Archives Ağustos 2022

KTAMS: AÇLIK SINIRI 9 BİN 330 TL

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS)’ın resmi verilere dayandırdığı çalışmaya göre, 31 Temmuz itibarıyla 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 9 bin 330 TL.

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS)’ın resmi verilere dayandırdığı çalışmaya göre, 31 Temmuz itibarıyla 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 9 bin 330 TL.Artışa rağmen asgari ücretin yine açlık sınırının altında kaldığına işaret eden sendikanın raporu şöyle:“Sağlık Bakanlığına bağlı Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi’nden almış olduğumuz 4 kişilik bir ailenin sağlıklı bir biçimde beslenmesi için gerekli olan beslenme kalıbı ve bu kalıptaki maddelerin İstatistik Kurumu’nca sendikamıza gönderilen fiyatlar dikkate alınarak hazırladığımız rapora göre, 4 kişilik bir aile için 31 Temmuz    2022 tarihi itibariyle açlık sınırı 9330 TL olarak hesaplanmıştır.

Sendikamızın yapmış olduğu çalışmaya göre sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken zorunlu gıda harcama tutarı günlük 79,18 TL, aylık 2375,40, yetişkin bir erkek için günlük 83,74  aylık 2512,20TL, 15-19 yaş çocuk için günlük 88,60, aylık 2658 TL ve 4-6 yaş çocuk için günlük 59,48 TL, aylık 1784,40 TL’dir.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (Açlık Sınırı) 9330 TL’dir.  1 Temmuz 2022 tarihi itibarıyle yapılan artışa rağmen asgari ücret  yine açlık sınırının altında kalmıştır.

İstatistik Kurumunun resmi rakamlarına göre ülkemizde 2022’nin Temmuz  ayında %5.21 son 7 ayda %64,93 bir yılda %116,56 enflasyon meydana gelmiştir. Özellikle elektriğe  akaryakıta, tüp gaza,  ekmeğe, süt ve süt ürünlerine  yapılan  yüksek oranlı zamlar halkın adeta belini bükmüştür. Sendikalarımızın ısrarlı taleplerine rağmen 2022 yılının ilk altı ayında meydana gelen   %56.76 oranındaki hayat pahalılığı asgari ücrete yansıtılmamıştır. Bunun  yanında gerekli yasal düzenleme yapılmadığı için asgari ücretten vergi kesilecek olması nedeniyle asgari ücretliler çifte mağduriyet yaşamaktadır.

Talebimiz asgari ücrete hayat pahalılığı oranında artış verilebilmesi yönünde yasal düzenlemenin yapılması, asgari ücret belirleme kriterlerinin güncellenmesi ve Asgari Ücret Tesbit Komisyonu’nun yapısının değiştirilmesidir. Ayrıca özel sektör çalışanlarının patronların insafına terk edilerek sömürülmesinin önüne geçilmesi için özel sektöre sendikalaşmayı sağlayacak yasal düzenleme bir an önce meclise gönderilmelidir.

Diğer yandan vergi dilimlerinin açılmaması ve kişisel muafiyetlerin ve özel indirimlerin güncellenmemesi nedeniyle Göç Yasası diye nitelediğimiz 47/2010 sayılı yasa kapsamında istihdam edilen kamu görevlileri de maaşlar açısından büyük mağduriyet yaşamaktadır. Bu mağduriyetin ortadan kaldırılması için belirlenecek takvim çerçevesinde yapılacak artışlarla maaşlar eşitlenmelidir.”

“BİR AN ÖNCE ÖNLEM ALINMALI”

Lefke Bölgesi Sivil Toplum Örgütleri Platformu, 16 gündür Lefke çöplüğünün yandığını belirterek, belediyeye bir an önce önlem alma çağrısında bulundu.

Lefke Bölgesi Sivil Toplum Örgütleri Platformu, Lefke çöplüğünde 19 Temmuz’da başlayan yangının, 16 günü aşkın bir süredir söndürülemediğini belirterek, özellikle gece ve sabahın erken saatlerinde Lefke merkez ve yakın çevresinin duman altında kaldığına, nefes bile almanın ızdırap haline dönüştüğüne dikkat çekildi.

Lefke Bölgesi Sivil Toplum Örgütleri Platformu Koordinatörlüğü’nden yapılan açıklamada, ”Lefke halkı, duman altında kalma, kanserojen hava soluma ve evinde huzur ile oturup pencere açamama durumuna kesinlikle mahkum edilemez” denilerek, Lefke Belediyesi’ne önlem alınması çağrısında bulunuldu.

Güzelyurt bölgesinden gelen çöp kamyonları ile tankerlerle taşınan hellim suyu atıklarının Lefke çöplüğüne taşınması ve boşaltılmasının da önemine dikkat çekilen açıklamada, bugün mesai bitimine kadar durdurulmaması halinde yasal eyleme gidileceği ifade edildi.

“LEFKE ÇÖPLÜĞÜ HEMEN MESKUN ALAN DIŞINA ÇIKARILMALIDIR”

“ 1- Çöp sorununa nihai çözüm getirmesini umut edilen AB projesinin gerçekleşmesi için her türlü çaba harcanmalıdır. Bu gerçekleşene kadar,

2- Lefke çöplüğü hemen meskun alan dışına çıkarılmalıdır,

3- Lefke çöplüğüne taşınan çöp hacminin azaltılması için, öncelikle Güzelyurt Belediye hudutlarından toplanan çöpün Lefke’ye taşınması hemen şimdi durdurulmalı ve Güzelyurt Belediyesi kendi çöp sorununu kendi hudutları içerisinde veya alternatif çöplüklerde çözmelidir,

4- Güzelyurt bölgesinden gelen çöp kamyonları ile tankerlerle taşınan hellim suyu atıklarının Lefke çöplüğüne taşınması ve boşaltılması durdurulmalıdır,

5- Lefke çöplüğüne taşınan vidanjör ve peyniraltı suları arıtma tesisinde arıtılıp sulama suyu olarak kullanılmalıdır.

6- İlçede katı ve sıvı atıkların yönetimi; toplanması, taşınması ve bertarafı noktasındaki eksiklikler süratle tespit edip gerekli önlemlerin alınması ve çağdaş uygulamalara geçerek bundan sonra oluşacak olumsuz durumlar ortadan kaldırılmalıdır,

7- Çöplüğe ulu orta ulaşılamaması ve kontrollü çöp boşaltılması amacıyla geçmişte olduğu gibi çöplüğün 24 saat izlenmesi sağlanması için bekçi ve kamera sistemi devreye konmalıdır. Çöp alanına girişlerin kontrollü yapılabilmesi için gerekli fiziki tedbirler alınmalıdır,

8- Atıkların bertarafı konusunda yapılacak strateji çalışması yapılmalıdır (Lefke Bölgesi Sivil Toplum Örgütleri Platformu olarak hertürlü desteği vermeye ve katkı koymaya hazırız).”

Açıklamada, “Lefkeliler Lefke’nin doğasında olan temiz çevrede yaşama ve temiz hava teneffüs etmeye her zamankinden daha layıktırlar” ifadelerine yer verildi.

COVİD-19 NEDENİYLE 3 KİŞİ YAŞAMINI YETİRDİ

Güney Kıbrıs’ta açıklanan haftalık koronavirüs rakamlarına göre 5 bin 472 yeni vaka belirlenirken, 3 kişi ise hayatını kaybetti.

Güney Kıbrıs’ta 29 Temmuz-4 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen 84 bin 505 test sonucunda 5 bin 472 yeni Koronavirüs vakası tespit edilirken, 3 kişinin daha yaşamını yitirdiği haber verildi.

Hayatını kaybedenlerin 82 ve 92 yaşlarında iki kadın ile 55 yaşında bir erkek olduğunu bildiren Rum haber kaynakları, yapılan açıklamada Koronavirüse bağlı toplam ölü sayısının 28 olarak açıklandığını ve bunların 3’ünün 29 Temmuz-4 Ağustos tarihleri arasında meydana geldiğini belirtti.

Toplam vaka sayısının 568 bin 383, hayatını kaybedenlerin sayısının ise 1143’e ulaştığı belirtilen haberde, 71 hastanın tedavi altında olduğu ve bunların 10’unun durumunun ciddi olduğu da ifade edildi. Haberde Güney Kıbrıs’taki pozitiflik oranının yüzde 6,48 olduğu da kaydedildi.

MİLLİ PARK ALANI VE KARPAZ EMİRNAMESİ

Dipkarpaz Çevre Koruma ve Sosyal Aktivite Derneği, Karpaz bölgesi için acil bir şekilde imar planı çalışması yapılmalı gerektiğini açıkladı.

Dernek Başkanı Fırat Borak imzalı açıklamada, kapsamlı bir bilimsel çalışma yapılmadan ve bugünün koşullarını göz önünde bulundurmadan emirname ile gelişim sağlanmasının tehlikeli olduğuna dikkat çekilerek, bölge için yapılacak, halkın istek ve ihtiyaçlarına yönelik geniş kapsamlı bir imar planının kontrollü gelişimi artıracağı ve halkın ekonomik olarak rahatlamasını sağlayacağı belirtildi.

Açıklamada, Milli Park alanı başta olmak üzere, Karpaz emirnamesi, doğal ve arkeolojik sit alanları konularının gündeme getirilmesi gerektiği kaydedildi.

LİMANLARIN ACİL ÖZELLEŞTİRİLMESİ GEREKİYOR

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, KKTC limanlarının acil olarak kamu-özel ortaklığında özelleştirilmesi gerektiğini, bu nedenle Bakanlar Kurulunun bilgilendirilip kısa zamanda adım atılacağını, bayrak taşıyıcı havayolu konusunun ise bu ay sonuçlandırılması gerektiğini belirtti.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı, BRT’de yayınlanan  “Haber Kritik” programına katılarak Pembe Paşaoğlu sorularını yanıtladı.

Bakan Arıklı, limanların KKTC’nin dışla açılan ikinci kapısı olduğunu ancak Girne ve Gazimağusa limanlarına, özelleştirilecekleri düşüncesiyle yıllardan beridir yatırım yapılmadığını ve iki limanın da çok kötü durumda olduğunu belirtti.

Bakan Arıklı, Türkiye Limanlar Dairesinden bir ekibin dün Gazimağusa Limanında inceleme yaptığını, bugün ise Girne Limanında inceleme yapılacağını ve ardından izlenebilecek yol ile ilgili kendisini bilgilendireceklerini belirterek “Maliyenin yapısı limanlar konusunda bize katkı koyacak durumda değil. Keşke limanların ürettiği gelirin bir kısmı orada bırakılsa da zaruri ihtiyaçlar karşılanabilse. Bu aynı seyrüsefer harçlarına benziyor. Seyrüseferden 400 milyon alınırken bunun 40 milyonu yollara veriliyor. Geriye kalan maaşların ödenmesi veya başka şeyler için kullanılıyor. Vatandaş bize maaş ödeyelim diye seyrüsefer harcı ödemiyor ki” şeklinde konuştu.

