Archives Kasım 2025

İskoçya 28 yıl sonra Dünya Kupası’nda

İskoçya Milli Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası Elemeleri C Grubu’nun 6. ve son maçında konuk ettiği Danimarka’yı 4-2 mağlup ederek grubunu lider tamamladı ve 28 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na gitmeye hak kazandı.

İskoçya, 11 Haziran – 19 Temmuz 2026 tarihleri arasında ABD, Kanada ve Meksika ortaklığında düzenlenecek 2026 Dünya Kupası elemelerinde yer aldığı C Grubu son hafta maçında Danimarka’yı 4-2 mağlup etti.

Sahasında oynadığı karşılaşmanın 3. dakikasında Scott McTominay ile öne geçen İskoçlar ilk yarıyı 1-0’lık üstünlükle tamamladı. Danimarka, 57. dakikada Rasmus Hojlund’un penaltı golüyle skoru eşitledi ancak 61. dakikada Rasmus Kristensen’in ikinci sarı karttan kırmızı kart görmesiyle 10 kişi kaldı.

İskoçya, 78. dakikada Lawrence Shankland ile yeniden öne geçerken Danimarka 81. dakikada Patrick Dorgu’nun golüyle skoru tekrar 2-2 yaptı. 10 kişi kalan rakibi karşısında oyunun kontrolünü elinde tutan İskoçlar, 90+3. dakikada Kieran Tierney ve 90+8. dakikada Kenny McLean’in golleriyle mücadeleden 4-2 galip ayrıldı.

Bu sonuçla İskoçya, 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyetle topladığı 13 puanla Danimarka’nın 2 puan önünde grubu lider bitirdi ve 1998’den sonra ilk kez Dünya Kupası bileti aldı. Danimarka ise 2026 Dünya Kupası’na katılmak için mart ayında iki aşamalı play-off oynayacak.

Millilerin muhtemel rakipleri

A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası’nda mücadele etmek için play-off oynayacak. Millerin play-off’taki muhtemel rakipleri İsveç, Romanya, Kuzey İrlanda ya da Kuzey Makedonya oldu.

2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu 6. ve son maçında A Milli Futbol Takımı deplasmanda karşılaştığı İspanya ile 2-2 berabere kaldı. Milliler, bu sonuçla grubu 4 galibiyet, 1 beraberlik ve 1 mağlubiyet sonucunda topladığı 13 puanla ikinci sırada tamamladı.

Ay-yıldızlılar, Dünya Kupası’na katılmak için Mart 2026’da play-off oynayacak. Avrupa elemelerinde gidecek son 4 ülkenin belirleyeceği play-off’larda eleme turundaki 12 grup ikincisi ile UEFA Uluslar Ligi’nden gelecek 4 takımın katılımıyla toplam 16 takım yer alacak.

A Milliler, 1. torbada yer alacağı play-off turunun ilk ayağında 4. torbadan gelen ülkeyle evinde karşılaşacak. Bu turu geçen ekip, bir sonraki turda da 2. ve 3. torbadaki takımların eşleşmelerindeki galibiyle oynayacak.

Play-off kura çekimi, 20 Kasım Perşembe günü İsviçre’nin Zürih şehrinde bulunan FIFA merkezinde gerçekleştirilecek.

A Milli Futbol Takımı’nın, play-off turundaki 4 muhtemel rakibi ise 4. torbada yer alan İsveç, Romanya, Kuzey İrlanda ya da Kuzey Makedonya oldu.

Play-off oynayacak ülkeler

2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri’nde play-off’lara kalan ülkeler belli oldu.

Eleme gruplarında oynanan maçların ardından 12 grup ikincisi ile Uluslar Ligi’nden gelen (eleme gruplarında ilk ikiye giremeyen) 4 takım, play-off oynamaya hak kazandı.

Gruplarını ikinci sırada bitiren Slovakya, Kosova, Danimarka, Ukrayna, Türkiye, İrlanda Cumhuriyeti, Polonya, Bosna Hersek, İtalya, Galler, Arnavutluk ve Çekya, Dünya Kupası bileti için play-off oynayacak

Uluslar Ligi’nden gelen Kuzey İrlanda, İsveç, Romanya ve Kuzey Makedonya da play-off aşamasına adını yazdıran diğer takımlar oldu.

Gruplarını lider tamamlayan Almanya, İsviçre, İskoçya, Fransa, İspanya, Portekiz, Hollanda, Avusturya, Norveç, Belçika, İngiltere ve Hırvatistan ise turnuvaya direkt olarak katılacak.

Play-off etabında 12 grup ikincisi ile UEFA Uluslar Ligi’nden en iyi grup liderleri karşı karşıya gelecek.

Tek maç eleme usulüne göre oynanacak maçlar sonunda 2 turu (yarı final ve final) geçen takımlar, 2026 Dünya Kupası’na gitmeye hak kazanacak.

Yarı finaller 26 Mart, finaller ise 31 Mart’ta oynanacak ve 2026 Dünya Kupası’na gidecek son 4 Avrupa ekibi belli olacak.

Yarı finalde 1. ve 2. torbada yer alan takımlar, maçlarını evlerinde oynayacak. Final maçının ev sahibi ise kura çekimi ile belirlenecek.

Kura çekimi 20 Kasım Perşembe günü TSİ 15.00’te Zürih’te yapılacak.

Kura çekimi öncesinde torbalar şöyle oluştu:

1. Torba: İtalya, Danimarka, Türkiye, Ukrayna

2. Torba: Polonya, Galler, Çekya, Slovakya

3. Torba: İrlanda Cumhuriyeti, Arnavutluk, Bosna Hersek, Kosova

4. Torba: İsveç, Romanya, Kuzey Makedonya, Kuzey İrlanda

Düşen Askeri Uçağın Enkazı Tırlarla Türkiye’ye Götürüldü

Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen C-130 tipi askeri kargo uçağının enkazının büyük bölümü, oluşturulan özel ekip tarafından tırlarla Türkiye Cumhuriyeti’ne götürüldü.

Olayın hemen ardından oluşturulan ve bölgeye gönderilen “kaza kırım ekibi” çalışmalarına devam ediyor. Bölgede yapılan detaylı çalışmaların ardından enkaz parçaları büyük bir hassasiyetle tırlara yüklendi. C-130 tipi askeri kargo uçağı enkazının büyük bölümü, oluşturulan özel ekip tarafından tırlarla yurda getirildi.

Enkaz parçalarının Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğüne bağlı Kayseri’deki 2. Hava Bakım Fabrika Müdürlüğü’nde inceleneceği belirtildi.

Bu arada uçağın karakutusunun çözümlenmesine de başlandı. Uçak enkazındaki incelemelerin tamamlanması ve karakutunun çözümlenmesinin ardından olayın kesin nedeninin açıklığa kavuşması bekleniyor. Kaza kırım ekibi ise olay yerindeki incelemelerini hafta sonuna kadar sürdürecek.

Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Günü kapsamında uçuş yapan F-16’ların bakım ekibini Türkiye’ye getirmek amacıyla Azerbaycan’dan havalanan ve uçuş ekibi ile birlikte 20 personelin bulunduğu C-130 tipi askeri kargo uçağı 11 Kasım’da Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşmüş, 20 asker şehit olmuştu.

Öte yandan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Kutuların çözümü ve ilk bulgulara ulaşma süreci en az 2 ay sürer. Ön bulgulara göre kesin olmamakla birlikte ilk kuyruk kopuyor. Daha sonra da 3’e bölünüyor. Bunlar karakutudan çıkacak. Karakutu şu an TUSAŞ tarafından inceleniyor.” ifadesini kullanmıştı.

Japonya’da büyük yangın: 170’ten fazla bina hasar gördü

Japonya’nın Oita eyaletinde liman yakınındaki yerleşim bölgesinde çıkan yangında 170’ten fazla bina hasar gördü ve 1 kişi kayboldu.

Kyodo News’un haberine göre, Saganoseki bölgesinde bulunan limanın yakınlarında çıkan yangın nedeniyle 180’den fazla kişi tahliye edildi.

Yetkililer, 49 bin metrekarelik alanı etkileyen yangında 170 binanın hasar gördüğünü ve alevlerin ormanlık alana sıçradığını belirtti.

Ayrıca 70 yaşlarında bir kişi kayboldu.

Yaklaşık 12 saat boyunca alevlerle mücadele eden itfaiye ekiplerinin yangına müdahalesinin sürdüğü duyuruldu.

Japonya Başbakanı Takaiçi Sanae, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, yerel yönetimlerle işbirliği içinde azami desteği sağlayacaklarını duyurdu.

Bafra Halk Plajı Tanıtım ve Teşekkür Buluşması Düzenlendi

Mehmetçik Büyükkonuk Belediyesi tarafından organize edilen “Bafra Halk Plajı Tanıtım ve Teşekkür Buluşması”, 18 Kasım 2025 Salı akşamı Bafra Bostan Beach Restaurant’ta gerçekleştirildi. Etkinliğe İskele Kaymakamı Ertuğrul Toroslu, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, sivil toplum örgütü temsilcileri, geçmiş dönem belediye başkanları ve vatandaşlar katıldı.

