Archives Şubat 2025

Dinçyürek, Nalbantoğlu Hastanesi’nde Tıbbi Atık Bertaraf Ünitesini denetledi

“Yıllardır çalışmayan bir üniteyi geri kazandırmaktan dolayı mutluyuz”

Sağlık Bakanı Dr. Hakan Dinçyürek, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ndeki tıbbi atık bertaraf ünitesini yerinde inceledi. Bakan Dinçyürek, 2018 yılında çok kısa bir süre çalışıp, o günden sonra devre dışı kalan bu birimin bakım onarımının yapıldığını, ihalesinin tamamlandığını ve 1 Ocak 2025 itibariyle faaliyetlerin burada başlamış olduğunu belirtti.

Bakan Dinçyürek, şu açıklamalarda bulundu: “Başlangıç olarak Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi’ne ait tıbbi atıkların tamamı, günde 8 ile 10 döngü arasında çalıştırılarak cihazlar tarafından tamamen bertaraf edilmektedir. Yıllardır çalışmayan bir üniteyi geri kazandırmaktan dolayı mutluyuz. Şimdiki hedefimiz, bu kapasiteyi artırarak ada genelindeki tüm tıbbi atıkların bertarafını tek elden yönetmektir. Bununla ilgili alternatif çalışmalarımız var. Kısa sürede ona da neticeye ulaştıracağımızı ümit etmekteyiz.”

Bakan Dinçyürek, ziyareti sırasında katkı sağlayan başhekimlik ve bakanlık yetkililerine de teşekkür etti.

Hasipoğlu’ndan Rum Meclisi’ne tepki: Çifte standart ve siyasi manipülasyon

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Sekreteri ve Gazi Mağusa Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) KKTC’deki eski Rum mallarının alım satımını caydırmak amacıyla ceza artırıcı yasa tasarısını onaylamasına sert tepki gösterdi.

Hasipoğlu, söz konusu düzenlemenin KKTC vatandaşlarına gözdağı verme girişimi olduğunu belirterek, bu hamlenin Kıbrıs Türk ekonomisine ve özellikle inşaat sektörüne zarar vermeyi amaçladığını vurguladı.

“Rum Yönetimi, Samimiyetsizliğini Bir Kez Daha Gösterdi”

Yeni yasa kapsamında, üçüncü şahsa ait taşınmazları tasarruf eden, işleyen veya kullananlara verilen hapis cezası 2 yıldan 5 yıla, para cezası ise 5 bin Euro’dan 10 bin Euro’ya çıkarıldı. Hasipoğlu, bu adımın siyasi bir oyun olduğunu ifade ederek, “Liderleri ve milletvekilleri Avrupa’da çözüm yanlısı gibi görünmeye çalışırken, burada Kıbrıslı Türklere yönelik baskıcı yasalar geçirmeleri tam bir samimiyetsizlik örneğidir” dedi.

Hasipoğlu ayrıca, KKTC’de 2005 yılından beri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul edilen Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) bulunduğunu hatırlattı. KKTC devletinin, bugüne kadar yaklaşık 8.000 Rum vatandaşının dosyasını sonuçlandırdığını ve bu kişilere 511 milyon sterlin ödendiğini belirten Hasipoğlu, GKRY’nin ise Kıbrıslı Türklere ait malları kamulaştırarak ya da izinsiz kiraya vererek çifte standart uyguladığını söyledi.

“Güney’de Türk Malları Peşkeş Çekiliyor”

Hasipoğlu, GKRY’nin “Vasilik Müessesesi” adı altında Kıbrıslı Türklerin güneydeki mülkiyet haklarını kısıtladığını ve 450 bin dönüm Türk malını ya kamulaştırdığını ya da izinsiz kiraya verdiğini vurguladı. “Şimdi biz de mi Türk mallarında oturan veya ticari olarak işleten kişilere cezai tedbir uygulamaya başlayalım?” diye soran Hasipoğlu, Avrupa Konseyi’nin GKRY’nin hukuksuz uygulamalarına karşı sessiz kalmasını da eleştirdi.

“Eğer Bu Yasa Uygulanırsa KKTC de Misilleme Yapacaktır”

Hasipoğlu, Rum tarafının bu yasa ile KKTC’deki mülkiyet meselesini hukuki bir çerçeveden çıkarıp siyasallaştırdığını belirtti. 2009’da Orams davasında da benzer bir hukuki hamle yapıldığını hatırlatarak, GKRY’nin bu tür girişimlerle iki toplum arasındaki uçurumu derinleştirdiğini söyledi.

Hasipoğlu, son olarak, “Eğer bu yasa KKTC vatandaşları aleyhine uygulanmaya başlanırsa, karşılıklılık ilkesi gereği biz de Meclisimizden bir yasa geçirerek Rumlar ve yabancıların tasarrufunda bulunan Türk malları ile ilgili cezai tedbirler almaya başlayacağız” diyerek uyarıda bulundu.

Şampiyon Meleklerin aileleri büyük acının 2’nci yılında TAK’a konuştu

Adıyaman Grand İsias Otel’de eşlerini, evlatlarını kaybeden aileler: “Biz bir aile olduk, o ailenin gücüyle güçlükleri aşmaya çalışıyoruz”

Gazimağusa, voleybol turnuvasına katılmak için Adıyaman’a giden Gazimağusa Türk Maarif Koleji kafilesinin acısına uyandı 6 Şubat 2023 saat 04.17’de…

Güle oynaya, heyecan ve sevinçle ülkelerini temsil etmek için Adıyaman’a giden sporcu çocuklar, öğretmenler ve aileler, Adıyaman Grand İsias Otel’de karanlığa gömüldü.

Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde, 72 cana mezar olan Adıyaman’daki Grand İsias Hotel’de konaklayan Gazimağusa Türk Maarif Koleji kafilesinden 35 Kıbrıslı Türk sporcu, öğretmen ve ailelerden oluşan “Şampiyon Melekler”, ihmaller yüzünden enkaz altında kaldı.

35 canın hayatını kaybettiği otelden geriye tarifsiz acı, çaresizlik, özlem ve “kahır” kaldı. İki yıldır acıyı ilk günkü gibi yaşayan aileler, her gün 6 Şubat’a uyanıyor…

Aileler, adaleti sağlamak, mücadeleye devam edebilmek, çocuklarının ve eşlerinin adını yaşatmak, en önemlisi de yaşamaya devam edebilmek için Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği çatısı altında toplanarak, birbirine kenetlendi.

Adıyaman Grand İsias Otel’de eşlerini, evlatlarını kaybeden aileler, büyük acının ikinci yıl dönümünde TAK’a konuştu.

Çiğdem Sabancı: “Mustafa benim hayattaki en değerli varlığımdı, onu öyle bir ülkeye gönderdiğim için çok üzgünüm”

Depremde oğlu Mustafa Sabancı’yı kaybeden Çiğdem Sabancı, çocukları Adıyaman’a 3 Şubat’ta gönderdiklerini hatırlatarak, “3 Şubat’ta çocuklarımızı Adıyaman’a göndereli iki yıl oldu. Bizim için 2 yıl gibi değil, sanki dün gibi. Her gün 6 Şubat’a uyanıyoruz.” dedi.

Ailelerin hep bir arada olduklarını ve olmaya devam edeceklerini söyleyen Sabancı, çocukların adaletini sağlamak için mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

“Deprem kader değil…

Sabancı, şöyle konuştu:

“Deprem kader değil. Davadan olası kast kararı çıksaydı, bir sonraki İsias veya Kartalkaya olayı yaşanmayacaktı. Bizim çocuklarımız geri gelmeyecek. Bizim mücadelemiz bir daha bu tür olaylar yaşanmaması için. Türkiye bu yüzden uyanmalı. En büyük amacımız çocuklarımızın anısını yaşatmak, yaşatmaya devam etmek… Mustafa benim hayattaki en değerli varlığımdı, onu öyle bir ülkeye gönderdiğim için çok üzgünüm ve onu çok seviyorum.”

Ayşe Güler Akın: “Kara şubat Gazimağusa’nın, hatta tüm Kıbrıs’ın kara şubatı”

“Ocak ayında Kıbrıs’taki şampiyonlukla başlayan kara şubat yeniden geldi. Bizim her günümüz artık 6 Şubat.” diyen Doruk ve Alp Akın’ın annesi Ayşe Güler Akın da, “Kara şubat Gazimağusa’nın, hatta tüm Kıbrıs’ın kara şubatı. Bu gerçek artık hep bu şekilde olmaya devam edecek.” şeklinde konuştu.

Aileler olarak birbirine kenetlendiklerini, artık kalan ömürlerinde çocuklarının anılarını yaşatmaya çalışacaklarını vurgulayan Akın, “Artık bununla yaşayacağız. Hepimiz için çok zor. Çocuklarımızın sevinci hüzne dönüştü. İki oğlum ve tüm Şampiyon Melekler artık bizimle değiller. Onları anmaya, yaşatmaya devam edeceğiz. Adalet yerini bulana kadar mücadeleye devam edeceğiz.” dedi.

Akın sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çok üzgünüm, nefes alamaya, güçlü şekilde durmaya devam edeceğiz. Çok güzel ailelerdik, bu aileler 6 Şubat’la en dipte kaldılar. Çocuklarımız, canlarımız en güzel yerdeler şu an, onların gücüyle biz dipten çıkmaya çalışıyoruz. Her gece, çocuklarımıza bir gün daha yaklaşıyoruz.”