“LİMANLAR ACİLEN ÖZELLEŞTİRİLMELİ”

Limanların acil bir şekilde kamu-özel işbirliğinde özelleştirilmesi gerektiğinin altını çizen Arıklı, “Dünyanın hiç bir yerinde devlet liman işletmiyor. Özele veriliyor ve devlet bunun üzerinden para kazanıyor. Teknik heyetin sunumunun ardından Bakanlar Kurulunu bilgilendireceğim ve çok acil bir şekilde düğmeye basılacak” dedi.

Bakan Arıklı, özelleştirme hemen olmayacağını, limanlarda bazı düzenlemeler yapılması gerektiğini, bunlarda birinin de Girne Turizm Limanı üzerinden yapılan TIR taşımacılığının Gazimağusa Limanı’na kaydırılması olduğunu söyledi.  Arıklı, “TIR taşımacılığını Gazimağusa Limanı’na kaydıracağız. Turizme hizmet için yapılan Girne Turizm Limanında TIR taşımacılığı yapılması doğru değil.” İfadelerini kullandı.

4.5-5G İHALESİNE HAFTAYA ÇIKILIYOR

Bakan Arıklı, Meclis’in yeniden açılmasıyla birlikte bakanlıkla ilgili geçmesi gereken yasalar olduğunu belirtirken, önümüzdeki dönemde Bakanlar Kurulu kararı bekleyen önemli projeler bulunduğunu, bunların başında da 4.5-5G ihalesinin olduğunu kaydetti. Arıklı, 4.5-5G ihalesine haftaya çıkılmasının hedeflendiğini, teklif süresinin 10 ay olacağını ve sürecin sonunda hızlı ve kaliteli internet servisine kavuşulacağını ifade etti.

“BAYRAK TAŞIYICI HAVAYOLU KONUSUNDA SON NOKTAYA GELİNDİ”

Bakan Arıklı, KKTC’nin bayrak taşıyıcısı olacak havayolu konusunda son noktaya gelindiğini, görüşülen iki büyük şirketten hangisiyle yola devam edileceğinin Bakanlar Kurulu tarafından belirleneceğini kaydederken, konun haftaya netleşeceğini ve protokol imzalama aşamasına gelinebileceğini belirtti.

Bakan Arıklı, yeni havayolu şirketiyle ilgili “KTHY’deki sistemin aynısı olacak. Tüzük de KTHY’nin tüzüğü ile aynı olacak. Bizim bayrak taşıyıcısı havayoluna çok ihtiyacımız var. KKTC turizmine katkı koyması, piyasada rekabet gücü oluşturması lazım, tecrübeli olmalı ve sağlam bir yapıda olmalı. Şimdiki fiyatları iki şirket belirliyor ve ulaşım pahalı hale geldi. Bu hem turizmi hem adaya gelecek öğrencileri olumsuz etkiliyor. Ekonomi de çok ciddi şekilde etkileniyor” şeklinde konuştu.

Arıklı, yeni Ercan Havalimanı fiziki yapısının yüzde 99.9’unun tamamlandığını, teknik cihazların gelmesi ve elektrik kablosunun döşenmesi ile birlikte havalimanının hizmete hazır hale geleceğini belirtti. Arıklı, “Firmanın projeyi daha fazla geciktirme şansı yok çünkü artık kontrol bizim elimizde” dedi.

“YOL AYDINLATMA SİSTEMLERİ İLE İLGİLİ FARKLI FORMÜLLER DEĞERLENDİRİLİYOR”

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı, yol ve kavşak aydınlatmaları ile ilgili farklı formüllerin değerlendirildiğini belirterek, güneş enerjisi ile çalışan aynı zamanda reklam alanına sahip olacak sistem üzerinde çalışıldığını belirtti.

“Elektrik direklerine reklam alma konusunda bir formül üzerinde çalışıyoruz. Firma veya kişi, güneş enerjisiyle çalışan aydınlatma sistemini kuracak ve üzerine reklam alma şansı da olacak” diyen Arıklı, önümüzdeki günlerde bu konuda adım atılacağını kaydetti.

EHLİYET SINAVLARINDA OTOMASYON SİSTEMİ GEÇİCİ OLARAK ASKIYA ALINABİLİR

Bakan Arıklı, ehliyet sınavlarıyla ilgili bir soru üzerine göreve geldiğinde bu sıkıntı ile karşılaştığını, ek mesai ödenmemesi, 10 müfettişten altı tanesinin görevi başında olması ve otomasyon sistemine geçilmesinden dolayı yığılmaların yaşandığını söyledi.

“Otomasyon sistemi ideal olan sistem ancak birikmelere neden oluyor. Orada ciddi bir huzursuzluk var. Otomasyon sistemini de 3 aylığına askıya alabiliriz. Diğer yandan yığılmayı ortadan kaldırmak için müfettişlere ödenecek ek mesai  100-150 bin TL’dir ancak 4 bin öğrenciden kazanılacak para 4 milyon TL” diyen Arıklı, diğer yandan yabancıların sınavsız bir şekilde ehliyet değişimi yapabilmeleri için de çalışma başlatıldığını aktardı.

“KOALİSYONUN DURUMU YIL SONU DEĞERLENDİRİLECEK”

Bakan Arıklı, içerisinde bulundukları koalisyona, ülkenin acil ihtiyacı olan reformları gerçekleştirmek için girdiklerini, bu konuda bir gelişme olmazsa yıl sonuna doğru bir değerlendirme yapma durumunda kalacaklarını belirtti.

“Bu hükümetin reform hükümeti olması gerekiyor ve yıl sonuna kadar mutlaka atılması gereken adımlar var. Bu koalisyona reform yapılması şartıyla girmiştik ancak partililerimiz bu konuda bizleri sıkıştırmaya başlandı” diyen Arıklı, hükümetin iki ciddi konuda geri adım attığını, bunlardan birinin belediyeler diğerinin ise internet yayınlarını düzenleyecek olan yasa tasarıları olduğunu, geri adım atılmasının ise yanlış olduğunu ifade etti.

Yerel yönetimler yasa tasarısı ile ilgili Yeniden Doğuş Partisi’nin (YDP) görüşünü açıklayan Arıklı, “Belediyelere, kriterlere uymaları, gelirlerini artırıp kendi ayakları üzerinde durmaları için dört yıllık bir süre verilmeli. Dört yılın sonunda bu kriterlere uymayan belediyeler kapatılmalı. Bu belediyelere bir şanstır. Kendi varlıklarını sürdürebilme hakkı veriliyor. Sürdüremeyen belediyeler ise kapanacak” ifadelerini kullandı.

ARAÇ HARÇLARI AFI İÇİN ÇALIŞMA

Bakan Arıklı, Araç Kayıt, Muayene ve Ruhsatlandırma Şubesine ödenmeyen  harçlarla ilgili de çalışma yapıldığını, detayların netleşmesiyle birlikte bunu kamuoyu ile paylaşacaklarını sözlerine ekledi.

ALTUĞRA: MAYMUN ÇİÇEĞİNE KARŞI HAZIRIZ

Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra BRT’de yayınlanan ‘Manşet +’ programına konuk olarak ülkede sağlık gündemine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Bakan Altuğra, ilk olarak Ankara temaslarına değinerek imkanlar doğrultusunda anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk halkına yardıma her zaman olduğunu ifade etti.

Ülkemizde de yaşanan ilaç sıkıntısının global bir sıkıntı olduğuna dikkati çeken Bakan Altuğra, TC Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya ülkedeki eksikliği yaşanan ilaçları bir liste halinde verdiklerini bahse konu ilaçların ülkeye peyderpey geleceğini ifade etti.

Altuğra, özellikle kanser ilaçları ve yeşil reçeteyle satılan bazı ilaçlarda sıkıntı yaşanan sorunun çözüldüğünü de vurguladı.

Bakan Altuğra, Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde beyin MRI cihazında yaşanan teknik soruna da değindive yurt dışından gelmesi beklenen parçanın ülkeye ulaşması ile yeniden beyin MRI çekilmeye başlandığını belirtti.

Tamamlanması planlanan Güzelyurt Hastanesi ile ilgili açıklamada bulunan Bakan Altuğra, proje ile ilgili bazı teknik hatalar olduğunu, hastenedeki koridorların hatalı yapıldığını aktardı.

Covid-19 vaka sayılarının yeniden yükselişe geçmesiyle alakalı olarak ise Sağlık Bakanı Altuğra, pandemiye karşı hazırlıklı olduklarını vurguladı.

Bakan Altuğra, Lefkoşa Devlet Hastanesi’nde özellikle radyoloji bölümünde yaşanan randevu sıkıntısı konusunda da adım atıldığını ifade etti.

Bakan Altuğra, sağlık uzmanları tarafından ülkemizde de görülmesinin an meselesi olabileceği belirtilen maymun çiçeği virüsü hakkında da açıklamalarda bulunarak, virüse karşı hazırlıkların tamamlandığını söyledi.

Maymun çiçeği virüsünden korunmak bağlamında kişisel hiyjenin önemli olduğuna da dikkati çeken Altuğra, özellikle havlu ve çarşafların kişiye özel olması gerektiği vurgusunda bulundu.

BALIKÇILAR BİRLİĞİNE MALİYE BAKANI’NDAN İYİ HABER

Maliye Bakanı Alişan Şan, KKTC Balıkçılar Birliği Başkanı Kemal Atakan ile As Başkan Hür Alevkayalı’yı kabul etti.

Bakanlıktan verilen bilgiye göre, Şan, balıkçıların sorunlarıyla taleplerini dinledi.

Geçimini balıkçılıkla sağlayan esnafın destekleneceğini belirten Maliye Bakanı Şan, KKTC Balıkçılar Birliği’nin alacağı mazot desteğinin ödemelerine gelecek hafta başlanacağını açıkladı.

Maliye Bakanı Alişan Şan, sektör ve paydaşlarla diyalogdan yana olduklarını kaydederek, öneri ve projelere her zaman açık olduklarını vurguladı.

YÖDAK BAŞKANI’DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR…

YÖDAK Başkanı Prof. Dr. Turgay Avcı, Hasret Balcıoğlu’nun soruşturmasının tamamlanarak Polis Genel Müdürlüğü’ne sunulduğunu söyledi.

Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) Başkanı Prof. Dr. Turgay Avcı, Kıbrıs Postası TV’de yayınlanan ‘Sabah Postası’ isimli programa konuk olarak, soruları yanıtladı.

“BALCIOĞLU DOSYASINI CUMHURBAŞKANLIĞI VE PGM’YE SUNDUK”

Kıbrıs Postası’nın haberine göre, YÖDAK Üyesi, Prof. Dr. Hasret Balcıoğlu’nun 20-25 yıl önce aldığı diplomasının sahte olduğuna yönelik ortaya iddialar atıldığını söyleyen Avcı, Balcıoğlu’nun DAÜ’de doktora yaptığı, farklı bir üniversitede ise sırasıyla unvanlar aldığını belirterek, Balcıoğlu’nun kendisinin göreve gelmeden önce YÖDAK üyeliğine alındığını kaydetti.

