YÖDAK BAŞKANI’DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR…

YÖDAK Başkanı Prof. Dr. Turgay Avcı, Hasret Balcıoğlu’nun soruşturmasının tamamlanarak Polis Genel Müdürlüğü’ne sunulduğunu söyledi.

Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) Başkanı Prof. Dr. Turgay Avcı, Kıbrıs Postası TV’de yayınlanan ‘Sabah Postası’ isimli programa konuk olarak, soruları yanıtladı.

“BALCIOĞLU DOSYASINI CUMHURBAŞKANLIĞI VE PGM’YE SUNDUK”

Kıbrıs Postası’nın haberine göre, YÖDAK Üyesi, Prof. Dr. Hasret Balcıoğlu’nun 20-25 yıl önce aldığı diplomasının sahte olduğuna yönelik ortaya iddialar atıldığını söyleyen Avcı, Balcıoğlu’nun DAÜ’de doktora yaptığı, farklı bir üniversitede ise sırasıyla unvanlar aldığını belirterek, Balcıoğlu’nun kendisinin göreve gelmeden önce YÖDAK üyeliğine alındığını kaydetti.

Hasret Balcıoğlu’nun araştırılması için 7 Temmuz tarihinde araştırma komitesi kurulduğunu hatırlatan Avcı, araştırmanın tamamlandığını, Ersin Tatar ve Polis Genel Müdürlüğü’ne araştırma dosyasını sunduklarını belirtti.

“YÜKSEKÖĞRENİM YASASI’NDAKİ EKSİKLİKLER ORTAYA ÇIKTI”

Balcıoğlu olayı sonrası Yükseköğretim Yasası’nda eksikliklerin olduğunun ortaya çıktığını, YÖDAK üyeliği için sadece Prof. belgesi istendiğini, önceki diplomaları istemediğini anlatan Avcı, bunun da yasadan kaynaklandığını ifade etti.

“YÖDAK’TA ÜYELERE VERECEĞİMİZ BİLGİSAYAR YOK”

YÖDAK’ın her zaman sorunlu bir yer olduğunu söyleyen Avcı, “YÖDAK’ta üyelere vereceğimiz bilgisayar yok, veri tabanı ve dijital tabanı da yok” dedi.

Sistemsizliğin sistem olduğunu ve bu durumdan faydalanan kişiler olduğunu dile getiren Avcı, “YÖDAK, Allah’a emanet” tespitinde bulundu.

Kuruldaki eleman eksiğinden söz eden Avcı, “16 yıllık geçici personel tek başına üniversite bölümlerine bakıyor.” dedi. Avcı, YÖDAK’ta 5 kişinin çalıştığını, hukukçunun da olmadığını söyledi.

“BAŞSAVCILIK BİZE GÖRÜŞ VERMİYOR”

Başsavcılığa görüş için yazı yazdıklarını; ancak kendilerinin kamu olmadığı için Başsavcılık’tan görüş alamadıklarını anlatan Avcı, kamu tüzel olduklarını ifade etti.

Yaşanan sorunlardan söz etmeye devam eden Avcı, YÖDAK bütçesi diye ayrı bir bütçe olmadığını, bütçenin Maliye Bakanlığı’na bağlı olduğunu, yasa geçirmede ise Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olduklarını belirtti.

“YÖDAK; HUKUKÇUSUZ, ALTYAPISIZ, DİJİTALSİZ, BİLGİ İŞLEMSİZ…”

Avcı, “Bu ülenin 21 aktif üniversite, 90-100 bin öğrencisini, 5 bin akademisyenini, bin 500 programını denetleyecek YÖDAK, hukukçuzusz, altyapısız, dijitalsiz ve bilgi işlemsiz…” dedi. Avcı, YÖDAK’ın yasa ve tüzüklere göre hareket etmesinden hoşnut olmayan kurumlar olduğunu da söyledi.

“NİSAN AYINDAKİ TÜRKİYE ZİYARETİMİN BİLETLERİ HALA ÖDENMEDİ”

Avcı, “Nisan ayında Türkiye’ye ziyarette bulundum. Gidip geldiğim biletler halen ödenmedi. Bugün, pasoportu getirdim. Ankara giriş mühürlerini göstermişim ancak Ercan’dan çıkış belgemi gösterdim. Bugün o belgeleri Maliye Bakanlığı’na gönderdim bilet ödensin diye…” ifadelerini de sözlerine ekledi.

KTHY TÜZÜĞÜNÜN BENZERİ OLACAK…

Bayındırlık ve Ulaştırma Erhan Arıklı, yeni havayolu şirketi kurulması ile ilgili protokolün önümüzdeki hafta imzalanabileceğini açıkladı.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı BRT’de ‘Haber Kritik’ programına katılarak yeni hava yolu şirketi ile ilgili çalışmaların sona geldiğini ve önümüzdeki hafta somut adımların atılabileceğini kaydetti.

Arıklı, Bakanlar Kurulu’nun son toplantısında yeni hava yolu şirketi ile ilgili fizibilite çalışmasına ilişkin sunum yapıldığını da söyledi.

Yeni havayolu şirketinde KKTC’nin herhangi bir sermaye ortaya koymadan yüzde 25 hisseye sahip olacağını söyleyen Bakan Arıklı, “İki firma ile ayrı ayrı görüşmelerimiz sürüyor. Belki önümüzdeki hafta ete kemiğe bürünebilecek bir noktaya getireceğiz. Yaklaşık 70-75 Milyon Dolarlık sermaye isteyecek şirkete biz herhangi bir maddi katkı yapmayacağız. Kurulacak olan şirket 1-2 yıl kâr etmeyecek hatta zarar edecek, ama bizim o zararı karşılayacak gücümüz yok” dedi.

Bakan Arıklı, kurulacak olan yeni hava yolu şirketinin tüzüğünün KTHY tüzüğünün benzeri olacağını söyledi.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı, “Önümüzdeki hafta iki şirketten biri ile yola devam kararı alacağız. Hangisinin şartları daha iyi olursa. Firmaların isimlerini açıklamıyorum.. Biz açık ve net yüzde 25 hisse istediğimizi belirttik” dedi.

TÜRKİYE’DE BENZİNE BÜYÜK İNDİRİM

Akaryakıt fiyatlarından son dakika haberleri gelmeye devam ediyor. Özellikle geçen aylarda gün aşırı değişen motorin ve benzin fiyatlarında düşüş devam ediyor. Bir ara motorinin litre fiyatı 30 TL, benzinin litre fiyatı ise 28 TL’ye kadar çıkmıştı. Otomobil sahipleri büyük bir ilgiyle benzin ve motorin fiyatlarının düşeceği tarihi bekliyordu. Brent petrol fiyatının düşmesiyle birlikte büyük indirim yolda!

Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaş ve döviz kurundaki dalgalanmalar nedeniyle akaryakıt fiyatları birden uçuşa geçmişti. Ülkemizde benzin ve motorin fiyatları 10 TL seviyelerinden 30 TL seviyelerine kadar çıkmıştı. Bu çıkış yavaş yavaş da olsa yerini düşüşe bıraktı. Brent petrolün son altı ayın en düşük seviyesinde olması indirim sürecini hızlandırdı.

 AKARYAKIT FİYATLARINA İNDİRİM GELİYOR

Benzin ve motorin fiyatları yarından itibaren geçerli olmak üzere düşecek! Buna göre benzinin litre fiyatının 2.23 TL, motorinin litre fiyatının ise 1.15 TL düşmesi bekleniyor.

AYLAR SONRA 20 LİRA BANDINA İNİYOR

İstanbul’da benzinin litresi 22.25 TL’den satılıyor. Motorinin litre fiyatı ise 24.53 TL! Bu düşüşle birlikte İstanbul’da benzinin litre fiyatının 20.02 TL’ye inmesi bekleniyor. Motorinin litre fiyatı da 23.28 TL olacak.

 

ÜÇ TAHIL GEMİSİ DAHA YOLA ÇIKTI

Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı, Ukrayna limanlarından toplam 58 bin ton mısır taşıyan 3 geminin Türkiye, İngiltere ve İrlanda’ya gitmek üzere hareket ettiğini açıkladı. Kilyos açıklarında bekleyen ve tahıl almak üzere Ukrayna’ya gidecek boş gemide gerçekleştirilen denetim de tamamlandı.

Türkiye’nin girişimleri sonucu 22 Temmuz’da Rusya, Ukrayna, Birleşmiş Milletler ve Türkiye arasında imzalanan ‘Tahıl sevkiyatı’ anlaşması kapsamında 3 gemi daha Ukrayna limanlarından yola çıktı. Ukrayna’dan tahıl almak için yola çıkmak üzere dün Bandırma Limanı’ndan gelen Barbados bandralı “Fulmar S” isimli gemide ise denetim yapıldı.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Ukrayna’dan İrlanda’ya gidecek olan ve 33 bin ton mısır taşıyan Panama bayraklı Navıstar isimli gemi Odessa Limanı’ndan hareket etti. Gemi İstanbul’un kuzeyinde Müşterek Koordinasyon Merkezi tarafından denetlenecek.

13 bin ton mısır taşıyan ikinci gemi Ukrayna’dan İngiltere’ye gitmek üzere Çernomorsk Limanı’ndan hareket etti. Malta bayraklı Rojen isimli geminin seyri de Müşterek Koordinasyon Merkezi tarafından takip ediliyor.

Ukrayna’nın Çernomorsk Limanı’nda bekleyen Polarnet isimli Türk bayraklı gemi de Karasu’ya gelmek üzere hareket etti. 12 bin ton mısır taşıyan gemi Karasu’ya varmadan önce İstanbul’un kuzeyinde Müşterek Denetleme Timi tarafından denetime tabi tutulacak.

Ukrayna’dan tahıl almak için yola çıkmak üzere dün Bandırma Limanı’ndan gelen Barbados bandralı “Fulmar S” isimli gemi, Kilyos açıklarına demirledi.

Çernomorsk Limanı’na gidecek olan gemi, Kilyos açıklarında müşterek denetleme timi tarafından denetlendi.

