Ülke genelinde eş zamanlı denetim: Bin 284 sürücüye işlem, 7 kişi tutuklandı

Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve İskele’de dün akşam gerçekleştirilen asayiş ve trafik denetimlerinde 7 bin 102 araç kontrol edildi, 1.284 sürücü hakkında yasal işlem başlatıldı. Denetimlerde 6’sı asayiş, 1’i trafik suçundan olmak üzere toplam 7 kişi tutuklanırken, 189 araç trafikten men edildi.

Polis Basın Subaylığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Gazimağusa, Girne, Güzelyurt ve İskele ilçelerinde dün akşam eş zamanlı olarak gerçekleştirilen asayiş ve trafik denetimlerinde çok sayıda kişi ve sürücü hakkında yasal işlem başlatıldı, 7 kişi tutuklandı.

Halkın huzur ve güvenliğinin sağlanması amacıyla yapılan denetimlerde; eğlence mekanları, alkollü içki satışı yapılan yerler, gece kulüpleri, kahvehaneler, pansiyonlar, oteller, bahis evleri, halkın yoğun bulunduğu alanlar ile trafikte seyir halindeki araçlar kontrol edildi.

Asayiş denetimleri kapsamında, ülkede yasal statüsü bulunmadığı halde ikamet izinsiz kaldığı tespit edilen 4 kişi, alkollü içki tesiri altında sarhoş olduğu sırada bağırıp çağırarak çevreye rahatsızlık verdiği belirlenen 1 kişi ile kullanımındaki araçta yapılan aramada kanunsuz olarak ahşap sopa bulundurup taşıdığı tespit edilen 1 kişi olmak üzere toplam 6 kişi tutuklandı.

Ülke genelinde yapılan trafik denetimlerinde ise 7 bin 102 araç sürücüsü kontrol edildi. Çeşitli trafik suçlarından 1.284 sürücü rapor edilerek aleyhlerinde yasal işlem başlatılırken, 189 araç trafikten men edildi, 1 sürücü de tutuklandı.

Rapor edilen trafik suçlarının; 449’unun yasal hız sınırı üzerinde süratli araç kullanmak, 24’ünün alkollü içki tesiri altında araç kullanmak, 4’ünün sürüş ehliyetsiz ve sigorta kapsamaksızın araç kullanmak, 46’sının sigortasız araç kullanmak, 4’ünün sürüş esnasında cep telefonu kullanmak, 25’inin emniyet kemeri takmadan araç kullanmak, 42’sinin muayenesiz araç kullanmak, 123’ünün seyrüsefer ruhsatsız araç kullanmak olduğu bildirildi.

Ayrıca denetimlerde; 1 sürücünün kamu taşımacılığı işletme izni olmadan yolcu taşıdığı, 9 sürücünün kamu taşıma izninde belirtilen şartlara uymadığı, 3 sürücünün tehlikeli yük taşıdığı, 3’ünün trafik ışıklarına uymadığı, 63’ünün trafik levha ve işaretlerine uymadığı, 1 sürücünün koruyucu başlık takmadan motosiklet kullandığı, 14’ünün aracın ışık kurallarına uymadığı, 5’inin görüşü engelleyici cam filmi kullandığı, 2’sinin susturucusuz egzozla araç kullandığı ve 466 sürücünün diğer trafik suçlarından rapor edildiği kaydedildi.

Polis, denetimlerin halkın huzur ve güvenliği için ülke genelinde aralıksız sürdürüleceğini vurguladı.

Polis Genel Müdürü Adalıer, 2025’i değerlendirdi: ‘Önemli suçlarda’ yüzde 17,6’lık düşüş yaşandı!

Polis Genel Müdürü (PGM) Ali Adalıer, “Toplum Destekli Polislik” anlayışını merkeze alan bir vizyonla hareket ettiklerini belirterek, halkla iş birliği içinde projeler geliştirmeyi ve hayata geçirmeyi temel öncelikleri arasında gördüklerini vurguladı.

Hayata geçirilen “Turizm Polisi”, “Gönüllü Trafik Denetçiliği” ve “Güvenli Okul Projesi” uygulamalarına değinen Adalıer, tüm bu projelerin Polis Genel Müdürlüğü’nün güvenliği “yalnızca bir kolluk faaliyeti olarak değil; toplumla birlikte inşa edilen ortak bir sorumluluk” olarak gördüğünün en somut göstergesi olduğunu belirtti.

2015 yılından bu yana yürürlüğe girmesi beklenen ve toplam sekiz yasadan oluşan yasal düzenlemelerin artık kaçınılmaz hale geldiğini söyleyen Adalıer, organize suçlarla mücadelede “kapsamlı ve güncel” bir yasal düzenlemenin hayata geçirilememiş olmasının suçun önlenmesi ve sahadaki başarıların sürdürülebilirliğini zorlaştırdığı dile getirdi.

Mevcut polis sayısının ülkenin nüfus yapısı, sosyal hareketliliği ve güvenlik ihtiyaçları karşısında yetersiz kaldığını kaydeden Adalıer, “Son dönemde polis alımı yapılıyor, yetkililer bu konuda hassas ve polis örgütüne destek veriyor.” dedi.

– “Suç bir sonuçtur, başlangıç değil…”

“Suç bir sonuçtur, başlangıç değil…” diyen Adalıer, 2025’e ilişkin bazı verilere değinerek, ülke genelinde işlenen “önemli suçlarda” nüfus artışı ve artan nüfus çeşitliliğine rağmen yüzde 17,6’lık düşüş kaydedildiğini açıkladı; bu azalmanın, suçla mücadelede uygulanan önleyici güvenlik politikalarının ve toplum destekli polislik yaklaşımının sahadaki etkisini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

“Gönüllü Trafik Denetçiliği” uygulamasının hayata geçirildiği 15 Eylül 2025’in trafik güvenliği açısından bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Adalıer, uygulamanın hayata geçmesiyle birlikte ölümlü kazalarda yüzde 41,7, toplam kazalarda ise yüzde 7,26 oranında bir azalma kaydedildiğini aktardı.

Adalıer, 2024’te 48 olan ölümlü kaza sayısının 2025’te 39’a, 51 olan ölüm sayısının ise 42’ye gerilediğini; alkollü araç kullanımı kaynaklı kazalarda yüzde 2,83, dikkatsiz sürüşe bağlı kazalarda ise yüzde 5,67 oranında düşüş yaşandığını ifade etti.

2025 yılında kamuoyunu en fazla silahlı saldırı olaylarının meşgul ettiğini belirten Adalıer, 13 farklı silahlı saldırı ve/veya saldırıya teşebbüs meselesiyle ilgili toplam 23 kişinin tutuklandığını kaydetti.

Ülkede yasal statüsünü kaybederek kaçak duruma düştüğü belirlenen 951 kişinin ihraç edildiğini açıklayan Adalıer, ayrıca Interpol tarafından çeşitli suçlardan aranan 10 kişinin ise ülke sınırları içinde tespit edilerek yakalandığını söyledi.

Adalıer, Polis Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılında öncelikleri arasında yer alan narkotik suçlarla mücadelede 661 sanık hakkında işlem yapıldığını ve düzenlenen operasyonlarda 72 kilogramdan fazla uyuşturucu ele geçirildiğini kaydetti.

– “Halkla iş birliği içinde projeler geliştirmeyi önceliklerimiz arasında gördük”

Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirine açıklamalarda bulunan Polis Genel Müdürü Ali Adalıer, kamu düzeninin korunması, toplum huzurunun sağlanması ve vatandaşların güvenli bir ortamda yaşamlarını sürdürebilmeleri için yürütülen çalışmalar ile projelere değindi; 2025 yılına ilişkin veriler paylaştı ve gelecek döneme yönelik hedeflerini ortaya koydu.

Göreve başladıkları ilk günden itibaren “suçla mücadelede yalnızca reaktif değil; aynı zamanda önleyici, katılımcı ve insan odaklı” bir güvenlik anlayışını esas alacaklarını ifade ettiklerini anımsatan Adalıer, bu doğrultuda, “Toplum Destekli Polislik” anlayışını merkezine alan bir vizyonla hareket ederek, halkla iş birliği içinde projeler geliştirmeyi ve uygulamaya koymayı temel öncelikleri arasında gördüklerini vurguladı.

“2025 yılı boyunca trafik güvenliğinden uyuşturucu ile mücadeleye, çocuklarımızın güvenli eğitim ortamlarından turizm bölgelerindeki asayişe kadar geniş bir yelpazede hayata geçirdiğimiz uygulamalarla, toplumun her kesimine dokunan bir güvenlik politikası izledik.” diyen Adalıer, bu süreçte polis teşkilatının fedakârca görev yaptığını belirterek, en büyük gücünü ise her zaman olduğu gibi halkın desteğinden aldığını kaydetti.

– Toplum Destekli Polislik…

Adalıer, “Toplum Destekli Polislik; polisin halkla birlikte hareket ettiği bir güvenlik anlayışıdır.” diyerek, 2025 yılı boyunca bu anlayışla hareket ettiklerini ve projeler geliştirdiklerini dile getirdi.

Bu kapsamda hayata geçirilen projelerden biri olan “Turizm Polisi” uygulamasının, turizm bölgelerinde yalnızca asayişi değil, ülkenin güvenli ülke algısını da koruduğuna dikkat çeken Adalıer, İskele Long Beach, Lefkoşa Surlariçi ve Girne Eski Turizm Limanı gibi bölgelerde görev yapan ekiplerin, yaya ve bisikletli devriyelerle hem suçun önüne geçtiğini hem de ziyaretçilere rehberlik ederek devletin görünür yüzü olduğunu ifade etti.

“Gönüllü Trafik Denetçiliği” uygulamasının trafik güvenliğinde toplumu sürecin bir parçası haline getirdiğini belirterek, bu sayede özellikle ölümlü trafik kazalarında ve seyir halinde cep telefonu kullanımı gibi hayati risk oluşturan ihlallerde belirgin azalmalar yaşandığını vurgulayan Adalıer, bu sonucun doğru politikanın doğru yöntemle uygulanmasının açık bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Güvenli Okul Projesi’nin ise çocukların güvenliğinin tartışma konusu yapılamayacağını ortaya koyduğunu belirten Adalıer, proje kapsamında okul çevrelerinde polis varlığının artırıldığını, öğrenci taşımacılığına yönelik denetimlerin sıklaştırıldığını ve madde bağımlılığı ile siber zorbalık gibi konularda bilinçlendirme çalışmalarının hayata geçirildiğini ifade etti.

Adalıer, bu uygulamaların geleceği koruma iradelerinin sahadaki somut karşılığı olduğunu vurguladı.

– “2025’te ‘önemli suçlarda’ yüzde 17,6’lık düşüş yaşandı”

Suçla mücadelede başarının; “doğru önceliklerin belirlenmesi, kaynakların etkin kullanılması ve tehdit alanlarına yönelik kararlı bir strateji izlenmesiyle” mümkün olduğunu söyleyen Adalıer, 2025 yılı boyunca toplum huzurunu ve kamu düzenini doğrudan etkileyen suç türlerine öncelik vererek, mücadele politikalarını da bu doğrultuda şekillendirdiklerini belirtti.

“Bu kapsamda; örgütlü ve organize suçlar, trafik güvenliği ile uyuşturucu ile mücadele, güvenlik stratejimizin temel odak noktalarını oluşturmuş; önleyici, istihbari ve operasyonel çalışmalar bu alanlarda yoğunlaştırılmıştır.” diyen Adalıer, 2025 yılı suç verileri genel olarak incelendiğinde ülke genelinde işlenen “önemli suçlarda” önceki yıllara kıyasla düşüş yaşandığının kaydedildiğini ifade etti.

2024’te 6 bin 646 seviyesinde seyreden önemli suç sayısının, 2025’te yüzde 17,6 oranında azalarak 5 bin 476’ya gerilediğini açıklayan Adalıer, bu düşüşün suçla mücadelede uygulanan önleyici güvenlik politikalarının ve toplum destekli polislik anlayışının sahadaki etkisini açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.

Adalıer, 2024 ile 2025 yılı karşılaştırmasında; “adam öldürme” suçlarında yüzde 50, “soygun” suçlarında yüzde 50, “cinsel saldırı/ tecavüz” suçlarında yüzde 18, “ülkeye kanunsuz girişlerde” yüzde 13 ve “kasti hasar /kundakçılık” suçlarında yüzde 36 oranında düşüş görüldüğünü dile getirdi.

Adalıer, kabahat olarak görülen basit suçlarda da yüzde 23 oranında bir azalma olduğunu belirtti.