Hasret Balcıoğlu’nun araştırılması için 7 Temmuz tarihinde araştırma komitesi kurulduğunu hatırlatan Avcı, araştırmanın tamamlandığını, Ersin Tatar ve Polis Genel Müdürlüğü’ne araştırma dosyasını sunduklarını belirtti.

“YÜKSEKÖĞRENİM YASASI’NDAKİ EKSİKLİKLER ORTAYA ÇIKTI”

Balcıoğlu olayı sonrası Yükseköğretim Yasası’nda eksikliklerin olduğunun ortaya çıktığını, YÖDAK üyeliği için sadece Prof. belgesi istendiğini, önceki diplomaları istemediğini anlatan Avcı, bunun da yasadan kaynaklandığını ifade etti.

“YÖDAK’TA ÜYELERE VERECEĞİMİZ BİLGİSAYAR YOK”

YÖDAK’ın her zaman sorunlu bir yer olduğunu söyleyen Avcı, “YÖDAK’ta üyelere vereceğimiz bilgisayar yok, veri tabanı ve dijital tabanı da yok” dedi.

Sistemsizliğin sistem olduğunu ve bu durumdan faydalanan kişiler olduğunu dile getiren Avcı, “YÖDAK, Allah’a emanet” tespitinde bulundu.

Kuruldaki eleman eksiğinden söz eden Avcı, “16 yıllık geçici personel tek başına üniversite bölümlerine bakıyor.” dedi. Avcı, YÖDAK’ta 5 kişinin çalıştığını, hukukçunun da olmadığını söyledi.

“BAŞSAVCILIK BİZE GÖRÜŞ VERMİYOR”

Başsavcılığa görüş için yazı yazdıklarını; ancak kendilerinin kamu olmadığı için Başsavcılık’tan görüş alamadıklarını anlatan Avcı, kamu tüzel olduklarını ifade etti.

Yaşanan sorunlardan söz etmeye devam eden Avcı, YÖDAK bütçesi diye ayrı bir bütçe olmadığını, bütçenin Maliye Bakanlığı’na bağlı olduğunu, yasa geçirmede ise Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı olduklarını belirtti.

“YÖDAK; HUKUKÇUSUZ, ALTYAPISIZ, DİJİTALSİZ, BİLGİ İŞLEMSİZ…”

Avcı, “Bu ülenin 21 aktif üniversite, 90-100 bin öğrencisini, 5 bin akademisyenini, bin 500 programını denetleyecek YÖDAK, hukukçuzusz, altyapısız, dijitalsiz ve bilgi işlemsiz…” dedi. Avcı, YÖDAK’ın yasa ve tüzüklere göre hareket etmesinden hoşnut olmayan kurumlar olduğunu da söyledi.

“NİSAN AYINDAKİ TÜRKİYE ZİYARETİMİN BİLETLERİ HALA ÖDENMEDİ”

Avcı, “Nisan ayında Türkiye’ye ziyarette bulundum. Gidip geldiğim biletler halen ödenmedi. Bugün, pasoportu getirdim. Ankara giriş mühürlerini göstermişim ancak Ercan’dan çıkış belgemi gösterdim. Bugün o belgeleri Maliye Bakanlığı’na gönderdim bilet ödensin diye…” ifadelerini de sözlerine ekledi.

KTHY TÜZÜĞÜNÜN BENZERİ OLACAK…

Bayındırlık ve Ulaştırma Erhan Arıklı, yeni havayolu şirketi kurulması ile ilgili protokolün önümüzdeki hafta imzalanabileceğini açıkladı.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı BRT’de ‘Haber Kritik’ programına katılarak yeni hava yolu şirketi ile ilgili çalışmaların sona geldiğini ve önümüzdeki hafta somut adımların atılabileceğini kaydetti.

Arıklı, Bakanlar Kurulu’nun son toplantısında yeni hava yolu şirketi ile ilgili fizibilite çalışmasına ilişkin sunum yapıldığını da söyledi.

Yeni havayolu şirketinde KKTC’nin herhangi bir sermaye ortaya koymadan yüzde 25 hisseye sahip olacağını söyleyen Bakan Arıklı, “İki firma ile ayrı ayrı görüşmelerimiz sürüyor. Belki önümüzdeki hafta ete kemiğe bürünebilecek bir noktaya getireceğiz. Yaklaşık 70-75 Milyon Dolarlık sermaye isteyecek şirkete biz herhangi bir maddi katkı yapmayacağız. Kurulacak olan şirket 1-2 yıl kâr etmeyecek hatta zarar edecek, ama bizim o zararı karşılayacak gücümüz yok” dedi.

Bakan Arıklı, kurulacak olan yeni hava yolu şirketinin tüzüğünün KTHY tüzüğünün benzeri olacağını söyledi.

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Arıklı, “Önümüzdeki hafta iki şirketten biri ile yola devam kararı alacağız. Hangisinin şartları daha iyi olursa. Firmaların isimlerini açıklamıyorum.. Biz açık ve net yüzde 25 hisse istediğimizi belirttik” dedi.

TÜRKİYE’DE BENZİNE BÜYÜK İNDİRİM

Akaryakıt fiyatlarından son dakika haberleri gelmeye devam ediyor. Özellikle geçen aylarda gün aşırı değişen motorin ve benzin fiyatlarında düşüş devam ediyor. Bir ara motorinin litre fiyatı 30 TL, benzinin litre fiyatı ise 28 TL’ye kadar çıkmıştı. Otomobil sahipleri büyük bir ilgiyle benzin ve motorin fiyatlarının düşeceği tarihi bekliyordu. Brent petrol fiyatının düşmesiyle birlikte büyük indirim yolda!

Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaş ve döviz kurundaki dalgalanmalar nedeniyle akaryakıt fiyatları birden uçuşa geçmişti. Ülkemizde benzin ve motorin fiyatları 10 TL seviyelerinden 30 TL seviyelerine kadar çıkmıştı. Bu çıkış yavaş yavaş da olsa yerini düşüşe bıraktı. Brent petrolün son altı ayın en düşük seviyesinde olması indirim sürecini hızlandırdı.

 AKARYAKIT FİYATLARINA İNDİRİM GELİYOR

Benzin ve motorin fiyatları yarından itibaren geçerli olmak üzere düşecek! Buna göre benzinin litre fiyatının 2.23 TL, motorinin litre fiyatının ise 1.15 TL düşmesi bekleniyor.

AYLAR SONRA 20 LİRA BANDINA İNİYOR

İstanbul’da benzinin litresi 22.25 TL’den satılıyor. Motorinin litre fiyatı ise 24.53 TL! Bu düşüşle birlikte İstanbul’da benzinin litre fiyatının 20.02 TL’ye inmesi bekleniyor. Motorinin litre fiyatı da 23.28 TL olacak.

 

ÜÇ TAHIL GEMİSİ DAHA YOLA ÇIKTI

Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı, Ukrayna limanlarından toplam 58 bin ton mısır taşıyan 3 geminin Türkiye, İngiltere ve İrlanda’ya gitmek üzere hareket ettiğini açıkladı. Kilyos açıklarında bekleyen ve tahıl almak üzere Ukrayna’ya gidecek boş gemide gerçekleştirilen denetim de tamamlandı.

Türkiye’nin girişimleri sonucu 22 Temmuz’da Rusya, Ukrayna, Birleşmiş Milletler ve Türkiye arasında imzalanan ‘Tahıl sevkiyatı’ anlaşması kapsamında 3 gemi daha Ukrayna limanlarından yola çıktı. Ukrayna’dan tahıl almak için yola çıkmak üzere dün Bandırma Limanı’ndan gelen Barbados bandralı “Fulmar S” isimli gemide ise denetim yapıldı.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Ukrayna’dan İrlanda’ya gidecek olan ve 33 bin ton mısır taşıyan Panama bayraklı Navıstar isimli gemi Odessa Limanı’ndan hareket etti. Gemi İstanbul’un kuzeyinde Müşterek Koordinasyon Merkezi tarafından denetlenecek.

13 bin ton mısır taşıyan ikinci gemi Ukrayna’dan İngiltere’ye gitmek üzere Çernomorsk Limanı’ndan hareket etti. Malta bayraklı Rojen isimli geminin seyri de Müşterek Koordinasyon Merkezi tarafından takip ediliyor.

Ukrayna’nın Çernomorsk Limanı’nda bekleyen Polarnet isimli Türk bayraklı gemi de Karasu’ya gelmek üzere hareket etti. 12 bin ton mısır taşıyan gemi Karasu’ya varmadan önce İstanbul’un kuzeyinde Müşterek Denetleme Timi tarafından denetime tabi tutulacak.

Ukrayna’dan tahıl almak için yola çıkmak üzere dün Bandırma Limanı’ndan gelen Barbados bandralı “Fulmar S” isimli gemi, Kilyos açıklarına demirledi.

Çernomorsk Limanı’na gidecek olan gemi, Kilyos açıklarında müşterek denetleme timi tarafından denetlendi.

Geminin seyrini ve takibini yapan merkezde görevli temsilciler tarafından, anlaşma kapsamında mutabık kalınan usul ve esaslar doğrultusundaki denetim yaklaşık 1,5 saat sürdü.

TÖRE: HEPİMİZ BİRİZ VE TÜRK MİLLETİYİZ

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, Kıbrıs Türk Girişimci Kadınlar Derneği  ve Telsim işbirliğinde hayat bulan “Kıbrıs’ın Cevherleri” projesinin tanıtımı etkinliğine katıldı.

Töre, burada yaptığı konuşmada, üretmeden var olmanın mümkün olmadığına vurgu yaparak üretimin çoğaltarak bu topraklara daha  çok sahip çıkılması gerektiğini kaydetti.

Kıbrıs Türklerinin 1974’e kadar Anavatanın hasretini çektiğini ifade eden Başkan Töre, bugün kendi topraklarında milli devlet sınırları içerisinde yaşamanın kıymetinin bilinmesi gerektiğini kaydetti.

Türk devletleri arasındaki dayanışmanın hayati önem taşıdığına vurgu yapan Başkan Töre: “Hepimiz biriz ve Türk milletiyiz. Farklı coğrafyalarda yaşasak da Atatürk’ün ifade ettiği ‘Ne mutlu Türküm diyene’ ifadesi hepimize yol göstermektedir” dedi.

Töre konuşmasını şöyle tamamladı:

“Biz Ergenekonda Bilge Kağan’dık. Tanrı dağlarında Kürşat’tık. Kafkas dağlarında Şeyh Şamil’dik. Anadolu’da Halide Edip Adıvar’dık. Kurtuluş savaşında Atatürk’dük. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Fazıl Küçük’tük, Denktaş’tık, Ayten Berkalp’tik, Cemaliye Hocaoğlu’yduk…Dolayasıyla ne kadar cevherlerimiz vardır. Milletimize hizmet noktasında kadınlarımızın önemi çok büyüktür.”