Akın, ailelerin birbirinden aldığı gücü ise şöyle anlattı:

“Enkazda çocukları beklerken kimse konuşmuyordu. Birbirimizin gözüne bakarken, herkes birbirini anlıyordu. Ağzımızdan bir kelime çıkmıyordu. Biz aileler konuşmadan aynı şeyleri hissediyoruz.”

Çocuklarını getirirken, uçakta “Şampiyon Melekler” kelimesini duyduğunu anlatan Ayşe Güler Akın, “Gerçekten onlar melek ve şampiyon melek. Onları çok güzel anmaya, yaşatmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Afet Aktuğralı: “Acının bitmeyen bir şekli…”

Yaşadıkları acıyla artık bir aile olduklarını ifade eden Aras Aktuğralı’nın annesi Afet Aktuğralı, şunları söyledi:

“Biz bir aile olduk, o ailenin gücüyle güçlükleri aşmaya çalışıyoruz. Tek başımıza başka bir coğrafyaya gidip adalet arasak güçlü olamazdık. Tek başınıza kabir tertiplemek çok zordur. Hep birlikte hareket etmek bize güç veriyor. Her gün uyanır uyanmaz başka bir şey hatırlıyoruz. Bazen anneler kendi çocuğunu rüyasında görmek için dua eder, ama başka birinin çocuğunu görür. Sadece kendi çocuklarımızı düşünmüyoruz, her birini düşünüyoruz. Bugün eşim uyanır uyanmaz yarın Kağan Selim’in doğum günü olduğunu hatırladı mesela… Biz her gün aynı duyguları hep birlikte yaşıyoruz. Acının bitmeyen bir şekli…”

Meltem Ekiz: “Çocuklar görev vermiş gibi…”

Oğlu Aykan Ekiz’i kaybeden anne Meltem Ekiz de, “Sanki çocuklarımız onların gücünü, başarılarını yaşatmamız için bize görev vermiş gibi hissediyorum” dedi.

Şeniz Arkar: “Heyecanlı ve gururluydu çocuklarımız…”

“Her gün başka bir olay aklımıza geliyor ve başka başka duygular, acılar yaşıyoruz.” diyen Fahri Arkar’ın annesi Şeniz Arkar, şöyle konuştu:

“Ben yolcu etmeye gidemeyeceğim için o gün havalimanına götürmek için Fahri’yi Esra (Özberkman) almıştı. O gün Fahri abisini aldı diye Sahil’in yüzündeki heyecan gözümün önünden hiç gitmedi. Gidecekleri için heyecanlı ve gururluydu çocuklarımız.”

Sena Bundak Topukçuğlu: “Mert’i gönderirken sarılamadık bile”

Mert Niyazi Topukçuoğlu’nun annesi Sena Bundak Topukçuğlu da, şöyle devam etti:

“Mert’i gönderirken sarılamadık bile. Anne gidiyorum geleceğim zaten, gelince sarılırız dedi. Çünkü çok heyecanlıydılar. Otobüsün camından el salladık birbirimize. Eşimle 1 Şubat’ta görüşmüşlerdi en son. Eşim onu teşhiste öpebildi…”

Ahmet Can Yeniçeri: “İnsan çocuğuna veda edebilir mi?”

Depremde kızı Ecem ve eşi Bedriye Yeniçeri’yi kaybeden Ahmet Can Yeniçeri, duygularını şöyle ifade etti:

“İnsan çocuğuna veda edebilir mi?.. Aslında biz 3 Şubat’ta kaybetmişiz onları ama 6’sında yüzleştik gerçekle… En kötüsünü yaşadık adaletsizlik, bir çaresizlik….”

Eşini ve kızını kaybettikten sonra bilmediği birçok duyguyla yüzleşmek zorunda kaldığını söyleyen Yeniçeri, “Babayken hiç bilmediğim halde annelik de yapmak zorunda kaldım…” şeklinde konuştu.

Fatoş Karasel

Eşi Ali Karasel’i kaybeden Fatoş Karasel, eşiyle gitmeden önce tekrar tekrar vedalaştıklarını söyleyerek, “Sanki bize veda etmiş gibi gitti.” dedi.

Ozan Dağlı: “Benim tutunacak bir dalım yoktu. Kimsem kalmamıştı…Sizler benim ailem oldunuz”

Depremde iki kızı ve eşini kaybeden Ozan Dağlı da, eşi ve çocuklarını Adıyaman’a nasıl uğurladığını anlattı. Dağlı, “Ben sıradan hepsine sarılıp öptüm. Nazife gitmeden bir kez daha çağırıp öptü beni. Ayrılış mutsuzluğunu, acısı hissettim giderken…”

Depremden sonra özellikle kendisinin tutunacak bir dalının kalmadığını söyleyen Dağlı, “Ama sizler benim ailem oldunuz, yalnız yapamazdım…” dedi.

“Bu acı, bu eksiklik, çaresizlik, hasret ve özlem geçmeyecek…”

Kendilerini tatmin edecek bir adaletin olmadığını söyleyen Dağlı, şöyle devam etti:

“Kahkahaları kulaklarımda… Bu acının tarifi yok gerçekten. Gerçekler her gün yeniden tokat gibi çarpıyor yüzümüze. Bu acı, bu eksiklik, çaresizlik, hasret ve özlem geçmeyecek. Bunu ancak yaşayan anlayabilir. Bunu da sabrederek, savaşarak yapmak zorundayız ve yapmaya devam edeceğiz.”

“Kahır kelimesi girdi lügatimize… Savaş gibi bir katliam oldu ama bu bir savaş değildi”

“Kahır kelimesi girdi lügatimize. Savaş gibi bir katliam oldu ama bu bir savaş değildi.” diyen Afet Aktuğralı, şöyle devam etti:

“Herkesin kayıpları olur, herkesin ailesinden biri, sevdikleri ölür. Herkesin bir acısı olur. Ama bu öyle bir acı ki, onlarca yıl geçse de hiç hafiflemeyecek bir kahırdır. Biz şimdi kendimize geliyoruz ve daha fazla hissediyoruz. Türbülans etkisinde kahır ve hasret… Bu etki son duruşmadan sonra oldu.”

Kızı Nehir Çevik’in depremden iki gün önce anneannesinde olduğunu anlatan Safiye Çevik, kızının o otele hiç gitmek istemediğini söyledi.

Serap İş: “Çok üzgünüm, çok öfkeli ve kırgınım…”

Depremde oğlu Kağan Selim İş’i kaybeden Serap İş de, “Çok üzgünüm, çok öfkeli ve kırgınım. Adalet için mücadeleye devam edeceğim. Cehalet sonucu yapılan katil bir bina bizi evlatlarımızdan kopardı. Çocuklarımızın ahlaksızlığın kurbanı olmalarına müsaade etmeyeceğim.” ifadelerini kullandı.

Adalet mücadelesi ve ortak acının aileleri bir arada tuttuğuna işaret eden İş, mücadeleyi dernek çatısı altında sürdürmek zorunda olduklarını, başka türlü yaşayabileceklerini düşünmediğini dile getirdi; şöyle konuştu:

“Adım adım büyümesine şahit olmak gurur vericiydi”

“Oğlum istediği için onu Adıyaman’a gönderdim yoksa hiç göndermek istemedim. Onun gözlerindeki mutluluğa şahit oldum. Direnemedim gitmesi karşısında. Ben de onunla gitmek istedim ama o istemedi, nasılsa birkaç gün sonra geleceğini söyledi. Ama 6 Şubat’tan sonrası olamadı. Yaşasaydı 15 yaşındaki olacaktı benim oğlum. Adım adım büyümesine şahit olmak gurur vericiydi. Birkaç gün önce babasıyla orta ikide olduğunu ve çok çabuk büyüdüğünü konuşup üzülmüştük. Biz bunları konuşurken benim çocuğumun sayılı günleri kalmış, biz bundan habersizdik. Duygularımız o kadar yoğun ki, kelimelerle anlatabileceğimizi sanmıyorum. Evimizde büyük bir boşluk, sessizlik, her bir köşedeki iz her gün yüzümüze çarpıyor. Her geçen gün ona bir adım daha yaklaşmak benim için çok büyük bir huzur.”

Ruşen Yücesoylu Karakaya: “Güçlü olmaya, mücadele etmeye mecburuz”

Depremde kızı Selin’i kaybeden Ruşen Yücesoylu Karakaya “Kim ne derse desin bizler amacımızdan asla vazgeçmeyeceğiz.” dedi.

Güçlü olmaya, mücadele etmeye mecbur olduklarını vurgulayan Ruşen Yücesoylu Karakaya ise, Grand İsias ve Grand Kartalkaya’da yapılan usulsüzlüklerle bir sürü masum çocuk ve insanın hayatını kaybettiğini söyledi.

Kartalkaya aileleri ile de iletişim içinde olduklarını ve onların sosyal medyada “#başkacanımızyok” diyerek sürdürdükleri mücadelelerinde her zaman yanlarında olacaklarını dile getiren Karakaya, yine aynı şekilde “#isiasortakdavamız”da da tüm amacın bir daha böyle ölümlerin yaşanmaması için adalette emsal kararların alınması olduğunu vurguladı.

