HAKAN FİDAN’DAN BARIŞ DİPLOMASİSİ!

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD-İsrail ile İran arasında tırmanan gerilimi durdurmak için yoğun diplomasi yürütüyor.

SAVAŞI DURDURMAK İÇİN TELEFON TRAFİĞİ

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan çatışmayı sona erdirmek için yoğun diplomatik temaslarını sürdürüyor.

Fidan, çok sayıda ülkenin dışişleri bakanları ve üst düzey yetkilileriyle art arda görüşmeler gerçekleştirdi.

KRİTİK İSİMLERLE TEMAS

Bu kapsamda Fidan;

  • Abbas Arakçi
  • Muhammed İshak Dar
  • Bedir Abdulati

başta olmak üzere birçok mevkidaşıyla temas kurarak bölgedeki gelişmeleri değerlendirdi.

ULUSLARARASI GÖRÜŞMELER ARTIYOR

Fidan ayrıca Antonio Guterres ile de telefon görüşmesi gerçekleştirerek savaşın sona erdirilmesine yönelik girişimleri ele aldı.

İstanbul ve İslamabad’da yapılan çok taraflı toplantılarda da Orta Doğu’daki son durum masaya yatırıldı.

Bakan Fidan’ın yürüttüğü diplomasi trafiği; Filistin, Suriye, Lübnan ve Körfez ülkelerini kapsayan geniş bir coğrafyada etkisini gösteriyor.

Bu temaslar, Türkiye’nin bölgesel krizlerde aktif rol üstlendiğini ortaya koyuyor.

Erdoğan: Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel ekonomiyi türbülansa soktu

HEDEF: GERİLİMİ DURDURMAK

Görüşmelerde ana gündem maddesi, ABD-İsrail ile İran arasında tırmanan savaşın durdurulması ve bölgedeki istikrarın sağlanması oldu.

Diplomatik girişimlerin önümüzdeki günlerde daha da yoğunlaşması bekleniyor.

TÜRKİYE’DEN 25 MİLYAR TL’LİK KAYNAK KKTC’YE AKACAK

Başbakan Üstel, 8 Nisan’da imzalanması beklenen Ekonomik ve Mali Protokol hakkında Diyalog Medya’ya konuştu

Bakü’de bulunan Başbakan Ünal Üstel, dün Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz ile önemli bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede, hayat pahalılığını 9 ay erteleme kararnamesi, İran savaşının yol açtığı akaryakıt ve gaz sorununun yanı sıra 2026 yılını kapsayacak olan ‘Ekonomik ve Mali Protokolün’ ele alındığı bildirildi. Başbakan Üstel, canlı telefon bağlantısıyla katıldığı tv2020 Gündem Özel programında Ekonomik ve Mali Protokolün büyük bir olasılıkla 8 Nisan’da Ankara’da imzalanacağını söyledi. Üstel, Türkiye’nin bu yıl içinde mali yardımının 25 milyar Türk Lirası’na yükselmesinin beklendiğini, her türlü sıkıntının aşılması için çalışıldığını belirtti.

25 milyar TL’lik kaynak KKTC’ye akacak

Başbakan Üstel, Türkiye ile yeni mali protokol imzalanacağını, bu imzayla 25 milyar TL’lik bir kaynağın KKTC’ye aktarılacağını belirtti. Üstel şunları söyledi: “Önümüzdeki hafta Türkiye’ye gideceğim. 8 Nisan’da yeni 2026 mali protokol imzalanacak. Yaklaşık 25 milyar TL gibi bir rakamı halkım için imzalayıp, hemen yürürlüğe koyup, gerekli yerlerde kullanacağız. Daha önce hükümeti bırakıp gidenler oldu ama UBP hiçbir zaman zoru gördüğü için hükümeti bırakmadı. Hükümetin kararnameyle ilgili geri adım atma gibi bir düşünceleri olmadığını ifade eden Üstel, memleketin iyiliği için aldıkları tedbiri sürdüreceklerini dile getirdi. Üstel, “Akaryakıta, elektriğe bu hafta zam yok, biz geldikten sonra Bakanlar Kurulu’nda değerlendirme yaptıktan sonra tedbirleri alacağız” dedi. Üstel, zam yapmamak adına hükümetin elinden geleni yapacağını, bazı vergilerden de vazgeçeceklerini sözlerine ekledi.

ÜSTEL, BAKÜ’DE YILMAZ İLE GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİRDİ

Başbakan Ünal Üstel, Bakü’de yürüttüğü temaslar kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile  bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme, Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde yürütülen diplomatik temasların merkezinde yer aldı.

Görüşmede, Türk dünyasının ortak hedefleri doğrultusunda ekonomik bağların daha da güçlendirilmesi, ticari ilişkilerin ileri taşınması ve ulaştırma ile enerji gibi kritik alanlarda daha sıkı bir iş birliği tesis edilmesi konuları ele alındı.

ORTAK VİZYON, GÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİ

Taraflar, köklü tarihsel bağlar ve kardeşlik temelinde şekillenen ilişkilerin, sadece ikili düzeyde değil, Türk dünyasının tamamını kapsayacak şekilde geliştirilmesi yönünde birkez daha kararlılık ortaya koydu.

 

Türkiye İletişim Başkanı Duran, Kıbrıslı Türklere yönelik saldırıyı kınadı

Türkiye İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Lefkoşa’da Ara Bölge’de terör örgütü EOKA tarafından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) vatandaşlarına yönelik saldırıyı kınadı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, EOKA terör örgütü yanlısı bir grubun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Yiğitler Burcu bölgesinde sivil vatandaşlara yönelik gerçekleştirdiği taşlı ve patlayıcı maddeli saldırıyı kınadı.

Sivilleri hedef alan bu provokatif eylemin, yalnızca bölgedeki huzuru değil, aynı zamanda uluslararası hukuku ve insanlık değerlerini de hiçe saydığını vurgulayan Duran, “Faillerin en kısa sürede tespit edilerek adalet önüne çıkarılması ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için somut adımlar atılması Ada’nın huzuru açısından elzemdir. Sürecin tüm boyutlarıyla yakından takipçisi olacağız.” dedi.

Duran, “Türkiye olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde KKTC’nin güvenliği, huzuru ve haklarının korunması noktasında desteğimiz tamdır.” ifadelerini kullandı.

DALMAN AYDIN: ELEKTRİK FATURALARI İÇİN KRİTİK AÇIKLAMA: NİSAN AYINDA ZAM YOK!

Kıb-Tek Genel Müdürü Dalman Aydın, elektrik tarifelerine ilişkin merak edilen sorulara net yanıt verdi. Nisan ayında herhangi bir fiyat artışının gündemde olmadığını açıklayan Aydın, vatandaşlara geçici de olsa rahat nefes aldırdı.
 “Artış gündemde ama bu ay yok”
Aydın, son bir yılda döviz, akaryakıt ve maliyetlerde yaşanan ciddi yükselişe dikkat çekerek, tarife artışının aslında kaçınılmaz bir noktaya geldiğini ancak nisan ayı için böyle bir adım atılmayacağını vurguladı.
 Hedef: Vatandaşı zorlamayan düzenleme
Yeni tarifeler üzerinde çalıştıklarını belirten Aydın, yapılacak olası düzenlemelerin hem halkı hem de üretici ve esnafı minimum düzeyde etkileyecek şekilde planlandığını söyledi.
 Santralde arızalar, üretim sürüyor
Teknecik Elektrik Santrali’nde 3 dizel makinenin arızalı olduğunu açıklayan Aydın, ekiplerin müdahalesiyle kısa sürede yeniden devreye alınacağını belirtti. Son yaşanan arıza ile birlikte 15 megavatlık üretim kaybı oluştuğunu ifade etti.
Yaz için kritik hedef: Kesintisiz enerji
Tüm bu aksaklıklara rağmen mevcut üretimin ihtiyacı karşılayabildiğini söyleyen Aydın, yaz aylarında elektrik kesintisi yaşanmaması için bakım çalışmalarının hızla sürdüğünü açıkladı.
Elektrik fiyatlarına ilişkin belirsizlik sürerken, gözler önümüzdeki aylarda yapılacak olası düzenlemelere çevrildi.

HULUSİ AKAR: GKRY ADAYI HEDEF HALİNE GETİRİYOR

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanmasına ilişkin açıklamalarda bulunarak, alınan bazı kararların doğru olmadığını ve adanın güvenliğini riske attığını söyledi.
Akar, KKTC Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ile TBMM’de bir araya geldi. Görüşmeye Türkiye-KKTC Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Orhan Erdem de katıldı.
Görüşmede konuşan Akar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin silahlanmasının ve bazı ülkelerin bölgede üs kurmasının sadece kendilerinin değil tüm adanın güvenliğini riske attığını belirtti.
Akar, Kıbrıs’ın Türkiye için milli bir mesele olduğunu vurgulayarak, KKTC’nin her alanda desteklenmeye devam edeceğini ifade etti.
KORUKOĞLU: “EOKA’YI ÖVEN AÇIKLAMALAR ZİHNİYETİN DEĞİŞMEDİĞİNİ GÖSTERİYOR”
KKTC Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ise EOKA’yı öven açıklamaların Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin zihniyetinin değişmediğinin göstergesi olduğunu belirtti.
Korukoğlu, GKRY’nin farklı ülkelerle yaptığı askeri anlaşmaların adayı hedef haline getirdiğini ifade ederek Türkiye’nin desteğinin önemine dikkat çekti.
“EGEMEN EŞİT İKİ DEVLET”
Hulusi Akar, Kıbrıs’ta çözümün egemen eşit iki devlet temelinde olması gerektiğini belirterek, eşit uluslararası statünün mutlaka sağlanması gerektiğini söyledi.
Akar, uluslararası hukuk çerçevesinde Kıbrıs Türk halkının haklarının korunması gerektiğini ve Türkiye’nin bölgede barış ve istikrar için varlığını sürdüreceğini ifade etti.

CEVDET YILMAZ: TÜRK DÜNYASIYLA EKONOMİK İŞ BİRLİĞİNİ DERİNLEŞTİRECEĞİZ

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirdiği temaslara ilişkin açıklamalarda bulundu. Yılmaz, görüşmelerin Türk Devletleri Teşkilatı kapsamında yapılan ikili temaslarla tamamlandığını belirtti.

Yılmaz, temasları çerçevesinde Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve Kırgızistan Bakanlar Kurulu Başkanı Adılbek Kasımaliyev ile hem baş başa hem de heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Görüşmelerde Türk dünyasının ortak vizyonu doğrultusunda ekonomik iş birliğinin derinleştirilmesi, ticaret hacminin artırılması ve ulaştırma ile enerji başta olmak üzere stratejik alanlarda entegrasyonun güçlendirilmesinin ele alındığını vurgulayan Yılmaz, ülkeler arasındaki bağların daha da ileri taşınması için çalışmaların süreceğini kaydetti.

Açıklamasında ortak tarih ve kardeşlik hukukuna dikkat çeken Yılmaz, zirveye ev sahipliği yapan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev başta olmak üzere, Ali Asadov’a ve emeği geçenlere teşekkür etti. Yılmaz ayrıca Azerbaycan halkına selam ve sevgilerini iletti.

Yılmaz: Türk Devletleri Teşkilatının son dönemlerde sağladığı ilerleme çok kıymetli

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Türk Devletleri Teşkilatının son dönemlerde sağladığı gelişme, ilerleme çok çok kıymetli” dedi.

Yılmaz, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Üye Devletleri Hükümet Başkanları ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları Toplantısı’na katıldı.

Daha sonra ziyareti boyunca gerçekleştirdiği temaslara ilişkin basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yılmaz, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilerin son derece özel olduğunu belirtti.

Yılmaz, Şuşa Beyannamesi’nde karşılığını bulan, müttefiklik esasına dayalı ilişkilerin, “tek millet iki devlet” zihniyetine dayandığını vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in sahip oldukları ortak ve güçlü vizyonun bütün bu ilişkilerde en sağlam dayanağı oluşturduğunu ifade etti.

TDT Üye Devletleri Hükümet Başkanları ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları Toplantısı’nın ikincisinin yapıldığını hatırlatan Yılmaz, toplantıların son derece faydalı geçtiğini bildirdi.

Yılmaz, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev tarafından bugün kabul edildiğini anımsatarak, şöyle devam etti:

“O görüşmede de kapsamlı bir şekilde ülkelerimiz arası ilişkileri ve bölgemizde, dünyadaki gelişmeleri değerlendirme imkanı bulmuş olduk. Bu toplantılara Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Sayın Ünal Üstel de davet edildi. Bu konuda Azerbaycan Cumhurbaşkanı’na ve Başbakanı’na teşekkürlerimizi, şükranlarımızı sunma imkanı bulmuş olduk. Toplantıların özüne bakacak olursanız Başbakanlar ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları toplantısında en öne çıkan başlık ekonomi. Dünyamızın geldiği duruma baktığınızda jeopolitik gerilimlerin arttığı, belirsizliklerin, risklerin yükseldiği bir dönemdeyiz. Uluslararası kurumların, kuralların maalesef zayıfladığı bir dönemdeyiz. Özellikle böyle dönemlerde ikili ilişkiler ve bölgesel entegrasyonların eskisinden de daha önemli hale geldiğini görüyoruz.

