Archives 2022

ABD İLE ÇİN ARASINDA TAYVAN GERİLİMİ

 

 

ABD ile Çin arasında yaşanan Tayvan gerilimi iki ülke liderinin yaptığı 2 saat 17 dakika süren telefon görüşmesine damga vurdu. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ABD’li mevkidaşına Tayvan konusunda “ateşle oynayan kendini yakar” dedi. Biden ise Tayvan konusunda politika değişikliği olmadığını söyleyerek cevap verdi.

ABD Başkanı Joe Biden ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping 2 saat 17 dakika süren telefon görüşmesi yaptı. ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan ziyaret planı nedeniyle iki ülke arasında gerginlik sürerken Çin tarafı görüşmeye ilişkin açıklama yaptı.

Pekin yönetimi Devlet Başkanı Şi’nin bu yıl beşinci kez konuştuğu Biden’a Tayvan konusunda “Ateşle oynayan, kendini” yakar dediği belirtildi. Açıklamada Biden’a, Tayvan konusunda yabancı müdahalesinin kabul edilmeyeceğinin vurgulandığı kaydedildi.

Beyaz Saray’dan görüşmeye ilişkin yapılan açıklamada ise ABD Başkanı Biden’ın, Tayvan’a yönelik politikalarının değişmediğini ve Tayvan Boğazı’nda statükonun tek taraflı değiştirilmesine ya da buradaki barış ve istikrarı baltalamaya yönelik adımlara şiddetle karşı çıktıklarını söylediği belirtildi. Söz konusu görüşmenin, ABD ile Çin arasındaki iletişimin sürdürülmesi ve derinleştirilmesi kapsamında gerçekleştiğine işaret edilen açıklamada, iki liderin, en son 18 Mart’ta bir telefon görüşmesi yaptığı anımsatıldı.

Görüşmede ikili, bölgesel ve küresel konuların ele alındığına işaret edilen açıklamada, Biden ve Şi’nin, özellikle iklim değişikliğiyle mücadele ve sağlık güvenliği konusundaki meselelerin takibi konusunda ekiplerini görevlendirdiği aktarıldı.

Açıklamada, “Başkan Biden, Tayvan konusunda ABD’nin politikasının değişmediğini vurguladı. Ayrıca ABD’nin, Tayvan Boğazı’nda statükonun tek taraflı değiştirilmesi ya da buradaki barış ve istikrarın baltalanmasına yönelik çabalara şiddetle karşı olduğunun altını çizdi.” ifadelerine yer verildi.

FAİZ SUCUOĞLU: BİZ PARTİYE BAŞBAKAN DA HÜKÜMETE YOĞUNLAŞTI

UBP Genel Başkanı Faiz Sucuoğlu, Sunat Atun’un bakanlık görevinden istifa etmesi sonrası haklı çıktıklarına vurgu yaptı.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı Faiz Sucuoğlu, partisinin grup toplantısı sonrası Cumhuriyet Meclisi’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

“HAKLI ÇIKTIK”

Sucuoğlu, Sunat Atun’un Maliye Bakanlığı’ndan istifasıyla ilgili “Haklı çıktığımız ortaya çıktı. Neden 1 ay önce değil de şimdi alındı? 1 aylık zaman kaybı oldu. Orada yeni bir arkadaşımız var. Kendisine başarılar dileriz.” dedi.

“BİZ PARTİYE, SAYIN BAŞBAKAN DA HÜKÜMET ÇALIŞMALARINA YOĞUNLAŞTI”

UBP’de sürekli toplantılar yapıldığını, inanılmaz yoğunlukta çalıştıklarını ve yerel yönetim seçimlerine hazırlandıkalrını ifade etti. “Biz, partiye bakıyoruz, Sayın Başbakan da hükümet çalışmalarına yoğunlaştı” dedi.

 

KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN ”BEN DE VARIM” FORMU

Yurtdışında yaşayan ve kendisini Kıbrıslı Türk veya KKTC vatandaşı olarak niteleyen sizler, dünyanın neresinde olursanız olun tüm Kıbrıslı Türklerden haberdar olmak, görüşlerinizi aktarmak, bir olmak, beraber olmak istiyorsanız, web sayfasındaki “Yurtdışında yaşayan Kıbrıslı Türkler” bilgi formunu doldurup “Ben de varım” deyiniz.

KTMMOB’YE BAĞLI 4 ODA İLE LTB İŞBİRLİĞİNDE ”AFET SEMİNERİ” DÜZENLENDİ

Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (KTMMOB) bağlı 4 Oda ile Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) işbirliğinde KTMMOB Konferans Salonunda geniş katılımlı bir “Afet Semineri” düzenlendi.

Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (KTMMOB) bağlı İnşaat Mühendisleri Odası, Meteoroloji Mühendisleri Odası, Şehir Plancıları Odası ve Yerbilim Mühendisleri Odası’nın birlikte organize ettiği seminer  açılış konuşmaları ile başladı.

Lefkoşa Türk Belediyesi (LTB) Başkanı Mehmet Harmancı, KTMMOB Genel Başkanı Tunç Adanır, İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gürkan Yağcıoğlu, Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Mediha Orun Sarp,Şehir Plancıları Odası Başkanı Gizem Caner ile Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili açılışta birer konuşma yaptılar.

Harmancı: “Modern tarihin başka hiçbir noktasında insanlık hiper bağlantılı ve hızla değişen bir dünyada etkileşim halinde olan bu kadar tanıdık ve tanıdık olmayan riskler ve tehlikeler ile karşı karşıya kalmamıştır”

LTB Başkanı Mehmet Harmancı, Akdeniz coğrafyasında genelde afet konuşmak için afet durumunun yaşanmasının beklendiğini belirterek, bu seminerin afet yaşanmayan bir dönemde yapılmasının önemine işaret etti.“Çok yakın bir zamanda ciddi bir yangın afeti ile yüzleşmiş bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu afet ile birlikte toplumsal, ekonomik ve ülkesel değerlerimizin önemli kısmını yitirdiğimizin farkındayız” diyen Başkan Harmancı, BM Afet Riskini Azaltma Ofisi’nin yayınladığı raporlarda 1975 ile 2000 yılları arasında dünyada ortalama 90 ile 100 afet yaşanırken, 2001 ile 2020 yılları arasında 350 ile 500 arasında büyük çaplı afet yaşandığının belirtti.

Başkan Harmancı sözlerini şöyle sürdürdü:“Modern tarihin başka hiçbir noktasında insanlık hiper bağlantılı ve hızla değişen bir dünyada etkileşim halinde olan bu kadar tanıdık ve tanıdık olmayan riskler ve tehlikeler ile karşı karşıya kalmamıştır. Bu bize çok önemli bir mesaj veriyor ve bütün faaliyetlerimizi de buna göre programlamamız gerektiğini söylüyor. Tam bizdeki gibi dünyada da aslında afetlerden kurtulmak için harcanan efor ve para afeti önlemek için harcanılan paranın kat ve kat üzerinde gerçekleşiyor.

Aynı rapor bize 2010 ile 2019 yılları arasında afetleri önlemek için 5.5milyar dolarlık bir harcama yapıldığını, afet sonrası kurtarma operasyonları için ise 7.7 milyar dolar harcandığını ortaya koyuyor. Bu durumda aslında bizlerin toplam bütçe içerisinde afeti önlemek için çok daha minimal oranlarda kurtarma operasyonlarına girişmemiz demektir.”

Afetlerden bahsederken küresel ısınmadan ve iklim krizinin etkilerinden bahsetmemenin mümkün olmadığının altını çizen Başkan Harmancı, ülkemizin küresel ısınmaya etkisinin henüz az olduğunu ancak küresel ısınmadan dolayı etkileşimin kat ve kat fazla gerçekleştiğini belirtti.

“Ülkemizde en önemli sıkıntı bunu önleyebilmek adına güncelleştirebildiğimiz yasalarımızın ve yönetim kabiliyetinden yoksunluğumuz olarak görülüyor.” diyen Başkan Harmancı, şunları kaydetti:

“Nedir buradaki mesele. Ülkemizde önemli bir yatırım iklimi var. Belli coğrafyalarda oluşan yatırım iklimi altyapımızı da koordine edecek şekilde, iklim değişikliğine hazırlayacak şekilde geliştiremeyip dönemin ve bölgenin rantı ile bunu besliyoruz ve kısa dönemli rantlar ile beraber ülke geleceğini riske atma tehlikesi yaşıyoruz.

İskele Bölgesi’nde oluşan rant, inşaat yoğunluğu hala daha imar planının dahi oturtamamış inşaat ruhsatlarında bile çok büyük problemler yaşanılan ve yakın bir gelecekte de çok ciddi afet risklerini de beraberinde getirecek bir ortam yaşıyoruz. 1995’deki belediyeler yasası ile ülke vahşi bir kapitalist sistem içerisinde ilerlerken yasalarımız bizi devlet ekonomisinin içerisine (yerel yönetimler anlamında) hapsediyor.”

ADANIR: DOĞAL AFET DEDİĞİMİZDE AKLA SEL BASKINLARI, YANGINLAR VE DEPREMLER GELİR

KTMMOB Genel Başkanı Tunç Adanır da konuşmasında, doğal afet dediğimizde ilk akla gelen üç olay olduğunu söyleyerek, bunların; sel baskınları, yangınlar ve depremler olduğunu belirtti. Tunç Adanır, “Bunların bir kısmını destekleyen iklimsel krizler ülkesel global çevre problemlerimizdir. Bilimsel olarak çok önceden dünyada uyarılar yapılsa da maalesef gereken tedbirler alınmadığı için devlet kanadından problemler de bir araya gelince ciddi sorunlar oluşabiliyor. Yangına çok yatkın iklimsel şartlarımız var. Bu nedenle yangınla ilgili problem bizim her yaz yaşadığımız afetten biridir” dedi.

ADANIR: HALA YARALARI SARAMADIĞIMIZ VE BUNDAN SONRASINI NASIL PLANLAYACAĞIMIZI TARTIŞTIĞIMIZ BİR SÜREÇTEYİZ

Konuşmasında ülkemizde son dönemde yaşanan en büyük yangın felaketlerinden biri olan Mersinlik yangınına değinen Adanır, “Mersinlik yangını hepimizin yakın bir geçmişte yaşadığı bir felakettir. Yangını önleme ve müdahale etmede ne kadar yetersiz olunduğunu burada yine bire birde yaşadık. Hala yaraları saramadığımız ve bundan sonrasını nasıl planlayacağımızı tartıştığımız bir süreçteyiz ve bu konuda doğru siyasi adımlar veya ileriye dönük planlı adımlar atılmış değil. Yol haritalarının belirlenip kararların bir an önce alınması gerekiyor” dedi.

ADANIR: SORUMLULUKLA HAREKET ETTİK, KOMİTE KURUP RAPOR HAZIRLADIK VE SUNDUK, HALA TEDBİRLER ALINMADI

KTMMOB Genel Başkanı Tunç Adanır, sel felaketlerine de değinerek, “Girne’de yaşanan 4 gencimizin de hayatını kaybettiği sel felaketinin ardından KTMMOB olarak benimde yer aldığım bir araştırma komisyonu kurduk. Ciklos bölgesinde derenin denize bağlandığı noktaya kadar tüm dere yatağını adım adım gezerek, Lapta ve Alsancak’ta dağdan inen kayaların verdiği zararları yerinde inceleyerek, Dikmen’de oluşan sorunları da ekip olarak tek tek dolaşıp bire bir gözlemleyerek, öncesinde alınması gereken tedbirler ve sonrasında yapılması gerekenler ile ilgili geniş çaplı raporlar hazırlayıp o dönemin Başbakanına sunmuştuk. Takip edilen süreçte hala gerekli tedbirlerin alınmadığını görüyoruz. Siyasiler ile sürekli görüşüp bu konuda yapılması gerekenle ile ilgili baskı unsuru olmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

ADANIR: ODALARIMIZ DEVLETTEN DAHA AKTİF, DAHA CİDDİ, DAHA DENETLENEBİLİR ÜRETİMLER YAPIYOR

“Bir diğer doğal afet de depremlerdir” diyen Tunç Adanır, “Halkımızın günlük yaşantısı içerisinde deprem riskini aklından çıkarabiliyor. Yerbilim Mühendislerinden aldığımız bilgilere göre ülkemizde yılda yaklaşık yüz deprem meydana geliyor. Bunları hissedebildiğimiz oranında fark edebiliyoruz. Hissetmediğimiz deprem sayısı çok daha fazladır. O yüzden deprem bizim günlük yaşantımızda olan bir olaydır. En önemli afetlerden biridir. Deprem konusunda Yerbilim Mühendisleri Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası’nın hazırladığı mevzuatlar, projelerin mesleki denetimleri, mesleki uygulama denetimleri ve sonradan da yapı denetimleri konusunda ülkemizde devletten daha aktif daha ciddi daha denetlenebilir şekilde teknik konularda üretim yapılmaktadır. İnşaat Mühendisleri Odası’nın hazırladığı Deprem Yönetmelikleri kamuda olmayan en ciddi denetim mekanizmasıdır. O yüzden projelerin denetlenmesi odalar açısından yerine getirilmektedir” şeklinde konuştu.