“Kamu görevlileri için açılacak ceza davasına da yine hep birlikte tek yürek olarak katılacağız”

Karakaya, kamu görevlileri iddianamesinin şubat ortası gibi yazılacağını çünkü savcının tüm ifadeleri alma işleminin tamamlandığını belirterek, şöyle devam etti:

“Adıyaman’da kamu görevlileri için açılacak ceza davasına da yine hep birlikte tek yürek olarak katılacağız. İstinaf mahkemesinin otel sahipleri, mimar ve mühendislerine verilen bilinçli taksir kararını onaylamaması gerek. Yargılamanın istinaf mahkemelerinde tekrar yapılması ve suçluların müebbet hapis ile cezalandırılmaları gerek.”

İstinaf için 26 Şubat’ta kadar başvuruda bulunması gerek

Gerekçeli kararın ise avukatlara 7 Şubat’ta tebliğ edildiğini ifade eden Karakaya, avukatların istinaf için 26 Şubat’a kadar başvuruda bulunması gerektiğini söyledi.

Karakaya, bu süre içerisinde avukatlarla toplantılar yaparak, dilekçelerini istinaf mahkemesine vereceklerini, mücadelelerinin istinaf mahkemesi boyutunda devam edeceğini sözlerine ekledi.

Ersin Tatar, Şampiyon Melekler Futbol Anı Turnavası’nı izledi

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Şampiyon Melekleri anmak ve anılarını yaşatmak amacıyla düzenlenen Şampiyon Melekler Futbol Anı Turnavası’nı izledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye’de 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremde hayatlarını kaybeden Şampiyon Melekleri anmak ve anılarını yaşatmak amacıyla Doğancı Spor Kulübü ile Çerkezgücü Spor Kulübü işbirliğinde düzenlenen Şampiyon Melekler Futbol Anı Turnavası’nı izledi.

Doğancı Emek Stadyumu’nda gerçekleşen turnuvada, Ersin Tatar, turnuvaya KKTC’den katılan Baf Ülkü Yurdu, Lefke, Yalova, Binatlı ve Doğancı takımlarının altyapı yaş kategorileriyle görüştü.

Tatar, daha sonra ise Türkiye’deki Çerkezgücü Spor Kulübü’nden turnuvaya katılan sporcular, idareciler ve teknik heyetle görüşerek, başarılar diledi.

GAZİMAĞUSA’DA UBP’NİN CUMARTESİ BULUŞMALARINA YOĞUN KATILIM

UBP Gazimağusa ilçe binası her Cumartesi günü partililer, milletvekilleri, bakanlar ve belediye başkanları ile dolup taşıyor.

İlçe Başkanı Nahit Öncü, ilçe binasını gecekondu binasından çıkartıp, bahçesiyle birlikte modern ve çağdaş bir yapıya kavuşturunca, bakanlar her zaman olduğu gibi partili partisiz vatandaşlarının sorunlarını dinlediği bir merkez haline geldi.

10 okulda daha depreme karşı güçlendirme yapılacak

Bakanlar Kurulu Deprem ve Doğal Afet Değerlendirme ve İzleme Komisyonu’nun kararlarını onaylayarak 10 okulun binalarında depreme karşı güçlendirme yapılmasına karar verdi.

10 okulun binasında güçlendirme işlemleri veya ek işlerin yapılması için alınan karar uyarınca Şht. Zeki Salih İlkokulu, Güzelyurt Kurtuluş Lisesi, Mehmet Boransel İlkokulu, Şht. Doğan Ahmet İlkokulu, İskele Ticaret Lisesi, Şht. Hüseyin Akil İlkokulu, Ağırdağ İlkokulu, Değirmenlik İlkokulu, Atatürk Meslek Lisesi ve Şht. Yalçın İlkokulu’nda deprem önlemleri çerçevesinde gerekli işlemler yapılacak.

Kandilli Rasathanesi açıkladı: Türkiye’de tsunami tehlikesi olan bölgeler belli oldu

Kandilli Rasathanesi, Ege Denizi’nde devam eden sismik hareketliliğe ilişkin 4. raporunu yayımladı. Raporda, son bir haftada 1513 depremin kaydedildiği belirtilirken, Antalya Körfezi ve Kaş Yarımadası’nda 1 ila 3 metre arasında tsunami dalgası oluşabileceği vurgulandı.

Kandilli Rasathanesi’nin raporuna göre, 31 Ocak – 7 Şubat tarihleri arasında Ege Denizi’nde en büyüğü 5.3 olmak üzere toplam 1513 deprem meydana geldi. Bu depremlerden 108’inin büyüklüğü 4’ün üzerinde olurken, uzmanlar bölgedeki hareketliliğin devam ettiğini belirtti.

Rapor, Santorini ve çevresindeki sismik hareketliliğin ilerleyen günlerde daha büyük depremlere yol açabileceğine dikkat çekiyor.

TSUNAMİ RİSKİ DEVAM EDİYOR

Sözcü’nün haberine göre raporda, 1956 yılında Güney Ege’de meydana gelen Amorgos depremine atıf yapılarak, geçmişte yaşanan tsunamilerin etkileri hatırlatıldı.

“Kilimli (Kalimnos) Adası’nda 2.5 metre yüksekliğinde dalga oluşmuş, kıyıdan 1.5 kilometre içeriye kadar su baskını yaşanmıştı. Ünye (İos), İncirli (Nisyros), Batnaz (Patnos), Papazlık (Tilos) ve Lipsi (Lipsos) adalarında büyük maddi hasar meydana gelmişti. Tsunami dalgaları Fethiye’de 1 metre yüksekliğe ulaşmış ve 250 metre içeriye ilerlemişti.”

Uzmanlar, Santorini ve çevresindeki sismik aktivitenin, bölgedeki potansiyel tsunami riskinin devam ettiğini gösterdiğini vurguladı.

TSUNAMİ TEHLİKESİ ALTINDAKİ BÖLGELER AÇIKLANDI

Kandilli raporuna göre, Türkiye’de en büyük tsunami tehlikesi altında olan bölgeler Kaş Yarımadası ve Antalya Körfezi.

Raporda şu ifadelere yer verildi:

“Orta ve Doğu Akdeniz ile Ege Denizi’nde Helen yayı, çevresi ve ona dik olan Güney Akdeniz ve Kuzey Afrika sahillerinde tsunami tehlikesinin yüksek olduğu belirtilmiştir. Güney Ege, Trablusgarp, Doğu Sicilya ve Güney İtalya, Batı Yunanistan, Kıbrıs’ın batı ve güney kıyıları, Türkiye’de Kaş Yarımadası ve Antalya Körfezi ile Mısır arasındaki bölgede 1 ila 3 metre arasında tsunami tehlikesinin mümkün olduğu anlaşılmıştır.”

Bölükbaşı: Asil Nadir’in genel durumu ciddiyetini koruyor

Kolan British Hastanesi Başhekimi Dr. Celal Bölükbaşı, iş insanı Asil Nadir’in genel durumunun ciddiyetini koruduğunu açıkladı.

Bölükbaşı, Kolan British Hastanesi’nde tedavisi devam eden Nadir’in yoğun bakımdaki tedavisinin sürdüğünü, bugün itibarıyla sağlık durumunda önemli bir değişiklik bulunmadığını kaydetti.

Bölükbaşı, Nadir’in sağlık durumuyla ilgili açıklamasında ,“Kamuoyunda oluşabilecek bilgi kirliliğinin önüne geçmek amacıyla her gün düzenli bilgilendirme yapacağımızı bir kez daha hatırlatırız” dedi.

BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo önce Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile görüşecek

BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo’nun, mart ayında İsviçre’de gerçekleştirilmesi hedeflenen gayriresmi beşli konferans için pazartesi geleceği Kıbrıs’ta önce Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’la görüşeceği haber verildi.

Alithia ve diğer gazetelere göre DiCarlo, Cumhurbaşkanı Tatar ile saat 10.30’da Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis ile de 12.00’de görüşecek, öğleden sonra ise Ledra Palace Otel’de kadınlar grubu ile bir araya gelecek. DiCarlo 12 Şubat’ta Atina’yı, 13 Şubat’ta da Ankara’yı ziyaret edecek.

BM Sözcü Yardımcısı Ferhan Haq, dün gece yaptığı açıklamada “genişletilmiş formda bir gayriresmi görüşmenin ön hazırlıkları çerçevesinde Kıbrıs sorununda ileriye gitme yolunun görüşüleceğini” söyledi.

Ferhan Haq, DiCarlo’nun gençler ve kadınlar da dahil sivil toplum temsilcileriyle de bir araya geleceğini belirtti. Haq, DiCarlo’nun mart ayında İsviçre’de gerçekleştirilecek gayriresmi genişletilmiş konferansın müzakerelerin yeniden başlamasına olanak tanıyacak olumlu bir sonuca varmasını güvenceye almak için iki tarafın pozisyonunu ve niyetlerini saptayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Rum Yönetimi Başkanı Hristodulidis ve DiCarlo arasında ortak bir görüşme planlanmadı. Hristodulidis önceki gece yaptığı açıklamada, “ortak bir görüşmeye hazır olduğunu ve DiCarlo’nun, uygun göreceğine Rum tarafının cevabının olumlu olacağını söyledi.