– “Adam öldürmeye teşebbüs ile uyuşturucu madde tasarrufu suçlarında artış var”

Özellikle “adam öldürmeye teşebbüs” yüzde 57 ile “uyuşturucu madde tasarrufu” suçlarında yüzde 27 oranında artış yaşandığını kaydeden Adalıer, “Bu artışlar, özellikle organize gelişen suçlar nedeniyle gerçekleştiği de önemli bir bulgu olarak karşımıza çıkmaktadır.” dedi.

Yurt dışından ülkeye giriş yaptığı belirlenen bir şahsın geçen günlerde bir oto galeriye düzenlediği silahlı saldırıda iki kişinin yaralandığı olaya da değinen Adalıer, saldırının hemen ardından güvenlik birimleri tarafından başlatılan çok yönlü çalışma neticesinde, şüphelinin aynı gün yakalandığını akabinde de olayla bağlantılı kişilerin de tutuklandığını dile getirdi.

“INAD yolcu” konusuna da değinen Adalıer, kurumsal olarak belirlenmiş ve belli kriterlere uygun olmayan şahısların ülkeye alınmadığını dile getirdi.

Adalıer, bu maksatla ülkedeki limanlarda, farklı birimlerde görev yapan risk analizi ve profil uzmanlarının görevlendirildiğini de belirtti.

2015 yılından bu yana kamuoyunun ve güvenlik bürokrasisinin gündeminde olan, organize suçlarla mücadelede “kapsamlı ve güncel” bir yasal düzenlemenin hayata geçirilememiş olmasının, sahada elde edilen başarıların sürdürülebilirliğini zorlaştırdığını vurgulayan Adalıer, kalıcı ve etkin bir mücadele için güncel yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesinin elzem olduğuna dikkat çekti.

Trafikte uyuşturucu etkisi altında araç kullanımını önlemek amacıyla devreye giren uygulama konusuna da değinen Adalıer, “Polisin artık trafikte uyuşturucu tespiti konusunda avantajı var. Bu uygulama sayesinde caydırıcılık özelliği de bir noktada ön plana çıkmaktadır.” dedi.

– Organize ve örgütlü suçlarla mücadele…

Adalıer, organize ve örgütlü suçlarla mücadelenin kamu düzeni ve toplumsal huzuru doğrudan tehdit eden yapılarla yürütülen uzun soluklu ve çok boyutlu bir süreç olduğunu kaydetti.

2025 yılı boyunca bu suç türleriyle mücadelede kararlı ve etkin bir yaklaşım sergilediklerini belirten Adalıer, “İstihbari çalışmalar, operasyonel faaliyetler ve kurumlar arası iş birliği sayesinde önemli başarılar elde edilmiştir.” dedi.

Adalıer, suç örgütlerinin faaliyet alanlarının daraltılması, yasa dışı kazanç kaynaklarının tespit edilmesi ve suç yapılarının dağıtılmasına yönelik yürütülen çalışmaların, Polis Genel Müdürlüğü’nün organize suçlarla mücadeledeki etkinliğini açıkça ortaya koyduğunu söyledi.

– “2025’te 13 farklı silahlı saldırı ve/veya saldırıya teşebbüs vakası meydana geldi, 23 kişi tutuklandı”

2025 yılında kamuoyunu en fazla silahlı saldırı meselelerinin meşgul ettiğini ifade eden Adalıer, ülke genelinde yurt dışı kaynaklı; ev, iş yeri veya şahıslara yönelik 13 farklı silahlı saldırı ve/veya saldırıya teşebbüs vakası meydana geldiğini kaydetti.

Adalıer, yapılan soruşturmalarda söz konusu şahısların KKTC ile doğrudan bağlantısı bulunmadığı halde bu ve benzer suçları işlemek amacıyla KKTC’ye gelip tehdit amaçlı suç işledikleri veya bu suçları işlemeden önce tespit edildiklerinin görüldüğünü belirtti.

Yürütülen soruşturmalarda 14 zanlı ve 14 suç ortağının tespit edildiğini, toplam 23 kişinin tutuklanarak yargıya havale edildiğini kaydeden Adalıer, geriye kalan 5 kişinin ise yurt dışına çıkış yaptığını ve haklarında yürütülen soruşturmaların devam ettiğini ifade etti. Bu tür suçlarla mücadelede TC Emniyet Genel Müdürlüğü makamları ile yoğun iş birliği içerisinde olduklarını ve bu iş birliğinin aralıksız devam ettiğini belirtti.  

– “Organize suçlarla mücadelede kritik öneme sahip sekiz yasa yasallaşmayı bekliyor”

Organize suçlarla mücadelenin günden güne artan ve şekillenen bir alan olduğunu belirten Adalıer, bu mücadelenin suçun işlenmeden önce önlenebilmesi ve sürdürülebilir hale gelmesi için bazı yapısal ihtiyaçların karşılanmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Organize yasalarla birlikte bir suçun önceden tespit edilip engellenmesi, sürdürülebilirlik ve önleyici tedbirler çerçevesinde, dünyada organize suçlarla mücadele etmeyi hedefleyen tüm ülkelerde olduğu gibi KKTC’de de bu amaç doğrultusunda yasa tasarıları hazırlandığını ifade eden Adalıer, 2015 yılından bu yana hayata geçirilmesi beklenen ve toplam sekiz yasadan oluşan mevzuat düzenlemelerinin artık gecikmeksizin yürürlüğe girmesinin kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti.

Yasal düzenlemelerin organize suçlarla mücadelede kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Adalıer, organize suçlarla mücadelede polisin yetki ve kabiliyetlerini önemli ölçüde güçlendirecek olan yasal düzenlemelerin birbirleriyle bağlantılı olduğunu belirtti.

Konuşmasında ayrıca işlenen suçlarının bazılarının GKRY ile bağlantılı olduğunun tespit edildiğini ifade eden Adalıer, bu bağlamda iki ülke arasında iş birliğinin artırılması konusunda GKRY makamlarına çağrıda bulundu.

– “Kaçak duruma düştüğü tespit edilen 951 kişi ihraç edildi”

Kamu düzeni, toplumsal huzur ve güvenlik açısından yasa dışı göç ve kaçak yaşamla mücadelenin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Adalıer, 2025 yılı boyunca bu alandaki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti.

İçişleri Bakanlığı uhdesinde kurulan Göç Yönetimi Merkezi ile Polis Genel Müdürlüğü arasında sağlanan koordinasyon sayesinde, düzensiz göçle mücadelede kurumlar arası iş birliğinin güçlendirildiğini ve denetimlerin ülke geneline yayıldığını belirten Ali Adalıer, ikamet izinsiz olarak ülkede bulunan veya onaylanmış limanlar dışından ya da GKRY bölgesinden kaçak giriş yaptığı tespit edilen şahıslar hakkında gerekli adli ve idari işlemlerin uygulandığını ifade etti.

2025’te ülkede yasal statüsünü kaybederek kaçak duruma düştüğü tespit edilen 951 kişinin ihraç edildiğini açıklayan Adalıer, hedeflerinin; yasa dışı göçle mücadelede caydırıcılığı artırmak, ülke güvenliğini tehdit edebilecek risk unsurlarını en aza indirmek ve bu süreci hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde yürütmek olduğunu aktardı.

– “72 kilodan fazla uyuşturucu ele geçirildi, 661 sanık hakkında işlem yapıldı”

 Adalıer, uyuşturucuyla mücadelenin toplum sağlığını, gençleri ve geleceği doğrudan tehdit eden çok yönlü bir güvenlik sorunu olması nedeniyle Polis Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı içerisindeki en öncelikli çalışma alanlarından biri olduğunu vurguladı.

 Adalıer, yürütülen çalışmalar neticesinde toplam 661 sanık hakkında işlem yapıldığını belirterek, narkotik suçlarının büyük ölçüde belirli yaş gruplarında ve merkez ilçelerde yoğunlaştığının tespit edildiğini kaydetti.

Sanık sayının artığı en fazla suçun narkotik meseleleri olduğunu dile getiren Adalıer, uyuşturucuyla mücadelenin bir devlet politikası olması gerektiğinin altını çizdi.

 Gerçekleştirilen operasyonlarda farklı türlerde ve yüksek miktarlarda uyuşturucu madde ele geçirildiğini ifade eden Adalıer, sözlerini şöyle sürdürdü:

 “Yıl içerisinde; 62 kilodan fazla hintkeneviri, 4,8 kilo MDMA, yaklaşık 2,9 kilo kokain, 1,6 kilo sentetik cannabinoid ve 1,1 kilo metamfetamin başta olmak üzere, toplamda 72 kilodan fazla uyuşturucu madde ele geçirildi. Ayrıca, uyuşturucu içeren 13 bini aşkın hap, yeşil reçeteye tabi ilaçlar ve yasa dışı ekim yapılan hintkeneviri bitkileri de operasyonlar kapsamında tespit edilerek müsadere edildi. Bu veriler, ülkemizin uyuşturucu ticareti açısından hedef alınmaya çalışıldığını ve tehdidin boyutunu açıkça ortaya koymaktadır.”

 “Uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca ‘arz yönlü değil, aynı zamanda toplumsal ve demografik boyutlarıyla da’ ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir.” diyen Adalıer, sanıkların büyük çoğunluğunun genç ve orta yaş grubunda yer almasının, mücadelenin özellikle gençleri hedef alan bilinçlendirme ve önleyici çalışmalarla desteklenmesini zorunlu kıldığını belirtti.

 –  “2025’te ölümlü trafik kazalarında düşüş yaşandı”

Trafik güvenliğinin de Polis Genel Müdürlüğü’nün en öncelikli çalışma alanlarından biri olduğunu belirten Adalıer; yürütülen denetimler, toplum destekli uygulamalar ve farkındalık çalışmaları sonucunda ölümlü trafik kaza sayısında ve can kayıplarında önceki yıla kıyasla belirgin bir düşüş sağlandığını kaydetti.

“2024 yılında 48 olan ölümlü kaza sayısı 2025 yılında 39’a, 51 olan ölüm sayısı ise 42’ye gerilemiştir. Toplam trafik kazası sayısı da yüzde 3,42 oranında azalarak 3 bin 757 olarak kaydedilmiştir.” diyen Adalıer, bu durumun özellikle can kayıplarının azaltılması yönünde yürütülen çalışmaların olumlu sonuç verdiğini ortaya koyduğunu dile getirdi.

Kazaların nedenlerine göre yapılan değerlendirmede ise; “aşırı sürat, alkollü araç kullanımı ve dikkatsiz sürüşün” başlıca risk unsurları olmaya devam ettiğini belirten Adalıer, 2025 yılında bu nedenlerin birçoğunda önceki yıla göre yaşandığının görüldüğünü ifade etti.

Adalıer, trafik güvenliği açısından kazaların ve trafik suçlarının azalması noktasında vatandaşlara da görevler düştüğünü belirtti.

– “2025’te alkol ve aşırı sürat kaynaklı trafik kazalarında azalma var”

2024’e göre 2025 yılında alkollü araç kullanımı kaynaklı kazalarda yüzde 2,83, aşırı sürate bağlı kazalarda yüzde 5,67 oranında azalma kaydedildiğini belirten Adalıer, dikkatsiz sürüşte ise artış olduğunu kaydetti.

Denetim sonuçları incelendiğinde; 2025’te trafik ihlallerine ilişkin toplam ceza sayısında yüzde 20’nin üzerinde düşüş yaşandığı belirten Adalıer, özellikle alkollü sürüş, seyir halinde cep telefonu kullanımı ve emniyet kemeri ihlalleri gibi suçların azaldığının görüldüğünü belirtti.

Adalıer, etkin denetim ve cezaların ideal olmamakla birlikte toplum üzerinde etkili olduğuna da dikkat çekti.

Trafik kazalarının nedenlerine ilişkin 2025 yılı verilerini paylaşan Adalıer, kazaların dağılımına bakıldığında; aşırı sürat nedeniyle bin 49, dikkatsiz sürüş nedeniyle 627, yakın takip nedeniyle 547, kavşakta durmama nedeniyle 438, alkollü araç kullanımı nedeniyle 309, yolun solunu tutmama nedeniyle 104, dikkatsiz geri sürme nedeniyle 33 ve sair nedenlerle 650 kazanın meydana geldiğini belirtti.

– “Gönüllü Trafik Denetçiliği’nin başladığı tarih, trafik güvenliği açısından bir dönüm noktası”

Gönüllü Trafik Denetçiliği uygulamasının hayata geçirildiği 15 Eylül 2025’in trafik güvenliği açısından bir dönüm noktası olduğunu söyleyen Adalıer, şöyle devam etti:

“2024 yılının 1 Ocak -14 Eylül tarihleri arasında meydana gelen trafik kazaları ile 2025 yılının aynı dönemleri arasında meydana gelen trafik kazaları sayılarında gözle görünür herhangi bir değişiklik yaşanmadı.