YAĞCIOĞLU: DOĞAL AFET DİYE BİR ŞEY YOKTUR. HAZIRLIKLI OLURSAK AFET DE OLMAZ

İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gürkan Yağcıoğlu da konuşmasında, “Biz İnşaat Mühendislerine göre doğal afet diye bir şey yoktur. Bunların hepsi doğa olayıdır” dedi. Yağcıoğlu, “bunların afete dönüşmesi bizim neye ne kadar hazırlıklı olduğumuz ile ilgilidir. Eğer biz bu olaylara hazırlıklı bir şekilde beklersek bunların hiçbiri afete dönüşmez. Hiçbir şey yapmadan hiçbir önlem almadan tedbir almadan beklenirse bunların hepsi afet şeklinde bize geri döner” şeklinde konuştu.

SARP: RİSK YÖNETİMİNDE HARCANAN 1 TL, KRİZ YÖNETİMİNDE HARCANAN 10 TL’YE EŞDEĞERDİR

Meteoroloji Mühendisleri Odası Başkanı Mediha Orun Sarp da, “ülkemizde afet yönetimi ne yazık ki bir kalkınma problemi değil, bir müdahale problemi olarak görülmektedir. Bu nedenle çalışmaların büyük bir kısmı, müdahaleye yönelik olmaktadır” dedi. Mediha Orun Sarp, sonuç olarak mevcut kaynaklarımızı emniyetli ve güvenli bir değişime değil, acil yardım ve onarıma harcamaktayız. Oysa ki risk yönetiminde harcanan 1 TL, kriz yönetiminde harcanan 10 TL’ye eşdeğerdir” şeklinde konuştu.

CANER: ÜLKESEL FİZİKİ PLAN’DA AFETTEN ÖNCESİNE YÖNELİK ALINABİLECEK BÜTÜN ÖNLEMLER VAR

Şehir Plancıları Odası Başkanı Gizem Caner, 2015 yılında hazırlanan Ülkesel Fiziki Plan’da, potansiyel risk ve tehlikeleri önleme diye bir kısım olduğundan bahsetti. “Afetten sonra değil öncesine yönelik alınabilecek bütün önlemlerden bu kısımda bahsedilmektedir” diyen Gizem Caner, “aynı şekilde Lefkoşa İmar Planı’nda ‘Güvenli Kent ve Afete Karşı Önlemler’ diye bir kısım bulunmaktadır” şeklinde konuştu. Caner, Başkent Lefkoşa’nın imar planının da yakın zamanda yürürlüğe girmesi konusunda beklentilerini dile getirdi.

VADİLİLİ: TOPLUMSAL MÜCADELE AÇISINDAN BİR SEVİYEYE GELDİĞİMİZİ GÖRMEK MUTLULUK VERİCİDİR

Yerbilim Mühendisleri Odası Başkanı Oğuz Vadilili de konuşmasında, “etkileşim içerisinde olduğumuz idareciler açısından belirli bir kültürü aşılamış ve onların belirli bir toplumsal mücadele açısından bir seviyeye geldiğini görmek bizim için mutluluk vericidir” dedi. Oğuz Vadilili, 4 odanın gösterdiği birlikteliğe vurgu yaparak, “biz birlik oldukça birliğimiz dışındaki kurumlar da bizimle toplumsal anlamda mücadele edebildiği kişi kurumları kazandığımızı görmekten mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuştu

Konuşmaların ardından Afet Semineri’nin ilk oturumunda İnşaat Mühendisleri Odası’ndan Gözde Oğuz’un moderatörlüğünde “Kıbrıs’ın Jeolojisi ve Depremlerin Kökeni” masaya yatırıldı. Konuşmacı olarak Yerbilim Mühendisleri Odası’ndan Dr. H. Yavuz Hakyemez grafikler eşliğinde önemli bilgiler verdi.

İkinci oturumda Kuzey Kıbrıs’ta Yapı Denetimi ve Bina Deprem Performansına etkisi konusu işlenirken konuşmacılar İnşaat Mühendisleri Odası’ndan Dr. İsmail Safkan ile Aydın Öztemel oldu. Şehir Plancıları Odası’ndan Nazım Akkoyunlu “Afet Sessizliğini Bozmak:İstanbul Deneyimini Yeniden Düşünmek” konusunda dinleyicilere önemli detaylar aktardı.

Afet Semineri’nde yer alan bir diğer oturum “Kıbrıs’ta Meteorolojik Kaynaklı Doğal Afetler” konusunda oldu. Bu oturumda Meteoroloji Mühendisleri Odası’ndan Prof. Dr. Mustafa Altunç kapsamlı bilgiler paylaştı.

“Kuzey Lefkoşa’da Selle Mücadele” oturumunda LTB’den Burçin Özkuş, “Kuzey Kıbrıs’ta Uzaktan Algılama Tabanlı Su Bütçesi Değişkenlerinin İyileştirilmesi” oturumunda ise İnşaat Mühendisleri Odası’ndan Gökhan Kayan oturuma katılanlara değerli bilgiler aktardı.

Afet semineri kapsamında “KKTC’de Afet Yönetim Sistemi” oturumunda ise Sivil Savunma Harekat ve Eğitim Şube Müdürlüğü’nden Yusuf Eker konuşma yaptı.

Seminer sonunda sunum yapan uzmanlara teşekkür belgesi de verildi.

TAEKWONDOCULARIMIZDAN İLK GÜN 8 MADALYA!

Taekwondo Karate Judo Aikido Milli takımı Bulgaristan’da düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda ilk gün müsabakalarında 1 Altın 4 gümüş ve 3 Bronz madalya kazanarak günü toplamda 8 madalya ile tamamladı.

Antrenör Öykü Ergün başkanlığındaki kafilede Süheyla Bölükbaşı, Zeynep Keskin, Çetin Çiftsüren ve Özkay Remzi sporcu olarak yeralıyor.

Sporcularımızdan Zeynep Keskin Hyong kategorisinde altın madalya kazanırken Bulgar rakibi İvon Dimova ile girdiği müsabakada ise 1 bronz madalya kazandı.

Öskay Ramiz Hyong dalında gümüş madalyanın sahibi olurken Rus rakibi Tai Smith karşısında yenilerek gümüş madalyanın sahibi oldu.

Çetin Çiftsüren Hyong dalında bronz madalya kazanırken Kazak rakibi Leonid Lavtinov karşısında da bronz madalyanın sahibi oldu.

Süheyla Bölükbaşı ise Hyong dalında gümüş madalya kazanırken Rus rakibi Marina Logunova karşısında gümüş madalya kazandı.

Sporcularımı ilk gün müsabakalarında toplamda 1 Altın, 4 gümüş ve 3 bronz madalya kazandı.

TÖRE, 1 AĞUSTOS TOPLUMSAL DİRENİŞ BAYRAMI NEDENİYLE TÜMGENERAL TOPALOĞLU’NU KABUL ETTİ

 

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre, 1 Ağustos Toplumsal Direniş Bayramı nedeniyle Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Zorlu Topaloğlu’nu kabul etti.

 

Kabulde GKK Komutan Yardımcısı Piyade Albay Kadir Bayraklı ve Polis Genel Müdür Vekili Hüseyin Sağıroğlu ile diğer yetkililer de yer aldı.
Meclis Şeref Salonunda gerçekleşen kabulde konuşan Tümgeneral Zorlu Topaloğlu, 1 Ağustos tarihinin Kıbrıs Türk tarihi için çok önemli ve müstesna bir gün olduğunu kaydetti.
Konuşmasında Kıbrıs’ın fethinin önemine değinen Topaloğlu, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın kuruluşu öncesi ve sonrasında da adadaki Türk varlığının korunması adına şehitler verildiğini söyledi.
TMT’nin, 20 Temmuz Mutlu Barış Harekâtı sonrası yerini Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığına devrettiğini anımsatan Topaloğlu, Güvenlik Kuvvetlerinin o günden bugüne Derinya’dan Karpaz’a, Karpaz’dan Erenköy’e kadar olan tüm bölgede ve tüm ülke sathında huzur ve güvenliği sağlamaya devam ettiğini vurguladı.
Topaloğlu, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın halkın özgürlüğüne devam etmesi için tüm bedelleri ödemeye hazır olduğuna işaret etti.
TÖRE

 

Cumhuriyet Meclisi Başkanı Zorlu Töre de konuşmasında 3 bayramı bir arada yaşamanın mutluluğunu hissettiklerini söyledi.
Adanın Türkler tarafından fethedilmesinden başlayarak bugünlere kadar gelinen süreçte verilen mücadeleyi anlatan Töre, bugün gelinen noktada davanın bitmediğini söyledi.
Rumların ENOSİS ideallerinin devam ettiğini anımsatan Başkan Töre, Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı ve ona bağlı kurumların daha da güçlendirilmesini arzuladıklarını ifade etti.
TMT yeminini anımsatan Töre, yemindeki ifadelerin Kıbrıslı Türklerin inanç değerleri olduğunu kaydederek, göklere çekilen ay yıldızlı bayrakların sonsuza kadar dalgalanacağını söyledi.
1 Ağustos’ları kendilerinden sonraki nesillerin de huzur ve güven içerisinde kutlaması için üzerlerine düşen görevi her zaman yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini vurgulayan Töre: “20 Temmuz’lar, 1 Ağustoslar ve 15 Kasım’lar çok yaşasın” dedi.

 

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Cumhuriyet fazilettir” ifadesini anımsatan Töre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de kendileri için en büyük fazilet olduğunu dile getirdi.
Kabulde Meclis İdari Amiri Yasemi Öztürk, Başkanlık Divanı Üyesi Hasan Küçük ile Milletvekilleri Sadık Gardiyanoğlu, Ahmet Savaşan, Talip Atalay, Serhat Akpınar ve Meclis Genel Sekreteri Seral Fırat da yer aldı.

SOSYAL YARDIM MAAŞLARI ARTACAK

Bakanlar Kurulu, sosyal yardım miktarları ile Cemile yardımlarına artış yapılmasına karar verdi. Kararlar, dünkü Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, Tüketici Fiyatları Endeksi doğrultusunda 2022 yılı sonuna kadar sosyal yardım miktarlarına bir kereye mahsus olmak üzere yüzde 50 oranında artış verilecek.

Cemile yardımlarında ise, maaşı 1.000 TL – 2.000 TL arasında olanlara  yüzde 100; 2.000 TL – 3.000 TL arasında olanlara yüzde 75 ve 3.000 TL üzeri olanlara yüzde 50 oranında artış yapılacak. Cemile yardımları ödenek kaleminden maaş çeken toplam 6 kişi bulurken, söz konusu maaş artışları 1 Temmuz’dan itibaren geçerli olacak.

TÜRK MÜZİĞİNİN EFSANE İSMİ İLHAN İREM’İ KAYBETTİK

Türk müziğinin efsane isim İlhan İrem 67 yaşında hayatını kaybetti. İlhan İrem, yaklaşık 10 yıl önce Hürriyet’e verdiği röportajda hayatına dair ilgi çekici detaylar paylaşmıştı. 1980’de Doğu’da iki yıllık askerlik sonrası büyük değişim geçiren ünlü sanatçı, 90’lı yıllarda haksızlıklara tepki olarak içine kapandı ve yedi yıl inzivada yaşadı.

Eşiyle tanışmasını ‘göksel bir buluşma’ olarak nitelendiren İlhan İrem, ailesinden, çocukluğuna, Müzik dünyasına girişinden sesinin sakinleştirici etkisine kadar hayatından önemli kesitleri Hürriyet okurları için anlatmıştı.

İşte İlhan İrem’in anlatımından kendi hayatı…

DÜNYANIN EN MUTLU ÇOCUKLUĞU

* Dünyanın en özgür, en mutlu çocukluk ve ilk gençliğini yaşadım. Daha ortaokul yıllarında ailemden ayrı bir çatı katında tek başına yaşıyordum. Asla okul kıyafetleri giymedim ve bu her dönemde sorun oldu. Okula gidip gitmemek, okul yerine sinemaya diskoya gitmek tamamen benim kararlarımla sürüyordu. Çocukluğumu iki cümle ile özetlersem; olağanüstü bir düş, sonsuz bir özgürlük.

AİLESİNİN MÜZİĞİNE ETKİSİ

* Anneannemi çok severdim. Çok güzel sesi, masmavi gözleri vardı. Kucağına yatıp yıldızları seyrederdim. Kulağıma şarkılar söylerdi. Hiç bilmediğim şarkılar… Ona eşlik ederdim. “Sen farklısın, sen sanatçı olacaksın” derdi hep. Ailemin en büyük desteği hiçbir konuda engel ve yasak koymaması ve bütün çocukluğum gibi, müzik konusunda da beni tümüyle özgür bırakması oldu. Bugünkü İlhan’a bakınca, o zamanki sınırsız hürriyetin bilinçli ya da bilinçsiz verildiğinin bir anlamı kalmıyor. İyi ki öyle olmuş ve iyi ki bu yolculuğa çıkmışım. Zaten başka şansları da yok gibiydi. Asla söz dinlemezdim.