Hristodulidis ayrıca yeni geçiş noktaları ve Pile konusunda sunduğu öneriler hakkında Cumhurbaşkanı Tatar’ın görüşünü beklediğini de ifade etti.

Tatar: Kıbrıs’taki gerçekleri görmeden bir antlaşma olamaz

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Döveç ve Rumelili Yönetici İşadamı ve Sanayiciler Derneği (Rumelisiad) iş birliğinde düzenlenen “Kuzey Kıbrıs Ekonomi ve Yatırım Paneli”nin açılışına katıldı.

Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen bilgiye göre, paneli düzenleyenleri tebrik eden Tatar; ülkede para, kaynak ve istikrarın olmasına rağmen girişimciliğin olmaması durumunda bir yere varılamayacağını belirterek, girişimcilerin önemine dikkat çekti.

KKTC, Türkiye Cumhuriyeti ve dünyanın birçok yerinde yatırım ve girişim yapan Kıbrıslı Türk iş insanı Asil Nadir’in yanında finans müdürü olarak çalışma fırsatı bulduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türkü’nün gelişmesi ve KKTC’nin tanınmasının önlenmesi için Rum tarafının girişim yaptığını ve Asil Nadir’in yükselişinin önlendiğini vurguladı.

Rum tarafının son olarak Kuzey’deki inşaatların engellenmesi için girişim yaptığını ifade eden Cumhurbaşkanı Tatar, Güney Kıbrıs’ın yaptığı haksızlıkları Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası toplantılarda dile getirdiğini kaydetti.

Kıbrıs’ta iki ayrı devlet bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, iki devlet siyasetinin altında uluslararası antlaşmalardan kaynaklanan haklar, şehitler, verilen mücadeleler ve Türk dünyasının bulunduğunu aktardı.

Kıbrıs Türkü’nü diz çökertip, Türkiye ile bağlarını kopararak, Kıbrıs’ın Yunan adası yapılmak istendiğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türkü’nün kara parçası yanında Mavi ve Gökvatan’da da hak sahibi olduğunu ifade etti.

Teknolojiden yararlanılarak ülkede en iyi kalitede inşaatların yapıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye’den gelecek yatırımcıların ekonominin ilerlemesi için itici bir güç olacağına dikkat çekti.

Ekonomik faaliyetlerin artması, yükseköğrenim, turizm ve inşaat sektörünün gelişmesi için birlikte çalışma yapılması gerektiğine işaret eden Tatar, Kıbrıs Türkü’nün gelişmeye ve kalkınmaya devam edeceğini kaydetti.

KKTC’nin tanıtılması için çalışmaların sürdüğünü aktaran Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye büyükelçilerinin bulundukları ülkelerde Kıbrıs Türkü’nün siyasetini ve sesini dünyaya duyurduklarını vurguladı.

“Kıbrıs’taki gerçekleri görmeden bir antlaşma olamaz.” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs’ta 50 yıldır devam eden barış, huzur ve güven ortamından dolayı Güney Kıbrıs’ın da ekonomisinin geliştiğini ve refahının arttığını söyledi.

Ersin Tatar: Güney Kıbrıs’ın ABD ve Fransa ile anlaşmaları hukuka aykırı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, İngiliz Üslerinden sonra ABD ve Fransa’nın da Güney Kıbrıs’a yerleşmesinin Kıbrıs Kuruluş ve Garantörlük Antlaşmaları’na aykırı olduğuna dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Güney Kıbrıs’ın ABD ve Fransa ile anlaşmaları hukuka aykırı” dedi.

Cumhurbaşkanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Tatar, NTV Dış Haberler Müdürü Hüseyin Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

Rum lider Nikos Hristodulidis’e görüşme çağrısı yaptığıyla ilgili soruyu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Ekim ayında New York’ta Birleşmiş Milletler ev sahipliğinde gerçekleştirilen gayrı resmi yemekte, “yılda karşılıklı yapılan 8 milyon geçişin yüzde 65’inin Metehan Sınır Kapısından yapıldığını söylediğini” belirterek, Metehan Sınır Kapısı’nın rahatlatılması için, taksi ve ticari araçların kullanacağı Haspolat’ta yeni bir sınır kapısı açılmasını önerdiğini söyledi.

Seyahat özgürlüğüne işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, ancak Rum tarafının Kuzey’e geçen Rumların, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti mühürü vurdurup, ayrı bir devletin otoritesini kabul ettikleri gerçeğiyle yüz yüze gelmek istemediğini vurguladı.

Rum tarafındaki yönetimin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımadığı için Rumların Kuzey’e geçmesini içlerine sindiremediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “ancak halk kitlelerinin gerçeğe baktığına” dikkat çekti.

Haspolat’a ek olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en güneyindeki Akıncılar’da bir sınır kapısı daha açılmasını önerdiğini anlatan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Rumların bu hamleyi beklemediğini ve “oynadıkları oyunun bozulduğunu” kaydetti.

Birleşmiş Milletlerin yapılan öneriden memnun olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Tatar, “Türkler, Rumlar ve Adaya gelen turistlerin geçişini kolaylaştırmak için Türk tarafının yapıcı, pozitif, işi çözmek ve kolaylaştırmak için atılan adımı takdir ettiler” dedi.

Yapılan öneriye rağmen Rum lider Hristodilidis’in halen daha olumlu bir yanıt vermediğine işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, Rum tarafının olaya bakış açısının Türk tarafından çok farklı olduğuna dikkat çekti.

Kıbrıs Türkü’nün, Kıbrıs Rumları kadar egemen olduğunu, bu nedenle Kıbrıs Türkü’nün egemenlik hakkının kabul edilmesini istediğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, “Onlar kadar meşruiyetimiz var. Geçmişe bakıldığında onlar da halk, bizler de halkız. Halktan, halka yani devletten devlete Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gerçeğini kabul ettikleri gün çözüme ulaşabiliriz” diye konuştu.

Doğu Akdeniz’deki enerji ve güvenlik meselelerine değinen Cumhurbaşkanı Tatar, Gazze ve Suriye’de son yaşananların ardından Doğu Akdeniz’in statüsünün yükseldiğini, Mavi ve Gök Vatan’da deniz yetki alanları ile kıta sahanlığı da dikkate alınarak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kara parçasından daha büyük bir alana sahip olduğunu ve bu alanda ulusal çıkarların bulunduğunu kaydetti.

Anavatan Türkiye Cumhuriyeti ile bağların koparılmasına asla izin verilmeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Tatar, iki devletli çözüm siyasetinin Türkiye’nin desteğiyle belli bir noktaya geldiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs’ta Kuzey’deki bağımsız Türk devletinin egemenliğinin tescil edilmesi ile bazı Anayasal konuların konuşulabileceğine dikkat çekti.

Rum lider Hristodulidis’ten talebinin, gerçekleri görmesi olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Tatar, Rum tarafı gerçekleri görmezse yakın bir gelecekte Kıbrıs’ta bir çözüm bulunamayacağını ifade etti.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti makamlarının Güney’deki yönetim ile her zaman iş birliğine hazır olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Rum tarafında işbirliği yapmak isteyenler olduğunu ancak kendi içlerinde çelişkiye düştüklerini ve tanımadıkları bir devletle iş birliği yapmaktan çekindiklerini kaydetti.

Crans Montana’da tüketilen federasyon görüşmelerinin ardından iki devletli çözümden başka alternatif kalmadığı ve negatif gelişmelerin ardından Mart ayında gerçekleştirilecek 5’li görüşmeyle ilgili ne beklediğiyle ilgili soruyu yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tatar, şu şekilde yanıt verdi:

“Anavatan ve garantör ülke aynı zamanda bölgede önemli bir güce sahip Türkiye ile işbirliği ve uyum içerisinde hareket etmek istiyoruz. Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin barış, huzur ve güvenin teminatı olarak Adadaki varlığını sürdürmesini istiyoruz. Bu gerçeklerin kabul edilmesiyle mutlaka bir çözüm bulunabilir. Ulusalcıyım ancak ben de bir çözüm ve antlaşma istiyorum.”

Kendisinden önce bazı kişilerin yaptığı gibi her ne pahasına olursa olsun bir çözüme varmayı asla kabul etmediğini belirten Cumhurbaşkanı Tatar, Türkiye’nin garantörlüğü ve askeri varlığının devamı ile Avrupa Birliği çatısı altında iki devletin yer alabileceğini söyledi. Güney Kıbrıs’ın gelişmiş ve kalkınmış olmasının Türk askerinin adadaki varlığından kaynaklandığını aktardı.

İngiliz Üslerinden sonra Amerika Birleşik Devletleri ve Fransa’nın da Güney Kıbrıs’a yerleşmesinin Kıbrıs Kuruluş ve Garantörlük Antlaşmaları’na aykırı olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Tatar, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin Güney Kıbrıs’ı hedef yapabileceğine vurgu yaptı.

Yaşanan gelişmelerden endişeli olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Tatar, Güney Kıbrıs’ta bir çalkantı olduğunu, muhaliflerin, sivil toplum örgütlerinin ve ekonomik sektörlerin Rum lideri eleştirdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Tatar konuşmasında ayrıca Türkiye’nin desteği ve siyasette denge unsuru olarak duruşu ile Kuzey’de bir rahatsızlık olmadığını sözlerine ekledi.