2024’ün 15 Eylül-31 Aralık tarihleri arasında 17’si ölümlü olmak üzere toplam bin 212 trafik kazası meydana gelirken, 2025 yılında Gönüllü Trafik Denetçiliği’nin yürürlüğe girdiği aynı dönemlerinde 10’u ölümle neticelenen toplam bin 124 trafik kazası meydana gelmiş olup, bu periyotta geçen yıla oranla ölümlü kazalarda yüzde 41.7, toplam kazalarda ise yüzde 7.26’lık bir azalma yaşandı. Ülkemizin kanayan yarası olan trafik kazalarının azalmasına gerek iş gerekse sosyal hayatından ödün vererek katkı koyan Gönüllü Trafik Denetçileri’ne teşekkürü bir borç bilirim.”

Adalıer, hedeflerinin trafik kazalarında can kayıplarını en aza indirmek, riskli sürücü davranışlarını ortadan kaldırmak ve trafik güvenliğini kalıcı hale getirmek olduğunu belirtti.

– Kent Güvenlik Yönetim Sistemi…

Kent Güvenlik Yönetim Sistemi’nde (KGYS) kameralarının polis tarafından 7 gün 24 saat izlenebildiğini kaydeden Adalıer, burada görev yapan personelin önemli katkıları olduğunu dile getirdi.

Adalıer, “Herhangi bir olay görüldüğü zaman anında bilgi veriliyor. Gerçekleşen olayların ardından faillerin ortaya çıkarılmasında büyük katkı sağlıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Adalıer, Türkiye Cumhuriyeti’nin katkılarıyla Gazimağusa, İskele ve Güzelyurt’ta da KGYS sisteminin kurulması, Lefkoşa ve Girne’de de eksik görülen yerlerin tamamlanması hususunda çalışmaların yapıldığını ifade etti.

Adalıer, Polis Genel Müdürlüğü olarak, suçla etkin mücadelede başarının yalnızca sahadaki operasyonlarla değil, aynı zamanda güçlü bir kurumsal yapıyla mümkün olduğunun bilincinde olduklarını belirtti.

“2024’te polis teşkilatı için kapsamlı bir ‘İhtiyaç Analizi ve Planlama Çalışması’ gerçekleştirilerek; personel ihtiyacı, yasal düzenlemeler, özlük hakları, teknik teçhizat, bina ve altyapı gereksinimleri ile eğitim konuları bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır.” diyen Adalıer, elde edilen tespitlerin teşkilatın mevcut kapasitesini güçlendirmeye yönelik yol haritasının temelini oluşturduğunu kaydetti.

– “Mevcut polis sayısı yetersiz… Polis ve itfaiye mensubu sayısı 2 bin 350 civarında”

Mevcut polis sayısının ülkenin nüfus yapısı, sosyal hareketliliği ve güvenlik ihtiyaçları karşısında yetersiz kaldığını belirten Adalıer, “Bu gerçeklikten hareketle, Polis Yasası’nda yapılması öngörülen değişiklikler kapsamında polis kadro sayısının üç binden dört bin 500’e çıkarılması planlanmıştır. Bu artış, rastgele veya keyfi bir tercih değildir.” dedi.

2005 yılındaki günün ihtiyaçlarına göre üç bin olarak belirlenen polis sayısına, bugün dahi ulaşamadıklarını belirten Adalıer, şu an mevcut olan polis ve itfaiye mensubu sayısının 2 bin 350 civarında olduğunun altını çizdi.

“Son dönemde polis alımı yapılıyor, sivil hizmet görevlisi alımı için yetki verildi. Yetkililer bu konuda hassas ve polis örgütüne destek veriyorlar.” diyen Adalıer, bu alımların devam etmesi gerektiğini belirtti.

– “Mevcut personel üzerindeki iş yükü, sürdürülemez boyutlara ulaştı”

Son yıllarda ülke nüfusunun önemli ölçüde arttığını, yabancı uyruklu öğrenci ve çalışan sayısında ciddi yükseliş yaşandığını belirten Adalıer, suç türlerinin çeşitlenerek daha karmaşık hale geldiğini, polis teşkilatının görev alanlarının genişlediğini ve mevcut personel üzerindeki iş yükünün sürdürülemez boyutlara ulaştığını vurguladı.

KKTC’nin güvenli bir ülke olduğunu dile getiren Adalıer, “Güney Kıbrıs’ta geçen yılki ev açma oranı, neredeyse bizim 10 katımız… Veya son üç yılda orada meydana gelen ‘Patlayıcı Madde ile Tahrip’ suçu 93’ken, bizde bir tane.” dedi. Adalıer, güvenlik ihtiyacının, insanoğlunun temel ihtiyaçlarından sonra ikinci ihtiyaç olarak öne çıktığını belirtti.

Polis sayısının artmasıyla birlikte teşkilatın ülke genelinde daha güçlü bir yapıya kavuşacağını kaydeden Adalıer, bu düzenlemeyle ilçe ve bölge bazında polis mevcudunun güçleneceğini, asayiş, trafik, organize suçlar ve kaçakçılıkla mücadelede etkinliğin artacağını belirtti.

Adalıer, ayrıca polislerin aşırı iş yükünün azalacağını, hizmet kalitesinin yükseleceğini ve vatandaşların kendilerini daha güvende hissedeceğini ifade etti.

– Polisin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve özlük hakları…

Görev süresi boyunca bir diğer önceliğinin polis mensuplarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve özlük haklarının geliştirilmesi olacağını belirten Adalıer, “Bu kapsamda, personelin motivasyonunu ve kurumsal aidiyetini artıracak düzenlemeler üzerinde çalışmalar yürütülmektedir.” diye konuştu.

Adalıer, aynı zamanda suçla mücadelede polisin elini güçlendirecek yasal mevzuat düzenlemelerinin hayata geçirilmesi ve teknik ekipman ile araç-gerecin güncel hale getirilmesi yönünde girişimlerde bulunulduğunu kaydetti.

– Hizmet içi eğitimler…

Polis teşkilatının, kamu güvenliğinin sağlanmasında yalnızca personel sayısının değil, eğitimli ve donanımlı insan kaynağının da hayati öneme sahip olduğu bilinciyle hareket ettiğini belirten Adalıer, hizmet içi eğitim faaliyetlerinin polis teşkilatının kurumsal öncelikleri arasında yer aldığını belirtti.

Adalıer, hizmet içi eğitimler sayesinde personelin mesleki bilgi ve becerilerinin güncellendiğini, değişen suç yöntemleri ve yeni tehdit türleri karşısında farkındalığın artırıldığını, hukuka uygunluk, insan hakları ve mesleki etik konularında yetkinliğin güçlendirildiğini vurguladı.

2025 yılında yurt içi ve yurt dışında çeşitli konularda 75 farklı eğitim programı düzenlendiğini belirten Adalıer, “Adli, trafik, narkotik ve itfaiye gibi genel konularında verilen eğitimlerde tüm personel bilgilendirilirken, Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından düzenlenen 42 farklı konuda toplam 343 personele yönelik özel eğitimler verilmiştir.” dedi.

– “Halkın desteğiyle güçlü polis, güvenli toplum”

Polis Teşkilatı olarak en büyük güçlerinin halkın duyduğu güven ve verdiği desteğinin yanı sıra polis mensuplarının fedakarca ve özverili çalışmaları olduğunu söyleyen Adalıer, toplum destekli polislik projeleri sayesinde polis–vatandaş ilişkilerinin daha da güçlendirildiğini ifade etti.

Adalıer, “Halkın desteğini almayan hiçbir kurumun sürdürülebilir başarı elde edemeyeceği gerçeği, yürüttüğümüz tüm çalışmalarda temel ilke olarak benimsenmiştir.” ifadesini kullandı.

Hayata geçirmeyi planladıkları projelere de değinen Adalıer, kadına karşı şiddet birimlerinin güçlendirilmesi noktasında adımlar atacaklarını belirtti.

Çocuk suçlularla özel olarak ilgilenecek bir birim ile Siber Suçlarla Mücadele Birimi’nin kurulmasının temel hedefleri arasında olduğunu dile getiren Adalıer, toplumu suçla mücadelenin içerisine katacak yeni projeleri hayata geçirmeyi planladıklarını dile getirdi.

Adalıer, her zaman ve her koşulda polis teşkilatından desteğini esirgemeyen Güvenlik Kuvvetleri Komutanı’na da teşekkür etti.

Polislerin görevlerini daha kolay ve etkin bir şekilde yapabilmesi amacıyla, ihtiyaç duydukları teknik ekipman ve cihaz alım noktasında Kıbrıs Türk Polis Güçlendirme Vakfı’nın da kendilerine önemli katkı sağladığını belirten Adalıer, vatandaşlar ile iş insanlarının Vakfa katkıda bulunması çağrısında bulundu.

ÖZTÜRKLER: “GÜNEY KIBRIS TEHLİKELİ BİR OYUN İÇİNDE”

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, TRT’nin Kuzey Kıbrıs’tan gerçekleştirdiği özel yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Öztürkler, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) egemenliğini İsrail’e teslim ettiğini bunun da dengeleri olumsuz etkilediğini ve tehlikeli bir oyun içerisinde olduğunu söyledi.

Güney Kıbrıs’ın İsrail ve Yunanistan’la yaptığı iş birliğinin protokole bağlanarak duyurulduğunu hatırlatan Öztürkler, bu sürecin yalnızca siyasi anlaşmalarla sınırlı olmadığını, adanın bir “silah deposu” hâline gelmesine yönelik adımlar atıldığını ifade etti.

Dış ülkeler ile yapılan anlaşmalar kapsamında askeri eğitim adı altında adaya askerlerin geldiğini anımsatan Öztürkler, özellikle Baf’taki gelişmelerin yakından bilindiğini belirtti.

Rum liderliğinin Türkiye’nin garantörlüğünü hedef alan açıklamalar yaptığını söyleyen Öztürkler, bir yandan silahlanmanın sürdüğünü, diğer yandan Türk askerinin adadan ayrılması yönünde söylemler üretildiğini vurguladı.

Türkiye’nin garantörlüğünün ve Türk askerinin varlığının KKTC için hayati önem taşıdığını belirten Öztürkler, “Türk askeri adaya barış, huzur ve istikrar getirmiştir. Bunun bozulmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi.

Öztürkler, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ile Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı’nın çalışmalarını Türkiye ile eş güdüm içinde yürüttüğünü ifade etti.

GKRY’nin silahlanma faaliyetlerinin yalnızca Kıbrıs Türk halkına yönelik olmadığını söyleyen Öztürkler, İsrail ve Yunanistan’la yürütülen iş birliğinin bölge açısından riskli hesaplar içerdiğini ifade etti.

Öztürkler, Türkiye’nin yerli savunma sanayisiyle Kıbrıs Türk halkının yanında olduğunu, hakların gasp edilmesine asla müsaade edilmeyeceğini vurguladı.

Güney Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığını da eleştiren Öztürkler, Rum Yönetimi’nin Brüksel’in şımarık çocuğu olduğunu, BM’nin KKTC’ye yönelik izolasyonları güçlendiren kararlarının da bu tabloyu desteklediğini söyledi.

Kıbrıs Türk halkının onurlu bir halk olduğunu vurgulayan Öztürkler, KKTC’nin egemen bir devlet olduğunu ve bunun uluslararası toplum tarafından kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Rum tarafının bir yandan çözüm mesajları verirken diğer yandan EOKA mensuplarını kahraman ilan ettiğini ve “Girne’ye, Mağusa’ya geri döneceğiz” söylemlerini sürdürdüğünü belirten Öztürkler, Kıbrıs Türk liderlerinin yıllardır “uzlaşmaz” gösterilmeye çalışıldığını söyledi.

Öztürkler, iki devletli çözüm ve egemen eşitlik temelindeki duruşa saygı gösterilmediği sürece müzakerelerin ilerlemesinin mümkün olmadığını, GKRY’nin Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak gördüğü için bugüne kadar sürdürülebilir bir anlaşma sağlanamadığını ifade etti.
Öztürkler, Güney Kıbrıs’ın anlaşma istemeyen taraf olduğunu belirterek, Rum Yönetimi’nin bu konuda sahte bir algı oluşturduğunu ifade etti.

Öztürkler programın sonunda Kıbrıs Türk halkının anavatan Türkiye ile birlikte yoluna devam edeceğini söyledi.