Geminin seyrini ve takibini yapan merkezde görevli temsilciler tarafından, anlaşma kapsamında mutabık kalınan usul ve esaslar doğrultusundaki denetim yaklaşık 1,5 saat sürdü.

TÖRE: HEPİMİZ BİRİZ VE TÜRK MİLLETİYİZ

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Kıbrıs Türk Girişimci Kadınlar Derneği  ve Telsim işbirliğinde hayat bulan “Kıbrıs’ın Cevherleri” projesinin tanıtımı etkinliğine katıldı.

Töre, burada yaptığı konuşmada, üretmeden var olmanın mümkün olmadığına vurgu yaparak üretimin çoğaltarak bu topraklara daha  çok sahip çıkılması gerektiğini kaydetti.

Kıbrıs Türklerinin 1974’e kadar Anavatanın hasretini çektiğini ifade eden Başkan Töre, bugün kendi topraklarında milli devlet sınırları içerisinde yaşamanın kıymetinin bilinmesi gerektiğini kaydetti.

Türk devletleri arasındaki dayanışmanın hayati önem taşıdığına vurgu yapan Başkan Töre: “Hepimiz biriz ve Türk milletiyiz. Farklı coğrafyalarda yaşasak da Atatürk’ün ifade ettiği ‘Ne mutlu Türküm diyene’ ifadesi hepimize yol göstermektedir” dedi.

Töre konuşmasını şöyle tamamladı:

“Biz Ergenekonda Bilge Kağan’dık. Tanrı dağlarında Kürşat’tık. Kafkas dağlarında Şeyh Şamil’dik. Anadolu’da Halide Edip Adıvar’dık. Kurtuluş savaşında Atatürk’dük. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Fazıl Küçük’tük, Denktaş’tık, Ayten Berkalp’tik, Cemaliye Hocaoğlu’yduk…Dolayasıyla ne kadar cevherlerimiz vardır. Milletimize hizmet noktasında kadınlarımızın önemi çok büyüktür.”

FALYALI DAVASI ERTELENDİ

Halil Falyalı ve şoförü Murat Demirtaş’ın öldürülmesiyle ilgili yargılanan Ömer Tunç, Veysel Sare ve Musa Çiçek bugün mahkemeye çıkarıldı.

Çatalköy’de 8 Şubat’ta meydana gelen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Halil Falyalı  ve Murat Demirtaş cinayetinin sanıkları Veysel Sare, Musa Çiçek ve Ömer Tunç bugün yeniden geniş güvenlik önlemleri altında mahkemeye çıkarıldı.

İddia makamı adına davayı yürüten Savcı Ali Hidayet, soruşturmanın KKTC ve Türkiye’de çok yönlü olarak devam ettiğini hatırlattı.

Savcı Hidayet, duruşmada sona gelindiğini itham ve duruşma sürecine başlanacağını belirtti.

Mahkeme davayı 12 Ağustos Cuma gününe erteleyerek oturumu kapattı.

ENFLASYON RAKAMLARI AÇIKLANDI

İstatistik Kurumu enflasyon rakamlarını açıkladı, yıllık enflasyon yüzde 116,56 olarak gerçekleşti. Yapılan açıklamaya göre Tüketici Fiyatları Genel Endeksi’nde, bir önceki aya göre yüzde 5,21; bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 64,93 ve bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 116,56 artış gerçekleşti.

Ana harcama grupları itibariyle bir önceki aya göre en yüksek artış yüzde 17,45 ile lokanta ve oteller ana grubunda gerçekleşti. Sağlık ana grubunda yüzde 14,71; konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar ana grubunda yüzde 12,56; eğlence ve kültür ana grubunda yüzde 9,92; haberleşme ana grubunda yüzde 6,12; mobilya, ev aletleri ve ev bakım hizmetleri ana grubunda yüzde 3,21; gıda ve alkolsüz içecekler ana grubunda yüzde 2,75; çeşitli mal ve hizmetler ana grubunda yüzde 2,17; giyim ve ayakkabı ana grubunda yüzde 1,09; alkollü içecekler ve tütün ana grubunda yüzde 0,41; eğitim ana grubunda yüzde 0,33 artış yaşandı. Açıklamaya göre ulaştırma ana grubunda yüzde 1,43 azalış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, endekste kapsanan 534 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 65 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti. En yüksek fiyat artışı gösteren ilk üç mal; yüzde 152,77 ile feribot ücreti; yüzde 119,64 ile kırmızı lahana ve yüzde 114,76 ile limon oldu. En yüksek fiyat düşüşü gösteren ilk üç mal ise; yüzde 46,21 ile patlıcan; yüzde 39,15 ile kavun ve yüzde 37,56 ile bamya oldu.

İstatistik Kurumu, enflasyona gösterge kabul edilen tüketici fiyatları endeksinin (enflasyonun) temmuz ayında yüzde 5.21 arttığını açıkladı.

Yıllık enflasyon ise yüzde 116.56’ya yükseldi.

META’DAN TAHVİL KARARI

Meta ikinci çeyrek sonucu nakit akışında ve hisse fiyatında azalma sonucu tahvil ihraç etme kararı aldı. Piyasada tahvillere gelen talep 30 milyar dolara ulaştı.

Bünyesinde Facebook, Instagram ve Whatsapp gibi sosyal platformları barındıran Meta ilk kez tahvil satışına çıktı.

S&P 500’de tahvil ihraç etmemiş az sayıda şirketten biri olan Meta ikinci çeyrek sonucu nakit akışında ve hisse fiyatında azalma sonucu tahvil ihraç etme kararı aldı.

Dört dilimde 10 milyar dolar büyüklükle gerçekleştirilen ihraçta 40 yıl vadeli menkul kıymetin getirisi ABD Hazine tahvil getirisinin 165 baz puan üstünde fiyatlandı.

Tahvillere gelen talep ise 30 milyar doları buldu.

Meta, ikinci çeyrekte şirket tarihinde ilk kez yıllık bazda gelir düşüşü kaydetmiş, bu düşüşte dijital reklam pazarındaki belirsizliklere atıfta bulunmuştu.

Aynı zamanda şirket gençlerin TikTok’a yönelmesiyle birlikte rekabetin kızıştığını da dile getirmişti.

ÜLKEYİ TERK ETMELERİ ZORUNLU HALE GETİRİLİYOR

Son 40 yılda, ortalama her iki yılda bir göçmen yasası çıkaran Fransa’da hükümet, yine bir göç yasası geçirmek için düğmeye bastı. İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, göçmen kabulünü zorlaştıran ve sığınma başvuruları reddedilen göçmenlerin sınırdışı edilmesini hızlandıran, suç işleyen göçmenlerin ise “her ne koşulda olursa olsun derhal sınırdışı edilmesini” düzenleyen yeni bir “Göç Yasası” getirdi.

Hükümet, yeni Meclis aritmetiğini göz önünde bulundurarak yasanın Senato’daki görüşmelerini 2 ay erteleyerek, önce konuya ilişkin parlamenter tartışma yapılmasını istedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ilk seçildiği 2017 yılında hazırlanan ve 2018’de Meclis’ten geçen Göç ve Göçmen yasasının ardından, ikinci Macron iktidarında hükümet, yeniden bir Göç Yasası getirdi.

akanlar Kurulu’nda görüşüldükten sonra Senato’ya gönderileceği açıklanan yasayla, göçmen kabulu zorlaştırılıyor; yasadışı göçle mücadele ve suça bulaşan yabancıların sınırdışı edilmesine ilişkin zorlu kriterler getiriliyor.

Yasayla, ülkede oturum hakkı alma izni “Fransızca’ya hakim olma ve Cumhuriyet değerlerini tartışmasız kabul etme” şartına bağlanıyor. Ayrıca, sığınma başvurularının reddedilmesi sonrası, ülkeyi terketmenin önündeki yasal garantiler kaldırılarak, “ülkeyi terketme” zorunlu hale geliyor. Yasada, sınırdışı etme kararı için “iltica başvurusu reddedilir reddedilmez uygulanır” ifadesi yer alıyor.

Sığınma ve oturum izni başvuruları için valilikler önünde oluşan kuyrukların sona ermesi için “göçmen adaylarının dosyalarının kayıtlarının hızlandırılması”, mesleğe veya sektöre göre “ek kotalar” oluşturulması gibi bir takım yeni düzenlemeler de yasada yer alıyor.

Yasanın en çok dikkat çeken düzenlemesi suç işleyen yabancıların derhal sınırdışı edilmesinin önündeki engelleri kaldıran madde. Ancak yasada, “ciddi suç işleyen bir yabancının, 13 yaşından önce ulusal topraklara gelmesi durumunda, sınırdışı edilemeyeceği” ifadesi de var.

ÖLÜ DOMUZLAR YENİDEN HAREKET ETTİ

Bilim insanları çığır açan bir deney ile bir saat boyunca ölü olan domuzların vücutlarındaki kan akışını ve hücre işlevini normale döndürdüklerini duyurdu. Bu gelişme sonrası bilim dünyasında, ‘ölüm’ün tanımının güncellenmesinin gerekebileceğini düşünen araştırmacılar bile oldu.

Ölmüş olan hücrelerin yeniden canlandırılabileceğinin keşfedilmesi, insanlarda gelecekteki bir dizi tıbbi kullanımı olacak yeni teknikler ve ilaçlar için umutları artırdı. Bunlardan en acil olanı da organların daha uzun süre dayanmasına yardımcı olabilecek olması. Bu şekilde dünya çapında nakil ihtiyacı olan insanlara da umut olabilir.

Deney esnasında görünüşte ölü olan domuzların hepsinin ani baş hareketleri yaptığı kaydedildi. Bu da gerçekleştirilen prosedürün etiği hakkında tartışmalar doğurabilir.

ABD merkezli ekip, ilk kez 2019 yılında domuzların beyinlerindeki hücre fonksiyonlarını, kafaları kesildikten saatler sonra geri kazandırmayı başararak bilim camiasını hayrete düşürmüştü.

Nature dergisinde yayınlanan en son araştırma için ekip, bu tekniği tüm vücuda uyguladı.

Anestezi altındaki domuzlarda kalp krizi tetiklendi ve tıbben öldükleri görüldü. Vücutlarındaki tüm kan akışı durdu.