EŞİ HANSUYLA TANIŞMASI

Hansu İrem ile tanışmamız göksel buluşmadır. Daha küçücük bir kız çocuğu iken beni rüyasında görmüş. İngiltere’deki gibi, yola merdivenle inilen, iki katlı taş evlerin olduğu bir sokakta, kolum pelerinli bir kızın omzunda uzaklaşırken, dönüp arkaya ona bakmışım ve “Ben seni bulamam, sen beni bul” demişim. Yıllarla yüreğinde büyütmüş sevgisini. Sonra yaşadıkları şehir olan Ankara’da verdiğim bir konser… Sarı saçları beline kadar uzanan dünyalar güzeli bir kız, çıkışta elime bir kitap tutuşturdu ve kalabalığın arasında yok oldu gitti… İçinde ne isim, ne adres… Sadece bir cümle yazılıydı: “Sözcüklerin büyütülmesinin bazen sessizlik olduğunu ve neşenin büyütülmesinin bazen gözyaşları…”

 Anlamsız bir dünyada, anlamsız insanlarla, anlamsız koşuları bırakıp, bambaşka bir yolculuğa çıkmaya karar verdim. Işık yürekli insanlar için birlikte cennetimizi kuracağım insanım Hansu İrem’di… Onunla başka boyutlardan tanışıyorduk! 1 Ekim 1991’de sadece ailelilerimizin bulunduğu bir törenle İda Dağları’nda evlendik.

UNKAPANI GÜNLERİ

* Unkapanı benim için sadece bir giriş kapısı oldu. 17 yaşındaydım ve doğru insanlara rastladığım için şanslıydım. Bunun ötesindeki Unkapanı, birkaç istisna firma hariç, cehaletin kutsandığı, bütün tarafların birbirini sömürdüğü, sanatla hiç ilgisi olmayan bir bataklıktı.

NEDEN ÇOCUK İSTEMEDİ

* Kısıtlı dünya zamanlarında daha yazılacak şarkılarım ve gidilecek yollarımız var. Bir noktaya bağlanmadan ve yaratımlarımdan farklı konularla zaman yitirmeden, düşüncelerimin ve hayatımın sürekli özgür olması gerekiyor. Hürriyetimizin kısıtlanmasını istemedik. Yeni bir canın sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmek için, nice ruhlarla buluşacak yüzlerce şarkıdan vazgeçmedim. Başka alemlerde yaşayıp yaratmanın keyfiyle dünyevi sorumluluklardan kaçtık diyebilirim.

SESİNİN TEDAVİ EDİCİ ETKİSİ

* Müziğe başladığım yıllardan bu yana böyle bir bilgi akışı var. Doksanlı yıllarda Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden gelen bir davet üzerine gittiğimde ilginç deneyimler anlatılmıştı. Stres yüklemelerinde sesimin rahatlatıcı bir unsur olarak etki ettiği konusunda sürekli bilgiler alıyorum.

* Dünyada ve ülkemizde müzikle tedavi ile ilgili yapılan araştırmalar ve bu konu ile ilgilenen insanlar var… Ancak benim, paylaşılan şarkılarım dışında konuya direkt olarak bir katkım olmadı ve sorulmadıkça konuyu ilgi alanımın içine almıyorum. Çünkü benim için bu konu, inanç gibi kainatla insan ruhu arasında bir aurasal iletişimdir. Algıdan algıya sonsuz nüanslarla değişebilen, genelleme yapılamayacak çok özel bir hissediştir.

7 YIL İNZİVA!

1980’de Doğu’da iki yıllık askerlik sonrası büyük değişim geçiren ünlü sanatçı, 90’lı yıllarda haksızlıklara tepki olarak içine kapandı ve yedi yıl inzivada yaşadı.

NAİMOĞULLARI İSYAN ETTİ

Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz’a “Siz, deli misiniz, yoksa bilinçli mi yapıyorsunuz? Çalışa çalışa anamız ağladı.” ifadeleriyle yüklendi. Naimoğulları, yem fiyatlarına yüzde 12 zam geldiğinin altını çizerek, pahalılıktan yakındı.

Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı; yetkililere yönelik sert ifadeler sarf edildi.

“YEM FİYATLARINA YÜZDE 12 ZAM GELDİ”

Birlik Başkanı Naimoğulları, 15 gün önce yem fiyatlarına yüzde 12 zam geldiğini ve yem fiyatının 449 TL’ye yükseldiğini söyledi. Süt fiyatlarıyla ilgili düzenleme talep ettiklerini; ancak herhangi bir çalışma yapılmadığını ifade eden Naimoğulları, Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz’un kendilerinden kaçtığını söyledi.

“DELİ MİSİNİZ, YOKSA BİLİNÇLİ Mİ YAPIYORSUNUZ?”

Oğuz’un hayvancılık ve tarımla ilgili hiçbir açıklama yapmadığını kaydeden Naimoğulları, “Bu konuları bilmiyorsa bu işi bırakacak.” dedi.

Yetkililerin Binboğa yem fabrikasını yeme zam yapmama konusunda tehdit ettiğini söyleyen Naimoğulları, “Siz, deli misiniz yoksa bilinçli mi yapıyorsunuz? 5-10 zengine bu sektörü bırakıyorsunuz.” dedi. “Çalışa çalışa anamız ağladı.” diyen Başkan Mustafa Naimoğulları, aldıkları süt parasıyla yem alamadıklarını söyledi.

ÖLÜMLÜ KAZADA KARAR AÇIKLANDI

Lefkoşa’da meydana gelen ölümlü kaza meselesi ile ilgili olarak yargı süreci tamamlanan Zamir Dereseven aleyhindeki karar dün Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinde açıklandı.

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesini oluşturan Başkan Fadıl Aksun, Kıdemli Yargıç Şerife Katip ve Yargıç Murat Soytaç’ın oluşturduğu heyetin oy birliği ile vermiş olduğu kararı Yargıç Murat Soytaç açıkladı. Yargıç Soytaç, Sanığı suçlu bulup mahkûm ettikten sonra, sanığa ne tür bir ceza verileceği takdir ederken cezalandırma ilke ve prensipleri, suçun nevi, suçun işleniş şekli, doğurduğu sonuçlar, zarara uğrayanlar, sanığın yaşı, kültürel ve sosyal durumu, sabıkası olup olmadığı, sanığı suç işlemesine sebep olan etkenler ve zarar görenlerin suçun oluşumundaki katkısal kusuru birlikte dikkate alınıp değerlendirdiklerini belirtti.

Yargıç Murat Soytaç “Ülkemizdeki motorlu araçların bir düzen içerisinde seyretmesini sağlayan yollarımızın alt yapısının yetersiz olmasına rağmen, önümüze gelen davalardan trafik kazalarının önemli bir bölümünün, araç sürüşünü önemli surette etkileyen dikkatsizce ve süratli bir şekilde araç kullanımından meydana geldiğini müşahede etmekteyiz. Trafik kazaları neticesinde birçok kimse anne ve babalarını, çocuklarını, eş ve dostlarını trafiğe kurban vermekte ve ömürleri boyunca yakınlarının eksikliğini ve üzüntüsünü yaşamaktadırlar. Bu tür suç işleyen kişilere karşı ibret verici ve kamu menfaatini ön planda tutan cezalar verilmesine rağmen önüne geçilemediği ve artma eğiliminde olduğunu gözlemlemekteyiz. Buna rağmen Yüksek Mahkemenin birçok kararda vurgulamış olduğu üzere insan yaşamının sona erdiği bu tür ciddi ve vahim trafik suçlarında verilecek cezayı tespit ederken sanığın ıslahından çok kamu menfaati ön plana çıkarılarak bu tip kazaların önlenmesini sağlayacak, kişileri daha dikkatli ve kurallara uyarak araç kullanmaya yöneltecek, ibret verici cezaların verilmesi gerekmektedir” dedi.

 

KKTC PASAPORTU SAHİPLERİNİN DİKKATİNE

İçişleri Bakanlığı Nüfus Kayıt Dairesi ve Baş Yazmanlığı, resimli yeni kimlik kartına sahip tüm çocukların, Türkiye Cumhuriyeti’ne pasaporta ihtiyaç duymadan KKTC kimlikleriyle seyahat edebileceğini duyurdu.

Verilen bilgiye göre, E-Nüfus Sistemine geçiş süreci gereklerinden biri olan doğum anından itibaren Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının kimliklendirilmesini sağlamak amacıyla dün Bakanlar Kurulu’nun aldığı kararla Sakinlerin Kaydı Tüzüğü’nde yapılan değişiklikle bugünden itibaren KKTC yurttaşları doğum anından itibaren kimliklendirilecek.

Kimliklendirme işlemleri ikamet adresine en yakın kaymakamlık veya bucaklardan yapılabilecek.

TL DEĞER KAYBETMEYE DEVAM EDİYOR

Türk Lirası’nın Kasım 2021’de yakaladığı değer kaybı “istikrarlı bir şekilde” artarak devam ederken, bugün sabah itibarıyla dış piyasalarda dolar 18 TL’nin üzerini gördü. KKTC piyasasında ise sterlin 22 TL’nin üzerine çıktı. Öğle saatlerine doğru kurların biraz geri çekildiği görüldü. Euro ise sessizce haftanın değer artışı lideri olmaya aday pozisyonda.

Geçen yıl %40’ın üzerinde değer kaybeden TL, Nisan sonundan Haziran sonunda BDDK kredi kısıtlama kararına kadar aralıksız değer kaybetmiş ve dolar/TL bu dönemde 14.8’lerden 17.5’e kadar yükselmişti.

BDDK kararıyla kur geçici olarak 16’ya kadar gerilese de TL tekrar değer kaybetmeye başladı. TL son haftalarda günlük %0.3-0.5 değer kaybı yaşıyor.

Analistler, Türkiye piyasasında dolar/TL, faiz ile döviz politikası başta olmak üzere ekonomi tercihlerine yönelik endişeler, yüksek enflasyon ve küresel resesyon korkusuyla 18 seviyesine ulaştığına işaret ediyor.

KAYIPLAR DURMUYOR

Türkiye piyasasında saat 11.45 itibarıyla dolar/TL son kapanışa kıyasla %0.30 düşüşle 17.8804 seviyesinde, Euro/TL %0.03 artışla 18.2505 seviyesinde, sterlin/TL de %0.34 düşüşle 21.7388 TL seviyesinde hareket ediyordu.

KKTC döviz piyasasında da aynı dakikalarda dolar 18.03 TL’den, Euro 18.40 TL’den, sterlin de 21.90 TL’den satılıyordu. Bugün piyasada ortalama döviz alış kurları ise dolarda 17.70 TLEuro’da 18.10 TL, sterlin de 21.60 TL düzeyinde.

ABD dolarının Euro, Japon yeni, İngiliz sterlini, Kanada doları, İsveç kronu ve İsviçre frangı olmak üzere 6 para birimine karşı değerini ölçen dolar endeksi, saat 10.50 itibarıyla %0.64 düşüşle 105.67 seviyesinde hareket ediyordu. Euro/dolar paritesi aynı dakikalarda 1.0226, sterlin/dolar paritesi de 1.1939 seviyelerinde işlem görüyordu.

REUTERS: GERİ ADIM ATMAYACAKLAR

Reuters’da dün yayımlanan bir analizde Türkiye’deki ekonomi yönetiminin attığı adımlardan kolay kolay geri adım atmayacağına dikkat çekildi.

Son dönemde ekonomi yönetimi kredilerde yeni sınırlamalara giderken firmalara piyasa şartlarından çok daha ucuz olan kamu destekli krediler için getirilen net ihracatçı tanımı ise firmalardan tepki çekiyor.

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan ihracatçı sanayicilerin finansmana erişim konusunda ciddi problemler yaşadığını ve bir finans darboğazıyla karşı karşıya olunduğu eleştirisi sonrası ise Kavcıoğlu bugün İSO’da bu konuyu da içerecek bir konuşma yapacak.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da “Banka kredilerine ulaşmak zorlaştı. Türkiye’nin her il ve ilçesinden bankalara yönelik şikayetler artıyor. Firmaların kredi talepleri karşılanmıyor veya çok yüksek maliyetler çıkarılıyor. Üretim, istihdam, yatırım için bankaları daha duyarlı ve yapıcı olmaya davet ediyorum” dedi.

Bankacıların kamu kontrollü olarak tanımladıkları döviz politikasının orta vadede sürdürebilirliği, düşük rezervler ve TL‘nin sürekli değer kaybı piyasalardaki ana endişe konusu olmayı sürdürüyor.

BAKANLIK VAR GÜCÜYLE ÇALIŞIYOR

İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler, hafta boyunca bakanlığın yaptığı çalışmalar hakkında bilgi vererek, vatandaşların hak ettiği çağdaş hizmetleri sunmak amacıyla bakanlığın var gücüyle çalıştığını belirtti.

İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler, İskele Long Beach Sahili’nde atık suların akmasını önlemek üzere başlatılan çalışmalar ve kurulan komite çalışmalarını tamamladığını duyurdu.

İçişleri Bakanı Ziya Öztürkler, kişisel sosyal medya hesabından “Yoğun tempo içerisinde geçen bir haftayı daha geride bıraktık” başlıklı yazısında İçişleri Bakanlığı’nın hafta boyunca yaptığı çalışmlar hakkında kamuoyunu bilgilendirdi.