GÜZELYURT HASTANESİ’NİN ŞUBAT’IN SONUNDA TAMAMLANMASI HEDEFLENİYOR

Başbakan Ünal Üstel, yapımı süren Güzelyurt Hastanesi’nde incelemelerde bulunarak yüklenici firmadan bilgi aldı; firmanın çalışmaları şubat ayı sonuna kadar tamamlamayı taahhüt ettiğini belirten Üstel, hastanenin söz verilen tarihte hizmete açılacağını söyledi.

Başbakan Ünal Üstel, bugün yapımı devam eden Güzelyurt Hastanesini ziyaret ederek, çalışmaları yerinden inceledi, çalışmaları yürüten ilgili firma yetkililerinden bilgi aldı.

Ünal Üstel

Başbakan Üstel, incelemelerinin ardından basına yaptığı açıklamada Güzelyurt hastanesinin yapımını yüklenici firmanın Şubat ayı sonuna kadar çalışmaları tamamlamayı taahhüt ettiğini belirterek, firmanın söz verdiği tarihte çalışmaların tamamlanıp hastanenin açılacağını söyledi.

Üstel, 2022 yılında hükümeti kurarken halka, ülkede istikrarı sağlama sözü verdiklerini anımsatarak, ilk iş olarak istikrarsız hükümetlerden dolayı yarım kalan veya atıl durumda bulunan projeleri hayata geçirmeye başladıklarını anlattı.

İstikrarsız hükümetlerce temeli atılan ve kısa ömürlü hükümetlerce tamamlanamayan ve terk edilmiş Güzelyurt Hastanesini bitirmeye kararlı olduklarını kaydeden Üstel, Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan protokoller ve kendi ülke kaynaklarıyla özelde Güzelyurt genelde tüm KKTC halkına verilen sözlerin bir bir yerine getirildiğini söyledi.

Üstel, halkın ihtiyacı olan projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerinin altını çizerek, 2026 yılının sağlıkta açılış yılı olacağını ve 2025 yılında temeli atılan sağlık binalarının bitirilmesi için çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etti.

“Ülkemizde erken seçim yok, ülkede icraat yapma ve halka hizmet zamanıdır’ diye konuşan Başbakan Üstel, üç buçuk yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki günlerde düzenleyecekleri basın toplantısında açıklayacaklarını söyledi.

Üstel, Güzelyurt’ta sadece sağlık değil, diğer konularda da istenilen projeleri hayata geçirdiklerine dikkat çekerek, bu sayede, Güzelyurt’tan göç eden gençlerin geri dönmeye başladığını ve Güzelyurt’ta yuva kurmaya başladığını kaydetti.

Üstel, Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan protokol çerçevesinde gençlerin iş kurması, üretim ve reel sektörü teşvik etmek için yeni ekonomik paketi de yakında açıklayacaklarını belirtti.

DEREN OYGAR

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Deren Oygar da bakanlık olarak Güzelyurt hastanesindeki çalışmaları yakından takip ettiklerini belirterek, bakanlığın sağlık fonundan ayırdıkları para ile ihaleye çıktıklarını ve hastanenin iç donanımını da binayla aynı zamanda tamamlamayı hedeflediklerini söyledi.

Oygar, 2016 yılında ilk temelleri atılmış ve konumlandırılmasında bazı hatalar yapılmış hastanenin, 24 saat acil sağlık hizmetlerini karşılayacak, halkın poliklinik ve diyaliz hizmetlerini alabileceği ve 20 yataklı müşahede hizmetinin olacağı şekilde organize edileceğini belirtti. Oygar, Güzelyurt Sağlık Merkezi ile Cengiz Topel Hastanesiyle birlikte birbirlerini tamamlayıcı sağlık hizmeti sunmayı amaçladıklarını kaydetti.

OĞUZ AKÇAY

Planlama ve İnşaat Dairesi Müdürü Oğuz Akçay da Güzelyurt hastanesi 4 etabının 29 Ocak 2025’te yüklenici firmaya teslim edildiğini ve bazı sıkıntılardan kaynaklanan ek işlerin halledilmesiyle inşaatın hızlıca tamamlanacağını kaydetti. Akçay, 4. etap çalışmaları kapsamında 16 bin 500 metrekarelik binanın 5200 metrekaresinin tamamlanıp acil, poliklinik ve diyaliz bölümlerinin hizmet verecek şekilde bitirilmiş olacağını söyledi.

MAHMUT AŞAN

Hastane yapımıyla ilgili olarak yüklenici firma adına konuşan Mahmut Aşan da hastane yapım çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğüne işaret ederek, projenin hata ve eksikliklerinin biraz zaman kaybettirdiğini ancak Şubat ayı sonuna kadar projeyi tamamlayacaklarını ifade etti.

CEMİLE YARDIMLARINA YÜZDE 21,66 ARTIŞ

Bakanlar Kurulu, Maliye Bakanlığı’na bağlı Hazine ve Muhasebe Dairesi Müdürlüğü bütçesi altında yer alan “Cemile Yardımları” kaleminden maaş alan 5 kişinin maaşlarına zam yapılmasına karar verdi.

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, söz konusu kişilerin maaşları 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yüzde 21,66 oranında artırılacak.

Bu maaş artışının getireceği mali yük ise Hazine ve Muhasebe Dairesi Müdürlüğü’nün 2026 Mali Yılı Bütçesi’nde “Cemile Yardımları” kaleminden karşılanacak.

GÜZELYURT SOSYAL KONUTLARI İÇİN KREDİ PROTOKOLÜ İMZALANDI

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Konut Edindirme Birimi ile Creditwest Bank, K.T. Koop Merkez Bankası ve Kıbrıs Vakıflar Bankası arasında, 1. Etap Güzelyurt Sosyal Konutları hak sahiplerine konut kredisi sağlanmasına ilişkin protokol bugün İçişleri Bakanlığı’nda imzalandı.

63/2007 Sayılı Konut Edindirme Yasası’nın 13’üncü maddesi uyarınca hayata geçirilen protokolün imza törenine, bakanlık müsteşarı Batu Beyit ve Sosyal Konut Müdürü Erkan Baştaş da hazır bulundu.

Protokol kapsamında, kura sonucu hak sahibi olarak belirlenen vatandaşların konut kredisi işlemlerinin, kredi vermeyi kabul eden bankalar olan Creditwest Bank, K.T. Koop Merkez Bankası ve Kıbrıs Vakıflar Bankası aracılığıyla yürütülmesi hedefleniyor.

Hak sahiplerinin, konut kredilerinden yararlanabilmeleri için 15 gün içerisinde ilgili bankalara başvurarak konut kredi borç senedi ve/veya kredi sözleşmesini imzalamaları gerekiyor.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, imza töreninde yaptığı değerlendirmede, sosyal konut projelerinin dar ve orta gelirli vatandaşların konuta erişimini kolaylaştırmak açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, sürecin hızlı ve sağlıklı şekilde ilerlemesi için gerekli tüm adımların atıldığını ifade etti. Oğuz, protokolün hak sahibi vatandaşlar için hayırlı olmasını diledi.

Dışişleri Bakanlığı: GKRY’nin Dönem Başkanlığı, AB’nin Kıbrıs meselesindeki çarpık yaklaşımının yeni tezahürü

Dışişleri BakanlığıGüney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Avrupa Birliği (AB) Konseyi Dönem Başkanlığı görevini üstlenmesiyle birlikte sergilediği tutumun, Avrupa Birliği’nin Kıbrıs meselesinde yıllardır sürdürdüğü çarpık ve taraflı yaklaşımın yeni bir tezahürü olduğunu vurguladı.

 

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında,  Kıbrıs Türk halkının sistematik biçimde yok sayılmasının, yalnızca siyasi bir adaletsizlik değil, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin iddia ettiği kendi temel değerleriyle açık bir çelişki olduğu ifade edildi.

 

Aralık 1963 tarihi itibarıyla 1960 yılında Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumlarının eşit ortaklığı temelinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, Rumların silahlı saldırıları ile meşruiyetini yitirdiği, anayasal düzenin  ortadan kalktığı ifade edilen açıklamada, “Bu tarihten itibaren haksız ve hukuksuz şekilde sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak muamele gören esasen bir Rum devletidir. Hal böyleyken, Avrupa Birliği kendi değerleri ve mevzuatına aykırı bir şekilde Rum devletini 2004 yılında üye kabul etmiş ve Kıbrıs meselesi bağlamında taraf olmuştur.” denildi.  

 

Avrupa Birliği’nin hatasını düzeltmek yerine, GKRY’nin zaman içerisinde Birlik içerisindeki konumunu tahkim ettiği vurgulanan açıklama şöyle devam etti.

 

“GKRY’nin altı ay süreyle Avrupa Birliği’nde dönem başkanlığını üstlenmesi bunun bir sonucudur. Avrupa Birliği, GKRY’nin dar siyasi çıkarlarını koruma refleksiyle hareket etmeyi sürdürdükçe, Rum tarafının uzlaşmazlığına katkıda bulunduğunu idrak etmelidir.

 

Kıbrıs Türk tarafı, geçmişte defalarca iyi niyetini ve bir anlaşma iradesini ortaya koymuştur. Gelinen aşamada, Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü, müzakereye açık bir talep değil, çözümün vazgeçilmez temelidir.”

 

Açıklamada, Ada’da ve Doğu Akdeniz bölgesinde kalıcı bir barış ve istikrarın sağlanması için Avrupa Birliği’nin, yirmi yıl önce yaptığı hatanın sorumluluğunu üstlenmesi ve mevcut gerçekler ışığında Kıbrıs Türk halkının özgür iradesini kabul ederek, Kıbrıs Türk halkının özden gelen egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünü tescil etmesinin  kaçınılmaz olduğu belirtildi

 

 “Avrupa Birliği yetkililerinin tarihi ve güncel gerçeklerden uzak söylemleri, Kıbrıs Türk halkını yok sayan ve Kıbrıs konusundaki maksimalist Rum tezlerinin savunuculuğunu yapan yanlı tutumu sürdükçe, Kıbrıs Türk halkı nezdinde itibar görmesi mümkün değildir.” denildi.

ÇALIŞMA VE SOSYAL BAKANLIĞINDAN ASGARİ ÜCRETLİ YURTTAŞLARIMIZA 12.000 TL DESTEK

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 9 Ocak 2026 tarihinde aldığı tavsiye kararı doğrultusunda asgari ücret, yüzde 18,39 artışla brüt 60.618 TL, net 52.738 TL olarak belirlendi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise bu artışa ek olarak, toplamda yüzde 22,90’a karşılık gelen ücret katkısını asgari ücretli çalışanlara sağlayacağını açıkladı.

Bu kapsamda, KKTC vatandaşı olup sigorta primleri asgari ücret üzerinden yatırılan çalışanlara, Şubat ve Mart aylarında iki taksit halinde 6.000 TL olmak üzere toplam 12.000 TL ücret desteği verilecek.

Söz konusu destekle birlikte, Ocak ayı maaşları çalışanların eline toplam net 58.738 TL olarak geçecek. Uygulamayla, asgari ücrete yapılan yüzde 18,39 oranındaki artışın yüzde 22,90 seviyesine tamamlanması ve çalışanların ekonomik koşullar karşısında korunması hedefleniyor.

Ücret desteği ödemeleri, Şubat ayında 6.000 TL ve Mart ayında 6.000 TL olmak üzere, İstihdam Destek Merkezi Fonu’ndan iki aşamada gerçekleştirilecek.

Başvuru Süreci

Ücret desteğinden yararlanmak isteyen KKTC vatandaşı ve sigorta primleri asgari ücret üzerinden yatırılan çalışanlar, İhtiyat Sandığı Dairesi’ne ait ihtiyat.gov.ct.tr adresinde oluşturulacak online başvuru portalı üzerinden müracaat edebilecek. Başvuruları uygun bulunan çalışanların destek ödemeleri, beyan edilen banka hesaplarına yatırılacak.

2026’nın İlk Asgari Ücreti Açıklandı: Hükümetten 12 Bin TL Ek Destek

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026 yılının ilk asgari ücretini belirlemek amacıyla üçüncü kez toplandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Toplantı Salonu’nda saat 13.30’da başlayan toplantıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu başkanlık etti.

Toplantıya işçi tarafını temsilen Hür İşçi Sendikaları Federasyonu (Hür-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu başkanlığındaki heyet ile işveren tarafını temsilen Kıbrıs Türk İşverenler Sendikası temsilcisi Cengiz Alp başkanlığındaki heyet katıldı.