Bu durum, vücudun hücrelerini oksijenden yoksun bıraktığı için oksijen olmadan memelilerdeki hücreler hemen ölmeye başlıyor.

Domuzlar bu şekilde bir saat ölü bırakıldı.

ALMAYA’DA TAYVAN PANİĞİ

Çin ile Tayvan arasında artan siyasi gerilim Alman ekonomisinde büyük endişe yarattı. Pandemi nedeniyle kesintiye uğrayan tedarik zincirlerinin daha da zarar görmesinden korkuluyor.

Çin ile Tayvan arasında olası bir askeri çatışma ihtimali Alman ekonomisinde de büyük endişe yarattı. Merkezi Berlin’de bulunan Mercator Enstitüsü Çin Araştırmaları kuruluşunun baş ekonomisti Max Zenglein, “Tayvan’a olası bir askeri müdahale, onlarca yıldır Çin ile Almanya arasında kurulan ekonomik ilişkiler için büyük tehlike oluşturuyor” diye konuştu. Zenglein, ilaveten muhtemel bir askeri çatışmanın bütün tedarik zincirleri açısından da kapsamlı olumsuz sonuçları olacağı yönünde uyardı.

Zenglein’a göre küresel tedarik zincirlerinin sekteye uğramasının veya olası yaptırım kararları alınmasının ekonomik bedelleri çok büyük olabilir. Tayvan’ın küresel ölçekte, pek çok alanda kullanılan yarı iletkenler (çip) ile diğer yüksek teknolojik ürünlerdeki ağırlığının dünya piyasalarında çok merkezi bir rol oyanadığının altını çizen ekonomist Zenglein, gerilimin artmasıyla yaşanabilecek olumsuz muhtemel sonuçları konusunda da uyardı.

Mercator Enstitüsü Çin Araştırmaları kuruluşunun baş ekonomisti Zenglein, “Artan jeopolitik riskler, küreselleşmiş olan üretim süreçlerinin nasıl kırılgan hale geldiğini tam da şu dönem zaten tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor” söyleminde bulundu.

Çin’in Almanya için rolü

Almanya Dış Ticaret Odası Çin Temsilciliği Başkanı Jens Hildebrandt da, Çin’in Almanya ekonomisi için oynadığı önemli role dikkat çekti. Alman haber ajansı dpa’ya verdiği mülakatta, “Çin, pek çok sanayi ülkesi için ön ve yan ürünlerde önemli üretim malzemelerinin merkezi” diyen Hildebrandt, “Çin menşeili ön ve yan ürünlerin eksikliği Alman ekonomisi için karanlık bir gelecek demektir” ifadesini kullandı.

Hildebrandt, koronavirüs pandemisi döneminde Asya’daki tam kapanmaların ve Çin’in sıfır kovid stratejisinin küresel tedarik zincirlerinde tahribat yarattığını belirterek, bunun sonuçlarını Alman ekonomisi ve tüketicilerinin de hissettiğini hatırlattı. Çin’in altı yıldır Almanya’nın en önemli ticari partneri olduğunun altını da çizen Jens Hildebrandt, Amerika Birleşik Devleti’nin (ABD) ardından Çin’in Almanya için en büyük ihracat pazarı olduğunu hatırlattı.

Jens Hildebrandt ayrıca, Çin içinde Almanya’nın Avrupa Birliği (AB) içindeki en büyük ihracat pazarını oluşturduğunu, dolayısıyla hem Çin hem de Almanya’nın birbirine karşılıklı bağımlı olduğunun anlaşılması gerektiğini savundu.

Pelosi’nin tartışmalı Tayvan ziyareti

Pekin yönetimi, bir ada ülkesi olan Tayvan’ı kendi toprakları olarak görüyor. ABD Temsilciler Meclisi Sözcüsü Nancy Pelosi’nin, Çin’in itirazı ve tehditlerine rağmen Tayvan’ı ziyaret etmesi bölgedeki gerilimin artması sonucunu doğrumuştu.

Çin yönetimi, tehditleri arasında yer alan kapsamlı tatbikata Perşembe günü başladı. Gerçek cephanenin kullanıldığı, Tayvan çevresindeki altı noktada yapılan tatbikat kapsamında, Tayvan üzerinde füzelerin de uçacağının duyurulması gerilimi daha da tırmandırmıştı. Tayvan yönetimi, Pazar gününe kadar da devam edecek tatbikat nedeniyle 18 ticaret rotasının kesildiğini bildirdi.

RUS GAZININ ALTERNATİFİ BULUNABİLİR AMA….

Rus gazının alternatifi bulunabilir ama Tayvanlı çip üreticisi TSMC’nin yarı iletkenleri alternatifsiz. Çin’in olası işgali sonrasında Tayvan’da çip üretiminin durma ihtimali, küresel bir üretim krizine neden olabilir.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan ziyareti sırasında Mark Liu ile de görüşmesi tesadüf değildi. Dünya kamuoyunun pek tanımadığı Liu, Uzakdoğu’daki ada ülkesinin en değerli şirketi olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Company’nin (TSMC) CEO’su. Liu, havacılık ve uzay sanayiinden otomobil üretimi ve elektronik ürünlere kadar, küresel ekonominin hemen her üretim dalındaki yarı iletken tedarikinin dizginlerini elinde tutuyor.

Tayvan’ın kuzeybatı kıyısındaki yarı iletken metropolü Hsichnu’da çip üretimi durma noktasına gelirse, binlerce kilometre uzaklıktaki Almanya’da da otomobil üreticileri montaj hatlarını durdurmak ve belki de eleman çıkarmak zorunda kalacak. Aynı durum ABD ve Kanada’dan Avustralya’ya, Japonya’dan İskandinav ülkelerine kadar onlarca sanayi ülkesi için de geçerli olabilir.

30 yılda dünya liderliği

Nüfusu 500 binin altında olan Hsinchu kenti çevresindeki serbest (gümrüksüz) bölgede, 1980’lerden bu yana yarı iletken endüstrisi hayli gelişim gösterdi. Çin anakarasına 150 kilometreden daha kısa bir mesafede bulunan bu bölgede, Hsinchu Bilim ve Teknoloji Parkı’ndaki şirketler için uzmanlar yetiştiren adanın en önemli iki üniversitesi de bulunuyor. Tayvan’ın güneş enerjisi şirketlerinin bir kısmı ve optik endüstrisi de yine buradaki serbest bölgeyi mesken tuttu. Ancak Hsinchu’yu küresel sanayi açısından asıl önemli kılan unsur, pratikte “dünya çip üretimin başkenti” oluşunda yatıyor. Zira küresel ekonominin dijital trendleri için çip üreten 20 yarı iletken imalatçısı burada konuşlanıyor. Yarı iletken çip pazarında dünyanın en büyük iki fason üreticisi olan TSMC ve UMC’nin de aralarında bulunduğu mikroçip şirketleri, burada imal ettikleri yüksek teknoloji ürünlerini dünyanın dört bir yanına ulaştırıyor.

Bu üreticiler arsında öne çıkan TSMC, başta Tayvan olmak üzere, dünya çapında istihdam ettiği yaklaşık 65 bin çalışanıyla çip endüstrisinin tartışmasız lideri konumunda. Dünya kamuoyunda adını sadece sektör temsilcilerinin bildiği bu şirket, 10 binden fazla farklı ürün imal ederek, adeta dijital dünyaya yön veriyor.

Şirketin logosu hiçbir ürünün üzerinde yer almıyor Bunun nedeni TSMC’nin, Apple ve diğer yüksek teknoloji şirketleri adına yüksek kaliteli yarı iletkenler üreten bir “fason imalatçı” olması. İngilizce “fables” olarak adlandırılan ve “kendi fabrikası olmayan” dünyanın en tanınmış yüksek teknoloji şirketleri, tüm kapasite ve enerjilerini genelde AR-GE (araştırma ve geliştirme) ve tasarım çalışmalarına yoğunlaştırıyor. Tasarlanan nihai ürünlerin bileşenleri ise fason imalatçılar tarafından üretiliyor. Yüksek teknoloji ürünlerinin kalbini oluşturan mikroçipler ise fason olarak üretilen en önemli bileşen konumunda. İşte bu noktada TSMC gibi ucuz ama kaliteli imalat yapan Asyalı fason üreticiler devreye giriyor ve adeta teknoloji devlerinin “dökümhanesi” işlevini üstleniyor.

Kendinden emin

Mark Liu, çoğu insanın daha önce adını hiç duymadığı bu son derece önemli şirketin başındaki isim. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan ziyaretinden hemen önce CNN’e konuşan TSMC patronu, Tayvan’ın Çin tarafından olası işgalinin, TSMC’nin fabrikalarında çip üretiminin tümüyle durmasına yol açacağı uyarısında bulundu.

Aslında TSMC’nin CEO’su basına çok nadir olarak demeç veriyor. Pazartesi günü yayınlanan röportajda, kendinden oldukça emin bir şekilde konuşan Liu, “Hiç kimse TSMC’yi zorla kontrol edemez. Askerî bir güç kullanılması ya da muhtemel bir işgal durumunda, TSMC’nin hiçbir fabrikası artık faaliyette olmayacaktır” dedi.

Emsalsiz piyasa hâkimiyeti

TSMC, küresel yarı iletken pazarının yarısından fazlasına hâkim. Müşterileri arasında mobil iletişim devi Apple ve çip markası Qualcomm’un yanı sıra Alman yarı iletken markası Infineon da bulunuyor.

ABD’nin önde gelen dijital markaları Intel ve Broadcom’un geliştirdikleri tüm yarı iletkenler de yine TSMC tesislerinde üretiliyor. Aynı durum ABD’nin grafik işlemci uzmanı Nvidia için de geçerli. Ayrıca dijitalleşme, yapay zekâ veya otonom sürüş gibi güncel trendlerin öncüsü olan tüm teknolojik ağır toplar da Hsinchu kentinde fason olarak üretilen yarı iletkenlere bağımlı durumda.