Bu anlamda Türk Devletleri Teşkilatı’nın son dönemlerde sağladığı gelişme, ilerleme çok çok kıymetli. Özellikle Güney Kafkasya’daki barış ortamının oluşma süreciyle birlikte Türk devletleri ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki bağlantısallığın güçleneceği bir perspektife sahibiz. Yine enerji konuları dünyanın gündeminde. Bu bölgemiz enerji konusunda da yeni fikirlere, yeni inisiyatiflere açık bir bölge. Dolayısıyla bu enerji, ulaştırma konuları tabii ki gündemimizde yer aldı. Diğer yandan dünyada büyük bir gelişim var. Yeşil ve dijital dönüşüm dediğimiz bir süreç var dünyada. Bu konular da yine gündemimizde yer aldı. Diğer yandan ticaret konuları, gümrüklerin basitleştirilmesi, ulaşım, ticaret anlaşmaları, bütün bunlarla Türk devletleri arasındaki ticareti arttırmak istiyoruz. Bugün Türk Devletleri Teşkilatı’na üye ülkelerin ihracatında topluluk içi ihracat yüzde 6’nın biraz üzerinde. Bunu çok daha yukarı seviyelere taşımak durumundayız.”

“Yeni şartlara göre gerekli inisiyatifleri almaya devam edeceğiz”

TDT üye ülkeleri arasındaki karşılıklı yatırımları da artırmak istediklerinin altını çizen Yılmaz, “Bütün bunlarla birlikte Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin refahını, toplumların refahını arttırma perspektifimiz var. Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkeler bugün çok daha iyi bir noktadalar. Dünyadaki büyüme hızı geçen yıl yüzde 3’ler civarındayken, Teşkilatımıza üye ülkelerin büyüme hızı yüzde 6 civarında. Yaklaşık dünyanın 2 katı bir büyüme hızıyla hareket ediyorlar ve milli gelirler büyüyor, artıyor.” diye konuştu.

Yılmaz, artan ticaret ve yatırımla birlikte her bir ülkenin bundan faydalanacağını, kazançlı çıkacağını gördüklerini ve buna inandıklarını dile getirerek, “Biz de bu anlayışla Başbakanlar ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları düzeyinde de neler yapabiliriz, bunları ele aldığımız çok faydalı toplantılar olduğunu ifade edebilirim. Bu vesileyle Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev başta olmak üzere Başbakan Sayın Ali Asadov ve diğer tüm yetkililere şükranlarımızı sunuyoruz. Bizi çok güzel ağırladılar, misafir ettiler. Çok faydalı toplantılar gerçekleştirmiş olduk.” dedi.

Bu tür platformların ikili görüşmeler için de bir fırsat oluşturduğuna işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:

“Bu çalışmalarımızı kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Dünyanın, bölgemizin istikrarsızlaştığı bir dönemde istikrar içinde büyümeye, gelişmeye devam edeceğiz. Bu anlamda şunun da altını çizmek isterim. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan çok tecrübeli, çok dirayetli bir lider. Aynı şekilde Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev de çok tecrübeli ve dirayetli bir lider.

Özellikle bu tür fırtınalı dönemlerde, bölgenin, küresel ortamın fırtınalı olduğu dönemlerde liderlik çok daha ön plana çıkıyor, çok daha önem taşıyor. İnşallah içinden geçtiğimiz süreçte bu bölgemizdeki yangına girmeden istikrarımızı koruyarak yolumuza devam edeceğiz. Savaştan sonraki dönemde de oluşacak yeni ortama göre, yeni şartlara göre gerekli inisiyatifleri almaya devam edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, açıklamasının ardından, küçük bir pastayla doğum gününü kutlayan gazetecilere teşekkür etti ve onlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

YILMAZ KIBRISLI TÜRKLERE TAŞ VE PATLAYICI MADDE ATILMASINI KINADI

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, EOKA’nın kuruluş yıldönümünde Yiğitler Burcu’nda bulunan Kıbrıslı Türklere burcun güney tarafındaki bir grup tarafından taş ve patlayıcı madde atılmasını kınadı.

Yılmaz,  “Bu vahim olayda sorumluluk, katil ve teröristleri on yıllardır yücelten ve kahramanlaştıran, Kıbrıslı Türklerin düşman ve hedef olduğu algısını genç nesillerin zihinlerine yerleştiren ve Rum toplumunu Kıbrıslı Türk komşularıyla barış içinde yan yana yaşama mefhumundan her geçen gün uzaklaştıran Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne aittir.” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, dün Lefkoşa’da Ara Bölge’de toplanan terör örgütü EOKA’nın kalıntıları tarafından taş ve patlayıcı maddelerle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarına yönelik saldırıyı en sert şekilde kınadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şunları kaydetti:

“Bu vahim olayda sorumluluk, katil ve teröristleri on yıllardır yücelten ve kahramanlaştıran, Kıbrıslı Türklerin düşman ve hedef olduğu algısını genç nesillerin zihinlerine yerleştiren ve Rum toplumunu Kıbrıslı Türk komşularıyla barış içinde yan yana yaşama mefhumundan her geçen gün uzaklaştıran Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne aittir. Bu menfur saldırılara karşı her zaman olduğu gibi KKTC’nin yanında olmayı sürdüreceğiz.”

TBMM MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI AKAR ANKARA BÜYÜKELÇİSİ İSMET KORUKOĞLU İLE GÖRÜŞTÜ

TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin (GKRY) silahlandırılmasına ilişkin, “Risk alıyorlar. Savunma için çok, taarruz için az.” dedi. Akar, Rum Yönetimi’nin aldığı bazı kararların doğru olmadığını gördüklerini de kaydetti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ise EOKA’yı öven açıklamaların GKRY’nin zihniyetinin değişmediğinin göstergesi olduğunu dile getirdi ve Türkiye’nin desteğinin önemini vurguladı.  Korukoğlu, GKRY’nin farklı ülkelerle ve aktörlerle yaptığı askeri anlaşmaların adayı  “hedef haline” getirdiğine de işaret etti.

Akar, TBMM’de, KKTC Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ile görüştü. Görüşmeye, Türkiye-KKTC Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem de katıldı.

Görüşmede Akar, Kıbrıs’ın, Türkiye’nin milli meselesi olduğunu söyleyerek, Kıbrıs’ı her alanda desteklemeye devam edeceklerini belirtti.

Orta Doğu’daki gelişmeleri yakından takip ettiklerini dile getiren Akar, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin aldığı bazı kararların hiç de doğru olmadığını görüyoruz. Herhangi bir şekilde diğer ülkelerin orada üs kurmaları, oraya yerleşmeleri sadece kendilerinin değil bütün adanın güvenliğini çok ciddi şekilde riske etmekte.” diye konuştu.

Barışçıl yol ve yöntemlerle KKTC’lilerin haklarının korunmasını isteyen Akar, KKTC’lilerin orada herhangi bir azınlık ya da herhangi bir topluluk değil, Ada’nın gerçek sahipleri olduğunu vurguladı.

EOKA’nın bir terör örgütü olduğunu belirten Akar, “bazılarının” bunu bilmediğini ya da görmediğini kaydetti.

Barış ve huzurun devam etmesini isteyen Akar, iyi komşuluk ilişkileri içinde, uluslararası hukuk çerçevesinde Türkiye’nin oradaki varlığını sürdüreceğini bildirdi.

Birtakım sloganlarla, duygusal açıklamalarla huzurun bozulmaması gerektiğini vurgulayan Akar, “25 Mart’ta yapılan konuşmaları da şiddetle kınıyoruz. Atina’daki yürüyüş sırasındaki lafları, sözleri onların hepsini kendilerine iade ediyoruz. Böyle bir şey söz konusu değil. Türkiye gerçekten vakurdur, Türk askeri vakurdur, Türk siyasileri vakurdur. Biz hiçbir şekilde böyle seviyesiz tartışmalara, seviyesiz suçlamalara girmedik, girmeyiz. Fakat bunların da bu şekilde yapmalarıyla bir yerlere varamayacaklarını bilmeleri lazım.” değerlendirmesinde bulundu.

Hulusi Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz diyoruz ki egemen eşit iki devlet. Artık geldiğimiz noktada bunu görmemiz lazım. Egemenlik ve eşitlik meselesi çok önemli ve eşit uluslararası statüden bahsediyoruz. Bunun mutlaka gerçekleşmesi lazım. Oradaki yaşayan kardeşlerimizin hakkı ve hukuku. Yani uluslararası hukukun gereği bu. Maalesef bazı Avrupalı müttefiklerimiz bu konuda son derece bencil, son derece yanlı, son derece taraflı tutum içindeler. Gerçekleri görmemekte, bu izolasyonun bitirilmesi konusunda hiçbir gayret göstermemekte ve oradaki insanları, gerçekten uluslararası hukuka uyan Türk tarafını bir anlamda cezalandırmaktadırlar.”

-Korukoğlu: “Güvenlik tehdidi altında yaşanan bir adayı tercih etmiyoruz”

KKTC Ankara Büyükelçisi Korukoğlu da terör örgütü EOKA’yı öven açıklamaların GKRY’nin zihniyetinin değişmediğinin göstergesi olduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin desteğinin önemini anlatan Korukoğlu, GKRY’nin farklı ülkelerle ve aktörlerle yaptığı askeri anlaşmaların Ada’yı “hedef haline” getirdiğine işaret etti.

Rum yönetiminin, adayı Orta Doğu’da sorunun bir parçası haline getirdiğini aktaran Korukoğlu, “Biz böyle bir adayı tercih etmiyoruz. Böyle güvenlik tehdidi altında yaşanan bir adayı tercih etmiyoruz. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin, silahlanma ve kurduğu askeri ittifaklardan ve de askeri lojistik üs haline gelmekten bir an önce vazgeçmesini temenni ediyoruz.” ifadesini kullandı.

Görüşmede, bir basın mensubunun, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin aşırı silahlandırılmasına yönelik sorusu üzerine Akar, “Risk alıyorlar. Savunma için çok, taarruz için az.” yanıtını verdi.

Üstel’den Mustafa Çağatay’ın 36. Ölüm Yıldönümünde Anma Mesajı

BAŞBAKAN ÜNAL ÜSTEL’İN, MERHUM BAŞBAKAN MUSTAFA ÇAĞATAY’IN 36. ÖLÜM YILDÖNÜMÜ MESAJI YAYINLADI

Başbakan Ünal Üstel’in mesajı: “Ülkemizin yetiştirdiği önemli devlet ve siyaset adamlarından, hukukçu, Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin son Başbakanı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Başbakanı ve Ulusal Birlik Partisi’nin eski Genel Başkanlarından merhum Mustafa Çağatay’ı, vefatının 36’ncı yıl dönümünde saygı, özlem ve rahmetle anıyorum. Başbakanlık görevinin yanı sıra; Türk Cemaat Meclisi üyeliği, Kıbrıs Türk Federe Devleti Kurucu Meclis üyeliği, KTFD Anayasası’nı Hazırlama Komitesi üyeliği ve sözcülüğü ile Maliye, Çalışma ve Sosyal İşler ile Sağlık Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunan Merhum Mustafa Çağatay, devlet adamlığı, mütevazı kişiliği ve halkına adanmış hizmet anlayışıyla Kıbrıs Türk halkının gönlünde edindiği müstesna yeri hala muhafaza ettiğini görmek bizler için önemli bir manevi değerdir… Merhum Çağatay’ın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilanına giden süreçte ve devletimizin kurumsallaşma döneminde üstlendiği önemli sorumluluklar, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine ve devlet yapısının şekillenmesine sunduğu katkılar daima saygıyla hatırlanacaktır. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.”

4’üncü Polis-Halk Koşusu için kayıtlar başladı

Lefkoşa’da 07 Haziran 2026 Pazar günü düzenlenecek 4’üncü Geleneksel Polis-Halk Koşusu’nda 6 km ve 12 km parkurlarında katılım ücretsiz olacak, kayıtlar 05 Haziran’a kadar yapılabilecek.

4’üncü Geleneksel Polis-Halk Koşusu, 07 Haziran 2026 Pazar günü saat 07:00’de Lefkoşa Şehir İçi güzergahında 6 km ve 12 km olmak üzere iki ayrı mesafede koşulacak.

Katılım ücretsiz olup, koşu başlama ve bitiş yeri Polis Genel Müdürlüğü Protokol Girişi olarak belirlendi. Yarışlar için kayıtlar https://docs.google.com/forms/d/1Lh-4s1-wSwBI_pgh9IgAnLdQ6Y2H5rrL_5ujUvxmx_U/edit
adresinden yapılabilecek.

Güzergah üzerinde iki ayrı noktada su istasyonları kurulacak. Her iki yarış sonunda tüm sporculara katılım madalyası verilecek. Ödül töreni saat 09:00’da Polis Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirilecek.

Yaş kategorilerinde 1., 2. ve 3. olan sporculara kupa ve tebrik belgesi dağıtılacak. 18 yaş altı sporcular 12 km’ye katılamayacak, 6 km’ye katılanların derecesi 18-29 yaş kategorisinde hesaplanacak.

Göğüs numaraları 07 Haziran 2026 Pazar günü saat 06:00–06:45 arasında PGM Protokol Girişi’nde dağıtılacak, kimlik ibrazı zorunlu olacak. Koşu güzergahı https://www.plotaroute.com/route/2976609?units=km
üzerinden görüntülenebilecek.

6 km’lik yarış, başlangıç noktasında sona erecek; 12 km koşacak sporcular aynı güzergahı bir kez daha koşarak toplam 12 km’yi tamamlayacak.

Kayıtlar 05 Haziran 2026 Cuma günü saat 14:00’te sona erecek.

Ziya Öztürkler, ülkenin ilk Başbakanı Mustafa Çağatay’ı vefatının 36’ncı yılında andı

Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, KKTC’nin ilk Başbakanı Mustafa Çağatay’ın, devletin temellerinin atılmasındaki katkılarını ve halkına hizmet anlayışını vurgulayarak, merhum lideri rahmet ve minnetle andı.

Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı, merhum Mustafa Çağatay’ı, vefatının 36’ncı yıl dönümünde saygı, rahmet ve minnetle andı.