Öztürkler, İskele Long Beach Sahili’nde atık suların akmasını önlemek üzere başlatılan çalışmalar ve kurulan komitenin çalışmalarını tamamladığını açıkladı.

“İSKELE ATIK SU ARITMA VE KANALİZASYON PROJESİ BAKANLAR KURULU’NUN GÜNDEMİNDE OLACAK”

İçişleri Bakanı Öztürkler, kısa sürede tüm paydaşların katkısıyla hazırlanan “İskele Atık Su Arıtma ve Kanalizasyon Projesini”n hazır hale getirildiğini kaydetti. Öztürkler, hazır hale getirilen projenin Bakanlar Kurulu’nun gündeminde olacağını vurguladı.

İçişleri Bakanı Öztürkler, vatandaşların hak ettiği çağdaş hizmetleri sunmak amacıyla bakanlığın var gücüyle çalıştığını belirtti.

Vatandaşların hak ettiği çağdaş hizmetlerin başında E-Nüfus Sistemine geçiş sürecinin önemli bir adım olduğunu hatırlatarak, KKTC vatandaşlarının doğumdan itibaren kimliklendirilmesi için “Sakinlerin Kaydı Tüzüğü”nde gerekli düzenlemelerin yapıldığına yer verdi. Öztürkler, kararın Baknalar Kurulu’nda geçildiğini belirterek, resimli yeni kimlik kartına sahip olan tüm çocuklar, Türkiye Cumhuriyeti’ne pasaporta ihtriyaç duymadan KKTC kimlikleri ile seyahat edebileceklerini açıkladı.

Öztürkler açıklamasının devamında şu açıklamalarda bulundu:

“EMLAKÇILARIN KAYIT VE İŞLEMLERİ DEĞİŞİKLİK YASA TASARISI” BAKANLAR KURULU’NA SUNULDU

Emlakçıların uzun süredir beklediği, “Emlakçıların Kayıt Ve İşlemleri Değişiklik Yasa Tasarısı”nda gerekli düzenlemeleri yaptıklarını belirterek, Bakanlar Kurulu’na sunulduğunu açıkladı.

Öztürkler, küresel olarak çipli pasaport cüzdanlarında yaşanan tedarik sıkıntısını aşmak ve vatandaşlara mağduriyet yaşatmamak adına gerekli tüm çalışmaların ve görüşmeler yapıldığını belirtti.

Öztürkler’in açıklamasının devamı şöyle:

“Bu süreç zarfında vatandaşlarımızın Türkiye Cumhuriyeti’ne araçları ile yapacakları seyahatlerde pasaport yerine, çipli kimlik kartlarını kullanılabilmeleri için yoğun ve çok yönlü bir çalışma ortaya koyan çalışma arkadaşlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

İnsan konuştuğu kadar değil, ürettiği kadar vardır. İnsanımızın mutlu olması, hak ettiği hizmetleri alabilmesi için çalışmaya, üretmeye ve paylaşmaya devam edeceğiz.”

ÇÖPLÜKTEKİ YANGIN İÇİN KRİZ MASASI ÇAĞRISI

Lefke  Bölgesi Sivil Toplum Platformu Koordinatörlüğü, Lefke çöplüğündeki yangının hala söndürülemediğini ve çevrenin dayanılmaz şekilde duman altında kaldığını belirterek, sorunun çözümü için kriz masası oluşturulması gerektiğini kaydetti.

Lefke  Bölgesi Sivil Toplum Platformu Koordinatörlüğü tarafından yapılan açıklamada,  geçen salı Lefke çöplüğünde başlayan ve hala devam eden yangın nedeniyle özellikle Lefke merkez ve yakın çevresinin duman altında kaldığı, insanların kansorejen hava teneffüs ettiği vurgulandı.

Açıklamada, “Lefke Sivil Toplum Örgütleri temsilcileri olarak Sn. Lefke Belediye Başkanıyla yaptığımız görüşmede Belediyenin yangının söndürülmesi için ciddi uğraş verdiği alana 400 kamyon dolusu toprak dökülüp ulaşılabilen yerlere basınçlı su atıldığı ancak yangının çöplükteki su birikintisinde olan çöp adacıklarında sürdüğü ve yerel imkanlarla oralara da çabalara rağmen ulaşılıp yangının söndürülemediği bizlere bildirildi. Anladığımız odur ki, Lefke Belediyesinin tek başına bu sorunu çözmesi mümkün olmayacaktır” ifadelerine yer verildi.

Bunun sadece Lefke Belediyesi’nin sorunu olmaması gerektiğinin kaydedildiği açıklamada, sorunun çözümü için Bakanlar Kurulu kriz masası kurmaya ve Lefke Belediyesine ek olarak Lefke Kaymakamlığı, İtfaiye, Sivil Savunma, Çevre Dairesi Müdürlükleri, Lefke Avrupa Üniversitesi ile askeri birlikler yardıma çağrıldı.

Çevre Dairesi’nin yapacağı hava kalitesi ölçümlerinin sorunun ciddiyet ve aciliyetini ortaya koyacağının belirtildiği açıklamada, “Sorunun ciddiyet ve aciliyetini ortaya çıkaracaktır.

Sorun bu noktaya gelmişken, çok uzun bir süreden bu yana Lefke Çöplüğüne taşınan Güzelyurt çöpleri ve peynir altı sularının Lefke Çöplüğüne dökülmesine de derhal son verilmelidir. Lefkeliler duman altında yaşayıp zehirlenmeye, kanserle boğuşmaya mahkum edilemez” denildi.

ASGARİ ÜCRET RESMİ GAZETEDE YAYIMLANDI

Bakanlar Kurulu, 1 Temmuz 2022 tarihinden itibaren uygulanacak Asgari Ücreti, dünkü Resmi Gazete’de ilan etti.

Buna göre, Asgari Ücret Saptama Komisyonu’nun 7 Temmuz’da yaptığı toplantıda aldığı ve yapılan itirazlar neticesinde 27 Temmuz’da yeniden değerlendirilerek, karara bağlanan asgari ücret, 1 Temmuz’dan itibaren brüt aylık 9 bin 885 TL; haftalık 2 bin 281.15 TL; günlük 456.23 TL ve saatlik 57.02 TL olarak uygulanacak.

Asgari ücrete yapılan itirazların değerlendirilmesi için yapılan toplantıda itirazların reddedilmesi üzerine işçi tarafı masayı terk etmiş ve asgari ücret devlet ve işveren taraflarının oyları ile kabul edilmişti.

En son Ocak 2022’de belirlenen asgari ücret saatlik 40.38 TL; günlük 323.07 TL, haftalık 1615.38 TL, aylık brüt 7 bin olarak uygulanıyordu.

FALYALI CİNAYETİNDE DAVA 5 AĞUSTOS’A ERTELENDİ

 

Çatalköy’de 8 Şubat’ta meydana gelen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Halil Falyalı ve şoförü Murat Demirtaş’ın öldürülmesi ile ilgili tutuklanan sanıklar Veysel Sare, Musa Çiçek ve Ömer Tunç bugün yeniden geniş güvenlik önlemleri altında mahkemeye çıkarıldı.

 

İddia makamı adına davayı yürüten Savcı Ali Hidayet, dava ile ilgili soruşturmanın devam ettiğini belirtti. Savcı Ali Hidayet olgular ve eklemeler ışığında dosyanın genişletildiğini ve bu bağlamda süreye ihtiyaç olduğunu belirterek süre talep etti. Bu talep üzerine mahkeme davayı 5 Ağustos Cuma gününe erteledi.

NE OLMUŞTU?

Girne bölgesi Çatalköy mevkisinde 8 Şubat’ta arabasındayken silahlı saldırıya uğrayan Halil Falyalı, ağır yaralı olarak Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesine kaldırılmıştı. Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Hastanesine nakledilen Falyalı kurtarılamamış, şoförü Murat Demirtaş da olay yerinde yaşamını yitirmişti.

 

NASA DUYURDU: İKİ GÖK CİSMİ DÜNYA’YA YAKLAŞIYOR…

İki dev asteroit bugün ve yarın Dünya’nın yakınından geçecek.

Gökdelen büyüklüğündeki iki asteroit Dünya’ya yaklaşıyor. Biri en yakın geçişini bugün, ikincisi ise 30 Temmuz Cumartesi günü yapacak.

2016 CZ31 olarak adlandırılan ilk asteroit, yakın geçişini bugün yapacak tahmini saatte 55 bin 618 kilometre hızla uçacak .

Gökbilimciler, asteroidin en geniş noktasında yaklaşık 122 metre olduğunu tahmin ediyor.

Asteroit, Dünya’dan yaklaşık 2.800.000 kilometre veya Dünya ile Ay arasındaki ortalama mesafenin yedi katından fazla yakınlıktan geçerek gezegenimizi güvenle pas geçecek.

NASA’ya göre, bu uzay kayası birkaç yılda bir Dünya’ya yakınlaşıyor ve bir sonraki yakınlaşmasının Ocak 2028’de olması bekleniyor.

Cumartesi günü, her zamankinden daha büyük ikinci bir asteroit, Dünya’dan diğerine göre daha uzak bir mesafede de olsa gezegenimizin yanından geçecek.

2013 CU83 adlı bu asteroit, en geniş görünür noktasında yaklaşık 183 metre çapında ve Dünya’dan yaklaşık 6,960,000 kilometre veya Dünya ile Ay arasındaki ortalama mesafenin yaklaşık 18 katı kadar uzaklıktan geçecek .

Bu devasa uzay kayası, saatte 21 bin 168 kilometre hızla seyahat edecek.

KAZA YÜREKLERİ AĞZA GETİRDİ

Lefkoşa-Mağusa Anayolu üzerinde, Çukurova kavşağı yakınlarında meydana gelen feci kazada çok sayıda yaralı olduğu öğrenildi.

Olay yerinden elde edilen ilk bilgilere göre, kısa bir süre önce meydana gelen kazada, JV 673 plakalı aracın yoldan çıkarak takla attığı ve yol kenarındaki tarla içerisinde yan yatarak durabildiği ifade edilirken, kazaya karışan aracın içerisinde 5 kişinin olduğu ve ambulanslar ile hastaneye sevk edildikleri de gelen bilgiler arasında.

Polis Basın Subaylığı tarafından yapılan açıklamaya göre, saat 07:20 sıralarında, Lefkoşa- Gazimağusa Anayolu 12 – 13 km’leri arasında Düzova köyü yakınlarında, Adnan UÇAR (E-31), yönetimindeki JV 673 plakalı araç ile Gazimağusa istikametine doğru seyrettiği sırada dikkatsizliği sonucu direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun solundan çıkarak takla attı.

Kaza sonucu yaralanan araç sürücüsü Adnan UÇAR ile araçta yolcu olarak bulunan Hüseyin GÜLER (E-52), Neslihan GÜLER (K-42), Canan Sema GÜLER (K-15) ve Tahir GÜLER (E-17) kaldırıldıkları Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesinde tedavileri halen sürüyor. Soruşturma devam etmektedir.

KAZA ALANINDA POLİSE ARABA ÇARPTI

Öte yandan kaza alanında korkutucu bir olay daha meydana geldi. Olay yerinde bulunan ve trafik akışını düzenlemek için anayol ortasında görev yapan trafik polisine, o esnada Mağusa istikametine doğru seyir halinde bulunan KK 875 plakalı araç çarptı. Şans eseri polis memuru söz konusu kazayı hafif yaralı olarak atlattı.