TSMC, ayrıca uzay ve havacılık endüstrisinden savunma sanayiine kadar dünyaca ünlü pek çok kuruluşun ana tedarikçisi konumunda. Hatta devletlerin stratejik önemdeki pek çok sisteminde de yine Tayvanlı fason çip üreticisinin imzası bulunuyor. Örneğin ABD’nin meşhur F-35 savaş uçaklarında ya da Ukrayna’nın Rus tanklarını vurduğu Javelin tanksavar sisteminde TSMC yapımı yarı iletkenler kullanılıyor. ABD’nin ulusal çıkarlarını ilgilendiren teknolojik araştırmaların yürütüldüğü ulusal laboratuvarlarındaki süper bilgisayarlarda da yine TSMC bileşenleri yer alıyor.

Tayvanlı fason imalatçılar aynı zamanda dünya otomobil endüstrisinin kullandığı çiplerin de ana tedarikçisi. Dolayısıyla Çin’in bu ülkeyi olası bir işgali, küresel bir otomobil krizine de yol açabilir. Liste bu şekilde uzayıp gidiyor.

Trump haklı çıktı

Eski ABD Başkanı Donald Trump, Asya’daki fason üretime bu kadar bağımlı olmanın doğurabileceği olumsuz sonuçlara karşı görev süresi boyunca sık sık uyarıda bulunmuştu. Hem ABD’li hem Asyalı yüksek teknoloji şirketlerine ABD’de üretim tesisleri açmaları için baskı kuran Trump, aksi halde bazı müeyyidelere başvuracaklarını duyurmuştu. Eski Başkan’ın bu ısrarı meyvelerini yakında vermeye başlayacak. TSMC, Arizona’da 12 milyar dolara inşa ettiği çip fabrikasında, muhtemelen 2024 yılı ortalarında üretime başlayacak. Phoenix yakınlarındaki fabrikanın Apple, Nvidia ve Qualcomm gibi ABD’li müşteriler için yarı iletkenler üretmesi öngörülüyor. TSCM ayrıca Teksas eyaletinde de işlemci tasarımı için AR-GE merkezleri kurdu.

ABD ve Avrupa’da daha fazla üretim

Washington Post’ta yer alan bir habere göre ABD, toplam 52 milyar dolarlık bir fonla Amerikan topraklarında yeni çip fabrikalarının kurulmasını teşvik etmek istiyor. Ancak, bu cömert sübvansiyonlar, sadece Çin’de üretim yapmama güvencesi veren fason çip imalatçıları için geçerli olacak. Pekin yönetimi, topraklarında özellikle Batılı savunma ve havacılık endüstrisi için fason olarak üretilen yüksek teknoloji bileşenlerinin know-how’ına sahip olmak ve bunları kendi sistemine entegre etmek için yıllardır yoğun bir çaba harcıyor.

Oxford Üniversitesi’nden Çin uzmanı ve DW yazarı Alexander Görlach, durumu somut bir örnekle açıklıyor: “Çin, Tayvan’ın yarı iletken üretim endüstrisiyle yakından ilgileniyor. Çünkü Çin geniş topraklara, Tayvan ise teknoloji ve bilgi birikimine sahip. Olası bir Çin işgali nedeniyle Tayvan’dan çip tedariki kesilirse, Almanya’daki montaj bandından da otomobil çıkmayacaktır.”

Avrupa ülkeleri de tıpkı ABD gibi Asyalı çip üreticilerine olan bağımlılığı azaltmak için bazı çalışmalar yapıyor. AB Komisyonu, Avrupa Çip Yasası ile çip endüstrisini 43 milyar euroluk kamu fonlarıyla desteklemek istiyor. Hedef, Avrupa’nın küresel çip üretimindeki payının 2030 yılına kadar iki katına çıkarılarak yüzde 10’dan yüzde 20’ye yükseltilmesi. ABD’li Intel şirketinin, Almanya’nın kuzeydoğusundaki Magdeburg’da kurmayı planladığı dev çip fabrikası bu yolda atılmış önemli bir adım.

Ancak bu planların gerçeğe dönüşmesi biraz daha vakit alacak. O zamana kadar Tayvan’dan gelecek yüksek teknoloji ürünlerine olan bağımlılık sürecek. ABD Yarı İletken Endüstrisi Birliği’ne göre, dünyadaki üst düzey çiplerin yüzde 90’ından fazlası Tayvan’da üretiliyor ve TSMC açık ara bu pazardaki en büyük paya sahip.

Mark Liu, az ama öz konuşmasıyla tanınır. Çin’in yoğun devlet desteğine rağmen neden Tayvan kadar yüksek kalitede çip üretemediği sorusuna TSMC’nin CEO’su gülerek şu cevabı veriyor: “Belki bunu başarabilirler. Ama bizden ancak birkaç yıl sonra!”

MAYMUN ÇİÇEĞİ SALGININDA ACİL DURUM İLANI

ABD yönetimi, vakalardaki ani artışın ardından maymun çiçeği salgınını halk sağlığı acil durumu ilan etti.

Karar, virüsün yayılmasını engellemek için aşıların, tedavilerin ve federal kaynakların dağıtımını hızlandıracak.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) dünya çapında vakalardaki artışın ardından en üst seviye acil durum uyarısını yayınlamasından kısa bir süre sonra geldi.

Sağlık yetkililerine göre, ABD’de vakalar 6.600’ü aştı.

Bu vakaların dörtte biri, geçen hafta hastalık nedeniyle kendi olağanüstü hâlini ilan eden New York eyaletinde ortaya çıktı.

Bir sonraki en yüksek vaka sayısına sahip iki eyalet – California ve Illinois – bu hafta başlarında olağanüstü hâl ilan etti.

Ayrıca, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nden (CDC) alınan verilere göre, bu yıl dünya çapında 26.000’den fazla vaka bildirildi.

Bazı halk sağlığı uzmanları, acil durum ilanının hastaların daha fazla damgalanmasına yol açabileceği endişesini dile getirdiler. Maymun çiçeğine herkes yakalanabiliyor, ancak salgın büyük ölçüde eşcinsel ve biseksüel erkeklerde görülüyor.

Ancak hastalık sadece cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon değil ve enfekte bir kişiyle yakın temas yoluyla da bulaşabilir.

Virüs tipik olarak aşırı derecede kaşıntılı ve ağrılı olabilen sivilce benzeri döküntülerin gelişmesine, vücuda yayılmasına ve diğer komplikasyonlara neden oluyor.

Enfeksiyonlar genellikle hafif geçiyor ve yetişkin hastalarda tedavi ya da hastaneye yatış gerektirmeden kendiliğinden geçiyor. Çocuklar ise hastalığı daha ağır geçirebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), küçük çocukların hastalıktan daha yüksek oranlarda öldüğü konusunda uyardı.

ABD’deki ve diğer yerlerdeki yetkililer, eşcinsel ve biseksüel erkeklerin yanı sıra sağlık çalışanları da dahil olmak üzere virüse maruz kalma riski en yüksek olan kişilerin, öncelikli olarak bu aşıyı yaptırmalarını tavsiye etti.

Fakat ülke genelinde maymun çiçeği için aşı ve tedavilerin yetersiz olduğu bildiriliyor.

ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı geçen hafta, önümüzdeki Mayıs ayına kadar teslim edilmek üzere beş milyondan fazla doz aşı daha sipariş ettiğini açıkladı.

Bu haftanın başlarında Beyaz Saray, maymun çiçeği virüsü ile ulusal mücadeleyi koordine etmek ve denetlemek için bir ekibin atandığını da duyurdu. Ekipte, ABD’de HIV’in yayılmasını engellemek için başarılı girişimlere öncülük eden New Yorklu doktor Demetre Daskalakis de bulunuyor.

ERDOĞAN-PUTİN GÖRÜŞMESİ

En son 19 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bugün Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki tatil beldesi Soçi’de bir araya gelecek. İki liderin gündeminde Ukrayna’da devam eden işgal girişimi ve tahıl koridoru anlaşması ve Rusya’nın karşı olduğu Türkiye’nin olası Suriye operasyonu yer alacak. Akkuyu’da devam eden nükleer santral projesi de dahil iki ülke arasındaki enerji işbirliği de liderlerin gündeminde yer alacak.

Uluslararası diplomaside birbirleriyle en çok görüşen liderler arasında yer alan Erdoğan ve Putin, 29 Eylül 2021’de yine Soçi’de bir araya gelmiş, yaklaşık 3 saatlik baş başa görüşmenin ardından bir açıklama yapmamayı tercih etmişlerdi.

Erdoğan ve Putin, bugünkü görüşme için yine Soçi’yi tercih etti. Moskova’dan yapılan açıklamalarda, iki liderin bu görüşmeyi 19 Temmuz’da Tahran’da kararlaştırdıkları bilgisi verildi.

İki lider, Suriye’de iç savaşı sona erdirmek amacıyla kurulan Astana süreci toplantısı için gittikleri İran’da ikili bir görüşme yapmışlar ve hem Suriye hem de Ukrayna’daki gelişmeleri ele almışlardı.

Soçi’de bugün yapılacak görüşmede, Tahran’da ele alınan konuların daha derinleştirilmesi ayrıca ikili ilişkileri özellikle enerji ve ticaret işbirliğini içeren unsurlarının ağırlıklı olarak ele alınması bekleniyor.

Rus liderin bugün yapılacak görüşme öncesinde Güvenlik Konseyi’ni toplaması dikkat çekti. Kremlin’den yapılan açıklamada, üst düzey askeri yetkililerin de katıldığı konsey toplantısında bugün yapılacak Türkiye-Rusya görüşmesinin gündeminin değerlendiği açıklandı.

Ukrayna ve tahıl anlaşması öncelikli gündem

Erdoğan ve Putin’in gündeminin öncelikli unsurları arasında Rusya’nın 24 Şubat’ta başlattığı Ukrayna işgal girişimi ve bunun küresel ve bölgesel etkileri geliyor.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Rus basınına yaptığı açıklamalarda, 22 Temmuz’da imzalanan tahıl ihraç anlaşmalarının uygulanma sürecinin ağırlıklı olarak ele alınacağını kaydetti.