FALYALI DAVASI ERTELENDİ

Halil Falyalı ve şoförü Murat Demirtaş’ın öldürülmesiyle ilgili yargılanan Ömer Tunç, Veysel Sare ve Musa Çiçek bugün mahkemeye çıkarıldı.

Çatalköy’de 8 Şubat’ta meydana gelen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Halil Falyalı  ve Murat Demirtaş cinayetinin sanıkları Veysel Sare, Musa Çiçek ve Ömer Tunç bugün yeniden geniş güvenlik önlemleri altında mahkemeye çıkarıldı.

İddia makamı adına davayı yürüten Savcı Ali Hidayet, soruşturmanın KKTC ve Türkiye’de çok yönlü olarak devam ettiğini hatırlattı.

Savcı Hidayet, duruşmada sona gelindiğini itham ve duruşma sürecine başlanacağını belirtti.

Mahkeme davayı 12 Ağustos Cuma gününe erteleyerek oturumu kapattı.

ENFLASYON RAKAMLARI AÇIKLANDI

İstatistik Kurumu enflasyon rakamlarını açıkladı, yıllık enflasyon yüzde 116,56 olarak gerçekleşti. Yapılan açıklamaya göre Tüketici Fiyatları Genel Endeksi’nde, bir önceki aya göre yüzde 5,21; bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 64,93 ve bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 116,56 artış gerçekleşti.

Ana harcama grupları itibariyle bir önceki aya göre en yüksek artış yüzde 17,45 ile lokanta ve oteller ana grubunda gerçekleşti. Sağlık ana grubunda yüzde 14,71; konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar ana grubunda yüzde 12,56; eğlence ve kültür ana grubunda yüzde 9,92; haberleşme ana grubunda yüzde 6,12; mobilya, ev aletleri ve ev bakım hizmetleri ana grubunda yüzde 3,21; gıda ve alkolsüz içecekler ana grubunda yüzde 2,75; çeşitli mal ve hizmetler ana grubunda yüzde 2,17; giyim ve ayakkabı ana grubunda yüzde 1,09; alkollü içecekler ve tütün ana grubunda yüzde 0,41; eğitim ana grubunda yüzde 0,33 artış yaşandı. Açıklamaya göre ulaştırma ana grubunda yüzde 1,43 azalış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, endekste kapsanan 534 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 65 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti. En yüksek fiyat artışı gösteren ilk üç mal; yüzde 152,77 ile feribot ücreti; yüzde 119,64 ile kırmızı lahana ve yüzde 114,76 ile limon oldu. En yüksek fiyat düşüşü gösteren ilk üç mal ise; yüzde 46,21 ile patlıcan; yüzde 39,15 ile kavun ve yüzde 37,56 ile bamya oldu.

İstatistik Kurumu, enflasyona gösterge kabul edilen tüketici fiyatları endeksinin (enflasyonun) temmuz ayında yüzde 5.21 arttığını açıkladı.

Yıllık enflasyon ise yüzde 116.56’ya yükseldi.

META’DAN TAHVİL KARARI

Meta ikinci çeyrek sonucu nakit akışında ve hisse fiyatında azalma sonucu tahvil ihraç etme kararı aldı. Piyasada tahvillere gelen talep 30 milyar dolara ulaştı.

Bünyesinde Facebook, Instagram ve Whatsapp gibi sosyal platformları barındıran Meta ilk kez tahvil satışına çıktı.

S&P 500’de tahvil ihraç etmemiş az sayıda şirketten biri olan Meta ikinci çeyrek sonucu nakit akışında ve hisse fiyatında azalma sonucu tahvil ihraç etme kararı aldı.

Dört dilimde 10 milyar dolar büyüklükle gerçekleştirilen ihraçta 40 yıl vadeli menkul kıymetin getirisi ABD Hazine tahvil getirisinin 165 baz puan üstünde fiyatlandı.

Tahvillere gelen talep ise 30 milyar doları buldu.

Meta, ikinci çeyrekte şirket tarihinde ilk kez yıllık bazda gelir düşüşü kaydetmiş, bu düşüşte dijital reklam pazarındaki belirsizliklere atıfta bulunmuştu.

Aynı zamanda şirket gençlerin TikTok’a yönelmesiyle birlikte rekabetin kızıştığını da dile getirmişti.

ÜLKEYİ TERK ETMELERİ ZORUNLU HALE GETİRİLİYOR

Son 40 yılda, ortalama her iki yılda bir göçmen yasası çıkaran Fransa’da hükümet, yine bir göç yasası geçirmek için düğmeye bastı. İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, göçmen kabulünü zorlaştıran ve sığınma başvuruları reddedilen göçmenlerin sınırdışı edilmesini hızlandıran, suç işleyen göçmenlerin ise “her ne koşulda olursa olsun derhal sınırdışı edilmesini” düzenleyen yeni bir “Göç Yasası” getirdi.

Hükümet, yeni Meclis aritmetiğini göz önünde bulundurarak yasanın Senato’daki görüşmelerini 2 ay erteleyerek, önce konuya ilişkin parlamenter tartışma yapılmasını istedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ilk seçildiği 2017 yılında hazırlanan ve 2018’de Meclis’ten geçen Göç ve Göçmen yasasının ardından, ikinci Macron iktidarında hükümet, yeniden bir Göç Yasası getirdi.

akanlar Kurulu’nda görüşüldükten sonra Senato’ya gönderileceği açıklanan yasayla, göçmen kabulu zorlaştırılıyor; yasadışı göçle mücadele ve suça bulaşan yabancıların sınırdışı edilmesine ilişkin zorlu kriterler getiriliyor.

Yasayla, ülkede oturum hakkı alma izni “Fransızca’ya hakim olma ve Cumhuriyet değerlerini tartışmasız kabul etme” şartına bağlanıyor. Ayrıca, sığınma başvurularının reddedilmesi sonrası, ülkeyi terketmenin önündeki yasal garantiler kaldırılarak, “ülkeyi terketme” zorunlu hale geliyor. Yasada, sınırdışı etme kararı için “iltica başvurusu reddedilir reddedilmez uygulanır” ifadesi yer alıyor.

Sığınma ve oturum izni başvuruları için valilikler önünde oluşan kuyrukların sona ermesi için “göçmen adaylarının dosyalarının kayıtlarının hızlandırılması”, mesleğe veya sektöre göre “ek kotalar” oluşturulması gibi bir takım yeni düzenlemeler de yasada yer alıyor.

Yasanın en çok dikkat çeken düzenlemesi suç işleyen yabancıların derhal sınırdışı edilmesinin önündeki engelleri kaldıran madde. Ancak yasada, “ciddi suç işleyen bir yabancının, 13 yaşından önce ulusal topraklara gelmesi durumunda, sınırdışı edilemeyeceği” ifadesi de var.

ÖLÜ DOMUZLAR YENİDEN HAREKET ETTİ

Bilim insanları çığır açan bir deney ile bir saat boyunca ölü olan domuzların vücutlarındaki kan akışını ve hücre işlevini normale döndürdüklerini duyurdu. Bu gelişme sonrası bilim dünyasında, ‘ölüm’ün tanımının güncellenmesinin gerekebileceğini düşünen araştırmacılar bile oldu.

Ölmüş olan hücrelerin yeniden canlandırılabileceğinin keşfedilmesi, insanlarda gelecekteki bir dizi tıbbi kullanımı olacak yeni teknikler ve ilaçlar için umutları artırdı. Bunlardan en acil olanı da organların daha uzun süre dayanmasına yardımcı olabilecek olması. Bu şekilde dünya çapında nakil ihtiyacı olan insanlara da umut olabilir.

Deney esnasında görünüşte ölü olan domuzların hepsinin ani baş hareketleri yaptığı kaydedildi. Bu da gerçekleştirilen prosedürün etiği hakkında tartışmalar doğurabilir.

ABD merkezli ekip, ilk kez 2019 yılında domuzların beyinlerindeki hücre fonksiyonlarını, kafaları kesildikten saatler sonra geri kazandırmayı başararak bilim camiasını hayrete düşürmüştü.

Nature dergisinde yayınlanan en son araştırma için ekip, bu tekniği tüm vücuda uyguladı.

Anestezi altındaki domuzlarda kalp krizi tetiklendi ve tıbben öldükleri görüldü. Vücutlarındaki tüm kan akışı durdu.

Bu durum, vücudun hücrelerini oksijenden yoksun bıraktığı için oksijen olmadan memelilerdeki hücreler hemen ölmeye başlıyor.

Domuzlar bu şekilde bir saat ölü bırakıldı.

ALMAYA’DA TAYVAN PANİĞİ

Çin ile Tayvan arasında artan siyasi gerilim Alman ekonomisinde büyük endişe yarattı. Pandemi nedeniyle kesintiye uğrayan tedarik zincirlerinin daha da zarar görmesinden korkuluyor.

Çin ile Tayvan arasında olası bir askeri çatışma ihtimali Alman ekonomisinde de büyük endişe yarattı. Merkezi Berlin’de bulunan Mercator Enstitüsü Çin Araştırmaları kuruluşunun baş ekonomisti Max Zenglein, “Tayvan’a olası bir askeri müdahale, onlarca yıldır Çin ile Almanya arasında kurulan ekonomik ilişkiler için büyük tehlike oluşturuyor” diye konuştu. Zenglein, ilaveten muhtemel bir askeri çatışmanın bütün tedarik zincirleri açısından da kapsamlı olumsuz sonuçları olacağı yönünde uyardı.

Zenglein’a göre küresel tedarik zincirlerinin sekteye uğramasının veya olası yaptırım kararları alınmasının ekonomik bedelleri çok büyük olabilir. Tayvan’ın küresel ölçekte, pek çok alanda kullanılan yarı iletkenler (çip) ile diğer yüksek teknolojik ürünlerdeki ağırlığının dünya piyasalarında çok merkezi bir rol oyanadığının altını çizen ekonomist Zenglein, gerilimin artmasıyla yaşanabilecek olumsuz muhtemel sonuçları konusunda da uyardı.

Mercator Enstitüsü Çin Araştırmaları kuruluşunun baş ekonomisti Zenglein, “Artan jeopolitik riskler, küreselleşmiş olan üretim süreçlerinin nasıl kırılgan hale geldiğini tam da şu dönem zaten tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor” söyleminde bulundu.

Çin’in Almanya için rolü

Almanya Dış Ticaret Odası Çin Temsilciliği Başkanı Jens Hildebrandt da, Çin’in Almanya ekonomisi için oynadığı önemli role dikkat çekti. Alman haber ajansı dpa’ya verdiği mülakatta, “Çin, pek çok sanayi ülkesi için ön ve yan ürünlerde önemli üretim malzemelerinin merkezi” diyen Hildebrandt, “Çin menşeili ön ve yan ürünlerin eksikliği Alman ekonomisi için karanlık bir gelecek demektir” ifadesini kullandı.