Öztürkler, yayımladığı mesajda, Mustafa Çağatay’ın, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesine her aşamada katkı koymuş örnek bir devlet adamı olduğunu kaydetti. Öztürkler, Çağatay’ın Türk Cemaat Meclisi üyeliğinden başlayarak, Kurucu Meclis’te Kıbrıs Türk Federe Devleti Anayasası’nın hazırlanması için seçilen komitede üstlendiği üyelik ve sözcülük göreviyle, devletin temellerinin atılmasında önemli rol oynadığını da belirtti.

Öztürkler, milletvekili ve bakan olarak ülkeye ve millete hizmet eden Çağatay’ın, Ulusal Birlik Partisi bünyesinde çeşitli kademelerde görev alarak, siyasi hayatın her alanında aktif rol üstlendiğini e hatırlattı.

Öztürkler, Çağatay’ın Limasol’dan Girne’ye uzanan yaşam yolculuğunda, devletin her kademesinde sorumluluk üstlenmiş; sahip olduğu derin hukuk bilgisiyle halkına ve devletine değerli hizmetler sunmuş biri olduğunu vurguladı.

Öztürkler mesajına şöyle devam etti;

“Halkından hiçbir zaman kopmayan, mütevazı duruşu ve ilkeli siyasetiyle hafızalarda yer eden Mustafa Çağatay, icraatları ve geleceğe yönelik vizyonuyla bugün dahi bizlere ışık tutmaktadır. Onun devlet yönetimine dair ortaya koyduğu anlayıştan, milletine olan bağlılığından ve ileri görüşlülüğünden çıkarılacak çok önemli dersler bulunmaktadır.

Bu vesileyle merhum Mustafa Çağatay’ı bir kez daha rahmetle anıyor; aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum. Ruhu şad olsun”

Toplu Taşımada Adakart Dönemi Başladı

Gönyeli–Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, Adakart ile ulaşımda yeni bir dönemin başladığını açıkladı. Amcaoğlu, belediye olarak toplu taşımada konforu ve erişilebilirliği artırmak amacıyla hayata geçirilen Adakart sistemiyle birlikte yeni uygulamanın devreye alındığını belirtti.

Bu süreçte yürütülen çalışmalar kapsamında Citypoint Bilişim Servisleri Ltd. ile sistemin işleyişine ilişkin değerlendirmelerde bulunduklarını ifade eden Amcaoğlu, 1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla toplu taşıma araçlarında nakit ödeme uygulamasının kaldırıldığını kaydetti.

Vatandaşların artık ödemelerini Adakart kartlarıyla, mobil uygulama üzerinden veya temassız banka ve kredi kartları ile herhangi bir ek ücret ödemeden hızlı ve güvenli şekilde gerçekleştirebileceğini vurgulayan Amcaoğlu, Adakart’ın kent genelinde bulunan kiosk noktalarından ve belediye veznelerinden temin edilebileceğini aktardı. Kartlara bakiye yükleme işlemlerinin ise kiosk cihazları üzerinden veya Kuzey Kıbrıs Turkcell İletişim Merkezleri’nde yer alan kiosklar aracılığıyla kolaylıkla yapılabileceğini belirtti.

Amcaoğlu, sürece katkı koyan tüm paydaşlara, teknik ekiplere ve emeği geçen herkese teşekkür ederek, kentte hizmet kalitesini artıran bu tür uygulamaları hayata geçirmeye kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.

Dinçyürek: Tüp bebek merkezine yönelik iddialar ihbar kabul edilerek soruşturma başlatıldı

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, uluslararası basında yer alan iddiaların ihbar olarak değerlendirildiğini belirterek ilgili merkezde inceleme başlatıldığını, sürecin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılacağını açıkladı

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, BRT’de yayınlanan programa telefon bağlantısıyla katılarak tüp bebek merkezleriyle ilgili uluslararası basında yer alan iddiaları yanıtladı.

“BASINDA YER ALAN İDDİALARI İHBAR OLARAK DEĞERLENDİREREK İLGİLİ MERKEZDE ARAŞTIRMALARI BAŞLATTIK”

Dinçyürek, tüp bebek merkezlerinin bakanlığın denetimi altında olduğunu, bu yıl da evraksal denetimlerin tamamlandığını belirtti. Basında yer alan haberleri iddia değil ihbar olarak değerlendirdiklerini ifade eden Dinçyürek, bakanlık bünyesindeki kurul ile konunun ele alındığını, ilgili merkeze gidildiğini ve araştırmaların başlatıldığını söyledi. Söz konusu haberlerin ihbar olarak kabul edildiğini vurgulayan Dinçyürek, süreç sonunda elde edilecek sonuçların kamuoyuyla paylaşılacağını kaydetti.

“SORUŞTURMANIN BAŞLADIĞINA DAİR, HABERLERİN YER ALDIĞI ULUSLARARASI BASIN KURULUŞLARINI DA BİLGİLENDİRDİK”

“Kimse tereddüt etmesin, yasal boyutta gerekeni yapıyoruz” diyen Dinçyürek, adli ya da idari soruşturma gerekmesi halinde gerekli çalışmaların yürütüleceğini ifade etti. Soruşturmanın başlatıldığını belirten Dinçyürek, uluslararası basın kuruluşlarına da bu yönde bilgi verildiğini söyledi.

“GEREKLİ TÜM ADIMLAR ATILACAK”

İlgili dosyanın 2016 yılına ait olduğunu dile getiren Dinçyürek, dönemin mevzuatı çerçevesinde soruşturmanın yürütüleceğini ve sonuç ne olursa olsun açıklanacağını belirtti.

Konuyla ilgili daha fazla açıklama yapmanın süreci etkileyebileceğini ifade eden Dinçyürek, tespit ve araştırmaya dayalı hareket edeceklerini vurguladı. Bakanlığın üzerine düşeni yapacağını belirten Dinçyürek, gerekli tüm adımların atılacağını ifade etti.

Maliye Bakanı Dr. Berova, KKTC Fırın Ve Unlu Mamuller Derneği heyetini kabul etti

Maliye Bakanı Dr. Özdemir Berova, KKTC Fırın ve Unlu Mamuller Derneği (FUMDER) Başkanı Bayram Ezdaş ve beraberindeki yönetim kurulu üyelerini kabul etti.

Görüşmede, fırıncılık sektörünün karşı karşıya olduğu yapısal sorunlar ve artan maliyet baskısı masaya yatırıldı.

EZDAŞ

FUMDER Başkanı Bayram Ezdaş, dernek çalışmaları hakkında bilgi vererek, derneğin iki yıl önce kurulduğunu, Ocak ayında ise gerçekleşen genel kurul da yeni yönetimin oluştuğunu belirtti.

Sektörde biriken sorunları çözüm mercilerine aktarmak için temaslarını sürdürdüklerini belirten Ezdaş, sektörün “arka planda kalmasına rağmen ülke için hayati önemde” olduğunu vurguladı.

FUMDER Başkanı Bayram Ezdaş, sektörün sıkıntılarını sıraladı.

Ezdaş; “Yurt dışından gelen donuk ekmeklerin yerli üretici üzerinde ciddi baskı oluşturduğu, un ithalatına yönelik kısıtlamaların sektörü zorladığını, Kara fırınlar ve hijyen koşullarına ilişkin altyapı yetersizliklerini, zincir marketlerdeki üretimin geleneksel fırıncılık sektörüne zarar verdiğini savundu.

Ezdaş ayrıca, elektrik teşviklerinin artırılmasını da talep ederek, genel maliyet artışlarının ekmek fiyatlarına doğrudan yansıdığını, bunun da halkın bütçesini zorladığını dile getirdi.

KKTC Fırın ve Unlu Mamuller Derneği (FUMDER) Başkanı Bayram Ezdaş, bilimsel verilere dayalı politikalarla kalıcı çözümler üretileceğine olan inancını dile getirdi.

BEROVA

Maliye Bakanı Dr. Özdemir Berova ise sektör temsilcilerinin örgütlü şekilde sorunlarını dile getirmesini hem şahsının, hem de hükümetin desteklediğini belirtti.

Fırıncılık sektörünün toplum açısından kritik rolüne dikkat çeken Berova, ekmeğin temel gıda maddelerinin başında geldiğini vurguladı.

Berova, üretimde; ‘Hijyen, Ulaşılabilir fiyat, Yüksek kalite’ gibi bu üç temel unsurun önemine işaret etti:

Hükümetin görevinin, sektörün sürdürülebilirliğini sağlarken toplumun genel çıkarlarını da gözetmek olduğunu belirten Maliye Bakanı, tüm tarafları kapsayan dengeli çözümler üzerinde çalışacaklarını ifade etti.

Aliyev: “Ortak çabalarımızla TDT’nin konumunu daha da güçlendirmeliyiz “

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) dünya çapında büyük itibar kazandığını ve uluslararası konumunun güçlendiğini söyleyerek “Ortak çabalarımızla TDT’nin konumunu daha da güçlendirmeliyiz. TDT, dünyanın önde gelen uluslararası kuruluşları arasında yer almalıdır.” dedi.

Aliyev, Bakü’de düzenlenen TDT Hükümet Başkanları/Başkan Yardımcıları Toplantısı’na katılan yetkilileri kabul etti. Kabulde Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Özbekistan Başbakanı Abdulla Aripov, Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov, Kırgızistan Başbakanı Adılbek Kasımaliyev, Başbakanı Ünal Üstel, Türkmenistan Başbakan Yardımcısı Nökerguli Ataguliyev ve TDT Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev yer aldı.

Aliyev, burada yaptığı konuşmada, ülkesinin TDT’nin gelişimine büyük katkı sağladığını ve sağlamaya devam edeceğini söyledi.

TDT çerçevesindeki işbirliklerinin geliştirilmesinin Azerbaycan’ın dış politikasında öncelikli konulardan biri olduğunu vurgulayan Aliyev, “Defalarca çeşitli platformlardan açıklamıştık ki, Türk dünyası bizim ailemizdir, başka bir ailemiz yoktur. Bu aileyi geleceğe taşımak için ortak çabaların gösterilmesi elbette çok önemlidir.” değerlendirmesini yaptı.

Aliyev, TDT’nin dünya çapında büyük itibar kazandığını ve uluslararası konumunun güçlendiğini ifade ederek şunları kaydetti:

“Ortak çabalarımızla TDT’nin konumunu daha da güçlendirmeliyiz. TDT, dünyanın önde gelen uluslararası kuruluşları arasında yer almalıdır. Bu, bize bağlıdır. Ne kadar çaba gösterir, birlik olursak, önemli projeleri hayata geçirir ve aynı zamanda ortaklarımız için de önemli fırsatlar yaratırsak, uluslararası itibarımız, konumlarımız ve imkanlarımız o ölçüde artacaktır.”

Dünyada etnik kökenler üzerine kurulan kuruluşların sayısının çok fazla olmadığını, bunun da TDT’nin avantajı olduğunu belirten Aliyev, “Bizi birleştiren etnik aidiyetimizdir. Bu, birinci etkendir. Onun ardından coğrafyamız, ülkeler arasındaki çok iyi ve samimi ilişkiler, ortak hedefler gelir. Bu nedenle, tüm bu unsurları göz önünde bulundurarak teşkilatımızı daha yüksek bir seviyeye taşımalıyız.” diye konuştu.

Aliyev, TDT üyesi ülkelerin Karabağ ve Doğu Zengezur’un yeniden inşasına sağladığı desteklerden bahsederek şu ifadeleri kullandı:

“Biz de her zaman gereken desteği vermeye hazırız ve bunu yapıyoruz. Türkiye’de yaşanan o yıkıcı depremden sonra Azerbaycan, kardeşlik desteğini göstermiştir ve Azerbaycan’ın finansal imkanlarıyla Kahramanmaraş’ta 100 milyon dolar değerinde ‘Azerbaycan Mahallesi’ inşa edilmiştir. Birbirimize sağladığımız yardımlar hem de niyetimizi gösterir.”

Ekonomik konular ve yatırım meselelerinin yanı sıra bugün TDT ülkelerinin önünde duran temel konulardan birinin de ulaşım, lojistik ve transit imkanların genişletilmesi olduğunu dile getiren Aliyev, “Ülkelerimizden geçen Orta Koridor her birimizin çıkarına hizmet ediyor. Özellikle mevcut jeopolitik durumda Orta Koridor, Trans-Hazar Koridoru, Zengezur Koridoru ve bu yöndeki diğer projeler büyük önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Üstel: “KKTC, TDT’nin Doğu Akdeniz’deki sarsılmaz kalesidir”

Başbakan Ünal Üstel, KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) Doğu Akdeniz’deki sarsılmaz kalesi olduğunu kaydetti.

Hedeflerinin KKTC’nin TDT’ye tam üyelik sürecini başarıyla neticelendirmek olduğunu vurgulayan Üstel, “KKTC, tam üye olmaya hazırdır.” dedi. Üstel, “Tek millet, üç devlet” şiarıyla perçinlenen Azerbaycan-Türkiye-KKTC ilişkilerinin örnek olması gerektiğini dile getirdi.

Başbakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Üstel’in katılımıyla Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ev sahipliğinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Hükümet Başkanları Zirvesi, Bakü’de başladı.

Toplantı kapsamında ilk olarak Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, TDT’ye üye hükümet başkanları ve cumhurbaşkanı yardımcılarını kabul etti.  Daha sonra zirvede, yuvarlak masa etrafında toplanan devlet ve hükümet başkanları konuşmalarını gerçekleştirdi.

– Üstel: “Azerbaycan’ın KKTC’ye verdiği destek Türk dünyası dayanışmasının güçlü bir göstergesi”

Başbakan Ünal Üstel, burada yaptığı konuşmada, KKTC’nin Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak, teşkilata tam üyelik hedefini yineledi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e teşekkür eden Üstel, Azerbaycan’ın KKTC’ye verdiği desteğin Türk dünyası dayanışmasının güçlü bir göstergesi olduğunu belirtti. Aliyev’in “Türk dünyası bizim ailemizdir” vizyonunun toplantıya yön veren önemli bir irade ortaya koyduğunu ifade etti.