UBP GİRNE MİLLETVEKİLİ HASAN KÜÇÜK, GÜNEŞ TV’YE KONUK OLUP GÜNCEL,SİYASİ,EKONOMİK GELİŞMELERİ DEĞERLENDİRDİ

GÜNEŞ TV ÖZEL HABER

 

EKONOMİ KESİNTİLERLE DÜZE ÇIKMAZ

İşte Hasan Küçük’ün Güneş TV’ye söyledikleri…
SORU: Kabinede yeni bir değişiklik daha oldu. Ulusal Birlik Partisi içerisinde bazı sorunlar olduğu gözleniyor, neler oluyor?
CEVAP: İşin gerçeğini konuştuğunuz sürece birbirimizi anlarız. UBP içinde yaşanan sorunlar, sadece partiyi değil devleti olumsuz etkiliyorsa ve olumlu etkileri de varsa bizim bunu şeffaflıkla konuşmamız gerekir. Bizim dışımızda gelişen olaylara sadece seyirci kalmıyoruz. Bununla birlikte biz kendi sınırlarımızı, parti içerisindeki disiplin ve kurumsal yapıyı dikkate alarak görüşlerimizi ortaya koyuyoruz, takip ediyoruz, ısrarcı oluyoruz. Burada sorduğunuz soruya yuvarlak kelimelerle yorum yapmaya gerek yok. Her şey kamuoyunun önünde oluyor. Artı Ulusal Birlik Partisi’nin en güçlü yanı bu süreçleri kamuoyu önünde yaşanıyor ve tarihte hep benzer olaylar oldu. Yine bu tarihlerde yaşanan olaylarda UBP güçlenerek çıkmıştır.
Pandemi ve ekonomik anlamlardan geçtiğimiz zor süreçlerinde üstesinden gelerek başaracağız. Bizler partimize inanıyor ve ona destek veriyoruz. Çünkü bizler devletimize inan, devletin varlığı ve devamlılığı adına iş insanı kimliği ile destek veriyorduk. Şimdi de siyasete en yüksek seste ve en etkin bir şekilde, hiçbir görev tanımı ayırt etmeden yine önce devletimiz ve iki bayrağın her zaman önde olması gerektiği düşüncesiyle UBP’nin kurumsal yapısını, kurumsal hafızasına önem vererek hareket ediyoruz. Eğer burada kurumsal hafızanın zarar göreceği noktadaysa ben ve benim gibi düşünen gerek siyasi olsun gerekse sivil toplum örgütleri, iş dünyası bu rahatsızlığı dile getirmekten çekinmiyoruz.
Sorunlar var olduğu sürece çözümü yönünde daha etkin oluruz. Çünkü şöyle bir gerçek var; dünyada ki siyasi ve iktisadi gelişmelere ve dünyadaki yeni siyasi yapılara, devlet yönetim yapılarına, halkın beklentilerinin ne olduğunu düşünerek bakmanız gerekir.
Pandemi bütün dünyada sosyal, kültürel, üretim, tüketim, ekonomik yapımızı ve hatta bizim gibi daha çok kamu ekonomisi üzerine dayanan maliyemizi, buna bağlı olarak bütün disiplinlerimizi eğitimden tutun sağlık taramalarına kadar bütün sektörleri bütün dünyadaki gelişmelere göre artık üretim odaklı bir yönetsel yapıya getirmemiz gerekir. Burada da bütün kaynakların etkin ve verimli kullanılması esastır. Burada sadece verimlilik derken tarlada ekilen ürünün verimliliği değildir. İnsan kaynağınızı da verimli hale getirmeniz gerekir. Verimlilik derken insanın niteliğinin geliştirilmesi esası üzerinde duruluyor bunun temeline de insanlar bilgiyi koyuyor. Bilgi ve bu bilgi paylaşımını teknoloji ile birleştirip dünyaya ne kadar bu bilgiyi servis edebilirseniz ekonomik savaşta da dünyada bir adım önde olursunuz.
Sayın Sunat Atun’un vermiş olduğu kararı da saygıyla selamlıyorum. Çok değerli bir abimiz, milletvekilimiz.
Ne olursa olsun problemi bir kişinin üzerine yıkarak çözüm bulamazsınız. Bu dünyanın sonu değil, bayrak yarışıdır. Genç bir arkadaşımız oraya atandı ve başarılı olması için elimizden geleni yapacağız. O başarısız olursa onun yerine bir başkası geçecektir. Artık bunlara alışmamız gerekir. Taşınan suyu hep aynı kovayla, aynı yöntemle ve aynı kişiyle taşıdığınızda değirmenin dönme şekli bellidir. Bu söylediklerimle birilerine mesajım yoktur. Benim derdim başta UBP’nin kurumsal hafızasını güçlendirerek devletimizin güçlü ve o devlet kültürünü ve devlet olma anlamındaki kurumlarını güçlendirmektir. Bunu da insan kaynaklarıyla güçlendirebileceğiz.

SORU: KIBTEK ve akaryakıt konusu hükümette sizce neden bu kadar sıkıntıya neden oluyor? Özellikle akaryakıtın azaldığı görüldüğü halde hızlıca hareket geçilip ihaleye çıkılmaması bir öngörüsüzlük ve zafiyetten kaynaklanıyor olabilir mi?

CEVAP: Ben KIB-TEK emeklisi bir babanın çocuğuyum. Bu bağlamda bu konuya birçok konudan daha öncelikli bakıyorum. Bundan yaklaşık 3 ay önce bir programda da söyledim. KIB-TEK’deki konunun mali yapı olarak değil yönetsel bir yapı olduğunu ve maliyetlendirmedeki hataların olduğunu savundum. Gittim yerinde de inceledim. Ben KIB-TEK’in yönetsel yapısını ilk kurulumu başlarında olan yönetsel yapı anlayışla üzerinden 35 sene geçmiş hala aynı yönetsel yapıyla yönetiliyorsanız bu yaşadıklarınız çağ dışı sonuçlardır.
Eğer buradaki yapı yönetsel sorunsa o zaman sizlerde görev aldığınızda neden buna dokunmadınız derim. Kötü olan bu sorunun temel sorunu bu kişi özelinde değil. Yani x,y kişisi üzerinden konuşmuyorum. Zaten x ya da y kişi farklı sonuçlarla zarar uğratmışsa KIB-TEK’i bu benim işim değildir, bu ortaya çıkacak olan Denetleme Kurumu’nun raporlarıdır. Etkin denetlemelerde sayıştayın raporudur. Zaten bu yönde de açıklamalar yapıldı.
Sunat Atun’la ilgili konuya girmek şu an için hiçbir şeye hizmet değil. Sadece şunu söylemek gerekir; önemli olan bunların olmaması için ne yapmamız gerektiğidir. Ben KIB-TEK’in şu anda karar alma sürecindeki siyasi odaklı yapıdan kurtulmadığı sürece bu sorunlar dün olduğu gibi belki bugün biraz daha az olacak yarın belki daha farklı durumlar olacak. Çünkü buradaki sorun para olduğunda mazot alınması, zamanında gelmesi olayı değildir. Burada en önemli olay çapraz maliyetlendirme ve maliyet kontrolü dediğimiz yaklaşımı uygulamamız gerekir. Yani siz iki aylık ya da üç aylık yakıt ihalesine çıktığınız zaman o yakıttaki birim maliyetine göre fiyatlandırmayı belirleyip buna göre halkınıza siz satış yapmıyorsanız bu sorunlar her zaman olacaktır.
Yönetsel yapının ve maliye hesaplamalarının güncel koşullara göre ve güncel hesaplama tekniklerine göre gözden geçirilmesi gerekir. Ben şuna inanırım sorumluluğumuz yaptığımız sürece biz birbirimizi anlayabiliriz. Bunun üzerinde çok fazla irdelemek birini suçlamaya gider. Ben bir otelde bir kişinin elektrikten dolayı klimasını çalıştıramayarak 5 odasının boşaldığını ve o kişinin gözlerinin dolduğunu hatırlıyorum. Biz de bu ülkede yaşıyoruz bizim de sorunlarımız var. Dolayısıyla devletin en önemli ışığı elektriktir. Umut bir ışıksa bu ışığı söndürmeyeceksiniz.
Muhalefet ne derse desin. Siz doğru inandığınız, halkın menfaatindeyse bu kararı alacaksınız.
O günlerde dünyadaki akaryakıta erişim, finansman erişim zorluğunu da ortaya koyalım. Ama şu anda normal bir dönemden geçmiyoruz. Böyle bir dönemde de Sayın Başbakanımız hızlı karar üreterek, siyasal hatalar yapmamak adına bazı girişimler yaptığını biliyorum.
Çünkü halk şuna bakar: sen devletsen bile temel ihtiyaçları sağlamalısın. Devlet bunun için gerekirse zarara da uğrar ama bu zarar belli bir düzeyde ve halka açıklanır olması gerekir. O zaman halk size neden devleti zarara uğrattın demez. Eğer biz bunun önlemini almamış ve bilinçli olarak halk zarar uğratılırsa halktan önce ben nedir yaptığınız derim. Buna hakkımız var. Zaman zaman da bunu takip ediyoruz. Kimse bu konular üzerinde kayıtsız olduğumuzu düşünmesin. Umutların sönmemesi için elektriğin de sönmemesi gerekir.

SORU: Kamudaki kesintiler büyük bir tepkiye neden oldu ve geri adım atıldı. Bu karara dair neler söyleyebilirsiniz, bunu doğru buluyor musunuz?

CEVAP: Bu sorunun birinci muhatabı öncelikle sayın Maliye Bakanı ve Sayın Başbakandır. Yine de ben bu sorunun gelme ihtimaline karşı hazırlıklıydım ve sayın başbakanımızı aradım. İç kaynaklardan yaratılan bir kaynak oluşturulduğunu, şöyle bir yorumlama yapmak gerekir. 4 gün önce yok muydu bu kaynak diye sorulabilir.
Bir ülke ekonomisi tamamen maliye giren şekil tablosu üzerinde şekilleniyorsa ve sizin direkt gelirlerinizin yüzde 75’i direkt ve dolaylı vergilerden toplanıyorsa burada maalesef zaman zaman yapılabilecekler arasında, siz önce maaş skalasına bakarsınız ve kaynağınız yoksa kaynak yaratmaya çalışırsınız. Tercih ettiğim bir şey değil kesinti yapmakta onu belirtmek isterim. Kesinti ile ekonomiyi düze çıkaramaz ancak maliyeyi toparlarsınız.
Maliye ve ekonomi tamamen birbirinden farklıdır. Siz maliyedeki kasaya baktığınız zaman ve o günkü koşullarda bir kaynağınız yok ve ortaya koyduğunuz öngörüler bu kadar da para toplama olasılığınız olsa da bu riske karşı maliye bir kaynak yaratma adına bir alternatifiydi. Bu geçmişte de yapıldı ve başarılı oldu mu soru işareti.
Bunu geçici bir süre, toplumsal seferberlik adına yapmamızı desteklerim ancak bu sürdürülebilir değil. Bu dört gün içerisinde kaynak yaratma adına yapılan çalışmalar ve girişimler sonuç verdi.”

SORU: Asgari ücret belirleme yöntemini doğru buluyor musunuz?
CEVAP: Süleyman Demirel’in bir sözü vardır; bir siyasi partiyi de bir hükümeti de deviren evdeki tenceredir. Siz asgari ücreti ne kadar arttırırsanız arttırın bunun hayat pahalılığına neden olduğunu bileceksiniz. Önemli olan bizim ithal ürün dediğimiz ve üretim olarak ürettiğimiz temel gıda ürünlerin ham maddelerin, gümrüklerden ülkeye girerken belli dönemlerde fiyat istikrarını sağlayabilmektir.
Fiyat istikrar fonu her geçen gün güçleniyor. Üreticilerin elektik maliyetlerini düşürürseniz üreticiye destek olursanız. Türkiye’den ithal edilen temel gıda ürünleri bu ülkeye dövizle geldiği sürece biz bu pahalılığı yaşayacağız. Bu işin kökten çözümü bu döviz cinsinden gelen ürünlerin TL’ye çevirip getirilmesi ve bu şansımız var. En kısa zamanda da inşallah bunun bir fırsatını buluruz. Anavatan Türkiye’deki ilgili arkadaşlara da rakamlarla gittiğimiz zaman, bir yıllık ithal fiyatlandırma nedir? İhracatımız nedir ve aralarındaki fark nedir? Aradaki farkı yıllık mali işbirliği protokolüne koyarsak ve oradaki amacın ekonominin sürdürülebilir bir dengesi olduğunu düşünerek amacına hizmet eden bir yaklaşım olduğunda buna kimse hayır demez diye düşünüyorum.
Asgari ücreti belirlerken realite ve gerçeği ortaya koymak gerekir. Maliyetin gelirlerini arttırarak bazı koruyucu tedbirlerle birlikte insanların o bir sepet maliyetler dediğimiz temel tüketim ürünlerinde en azından belli bir süreyle günlük muafiyetlerini, peşin KDV’yi, vergileri veya gümrükten döviz kuruyla gelen faturaları o günkü kuruyla değil de sabit bir kur belirlenmelidir.

SORU: Ekonomide yönümüzü doğru tayin etmek ve ülkemizin de içinde bulunduğu krizden çok büyük hasarlar almadan çıkabilmek için nasıl bir yol haritası çizilmeli?
CEVAP: Eskiden al bu aspirini iç derlerdi. Benim bu söyleyeceğim reçete değil. Mensubu olduğum partiye sürekli önerilerimizi koyuyoruz. Bunu meclis kürsüsünden de grup vekil toplantılarında da ifade ediyorum. Bu işin reçetesi tektir. Siz dünyadaki siyasi, iktisadi gelişmeleri dikkate alarak, toplumsal yapınızı dikkate alarak, ifade ettiğim gibi sosyal, kültürel, psikolojik, bunun yanında mesleki gelişimleri, dünyadaki iş alanlarını, teknolojinin gelişmesini dikkate alarak bu ülkede mukayese üstün meslek alanlarını da düşünerek, sivil toplum örgütlerini de yanınıza alarak, ekonomik platformu da yanınıza alarak ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma 5 yıllık planını çıkarmak zorundasınız. Reçete budur. Bir ülke oraya gelen sıcak parayla kalkınır. Bunu yapmadığınız sürece, arz talep dengesizliğinde ve dünyadaki gelişmelerden kopuk olursanız ve bizim ülkedeki gibi kamu ekonomisi üzerine bağlı durumlarda siz kalkınmayı çok öne alamazsınız. Biz siyasetçilerin gelişim ve kalkınma ayrımını iyi yapmamız gerekir. Gelişmişliği tamamladığınız sürede halkın kalkınması ve refahı artar. Bu bağlamda içerde iç yatırımcıların teşvik edilmesi gerekir. Dış yatırımcıların da bu ülkeye gelmesi için yasa yapılmalı ve ülkenin yol haritası belirlenmeli. Bunlar olmazsa dış yatırımcı ülkeye gelmez. Bir ülkenin lokomotif kalkınmasında eğitim itici motordur. Bunu yaparken eğitimi ve diğer bütün alanları bir disiplin içinde kullanacaksınız. Temelinde ise ekonomik, sosyal, kültürel kalkınma programınız olması gerekir. Turizmde hizmet sektörü dışında hizmet sektöründe üretimi arttırmanız gerekir.