Hildebrandt, koronavirüs pandemisi döneminde Asya’daki tam kapanmaların ve Çin’in sıfır kovid stratejisinin küresel tedarik zincirlerinde tahribat yarattığını belirterek, bunun sonuçlarını Alman ekonomisi ve tüketicilerinin de hissettiğini hatırlattı. Çin’in altı yıldır Almanya’nın en önemli ticari partneri olduğunun altını da çizen Jens Hildebrandt, Amerika Birleşik Devleti’nin (ABD) ardından Çin’in Almanya için en büyük ihracat pazarı olduğunu hatırlattı.

Jens Hildebrandt ayrıca, Çin içinde Almanya’nın Avrupa Birliği (AB) içindeki en büyük ihracat pazarını oluşturduğunu, dolayısıyla hem Çin hem de Almanya’nın birbirine karşılıklı bağımlı olduğunun anlaşılması gerektiğini savundu.

Pelosi’nin tartışmalı Tayvan ziyareti

Pekin yönetimi, bir ada ülkesi olan Tayvan’ı kendi toprakları olarak görüyor. ABD Temsilciler Meclisi Sözcüsü Nancy Pelosi’nin, Çin’in itirazı ve tehditlerine rağmen Tayvan’ı ziyaret etmesi bölgedeki gerilimin artması sonucunu doğrumuştu.

Çin yönetimi, tehditleri arasında yer alan kapsamlı tatbikata Perşembe günü başladı. Gerçek cephanenin kullanıldığı, Tayvan çevresindeki altı noktada yapılan tatbikat kapsamında, Tayvan üzerinde füzelerin de uçacağının duyurulması gerilimi daha da tırmandırmıştı. Tayvan yönetimi, Pazar gününe kadar da devam edecek tatbikat nedeniyle 18 ticaret rotasının kesildiğini bildirdi.

RUS GAZININ ALTERNATİFİ BULUNABİLİR AMA….

Rus gazının alternatifi bulunabilir ama Tayvanlı çip üreticisi TSMC’nin yarı iletkenleri alternatifsiz. Çin’in olası işgali sonrasında Tayvan’da çip üretiminin durma ihtimali, küresel bir üretim krizine neden olabilir.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan ziyareti sırasında Mark Liu ile de görüşmesi tesadüf değildi. Dünya kamuoyunun pek tanımadığı Liu, Uzakdoğu’daki ada ülkesinin en değerli şirketi olan Taiwan Semiconductor Manufacturing Company’nin (TSMC) CEO’su. Liu, havacılık ve uzay sanayiinden otomobil üretimi ve elektronik ürünlere kadar, küresel ekonominin hemen her üretim dalındaki yarı iletken tedarikinin dizginlerini elinde tutuyor.

Tayvan’ın kuzeybatı kıyısındaki yarı iletken metropolü Hsichnu’da çip üretimi durma noktasına gelirse, binlerce kilometre uzaklıktaki Almanya’da da otomobil üreticileri montaj hatlarını durdurmak ve belki de eleman çıkarmak zorunda kalacak. Aynı durum ABD ve Kanada’dan Avustralya’ya, Japonya’dan İskandinav ülkelerine kadar onlarca sanayi ülkesi için de geçerli olabilir.

30 yılda dünya liderliği

Nüfusu 500 binin altında olan Hsinchu kenti çevresindeki serbest (gümrüksüz) bölgede, 1980’lerden bu yana yarı iletken endüstrisi hayli gelişim gösterdi. Çin anakarasına 150 kilometreden daha kısa bir mesafede bulunan bu bölgede, Hsinchu Bilim ve Teknoloji Parkı’ndaki şirketler için uzmanlar yetiştiren adanın en önemli iki üniversitesi de bulunuyor. Tayvan’ın güneş enerjisi şirketlerinin bir kısmı ve optik endüstrisi de yine buradaki serbest bölgeyi mesken tuttu. Ancak Hsinchu’yu küresel sanayi açısından asıl önemli kılan unsur, pratikte “dünya çip üretimin başkenti” oluşunda yatıyor. Zira küresel ekonominin dijital trendleri için çip üreten 20 yarı iletken imalatçısı burada konuşlanıyor. Yarı iletken çip pazarında dünyanın en büyük iki fason üreticisi olan TSMC ve UMC’nin de aralarında bulunduğu mikroçip şirketleri, burada imal ettikleri yüksek teknoloji ürünlerini dünyanın dört bir yanına ulaştırıyor.

Bu üreticiler arsında öne çıkan TSMC, başta Tayvan olmak üzere, dünya çapında istihdam ettiği yaklaşık 65 bin çalışanıyla çip endüstrisinin tartışmasız lideri konumunda. Dünya kamuoyunda adını sadece sektör temsilcilerinin bildiği bu şirket, 10 binden fazla farklı ürün imal ederek, adeta dijital dünyaya yön veriyor.

Şirketin logosu hiçbir ürünün üzerinde yer almıyor Bunun nedeni TSMC’nin, Apple ve diğer yüksek teknoloji şirketleri adına yüksek kaliteli yarı iletkenler üreten bir “fason imalatçı” olması. İngilizce “fables” olarak adlandırılan ve “kendi fabrikası olmayan” dünyanın en tanınmış yüksek teknoloji şirketleri, tüm kapasite ve enerjilerini genelde AR-GE (araştırma ve geliştirme) ve tasarım çalışmalarına yoğunlaştırıyor. Tasarlanan nihai ürünlerin bileşenleri ise fason imalatçılar tarafından üretiliyor. Yüksek teknoloji ürünlerinin kalbini oluşturan mikroçipler ise fason olarak üretilen en önemli bileşen konumunda. İşte bu noktada TSMC gibi ucuz ama kaliteli imalat yapan Asyalı fason üreticiler devreye giriyor ve adeta teknoloji devlerinin “dökümhanesi” işlevini üstleniyor.

Kendinden emin

Mark Liu, çoğu insanın daha önce adını hiç duymadığı bu son derece önemli şirketin başındaki isim. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan ziyaretinden hemen önce CNN’e konuşan TSMC patronu, Tayvan’ın Çin tarafından olası işgalinin, TSMC’nin fabrikalarında çip üretiminin tümüyle durmasına yol açacağı uyarısında bulundu.

Aslında TSMC’nin CEO’su basına çok nadir olarak demeç veriyor. Pazartesi günü yayınlanan röportajda, kendinden oldukça emin bir şekilde konuşan Liu, “Hiç kimse TSMC’yi zorla kontrol edemez. Askerî bir güç kullanılması ya da muhtemel bir işgal durumunda, TSMC’nin hiçbir fabrikası artık faaliyette olmayacaktır” dedi.

Emsalsiz piyasa hâkimiyeti

TSMC, küresel yarı iletken pazarının yarısından fazlasına hâkim. Müşterileri arasında mobil iletişim devi Apple ve çip markası Qualcomm’un yanı sıra Alman yarı iletken markası Infineon da bulunuyor.

ABD’nin önde gelen dijital markaları Intel ve Broadcom’un geliştirdikleri tüm yarı iletkenler de yine TSMC tesislerinde üretiliyor. Aynı durum ABD’nin grafik işlemci uzmanı Nvidia için de geçerli. Ayrıca dijitalleşme, yapay zekâ veya otonom sürüş gibi güncel trendlerin öncüsü olan tüm teknolojik ağır toplar da Hsinchu kentinde fason olarak üretilen yarı iletkenlere bağımlı durumda.

TSMC, ayrıca uzay ve havacılık endüstrisinden savunma sanayiine kadar dünyaca ünlü pek çok kuruluşun ana tedarikçisi konumunda. Hatta devletlerin stratejik önemdeki pek çok sisteminde de yine Tayvanlı fason çip üreticisinin imzası bulunuyor. Örneğin ABD’nin meşhur F-35 savaş uçaklarında ya da Ukrayna’nın Rus tanklarını vurduğu Javelin tanksavar sisteminde TSMC yapımı yarı iletkenler kullanılıyor. ABD’nin ulusal çıkarlarını ilgilendiren teknolojik araştırmaların yürütüldüğü ulusal laboratuvarlarındaki süper bilgisayarlarda da yine TSMC bileşenleri yer alıyor.

Tayvanlı fason imalatçılar aynı zamanda dünya otomobil endüstrisinin kullandığı çiplerin de ana tedarikçisi. Dolayısıyla Çin’in bu ülkeyi olası bir işgali, küresel bir otomobil krizine de yol açabilir. Liste bu şekilde uzayıp gidiyor.

Trump haklı çıktı

Eski ABD Başkanı Donald Trump, Asya’daki fason üretime bu kadar bağımlı olmanın doğurabileceği olumsuz sonuçlara karşı görev süresi boyunca sık sık uyarıda bulunmuştu. Hem ABD’li hem Asyalı yüksek teknoloji şirketlerine ABD’de üretim tesisleri açmaları için baskı kuran Trump, aksi halde bazı müeyyidelere başvuracaklarını duyurmuştu. Eski Başkan’ın bu ısrarı meyvelerini yakında vermeye başlayacak. TSMC, Arizona’da 12 milyar dolara inşa ettiği çip fabrikasında, muhtemelen 2024 yılı ortalarında üretime başlayacak. Phoenix yakınlarındaki fabrikanın Apple, Nvidia ve Qualcomm gibi ABD’li müşteriler için yarı iletkenler üretmesi öngörülüyor. TSCM ayrıca Teksas eyaletinde de işlemci tasarımı için AR-GE merkezleri kurdu.

ABD ve Avrupa’da daha fazla üretim

Washington Post’ta yer alan bir habere göre ABD, toplam 52 milyar dolarlık bir fonla Amerikan topraklarında yeni çip fabrikalarının kurulmasını teşvik etmek istiyor. Ancak, bu cömert sübvansiyonlar, sadece Çin’de üretim yapmama güvencesi veren fason çip imalatçıları için geçerli olacak. Pekin yönetimi, topraklarında özellikle Batılı savunma ve havacılık endüstrisi için fason olarak üretilen yüksek teknoloji bileşenlerinin know-how’ına sahip olmak ve bunları kendi sistemine entegre etmek için yıllardır yoğun bir çaba harcıyor.

Oxford Üniversitesi’nden Çin uzmanı ve DW yazarı Alexander Görlach, durumu somut bir örnekle açıklıyor: “Çin, Tayvan’ın yarı iletken üretim endüstrisiyle yakından ilgileniyor. Çünkü Çin geniş topraklara, Tayvan ise teknoloji ve bilgi birikimine sahip. Olası bir Çin işgali nedeniyle Tayvan’dan çip tedariki kesilirse, Almanya’daki montaj bandından da otomobil çıkmayacaktır.”