Tarihsel Sürece İlişkin Sunum Yapıldı
Programda, Belediye Müdürü Eyyup Adalıer ve Fikret Şendil tarafından Bafra Halk Plajı’nın yaklaşık 50 yıllık gelişim sürecini içeren bir sunum yapıldı. Sunumda:
•1975 sonrası gönüllü halk çalışmalarının başlaması,
•1998’de alanın dönemin Belediye Başkanı Mehmet Ziya Tolgan döneminde belediyeye tahsisi,
•2004–2006 dönemindeki yetki iptali ve bu süreçte kurulan Mehmetçik–Pamuklu ve Yöresini Kalkındırma Komitesi’nin faaliyetleri,
•2008’de bölgenin yeniden Mehmetçik Belediyesi’ne devri,
•2011 Belediye Meclisi kararıyla alanın kamusal kullanım amacıyla korunmasının kabul edilmesi
gibi başlıklar aktarıldı.
Ayrıca geçmiş dönem Belediye Başkanı Ahmet Beyazıt Adalıer’in, 2008 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararının şekillenmesindeki katkıları sunumda yer aldı.
Tesiste Yapılan Yenileme Çalışmaları Anlatıldı
Sunumda, çeşitli dönemlerde yaşanan özelleştirme girişimleri nedeniyle Bafra Halk Plajı Restoranı’nın uzun süre kapalı kaldığı, hukuki süreçlerin ardından tesisin belediye uhdesinde korunarak elden çıkarılmadığı bilgisi paylaşıldı.
Belediye Başkanı Dr. Fatma Çimen Tuğlu’nun göreve gelmesinin ardından, tesisin belediye kaynaklarıyla yenilendiği; bakım ve onarım çalışmalarının tamamlanarak sosyal tesislerin yeniden hizmete açıldığı aktarıldı.
Bu yenileme süreçlerinin bir bölümünün, TC Lefkoşa Büyükelçiliği Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisi (KEİ) tarafından sağlanan finansman desteğiyle yürütüldüğü belirtildi.
2023–2025 Dönemindeki Yatırımlar Paylaşıldı
Toplantıda belediye tarafından 2023–2025 yılları arasında Bafra bölgesinde yapılan yatırımlara ilişkin bilgi verildi. Bu yatırımlar arasında:
•Bafra Halk Plajı ve sosyal tesislerinin yenilenmesi,
•Atıksu arıtma tesisinin devreye alınması ve pompa istasyonlarının bakım çalışmaları,
•Turizm koridorunun solar enerjiyle aydınlatılması,
•Çayırova Kavşağı–Bafra güzergâhında kaldırım, yürüyüş yolu ve peyzaj düzenlemeleri
yer aldı.
Mega Plaj Projesinin İhalesi Tamamlandı
Etkinlikte, Bafra’nın geleceğine yönelik projelerden biri olan Mega Plaj Projesi’nin ihalesinin tamamlandığı duyuruldu. Projenin ilk etabında:
•8 adet satış noktası,
•Kadın üreticilere yönelik alanlar,
•El sanatlarının yer alacağı kültür ve yaşam koridoru
oluşturulacağı açıklandı. Projenin finansmanında KEİ Ofisi’nin desteğinin sürdüğü belirtildi.
Gençler ve Kadın Üreticiler İçin Programlar
Belediyenin yürüttüğü Gençlik Destek Programı kapsamında, yaz döneminde 38 gence çalışma imkânı sağlandığı açıklandı.
Ayrıca yerel kadın üreticiler için oluşturulan yeni satış alanlarıyla bölgesel üretimin desteklenmesinin hedeflendiği ifade edildi.
Bafra’da Sosyal ve Kültürel Etkinliklerin Artışı
Programda yapılan sunumda, Bafra’nın farklı sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere ev sahipliği yapan bir alan haline geldiği bilgisi paylaşıldı.
Başkan Tuğlu’nun Kapanış Mesajı
Toplantı, Belediye Başkanı Dr. Fatma Çimen Tuğlu’nun, bölgenin gelişim sürecine katkı sağlayan tüm kişi ve kurumlara teşekkür ettiği konuşmasıyla sona erdi.

İspanya’yı salladık ama yıkamadık

A Milli Futbol Takımımız, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu altıncı ve son maçında deplasmanda İspanya ile 2-2 berabere kaldı. Grubu lider tamamlayan İspanya doğrudan Dünya Kupası’na gidecek. A Milli Futbol Takımımız ise play-off’larda mücadele edecek.

A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu altıncı ve son maçında İspanya’ya konuk oldu.

4 gole sahne olan karşılaşma 2-2 sona erdi.

A Milli Futbol Takımımızın golleri 42. dakikada Deniz Gül ve 54. dakikada Salih Özcan’dan geldi.

İspanya’nın gollerini ise 4. dakikada Dani Olmo ve 62. dakikada Oyarzabal kaydetti.

Bulgaristan galibiyeti sonrası play-off’u garantileyen A Milli Futbol Takımımız grup maçlarını 13 puanla tamamladı. İlk kez puan kaybeden İspanya 16 puanla doğrudan Dünya Kupası’na gitmeye hak kazandı.

Grubun diğer maçında Bulgaristan, Gürcistan’ı 2-0 mağlup etti.

İLK YARININ ÖNEMLİ ANLARI

GOL 4. dakikada İspanya öne geçti. Sol kanattan gelişen atakta, Cucurella’nın altıpas önüne gönderdiği topu kontrol eden Olmo, yakın mesafeden şutunda meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu: 1-0.

30. dakikada gelişen İspanya atağında, Pino’nun pasıyla ceza yayı önünde topla buluşan Olmo’nun dönerek sert şutunda, kaleci Altay meşin yuvarlağı kornere çeldi.

34. dakikada milli takım etkili geldi. Çağlar kaptığı topu İspanya ceza sahası önündeki Deniz’e yolladı. Deniz yerden pasını gerideki Orkun’a verdi. Orkun’un sert şutunda top, kaleci Unai Simon’da kaldı.

GOL 42. dakikada milliler beraberlik golünü attı. Sağ taraftan Orkun’un kullandığı kornerde Barış Alper’in indirdiği topu altıpas önünde Deniz Gül ağlara yolladı: 1-1.

45. dakikada İspanya etkili geldi. Fabian Ruiz, Olmo’nun pasıyla ceza sahası içinde kaleci Altay ile karşı karşıya kaldı. Ruiz’in yerden şutunda, Altay ayağıyla yaptığı kurtarışla gole izin vermedi.

Mücadelenin ilk yarısı 1-1 sona erdi.

İKİNCİ YARININ ÖNEMLİ ANLARI

50. dakikada Orkun Kökçü’nün şık pasında topla buluşan İrfan Can Kahveci’nin sağ taraftan ceza sahasına girdikten hemen sonra yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Unai Simon’da kaldı.

53. dakikada milliler gole çok yaklaştı. Orkun’un sağ çaprazdan kullandığı serbest vuruşta sekerek havalanan topu arka direkte Barış Alper Yılmaz kontrol etti. Barış’ın röveşatasında Unai Simon üzerine gelen meşin yuvarlağı güçlükle kornere çeldi.

GOL 54. dakikada A Milli Takım öne geçti. Sol taraftan Ferdi Kadıoğlu’nun terse gönderdiği topu Orkun Kökçü, göğsüyle Salih Özcan’ın önüne indirdi. Salih, ceza yayının hemen gerisinden yaptığı düzgün ve sert vuruşta meşin yuvarlağı Unai Simon’un sağından filelerle buluşturdu: 1-2.

GOL 62. dakikada İspanya beraberliği yakaladı. Sol taraftaki Cucurella’nın ortasında Çağlar’dan seken top, Pino’nun önünde kaldı. Bu oyuncunun şutunda Merih Demiral’ın kale çizgisi üzerinden uzaklaştırdığı meşin yuvarlak, yeniden Çağlar’a çarparak Oyarzabal’ın önüne düştü. Oyarzabal, topu boş kaleye göndererek ağları havalandırdı: 2-2.

67. dakikada İrfan Can’ın pasında topla buluşan Barış Alper’in ceza yayının sağından yaptığı sert vuruşta kaleci Unai Simon gole izin vermedi.

90+2. dakikada Baena’nın uzak mesafeden şutunda kaleci Altay Bayındır topu köşeden kornere çeldi.

Karşılaşma 2-2 berabere tamamlandı.

Petrolde arz endişesi

Petrol fiyatları Çarşamba günü Asya işlemlerinin erken saatlerinde geriledi.

Yatırımcılar, ABD petrol stoklarındaki artış ve küresel arzın talebin önünde ilerlediğine dair işaretlerin çoğalmasına tepki verdi.

Brent petrol yüzde 0,3 gerileyerek 64,71 dolardan işlem görürken, ABD ham petrolü (WTI) yüzde 0,25 gerileyerek varil başına 60,59 dolardan işlem gördü.

Bu düşüş, bir önceki seansta Trump’ın yeni bir Fed başkanı için görüşmeler yapılacağını duyurmasının ardından artan risk iştahıyla yükselmesinin sonrasında gerçekleşti. Açıklama, daha büyüme yanlısı bir para politikası beklentilerini kısa süreliğine canlandırmıştı.

Ek olarak, Amerikan Petrol Enstitüsü’nün son raporu yayımlandı. Rapora göre ABD ticari ham petrol stokları 14 Kasım’a kadar olan haftada yaklaşık 4,4 milyon varil arttı. Ham petrol stoklarındaki bu ciddi artış, yıl sonu yaklaşırken dünyanın en büyük petrol tüketicisinin arz açısından rahat bir konumda olduğu algısını güçlendirdi.