İstanbul’da yapılan törende, Ukrayna ve Rusya, Türkiye ve Birleşmiş Milletler (BM) ayrı ayrı anlaşmalar imzalamış ve böylece Ukrayna tahılının dünya pazarlarına ulaştırılmasının önünü açmışlardı. Bu kapsamda ilk gemi 3 Ağustos’ta Türk boğazlarından geçerek Lübnan’a doğru seferini devam ettirmişti.

Rusya, bu anlaşmanın yanı sıra BM ile de ikili bir başka metne daha imza atmış ve başta gübre ve gıda ürünleri olmak üzere kendi ihracatının Batı yaptırımlarına uğramadan gerçekleştirilmesinin altyapısını oluşturmuştu.

Erdoğan ve Putin’in görüşmesinde hem Ukrayna ürünlerinin taşınması hem de Rusya’nın başlatacağı ihracatının sürdürülmesine ilişkin ayrıntıların ele alınması öngörülüyor.

Türkiye, bu anlaşmalar sayesinde küresel gıda bunalımının çözümüne dönük adım atılıyor olmasını Rusya ve Ukrayna arasında sağlanan bir güven artırıcı önlem olarak görüyor ve ileride olası barış müzakereleri için fırsat yarattığını düşünüyor.

Bu nedenle, Erdoğan’ın Putin ile yapacağı görüşmede, anlaşmanın kesintisiz uygulanması, gemi trafiğini etkileyecek saldırılardan kaçınılması çağrısında bulunması bekleniyor.

Görüşmede, Ukrayna’da devam eden savaşla ilgili genel değerlendirmelerin yapılması ve Erdoğan’ın 24 Şubat’tan bu yana dile getirdiği barış için İstanbul’da liderler zirvesi önerini yinelemesi de beklentiler arasında.

Suriye’nin kuzeyine operasyon olacak mı?

Türkiye-İran ve Rusya, 19 Temmuz’da Astana Zirvesi’nin ağırlıklı gündeminin “terörle mücadele” olduğunu, bu kapsamda Türkiye’nin hem sınırlarına hem de güvenlik güçlerine dönük saldırılarını artıran YPG’ye karşı yeni bir operasyon kararlılığının ele alındığını Cumhurbaşkanı Erdoğan Tahran dönüşü gazetecilere açıklamıştı.

Hem Rus hem de İran tarafının Tel Rıfat ve Menbiç’i hedef alacak böyle bir operasyona soğuk baktığını kaydeden Erdoğan, YPG’nin asıl amacının Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozmak olduğunu dolayısıyla her iki Astana ortağının aslında Türkiye’ye destek vermesi gerektiğini vurgulamıştı.

Erdoğan’ın Soçi görüşmesi sırasında Putin’den operasyon konusunda daha esnek bir tavır takınmasını isteyebileceği, askeri harekatın sadece terör unsurlarına karşı olacağı güvencesini vermesi öngörülüyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 31 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Türkiye’nin kendi ulusal güvenliği söz konusu olduğunda kimseden icazet almayacağını kaydetmiş, gerek duyulduğu anda kararın Ankara tarafından verileceğini kaydetmişti.

Ancak Suriye’de birbirine bağlı hassas birçok sürecin iç içe geçmiş olması, Ankara’nın kuzey Suriye için hissettiklerinin Moskova için İdlib’de geçerli olması Türkiye’nin tek taraflı bir adımının zorluğunu ortaya koyuyor.

Diplomatik çevrelerde yapılan değerlendirmeler, Erdoğan’ın son aylarda dile getirdiği operasyonun belli bir noktada gerçekleşme olasılığını güçlü olduğuna ancak İran ve Rusya ile yapılacak görüşmelerin sonucuna göre hangi şiddet ve ölçekte olacağının belirleneceğine işaret ediyor.

Bu kapsamda, Rusya’nın Suriye’nin hava sahasını kontrol altında tutuyor olması, olası bir operasyonda Türkiye’nin hava sahası konusunda Rusya ile uzlaşması gerekliliğini gösteriyor.

2019’da Barış Kalkanı Harekâtı sırasında da hava unsurlarını çok kısıtlı kullanan Türkiye’nin Rusya’dan olumlu yanıt alamamasının operasyon planlamasını etkileyeceği öngörülüyor.

Dolayısıyla bugün Putin’in Erdoğan’ın taleplerine vereceği yanıtlar, Ankara’nın bundan sonraki süreçte atacağı adımların şekillenmesi açısından büyük önem taşıyor.

Rusya, enerji ve ekonomiye ağırlık veriyor

24 Şubat’ta başlattığı Ukrayna işgal girişimi nedeniyle, Batılı ülkelerin kapsamlı ve etkin yaptırımı altında olan Rusya açısından yaptırımlara katılmayan Türkiye ile ikili ekonomik, ticari ve enerji işbirliğinin derinleştirilmesi öncelikli bir hedef olarak görülüyor.

Rus basınına yansıyan haberlerde, liderlerin Soçi gündeminde çok boyutlu Türk-Rus işbirliğinin ayrıntılı olarak ele alınması, ticaret ve ekonomik ilişkilerin daha da ileri götürülmesi ve enerji sektöründe ortak stratejik projelerin yaşama geçirilmesi gibi unsurlar yer alıyor.

Ankara, savaşın başlamasının ardından Batı’nın aldığı yaptırım kararlarına uymayacağını açıklamış, yasal olduğu sürece Rus işadamlarının Türkiye’de faaliyet göstermeye devam edeceklerini belirtmiş ve daha da önemlisi hava sahasını Rus uçaklarına kapatmamıştı.

Bu durum Türkiye’yi Rusya karşısında daha da özel bir konuma taşımış ve taraflar arasında ticaret rakamlarında geçmiş senelere oranla artışlar gözlenmişti.

Erdoğan-Putin görüşmesinde bu eğilimin giderek artan şekilde devam etmesi ve bunun için atılacak adımların ele alınması bekleniyor. Yaptırımlardan dolayı ABD doları ile işlem yapmaktan kaçınan Rusya’nın Türkiye ile uzun süredir müzakere ettiği yerli para birimleriyle ticaret konusunu gündeme getirmesi bu adımlardan biri olarak görülüyor.

Ankara’nın ise taraflar arasındaki ekonomik faaliyetlerin daha da artması için Rusya’nın Türk vatandaşlarına uyguladığı vizeyi kaldırması talebi uzun süredir masada bekliyor.

Rusya, 2015’de savaş uçağının düşürülmesinin ardından uyguladığı yaptırımlar kapsamında Türk vatandaşlarına yeniden vize uygulamasını başlatmıştı.

İlişkilerin normalleşmesine karşın vizenin hala uygulanıyor olması  özellikle iş çevrelerinde sıkıntı yaratan bir unsur olarak görülüyor.

Akkuyu ve yeni projeler gündemde

Erdoğan, 19 Temmuz’da Putin ile ikili yaptığı görüşme hakkında basına açıklamalarda bulunurken, “Bize çok çok farklı bazı teklifleri oldu. Biz inşallah burada doğal gaz konusunda, Akkuyu meselesinde ve diğer konularda şu anda dayanışmamızı aynen sürdürüyoruz, sürdüreceğiz,” ifadelerini kullanmış ancak Rus liderin hangi teklifleri masaya getirdiğini açıklamamıştı.

Türkiye ile Rusya arasındaki en stratejik işbirliklerinden biri Mersin’de yapımı süren Akkuyu Nükleer Santrali.

İlk reaktörü gelecek sene başlarında işletmeye alınacak olan Türkiye’nin ilk nükleer santralini 2010 senesinde yapılan hükümetler arası anlaşma uyarınca Rusya’nın Rosatom şirketi yapıyor.

Şirketin geçen günlerde Türk ortağı ile sözleşmesini feshetmesi ve yerine Rusya bağlantılı yeni bir ortak alması ve bunun Erdoğan-Putin görüşmesinden sadece birkaç gün önce yapılması dikkat çekti.

Enerji Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Rus şirket ile Türk ortağı arasında ihtilafların yaşandığı kayda geçirilirken, “Önceliğimiz, projenin başından bu yana inşaat sahasında hizmet veren bütün yüklenicilerin ve çalışanların aleyhine bir mağduriyet oluşmaması ve projenin zamanında devreye alınmasıdır. Daha önce olduğu gibi, yine bu çerçevede girişimlerimiz sorunların çözümü için devam etmektedir” ifadesine yer verildi.

Bu kapsamda, Akkuyu konusunun Erdoğan-Putin görüşmesinde gündeme gelmesi bekleniyor.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: KAPALI MARAŞ KKTC TOPRAĞIDIR

 

 

 

Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yannis Kasulidis’in Sırbistan Dışişleri Bakanı’nın GKRY’ye gerçekleştirdiği ziyareti esnasında Anavatan Türkiye’ye karşı kullandığı ifadelerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “Doğu Akdeniz’deki gerilimin yegâne nedeni GKRY’nin tek yanlı tasarruflarla yürüttüğü faaliyetlerdir. KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti meşru hak ve çıkarlarını korumak amacıyla bu tek yanlı eylemler karşısında muadil adımlar atmaktadır ve atmaya devam edecektir.” denildi.

KKTC ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de huzur ve istikrarı sağlamak için açılımlar yaparak yapıcı öneriler sunduğu hatırlatılan açıklamada, Cumhurbaşkanının bu husustaki son önerilerinin mürekkebinin henüz kurumadığı, yapıcı olmanın zayıflık olarak algılanmaması gerektiğinin de altı çizildi.

-“Kapalı Maraş KKTC toprağıdır ve bu toprak parçasına ilişkin karar verme yetkisi de KKTC’ye aittir”

Açıklamada ayrıca şunlar yer aldı:

“Sayın Kasulidis’e ayrıca hatırlatmak isteriz, Kapalı Maraş KKTC toprağıdır ve bu toprak parçasına ilişkin karar verme yetkisi de KKTC’ye aittir.

Sırbistan Dışişleri Bakanı’nın Kıbrıs Türk halkının varlığını inkâr edip sadece GKRY Dışişleri Bakanı ile görüşerek Kıbrıs konusunda Rum tarafının bilinen görüşlerine arka çıkmasının ahlaki bir değeri yoktur. Birleşmiş Milletler parametreleri çerçevesinde yürütülen tüm müzakere süreçlerinin Rum tarafınca defalarca reddedildiğini ve bu zeminde müzakere süreçlerinin artık son bulduğunu bildiğini ümit ediyoruz.