 

GÜNEŞ TV ÖZEL HABER

UBP GİRNE MİLLETVEKİLİ HASAN KÜÇÜK, GÜNEŞ TV’YE KONUK OLUP GÜNCEL,SİYASİ,EKONOMİK GELİŞMELERİ DEĞERLENDİRDİ

 

EKONOMİ, KESİNTİLERLE DÜZE ÇIKMAZ

İşte Hasan Küçük’ün Güneş TV’ye söyledikleri…
SORU: Kabinede yeni bir değişiklik daha oldu. Ulusal Birlik Partisi içerisinde bazı sorunlar olduğu gözleniyor, neler oluyor?
CEVAP: İşin gerçeğini konuştuğunuz sürece birbirimizi anlarız. UBP içinde yaşanan sorunlar, sadece partiyi değil devleti olumsuz etkiliyorsa ve olumlu etkileri de varsa bizim bunu şeffaflıkla konuşmamız gerekir. Bizim dışımızda gelişen olaylara sadece seyirci kalmıyoruz. Bununla birlikte biz kendi sınırlarımızı, parti içerisindeki disiplin ve kurumsal yapıyı dikkate alarak görüşlerimizi ortaya koyuyoruz, takip ediyoruz, ısrarcı oluyoruz. Burada sorduğunuz soruya yuvarlak kelimelerle yorum yapmaya gerek yok. Her şey kamuoyunun önünde oluyor. Artı Ulusal Birlik Partisi’nin en güçlü yanı bu süreçleri kamuoyu önünde yaşanıyor ve tarihte hep benzer olaylar oldu. Yine bu tarihlerde yaşanan olaylarda UBP güçlenerek çıkmıştır.
Pandemi ve ekonomik anlamlardan geçtiğimiz zor süreçlerinde üstesinden gelerek başaracağız. Bizler partimize inanıyor ve ona destek veriyoruz. Çünkü bizler devletimize inan, devletin varlığı ve devamlılığı adına iş insanı kimliği ile destek veriyorduk. Şimdi de siyasete en yüksek seste ve en etkin bir şekilde, hiçbir görev tanımı ayırt etmeden yine önce devletimiz ve iki bayrağın her zaman önde olması gerektiği düşüncesiyle UBP’nin kurumsal yapısını, kurumsal hafızasına önem vererek hareket ediyoruz. Eğer burada kurumsal hafızanın zarar göreceği noktadaysa ben ve benim gibi düşünen gerek siyasi olsun gerekse sivil toplum örgütleri, iş dünyası bu rahatsızlığı dile getirmekten çekinmiyoruz.
Sorunlar var olduğu sürece çözümü yönünde daha etkin oluruz. Çünkü şöyle bir gerçek var; dünyada ki siyasi ve iktisadi gelişmelere ve dünyadaki yeni siyasi yapılara, devlet yönetim yapılarına, halkın beklentilerinin ne olduğunu düşünerek bakmanız gerekir.
Pandemi bütün dünyada sosyal, kültürel, üretim, tüketim, ekonomik yapımızı ve hatta bizim gibi daha çok kamu ekonomisi üzerine dayanan maliyemizi, buna bağlı olarak bütün disiplinlerimizi eğitimden tutun sağlık taramalarına kadar bütün sektörleri bütün dünyadaki gelişmelere göre artık üretim odaklı bir yönetsel yapıya getirmemiz gerekir. Burada da bütün kaynakların etkin ve verimli kullanılması esastır. Burada sadece verimlilik derken tarlada ekilen ürünün verimliliği değildir. İnsan kaynağınızı da verimli hale getirmeniz gerekir. Verimlilik derken insanın niteliğinin geliştirilmesi esası üzerinde duruluyor bunun temeline de insanlar bilgiyi koyuyor. Bilgi ve bu bilgi paylaşımını teknoloji ile birleştirip dünyaya ne kadar bu bilgiyi servis edebilirseniz ekonomik savaşta da dünyada bir adım önde olursunuz.
Sayın Sunat Atun’un vermiş olduğu kararı da saygıyla selamlıyorum. Çok değerli bir abimiz, milletvekilimiz.
Ne olursa olsun problemi bir kişinin üzerine yıkarak çözüm bulamazsınız. Bu dünyanın sonu değil, bayrak yarışıdır. Genç bir arkadaşımız oraya atandı ve başarılı olması için elimizden geleni yapacağız. O başarısız olursa onun yerine bir başkası geçecektir. Artık bunlara alışmamız gerekir. Taşınan suyu hep aynı kovayla, aynı yöntemle ve aynı kişiyle taşıdığınızda değirmenin dönme şekli bellidir. Bu söylediklerimle birilerine mesajım yoktur. Benim derdim başta UBP’nin kurumsal hafızasını güçlendirerek devletimizin güçlü ve o devlet kültürünü ve devlet olma anlamındaki kurumlarını güçlendirmektir. Bunu da insan kaynaklarıyla güçlendirebileceğiz.

SORU: KIBTEK ve akaryakıt konusu hükümette sizce neden bu kadar sıkıntıya neden oluyor? Özellikle akaryakıtın azaldığı görüldüğü halde hızlıca hareket geçilip ihaleye çıkılmaması bir öngörüsüzlük ve zafiyetten kaynaklanıyor olabilir mi?

CEVAP: Ben KIB-TEK emeklisi bir babanın çocuğuyum. Bu bağlamda bu konuya birçok konudan daha öncelikli bakıyorum. Bundan yaklaşık 3 ay önce bir programda da söyledim. KIB-TEK’deki konunun mali yapı olarak değil yönetsel bir yapı olduğunu ve maliyetlendirmedeki hataların olduğunu savundum. Gittim yerinde de inceledim. Ben KIB-TEK’in yönetsel yapısını ilk kurulumu başlarında olan yönetsel yapı anlayışla üzerinden 35 sene geçmiş hala aynı yönetsel yapıyla yönetiliyorsanız bu yaşadıklarınız çağ dışı sonuçlardır.
Eğer buradaki yapı yönetsel sorunsa o zaman sizlerde görev aldığınızda neden buna dokunmadınız derim. Kötü olan bu sorunun temel sorunu bu kişi özelinde değil. Yani x,y kişisi üzerinden konuşmuyorum. Zaten x ya da y kişi farklı sonuçlarla zarar uğratmışsa KIB-TEK’i bu benim işim değildir, bu ortaya çıkacak olan Denetleme Kurumu’nun raporlarıdır. Etkin denetlemelerde sayıştayın raporudur. Zaten bu yönde de açıklamalar yapıldı.
Sunat Atun’la ilgili konuya girmek şu an için hiçbir şeye hizmet değil. Sadece şunu söylemek gerekir; önemli olan bunların olmaması için ne yapmamız gerektiğidir. Ben KIB-TEK’in şu anda karar alma sürecindeki siyasi odaklı yapıdan kurtulmadığı sürece bu sorunlar dün olduğu gibi belki bugün biraz daha az olacak yarın belki daha farklı durumlar olacak. Çünkü buradaki sorun para olduğunda mazot alınması, zamanında gelmesi olayı değildir. Burada en önemli olay çapraz maliyetlendirme ve maliyet kontrolü dediğimiz yaklaşımı uygulamamız gerekir. Yani siz iki aylık ya da üç aylık yakıt ihalesine çıktığınız zaman o yakıttaki birim maliyetine göre fiyatlandırmayı belirleyip buna göre halkınıza siz satış yapmıyorsanız bu sorunlar her zaman olacaktır.
Yönetsel yapının ve maliye hesaplamalarının güncel koşullara göre ve güncel hesaplama tekniklerine göre gözden geçirilmesi gerekir. Ben şuna inanırım sorumluluğumuz yaptığımız sürece biz birbirimizi anlayabiliriz. Bunun üzerinde çok fazla irdelemek birini suçlamaya gider. Ben bir otelde bir kişinin elektrikten dolayı klimasını çalıştıramayarak 5 odasının boşaldığını ve o kişinin gözlerinin dolduğunu hatırlıyorum. Biz de bu ülkede yaşıyoruz bizim de sorunlarımız var. Dolayısıyla devletin en önemli ışığı elektriktir. Umut bir ışıksa bu ışığı söndürmeyeceksiniz.
Muhalefet ne derse desin. Siz doğru inandığınız, halkın menfaatindeyse bu kararı alacaksınız.
O günlerde dünyadaki akaryakıta erişim, finansman erişim zorluğunu da ortaya koyalım. Ama şu anda normal bir dönemden geçmiyoruz. Böyle bir dönemde de Sayın Başbakanımız hızlı karar üreterek, siyasal hatalar yapmamak adına bazı girişimler yaptığını biliyorum.
Çünkü halk şuna bakar: sen devletsen bile temel ihtiyaçları sağlamalısın. Devlet bunun için gerekirse zarara da uğrar ama bu zarar belli bir düzeyde ve halka açıklanır olması gerekir. O zaman halk size neden devleti zarara uğrattın demez. Eğer biz bunun önlemini almamış ve bilinçli olarak halk zarar uğratılırsa halktan önce ben nedir yaptığınız derim. Buna hakkımız var. Zaman zaman da bunu takip ediyoruz. Kimse bu konular üzerinde kayıtsız olduğumuzu düşünmesin. Umutların sönmemesi için elektriğin de sönmemesi gerekir.

SORU: Kamudaki kesintiler büyük bir tepkiye neden oldu ve geri adım atıldı. Bu karara dair neler söyleyebilirsiniz, bunu doğru buluyor musunuz?

CEVAP: Bu sorunun birinci muhatabı öncelikle sayın Maliye Bakanı ve Sayın Başbakandır. Yine de ben bu sorunun gelme ihtimaline karşı hazırlıklıydım ve sayın başbakanımızı aradım. İç kaynaklardan yaratılan bir kaynak oluşturulduğunu, şöyle bir yorumlama yapmak gerekir. 4 gün önce yok muydu bu kaynak diye sorulabilir.
Bir ülke ekonomisi tamamen maliye giren şekil tablosu üzerinde şekilleniyorsa ve sizin direkt gelirlerinizin yüzde 75’i direkt ve dolaylı vergilerden toplanıyorsa burada maalesef zaman zaman yapılabilecekler arasında, siz önce maaş skalasına bakarsınız ve kaynağınız yoksa kaynak yaratmaya çalışırsınız. Tercih ettiğim bir şey değil kesinti yapmakta onu belirtmek isterim. Kesinti ile ekonomiyi düze çıkaramaz ancak maliyeyi toparlarsınız.
Maliye ve ekonomi tamamen birbirinden farklıdır. Siz maliyedeki kasaya baktığınız zaman ve o günkü koşullarda bir kaynağınız yok ve ortaya koyduğunuz öngörüler bu kadar da para toplama olasılığınız olsa da bu riske karşı maliye bir kaynak yaratma adına bir alternatifiydi. Bu geçmişte de yapıldı ve başarılı oldu mu soru işareti.
Bunu geçici bir süre, toplumsal seferberlik adına yapmamızı desteklerim ancak bu sürdürülebilir değil. Bu dört gün içerisinde kaynak yaratma adına yapılan çalışmalar ve girişimler sonuç verdi.”

SORU: Asgari ücret belirleme yöntemini doğru buluyor musunuz?
CEVAP: Süleyman Demirel’in bir sözü vardır; bir siyasi partiyi de bir hükümeti de deviren evdeki tenceredir. Siz asgari ücreti ne kadar arttırırsanız arttırın bunun hayat pahalılığına neden olduğunu bileceksiniz. Önemli olan bizim ithal ürün dediğimiz ve üretim olarak ürettiğimiz temel gıda ürünlerin ham maddelerin, gümrüklerden ülkeye girerken belli dönemlerde fiyat istikrarını sağlayabilmektir.
Fiyat istikrar fonu her geçen gün güçleniyor. Üreticilerin elektik maliyetlerini düşürürseniz üreticiye destek olursanız. Türkiye’den ithal edilen temel gıda ürünleri bu ülkeye dövizle geldiği sürece biz bu pahalılığı yaşayacağız. Bu işin kökten çözümü bu döviz cinsinden gelen ürünlerin TL’ye çevirip getirilmesi ve bu şansımız var. En kısa zamanda da inşallah bunun bir fırsatını buluruz. Anavatan Türkiye’deki ilgili arkadaşlara da rakamlarla gittiğimiz zaman, bir yıllık ithal fiyatlandırma nedir? İhracatımız nedir ve aralarındaki fark nedir? Aradaki farkı yıllık mali işbirliği protokolüne koyarsak ve oradaki amacın ekonominin sürdürülebilir bir dengesi olduğunu düşünerek amacına hizmet eden bir yaklaşım olduğunda buna kimse hayır demez diye düşünüyorum.
Asgari ücreti belirlerken realite ve gerçeği ortaya koymak gerekir. Maliyetin gelirlerini arttırarak bazı koruyucu tedbirlerle birlikte insanların o bir sepet maliyetler dediğimiz temel tüketim ürünlerinde en azından belli bir süreyle günlük muafiyetlerini, peşin KDV’yi, vergileri veya gümrükten döviz kuruyla gelen faturaları o günkü kuruyla değil de sabit bir kur belirlenmelidir.