Netanyahu yolsuzluk kıskacında: Trump’ın mektubu kurtarabilecek mi?

Netanyahu yolsuzluk kıskacında: Trump’ın mektubu kurtarabilecek mi?

İsrail’de tam da erken seçim iddialarının gündemde olduğu bir dönemde Trump’ın böyle bir mektup göndermesi, seçim sürecinde Netanyahu lehine pozisyon aldığı şeklinde yorumlanmıştır.

Orta Doğu uzmanı Haydar Oruç, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yolsuzluk davasında affedilmesine yönelik olarak İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’a gönderdiği mektubun anlamını ve olası etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.

7 Ekim 2023’ten sonra Gazze’ye yönelik başlatılan saldırılarda şimdiye kadar 70 bin Filistinliyi katlederek 21. yüzyılın en büyük soykırımına imza atan İsrail’in soykırımcı Başbakanı Binyamin Netanyahu, bir taraftan Gazze’de işlemiş olduğu savaş ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) hakkında vermiş olduğu tutuklama kararı; diğer taraftan da Kudüs Bölge Mahkemesi’nde hakkında devam eden yolsuzluk davasından dolayı giderek derinleşen bir meşruiyet krizine sürüklenmektedir.,

Trump’ın mektubuyla tekrar gündeme gelen yolsuzluk davası

Netanyahu’nun yolsuzluk davası yeni bir gelişme olmamasına rağmen ABD Başkanı Donald Trump’ın 12 Kasım’da İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’a hitaben yazdığı bir mektupta resmen Netanyahu’yu affetmesini istemesi tüm gözlerin yeniden yolsuz davasına çevrilmesine sebep olmuştur.

Trump’ın Gazze ateşkes planını dikte etmesi ve Netanyahu’nun da kendi koalisyonundaki itirazlara rağmen bu planı kabul etmesi nedeniyle bir hayli gergin olan İsrail siyaseti, Trump’ın iç politikaya ve yargı sistemine müdahale olarak yorumlanan mektubuyla iyice karışmıştır.

Oysa Trump’ın ateşkes planı sayesinde Hamas’ın elindeki rehinler serbest bırakılmış ve Netanyahu da bunu bir zafer olarak pazarlayarak, 2026 sonunda yapılacak seçimlerde yeniden seçilmenin hesaplarını yapmaya başlamıştı. Hatta Netanyahu’nun bu rüzgardan yararlanmak için erken seçime bile gidebileceği söyleniyordu. Ancak Trump’ın mektubundan sonra İsrail siyasetindeki hava yeniden değişmiş ve Netanyahu’nun sönümlenmeye başlayan yolsuzluk davası tekrar gündemin merkezine oturmuştur.

Netanyahu’ya isnat edilen suçlar ve dava sürecinin safahatı

Netanyahu hakkında ilk olarak 2016’da ortaya atılan yolsuzluk iddiaları dört ana başlıkta toplanmaktaydı. “Vaka 1000” olarak bilenen suçlama, Netanyahu’nun görevinden kaynaklı olarak pahalı hediyeler kabul etmesi ve bu hediyeleri beyan etmemesinden oluşmaktaydı. Netanyahu her ne kadar bu hediyelerin muhataplarıyla arasındaki dostluktan kaynaklandığını ileri sürse de hediyelerin değerinin yaklaşık olarak 300 bin dolar civarında olduğunun ortaya çıkması Netanyahu’nun savunmasını çürütmüş ve bu suçlama yolsuzluk yargılanmasına temel oluşturmuştur.

“Vaka 2000” olarak bilinen suçlama, Netanyahu’nun hükümet muhalifi olarak bilinen Yedioth Ahronoth gazetesine, hükümet yandaşı Israel Hayom gazetesi üzerinden baskı yapması, yani basına müdahale olarak isimlendirilmiştir. “Vaka 3000” ise İsrail Deniz Kuvvetleri’nin Alman Thysenn Krupp tersanesinden tedarik ettiği 3 adet Dolfin sınıfı denizaltı ve 4 adet Sa’ar 6 sınıfı korvet alımında bürokrasiye baskı yapıp yönlendirme ve rüşvet alma suçlamalarını içermektedir.

İletişim Bakanlığı’nın GSM ihalesine fesat karıştırarak telekomünikasyon firması Bezeq’in ihaleyi almasını sağlamak ve Bezeq’in büyük ortağı olan bir kişiye ait Walla haber sitesinden kendi lehinde haberler yaptırarak görevi kötüye kullanmak suçlamaları da “Vaka 4000” olarak tanımlanmıştır.

Başsavcılığın Aralık 2016’da re’sen başlattığı soruşturma kapsamında polisin yeterli delillere ulaşması üzerine, 20 Aralık 2018’de Netanyahu’nun hakkındaki yolsuzluk iddiaları nedeniyle suçlanacağı açıklanmış olup, 21 Kasım 2019’da Netanyahu aleyhindeki yolsuzluk davası açılmıştır. 28 Ocak 2020’de sunulan iddianame Kudüs Bölge Mahkemesi tarafından kabul edilmiş, Vaka 3000 düşürüldükten sonra geriye kalan tüm suçlamalar için yargılama süreci 24 Mayıs 2020’de başlamıştır. 5 Nisan 2021’den itibaren tanıkların ifadelerine başvurmaya başlayan mahkeme, şimdiye kadar üç yüzden fazla kişinin ifadesine başvurmuştur.

Pandemi, Gazze soykırımı ve 12 Gün Savaşı nedeniyle uzayan dava sürecinde iddia makamı Temmuz 2024 itibarıyla suçlamaları ve delilleri mahkemeye sunmuş olup, bu tarihten itibaren Netanyahu’nun savunma sürecine geçilmiştir. Ancak Netanyahu’nun mahkemeye sürekli mazeret sunarak duruşmaları ertelemek istemesi nedeniyle savunmanın ancak Nisan 2026 gibi tamamlanacağı ve yolsuzluk davasında kararın 2027 sonlarına doğru çıkabileceği değerlendirilmektedir.

Netanyahu’nun yargıdan kaçma çabaları ve Trump’ın yargı sürecine müdahalesi

Netanyahu bir önceki hükümet döneminde de “görevdeki başbakanın yargılanmasının engellenmesine yönelik” bir tasarıyı meclisten geçirmeye çalışsa da muvaffak olamamıştır. Bunun üzerine mevcut hükümetin kurulmasından hemen sonra ortaya atılan sözde yargı reformu tasarısıyla, özellikle yüksek yargıya neşter vurularak bir taraftan Netanyahu aleyhindeki yargılama sakıt hale getirilmeye çalışılırken, diğer taraftan da iş yüksek mahkemeye kalırsa mahkemenin Netanyahu lehine karar verecek kompozisyona getirilmesi istenmiştir. Ancak Netanyahu ve işbirlikçilerinin tüm hamleleri boşa çıkmış ve yargılama ağır aksak da olsa şimdiye kadar devam etmiştir.

Trump’ın ilk döneminde de Netanyahu aleyhindeki soruşturmayı ve dava sürecini takip ettiği ancak duruşmaların Nisan 2021’de başlaması nedeniyle konuya taraf olamadığı bilinmekteydi. Buna rağmen Trump’ın ikinci döneminde Netanyahu ile yaptığı tüm görüşmelerde yolsuzluk davası gündeme gelmiş olup, Trump bu konuda ilk kez 26 Haziran’da konuşarak, “Netanyahu aleyhindeki yargılamanın iptal edilmesi gerektiğini” söylemiştir.

Gazze ateşkes planının imza töreni için Mısır’ın Şarm el-Şeyh şehrine gitmeden önce İsrail’e uğrayan ve Knesset’te bir konuşma yapan Trump, “Netanyahu’nun bir savaş kahramanı olduğunu ve hakkındaki yargılamanın sonlandırılması gerektiğini” söyleyerek, Herzog’un bu konuda af yetkisini kullanabileceğini ima etmiştir. Son olarak 12 Kasım’da yazdığı mektupta da Herzog’tan resmen Netanyahu’yu affetmesini talep etmiştir.

Trump’ın mektubunun yansımaları

Trump’ın mektubundan sonra bir açıklama yapan Herzog, “Trump’a en üst seviyede saygı duyduğunu ve İsrail’e verdiği sarsılmaz destek nedeniyle minnettar olduğunu ancak Cumhurbaşkanlığı affı için gerekli prosedürlerin yerine getirilmesi gerektiğini” söyleyerek, topu Netanyahu’ya atmıştır.

Netanyahu, partisi ve koalisyon ortakları ise Trump’ın talebini destekleyerek Herzog’tan derhal af kararı çıkarmasını istemişlerdir. Muhalefet partileri ise Trump’ın mektubunu şiddetle eleştirerek bunun İsrail’in iç işlerine müdahale anlamına geldiğini ve asla kabul edilemeyeceğini ifade etmişlerdir.

Ana muhalefet lideri Yair Lapid yaptığı açıklamada Trump’ın mektubunu eleştirerek, “İsrail kanunlarına göre cumhurbaşkanının af yetkisini kullanabilmesi için ilgili kişi hakkında hüküm verilmiş olması, kişinin suçunu kabul etmesi ve bu suçtan ötürü pişmanlık bildirmesi gerektiğini” söyleyerek affın gerçekleşmesi için koşulların uygun olmadığını söylemiştir.