KKTC’nin Adadaki iki devletin egemen eşitlikleri ile eşit uluslararası statülerine dayanan önerisinin kabul görmesi Adadaki gerçekler ile uyumlu bir anlaşmanın yolunu açacaktır. Ancak bu sayede taraflara, özgürce müzakere edilmiş ve karşılıklı kabul edilebilir yeni bir zemin sunulmuş olacak ve sadece Adadaki iki halkla değil, Doğu Akdeniz bölgesinin refah ve istikrarına da katkı sağlanacaktır.”

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNDAN YARGILANAN POLİS…

Lefke’de polis memuru tutuklanması ardına soruşturma genişletildi … Görevi kötüye kullanma suçundan yargılanan polis iyilikten maraz doğurdu …

Görevi Kötüye Kullanma, Özel Hayatın ve Özel Hayatın Gizli Alanlarının Korunması Yasası’na Aykırı Hareket, Özel Hayatın Gizli Alanlarının Korunması Yasası’na Aykırı Hareket suçundan tutuklanan zanlılar S.S, B.C ve M.S’nin ardından Mehmet Bahçeciler de tutuklanıp mahkeme huzuruna çıkarıldı.

Mahkemede yeminli şahadet veren polis çavuşu Salih Keskinel, olguları aktardı.

Polis, zanlı Mehmet Bahçeciler’in Özel Hayatın ve Özel Hayatın Gizli Alanlarının Korunması Yasası’na Aykırı Hareket suçuna methaldar olduğunu belirtti.

Polis, 3 Şubat 2022 tarihinde Lefke Polis Karakolu’nda görevli polis çavuşu S.S’nin Görevini Kötüye Kullanarak, Polis Genel Müdürlüğü’nün kullandığı bir bilgisayar programındandan, H.K , Ç.M ve M.Ş’nin hakkında geçmişte düşülen kayıtların neler olduğunu tespit ederken, Merkezi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Enver Bahçeciler’in davasında kullanmak amacıyla Güzelyurt’ta sakin Mehmet Bahçeciler ve M.S ise B.C’ye verdiğini anlattı.

Polis, 2 Ağustos 2022 tarihinde zanlı B.C’nin ofisinde yapılan aramada, H.K, ÇÇ.M ve M.Ş’nin Polis Genel Müdürlüğü’nün kullandığı bir bilgisayar programından alındığına inanılan ve programdaki sırasıyla birebir örtüşen kayıtların başlıklarının, el yazısıyla yazıldığı kâğıdın emare alındığını belirtti.

Polis, aynı gün tüm zanlıların tutuklandığını ve B.C’nin bilgileri nereden aldığını hatırlamadığını söylediğini anlattı.

Polis, zanlı M.S’nin konu bilgileri yeğeni olan S.S’ye aldığını söylediğini belirtti.

Polis, Mehmet Bahçeciler’in polise teslim olduğunu ve evinde yapılan aramada iki adet cep telefonunun bulunup emare alındığını söyledi.

Polis, alınan cep telefonlarından I-phone modelin kime ait olduğunu bilmediğini beyan ettiğini anlattı.

Polis, soruşturmanın salimen yürütülebilmesi için zanlının aleyhinde1 gün tutukluluk talep etti.

KIZ ÖĞRENCİSİYLE İLİŞKİYE GİREN ÖĞRETMENE 9 YIL HAPİS

 

 

Lise öğrencisi kızla ilişkiye giren disiplin mahkemesi sonrası öğretmenlikten atılmasının ardından tecavüz suçlaması ile yargılanan Lise Öğretmeni Hüseyin Güngeldi’nin aleyhindeki karar açıklandı. Mahkeme, 17 yaşındaki kız öğrencisiyle ilişkiye giren, öğretmen Hüseyin Güngeldi’yi “Koruma ve bakım sorumluluğu altında olan kişilere cinsel tecavüz” suçundan suçlu buldu.

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fadıl Aksun, Kıdemli Yargıç Şerife Kâtip ve Yargıç Murat Soytaç’ın huzurunda görüşülen karar duruşmasında sanığın aleyhindeki kararı Kâtip açıkladı. Kâtip, sanığın Öğretmenler Yasası’nı ihlal ettiğini ve yasaya bakıldığında öğretmenin görev dışında da güven ve saygınlığını korumakla yükümlü olduğuna değindi.

Sanığın söz konusu Öğretmenler Yasası’na uygun davranmadığının altını çizen Kâtip, 50 yaşındaki öğretmen sanığın, 17 yaşındaki kız öğrenciye çıplak fotoğraf ve video çekip göndermesini istediği ve arkadaşlarını grup sekse ikna etmesini istediğinin Whatsapp yazışmalarında görüldüğüne değindi.

Kâtip, öğretmen olan sanığın, öğrencileri korumakla yükümlü olduğuna ve yasa maddesine, meclis tutanaklarına ve uluslararası hukuka göre cinsel ilişkide rızanın ortadan kalktığına dikkat çekti. Kâtip, sanığı aleyhine geitirlen “Koruma ve bakım sorumluluğu altında olan kişilere cinsel tecavüz” ve “Cinsel saldırı” suçundan mahkûm ettiklerini açıkladı. Kâtip, kadınların, öğrencilerin ve çocukların korunması için bu gibi suçları işleyen veya işleme eğiliminde olan kişilere karşı caydırıcı cezalar verilmesi gerektiğini belirtti. Kâtip, sanığın Kâtip, sanığın lehine ve aleyhine olan tüm hususlara değinip, oybirliği ile 9 yıl hapis cezası verdiklerini açıkladı.

TEKNECİK’E YENİ YAKIT GELİYOR

 

 

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Akyiğit, yeni yakıtın Teknecik’e 6 Ağustos Cumartesi sabahı 08.00 civarlarında geleceğini; bu süreye kadar yeterli yakıt bulunduğunu açıkladı.

Konu hakkında TAK muhabirine bilgi veren Akyiğit, Teknecik’te yakıtın azaldığı söylemlerinin doğru olduğunu ancak, Cumartesi gününe kadar yetecek yakıtlarının bulunduğunu kaydetti.

Akyiğit, stok yakıt ve kullanılan saat başı yakıt hesaplandığında, yeni yakıtın geleceği cumartesi gününe kadar Teknecik’te yakıt bulunduğunu, dolayısıyla elektrik kesintisi yaşanmayacağını belirtti.

AMCAOĞLU’NDAN ÖNEMLİ AÇIKLAMA!

 

 

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu BRT’de “Haber Kritik” programına enerjide yaşanan sorunlar ve yapılması gerekenlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Amcaoğlu, enerji ile ilgili strateji eylem planlarının hayata geçmesinin önemini vurguladı.

Olgun Amcaoğlu, “Enerji Üst Kurulu Yasasının biran önce meclisten geçmesi gerektiğini söyledi.

Enerji sektöründe planlamanın önemine vurgu yaparak bu yönde çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlatan Amcaoğlu, 15 gün sonra Meclis’te İdari Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi’nde Enerji Dairesi’nin kurulumuna ilişkin yasa tasarılarının görüşülmeye başlanacağını dile getirdi.

Bakan Amcaoğlu, akaryakıt alımı ile ilgili uluslararası ihalenin Merkezi İhale Komisyonu’nun gündeminde olduğunu ve tekliflerin alınmaya başlandığını belirtti.

Olgun Amcaoğlu, Uluslararı ihalenin 1 ay sonra sonuçlanacağını ve artık yakıt krizinin şuanki gibi baş ağrıtan bir seviyede olmayacağını dile getirdi.

MALİYE BAKANI ALİŞAN ŞAN: EKONOMİYİ KAYIT ALTINA ALARAK GELİRLERİMİZİ YÜKSELTECEĞİZ

 

 

Maliye Bakanı Alişan Şan BRT’de katıldığı programda mali konulara ilişkin soruları yanıtladı.

Maliye Bakanı Şan,hem hayat pahalılığı hem de asgari ücretin yeniden belirlenmesinden dolayı vergi matrahları ve dilimlerinde bir takım değişiklikler olduğunu bunun da bazı çalışanların maaşlarına arzu edilen artışın yansımadığını belirterek, bu konuda gerekli çalışmanın başlatıldığını söyledi.

Asgari ücretten vergi alınmaması konusunda henüz bir kararname hazırlanmadığını belirten Şan, yılın ortasında değişiklik yapılmasının farklı noktalarda sorunlar doğabileceğini belirtti ve bu nedenle iyi bir çalışma yapılması gerektiğini vurguladı.

Konuyla ilgili olarak dün sendikalarla görüştüğünü kaydeden Bakan Şan, hem kendi düşüncelerini hem de sendikacılardan gelen fikirleri harmanlayarak son noktayı koyma hedefinde olduklarını söyledi.

Maliye Bakanı Alişan Şan, asgari ücretin vergiden muaf tutulması için yapılan çalışmayı kısa sürede tamamlamayı hedeflediklerini belirtti ve “Dünyada Oluşan enflasyonist yapı içerisinde dar gelirliyi de koruyarak icraatlarımıza devam etmek istiyoruz” dedi.

Yasaların düzenlenebileceğini ancak bir şey yapılırken başka birşeyin bozulmasına sebep olmamak gerektiğine ifade eden Bakan Şan, Yılın ortasında vergi değişikliğinin başka sorunları da ortaya çıkarabileceğine dikkati çekti.

Lefkoşa Devlet Hastanesi’ndeki güvenlik şirketinin ödemesi ile ilgili yaşanan soruna ilişkin bir soru üzerine ise Bakan Şan, ilgili firmanın ödeneğin artırılmasını talep ettiğini kendisinin gerekli talimatı verdiğini vebu çerçevede
sorunun çözümü için çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Bakan Şan, maliyede giderlerinin beklenmedik giderlerin arttığını bu nedenle gelirlerin artırılması yönünde çalışmalar yürüteceklerini belirtti.