SORU: Ekonomide yönümüzü doğru tayin etmek ve ülkemizin de içinde bulunduğu krizden çok büyük hasarlar almadan çıkabilmek için nasıl bir yol haritası çizilmeli?
CEVAP: Eskiden al bu aspirini iç derlerdi. Benim bu söyleyeceğim reçete değil. Mensubu olduğum partiye sürekli önerilerimizi koyuyoruz. Bunu meclis kürsüsünden de grup vekil toplantılarında da ifade ediyorum. Bu işin reçetesi tektir. Siz dünyadaki siyasi, iktisadi gelişmeleri dikkate alarak, toplumsal yapınızı dikkate alarak, ifade ettiğim gibi sosyal, kültürel, psikolojik, bunun yanında mesleki gelişimleri, dünyadaki iş alanlarını, teknolojinin gelişmesini dikkate alarak bu ülkede mukayese üstün meslek alanlarını da düşünerek, sivil toplum örgütlerini de yanınıza alarak, ekonomik platformu da yanınıza alarak ülkenin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma 5 yıllık planını çıkarmak zorundasınız. Reçete budur. Bir ülke oraya gelen sıcak parayla kalkınır. Bunu yapmadığınız sürece, arz talep dengesizliğinde ve dünyadaki gelişmelerden kopuk olursanız ve bizim ülkedeki gibi kamu ekonomisi üzerine bağlı durumlarda siz kalkınmayı çok öne alamazsınız. Biz siyasetçilerin gelişim ve kalkınma ayrımını iyi yapmamız gerekir. Gelişmişliği tamamladığınız sürede halkın kalkınması ve refahı artar. Bu bağlamda içerde iç yatırımcıların teşvik edilmesi gerekir. Dış yatırımcıların da bu ülkeye gelmesi için yasa yapılmalı ve ülkenin yol haritası belirlenmeli. Bunlar olmazsa dış yatırımcı ülkeye gelmez. Bir ülkenin lokomotif kalkınmasında eğitim itici motordur. Bunu yaparken eğitimi ve diğer bütün alanları bir disiplin içinde kullanacaksınız. Temelinde ise ekonomik, sosyal, kültürel kalkınma programınız olması gerekir. Turizmde hizmet sektörü dışında hizmet sektöründe üretimi arttırmanız gerekir.

GÜNEŞ TV ÖZEL HABER

ESKİ SAĞLIK BAKANI,UBP GÜZELYURT MİLLETVEKİLİ DR.ALİ PİLLİ, GÜNEŞ TV’YE KONUŞTU

GÜNEŞ TV ÖZEL HABER

 

Eski Sağlık Bakanı, UBP Güzelyurt Milletvekili Dr. Ali Pilli, Güneş TV’de Ertaç Hazer’in hazırlayıp sunduğu Parantez programına konuk oldu

KIŞA HAZIR OLMAMIZ ŞART!

Eski Sağlık Bakanı, UBP Güzelyurt Milletvekili Dr. Ali Pilli, Güneş TV’de Ertaç Hazer’in hazırlayıp sunduğu Parantez programına konuk oldu. Pilli, COVID-19 pandemisi ile ilgili açıklamalarda ve öngörülerde bulundu. Pilli, “Pandemi hastanesi adından da anlaşılacağı üzerine acil durumlara hizmet vermektedir. Pandemi döneminde önemli faydalar ve daha iyi hizmet vermemizi sağladı. COVID 19 bitmedi. Vakalar bir an da arttı. Aslında yaz döneminde enfeksiyonun düşmesi gerekir. Ama maalesef dünyada ve bizim ülkemizden vaka sayısında bir artış var. Yazın açık havada dolaşıyoruz ama insanlar daha çok iç içe… İnsanların seyahat etmesi, düğünlerde bir araya gelmesi yani insanların daha rahat hareket etmesiyle vaka sayıları artıyor. COVID-19 da kendisini insana gittikçe adapte ettiği için çok hızlı yayılıyor. Bizim bu vaka sayılarını daha aşağı çekebilmemiz gerekiyor. Bu hastalık ne kadar eskisi kadar öldürücü olmasa bile öldürücü bir hastalıktır. O nedenle kendimizi korumamız gerekiyor. Kapalı yerlerde, bulaşma riski yüksek olan yerlerde önlemlerimizi almak zorundayız. Kapanın demiyoruz sadece önlemleri almalarını söylüyoruz. Yazın bu kadar vaka artışı varsa kış gelince kışın daha fazla vaka olacaktır mutlaka. Dolayısıyla şimdiden önlemlerin alınması gerekir. Kışa daha az vaka ile girmek için tedbirleri elden bırakmamak lazım. Ortaya çıkabilecek diğer bulaşıcı hastalıklara karşı da altyapımızı güçlendirmemiz gerekir. Buna göre yasalarımızı düzenlemek, doktorlarımızı tamamlamak, hemşirelerimizi ve doktorlarımızı eğitmek bu tip enfeksiyon hastalıkları için çok önemlidir” dedi.

“FAHRETTİN KOCA DÖRT BAKAN GÖRDÜ”
Pilli sözlerine şöyle devam etti: “Belli bir devlet politikası var diyoruz ama hükümetin, bakanların sürekli değişimi istikrarlı bir yapıyı ortaya koymamaktadır. Düşünün ben bakan olduğum zaman Türkiye Cumhuriyeti’nin Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ydı. Fahrettin Koca bugüne kadar 4 bakan gördü. Bu dördün içinde beni iki defa gördü. Türkiye’ye baktığımız zaman 5 yılda tek bakan görüyoruz.. İstikrar, devlet politikası, yalnız sağlıkta değil diğer konularda da devlet politikası olması gereklidir. Ama sağlık çok çok önemlidir. Kamu hastanelerinin mutlaka güçlendirilmesi lazım. Çünkü pandemi süreci kamu hastanelerinin çok güçlü olması gerektiğini göstermiştir. Herkes bunun üzerine gitmeli ve devlet hastanelerini güçlendirmek gerekir.”

“GİRNE VE GÜZELYURT HASTANESİ BİTMELİ”

Pilli, görevi sürecinde gündeme gelenleri de hatırlatarak, “Bizim altyapıyı güçlendirme yönünde bir çalışmamız vardı. Bu altyapı çalışmaları kesintiye uğramıştı şimdi bunları da devam ettiriyorlar. Mesela Girne Hastanesi’nin bitirilmesi yönünde bir çalışma vardı. Ben bakanlıkta olsaydım bu hastane ihaleye çıkacaktı ve bitecekti. Şimdi ki bakan arkadaşımızda değerli bir insandır. Oradaki müsteşarlarımız olsun, müdürlerimiz olsun çalışkan insanlardır. Bu çalışmaları da devam ettiriyorlar. Güzelyurt Hastanesi’nin bitirilmemesi en üzüldüğüm konulardan biridir. Benim dönemimde yaptırmayı çok istemiştim ama yaptıramadık. Girne Hastanesi, Güzelyurt Hastanesi, AMATEM binası ve Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin temelinin ihaleye çıkıp, ihalenin sonuçlandırılması ve başlanması bakanlık yaptığım dönem hedefimdi. Sağlıkta artık bir devlet politikasının olması için ne gerekirse yapılmalıdır. Ve her değişen hükümetle birlikte ana politika sürdürülmelidir. Bu olmadığı müddetçe bu ülke sağlık alanında büyük sıkıntılar çekecektir. Bu bakanlarla ilgili bir sıkıntı değildir. Devletin, gelen hükümetlerin bir sıkıntısıdır. Bana göre birinci reform kamu reformudur. Kamu reformu yanında da en fazla sağlık. Sağlığı düzelttiğin anda her şey düzelir” ifadelerini kullandı.

 

GÜNEŞ TV ÖZEL HABER

 

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN, KKTC VATANDAŞLARININ ARAÇLA T.C. SEYAHATLERİ HAKKINDA ÖNEMLİ AÇIKLAMA

 

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN, KKTC VATANDAŞLARININ ARAÇLA TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NE SEYAHATLERİ HAKKINDA ÖNEMLİ AÇIKLAMA YAPTI:

Bakanlığın yaptığı açıklama şöyle:

 

”Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları bugüne kadar, araçla Türkiye Cumhuriyeti’ne seyahatleri sırasında pasaportla çıkış yapmaktaydı.

Küresel çapta yaşanan çip krizinin yarattığı sıkıntılardan dolayı çipli pasaport cüzdanlarının tedarikinde yaşadığımız sorunların kısa süre içerisinde çözümüne yönelik gerekli adımların, bakanlığımız tarafından atıldığını daha önce kamuoyuna 22 Temmuz 2022 tarihinde duyurmuştuk.

Bu süre zarfında ve bundan sonra geçerli olacak şekilde, vatandaşlarımızın araçla Türkiye Cumhuriyeti’ne yapacakları seyahatlerinde mağduriyet yaşamamaları için KKTC Gümrük Müdürlüğümüz ile başlatılan çalışma ve istişare sonucunda Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçiliği Gümrük Müşavirliği ve Polis Genel Müdürlüğü’müz nezdinde yaptığımız girişimler sonucunda konu çözüme kavuşmuştur.

Vatandaşlarımızın araçları ile Türkiye Cumhuriyeti’ne yapacakları seyahatlerde Araç Kayıt Dairesi’nden çıkış iznini KKTC çipli kimlik kartları ile yaptıktan sonra kimlik kartları ile seyahat edebileceklerdir.”

 

SAĞLIK BAKANLIĞI’NDAN COVİDLE İLGİLİ YENİ KARARLAR

Sağlık Bakanlığı 45/2018 Bulaşıcı Hastalıklar Yasası Kapsamında Toplanan Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi Tarafından bazı kararlar aldı.

Bakanlığın aldığı kararlar şöyle

  1. ÜLKEYE GİRİŞ İLE İLGİLİ KARARLAR
  1. Komitemiz tarafından yeni bir karar alınıncaya kadar kişiler, aşılı veya aşısız olmalarına bakılmaksızın, Covid-19 test yapma zorunluluğu olmadan ülkeye giriş yapabileceklerdir.

 

  1. ADA İÇİ SINIR GEÇİŞLERİ İLE İLGİLİ KARARLAR
  1. Ada içi geçişlerde, kişiler Covid-19 test yapma zorunluluğu olmaksızın geçiş yapmaya devam edecektir.

 

  1. MASKE İLE İLGİLİ KURALLAR
  2. Kapalı alanlarda ve toplu taşımacılıkta maske kullanılması zorunludur.
  3. Açık ve kapalı alanlarda sosyal mesafe ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerekmektedir.
  4. Üst solunum yolu şikayetleri olan kişiler tüm alanlarda (açık, kapalı) maske kullanacaklardır.
  5. Kapalı alanların sıklıkla havalandırılması (sınıf, restoran, spor salonları vb. yerler) gerekmektedir.

 

  1. TESTLER İLE İLGİLİ GENEL KURALLAR
  1. Laboratuvar komitesinin önerisi ile ülkemizde kullanılan Covid-19 testlerinin (PCR/antijen  testleri)CE-IVD sertifikası olması zorunludur.
  2. Yaşlı bakım evi ve cezaevi çalışanları haftada bir Covid-19 testlerini yaptıracaklardır.
  3. Yaşlı bakım evlerini ve cezaevlerini ziyaret edecek kişiler haftada bir Covid-19 testlerini ibraz etmek zorundadırlar. Semptom gösteren kişiler testleri negatif olsa dahi belirtilen yerleri ziyaret edemeyeceklerdir.
  4. Semptom gösteren kişiler maske takacak ve antijen testini yaptıracaktır. Antijen testinin pozitif çıkması halinde PCR testi yapılacaktır. Antijen testlerinin negatif çıkmasına rağmen ciddi semptom gösteren kişiler doktor istemi ile PCR testi yaptırabileceklerdir.

 

  1. TEMASLI KİŞİLERLE İLGİLİ KARARLAR
  1. Covid 19 pozitif kişi ile temas eden kişiler semptom takibi yaparak maskeli olarak güncel hayatlarına devam edecektir. Bu kişiler semptomları olmaması halinde 5. gün antijen testlerini yaptıracaklardır.

Ancak belirtilen süreden önce temaslı kişilerin semptom göstermeleri halinde daha erken antijen testlerini yaptıracaklardır. Antijen testlerinin pozitif çıkması durumunda PCR testi yaptıracaklardır.

 

  1. COVİD-19 POZİTİF KİŞİLERLE İLGİLİ KARARLAR
  • Kişilerin, Covid 19 PCR test sonucunun pozitif olduğu ile ilgili gelen mesaj akabinde izolasyon süreci başlar (0. Gün)
  • Başka bir test merkezine giderek ikinci kez test yapılması durumunda ikinci testin sonucu dikkate alınmayacaktır.
  • İzolasyon süresi 7 gündür. 7. günün sonunda kişiler test yaptırmalarına gerek olmaksızın güncel hayatlarına devam edebilecektir.
  • Pozitif kişilerin evde nefes darlığı göğüs ağrısı ve bulgularında (ateş, öksürük halsizlik, baş ağrısı vb.) artış olması halinde 0533 842 8358 veya 1102 numaralarını arayarak yardım alabilirler.