Sonuç olarak, İsrail’de tam da erken seçim iddialarının gündemde olduğu bir dönemde Trump’ın böyle bir mektup göndermesi, seçim sürecinde Netanyahu lehine pozisyon aldığı şeklinde yorumlanmıştır. Ancak daha önceki seçim süreçlerinden de hatırlanacağı üzere, Trump’ın İsrail seçimlerine müdahalesi pek olumlu sonuç vermemiştir. Trump’ın bu hamlesinin Netanyahu’yu kurtarmak için yeterli olmayacağı değerlendirilmektedir. Trump’ın desteğinin Netanyahu’yu iyice zayıflatacağı ve yapılabilecek bir seçimde Netanyahu’nun iktidarı kaybetmesine bile yol açabileceği tahmin edilmektedir. Dolayısıyla, Trump’ın Netanyahu’ya af talebinin yasal olarak uygulanma imkanı olmadığı gibi, İsrail toplumunda yaratacağı olumsuz hava nedeniyle Netanyahu’yu bir daha dönmemek üzere siyaset sahnesinden silmesi de ihtimal dahilindedir.

Hava bulutlu, yağmur beklenmiyor

Meteoroloji Dairesi’nin tahminlerine göre 24 Kasım’a kadar hava genelde bulutlu olacak, yağmur beklenmiyor.

Meteoroloji Dairesinin 18-24 Kasım dönemini kapsayan hava tahminine göre, hava parçalı bulutlu, zaman zaman çok bulutlu olacak.

En yüksek hava sıcaklığı iç kesimlerde ve sahillerde, periyodun ilk yarısında 23-26 derece,  ikinci yarısında ise iç kesimlerde 27-30, sahillerde de 24-27 derece dolaylarında seyredecek.

Genellikle kuzey ve doğu yönlerden orta kuvvette, zaman zaman kuvvetli rüzgar da bekleniyor.

Trump’tan yapay zeka çıkışı: Tek bir federal standart olmalı

ABD Başkanı Donald Trump, yapay zeka konusunda eyaletlerin farklı düzenlemeleri yerine tek bir federal standart olması gerektiğini belirtti.

Trump, sosyal medya hesabından konuya ilişkin paylaşımda bulundu.

Yapay zekaya yapılan yatırımların ABD ekonomisini dünyadaki en cazip ekonomi haline getirmeye yardımcı olduğunu belirten Trump, ancak eyaletlerin aşırı düzenlemelerinin bu “büyüme motorunu” zayıflatma tehdidi oluşturduğunu kaydetti.

Trump, “50 eyaletin farklı düzenleme rejimleri yerine tek bir federal standart olmalı. Bunu, çocukları koruyacak ve sansürü önleyecek bir şekilde yapabiliriz.” ifadelerini kullandı.

19 Kasım 2025 Döviz Kurları

Dolar, son bir ayın en yüksek seviyesine ulaşarak rekor tazeledi.

Buna göre, serbest piyasada Amerikan Doları 42,35 TL, Euro 49,11 TL, İngiliz Sterlini ise 55,71 TL’den işlem görüyor.

Saat 07.53 itibarıyla Amerikan Doları’nın alış fiyatı 42,34 TL, satış fiyatı 42,36 TL.

Euro’nun alış fiyatı 49,08 TL, satış fiyatı 49,15 TL, İngiliz Sterlini ise 55,69 TL’den alınıp 55,74 TL’den satılıyor.

Berova’dan BRT Açıklaması: Sorunları Yeni Yasayla Aşacağız

Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi, 2 Milyar 136 Milyon 665 bin TL’lik Bayrak Radyo Televizyon Kurumu bütçesi ve 15 Milyon 62 bin TL’lik Kişisel Verileri Koruma Kurulu bütçesini oyçokluğuyla onayladı. Maliye Bakanı Özdemir Berova, çalışmaları tamamladıklarını ve yeni BRT yasasını Meclis’e sunduklarını kaydetti.

BRT yasanın hayata geçmesinin ardından yaşanan sorunların çözüleceğini belirten Berova, BRT’nin yasasının 1992 yılından beri geçirilmediğini, 2026 yılında kendi hükümetleri döneminde de bu sorunu çözeceklerini vurguladı.

Konuşmaların ardından 2 Milyar 136 Milyon 665 bin TL’lik Bayrak Radyo Televizyon Kurumu bütçesi oyçokluğuyla onayladı.

Ardından 15 Milyon 62 bin TL’lik Kişisel Verileri Koruma Kurulu bütçesi, Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi’nden oyçokluğuyla geçti.

Bütçe, madde made oylandı. Ardından 15 Milyon 62 bin TL’lik Kişisel Verileri Koruma Kurulu bütçesi oyçokluğuyla geçti.

Daha sonra, 741 Milyon 694 bin TL’lik Kıbrıs Vakıflar İdaresi, 730 Milyon 881 bin TL’lik Din İşleri Dairesi, 26 Milyon 354 bin TL’lik Yayın Yüksek Kurulu bütçelerinin görüşülmesine geçildi.

Güçlüsoy: Okul dışı kamu binalarına ilişkin deprem taramaları 2026 yılında yapılacak

Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi, 6 Milyar 185 Milyon 593 bin TL’lik Başbakanlık bütçesini oy çokluğuyla kabul etti.

2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçe Yasa Tasarısı görüşmeleri kapsamında milletvekilleri Başbakanlık bütçesi hakkında söz aldı.

Devlet Planlama Örgütü Müsteşarı Durali Güçlüsoy ise, deprem çalışmaları kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Güçlüsoy, 128 okul tarandığını; projesi hazırlanan 68 okulun 35’inin tamamlandığını söyledi. Okul dışı kamu binalarına ilişkin Türkiye Cumhuriyeti, ODTÜ ve KEİ iş birliğinde 2026 yılında taramaların yapılacağını duyuran Güçlüsoy, geçmişte yapılan kamu binalarının projelerine erişmekte sıkıntılar yaşandığını kaydetti. Deprem fonunda halen para olduğunu söyleyen Güçlüsoy, ihalelerin sıkıntısız şekilde sürdüğünü kaydetti.

Dijital Dönüşüm ve Elektronik Devlet Kurumu Başkanı Mesut Ener, sorulara yanıt vermek için söz alarak, web tabanlı devam eden projeleri olduğunu kaydetti. Ener, kurumda personel eksikliğine yönelik sorunlara dikkat çekerek, gelecek yıl içerisinde e-devletten alınabilecek tüm hizmetleri vermeyi hedeflediklerini söyledi. Kamu Yönetimi ve İnsan Kaynakları Başkanı Nahide Eraslan da, söz konusu kurum için açılacak münhaller hakkında bilgi verdi. Eraslan, dijital dönüşüm yasası hakkında, Meclis gündeminde bir değişiklik olduğunu hatırlatarak, bu değişiklikle alınan eğitimlerin geçerli olmasının sağlanacağını belirtti.

DALMAN AYDIN: GÜNEŞKÖY TRAFO MERKEZİ İÇİN POLİS SONUÇLARINI BEKLİYORUZ

Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi, 6 Milyar 185 Milyon 593 bin TL’lik Başbakanlık bütçesini oy çokluğuyla kabul etti.

2026 Mali Yılı Merkezi Devlet Yönetimi Bütçe Yasa Tasarısı görüşmeleri kapsamında milletvekilleri Başbakanlık bütçesi hakkında söz aldı.

Kıb-Tek Genel Müdürü Dalman Aydın, bütçe rakamlarının, beklenmeyen bir artış ya da sıkıntı olması durumu öngörülerek belirlendiğini belirtti. Aydın, şu an AKSA’dan yüzde 40 bantlarında bir alım yapılırken, Güney Kıbrıs’tab bu yıl neredeyse hiç alım yapılmadığını söyledi.

Aydın, sayaç alımına ilişkin ihalenin sonuçlanmasından dolayı bütçeye eklenmediğini kaydetti. 35 bin sayacın önümüzdeki aylarda geleceğini belirten Aydın, depoda 10 bine yakın sayaç olduğunu söyledi.

Teknecik’te yapılması gerekenleri sıralayan Aydın, yedeklerin olmamasından dolayı depo bakımlarının aksadığını ifade etti. Teknecik ve iki boğaz santrali bakımı için ihale hazırlığında olduklarını dile getiren Aydın, bu bakımların elzem ancak maliyetli olduğunu vurguladı. Aydın, iki makinenin ön peşinatının da santral yatırımı olarak eklendiğini ifade ederek, bir yeni depo eklenmesinin yanında depoların yedeklenmesinin planlandığını dile getirdi.

Dalman Aydın, trafolardaki patlama ve benzeri olaylarla ilgili kendilerinin bazı bulguları olduğunu ancak polis soruşturmasının sonuçlarını beklediklerini söyledi. Güneşköy Trafo Merkezi için polis sonuçlarını beklediklerini kaydeden Aydın, Meriç ve Lefkoşa trafoları hakkında polisin tespitleri olduğunu belirtti. Aydın, yakın tarihlerde yaşanan iki olayın sabotaj olasılığını artırdığını söyledi. Özuslu’nun “güvenlik açığının olup olmadığını” sorgulaması üzerine, Aydın, kamera alımının bütçeye eklendiğini ancak elektrik üretiminin her noktasında kontrolün mümkün olmadığını ifade etti.