Toplantının ardından açıklama yapan Bakan Oğuzhan Hasipoğlu, asgari ücretin oy çokluğuyla tavsiye kararı olarak belirlendiğini ve kararın Bakanlar Kurulu’na iletileceğini söyledi. Hasipoğlu, belirlenen asgari ücretin saatlik 349,71 TL, günlük 2.797,75 TL, haftalık 13.988,76 TL, aylık net 52.738 TL, brüt 60.618 TL olduğunu açıkladı.

Hasipoğlu: “İşçimizi yüksek enflasyon altında ezdirmemek adına ek katkı veriyoruz”

Oğuzhan Hasipoğlu, asgari ücret yasasının kriterlerinin ve İstatistik Kurumu’nun gönderdiği verilerin dikkate alındığını belirtti. Hasipoğlu, hem işverenleri hem de çalışanları korumak zorunda olduklarını vurguladı.

Hasipoğlu, asgari ücretle çalışan vatandaşlara Bakanlık olarak toplam 12 bin TL ek katkı sağlanacağını açıkladı. Hasipoğlu, bu katkının mevcut artış oranının yüzde 3,27 üzerinde olduğunu ve toplamda yüzde 22,90’lık bir artışa karşılık geldiğini söyledi. Hasipoğlu, işçi tarafının bu katkının detaylı şekilde anlatılmasına fırsat vermediğini de ifade etti.

Hasipoğlu: “Hükümetimiz her zaman işçimizin ve emekçimizin yanındadır”

Bakan Hasipoğlu, yapılacak destekle birlikte bir asgari ücretlinin altı aylık toplam gelirinin 61.146 TL’ye ulaşacağını belirtti. Hasipoğlu, 12 bin TL’lik desteğin aylık 2 bin TL olarak ödeneceğini, ilk üç ayın ise peşin verileceğini açıkladı.

Hasipoğlu, ilk maaşta 6 bin TL’lik desteğin yatırılacağını ve bu durumda çalışanın eline net 58.738 TL geçeceğini söyledi. Hasipoğlu, işçi tarafının önerdiği yüzde 21,66 oranına karşılık, hükümetin bu düzenlemeyle fiilen yüzde 22,90 oranında artış sağladığını vurguladı.

Oğuzhan Hasipoğlu, hükümetin ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın her zaman işçinin ve emekçinin yanında olduğunu belirterek açıklamasını tamamladı.

Bakan Çavuşoğlu’ndan KTÖS’e Sert Tepki: “Yüzlerce Öğretmen Adayı Mağdur Edildi”

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın (KTÖS) açtığı dava sonucunda ortaya çıkan mağduriyetlere ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Çavuşoğlu, sendikanın tutumunun öğretmen adaylarının hak kaybına yol açtığını savundu.

Bakan Çavuşoğlu, Öğretmenler Yasası’nda yapılan düzenlemenin Meclis Komitesi aşamasında UBP, ana muhalefet partisi ve öğretmen sendikalarının katkısıyla mutabakatla hazırlandığını belirterek, buna rağmen KTÖS’ün 2023 yılında Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğunu hatırlattı. Anayasa Mahkemesi’nin, yasanın 16’ncı maddesinin (1) fıkrasının (Ç) bendi ile Geçici 2’nci maddeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal ettiğini anımsattı.

KTÖS’ün mahkeme kararına ilişkin açıklamalarını eleştiren Çavuşoğlu, bu yaklaşımın gerçeği çarpıttığını ve öğretmen adaylarının hak mücadelesini yok saydığını ifade etti. 36 ay geçici öğretmenlik uygulamasının 1985 yılından bu yana fiilen ve kesintisiz şekilde uygulandığını vurgulayan Çavuşoğlu, 2023’te yapılan yasa değişikliğinin bu uygulamayı genişletmek için değil, 2028 yılına kadar kademeli olarak sona erdirmek amacıyla hayata geçirildiğini kaydetti.

Bakan Çavuşoğlu, KTÖS’ün açtığı dava sonucunda 36 ayını doldurarak sınava girme hakkı kazanan yüzlerce öğretmen adayının hak kaybına uğradığını belirterek, “Bu bir hak savunusu değil, kazanılmış hakların kaybıdır” ifadelerini kullandı. Açıklamasında, yıllardır devletin eğitim yükünü omuzlayan öğretmen adaylarının umutlarının yıkıldığını savunan Çavuşoğlu, sendikanın bu tutumunun tarihe dışlayıcı bir sendikal anlayış örneği olarak geçeceğini ileri sürdü.

Bakanlık olarak sorumluluk aldıklarını ve sistemi düzenlemek adına adımlar attıklarını ifade eden Çavuşoğlu, mahkemenin gerekçeli kararının kendilerine ulaşmasının ardından hukuki değerlendirme yapılacağını ve öğretmen adaylarının mağduriyetinin önlenmesi için hukuka uygun tüm adımların atılacağını da sözlerine ekledi.

Başkan Tuğlu’dan bayrak tartışmalarına sert tepki: Algı operasyonlarını kabul etmiyoruz

Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi Başkanı Fatma Çimen Tuğlu, Mehmetçik Köyü girişindeki bayraklarla ilgili kamuoyunda yer alan iddialara sert bir açıklamayla yanıt verdi. Tuğlu, bayrak üzerinden siyaset yapıldığını ve belediyeyi hedef alan kasıtlı algı operasyonları yürütüldüğünü savundu.

Başkan Tuğlu, belediye tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu bayrakların belediye ekipleri tarafından rutin ve düzenli şekilde büyük bir hassasiyetle kontrol edildiğini ve bakımlarının yapıldığını vurguladı. Açıklamada, gece saatlerinde etkili olan şiddetli fırtına nedeniyle bayrakların zarar gördüğü, durumun sabahın ilk saatlerinde fark edilerek ekiplerce derhal müdahale edildiği belirtildi.

“Ortada ne bir ihmal ne de duyarsızlık vardır” denilen açıklamada, belediyeyle herhangi bir temas kurulmadan ve gerçekler araştırılmadan yapılan paylaşımların kabul edilemez olduğu ifade edildi. Bayrak hassasiyeti üzerinden algı yaratılmaya çalışıldığını savunan Tuğlu, bunun ne gazetecilikle ne de kamuoyunu doğru bilgilendirmekle bağdaşmadığını kaydetti.

Açıklamada, iki dönem belediye başkanlığı yapmış bir ismin sahibi olduğu ve “sözde sosyal medya gazeteciliği” yapan bir sayfa üzerinden bu iddiaların servis edilmesinin ayrıca üzücü olduğu vurgulandı. Ancak bu duruma şaşırılmadığı belirtilerek, söz konusu döneme ilişkin yönetim anlayışının bölge halkının hafızasında hâlâ taze olduğu ifade edildi.

Başkan Tuğlu, Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi’nin, belediye başkanı ve tüm personeliyle birlikte bayrağına, vatanına ve milletine bağlılığıyla bilinen bir kurum olduğunu belirterek, “Kimsenin bu değerler üzerinden belediyemizi ve bölgemizi küçük düşürmesine izin vermeyiz. Bayrak, algı malzemesi değildir” ifadelerini kullandı.

Açıklama, “Gerçek dışı ve kasıtlı haberlerle değil, gerçekle konuşulmalıdır” denilerek, kamuoyuna saygıyla duyuruldu.

Üreticiye Nefes Aldıran Yeni Düzenleme: Süt Fiyatları Artırıldı, Yem ve Kaba Ot Desteği Devrede

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, 1 Ocak 2026 tarihi itibarıyla inek, koyun ve keçi sütü için uygulanan alım fiyatları ile devlet desteklerini yeniden düzenlemiştir. Yapılan güncellemelerle üreticinin eline geçen net fiyatlar artırılmış, üretimin sürdürülebilirliği ve hayvancılık sektörünün korunması hedeflenmiştir.

Bu kapsamda, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere soğuk inek sütü üretici alış fiyatı 20,65 TL’den 24,65 TL’ye çıkarılarak 4 TL artırılmış; destek primi ise 2,80 TL’den 70 kuruş artırılarak 3,50 TL/lt olarak belirlenmiştir. Buna göre üreticilerimize 1 litre soğuk inek sütü için toplam 28,15 TL ödeme yapılacaktır.

Soğuk koyun sütü üretici alış fiyatı 38,88 TL’den 48,00 TL’ye çıkarılarak 9.12TL artırılmış; destek primi de 10 TL’den 2 TL artırılarak 12 TL olmuştur. Böylece üreticilerimiz 1 litre soğuk koyun sütü için toplam 60,00 TL alacaktır.

Soğuk keçi sütü üretici alış fiyatı ise 29,42 TL’den 37,00 TL’ye çıkarılarak 7,58 TL artırılmış; destek primi de 10 TL’den 2 TL artırılarak 12 TL olmuştur. Buna göre üreticilerimize 1 litre soğuk keçi sütü için toplam 49,00 TL ödeme yapılacaktır.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı ayrıca, SÜTEK’e günlük 5.000 litreye kadar süt teslim eden tüm hayvancılarımıza yönelik olarak, 1 Şubat – 15 Mart 2026 dönemini kapsayacak şekilde litre başına 2 TL balya ve kaba ot desteği ödemesi yapılacağını duyurmuştur. Bu destekle üreticilerimizin artan yem maliyetleri karşısında rahatlatılması ve hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Öte yandan, küçükbaş üreticilerimizden faiz destekli olarak müracaatlarını onaylatan ve zorunlu arpa alımı yapılan üreticilerimizin mağduriyet yaşamamaları amacıyla, 31 Aralık 2025 tarihine kadar kredisi onaylanmış olan üreticilerimize yemlik arpalar, eski fiyat olan 7,25 TL’den olmak üzere, önümüzdeki hafta içerisinde program çerçevesinde dağıtılacaktır.

Ayrıca üreticilerimizin artan giderleri ve yaşanan kuraklık dikkate alınarak, SÜTEK’e günlük 5.000 litreye kadar süt veren üreticilerimize 1 Şubat 2026 – 15 Mart 2026 tarihleri arasında litre başına kaba yem desteği de verilecektir.

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, hayvancılık sektörünün güçlendirilmesi, üreticinin korunması ve üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla desteklerini kararlılıkla sürdürmeye devam edecektir.

TÜK YÖNETİM KURULU’NDA DEĞİŞİKLİK!

Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) Yönetim Kurulu Başkanı Yenal Garabli görevden alındı, yerine Murat Tuna Muştu atandı.
Bakanlar Kurulu, Toprak Ürünleri Kurumu (TÜK) Yönetim Kurulu’na başkan olarak atanan Yenal Garabli’nin görevden alınmasına yerine ise Murat Tuna Muştu’nun atanmasına karar verdi.

Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, Yönetim Kurulu’nda Maliye Bakanlığı’nın temsilen üye olarak atanan ve görev düresi dolan Mehmet Amca’nın da yeniden üye olarak atanmasına karar verildi.
Yenal Garabli, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı sert açıklamayla Toprak Ürünleri Kurumu’ndaki görevinden istifa ettiğini açıklamıştı.

Çoklu uzatma kablosu yangın çıkardı!

Lefkoşa’da Köşklüçiftlik bölgesinde Kemal Zeytinoğlu Sokak üzerinde bulunan bir şahsa ait ikametgahın yatak odası içerisinde çoklu uzatma kablosu üzerinde takılı elektrik fişlerin muhtemelen aşırı yüklenmesi sonucu yangın meydana geldi.

Lefkoşa’da Köşklüçiftlik bölgesinde Kemal Zeytinoğlu Sokak üzerinde bulunan bir şahsa ait ikametgahın yatak odası içerisinde bugün saat 16.55 sıralarında yatak üzerinde bırakılan çoklu uzatma kablosu üzerinde takılı elektrik fişlerin muhtemelen aşırı yüklenmesi sonucu yangın meydana geldi.

Yangın itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.

Polis Basın Subaylığı’ndan verilen bilgiye göre, yangın sonucu oda içerisinde bulunan eşyalar tamamen yanarak, diğer odalar ise islenmek suretiyle zarar gördü.

Soruşturma devam ediyor.

 

Sağlık Bakanlığı’ndan SMA Mama Açıklaması: Şüpheli Lotlar Toplatıldı

Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi, Nestlé firması tarafından bazı SMA bebek ve devam mamalarına yönelik toksin şüphesi nedeniyle başlatılan gönüllü geri çağırma sürecine ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamada, Nestlé’nin 5 Ocak 2026 tarihinde dünya genelinde satışı yapılan bazı ürünler için yayımladığı ilk ürün ve lot listesinin ardından gerekli denetim ve kontrollerin derhal başlatıldığı belirtildi. Yapılan ilk incelemelerde, bildirilen lot numaralarına ait ürünlere ne perakende satış noktalarında ne de ana tedarikçi firmada rastlanmadığı kaydedildi.