Maliye Bakanı Berova, Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği’yle görüştü

Maliye Bakanı Özdemir Berova, Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği Başkanı Mahmut Erden ve yönetim kurulu üyeleri ile sektöre dair sorunları ve geleceği ele aldı.

Maliye Bakanı Özdemir Berova bugün, Süt Ürünleri İmalatçıları Birliği (SÜİB) Başkanı Mahmut Erden ve yönetim kurulu üyelerini kabul etti.

Bakanlıktan verilen bilgiye göre görüşmede, sektörün sorunları ve geleceği masaya yatırılarak, istişarelerde bulunuldu.

Başbakan Ünal Üstel’e İskele’de Coşkulu Karşılama

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkanı ve Başbakan Ünal Üstel, geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği İskele bölgesi ziyaretinde coşkuyla karşılandı. UBP İskele İlçe Başkanı Metin Güllü’nün ev sahipliği yaptığı ziyarette İskele’li halkla bir araya gelen Üstel, sorunları ve talepleri dinledi.

Ziyaret sırasında, bölgenin kalkınması ve mevcut projelerin durumu hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Başbakan Üstel, hükümetin İskele’ye verdiği önemi vurgulayarak, bölgenin gelişimi için gerekli desteklerin sağlanacağını belirtti.

Ahmet Savaşan: Son 10 yılın en çok yasa çalışmasını yapan hükümetiz

UBP Grup Başkanvekili, Kıbrıs Sağlık Turizmi Konseyi Başkanı Ahmet Savaşan, Başbakan Ünal Üstel hükümetinin son 10 yılın en çok yasa çalışması yapan hükümet olduğunu söyledi.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Grup Başkanvekili, Kıbrıs Sağlık Turizmi Konseyi Başkanı Ahmet Savaşan, UBP hükümetinin kurulduğunda itibaren tek vurgusunun istikrar olduğuna dikkat çekerek, “Her konuda istikrarı yakaladık diyemeyiz ama son 10 yılın en çok yasa çalışması yapan hükümeti olduk” dedi.

UBP’nin kendi içindeki çekişmelerin ve ana muhalefet olan Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) tutumunun kendilerine güçlük çıkarmasına rağmen çalışmaya devam ettiklerini kaydeden Savaşan, bir takım yanlış ve eksikliklere rağmen Başbakan Ünal Üstel’in başkanlığında son 10 yılın en iyi yasa çalışması yapan hükümeti olduklarını ve bunun somut verilere dayalı olduğunu ifade etti.

Kıbrıs Postası TV’de yayınlanan, Canan Onurer’in sunduğu “Canan Onurer ile Sabah Postası” programına telefonla bağlanan Ulusal Birlik Partisi (UBP) Grup Başkanvekili, Kıbrıs Sağlık Turizmi Konseyi Başkanı Ahmet Savaşan, kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

“BAŞTA SAĞLIK OLMAK ÜZERE 110 CİVARI YASAYI GEÇİRDİK”

Ülkemizde onlarca yıl bekleyen fakat bir türlü hayata geçirilemeyen Belediyeler Yasası’nın UBP’nin hükümetinde geçirildiğini belirten Ahmet Savaşan, bunun dışında özellikle sağlıkla ilgili 500 sayfayı bulan yasaların geçirildiğine dikkat çekti.

Tüm alanlarda 110 civarı yasa geçirildiğini kaydeden Savaşan, bunların sadece 2,5-3 yıllık bir sürede yapıldığına işaret ederek, bunun çok önemli bir gösterge olduğunu söyledi.

“YARIM KALAN PROJELER TAMAMLANDI, YENİ PROJELER YAPILDI”

Ahmet Savaşan, yapılmayan veya yarım kalan her projelerin, Başbakan Ünal Üstel döneminde bitirildiğini veya bitmeye başladığını söyledi.

Üstel döneminde bitirilen veya bitirilmeye yaklaşılan projeler dışında, yeni projelerin de başlandığına dikkat çeken Savaşan, Ercan Havalimanı, bölünmüş yollar, Lefke yolu. Lefkoşa Kuzey Çevre Yolu, Girne Çevre Yolu gibi projelerin hayata geçirildiğini dile getirdi.

Projelerin bazılarının tamamlandığını, bazılarının ise bitirilmesi için son sürat çalışıldığını kaydeden Savaşan, sağlıktaki yatırımların da arttığına vurgu yaptı.

Güzelyurt Hastanesi’nin atıl vaziyette kaldığını belirten Savaşan, hastanenin bu yıl sonunda bitirileceğini açıkladı.

Girne Akçiçek Hastanesi’ndeki çalışmanın bittiğini ve kısa süre içerisinde halkın hizmetine açılacağını bildiren Savaşan, bunun dışında Girne Askeri Hastanesi’ndeki çalışmaların da bitirilip, hizmete girdiğini söyledi.

Çok fazla sağlık ocağının onarılıp, yenilendiğini kaydeden Savaşan, 2025 yılında da sağlık alanında önemli adımların atılacağını ifade etti.

“HALKIMIZIN BİZE VERDİĞİ SÜREYİ ÇOK İYİ KULLANMAYA ÖZEN GÖSTERDİK”

Başbakan Ünal Üstel hükümetinin, UBP’nin kendi içindeki muhalefet ve ana muhalefet partisi CTP’nin tutumuna rağmen istikrarlı adımlar attığını kaydeden Savaşan, “Hükümet, belki 10 tane atması gereken adım varsa hepsini atamadı fakat 7 tanesini yaptı” dedi.

Halk tarafından kendilerine verilen 5 yıllık sürenin 4,5 yılının geride kalmak üzere olduğuna dikkat çeken Savaşan, bu süreyi oldukça iyi kullanmaya özen gösterdiklerini, hükümet olarak halk için her zaman daha çok çalışacaklarını dile getirdi.

Amaçlarının seçimi zamanında yapmak olduğunu belirten Savaşan, Başbakan Ünal Üstel’in de bunu sık sık dile getirdiğini söyledi.

“Ülkemizin beklediği ve ihtiyaç duyduğu yasaları geçirmek en büyük hedefimizdir” diyen Savaşan, halkın beklentilerinin karşılanması noktasında iyi bir çalışmalarının olduğunu belirterek, hükümete geldikleri günden beri negatiften fazla pozitif işler yaptıklarını sözlerine ekledi.

Kaynak: Kıbrıs Postası

Doğu kesimlerde hafif sağanak bekleniyor

Meteoroloji Dairesi’nin hava tahmin raporuna göre, bugün hava parçalı bulutlu olacak. Doğu kesimlerde yer yer hafif sağanak yağmur görülebilir.

Hava sıcaklığının iç kesimlerde ve sahillerde 13 – 16°C civarında seyretmesi beklenirken, rüzgarın Kuzey ve Batı yönlerden orta kuvvette esmesi öngörülüyor.

Yetkililer, özellikle doğu bölgelerinde yağmur ihtimaline karşı dikkatli olunması gerektiğini belirtti.

UBP Gençlik Kolları: Bizleri karalamaya çalışanlara geçit vermeyeceğiz

UBP Gençlik Kolları tarafından yapılan açıklamada, “Bizleri karalamaya çalışanlara geçit vermeyeceğimiz gibi partimizi içeriden vurmaya çalışan hiç kimseye de müsamahamız yoktur” denildi.

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Gençlik Kolları tarafından bir açıklama yapılarak, “Bizleri karalamaya çalışanlara geçit vermeyeceğiz” denildi.

UBP Gençlik Kolları’nın açıklamasında, “Biz Ulusal Birlik Partisi gençleri, Ünal Üstel liderliğindeki büyük partimizin çatısı altında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ve onun değerlerini yaşatmak için gönül gönüle, el ele çalışmaya devam ediyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, “Yıllardır olduğu gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne inanmayan ve Ulusal Birlik Partimizin yüce değerlerini ayaklar altına almaya çalışanlara her zaman verdiğimiz bir cevap olmuş ve bundan sonra da olacaktır” denildi.

Açıklamada, “Her kim olursa olsun ne Ulusal Birlik Partisi’ne ne parti yönetimimize ne partimiz için canla başla çalışan gençlik kollarımıza ne de genel başkanımız Ünal Üstel’e hakaret edilmesine de izin vermeyiz, verecek de değiliz. Ulusal Birlik Partisi çok güçlü ve büyük bir partidir. Bilinsin ki, dışarıdan bizleri karalamaya çalışanlara geçit vermeyeceğimiz gibi partimizi içeriden vurmaya çalışan hiç kimseye de müsamahamız yoktur” ifadelerine de yer verildi.

Cumhurbaşkanı Tatar, Bahçeli’ye geçmiş olsun dileklerini iletti

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, başarılı bir ameliyat geçiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye geçmiş olsun dileklerini iletti.

Sosyal medya hesabı üzerinden mesaj yayımlayan Cumhurbaşkanı Tatar, “Başarılı bir operasyon ile kalp kapakçığı değiştirilen MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye geçmiş olsun dileklerimi iletir, acil şifalar diliyorum” ifadelerini kullandı.