2022 yılı sonu itibarıyla yakıtın TPİC üzerinden alındığını ve ödemelerin borsa fiyatından yapıldığını hatırlatan Aydın, yakıt numunelerinin gemi boşaltılmasından önce testten geçtiğini ve raporlandığını kaydetti. Aydın, fuel oile bir navlunun ödenmediğini belirterek, gelecek yıla ilişkin görüşmelerin yürütüldüğünü ifade etti.

Aydın, santralden siyah duman çıkabilecek koşullara de değinerek, Çevre Dairesi’nin açık hava istasyonlarını düzenli olarak kontrol ettiğini ve oranların uygun aralıklarda olduğunu kaydetti.

Kıb-Tek Yönetim Kurulu üyesi Özgür Arıkan da soruları yanıtında, önceki yılların bütçelerindeki hatalara dikkati çekerek, gerçekçi hareket edilmesiyle gelirlerde artış yaşandığını söyledi. Rutin olarak Vergi Dairesi’ne tüm borçların ödendiğini ifade eden Arıkan, yatırımların gününde yapıldığını vurguladı. Arıkan, “2026’da hedefimiz 70’lerde kalan gelir oranımızı 80’lere çıkarmaktır.” dedi. Gazimağusa ve İskele’ye bina yapılacağını söyleyen Arıkan, artık her ilçede kira verilmeden çalışılabileceğini dile getirdi

AHMET ERBAŞ: KKTC’NİN TANINMASI ARTIK ERTELENEMEZ BİR ZORUNLULUKTUR

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kütahya Milletvekili ve TBMM İçişleri Komisyonu Başkan Vekili Ahmet Erbaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 2026 Yılı Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerine yaptığı konuşmada Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) stratejik ve tarihî önemine dikkat çekti.

Konuşmasına “Kıbrıs bizim millî davamızdır” sözleriyle başlayan Erbaş, KKTC’nin egemenliğinin Türk milleti için vazgeçilmez olduğunu belirterek, hem tarihsel bağlara hem de Türkiye’nin garantörlük sorumluluğuna vurgu yaptı.

“Kıbrıs Türk’tür, Türk öz vatanıdır”

Ahmet Erbaş, Kıbrıs meselesinin Türkiye için yalnızca diplomatik bir konu değil, tarihsel ve toplumsal bir mesele olduğunu söyledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözlerine atıfta bulunan Erbaş, Kıbrıs’ın Türk devlet geleneğinin Akdeniz’deki varlık mührü olduğunu ifade etti.

1963’te başlayan Rum saldırılarının uluslararası raporlara “etnik temizlik” olarak dahi geçtiğini hatırlatan Erbaş, 1974 Barış Harekâtı’nın yalnızca bir askerî operasyon değil, uluslararası hukuka uygun, meşru ve insani bir müdahale olduğunu belirtti.

“Kıbrıs bugün her zamankinden daha stratejik bir kavşakta”

KKTC’nin bulunduğu coğrafyanın enerji hatları ve bölgesel güç dengeleri açısından kritik olduğuna dikkat çeken Erbaş, ABD Jeoloji Araştırma Kurumunun Doğu Akdeniz’deki teknik olarak çıkarılabilir doğal gaz miktarını 8 milyon metreküp olarak hesapladığını söyledi.

Rum Yönetimi’nin İsrail’le geliştirdiği askerî ve enerji iş birliklerini “bölgesel dengeyi değiştirme çabası” olarak nitelendiren Erbaş, Türkiye ve KKTC’nin dışlandığı hiçbir enerji projesinin Doğu Akdeniz’de başarı şansı olmadığını vurguladı.

Ayrıca Rum kesiminin İsrail’e üs verilmesine dair gelişmeleri “adadaki güç dengelerini doğrudan ilgilendiren bir tehdit” olarak değerlendirdi.

“İki egemen devlet modeli artık kaçınılmaz”

Kıbrıs müzakerelerinin 50 yıldır sonuç vermediğini belirten Erbaş, tüm süreçlerin Rum tarafının maksimalist ve eşitliği reddeden yaklaşımı nedeniyle tıkandığını söyledi.

KKTC’ye yönelik siyasi izolasyonların kaldırılması ve uluslararası tanınmanın sağlanmasının zorunluluk hâline geldiğini ifade eden Erbaş: “Bundan sonra bütün dünyaya sesleniyoruz: Bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımalıyız ve tanıtmalıyız.” diyerek uluslararası topluma çağrı yaptı.

“Rumların zihniyeti değişmedi”

15 Kasım’da KKTC’nin kuruluş yıl dönümünde düzenlenen törenlere de değinen Erbaş, törenlerde sınıra gelen bazı küçük Rum gruplarının protestolarını hatırlatarak: “Hâlâ ‘Adanın tek sahibi biziz’ düşüncesiyle hareket ediyorlar.” sözleriyle Rum yönetiminin tutumunun değişmediğini söyledi.

“Kıbrıs, Türk milletinin onur meselesidir”

Ahmet Erbaş, konuşmasını Kıbrıs meselesinin yalnızca bir toprak veya enerji konusu değil, Türk milletinin uluslararası alandaki eşitliği, güvenliği ve jeopolitik vizyonu açısından hayati bir başlık olduğunu vurgulayarak tamamladı.

Hasipoğlu Ankara’da Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Kahveci ile bir araya geldi

Ankara’da temaslarda bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci ile bir araya geldi.

Hasipoğlu, Kamu-Sen genel merkezindeki görüşmede, bakanlık olarak çalışan-işveren ilişkileri, sendikalı hayat gibi konulara önem verdiklerini söyledi. KKTC’nin 42. kuruluş yıl dönümünü kutladıklarını belirten Hasipoğlu, “Biz, artık iki devletli çözümü benimsemiş vaziyetteyiz. On yıllar boyunca federasyonu görüştük ama artık onun tüketilmiş bir süreç olduğunu düşünüyoruz.” dedi.

Oğuzhan Hasipoğlu, “Ana vatan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda tam 4 kez ifade ettiği gibi, artık bütün ülkelerin ülkemizle siyasi, hukuki, sosyal ve kültürel ilişkiler kurmasını, devletimizi tanımalarını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

KKTC’yi uluslararası alanda daha görünür kılmak için mücadele ettiklerini vurgulayan Hasipoğlu, “Bizler KKTC’de Türklüğün serhat bekçisi olmaya devam edeceğiz. Sizlerin de desteğiyle er geç dünya devletleri içerisinde yerimizi alacağımıza inanıyoruz.” dedi.

Kahveci de Hasipoğlu ve heyetini Türkiye’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kamu-Sen’in memur sendikacılığında önemli bir kurum olduğunu ifade eden Kahveci, milli Kıbrıs davasının en önemli savunucularından olduklarını ve Kıbrıs Türklerinin sorunlarını uluslararası düzeyde dile getirdiklerini söyledi.

HASİPOĞLU, ANKARA’DA MAHİNUR GÖKTAŞ İLE GÖRÜŞTÜ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu ve beraberindeki heyet, 18-20 Kasım tarihleri arasında çeşitli temaslarda bulunmak üzere bu sabah Ankara’ya gitti.

Bakan Hasipoğlu, Ankara temasları kapsamında bugün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’la görüşme gerçekleştirdi. Hasipoğlu yarın da Türkiye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile görüşecek.
Hasipoğlu, Ankara Esenboğa Havalimanı’nda KKTC Ankara Büyükelçiliği yetkilileri ile Türkiye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Dış İlişkiler ve AB Genel Müdürü Ali Aybey tarafından karşılandı.

Bakan Hasipoğlu’na temaslarında Bakanlık Müsteşarı Tahir Serhat, Çalışma Dairesi Müdürü Sezgi Ballı, Sosyal Hizmetler Dairesi Müdürü Alev Ecevit ve İhtiyat Sandığı Müdürü Ertunç Doğu eşlik ediyor.

HASİPOĞLU, GÖRÜŞMEDE TÜRKİYE–KKTC DAYANIŞMASINI VURGULADI

Bakan Oğuzhan Hasipoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile yaptığı görüşmede şunları söyledi:
“Türkiye ile KKTC arasındaki bağ, sıradan bir iş birliğinden ibaret değildir. Biz aynı tarihsel hafızayı, aynı milli mücadele ruhunu ve aynı kader çizgisini paylaşan iki devletiz. Attığımız her adım, geliştirdiğimiz her proje, hayata geçirdiğimiz her reform; iki devlet tek millet bilincinin, gönül birliğinin ve sarsılmaz dayanışmanın eseridir. Bu derin bağ, hem sosyal hizmetler alanındaki çalışmalarımıza güç katmakta hem de geleceğe daha özgüvenli bakmamızı sağlamaktadır.”

“ORTAK ÇALIŞMALAR HALKIMIZA DAHA ETKİN HİZMET SUNMAMIZI SAĞLIYOR”

Hasipoğlu, sosyal politika başlıklarında yürütülen iş birliğinin önemine vurgu yaptı ve
“Sosyal politika, engelli bireylerimiz, aile, şehit yakınları ve gazilerimiz, çocuk ve yaşlı hizmetleri gibi alanlarda yürüttüğümüz iş birliği, hem kurumlarımızın kapasitesini güçlendirmekte hem de halkımıza daha etkin ve kapsayıcı hizmet sunmamıza imkân sağlamaktadır.” dedi.