Avrupa ülkeleri de tıpkı ABD gibi Asyalı çip üreticilerine olan bağımlılığı azaltmak için bazı çalışmalar yapıyor. AB Komisyonu, Avrupa Çip Yasası ile çip endüstrisini 43 milyar euroluk kamu fonlarıyla desteklemek istiyor. Hedef, Avrupa’nın küresel çip üretimindeki payının 2030 yılına kadar iki katına çıkarılarak yüzde 10’dan yüzde 20’ye yükseltilmesi. ABD’li Intel şirketinin, Almanya’nın kuzeydoğusundaki Magdeburg’da kurmayı planladığı dev çip fabrikası bu yolda atılmış önemli bir adım.

Ancak bu planların gerçeğe dönüşmesi biraz daha vakit alacak. O zamana kadar Tayvan’dan gelecek yüksek teknoloji ürünlerine olan bağımlılık sürecek. ABD Yarı İletken Endüstrisi Birliği’ne göre, dünyadaki üst düzey çiplerin yüzde 90’ından fazlası Tayvan’da üretiliyor ve TSMC açık ara bu pazardaki en büyük paya sahip.

Mark Liu, az ama öz konuşmasıyla tanınır. Çin’in yoğun devlet desteğine rağmen neden Tayvan kadar yüksek kalitede çip üretemediği sorusuna TSMC’nin CEO’su gülerek şu cevabı veriyor: “Belki bunu başarabilirler. Ama bizden ancak birkaç yıl sonra!”

MAYMUN ÇİÇEĞİ SALGININDA ACİL DURUM İLANI

ABD yönetimi, vakalardaki ani artışın ardından maymun çiçeği salgınını halk sağlığı acil durumu ilan etti.

Karar, virüsün yayılmasını engellemek için aşıların, tedavilerin ve federal kaynakların dağıtımını hızlandıracak.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) dünya çapında vakalardaki artışın ardından en üst seviye acil durum uyarısını yayınlamasından kısa bir süre sonra geldi.

Sağlık yetkililerine göre, ABD’de vakalar 6.600’ü aştı.

Bu vakaların dörtte biri, geçen hafta hastalık nedeniyle kendi olağanüstü hâlini ilan eden New York eyaletinde ortaya çıktı.

Bir sonraki en yüksek vaka sayısına sahip iki eyalet – California ve Illinois – bu hafta başlarında olağanüstü hâl ilan etti.

Ayrıca, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nden (CDC) alınan verilere göre, bu yıl dünya çapında 26.000’den fazla vaka bildirildi.

Bazı halk sağlığı uzmanları, acil durum ilanının hastaların daha fazla damgalanmasına yol açabileceği endişesini dile getirdiler. Maymun çiçeğine herkes yakalanabiliyor, ancak salgın büyük ölçüde eşcinsel ve biseksüel erkeklerde görülüyor.

Ancak hastalık sadece cinsel yolla bulaşan bir enfeksiyon değil ve enfekte bir kişiyle yakın temas yoluyla da bulaşabilir.

Virüs tipik olarak aşırı derecede kaşıntılı ve ağrılı olabilen sivilce benzeri döküntülerin gelişmesine, vücuda yayılmasına ve diğer komplikasyonlara neden oluyor.

Enfeksiyonlar genellikle hafif geçiyor ve yetişkin hastalarda tedavi ya da hastaneye yatış gerektirmeden kendiliğinden geçiyor. Çocuklar ise hastalığı daha ağır geçirebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), küçük çocukların hastalıktan daha yüksek oranlarda öldüğü konusunda uyardı.

ABD’deki ve diğer yerlerdeki yetkililer, eşcinsel ve biseksüel erkeklerin yanı sıra sağlık çalışanları da dahil olmak üzere virüse maruz kalma riski en yüksek olan kişilerin, öncelikli olarak bu aşıyı yaptırmalarını tavsiye etti.

Fakat ülke genelinde maymun çiçeği için aşı ve tedavilerin yetersiz olduğu bildiriliyor.

ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı geçen hafta, önümüzdeki Mayıs ayına kadar teslim edilmek üzere beş milyondan fazla doz aşı daha sipariş ettiğini açıkladı.

Bu haftanın başlarında Beyaz Saray, maymun çiçeği virüsü ile ulusal mücadeleyi koordine etmek ve denetlemek için bir ekibin atandığını da duyurdu. Ekipte, ABD’de HIV’in yayılmasını engellemek için başarılı girişimlere öncülük eden New Yorklu doktor Demetre Daskalakis de bulunuyor.

ERDOĞAN-PUTİN GÖRÜŞMESİ

En son 19 Temmuz’da İran’ın başkenti Tahran’da görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bugün Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki tatil beldesi Soçi’de bir araya gelecek. İki liderin gündeminde Ukrayna’da devam eden işgal girişimi ve tahıl koridoru anlaşması ve Rusya’nın karşı olduğu Türkiye’nin olası Suriye operasyonu yer alacak. Akkuyu’da devam eden nükleer santral projesi de dahil iki ülke arasındaki enerji işbirliği de liderlerin gündeminde yer alacak.

Uluslararası diplomaside birbirleriyle en çok görüşen liderler arasında yer alan Erdoğan ve Putin, 29 Eylül 2021’de yine Soçi’de bir araya gelmiş, yaklaşık 3 saatlik baş başa görüşmenin ardından bir açıklama yapmamayı tercih etmişlerdi.

Erdoğan ve Putin, bugünkü görüşme için yine Soçi’yi tercih etti. Moskova’dan yapılan açıklamalarda, iki liderin bu görüşmeyi 19 Temmuz’da Tahran’da kararlaştırdıkları bilgisi verildi.

İki lider, Suriye’de iç savaşı sona erdirmek amacıyla kurulan Astana süreci toplantısı için gittikleri İran’da ikili bir görüşme yapmışlar ve hem Suriye hem de Ukrayna’daki gelişmeleri ele almışlardı.

Soçi’de bugün yapılacak görüşmede, Tahran’da ele alınan konuların daha derinleştirilmesi ayrıca ikili ilişkileri özellikle enerji ve ticaret işbirliğini içeren unsurlarının ağırlıklı olarak ele alınması bekleniyor.

Rus liderin bugün yapılacak görüşme öncesinde Güvenlik Konseyi’ni toplaması dikkat çekti. Kremlin’den yapılan açıklamada, üst düzey askeri yetkililerin de katıldığı konsey toplantısında bugün yapılacak Türkiye-Rusya görüşmesinin gündeminin değerlendiği açıklandı.

Ukrayna ve tahıl anlaşması öncelikli gündem

Erdoğan ve Putin’in gündeminin öncelikli unsurları arasında Rusya’nın 24 Şubat’ta başlattığı Ukrayna işgal girişimi ve bunun küresel ve bölgesel etkileri geliyor.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Rus basınına yaptığı açıklamalarda, 22 Temmuz’da imzalanan tahıl ihraç anlaşmalarının uygulanma sürecinin ağırlıklı olarak ele alınacağını kaydetti.

İstanbul’da yapılan törende, Ukrayna ve Rusya, Türkiye ve Birleşmiş Milletler (BM) ayrı ayrı anlaşmalar imzalamış ve böylece Ukrayna tahılının dünya pazarlarına ulaştırılmasının önünü açmışlardı. Bu kapsamda ilk gemi 3 Ağustos’ta Türk boğazlarından geçerek Lübnan’a doğru seferini devam ettirmişti.

Rusya, bu anlaşmanın yanı sıra BM ile de ikili bir başka metne daha imza atmış ve başta gübre ve gıda ürünleri olmak üzere kendi ihracatının Batı yaptırımlarına uğramadan gerçekleştirilmesinin altyapısını oluşturmuştu.

Erdoğan ve Putin’in görüşmesinde hem Ukrayna ürünlerinin taşınması hem de Rusya’nın başlatacağı ihracatının sürdürülmesine ilişkin ayrıntıların ele alınması öngörülüyor.

Türkiye, bu anlaşmalar sayesinde küresel gıda bunalımının çözümüne dönük adım atılıyor olmasını Rusya ve Ukrayna arasında sağlanan bir güven artırıcı önlem olarak görüyor ve ileride olası barış müzakereleri için fırsat yarattığını düşünüyor.

Bu nedenle, Erdoğan’ın Putin ile yapacağı görüşmede, anlaşmanın kesintisiz uygulanması, gemi trafiğini etkileyecek saldırılardan kaçınılması çağrısında bulunması bekleniyor.

Görüşmede, Ukrayna’da devam eden savaşla ilgili genel değerlendirmelerin yapılması ve Erdoğan’ın 24 Şubat’tan bu yana dile getirdiği barış için İstanbul’da liderler zirvesi önerini yinelemesi de beklentiler arasında.

Suriye’nin kuzeyine operasyon olacak mı?

Türkiye-İran ve Rusya, 19 Temmuz’da Astana Zirvesi’nin ağırlıklı gündeminin “terörle mücadele” olduğunu, bu kapsamda Türkiye’nin hem sınırlarına hem de güvenlik güçlerine dönük saldırılarını artıran YPG’ye karşı yeni bir operasyon kararlılığının ele alındığını Cumhurbaşkanı Erdoğan Tahran dönüşü gazetecilere açıklamıştı.

Hem Rus hem de İran tarafının Tel Rıfat ve Menbiç’i hedef alacak böyle bir operasyona soğuk baktığını kaydeden Erdoğan, YPG’nin asıl amacının Suriye’nin toprak bütünlüğünü bozmak olduğunu dolayısıyla her iki Astana ortağının aslında Türkiye’ye destek vermesi gerektiğini vurgulamıştı.

Erdoğan’ın Soçi görüşmesi sırasında Putin’den operasyon konusunda daha esnek bir tavır takınmasını isteyebileceği, askeri harekatın sadece terör unsurlarına karşı olacağı güvencesini vermesi öngörülüyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 31 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Türkiye’nin kendi ulusal güvenliği söz konusu olduğunda kimseden icazet almayacağını kaydetmiş, gerek duyulduğu anda kararın Ankara tarafından verileceğini kaydetmişti.

Ancak Suriye’de birbirine bağlı hassas birçok sürecin iç içe geçmiş olması, Ankara’nın kuzey Suriye için hissettiklerinin Moskova için İdlib’de geçerli olması Türkiye’nin tek taraflı bir adımının zorluğunu ortaya koyuyor.

Diplomatik çevrelerde yapılan değerlendirmeler, Erdoğan’ın son aylarda dile getirdiği operasyonun belli bir noktada gerçekleşme olasılığını güçlü olduğuna ancak İran ve Rusya ile yapılacak görüşmelerin sonucuna göre hangi şiddet ve ölçekte olacağının belirleneceğine işaret ediyor.

Bu kapsamda, Rusya’nın Suriye’nin hava sahasını kontrol altında tutuyor olması, olası bir operasyonda Türkiye’nin hava sahası konusunda Rusya ile uzlaşması gerekliliğini gösteriyor.

2019’da Barış Kalkanı Harekâtı sırasında da hava unsurlarını çok kısıtlı kullanan Türkiye’nin Rusya’dan olumlu yanıt alamamasının operasyon planlamasını etkileyeceği öngörülüyor.