 

Gönyeli-Alayköy Belediyesi’nden spor ve çevreye yatırım

Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, Alayköy Futbol Sahası’nın tüm halkın kullanacağı bir spor tesisine dönüştürmeyi hedeflediklerini söyledi.
Gönyeli-Alayköy Belediye Başkanı Hüseyin Amcaoğlu, kent genelinde devam eden projeler hakkında bilgi vererek, kentin gelişimi için çalışmaların aralıksız sürdüğünü vurguladı.

Başkan Amcaoğlu, Alayköy Futbol Sahası’nın yürüyüş parkuru ve basketbol sahasıyla birlikte tüm halkın kullanabileceği bir spor tesisine dönüştürülmesi yönünde önemli adımlar attıklarını belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Alayköy Futbol Sahasını yürüyüş parkuruyla, basketbol sahasıyla tüm halkın kullanacağı bir spor tesisine dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu amaçla 3 kulvarlı, 450 metre tül uzunluğunda sentetik çim tabanlı yürüyüş parkuru için bordür ve perde duvar çalışmaları sürerken, kazı, dolgu ve düzenleme işlemlerimiz hızla ilerliyor.”

Başkan Amcaoğlu ayrıca, Yılmazköy’de de kent genelinde sürdürülen çevre düzenleme çalışmaları kapsamında kaldırım yapımına devam ettiklerini belirtti.

6 Şubat depreminde hayatını kaybedenler Gazimağusa’da anıldı

6 Şubat depreminde hayatını kaybedenler, ikinci ölüm yıl dönümlerinde Gazimağusa Rauf Raif Denktaş Kültür ve Kongre Sarayı’nda düzenlenen programla anıldı.

Cumhurbaşkanlığı himayesinde saat 11.30’da düzenlenen anma programına Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel, Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ, Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçisi Yasin Ekrem Serim, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Sebahattin Kılınç,  Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral İlker Görgülü, Ana Muhalefet CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman, Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay, bakanlar, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, video gösterimi ve konuşmalarla devam etti. Program, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın dinletisiyle sona erdi.

-Tatar: “Unutmak mümkün değil, unutturmayacağız”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar konuşmasında, asrın felaketinin üzerinden iki yıl geçtiğini ve yaşanan acının herkesin ortak acısı olduğunu kaydederek, “Bunu unutmak mümkün değil, unutturmayacağız.” dedi.

Hukuk mücadelesinin sonuna kadar süreceğini belirten Tatar, Kıbrıs Türkü’nün bu mücadelede tek yürek olduğunu vurguladı.

Şampiyon Meleklere verilen değerden bahsederek, hayatını kaybedenlerin şehit ilan edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Tatar, “Salonlar, okullar, parklar kurarak isimlerini sonsuza kadar yaşatacağız.” ifadelerini kullandı.

Adalete güven belirten Tatar, aynı acıları başkanlarının yaşamaması için gerekli tedbirlerin alınması adına çalışmaların süreceğini kaydetti.

-Üstel: “Çocuklarımızı unutturmamak için her türlü girişimi yapıyoruz”

Başbakan Ünal Üstel, “kara gün” olarak nitelediği 6 Şubat 2023’te acı haberin gelmesiyle ülkenin tek yürek olduğunu ve büyük bir dayanışma örneği gösterdiğini anımsattı. Deprem sonrası Türkiye’nin deprem bölgelerine arama-kurtarma için gidildiğini hatırlatan Üstel, İsias Otel’e de zaman kaybetmeden hareket edildiğini söyledi.

“Gördük ki deprem insanoğlu tarafından bir felakete dönüştürüldü.” diyen Üstel, bir yandan hukuk mücadelesi sürerken diğer yandan ülkeyi olası depreme hazırlıklı hale getirmek için çalışmalar yapıldığını, bu çerçevede Deprem İzleme ve Denetleme Birimi oluşturulduğunu kaydetti.

Dava sürecinde tüm kurum ve kuruluşlar ve muhalefetle tek vücut olunduğunu anlatan Üstel, hukuk mücadelesinde hedeflenen neticenin alınamadığını, sorumluların ömür boyu hapis cezası almalarını arzuladıklarını belirtti. Üstel, “Çocuklarımızı nasıl karanlığa gönderdiyseler, felaketi yaratanlar da karanlığa gömülsün.” diyerek, hukuk mücadelesinin birinci etabının bittiğini ve ikinci etap için hazırlıklara başladıklarını aktardı.

“Çocuklarımızı unutturmamak için her türlü girişimi yapıyoruz.” diyen Üstel, kaybedilenlere “unutmadık, unutturmayacağız” sözü verdiklerini vurguladı. Üstel, hayatını kaybedenlere rahmet dileyerek sözlerine son verdi.

-Karakaya: “Bu suç cezasız kalmamalıdır”

Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya ise konuşmasına “Bugün, içimizi saran derin bir acıyla, kalplerimizi sıkıştıran tarifsiz bir özlemle, Şampiyon Meleklerimizi kaybetmenin ikinci yılında bir araya geldik. İki yıl geçti… Ama bizler için zaman, o kara günün sabahında durdu. O gün, evlatlarımızı, öğretmenlerimizi, dostlarımızı bizden kopardılar. Hayalleriyle, umutlarıyla, gelecekleriyle onları birer birer toprağa verdik. Ama onların ışığı asla sönmedi, sönmeyecek. Çünkü biz, onların anısını yaşatmak, hak ettikleri adaleti sağlamak için mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.” diyerek başladı.

Yaşanan kaybın kader olmadığını vurgulayan Karakaya, Şampiyon Meleklerin insan eliyle yaratılan bir felakette, ihmalin, açgözlülüğün ve vicdansızlığın kurbanı olduğunu anlattı. İsias Otel’in 16 saniyede kum yığınına döndüğünü kaydeden Karakaya, binayı yapanların, denetleyenlerin ve göz yumanların ellerinde çocuklarının kanı olduğunu ve bu kanın yerde kalmasına izin vermeyeceklerini söyledi.

Karakaya, “İki yıldır nefes aldığımız her an, adalet için çırpındık. Mahkeme salonlarında, sokaklarda, kürsülerde, sosyal medyada, her yerde haykırdık. Bu bir cinayettir. Bu suç cezasız kalmamalıdır. Ve yine haykırıyoruz… Suçlular en ağır cezayı alana kadar mücadelemiz bitmeyecek. Bugün burada, sadece kayıplarımızın yasını tutmak için değil, onlara verdiğimiz sözü hatırlatmak için toplandık.” diye konuştu.

Depremde kaybedilenlerin adlarını sayan Karakaya, “Sizin için adalet arayışımız, son nefesimize kadar sürecek.” dedi.

-“Onların ışığını söndürmelerine izin vermeyeceğiz”

Karakaya, sadece kendi çocukları için değil, başkalarının böyle bir acı yaşamaması için de mücadele verdiklerini belirterek, adalet arayışı dışında Şampiyon Meleklerin adını yaşatmak için de çalıştıklarını; eğitim bursları, spor salonları ve okul projeleriyle onların adlarını sonsuza kadar yaşatacaklarını anlattı.

Karakaya, şöyle devam etti:

“Bu iki yıl boyunca yanımızda duran herkese sonsuz teşekkürler. Adalet mücadelemizde bizleri yalnız bırakmayan her kalbe minnettarız. Çünkü biliyoruz ki, bu sadece bizim değil, tüm insanlığın mücadelesidir. Bir daha başka çocuklar ölmesin, bir daha başka aileler bu acıyı yaşamasın diye hep birlikte daha güçlü haykırmalıyız. Biliyoruz ki biz ne kadar güçlüysek, adalet o kadar yakın.

Bugün burada, evlatlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyor, onlara verdiğimiz sözü bir kez daha yineliyoruz… Unutmayacağız, affetmeyeceğiz, mücadeleye devam edeceğiz. Şampiyonlarımız ölümsüzdür.”

İskele’de üç işletmenin faaliyetleri hijyen ve sağlık nedenlerinden durduruldu

İskele Belediyesi, hijyen ve sağlık açısından eksiklik tespit ettiği 3 işletmenin faaliyetlerini geçici olarak durdurdu.

İskele Belediyesi’nden verilen bilgiye göre, Belediyenin Çevre ve Sağlık Denetim Bölümü, gerçekleştirdiği denetimlerde, 1 işletmenin hijyen kurallarına uymadığı, 2 işletmenin de sağlık karnesiz personel çalıştırdığı gerekçesiyle faaliyetini durdurdu.

Çevre ve Sağlık Denetim Bölümü, İskele Belediyesi sınırları içerisindeki arıtma tesislerinde gerçekleştirdiği denetimlerde de, arıtma sistemi doğru çalışmayan iki firmaya ceza kesti.

Çevre ve Sağlık Denetim Bölümü şikayet hattına 0548 810 11 01 numaralı telefondan ulaşılabiliyor.

Nalbantoğlu, ölümünün 45’inci yıl dönümünde anıldı

Kıbrıs Türk mücadele ve siyasi tarihinde önemli izler bırakan, çok yönlü kişiliyle tanınan Dr. Burhan Nalbantoğlu, ölümünün 45’inci yıl dönümü olan bugün mezarı başında anıldı.