Covid-19 pozitif kişilere ev karantinası uygulamasının yapılabilmesi için, evdeki (konut, yurt, lojman vb.) diğer bireylerle temas olmayacak şekilde kişiye ait ayrı bir oda olması zorunludur. Ev içerisinde aynı banyo ve tuvaletin kullanılması halinde bu yerler her kullanım sonrası dezenfekte edilir. Dezenfeksiyon %1 oranında sulandırılmış çamaşır suyuyla yapılır. (10 litre su içine 1 küçük çay bardağı çamaşır suyu konulur.)

Ev karantinasına alınan Covid-19 pozitif kişi, karantina süresince evden çıkamaz  (sadece acil durumlarda karantina merkezinin bilgisi doğrultusunda çıkabilir) ve karantinaya alındığı eve ziyaretçi kesinlikle kabul edemez.

Pandemi Bilgi Sisteminde herhangi bir kaydı bulunmayan Covid-19 pozitif kişilere Sağlık Bakanlığı’nca resmi evrak düzenlenmeyecektir

AMCAOĞLU: AKARYAKITA ZAM YAPILMASI KONUSUNDA BAŞBAKANLIĞA YAZI GÖNDERDİK

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, akaryakıt fiyatlarına zam yapılması yönünde bir çalışma yaptıklarını ve bu konu hakkında Başbakanlık’a yazı gönderdiklerini açıkladı. Akaryakıta 1 – 1.50 TL’lik zam yapılması planlanırken, daha önce yapılan 2 fiyat ayarlamasında ise toplam 2.52 TL civarı indirim yapılmıştı.

 

Akaryakıt fiyatlarına zam bekleniyor…

Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, konuyla ilgili Kıbrıs Postası’na açıklamalarda bulundu.

Akaryakıt fiyatlarına zam yapılması yönünde bir çalışma yaptıklarını belirten Amcaoğlu, “Konuyla ilgili Başbakanlık’a yazı gönderdik” dedi.

Amcaoğlu, Başbakanlık’ın onaylaması durumunda kurşunsuz 95 ve 98 oktan benzine 1 TL, euro diesele ise 1,50 TL civarında zam yapılacağını ifade etti.

Ülkede kurşunsuz 95 oktan benzinin litre fiyatı 21,29, kurşunsuz 98 oktan benzin 21,59 ve diesel ise 23,86’dan satışa sunuluyordu.

Akaryakıta 1-1.50 TL’lik zam yapılması planlanırken, daha önce yapılan 2 fiyat ayarlamasında ise toplam 2.52 TL civarı indirim yapılmıştı.

YILMAZKÖY-ÇAMLIBEL YOLUNDA KORKUTAN KAZA

 

 

Yılmazköy -Çamlıbel Anayolu’nda sabah saatlerinde kaza meydana geldi. Kaza sonucu yaralanan olmadı.

 

Polisten yapılan açıklamaya göre: 28.07.2022 tarihinde, saat 10:30 sıralarında, Çamlıbel-Yılmazköy Anayolu’nun 10-11’inci kilometreleri arasında, Amangeldy TURAYEV(E-30) yönetimindeki RJ 875 plakalı kamyonet ile kuzey istikametine doğru seyrettiği sırada, sağa meyilli viraja geldiği zaman dikkatsizliği sonucu direksiyon hakimiyetini kaybederek önce yolun sol kısmından, daha sonra da yolun sağ kısmından dışarıya çıkarak yol dışında bulunan toprak sete çarpmış ve sağ yan tarafı üzerine devrilerek durmuştur. Kaza sonucu yaralanan olmadı. Soruşturma devam etmektedir.

NAİMOĞULLARI: MENŞE İSMİ KORUMALI HELLİM ÜRETİMİNDE ÖNERİLEN DEĞİŞİKLİKLER AVANTAJ OLACAK

Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğluları yaptığı açıklamada, Menşe İsmi Korumalı hellim üretiminde kullanılacak küçük baş ve büyük baş hayvanlara ait süt oranlarının değişiklik önerilerini değerlendirdi.

 

Kıbrıs Türk Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğluları, Menşe İsmi Korumalı (MİK) hellim üretiminde önerilen değişikliklerin, Kıbrıs Türk tarafı için avantaj olacağını vurguladı.

Naimoğluları, MİK hellim üretimine getirilecek yeni düzenlemeyle ilgili TAK’a açıklamada bulundu. Naimoğluları, Güney Kıbrıs’ta süt üreticileri ile hellim üreticilerinin MİK hellim üretimi için vardığı mutabakatta, 2024’e kadar koyun sütünün az olduğu dönemlerde koyun/keçi süt oranının yüzde 10, koyun/keçi sütünün arttığı dönemlerde de yüzde 20 olması şeklinde olduğunu anlattı.

Yeni düzenlemede, hellim üretiminde kullanılacak keçi/koyun süt oranının 2024’ten 2029’a kadar her yıl yüzde 5 arttırılıp, keçi/koyun süt oranının yüzde 51’e çıkarılması öngörülüyor.

Kuzey Kıbrıs’ta Süt Endüstrisi Kurumu’na verilen toplam sütte koyun keçi süt oranının mevsime bağlı olarak yüzde 5-10 oranında değiştiğini kaydeden Naimoğluları, önerilen değişikliklere işaret ederek “Bu bizim açımızdan avantajdır” dedi.

SÜTEK’in günde 400 ton civarında süt aldığını ancak yarısının hellim üretiminde kullanıldığını, bunun mevsime bağlı olarak günde 25-50 tonunun yani yüzde 10-20’sinin koyun keçi sütü olduğunu, dolayısıyla MİK hellim üretimi için gerekli standartları tutturabileceklerini ifade etti.

Mustafa Naimoğluları, koyun/keçi süt üretiminin ancak yarısının SÜTEK’e gittiğini, bu durumun düzeltilebileceğini, keçi ve koyun sütüne verilecek teşviklerle sütün kuruma yönlendirilebileceğini söyledi.

MİK standartlarına göre hellimde koyun/keçi süt oranının 2024’e kadar yüzde 51’i geçmesi gerekiyor. Bu düzenleme, ülkede koyun/keçi sütünün az olmasından dolayı olumsuz karşılanmıştı.

ERCAN HAVALİMANI YENİ TERMİNALİNDE TİCARİ ALAN KİRALAMALARI BAŞLADI

 

 

KKTC’nin en büyük yatırımı olan Ercan Havalimanı yeni Terminalinin yapımını gerçekleştiren T&T Havalimanı İşletmeciliği, açılış sürecine girildiği yeni havalimanı terminalindeki ticari alanlarının kiralama sürecine başlandığını açıkladı.
T&T Havalimanı İşlemeciliğinden yapılan açıklamaya göre, kiralamalarda önceliğin yerli kuruluşlar olduğu ticari alanlar için talep kabul edildiği kaydedildi.
Açıklamada, turizm ve eğitim adası olma yönünde ilerleyen adamızda mevcut Ercan Havalimanı’nın karşısında 7 milyon 800 bin metrekare master planlama alanı üzerine inşa edilen ve Global alanda kullanılan son teknoloji ile donatılan, modern mimarisi ile de dikkatleri üzerine çekecek yeni Ercan Havalimanı’nda iş yapmak isteyenlerin yeni kapısı olacağı ifade edildi.
Mevcut Ercan Havalimanı’nın ülke ekonomisi ve tanıtımına bugün yaptığı katkıların yeni açılacak Ercan Havalimanı terminali ile artarak devam edeceği, yapılacak yeni istihdamlar ile de gençlere iş olanağının sağlanacağı kaydedilen açıklamada, havalimanlarının toplumların uluslararası topluma açılan yüzleri olduğu kaydedildi.
Gerek yolcu güvenliği ve uçuş emniyeti, gerekse hizmet kalitesiyle Dünya’daki modern havalimanları ile ayni düzeyde olacak yeni Ercan Havalimanı’nda 9 adet körük, 21 adet de açıkta olmak üzere toplam 30 uçaklık park alanı mevcut olacak. Bugünkü Ercan Havalimanı’ndan 6 katı ölçeğinde büyüklüğe sahip olacak yeni Ercan Havalimanı, 60 adet check in ve 44 adet pasaport kontrol noktası, 26 adet x-ray cihazı ve saatte 5 bin bagaj kapasitesi ile yolcularına hizmet verecek.

Kıbrıs’ın en önemli turizm kapısı olacak

Açıklamada, Ercan Havalimanı inşaatının tamamlandığı zaman Kıbrıs’ın en önemli turizm kapılarından biri haline geleceği ve sadece bulunduğu bölgenin değil adanın çehresini değiştireceği belirtildi.
Kuzey Kıbrıs’ın Dünya’ya açılan tek penceresi konumunda olan ve adada havalimanı konseptini tamamen değiştirecek Ercan Havalimanı yeni terminalinin Dünyanın birçok ülkesinden gelecek misafirlerini ağırlamaya artık çok yakın olduğu ifade edildi.
Teknoloji, kalite ve hizmette, dünyadaki benzer örnekleriyle yarışacak bir havalimanı için geri sayımın başladığını da ifade edilen açıklamada, KKTC’yi dünya ile kucaklaştıracak bu büyük proje bittiği zaman ülke ekonomi ve istihdamına önemli katkılar sağlayacağı kaydedildi.
Yılda 5 milyonu aşan yolcu sirkülasyonunun olduğu bir ortamda iş yapmak isteyenlerin adresinin artık yeni Ercan Havalimanı olacağı ifade edilirken, kiralama süreci için T&T Havalimanı İşletmeciliğine başvurmaları istendi.
Başvuruların [email protected] mail adresi ve mesai saatleri içerisinde (08.30 – 18.00) 0392 600 5000 numaralı telefondan Ticari İşler Bölümü’ne ulaşmaları gerektiği bildirildi.

AMCAOĞLU: HELLİM KONUSUNDA ÇALIŞMA KOMİTESİ OLUŞTURULDU

Amcaoğlu: Hellim konusunda çalışma komitesi oluşturuldu

Başbakanlık Müsteşarı, Hellim Koordinasyon Kurulu Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, Hellim’in tescili ile ilgili yapılan çalışmalar hakkında BRT’ye açıklamalarda bulundu.

Amcaoğlu, Rum tarafının tek yanlı tüzükte değişiklik yapma girişiminde bulunduğunu vurgulayarak bu durumu eleştirdi.

 

Amcaoğlu Güney Kıbrıs’ın hayvan üreticileri ile tek başına yaptığı anlaşmanın detayına ilişkin bilgi de vererek bu tek taraflı çalışma konusunda da AB Komisyon nezdinde girişimlerde bulunduklarını söyledi.

Amcaoğlu, AB Komisyonu başkanlığında iki taraftan da 5’er temsilciden çalışma komitesinin oluşturulması yönündeki talebe ilişkin olumlu adım atıldığını da açıkladı.

Hüseyin Amcaoğlu, “Çalışma komitesi oluşturulduğunu ve önümüzdeki ay çalışmalarına başlayacağını vurgulayarak, tüzükte bir değişiklik yapılıp yapılmayacağı konusunun bu komitedeelealınması gerektiğiniifadeetti.

Hüseyin Amcaoğlu, sağlık denetimleri için Avrupa Komisyonu tarafından bağımsız denetim kurulu atanması yönündede olumlu karar alındığını söyledi.

KARTAL HARMAN MAHKEMEYE ÇIKARILDI

 

 

Mahkemede mesele ile ilgili olarak şahadet veren polis zanlı Kartal Harman’ın 27 Temmuz 2022 tarihinde, saat 11:10 sıralarında, Girne’de Karaoğlanoğlu Caddesi üzerinde, yönetimindeki GT 084 plakalı araç ile doğu istikametine doğru dikkatsizce seyrettiği sırada o esnada cadde üzerinde güney istikametinden güney istikametine doğru yaya olarak geçmeye çalışan İbrahim Bilimer’e çarptığını söyledi.

 

Polis kaza sonucu yaralanan yaya İbrahim BİLİMER’in kaldırıldığı Girne Dr Akçiçek Hastanesinde yapılan müdahalenin ardından Lefkoşa Dr Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesine sevk edildiğini ve beyin kanaması ve sağ omuz kırığı bulunduğunu ancak hayati tehlikesi bulunmadığını mahkemeye aktardı.

Polis mesele ile ilgili olarak başlatılan soruşturmanın tamamlandığını ve zanlının mahkemenin uygun göreceği bir teminata bağlanmasını talep etti.

Huzurunda verilen şahadeti değerlendiren Yargıç Hazan Aksun zanlının ileride görüşülecek davasında hazır olmasını sağlamak maksadı ile Yurtdışına çıkışının yasaklanması, ayda 1 gün ispati vücutta bulunması, 10 bin TL nakit yatırması ve KKTC vatandaşı muteber 1 kefilin 100 bin TL değerinde kefalet senedi imzalaması koşulu ile tutuksuz yargılanmasına emir verdi.