Dolayısıyla bugün Putin’in Erdoğan’ın taleplerine vereceği yanıtlar, Ankara’nın bundan sonraki süreçte atacağı adımların şekillenmesi açısından büyük önem taşıyor.

Rusya, enerji ve ekonomiye ağırlık veriyor

24 Şubat’ta başlattığı Ukrayna işgal girişimi nedeniyle, Batılı ülkelerin kapsamlı ve etkin yaptırımı altında olan Rusya açısından yaptırımlara katılmayan Türkiye ile ikili ekonomik, ticari ve enerji işbirliğinin derinleştirilmesi öncelikli bir hedef olarak görülüyor.

Rus basınına yansıyan haberlerde, liderlerin Soçi gündeminde çok boyutlu Türk-Rus işbirliğinin ayrıntılı olarak ele alınması, ticaret ve ekonomik ilişkilerin daha da ileri götürülmesi ve enerji sektöründe ortak stratejik projelerin yaşama geçirilmesi gibi unsurlar yer alıyor.

Ankara, savaşın başlamasının ardından Batı’nın aldığı yaptırım kararlarına uymayacağını açıklamış, yasal olduğu sürece Rus işadamlarının Türkiye’de faaliyet göstermeye devam edeceklerini belirtmiş ve daha da önemlisi hava sahasını Rus uçaklarına kapatmamıştı.

Bu durum Türkiye’yi Rusya karşısında daha da özel bir konuma taşımış ve taraflar arasında ticaret rakamlarında geçmiş senelere oranla artışlar gözlenmişti.

Erdoğan-Putin görüşmesinde bu eğilimin giderek artan şekilde devam etmesi ve bunun için atılacak adımların ele alınması bekleniyor. Yaptırımlardan dolayı ABD doları ile işlem yapmaktan kaçınan Rusya’nın Türkiye ile uzun süredir müzakere ettiği yerli para birimleriyle ticaret konusunu gündeme getirmesi bu adımlardan biri olarak görülüyor.

Ankara’nın ise taraflar arasındaki ekonomik faaliyetlerin daha da artması için Rusya’nın Türk vatandaşlarına uyguladığı vizeyi kaldırması talebi uzun süredir masada bekliyor.

Rusya, 2015’de savaş uçağının düşürülmesinin ardından uyguladığı yaptırımlar kapsamında Türk vatandaşlarına yeniden vize uygulamasını başlatmıştı.

İlişkilerin normalleşmesine karşın vizenin hala uygulanıyor olması  özellikle iş çevrelerinde sıkıntı yaratan bir unsur olarak görülüyor.

Akkuyu ve yeni projeler gündemde

Erdoğan, 19 Temmuz’da Putin ile ikili yaptığı görüşme hakkında basına açıklamalarda bulunurken, “Bize çok çok farklı bazı teklifleri oldu. Biz inşallah burada doğal gaz konusunda, Akkuyu meselesinde ve diğer konularda şu anda dayanışmamızı aynen sürdürüyoruz, sürdüreceğiz,” ifadelerini kullanmış ancak Rus liderin hangi teklifleri masaya getirdiğini açıklamamıştı.

Türkiye ile Rusya arasındaki en stratejik işbirliklerinden biri Mersin’de yapımı süren Akkuyu Nükleer Santrali.

İlk reaktörü gelecek sene başlarında işletmeye alınacak olan Türkiye’nin ilk nükleer santralini 2010 senesinde yapılan hükümetler arası anlaşma uyarınca Rusya’nın Rosatom şirketi yapıyor.

Şirketin geçen günlerde Türk ortağı ile sözleşmesini feshetmesi ve yerine Rusya bağlantılı yeni bir ortak alması ve bunun Erdoğan-Putin görüşmesinden sadece birkaç gün önce yapılması dikkat çekti.

Enerji Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Rus şirket ile Türk ortağı arasında ihtilafların yaşandığı kayda geçirilirken, “Önceliğimiz, projenin başından bu yana inşaat sahasında hizmet veren bütün yüklenicilerin ve çalışanların aleyhine bir mağduriyet oluşmaması ve projenin zamanında devreye alınmasıdır. Daha önce olduğu gibi, yine bu çerçevede girişimlerimiz sorunların çözümü için devam etmektedir” ifadesine yer verildi.

Bu kapsamda, Akkuyu konusunun Erdoğan-Putin görüşmesinde gündeme gelmesi bekleniyor.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: KAPALI MARAŞ KKTC TOPRAĞIDIR

 

 

 

Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Yannis Kasulidis’in Sırbistan Dışişleri Bakanı’nın GKRY’ye gerçekleştirdiği ziyareti esnasında Anavatan Türkiye’ye karşı kullandığı ifadelerin kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, “Doğu Akdeniz’deki gerilimin yegâne nedeni GKRY’nin tek yanlı tasarruflarla yürüttüğü faaliyetlerdir. KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti meşru hak ve çıkarlarını korumak amacıyla bu tek yanlı eylemler karşısında muadil adımlar atmaktadır ve atmaya devam edecektir.” denildi.

KKTC ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de huzur ve istikrarı sağlamak için açılımlar yaparak yapıcı öneriler sunduğu hatırlatılan açıklamada, Cumhurbaşkanının bu husustaki son önerilerinin mürekkebinin henüz kurumadığı, yapıcı olmanın zayıflık olarak algılanmaması gerektiğinin de altı çizildi.

-“Kapalı Maraş KKTC toprağıdır ve bu toprak parçasına ilişkin karar verme yetkisi de KKTC’ye aittir”

Açıklamada ayrıca şunlar yer aldı:

“Sayın Kasulidis’e ayrıca hatırlatmak isteriz, Kapalı Maraş KKTC toprağıdır ve bu toprak parçasına ilişkin karar verme yetkisi de KKTC’ye aittir.

Sırbistan Dışişleri Bakanı’nın Kıbrıs Türk halkının varlığını inkâr edip sadece GKRY Dışişleri Bakanı ile görüşerek Kıbrıs konusunda Rum tarafının bilinen görüşlerine arka çıkmasının ahlaki bir değeri yoktur. Birleşmiş Milletler parametreleri çerçevesinde yürütülen tüm müzakere süreçlerinin Rum tarafınca defalarca reddedildiğini ve bu zeminde müzakere süreçlerinin artık son bulduğunu bildiğini ümit ediyoruz.

KKTC’nin Adadaki iki devletin egemen eşitlikleri ile eşit uluslararası statülerine dayanan önerisinin kabul görmesi Adadaki gerçekler ile uyumlu bir anlaşmanın yolunu açacaktır. Ancak bu sayede taraflara, özgürce müzakere edilmiş ve karşılıklı kabul edilebilir yeni bir zemin sunulmuş olacak ve sadece Adadaki iki halkla değil, Doğu Akdeniz bölgesinin refah ve istikrarına da katkı sağlanacaktır.”

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNDAN YARGILANAN POLİS…

Lefke’de polis memuru tutuklanması ardına soruşturma genişletildi … Görevi kötüye kullanma suçundan yargılanan polis iyilikten maraz doğurdu …

Görevi Kötüye Kullanma, Özel Hayatın ve Özel Hayatın Gizli Alanlarının Korunması Yasası’na Aykırı Hareket, Özel Hayatın Gizli Alanlarının Korunması Yasası’na Aykırı Hareket suçundan tutuklanan zanlılar S.S, B.C ve M.S’nin ardından Mehmet Bahçeciler de tutuklanıp mahkeme huzuruna çıkarıldı.

Mahkemede yeminli şahadet veren polis çavuşu Salih Keskinel, olguları aktardı.

Polis, zanlı Mehmet Bahçeciler’in Özel Hayatın ve Özel Hayatın Gizli Alanlarının Korunması Yasası’na Aykırı Hareket suçuna methaldar olduğunu belirtti.

Polis, 3 Şubat 2022 tarihinde Lefke Polis Karakolu’nda görevli polis çavuşu S.S’nin Görevini Kötüye Kullanarak, Polis Genel Müdürlüğü’nün kullandığı bir bilgisayar programındandan, H.K , Ç.M ve M.Ş’nin hakkında geçmişte düşülen kayıtların neler olduğunu tespit ederken, Merkezi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Enver Bahçeciler’in davasında kullanmak amacıyla Güzelyurt’ta sakin Mehmet Bahçeciler ve M.S ise B.C’ye verdiğini anlattı.

Polis, 2 Ağustos 2022 tarihinde zanlı B.C’nin ofisinde yapılan aramada, H.K, ÇÇ.M ve M.Ş’nin Polis Genel Müdürlüğü’nün kullandığı bir bilgisayar programından alındığına inanılan ve programdaki sırasıyla birebir örtüşen kayıtların başlıklarının, el yazısıyla yazıldığı kâğıdın emare alındığını belirtti.

Polis, aynı gün tüm zanlıların tutuklandığını ve B.C’nin bilgileri nereden aldığını hatırlamadığını söylediğini anlattı.

Polis, zanlı M.S’nin konu bilgileri yeğeni olan S.S’ye aldığını söylediğini belirtti.

Polis, Mehmet Bahçeciler’in polise teslim olduğunu ve evinde yapılan aramada iki adet cep telefonunun bulunup emare alındığını söyledi.

Polis, alınan cep telefonlarından I-phone modelin kime ait olduğunu bilmediğini beyan ettiğini anlattı.

Polis, soruşturmanın salimen yürütülebilmesi için zanlının aleyhinde1 gün tutukluluk talep etti.

KIZ ÖĞRENCİSİYLE İLİŞKİYE GİREN ÖĞRETMENE 9 YIL HAPİS

 

 

Lise öğrencisi kızla ilişkiye giren disiplin mahkemesi sonrası öğretmenlikten atılmasının ardından tecavüz suçlaması ile yargılanan Lise Öğretmeni Hüseyin Güngeldi’nin aleyhindeki karar açıklandı. Mahkeme, 17 yaşındaki kız öğrencisiyle ilişkiye giren, öğretmen Hüseyin Güngeldi’yi “Koruma ve bakım sorumluluğu altında olan kişilere cinsel tecavüz” suçundan suçlu buldu.

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Fadıl Aksun, Kıdemli Yargıç Şerife Kâtip ve Yargıç Murat Soytaç’ın huzurunda görüşülen karar duruşmasında sanığın aleyhindeki kararı Kâtip açıkladı. Kâtip, sanığın Öğretmenler Yasası’nı ihlal ettiğini ve yasaya bakıldığında öğretmenin görev dışında da güven ve saygınlığını korumakla yükümlü olduğuna değindi.

Sanığın söz konusu Öğretmenler Yasası’na uygun davranmadığının altını çizen Kâtip, 50 yaşındaki öğretmen sanığın, 17 yaşındaki kız öğrenciye çıplak fotoğraf ve video çekip göndermesini istediği ve arkadaşlarını grup sekse ikna etmesini istediğinin Whatsapp yazışmalarında görüldüğüne değindi.