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nın Doğu Akdeniz’deki sarsılmaz kalesi olduğunu vurgulayan Üstel, dünyanın savaşlar, ekonomik krizler, düzensiz göç hareketleri ve iklim krizinin etkileriyle çok katmanlı bir belirsizlik sürecinden geçtiğini söyledi.  Üstel, bu ortamda Türk devletleri arasındaki stratejik dayanışmanın tarihi bir zorunluluk haline geldiğini kaydetti.

Orta Doğu başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde devam eden çatışmaların küresel vicdanı derinden yaraladığını belirten Üstel, Türk dünyasının ortaya koyacağı kararlı duruşun barışın teminatı olacağına inandıklarını ifade etti.  Üstel, ayrıca Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgesel çatışmaların sona ermesine yönelik çabalarını selamladı.

– “Bakanlar düzeyinde toplantı ve teknik çalışma gruplarına ev sahipliği yapmaya hazırız”

Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üstel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yıllardır haksız izolasyonlara maruz kaldığını belirterek, buna rağmen halkın desteğiyle ayakta durmaya devam ettiklerini söyledi. Üstel, Kıbrıs meselesinde tek gerçekçi çözümün egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün tanınmasına dayalı iki devletli çözüm olduğunu vurguladı.

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde yürütülen tüm faaliyetlere aktif katılım sağladığını söyleyen Üstel,KKTC’nin, teşkilatın bakanlar düzeyindeki toplantılarına ve teknik çalışma gruplarına ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu dile getirdi.

Enerji, teknoloji, turizm ve eğitim alanlarında Türk devletleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin küresel siyasette ve ekonomide ortak etki alanını artıracağını belirten Üstel, eğitim, turizm ve kültürel etkileşimin Türk dünyasını birbirine bağlayan stratejik köprüler olduğunu söyledi.

– “KKTC, Modern İpek Yolu’nun denizlerdeki durağı”

KKTC’nin “Modern İpek Yolu”nun denizlerdeki durağı olduğunu dile getiren Üstel, Türk dünyasından gelecek ziyaretçilere kapıların açık olduğunu belirtti.

Üstel ayrıca 2025–2034 Turizm Master Planı doğrultusunda KKTC’nin Akdeniz’in en güvenli ve kaliteli turizm destinasyonlarından biri haline getirilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Türk dünyasında oluşturulması planlanan ortak turizm rotalarına KKTC’nin dahil edilmesinin ekonomik entegrasyonu güçlendireceğini belirten Üstel, Doğu Akdeniz’deki hidro karbon kaynaklarının Türk dünyası için stratejik önem taşıdığını kaydetti; Türkiye ile yürütülen politikaların enerji koridorlarının güvenliğini güçlendirdiğini belirtti.

– “Yükseköğretim alanında ortak bir sistem oluşturulmalı, diplomalar karşılıklı tanınmalı”

KKTC’nin aynı zamanda bir üniversiteler adası olduğunu vurgulayan Üstel, Türk dünyasında yükseköğretim alanında ortak bir sistem oluşturulmasının ve diplomaların karşılıklı tanınmasının hızlandırılması gerektiğini söyledi. Üstel, “Dijital Ada” vizyonu kapsamında yapılan yatırımlarla KKTC’nin veri güvenliği merkezi olmaya hazır olduğunu da ifade etti.

Azerbaycan–Türkiye–KKTC ilişkilerinin “tek millet, üç devlet” anlayışıyla güçlendiğini belirten Üstel, hedeflerinin bu iş birliğini tüm Türk Devletleri Teşkilatı üyeleriyle daha da ileriye taşımak ve KKTC’nin tam üyelik sürecini başarıyla tamamlamak olduğunu söyledi.

Bazı uluslararası çevrelerin KKTC’yi yok saymaya çalıştığını ifade eden Üstel, buna rağmen devletin kurumlarıyla, meclisiyle ve halkıyla varlığını sürdürdüğünü vurgulayarak, KKTC’nin Türk dünyasının desteğiyle var olmaya devam edeceğini belirtti. Üstel Türk dünyası dayanışmasının önemine işaret etti.

Başbakan Üstel, “Birliğimiz gücümüzdür, birliğimiz geleceğimizdir.” ifadelerini kullandı.

TC MSB: “Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değil”

Türkiye Milli Savunma Bakanlığınca (MSB), “Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır.” ifadesi kullanıldı.

Türkiye MSB’de düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısının ardından, Bakanlık tarafından basın mensuplarının sorularına cevaben açıklamada bulunuldu.

Türkiye’nin, Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı ve NATO Karargahları hakkındaki sorulara ilişkin açıklamada, son dönemde bazı basın yayın organları ile sosyal medya mecralarında, Türkiye’nin NATO’ya katkıları, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Karadeniz’de yürütülen faaliyetlere ilişkin konularda eksik bilgiler üzerinden değerlendirmeler yapıldığı ve bazı kavramların karıştırıldığı vurgulandı.

Açıklamada, “Öncelikle Bakanlığımız tarafından, kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesi esas alınmakta, bu kapsamda her hafta düzenli olarak basın bilgilendirme toplantısı icra edilmekte ve basın mensuplarının soruları cevaplandırılmaktadır. Savunma ve güvenlik konularında yapılan çalışmalar ilgili makamlarla koordineli olarak yürütülmekte, süreç tamamlandıktan sonra gerekli bilgiler milli güvenliğimizi zafiyete uğratmayacak şekilde kamuoyuyla şeffaf olarak paylaşılmaktadır.” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye’nin, Karadeniz’e yönelik temel stratejisi ve bu strateji çerçevesinde inisiyatif alarak kurulan NATO ve NATO dışı çok uluslu Deniz Karargahları ile Adana’da kurulum çalışmaları devam eden Çok Uluslu Kolordu Karargahı hakkında ise şu açıklamalarda bulunuldu:

“Bölgesel sahiplik ilkesi ve Montrö Sözleşmesi’nden taviz verilmesi söz konusu değildir. Bütün çalışmalar buna göre yapılmaktadır. Türkiye’nin, Karadeniz’e yönelik güvenlik anlayışı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı denge ve istikrarın korunmasına, bölgesel sahiplik ilkesi doğrultusunda Karadeniz’e kıyıdaş ülkelerin öncelikli rol üstlenmesine dayanmaktadır. Bu yaklaşım sayesinde Karadeniz, geçmişte olduğu gibi günümüzde de geniş çaplı bir çatışma alanına dönüşmemiştir. Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı sürecinde Montrö hükümlerini kararlılıkla uygulayarak çatışmanın deniz boyutuna yayılmasını önlemiştir. Karadeniz’de artan jeopolitik rekabet ve güvenlik risklerine rağmen ülkemiz, bölgedeki istikrarın korunması, gerilimin tırmandırılmaması ve güvenliğin öncelikle kıyıdaş ülkeler tarafından sağlanması yönündeki tutumunu sürdürmektedir. Bu doğrultuda Türkiye, Karadeniz’in bir rekabet alanına dönüşmesini engellemeye yönelik inisiyatif almaya devam etmekte ve bölgesel güvenlik mimarisinin korunmasında aktif rol üstlenmektedir.”

– Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu

Açıklamada, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın anlaşmayla sona ermesi durumunda alınacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların yürütüldüğü ve halihazırda 33 ülkenin katılma isteğini beyan ettiği, “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu”nun, NATO ile ilişkili olmayan çok uluslu bir girişim olduğuna işaret edildi.

Bu girişim kapsamında oluşturulan Çok Uluslu Ukrayna Kuvvetinin (MNF-U), Fransa’da çekirdek personel ile teşkil edilen operatif karargah üzerinden yönetilmesinin planlandığına vurgu yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

“Bu kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) görevi güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tesis edilen dengenin muhafazası amacıyla ülkemiz tarafından yürütülecektir. Bu doğrultuda, 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeyi sürdürmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ortaya koyduğu hukuki çerçevenin planlamalarda esas alınması hususlarında mutabakata varılmıştır. Deniz Unsur Komutanlığı Karargahı, 25 Ağustos 2025 tarihinden itibaren tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile teşkil edilmiştir. Deniz Unsur Komutanlığına 14 ülke katkı beyanında bulunmuştur ancak deniz platformlarına yönelik katkılar sadece kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacaktır.”

– MCM Black Sea

Rusya-Ukrayna Savaşı esnasında Karadeniz’de sürüklenen mayın tehlikesine karşı kurulan Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’nun (MCM Black Sea) görevlerine ilişkin bilgilerin de yer aldığı açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Türkiye öncülüğünde Romanya ve Bulgaristan tarafından oluşturulmuş, NATO kuvvet yapısı dışında kalan bir girişimdir. Söz konusu görev kuvveti, 11 Ocak 2024 tarihinde imzalanan mutabakatla kurulmuş ve 1 Temmuz 2024’te ilk aktivasyonu ilan edilmiştir. Temel görevi, Karadeniz’de mayın arama faaliyetleri icra etmek ve kritik sualtı altyapılarının güvenliğine katkı sağlamak olan bu yapı, katılımcı ülkelerin milli mayın arama gemileriyle faaliyet göstermekte, komuta ve karargah görevi 6 aylık rotasyonlarla üç ülke arasında dönüşümlü olarak yürütülmektedir. Halihazırda görev kuvveti, ülkemiz tarafından komuta edilen 9’uncu aktivasyon periyodunu icra etmektedir.”

– “Açık bir dezenformasyondur”

Açıklamada, Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen C-130 uçağı ile ilgili iddialara da cevap verildi.

“Bir siyasi parti genel başkanı tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan ve siyasi saiklerle yapılan açıklamalar, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir dezenformasyondur.” ifadesi yer alan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Hiçbir somut veriye dayanmayan söz konusu ifadeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi kamuoyunda yıpratmaya yönelik asılsız iddialar içermekte, yapılan resmi açıklamalar kasten çarpıtılmaktadır. Özellikle, Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen ve 20 kahraman silah arkadaşımızın şehit olduğu olayla ilgili şehit sayımızın dahi yanlış ifade edildiği vahim ve dayanaktan yoksun ifadeler art niyetli bir yaklaşımın ürünüdür. Düşen C-130 uçağımız ile ilgili olarak derhal başlatılan teknik inceleme tüm boyutlarıyla ve titizlikle yürütülmektedir. Hazırlanacak nihai rapor, ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır. Konuya ilişkin suç duyurusunda bulunulmuş ve yasal işlem başlatılmıştır. Milli güvenliğimizi ilgilendiren konularda somut delillere dayanmayan mesnetsiz iddia ve ithamlara, spekülatif ve manipülatif açıklama ve yorumlara itibar edilmemesi, yapılacak resmi açıklamaların dikkate alınması büyük önem taşımaktadır.”

Yılmaz: “Stratejik konuma sahip bulunan Kıbrıs, bölgedeki son gelişmeler ışığında bugün daha da önemli hale geldi”

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Üye Devletleri Hükümet Başkanları ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları Toplantısı’na yaptığı konuşmada, “Stratejik bir konuma sahip bulunan Kıbrıs adası, bölgedeki son gelişmeler ışığında bugün daha da önemli hale gelmiştir” dedi.

Yılmaz, “KKTC’yi söz konusu coğrafyada Türk Dünyası’nın ortak varlığı ve müşterek çıkarlarını temsil eden bir unsur olarak değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullanarak, TDT üyelerini KKTC ile siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerini kuvvetlendirmeye, temaslarını artırmaya ve uluslararası toplumdaki haklı davalarını desteklemeye çağırdı.

Yılmaz, Bakü’de, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Üye Devletleri Hükümet Başkanları ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları Toplantısı’na katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, küresel sistemdeki tıkanıklık ve acziyet nedeniyle krizlerin çözümsüz kaldığını belirterek, İran, İsrail ve ABD arasındaki çatışmanın, TDT coğrafyası da dahil geniş bir bölgenin barış ve istikrarını tehdit ettiğini söyledi.

Önce Gazze’yi, ardından Yemen ve Lübnan’ı son olarak da İran’ı hedef alan İsrail saldırılarının amacının bölgeyi adım adım istikrarsızlaştırmak olduğuna işaret eden Yılmaz, devam eden savaşın, Hürmüz Boğazı başta olmak üzere enerji hatları ve küresel ekonomik istikrar için de hayati riskler oluşturduğunu, savaşın menfi etkilerinin tüm dünyada hissedildiğini kaydetti.

Yılmaz, kritik altyapının ve enerji tesislerinin hedef alınmasının bölgeyi ve küresel ekonomiyi geri dönülmez bir felakete sürükleyeceğine dikkati çekerek, şunları ifade etti:

“Öte yandan, her ne sebeple olursa olsun bölge ülkelerinin İran tarafından hedef alınmasını da kabul edilemez buluyoruz. Bu nedenle itidal çağrımızı yineliyoruz. Türkiye olarak krizin başlangıcından bu yana diyalog için zemin oluşturmaya çalışmakta ve yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz. Beklentimiz, bir an evvel çatışmalara son verilmesi ve diplomasiye dönülmesidir. İsrail’in Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da devam eden saldırılarının, Körfez’deki savaşın gölgesinde bırakılmaması gerekmektedir. İki devletli çözümün hayata geçirilmesini ve Filistin halkının haklarının güvence altına alınmasını teminen TDT olarak çabalarımızı artırmamız önem taşımaktadır. Bu çerçevede, Gazze’nin yeniden inşası sürecinde TDT bünyesinde ortak projeler geliştirerek, Filistin halkıyla dayanışmamızı somut şekilde ortaya koymamızda yarar bulunmaktadır.

Beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşının mümkün olan en kısa sürede sona ermesini arzu ediyoruz. Ukrayna’da uluslararası hukuk temelinde, adil ve kalıcı bir barışın tesis edilmesi için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Diğer taraftan, bölgemizde olumlu gelişmeler de yaşandığını müşahede ediyoruz. Derin tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz komşu coğrafyamız Güney Kafkasya’da, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı barışın tesisine yönelik atılmakta olan olumlu adımları memnuniyetle karşılıyoruz. Bölgede ortaya çıkan tarihi fırsatın değerlendirilmesini ve iki ülke arasında barış anlaşmasının imzalanmasını arzu ediyoruz. Güney Kafkasya’da istikrar ve işbirliği ortamı, Türk Dünyası’ndaki etkileşimi daha da artıracaktır. Ulaştırma, enerji, altyapı ve iletişim gibi birçok alandaki yeni iş birliği imkanlarının Türk Dünyası’nın refahına önemli katkılar vereceğine inanıyoruz.”

– “KKTC’yi Türk Dünyası’nın müşterek çıkarlarını temsil eden bir unsur olarak değerlendirmeliyiz”

Bölgesel gelişmelerin, küresel ulaştırma ve enerji hatları üzerinde stratejik bir konumda bulunan ülkeleri doğrudan etkilediğine işaret eden Yılmaz, “Türk devletlerinde barış ve istikrarın korunması, yalnızca bölgesel refahın sürdürülmesi bakımından değil, aynı zamanda uluslararası ticaretin kesintisiz işlemesi ve enerji arz güvenliğinin temini bakımında da kritik öneme sahiptir. Bu gerçek ışığında, Türk devletleri olarak uluslararası platformlarda birlik içinde hareket etmemiz ve bölgesel dengeleri şekillendirme konumumuzu güçlendirmemiz her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.” dedi.

Yılmaz, teşkilatın gözlemci üyesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel’in toplantıya katılmasından büyük memnuniyet duyduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev’e ve Başbakan Sayın Asadov’a Kıbrıs Türk halkının haklı davasına verdikleri güçlü destek için teşekkürlerimi sunmak isterim. Stratejik bir konuma sahip bulunan Kıbrıs adası, bölgedeki son gelişmeler ışığında bugün daha da önemli hale gelmiştir. Dolayısıyla, KKTC’yi söz konusu coğrafyada Türk Dünyası’nın ortak varlığı ve müşterek çıkarlarını temsil eden bir unsur olarak değerlendirmeliyiz. Bu çerçevede, aile meclisimizin tüm kıymetli üyelerini KKTC ile siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerini kuvvetlendirmeye, temaslarını artırmaya ve uluslararası toplumdaki haklı davalarını desteklemeye davet ediyorum.

180 milyona yaklaşan toplam nüfusumuz ve yıllık ortalama yüzde 5’lik büyüme hızımızla 2,1 trilyon dolara doğru ilerleyen gayrisafi milli hasılamız, ticari bağlarımızı daha da güçlendirmek için potansiyelimizin büyüklüğünü ortaya koymaktadır. 2024’te TDT üye ve gözlemci ülkelerinin kendi aralarındaki ihracatın toplamı 35,3 milyar dolara ulaşmıştır. Bu rakam, ülkelerimizin dünya genelindeki toplam ihracatının yüzde 6,1’ine karşılık gelmektedir. Aynı dönemde ülkelerimiz, tüm dünya ile ticaretlerinde yaklaşık 1,2 trilyon dolarlık hacme ulaşarak, küresel ölçekteki ağırlığını bir kez daha kanıtlamıştır. Teşkilat içi ticaret hacmimizin daha üst seviyelere çıkarılmasını teminen, liderlerimiz tarafından somut bir hedef belirlenmesinin faydalı olacağını düşünüyor, bu çerçevede kendi aramızdaki ihracatın toplam ihracatımıza oranını da önümüzdeki dönemde en az yüzde 10 seviyesine çıkarabileceğimize inanıyoruz.”

– “Türk Yatırım Fonu’nun finansman faaliyetlerine başlamasını bekliyoruz”

İkili ve bölgesel ekonomik ilişkileri besleyen bir diğer kritik alanın da yatırımlar olduğunu belirten Yılmaz, “Bu çerçevede, TDT’nin üye ülkelerinin yatırımlarını öncelikli alanlara yönlendirecek somut girişimlere odaklanması artık bir tercih değil, stratejik bir gerekliliktir.” dedi.

Yılmaz, ikili düzeydeki Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmalarının çağın gereklerine uygun olarak revize edilmesinin, yatırımcılara güven ortamını sağlayacağını ve kararlarını daha hızlı almaları için teşvik edici olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“20 Şubat 2026 tarihinde Kazakistan’ın Türkistan şehrinde başarıyla gerçekleşen 14. TDT Ticaret ve Ekonomiden Sorumlu Bakanlar Toplantısı’nda da ele alındığı üzere, TDT Üye Ülke Hükümetleri Arasında Sürdürülebilir Kalkınma için Hizmetler ve Yatırımların Kolaylaştırılması Anlaşması’nın (SIFA) müzakerelerine bir an önce başlanması bu doğrultuda atılacak önemli bir adım olacaktır. Ayrıca, Türk Devletleri arasındaki ilk finansal kuruluş olan Türk Yatırım Fonu’nun yakın bir zamanda finansman faaliyetlerine başlamasını bekliyoruz. Fon’un, uluslararası arenada muteber bir finansal kuruluş olarak hak ettiği yeri edinmesini teminen çalışmalarımızın devamı önem taşımaktadır. Küresel ve bölgesel sınamalar karşısında Türk Devletleri arasındaki enerji ve ulaştırma bağlantılarının güçlendirilmesi stratejik öneme haizdir. Yenilenebilir enerji, doğalgaz, elektrik şebekeleri ve kritik mineraller gibi birçok alanda güçlü bir işbirliği potansiyeline sahibiz. Özellikle ‘Hazar Geçişli Doğal Gaz Boru Hattı’ projesi, bölgesel enerji entegrasyonunu güçlendirirken ülkelerimizin kalkınmasına da önemli katkı sağlayacaktır.”

Enerjiyle bağlantısallığın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini, bu anlayışla, Orta Asya’dan Hazar üzerinden Türkiye’ye ve Avrupa’ya uzanan Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru’nun, tedarik zincirlerini güçlendiren, ticareti çeşitlendiren ve ülkeler arasındaki bağları pekiştiren stratejik bir hat olarak öne çıktığını vurgulayan Yılmaz, Türkiye’nin, güçlü altyapısı ve özellikle Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı başta olmak üzere, kapsamlı karayolu ve demiryolu ağıyla bu koridorun önemli bir paydaşı olduğunu söyledi.

Yılmaz, ulaştırma koridorlarının geliştirilmesi, gümrük süreçlerinin sadeleştirilmesi ve ticaretin kolaylaştırılması konularının birbiriyle yakından bağlantılı olması çerçevesinde, söz konusu alanlarda ilgili kurumların ortak toplantılar gerçekleştirmesi ve özel sektör temsilcilerinin de müşterek hedefler doğrultusunda bir araya getirilmelerinin faydalı olacağını dile getirdi.

– “COP31’de hedefimiz küresel iklim çabalarına katkı sağlamak”

Yapay zeka başta olmak üzere dijitalleşme alanında iş birliğini geliştirmenin de önemli bir öncelik olduğuna işaret eden Yılmaz, Türkiye’nin, küresel ölçekte iklim değişikliğiyle mücadelede öncü rol üstlenme kararlılığına sahip olduğunun, çok taraflılığın ciddi baskı altında olduğu bu kritik dönemde COP31 Başkanlığı görevini üstlenmekten memnuniyet duyduklarının altını çizdi.

Yılmaz, COP29’u başarıyla gerçekleştiren Azerbaycan’ın tecrübelerinden istifade ettiklerini belirterek, “COP31 Başkanlığımız dönemindeki hedefimiz, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yapıcı bir köprü kurarak, taraflar arasında güveni ve işbirliğini güçlendirmek ve küresel iklim çabalarına olumlu katkı sağlamaktır.” diye konuştu.

Cevdet Yılmaz, TDT Üye Devletleri ve Gözlemcilerinin COP31 sürecine güçlü katılımının, COP31 İklim Eylemi gündemi kapsamında iş birliğini artırmak ve somut sonuçlar elde etmek için sağlam bir zemin sağlayacağını vurguladı.

Gıda güvenliğine ilişkin sınamaların küresel gündemi meşgul etmeye devam ettiğini hatırlatan Yılmaz, “Tarım alanında kadim tecrübeye sahip olan ülkemiz, kurumsal kapasitesi ve insani yaklaşımıyla uluslararası tarım politikalarına ve küresel gıda güvenliğine önemli katkıda bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, bu alanda daha çok sorumluluk üstlenme vizyonuyla, Türkiye’nin en uzun süre Tarım Bakanlığı görevini yapmış Mehdi Eker’i BM Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) Genel Direktörü görevine aday gösterdiklerini anımsatarak, 2027 Temmuz ayında gerçekleştirilecek seçimlerde TDT Üye ve Gözlemci ülkelerinin desteğini beklediklerini söyledi.

– “Müreffeh bir Türk Dünyası’nın inşasına katkı sağlayacak”

Somut projelerle ülkeler ve halklar için çözümler üreten etkin bir işbirliği mekanizmasına dönüşen TDT’yi daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini dile getiren Yılmaz, toplantı vesilesiyle paylaşılacak tüm önerilerin ortak vizyona uygun şekilde Teşkilat’ın gündemine alınmasının, çalışmalara hız kazandıracağını, Türk devletlerinin gerçek potansiyeline ulaşmasına yardımcı olacağını kaydetti.

Yılmaz, bu anlayışla, bugün yapılacak değerlendirmelerin, daha bütünleşmiş ve daha müreffeh bir Türk dünyasının inşasına katkı sağlayacağına inandığını ifade etti.

Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya, Özbekistan Başbakanı Abdulla Aripov, Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov, Kırgızistan Başbakanı Adılbek Kasımaliyev, Başbakanı Ünal Üstel, Türkmenistan Başbakan Yardımcısı Nökerguli Ataguliyev ve TDT Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev katıldı.

Üstel: “EOKA’yı yüceltmek, tarihi çarpıtmak, Kıbrıs Türk halkına yapılan zulmü yok saymaktır”

Başbakan Ünal Üstel, EOKA’nın Kıbrıs Türk halkı için katliamların, saldırıların ve sistematik baskıların adı olduğunu vurgulayarak, “EOKA’yı yüceltmek, tarihi çarpıtmak, Kıbrıs Türk halkına yapılan zulmü yok saymaktır” dedi.

Yazılı açıklama yaparak, Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in EOKA’nın faaliyete geçtiği günün yıldönümüne ilişkin açıklamalarına tepki gösteren Üstel, örgütün yüceltilmesi ve kolektif hafızada canlı tutulmasının teşvik edilmesinin kabul edilemez olduğunu, bu yaklaşımın adada ortak bir gelecek inşa etme iddiasıyla tamamen çeliştiğini kaydetti.

– “Kıbrıs Türk halkına yaşatılan acılar ortadayken bu örgütün yüceltilmesi kabul edilemez”

Hristodulidis’in sözlerini  esefle karşıladığını belirten Üstel, EOKA’nın “ulusal kurtuluş mücadelesi” olarak gösterilmesi ve bu anlayışın yeni nesillere aktarılmasının savunulmasının, tarihi gerçeklerin açık şekilde çarpıtılması olduğunu vurguladı.

“EOKA, Kıbrıs Türk halkı için bir ‘mücadele’ değil; katliamların, saldırıların ve sistematik baskıların adı olmuştur” diyen Üstel, Kıbrıs Türk halkına yaşatılan acılar ortadayken bu örgütün yüceltilmesinin ve kolektif hafızada canlı tutulmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti.

– “Tek taraflı tarih anlatılarıyla ve gerçekleri yok sayan söylemlerle uzlaşı sağlanamaz”

Bu yaklaşımın adada ortak bir gelecek inşa etme iddiasıyla çeliştiğini ifade eden Üstel, “Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümden söz edilecekse, bunun yolu geçmişle dürüst bir şekilde yüzleşmekten geçmektedir. Tek taraflı tarih anlatılarıyla ve gerçekleri yok sayan söylemlerle uzlaşı sağlanamaz.” ifadelerine yer verdi.

– “Egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz, vazgeçilmez temelimizdir”

Kıbrıs Türk halkının eşit kurucu ortak olduğu adada hiçbir zaman azınlık statüsünü kabul etmediğini ve etmeyeceğini belirten Üstel, “Egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz, vazgeçilmez temelimizdir. Halkımızı bu haklardan mahrum bırakmayı hedefleyen her türlü yaklaşımı reddediyoruz.” dedi.

Üstel, Kıbrıs Türk halkının devletine, egemenliğine ve onurlu geleceğine Anavatan Türkiye ile birlikte kararlılıkla sahip çıkmaya devam edeceğini vurguladı.

– Yiğitler Burcu’ndaki saldırı… “Ciddi bir sorumluluk zafiyeti”

Öte yandan Yiğitler Burcu bölgesinde sivil vatandaşlara yönelik saldırıyı değerlendiren Başbakan Üstel, “Saldırı son derece vahim ve kabul edilemez bir gelişmedir” ifadelerini kullandı.

Böylesi hassas bir dönemde, ara bölge statüsündeki bir alanda gerekli önlemlerin alınmamış olmasının ciddi bir sorumluluk zafiyeti olduğunu söyleyen Üstel, “Saldırıyı gerçekleştirenleri en güçlü şekilde kınıyoruz” dedi.