“TÜRKİYE’NİN REHBERLİĞİ GÜÇLÜ BİR DAYANIŞMANIN GÖSTERGESİ”

Hasipoğlu konuşmasının devamında
“KKTC olarak, sosyal hizmetler alanında yürüttüğümüz çalışmalarda Türkiye’nin bilgi birikimi ve rehberliği, yalnızca teknik destek değil, aynı zamanda güçlü bir dayanışma ve kararlılık göstergesidir. Bu süreçte ortaya koyduğumuz hedefler, Kıbrıs Türk halkının yaşam standartlarını yükseltmeyi ve toplumsal refahı güvence altına almayı amaçlamaktadır.” ifadelerini kullandı.

2026 AİLE YILI İÇİN ORTAK ADIM

Hasipoğlu, görüşmede aile politikaları konusundaki ortak çalışmalara dikkat çekerek şunları kaydetti;
“2026 yılını ülkemizde aile yılı olarak ilan etmek için çalışmaların son aşamasına gelmiş bulunmaktayız. Bu anlamda Bakanlığımızın Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile iş birliği içerisinde Aile Danışma ve Eğitim Merkezi kurulması için ilk adımı atmış bulunmaktayız.”

“BUGÜNKÜ GÖRÜŞMEMİZ SOMUT SONUÇLAR DOĞURACAK”

Hasipoğlu, konuşmasını
“Sosyal hizmetlerden aile politikalarına kadar her alanda Türkiye’nin rehberliğini ve desteğini önemsiyoruz. Bugünkü görüşmemizin, hem kurumlarımızın kapasitesini güçlendireceğine hem de halkımızın hayatına doğrudan etki edecek somut sonuçlar doğuracağına yürekten inanıyorum.” diyerek tamamladı.

AHMET SAVAŞAN: UZMAN ASKERLERİMİZE MÜJDE

UBP Milletvekili ve UBP Genel Sekreteri V. Ahmet Savaşan, yaptığı açıklamada Askerlik Yasası’nda uzman askerleri ilgilendiren önemli bir değişikliğin gerçekleştirildiğini duyurdu.

Savaşan açıklamasında; “Cumhuriyet Meclisi İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi’nde yaptığımız değişiklikle, Askerlik Yasası’ndaki ilgili maddede yer alan 1/3 oranı kaldırılmış, böylece talepte bulunan ve gerekli şartları yerine getiren tüm uzman askerlerin sivil işçiliğe geçiş yapmadan görevlerine uzman asker olarak devam edebilmelerinin önü açılmıştır,” dedi.

Savaşan, bu düzenleme ile sivil işçiliğe geçmek istemeyen ve koşulları sağlayan uzman askerlerin talepleri doğrultusunda görevde kalabileceklerini vurguladı. Sivil işçiliğe geçmek isteyenler veya uzmanlık şartlarını karşılayamayanların ise mevcut uygulamada olduğu gibi sivil işçiliğe geçiş yapacağını hatırlattı.

İlgili değişikliğin önümüzdeki hafta Meclis’ten geçmesinin beklendiğini belirten Savaşan, “Güvenlik görevlilerinin ve sivil işçilerimizin haklarına yönelik iyileştirme çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan: Toplu iğne dahi üretemeyen ülkeyi Avrupa’nın 7. ekonomisi yaptık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrasında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Konuşmasında Türkiye’nin ekonomik alandaki atılımlarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir dönem toplu iğne dahi üretemeyen ülkeyi dünyanın en büyük 17’nci, Avrupa’nın ise 7’nci ekonomisi haline getirdik” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kişi başı milli gelirin 2025’in ikinci çeyreğinde 17 bin dolara ulaştığını ve ihracatın 2002’deki 36 milyar dolardan Ekim 2025 itibarıyla 270,2 milyar dolara yükseldiğini vurguladı.

TÜRKİYE, DÜNYANIN İLK 3 ÜLKESİ ARASINDA

Hizmetler ihracatının da aynı dönemde 14 milyar dolardan 121,6 milyar dolara çıktığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayindeki dışa bağımlılığın %80 seviyesinden dünya çapında takip edilen bir üretim kapasitesine dönüştüğünü söyleyerek, “İHA ve SİHA üretiminde artık dünyanın ilk 3 ülkesi arasındayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece ekonomide değil, demokraside de zihniyet dönüşümü gerçekleştirildiğini kaydetti.

Erdoğan ayrıca, iktidarları süresince muhalefetin halka efendilik taslamasına izin vermediklerini söyleyerek, Türkiye Cumhuriyeti’ni “ilelebet muzaffer ve muvaffak” kılmak için çalıştıklarını dile getirdi.

ÇAVUŞOĞLU: İLAHİYAT KOLEJİ BİR TERCİHTİR, ZORUNLULUK DEĞİL

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gazimağusa İlahiyat Koleji Yapım Projesi Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin (Onay) Yasa Tasarısı” Meclis Genel Kurulu’nda oy çokluğuyla onaylandı. Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, açıklamasında tartışmaların Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde okuyan bin 313 öğrenciyi ötekileştirdiğini söyledi.

İlahiyat Koleji’nin ülkedeki yasal okul türlerinden biri olduğunu belirten Çavuşoğlu, okuldan bugüne kadar bin 457 mezun verildiğini; bunların 860’ının KKTC, 366’sının TC, 87’sinin ise üçüncü ülke uyruklu olduğunu aktardı.

Okula kimsenin zorla yönlendirilmediğini, Türkçe bölüme yoğun talep geldiğini ve baskı aldıklarını, kolej bölümüne ise sınavla girildiğini ifade eden Çavuşoğlu, Hala Sultan’da 542 erkek, 771 kız öğrenci bulunduğunu, bunlardan 250’sinin başörtülü olduğunu belirtti.

Okulun maksadı “dinci insanlar yetiştirmek değildir.” diyen Çavuşoğlu, öğrencilerin akademik eğitimin yanı sıra dini bilgilerle de eğitim görmek istediklerini söyledi.

Çavuşoğlu’nun “Bu ülkedeki tüm demokratik özgürlükler UBP döneminde alındı.” sözleri üzerine muhalefet tepki gösterdi.

Dipkarpaz’dan iki buçuk saat yol giderek okula ulaşan öğrencilerin olduğunu anlatan Çavuşoğlu, siyasi eleştirilere “Keşke söylediğiniz gibi en iyisini yapıyor olsaydınız, buna tanıklık edebilseydim.” diyerek yanıt verdi.

Çavuşoğlu konuşmasının devamında, 2024-2025 mezun yerleşme bilgilerini paylaşarak, mezunların çok çeşitli alanlara yerleştiğini, okulun sadece imam yetiştirmediğini söyledi.

Suna Atun’un adının yeni okulda yaşatılmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Çavuşoğlu, okulun tüm denetiminin Bakanlığa ait olduğunu, Türkiye’den gelen öğretmen sayıları konusunda kamuoyunda dile getirilen rakamların yanlış olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, Hala Sultan’da 149 öğretmen bulunduğunu, bunların 125’inin KKTC, 24’ünün TC kökenli olduğunu, bu yıl sadece 5–6 öğretmen talep ettiklerini aktardı.

Protokolle ilgili olarak da, bir hayırsever vakfın bağışıyla, Türkiye’nin kendi imkânlarıyla yapacağı okulun devlete teslim edilmeden açılamayacağını, açıldıktan sonra da tek sahibinin ve denetleyicisinin devlet olacağını vurguladı. Çavuşoğlu, “boş geçen dersler” iddiasının doğru olmadığını, seçim yasakları nedeniyle geçici görevlendirmeler yapıldığını, yasakların bitmesiyle kadrolu atamaların başladığını söyledi.

Toplam kalite için kapsamlı bir mücadele yürüttüklerini, çocukların Türkiye’deki akranlarıyla rekabet edebilmesi için çalıştıklarını belirten Çavuşoğlu, okulun zorunlu değil, tercih edilen bir okul olduğunu yineledi. Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu , müteahhitle konuyu yeniden teyit ettiğini, okulun haziran ayına kadar açılabilir duruma getirilmesi için yoğun çaba gösterildiğini söyledi.

Haziran ayında Namık Kemal Lisesi’nin bitirileceğini ifade eden Bakan Çavuşoğlu, Gazimağusa’da Anadolu Lisesi ve Fen Lisesinin birleştirilerek aynı okulda, açılacağını da dile getirdi.

İskele Evkaf Türk Maarif Koleji’yle ilgili soru üzerine Çavuşoğlu, okulun açılmasıyla ilgili üç-dört yıl mücadeleleri olduğunu ve 10 yıl içinde okulu tamamlayabildiklerini söyledi.

ERDOĞAN: KIBRIS MESELESİNİN ÇÖZÜMÜ İKİ DEVLETİN BİR ARADA VAR OLMASINDAN GEÇİYOR

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Kıbrıs meselesinin çözümü iki devletin bir arada var olmasından geçiyor. Kıbrıs halkının yapıcı ve iradeli tutumunu Rum tarafı da gösterirse Ada’da kalıcı ve gerçekçi çözüm bulunabilir. Değilse adaletsizlik üzerine hiçbir çözüm bulunamaz.” açıklamasını yaptı.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sona erdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki toplantı, 3 saat 20 dakika sürdü.