Ancak üretici firmanın olası risk ihtimalini göz önünde bulundurarak şüpheli lot numaralarının yer aldığı listeyi genişletmesi üzerine yayımlanan ikinci güncel listede bulunan bazı ürünlerin, yapılan denetimler sonucunda ülkede bulunduğu tespit edildi.

Bu kapsamda piyasada yeniden gerçekleştirilen kontrollerde raflarda sınırlı sayıda tespit edilen söz konusu lotlara ait ürünlerin derhal toplatıldığı, ayrıca ana tedarikçi firmada bulunan ve genişletilmiş listede yer alan ürünlerin satışının durdurulduğu ifade edildi.

Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi, ana üretici firmanın kamuoyuna yaptığı açıklamalar doğrultusunda sürecin yakından takip edildiğini ve güncel bilgilerin kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmaya devam edileceğini bildirdi.

Başbakan Üstel: Kıbrıs Türk Halkının Egemen Eşitliği Yok Sayılamaz

BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL,  GÜNEY KIBRIS RUM YÖNETİMİ’NİN AVRUPA BİRLİĞİ KONSEYİ DÖNEM BAŞKANLIĞI HAKKINDA AÇIKLAMA YAPTI

Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şöyle;

“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, Kıbrıs Türk halkının iradesi ve Kıbrıs’ta yaşanan tarihsel gerçekler yok sayılarak, “Kıbrıs Cumhuriyeti” sıfatıyla Avrupa Birliği Konseyi (Council of the European Union) Dönem Başkanlığını üstlenmesi; Kıbrıs meselesinde onlarca yıldır süregelen adaletsizliğin ve çifte standardın en güncel tezahürüdür.

1963 yılında Rum liderliğinin, ortaklık devletinin temelini oluşturan Anayasa’yı tek taraflı biçimde değiştirme girişimleri ve bu doğrultuda Rum paramiliter unsurlar ile EOKA geçmişi bulunan silahlı gruplar eliyle Kıbrıs Türk halkına karşı başlatılan saldırılar sonucunda, Kıbrıs Türkleri can güvenliği ortadan kaldırılarak devletin kurumsal yapılarından fiilen dışlanmış, eşit kurucu ortaklık hakları gasp edilmiştir. Bu süreç, Kıbrıs Türk halkının uzun yıllara yayılan ağır bir haksızlığa maruz bırakılmasının başlangıcı olmuştur.

Buna rağmen Rum tarafı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının bağlamı ve ruhu çarpıtılarak, adanın tek meşru idaresiymiş gibi uluslararası alanda muhatap kabul edilmiştir. Kıbrıs Türk halkı ise siyasi, ekonomik ve sosyal izolasyonlarla yok sayılmıştır. Müzakere süreçlerinin başarısız olmasının temel nedeni, Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini kabul etmeyen uzlaşmaz tutumudur.

2004 yılında Annan Planı’na Kıbrıs Türk halkının açık biçimde “evet” demesine rağmen, Rum tarafının “hayır” oyu ödüllendirilmiş; Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Avrupa Birliği’ne üye yapılırken, Kıbrıs Türk halkı ambargo ve izolasyonlarla cezalandırılmıştır. Avrupa Birliği, Kıbrıs Türk halkına verdiği sözlerin hiçbirini yerine getirmemiştir.

Son dönemde Rum tarafının, bazı bölgesel ve uluslararası odakların desteğiyle silahlanma faaliyetlerini hızlandırdığı; askeri anlaşmalar ve ittifaklarla güç biriktirdiği açıkça görülmektedir. Gazimağusa ve Girne’ye yönelik saldırgan söylemler, hedefin doğrudan Kıbrıs Türk halkı olduğunu göstermekte; güneyde yükselen ırkçı ve Türk düşmanı çevreler adada barış ve istikrarı tehdit etmektedir.

Bu tablo karşısında Avrupa Birliği’nin sessiz kalması ve Rum tarafını siyasi olarak ödüllendirmeye devam etmesi, Birliğin savunduğunu iddia ettiği hukuk ve adalet ilkeleriyle açık bir çelişki içindedir. Rum Yönetimi’nin AB Konseyi Dönem Başkanlığını üstlenmesi, Kıbrıs Türk halkına yönelik tarihi bir haksızlığın sürdürülmesi anlamına gelmektedir.

 

Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği, eşit uluslararası statüsü ve güvenliği tartışma konusu yapılamaz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Anavatan Türkiye ile tam bir dayanışma içinde, kararlılıkla yoluna devam edecektir. Kıbrıs Türk halkının devletiyle, iradesiyle ve onuruyla var olma hakkı asla göz ardı edilemez.

Uluslararası toplumu ve özellikle Avrupa Birliği kurumlarını, Kıbrıs meselesinde tarihi sorumluluklarıyla yüzleşmeye davet ediyorum. Adada adil ve kalıcı bir düzen, ancak iki tarafın egemen eşitliğinin ve güvenliğinin güvence altına alınmasıyla mümkündür. Kıbrıs Türk halkının yok sayıldığı hiçbir yaklaşımın başarı şansı yoktur

Kıbrıs Türk halkı kendi geleceğini belirleme hakkından vazgeçmeyecektir. Bu irade açıktır, nettir ve geri dönüşü yoktur.”

Güzelyurt Meslek Edindirme Merkez Binası cumartesi günü açılıyor

Güzelyurt Belediyesi ile Manisa Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle hayata geçirilen GÜZ-MEK (Güzelyurt Meslek Edindirme Merkezi) binası, 10 Ocak Cumartesi günü saat 10.00’da düzenlenecek törenle hizmete açılacak.

Güzelyurt Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, açılışa Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu da katılacak.

Güzelyurt Belediyesi’ne ait eski kreş binası, kapsamlı bir tadilat sürecinin ardından meslek edindirme merkezi olarak yeniden kente kazandırıldı. GÜZ-MEK projesiyle özellikle kadınların meslek edinmesi, üretime katılması ve aile ekonomilerine katkı sağlaması hedefleniyor.

Dikiş-nakış, örgü bebek yapımı, boncuk takı tasarımı, seramik yapımı, bilgisayar dersleri gibi mesleki yetkinlik kazanmak isteyen herkes bu binayı kullanabilecek.

GÜZ-MEK Meslek Edindirme Merkez Binası’nın Güzelyurt’ta hem sosyal hem de ekonomik kalkınmaya önemli katkılar sağlaması hedefleniyor.

-Özçınar

Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, eski kreş binasının yenilenerek meslek edindirme merkezi haline getirildiğini belirterek, GÜZ-MEK Eğitim Merkezi’nin Güzelyurt’ta önemli bir ihtiyaca cevap vereceğini ifade etti. Özçınar, merkezin kadınların sosyal ve ekonomik hayata katılımını artıracağını vurguladı.

Merkezde kullanılacak tüm malzemelerin Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından hibe edildiğini aktaran Başkan Özçınar, katkılarından dolayı kardeş belediye Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti.

Öztürkler, Hristodulidis’in Türkiye’ye yönelik açıklamalarını eleştirdi

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Rum Yönetimi lideri Hristodulidis’in Türkiye’ye yönelik açıklamalarına tepki gösterdi.

AB Dönem Başkanlığı’nın Güney Kıbrıs’a devredildiği törende Rum Yönetimi tarafından Türkiye’nin adada “işgalci” olarak gösterilmesini eleştiren Öztürkler, bu yaklaşımın siyasi manipülasyon olduğunu dile getirdi.

Öztürkler, adada bugün huzur ve güven ortamının sağlanmasının tek sebebinin Türk askeri olduğunu, çözümsüzlüğün sorumlusunun ise Rum yönetiminin yıllardır süren uzlaşmaz tutumu olduğunu belirtti.

Törende Maraş’a ait görsellerin kullanılmasının da tepki çektiğini söyleyen Öztürkler, bu tür sembolik hamlelerin AB’nin tarafsızlık iddiasıyla çeliştiğini ifade etti. Vakıf malı olan Maraş’ın AB liderleri önünde Rumlar tarafından siyasi propaganda malzemesi yapılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Maraş’ın bugün bu halde olmasının sorumlusunun, yıllarca bölgenin açılmasına engel olan Rum Yönetimi olduğunu söyleyen Öztürkler, Türkiye ile KKTC hükümetinin Maraş konusunda gerekli açılımları hayata geçirdiğini belirtti.

Öztürkler, törende Kıbrıs Türk halkının 1963’ten itibaren yaşadığı kayıpların, acıların ve toplu saldırıların görmezden gelindiğini ifade ederek, “Eğer bir şey gösterilecekse, Rumların Kıbrıslı Türklere uyguladığı zulüm ve insanlık dışı saldırılar gösterilmeliydi” dedi.

AB’nin bu tarihi gerçekleri yok sayarak Rum tarafının söylemlerini sahiplenmesinin, birliğin çifte standart uyguladığının en açık göstergesi olduğunu söyleyen Öztürkler, AB’nin Güney Kıbrıs’ın söylemlerini sorgulamadan sahiplenmesinin çözüm sürecine katkı sağlamadığını, aksine taraflar arasındaki güveni zedelediğini kaydetti.

Hakan Fidan: SDG, artık teröre veda etmeli

Suriye’deki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Gelinen noktada SDG’nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma ısrarı Suriye’nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. Bu uzlaşmaz tavır Suriye’nin ve bölgemizin gerçeklerine aykırıdır. SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuştu.

Üstel: KKTC devleti güçlüdür ve görev başındadır

Başbakan Ünal Üstel, son günlerde yaşanan güvenlik olayları ile ilgili açıklama yaptı…

Başbakan Ünal Üstel’in açıklaması şöyle;

 

“Son günlerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşanan bazı güvenlik olaylarını bahane ederek, sorumluluğu çarpıtan ve meseleyi bilinçli şekilde “Ankara”ya bağlamaya çalışan söylemler, gerçeği yansıtmayan açık bir algı operasyonudur. Kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu yaklaşım, toplumsal huzura zarar vermektedir.

Güvenlik ve asayiş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin kendi anayasal düzeni içinde, öncelikli ve tartışmasız biçimde kendi sorumluluğundadır. Bu sorumluluğu başka adreslere yönlendirme çabası, siyasi hesap üretmekten başka bir anlam taşımamaktadır. Devletin temel görevi, bu tür olayların yaşanmaması için gerekli tüm önleyici tedbirleri almak ve kamu düzenini kararlılıkla korumaktır.

Güvenlik Küvetleri Komutanlığımız ve Polis Teşkilatımız, yaşanan olaylarda gecikmeden ve taviz vermeden müdahale etmiş; failleri kısa sürede yakalayarak adalete teslim etmiştir. Bu durum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin güçlü, kararlı ve görev başında olduğunun açık göstergesidir.

Hükümet olarak, güvenliği siyasi polemik konusu yaptırmayacağız. Yapanlara da fırsat vermeyeceğiz. Suçla mücadelede caydırıcılığı artıran yasal düzenlemeler Meclis’e sevk edilmiştir; suçla mücadele için daha etkin yaşlar yakında meclise sevk edilecek olup kamu düzenini tehdit eden her unsur karşısında daha güçlü adımlar atılacaktır.

Devlet kurumlarını hedef alan, güvenlik güçlerimizin emeğini gölgeleyen ve toplumda korku yaratmaya çalışan açıklamalara müsamaha gösterilmeyecektir. Devlet ciddiyeti, algı üretmekle değil; hukuk ve kararlılıkla sağlanır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devleti vardır, güçlüdür ve tüm kurumlarıyla görev başındadır. Halkımızın huzur ve güvenliği, hiçbir siyasi hesap uğruna tartışmaya açılmayacaktır. Güvenlik birimlerimize olan güvenimiz tamdır.”

ÖZTÜRKLER’DEN AB VE ZELENSKİY’E NET MESAJ: TARİHİ OKUYUN

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, BRT’de katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Rum Yönetimi Lideri Hristolidis ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Türkiye’yi “işgalci” olarak nitelendiren açıklamalarına sert tepki gösterdi.

Öztürkler, Zelenskiy’nin bu ifadelerinin diplomatik nezaketle bağdaşmadığını, Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkına yıllardır kesintisiz destek verdiğini ve bölgesel barış için kritik bir rol üstlendiğini belirterek, tarihi gerçekleri daha iyi okuması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin yalnızca Kıbrıs’ta değil, Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan geniş bir coğrafyada istikrar sağlayan bir aktör olduğunu vurgulayan Öztürkler, Zelenskiy’nin bu çıkışının özellikle Tahıl Koridoru Anlaşması’nda Türkiye’nin oynadığı hayati rol göz önüne alındığında “gerçeklerle bağdaşmadığını” ifade etti.