Şan “Ekonomiyi kayıt altına alarak gelirlerimizi yükseltme noktasında çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

Devlet okullarındaki taşeron hademelerin sorunları ile ilgili bir soru üzerine ise Bakan Şan, önümüzdeki günlerde ilgili sendika ile biraraya geleceğini ve bu konuyu etraflıca konuşacaklarını söyledi.

Maliye Bakanı Alişan Şan, halka ve çalışanlara müsterih olmaları çağrısı da yaparak “Elimizdeki imkanları en iyi şekilde kullanarak halka dağıtma noktasında elimizden gelen her adımı atmaya kararlıyız” dedi

 

TÜRKİYE’DE YAPILAN KPSS İPTAL EDİLDİ

Son dakika haberine göre, ÖSYM Başkanı Ersoy, 31 Temmuz’da yapılan KPSS oturumlarının iptal edildiğini açıkladı.

Türkiye ÖSYM Başkanı Ersoy’un açıklamaları şu şekilde;

6-7 Ağustos 2022 ve 14 Ağustos 2022’de yapılacak KPSS oturumları ertelenmiştir.

İptal edilen ve ertelenen sınavlara ilişkin yeni takvim en kısa sürede kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Yeni KPSS takvimi 17 Eylül’de başlayacaktır. Sınavı iptal edilen KPSS adaylarından, gireceği yeni sınav için herhangi bir ilave ücret talep edilmeyecektir.

Ortaya çıkan eksiklik ve aksaklıkları açık yüreklilikle kamuoyuyla paylaşıp, tedbirleri alarak ÖSYM’nin milletin kalbindeki yerini güçlendirmekte kararlıyız.

(2022-KPSS) Hiç arzu etmediğimiz şekilde iptal ve ertelemelere sebebiyet veren bu talihsiz süreçten dolayı tüm adaylardan özür diliyoruz.

ORMAN DAİRESİ, SICAK HAVAYA DİKKAT ÇEKEREK YANGINLARA KARŞI UYARDI

 

 

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Orman Dairesi, yangınlara karşı uyardı.

Daireden konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:

 

Meteoroloji Dairesinden alınan bilgilere göre bölgemizin önümüzdeki günlerde alçak basınç sistemi ile sıcak hava kütlesi etkisi altında kalması,Sıcaklığın önümüzdeki 10 gün boyunca 41-45 `C üzerine çıkması ve bağıl nemin de %20’ye kadar düşmesi beklenmektedir. Komşu ülkeler devam eden sıcaklar dolayısıyla Kırmızı Alarm durumuna geçmiştir. Bu bilgiler ışığında 16.7. 2022 tarihinde yayınladığımız bildiriyi tekrar hatırlatmakta fayda vardır.

Ormanlarımızın korunması amacıyla Fasıl 60 Orman Yasası altında yayınlanmış “Orman Koruma Faydalanma Tüzüğü” Madde 18 (1)’ in Müdürlüğümüze verdiği yetkiye dayanarak orman içerisine giren yolları kullanan kişilerin yangın riskine karşı daha dikkatli olmalarını öneririz.

1- Yasa gereği 1 Mayıs 31 Ekim tarihleri arasında her ne sebeple olursa olsun ateş yakılamaz. Vatandaşlarımızın bu tarihler arasında ateş yakmama konusunda gerekli hassasiyeti göstermeleri elzemdir.

Ateşli Piknik Alanları da DAHİL olmak üzere Ateş Yakma yasağı ikinci bir bildiriye kadar devam edecektir

Özellikle anayolların ormanlık ve ağaçlık alanlardaki güzergâhlarında araçları ile seyir halinde olan vatandaşlarımızın araçlarından yangına neden olabilecek herhangi bir eylemde bulunmaması ( özellikle sigara izmaritlerinin araçlardan atılmaması ) gerekmektedir.

2- Halkımızın göreceği en küçük dumanı zaman geçirmeden ücretsiz Orman Yangın İhbarı telefon numarasından “Alo 177” Orman Dairesine veya yangın ihbarı “Alo 199” İtfaiye ‘ye bildirmeleri erken müdahale açısından çok önemlidir.

3- Yangın vukuunda da halkın yangın söndürme çalışmalarına çağrısız katılması; her türlü imkânlarını seferber etmesi yasa gereği ve vatandaşlık görevidir.

4- Ormana yakın yerlerde tarımsal faaliyet yapan kişilerin yangın riskine karşı gerekli tedbirleri alması zorunludur.

5- Belediyelerin ve halkın kullandıkları çöplük alanlarındaki çöplerin Güngör çöplüğüne taşınması yasa gereğidir. Özellikle yaz aylarında yakılarak imha edilen çöpler ormanlarımız için en önemli tehdit unsurudur.

Ormanlarımızın yangın tehlikesinden korunması amacıyla alınan bu tedbirler doğrultusunda vatandaşlarımızın yangına sebebiyet verecek faaliyetlerden kaçınmalarını ve yapılacak denetimlerde Orman Dairesi Memurlarının ikazlarına uymaları yeni acılar yaşamamamız için gerekli görülmektedir.

 

 

 

SAĞLIK BAKANLIĞI, ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLARIN AİLELERİNE YÖNELİK DESTEK SÖYLEŞİSİ DÜZENLEYECEĞİNİ DUYURDU

Sağlık Bakanlığı “Özel Çocuklar ve Ailelerimiz ile Sağlık için Elele” projesi kapsamında Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Beyoğlu’nun konuşmacı olarak katılacağı ailelere yönelik psikolojik destek söyleşisi düzenliyor.

Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi’nde yarın saat 14.00’te halka açık olarak düzenlenecek söyleşide, Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra da konuşma yapacak.

MAHKEME ZANLI AVUKAT MUSTAFA ŞENER ALEYHİNE 1 GÜNLÜK TUTUKLULUK EMRİ VERDİ

 

 

İkametgâhında uyuşturucu madde ve silah bulunan Avukat Mustafa Şener bugün Girne Kaza mahkemesine çıkarıldı.

Girne Kaza Mahkemesi ikametgahında uyuşturucu madde ve silah bulunan Avukat Mustafa Şener aleyhine bir gün tutukluluk kararı verdi.

Girne Kaza Mahkemesi’ndeki duruşmada ifade veren Polis memuru Ali Çavuş zanlı Avukat Mustafa Şener’in Yeşiltepe’deki evinde yapılan aramada uyuşturucu madde, öğütücü,9 mm tabanca ve bu tabancaya ait 10 adet canlı mermi ele geçirildiğini söyledi.

Polis memuru Ali Çavuş, zanlının gönüllü ifade vererek suçunu itiraf ettiğini ancak doktor kontrolünü reddettiğini belirterek soruşturmanın devam ettiğini vurguladı.

Girne kaza mahkemesi zanlı aleyhine 1 günlük tutukluluk emri verdi.

TÖRE, CAHİT ÇULLUOĞLU ANISINA DÜZENLENEN MAÇI İZLEDİ

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Güzelyurt’un tanınmış simalarından merhum Cahit Çulluoğlu anısına düzenlenen anı maçını izledi.

Binatlı ve Baf Ülkü Yurdu’nun karşı karşıya geldiği maç öncesi Güzelyurt Üner Berkalp Stadyumunda düzenlenen törende konuşan Başkan Töre, merhum Çulluoğlu’nun sadece Güzelyurt ve İskele’lilere değil başka bölgelerde ikamet eden insanlara da dostluk ve muhabbet elini açan bir kişi olduğunu kaydetti.

Muhtarlık görevini de layıkıyla yapan Çulluoğlu’nun spora olan ilgisinin de büyük olduğunu ifade eden Töre, iki bölge takımının onun anısını yaşatmak adına karşılaşma yapmasının çok anlamlı olduğunu belirtti.

Değerli insanları, hatıralar bırakan insanları unutturmamak ve geleceği taşımanın görevleri olduğuna değinen Töre, Cahit Çulluoğlu’nu rahmetle andı.

TÖRE ÜRETİMİN ÖNEMİNE İŞARET ETTİ

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Mehmetçik Üzüm Festivali’nin açılışına katılarak burada bir konuşma gerçekleştirdi.
Töre, burada yaptığı konuşmada Mehmetçik isminin önemini anlatarak 74’de gelen Mehmetçiği simgeleyerek Galatya’ya “Mehmetçik” adının verildiğini, tarihi bir köy olmasından dolayı da bu ismin köye çok yakıştığını belirtti.
Mehmetçik’teki üretime dikkati çeken ve üretime katkı koyanlara teşekkür eden Töre: “Üretmeden kalkınamayız” dedi.
Bir toprağı sadece canla, kanla kurtarmanın yeterli olmadığını vurgulayan Başkan Töre, o toprağın işlenmesi, üretim yapılması ve üzerinde alın teri akıtılması gerektiğini kaydetti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin var olmasına katkı koyan devlet büyüklerini ve aziz şehitleri rahmetle andığını söyleyen Töre, onları bu festivallerde de sürekli anmanın önemine değindi.
Mehmetçik Festivali’nin ambargolara rağmen Uluslararası bir boyuta taşınmasının önemli olduğunu vurgulayan Töre, dayanışma ve devlete sahip çıkma ile daha bir çok zorluğun da aşılabileceğini söyledi.

BAKAN ALTUĞRA ANKARA TEMASLARINI DEĞERLENDİRDİ

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, Ankara temaslarını değerlendirdi.

Altuğra, görüşmeleri neticesinde ilaç sıkıntısının giderilmeye başlandığını, TC Sağlık Bakanlığı’nın Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesine 9 adet cihaz bağışında bulunduğunu, Lefkoşa’ya yapılacak 500 yataklı yeni devlet hastanesi konusunda ihale sürecinin hızlandırıldığını, mobil sağlık aracının ülkemize gönderileceğini açıkladı. Sağlık Bakanı Dr.  Fahrettin Koca ile görüşmelerinin verimli geçtiğini belirten Altuğra, görüşmeden eli dolu olarak döndüğünü vurguladı .

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra, ülkede yaşanan ilaç sıkıntısının, Türkiye Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile yaptığı görüşmeler sonrasında giderildiğini  açıkladı.