– “Güvenlik tedbirlerinin artırılmasını ve failler hakkında ivedilikle adli sürecin başlatılmasını bekliyoruz”

Başta Birleşmiş Milletler Barış Gücü olmak üzere ilgili tüm tarafları sorumluluklarını yerine getirmeye çağıran Üstel, güvenlik tedbirlerinin artırılmasını ve olayın failleri hakkında ivedilikle adli sürecin başlatılmasını beklediklerini kaydetti.

Üstel, Kıbrıs Rum liderliğinin saldırıya ilişkin soruşturmayı gecikmeksizin başlatmasının ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasının, gerilimin tırmanmaması açısından zorunlu olduğunu belirterek, sürecin yakından takipçisi olacaklarını ifade etti.

Aliyev: “Ortak çabalarımızla TDT’nin konumunu daha da güçlendirmeliyiz “

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) dünya çapında büyük itibar kazandığını ve uluslararası konumunun güçlendiğini söyleyerek “Ortak çabalarımızla TDT’nin konumunu daha da güçlendirmeliyiz. TDT, dünyanın önde gelen uluslararası kuruluşları arasında yer almalıdır.” dedi.

Aliyev, Bakü’de düzenlenen TDT Hükümet Başkanları/Başkan Yardımcıları Toplantısı’na katılan yetkilileri kabul etti. Kabulde Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Özbekistan Başbakanı Abdulla Aripov, Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov, Kırgızistan Başbakanı Adılbek Kasımaliyev, Başbakanı Ünal Üstel, Türkmenistan Başbakan Yardımcısı Nökerguli Ataguliyev ve TDT Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev yer aldı.

Aliyev, burada yaptığı konuşmada, ülkesinin TDT’nin gelişimine büyük katkı sağladığını ve sağlamaya devam edeceğini söyledi.

TDT çerçevesindeki işbirliklerinin geliştirilmesinin Azerbaycan’ın dış politikasında öncelikli konulardan biri olduğunu vurgulayan Aliyev, “Defalarca çeşitli platformlardan açıklamıştık ki, Türk dünyası bizim ailemizdir, başka bir ailemiz yoktur. Bu aileyi geleceğe taşımak için ortak çabaların gösterilmesi elbette çok önemlidir.” değerlendirmesini yaptı.

Aliyev, TDT’nin dünya çapında büyük itibar kazandığını ve uluslararası konumunun güçlendiğini ifade ederek şunları kaydetti:

“Ortak çabalarımızla TDT’nin konumunu daha da güçlendirmeliyiz. TDT, dünyanın önde gelen uluslararası kuruluşları arasında yer almalıdır. Bu, bize bağlıdır. Ne kadar çaba gösterir, birlik olursak, önemli projeleri hayata geçirir ve aynı zamanda ortaklarımız için de önemli fırsatlar yaratırsak, uluslararası itibarımız, konumlarımız ve imkanlarımız o ölçüde artacaktır.”

Dünyada etnik kökenler üzerine kurulan kuruluşların sayısının çok fazla olmadığını, bunun da TDT’nin avantajı olduğunu belirten Aliyev, “Bizi birleştiren etnik aidiyetimizdir. Bu, birinci etkendir. Onun ardından coğrafyamız, ülkeler arasındaki çok iyi ve samimi ilişkiler, ortak hedefler gelir. Bu nedenle, tüm bu unsurları göz önünde bulundurarak teşkilatımızı daha yüksek bir seviyeye taşımalıyız.” diye konuştu.

Aliyev, TDT üyesi ülkelerin Karabağ ve Doğu Zengezur’un yeniden inşasına sağladığı desteklerden bahsederek şu ifadeleri kullandı:

“Biz de her zaman gereken desteği vermeye hazırız ve bunu yapıyoruz. Türkiye’de yaşanan o yıkıcı depremden sonra Azerbaycan, kardeşlik desteğini göstermiştir ve Azerbaycan’ın finansal imkanlarıyla Kahramanmaraş’ta 100 milyon dolar değerinde ‘Azerbaycan Mahallesi’ inşa edilmiştir. Birbirimize sağladığımız yardımlar hem de niyetimizi gösterir.”

Ekonomik konular ve yatırım meselelerinin yanı sıra bugün TDT ülkelerinin önünde duran temel konulardan birinin de ulaşım, lojistik ve transit imkanların genişletilmesi olduğunu dile getiren Aliyev, “Ülkelerimizden geçen Orta Koridor her birimizin çıkarına hizmet ediyor. Özellikle mevcut jeopolitik durumda Orta Koridor, Trans-Hazar Koridoru, Zengezur Koridoru ve bu yöndeki diğer projeler büyük önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İlham Aliyev ve Ünal Üstel bir araya geldi

Başbakan Ünal Üstel, Türk Devletleri Teşkilatına üye hükümet başkanları ve cumhurbaşkanı yardımcıları ile birlikte Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edildi. 

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı’nda gerçekleştirilen kabulde, Türk dünyası devletleri Aliyev ile bir araya geldi.

Kabulde, Başbakan Ünal Üstel’in yanı sıra, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Özbekistan Cumhuriyeti Başbakanı Abdulla Aripov, Kazakistan Cumhuriyeti Başbakanı Oljas Bektenov, Kırgız Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Başkanı Adılbek Kasımaliyev, Türkmenistan Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcısı Nökergulu Ataguliyev ile Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüralıyev de yer aldı.

Görüşmede, Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ekonomik iş birliğinin artırılması, bölgesel gelişmeler ve ortak projeler ile ilgili görüşler gündeme geldi.

Yılmaz: Stratejik konuma sahip bulunan Kıbrıs, bölgedeki son gelişmeler ışığında bugün daha da önemli hale geldi

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Üye Devletleri Hükümet Başkanları ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları Toplantısı’na yaptığı konuşmada, “Stratejik bir konuma sahip bulunan Kıbrıs adası, bölgedeki son gelişmeler ışığında bugün daha da önemli hale gelmiştir” dedi.

Yılmaz, “KKTC’yi söz konusu coğrafyada Türk Dünyası’nın ortak varlığı ve müşterek çıkarlarını temsil eden bir unsur olarak değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullanarak, TDT üyelerini KKTC ile siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerini kuvvetlendirmeye, temaslarını artırmaya ve uluslararası toplumdaki haklı davalarını desteklemeye çağırdı.

Yılmaz, Bakü’de, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Üye Devletleri Hükümet Başkanları ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları Toplantısı’na katıldı.

Burada konuşan Yılmaz, küresel sistemdeki tıkanıklık ve acziyet nedeniyle krizlerin çözümsüz kaldığını belirterek, İran, İsrail ve ABD arasındaki çatışmanın, TDT coğrafyası da dahil geniş bir bölgenin barış ve istikrarını tehdit ettiğini söyledi.

Önce Gazze’yi, ardından Yemen ve Lübnan’ı son olarak da İran’ı hedef alan İsrail saldırılarının amacının bölgeyi adım adım istikrarsızlaştırmak olduğuna işaret eden Yılmaz, devam eden savaşın, Hürmüz Boğazı başta olmak üzere enerji hatları ve küresel ekonomik istikrar için de hayati riskler oluşturduğunu, savaşın menfi etkilerinin tüm dünyada hissedildiğini kaydetti.

Yılmaz, kritik altyapının ve enerji tesislerinin hedef alınmasının bölgeyi ve küresel ekonomiyi geri dönülmez bir felakete sürükleyeceğine dikkati çekerek, şunları ifade etti:

“Öte yandan, her ne sebeple olursa olsun bölge ülkelerinin İran tarafından hedef alınmasını da kabul edilemez buluyoruz. Bu nedenle itidal çağrımızı yineliyoruz. Türkiye olarak krizin başlangıcından bu yana diyalog için zemin oluşturmaya çalışmakta ve yoğun bir diplomasi trafiği yürütmekteyiz. Beklentimiz, bir an evvel çatışmalara son verilmesi ve diplomasiye dönülmesidir. İsrail’in Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da devam eden saldırılarının, Körfez’deki savaşın gölgesinde bırakılmaması gerekmektedir. İki devletli çözümün hayata geçirilmesini ve Filistin halkının haklarının güvence altına alınmasını teminen TDT olarak çabalarımızı artırmamız önem taşımaktadır. Bu çerçevede, Gazze’nin yeniden inşası sürecinde TDT bünyesinde ortak projeler geliştirerek, Filistin halkıyla dayanışmamızı somut şekilde ortaya koymamızda yarar bulunmaktadır.

Beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna savaşının mümkün olan en kısa sürede sona ermesini arzu ediyoruz. Ukrayna’da uluslararası hukuk temelinde, adil ve kalıcı bir barışın tesis edilmesi için üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz. Diğer taraftan, bölgemizde olumlu gelişmeler de yaşandığını müşahede ediyoruz. Derin tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz komşu coğrafyamız Güney Kafkasya’da, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı barışın tesisine yönelik atılmakta olan olumlu adımları memnuniyetle karşılıyoruz. Bölgede ortaya çıkan tarihi fırsatın değerlendirilmesini ve iki ülke arasında barış anlaşmasının imzalanmasını arzu ediyoruz. Güney Kafkasya’da istikrar ve işbirliği ortamı, Türk Dünyası’ndaki etkileşimi daha da artıracaktır. Ulaştırma, enerji, altyapı ve iletişim gibi birçok alandaki yeni iş birliği imkanlarının Türk Dünyası’nın refahına önemli katkılar vereceğine inanıyoruz.”

– “KKTC’yi Türk Dünyası’nın müşterek çıkarlarını temsil eden bir unsur olarak değerlendirmeliyiz”

Bölgesel gelişmelerin, küresel ulaştırma ve enerji hatları üzerinde stratejik bir konumda bulunan ülkeleri doğrudan etkilediğine işaret eden Yılmaz, “Türk devletlerinde barış ve istikrarın korunması, yalnızca bölgesel refahın sürdürülmesi bakımından değil, aynı zamanda uluslararası ticaretin kesintisiz işlemesi ve enerji arz güvenliğinin temini bakımında da kritik öneme sahiptir. Bu gerçek ışığında, Türk devletleri olarak uluslararası platformlarda birlik içinde hareket etmemiz ve bölgesel dengeleri şekillendirme konumumuzu güçlendirmemiz her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.” dedi.

Yılmaz, teşkilatın gözlemci üyesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel’in toplantıya katılmasından büyük memnuniyet duyduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev’e ve Başbakan Sayın Asadov’a Kıbrıs Türk halkının haklı davasına verdikleri güçlü destek için teşekkürlerimi sunmak isterim. Stratejik bir konuma sahip bulunan Kıbrıs adası, bölgedeki son gelişmeler ışığında bugün daha da önemli hale gelmiştir. Dolayısıyla, KKTC’yi söz konusu coğrafyada Türk Dünyası’nın ortak varlığı ve müşterek çıkarlarını temsil eden bir unsur olarak değerlendirmeliyiz. Bu çerçevede, aile meclisimizin tüm kıymetli üyelerini KKTC ile siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerini kuvvetlendirmeye, temaslarını artırmaya ve uluslararası toplumdaki haklı davalarını desteklemeye davet ediyorum.

180 milyona yaklaşan toplam nüfusumuz ve yıllık ortalama yüzde 5’lik büyüme hızımızla 2,1 trilyon dolara doğru ilerleyen gayrisafi milli hasılamız, ticari bağlarımızı daha da güçlendirmek için potansiyelimizin büyüklüğünü ortaya koymaktadır. 2024’te TDT üye ve gözlemci ülkelerinin kendi aralarındaki ihracatın toplamı 35,3 milyar dolara ulaşmıştır. Bu rakam, ülkelerimizin dünya genelindeki toplam ihracatının yüzde 6,1’ine karşılık gelmektedir. Aynı dönemde ülkelerimiz, tüm dünya ile ticaretlerinde yaklaşık 1,2 trilyon dolarlık hacme ulaşarak, küresel ölçekteki ağırlığını bir kez daha kanıtlamıştır. Teşkilat içi ticaret hacmimizin daha üst seviyelere çıkarılmasını teminen, liderlerimiz tarafından somut bir hedef belirlenmesinin faydalı olacağını düşünüyor, bu çerçevede kendi aramızdaki ihracatın toplam ihracatımıza oranını da önümüzdeki dönemde en az yüzde 10 seviyesine çıkarabileceğimize inanıyoruz.”

– “Türk Yatırım Fonu’nun finansman faaliyetlerine başlamasını bekliyoruz”

İkili ve bölgesel ekonomik ilişkileri besleyen bir diğer kritik alanın da yatırımlar olduğunu belirten Yılmaz, “Bu çerçevede, TDT’nin üye ülkelerinin yatırımlarını öncelikli alanlara yönlendirecek somut girişimlere odaklanması artık bir tercih değil, stratejik bir gerekliliktir.” dedi.

Yılmaz, ikili düzeydeki Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşmalarının çağın gereklerine uygun olarak revize edilmesinin, yatırımcılara güven ortamını sağlayacağını ve kararlarını daha hızlı almaları için teşvik edici olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:

“20 Şubat 2026 tarihinde Kazakistan’ın Türkistan şehrinde başarıyla gerçekleşen 14. TDT Ticaret ve Ekonomiden Sorumlu Bakanlar Toplantısı’nda da ele alındığı üzere, TDT Üye Ülke Hükümetleri Arasında Sürdürülebilir Kalkınma için Hizmetler ve Yatırımların Kolaylaştırılması Anlaşması’nın (SIFA) müzakerelerine bir an önce başlanması bu doğrultuda atılacak önemli bir adım olacaktır. Ayrıca, Türk Devletleri arasındaki ilk finansal kuruluş olan Türk Yatırım Fonu’nun yakın bir zamanda finansman faaliyetlerine başlamasını bekliyoruz. Fon’un, uluslararası arenada muteber bir finansal kuruluş olarak hak ettiği yeri edinmesini teminen çalışmalarımızın devamı önem taşımaktadır. Küresel ve bölgesel sınamalar karşısında Türk Devletleri arasındaki enerji ve ulaştırma bağlantılarının güçlendirilmesi stratejik öneme haizdir. Yenilenebilir enerji, doğalgaz, elektrik şebekeleri ve kritik mineraller gibi birçok alanda güçlü bir işbirliği potansiyeline sahibiz. Özellikle ‘Hazar Geçişli Doğal Gaz Boru Hattı’ projesi, bölgesel enerji entegrasyonunu güçlendirirken ülkelerimizin kalkınmasına da önemli katkı sağlayacaktır.”