Türkiye’nin savaşın en kritik dönemlerinde dahi tarafları masaya oturtarak küresel bir gıda krizinin önüne geçtiğini hatırlatan Öztürkler, Rus ve Ukrayna yetkililerini aynı masaya oturtan ve esir takasını gerçekleştiren liderin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olduğunu unutmaması gerektiğini söyledi.

AB Dönem Başkanlığı’nın Güney Kıbrıs’a devredildiği törende Türkiye’nin adada “işgalci” olarak gösterilmesini de eleştiren Öztürkler, bu yaklaşımın siyasi manipülasyon olduğunu dile getirdi.

Öztürkler, adada bugün huzur ve güven ortamının sağlanmasının tek sebebinin Türk askeri olduğunu, çözümsüzlüğün sorumlusunun ise Rum yönetiminin yıllardır süren uzlaşmaz tutumu olduğunu belirtti.

Törende Maraş’a ait görsellerin kullanılmasının da tepki çektiğini söyleyen Öztürkler, bu tür sembolik hamlelerin AB’nin tarafsızlık iddiasıyla çeliştiğini ifade etti. Vakıf malı olan Maraş’ın AB liderleri önünde Rumlar tarafından siyasi propaganda malzemesi yapılmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Maraş’ın bugün bu halde olmasının sorumlusunun, yıllarca bölgenin açılmasına engel olan Rum yönetimi olduğunu söyleyen Öztürkler, Türkiye ile KKTC hükümetinin Maraş konusunda gerekli açılımları hayata geçirdiğini belirtti.

Meclis Başkanı Öztürkler, törende Kıbrıs Türk halkının 1963’ten itibaren yaşadığı kayıpların, acıların ve toplu saldırıların görmezden gelindiğini ifade ederek, “Eğer bir şey gösterilecekse, Rumların Kıbrıslı Türklere uyguladığı zulüm ve insanlık dışı saldırılar gösterilmeliydi” dedi.

AB’nin bu tarihi gerçekleri yok sayarak Rum tarafının söylemlerini sahiplenmesinin, Birliğin çifte standart uyguladığının en açık göstergesi olduğunu söyleyen Öztürkler, AB’nin Güney Kıbrıs’ın söylemlerini sorgulamadan sahiplenmesinin çözüm sürecine katkı sağlamadığını, aksine taraflar arasındaki güveni zedelediğini belirtti

Kıbrıs Vakıflar İdaresi yetkilileri Ankara’da ziyaretlerde bulundu

Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Tümer ve beraberindeki heyet, Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’nü ziyaret ederek , TC Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu ile bir araya geldi.

Vakıflar İdaresi’nden verilen bilgiye göre, görüşmelerde, Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki vakıf hizmetlerinin daha etkin, şeffaf ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasına yönelik iş birliği imkanları ele alındı. İki kurum arasındaki mevcut iş birliğinin güçlendirilmesi ve yeni çalışma alanlarının oluşturulması konusunda değerlendirmelerde bulunuldu.

Ziyaret kapsamında, arşiv, emlak ve dijital dönüşüm başta olmak üzere ilgili birimlerle ayrı ayrı toplantılar gerçekleştirildi. Bu toplantılarda, söz konusu alanlarda yürütülen çalışmalar ele alınırken, karşılıklı tecrübe paylaşımı yapıldı ve ortak uygulamaların hayata geçirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.

Toplantıların ana gündem maddeleri arasında emlak yönetimi sistemlerinin iyileştirilmesi, arşivleme süreçlerinin modernize edilmesi ve dijital dönüşüm çalışmaları yer aldı. Bu kapsamda, Kıbrıs’taki vakıf emlaklarına ait dijital ortama aktarılan envanter bilgilerinin sistematik, güvenli ve erişilebilir bir arşivleme sistemiyle yönetilmesi konusu ayrıntılı şekilde ele alındı. Kurumsal hafızanın güçlendirilmesi ve vakıf emlaklarının daha etkin yönetilmesine katkı sağlayacak uygulamalar üzerinde duruldu.

Ayrıca, dijital süreçlerin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla bilgisayar altyapısının iyileştirilmesi, yazılım ve donanım kapasitelerinin geliştirilmesi ile teknik destek ve tecrübe paylaşımı konularında görüş alışverişinde bulunuldu.

Görüşmelerde ele alınan bir diğer başlık ise Ramazan ayı etkinliklerinin planlanması oldu. Ramazan ayının maneviyatına uygun olarak gerçekleştirilecek sosyal, kültürel ve hayır faaliyetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi ve vakıf geleneğinin toplumsal dayanışmaya katkısının artırılması yönünde değerlendirmeler yapıldı.

Kıbrıs Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. Mustafa Tümer, nazik ev sahipliği ve yapıcı görüşmeler dolayısıyla TC Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu’ya teşekkür ederek, ziyaretin iki kurum arasındaki iş birliğini daha da güçlendireceğini ifade etti.

Turizm Bakanlığı Charter Seferlere Teşvik Ödemesi Yapacak

Turizm Bakanlığı’nın KKTC’ye turist getiren uçak şirketleri, tur operatörleri ile KITSAB (Kıbrıs Türk Seyahat Acenteleri Birliği) üyesi turizm ve seyahat acentelerine yapacağı teşvik ödemeleriyle ilgili kurallar belirlendi.

Bakanlar Kurulu’nun “charter seferleri” kapsayan teşviklerle ilgili olarak aldığı karar (Ü(K-I)2383-2025) 7 Ocak tarihli 5 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Sekiz maddeyle açıklanan karara göre, Almanya’dan yapılacak her gidiş-dönüş charter sefer için 5 bin Euro; başka ülkelerden yapılacak seferler için ise 7 bin Euro teşvik verileceği vurgulandı. Türkiye’den yapılacak charter seferler teşvik kapsamı dışında tutuldu.

Bakanlar Kurulu’nun teşviklerle ilgili kararında 01 Ocak 2026-31 Aralık 2026 tarihleri arasında geçerli olacak charter uçuş teşviklerinin %100’ü; “Charter Teşviklendirme Esasları uyarınca Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı, Turizm Geliştirme ve Tanıtma Fonu’nun 2026 Mali Yılı Bütçesi’nden karşılanacak.

ABD’li Senatör Graham, Trump’ın Rusya’ya karşı yaptırım tasarısını onayladığını bildirdi

ABD’li Senatör Lindsey Graham, çarşamba günü ABD Başkanı Donald Trump’ın “ucuz Rus petrolünün satın alınmasına” yaptırım uygulayacak tasarıyı onayladığını bildirdi.

Senatör Graham, Trump ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaşım yaptı.

Graham, “Çok verimli bir görüşmenin ardından (Trump), aylardır Senatör Blumenthal ve diğer birçok kişiyle birlikte üzerinde çalıştığım iki partili Rusya yaptırım tasarısını onayladı.” ifadesini kullandı.

Tasarının, Trump’ın “ucuz Rus petrolü satın alan ülkeleri cezalandırmasına” fırsatı sunacağını kaydeden Graham, tasarının “Ukrayna’nın barış için tavizler verdiği” bir döneme denk geldiğine dikkati çekerek, “Zamanlaması çok iyi.” dedi.

Graham, “Bu tasarı, Başkan Trump’a Çin, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelere karşı muazzam bir kaldıraç sağlayacak ve Rusya-Ukrayna Savaşı sırasında Moskova’ya finansman sağlayan ucuz Rus petrolünü satın almayı bırakmaları için onları teşvik edecek.” değerlendirmesinde bulundu.

ABD basınında, tasarının Senato’da gelecek hafta oylanmasının beklendiği aktarıldı.

 

Dursun Oğuz: Cezalar artırılacak, caydırıcılık güçlendirilecek

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, iki kişinin yaralandığı silahlı saldırının, son bir yıldır özellikle Türkiye bağlantılı organize suç örgütlerinin iş insanları ve oto galerilerine yönelik tehdit ve şantaj girişimleriyle ilişkili olduğunu belirterek, polisin bu yapılarla ilgili yoğun çalışma yürüttüğünü söyledi.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, Salı günü meydana gelen ve iki vatandaşın yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırı olayına ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Oğuz, yaşananların toplumda ciddi bir huzursuzluğa yol açtığını belirterek, yaralanan vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti.

“Maalesef geçtiğimiz gün istemediğimiz bir olay daha meydana geldi. İki vatandaşımızın yaralandığı bir saldırı yaşandı. Bu elbette yalnızca olayın yaşandığı yerle sınırlı kalmamış, tüm ülkede endişe ve huzursuzluk yaratmıştır” diyen Oğuz, devletin bu tür olaylara karşı sıfır toleransla hareket ettiğini vurguladı.

Yaklaşık son bir yıl içerisinde, yurt dışı kaynaklı özellikle Türkiye Cumhuriyeti bağlantılı bazı organize suç örgütlerinin ülkedeki  iş insanlarını, iş çevrelerini ve son aylarda özellikle oto galerileri hedef alan tehdit ve şantaj girişimlerinde bulunduğuna dikkat çeken Oğuz, söz konusu tehditlerle ilgili gerek basına yansıyan gerekse bireysel başvurular doğrultusunda polis teşkilatı tarafından yoğun ve titiz çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE ÜST DÜZEY GÜVENLİK İŞ BİRLİĞİ

İçişleri Bakanı Oğuz, bu süreçte Türkiye Cumhuriyeti ile güvenlik alanında çok yakın ve etkin bir iş birliği yürütüldüğünü vurgulayarak, Sayın Başbakan ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı arasında doğrudan görüşmeler gerçekleştirildiğini, ardından İçişleri Bakanlığı olarak Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı’na resmi bir ziyaret yapıldığını aktardı.

Bu ziyaret kapsamında Polis Genel Müdürlüğü ve ilgili yetkililerle birlikte gerekli koordinasyonun sağlandığını belirten Oğuz, “Çünkü karşı karşıya olduğumuz tehditler yalnızca bireysel suçlar değil, ülke huzurunu ve güvenliğini hedef alan ciddi girişimlerdir. Bu tehditlerin önlenmesi, bertaraf edilmesi ve kökten ortadan kaldırılması için neler yapılabileceğini tüm boyutlarıyla ele aldık” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında yürürlükte olan güvenlik anlaşması çerçevesinde anlık bilgi paylaşımı yapıldığını hatırlatan Oğuz, son yaşanan olaylarda da iki ülkenin emniyet birimleri arasında çok hızlı bir şekilde bilgi alışverişi sağlandığını ifade etti.

“AYDINLATILMAYAN TEK BİR DOSYA YOK”

Polis Teşkilatı ve Polis Genel Müdürlüğü’nün çalışmalarına özel bir parantez açan Oğuz, güvenlik güçlerinin son derece üstün bir çaba ortaya koyduğunu söyledi. “Bugüne kadar yaşanan tehdit, kurşunlama ve benzeri tüm olayların tamamı aydınlatılmıştır. Bu tür suçlarla ilgili aydınlatılmamış tek bir dosyamız yoktur” diyen Oğuz, daha önce iş insanlarını hedef alan 8 ayrı organize olayın çözüldüğünü ve bu olaylar kapsamında 14 zanlının tutuklandığını açıkladı.

Oto galerileri hedef alan saldırılarla ilgili ise şu ana kadar 4 olayda toplam 15 zanlının yakalandığını, hukuki süreçlerin devam ettiğini kaydetti. Türkiye Cumhuriyeti ile kurulan iletişim ağı ve güvenlik listeleri doğrultusunda da belirli şahısların ülkeye girişinin engellendiğini belirten Oğuz, teknolojik unsurların da artırıldığını söyledi.

Yüz tanıma kameralarıyla ilgili Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü’nün son bir ay içinde iki kez Kuzey Kıbrıs’a gelerek çalışmalarını sürdürdüğünü, her konuda mutabakat sağlandığını ve kurulum sürecinin en kısa sürede başlatılacağını açıkladı.

“GİRNE LİMANI’NA X-RAY CİHAZI GELİYOR”

Silah girişlerinin önemli bir kısmının tırlar aracılığıyla yapıldığının tespit edildiğini belirten Oğuz, özellikle Girne Limanı’nda ciddi bir boşluğun giderildiğini söyledi. Maliye Bakanlığı ve Gümrük Dairesi tarafından yürütülen çalışmalarla Girne Limanı’na X-ray cihazı kurulacağını belirten Oğuz, cihazın önümüzdeki bir iki hafta içinde devreye alınacağını kaydetti.