Ailesinin ve sevenlerinin katılımıyla saat 11.30’da Nalbantoğlu’nun Lefkoşa Mezarlığı’ndaki kabri başında yer alan törende; saygı duruşunda bulunuldu, aile adına İsmet Özgüren, Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği Başkanı Celal Bayar ve Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) Müdürü Dr. Fehmi Gürdallı konuşma yaptı.

Özgüren

Aile adına konuşan İsmet Özgüren, Nalbantoğlu’nun ölümünün 45’inci yıl dönümünde bir kez daha kabri başında olduklarını belirtti.

“Nalbantoğlu demek, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinden başlayıp çok partili demokratik yapıya kadar uzanan güçlü bir yelpaze demek.” diye konuşan Özgüren, bugün dönüp bakıldığında Nalbantoğlu’nun kıymetinin çok daha fazla anlaşılması gerektiğini ifade etti.

Özgüren, Nalbantoğlu’nun 50 yıl önce Sağlık Bakanı’yken hayata geçirilen hastanenin bugün hala topluma amiral gemisi olarak hizmet verdiğini söyledi.

“İşte bu; öngörü, vizyon ve devlet adamlığı demek.” ifadesini kullanan Özgüren, Nalbantoğlu’nun TMT’nin kurucularından ve bir mücadele adamı olduğunu belirtti.

Nalbantoğlu’nun bu topluma hizmet veren önemli bir şahsiyet olduğunu, Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin kurucuları arasında yer aldığını dile getiren Özgüren, “Bugün, Nalbantoğlu yaşamış olsaydı, mevcut siyasi yapımız maalesef bu kadar çürümüş, kirlenmiş ve yozlaşmış olmayacaktı.” dedi. Özgüren, Nalbantoğlu’nun bir önder ve lider olduğunu ifade etti.

Nalbantoğlu’nun toplum için önemli bir değer ve güçlü bir profil olduğunu kaydeden Özgüren, “Arzu ve niyetim, kurduğu partiden birilerinin de burada olmasıydı.” dedi ve bu yönde eleştirilerde bulundu.

Bayar

Kıbrıs TMT Mücahitler Derneği Genel Başkanı Celal Bayar da, sözlerine Dr. Burhan Nalbantoğlu’nu sevgi, saygı ve şükranla anarak başladı.

Nalbantoğlu’nun devrinin “şahinleri” arasında olduğunu kaydeden Bayar, “Eğer bugün bu topraklarda yaşıyorsak ve egemen bir bir devletimiz varsa, TMT’nin kurucuları arasında bulunan Nalbantoğlu’nu yad etmek zorundayız.” dedi.

“Denktaş, Nalbantoğlu ve Tanrısevdi, bu teşkilatın temelini attılar. Eğer bu teşkilat kurulmamış olsaydı, biz bugünlere gelemezdik.” diye konuşan Bayar, Nalbantoğl’nun mücadele tarihinde bir yıldız gibi parladığını dile getirdi.

Bayar, “Nalbantoğlu’nu ayrıca doktor, mücahit ve komutan olarak mücadele hayatımızda, sosyal ve siyasal yaşantımızda her zaman önder olarak görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Nalbantoğlu’nun mücadele yıllarında her yerde bulunduğunu ifade eden Bayar, Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin de kurucuları arasında yer aldığını söyledi.

Gürdallı

Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) Müdürü Dr. Fehmi Gürdallı da, kendi neslinin Nalbantoğlu’nu çeşitli kaynaklardan okuyarak ve büyüklerden dinleyerek tanıdığını ifade etti.

“Bize bundan sonra düşen, TMT kurucularından olan ve bir mücahit olarak gerektiğinde hayatını ortaya koyan Nalbantoğlu’nun, siyasi ve sağlık konusundaki vizyonuyla ülkeye yaptığı katkıları daha ileriye taşımaktır. Neslimizin ve bundan sonraki neslin görevi budur.” ifadelerini kullanan Gürdallı, ancak bu şekilde Nalbantoğlu gibi önderlerin ruhunun huzur bulacağını belirttti. Gürdallı, “Ruhu Şad olsun.” dedi.

Nalbantoğlu kimdir?

1925 Mağusa doğumlu olan ve 6 Şubat 1980’de 55 yaşındayken hayatını kaybeden Nalbantoğlu, TMT’nin kuruluşunda ve toplumsal direniş yıllarının tüm aşamalarında öncü rol oynamış, Erenköy dahil birçok cephede görev yaparak Kıbrıs Türk milli mücadelesine damga vurmuştu.

Kıbrıs Türk halkının demokratikleşme sürecinde ön safta yer alan; KKTC’nin tüm sağlık altyapısında imzası olan, TMT kurucularından eski Sağlık Bakanı ve milletvekili Dr. Burhan Nalbantoğlu, meclis komitesindeki bir tartışma sonrasında beyin kanaması geçirmişti. Özel uçakla tedavi için Ankara’ya götürülen ancak kurtarılamayan Nalbantoğlu, bugün ülkenin en büyük hastanesi olan ve adını taşıyan Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin yapımına da öncülük etmiş, yapımında bizzat çalışmıştı.

Nalbantoğlu, Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin de kurucuları arasındaydı.

BRT’ye iki ödül….Levent Kutay’ın hazırlayıp sunduğu ‘Motosiklet Kulübü’ programına 2 ödül verildi

BRT’ye anlamlı ödül…
BRT’de Levent Kutay’ın hazırlayıp sunduğu ‘Motosiklet Kulübü’ adlı
programa 2 plaket birden verildi..
Kıbrıs Türk Motosiklet Kurumu ve Türkiye Motosiklet Federasyonu
motosiklet dünyasına yapmış olduğu yayın katkıları nedeniyle iki ayrı
teşekkür plaketi verdi..
Kıbrıs Türk Motosiklet Kurumu 2024 yılı yarış Şampiyonlarının ödül
aldığı gecede, BRT adına plaketleri Motosiklet Kulübü yapımcısı
Levent Kutay aldı..
Kıbrıs Türk Motosiklet Kurumu Başkanı Mustafa Özgökçen, gerek
yarış organizasyonları gerekse kurumun Türkiye Federasyonu ile
başlatmış olduğu Kurumsal işbirliğinin gelişmesine BRT Motosiklet
Kulübü’nün çok büyük katkı sağladığını, bu katkıyı plaketle anlamlı
hale getirmek istediklerini söyledi.
Türkiye Motosiklet Federasyonu As Başkanı Ganim Umu da, Kıbrıs
Türk Motosiklet Kurumu ile işbirliğini geliştirmekte olduklarını da bu
işbirliğinin geniş kitlelerle yayılmasında BRT’nin ve Levent Kutay’ın çok
büyük katkısını gördüklerini belirterek, Motosiklet Kulübü’ne yürekten
teşekkür etti.
BRT program sunucusu Levent Kutay da, BRT’ye böylesi iki anlamlı
plaket kazandırmanın onurunu yaşadıklarını belirterek, her cuma
gecesi motosiklet tutkusunu ekrana getirmeye devam edeceklerini
söyledi.
Kutay, “Kıbrıs Türk Motosiklet Kurumu ve Türkiye Motosiklet
Federasyonu ile birlikte daha güzel işler yapacağız. Yayına ve bu işbirliğine katkı ını sürecek, Müdürümüz Meryem Özkurt ve Amirimiz
Ayşe Taşseven Denizoğlu’na da sizlerin huzurunuzda teşekkür
ediyorum” dedi…

Deprem şehitleri anılıyor

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depreminde şehit olan Şampiyon Melekler, öğretmenleri, velileri, diğer KKTC vatandaşları ile Türkiye’de aynı depremlerde hayatlarını kaybedenler törenlerle anılıyor.

İlk tören Cumhurbaşkanlığı himayelerinde  Şampiyon Melekler Şehitliği’nde düzenlendi. Törene, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler, Başbakan Ünal Üstel ile eşi Zerrin Üstel, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Sebahattin Kılınç, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral İlker Görgülü, parti genel başkanları, bakanlar,  milletvekilleri, Türkiye’den milletvekilleri, aileler, askeri ve sivil erkan ile vatandaşlar katıldı.

Saygı duruşu, İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesiyle başlayan tören, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın konuşması, Din İşleri Başkanlığı Gazimağusa Sorumlusu Faruk Seçkin tarafından dua okunmasıyla devam etti, kabirlerin ziyaret edilerek  çiçek bırakılmasıyla sona erdi.

-Tatar: “Öylesine bir acı ki ne unutulur, ne unutacağız”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar anma töreninde yaptığı  konuşmada, “İki yıldır bu acı yüreklerimizi parçalamıştır. Öylesine bir acı ki ne unutulur, ne unutacağız, Şampiyon Melekler’imiz ve onların öğretmenleri Kıbrıs Türkü’nün kalbinin en müstesna yerinde her zaman yaşamaya devam edecektir.” dedi.

Tatar, iki yıl önce belki daha önce hiç yaşanmamış asrın felaketi depremlerin; yavrularını, Şampiyon Melekler’ini   öğretmenlerini, aileleri kaybeden Kıbrıs Türk halkı için çok büyük bir felaket ve dram olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türkü’nün tek yürek olduğu hadiselerin nadir olduğunu kaydeden Tatar, milli mücadele yıllarından sonra  Şampiyon Melekler sayesinde yeniden tek yürek olunduğunu, Şampiyon Melekler’in yaşatılması için yapılan çalışmalar, dava süreci ve verilen mücadelenin Kıbrıs Türkü’nü birleştirdiğini vurguladı.