Enerjiyle bağlantısallığın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini, bu anlayışla, Orta Asya’dan Hazar üzerinden Türkiye’ye ve Avrupa’ya uzanan Trans-Hazar Doğu-Batı Orta Koridoru’nun, tedarik zincirlerini güçlendiren, ticareti çeşitlendiren ve ülkeler arasındaki bağları pekiştiren stratejik bir hat olarak öne çıktığını vurgulayan Yılmaz, Türkiye’nin, güçlü altyapısı ve özellikle Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı başta olmak üzere, kapsamlı karayolu ve demiryolu ağıyla bu koridorun önemli bir paydaşı olduğunu söyledi.

Yılmaz, ulaştırma koridorlarının geliştirilmesi, gümrük süreçlerinin sadeleştirilmesi ve ticaretin kolaylaştırılması konularının birbiriyle yakından bağlantılı olması çerçevesinde, söz konusu alanlarda ilgili kurumların ortak toplantılar gerçekleştirmesi ve özel sektör temsilcilerinin de müşterek hedefler doğrultusunda bir araya getirilmelerinin faydalı olacağını dile getirdi.

– “COP31’de hedefimiz küresel iklim çabalarına katkı sağlamak”

Yapay zeka başta olmak üzere dijitalleşme alanında iş birliğini geliştirmenin de önemli bir öncelik olduğuna işaret eden Yılmaz, Türkiye’nin, küresel ölçekte iklim değişikliğiyle mücadelede öncü rol üstlenme kararlılığına sahip olduğunun, çok taraflılığın ciddi baskı altında olduğu bu kritik dönemde COP31 Başkanlığı görevini üstlenmekten memnuniyet duyduklarının altını çizdi.

Yılmaz, COP29’u başarıyla gerçekleştiren Azerbaycan’ın tecrübelerinden istifade ettiklerini belirterek, “COP31 Başkanlığımız dönemindeki hedefimiz, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yapıcı bir köprü kurarak, taraflar arasında güveni ve işbirliğini güçlendirmek ve küresel iklim çabalarına olumlu katkı sağlamaktır.” diye konuştu.

Cevdet Yılmaz, TDT Üye Devletleri ve Gözlemcilerinin COP31 sürecine güçlü katılımının, COP31 İklim Eylemi gündemi kapsamında iş birliğini artırmak ve somut sonuçlar elde etmek için sağlam bir zemin sağlayacağını vurguladı.

Gıda güvenliğine ilişkin sınamaların küresel gündemi meşgul etmeye devam ettiğini hatırlatan Yılmaz, “Tarım alanında kadim tecrübeye sahip olan ülkemiz, kurumsal kapasitesi ve insani yaklaşımıyla uluslararası tarım politikalarına ve küresel gıda güvenliğine önemli katkıda bulunmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, bu alanda daha çok sorumluluk üstlenme vizyonuyla, Türkiye’nin en uzun süre Tarım Bakanlığı görevini yapmış Mehdi Eker’i BM Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO) Genel Direktörü görevine aday gösterdiklerini anımsatarak, 2027 Temmuz ayında gerçekleştirilecek seçimlerde TDT Üye ve Gözlemci ülkelerinin desteğini beklediklerini söyledi.

– “Müreffeh bir Türk Dünyası’nın inşasına katkı sağlayacak”

Somut projelerle ülkeler ve halklar için çözümler üreten etkin bir işbirliği mekanizmasına dönüşen TDT’yi daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini dile getiren Yılmaz, toplantı vesilesiyle paylaşılacak tüm önerilerin ortak vizyona uygun şekilde Teşkilat’ın gündemine alınmasının, çalışmalara hız kazandıracağını, Türk devletlerinin gerçek potansiyeline ulaşmasına yardımcı olacağını kaydetti.

Yılmaz, bu anlayışla, bugün yapılacak değerlendirmelerin, daha bütünleşmiş ve daha müreffeh bir Türk dünyasının inşasına katkı sağlayacağına inandığını ifade etti.

Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya, Özbekistan Başbakanı Abdulla Aripov, Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov, Kırgızistan Başbakanı Adılbek Kasımaliyev, Başbakanı Ünal Üstel, Türkmenistan Başbakan Yardımcısı Nökerguli Ataguliyev ve TDT Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev katıldı.

Aliyev ve Yılmaz görüştü: KKTC’nin TDT’ye katılımdan dolayı teşekkür

Türkiye Cumhuiyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le görüştü.

Yılmaz, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Hükümet Başkanları/Başkan Yardımcıları Toplantısı’na katılmak için geldiği Azerbaycan’da, Cumhurbaşkanı Aliyev’le bir araya geldi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Yılmaz, Aliyev’e Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.

Aliyev, selamlar için teşekkür etti, kendi selamlarını da Erdoğan’a iletmesini rica etti.

Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin her zaman Azerbaycan’ın yanında olduğunu belirterek bunun, Şuşa Beyannamesi’nin temel ilkelerinden biri olduğunu vurguladı.

Aliyev de Azerbaycan’ın her zaman Türkiye’nin yanında olduğunu ifade etti.

Görüşmede, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşlik ve stratejik müttefiklik ilişkilerinin tüm alanlarda başarıyla geliştiği memnuniyetle vurgulanarak çeşitli düzeylerde yapılan karşılıklı ziyaretlerin, ilişkilerin daha da genişlemesine katkı sağladığı belirtildi.

TDT Hükümet Başkanları/Başkan Yardımcıları Toplantısı’nın önemine işaret edilen görüşmede, bu etkinliğin teşkilat çerçevesinde işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik konuların ele alınması için iyi bir fırsat sunduğu ifade edildi.

Yılmaz, bu toplantıya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ünal Üstel’in katılımını da memnuniyetle karşıladığını belirterek bu nedenle Azerbaycan’a teşekkür etti.

Gebele’de geçen yıl TDT Devlet Başkanları Konseyi’nin 12. Zirve Toplantısı’nın yüksek düzeyde gerçekleştirildiğini ve söz konusu etkinlikte önemli sonuçlar elde edildiğini belirten Yılmaz, Azerbaycan’ın TDT dönem başkanlığının başarılı olduğunu vurguladı.

Görüşmede ayrıca, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ikili işbirliğinin perspektifleri, bölgesel durum ve karşılıklı ilgi uyandıran diğer konular hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.

Dinçyürek: Karaciğer nakil ameliyatı için adımlar atıldı, Girne Hastanesi bitti

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, karaciğer nakil ameliyatlarının yapılması için adımlar atıldığını duyurdu. Dinçyürek, Girne Hastanesi’nin bittiğini, büyük cihazların ihalelerinin tamamlanması kaldığını söyledi.

Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek, karaciğer nakil ameliyatı için harekete geçtiklerini anlattı. Dinçyürek ayrıca, savaşın ilk gününden itibaren hükümet ve Sağlık Bakanlığı olarak aksiyon aldıklarını da belirtti.

Dinçyürek, Gökhan Altıner’in Kıbrıs Postası TV’de hazırlayıp sunduğu ‘Sabah Postası’ isimli programa konuk oldu. Dinçyürek, yaşanan savaşın sıradanlaşmaması gerektiğinin altını çizerek, “Konuştuğumuz konu sıradan değil. Ortak akıl devreye girerek, diplomasi, müzakereyle son bulmalı” dedi. Dünyanın savaşı seyreden halde çıkması gerektiğine belirten Dinçyürek, “BM Güvenlik Konseyi nerede? İnsan Hakları Mahkemesi nerede? Hani temel hak ve özgürlükler? Son yıllarda dünyada artık haklı-haksız ve evrensel kurallar, etik kurallar yoktur” dedi.

”CAN GÜVENLİĞİ AÇISINDAN EN ÜST NOKTADAYIZ”

Güçlünün güçsüze tahakkümünün öne çıktığını ifade eden Dinçyürek, Gazze olayında bunun ortaya çıktığını söyledi. “Anavatan Türkiye varsa biz varız, güçlüyse biz de güçlüyüz” diyen Dinçyürek, Güney Kıbrıs’ın dıştan takviyelerle orantısız güç yarattığını ve oldu bitti strateji benimsediğini kaydetti. “Gücün varsa yatak odasından adamı alıp götürürsün” diyen Dinçyürek, yaşananların izahı olmadığını söyledi.

Güçlünün kendi düzenini korumak adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi şeyler çıkardığını ifade eden Dinçyürek, dünyanın egemen güçler tarafından kendi çıkarlarıyla yönetildiğini söyledi. Dinçyürek, Kuzey Kıbrıs’ta bu gerçekleri görmeyen tek bir vatandaşın görmediğini söyleyerek, EOKA’yı selamlayanlar ile ortak yaşam kurulamayacağına vurgu yaptı. “Can güvenliği açısından en üst noktadayız ve bu coğrafyada en rahat olanlardanız. Bunun tek sebebi güçlü Anavatan Türkiye, güçlü desteği ve garantörlük haklarıdır” dedi.

Savaşın başladığı ilk gün Bakanlar Kurulu’nun hafta sonu toplandığını ifade eden Dinçyürek, ilk günden itibaren gerek hükümet gerekse Sağlık Bakanlığı olarak aksiyon aldıklarını söyledi. Tedarik zincirinde problem olmaması için tedarik noktalarını hızlandırdıklarını ifade eden Dinçyürek, olası senaryolar üzerinde de çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

”KDV VE FİF SIFIRLANDI”

Bakanlık olarak Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı ile toplantılar yaptıklarını ifade eden Dinçyürek, “Aldığımız tedbirler sadece malzemeye değil, insan kaynaklarına, sağlık hizmeti verecek yerler için adım attık. Bunları yaparken doğal olarak genelge yayınladık; normalde de sağlık çalışanı veya kamu çalışanı yurt dışına çıkacaksa belli bir süre öncesinde müracaat eder ve öyle çıkabilir. Zaman zaman inisiyatif kullanılıyordu. Genelge yayınladık; en az 10 gün önceden müracaat edilmeli. Bu zaten yasada var. Ortalık kalktı oturdu. Yasada olan bir şey hatırlatıldı” dedi.

Sivil toplum örgütleri ve muhalefetin ilk günden itibaren “tedbir almanız lazım” dediğini, ardından alınan tedbirlerin itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi. Akaryakıta yapılan zamma gelen tepkileri de yanıtlayan Dinçyürek, “Zam yaptık. Zam yapmış halimizle bile güneydeki fiyat bir buçuk katımızdır. Türkiye’de, güneyde, Avrupa’da pahalı. Brent petrol 60 dolarlardan 110 dolara çıktı. Biz akaryakıta yüzde 80-90 zam yapmadık. Yapmamak için KDV’yi ve FİF’i sıfırladık. Yaptığımız hamleler kısıtlı zam yaptırdı” dedi. Sendikaların eleştirilerine de değinen Dinçyürek, devletin kucaklayıcı olduğunu ifade etti.

”VARKEN VERDİK”

2024’te 3 kez hayat pahalılığı verildiğini hatırlatan Dinçyürek, gerçekleşen hayat pahalılığının yüzde 17 verildiğini söyledi. Asgari ücretin döviz bazında dünyadaki yerinin iyi durumda olduğunu belirten Dinçyürek, “Varken verdik” dedi.

CTP’nin geçmişte taksitle maaş ödemelerine ilişkin açıklamalarını hatırlatan Dinçyürek, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın başbakan olduğu dönemdeki ”Tünelin ucunda ışığı göremem” sözlerine atıfta bulundu.

”KARACİĞER NAKİL AMELİYATI İÇİN ADIMLAR ATILDI”

Sağlıktaki gelişmeleri de anlatan Dinçyürek, Gazimağusa Hastanesi anjiyo cihazının önümüzdeki çarşamba biteceğini söyledi. Ülkede 5’inci kalp nakil ameliyatının gerçekleştiğini ifade eden Dinçyürek, organ bağışının önemine değindi. Karaciğer nakil ameliyatları için de adımlar atıldığını belirten Dinçyürek, Türkiye’den destek alındığını söyledi. Karpaz Hastanesi’nin gökyüzüne doğru yükseldiğini ifade eden Dinçyürek, Lefkoşa Hastanesi’nin çok hızlı ilerlediğini kaydetti.

Girne Hastanesi’nin yüzde 99 fiziken bittiğini ifade eden Dinçyürek, büyük cihazların ihalesinin tamamlanması sonrası yüzde 100 binanın bitmiş olacağını dile getirdi. Güzelyurt Devlet Hastanesi’nde eksik kalan asansör montajının yapıldığını ve binanın içinin bittiğini söyleyen Dinçyürek, cihaz ihalelerinin de tamamlandığını ve ana cihazların tekliflerinin açıldığını anlattı.

Cevdet Yılmaz Türk Devletleri Teşkilatı toplantısına Bakü’de katıldı

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bakü’de düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı toplantısına katıldıklarını açıkladı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Üye Devletleri Hükümet Başkanları ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları Toplantısı’na katıldı.

Toplantı Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirildi.

“ORTAK HEDEFLER DOĞRULTUSUNDA İLERLİYORUZ”

Yılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirilen toplantıda önemli değerlendirmelerde bulunduklarını belirtti.