Gazimağusa Limanı’nda halihazırda kullanılan X-ray sisteminin benzerinin Girne Limanı’nda da uygulanmasıyla, araç ve tır kontrollerinin çok daha etkin yapılacağını ifade eden Oğuz, limanlara termal kameraların da en kısa sürede yerleştirileceğini belirtti.

“17 YAŞINDAKİ BİR GENCİN KULLANILMASI KABUL EDİLEMEZ”

Son olayda 17 yaşındaki bir gencin kullanılmış olmasının toplumda derin bir üzüntü yarattığını dile getiren Oğuz, bunun sadece güvenlik değil aynı zamanda ciddi bir sosyal ve toplumsal sorun olduğunu söyledi.

“Kalem tutması gereken bir yaşta bir gencin eline silah verilmesi kabul edilemez. Bu durum hem toplum vicdanını yaralamış hem de ülke algısına zarar vermiştir. Bu tür yapılar gençleri bir araç olarak kullanmaktadır ve biz bununla mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

“CEZALAR ARTIRILACAK, CAYDIRICILIK GÜÇLENDİRİLECEK”

Hukuksal anlamda polisin elinin yasalarla güçlenmesine yönelik adımların da gündemde olduğunu vurgulayan Oğuz, Başbakan Ünal Üstel’in koordinasyonunda yapılan İç Güvenlik İstişare Toplantısı’nda bu konunun ayrıntılı şekilde ele alındığını söyledi.

“Kamuoyunda bazı tepkiler olsa dahi, cezaların artırılması konusunda hükümetimiz tereddüt etmeyecektir” diyen Oğuz, son kurşunlama olaylarında faillerin 8,5 yıl ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldığını, suçun niteliğine göre cezaların daha da artabildiğini ifade etti.

“BURADA BİR DEVLET VARDIR”

Açıklamasının sonunda net bir mesaj veren Oğuz, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, ‘gelirim, suç işlerim ve cezasız kalırım’ denilecek bir ülke değildir. Burada bir devlet vardır, bir yönetim vardır ve güçlü bir irade vardır” dedi.

SINIR KAPILARI VE MUHACERETTE DENETİM

Ülke güvenliği açısından riskli görülen kişilerin “inad yolcu” kapsamına alınarak ülkeye girişlerinin engellendiğini belirten Oğuz, 18–30 yaş risk değerlendirmesi çerçevesinde 676 kişiden 78’inin ülkeye alınmadığını açıkladı. 2025 yılı genelinde ise transit vizesi bulunsa dahi toplam 5 bin 230 kişinin ülkeye girişine izin verilmediğini belirtti.

Amaçlarının keyfi bir uygulama olmadığını vurgulayan Oğuz, muhaceret polisinin istihbarat destekli değerlendirmeleri doğrultusunda güvenlik riski taşıyan kişilerin ülkeye girişinin önlendiğini ve bu uygulamaların caydırıcılık açısından önemli olduğunu ifade etti.

ASGARİ ÜCRETLE İLGİLİ ÜÇÜNCÜ TOPLANTI CUMA GÜNÜ YAPILACAK

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026 yılında geçerli olacak asgari ücreti belirlemeye yönelik çalışmalar kapsamında yarın üçüncü kez toplanacak.

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2026 yılının ilk asgari ücretini belirlemeye yönelik çalışmalar kapsamında dün ikinci toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda, komisyonun cuma günü saat 13.00’te yeniden toplanması kararlaştırıldı.

Komisyon, asgari ücret belirleme çalışmaları kapsamındaki ilk toplantısını 26 Aralık Cuma günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda yapmıştı.

Asgari ücret, 1 Temmuz’dan bu yana brüt 51 bin 202 TL, net 44 bin 546 TL olarak uygulanıyor.

Trump: 2027’de savunma bütçemiz 1,5 trilyon dolar olmalı

ABD Başkanı Donald Trump 2027 yılındaki savunma bütçelerinin 1,5 trilyon olması gerektiğini ifade ederek, “Bu, uzun zamandır hak ettiğimiz hayalimizdeki orduyu kurmamızı sağlayacak ve düşmanımız kim olursa olsun güvende olmamızı sağlayacaktır.” dedi.

Trump, ABD merkezli Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Amerikan ordusunun bütçesine ilişkin açıklama yaptı.

Açıklamasında Trump, “Senatörler, Kongre üyeleri ve diğer siyasi temsilcilerle uzun ve zorlu müzakerelerin ardından, ülkemizin iyiliği için özellikle bu çok çalkantılı ve tehlikeli zamanlarda, 2027 yılı askeri bütçemizin 1 trilyon dolar değil, 1,5 trilyon dolar olması gerektiğine karar verdim.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu bütçe farkının gümrük tarifelerinden elde edilecek gelirlerden karşılanacağını savunan Trump, “Bu, uzun zamandır hak ettiğimiz hayalimizdeki orduyu kurmamızı sağlayacak ve düşmanımız kim olursa olsun güvende olmamızı sağlayacaktır.” değerlendirmesini yaptı.

Trump, söz konusu savunma bütçesine ulaşmaları durumunda “benzersiz bir askeri güç oluşturabileceklerini” dile getirdi.

Dünyada en yüksek savunma harcamasını yapan ülke olan ABD, 2026 mali yılı için 901 milyar dolarlık savunma bütçesini kabul etmişti.

Trump, Venezuela’nın petrol anlaşmasından elde edeceği gelirle ABD ürünleri satın alacağını belirtti

Trump, ABD merkezli Truth Social hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu.

ABD Başkanı Trump, “Venezuela’nın, yeni petrol anlaşmamızdan elde edeceği parayla, yalnızca Amerikan yapımı ürünler satın alacağını az önce öğrendim.” ifadelerini kullandı.

Diğer şeylerin yanı sıra Amerikan tarım ürünleri, Amerikan yapımı ilaçlar, tıbbi cihazlar ile Venezuela’nın elektrik şebekesini ve enerji tesislerini iyileştirmek için ekipmanların bu alımlar arasında yer alacağını belirten Trump, “Başka bir deyişle Venezuela, ABD ile ana ortağı olarak iş yapmayı taahhüt ediyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Trump, bunu akıllıca bir seçim olarak nitelendirerek, hem Venezuela halkı hem de ABD için çok iyi bir şey olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump, 6 Ocak’ta yaptığı açıklamada, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu alıkoymasıyla sonuçlanan Venezuela’ya askeri müdahalesi sonrası ülkede kurulan geçici yönetimin, 30 ila 50 milyon varil petrolü ABD’ye teslim edeceğini duyurmuştu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, bunun Trump yönetiminin Venezuela’daki geçici yönetimle yaptığı bir anlaşma olduğunu belirtmişti.

ABD hükümetinin Venezuela petrolünü küresel piyasada pazarlamaya başladığını belirten Leavitt, Venezuela petrolü ve ürünlerinin satışından elde edilen gelirlerin ABD kontrolündeki hesaplarda toplanacağını aktarmıştı.

Petrol fiyatları, Venezuela arzı ve ABD stok düşüşü odağında yükseldi

Petrol fiyatları, Venezuela arzına ilişkin endişelerle yaşanan iki günlük sert düşüşün ardından Asya seansında toparlandı; ABD petrol stoklarındaki beklenenden büyük düşüş ve jeopolitik riskler fiyatları destekledi

Petrol fiyatları Perşembe günü Asya seansında yükseldi. Artan Venezuela arzına ilişkin endişelerin neden olduğu iki günlük sert düşüşlerin ardından bir miktar toparlandı.

ABD petrol stoklarında beklenenden daha büyük haftalık düşüş gösteren veriler de ham petrol fiyatlarını destekledi. Bununla birlikte, Rusya ve Ukrayna arasındaki süregelen çatışmalar da risk priminin bir kısmını korudu.

Mart vadeli Brent petrol vadeli işlemleri %0,7 artışla varil başına 60,38 dolara yükselirken, Batı Teksas tipi ham petrol vadeli işlemleri Türkiye saatiyle 04.25’te %0,7 artışla varil başına 56,28 dolara yükseldi. Her iki gösterge de art arda iki seans boyunca %1’in üzerinde değer kaybetti.

TRUMP’IN 3 MİLYAR DOLARLIK SATIŞI İŞARET ETMESİNİN ARDINDAN ABD-VENEZUELA ARZ ANLAŞMASI ODAKTA

Petrol piyasaları, ABD ile Venezuela arasındaki yeni anlaşmanın küresel arzları nasıl etkileyeceğine odaklandı.

ABD Başkanı Donald Trump, Salı günü yaptığı açıklamada, ABD güçlerinin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu yakalamasından günler sonra Venezuela’nın Washington’a 30 ila 50 milyon varil arasında, yaklaşık 3 milyar dolar değerinde petrol vereceğini söyledi.

Trump’ın, Chevron Corp (NYSE:CVX) şirketinin bu çabanın ön saflarında yer almasıyla birlikte, bir dizi ABD petrol şirketini Venezuela’da üretim kurmaya davet ettiği görüldü. Reuters, Chevron’un Latin Amerika ülkesinde faaliyet gösterme lisansını genişletmek için müzakere ettiğini bildirdi.

Şirket şu anda Venezuela’da faaliyet gösteren tek ABD petrol devi olup, ülkeye karşı uygulanan sıkı yaptırımlardan muaf tutan özel bir hükümet yetkisine sahip.

Piyasalar, Venezuela üretimindeki keskin bir artışın küresel arzları daha da artıracağından endişe ediyor. Bu düşünce, 2026’da petrol arz fazlasına ilişkin süregelen endişeler arasında ortaya çıkıyor.

Ancak analistler, ABD müdahalesinden sonra ülkedeki artan siyasi istikrarsızlık göz önüne alındığında, Venezuela arzlarındaki herhangi bir artışın muhtemelen zaman alacağını belirtti.

Financial Times’ın bir raporunda, ABD petrol şirketlerinin Venezuela’ya yatırım yapmadan önce Washington’dan “ciddi garantiler” aradığı belirtildi.

ABD petrol stokları beklenenden daha fazla azaldı

Çarşamba günü açıklanan hükümet verileri, 2 Ocak haftasında ABD petrol stoklarının 3,8 milyon varil azaldığını gösterdi. Bu düşüş, 1,2 milyon varillik beklentinin üzerinde gerçekleşti.

Düşüş ayrıca önceki haftada görülen 1,9 milyon varillik düşüşün neredeyse iki katı oldu ve dünyanın en büyük yakıt tüketicisindeki talebin güçlü kalmaya devam ettiğine dair güveni artırdı.

Bu hafta odak noktası, özellikle Cuma günü açıklanacak olan Aralık ayı tarım dışı istihdam verileri olmak üzere bir dizi önemli ABD ekonomik verisi üzerinde. Bu verinin faiz oranı beklentilerini etkilemesi muhtemel.

8 Ocak 2026 Döviz Kurları

Serbest piyasada Amerikan Doları 43,05 TL, Euro 50,40 TL, İngiliz Sterlini ise 58,06 TL’den işlem görüyor.

Saat 08.19 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 43,04 TL, satış fiyatı 43,07 TL.

Euro’nun alış fiyatı 50,36 TL, satış fiyatı 50,43 TL, İngiliz Sterlini ise 58,03 TL’den alınıp 58,09 TL’den satılıyor.

Bu geceden hafta başına kadar yağmur bekleniyor

Meteoroloji Dairesi, havanın bu gece saatlerinden pazartesi gününe kadar yağmurlu olmasının beklendiğini duyurdu.

Meteoroloji Dairesi’nin 8-14 Ocak tarihlerini kapsayan hava tahmin raporuna göre, periyodun ilk günlerinde hava sıcaklığı iç kesimlerde ve sahillerde 19-22 derece, diğer günlerde ise 15-18 derece dolaylarında seyredecek.

Belirtilen sürede bölge genellikle alçak basınç sistemi ve buna bağlı cephe sisteminin etkisi altında kalacak.

Hava bugün; parçalı ve çok bulutlu gece saatlerinde yer yer sağanak veya gök gürültülü sağanak yağmurlu, sabah saatleri ise yer yer sisli; cuma gününden pazartesi gününe kadar yer yer yağmurlu, sağanak veya gök gürültülü sağanak yağmurlu olacak. Salı’dan itibaren ise havanın parçalı ve az bulutlu olması bekleniyor.

Rüzgâr periyodun ilk günleri kuzeyli yönlerden, diğer günlerde ise güney ve batı yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli, cuma günü ise yer yer fırtına şeklinde esecek.