Kâtip, öğretmen olan sanığın, öğrencileri korumakla yükümlü olduğuna ve yasa maddesine, meclis tutanaklarına ve uluslararası hukuka göre cinsel ilişkide rızanın ortadan kalktığına dikkat çekti. Kâtip, sanığı aleyhine geitirlen “Koruma ve bakım sorumluluğu altında olan kişilere cinsel tecavüz” ve “Cinsel saldırı” suçundan mahkûm ettiklerini açıkladı. Kâtip, kadınların, öğrencilerin ve çocukların korunması için bu gibi suçları işleyen veya işleme eğiliminde olan kişilere karşı caydırıcı cezalar verilmesi gerektiğini belirtti. Kâtip, sanığın Kâtip, sanığın lehine ve aleyhine olan tüm hususlara değinip, oybirliği ile 9 yıl hapis cezası verdiklerini açıkladı.

TEKNECİK’E YENİ YAKIT GELİYOR

 

 

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (Kıb-Tek) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Akyiğit, yeni yakıtın Teknecik’e 6 Ağustos Cumartesi sabahı 08.00 civarlarında geleceğini; bu süreye kadar yeterli yakıt bulunduğunu açıkladı.

Konu hakkında TAK muhabirine bilgi veren Akyiğit, Teknecik’te yakıtın azaldığı söylemlerinin doğru olduğunu ancak, Cumartesi gününe kadar yetecek yakıtlarının bulunduğunu kaydetti.

Akyiğit, stok yakıt ve kullanılan saat başı yakıt hesaplandığında, yeni yakıtın geleceği cumartesi gününe kadar Teknecik’te yakıt bulunduğunu, dolayısıyla elektrik kesintisi yaşanmayacağını belirtti.

AMCAOĞLU’NDAN ÖNEMLİ AÇIKLAMA!

 

 

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu BRT’de “Haber Kritik” programına enerjide yaşanan sorunlar ve yapılması gerekenlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Amcaoğlu, enerji ile ilgili strateji eylem planlarının hayata geçmesinin önemini vurguladı.

Olgun Amcaoğlu, “Enerji Üst Kurulu Yasasının biran önce meclisten geçmesi gerektiğini söyledi.

Enerji sektöründe planlamanın önemine vurgu yaparak bu yönde çalışmalar gerçekleştirdiklerini anlatan Amcaoğlu, 15 gün sonra Meclis’te İdari Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi’nde Enerji Dairesi’nin kurulumuna ilişkin yasa tasarılarının görüşülmeye başlanacağını dile getirdi.

Bakan Amcaoğlu, akaryakıt alımı ile ilgili uluslararası ihalenin Merkezi İhale Komisyonu’nun gündeminde olduğunu ve tekliflerin alınmaya başlandığını belirtti.

Olgun Amcaoğlu, Uluslararı ihalenin 1 ay sonra sonuçlanacağını ve artık yakıt krizinin şuanki gibi baş ağrıtan bir seviyede olmayacağını dile getirdi.

MALİYE BAKANI ALİŞAN ŞAN: EKONOMİYİ KAYIT ALTINA ALARAK GELİRLERİMİZİ YÜKSELTECEĞİZ

 

 

Maliye Bakanı Alişan Şan BRT’de katıldığı programda mali konulara ilişkin soruları yanıtladı.

Maliye Bakanı Şan,hem hayat pahalılığı hem de asgari ücretin yeniden belirlenmesinden dolayı vergi matrahları ve dilimlerinde bir takım değişiklikler olduğunu bunun da bazı çalışanların maaşlarına arzu edilen artışın yansımadığını belirterek, bu konuda gerekli çalışmanın başlatıldığını söyledi.

Asgari ücretten vergi alınmaması konusunda henüz bir kararname hazırlanmadığını belirten Şan, yılın ortasında değişiklik yapılmasının farklı noktalarda sorunlar doğabileceğini belirtti ve bu nedenle iyi bir çalışma yapılması gerektiğini vurguladı.

Konuyla ilgili olarak dün sendikalarla görüştüğünü kaydeden Bakan Şan, hem kendi düşüncelerini hem de sendikacılardan gelen fikirleri harmanlayarak son noktayı koyma hedefinde olduklarını söyledi.

Maliye Bakanı Alişan Şan, asgari ücretin vergiden muaf tutulması için yapılan çalışmayı kısa sürede tamamlamayı hedeflediklerini belirtti ve “Dünyada Oluşan enflasyonist yapı içerisinde dar gelirliyi de koruyarak icraatlarımıza devam etmek istiyoruz” dedi.

Yasaların düzenlenebileceğini ancak bir şey yapılırken başka birşeyin bozulmasına sebep olmamak gerektiğine ifade eden Bakan Şan, Yılın ortasında vergi değişikliğinin başka sorunları da ortaya çıkarabileceğine dikkati çekti.

Lefkoşa Devlet Hastanesi’ndeki güvenlik şirketinin ödemesi ile ilgili yaşanan soruna ilişkin bir soru üzerine ise Bakan Şan, ilgili firmanın ödeneğin artırılmasını talep ettiğini kendisinin gerekli talimatı verdiğini vebu çerçevede
sorunun çözümü için çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Bakan Şan, maliyede giderlerinin beklenmedik giderlerin arttığını bu nedenle gelirlerin artırılması yönünde çalışmalar yürüteceklerini belirtti.

Şan “Ekonomiyi kayıt altına alarak gelirlerimizi yükseltme noktasında çalışmalarımıza devam edeceğiz” dedi.

Devlet okullarındaki taşeron hademelerin sorunları ile ilgili bir soru üzerine ise Bakan Şan, önümüzdeki günlerde ilgili sendika ile biraraya geleceğini ve bu konuyu etraflıca konuşacaklarını söyledi.

Maliye Bakanı Alişan Şan, halka ve çalışanlara müsterih olmaları çağrısı da yaparak “Elimizdeki imkanları en iyi şekilde kullanarak halka dağıtma noktasında elimizden gelen her adımı atmaya kararlıyız” dedi

 

TÜRKİYE’DE YAPILAN KPSS İPTAL EDİLDİ

Son dakika haberine göre, ÖSYM Başkanı Ersoy, 31 Temmuz’da yapılan KPSS oturumlarının iptal edildiğini açıkladı.

Türkiye ÖSYM Başkanı Ersoy’un açıklamaları şu şekilde;

6-7 Ağustos 2022 ve 14 Ağustos 2022’de yapılacak KPSS oturumları ertelenmiştir.

İptal edilen ve ertelenen sınavlara ilişkin yeni takvim en kısa sürede kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Yeni KPSS takvimi 17 Eylül’de başlayacaktır. Sınavı iptal edilen KPSS adaylarından, gireceği yeni sınav için herhangi bir ilave ücret talep edilmeyecektir.

Ortaya çıkan eksiklik ve aksaklıkları açık yüreklilikle kamuoyuyla paylaşıp, tedbirleri alarak ÖSYM’nin milletin kalbindeki yerini güçlendirmekte kararlıyız.

(2022-KPSS) Hiç arzu etmediğimiz şekilde iptal ve ertelemelere sebebiyet veren bu talihsiz süreçten dolayı tüm adaylardan özür diliyoruz.

ORMAN DAİRESİ, SICAK HAVAYA DİKKAT ÇEKEREK YANGINLARA KARŞI UYARDI

 

 

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı’na bağlı Orman Dairesi, yangınlara karşı uyardı.

Daireden konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:

 

Meteoroloji Dairesinden alınan bilgilere göre bölgemizin önümüzdeki günlerde alçak basınç sistemi ile sıcak hava kütlesi etkisi altında kalması,Sıcaklığın önümüzdeki 10 gün boyunca 41-45 `C üzerine çıkması ve bağıl nemin de %20’ye kadar düşmesi beklenmektedir. Komşu ülkeler devam eden sıcaklar dolayısıyla Kırmızı Alarm durumuna geçmiştir. Bu bilgiler ışığında 16.7. 2022 tarihinde yayınladığımız bildiriyi tekrar hatırlatmakta fayda vardır.

Ormanlarımızın korunması amacıyla Fasıl 60 Orman Yasası altında yayınlanmış “Orman Koruma Faydalanma Tüzüğü” Madde 18 (1)’ in Müdürlüğümüze verdiği yetkiye dayanarak orman içerisine giren yolları kullanan kişilerin yangın riskine karşı daha dikkatli olmalarını öneririz.

1- Yasa gereği 1 Mayıs 31 Ekim tarihleri arasında her ne sebeple olursa olsun ateş yakılamaz. Vatandaşlarımızın bu tarihler arasında ateş yakmama konusunda gerekli hassasiyeti göstermeleri elzemdir.

Ateşli Piknik Alanları da DAHİL olmak üzere Ateş Yakma yasağı ikinci bir bildiriye kadar devam edecektir

Özellikle anayolların ormanlık ve ağaçlık alanlardaki güzergâhlarında araçları ile seyir halinde olan vatandaşlarımızın araçlarından yangına neden olabilecek herhangi bir eylemde bulunmaması ( özellikle sigara izmaritlerinin araçlardan atılmaması ) gerekmektedir.

2- Halkımızın göreceği en küçük dumanı zaman geçirmeden ücretsiz Orman Yangın İhbarı telefon numarasından “Alo 177” Orman Dairesine veya yangın ihbarı “Alo 199” İtfaiye ‘ye bildirmeleri erken müdahale açısından çok önemlidir.

3- Yangın vukuunda da halkın yangın söndürme çalışmalarına çağrısız katılması; her türlü imkânlarını seferber etmesi yasa gereği ve vatandaşlık görevidir.

4- Ormana yakın yerlerde tarımsal faaliyet yapan kişilerin yangın riskine karşı gerekli tedbirleri alması zorunludur.

5- Belediyelerin ve halkın kullandıkları çöplük alanlarındaki çöplerin Güngör çöplüğüne taşınması yasa gereğidir. Özellikle yaz aylarında yakılarak imha edilen çöpler ormanlarımız için en önemli tehdit unsurudur.

Ormanlarımızın yangın tehlikesinden korunması amacıyla alınan bu tedbirler doğrultusunda vatandaşlarımızın yangına sebebiyet verecek faaliyetlerden kaçınmalarını ve yapılacak denetimlerde Orman Dairesi Memurlarının ikazlarına uymaları yeni acılar yaşamamamız için gerekli görülmektedir.

 

 

 

SAĞLIK BAKANLIĞI, ÖZEL GEREKSİNİMLİ ÇOCUKLARIN AİLELERİNE YÖNELİK DESTEK SÖYLEŞİSİ DÜZENLEYECEĞİNİ DUYURDU

Sağlık Bakanlığı “Özel Çocuklar ve Ailelerimiz ile Sağlık için Elele” projesi kapsamında Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdem Beyoğlu’nun konuşmacı olarak katılacağı ailelere yönelik psikolojik destek söyleşisi düzenliyor.

Lefkoşa Atatürk Kültür Merkezi’nde yarın saat 14.00’te halka açık olarak düzenlenecek söyleşide, Sağlık Bakanı İzlem Gürçağ Altuğra da konuşma yapacak.