Kabine toplantısı sonrası konu Cumhurbaşkanı Erdoğan, düşen C130 kargo uçağında şehit olan 20 asker için bir kez daha başsağlığı diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız her olay Türkiye’nin sınırlarının çok ötesinde bir nüfusa ve gönül hanesine sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Kardeş ülkeler başta olmak üzere dünyanın her tarafından taziye ve dayanışma mesajları aldık. Uçağın kara kutusuna ve şehitlerimizin naaşlarına kısa sürede ulaştık ve ülkemize getirdik. Şehitlerimize son görevimizi yerine getirdik.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hırvatistan dönüşü düşen yangın söndürme uçağında şehit olan pilot için de başsağlığı diledi.

“İNCELEMELER SONUCU HADİSENİN NEDEN YAŞANDIĞINI GÖRECEĞİZ”

Erdoğan, “Kara kutunun incelenmesi neticesinde elim hadisenin neden yaşandığını çok daha net göreceğiz. Bunları da şeffaf olarak paylaşacağız.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

“Ekonomi ve demokraside zihniyet dönüşümü gerçekleştirdik. Milli iradenin egemen olduğu yönetim modelini ülkemize kazandırdık.  Bugün Türkiye emin, ehil, dürüst, çalışkan kadroların riyasetinde her alanda son asrın en başarılı hizmet ve eser noktasında en üretken yıllarını yaşıyor”

“GIDADA İHMALE TOLERANS YOK”

İstanbul’da Böcek ailesinin ölümüne ilişkin soruşturmanın devam ettiğini belirten Erdoğan, “Soruşturma şu an çok boyutlu şekilde devam ediyor. Ölümlerin neyden kaynaklandığı ortaya çıkacak.” dedi.

Erdoğan, “Ürünlerde hile, hurda, aldatmaca olmaması için ne yapılması gerekiyorsa yapılması amacındayız. Sağlıksız ürünler artık anlık yayınlanıyor. İstanbul’da ikisi çocuk üç gurbetçimizin hayatını kaybetmesine müteakip tartışmalara baktığımızda bu konudaki hassasiyetimizin ne kadar yerinde olduğunu görmüş olduk.

2025 yılında ülke genelinde 1 milyon 103 bin gıda kontrolü gerçekleştirildi. 25 bin 750 işletmeye toplam 2 milyar 206 milyon lira ceza verildi. Suç teşkil eden 495 dosyayı da savcılığa intikal ettik. Gıdada ihmale tolerans yok.

“İstanbul’daki olay henüz aydınlatılmadan yeme içme sektörümüzü itham eden yorumları da doğru bulmadığımızı belirtmek isterim.” ifadelerini kullandı.

KIBRIS’TA İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM

“Sayın Tufan Erhürman‘ın son dönemde Rum kesimine yönelik mesajlarında Kıbrıs Türk’ünün egemen eşitliğinden ödün verilmeyeceğini vurgulaması önemlidir. Geçmişte defalarca denenmiş ve sonuç alınmamış önerilerin tekrar ısıtılmaya çalışılmasını vakit kaybı olarak görüyoruz. Çözüm iki devletin bir arada var olmasından geçiyor. Adaletsizlik üzerine hiç bir çözüm bina edilemez.”

“DEPREMİN YARALARINI SARIYORUZ”

“Yılbaşından önce 11 il için 453 bin bağımsız bölümün  anahtar teslimini hedefliyoruz. ”

“HAMAS ATTIĞI İMZANIN ARKASINDA”

“Hamas, Netanyahu hükümetinin tüm provokasyonların rağmen attığı imzanın arkasında duruyor ve sorumluluklarını yerine getiriyor. İsrail’den kaynaklı çeşitli aksaklıklar yaşansa da biz Gazze’ye yardımlarımı ulaştırıyoruz. Filistin devleti kurulmadan bölgede güven ortamı yerleşmesi mümkün değildir. ”

BEYARMUDU BELEDİYESİNDEN ANLAMLI ZİYARET

Beyarmudu Belediye Başkanı Bülent Bebek, Belediye Meclis Üyeleri, Beyarmudu İlkokulu Sorumlu Öğretmen Serpil Kaya, Okul Aile Birliği Başkanı Emine Haydaroğulları, öğretmenler, öğrenciler ve velilerle birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti.

Bu anlamlı ziyaret, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aziz hatırasına duyulan saygıyı ifade etmek, Cumhuriyet’in temel değerlerini yerinde hissederek gelecek nesillere aktarmak ve öğrencilerde milli bilinç ile tarih bilincini güçlendirmek amacıyla gerçekleştirildi.

Ziyaret kapsamında Beyarmudu Belediye Başkanı Bülent Bebek, Atatürk’ün ilke ve devrimlerine bağlılığını bir kez daha vurgularken, çocuklara Cumhuriyet’in emanet edildiği bilincini kazandırmanın önemine dikkat çekti. Anıtkabir’de duygu dolu anlar yaşayan öğrenciler, öğretmenleri eşliğinde Atatürk’ün yaşamı, mücadelesi ve bıraktığı eşsiz miras hakkında bilgi edinerek ziyaretlerini tamamladı

Çavuşoğlu, Yakın Doğu Üniversitesi’ni tebrik etti

Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, The Times Higher Education (THE) tarafından yayınlanan 2026 Dünya Üniversiteleri Sıralamasında en iyi ilk 500 üniversite arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi’ni tebrik etti.

Bakan Çavuşoğlu yaptığı yazılı açıklamada, Yakın Doğu Üniversitesi’nin elde ettiği başarının “kıymetli ve gurur verici” olduğunu ve bundan memnuniyet duyduğunu ifade ederek, bu başarının, Yakın Doğu Üniversitesi’nin küresel ölçekte ulaştığı akademik seviyeyi ortaya koyduğunu vurguladı.

Akademisyenlerinin özverili çalışmaları, araştırma merkezlerinin küresel topluma dokunan projeleri ve öğrencilerin uluslararası başarılarının bu sürece önemli katkı sağladığına işaret eden Çavuşoğlu, “Yakın Doğu Üniversitesi, yalnızca bugünün değil, geleceğin de şekillenmesine katkı sağlayan öncü bir yükseköğretim kurumu olduğunu kanıtlamıştır.” dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Yakın Doğu Üniversitesi’nin yönetimini, akademik ve idari kadrosunu, araştırmacılarını ve öğrencilerini tebrik ederek, başarılarının aynı kararlılıkla ve istikrarla artarak, devam etmesini temenni etti.

KKTC yükseköğretimini dünya sahnesinde gururla temsil eden Yakın Doğu Üniversitesi’ne teşekkür eden Çavuşoğlu, üniversitenin gelecekte daha birçok uluslararası başarıya imza atacağına inandığını belirterek, çalışmalarında başarılar diledi.

Hasipoğlu: “Federasyon modeli tüketilmiştir”

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, BRT’de Aziz Karaaziz tarafından hazırlanan Manşet+ programına konuk olarak gündeme dair gelişmeleri değerlendirdi:

“TÜRKİYE’NİN POZİSYONU AÇIKTIR”

Cumhurbaşkanı Tufan Erhurman’ın Türkiye ziyareti hakkında değerlendirmelerde bulunan Hasipoğlu, “İlk ziyaret her zaman Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılır. Bu teamül bozulmadı. Her zaman Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının iradesi ve demokrasisine bir saygısı var. Bizim için orda verilen mesajlar çok önemlidir. Biz Ulusal Birlik Partisi olarak, statünün eşitlenmesi gerektğini, egemenlikten kesinlikle ödün verilmeyeceğini, bir anlaşma imzlanacaksa egemen eşit statümüzün kayıt altına alınacağı, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünden ve müdahale hakkından bir taviz verilmeyeceği iki devletli bir çözüm modelini savunuyoruz. Türkiye’ nin resmi politikası hükümetle tam bir uyum içindedir.” ifadelerini kullandı.

“FEDERASYON MODELİ TÜKETİLMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erhürman’ın siyasal eşitlik ve kurucu devletlerin olacağı bir yapıdan bahsettiğini ve federasyon parametrelerini içeren bir tablo çizdiğini belirten Hasipoğlu; Eroğlu döneminde yönetim, güç paylaşımı, toprak, mülkiyet, güvenlik ve garantiler olmak üzere 6 başlıkta BM parametrelerinin görüşüldüğünü, toprak başlığının harita ve rakam boyutu ile garantiler ile görüşmelerin de Ban Ki Moon ile Akıncı döneminde gerçekleştirildiğini anımsattı. 2017 yılında Crans Montana’da BM nezdindeki takvimin son aşamasının tamamlandığına işaret eden Hasipoğlu, Rum Lider Anastasiyadis’İn masadan sıfır asker sıfır garanti diyerek kalktığını, dönemin Türkiye Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun artık bütün başlıkları tamamladık ve federasyon bağlamında görüşülecek bir şey kalmadı dediğini hatırlattı.