Yılmaz açıklamasında, Türk Devletleri Teşkilatı’nın geleceğine katkı sunan bu buluşmanın ortak hedefler doğrultusunda kararlılıkla ilerlediklerinin somut bir göstergesi olduğunu ifade etti.

KKTC VE ÜSTEL VURGUSU

Yılmaz, Türk Devletleri Teşkilatı’nın gözlemci üyesi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Başbakanı Ünal Üstel’in toplantıda yer almasından memnuniyet duyduklarını da belirtti.

Yılmaz paylaşımında, Azerbaycan Başbakanı Ali Asadov’a ev sahipliği için teşekkür ederek, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin halklarına selamlarını iletti.

Çavuşoğlu: Bu tutum kalıcı barışa ciddi zarar vermektedir

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), EOKA terör örgütünün kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında küçük yaştaki çocuklara savaş sloganları attırması ve terör örgütünü kahraman olarak göstermesi yönündeki haberleri endişe ve üzüntüyle takip ettiklerini belirtti.
Bakan Çavuşoğlu açıklamasında, çocukların bu tür törenlere dahil edilmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:
“Rum lider Nikos Hristodulidis’in, çocukların zihinlerine “düşmanlık” tohumları ekmeyi “milli bir görev” olarak nitelendirmesi ve “EOKA mücadelesini yeni nesillere aktarma” vurgusu yapması, adadaki kalıcı barış arayışına ciddi zarar vermektedir.
Bugün, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulan bir dönemden geçiyoruz. Buna karşın, bu tür etkinliklerle çocuklara düşmanlık, nefret ve şiddet içerikli söylemlerin aşılanması, sadece bugünü değil, geleceği de tehdit etmektedir.
Tarihsel kayıtlara baktığımızda EOKA, başta sivil Kıbrıslı Türkler olmak üzere birçok masum insana yönelik saldırılar gerçekleştirmiş, adada etnik temizlik hedefiyle hareket eden kanlı bir örgüttür. Böyle bir örgütün genç nesillere “kahramanlık” adı altında aktarılması, açıkça şiddeti ve etnik nefreti körükleyecektir.
Bu bağlamda kamuoyuyla şu hususları paylaşmayı zaruri görmekteyim;
Okullar, çocuklara evrensel değerleri, barışı ve hoşgörüyü aşılaması gereken yerlerdir. Ne yazık ki bu tür ideolojik yönlendirmeler, tarihi çarpıtarak yeni nesillere düşmanlık aşılamaya yönelik sistematik bir çalışmanın parçası durumundadır.
Gelecek nesilleri komşu bir topluma düşman olarak yetiştirmek, adada iki toplumun karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada yaşama ihtimalini zehirlemektedir. Rum liderliğinin bu tutumu, “barışçıl bir gelecek” söyleminin sadece sözden ibaret olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Okullarda yürütülen ırkçı ve faşist propagandaları bir kez daha şiddetle kınarken, bu çerçevede Rum liderliğine açık bir çağrıda bulunuyorum;
Çocukların siyasetin ve ideolojik çatışmaların aracı haline getirilmesine derhal son verilmelidir. Eğitim ortamları; nefretin değil, barışın, hoşgörünün ve ortak yaşam kültürünün inşa edildiği alanlar olmalıdır. Adada kalıcı barışın tesisi için sorumlu, yapıcı ve samimi bir yaklaşım benimsenmelidir.”

Üstel: “KKTC, TDT’nin Doğu Akdeniz’deki sarsılmaz kalesidir”

Başbakan Ünal Üstel’in katılımı ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ev sahipliğinde düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı hükümet baskanlari zirvesi Bakü’de başladı.

Toplantı kapsamında ilk olarak Azerbaycan cumhurbaşkanı ilham Aliyev, Türk devletleri teşkilatına üye hükümet baskanlari ve Cumhurbaşkanı yardımcılarını kabul etti. (Sabah tek foto attım, görüntü gelirse atacam)

Daha sonra zirvede, Yuvarlak masa etrafında toplanan devlet ve hükümet başkanları konuşmalarını gerçekleştirdi.

Başbakan Ünal Üstel, konuşmasında KKTC’nin Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayarak teşkilata tam üyelik hedefini yineledi.

Konuşmasına Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e teşekkür ederek başlayan Üstel, Azerbaycan’ın KKTC’ye verdiği desteğin Türk dünyası dayanışmasının güçlü bir göstergesi olduğunu belirtti.

Aliyev’in “Türk dünyası bizim ailemizdir” vizyonunun toplantıya yön veren önemli bir irade ortaya koyduğunu ifade etti.

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı’nın Doğu Akdeniz’deki sarsılmaz kalesi olduğunu vurgulayan Üstel, dünyanın savaşlar, ekonomik krizler, düzensiz göç hareketleri ve iklim krizinin etkileriyle çok katmanlı bir belirsizlik sürecinden geçtiğini söyledi.

Üstel, bu ortamda Türk devletleri arasındaki stratejik dayanışmanın tarihi bir zorunluluk haline geldiğini kaydetti.

Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde devam eden çatışmaların küresel vicdanı derinden yaraladığını belirten Üstel, Türk dünyasının ortaya koyacağı kararlı duruşun barışın teminatı olacağına inandıklarını ifade etti.

Üstel ayrıca Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgesel çatışmaların sona ermesine yönelik çabalarını da selamladı.

Kıbrıs meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Üstel, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yıllardır haksız izolasyonlara maruz kaldığını belirterek, buna rağmen halkın desteğiyle ayakta durmaya devam ettiklerini söyledi.

Üstel, Kıbrıs meselesinde tek gerçekçi çözümün egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün tanınmasına dayalı iki devletli çözüm olduğunu vurguladı.

KKTC’nin Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde yürütülen tüm faaliyetlere aktif katılım sağladığını ifade eden Üstel, ülkenin teşkilatın bakanlar düzeyindeki toplantılarına ve teknik çalışma gruplarına ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu dile getirdi.

Enerji, teknoloji, turizm ve eğitim alanlarında Türk devletleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin küresel siyasette ve ekonomide ortak etki alanını artıracağını belirten Üstel, eğitim, turizm ve kültürel etkileşimin Türk dünyasını birbirine bağlayan stratejik köprüler olduğunu söyledi.

KKTC’nin “Modern İpek Yolu”nun denizlerdeki durağı olduğunu ifade eden Üstel, Türk dünyasından gelecek ziyaretçilere kapıların açık olduğunu belirtti.

Üstel ayrıca 2025–2034 Turizm Master Planı doğrultusunda KKTC’nin Akdeniz’in en güvenli ve kaliteli turizm destinasyonlarından biri haline getirilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Türk dünyasında oluşturulması planlanan ortak turizm rotalarına KKTC’nin dahil edilmesinin ekonomik entegrasyonu güçlendireceğini ifade eden Üstel, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının Türk dünyası için stratejik önem taşıdığını kaydetti.

Türkiye ile yürütülen politikaların enerji koridorlarının güvenliğini güçlendirdiğini belirtti.

KKTC’nin aynı zamanda bir üniversiteler adası olduğunu vurgulayan Üstel, Türk dünyasında yükseköğretim alanında ortak bir sistem oluşturulmasının ve diplomaların karşılıklı tanınmasının hızlandırılması gerektiğini söyledi. “Dijital Ada” vizyonu kapsamında yapılan yatırımlarla KKTC’nin veri güvenliği merkezi olmaya hazır olduğunu da ifade etti.

Azerbaycan–Türkiye–KKTC ilişkilerinin “Tek millet, üç devlet” anlayışıyla güçlendiğini belirten Üstel, hedeflerinin bu iş birliğini tüm Türk Devletleri Teşkilatı üyeleriyle daha da ileriye taşımak ve KKTC’nin tam üyelik sürecini başarıyla tamamlamak olduğunu söyledi.

Bazı uluslararası çevrelerin KKTC’yi yok saymaya çalıştığını ifade eden Üstel, buna rağmen devletin kurumlarıyla, meclisiyle ve halkıyla varlığını sürdürdüğünü vurgulayarak, KKTC’nin Türk dünyasının desteğiyle var olmaya devam edeceğini belirtti.

Üstel konuşmasını, Türk dünyası dayanışmasının önemine işaret ederek “Birliğimiz gücümüzdür, birliğimiz geleceğimizdir” sözleriyle tamamladı.

Savaşan: CTP başbakanlığı döneminde yaşananları unutmadık

UBP Grup Başkanvekili Ahmet Savaşan, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) hükümete yönelik eleştirilerine yanıt verdi.

Brent petrol fiyatlarında %70’e varan artışlara dikkat çeken Savaşan, bu durumun maliyetler üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu ifade etti. İçinden geçilen dönemde turizm ve emlak gelirlerinde yaşanan düşüşlerin ekonomik dengeyi olumsuz etkilediğini belirten Savaşan, böyle bir tabloda hükümetin tedbir almasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Alınan önlemleri hem muhalefete hem de sendikalara anlatmak için çaba gösterdiklerini dile getiren Savaşan, buların görmezden gelindiğini söyledi.

Katıldığı televizyon programında CTP’li bir çok milletvekilinin açıklamalarını “manipülasyon” olarak nitelendiren Savaşan, CTP Grup Başkanvekili Asım Akansoy’un “aynı gemide değiliz” sözlerine de yanıt verdi.

“BİZ HALKIMIZLA AYNI GEMİDEYİZ”

Akansoy’un ifadelerine atıfta bulunan Savaşan, şu değerlendirmeyi yaptı: “Sayın Akansoy’un nerede olduğunu bilemem; gemide mi, uçakta mı, yoksa başka bir yerde mi, bunu kendisi cevaplasın. Ancak biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkıyla birlikteyiz ve aynı gemideyiz” dedi. Savaşan, Akansoy’un UBP’nin iç yapısına yönelik değerlendirmelerinin kabul edilemez olduğunu da vurgulayarak CTP’nin ülkeyi yönetmeye aday olduğunu iddia ediyorsa, mevcut zorlu süreçte öngördüğü ekonomik yol haritasını açık ve net bir şekilde kamuoyuyla paylaşması gerektiğini dile getirdi. Savaşan, CTP’nin bunu yaparken iç bütünlüğünü nasıl koruyacağını da göstermesinin şart olduğunu kaydetti.

“CTP DÖNEMİNDE YAŞANANLAR UNUTULMADI”

2018 yılında arpaya yapılan zammın geri çekilmesi talebiyle hayvan üreticilerinin yaptığı eylemleri hatırlatan Savaşan, o dönemde Tufan Erhürman’ın Başbakan, Erkut Şahali’nin ise Tarım Bakanı olduğunu anımsatarak “yapılan eylemde Polis eylemcilere müdahale etmek zorunda kaldı; biber gazı ve cop kullanıldı, 1’i kadın 4 kişi hastanelik oldu. O gün yaşananlar da üzücü, bugün yaşananlar da öyle. Her ne kadar o günleri CTP unutturmaya çalışsa da halkımız bunları unutmaz” dedi.

“HALK GERÇEĞİ GÖRÜYOR”

Akansoy’un “halka masal anlatılıyor” iddiasına da değinen Savaşan, halkın kimin hikaye kimin masal anlattığını gördüğünü ifade etti. Programa katılmadan önce internete “biber gazı, cop ve CTP” yazarak bir arama yaptığına belirten Savaşan, bunu yapan herkesin 2018 yılında CTP başbakanlığındaki hükümet döneminde polisin hayvan üreticilerine biber gazı ve copla bu günden çok daha sert bir müdahale yapmak zorunda kaldığını görebileceğine dikkat çekti. O gün yapılan müdahaleleri normal ve polisin yapmak zorunda kaldığı müdahaleyi de görev diye açıklamaya çalışanların bugün farklı söylemler geliştirmesinin ciddi bir çelişki olduğuna işaret etti. Savaşan, “O zaman sormak gerekir: O gün yaşananlar normal, ama bu gün yaşananlar kardeşi kardeşe kırdırmak mıdır?” diye sordu.

“HALKIN HAFIZASIYLA ALAY EDİLMEMELİ”

CTP’li yetkililerin geçmişteki uygulamaları görmezden gelerek eleştirilerde bulunmasını da değerlendiren Savaşan, şu ifadeleri kullandı: “CTP döneminde yapılan zamlar döviz artışıyla açıklanabiliyor ve savunulabiliyor. Ancak bugün UBP’nin attığı adımlar acımasızca eleştiriliyor. Bu yaklaşım çelişkilidir. Halkın hafızasıyla alay edilmemelidir” dedi.

“ZOR DÖNEMLERDE TEDBİR ALMAK KAÇINILMAZDIR”

Ekonomik gelişmelere de değinen Savaşan, hükümetin aldığı kararların zorunluluktan kaynaklandığını belirtti: “Brent petrol fiyatları yükseliyor, buna bağlı olarak maliyetler artıyor. Turizm ve emlak gelirlerinde düşüş yaşanıyor. Böyle bir ortamda tedbir almak kaçınılmazdır. Bu tedbirleri hem muhalefete hem de sendikalara anlatıyoruz ancak ne yazık ki görmezden geliniyor.” dedi.

“EKSİKLER OLABİLİR, ANCAK ÖNCELİĞİMİZ HALKIMIZIN YARARI”

Savaşan açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Her zaman yüzde yüz doğru yaptığımızı iddia etmiyoruz. Eksiklerimiz, hatalarımız olabilir. Ancak tek bir önceliğimiz vardır: Halkımızın yararı. Pandemi döneminde olduğu gibi bugün de zor şartlar altında gerekli adımları atıyoruz. O zaman da başardık, şimdi de başaracağız. Bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyoruz ve tedbirlerimizi sürekli gözden geçireceğiz. Şartlar iyileştiğinde ise gerekli açılımları mutlaka yapacağız” dedi.