İki yılın hiç kolay geçmediğinin altını çizen Tatar, başta Şampiyon Melekleri Yaşatma Deneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya olmak üzere Şampiyon Melekler’in ailelerini mücadeleleri nedeniyle tebrik etti.

“Biz tek yürek bu mücadeleyi sürdüreceğiz.” diyen Tatar, gelecek nesillerin böyle bir olayla karşı karşıya gelmemesi için  İsias davasının örnek dava olduğunu ifade etti.

Bugünkü anma etkinlikleri çerçevesinde Rauf Raif Denktaş Kültür ve Kongre Sarayı’nda da anma töreni düzenleniyor.

Bugün ayrıca Yeniboğaziçi Şehitliği’nde Mülkiye Dağlı, Abide Dağlı, Nazife Dağlı, Osman Çetintaş ile Havin Kılıç; Atlılar Kabristanlığı’nda Perihan Çetiner; Dörtyol Kabristanlığı’nda Bedriye Yeniçeri ve Ecem Yeniçeri; Vadili Kabristanlığı’nda İbrahim Yakula; Ulukışla Kabristanlığı’nda Kaan Selim İş’in kabirleri ziyaret edilecek.

Akşam da Gazimağusa’da  Osman Fazıl Polatpaşa Camii’nde  Şampiyon Melekler ve diğer deprem şehitleri için mevlit okunacak.

Savaşan: “Derin Bir Acı ve Unutulmaz Yaralar Taşıyoruz”

UBP Grup Başkanvekili Dr. Ahmet Savaşan, 6 Şubat depreminin ikinci yıl dönümünde kişisel sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yaşanan büyük felaketin derin izler bıraktığını belirterek, kayıpların acısının hala tazeliğini koruduğunu vurguladı.

Savaşan, “6 Şubat 2023… Unutulmaz bir gece, tarifsiz bir acı… Binlerce canımızı yitirdiğimiz bu büyük felaketin üzerinden iki yıl geçti ama kayıplarımızın bıraktığı boşluk hiç dolmadı” ifadeleriyle, depremin yıkıcı etkilerine dikkat çekti.

Paylaşımında, depremde hayatını kaybeden tüm insanları rahmetle andığını belirten Savaşan, özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Şampiyon Melekler Takımı olarak bilinen çocukların, öğretmenlerinin ve velilerinin kaybının derin üzüntü yarattığını dile getirdi. “Onlar, sadece spor alanında değil, kalplerimizde de ebediyen yaşayacaklar” diyen Savaşan, bu acının unutulmayacağını vurguladı.

Bu tür felaketlerden ders çıkararak, daha dirençli şehirler inşa etmenin ve afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemine işaret eden Savaşan, dayanışma ve birlikteliğin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Savaşan mesajının sonunda “6 Şubat’ta kaybettiğimiz tüm canları saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz. Sizi asla unutmayacağız” ifadelerini kullandı.

Adana’dan Kıbrıs’a… Hangi bölgeler deprem alarmı veriyor?

6 Şubat’ın yıl dönümünde başka bir deprem ihtimalini konuşuyoruz. O da Ege Denizi… Günlerdir 4 büyüklüğünde depremler oluyor. Türkiye ve bölgede riskli yerler nerede? Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki harita üzerinden Türkiye’deki deprem riskini anlattı.

6 Şubat’ın yıl dönümünde başka bir deprem ihtimalini konuşuyoruz. O da Ege Denizi… Günlerdir 4 büyüklüğünde depremler oluyor. Türkiye ve bölgede riskli yerler nerede? Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki harita üzerinden Türkiye’deki deprem riskini anlattı.

ADANA’DAN KIBRIS’A

Bundan sonra neresi diye bakılınca 4 bölge var. 2020’de Elazığ’da iki kere, Kahramanmaraş’ta iki kere ve Hatay’da iki kere… Doğu Anadolu Fay Hattı’nın güney kolu ama batı kolu olarak Adana’dan Kıbrıs’a uzanıyor. Denizin içinden gidiyor. Bu 1. bölge.

TUNCELİ, MUŞ, BİTLİS…

Doğu Anadolu Fay Hattı’nda, bu bazen geriye dönüyor. Bingöl, Muş, Bitlis… Burayı ikinci bölge olarak görüyorum.

EGE BÖLGESİ

Ve üçüncü olarak Ege tarafı. Bu tarafta Kuzey Anadolu – Doğu Anadolu Fay Hattı tam bir çizgi gibi görünüyor. Ama Batı Anadolu Fay Hattı olarak yatay… Ve burada küçük ince fay hattı var. 2020’de Elazığ’dan sonra Manisa ve Muğla’da deprem oldu. İzmir’de de deprem oldu. Ama İzmir’deki depremi Ege tarafından, Yunanistan’ın fay hattı kırdı. İzmir’in kendisinin fay hattı ayrıca var. Daha kırılmadı ama kırılabilir.

MARMARA BÖLGESİ

Marmara için Kuzey Anadolu Fay Hattı 1999’da Yalova-Çınarcık’a kadar kırıldı. Bundan sonra güney kol ve kuzey kol var. Güney kol: Gemlik, İnegöl, Bursa, Bandırma ve Çanakkale var.

Recep Tayyip Erdoğan: Toprağa verdiğimiz canlarımızın hatıralarını yaşatacağız

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin 2. yıl dönümünde bir mesaj yayınlayarak. “İlk günden beri devlet ve millet olarak “bir oluruz” dedik ve depremden etkilenen bölgelerimizden elimizi bir an olsun bile çekmedik. Bundan sonra da şehirlerimiz tekrar tam olarak ayağa kalkana kadar emekle, alın teriyle, metanetle, çelik bir iradeyle inşa ve ihya hamlemize devam edeceğiz.” dedi.

Erdoğan, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından mesaj yayımladı.

Erdoğan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Hepimizi derinden sarsan, yüreğimizde büyük yaralar açan, milletimizin hafızasında asla silinmeyecek izler bırakan 6 Şubat depremlerinin ikinci seneidevriyesinde, yitirdiğimiz 53 bin 537 kardeşimizin her birine yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.

Deprem şehitlerimizin yakınlarına ve milletimize bir kez daha sabrıcemil diliyorum.

İlk günden beri devlet ve millet olarak “bir oluruz” dedik ve depremden etkilenen bölgelerimizden elimizi bir an olsun bile çekmedik. Bundan sonra da şehirlerimiz tekrar tam olarak ayağa kalkana kadar emekle, alın teriyle, metanetle, çelik bir iradeyle inşa ve ihya hamlemize devam edeceğiz.

Sardığımız yaraları inşallah tam olarak iyileştirene, tüm vatandaşlarımız güvenli ve sıcak yuvalarına kavuşana kadar kararlılığımızdan ödün vermeyeceğiz.

Toprağa verdiğimiz canlarımızın aziz hatıralarını âminlerle, Fatihalarla, Yasinlerle, dualarla kalplerimizde yaşatmaya devam edeceğiz.

Rabb’im ülkemizi ve milletimizi böylesi afetlerden muhafaza buyursun.”

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 5-6 Şubat 1964 Arpalık şehitlerini anma mesajı yayımladı

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, 5-6 Şubat 1964 tarihinde Arpalık köyünde Rum saldırıları nedeniyle şehit düşen soydaşlarımızı anma mesajı yayımladı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar mesajında şu ifadelere yer verdi:

“Kıbrıs Türk halkını yok edip Kıbrıs’ı bir Helen Adası yapmak hedefiyle 21 Aralık 1963 tarihinde Lefkoşa’da başlayan Rum saldırıları, adanın genelinde bulunan Türk bölgelerine yönelik olarak devam ederken; Arpalık köyümüz de 5-6 Şubat 1964 tarihinde Rum saldırılarına maruz kalmıştı.

5 Şubat’ta başlayan Rum saldırıları, 6 Şubat günü doruğa tırmanırken, bu saldırılarda vatandaşlarımız Rumlar tarafından şehit edildi. Köy halkı da tüm varlığını geride bırakarak göç etmek zorunda kalmıştı.

Mücadele tarihimizde ‘kara perşembe’ olarak yer alan bu saldırıları, Arpalık köyünde yaşanan Rum vahşetini ve şehitlerimizi unutmamız mümkün değildir. Geçmişte yaşananlardan ders alarak yolumuza devam ediyoruz.

Bugün kendi vatanımızda ve kendi devletimizin çatısı altında egemen ve özgür olarak yaşıyorsak, bunu aziz şehitlerimize, halkımızın destansı direnişine ve Anavatan Türkiye’ye borçluyuz.

Hedefimiz ise halkımızı 1974 öncesinin acı, ölüm ve karanlık dolu günlerine geri döndürmemek; egemenliğimizi, devletimizi korumak ve halkımızı Rum’un azınlığı yapmamaktır. Bu yolda mücadelemize devam ediyoruz ve edeceğiz.

Arpalık saldırılarının 61’inci yıl dönümünde şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarken, gazilerimizi de saygıyla selamlıyorum.”