaki mevcut gerçeklere dayanan tek gerçekçi ve sürdürülebilir çözüm modelidir” dedi. Rum tarafının çökmüş federasyon tezlerine sarılarak Türkiye’yi hedef alan bir dil kullanmasının çözüm değil, çözümsüzlük ürettiğini kaydetti.
Açıklamasında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ortaya konan kararlı duruşa da değinen Üstel, bu duruşun Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve devlet iradesini savunan güçlü bir iradenin ifadesi olduğunu belirtti.
Başbakan Üstel, çağrısının net olduğunu ifade ederek, Rum tarafını gerçeklerden kaçmak yerine Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini kabul eden, saygılı ve samimi bir dil benimsemeye davet etti. Üstel, KKTC Hükümeti’nin Türkiye Cumhuriyeti ile tam uyum içinde halkın haklarını ve devletin egemenliğini kararlılıkla savunmaya devam edeceğini vurguladı.