Doğru zeminde egemen eşitliğin masada olacağı, kesinliklke Türkiye’nin müdahale hakkının tartışma konusu olmayacağı bir müzakereden yana olduğunu önemle vurgulayan Hasipoğlu: 1974’de Türkiye tarafından adaya yapılan müdahaleyi bir istila olarak değerlendiren bir zihniyetle, zaten kapsamlı müzakereler bağlamında federasyonun görüşülmesinin mümkün olmadığını anlıyoruz.
Masaya oturmak için cumhurbaşkanı Sayın Erhurman bazı şartlar ileri sürerken rum tarafı lideri geçen günlerde masaya oturmak için ön koşul kabul etmiyorum açıklamasını yapmıştır. bu durumda Sayın Erhurman’ın yapabileceği federasyonu görüşmek yerine sayın Tatar’ın bıraktığı yerden iş birliği iki devletin iş birliğini görüşmek olacaktır” dedi.

“RUM EĞİTİM SİSTEMİ NEFRET BESLİYOR”
Güney Kıbrıs’ta KKTC bayrağının yakılması konusunda da açıklamalarda bulunan Hasipoğlu, Rum tarafında Türk nefreti ve adadaki Türk varlığının kabul edilmemesi gerçeği olduğunu bunda da kilise ve eğitim sisteminin önemli rol oynadığını söyledi. Kilisenin siyasete müdahalesi ve eğitim nedeniyle Rum gençlerin Türk nefretiyle yetiştiğine belirten Hasipoğlu, helenizmin, Yunanistan ile bütünleşme inancı olan zihniyetlerin ve ELAM gibi siyasal partilerin yükselişte olması endişe vericidir.” diyerek Rum liderliğinden herhangi bir kınama açıklaması yapılmamasını eleştirdi.
Norveç tarafından Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne silah satılması konusunda da değerlendirmelerde bulunan Hasipoğlu, söz konusu kararın barışa ve çözüme destek vermeyecek bir karar olduğunu ifade ederek yeni bir müzakare masası beklentisinin oluştuğu bir dönemde böyle bir kararın ortaya çıkmasının tamamen çözüme değil çözümsüzlüğe yönelik olduğunu söyledi.Hasipoğlu, esas eleştirilmesi gereken tarafın Rum yönetimi olduğunu çünkü tek amaçlarının silahlanmak olduğunu söyleyerek bunu beyhude bir çaba olarak değerlendirdi.

 

“ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI OLARAK GENİŞ BİR YELPAZEYE HİZMET EDİYORUZ”

2026 yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hayata geçirilecek projeler hakkında da açıklamalarda bulunan Hasipoğlu, yarın Ankara’ya önemli bir ziyaretleri olacağını ve T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan ve T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile görüşmeleri olacağını söyledi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın işçi,işveren, sigortalılar, şehitler, emekliler,kadınlar, gaziler, sosyal yardım alanlar, engelliler ve çocuklar olmak üzere çok geniş bir yelpazeye hizmet ettiğini anımsatan Hasipoğlu: “164 bin sigortalımız var. Yarısı vatandaşlarımız diğer yarısı yabancı uyruklu. Aktüeryal dengeyi sağlamak, hem sigortalar hem ihtiyat sandığı anlamında güçlü mali yapımızı devam ettirmek için çalışıyoruz. Kadınlarımıza yüzde yüz prim desteklerimiz var. Kadınlarımız için istihdam projelerimiz var. Açmayı planladığımız engelli rehabilitasyon merkezlerimiz var. Yşalı bakım evleri ve huzurevleriyle ilgili yasalarımız son aşamada. Bu kurumların denetimini bakanlığımızın sorumluluğuna almak istiyoruz. Tüm bunları Türkiye’de istişare edeceğiz. ” ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası, yıllık faiz oranlarını düşürdü

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Merkez Bankası Yönetim Kurulu, Merkez Bankası nezdindeki Türk Lirası mevduat hesaplarına uygulanan faiz oranı ile Türk Lirası ve yabancı para reeskont iskonto ve avans işlemleri yıllık faiz oranlarını düşürdü.

Yeniden belirlenen faiz oranları bugünden itibaren yürürlüğe girdi.

Buna göre; vadelerinden bağımsız olmak kaydıyla, Merkez Bankası nezdindeki faize tabi Türk Lirası mevduat hesaplarına uygulanan faiz oranı yıllık yüzde 36,00’dan yüzde 35,00’e indirildi.

Türk Lirası olarak tanzim edilen ticari senetler karşılığında Merkez Bankası tarafından yapılacak reeskont işlemlerinde uygulanacak iskonto faiz oranı yıllık yüzde 43,50’den yüzde 43,00’e; Türk Lirası olarak tanzim edilen sanayi, ihracat, turizm, eğitim ve tarım sektörleri senetleri karşılığında yapılacak reeskont işlemlerinde uygulanacak iskonto faiz oranları yıllık yüzde 38,00’den yüzde 37,50’ye; küçük esnaf senetlerinin iskonto faiz oranı yıllık yüzde 36,00’dan yüzde 35,50’ye ve döviz mukabili avans işlemlerinde uygulanacak faiz oranı ise yüzde 43,50’den yüzde 43,00’e indirildi.

Yabancı para (ABD Doları, Euro, İngiliz Sterlini) olarak tanzim edilen ticari, sanayi, ihracat, turizm, eğitim sektörleri senetleri karşılığında yapılacak reeskont işlemlerinde uygulanacak iskonto faiz oranları ile döviz mukabili avans işlemlerinde uygulanacak faiz oranları ise yüzde 5,00’ten yüzde 4,00’e indirildi.

Meclis Genel Kurulu toplandı

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, yasama ve denetim gündemiyle toplandı.

Meclis Başkanı Ziya Öztürkler başkanlığında saat 14.30’da toplanan genel kurulun gündeminde, bir onay yasa tasarısı, iki yasa tasarısı ve Sayıştay komitesinin raporu bulunuyor.

Genel kurulda, milletvekillerinin güncel konuşma istemlerine de yer verilecek.

Başkanlığın genel kurula sunuşları ile başlayan genel kurulun özel gündeminde, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gazimağusa İlahiyat Koleji Yapım Projesi Protokolünün Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin (Onay) Yasa Tasarısı” bulunuyor.

Genel kurulun gündeminde,  “Genel Kuruldan Bir Daha Görüşülmek Üzere Komiteye Geri Alınan İnsan Hücre, Doku ve Organ Nakli İle İlgili Kuralları Düzenleyen (Değişiklik) Yasa Tasarısı ile “Anayasanın 159’uncu Maddesinin (1)’inci Fıkrasının (b) Bendi Kapsamına Giren Taşınmaz Malların Tazmini, Takası ve İadesi (Değişiklik) Yasa Tasarısı” da var.

Sağlık ve Çevre Bakanlığına Bağlı Sosyal Hizmetler Dairesinin Lefke, Güzelyurt, Magosa, Akdoğan, Yeni İskele ve Mehmetçik Bölgelerini Kapsayan Sayıştay Denetim Raporu’nun da  ele alınacağı Genel kurulda, milletvekillerinin güncel konuşma istemlerine de yer verilecek.

Yüksek Mahkeme Başkanı Özerdağ, Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu’na katıldı

Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ 13-16 Kasım 2025 tarihinde Antalya’da gerçekleştirilen Balkan Anayasa Mahkemeleri Forumu’nun 3. Olağan Toplantısına katıldı.  Özerdağ forum kapsamında, İnsan Haklarının Standardizasyonu ve Anayasa Yargısının Rolü konulu uluslararası konferansta konuşma yaptı. 

Konferansa, ev sahibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin yanı sıra  Azerbaycan, Arnavutluk, Bulgaristan, Bosna-Hersek, Kosova, Romanya, Hırvatistan, Kuzey Makedonya, Karadağ, Moldova Anayasa Mahkemelerinden Başkan ve Üyeleri ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yargıçları katıldı. Yüksek Mahkeme Heyetinde Yüksek Mahkeme Yargıcı Talat Usar da yer aldı.  

Ataoğlu, Gültekin Uysal ve Heyetini Kabul Etti

Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı ve Demokrat Parti (DP) Başkanı Fikri Ataoğlu, Türkiye Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal ve beraberindeki heyeti kabul etti.

Kabulde, Demokrat Parti Genel Sekreteri ve Milletvekili Serhat Akpınar, Bakanlık Müsteşarı Serhan Aktunç, Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Çeliker de hazır bulundu.

Görüşmede, iki ülkenin ortak değerleri, güncel siyasi gelişmeler ve özellikle Kıbrıs konusu alanındaki konular ele alındı.

​Başbakan Yardımcısı Ataoğlu, Türkiye Demokrat Parti Genel Başkanı Uysal’ı ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek bu tür istişarelerin devamını diledi.

Ataoğlu kabul sırasında yaptığı açıklamada, Türkiye ile KKTC arasındaki köklü ilişkilerin önemine ve iki parti arasındaki diyalogun güçlendirilmesinin gerekliliğine vurgu yaptı.

​Bakan Ataoğlu, “Anavatan Türkiye’mizin desteği bizim için her zaman hayati öneme sahiptir. Sayın Uysal ve heyeti ile yaptığımız bu verimli görüşmede, başta Kıbrıs konusu olmak üzere birçok alanda ülkemizin yeni işbirliği kapıları açacaktır,” ifadelerini kullandı.

Sergen Yalçın anjiyo oldu

Beşiktaş’ta teknik direktör Sergen Yalçın’ın anjiyo olduğu bildirildi:

“Teknik Direktörümüz Sergen Yalçın, bu sabah başarılı bir anjiyo operasyonu geçirmiştir. Sergen Yalçın’ın en kısa sürede sağlığına kavuşmasını temenni ediyor, geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”