Bakan Altuğra, Anavatan Türkiye’nin her konuda olduğu gibi, sağlık alanında da Kıbrıs Türk halkının yanında olduğunu ifade ederek, ilaç sıkıntısını yüzde 99 oranında giderildiğini açıkladı.

Bakan Altuğra, “Ülkede en çok ihtiyaç duyduğumuz şu sıralarda ilaç eksikliği yönündeki sorunumuzdu, global bir sorun olduğunu biliyoruz, dünya genelinde yaşanan bir ilaç eksikliği sıkıntısı var. Ancak bu sıkıntıyı biz bu gerçekleştirdiğimiz toplantılar sonucunda yüzde 99 gidermiş bulunuyoruz. Bunun müjdesini Kıbrıs Türk halkına buradan vermek istiyorum . Özellikle kanser hastalarının ilaçları ve romatizma sıkıntısı olan hastalarımızın ilaçları adamıza varmıştır. Geriye kalan ilaçların da eksikliği önümüzdeki günlerde tamamlanacaktır. Hangi kalemlerde ilaç eksikliklerimizi varsa , kanser ilacından seruma kadar liste halinde sayın  bakana sunduk bu ilaçlarıın eksikliğinin giderileceğini bize söyledi ve gereğini de yaptı ” dedi.

Bakan Altuğra, Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesine 9 adet cihaz bağışında bulunduğunu da açıklayarak, cihazların en erken zamanda devlet hastanesinde hizmete gireceğini kaydetti.

Bakan Altuğra , Sağlık Bakanlığı’nın geçtiğimiz günlerde hayata koyduğu “Sen gelemezsen Biz Geliriz” projesi konusunda da değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Altuğra , evinden çıkamayan yaşlı, engelli hastaların tedavisi için Türkiye’den ‘mobil sağlık aracı” talebinde bulunduklarını kaydederek, aracın önümüzdeki günlerde ülkeye geleceğini belirtti.

Altuğra, “Biz engelli dostu bir sağlık sistemi de hayata geçirme gailesindeyiz ve çabasındayız. Biz bu projemizi desteklemek adına,  yine anavatandan talebimiz mobil sağlık aracını ülkemize taşımak istiyoruz. Bu mobil sağlık aracının ülkemize gelmesi ile birlikte,  yatağa bağımlı engelli kardeşimiz, hastaneye gidemiyorsa , biz mobil sağlık aracımızla onun evine gideceğiz  pansumanızmı yapacağız veya ihtiyaçları neyse o yönde gerekeni yapacağız. Biz sağlık hizmetini ayaklarına  götüreceğiz dedi. “ ifadelerini kullandı.

Bakan Altuğra Lefkoşa’ya yapılacak 500 yataklı yeni devlet hastanesi konusunda ise Türkiye’de uluslararası ihaleye çıkılacağını belirterek, çalışmaların oldukça yoğun bir gündemle devam ettiğini kaydetti.

AV RUHSATLARI HAKKINDA DUYURU

İçişleri Bakanlığı’ndan Av Ruhsatları Hakkında duyuruda bulundu.

İçişleri Bakanlığı, av ruhsatlarında asgari ücretin 1/15’i tutarındaki katkı payı ücretinde indirime gidilmesi kararı alındığını duyurdu. Alınan kararla av ruhsatı katkı payı ücretinin 1/20 olacak şekilde düzenlendi, av ruhsatları ile ilgili indirim kararının resmi gazeteden yayınlandığı tarih itibariyle yürürlükte olacak.

Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamada, yılın 12 ayı yaban hayatını koruma ve geliştirme hedefiyle hem doğada hem de bilinçlendirme amaçlı birçok faaliyetlerde bulunan KKTC Avcılık Federasyonu’nun Merkezi Av Komisyonu toplantısında yaptığı öneri doğrultusunda, av ruhsatlarında asgari ücretin 1/15’i tutarındaki katkı payı ücretinde, indirime gidilmesi yönünde oy birliğiyle karar alındığı kaydedildi.

Merkezi Av Komisyonu toplantısında oy birliği ile karara bağlanan asgari ücrete yapılan artışa paralel olarak av ruhsatlarında yaşanacak artışın uygun oranda indirim yapılarak düzenlenmesi hakkında bakanlık tarafından hazırlanan önergenin, 3 Ağustos 2022 tarihinde gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu’nda görüşüldüğü ve karara bağlandığı belirtildi.

18/2009 Sayılı Av ve Avla İlgili Yaban Hayatını Düzenleme Yasası’nın 9 (2) (B) (a) maddesinin Bakanlar Kurulu’na verdiği yetki çerçevesinde, Merkezi Av Komisyonu’nun görüşlerinin dikkate alındığı, ekonomik koşulların da göz önünde bulundurularak, av ruhsatlarında asgari ücretin 1/15’i tutarındaki katkı payı ücretinde indirime gidildiği kaydedildi.

ARIKLI: HAVA YOLU ŞİRKETİ KURMA KONUSUNDA TÜRKİYE’DEN BAZI ŞİRKETLERLE GÖRÜŞÜYORUZ

 

 

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, Kıbrıs TV’de yayınalanan bir programa katılarak gündeme dair açıklamalarda bulundu.

ARIKLI: BELEDİYELERİN SAYISI BU KADAR FAZLA OLDUĞU SÜRECE İŞLER YÜRÜYEMEZ

Belediyeler Reformu konusunda YDP olarak Bakanlar Kurulu’na öneride bulunduklarını ifade eden Arıklı, “Belediyelerin sayısı bu kadar fazla olduğu sürece işler yürüyemez” dedi.

Arıklı, belediyelere kriterlere uymamaları durumunda 4 sene sonra kapanacakları konusunda uyarıda bulunulması gerektiğini söyledi.

“HAVAYOLU ŞİRKETİ KURMA KONUSUNDA TÜRKİYE’DEN BAZI ŞİRKETLERLE GÖRÜŞÜYORUZ”

Havayolu şirketi kurma konusunda Türkiye’den bazı şirketlerle görüşmelerinin olduğuna değinen Arıklı, “Bu benim en önemli projem olacak” diye konuştu.

Arıklı, yeni havayolu şirketini devlet olarak herhangi bir sermaye koymadan yapmayı planladıklarını belirterek, “Sermayeyi sağlayacak bir şirketle anlaşacağız” açıklamasında bulundu.

“YENİ ERCAN HAVALİMANI’NIN YAPIM ÇALIŞMALARI FİZİKİ OLARAK BİTTİ”

Yeni Ercan Havalimanı’nın yapım çalışmalarıyla ilgili de bilgiler veren Arıklı, havalimanının fiziki olarak bittiğini söylerek, “Teknik cihazlarımızı tamamlamamız ve Meriç’ten havalimanına elektrik cekmemiz gerekiyor” dedi.

Arıklı, Ercan Havalimanı’ndan devletin önemli bir geliri olduğunu vurgulayarak, “Yeni havalimanına geçildiğinde gelirlerimiz daha da artacak” ifadelerini kullandı.

ÇÖPE ATTIĞI 180 MİLYON DOLARLIK BİTCOİN’İ BULMAK İÇİN 13 MİLYON DOLAR HARCAYACAK

James Howell yaklaşık 10 yıl önce yaptığı bir temizlik sırasında bilgisayarının sabit disk sürücüsünü çöpe attı. Bilgisayarında kayıtlı olan Bitcoinleri tamamen unutmuştu.

Şimdi Howell 180 milyon doların üzerinde değeri olduğu sanılan Bitcoinlerin olduğu sabit diske ulaşmak için Newport’taki bir çöp sahasının kazılmasına milyonlarca dolar harcamayı planlıyor.

Howell, sabit disk sürücüsüne ulaşması durumunda Bitcoinlerin mevcut değerinin yüzde 10’unu Newport’un bir kripto para birimi merkezine dönüşmesi için harcayacağını söylüyor.

Ancak Newport belediyesi, çöp sahasının kazılmasının ekolojik bir risk olduğunu belirtiyor.

Newport belediyesi sabit disk için çöp sahasının kazılması ve on yıllardır buraya doldurulan binlerce tonluk sıkıştırılmış çöpün çıkarılması için muazzam bir emek gücüne ihtiyaç duyulacağını da savunuyor.

Bilgisayar mühendisi olan James Howell, kripto para birimlerinin ilk günlerinde 8 bin Bitcoin satın almış, ancak 2013’te bunların varlığını unutarak sabit diskini çöpe atmıştı.

Bitcoin’in değeri sürekli bir dalgalanma halinde. Ocak 2021’de Howells’ın kayıp Bitcoinlerinin değeri 256 milyon dolar civarındayken, bu yılki değer kayıplarından sonra şu anda 180 milyon dolar dolaylarında.

James Howell, çöp sahasının çevreye zarar vermeden kazılması için gereken maddi imkânlara ve uzmanlığa sahip olduğunu söylüyor.

Ancak sabit diskin bulunması işin yalnızca bir parçası. Sürücüye ulaşılsa bile yeniden çalışır duruma getirilip getirilemeyeceği konusunda hiçbir garanti yok.

37 yaşındaki bilgisayar mühendisi, kayıp Bitcoinlerine ulaşması durumunda Newport’taki çöp sahasına enerji üretim tesisi, belki birkaç adet de rüzgâr türbini kurmayı planladıklarını söylüyor.

James Howell, “Halkın mülkiyetinde olan, temiz enerjiyle Newport halkı için Bitcoin madenciliği yapacak bir tesis kurmak istiyoruz,” diyor.

Howell’ın diğer planları arasında kentteki her vatandaşa 60 dolarlık Bitcoin hediye etmek ve tüm dükkânlarda kripto terminalleri kurmak gibi şeyler de var.

Ancak geçmişte defalarca Howell’ın taleplerini reddettiklerini söyleyen Newport belediyesi şimdi de ikna olmuş gibi görünmüyor:

“Çöp sahasını işletirken uymamız gereken bir takım kanun ve kaideler var. Bunlardan biri de çöp sahasının ve etrafının ekolojik bir risk teşkil etmesinin önüne geçmek.

“Howell’ın planları bizim kabul edemeyeceğimiz kadar büyük bir ekolojik risk içeriyor. Zaten ruhsatımızın koşulları da buna izin vermemize imkân tanımıyor.”